kök hücre tanıtım kitapçığı

advertisement
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
İÜ-KÖK HAKKINDA ................................................................. 3
ÖNSÖZ................................................................................... 5
KÖK HÜCRENİN TANIMI ..................................................... - 6 KÖK HÜCRENİN TEMEL ÖZELLİKLERİ ................................. - 12 PLURİPOTENSİ .......................................................................... 13
KENDİNİ YENİLEME .................................................................... 13
FARKLILAŞMA ........................................................................... 16
KLONALİTE ............................................................................... 17
KÖK HÜCRENİN TÜRLERİ .................................................. - 18 UYARILMIŞ PLURİPOTENT KÖK HÜCRELER ..................................... 20
HEMATOPOETİK KÖK HÜCRELER .................................................. 22
Kordon Kanı ..................................................................... 24
MEZENKİMAL KÖK HÜCRELER ..................................................... 24
DİYABET KÖK HÜCRELERİ ........................................................... 25
KANSER KÖK HÜCRELERİ ....................................................... 27
NÖRAL KÖK HÜCRELER .............................................................. 29
SÖZLÜK ............................................................................... 31
KAYNAKÇA .......................................................................... 33
NOTLAR ............................................................................... 34
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
İÜ-KÖK HAKKINDA
İÜ-KÖK-IUSCSC, 1 Mart 2011 tarihinde İstanbul
Üniversitesi’nde bir çalışma grubu olarak toplanan
öğrencilerin 1 Temmuz 2011’de resmi bir kulüp haline
dönüştürdükleri, şu an 10 farklı üniversite, 5 ayrı fakülteden
77 gönüllüsüyle Türkiye’nin en büyük kök hücre öğrenci
inisiyatifi olan kurumdur.
Kök hücrenin multidisipliner bir alan olmasının da
getirisiyle, kulübün kapsamının genişlemesi, kısa zamanda
böyle büyük bir oluşumun ortaya çıkmasını sağlamıştır.
Bundan sonraki süreçte de kulübümüz, önceden olduğu
gibi, kök hücreye dair daha geniş bilgi sahibi olmak isteyen
üyelerimiz için haftalık sunumlar düzenlemeye devam
edecektir. Sunumları organize eden “Bilimsel Çalışma Alt
Grubu” muzun bünyesinde bulunan 5 çalışma grubumuz şu
şekildedir:
• iPS Çalışma Grubu
• Nöral Kök Hücre Çalışma Grubu
• Kanser Kök Hücresi Çalışma Grubu
• Diyabet Kök Hücresi Çalışma Grubu
• Hematopoetik Kök Hücre Çalışma Grubu
Sene başında büyük katılımlı bir tanıtım toplantısı ve
ardından alanında yetkin hocalarımızla yaptığımız kök hücreye
giriş dersleri ile hem yeni üyelerimizin kulüp hakkında fikir
3
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
sahibi olmasını hem de kök hücre alanına dair temel bilgileri
edinmelerini sağlıyoruz.
Kulübümüz yalnızca kendi çevresiyle sınırlı kalmayıp, ülke
çapında kök hücre çalışmalarının bilinirliliğinin artmasını
hedeflemektedir. Bu nedenle öncelikli olarak üyelerin kök
hücreye dair bilgi edinmeleri, daha sonra bu alana yönelik
faaliyetlere katılmaları sağlanmaktadır.
Temel sunumların dışında; belgesel gösterimleri, makale
saatleri, bilimsel geziler ve laboratuvar günleri ile de
öğrencilerin akademik ortama kazandırılmasını amaçlayan İÜKÖK, etkinlik kapsamını geniş tutmaktadır.
Sivil toplumun da bir üyesi olduğunun farkında olan İÜKÖK, Sivil Toplum Kuruluşları (STK) ile ortaklık kurmaktadır.
Geçmiş yıllarda Kızılay ve LÖSEV ile faaliyetler düzenlemiş
olup, yine LÖSEV ile gönüllülük projesi de yürütmektedir.
Kendini yalnızca öğrenci kulübü olarak sınırlamayan İÜKÖKIUSCS, ulusal çapta Türkiye Kök Hücre Öğrenci Konseyi (TÜRKKÖK) ve uluslararası çapta Student Society of Stem Cell
Research (SSSCR)’ün bir üyesidir. Bu bağlamda geniş çapta
sesini duyurmaya çabalayan kulübümüz aynı zamanda,
Avrupa çapında da bir kök hücre öğrenci inisiyatifi olan ESSTEM’ in yürütücülüğünü de yapmaktadır.
İÜ-KÖK sosyal medya hesaplarından ve bloğumuzdan bizi
takip edebilir, bize yazabilir, sorularınızı iletebilirsiniz. İÜ-KÖK
ailesi olarak hepinize başarılı bir dönem dileriz.
4
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
ÖNSÖZ
Öncelikle kitapçığın yapımında çokca emekleri geçen;
değerli gönüllülerimiz Gülşah Torkay’a, Melis Gökçe Dağbağ’a,
Özge Sönmez’e, Kerime Büşra Koca’ya, emek vermiş diğer
tüm kulüp üyelerine ve bu zamana dek desteklerini
esirgememiş bütün hocalarımıza teşekkürü borç bilirim.
Son zamanlarda gerek hücre biyolojisindeki gerekse
teknolojideki ilerlemeler “kök hücre” yi, tıp, biyoloji, eczacılık,
veterinerlik gibi alanlarda en çok ilgi duyulan konulardan biri
haline getirdi. Birçok bilim insanı kök hücrenin gelecek için
büyük bir umut vaat ettiğini düşünmekte. Bu alanda artan
çalışmalar, yapılan seminerler, sempozyumlar, kongreler ve
tıpkı bizim gibi öğrenci kulüpleri; gelişmiş ve gelişmekte olan
ülkelerde; yaşam bilimleri alanındaki öğrencilerin,
akademisyenlerin, doktorların, şimdinin ve geleceğin bilim
insanlarının ilgisinin kök hücreye yoğunlaştığının en büyük
göstergesi. Bizler de İÜ-KÖK ailesi olarak, bu alandaki Türkçe
kaynak sıkıntısının farkındayız ve sizlerin doğru bilgiye kolay
ve maliyetsiz bir yoldan ulaşabilmeniz amacıyla bu kitapçığı
oluşturduk. Her bölümden ve her kesimden konuyla ilgili
herkesin kolayca anlayabileceği ve kafasındaki soru işaretlerini
giderebileceği, en temel bilgilerden oluşan bu kitapçık bir
rehber niteliğindedir.
Bilime ve topluma faydalı bireyler olmanız dileğiyle.
Ali İhsan Nergiz-28.09.2016, İstanbul
5
BİRİNCİ BÖLÜM
KÖK HÜCRENİN TANIMI
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
Kök Hücrenin Tanımı
Hücre, ilk olarak İngiliz bilim insanı Robert
Hooke tarafından 1665 yılında adlandırıldı. Hooke,
mikroskopta ölü mantar dokusunu inceledi, gördüğü boş
odacıklara hücre (cellula) adını verdi. Basitçe düşünecek
olursak kök hücreler yaşamın öncüsüdür. “Modern patolojinin
babası” olarak bilinen Alman bilim insanı Rudolf Virchow,
Cellular Pathology adlı kitabında hücre teorisinin üçüncü
hükmü olarak bilinen “Omnis cellula e cellula” ifadesini
ortaya koydu. Bu, “her hücre bir hücreden gelir” demekti. Bu
tanım günümüzde geçerliliğini yitirmemiş, hatta daha da
önemli hale gelmiştir.
Her şey iki haploid (n) gamet ile başlar. Spermatozoon ve
ovosit dediğimiz bu gametler bir araya gelerek zigot adını alan
hücreyi oluşturur. Zigotun mitoz bölünmeleriyle ortaya çıkan
12-16 hücreli yapıya blastomer adını veririz. Blastomer,
canlılardaki en yüksek farklılaşma kapasitesine sahiptir, bu tür
hücrelere kök hücre terminolojisinde totipotent adı verilir.
Totipotensinin iki temel tanımı vardır: “Tam bir organizmaya
gelişebilme özelliğine sahip hücre” veya “Herhangi bir hücre
veya dokuya farklılaşabilen hücre”. Buradan da anlaşıldığı gibi,
blastomerler kısa süre içerisinde önce embriyonun daha
sonra da diğer tüm dokuların ortaya çıkmasına öncülük
etmektedirler. İlkel cinsiyet hücreleri, yani primordial germ
hücreleri, ilk olarak gelişimin 4. haftasında ayırt edilebilirler.
İlkel cinsiyet hücreleri ileride, gamet hücreleri olan ovosit
veya spermatozoona dönüşürler. Yani yaşam kadında ovositi
7
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
erkekte ise spermatozoonu oluşturur, daha sonra bunların
birliktelikleriyle yeni bir yaşam oluşur. Kısacası yaşamı
bireylerden bağımsız düşündüğümüzde bir döngü olduğunu
görürüz. (Şekil 1)
Zigotun art arda 5-6 defa bölünmesi ile blastokist oluşur.
Blastokist aşamasındaki hücreler önce ara oluşumları,
sonrasında ise bütün diğer doku ve organları oluşturmak
üzere giderek çoğalırlar (proliferasyon), kararlanırlar
(commitment) ve farklılaşırlar (diferansiyasyon).
Şekil 1
8
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
Totipotent hücrelerin soyundan gelen pluripotent
hücreler, blastokistin iç hücre kitlesinde bulunurlar ve üç
germ tabakasına (ektoderm, endoderm, mezoderm), yani
ileride canlıyı oluşturacak tüm hücre ve doku tiplerine
kaynaklık ederler. İç hücre kitlesinde yer alan bu hücrelere
embriyo kök hücresi de denir. Plasenta gibi trofoblast kökenli
embriyo dışı dokulara dönüşemedikleri için, totipotent
hücrelerin aksine, tek başlarına yeni bir birey oluşturuyor
sayılamazlar. Ancak bir taraftan da gelişmekte olan
organizmada yani fetüs ve sonrasında, embriyo kök
hücrelerinin varlığından söz edilemez.
Başta kemik iliği olmak üzere, çeşitli organlarda ve onların
belirli doku bölgelerinde, gerektiğinde kendini çoğaltabilen,
kararlanabilen ve farklılaşabilen hücreler bulunur. Bunlara
yetişkin veya dokuya özgü kök hücreler denir. Yetişkin kök
hücreler, pluripotent olmadıkları için daha sınırlı sayıda
farklılaşma gösterirler. Kök hücrenin tanımı sırasında zaman
zaman oluşan karmaşıklık bundan kaynaklanır. “Kök hücre” ye
en temel anlamıyla, bir başka hücreye farklılaşabilen hücre
denebilir. Öyle ki, bir hücrenin yalnızca bir hücre türüne
farklılaşabilmesi, onun kök hücre olarak tanımlanmasına
yetebilir (unipotent). Bazen de bu hücrelere, kök hücre değil
de öncü hücre yani progenitör (prokürsör) de denir.
Dolayısıyla kök hücreler çoğalma ve farklılaşma yeteneklerine
göre hiyerarşik bir sınıflandırmaya tabi tutulurlar. Tüm
bunların dışında, multipotent kök hücreler; özelleşmiş hücre
grupları oluşturabilen kök hücrelerdir. Oligopotent kök
hücreler, bulunduğu organa özgü olup iki ya da daha fazla
9
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
yetişkin hücre tipine farklılaşabilen kök hücrelerdir. Bipotent
kök hücreler ise iki farklı hücre tipine farklılaşabilen kök
hücrelerdir.
İşlev ve yapı olarak birbirinden bu derece farklı bir dizi
hücreyi tek bir başlık altında toplamak oldukça zor olsa da
bugün kabul gören birkaç temel ölçüt kök hücrelerin tanımını
oluşturur (Smith 2001; Weissman ve ark. 2001).
i) Kendini yenileme (self-renewal)
ii) Farklılaşma (potensi)
iii) Klon oluşturma (klonalite)
Yine de bu üç madde kök hücre davranışlarının tamamını
açıklamak için yeterli olmaz.
Kök hücreleri tanımlarken, “Moleküler düzeyde ölçütler
nelerdir?”, “Bölünme ile dinlenme arasındaki karar
mekanizmasında ne etkilidir?”, “Hangi koşullarda birden fazla
hücre türüne farklılaşma sağlanır?” ve “Farklılaşmanın yönünü
belirleyen nedir?” gibi sorulara yanıtlar ararız. Tüm bunlara
cevap bulabilmek adına yapılan çalışmaların sonucunda, kök
hücreleri tanımlayan ortak özelliklerin şunlar olduğu ortaya
konulmuştur;
• Dokularda az sayıda bulunurlar,
• Yaşam boyu belli oranda bölünürler,
• Bölündükçe sayılarını korurlar,
• Bölündüklerinde ortaya çıkan iki hücreden en az biri kök
hücre olarak, mevcut hücre havuzuna katılır,
10
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
• Çok kez bölünerek geçici yani transit hücreleri oluştururlar
ve bu hücreler kısa sürede farklılaşma yoluna giderek dokuya
özgü hücreleri oluşturur,
• Genellikle bölünme hızları yavaştır ancak doku yaralanması
sonrasında yoğun bölünme etkinliği kazanırlar,
• Dokuların en kalıcı ve en uzun süre yaşayan hücreleridir
ancak yaşla birlikte sayıları azalır,
• Büyüme faktörlerine ve sinyal moleküllerine oldukça
duyarlıdırlar ve hızla yanıt verirler; TGF, Notch, Wnt, Jak/Stat
gibi sinyal yolaklarını etkin biçimde kullanırlar,
• Birçoğu hücre döngüsünün G0 evresinde sessiz olarak
bulunur; bir grup hücre ise bu süreci çok hızlı geçer ve
döngüyü çabuk tamamlar,
• Diğer hücrelere göre farklı kromatin örüntüsüne sahiptirler
yani özgün DNA özellikleri vardır,
• Strese karşı dayanıklıdırlar, bu özelliklerini çoklu ilaç
direnci taşıyıcıları, özgün protein katlanma mekanizmaları,
ubikutin ve detoksifikasyon sistemleriyle başarırlar.
Tüm bu maddeler kök hücreyi anlayabilmemiz için
kafamızda bir taslak oluşturmaktadır. İleriki bölümlerde kök
hücrenin türlerinden bahsettiğimizde konu hakkında daha
fazla bilgi sahibi olacağız.
11
İKİNCİ BÖLÜM
KÖK HÜCRENİN TEMEL
ÖZELLİKLERİ
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
Kök Hücrenin Temel
Özellikleri
İlk bölümde kısaca adından bahsettiğimiz özellikleri bu
bölümde biraz daha detaylı açıklayacağız. Tekrar hatırlayacak
olursak en önemli kök hücre özelliklerimiz şunlardı;
• Pluripotensi
• Kendini Yenileme
• Farklılaşma
• Klonalite
Pluripotensi
Pluripotensi terimi hücrenin farklılaşma düzeyi ile ilgili bir
terimdir. Köklülük de dediğimiz bu terim kök hücreyi diğer
hücrelerden ayıran en önemli özellik sayılabilir. Bildiğimiz gibi
organizmadaki tüm kök hücre türleri aynı derecelerde
farklılaşma yetkinliğine sahip değiller. Bu açıdan bakıldığında
pluripotensi terimini asıl hak eden hücreler embriyo kök
hücreleri ve bazı türevleridir. Günümüzde deneysel olarak,
farklı yöntemler kullanılarak belli düzeyde bir köklülük elde
edilmiştir. Somatik hücrelerde pluripotensiye yani Uyarılmış
Pluripotent Kök Hücreler konusuna ileride değineceğiz.
Kendini Yenileme
Kendini yenileme kavramından, hücre biyolojisi
literatüründe genellikle birkaç terim ile bahsedilir. Bu kavram
hücrenin çoğalma sayısıyla ilgili olup “sınırsız”, “ölümsüz” gibi
sözcüklerle açıklanır. Aslına bakıldığında ise ölümsüz ve
13
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
sınırsız kelimeleri kök hücreye olduğundan fazla bir anlam
yükler. Kök hücrelerin birçoğu ölümsüz değil, aksine belli bir
bölünme sonucu yaşlanan ve ölüme giden hücrelerdir.
Örneğin; kemik iliği kaynaklı mezenkimal kök hücrelerin 40-60
kez bölündükten sonra yaşlandıkları ve kök hücre özelliklerini
kaybettikleri tespit edilmiştir (Luna ve ark. 2011). Dolayısıyla
“ileri derecede çoğalabilen” terimi çok daha doğru olacaktır
(Melton ve Cowen 2009).
Bir hücrenin kendini yenilemesi, eskimiş organellerini
onarmasını değil kök hücre havuzunu yenilemesini ifade eder.
(Kök hücre havuzuna kök hücrelerin ortak özelliklerinde
değinmiştik.) İşte bu havuzun tükenmemesi için her
bölünmeden sonra hücrelerden birinin tekrar kök hücre
olarak havuza katılması gerekir. Dolayısıyla bir bölünme
sonucu ortaya çıkan hücrelerden biri kök hücrenin yedeği
olarak kalırken diğeri farklılaşma yoluna gider. Bu tür
bölünmelere asimetrik hücre bölünmesi diyoruz. Asimetrik
hücre bölünmesi, çevre asimetrisi (Şekil 2) ve bölünme
asimetrisi (Şekil 3) olarak iki farklı yolla gerçekleşir (Watt ve
ark. 2006).
Bölünme asimetrisinin olumsuz yanı, mevcut kök hücre
sayısını artırmayıp yalnızca sabit tutmasıdır.
Hem çevre asimetrisiyle bölünmede hem de bölünme
asimetrisiyle bölünmede mikro çevre koşullarından yani kök
hücre nişinden yardım alınır.
14
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
Şekil 2
Şekil 3
Her iki bölünmede de yavru hücrelerden birisi kök hücre havuzuna
katılırken diğeri farklılaşma yoluna gider. Ancak çevre
asimetrisinde çevre faktörleri rol oynar ve bazen iki hücre de kök
hücre havuzuna katılabilir. Bölünme asimetrisinde ise hücrenin
yapısı veya bir başka hücreyle olan ilişkisi sonucunda sitoplazmada
ortaya çıkan faktörlerin hücre içindeki dağılım farkı nedeniyle iki
farklı yapıda hücre ortaya çıkar. Biri kök hücre olmayı sürdürürken
diğeri farklılaşır. (Can, Alp 2014 Ankara, Kök Hücre Biyolojisi,
Türleri ve Tedavide Kullanımları ’ndan değiştirilerek.)
15
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
Farklılaşma
Asimetrik bölünme sırasında, sitoplazma ve hücre
asimetrisinin yanında DNA yapısında da bir asimetri ortaya
çıkar. Yapılan işaretleme deneylerinde, kök hücre
kromozomlarının sentromer bölgelerinde henüz tam
anlamıyla tanımlanmamış birtakım moleküler etiketlerin
bulunduğu ve bunların bölünme sırasında sadece bir yavru
hücreye geçtiği görülmüş, kök hücre olarak kalan ve hücre
havuzuna katılan hücrenin bu hücre olduğu anlaşılmıştır
(Shinin ve ark. 2006). Kısacası asimetrik bölünmede DNA eşit
olarak dağıtılmaz.
Kök hücre olarak
kalmayan, yani farklılaşma
yoluna gidecek olan
hücreler, farklılaşmadan
önce bir dizi daha bölünme
geçirirler. Bunun
sonucunda ortaya çıkan
hücreler çoğalan geçici
hücreler olarak
isimlendirilir (Şekil 4). Bu
hücreler belli bir sayıya
ulaşınca, ortam koşulları
uygunsa farklılaşmaya
giderler. Farklılaşma
aslında göreli bir
kavramdır, bir hücrenin
Şekil 4
16
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
farklılaşması ve fenotipinde meydana gelen değişimler ancak
başka hücrelerle kıyaslanırsa anlam kazanır (Potten ve Wilson
2009). Yapılan çalışmalar sayesinde, hücrenin farklılaşmasında
rolü olan en önemli faktörün epigenetik mekanizmalar
olduğunu biliyoruz. Çok detaya girmemek adına, bu konuya
değinmeyeceğiz.
Farklılaşma, ileri ve geri farklılaşma olarak ele alınır ve bu
noktada plastisite teriminden söz edilir. Hücrenin
farklılaşmaya başladığı noktaya kısmen ya da tamamen geri
dönmesine geriye farklılaşma yani dediferansiyasyon deriz.
Deneysel yolla elde edilen uyarılmış pluripotent kök hücreler
(iPSCs) , bu mekanizmanın en tipik örneğidir (Bu konuya “Kök
Hücrenin Türleri” bölümünde değinilecektir).
Klonalite
Klon oluşturma yeteneği, tek bir hücreden çok sayıda yeni
kök hücrenin üremesi anlamındadır. Klonalite, klonun içerdiği
hücre sayısı ve klon oluşturma hızına göre kök hücreler
arasında yapılacak kıyaslamalarda kullanılan ölçütlerdendir.
Deneysel amaçla hazırladığımız hücre kültürleri her zaman
saf olmayabilir. Kültürde birden fazla hücre türünün varlığı
bazen olumlu bazen de olumsuz etki yaratır. Bu nedenle
“karışık hücre topluluğunu” “saf hücre topluluğuna”
dönüştürmek, bir dizi yöntem gerektiren uzun bir süreçtir.
17
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
KÖK HÜCRENİN TÜRLERİ
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
Kök Hücrenin Türleri
Bu bölümü okumadan önce şunu hatırlamalısınız ki kök
hücre çok geniş kapsamlı bir konudur. Biz bu kitapçıkta sizlere
en temel bilgileri vermeyi hedefledik ve konu sınırlamamızı
çok geniş tutmamaya özen gösterdik. Bu şekilde düşünecek
olursak bu bölümü de sınırladığımızı tahmin edebilirsiniz.
Kök hücreleri sınıflandırırken embriyo dönemine ait, fetüs
dönemine ait ve yetişkin kök hücreler olarak dönemlere
ayrılmış bir sınıflandırma yapmak daha mantıklı görünür. Her
üç dönemin kök hücrelerinin özellikleri pratikte birbirlerinden
farklıdır. Ancak konu yetişkin kök hücreleri olunca, hücrelerin
ayrımını kesin sınırlarla belirlemek zordur. Bu nedenle ele
alınma biçimi değiştiğinde sınıflandırmalar da değişebilir.
İlk bölümde Totipotent, Pluripotent, Multipotent,
Oligopotent, Bipotent ve Unipotent kavramlarında kısaca
bahsetmiştik. Bu kavramlar kök hücrelerin farklılaşma
düzeylerini ifade eder. Ancak çoğu zaman kök hücreleri
kaynağına göre sınıflandırmayı tercih ederiz.
Bu bölümde sizlere, en önemli oldukları düşünülen kök
hücre tiplerini açıklamaya, özetlemeye çalışacağız.
• Uyarılmış Pluripotent Kök Hücreler
• Hematopoetik Kök Hücreler
• Mezenkimal Kök Hücreler
• Diyabet Kök Hücreleri
• Kanser Kök Hücreleri
• Nöral Kök Hücreler
19
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
Uyarılmış Pluripotent Kök Hücreler
İndüklenmiş pluripotent kök hücreleri (iPS) anlayabilmemiz
için önceden tanımladığımız pluripotensi kavramını
hatırlamamız gerekmektedir. Embriyonik kök hücrelerin sahip
olduğu bu özelliğin somatik bir hücrenin yeniden
programlanmasıyla, farklılaşmış bir hücreye aktarılması olayı
2006 yılında Takahashi ve Yamanaka isimli araştırmacılar
tarafından gerçekleştirilmiştir (Takahashi ve Yamanaka 2006).
Bu çalışmada, düşük verimli de olsa, somatik hücreler
pluripotent düzeye getirilmiş yani farklılaşmada geriye
gidilmiştir (dediferansiyasyon).
Araştırmacılar önce, embriyonik kök hücrelerde önemli
olduğu tespit edilen 24 adet transkripsiyon faktörünü fare
fibroblastlarına retroviral transfeksiyon yöntemiyle
aktardılar. Sonra içlerinden 10 tanesi ayrıştırıldı ardından da
en etkin biçimde iPS hücresi oluşturdukları gösterilen 4
transkripsiyon faktörü seçildi. Bu faktörler Oct4, Sox2, c-Myc
ve Klf4’tür (OSKM). Bunlardan bazıları değiştirilebilir ancak
Oct4 ve Sox ailesi olmadan pluripotensiye dönüşüm pek de
olası değildir.
iPS hücreleri oluşturulurken önce programlama faktörleri
seçilir, üretilir ve hücreye verilir. Ardından hedef hücre türü
belirlenir. Organizmadan çıkarılan hedef hücre türü kültür
koşullarına alınır sonrasında gen ifadesi sağlanır. Gen
aktarımından sonra aktif genleri içeren hücre kolonileri
ayrıştırılır ve böylece uyarılmış (indüklenmiş) pluripotent kök
hücreler elde edilmiş olur.
20
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
iPS hücrelerin ve embriyonik kök hücrelerin;
• Üç germ tabakasına ait hücrelere farklılaşabilme potansiyeli,
• Kültür ortamındaki gelişim evreleri,
• DNA metilasyon modeli,
• Kimerik canlılar oluşturabilme,
• Teratom oluşturabilme yeteneği gibi ortak özellikleri vardır.
iPS hücreler, kullanılmasında etik sakıncalar görülen
embriyonik kök hücrelerin yerini tutabilecek bir kaynaktır.
Geri dönüşümü olmayan hücre hasarlarından kaynaklanan
hastalık modellerinde, rejeneratif tıp için büyük bir umut
kaynağıdır. Düşük verimli olsa da, hücresel tedavilere, ilaç
araştırmalarına, hastalık modellerinin araştırılmasına olanak
sağlayan ve organizmaya implantasyonunda immün cevap
riski olmayan en uygun yöntemdir. Hücreler canlının kendi
somatik hücrelerinden elde edildiğinden organizmanın
reddetme olasılığı da elimine edilmiş olur.
Şekil 5
21
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
Hematopoetik Kök Hücreler
Kanda farklı görevler gösterecek şekilde 3 çeşit kan hücresi
grubu vardır. Bunlar eritrositler, trombositler, lökositlerdir.
Tüm bu kan hücreleri kemik iliğinde multipotent kök
hücreden bölünme ve farklılaşma-olgunlaşma yoluyla
meydana gelirler. Kemik iliğinde ise başlıca 2 çeşit kök hücre
vardır. Bunlar hematopoetik ve mezenkimal kök hücreleridir.
Hematopoetik kök hücrelerin temel görevleri sürekli kan
hücreleri üretmektir. Ancak son yıllardaki çalışmalar
hematopoetik kök hücrelerin plastisite özelliği sayesinde farklı
kök hücre gruplarına dönüşebileceğini göstermiştir ki bu
günümüzde hematopoetik kök hücrelerin bu kadar popüler
olmasının en önemli sebeplerindendir. Hematopoetik kök
hücreler non-adherent, yuvarlak şekilli ve yuvarlak tek
çekirdekli, morfolojik olarak lenfositlere benzeyen hücrelerdir.
Sitoplazmanın çekirdeğe oranı küçüktür. Flow sitometri ile
inceleme yapıldığında yüzey antijeni CD34+ ve CD38- olarak
görülür.
Hematopoetik kök hücreler en fazla kemik iliğinde
bulunmakla birlikte kan ve göbek kordonunda da bulunurlar.
Hematopoetik kök hücreler pelvis kemiğinden (diğer
kemiklerden de alınabilir ama en çok pelvis tercih edilir) iğne
ile ya da G-CSF (granülosit koloni uyarıcı faktör) veya benzeri
bir sitokin kullanımının ardından kandan elde edilebilir ve
daha sonra klinikte tedavi amaçlı ya da çeşitli araştırmalarda
kullanılırlar.
22
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
Hematolojik malignitelerde ve diğer bazı hastalıklarda
hematopoetik kök hücrelerden yararlanılır. 2 çeşit kök hücre
transplantasyonu vardır. Bunlardan biri otolog diğeri
allogeniktir. Otolog transplantasyonda, hastanın kendisinden
toplanan kök hücreler yüksek doz kemoterapi sonrası hastaya
tekrar transplante edilerek hastanın yeniden sağlıklı hücre
üretmesi ve tüm malign hücrelerden kurtulması amaçlanır.
Allogenik transplantasyonda ise bir başka kişiden toplanan
kök hücreler daha düşük bir kemoterapi sonrası hastaya
transplante edilerek kimerik bir ilik oluşturulmaya çalışılır.
Şekil 6
23
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
Kordon Kanı
Bebekle anne arasındaki besin ve O2 ihtiyacını karşılamaya
yarayan dokuya kordon denir. Kordon kanı ise doğumdan
sonra bu dokunun ve plasentanın içinde kalmış olan kandır.
Buradaki hücreler olgun bireylerdeki periferik kan ve kemik
iliği ile benzerlik gösterir ve daha önce de bahsedildiği gibi
hematopoetik doku oluşturabilirler ayrıca fonksiyonel olarak
kemik iliğindeki kök hücrelerden daha üstün özelliklere
sahiptirler. Eğer kordon kanı uygun şekillerde saklanırsa
ileride meydana gelen başta hematolojik maligniteler olmak
üzere çeşitli hastalıklarda kişinin kendisinde veya HLA uyumlu
kişilerde tedavi amaçlı kullanılabilir. Ancak bireyde
hematolojik malignite gözlenmiş olsa dahi kök hücre
transplantasyonu o hastalık için uygun tedavi olmayabilir ve
kordon kanından toplanan kök hücreler yetişkin birey için
yeterli bir miktar olmayabilir.
Mezenkimal Kök Hücreler
Mezenkimal kök hücreler kemik iliği, yağ dokusu, amniyon
sıvısı ve plasentada bulunan pluripotent özellikteki kök
hücrelerdir. Yenilenme ve plastisite özellikleri vardır. Bu
sayede osteoblast, adiposit, kondrosit, myoblast, nöron,
hepatosit gibi çeşitli hücre tipleri ve dokulara (özellikle
stroma) farklılaşabilmektedir. Flow sitometri ile inceleme
yapıldığında mezenkimal kök hücreler CD34–, CD45– olarak
görülürler.
Mezenkimal kök hücrelere başta kardiovasküler hastalıklar
olmak üzere çeşitli alanlarda rejeneratif tıp uygulamalarında
kullanılmaktadırlar. Mezenkimal kök hücreler, parakrin
24
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
etkileri, anjiyogenezi indükleyebilmesi, anti-enflamasyon gibi
özellikleri sayesinde hem deneysel olarak hem de doğal olarak
doku onarımında kullanılabilirler.
Mezenkimal kök hücrelerin NK (natural killer), T ve B
lenfositleri üzerine immünomodülatör etkileri vardır. Bu
immünosupresif etkileri sayesinde birçok otoimmün hastalığın
tedavisinde denemektedirler. Ayrıca mezenkimal kök hücreler
hematopoezi de indüklemektedir. Tüm bu özellikleri
sayesinde de bu hücreler GVHH (Graft vs. Host Disease)’nin
profilaksi ve tedavisinde kullanılırlar.
Diyabet Kök Hücreleri
“Diyabet kök hücreleri” dediğimizde aklımıza gelmesi
gereken şey diyabet hastalığıdır. Diabetes mellitus (DM),
insülin bağımlı tip 1 ve insülin bağımsız tip 2 diyabeti olmak
üzere iki çeşidi olan, küresel çapta etkili, kronik bir hastalıktır.
Hastaların yaklaşık %10’u tip 1 diyabet (T1DM) hastasıdır.
Yani pankreaslarında, genelde otoimmünite sebebiyle, insülin
salgılayan β (beta) hücrelerinin hasarlanması/yıkımı ve işlev
görememesi söz konusudur. Tip 2 diyabet (T2DM)
hastalığında ise pankreas β hücrelerinden insülin
hormonunun salınımının yetmezliği gözlenir. Sonuçta her iki
tip diyabette de Langerhans adacıklarında insülin hormonunu
üreten beta hücreleri hasar gördüğü için insülin yetmezliği ya
da yokluğu gözlenir.
Günümüzde diyabet için geleneksel insülin tedavisi yetersiz
kalmaktadır. Bu yüzden diyabet tedavisine ilişkin farklı yollar
üzerinde çalışılmaktadır. Bunlardan bazıları;
25
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
• hücre kökenli tedaviler,
• pankreas transplantasyonu,
• yapay pankreas üretilmesi,
• adacık nakli,
• otoimmüniteyi engelleme çalışmaları,
• gen ve rejenerasyon tedavileridir.
Her yöntemin kendi içerisinde kısıtlılıkları bulunmaktadır.
Ancak, tüm bu tedavilerin tabanında insülin salgılayan beta
hücrelerinin yerine konması yatmaktadır.
İnsan embriyonik kök hücrelerinin izole edilebilme
yöntemlerinin keşfedilmesi ile birlikte, tip 1 ve tip 2 diyabetli
hastalarda tedavi için yeni ümitler ortaya çıkmıştır. Ancak
Langerhans ada hücrelerinin, doğum ve çocukluktan sonraki
kaynağı henüz açıklanamamıştır ve yetişkin kök hücrelerinin
pankreasta oluşup oluşmadığı hala tartışma konusudur.
Embriyonik kök hücrelerinin, kültür ortamlarında insülin
üreten hücrelere farklılaşabildikleri fare embriyonik kök
hücreleri ile yapılan in vitro çalışmalarla gösterilmiştir. Bu
çalışmalar etik nedenlerden dolayı insanlarda tekrarlanamasa
da yakın türlerle yapılan çalışmalar ve belki de ilerde etik
kısıtlamaların kalkmasıyla yeni bir tedavi alanı doğabilir.
Özellikle tip 1 diyabet kişinin kendi hücrelerinin kendi
bağışıklık sistemi tarafından yıkılması nedeniyle tedavisi zor
bir hastalıktır ve diyabet tedavisinde kök hücre temelli
çalışmalar gelecek için umut vaat etmektedir.
26
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
Şekil 7
Kanser Kök Hücreleri
Kanser, hücrenin normal davranışlarını düzenleyen
mekanizmaların bozulması sonucu ile kötü huylu yani malin
tümörlerden oluşur ve günümüzün en büyük sorunlarından
biridir. Malin tümörler çevre dokuları istila ederek (invazyon)
değişik bölgelere metastaz yaparlar. Hücre çeşitliliğine bağlı
olarak, davranış ve tedaviye cevap verme yönünden değişiklik
gösteren yüzden fazla kanser türü vardır.
27
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
Kansere yol açan maddelere karsinojen denir. Tümörlerin
gelişimi çok aşamalı bir süreçtir, dolayısıyla birçok farklı faktör
kanserin ortaya çıkmasını tetikleyebilir.
Son yıllarda tümörlerin kendilerine ait kök hücreleri olduğu
fikri bilim insanlarının dikkatini çekmektedir. Kanser kök
hücresi dediğimiz bu hücrelerin, bağırsak, deri, kemik iliği,
meme gibi dokulardaki hücrelerin kaynağı olan kök
hücrelerden köken aldığı ileri sürülmüştür. Ancak tümörün,
“kötü gitmiş’’ bir erişkin kök hücresi tarafından mı yoksa kök
hücre yeteneği kazanmış farklılaşmış bir hücre tarafından mı
başlatıldığı tartışma konusudur.
Kanser kök hücresi de diğer kök hücreler gibi kendini
yenileme yetisine sahiptir ve bunu yaşam boyu elinde tutar.
Kimyasal uyarılara ve iyonize radyasyona dirençlidir. Bu
açılardan bakıldığında kanserli dokuyu ortadan kaldırmak pek
mümkün gözükmez. Kanserin tedavi sonrasında tekrar ortaya
çıkmasının nedeni bu olabilir. Sessiz olan kanser hücresi yıllar
sonra uyanarak tekrar tümör oluşturabilir. Örneğin meme
kanserinde ilk tedaviden yaklaşık 10 yıl sonra metastaz ortaya
çıkabilir (Aguirre-Ghiso 2007). Bu sebeple tümörün
tedavisinde asıl hedefin kanser kök hücresi olması gerekir.
Kanser kök hücresi, normal kök hücre özelliklerinin çoğunu
taşır. Kanser kök hücresini normal kök hücreden ayıran bazı
özellikler;
• kimyasal tedaviye ve ajanlara dirençli olması,
• radyasyona direnç göstermesi,
• tümör kitlesi oluşturması,
• invazyon ve metastaz özelliği,
• apopitoza direnç göstermesi ve anjiyogenezi uyarması,
• telomeraz enziminin sınırsız replikasyon özelliğine sahip
olmasıdır.
28
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
Şekil 8
Bazı kanser türlerinde günümüz tedavisi ne yazık ki yetersiz
kalmaktadır ve asıl hedefi oluşturan kanser kök hücreleri yok
edilememektedir. Bu nedenle yeniden kanser oluşmaktadır
(relaps). Bunun yanı sıra güçlü tedavi girişimleri sağlıklı
hücrelere de zarar vermektedir.
Nöral Kök Hücreler
Nöral kök hücreler, sinir sisteminin dejeneratif
hastalıklarının tedavisi umuduyla özel bir ilgi alanı haline
gelmiştir. Nöronların yalnızca embriyonik dönemde oluştuğu
fikri nöral kök hücrelerinin keşfi ile geride kalmıştır. Bu kök
hücreler, fetüsün beyin ve sinir sistemini oluşturan kök
hücrelere benzemektedirler. Yani nöron, astrosit ve
oligodendrositleri oluşturabilmektedirler.
2001 yılında Johns Hopkins Üniversitesi’nde yapılan bir
çalışmada felçli farelerin çoğunun bu yöntem sayesinde
iyileşebildikleri gösterilmiştir. Sinir sistemini etkileyen bir virüs
verilerek felç edilen farelerin omuriliğine kök hücrelerden
29
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
elde edilen sinir hücreleri yerleştirilmiştir. Üç ay sonra felçli
farelerden çoğunun kol ve bacaklarını kımıldatabildikleri
görülmüştür.
Nörodejeneratif hastalık omurilik ve beyinde birtakım
uzun süreli ve hızlı ilerleyen klinik vakayı ifade etmek için
kullandığımız bir terimdir. Bu hastalıklarda progresif ve
irreversible (dönüşümsüz) bir biçimde nöron ve gliya hücresi
kaybı vardır. Birçok hücrede ise işlev kaybı ortaya çıkar.
Dejeneratif sinir sistemi bozuklukları arasında Alzheimer,
motor nöron, ALS ve Parkinson gibi kişinin yaşam
standartlarını oldukça düşüren hastalıklar bulunur.
Beyin ve spinal kord, düşük hücresel dönüş ve düşük
rejeneratif potansiyel gösteren dokulara sahiptir. Bu nedenle
bir hasar meydana geldiğinde, endojen yolla onarım güç
olduğu için kök hücrelerden yararlanmak mantıklı görünür.
Kök hücre çalışmalarının temelinde kaybolan hücrelerin
yerine yeni hücreler koyma, nöronların onarımını uyarma ve
inflamasyonu baskılama fikirleri yatar.
Her ne kadar umut verici gözükse de kök hücre
tedavilerinin de bazı sıkıntılı noktaları vardır. Hastaya
nakledilen hücrelerin aşırı çoğalması, vücutta tümör oluşumu
veya damar tıkanıklığı gibi riskler göz önünde
bulundurulmalıdır. Bu tür olasılıklar genelde tedaviden
vazgeçme ile sonuçlanır. Bilim insanları hala bütün bunların
altında yatan moleküler mekanizmaları çözmeye
çalışmaktadır.
30
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
SÖZLÜK
adherent: (1) temas eden fakat birlikte büyümeyen; (2)
tabana, zemine bağlı olan.
anjiyogenez: önceden var olan damarlardan filizlenerek yeni
damarların gelişmesi.
apopitoz: bir hücre içi ‘intihar’ programının aktivasyonu
sonucu ortaya çıkan hücre ölümü.
detoksifikasyon: toksik madde zararlarının giderilmesi.
enflamasyon: dokuların yangı veya doku hasarı ile
sonuçlanan ağrılı şişmesi ve kızarıklığı, iltihaplanması.
epigenetik: DNA nükleotid sekansında herhangi bir değişiklik
olmaksızın oluşan hücre projenisi tarafından kalıtımla
geçebilen gen fonksiyonundaki modifikasyonlarla gerçekleşen
olaylar.
fibroblast: fibröz bağ dokuda bulunan düz ve düzensiz şekilli
bağ dokusu hücresi. Tip 1 ve hiyaluronik asidin dahil olduğu
ekstrasellüler matriksin bileşenlerini salgılar.
gliya hücreleri: merkezi sinir sisteminin ve periferal sinir
sisteminin sinir hücresi haricindeki hücrelerinden herhangi
biri, örneğin Schwann hücreleri.
hematopoez: kan oluşumu, kök hücrelerden kan
hücrelerinin oluşumu.
immün: patojenik mikroorganizmalara karşı koruyucu
antibiyotikler ve/veya aktif T lenfositleri ile bellek B ve T
hücreleri oluşturan birey, bu yolla patojenlerle yeniden
enfeksiyona karşı dirençli olur.
31
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
implantasyon: döllenmiş yumurtanın uterus duvarına
yerleşmesi, yerleştirilmesi.
kardiovasküler: kalp ve kan damarları ile ilgili olan.
kimerik: (1) iki farklı genetik yapılı hücreden meydana gelmiş
bitkiler veya hayvanlar; (2) farklı kaynaklardan gelen subünite
veya sekansların karışımından ibaret DNA veya protein.
metilasyon: bir moleküle metil grubu (-CH3) ilavesi.
parakrin: komşu hücrelerdeki küçük alanlarda iş gören
sitokinler.
plastisite: uyaranların etkisi altında değişim kapasitesi.
profilaksi: hastalık meydana gelmeden hastalığın önlenmesi.
sitokin: bir hücre tarafından oluşturulan ve aynı veya farklı
bir hücrenin gelişimi ile farklılaşmasını etkileyen herhangi bir
polipeptit veya protein.
telomeraz enzimi: yapısında taşıdığı RNA'yı taslak olarak
kullanarak her bölünme ile kısalan telomer uçlarının
korunmasını sağlayan enzim.
teratom: doku ya da organ parçaları içeren, üç germ
katmanının normal türevlerine benzeyen kapsüllü bir tümör.
transfeksiyon: kültür ortamına DNA ilavesi ile hücrelerin
genetik modifikasyonu. DNA hücrelere girer, DNA’ya geçişte
kısa süreli değişiklik oluşturur ve bazı durumlarda genomla
birleşir.
ubikutin: proteazomlarda yıkım için hedeflenen proteinlerle
ilgili küçük asidik protein.
32
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
KAYNAKÇA
Alberts B, Johnson A, Lewis J, et al. (2002). "Primordial Germ Cells
and Sex Determination in Mammals". Molecular Biology of the Cell.
4th edition. Garland Science.
Arıoğul S. Stem Cell and Geriatrics Deda H. Nörolojik Hastalıklarda
Kök Hücre Tedavileri
Can, Alp (2014), Kök Hücre Biyolojisi Türleri ve Tedavide Kullanımları,
Ankara: Akademisyen Tıp K.
Eleanor Lawrence, 2013, Henderson's Dictionary of Biology
Gardner RL, Edwards RG. Control of the sex ratio at full term in the
rabbit by transferring sexed blastocysts. Nature 1968;218:346–8.
Hans R. Schöler (2007). "The Potential of Stem Cells: An Inventory".
In Nikolaus Knoepffler; Dagmar Schipanski; Stefan Lorenz Sorgner.
Human biotechnology as Social Challenge. Ashgate Publishing, Ltd.
p. 28.
Kök Hücre Kavramı ve Klinik Uygulamaları Teoman Soysal
Marmara Medical Journal 2012;25:5-9
Slack, J.M.W. (2013) Essential Developmental Biology. WileyBlackwell, Oxford.
Watt SM. ,Gullo F. ,von der Garde H. ,et al. The angiogenicproperties
of mesenchymal stem/stromal cells and their therapeutic potential.
Brit. Med. Bulletin 2013:108:24-53
http://c.merriam-webster.com/medlineplus/totipotent
http://stemcells.nih.gov/info/scireport/pages/chapter7.aspx
http://www.dkms-nabelschnurblutbank.de/en/anne-babalar/siksorulan-sorular-sss-yararli-linkler.html
http://www.osmanilhan.com/kordon.php
www.kanbilim.com
www.thd.com
33
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
NOTLAR
……………………………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………………………
……………………………………………………………….…………………………………
……………………………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………………………
…………………………….……………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………………………
34
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
……………………………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………………….…
……………………………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………………………
…………………………………………………………….……………………………………
……………………………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………………………
35
KÖK HÜCRE TANITIM KİTAPÇIĞI
36
Download