T. B. M. M. fi : 38 11 . 12 . 1986 0 : 2 lar, bezginlik ve yorgunluk gibi

advertisement
T. B. M. M.
fi
: 38
lar, bezginlik ve yorgunluk gibi psikolojik durumlar
da ortaya çomaktadır. Bunların yanında dolaşım, so­
lunum ve sindirim bozuklukları olmakta; hatta sinir
sistemleri üzerinde fizyolojik etkileri olduğu da bilin­
mektedir.
Değerli milletvdoilleri, dünyanın şu anda karşı
karşıya bulunduğu en büyük tehlike radyoaktif kir­
lenmedir. Bilindiği üzere, atmosfendeki atom patla­
masının ve nükleer enerji santrallarının sebep olduğu
kirliliğe radyoaktif kirlilik diyoruz. Atmosferdeki rad­
yoaktif maddeler yağışlarla yeryüzüne düşmekte, akarsulara ve içme sularına katışmaktadır.
Radyoaktif kirlilikte, nükleer santrallardan meyda­
na gelen sızmalar önemlidir. Bunun belirgin örneği,
yakın zamanda Sovyetler Birliğindeki Çernobil ola­
yıdır. Radyoaktif kirlenme, Çernobil kazası İçin, atom
bombası patlamasına eşdeğer olarak açıklanmaktadır.
Doğadaki radyoaktivitenin bu kaza İle yüzde 1 ora­
nında arttığı söylenmektedir. Buna bağlı olarak, Ölüm
sayısında önemli bir artışa da neden olmaktadır. Bu
kaza ile bitki örtüsü, hayvanlar ve insanlar ciddi za­
rar gördü. Zararı en aza indirmek İçin çoğu Avrupa
ülkeleri sütünü döktü, gıda maddelerini ve etini toprak
altına gömdü. Ama ANAP İktidarı ne yaptı bir de
onu görelim; ANAlP iktidarı ne yazık ki gizlilik yolu­
nu seçti. Radyasyon konusunda Avrupa ülkeleri ön­
lem alma yollarım halklarına açıklarken, ANAP İk­
tidarı da ilk sürgün çaylarını daha önceki mahsulle
karıştırarak sözüm ona dana az radyasyonlu çay elde
etti ve şimdi Türk halkı, radyasyonlu çay içme zo­
runluluğu ile karşı karşıya bırakıldı. Radyasyonun
çayda, fındıkta, balıkta yüksek miktarda olduğu söy­
leniyor. Bu konuda ANAP iktidarı güvenilir olma ni­
teliğini çoktan beri yitirmiştir.
Hükümetten huzurunuzda soruyorum: Radyasyon
konusunda Çevre Genel Müdürlüğü ve Atom Enerji­
si Komisyonu ne gibi önlemler almıştır; çayda, fın­
dıkta ve diğer sebzelerdeki en yüksek radyasyon mik­
tarı ne olmuştur? Bunu yüce Meclisimize açıklaması­
nı istiyorum.
Değerli milletvekilleri, çevre konusunun sağı solu
olmaz. Geleceğimiz, sağlığımız ve çocuklarımızın ka­
deri, bizim sorunlara yaklaşmakta göstereceğimiz bir­
liktelikle çözümlenebilir. Doğanın bütün nimetlerine
satüp olan güzel Ülkemizin geleceği, burada alacağı­
mız sağlıklı kararlarla sağlanabilecektir.
Sayın milletvekilleri, 1987 yılı bütçesinde Çevre
Genel Müdürlüğüne ayrılan 710 milyon Türk Liralık
gülünç rakamla, özal Hükümetinin insana değer ver­
11 . 12 . 1986
0:2
mediğini, çevre sağlığını umursamadığım bir kez dahi
görmüş oluyoruz.
Sözlerimi burada bitirirken, yüce Meclise saygılar
sunarım. (Alkışlar)
BAŞKAN — Teşekkür ederiz Sayın Bilal.
Sayın Çorapçıoğlu'nun yerine Doğru Yol Partisi
Grubu adına Sayın Murat Sökmenoğlu, konuşacaktır;
buyurun efendim.
DYP GRUBU ADINA MUSTAFA MURAT
SÖKMENOĞLU (Hatay) — Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; Çevre Genel Müdürlüğü bütçesi üze­
rinde, Doğru Yol Partisi Grubunun görüşlerini açık­
lamak üzerine sözlerime başlarken, muhterem heyeti­
nizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, bilindiği gibi çevre kirlen­
mesi tabiatın tahribi, yahut tabiat dengesinin bozulma­
sı olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca, sanayileşme ve
ona paralel olarak gelişen kentleşme ve çevre kirlen­
mesi başta olmak üzere, bir dizi yapısal veya ona bağ­
lı meseleleri de ortaya çıkardığı malumlarınızdır.
Muhterem milletvekilleri, bugüne kadar biriken
çevre kirlenmesi, şimdiden normal yaşamı tehdit eden,
aynca tabiat dengesini bozan ve birçok imkân ve kay­
nağın büyük çapta tahribine sebebiyet veren bir seviye­
ye erişmiş bulunmaktadır. Bu boyutlara ulasan çevre
kirlenmesinin önlenmesi için, bugün gerek kamu ve
gerekse Özel kesim seviyesinde, önemli yatırım ve
harcamaların yapılması zaruri hale gelmiştir, iste, bü­
tün bu önemli sorunları halletmek; tabiî ve tarihî zen­
ginliklerin korunması İçin kurulmuş olan Çevre Genel
Müdürlüğünün bugünkü yapısıyla kendilerinden ve­
rimli çalışma beklemek mümkün değildir.
Sayın milletvekilleri, bugünkü modern çağda, çev­
renin korunmasını; kırsal ve kentsel alanda arazinin
ve tabiî kaynakların, en uygun bîr şekilde kullanılma­
sı ve korunmasını; su, toprak ve hava kirlenmesini ön­
lemeye çalışan böylesine fevkalade önemli bir organın,
sadece devlet bakanlığı bünyesinde kalmasını doğru
bulmamaktayız, Çünkü, Japonya dahil; birçok tecrübe­
li ülkede teşkilatlanma, ilgili bakanakların bünyesine de
girerek, daha etkili bir şekle sokulmuştur. Doğrudan
ilgili oldukları için, Tanm Orman ve Köyişleri Ba­
kanlığı, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı, Kültür ve
Turizm, Bayındırlık ve İskân, Enerji ve Tabiî Kay­
naklar bakanlıkları bünyesinde de bu genel müdür­
lüğün İcracı ünitelerinin kurulması ile başarıya ulaşıla­
cağına İnanmaktayız.
Sayın milletvekilleri, elektrik, orman, ziraat, kim­
ya mlihendÜstoği; doktorluk, veterinerlik gibi çeşitli
447 —
Download