BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Kardiyoloji Anabilim Dalı

advertisement
BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ
Kardiyoloji Anabilim Dalı
BRUGADA SENDROMLU HASTALARDA ANİ ÖLÜM RİSK
FAKTÖRLERİNİN ARAŞTIRILMASI VE BU HASTALARIN UZUN
DÖNEM İZLEMİ
Uzmanlık Tezi
Dr. Volkan ÇAMKIRAN
Ankara, 2012
BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ
Kardiyoloji Anabilim Dalı
BRUGADA SENDROMLU HASTALARDA ANİ ÖLÜM RİSK
FAKTÖRLERİNİN ARAŞTIRILMASI VE BU HASTALARIN UZUN
DÖNEM İZLEMİ
Uzmanlık Tezi
Dr. Volkan ÇAMKIRAN
Tez Danışmanı
Doç. Dr. İlyas ATAR
Ankara, 2012
Başkent Üniversitesi Kurucu Rektörü Sayın Prof. Dr. Mehmet Haberal’a, bu eğitim süremin
her aşamasında bilgi ve deneyimlerinden yararlandığım ve benden yardımlarını esirgemeyen
sayın hocam , Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi dekanı ve anabilim dalı başkanımız, Prof.
Dr. İ. Haldun Müderrisoğlu’na, Kardiyoloji eğitimimde emekleri olan hocalarım Prof. Dr.
Bülent Özin’e ve Prof. Dr. Aylin Yıldırır’a,
İhtisas sürem boyunca beni destekleyen, yönlendiren, tezimin yazılmasında her aşamada
bıkmadan içtenlikle yardım eden, abim, sayın hocam, Doç. Dr. İlyas Atar’a,
İhtisas sürem boyunca, bilgi ve tecrübelerinden çok şey öğrendiğim, kardiyoloji eğitimimde
üzerimde çok büyük emekleri olan sevgili hocalarım Doç. Dr. Alp Aydınalp ,Doç. Dr. Elif
Sade, Doç. Dr. Serpil Eroğlu, Doç. Dr. Bahar Pirat, Doç. Dr. Melek Uluçam,Uzm.Dr.
Uğur Bal ve Uzm.Dr. Kağan Okyay’a
Birlikte çalışmaktan her zaman büyük mutluluk duyduğum, her konuda, her zaman
birbirimizi desteklediğimiz tüm asistan arkadaşlarıma,
Adana, Konya ve İstanbul Başkent Üniversitesi Hastanelerinin Kardiyoloji Bölümlerinde
çalışmakta olan tüm hocalarıma, meslektaşlarıma,
Ankara, Adana, Konya ve İstanbul Başkent Üniversitesi Hastanelerinin koroner yoğun bakım,
kateter laboratuvarı ve kardiyoloji poliklinik hemşireleri, teknisyenleri, sekreterleri ve
yardımcı personellerine,
Beni yetiştiren ve her zaman kendilerinden daha fazla düşünen, bugünlere gelmem için hiçbir
fedakarlıktan kaçınmayan, haklarını hiçbir zaman ödeyemeyeceğim canım annem, babam ve
kardeşlerime,
Sonsuz teşekkürlerimi sunarım
Dr. Volkan Çamkıran
Ankara 2012
ÖZET
BRUGADA SENDROMLU HASTALARDA ANİ ÖLÜM RİSK FAKTÖRLERİNİN
ARAŞTIRILMASI VE BU HASTALARIN UZUN DÖNEM İZLEMİ
Brugada sendromu ilk kez Brugada kardeşler tarafından 1992 yılında yeni bir klinik antite
olarak tanımlanmıştır ve daha sonraki dönemde araştırmacılar tarafından büyük ilgi çekmiştir.
Brugada sendromu, yapısal kalp hastalığı olmayan bireylerde EKG’de sağ prekordiyal
derivasyonlarda (V1-3) ST segment elevasyonu ve ani kardiyak ölüm riskinde artış ile
karakterize bir sendromdur. Çalışmamızın amacı ülkemizdeki Brugada sendromlu hastalarda
ani kardiyak ölüm risk faktörlerini belirlemek ve ülkemizde bu hastalığın prognozunu
değerlendirmekti.
Çalışmaya Tip 1 EKG paternine sahip 40 hasta, Tip 2 EKG paternine sahip 4 hasta, Tip 3
EKG paternine sahip 24 hasta (52 erkek (%76.5), 34.9±12.2 yıl yaş (9-71 yıl yaş)) alındı.
Çalışmaya alınan hastaların % 3’ü ani kardiyak ölüm hikayesi olan, % 45.5’i senkop hikayesi
olan, % 17.5’i çarpıntı semptomu olan ve % 34’ü asemptomatik olan hastalardan
oluşmaktadır. Ortalama 49.6±37.6 ay (4-188 ay) takip süresice, Tip 1 EKG’si olan 40 hastada
8 kardiyak olay (20%) oldu (7 hastada uygun şok, 2 ölüm, 1 senkop) izlendi. Hastalar 6 aylık
aralarla kontrol edildi. Tip 1 EKG paterni olan hastalarda yıllık kardiyak olay oranı % 4.8
bulundu. Tekli değişken analizleri sonucunda erkek cinsiyet, Tip 1 EKG paterni, AKÖ, VT ve
hastaya EFÇ yapılmış olması olay olması ile ilişkili bulunurken olay olmaması yönünde ise
hastanın senkopunun vazovagal olması ve hastada nokturnal agonal solunumun olmaması
ilişkili bulundu. Çoklu değişken analizlerde VT/VF öyküsü (HR=9,21[%95 CI, 0,004-1,88];
P=.002) ve spontan Tip 1 EKG varlığı ( HR = 8,54 [95% CI, 0,385-26,37]; P=.003) aritmik
olayların öngörücüsü olarak saptandı.
Brugada sendromu hastaları uzun dönem izlediğimiz bu çalışmada VT/VF öyküsü ve spontan
Tip 1 EKG varlığı aritmik olayların belirleyicisi olarak saptanmıştır. Ciddi tartışma konusu
olan elektrofizyolojik çalışmada aritmi indüklenmesi çalışmamızda aritmik olay gelişimi ile
ilişkili saptanmamıştır .
Anahtar kelimeler: Brugada sendromu, ani kardiyak ölüm, ventriküler taşiaritmi, risk
faktörleri, implante edilebilir kardiyoverter defibrilatörler
III
ABSTRACT
INVESTIGATION OF RISK FACTORS FOR SUDDEN DEATH IN PATIENTS WITH
BRUGADA SYNDROME AND LONG-TERM FOLLOW UP OF THIS PATIENTS
Since its first description in 1992 as a new clinical entity, the Brugada syndrome has aroused
great interest among physicians and basic scientists. Brugada syndrome is characterized by
ST-segment elevation in the right precordial leads and an increased risk of sudden cardiac
death (SCD). The aim of the present study was to evaluate the prognosis and risk factors of
SCD in Brugada syndrome patients in the our country.
Forty patients with type 1 ECG, 4 patients with type 2 ECG, 24 with type 3 ECG (52 (76.5%)
males, 34.9±12.2 years (9-71 years)) were enrolled. Diagnosis was based on (1) aborted SCD
(3%); (2) syncope, otherwise unexplained (45.5%); (3) palpitation (17.5%);
and (4)
asymptomatic patients (34%). During a median follow-up of 49.6±37.6 months (4-188
months), 8 cardiac events (20%) occurred (7 patients experienced appropriate implantable
cardioverter-defibrillator shocks, 1 syncope and 2 died) in patients with Type 1 ECG.
Patients were followed-up every 6 months. The cardiac event rate per year was 4.8% in
patients with type 1 ECG. Univariate analyses were performed to identify patients at risk of
arrhythmic events. The presence of EPS, male gender, type 1 ECG, SCD, VT were associated
with arrhythmic events and vasovagal syncope and absence of nocturnal agonale respiratory
were associated with good prognoz. Multivariate analyses revealed that history of VT/VF
(HR=9,21 [%95 CI, 0,004-1,88]; P=.002) and spontaneous type 1 ECG ( HR = 8,54 [95% CI,
0,385-26,37]; P=.003) were independent predictors of arrhythmic events.
In the long term follow up of this study, VT/VF and presence of spontaneous type 1 ECG
were observed predictors of arrhythmic events. Induction of arrhythmia at the
electrophysiological study, which is the subject of serious discussion, wasn’t associated
arrhythmic events.
Key Words: Brugada syndrome, sudden cardiac death, ventricular tachyarrhythmia's, risk
factors, Implantable cardioverter defibrillator
IV
İÇİNDEKİLER
Özet………………………………………………………………………………...............iii
İngilizce Özet…………………………………………………..……………………...…...iv
İçindekiler………………………………………..……………………………………....v-vi
Kısaltmalar Dizini……………………………………………………………....................vii
Şekiller Dizini……………...………………….…………………………………………viii
Tablolar Dizini………………………………………………………………………...…...ix
1. Giriş ve Amaç………………………………………………...………………………….1
2. Genel Bilgiler……………………………………………………………………...……..3
2.1. Brugada Sendromu tarihçe ve tanımı……………………………………………....3
2.2. Brugada Sendromunun Tanı Kriterleri………………………………………….....4
2.3. Epidemiyoloji……………………………………………………………………....7
2.4. Brugada Sendromunda Genetik Faktörler…………………………………….........8
2.5. Brugada Sendromunda Patofizyoloji, İyonik ve Hücresel Mekanizmalar………..12
2.6. Brugada Sendromunda Klinik Özellikler……………………………………...….15
2.7. Brugada Sendromunda EKG ve Kolaylaştırıcı Faktörler………………………....18
2.8. Tanısal Araçlar…………………………………………………………………...23
2.8.1 Maskelenmiş EKG Değişikliklerinin Ortaya Çıkarılması………………..….23
2.8.2. Sağ Göğüs Derivasyonlarının Yüksek İnterkostal Aralıklara
Yerleştirilmesi………………………………………………………….………………….24
2.9. Prognoz ve Risk Sınıflaması……………….………………………………….….25
2.10. Tedavi Yaklaşımları………………………………………………….……….…28
2.10.1 İmplante Edilebilir Kardiyoverter Defibrilatör ile Tedavi…………….…..28
2.10.2 Farmakolojik Tedavi Yaklaşımları..……………………………………….31
2.11. Hastalığının Doğal Seyri ve Klinik Takibi………………………….………..….32
3. Gereç ve yöntem………………………………………………………………...………35
3.1. Çalışmaya alınma ölçütleri……………………………………...………...………35
v
3.2. Çalışmadan dışlama ölçütleri…………………...………………………………35
3.3. Çalışma Protokolü…………………………………………………..…………..35
3.3.1. Ajmalin Testinin yapılışı…………………...………………………….…..36
3.3.2. Propafenone Testinin yapılışı………………………...…………………...36
3.3.3. EKG kayıtları…………………………………………………….………..37
3.3.4. Elektrokardiyogramların değerlendirilmesi……………………………….37
3.3.5. İstatistiksel değerlendirme……………………………………………...….38
4. Bulgular…………………………………………………………………………………39
4.1. Hastaların demografik özellikleri ve tanı konulma şekilleri…….…………..39
4.2. Hastalara uygulanan tedaviler……………………………………………….46
4.2.1. İKD takılan veya takılması önerilen Tip 1 EKG paterni olan
hastalar…………………………………………………………………………………….47
4.2.2. Takip Bulguları……………………………………………………….48
4.2.3. Hastalarda takipte uygun şok, ölüm veya İKD siz hastada gerçek
senkop varlığının belirleyicileri……………………………………………………………49
5. Tartışma……………………………………………………………………………...….55
5.1. Çalışmanın kısıtlılıkları……….………………………………………………60
6. Sonuçlar…………………………………………………………………………………60
7. Kaynaklar…………………………………………………………………………….…61
vi
KISALTMALAR ve SİMGELER DİZİNİ
AF:
Atriyal Fibrilasyon
AKÖ:
Ani Kardiyak Ölüm
AP:
Aksiyon Potansiyeli
BS:
Brugada Sendromu
BTED:
Brugada Tipi Elektrokardiyogram Değişikliği
Ca:
Kalsiyum
EDR:
Epikardiyal repolarizasyon dispersiyonu
EKG:
Elektrokardiyografi
I:
İyonik akımlar
IV:
İntra venöz
İK:
İnterkostal
İKD:
İmplante edilebilir kardiyoverter defibrilatör
K:
Potasyum
LBBB:
Sol dal bloğu
Na:
Sodyum
RBBB:
Sağ dal bloğu
TDR:
Transmiyokardiyal repolarizasyon dispersiyonu
VF:
Ventriküler Fibrilasyon
VT:
Ventriküler Taşikardi
vii
ŞEKİLLER DİZİNİ
DİZİN
SAYFA NUMARASI
Şekil 1: Brugada Sendromu tanısı olan bir hastanın farklı günlerde dinamik
5
değişikliklerin izlendiği EKG kayıtları
Şekil 2:
Brugada sendromunda görülen EKG tipleri. Tanısal olan sadece tip 1
5
EKG
Şekil 3:
2 farklı mekanizma ile sodyum akımlarında azalmaya sebep olan
9
SCN5A gen mutasyonu örnekleri
Şekil 4: SCN5A geni tarafından kodlanan sodyum kanallarının α subünit
10
yapısının ve BS ile ilişkili mutasyonların şematik gösterimi
Şekil 5: Trasnmembran aksiyon potansiyeli ve her bir iyon akımları ile
birlikte iştirak ettikleri fazlar
Şekil 6:
12
Brugada Sendromunda ST segment elevasyonunu için ileri sürülen
13
mekanizma
Şekil 7:
BS de ventriküler aritmiler için ileri sürülen mekanizma
14
Şekil 8:
İyon kanallarının cinsiyet bazlı ve ventriküller arası farklılıkları
17
Şekil 9:
BS hastalarında daha yüksek aritmi riski ile ilişkilendirilmiş EKG
21
Üst interkostal EKG kayıtlarının da alındığı BS hastalarında
25
bulguları
Şekil 10:
survey analizi
Şekil 11:
BS hastalarında IKD takılması için endikasyonlar
viii
30
TABLOLAR DİZİNİ
DİZİN
SAYFA NUMARASI
Tablo 1: Brugada Sendromu için EKG tanı kriterleri
4
Tablo 2: Brugada Sendromu tanı ölçütleri
6
Tablo 3: Brugada Sendromu EKG’sine benzer EKG’ye neden olan
durumlar
19
Tablo 4. Brugada Sendromu EKG’sine benzer EKG’ye neden olan
ilaçlar
22
Tablo 5 : Maskelenmiş EKG değişikliklerinin ortaya çıkarılması için
kullanılan ilaçlar
23
Tablo 6: Literatürdeki yayınlardan yıllık olay (AKÖ veya dökümante VF)
görülme oranları
33
Tablo 7: Literatürdeki BS hastalarının kayıtlarının karşılaştırıması
34
Tablo 8: Hastaların EKG paterni ve cinsiyet arasındaki ilişki
38
Tablo 9: Hastaların tanı şekli ile kesin tanı EKG leri arasında ki ilişki
39
Tablo 10: Hastaların kesin tanı ve Ajmaline testi ile ortaya çıkış şekli
arasındaki ilişki
41
Tablo 11: Hastaların kesin tanı ve propafenone testi ile ortaya çıkış şekli
arasındaki ilişki
42
Tablo 12: Hastaların kesin tanısı ile tedavi şekli arasındaki ilişki
47
Tablo 13: Hastaların kesin tanısı ile takipte karşılaşılan problemler
arasındaki ilişki
48
Tablo 14: Takipte uygun şok, ölüm veya İKD siz hastada gerçek senkop
varlığı ile ilişkili tekli değişkenler
50
Tablo 15: Hastaların tedavi yöntemleri ile takipte uygun şok, ölüm veya
İKD siz hastada gerçek senkop varlığının karşılaştırılması
51
Tablo 16:Hastaların EFÇ yapılıp sonuçları ile takipte uygun şok, ölüm
veya İKD siz hastada gerçek senkop varlığının karşılaştırılması
52
Tablo 17: Hastaların takipte AF gelişimi ile takipte uygun şok, ölüm veya
İKD siz hastada gerçek senkop varlığının karşılaştırılması
52
Tablo 18: Takipte herhangi bir olay (uygun sok, uygunszu şok, ölüm,
senkop, AF) gelişiminin belirleyecileri
ix
53
1. GİRİŞ ve AMAÇ
Brugada sendromu (BS) ilk kez Brugada kardeşler tarafından 1992 yılında 8 olgunun
sunumu ile tanımlanmıştır (1). Brugada sendromu, yapısal kalp hastalığı olmayan
bireylerde EKG’de sağ prekordiyal derivasyonlarda (V1-3) ST segment elevasyonu,
ventriküler taşikardi (VT), ventriküler fibrilasyon (VF) ve ani kardiyak ölümle (AKÖ)
karakterize bir sendromdur (1). Brugada sendromu sıklıkla inkomplet penetrasyonun
olduğu otozomal dominant kalıtım göstermektedir bununla birlikte bu sendromda farklı
kalıtım paternleri ve sporadik vakalarda seyrek olmayarak bildirilmektedir (2). Hastaların
%18-30’unda kalp hücre zarında sodyum kanal geninin alfa subünitini kodlayan SCN5A
geninde defekt olduğu saptanmış, SCN5A geninde 100’den fazla mutasyon tanımlanmıştır
(3). Hastalar genellikle 40’lı yaşlarda ani kardiyak ölümle karşılaşmakta olup büyük
çoğunluğunu erkek popülasyonu oluşturmaktadır (4). Hasta semptomları çok geniş bir
yelpazede olup hastalar tamamen asemptomatik olabilecekleri gibi ani ölümle de karşımıza
gelebilmektedir (5-8).
Hastalığın tanısı EKG bulgusu olarak konulmakta olup genetik testler sadece yardımcı
olarak veya özel durumlarda, sıklıkla da araştırma amaçlı uygulanmaktadır. Klasik olarak
EKG’de BS için 3 tip bulgu tanımlanmış olup bunlardan sadece Tip 1 (coved tip) hastalık
için tanısal kabul edilmektedir (9). Hastaların EKG bulguları her zaman aynı şekilde
olmayıp bazı hastalarda EKG’de aralıklı tipik bulgular varken bazen de EKG tamamen
normal olabilmektedir. Brugada sendromu şüphesi olan ve tipik EKG bulgusu olmayan
bireylerin tanısında sodyum kanal blokerlerinin kullanıldığı provakasyon testleri
uygulanmaktadır (10). Bu amaçla ajmaline, pilsicainide, propafenon, flekainide ve
prokainamide kullanılabilmekle birlikte en değerli ajan ajmalindir (2).
Brugada sendromlu hastaların tedavisinde etkinliği kanıtlanmış tek tedavi, implante
edilebilir kardiyoverter-defibrilatör (IKD) implantasyonudur (11,12). Ancak bu tedavinin
maliyeti yüksek olup izlemde Brugada sendromlu hastalarda IKD tedavisi sonrası % 20-36
arasında komplikasyon ve/veya uygunsuz tedavi bildirilmektedir (13,14). Bugün için
Brugada sendromlu hastalarda ani ölüm riskinin senkop, ventriküler aritmi ve ani kalp
durması öyküsü olan hastalarda daha yüksek olduğu ve bu hastaların IKD ile tedavi
edilmesi gerektiği, diğer hastaların ise tam bir fikir birliği olamamakla birlikte kılavuzlara
göre tedavisiz takip edilmesi gerektiği önerilmektedir (2,15,16). Brugada sendromlu
hastaların prognozu ve ani ölüm riskinin belirlenmesinde kullanılması gereken
parametreler konusunda literatürde çelişkili bilgiler mevcuttur. En büyük hasta sayısına
1
sahip olan ve hastalığa adını da veren Brugada kardeşlerin sonuçları ve prognoz
belirleyicileri ile Brugada dışı literatür arasında ciddi farklar mevcuttur. Bu tartışmalar
daha uzun yıllarca da devam edecek gibi gözükmektedir. Ülkemizde BS sıklığı ve bu tanıyı
alan hastaların prognozu ile ilgili veri yoktur.
Bu çalışmada, Başkent Üniversitesi bünyesindeki merkezlerin Kardiyoloji bölümlerinde
BS tanısı konulmuş olan hastaların ve aile bireylerinin değerlendirilmesi, bu hastalardaki
ani ölüm risk faktörleri varlığının araştırılması ve bu hastaların ve aile bireylerinin uzun
dönem izleminin yapılması planlanmıştır.
2
2. GENEL BİLGİLER
2.1 Brugada sendromu tarihçe ve tanımı:
İlk kez 1953 yılında, iskemi, elektrolit dengesizliği ve belirgin yapısal kalp hastalığı
olmaması ile birlikte sağ prekordiyal derivasyonlarda (V1-V3) ST segment yüksekliği ile
karakterize bir sendrom olarak raporlanmıştır (17). 1992 yılında ani kardiyak ölümle
ilişkili yüksek riskli bir klinik antite olarak ilk kez tanımlanmıştır (1,18,19). 1992 yılında
Pedro ve Josep Brugada kardeşler, yapısal kalp hastalığı bulunmadan ventriküler aritmiye
ikincil gelişmiş ve başarılı şekilde döndürülmüş 8 genç erişkin (6 erkek ve 2 kadın) AKÖ
hastasında gözledikleri; sağ göğüs derivasyonlarında (V1-V3) özel bir ST segment
yüksekliği ve sağ dal bloğu görüntüsünün eşlik ettiği yeni bir AKÖ nedeni olarak bu
sendromu tanımlamışlardır (1). Daha sonra artan ilgi sonucu birçok olgu sunumu (19,20)
ve daha fazla sayıda olguyu içeren, hastalığın karakteristik özelliklerini tanımlamak için
klinik çalışmalar yayınlanmaya başlamıştır (21-24). Klinik özellikleri ile moleküler ve
genetik özelliklerini açıklayan ve bu özellikleri birleştiren yayınlar oluştukça hastalık BS
olarak tanımlanmış ve kabul görmüştür (25-29).
Yapısal kalp hastalığı olmayan bireylerde sağ prekordiyal derivasyonlar da ST segment
elevasyonu ve yüksek AKÖ riski insidansı ile karakterize olan BS genellikle erişkin
dönemde ortaya çıkar. Semptomların başlama veya ani ölüm ortalama yaşı 40 ± 22 dir.
Tanı alan en genç hasta 2 günlük ve en yaşlı hasta 84 yaşındadır (30).
İnfantlarda da AKÖ ile BS’ nin direkt ilişkisini destekleyen,
Skinner ve arkadaşları
tarafından yayınlanan bir çalışmada; ventriküler fibrilasyon sonrası başarılı bir şekilde
resüste edilen 19 günlük bebeğin yapılan DNA analizlerinde SCN5A geninde mutasyon
saptanmış ve öncelikle BS ile ilişkilendirilmiştir (31).
Hastalığın tanı kriterlerini tanımlamak için 2002 yılında Avrupa Kardiyoloji Cemiyeti
(ESC) Aritmi Çalışma Grubu bünyesinde toplanan ilk “Brugada Uzlaşı Konferansı”nda
(Brugada Consensus Conference 2002) BS’nin tanı ölçütleri belirlenmiş, daha sonra 2005
yılında toplanan ikinci uzlaşı konferansında ise hastalığın risk sınıflandırması ve uygun
tedavi yaklaşımları hakkında algoritmalar hazırlanmıştır (2,32). Halen uygulanmakta olan
3
ve bizim de çalışmamızda kabul ettiğimiz tanı ölçütleri 2005 Brugada Uzlaşı
Konferansı’nda kabul edilmiş olan ölçütlerdir.
2.2 Brugada Sendromunun Tanı Kriterleri
Brugada sendromunun EKG manifestasyonları gizli olduğu zaman EKG bulguları sodyum
kanal blokerleri, febril dönem veya vagotonik ajanlarla ortaya çıkarılabilir (10,33-35).
BS’de sağ göğüs derivasyonlarında (V1-V3) üç tip EKG repolarizasyon değişikliği
tanımlanmıştır . Birden fazla sağ göğüs derivasyonunda (V1-V3) ≥ 2 mm (0.2 mV) coved
(kubbe) tip ST-segment/J noktası yükselmesi ve bunu izleyen negatif T dalgası Brugada
sendromu için tanısaldır ve “Tip 1 ST segment yükselmesi” olarak adlandırılır. Saddleback
(eyer) görünümündeki ≥ 2 mm ST segment yükselmesi olan değişiklik (çukur bölümde ≥ 1
mm ST segment yükselmesi olacak şekilde) ve bunu izleyen pozitif veya bifazik bir T
dalgası “Tip 2 ST segment yükselmesi” olarak adlandırılır. “Tip 3 ST segment yükselmesi”
ise saddleback veya coved tipi < 1 mm ST segment yükselmesi şeklinde tanımlanır
(Tablo 1, Şekil 1ve Şekil 2).
Tablo 1: Brugada Sendromu için EKG tanı kriterleri (Kaynak No: 30’dan uyarlanmıştır)
Brugada Sendromu için EKG tanı kriterleri
V1–V3 derivasyonlarında ST segment anormallikleri
Tip 1
Tip 2
Tip 3
J noktası
≥ 2 mm
≥ 2 mm
≥ 2 mm
T dalgası
Negatif
Pozitif veya bifazik
Pozitif
ST-T
Coved (kubbe)
Saddleback ( eyer )
Saddleback (eyer )
konfigürasyonu
ST
veya Coved (kubbe)
segment Yavaş yavaş azalan
Elevasyon ≥ 1 mm
(terminal kısım)
4
Elevasyon < 1 mm
Şekil 1
Brugada Sendromu tanısı olan bir hastanın farklı günlerde dinamik değişikliklerin izlendiği EKG kayıtları
(Kaynak No: 32’den uyarlanmıştır)
Şekil 2
Brugada sendromunda görülen EKG tipleri. Tanısal olan sadece tip 1 EKG
(Kaynak No: 10’dan uyarlanmıştır)
Tip 2 ve 3 ST segment elevasyonu BS için tanısal kabul edilmemektedir. Tip 1 ST
segment elevasyonu Brugada EKG’si olarak kastedilmektedir. Birden fazla sağ prekordiyal
5
derivasyonda Tip 1 ST segment elevasyonunun (Brugada EKG’ si) sodyum kanal blokeri
varlığında veya yokluğunda aşağıdakilerden enaz birisi ile birlikteliğinde Brugada
Sendromu tanısı kesin bir şekilde konulur. Bunlar: Dökümante VF; Polimorfik Ventriküler
Taşikardi (VT); Ailede 45 yaş altında olan AKÖ hikayesi; Aile bireylerinde Tip 1 EKG
bulunması; Programlı Elektriksel Stimülasyon (PES)
ile VT indüklenmesi; Senkop;
Nokturnal Agonal Solunumdur (32,36,37).
Tablo 2: Brugada Sendromu tanı ölçütleri (Kaynak No: 2’den uyarlanmıştır)
Sağ göğüs derivasyonlarının (V1-V2-V3) >1’inde Tip 1 ST yükselmesi(spontan veya bir sodyum kanal
blokeri kullanımı ile), aşağıdakilerden birisi ile birlikte olduğunda
 Belgelenmiş ventriküler fibrilasyon
Belgelenmiş
ventriküler
 Polimorfik ventriküler taşikardi (kendiliğinden sonlanan)
aritmiler
 Programlı elektriksel stimülasyonda VT uyarılabilirliği
 Ailede <45 yaşta ani ölüm hikayesi
Aile öyküsü
 Aile üyelerinde Tip 1 EKG varlığı
 Senkop
Aritmi ile ilişkili belirtiler
 Nokturnal agonal solunum
EKG anormalliğine sebep olabilecek diğer koşullar muhakkak dışlanmalı
Bu kriterlerin yüksek spesifitesi var iken sensiviteleri düşüktür. Bununla beraber bu tanı
kriterleri hastalığa ait nedensel mutasyonlar (özellikle SCN5A mutasyonu) gibi yeni
yönlerin bulunmasıyla
bir miktar zaman aşımına uğramıştır. Nedensel mutasyonların
mevcudiyeti gibi önemli klinik bulguların da kriterlere alınması vurgulanmaktadır.
Gerçekten de diğer kriterler olmadan sadece tip 1 EKG paterni olan bireylerde AKÖ
riskinin olduğu takiplerde gösterilmiştir (38,39). Başka bir çalışmada tip 1 EKG kaydının
bir veya daha fazla derivasyonda izlenmesi karşılaştırılmış ve sonuçta tek derivasyonda
veya daha fazla derivasyonda
sonucu
tip 1 EKG kaydı bulunan hastalar arasında 5 yıllık takip
majör kardiyak aritmi oranlarının benzer olduğu bulunmuş. Son konsensusta
6
alınan tanı kriterlerine göre tek derivasyonda tip 1 EKG değişikliği olması tanı için yeterli
değil fakat bu çalışmada aslında bu grubunda benzer riske sahip olduğu gösterilmiş. Bu
sonuçlardan dolayı bu
yazarlar tanı kriterlerinin revize edilmesi gerekliliğinden
bahsetmiştir (40).
Semptomlar, aile hikâyesi veya ani kardiyak ölüm olayı olmaksızın EKG’de gözlenen
özgül değişiklikler ise güncel literatürde “Brugada Tipi EKG Değişikliği” (BTED) olarak
adlandırılmaktadır (41,42).
2.3. Epidemiyoloji
Brugada sendromunun yapısal kalp hastalığı olmayan toplumda görülen AKÖ’lerin %20
sinden, tüm AKÖ olgularının ise %4-12’sinden sorumlu olduğu düşünülmektedir (2).
Prevalansının ise dünya genelinde 5/10.000 civarında olduğu düşünülmektedir ancak bu
rakam EKG bulgularının dinamik karakteri ve çoğu kişide BS fenotipinin maskelenmiş
olarak mevcut olması nedeni ile gerçek prevalansı yansıtmamaktadır. Coğrafi ve etnik
farklılıklar da prevalans açısından belirgin değişikliklere neden olmaktadır (43,44).
Japonya’dan bildirilen bir yayında toplumdaki tip 1 BTED prevalansı 12/10.000 olarak
saptanmakta iken, Kuzey Amerika ve Avrupa’dan bildirilen rakamlar çok daha düşük
düzeylerdedir (43,46,47). Güneydoğu Asya ülkelerinde ise, günümüzde klinik, genotipik
ve fenotipik olarak BS olduğu anlaşılan bu hastalık, tarihsel olarak Ani ve Açıklanamayan
Gece Ölüm Sendromu” (Sudden unexplained nocturnal death syndrome/SUNDS) olarak
tanımlanmış, yerel dillerde de özel isimlere sahip olagelmiştir (Japonya’da Pokkuri,
Tayland’ta Lai Tai vb.) (47). Güneydoğu Asya ülkelerinde BS’nin endemik olduğu
düşünülmektedir ve BS bu bölgede 50 yaşından genç erkeklerde kazalar dışındaki doğal
ölümlerin en önemli nedeni olarak gösterilmektedir (47).
Ülkemizde 2006 yılında Çukurova Üniversitesi’nden toplum tabanlı prevalans çalışması
yayınlanmıştır (48). Bu çalışmada yapısal kalp hastalığı olmayan 671 erkek ve 567 kadın
bireyin EKG’leri BTED açısından kayıtlar ve gönüllüler kullanılarak prospektif ve
retrospektif olarak incelenmiştir. Ortalama yaşın 38,9 ± 17,6 olduğu bu çalışmada 1 adet
Tip 1, 3 adet Tip 2 ve 2 adet de Tip 3 BTED saptanmıştır (BTED açısından genel toplum
prevalansı %0.48 bulunmuştur). Ayrıca %1,7 ile en yüksek BTED frekansı 17-24 yaş
7
arasındaki erkek toplumda izlenmiştir. Bu bulgular, Batı toplumlarından bildirilen diğer
toplum tabanlı çalışma sonuçları ile uyumludur.
2012 yılında Marmara Üniversitesinden yayınlanan bir çalışmada yapısal kalp hastalığı
olmayan 504 sağlıklı erkek bireyin EKG’leri BTED açısından gönüllüler kullanılarak ,
prospektif olarak incelenmiştir . Ortalama yaşın 37.3+10.7 olduğu bu çalışmada, gönüllü
erkek bireylerden çekilen EKG’lerde 4. İK’de BTED sıklığı %3 olarak saptanmış (49).
Sıklığın bu kadar yüksek görülmesi çalışmaya alınan toplumun hastalık için tipik olan orta
yaş seçilmiş bir erkek topluluğu olması ile ilişkilendirilebilinir.
2.4. Brugada Sendromunda Genetik Faktörler
Brugada Sendromu sıklıkla otozomal dominant geçiş gösterir (31), bununla beraber
hastalık aile de başka bireylerde olmadan da hastaların önemli bir oranında sporadik
olabilir (50). 1998 yılında, kardiyak sodyum kanallarını kodlayan SCN5A geninde (lokus
3p21) hastalıkla ilgili ilk mutasyon saptanmış (51). Günümüze kadar aynı gen üzerinde BS
ile ilişkili 100 kadar farklı mutasyon saptanmış, bu mutasyonların sodyum kanallarında
sayıca azlığa (ifade edilmede bozukluğa bağlı) veya bu kanallarda fonksiyon bozukluğuna
(aktivasyonun, inaktivasyonun veya yeniden aktivasyonun voltaj veya süre bağımlılığında
kaymaya, inaktivasyon ara dönemine girmeye veya hızlanmış inaktivasyona bağlı) sebep
olarak transmembran sodyum akımlarında (INa) azalmaya sebep olduğu saptanmıştır (5255).
8
Şekil 3
2 farklı mekanizma ile sodyum akımlarında azalmaya sebep olan SCN5A gen mutasyonu örnekleri. A:
I1660V
mutasyonu hücre yüzeyine olan gidiş geliş trafiğini bozan
sodyum kanal defektine sebep
olmakta;Ⅰ,(Wild type) sodyum kanalları merkezde ve periferde yerleştirilmiş; Ⅱ, I1660V mutasyonuna
uğramış sodyum kanalları hücre içindeki organellerde sıkışıp kalmış şekilde ve hücre membranına olan trafik
durmuş; Ⅲ, mutasyona uğramış kanallar oda sıcaklığında enkübasyon ile kurtarılabilir (Kaynak No: 53’ten
uyarlanmıştır). B:
G1319V mutasyonu sodyum kanalların kinetik özelliklerini değiştirmekte;Ⅰ, mutasyonlu hücrelerde ve
Wild type (WT) kanallarda akım amplitüdlerinin maksimum zirveleri benzer, fonksiyonel olan kanalların
sayısının benzer olduğunun göstergesidir; Ⅱ, Voltaj bağımlı aktivasyonda mutasyonlu
kanallarda
depolarizasyonda küçük değişiklikler izlenmekte; Ⅲ, Voltaj bağımlı kararlı hal inaktivasyonu mutasyona
uğramış kanallarda daha arttırılmış; Ⅳ, Mutasyona uğramış kanallarda inaktivasyon sonrası düzelme belirgin
olarak daha yavaş olduğu izlenmekte (Kaynak No: 54’ten uyarlanmıştır).
9
Brugada sendromu vakalarının % 18-30’ unda SCN5A geninde mutasyon görülmektedir
(3). Özellikle sporadik vakaların dışında kalan hastalığın ailevi formlarında bu mutasyon
daha yüksek insidansta izlenmektedir. Hastalarda SCN5A geninde mutasyonun düşük
oranda izlenmesi hastalığın genetik olarak heterojenite gösterdiğine işaret etmektedir
(3,56).
Şekil 4
SCN5A geni tarafından kodlanan sodyum kanallarının α subünit yapısının ve BS ile ilişkili mutasyonların
şematik gösterimi (Kaynak No: 3’den uyarlanmıştır).
Son yıllarda araştırmacılar hastalıkla ilişkili 10 farklı gen daha bulmuşlar. İlk tanımlanan
farklı mutasyon bir BS ailesinde SCN5A genine yakın 3. Kromozomun ayrı bir lokusunda
(3p22-p24) saptanmıştır (57,58). Bu genin ürünü hücre yüzeyine kardiyak sodyum
kanalının çıkış trafiğini düzenlemekte olan gliserol 3-fosfat dehidrogenaz 1-benzeri (GPD10
1L) peptidtir (59). Sorumlu mutasyon (A280V) hücre içine doğru olan sodyum akımlarını
%50 oranında, hücre yüzeyindeki SCN5A gen ürününü ise %31 oranında azaltmaktadır
(60,61). Bunların ötesinde, fonksiyon kaybı mutasyonları sadece kardiyak sodyum
kanallarını etkilememektedir. Depolarizasyonda görev yapan L tipi kardiyak kalsiyum (Ca)
kanalının α alt ünitesini kodlayan CACNA1C (Cav1.2) ve L tipi Ca kanallarının β2 alt
ünitesini kodlayan CACNB2b genlerinde ki mutasyonlar (L tipi kardiyak Ca kanalının Ca
akımlarında azalmayla sonuçlanan) kısa QT ve Brugada fenotipi birlikteliği ile
ilişkilendirilmişler ve EKG değişikliklerinin bir arada saptandığı bir hastada tespit
edilmişlerdir (60,62). Brugada sendromu olan bir aile de KCNE3 genindeki mutasyon ile
ilişkilendirilmiş, bu gen repolarizasyonda görevli hücre dışına doğru olan Ito akımlarından
sorumlu bazı potasyum kanallarının β alt ünitesini oluşturan MİRP2 ürününü kodlar (63).
SCN1B (64) ve SCN3B (65) genlerinde de fonksiyon kaybı mutasyonları bildirilmiştir, bu
genler INa akımlarında görevli Nav1.5 sodyum iyon kanalının β alt ünitesini kodlarlar, bu
mutasyonlar hastalarda nadiren görülmektedir (66,67).
Bu bulgular da BS’nin saf bir sodyum kanalı hastalığı olmayıp aksiyon potansiyelinin faz 1
bölümünde içeri ve dışarı yönelimli akımlardaki iyonik dengesizlik olduğu fikrinin
gelişmesine yol açmıştır. Brugada sendromu taşıyıcılarındaki fenotipik çeşitliliği
açıklamada polimorfizmler de yardımcı olabilir. Mesela SCN5A lokusunda sık rastlanan
H558R polimorfizminin BS hastalarında sodyum akımlarındaki diğer mutasyonlara bağlı
bozuklukların kısmen düzelmesine yol açtığı saptanmış ve özellikle bu polimorfizmin AG
veya GG gibi daha az rastlanan alellerinin taşıyıcılarında AA aleline göre hastalığın daha
az ciddiyetle seyrettiği saptanmıştır (68,69).
Şimdiye kadar genetik analizlerden edinilen bilgiler ışığında tanımlanan spesifik
mutasyonların tanıyı formüle etmede veya prognozu desteklemede faydalı olamayabileceği
izlenmiş. SCN5A geni boyunca olan mutasyonlar ve bu mutasyonlardan hangilerinin ani
ölüm veya aritmik olaylarla ne derecede ilişkili olduğu açık değildir. Sonuç olarak genetik
testler klinik tanıyı desteklemek için, potansiyel riskleri olan akrabaların erken tespiti için
ve özellikle de bizim hastalığın fenotip ve genotip ilişkisini anlamamıza yardımcı olacak
kapsamlı araştırmalarda kullanılması için önerilmektedir.
2.5. Brugada Sendromunda Patofizyoloji, İyonik ve Hücresel Mekanizmalar
11
Çeşitli deneysel çalışmalar sonucunda BS’ye ait olan iki karakteristik özelliğin
mekanizmaları aydınlatılmıştır. Bu iki özellik: Tipik EKG morfolojisi ve VF ile AKÖ
duyarlılığı. Şekil 5’te ventriküler kardiyomiyositlerin normal aksiyon potansiyeli (AP) ve
aksiyon potansiyeli fazlarında olan iyon akımları gösterilmiştir. Brugada sendromunda
özellikle SCN5A gen mutasyonlu olan hastalarda azalmış sodyum akımları sonucu gelişen
içeri pozitif akımlar ve dışarı olan akımlarda değişiklikle birlikte hücre AP faz 1 sonunda
dışarı doğru olan pozitif akımlar lehine dengesizlik meydana gelmektedir (2,53,70-72).
Şekil 5’te de açıkça görüldüğü gibi içe olan Ltipi kalsiyum akımlarında (ICaL) azalma
(CACNA1c veya CACNB2b genlerinde mutasyon oluşması sonucu) (62) veya dışa olan
potasyum akımlarında (Ito) artış ( yeni tanımlanmış gen olan KCNE3 geninde mutasyon
olması sonucu) (73) yine iyonlar akımlarında benzer dengesizliğe sebep olacaktır.
Şekil 5
Trasnmembran aksiyon potansiyeli ve her bir iyon akımları ile birlikte iştirak ettikleri fazlar. Gri gölgeli alan
faz 1’i göstermekte ve bu fazda başlıca içe ve dışa doğru olan pozitif akımlar arasındaki denge gelişmektedir.
Denge dışa doğru olan pozitif akımlar lehinde olursa (*) hücrelerde meydana gelen belirli bir derece de
repolarizasyon ile aksiyon potansiyelinde karakteristik çentik gelişmektedir (kesikli çizgiler) (Kaynak No:
74’ten uyarlanmıştır).
Hangi mekanizma ile olursa olsun sonuçta içe doğru ve dışa doğru olan akımlar göreceli
veya mutlak olarak dışa doğru akımlarda artışa sebep olarak AP’de karakteristik bir çentiğe
12
ve AP’nin kubbesinin kaybına sebep olmaktadır. Dışa olan akımların (Ito) yoğunluğu
epikartta endokarta göre daha fazla görülmekte, bu heterojenite ventrikül duvarında
transmural bir voltaj gradiyenti gelişmesine neden olmakta ve sonuçta EKG’de BS için
tipik ST segment elevasyonu gelişmektedir (şekil 6) (27).
Şekil 6
Brugada Sendromunda ST segment elevasyonunu için ileri sürülen mekanizma: Epikardiyumda görülen AP
çentikli kubbesi endokardiyumda izlenmemekte ve böylece transmural voltaj gradiyenti oluşturarak J noktası
elevasyonuna sebep olmaktadır. Eğer epikardiyumda ki aksiyon potansiyeli çentiği daha belirgin ise bu
endokarda göre AP süresinin uzamasına sonuçta da ST segment elevasyonuna ve T dalgasında negatifliğe
sebep olmaktadır
(Kaynak No: 27’den uyarlanmıştır). Endo, endokardiyum; Epi, epikardiyum; M,
miyokardiyum
Aksiyon potansiyelinin Faz 1 dönemi sonunda oluşan iyonik dengesizlik BS’de faz 2
yeniden girim (reentry) mekanizması ile ortaya çıkan ventriküler aritmilere duyarlılığı da
açıklar. Aksiyon potansiyeli çentiğinin -30 mV değerlerine ulaştığı şartlarda “ya hep ya hiç
repolarizasyon”
kuralına göre
AP
oluşmamasına sebep olabilir (75). Bu olay hem
epikardiyum ve endokardiyum da hem de epikardiyumun kendi içinde farklı yerlerde
heterojen
şekilde meydana gelmesi ile beraber
sonuçta transmural repolarizasyonun
dispersiyonuna (TDR) ve epikardiyal repolarizasyonun dispersiyonuna
13
(EDR) sebep
olmaktadır. Sonuçta AP’nin kubbesinin oluştuğu yerlerden oluşmadığı yerlere doğru
yayılması erken ventriküler komplekslerin gelişmesine altyapı oluşturmuş oluyor (Şekil
7b) (27,75). Bu hipotez, köpek sağ ventrikül örneklerinde yapılan çalışmalarda AP
kubbesinin oluştuğu ve oluşmadığı bölgeler arasında bir gradient ve başlangıçta epikart ile
sınırlı olmakla birikte sonradan yavaş yavaş endokarta da yayılan yeniden girim devreleri
(reentrant circuits) oluştuğunu gösteren yüksek çözünürlüklü optik haritalama yöntemleri
ile de doğrulanmıştır (şekil 7c) (79).
Şekil 7
BS de ventriküler aritmiler için ileri sürülen mekanizma ; A: AP faz 1 sonunda iyon akımlarında daha fazla dengesizlik oluşması ile ya
hep ya hiç repolarizasyon kanuna göre tam AP oluşmaması(noktalı çizgiler) ve sonuçta transmural(TDR) ve epikardiyal repolarizasyon
dispersiyonu (EDR) meydana gelmesi (Kaynak No: 75’ten uyarlanmıştır). B: Köpek sağ ventrikül örneklerinin 2 ayrı epikard
bölgesinden ve endokardından alınan AP kayıtları; Sodyum ve kalsiyum kanal blokeri olan terfenadin verilmesi sonrası epikardiyal AP
çentiğinde belirginleşme ve ya hep ya hiç repolarizasyon meydana gelmesi; Bu şartlar AP kubbesinin oluştuğu yerlerden oluşmadığı
yerlere doğru yayılımını kolaylaştırmakta ve sonuçta faz 2 yeniden girim mekanizması ile bir polimorfik ventriküler aritmiyi
tetikleyebilecek erken ventriküler atım meydana gelmekte (kesikli oklar) (Kaynak No: 75’ten uyarlanmıştır). C: Yüksek çözünürlüklü
optik haritalama ile köpek sağ ventrikül örneklerinin 256 tane AP simultane kayıtları; B deki açıklamalar doğrultusunda kırmızı renkli
bölgeden ( AP kubbesinin meydana geldiği yerler) mavi renkli bölgeye yayılımını (AP kubbesinin meydana gelmediği yerler)
gözlemlenmekte (Kaynak No: 76’dan uyarlanmıştır).
14
Brugada sendromunun patolojik alt yapısı olarak tanımlanan iyon akımlarındaki
dengesizlik konsepti ile ilgili çok fazla uygulama mevcut, bu uygulamalar ilk önce
potasyum kanal aktivatörleri (27), sodyum kanal blokerleri (27) veya hem sodyum hem de
kalsiyum kanal bloker özellikleri olan ilaçların verilmesi (77) şeklinde deneysel model
oluşturma çalışmalarıdır. İyon akımlarındaki dengesizlik konsepti ile ilgili mekanizmalar
bizlere özel bazı durumlarda hastalık fenotipinin ve buna bağlı aritmik komplikasyonların
neden daha belirgin hale geldiğini, hastalığın sağ ventrikülü gören derivasyonlarda daha
belirgin olmasını, cinsiyet seçiciliğini de açıklamaktadır. Vagal tonusun arttığı durumlar,
fenotipin ortaya çıktığı ve ventriküler ölümcül artimilerin geliştiği koşullara iyi bir
örnektir. Asetilkolin hücre içine olan kalsiyum akımlarını azaltırken beta mimetiklerin bu
akımları artırdığı gösterilmiştir (78). Ayrıca pozitron emisyon tomografisi kullanılarak
yapılmış bir çalışmada BS hastalarında sinaptik aralıkta norepinefrin düzeyinin azalması
ile seyreden bir tür sempatik işlev bozukluğu saptanmış ve bu durumun da hücre içi siklik
adenozin monofosfat (cAMP) düzeylerini (betanerjik aktiviteyi) azaltarak ventriküler
aritmogenezi desteklediği bildirilmiştir (79). Bu fizyopatolojik özellikler nedeni ile BS
hastalarında AP’de iyon dengesizliğini artıran manevra ve ajanlardan kaçınılması
önerilmekte ise de, AP’de iyon dengesizliğini artıran sodyum kanal blokeri grubu anti
aritmik ilaçlar maskelenmiş şekilde bulunan EKG değişikliklerini belirgin hale getirmede
tanısal bir araç olarak kullanılmaktadırlar (80). Mekanizmaların anlaşılması ile uygun
ilaçların da geliştirilebilmesi ve kullanılması mümkün olacaktır. Mesela Ito blokerleri
(kinidin gibi) veya L tipi kalsiyum kanalı aktivatörleri (isoproterenol gibi) BS'nun ilaç
tedavisinde bugün için belli durumlarda kullanılmaktadır (81,82).
2.6. Brugada Sendromunda Klinik Özellikler
Brugada sendromu hastaları genellikle asemptomatik kalırlar. Yinede yaşamları boyunca
ventriküler aritmiler sonucu senkop veya ani kardiyak ölümle prezentasyonları % 10-15
arasında raporlanmıştır (5-8,23). Aslında bu değerler gerçek insidanstan daha fazla olarak
belirtilmiş çünkü tanı almamış asemptomatik hastalar dahil değiller. Hastaların
semptomları özellikle de AKÖ sıklıkla 4. dekadta (50) ortaya çıkmasına rağmen neden
böyle bir zamanlama olduğunu izah edecek kesin bir bilgimiz yok. Ani kardiyak ölüm ile
gelen hastaların yaklaşık % 38’inin daha önce senkop hikayesi mevcut (6).
15
Hastaların önemli bir oranında, yaklaşık % 20’si , başta atriyal fibrilasyon olmak üzere
supraventriküler taşikardiler izlenmektedir (8). Ayrıca hastalarda çarpıntı, baş dönmesi gibi
semptomlar ve nörojenik şok ta görülmektedir (83,84). Yavaşlamış atriyal iletim gibi
atriyal standstill de sendromla ilişkilendirilmiştir (85).
Diğer sodyum kanal hastalıkları olan kanalopatilerde olduğu gibi BS’de de tipik olarak
aritmiler veya semptomlar vagal aktivitenin baskın olduğu istirahat ve özellikle uyku
zamanında daha sık izlenmektedir (34). Artmış vagal tonus sonucu asetilkoline bağlı
azalan kalsiyum akımlarının faz 2 reentry mekanizması üzerinden aritmilere sebep
olabileceği belirtilmiştir (78). Yapılan bir çalışmada IKD’den elde edilen kayıtlarda
meydana gelen 30 VF atağının gece oluştuğu izlenmiştir (86) ve bu durum yakın zamanda
başka yayınla da konfirme edilmiştir (87)
Brugada sendromunda sorumlu genetik mutasyonlar cinsiyetler arasında eşit görülüyor
olmasına rağmen hastalık fenotipik olarak erkeklerde 8-10 kat daha yaygın izlenmektedir.
Cinsiyete bağlı ayrım iyon ilişkili AP çentiğinin erkeklerde daha belirgin olması temeline
dayandırılmaktadır (şekil 8B) (4). Erkeklerde olan bu olay AP faz 1 sonunda AP’nin daha
fazla negatif değere repolarize olması anlamına
gelmektedir ki buda daha fazla AP
kubbesinin kaybı ile faz 2 yeniden girim mekanizmasını (reentry) ve polimorfik ventriküler
taşikardi gelişmesini kolaylaştırmaktadır. Aksiyon potansiyeli kubbesinin kaybı TDR ve
EDR de artışa sebep olmaktadır, TDR EKG deki ST elevasyonunundan ve ventrikül
duvarına doğru hassas pencere oluşmasından sorumlu, EDR ise faz 2 yeniden girim
(reentry) mekanizmasını doğurarak ekstrasistol oluşmasına sebep olmaktadır, bu extrasistol
eğer hassas pencere dönemini yakalarsa VT/VF gelişimini presipite etmektedir.
Ventriküler taşikardi genellikle polimorfik olupTorsade de pointe’nin (TdP) çok hızlı
formuna benzemektedir.
16
Şekil 8
İyon kanallarının cinsiyet bazlı ve ventriküller arası farklılıkları; A: erkek ve dişi köpek sol ventrikül ve sağ
ventrikül epikardiyal hücrelerinden alınan kayıtlar. Sağ ventrikül kayıtlarında iyon kanalları yoğunluğu bariz
olarak erkeklerde daha fazla izlendi, sol ventrikül kayıtlarında cinsiyetler arası fark yoktu. B: Erkek ve dişi
köpek sağ ventrikül epikardiyal dokulardan izole edilen transmembran aksiyon potansiyelleri kayıtları ( bazal
siklus uzunlukları 300, 500, 800 ve 2000 ms). C: Erkek ve dişilerde hız bağımlı olarak faz 1 sonundaki faz 1
amplitüt ve voltaj değerleri (Kaynak No: 4 ’ten uyarlanmıştır)
Hastalık erkeklerde daha sık görülmektedir ve çalışmalarda da BS tanısı alan hastaların %
71- %78’nin erkek hasta olduğu gösterilmiştir (5-8). Erkeklerde semptomlar kadınlara
göre daha erken yaşlarda meydana geliyor, daha sık semptomatik oluyorlar, spontan tip 1
EKG paterni daha sık izleniyor, ek olarak erkeklerde kadınlara kıyasla elektrofizyolojik
çalışmada (EFÇ) VF indüklenebilmesi daha fazla oranda görülmektedir (88). Ortalama 58
ay takibin yapıldığı bir çalışmada erkeklerin % 11.6’sında kadınlarda ise çok daha düşük %
2.8’inde dökümante VF veya AKÖ görülmüş (89).
Brugada sendromunun fenotipinin neden erkeklerde daha sık ve yüksek riskli seyrettiğine
dair güncel iki farklı hipotez mevcuttur. İlki, epikardiyal Ito kanallarının ve bu akımın
17
erkek sağ ventrikül epikartında daha fazla bulunması ile AP faz 1’de iyonik dengesizliği ve
ventriküler aritmi olasılığını artıran yapısal farklardır (4). Diğer hipotez ise hormonal
faktörlerin bu farklılıkta rol oynadığıdır. Eşlik eden prostat kanseri olan BS hastalarında
kastrasyon sonrası EKG’de Tip 1 değişikliğin kaybolduğunu bildiren yayınlar mevcut
olduğu gibi (90), kontrollere göre BS olan erkeklerde testosteron düzeyleri anlamlı olarak
yüksek bulunmuştur (91). Ayrıca kardiyak iyon kanallarının cinsiyet hormonları ile
modifiye edilebildiğine dair deneysel çalışmalar da mevcuttur (89,92). Hormon hipotezi ile
uyumlu olarak, veri az olsa da, BS olan pediyatrik toplumda izlenen klinik izlemde erkek
ve kız çocuk olgular arasında 16 yaşından (ortalama puberte döneminden) önce herhangi
bir fark ortaya çıkmamaktadır (93).
Brugada sendromunda sıklıkla VF/VT
spontan olarak kendiliğinden sonlanır (94).
Hastalarda aritmiye bağlı gelişen agonal solunum epizodu sonrası gece uyanmayı bu
durum açıklayabilir.
2.7. Brugada Sendromunda EKGve Kolaylaştırıcı Faktörler
Daha öncede değinildiği gibi BS’de tanı koydurucu olarak tanımlanan EKG tip 1 EKG
paternidir. Fakat bazı klinik durumlar da benzer EKG paternine sebep olabilirler (Tablo 3).
Bazı vakalarda tamamen bağımsız şartlar BS’ye benzer EKG değişikliklerine sebep olabilir
(bunlar ayırıcı tanıda dışlanmalı) (50).
Brugada sendromu olan hastalarda EKG’nin zaman içinde değişebileceği ile ilgili bilgiler
bulunmaktadır, öyleki aynı hastada farklı zamanlarda tip 1,2 ve 3 EKG paterni görülebilir,
hatta zaman zaman EKG’nin normal de olabileceği gösterilmiştir (95). Bu nedenden dolayı
farklı zamanlarda
hastalara seri EKG çekilmesi önerilmektedir (95,96). Aksiyon
potansiyeli faz 1 evresindeki iyonik dengesizliği artıran tüm durumlar BS hastalarında ST
segment elevasyonunda
artışa neden olur (10,50,75). Vucut ısısı artışı bazı BS
hastalarında kolaylaştırıcı faktör olarak önemli olabilir. SCN5A mutasyonu olan hastalarda
gösterilmiş ki ısı sodyum kanallarında inaktivasyonu artırıyor. Bu durum neden bazı
hastalarda febril epizodun BTED’i ortaya çıkardığını ve özellikle de pediyatrik
popülasyonda ventriküler aritmilerde artan riski açıklar (97-99).Bu bilgilerden sıcak banyo
yapmanın aritmileri tetikleyebileceği düşünülebilinir.Hastalığın endemik olarak görüldüğü
Tayland’ın kuzey bölgeleri sıcak iklimin hakim olması ile de ilişkilendirilebilinir.
18
Tablo 3: Brugada Sendromu EKG’sine benzer EKG’ye neden olan durumlar (Kaynak No:
50’den uyarlanmıştır)
Atipik sağ dal bloğu
Akut
miyokardiyal
Hiperkalemi
enfarktüs,
özellikle
sağ
Hiperkalsemi
ventrikülün
Kokain ve alkol intoksikasyonu
Akut perikardit/miyoperikardit, perikardiyal efüzyon
Anti Aritmik ilaçlar: Sodyum kanal blokerleri (klas
Pulmoner tromboemboli
1A ve 1C), kalsiyum kanal blokerleri, beta blokerler
Aort anevrizması diseksiyonu
Anti anginal ilaçlar: kalsiyum blokerleri, nitratlar
Santral ve otonomik sinir sitemi hastalıkları
Psikotropik ilaçlar: Anti depresanlar, fenotiyazinler,
selektif seratonin geri alım inhibitörleri, lityum
Duchenne muskuler distrofisi
Friedreich ataksisi
Sol ventrikül hipertrofisi
Aritmojenik sağ ventrikül displazisi
Sağ ventrikül çıkım yoluna mekanik bası
Mediastinal tümörler
Pektus excavatum
Elektriksel kardiyoversiyon sonrası
Erken repolarizasyon, özellikle atletler
Hipotermi
Sağ ventrikül çıkım yolunu etkileyen akut miyokard enfarktüsü veya iskemiye sebep olan
akut spazm, kalsiyum akımların da depresyona ve potasyum akımlarında artmaya sekonder
BTED’e sebep olur (100). Tayland’da gece gelen ani ölümler ile aynı gece bol miktarda
pirinçli yemek veya karbonhidrat tüketimi arasında ilişki olduğu bulunmuştur (101).
Bununla ilişkili olarak yapılan yakın zamanda ki bir çalışmada glukoz ve insülinin
maskelenmiş olan Brugada Tip 1 EKG paterninin ortaya çıkmasına sebep olabileceği
19
bulunmuştur (102). Başka bir olasılık ise artmış mide duvarı gerilimi ile artan vagal tonus,
son zamanlarda yayınlanan başka bir çalışmada mideyi tamamen dolduracak şekilde
yemek yemenin maskelenmiş olan Brugada Tip 1 EKG paterninin ortaya çıkardığı
bulunmuştur (103). Direkt elektriksel kardiyoversiyon uygulanmış hastalarda da bazen
kısa dönem ST segment elevasyonu gözlemlenmekte ,bu hastaları defibrilasyon sonrası ilk
kez değerlendirirken bu faktöre dikkat etmek gerekir (104).
Brugada sendromunda EKG’nin yeni karakteristik özelliklerini ve muhtemel prognostik
önemini belirlemek için son yıllarda bir çok çalışma yapılmış. Pitzalis ve arkadaşları BS
hastalarında
özellikle sodyum kanal blokeri verilmesinden sonra sağ prekordiyal
derivasyonlarda düzeltilmiş QT intervalinin (QTc) uzadığını tanımlamışlar (105). Başka
bir çalışmada bu durumun kötü prognozla
korole olduğu ve özellikle de V2
derivasyonunda eğer QTc ≥ 460 ms olursa kötü prognoz korelasyonun arttığı belirtilmiş
(106). Benzer şekilde aVR işareti de (aVR derivasyonunda ≥3 mm R dalgası veya R/q
oranının ≥0.75 ten büyük olması olarak tanımlanıyor) ventriküler aritmiler için artmış risk
ile ilişkilendirilmiş (Şekil 9 A) (113). R dalgasının büyük olması muhtemelen daha büyük
ventriküler iletim gecikmesini ve böylece daha da artmış elektriksel heterojeniteyi
gösterdiği düşünülmüş (107). Aynı zaman da repolarizasyonun transmural dispersiyon
işareti de olan T dalgası alternansı (108) varlığı BS hastalarında sodyum kanal blokeri
verilmesinden sonra gözlenebilir ( Şekil 9B). T dalgası alternansı gözlenen hastalar takipte
muhtemel daha yüksek riskle VF gelişen alt grubu oluştururlar (109). Çok yakın zamanda
BS hastalarının %11kadarında inferior veya lateral derivasyonlarında erken repolarizasyon
olduğu ve bunun da daha yüksek semptom oranı ile olduğu ilişkilendirilmiş (Şekil 9C)
(110).
20
Şekil 9
Brugada sendromu se hastalarında daha yüksek aritmi riski ile ilişkilendirilmiş EKG bulguları. A: aVR işareti
(Kaynak No: 107 ’den uyarlanmıştır). B: T dalgası alternansı (Kaynak No: 109 ’dan uyarlanmıştır). C:
İnferior ve lateral de erken repolarizasyon paterni (Kaynak No: 81’den uyarlanmıştır).
Brugada sendromu hastaları EKG’lerinde bazen iletim hastalıkları izlenebilir. Gerçektende
sodyum akımlarında azalma her iki duruma da sebep olabilir (111). SCN5A geninde
mutasyon olan hastalarda olmayanlara göre PQ intervalinin, QRS kompleksinin süresinin
ve HV intervalinin daha uzun olduğu raporlanmış (112). 200 BS hastası ile yapılan bir
çalışmada semptomatik hastalarda QRS kompleksi süresinin daha uzun olduğu
gözlemlenmiş. Semptomatik olma prediktörü olarak QRS kompleksi cut-off değeri ≥120
ms olarak saptanmış (113).
Brugada sendromlu kadınlarda erkeklere göre iletim
hastalıklarına daha fazla yatkınlık saptanmıştır. Sodyum kanal blokerleri ile yapılan
21
testlerde kadınlarda PR intervali ve QRS kompleksi süresi belirgin olarak daha artmış (88).
Brugada sendromlu kadınlarda RV’de iyon kanallarının azlığından daha önce bahsetmiştik
ve
bu neden kadınlarda iletim hastalıklarının önce ve daha sonrada ST segment
elevasyonunun görülmesi ile tutarlı olarak görülmektedir (114).
Tablo 4 te BTED’ne sebep olan bir grup ilaçların listesi bulunmakta, ayrıca listede bulunan
sodyum kanal blokerlerinin bir kısmı maskelenmiş hastalarda BS için tanısal olan Tip 1
EKG değişikliğinin ortaya çıkarılması için kullanılmaktadır .
Tablo 4: Brugada Sendromu EKG’sine benzer EKG’ye neden olan ilaçlar (Kaynak No: 82
ve115’ten uyarlanmıştır)
Anti aritmik ilaçlar
Sodyum kanal blokerleri:
Sınıf 1C ilaçlar (Flekainid, Pilsikainid, Propafenon)
Sınıf 1A İlaçlar (Ajmaline, Prokainamid, Dizopiramid, Cibenzoline)
Kalsiyum Kanal Blokerler:
Verapamil
β-Blokerler:
Propranolol intoksikasyonu
Antianginal ilaçlar
Ca2+ Kanal blokerleri
Nifedipine, diltiazem
Nitratlar
Isosorbide dinitrate, nitroglycerine
K+ kanal açıcılar
Nicorandil
Psikotropik ilaçlar
Tricyclic antidepressanlar
Amitriptyline,Nortriptyline, Desipramine,
Clomipramine
Tetracyclic antidepressanlar
Maprotiline
Phenothiazine
Perphenazine,Cyamemazine.
Selektif serotonin geri alım inhibitorleri
Fluoxetine
Lithium
Diğer ilaçlar
Histaminik H1 reseptor antagonistleri
Dimenhydrinate
Diphenhydramine
Kokain intoksikasyonu
Alkol intoksikasyonu
22
2.8. Tanısal Araçlar:
2.8.1. Maskelenmiş EKG Değişikliklerinin Ortaya Çıkarılması
Brugada sendromu hastalarında EKG paterni zaman içinde değişkenlik göstermekte hatta
zaman zaman normal olabilmektedir, işte bu yüzden son yıllarda
hastalığı ilaçla
doğrulama testleri oluşturulmuştur. En sık kullanılan ilaçlar sodyum kanal blokerleridir, bu
ilaçların çoğunlukla efektif, kolay ulaşılabilir ve hızlı etkili olması tercih sebebidir (10).
Tanısal test için kullanılan başlıca sodyum kanal blokerlerinin uygulama rejimleri tablo
5’te özetlenmiştir. Bu ilaçlardan herhangi birisi ile yapılan test sonucunda eğer tip 1 EKG
paterni gelişirse tanı doğrulanmış olmaktadır (2).
Tablo 5: Maskelenmiş EKG değişikliklerinin ortaya çıkarılması için kullanılan ilaçlar
(Kaynak No: 2’den uyarlanmıştır)
İlaç
Doz
Uygulama yolu
Ajmaline
1 mg/kg 5 dakika süresince
İntravenöz
Flecainide
2 mg/kg 10 dakika süresince
İntravenöz
400 mg
Oral
Procainamide
10 mg/kg 10 dakika süresince
İntravenöz
Pilsicainide
2 mg/kg 10 dakika süresince
İntravenöz
Ajmalin, flekainid, prokainamid, pilsikainid, disopiramid ve propafenon bu amaçla
kullanılan ilaçlardır (2). Bu uygulama yapılırken, hasta mutlaka monitorize edilmeli ve
devamlı EKG kayıtları alınmalıdır. Ortamda defibrilatör, kardiyopulmoner resusitasyon
donanımı ve mümkünse elde edilebiliyor ise olası dirençli ventriküler taşikardiler için IV
isoproterenol bulundurulması güvenlik açısından önerilir (2,82). Test; 1) Tip 1 BTED
gelişirse 2) Tip 2 EKG si olan bireylerde ST segmentinde ≥2 mm artış olursa 3) Çoklu
23
erken ventriküler atımlar veya diğer ventriküler aritmiler ortaya çıkarsa 4) QRS genişliği
bazal düzeyin≥%130’u düzeyine ulaşırsa sonlandırılmalıdır (2).
Soyum kanal blokerleri özellikle atriyal ve/veya ventriküler iletim hastalıklarında özellikle
dikkatle kullanılmalıdır (Geniş QRS kompleksi, geniş P dalgası veya uzamış PR intervali
varlığı). Nadir vakalarda elektro-mekanik disosiyasyon bildirilmiştir. Sodyum kanal
blokerleri ile yapılan test sırasında gelişebilecek komplikasyonlarda
isoproterenol ve
sodyum laktat efektif antidot olarak kullanılabilinir (36,37) .
Mevcut veriler tanısal test için en efektif ajanın ajmaline olduğuna işaret etmektedir.
Ajmaline BS tanısı açısından en yüksek hassasiyet (%80), özgüllük (%94,4), pozitif
öngürücü değer (%93,3) ve negatif öngürücü değer (%82,9) düzeyine sahiptir (116).
Yapılan diğer klinik tanı çalışmalarında ajmaline özellikle en yakın özgüllüğe sahip ilaç
olan flekainide göre de üstün bulunmuştur, ayrıca flekainidin negatif prediktif değerinin
düşük olduğu ve aile taraması yapılacak bireylerde bu noktaya dikkat edilmesi gerektiği
belirtilmiştir (117,118). Yapılan doku çalışmalarında flekainidin Ito akımlarını ajmalinden
daha fazla bloke ettiği ve bu durumun da tanısal gücünü düşürdüğü saptanmıştır (118).
2.8.2. Sağ Göğüs Derivasyonlarının Yüksek İnterkostal Aralıklara Yerleştirilmesi
Brugada sendromu tanısı için EKG çekimininde sağ göğüs derivasyonlarının (V1-V3)
standart EKG yerleşim yeri olan parasternal 4. interkostal (İK) düzeyden yukarıya; 3. ve 2.
İK düzeylere doğru çıkarılması ile (farmakolojik provokasyon ile birlikte olsun ya da
olmasın) daha yüksek bir hassasiyetle BTED saptanabileceğini ortaya koyan çalışmalar
mevcuttur (119,120). Kore’de yapılmış bir çalışmada sağlıklı ve normal EKG’ye sahip 223
erkek Koreli bireyin 3.İK’den %1,3, 2. İK’den %0,4 kadarının yüksek İK düzeylerden
kayıt alınması ile Tip1 olmasa da Tip 2 BTED sergilediği gösterilmiştir (121). Japonya’dan
yayınlanan başka bir çalışmada ise BTED saptanan kişilerde yüksek sağ göğüs
derivasyonlarından alınan kayıtların Tip 1 BTED yakalama ihtimalini, BTED izlenen
derivasyonların sayısını ve ST segment elevasyonlarının/J noktasının amplitüdlerini
artırdığı görülmüş (122).Yayınlanan güncel veriler, standart EKG’leri normal olsa da,
yüksek interkostal aralıklardan alınan EKG kayıtları ile saptanan tip 1 BTED’in,
EKG’sinde spontan tip 1 BTED bulunan hastalarla benzer prognoza sahip (Şekil 10) bir
hasta alt grubunu tanımlama açısından önemli olduğunu ortaya koymaktadır (123). Mevcut
24
veriler, özellikle başka bir yöntemle tanı alamayabilecek şüpheli ve riskli hasta gruplarında
yüksek interkostal aralıklardan çekilen EKG’lerin BTED yakalama konusunda hassasiyeti
önemli ölçüde artırdığını göstermektedir. Gelecek vaat eden bir yöntem olarak klinikte
rutin olarak uygulanması için daha geniş kapsamlı çalışmalar ve uzun süreli izlemlere
ihtiyaç duyulduğu da vurgulanmaktadır. Hatta ajmaline testi gibi provokasyon testlerinin
yaşamı tehdit edebilecek potansiyel ventriküler aritmi riskleri nedeni ile bu tür testlerin üst
interkostal aralıklardan EKG elde edilmesine rağmen BTED elde edilemediği durumlar
için saklanması da bazı yayınlarda önerilmektedir (123,124).
Şekil 10
Üst interkostal EKG kayıtlarının da alındığı BS hastalarında survey analizi.
İlk iki grup arasında prognoz açısından fark olmadığı görülmekte (Kaynak No: 125’ten uyarlanmıştır).
2.9. Prognoz ve Risk Sınıflaması
Brugada Sendromu hastalarında semptomların olmayışından erken yaşlarda AKÖ olayı
gelişmesine kadar geniş bir fenotipik varyasyon izlenmektedir. Bu nedenden ötürü risk
25
sınıflamasına yardımcı parametreleri saptamak için bu konuya son zamanlarda büyük ilgi
olmuştur
(5-8). Yayınlanan çalışmalarda farklı sonuçlar elde edildiğinden dolayı bu
konudaki tartışmada halen yerini korumaktadır. Brugada ve ark. tarafından sunulan en son
seride bireylerin hayatları boyunca VF veya AKÖ ile karşılaşma oranını %25 olarak
bildirilmiştir. Şüphesiz ki bu %25 değeri, olay insidansının olduğundan fazla
görünmektedir. Çünkü bu serideki hastaların çoğu hastalığın ilk tanımlandığı yıllardaki
hastalar olup çoğunluğu spontan tip1 EKG si olan yüksek riskli hastalarmış (50).
Ani kardiyak ölüm tüm çalışmalarda rekürrens için kesin risk faktörü olarak kabul
edilmiştir (5-8). Brugada ve arkadaşlarının (5) verileri bunu doğrular şekilde AKÖ olan
hastaların %62’sinde ortalama 54 aylık takipte yeni bir aritmik olay olduğunu göstermiştir.
Yine Brugada ve arkadaşları daha önce kardiyak arrest hikayesi olmayan BS’li bireylerde
senkop hikayesi, spontan tip 1 EKG paterni ve EFÇ’de ventriküler aritmi indüklenmesini
prognostik faktör olarak raporlamışlar. İzlemde olayların gelişmesi açısından tek
değişkenli analizlerde önceki senkop hikayesi (Tehlike oranı [HR] = 2.79 [95% Güven
Aralığı (GA), 1.5-5.1]; P=.002), spontan tip 1 BTED (HR=7.69 [%95 GA, 1.9-33.3];
P=.0001), erkek cinsiyet (HR=5.26 [%95 GA, 1.6-16.6]; P=.001) ve EFÇ’de ventriküler
aritmi indüklenmesi (HR=8.33 [%95 GA, 2.8-25];P=.0001) arasında anlamlı ilişki
bulunmuştur (7). Çok değişkenli analizlerde de önceki senkop ve EFÇ’de ventriküler
aritmi indüklenmesinin prognozun bağımsız öngörücüleri olduğu yeniden doğrulanmıştır.
Daha sonra uygulanan alt grup analizlerinde de özelikle ailesinde AKÖ hikâyesi olmayan
asemptomatik hastalarda risk sınıflandırmasında önemli ve anlamlı olarak saptanmıştır.
Gerçektende bu subgrup hastada izlemde % 6 oranında VF gelişmiş ve prognoz ile ilişkili
tek faktör de
EFÇ’de ventriküler aritmi indüklenmesi olarak saptanmış (126). Diğer
araştırmacılar BS hastalarında daha önce semptomların ve spontan tip 1 EKG paterninin
varlığını risk faktörü olarak kabul etmekle birlikte genellikle olay insidanslarını daha
düşük düzeyde raporlamışlar (Priori ve arkadaşları (6) %6,5 ortalama 34 aylık takipte,
Eckardt ve arkadaşları (8) %4,2 ortalama 40 aylık takip). Bu durumun sebebi Brugada ve
arkadaşlarının hasta popülasyonunda daha ciddi hastaların sayısının fazla olması olabilir.
Diğer gruplar da EFÇ ile aritmi uyarılabilirliğinin senkop veya ölümcül aritmileri olan
gruplarda daha fazla saptandığı yönünde veriler yayınlamış olsalar da, yapılan analizlerde
EFÇ’nin prognozda ölümcül hadiseler için iyi bir değişken olmadığı sonucuna varmışlardır
(6-8). Elektro fizyolojik çalışma konusunda gruplar ve yayınlar arasındaki farkın nedenleri
şu şekilde sıralanabilir (126) : a) EFÇ’de ventriküler uyarım protokolünün çalışmalarda
26
standart olmaması (yine de çoğu çalışmada pozitiflik kriteri VF, PVT veya 30 saniyenin
üzerinde monomorfik VT şeklinde ortak tanımlanmış) b) bazı serilere tip 2 ve 3 BTED
olan hastaların dahil edilip kesin tanı ölçütlerinin sağlanmaması c) takip süresinin
kısalığına bağlı olarak olay gelişmemiş olabileceği ve pozitif öngürücü değerin düşmesi.
İlk tanımlandığı zamandan beri BS erkeklerde kadınlardan daha agresif seyrettiği
belirtiliyor. Risk faktörlerinin cinsiyetler arasında da farklılığı söz konusudur. Brugada
grubunun yaptığı geniş kapsamlı ve uzun süreli bir analizde tüm toplum için geçerli olan
risk faktörleri özel olarak erkek BS hastalar için de geçerli bulunurken (EFÇ’de ventriküler
aritmi indüklenmesi, semptomlar ve spontan tip 1 BTED), kadın hastalardaki hayli düşük
olay sıklığını öngörmede bu değişkenlerden hiçbirisinin istatistiksel gücü yeterli
olamamıştır (88).
Brugada sendromu hastalarında spontan olarak %10-%54 oranında görünen AF kötü
prognoz ile ilişkilendirilmiş (83, 127).
Günümüze kadar olan büyük çalışmaların hiçbirinde ne AKÖ aile hikayesi ne de SCN5A
geninde mutasyon risk faktörü olarak raporlanmamış. Hatta bir çalışmada başka bazı
mutasyonların (özellikle erken sonlanma kodonuna sebep olan mutasyonlar)olduğu
hastalarda senkop oranlarının(% 25.3) diğer mutasyonu olanlardan daha yüksek olduğu ve
prognostik değerlerinin daha iyi olduğu belirtilmektedir (128). Bazı polimorfizmlerin
(H558R polimorfizmi) ve SCN5A genindeki mutasyonların birlikteliğinin daha iyi bir
prognozu öngörebileceği ileri sürülmüştür (129).
Yapılan son çalışmalarda EKG’nin bazı özelliklerinin de risk sınıflaması için yardımcı
olabileceği belirtilmiş. S dalgasının genişliği, ST segment yüksekliğinin büyüklüğü, ST
segment yüksekliği ve geç potansiyellerin varlığı bunlara örnek olabilir (130,131). Ayrıca
bilindiği üzere TDR BS’de aritmiden sorumlu olan mekanizmalardandı ve bazı yazarlar T
dalgasının pik yaptığı yeri epikardiyal repolarizasyon ve T dalgasının son kısmınıda
miyokardiyal repolarizasyon olarak değerlendirip T dalgasının zirve ve son kısmına kadar
olan ölçümü Tp-e intervali olarak değerlendirmiş ve bunun TDR ye karşılık geldiğini
belirtmişler. Tekrarlayan olay olan hastalarda Tp-e ve Tp-e dispersiyonuna bakılmış ve
bunların uzadığı değerlendirilmiş, böylece hayatı tehdit eden aritmiler ile korelasyon
saptanmış ve risk sınıflamasında kullanılabilecek bir parametre olduğu ileri sürülmüştür
(132).
27
2.10. Tedavi Yaklaşımları
2.10.1. İmplante edilebilir kardiyoverter-defibrilatör ile tedavi
Brugada Sendromu hastalığının kanıtlanmış efektif tek tedavi yöntemi İKD takılmasıdır
(11,12). Endikasyonları ve öneri düzeyleri 2005 Uzlaşı Konferansı ve Amerikan
Kardiyoloji Derneği (ACC), Amerikan Kardiyoloji Cemiyeti (AHA) ve Avrupa
Kardiyoloji Derneği (ESC) 2006 Ventriküler aritmiler ve AKÖ hastalarının tedavi kılavuzu
ile ACC/AHA 2008 kardiyak ritim anormalliklerinin cihaz tedavisi klavuzu ölçütlerine
göre saptanmıştır.
İmplante edilebilir kardiyoverter-defibrilatör takılması için uzlaşı konferansı önerilerini
aşağıdaki gibi özeteyebiliriz.
 Ani kardiyak ölüm öyküsü olan Tip 1 EKG paterni izlenen (spontan veya sodyum
kanal blokeri sonrası) hastalara EFÇ yapılmadan sınıf 1 endikasyon ile İKD
takılması önerilir
 Senkop veya nokturnal agonal solunum semptomları olan vespontan Tip 1 EKG
paterni izlenen hastalarda non kardiyak nedenler dışlandıktan sonra sınıf 1
endikasyon ile İKD takılması önerilir

Senkop veya nokturnal agonal solunum semptomları olan ve sodyum kanal blokeri
sonrası Tip 1 EKG paterni izlenen hastalarda non kardiyak nedenler dışlandıktan
sonra sınıf 2a endikasyon ile İKD takılması önerilir.
 Ailede AKÖ hikayesi olan asemptomatik ve spontanTip 1 EKG paterni izlenen
bireylere EFÇ yapılması sınıf 2a endikasyon ile önerilmektedir. EFÇ de ventriküler
aritmiler indüklenirse eğer, spontan Tip 1 EKG paterni olanlarda sınıf 2a
endikasyon ile İKD takılması önerilir.
 Ailede AKÖ hikayesi olan asemptomatik ve sodyum kanal blokeri sonrası Tip 1
EKG paterni izlenen bireylere EFÇ yapılması sınıf 2b endikasyon ile
önerilmektedir. EFÇ de ventriküler aritmiler indüklenirse eğer, sınıf 2b endikasyon
ile İKD takılması önerilir.
 Ailede AKÖ hikayesi yok asemptomatik ve spontan Tip 1 EKG paterni oluşmuş
ise EFÇ yapılması sınıf 2b endikasyon ile savunulabilir ve. EFÇ de ventriküler
aritmiler indüklenirse eğer, sınıf 2b endikasyon ile İKD takılması önerilir.
28
 Elektrofizyolojik çalışma spontan veya sodyum kanal blokeri sonrası Tip 1 EKG
paterni izlenen semptomatik hastalarda yanlızca supraventriküler aritmilerin
değerlendirilmesi gerektiğinde önerilir.
 Asemptomatik olup ailede AKÖ hikayesi olmayan ve sodyum kanal blokeri sonrası
Tip 1 EKG paterni gelişen bireylerin sadece yakın takibi önerilmektedir.
ACC/AHA/ESC 2006 Ventriküler aritmiler ve AKÖ hastalarının tedavi kılavuzu
 İyi bir fonksiyonel statü ile 1 yıldan fazla yaşam beklentisi olan ve optimal tedavi
almakta iken kardiyak arrest gelişen hastalarda sınıf 1 endikasyon ile önerilir
 İyi bir fonksiyonel statü ile 1 yıldan fazla yaşam beklentisi olan, gösterilmiş
SCN5A mutasyonu olsun yada olmasın senkopu olan spontan Tip 1 EKG paternine
sahip olan BS hastalarında sınıf 2a endikasyon ile önerilir.
ACC/AHA 2008 kardiyak ritim anormalliklerinin cihaz tedavisi klavuzu
 Brugada sendromu olan senkoplu hastalara sınıf 2a endikasyon ile önerilir.
 Kardiyak arrest öyküsü olan hastalarda sınıf 1 endikasyon ile önerilir
 Kardiyak arrestle sonuçlanmayan dökümante VT’ si olan BS’ li hastalara sınıf 2a
endikasyon ile önerilir.
Ani kardiyak ölüm ve aritmiler genellikle gece veya istirahatte iken kalp hızının azalması
ile ilişkili olarak çıkmasına rağmen kardiyak pacing tedavisinin teröpatik rolü geniş şekilde
araştırılmamış olarak kalmıştır. Haissaguerre ve arkadaşları (133) BS hastalarında VT/VF
yi tetikliyen ventriküler erken atımları fokal radyofrekans ablasyon yöntemi ile ortadan
kaldırmanın aritmileri kontrol etmede kullanılabilineceğini rapor etmişler. Ablasyon tedavi
yaklaşımı ile ilgili veriler elimizde halen sınırlı durumdadır.
İmplante edilebilir kardiyoverter-defibrilatör uygulanmış BS hastalarında yapılan iki büyük
retrospektif çalışmada uygun şokların yıl başına %3,7 olduğu saptanmıştır (13,14). Bu
rakamları değerlendirirken yaşam beklentisi 30 yılın üzerinde düşünülebilecek bir
toplumdan söz ettiğimizi akılda tutmak da önemlidir. Ancak böyle genç ve aktif bir
toplumda İKD uygulamanın pratik ve klinik problemlerinden biri de uygunsuz şokların
%20 (147) ila %36 (14) gibi bir hayli yüksek saptanmasıdır. Her iki çalışmada da bu
durumun başta gelen nedenleri olarak sinus taşikardisi, supraventriküler taşikardiler, T
dalgası oversensing kusuru ve lead fraktürü gelmektedir (13,14). Ayrıca böyle genç bir
popülasyonda İKD cihazı ile ilgili mekanik ve girişimsel komplikasyonları ve bu
29
sorunların da yıllar geçtikçe artan risklerini AKÖ riski ile iyi şekilde karşılaştırmak ve bu
şekilde güncel verileri hastaya özel düşünerek karar verip hastaya her iki yönden de riskleri
ayrıntılı olarak anlatmak gerekmektedir (134).
BS hastalarında IKD takılması için endikasyonlar (Kaynak No: 2’den uyarlanmıştır)
Şekil 11
Spontan Tip 1 EKG
Semptomatik
Asemptomatik
Senkop, Baş dönmesi, NAS
AKÖ
BS nedeni ile AKÖ Aile
Hikayesi
EFÇ (Sınıf 2a)
Kardiyak nedenli
İKD
(Sınıf 1)
İKD
İKD
Takip
Takip
(Sınıf 2a)
(Sınıf 1)
Aile Hikayesi Yok
EFÇ tartışılabilir (Sınıf
2a)
İKD
Takip
(Sınıf 2a)
Supraventriküler aritmilerin
değerlendirilmesinde EFÇ
önerilir
Sodyum Kanal Blokeri Sonrası Tip 1 EKG
Semptomatik
AKÖ
Asemptomatik
Senkop, Baş dönmesi, NAS
BS nedeni ile AKÖ Aile
Hikayesi
Kardiyak nedenli
EFÇ tartışılabilir
Aile Hikayesi Yok
(Sınıf 2b)
İKD
(Sınıf 1)
İKD
İKD
Takip
(Sınıf 2b)
(Sınıf 2a)
Supraventriküler aritmilerin
değerlendirilmesinde EFÇ
önerilir
30
Takip
Takip
BS: Brugada Sendromu, AKÖ: Ani kardiyak ölüm, EFÇ: Elektrofizyolojik çalışma, İKD: İmplante edilebilir
kardiyoverter-defibrilatör, NAS: Noktuırnal Agonal Solunum
2.10.2. Farmakolojik Tedavi Yaklaşımları
İmplante edilebilir kardiyoverter-defibrilatör halen başlıca tedavi yöntemi olmakla beraber
dünyanın her yerinde bu yöntem ile tedavi mümkün olmamaktadır, bu nedenden dolayı
hem bu hastalara hem de IKD takılı olup aritmi atakları sık olan ve buna bağlı olarak çok
fazla sayıda şoka maruz kalan hastalara farmakolojik tedavi yaklaşımları geliştirilmiştir.
Fizyopatolojik olarak tedavide amaç AP faz 1 sonundaki iyonik dengesizliği ortadan
kaldırabilmek ve faz 2 reentry mekanizmasını sonlandırabilmektir. Ito blokerleri ve L tipi
Ca kanalı aktivatörleri bu amaçla geliştirilmeye ve kullanılmaya çalışılmaktadır. AP
kubbesinin bütünlüğünü koruyacak ve transmural repolarizasyon dispersiyonunu
önleyecek en iyi teorik ajan pür Ito blokeridir ancak şu anda böyle bir ajan mevcut değildir.
Bu amaçla, Ito bloker özellikleri olan Kinidin kullanılmaktadır. Kinidin’in kullanıldığı
hastalarda AP kubbesini düzelttiği ve BTED’leri normalleştirdiği saptanmıştır (135).
Önerilen günlük Kinidin dozu bölünmüş dozlarla 1200-1500 mg/gün’dür (81). Kinidin’in
birinci basamak ilaç olarak kullanılmasına yönelik mevcut veriler umut vaat edici olsa da
henüz yetersizdir (136-138). Kinidin özellikle ventriküler aritmi fırtınaları (139), fazla
miktarda şok yiyen İKD uygulanmış hastalar (138) ve çocuklarda İKD alternatifi gibi
endikasyonlar için saklanmalıdır. Bir beta mimetik olan isoproterenol’ün de içeri yönelimli
L tipi kalsiyum akımını artırarak aritmi fırtınalarını etkin şekilde kontrol altına aldığına
dair yayınlar vardır(82). Silastazol Ito akımlarını azaltma ve L tipi kalsiyum akımlarını
artırma özelliğine sahip bir fosfodiesteraz tip III inhibitörüdür. Kalp hızını da artırarak ST
segment değişikliklerini normale döndürdüğüne dair veriler mevcuttur ancak klinik
sonuçlar birbirleri ile uyumlu değildir (140). Tedisamil, Ito bloker özellikleri olan ve
kinidine göre içeri doğru sodyum kanal blokeri özelliği daha az belirgin olması ile daha
etkin olması düşünülen deneysel bir anti aritmik ajandır (141). Ayrıca Dimethyl
Lithospermate B (geleneksel Çin tıbbında kullanılan Danshen bitki ekstresinden elde
edilmekte), AVE0118 gibi deneysel ajanların doku preparatlarında faz iki reentry
mekanizmasını sonlandırdığı ve transmural repolarizasyon dispersiyonunu gerilettiği
gözlenmiştir ancak henüz klinik çalışmaların verileri mevcut değildir (75).
31
2.11. Hastalığının Doğal Seyri ve Klinik Takibi
İlk kez 1992 yılında tanımlanan ve yeni tanımlanmış bir sendrom sayılabilecek olan bu
hastalığın doğal seyrini belirlemek için daha uzun yıllara gerek var gibi görünmektedir.
Bununla birlikte hastalığın seyri hakında bize bilgi verebilecek geniş hasta sayısı ve uzun
süre takibi olan çalışmalarda muvcuttur. 1029 hastanın alındığı en geniş hasta kohort
çalışması olan ve bir subpopulasyonunda ortalama 66 hafta takip süresi ile yayınlanmış en
uzun takip süresi olan FINGER çalışmasında aritmik olaylar için semptomların olması ve
spontan tip 1 EKG olması prediktör olarak saptanmasına karşı ailede AKÖ hikayesi,
SCN5A mutasyonu varlığı, ventriküler aritmi indüklenmesi ve cinsiyet aritmi prediktörü
olarak saptanmamıştır (142). Ventriküler aritmik olayların insidansı asemptomatik
bireylerde yılda % 0.5 saptanmış. Mevcut olan bu bulgu gösteriyorki hayatı tehdit edici
aritmik olay gelişimi riski tip 1 EKG paterni olan asemptomatik BS hastalarında düşük
risklidir. Ventriküler aritmik olayların insidansı kurtarılmış kardiyak arrest hastalarında
yılda % 7.7, daha önce senkopu olan hastalarda ventriküler aritmik olayların insidansı yılda
% 1.2 saptanmış. BS hastaları ile ilgili literatürdeki geniş hasta sayısına sahip ve uzun takip
süresine sahip olan çalışmaları ve bunların ayrıntıları Tablo 6 ve Tablo 7 de verilmiştir.
32
Tablo 6: Literatürdeki yayınlardan yıllık olay (AKÖ veya dökümante VF) görülme
oranları (Kaynak No: 143’ten uyarlanmıştır)
Kurtarılmış
kardiyak arrest
hastalarında yıllık
olay oranı
Daha önce
senkopu olan
hastalarda yıllık
olay oranı
Asemptomatik
olan hastalarda
yıllık olay oranı
Brugada 1998
n:63
% 12
-
% 9.5
Brugada 2002
n:334
% 13.8
% 8.8
% 3.6
-
% 0.6
% 0.4
-
% 3.5
% 2.8
-
% 1.0
-
% 5.1
% 1.8
% 0.2
n:330
% 10.2
% 0.6
% 0.5
spontan tip 1
EKG n:245
% 10.6
% 1.2
%0
% 7.7
% 1.9
% 0.5
Çalışma
Priori 2002
n:200
Brugada 2003
n:547
Priori 2005
n:132
Eckardt 2005
N:212
Kamakura 2009
İlaçla tip 1 EKG
n:85
FINGER 2010
N:1029
AKÖ:Ani kardiyak ölüm, VF: Ventriküler fibrilasyon
33
Tablo 7: Literatürdeki BS hastalarının kayıtlarının karşılaştırıması (Kaynak No: 144’ten
uyarlanmıştır)
Brugada ve FINGER PRELUDE
Delise ve
arkadaşları
arkadaşları
2003
2011
Hasta sayısı n
547
967
308
320
Ortalama takip süresi (ay)
24
32.5
36
40
Daha önceden senkopu olan hasta
sayısı n (%)
124 (23)
313(32)
64 (21)
105 (34)
Spontan Tip 1 EKG n (%)
391 (71)
437 (45)
171 (56)
174 (54)
Takipte aritmik olay n (%)
45 (8.2)
29 (2.9)
14 (4.5)
17 (5.3)
4.1
1.1
1.5
1.6
EFÇ yapılan hasta n (%)
408 (75)
602 (62)
308 (100)
245 (77)
VT/VF indüklenen hasta n (%)
163 (40)
246 (41)
126 (41)
96 (39)
Yıllık aritmik olay oranı (%)
EFÇ:Elektro fizyolojik çalışma, VT: Ventriküler taşikardi, VF:Ventriküler fibrilasyon
34
3. GEREÇ VE YÖNTEM
Bu çalışmaya Şubat 2009 – Temmuz 2012 tarihleri arasında Başkent Üniversitesi Tıp
Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı’na başvuran BS tanısı alan hastalar ve hastaların aile
taraması yapılarak, hasta olan aile bireyleri ile çalışmanın başladığı tarihten önce BS tanısı
almış kayıtlı hastalar ve hastaların aile bireyleri alınmıştır.
KA09/51 proje no’lu bu çalışma Başkent Üniversitesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulunun
04/03/2009 tarihli onayı ile yürütülmüştür.
3.1. Çalışmaya alınma ölçütleri:
Çalışmanın başladığı tarihten önce kayıt edilmiş BS tanısı alan hastalar ve çalışmanın
başladığı tarih itibari ile BS tanısı alan hastalar çalışmaya alındı, bu hastalardan aile
taraması yapılmamış olanların aile taraması yapıldı. Aile bireylerinden BS tanısı konulan
veya Brugada tipi EKG’si olan hastalarda çalışmaya dahil edildi.
3.2. Çalışmadan dışlama ölçütleri:
Brugada sendromu tanısı konulan ancak takiplere gelemeyecek olan hastalar çalışmaya
dahil edilmedi.
3.3. Çalışma Protokolü:
Tüm hastaların demografik özellikleri, klinik özellikleri, laboratuvar özellikleri ve EKG
özellikleri kaydedildi. Hastalarda yapısal kalp hastalığının olmadığını göstermek için
hastalara ekokardiyografi yapıldı. Hastalarda aritmiye sebep olabilecek elektrolit
imbalanslarının dışlanması için biyokimyasal testler yapıldı. Hastaların tedavilerine veya
yapılması gereken tetkiklere bu araştırma dahilinde müdahale edilmedi. Hastanın tetkik ve
tedavi planı hastayı takip eden aritmi uzmanınca hastanın başvuru dönemindeki tedavi
kılavuzları da göz önünde bulundurularak düzenlendi. Bu araştırma kapsamında BS
şüphesi olan ve takip eden hekimince sodyum kanal blokeri testi yapılması önerilen
hastalara ajmalin ve/veya propofenon testi uygulandı. Brugada sendromu tanısı konulan
hastaların aile bireyleri de hastalık açısından tarandı. Aile taraması yapılırken hastaların BS
yönünden klinik hikayeleri ve EKG kayıtları alındı, EKG kayıtları standart ve bir üst kot
kayıtlar olmak üzere 2 şekilde alındı. Brugada sendromu tanısı konulan veya Tip 2 yada tip
3 EKG si olan aile bireyleri de takibe alındı.
35
Hastalar 6 ayda bir kontrole çağrılarak veya telefon ile görüşülerek bayılma ve diğer
semptomları, kalp durması, defibrilatör implante edilmişse uygun veya uygunsuz tedavi
varlığı, ventriküler aritmiler dışındaki aritmiler açısından tarandı. Hastaların kontrollerinde
çalışmamız da son nokta olarak belirlenen senkop, AKÖ, uygun ve uygunsuz şok, AF
gelişimi ve ölüm sorgulandı, hastaların periyodik olarak kayıtları alındı. İmplante
edilebilen kardio-vertor defibrilatör takılı olan hastaların kontrollerinde aritmi, şok ve İKD
ilgili olabilecek batarya ömrü, lead problemleri ve defibrilatör ayarları kontrol edildi ve
gerekli bilgiler kaydedildi.
3.3.1. Ajmalin Testi
Ajmalin testi EKG’si normal olan yada Tip 2 veya Tip 3 Brugada EKG paterni olan ve BS
şüphesi olan hastalara yapıldı. Ajmalin testi 2. konsensus raporunda tarif edildiği gibi
aşağıda belirtilen şekilde uygulandı veya daha önce bu şekilde ajmalin testi uygulanmış
olan hastaların test sonuçları çalışmaya dahil edildi.
 Test resusitasyon için tüm ekipmanın bulunduğu koroner yoğun bakım ünitesinde yapıldı
 Test öncesi başlangıç EKG kaydı olarak normal 12 lead EKG kaydı ve V1-V3
derivasyonları 3. interkostal aralığa taşınarak 12 lead EKG kaydı alındı.
 Ajmalin 1 mg/kg İV olarak 5 dakika içinde verildi.
 Test sırasında devamlı 10 mm/sn hızında EKG kaydı ve aralarda 25 veya 50 mm/sn hızda
12 lead kayıt alındı.
 Ajmalin verilmekte iken Tip 1 EKG bulgusu, çoklu ventriküler erken vuru veya
ventriküler taşikardi gelişirse veya QRS kompleksi süresi bazalin % 130’unu geçerse test
sonlandırıldı.
Testin pozitiflik kriteri olarak V1-V3 derivasyonlarından 2’sinde tip 1 EKG bulguları
oluşması kabul edildi. Sadece 1 derivasyonda tip 1 EKG bulguları oluşması sınırda
tanımlanamayan yanıt kabul edildi, hiç tip 1 EKG bulgusu gelişmez ise negatif yanıt kabul
edildi.
3.3.2. Propafenon testinin yapılışı:
Propafenon testindeki uygulamanın ajmalin testi ile benzer şekilde olması planlanmıştır.
Daha önceki test deneyimlerimiz, literatürdeki olgu bildirimleri ve propafenonun diğer
36
aritmilerde kullanılan tedavi uygulamaları göz önünde bulundurularak propafenonun 1
mg/kg 10 dakikada olacak şekilde uygulanması planlanmıştır.

Test resusitasyon için tüm ekipmanın bulunduğu koroner yoğun bakım ünitesinde
yapıldı

Test öncesi başlangıç EKG kaydı olarak normal 12 lead EKG kaydı veV1-V3
derivasyonlarının 3. interkostal aralığa taşınarak 12 lead EKG kaydı alındı

Propafenon 1 mg/kg İV olarak 10 dakika içinde verildi

Test sırasında devamlı 10 mm/sn hızında EKG kaydı ve aralarda 25 veya 50 mm/sn
hızda 12 lead kayıt alındı

Propafenon verilmekte iken Tip 1 EKG bulgusu, ventriküler erken vuru veya
ventriküler taşikardi gelişirse test sonlandırıldı

Testin pozitiflik kriteri olarak V1-V3 derivasyonlarından 2’sinde tip 1 EKG bulguları
oluşması kabul edildi. Sadece 1 derivasyonda tip 1 EKG bulguları oluşması sınırda
tanımlanamayan yanıt kabul edildi, hiç tip 1 EKG bulgusu gelişmezse negatif yanıt
kabul edildi.
3.3.3. EKG kayıtları
Çalışmamızda EKG’ler Kardiyoloji Ana Bilim Dalımız tarafından kullanılmakta olan
“Hewlett packard page writer XLI” marka 12 kanallı EKG cihazları kullanılarak elde
edildi. EKG çekimleri deneyimli teknisyenler tarafından gerçekleştirilmiş olup yetersiz
kalitedeki çekimler tekrarlandı ve tüm çekimler sırtüstü yatar pozisyonda 25 mm/sn hız ve
10mm/mV
kalibrasyonunda
gerçekleştirildi.
Kayıt
sırasında
çekim
kalitesini
etkileyebilecek konuşma, öksürme, aşırı tremor gibi durumların önlenmesine çalışıldı.
Standart EKG tekniğinde önerildiği gibi ilk çekimde V1 ve V2 derivasyonları 4. İK
aralıkta sırasıyla sternumun hemen sağ ve soluna yerleştirildi. V3 derivasyonu ise 5. İK
mesafenin mid klaviküler hattı kestiği noktaya yerleştirilen V4 derivasyonu ile V2
derivasyonu arasındaki doğrunun tam ortasına konuldu (159). Diğer tüm göğüs ve
ekstremite derivasyonları standart pozisyonlara yerleştirilip uygun şekilde çekim yapıldı.
Hemen ardından, hasta hiç yerinden kaldırılmadan V1, V2 ve V3 derivasyonları kostalar
sayılarak 1 kosta yukarıdaki İK düzeye geride kalan derivasyonlar yerinden oynatılmadan
taşındı ve bu şekilde 2. EKG çekimi yapıldı.
37
3.3.4. Elektrokardiyogramların değerlendirilmesi
Elde edilen EKG’ler katılımcının demografik ve klinik özelliklerini bilen 2 farklı aritmi
uzmanı Kardiyolog tarafından 2005 Brugada Uzlaşı Konferansı (17) tanı ölçütlerine uygun
şekilde BTED açısından incelendi ve bulgular ilgili hasta kaydına not edildi. Her iki
gözlemcinin de fikir birliğine vardığı EKG BTED ve alt tipleri geçerli kabul edildi.
3.3.5. İstatistiksel değerlendirme
Çalışmada elde edilen bulgular değerlendirilirken istatistiksel analizler için SPSS 17.0
istatistik paket programı (Statistical Package for the Social Sciences, version 17.0, SSPS
Inc, Chicago, IL, USA) kullanıldı. İstatistiksel analiz sonuçları, kategorik değişkenler için
n (%), sürekli değişkenler için ise ortalama ± standart sapma olarak ifade edildi. Tüm
istatiksel incelemeler için p<0,05 düzeyi istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Kategorik
değişkenler Ki-kare testi ile karşılaştırıldı. Normal dağılım gösteren parametrelerin
dağılımının karşılaştırılmasında bağımsız t- test’’ kullanıldı. Normal dağılım göstermeyen
parametrelerin dağılımının karşılaştırılmasında ise Mann-Whitney U testi kullanıldı.
Çalışma son noktalarını belirleyen çoklu değişkenlerin saptanması için regresyon analizi
yapıldı.
38
4. BULGULAR
4.1. Hastaların demografik özellikleri ve tanı konulma şekilleri:
Çalışmamızda 1/1/1997 -2/4/2012 tarihleri arası tanı almış olan toplam 68 hasta takip
edildi. Çalışmada prospektif takibe 3/2009 da başlandı. Bu tarihten önce tanı almış ve
hastanemizde düzenli takipte olan ve kayıtları mevcut olan 24 hasta vardı. Bu hastaların
geçmiş bilgileri kaydedildi ve bu hastalar prospektif takibe alındılar. Sonraki takipte 44
yeni hasta çalışmaya dahil edildi.
Bu hastaların ortalama yaş değeri 34.9±12.2 yıl (9-71 yıl ), ortalama takip süresi 49.6±37.6
ay (4-188 ay), cinsiyete göre bakıldığında ise kadın hasta birey sayısı 16 (23.5%), erkek
hasta birey sayısı 52 (76.5%) idi. Hastaların EKG paterni ile ile cinsiyet arasındaki ilişki
tablo 8 de gösterilmiştir.
Tablo 8:Hastaların EKG paterni ve cinsiyet arasındaki ilişki.
Kesin tanı
Cinsiyet
Tip 1 N=40
Tip 2 N=4
Tip 3 N=24
Total N=68
Kadın, n (%)
8 (20.0)
0
8 (33.3)
16 (23.5)
Erkek, n (%)
32 (80.0)
4 (100.0)
16 (66.7)
52 (76.5)
BS tanısı konulan 68 hastanın 4 tanesi (%5.9) tesadüfi, 19 tanesi (%27.9) aile taraması
sırasında,
45
tanesi
(%
64.7)
semptom
nedeniyle
yapılantetkiklerde
tanı
almıştır.Hastalardan Tip 1 EKG si olanlardan 28 tanesi (% 70.0), Tip 2 EKG si olanlardan
2 tanesi (%50.0), Tip 3 EKG si olanlardan 15 tanesi (% 62.5) semptomatik idi. Hastaların
tanı şekli ile kesin tanı EKG leri arasında ki ilişki tablo 9 da verildi.
39
Tablo 9:Hastaların tanı şekli ile kesin tanı EKG leri arasında ki ilişki.
Kesin Tanı
EKG
Senkop
N:15
Senkop ve
çarpıntı
N:16
Çarpıntı
N:12
AKÖ
N:2
Aile
Tesadüfi Total
taraması N:4
N:68
N:19
Tip 1
EKG, n
(%)
11
(27.5)
9 (22.5)
6 (15.0)
2
(5.0)
9 (22.5)
3 (7.5)
40
(100)
Tip 2
EKG, n
(%)
0
1 (25.0)
1 (25.0)
0
2 (50.0)
0
4
(100)
Tip 3
EKG, n
(%)
4 (16.7)
6 (25.0)
5 (20.8)
0
8 (33.3)
1 (4.2)
24
(100)
AKÖ: Ani kardiyak ölüm
Hastaların ilk başvuru EKG'lerine bakıldığında 2 (% 2.9) tanesi normal, 13 tanesi (%19.1)
Tip 1 EKG paterni, 15 tanesi (% 22.1) Tip 2 EKG paterni, 36 tanesi (% 52.9) Tip 3 EKG
paterni, 1 tanesinde (% 1.5) LBBB ve 1 tanesinde ( % 1.5 ) de RBBB görülmüştü.
Başvuru anında Tip 1 EKG paterni olan hastaların dışında ki hastalardan 52 tanesine
maskelenmiş EKG’leri ortaya çıkarmak için ilaç testi yapıldı. Bu testler sonrası Tip 1 EKG
40 hastada (% 58.8), Tip 2 EKG 4 hastada (% 5.9), Tip 3 EKG 24 hastada (% 35.3)
şeklinde dağılım gösterdi. BS hastalığının doğasında olan dinamik EKG değişiklikleride
göz önüne alındığında çalışma sonunda hastaların EKG dağılımı oranları değişti, biz de
çalışmada istatiksel değerlendirmelerimizi bu son dağılım halini kesin tanı olarak
tanımlayıp baz alarak yaptık .
Tip 1 EKG paternine sahip hastaların 13 (32.5%) tanesi spontan 27 (67.5%) tanesi ise ilaç
ile ortaya çıkmıştır.
Spontan Tip 1 EKG paterni olmayan hastalara sodyum kanal blokerleri özelliği olan
ajanlardan ajmaline ve/veya propafenone kullanılarak kesin tanı konulmaya çalışıldı. Bazı
hastalarda her iki ajanında kullanılmış olması bu iki ajanın karşılaştırıldığı bir başka
çalışmamızda ortak hastaların bulunması nedeni iledir. Hastalardan intermittan Tip 1
EKG'si olan 5 hastanın spontan Tip1 EKG'leri olmakla birlikte başvuru anında bu
40
hastalarada test yapıldı. Yapılan ajmaline testinde intermittan Tip 1 EKG si olan 5 hastanın
4’ünde (%80), Tip 2 EKG si olan 13 hastanın 11’inde (%84.5), Tip 3 EKG si olan 30
hastanın 12’sinde (%40.0) Tip1 EKG gelişmiş ve test pozitif kabul edilmiştir. Yapılan
propafenone testinde intermittan Tip 1 EKG si olan 4 hastanın 1’inde (%25), Tip 2 EKG si
olan 4 hastanın 1’inde (%25), Tip 3 EKG si olan 11 hastanın 2’sinde (%18) Tip1 EKG
gelişmiş ve test pozitif kabul edilmiştir. Tablo 10 ve 11 de detayları ile gösterilmiştir.
Tablo 10:Hastaların kesin tanı ve Ajmaline testi ile ortaya çıkış şekli arasındaki ilişki.
İlk başvuru EKG
Ajmalin testi varlıgı
Var, n
Ajmaline testi sonucu
pozitif, n (%)
Tip 1 Tip 2 Tip 3 LBBB RBBB Normal Total
N:13 N:15 N:36 N:1
N:1
N:2
N:68
5
13
30
1
4
11
12
1
(80.0) (84.5) (40.0) (100)
41
1
2
52
1
(100)
2
(100)
31
(59.5)
Tablo 11:Hastaların kesin tanı ve propafenone testi ile ortaya çıkış şekli arasındaki ilişki.
İlk başvuru EKG
Propafenone testi varlığı
Var, n
Tip 1
N:13
4
Tip 2 Tip 3 LBBB RBBB Normal
N:15 N:36
N:1
N:1
N:2
4
11
1
1
1 2 (18.0) 1 (100)
Propafenone testi sonucu
(25.0) (25.0)
pozitif, n(%)
Total
N:68
0
1
21
0
1(100)
6(28.5)
LBBB: sol dal bloğu, RBBB: Sağ dal bloğu
Hastalarımızdan Tip 2 ve Tip 3 EKG si olan 2 hastanın pozitif ajmaline testi EKG lerini
gösterdik.
Tip 2 EKG’si olan hastanın Ajmaline testi EKG leri
Bazal 3. interkostal aralıktan çekilen EKG
Hastaların kesin tanı ve tanı aldığı yasları incelendiginde gruplar arası anlamlı fark
izlenmedi. Tip 1 hasta grubu için ortalama yaş 35 (10-71 yıl), Tip 2 hasta grubu için
ortalama yaş 37 (25-55 yıl), Tip 3 hasta grubu için ortalama yaş 34,5 (9-66 yıl), bütün
hasta grubu için ortalama yaş 34,9 (9-71 yıl) olarak bulundu (p = 0,93). Tüm gruplar
toplamda ortalama olarak 49,6 ay (4-188 ay) takip edildi ve gruplar arasında takip süresi
açısından istatiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p = 0,09).
42
Bazal 4. inter kostal aralıktan çekilen EKG
Test sonrası 3. inter kostal aralıktan çekilen EKG
43
Test sonrası 4. inter kostal aralıktan çekilen EKG
Tip 3 EKG’si olan hastanın Ajmaline testi EKG leri
Bazal 4. interkostal aralıktan çekilen EKG
44
Bazal 3. interkostal aralıktan çekilen EKG
Test sonrası 4. inter kostal aralıktan çekilen EKG
45
Test sonrası 3. inter kostal aralıktan çekilen EKG
4.2. Hastalara uygulanan tedaviler:
40 tip 1 hastadan semptomatik olanların 25’ine İKD takılması önerildi.
Bu
hastalardan18’ine İKD takıldı ancak hastalardan 7 tanesi İKD takılmasını istemediği için
takılamadı.
 İmplante edilebilen kardio-vertör defibrilatör takılan 18 hastanın 9 tanesi spontan
ve 9 taneside ilaçla ortaya çıkan Tip 1 EKG paternine sahip idi.
 İmplante edilebilen kardio-vertör defibrilatör takılması önerilen ancak taktırmayan
7 hastanın 2 tanesi spontan 5 tanesi ilaçla ortaya çıkan Tip 1 EKG paternine sahip
idi
 Asemptomatik 8 hastaya İKD takılmadan takip kararı alındı
 Vazovagal senkopu olan 7 hastaya İKD takılmadan takip kararı alındı
Hastaların kesin tanısı ile tedavi şeklini karşılaştırdığımızda Tip 1 EKG si olan hastaların
istatiksel olarak daha belirgin tedavi aldığı ve bu farkın istatiksel olarak anlamlı olduğunu
bulduk (p<0,001). Detayları tablo 12 de gösterdik.
46
Tablo 12: Hastaların kesin tanısı ile tedavi şekli arasındaki ilişki.
Kesintanı
Tedavi
Tip 1
N: 40
Tip 2
N: 4
Tip 3
N: 24
Sadece izlem, n (%)
8 (20)
4 (100)
22 (91.7)
İKD, n (%)
18 (45)
0
2 (8.3)
İKD önerildi istemedi, n (%)
7 (17.5)
0
0
Senkop vagal. İKD takılmadi, n (%)
7 (17.5)
0
0
İKD: İmplante edilen kardioverter defibrilatör
4.2.1. İmplante edilebilen kardio-vertör defibrilatör takılan veya takılması önerilen
Tip 1 EKG paterni olan hastalar:
İmplante edilebilen kardio-vertör defibrilatör takılan spontan Tip 1 EKG paternine sahip 9
hasta:
İki tanesinde AKÖ, 1 tanesinde kuvvetli aile hikayesi, 6 tanesinde gerçek senkop ve
çarpıntı semptomları vardı. 9 hastayada EFÇ yapıdı: 7 hastada VF, 1 hasta süreksiz VT ve
kısa spontan düzelen VF indüklendi,1 hasta da ise normal EFÇ bulguları saptandı.
İmplante edilebilen kardio-vertör defibrilatör takılan ve sodyum kanal blokeri ile Tip 1 EKG
paternine sahip Tip 1 EKG paternine sahip 9 hasta:
Bir hastada kuvvetli aile hikayesi mevcuttu (bu hastada EFÇ de ventriküler aritmi
indüklenmedi), 8 hastanın ise gerçek senkop ve çarpıntısı var idi. Bu hastaların 9'unada
EFÇ yapıldı: 7 hastada VF, 1 hasta süreksiz VT ve kısa spontan düzelen VF indüklendi, 1
hasta da ise normal EFÇ bulguları saptandı.
İmplante edilebilen kardio-vertör defibrilatör önerilen fakat istemeyen hastalar:
Yedi hasta bireyden 2 tanesi tipik çarpıntı ve sodyum kanal blokeri ile Tip 1 EKG
paternine sahipti. Bu bireylere EFÇ ve İKD önerildi kabul etmediler. Diğer 2 tane hasta
bireyde gerçek senkop ve sodyum kanal blokeri ile Tip 1 EKG paterni mevcut olup bu
bireylerede İKD önerildi. Son olarak kuvvetli aile hikayesi olan 3 hasta bireyden 2 tanesine
EFÇ yapıldı ve VF indüklendi, bu hastalardan biri spontan ve biride sodyum kanal blokeri
47
ile Tip 1 EKG paternine sahip idi, diğer aile bireyi spontan Tip 1 EKG paternine sahip ve
senkopu var idi fakat oda EFÇ ve İKD takılmasını kabul etmedi.
Tip 2 EKG paternine sahip hastalar:
4 hasta vardı, hepsine medikal takip kararı alındı.
Tip 3 EKG paternine sahip hastalar:
Bu grupta 24 hasta vardı. Tip 3 EKG paternine sahip olan 2 hastaya İKD takıldı. Bu
hastalardan biri ani kardiyak ölüm yaşamış olup başvuru anında hastanın başka patolojik
durumu saptanamaması üzere hastaya İKD takıldı. Takipte hastaya izleminin 4. yılında
ARVD tanısı konuldu. Diğer hasta ise başvuru anında senkop ve sustained VT hikayesi ile
beraber yapılan koroner değerlendirmede normal koroner arterleri olduğu ve ventrikülün
normal olduğu saptandı. Bu hastada da başka patoloji saptanmaması ve hastanın
semptomatik olması nedeni ile hastaya İKD takıldı, takipte hastaya izleminin 7. yılında
dilate kardiyomiyopati tanısı konuldu. Her iki hastaya da başvuru zamanlarında
maskelenmiş EKG paternini ortaya çıkarmak için sodyum kanal blokerleri ile yapılan
testlerde sonuç negatif idi.
4.2.2. Takip Bulguları:
Takipte görülen olaylar Tablo 13’te özetlenmiştir
Tablo 13: Hastaların kesin tanısı ile takipte karşılaşılan problemler arasındaki ilişki.
Tip 1
N: 40
Kesin tanı
Tip 2
Tip 3
N: 4
N: 24
P değeri
Ölüm, n (%)
2 (5.0)
0
0
0.4
Senkop, n (%)
4 (10.0)
0
1 (4.2)
0.5
Atriyal Fibrilasyon, n (%)
4 (10.0)
0
1 (4.2)
0.5
Uygun Şok, n (%)
7 (17.5)
0
2 (8.3)
0.4
Uygunsuz Şok, n (%)
3 (7.5)
0
1 (4.2)
0.7
Enfeksiyon nedeniyle revizyon
1 (2.5)
0
0
1.0
0
0
1 (4.2)
1.0
AV nod ablasyonu
48
Tip 1 EKG paternine sahip hastalar:
Takipte toplam 40 hastadan 2 tanesi öldü. Hastalardan biri AKÖ sebebi ile öldü, diğer
hasta ise aynı zamanda muskuler distrofisi olan bir hasta idi ve pnömoni nedeni ile öldü.
Hastalardan 4 tanesinde senkop oldu. Hastalardan 4 tanesinde takipte AF izlendi. AF
izlenen hastalardan Tip 1 EKG’si olan hastaların 3’ünde permanent AF 1’inde ise
paroksismal AF izlendi. Permanent AF’si olan hastalardan 1 tanesinde tanı anında AF
mevcut idi. Hastalardan 7 tanesinde uygun şok oldu. Hastaların hepsinde uygun şok sebebi
VF idi, yanlızca 1 hastada önce AF gelişip VF tetiklenmişti. Hastalardan 5 tanesinde 1 kez,
1 tanesinde 3 kez diğer hastada ise 8 kez uygun şok olmuştu. Uygunsuz şok 3 hastada
izlendi. Hastaların 2 tanesinde sinüs taşikardisi nedeniyle uygunsuz şok izlendi ve İKD’nin
VT/VF hız tanıma zonu değiştirildi, 1 tanesinde AF nedeniyle uygunsuz şok izlendi
İKD’nin VT/VF hız tanıma zonu değiştirildi ve hastaya beta bloker başlandı. Enfeksiyon
nedeni ile Tip 1 EKG’si olan 1 hastada batarya ve lead revizyonu yapıldı.
Tip 2 EKG paternine sahip hastalar:
Tip 2 EKG paterni olan hastaların takibinde problem olmadı.
Tip 3 EKG paternine sahip hastalar:
Tip 3 EKG paterni olan hastalardan 2 tanesinin takipte tanısı değişti. İKD takılan 2
hastadan biri DKMP diğeri ise ARVD tanısı aldı ve 2 hastanında uygun şokları oldu.
ARVD tanısı alan hastanın AF ve sinüs taşikardisi nedeniyle uygunsuz şokları oldu ve bu
hastaya takipte AV nod ablasyonu uygulandı. Diğer 22 hastadan sadece 1’inde vazovagal
senkop atağı oldu, başka olay olmadı.
4.2.3. Hastalarda takipte uygun şok, ölüm veya İKD siz hastada gerçek senkop
varlığının belirleyicileri:
Bu bölümdeki analizler Tip 1 BS tanısı alan hastalara yapıldı. Takipte 8 hastada aritmik
olay olan uygun şok, ölüm veya IKD’siz hastada aritmik olduğu düşünülen senkop izlendi.
Yıllık olay gelişme oranına bakıldığında %4.8 hasta/yıl bulundu. Semptomatik Tip 1
hastaların %24’ünde aritmik olay izlendi ve bunun yıllık olay gelişme oranını %5.8
hasta/yıl bulduk, asemptomatik hastaların ise %13.3’ünde aritmik olay izlendi ve bunun
49
yıllık olay gelişme oranını ise %3.2 hasta/yıl bulduk. Tekli değişken analizleri sonucunda
erkek cinsiyet, Tip 1 EKG paterni, AKÖ, VT ve hastaya EFÇ yapılmış olması olay olması
ile ilişkili bulunurken olay olmaması yönünde ise hastanın senkopunun vazovagal olması
ve hastada nokturnal agonal solunumun olmaması ilişkili bulundu ve detayları Tablo 14’te
gösterdik.
Tablo 14: Takipte uygun şok, ölüm veya İKD siz hastada gerçek senkop varlığı ile ilişkili
tekli değişkenler.
Herhangi bir olay
olan hastalar
Herhangi bir olay
olmayan hastalar
N: 8
N:32
34±11
35±13
0,832
3 (37.5)
29 (90.6)
0,004
Manifest Tip1 EKG, n (%)
6 (75)
7 (21.8)
0,008
Semptom (Tanı anında), n (%)
6 (75)
25 (78)
0,8
Çarpıntı, n (%)
4 (50)
14 (43)
0,7
Senkop, n (%)
4 (50)
21 (65)
0,4
0
13 (40)
0,03
AKÖ, n (%)
2 (25)
0
0,03
VT/VF öyküsü, n (%)
3 (37)
2 (6)
0,04
1 (12.5)
0
0,04
Aile öyküsünde BS, n (%)
4 (50)
14 (43)
0,7
Aile öyküsünde senkop, n (%)
3 (37)
12 (37.5)
0,6
Aile öyküsünde AKÖ, n (%)
3 (37)
13(40)
0,6
Ajmaline testi pozitif, n (%)
3 (37)
28 (87.5)
0,9
Propafenone testi pozitif, n (%)
2 (25)
4 (12.5)
0,5
Bazalde AF, n (%)
1 (12.5)
0
0,6
EFÇ, n (%)
8 (100)
18 (56)
0,03
EFÇ aritmi, n (%)
5 (62.5)
11 (34)
0,9
İKD, n (%)
7 (87.5)
11 (34)
0,01
Yaş, yıl
Erkek cinsiyet, n (%)
Vazovagal senkop, n (%)
Agonal solunum, n (%)
P
değeri
BS: Brugada sendromu, İKD: İmplante edilen kardio-verter defibrilatör, EFÇ: Elektrofizyolojik çalışma,
VT: Ventriküler taşikardi, AF: Atriyal fibrilasyon, AKÖ: Ani kardiyak ölüm
50
Hastaların tedavi yöntemleri ile takipte uygun şok, ölüm veya İKD siz hastada gerçek
senkop varlığını karşılaştırdık. İmplante edilebilen kardio-vertör defibrilatör tedavisi olan
hastalarda daha fazla olay varlığını tespit ettik ve bunu istatiksel olarak anlamlı bulduk (p
= 0,01), detayları Tablo 15 te gösterdik. İmplante edilebilen kardio-vertör defibrilatör önerilen
fakat kendi isteği ile kabul etmeyen takipte olan 7 hastadan sadece 1 tanesinde semptom
görüldü.
Tablo 15: Hastaların tedavi yöntemleri ile takipte uygun şok, ölüm veya İKD siz hastada
gerçek senkop varlığının karşılaştırılması.
Tedavi
Uygun şok+ölüm, İKD siz hastada gercek
senkop
Yok N: 32
Var N: 8
P değeri
Sadece izlem, n (%)
21 (65.6)
1 (12.5)
0.01
İKD, n (%)
11 (34.4)
7 (87.5)
Total, n (%)
32 (100)
8 (100)
İKD: İmplante edilen kardioverter defibrilatör
Hastaların EFÇ yapılıp sonuçları ile takipte uygun şok, ölüm veya İKD siz hastada gerçek
senkop varlığını karşılaştırdık. EFÇ yapılan hastalardan aritmi indüklenenlerde daha fazla
olay varlığını tespit ettik ve bunu istatiksel olarak anlamlı bulmadık (p = 0,16), detayları
Tablo 16 da gösterdik.
51
Tablo 16:Hastaların EFÇ yapılıp sonuçları ile takipte uygun şok, ölüm veya İKD siz
hastada gerçek senkop varlığının karşılaştırılması.
EFÇ sonucu
Uygun şok+ölüm, İKD siz hastada gercek
senkop
Yok N: 32
Var N: 8
P değeri
Normal,aritmi yok, n (%)
5 (15.6)
2 (25.0)
0.16
NSVT, n (%)
2 (6.2)
1 (12.5)
VT, n (%)
0
2 (25.0)
VF, n (%)
11 (34.3)
3 (37.5)
18 (56)
8 (100)
Total, n (%)
İKD: İmplante edilen kardio-verter defibrilatör, EFÇ: Elektrofizyolojik çalışma, NSVT: Süreksiz ventriküler
taşikardi, VT: Ventriküler taşikardi, VF: Ventriküler Fibrilasyon
Hastaların bir kısmında takipte supraventriküler aritmiler gelişti. Bu aritmilerden olan AF
herhangi bir olay olan hastaların 2 tanesinde görüldü, takipte AF gelişimi ile uygun şok,
ölüm veya İKD siz hastada gerçek senkop varlığını karşılaştırdık ve istatiksel olarak
anlamlı bulmadık (p = 0,1), detayları Tablo 17de gösterdik. Diğer bir aritmi olan atriyal
standstill başına herhangi bir olay gelmiş 8 hastadan 1’inde vardı ve bu istatiksel olarak
anlamlı değildi (p = 0,2)
Tablo 17:Hastaların takipte AF gelişimi ile takipte uygun şok, ölüm veya İKD siz hastada
gerçek senkop varlığının karşılaştırılması.
Takipte AF gelisimi
Uygun şok+ölüm, İKD siz hastada gercek
senkop
Yok N: 32
Var N: 8
P değeri
Yok, n (%)
30 (93.8)
6 (75)
0.1
Var, n (%)
2 (6.3)
2 (25)
32 (100)
8 (100)
Total, n (%)
İKD:İmplante edilen kardio-verter defibrilatör, AF: Atriyal Fibrilasyon
52
Çoklu değişken analiz sonuçları:
Takipte aritmik olay gelişimini belirlemek için çoklu değişken analizler yapıldı, spontan
Tip 1 EKG varlığı (tehlike oranı (HR) = 8,54 [95% Güven Aralığı (GA), 0,385-26,37];
P=.003) ile VT/VF öyküsünün (HR=9,21 [%95 GA, 0,004-1,88]; P=.002) aritmik olay
gelişimi bağımsız belirleyicisi olduğu bulundu.
Tablo 18:Takipte herhangi bir olay (uygun sok, uygunszu şok, ölüm, senkop, AF) gelişiminin
belirleyecileri:
Variable
OR
95% CI
P value
Spontan Tip 1 EKG varlığı
8.54
0.385-26,37
0.003
VT/VF öyküsü
9.21
0.004-1.88
0.002
Spontan non sustained polimorfik ventriküler taşikardisi olan bir hastamızın EKG lerini
gösterdik.
Spontan non sustained polimorfik ventriküler taşikardisi olan hastanın EKG leri:
Bazal 4. interkostal aralıktan çekilen EKG
53
Ajmaline testi sonrası 3. inter kostal aralıktan çekilen EKG
Ajmaline testi sonrası 4. inter kostal aralıktan çekilen EKG
54
5. TARTIŞMA
Çalışmamızda toplam 64 hasta bulunmaktadır. Bu sayı takip çalışması için az gibi
gözüksede toplumdaki sıklığı %0.01–0.04 olan ve literatürdeki bu konudaki çoğu
çokmerkezli çalışmada hasta sayısının 132-1029 arası değiştiği bir genetik hastalık olan BS
hastalar için bu hasta sayısı iyi bir sayı olarak kabul edilebilir.
Çalışmamıza alınan hastaların ortalama yaş değerini 34.9±12.2 yıl (9-71 yıl ) bulduk.
Brugada sendromu hastalarında semptomlar daha çok 4. dekatta ortaya çıkmakta ve
hastalar genellikle bu dönemde tanı almaktadır, nitekim bizim çalışmamızda bulduğumuz
ortalama yaş da bu bilgi ile uyumlu görülmektedir. Literatüre baktığımızda da (18,13,14)
ortalama yaşı çalışmamıza benzer bulduk. FINGER çalışmasında ortalama yaş 45 (35-55
yıl), PRELUDE çalışmasında da ortalama yaş 45 (33-57 yıl) ve bu sonuçlarda bizim
çalışmamızla benzer görülmektedir. Çalışmamızda ortalama takip süresi 49.6±37.6 aydır
(4-188 ay), çalışmamız BS olan hastaların uzun süreli olarak takibi yönünden ülkemizde
yapılmış ilk çalışmadır, literatüre baktığımızda (5,6,8) takip sürelerinin bizim çalışmamızla
benzerdir.
Bazı büyük çalışmaların takip sürelerini şöyle sıralayabiliriz; Delise ve
arkadaşları 2011 çalışması ortalama 40 ay takip süresi, PRELUDE çalışması ortalama 36
ay takip süresi, FINGER 2010 çalışması ortalama 31.9 ay takip süresi, Brugada ve
arkadaşları çalışması ortalama 24 ay takip süresi. Cinsiyete göre bakıldığında ise
çalışmamızda kadın hasta birey sayısı 16 (23.5%), erkek hasta birey sayısı 52 (76.5%) idi.
Brugada sendromunda sorumlu genetik mutasyonlar cinsiyetler arasında eşit görülüyor
olmasına rağmen hastalık fenotipik olarak erkeklerde 8-10 kat daha yaygın izlenmekte ve
bizim çalışmamızda da literatürdeki diğer çalışmalara benzer oranda hastalık erkeklerde
daha sık görülmekte ve çalışmalarda da BS tanısı alan hastaların % 71- %78’nin erkek
hasta oluşturmaktadır (5-8,). Literatürde en geniş hasta sayısına sahip olan FINGER
çalışmasında da erkek hasta birey oranı % 72 dir.
Hastaların BS tipi kesin tanı ve tanı aldıgı yasları incelendiginde gruplar arası anlamlı fark
izlenmedi. Literatürde bizim çalışmamızdaki gibi Tip 2 ve Tip 3 hastaların uzun dönem
takip çalışması az olduğundan bu hastaların verileride bu hastaların takibi hakkında önemli
bilgiler sağlamıştır.
55
Brugada sendromu tanısı konulan 68 hastadan 4 tanesi (5.9%) tesadüfi, 19 tanesi ( 27.9%)
aile taramasında, 45 tanesi ( 64.7%) semptomatik olarak tanı aldı. FINGER çalışmasında
(142) hastalardan % 6’sı AKÖ, % 30’u senkop ve % 64’ü asemptomatik idi ve tanı alan
asemptomatik hastaların %37’si aile taramasında tanı almış. Brugada ve arkadaşlarının (7)
çalışmasında senkop hastaların % 23’ünde, Delise ve arkadaşlarının (146) çalışmasında ise
senkop oranı % 34 tür. Bu anlamda bizim çalışmamız semptomatik hasta sayısının oran
olarak % 64.7 olması yönünden literatürdeki çalışmalardan daha değerli olabilir ayrıca bu
oranda semptomatik hastanın takip edildiği başka çalışma da ülkemizde bulunmamaktadır.
Çalışmamızdaki hastaların EKG leri Tip 1 EKG 40 hastada ( 58.8%), Tip 2 EKG 4 hastada
(5.9%), Tip 3 EKG 24 hastada (35.3%) şeklinde dağılım gösterdi. Tip 1 EKG paternine
sahip hastaların 13 (32.5%) tanesi spontan 27 (67.5%) tanesi ise ilaç ile ortaya çıkmıştır.
Literatürdeki çalışmalarda spontan Tip 1 EKG’si olan hasta oranları % 45-71 arasında
değişmekte (152) ve bu yönü ile bizim çalışmamızdaki spontan Tip 1 hasta sayısı oranının
az olduğunu söyleyebiliriz. Altmış sekiz hastanın 52 (%76.5) tanesine Ajmaline testi
yapıldı, bunların 31 (%59.5)
tanesinde Tip 1 EKG paterni gelişti, 21 (%30) tanesine
Propafenone testi yapıldı, bunların 6 (%28.5)
tanesinde Tip 1 EKG paterni gelişti.
Maskelenmiş EKG’yi ortaya çıkarmak için Ajmaline, flekainide, prokainamide,
pilsikainide, disopiramid ve propafenon kullanılan ilaçlardır (2). Bu ilaçlardan Ajmaline
BS tanısı açısından en yüksek hassasiyet (%80), özgüllük (%94,4), pozitif öngörücü değer
(%93,3) ve negatif öngürücü değer (%82,9) düzeyine sahiptir (36). Bizde çalışmamızda
Ajmaline ile Tip 1 EKG gelişmesi oranını Propafenonedan daha iyi bulduk.
Brugada sendromunu hastalığının kanıtlanmış efektif tek tedavi yöntemi İKD takılmasıdır
(11,12). Bizim hastalarımızdan Tip1 EKG’si olan 40 hastadan 18’ine (%45) ve Tip 3
EKG’si olan 24 hastadan 2 tanesine (%8.3) İKD takıldı. Takipte Tip 3 BS tanılı 2 hastanın
tanısı değişti, literatürde BS tanısı konulan hastaların takipte tanılarının değiştiği
bildirilmiştir (147). Bu hastalar VT ve AKÖ sonrası yapılan tetkiklerinde başka bir
problem saptanmayan ve EKG’lerinde Tip 3 BS paterni görülen hastalardır ve takiptede bu
hastalarda ilk bulgunun aritmi olamkla birlikte sonrasında yapısal kalp hastalığının geliştiği
görülmüştür. Literatürdeki İKD çalışmalarında primer koruma için IKD takılması oranı
%0-%15 (148-150), kardiyak arresti takiben IKD takılma oranı %22-%45 (148,150), bizim
çalışmamızdaki
oranlarla benzer görülmekte.
Bu benzerliğin
olmasını
bizimde
çalışmamızdaki hastaların tedavi planının klavuzlara göre belirlenmesi ile açıklanabilir.
Çalışmamızda IKD takılı Tip 1 hastaların takibinde 7 hastada (%17.5) uygun şok, 3
56
hastada (%7.5) uygunsuz şok oldu. Uygun şokların sebebi VF, uygunsuz şokların sebebi
ise AF ve sinüs taşikardisi idi. Literatüre baktığımızda ise uygun şok oranları % 8-15, IKD
takılan hastalarda tüm komplikasyonlar, uygunsuz şokta dahil olmak üzere hastalarda %
20-47 oranında izlenmektedir (148-150).
Takipte toplam 68 hastadan 2 tanesi öldü, bu 2 hasta da Tip 1 EKG paternine sahiptiler.
Hastalardan biri AKÖ sebebi ile öldü, diğer hasta ise aynı zamanda muskuler distrofisi
olan bir hasta idi ve pnömoni nedeni ile öldü.
Çalışmamızda Tip 1 tanısı alan hastaların takibinde 8 (%20) hastada aritmik olay olan
uygun şok, ölüm veya IKD’siz hastada aritmik olduğu düşünülen senkop izlendi.
Çalışmamızdaki hastalarda %20 oranında aritmik olay izlendi ve yıllık % 4,8’e denk
gelmektedir ve genel literatür ile benzerdir. Brugada ve ark. çalışmasında aritmik olay
oranı %8.2, FINGER çalışmasında aritmik olay oranı %2.9, PRELUDE çalışmasında
aritmik olay oranı % 4.5 Delise ve ark. Çalışmasında ise aritmik olay oranı % 5.3
şeklindedir. Tanı anında semptomatik Tip 1 hastalar ile asemptomatik Tip 1 hastaların
karşılaştığı aritmik olaylar değerlendirdiğimizde; semptomatik Tip 1 hastaların %24’ünde
aritmik olay izlendiğini ve bunun yıllık olay gelişme oranını %5.8 hasta/yıl olduğunu
bulduk, asemptomatik hastaların ise %13.3’ünde aritmik olay izlendiğini ve bunun yıllık
olay gelişme oranını ise %3.2 hasta/yıl olduğunu bulduk.Literatürde ise Brugada ve
arkadaşlarının çalışmasında yıllık aritmik olay oranı asemptomatiklerde %2.8, FINGER
çalışmasında yıllık aritmik olay oranı asemptomatik bireylerde
%0.5, Eckardt ve
arkadaşlarının çalışmasında ise yıllık aritmik olay oranı asemptomatik bireylerde % 0.2
şeklindedir. Brugada ve arkadaşlarının çalışmasında yıllık aritmik olay oranı senkopu olan
hastalarda %3.5, FINGER çalışmasında yıllık aritmik olay oranı AKÖ hikayesi olan veya
senkopu olan hastalarda sırasıyla %7.7 ve %1.9, Eckardt ve arkadaşlarının çalışmasında ise
yıllık aritmik olay oranı AKÖ hikayesi olan veya senkopu olan hastalarda sırasıyla %5.1 ve
%1.8 şeklindedir. Bizim çalışmamızdaki asemptomatik hastalarda olay görülme oranının
Brugada ve ark. yaptığı çalışma ile benzer olduğunu diğer çalışmalara göre yüksek
olduğunu bulduk, bunun ise hasta sayısının az olmasından kaynaklanabileceğini düşündük.
Semptomatik hastalarda ise yıllık aritmik olay oranların çalışmalarla benzer olduğunu
gördük. Çalışmamızdaki hastalarda aritmik olay oranı yüksekliği, bu konuda merkezimizin
ülkemizde ki referans merkezlerden biri olması nedeni ile takibimizdeki hastaların güçlü
aile hikayesi olması ve semptomatik olması ile de açıklanabilir.
57
Tip 1 BS tanılı hastaların takibinde aritmik olay olarak tanımladığımız, ölüm, VT/VF
nedeniyle uygun şok olması ve ICD takılmamış hastada aritmik senkop gelişiminin
belirleyicilerini saptamak amacıyla tek ve çok değişkenli analizler yaptık. Tek değişkenli
analizler sonucunda erkek cinsiyet, Tip 1 EKG paterni, AKÖ öyküsü, VT/VF öyküsü ve
hastaya EFÇ yapılmış olması aritmik olay olması ile ilişkili bulunurken olay olmaması
yönünde ise hastanın senkopunun vazovagal olması ve hastada nokturnal agonal
solunumun olmaması ilişkili bulundu. Aile hikayesinde BS olması veyaAKÖ olması ve
EFÇ de aritmi indüklenmesi olay olması ile ilişkili bulunmadı. Literatürdeki çalışmalara
baktığımızda; Brugada ve arklarının yaptığı çalışmada izlemde olayların gelişmesi
açısından tek değişkenli analizlerde önceki senkop hikayesi (tehlike oranı [HR] = 2.79
[95% Güven Aralığı (GA), 1.5-5.1]; P=.002), spontan tip 1 BTED (HR=7.69 [%95 GA,
1.9-33.3]; P=.0001), erkek cinsiyet (HR=5.26 [%95 GA, 1.6-16.6]; P=.001) ve EFÇ’de
ventriküler aritmi indüklenmesi (HR=8.33 [%95 GA, 2.8-25];P=.0001) arasında anlamlı
ilişki olduğu belirtilmiş (7), FINGER çalışmasında ise izlemde olayların gelişmesi
açısından tek değişkenli analizlerde; AKÖ hikayesi (HR, 12.4; [%95 GA, 5.627.3]; P<0.001), senkop hikayesi (HR, 3.4; [%95 GA, 1.6-7.4]; P<0.002), spontan Tip 1
EKG varlığı (yıldaki ortalama olay oranı % 2.3’e karşı % 1.07;HR, 2.1; [%95 GA, 1.23.6]; P=0.01) ve EFÇ de ventriküler taşiaritmi indüklenmesi (yıldaki ortalama olay oranı %
2.3’e karşı % 1.2;HR, 1.9; [%95 GA, 0.9-3.9]; P=0.05) aritmik olay ile ilişkili bulunmuş .
Erkek cinsiyeti olan hastalar da kadın hastalara göre daha kısa zamanda ilk aritmik olay
görülmesine eğilimli bulunmuş (yıldaki ortalama olay oranı erkeklerde % 3’e karşı
kadınlarda % 0.9; HR, 1.9; [%95 GA, 0.9-4.2]; P=0.08). ). Asemptomatik olan hastalarda
aile taramasında tanı almak (HR, 0.7; [%95 GA, 0.2-2.8]; P=0.63) ile hastalarda SCN5A
mutasyonu varlığı aritmik olay görülmesi arasında ilişki saptanmamış (HR, 1.1; [%95 GA,
0.5-2.2]; P=0.8). Aile hikayesinde AKÖ olan hastaların aile hikayesi olmayan hastalara
göre yıllık olay oranı farklı bulunmamış (%1.29’a karşı %1.7). Ailede AKÖ hikayesi ne
semptomatik hastalarda nede asemptomatik hastalarda aritmik olaylar için öngörücü
bulunmamıştır.
Hastaların tedavi yöntemleri ile takipte uygun şok, ölüm veya İKD siz hastada gerçek
senkop varlığını karşılaştırdığımızda İKD tedavisi olan hastalarda daha fazla olay varlığını
tespit ettik ve bunu istatiksel olarak anlamlı bulduk (p = 0,01). Hastalarımızın tedavisini
belirlerken elimizdeki mevcut klavuzlara göre karar verdik ve bu klavuzlardaki IKD
takılması önerilen hastalar genellikle aritmik olay açısından yüksek riskli hastalardır.
58
Bizim çalışmamızda da aritmik olayların IKD takılı hastalarda daha çok izlenmesi bu
durumla ilişkilendirilinebilinir.
Hastalara EFÇ yapılıp sonuçları ile takipte uygun şok, ölüm veya İKD siz hastada gerçek
senkop varlığını karşılaştırdık. EFÇ yapılan hastalardan aritmi indüklenenlerde daha fazla
olay varlığını tespit ettik ancak bunu istatiksel olarak anlamlı bulamadık (p = 0,16). EFÇ
yapılan 26 (%65) hastanın 19’unda (%65) VT veya VF indüklendi ve bunların takipte 8
tanesinde olay izlendi. Brugada ve arkadaşlarının çalışmasında hastaların % 75’ine EFÇ
yapılmış ve bunların % 40’ında EFÇ de aritmi indüklenmiş, FINGER çalışmasında ise
hastaların % 62’sine EFÇ yapılmış ve bunların %41’inde EFÇ de aritmi indüklenmiş.
Brugada ve arkadaşları (5) EFÇ’de ventriküler aritmi indüklenmesini prognostik faktör
olarak raporlamışlar. İzlemde olayların gelişmesi açısından tek değişkenli analizlerde
EFÇ’de ventriküler aritmi indüklenmesi (HR=8.33 [%95 GA, 2.8-25];P=.0001) arasında
anlamlı ilişki bulmuşlar (7). Brugada ve arkadaşları (5) çok değişkenli analizlerde de
EFÇ’de ventriküler aritmi indüklenmesinin prognozun bağımsız öngörücülerinden olduğu
yeniden doğrulanmıştır. Daha sonra uygulanan alt grup analizlerinde de EFÇ özelikle
ailesinde AKÖ hikâyesi olmayan asemptomatik hastalarda risk sınıflandırmasında önemli
ve anlamlı olarak saptanmıştır. Gerçektende bu subgrup hastada izlemde % 6 oranında VF
gelişmiş ve prognoz ile ilişkili tek faktör de EFÇ’de ventriküler aritmi indüklenmesiymiş
(126). Brugada dışı diğer çalışmalarda da EFÇ ile aritmi uyarılabilirliğinin senkop veya
ölümcül aritmileri olan gruplarda daha fazla saptandığı yönünde veriler yayınlamış olsalar
da, yapılan analizlerde EFÇ’nin prognozda ölümcül hadiseler için iyi bir değişken olmadığı
sonucuna varmışlardır (6-8).
Çalışmamızda hastaların bir kısmında takipte supraventriküler aritmiler gelişti. Bu
aritmilerden olan AF herhangi bir olay olan hastaların 2 tanesinde görüldü, takipte AF
gelişimi ile uygun şok, ölüm veya İKD siz hastada gerçek senkop varlığını
karşılaştırdığımızda istatiksel olarak anlamlı fark bulmadık (p = 0,1), diğer bir aritmi olan
atriyal standstill ise başına herhangi bir olay gelmiş 8 hastadan 1’inde vardı ve bu da
istatiksel olarak anlamlı değildi (p = 0,2). Literatürde hastaların önemli bir oranında,
yaklaşık % 20’si, başta atriyal fibrilasyon olmak üzere supra ventriküler taşikardiler
izlenmektedir (8). Yavaşlamış atriyal iletim gibi atriyal standstill de sendromla
ilişkilendirilmiştir (85). Brugada sendromu hastalarında spontan olarak %10-%54 oranında
görünen AF kötü prognoz ile ilişkilendirilmiştir (83, 127). Bir çalışmada AF’si olan BS
59
hastalarında senkop % 60 ve dökümante VF % 40 oranında gözlemlenmiştir (17). Bizim
çalışmamızda ise AF ile olumsuz son noktalar arasında ilişki saptanmamıştır.
Takipte aritmik olay gelişimini belirlemek için çoklu değişken analizleri yaptık, spontan
Tip 1 EKG varlığı (tehlike oranı [HR] = 8,54 [95% Güven Aralığı (GA), 0,385-26,37];
P=.003) ve VT/VF öyküsünü (HR=9,21 [%95 GA, 0,004-1,88]; P=.002) aritmik olay
gelişimin bağımsız belirleyicileri olarak bulduk. Literatüre baktığımızda çalışmalarda
AKÖ veya senkop ve spontan Tip 1 EKG varlığını kötü prognoz belirleyicisi olduğunu
(151,152) görüyoruz, FINGER çalışmasında ise çoklu değişken analizi sonucunda aritmik
olayla ilişkili olarak AKÖ (HR, 11; [%95 GA, 4.8-24.3]; P<0.001), senkop (HR, 3.4; [%95
GA, 1.6-7.4]; P=0.002) ve spontan Tip 1 EKG (HR, 1.8; [%95 GA, 1.03-3.33]; P=0.04)
varlığı bulunmuş. EFÇ sonucu (P=0.48), yaş(P=0.27) ve cinsiyet(P=0.60) aritmik olay
öngördürücüsü olarak bulunmamış. Bizim çalışmamızın sonuçlarıda bu sonuçlar ile benzer
olarak görünmektedir.
5.1. Çalışmanın kısıtlılıkları
 Literatürdeki çalışmalarla kıyaslandığında hasta sayısının az olması çalışmadan elde
edilen sonuçların topluma genellenebilmesini önleyen en önemli kısıtlılıktır.
6. SONUÇLAR
 BS olan hastaların takibi yönünden ülkemizde yapılmış ilk çalışmadır
 BS hastalığının tedavisinde İKD takılması efektif bir yöntemdir.
 Takipte aritmik olay (uygun sok, ölüm, IKD olmayan hastada aritmik senkop) gelişiminin
bağımsız belirleyicileri spontan Tip 1 EKG varlığı ve VT/VF öyküsüdür.
 Elektro fizyolojik çalışma aritmik olaylar için prognoztik belirleyici değildir.
60
7. Kaynaklar
1) Brugada P, Brugada J. Right bundle branch block, persistent ST segment elevation and
sudden cardiac death: a distinct clinical and electrocardiographicsyndrome: a multicenter
report.JAmCollCardiol.1992;20:1391–1396.
2) Antzelevitch C, Brugada P, Borggrefe M, Brugada J, Brugada R, Corrado D, Gussak I,
LeMarec H, Nademanee K, Perez Riera AR, Shimizu W, Schulze-Bahr E, Tan H, Wilde A
. Brugada syndrome:report of the second consensus conference: endorsed by the Heart
RhythmSociety and the European Heart RhythmAssociation.Circulation.2005;111:659670.
3)Charles Antzelevıtch, Ph.D.
Brugada Syndrome.PACE 2006; 29:1130–1159
4) Di Diego JM, Cordeiro JM, Goodrow RJ, Fish JM, Zygmunt AC, Pérez GJ, Scornik FS,
Antzelevitch C. . Ionic and cellular basis for the predominance of the Brugada syndrome
phenotype
in
males.
Circulation
2002;
106:2004–2011.
5) Brugada J, Brugada R, Antzelevitch C, Towbin J, Nademanee K, Brugada P. Long-term
follow-up of individuals with the electrocardiographic pattern of right bundle-branch block
and ST-segment elevation in precordial leads V1 to V3. Circulation. 2002;105:73-8.
6)Priori SG, Napolitano C, Gasparini M, Pappone C, Della Bella P, Giordano
U, Bloise
R, Giustetto C, De Nardis R, Grillo M, Ronchetti E, Faggiano G, Nastoli J. Natural history
of Brugada syndrome: insights for risk stratification and management. Circulation.
2002;105:1342-7.
7) Brugada J, Brugada R, Brugada P. Determinants of sudden cardiac death in individuals
with the electrocardiographic pattern of Brugada syndrome and no previous cardiac arrest.
Circulation. 2003;108:3092-6.
8) Eckardt L, Probst V, Smits JPP, Bahr ES, Wolpert C, Schimpf R, Wichter T, Boisseau
P, Heinecke A, Breithardt G, Borggrefe M, LeMarec H, Böcker D, Wilde AA. Long-term
prognosis of individuals with right precordial ST-segment-elevation Brugada syndrome.
Circulation. 2005;111:257-63.
9) Brugada Syndrome Begoña Benito, Josep Brugada, Ramon Brugada, and Pedro
Brugada. Brugada Syndrome Rev Esp Cardiol. 2009;62(11):1297-315
10) Brugada R, Brugada J, Antzelevitch C, Kirsch GE, Potenza D, Towbin JA, Brugada P.
Sodium channel blockers identify risk for sudden death in patients with ST-segment
elevation and right bundle branch block but structurally normal hearts. Circulation 2000;
101:510–515.
11) Brugada J, Brugada R, Brugada P. Pharmacological and device approach to therapy of
inherited cardiac diseases associated with cardiac arrhythmias and sudden death. J
Electrocardiol 2000; 33(Suppl.):41–47.
12) Brugada P, Brugada R, Brugada J, Geelen P. Use of the prophylactic implantable
cardioverter defibrillator for patients with normal hearts. Am J Cardiol 1999; 83:98D–
100D.
13) Sacher F, Probst V, Iesaka Y, Jacon P, Laborderie J, Mizon-Gérard F, Mabo P, Reuter
S, Lamaison D, Takahashi Y, O'Neill MD, Garrigue S, Pierre B, Jaïs P,Pasquié JL, Hocini
M, Salvador-Mazenq M, Nogami A, Amiel A, Defaye P, Bordachar P, Boveda S, Maury
P, Klug D, Babuty D, Haïssaguerre M, Mansourati J,Clémenty J, Le Marec H.. Outcome
after implantation of a cardioverter defibrillator in patients with Brugada syndrome: a
multicenter study. Circulation. 2006;114:2317-24.
61
14) Sarkozy A, Boussy T, Kourgiannides G, Chierchia GB, Richter S, De Potter T, Geelen
P, Wellens F, Spreeuwenberg MD, Brugada P.. Long-term follow-up of primary
prophylactic implantable cardioverter-defibrillator therapy in Brugada syndrome. Eur
Heart J. 2007;28:334-44.
15) ACC/AHA/HRS Guidelines for Device-Based Therapy Epstein AE, Dimarco JP,
Ellenbogen KA, Estes NA 3rd, Freedman RA, Gettes LS, Gillinov AM, Gregoratos G,
Hammill SC, Hayes DL, Hlatky MA, Newby LK, Page RL, Schoenfeld MH, Silka MJ,
Stevenson
LW,
Sweeney
MO.
JACC
2008;51:e1–62
16) ACC/AHA/ESC Guidelines for management of patients with ventricular arrhytmias
and prevention of sudden cardiac death Europace (2006) 8, 746-837
17) Osher HL, Wolff L. Electrocardiographic pattern simulating acute myocardial injury.
Am J Med Sci. 1953;226:541–545.
18) Alings M, Wilde A. “Brugada” syndrome: clinical data and suggested
pathophysiological mechanism. Circulation. 1999;99:666–673.
19) Ferracci A, Fromer M, Schlapfer J, Pruvot E, Kappenberger L. Primary ventricular
fibrillation and early recurrence: apropos of a case of association of right bundle branch
block and persistent ST segment elevation. Arch Mal Coeur Vaiss. 1994; 87: 1359-1362.
20) Proclemer A, Facchin D, Feruglio GA, Nucifora R. Recurrent ventricular fibrillation,
right bundle-branch block and persistent ST segment elevation in V1-V3: a new
arrhythmia syndrome? A clinical case report. G Ital Cardiol. 1993; 23: 1211-1218.
21) Brugada J, Brugada P. Further characterization of the syndrome of right bundle branch
block, ST segment elevation, and sudden cardiac death. J Cardiovasc Electrophysiol. 1997;
8: 325-331.
22) Brugada J, Brugada R, Brugada P. Right bundle-branch block and STsegment
elevation in leads V1 through V3: a marker for sudden death in patients without
demonstrable structural heart disease. Circulation. 1998; 97: 457-460.
23) Priori SG, Napolitano C, Gasparini M, Pappone C, Della Bella P, Brignole M,
Giordano U, Giovannini T, Menozzi C, Bloise R, Crotti L, Terreni L, Schwartz PJ..
Clinical and genetic heterogeneity of right bundle branch block and ST-segment elevation
syndrome: a prospective evaluation of 52 families. Circulation. 2000; 102: 2509-2515.
24) Brugada P, Brugada R, Brugada J. Sudden death in patients and relatives with the
syndrome of right bundle branch block, ST segment elevation in the precordial leads V1 to
V3 and sudden death. Eur Heart J. 2000; 21: 321- 326.
25) Chen Q, Kirsch GE, Zhang D, Brugada R, Brugada J, Brugada P, Potenza D, Moya
A, Borggrefe M, Breithardt G, Ortiz-Lopez R, Wang Z, Antzelevitch C, O'Brien
RE, Schulze-Bahr E, Keating MT, Towbin JA, Wang Q. Genetic basis and molecular
mechanism for idiopathic ventricular fibrillation. Nature. 1998; 392: 293-296.
26) Dumaine R, Towbin JA, Brugada P, Vatta M, Nesterenko DV, Nesterenko VV,
Brugada J, Brugada R, Antzelevitch C. Ionic mechanisms responsible for the
electrocardiographic phenotype of the Brugada syndrome are temperature dependent. Circ
Res. 1999; 85: 803-809.
27) Yan GX, Antzelevitch C. Cellular basis for the Brugada syndrome and other
mechanisms of arrhythmogenesis associated with ST-segment elevation. Circulation. 1999;
100: 1660-1666.
28) Rook MB, Bezzina Alshinawi C, Groenewegen WA, van Gelder IC, van Ginneken
AC, Jongsma HJ, Mannens MM, Wilde AA. Human SCN5A gene mutations alter cardiac
sodium channel kinetics and are associated with the Brugada syndrome. Cardiovasc Res.
1999; 44: 507-517.
29) Deschênes I, Baroudi G, Berthet M, Barde I, Chalvidan T, Denjoy I, Guicheney
P, Chahine M. Electrophysiological characterization of SCN5A mutations causing long QT
62
(E1784K) and Brugada (R1512W and R1432G) syndromes. Cardiovasc Res. 2000; 46: 5565.
30) Charles Antzelevıtch, Ph.D. From the Masonic Medical Research Laboratory, Utica,
New York, Brugada Syndrome PACE 2006; 29:1130–1159
31) Skinner JR, Chung SK, Montgomery D, McCulley CH, Crawford J, French J, Rees MI.
Near-miss SIDS due to Brugada syndrome. Arch Dis Child 2005; 90:528–529.
32) Wilde AA, Antzelevitch C, Borggrefe M, Brugada J, Brugada R, Brugada P, Corrado
D, Hauer RN, Kass RS, Nademanee K, Priori SG, Towbin JA. Proposed diagnostic criteria
for the Brugada syndrome: Consensus report. Eur Heart J 2002; 23:1648–1654.
33) Brugada P, Brugada J, Brugada R. Arrhythmia induction by antiarrhythmic drugs.
Pacing Clin Electrophysiol 2000; 23:291–292.
34) Miyazaki T, Mitamura H, Miyoshi S, Soejima K, Aizawa Y, Ogawa S. Autonomic and
antiarrhythmic drug modulation of ST segment elevation in patients with Brugada
syndrome. J Am Coll Cardiol 1996; 27:1061–1070.
35) Antzelevitch C, Brugada R. Fever and the Brugada syndrome. Pacing Clin
Electrophysiol2002;25:1537–1539.
36) Antzelevitch C, Brugada P, Borggrefe M, Brugada J, Brugada R, Corrado D, Gussak I,
LeMarec H, Nademanee K, Perez Riera AR, Shimizu W, Schulze-Bahr E, Tan H, Wilde A.
Brugada syndrome. Report of the second consensus conference. Endorsed by the Heart
Rhythm Society and the European Heart Rhythm Association. Circulation 2005; 111:659–
670.
37) Antzelevitch C,
Brugada P, Borggrefe M, Brugada J, Brugada R, Corrado D, Gussak I, LeMarec H,
Nademanee K, Perez Riera AR, Shimizu W, Schulze-Bahr E, Tan H, Wilde A. Brugada
syndrome: Report of the second consensus conference. Heart Rhythm 2005;2:429–440.
38) Van den Berg MP, de Boer RA, van Tintelen JP. Brugada syndrome or Brugada
electrocardiogram?JAmColCardiol.2009;53:1569
39) Benito B, Brugada J, Brugada R, Brugada P. Brugada syndrome or Brugada
electrocardiogram? Authors’ reply. J Am Coll Cardiol. 2009;53:1569-70.
40) Richter S, Sarkozy A, Paparella G, Henkens S, Boussy T, Chierchia GB, Brugada R,
Brugada J, Brugada P. Number of electrocardiogram leads displaying the diagnostic
coved-type pattern in Brugada syndrome: a diagnostic consensus criterion to be
revised.Eur Heart J. 2010 Jun;31(11):1357-64. Epub 2010 Mar 16.
41) Littmann L, Monroe MH, Kerns WP 2nd, Svenson RH, Gallagher JJ. Brugada
syndrome and "Brugada sign": clinical spectrum with a guide for the clinician. Am Heart J
2003;145:768-78.(Review)25:874-8.
42) Junttila MJ, Raatikainen MJ, Karjalainen J, Kauma H, Kesaniemi YA, Huikuri HV.
Prevalence and prognosis of subjects with Brugada-type ECG pattern in a young and
middle-aged
Finnish
population.
Eur
Heart
J
2004;
25:
874-8.
43) Hermida JS, Lemoine JL, Aoun FB, Jarry G, Rey JL, Quiret JC. Prevalence of the
Brugada syndrome in an apparently healthy population. Am J Cardiol. 2000;86:91-4.
44) Miyasaka Y, Tsuji H, Yamada K, Tokunaga S, Saito D, Imuro Y, et al. Prevalence and
mortality of the Brugada-type electrocardiogram in one city in Japan. J Am Coll Cardiol.
2001;38:771-4.
45) Miyasaka Y, Tsuji H, Yamada K, Tokunaga S, Saito D, Imuro Y, Matsumoto N,
Iwasaka T. Prevalence and mortality of the Brugada-type electrocardiogram in one city in
Japan.JAmCollCardiol.2001;38:771-774.
46)
Donohue D, Tehrani F, Jamehdor R, Lam C, Movahed MR. The prevalence of Brugada
ECG in adult patients in a large university hospital in the western United States.
AmHeartHospJ.2008;6:48-50.
47) Vatta M, Dumaine R, Varghese G, Richard TA, Shimizu W, Aihara N, Nademanee
63
K, Brugada R, Brugada J, Veerakul G, Li H, Bowles NE, Brugada P,Antzelevitch
C, Towbin JA. Genetic and biophysical basis of sudden unexplained nocturnal death
syndrome (SUNDS), a disease allelic to Brugada syndrome. Hum Mol Genet. 2002;11:
337-45.
48) Bozkurt A, Yas D, Seydaoglu G, Acartürk E. Frequency of Brugadatype ECG pattern
(Brugada sign) in Southern Turkey. Int Heart J. 2006 Jul;47(4):541-7.
49) Burak Hunuk, Alper Kepez, and Okan Erdogan,Prevalence of Brugada-type
electrocardiogrampattern by recording right precordial leads athigher intercostal spaces.
Europace Advance Access published July 5, 2012 Europace doi:10.1093/europace/eus211
50) Benito B, Brugada R, Brugada J, Brugada P. Brugada syndrome. Prog Cardiovasc
Dis.2008;51:1-22.
51) Chen Q, Kirsch GE, Zhang D, Brugada R, Brugada J, Brugada P, Potenza D, Moya
A, Borggrefe M, Breithardt G, Ortiz-Lopez R, Wang Z, Antzelevitch C, O'Brien
RE, Schulze-Bahr E, Keating MT, Towbin JA, Wang Q. Genetic basis and molecular
mechanism for idiopathic ventricular fibrillation. Nature. 1998;392:293-6.
52) Vatta M, Dumaine R, Antzelevitch C, Brugada R, Li H, Bowles NE, Nademanee K,
Brugada J, Brugada P, Towbin JA. Novel mutations in domain I of SCN5A cause Brugada
syndrome.MolGenMetab.2002;75:317-24.
53) Cordeiro JM, Barajas-Martinez H, Hong K, Burashnikov E, Pfeiffer R, Orsino AM,
Wu YS, Hu D, Brugada J, Brugada P, Antzelevitch C, Dumaine R, Brugada R.. Compound
heterozygous mutations P336L and I1660V in the human cardiac sodium channel
associated with the Brugada syndrome. Circulation. 2006;114:2026-33.
54)
Casini S, Tan HL, Bhuiyan ZA, Bezzina CR, Barnett P, Cerbai E, Mugelli A, Wilde
AA, Veldkamp MW. Characterization of a novel SCN5A mutation associated with
Brugada syndrome reveals involvement of DIIIS4-S5 linker in slow inactivation.
CardiovascRes.2007;76:418-29.
55)
Pfahnl AE, Viswanathan PC, Weiss R, Shang LL, Sanyal S, Shusterman V, Kornblit
C, London B, Dudley SC Jr. A sodium channel pore mutation causing Brugada
syndrome.HeartRhythm.2007;4:46-53.
56) Schulze-Bahr E, Eckardt L, BreithardtG, et al. Sodium channel gene (SCN5A)
mutations in 44 index patients with Brugada syndrome: Different incidences in familial
and
sporadic
disease.
Hum
Mutat
2003;21:651–652.
57) London B, Michalec M, Mehdi H, Kerchner L, Sanyal S, Viswanathan PC, et al.
Mutation in glycerol-3-phosphate dehydrogenase 1 like gene (GPD1-L) decreases cardiac
Na+ current and causes inherited arrhythmias. Circulation. 2007;116:2260-8.
58)Berne
P,
Brugada
J.
CircJ2012;76:1563–1571
59) Weiss R, Barmada MM, Nguyen T, Seibel JS, Cavlovich D, Kornblit CA, Angelilli
A, Villanueva F, McNamara DM, London B. Clinical and molecular heterogeneity in the
Brugada syndrome: a novel gene locus on chromosome 3. Circulation. 2002;105:707-13.
60) Hedley PL, Jørgensen P, Schlamowitz S, Moolman-Smook J, Kanters JK, Corfield Va,
Christiansen M. The genetic basis of Brugada syndrome: a mutation update. Human
mutation. 2009;30(9):1256-66.
61) London B, Michalec M, Mehdi H, Zhu X, Kerchner L, Sanyal S, Viswanathan
PC, Pfahnl AE, Shang LL, Madhusudanan M, Baty CJ, Lagana S, Aleong R,Gutmann
R, Ackerman MJ, McNamara DM, Weiss R, Dudley SC Jr.. Mutation in glycerol-3phosphate dehydrogenase 1 like gene (GPD1-L) decreases cardiac Na+ current and causes
inherited arrhythmias. Circulation. 2007; 116: 2260-2268.
62) Antzelevitch C, Pollevick GD, Cordeiro JM, Casis O, Sanguinetti MC, Aizawa Y,
Guerchicoff A, Pfeiffer R, Oliva A, Wollnik B, Gelber P, Bonaros EP Jr, Burashnikov E,
Wu Y, Sargent JD, Schickel S, Oberheiden R, Bhatia A, Hsu LF, Haissaguerre M, Schimpf
64
R, Borggrefe M, Wolpert C. Loss-of-function mutations in the cardiac calcium channel
underlie a new clinical entity characterized by ST-segment elevation, short QT intervals,
and sudden cardiac death. Circulation. 2007;115: 442–449
63) Delpon E, Cordeiro J, Nunez L, Thomsen P, Guerchicoff A, Pollevick G, Wu Y,
Kanters J, Larsen C, Burashnikov E, Christiansen M, Antzelevitch C. Functional effects of
KCNE3 mutation and its role in the development of Brugada syndrome. Circ Arrhythmia
Electrophysiol. 2009;1:209 –218
64) Watanabe H, Koopmann TT, Le Scouarnec S, Yang T, Ingram CR, Schott J,
Demolombe S, Probst V, Anselme F, Escande D, Wiesfeld A, Pfeurer A, Kaab S,
Wichmann H, Hasdemir C, Aizawa Y, Wilde AAM, Roden D, Bezzina C. Sodium channel
ß1 subunit mutations associated with Brugada syndrome and cardiac conduction disease in
humans. J Clin Invest. 2008;118:2260 –2268.
65) Hu D, Barajas-Martinez H, Burashnikov E, Springer M, Wu Y, Varro A, Pfeiffer R,
Koopmann TT, Cordeiro J, Guerchicoff A, Pollevick G, Antzelevitch C. A mutation in the
_3 subunit of the cardiac sodium channel associated with Brugada ECG phenotype. Circ
Cardiovasc Genet. 2009;3:270 –278.
66) Koopmann TT, Beekman L, Alders M, Meregalli PG, Mannens MMAM, Moorman
AFM, Wilde AAM, Bezzina CR. Exclusion of multiple candidate genes and large genomic
rearrangements in SCN5A in a Dutch Brugada syndrome cohort. Heart Rhythm.
2007;4:752–755.
67) Makiyama T, Akao M, Haruna Y, Tsuji K, Doi T, Ohno S, Nishio Y, Kita T, Horie M.
Mutation analysis of the glycerol-3 phosphate dehydrogenase-1 like (GPD1L) gene in
Japanese patients with Brugada syndrome. Circ J. 2008;72:1705–1706.
68) Poelzing S, Forleo C, Samodell M, Dudash L, Sorrentino S, Anaclerio M, Troccoli
R, Iacoviello M, Romito R, Guida P, Chahine M, Pitzalis M, Deschênes I. SCN5A
polymorphism restores trafficking of a Brugada syndrome mutation on a separate gene.
Circulation. 2006; 114: 368-376.
69) Viswanathan PC, Benson DW, Balser JR. A common SCN5A polymorphism
modulates the biophysical effects of an SCN5A mutation. J Clin Invest. 2003; 111: 341346.
70) Vatta M, Dumaine R, Antzelevitch C, Brugada R, Li H, Bowles NE, Nademanee K,
Brugada J, Brugada P, Towbin JA. Novel mutations in domain I of SCN5A cause Brugada
syndrome. Mol Genet Metab. 2002; 75: 317-324.
71) Pfahnl AE, Viswanathan PC, Weiss R, Shang LL, Sanyal S, Shusterman V, Kornblit C,
London B, Dudley SC Jr.. A sodium channel pore mutation causing Brugada syndrome.
Heart Rhythm. 2007; 4: 46-53.
72) Casini S, Tan HL, Bhuiyan ZA, Bezzina CR, Barnett P, Cerbai E, Mugelli A, Wilde
AA, Veldkamp MW. Characterization of a novel SCN5A mutation associated with
Brugada syndrome reveals involvement of DIIIS4-S5 linker in slow inactivation.
Cardiovasc Res. 2007; 76: 418-429.
73) Delpon E, Cordeiro JM, Nunez L, Thomsen PEB, Guerchicoff A, Pollevick GD, et al.
Functional effects of KCNE3 mutation and its role in the development of Brugada
syndrome. Circ Arrhythm Electrophysiol. 2008;1:209-18.
74) Begoña Benito, Josep Brugada, Ramon Brugada, and Pedro Brugada. Brugada
Syndrome Rev Esp Cardiol. 2009;62(11):1297-315.
75) Antzelevitch C. Brugada syndrome. Pacing Clin Electrophysiol. 2006;29:1130-59.
76) Shimizu W, Aiba T, Kamakura S. Mechanisms of disease:current understanding and
future challenges in Brugada syndrome. Nat Clin Pract Cardiovasc Med. 2005;2:408-14.
77) Fish J, Antzelevitch C. Role of sodium and calcium channel block in unmasking the
Brugada syndrome. Heart Rhythm. 2004;1:210-7.
65
78) Litovsky SH, Antzelevitch C. Differences in the electrophysiological response of
canine ventricular subendocardium and subepicardium to acetylcholine and isoproterenol.
A direct effect of acetylcholine in ventricular myocardium. Circ Res. 1990; 67: 615-627.
79) Kies P, Wichter T, Schafers M, Schafers KP, Eckardt L, Stegger L, Schulze-Bahr
E, Rimoldi O, Breithardt G, Schober O, Camici PG. Abnormal myocardial presynaptic
norepinephrine recycling in patients with Brugada syndrome. Circulation. 2004;110:301722.
80) Brugada R, Brugada J, Antzelevitch C, Kirsch GE, Potenza D, Towbin JA, Brugada P.
Sodium channel blockers identify risk for sudden death in patients with ST-segment
elevation and right bundle branch block but structurally normal hearts. Circulation.
2000;101:510-5.
81) Belhassen B, Glick A, Viskin S. Efficacy of quinidine in high-risk patients with
Brugada syndrome. Circulation. 2004;110:1731-7.
82) Ohgo T, Okamura H, Noda T, Satomi K, Suyama K, Kurita T, Aihara N, Kamakura
S, Ohe T, Shimizu W.Acute and chronic management in patients with Brugada syndrome
associated with electrical storm of ventricular fibrillation. Heart Rhythm. 2007;4:695-700.
83) Morita H, Kusano-Fukushima K, Nagase S, Fujimoto Y, Hisamatsu K, Fujio H,
Haraoka K, Kobayashi M, Morita ST, Nakamura K, Emori T, Matsubara H, Hina K,Kita
T, Fukatani M, Ohe T.Atrial fibrillation and atrial vulnerability in patients with Brugada
syndrome. J Am Coll Cardiol. 2002;40:1437-44.
84) Benito B, Brugada J. Recurrent syncope: an unusual presentation of Brugada
syndrome. Nat Clin Pract Cardiovasc Med. 2006;3:573-7.
85) Takehara N, Makita N, Kawabe J, Sato N, Kawamura Y, Kitabatake A, Kikuchi K. A
cardiac sodium channel mutation identified in Brugada syndrome associated with atrial
standstill. J Intern Med 2004; 255:137–142.
86) Matsuo K, Kurita T, Inagaki M, Kakishita M, Aihara N, Shimizu W, Taguchi
A, Suyama K, Kamakura S, Shimomura K.The circadian pattern of the development of
ventricular fibrillation in patients with Brugada syndrome. Eur Heart J. 1999;20:465-70.
87) Takigawa M, Noda T, Shimizu W, Miyamoto K, Okamura H, Satomi K, Suyama K,
Aihara N, Kamakura S, Kurita T. Seasonal and circadian distributions of ventricular
fibrillation in patients with Brugada syndrome. Heart Rhythm. 2008;5:1523-7.
88) Benito B, Sarkozy A, Mont L, Henkens S, Berruezo A, Tamborero D, Arzamendi
D, Berne P, Brugada R, Brugada P, Brugada J.. Gender differences in clinical
manifestations of Brugada syndrome. J Am Coll Cardiol. 2008;52:1567-73.
89) Song M, Helguera G, Eghbali M, Zhu N, Zarei MM, Olcese R, Toro L, Stefani
E.Remodeling of Kv4.3 potassium channel gene expression under the control of sex
hormones. J Biol Chem. 2001;276:31883-90.
90) Matsuo K, Akahoshi M, Seto S, Yan K. Disappearance of the Brugada-type
electrocardiogram after surgical castration: a role for testosterone and an explanation for
the male preponderance. Pacing Clin Electrophysiol. 2003;26:1551-3.
91) Shimizu W, Matsuo K, Kokubo Y, Satomi K, Kurita T, Noda T, Nagaya N, Suyama
K, Aihara N, Kamakura S, Inamoto N, Akahoshi M, Tomoike H. Sex hormone and gender
difference-role of testosterone on male predominance in Brugada syndrome. J Cardiovasc
Electrophysiol. 2007;18:415-21.
92) Bai CX, Kurokawa J, Tamagawa M, Nakaya H, Furukawa T. Nontranscriptional
regulation of cardiac repolarization currents by testosterone. Circulation. 2005;112:170110.
93) Probst V, Denjoy I, Meregalli PG, Amirault JC, Sacher F, Mansourati J, Babuty
D, Villain E, Victor J, Schott JJ, Lupoglazoff JM, Mabo P, Veltmann C, Jesel L,Chevalier
66
P, Clur SA, Haissaguerre M, Wolpert C, Le Marec H, Wilde AA. Clinical aspects and
prognosis of Brugada syndrome in children. Circulation. 2007;115:2042-8.
94) Bjerregaard P, Gussak I, Kotar SL, Gessler JE. Recurrent syncope in a patient with
prominent J-wave. Am Heart J 1994; 127:1426–1430.
95) Veltmann C, Schimpf R, Echternach C, Eckardt L, Kuschyk J, Streitner F, Spehl
S, Borggrefe M, Wolpert C. A prospective study on spontaneous fluctuations between
diagnostic and non-diagnostic ECGs in Brugada syndrome: implications for correct
phenotyping and risk stratification. Eur Heart J. 2006;27:2544-52.
96) Wilde AA. Spontaneous electrocardiographic fluctuations in Brugada syndrome: does
it matter? Eur Heart J. 2006;27:2493-4.
97) Dumaine R, Towbin JA, Brugada P, Vatta M, Nesterenko D, Nesterenko VV, Brugada
J, Brugada R, Antzelevitch C.Ionic mechanisms responsible for the electrocardiographic
phenotype of the Brugada syndrome are temperature dependent. Circ Res. 1999;85:803-9.
98) Gonzalez Rebollo JM, Hernandez MA, Garcia A, Garcia de Castro A, Mejias A, Moro
C. Fibrilacion ventricular recurrente durante un proceso febrilen un paciente con sindrome
de Brugada. Rev Esp Cardiol. 2000;53:755-7.
99) Porres JM, Brugada J, Urbistondo V, Garcia F, Reviejo K, Marco P. Fever unmasking
the Brugada syndrome. Pacing Clin Electrophysiol. 2002;25:1646-8.
100) Noda T, Shimizu W, Taguchi A, Satomi K, Suyama K, Kurita T, Aihara N,
Kamakura S. ST-segment elevation and ventricular fibrillation without coronary spasm by
intracoronaryinjection of acetylcholine and/or ergonovine maleate in patients with Brugada
syndrome. J Am Coll Cardiol 2002; 40:1841–1847.
101) Nimmannit S,Malasit P, Chaovakul V, Susaengrat W, Vasuvattakul S, Nilwarangkur
S. Pathogenesis of sudden unexplained nocturnal death (lai tai) and endemic distal renal
tubular acidosis. Lancet 1991; 338:930–932.
102) Nogami A, Nakao M, Kubota S, Sugiyasu A, Doi H, Yokoyama K, Yumoto K,
Tamaki T, Kato K, Hosokawa N, Sagai H, Nakamura H, Nitta J, Yamauchi Y, Aonuma
K.Enhancement of J-ST-segment elevation by the glucose and insulin test in Brugada
syndrome. Pacing Clin Electrophysiol 2003; 26:332–337.
103) Ikeda T, Abe A, Yusa S, Nakamura K, Ishiguro H, Mera H, Yotsukura M, Yoshino H.
The full stomach test as a novel diagnostic technique for identifying patients at risk for
Brugada Syndrome. J Cardiovasc Electrophysiol 2006; 17:602–607.
104) Gurevitz O, Glikson M. Cardiac resynchronization therapy: A new frontier in the
management of heart failure. Isr Med Assoc J 2003; 5:571–575.
105) Pitzalis MV, Anaclerio M, Iacoviello M, Forleo C, Guida P, Troccoli R, Massari
F, Mastropasqua F, Sorrentino S, Manghisi A, Rizzon P.QT-interval prolongation in right
precordial leads: an additional electrocardiographic hallmark of Brugada syndrome. J Am
Coll Cardiol. 2003;42:1632-7.
106) Castro Hevia J, Antzelevitch C, Tornes Barzaga F, Dorantes Sanchez M, Dorticos
Balea F, Zayas Molina R, Quiñones Pérez MA, Fayad Rodríguez Y. Tpeak- Tend and
Tpeak-Tend dispersion as risk factors for ventricular tachycardia/ventricular fibrillation in
patients with the Brugada syndrome. J Am Coll Cardiol. 2006;47:1828-34.
107) Babai Bigi MA, Aslani A, Shahrzad S. aVR sign as a risk factor for life-threatening
arrhythmic events in patients with Brugada syndrome. Heart Rhythm. 2007;4:1009-12.
108) Fish JM, Antzelevitch C. Cellular mechanism and arrhythmogenic potential of Twave alternans in the Brugada syndrome. J Cardiovasc Electrophysiol. 2008;19:301-8.
109) Tada T, Kusano KF, Nagase S, Banba K, Miura D, Nishii N, Watanabe A, Nakamura
K, Morita H, Ohe T. The relationship between the magnitude of T wave alternans and
amplitude of the corresponding T wave in patients with Brugada syndrome. J Cardiovasc
Electrophysiol. 2008;19:56-61.
67
110) Sarkozy A, Chierchia GB, Paparella G, Boussy T, de Asmundis C, Roos M, Henkens
S, Kaufman L, Buyl R, Brugada R, Brugada J, Brugada P. Inferior and lateral
electrocardiographic repolarization abnormalities in Brugada syndrome. Circ Arrhythmia
Electrophysiol. 2009;2:154-61.
111) Kyndt F, Probst V, Potet F, Demolombe S, Chevallier JC, Baro I, Moisan
JP, Boisseau P, Schott JJ, Escande D, Le Marec H.Novel SCN5A mutation leading either
to isolated cardiac conduction defect or Brugada syndrome in a large French family.
Circulation. 2001;104:3081-6.
112) Smits JP, Eckardt L, Probst V, Bezzina CR, Schott JJ, Remme CA, Haverkamp
W, Breithardt G, Escande D, Schulze-Bahr E, LeMarec H, Wilde AA.. Genotypephenotype relationship in Brugada syndrome: electrocardiographic features differentiate
SCN5Arelated patients from non-SCN5A-related patients. J Am Coll Cardiol.
2002;40:350-6.
113) Junttila MJ, Brugada P, Hong K, Lizotte E, De Zutter M, Sarkozy A, Brugada J,
Benito B, Perkiomaki JS, Mäkikallio TH, Huikuri HV, Brugada R. Differences in 12-lead
electrocardiogram between symptomatic and asymptomatic Brugada syndrome patients. J
Cardiovasc Electrophysiol. 2007;19:380-3.
114) Fish JM, Antzelevitch C. Cellular and ionic basis for the sex-related difference in the
manifestation of the Brugada syndrome and progressive conduction disease phenotypes. J
Electrocardiol. 2003;36 Suppl :173-9.
115) Antzelevitch C, Brugada P, Brugada J, Brugada R. The Brugada syndrome. From cell
to bedside. Curr Probl Cardiol 2005; 30:9–54.
116) Hong K, Brugada J, Oliva A, Berruezo-Sanchez A, Potenza D, Pollevick GD,
Guerchicoff A, Matsuo K, Burashnikov E, Dumaine R, Towbin JA, Nesterenko V,Brugada
P, Antzelevitch C, Brugada R.Value of electrocardiographic parameters and ajmaline test
in the diagnosis of Brugada syndrome caused by SCN5A mutations. Circulation.
2004;110:3023-7.
117) Meregalli PG, Ruijter JM, Hofman N, Bezzina CR, Wilde AA, Tan HL. Diagnostic
value of flecainide testing in unmasking SCN5A-related Brugada syndrome. J Cardiovasc
Electrophysiol. 2006;17:857-64.
118) Wolpert C, Echternach C, Veltmann C, Antzelevitch C, Thomas GP, Spehl S,
Streitner F, Kuschyk J, Schimpf R, Haase KK, Borggrefe M.Intravenous drug challenge
using flecainide and ajmaline in patients with Brugada syndrome. Heart Rhythm.
2005;2:254-60.
119) Shimizu W, Matsuo K, Takagi M, Tanabe Y, Aiba T, Taguchi A, Suyama K, Kurita
T, Aihara N, Kamakura S. Body surface distribution and response to drugs of ST segment
elevation in Brugada syndrome:Clinical implication of eighty-seven-lead body surface
potential mapping and its application to twelve-lead electrocardiograms. J Cardiovasc
Electrophysiol 2000; 11:396–404.
120) Sangwatanaroj S, Prechawat S, Sunsaneewitayakul B, Sitthisook S, Tosukhowong P,
Tungsanga K. New electrocardiographic leads and the procainamide test for the detection
of the Brugada sign in sudden unexplained death syndrome survivors and their relatives.
Eur Heart J 2001; 22:2290–2296.
121) Shin SC, Ryu HM, Lee JH, Chang BJ, Shin JK, Kim HS, Heo JH, Yang DH, Park
HS, Cho Y, Chae SC, Jun JE, Park WH. Prevalence of the Brugada-type ECG recorded
from higher intercostal spaces in healthy Korean males. Circ J 2005; 69:1064–1067.
122) Nakazawa K, Sakurai T, Takagi A, Kishi R, Osada K, Miyazu O, Watanabe
Y, Miyake F. Clinical significance of electrocardiography recordings from a higher
ıntercostal space for detection of the Brugada sign. Circ J 2004; 68: 1018–1022
68
123) Miyamoto K, Yokokawa M, Tanaka K, Nagai T, Okamura H, Noda T, Satomi
K, Suyama K, Kurita T, Aihara N, Kamakura S, Shimizu W. Diagnostic and prognostic
value of a type 1 Brugada electrocardiogram at higher (third or second) V1 to V2 recording
in men with Brugada syndrome. Am J Cardiol. 2007; 99: 53-57.
124) Butz T, Vogt J, Vielhauer C, Wetzel U, Langer C, Horstkotte D. Detection of a type 1
Brugada ECG by ECG recording at a higher intercostal space of leads V(1) and V (2).
Herz. 2010 Mar;35(2):112.
125) Miyamoto K, Yokokawa M, Tanaka K, Nagai T, Okamura H, Noda T, Satomi
K, Suyama K, Kurita T, Aihara N, Kamakura S, Shimizu W. Diagnostic and prognostic
value of a type 1 Brugada electrocardiogram at higher (third or second) V1 to V2 recording
in men with Brugada syndrome. Am J Cardiol. 2007;99:53-7.
126) Brugada P, Brugada R, Brugada J, Priori S, Napolitano C. Shouldpatients with an
asymptomatic
Brugada
electrocardiogram
undergo
pharmacological
and
electrophysiological testing? Circulation. 2005;112:279-92
127) Kusano KF, Taniyama M, Nakamura K, Miura D, Banba K, Nagase S, Morita
H, Nishii N, Watanabe A, Tada T, Murakami M, Miyaji K, Hiramatsu S, Nakagawa
K,Tanaka M, Miura A, Kimura H, Fuke S, Sumita W, Sakuragi S, Urakawa S, Iwasaki
J, Ohe T.Atrial fibrillation in patients with Brugada syndrome relationships of gene
mutation, electrophysiology, and clinical backgrounds. J Am Coll Cardiol. 2008;51: 116975.
128) Meregalli PG, Tan HL, Probst V, Koopmann TT, Tanck MW, Bhuiyan ZA, Sacher
F, Kyndt F, Schott JJ, Albuisson J, Mabo P, Bezzina CR, Le Marec H, Wilde AA. Type of
SCN5A mutation determines clinical severity and degree of conduction slowing in lossoffunction sodium channelopathies. Heart Rhythm. 2009;6: 341-8.
129) Lizotte E, Junttila MJ, Dube MP, Hong K, Benito B, de Zutter M, Henkens
S, Sarkozy A, Huikuri HV, Towbin J, Vatta M, Brugada P, Brugada J, Brugada R. Genetic
modulation of Brugada syndrome by a common polymorphism. J Cardiovasc
Electrophysiol. 2009 Jun 22 [Epub ahead of print].
130) Atarashi H, Ogawa S, for the Idiopathic Ventricular Fibrillation Investigators. New
ECG criteria for high-risk Brugada syndrome. Circ J 2003; 67:8–10.
131) Morita H, Takenaka-Morita S, Fukushima-Kusano K, Kobayashi M, Nagase S,
Kakishita M, Nakamura K, Emori T, Matsubara H, Ohe T. Risk stratification for
asymptomatic patients with brugada syndrome. Circ J 2003; 67:312–316.
132) Castro Hevia J, Antzelevitch C, Tornes B´arzaga F, Dorantes Sanche M, Dorticos
Balea F, Zayas Molina R, Qvinones Perez MA, Faya Rodriguezy. Tpeak-Tend and TpeakTend dispersion as risk factors for Ventricular tachycardia/ventricular fibrillation in
patients with the Brugada syndrome. J Am Coll Cardiol 2006; 47:1828–34.
133) Haïssaguerre M, Extramiana F, Hocini M, Cauchemez B, Jaïs P, Cabrera JA, Farré
J, Leenhardt A, Sanders P, Scavée C, Hsu LF, Weerasooriya R, Shah DC,Frank R, Maury
P, Delay M, Garrigue S, Clémenty J. Mapping and ablation of ventricular fibrillation
associated with long-QT and Brugada syndromes. Circulation 2003; 108:925–928.
134) Sherrid MV, Daubert JP. Risks and challenges of implantable cardioverterdefibrillators in young adults. Prog Cardiovasc Dis 2008; 51: 237-63.
135) Antzelevitch C, Brugada P, Brugada J, Brugada R, Nademanee K, Towbin J. Clinical
Approaches to Tachyarrhythmias. The Brugada Syndrome. Armonk, NY: Futura
Publishing Co; 1999.
136) Alings M, Dekker L, Sadee A, Wilde A. Quinidine induced electrocardiographic
normalization in two patients with Brugada syndrome. Pacing Clin Electrophysiol 2001;
24: 1420-2
69
137) Belhassen B, Viskin S, Antzelevitch C. The Brugada syndrome: is an implantable
cardioverter defibrillator the only therapeutic option? Pacing Clin Electrophysiol 2002; 25:
1634-40.
138) Hermida JS, Denjoy I, Clerc J, Extramiana F, Jarry G, Milliez P, Guicheney P, Di
Fusco S, Rey JL, Cauchemez B, Leenhardt A. Hydroquinidine therapy in Brugada
syndrome. J Am Coll Cardiol 2004; 43: 1853-60.
139) Mok NS, Chan NY, Chiu AC. Successful use of quinidine in treatment of electrical
storm in Brugada syndrome. Pacing Clin Electrophysiol. 2004;27:821-3.
140) Tsuchiya T, Ashikaga K, Honda T, Arita M. Prevention of ventricular fibrillation by
cilostazol, an oral phosphodiesterase inhibitor, in a patient with Brugada syndrome. J
Cardiovasc Electrophysiol 2002; 13: 698-701.
141) Antzelevitch C. The Brugada syndrome: ionic basis and arrhythmia mechanisms. J
Cardiovasc Electrophysiol 2001; 12: 268-72
142) Probst V, Veltmann C, Eckardt L, Meregalli PG, Gaita F, Tan HL, Babuty D, Sacher
F, Giustetto C, Schulze-Bahr E, Borggrefe M, Haissaguerre M, Mabo P, Le Marec
H, Wolpert C, Wilde AA.. Long-Term Prognosis of Patients Diagnosed WithBrugada
Syndrome. Results From the FINGER Brugada Syndrome Registry. Circulation
2010;121:635-43
143) Nunn LM, Bhar-Amato J, Lambiase PD, “Brugada syndrome: 402 Controversies in
Risk stratification and Management” Indian Pacing and Electrophysiology Journal (ISSN
0972-6292), 10 (9): 400-409 (2010)
144) Priori SG, Gasparini M, Napolitano C, Della Bella P, Ottonelli AG, Sassone B,
Giordano U, Pappone C, Mascioli G, Rossetti G, De Nardis R, Colombo M. Brugada
Syndrome: Results of the PRELUDE Registry JACC Vol. 59, No. 1, 2012December 27,
2011/January 3, 2012:37–45
145) Ohkubo K, Watanabe I, Okumura Y, Ashino S, Kofune M, Nagashima K, Nakai
T, Kunimoto S, Kasamaki Y, Hirayama A. A new criteria differentiating type 2 and 3
Brugada patterns from ordinary incomplete right bundle branch block.Int Heart
J. 2011;52(3):159-63
146) Delise P, Allocca G, Marras E, Giustetto C, Gaita F, Sciarra L, Calo L, Proclemer
A, Marziali M, Rebellato L, Berton G, Coro L, Sitta N. Risk stratification in individuals
with the Brugada type 1 ECG pattern without previous cardiac arrest: usefulness of a
combined clinical and electrophysiologic approach. Eur Heart J. 2011 Jan;32(2):169-76.
doi:10.1093/eurheartj/ehq381.Epub2010Oct26.
147) Martini B, Nava A, Thiene G, Buja GF, Canciani B, Scognamiglio R, Daliento L,
Dalla Volta S. Ventricular fibrillation without apparent heart disease: description of 6
cases. AmHeartJ. 1989;118:1203–1209
148) Sacher F, Probst V, Iesaka Y, Jacon P, Laborderie J, Mizon-Gérard F, Mabo
P, Reuter S, Lamaison D, Takahashi Y, O'Neill MD, Garrigue S, Pierre B, Jaïs P,Pasquié
JL, Hocini M, Salvador-Mazenq M, Nogami A, Amiel A, Defaye P, Bordachar P, Boveda
S, Maury P, Klug D, Babuty D, Haïssaguerre M, Mansourati J,Clémenty J, Le Marec H.
Outcome After Implantation of a Cardioverter- Defibrillator in Patients With Brugada
Syndrome A Multicenter Study. Circulation 2006;114:2317-24.
149) Sarkozy A, Boussy T, Kourgiannides G, Chierchia GB, Richter S, De Potter
T, Geelen P, Wellens F, Spreeuwenberg MD, Brugada P. Long-term follow-up of primary
prophylactic implantable cardioverter-defibrillator therapy in Brugada syndrome. European
Heart Journal 2007;28:334-44.
150) Rosso R, Glick A, Glikson M, Wagshal A, Swissa M, Rosenhek S, Shetboun
I, Khalamizer V, Fuchs T, Boulos M, Geist M, Strasberg B, Ilan M, Belhassen B;Israeli
Working Group on Cardiac Pacing and Electrophysiology. Outcome after Implantation of
70
Cardioverter Defibrillator in Patients with Brugada Syndrome: a Multicenter Israeli Study
(ISRABRU). Israel Medical Association Journal 2008;10:435-9.
151) Priori SG, Napolitano C, Gasparini M, Pappone C, Della Bella P, Giordano U, Bloise
R, Giustetto C, De Nardis R, Grillo M, Ronchetti E, Faggiano G, Nastoli J. Natural history
of Brugada syndrome: insights for risk stratification and management. Circulation.
2002;105:1342–1347.
152) Lars Eckardt, MD*; Vincent Probst, MD*; Jeroen P.P. Smits, MD*; Eric Schulze
Bahr, MD;Christian Wolpert, MD; Rainer Schimpf, MD; Thomas Wichter, MD, FESC;
Pierre Boisseau, PhD;Achim Heinecke, PhD; Günter Breithardt, MD, FESC; Martin
Borggrefe, MD;Herve LeMarec, MD, PhD; Dirk Böcker, MD; Arthur A.M. Wilde, MD,
FESC. Long-Term Prognosis of Individuals With Right Precordial ST-Segment–Elevation
Brugada Syndrome (Circulation. 2005;111:257-263.)
71
Download