ağır preeklampsi ve trombofilinin genetik belirteçleri

advertisement
T.C.
SA LIK BAKANLI I
L ETFAL E
T M VE ARA TIRMA HASTANES
2.KADIN HASTALIKLARI VE DO UM KL N
KL N K EF
Op. Dr. NC DAVAS
A IR PREEKLAMPS VE TROMBOF L N N
GENET K BEL RTEÇLER
Uzmanl#k Tezi
Dr. F GEN EZEN
LER
stanbul-2008
Tez Dan#/man#: Op.Dr. NC DAVAS
T.C.
SA LIK BAKANLI I
L ETFAL E
T M VE ARA TIRMA HASTANES
2.KADIN HASTALIKLARI VE DO UM KL N
KL N K EF
Op. Dr. NC DAVAS
A IR PREEKLAMPS VE TROMBOF L N N
GENET K BEL RTEÇLER
Uzmanl#k Tezi
Dr. F GEN EZEN
LER
stanbul-2008
Tez Dan#/man#: Op.Dr. NC DAVAS
2
Eğitimim boyunca yol gösteren değerli klinik şefimiz
Op.Dr.İnci Davas’a ve şef yardımcımız Op.Dr. Atıf
Akyol’a,
uzmanlarım
Op.Dr.Ahmet
Varolan
ve
Op.Dr.Ali Yazgan’a, sevgili asistan arkadaşlarıma,
fedakar
hemşire,
hastane
personeli
ve
memur
arkadaşlarıma, aileme ve eşime teşekkür ederim.
3
Ç NDEK LER
KISALTMALAR…………………………………………………5
ÖZET …………………………………………………..………..6
ABSTRACT……………………………………………………....7
GR
VE GENEL B LG LER …………………………..………..8
AMAÇ ……………………………………………………………41
YÖNTEM ve GEREÇLER……………………………………….41
BULGULAR ……………………………………………………..42
TARTI MA ……………………………………………………...64
SONUÇ…………………………………………………………...69
KAYNAKLAR …………………………………………………..70
4
KISALTMALAR
Hb
– Hemoglobin
WBC – Lökosit
Plt
– Trombosit
AST
– Aspartat aminotransferaz(SGOT)
ALT
– Alanin aminotransferaz(SGPT)
LDH
– Laktat dehidrojenaz
BUN
– Kan üre azotu
Cre
– Kreatinin
Prt C – Protein C
Prt S
– Protein S
APCR – Aktive Protein C Rezistans@
AT-III – Anti-trombin III
FVL
– Faktör 5 Leiden
MTHFR–Metilentetrahidrofolatredüktaz
PG
– Prostoglandin
PG I2
– Prostosiklin
IG
– mmünoglobulin
NO
– Nitrik Oksit
TXA2
– Tromboksan A2
TA
– Tansiyon Arterial
GFR
– Glomerüler filtrasyon h@z@
TPA
– Doku plazminojen aktivatörü
HELLP – Yüksek karaciFer enzimleri ve düGük platelet say@s@
NST
– Non-stres test
AFS
– Antifofosfolipid Sendromu
5
ÖZET
Giri/: Preeklampsi, obstetrik alan@ndaki geliGmelere raFmen halen maternal ve
fetal morbidite ve mortalitenin önde gelen sebeplerindendir. Preeklampsi ve diFer
gebelik komplikasyonlar@n@n riskinin artt@F@ belirtilen trombofili de anne ve fetus
için tehlikeli bir durumdur.
Amaç: AF@r preeklampsi ile trombofilinin genetik belirteçlerinden MTHFR
polimorfizmi, Faktör V Leiden mutasyonu ve Protrombin gen mutasyonu
aras@ndaki olas@ iliGkiyi incelemeyi amaçlad@k.
Yöntem ve Gereçler: 01 Ocak 2005 ve 31 Aral@k 2007 tarihleri aras@nda iGli Etfal
EFitim ve AraGt@rma Hastanesi 2. Kad@n Hastal@klar@ ve DoFum KliniFi’ne baGvuran
ACOG 2002 kritelerine göre aF@r preeklamptik kabul edilen 75 gebe ve 100 saFl@kl@
gebeden post-partum 5ml kan EDTA’l@ tüplere al@nd@ ve genetik laboratuvar@nda
çal@G@ld@.
Bulgular: AF@r preeklamptik gebelerde Faktör V Leiden heterozigot rastlanma
oran@ %28 olarak görüldü ve normal gebelere oranla(%2) istatistiksel olarak ileri
derecede anlaml@ bulundu(p<0,01). Faktör V leiden homozigot mutasyonu ve
MTHFR geni polimorfizmi aç@s@ndan istatistiksel olarak anlaml@ fark bulunmad@.
Protrombin gen mutasyonuna ise sadece 2 preeklamptik gebede rastland@.
Sonuç: AF@r preeklamptik grupta normal gebelere göre gebelik komplikasyonlar@na
daha s@k rastlanmas@na raFmen, preeklamptik grup içerisinde trombofilik genetik
belirteçlerin varl@F@na göre komplikasyonlar@n daF@l@m@nda anlaml@ bir farkl@l@k
görülmemesi, normal popülasyonda MTHFR heterozigot polimorfizmine s@k
olarak, protrombin gen mutasyonuna ise nadir olarak rastlanmas@ nedeniyle
trombofilinin bu genetik belirteçlerinin rutin tarama testi olarak kullan@lmas@ ve
bunlara dayal@ prognoz deFerlendirilmesi saFl@kl@ görünmemektedir.
6
ABSTRACT
Objective: Although increased understanding of the disease preeclampsia is still
one of the leading causes of maternal and fetal morbidity and mortality. According
to some researches thrombophilia increases risc of complications in pregnancy as
for preeclampsia. In this study we aimed to investigate if any relation is present
between severe preeclampsia and some thrombophilic genetic markers such as
MTHFR gene polymorphism, Factor V Leiden Mutation and Prothrombin gene
mutation.
Materials and Methods: 75 severe preeclamptic pregnants diagnosed between 1st
Jan 2005 and 31st Dec 2007 according to the ACOG guideline 2002 and 100 normal
pregnant women who applied to Sisli Etfal Training and Research Hospital 2nd
Obstetrics and Gynecology Clinics were taken into study groups. 5 ml of venous
blood were taken from each woman at post-partum period and genetic evaluation
were done at the laboratory.
Results: Factor V Leiden heterozygous mutation was seen in 28% of severe
preeclamptics and this was statistically highly significant(p<0,01). There were no
significant difference between the groups for Factor V Leiden homozygous
mutation and MTHFR gene polymorphism. Prothrombin gene mutation was seen
just in 2 severe preeclamptics.
Conclusion: Complications of pregnancy was more frequent in severe
preeclamptic group but considering the presence of thrombophilic gene mutations
there was no statistical difference in severe preeclamptic pregnants. MTHFR gene
polymorphism is not rare in normal population and prothrombin gene mutation is
seen infrequently so, it seems not reasonable to use such thrombophilic genetic
markers as screening or prognostic tools.
7
GR
VE GENEL B LG LER
PREEKLAMPS
Preeklampsi, obstetrik alan@ndaki geliGmelere raFmen halen maternal ve fetal
morbidite ile mortalitenin önde gelen sebeplerinden biridir(1). Preeklampsi,
gebelikte
hipertansiyona
eGlik
eden
proteinüri
ve/veya
ödem
olarak
tan@mlanmaktad@r. GebeliFin baGlang@c@nda kan bas@nc@ normal olan bir hastada 20.
gebelik haftas@ndan sonra kan bas@nc@n@n 140/90mmHg ve daha yüksek olmas@ ya
da önceki deFerlere göre sistolik bas@nçta 30 mmHg, diyastolik bas@nçta ise 15
mmHg’l@k art@G hipertansiyon aç@s@ndan tan@ koydurucudur. Proteinüri ise, 6 saat
arayla al@nm@G en az iki idrar örneFinde 100mg/dl ya da 24 saatlik toplanan idrar
örneFinde 300mg/dl ve daha fazla protein saptanmas@d@r. Ödem yayg@nd@r; özellikle
el s@rt@nda ve yüzde belirgindir(2).
Hipertansiyon preeklampsi tan@s@nda en önemli kriterdir; olgular@n erken ve
kesin bulgusudur. Ancak TA birçok faktörden etkilenir. BaGl@calar@ aletin
doFruluFu, manGonun geniGliFi, ölçüm yap@lan kol, ölçümden önceki dinlenme
süresi, hastan@n postürü, diastolik bas@nç için baz al@nan Korotkoff sesidir (IV ya da
V. ses). Bu nedenle dinlenmiG, oturur pozisyonda, uygun manGon geniGliFindeki
aletle ve saF koldan TA ölçülmelidir. TA ölçümünde daha güvenilir ve daha az
deFiGken
olmas@
nedeniyle
V.
Korotkoff
sesinin
dikkate
al@nmas@
önerilmektedir(3,4).
Proteinüri geç geliGen bir bulgudur. Glomerüler hasar@n göstergesidir. Bu
nedenle hipertansiyon varl@F@nda olmamas@n@ fazla önemsememeli, olmas@ ise
anlaml@ olarak deFerlendirilmelidir.
Ödem, serum kolloid onkotik bas@nc@n@n düGmesi ve kapiller geçirgenliFin
artmas@ sonucu ile oluGur. Preeklamptik hastalarda hem proteinüri hem de vasküler
8
endotel hasar@ ile permeabilite artar ve ödem oluGur. Ödem tan@s@ oldukça
subjektiftir. Normal gebeliklerin %80’inde hafif ve orta derecede ödemin
gösterilmesi ödemin preeklampsi tan@s@ndaki yerinin sorgulanmas@na neden olmuG
ve günümüzde tan@sal kriter olmaktan ç@km@Gt@r(5,6).
PREEKLAMPS
CoFrafik
ve
NS DANSI
@rksal
farkl@l@klar
olmakla
beraber
%2-10
aras@nda
deFiGmektedir(7).
PREEKLAMPS R SK FAKTÖRLER (8)
- primigavidite
- preeklampsi ya da eklampsi aile anemnezi
- daha önceki gebeliklerde preeklampsi anemnezi
- yaG < 20 veya yaG > 35 olmas@
- mevcut hipertansif vasküler, otoimmun veya böbrek hastal@F@
- diabetes mellitus
- çoFul gebelik
- fetal hidrops
- trizomi 13
- mol hidatiform
- obezite
- siyah @rk
PREEKLAMPS
KLAS F KASYONU
Tedavi yaklaG@mlar@ ve prognozlar@ farkl@ olmas@ nedeniyle preeklampsi hafif
ve Giddetli olarak ikiye ay@r@labilir.
iddetli preeklampsi tan@s@ aGaF@daki
kriterlerden birinin olmas@ ile konulabilir(9):
9
- en az 6 saat arayla yap@lan iki ayr@ ölçümde sistolik kan bas@nc@n@n
160mm Hg veya daha fazla olmas@ ya da diastolik kan bas@nc@n@n 110 mm
Hg ve üzeri olarak ölçülmesi.
- 24 saatlik idrarda proteinüri miktar@n@n 5 g üzerinde olmas@ veya dipstick
test ile proteinürinin 3+ ya da 4+ olmas@
- artm@G serum kreatinin deFeri (>1.2 mg/dl) (önceden yüksek olmad@F@
bilinen)
- oligüri (<500cc/24saat)
- serebral ve görme ile ilgili bozukluklar
- epigastrik aFr@ ya da saF üst kadran aFr@s@
- karaciFer enzimlerinin yükselmesi
- trombositopeni (plt<100000/mm3)
- retinal hemoraji, eksüdasyon veya papilödem varl@F@
- pulmoner ödem
- siyanoz
- intrauterin geliGme geriliFi
- mikroanjiyopatik hemolitik anemi
Hafif preeklampside ise hipertansiyon ve proteinüri Giddetli preeklampsideki
kadar yüksek deFildir ve diFer organ tutulumlar@ yoktur. Tüm preeklamptik
hastalar@n %15’inde Giddetli preeklampsi görülmektedir.
PATOF ZYOLOJ
Sebebi henüz anlaG@lamad@F@ndan dolay@ preeklampsi teoriler hastal@F@ olarak
adland@r@l@r. Bu teoriler Gunlard@r(8):
1-Endotelyal hücre hasar@
2-Rejeksiyon fenomeni (bloke eden antikorlar@n yetersiz üretimi)
3-Plasental perfüzyonun azalmas@
10
4-Vasküler reaktivitenin deFiGmesi
5-Prostasiklin/Tromboksan oran@n@n bozulmas@
6-GFR azalmas@ ile birlikte su ve tuz retansiyonu
7- ntravasküler hacim azalmas@
8-Santral Sinir Sistemi irritabilitesinin artmas@
9-Dissemine intravasküler koagülasyon
10-Uterin kas gerilmesi sonucu iskemi
11-Diyetle ilgili faktörler
12-Genetik faktörler
Nispeten daha yeni bir teori olan endotel hasara baFl@ olan teoride
hipertansiyondan çok preeklampsiye vurgu yap@lm@Gt@r. Vasküler endotel birçok
önemli madde üretmektedir ; NO, endotelin-1, prostasiklin ve TPA. Dolay@s@yla
endotel hücreleri alt tabakalar@ndaki düz kas hücrelerinin kontraksiyonunu
düzenler,
intravasküler
koagülasyonu
önler,
intravasküler
kompartman@n
bütünlüFünü sürdürmesini saFlar. Preeklampside endotel hasar@ olduFunu
düGündüren çeGitli bulgular vard@r. Preeklamptik böbrekteki karakteristik bulgu
olan glomeruloendotelyozis baGl@ca glomerüllerdeki kapiller endotellerin GiGmesi ile
oluGur. Preeklampsideki hematolojik deFiGikliklerden olan trombositopeni ve
mikroanjiyopatik hemolitik anemi, endotel disfonksiyonunun önemli faktör olduFu
düGünülen trombotik trombositopenik purpura veya hemolitik üremik sendrom gibi
hastal@klardakine benzerdir. P@ht@laGma kaskad@n@n aktive olmas@ ve presörlere
artm@G
hassasiyetin
olmas@
endotel
hücre
disfonksiyonu
ile
uyumludur.
Biyokimyasal olarak da prostasiklin/tromboksan oran@n@n bozulmas@, dolaG@mda
von
Willebrand
faktörü,
endotelin
ve
hücresel
fibronektinin
yüksek
konsantrasyonda olmas@ dikkat çekicidir. Preeklamptik hastan@n serumu umblikal
ven endoteli hücre kültürüne eklendiFinde; hücrelerde morfolojik deFiGiklikler
11
yapmadan prokoagülanlar@n, vazokonstriktörlerin ve mitojenlerin salg@lanmas@na
neden olur.
Preeklampsinin patofizyolojisine yönelik güncel hipotez immünolojik
bozukluklar@n plasentan@n anormal implantasyonuna neden olduFu ve bunun
sonucu olarak plasental perfüzyonun azald@F@ yönündedir. Anormal perfüzyon,
endotel hücrelerin aktive olmas@na veya hasarlanmas@na neden olacak baz@
maddelerin kanda üretilmesini stimüle eder. Bu maddelerin tek hedefi vasküler
endotel olmas@ nedeniyle preeklampside çoklu organ tutulumu olmaktad@r(8)(Gekil
1).
Maternal Vasküler Hastal k
Yanl plasentasyon
A r Trofoblast
Genetik, immünolojik
Veya inflamatuar faktörler
Azalm uteroplazental
perfüzyon
Vazoaktif ajanlar:
Prostoglandinler
Nitrik Oksit
Endotelinler
Endotelyal
Aktivite
Kapiller s z nt
vazospazm
hipertansiyon
Zararl ve Tehlikeli
Ajanlar: Sitokinler,
Lipid Peroksidazlar
oligüri
ödem
Koagülasyonun
aktivasyonu
Proteinüri
hemokonsantrasyon
Dekolman
trombositopeni
Karaci/er iskemisi
ekil 1. Gebeli/e ba/l hipertansif bozukluklar n geli mesinde patofizyolojik hususlar
(Friedman ve Linderheimer,1999)
12
SANTRAL S N R S STEM
Dokular kendilerine olan kan ak@m@n@ düzenleme yeteneFine sahiptir; bu
iGleme otoregülasyon denir. GeniG bir kan bas@nc@ yelpazesinde serebral perfüzyon
55 ml/dk/100 gr gibi sabit bir h@zda saFlan@r. Ancak kan bas@nc@, otoregülasyonun
iGleyemeyeceFi deFerlere kadar da yükselebilir. Bu durumda endotelyal
tight_junctionlar aç@l@r. Plazma ve eritrositler ekstravasküler alana s@zar. Bu da
peteGiyal kanamalara ya da büyük intrakraniyal kanamalara neden olabilir.
Otoregülasyonun üst s@n@r@ kiGiden kiGiye deFiGiklik gösterebilir. Kronik
hipertansiyon serebral damarlarda medial hipertrofiye neden olarak eFrinin saFa
kaymas@na neden olur (Gekil 2). Bu da eGit derecede hipertansif hastan@n klinik
prezentasyonlar@ aras@ndaki fark@ aç@klar. Normalde TA 110/70 mm-Hg olan genç
bir primigaravid hasta TA 180/120 mm-Hg olduFunda konvülzyon geçirirken,
kronik hipertansif olan bir hasta ise ayn@ TA deFerlerinde asemptomatik olabilir
veya hafif bir baG aFr@s@ Gikayeti olabilir. Eklampsideki serebral hasar@n
mekanizmas@ aç@k deFildir. Patolojik bulgular t@pk@ hipertansif ensefalopatideki
gibidir. Bu bulgular fibrinoid nekroz ve arteriyollerin trombozu, mikroenfarktlar ve
peteGiyal kanamalard@r(10). Hem hipertansif ensefalopatide hem de eklampside
lezyonlar beyinde yayg@nd@r. Ancak beyin sap@ hipertansif ensefalopatide daha
Giddetli etkilenirken korteks ise eklampside daha Giddetli etkilenir.
GÖZLER
Hem ciddi retinal ayr@lma hem de kortikal körlük olabilir.
13
90
80
70
Serebral kan ak m
60
50
normotansif hasta
kronik hipertansif hasta
40
30
20
10
0
0
20
40
60
80
100
120
140
160
180
200
Ortalama arter kan bas nc (mmHg)
ekil 2. Ortalama arter bas@nc@ ile serebral kan ak@m@ aras@ndaki iliGki
kronik hipertansif ve normotansif hastalar aras@nda farkl@l@k göstermektedir
PULMONER S STEM
Pulmoner ödem aF@r preeklampsi veya eklampsi ile birlikte görülebilir.
Kardiyojenik ve kardiyojenik olmayan nedenlerden olabilir ve genellikle postpartum görülür. Baz@ hastalarda aG@r@ s@v@ verilmesi nedeniyle ya da ekstravasküler
s@v@n@n gecikmiG hareketi ile olabilir. Ayr@ca proteinüri sonucu düGmüG plazma
onkotik bas@nc@ ile, kristaloid kullan@m@ ile, karaciFerde albumin yap@m@n@n
azalmas@ ile ilgili olabilir. Pulmoner ödem özellikle altta yatan kronik hipertansiyon
ve hipertansif kalp hastal@F@ olanlarda daha yayg@nd@r.
14
KARD YOVASKÜLER S STEM
Preeklamptik hastalardaki plazma hacmi azalm@Gt@r. Normal fizyolojik
plazma hacim art@G@ muhtemelen yayg@n vazokonstriksiyon, kapiller kaçak veya
baGka
faktörler
nedeniyle
gerçekleGmez.
Hacim
azalmas@n@n
nedeni
bilinmediFinden tedavisi de çeliGkilidir. Teorilerden bir tanesi azalm@G hacimin
kronik Gok benzeri bir duruma sebep olan primer bir olay olduFudur.
Hipertansiyonun, hipoperfüze olan uterustan salg@lanan presörler sonucu olduFu ya
da kompansatuar katekolamin sal@n@m@ sonras@nda olduFu düGünülmektedir. Bu
teoriyi öne sürenler volüm geniGleticilerinin kullan@lmas@n@ ve diüretiklerden
sak@n@lmas@n@
önermektedirler.
DiFer
bir
teori
de
azalm@G
volümün
vazokonstriksiyona sekonder geliGtiFidir. Bu teoriyi öne sürenler vazodilatatörlerin
kullan@lmas@n@ önerirken hacim geniGleticilerin hipertansiyonu GiddetlendireceFi
veya pulmoner ödeme neden olabileceFi konusunda uyarmaktad@rlar.
KARAC XER
Preeklampsideki karaciFer tutulumunun spektrumu çok geniGtir; hepatik
sinuzoidlerin etraf@nda fibrin depolanmas@ ile birlikte subklinik tutulumdan
karaciFer rüptürüne kadar deFiGik derecelerde tutulum olabilir. Her iki uç aras@nda
HELLP sendromu vard@r.
BÖBREKLER
Preeklampsideki karakteristik böbrek lezyonu olan glomeruloendotelyozis
glomeruler kapiller endotelinin GiGmesi ile oluGur ve glomeruler perfüzyon ile
glomeruler fitrasyon h@z@n@n azalmas@na sebep olur. ntravasküler koagülasyonun
plasentadan tromboplastin sal@n@m@na sekonder olduFunu söyleyen baz@ gözlemciler
taraf@ndan bazal memranda fibrin y@k@m ürünleri bulunmuGtur. Ancak fibrin y@k@m
ürünleri az miktarda ve nadiren bulunmaktad@r. DiFer araGt@rmac@lar baz@ hastalar@n
15
glomerüllerinde IgM, IgG ve kompleman bulmalar@ndan dolay@ bir immünolojik
mekanizmay@ öne sürmüGlerdir. Seri halde al@nan renal biyopsiler lezyonun alt@
haftal@k periyotta tamamen reversibl olduFunu göstermiGtir.
KAN
Preeklamptik hastalar@n çoFunun p@ht@laGma testleri normal s@n@rlar içindedir.
Bir
k@sm@nda
anormallikler
bulunabilir.
Bunlar
izole
trombositopeniden
mikroanjiyopatik hemolitik anemiye ve D K’e kadar deFiGken bir aral@kta olabilir.
Trombositopeni en yayg@n olan anormalliktir; hastalar@n % 15-20’sinde trombosit
say@s@ 150000 /uL’nin alt@ndad@r. Preeklamptiklerde normotansif kad@nlara göre
fibrinojen düzeyleri yükselmiGtir. Preeklamptik hastada düGük fibrinojen düzeyi
genellikle ablatio plasenta veya fetal kay@p ile birliktedir. Hastalar@n %20’sinde
fibrin y@k@m ürünlerinin yükseldiFi görülür.(Genellikle 10-40 uL/ml aras@ndad@r.)
Hastalar@n %5’inde DIK’in diFer bulgular@ olmaks@z@n mikroanjiyopatik hemolitik
anemi görülür. (GeçmiGte DIK’in preeklampsiye sebep olduFu düGünülmekte iken
Gimdilerde ise preeklampsinin DIK’in bir sonucu olarak ortaya ç@kt@F@ kabul
edilmektedir.) HELLP sendromu, hemolitik anemi, yükselmiG karaciFer enzimleri
ve düGük platelet say@m@ olan hastalar@ tan@mlar. Baz@ otörler kriter olarak periferik
kan yaymas@nda Gizositlerin bulunmas@,LDH > 600 U/L,total biluribin > 1,2mg/dL,
AST > 70U/L, platelet say@s@ < 100000/mm3 olarak kabul etmektedirler. Bu
sendrom ciddi preeklamptik hastalar@n yaklaG@k %10’unda görülür. Bu sendrom
s@kl@kla hepatit, safra kesesi hastal@F@, idiyopatik trombositopenik purpura veya
trombotik trombositopenik purpura ile kar@Gt@r@l@r. DoFum sonras@ 2-3 gün
içerisinde birçok hematolojik bozukluk normale dönerken trombositopeni 1 hafta
devam edebilir.
16
ENDOKR N S STEM
Normal ve hipertansif gebelerde kan bas@nc@n@n düzenlenmesinde renin
anjiyotensin aldosteron sisteminin rolü net olarak belli deFildir. Normal gebelikte
östrojenin karaciFer üzerindeki etkisi ile renin substrat@n@n üretimi belirgin bir
Gekilde artar. Bu da plazma renin aktivitesinin, plazma renin konsantrasyonunun ve
anjiyotensin II düzeyinin artmas@na neden olur. Plazma aldosteron düzeyleri,
plazma renin aktivitesinin etkisine baFlanabilecek düzeylerden daha da yüksek
düzeylere ç@kar. Normal gebelikte aldosteronun yüksek plazma konsantrasyonuna
raFmen tansiyonun yükselmesi veya hipokalemi görülmez; hatta ikinci trimesterde
tansiyon düGer. Bu, progesteronun natriüretik etkisi, kininler veya prostaglandinler
gibi vazodepresör sistemlerin aktivasyonu gibi diFer düzenleyici faktörlerin etkisi
ile oluGabilir. Birçok çal@Gmaya göre preeklampside renin, anjiyotensin ve
aldesteron düzeyleri bask@lanm@Gt@r, ancak yine de gebe olmayanlar@n seviyesinin
üzerindedir. Eldeki kan@tlara göre de renin anjiyotensin aldosteron sistemi
preeklampside sekonder olarak rol almaktad@r. Atriyal natriüretik peptid kardiyak
miyositler taraf@ndan salg@lanan hacim düzenleyici bir hormondur. Natriüretik,
diüretik ve vazoreleksan özelliklere sahiptir. ANP sal@n@m@ atriyal bas@nc@n art@m@
ve sodyum balans@ndaki deFiGikliklerle uyar@l@r. ANP konsantarasyonu genellikle
hipervoleminin eGlik ettiFi patolojik durumlarda yükselir. Ancak hipovolemi ile
karakterize olan preeklampside de yükselir. Hatta klinik olarak preeklampsinin
bulgular@n@n baGlamad@F@ 2. trimesterde de yüksektir. Bu yüksekliFin mekanizmas@
bilinmemektedir.
KATEKOLAM NLER
drar ve kan katekolamin düzeyleri normotansif gebelerde, preeklamptik
gebelerde ve gebe olmayan
kontrollerin her biri için eGittir. Ancak
unutulmamal@d@r ki sempatik aktivite preeklampside hipertansiyonun baGlamas@ ve
17
devam@ için önemlidir. Katekolamin düzeyleri muhtemelen strese baFl@ olarak
doFum s@ras@nda yükselir. Preeklampside katekolaminlere vasküler direnç t@pk@
antidiüretik hormon ve anjiyotensin II gibi diFer vazopressörlere de olmad@F@ gibi
yoktur.
PROSTAS KL N
Prostasiklin bir tür prostaglandin olup düz kas hücrelerinde ve plateletlerde
intraselüler cAMP düzeyini artt@rarak vazodilatatör ve platelet anti-agregan etkiye
sahiptir. Yar@lanma ömrü yaklaG@k 3 dakika olmas@ nedeniyle sistemik etkiden çok
lokal etki gösterir. Prostasiklin endotel hücreler içerisinde araGidonik asitten
siklooksijenaz enziminin katalizör etkisi ile üretilir. Siklooksijenaz enzimi aspirin
benzeri ilaçlarla bloke edilebilir. Endotel hücre zar@n@n kimyasal ya da mekanik
olarak zedelenmesi prostasiklinin üretilmesini ve sal@n@m@n@ stimüle eder. ÖrneFin
kan@n pulsatil bas@nc@ ya da bradikinin ve trombin gibi kimyasallar damar duvar@nda
prostasiklin üretilmesine neden olur.
Tromboksan A2 de araGidonik asitten
siklooksijenaz enzimi arac@l@F@yla üretilse de prostasiklinin tersine vazokonstriktör
ve anti-agregan etkiye sahiptir. Aspirin siklooksijenaz enzimini geri dönüGümsüz
olarak inhibe eder. Dolay@s@yla silooksijenaz enzimi endotel hücreleri taraf@ndan
sürekli sentezlenmelidir; çünkü tek bir aspirin dozundan ancak birkaç saat sonra
prostasiklin sentezleyebilirler. Öte yandan trombositler çekirdeksiz olduklar@ için
siklooksijenaz enzimini yeniden üretemezler. Tromboksan sentezi ancak dolaG@ma
yeni kat@lacak plateletler taraf@ndan yap@labilir. Plateletlerin ömrü yaklaG@k 1
haftad@r. Dolay@s@yla preeklamptik hastalarda günlük düGük doz aspirin tedavisi
tromboksan metabolitlerinin kronik inhibisyonuyla ve azalm@G prostasiklin
metabolitleri at@l@m@yla sonuçlan@r. Preeklampside düGük doz aspirin tedavisi
bozulan tromboksan/prostasiklin oran@n@n düzeltilmesi amac@yla verilmektedir.
18
N TR K OKS T
Nitrik oksit endojen bir vazodilatatör platelet agregasyon inhibitörü olarak
prostasiklinle sinerjik olarak çal@G@r. Endotel hücreleri taraf@ndan L-argininden
sentezlenir. Sentezi arginin analoglar@ taraf@ndan inhibe edilir. Deneysel olarak bu
inhibitörlerin intravenöz enjeksiyonu sonras@ ani tansiyon yükselmesine neden olur.
Bu etki L-argininin verilmesi ile geri döndürülebilir. Bu da göstermektedir ki nitrik
oksitin endotel hücrelerden bazal düzeyde sürekli sal@n@m@ damarlar@ dilate
durumda tutar. Nitrik oksit sadece kendisini salg@layan hücrenin etraf@nda etkisini
gösterir; dolaG@ma kar@Gan nitrik oksit ya hemen nitrite dönüGür ya da hemoglobin
taraf@ndan inhibe edilir. Nitrik oksit birçok patolojik durumda görev al@r. ÖrneFin
septik Gokta hipotansiyonun arac@lar@ndan biridir. Nitrik oksitin yetersizliFi
hipertansiyon
ve
ateroskleroz
nedenlerine
katk@
saFlar.
Preeklampsinin
patogenezinde nitrik oksit sisteminin prostaglandinlerden daha önemli olduFu
düGünülmektedir. Gebe ve gebe olmayan s@çanlarda endojen nitrik oksitin kronik
olarak bloke edilmesinin hipertansiyon ve renal hasara neden olduFu görülmüGtür.
Preeklamptik gebelerin idrarlar@nda nitrik oksitin azald@F@n@ gösteren çal@Gmalar
olmas@na raFmen preeklampsinin geliGmesinde nitrik oksitin patogenetik rolünün
olup olmad@F@ net deFildir.
ENDOTEL N-1
Vasküler endotel, prostasiklin ve nitrik oksit gibi dilatatörlerin yan@ s@ra
vazokonstriktör maddeler de salg@lar. Vazokonstriktör endotelinin 3 izopeptidi
bilinmektedir. Bunlardan sadece endotelin-1 endotel hücrelerinde sentezlenir.
Böbrek hücreleri ve sinir dokusu da endotelin üretir. Endotelinin baFlanma
bölgeleri beyin, akciFer, böbrek, sürrenal, barsak ve plasentada bulunur.
Endotelinlerin dihidroperidine hassas kalsiyum kanallar@n@n endojen agonistleri
olarak davrand@F@ düGünülmektedir. Endotelin-1’in en çarp@c@ özelliFi uzun süren
19
vazokonstriktör etkisidir. Angiotensin II’den 10 kat daha etkilidir. DoFumdan sonra
plasental
damarlar@n
kas@lmas@nda
ve
yenidoFanda
duktus
arteriozusun
kapanmas@nda rol oynad@F@ düGünülmektedir. Hipertansiyon ve aterosklerozda
endotelin-1’in mitojenik etkisi ile damar duvar@ hipertrofisi oluGabilir. Preeklamptik
hastalarda gestasyonel olarak eGzamanl@ kontrol hastalar@na göre endotelin 1 ve 2
düzeyleri üç kat daha yüksek bulunmuGtur.
PLASENTA
Normal gebelikte prolifere olan trofoblast desidua ve komGu myometriyumu
interstisyel ve endovasküler olarak iki Gekilde istila eder. nterstisyel formun rolü
net olarak bilinmemektedir ancak plasentan@n tutunmas@na yard@m eder.
Endovasküler trofoblastik hücreler maternal spiral arterleri istila eder ve endotel
tabakas@n@n yerine geçerek arter duvar@ndaki mediyal elastik tabakay@ ve musküler
tabakay@ parçalar. Arter duvar@ fibrinoid materyalle dolar. Bu süreç ilk trimesterin
sonunda tamamlan@r. 14-16. haftaya kadar geçen sessiz bir dönemin ard@ndan ikinci
kuGatma ataF@ baGlar ve spiral arterlerin lümeninde trofoblastlar myometriumun
derinliklerinde radyal arterlere kadar ilerler. Bu damarlarda da fibrinoid birikime
kadar süreç tamamlan@r ve sonuçta ince, müsküler duvarl@ spiral arterlerin yerini
kese Geklini alm@G flask uteroplasental damarlar alm@G ve gebelikte gerekli olan
artm@G kan ak@m@ saFlanm@G olur.
Preeklampsi bu plasentasyon sürecinin k@smen tamamlanamamas@yla oluGur.
Öncelikle plasental yataktaki spiral arterlerin tamam@ trofoblastlarla iGgal
edilmemiGtir. Trofoblastlarca invaze edilmiG olan damarlarda ilk faz tamamlanm@G
olsa da ikinci faz gerçekleGmez ve spiral arterlerin myometriyal k@s@mlar@ reaktif
muskuloelastik tabakalar@n@ muhafaza etmektedirler. Ayr@ca myometriyumdaki
spiral arterlerde akut ateroz geliGir. Damar duvar@nda geliGen akut ateroz fibrinoid
nekroz,
lipid ve lipofaj birikimi ve mononükleer hücre infiltrasyonu ile
20
karakterizedir. Akut ateroz damar t@kan@kl@F@ ve beslediFi plasental bölgede
enfarktlara neden olabilir.
Dolay@s@yla preeklampside ikinci trofoblastik istilan@n olmamas@ nedeniyle spiral
arterlerde vasküler direnç söz konusudur. Buna ilaveten akut ateroz damar lümenini
daralt@r. Sonuç olarak fetus gestasyonun erken dönemlerinden itibaren azalm@G
intervillöz kan ak@m@na maruz kal@r; bu da intrauterin geliGme geriliFi veya ölü
doFumla
sonuçlanabilir.
Anti
hipertansif
tedavi
bu
durumda
periferik
vazodilatasyona neden olarak zaten azalm@G plasental kan ak@m@n@n daha da
azalmas@na neden olarak zarar verici olabilir.
AYIRICI TANI
Gebelikteki diFer hipertansif durumlar ay@r@c@ tan@ listesinde göz önünde
bulundurulmal@d@r:
- Eklampsi
- Kronik esansiyel hipertansiyon
- Renal hastal@klar@n neden olduFu kronik hipertansiyon
. nterstisyel nefrit
.Akut ve kronik glomerülonefrit
.Sistemik Lupus Eritematozus
.Diyabetik glomerülosklerozis
.Skleroderma
.Poliarteritis Nodoza
.Polikistik Böbrek Hastal@F@
.Renovasküler Stenoz
.Diyaliz gereksinimi olan kronik böbrek yetmezliFi
.Renal transplant
21
-Endokrin hastal@klar@n neden olduFu kronik hipertansiyon
.Cushing Hastal@F@ ve Sendromu
.Primer hiperaldosteronizm
.Tirotoksikoz
.Feokromositoma
.Akromegali
-Aort koarktasyonuna baFl@ kronik hipertansiyon
PREEKLAMPS N N KOMPL KASYONLARI
Preeklampsi fetal ve maternal komplikasyonlara neden olabilir. Fetal
komplikasyonlar aras@nda fetal geliGme geriliFi, perinatal ölüm, prematüre doFum,
oligohidroamnios,
fetal
asfiksi
say@labilir.
Maternal
komplikasyonlar
ise
konvülsiyonlar, akut böbrek yetmezliFi, kalp yetmezliFi, pulmoner ödem,
intrakraniyel kanama, serebral ödem, körlük, karaciFer subkapsüler hematomu ve
rüptürü, akut karaciFer yetmezliFi, abruptio plasenta, DIC, HELLP sendromu
olarak say@labilir.
PREEKLAMPS N N ÖNLENMES
Preeklampsinin geliGme riskini öngören bir çok test bildirilmiG olmas@na
raFmen hepsinin sensitivitesi düGük olduFundan dolay@ hiçbiri rutin tarama testi
olarak kullan@lmaya uygun deFildir. Preeklampsinin klinik olarak ortaya
ç@kmas@ndan haftalar önce baGlayan ve hastal@k boyunca devam eden bir bulgu olan
idrarda azalm@G kalsiyum at@l@m@na ek olarak eritrosit ve plateletlerde intraselüler
kalsiyum
metabolizmas@n@n bozulduFu da bildirilmiGtir. Kalsiyum desteFinin
preeklampsiyi önlediFini savunan ve buna karG@ ç@kan çal@Gmalar mevcuttur.
Preeklampside tromboksan A2/prostasiklin oran@n@n tromboksan A2 lehine
deFiGmesi ve spiral arterlerin trombozu ile birlikte plasental enfarktlar@n olmas@
22
nedeniyle baz@ yazarlar anti-trombotik ajanlar@ preeklampsiyi engellemek amac@yla
kullanm@Glard@r. Ancak günümüzde aF@r basan görüG aspirinin preeklampsi
profilaksisinde rolü olmad@F@d@r(11).
Preeklampsinin geliGmesini engelleyecek kesin bir yol olmamakla birlikte iyi
bir prenatal bak@m ve düzenli takip preeklampsinin erken tan@nmas@na yard@mc@
olacakt@r. Gebelikten önce bilinen hipertansiyonu olanlar ya da önceki
gebeliklerinde özellikle 34.haftadan önce hipertansiyonu olanlar, eGlik eden
diyabet, kollajen doku hastal@klar@ ve renal hastal@klar@ olanlar ve çoFul gebeliFi
olanlar preeklampsi aç@s@ndan yüksek riskli olarak kabul edilirler. Bu risk
grubundaki gebelerin özellikle gebeliklerinin erken dönemlerinde bir tak@m
testlerden geçirilmeleri bazal deFerlerin elde edilmesi gerekir. Bu testler gebeliFin
ilerleyen dönemlerinde geliGmekte olan preeklampsinin daha kolay anlaG@lmas@na
yard@mc@ olacakt@r. Bu testler aras@nda hemoglobin, hematokrit, platelet say@m@,
serum kreatinin ve ürik asit düzeyi ve idrar dipstik testinde 1+ olanlar@n 24 saatlik
idrarda protein düzeyi ve kreatinin klirensi say@labilir. Gebelik öncesi bilinen
hipertansiyonu olanlar intrauterin geliGme geriliFi aç@s@ndan risk alt@ndad@rlar ve
son adet tarihinden emin olunam@yorsa erken ultrason yap@ld@ktan sonra geliGmenin
monitörize edilmesi için takip sonografileri yap@lmal@d@r. Takip eden hekimin
hastas@n@n tablosuna hakim olmas@ gebelik boyunca Güpheci olmas@ gereklidir.
Eklampsinin geliGmesi her zaman için önlenemeyebilir. Hastan@n tablosu öncesinde
iGaret vermeksizin çok h@zl@ bozulabilir.
TEDAV
HAF F PREEKLAMPS
-Annenin Tedavisi: Preeklampsinin tedavisi yatak istirahati ve doFumdur.
Tan@ konduktan sonra hasta hastaneye yat@r@larak konvülziyon riski azalt@l@r ve
fetusun yaGama Gans@ artt@r@l@r. Preeklampside prematüre doFumu engellemek için
23
hastan@n hastaneye yat@r@lmas@ prematüre bir bebeFin bak@m@ndan daha ekonomik
olacakt@r. Hasta doktorunun tavsiyelerine uyacaF@ konusunda güven veriyorsa
ayaktan takip edilebilir. Ayaktan takip edilecek hastalarda tipik ev tedavisi yatak
istirahati, günlük idrar dipstik testi ile proteinüri takibi ve tansiyon takibinden
oluGur. Hasta haftada iki kez düzenli olarak fetal kalp at@m@ ve periyodik 24 saatlik
idrarda protein takibi için görülmelidir. iddetli baGaFr@s@, epigastrik aFr@ ve görme
bozukluklar@n@n tehlike sinyalleri olabileceFi konusunda hasta bilgilendirilmelidir.
Hastaneye yat@r@lan hastalar kendilerini iyi hissettikleri sürece ayaFa kalkabilirler. 4
saatte bir tansiyonlar@ ölçülmeli ve günlük tart@lmal@d@rlar. Günlük idrar dipstik
testinin yan@ s@ra haftada iki defa 24 saatlik idrarda protein ve kreatinin klirensi
çal@G@lmal@d@r. KaraciFer fonksiyon testleri, ürik asit, elektrolitler ve serum albumin
deFerleri yat@Gta ve sonras@nda haftal@k olarak takip edilmelidir. P@ht@laGma testleri,
platelet say@m@ ve fibrinojen düzeyleri de özellikle Giddetli preeklampside
çal@G@lmal@d@r. Gestasyonel yaG tayini ve fetal aF@rl@k tahminleri yat@Gta ve
sonras@nda gerektikçe –genellikle iki haftada bir– yap@lmal@d@r. Antihipertansif
tedavi diyastolik kan bas@nc@ 100 mmHg’a ulaGmad@kça ve gestasyonel yaG 30
haftaya ulaGmad@kça baGlanmamal@d@r.
Preeklamptik hastada doFum endikasyonlar@:
.24 saat içerisinde sürekli 100mm Hg üzerinde diyastolik bas@nç olmas@ ya da 110
mm Hg’n@n üzerine ç@kmas@
.Artan serum kreatinin düzeyi
.Sürekli veya Giddetli baGaFr@s@
.Epigastrik aFr@
.KaraciFer fonksiyon testlerinin bozulmas@
.Trombositopeni
.HELLP sendromu
.Eklampsi
24
.Pulmoner ödem
.Anormal NST
.Ultrasonik takiplerinde geliGme geriliFi olan fetusun büyümesinin durmas@
-Fetal Durumun DeFerlendirilmesi: Fetal durum haftada iki defa NST ve
ultrasonik olarak amniyotik s@v@n@n ölçülmesi ile yap@l@r. Reaktif olmayan NST
durumunda biyofizik profil ç@kar@lmal@ ya da oksitosin challenge testi yap@lmal@d@r.
Lesitin/sfingomyelin oran@n@ öFrenmek için preeklamptik hastalarda amniyosentez
pek s@k yap@lmaz. Ancak bu oran bozuk olan ve takip eden 2-7 gün içerisinde
doFumun gerçekleGeceFi düGünülen hastalarda fetusun akciFer matüritesini
h@zland@rmak amac@yla kortikosteroid verilmelidir. H@zl@ kötüleGen preeklamptik
hastalarda abruptio plasenta ve uteroplasental yetmezlik riski nedeniyle fetal
monitörizasyonun aral@ks@z yap@lmas@ gereklidir.
AXIR PREEKLAMPS
AF@r preeklampside tedavinin amaçlar@; konvülziyonlar@ engellemek, maternal
tansiyonu kontrol alt@na almak ve doFumu baGlatmakt@r. AF@r preeklampsi 36.hafta
veya sonras@nda baGlad@ysa, fetal akciFerin geliGtiFine dair delil varsa ya da fetus
tehlikedeyse doFum tek ve kesin tedavi metodudur. EFer premature bebek doFacaF@
bekleniyorsa anne üçüncü basamak bir merkeze sevk edilmeli ve neonatal yoFun
bak@m Gartlar@ haz@rlanmal@d@r. GebeliFin erken dönemlerinde ortaya ç@kan aF@r
preeklampsiye
yaklaG@m
konusunda
çeliGkiler
vard@r.
Baz@
merkezlerde
antihipertansif tedavi baGlanarak fetal akciFer geliGiminin tamamlanmas@ ve bu
amaçla kortikosteroid kullan@lmas@ baGvurulan bir yöntemdir.
40 haftal@k gebeliFe ulaGan tüm preeklamptik hastalar doFurtulmal@d@r. 38
haftal@k
hafif
baGlanmal@d@r.
preeklamptik
32-34
gebelerin
haftal@k
aF@r
serviksi
de
preeklamptik
uygunsa
hastalar
indüksiyona
doFum
25
için
deFerlendirilmeli ve kortikosteroidler göz önünde bulundurulmal@d@r. 23-32 hafta
aras@ndaki aF@r preeklamptiklerde
perinatal morbidite ve mortaliteyi azaltmak
amac@yla doFumun ertelenmesine gayret gösterilmelidir. Bu ancak üçüncü basamak
bir merkezde yap@lmal@d@r. Tan@ konduktan sonra anneye en az ilk 24 saatte
magnezyum sulfat baGlanmal@d@r. Tansiyonu kontrol alt@na al@nmal@d@r. Fetal
akciFer geliGimini h@zland@rmak için anneye kortikosteroid verilmelidir. Anneye s@k
aral@klarla laboratuar testleri yap@lmal@d@r. DoFum endikasyonlar@ semptomlar@n
baGlamas@, organ yetmezliFe gidiG ve fetal kötüleGmeyi içerir. Gestasyonel yaG 23
haftal@F@n alt@ndaysa hastaya gebeliFin sonland@r@lmas@ önerilmelidir. Vajinal
doFum sezeryanden daha çok tercih edilmeli ve indüksiyon agresif olmal@d@r. 24
saat içerisinde doFum zaman@na karar verilmeli, eFer doFum belirlenen zaman
diliminde gerçekleGmezse sezeryan yap@lmal@d@r.
PROGNOZ
Maternal ölüm nedenleri serebral hemoraji, aspirasyon pnömonisi, hipoksik
ensefalopati, tromboemboli, hepatik rüptür, renal yetmezlik ve anestetik
komplikasyonlard@r. EFer bir hasta gerçekten preeklamptik ise bunun tekrar etme
riski (%33), onun asl@nda kronik hipertansif olup preeklamptik gibi alg@lanmas@
sonras@ tekrar preeklamptik olma riskinden (%70) daha azd@r. Yap@lan baz@
çal@Gmalarda
multipar
preeklamptik
hastalar@n
takip
eden
gebeliklerinde
preeklampsinin tekrar etme riski %70 bulunmuGtur.
Preeklampsinin kronik hipertansiyon geliGmesine katk@s@ tart@Gmal@d@r. Buradaki
konfüzyonun nedeni altta yatan böbrek hastal@F@ veya gebelik öncesi kronik
hipertansiyonu olan hastalar@n preeklampsi tan@s@ almalar@d@r. Preeklampsi kal@c@
hasar b@rakmaz, kronik hipertansiyona neden olmaz ve anne saFl@F@n@ doFumdan
sonra kötü etkilemez.
26
TROMBOF L
Trombofilinin genel olarak kabul görmüG bir tan@m@ yoktur. Y@llar boyu bu
terim tromboza eFilim yaratan hemostaz hastal@klar@n@ tan@mlamak
için
kullan@lm@Gt@r. Daha sonralar@, aGamal@ olarak genetik veya akkiz tromboz
geliGimine yatk@nl@k oluGturan faktörlerin ortaya konmas@ ile bu terim tromboz
geliGimine eFilim olarak kullan@lmaya baGlam@Gt@r(12).
Tromboemboli gebelik s@ras@nda da görülebilen ciddi maternal ve fetal
morbidite ve mortaliteye neden olan bir komplikasyondur(13,14). Normal kiGilerde
bile gebelik tromboz eFilimi yaratmaktayken trombofili sorunu olan olgularda söz
konusu tromboz riski belirgin olarak artmakta ve tekrarlayan düGükler, intrauterin
geliGme geriliFi ve preeklampsi gibi gebelik komplikasyonlar@ da çok daha s@k
görülmektedir(15). Gebe bir kad@nda venöz tromboemboli için risk faktörleri
gebeliFin kendisi, konjenital veya edinsel trombofililer, geçirilmiG tromboz öyküsü,
immobilizasyon, obezite, operatif doFum ve ileri anne yaG@d@r(16).
Tromboemboli insidans#
Antepartum dönemde % 0.2, postpartum dönemde % 0,6’d@r. Gebelerde
görülen tromboz eFiliminin en belirgin olduFu dönem postpartum dönemdir.
Postpartum dönemdeki DVT riski antenatal döneme göre 3, pulmoner emboli riski
ise 8 kat fazlad@r(17). Sezeryan ile doFum tromboemboli riskini 3 kat artt@r@ken, acil
koGullarda
yap@lan
sezeryan
ameliyatlar@nda
bu
risk
10
kat@na
ç@kabilmektedir.
27
kadar
Patofizyoloji
1848’de Virchow
trombozisin patofizyolojisini tan@mlam@Gt@r; esasen üç
faktörün etkileGimi söz konusudur: Kan ak@m@nda deFiGiklik (venöz staz) , vasküler
endotelde
hasar ve hiperkoagülabilite. Virchow Triad@, tromboz ve gebelik
aras@ndaki iliGkiyi deFerlendirmede temel oluGturur.
A) Gebelik s@ras@ndaki koagülasyon deFiGiklikleri:
GebeliFin ilk trimesterinden sonra faktör I, II, VII, VIII ve X seviyeleri
artarken(18) , doFumu takiben faktör V, VII
ve X seviyeleri artmaktad@r(19).
Faktör VIII düzeyi doFum s@ras@nda ikiye katlan@r ve puerperyum boyunca yüksek
kal@r. Faktör XI ve XIII seviyeleri gebelik s@ras@nda azal@r.(20) DoFum s@ras@nda
fibrinojen düzeyleri azal@r. Gebelikteki artm@G fibrinopeptid A ve fibrin monomer
düzeyleri koagülasyon sisteminin aktif olduFunu göstermektedir.(21,22)
Gebelikte protrombin ve trombin zamanlar@ deFiGmez. Parsiyel tromboplastin
zaman@ doFum s@ras@nda k@sal@r ve plasentan@n ç@kar@lmas@ndan sonra normale
döner. Fibrinolitik sistemde önemli bir yeri olan plazmin, plazminojenden oluGur ve
doFum s@ras@nda plazminojen düzeyleri azal@r.
B)Venöz Staz :
Venöz kan ak@m@ gebelikte azal@r, femoral venöz bas@nç giderek artar(23).
Venografi ile gebeliFin ikinci yar@s@nda gebe uterusun neden olduFu ciddi
venokaval obstrüksiyon gösterilmiGtir(24). Venöz damarlardaki valf fonksiyonunun
bozulmas@ trombosit birikimi ve fibrin formasyonunu kolaylaGt@r@r(25). Uzam@G
yatak istirahati ve operatif doFum da venöz staz@ artt@r@r.
C)Vasküler Endotel Hasar@ :
Damar entoteli tromboza karG@ fizyolojik bir bariyerdir. DolaG@mdaki artm@G
östrojen düzeyi ven duvar@n@n media tabakas@ndaki elastik liflerin bozulmas@na ve
alttaki intiman@n zedelenmesine neden olur. Endotel hücrelerince üretilen
prostasiklin lokal trombosit agregasyon ve aktivasyonunu önler. Cerrahi travma
28
sonucu endotel duvar@n@n zedelenmesi fibrin yap@m@n@ baGlat@p trombosit
agregasyonuna yol açar, sonuçta tromboz oluGur.
Gebelikteki hemostatik de i iklikler
Trombozu artt$ran durumlar
Trombozu azaltan durumlar
-Faktör V,VII,VIII,IX,X,XII
-Artm@G plazma volümü
-Fibrinojen aktivasyonu
-Azalm@G faktör XI ve XIII
-Fibrinolitik aktivite bask@lanmas@
-Antitrombinin yapt@F@
-Akkiz aktive protein C rezistans@
trombin nötralizasyonu
(fac V leiden mutasyonu olmadan)
-Herediter trombofili
-Antifosfolipid antikorlar
-DoFumla iliGkili endotelyal hasar
-Alt ekstremitelerdeki venöz staz
Gestasyonel Trombofili le li/kili Majör Trombofilik Durumlar(26)
Kal@t@msal:
Antitrombin III eksikliFi
Protein C eksikliFi
Protein S eksikliFi
APC rezistans@( Faktör V Leiden mutasyonu)
Hiperhomosisteinemi
Protrombin gen mutasyonu
Trombomodulin gen mutasyonu
29
Kazan@lm@G(Akkiz):
AFS sendromu
Otoimmun hastal@klar(SLE, Ülseratif Kolit, Behçet Hastal@F@)
Endokrin bozukluklar(DM, Cushing Hastal@F@)
Hematolojik bozukluklar(Paroksizmal Noktürnal Hemoglobinüri,
Myeloproliferatif hastal@klar)
DiFer(karaciFer hastal@klar@, nefrotik sendrom, heparine baFl@
trombositopeni, maligniteler)
Kazan#lm#/ Hiperkoagülabilite
Gebelerde görülen kazan@lm@G trombofili nedenlerinin baG@nda AFS gelmektedir.
Sendrom eFer bir otoimmun hastal@kla birlikte deFilse primer, SLE gibi bir
otoimmun hastal@kla iliGkili ise sekonder olarak deFerlendirilmelidir. Her iki tipte
de tromboz ve fetal kay@p aç@s@ndan klinik ayn@d@r. EtkilenmiG kad@nlar@n yaklaG@k
yar@s@nda primer durum söz konusudur. Asemptomatik kad@nlar@n %2’sinde
antifosfolipid antikorlar tespit edilir; fakat bu izole bulgunun klinik önemi belli
deFildir(27).AFS tekrarlayan fetal kay@plar, pulmoner emboli ve intrauterin geliGme
geriliFi yapabilmeleri nedeniyle obstetrik alana girmektedir. Beyaz @rka mensup
gebelerde görülen her 125 DVT olgusundan birinin AFS’a baFl@ olduFu
bildirilmiGtir. Tekrarlayan trombofililer ve/veya aile öyküsünün bulunmas@ bu oran@
%25’lere ç@karabilmektedir(28). AFS olan hastalar@n üçte birinde tromboemboli
geliGmektedir(29). Bu hastalardaki ölümcül trombofili riski ise %1-10 olarak
tan@mlanm@Gt@r. Trombozlar venöz ve arteryal sistemlerde olabilirse de olgular@n
2/3’ü venöz tromboz geliGtirirler. Antifosfolipid otoantikorlar(Lupus antikoagülan@
ve antikardiyolipin antikorlar) hücre zar@n@n negatif yüklü fosfolipid yap@lar@ ile
etkileGen heterojen bir antikor grubuna aittir(30). Bu antikorlar negatif yüklü
fosfolipidlere doFrudan baFlanmazlar; bunun yerine B2-glikoprotein-1 arac@l@F@yla
baFlan@rlar(31). AFS’den söz edebilmek için birbirinden en az 3 ay ara ile yap@lan
30
testlerde lupus antikoagülan@ ve/veya antikardiyolipin antikorlar@n saptanmas@ ve
bunlara tekrarlayan düGükler, tromboembolik olaylar gibi en az bir klinik bulgunun
eGlik ediyor olmas@ gerekir. Trombus oluGumunun mekanizmas@ bilinmemektedir.
Antikorun kendisi intravasküler p@ht@laGmay@ baGlatabilir veya altta yatan bir
koagülasyon protein anormalliFinin (trombosit veya endotelial hücre kökenli)
iGareti olabilir(27,32). Bu hastalardaki muhtemel trombozis mekanizmalar@
Gunlard@r: endotelden prostasiklin sal@m@n@n engellenmesi, protein C veya S
aktivasyonunun engellenmesi, antitrombin aktivitesinin engellenmesi veya
endotelyal plasminojen aktivatör sal@n@m@n@n engellenmesi. Lupus antikoagulan@,
protrombin ve Faktör Xa’n@n fosfolipidlere kalsiyum arac@l@ baFlanmas@n@ inhibe
eder, dolay@s@yla protrombinin trombine dönüGümü için gerekli kompleksi inhibe
eder. ÇeGitli enfeksiyonlar@n seyrinde ve baz@ ilaçlara baFl@ olarak antifosfolipid
antikorlar@n varl@F@ bilinmekteyse de bu grup olguda klinik bulgular@n olmad@F@
bilinmektedir. Lupus antikoagülan için pozitif olan olgular@n yaklaG@k %80’i
antikardiyolipin antikor için de (+) iken, Antikardiyolipin antikor pozitif olgular@n
%10-50’si lupus antikoagülan için pozitiftir; dolay@s@yla hastalar her iki antikor için
de test edilmelidirler. Lupus antikoagulan olarak sadece aPTT’nin kullan@lmas@
tart@Gmal@d@r, çünkü lupus antikoagülanl@ baz@ olgularda aPTT normal iken lupus
antikoagulan negatif baz@ olgularda da baGka sebeplerden dolay@ aPTT uzayabilir.
Bu nedenle “Russel viper venom testi” veya “Kaolin p@ht@laGma zaman@” gibi daha
kesin tan@sal testlerin kullan@lmas@ uygundur. Antikardiyolipin antikoru lupus
antikoagulan antikordan beG kat daha s@kt@r. Antikardiyolipin antikor sendromu
daha s@kl@kla arteryal ve venöz trombozla iliGkilidir; prematür koroner arter
hastal@F@, prematür serebrovasküler hastal@k ve retinal vasküler hastal@k s@k görülür.
Lupus antikoagülan@ ise daha ziyade venöz trombozla iliGkilidir. Antikardiyolipin
antikorlar fosfolipid baF@ml@ koagulasyon testlerini uzatmazlar. IgG, M ve A
antikardiyolipin antikorlar@n hepsi trombozla iliGkilidir. Yüksek antikor titreleri
31
kötü obstetrik sonuç insidans@ndaki art@G ile iliGkilidir. Antikardiyolipin antikorlar@n
hücre zar@ndaki fosfatidiletanolamin ve fosfatidilserin antijenlerine karG@ geliGtiFi
öne sürülmektedir. Bu antikorlar B2-glikoprotein I ad@ verilen bir molekül arac@l@F@
ile antijene baFlanmaktad@r. Antijen-antikor reaksiyonuna kat@lan B2-glikoprotein
I’in normal fonksiyonu olan intrensek koagülasyonu engelleme görevini
yapamayacaF@, bu nedenle de tromboz eFilimi geliGtiFi öne sürülmektedir. IgG ve
IgM antikardiyolipin antikorlar@n klinik önemi bilinmektedir. 5 ünitenin (antikorun
tipine göre GPL U/ml veya MPL U/ml olarak ifade edilir) alt@ndaki deFerler (-)
olup tromboemboli riski taG@mazlar. 5-20 düGük titrede pozitif, 20-100 orta
derecede yüksek riskli vakalar ve 100 U/ml nin üzerindeki deFerler ise yüksek
riskli vakalar olarak kabul edilmektedir. Prognoz her iki antikorun birlikte veya tek
baGlar@na pozitif olduFu olgular için ayn@d@r(33). Fakat antikardiyolipin antikorlar@n
artan titrelerinde prognoz kötüleGmektedir(34).
Kal#tsal Trombofili
Kal@tsal trombofili, tromboembolik hastal@k riskinin artm@G olduFu genetik
durumlar@ ifade eder. Kal@tsal trombofilinin neden olduFu tromboembolik
hastal@klar@n tipik özellikleri, hastalar@n yar@s@ndan fazlas@nda tekrarlay@c@ olmak
üzere venöz tromboemboliler, pozitif aile hikayesi ve genç yaGta görülmesidir(35).
Trombozlar@n çoFu alt ekstremitede gözlenir. Oral kontraseptif kullanan
trombofilili hastalar genellikle ilk tromboz ataklar@n@ tedaviye baGlad@klar@ y@l
içerisinde geçirirler. Bu gibi dumlarda trombofili taramas@ sonucu bir neden
bulunamamas@, tromboza genetik bir eFilimi tamamen ekarte ettirmez ve bu
hastalar gebelikte ‘yüksek riskli’ olarak deFerlendirilmelidirler.
Maternal tromboembolik ataklar bu hastalarda, normal populasyona göre 8
kat artm@Gt@r(36). Kal@tsal trombofili , sadece gebelik ve puerperyumda artm@G
tromboembolik hastal@k riskiyle iliGkili deFil, ayn@ zamanda artm@G preeklampsi,
plasental ablasyon, ölü doFum ve intrauerin geliGme geriliFi gibi kötü neonatal
32
sonuçla da iliGkilidir(37-39). 1965’te ilk olarak antitrombin eksikliFi tan@mlanm@Gt@r
ve y@llar boyunca tek tan@mlanm@G kal@tsal trombofili olarak kalm@Gt@r(40).
1980’lerden sonra önce Protein C ard@ndan 1982’de Protein S tan@mlanm@Gt@r.
1994’de aktive olmuG Proten C direncine sebep olan Faktör V genindeki bir nokta
mutasyon tan@mlanm@Gt@r(41). Faktör V Leiden mutasyonu olarak adland@r@lan bu
mutasyon kal@tsal trombofilinin en s@k rastlanan sebebidir(42-45). 1994’te
hiperhomosisteineminin genetik olarak geçtiFi ve trombozlara neden olduFu
bulunmuGtur(46). 1996’da protrombin genindeki bir nokta mutasyonun tromboza
karG@ eFilimi artt@rd@F@ saptanm@Gt@r.
AT III EksikliFi
AT III doFal bir antikoagüland@r. AT yaklaG@k 60kD molekül aF@rl@F@nda tek
zincirli bir glikoproteindir (47). KaraciFer taraf@ndan sentezlenir ve plazma yar@
ömrü 65 saattir(48).
AT serin proteaz inhibitörüdür
ve trombinle birlikte
koagulasyon faktörleri Xa, IXa, XIa ve XIIa y@ inhibe ederek etki gösterir. AT III
eksikliFi ilk olarak 1965’te Norveç’li bir ailede tan@mlanm@Gt@r (49). Antitrombin III
eksikliFi, otozomal dominant olarak kal@t@lan, 80’den fazla mutasyonun neden
olduFu hetorojen bir bozukluktur. Genel olarak AT III’deki mutasyonlar iki tip
defekte yol açmaktad@r. Tip I en s@k görülür, yap@sal olarak normal olan AT III
moleküllerinin azalm@G yap@m@ söz konusudur. Bu gruptaki tromboz prevalans@
yaklaG@k %60’t@r. Tip II eksiklikte AT III’ün fonksiyonel aktivitesinde azalma
vard@r, antijen seviyesi normaldir(50).
Antitrombin III eksikliFinin görülme s@kl@F@, saFl@kl@ kiGilerde, çeGitli çal@Gmalarda
1/600 ile 1/5000 aras@nda bildirilmektedir(51). Antitrombin III eksikliFi kal@tsal
trombofilik hastal@klar@n en trombojenik olan@d@r ve hastalar hayat boyu %50’den
fazla oranda tromboembolik olay geçirme riski alt@ndad@r (52).
Venöz
tromboembolilerin %2 ile %6’ s@ndan sorumludur. ATIII eksikliFi olanlar@n %85’
inde 50 yaG@na kadar tromboemboli gözlenir (53). Akkiz AT III eksikliFi durumu
33
azalm@G sentezle iliGkili olabilir(siroz, nefrotik sendrom), ilaç tedavisine sekonder
olabilir(L-asparaginaz)
veya
D K(travma,
sepsis,
Gok)
gibi
hastal@klarla,
preeklampsi ve malinitelerle iliGkili olabilir.
Protein C eksikliFi
Protein C vitamin K’ ya baFl@ 62kD molekül aF@rl@kl@ bir glikoproteindir.
KaraciFerde sentezlenir ve yar@ ömrü 6-8 saattir(54,55,56). Protein C doFal bir
antikoagulan olup Faktör Va ve VIIIa’y@ inhibe eder. DiFer bir doFal antikoagulan
olan Protein S varl@F@nda bu iGlem son derece h@zlanmakta ve kolaylaGmaktad@r.
Trombinin trombomoduline baFlanmas@ PC aktivasyonuna neden olur (56). Aktive
olmuG protein C’nin temel kofaktörü, 69 kD molekül aF@rl@kl@ vitamin K’ya baF@ml@
bir glikoprotein olan Protein S’tir. KaraciFer taraf@ndan sentezlenir ve yar@ ömrü 42
saattir (57). Protein C sistemi genetik bozukluklar@ otozomal dominant olarak geçer
(58). Protein C eksikliFi görülme s@kl@F@ saFl@kl@ kiGilerde 1/200 ile 1/36000 gibi
deFiGik oranlarda bildirilmiGtir (59). Venöz tromboembolilerin %3’ ünden
sorumludur. Protein C eksikliFi olanlar@n %75’ inde 60 yaG@na kadar
tromboembolik bir olay gözlenir (60,61). Her ne kadar gebelikte birçok
koagulasyon faktörünün seviyesi deFiGiyor olsa da, fonksiyonel ve antijenik protein
C seviyelerinde deFiGme olmaz(62).
Protein S eksikliFi
Protein S, Temel olarak karaciFer taraf@ndan, daha az miktarlarda endotel ve
megakaryositler taraf@ndan sentezlenir ve yar@ ömrü 42 saattir (57). Aktif Faktör V
ve VIII’in y@k@m@nda ve fibrinoliziste Protein C’nin kofaktörü olarak görev al@r.
Protein S dolaG@mda iki formda bulunur: serbest protein S(%30-40) ve protein baFl@
form. Sadece serbest protein S kofaktör olarak görev yapabilir. Gebelik s@ras@nda
serbest protein S normal deFerlerin %50’si kadar azalma gösterir ve bu düGüG ikinci
trimesterde görülür. Protein S düzeylerindeki bu düGüG doFal antikoagulan olan
34
protein
C
sisteminin
fonksiyonunda
azalma
ile
sonuçlan@r(63).
Venöz
tromboembolilerin %2’sinden sorumludur. Protein S eksikliFi olanlar@n %70’ inde
60 yaG@na kadar tromboemboli gözlenir. Protein C ve Protein S ile ilgili tromboza
eFilimi artt@ran 170’in üzerinde mutasyon tan@mlanm@Gt@r. Protein C ve Protein S ile
ilgili bozukluklar birlikte rastgele populasyonlarda %5, seçilmiG populasyonlarda
%15
kadar
oranlarda
tromboz
etyolojisinde
saptanm@Gt@r
(35).
Aktive OlmuG Protein C Rezistans@
Aktive olmuG protein C rezistans@(APCR) ilk olarak 1993 y@l@nda
tan@mlanm@Gt@r (64). Faktör V, protrombinin trombine dönüGmesini saFlayan ve
böylece hemostazda yer alan önemli bir kofaktördür. Aktive protein C ise, Faktör
V’i inaktive edip antikoagulan etki göstererek bu süreçte rol oynar. Aktive protein
C rezistans@ (APCR) bir plazma örneFinin APC’ye azalm@G antikoagülasyon cevap
göstermesiyle tan@mlan@r ve protein C yolundaki pek çok anomaliye baFl@ olabilir.
Bu anomaliler defektif APC kofaktörleri, defektif APC substratlar@ veya normal bir
protein C yoluna karG@ oluGmuG antikor veya diFer ajanlardan kaynaklanabilir.
APC’ye karG@ dirençle ilgili kal@t@m@n otozomal dominant olduFu belirtilmiGtir (65).
Faktör V, plazma yar@ ömrü 12 saat (baz@lar@na göre 36 saat) olan büyük bir
glikoproteindir. F V geni ise, kromozom 1q21-q25’te olup, 70 kb uzunluFunda, ve
25 ekzon içermektedir. Bu gen lökosit adhezyon moleküllerinden selektin genlerine
oldukça yak@nd@r. çerdiFi 3 adet A domaini belirgin olarak seruloplazmine
homolog iken, C domainleri yaF globül proteinlerine homologdur. C2 domaini lipid
membranlara baFlanmada rol al@r. A ve C domainleri % 40 oran@nda F VIII’inkilere
homolog olmalar@na raFmen bu iki faktörün B domainleri aras@nda çok az homoloji
olup, bu domainin F-V’in trombin taraf@ndan aktivasyonunu kolaylaGt@rd@F@
bilinmektedir. FV’in asidik bölgeleri ise, yüksek oranda aspartat ve glutamin
rezidüleri içermekte olup, trombinle etkileGimi saFlamaktan sorumludurlar (65).
Faktör V geninde var olan 1691. (G G) pozisyonundaki nokta mutasyonu (leiden
35
mutasyonu) neticesinde 506. pozisyonundaki arjinin aminoasidi yerine glutamin
aminoasidi gelmektedir. Mutant faktör V, normaline göre on kat daha yavaG
inaktive olmakta, dolaG@mda daha uzun süre kalmaktad@r. Bu da daha fazla trombin
üretilmesine ve protrombin fragmanlar@ndan faktör XII nin ve aktive olmuG
koagulasyon faktörlerinin art@G@n@ yans@tan hafif hiperkoagulasyona neden
olmaktad@r. Bu durum, faktör V molekülüne, APC’nin proteolitik inaktivasyonuna
karG@ direnç kazand@rmakta ve bunun neticesinde bu mutasyonu taG@yan bireyler
venöz tromboza eFilimli hale gelmektedir(66,67). Faktör V leiden mutasyonu
insidans@ toplumlar ve @rklar aras@ farkl@l@k göstermektedir. Avrupa populasyonunda
% 4-5 oran@nda mutasyon saptanm@Gt@r. Ülkemiz ise mutasyonun s@k görüldüFü
yerler aras@ndad@r ve insidans % 9.1 civar@ndad@r(68).
Gebelik ve lohusal@k, kad@nlarda maternal ölümün baGl@ca nedenlerinden biri
olan venöz tromboza eFilime neden olmaktad@r (69). Artan riskin nedenleri belirsiz
olmakla beraber gebelik, hemostaz@ indükleyici sebepler ile baFlant@l@ olabilir.
Yap@lan bir çal@Gmada kontrol grubunda % 4.3 ilk trimester düGüFü olanlarda % 5.7
bulunurken ikinci trimester kayb@ olanlarda faktör V Leiden mutasyonu insidans@ %
20 olarak anlaml@ olarak yüksek bulunmuGtur (70). Yap@lan çal@Gmalarda kal@tsal
risk faktörleri ile preeklampsi, aç@klanamayan tekrarlayan fetus kayb@, plasenta
dekolman@, intrauterin geliGme geriliFi gibi komplikasyonlu gebelikler aras@nda bir
iliGki olduFu tespit edilmiGtir (71,72,73). Prochazka ve ark. abruptio plasenta
olgular@nda, saFl@kl@ gebelere benzer oranda faktör V Leiden mutasyonu
saptam@Glard@r (74).
Hiperhomosisteinemi
Homosistein tamamen esansiyel aminoasit olan metiyoninden üretilir.
Normal Gartlar alt@nda ya hemen metiyonine ya da sisteine dönüGtürülür.
Hiperhomosisteinemi tan@s@ için açl@k homosistein düzeyi veya daha zor bir test
36
olan metiyonin yükleme testi kullan@lmaktad@r(75). Metiyonin yükleme testi
özellikle gebelerde akut hiperhomosisteineminin endotel hasar@ yap@c@ etkisi olduFu
için dikkatle yap@lmal@d@r(76). Kal@tsal hiperhomosisteinemi metiyonin homosistein
metabolizmas@ndaki defektten kaynaklan@r ve folat, vitamin B6 ve vitamin B12
eksiklikleri
ve
metotreksat
gibi
ajanlardan
da
olumsuz
etkilenir.
Hiperhomosisteinemi otozomal resesif bir bozukluktur. Sistatyon sentetaz ya da
metilentetrahidrofolat redüktaz enzimi eksikliFinde görülür ve erken ateroskleroz
ve
erken
rekürren
venöz
trombozla
karakterlidir(77).
Homosistein
metabolizmas@nda mutasyonu olan gebelerin fetuslar@nda iki kat artm@G nöral tüp
defekti riski vard@r(78). Bu hastalarda ayn@ zamanda 17 hafta öncesi tekrarlayan
fetal kay@plar@n kontrol grubuna göre 2-3 kat fazla görüldüFü bildirilmektedir(79).
Preeklampsi, plasenta dekolman@, intrauterin geliGme geriliFi gibi komplikasyonlu
gebeliklerin bu hasta grubunda daha s@k gözlendiFi bildirilmiGtir(80,81).
Son
çal@Gmalar,
homosistein
plazma
düzeyinin
belirlenmesinde,
metabolizmas@nda görevli enzimleri kodlayan genlerin polimorfizmlerinin önemine
iGaret etmektedir. Polimorfizminin s@k görüldüFü yay@nlarda belirtilen MTHFR
geninin 677. nükleotidindeki sitozin-timin (C-T;C677T) deFiGikliFi serum folat
düzeylerinde düGüklüFe ve bu yüzden homosistein düzeyinde art@Ga neden
olabilmektedir (82).
Metilentetrahidrofolat redüktaz C677T polimorfizmi
MTHFR geni 1. kromozom k@sa kolunun 363. bölgesinde yer al@r. Genin
toplam büyüklüFü 1980 baz çifti, tahmini molekül aF@rl@F@ 74,6 kDa’dur. Enzim,
5,10-metlentetrahidrofolat’@ 5- metiltetrahidrofolat’a dönüGtürmede görevlidir.
MTHFR enzim etkinliFinin düGük olduFu iki ayr@ genetik polimorfizm
saptanm@Gt@r. 1995 y@l@nda Frosst ve arkadaGlar@ MTHFR geninin 4. ekzonunda,
enzimin folat baFlanma yerini kodlayan dizide tespit edilmiGtir (C677T).
37
Homozigot bireylerde etkinliFin normal bireylere göre % 35 azald@F@ belirtilmiGtir.
Ayn@ düzeyde olmasa da, heterozigot bireylerde de enzim etkinliFi azalmakta,
dolay@s@yla
homosistein
düzeyi
yükselmektedir
(83).
MTHFR
C677T
mutasyonunun toplumda görülme s@kl@F@ % 12 olarak bildirilmektedir (84).
Türkiye’de yap@lan çal@Gmalarda saFl@kl@ bireylerde homozigot mutant oran@ % 5,
heterozigot mutasyon oran@ ise % 35 olarak bildirilmiGtir (85).
Protrombin gen mutasyonu
Protrombin
K-vitamini
baF@ml@
ve
karaciFerde
sentezlenen
bir
glikoproteindir. 1996’da Poort ve ark protrombin geninin 3’-untranslated
bölgesindeki “G20210A”polimorfizmini tan@mlam@Glar ve bunun plazmada artm@G
PT düzeyleri ve tromboza eFilimle birlikte olduFunu belirtmiGlerdir.
Protrombin trombinin öncü molekülüdür ve 11. kromozomun uzun kolundaki bir
genle kodlanm@Gt@r. Artm@G tromboz riski ile ilgili olarak protrombin geninde bir
mutasyon saptanm@Gt@r. Bu nokta mutasyon seçilmiG hastalarda (aile hikayesi olan
fakat diFer bilinen trombofili etkenleri ekarte edilen) hastalarda %18 s@kl@F@nda,
kendisinde tromboz olanlar@n %6’s@nda ve normal populasyonun da %2’sinde
saptanm@Gt@r (86).
Protrombin FXa/Va kompleksi taraf@ndan 271. ve 320. pozisyonlardan
kesilir. Böylece katalitik domain olan “trombin” ve plazma protrombin
aktivasyonunun bir belirteci olan “protrombin fragman 1.2” oluGur. Trombin daha
önce bahsedildiFi gibi fibrinojenin fibrine dönüGümünü katalizler; FV, VIII, XI,
XIII ve trombositleri aktive eder (Gekil 3). Ayr@ca trombomoduline baFlanarak
protein C’yi aktive eder (87). Kupherminc ve ark yapt@klar@ bir çal@Gmada
komplikasyonlu gebelerin % 13’ünde protrombin G20210A mutasyon taG@y@c@l@F@
saptan@rken kontrol grubunda taG@y@c@l@k % 3.2 dir. IUGG ve abruptio plasenta da
anlaml@ olarak daha s@k bulunmuGtur (88).Rey ve ark, Many ve ark, ve HaliloFlu 3.
38
trimester intrauterin fetal ölüm olgular@nda, protrombin gen mutasyonunu anlaml@
olarak artm@G bulmuGlar (89-91).
Trombomodulin gen mutasyonu
Trombomodulin trombinin endotelyal hücre reseptörüdür. Trombine baFl@
protein C aktivasyonunu h@zland@rmakta, AT III ile trombini inhibe etmekte ve
trombosit aktivasyonu gibi prokoagulan aktiviteye sahiptir. Trombomodulin gen
mutasyonun insanda tromboza eFilim yaratan bir olay oluFu düGünülmektedir(92).
39
3
40
AMAÇ
AF@r preeklamptik hastalarda trombofilik genetik belirteçlerden olduFu
bilinen MTHFR C677T polimorfizmi, Faktör V Leiden mutasyonu ve Protrombin
gen mutasyonu varl@F@n@ incelemek, normal gebelerdeki ekspresyonlar@ ile
karG@laGt@rmak ve aF@r preeklamptik hasta grubu içerisinde bu genlerin
ekspresyonlar@na baFl@ klinik farkl@l@klar@ ortaya koymak amac@yla bu çal@Gmay@
dizayn ettik.
YÖNTEM VE GEREÇLER
01 Ocak 2005 ve 31 Aral@k 2007 tarihleri aras@nda T.C.S.B. stanbul iGli
Etfal EFitim AraGt@rma Hastanesi 2.Kad@n Hastal@klar@ ve DoFum KliniFi’ne
baGvuran ve ACOG 2002 kriterlerine göre aF@r preeklampsi tan@s@ konarak tedavisi
yap@lan 75 gebe çal@Gmaya dahil edildi. Bilinen hipertansiyon hikayesi olmayan ve
herhangi bir kronik hastal@F@ olmayan saFl@kl@ 100 gebe de kontrol grubu olarak
oluGturuldu. Olgular@n tamam@ndan post-partum dönemde 5ml kan al@narak
EDTA’l@ tüplere kondu ve genetik laboratuara gönderildi. DNA izolasyonu NaCl
DNA-ekstraksiyonu yöntemi ile yap@ld@. Ad@ geçen mutasyonlara ait hedef gen
bölgeleri, uygun oligonükleotidler kullan@larak polimeraz zincir reaksiyonu (PCR)
yöntemi
ile
çoFalt@ld@.
Faktör
V
Leiden
(FVL),
MTHFR677C>T
ve
protrombin20210G>A mutasyonlar@ gen bögelerine ait PCR ürünleri, s@ras@ ile
MnlI, HinfI ve HindIII restriksiyon enzimleri ile 37 ºC'de kesime uFrat@ld@ ve DNA
bantlar@ % 12 (29:1) ve %6 (19:1) poliakrilamit jellerde
150 V'ta 60 dakika
elektroforez edildi. Bant boylar@ moleküler aF@rl@F@ bilinen promega firmas@na ait
ticari Hinf_-DNA mark@r@ kullan@larak incelendi. Çal@Gmada elde edilen bulgular
deFerlendirilirken, istatistiksel analizler için SPSS (Statistical Package for Social
Sciences)
for
Windows
15.0
program@
kullan@ld@.
Çal@Gma
verileri
41
deFerlendirilirken tan@mlay@c@ istatistiksel metodlar@n (Ortalama, Standart sapma)
yan@s@ra
niceliksel
verilerin
karG@laGt@r@lmas@nda
normal
daF@l@m gösteren
parametrelerin gruplar aras@ karG@laGt@rmalar@nda student t testi kullan@ld@.
Niteliksel verilerin karG@laGt@r@lmas@nda ise Ki-Kare testi ve Fisher’s Exact Ki-Kare
testi kullan@ld@. Sonuçlar % 95’lik güven aral@F@nda, anlaml@l@k p<0.05 düzeyinde
deFerlendirildi.
BULGULAR
Çal@Gma 01 Ocak 2005 ve 31 Aral@k 2007 tarihleri aras@nda iGli Etfal EFitim
ve AraGt@rma Hastanesi 2.Kad@n Hastal@klar@ ve DoFum servisinde toplam 75
çal@Gma ve 100 kontrol grubu olmak üzere toplam 175 olgu üzerinde yap@lm@Gt@r.
Olgular@n yaG ortalamalar@ çal@Gma grubunda 27,36±5,75; kontrol grubunda ise
27,36±5,83’dür.
Tablo 1: Gruplara göre annenin demografik özelliklerin de erlendirmesi
Grup
Çal#/ma Gr.
Kontrol Gr.
(n=75)
(n=100)
Ort±SD
Ort±SD
27,36 ± 5,75
27,36 ± 5,83
72 (%96,0)
90 (%90,0)
Çal#/an
3 (%4,0)
10 (%10,0)
Bekar
4 (%5,3)
5 (%5,0)
71 (%94,7)
95 (%95,0)
7 (%9,3)
4 (%4,0)
0,150
54 (%72,0)
20 (%20,0)
0,001**
Ya/
Meslek
Medeni
durum
Çal#/mayan
Evli
Akraba evliliIi
Ailede hipertansiyon
Student t test
p
0,812
0,117
0,921
: Ki kare test
**p<0,01
42
Gruplar@n yaG daF@l@mlar@ aras@nda istatistiksel olarak anlaml@ farkl@l@k
görülmemektedir (p>0,05).EFitim durumuna göre gruplar aras@nda ise istatistiksel
olarak anlaml@ farkl@l@k görülmemiGtir (p>0,05). Meslek durumuna göre gruplar
aras@nda istatistiksel olarak anlaml@ farkl@l@k görülmemektedir (p>0,05). Medeni
duruma
göre
de
gruplar
aras@nda
istatistiksel
olarak
anlaml@
farkl@l@k
görülmemektedir (p>0,05). Akraba evliliFi durumuna göre gruplar aras@nda
istatistiksel
olarak
anlaml@
farkl@l@k
görülmemektedir
(p>0,05).
Ailede
hipertansiyon görülme oran@ ise çal@Gma grubu olgular@n ileri düzeyde anlaml@
yüksek olarak saptanm@Gt@r (p<0,01).
Tablo 2: Gravida, parite ve do um ekline göre gruplar%n de erlendirmesi
Grup
Çal#/ma Gr.
Kontrol Gr.
(n=75)
(n=100)
n (%)
n (%)
2 (1-3)
2 (1-2)
0,516
1 (1-2)
2 (1-3)
0,312
Normal doIum
21 (%28,0)
85 (%85,0)
Sezeryan
51 (%68,0)
15 (%15,0)
3 (%4,0)
0
Gravida;
Medyan (%25-%75 perc)
Parite;
Medyan (%25-%75 perc)
DoIum /ekli
Vakum
p
0,001**
: Mann Whitney U test
: Ki kare test
**p<0,01
Gruplar@n gravida ve pariteleri aras@nda istatistiksel olarak anlaml@ farkl@l@k
görülmemektedir (p>0,05). DoFum Gekline göre ise gruplar aras@nda istatistiksel
olarak ileri düzeyde anlaml@ farkl@l@k görülmektedir (p<0,01).
43
Do um ekli
100%
80%
60%
40%
20%
0%
Çal ma Gr.
Kontrol Gr.
Normal do/um
Sezeryan
Di/er do/um
(ekil 4: Do um ekline göre gruplar%n da %l%m%
Tablo 3 : Bebek özelliklerine göre de erlendirmeler
Gruplar
Çal#/ma Gr.
Kontrol Gr.
(n=75)
(n=100)
n (%)
n (%)
Erkek
38 (%50,7)
60 (%60,0)
K#z
37 (%49,3)
40 (%40,0)
Ort±SD
Ort±SD
Kilo
2463 ± 897
3375 ± 183
0,001**
Boy
45,4 ± 5,2
49,6 ± 3,4
0,001**
APGAR
7,02 ± 2,1
8,9 ±1,1
0,001**
Gestasyon haftas#
35,7±3,6
37,8±3,2
0,003**
Cinsiyet
: Student t test
p
0,218
Ki kare test
**p<0,01
44
Çocuklar@n cinsiyetleri aras@nda istatistiksel olarak anlaml@ farkl@l@k
görülmemektedir (p>0,05). Kilo ölçümleri ise çal@Gma grubu olgular@nda anlaml@
düzeyde düGük olarak saptanm@Gt@r (p<0,01). Boy ölçümleri yine çal@Gma grubu
olgular@nda anlaml@ düzeyde düGük olarak saptanm@Gt@r (p<0,01). Apgar skorlar@
çal@Gma grubu olgular@nda anlaml@ düzeyde düGük olarak saptanm@Gt@r (p<0,01).
Gestasyon haftalar@ yine çal@Gma grubu olgular@nda anlaml@ düzeyde düGük olarak
saptanm@Gt@r (p<0,01).
Kilo Da l m (gr)
ortalama
3500
3000
2500
2000
1500
1000
500
0
Çal ma Gr.
Kontrol Gr.
(ekil 5: Do um kilolar%na göre gruplar%n da %l%m%
45
Boy Da l m
ortalama
50
45
40
35
30
25
20
15
10
5
0
Çal ma Gr.
Kontrol Gr.
(ekil 6: Boy ölçümlerine göre gruplar%n da %l%m%
APGAR Skoru
ortama
9
8
7
6
5
4
3
2
1
0
Çal ma Gr.
Kontrol Gr.
(ekil 7: Apgar skorlar%n%n gruplara göre da %l%m%
46
Gestasyon Haftas
ortalama
40
35
30
25
20
15
10
5
0
Çal ma Gr.
Kontrol Gr.
(ekil 8: Gestasyon haftalar%n%n gruplara göre da %l%m%
Tablo 4: Gruplara göre ölü do um, ablasyon, eklampsi ve preelampsi öyküsü
de erlendirmeleri
Gruplar
Çal#/ma Gr.
Kontrol Gr.
(n=75)
(n=100)
n (%)
n (%)
Ölü DoIum
3 (%4,0)
1 (%1,0)
0,315
Ablasyon
6 (%8,0)
0 (%0,0)
0,006**
Eklampsi
8 (%10,7)
0 (%0,0)
0,001**
Preeklampsi öyküsü
16 (%21,3)
0 (%0,0)
0,001**
Ki kare test
p
**p<0,01
47
Gruplara göre ölü doFum oranlar@ aras@nda istatistiksel olarak anlaml@ farkl@l@k
görülmezken (p>0,05); ablasyon görülme oran@ çal@Gma grubu olgular@nda
istatistiksel olarak ileri düzeyde anlaml@ yüksektir (p<0,01). Eklamptik olanlar ya
da preeklampsi öyküsü olanlar kontrol grubuna dahil edilmemiGtir.
oran (%)
25
20
15
10
5
0
Ölü Do/um
Ablasyon
Eklampsi
Çal ma Gr.
Preeklampsi öyküsü
Kontrol Gr.
(ekil 9: Gruplara göre ölü do um, ablasyon, eklampsi ve preelampsi öyküsü da %l%m%
Tablo 5: Gruplar%n sistolik ve diyastolik tansiyon ölçümlerine göre da %l%m%
Gruplar
Çal#/ma Gr.
Kontrol Gr.
(n=75)
(n=100)
Ort±SD
Ort±SD
SKB
168,6 ± 18,3
100 ± 10
0,001**
DKB
116,2 ± 11,4
70 ± 10
0,001**
: student t test
p
**p<0,01
48
Çal@Gma grubu olgular@n@n sistolik arter ve diyastolik arter bas@nçlar@ kontrol
grubuna göre istatistiksel olarak ileri düzeyde anlaml@ bulunmuGtur (p<0,01).
ortalama
180
160
140
120
100
80
60
40
20
0
SKB
DKB
Çal ma Gr.
Kontrol Gr.
(ekil 10: Sistolik ve diyastolik tansiyon ölçümlerine göre de erlendirmeler
Gruplara göre hemoglobin düzeyleri ve hematokrit düzeyleri aras@nda istatistiksel
olarak anlaml@ farkl@l@k görülmezken (p>0,05); platelet ölçümleri çal@Gma grubu
olgular@nda anlaml@ düzeyde düGük olarak saptanm@Gt@r (p<0,01). SGOT ve SGPT
ölçümleri de çal@Gma grubu olgular@nda anlaml@ düzeyde yüksektir (p:0,019;
p:0,001). (tablo 6)
49
Tablo 6. Biyokimyasal parametrelerin gruplara göre de erlendirmesi
Grup
Çal#/ma Gr.
Kontrol Gr.
(n=75)
(n=100)
Ort±SD
Ort±SD
Hgb
11,1 ± 1,9
11,5 ± 2,1
0,525
Hct
33,4 ± 5,2
34,5 ± 6,2
0,641
Plt
192786,6±76236,1
250000±33000
0,001**
SGOT
36,7 6± 24,4
19,1 ± 6,3
0,019*
SGPT
29,7 ± 27,8
16,0 ± 6,1
0,001**
Üre
23,8 ± 9,2
20,2 ± 5,2
0,012*
Kre
0,97 ± 1,2
0,7 ± 0,2
0,455
Ürik Asit
5,6 ± 1,7
3,8 ± 1,2
0,001**
408,0 ± 185,8
315,0 ± 50,3
0,005**
3,06 ± 0,4
4,3 ± 1,2
0,008**
LDH
Albumin
: student t test
*p<0,05
p
**p<0,01
.
50
Platelet Ölçümleri
ortalama
250000
200000
150000
100000
50000
0
Çal ma Gr.
Kontrol Gr.
(ekil 11: Gruplara göre platelet ölçümleri da %l%m%
ortalama
40
35
30
25
20
15
10
5
0
SGOT
SGPT
Çal ma Gr.
Kontrol Gr.
(ekil 12: Gruplara göre SGOT ve SGPT ölçümleri da %l%m%
51
Üre düzeyi çal@Gma grubu olgular@nda anlaml@ yüksektir (p<0,05); kreatinin
düzeyleri ise gruplara göre anlaml@ farkl@l@k göstermemektedir (p>0,05).
Üre Düzeyleri
ortalama
24
23
22
21
20
19
18
Çal ma Gr.
Kontrol Gr.
(ekil 13: Gruplara göre üre ölçümleri da %l%m%
Kreatinin Düzeyleri
ortalama
1
0,9
0,8
0,7
0,6
0,5
0,4
0,3
0,2
0,1
0
Çal ma Gr.
Kontrol Gr.
(ekil 14: Gruplara göre kreatinin ölçümleri da %l%m%
52
Ürik asit düzeyleri yine çal@Gma grubu olgularda anlaml@ düzeyde yüksektir
(p<0,01); LDH düzeyleri de çal@Gma grubu olgular@nda ileri düzeyde anlaml@
yüksek olarak saptanm@Gt@r (p<0,01); Albümin düzeyleri ise çal@Gma grubu
olgular@nda ileri düzeyde anlaml@ düGük olarak saptanm@Gt@r (p<0,01)
ortalama
6
5
4
3
2
1
0
Ürik Asit
Albumin
Çal ma Gr.
Kontrol Gr.
(ekil 15: Gruplara göre ürik asit ve albümin ölçümleri da %l%m%
LDH
ortalama
450
400
350
300
250
200
150
100
50
0
Çal
ma Gr.
Kontrol Gr.
(ekil 16: Gruplara göre LDH ölçümleri da %l%m%
53
Tablo 7. Biyokimyasal parametrelerin gruplara göre de erlendirmesi
Gruplar
Çal#/ma Gr.
Kontrol Gr.
(n=75)
(n=100)
Ort±SD
Ort±SD
Total protein
6,02 ± 0,72
7,7 ± 2,1
0,001**
Kreatin klirensi
110,4 ± 38,2
122,1 ± 18,3
0,045*
INR
0,92 ± 0,13
0,85 ± 0,05
0,016*
aPTT
26,6 ± 2,6
24,3 ± 1,8
0,005**
461,2 ± 113,0
400,1 ± 80,0
0,014*
Fibrinojen
: Student t test
*p<0,05
p
**p<0,01
Total protein ölçümleri çal@Gma grubu olgular@nda istatistiksel olarak ileri
düzeyde anlaml@ düGük olarak saptanm@Gt@r (p<0,01).
Total Protein
ortalama
8
7
6
5
4
3
2
1
0
Çal ma Gr.
Kontrol Gr.
(ekil 17: Gruplara göre total protein ölçümleri da %l%m%
54
Kreatinin klirensi ölçümleri çal@Gma grubu olgular@nda istatistiksel olarak anlaml@
düzeyde düGük olarak saptanm@Gt@r (p<0,05).
Kreatin Klirensin
ortalama
130
120
110
100
90
80
70
60
50
Çal ma Gr.
Kontrol Gr.
(ekil 18: Gruplara göre kreatinin klirensin ölçümleri da %l%m%
INR ölçümleri çal@Gma grubu olgular@nda istatistiksel olarak anlaml@ düzeyde
yüksek olarak saptanm@Gt@r (p<0,05).
INR Ölçümleri
ortalama
0,92
0,9
0,88
0,86
0,84
0,82
0,8
Çal ma Gr.
Kontrol Gr.
(ekil 19: Gruplara göre INR ölçümleri da %l%m%
55
aPTT ölçümleri çal@Gma grubu olgular@nda istatistiksel olarak ileri düzeyde anlaml@
yüksek olarak saptanm@Gt@r (p<0,01).
aPTT Ölçümleri
ortalama
28
26
24
22
20
18
16
14
12
10
Çal ma Gr.
Kontrol Gr.
(ekil 20: Gruplara göre aPTT ölçümleri da %l%m%
Fibrinojen ölçümleri de çal@Gma grubu olgular@nda istatistiksel olarak ileri düzeyde
anlaml@ yüksek olarak saptanm@Gt@r (p<0,01).
Fibrinojen Ölçümleri
ortalama
500
450
400
350
300
250
200
Çal ma Gr.
Kontrol Gr.
(ekil 21: Gruplara göre fibrinojen ölçümleri da %l%m%
56
(A) FVL mutasyonu gen bölgesine ait
PCR ürünleri 1:homozigot
mutant,
2:homozigot
normal, 3:heterozigot
mutant,4:kesilmemi<
PCR
ürünü,
5:blank
(B) MTHFR677C>T mutasyonu gen
bölgesine ait PCR ürünleri 1:homozigot
mutant,
2:homozigot
normal,
3:heterozigot mutant, 4:kesilmemi< PCR
ürünü, 5:blank.
(C) Protrombin20210G>A mutasyonu
gen bölgesine ait PCR ürünleri
1:homozigot
mutant, 2:homozigot
normal, 3:heterozigot mutant,
4:kesilmemi< PCR ürünü, 5:blank
(ekil 22. PCR ürünleri
ürünleri.
ve kesim
Tablo 8: Gruplara göre MTHFR Homozigot, heterozigot ve komplikasyon
de erlendirmesi
Grup
Çal#/ma Gr.
Kontrol Gr.
(n=75)
(n=100)
n (%)
n (%)
MTHFR Homozigot
7 (%9,3)
2 (%2,0)
0,088
MTHFR Heterozigot
35 (%46,7)
32 (%32,0)
0,155
F V homozigot
2 (%2,7)
2 (%2,0)
1,000
F V heterozigot
21 (%28,0)
2 (%2,0)
0,001**
Protrombin Gen
2 (%4,0)
0
0,182
34 (%45,3)
1 (%1,0)
0,001**
Komplikasyon
: Ki kare test
p
**p<0,01
57
MTHFR homozigot oranlar@ kontrol grubu olgularda istatistiksel olarak
anlaml@ düzeyde yüksek olarak saptanm@Gt@r (p<0,01). MTHFR heterozigot
görülme oranlar@ ise gruplara göre anlaml@ farkl@l@k göstermemektedir
(p>0,05). FV homozigot oranlar@ gruplara göre istatistiksel olarak anlaml@
farkl@l@k göstermezken (p>0,05); FV heterozigot oranlar@ ise çal@Gma grubu
olgular@nda istatistiksel olarak ileri düzeyde anlaml@ bulunmuGtur (p<0,01).
Protrombin gen görülme oranlar@ yine gruplara göre anlaml@ farkl@l@k
göstermemektedir (p>0,05). Komplikasyon görülme oranlar@ çal@Gma grubu
olgular@n istatistiksel olarak ileri düzeyde anlaml@ yüksek olarak saptanm@Gt@r
(p<0,01).
oran (%)
50
45
40
35
30
25
20
15
10
5
0
MTHFR Homozigot
Çal ma Gr.
MTHFR Heterozigot
Kontrol Gr.
(ekil 23: Gruplara göre MTHFR Homozigot ve heterozigot ölçümleri da %l%m%
58
oran (%)
30
25
20
15
10
5
0
F V homozigot
F V heterozigot
Çal ma Gr.
Kontrol Gr.
(ekil 24: Gruplara göre FV Homozigot ve heterozigot ölçümleri da %l%m%
Bebeklerin doFum aF@rl@klar@ ve doFum boylar@ MTHFR Homozigot
durumuna göre istatistiksel olarak anlaml@ farkl@l@k göstermemektedir
(p>0,05). Apgar skorlar@ ve gebelik haftalar@ da MTHFR homozigot
durumuna göre istatistiksel olarak anlaml@ farkl@l@k göstermemektedir
(p>0,05). Biyokimyasal ölçümlerden hemoglobin, hematokrit; platelet,
SGOT ve SGPT ölçümleri de MTHFR homozigot durumuna göre
istatistiksel olarak anlaml@ farkl@l@k göstermemektedir (p>0,05).(tablo 9)
DoFum Gekli; ablasyon görülme oranlar@; eklampsi ve preeklampsi
görülme oranlar@ ile komplikasyon görülme oranlar@ da MTHFR homozigot
durumuna göre istatistiksel olarak anlaml@ farkl@l@k göstermemektedir
(p>0,05).(tablo 9)
59
Tablo 9 : Çal% ma grubu olgularda MTHFR homozigot ve heterozigot durumuna göre de erlendirmeler Grup
DoIum aI#rl#I#
Boy
Apgar skoru
Gebelik haftas#
Hgb
Hct
Plt
SGOT
SGPT
D. ekli
Normal
Sezaryen
Ablasyon
Eklampsi
Preeklampsi öyküsü
Komplikasyon
MTHFR Homozigot
Pozitif (n=7)
Negatif (n=68)
Ort±SD (medyan)
Ort±SD (medyan)
2017,1 ± 846,1
2508,9±895,4
(2000)
(2650)
43,14±6,44 (45,0)
45,64±5,11 (47,0)
4,85±3,76 (7,0)
7,25±1,79 (8,0)
34,0±3,95 (35,0)
35,9±3,6 (36,0)
11,3 ± 1,4 (11,6)
11,1 ± 2,0 (11,4)
33,7 ± 3,8 (34)
33,4 ± 5,3 (34,2)
200000±85767
192044±75857
(195000)
(199000)
23,00±7,59 (23)
38,17±35,86 (25)
15,42±9,14 (10)
31,17±39,4 (15,5)
n(%)
2 (%28,6)
5 (%71,4)
0
0
1 (%14,3)
1 (%14,3)
n(%)
19 (%27,9)
49 (%72,1)
6 (%8,8)
8 (%11,8)
15 (%22,1)
33 (%48,5)
• Mann Whitney U test
•p
MTHFR Heterozigot
Pozitif (n=35)
Negatif (n=40)
Ort±SD
Ort±SD
••p
0,135
2373,5±887,4
2373,5±887,4
0,359
0,207
0,071
0,122
0,834
0,884
45,8±5,0
7,35±1,55 (8,0)
36,1±3,67
10,8±2,06
32,7±5,47
15,0±5,49
6,72±2,52 (8,0)
35,4±3,65
11,36±1,92
34,08±5,0
0554
0,899
183457,1±82782
200950±70049
0,325
0,320
44,8±45,3 (25)
29,7±18,9 (25)
0,229
39,4±50,7 (16)
21,2±17,7 (15)
•0,803
•0,460
n(%)
9 (%25,7)
26 (%74,3)
5 (%14,3)
5 (%14,3)
9 (%25,7)
19 (%54,3)
n(%)
12 (%30,0)
28 (%70,0)
1 (%2,5)
3 (%7,5)
7 (%17,5)
15 (%37,5)
p
0,972
0,413
0,337
0,633
0,119
•0,461
0,384
0,260
0268
p
0,680
0,091
0,461
0,368
0,145
•• : student t test
Ki kare gerektiAinde Fisher’s exact test
60
Bebeklerin doFum aF@rl@klar@ ve doFum boylar@ MTHFR Heterozigot
durumuna göre istatistiksel olarak anlaml@ farkl@l@k göstermemektedir (p>0,05).
Apgar skorlar@ ve gebelik haftalar@ da MTHFR heterozigot durumuna göre
istatistiksel olarak anlaml@ farkl@l@k göstermemektedir (p>0,05). Biyokimyasal
ölçümlerden hemoglobin, hematokrit; platelet, SGOT ve SGPT ölçümleri de
MTHFR heterozigot durumuna göre istatistiksel olarak anlaml@ farkl@l@k
göstermemektedir (p>0,05).(tablo 9)
DoFum Gekli MTHFR heterozigot durumuna göre istatistiksel olarak
anlaml@ farkl@l@k göstermemektedir (p>0,05); ablasyon görülme oranlar@; eklampsi
ve preeklampsi görülme oranlar@ ile komplikasyon görülme oranlar@ da MTHFR
heterozigot pozitif olgularda daha yüksek oranda görülmesine raFmen istatistiksel
olarak anlaml@ deFildir (p>0,05). (tablo 9)
Bebeklerin doFum aF@rl@klar@ ve doFum boylar@ FV Heterozigot durumuna
göre istatistiksel olarak anlaml@ farkl@l@k göstermemektedir (p>0,05). (tablo 10)
Apgar skorlar@ ve gebelik haftalar@ da FV heterozigot durumuna göre istatistiksel
olarak anlaml@ farkl@l@k göstermemektedir (p>0,05). Biyokimyasal ölçümlerden
hemoglobin, hematokrit; platelet, SGOT ve SGPT ölçümleri de FV heterozigot
durumuna göre istatistiksel olarak anlaml@ farkl@l@k göstermemektedir (p>0,05).
DoFum Gekli; ablasyon görülme oranlar@; eklampsi ve preeklampsi görülme
oranlar@ ile komplikasyon görülme oranlar@ da FV heterozigot durumuna göre
istatistiksel olarak anlaml@ farkl@l@k göstermemektedir (p>0,05) (tablo 10).
61
Tablo 10 : Çal% ma grubu olgularda FV heterozigot durumuna göre de erlendirmeler
FV Heterozigot
Pozitif (n=21)
Negatif (n=54
Ort±SD (medyan)
Ort±SD (medyan)
2460,9±1056,3
2463,8±838,1
0,135
44,8±6,03
45,64±4,9
0,207
6,95±2,15 (8,0)
7,05±2,14 (8,0)
•0,769
Gebelik haftas#
35,5±4,2
35,8±3,4
0,122
Hgb
11,7 ± 2,6
11,3 ± 1,8
0,834
Hct
33,8 ± 6,02
33,2 ± 4,94
0,884
Plt
189952±78988
193888±75867
0,899
SGOT
31,7±23,4 (24)
38,7±37,9 (25)
•0,800
SGPT
25,8±23,3 (18)
31,02±42,3 (15,0)
•0,741
n(%)
n(%)
Normal
6 (%28,6)
15 (%27,8)
Sezaryen
15 (%71,4)
39 (%72,2)
Ablasyon
1 (%4,8)
5 (%9,3)
1,000
Eklampsi
1 (%4,8)
8 (%13,0)
0,302
Preeklampsi öyküsü
5 (%23,8)
11 (%23,8)
0,744
Komplikasyon
12 (%57,1)
22 (%40,7)
0,200
DoIum aI#rl#I#
Boy
Apgar skoru
D. ekli
••p
p
0,945
• Mann Whitney U test
•• : student t test
Ki kare gerektiAinde Fisher’s exact test
62
Tablo 11: Çal% ma grubu olgularda genlerin da %l%m%
n
%
Negatif
14
18,67
Protrombin
2
2,67
FV Heterozigot
15
20,00
FV Homozigot
2
2,67
MTHFR Heterozigot
29
38,67
MTHFR Heterozigot+ FV Homozigot
1
1,33
MTHFR Heterozigot+FV Heterozigot
5
6,67
MHFR Homozigot
6
8,00
MTHFR Homozigot+FV Heterozigot
1
1,33
Total
75
100,00
Toplam 75 olgunun % 18,67’sinde tüm genler negatif; % 2,67’sinde
protrombin; % 20’sinde FV heterozigot; % 2,67’sinde FV homozigot; %
38,67’sinde MTHFR heterozigot; % 1,33’ünde MTHFR heterozigot+Protrombin;
%6,67’sinde MTHFR heterozigot+FV heterozigot; % 8’inde MTHFR homozigot
ve %1,33’ünde ise MTHFR homozigot+FV heterozigot görülmektedir.
63
TARTI MA
Son y@llarda preeklampsinin etiyolojisini araGt@ran pek çok çal@Gma yap@lm@G,
ancak hiçbir çal@Gma tek baG@na preeklampsinin nedenini aç@klayamam@Gt@r. Bu
çal@Gmada aF@r preeklamptik ve saFl@kl@ gebelerde hematolojik ve genetik
belirteçleri inceleyerek, aF@r preeklampsi ile etiyopatogenetik iliGkiyi araGt@rmay@
amaçlad@k. Trombofili ile preeklampsinin birlikteliFinin daha önceki çal@Gmalarda
gösterilmiG olmas@ nedeniyle bu çal@Gmada ele ald@F@m@z genetik belirteçlerin
trombofilik faktörlerle ilgili olmas@n@ amaçlad@k.
Trombofilik faktörleri çal@Gmak üzere çal@Gmaya dahil edilen hastalar@n
demografik özelliklerinin de kay@tlar@n@ tuttuk. Ancak bulgular@m@za bakt@F@m@zda
preeklamptik ve normal gebe gruplar@ aras@nda yaG, medeni durum, eFitim, meslek
ve akraba evliliFi aç@s@ndan anlaml@ farkl@l@k saptamad@k. Bununla beraber ailede
hipertansiyon öyküsüne bak@ld@F@nda preeklamptik gebeler lehine ileri derecede
anlaml@ bir birliktelik görülmüGtür. Bu aç@dan bak@ld@F@nda preeklampside önemli
faktörün hipertansiyon olmas@ndan ötürü bu bulgu mant@kl@ bir sonuç olarak
görünmektedir.
Gravida ve parite aç@s@ndan gruplar aras@nda anlaml@ fark olmamakla birlikte
doFum Gekline bak@ld@F@nda preeklamptik hastalar@n %68’inin sezeryanla doFum
yapt@F@ ve normal gebelerin sadece %15’inin sezaryen doFuma ihtiyaç duyduFu
görülmüGtür. Bu durum istatistiksel olarak ileri derecede anlaml@ farkl@ olmas@n@n
yan@ s@ra aF@r preeklamptik hastalar@n s@kl@kla acil sezeryana ihtiyaç duyduklar@
gerçeFini göstermektedir. AF@r preeklamptik hastalar@n %28’lik grubun Bishop
skoru b 7 olmas@ ve maternal ve fetal saFl@F@n stabil olmas@ nedeniyle doFum
normal doFum olarak gerçekleGmiGtir.
Bebeklerin
özellikleri
deFerlendirildiFinde
cinsiyet
d@G@ndaki
diFer
parametrelerin aF@r preeklampsiden Giddetli bir Gekilde etkilendiFi görülmektedir.
64
Preeklamptik gebelerin bebeklerinin normal gebelerinkilere oranla yaklaG@k 900g
daha düGük doFum aF@rl@F@na sahip, APGAR skorlar@n@n yaklaG@k 3 puan düGük,
boylar@n@n yaklaG@k 4cm k@sa, gestasyonel haftalar@n@n yaklaG@k 2 hafta geri olduFu
yani sonuç olarak in uterin dönemde geliGme geriliklerinin olduFu dikkat çekicidir.
Bu durum aF@r preeklampside plasental yetmezliFin doFal bir sonucu olarak
yorumlanabilir.
Eklamptik olanlar ya da preeklampsi öyküsü olanlar kontrol grubuna dahil
edilmemiGtir. AF@r preeklamptik hastalar@n %10.7’si eklamptik kriz geçirmiG,
%8’inde de ablasyo plasenta geliGmiGtir. Ölü doFum aç@s@ndan aF@r preeklamptik
grupla kontrol grubu aras@nda istatistiksel olarak anlaml@ fark bulunmam@Gt@r. Bu
noktada aF@r preeklamptik hastalarda erken tan@ ve doFru yaklaG@m@n fetal
mortaliteyi azaltt@F@ sonucuna var@labilir.
ACOG kriterlerine(2) uygun olarak aF@r preeklamptik hasta grubu
oluGturulduFundan dolay@, hasta grubunda ortalama sistolik deFer 168,6 ± 18,3 ve
ortalama diyastolik deFer 116,2 ± 11,4 düzeylerinde tespit edilmiGtir.
Biyokimyasal özelliklerine göre her iki grup karG@laGt@r@ld@F@nda hemoglobin,
hematokrit ve kreatinin deFerleri aç@s@ndan istatistiksel olarak anlaml@ bir fark
görülmemiGtir. Ancak aF@r preeklamptik hastalar@n trombosit say@lar@n@n ve albumin
deFerlerinin anlaml@ ölçüde düGtüFü buna karG@n karaciFer enzimlerinin, üre, ürik
asit ve LDH deFerlerinin anlaml@ ölçüde yükseldiFini gördük. Biyokimyasal olarak
da aF@r preeklamptik hastalarda hastal@F@n sistemik etkilerinin maternal ve fetal
saFl@F@
tehdit
edebilecek
düzeylerde
olabileceFi
aGikard@r.
KaraciFerin
etkilenmesine baFl@ olarak aF@r preeklamptik hastalarda total protein düzeyi
düGmüG, aPTT ve iNR deFerleri uzam@G ve fibrinojen düzeyi artm@Gt@r. Ayr@ca
hastalarda kreatin klirensi azalm@Gt@r. Bu noktaya kadar deFerlendirilen
parametreler literatürle uyumlu olarak aF@r preeklamptik hastalarda ortak kan@
halini alm@G tart@Gmas@z bir durumdur.
65
Preeklampsi ile ailesel trombofililer aras@ndaki iliGki ilk olarak 1995 y@l@nda
Dekker ve arkadaGlar@ taraf@ndan ortaya konulmuGtur (38). Kal@tsal trombofililerden
biri olan hiperhomosisteinemi ve ona eGlik eden plazma folat düzeyi düGüklüFü
tablosuna MTHFR genindeki nokta mutasyon sonucu oluGan azalm@G MTHFR
aktivitesinin neden olduFunu bildiren yay@nlar mevcuttur(93-98). 1999 y@l@nda
Kupferminc ve ark yay@nlad@klar@ çal@Gmalar@nda MTHFR gen polimorfizminin
preeklamptik gebelerde daha s@k olduFunu bildirmiGler ve bununla paralellik
gösteren Sohda ve ark ve Grandone ve ark çal@Gmalar@ mevcuttur(93-95). Ancak
MTHFR C667T polimorfizmi tüm dünyada farkl@ daF@l@m göstermektedir; bu
farkl@l@F@n en s@k öne sürülen nedeni etnik farkl@l@klard@r. Bununla birlikte
literatürde preeklampsi ile MTHFR gen polimorfizminin alakas@z olduFunu
destekleyen çal@Gmalara da rastlamak mümkündür. Davalos ve ark 2005’te
yay@nlanan
çal@Gmalar@nda
Meksika’da
preeklamptik
gebelerde
MTHFR
polimorfizminin kontrol grubundan anlaml@ fark göstermediFini görmüGlerdir(99).
Buna paralel baGka yay@nlara da literatürde rastlamak mümkündür(100-101). Bizim
çal@Gmam@zda da MTHFR C667T polimorfizmi aç@s@ndan preeklamptik grup ile
kontrol grubu aras@nda anlaml@ fark göremedik. Preeklamptik grubu da kendi içinde
deFerlendirdiFimizde MTHFR polimorfizmi gösteren ve göstermeyen gebeler ve
bebekleri aras@nda homozigot ve heterozigot gruplar içerisinde de istatistiksel
olarak anlaml@ fark görmedik. Bu durumda bizim çal@Gmam@za göre MTHFR
C667T polimorfizmi olan gebelerin aF@r preeklampsiye komplike olmalar@ riskinin
artmad@F@n@, aF@r preeklampsi geliGecek olsa dahi gerek bebeFin gerekse gebenin
saFl@F@n@ tehdit edici deFiGiklikler aç@s@ndan risk teGkil etmediFini söyleyebiliriz.
Kal@t@msal
trombofililerden
biri
olan
aktive
olmuG
protein
C
rezistans@(APCR) ilk olarak 1993 y@l@nda tan@mlanm@Gt@r (64). Faktör V,
protrombinin trombine dönüGmesini saFlayan ve böylece hemostazda yer alan
önemli bir kofaktördür. Aktive protein C ise, Faktör V’i inaktive edip antikoagulan
66
etki göstererek bu süreçte rol oynar. Aktive protein C rezistans@ (APCR) bir plazma
örneFinin APC’ye azalm@G antikoagülasyon cevap göstermesiyle tan@mlan@r ve
protein C yolundaki pek çok anomaliye baFl@ olabilir. Bu tablo ile birlikteliFi
gösterilmiG olan Faktör V geni 506.pozisyondaki arginin yerine glutamin geçmesi
ile oluGan Leiden mutasyonudur. Trombofilik faktör olarak pek çok çal@Gmaya konu
olmuG Faktör V Leiden’in preeklampside risk faktörü olduFunu savunan yay@nlar
mevcuttur(93,95,102,103). Bizim çal@Gmam@zda Faktör V Leiden homozigot
mutasyonu preeklamptik ve kontrol grubu gebelerde ikiGer olguda bulunmuGtur.
statistiksel olarak anlaml@ bir fark olmamakla birlikte Faktör V Leiden
mutasyonuna homozigot olarak nadiren rastland@F@ literatürde ortak kan@d@r. Faktör
V Leiden heterozigot mutasyonu aç@s@ndan bizim çal@Gmam@zda preeklamptik
gebelerde ileri derecede anlaml@ bir birliktelik gördük; s@ras@yla preeklamptiklerde
%28 iken kontrol grubunda %2 oran@nda tespit ettik(p=0,001). Preeklamptik
gebeleri kendi grubu içinde deFerlendirdiFimzde Faktör V Leiden heterozigot
mutasyonu olanlar ile olmayanlar aras@nda maternal ve fetal morbidite aç@s@ndan
anlaml@ bir fark göremedik. Ülkemizde daha önce yap@lm@G üç çal@Gmada Faktör V
Leiden heterozigot mutasyonunun normal popülasyonda görülme s@kl@F@n@ Deren ve
ark %7.1, Özbek ve ark %9.1 ve Dölek ve ark %3.5 olarak görmüGler.(68,104,105).
Bizim çal@Gmam@zdaki kontrol grubunda heterozigot mutasyon görülme s@kl@F@
diFer çal@Gmalardan daha az olmakla birlikte preeklamptik hastalarda 14 kat daha
s@k görülmesi bizim çal@Gmam@za göre de aF@r preeklampsi ile Faktör V Leiden
heterozigot mutasyonu aras@nda kuvvetli bir iliGki olduFu sonucunu göstermiGtir.
Protrombin gen mutasyonuna kontrol olgular@m@zda hiç rastlamad@k; buna
karG@n preeklamptik gebelerde ise protrombin gen mutasyonu gösteren sadece iki
olgu vard@. Aralar@nda istatistik deFerlendirme yapmak mümkün olmad@.
Protrombin trombinin öncü molekülüdür ve 11. kromozomun uzun kolundaki bir
genle kodlanm@Gt@r. Artm@G tromboz riski ile ilgili olarak protrombin geninde bir
67
mutasyon saptanm@Gt@r. Bu nokta mutasyon seçilmiG hastalarda %18 s@kl@F@nda,
kendisinde tromboz olanlar@n %6’s@nda ve normal popülasyonun %2’sinde
saptanm@Gt@r. Bu durumda bizim çal@Gmam@zda protrombin geni mutasyonu ile ilgili
yorum yapabilmek için olgu say@s@n@n daha fazla olmas@ yararl@ olacakt@.
Preeklamptik olgular@n %18,67’sinde çal@G@lan üç genin mutasyonuna da
rastlanmazken, ayn@ anda birden fazla mutasyona sahip olanlar preeklamptik
olgular@n % 9,33’ünü oluGturmaktayd@. Trombofilik faktörlerin birlikteliFinin veya
herbirinin gebeliFi komplike etme risklerini inceleyen daha çok olgu ile yap@lacak
yeni çal@Gmalara ihtiyaç vard@r.
68
SONUÇ
1-Preeklamptik gebelerde Faktör V Leiden heterozigot rastlanma oran@ %28
olarak görüldü ve normal gebelere oranla(%2) istatistiksel olarak ileri derecede
anlaml@ bulundu(p<0,01).
2-Faktör V leiden homozigot mutasyonu ve MTHFR geni polimorfizmi
aç@s@ndan istatistiksel olarak anlaml@ fark bulunmad@.
3-Protrombin gen mutasyonuna ise sadece 2 preeklamptik gebede rastland@
4-Preeklamptik grupta normal gebelere göre gebelik komplikasyonlar@na daha
s@k rastlanmas@na raFmen, preeklamptik grup içerisinde trombofilik genetik
belirteçlerin varl@F@na göre komplikasyonlar@n daF@l@m@nda anlaml@ bir farkl@l@k
görülmedi.
5- Normal popülasyonda MTHFR heterozigot polimorfizmine s@k olarak,
protrombin gen mutasyonuna ise nadir olarak rastlanmas@ nedeniyle trombofilinin
bu genetik belirteçlerinin rutin tarama testi olarak kullan@lmas@ ve bunlara dayal@
prognoz deFerlendirilmesi doFru ve faydal@ görünmemektedir.
69
KAYNAKLAR
1- Miller DA. Hypertension in Pregnancy. Mishell DR, Goodwin M, Brenner
PF ve ark. Management of common problems in Obstetrics and Gynecology.
Fourth edition. Blackwell Publishing, Los Angeles: 2002:112-119
2- ACOG practice bulletin. Diagosis and management of preeclampsia and
eclampsia. Number 33, January 2002. American College of Obstetricians
and Gynecologists. Int J Gynecol Obstet 2002; 77 (1):67-75
3- National High Blood Pressure Education Program Working Group : Report
on High Blood Pressure in Pregnancy. Am J Obstet Gynecol 1990; 163:
1689
4- Blank SG, Heleth G, Pickering TG et al: How should diastolic blood
pressure be defined during pregnancy. Hypertension 1994; 24:234
5- WHO/MCH/MSM: Safe matherhood. Detecting preeclampsia: a practical
guide, Geneva, 1992: 33-35
6- Cunningham FG, Mac Donald PC, Gant NF, Leveno KJ, Gilstrap LJ,
Hankins GDV, Clark SL. Williams Obstetrics. 21st edition. Connecticut, the
McGraw-Hill 2001:567-609
7- Saftlas AF, Olson DR, Franks AC. Epidemiology of pre-eclampsia in United
States 1979-1986. Am J Obstet Gynecol 1990; 163:460-5.
8- Courtney Reynolds, William C. Mabie, Baha M. Sibai. Hypertensive States
of Pregnancy. Alan H. DeCherney, Lauren Nathan.Current Obstetric and
Gynecology Diagnosis and Treatment. Ninth Edition. Lange/ McGraw
Publishing.2003;19:338-339
9- Branch DW, Porter TF. Hypertensive disorders of pregnancy. In: Scott JR,
DiSaina PJ, Hammond
CB,
Spellacy
WN. Danforth’s Obstetrics
Gynecology. Eighth edition. Philadelphia. Wiiliam Wilkins. 1999:309-326
10-Kumar V, Cotran R S, Robbins S L. Temel Patoloji. 6.Bask@.
70
Çeviri editörü ÇevikbaG U. Bölüm 19 Kad@n Genital Sistemi ve
Meme. 2000:622-623
11-Reddy U, Witter F. Hypertensive disorders of pregnancy. In:
Lambrou NC, Morse An, Wallach EE(eds). The Johns Hopkins
Manuel of Gynecology and Obstetrics. Philadelphia:Lippincott
Williams and Wilkins, 1999;92.
12-Bauer KA, Lip GYH. Evaluation of the patient with established
venous thrombosis. UpToDate version 15.1, 2007, www.uptodate.com
13-Rutherford SE, Phelan JP. Thromboembolic disease in pregnancy.
Clin. Perinatol 1986;13:719-739
14-Treffers PE, Huidekoper BL, Weenik GH, Kloosterman GJ.
Epidemiological observations of thromboembolic disease during
pregnancy and in the puerperium, in 56,022 women. Int J Gynaecol
Obstet 1983;21:327-31
15-Brenner B, Sarig G, Wainer Z, Younis J, Bluemenfeld Z, Lanir N.
Thrombophilic polymorphisms are common in women with fetal loss
without apparent cause. Thromb Hemostas 82;6-9,1999.
16-Rand JH, Wu X, Andree HAM, Lockwood CJ, Guller S, Scher J,
Harpel PC. Pregnancy loss in the antiphospholipid antibody syndrome
a possible thrombogenic mechanism. N Eng J Med 337:3 154160,1997
17-McColl MD, Walker ID, Greer IA. The role of inherited
thrombophilia in venous thromboembolism associated with
pregnancy. Br J Obstet Gynecol 106:756-766,1999
18-Bonnar J. Thromboembolism in Obstetric and Gynecological patients:
Nicolaides AN, ed. Thromboembolism etiology: advances in
prevention and management. Lancaster: Medical and technical
71
Publishing Co; 1975:311
19-Bonnar J. The blood coagulation and fibrinolytic systems in the
newborn and the mother at birth. Br J Obstet Gynecol. 1971;78:355.
20-Phillips LL, Rosano L, Skrodelis V. Changes in factor XI plasma
thromboplastin(antecedent) levels during pregnancy. Am J Obstet
Gynecol 1973;116:1114
21-Fletcher AP, Alkjaersig NK, Burstein R. The influence of pregnancy
upon blood coagulation and plasma fibrinolytic enzyme function. Am
J Obstet Gynecol 1979;134:743
22-McKillop C, Howie PW, Forbes CO, et al. Soluble fibrinogen-fibrin
complexes in preeclampsia. Lancet. 1976;1:56
23-Icoon WW. Epidemiology of venous thromboembolism. Ann Surg
1977;186:149
24-Ikerr MG, Scott DB, Samuel E. Studies of the inferior vena cava in
late pregnancy. Br Med J 1964;1:532
25-Sevitt S. The structure and growth of valve-pocket thrombi in femoral
veins. J Clin Pathol 1974;27:517
26-Letsky EA, Swiet M. Maternal hemostasis coagulation problems of
pregnancy in; Thrombosis and hemorrhage. Loscalzo J, Schafer AI,
Blackwell Scientific publications, 1994:965-998
27-Bick RL, Baker WF. The anti-phospholipid and thrombosis
syndromes. Med Clin North Am 1994;78:667
28-Girling J, Swiet M. Acquired Thrombophilia. Baillere’s Clin Obstet
and Gynecol. 11:3,447-462,1997
29-Walker ID. Management of thrombophilia in pregnancy. Blood
reviews 5:227-233,1991
30-Infante-Rivard C, David M, Gauthier R, Rivar G. Lupus anti72
coagulants, anticardiolipin antibodies, and fetal loss. A case control
study. N Eng J Med 1991;325:1063.
31-Lockshin MD. Which patient with antiphospholipid antibody should
be treated and how? Rheum Dis Clin North Am: 1993 19:235-247
32-Kamashta MA, Cuadrado MJ, Mujic F, et al. the management of
thrombosis in the antiphospholipid-antibody syndrome. N Eng J Med
1995: 332-993
33-Lockshin MD. Antiphospholipid antibody syndrome. J Am Med
Societ 1992;268:1451-53
34-Silver RM, Porter TF, van Leeuween I, et al. Anticardiolipin
antibodies: Clinical consequences of low titers. Obstet Gynecol 1996;
87:494-500
35-De Stefano V, Finazzi G, Mannucci PM. Inherited thrombophilia:
pathogenesis, clinical syndromes and management. Blood 1996; 87:
3531-44
36-Giling J, de Swiet M. Inherited thrombophilia and pregnancy. Curr
Opin Obstet Gynecol 1998; 10: 135-44
37-Preston FE, Rosendaal FR, Walker ID et al. Increased fetal loss in
women with heritable thrombophilia. Lancet 1996; 348: 913-6
38-Dekker GA, de Vries JIP, Doelitzch PM. Underlying disorders
associated with severe early onset preeclampsia. Am J Obstet Gynecol
1995; 173: 1042-48
39-Lindoff C, Ingermarsson I, Martinsson G. Preeclampsia is associated
with a reduced response to activated protein C. Am J Obstet Gynecol
73
1997; 176: 457-60
40-Egeberk O. Inherited antithrombin deficiency causing thrombophilia.
Thromb Diath Haemorrh 1965; 13: 516
41-Price DT, Ridker PM. Factor V Leiden mutation and the risks for
thromboembolic disease: A clinical perspective. Ann Intern Med
1997; 127: 895-903.
42-Griffin JH, Evatt B, Wideman C, Fernandez JA. Anticoagulant protein
C pathway defective in majority of thrombophilic patients. Blood
1993; 82-9
43-Koster T, Rosendaal FR, de Ronde H, Briet E, Vandenbroucke JP,
Bertina RM. Venous thrombosis due to poor anticoagulant response to
activated protein C: Leiden Thrombophilia Study. Lancet 1993 ; 342:
1503-11
44-Faioni EM. Franchi F, Asti D, Sacchi E, Bernardi F, Mannucci PM.
Resistance to activated protein C in nine thrombophilic families:
Interference in a protein S functional assay. Thromb Haemost 1993;
70: 1067-71
45-Svensson PJ, Dahlback B. Resistance to activated protein C as a basis
for venous thrombosis. N Engl J Med 1994; 330:517-22
46-Falcon CR, Cattaneo M, Panzeri D, Martinelli I, Mannucci PM. High
prevalence of hyperhomocyst(e)inemia in patients with juvenile
74
venous thrombosis. Arterioscler Thromb 1994; 14: 1080-6
47-Lane DA, Caso R. Antithrombin: Structure, genomic organi-zation,
function and inherited deficiency. In: Tuddenham EGD (Ed): The
Molecular Biology of Coagulation. Bailliere's Clinical Haematology.
London, UK, Bailliere Tindall, 1989; p: 961
48-Bjork I, Danielsson A, Fenton JW, Jornwall H. The site in human
antithrombin for functional proleolytic cleavage by human thrombin.
FEBS Lett 1981; 126: 257
49-Laffan M, Tuddenham E. Inherited thrombophilias. Q J Med 1997;
90: 375-8
50-Kobayashi T. Antithrombin abnormalities and perinatal management.
Curr Drug Targets. 2005 Aug;6(5):559-66.
51-Tait RC, Walker ID, Perry DC, Islam SIAM, Daly ME, McCall F.
Prevalence of antithrombin deficiency in the healty population. Br J
Haematol 1994; 87: 106-12
52-Finazzi G, Caccia R, Barbui T. Different prevalence of
thromboembolism in the subtypes of congenital antithrombin III
deficiency: Review of 404 cases. Thromb Haemost 1987; 58: 1094-9
53-Macik B, Ortel T. Clinical and laboratory evaluation of the
hypercoagulable states. Clin Chest Med 1995; 16: 375-87
54-Kisiel W. Human plasma protein C. Isolation, characterization and
mechanism of activation by alpha-thrombin. J Clin Invest 1979; 64:
75
761-7
55-Epstein DJ, Bergum W, Bajaj SP, Rapaport SI. Radioimmunoassays
for protein C and factor X. Plasma antigen levels in abnormal
hemostatic states. Am J Clin Pathol 1984; 82: 573-7
56-Dahlback B. The protein C anticoagulant system: Inherited defects as
basis for venous thrombosis. Thromb Res 1995; 77: 1
57-D'Angelo A, Vigano-D'Angelo S, Esmon CT, Comp PC. Acquired
deficiencies of protein S. Protein S activity during oral
anticoagulation, liver disease and disseminated intravascular
coagulation. J Clin Invest 1988; 81: 1445-52
58-Ohlin AK, Marlar RA. The first mutation identified in the
thrombomodulin gene in a 45-year-old man presenting with
thromboembolic disease. Blood 1995; 85: 330-7
59-Griffin J, Evatt B, Zimmerman T, Kleiss A, Wideman C. Deficiency of
protein C in congenital thrombotic disease. J Clin Invest 1981; 68:
1370
60-Kikkawa Y. Laboratory work-up of patients with heritable thrombotic
disorders. West J Med 1997; 167: 34-45
61-Cavenagh J, Colvin B. Guidelines for the management of
thrombophilia. Postgrad Med J 1995; 72: 87-94
62-Faught W, Garner PJ, Jones G, Ivey B. Changes in protein C protein S
levels in normal pregnancy. Am J Obstet Gynecol 1995; 72: 147-50
63-Tharakan T, Baxi LV, Diuguid D. Protein S deficiency in pregnancy:
A case report. Am J Obstet Gynecol 1993;168:141.
76
64-Dahlback B, Carlsson M, Svensson P. Familial thrombophilia due to a
previously unrecognized mechanism characterized by poor anticoagulant response to activated Protein C: Prediction of a co-factor to
activated Protein C. Proc Natl Acad Sci USA 1993;90:1004-8
65-Griffin JH. Control of coagulation reactions. In: Beutler E, Lichtman
MA, eds. WilliamsHematology. 6th ed. McGraw-Hill, 2000: 1435-49.
66-Beauchamp NJ, Daly ME, Hampton KK, Cooper PC, Preston FE,
Peake IR. High prevalence of mutation in the factor V gene within the
U.K. population: relationship to activated protein C resistance and
familial trombosis. British Journal of Hematology 1994; 88:219-22.
67-Price DT, Ridker PM, Factor V leiden mutation and risks for
Thromboembolic Disease: A clinical Perspective. Annals of Internal
Medicine 1997; 127: 895-903.
68-Özbek U, Tangün Y. Frequency of factor V Leiden (Arg506Gln) in
Turkey. Br J Haematol 1997; 97:504-5.
69-Walker MC, Garner PR, Keely EJ, Rock GA, Reis MD. Changes in
activated Protein C resistance during normal pregnancy. Am J Obstet
Gynecol 1997; 177: 162-7.
70-Price DT, Ridker PM. Factor V Leiden mutation and the risks for
thromboembolic diseases: a clinical perspective. Ann Intern Med
1997; 127: 895-903.
71-Kupferminc M, Eldor A, Steinman N, Many A, Bar-Am A, Jaffa A et
al. Increase frequency of genetic thrombophilia in women with
complications of pregnancy. N Engl J Med 1999; 340:9-13.
72-Kupferminc MJ, Fait G, Many A, Gordon D, Eldor A, Lessing JB.
Severe preeclampsia and high frequency of genetic thrombophilic
77
mutations. Obstet Gynecol 2000; 96:45-9.
73-Dekker GA, de Vries JI, Doelitzsch PM, et al. Underlying disorders
associated with severe early-onset preeclamsia. Am J Obstet Gynecol
1995; 173 1042-8
74-Prochazka M, Hapach C, Marsal K, Dahlbach B, Lindqvist PG. FV
Leiden in pregnancies complicated by plasental abruption. BJOG
2003; 110(5): 462-6.
75-van den Berg M, Boers GHJ, Homocysteinuria: what about mild
hyperhomocysteinemia? Postgrad Med J 1996;72:513-8
76-Chambers JC, Mc Gregor A, Jean Marie J, Kooner JS. Acute
hyperhomocysteinemia and endothelial dysfunction. Lancet
1998;351:36-7
77-den Heijer M, Koster T, Blom HJ, Bos GMJ, Bried E, Reitsma PH, et
al. Hyperhomocysteinemia as a risc factor for deep vein thrombosis.
N Eng J Med 1996;334:759-62.
78-Molloy AM, Daly S, Mills JL, Kirke PN, Whitehead AS,
Ramsbottom D, et al. thermolabile variant of 5,10methylenetetrahydrofolate reductase associated with low red cell
folates implications for folate intake recommendations. Lancet
1997;349:1591-3
79-Nelen WLDM, Steegers EAP, Eskes TKAB, Blom HJ. Genetic factor
for unexplained recurrent early pregnancy loss. Lancet 1994;350:861-6
80-Dekker GA, de Vries JIP, Doelitzsch PM, Huijgens PC, von Blomberg
BME, Jacobs C, et al. Underlying disorders associated with severe
early onset preeclampsia. Am J Obstet Gynecol 1995;173:1042-8
81-de Vries JIP, Dekker GA, Huijgens PC, Jacobs C, Blomberg BME,
van Geijn HP. Hyperhomocysteinemia and protein S deficiency in
78
complicated pregnancies. Br J Obstet Gynecol 1997;104:1248-54
82-Goyette P, Sumner JS, Milos R, Duncan AM, Rosenblatt DS,
Matthews RG, Rozen R.Human methylenetetrahydrofolate reductase:
isolation of cDNA, mapping and mutation identification. Nature
Genetics 1994; 7: 195-200.
83-Frosst P, Blom HJ, Milos R, et al. A candidate genetic risk factor for
vascular disease: A common mutation in methylenetetrahydrofolate
reductase. Nat Genet 1995; 10: 111-3.
84-Briet E, Broekmans AW, Engesser L. Hereditary protein S deficiency.
In: Bertina RM (ed) protein C and related proteins. Edinburgh, UK,
Chuchill Livingstone, 1988: 203.
85-Güleç S, Aras O, Akar E, Tutar E, Omurlu K, Avc@ F, Dinçer I, Akar
N, Oral D. MTHFR gene polymorphism and risk of premature
myocardial infarction. Clinical Cardiology 2001 24(4) 281-4.
86-Poort SR, Rosendaal FR, Reitsma PH, Bertina RM. A common
genetic variation in the 3’-untranslated region of the prothrombin gene
is associated with elevated plasma prothrombin levels and an increase
in venous thrombosis. Blood 1996;88:3698-703
87-Goodnight SH, Griffin JH. Hereditary thrombophilia. In: Beutler E,
Lichtman MA., eds. Williams Hematology. 6th ed. McGraw-Hill,
2000: 1697-1714.
88-Kupherminc MJ, Peri H, Zwang E, Yaron Y, Wolman I, Eldor A.
High prevelance of the prothrombin gene mutation in women with
intrauterine growth retardation, abruptio placenta, and second
trimester loss. Acta Obstet Gynecol Scand 2000;79(11):963-7.
89-Rey E, Kahn SR, David M, shier I. Trmbophlic disorders and fetal
loss: a meta-analysis. Lancet 2003;361(9361): 901-8.
79
90-Many A, Elad R, Yaron Y, Eldor A, Lessing JB, Kupherminc MJ.
Third trimester unexplained intrauterine fetal death is associated with
inherited thrombophilia. Obstet Gynecol 2002; 99(5): 684-7.
91-HaliloFlu B. Aç@klanamayan tek bir 3. trimester fetal kay@p
olgular@nda Faktör V Leiden ve protrombin gen mutasyonunun yeri.
Uzmanl@k tezi. Zeynep Kamil Kad@n Hastal@klar@ ve Çocuk
Hastanesi.2004; 31.
92-Ohlin AK, Marlar RA. The first mutation identified in the
thrombomodulin gene in a 45-year old man presenting with
thromboembolic disease. Blood 1995;85:330-6
93-M.J.Kupferminc, A.Eldor, N. Steinman, A. Many, A. Bar-Am, A.
Jaffa, G.Fait, J. B. Lessing, Increased frequency of genetic
thrombophilia in women with complications of pregnancy, N Eng J
Med 340(1999) 9-13
94-S. Sohda, T. Arinami, H. Hamada, N. Yamada, H. Hamaguchi,
Methylenetetrahydrofolate reductase polymorphism and
preeclampsia. J Med Genet 34(1997) 525-526
95-E. Grandone, M. Margaglione, D. Colaizzo, G. Cappucci, D.
Paladini, P. Martinelli, S.Montanaro, G. Pavone, G. Di Minno, Factor
V Leiden, C>T MTHFR Polymorphism and genetic susceptibility to
preeclampsia, Thromb Haemost. 77(1997)1052-4.
96-R.P.M. Steegers- Theunissen, G.H.J. Borres, H.J. Bloom,
Hyperhomocysteinemia and recurrent spontaneous abortion or
abruption placentae, Lancet 339(1992)1122-3.
97-D.Prasmusinto, S.Skrablin, C.Hofstaetter, R.Fimmers, K. van der
Ven, The methylenetetrahydrofolate reductase 677C-T polymorphism
and preeclampsia in two populations, Obstet Gynecol. 99(2002)108580
1092
98-I.P. Davalos, N. Olivares, M.T.Castillo, J.M.Cantu, B.Ibarra,
L.Sandoval, M.C.Moran, M.P. Gallegos, R.Chakraborty, F.Rivas,
The C677T polymorphism of the methylenetetrahydofolate reductase
gene in Mexican mestizo neural tube defect parents, control mestizo
and native populations, Ann Genet 43 (2000) 89-92.
99-Davalos IP, Moran MC, Martinez Abundiz E, Gonzalez-Ortiz M,
Florez-Martinez SE, Machorro V, Sandoval L, Figuera LE, Mena JP,
Oliva JM, Tlacuilo-Parra JA, Sanchez-Corona J, Salazar-Paramo M.
Methylenetetrahydrofolate reductase C667T polymorphism and
Factor V Leiden variant in Mexican women with preeclampsia /
eclampsia. Blood Cells, Molecules, and Diseases 35(2005) 66-69.
100-Morrison ER, Miedzybrodzka ZH, Campbell DM, Haites NE, Wilson
BJ, Watson MS, Greaves M, Vickers MA. Prothrombotic genotypes
are not associated with pre-eclampsia and gestational hypertension:
results from a large population-based study and systematic review.
Thromb Haemost. 2002;87:779 –785.
101-Livingston JC, Barton JR, Park V, Haddad B, Phillips O, Sibai BM.
Maternal and fetal inherited thrombophilias are not related to the
development of severe preeclampsia. Am J Obstet Gynecol.
2001;85:153–157.
102-M.J.Kupferminc, G.Fait, A.Many, D.Gordon, A.Eldor, J.B.Lessing,
Severe preeclampsia and high frequency of genetic thrombophilic
mutations, Obstet Gynecol. 96(2000)45-9
103-L.Meglic, M.Stegnar, T.Milanes, M.Bozic, B.Peterlin, P.Peternel,
Z.Novak-Antolic, Factor V Leiden, Prothrombin 20210G-A,
methylenetetrahydrofolate reductase 677C-T and plasminogen
81
activator inhibitor 4G/5G polymorphism in women with pregnancyrelated venous thromboembolism, Eur J Obstet Gynecol Reprod Biol
111(2003)157-63
104-Deren Ö, Baykal C, Al A, ÖnderoFlu L, Durukan T, Gürgey A.
Nedeni aç@klanamayan gebelik komplikasyonlar@nda trombofilik
hastal@klar@n rolü. Jinekoloji ve Obstetrik Bülteni 2000;9:18-22
105-B Dölek, S Eraslan, S Eroglu, B E Kesim, T Ulutin, A Yalçiner, Y R
Laleli and N Gözükirmizi. Molecular Analysis of Factor V Leiden,
Factor V Hong Kong, Factor II G20210A, Methylenetetrahydrofolate
Reductase C677T, and A1298C Mutations Related to Turkish
Thrombosis Patients.Clin Appl Thromb Hemost 2007; 13; 435
82
Download