MODERN VE POSTMODERN DÜŞÜNCELER HEMŞİRELİK

advertisement
C.Ü. Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi 2008, 12(2)
MODERN VE POSTMODERN DÜŞÜNCELER HEMŞİRELİK FELESEFESİNİ ETKİLEDİ Mİ?
Selma KAHRAMAN*
ÖZ
ABSTRACT
İnsanın içinde yaşadığı dünya, yalnız fiziksel bir dünya
Do Postmodernity and Modernity Ideas Affect
Nursing Philosophy
olmayıp, aynı zamanda bir değerler ve anlamlar dünyasıdır.
The world in which people live, is not only that a
İnsan düşünmeye, sorgulamaya başladığı zaman felsefenin
physical world, it is olsa a simultaneous composition of values
kapısını da aralamaya başlamıştır. Ortak alanları insan olan
and semantics. Once a person starts to think and question, he
hemşirelik ve felsefe, insanlık durduğu sürece hep birlikte ve
hep
insan
için
var
olacaklardır.
also opens the doors to philosophy. Nursing and philosophy
Hemşirelikte
both have common areas and as long as humanity exists they
profesyonelleşmenin başta gelen koşulu kuşkusuz bilim ve
both will exist. By all means, the foremost requirement to be a
felsefeyi anlamak ve mesleğe yansıtmaktır. Bu yüzden,
professional in the field of nursery is to understand science
hemşirelik mesleğinin gelecekle kucaklaşması için bilimselleşme
and philosophy and to be able to reflect them to the
sürecinde yer alan postmodern ve modern düşünceleri
profession. There, to embrace the field of nursery in the
future, it is important to understand postmodern and modern
anlaması ve mesleğine uyarlaması önemlidir.
views taking place in scientific process and adapt them to the
Anahtar Sözcükler: Hemşirelik felsefesi, modernite,
nursery profession.
postmodernite
Key
Words:
Nursing
philosophy,
modernity,
postmodernity
GİRİŞ
İnsanın içinde yaşadığı dünya, yalnız fiziksel bir
dünya olmayıp, aynı zamanda bir değerler ve anlamlar
dünyasıdır. İnsan düşünmeye, sorgulamaya başladığı
zaman, felsefenin kapısını da aralamaya başlamıştır.
İnsanın var olmasından daha önemli olan şey, onun bu
varoluşuna neler kattığı ve varoluşunu hangi anlam ve
değerlerle gerçekleştirdiğidir. Felsefe bizlere, bu
değerlerin/anlamların bilgisini ve bilincini verir. İnsan
felsefeyle bir değerler varlığı olduğunu ya da değerli bir
varlık olduğunu fark eder. Felsefe kendini bilme,
anlama, başkalarını anlama ve anlatmanın koşullarının
bilgisidir. Böyle bir bilgi, bizi biz yaptığı gibi dünyadaki
duruşumuzu belirler, daha da önemlisi anlamlı kılar
(Demirdöven, 2007; Günay, 2007; Rodopman, 2006).
Ortak alanları insan olan hemşirelik ve felsefe,
insanlık durduğu sürece hep birlikte ve hep insanlık için
var olacaklardır. Hemşirelikte profesyonelleşmenin başta
gelen koşulu, bilim ve felsefeyi anlamak ve mesleğe
yansıtmaktır. Hemşireliği diğer disiplinlerden ayıran ve
hemşireliğin kendine özgü bir disiplin olmasını sağlayan
üç önemli öğe vardır. Bunlar; hemşireliğin kavramsal bir
çatıya sahip olması, bilgi gelişimine olanak sağlayan
kabul edilebilir metodolojik yaklaşımlarının bulunması ve
tanımlanabilir bir felsefi düşüncesinin olmasıdır (Atalay
ve Tel., 1999; Demirdöven, 2007; Erdemir, 1998).
Felsefi düşüncenin, dar görüşleri, dogmaları ve
kısıtlamaları/engellemeleri aşma konusunda uyarıcı ve
değiştirici bir işlevi de vardır.
*
Arş.Gör., Erciyes Üniversitesi Atatürk Sağlık Yüksekokulu,
Kayseri
56
Kahraman
Bu nedenle felsefe bireye ve topluma/kültüre,
özgürce düşünmenin/sorgulamanın, farklı düşüncelere
saygılı/hoşgörülü davranmanın yolunu açar. İlerleme ve
gelişmeyi sağlayan öğe, insanlarla kurulan diyalog ve
iletişimdir. Diyalogun olmadığı/kurulamadığı yerde
felsefeden de söz edilemez. Felsefeyle birlikte insan,
dünyayı değilse de öncelikle kendini değiştirebilir.
Kendini değiştiren insan ise dünyayı, içinde bulunduğu
gerçekliği değiştirmek konusunda da önemli bir adım
atmış olmaktadır. Hemşirelik için değişim ise,
deneyimlere dayalı kararlardan, kanıta dayalı karar
verme bilincini geliştirmektir. Bu nedenle, hemşirelik
mesleğinin geleceğe hazırlanması için, bilimselleşme
sürecinde yer alan postmodern ve modern düşünceleri
anlaması ve mesleğe uyarlaması önemlidir (Erdemir,
1998; Grealish, 2000; Günay, 2007; Karagözoğlu, 2005;
Karagözoğlu, 2006; Rodopman, 2006; Velioğlu, 1998).
kültürün
görüşü
bilgiyle
ulaşılabilir.
felsefesiyle
bütünleşmiş, hümanistik yaklaşımlarla iç içe geçmiş,
akımdır. Modern düşünce, yalnız yeni karşılaştığı,
duyduğu ve öğrendiği şeylere kuşku ile yaklaşma
noktasında kalmamış, bunun bir adım ilerisi olan
‘eleştirel olma’ özelliğini de kazanmıştır. Bu anlamda
eleştirisellik, modern bilimsel düşünce ve yaklaşımın en
özelliklerinden
başlanmıştır
(Adugit,
biri
olarak
2005;
kabul
Felsefe
edilmeye
Ekibi,
orta
çağda
yaşanan
geçirilip
Bu çerçevede; modernizmin belirleyici özellikleri
olarak öne sürülen noktalara bakıldığında bazı genel
kavramların ön plana çıktığı görülmektedir. Bunlar;
‘düzen', ‘yapı', ‘hakikat', ‘nesnellik', ‘evrensellik', ‘akıl',
‘özne',
‘özgürlük'
‘meta-anlatı'
‘ilerleme'
gibi
kavramlardır. Modern dönemde aşama aşama bilim,
ahlak ve sanat, özerk, otoriter alanlar durumuna
getirilmiştir. Bilişsel araçlar, ahlaksal-kurgusal-estetik
anlatım ve uslamlama yapıları, özel uzmanların denetimi
altına girmiştir. Ortaçağda Tanrı'nın-dinin kulluğunda
olan insan bu kez, modern çağın yücelttiği olguların,
otoritelerin kulluğuna soyunmuş, bilim adamı, ussallığın
2005;
Kahraman, 2002; Yaşayan, 2005).
Modernizm,
gözden
Bilimsel düşünce yüzyılın ilk çeyreğinde, daha
saygın bir hale gelmeye başlamıştır. Bunun sonucu
olarak, daha önce dile getirdiği ‘gerçeğe giden yol’
şeklindeki alçak gönüllü söylemini, ‘gerçeğe giden tek
yol’ şekline dönüştürmüştür (Adugit, 2005; Ertürk,
2004; Felsefe Ekibi, 2005; Kahraman, 2002; Yaşayan,
2005).
akılcılık ve pozitivizm kavramlarını benimsemiş bir
temel
göre
Diğer bir deyişle, bilimselliğin bu temel objektiflik
özelliği, sübjektiflik ve değersellikten uzak durup, objeye
uygunluk ve olgusallığı esas almayı ifade eder. Bilimsel
olma, objeye ya da vakıaya uygun oluşu ve test
edilebilir olmayı gerektirir. Obje ya da olaya uygunluğu
saptamanın ve topluma açık test edilebilir olmanın yolu
ise deney ve gözlemden geçmektedir. Böylece bilginin
yeni tanımı, deney ve gözlem yöntemlerinin egemen
olduğu objektif bilimsel bilgi şeklinde olmaktadır
(Adugit, 2005; Ertürk, 2004; Felsefe Ekibi, 2005;
Kahraman, 2002; Yaşayan, 2005).
metod’ olarak sunduğu bilimdir. Gerçeğe ise ancak
aydınlanma
öngörülere
c) görelilik ve tartışmaya açık olmaktan uzak bir
‘objeye uygunluk’.tur.
düşüncenin ‘gerçeğe giden yol’ ya da ‘gerçeğe götüren
edilen
bu
b) kişisel ya da yanlı değer yargılarından ve her
türlü önyargıdan uzak bir ‘tarafsızlık’;
yavaş yavaş kendini göstermeye başlayan modern
yüzyıl
öğelerle
a) gerçek ve makullük konusunda yapılan eleştiri
ve tartışmaların yol açtığı kargaşaya son verecek bir
‘kişilerarası kabul edilirlik’;
belirtmektedir. Modernizm onyedinci yüzyıldan itibaren
elde
iyi
Bilimsel düşünce ve etkinliklerin vazgeçilmez
öğesi objektiflik’dir. Bilimde aranan objektiflik ile
temelde üç özellik ifade edilmektedir. Bunlar;
olanlarla, değişmekle birlikte eskiden yeniye geçişi
18.
daha
uyarlanmalıdır ( Felsefe Ekibi, 2005).
Modern teriminin içeriği her çağda her dönemde “yeni”
yöntemle
ve
oldukları için “iyi” ve “güzeldir” ve toplumsal dünya
Modern sözcüğünün anlamı; çağcıl, çağdaş, yeni,
Modernizm,
yeni
ortaya çıkardığı yenilikler kalıcıdır, aynı zamanda yeni
asrî olup, "modernizm" ise çağcıllık; yenilikçilik demektir.
bilimsel
öğelerinin
değiştirilebileceğini savunur. Modernizme göre 20.yy'ın
insanlığı
bulunduğu bağnazlıktan, geri kalmışlıktan kurtarmayı
amaçlayan ve ilerleme anlayışını temel alarak insanlığın
gittikçe daha iyi bir düzeye ulaşmasını sağlayan bir
akımdır. Temelde dayandığı fikir; geleneksel sanatlar,
edebiyat, toplumsal kuruluşlar ve günlük yaşamın artık
zamanını doldurduğu ve bir kenara bırakılıp yeni bir
kültürün alıştırılması gerekliliğidir. Modernizm, ticaretten
felsefeye her şeyin sorgulanmasını gerektirir ya da
57
C.Ü. Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi 2008, 12(2)
temsilcisi haline gelmiştir (Adugit, 2005; Ertürk, 2004;
Felsefe Ekibi, 2005; Kahraman, 2002; Yaşayan, 2005).
biçimi olarak önerir. Postmodernizme göre, henüz
keşfedilmemiş bir potansiyel bilgi başlığı varsa,
bunlardan birinin keşfiyle geriye dokuz yüz doksan
dokuz keşfedilecek şey kalır. Genel bir ifadeyle
söylenecek olursa bilgi edinmenin kendisini ifade
edebildiği tek biçim, daha çok bilgisizliğin farkına
varmaktır. Bu gerçekle “yüzleşmek,” bu yolculukta belirli
hiç bir hedefin olmadığını bilmek, ama yolculuğa devam
etmek demektir (Felsefe Ekibi, 2005).
Bu noktada, başlangıçta dinî düşünceye bir tepki
olarak doğan modern düşünce, eylem olma sürecinde
doruğa ulaşmış ve başka tepkiler türetecek hale
gelmiştir. Bu ise, postmodern düşüncenin oluşumuna
zemin hazırlamıştır.
Postmodernite,
modern bilinçli
düşüncenin
20.yy.’daki belirleyici ve tekilliğine bir tepki olarak ortaya
Postmodernizm, sanatın, kültürün, toplumun ve
felsefenin ağırlıklı olmasını ister. Postmodernizm
felsefede, kavramsal anlamlar üreten gizli kalmış
düzenekleri açığa çıkarır, sanatta ise, estetik üretimin
gizli kalmış işleyişlerinin, estetiğin dışavurumsal gerçek
üzerindeki iddialarının gizemini yokederek ortaya koyar.
Sonuçta, postmodernizmde vurgu, içerikten biçime ya
da stile kayar. (Felsefe Ekibi, 2005a)
çıkmıştır. Postmodernizm, “artık hiçbir şey eskisi gibi
değil, çünkü hiçbir düşünce artık kendini mutlak doğru
olarak sunamıyor” önermesini savunmakta olup, bu
yönüyle
aslında
modernizmi
reddetmektedir.
Modernizimin reddi ise, en başta aklın saltanatının sona
erdirilmesi
demektir.
Postmodernizmin
bu
duruşu
aslında aklın sonuçlarına da bir baş kaldırı niteliğini
Postmodern düşünce, aklın en yakınında
bulunmasına, duyulara ait olanı, batı aklının akıl
yürütmelerinin dışına sürülmüş olanı gündeme getirerek
klasik çağdan beri süregelen bir akıl yürütme şeklinin
egemenliğine karşı çıkmak ve özgür değiş tokuşunu
sağlayabilecek köksüz bir dil ve akıl anlayışının
sözcülüğünü etmektir. Aklın kendi başına buyrukluğu
yoktur. Akıl artık yalnızca sistemi kurmak, algılamak ve
onun için de kalabilmek için ve sistemin tanımladığı,
biçimlendirdiği haliyle kullanılır. Kişilere ait bir şey
değildir. Kendisini kendi özgürlüğü içinde yaşamayan,
aklına dayanarak, onun soyutlama gücünü kullanarak
farklılaşamayan birey, öte yanda yer alan ve merkezden
denetlenen, aklın devrede tutulmasıyla sürekli homojen
ve üniform olmaya doğru itilmektedir. Böylelikle, artık
akıl tekcilleştirici bir olgudur. Aydınlanma düşüncesi,
ilerleme fikrine kucak açarken her şeyde aklı egemen
kılarak insanları kaderci yaklaşımdan kurtarmak istemiş
ve bilimsel, kültürel, teknik ve endüstriyel devrimlere
öncülük etmiştir (Kahraman, 2002).
taşımaktır (Adugit, 2005; Ertürk, 2004; Felsefe Ekibi,
2005a; Felsefe Ekibi,
2005b; Kahraman, 2002;
Yaşayan, 2005; Şener, 2005).
Moderrnizmi reddeden postmodern toplumun
başlıca özellikleri; üslup ve moda döngülerinin
hızlanması, reklâm ve elektronik medya gücünün
artması ve evrensel standartlaşmanın başlamasıdır.
Böylece bilginin kullanımı pazar için bir girdi haline de
dönüşmüş olmaktadır. Bu anlamda, "bilgi, satılmak için
üretilmektedir ve yeni bir üretimde değerlendirilmek
üzere tüketilmektedir." (Adugit, 2005; Ertürk, 2004;
Felsefe Ekibi, 2005a; Felsefe Ekibi, 2005b, Kahraman,
2002; Yaşayan, 2005; Şener, 2005).
Modernizm, gerçekliğin ortaya çıkmasında
gözlem ve deneye ağırlık verirken, postmodernizm hiçbir
sıkıntıya yol açmadan yönünü, yüzeysel, tikel, sıradan,
günlük yaşama dönüştürür (Yaşayan, 2005).
Postmodernite, yeni bir özne keşfinin peşindedir.
Bu özne, kimlik kavramıyla eşzamanlı olarak etkinleşir.
Modernizm, rasyonel düşüncenin gücü yoluyla insanın
kapasitesinin mükemmelleştirilmesi inancını ortaya
koyup bunu bir ülkü olarak belirlerken, postmodernizm
daha işin başında bu etnik merkezci rasyonalizasyonu
ağır biçimde eleştirir.
Bugün, postmodern insan (yani modern korku ve
yasaklardan kurtulan modern insan), farklılığı sevinç ve
coşkuyla karşılar. Farklılık artık güzel bir şeydir.
Postmodernizmin olumlu yanı buradadır; farklılığın,
çeşitliliğin önemini irdeleyip, dünyayı betimlediğimiz dil
ve söylem üzerinde kafa yormamız gerekliliğinin
üzerinde durmasıdır. Postmodern düşüncenin bir diğer
özelliği ise, çoğulcu olmasıdır. Gerçeği, ona götüren yol
olan bilgiyi ve rasyonelliği belirlemenin kesin ve mutlak
bir kriteri yoksa ve bunlar nereden bakıldığına ve hangi
amaç
açısından
değerlendirildiğine
göre
değişebiliyorlarsa, o zaman bunun doğal sonucu
Postmodernizm, insanın dünya karşısında
oluşturduğu yeni bir duruş'a; bilgi, ahlak, politika ve
estetik alanlarında öznenin yaşama soktuğu yeni bir
tavra işaret eder. Postmodern deneyim koşullarını, aklın
biçim verici güçlerinde değil, duyusal varoluşumuzun
dolaysız tepkisinde bulan bir deneyim tarzını yaşama
58
Kahraman
çoğulculuk olmaktadır. Postmodern düşünce, yalnız
çoğulcu değil, aynı zamanda eşitlikçi bir düşüncedir de
(Ertürk, 2004).
Böylece postmodern görüşe göre, insan doğruları
ya da genel anlamda gerçeği hiçbir zaman bilmemiştir,
ancak onun kurmaca şekillerini görebilmiştir. Çağdaş bir
örnekle açıklamak gerekirse; medya en doğruyu
yansıttığını iddia ederken aslında belli bir görüşün grup
ya da kişinin bakış açısından ve de o görüş, grup ya da
kişinin söylencesi içinden gerçeği verir. Gerçeğin yalnız
yorumunu yaptığı için ikinci bir kurmaca gerçeği
yaratmış olur. Günümüzde artık yorumun doğruluğu
değil de inandırıcılığı önemli olduğu için gerçek belki de
hiç bilinmeden geçilmektedir. Böylece postmodernizm,
gerçeklerin kurmaca yapılarını gösterip, doğruların
doğadan, doğal olarak gelmediğini kültür tarafından
kabul ettirildiğini; dünyanın kültürümüzün söyleminden
sosyal olarak kabul edilmiş anlamlar sisteminden
tanıtıldığını irdeler (Felsefe Ekibi, 2005b).
Son yüzyılda sağlık hizmetlerinin sunumu
önemli ölçüde değişmiştir. Değişen ve gelişen sağlık
sistemi, insanın temel sağlık gereksinimlerini, dolayısıyla
hemşirelik eğitimini de etkilemektedir.
Bu değişimler;

Yaşam
süresinin
hastalıkların artması,

Hastanın hastanede yatış süresinin kısalmış
olması,

Refakatçi eşliğinde evde bakım hizmetlerinin
artması,

Sağlık bakım hizmetinde maliyetin azaltılma
eğilimi,
uzaması
ve

Teknolojik gelişmeler, hastalıkların önlenmesi,
ortaya çıkarılması, bilgi yönetimi ve klinik
olgularla ilgili karar vermedeki etkiler,

Dünya nüfusunun yaşlılık, genetik olgu, kültür,
etnik yapılar, din, yaşam biçimi açısından
çeşitlenmesinin etkileri,

Toplumların hizmette kalite, ekonomik olarak
karşılanabilirlik, güvenirlik ve maliyet etkin
hizmet istemesi,

Gittikçe artan küreselleşme (globalleşme) ile
değişen sağlık sistemlerinden bireylerin de
etkilenmesi olarak sayılabilir.
Hemşirelik kendine özgü bilgi birikimi ile
bütünleşmiş bir hemşirelik felsefesi yansıtan bir
hemşirelik modelini oluşturmaya, hızlı teknolojik
gelişmeler ve artan hemşirelik araştırmaları ile bilgili
olmaya ve eleştirisel-bilimsel düşünme becerilerini
geliştirmeye itilmektedir. Günümüzde hemşirelerin
içinde
bulunduğu
yüzyılın
sorunlarını
çözümleyebilmeleri, hemşirelik sorunları ile baş
edebilmeleri,
daha
karmaşık
hasta
bakım
gereksinimlerini saptayabilmeleri ve sistemik bakım
verebilmeleri için aldıkları eğitimle, eleştirel düşünme,
güçlerini geliştirmeleri gerekmektedir. Profesyonel
olmada gerekli ve önemli bir öge olan eleştirel
düşünme, hemşirelik için birçok kaynaktan elde edilen
bilgilerin toplanması ve düzenlenmesi, bu bilgiler
ışığında neye gereksinim olduğunun saptanması, birçok
olası yaklaşımdan birinin seçilmesi, uygulanması ve
işlemin sonuçlarının değerlendirilmesi gibi özellikleri
içeren vazgeçilmez bir düşünme sürecidir (Grealish,
2000; Martin, 2002; Velioğlu, 1998). Eleştirel
düşünmede “mutlak doğru” diye bir yaklaşım yoktur.
Eleştirel düşünme, çözümden çok sürece odaklanarak,
etkili öğrenme tekniklerini (soru-yanıt, tartışma, gösteri,
örnek olay, rol oynama, beyin fırtınası v.b.) kullanarak,
Bu iki düşüncenin sağlık hizmetlerine ve
hemşireliğe etkisi ne olmuştur?
Dünya nüfusunun çok hızlı artması ile sağlık
hizmetine olan isteğin de arttırması,
Bilimsel gelişmelerin özellikle hastalıkların
önlenmesi, tanılama yöntemlerinin gelişmesi,
tedavi yöntemlerinin değişmesi üzerindeki
değişimler,
Yukarıda sözü edilen hızlı değişimlerin etkisiyle,
yani, sosyal, ekonomik ve çevresel etmenlere bağlı
olarak hemşirelik mesleğinin kapsamı ayrı değişmekte,
meslek üyelerinin rolleri farklılaşmakta, tedavi destekli
bakım hizmetleri ve toplumun hastalıklara karşı
korunması ve sağlığın geliştirilmesi ile ilgili konularda
hemşirelere farklı görevler düşmektedir (Atalay ve Tel,
1999; Karagözoğlu, 2006).
Toplumsal düzlemde de bir sistemler karmaşası
vardır. Sosyal kurumlar insanla doğa arasındaki çatışma
sonucu ortaya çıkarlar. Kurumsallaşmak doğal olanı alıp,
disiplin altına sokmak ve onu sistemleştirmek demektir.
Görüldüğü gibi postmodernizmde sistemlerin tümüne bir
güvensizlik söz konusudur. O halde sosyal ve kültürel
tüm kurumlar ve onların getirdiği sistem, kavram ve
doğrular kurmacadır. Gerçeklikleri göreceli ve tartışmaya
açıktır. Gerçek varsa, insana her zaman yorumları ile
ulaşmıştır (Yaşayan, 2005).


kronik
59
C.Ü. Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi 2008, 12(2)
eleştirel bir yaklaşım ile bilginin doğrulanması ya da
yanlışlanması sürecinde ölçülü bir kuşku ile gerçeğe
yaklaşmaya çalışmaktır (Ducscher, 1999; Erdemir,
1998; Grealish, 2000; Karagözoğlu, 2005; Karagözoğlu,
2006; Martin, 2002; Velioğlu, 1998).
olarak ifade edilebilir (Atalay ve Tel, 1999; Velioğlu,
1998).
Ezberlerle yaşamaya zorunlu tutulan insanların
felsefenin sunduğu iyi, kötü kavramlarının anlamlarını
içselleştirmelerini nasıl isteyebiliriz ki? Felsefenin insan
yaşamına kazandırdığı bakış açısının en önemli
sonuçlarından biri, kişiyi ezberle yaşama durumundan
kurtarmasıdır. Ezbere yaşama durumundan sıyrılmaya
başlayan hemşirelik ise, bu dünyada insanca yaşamanın
olanaklarını aramaya başlayacak ve bu konuda üzerine
düşen ödev ve sorumluluk bilinciyle yaşayacaktır.
İnsanın felsefi bakış açısıyla kendine, yaşamına ve
dünyaya yönelmesi, hiç kuşkusuz bu dünyanın daha iyi,
daha insancıl bir dünya olmasına yardımcı olacaktır
(Atalay ve Tel, 1999; Erdemir, 1998; Günay, 2007;
Martin, 2002).
Özgür ve akılcı düşünce, bireylerin mesleğe
daha fazla katkı vermesini, bireysel değer ve bireysel
bilginin sürekli gelişmesini sağlar. Ayrıca hemşirelerin
yaptıkları uygulamaları, eleştirel olarak değerlendirme
becerilerini geliştirmelerine olanak sağlayacak ve
uygulamalarını bilimsel bilgiye dayandırma kültürünü
oluşturacaktır (Erdemir, 1998; Karagözoğlu, 2006).
Hemşireler var olduklarından bu yana
gözlemlerine ve deneyimlerine dayalı pek çok problem
çözmüşlerdir. Ancak hasta bakımında her yeni durum
için bu problem çözüşler genellenemeyebilir. Bu bireysel
deneyimler öznel değerlerle şekillenir. Carper (1978) ve
Benner (1984)’e göre, kuramsal bilgi hemşirelik biliminin
temelini oluşturan bilgidir. Kuram, uygulama ve
araştırma birlikte hemşireliği, bilgi ile ilişki kuran zihinsel
bir etkinlik, uygulamasında beceri isteyen bir sanat ve
bir meslek anlamına gelen bir bilim olarak
tanımlamaktadır. Kuram, hemşirelere bakım verdiği
bireylerin durumlarını değerlendirme, bakım sürecinde
elde ettiği yüzlerce veriyi düzenleme, analiz etme ve
bilgiyi açıklama olanağı sağlar. Kuramlara dayalı bir
bakış açısı hemşireye, amaçlı ve uygun etkinlikler
sergileyerek bireyin bakımını planlama ve uygulama
olanağı verir. Hemşireler uygulamalarını amaçlı ve
sistematik olarak yerine getirdiklerinde daha etkili, kendi
bakımının sonuçları üzerinde daha kontrol sahibi ve
diğer sağlık disiplinleriyle daha çok iletişim içinde olan
bir konuma geleceklerdir. Bu nedenle eğer hemşirelik
bir meslek olarak tüm potansiyelini ortaya koymak
zorundaysa, kuramın araştırma ve uygulamasına yön
vermesi kaçınılmazdır. Nesnel gerçeklikten kök alan,
çağdaş bilimsel bilginin kendi disiplinine uygulanmasını
gerçekleştiren hemşirelik, giderek kendi bilimsel
genellemelerini kurmaya, kendi kuramlarını üretmeye
başlamıştır (Erdemir, 1998; Karagözoğlu, 2005;
Karagözoğlu, 2006). Bugün hemşirelik araştırmalarının
hasta merkezli olmaması, diğer sağlık çalışanları ile
disiplinlerarası
araştırmaların
henüz
yaşama
geçirilememesi,
hemşirelik
eğiticileri
ve
araştırmacılarının uygulama ortamından uzak kalmaları
ve hemşirelik uygulamalarına yönelik bilgi birikimi
eksikliği hemşirelik araştırmalarının ve dolayısıyla
bilimselleşmenin gelişimini etkileyen olumsuz durumlar
Bu paralelde; 2000’li yılların hemşiresi; düşünen,
aklını kullanan, problem çözme yetisine sahip, kendi
öğrenme gereksinimlerinin farkında, yetkin, azimli,
kendine güvenen ve güvenilen, sorumluluklarının
bilincinde, bireylere ve topluma danışmanlık edebilen,
sosyal, politik ve ekonomik durumdan haberdar,
güdülmeyen, özgür, insan haklarına ve bireyselliğe
saygılı ve insanı bir bütün olarak gören bir birey olarak
toplumda yerini alan bir profesyonel olmalıdır
(Karagözoğlu, 2005).
Bu değişimler, hemşirelik eğitimini de kuşkusuz
etkilemekte ve bizi geleceğin hemşirelerini yetiştirmede
daha büyük sorumluluklarla karşı karşıya getirmektedir.
Hemşirelerin daha kapsamlı bilgi edinmeleri, bakım
deneyimlerini
zenginleştirmeleri,
teknolojiyi
kullanabilmeleri
ve
hemşirelik
amaçlarını
değerlendirerek hastaya bu karmaşık sistem içinde
destek olmaları kaçınılmazdır. Bu yüzden hemşirelik
disiplini diğer disiplinlerden ve alanlardan da geniş
boyutlu olarak etkilenir, bilgi alır, bu bilgiler hemşirelik
alanına uygun şekilde uyarlanarak kullanılır. Hemşirelik
dışı bilim dallarından edinilen bilgiler örneğin felsefe,
sanat (tiyatro, müzik, resim), sosyoloji, antropoloji, fizik,
matematik gibi profesyonel hemşirenin;

gelişmesine,

kişisel yeterlilik,

mantıklı seçim yapma,

düşüncelerini etkin ve rahat ifade
yeteneklerinin gelişmesine katkı verir.
Böylece de hemşireleri;

60
eleştirel düşünme,
etme
Kahraman

karar verme,
Ertürk R (2004) Modern Ve Postmodern Düşüncelerinde Bilim;

tanılama
ve
değerlendirme
yapabilme
konularında güçlendirir (Atalay ve Tel, 1999;
Erdemir,
1998;
Karagözoğlu,
2005;
Karagözoğlu, 2006).
Felsefe Dünyası Dergisi, 2:65-73.
Felsefe Ekibi (2005) Postmodern(İzm)İte Nedir?: Felsefe
Ekibi Dergisi, 2:9-13.
Felsefe Ekibi (2005) Postmodernite- Kavramlar: Felsefe Ekibi
Hemşirelerin yeni gelişmelere ve yeni rollere
uyum sağlamaları ve sağlık hizmetlerine kendiliğinden
beklenen katkıyı sağlayabilmeleri için bilgi ve beceri
donanımlarının yeterli olması gerekmektedir. Dünyanın
değişen sağlık profili, hemşirelik uygulamalarında da
değişimlerine neden olmakta ve hemşireliğin çalışma
koşulları, yasaları, yönetim biçimleri, liderlik kazanımları,
eğitimleri ve organizasyonları gibi birçok alanlarda
hemşireliği olumlu yönde değiştirmeye çaba göstererek
istenen
hemşirelik
düzeyine
ulaşılmaya
çaba
harcanmaktadır.
Dergisi, 2:13-18.
Grealish L (2000) The Skills Of Coach Are An Essential
Element İn Clinical Learning: Journal Of Nursing Education,
39(5):231-233.
Günay M (2007) Felsefe: İnsanın Yaşamına Kazandırdığı Bakış
Açısı: Felsefe Ekibi Dergisi,7.
http://Tr.Wikipedia.Org/Wiki/Modernizm
Kahraman HB (2002) Postmodernite İle Modernite Arasında
Türkiye: Everest Yayınları, Ekim, İstanbul.
Karagözoğlu Ş (2006) Bilim, Bilimsel Araştırma Süreci Ve
Hemşirelik: Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi, 10 (2):64-71.
Karagözoğlu Ş (2005) Bilimsel Bir Disiplin Olarak Hemşirelik:
KAYNAKLAR
Cumhuriyet
Adugit Y (2005) Modernizm, Postmodernizm, Marksizm:
Felsefe Ekibi Dergisi, 2:3-17.
Vizyonu:
Cumhuriyet
Hemşirelik
Yüksekokulu
Dergisi.
Martin C (2002) The Theory Of Critical Thinking Of Nursing;
Atalay M, Tel H (1999) Gelecek Yüzyılda Hemşirelik Lisans
Eğitiminin
Üniversitesi
9(1):6-14.
Üniversitesi
Nursing Education Perspectives, 23 (5):243-247.
Hemşirelik
Rodopman A (2006) Tıp, Etik, Felsefe: Felsefe Ekibi Dergisi,
Yüksekokulu Dergisi, 3 (2):47-54.
5: 25-30.
Demirdöven H İ (2007) Kimin İçin Felsefe: Felsefe Ekibi
Şener
Dergisi, 7:13-17.
HE
(2005)
Postmodernizm
Üzerine
Kısa
Bir
Bakış: Felsefe Ekibi Dergisi, 2:3-8.
Ducscher JE (1999) Catching The Wave: Understanding The
Yaşayan G (2005) Postmodernizm: "Modernizm"İn Kimlik
Concept Of Critical Thinking: Journal Of Advanced Nursing,
Kaybı: Felsefe Ekibi Dergisi, 2:31-34.
29(3):577-589.
Velioğlu B (1998) Hemşirelik Eğitiminde Esaslar: II. Ulusal
Erdemir F (1998) Hemşirenin Rol Ve İşlevleri Ve Hemşirelik
Hemşirelik Eğitimi Sempozyumu, İstanbul.
Felsefesi: Cumhuriyet Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu
Dergisi, 2(1):59-63.
61
Download