BÖLÜM 9 Öğrenme ve bellek Morris Moscovitch, Jason M. Chein

advertisement
BÖLÜM
9
Öğrenme ve bellek
Morris Moscovitch, Jason M. Chein, Deborah Talmi ve Melanie Cohn
Taslak
1.0 Giriş
1.1 İşlevsel bir bakış
1.2 Öğrenme ve belleğin işlevsel yapısı
1.3 Açık ve dolaylı bellek
2.0 Amnezi
2.1 HM: En İyi Çalışılan Amnezi Hastası
2.2 Amnezinin Özeti
2.3 Örtük ve Presodüral Hafıza:Amnezi Fonksiyonları Korunmuştur
2.4 Korunan Prosedural Hafıza
3.0 Belleğin Oluşumları
3.1 Otobiyografik Anıların Elektriksel Uyarımı
3.2 Uzun Süreli Potensiyalizasyon ve Uzun Süreli Depresyon : Uyarıcı ve
Ketleyici Bellek İzleri
3.3 Birleştirme: Sinaptik Mekanizma, Gen Transkripsiyonu ve Protein
Sentezi
3.4 Sistemi Birleştirme: Orta Temporal Lob ve Neokorteks Arasında
Etkileşim
4.0 Bellek Çeşitleri
4.1 Epizodik ve Semantik Bellek: Hatırlamaya Karşı Bilmek
4.2 Epizotik Bellekler Zaman İçinde Semantik Belleklere Dönüşebilir
4.3 Epizotik ve Semantik Bellek Çoğunlukla Bütünleşmiştir
5.0 Bilinçsiz Öğrenme ve Belekte MTL
5.1 Seçici Dikkat Öğrenme İle Çatışır
6.0 Prefrontal Korteks, Bilinçlilik ve Aktif Bellek
6.1 Çalışma Belleği: Frontal Lob Bellekle Amaçlı Çalışır
6.2 Açık Prefrontal Korteks (bilinçli) ve Örtük (bilinçsiz) Öğrenme ve
Bellek
6.3 Çalışma Belleğinin Farklı Türleri
6.4 Aktif Belleğin Farklı Türleri
6.5 Prefrontal Korteks-Depolama ya da İşlem Kontrolü
6.6 Prefrontal ve MTL Bölümlerinin Aktif Bellek İçin Birleşmesi
7.0 Üstbiliş ve Geri getirme
7.1 Yanlış Alım/GERİ GETİRME
7.2 Hemisferik Laterilizasyonun Geri Alımı
7.3 Teta Ritimleri Hafızanın Geri Getirilmesini Koordine Edebilir
8.0 Öğrenmenin Diğer Türleri
9.0 Özet
10.0 Çizimler ve Sorular
1.0 GİRİŞ
Bellek düşünce, deneyim ya da davranışlardan etkilenen, dayanıklı bir temsil olarak
tanımlanabilir. Öğrenme ise geniş beyin alanlarını ve faaliyetlerini kapsayan temsillerin
elde edilmesidir. İnsan beyni oldukça etkileyici hacimlere ve şaşırtıcı sınırlara sahiptir.
Örneğin; öğrencilerin birçoğu “daha iyi bir belleğe” sahip olmayı ister-özelikle bilgiyi
tam da istendiği gibi kolayca ve doğru olarak depolamak ve gerektiğinde geri çağırmak
anlamıyla. Bununla birlikte, yeni kültürel bir araştırmaya göre, insan beyni akademik
çalışma ve deneyler için gelişmemiştir. Daha ziyade hayatta kalma mücadelesi için
gelişmiştir. Bizim en iyi bellek performansımız, geleneksel bilgisayarların hatasız sayı
dizileri kadar değildir. Beyinlerimiz daha çok karmaşa, belirsizlik ve tuhaf meydan
okumalarla ilgilenmede olağanüstü iyidir, bu tür insanlar gerçek dünyanın üstesinden
gelmek zorundadırlar.
İnsanlar yeni durumlara uyum sağlamakta olağanüstü bir esneklik gösterirler. Bu
esnekliği öğrenme ve bellek sağlar. Müthiş öğrenme kapasitemiz, neolitik çağlara uyum
sağlamış bir beyni günümüzde bilgisayar dünyasına, beyin bilimlerine, akademik
öğrenmeye başarıyla uygulamamıza izin verir. Burada müthiş öğrenme yeteneğimiz
hakkında özel bir şeyler olmalı.
Bellek depolamanın korteksin(beyinzarının) birçok bölümünde oldukça yaygın
değişiklikleri kapsadığına inanılır. Bu depolama süreci sıklıkla “nöronlar birlikte
ateşlenir, birlikte gönderilir” kuralını takip eden geniş ölçekli Hebbian öğrenmeyi
kapsar(bkz Bölüm 3, Ek A). Böylece nöronlar arasındaki bağlantısal etkinlik, onlar
arasında eksitatör ve inhibitör olarak güçlü bağlantılara yol açar. Uzun süreli bellek daha
güçlü eksitatör ve inhibitör sinaptik bağlantıları gerektirirken, geçici hücre
montajlarının kısa süreli belleği koruduğu düşünülür. Bu fenomen için kanıt
bulunmasına rağmen, biz henüz, meydana geldiği düşünülen beyin bölgeleri boyunca
değişen uzun dönemli bağlantıları incelemeye yeterli değiliz. Böylece Hebbian belleği,
ardına daha araştırılması gereken bir kavram bırakır.
Bazı görüşlere göre bütün korteks, sinaptik bağlantıların arka algısal bölgeden frontal
yönetici ve motor kortekse geçişi olarak öğrenmeyi sağlayabilir (Fuster, 2004). Diğerleri
daha çok temporal loba odaklanır ki geleneksel nöroloji temporal lobu bellek işlevi ile
bağdaştırır. Bu bölümde göreceğimiz en önemli beyin yapıları neokorteks -görülebilir dış
beyin- ve iki hippcampi ve onları çevreleyen dokuları birleştiren medial temporal
lob(MTL)dur (sf.254 (b), Şekil 9.1 ve 9.2). MTL uzamsal olarak karmaşıktır ve bu
bölümün sonunda, onun yerine ve şekline dair bir fikir oluşturmak için onu resmetmeye
biraz vaktinizi adamanız gerekecektir.
Neredeyse hala hipokambüsün deneyimleri belleğe aktarmaktan sorumlu olduğuna
inanılıyordu, fakat şimdi daha iyi yöntemler hipokambal komşuluğun hepsini medial
temporal lob ile birleştirir. MTL, altıdan daha fazla katmanı olan çok eski memeli duyu
korteksleri ile binişir. Çağdaş memelilerin yeni korteksi olan neokorteks, her zaman altı
katmana sahiptir; bu da onu MTL’den ayıran özelliktir. MTL ve büyük neokorteks, bizim
günlük deneyimlerimizin akışı içinde bilgiyi depoladığımız ve elde ettiğimiz gibi,
birbirleriyle bir diyalog içindedir.
Şekil 9.1: Medial temporal lob ve hipokambi. Bellek bölümleri akılda
canlandırmak için uzamsal olarak karmaşık ve zordur. Bu kolaj iki bakış açısını
gösterir. Sol panel beynin çaprazlaşan bölümlerinin önden akaya kesitini gösterir,
kırmızıyla yuvarlak içine alınan MTL. Sağ panel ise her bir hemisferdeki
hipokambiyi gösterir, karmızıyla yana yatırılmış şekilde gösterilen amigdala.
Hipokambinin her bir temporal lob içine gömülmüş döngüsel yapılar olduğuna
dikkat edin. MTL, hipokambiyi ve komşu ‘rhinal’ yapılarını kapsar.
MTL, eski evrimsel soyu nedeniyle çoklu işleve sahiptir. Hipokambüs ilk başlarda
memelilerde ve farelerde uzamsal yerleştirmenin haritası olarak ele alındı. Fakat
hipokambüs aslında ‘rhinal’, ‘entorhinal’ ve ‘perirhinal’ korteks olarak adlandırılan MTL
bölümlerinin neden olduğu koku alma duyusunun kodlanmasını sağlar. (‘Rhinos’
Yunancada ‘burun’ anlamına gelir, konuşma dilinde rhinoceros yani ‘burun boynuzu’
anlamına geldiği gibi- Şekil 9.3.)
MTL aynı zamanda IT(inferior temporal lob) ile etkileşim içindedir (bkz Şekil 9.3). IT
alanını yüksek dereceli görsel nesnenin tamamlanması olarak gösterilen şekliyle
hatırlayabilirsiniz (bkz Bölüm 8). Nöronların bu bölgede ateşlenmesi bilinçli görsel algı
ile karşılıklı ilişki içindedir (Sheinberg ve Logotheis, 1997). Böylece MTL, bilinçli görsel
bilgiyi yüksek derecede almak için stratejik olarak yerleşmiştir.
İşitsel korteks MTL’nin köşesinin hemen etrafındadır, bu da işitsel bilginin MTL’yi de
besleyebileceğini akla getirir (bkz Bölüm 7), ve amigdala duygusal bilginin başlıca
merkezi olan hipokambinin hemen yanıbaşında ikamet eder (Şekil 9.3). Böylece MTL
çok büyük bir etkiye sahip bir kavşak konumundadır; beynin birçok girdisinin
kaynaşması, öğrenmenin ve yeniden düzenlemenin koordinasyonu için neokorteksin
birçok bölümünde iyi bir şekilde yerleşmiştir.
İnsanın birçok korteksi, yüz milyonlarca yıldan önceki ilk bölümlerinin dışa doğru
çıkmasıyla oluşan neokortekstir. Yukarıda bahsedildiği gibi, neokorteksin milyarlarca
nöron arasındaki değişen sinaptik bağlantıları kodladığına inanılır. Kortekste ve onun
uydu organlarında, özellikle de talamusta tüm bunlara harfi harfine uyan böyle
trilyonlarca sinaps vardır (bkz Bölüm 3). Hipokampüs, bilişsel (neokorteks) ve duygusal
(limbik) alan hakkındaki bilgiyi bütünleştirmek ve bu bilgiyi bilinçli deneyimlenmiş bir
olayı bir bellek izi olarak bağlamak için ideal olarak yerleşmiştir (Moscovitch, 1995).
Şekil 9.2: Bellek alanı görsel objeyi kabul eder. Bu ortak bakış MTL’nin IT’ye sıkı
bir şekilde bağlandığını gösterir. IT alanı, görsel nesnenin bilinçli olarak
kavranmasını destekliyor görünüyor. MTL aynı zamanda amigdalayı da kapsar.
İşitsel korteks temporal lobun dışında hemen köşesinin etrafında yerleşmiştir.
Kaynak: Vuilleumier, 2005.
Şekil 9.3: MTL yaygın bağlantılara merkez olan bir lobdur. MTL, perirhinal
korteksi kapsar; görsel, işitsel, duyusal-motor, duygusal, motor, bellek ve yönetici
bölümlerle geniş bağlantılara sahiptir. Bu, MTL’nin uzun süreli bellek için bilgiyi
alması, bağlaması ve yayması için ideal bir konumda olmasını sağlar. Neredeyse
tüm bağlantıların aynı yöne gittiğine dikkat edin (çifte ok). Kaynak:Murray ve
Richmond, 2001.
1.1 İşlevsel bir bakış
Şekil 9.4 şunu önermektedir; görsel korteks (örneğin) ilk olarak bir masadaki bir fincan
kahve görüntüsünü alır. Ondan sonra kahve kabının algılanması ile kortikal faaliyet
karşılıklı ilişki içinde, görsel kortekste ve diğer bölümlerde yaygın bellek izlerini
harekete geçiren ve bağlayan MTL’ye yayılır. Bazı bilim insanları, görsel girdi bölümleri
ve neokorteksin diğer kayıtlı bölümlerinin saniyenin onda biri gibi kısa bir zaman
devresinde birbirleriyle yankılandığına inanır, koordine edilmiş gamma elektriksel
faaliyetlerinde gösterildiği gibi (sıklıkla ‘40 Hertz hipotezi’ olarak adlandırılır) (Llinas ve
Pare, 1991; Engel ve Singer, 2001; Freeman ve ark. 2003). Anlaşılan o ki, kahve fincanı
gibi görsel bir uyarıcı belki de birkaç yüz milisaniyeyi gerektirir. Böylece bir saniyeden
çok daha kısa bir sürede, görsel korteks bir nesneyi gözlerimizin önünde tanımlar ve
MTL’nin bellek izlerini oluşturmaya başlaması için neokorteksin birçok bölümünü
bağlamasını sağlar. Bununla birlikte, daha sonra göreceğimiz üzere, kalıcı bir belleğin
sağlamlaştırılması çok daha fazla zaman almaktadır.
Bellek gerçek dünyada yarar için vardır ve bu yüzden elde edilen şey öğrenme kadar
önemlidir. Kahve fincanını hatırlatan geçmiş belirli bir yaşantıyla karşı karşıya
kaldığımızda, kayıtlı bellek izleri korteksin ilgili bölümleri uyarılır. Öylelikle biz özgün
belleğin bazı kısımlarını, tutarlı bilinçli deneyimleri bellek izlerine katmak için tekrar
MTL kullanımını düzenleriz. Bu yaşantı –dünkü kahve fincanını hayal etme- tekrar
görsel korteksin kullanımını sağlar. Çünkü bu, bu bölümün merkezi temasıdır; Şekil
9.4’teki çizgi şekille başlamıştık.
Öğrenme neokorteksle sınırlanmamaktadır. Öğrenmenin diğer türleri beynin başka
bölümlerini kullanmaktadır (bkz Kısım 8). Bununla birlikte bu bölümde öğrenme ve her
günkü belleklerin kazanılmasına odaklanacağız.
Görsel korteks bir
kahve fincanı
görüntüsünü kodlar.
MTL kahve fincanı
ve onun anlamsal
çağrışımlarını
yaygın kortikal
bellek izine bağlar.
Görsel korteks MTL’yi temel
neokortikal bellek yığınını
çözer ve kahve fincanını
yeniden düzenler.
Şekil 9.4: Belleğin depoya nasıl yardım ettiği ve episodik belleği nasıl yeniden
düzenlediği. Sol panelde masadaki bir fincan kahve görüntüsü, görsel korteksin
yüksek dereceli nesne algılamasını harekete geçirdiği görülmektedir (bkz Bölüm
6). Ortadaki panelde, MTL yaygın bellek izlerini (sinaptik değişmeleri
kapsayarak) korteksin birçok paçası boyunca bütünleştirirken, depolamanın
sağlandığı görülmektedir. Bunlar, resimdeki kahve çekirdekleri gibi, kahve
fincanının anlamsal çağrışımlarını kapsar. Kahve fincanının, kulbu gibi görsel
özelikleri aynı zamanda harekete geçirilmiş karmaşık çağrışımların parçasıdır.
Episodik bellek –kahve fincanı görüntüsü- mesela ertesi gün birinin ‘Dün yaptığım
kahveyi beğendin mi?’ diye sormasıyla sufle edildiğinde, MTL yaygın kortikal
bellek izlerini bir kez daha düzenlemeyi ve organize etmeyi gerektirmiş olur.
Görsel korteks, bu yüzden, asla özgün fincanın aynısı olmayan ama onun görsel
faaliyetinin akla oldukça yakın bir modelinin canlandırması olan kahve fincanı
görüntüsünü düzenlemeye ihtiyaç duymuş olur. Görsel korteksin algılama,
öğrenme ve episodik geri çağırmayı kapsadığına dikkat edin.
1.2 Öğrenme ve belleğin işlevsel yapısı
Bizim işlevsel yapımıza göre, duyusal girdiler bilginin sırasıyla aktif olarak korunmasına
ve değişimlenmesine izin veren çalışan belleğin bir parçası olan “çalışan depolama” ya
gider (Şekil 9.5; bkz Bölüm 2). ‘Çalışan bellek’ küçük miktarlardaki bilgiyi ulaşılabilir
formlarda tutmamıza geçici olarak izin verir. Birçok günlük görevlerimiz bu çalışan
bellek kapasitesinden çağırılır; bir telefon numarasını tuşlamak için rakamları birkaç
saniyeliğine akılda tutmak gibi. Çalışan bellek zaman içinde duyularımızın devamlılığını
da sağlar, bunu da mevcut psikolojik durumumuzun içinde yer alan bilinçli
deneyimlerimizin içine yerleştirerek gerçekleştirir. Burada bilinçli olaylar, çalışan bellek
ve seçici dikkat arasında kesin ilişkiler olup olmadığı hakkında tartışma vardır. Bazı
bilim insanları, çalışan belleğin bilinçli deneyimlere yol verdiğini düşünürler; bazıları ise
çalışan belleğin kendini bilinçli biliş ile koordine ettiğini savunurlar (Bears ve
Franklin,2003). Fakat üçünün yakın bir etkileşim içinde olduğu düşüncesinde birlik
vardır. İşte bu, en önemli noktadır.
Çalışan belleğin iki önemli özelliğinden biri nispeten küçük kapasitesi ve ikincisi ise
sınırlı süresidir. George Miller’in (1956) ünlü kısa süreli belleğin süresi tezine göre, kısa
süreli bellekte aynı anda yalnızca yedi (artı eski iki) imge tutulabilmektedir. Daha
sonraki araştırmalara göre ise gerçek kısa süreli belleğin süresi daha kısa olabilir;
tekrarlama olmazsa dört imgeye kadar düşebilir (Cowan, 2001; bkz Bölüm 2). Aynı
şekilde bir imgenin kısa süreli bellekte kalma süresi oldukça kısadır, birkaç saniye
kadar.
Bu limitlerle niçin bellek sistemini geliştiriyoruz? Cevabı bilinmemektedir. Bir olasılığa
göre çalışan bellek, gelecek hedeflerimizle daha çok alakası olan bilgi parçacıklarına
önemli bir yer verir, böylece bunları parazit ve alakasız bilgilerden ayırır. Bu, aynı
zamanda istenmeyen imgelerin çabucak zayıflaması için çalışan belleğin uyum
sağlamasını kolaylaştırır. Eğer bir materyal, ilişkili olduğu periyodu daha fazla işgal
ederse, yeni bilgilerin edinilmesi ketlenebilir.
Yeni bir bilgi oluştururken, mevcut hedeflerimiz ya da endişelerimizin çalışan belleğe
baskı yaptığını nasıl yorumlayabiliriz ve ilişkilendirebiliriz? Duyusal ve içsel bilgiler,
bilinci, dikkati yönetmeye yönlendirebilir. İlk olarak, bazı teorisyenlere göre bu, bilinçli
bir şekilde yapıldığı için bilgi çabuk olarak uzun süreli belleğe kodlanır (örn. Moscovitch,
1990). Bazı bilinçsiz öğrenmelere de kanıtlar vardır, fakat şu ana kadar sonuçlara
yalnızca uzun süreli bellekte var olan bilinçsiz korkular yansımıştır (LeDoux, 1996).
Genel olarak, bilincin sergiledikleri öğrenme ile yakından ilişkilidir. Bu geniş resmin
detaylarının tartışmaları devam ederken, bu, başlangıç için kullanılabilir bir taslaktır.
Şekil 9.5: Belleğin dolaylı ve dolaysız yönleri. Öğrenme ve bellek için işlevsel bir
şema. Aktif Bellek (en üstte), uzun süreli belleğin dolaylı ve dolaysız olarak
ayrılan bölümlerinin girdileri olarak düşünülebilir. Dolaysız öğrenme ve yeniden
düzenleme, gerçekler ve otobiyografik yaşantıların her ikisini de kapsayan
bilinçli bilgiyi gerektirir. Gerçekler için bellek semantik/anlamsal bellek olarak
adlandırılır; otobiyografik bellek ise episodik/olaysal bellek olarak adlandırılır,
çünkü episodik bellek yaşam bölümlerini yansıtır. Aktif bellek harfler, sayılar,
anlamsal gerçekler ve otobiyografik olaylar gibi dolaysız anıları değişimleyebilir.
Dolaylı öğrenme ve yeniden düzenleme balıca görevleri, yüksek dereceli
alışkanlıkları ve motor yetenekleri gerektirir.
Şekil 9.5 öğrenme ve belleğin birkaç özelliğini gösterir. Şekle dikkat edilirse, bilinçli biliş
bellekten geri çağırma ve açık öğrenmeyi yönlendirir. Bilişsel sinirbilimdeki bir teknik
terimi kasten ezberlemeye çalışmak buna güzel bir örnek olacaktır. Her ne kadar pek
açık olmasa da dolaylı öğrenme yalnızca bilincin öğrenmesi ya da belirgin uyarıcı ile de
gerçekleşebilir (Kısım 2.4).
Böylece Şekil 9.5 açık ya da bilinçli ve dolaylı ya da bilinçsiz öğrenmeyi gösterir.
Otobiyografik bellek olarak da bilinen epizotik bellek, bilinçli olayları depolar. Semantik
bellek ise genellikle olayları bilinçli olarak kaydeder. Bu olaylar ise insanların güçlü bir
duyguyla yaşadığı olaylardır, kişi bu olayları doğru olarak rapor eder. Bu, bilinçli beyin
olaylarının standart işe vuruk tanımıdır (bkz Bölüm 8). Sonuç olarak, algısal bellek
kapasitesi, sanat ve müzikteki öğrenme yetimiz gibi, hafızanın bilinçli ve açık türlerini
içerir.
Şekil 9.5’in sağ tarafında dolaylı belleğin öğrenme ile ilgili olan kısmını görüyoruz.
Bebekler konuşma sıralarını bilirler, fakat tam anlamıyla dilbilgisi kurallarını ve
gerekliliklerini bilemezler. İlerde göreceğimiz gibi, bunlar bariz bir biçimde bilinçsiz
öğrenilmişlerdir. Genel olarak, dolaylı öğrenme, açık ve bilinçli olaylar tarafından
tetiklenebilir, fakat bu bilinçli deneyimlerin neden olduğu olayların ötesine uzanır
(Banalji ve Greenwald, 1995). Sürekli yapılan alışkanlıklar ve motor yetenekler de
oldukça dolaylıdır. İleride göreceğimiz gibi, asıl etkiler bazen dolaylıdır. İçeriksel
fenomenler bazen dolaylıdır; görsel bir alan hakkında yaptığımız varsayımlar, görsel
sahneden gelen bir ışığın yönü, bir konuşmadaki kavramsal varsayımlar gibi. Bunlar
bilinçsizliğin bazı dereceleri ve dolaylılığın açıkça belirtilmesinde yetersiz kalır (Bears,
1988).
İlerde göreceğimiz gibi, çalışan belleğin “Merkezi Yöneticisi” uzun süreli öğrenmede ve
geri çağırmada önemli bir rol oynar. Mesela bir kelimeyi öğrenmeye çalışırsanız onu
sürekli tekrar edersiniz; bunu da oyalayıcıları bir kenara bırakıp içsel tekrarı kontrol
etmek için yönetici kapasitenizi kullanırsınız. Ne zaman ki bir teste çalıştığınızda, kendi
performansınızı biliş üstü olarak kaydetmek iyi bir fikirdir –örneğin; kendi düşünce
süreciniz üzerinde düşünmek ve materyali anladığınızı görmek sınavı geçmenizde gayet
yeterlidir. Tüm bunlar yönetici süreçlere örnektir (bkz Bölüm 10, 11, 12).
1.3 Açık ve dolaylı bellek
Dolaylı bellek, bilinçli farkındalıkla bağdaşmaz; birinin hafızası var, hafızanın varlığı
yalnızca etkilerden çıkarsanamaz, onun yapmış olduğu davranışlar da önemlidir. Dolaylı
bellek bir amacı hatırlamaya çalışmaksızın bir bilgiyi çağırabilir. Hazırlama etkileri
yaygın olarak dolaylı belleği test etmek için kullanılır.
Hazırlama, bir uyarıcının, benzer bir uyarıcı için, hazır bulunuşluğun ortaya
çıkmasındaki etkisine karşılık gelmektedir. Örneğin bir yüz resminin gösterilmesini
daha sonra gösterilecek bir resmin tam olarak ve hızlı bir şekilde tanımlanmasını ve bu
işlemin verimliliğini artırır. Hazırlama algısal da olabilir kavramsal da olabilir.
Bir hafta sonra test edilmek üzere size bir kısım kelimeler okutulduğunu varsayalım. Biz
sizin hafızanızı çalışmış olduğunuz kelimelerden hatırlayabildiğiniz kadarını
söylemenizi isteyerek hafızanızı direkt olarak ölçebiliriz ya da içinde size daha önce
verilen kelimelerin de bulunduğu bir liste dolusu kelime verip, içinden eski kelimeleri
hatırlamanızı isteyebiliriz. Eğer arada geçen süre yeterince uzunsa, siz listedeki sadece
ufak bir kısım kelimeyi tanıyabileceksiniz ya da geri çağıracaksınız ilk kelimelerden ve
eski kelimeleri yanlışlıkla, eski listede olmayan yenileri olarak sınıflandırabilirsiniz.
Fakat sizin hafızanızı dolaylı olarak ölçmek istersek; size liste verip o listedeki
kelimeleri mümkün olduğu kadar çabuk okumanızı isteriz ve siz eski kelimeleri
yenilerinden daha hızlı okursunuz. Eski kelimeler hazır durumdadır. Bir dolaylı testte
olduğu gibi ifade etmeme bellekten oluşur ve denek tipik olarak belleğin test ediliyor
olduğunun farkında değildir. Denek bir kelimeyi ne kadar hızlı okursa onu daha önce
okumuş olduğunu söyleyebiliriz. Aynı sonuç bütün cümleleri tam olarak hatırlayamayan
amnezi hastalarında da görülebilir.
Kavramsal ve semantik hazırlama durumlarında, "yemek" gibi kelimeler "su" gibi
kelimelerin işlem verimliliğini, ufacık bir kavramsal içerik paylaşmasalar bile artırır.
Hazırlamayı beynin her an tahmin işlemini kullanmaya meyilli olması gibi genel bir
eğilim olarak da görebiliriz.
Algısal hazırlama, algısal işlemle uğraşan arka neokorteksin oluşturduğu algısal
temsillerin değişikliklerine dayanır. Kavramsal hazırlama da frontal neokortekste
bulunan kavramsal sistemlerin değişiklikleriyle alakalıdır.
1.3.1 İşlemsel bellek
İşlemsel bellek, duyusal motor alışkanlıklar ya da genelde bilinçsiz olan otomatik
yeteneklere denk düşer. Bu alışkanlıklarla karıştırılan yapılar basal gangliadır.
Bisiklete bindiğinizi ve sağa doğru düşmek üzere olduğunuzu düşünün. Düşmemek
için ne
yapardınız? Çoğu biniciler dengeyi eşitlemek için sol tarafa doğru abanmak
gerektiğini söyler ama bu hareket düşmenize neden olabilir. Bisiklet binerken aynı
durumla karşılaşan bu biniciler ise direksiyonu düşmeye meyilli tarafa doğru
çevirmektedirler. Bu örnek bize açık ve dolaylı bilgi arasındaki farkı gösterir. Dolaylı
öğrenme, açık farkındalığın olmadığı durumlarda, karışık bilginin öğrenilmesi için
sergilenen yeteneklerin olması (bisiklete binme yeteneğinde olduğu gibi) anlamına gelir.
Bisiklet örneğinde olduğu gibi hikayeler bilginin dolaylı formlarının oluşması için kişisel
zorlayıcı baskıları sağlar, bilginin dolaylı formları ise açık formlarından farklıdır(çatışma
içinde olması da muhtemel)... (Curran, 2001).
Basal ganglia-frontal bağlantılar duyusal motor öğrenmenin farklı sınıfları arasında
arabuluculuk yapar (Yin ve Knowlton, 2006).
2.0 Amnezi
Bölüm 2’de 1985’ten beri yoğun amnezi yaşayan, beyninin bazı bölgeleri viral
enfeksiyon tarafından parçalanan Clive Weairng üzerinde duruldu. Wearing yükselmeye
başlayan genç bir müzisyenden anılarını ve öğrenme yetisini kaybeden birine dönüştü.
Wearing için 1985’ten beri çok az şey değişti. Normal hayatına devam edebiliyordu. Kısa
sürelli belleği kurtarılmıştı ve bu ona birkaç, saniye bir konuda normal olmasına izin
veriyordu. Genel dünya bilgisini, geniş kelime haznesini, kültürünü hafızasında canl
tutabiliyordu. Wearing kompleks piyano parçalarını hala çalabiliyordu. Buna rağmen
belirli bir olayı hatırlayamıyor, hayatıyla ilgili sayılı olayları hatırlayabiliyordu. Bu birkaç
hatıra içinde karısının kimliğini yaşatıyordu. Karısı onun odasına girdiğinde, onu her
seferinde sevimli bir şekilde karşılıyordu, sanki yıllardır karşılaşmamış gibi...
Karısı ayrıldıktan sonra Wearing onun az önce orada olduğunu unutuyordu. Wearing’i
ziyaret ettikten sonra eve geldiğinde Wearing’in ona bıraktığı mesajları görüyor, son
çıkan kitapta buna yer veriliyor.
‘’ merhaba aşkım. Benim clive 4’ü 5 geçiyor ve orada ne oluyor bilmiyorum. Yeni
uyandım ve kimseyle konuşmadım....’’
‘’ sevgilim? Merhaba. Benim cliveç 4’ü çeyrek geçiyor, ilk defa şuanda uyanığım. Her şey
bir dakika önce oldu ve seni görmek istiyorum.’’
‘’ sevgilim? Benim clive ve 4’ü 18 geçiyor. Uyanığım. Gözlerimi bir dakika önce açtım ve
kimseyle konuşmadım. sadece seninle konuşmak istiyorum... ’’
Wearing’in hikayesinden bellidir ki amnezi seçicidir. Bazı anılar yok olmazken diğer
anılar kaybolur. Konuşma ve piyano çalma gibi beceriler hafızamızdaki belirli olaylardan
ayrıdır. Anlıyoruz ki hafıza bütün değildir ve farklı şekillerde oluşur. Wearing’in hikayesi
aynı zamanda beynin bazı bölümlerinin farklı çeşitte hafızayı(anı) içerdiğine değiniyor.
Şekil 9.6 da Clive Waering’in özel belleğinin nasıl zarara uğradığı gösteriliyor. Organize
amnezi –MTLs’in ikisinde zarar veren çeşididir- epizodik öğrenme ve hatırlamaya
müdahale eder. Ek olarak anlamsal öğrenme bozulur ama anlamsal alım değildir. Clive
Wearing dünyayı hala 1985’teki gibi algılıyor. Onun ilk anlamsal bilgisi olağanüstü
biçimde eksiksizdir. Fakat yeni fikirler öğrenemez ve belirli olayları ne öğrenebilir ne de
hatırlayabilir. Bu bozulmanın mantığını ileride göreceğiz.
Bütün amnezik hastalarda hafıza kaybı yaşanmasına rğmen bunun derecesi
değişmektedir. Clive Wearing’in amnezisi diğer hastalarla benzerlik gösterir fakat
uyandığında gösterdiği bazı bilinçsiz durumları tekrarlaması alışılmışın dışında bir
durumdur. O eşine yineleyen mesajlar attığı gibi, sürekli aynı düşünceyi ve eylemleri
yineler. Bu yönüyle diğer amneziklerden daha azimlidir. Kendi hareketlerimizi
izlememize yardımcı olan bu semptomlar prefrontal yapılara ek zararadan
kaynaklanabilir.
2.1 HM: En İyi Çalışılan Amnezi Hastası
Clive Waering’İn hayatı ile ilgili vakayı geniş kapsamlı reklamlardan çok iyi biliyoruz.
Buna rağmen diğer hasta, HM olarak bilinen, en iyi çalışılmış amnezi kurbanıdır. HM
den dolayı yaranın tam olarak nerede olduğunu biliyoruz. Bu da onu olağandışı yapıyor.
Bir çok beyin hasarı çok karmaşıktır, görülebilir yaralardan daha geniş kapsamlı dağılır
ve zamanla değişebilir. Clive Wearing’in viral enfeksiyonu beynin her iki bölümünün
hipocampalına açık bir şekilde zarar vermiştir. Aynı zamanda bazı frontal lob
bölgelerine zarar vermiştir. Wearing’in hakkında bilmediğimiz şey ise onun beyin
hasarından dolayı acı çekmiş olabileceğiydi.Bununla birlikte HM’den dolayı onun
ameliyatı çok dikkatli bir cerrah tarafından yapıldı, temporal lob(MTL) her iki tarafı da
mümkün olduğunca çabuk alındı. HM beyin hasarı ve fonksiyonel defisitleri 100'den
fazla yayınlanan makalelerde, büyük bir özenle yayınlanmıştır. Bu HM’yi beyin biliminin
en önemli hastalarından biri haline getirmiştir.
Koku alma ve tadım, kimyasal tepkimeler, sıklıkla evrimin ilk çıkışındaki duyumsal
sistemler olarak düşünülebilir, basit çünkü gıdaları bulmak ve zararlı etkileinden
kaçınmak hayatımız için önemli gereksinimdir. Bazı bilim adamları bu yüzden insan
duyuları, vizyon ve kimyasal duyumların ilk buluşlarından konuşma odisyonu gibi
olduğuna inanıyorlar. Eğer bu doğru ise vizyonun kokusal beyindeki bazı üst level
analizlerin özellikle entorhinal korteksin neden olduğunu açıklar.
ŞEKİL 9.6 Fonksiyonel çerçevesi: organik amnezi tipik kaybı. Amnezi MTL ikili
zararlardan dolayı son derece özeldir. Bu epizodik (otobiyografik) anıları ve
bloklar epizodik öğrenme hatırlama bozar. O da imkansız yeni olgular ve
kavramlar (semantik öğrenme) öğrenmek için yapar. Hala travma sonrası
öğrenildi anlamsal bilgi alabilirsiniz Ancak, HM ve Clive W gibi amnezi bir normal
görünen konuşma devam edebilirsiniz. Örtük öğrenme ve alma da devam
etmektedir.MTL ve birlikte neokorteks çalışma epizodik öğrenme sağlamak için
bu yana, beynin her iki tarafında MTL zarar bu özel açıkları açıklamak gibi
görünüyor. (Not açısından 'açık've 'bilinçli' aslında eşdeğer olduğunu, hem de
Bölüm 8 tartışılan doğru rapor tarafından dizine Benzer şekilde, 'örtük've
'bilinçsiz' olan eşdeğer bizim amacımız için.)
ŞEKİL 9.7 Klasik hasta HM ikili hipokampal hasar. HM's temporal bölgede
lezyonlar sol panelde tarama koronal beyin gösterilmiştir. doğru üzerinde normal
bir medial temporal lob işaret beyaz oklarla, karşılaştırma için tarayın. Bu
bölgelerde HM eksik.Soldaki sigortası beyin görüntüsü koronal kesitlerin yer
anlamanıza yardımcı olacaktır. Kaynak: Sol: Aminoff ve Daroff, 2003; sağ: Corkin
ve ark, 1997..
ŞEKİL 9.8 medial temporal loblar ve aşağıda görüldüğü HM's lezyonlar. (a) baş ve
beyin yönlendirme, (b) bellek için önemli alt bölgeleri ile MTL alt etiketli. Haber
burun (koku) korteks Bu bölgenin Antik kökenli göstermek. Bütün rakamlar, size
iki koku ampuller, yukarı doğru yönelim için önemli bir dönüm noktası işaret
görebilirsiniz. (c) HM beyninde cerrahi lezyon.zamanda cerrah hafıza için bu
bölgenin önemi habersizdi. Kaynak: (b) Buckley ve Gaffan, 2006, (c) Morris
Moscovitch, kişisel iletişim.
Kutu:9.1; Sinirbilim tartışmasız ağır epileptik nöbetlerin kontrol ettiği, medial temporal
lob ikili çıkarıldıktan sonra HM bir bellek bozukluğu yaşayan Herbert Scoville ve Brenda
Milner's (1957) raporu ile başladı. O genç bir çocuktu bisiklet çarpışmasında bir beyin
travması sonucunda, HM onun geç 20 saniye içine sıklığı ve şiddeti artan epileptik
uyarmalar ile kuşatılmış oldu. Scoville olan o HM beyni (Şekil 9.8 bakınız) En son
başvurulacak bir tedavi olarak, her iki tarafında ve çevresinde hipokampus doku
çıkarılma bir operasyonu yapıldı. Ameliyattan sonra HM's nöbetler azalmış olsa da, onun
bellek üzerinde derin ve beklenmeyen bir etkisi oldu. Bu sonuç o anda bilinmiyordu.
Scoville operasyonun zararlı sonucu hakkında prosedürü bilseydi şüphesiz bu sonuç
değişmiş olurdu. Scoville ve Brenda Milner (1957) tarafından HM davasının raporu
bellek için doğrudan hipokampus önemini ve çevresindeki yapıları gösteren ilk kişilerdi.
Operasyonun sonucu olarak hayatındaki bir çok olayı hatırlayamıyordu, tanıştığı
insanları, yaptığı şeyleri, dünyadaki olaylar. Görünümü kendisine tanıdık gelmiyordu, bu
belleğe verilen ek zarardı. Olabilecek bir retrograd amnezide ameliyattan önceki vaya
sonraki deneyimleri hatırlamayacaktı. Onunki epizodik akut hafıza kaybı olduğu için
bilişşel işlevleri korunuyordu. Sorunları çözmek, taşımak ve normal bir konuşma. Zekası
normal bulundu ve onun dil becerileri korunuyordu.HM sağlam kısa süreli hafızaya
sahipti. HM sağlam kısa süreli hafızaya sahipti. uygulanan kısa süreli bellek testleri,
sağlıklı şekilde yapabiliyordu. Çoğu hafıza kaybetmelerinde hasar daha yaygındır ve
tespit etmek zordur. HMde hasar olduğu gibi test edilmiş ve görüntülenebildi.
onun durumu beyin taramalarında tam bir resim vermektedir. Clive gibi, HM devam
edebiliyor normal konuşmaya. Genel dünya bilgilerini kullanarak tartışabilir. Epizodik
bellek testi yapıldığında sadece geçmişi hatırlamadıkları ortaya çıkmıştır. Gelecekte yeni
anılar elde edebilirler. bazı önemli bölgeleri incelemek için bakınız; (Şekil 9.3, 9.9;)
özellikle prefrontal yerini hatırlamak için gerekir. motor ve premotor korteks.
neokorteks hepsi ama bellek için önemli olan prefrontal özellikle önemlidir.
2.1 Amnezinin Özeti
HM çok 'saf' şeklinde amnezi özelliklerini temsil eder. Daha genel olarak amnezi insan
edinimlerinin ve bilgilerinin diğer bir deyişle normsl bilişsel fonksiyonlarının hafızadan
silinmesidir. Sebebi organik , enfeksiyon nedenli, darbe, tümör, haplar, oksijen kaybı,
epilepsi ve dejeneratif hastalıklar (alzheimer) olabilir. Görüldüğü gibi, organik amnezi
hipokampal formasyon içerir. temporal lob iki taraflı hasarına neden olur. Bunlar
genellikle gösteriyor ki;
1)hasar görmüş bellek fakat korunmuş algı, biliş, idrak ve hareketler; Amnezi hastaları
standart zeka testlerinde normal sonuç alırlar fakat normal hafıza testlerinde sonuçları
iyi değildir. Onlar, satranç oynayabilir, çapraz ve puzzle bulmaca çözebilr, karmaşık
komutları anlayabilirler ve mantıklı düşünmek gibi durumları başarabilirler.
2) hasar görmüş uzun süreli bellek fakat çalışmayan bellek ; bu amneziklerin daha
normal bir sayısal algılamaları vardır. Onlar meşgul olup olmadığını bilse de biliş
bozulmuştur. Bu durum sözler, hikayeler, görsel kalıpları, yüzler, melodiler, kokular, ve
dokunma için de geçerlidir.
3) yakın zamandaki hatıralar hasar görmüş fakat eski hatıralar korunmuş; Hafıza kaybı
önceden edinilmiş bilgi için değil, hemen önceki olayları kapsıyor. Hastalığın
başlangıcından sonraki öğrenilen bilgileri de içeriyor bu durum.
4) hasar gören açık hafıza, korunan örtük bellek; Anterograd (post-yaralanma) hafıza
kaybı bilinçli ya da açıkça hatırlanabilir bilgi için geçerlidir. Öğrenme, akılda tutma ve
fark etmeden bellek alma ya da örtük olarak normal.
2.3 Örtük ve prosedürel hafıza: amnezi fonksiyonları korunmuştur
Algısal çalışma ve duyusal korteks aracılık ettiği kavramsal çalışmaya hem temporal ve
prefrontal bölgeler dahil olduğuna inanılıyor. Amnezikler yoğun çalışma görevlerinde
performans kapasitelerini kaybetmezler kelima parçası tamamlama gibi. Örneğin, konu
ve kelimelerin bir listesi yapılır. onları tamamlaması istenir. Amneziklerin kelimeyi
tamamlayıp tamamlayamadıkları böylece test ediliyor. Bu tamamlama evresindeki
hızları normal insanlarınki gibi oluyor.
2.3.1 Algısal Çalışma
Kavramsal çalışma ve test öğeleri arasındaki anlam merkezlidir. Kavramsal görevler
verilerek kelime birliği sağlayıp sağlanamadığına bakılıyor. Örn; ‘bana fil için akla gelen
ilk kelimeyi söyler misin?’ Kategorilerin örneklenmesi ve genel bilgi ‘Hindistanda ağır
yük taşımak için kullanılan hayvan nedir?’ (Moscovitch et al ., 1993; Roediger and
McDermott, 1993).
Kavramsal çalışma için çalışılan kelime (örneğin fil) genelde yapmacıksız olanlardan
alınır algısal anlam bağlı olduğundan, uyaranların fiziksel şeklinde bir değişiklik
kavramsal çalışmanın üzerinde çok az etkili olur.
Kavramsal çalışma korteks aracılığıyla anlambilimde görev alan bölgelere zarar verir,
insanların algısı bozulur. Böylece, lateral ve temporal lob anterior dejenerasyona uğrar.
Örneğin, iki farklı görünümlü telefon. ortak bir tanımı vardır. anlamsal bunama olan
hastalar nesneleri tanımada bir yetersizlik gösterir. Ama onlar hiçbir zorluk çıkarmadan
aynı biçimde tekrarlanır nesne tanıma oluşuyor.(Graham ve ark., 2000).
Aynı şekilde, Alzheimer hastalığı olan hastalarda algısal çalışma bozulmuş, kavramsal
çalışma korunmuş göstermektedir. Kavramsal çalışma, İşlevsel beyin görüntüleme
çalışmaları, prefrontal ve lateral temporal bölgelerdeki anlamsal işleme bölgelerini de
içeriyor. Algısal çalışma testlerinde olduğu gibi kavramsal çalışma testleri bu
bölgelerdeki aktivasyonun azalmasına neden olur. Çok sayıda araştırma testleri amnezik
hastalarda çeşitli priminglerin normal olduğunu göstermiştir. Bu , algısal ve kavramsal
çalışma testleri için de geçerlidir ve bu MTL’nin onlara katkıda bulunmadığını belirtir.
ŞEKİL 9.9 neokortex: motor, premotor ve
prefrontal bölgede. korteksin bu Lateral
görünümde, motor şerit ve mor renkli olup,
önünde sadece, premotor alana özgü bacaklarda
hareket etmek bilişsel niyeti kodlar. gerçek prefrontal korteks bu motor
bölgelerde (açık yeşil) önündedir. Bu iki göz orbita çukurları hemen üstünde yer
alıyor olmasıdır prefrontal lob açık mavi alan, bazen orbitofrontal korteks denir.
Eğer büyük loblar, Sylvian fissür ve frontal yarısından itibaren korteksin arka
olmak üzere ikiye ayırır merkezi sulkus dahil diğer görünür yapıları incelemek
için teşvik edilir. Kaynak: Shawn Fu tarafından çizilmiş.
2.3.2 Korunan prosedürel hafıza
Amnezideki korunmuş belleğin en eski görterilerinden biri prosedürel hafıza olarak
bilinen algısal motor becerileri öğrenme testiydi. Corkin (1965) ve Milner (1965)
HM’nin bir takip-motor görevini öğrendiğini ve koruduğunu gösteriyor. O dakikalar
sonra hatırlayamamasına rağmen aylar sonra bike bu görevler üzerinde iyileşme
gösterdi. Bu bulgular diğer durumlarda tekrar edilmiştir. Prosedürel hafıza (bkz Bölüm
5), neokorteks ile etkileşim bazal gangliyon gibi, algısal-motor bölgelerde hem arka ve
ön bağlıdır.
Parkinson nedeniyle, Huntington hastalığında ya da bozulmuş bazal ganglion olan
hastalarda sensorimotor görevleri uygulandıktan sonra çok aziyileşme olur veya hiç
iyileşme olmaz. (Kaszniak, 1990; Gabrieli ve ark, 1994.) Seri reaksiyon zamanı görevi
(SRT) olarak, dört ana yerde görebilecekleri nokta vardı. Bilgisayar ekranında yansıtıldı
ve katılımcılara gördükleri noktalara karşılık gelen tuşa basın talimatı verildi.
(Willingham ve ark., 1989) . dizelerin bazıları değiştirilirken diğerleri aynı kaldı.
Tekrarlanan diziler reaksiyon süresi itibarı ile daha hızlı hale gelir, ama rasgele diziler
için aynı kalır. Katılımcıların bilinci diğerini ayırt edemezler. Amnezik hastalar açık
versiyon dışında örtülü STR de normal davranırlar. (Reber ve Squire, 1998 Nissen ve
Bullemer, 1987) Hem parkinson hastalığı gibi hem de bazal ganglion bozukluğu olan
hastalarda SRT görevlerde düşük performans görülür (Knopman ve Nissen, 1987; Vakil
ve ark, 2000.). İşlevsel beyin görüntüleme çalışmalarında da örtük SRT görev öğrenme
MTL aktivite ile değil bazal ganglionlarda aktivite ile ilişkili olduğunu göstermektedir.
2.4 Yedeklenen örtük öğrenme
Teorik öğrenme çoğu zaman nettir: Profesörler, öğretmenler öğrenilecek şeylere
dikkati çekerler ve öğrenciler de onları hatırlamak için çaba gösterirler. Ama çoğu
sıradan insan öğrenmesi muhtemelen dolaylıdır. Bir avcı gençlere bir hayvan nasıl
izlenir, takip edilir ya da nasıl öldürülüp derisi yüzülür öğretebilir. “Çoğu zaman böyle
pratik aktiviteler açık etiketlemelere kıyasla “model alarak” çok daha kolay öğretilebilir.”
Avcılığa ve toplayıcılığa yönelik bilinmeyenler bir isme bile sahip olmayabilir. Deneysel
olarak uyarıcı takımı şeklinde verilen nesneler küçük kurallar topluluğu tarafından
üretilirler. Farkında olmadan altta yatan düzenlilik çıkarılır, anlaşılır, tahmin edilir.
Sosyal alışkanlıklar muhtemelen dolaylı olarak öğrenilir. Çocuklar dil öğrenirken
muhakkak ki duyduklarını isim ya da fiil olarak adlandırmazlar, sınıflamazlar. Bundan
çok konuşmadaki seslere dikkat ederler ve temelde var olan düzenlilik dolaylı olarak
öğrenilir. Biz dilbilgisindeki düzenlilik, senfoninin harmonik değişimi ya da sanatın
hassas fırça çalışmaları gibi soyut örneklerin nadiren farkına varırız. Birçok bilgi üstü
kapalı yani sözsüz bilgidir, çoğu öğrenme de dolaylı öğrenmedir.
Knowlton(1994, 1996) örtük öğrenme çalışması için “olasılıklı sınıflandırma
görevini” kullandı. Katılımcılara farklı olasılıklar ile hava tahmin eden 4 kart seti
gösterildi(Şekil 9.10). Her bir kart takımından sonra katılımcılara yağmur mu yoksa
güneş mi tahmin edildiği soruldu. Bazı setler zamanın yüzde 20 sinde yağmur,
diğerleriyse yüzde 80ninde tahmin edildi. Bu ilişkilendirmeyi öğrenmek normal
insanlarda yaklaşık 50 deneme kadar bir zaman alırken, hangi kart dizisinin hangi çeşit
havayı öngördüğünün farkına varılması özneler için çok daha uzun bir zaman alır. Yani,
hava tahmini açıkça ifade edilmeden önce örtük/ dolaylı olarak öğrenilmiştir(Knowlton,
1994,1996).
Şekil 9.10 Bir dolaylı “hava tahmini” öğrenme görevi. Knowlton ve ark.
(1954) bu ‘hava tahmini’ görevini dört kartlık diziler için tasarladı. Katılanlar,
modeli açıkça ifade etmelerinden önce, olası sonuçları tahmin etmeyi dolaylı
olarak öğrendiler. Amnezik hastalar öğrenme sürecinin dolaylı olduğu ilk
bölümünde oldukça iyi performans sergilediler, fakat kartlar ve “hava” arasındaki
ilişkilendirmeyi aleni olarak ifade etmeyi öğrenemediler. Kaynak: Knowlton ve
ark., 2003.
Amnezi hastaları ilk denemelerde örtük(dolaylı) ilişkilendirmede kontrollü
performans göstermişlerdir, ama performansın açıklığa ve bildirimsel belleğe
dayandırıldığı sonraki denemelerde bunu yapamamışlardır. Buna rağmen basal
gangliadaki işlev bozukluğu yani Parkinson hastalığı olan hastalar, ilk denemeler
boyunca kötü bir performans göstermişler, ama sonraki denemeler süresince durumu
telafi etmişlerdir. Beyin görüntüleme görev süresince basal gangliada faaliyet
göstermiştir, ama görev ilerledikçe MTL faaliyete geçmiştir(Poldrack,1998).
Özetle, aslında epizodik bellek bozukluğu olarak görülen, MTL’de bilateral hasara
yol açan amnezi; bilginin çalışma belleğinden uzun süreli belleğe taşınmasındaki
bozukluktan kaynaklanır. Çünkü amnezi başlangıcından çok önce edinilen anıların
beyinde başka yerlerde pekiştirilene kadar(konsolidasyon) kadar bilgiyi bellekte tutmak
için medial temporal lobtaki hipokampüse ve ilgili yapılara yalnızca geçici olarak ihtiyaç
duyulduğuna inanılır, bu anılar muhtemelen neokortekste nispeten korunur.
3.0 BELLEĞİN OLUŞUMLARI
Geleneksel olarak bellek, tamamen öğrenildiği gibi hatırlanabilen olayların sabit
bir kaydı olarak kabul edilir. Bu “sağduyu görüşü”nde anılar ele alınabilir, gözden
geçirilebilir ve yüksek kaliteli müzik kaydı gibi oynatılabilir. Anılar ayrıca başka hiçbir
bilişsel sistemi etkilemeden unutula da bilir.
Bu sağduyu görüşünü sorgulamak için nedenler vardır. Biri, geçmiş olaylara
yönelik gerçek anıların nadiren tam/kesin olduğudur. “Süreç görüşü” belleği dinamik
bir sürecin, geçmişteki ve şimdiki koşullardan, gelecekteki sonuçların öngörülerinden ve
diğer bilişsel süreçlerden etkilenen bir geçmişin yeniden yapılandırılmasının bir ürünü
olarak varsayar. Süreç görüşünde bellek saklanan bilgilere dayanır ama ona eşdeğer
değildir. Bellek canlı ve değişebilirdir ve diğer süreçlerle etkileşimdedir. Yani, aynı olayı
yaşayan iki insan o olaya ilişkin farklı anılara sahip olabilir. Bu, biri doğru diğeri yanlış
denecek kadar kolay değildir, ama alınan şeyin her kişinin bakışına, bilgisine,
motivasyonuna ve kalıcı yeteneklerine göre belleğine ne aldığı değişebilir.
Herkesin belleği zamanla değişir. Biz birkaç dakika ya da saat içerisinde olup
bitenlerin çoğunu ve yeniden düzenlenen ve diğer bilgi ve önyargılarımız tarafından
bozulanlardan geriye kalanları unuturuz. Biz bu şekilde olması için bilgisayar dosyaları
ya da kitaplar istemeyiz. Biz zaman içinde bozulan ya da komşu dosyaların içine sızan
dosyalar da istemeyiz. Bilgisayarlar ve kütüphaneler her şeyi mümkün olduğunca ayrı ve
sabit tutacak şekilde tasarlanmışlardır. Buna rağmen anılar unutulur gider ve çoğu
zaman diğer hatıralarla karıştırılır.
İki hafta önce yaptığınız her şeyi tam sırasıyla mümkün olduğunca detaylı olarak
tekrar gözden geçirmeyi deneyin. Bunu yapmak için, birçoğumuz tam olarak ne
yaptığımıza karar vermek amacıyla birkaç işaretler/iz aramak zorunda kalırız. Bir iz
bulduktan sonra, özellikle olay dizisini çözmeye çalışırken, bir yeniden gözden geçirme
süreci başlar. Ailemle konuşmadan önce ya da sonra arkadaşımla görüşmüş müydüm?
Alışverişe gitmiş miydim ve mağazaları hangi sırayla gezmiştim? Her mağazada sırayla
hangi ürünlere bakmış ve satın almıştım? Yeni bir film ile de bunu deneyebilir ve
sonrasında filmin bir kopyasıyla kontrol ederek belleğinizin nasıl kusursuz olduğunu
görebilirsiniz.
Bu soruları cevaplamak için bilgi ve çıkarımdan oluşan bir vücudun kullanılması
bir bilgisayar dosyasına ulaşmak için bir dosya adı girilmesinden veya bir kütüphane
kitabını bulmak için bir barkot numarasının kullanılmasından farklı bir şeydir. İki hafta
önce yaptığınızla başka bir zamanda olanları karıştırabilirsiniz. İleride göreceğimiz gibi,
beyin hasarlı bazı hastalarda yalan söyleme niyetinde olmadan ve bunların doğru
olmadığının farkında olmadan yanlış anılar uydurma şeklinde görülen konfabulasyon
(masallama) adı verilen bir bozukluk görülür.
Anılar diğer anıların biçimlendirilişini ve geri getirilişini etkiler. Hatta bizim
davranışlarımızı/ eylemlerimizi de biz yaptıklarının farkında olmasak bile
biçimlendirirler. Hatıralarımız ve yatkınlıklarımız/eğilimlerimiz karşılıklı olarak
düşünce ve eylemlerimizi etkiler ve etkilenirler. Kısacası yalnızca geçici olarak belleğe
günlük hayat işlerini sürdürmesi ve geleceği planlaması için ihtiyaç duyulur ve bellek
farkında olsak da olmasak da geçmişten ve gelecek hakkındaki düşüncelerimizden
etkilenir.
3.1 Otobiyografik anıların elektriksel uyarımı
50 yıldır, beyin cerrahları temporal lob uyarımı esnasında ayık hastaların daha
canlı, belirgin bilinçli hatırlamalar yaşadıklarını bildirdiklerini rapor etmişlerdir.
Penfield ve Roberts (1959) fonksiyonel bölgelerin yerini belirlemek için korteksin
elektriksel uyarımını ilk olarak kullananların arasındadırlar. Amaçları korteksteki
‘saralı bölge’yi, büyük nöbetlerin devasa elektriksel kasılmalarını tetikleyebilen hasarlı
doku bölgelerinden uzaklaştırmaktı. Saralı bölgenin yerini saptamak ve işlevsel olarak
önemli alanlara zarar vermekten kaçınmak için, uyanık hastaların korteksleri düşük
voltta elektriksel uyarım kullanılarak belirgin kortikal bölgelerde saptandı.
Korteksin kendi ağrı reseptörleri olmadığı için bu sadece bir şekilde mümkündür.
Kafa derisi kesiklerinin ağrısını engellemek için lokal anestezi kullanıldığı sürece, bilinci
yerinde olan hastalar deneyimleri hakkında acı çekmeden bahsedebilmektedirler. Açık
beyin ameliyatları bilişsel sinirbilim(neuroscience) için eşsiz bir kaynak sağlamaktadır.
Temporal lobun uyarımı bazen bilinçli anıların beklenmedik taşmasıyla
sonuçlanır. Örneğin, yeni bir hasta beyninin uyarımı esnasındaki deneyimlerini aşağıda
yer alan raporda verdi (Moriarty ve ark., 2001):
1-
Şekil 9.11de görülen dört elektrot yerleşiminde, çocukluğundaki Taş devri çizgi filmini
yeniden deneyim ettiğini
2-
Başka dört elektrot yerleşiminde, rock grubu Pink Floyd’u
3-
Diğer iki yerde, bir beysbol spikerini
4-
Bir dört yerde daha, tanımadığı bir bayan sesini duyduğunu rapor etmiştir.
Şekil 9.11 Otobiyografik anılar temporal lobun uyarımıyla uyarılır. Sol orta
temporal lobunda ameliyat sonucu lezyon bulunan hastalarda elektriksel olarak
beyinlerinin uyarımı sonucu hafıza deneyimlerinin spontan bildirimleri. Şekilde
görülen kortekse yerleştirilmiş elektrot çerçevesine dikkat edin. Elektrotlar arası
1er santimdir. Farklı elektrotlar devamlı olarak farklı hafıza bölümlerini
uyarırlar. Temporal lobun uyarımında bu tarz kendiliğinden bildirimler
olağandışı değildir, fakat kortikal uyarımın diğer bölgelerdeki sonuçları olarak da
her zaman bildirilmez.
Elektrot yerleşimlerini gösteren şekilde boş dairelerin aslında hiçbir yaşamsal
anıyı göstermediğine dikkat edin. Elektrot yerleşimlerinden bazıları üst temporal lobtaki
işitsel kortekse yakınken bazılarıysa değildir. Ve bu işitsel bölgelerin hastaların duymuş
oldukları deneyimlerine ait özel noktalara zengin anılar sağladıkları bilinmez. Buna
rağmen bu özellikteki hastalar medial temporal loblarında bir lezyona sahiptirler ve biz
bunu diğer vakalara genelleştirirken dikkatli olmalıyız.
Bu vakadaki hastaya, hali hazırda hangi elektrodun temporal lobu uyardığı
söylenmemiştir ve bu yüzden bazı sonuçlardan örnekler uydurması olası değildir. Bilim
adamları bu bildirimler hakkında şüphecidirler çünkü bir bölgedeki elektriksel uyarılma
diğer bölgeleri bir o kadar iyi aktive edebilir/harekete geçirebilir. Epilepsi hastaları
atipik bir beyne sahiptirler çünkü korteks çoğunlukla bozukluklara tepki vererek
değişir. Temporal lobun uyarılmasından 50 yıl geçmesine rağmen birçok farklı hastanın
farkında oldukları anılarını akıcı bir şekilde bildirmeleri oldukça imkânsızdır. Sayısız
hayvan deneylerinden sonra amnezik hastaların incelenmesi ve bellek görevlerinin
beyindeki temsilinin, uzun süreli epizodik belleğe özgü olan temporal lob ile ilgili bir
konu olduğu hakkında bugün çok küçük bir şüphe vardır. Bir makul hipotez, temporal
lobun elektriksel uyarımının bir şekilde özgül anıları MTLnin aracılığıyla harekete
geçirdiğidir.
Şekil
9.12 Öğrenme ve hatırlamada(geri çağırmada) hippokampal
sistem(MTL) ve neokorteks. MTL (hippokampal sistem)’nin neokorteksle
etkileşiminin bir sinirsel ağ modeli. Öğrenme ya da kodlama süresince, bilgi
korteksten hippokampal sisteme taşınır. Hatırlama esnasında, bir neokortikal
olay MTL(mavi noktalar)deki sinirsel hareketlenmenin birbiriyle örtüşen bir
modelini uyarmaya çalışır. Hippokampal sistem, orijinal olayın bazı bölümlerin
geri çağrılmasının deneyimini sağlayan neokortikal bölgeleri harekete geçirerek
tepki verir.
Şekil 9.12 bu fenomenin/olgunun olası bir açıklamasını göstermektedir. Sinirsel
ameliyat geçirmiş bir hastada gördüğümüz şey temporal lobun doğrudan elektriksel
uyarımıyla yeniden uyarılan yerleşmiş bir hafıza modelidir. Nitekim /böylece
hippokampal sistemin orijinal neokortikal bellekle çınlama yapmasına neden olan
neokorteksten(temporal) hippokampal sisteme(MTL) olan bilgi akışı orijinal epizodik
deneyimi ya da buna çok benzeyen bir şeyi ortaya koymak için izler. Yine de bu,
elektriksel uyarımla geri çağrılan epizodik belleğin normal süreci arasındaki ilişki nedir
gibi birçok soruyu cevapsız bırakır. Niçin sıradan bir insanın deneyimlediği milyonlarca
bölüm/olay içinde bunun gibi son derece özgül anılar bu koşullar altında uyarılıyor?
Belki de elektriksel uyarımla EEG olgusunun salınımı arasında bir ilişki vardır?
Elektriksel uyarım sonrası beyin cerrahisindeki hastaların bildirdiği epizodik hatıralar
büyüleyicidir ve bunlar sağlam ve güvenilir fenomenler gibi görünmektedir. Ama henüz
belirli iyi bir açıklama yoktur.
3.2 Uzun süreli potensiyalizasyon ve uzun süreli depresyon: uyarıcı ve ketleyici
bellek izleri
Kortekste bulunan uyarıcı birçok sinaps glutamate nörotransmitterini kullanır.
Büyük bir azınlıksa GABA gibi ketleyici nörotransmitterleri kullanır. Değişime uğramış
sinaptik etkinlikte uzun süreli bellek izlerini kodlamak için, bu uyarıcı ve ketleyici
bağlantılar bir şekilde daha kalıcı hale getirilmelidir. Bu iki sürecin uyarıcı sinapslar için
uzun süreli potensiyalizasyon (LTP) ketleyici sinapslar için ise uzun süreli depresyon
(LTD) adıyla oluştuğuna inanılmaktadır.
Belli bölgelerde gözlenen bu olaylar,
presinaptik kıvılcım verilen postsinaptik potansiyelin ateşleme ihtimaline bağlı olarak
kolayca artış ve düşüş gösterir.
Hippokampüsün nöronal katmanlarından birinde hücresel kayıt(görüntüleme)
kullanılarak hippokampüs kendi içinde LTP gözlenmiştir. (Şekil 9.13) hücresel kayıt
yoğun olarak hayvanlarda yapılmıştır ama epilepsi hastalarında da bu türden kayıtların
yapıldığı durumlar vardır.
Şekil 9.13 Hippokampüsteki hücresel kayıt. Hippokampal sinirlerin içinin veya
dışının uyarılması ve hücresel kayıtın şeması. Bir sinirin dışına yerleştirilmiş bir
elektrot, EEG’yle benzerlik gösteren fakat daha yerelleşmiş elektriksel alan
potansiyellerini seçebilir. Elektriksel alan potansiyelleri genelde, tek sinir
hücresinin aksonal veya dendritik potansiyeline zıt olarak küçük sinir
topluluklarının hareketini yansıtır. Hippokampüste tek hücreleri veya küçük
setler halindeki hücreleri uyarmak için çok benzer bir tekniğin kullanıldığına
dikkat edin.
Biz hippokampüs gibi belirli yerlerde LTP ve LTD gözlemleyebildiğimiz sırada,
uzun süreli belleğin korteks ve çevresinde milyonlarca sinapsı içerdiği hakkındaki
varsayım kelimenin tam anlamıyla trilyonlarca sinapsa kadar varır. Bu sistemdeki tüm
sinapsların, ya da önemli bir kısmının bile o anda sayımını almamızın bir yolu yoktur.
Tercihen, Şekil 9.14te tasvir edildiği gibi deneyde LTP ve LTD’nin artışını gösteren EEG,
ERP, fMRI gibileriyle ölçümü alınan nöronların milyarlarcası arasındaki popülasyon
aktivitesi ve beyin hasarı çalışmalarıyla desteklenen sayısız çalışma vardır. Ek olarak,
uyanık hastaların sinir ameliyatı (nöroşirurji) boyunca temporal loblarının uyarımı ve
normal bireylerdeki transkranial manyetik uyarım gibi uyarım çalışmalarından
edindiğimiz bulgular da vardır. Bellek hakkında bildiklerimiz bu yüzden üzerine
yüzlerce çalışma yapılan çıkarımsal bir resimdir. Ama biz hala, çok sayıda değişmiş
sinaptik bağlantıyı doğrudan submikroskobik (mikroskopla gözlenemeyecek kadar
küçük) düzeyde gözlemlemeye yaklaşamadık.
Bunu dikkatle göz önüne aldığımızda, bugün şu önermelerle birbirini tutan iyi bir
uzlaşma vardır:
1. Epizodik bilgi ilk olarak neokorteks vasıtasıyla temsil edilmektedir.
2. Hippokampüs ve ilişkili yapılar hatta belki de talamus ve çevre bölgeleri içeren
MTL(medial temporal lob)de hafıza amaçlı birleştirilmiştir.
3. Konsolidasyon(pekiştirme): MTL ve ilişkili bölgeler birkaç neokortikal bölgeyi
bağlar ve birleştirir, hem MTL’de hem de neokortekste geçici sinaptik bağlantıları
uzun ömürlü bellek izlerine dönüştüren bir süreçtir. Bu türden değişiklikler için
ana mekanizmanın LTP ve LTD olduğuna inanılır.
İzleyen bölümde son noktaya odaklanacağız.
3.3Birleştirme: Temporal Lob’dan Kalıcı Depolamaya
Şimdi de, biz son adımları ekleyebiliriz. 2. Bölümde önerilen, geniş ölçüde
kabul edilen anlık belleğin ve uzun süreli belleğin özel ilişkilerle ilişkisi birbirine
yakın iki hipotezi çağrıştırdı. Çağrıştırma genel olarak şu yönde kesinlik kazandı:
Uzun süreli belleğin izi ileriyi yordayabilir. Bu yüzden onlar, göreceli olarak
çürümeye ve bozulmaya dayanıklıdır. Bu amnestik hastalarda ağır bozulmaların
olduğu bir süreçtir ve bu süreç onların zayıf yetenekleri için kısa süreli bellekten
uzun süreli belleğe bilgi aktarımını sağlar.
Şekil 9.14, uzun süreli hipokampusteki potansiyalizayonu
göstermektedir. Belleğin görevinin Neokorteksteki ve Orta Medial Lob’ taki
milyonlarca nöron arasındaki sinaptik değişimlerdeki kodlamalar
olduğuna inanılır. Bu, uyarıcı iletimindeki kalıcı artışa karşılık uzun süreli
potansiyalizasyonu çağrıştırır ve uzun süreli düşüş ise, nöron iletimindeki
kalıcı artışı çağrıştırır. LTP’ye ilişkin en önemli kanıtlar, hipokampal tek
hücre kayıtlarından elde edilmiştir. Şemanın alt yarısında, presinaptik
güçlü elektriksel uyarımdan sonraki 3 durum gösteriliyor. 90 dakikadan
sonra ise, grafik derin bir inişe geçiyor. Grafiğin üzerinde de görüldüğü gibi,
sinapslardaki iletkenliğin geçmiş değişiklikleri güçlü elektriksel
uyarıcılarla yaklaşık 2 saat uykuda iken ölçülebilir.
9.15te benzerlikli bir öğrenmenin bir hali gösteriliyor. Bu kısım,
neokorteks ve hipokampal gölgenin girişinde aktif sistemi uyandırır. Sinirsel
süreçler yeni sinaptik bağlantılar yaparlar. Bahsedilen yetenek, anlık hafıza,
neokorteksteki milyarlarca nöronlar arası iyileştirilen sinaptik bağlantıyı kodlar.
Normal uyku genellikle yavaş dalga evreleridir. Bu geçici ilişkileri dayanıklı hafıza
izlerine dönüştürmek için önemlidir.
Nasıl olursa olsun, kalıcı hafızanın protein sentezi gerektirdiğine inanılır,
tıpkı en büyümüş dendrit başaklarının, minik saplarının da akson ve dendritler
gibi büyümesi, komşu nöronlarla yeni sinaptik bağlantılarla taşıyanlar gibidir.
Bir fikir olarak, yeni öğrenilen bilgiler eski bilgileri düzeltir. 1904 te
Burnham yazmıştır ki: Gösterimin düzeltimi psikolojik süreçlere bağlıdır. Bu
kalıcılık bellek için önemli ve gereklidir. Biz sadece sinir hücrelerindeki kalıcı
gösterimin yapımını desteklemeyiz. Fakat bu genel bir süreçtir, yeni gösterimler
ve sinirler arasındaki bağlantı için de geçerlidir.
9.16da yakın 2 çeşit kavram gösteriliyor. LTP ve LTD süreçleri yukarıda
hücresel yakınlığı içermeyi, trilyonlarca sinapslar arasındaki bağlayıcı bölgesel
değişiklikleri tartışır. Nasılsa, sistemdeki benzerliği, hafızanın uzun ölçekli yeni
düzenlemelerinin meydana getirdiğine inanılır. Farklı uyku evrelerinin farklı
uyaranlara sistem içinde sahip olduğuna dair önemli kanıtlar vardır. Birbirine
yakın tipler hipokampus ve neokorteks arasındaki aktif diyaloglara dahil
olunduğunu düşündürür.
Şekil 9.15’te öğrenmenin, bağlanmanın, birleştirmenin ve
hatırlamanın adımları yer almaktadır. 1. Adımda, öğrenme olayı 3 farklı
elementten oluşturulur (A, B ve C). Başlangıçta neokortekste kodlanır ve
Medial Orta Lob’ a gönderilir. 2. Adımda, MTL ve noekorteks, bellekte
tanıdık izlerle ilişkiyi başlatır ve tanıdık gelen bilgilere ulaşılır. 3. Adımda,
uyarıcı olayları uzun sürmez ve MTL ile Neokorteks arası yakın ilişki şimdi
dış desteklerden bağımsızlardır. 4. Adımda, konsolidasyon oluşumu
kalıcıdır ve MTL ile Neokorteksteki güvenli aynı bellek görevler başlangıç
süreçlerinde içerideyken, şimdi dışarıdalardır.5. adımda, orijinal B olayı,
hatırlamayı veya tanıdık gelmeyi sunar. 6. Adımda, A, B ve C bellek
görevleri MTL ve Neokorteks arasındaki rezonans aktivitelerinde aktiftir.
Bu noktada, epizodik bellek orijinal uyaran yokluğuna alınmıştır.
Şekil 9.16’da, yeniden yapılan birleştirmelerde, aktif nöronlar sondaki
birinde bağlantılar kurarlar. 2 çeşit birleştirmenin var olduğuna inanılır:
Hücresel ve sistemler arası birleştirmeler. Aktivasyonda uyanık çiftler MTL
ve Neokortekstedir. Bu grafik gösteriyor ki, MTL ve Neokorteks
öğrenmedeki hangi nöronlar diğerleri ile birlikte daha kalıcı bağlantılar
kurabiliyorsa, o nöronların hücresel birleşimlerinin aktivitesini kurarlar.
3.4 Birleştirme, Sinaptik Mekanizma, Gen Transkripsiyonu
ve Protein Sentezi
Hızlı ve sinaptik sağlamlaştırmalar ilk dakikadan saatler sonraya kadar
öğrenmeyi meydana getirmede başarılıdır. Weiler ve arkadaşları, sinapslarda
kendi kendine oluşan göreceli biçim değişikliklerini gösterdiler. Uyaran tanımı,
nörokimyasal maddeyi sinaptik boşlukta kademeli olarak başlatır ve sinaptik
artışın olduğu hücre veya hangi verimli nöronlar iletişim kurabiliyorsa, onu
başlatır. İlk bölgesel süreçte, moleküler transit değişiklikler nörotransmitterlerin
alıcı sinapsa doğru serbest bırakımında öncülük ederler. Yoğunluğu yeterlidir,
değilse de eklenebilir süreçlerle aktive edilir. Bu süreçler gen transkripsiyonu ve
protein formasyonuna dayanıklı hücresel değişikliklerde öncülük ederler, yeni
sinaptik değişimlere dahil olurlar, destek sağlarlar ve uzun süreli belleğin
bakımını sağlarlar. Bu süreçler saatlerden günlere kadar sonlanır.
Bizler bazik hücreleri ve sinaptik sağlamlaştırmanın moleküler yapısını
anlamada iyi olduğumuzu düşünülebiliriz. Biz anlamaya veya sistemdeki
birleştirmelere, literatürde yapılan hararetli tartışmalarda uzağız.
3.5 Sistemi Birleştirme: Orta Temporal Lob ve
Neokorteks Etkileşimi Arasında
Sistem sağlamlaştırması çok uzun sürede tamamlanabilir. Ve aralığı
günlerden yıllara veya on yıllara sürebilir. MTL li hasta lezyonlarında geriye ket
vurma, ki zamansal kayıp, görülebilir. Bu yüzden, son hafıza kayıpları erken
hafıza kayıplarından daha iyidir. Bu zamansal kayıplar açık bellekle sınırlıdır,
farkında olmadığımız bellekten üstü kapalı bir biçimde ayrılır ve düzeyini korur.
Gözlemlere göre, MTL formları ile zamansal hafıza izlerinin beyindeki,
muhtemelen neokorteksteki açık anılara ihtiyacı vardır. Bu sağlamlaştırmanın
standart modeli, açık belleğin çeşitli tiplerinin ayrımını yapmaz. Yoğunluk için,
epizot adına benzer bir model ve semantik bellek tahmin edilir.
Nadel ve Moscovitch, neticede standart sağlamlaştırma modeline karşı
çıkmışlardır. MTL nin eski epizodik hafıza var olana kadar uzun süreli tahmin
edilmesine ihtiyaç vardır. Neokorteks, diğer elin üzerindeki, insanları, çevreyi
kelimeleri, nesneleri yeterince tahmin eder. MTL neokortikal izlerin ilk
oluşumuna yardım edebilir, fakat onlar bir kere var olurlar. Böylece benzersiz
otobiyografik hafıza tekrarlanan hafızalardan farklıdır, onların devam etmesi için
gereklidir. Tekrarlanan deneyimler çoklu izleri oluşturmak için önerilir, hangi
zamanda beyne getirilirse eklenir.
Nöro görüntüleme çalışmaları yorumlar için kanıtlar sağlar. Bu
çalışmalarda hipokampusun sona erişimde eşit olduğu ve uzak otobiyografik
anılarda eşit düzeyde aktif olduğu bulunmuştur. Bu sorular şu anda da
tartışılmaya devam eder.
Şekil 9.17 birleştirilme süreçlerinin zamanlarıdır. McGaugh,
birleştirme için örtüşen 3 zamansal süreç olduğu fikrini desteklemiştir. En
hızlısı, 2 saniyeden saatlere varmasıyla, kısa süreli bellektir. Uzun süreli
bellek, saatlerden aylara kadarki bir sürede yeni bölgelerde birleştirmeler
yapar. Son olarak ise, tıpkı amnezinin erken yaşam olaylarının uzun süreli
belleğinin korunması gibi, uzun süreli belleğin kesin uyaranlarının
hesaplanmasına ihtiyaç vardır.
4.0 Bellek Çeşitleri
Bellek birimsel değildir. Clive Wearing’ in geçmiş olaylardaki spesifik
bellek görüşü neredeyse tamamen tahrip olmuştur, fakat o bilgiye göre yakın
geçmişteki yaklaşık 7 saniyeye kadar aktif bilgi sağlanabilirdi. (Eğer o
şaşırmasaydı.) Açıkça, belleğin bazı çeşitleri onun bu farklı düşüncesi tarafından
hedefti ve diğerleri değildi. Bu model, amnestik hastalarda rutindir ve farklı
bellek tiplerinin farklı dayanaklarını da destekler. Uzun süreli bellek
sistemlerindeki standart görüş 9.18 de gösterilmiştir. Ancak, özel ilişkilerle bellek
tipleri arasındaki tartışma halen devam ediyor. Örneğin, algısal bellek bildirimsel
olmayan bellek altında sınıflandırılmıştır, fakat bu oldukça keyfidir. Algısal bellek,
kortikal düzeyde duyusal olarak apaçıktır, kortikal açık alanın sıklıkla yeniden
düzenlenmesinde özellikle bu durum geçerlidir. Bulunan sonuçlar bilinçli
görüşleri değiştirebilir, müzikte gitar sesinin açıkça belirlenmesi gibidir. Bu
durum, epizodik bellek ile birçok ortaklıklar içerir, büyük ölçüde algılamada ve
genellikle inanılanların bilinçli olmasında geçerlidir. Yine de, bellek
sınıflandırmaları, 9.18 teki, yaygın olarak kullanılır ve kelime öğrencileri bunu
öğrenmek için oldukça heyecanlanırlar.
Şekil 9.18, bellek tiplerinin sınıflandırılmasıdır. Schacter ve Tulving
bu sınıflandırmayı önermektedir. Bildirimsel bellekte ayrıntılar iyi
çalışılmamıştır ve açık olduğuna inanılır. Bildirimsel olmayan bellek
tiplerinin ise, bilinçsiz veya üstü kapalı olduğu söylenebilir, fakat bu iddia
tartışılmaktadır. Bu grafikteki bildirimsel bellek tipleri şüphesiz bilinçsiz
bir haldedir, bu onların bilinçli öğrenimleri için yeterli değildir.
4.1 Epizodik ve Semantik Bellek: Hatırlamaya Karşı Bilmek
9.18de görüldüğü gibi, bildirimsel bellek epizodik ve semantik olmak
üzere ikiye ayrılır. Spesifik bellek anıları spesifik kaynakları zamana, uzaya ve
yaşam koşullarına göre ayırmayı önerir. Spesifik bellek sıklıkla doğal
otobiyografiktir, biz zihinsel geri dönüşümle deneyimleri yeniden yaşayabiliriz.
Buna göre, anlamsal anılar kendimiz ve paylaştığımız ortak bilgiler hakkında
gerçekler içerir. Akılcı anılar edinilen mekansal ve geçici bağlamdan
bağımsızdırlar. Akılcı bellek bize bilgiler verebilir, Paris’ in Fransa’nın başkenti
olduğu hakkında, Ottawa’nın Kanada’nın başkenti olduğu hakkında ya da özellikle
liseye nasıl katılınabilineceği hakkındadır. Karşılaştırmaya göre, akılcı bellek
Paris, Ottawa veya lise hakkındaki deneyimleri önerebilir. Biz akılcı belleğimiz
edindiğimiz zaman sıklıkla belirli zaman, yer ve koşullar kümesi hakkında
otobiyografik belleğe sahip oluruz. Akılcı ve otobiyografik bellek dönemleri eş
anlamlıdır.
Şekil 9.19, hatırlama: Otobiyografik epizodlardır. Hatırlama, bilinçli
epizodun yeniden aktif halini içerir. Bu bilinçli yeniden düzenlemelerin
hipokampal aktiviteleri gerektirdiği görülür.
Şekil 9.20, bilmek, akılcıl bilgidir. Semantik bellekler, doğru
duygunun bilinmesini değerlendirir. Ancak, onlar bilinçli epizodların aktif
halini gerektirmez.
Olay bellek tipik olarak,
1 ) Kendine referans sağlar
2 ) Belirli zaman periyotlarını düzenler.
3 ) Deneyimlerimize göre yapabileceğimiz yolları görmemizi bilinçli olarak sağlar.
4) Unutmaya duyarlıdır.
5 ) Zamana, uzaya, diğerleri ile olan özel ilişkilere ve koşullara duyduğu saygı ile
birlikte bağımlıdır.
Karşıt olarak da, akılcı bellek genellikle,
1 ) Başkalarıyla paylaşılan bilgileri referans sağlar.
2) Belirli zaman periyotları üzerinde organize değildir.
3) Orijinal olaylardan tamamen bilinçli hatırlama yerine bilme duygusunu verir.
4 ) Belirli bölümleri unutmaya duyarlıdır.
5 ) Göreceli olarak bağımsızdır.
Bellek görevlerindeki bilinçli tipleri araştırmak için, Tulving hatırlama ve
bilme prosedürlerini tanıtmıştır. Bu talepler, kendi deneyimlerini çalıştıkları
zamandaki tanımalarını içerir. Eğer onlar çalışmadan önce inanırlarsa, olayları
yeniden andıklarında olay detaylarını hatırladıkları hakkında karar vermek
zorundalar ya da ne olursa olsun, tanıdık gelir. Bölgesel hipokampüste
hatırlamayı sadece kararın etkilediği görülür. Bellek bilme duygusunun
yedeklenmesine dayalıdır. Benzer şekilde, fonksiyonel nörogörüntüleme
çalışmalarında hipokampal etkileşim hatırlamayı tanıdık gelmeyle ilişkilendirir.
Böylece, hipokampal aracılı bellek izleri orijinal deneyimlere eşlik eden
bilinçlere bürünmüş ya da Tulving’in deyimiyle akılcıl bilinçtir. Burada olaylara
aşinalık duyusunun basitliğinde tezatlık vardır, aynı Tulvin’in önerdiği aklı
faaliyetle ilgili bilinçlerdeki gibi. Akılcı bilinçler akılcıl bellekle ilişkilidir.
Şekil 9.21’ de, hatırlamaya ilişkin olay potansiyeli bilmekle ilişkilidir.
Yüksek beyin aktivasyonlarındaki hatırlama hareketleri sonuçları, benzer
materyallerden daha çok bilme duygusuna sahiptir. Bu olay potansiyelinin
içerdiği beyin görüntüler, kafa dersindeki EEG izlerinden ortalama fazladır.
Bu, 8. Bölüm’ de gösterilen tartışılmış bilgiler, uyarıcı korteksler dışındadır,
sadece bilinçsiz uyaranlar lokal aktiviteleri uyarırken bilinçli uyaranların
yaygın ileri aktiviteyle uyarılmasında tutarlıdır. Orijinal çalışmaların
yeniden düzenlenmesinde alınan bilinçli materyalleri içerebilir ve bu
oldukça hangisinin prefrontal korteksteki yüksek aktiviteyi uyandıracağına
ilişkin fazla zihinsel çaba gerektirebilir.
4.2 Epizodik anılar zaman içinde semantik anılara dönüşebilir
1958’de Penfield ve Milner şöyle yazdı;
Bilinç akımının kaydı… çift taraflı hipokampal yapıların bütünlüğüne bağlıdır…
Daha sonra bir insan nelerin genelleştirmeler olarak adlandırıldığı ile ilgilenir ve
bunları amaçlarına uygun olarak çağırır. Bütün olaylar, unutulmaz olanlar bile,
eğer kişi bunların üzerinde konuşmamışsa ya da yansıtıcı yeniden düşünme ile
bunları korumamışsa, istemli geri çağırma alanından uzaklaşır. Örneğin, birisi
tekrarlı olarak duymuş olduğu bir şarkıyı ya da şiiri hatırlar, okumaları ya da
duymaları unutur; fakat genellemeleri hatırlar. (s. 494)
Yaklaşık 50 yıl sonra bellek üzerinde çalışan bir çok bilim adamı bu fikre
katılacaktı. Semantik anıların tekrarlanan benzer olaylardan oluştuğuna dair iyi
bir kanıt vardır. Liseye katılım, uzun olaylar dizisidir. Bu olayların düzinelercesini
geri çağırma mümkün olabilir; fakat çoğu zaman bu olaylar bellekte ‘filanca liseye
katıldım’ semantik inancı içerisinde iç içe geçmiş görünürler.
Şekil 9.22 Semantik ve epizodik anılar nasıl ilişkili olabilir: semantik anılar
birçok epizodik anının neokortikal kalıntısı olabilir. Böylece bir kimse
yukarıdaki çöp adam figürü ile birçok deneyime -adamın barbeküde yemek
pişirdiğini, genç bir bayana çiçek hediye ettiğini, resim çizdiğini ve golf
oynadığını görmek gibi- sahip olabilir. Zaman içinde bu olaylar unutulabilir
ve geriye sadece semantik bilgi -‘bu, bütün bu şeyleri yapan insan tipidir’
bilgisi- kalır. Bunlar, bu insan ile epizodik deneyimlerin kazanıldığı her an
yaratılan, çoklu izlerdir. Semantik bellek yalnızca neokorteksi (özellikle
temporal ve frontal lobları) gerektirebilir. Epizodik bilgi hem neokorteksi
hem hipokampal kompleksi gerektirebilir. Kaynak: Moscovitch, 2004, izin
ile değiştirildi.
Şekil 9.22 epizodik ve semantik anıların beyinde nasıl bağlantı kurabildiğini
gösteriyor. Özel epizodik anılar aşağıdaki karikatür çizimde gösterilmektedir; bir
adam barbeküde yemek pişiriyor, genç bir bayana çiçek hediye ediyor, resim
çiziyor ve golf oynuyor. Bunlar, bilinçli olarak hatırlanan, ayrık otobiyografik
anılardır. Yukarıda sözü geçen küçük bir semantik ağ, bütün bu çok özel ve zengin
detaylı olayları tek bir figür içerisinde bir araya getirir: barbeküde yemek pişiren,
aşık olan, resim yapan ve golf oynayan bir adamın semantik ağı. Semantik ağ,
insan hayatındaki belirli/özel olaylardan daha kuramsal ve geneldir. Moscovitch
(2004) olayların alt sırasının MTL’ye, üst şeklin neokortikal modüle bağlı
olduğunu iddia eder.
Bu görüşü üç adımda özetleyebiliriz:
1. İlk olarak anılar epizodikdır ve bağlam bağımlıdır.
2. Zaman içinde, epizodik anılar semantik anılara dönüştürülür.
3. MTL, kazanıldığı özel otobiyografik duruma bağlanan epizodik anıların geri
getirilmesinde önemlidir.
Bu görüş içerisinde hipokampal kompleks ya da MTL şunları destekler:
1. Detayların depolanması ve geri getirilmesi, uzak otobiyografik ve mekansal
anılar.
2. Neokortekste semantik belleğin biçimlendirilmesi(formasyon) ve
özümsenmesi(asimilasyon)
4.3 Epizodik ve semantik bellek sıklıkla birlikte iş görür
Belli bir insanın yüzünün size tanıdık gelip gelmediği sorulduğunda, bunun film
yıldızı Brad Pitt olduğunu söylerken, bu kararı vermede neyi esas alırsınız? Bunu
söylerken hangisine dayanıyorsunuz: semantik belleğinize mi, epizodik
belleğinize mi yoksa her ikisine de mi? Westmacott ve arkadaşları (2004) buna
her iki sistemin de katkıda bulunabileceğini gösterdi, çünkü katılımcı, ünlü isimle
ilişkili epizodik belleğe de sahipse semantik testlerden alınan performanslar daha
iyidir.
Semantik demans, kast edileni anlamada yaygın eksiklikler gösteren sıklıkla kıt
algısal yeteneklerin eşlik ettiği Alzheimer hastalarının altkümesi olarak tanı
koyulan bir bozukluktur. Bu, anterior ve lateral temporal loblarındaki
dejenerasyonun semantik(anlamsal) kayba yol açtığı hastalar, yaygın kullanılan
nesneleri yalnızca kendilerine kişisel bir çağrışım yapabilirse tanıyabilirler.
Örneğin kendilerine ait olan bir vazoyu tanırlar, fakat başka bir vazoyu
tanıyamazlar (Snowden ve ark., 1996; Graham ve ark., 1999).
Fakat, olağanüstü bir biçimde, MTL gelişimin çok erken döneminde, bebeklik
dönemi esnasında, hasar görürse, semantik bellek bir çok durumda
nispeten normal biçimde gelişir (Vargha-Khadem and Mishkin, 1997). Fakat
epizodik bellek bir MTL olmadan bozulmuş şekilde kalır. Bu buluşların öne
sürdüğü şey şudur; erken yaşamda semantik sistem, epizodik sistemin (MTL)
yardımı olmadan kendi kendine bilgi edinme kapasitesine sahiptir.
5.0 AÇIK ÖĞRENME VE BELLEKTE MTL
MTL uzun vadeli, epizodik anıların bilinçli hatırlanması için gereklidir. İstemli
olarak MTL’mizi çalıştırmanın bir yoluna sahip değiliz. Daha doğrusu yapmamız
gereken, belleğimizde tutmak istediğimiz bazı materyallere dikkatimizi
vermektir. 8. bölümde belirtildiği gibi, bu birçok durumda şu anlama gelir,
materyalin bilincine varırız ve epizodik bir anı daha fazla herhangi bir şey
yapmadan görünürde yerleşmiş olur.
Şöyle ki, MTL kullanımı bilinçli deneyimin, şekil 9.4teki kahve fincanının
görüntüsü gibi bilinçli deneyimler, kaydı için gerekli ve yeterli görünmektedir;
elbette ki bunu bozulmamış bir beyin ile ele aldığımızı varsayarak. MTL, olay için,
neokortekste nöral elementlerin işaretçisi olarak rol alırken, epizodik bellek izi
MTL ve neokortikal nöronların topluluğundan oluşur. Kendisiyle ilişkili olan
bütün neokortikal topluluğu sırayla harekete geçiren bilinçli bir iz MTL’yi
tetiklediğinde, geri getirme meydana gelir. Epizodik anıları geri kazandığımızda
bilinçli deneyimleri geri kazanırız (Moscovitch, 1995). Bu zengin detaylarla
bilinçli olarak deneyimlenmiş olayların geri kazanımı, her zaman, belleğin ne
kadar süre önce oluştuğunun önemli olmadığı hipokampüse bağlıdır.
Moscovitch’in kanıtladığına göre, hipokampal bileşik, etki alanının bilinçli olarak
kavranan bilgi olduğu modül(birim) olarak hareket eder. Kanıtların bir çoğunun
bu görüşle tutarlı olduğu görüldü.
Bazı yakın araştırmalar, bu hipotezi test ettiler. Henke ve arkadaşları ( Henke ve
ark., 2003; Degonda ve ark.; 2005) fMRI kullanarak, bağlı olduğu mesleklerin ve
yüzlerin eşikaltı sunumu ile hipokampüsün harekete geçirilebileceğini
gösterdiler. Dahası, bu aktivasyonlar yüz-meslek çiftleri için yapılan daha sonraki
açık testlerden alınan performans ile ilişkilidir. Aynı şekilde, Daselaar ve
arkadaşları (2006) posterior medial temporal lobun, geri çağırmanın ögelerini
öğrenen yaşlılar tarafından, kişi bu ögelerin eski olduğunun farkına varmadığında
bile, daha fazla harekete geçirildiğini saptamışlardır. Son olarak, Schedon ve
arkadaşları tekrarlanan diziler, çağırışımın üst düzeyindense hipokampüsün SRT
tarafından harekete geçirildiğini göstermişlerdir.
Daha öncesinde amnezik hastalarla yapılan araştırmalarda da benzer raporlar
vardı. Ostergaard (1987) bazı yoğun çalışmalarla testlerden elde edilen
performansın, medial temporal hasarın derecesi ile bağlantılı olduğunu ilk ileri
sürenlerdendir. Daha yakın geçmişte, Chun ve Pelps (1999) farkındalığı olmayan
insanın bağlamsal bilgisinin akılda tutulması için MTL’ye ihtiyaç duyulduğunu
ileri sürerek, optik araştırmalardaki bilinçli olmayan bağlam etkilerinin amnestik
hastalarda rastlanamadığını göstermişlerdir. Aynı şekilde Ryan ve Cohen ( Ryan
ve ark., 2000) amnestik hastaların, ne kendilerinin ne de normal insanların
değişimin bilinçli farkındalığında olmamalarına rağmen, çalışılan resimde bu
değişimin görüldüğü yerde normal örüntülü gözbebeği hareketleri
göstermediklerini ortaya koymuşlardır.
Bunlar, hipokampüsün yalnızca açık bellek ile bağlantılı olduğunu iddia eden bir
kucak dolusu daha eski araştırmalar içinde bir avuç dolusu araştırmalardır. Eğer
yakın tarihli araştırmalar tekrarlansaydı ve istenmemiş olsalardı, o zaman
hipokampüs ile bilinç ve bellek arasındaki ilişki hakkındaki görüşlerimiz
değişirdi.
5.1 Ayrık dikkat öğrenmeye zarar verir
Öğrenme, en iyi şekilde dikkatinizi verdiğiniz zaman gerçekleşir. Bir çok başka
ilgi çekici şeyin olduğu bir ortamda öğrenmeye çalışmak, muhtemelen işe
yaramaz. Psikologlar dikkatin ya da bilincin belleğe katkısını kavramak için, bu
‘ayrık dikkat’ ya da ‘ikili görev’ tekniğini kullanmıştı. Tipik bir araştırmada,
katılımcılardan, ekrandaki bir noktayı izleme ya da hızla ilerleyen basamakların
hesabının 3 ardışık tek sayıyı içerip içermediğine karar verme gibi başka bir
görevle dikkatleri dağıtılmışken kelimeler ya da resimler gibi, hedef materyali
işlemeleri istendi. Bu koşullar altında, katılımcıya geniş kapsamlı olması gereken
bir görev, materyalin anlamlı analizi, verilse bile ayrık dikkat altında hatırlama,
tam dikkat altında hatırlamadan daha kötüdür. Başarılı kodlama dikkatin ve
muhtemelen bilincin bir derecesini gerektirir.
Kesinlikle neden böyle olduğu anlaşılamadı. Bir ihtimal, derin işleme
yapmak, tamamlanması için için zaman gerektirir. Başka bir ihtimal, bilinç ya da
farkındalık hatırlama için gerekli bir elemandır. Eğer birisi materyali işlemek için
tamamen uyanık/bilinçli değilse, bellek, materyalin ne kadar derin işlendiğinin
önemi olmadan zarar görür. Üçüncü bir ihtimal, dikkat detaylandırma ya da
örgütlemeyi, iyi bir hafızaya ikisinden hangisi katkıda bulunuyorsa, sınırlar.
Fletcher ve arkadaşları (1995) bir PET çalışmasında, sol ventral prefrontal
bölgenin aktivasyonunun ayrık dikkat altında azaltıldığını buldular. Anderson ve
arkadaşları tarafından (2000), daha genç ve daha yaşlılarda, ayrık dikkatin sol
medial temporal lobdaki, sözel bellek için önemli olduğu bilinen bölgelerdeki,
akviteyi de azalttığı ek gözlemi ile bu buluş tekrarlandı.
Öğrenme ve belleğin her ikisi de bilinçli ve bilinçsiz ögelere sahiptir. Eğer
üç evreyi –öğrenme, akılda tutuma ve geri çağırma- düşünürsek, 3x2lik bir
matriste ihtimalleri gösterebiliriz (Tablo 9.1). Bu üçünden, geri çağırma bilinçli
deneyimler tarafından biçimlendirilmesine rağmen, genellikle bilinçsiz olarak
görülür. Öğrenmenin sıklıkla bilinç gerektirdiği düşünülür ve sezgisel olarak,
şüphesiz, dikkatimizi vererek ve neyi öğrenmeye ihtiyacımız olduğu hakkında
bilinç kazanarak bir şeyleri öğrenmeye çalışırız. Bu belki insan olarak var
olduğumuzdan beri kullandığımız temel öğrenme stratejisidir.
Gene de öğrenmenin bilinç olmadan, özellikle duygusal uyaranlar sebebiyle,
gerçekleştiğine yönelik bazı kanıtlar var. İçinde bazı çıkarsanabilir işlemlerin
bilinçli girdi aldığı ve bilinçli girdinin sonuçlarının bilinçli olmayan olarak
kodlandığı ‘açık öğrenme’ için daha güçlü kanıtlar vardır. Yine de açık öğrenme
görevleri, her zaman kişiden dikkatini vermesini ve bir uyarıcı setine bilinçlilik
kazanmasını ister (Bölüm 2.4). Bu, bilinç olmadan öğrenilen bu uyaranları
oluşturan kurallar ve düzenlerdir, tıpkı dilbilgisi kurallarını, bu kuralları açıkça
bilmeden öğrendiğimiz gibi. Fakat örtük öğrenmenin ortaya çıkması için
konuşulan kelimeleri ve kelime dizilerini bilinçli bir şekilde, düzen içerisinde,
duymalıyızdır.
TABLO 9.1 Bazı öğrenme ve bellek türleri-açık ve örtük
Tür
Öğrenme
Saklama
Geri Alma
Epizodik
Bilinçli ya da
Bilinçsiz
Bilinçli ya da
Bellek
açık
açık
öğrenme
deneyimleri
Semantik
Bilinçli ya da
Bellek
açık
Bilinçsiz
Bilinçsiz ya
da örtük
öğrenme
deneyimleri
Örtük
Uyaranlara
Öğrenme
bilinçli, fakat
Bilinçsiz
Bilinçsiz geri
alma
düzeni
bilinçsiz
öğrenme
Eşikaltı
Hedef
Öğrenme
uyaranlara
(nadiren
blinçsiz
Bilinçsiz
Bilinçsiz geri
alma
sağlam ve
uzun süreli)
Örtük ve açık bellek terimleri hatırlama, yani depolanan bilginin geri çağırılması,
bağlamında kullanılır. Açık bellek, bilinç ve farkındalık ile belleğe başvurur, şöyle
ki, farkındalığı olan bireyin belleği varoluşunu bildirebilir ve içeriğini sözel ya da
sözel olmayan biçimde değerlendirebilir (Schacter, 1987). Bu gerekçe için, bu tür
anılar dekleratif (bildirimsel) anılar olarak da bilinir (Ryle, 1949; Cohen and
Squire, 1980). Bunlar, her gün konuşmalarda, “Teyzeni sana aldığı doğum günü
hediyesi için ona teşekkür etmeye aradın mı?” ya da “En iyi kadın/erkek oyuncu
ödülünü kimin kazandığını hatırlıyor musun?” diye sorduğumuzda tipik olarak
başvurduğumuz bellek türleridir.
6.0 PREFRONTAL KORTEKS, BİLİNÇ VE ÇALIŞMA BELLEĞİ
Prefrontal korteks (PFC) çalışma belleğinde kritik bir rol oynar. Prefrontal
korteks, insanlarda ve diğer primatlarda motor korteksin ön tarafına
yerleştirilmiştir (Şekil 9.23). Makak maymunları bir çok çalışma belleği
araştırmalarında temel deneysel hayvanlar olmuşlardır. Açık olarak, insanlar, dil
gibi, diğer türlerde paralel olmayan farklı yeteneklere sahiptir. Fakat çalışma
belleği araştırmaları nedeniyle makaklar, bulguların önemli kaynağı olmuşlardır.
PFC ve kısa süreli bellek arasındaki bağlantı bilgisi 1930ların öncesine,
havyanların PFC’lerindeki büyük çift taraflı lezyonların bir gecikmeli yanıt
görevindeki performansı bozduğunun ilk keşfedildiği zamanlara, uzanır. Bu
görevde örnek bir uyaran (örneğin renk ya da konum) sunulur ve uyaranın
kimliği kısa bir gecikmeli periyot üzerinden, bir sonraki yanıta
yönlendirilebilmesi için muhafaza edilmiş olmalıdır. Bu temel görevin
değişkenleri kullanılarak, daha yeni nörobilimsel teknikler ile, modern
araştırmalar WM bilgisinin aktif korunmasında PFC’nin rolünü saptamışlardır.
Hayvan araştırmalarının çoğu, dorsolateral prefrontal korteks olarak
adlandırılan özel bir frontal bölgeye odaklanmıştır (DL-PFC, Şekil 9.23’e bakınız).
( İnsan korteksinde dorsal, ‘üst’tür ve lateral ‘yan’ anlamına gelir.) Erken
buluşların kilit noktalardan biri, Joaquin Fuster’ın laboratuarından geldi (Fuster
ve Alexander, 1971). Fuster ve arkadaşları maymunları, kısa bir gecikme üzerine
bir rengi hatırlamalarının ve sonraki iki alternatifle sunulduğunda doğru rengi
göstermelerinin gerektiği gecikmeli bir görevi yerine getirmeleri için eğittiler. İlk
sunumdan sonra doğru renk hakkında hiçbir bilgilendirmenin verilmemesinden
itibaren, bunun kimliğinin çalışma belleğinde muhafaza edilmesi gerekiyordu.
Verilen görevi yerine getirme esnasında sinirsel aktiviteyi kaydetmek için
implant elektrotlar kullanılarak, maymunların DL-PFC’sinde(dorsalateral
prefrontal korteks) bireysel nöronların, gecikme süresi boyunca aralıksız ve
kalıcı aktivite gösterdiği bulundu. Bu ‘rengin görsel ekrandan kaldırılmasından
sonra DL-PFC’deki nöronlar artan bir oranda ateşlemeye devam etti ve bu
aktivitenin ardından bir sefer eşleşmiş/eşleşmemiş yanıt gerçekleştiğinde
nöronlar yatıştı.’ demektir (9.24).
DL-PFC’deki sürekli gecikme dönemi aktivitesi modeli uzun zamandan
beri ve geniş görev çeşitleri içinde tekrarlanmıştı. Örneğin, PFC’nin katkılarının
gerçekten bellek ilişkili olduğunu ve hazırlayıcı ince motor hareketlerin basit bir
etkisi olmadığını onaylamak için, Patricia Goldman-Rakic ve arkadaşları bu
görevin bir versiyonunu geliştirdiler, ki bu görev maymunlara kısaca sunulan
hedefin, bir ekranda bir çok olası bölgeden birinde gösterildiği ve daha
sonrasında bir gecikmeden sonra ödül almak için bakışlarını bu bölgeye
yönlendirmek zorunda oldukları bir görevdir. Önemli olan şu ki, gecikmeli
periyodun sonuna kadar maymunun dosdoğru bakması gerekir, böylece gecikme
boyunca sinirsel aktivite göz hareketlerinin basitçe bir yan ürünü olamaz, bellek
işlemlerinin yansıması olmalıdır. Yine, bu paradigma DL-PFCde aralıksız nöronal
aktiviteyi, ve daha fazlasını, ortaya koyar, gecikmeli periyot aktivitesinin miktarı,
maddeler hatırlansın veya hatırlanmasın, önceden haber verir; DL-PFC gecikmeli
periyot aktivitesi zayıf olduğunda, unutmanın daha yüksek bir olasılığı vardır
(Funahashi ve ark., 1993).
Depolanan bilginin içeriğine göre mi, yoksa her bölgenin gerçekleştirdiği
işleve göre mi PFC’nin alt bölümlere ayrıldığına yönelik tartışmalar vardır. İçerik
yaklaşımına göre, DL-PFC, mekansal bölgeler hakkındaki bilgi üzerine tutunmada
özellikle yer alıyor gibi görünmektedir, halbuki ventral ve lateral PFC’nin farklı
bölümlerinin bilginin mekansal olmayan türlerini (örneğin nesneler, yüzler,
kelimeler gibi.) depolamada rolü olduğu gösterilmiştir. Ek olarak, bu bölgelerin
her biri farklı işlevlere sahip olabilir, DL-PFC’nin bilginin manipülasyonunda; VLPFC’nin korunmasında rol alması gibi. Ventral terimi korteksin aşağı tarafı
anlamına gelir; harf olarak ventrum Latincede karın anlamına gelir.
Şekil 9.23 Maymunlardaki (üstte) ve insanlardaki (altta) prefrontal korteks.
Prefontal korteksin alt ve üst yarıları arasındaki en yaygın ayrım,
dorsolateral prefrontal korteks (DL-PFC) olarak adlandırılan açık mor
renkli alan ve ventrolateral prefrontal korteks olarak adlandırılan açık
yeşil renkli alandır. Dorsal(üst), ventral(alt), rostral(insanlarda burun
tarafında) ve caudal(insanlarda kafanın arka tarafında) yönlere işaret eden
oryantasyon çarpısına dikkat edin. Kaynak: Ranganath, 2006.
Maymun beyni lezyon araştırmaları, çalışma belleği fonksiyonlarında
PFC’yi, özellikle VL-PFC’yi daha çok dahil etmiştir. Deneysel olarak ortaya
çıkarılmış lokalize lezyonlar için dakik teknikler ile, özellikle DL-PFC’yi izole eden
hasarın çalışma belleği görevindeki performansı bozmak için yeterli olduğu
ortaya koyulmuştur. Bu bulgular çalışma belleğinde PFC için rastlantı eseri bir
işlev ortaya koyar. Sadece bu bölgedeki hücreler gecikme boyunca aktif değildir,
bu hücrelerdeki lezyonlar çalışma belleğini bozar. Gecikme artışlarının süresine
göre bu bozulma daha kötüye gidebilir, PFCnin bunları sürdürmesi
engellendiğinde, daha hızlı unutma gerçekleştiğini öne sürerek.
Sinirsel görüntülemenin kullanıldığı insan araştırmaları hayvan
literatüründen birçok bulguyu doğrulamıştır. Yüzlerce görüntüleme çalışması,
katılımcılar görev ile ilgili bilgiyi sürdürmeye çalıştıklarında PFC aktivitesi
gösterdi. Hayvan çalışmaları ile tutarlı olarak, insanlarda fMRI araştırmaları
çalışma belleği görevinin gecikmeli periyodu süresinde PFC aktivitesinin
sürdüğünü gösterdiler (4, 10 ve 12. bölümlere ve ek bölüm B’ye bak).
Şekil 9.24 Makaklarda ‘Örneği gecikmeli eşleme’. Klasik bir deneyde bir
makak maymununa bir uyarana (bu durumda kırmızı, beyaz ya da mavi
ışıkların konumu) yanıt vermeyi geciktirmesi öğretilir. Bu maymun ‘örneği
gecikmeli eşleme’ olarak adlandırılan bir görevde, uyaranı ekranda eşleme
ile geciktmeden sonra bu uyaranı tanıma durumu gösterir. Gerçekte,
maymun ‘gördüğüm şey, budur’ diye bildirmektedir. DMTS metodları
hayvanlarda, konuşamayan bebeklerde ve diğer öznelerde yaygın bir
biçimde kullanılır.
Şekil 9.25 Maymunlarda ve insanlarda çalışma belleği araştırması için bir
gecikmeli yanıt görevi. Çalışma belleğinde bilginin aktif depolanmasında
PFCnin özel bir rolünün olduğu öne sürülmektedir (Örneğin GoldmanRakic, 1998). Prefrontal nöronlardaki aralıksız aktivite, gecikme üzerine
zihinde tutulması gereken ögelerin özgül temsillerinin sürdürülmesinde,
bu bölgenin rolünü yansıtır. Bu yorum, PFCdeki bireysel nöronların belirli
hedef uyarana seçici olduğu bulgusuyla desteklenmiştir. Örneğin, hedef
ekranın sol üst bölümünde bulunuyorsa, belirli bir hücre gecikme periyodu
üzerine güçlü bir şekilde ateşleme yapabilir, fakat hedef ekranın başka bir
bölümünde bulunuyorsa ateşleme zayıf olabilir. Bu model, hedef
özelliklerin iç gösteriminde doğrudan katılımı ileri sürer. Şekilde,
prefrontal korteksteki nöronlar bir örneğe-gecikmeli-eşleme görevinde
gecikme periyodu süresince yanıt verir. Sonuçlar insanlarda ve makaklarda
benzerdir. Kaynak: Curtis ve D’Esposito,2003.
İnsanda sinirsel görüntüleme çalışmaları, çalışma belleği yükünü -anlık bellekte
tutulması gereken öğelerin miktarını- çeşitlemişti (Cohen ve ark., 1997; Rypma ve
ark., 2002). Bir çalışmada bellek yükü 1 ve 8 öge arasında değişimlendi ve
katılımcılar bu öğeleri kısa bir gecikmede aklında tutmak zorundaydı. PFC
aktivitesi ile bellekteki öğelerin miktarı arasında pozitif korelasyon bulundu. Bu
PFC’deki yük bağımlılığı, beynin bu bölümünün çalışma belleği deposu ile
karışmış olduğu görüşünü desteklemektedir.
PFCnin çalışma belleğine katkıları açıkça ortaya konulduğunda, çalışma
belleği deposuna özgül katkıları sorgulanmaya başlanmıştır. Diğer bazı kortikal
ve subkortikal alanlar, benzer şekilde kısa gecikmeler üzerine sürekli özgüluyaran aktivitesi ortaya koyarlar. Görünen o ki, PFC, çalışma belleğini
destekleyerek, daha dağınık bir beyin ağının parçası olabilmektedir. Diğer
datalarda önerildiği gibi, PFC depolamaya tek başına dahil olmayabilir, fakat
yukarıdan aşağıya karşılamada ya da yürütmede, bilginin fiilen depolandığı diğer
bölgeleri destekler.
6.1 Çalışma belleği: frontal lob bellekle amaçlı çalışır
Bu modele göre, kodlama ve bilinçli kavranmış bilginin geri çağrılması
hipokampüs yoluyladır ve bağlı yapılar zorunlu ve otomatiktir,
deneyimlerimizden ve deneysel araştırmalarımızdan bildiğimiz kadarıyla neyi
kodladığımızı ve bellekten ne çağırdığımızı kontrol eden ölçülerimiz vardır.
Ayrıca, eğer kodlama otomatik ve zorunluysa bilgi organize olamaz, henüz bellek
bazı temporal ve tematik organizasyon olarak görünmektedir. Belleğin nasıl
çalıştığına ilişkin bildiğimiz diğer gerçeklerle bu bellek modelini nasıl
bağdaştırabiliriz? Çözümlerden biri şudur ki; sıralı yapılar, özellikle frontal
loblarda olanlar, kodlama sırasında medial temporal sistemden verilen bilgiyi
kontrol eder, elde edilmesini başlatır ve kılavuzluk eder, izler ve elde edilen
bilginin yorumlanmasına ve düzenlenmesine yardımcı olur. Orta temporal ve
diansefalik sistem üzerindeki işletme tarafından, frontal loblar, daha otomatik
medial temporal sistemi kontrol eden ve ona zeka ölçümü ve yön veren bellek
yapılarıyla beraber çalışır. Bellek sadece tutma dışında işlevlere yardım ederse ve
geçmiş deneyimleri geri çağırırsa böyle bir tamamlayıcı sistem gereklidir.
6.2 Açık prefrontal korteks (bilinçli) ve örtük (bilinçsiz) öğrenme ve bellek
Figür 9.5 çalışma belleğinin hem açık (bilinçli) hem de örtük (bilinçsiz)
bilgiyi öğrenmede bize yardımcı olabileceğine dikkat çekmektedir.
Fonksiyonlardan biri bilince atfedilen etki alanları arasında bilgi
entegrasyonudur. Çok aydınlatıcı bir çalışmada, McIntosh ve arkadaşları kişinin
bir renk ile bir saniye gecikme ile verilen ayrılmış bir ses arasında ilişki kurması
gereken bir şartlandırma görevi gerçekleştirdiler. Önceki çalışma böyle bir
şartlandırmanın hipokampüse bağlı olduğunu göstermiştir. Clark ve Squire bu
öğrenme için ilişkinin bilinçli farkındalığının bir ön koşul olduğunu
göstermişlerdir.
PET kullanarak McIntosh öğrenmenin ve ona eşlik eden bilinçli
farkındalığın hem frontal aktivasyon ile hem de birçok korteks arasındaki
aktivasyonunun tutarlılığı ile ilişkili olduğunu göstermiştir. McIntosh ve
arkadaşları bilincin prefrontal korteksle ilişkili olduğunu iddia etmişlerdir. Bunun
da sırayla korteksin farklı bölgeler arasındaki aktivitesinin ilişki modeline yol
açar. Ancak frontal aktivasyonun öncesinde ve sonrasında ilişkinin bilinçli
farkındalığını göreceğiz. Bunu yapmak için, korteks bölgeler arasında aktivasyon
sırasının açık bir şekilde anlaşılması, ERP ya da MEG gibi fMRI’dan daha yüksek
temporal çözünürlüğe sahip teknikler kullanmak gereklidir. Henüz birkaç olarak,
eğer varsa, bilincin ders zamanı ile ilgili olarak konuları ele almak için
çalışmalarda ERP ve MEG kullanılır.
Eğer prefontal korteks bilinçte kilit rol oynuyorsa, birçok insanın iddia
ettiği gibi, bilince bağlı tüm bellek testlerinin açıklarında frontal lezyonu olan
hastalara dikkat edilmelidir. Ancak şimdiye kadar, kanıtlar frontal lezyon
etkilerinin çok daha seçici olduğunu ve MTL için neredeyse lezyonların zayıflatıcı
olmadığını ve talamus çekirdeği ile ilişkili olduğunu göstermiştir.
Prefrontal korteks örtük öğrenme performansına ve eğer arama, sıralama,
organize etme ve kasıtlı izleme gerektiriyorsa belleğe katkıda bulunur. Dilin örtük
öğrenimine ilişkin box 9.4 güzel örnektir.
Örtük öğrenme ve dil kazanımı
Son birkaç yılda örtük öğrenme ile psikolunguistik alanları arasında artan
ilişkinin ortaya çıkmasına tanık olduk. Belki de bu çok şaşırtıcı değil, dil kazanımı
da örtük öğrenme gibi rastlantısal öğrenme koşullarını içerir. Bundan başka,
dilin inandırıcı kullanımı aynı şekilde gramerin açık bilgisini gerektirmez. Son
yıllarda, birkaç yazar bu bağlantıyı deneysel olarak ortaya çıkarmaya başladı.
Saffran ve arkadaşları, ardışık hecelerin geçici ihtimallerinden dolayı bu konular
tarafından gösterilen kelime segmentasyonu kabiliyetinin, kelimeler
arasındakine göre kelimelerin içinde daha yüksek olduğunu önermektedirler.
Saffran ve arkadaşları, bulgularını, örtük öğrenmenin bir şeklini temsil ettiği
şeklinde yorumlamışlardır. Dil kazanımının, örtük öğrenme gibi, muhtemelen en
azından farklı seviyelerde organize edilmiş karmaşık bilginin rastlantısal
öğrenmesinde yer aldığı kabul edildiğinde bağlantılar açıkça görülmektedir.
Saffran ve arkadaşları tarafından önerilen dil kazanımı ve örtük öğrenme
arasındaki yakınsamanın kısımları, bellek araştırması alanındaki bilişsel
modellemenin etkisine yorulabilir. Örneğin, Simple Recument Network gibi
bağlantı modelleri, yaygın olarak başarılı bir şekilde, hem dil kazanımı hem de
örtük etki alanlarında kullanılmaktadır. Gerçekte, her iki etki alanında
karşılaşılan problem çok benzerdir: Öğrenme, maksatlıdan ziyade rastlantısal
olduğunda, derin sistematik düzen tarafından karakterize edilmiş bir karmaşık
uyarı çevresinden nasıl en iyi şekilde süzülür. Cevap, her iki etki alanında,
dağıtımsal yaklaşımlar tarafından somutlaştırılacağı görünmektedir.
Box-9
Nadiren gramer kurallarını bilinçli ve açık yapmaya çalışmamıza rağmen,
yine de cümledeki kelimelerin sıralanışına doğrudan dikkat etmemiz gerekir,
örneğin, bir dili örtük öğrenmek. Kelimelerin serisine “bilinçli dikkat” etmek
şartıyla, büyük olasılıkla, bilinçsiz çıkarımlar bize kuralları ve intizamı bulmamıza
yardım eder, örneğin; oradan örtülü intizamı keşfedebiliriz.
Figür 9.26: Bu işitsel- sözel çalışma belleği bozukluğu olan hastalarda hasar
sol temporo-parietal işlevinin yanındaki bölgelerde oldukça tutarlı lokalize
olmuştur, tipik olarak parietal lobun supramarginal girusunu içerir. Diğer
hastalarda bu bölüm bozulmamış; fakat VL-PFC’de daha fazla anterior alana
zarar vermiştir ve yakın korteks, sözel bakımı destekleyen sesaltı tekrarlama
sürecinin kesintiye uğraması ile çalışma belleğinde bozukluklara yol açar.
(Bu bölgelerin konuşma üretiminde yer aldığı bilinmektedir. Diğer hastalar
hala görsel-uzamsal belleğin seçici hasarı şeklinde tanımlanmaktadır,
örneğin çok az sayıdaki ardışık şekilde meydana gelen uzamsal konumları
bile hatırlamadaki yetersizlik bunun kanıtıdır. Korteksin farklı
kısımlarındaki hasarları içeren bu zararların seçiciliği, işleyen bellek
modelinin temel çerçevesi için kuvvetli bir destektir (Baddeley ve ark.)
6.3 Çalışma belleğinin farklı tipleri
İşleyen bellek kavramı önermesinde, Baddeley ve arkadaşları (2004)
kişilerden çalışma belleği sisteminin belirli kısımlarını bozan aynı anda diğer
görevleri yapmaları istenirse kişilerin bellekte ögeleri tutmakta zorluk yaşaması
gerektiğini savunmuşlardır. Bu görünüm ile uyumlu, kişilerden basit söyleyişleri
yüksek sesle tekrar edilmesinin istenmesi saklama boyunca sözlü bilgi almak için
kısa süreli bellekte azalmaya sebep olabilir, muhtemelen, çünkü tekrarlı konuşma
görevi seslendirme döngüsünün prova mekanizmasını bozar. Önemli biçimde,
aynı tekrarlı konuşma görevi görsel-uzamsal bilgi için çalışan bellek üzerinde çok
daha küçük bir etkiye sahiptir; bu tür bilgiyi tutmak, bir o kadar sessel döngünün
kullanımını da sağlamaz. Bu arada, diğer görevlerde görsel-mekansal
bozulmaların olduğu bulundu; fakat sözle değil, bakım.
Daha önce Clive Wearing ve HM gibi kısa süreli belleği korunmuş uzun
süreli belleği bozulmuş gibi görünen hasta örnekleriyle karşılaştık. Elizabeth
Warrington and Tim Shallice erken tanı konulan hasta dosyalarının birinde tam
tersi bozulma modelini yani, ciddi şekilde hasar almış kısa süreli belleğin fakat
görünüşte sağlam uzun süreli belleğin olduğunu belirtti. Örneğin; konuşulan
rakamların kısa listesini geri çağırması istendiğinde, KF sadece birkaç tane
maddeyi güvenilir şekilde geri çağırmıştır. Halbuki KF nispeten normal konuşma
üretim yeteneğine sahipti, öğrenebilirdi ve yeni bilgileri uzun süreli belleğe
aktarabilirdi. Kısa süreli belleği şiddetli hasar görmüş bir hastanın uzun süreli
belleğe hala bilgi transferi yapabiliyor olduğu buluşu, üniter bir kısa süreli
belleğin uzun süreli belleğe giriş kapısı olarak hizmet ettiğini varsayan Standart
hipoteze karşı bir meydan okuma sergilemektedir. Baddeley’in çalışan bellek
modeli eğer sözlü tekrarlama bozulmuş ise görsel-mekansal kopyalama telafi
etmek için kullanmış olabileceğini önerdi.
Gerçekten, hasta KF’de ve bu yana benzer hasta raporlarının sayısında kısa
süreli belleğin bozulması, bilginin özel türlerine bağlı gibi görünüyor. Örneğin;
işitsel sunulduğunda hastalar sözlü maddeleri hatırlama mücadelesi verirken,
görsel sunulduğunda performansları önemli ölçüde artıyordu. Bu bulguların
modeli için ne hesabı olabilir? Baddeley’in cevabı ise; görsel sunumlu maddeler
görsel-uzamsal kopyalamaya direk kodlanabilir, böylece sözlü tekrarlama
döngüsünden kaçınır.
Nörogörüntüleme belleğin farklı türlerini netleştirmede yardımcı
olmuştur. Bu sözlü ve görsel-uzamsal bakım alt sistemleri arasındaki ayrımı (örn;
Simith ve ark., 1996), depolamanın birbirine uymamasını, sözlü bakımdaki
tekrarlamayı (Paulesu ve ark., 1993; Awh ve ark., 1996) ve yardımcı bakım alt
sistemlerine aracılık eden merkezi yürütme işlemcisinin varsayımını içerir (örn;
Curtis ve D’Esposito, 2003). Genel olarak, Nörogörüntüleme temel modeli
destekleme eğilimini çalışır (Smith ve Jonides, 1998; Hartley ve Speer, 2000;
Henson, 2001).
Figüre 9.27 WM’nin nörogörüntüleme çalışmaları beyin ağının karıştığını
göstermektedir (Curtis ve D’Esposito, 2003). Merkezi yürütme DL-PFC, temporoparietal kesişmenin sol lateralize bölgelerindeki sözel bakım alt sistemleri ve VLPFC ve superior parietal korteksteki görsel-uzamsal bakım alt sistemleri,
posterior PFC ve frontal göz alanlarıyla haberleşir. Bazı araştırmalar çalışan
belleğin alternatif teorileri için bu bulguların uygulanabilirliğini kabul ettiğinden
beri çerçeve için doğrudan destekleyerek bu bulguların kabulünde tedbirli
olmalıyız. Ek olarak Nörogörüntüleme literatürü zaman zaman standart çalışan
bellek modeline meydan okudu. Örneğin Nörogörüntüleme kanıtları görselmekansal bilginin farklı tiplerinin farklı depolama alt sistemine bağlı olabileceğini
önerdi. Örneğin; nesne bilgisinin bakımı için sinirsel yüzeyler uzaysal konumun
bakımı ile karşılaştırıldığında farklı görünebilir. Bu ayrım geleneksel çalışan
bellek modeli tarafından hitap edilmez. (Bu ‘ne’ ve ‘nerede’ ikilemi görsel işlem
yollarında da önemlidir.)
Figür: 9.27: Beyin bölgelerinin sözel ve görsel çalışma bellekleriyle ilgili
olduğuna inanılır. D: Dorsalateral prefrontal, B: Broca alanı, ayrıca sol
inferior frontal girus olarak da adlandırılır. P: Sözel tekrarlama için
seslendirme döngüsü, supramarginal girus olarak da adlandırılır. F: Frontal
göz alanları, Baddeley’in çalışma belleği modelinin görsel-uzamsal
kopyalamasıyla da ilgili olduğuna inanılıyor.
6.4 Prefrontal korteks- depolama ya da işlem kontrolü?
Bu bölümün başlangıcında çalışan bellekte, çalışan bellek bağlanma
noktası için PFC’nin önemli bir mevki olduğu kanıt önermenin birkaç kökenini
yeniden inceledik. Bir yoruma göre bu beyin bölgesi doğrudan bilginin
depolanmasına katılır. Bununla birlikte Baddeley’in çok yönlü öge modeli
bağlamında bulguların göz önüne alınması alternatif bir hesap önerir. Yani, PFC
kontrolle ya da yönetici ile, çalışma belleğinin görünüşü ile daha yakından
ilişkilidir.
Belirli kanıtlara karşın PFC görevinin depolama yorumu aynı zamanda
insan çalışmalarından gelir. Çalışan belleğinde depolama zararı olduğu görülen ve
basit bakım görevlerini bile işitsel-sözel bilgiyle yerine getiremeyen sol temporoparietali hasarlı hastalarla görüşüldü. Bu hastalardan elde edilen bulgularla PFC
hasarlı hastalar arasında tezatlık olabilir. Lateral PFC’nin büyük bölgelerinde
hasarı olan hasta raporlarının yayınlandığı bir incelemede, bir gecikme üzerine
bilginin pasif bakımı olarak adlandırılan bir görevde PFC hastaları ya çok az
bozulma göstermişlerdir ya da hiç göstermemişlerdir (örn; sözel ve sözel
olmayan bellek süresi görevi). Hastalar zihinsel değişilmeme yapabilmek için
çalışan bellekte bilgi gerektiren görevlerde büyük ölçüde bozulmuş bulundu. Bu
bulguların modeli, PFC’nin bilgiyi kendi kendine depolayan bir taraf olmasından
ziyade bilgi saklamada zihin çalışma performansını desteklemek için hizmet
ettiğini önerir. Bu gözlemdeki hastaların azında bilateral lezyonlar (iki taraflı
fonksiyon bozuklukları) vardır, depolama ve anlatmanın bilateral PFC gösterimi
vasıtasıyla kazanılacağı ihtimalini açık tutarak, bunun hasar görmemiş yarı
küreden fonksiyonel karşılığa izin verebildiği söylenebilir. (D’Esposito ve Chen,
2006).
Bir ihtimal PFC’nin farklı tarafları farklı şeyler yapar. Bu öneri genellikle
dorsal (DL_PFC) ve ventral (VL_PFC) alanların farklılıklarına üzerine odaklanır.
Savunucuları PFC’nin alan tarafından organize edilmediğini tartışmışlardır.
Konular üzerinde gerçekleştirilecek seçim, izlenme, çalıştırılma ya da diğer
mental işleri talep edildiğinde, daha fazla dorsal alan devam ederken, konuların
pasif depolaması ve bakımını PFC’nin ventral alanları destekler. Bu sözde
‘bakım’a karşı ‘manipülasyın’un işleme ayrımıdır. Bu görüşte bulguların geniş bir
yelpazede açıklanmasında yetenekli gibi görünürken, birkaç çalışmada WM’de
depolama için VL-PFC’nin katkılarının varsayımından şüphe duyuluyor (örn;
Rushworth ve ark., 1997).
Figür 9.28: Görsel çalışma belleği için kombine beyin bölgeleri beraber çalışır.
Görsel çalışma belleğinin bir bakışı şunu önermektedir; yeni olan çalışma belleği
ögeleri hipokampüs kodlayabilir. Daha geniş MTL’yi diğer yöntemlerle
birleştirebiliriz ve IT üst düzey nesne gösterimi ile ilgilidir. VL-PFC ve posterior PFC
ilgili ögelerin bakımıyla ilgiliyken DL-PFC ve anterior PFC (mor) ilişkilerin kısa
süreli bakımı ile ilgilidir. Metinde dikkat çektiği gibi, bu, bu bölgelerin fonksiyonu
hakkında tek geçerli hipotezdir.
Daha yakınlarda, tüm PFC’in çalışma belleğinde yürütme işlevinin var
olduğu iddia edildi; fakat PFC’nin farklı alt bölümleri bu işlevleri analizin farklı
aşamalarında gerçekleştirir. Bu yeni görünüm PFC’nin birincil işlevinin ögelerin
bellekte saklandığı diğer kortikal alanların aktivitesini düzenlemek olduğu iddia
edildi. Özellikle, PFC temsilleri ilgili bilgileri geliştirir (ya da ilgisiz bilgileri
engeller), diğer korteks bölümlerinde temsil eder. Bellekteki bireysel ögeler için
bilgi özeldir, daha ventral bölgeler ilgilenir. Bilgi bellekteki birden çok ögenin
bütünleşmesini (ya da aralarında ilişki kurmasını) hesaba kattığında daha dorsal
PFC bölgeleri ilgilenir. PFC’nin anterior bölümü, frontal kutupta, plan yapmak gibi
yüksek düzeyde işlevleri uygulamak için farklı PFC bölgeleri arasında koordine
etme ve görüntüleme aktivitesinden sorumludur. Bu nedenle, PFC’nin birincil
rolü çalışma belleğinde olması değil, bellek ile çalışmasıdır (Moscovitch, 1992;
Moscovitch ve Winocur, 1992).
6.5 MTL ve Prefrontal Bölgelerin Çalışma Belleği Üzerindeki Kombinasyonu
Düşünülüyor ki çalışan bellek onlarca salise ve dakika içinde bilgiyi işlemektedir.Fakat
bu birkaç dakika içerisinde çeşitli hafıza türleri arasındaki farktan söz edebiliriz.
Özellikle birkaç dakika önce gördüğünüz bir kelime kombinasyonunu bilinçli olarak geri
getiremeyebilirsiniz.Bu yüzden MTL’nin açık bellek zerindeki rolünü tahmin edebiliriz .
Eğer kısa bir süre önce gördüğünüz bir kelime kombinasyonunu
hatırlayamıyorsanız,FMRI sonuçları gösteriyor ki sizin bu kelime kombinasyonuyla ilgilİ
MTL’nizdeki bölüm aktif olmaktadır.Diğer taraftan eğer örtük belleğiniz yoksa-kısa
süreliğine de olsa-sizin MTL’niz daha az aktivite göstermektedir.Fakat neokorteksinize
kodladığınız bu kelimenin bir bölümü anlamsal bellekte tutulabilmektedir.
7.0 ÜSTBİLİŞ VE GERİ GETİRME
CLİVE WEARİNG bir şeylerin yanlış gittiğinin farkındaydı fakat bir bilgisi yoktu.’İlk defa
uyandım, ilk defa bilinçli olarak uyandım onun ifade edebildiği tek şeydi.Bu durumunun
onu yirmi yıldan daha üzün bir süredir engellediğini ifade etti. Wearing HM
hastalarından faklı olarak bilişsel fonksiyonlarındaki üstbilişinin sahip olduğu acı
duyumunu kaybetmiş.
Üstbiliş en kısa tanımıyla kişinin kendi düşünme süreçlerin farkında olması ve bu
süreçleri kontrol edebilmesi anlamına gelir.(Milner and Rugg,1992)
Bilgiyi uzun süreli bellekten getirme ile bilginin uzun süreli belleğe yerleştirilmesi için
yapılan kodlama arasında önemli bir ilişki vardır. Prefrontal korteksin farklı bölgeleri
pek çok işlemi içermektedir.Anlamsal bellek dünya hakkındaki bilgilerin ve kavramların
bilgisini içerirken episodik bellek belirli yer ve zamanda oluşan otobiyografik belleği
içerir.Ancak bellek sadece kasıtlı olarak oluşan açık bellek işlemlerini içermez.Uygun
koşullar oluştuğunda birey farkına varmadan öğrenir ve bunları belleğine alır.Bazı
ipuçları ve ya hatırlatıcılarla hafızaya geri getirilebilir sadece çalıştığın kelimeleri
getirir’ veya daha kompleks olarak bugün yaptıklarını ayrıntılı bir biçimde anlat şeklinde
olabilir.
Schacter ve arkadaşlarına göre,Frontal hasarının boyutu arttıkça amnezi hastalarına
eşlik eden amnezinin şiddeti de artmaktadır.İleri yetişkinler kapsamında Glissky(Glisky
et al., 1995) bulunmuştur ki zayıf frontal fonksiyonlar hafızayla ilgli testleri kısıtlamıştır
fakat zayıf orta temporal fonksiyonları zayıf olanlarda hafızyla ilgli konuda test üzerinde
normal performans sergilemişlerdir.
Benzer şekilde prefrontal korteksteki hasar hafızada olayların tekrar ediş biçimindeki
etkisini açığa çıkarmaktadır.
Literatürdeki nörogörüntüleme tekniklerinin fonksiyonları lezyon literatürüyle
bağlantılıdır.Testlerdeki ve bellek testlerindeki sonuçlar karşılaştırıldığında frontal
kutbun güçlü olduğu temporal düzeni ölçen testlerde de ortaya çıkmıştır. (Fletcher and
Hneson, 2001 ; Fletcher ark, 2005) (Nyberg ve ark., 1996 ; Cabeza ve ark., 1997).
ŞEKİL 9.29 Anlamsal anıların geri getirilmesi episodik ipuçları ile yardımcı
ipuçları ile olur.Biz semantik anılarımızı sık sık geri getirebiliriz, tıpkı dünya
hakkındaki gerçekler gibi, episodik anıların işaret vermesiyle bağlantılar diğer
yollardan da sağlanır. Bu episodik ve semantik anıların potansiyel bağlantıları
devam eder, MTL’nin ve neokorteksin bulunduğu hipokampüsteki karmaşık
yapıların nispeten birbirinden bağımsız olmasına rağmen.Zayıflamış semantik
küme bağlantıları için fazla episodik anı uyarıcı niteliğindedir.
7.1 Yanlış Alım/GERİ GETİRME
Geri getirmenin oldukça şaşırtıcı dezavantajı vardır.Özellikle olayların meydana geliş
sırası çok önemli olmakla birlikte beyin hasarı olan hastalar hatıralarının hayalini geri
getirmekte tamamen başarısız olmaktadırlar.
7.2 Hemisferik Laterilizasyonun Geri Alımı
Hemisferlerden birinin diğerine göre daha ağır olması anatomik bir serebral
lateralizasyon olmakla birlikte, el tercihi fonksiyonel bir serebral lateralizasyon olarak
kabul edilmektedir. İnsanlarda verbal fonksiyonlar için sol hemisfer, non-verbal ve
spatial fonksiyonlar için ise sağ hemisfer dominanttır. Sol hemisfer konuşma, edebiyat,
hitabet gibi yetenekler, sağ hemisfer ise resim, mimari, geometri gibi görsel yetenekler
için özelleşmiştir. İnsandaki serebral ve periferal duyusal motor asimetriler yüzyıldan
fazladır kognitif sinir biliminin esas konusudur. Serebral lateralizasyon beynin sağ ve sol
hemisferleri arasında anatomik ve fonksiyonel farklılaşma olarak tarif edilir. Bugün
asimetri teorileri üç ana fikirde birleşir. Birincisi, asimetrilerin özel yetenekler için
hemisferden birinin diğerine genel bir baskınlığının olduğu görüşüdür. Örneğin sol
hemisfer sözel fonksiyonlarla ilgili iken, sağ hemisferin visual veya görsel
fonksiyonlar için özelleştiği görülür. İkincisi, asimetriler karşı taraf hemisfer üzerinde
dikkate dayanan etkiyi ihtiva ederler. Örneğin bir çok sözel fonksiyon için üstünlük sağ
görme alanında iken; diğer bir çok görsel fonksiyon için sol görme alanındadır.
Üçüncüsü, her ne kadar hemisferlerden biri özel bir davranış sahası için genel olarak
dominant olabilir ise de spesifik bir işlem için her iki hemisfer birlikte katkıda
bulunabilirler.(Kelley et. Al., 1998) Serebral lateralizasyon yüksek serebral fonksiyonlar
ve bunların bozukluklarının anlaşılması için gerekli bilimsel yaklaşımın temelini
oluşturur. İnsanda verbal fonksiyonlar sol hemisfer uzaysal fonksiyonlar sağ hemisferde
daha dominanttır. Serebral dominans bazı nörolojik fonksiyonların performansı ve
kontrolünde beyin hemisferlerinin diğerine baskınlığını ifade eder. Hemisferler bir süreç
içinde anatomik ve hücresel düzeyde farklılaşmışlardır. Bu farklılıklar bir hemisfere
göreceli olarak zaman boyutunda, diğer hemisfere uzaysal boyutta analiz yeteneği
kazandırmıştır. Bu nedenle insanda, karmaşık ve ardışık hareketlerin kontrolü sol
hemisfere ve bütünsel-uzaysalişlevlerin kontrolü sağ hemisfere lateralize olmuştur.
Zamanla gelişen verbal işlevler, sol hemisferin getirdiği avantajlar nedeni ile sol tarafa
yerleşme eğilimi göstermişti. Hemsferik lateralizasyon, yüksek serebral fonksiyonlar ve
bunların bozukluklarının anlaşılması için gerekli bilimsel yaklaşımın temelini
oluştururlar.
SAĞ
SOL
ŞEKİL 9.30 Sol hemisfer öğrenme sağ hemisfer geri getirme için midir? Tulvin ve
arkadaşları bulmuşlardır ki episodik çağrışımda sağ kesim aktif olurken sol
hemisfer episodik öğrenmede önemli bir role sahiptir.
7.3 Teta Ritimleri Hafızanın Geri Getirilmesini Koordine Edebilir
Yeni literatür çalışmaları göstermektedir ki hafızadaki herhangi bir şey hatırlanırken
frontol lobda teta ritimleri görülmektedir.
8.0 DİĞER ÖĞRENME ÇEŞİTLERİ
Birkaç hafıza çeşitlerinden söz ettik.Diğer beyin yapılarının kullanımına da kısaca
değinebilirz.Örneğin serebellum ve bazal ganglia yetenekler ve alışkanlıklar
için.Talamus beynin en büyük bilgi merkezidir.Korteksteki sinyalleri değiş tokuş eder.
Algısal ve motor öğrenme kortikal haritanın organizasyon ve tanıma dinamiklerini
içermektedir.
Buna nöral esneklik denir.Örneğin bir parmağınızı kaybetmek korteksteki motor harita
temsilini değiştirecektir.Beyin cerrahileri duyusal beden haritalarını
değiştirebilmektedirler.Sonuçta biz biliyoruz ki kök hücreden yeni nöronlar
oluşturulabilinmektedir.Bazı nöronlarda devam eden yenilenme işlemleri dinamik
öğrenme ve adaptasyonun bir sonucudur.Beyni öğrenmek için pek çok yol vardır.Bizler
her ne kadar öğrenmenin ve belleğin standart konseptine odaklanmış olsak da önemli
olan bunların akılda tutulmasıdır.
BOX 9.5
HW, bir konfibülasyon hastasıdır.Hw Martha adında bir bayanla evli olan,yaş
aralıkları 32-22 arasında olan 4 yetişkin çocuk sahibi olan 61 yaşında bir bey efendidir
.Bir fabrikada yönetici pozisyonunda çalışmaktadır. Orta frontal lobunu ve temel ön
beynini besleyen beynini önündeki arterler arasındaki iletişim noktaların anevrizma
meydana geldi.Damara tıkanıklığı ve beynin her iki yanının oksijen kaybını takiben
Anevrizamanın tıbbı müdahalesi gerçekleşir. Orta ve yan temporal lob ayrımıyla cat
taramaları yangın frontal lob hasarını gösterebilmektedir. Onun beyin hasarı bellek
problemlerini,konfübülasyonunu alevlenmekte ve farkında olmadığı bellek kaybına
öncülük etmektedir.Standart test ölçümlerine göre zekası normal
düzeydedir.Konfabülasyonu spontandır çünkü anıları gerçekmiş gibi inanmakta ve
davranmaktadır bu kendi başına yaşamını zorlaştırmaktadır.Örneğin hastanede yataklar
hemşireler olmasına rağmen hastanedeyken orda çalıştığına inanırdı ve hastane
kıyafetleri giyinirdi.Çoğu günler 5 e kadar eve gitmek için hazırlanırdı ve hastanede
kalması söylendiğinde münakaşa ederdi ve hayal kırıklığı yaşardı.
HW ile görüşmeden bir alıntı:
Q:Ne kadar zamandır evlisiniz?
A:Yaklaşık olarak dört aydır.
Q:Eşinizin adı nedir?
A:Martha.
Q:Kaç çocunuz var?
A:4.Dört ay için fena değil
Q:Çocuklarını kaç yaşlarındalar?
A:en büyük olanı 32 en genç olanı 22.
Q:Dört ayda bu çocukları nasıl sahip oldunuz?
A:Evlat edinildiler
Q:Kim evlat edindi?
A:Martha ve ben.
Q:Bütün bunlar kulağa biraz garip gelmiyor mu?
A:Evet bence de biraz tuhaf görünüyor.
Q:Kayıtlarda otuz yılın üzerinde evli olduğunuzdan söz ediyorsunuz. Sizce bu akla uygun
geliyor mu?
A:Hayır.
Q:Gerçekten dört aydır evli olduğunuza inanıyor musunuz?
A: Evet.
ŞEKİL 9.31 Geri alım boyunca MTL’deki ve prefrontal lobdaki teta titreşimleri
koordine edilebilmektedir.Düzenli beyin ritimleri ayrılmış beyin bölgelerini
koordine edebilmektedir.Hipokampal tetaının bellek geri getirme işlemlerini ve
prefrontal korteksi MTL ile koordine ettiği inanılmaktadır.
ŞEKİL 9.32 Beynin farklı bölgelerinde çeşitli bellek tipleri
kullanılmaktadır.Beyindeki bir çok öğrenme sistemine genel bakış.Bu bölümde
öğrenmeyi içeren, hatırlamayı bildiren,açık hafıza ; bellek görevinde aktif
olmaktadır, Üst bilişsel bellek yargılamaları, semantik anılar ve kavramsal
çalışmalarda aktif olmaktadır.Motor öğrenme sırasında ve serebellumun gerekli
gördüğü şartlarda duyusal korteks işlemsel çalışmayı içermektedir.
ÖZET
Orta temporal lob bizim bilinçli belleğimizde tuttuğuz kritik anısal bellektir. Amnezi
hastalarının her iki yanının hasar gören orta temporal(MTL)ı uygun geçmiş anıları ve
yenilerini hatırlamakta beceriksiz kılmaktadır.Hastalar tipik olarak temporal lob
hasarından semantik zarardan acı çekmektedirler.(özellikle ön ve yan kısımlar) ve
prefrontal korteks.Örtük ve açık bellek ayrımı ilk kez amnezik hastalar üzerinde
gösterilmiştir.göre, amnezik hastalar açık bellek testlerinde başarısız olurken, örtük
bellek testlerinde normallerinkine benzer bir performans sergilemektedirler . Ayrıca,
örtük ve açık bellek arasındaki farklılığı deneysel olarak destekleyen çok sayıda
araştırma bulunmaktadır .Bu deneysel araştırmalar sonucunda, açık ve örtük belleğin
bilgi işleme düzeyi, modalite ve iki lisan bilme gibi değişkenlerden farklı şekilde
etkilendikleri gösterilmiştir. Açık bellek testleri değerlendirmeye dayanan anlamsal bilgi
işlemeden etkilenirken, bu değişken örtük bellek performansını etkilememektedir .
Buna karşılık örtük bellek uyarıcıların sunum şeklinden etkilenirken aynı değişken açık
belleği etkilememektedir (Benzer şekilde ileriye veya geriye doğru ketvurucu etki
acısından iki lisan bilmek açık bellek performansı üzerinde etkili olurken örtük bellek
performansını etkilememektedir.Örtük bellek süreçlerinden bazal ganglialar,frontal
loblar ve serebral hemisferlerin lateral ksımlarını içeren devreler sorumludur.USB’de
sözel ve anlamsal bilgiler anlamsal bellek; analojik olarak kodlanan bilgiler ise imgesel
veya anısal bellek olarak yer alır.İnsan çoğu durumda bilgileri sözel veya sessel olarak
kodlar.
İnsan belleğinin gerekli beyin yapıları: açık bellek için MTL, üst biliş için prefrontal
korteks,ve hafıza kullanımı için, algısal ve duyusal hafıza için duyusal bölgeler.Frontal
lobun etkileşimi ve duyusal motor öğrenmeler için serebellum ve bazal ganglia
gereklidir.Amigdala limbik sistemle ortak çerçeve içerisinde duyusal öğrenmeleri
içermektedir.
Download