Ekonomi Bülteni

advertisement
Ekonomi Bülteni
31 Ocak 2011, Sayı: 4

Yurtdışı Gelişmeler

Yurtiçi Gelişmeler

Finansal Göstergeler

Haftalık Görünüm
Global Enflasyon Artışı ve Sonuçları...

Makro Ekonomi & Strateji
İhracat İdare Ediyor, İthalat Hızlı, Ne Yapılabilir ?...
Ekonomik Araştırma ve Strateji
Dr. Saruhan Özel
Ercan Ergüzel
Ömer Seyfeddin Şener
Berke Gümüş
1
31 Ocak 2011
DenizBank Ekonomi Bülteni
Yurtdışı Gelişmeler
Yurtdışı Gelişmeler: 14-21 Ocak 2011
* Bu yıl 41.’si gerçekleştirilen Davos Zirvesi’nde Çin, Hindistan, Brezilya, Rusya ve Türkiye gibi ülkelerin global anlamda
daha güçlü hale gelmesi (“Yeni Gerçek”), küresel krizleri önleyecek önlemler ve AB borç krizi öne çıkan gündem maddelerini oluşturdu. Bunlara ek olarak son dönemlerin önemli gündem maddesi gıda fiyatlarındaki artışla ilgili farklı kesimlerden açıklamalar geldi.
* ABD Merkez Bankası FED, hafta içinde yaptığı FOMC toplantısı sonucunda aldığı kararla gösterge faizleri %0 ile 0,25
arasında sabit tuttu. Kasım 2010’daki toplantıda ekonomide istenen canlanmayı yakalamak için kararlaştırılan 600 milyar $’lık tahvil alım programına piyasadaki olumlu göstergelere rağmen işsizliğin yüksek seviyelerde seyretmesi gerekçesiyle kesinti yapmadan devam edilmesine karar verildi. Yapılan açıklamada ise global olarak artan enflasyonist baskılardan ziyade ekonomideki düzelme ön plana çıktı.
* ABD’de İşsizlik Maaşı Başvuruları, 21 Ocak itibariyle piyasa beklentisi olan 405K’nın üzerinde 454K olarak açıklandı.
İşsizlik Maaşı Başvuruları, geçtiğimiz haftaya kıyasla 51 bin artış gösterdi. Böylece Ekim 2010’dan bu yana en yüksek
seviye görülmüş oldu.
* Diğer tarafta ABD’de Aralık ayında Yeni Konut Satışları Verisi, piyasa beklentisi olan 300K’nın üzerinde 329K olarak
açıklandı. Kasım ayına göre artış oranı ise %17,5 olarak kaydedildi. Ulaşılan seviye 8 aylık dönemdeki en yüksek seviye oldu.
* Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, ABD hükümetinin bütçe açığı konusunda harekete geçmemesinin ülkenin AAA olan kredi notunda negatif görünüm ihtimalini arttırdığı uyarısında bulundu.
* İngiltere 4.Çeyrek GSYİH öncü büyüme verisi geçen senenin aynı çeyreğine göre piyasa beklentisi olan %2,6’nın altında %1,7 olarak açıklandı. Mevsimsellikten arındırılmış verilere göre ise 4. çeyrek GSYİH öncü büyüme verisi 3. çeyreğe göre %0,5 daraldı. GSYİH’deki düşüşün 2009’un 3.Çeyreğinden bu yana çeyreklik bazdaki ilk gerileme olduğu ve
olumsuz hava koşullarının etkisinden kaynaklandığı belirtildi. Hükümetin uygulayacağı mali sıkılaştırma programı uygulamaya konulmadan ekonominin daralması oldukça olumsuz karşılandı ve bu konuda İngiltere Merkez Bankası’nın devreye girmesi beklentisi oluştu.
* İspanya; 3 ve 6 aylık tahvil ihracıyla toplam 2,2 mlyr € borçlandı. Piyasa beklentisi İspanya’nın 3 ile 4 mlyr € arasında
borçlanması yönündeydi. Beklenenin altında borçlanma sayesinde 3 aylık borçlanma faizi %0,98 (önceki: %1,8) olarak
gerçekleşirken, 6 aylık borçlanma faizi %1,8 (önceki: %2,597) olarak açıklandı.
* Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P, Japonya’nın “AA” olan kredi notunu “AA-“ye düşürdü, görünümü
“durağan” olarak açıklandı.
* Gelişmekte olan ülkelerde kendini iyiden iyiye hissettiren enflasyonist baskılar, faiz artırımlarını da beraberinde getiriyor. Buna paralel Hindistan Merkez Bankası, gösterge faizi 25 bp arttırarak %6,25’den %6,5’e; Macaristan Merkez Bankası, %5.75’ten %6’ya; İsrail Merkez Bankası ise%2’den %2.25’e çıkardı.
2
31 Ocak 2011
DenizBank Ekonomi Bülteni
Yurtiçi Gelişmeler
Yurtiçi Gelişmeler: 21-28 Ocak 2011
Munzam Karşılıklar Artış Trendine Devam Ediyor…
* Geçen hafta faiz kararında sinyali verildiği üzere, TCMB,
son PPK toplantısında belirttiği gibi TL zorunlu mevduat karşılıklarında artırıma gitti. Ağırlıklı olarak vadesiz ve kısa vadeli mevduatlara getirilen munzam artışları ile birlikte ağırlıklandırılmış munzam karşılık oranı 200 baz puan artarak %
7.4’ten %9.4’e çıktı.
* Yeni düzenleme ile birlikte Merkez Bankası iki yolla kredi
artış hızını kontrol altına almayı planlıyor. Birincisi mevduat
maliyetini arttırarak bankaların bunu kredi faiz oranlarına
yansıtması. İkincisi ise bankacılık sisteminden likidite çekerek kredi olarak kullandırılabilecek kaynakların azaltılması.
* Yoğun rekabet altındaki bankalar bugüne kadar munzam
maliyetlerini kredi müşterilerine yansıtmamaya gayret etseler
de son yapılan düzenlemelerin ardından genel kanı kredi faiz oranlarının bundan sonraki dönemde yükselebileceği yönünde. Merkez Bankası şayet bunu gözlemlemezse TL ve/veya FX munzam oranlarında önümüzdeki günlerde yeni artışlar gelmesi söz konusu olabilir.
* Yapılan tüm düzenlemelerle birlikte bankacılık sisteminden şimdiye kadar yaklaşık 23 milyar TL nakit çıkışı oldu
(toplam kredi bakiyesinin %5.8’i).
2010 Dış Ticaret Açığı 72 milyar $ oldu…
* İhracat Aralık’ta yıllık %18.1 artışla 11.8 milyar $ olurken
ithalat %36.8 yükselerek 20.5 milyar $’a ulaştı. Aylık 8.7 milyar $ olan dış ticaret açığının 3.5 milyar $’ı enerji ithalatından
kaynaklandı.
* Rakamlara yıllık bazda bakıldığında, 2010 genelinde 114
milyar $’a ulaşan ihracat %11.6 büyürken, ithalat %32 artarak 185 milyar $’a ulaştı. Böylece 72 milyar $’a ulaşan dış
ticaret açığı 2009 yılına göre %84 yükseldi. Orta Vadeli
Plan’da 2010 yılı için dış ticaret açığı tahmini 66 milyar $’dı.
Üretim Yavaşlıyor…
* İmalat sanayinde kapasite kullanım (KKO) oranı Ocak’ta %74.6 olurken geçen senenin aynı dönemine göre 6 puan
yükseldi. Diğer taraftan Kasım’da %75.9’a ulaşan KKO bu tarihten sonra son iki ayda gerilemeye devam ediyor. KKO’da
son aylarda görülen bu yavaşlama önümüzdeki iki ayın sanayi üretim verilerinin hız keseceğine işaret ediyor.
Enflasyon Beklentisi Yükseltildi…
* TCMB tarafından açıklanan ilk çeyrek enflasyon raporuna göre 2011 yılı enflasyon tahmini gıda ve enerji fiyatlarında
beklenen artışlara paralel %5.4’ten %5.9’a yükseltildi.
3
31 Ocak 2011
DenizBank Ekonomi Bülteni
Haftalık ve Aylık Getiri
Finansal Göstergeler
5 Günlük Değ (%)
DIBS End.
1 Aylık Değ (%)
-0.6
Emtia End.
-1.3
Altın
DIBS End.
-0.7
Emtia End.
-0.7
-2.2
Altın
$/TRY
0.2
EURO/$
$/TRY
0.7
MSCI TR
4.6
MSCI TR
MSCI EM
0.5
1.5
-1
-4.6
MSCI EM
ABD-S&P
-2
-2.3
EURO/$
-1.6
-3
-6.6
0
1.4
ABD-S&P
1
2
3.3
-9
-7
-5
-3
-1
1
3
5
Altın ve emtia endeksi kar satışları ile geriledi.
USD Libor 1 ay, 3 ay ve 12 ay
(%)
Para Piyasaları
2.4
3 Aylık Libor Faizi (%)
3
2
1.6
2
12 Aylık USD Libor
USD
1.2
0.78
0.8
3 Aylık USD Libor
0.4
Haziran 09
Aralık 09
EUR
1
0,95
0.30
0.26
1 Aylık USD Libor
0
Aralık 08
JPY
Haziran 10
0,30
0,19
0
Aralık 10
Aralık 08
Aralık 09
Aralık 10
Libor faizler yatay seyrine devam ediyor.
H. Senedi Piyasaları
Hisse Senedi Endeksleri Değişim (%)
Çin-Shangai
Tr-Imkb100
Mac-Bux
Rus-Micex
Cz-Prague
Pol-WIG
Br-Bovespa
Meks-Bolsa
MSCI Emerging
200
7.4
0.3
-0.4
0.0
-2.9
-1.8
-0.4
150
1.4
0.5
0.7
0.8
1.5
2.8
0.2
0.9
1 Aylık Değ (%)
1.4
1.5
5 Günlük Değ (%)
1.0
1.4
0
100
5.4
1.2
-1.7
-4
MSCI IMKB Endeksi
0.0
-0.4
-8
MSCI Gelişmekte Olan Ülkeler Endeksi
4.5
1.1
-2.8
Jp-Nikkei225
Ger-Dax
Fr-Cac40
UK-FTSE 100
EU-DJ Stoxx 50
ABD-DJ Indus
ABD-S&P
G-7 Ortalama
MSCI Global
Hisse Senedi Endeksleri (Eylül 2008=100)
0.7
1.4
-4.2
-3.4
6.2
3.6
3.3
2.8
50
Eylül 08
3.6
4
8
Nisan 09
Kasım 09
Mayıs 10
TCMB’nin munzam kararları ardından bankalarla ilgili artan endişelerle IMKB haftanın kaybedeni.
Not: Tüm veriler rapor tarihinde bir gün öncenin verileri ile güncellenmiştir.
4
Aralık 10
31 Ocak 2011
DenizBank Ekonomi Bülteni
Finansal Göstergeler
(%)
Tahvil Piyasaları
PIIGS CDS'leri ve Ratingler (5 Yıl; Fitch, LT FX)
Gösterge Tahvil Getirisi
25
1200
1000
20
800
Benchmark Tahvil
Faizi (Bileşik)
15
TR, BB+
Ita, AA-
Port, A+
Spa, AA+
Gre, BB+
Ireland, BBB+
600
400
10
200
7.91
Politika Faizi (Bileşik)
5
Eylül 08
O/N Karşılığı: 6.5%
Haziran 09
Mart 10
0
31.12.2008
Aralık 10
31.05.2009
31.10.2009
31.03.2010
31.08.2010
Faiz indirimlerinin duracağı beklentisi ile gösterge tahvil getirisi yükseliyor.
0.1
1.0
6.5
-0.6
NZD
AUD
100
2.7
2.3
1 Aylık Değ (%)
5 Günlük Değ (%)
0.7
0.1
0.3
120
TRY
BRL
4.6
0.7
-2
110
3.6
-0.5
-4
Aralık 10
90
3.1
0.9
-1.3
JPY
GBP
EURO
Nisan 10
80
7.4
1.6
-1.8
-1.1
Ağustos 09
9.3
-0.4
-6.0
GOÜ Para Birimleri (Aralık 2008=100)
Aralık 08
70
2.8
Değerleniyor
1.0
0.2
0
2
4
Değer Kaybediyor
Döviz Piyasaları
USD'ye Karşı Değişim (%, Pozitif Değerler= $'a karşı değerleniyor)
BRL
MXN
CZK
PLN
HUF
ZAR
KRW
TRY
6
HUF
KRW
CZK
ZAR
130
8
GOÜ para birimleri hızla değerlenirken TL aksi yönde hareket ediyor.
Emtia Ürünlerinde Değişim (%)
Emtia Piyasaları
Emtia Endekslerinde Değişim (%)
Kakao
Kahve
Pamuk
Mısır
Buğday
Şeker
6.0
Tarım
3.9
1.2
0.7
Tem. Maden
-5.1
Değ. Maden
1 Aylık Değ (%)
5 Günlük Değ (%)
-2.0
-1.7
-2.2
Enerji
-0.7
-1.3
Top. Endeks
-6
-4
-2
2
4
6
-6.7
-9.0
-7.3
-8
Emtia’nın olumsuz gidişatına karşın tarım fiyatları yükselişini sürdürüyor.
5
0.0
0.2
0.9
-0.1
-11.9
-12
Not: Tüm veriler rapor tarihinde bir gün öncenin verileri ile güncellenmiştir..
4.7
2.4
1.6
Doğalgaz
Petrol
0
2.2
-0.7
Çelik
Alüminyum
Bakır
Gümüş
Altın
-4
10.5
5.7
-0.2
8.0
17.4
5.7
9.2
7.8
1 Aylık Değ (%)
0.3
-2.6
5 Günlük Değ (%)
-2.1
0.7
-4.0
0
4
8
12
16
20
31 Ocak 2011
DenizBank Ekonomi Bülteni
Haftalık Görünüm
Global Enflasyon Artışı ve Sonuçları...
Son günlerin en önemli gündem maddelerinden biri global enflasyondaki artış trendi ve bunun olası etkileri (Hatta son günlerde Ortadoğu’da birbiri ardına patlak veren ayaklanmaların bile artan gıda fiyatları tarafından tetiklendiğini düşünenler var). AB’ye ilişkin borç problemleri ile ilgili uzun vadeli yapısal çözümler üzerinde kafa yorulması ile
birlikte 2011 yılında risk iştahının muhtemelen en önemli belirleyicisi global enflasyon gidişatı ve merkez bankalarının buna verecekleri politika manevraları olacak. Aşağıda ilk önce gelişmiş ve
gelişmekte olan ekonomilerdeki enflasyon ile ilgili mevcut ana trendleri
inceleyip sonrasında bunların olası sonuçları üzerinde değerlendirmeler yapacağız.
Gelişmiş ekonomilerde tüketici enflasyonu 2009 ortalarından itibaren
düzenli bir şekilde artıyor. Bu gelişme üzerine AB ve İngiltere Merkez
Bankaları (ECB ve BOE) başkanlarından enflasyondaki artış trendinin
önüne geçmek için faiz artışları da dahil gerekli politika cevaplarının
verilebileceği açıklamaları geldi. Buna karşın ABD Merkez Bankası
(FED) ise son toplantı tutanaklarında enflasyonla ilgili bir endişesinin
bulunmadığını açıkladı. Diğerlerinin aksine FED’den daha iyimser
açıklamaların gelmesinin iki nedeni var. Birincisi, FED enflasyon hedefinde özellikle ECB kadar katı değil. İkincisi, dikkat edilirse diğer iki
bölgenin aksine ABD’de enflasyon trendi –en azından şimdiye kadardiğerlerinin aksine daha yatay bir seyirdeydi.
Gelişmiş Ekonomilerde Yıllık Enflasyon (%)
6
4
Hedef
2
ABD
İngiltere
AB
0
-2
Ocak 07
4
3
Ocak 08
Ocak 09
Ocak 10
Gelişmiş Ekonomilerde Yıllık Çekirdek Enflasyon (%)
ABD
İngiltere
AB
2
1
0
Ocak 07
Ocak 08
Ocak 09
Ocak 10
Enerji ve gıda fiyatlarını dışarıda bırakan çekirdek enflasyon ise
manşet enflasyonun aksine kontrol altında. Yandaki ikinci grafikte göGelişmekte Olan Ülk. Tüketici Enflasyonu (%)
rülebileceği üzere, İngiltere’yi dışarıda tuttuğumuzda mevcut çekirdek 13
Türkiye
GOÜ
enflasyon seyri hem trend hem de seviye olarak oldukça makul düzeylerde. Diğer taraftan global petrol ve gıda fiyatları mevcut hızlı artışına 11
devam ederse, merkez bankalarının çekirdek enflasyona bakmaya
devam ederek buna kayıtsız kalmaya devam edecekleri düşünülme- 9
meli.
7
6.4
Bunun en güzel örneklerinden birini TCMB bu hafta yayınladığı Ocak 5
4.8
2011 enflasyon raporunda gösterdi. Daha önce 2011 için 85 $ (yıllık
4.2
ortalama) olarak tahmin edilen petrol fiyatı beklentisi 95 $’a ; %7 ola- 3
rak tahmin edilen gıda fiyatları enflasyonu beklentisi ise %7.5’a yük- 2005 2006 2007 2008 2009 2010
seltildi. Çünkü Kasım sonunda 84 $ olan Brent petrol fiyatı bugün itibarıyla 98 $’a çıkmış durumda. Benzer şekilde son 6 ayda tarım fiyatGelişmekte Olan Ülkelerde Politika Faiz Oranları
7.10
ları endeksi %80’in üzerinde yükseldi. Bu gelişmelere paralel Merkez 4.56
4.55
Bankası’nın yıl sonu enflasyon beklentisi %5.4’ten %5.9’a çıkarılmış
7.00
4.54
oldu.
6.90
4.52
Global GOÜ
Türkiye dışındaki gelişmekte olan ekonomilerde (GOÜ) ise üzere enfTürkiye
lasyon Ağustos’taki dip noktası olan %4.2’den yükselerek yıl sonunda 4.5
%4.8’e çıkmış durumda. Belki bugün itibarı ile tehlikeli seviyelerde 4.48
değil, fakat belirtmek gerekiyor ki krizden önceki 2005-2008 arasındaki ortalamasına şimdiden ulaştı. Diğer taraftan son haftalarda sürekli 4.46
yükseliyor olsa da GOÜ’lerin ortalama politika faiz oranı1 2005-2008
4.45
arasındaki seviyesinden yaklaşık olarak 240 baz puan (=%2.4) daha 4.44
Temmuz 10
Ekim 10
düşük seviyede. Diğer bir ifade ile GOÜ’lerde politika faiz oranları –
mevcut enflasyon seviyesi -ve hatta beklentileri- dikkate alındığında- olması gerekenin oldukça altında.
1
6.80
6.70
6.60
6.50
6.40
6.30
6.20
Ocak 11
Çek Cum, Mac., Rom., Rusya, Ukr., Brz, Mek., G. Afr., Filip., Y. Zel., Malez., Singapur, G.Kore, Tayvan aritmetik ortalaması.
6
31 Ocak 2011
DenizBank Ekonomi Bülteni
Haftalık Görünüm
Enflasyondaki bu gelişmelerin piyasalar üzerindeki etkilerine baktığımızda üç ana sonuç ortaya çıkıyor:
1- Enflasyon endeksli tahviller sabit getirili menkul kıymetlere kıyasla daha popüler bir hale geliyor. Buna karşılık
enflasyon daki artışın politika faizlerini yükselteceği beklentisi tüm dünya genelinde sabit getirili menkul kıymet getiri
oranlarının yükselmesine (=fiyatlarının düşmesine) sebep oluyor. Örneğin ABD 10 yıllık Hazine tahvil getirisi Ekim başında %2.38’e
kadar gerilemişken (FED’in 600 milyar $’lık ek alım programına rağmen) bugün itibarı ile %3.40’a
çıkmış durumda.
2- Değişken faiz oranları bugünden sabitlemeye yarayan swap faiz oranları artmaya başladı. ECB başkanı Trichet’in son günlerde enflasyon karşıtı konuşmaları nedeni ile Euro swap faiz oranlarındaki artış çok daha belirgin. Diğer
bir ifade ile yatırımcılar bugünden faiz artışlarına karşı kendilerini sigortalamaya başladılar.
3- Çin ve Hindistan gibi bugün itibarı ile dünyanın büyüme motoru olan GOÜ’lerin enflasyon riskine karşı politika
faizlerini
arttırmaya başlamaları (Hindistan’ın Mart’tan bugüne 175 baz puan; Çin’in Ekim’den bugüne 60 baz puan)
özellikle hisse senedi piyasalarında satış dalgalarına sebep oldu. Yatırımcılar global ekonomik toparlanma henüz istenilen seviyelere ulaşmadan merkez bankaları tarafından frene basılmasından endişe ediyor.
Önümüzdeki döneme baktığımızda, GOÜ’lerde 2010 yılının son aylarında başlayan politika faizlerinde artış trendi
2011’de de devam edecek gibi görünüyor. Gelişmiş ülkeler tarafında ise mevcut gidişatta faiz artışlarının en erken
2011’in son çeyreğinde gelmesini beklemeye devam etmek en makul senaryo olarak görülmekte. Özellikle gelişmiş ülkelerde politika faizlerindeki artış (ya da diğer krizden çıkış politikaları) kontrollü ve zamana yayılan şekilde olduğu müddetçe (ki enflasyonun yumuşak artış trendi buna izin verecek gibi görünüyor) piyasalar açısından korkulan senaryonun
(politika faizlerinin hızla ve panikle yükseltilmesi) gerçekleşme olasılığının düşük olduğunu söyleyebiliriz.
7
31 Ocak 2011
DenizBank Ekonomi Bülteni
Makro Ekonomi & Strateji
İhracat İdare Ediyor, İthalat Hızlı, Ne Yapılabilir ?...
2009 yılında ithalat %30 gerilemişti. 2010 yılında %32 yükseldi (kaybını tam yerine koyamadı ama yaklaştı). İhracat ise
2009 yılında %23 gerilemişti. 2010 yılında %12 yükselebildi. Yani ihracatın krizden dönüşü ithalata göre çok daha yavaş
oldu. Üstelik 2003-2008 arasındaki 5 yıllık süreçte ihracatın
İhracat ve İthalat Artışı
yıllık ortalama artışı %23 olmuştu. İhracat sadece 2009 kayıp50%
larını telafi edememiş değil, kriz öncesindeki uzun vadeli performansının da çok altında kaldı.
Üstelik bu zayıf performans TL’nin güçlenmiş olmasından ve
rekabet gücünün zayıflamış olmasından da kaynaklanmıyor.
Tersine global kriz sonrasında 2010 yılında 2009 yılında Dolar
-Euro sepetinin TL fiyatı %16 civarında yükselirken 2010 yılında %5 civarında geriledi.
30%
34% 35%
10%
34%
42%
17% 20%
16% 20%
25% 22%
-10%
İhracat
İthalat
32%
23%
19%
12%
-23%
-30%
Dış ticaret açığındaki bu veriler sonrasında yılsonunda cari
denge açığının da beklenenden biraz daha yüksek açıklana- -30%
cağı anlaşılıyor. Ocak-Kasım döneminde, geçen yılın aynı dö2003
2004
2005
2006
2007
2008
2009
2010
nemine göre, 4 kat artıp 42 milyar $’a çıkan cari denge açığının da yılsonunda 48 milyar $ civarında olacağını ve 2008 Ağustos ayındaki rekoruna yaklaşacağını düşünmek gerekir.
Dış ticaret açığındaki bu performans 2010 yılında %8 civarına büyüyebilecek Türkiye ekonomisinin bunu daha ziyade iç
talep ve iç talebe yönelik yatırımlar üzerinden yaptığını gösteriyor (ilk 3 aylık GSYH rakamları da bunu zaten teyit etti).
Gerçi Türkiye’nin zaten Asya ülkeleri gibi ihracatla büyümeye dayalı bir ekonomik modeli yok. İşçilik ücretleri içerde belki
yetersiz ama rakip ülkelere göre pahalı. O nedenle işçilik maliyetlerinin önemli olduğu mal gruplarında ihracatçılar fiyat
tutturmakta zorlanıyorlar. Verimlilik artışı sonuna kadar zorlanıyor ve daha fazla gidecek yeri limitli. Bunun için ihracata
yönelik sektörlerde teknolojik yatırımlara ihtiyaç var ama bunu yapmak için girişimcilerin ihracattan para kazanabileceklerine inanmaları (fizibilitelerin bunu göstermesi) gerekli. Ayrıca bu tür uzun vadeli yatırımlar için de makul maliyetlerde
uzun vadeli ancak döviz borçlanmak mümkün ve bu amaçla gelen kaynaklar da zaten cari denge açığının en önemli sebeplerinde biri. Genel olarak katma değeri yüksek (fiyat belirleyici konumda olduğumuz) sektörümüz de yok. Bugün otomotiv üretimi bile işçilik ücretleri düşük ülkelere yoğunlaşarak emtialaşmak üzere. İhracat Türkiye ekonomisinin iç talebi
bir şekilde durduğunda başvurduğu bir stene görevinde. 1994-2001 finansal ve ekonomik krizlerinde böyle oldu. Ama
2008-2009 döneminde aynı stepne görevini göremiyor çünkü kriz sadece Türkiye’de değil global ve dünyanın büyük tüketicileri eskisi kadar tüketemezken olan tüketim talebini de Asya ülkeleri zaten kolaylıkla karşılayıveriyor.
Ama bunun yanında iç talepte çok daha büyük bir potansiyel var. Yarısı 30 yaşın altında 75 milyona yakın bir nüfus hayat standardını arttırma ihtiyacında. Düzenli bir gelire sahip olduğunda hemen borçlanmaya başlayarak tüketimini arttırmaya çalışıyor ve zaten serbest ekonomik ortam makul maliyetlerde bunu yapabilmesini mümkün kılıyor. Kayıt dışı
imkânları iç talebe yönelik sektörlerde daha fazla. Bankalar da kurumsal ağırlıklı kredi portföylerini giderek daha fazla
tüketici finansmanına yatırarak risklerini dağıtmak, dışardan kredi imkanı olmayan tüketici finansmanının daha yüksek
faiz marjlarından faydalanmak ve bunu yaparken de riski dağıtmak istediklerinden iç talebi kolaylıkla destekleyebiliyorlar.
Özetle, ekonominin yapısı kısa sürede iç talepten dış talebe (yani ihracata) dönebilecek durumda değil. Eğer ithalatın
daha fazla artması ve cari denge açığının daha fazla yükselmesi istenmiyorsa iç talepteki büyüme kontrol edilmek zorunda. Üstelik bugün finansal istikrar açısından endişe edilen bu durum gelecekte (ekonomideki kapasite fazlası kapandığında) iç talep üzerinden enflasyonist baskı da yapmaya başlayabilir. Emtia fiyatlarındaki artışlar çekirdek enflasyonu
da yukarı çekmeye başlayabilir. Ekonomi yönetimi bu risklerin bankaların kredi imkanlarının daraltılmasıyla azalabileceğini görüyor ve bu yönde aksiyon alıyor. Bunu yapmanın en bilinen ve kullanılan yolu bankaların ve piyasaların kendilerine referans aldıkları Merkez Bankası haftalık fonlama faizini yükseltmek. Benzer konumdaki bir çok ülke de bunu yapıyor. Ama bunun Türkiye gibi sermaye hareketlerine çok açık ülkelerde yabancı sermaye, özellikle spekülatif tarafta yüksek faiz getirisinden faydalanmak üzere çok daha fazla cezbetme ve TL’yi çok daha güçlendirme tehlikesi var. İhracat
zaten istenen performansı gösteremediği için buna da artık tahammül yok. O nedenle ekonomi yönetimi hem bu spekülatif sermayeyi cezbetmemek hem de iç talebin daha fazla artmasını engellemek istiyorlar. Politika faizini düşürürken
bankaların kredi imkanlarını daraltıcı önlemlerin alınmasının sebebi bu.
8
31 Ocak 2011
DenizBank Ekonomi Bülteni
Makro Ekonomi & Strateji
Bu ne Türkiye için ne de dünyada pek alışılmış bir şey
değil. Türkiye’nin geçmişteki politikalarına devam edeceği beklentisiyle gelmiş olan sermayenin biraz aklı karışmış durumda. Bunun değişik uygulamanın sonuçlarından
ekonomi yönetiminin bile emin olmadığını düşünerek bu
önlem dozajının aşırıya kaçabileceği düşüncesi hakim.
Kafası karışan da (belki istendiği gibi) TL pozisyonunu
kapatarak çıkmayı düşünüyor. O nedenle bu yeni politikalar uygulanmaya başladığından beri (yerli tasarruf sahiplerinin yüklü döviz satışına rağmen) TL sepete karşı
ciddi değer kaybına uğradı.
2.1
TL Döviz Sepeti
2.0
1.9
1.8
1.7
1.6
1.5
Yeni politika seti anlaşılana ya da ne dozajda olacağına 1.4
güvenilmeyen yeni kararlar gelmeyeceği görülene kadar Ocak 08 Temmuz 08 Ocak 09 Temmuz 09 Ocak 10 Temmuz 10 Ocak 11
kafalardaki karışıklık ve pozisyon kapama telaşı bitmeyecek. Bunun ne kadar içerdeki döviz satışı ile karşılanacağını da bilmek pek mümkün değil. Bu süreçte piyasalardaki oynaklık da artıyor ve en azından CDS (iflas sigorta) primlerindeki yükselişten de görüldüğü üzere ülke riski artıyor. Ama
zaten istenen de buydu. Piyasalardaki reaksiyonun beklenenin ötesine geçebileceği ve ne süreçte ne gibi yan etkileri
olabileceği de herhalde hesaba katılmıştır.
9
Download