ilköğretim okulu müdürlerinin öğretmenlere karşı kullandıkları sözel

advertisement
İLKÖĞRETİM OKULU MÜDÜRLERİNİN ÖĞRETMENLERE KARŞI
KULLANDIKLARI SÖZEL OLMAYAN İLETİŞİM UNSURLARININ
ANALİZİ
NURSEL ŞAHİNDAL
YÜKSEK LİSANS TEZİ
EĞİTİM YÖNETİMİ VE DENETİMİ ANA BİLİM DALI
GAZİ ÜNİVERSİTESİ
EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
MART, 2015
TELİF HAKKI ve TEZ FOTOKOPİ İZİN FORMU
Bu tezin tüm hakları saklıdır. Kaynak göstermek koşuluyla tezin teslim tarihinden itibaren
on iki (12) ay sonra tezden fotokopi çekilebilir.
YAZARIN
Adı
:
Nursel
Soyadı
:
ŞAHİNDAL
Bölümü
:
Eğitim Yönetimi ve Denetimi Ana Bilim Dalı
İmza
:
Teslim tarihi :
TEZİN
Türkçe Adı
:
İlköğretim Okulu Müdürlerinin Öğretmenlere Karşı
Kullandıkları Sözel Olmayan İletişim Unsurlarının Analizi
İngilizce Adı :
The Analysis of the Non-verbal Communication Components
Used by Elementary School Principals Against Teachers
ii
ETİK İLKELERE UYGUNLUK BEYANI
Tez yazma sürecinde bilimsel ve etik ilkelere uyduğumu, yararlandığım tüm kaynakları
kaynak gösterme ilkelerine uygun olarak kaynakçada belirttiğimi ve bu bölümler dışındaki
tüm ifadelerin şahsıma ait olduğunu beyan ederim.
Yazar Adı Soyadı
: Nursel ŞAHİNDAL
İmza
: ……………
iii
Jüri onay sayfası
Nursel ŞAHİNDAL tarafından hazırlanan “İlköğretim Okulu Müdürlerinin Öğretmenlere
Karşı Kullandıkları Sözel Olmayan İletişim Unsurlarının Analizi” adlı tez çalışması
aşağıdaki jüri tarafından oy birliği / oy çokluğu ile Gazi Üniversitesi Eğitim Yönetimi ve
Denetimi Anabilim Dalı’nda Yüksek Lisans tezi olarak kabul edilmiştir.
Danışman: Prof. Dr. Temel ÇALIK
(Eğitim Yönetimi ve Denetimi Anabilim Dalı, Gazi Üniversitesi) ……………………
Başkan: Doç. Dr. Bekir Buluç
(Sınıf Eğitimi Anabilim Dalı, Gazi Üniversitesi) ............................................................
Üye: Yrd. Doç. Dr. Türker Kurt
(Gazi Eğitim Fakültesi, Gazi Üniversitesi)........................................................................
Tez Savunma Tarihi: 28/07/2015
Bu tezin Eğitim Yönetimi ve Denetimi Anabilim Dalı’nda Yüksek Lisans tezi olması için
şartları yerine getirdiğini onaylıyorum.
Eğitim Bilimleri Enstitüsü Müdürü
Prof. Dr. Servet KARABAĞ ……………………
iv
Defne’ye
v
TEŞEKKÜR
Günümüz rekabet ortamında çalışanların uyum ve birlikte çalışabilmesi için etkili iletişim
becerileri ile donatılmış çalışanlara ihtiyaç vardır. Okul müdürleri de, öğretmenlerle gerek
konuşarak ve en çok da beden dilini kullanarak iletişim kurarlar. Bu noktada okul
müdürlerinin (kaynak) kullandıkları beden dili davranışlarının (sözsüz mesajların),
öğretmenler (alıcı) tarafından nasıl algılandıkları ve okul yöneticilerinin beden dillerini
doğru bir şekilde ifade edebilmeleri çok önemlidir.
“İlköğretim okulu müdürlerinin öğretmenlere karşı kullandıkları sözel olmayan iletişim
unsurlarının analizi’ni araştırmayı amaçlayan bu çalışmanın yürütülmesinde pek çok
kişinin emeği geçmiştir.
Bütün bu çalışmlarım boyunca bana rehberlik eden değerli hocam ve tez danışmanım
Sayın Prof. Dr. Temel ÇALIK’a ve araştırmanın başlangıcından sonuna kadar desteğini hiç
esirgemeyip, çalışmalarımı titizlikle inceleyen, deneyimini benimle paylaşmaktan
çekinmeyen, araştırmamın her aşamasında beni yüreklendiren, bıkmadan usanmadan
maillerime cevap veren Arş. Gör.Dr. Serkan KOŞAR’a teşekkürlerimi bir borç bilirim.
Araştırma veri toplama aracının uygulanmasında ve toplanmasında göstermiş oldukları ilgi
ve yardımlarından dolayı Gaziantep ili Şahinbey ilçesi ilköğretim okulu yöneticilerine ve
öğretmenlerine teşekkür ederim.
Her daim yanımda olan ve hep yanımda olacak olan bu dünyadaki en değerli varlığım
aileme, tanıştığım andan itibaren zor anlarımı anlayışla karşılayan sevgili eşime ve daha
dünyaya gelmeden annesi ile birlikte çalışan, annesini hiç üzmeyen sevgili kızım Defne’ye
sonsuz teşekkürler.
İstanbul, 2015
Nursel ŞAHİNDAL
vi
İLKÖĞRETİM OKULU MÜDÜRLERİNİN ÖĞRETMENLERE
KARŞI KULLANDIKLARI SÖZEL OLMAYAN İLETİŞİM
UNSURLARININ ANALİZİ
(Yüksek Lisans Tezi)
Nursel ŞAHİNDAL
GAZİ ÜNİVERSİTESİ
EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
Mart, 2015
ÖZ
Bu araştırmanın amacı ilköğretim okulu müdürlerinin öğretmenlere karşı kullandıkları
sözel olmayan iletişim unsurlarının analizidir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi
kullanılmış ve olgubilim (fenomenoloji) deseni benimsenmiştir. Katılımcıların
belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemi ve buna bağlı olarak maksimum çeşitlilik
teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen yarı
yapılandırılmış bir görüşme formu ile toplanmıştır. Bu görüşme formunda açık uçlu ve
sondalarla desteklenmiş toplam dokuz soru bulunmaktadır. Görüşmeler önceden alınan
randevulara göre yapılmış ve her bir görüşme deşifre edilerek metin dosyası haline
getirilmiştir. Elde edilen veriler temalara göre gruplandırılmış, verilerin analizinde içerik
analizi kullanılmıştır. Araştırma öncelikle genel iletişim daha sonra sözel olmayan iletişim
boyutunda ele alınmıştır. Öğretmenlerin genel iletişim boyutunda farklı görüşlere saygı,
açıklık ve empatinin öğretmen öğretmen ve öğretmen idareci arasında bulunduğu
yönünde sonuca varılmıştır. Öğretmen öğrenci arasındaki iletişimin iyi, velilerin olumsuz
tavrından kaynaklı öğretmen veli arasındaki ilişkinin ise olumsuz olduğu yönünde sonuç
ortaya çıkmıştır. Öğretmenler, okul müdürleri ile rahat iletişim kurdukları, okul
müdürlerine gerektiğinde ulaşabildikleri, odasına herhangi bir durum için girdiklerinde,
okul içinde veya dışında karşılaştıklarında, öğretmenlerden birşey istediğinde olumlu
beden dili davranışları sergilediği, anlayışlı davrandığı, herhangi bir anlaşmazlık
durumunda ise öğretmenlere karşı olumsuz beden dili davranışı sergilemediği
vii
bulunmuştur. Genelde okul içerisinde okul müdürlerinin kendinden emin, ben otoriteyim
şeklinde duruş sergilediği, toplantılarda masanın başında oturduğu, kılık kıyafetine önem
verdiği, zamanlamaya dikkat ettiği, kişisel alan kullanımına, özellikle bayanlarda
samimiyet belirtisi el ve kol hareketlerine dikkat ettiği bulunmuştur. Okul müdürlerinin
kullandıkları olumlu beden dili davranışları öğretmenlerin motivasyonunu ve okula
bağlılığını arttırmış, çalışma ortamlarını ise olumlu etkilemiştir. Buna karşılık okul
müdürlerinin ödüllendirme yönetimi daha sık kullanmaları, öğretmenlerle iletişimlerinde
olumlu beden dili davranışları sergilemeleri, tartışmaları iyi yönetebilmeleri açısından
çatışma yönetimi eğitimi almaları önerilebilir.
Bilim Kodu
:
Anahtar Kelimeler
: İletişim, Sözel Olmayan İletişim, Beden Dili
Sayfa Adedi
: xvii+118
Danışman
: Prof. Dr. Temel ÇALIK
viii
THE ANALYSIS OF THE NON-VERBAL COMMUNICATION
COMPONENTS USED BY ELEMENTARY SCHOOL
PRINCIPALS AGAINST TEACHERS
(M.S Thesis)
Nursel ŞAHİNDAL
GAZI UNIVERSITY
GRADUATE SCHOOL OF EDUCATIONAL SCIENCES
March 2014
ABSTRACT
The aim of this research is to analyze the non-verbal communication components used by
elementary school principals against teachers. In this study, qualitative research method
was used and phenomenology approach was adopted. To identify the participants, oriented
sampling method and accordingly maximum diversity techniques were applied. The
research data were collected through a semi-structured interview form developed by the
researcher. This interview form consisted of a total of nine open ended and debatable
questions. Interviews were conducted according to pre-established appointments, and
each interview was transcribed and filed. The collected data were grouped according to
their themes; and then analyzed by using content analysis methods. The research data were
handled primarily at common communication level, and then at non-verbal communication
level. It has been observed that at common communication level, teachers’ opinion is that
there is respect for others’ opinions, openness and empathy between teacher-teacher and
teacher-principal relationships. The study results revealed that the communication
between teacher and students is good, however the communication between teacher and
parents is negative, resulting from the negative attitude of the parents. Teachers’ opinions
reveal that they can communicate easily with the school principal, that they can reach
him/her when necessary, that when they enter the principal’s office for anything, or when
they meet the principal in or outside of the school, or when he/she asked for something,
he/she was kind and responded with a positive body language, and at times of conflict
ix
he/she did not respond with a negative body language. It is found that generally when in
school, the principals exhibited a self-confident and ‘I am the authority’ posture, sat at the
head of the table during meetings, paid attention to his/her appearance and punctuality. It
is indicated that they are careful about use of personal space and gestures/body language,
which are signs of intimacy, especially when communicating with female teachers. It is
observed that usage of positive body language by school principals had increased teachers’
motivation and their commitment to school, and also had a positive impact on their
working environment. In this context, it may be recommended that the principals should
use awarding mechanisms more often, exhibit positive body language behaviors while
communicating with teachers, and receive training on conflict management to administer
conflicts better.
Science Code :
Key Words
: Communication, Non-verbal communication, Body Language
Page Number : xvii+118
Supervisor
: Prof. Dr. Temel ÇALIK
x
İÇİNDEKİLER
ÖZ .................................................................................................................................. vii
ABSTRACT.................................................................................................................... ix
TABLOLAR LİSTESİ .................................................................................................. xv
ŞEKİLLER LİSTESİ .................................................................................................. xvii
BÖLÜM 1 ........................................................................................................................ 1
GİRİŞ ............................................................................................................................... 1
1.1.Problem Durum ..................................................................................................... 1
1.2. Araştırmanın Amacı ............................................................................................. 9
1.3. Araştırmanın Önemi ............................................................................................. 9
1.4. Varsayımlar......................................................................................................... 10
1.5. Sınırlılıklar .......................................................................................................... 11
1.6. Tanımlar .............................................................................................................. 11
BÖLÜM 2 ...................................................................................................................... 13
KAVRAMSAL ÇERÇEVE........................................................................................... 13
2.1.İletişim .................................................................................................................. 13
2.1.1.İletişimin Özellikleri ...................................................................................... 16
2.1.1.1.İletişimde İlk Anın Etkisi ......................................................................... 16
2.1.1.2. İletişim Sadece Bilgi Alışverişi Değildir. ................................................. 16
2.1.1.3. İletişim Kişiye Değil Kişiyle Yapılır ......................................................... 16
2.1.1.4. İletişim Bir Bütündür .............................................................................. 17
2.1.2. İletişim Sürecinde Yer Alan Unsurlar ......................................................... 17
2.1.2.1. Kaynak .................................................................................................... 17
2.1.2.2. Mesaj ....................................................................................................... 17
xi
2.1.2.3. Kanal ....................................................................................................... 18
2.1.2.4. Alıcı ......................................................................................................... 19
2.1.2.5. Geri Bildirim ........................................................................................... 19
2.1.2.6. Gürültü.................................................................................................... 20
2.1.3. İletişim Şekilleri ............................................................................................ 20
2.1.3.1. Kişisel İletişim ......................................................................................... 21
2.1.3.2. Kişiler Arası İletişim................................................................................ 21
2.1.3.3. Kitle İletişim ............................................................................................ 22
2.1.3.4. Örgütsel İletişim ...................................................................................... 22
2.1.3.4.1. Eğitim Örgütlerinde İletişim ............................................................. 23
2.1.4. İletişim Türleri.............................................................................................. 25
2.1.4.1. Yazılı İletişim........................................................................................... 25
2.1.4.2. Sözlü İletişim ........................................................................................... 26
2.1.4.3.Sözsüz İletişim .......................................................................................... 27
2.2. Sözsüz İletişim ..................................................................................................... 28
2.2.1. Sözel Olmayan İletişimin Önemi.................................................................. 29
2.2.2. Sözsüz İletişimin Özellikleri ......................................................................... 30
2.2.2.1. İletişimsizliği Olanaksız Kılma ................................................................ 30
2.2.2.2. Duygu ve Coşkuları Dile Getirme ........................................................... 31
2.2.2.3. İnsan İlişkilerini Tanımlama .................................................................. 31
2.2.2.4. Sözel İçerik Hakkında Bilgi Verme ......................................................... 31
2.2.2.5. Güvenilir Mesajlar Sağlama ................................................................... 31
2.2.2.6. Belirsizlik ................................................................................................ 32
2.2.2.7. Kültüre Göre Biçimlenme ....................................................................... 32
2.2.3. Sözsüz İletişimin Bölümleri .......................................................................... 32
2.2.3.1. Beden Dili (Kinetics) ............................................................................... 33
2.2.3.1.1. Mimikler ........................................................................................... 35
2.2.3.1.2. Jestler................................................................................................ 37
xii
2.2.3.1.2.1. Baş Hareketleri........................................................................... 38
2.2.3.1.2.1. Eller ve Parmaklar ..................................................................... 38
2.2.3.1.2.2. Kol Hareketleri ........................................................................... 40
2.2.3.1.2.2. Bacaklar veAyaklar .................................................................... 40
2.2.3.1.2.3. Duruş, Yürüyüş ve Oturma Biçimleri ......................................... 41
2.2.3.2.Kişilerarası Mesafe (Proksemik) .............................................................. 43
2.2.3.2. Dokunma (Haptik) .................................................................................. 44
2.2.3.3 Genel Görünüş ......................................................................................... 44
2.2.3.4. Dil Ötesi İletişim (Paralinguistik) ........................................................... 45
2.2.3.5 Zaman ...................................................................................................... 46
BÖLÜM 3 ...................................................................................................................... 49
YÖNTEM ...................................................................................................................... 49
3. 1. Araştırma Modeli ............................................................................................... 49
3.2. Çalışma Grubu .................................................................................................... 50
3. 3. Veri Toplama Aracının Geliştirilmesi ............................................................... 52
3. 4. Verilerin Toplanması ......................................................................................... 53
3. 5. Verilerin Analizi ................................................................................................. 53
BÖLÜM 4 ...................................................................................................................... 55
BULGULAR VE YORUM............................................................................................ 55
4.1. Öğretmenlerin Hizmet İçi Eğitim ya da Gelişim Programına Katılmalarına
İlişkin Bulgular .......................................................................................................... 55
4.2. Öğretmenlerin Görev Yaptıkları Okuldaki Genel İletişim Kültürüne İlişkin
Bulgular ..................................................................................................................... 58
4.3. Öğretmenlerin Okul Müdürleri İle Olan İletişimlerine İlişkin Bulgular ......... 66
4.4. Okul Müdürlerinin Öğretmenlere Karşı Kullandıkları Sözel Olmayan İletişim
Unsurlarına İlişkin Bulgular ..................................................................................... 70
4.4.1.Okul Müdürünün Odasına Herhangi Bir Durum İçin Gittiğinizde
Kullandığı Sözel Olmayan İletişim Unsurlarına İlişkin Bulgular ........................ 70
4.4.2.Okul Müdürlerinin Öğretmenlerden Herhangi Bir Şey İstediklerinde
Kullandıkları Sözel Olmayan İletişim Unsurlarına İlişkin Bulgular ................... 74
4.4.3.Okul Müdürlerinin Öğretmenlerine Karşı Herhangi Bir Anlaşmazlığa
Düştüklerinde Kullandıkları Sözel Olmayan İletişim Unsurlarına İlişkin
Bulgular .................................................................................................................. 77
xiii
4.4.4.Okul Müdürlerinin Öğretmenlere Karşı Okul İçinde ve Dışında
Karşılaştıklarında Kullandıkları Sözel Olmayan İletişim Unsurlarına İlişkin
Bulgular .................................................................................................................. 80
4.4.5.Okul Müdürünün Toplantı Sırasında Öğretmenlere Karşı Kullandıkları
Sözel Olmayan İletişim Unsurlarına İlişkin Bulgular .......................................... 84
4.4.6.Okul Müdürlerinin Kullandığı Sözel Olmayan İletişim Unsurlarına İlişkin
Bulgular .................................................................................................................. 86
4.5.Öğretmenlerin ve Okulda Süreçlerin Okul Müdürlerinin Kullandıkları Sözel
Olmayan İletişim Unsurlarından Nasıl Etkilendiklerine İlişkin Bulgular .............. 92
BÖLÜM 5 ...................................................................................................................... 99
SONUÇ VE ÖNERİLER .............................................................................................. 99
5.1.Sonuç .................................................................................................................... 99
5.2.Öneriler .............................................................................................................. 102
KAYNAKÇA ............................................................................................................... 105
EKLER ........................................................................................................................ 113
Ek 1. Görüşme Formu ............................................................................................. 113
Ek 2. Görüşme Sözleşme Formu ............................................................................. 114
Ek 3. Araştırma İzin Belgesi.................................................................................... 115
xiv
TABLOLAR LİSTESİ
Tablo 1. Çalışma Grubuna Katılan Katılımcılara İlişkin Bilgiler .................................... 51
Tablo 2. Öğretmenlerin Hizmet İçi Eğitim ya da Gelişim Programına Katılmalarına
İlişkin Bulgular...................................................................................................... 56
Tablo 3. Öğretmenlerin Görev Yaptıkları Okuldaki Genel İletişim Kültürüne İlişkin
Bulgular.................................................................................................................. 60
Tablo 4. Öğretmenlerin Okul Müdürler İle Olan İletişimlerine İlişkin Bulgular.............. 66
Tablo 5. Okul Müdürünün Odasına Herhangi Bir Durum İçin Gittinizde Kullandığı
Sözel Olmayan İletişim Unsurlarına İlişkin Bulgular ........................................... 71
Tablo 6. Okul Müdürlerinin Öğretmenlerden Herhangi Bir Şey İstediklerinde
Kullandıkları Sözel Olmayan İletişim Unsurlarına İlişkin Bulgular..................... 75
Tablo 7. Okul Müdürlerinin Öğretmenlerine Karşı Herhangi Bir Anlaşmazlığa
Düştüklerinde Kullandıkları Sözel Olmayan İletişim Unsurlarına İlişkin
Bulgular................................................................................................................. 78
Tablo 8. Okul Müdürlerinin Öğretmenlere Karşı Okul İçinde ve Dışında
Karşılaştıklarında Kullandıkları Sözel Olmayan İletişim Unsurlarına İlişkin
Bulgular................................................................................................................. 81
Tablo 9. Okul Müdürlerinin Toplantı Sırasında Öğretmenlere Karşı Kullandıkları
Sözel Olmayan İletişim Unsurlarına İlişkin Bulgular............................................ 84
xv
Tablo 10. Okul Müdürlerinin Kullandığı Sözel Olmayan İletişim Unsurlarına İlişkin
Bulgular.................................................................................................................. 87
Tablo 11. Öğretmenlerin ve Okulda Süreçlerin Okul Müdürlerinin Kullandıkları
Sözel Olmayan İletişim Unsurlarından Nasıl Etkilendiklerine İlişkin Bulgular....93
xvi
ŞEKİLLER LİSTESİ
Şekil 1.Toplumda İletişim Süreci........................................................................................ 20
xvii
BÖLÜM 1
GİRİŞ
Araştırmanın bu bölümünde; araştırmada ele alınan problem açıklanmış, araştırmanın
amacı, alt amaçları ve önemi ifade edilerek, varsayımlar ve sınırlılıklar belirlenmiş ve
araştırmayla ilgili bazı kavramların tanımları yapılmıştır.
1.1.Problem Durum
Toplumsal yaşam, bireylerin birbirleri ile kurdukları iletişim aracılığıyla oluşmaktadır.
Kişisel, örgütsel veya toplumsal birçok sorun yetersiz veya yanlış iletişimden
kaynaklanmaktadır. Bir örgütte görevler ne denli belirlenmiş olursa olsun, kararlar ne
kadar doğru alınırsa alınsın, yanlış veya yetersiz iletişim örgütün amaçlarının
gerçekleşmesini engelleyecektir.
Örgüt, ortak bir amacın gerçekleştirilmesi için iki ya da daha fazla kişinin bireysel
rollerinin eşgüdümü zorunlu olduğunda oluşmaktadır (Aydın, 2005, s. 160). Örgütler
hizmet veya ürün üreterek amaçlarını gerçekleştirirler. Bu amaçlara ulaşabilmek için hem
örgüt içinde hem de örgütün ilişkide bulunduğu diğer örgütlerle iletişim kurma
zorunlulukları bulunmaktadır (Mısırlı, 2004, s. 15). Bir başka anlatımla iletişim olmadan
örgüt olamaz. İletişim örgütü bir arada tutan sosyal bir yapıştırıcıdır. Bu açıdan
değerlendirildiğinde iletişim örgütlerin devamlılığı için çok önemli bir kavram olarak
kabul edilmektedir. (Greenberg ve Baron, 2009, s. 291).
İnsanlar örgütlerin en değerli varlıklarıdır. Bu nedenle verimli bir örgüt ortamı oluşturmak,
örgüt ortamında insan davranışlarını bilmeyi ve anlamayı gerektirir (Kurt, 2009, s. 109).
1
Okulun örgüt olarak ihtiyaçları ile okulda görev yapan kişilerin ihtiyaçlarının dengeli bir
şekilde karşılanması okul yönetiminin en önemli görevlerindendir. Okul yönetimi bu
yüzden okuldaki tüm insan kaynaklarının gelişimini desteklemek ve başarılı olmalarını
sağlamak için okulda herkesin birlikte çalışabileceği bir ortam hazırlamalıdır.
Okulda demokratik bir ortam yaratılabilmesi ve amaçların etkili
bir
şekilde
gerçekleştirilebilmesi, öncelikle müdür–öğretmen arasında gerçekleşe çift yönlü iletişime
ve bu iletişimin niteliğine bağlıdır (Şimşek ve Altınkurt, 2009, s. 2). Okul gibi formal
örgütlerin temel öğeleri; ortak amaç, bu amaca katkıda bulunmaya istekli bireyler ve
iletişimdir. Aydın (2009, s. 159)’nın da belirttiği üzere, iletişim olmadan anlaşılmış ve
benimsenmiş bir ortak amaç, böyle bir ortak amaca katkıda bulunmak isteyenlerin
eşgüdümlenmiş bir çabası söz konusu olamaz.
Örgüt ortamında iletişimi, çalışanların tümünü kapsayan, örgüt amaçları yönünde onların
duygu ve düşüncelerini değiştiren eylemlerin tümü olarak anlamak gereklidir (Açıkalın,
1998, s. 39). İletişim aracılığıyla eğitim örgütlerinin başında bulunan okul müdürleri işlerin
yapılmasını, verilerin ve bilgilerin elde edilmesini, karar alımını sağlar. Üst yöneticiler ve
okul müdürleri zamanlarının büyük bölümünü iletişim içerinde geçirirler. Bu yüzden
eğitim yöneticileri iletişimi yalın bir şekilde anlamak zorundadırlar.
Okullardaki üretim, düzenleme, yenilik, sosyalleşme ve bakım gibi amaçlara hizmet etmek
için, iletişimin üst seviyelerde ortak anlamlar oluşturması gerekmektedir (Burbules, 2010,
s. 358). Örgüt içerisindeki bireyler kaliteli üretim yapmak, moral ve motivasyon sağlamak
amacıyla iletişimden yaralanırlar. Çalışanlar hizmet ya da mal üretimi işlemlerinin
gerçekleştirme sürecinin her aşamasında etkili bir iletişim kurmaya gereksinim duyarlar
(Mısırlı, 2004, s. 15). Okuldaki yönetici ve öğretmenlerin uyum ve birlikte çalışabilmeleri
için çalışanların etkili iletişim becerileri ile donatılmış olmaları gerekmektedir; çünkü
iletişim kişilerarası, kurumsal veya yönetimsel süreçleri ve okulların yapısının temelini
oluşturmaktadır (Burbules, 2010, s. 341 ).
İletişim tüm örgütsel işlem ve süreçleri etkileyen kritik bir unsurdur. Okul müdürlerinin
iletişim yeteneği, öğretimi iyileştirmenin yollarını ararken ve diğerleriyle etkileşime
girerken başarı düzeyinin de en önemli belirleyicilerindendir (Kurt, 2009, s. 124). Bu
yüzden iletişimi bütün örgütlerin ‘can damarı’ olarak nitelendirmek yanlış olmaz (Mısırlı,
2004, s. 16).
2
Okul adı verilen eğitim örgütlerinin can damarı olan iletişim, duygu, düşünce veya
bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılmasıdır (Baltaş ve Batlaş,
2003, s. 19). İletişim, hedef ve kaynağı insan olan, karşılıklı bilgi alış verişinin yaşandığı,
içerisinde duygusal faktörlerin de bulunduğu bir etkileşim, ortaklaşma ve paylaşım
sürecidir (Kaşıkçı, 2001, s. 50).
İletişim deyince insanlar tarafından genel anlamıyla sözlü veya yazılı iletişim
anlaşılmaktadır. Oysa iletişim sadece sözlü ve yazılı ile dilden ibaret değildir. İleri doğru
uzatılmış yukarı dönük bir avuç, çatılmış kaşlar, kısık gözler, konuşurken araya konan
mesafe, üst konumunda buluna bir kişinin toplantıya herkesten sonra gelmesi, bir karikatür,
bir resim iletişim kodlarının bir örneğidir. Kısaca, konuşulan ve yazılan dil yanında jestler,
mimikler, giyim-kuşam, zaman ve mekan diğer iletişim biçimleridir (Altıntaş ve Çamur,
2005, s. 4). Buradan da anlaşılacağı üzere insan için anlam yükleyebildiği her şey
iletişimdir.
Bir yaşantıya ait duygu ve düşüncelerin kodlanarak sözlü, sözsüz veya yazılı bir anlatımla
alıcı kişiye ulaşmasını sağlayan sembollere mesaj denir. Mesaj bir vericiden çıkan duygu
ve düşüncelerin, alıcının duyu organlarınca algılanmasına yöneliktir. Mesaj alıcıya ait ne
kadar çok duyu organına ulaşırsa, anlatım o ölçüde başarılı olur. Bu sebeple, görme, işitme,
dokunma ve hatta koku ile ilgili faktörlerin iletişimde yer alması mesajın gücünü arttırır
(Baltaş ve Baltaş, 2003, s. 29).
Tam anlamıyla anlaşılmayan sözel olmayan semboller de en az sözlü işaretler kadar
önemlidir (Coleman ve Wu, 2006; Sundarams ve Webstern, 2000). Kamu sektöründe
yönetici-yönetilen ilişkilerinde iletişim ve güven adlı yüksek lisans tezinde Uz (2006, s.
88) kamu sektöründe amir memur ilişkilerinde beden dilinin önemini vurgulamıştır. Astlar
amirlerine hoşnutsuzluklarını sözel iletişimden çok sözsüz iletişimi (beden dilini)
kullanarak göstermeye çalışmıştır. Taraflar sözsüz iletişime önem verdikleri takdirde
problem karmaşık bir hal almadan çözüme ulaşacağı, sözsüz iletişimin tarafların
söyleyemediklerini dile getirerek sigorta görevini üstlendiği sonucuna ulaşılmıştır (Uz,
2006, s. 109). Yine yapılan araştırmalara göre, ortalama bir iletişimde, sözcüklerin önemi
% 10, ses tonunun önemi % 30, beden dilinin önemi ise % 60 olarak bulunmuştur (Altıntaş
ve Çamur, 2005, s. 63). Beden dili kullanılırken; yüz ifadelerinden, jestlerden,
mimiklerden, baş hareketlerinden, dokunma duyusundan, giyim kuşamdan yararlanılır.
3
İnsanlar konuşarak anlaşmayı geliştirmeden önce, beden dilleriyle anlaşırlardı. Bu
sebepten beden dili insanların ilk anlaşma aracı ve ilk dilidir diyebiliriz (Baltaş ve Batlaş,
2003, s. 11).
İnsanın dış özelliklerinin, ellerinin, ayaklarının, bedenin biçimi ya da boyutu çok keskin
ifadelerle karakterini ve kişiliğini yansıtmaz. Fakat bedensel hareketlerimizi etkileyen
duygularımız kişiliğimizi taşıyan ipuçları taşımaktadır. Bedenimiz iç dünyamızın eldiveni,
onun dili yüreğimizin kelimeleridir (Tayfun, 2007, s. 135). Bunu en çok duyguların ve
düşüncelerin kelimelere dökülmediği durumlarda hissederiz. Böyle anlarda bir bakış, başın
bir dönüşü, kavrayan bir jest, savunucu bir mimik binlerce kelimeden daha fazla anlam
içerir. İçimizdeki her hareket, duygu, heyecan, istek beden dilimiz aracılığıyla dışa vurulur
(Molcho, 2000, s. 8). Sözlü ifadelerde zaman zaman yalanlar olsa da, beden dili ile bunu
başarmak ve sürdürmek konuşmaya oranla çok daha zordur. Ne kadar rol yapılırsa
yapılsın, bir müddet sonra beden dili sinyalleri kişinin gerçek duygularının açığa çıkmasına
neden olacaktır (Koç, 2004, s. 28). Beden dili insanın hissettiklerinin yansımasıdır.
Buradan da anlaşılacağı üzere davranışlar sözcüklerden daha yüksek seslidir diyebiliriz
(Altıntaş ve Çamur, 2005, s. 64).
Sözel olmayan mesajlar birçok kaynakta farklı şekilde bölümlere ayrılmıştır. Sözel
olmayan iletişim yani sözsüz iletişim denildiğinde akla ilk gelen beden dili olmaktadır.
Schober (2003, s. 30)’e göre sözsüz iletişim üçe ayrılır;

Sessiz: sadece beden dilini kapsar,

Sesli olan: dil ile ilgili olgular ( vurgu ve konuşma araları) ve bağımsız ifadeler
( gülmek veya için çekmek),

Nesnel: kişilerin görüntülerini tamamlayan şeyler ( eşya, takı, kıyafet).
Literatüre bakıldığında daha birçok sınıflandırmayla karşılaşılabilmektedir (Dinçer, 2000,
s. 103; Ergin ve Birol, 2000, s. 126; Eroğlu, 1996, s. 211; Kılınç, 2011, s. 56; Zıllıoğlu,
1996, s. 194). Bu sınıflandırmalara kavramsal çerçeve bölümünde ayrıntılı şekilde yer
verilmiştir.
Cüceloğlu (1998, s. 34) düşünceler sözlü iletişimle, duygular sözsüz iletişimle en rahat
ifade edilir demiştir. Tabi ki, sözsüz iletişimde de bir kısım belirsizlikler ortaya çıkacaktır.
Karşımızdaki kişinin beden dili hakkında vereceğimiz kararlarda aceleci davranmak bizi
4
yanılgıya düşürebilir. Bu yüzden vereceğimiz karar için birden fazla gözlemde
bulunmamız gerekmektedir.
Sözsüz iletişimin genel özelliklerine gelince, iletişim yokluğunu olanaksız kılması, duygu
ve coşkuları yetkin biçimde dile getirmesi, kişiler arasındaki ilişkileri tanımlama ve
belirlemesi, sözlü iletişimin içeriği hakkında bilgi vermesi, güvenilir iletiler sağlaması ve
kültüre göre biçimlenmesi olarak sınıflandırılabilir (Demiray, 2006, s. 37).
Öğretmenlerin; el kol hareketleri, yüz ifadeleri, kaş göz ifadeleri gibi sözel olmayan
davranışların öğretimi olumlu yönde etkilediği, öğrencinin konulara dikkatini vermesinde
birinci derecede önemli olduğu, anlatılan konunun ise ikinci planda kaldığı yapılan
araştırmalarla desteklenmiştir (Baş, 2010, s. 130; Frymier, 1993; Pektaş, 1998, s. 238;
Mcdowell, 1993). Ayrıca Baş (2010, s. 130)’ın öğretmenlerin sınıf içinde sözel ifadeler ve
sözel olmayan davranışların analizi üzerine nitel bir çalışma adlı doktora tezinde,
öğretmenlerin sözel olmayan davranışları (beden dili: mimik ve jestler,duruş, yürüyüş ve
oturma, mesafe ve alan, dokunma ve paralinguistik) nasıl kullandıklarına ilişkin elde edilen
bulgular; A, B, C kodlu öğretmenlerin dokunma,yürüyüş ve oturuş, mesafe ve alan, jestler
kategorilerindeki davranışları oldukça düşük oranda kullandıklarını ortaya çıkmıştır.
Aynı şekilde Çalışkan (2003)’ın sınıf öğretmenlerinin sözel olmayan davranışları üzerine
yapmış olduğu çalışmada sınıf öğretmenlerinin mimikleri ve jestleri yeterince
kullanmadıkları, kıdemli ve kadın öğretmenlerin mimikleri ve jestleri kullanmada daha
etkili olduğu gözlenmiş, olumlu baş onayı ve gülümseme davranışlarının öğretmenlerce
kullanılmasının sözsüz içtenlik algısı olarak nitelendirilmiştir. Ayrıca Frymier (1993) ve
Huelsman (1988, s. 168) sözsüz iletişimin özelliklerinden biri olan gülümsemenin,
duruşun,
çeşitli jest ve mimiklerin, kendine özen göstermenin, öğrencinin konulara
dikkatini vermesinde birinci derecede önemli olduğunu, anlatılan konunun ise ikinci
planda kaldığını ifade etmiştir.
Hürmeriç (2008, s. 157) beden eğitimi öğretmenlerinin sözel
olmayan iletişim
davranışlarının öğrenci algılarına göre değerlendirilmesi adlı yüksek lisans tezinde kız
öğrencilerin göz teması kurma, yakın mesafeden konuşma, anlıyorum anlamında basını
sallama, yüz ifadeleri ile olumlu duyguları ifade etme gibi olumlu iletişim davranışlarına
daha çok katıldıkları; erkek öğrencilerin ise, fiziksel ceza, kızgınlığı yüz ifadeleri ile
belirtme gibi olumsuz kabul edilen iletişim davranışlarına daha çok katıldıkları
5
görülmektedir. Bunun yanında bayan öğretmenlerin yüz ifadelerinin daha çok hoşnutluğu
belirttiği, öğrencilerle konuşurken daha yakın durdukları, öğrencilerin yüzlerine bakarak
konuştukları gözlemlenirken; erkek öğretmenlerin yüz ifadeleri ile daha düşünceli, daha
sinirli görüldükleri gözlemlenmiştir.
Kaya (2012), sosyal bilgiler öğretmenlerinin beden dili hareketlerinin öğrencilerin sosyal
bilgiler dersine ilişkin tutumları adlı yüksek lisans tezinde öğrencilerle yapılan görüşmeler
sonucunda, sosyal bilgiler öğretmenlerinin olumlu beden dili davranışlarından olumlu,
olumsuz beden dili davranışlarından ise olumsuz etkilendikleri görülmüştür. Aynı şekilde
Bağcı (2008), öğretmenin beden dilinin öğrenciler tarafından algılanması yüksek lisans
tezinde beden dillerine dikkat eden öğretmenlerin derslerinde, öğrencilerin ilgi ve
başarılarının arttığı gözlemlenmiştir. Yine Yüce ve Yavuz (2009, s. 233) yaptıkları
araştırmada kişinin cinsiyetinin bayan veya erkek olmasının öğrenci algılaması ve sözsüz
iletişim boyutunda anlamlı bir etki bıraktığı gözlemlenmiştir. Erkek öğrencilerin bayan
öğrencilerden öğretim elemanlarının sözsüz iletişimini daha olumlu değerlendirdikleri
belirlenmiştir.
Erkuş ve Günlü (2009, s. 20)’nün, iletişim tarzının ve sözsüz iletişim düzeyinin
çalışanların iş performansına etkisi: Beş yıldızlı otel işletmelerinde bir araştırma adlı
makalelerinde, çalışanların iletişim tarzının ve sözsüz iletişime yatkınlık düzeylerinin iş
performansları üzerinde doğrudan etkisi olmadığı sonucuna ulaşmışlardır. Özellikle sözsüz
iletişime yatkınlık düzeyleri yüksek olan bireylerin, iletişime daha yatkın oldukları ve
dolayısıyla iş performanslarının yüksek olabileceği düşüncesi araştırma sonuçlarına göre
doğrulanmamıştır. Bu bulgu Kılcı, Süslü ve Onay (2011, s. 159)’ın postacılar ve hemşireler
üzerine yaptıkları çalışmayla örtüşmektedir. Yalnız sözsüz iletişim ile iş performansı
arasında doğrudan bir ilişki olmaması sözsüz iletişimin iş performansını etkilemediği
anlamına gelmemelidir. Kılcı, Süslü ve Onay (2011, s. 165)’ın çalışmalarında iş
performansı ve sözsüz iletişim arasında anlamlı bir ilişki olduğu, bu ilişki göz önünde
bulundurulursa verimlilik, karlılık düzeyinde artış ve müşteri memnuniyeti açısından etkili
olacağı sonucuna varılmıştır..
Kılınç (2011, s. 119-120) şikayet yönetimi: Müşteri – işgören etkileşiminde sözsüz iletişim
adlı yüksek lisans tezinde, iş görenin konuşurken kollarını göğsünde kavuşturması,
yakasını çekiştirmesi, ağzını eliyle kapatmasının kaba bir davranış olduğu ve müşterinin
6
sorunun çözümüne olan inancının olumsuz yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. İş
görenin müşteriye konuşurken açık bir beden duruşu (postür) sergilemesi, ağzını eliyle
kapatmaması, mümkün olduğunca rahat, sorunu çözmeye istekli görünmesi ve samimi bir
şekilde gülümsemesi müşterilerin etkileşim tatminini etkileyen en önemli faktörler olarak
değerlendirilmiştir. İş görenin sözsüz sinyalleri okuyabilme gücü hatanın anında
görülmesine ve çözümlenmesine olanak sağlamaktadır.
Özaslan (2009, s. 100)’ın, Çanakkale’deki konaklama işletmeleri üzerine yaptığı yüksek
lisans tezinde, sözsüz iletişimin iletişim tatminini olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir.
İş görenlerin, yönetici ve iş arkadaşlarına yönelik sözsüz iletişim algılarının olumlu yönde
olduğu; kişisel alan kullanımına dikkat edildiği ve bedensel temas davranışlarının dikkate
alındığı gözlemlenmiştir. Yöneticilerin ve işgörenlerin iletişim kurarken olumlu yüz
ifadeleriyle gülümseyerek iletişimi destekledikleri belirlenmiştir.
Aksoy (2005, s. 134-137)’un, lise yöneticilerinin beden dili davranışlarının sıklığı ile
öğretmenlerin etkilenme biçimleri adlı yüksel lisans tezinde yöneticilerin gösterdikler
olumlu davranışlara öğretmenlerin olumlu; olumsuz, sert, kaba, saldırgan davranışlar
sergilediklerinde ise öğretmenlerin olumsuz etkilendikleri görülmüştür. Yöneticilerin
otoritelerini koruma içgüdüsünden kaynaklı öğretmenlere karşı mesafeli davrandıkları, el
sıkışırken karşısındaki kişiye karşı güvensizlik telkin eden davranışlardan kaçındıkları
görülmüştür. Bunun yanında öğretmenlerin büyük çoğunluğunun yöneticilerin beden dili
davranışlarından etkilenmediği, beden dili davranışını umursamadığı ortaya çıksa da
öğretmenlerin yöneticilerin bazı beden dili davranışlarına karşı beni cesaretlendirir, mutlu
olurum, güvenimi yitiririm, huzursuz olurum, hırslanırım, güvenim kırılır, sıkılırım
şeklinde hissettikleri yapılan araştırma sonucuna ortaya çıkmıştır. Aksoy (2005)’un yaptığı
çalışma yönetici cinsiyeti değişkeni acısından farklılık gösterdiği; cinsiyet, kıdem ve branş
değişkeni açısından ise farklılık göstermediği şeklindedir.
Öztekin (1997)’in, okul müdürlerinin beden dili davranışlarının sıklığı ile öğretmenlerin
etkilenme derecesi adlı yüksek lisans tezinde okul müdürlerinin gösterdikleri bir beden dili
davranışı
varsa
öğretmenlerin
bundan
mutlaka
etkilendikleri,
sık
gösterdikleri
davranışlardan yüksek, seyrek gösterdikleri davranışlardan ise düşük etkilendikleri
görülmüştür. Öğretmenlerin okul müdürlerinin bedensel mesafe, yüz ifadeleri ve baş
hareketleri boyutundaki beden dili davranışlarından etkilenme derecelerinin daha yüksek
7
olduğu görülmüştür. Bunun yanında okul müdürleri erkek öğretmenlerle daha çok bedensel
temaslarda bulunduğu, bayan öğretmenlerle ise beden sel temas, oturma biçimleri, el-kol
hareketleri ve oturma biçimleri davranış boyutunda daha dikkatli davrandıkları
gözlemlenmiştir. Yine Gürses (2006)’in, eğitim örgütlerinde yöneticilerin etkin iletişim
kurma becerilerine ilişkin yüksek lisans tezinde öğretmenler, okul müdürlerinin duygusal
gerginliğinin beden ve ses tonuna yansımasını önlediğini, çalışanlarla göz teması kurarak
iletişimi etkili hale getirdiğini, konuşmasında uygun jest ve mimikleri kullandığını,
konuşanı dinlerken rahatsızlık yaratan hususları ortadan kaldırdığını, iletişim anında
iletişime girdiği kişi ile fiziksel mesafeyi ayarladığını belirtmişlerdir. Bu durumda okul
müdürlerinin sözsüz iletişim kurallarını uyguladığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Okul müdürleri, öğretmenlerle gerek konuşarak ve en çok da beden dilini kullanarak
iletişim kurarlar. Bu noktada okul müdürlerinin (kaynak) kullandıkları beden dili
davranışlarının (sözsüz mesajların), öğretmenler (alıcı) tarafından nasıl algılandıkları ve
okul yöneticilerinin beden dillerini doğru bir şekilde ifade edebilmeleri çok önemlidir.
Okul yöneticisinin sergilediği sözel olmayan mesajlar okuldaki sağlıklı çalışma ortamını
büyük ölçüde etkilemektedir. Okul müdürünü öğretmenlerden belge isterken, odasında
konuşma yaparken sergiledikleri jest, mimik, ses tonu, duruş ve mesafe gibi sözel olmayan
mesajlar örgüt içersindeki çift yönlü iletişimin açık veya kapalı olmasına neden olmaktadır.
Okul yöneticisinin yaptığı bir sözsüz iletinin öğretmenler tarafından yanlış algılanması
mevcut sorunların çözümlenmesini daha da zorlaştıracaktır.
Çalışanların uyum ve birlikte çalışabilmesi için etkili iletişim becerileri ile donatılmış
çalışanlara ihtiyaç vardır. Günümüz rekabet ortamında takım çalışmasının etkin biçimde
kullanılması gerekiyor (Mısırlı, 2004, s. 16). Bir işletmenin bulunduğu yerde iletişim
vardır ve iletişim o işletmenin can damarıdır. İş yerlerinde iletişimin iyi olması sonucunda
çalışanların moralleri yükselir, motivasyonları artar, tam ve doğru bilgilendirildikler için
kaliteli üretim ortaya çıkar, işler daha çabuk yapılabilir, geribildirim mekanizması daha
kolay işleyeceği için hatalar en aza iner, iş birliği ve koordinasyon kolaylaşır (Mısırlı,
2004, s. 93).
Bu nedenle bir işletmede yönetimin kalbi iletişimdir. İletişimin de %10’nunu sözcükler,
%30’unu ses tonu ve %60’ının sözsüz iletişim oluşturmaktadır. Bu verilere ve yukarıda
belirttiğimiz araştırma sonuçlarına göre bu kadar büyük bir yüzdeye sahip olan sözel
8
olmayan mesajlar, okul yönetiminin merkezindeki okul müdürlerinin davranışlarında
öğretmenleri nasıl etkilemektedir. Öğretmenlerin okul müdürlerinin sözel olmayan
mesajlarına ilişkin görüşleri nelerdir. Bu araştırmada, okul müdürlerinin sözel olmayan
mesajları kullanmalarına ilişkin öğretmen görüşlerinin alınması hedeflenmiştir.
1.2. Araştırmanın Amacı
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim okulu müdürlerinin öğretmenlere karşı kullandıkları
sözel olmayan iletişim unsurlarının analizidir. Bu amaçla aşağıda verilen sorulara yanıt
aranmıştır.
1. Çalışma grubunda bulunan öğretmenlerin iletişim konusunda herhangi bir
eğitim veya seminer alma durumları nelerdir?
2. Çalışma grubunda bulunan öğretmenlerin okullarındaki iletişim kültürü ile ilgili
düşünceleri nelerdir?
3. Çalışma grubunda bulunan öğretmenlerin okul müdürleri ile olan iletişimleri
hakkındaki düşünceleri nelerdir?
4. Okul müdürlerinin öğretmenlere karşı kullandıkları sözel olmayan iletişim
unsurları nelerdir?
5. Okul müdürlerinin öğretmenlere karşı kullandıkları sözel olmayan iletişim
unsurları öğretmenleri ve okulda süreçleri nasıl etkilemektedir?
1.3. Araştırmanın Önemi
Bir örgütü bir arada tutan faktörlerin başında örgütü oluşturan kişilerin kendi aralarında ve
yöneticileri ile olan iletişimleri gelir. İletişim kurulmayan bir ortamda çalışanların iş
performansı, verimlilik ve motivasyonları düşer. Çatışmalar başlar. Örgütü bir arada tutan
iletişim faktörünün tüm çalışanlar tarafından iyi algılanması beraberinde takım ruhu,
eşgüdüm ve paylaşımı getirir.
Türkiye’de ve yurt dışında sözel olmayan mesajlar üzerine yapılan araştırmalar
incelendiğinde ya turizm sektörü ya da öğretmenlerin beden dilleri kullanımlarına yönelik
olduğu
görülmüştür.
Turizm
sektöründe
9
çalışanların
sözel
olmayan
mesajları
kullanmalarına yönelik çalışmalara bakıldığında, çalışanların iş performansı , motivasyonu
ve işletmenin müşteri memnuniyeti gibi faktörler üzerinde durulduğu gözlemlenmiştir
(Erkuş ve Günlü, 2009; Kılcı, Süslü ve Onay, 2011; Kılınç, 2011; Özaslan, 2009).
Öğretmenlerin sözel olmayan mesajları kullanımlarına yönelik çalışmalara bakıldığında
ise, öğretmenin beden dilinin dersin işleyişine (Kaya, 2011), öğrencilerin algılarına veya
sınıf atmosferine etkileri üzerinde durulduğu gözlemlenmiştir (Bağcı, 2008; Çalışkan,
2003; Huelsman, 1988; Hürmeriç,2008; Yavuz ve Yüce, 2009).
Bunun yanında yapılan yazın taraması incelendiğinde
okul yöneticilerinin beden dili
davranışlarının değerlendirilmesine yönelik çalışmanın nicel nitelikte ve çok az olduğu
gözlemlenmiştir (Aksoy, 2005; Öztekin, 1997). Okul müdürlerinin sözel olmayan mesajları
kullanmalarına yönelik nitel olarak yapacağımız çalışma bu açıdan önemli görülmektedir.
Ayrıca öğretmenlere, okul müdürlerinin sergiledikleri sözel olmayan mesajlara ilişkin
sorular sorulup birincil ağızdan veriler alınarak, bu verilerin geçmişte yapılan çalışmalarla
harmanlanarak bilimsel açıdan literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
1.4. Varsayımlar
1.Araştırmada araştırmacı tarafından hazırlanan sorular, araştırmanın amacını
gerçekleştirecek yeterlilik ve niteliktedir.
2.Araştırmaya katılan öğretmenlerin araştırmacı tarafından sorulan sorulara samimi
ve doğru şekilde cevap verdiği varsayılmıştır.
3. Okulda görevli öğretmenlerin, okul müdürlerinin kullandıkları sözel olmayan
iletişim unsurlarına ilişkin belirli bir algı ve farkındalık düzeyine sahip olduğu
düşünülmektedir.
4.Seçilen araştırma yöntemi bu araştırmanın amacına, konusuna ve problemlerin
çözümlenmesine uygun olduğu düşünülmektedir.
10
1.5. Sınırlılıklar
1. Araştırmada elde edilen veriler 2012-2013 eğitim öğretim yılında Gaziantep
ilindeki ortaokul kurumlarında görev yapan öğretmenlerin görüşleri ile sınırlıdır.
2. Bu araştırmada problemin ortaya konulmasında ve soruların hazırlanmasında
literatür taraması, öğretmenlerin görüşlerinin alınmasında ise kullanılan görüşme
formu ile sınırlıdır.
1.6. Tanımlar
İletişim: Bilgi, düşünce, beceri ve duyguların, sözcük, resim, grafik vb. semboller
kullanılarak iletilmesidir ( Mısırlı, 2004, s. 1).
Sözel olmayan iletişim: Sözcüklerin kullanılmadığı tüm iletişim unsurlarını kapsar.
Mesajlar her zaman sözlü olarak ifade edilmezler. Sözel olmayan iletişimde mesaja eşlik
eden işaretler vardır. Bu işaretler yüz ifadesi, sesin vurgusu, el ve omuz hareketleridir.
Araştırmalar, insanların birbirlerine ne söylediklerinden çok, nasıl söylediklerine dikkat
ettiklerini göstermektedir (Tutar ve Yılmaz, 2003, s. 38).
11
12
BÖLÜM 2
KAVRAMSAL ÇERÇEVE
2.1.İletişim
Latince “ Communis” kelimesinden türemiş olan ve batı dillerinin çoğunda
“communication” olarak kullanılmakta olan iletişim, en kısa tanımıyla bireyler arasında
anlamları ortak kılma sürecidir (Mısırlı, 2004, s. 1). Diğer tanımları da incelediğimizde
iletişim, bilgi, düşünce, beceri ve duyguların, sözcük, resim, grafik vb. semboller
kullanılarak başkalarına aktarılmasıdır (Baltaş ve Baltaş, 2003, s. 19) şeklinde
yapılmaktadır. Türk Dil Kurumu sözlüğünde ise iletişim, “Duygu, düşünce ya da bilgilerin
usa gelebilecek her türlü yolla başkalarına, aktarılması, bildirişim, haberleşme” olarak
tanımlanmaktadır. Bu bağlamda iletişim, hedefi ve kaynağı insanlar olan, karşılıklı bilgi
alışverişinin yaşandığı, içerisinde duygusal faktörlerin de bulunduğu bir etkileşim,
ortaklaşma ve paylaşım sürecidir diyebiliriz (Kaşıkçı, 2001, s. 50).
Dökmen (2002, s. 321)’e göre ise iletişim, “Katılanların bilgi/sembol üreterek birbirlerine
aktardıkları ve bu iletileri anlamaya, yorumlamaya çalıştıkları bir süreçtir.” Bunun yanında
iletişim, çeşitli amaçlara varmak için sözcüklerin ve diğer simgelerin kullanılmasıdır. Belli
yüz ifadeleri, vücut hareketleri ve fiziksel görünüm, bu diğer ifadelerden birkaçıdır
(Sayers, 1993, s. 9). Bizler, birbirimizle konuşarak, telefon ederek, mektuplar yazarak,
mesajlar göndererek, jest ve mimiklerle her zaman iletişim kurma çabası içerindeyiz.
Bütün bu tanımlardan yola çıkarak diyebiliriz ki iletişim sürecinin oluşabilmesi için
13
mutlaka bireyler arasında bir ilişki kurulması gerektiğidir. Başka bir değişle insan olmadan
iletişim gerçekleşemez.
Paul Watzlawick, Janet H. Beavin ve Don D. Jackson iletişimle ilgili beş görüş öne
sürmüştür. Bunlar günümüzde bile iletişim dinamiğini açıklamada temel teşkil etmektedir.
1- İletişim kuramamak imkansızdır: Hiçbir şey yapmama, eylemsizlikte bir
masajdır. Bu nedenle hareket etmek ya da bir şey söylemek kadar, hareket
etmemek veya susmak da anlamlı bir mesaj oluşturur. Öğretmenler odasında
elinizdeki kitabı veya dergiyi okumaya devam etmeniz,” okuduğum kitap daha
çok ilgimi çekiyor, kitap okumayı sizinle konuşmaya tercih ediyorum”,
mesajını verir.
2- İletişimin ilişki ve içerik düzeyi vardır: Her iletişim faaliyetinin bir içerik bir de
ilişki olmak üzere iki düzeyi vardır; ilişki düzeyi içerik düzeyine anlam veren
çerçeveyi oluşturur ve bu nedenle daha üst aşamadadır. Şu üç cümleyi
inceleyelim ; Sen dışarı çıkacak mısın?, Siz dışarı çıkacak mısınız?, Dışarı
çıkmayı düşünüyor musunuz? Bu cümleler aynı içeriğe sahip olsalar bile farklı
ilişki
düzeylerini
göstermektedirler.
1.
cümlede
konuşan
kişinin
kendisini karşısındaki ile eşit veya ondan daha güçlü gördüğünü, 2. cümlede
konuşan kişinin kendisini karşısındaki ile eşit veya resmi bir ilişkide, 3.
cümlede ise karşısındakinin karar verme özgürlüğüne daha saygılı ve hatta
karşısındakini daha güçlü gördüğü düşünülebilir.
3- Mesaj alışverişindeki sıra yapısı kendi başına bir anlam taşır: Öğretmen okulda
öğrettiği için mi maaş alır, yoksa maaş aldığı için mi öğretir? sorusuna verilen
cevaba göre faklı değerler alır. Maaş aldığı için öğreten öğretmen yerine,
öğrettiği için maaş alan öğretmen daha üstün tutulur. Gerçekte bu iki insanın
davranışları arasında bir fark yoktur; sadece biz davranışları farklı sıra içinde
gördüğümüzden farklı anlamlar veririz (Altıntaş ve Çamur, 2005, s. 12).
4- Mesajlar sözlü ve sözsüz olarak iki kısma ayrılır: İçerik iletişiminde sözlü
mesajlar etkiliyken, ilişkiyle ilgili tutum ve tercihlerin anlatımında ise sözsüz
mesajlar en etkili olurlar. Bilim sözlü mesajlar üzerine kuruluyken, iki sevgili
arasındaki ilişkide ise sözsüz mesajlar daha geçerlidir. Omuza konan bir el,
14
dostluk ve arkadaşlık üzerine yazılmış bir yazıdan daha etkilidir. Başka bir
değişle, sözlü iletişim akıl, mantık ve düşünceyi; sözsüz iletişim duyguları ve
ilişkileri en etkili ifade etme aracıdır.
5- İletişim kuran kişiler eşit veya eşit olmayan ilişkiler içinde olabilir (Cüceloğlu,
1996, s. 19).
İletişim davranışı başkaları üzerinde bir etkiye sahiptir. İletişim, sonucu geliştiren bir
davranıştır. Beyinde şekil bulan bir aktivite olmasına rağmen, ilk önce ve en başta
insanların birbirlerine yaptıkları hareketlerdir. Birine gülümsemek, sigara içen birine
bundan kurtulmayı başarabileceğini söylemek, o kişiler için bir şey yapmak demektir.
İletişim sonuca sahiptir. Zaman zaman zor algılanan, bazen ise güçlü algılanan bir sonuçtur
(Samovar ve Mills, 1995, s. 4).
Sayers (1993, s. 10) “bir mesaj verirken, mesaj alanın onu aldığından emin olana kadar,
bir mesajı alırken de mesajı aldığınızı vericiyi tatmin edecek ölçüde gösterene kadar
göreviniz bitmiş olmaz” demektedir . Yaş, cinsiyet, sosyal statü, giyim-kuşam, konuşma
biçimi “ şive, ağız”, taraflara bağlı olarak değişen özelliklerdir. Bunlar otomatik olarak
değerlendirilir ve bu duruma göre konuşma ve hitap biçimleri ayarlanır (Gökçe, 2006, s.
29).
Caputo ve Hazel (1994, s. 15) “ Interpersonal Communication” adlı eserde De Vito
Savı’na değinmişlerdir. Buna göre POSEE öğeleri iletişimde oldukça önemlidir ve taraflar
için eşit ölçüde anlamlı ve geçerlidir. Aksi takdirde iletişimin gerçekleşmediği öne
sürülmüştür. POSEE;
• Olumluluk (Positiveness): Kendine ve karşısındakine yüksek ölçüde saygılı olmak
pozitif tavırları tetikler ve ortaya çıkarır,
• Açıklık (Opennes): Öz açıklığın ortaya çıkabilmesi için yüksek ölçüde güven ve
dürüstlük gerekir,
• Destekleyicilik (Supportiveness): İletişim,
yorumları yargılamaktan çok
betimleme ve tarafların birbirlerinin fikirlerini kabul etmeye hazır olması demektir,
• Eşitlik (Equality): Ast ya da üst çalışanların, birbirlerini tehdit etmeden,
birbirlerine karşı eşit ölçüde saygılı davranmaları gerekir,
15
• Empati (Empathy): Dünyayı karşısındaki insanın gözlerinden anlamaya çalışmak
için bireyin kendini karşısındaki insanın yerine koyması gerekir.
2.1.1.İletişimin Özellikleri
2.1.1.1.İletişimde İlk Anın Etkisi
Bireylerin karşı karşıya geldikleri ilk andaki etkileşimleri, ilişkilerinin devam eden
sürecinin önemli bir belirleyicisidir. Karşılaşan kişilerin beden dilleri, kullandıkları
kelimeler, taşıdıkları aksesuar, giydikleri giysiler, bulundukları ortamdaki nesneler bütün
bunlar onların ileriye dönük olumlu veya olumsuz kanaat oluşturmalarına neden
olmaktadır (Baltaş ve Baltaş, 2003, s. 19). Yapılan araştırmalara göre insanlar hakkında
karar vermeye onlarla karşılaştığımız ilk yedi saniye içinde başlarız (Ailes, 1996, s. 5).
Bunun sebebi, bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde sergilenen davranışların ilk dakikalarda
daha yoğun gerçekleşmesindendir. Bunun yanında insanlar ilk birkaç dakika içerisinde
daha çok görünüşe- fiziksel özellikler, duruş, beden dili- dayanan bir yargıya vardıkları da
tespit edilmiştir (Sampson, 1995, s. 27).
2.1.1.2. İletişim Sadece Bilgi Alışverişi Değildir.
İletişimin gerçekleşmesi için en az iki birey gereklidir. Tek taraflı olursa iletişim değil,
‘enformasyon’ dur (Kaşıkçı, 2001, s. 21). İletişim sadece içeriğinde taşıdığı bilgi ile değil,
bireylerin sahip olduğu değer yargılarının yarattığı duygulara yoğunlaşmayı da
gerektirmektedir. Karşısındakini anlamayan kişinin çevresine katkıda bulunması çok
zordur. Kişilerin birbirlerine karşılık vermek yerine anlamak amacıyla dinlemeye
başladıklarında ilişkiler daha sağlıklı bir yapıya kavuşacaktır (Tayfun, 2007, s. 26).
2.1.1.3. İletişim Kişiye Değil Kişiyle Yapılır
İletişim, alıcı kişiyle yapılandırılan bir süreçtir. Taraflardan biri aktif ise ve diğeri hiçbir
şey yapmıyorsa iletişim kurulamaz. Alıcı taraf iletişim kurmaya çalışan kişinin iletilerine
hazır değilse, iletişim yolu tıkanır ve çatışma olabilir. Örneğin gündelik yaşamdaki basit
bir gülümsemenin veya günaydın kelimesinin karşılıksız kalması iletişim çatışmalarına
16
neden olabilir. Bunun önlenebilmesi için bireylerin ortak bir noktada buluşmaları gerekir
(Baltaş ve Baltaş, 2006, s. 20,21).
2.1.1.4. İletişim Bir Bütündür
Davranışlar gerçekleştiği anda sergilenen tavır, duruş, hareket ve sözler bir bütün olarak
dikkate alınmalıdır. Kolların göğüste bağlanması her zaman kişinin kendisini kapattığı
anlamına gelmeyebilir, bunu üşüdüğü için yapmış olabilir. Sıkıntılı görünen bir yüz ifadesi
iletişime kapalı olma durumunda değil, fizyolojik bir rahatsızlıktan kaynaklanıyor olabilir.
Bu nedenle sözsüz iletişim ipuçları tek tek değil bir bütün olarak değerlendirilmeli,
olumsuz gibi görünen iletişim davranışlarının başka nedenlerden kaynaklanıyor olabileceği
düşünülmelidir denebilir.
2.1.2. İletişim Sürecinde Yer Alan Unsurlar
İletişimin temel öğeleri ile ilgili yapılan birçok çalışma incelendiğinde, üzerinde uzlaşılan
öğeler; kaynak, mesaj, kanal, alıcı ve geribildirimdir.
2.1.2.1. Kaynak
İletişim süreci içerisindeki kişilerden, iletişimi başlatan kişiye kaynak denir. Kaynak
herhangi bir durumda diğer insanlara düşünce ve duygularını aktarma girişiminde bulunan
kişidir. Bu nedenle gönderici kendi duygu ve yaşantılarını alıcı durumda olanların bütün
duyularına ulaşabilecek biçime getirmeye çalışır. Kaynağın yoğun ve etkin bir iletişim
kurabilmesi, alıcının mümkün olduğu kadar çok duyusuna ulaşabilmesi ile mümkündür
(Baltaş ve Baltaş, 2006, s. 27).
2.1.2.2. Mesaj
Bir yaşantıya ait duygu ve düşüncelerin kodlanarak sözlü, sözsüz veya yazılı bir anlatımla
alıcı kişiye ulaşmasını sağlayan sembollere mesaj denir. Kaynağın ürettiği, iletmek istediği
bilgidir (Kaşıkçı, 2001, s. 51). Mesaj alıcıya ait ne kadar duyu organına ulaşırsa, anlatım o
17
ölçüde başarılı olur. Bu sebeple, görme, işitme, dokunma ve hatta koku ile ilgili faktörlerin
iletişimde yer alması iletinin gücünü artırır. Böylece mesajı alacak kişideki bütün alıcılara
ulaşma ve onları besleme imkânı olur. Grafik anlatım, yazıda kullanılan; sözlü anlatım,
konuşmada kullanılan sembollerle; sözsüz anlatım da bedenimizle oluşturduğumuz
işaretlerle ifade edilir (Baltaş ve Baltaş, 2006, s. 29).
İletişimde, mesajlara yüklenen anlamlar ne kadar ortak olursa iletişim o kadar güçlü olur.
Mesajın üç unsuru bulunmaktadır. Bunlar; sözcük, ses ve beden dilidir. Bu üç unsurun
iletişimdeki ağırlıkları %55 ile en fazla beden dili, %38 ile ses, %7 ile sözcük olarak
sıralanmaktadır (Mısırlı, 2004, s. 3). Buradan da anlaşıldığı üzere iletişim üzerindeki en
büyük paydayı beden dilimiz almaktadır.
Sözsüz mesajlar insanın evrimsel gelişimindeki ilk anlatım biçimidir. Bu anlatım biçimi
tarihsel süreç içerisinde bazı değişikliklere uğramıştır. Kaynağını beynin derinliklerinden
alan ve organizmanın dış dünyayla olan ilişkisini yansıtan beden dilinin birincil işaret
sistemi, bütün dünya ülkelerindeki insanlar için ortaktır. Bir Japon’un korku anıda verdiği
tepki ile Türk’ün verdiği tepki benzerdir. Bu mesajlar insanlığın evrensel dilidir.
2.1.2.3. Kanal
Kanal, gönderici ile alıcı arasındaki bağlantıyı sağlayan yoldur. Hava (özellikle, yüz yüze
iletişimde), telefon, faks, bilgisayar, konferans, bilgisayar, paneller, ilanlar, bültenler,
dergiler, beden diline ait ifadeler iletişim sürecinde birer iletişim kanalı ya da aracı olarak
işlev görürler. İletişimin kanalları, mesajların doğru kişilere doğru biçimde iletilmeleri
konusunda önemli bir role sahiptir (Solmuş, 2004, s.116).İletişimde iletişim kanallarının
önemi, yalnızca mesajların söz ile ifade etmekten fazla, bir tutumlar bütünü olmasından
kaynaklanmaktadır. Gönderme becerileri yani iletişim kanalları, mesajın aktarılması için
seçilmiş olan sözcükler, beden dili ve sesten oluşan bir bütündür (Baltaş ve Baltaş, 2003, s.
31). Bir iletişimin yapılandırılmasında ortalama olarak kelimeler %10, ses tonu%30 ve
beden dili %60 rol oynar. Bir başka anlatımla beden dili olarak adlandırılan jestler,
mimikler, bedensel duruş, bakışlar yüzyıllardır ve günlük yaşamın her alanında kullanılan
yaygın bir iletişim kanalıdır.
J. Fisk kanal olarak kullanılan iletişim araçlarını üç kategoride toplayarak incelemiştir,
18
 Araç iletişim kuranın kendisidir. Ses, yüz, beden, sözcükler, jest ve
mimikler,
 İletişim kuran tarafından hazırlanan yayınlar,
 Mekanik iletişim araçları. Yazılı ve görsel medya araçları (Tayfun, 2007, s.
14).
Bunun yanında iletişimin başarılı olması ve amacına ulaşabilmesi için gönderme
becerilerinin yanı sıra , şu soruların cevaplanın verilmesi yerinde olur.

Ne söylemek istiyorum?

Ne zaman söylersem karşımdakinin iletişim kanalları açık olur?

Nerede hangi ortamda iletişimi başlatırsam yerinde olur?
2.1.2.4. Alıcı
Bir iletişim sürecinde alıcı kaynaktan gelen mesajları alıp yorumlayan ve bunlara sözlü,
sözsüz tepkide bulunan birey ya da gruplardır. Etkili bir iletişimin olabilmesi için kaynak
ile alıcının sosyo-kültürel yapısı, bilgi düzeyi, davranış özellikleri ve iletişim becerileri
arasında bir dengenin, hatta bir eşitliğin veya benzerliğin olması gerekir.Başka bir değişle
mesajı almakla mesajı algılamak aynı şey değildir. Alıcı, gönderilen mesajı tam olarak
algılamanın ve çözümlemenin ötesinde, mesajda öngörülen ve kendinden yapılması
beklenen davranışları gösterdiği zaman gerçek anlamada etkili iletişim gerçekleşmiş olur.
2.1.2.5. Geri Bildirim
Bir iletişim sürecinde alıcıdan kaynağa yönelen tüm tepkilere geribildirim denir. Kaynak,
alıcısına gönderdiği mesajların alınıp alınmadığını, alındıysa anlaşılıp anlaşılmadığını, ya
da ne denli anlaşıldığını geribildirimlerle anlayabilir (Mısırlı, 2004, s. 6). Başka bir
anlatımla alıcı, mesajı aldıktan sonra kodunu çözer, mesaja anlamına ilişkin tepkide
bulunur. Tepkisini tekrar kodlayarak ve bir kanal kullanarak kaynağa tekrar gönderir. Bu
kez kaynak hedef rolüne girer. Bu çembere geribildirim denir. İletişim sürecinde, iletişim
19
yüz yüze ise karşı tarafın jest ve mimiği veya eğer iletişim yazılı ise bir yazıya cevap
alınması, geribildirime örnek olarak verilebilir.
2.1.2.6. Gürültü
Gürültü, iletişimdeki mesajın anlaşılmasını ve iletilmesini etkileyen her türlü faktördür ve
iletişim sürecinin her aşamasında bulunabilir. Gürültü, iletişim sürecini bozan ya da
iletişimin kalitesini ve etkinliğini olumsuz etkileyen herhangi bir faktördür. Sürecin her
aşamasında ortaya çıkabilir. Gereksiz tekrarlar, kullanılan kelimelerin anlamını bozan
beden dili hareketleri, fiziksel kaynaklar (aşırı sıcaklık, korna sesleri vb.) iletişimde gürültü
öğesine örnek olarak verilebilir.
2.1.3. İletişim Şekilleri
İletişim bilimi, bir toplumun örgütlenme biçimi çerçevesinde, birkaç düzeye ayrılabilen
oldukça geniş bir alanı kapsamaktadır. Mc Quail bunu açıklarken piramit şeklindeki
öngörüsünü ortaya atmıştır (Lazar, 2001, s. 12). Piramidi incelediğimizde hiyerarşik bir
düzen görülmektedir. Piramidin üstündeki evre bir altındakini kapsar. İletişim kişisel
düzeyden başlar. Kişi ilk önce çevresindeki insanla iletişim kurar. En son evre olarak
toplumu etkileyecek şekilde iletişim kurar.
Kaynak: Akt: Akbaş, Lazar, 2008
Şekil 1: Toplumda iletişim süreci
20
Her düzey kendini ve kendinin altındaki düzeyleri kapsamaktadır. Böylece piramidin en
yüksek düzeyinde bulunan kitle iletişimi diğer bütün düzeyleri içine almaktadır. Alt
düzeylerin tümünü kapsamaktadır (Lazar, 2001, s.13).
2.1.3.1. Kişisel İletişim
İletişim süreci genel anlamda iki kişinin varlığını zorunlu kılmaktadır. Ancak aslında
iletişim önce kişinin kendi içinde başlar. İnsanlar öncelikli olarak duygu ve düşüncelerini
iç dünyalarında hem kaynak hem hedef olarak kendisiyle paylaştığı ve daha sonra başka
insanlarla iletişime geçtiği inkâr edilemez bir gerçektir.
Bir insanın düşünmesini, duygulanmasını, kişisel ihtiyaçlarının farkına varmasını, iç
gözlem yapmasını, rüya görerek kendi içinden mesaj almasını ya da kendisine sorular
sorarak bunlara cevaplar üretmesini bir iç iletişim sayabiliriz (Dökmen, 2002, s. 21). Kişi
içi iletişim sayesinde bireyin duygu, düşünce, amaç, istek, beklenti, yetenek ve
sorumluluklarının farkına varması kolaylaşacak, böylece sorunlarını daha çabuk fark edip,
akılcı çözümler üretebilecektir. Bu süreçte birey üyesi olduğu toplum içinde doğru
zamanda, doğru biçimde davranma ve iletişim kurma becerisini de edinmiş olacaktır (Ateş,
2005, s. 17).
2.1.3.2. Kişiler Arası İletişim
Kişiler arası iletişim “iki ya da daha çok kişi arasındaki, sözlü ya da sözsüz simgesel
etkileşim olarak” tanımlanır (Usluata, 1994, s. 46). Bireyler yüz yüze ise, karşılıklı mesaj
alış verişi içinde çift yönlü iletişim gerçekleşiyorsa, mesajlar sözlü ya da sözsüz ise
bireyler arasında iletişim gerçekleşiyor diyebiliriz (Mısırlı, 2004, s. 22).
Kişiler arası iletişim, duygusal ihtiyaçların paylaşılmasında, düşüncelerin tartışılmasında,
sosyal gereksinimlerin karşılanmasında önemli yer tutar. Bununla birlikte iletişim
araştırmacılarının insanlar arasında gerçekleşen her tür iletişimi kişiler arası iletişim olarak
tanımlamadıklarını da unutmamak gerekir.
Kişiler arası iletişimde iletişim içine giren bireyler arası mesafenin, bedenin duruşunun,
jest ve mimiklerin, bedensel temasın, giysilerin, konuşma tarzının, ses tonunun,
21
vurgulamaların, sessizliliğin ve iletişim ortamının verdiği mesajlar vardır. Bunlar, sözlü
iletişimi pekiştirmek, kuvvetlendirmek için kullanılabileceği gibi, başlı başına birer iletişim
olarak da ortaya çıkabilmektedirler. Bunun yanında örgütsel iletişiminde temelini bireyler
arası iletişim oluşturmaktadır diyebiliriz.
2.1.3.3. Kitle İletişim
Birtakım bilgi veya sembollerin, birtakım hedefler tarafından üretilmesi, geniş insan
topluluklarına iletilmesi ve bu insanlar tarafından yorumlanması sürecine ‘kitle iletişimi’
adı verilir (Altıntaş ve Çamur, 2005, s.55). Basılı her türlü yayın kitle iletişim aracı
sayılabilir Kitle haberleşmesinde hedef, mümkün olduğunca tüm fertlerdir, toplumun
tamamıdır. Kitle iletişiminde hedef ile kaynak arasındaki kanallara ise kitle iletişim araçları
adı verilmektedir. Radyo, televizyon, gazete, dergi, internet vb. birçok kaynağı kitle
iletişim araçlarına örnek verebiliriz.
2.1.3.4. Örgütsel İletişim
Örgütsel iletişim, örgütün işleyişini sağlamak ve hedeflerine ulaştırmak amacıyla, gerek
örgütü oluşturan çeşitli bölüm ve öğeler, gerekse örgüt ile çevre arasında girişilen devamlı
bir bilgi ve düşünce alışverişine veya bölümler arasında gerekli ilişkilerin kurulmasına
olanak tanıyan toplumsal bir süreçtir (Akad ve Budak, 1994, s. 272). Örgütler hizmet veya
ürün üretirler. Bu hedefe ulaşmak için hem örgüt içinde hem de örgütün ilişkide bulunduğu
diğer örgütlerle iletişim kurma zorunlulukları bulunmaktadır. Başka bir değişle örgütsel
iletişimi örgüt sistemlerini birbirine bağlayan ve kendi ararlında uyumu sağlama sürecidir
diyebiliriz (Mısırlı, 2004, s. 15).
Formal bir örgütün temel öğeleri ortak amaç, bu amaca katkıda bulunmaya istekli
bireyler ve iletişimdir. Açıktır ki, iletişim olmadan anlaşılmış ve benimsenmiş bir ortak
amaç, böyle bir ortak amaca katkıda bulunmak isteyenlerin eşgüdümlenmiş bir çabası söz
konusu olamaz. İletişimin yeterli olduğu bir örgütte, örgütün amaçlarının doğru olarak
anlaşılmış ve kavranmış olması, örgüt üyelerinin bu ortak amaçlarının gerçekleştirilmesi
doğrultusunda işbirliği içinde, eşgüdümlü olarak davranmaları beklenir (Aydın, 2005, s.
149).
22
İletişim olmadan örgütün diğer temel öğeleri oluşamaz. Çünkü ortak amacın
belirlenmesi,
bunun örgüt
üyelerine
aktarılması,
çalışanların
birbirleriyle
ilişki
kurmalarında, işbirliği yapmalarında, örgütü benimsemeleri ve örgütün gelişmesi için
güdülenmelerinin sağlanması sürecinde iletişim etkili ve temel bir rol oynamaktadır.
Bunun yanında örgütler bilgilendirme suretiyle hızlı ve tekin bir şekilde üretim yapmak,
katılım, moral ve motivasyon sağlamak amacıyla örgütsel iletişimden yararlanırlar (Mısırlı,
2004, s. 15).
Davis (1984, s. 599), iletişimin başlıca amacını; bilgi ve anlayış geliştirmek,
güdülemek, işbirliği ve iş doyumu sağlamak şeklinde ifade etmiştir. Bu amaçlar aşağıdaki
gibi açılabilir: Örgütün amaçlarının, kurallarının ve alınan kararların çalışanlarla
paylaşılması yanlış anlaşılmaları önler; Çalışanların doğru bilgilendirilmesi de verim ve
üretim artışını sağlar. Örgütün durumunun bilinmesi; örgüte güven duyulmasını, örgütün
kamuoyunda tanınmasını sağlar. Çalışanların birbirleriyle ve örgütle bütünleşmelerini,
uyum içinde çalışmalarını, örgütü gerçekten benimsemelerini, örgütsel amaçlar yönünde
güdülenmelerini sağlar şeklinde ifade edebiliriz.
2.1.3.4.1. Eğitim Örgütlerinde İletişim
Örgütsel iletişim için söylenenler, genel olarak eğitim örgütleri için de geçerlidir. Ayrıca
eğitim örgütlerinin girdisi ve çıktısı insan olduğundan, diğer örgütlere göre eğitim
örgütlerinde iletişim daha da önem taşımaktadır. Yöneticilerin, öğretim elemanlarının ve
diğer çalışanların, öğrencilerin ve velilerin birbirlerine karşı eylemleri, sözlü anlatıma
dönüşsün ya da dönüşmesin, bir yanıyla ya da tümüyle iletişimsel eylemlerdir (Bolat,
1996, s. 75).
Eğitim örgütünde, demokratik bir hava yaratabilme ve amaçları en etkili bir biçimde
gerçekleştirebilme, yönetici-öğretmen ve buna bağlı olarak yönetici-öğretmen iletişimine
yani çift yönlü iletişime bağlıdır (Celep, 1992, s. 301-316). Başka bir değişle aralarında
iletişim olmadan, işgörenlerin bir amaç doğrultusunda uyumlu çalışması düşünülemez.
Eğitim sürecinin amacına ulaşabilmesi, öğretmenlerin güdülenmesi ve iş doyumu için,
yönetici ve öğretmenlerin uyum ve işbirliği içinde çalışması gerekmektedir (Pehlivan,
1992, s. 4).
23
Okul adı verilen eğitim örgütünün eğitim sistemi içindeki yeri gerek sayıca fazla oluşundan
gerekse görev ve özelliğinden dolayı önemlidir. Okul kurumu eğitim sisteminin en stratejik
parçası aynı zamanda halka açık ve halk ile ilişkisi en fazla olan sosyal bir örgüttür (Ilgar,
1996, s. 20).
Okul ortamında müdürler ve öğretmenler sürekli etkileşim içinde bulunmaktadırlar. Bu
etkileşimde
müdürler;
örgütsel
amaçları
gerçekleştirmede,
öğretmenlerin
okula
bağlılıklarını artırmada, onların beklentilerini karşılamada öğretmenler üzerinde etkili
olmak durumundadırlar. Yani öğretmenin okul içindeki görevlerini doyum alarak ve
verimli olarak gerçekleştirmesinde; kendini güvende hissetmesi, okul örgütünün bir parçası
olduğunu düşünmesi, görüş ve düşüncelerine önem verildiğini bilmesi, açık ve anlaşılır
iletişim sayesinde yanlış anlaşılmaların olmaması, kendisine saygı duyulduğunun bilmesi
büyük önem taşır. Okul ortamında müdürün tutumu arkadaşça, ilgili, yapıcı, ikna edici,
sorun çözücü ve iletişime açık olma eğiliminde ise, birlikte çalıştığı kişilerin duygusal ve
fiziksel tepkileri olumlu yönde gelişecek ve o örgütte işbirliği ve uyum hakim olacağı için
verimin de yüksek olması beklenecektir (Evcimen, 1998, s. 17). Çünkü okul yöneticilerinin
iletişim sürecindeki başarıları, örgütün verimliliği ve etkinliği üzerinde belirleyici rol
oynamaktadır.
Yönetici ve öğretmen arasındaki iletişimin artması ile okul yönetiminin demokratikleşmesi
arasında sıkı bir bağ vardır. Bir okulda yönetici ve öğretmenler arasındaki iletişim
sağlıksız, başarısız ve bozuk ise, okulun da başarılı olması ve eğitim amaçlarını
gerçekleştirmesi imkansızdır. Eğer okulda sağlıklı ve hızlı bir bilgi akışı yoksa, okuldaki
işler yürümez, çalışanlar arasında eşgüdüm sağlanamaz, bütün işler kördüğüme döner ve
okulun düzeni bozulur. Kısacası öğretmen yeterli ve etkili iletişim olmadan neyi nasıl
yapacağını bilemez. Bunun sonucunda da okulda etkinlik ve başarı az olur. Eğer müdürün
tutumu arkadaşça, ilgili, yapıcı, ikna edici, sorun çözücü ve iletişime açık olma eğiliminde
ise, birlikte çalıştığı kişilerin duygusal ve fiziksel tepkileri olumlu yönde gelişecek ve o
örgütte işbirliği ve uyum hakim olacağı için verimin de yüksek olması beklenecektir
(Evcimen, 1998). Bunun yanında sesli dilin inceliklerine karşı duyarlı olmayan okul
yöneticisi nasıl başarı kazanamazsa, sessiz dili anlamayan da başarı gösteremeyeceğini
söyleyebiliriz (Dökmen, 2002, s. 30). Ayrıca eğitim yöneticisi çalışan morali ve iklimi
üzerine oldukça büyük bir etkiye sahiptir. Örgüt iklimi motivasyon, performans ve iş
24
doyumunu etkilediği gibi eğitim yöneticisinin etkililiği ile çalışan morali üzerinde doğrusal
bir ilişki vardır diyebiliriz (Gürses, 2006, s. 89).
2.1.4. İletişim Türleri
Bireyler duygu, düşünce ve isteklerini sözel ve sözel olmayan iletilerle birbirlerine
duyururlar. Konuşmada kullanılan semboller sözel anlatımı, beden dili, duruş, görünüş, jest
ve mimikler, bakış gibi çeşitli tavırlar da sözel olmayan anlatımı belirtir. Sözel mesajlarla
yapılan anlatım biçimi sözel iletişimi, sözsüz mesajlarla belirtilmeye çalışılan anlatım
biçimi ise sözel olmayan iletişimi ifade etmektedir. Genel olarak yapılan sınıflandırmada
iletişim türleri kullanılan kodlara göre yazılı iletişim, sözlü iletişim ve sözsüz iletişim
olarak üçe ayrılmaktadır.
2.1.4.1. Yazılı İletişim
Yazı, insanın ve toplumların geçirdiği toplumsal ve kültürel gelişim süresinin bir ürünüdür.
Ancak, yazıyı kullanan her toplum belli aşamalardan geçerek kendi yazı dillerine
ulaşmamıştır. Bazı toplumlar kendi gelişmeleri içinde ortaya çıkan bilgiyi, sözü saklama ve
yayma gereklerini karşılamak için, kendi yazılarını icat ederlerken, bazı toplumlar da başka
toplumlardan birinin yazı sistemini kendi dillerine uyarlamışlardır (Gökçe, 2006, s. 51).
Yazılı iletişim, mesajın sözlerle değil, her türlü yazı ile aktarılmasıdır. Yazılı iletişim
kalıcıdır, fiziksel bir varlığa sahiptir ve kanıtlanabilir. Örgütsel iletişimde mesajlar
özellikle birden fazla basamaktan geçer. Bu durumda sözlü iletişim yerine nitelik ve
niceliği yitirmeden iletme olanağı sağlayan yazılı iletişime başvurulur. Yazılı iletişimde
etkili bir iletişimin gerçekleşmesi için açık ve anlaşılır ifadeler kullanılmasına özen
gösterilmeli, yazım mesajı tam olarak ifade edebilecek nitelikte olmalıdır. Gereksiz
sözcüklerle yazı uzatılmamalı, anlatım bozukluğu yapılmamalıdır. Okullarda, üst
kademelerden gelen yasa, yönetmelik, tüzük ve yönerge gibi yazılar, okulların eğitimine
yön veren yazılı iletişim araçlarıdır (Sabuncuoğlu ve Tüz, 1998, s. 60).
Yazılı iletişim, genelde mesajın kalıcı olması gerektiğinde, mesajın nitelik ve içeriği
önemli olduğunda ve iş görenin sorumluluk üstlenmesi gerektiğinde başvurulan şu
araçlardan oluşur: işletme gazetesi, broşür ve el kitapları, afiş ilan tahtası bültenler, yazılı
25
raporlar (Sabuncuoğlu ve Tüz, 1998, s. 63). Ayrıca mektuplar, memorandumlar, raporlar,
özetler, makaleler, tutanaklar, basın bildirileri ile el yazısı, basılı notlar ve bilgisayar ağı
gibi bir elektronik ortamla gönderilen çeşitli yazılı mesajları içerir. Bunların yanında yazılı
iletişim; araştırma raporları, özel raporlar, aylık raporlar, muhasebe raporları, gelişme
raporları, geçici raporlar, mektuplar, telgraflar, bültenler, yıllık raporlar gibi, örgütsel
faaliyetlerin sonuçlarını gösteren ve alınan kararlarla ilgili bilgilendirici raporları içerir
(Tutar ve Yılmaz, 2003, s.63).
Yazılı iletişim mesajların kalıcı ve tekrarlanabilir olması için güvenilir bir iletişim türüdür.
Kaynaktan çıkan mesajların iyi kodlanması, kullanılan simgelerin alıcının bildiği
simgelerden oluşması gerekir. Yazılı iletişimde, iletişim oluşur
oluşmaz geribildirim
verilemeyebilir, mesajın anlaşılıp anlaşılmadığı belli olmayabilir. Bu nedenle kodlama
yaparken dikkatli olmak gereklidir. Bunun yanında haberleşmede, bilgi ve deneyimleri
biriktirme de yazılı iletişim sözlü iletişime göre daha güvenilirdir diyebiliriz (Zıllıoğlu,
1996, s. 174).
2.1.4.2. Sözlü İletişim
Sözlü iletişim, yazılı ya da sözlü kelimelerden, oluşan mesajlardır. İnsanlar arasındaki
karşılıklı konuşmanın her türü, örneğin, yüz yüze görüşmeler, resmi ve gayri resmi
toplantılar, hitaplar, sohbetler…vb., genelde sözlü iletişim olarak nitelendirilir. Sözlü
iletişim, insan yaşamının uyku dışında kalan süresinin büyük bir bölümünü kapsadığı
söylenebilir. Başka bir deyişle insanlar, gündelik yaşamlarının büyük bir bölümünü
konuşarak ya da dinleyerek geçirirler (Gökçe, 2006, s. 45).
Kişilerin konuşmaları, radyo, telefon, telsiz v. b. iletişim araçları, sözlü iletişime yönelik
araçlardır. Sözlü iletişim, hızlı olması ve anında geri bildirimin alınması bakımından
önemlidir. Mesajları göndermenin en etkili yolu sözlü ve yüz yüze yapılan iletişimle
mümkündür. Ayrıca bu tür iletişim jest ve mimiklerle de güçlendirmek söz konusudur.
Sözlü iletişimin yararı, anlaşılamayan mesajların anında sorulması veya yanlışlıkların
anında düzetilmesidir. Sözlü iletişimin üstünlükleri hız ve geri bildirimdir. Zayıf yönü ise,
örgütlerde mesajın çok sayıda insandan geçmesi gerektiğinde ortaya çıkar. Kararların ve
diğer iletilecek şeylerin otorite hiyerarşisinde aşağıya ya da yukarıya sözlü olarak iletildiği
26
bir örgütte mesajlar bozulabilir.Okullarda yönetici ve öğretmen arasındaki iletişim
genellikle sözel iletişime dayanır.
Sözlü iletişim doğrudan, ister radyo, televizyon, gazete, dergi, telefon gibi araçlar
kullanıldığında da dil ile gerçekleşir. Sözlü iletişimin en temel öğesi, konuşulan ya da
yazılan dildir. Sözlü iletişim, birincil iletişim biçimi olarak değerlendirilirken, sözsüz
iletişim ikincil olarak değerlendirilir. Bunun nedeni insanlar, herhangi bir söz söylemeden
sözel olmayan iletişim kurabilirler; ancak konuştuklarında aynı zamanda sözel olmayan
mesaj vermeme olanakları yoktur şeklinde açıklayabiliriz (Tutar ve Yılmaz, 2003, s. 53).
Sözlü iletişim, ister doğrudan, isterse belirli iletişim kanallarıyla (radyo, televizyon, video,
sinema, tiyatro, kitap, dergi, gazete vb. gibi) meydana gelmiş olsun, mutlaka bir dile (lisan)
ihtiyaç hisseder. İletişim süreci içerisinde gönderici, aktarmak istediği bilgi, fikir ve
duyguları, kelimeler ve diğer sözlü semboller şeklinde gönderir. Burada iletişim sırasında
yararlanılan kelime, rakam ve her türlü sözlü ve yazılı işaretin hepsine "sembol" adı
verilmektedir (Eroğlu, 1996, s. 207 ).
Sözlü iletişimin bir çok avantajı vardır; verilen haberin anlaşılma derecesi denetlenebilir,
soru sorulabilir, verilen cevaplar kontrol edilebilir ve anlaşılamayan bir konu varsa, açıklık
getirilebilir. Eş zamanlı olarak geri bildirimde bulunulur. Sözlü iletişimde, söylenen bir
kelimenin yazıyla ifade edilen bir kelimeye oranla, yanlış anlaşılma ihtimali daha
yüksektir. Planlar, politikalar ve stratejilerle ilgili kalıcı ve uzun süreli iletişimler için,
sözlü iletişim uygun bir iletişim yöntemi değildir. Sözlü iletişimde alınan sözlü mesaj,
zamanla ya tamamen, ya da kısmen unutulur veya değişikliğe uğrar. İnsanlar mesajı
değerlendirirken, sadece onu içeriğini değil, mesajı gönderenin kişiliğini de göz önünde
bulundururlar. Bir mesajın anlaşılmasında, mesajda kastedilenin yanında, konuşmacı
tarafından ima edilen anlam da önemlidir (Tutar ve Yılmaz, 2003, s. 54).
2.1.4.3.Sözsüz İletişim
Sözsüz iletişim, mesajların vücut dili ile jestlerle, mimiklerle, oturuşla, duruşla ve bunun
gibi tavırlarla aktarılmasıdır. Bazı durumlarda beden dili ile verilen mesajlar, sözlü ya da
mesajlı yazılardan çok daha ektili olmaktadır. Sözlü mesajlar, mimik ve jestlerle
güçlendirilebilmektedir.
27
Sözsüz iletişim daha çok duyguları belirtir. İletişimin etkililiği açısından mesajın içeriği ile
mimik ve jestlerin kullanımı uyum içerisinde olmalıdır. Dikkat edilecek diğer bir nokta da
mimik ve jestlerin yerinde kullanılmasıdır. Okul müdürlerinin çoğunlukla hareket ve
tavırları ile çalışanlarını yönlendirdiği örnekleri okullarımızda sık sık görmekteyiz. Sözsüz
iletişimin etkili olabilmesi için kişinin söylediği ile yaptığının birbiri ile tutarlı olması
gereklidir Örneğin, öğrencilerine sigara içmemelerini söyleyen bir öğretmen, öğrencileri
tarafından sigara içerken görülürse iletişim etkili olmayacaktır.
Sözsüz iletişim, beş temel fonksiyona sahiptir. Bunlar; sözsüz jestlerle sözlü mesajı
pekiştirmek amacıyla kullanılan olumlama hareketleri veya tekrar, yine jestlerle kafayı
olumsuz anlamda sallayarak yalanlama veya aksini iddia etme, sözlü mesajın yerine
geçebilecek bir davranışta bulunma, gözlerle mesaj iletme türüne girer. Mesajın anlamını
tamamlama ve mesajı vurgulama da bir sözsüz iletişim biçimidir (Tutar, 2009, s. 91).
2.2. Sözsüz İletişim
Sözsüz iletişim anlamı içerir. Sesin, vücudun, yüzün nasıl kullanıldığı, nasıl giyinildiği ve
hatta toplantı için oturma düzeninin nasıl yapıldığı gibi pek çok işaretler, diğerlerine
anlamı taşır. Başka bir anlatımla söz ve sözcük gerektirmeden, jest, mimik, göz kontağı
gibi beden dili unsurlarıyla gerçekleştirilen iletişim çeşididir (Mısırlı, 2004, s. 53). Sözsüz
mesajlar, sözlü mesajlardan daha inandırıcıdır. Sözlü iletişim kontrol edilebilir ve kasıtlı
iken, sözsüz davranışlarda bunu başarmak güçtür (O’Hair ve Fredrich, 2005, s. 119).
İnsan, hareket, duruş ve tavırlarıyla iletişim kurduğunun farkında olmasa da, bu tur
işaretler iletişimde sürekli kullanılır. Bazen sözlerle ifade edilmeyen veya edilemeyen
duygu ve düşüncelere ait izler, sözsüz iletişim aracılığıyla ortama yansımaktadır (Tayfun,
2007, s. 129). Sözsüz iletişim, insanların değiştirdiği kelimelerin ötesindeki tüm
mesajlardan ileri gelir. Vücut konuşmaları genellikle kullanıldığının farkında olunmadan
yorumlanırlar (Berko ve diğ., 2001, s. 45). Sözsüz iletişim, kişiler arası iletişimde sözlü
iletişimle birlikte etkin olan susma, sesin rengi ve müziği, beden dili, mekân, zaman
özellikleri, renk ve giyim kuşam kodlarını içerir (Demiray, 2000, s. 37).
İletişimde bakış, duruş, hareket sesin kullanımı ve kıyafetler yoluyla mesaj gönderme,
sözcükleri kullanma tarzı kadar önemlidir. Sözsüz mesajlar, sözel masajları pekiştirebilir,
28
düzenleyebilir ya da duygusuz ve gönülsüz bir gülümsemeye eşlik eden sıradan bir tarzda
söylenen ‘merhaba’ örneğinde olduğu gibi sözel masajlarla çelişebilir (Altıntaş ve Çamur,
2001, s. 40). Bireyler farkında olmadan hiçbir şey söylemediklerini düşünseler de baştan
aşağıya görüntüleri onlar
adına konuşabilir.
Gerçekte düşünmedikleri mesajlar
verdiklerinde yüz ifadeleri ya da vücutları gerçeğin ne olduğunu anlatır denebilir. Tayfun
(2007, s. 130)’un da belirttiği gibi sözlü iletişimde ne söylendiği, sözsüz iletişimde ise nasıl
söylendiği önem taşımaktadır.
Beden bireyin iç dünyasını saran bir eldivendir ve bireyin varlığının dünyaya açılışıdır. Bu
varlık ancak bilinçli bir duyarlılıkla kavranabilir (Baltaş ve Baltaş, 2006, s.11). İnsanlar
beden dili vasıtasıyla kendi bilinçaltıları ile iletişim kurabilirler. İlk izlenimin ortaya
çıkmasında en önemli etken beden dilidir. İnsanlar söylediklerine göre değil, görünüşlerine
göre yargılanırlar. Bu yargıda çoğunlukla bilinçaltı önemlidir. Yargılar analiz edilirse
önyargılara ve varsayımlara dayandığı fark edilir (Altıntaş ve Çamur, 2001, s. 40). Başka
bir ifadeyle beden dili bilinçaltımızın konuşmasıdır. İnsanlar ilk bakışta söylediklerine göre
değil nasıl göründüklerine göre değerlendirilirler.
İnsanlar konuşarak anlaşmayı geliştirmeden önce, beden dilleriyle anlaşırlardı. Beden dili
insanların ilk anlaşma aracı ve ilk dili olmuştur. Sözsüz iletişim aracılığıyla insanlar,
duygularını, düşüncelerini, isteklerini ihtiyaçlarını ve ruhsal zenginliklerini başka
insanlarla paylaşmışlardır (Baltaş ve Baltaş, 2006, s. 11).
İnsanlar günlük konuşmalarında ifade edilen sözcükleri anlamak için çaba sarf ederler,
konuşmalardaki sözcüklerin anlamlarını bulmaya çalışırlar. İletişim kuran bireylerin,
iletişimsel kodları içinde yer alan görsel kodlara daha çok dikkat etmeleri gerekir. Sözlü
iletişimin gerçek anlamını ortaya koyan, pekiştiren, ses tonlaması, yüz ifadeleri, mimikler,
beden hareketleri, jestler vb. görsel göstergeler vardır (Gökçe, 2006, s. 52).
2.2.1. Sözel Olmayan İletişimin Önemi
İletişimin temel sistemi insan vücududur (Adair, 2003, s. 20). İnsanların çoğu zaman
duygularını anlamak zor olmuştur.Ya anlatmak istemediklerinden ya da kendileri de
sebebini bilmediklerinden, insanlara ne hissettikleri sorulamaz . Bu sebeple insanlar,
birbirlerinin yüz ifadelerine ve beden belirtilerine bakarak, o anda nasıl bir duygu içinde
29
olduklarını anlamaya çalışırlar (Ergin ve Birol, 2000, s. 124). Sözsüz iletişim açısından
anlam taşıyan beden dili, duygu ve düşüncelerin kişinin karşısındakine iletirken kullandığı
hareketler, jestler, mimikler ve vücut duruşundan oluşan değerler bütünüdür (Tayfun,
2007, s. 133).
İnsanlar bedenlerinin tümüyle iletişim kurar. Eller ve kollarımız ile yaptığımız işaretler ve
hareketlerle konuşmanın etkisini arttırmaya çalışırız. Anlaşma ve uzlaşma sağlamak için
başımızı sallarız ve değişik ünlemler kullanırız. Konuştuğumuz kişilerin ilgilerini,
tepkilerini ölçmek için yüz ifadelerini dikkate alırız. Ya da konuşmanın olanaksız olduğu
durumlarda işaret dilini kullanırız. Örneğin, gürültülü ortamlarda, su sporlarında (Mısırlı,
2004, s. 54).
Gündelik yaşamda çok sayıda uyaran etkisinde olan insan, bilinçli ya da bilinçsiz olarak
beden diline sık sık başvurur. Kişiler arası iletişimin % 75’inin beden diline dayandığı
saptanmıştır (Bıçakçı, 1998, s. 32). Ayrıca sosyal psikologların yaptığı araştırmaya göre,
ortalama bir iletişimde, sözcükler %10, ses tonu %30 ve beden dili %60 önemli
bulunmuştur. Başka bir anlatımla sözsüz mesajlar, sözlü mesajların anlamlarını
güçlendirmektedir. İletişimde tüm kanalların açık olmasına rağmen, sözcüklerin
oluşturduğu kanal, diğer kanallar arasında anlamları iletme kapasitesi en az olandır. Belki
de insanların duygu ve düşüncelerini anlayabilmenin tek yolu sözsüz mesajları
yorumlayabilmektir diyebiliriz.
2.2.2. Sözsüz İletişimin Özellikleri
2.2.2.1. İletişimsizliği Olanaksız Kılma
İletişim sürecinin en önemli özelliklerinde biri, sürekli olması ve suskunluk anlarında da
gerçekleşmesidir. Bu yanıyla, sessizlik de bir iletişim anıdır (Şimsek,2000, s. 60). Başka
bir deyişle aynı ortamda bir arada bulunan iki birey sözlü olarak bir iletişime girmeseler de
giyim kuşamlarıyla, oturuş, duruş biçimleriyle birbirlerine mesajlar iletirler ve birbirlerine
ilişkin bazı ipuçları yakalarlar (Ergin ve Birol, 2000, s. 130). İnsanların birbirini
görmezden gelmesi bile, bir iletişimdir (Kaloç, 2005, s. 39). Kısacası iletişim kurmamak
imkânsızdır, bunu da sözsüz iletişim ve beden dili sağlar diyebiliriz.
30
2.2.2.2. Duygu ve Coşkuları Dile Getirme
Düşünceler sözlü iletişimle, duygular ise sözsüz iletişimle daha kolay aktarılmaktadır
(Ergin ve Birol, 2000, s. 130). Bu nedenle duygu ve coşkularımızı dile getirmede jest ve
mimiklerden oldukça faydalanırız. Bir bakış, bir dokunuş içten gelen sevgi ya da bir
hayranlık duygusunu, sayfalar dolusu sözcükten daha etkili biçimde dile getirebileceği
gibi; en kötü sözler bile bazen tek bir bakış kadar etkili olmaz ( Altıntaş ve Çamur, 2005, s.
70).
2.2.2.3. İnsan İlişkilerini Tanımlama
Kişiler arası iletişimde ses tonu, araya konan mesafe, giyim kuşam özellikleri, vücudun
durusu vb. sözsüz iletişim ögeleri ilişkilerin nasıl anlaşılması gerektiğini belirler (Altıntaş
ve Çamur, 2005, s. 70). Okul dışında öğretmenleriyle sıcak ve samimi şekilde konuşan
okul müdürünün; okul içinde soğuk ve resmi şekilde konuşması ya ortam gereklerine
uygun olarak ya da içinde bulunduğu ruhsal durumla bağlantılı olarak öğretmenleriyle olan
ilişkisini nasıl belirlemek istediğini açıklar.
2.2.2.4. Sözel İçerik Hakkında Bilgi Verme
Sözsüz işaretler genel olarak sözcüklerle iletilen mesajların daha iyi anlaşılmasına ve
yorumlanmasına katkıda bulunur. Aynı sözlerin değişik tonlarda ya da değişik bedensel
hareketlerle söylenmesi değişik anlamlar içerir (Zıllıoğlu, 1996, s. 181). Ancak dikkat
edilmesi gereken nokta, bütün beden dili sinyallerinde tek bir harekete bağlı olarak kesin
yargıya varmanın güç olduğudur (Açıl, 2005, s. 46).
2.2.2.5. Güvenilir Mesajlar Sağlama
İnsanlar dilleriyle çok kolay, bedenleriyle çok zor yalan söylerler. Bazı durumlarda insanın
sözü ile özünün birbirinden ayrı olması bizleri farkında olmadan sözel olmayan mesajları
anlamlandırmaya yönlendirmiştir. Sezgilerimiz ve deneyimlerimiz bir bakışın ya da suskun
kalışın bize sözler kadar hatta sözlü mesajlardan daha güvenilir mesajlar sunduklarını
31
öğretmiştir. Bu bakımdan, sözsüz mesajlar sözel mesajlardan daha güvenilirdir (Altıntaş ve
Çamur, 2005, s. 71).
2.2.2.6. Belirsizlik
Sözsüz iletişimde belirsizlik derecesi yüksektir (Altıntaş ve Çamur, 2005, s. 72). Sınıfta
yüzünü somurtarak oturan öğrenciyi hemen anlamak kolay değildir. Öğrenci arkadaşlarıyla
tartışmış, parasını düşürmüş veya evdeki bir olay canını sıkıyor olabilir. Bu durumlarda
hangi seçeneğin doğru olduğunu anlamak için sözlü mesajlara başvurmamız gerekebilir.
Sözsüz iletişim, bireyin gerçek duygularını daha iyi yansıtabilir; ne var ki, değişik
yorumlara açık olduğundan hemen bir yoruma sarılıp kesin hükümlerden sakınmamız
gerekmektedir. Bireylerin yüz ifadelerini, ses tonunu, duruş ve oturuşlarını o anki iç
aleminin belirtileri olarak almalıyız; bunlardan çıkardığımız anlamı, bir zaman süresi
içinde başka gözlemlerle, deneyimlerle karşılaştırmalıyız.
2.2.2.7. Kültüre Göre Biçimlenme
Beden dilinde kullanılan sembollerin anlamları, çoğunlukla yaşanılan toplumun kültürüne
bağlıdır. Nitekim evrensel olarak geçerlilik taşıyan çok sözsüz iletişim sembolü vardır.
Anlamları benzer görünse de hepsi kültürlere göre değişmektedir. Her toplumun
kültüründe sözsüz iletişim öğeleri dağarcığı ve bu dağarcığın kullanım biçimi kendine
özgüdür (Altıntaş ve Çamur, 2005, s. 71).
Baş parmağın diğer dört parmakla birleştirilerek yapılan küçük daire işareti, Amerika
Birleşik
hakaret
Devletleri’nde “OK” “işler yolunda” anlamında kullanılır. Oysa Brezilya’da
anlamına gelmektedir.
Japonya’da
para, Fransa’da ise “0”
anlamında
kullanılmaktadır (Tayfun, 2007, s. 155).
2.2.3. Sözsüz İletişimin Bölümleri
İletişim sürecinde sözsüz iletişim bileşenleri, mesajı alan kişinin algısında kritik bir öneme
sahiptir. Bu kritik öneme sahip sözel olmayan iletişim, farklı kaynaklarda farklı şekilde
sınıflandırılmıştır. Schober’e göre sözel olmayan iletişim; beden dilini kapsayan sessiz
32
iletişim, konuşmayla ortaya çıkan ve dilden bağımsız duyguları; vurgu, konuşma
araları,gülmek, içini çekmek gibi sesli iletişim ve kişilerin görüntülerini tamamlayan
kıyafet, mekân düzenlemesi gibi unsurları içeren nesnel iletişimdir. (Schober, 2003, s. 30).
Eroğlu ise sözel olmayan iletişim unsuralarını;
Vücut hareketleri (Kinesics): Jestler, göz davranışları, dokunma ve vücudun çeşitli
organlarınca yapılan bazı hareketlerdir.
Kişisel fiziki özellikler: Vücudun şekli ve fiziği, tavır ve vaziyet, vücut veya nefes
kokuları, boy, ağırlık ve saç ve deri rengi.
Dil ötesi özellikler (Paralangue): Ses nitelikleri, konuşma oranı, sesin yüksekliği,
ses tonu, ifade bozuklukları ("ah", "ih", "vah", "ya" vb.), gülme, esneme vb.
Mekanın kullanımı (Proxemics): Kisilerin mekan olarak algıladığı ve yararlandığı
yerler, oturma şekli karşılıklı konuşma mesafesi, kişilerin egemenlik ve sosyal
alanları vb.
Fiziki çevre: Bina ve odanın düzenlenmesi, mobilya ve diğer eşyalar, dahili
döşeme, temizlik, ışıklandırma ve gürültü.
Zamanın kullanımı: Geç veya erken hareket etme, başkalarını bekletme, zaman
algılanmasında kültürel farklılıklar şeklinde sınıflandırmıştır (Eroğlu, 1996, s. 210211).
Bunu yanında Poon Teng Fatt, sözsüz iletişimi, davranışşsal/ kişilerarası iletişim ve
çevresel olmak üzere iki boyut üzerinden tanımlarken, Gabbott ve Hogg ,dört grup altında
özetlemektedir: Duruş mesafesi(prozemics), beden duruşu – beden hareketleri (kinetics),
göz teması (oculesics) ve ses tonu (vocalics) (Gabbott ve Hogg, 2001, s. 6). Kılınç (2011, s.
56) ise sözsüz iletişim bileşenleini dört ana başlık altında toplamıştır: beden dili -kinesics-,
sesin kullanımı -paralanguage-,
uzaklık ve duruş -proxemics-, dış görünüş – pyscial
apperance’tur.
2.2.3.1. Beden Dili (Kinetics)
Kişilerin sözel olmayan iletişim davranışları arasında en fazla farkındalık geliştirdikleri
kategori beden dili davranışlarıdır. Beden dili davranışlarını kapsayan kinesik kavram,
33
vücut hareketleri olarak tanımlanırken, sözsüz iletişimin de temelini oluşturur. Beden
dilini, yüz ifadeleri, baş, el, kol, bacak hareketleri, duruş, oturuş, yürüyüş gibi çeşitli
tavırlar oluşturmaktadır. İletişimde bulunduğumuz kişinin, ellerinin arkada veya göğsüne
bağlı olması, omuzlarının dik veya çökük durması, kollarının açık veya kapalı oluşu,
ayaklarının açık ya da kapalılığı, bacak bacak üstüne atmış olması, bacaklarının ayrı veya
bitişik durması yani vücudun duruşu, genel hal ve davranışlarımız karşımızdakine mesaj
iletmektedir (Mısırlı, 2004, s. 56). Vücudun gergin bir şekilde durması, o bireyin iletişime
kapalı olduğunu göstermektedir. Bir konuşmacının kol ve bacaklarındaki rahatlık, onun
iletişime açık olduğunu, dostluğunu gösterir. Gülümseme ile süslenmiş bir göz kontağı
iletişim içerisinde bulunmaktan mutlu olunduğunun bir göstergesidir.
Beden dilinin oluşması oldukça karmaşık bir sistemdir. Bu karmaşık sistemi anlamdırmada
bazı davranış normlarının ve standartlarının sınıflandırlmasında yarar vardır. Vücut
hareketleri kendi aralarında beş alt gruba ayrılmaktadır; Bu gruplardan ilki direkt olarak
kelime veya deyimle ifade edilebilen vücut hareketlerinden oluşan sembol’lerdir. Elle
yapılan “tamam” ve “zafer” işareti, sağır ve dilsizlerin kullandığı alfabe, iki dalgıcın su
altında anlaşabilmek için yaptıkları hareketler, sembol kullanımına birer örnek
oluşturmaktadır (Dincer, 2000, s. 109). Açıklayıcılar, sözel mesaja eşlik eden, konuşma
içeriğini tamamlayıp, açıklamaya yardımcı olan jestler olarak adlandırılmaktadır (Hartman,
2007). Bir tahta üzerinde konuşulanları özetlemek, bahsi geçen objeyi işaret etmek,
açıklayıcı jestler arasında yer almaktadır. Tepki Gösterimleri: Tepki gösterimleri olan
tavırlar; kişinin o andaki duygularını dışa vuran bedensel hareketlerdir. Bu konuda yüz
ifadeleri hemen göze çarpar (Hartman, 2007). Surat asma, göz kırpma, kaşların yukarı
doğru kaldırılması ya da göz kapaklarının aralanması tepki gösterimlerine verilebilecek
örneklerden birkaçıdır (Dincer, 2000, s. 110). Düzenleyiciler: Bireylerin iletişimini kontrol
eden, koordine eden ve yönlendiren iletişim sırasında kullanılan davranışlardır. İki birey
konuşurken, dinleyicinin başını sallaması, konuşmacıya konuşmaya devam etmesi mesajı
verir. Uyum Sağlama Davranışları: İletişim esnasında uyum sağlamak amacıyla hissettiği
duyguların dışa vurumu amaçlı jestlerdir (Hartman, 2007). Kişi ellerini sürekli hareket
ettirmek, ayağını sallamak; parmaklarını vurarak tempo tutmak, esnemek, gözlüklerini
ayarlamak gibi davranışlar sergiler (Dincer, 2000, s. 111).
34
2.2.3.1.1. Mimikler
Kişiler arası iletişimde, vücudun en dikkat çekici bölgesi yüzdür. Bunun en temel nedeni
de insanların yüz yüze iletişimlerinde içinde bulundukları duyguları genellikle açığa
çıkartıyor olmalarından kaynaklanmaktadır. (Şimşek, 2000, s.65). Yüz ifadesi ya da
hareketlerine verilen bir diğer ad mimiktir. Mimikler sayesinde, duygular ve coşkular yüze
yansıyarak anlam bulmaktadır. Mimiklerin oluşması içgüdü ve dürtülere bağlı olup, anlık
duyguların kolaylıkla ifadesini sağlar. Yapılan araştırmalar, hiç mimik kullanmayan bir
kişi ile konuşmanın mimik kullananlar ile konuşmaktan çok daha zor olduğunu
göstermektedir (Chaney ve Green; 2006).
Kültürlerarası araştırmalar, mutluluk, korku, kızgınlık, saskınlık, üzüntü ve tiksinti gibi altı
temel duyguyu aktaran ortak yüz anlatımları bulundugunu göstermiştir (Zıllıoğlu, 1996, s.
198). Örnek olarak kaslar; ya tamamen kalkık; inanmazlık, yarım kalkık; sasırmıs, normal;
yorum yok, hafif asagı; hayrete düşmüş, tamamen aşağı; kızgın, ağız ve çene yaygın ise
memnun anlamlarına gelmektedir (Mısırlı, 2003, s. 51). Bunu yanında literatürde yer alan
çalışmalar, bireylerin neşe ve mutluluk ifadelerinin ağız ve gözle, kızgınlık ifadesini kaş ve
dudak biçimiyle, hayret ve sürpriz ifadesini ise en iyi gözle belirttiğini göstermektedir
(Akpınar, 2004).
İnsan yüzü , dikkatli bir gözlemciye çok önemli mesajlar verecek anlamlı bir yapıya sahip
ekran niteliğindedir. Kırışık bir alın endişe, şaşkınlık veya mutsuzluk gösterebilir. Buruşuk
bir burun hoşnutsuzluk veya iğrenti göstergesi olabilir. Sıkı dudaklar ve ağız bir hükmetme
girişimi veya güçlü duyguları gösterebilir. Selamlaşırken çoğu insan kaşlarıyla kısa bir
tanıma hareketi yapar. Fakat bir konuşma sırasında kaşların sıkça kalkması hayret veya
şaşkınlık gösterebilir. Uçları aşağıya çekilmiş bir ağız kişinin muhatabını hor gördüğünü ve
ondan iğrendiğini gösterebilir. Bilinçli veya bir kurala dayanarak yapılmasa da, insanlar
başkalarını öncelikle baş bölgelerindeki hareketler olmak üzere, dış görünüşlerine göre
değerlendirirler (Tayfun, 2007, s. 140).
Bütün bu veriler ışığında yüz kasları duyusal bir ifadeyi yansıtma açısından esas olarak üç
grupta değerlendirilir; kaş-alın bölgesi, göz kapakları - göz bölgesi, alt yüz bölgesi ( ağız
bölgesi, dudaklar ve çene kasları) (Akpınar, 2004, s. 4; Dincer, 2000, s. 127).
35

Alın ve Kaşlar: Alın, fiziksel ve duygusal durumların en iyi göstergelerindendir.
Alın kırıştırılması, diğer yüz ifadeleriyle birlikte okunduğunda şaşkınlık,
kızgınlık, gerilim, endişe, korku veya ilgi belirtir. Kaşlar yüzü yumuşatır veya
sertleştirir. Kaşların hareketi de değişik duygusal durumları yansıtır (Altıntaş ve
Çamur, 2005, s. 84-85). Şaşkınlık, korku veya bir şeyin farkına varılması
durumunda kaşlarımızı yukarı kaldırırken, endişelendiğimiz, ilgilendiğimiz
veya kızdığımız zaman ise aşağı indiririz. İnsanlar sözel olarak yalan
söylemenin yanında
sözsüz olarak da yalan söylerken mimiklerini
kullanmaktadırlar. Ancak kaş ve alın bölgesi ile yapılabilecek mimikler kişinin
kontrol edebileceği kas grubu olmadığı için güvenilebilir yüz hareketleri olarak
da nitelendirilmektedirler.

Göz Kapakları ve Gözler: İnsan bedeninde en dikkat çeken yer yüz, yüzde ise
en çok dikkat çeken yer gözlerdir. Gözler sözel olmayan iletişimde en önemli
rolü oynayan organımızdır (Tayfun, 2007, s. 143). Birisiyle konuşurken gözler,
biz dinleyip dinlemediklerini, söylediklerimizle ilgilenip ilgilenmediklerini,
içten olup olmadıklarını, sıkılıp sıkılmadıklarını yansıtır. Etkili iletişim kurmak,
karşındakinin gözlerine bakabilmeyi, aynı zamnada konuşurken bakışlarımızı
yüzün çeşiti yerlerine yöneltmeye bağlıdır (Altıntaş ve Çamur, 2005, s. 87).
Öncelikle göz teması sağlanarak hedefe bakılır, ardından baş çevrilerek devam
edilir, iletişimin niteliğine bağlı olarak gövde aynı istikamete yönelir, karşıdan
gelen iletişim sinyallerine göre adım atılarak sürece hareketlilik kazandırılır.
Görüldüğü üzere daha sözlü iletişime geçilmemiştir. O ana kadar kurulan
sözsüz iletişimin nitelik ve süresi, karşısındakinin tepkisiyle belirginleşerek
iletişim gerçekleşir (Tayfun, 2007, s. 144).
Göz teması güçlü bir araçtır. Az kullanıldığında, sinirli,gergin, güvenilmez,endişeli; çok
fazla kullanıldığında ise güçlü, saldırgan, ısrarcı bir görüntü oluşabilir (Tayfun, 2007, s.
147). Beklenmedik bir durumla karşılaştığımızda gözler açılır, sevgi ve mutluluk
durumunda göz kasları gevşer, bakışlar derinleşir, şüphecilik durumunda gözler kısılır,
utanma, suçluluk durumunda gözler yana kayar, bakışlar kaçırılır yani konuşurken
karşısındakinin gözlerinin içine bakan, gözlerini kısık değil, açık tutan kişiler olumlu;
bunların karşıtını yapan kişiler ise olumsuz olarak tanımlanmaktadırlar (Altıntaş ve Çamur,
36
2005, s. 8). Bunun yanında göz bebeklerinin büyüklüğü yüzün bütün ifadesini
değiştirmektedir. Heyecanlanan birisinin göz bebekleri normal halinin dört katına
çıkabilirken, kızgınlık ve olumsuz ruh halinde göz bebekleri küçülür ve yılan gözü halini
alabilir. Ayrıca aşırı göz kırpma bizi sinirli, göz sulanması da aşırı duygusal veya zayıf
gösterebilir (Altıntaş ve Çamur, 2005, s. 91).

Alt Yüz Bölgesi ( Ağız Bölgesi, Dudaklar ve Çene Kasları): Dudaklar birçok
duyunun yansıtılmasında mimik olarak nitelendirilen beden dili dışavurumları
arasında yer almaktadır. Dudaklar, sinirlenince ısırılır, endişeyle yalanır,
ağlanacağı zaman titrer. Büyüklenenler dudaklarını kıvırarak somurtur,
dudaklarını bükerek üstünlük sağlar. Dudaklar birçok duygunun işaretçisi
olması yanı sıra en iyi ifade etmeye yaradıkları mimik gülümsemektir.
Gülümseme göz ve ağız kaslarının birlikte çalışması ile oluşur. Gülümseme
olumlu bir ifadedir ve selamlamanın temel unsurudur (Altıntaş ve Çamur, 2005,
s. 91).
2.2.3.1.2. Jestler
Sözsüz iletişim boyutları arasında en önemlilerinden biri de jestlerdir. Jestler, sözsüz
iletişim sözlüğünün bir parçası ve daha fazla iletişim ve anlayış paylaşımına hizmet
ederler. Jestler kültürlerin hiçbir yerde yazmayan ancak herkes tarafından bilinen anahtar
parçaları durumundadır. Simgelerin, özerk, kasti ve bilinçli üretilenler jestlerin, kültürel
olarak spesifik, keskin anlamları vardır. Bu gizli anahtarlar kültürlere göre değişebilir, aynı
imalar, farklı kültürlerde farklı şekillerde ifade edilebilir (Molinsky, 2005, s. 3). İnsanlar
konuşma esnasında el ve kol hareketlerinden faydalanmak suretiyle anlamı güçlendirmeye
ve desteklemeye çalışırlar. Jestler insanlar karşısındakine ve sözlerine ilgi duyup
duymadığı, ondan hoşlanıp hoşlanmadığı, ona karşı saldırganca bir tutum içinde olup
olmadığı gibi birçok duygusal yönü ağır basan iletilerin kaynağı olabildiklerini ortaya
koymuştur. Örneğin, yumruğunu sıkmak, saldırganlık ifadesi; ellerini yüzüne dayamak,
üzüntü ve kaygı ifadesi; elini alnına dayamak, yorgunluk ifadesi; başını sallama,
konuşmayı ilgiyle izlediğinin ve konuşmanın devam etmesini istediğinin göstergesi olabilir
(Mısırlı, 2003, s. 51).
37
2.2.3.1.2.1. Baş Hareketleri
Baş hareketleri, iletişim sürecinde etkili mesajlar içermektedir. Beden dilinde başın
kullanımını anlamak için, başı dörde bölen iki görünmez çizginin varlığından söz edilir. Bu
çizgiler kulaklardan geçtiği varsayılan benlik çizgisi ve tepeden çeneye geçtiği varsayılan
başkaları çizgisidir. Baş benlik çizgisi üzerinde yukarıya doğru dönükse, üstünlük; aynı
eksende öne eğikse, uysallık, boyun eğme; başkaları çizgisi ekseninde konuşulan kişiye
dönükse, anlaşma; karşıdaki kişinin tersi yöne dönükse, anlaşmazlık ifade etmektedir
(Altıntaş ve Çamur, 2005, s. 98). İnsan ilişkileri açısından büyük önem taşıyan baş
hareketleri, karşımızdaki insana cesaretlendirici, destekleyici veya reddedici mesajlar
verebilir. Örneğin karşımızdaki kişinin söylediklerini dinlerken, başımızı hafifçe yukarı
kaldırmamız, konusan kişide büyük rahatsızlık yaratacağı gibi büyük bir olasılıklı
söylediğini tekrarlamaya veya sesini yükseltmeye başlayacaktır. Buna karşılık başımızı öne
doğru hafifçe sallamamız, karşıdaki kişiye “seni anlıyorum, dinliyorum” duygusunu
yaratacaktır. Bu da karşıya rahatlık verir ve karşıyla olan iletişimimizi kolaylaştırır. İnsan,
kendisine yakın bulduğu ya da kendi görüşüne yakın görüş belirten kişilere doğru başıyla
hafifçe yakınlaşır, uzak bulduğu ya da kendisininkinden farklı görüşler belirten kişilerden
başıyla hafifçe uzaklaşır (Altıntaş ve Çamur, 2005, s. 98). En çok kullandığımız baş
hareketi ise “evet” veya “hayır” anlamında başın sağa sola veya yukarı aşağı hareketidir.
2.2.3.1.2.1. Eller ve Parmaklar
İnsanın kendini ifadesinde en duyarlı ve etkili organ olan eller, vücutta konumlanma yerine
göre farklı anlamlar sembolize ederler. El jestlerini; elin baş ,boyun ve bedendeki
duruşları, bacaklar ve ayaklara dokunması ve serbest hareketleri olarak gözlemleyebiliriz.
İnsanın ellerini kullanışının iki şekli vardır: avuç içinin havaya bakması ve yere dönük
olması. Açık duran bir el karşısındakine gizlisi saklısı olmaksızın güven ve dostluk
sunarken, avuç içinin yere bakması, temkinli, mesafeli ve uzak durmayı tercih eder bir
yaklaşım olarak değerlendirilebilir.
Ellerin göğüs ya da karın üzerinde bağlanması yerine, serbest bırakılması ya da arkada
tutulması kaynağın özgüven düzeyinin yüksek olması biçiminde yorumlanmaktadır
(Şimsek, 2000, s. 64). Elleri cebe sokmanın, karşıdakilere karşı saygısızlık ifade ettigi de
38
söylenebilir. Elleri iki yanında bele koymak; saldırganlık ve saygısızlığı, tek eli veya iki eli
birden masaya yaslamak ise iletişimde bulunulan kişilere önem verilmediği anlamına
gelmektedir (Mısırlı, 2003, s. 56). Ellerini arkada birleştiren kişi , karın ve göğüs gibi zayıf
bölgelerini açıkta bırakacak kadar kendisini güvende hisseder (Tayfun, 2007, s. 154).
Dincer (2000), işaret parmağının havaya kaldırılması ile ilgili yapılan harketlerin, kişinin
kendisine karşı gelinmesini istememesi üzerine, konuşmaya otoriter bir atmosfer yaratmak
amacıyla kullanılan bir jest olarak ifade etmiştir. Bu hareketin yapılması karşıya rahatsızlık
verir, söylenenin tersini yapma hissi doğurur ve o kişiye karşı hınç duyulmasına neden
olur. Ellerin parmaklarının titizlikle birleştirilerek yapılan “çatı” hareketi, belirgin bir
konuda ilgi ve dikkatin yoğunlaşmasını, konuya hakimiyeti ifade eder (Tayfun, 2007, s.
153). Ellerle yapılan en saldırganca hareket ise yumruktur. Sıkılmış bir yumrukla havayı
döven kişi, masaya vuran kişi savunduğu fikre karşı çıkıldığı takdirde, mücadeleyi nereye
götüreceği şüphe bırakmaz.
İnsanın kişiliğini ortaya koyma yollarının en başında gelen el sıkışma hareketi,
karşılaşıldığında veya ayrıırken kullanılan ellerin kilitlenerek sallandığı harekettir. El
sıkışmayla hakimiyet, edilgenlik ve eşitlik tavırlarından biri iletilir. Egemenlikte, el
sıkışma sırasında elinizin avucu aşağı bakacak şekilde çevirerek iletilirken, edilgenlikte
elinizin avucu yukarı bakmaktadır, eşitlikte ise eller yan ve avuç içleri birbirine paraleldir.
El sıkışmayı kimin başlatacağınında ayrı bir önemi vardır. Öncelikle ev sahibi olan kişinin
elini uzatması gerekir. Ayrıca el sıkışmak istemeyen birisine el uzatarak el sıkışmaya
zorlamak bir rahatsızlık yaşanmasına neden olabilir.
Gerginlik anında veya olumsuz durumlarda insanın yardımına eller yetişir. İnsanlar kendi
yüz ve bedenlerine temas ederek gerginliklerini yatıştırırlar. Altıntaş ve Çamur (2005)’a
göre kişi yalan dolu sözleri bastırmaya çalışırken, eli ile ağzını örter, burnuna hafifçe
dokunur ve gözlerini ovuşturulur. Kişi baskı altındayken güven ihtiyacının dışa göstergesi
olarak parmakların ağzına götürürken, süpheci davrandığında boynunu kaşımaktadır.
Parmakların masa üzerinde davul çalması ve ayakların ritmik olarak yere vurulması
profesyonel konuşmacılar tarafımdan can sıkıntısı olarak yorumlansa da aslında sabırsızlık
işareti olarak da görülmektedir. Kafayı iki elin arasına almak derin düşünceyi ve içe
kapanma mesajları verirken, koltuğa yaslanıp elleri başın arkasında kenetlemek ben
üstünüm anlamı taşımaktadır.
39
2.2.3.1.2.2. Kol Hareketleri
Kollarla yapılan jestler, genellikle kişinin karşısındaki ile bir ilişkiye girme isteminde olup
olmadığının bir göstergesidir. İnsanın en zayıf noktası kalbinin bulundugu göğüs
bölgesidir. İnsanlar kendini tedirgin, olumsuz veya savunmada hissettiğinde , mağara
devrinde yasayan atalarından devraldıkları bir jesti kullanırlar ve kollarını kavuştururlar.
Bir insan dinlediği kisiyle aynı fikirde değilse kollarını kavuşturur (Hürmeriç, 2008, s. 43).
Sıradan kol kavuşturma hareketi, kişi toplantıda, kuyrukta, asansörde
veya kendini
güvensiz hissettiği başka herhangi bir yerde yabancılar arasındayken görülür. Duydukları
şeylere katılmayan çoğu kişi kollarını bu şekilde kavuşturur. Eğer kollar sıkı bir şekilde
birbirine kavuşturulmuşsa, bu saldırgan ve savunmaya geçmiş bir tavrı gösterir. Bir kol
vücudun yanında dururken diğer kolun yana doğru gelerek diğer kolu tutup bir engel
oluşturduğu kısmi kol kavuşturma ise kişinin gruba yabancı olduğu toplantılarda ve
kendine güveni az olduğu durumlarda rastlanabilir (Altıntaş ve Çamur, 2005, s. 128-132).
Kollarla yapılan jestler vücudun diğer bölgeleriyle yapılan jestlerle birleşip daha birçok
anlam ifade etmektedir. Omuzların yönelimi, kişinin iletişimde değişen tutumu hakkında
ipucu verebilir. Omuzların ileriye doğru yönelmesi kişiler arasında iletişimde isteklilik,
dikkatlilik ve açıklık işareti olarak algılanabilir (Baş, 2010, s. 48).
2.2.3.1.2.2. Bacaklar veAyaklar
Bacakların duruşu, beden dilinin bir diğer konuşma biçimidir. Bacak bacak üstüne atarak,
kendimizi korumaya alırız. Bu hareket kenetlenmiş kollar ve konuşulan kişiden gövdenin
uzaklaştırılmasıyla desteklendiğinde anlam değişir ve artık saldırı için hazırlığın tam
olduğu ya da tümüyle olaydan uzaklaşıldığı izlenimi verilir. Tıpkı gövde ve baş
hareketlerinde olduğu gibi, ayakların duruşuyla da ilişki kurulan kişiye veya konuya ilgi
duyulup duyulmadığı aktarılabilir. Konuşulan kişiye doğru bacak bacak üstüne atmak, bu
hareketi ayakların konumuyla da desteklemek iletişim içinde bulunulan kişiye karşı ilgili
olunduğunu yansıtır ( Dincer, 2000, s. 176).
Bacak veya kolları kavuşturmak, olumsuz veya savunma tavrına işaret eden ve bilek
kilitleme hareketi için de aynı şey geçerlidir. İnsanların bileklerini kilitlemesi zihinsel
olarak dudaklarını ısırma hareketiyle aynı anlamı ifade eder. Otururken ayak bileklerini üst
40
üste koymak, hazır oluşun ve öz kontrolün bir ifadesidir. Öte yandan bacak bacak üstüne
atmak hazır bulunmayışın ve mutabık olmayışın işaretidir. Bacak bacak üstüne atma
davranışı keşfedilmiş (sonradan kazanılmış) bir davranış biçimidir. Bacak bacak üstüne
atmak olumsuz ve savunucu bir tutumun ve artmış bir iç gerginliğin işareti olabileceği gibi,
karşılıklı ilişkide incelik ve zarafeti de yansıtabilir (Özer, 1995, s.129).
2.2.3.1.2.3. Duruş, Yürüyüş ve Oturma Biçimleri
Duruş, beden dilinin temel parçalarından biridir. Bakıldığında kişinin genel ruh haline
ilişkin bilgiler verir. Gerek yüz yüze görüşme esnasında gerekse uzaktan izlenildiğinde
vücudun duruş özelliklerine göre; saldırgan, kaygılı, kendini beğenmiş, düşünceli,
heyecanlı, sakin bir görüntü tanımlaması yapılabilmektedir (Tayfun, 2007, s. 158). Beden
duruşu kişinin hem kendi duygusal durumunu, hemde karşısındakini etkiler. Konuşmacıya
eğilerek, elin çenede tutulması ilgili bir duruşun işareti olarak görülmekte, bunu tam tersi
geriye çekilerek kolların göğüste tutulması, farklı noktalara konunun yoğunlaşması konuya
ilgisizliğin veya farklı bir bakış açısına sahip olunduğunun ipucudur. İnsan kendine yakın
bulduğu ya da kendi görüşüne yakın görüşte bulunan kişilere başıyla hafifçe yakınlaşır,
hatta baş sallama hareketi ile de bunu desteklemektedir. Kendisine uzak bulduğu kişiden
ise başıyla hafifçe uzaklaşır.
Dincer (2000, s. 180), sözel olmayan iletişimde kişilerin duruş, yürüyüş ve oturuş biçimleri
duygu durumu enerjisi ve kişiliği hakkında bazı ipuçları verdiğini ve kişilerin duruşlarının
kültürel, kişisel, dinsel, mesleki, sosyal sınıf, cinsiyet, yaş, sağlık ve statü gibi çeşitli
faktörlerden etkilendiğini ifade etmiştir. Kişinin vücudunu kendisini diğer insanlardan ya
da gruptan uzak tutmak için kullanmasına kapsayıcı duruş, birbirleri ile yüz yüze gelecek
biçimde oturmaları kişilerarası duruş ve bir kişinin karşısındakinin duruşu ile senkron
içinde olarak, farkına varmadan onu taklit etmesi ise ayna duruşu olarak ifade
edilmektedir. Ayna duruşu yapan kişiler aynı duyguları ve düşünceleri paylaşmaktadırlar.
Vücut konumu, ile ilgili önemli ayrıntılardan biri de yürüyüş biçimidir. Kişinin yürüyüşüne
bakılarak insanların ruh hali ve çevresindekilerle ilişkisi hakkında değerlendirme yapmak
mümkündür. Kişinin duvar kenarından yürümesi, onun ürkek ve çekingen bir izlenim
bırakmasına neden olurken, kaldırımın veya koridorun tam ortasından yürümesi, onun
41
saldırgan ve baskın bir izlenim bırakmasına neden olmaktadır. Toplumsal yaşamda ister
aile içinde olsun, ister iş veya okul ortamında olsun yürüyüş biçimi statü belirleyici bir
özelliğe sahiptir. Bunu yanında yürüyüşün gücün bir göstergesi olabileceğine de dikkat
etmek gerekir. Etkili ve özgüvenli bir yürüyüş, sırtın ve başın dik tutulduğu, ellerini rahat
bir biçimde hareket ettirildiği bir yürüyüş biçimidir (Dincer, 2000, s.182).
Altıntaş ve Çamur (2005, s.140), oturma durumunda, bacak ve ayakların pozisyonunu
incelemek ve oturma biçimini doğru olarak değerlendirebilmek için sandalye veya koltuk
üzerinde kaplanılan alan, beden duruşu, bacakların kullanış biçimi ve oturmak için seçilen
yerler olarak dört açıdan incelemişlerdir. Kişi bulunduğu durumdan memnunsa, oturduğu
alanın tamamını kaplar, kişinin koltuğun ucuna oturması, onun kalkıp gitmeye hazır
olduğunu, oturulacak yer olmasına rağmen koltuğun koluna oturan kişiler ise kendisine
fazlazıyla güven duyan kimseler olduğunun göstergesidir. Oturma esnasında, ayakların öne
uzatılması rahatlık ve rehaveti, sandalyenin altına alınması tedirginliği ve özellikler
kollarla birlikte yapıldığında iletişime kapanma eğilimini, ayak ayak üstüne atılması ve
gövdenin geriye alınması eleştirel yaklaşımı çağrıştırmaktadır (Tayfun, 2007, s. 160). En
olumlu oturuş tarzı, bacakların hafif bir biçimde aralanarak elleri her an bir jest yapmaya
hazırdurumda boş bırakarak oturmaktır.
Bir odaya girdiğimizde seçtiğimiz yer kendimize olan güvenimiz ve bu yerde bulunanlar
arasında kendimizi nerede gördüğümüz konusunda fikir verir. Özgüveni düşük kişilerin
odaya girdiklerinde kapıya en yakın koltuk vaya sandalyeye oturdukları gözlemlenmiştir.
Altıntaş ve Çamur (2005, s. 145-152), karşı taraf ile işbirliği sağlamak için dik açı , rekabet
için karşı karşıya , probleme karşı ortak bir yaklaşım için yan yana , karşı tarafla
ilgilenmek istenmediğinde ise çapraz oturulduğunu ifade etmişlerdir. Ayrıca gücü temsil
eden kişi kapıya yüzü dönük olarak ve masanın başına oturur. Sağı ve solunda kendisine en
yakın kişiler yer alır.
Belirtilenleri bir genelleme olarak nitelendirirsek, kişileri sadece yürüyüş ve oturuş
biçimlerine göre genel çıkarımlara varmak hatalı sonuçlara neden olabilmektedir. İnsanlar
hakkında genel yargıya varılırken, mimik ve jestlerin bir bütün içinde, yürüyüş ve oturuş
biçimleri
ile
birlikte
değerlendirilmeye
düşünülmektedir.
42
tabi
tutulmasının
daha
doğru
olduğu
2.2.3.2.Kişilerarası Mesafe (Proksemik)
Yaklaşma anlamına gelen proksemik kelimesi, ilk kez 1966 yılında antropolog Edward
Twitchell Hall tarafından, kişilerin sosyal ve kişisel alanlarını kullanma ve algılamaları
üzerinde yoğunlaşan bir çalışma olarak ortaya çıkmıştır. Tayfun (2007, s. 161)’nunda
belirttiği üzere insanların günlük yaşamda, çevresindeki insanlarla arasındaki mesafenin
sınırı, ilişkileri hem belirlemekte hem etkilemektedir. Kişilerin kendilerine özgü belirlediği
özel sınırlar aşıldığında huzursuzluk gösterdikleri açıkça görülmektedir.. Bu rahatsızlığı
saklamak için kişi çoğunlukla gülümseme, dikkati başka noktaya yöneltme veya ilginç
hareketlerde bulunma eğilimi göstermektedir.
Bu alanların kullanımı, bireysel ve kültürel farklılıklara göre farklı algılanabilmektedir
(Tutar ve Yılmaz, 2003, s. 59). Örneğin Araplarda ve Meksikalılarda kişisel mesafenin
sınırları Amerikalılara göre daha geniştir ve bu nedenle iletişimde vücut yakınlığı daha
doğal sayılmaktadır. Türk kültüründe de, ilişkilere ve çevreye göre degişmekle birlikte,
aynı cinsten olanlar arasında el kol temasında olanak veren yakın bir mesafenin hoşgörüyle
karşılandıgı söylenebilir.
Mısırlı (2004, s. 57)’ya göre beden dilinde, dört tür iletişim mesafesi bulunmaktadır.
Bunlar, mahrem alan, kişisel alan, sosyal alanlar ve genel alanlardır. Bunlardan mahrem
alan, çok yakın ilişkilerimizin yaşandığı, genelde 0-25cm arasında kalan, aile içi ve
arabalık bağı olan insanlarla olan mesafemizdir. Kişinin onayı olmadan bu alan ihlal
edilirse gerek psikolojik gerekse fizyolojik tepkiler oluşabilir. Kişisel alan, gövdeden
itibaren çapı 25-80 cm arasında değişir. Günlük yaşamda aile dışı ilişkilerde
sürdürdüğümüz iş arkadaşları, tanıdıklar bu mesafe içindedir. Bu mesafede belli
durumlarda el, omuz tutma gibi fiziksel yakınlıklar yer alabilir. Sosyal alan, resmi
ilişkilerin gerçekleştiği bu mesafenin çapı 80-200 cm arasında değişebilir. Genellikle
müşteriler ile satıcılar veya iş yerinde çalışan kişiler arasında sadece el sıkışma gibi bir
temas dışında fiziksel yakınlığın olmadığı mesafedir. Genel alanlar, sosyal alanın dışında
kalan mesafedir. Bir toplantı ortamında, halka hitap eden bir konuşmacının sınırları
kapsamındaki alanlardır.
43
2.2.3.2. Dokunma (Haptik)
İletişimde etkileyici ve belirleyici bir diğer boyutta dokunmadır. Dokunma sözsüz biçimde
duyguları ileten bir iletişim biçimidir (Tayfun, 2007, s. 164). Birisinin elini öpüp başa
koymak, onun üstün/büyük olduğunu kabul etme göstergesi olduğu gibi, el sıkışma,
karşıdaki kişinin kendine bir ölçüde eşit olduğunu kabul ettiğinin bir göstergesi olabilir.
Dokunmanın ideal olanı, öpme, kucaklaşma, okşama, sırtını sıvazlama, tokalaşma benzeri;
övme, takdir etme, sevgi gibi olumlu duygu yoğunlaşması olarak ortaya çıktığı
durumlardır. Bir şirket yöneticisinin, genç memuruna teması onun motivasyonunu
yükselteceği gibi, onun şirket içerisinde önemli olduğunu hissetirecektir. Dokunma
hareketi, zaman zaman itme, vurma, tekme, tokat gibi olumsz davranış biçimi olarak da
görülebilmektedir (Tayfun, 2007, s. 167).
Ne var ki, her dokunma biçimi güzel duygularla ilgili değildir ve olumlu olarak
algılanmaz. Birisinin omzuna elini koymak destek vermek anlamına gelebilecegi gibi, bir
üstünlük belirtisi de olabilir (Zıllıoğlu, 1996, s. 202). Bunun yanında karşıdaki insanın
temas ilişkisine karşı olan tutumu da çok önemlidir. Kişi bu temastan rahatsızlık
duyuyorsa, bunu geri çekilerek, kendini geride tuttarak veya karşılık vermeyerek beden
dilinin çeşitli işaretleri ie ortaya koyar. Bu durumda o kişinin mahrem alanına
girilmesinden ötürü yaşayacağı duyguyu algılamak üzere duyarlı ve açık olmak yaralıdır
(Altıntaş ve Çamur, 2005, s. 191). Dokunma hareketleri, alnı ovmak gibi endişe ve
gerilimin işaretçici olabildiği gibi, sinirliliğin, güvensizliğin, sabırsızlığın veya korkunun
da habercisi olabilir.
2.2.3.3 Genel Görünüş
Genel görünüş bir kişinin fiziksel özellikleri, giyim tarzı, kullandığı aksesuarlar, renk
seçimi ve bunların toplamındaki estetik görünümüyle oluşturduğu kişisel imajın görsel
yönüdür. Fiziksel görünümü tamamlayan en önemli unsur kıyafetlerdir (Baş, 2010, s. 37).
Bireyin giyimi, sözleri ve vücudu kadar, beğenilerini, içinde bulunduğu ruhsal durumu,
iletişim kurduğu bireylere verdiği önemi ve değeri göstermektedir. Uygun yerde ve
zamanda giyinilmeyen giyim ve kuşam karşımızdakiler tarafından hoş karşılanmaz. Bir
insanın başkalarının karşısına mümkün olduğunca temiz, düzenli ve bakımlı olarak çıkması
44
kendi itibarı içinde önemlidir. Dış görüntüsüne ve kıyafetlerine özen göstermeyen birey,
başkalarından da saygı beklemiyordur (Mısırlı, 2004, s. 59).
İletişimde ilk izlenim çok önemlidir. Son araştırmalar, sekiz saniye gibi kısa bir zamanda
beyin, karşıdan aldığı verileri filtresinden geçirerek o kişiyle ilgili ilk izlenimi edindiğini
göstermektedir. Yerine ve zamanına uymayan giyim kuşam çok önemli mesajların hafife
alınmasına ve yanlı olarak algılanmasına yol açabilir. Bu nedenle yetişmekte olan yüzlerce,
binlerce kişiye hizmet veren, davranış değiştirme gibi çok önemli bir görevi üstlenen
öğretmenler ve idareciler örnek oluşturacak bir görünüme sahip olmalıdırlar. Eğitimcinin
görünüşü kimseyi rahatsız etmemelidir. Buna eğtimcinin tıraşı, makyajı, takıları ve fiziksel
görüntüsü gibi özellikler dahildir. Eğitim uygulamaları sırasında özellikle aşırı makyajdan
kaçınmak, abartılı takılar kullanmamak ve temiz görünmek gerekir (Şimşek, 2000, s. 63).
Saçlar her zaman temiz olmalı, düzenli olarak saç ve sakal tıraşı olunmalıdır. Dişler
fırçalanmalı, nefesin kötü kokmaması için önlemler alınmalıdır (Mısırlı, 2003, s. 54).
Özellikle iş yasamındaki bireyler karşılarında aşırı uçlarda yaşayan bireyleri görmek
istemezler. Önemli olan iş ortamında mevsime, çevreye ve özel durumlara uygun bir dış
görünüşte olabilmektir. Böyle davranan kişiler kendilerine güvenirler ve daha rahat
hissederler (Mısırlı, 2003, s. 52). Eğitimcinin giyimi, onun kişiliği hakkında da ipuçları
vermektedir. Düzensiz, dikkatsiz ve gelişigüzel bir görünüm, düzensiz ve etkisiz bir
kişiliğin simgesidir diyebiliriz.
2.2.3.4. Dil Ötesi İletişim (Paralinguistik)
Dil ötesi iletişim, sesin niteliği ile ilgilidir; ses tonu, sesin hızı, şiddeti, hangi kelimelerin
vurgulandığı, duraklamalar ve benzeri özellikler, dil ötesi iletişim sayılır. Kişilerarası
ilişkilerde yaşanan en küçük gerginlik kendisini önce ses tonunda ortaya koyar. Günlük
ilişkilerde canlı, neşeli, enerjik bir ses tonu, insanlar üzerinde olumlu etki bırakır. Ayrıca
ortada bir gerginlik ya da sorun varsa ses tonunun yumşak ve sakin olması çatışmayı
önleyerek işbirliğini kolaylaştıracaktır.
Monoton, dinleyende bıkkınlık yaratan, kolayca dikkatin dağılmasına neden olan bir
konuşma tarzıyla kişi ortaya ne kadar orjinal fikirler koysa da karşısındakileri ikna etmekte
güçlük çekecektir .Bu nedenledir ki, çoğu zaman insanların söyledikleri değil, söyleyiş
45
biçimleri önem kazanır. Örneğin yükselen bir ton, yüksek ses, yavaş bir konuşma
güvenilirlik ve güven ifadesiyken, düşük bir ton, alçak bir ses, yavaş bir konuşma ise
şevkat ve hoşnutluk belirtisidir (Altıntaş ve Çamur, 2005, s. 180).
Sesin tonu, sözlerin anlamını artırabilir veya onların yerini alabilir; anlamlarını
güçlendirebilir, açıklık kazandırabilir veya karmaşıklaştırabilir. Konuşma sırasında sesi
kullanmak, müzik enstrümanlarını kullanmak gibi beceri ister (Tutar ve Yılmaz, 2003, s.
56). Susma veya sessizlik davranışı ise kişiye düşünme zamanı, zarara uğrama, kaygı
durumu, sözel davranışı aksatma, karşıdaki kişinin söylediklerinin yanlış olduğunu
düşünme, bir duyguyu vurgulama, soğukkanlı gözükme ve karşıdakine söyleyecek hiçbir
şeyi olmadığı anlamlarına gelebilmektedir (Burgoon, Buller ve Woodall, 1996, s. 63).
Genel olarak, konuşmaya alçak sesle başlanmalı ve aşamalı olarak ses tonu
yükseltilmelidir. Ayrıca, bir şeyi vurgulamak için mutlaka bağırmak gerekmez; normal
akış içinde birden bire yaratılan sessizliğin ardından, kısık bir ses tonuyla bile çok güzel
vurgulamalar yapılabilir. Sesi ustaca kullanmak, seçkin eğitimcilerin özellikleri arasında
sayılmaktadır. Bu nedenle, etkili bir sunuş yaparken, sesin bilinçli bir kontrol altında
tutulması gerekmektedir (Şimşek, 2000, s. 66).
2.2.3.5 Zaman
Sözsüz iletişimde önemli unsurlardan birisi de zamandır. Kişilerin zamanlarını kullanma,
organize etme yolları ve zamanın taşıdığı sözsüz mesajlar kroksemik olarak
adlandırılmaktadır (Dincer, 2000, s. 223). Zamanında yapılması gereken işleri yapmak ya
da yapmamak, bir yerde zamanında bulunmak veya bulunmamak, kişileri beklemek veya
bekletmek, kişilerarası iletişim bazında, karşısındaki kişi veya kişilere verilen değerin bir
göstergesi olarak tanımlanmaktadır. Bundan dolayıdır ki zamanlama kişilerin kariyerleri
üzerinde performanslarını değerlendirmesi aşamasında önemli rol oynar.
Zamanlama konusunda ülkeler arasında kültürel farklılıklar vardır. Amerikalılar rötar
yapan bir uçak nedeniyle şaşkınlığa uğrayabiliyorlarken, doğu toplumlarında geç kalmalar,
rötarlar doğal karşılanabilmektedir. Kültürel farklılıkların yanı sıra sürekli geç kalan
insanlar vardır. Bunlar Altıntaş ve Çamur (2005, s. 174)’a göre kronik geç kalıcıdırlar. Bu
yapıya sahip kişiler geç kalarak, dikkat çekme isteklerini yansıttıkları gibi, geç kalınarak
46
güç sergilemek, düşmanlığı göstermek veya cezalandırma isteğide yansıtılabilmektedir.
Uygar insanlarda sahip olunması gereken en önemli niteliklerden biri olarak kabul edilen
zaman kavramının öğretim sürecine yansıması, dersine zamanında başlayan öğretmenin
ders için hazır konumda bekleyen ögrenciye veya toplantıya zamanında gelen yönetinin ya
da öğretmenin birbirlerine olan saygısı seklinde anlamlandırılabilir.
47
48
BÖLÜM 3
YÖNTEM
Bu bölümde araştırmanın modeli, çalışma grubu, veri toplama aracının geliştirilmesi,
verilerin toplanması ve verilerin analiz süreci açıklanmıştır.
3. 1. Araştırma Modeli
İlköğretim okulu müdürlerinin öğretmenlere karşı kullandıkları sözel olmayan iletişim
unsurlarının incelenmesini amaçlayan bu çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır.
Nitel araştırmalarda gözlem, görüşme ve doküman analizi gibi veri toplama yöntemlerinin
kullanıldığı, algıların ve olayların doğal ortamda gerçekçi ve bütüncül bir biçimde ortaya
konmasına yönelik nitel bir süreç izlenir (Yıldırım ve Şimşek, 2011, s. 39). Bu bağlamda,
araştırmanın doğası gereği bir olguyu kendi gerçekliği içinde derinlemesine incelemek
amaçlandığından nitel araştırma yönteminin daha uygun olduğu düşünülmektedir.
Araştırmada olgubilim (fenomenoloji) deseni benimsenmiştir. Olgubilim deseni farkında
olunan ancak derinlemesine ve ayrıntılı bir anlayışa yeterince sahip olunmayan olgulara
odaklanmaktadır. Olgubilim araştırmalarında veri kaynakları araştırmanın odaklandığı
olguyu yaşayan veya bu olguyu yansıtabilecek birey veya gruplardır. Olgulara ilişkin
yaşantı ve anlamları ortaya çıkarmak için görüşmeler yapılır (Büyüköztürk ve diğ., 2010, s.
19).
Olgubilim araştırmalarında başlıca veri toplama aracı görüşmedir (Yıldırım ve Şimşek,
2011, s. 72-74). Görüşme, nitel araştırmalarda en sık kullanılan veri toplama tekniğidir. Bu
teknik belirli bir araştırma konusu veya bir soru hakkında derinlemesine bilgi sağlar.
Görüşme yoluyla deneyimler, tutumlar, düşünceler, niyetler, yorumlar, zihinsel algılar ve
49
tepkiler gibi gözlenemeyen unsurlar anlaşılmaya çalışılmaktadır (Yıldırım ve Şimşek,
2006, s. 119-120).
Araştırmada yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış
görüşme formları görüşülen kişiye kendini ifade etme imkanı sağlamaktadır (Büyüköztürk
ve diğ., 2010, s. 163). Bu çalışmada bazı sorularda katılımcıların sorulara cevap vermekte
güçlük çektiği ya da soruyu farklı anladığı noktalarda bazı açıklamalar getirilmiş, gerekli
görülen anlarda ise kısa ek hatırlatmalar ya da bilgilendirmeler yapılmıştır. Bu süreçte
katılımcının düşüncelerini kesintisiz olarak aktarabilmesine olanak sağlanmıştır.
3.2. Çalışma Grubu
Çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemi ve buna bağlı olarak
maksimum çeşitlilik tekniği kullanılmıştır. Amaçlı örnekleme zengin bilgiye sahip olduğu
düşünülen durumların derinlemesine çalışılmasına olanak sağlamaktadır. Maksimum
çeşitlilik örnekleme tekniğindeki amaç, göreli olarak küçük bir örneklem oluşturmak ve bu
örneklemde ele alınan probleme taraf olabilecek bireylerin çeşitliliğini en üst seviyede
yansıtmaktır. Başka bir değişle çeşitlilik gösteren durumlar arasında herhangi ortak ya da
paylaşılan olguların olup olmadığını bulmaya çalışmak ve bu çeşitliliğe göre problemin
farklı boyutlarını ortaya koymaktır (Yıldırım ve Şimşek, 2011, s. 107-109).
Bu açıdan ele alındığında, çalışma grubunu Gaziantep İli, Şahinbey ilçesindeki dört devlet
okulundan, Karataş İMKB Ortaokulu’ndan 5, Dayı Ahmet Ağa İlkokulu’ndan 5,
Şehitkamil İlköğretim Okulu’ndan 4 ve Fatih Sultan Mehmet Ortaokulu’ndan 4, toplam 18
öğretmen oluşturmaktadır. Okullar maksimum çeşitlilik tekniği baz alınarak,
farklı
sosyoekonomik ve başarı düzeyleri dikkat edilerek seçilmiştir. Tablo 1 çalışma grubundaki
öğretmenlerin özellikleri belirtilmiştir.
50
Tablo 1
Çalışma Grubuna Katılan Katılımcılara İlişkin Bilgiler
Cinsiyet
Kıdem
Eğitim Düzeyi
Branş
Bulundukları Okuldaki Hizmet Yılı
Kadın
9
Erkek
9
5 yıl ve daha az
6
6-15 yıl arası
6
16-25 yıl arası
5
26 yıl ve üstü
1
Lisans
17
Yüksek Lisans
1
Fen Bilgisi
7
Türkçe
3
Mtematik
2
Sosyal Bilgiler
2
Bilişim Teknolojileri
2
Müzik
1
Beden Eğitimi
1
1-3 yıl arası
13
5-7 yıl arası
5
Tablo 1’de görüldüğü üzere katılımcıların %50 si kadın, %50’si erkektir. Katılımcılardan 6
tanesi 5 yıl ve daha az kıdeme , 6 ile 15 yıl arasında kıdeme sahip olan katılımcı sayısı 6 ,
16 yıl ve üstü kıdeme sahip katılımcı sayısı ise yine 6’dir. Yüksek lisans düzeyinde eğitim
alan katılılımcı sayısı 1 iken, diğer katılımcılar lisans düzeyinde eğitim almışlardır. Branş
51
olarak incelediğimizde ise katılımcıların yaklaşık %39’unu Fen Bilimleri branşı
oluştururken, en az Müzik ve Beden Eğitimi branşları ile görüşülmüştür. Öğretmenlerin
bulundukları okuldaki hizmet sürelerine bakıldığında, çalışma süresi en fazla 7 yıl, en az 1
yıl olarak görülmektedir. Bu bağlamda incelendiğinde okulda 1 ile 3 yıl arası görev yapan
öğretmen sayısı 13 iken 5 ile 7 yıl arası görev yapan öğretmen sayısı ise 5 olarak
belirlenmiştir. Bu verilerden yola çıkarak katılımcıların büyük bir çoğunluğunun 1 ile 3 yıl
arasında görev yaptıklarını söyleyebiliriz.
3. 3. Veri Toplama Aracının Geliştirilmesi
Araştırmada, araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış bir görüşme formu (Ek
1) kullanılmıştır. Görüşme formu oluşturulurken öncelikle araştırmanın amaçları
doğrultusunda yerli ve yabancı literatür ayrıntılı olarak taranmış ve konuya ilişkin
maddeler belirlenmiştir. Formun hazırlanma sürecinde; ilgili literatür taranmış, çalışma
grubuna girmeyen alanda otorite eğitimci ve akademisyenler ile görüşmeler yapılmış ve bu
görüşmelerden elde edilen bilgilere dayalı olarak toplam 9 soru oluşturulmuştur. Sorular
anlam ve anlaşılırlık açılarından Türkçe dil uzmanları tarafından okunmuş ve gerekli
düzeltmeler yapılarak görüşme formu geliştirilmiş, dokuz soruluk yarı yapılandırılmış
görüşme formu hakkında, çalışma grubuna dâhil olmayan iki araştırma görevlisinin
görüşleri alınarak kapsam ve biçim açısından yeterli olup olmadığının kontrol edilmesi
sağlanmış görüşme formuna son hali verilmiştir. Görüşme formunda ana soruların yanında,
sorunun anlaşılmaması ya da yanlış anlaşıldığı durumlarda, gerektiğinde kullanılmak üzere
katılımcıların fikirlerini daha iyi organize edebilmeleri amacıyla sonda tipi (toplam 6
soruda) sorular da kullanılmıştır.
Görüşme formu temelde üç bölümden oluşmaktadır: (a) görüşmenin tarihi, saati ve yerinin
bulunduğu birinci bölüm, (b) katılımcıların kurumdaki branşı, yaş, kıdem ve eğitim
düzeyinin yer aldığı kişisel bilgilerin olduğu ikinci bölüm ve (c) ana soruların, sonda tipi
soruların bulunduğu üçüncü bölüm.
52
3. 4. Verilerin Toplanması
Araştırmanın verilerinin toplanması amacıyla yapılan görüşmeler 2013 yılı mayıs ve
haziran aylarını kapsayacak şekilde 16 günde tamamlanmıştır (22.05.2013 - 06.06.2013).
Verilerin toplanması amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan veri toplama aracı
kullanılarak, Gaziantep Şahinbey ilçesindeki dört devlet okulundan toplam 18 öğretmen ile
gerçekleştirilmiştir. Görüşmelere öncesinde okullar aranarak konu ana hatlarıyla
açıklanmıştır ve randevu talep edilmiştir. Öğretmenlerle belirlenen tarih ve saatte,
bulundukları okulda yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir.
Görüşme süresince katılımcılara hiçbir yönlendirme veya etkileme yapılmamış,
katılımcıların
düşüncelerini
rahat
ifade
edebilecekleri
bir
ortam
sağlanmıştır.
Görüşmelerde araştırmacı tarafından hazırlanan görüşme formunun yanı sıra veri kaybını
önlemek açısından ses kayıt cihazı kullanılmıştır. Ses kayıt cihazının kullanılması için
katılımcılara bu kaydın sadece araştırmacı tarafından kullanılacağı taahhüdünde
bulunulmuş, katılımcıların onayı alınmış ve karşılıklı olarak görüşme sözleşme formu (Ek
2) imzalanmıştır. Görüşme süresince ses kayıt cihazı katılımcının görebileceği bir yere
konulmuş ve kayıt başlatılmış, kaydın başarılı bir şekilde gerçekleşmesi sağlanmış ve
görüşme sonunda yine katılımcıların görebilecekleri bir şekilde ses kayıt cihazı
kapatılmıştır.
3. 5. Verilerin Analizi
Ses kayıt cihazı tarafından kaydedilen görüşmeler ses dosyası olarak bilgisayara aktarılmış
ve daha sonra araştırmacı tarafından deşifreleri yapılmıştır. Ses dosyası olarak bilgisayara
aktarılan görüşme süreci araştırmacı tarafından dinlenerek olduğu şekliyle yazıya
dönüştürülmüştür. Böylece görüşmelere ilişkin hem ses kayıt dosyası hem de bunların
deşifresi olan elektronik ortamda (word belgesi) metin dosyası elde edilmiş ve 18
katılımcıya ait yaklaşık 46 sayfalık veri setine ulaşılmıştır. Deşifrelerin doğru ve eksiksiz
olması için ses kayıtları dinlenirken yazılı belge üzerinden görüşme süreci izlenmiş ve
eksikliklerin önüne geçilmeye çalışılmıştır.
Görüşme sürecinde elde edilen yazılı dokümanın çözümlenmesinde ilgili literatür dikkate
alınarak okunmuştur. Öğretmenlerin sorulara verdikleri uzun cevaplar, cevabın ana fikrini
53
etkilemeden orijinal ifadeler korunarak araştırmacı tarafından kısaltılmıştır. Gizliliği
sağlamak açısından katılımcılar Ö1, Ö2, Ö3 kısaltması yapılarak belirtilmiş ve her bir
katılımcıya numara verilmiştir. Daha sonra veriler temalara göre gruplandırılmış ve içerik
analizi yapılmıştır.Kodlar çıkartılmış ve nitel araştırmaya uygun bir içerik çözümlemesi
yapmaya çalışılmıştır.
Araştırmanın geçerlilik ve güvenilirliğini sağlamak amacıyla Yıldırım ve Şimşek (2011, s.
264-272)’in belirttiği stratejiler dikkate alınmıştır. Örneğin, çalışmanın geçerliğini artırmak
amacıyla kullanılan stratejilerden biri uzun süreli etkileşimdir. Yıldırım ve Şimşek (2011,
s. 266), görüşme sırasında görüşülen kişinin genel olarak görüşmenin ilk aşamalarında
araştırmacının daha fazla etkisinde kaldığını ifade etmekte, görüşme süresi ilerledikçe
oluşan güven ortamı ile birlikte katılımcıdan daha sağlıklı veriler elde edilebileceğini
belirtmektedir. Bu bağlamda, katılımcılarla yapılan görüşmelerin süresi imkânlar dâhilinde
uzun tutularak araştırmanın geçerliği artırılmak istenmiştir. Ayrıca, katılımcıların
belirlenmesinde kullanılan maksimum çeşitlilik tekniğinin de farklı ve özgün durumların
ortaya konması açısından çalışmanın geçerliğine katkıda bulunduğu belirtilebilir.
54
BÖLÜM 4
BULGULAR VE YORUM
Bu bölümde araştırma sorularının analize dayalı olarak elde edilen bulgular, yerli ve
yabancı literatürdeki araştırma sonuçlarıyla ilişkilendirilerek yorumlanmış ve tartışılmıştır.
4.1. Öğretmenlerin Hizmet İçi Eğitim ya da Gelişim Programına Katılmalarına
İlişkin Bulgular
Çalışma grubunda bulunanlara “İletişim ya da benzeri bir konuda herhangi bir hizmet içi
eğitim ya da gelişim programına katıldız mı?” temel sorusu “Evet ise bu eğitimler
hakkında biraz bilgi verir misiniz?” olmak üzere sonda madde ile yöneltilmiştir. Verilen
cevaplara ilişkin özel ve önemli görülen kısımlar çalışma grubunda yer alan kişilerin kendi
ifadeleri ile aşağıda özetlenmektedir.
Öğretmenlerin iletişim ile ilgili hizmet içi eğitim ya da gelişim programlarına
katılmalarına ilişkin bulgular yoklandığında, katılımcıların büyük bir çoğunluğunun hizmet
içi eğitim ve seminere katılmadığı (n = 13), öğretmenlerin iletişim ile ilgili bilgilerini
lisans dönemi alınan derslerden (n = 8), kitap, dergi, televizyondan (n = 5) ve katıldıkları
seminerlerden (n = 5) sağladıkları saptanmıştır.
55
Tablo 2
Öğretmenlerin Hizmet İçi Eğitim ya da Gelişim Programına Katılmalarına İlişkin Bulgular
Kodlar
n
Hizmet içi eğitim ya da seminere katılmadım
13
Katılımcı
Ö1, Ö3, Ö4, Ö5, Ö6, Ö7, Ö8
Ö9,Ö11, Ö12, Ö14, Ö15,Ö17
Lisans dönemi dersleri
8
Ö4,Ö6,Ö7,Ö9,Ö12,Ö14,Ö15
Kitap – Dergi – Televizyon
6
Ö3, Ö4, Ö5, Ö8, Ö10, Ö12
Seminere katıldım
5
Ö2, Ö10, Ö13, Ö16, Ö18
Ö2: Genel iletişim, sözlü iletişim ve veli iletişimi üzerine seminerler aldım.Bu seminerler bana
çok şey kattı. Tabi insan kendini hemen değiştiremez. Genel yapı da burda çok önemli. Bir
veli geldiğinde hem o konuşuyo hem sen konuşuyorsun iletişimde bir duvarlar engelleri
dediğimiz bir engel ile karşılaşıyorsun. Öncelikle bu engelleri nasıl kaldırırsın üzerine bir
farkındalık oluşturdu. İletişimde karşıyı iyi dinlemek ve iyi dinlediğinizi karşıya
hissetirebilmek önemlidir. Bu seminerlerde bunu kullanmasını öğrendim
Ö4: İletişim veya herhangi bir konuda hizmet içi eğitim veya seminere katılmadım. Yalnız
lisans döneminde iletişim ile ilgili aldığımız dersler vardı. Bunun yanında sözlü, sözsüz
iletişim, beden dili ve kişisel gelişim ile ilgili kitapları okumaya dikkat ediyorum.
Ö5: İletişim veya herhangi bir konuda hizmet içi eğitim veya seminere katılmadım. İletişim ile
ilgili bilgimi kitaplardan kendi gayretimle sağladım. İletişim ile ilgili programları hiç
kaçırmam. Haberler olsun, mesleğimle ilgili veya öğrencilerin sorunları ile ilgili program
olduğunda hiç kaçırmam diyebilirim.
Ö9: Asıl branşım halk oyunları olduğu için biz anlatımlarımızı beden ile yapıyoruz. Ondan
dolayı bu beden dilini doğaçlama olarak öğrendik. Konservatuarda da küçük de olsa bununla
ilgili bir eğitim aldık.Seminer ya da herhangi bir hizmet içi eğitime katılmadım.
Ö10: Bingöl’de öğretmenlik yaparken iletişim ile ilgili bir eğitim aldım. Bu eğitim seminer
şeklindeydi. Bu eğitimler sonrası olaylara tek yönlü bakılmaması gerektiğini farkettim. Farklı
bakış açıları gördüm. Kişisel gelişim ve beden dili ile ilgili de kitaplara meraklıyım. Doğan
Cüceloğlu’nun bütün kitaplarını okudum.
Ö11: Bilgisayarda Vitamin Portalı diye bir eğitim program var. Bazen orada konferanslar
oluyo. Beden dili veya genel iletişim ile ilgili değilde koçluk eğitimi hakkında . Çok faydalı
olduğunu düşünmüyorum ama iletişim ile ilgili bunların okullarda nasıl kullanılacağı ile ilgili
bazı fikirler kafanda oluşabiliyor. Ama net bir faydası olduğunu düşünmüyorum.
Ö12: Herhangi bir seminer falan takip etmedim. Sadece üniversitede eğitim öğretim hayatında,
formasyon dersleri çerçevesinde aldığımız dersler kadar. Televizyon veya kitaplardan
gördüğümüz kadarıyla.
Ö13: İletişim veya herhangi bir konuda hizmet içi eğitim veya seminere katıldım. Ayrıca
kitaplarda okuyorum. Seminerlere de katılıyorum. Okulumunuzun da geçen sene öğretmen
akademisinin yapmış olduğu Öğrenmenin Sınırı yok adlı seminere katıldık. Çok zevkliyli.
Memnun kaldık. Gülay Zara’nın bütün kitaplarını okumuşumdur. Geldiğinde mutlaka
giderim.Aysel Kapaklıkayalar’ın liseden öğretmenim o da çok güzel kişisel eğitimle ilgili çok
56
güzel kitaplar yazıyor. Bunu yanında öğrenen lider öğretmen adlı kitapları da okudum.Beden
dili olmadan olmuyor. Sözün yanında destekleyicidir.
Ö16:Etkili iletişim semineri vardı ona katıldım. Çok yaralı olduğunu düşünmüyorum. Beden
dili, sözlü, sözsüz hepsi vardı. Ergen seminerine de katıldım.Ergenlik dönemi ile ilgili bilgi
almıştım. Hem dönem özellikleri hem onlara nasıl yaklaşmamız gerktiği ile ilgili. Onun biraz
yararı olmuştu.
Ö18: Üniversitede bir seminer oldu. Adı İletişim ve Biz. Doğan Cüceloğlu’nun. Bu seminerde
anlatılan şeyler aslında bizim günlük hayatta yaptığımız şeyler.Bizim günlük hayatta iletişim
ile ilgili yaptığımız şey karşı tarafı dinlememek, öğüt vermek , nasihat vermek, tezde
bulunmak. Aslında bu yaptıklarımızın tam tersini yapmamız gerektiği üzerine konuşuldu. Bu
dinlediklerimi günlük hayatta da uygulamaya çalışıyorum artık daha fazla dinleyici olmaya
özen gösteriyorum. Yorum yapan biri olarak değil. Bu öğrendiklerimin hayatıma katkı
sağladığını düşünüyorum. Artık insanlara karşı empati yapmayı öğrendim. Daha dikkatli
olmaya çalışıyorum.
Öğretmenlerimizin hizmet içi eğitim ya da herhangi bir gelişim programına katılmalarına
ilişkin bulguları incelediğimizde, katılımcıların büyük bir bölümünün iletişim ya da
herhangi bir konuda hizmetiçi eğitim veya seminere katılmadığı görülmüştür.
Öğretmenlerimiz iletişim, beden dili gibi konuları, lisans döneminde aldıkları eğitimlerle,
seminerlerle, kişisel gelişim kitaplarıyla, izledikleri televizyon programlarıyla edindiklerini
belirtmişlerdir. Ö4 “İletişim veya herhangi bir konuda hizmet içi eğitim veya seminere
katılmadım. Yalnız lisans döneminde iletişim ile ilgili aldığımız dersler vardı. Bunun
yanında sözlü, sözsüz iletişim, beden dili ve kişisel gelişim ile ilgili kitapları okumaya
dikkat ediyorum.” Ö12 “Herhangi bir seminer falan takip etmedim. Sadece üniversitede
eğitim öğretim hayatında, formasyon dersleri çerçevesinde aldığımız dersler kadar.
Televizyon veya kitaplardan gördüğümüz kadarıyla.” Ö5 “İletişim ile ilgili programları
hiç kaçırmam. Haberler olsun, mesleğimle ilgili veya öğrencilerin sorunları ile ilgili
program olduğunda hiç kaçırmam diyebilirim.” Ö10 “(...)Kişisel gelişim ve beden dili ile
ilgili de kitaplara meraklıyım. Doğan Cüceloğlu’nun bütün kitaplarını okudum.” Bazıları
aldıkları seminerleri faydalı ve zevli görürken, bazıları ise yararlı olmadıklarını
düşünüyorum şeklinde yorumlarda bulunmuşlardır. Ö2 “Genel iletişim, sözlü iletişim ve
veli iletişimi üzerine seminerler aldım.Bu seminerler bana çok şey kattı. Tabi insan
kendini hemen değiştiremez. Genel yapı da burda çok önemli. Bir veli geldiğinde hem o
konuşuyo hem sen konuşuyorsun iletişimde bir duvarlar engelleri dediğimiz bir engel ile
karşılaşıyorsun. Öncelikle bu engelleri nasıl kaldırırsın üzerine bir farkındalık oluşturdu.”
Ö13 “Okulumunuzun da geçen sene öğretmen akademisinin yapmış olduğu Öğrenmenin
Sınırı yok adlı seminere katıldık. Çok zevkliyli. Memnun kaldık. Bunu yanında öğrenen
57
lider öğretmen adlı kitapları da okudum.” Ö18 “Üniversitede bir seminer oldu. Adı
İletişim ve Biz. Doğan Cüceloğlu’nun. Bu seminerde anlatılan şeyler aslında bizim günlük
hayatta yaptığımız şeyler.Bizim günlük hayatta iletişim ile ilgili yaptığımız şey karşı tarafı
dinlememek, öğüt vermek , nasihat vermek, tezde bulunmak. Aslında bu yaptıklarımızın
tam tersini yapmamız gerektiği üzerine konuşuldu. Bu dinlediklerimi günlük hayatta da
uygulamaya çalışıyorum artık daha fazla dinleyici olmaya özen gösteriyorum. Yorum
yapan biri olarak değil. Bu öğrendiklerimin hayatıma katkı sağladığını düşünüyorum.”
Ö16 “(...) Etkili iletişim semineri vardı ona katıldım. Çok yaralı olduğunu düşünmüyorum.
Ergen seminerine de katıldım. Ergenlik dönemi ile ilgili bilgi almıştım. Hem dönem
özellikleri hem onlara nasıl yaklaşmamız gerektiği ile ilgili. Onun biraz yararı olmuştu.”
Ö11 “Bilgisayarda Vitamin Portalı diye bir eğitim program var. Bazen orada konferanslar
oluyo. Beden dili veya genel iletişim ile ilgili değilde koçluk eğitimi hakkında . Çok faydalı
olduğunu düşünmüyorum ama iletişim ile ilgili bunların okullarda nasıl kullanılacağı ile
ilgili bazı fikirler kafanda oluşabiliyor. Ama net bir faydası olduğunu düşünmüyorum.”
Buradan hareketle öğretmenlerimizin her ne kadar büyük çoğunluğu iletişim ya da benzeri
bir konuda herhangi bir hizmet içi eğitim veya kişisel gelişim programına katılmadıklarını
belirtseler de mesleklerinden ötürü, ister lisans dönemi dersleri olsun, ister okudukları
kitaplardan, aldıkları seminerlerden olsun etkili bir iletişim bilgileri olduğunu
söyleyebiliriz. Öğrencilerin dönem özelliklerinin bilinmesi açısından, onlara nasıl
yaklaşılması gerektiği, velilerle olan etkileşimlerinin daha verimli olması için iletişimin
önemli olduğu hemfikiri üzerinde birleşmişlerdir.
4.2. Öğretmenlerin Görev Yaptıkları Okuldaki Genel İletişim Kültürüne İlişkin
Bulgular
Çalışma grubunda bulunanlara “Okulunuzun genel iletişim kültürü ile ilgili neler
düşünüyor sunuz?” temel sorusu (a) açıklık, (b) empati, (c) farklı görüşlere saygı, (d)
öğretmen-öğretmen, (e) öğretmen- öğrenci, (f) öğretmen- yönetici ve (g) öğretmen-veli
olmak üzere sonda maddeleri ile yöneltilmiştir. Bu sorulardan öğretmen- yönetici sondası
okul müdürünüzle olan iletişiminizi genel olarak nasıl değerlendirirsiniz? sorusu içerisinde
değerlendirilecektir. Verilen cevaplara ilişkin özel ve önemli görülen kısımlar çalışma
grubunda yer alan kişilerin kendi ifadeleri ile aşağıda özetlenmektedir.
58
Öğretmenlerin görev yaptıkları okuldaki genel iletişim kültürü ile ilgili düşüncelerinin
yoklandığı ikinci soruda, katılımcılar öğretmenlerin birbirleri ile iletişimlerinde olumlu (n
=5) ve olumsuz (n = 4) beden dili danranışları sergiledikleri, birbirleri ile iyi iletişim
kurdukları (n = 4), birbirlerine karşı anlayışlı (n = 3) , birlik, beraberlik içerisinde
sorunlarını paylaştıkları (n = 3) ve birbirlerine saygılı (n = 2) davrandıkları; öğretmenlerin
veli ile iletişimlerinde, velilerin olumsuz bir profil sergiledikleri (n = 5), iyi iletişim
kurdukları (n = 2), olumlu beden dili davranışı sergiledikleri (n = 1) ve iletişimsizlik (n =
1) yaşadıkları; öğretmenlerin öğrencileriyle iyi iletişim kurdukları (n = 4) ve öğrencilerin
olumsuz profil (n = 2) sergiledikleri, okul atmosferi içerisinde farklı görüşlere saygının (n
= 12), empatinin (n = 7) ve açıklığın (n = 4) olduğu yönünde görüş bildirmişlerdir.
Katılımcılardan Ö2 kodlu öğretmen ise öğretmen öğretmen iletişiminde zaman (n = 1)
yetersizliğinden bahsetmiştir.
Ö1: Öğretmen-öğretmen arasındaki ilişkinin iyi olduğunu düşünüyorum. Ama öğretmen- veli
konusunda o da velilerden kaynaklanan bir iletişimsizlik var. Velinin ilgisiz olmasından dolayı.
Ama onun dışında öğretmen öğretmen birbirlerine yardımcı oluyorlar. Birbirleri ile
konuşuyorlar. Olumlu yüz ifadeleri var. (...) Bazı istisnalar dışında öğretmenler birbirlerine
anlayışlılar.
Ö2: Okulumuzda farklı görüşlere saygı, empati ve açıklık orta seviyede diyebilirim. Çok ileri
seviye de değil. Aslında okullarda iletişim kurulacağı ortam ve zamanda kısıtlı. Beş dk’lık bir
tenefüste insanların birbirleri ile konuşabilmesi çok zor ,kısıtlı. Bizim okulumuzda farklı
görüşlere saygı var. Diğer okuldaki arkadaşlar direk kutuplaşmış durumdalar. Oturdukları yer,
tenefüste durdukları yer bile farklı. (...) Bizim okulumuzda da sanki farklı görüşlere saygısızlık
değilde bayanlar bir yerde erkeklerin bir yerde oturma durumları var. Ama ben her ortama
rahatlıkla girdiğimden bu benim için geçerli değil. (...)Bir veli geldiğinde hem o konuşuyo hem
sen konuşuyorsun iletişimde bir duvarlar engelleri dediğimiz bir engel ile karşılaşıyorsun .
İletişimde karşıyı iyi dinlemek ve iyi dinlediğinizi karşıya hissetirebilmek önemlidir .Zaten
böyle olduğunda karşı taraf bi rahatlamiş hissediyor. Sen bunu mu düşünüyordun bunu mu
istiyorsun diyo. Karşı taraf sakinleştikten sonra siz zaten vermek istediğinizi karşıya daha rahat
veriyorsunuz. Yoksa iki tarafta konuşuyor iki tarafta bağırıyor. Böyle iletişim olmaz.Yani karşı
tarafı rahatlattığınız zaman iletişim zaten o zaman başlıyor .
Ö5: Diğer okulları duymuştum. Diğer okullara göre bizim okulumuzda farklı görüşlere saygı
nispeten daha iyi. Çok o tarz tartışmalar olmaz. Arada birbirlerine laf atma oluyor ama o tarz bi
tartışma olmuyor. Diğer okullarda bu tarz tartışmaların çok olduğunu duyuyoruz. (...) Kişilerin
birbirlerine davranışlarına bakarsak, kesinlikle bir bakışma yok. Zaten mimik ve gözleri
kullanıp birbirlerine bakabilseler buzlar biraz olsun eriyebilecek. Önyargılar çok hakim.
Kalıplarla yetişmiş bir milletiz. Bir gruba dahil olma iç güdüsü de var insanlarda. Yeni nesil
daha özverisiz, daha açımasız. Yeni neslin empati kurduğunu da düşünmüyorum.
Özgürlüklerine çok düşkünler.
Ö6: Okulumuzda farklı görüşlere saygı var. Öğretmenler odasında böyle bir anlayış var.
Kutuplaşma yok. Empati kurulabiliyor. Empati kurulduğunu genelde sözel olarak ifade
ediyoruz. Göz teması mutlaka var.
59
Tablo 3
Öğretmenlerin Görev Yaptıkları Okuldaki Genel İletişim Kültürüne İlişkin Bulgular
İletişimi
Okul
Atmosferi
Öğretme
nÖğrenci
İletişimi
Öğretmen- Veli
İletişmi
Öğretmen Öğretmen
Katagoriler
Kodlar
n
Olumlu beden dili davranışları
5
İyi iletişim kurma
4
Olumsuz beden dili davranışları
4
Birbirine karşı anlayışlı olma
3
Birlik, beraberlik, sorunların paylaşımı
3
Birbirine karşı saygılı olma
2
Zaman
1
Olumsuz veli profili
5
İyi iletişim kurma
2
Olumlu beden dili davranışı
1
İletişimsizlik
1
İyi iletişim kurma
4
Olumsuz öğrenci profili
2
Farklı görüşlere saygı
13
Empati
7
Açıklık
4
Ö8: Farklı görüşlere saygı, empati genelde olması gereken düzeyin altında. Öğretmen
öğretmen arasındaki pek iç açıcı değil. Görünüşte bir zıtlaşma yok. Ama hissedilmeyen bir
zıtlaşmada var. Görmezden gelme şeklinde olabiliyor. Bazı arkadaşlarımız tuhaf ama hiç göz
teması kurmuyorlar. Derse girerken koridorda iyi dersler diyeceğim yok yani hayalet gibi
yanımdan geçiyor. İletişim kuramıyorum doğal olarak. İletişime kapatıyor kendisini. Velilerle
iletişimde ise veliler bilgili olduklarını zannediyorlar. İşimize karışma söz kanusu. Akıl verme,
destek değil köstek olma söz konusu. Çok rahatlar bize birşey söylerken. Şunu söyle yapın
60
bunu da böyle şeklinde. Bizde bu işin eğitimi almış insanlarız hoş olmuyor. Yani rica şeklinde
değil de dümdüz söylüyorlar. Eleştiriyide kabul etmiyorlar. Öğrencisinin hatasını kabul etmek
yerine hemen savunma pozisyonuna geçiyorlar.
Ö9: Toplum olarak empatiye karşı bir eğilimimiz yok. İnsarlar birbirlerinin fikirlerine saygı
duymaktan çok kendi fikirlerini kabul ettirme peşindeler. Bundan kaynaklı olarak da gerek
öğretmenler arasında gerek çalıştığım diğer ortamalarda sadece bu okul için değil insanlar
kendi haklılıklarının peşinde olduğundan dolayı ortak noktalarda buluşmamız çok zor oluyor.
Bu okulda kutuplaşma yok. Farklı görüşlere saygı duyuluyor ama bu saygı sadece medeni
çerçevede, içlerinde saygı duyduklarını düşünmüyorum.
Ö10: Tabi empati kuruluyor. İletişimimiz çok iyi bu okulda. Genel olarak iyi anlşıyoruz. (...)
kutuplaşma yok. Tabi arada yüzde 20 sıkıntı olmuyor da değil. (...) öğretmenler odasında biri
sıkıntısını anlattığında beden dilini kullanıyoruz. Göz teması kuruyoruz. Tabi ki elleri
bağlamadan, kavuşturmadan. Karşıdakini rahat bir şekilde dinlediğinizi anlayacak şekilde baş
haraketi ile, onaylama hareketleri ile dönüt veriyoruz.
Ö11: Öğretmenler odasına pek uğramam. Sürekli laboratuvardayım onun için bu soru en son
bana sorulmalı. Genel olarak cevap verirsem kutuplaşma bu sıralar var. Baştaki siyasi grubun
ve onun altındakilerin ezikliği mi diyeyim. Ondan kaynaklı bir kutuplaşma var. 6 yıldır bu
okuldayım farklı görüşlere sahip arkadaşlarla selamlaşma bile soğuk oluyor. Muhattap olmama
var. Siyasi görüşlerden dolayı koridorda bile öğretmenler tokalaşmak, selamlaşmak istemiyor.
Çok üzücü tabi.
Ö12: Açıklık, empati ve farklı görüşlere saygı okulumuzda var. Öğretmenler birbirlerine
anlayışlıdırlar. Her türlü sorunlarını yanlış anlamalara sebep olmaması koşuluyla, yani kızım
sana söylüyorum gelinim sen anla şeklinde değil, gayet açık bir şekilde konuşabiliyorlar.
Ö15: Okulumuzuda farklı görüşlere sahip öğretmen potansiyeli çok fazla. Her uçta insan var.
Sonuçta biz öğretmeniz. Karşındaki kişiye görüşüne göre yaklaşamazsın. Yeri geldiğinde
birlikte hareket edebiliyoruz. (...) okulumuzun öğrenci ve veli profili açısından sıkıntıları var.
ben Gaziantepli değilim ama Antep’de öğrenciler okula sadece diploma için veya
zorunluluktan geliyor. Zorunlu eğitimden kaynaklı sebeplerden dolayı. Ben genellikle Ağrı’da
çalıştım. Doğu dersiniz eğitim seviyesi düşük dersiniz ama burada çok daha aşağıda.
Okulmuşluk oranı daha yüksektir diye geldim ama hata etmişim. Bazı öğretenlerin gayreti ile
birşeyler yapmaya çalışıyoruz. Veli içine girmediğinde öğrenci işin içine girmediğinde sorun
oluyor. Yarım kalıyor. Deneme sınavı, kurslar yapıyoruz ama olmuyor.
Ö17: Siyasi görüşler çok tartışılmıyor. Dersle ilgili iletişim , kişisel sorunlarımızla ilgili
iletişim kuruyoruz. Zaten bizim siyasi görüşlerimiz çok zıt. Çok uçlardayız. Onun için kendi
kişisel iletişimimize onu katmıyoruz. (...) Bazı ev gezmelerinde bazı arkadaşlar çağırıldıkları
halde evlerine davet etmediler. Böyle olunca bu sene bizde gizli gizli çağırıldık onlardan
habersiz. Böyle saçma bir durum oluştu. Ama okul içinde tabi yine konuşuyoruz. (...) veliler
çok iyi değil. Maddi açıdan çok zayıf, maddi bağımlıkların olduğu kırsal bir okuldan geldim
buraya. Burası oaraya göre bir nebze daha iyi. Orada bir evde iki, üç anne oniki çocuk
oturanlar var. Orada öyle sorunlar vardı. Burada da çok fazla ayrı anne baba var. Her sınıfta 45 tane. Bir sorun oluğunda babayı ayrı, anneyi ayrı arıyoruz. Kız çocukları özellikle babamı
aramayın annemi arayın diyor. Öğrencilerle ise iletişimim çok iyi. Yaş olarak onlara en yakın
benim. Bazen sınıf öğretmenlerinden önce bana gelirler. Sorunlarını oturup çözmeye
çalışıyoruz. Benimle rahatlar iletişim konusunda. Benim onlara yaklaşımım çok farklı. Daha
arkadaşça. Ama sınırları aşmamaları gerektiğini de biliyorlar. Bilmeyenlere de göstermek
zorunda kalıyorum. Mesela bugün çok güzel olmuşsunuz diyorlar. Tamam diyorum sınırı
aşmayın. Yada bir erkek öğrencinin ayy ne kadar güzel olmuşşsunuz dediğinde kes sesini
demek zorunda kalıyorum. Bana bazı hisler beslemesinden korkuyorum.
Ö18: Farklı görüşlere saygı söz konusu. Bunu da şuna bağlıyorum. Öğretmen arkadaşlarımızın
yaş ortalaması 30’un üzerinde. Olgunluğun verdiği bir saygı var. Genelde selamlarını alırlar
birbirlerinin. Farklı görüşleri dinlerler ama kendi fikirlerini de savunurlar. (...) benim velilerle
ve öğrencilerle iletişimim çok iyi. Öğrencinin kendini rahat ifade edebileceği bir ortam
yaratmaya çalışıyorum. Velilerle de öcelikle onları anlamaya çalışıyorum. Onları kırmadan sizi
61
anlıyorum ama öğrenciniz bu şartlarda okuması çok zor gibi kelimeler kullanmaya gayret
ediyorum.
İletişim, hedefi ve kaynağı insanlar olan, karşılıklı bilgi alışverişinin yaşandığı, içerisinde
duygusal faktörlerin de bulunduğu bir etkileşim, ortaklaşma ve paylaşım sürecidir
(Kaşıkçı, 2001, s. 50). Bu bağlamda öğretmenler görev yaptıkları okuldaki iletişim kültürü
ile ilgili olumlu düşünmektedirler. Öğretmenlerin büyük çoğunluğu birbirleri ile iletişimin
iyi olduğu, okulda birlik beraberlik, işbirliği içinde sorunlarını paylaştıkları, birbirlerine
karşı olumlu tutumlar içinde olduklarını, özellikle birbirlerine karşı saygılı ve anlayışlı
oldukları, iletişim kurarken olumlu beden dili davranışlarını kullandıkları yönünde görüş
bildirmişlerdir. Ö3 “Öğretmenler arasındaki iletişim de çok iyi. İllaki vardır farklı
görüşler, biribirini anlamayan insanlar var ama genel olarak olumlu.(...) öğretmenler
birbirlerini dinliyor. Birbirlerine saygı gösteriyorlar. Herhangi bir kişi hatasından dolayı
yadırganmıyor. Hata bile olsa düşüncesinden dolayı yargılanmıyor.” Ö4 “Genel olarak
bir saygı var. Biribirlerimiz ile anlaşıyoruz.(...) Bunun yanında öğretmenler odasında
herhangi bir sorun olduğunda bu rahatlıkla konuşuluyor.” Ö13 “Geldiğim okulda da bu
okulda birbirimize alıştıktan sonra iyi günümüzde de kötü günümüzdede beraber olmanın
zevkini tadabildim. Okul değilde bir ev ortamı. Birbirimizin sıkıntılarını yaşıyoruz. Bir
arkadaşımızın rahatsızlığı varsa, ailevi sorunları varsa onunla birlikte yaşıyoruz. Bu
konuda çok rahatım. İkinci evimiz diyebilirim okul için. (...) Okulumuzda pizza günleri
yapılıyor, kahvaltılar yapılılıyor yani hepberaber paylaşımımızın çok iyi. Birbirimize
bağlıyız.(...) Öğretmenler arasındaki diyalog, öğretmenler ararsındaki iş birliği çok
mükemmel.” Başka bir değişle iletişim olmadan örgütün diğer temel öğeleri oluşamaz.
Çünkü ortak amacın belirlenmesi, bunun örgüt üyelerine aktarılması, çalışanların
birbirleriyle ilişki kurmalarında, işbirliği yapmalarında, örgütü benimsemeleri ve örgütün
gelişmesi için güdülenmelerinin sağlanması sürecinde iletişim etkili ve temel bir rol
oynamaktadır.
Kişilerarası iletişimin büyük bir bölümünü iletişime geçen bireylerin gösterdikleri olumlu
veya olumsuz beden dili davranışları oluşturmaktadır. Karşımızdan gelen kişiye
gülümsemek, selam vermek, göz temasında bulunmak, dinlemek ya da tam tersi
görmezden gelmek, göz kaçırmak, selam vermemek bizim karşı tarafla iletişim biçimimizi
büyük ölçüde etkileyecektir. Bu bağlamda öğretmenlerimizin birbirlerine olumlu beden dili
62
davranışları sergiledikleri gözlemlenmiştir. Birbirlerine selam verdiklerini, göz teması
kurduklarını belirtmişlerdir. Ö4 “Karşımdaki ile konusurken yaptığım işi bırakıyorum. Ona
dönüyorum. Ben seni dinliyorum mesajını vermeye çalışıyorum. Öyle olası da gerekiyor.”
Ö10 “(...)öğretmenler odasında biri sıkıntısını anlattığında beden dilini kullanıyoruz. Göz
teması kuruyoruz. Tabi ki elleri bağlamadan, kavuşturmadan. Karşıdakini rahat bir şekilde
dinlediğinizi anlayacak şekilde baş haraketi ile, onaylama hareketleri ile dönüt veriyoruz.”
Katılımcılar olumlu beden dili davranışları sergilendiği gibi
göz kaçırma, muhattap
olmama, selam vermeme gibi olumsuz beden dili davranışlarının da gözlemlendiği
yönünde görüş bildirmişlerdir. Ö5 “Kişilerin birbirlerine davranışlarına bakarsak,
kesinlikle bir bakışma yok. Zaten mimik ve gözleri kullanıp birbirlerine bakabilseler buzlar
biraz olsun eriyebilecek. Önyargılar çok hakim. Kalıplarla yetişmiş bir milletiz. Bir gruba
dahil olma iç güdüsü de var insanlarda.” Ö8 “Görünüşte bir zıtlaşma yok. Ama
hissedilmeyen bir zıtlaşmada var. Görmezden gelme şeklinde olabiliyor. Bazı
arkadaşlarımız tuhaf ama hiç göz teması kurmuyorlar. Derse girerken koridorda iyi
dersler diyeceğim yok yani hayalet gibi yanımdan geçiyor. İletişim kuramıyorum doğal
olarak. İletişime kapatıyor kendisini.” Ö11 “6 yıldır bu okuldayım farklı görüşlere sahip
arkadaşlarla selamlaşma bile soğuk oluyor. Muhattap olmama var. Siyasi görüşlerden
dolayı koridorda bile öğretmenler tokalaşmak, selamlaşmak istemiyor. Çok üzücü tabi.”
Öğretmen-öğretmen iletişiminde zamanın yetirsizliği ile ilgili Ö2 kodlu öğretmeniminiz ise
“Aslında okullarda iletişim kurulacağı ortam ve zamanda kısıtlı. Beş dk’lık bir tenefüste
insanların birbirleri ile konuşabilmesi çok zor ,kısıtlı.” şeklinde görüş bildirmiştir.
Formal bir örgüt olan okulun en önemli çıktısı öğrencilerdir. Öğretmenlerin, öğrenciyle ve
veli
ile
olan
iletişimi,
öğrencilerin
başarısını
önemli
ölçüde
etkilemektedir.
Katılımcılarımızın büyük çoğunlu öğrenci ile iyi iletişim kurduklarını ifade etmişlerdir.
Öğrencilerle iyi anlaştıklarını, seviyelerinin düşük olmasına rağmen iletişimlerinin iyi
olduğunu belirtmişlerdir. Ö3 “Okulumuzda hem problemli hem problemsiz öğrencilerimiz
var. Genel olarak öğrencilere yönelik daha olumlu tutum takınıyorum. Tabi zıtlaşmalar da
olmuyor değil. Bu da öğrencinin başarısı veya başarısızlığından dolayı değil saygısızlık
yaptıkları zaman zıtlaşma yaşıyorum öğrencilerle. Dersle ilgili iletişimle ilgili bir sıkıntım
yok.” Eğitim üç önemli ayağından biri olan velilerin öğretmenlerle olan iletişimlerinde
velilerin olumsuz bir profil sergiledikleri, ilgisiz oldukları, öğretmene destek olmadıkları,
kendilerini çok bilgili zannettikleri ve öğretmenin işine çok fazla karıştıkları, eleştiriye
63
kapalı oldukları, saygılı davranmadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Ö1 “öğretmen- veli
konusunda
velilerden kaynaklanan bir iletişimsizlik var. Velinin ilgisiz olmasından
dolayı.” Ö16 “Veliler biraz ilgisiz alakasız kalıyorlar. Herşeyi öğretmenin ve idarenin
üzreine atıyorlar. Pek bir yardımlarını göremedik.” Ö15 kodlu öğretmenimiz ise
“Okulumuzun öğrenci ve veli profili açısından sıkıntıları var. ben Gaziantepli değilim ama
Antep’de öğrenciler okula sadece diploma için veya zorunluluktan geliyor. Zorunlu
eğitimden kaynaklı sebeplerden dolayı. Ben genellikle Ağrı’da çalıştım. Doğu dersiniz
eğitim seviyesi düşük dersiniz ama burada çok daha aşağıda. Okulmuşluk oranı daha
yüksektir diye geldim ama hata etmişim. Bazı öğretenlerin gayreti ile birşeyler yapmaya
çalışıyoruz. Veli içine girmediğinde öğrenci işin içine girmediğinde sorun oluyor. Yarım
kalıyor. Deneme sınavı, kurslar yapıyoruz ama olmuyor” şeklinde görüş bildirmiştir.
Burada görüldüğü üzere veli işin içine girmediği zaman öğrencilerin sorun yaşadığı ortaya
çıkmıştır. Zaten Ö4, Ö7, Ö8, Ö16 ve Ö17 kodlu öğretmenlerin görüşü de bu yönde.
Velilerin ön yargılı oldukları, bildiklerini zannettikleri, öğretmenin işene çok fazla
karıştıkları, eleştiriye kapalı oldukları, anne ve babanın ayrı oldukları yönünde görüş
bildirmişlerdir. Ö17 “veliler çok iyi değil. Maddi açıdan çok zayıf, maddi bağımlıkların
olduğu kırsal bir okuldan geldim buraya. Burası oaraya göre bir nebze daha iyi. Orada bir
evde iki, üç anne oniki çocuk oturanlar var. Orada öyle sorunlar vardı. Burada da çok
fazla ayrı anne baba var. Her sınıfta 4-5 tane. Bir sorun oluğunda babayı ayrı, anneyi ayrı
arıyoruz. Kız çocukları özellikle babamı aramayın annemi arayın diyor” Ö8 “Velilerle
iletişimde ise veliler bilgili olduklarını zannediyorlar. İşimize karışma söz kanusu. Akıl
verme, destek değil köstek olma söz konusu. Çok rahatlar bize birşey söylerken. Şunu söyle
yapın bunu da böyle şeklinde. Bizde bu işin eğitimi almış insanlarız hoş olmuyor. Yani rica
şeklinde değil de dümdüz söylüyorlar. Eleştiriyide kabul etmiyorlar. Öğrencisinin hatasını
kabul etmek yerine hemen savunma pozisyonuna geçiyorlar.” Bazı öğretmenlerimiz ise
veli ile iyi iletişim kurduklarını, kendilerine olumlu beden dili davranışları sergilediklerini
belirtmişlerdir. Ö13 kodlu öğretmenimiz ise veli ile sorunların iletişim ile çözülebileceğini,
böyle olması gerektiğini belirtmiştir. “Velilerle ufak tefek problemler yaşasak da tolere
edilebilir problemler. Sıkıntı olmuyor. Düzgün iletişim kurduğun zaman, doğru düzgün
anlattığın zaman sıkıntı olmuyor. İletişim herşeyden önce iletişim.” Ö18 “(...) benim
velilerle ve öğrencilerle iletişimim çok iyi. Öğrencinin kendini rahat ifade edebileceği bir
ortam yaratmaya çalışıyorum. Velilerle de öcelikle onları anlamaya çalışıyorum. Onları
64
kırmadan sizi anlıyorum ama öğrenciniz bu şartlarda okuması çok zor gibi kelimeler
kullanmaya gayret ediyorum.” Ö3 “Velilerle iletişimim ise çok iyi. Tabi hepsinle olmasada.
Yolda bile görsek birbirimizi selamlıyoruz.sahip çıkıyorlar. Gülümserler. Bakışları ile
bunu onaylıyorlar.”
Gürüz ve Yaylacı (2004, s. 51), örgütsel iletişimin, kurumun amaç ve hedeflerine
ulaşmasını sağlayacak biçimde birimlerin, bölümlerin çalışanların, uyum ve koordinasyon
içersinde çalışmasını sağlayan bir sistem ve süreç olduğunu ifade ederek örgütsel iletişimin
önemini vurgulamaktadırlar. Örgütsel bir yapıya sahip okullarda da iletişimi geliştirmek
için farklı görüşlere saygı duyulması, düşüncelerin rahat şekilde ifade edilmesi ve empatik
bir iletişimin gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu bağlamda öğretmenlerimizin büyük bir
çoğunluğu okullarında farklı görüşlere saygı olduğunu, kutuplaşmanın olmadığını, kişilerin
iletişim kurarken gayet açık olduklarını, empatik bir iletişim kurduklarını belirtmişlerdir.
Ö4 “Öğretmen- öğretmen, öğretmen- öğrenci ve öğretmen veli olarak hatta öğretmen
yönetici olarak da kişilerin birbirlerine açık olduğunu düşünüyorum. Herkes duygusunu ,
düşüncesini çok rahat ifade edebilmektedir.” Ö12 “Açıklık, empati ve farklı görüşlere
saygı okulumuzda var. Öğretmenler birbirlerine anlayışlıdırlar. Her türlü sorunlarını
yanlış anlamalara sebep olmaması koşuluyla, yani kızım sana söylüyorum gelinim sen
anla şeklinde değil, gayet açık bir şekilde konuşabiliyorlar.” Ö15 “Okulumuzuda farklı
görüşlere sahip öğretmen potansiyeli çok fazla. Her uçta insan var. Sonuçta biz
öğretmeniz. Karşındaki kişiye görüşüne göre yaklaşamazsın. Yeri geldiğinde birlikte
hareket edebiliyoruz”. Bunun yanında Ö11 kodlu öğretmenimiz ise siyasi görüşlerden
dolayı bir kutuplaşmanın olduğunu ifade etmiştir.
Her okul kendi kişilik ve duygularına sahiptir (Şimşek, 2003, s. 11). Bunlar öğretmenlerin
öğrencilerle, velilerle ve birbirleriyle olan iletişimlerinde hissedilir. Bu bağlamda
değerlendirdiğimizde öğretmenlerimizin çalıştıkları okullarda farklı görüşlere saygı,
iletişimde açıklık ve empatinin olduğu, öğretmenlerin birbirleri ile olan iletişimlerinin iyi,
karşılıklı anlayış, işbirliği ve saygı çerçevesinde, olumlu beden dili davranışları ile
desteklendiği; öğretmenlerin öğrencilerle iyi iletişim kurdukları; bunun yanında ise
velilerin öğretmenlere karşı gösterdikleri olumsuz tavırdan dolayı iletişimlerinin istenilen
düzeyde olmadığı, velilerin ilgisiz ve eleştiriye kapalı olduklar şeklinde görüş
bildirmişlerdir.
65
4.3. Öğretmenlerin Okul Müdürleri İle Olan İletişimlerine İlişkin Bulgular
Çalışma grubunda bulunanlara “Okul müdürünüzle olan iletişiminizi genel olarak nasıl
değerlendirirsiniz?” temel sorusu (a) rahat iletişim kurma, (b) gerektiğinde ulaşılabilir
olma, (c) anlayış, olmak üzere sonda maddeleri ile yöneltilmiştir. Verilen cevaplara ilişkin
özel ve önemli görülen kısımlar çalışma grubunda yer alan kişilerin kendi ifadeleri ile
aşağıda özetlenmektedir.
Öğretmenlerin okul müdürü ile olan iletişimlerine ait bulgular incelendiğinde, katılımcılar
okul müdürleri ile rahat iletişim kurabildikleri (n = 9), okul müdürlerinin gerektiğinde
ulaşılabilir (n = 8) ve anlayışlı olduğu (n = 7); okul müdürleri ile rahat iletişim
kuramadıkları (n = 6), gerektiğinde ulaşamadıkları (n = 1) ve anlayışsız (n = 1) olduğu
yönünde görüş bildirmişlerdir. Katılımcılardan Ö7 kodlu öğretmen ise bu konuda kararsız
olduğunu belirtmiştir.
Tablo 4
Öğretmenlerin Okul Müdürler İle Olan İletişimlerine İlişkin Bulgular
Kodlar
n
Katılımcılar
Rahat iletişim
Evet
9
Ö1,Ö2,Ö6,Ö9, Ö12,Ö13,Ö14,Ö15,Ö17
kurabilme
Hayır
6
Ö3,Ö4,Ö5,Ö10, Ö11,Ö18,
Kararsızım
1
Ö7
Ulaşılabilir
Evet
8
Ö2,Ö7,Ö11,Ö12,Ö13,Ö14,Ö15,Ö18
olma
Hayır
1
Ö4
Anlayış
Evet
7
Ö1,Ö6,Ö9,Ö12,Ö13,Ö14,Ö17
Hayır
1
Ö7
Ö1 “ (...) öğretmen – idare arasındaliki ilişkinin iyi olduğunu düşünüyorum. Genelde rahat
iletişim kurabiliyorum. Ama çok değişken. Bazen kendini kapatıyor.bazen açık. Bizim müdür
kendi ruh haline göre kendi özel durumuna göre davrandığını düşünüyorum. Eğer özel
66
hayatında bazı şeyler yolunda değilse canı sıkkınsa kötü bir gün ise kaşlar çatık, saçlar
dağınık,eller cepte; eğer herşey yolundaysa kendi hayatında daha güleryüzlü, daha pozitif,
herkese övgüler yağdıran yani bunu bize çok fazla yansıtıyor müdürümüz. Bu duruma göre
karar veriyoruz yanına gidip gitmeyeceğimize. (...) Yalnız yani birebir iletişimde daha anlayışlı
oluyo herşeye. Ama toplum içinde biraz daha soğuk biraz daha sert.otoriteyi kullanıyo.”
Ö2 “Şu ana kadar herhangi bir sorunla karşılaşmadım. Müdür bey iletişime açık birisi.
Herhangi bir sorunum olduğunda beni hiç geri çevirmedi. Sorunumu dinler. Oturup
konuşurum. Sorunumu çözmeye çalışır. Eğitim ile ilgili bir şey olduğunda canı gönülden beni
dinler. Sorunu çözmeye çalışır. Elinden geleni yapmaya çalışır”
Ö3 “ müdür beyin odasına çok nadir girerim. mümkün olduğunca bütün işlerimi biriktirip tek
seferde girip çıkmak istiyorum. (...) tabi müdürümüz biraz sert bir yapısı var. Bundan dolayı
olabilir. Olumlu yönlerimizden çok olumsuz yönlerimizi söylediği için olabilir. (...) Mümkün
olduğunca müdür beyle az muhabbet. İşimi yapıp hemen çıkmak istiyorum.”
Ö4 “ okul müdürümüzle rahat iletişim kuramıyorum.(...) sözleri , ses tonu, kurduğu cümlelerin
açık uçlu olması. Zaten duruşu, hali tavrı da bizim müdürünmüzün fazlasıyla olumsuz. En
başta bakışı. Yeri geldiğinde kafası önde, bakmıyor. Önemsemiyor. Selamını bile almıyor. Yeri
geldiğinde bakışları ile iğneleme, kaşını da kaldırıyor. Sert de bakıyo. Genel olarak vücut
dilinde karşı tarafı bir eritme, sindirme yani ben öyle hissediyorum. (...) gerektiğinde kesinlikle
ulaşamıyorum. Mümkün olduğunca geriye kalan beş idareci ile işim halletmeye çalışıyorum.
Çok zorunda kaldığımda odasına gidiyorum. Birebir konuşuyorum.
Ö5 “okul müdürleri ile iletişim kurmak çok zor. İlköğretimde şöyle bir şey var okulun söz
sahibi müdür ve idareciler gibi davranırlar ve bunu öğretmenlere hissettirirler.(...) ilköğretime
baktığımızda müfettiş geleceği zaman inanılmaz bir hazırlık oluyor. Askeri bir denetim olacak
sanki. Sizde birer askersiniz. İlköğretimde çalışmaya başladıktan sonra kendimi çok asker gibi
hissetmeye başladım. Öğretmen olarak değil asker gibi hissediyorum.(...) İlköğretimde
müdürler okulun sahibi gibi davrandıkları için bir karar alırken öğretmene danışma, öğretmenin
fikrini alma, desteğini alma akıllarına çok zor geliyor. Öğretmeni uygulayıcı bir asker olarak
görüyorlar. Tabiki öğretmenlerde bundan rencide olduğu için idarenin aldığı kararları ister
istemez uygulamak istemiyor. Tepki oluşuyo. O köprü kulamadığı için kararlar
uygulanamıyor.”
Ö6 “kendisi öğretmenlere karşı sıcak davranıyor. Müdürden çok arkadaş olarak yaklaşıyor. Bu
çok güzel tabi. Bir amir olduğunu belirtmiyor. Bunu söyle hissetiriyor. Öğretmenler odasına
girdiğinde samimiş davranıyor. Uslubuyla bunu belli ediyor. Genelde güler yüzlü. Tabi bizde
bunları görünce ona daha rahat yaklaşıyoruz. Güleç bir insan.”
Ö7 “ Ben rahat iletişim kurduğumu düşünüyorum. Beni anlıyor mu bilmiyorum. İleti
gönderiyorum. Alıyor mu bilmiyorum. Karşıt da olsa fikirlerimiz ben açık açık dile
getirıyorum. Çatıştığımız oluyor tabiki. Gerektiğinde de ulaşabiliyorum. Kendisi olmasa bile
diğer idarecilere ulaşabiliyorum.(...) Bana karşı anlayışlı değil. Sürekli bizi anladığını söylüyor
ama anladığına dair hiç bir belirti yok. İdarecimiz öğretmenlikten gelmesine rağmen, diğer
idareciler gibi karşı tarafa geçtiğinde değişiyor. Öğretmenin birşey yapmadığını öğretmenin
özveride bulunmadığını, öğrencilere şevkatle yaklaşmaığını düşünüyorlar. Sınavlardaki
başarısızlığın sebebini öğretmende aramaya çalışıyorlar. Öğrencinin durumu veya veli de değil.
Faturayı öğretmene çıkarmaya çalışıyorlar.”
Ö10 “Öğretmen ve idareci arasında herhangi iletişim anlamında bir sorun yok. Genel olarak iyi
anlaşıyoruz. Bunun yanında okul müdürlerinin surat ifadelerinde genel bir olumsuzluk var
zaten. Okul müdürlerinin jest ve mimikleri karşıya olumsuz bir izlenim verdiği için
öğretmenlerinde okul müdürlerine karşı rahat olacağını düşünmüyorum. Mesela odasına
girildiğinde güler yüzle, gözlerinin içi güler şekilde karşılasa belki öğretmen kendisini daha
rahat hissedecek. Çünkü duyguların dışa vurumu beden dili. Beden dilinde olumsuz bir ifade
varsa, karşıda olumsuz duygu yaratıyor. Rahat olamıyor.”
Ö13 “ Kendisine rahat bir şekilde ulaşabiliyorum. Anlayışlı da. Herhengi bir sıkıntımda
düşünmeden hemen giderim. Rahat bir şekilde odasına girebiliyorum. Girdiğim zaman buyur
eder, birlikte otururuz.”
67
Okulda demokratik bir ortam yaratılabilmesi ve amaçların etkili bir
şekilde
gerçekleştirilebilmesi, öncelikle müdür–öğretmen arasında gerçekleşe çift yönlü iletişime
ve bu iletişimin niteliğine bağlıdır (Şimşek ve Altınkurt, 2009, s. 2). Katılımcıların büyük
çoğunluğu okul müdürleriyle rahat iletişim kurabildiklerini, okul müdrünün gerektiğinde
ulaşılabilir olduğunu ve kendilerine herhangi bir sorunları olduğunda anlayışla yaklaştığını
belirtmişlerdir. Ö13 “Kendisine rahat bir şekilde ulaşabiliyorum. Anlayışlı da. Herhengi
bir sıkıntımda düşünmeden hemen giderim. Rahat bir şekilde odasına girebiliyorum.
Girdiğim zaman buyur eder, birlikte otururuz.” Ö14 “Rahat iletişim kurabiliyorum.
Problemim olduğunda rahatlıkla o dasına gidebiliyorum. Anlayışla karşılıyor beni.
“Şahsım adına bütün idarecilerle iyi anlaşıyorum. Hiçbir sıkıntı çekmiyorum. Her
öğretmen için bunu söyleyemem. Odasına da çok rahat bir şekilde gireri. Hatta kapısını
çalmadan bile.” Ö6 “kendisi öğretmenlere karşı sıcak davranıyor. Müdürden çok arkadaş
olarak yaklaşıyor. Bu çok güzel tabi. Bir amir olduğunu belirtmiyor. Bunu söyle
hissetiriyor. Öğretmenler odasına girdiğinde samimiş davranıyor. Uslubuyla bunu belli
ediyor. Genelde güler yüzlü. Tabi bizde bunları görünce ona daha rahat yaklaşıyoruz.
Güleç bir insan.” Ö2 “Şu ana kadar herhangi bir sorunla karşılaşmadım. Müdür bey
iletişime açık birisi. Herhangi bir sorunum olduğunda beni hiç geri çevirmedi. Sorunumu
dinler. Oturup konuşurum. Sorunumu çözmeye çalışır. Eğitim ile ilgili bir şey olduğunda
canı gönülden beni dinler. Sorunu çözmeye çalışır. Elinden geleni yapmaya çalışır”
Çalışma grubundaki öğretmenlerimizden Ö1 kodlu öğretmenimiz, “Müdür beyle genelde
rahat iletişim kurabiliyorum. Ama çok değişken. Bazen kendini kapatıyor,bazen açık. Bizim
müdür kendi ruh haline göre kendi özel durumuna göre davrandığını düşünüyorum. Eğer
özel hayatında bazı şeyler yolunda değilse canı sıkkınsa kötü bir gün ise kaşlar çatık,
saçlar dağınık,eller cepte; eğer herşey yolundaysa kendi hayatında daha güleryüzlü, daha
pozitif, herkese övgüler yağdıran yani bunu bize çok fazla yansıtıyor müdürümüz. Bu
duruma göre karar veriyoruz yanına gidip gitmeyeceğimize. (...) Yalnız yani birebir
iletişimde daha anlayışlı oluyo herşeye. Ama toplum içinde biraz daha soğuk biraz daha
sert.otoriteyi kullanıyo.” şeklinde görüş bildirmiştir. Buradan da anlaşıldığı üzere
öğretmenimiz idarecisiyle rahat iletişim kurmasına, idarecisinin kendisine anlayışlı
davranmasına karşılık idarecisinin bazı günler olumlu beden dili davranışları sergilemesi,
bazı günler olumsuz beden dili davranışları sergilemesi katılımcımızı ikelemde bırakmıştır.
Bunun yanında bazı katılımcılar müdürleri ile rahat iletişim kuramadıkları, odasına girmek
68
istemedikleri, gerektiğinde ulaşamadıkları ve kendilerine karşı anlayışlı davranmadığı
yönünde görüş bildirmişlerdir. Bunun sebebi olarak da müdürlerinin kendilerine karşı
kullandığı olumsuz beden dili davranışları, idareci olmalarından kaynaklı aşırı özgüven,
okulun sahibi gibi davranma, öğretmen görüşlerini almamaları, olayları genel değil çok
fazla bireysel ele almaları şeklinde örnekler göstererek açıklamışlardır. Ö3 “müdür beyin
odasına çok nadir girerim. mümkün olduğunca bütün işlerimi biriktirip tek seferde girip
çıkmak istiyorum. (...) tabi müdürümüz biraz sert bir yapısı var. Bundan dolayı olabilir.
Olumlu yönlerimizden çok olumsuz yönlerimizi söylediği için olabilir. (...) Mümkün
olduğunca müdür beyle az muhabbet. İşimi yapıp hemen çıkmak istiyorum.” Ö4 “okul
müdürümüzle rahat iletişim kuramıyorum.(...) sözleri , ses tonu, kurduğu cümlelerin açık
uçlu olması. Zaten duruşu, hali tavrı da bizim müdürünmüzün fazlasıyla olumsuz. En başta
bakışı. Yeri geldiğinde kafası önde, bakmıyor. Önemsemiyor. Selamını bile almıyor. Yeri
geldiğinde bakışları ile iğneleme, kaşını da kaldırıyor. Sert de bakıyo. Genel olarak vücut
dilinde karşı tarafı bir eritme, sindirme yani ben öyle hissediyorum. (...) gerektiğinde
kesinlikle ulaşamıyorum.” Ö18 “Yöneticimizin tarzı biraz farklı.Daha çok eski model diye
düşünüyorum. Direk kişisel yaklaşıyor olaylara, genele bakmıyor. Başarıyı ele alırsak
genel olarak bütün öğretmenlere değil de bir arkadaşımızın yaptığı hata üzerinde çok
duruyor.” Ö10 “Okul müdürlerinin jest ve mimikleri karşıya olumsuz bir izlenim verdiği
için öğretmenlerinde okul müdürlerine karşı rahat olacağını düşünmüyorum. Mesela
odasına girildiğinde güler yüzle, gözlerinin içi güler şekilde karşılasa belki öğretmen
kendisini daha rahat hissedecek. Çünkü duyguların dışa vurumu beden dili. Beden dilinde
olumsuz bir ifade varsa, karşıda olumsuz duygu yaratıyor. Rahat olamıyor.” Ö5 “okul
müdürleri ile iletişim kurmak çok zor. İlköğretimde şöyle bir şey var okulun söz sahibi
müdür ve idareciler gibi davranırlar ve bunu öğretmenlere hissettirirler. (...)İlköğretimde
müdürler okulun sahibi gibi davrandıkları için bir karar alırken öğretmene danışma,
öğretmenin fikrini alma, desteğini alma akıllarına çok zor geliyor. Öğretmeni uygulayıcı
bir asker olarak görüyorlar. Tabiki öğretmenlerde bundan rencide olduğu için idarenin
aldığı kararları ister istemez uygulamak istemiyor. Tepki oluşuyo. O köprü kulamadığı için
kararlar uygulanamıyor.” Ö7 “(...)Bana karşı anlayışlı değil. Sürekli bizi anladığını
söylüyor ama anladığına dair hiç bir belirti yok. İdarecimiz öğretmenlikten gelmesine
rağmen, diğer idareciler gibi karşı tarafa geçtiğinde değişiyor.” Ö7 kodlu öğretmenimiz
69
ise “Ben rahat iletişim kurduğumu düşünüyorum. Beni anlıyor mu bilmiyorum. İleti
gönderiyorum. Alıyor mu bilmiyorum.” Şeklinde görüş bildirmiştir.
Okul yöneticisinin etkili iletişim kurabilmesi için öğretmenlerin duygu, düşünce ve
davranışlarını anlama ve bu davranışlara uygun hareket etme yeteneği olmalıdır.
Öğretmenleri sürekli destekleyen bir yönetici, onların duygu ve düşüncelerini rahatlıkla
paylaşabilmelerine imkân tanımaktadır (Shepherd’dan akt. Çankaya ve Aküzüm, 2010, s.
51). Bu bağlamda katılımcılar okul müdürleri ile rahat ve iyi iletişim kurdukları, herhangi
bir sorunları olduğunda çekinmeden kendisine ulaşabildikleri, okul mdürünün anlayışlı
davrandığı; aksi halde, sert bir tavır, olumsuz bir beden dili davranışı sergilediğinde,
okulun sahibi gibi davrandığında, öğretmenin görüşlerine, fikirlerine yer vermediğinde
rahat iletişim kuramadıkları ve gerektiğinde ulaşamadıkları yönünde görüş bildirmişleridir.
4.4. Okul Müdürlerinin Öğretmenlere Karşı Kullandıkları Sözel Olmayan İletişim
Unsurlarına İlişkin Bulgular
Çalışma grubunda bulunanlara “ Okul müdürünüzün size karşı kullandığı sözel olmayan
iletişim unsurlarını ( beden dili, kişisel arası mesafe, dokunma, genel görünüş, dil ötesi,
zaman) göz önüne alarak örneklerle açıklar mısınız? temel sorusu (a) odasına herhangi bir
durum için gittiğinizde, (b) sizden herhangi bir şey istediğinde, (c) onunla herhangi bir
konuda farklı bir düşünceye sahip olduğunuzda veya anlaşmazlığa düştüğünüzde, (d)
onunla okul içinde ve dışında karşılaştığınızda, (e) toplantı sırasında ve (f) genel sözsüz
iletişim unsurları olmak üzere sonda maddeleri ile yöneltilmiştir. Verilen cevaplara ilişkin
özel ve önemli görülen kısımlar çalışma grubunda yer alan kişilerin kendi ifadeleri ile
aşağıda özetlenmektedir.
4.4.1.Okul Müdürünün Odasına Herhangi Bir Durum İçin Gittiğinizde
Kullandığı Sözel Olmayan İletişim Unsurlarına İlişkin Bulgular
Çalışma grubundaki öğretmenlere okul müdürünüzün odasına herhangi bir durum için
gittiğinizde size karşı kullandığı sözel olmayan iletişim unsurları sorulduğunda, olumlu
beden dili teması içerisinde jest ve mimiklerle buyur etme, dinleme ve onaylamanın (n =
11), duruş, oturuş şeklinin (n = 10), göz teması kurmanın (n = 8), gülümsemenin (n = 3),
70
ses tonu düzeyinin (n = 3) ve tokalaşmanın (n =1); olumsuz beden dili teması içerisinde
görmezden gelmenin (n = 4), jest ve mimiklerin (n = 4), göz teması kurmamanın (n = 2),
duruş ve oturuş şeklinin (n = 2), gülümsememenin (n = 2) ve ses tonu düzeyinin (n =1)
önemli olduğu üzerinde görüş bildirmişlerdir.
Tablo 5
Okul Müdürünün Odasına Herhangi Bir Durum İçin Gittinizde Kullandığı Sözel Olmayan
İletişim Unsurlarına İlişkin Bulgular
Katagoriler
Kodlar
n
Jest ve mimiklerle buyur etme,
Davranışları
Davranışları
Olumsuz Beden Dili
Olumlu Beden Dili
dinleme
Katılımcılar
Ö1,Ö2,Ö7,Ö9,Ö11,Ö12,Ö13,
11 Ö14, Ö16,Ö17,Ö18
Duruş ve oturuş şekli
10 Ö2,Ö6,Ö7,Ö8,Ö10,Ö11,Ö12,Ö1
3, Ö16,Ö18
Göz teması kurma
8
Ö1,Ö5,Ö7,Ö8,Ö9,Ö12,Ö16,Ö17
Gülümseme
3
Ö1,Ö2,Ö16
Ses tonu düzeyi
3
Ö2,Ö8,Ö10
Tokalaşma
1
Ö8
Görmezlikten gelme
4
Ö1,Ö2,Ö3,Ö4
Jest ve mimikler
4
Ö3,Ö4,Ö5,Ö10
Göz teması kurmama
2
Ö1,Ö2
Duruş ve oturuş şekli
2
Ö17,Ö18
Gülümsememe
2
Ö1,Ö2
Ses tonu düzeyi
1
Ö2
Ö1 “(...)ruh haline göre değişiyor. Sinirli ise zaten göz teması kurmuyor. Seninle
ilgilenmiyormuş gibi önüne bakıyor. Sen kendi kendine konuşuyormuşsun gibi hissediyorsun.
Mesela izin isteyeceksin o zaman sana olumlu bir şeyler vermeyeceğini anlıyorsun. Ama iyi
71
gününde ise güzel bir göz teması kuruyo daha güler yüzlü ve seni dinliyo. Seni dinlediğini belli
eden el kol hareketlerini kullanıyor.”
Ö2 “Aslında bu konuya ve güne göre değişmektedir. Okul müdürünün ses tonuna göre de
değişir. Ses tonu iyiyse, gürse, gülümserse ha bugün keyfi yerinde ona göre konuşurum. Bazen
gittiğimde odasına, bişeyler konuşmak için geldim dediğimde. Kendisini toparlayıp buyrun
hocam diyor. Ama bazen de bilgisayarla uğraştığı zaman buyrun ne istemiştiniz gibi göz teması
kurmadan da konuşabiliyor. (...) Genelde göz teması kurar.”
Ö4 “(...)kendisi çağırmamışsa ben gitmişsem kesinlikle ne ile uğraşıyorsa onunla uğraşmaya
devam ediyor. Bir süre görmezden geliyo.(...) oturmuyorum. Zaten söylemeden oturursan da
sıkıntı. Neden oturdun bakışını atar hemen. Eğer kendisi çağırmışsa odasına muhtemelen bir
eleştiri. Çok taktir ettiğini görmedim bu zamana kadar. Hep bir olumsuzluk. O durumdada
bekliyor sizi. Bakışlar dik bir şekilde. Konuşmasını yapmak için hazır nazır dimdik şekilde
bekliyor.”
Ö5 “(...)genelde göz teması kurmaya gayret ediyor ama göz teması kurarken o koltuğa
oturuşlarındaki stil çok kötü. Ben istersem onaylarım istersem onaylamam, oturuşları dik,
kaşlarının hareketi biraz alaylı, ben her şeye hakimim her şeyi bilirim. Yeni müdürlerde bu
tavır var genelde. ellerinin konumu hiç değişmiyor.”
Ö8 “(...)müdür beyle iletişimimiz güzel. Göz teması kuruyor, buyur ediyor. El sıkışıyor.
Hoşgeldin diyor. Bana doğru dönüyor. Duruşu ve elleri normal şekilde. Rahatsız edici değil.
Samimi davranıyor. Ses tonu yüksek. İkna edici.”
Ö9 “ Odasına giridiğimde göz teması kurar. Çok acil bir iş yoksa el ve göz hareketleri ile sizsi
buyur eder. Sizin sorununuzu dinler. Dinlerkend e masada öne doğru eğilir. Kendi fikrini
söylerke şöyle arkaya doğru yaslanır. Normal stardart oturur. Normal bacak açıklığında.(...)çok
sık olmasa da eller masanın üstünde, bazen parmaklarını vurarak. Bu genelde herhangi bir olay
olmuştur onu dinlemeye geldiğinde olur. Sizi dinlerken hafif hafif parmakları ile ritim tutar.”
Ö12 “(...)odasına girdiğinizde konuya zaten hakim olmak için, karşısına olan saygısından
dolayı göz teması sağlıyor. Konuyu anlatmamızı , kendisi oturuşunu bir toparlar rahat şekilde
değilde omuzlar dik, kendine güvenli, karşı tarafa saygı duyduğunu belirten bir tavırla, başla
gözle kontak kurduğunu belirten hareketlerle anlaşılır şekilde konuşur ve sizi dinler. Bu şekilde
karşıya değer verdiğini hissedebiliyorsunuz. Benimle konuşurken arkaya yaslanma olmaz, dik
şekilde karşıya bakarak konuşur. El kol hareketleri ile konuşmasını destekleyerek sorunu
çözmeye çalışır.”
Okul yöneticisi ile öğretmenler arasındaki sağlıklı iletişim sadece sözlü ve yazılı iletişim
olarak gerçekleşmemektedir. İletişimin büyük bir yüzdesini sözel olmayan mesajlar, beden
dili oluşturmaktadır. Bu bağlamda çalışma grubundaki öğretmenler okul müdürünün
odasına girdiklerinde, büyük çoğunluğu okul müdürünün olumlu beden dili davranışlarında
bulunduğunu, öncelikle kendisine yöneldiğini, el veya göz hareketi ile kendisini buyur
ettğini, yer gösterdiğini, göz teması kurduğunu, gülümsediğini ve duruşunu düzenleyip
kendisini toparladığını belirtmiştir. Ö16 “(...)güler yüzle karşılar. En azından bize önem
verdiğini gösterir. Kapıdan girdiğimizde arkaya yaslanmışsa, kendini söyle bir toparlar,
buyrun der. Güülümser, göz teması kurar.” Ö12 “(...)odasına girdiğinizde konuya zaten
hakim olmak için, karşısına olan saygısından dolayı göz teması sağlıyor.” Ö8 “(...)müdür
beyle iletişimimiz güzel. Göz teması kuruyor, buyur ediyor. El sıkışıyor. Hoşgeldin diyor.
72
Bana doğru dönüyor.” Çalışma grubundaki öğretmenler okul müdürlerinin dinlerken
masaya yaklaştıklarını, sizi dinlediğini belirten onaylayıcı hareketler yaptıklarını, karşı
tarafa saygı duyduğunu belirten hareketlerle, dik şekilde, kendilerine bakarak
konuştuklarını, ellerinin genelde masada, arkaya yaslanmadan, ses tonunu ayarlayarak
iletişim kurduklarını belirtmişlerdir. Ö12 “Konuyu anlatmamızı , kendisi oturuşunu bir
toparlar rahat şekilde değilde omuzlar dik, kendine güvenli, karşı tarafa saygı duyduğunu
belirten bir tavırla, başla gözle kontak kurduğunu belirten hareketlerle anlaşılır şekilde
konuşur ve sizi dinler. Bu şekilde karşıya değer verdiğini hissedebiliyorsunuz. Benimle
konuşurken arkaya yaslanma olmaz, dik şekilde karşıya bakarak konuşur. El kol
hareketleri ile konuşmasını destekleyerek sorunu çözmeye çalışır.” Ö9 “Dinlerken de
masada öne doğru eğilir. Kendi fikrini söylerke şöyle arkaya doğru yaslanır. Normal
stardart oturur. Normal bacak açıklığında.(...)çok sık olmasa da eller masanın üstünde,
bazen parmaklarını vurarak.” Bu bağlamda katılımcıların görüşlerinin Gürses (2006)’in
eğitim örgütlerinde yöneticilerin etkin iletişim kurma becerilerine ilişkin çalışmada okul
müdürlerinin, öğretmenlerle
göz teması kurarak iletişimi etkili hale getirdiğini,
konuşmasında uygun jest ve mimikleri kullandığını, konuşanı dinlerken rahatsızlık yaratan
hususları ortadan kaldırdığına ilişkin bulgularıyla örtüşmektedir. Aynı zamanda
bulgularımız, Özaslan (2009, s. 100)’ın Çanakkale’deki konaklama işletmeleri üzerine
yaptığı yüksek lisans tezinde, yöneticilerin ve işgörenlerin iletişim kurarken olumlu yüz
ifadeleriyle gülümseyerek iletişimi destekledikleri ifadesini destekler niteliktedir.
Aksoy (2005, s. 134-137), lise yöneticilerinin beden dili davranışlarının sıklığı ile
öğretmenlerin etkilenme biçimleri adlı çalışmada yöneticilerin gösterdikleri olumlu
davranışlara
öğretmenlerin
olumlu;
olumsuz,
sert,
kaba,
saldırgan
davranışlar
sergilediklerinde ise öğretmenlerin olumsuz etkilendiklerini belirtmiştir. Katılımcılarımızın
bazıları da Aksoy’u destekler nitelikte görüş bildirmişlerdir. Okul müdürlerinin odasına
girdiklerinde okul müdürünün yaptığı işe devam ettiği, oturuş ve durşunu düzeltmediği,
konuşurken ses tonunu ayarlayamadığı, bakışlarının dik, kaşlarının hareketinin alaylı, ben
her şeyi bilirim , ister izin veririm, ister izin vermem tarzındaki hareketlerde bulunduğu,
kendisini görmezden geldiği, gülümsemediği, göz teması kurmadığı yönünde görüş
bildirmişlerdir. Ö4“(...)kendisi çağırmamışsa ben gitmişsem kesinlikle ne ile uğraşıyorsa
onunla uğraşmaya devam ediyor. Bir süre görmezden geliyo. (...) Eğer kendisi çağırmışsa
odasına muhtemelen bir eleştiri. Çok taktir ettiğini görmedim bu zamana kadar. Hep bir
73
olumsuzluk. O durumdada bekliyor sizi. Bakışlar dik bir şekilde. Konuşmasını yapmak için
hazır nazır dimdik şekilde bekliyor.” Ö2 “(...)bazen de bilgisayarla uğraştığı zaman buyrun
ne istemiştiniz gibi göz teması kurmadan da konuşabiliyor.” Ö1 “(...)ruh haline göre
değişiyor. Sinirli ise zaten göz teması kurmuyor. Seninle ilgilenmiyormuş gibi önüne
bakıyor. Sen kendi kendine konuşuyormuşsun gibi hissediyorsun. Mesela izin isteyeceksin o
zaman sana olumlu bir şeyler vermeyeceğini anlıyorsun.” Ö5 ”Ben istersem onaylarım
istersem onaylamam, oturuşları dik, kaşlarının hareketi biraz alaylı, ben her şeye hakimim
her şeyi bilirim.”
Buradan okul müdürlerinin öğretmenlere karşı büyük bir çoğunlukla olumlu beden dili
davranışları sergilendikleri, göz teması kurdukları, gülümsedikleri, oturuş ve duruşlarını
düzenledikleri sonucu ortaya çıkmıştır. Bu davranışlar öğretmenlerin kendilerini değerli ve
önemli hissetmelerine neden olmuştur. Aksi davranışlar öğretmenler üzerinde olumsuz
etkiler bırakmıştır.
4.4.2.Okul Müdürlerinin Öğretmenlerden Herhangi Bir Şey İstediklerinde
Kullandıkları Sözel Olmayan İletişim Unsurlarına İlişkin Bulgular
Çalışma grubundaki öğretmenlere okul müdürünüz sizden herhangi birşey istediğinde size
karşı kullandığı sözel olmayan iletişim unsurları sorulduğunda, olumlu beden dili teması
içerisinde duruş şekli (n = 7), ses tonu düzeyi (n = 4), ricada bulunma (n = 3) ve olumlu
yüz ifadesi (n = 2); olumsuz beden dili teması içerisinde dik ve sert bakışlar (n = 4), ses
tonu düzeyi (n =2), emir verme (n =2), duruş şekli (n = 1) ve yüz ifadesi (n = 1) şeklinde
ifade etmişlerdir. Bunun yanında idarecilerin öğretmenlerden resmi şekilde
(n = 4)
birşeyler istediği yönünde de görüşler belirtilmiştir.
Ö1 “(...) bana karşı benden bişey istediğinde daha sevecan. Yüz ifadesi kızgın değil. Ama
bazen başka arkadaşlarda görüyorum sinirli olabiliyor. Bana hiç denk gelmedi. Dik dik
bakıyor. Müdür bey bir şey istediğinde mutlaka yapmalıyım diyorsunuz. Çünkü bir şeyi yapana
kadar her karşılaştığında söylüyor . Söylemese de dik dik bakıyo. Bak hala yapmadın ! diye bir
bakış atıyo. O zaman zaten yapma zorunluluğu hissediyorsun.”
Ö2 “(...)müdür bey vücut dilini kullanırken buranın hakimi benim gibi durur. Burada en büyük
etken cümlelerin çıkış sertliği, yüz ifadesi. Omuzları Geniş vücudu dik şekildedir. Buranın
hakimi benim, burada benim dediğim imajı verir. (...) Bu sizin istediği şeye göre değişiyor.
Bazı evrak konularında bunu hemen yapacaksınız, yapmayanlar hakkında gerekli işlemleri ben
yaparım diyor. O zaman ben hemen bu işi yapmalıyım diyorsunuz. Üslubu size bunu
hissettiriyo. bazen de hadi arkadaşlar bunu birlikte yapalım. Hep beraber yapalım diyor. O
zamanda hepimiz bir gayretle çalışıyoruz. İsteme şekli güzel. Yapmazsam eger müdür beyle
sorun yaşarım diyorsunuz.”
74
Tablo 6
Okul Müdürlerinin Öğretmenlerden Herhangi Birşey İstediklerinde Kullandıkları Sözel
Olmayan İletişim Unsurlarına İlişkin Bulgular
n
Katılımcılar
Duruş şekli
7
Ö2,Ö5,Ö8,Ö10,Ö12,Ö13,Ö18
Ses tonu, düzeyi
4
Ö9,Ö13,Ö16,Ö18
Ricada bulunma
3
Ö10,Ö15,Ö16
Olumlu yüz ifadesi
2
Ö1,Ö10
Dik ve sert bakışlar
4
Ö1,Ö3,Ö8,Ö9
Ses tonu düzeyi
2
Ö3,Ö5
Emir verme
2
Ö2,Ö7
Duruş şekli
1
Ö4
Olumsuz yüz ifadesi
1
Ö2
Resmi şekilde
4
Ö6,Ö7,Ö11,Ö14
Davranışları
Davranışları
Olumsuz Beden Dili
Olumlu Beden Dili
Katagoriler Kodlar
Ö7 “(...)birebir o tarz bir iletişime girmedik. Ya müdür yardımcıları ile hallediyoruz veya
yazılar gelip gidiyo o şekilde.”
Ö10 “(...)rahat, güleryüzlü, ica ederek konuşuyor. Emrivaki şekilde baş yukarda kaşlar kalkık
değilde, daha ılmlı, ricavari bir konuşması var.”
Ö11 “Bizden birşey isteyeceği zaman bunu toplantı şeklinde ayarlıyor.”
Ö12 “Öncelikle karşıyı kazanıcı, yapıcı şekilde bunun kuralları olduğunu yönetmelik dahilinde
bu işleri yapmamaız gerektiğini ılımlı bir şekilde belirtir. Rahat, sakin önce konu hakkında
bilgi verip, gerekli alış veriş ile paylaşımcı bir durum sergiler. İlerleyen zamanlarda aksaklıklar
yaşanmaya başladığında mimiklerle kızdığını gösteriyor.”
Ö15 “(...)mesela görevim olmayan birşey istemişti benden. Ya öğretmenim rica etsem yapar
mısınız dedi. Bende böyle söylediği için kabul ettim. Hani zorlama yapsaydı belki kabul
etmezdim. Genelde rica ile isteklerde bulunuyor. Tabi burada o işi yapmamda yumuşak ses
tonu kullanması, güleryüzlü olması beni rahatlattı.”
Ö18 “(...)biraz şunu imzalayın havasını veriyor. Ciddi şekilde. Ses tonunu ayarlar. Kızgın
olduğunu anlayabiliyorum”
75
Okul müdürünü öğretmenlerden belge isterken, odasında konuşma yaparken sergiledikleri
jest, mimik, ses tonu, duruş ve mesafe gibi sözel olmayan mesajlar örgüt içersindeki çift
yönlü iletişimin açık veya kapalı olmasına neden olmaktadır. Başka bir anlatımla okul
müdürlerinin öğretmenlerden herhangi bir şey isterken sergiledikleri yumuşak ve alçak ses
tonu, güler yüz, ılımlı, sakin, rahat bir duruş ve emir şeklinde değil de rica şeklinde bir
uslup öğretmenlerin o işi yapmalarındaki istekliliği arttıracaktır. Çalışma grubundaki
öğretmenlerde bu doğrultuda görüşlerini belirtmişlerdir. Ö15 “(...)mesela görevim olmayan
birşey istemişti benden. Ya öğretmenim rica etsem yapar mısınız dedi. Bende böyle
söylediği için kabul ettim. Hani zorlama yapsaydı belki kabul etmezdim. Genelde rica ile
isteklerde bulunuyor. Tabi burada o işi yapmamda yumuşak ses tonu kullanması,
güleryüzlü olması beni rahatlattı.” Ö12 “Öncelikle karşıyı kazanıcı, yapıcı şekilde bunun
kuralları olduğunu yönetmelik dahilinde bu işleri yapmamaız gerektiğini ılımlı bir şekilde
belirtir. Rahat, sakin önce konu hakkında bilgi verip, gerekli alış veriş ile paylaşımcı bir
durum sergiler. İlerleyen zamanlarda aksaklıklar yaşanmaya başladığında mimiklerle
kızdığını gösteriyor.” Ö10 “Rahat, güleryüzlü, ica ederek konuşuyor. Emrivaki şekilde baş
yukarda kaşlar kalkık değilde, daha ılmlı, ricavari bir konuşması var.”
Bunun yanında okul müdürlerinin öğretmenler üzerinde bir otorite kurduğu, sahip olduğu
makamın verdiği yetkiyi öğretmenlerden bir şey isterken kullandığı görülmüştür.
Katılımcılar okul müdürlerinin bir şey isterken ses tonunun sert, tok ve üst perdeden,
bakışların dik ve sert, duruşun ciddi, emir şeklinde bir uslupla konuştuğunu, ben otoriteyim
havasını öğretmenlere hissettirdiği belirtmişlerdir. Ö1 “Müdür bey bir şey istediğinde
mutlaka yapmalıyım diyorsunuz. Çünkü bir şeyi yapana kadar her karşılaştığında
söylüyor. Söylemese de dik dik bakıyo. Bak hala yapmadın ! diye bir bakış atıyor. O zaman
zaten yapma zorunluluğu hissediyorsun.” Ö2 “Müdür bey vücut dilini kullanırken buranın
hakimi benim gibi durur. Burada en büyük etken cümlelerin çıkış sertliği, yüz ifadesi.
Omuzları Geniş vücudu dik şekildedir. Buranın hakimi benim, burada benim dediğim imajı
verir. (...) Bu sizin istediği şeye göre değişiyor. Bazı evrak konularında bunu hemen
yapacaksınız, yapmayanlar hakkında gerekli işlemleri ben yaparım diyor. O zaman ben
hemen bu işi yapmalıyım diyorsunuz. Üslubu size bunu hissettiriyo.” Ö18 “(...)biraz şunu
imzalayın havasını veriyor. Ciddi şekilde. Ses tonunu ayarlar. Kızgın olduğunu
anlayabiliyorum” Katılımcıların bazıları da okul müdürlerinin kendilerinden bir şey
istemediğini, yapılması gereken işlerin diğer idareciler tarafından kendilerine evrak
76
şeklinde iletildiğini ya da resmi şekilde toplantıda belirtildiğini ifade etmişlerdir. Ö14
“Bizden bir şeyi zaten toplantı yaparak istiyor. O esnada bana bişey söyleyecekse bana
yönelip söylüyor.” Ö7 “(...)birebir o tarz bir iletişime girmedik. Müdür yardımcıları ile
hallediyoruz veya yazılar gelip gidiyo o şekilde.” Ö11 “Bizden birşey isteyeceği zaman
bunu toplantı şeklinde ayarlıyor.”
Öğretmenler okul müdürlerinin verdikleri görevi en iyi şekilde ve istekle yapmaları için,
okul müdürlerinin olumlu beden dili davranışları sergilemeleri, rica ederek konuşmaları,
güler yüzlü bir şekilde, uygun ses tonu ile iletişime geçmeleri, aksi halde emir şeklinde,
yüksek ses tonu, dik ve sert bakışlarla verilen görevi yapmak zorunda oldukları için
yapacakları yönünde görüş bildirmişlerdir.
4.4.3.Okul Müdürlerinin Öğretmenlerine Karşı Herhangi Bir Anlaşmazlığa
Düştüklerinde Kullandıkları Sözel Olmayan İletişim Unsurlarına İlişkin
Bulgular
Çalışma grubundaki öğretmenlere okul müdürünüzle herhangi bir konuda farklı bir
düşünceye sahip olduğunuzda veya anlaşmazlığa düştüğünüzde size karşı kullandığı sözel
olmayan iletişim unsurları sorulduğunda, ses tonu düzeyi (n = 7), duruş şekli (n = 7), sinirli
olduğunu belirten baş bölgesi mimikleri (n = 6), karşılıklı iletişim (n = 5) ve olumsuz el ve
parmak jestleri (n = 1) şeklinde görüş bildirmişlerdir. Ö5, Ö13 ve Ö14 kodlu
öğretmenlerimiz ise okul müdürleri ile anlaşmazlık yaşamadıklarını belirtmişlerdir.
Ö3 “(...)ben kendimi savunuyorum. O kendisini savunuyor. Orta bir yol bulamıyoruz yani. Az
iletişim kurduğum için bununda faydası olduğunu düşünüyorum. Tartışma ortamına pek
girmiyoruz. Ama başka hocalarla toplantılarda bazen sesini yükselterek, bağırarak elini
sallayarak işaret parmağını göstererek davrandığı oluyor. Tabi buda benim biraz daha geri
çekilmeme sebep oluyor. Tavrını davranışını görerek tartışmaya girmemeye çalışıyorum.”
Ö4 “(...)çok fazla saygı göstermiyor, onun doğrusu kendisininkidir. Bakışı ile, kaşının hareketi
ile, ses tonu ile sana çok fazla saygı göstermediğini, senin doğrun sana değilde, benimki hep
doğru ifadesini ben görüyorum.”
Ö10 “(...)fikir anlamında ters düştüğümüz de bilen biri olarak yüzü asılıyor. Yüz asık,
gülmüyor, baş önde, arkaya yaslanıyor, savunmaya geçiyor. Bacaklar hep paralel.”
Ö12 “Tabi her insanda olduğu gibi görüş ayrılıkları mutlaka yaşanacaktır. Gayet normaldir.
Ama dinleme özelliğine sahiptir. Dinler. Siz böyle düşünüyorsunuz ancak benim de görüşüm
bu tarz olacak şeklinde iletişimi koparmamak adına kendini açıklar. Karşısının ısrarı
konusunda kendisinin haklı olduğu konularda jest ve mimikleri devreye giriyor.”
77
Tablo 7
Okul Müdürlerinin Öğretmenlerine Karşı
Herhangi Bir Anlaşmazlığa Düştüklerinde
Kullandıkları Sözel Olmayan İletişim Unsurlarına İlişkin Bulgular
Kodlar
n
Katılımcılar
Duruş şekli
7
Ö1,Ö7,Ö9,Ö10,Ö14,Ö17,Ö18
Ses tonu düzeyi
7
Ö3,Ö4,Ö7,Ö13,Ö13,Ö17,Ö18
Sinirli olduğunu belirten baş bölgesi mimikleri
6
Ö4,Ö8,Ö9,Ö10,Ö13,Ö17
Karşılıklı iletişim
5
Ö1,Ö2,Ö12,Ö16,Ö17
Anlaşmazlık yaşamadım
4
Ö5,Ö13,Ö14
Olumsuz el ve parmak jestleri
1
Ö3
Ö16 “Müdür bey benimle ilgili böyle birşey olduğunda sorunları sert olarak halletme taraftarı
değil. Güleryüzle, iyilikle halletme taraftarı. İş için içinden çıkılmayacak bile olsa sizde onun
bu olumlu tavrından ötürü biraz daha geri adım atabiliyorsunuz.”
Ö17 “(...)yüzünü asıyor. Kaşlarını çatıyor. Ses tonunu ayarlıyor. Bağırmıyor. Surat ifadesinden
normalde güzler yüzlü bir insan, espri yapar, normal duruğunda bile bize yüzü asık geliyor.
Genel tartışmalarda değilde birebir tartışma yaşandığında işte müdür bey o öyle değil böyle
denildiğinde kendisine yüklenildiğine parmaklarını oynatıyor. Arkaya yaslanıp kollarını
kavuşturuyor. Elini hemen masaya koyar. Vücudu dikleşir. Çektirmezseniz çektirmeyin
fotokopiyi sonuçta paralı bişey deyip söylendiği oluyor.”
Ö18 “(...)sesini çok yükseltmez. Dediğim gibi rahat bir insan. Çok sinirli bir insan olmadığı
için çok sinirli tavırlar sergilemiyor.”
Okul müdürlerinin, iletişim kurarken dikkat etmeleri gereken önemli noktalardan bir
tanesi öğretmenlerle yaşadıkları herhangi bir anlaşmazlıkta kullandıkları sözlü ve
sözsüz iletişim unsurlarıdır. Katılımcıların büyük çoğunluğu her insan ilişkisinde
olduğu gibi müdürleriyle de bazı anlaşmazlıklar yaşadıklarını dile getirmişlerdir.
Anlaşmazlık sırasında çalışma grunundaki öğretmenler müdürlerinin yüzünün
asıldığı, kaşlarını çatıldığı, yüzünün kızardığı, oturdukları koltuğa yaslanıp, kollarını
kavuşturduğu; bunu yanında büyük bir çoğunluğu tartışma sırasında müdürlerinin ses
tonunu ayarlayabildiğini, bağırmadığını, karşılıklı sorunlarını anlatabildiklerini
belirtmişlerdir. Ö18 “(...)sesini çok yükseltmez. Dediğim gibi rahat bir insan. Çok
78
sinirli bir insan olmadığı için çok sinirli tavırlar sergilemiyor.” Ö17 “(...)yüzünü
asıyor. Kaşlarını çatıyor. Ses tonunu ayarlıyor. Bağırmıyor. Ö16 “Müdür bey
benimle ilgili böyle birşey olduğunda sorunları sert olarak halletme taraftarı değil.
Güleryüzle, iyilikle halletme taraftarı.” Ö12 “Tabi her insanda olduğu gibi görüş
ayrılıkları mutlaka yaşanacaktır. Gayet normaldir. Ama dinleme özelliğine sahiptir.
Dinler. Siz böyle düşünüyorsunuz ancak benim de görüşüm bu tarz olacak şeklinde
iletişimi koparmamak adına kendini açıklar. Karşısının ısrarı konusunda kendisinin
haklı olduğu konularda jest ve mimikleri devreye giriyor.” Ö10 “(...)fikir anlamında
ters düştüğümüz de bilen biri olarak yüzü asılıyor. Yüz asık, gülmüyor, baş önde,
arkaya yaslanıyor, savunmaya geçiyor.”.
Katılımcıların bazıları ise müdürlerinin tartışma anında sesinin yükseldiği, el ve
işaret parmağı ile olumsuz jestler sergilediği, karşı tarafa saygılı davranmadığı,
dinlemediği, kendi değinin hep doğru olduğunu belirterek kendini iletişime kapadığı
yönünde görüş bildirmişler. Ö4 “(...)çok fazla saygı göstermiyor, onun doğrusu
kendisininkidir. Bakışı ile, kaşının hareketi ile, ses tonu ile sana çok fazla saygı
göstermediğini, senin doğrun sana değilde, benimki hep doğru ifadesini ben
görüyorum.” Ö3 “(...)başka hocalarla toplantılarda bazen sesini yükselterek,
bağırarak elini sallayarak işaret parmağını göstererek davrandığı oluyor. Tabi buda
benim biraz daha geri çekilmeme sebep oluyor. Tavrını davranışını görerek
tartışmaya girmemeye çalışıyorum.”
Katılımcılar okul müdürleri ile olan tartışmalarında, okul müdürlerinin sorunları sert
yolla halletme taraftarı olmadıkları, güleryüzle, iyilikle halletme taraftarı olduklarını,
sinirli olduklarını belirten jest ve mimikler sergileseler bile ses tonu düzeyine dikkat
ettikleri, karşılıklı sorunları birbirlerine anlatarak, birbirlerini dinleyerek orta yolu
bulmaya çalıştıklarını ifade etmişlerdir.
79
4.4.4.Okul Müdürlerinin Öğretmenlere Karşı Okul İçinde ve Dışında
Karşılaştıklarında Kullandıkları Sözel Olmayan İletişim Unsurlarına İlişkin
Bulgular
Çalışma
grubundaki
öğretmenlere
okul
müdürünüzle
okul
içinde
ve
dışında
karşılaştığınızda size karşı kullandığı sözel olmayan iletişim unsurları sorulduğunda, okul
içinde olumlu beden dili davranışları teması içerisinde selam verme (n = 10), göz teması
kurma (n = 6), gülümseme (n = 4), sözel iletişim (n = 4), dokunma (n = 3); olumsuz beden
dili davranışları teması içerisinde görmezden gelme (n = 5), selamlaşmama (n = 2), göz
teması kurmama (n = 1) şeklinde görüş bildirmişlerdir. Okul dışında rahat iletişim (n = 4)
ve selam verme (n = 2) olumlu beden dili davranışı içerisinde yer alırken; soğuk iletişim (n
= 2) ve görmezden gelme (n = 1) olumsuz beden davranışı olarak görülmüştür.
Ö2 “(...)hocam bazen sarılıp öpüyor. Elini omzunuza koyuyor. Hal hatır soruyor. Bazende
yüzünüze bakmıyor. Bazen günaydın deyip geçiyor. Bazen sizin günaydın demenizi bekliyor.
Değişken bir ruh hali var. Yani bir insanın genel olarak dersin şunları yapar şunları yapmaz.
Ama müdür beyde değişken. Bir gün sarılırken bir gün selam vermemesi anormal bence. Okul
dışında karşılaştığımızda taziyede olsun, bi özel günde toplanılmış olsun, dışarda
karşılaştığımızda kesinlikle sahiplenir. Görmemezlikten gelmez. Konuşur sohbet eder. O
konuda bir sıkıntı yaşamadım. Dışarıda daha rahat. Hem o görüşlerini söylüyor. Hem biz
söylüyoruz. Bir sıkıntı yaşanmıyor yani. Farklı görüşlere saygılı olduğunu düşüyorum. Ama
uygulama noktasında Sen böyle düşünüyorsun ben böyle benim dediğim olur şeklinde.”
Ö3 “Okula ilk geldiğimde selam verdim. Birkaç sefer selamımı almadı. Ben de ondan sonra
selam bile vermeden yüzüne bakmadan geçip gitmeyi tercih ediyorum. Çünkü selam verip
selamı alınmadığı zaman kendini kötü hissediyor. Ondan selam vermiyorum. Düz
geçiyorum.Okul dışında eşimle aynı ortamda bulunmuşlukları var. Müdür bey eşimle
selamlaşır. Ona hal hatır sorar. Bana sadece bir selam. Eşim bu okulun öğretmeni olmamasına
rağmen onunla konuşması iletişimi daha iyi ama benle sadece merhaba.”
Ö4 “(...)çok güzel bir konuya değindiniz. Hem okul içinde hem okul dışında, gerek eşimin
yanında gerek başka arkadaşlarınım yanında kesinlikle görmezden geliyor. Ben yine onu
gördüğüm için selam veriyorum. O yüz ifadesi ile görmezden geliyor. Ya da okulda
merdivenlerden çıkarken tam ben selam verceğim başımı eğiyorum, merhaba diyeceğim, iyi
günler diyeceğim. Şöyle bir kafasını öbür tarafa çevirip beni görmezden geliyor. Selamımı
almıyor. Sonrada niye selam vermedin diye bozuluyor. Dengesizleşiyorum. Selamımı almadığı
zaman bozuluyorum. Bir daha vermeyeceğim diyorum. İnsan kendini selam vermek zorunda
hissediyor. Özellikle başkasının yanında eşimin veya arkadaşımın yanında çok kötü oluyor.
Mahçup oldum. Müdürümden dolayı çok kötü hissettim. Yani bakışlarıyla duruşuyla o kadar
çok seni önemsemiyorum mesajı verdiki kendimi rahatsız hissetim.”
Ö5 “(...)baş hareketi ile selamlaşılıyor. Ama göz teması pek kurulmuyor. Çok keyfine bağlı.
Bazen gelip halinizi hatırınızı soruyor, bazen hiç sormayabiliyor. Bu durumda bugün eşref saati
değil diye düşünüyorum. Ruh haline göre de değişiyor. Törenin yarısında bile gelsen müdürler
bundan müthiş rahatsızlık duyuyorlar. Böyle durumlarda görmezlikten gelerek sizi
cezalandırmak istiyor. Selam vermiyor o gün. Bunu iki üç kez yapmışsanız zaten hemen
odasına çağırıyor. Bu sizi rahatsız ediyor. (...) Müdür beyle markette karşılaştım. Hemen selam
verdi hal hatır sordu. Sorunumla ilgilendi. Yardımcı oldu. Bu benim çok hoşuma gitti.
80
Tablo 8
Okul Müdürlerinin Öğretmenlere Karşı Okul İçinde ve Dışında Karşılaştıklarında
Kullandıkları Sözel Olmayan İletişim Unsurlarına İlişkin Bulgular
n
Selam verme
10
Göz teması
6
Ö6,Ö9,Ö12,Ö13,Ö16,Ö18
Gülümseme
4
Ö1,Ö14,Ö15,Ö18
Sözel iletişim
4
Ö2,Ö5,Ö7,Ö9
Dokunma
3
Ö2,Ö6,Ö15
5
Ö2,Ö3,Ö4,Ö8,Ö10
2
Ö10,Ö11
1
Ö5
olumlu beden
dili davranışı
Okul dışında
olumsuz beden
dili davranışı
Okul dışında
Okul içinde olumsuz
beden
dili davranışları
Kodlar
Okul içinde olumlu
beden dili
davranışları
Katılımcılar
Katagoriler
Görmezden
gelme
Selamlaşmama
Göz teması
kurmama
Ö1,Ö5,Ö6,Ö8,Ö9,Ö12,
Ö13,Ö15,Ö16,Ö18
Ö2,Ö5,Ö6,Ö17
Rahat iletişim
4
Selam verme
2
Ö5,Ö17
Soğuk İletişim
2
Ö3,Ö9
Görmezden
gelme
1
Ö4
Ö6 “(...)dışarıda çok karşılaşmadım. Bir ev ziyaretinde geyet samimi şekilde konuştuk. Müdür
ve öğretmen kimliği dışında iki arkadaş gibi. Okul içinde karşılaştığımızda ise göz teması
mutlaka oluyor. Kafamızı çevirip gitmiyoruz. Selamlaşıyoruz. Uzun zaman olmuşsa
tokalaşıyoruz. Bende çünkü göz temasına önem veririm.”
81
Ö15 “(...)gayet samimiyiz. Gördüğümüz zaman güleryüzlü, merhabalaşırız, muhabbet ederiz.
Tokalaşırız yeri geldiğinde.”
Ö16 “(...)okul içinde selamlaşıyoruz. Konuşuyoruz.gözlerini kaçırmıyor. Baş hareketi ile
selamlayabiliyor.”
Ö18 “(...)güler yüzlüdür asıl suratlı biri değildir. Selamımızı alır. Göz teması kuruyor. Bazen
de başını sallayarak. Günaydın hocam der. Herşey yolunda olduğunu düşünürüm. Aksi olsa
günaydın falan demese neden demedi, bir şey mi oldu diye düşünürdüm. Geç kalma
olaylarında ise öyle çok ters davranmaz. Eliyle öğretmenin saat kaç oldu der.”
İletişim, alıcı kişiyle yapılandırılan bir süreçtir. Taraflardan biri aktif ise ve diğeri
hiçbir şey yapmıyorsa iletişim kurulamaz. Bu bağlamda katılımcılarımızın büyük
çoğunluğu okul içinde karşılaştıklarında okul müdürlerinin selam verdiği, göz teması
kurduğu, gülümseyip günaydın dediği, hal hatır sorduğu, tokalaştığı yönünde görüş
belirtmişlerdir. Selam vermenin bazen sözel bazen ise göz teması bazen de
gülümseme şeklinde gerçekleştiğini ifade etmişlerdir. Ö18 “(...)güler yüzlüdür asıl
suratlı biri değildir. Selamımızı alır. Göz teması kuruyor. Bazen de başını sallayarak.
Günaydın hocam der. Herşey yolunda olduğunu düşünürüm.” Ö15 “(...)gayet
samimiyiz. Gördüğümüz zaman güleryüzlü, merhabalaşırız, muhabbet ederiz.
Tokalaşırız
yeri
geldiğinde.”
Ö16
“(...)okul
içinde
selamlaşıyoruz.
Konuşuyoruz.gözlerini kaçırmıyor. Baş hareketi ile selamlayabiliyor.”
Baltaş ve Baltaş (2006, s. 20,21), alıcı taraf iletişim kurmaya çalışan kişinin
iletilerine hazır değilse, iletişim yolunun tıkanacağını ve çatışma olabileceğini
belirtmiştir. Gündelik yaşamdaki basit bir gülümsemenin veya günaydın kelimesinin
karşılıksız kalması iletişim çatışmalarına neden olabilir. Bunun önlenebilmesi için
bireylerin ortak bir noktada buluşmaları gerekir. Bu bağlamda katılımcılar okul
müdürlerine selam verip karşılığını alamadıklarında kendilerini kötü hissettiklerini
,selam vermek için baktıklarında okul müdürlerinin bazen görmezden geldiğini,
başını başka tarafa çevirdiğini, göz teması kurmadığını ifade etmişlerdir. Bu
durumda kendilerinin de selam vermek istemediklerini belirtmişlerdir. Ö3 “(...)okula
ilk geldiğimde selam verdim. Birkaç sefer selamımı almadı. Ben de ondan sonra
selam bile vermeden yüzüne bakmadan geçip gitmeyi tercih ediyorum. Çünkü selam
verip selamı alınmadığı zaman kendini kötü hissediyor. Ondan selam vermiyorum.
Düz geçiyorum. Ö4 “Hem okul içinde hem okul dışında, gerek eşimin yanında gerek
başka arkadaşlarınım yanında kesinlikle görmezden geliyor. Ben yine onu gördüğüm
82
için selam veriyorum. O yüz ifadesi ile görmezden geliyor. Ya da okulda
merdivenlerden çıkarken tam ben selam verceğim başımı eğiyorum, merhaba
diyeceğim, iyi günler diyeceğim. Şöyle bir kafasını öbür tarafa çevirip beni
görmezden geliyor. Selamımı almıyor.” Çalışma grubundaki öğretmenlerin bazıları
okul müdürlerinin kendilerine selm verip vermemelerinin o günkü ruh haline bağlı
olduğunu, bir gün sarılıp, hal hatır sorduğu, bir gün yüzüne bakmadan çekip gittiğini
belirtmişlerdir. Bu durumun kendilerini dengesizleştirdiği, selam verip vermeme, göz
teması kurup kurmama konusunda kararsız kaldıkları yönünde görüş bildirmişlerdir.
Ö2 “(...)müdür bazen sarılıp öpüyor. Elini omzunuza koyuyor. Hal hatır soruyor.
Bazende yüzünüze bakmıyor. Bazen günaydın deyip geçiyor. Bazen sizin günaydın
demenizi bekliyor. Değişken bir ruh hali var. Ö5 “(...)baş hareketi ile selamlaşılıyor.
Ama göz teması pek kurulmuyor. Çok keyfine bağlı. Bazen gelip halinizi hatırınızı
soruyor, bazen hiç sormayabiliyor. Bu durumda bugün eşref saati değil diye
düşünüyorum. Ruh haline göre de değişiyor.”
Okul dışında okul müdürleri ile karşılaşan katılımcıların büyük çoğunluğu okul
müdürleri ile iletişimlerinin okul içine göre daha samimi ve rahat olduğu, dışarıda
görüştüklerinde okul müdürlerinin hemen sahip çıktığı, hal hatır sorduğu, sohbet
ettiği, selam verdiği yönünde olmuştur. Ö2 “Okul dışında karşılaştığımızda taziyede
olsun, bi özel günde toplanılmış olsun, dışarda karşılaştığımızda kesinlikle
sahiplenir. Görmemezlikten gelmez. Konuşur sohbet eder. O konuda bir sıkıntı
yaşamadım. Dışarıda daha rahat. Hem o görüşlerini söylüyor. Hem biz söylüyoruz.
Bir sıkıntı yaşanmıyor yani.” Ö5 “(...) Müdür beyle markette karşılaştım. Hemen
selam verdi hal hatır sordu. Sorunumla ilgilendi. Yardımcı oldu. Bu benim çok
hoşuma gitti.” Ö6 “(...)ev ziyaretinde geyet samimi şekilde konuştuk. Müdür ve
öğretmen kimliği dışında iki arkadaş gibi.” Başka bir değişle, okul müdürlerinin
genelde okul içinde ve dışında öğretmenlere selam verdiği, gülümsediği, göz teması
kurduğu, tokalaştığı, hal hatır sorduğu yani olumlu beden dili davranışları sergilediği
gözlemlenmiştir.
83
4.4.5.Okul Müdürünün Toplantı Sırasında Öğretmenlere Karşı Kullandıkları Sözel
Olmayan İletişim Unsurlarına İlişkin Bulgular
Çalışma grubundaki öğretmenlere okul müdürünüzün toplantı sırasında size karşı
kullandığı sözel olmayan iletişim unsurları sorulduğunda, merkezde oturma (n = 12), el ve
kol jestleri (n = 7), oturuş ve duruş şekli (n = 7), ses tonu (n =4) ve göz teması (n = 1)
şeklinde görüş bildirmişlerdir.
Tablo 9
Okul Müdürlerinin Toplantı Sırasında Öğretmenlere Karşı Kullandıkları Sözel Olmayan
İletişim Unsurlarına İlişkin Bulgular
Kodlar
n
Katılımcılar
Merkezde oturma
12
Ö2,Ö3,Ö4,Ö5,Ö7,Ö9,Ö11,Ö12,Ö14,Ö15,Ö17,Ö18
El ve kol jestleri
7
Ö1,Ö3,Ö4,Ö7,Ö9,Ö14,Ö17
Oturuş ve duruş şekli
7
Ö1,Ö3,Ö8,Ö10,Ö12,Ö13,Ö15
Ses tonu
4
Ö2,Ö3,Ö10,Ö12
Göz teması
1
Ö1
Ö1 “Toplantılarda rahat bir oturuşu var. Bacak bacak üstüne atmaz. Eğer tartışma varsa
arkadaşları susturmaya çalışıyor. Göz temasını kesiyor, eli ile masaya vuruyor, eli ile kesme
işareti yapıyor.”
Ö2 “Genelde hitap dili yüksek bir insandır. Dik oturur. Toplantı sırasında bütün öğretmeneleri
karşısında ve birazda üstten görebilecek şekilde oturur.(...) bu oturuşla bence buranın hakimi
benim benim dediğim olur demek istiyor. (...) bizim okulda önceden de bir otorite vardı ama
şimdi korku ile otorite birleşti diyebilirim.”
Ö3 “Genelde herkesi görebileceği bir yere oturuyor. Masanın en başına. Bacakları paralel açık
bir şekilde oturur. Masanın başına oturarak bence hakimiyeti sağlamaya çalışıyor. Herkesi
görmek istiyor. Oturuş şekli de dik. Yani ben kendime güveniyorum. Buranın ağası benim gibi
bir ifadesi var. Kollarını pek kavuşturmaz, rahatsız edici bir parmak hareketi yok. Kolları
paralel yanda. Ama gerektiğinde elini kolunu kaldırır. İşaret parmağı ile de gösterir.”
Ö4 “Ellerini masaya koyar. Kollarını kavuşturmaz. Ama yeri bellidir. İdarecilerin ortasında.
Yani ben müdürüm, ben buradayım. Beni herkes görsün, hissetsin.
Ö12 “Toplantının yapılacağı gruba tam hakim olmak amacıyla tam bir görüş acısıyla oturur.
Ortaya oturur. Ayak ayak üstüne atma gibi bir davranış göstermiyor. Ellerle, mimiklerle,
konuşma tarzıyla, ellerini kullanan biri. Arkadaşlarında görüşünü alarak toplantıyı devam
84
ettirir. Sinirlendiğinde yüz mimikleri ile sert bir ses tonu ile sözlü olarak bunu belli eder.
Parmak hareketi veya yumruk yapma ,vurma yok.”
Ö13 “(...)çok ciddi. Eller masada. Yürümez. Öne doğru eğilir konuşur. Kılık kıyafetinden tutun
duruşuna kadar hazırdır toplantıya. Kalemle oynar. Konuşurken sizi dinlerden kendini çevirir.
Bacakları paralel açık.”
Ö17 “Masanın ortasında oturur. Yanında iki idarecimiz. Bizde yanlarına sıralanırız. Ortada
şundan dolayı oturabilir, dikkati toplamak açısından, bizleri daha rahat görebilmek açısından.
Kollarını kavuşturur. Para toplama konusunda, fotokopi konusunda olay biraz ciddileşiyor. O
zaman yapıyor.”
Çalışma grubundaki öğretmenler, okul müdürlerinin toplantı sırasında hakimiyeti sağlamak
ve herkezi görebilmek amacıyla masanın ortasında ve yanında iki idarecinin oturduğu
yönünde görüş bildirmişlerdir. Katılımcılardan bazıları okul müdürünün merkezde
oturarak, buranın hakimi benim, ben otoriteyim, herkez beni görsün hissetsin, ben
müdürüm şeklinde otorite
kurmaya çalışan davranışları göstermeye çalıştığını ifade
etmişlerdir. Ö2 “Toplantı sırasında bütün öğretmeneleri karşısında ve birazda üstten
görebilecek şekilde oturur.(...) bu oturuşla bence buranın hakimi benim benim dediğim
olur demek istiyor. (...)” Ö3 “Genelde herkesi görebileceği bir yere oturuyor. Masanın en
başına.Masanın başına oturarak bence hakimiyeti sağlamaya çalışıyor. Herkesi görmek
istiyor.” Ö4 “Ellerini masaya koyar. Kollarını kavuşturmaz. Ama yeri bellidir. İdarecilerin
ortasında. Yani ben müdürüm, ben buradayım. Beni herkes görsün, hissetsin.” Ö17
“(...)masanın ortasında oturur. Yanında iki idarecimiz. Bizde yanlarına sıralanırız. Ortada
şundan dolayı oturabilir, dikkati toplamak açısından, bizleri daha rahat görebilmek
açısından.” Ö12 “Toplantının yapılacağı gruba tam hakim olmak amacıyla tam bir görüş
acısıyla oturur. Ortaya oturur.” Bu bağlamda katılımcılarımızın görüşleri Altıntaş ve
Çamur (2005, s. 147-152)’un “Gücü temsil eden kişi kapıya yüzü dönük olarak ve masanın
başına oturur. Sağı ve solunda kendisine en yakın kişiler yer alır.” ifadesiyle örtüşmektedir.
Tayfun (2007, s. 160), en olumlu oturuş tarzını, bacakların hafif bir biçimde aralanarak
elleri her an bir jest yapmaya hazır durumda boş bırakarak oturmaktır şeklinde ifade
etmiştir. Bu doğrultuda çalışma grubundaki öğretmenlerin büyük çoğunluğu, toplantı
sırasında okul müdürünün bacakları hafif açık paralel şekilde, ellerinin masada, ben
kendime güveniyorum, ben otoriteyim hissini verecek şekilde vücunun dik, ses tonun
ortama uygun şekilde ayarlı olduğunu belirtmişlerdir. Ö13 “(...)çok ciddi. Eller masada.
Yürümez. Öne doğru eğilir konuşur. Kılık kıyafetinden tutun duruşuna kadar hazırdır
toplantıya. Kalemle oynar. Konuşurken sizi dinlerden kendini çevirir. Bacakları paralel
85
açık.” Ö3” Oturuş şekli de dik. Yani ben kendime güveniyorum.” Ö1 kodlu öğretmen ise
toplantı sırasında herhangi bir gerginlik anında müdürün ses tonunun yükseldiği, göz
temasını kestiği, elini ve parmağını kes işareti yapacak şekilde kaldırdığı yönünde görüş
bildirmiştir.
4.4.6.Okul Müdürlerinin Kullandığı Sözel Olmayan İletişim Unsurlarına
İlişkin Bulgular
Çalışma grubundaki öğretmenlere okul müdürünüzün genel olarak kullandığı sözel
olmayan iletişim unsurları sorulduğunda, dokunma el ve kol jestleri (n = 16), giyim tarzı
tavrımı etkiler (n = 13), zamanlamaya dikkat eder (n = 13), duruş ve yürüyüş (n = 11),
giyim görünüşe dikkat eder (n =11), tokalaşma (n = 9), mesafe (n = 8), giyim ve görünüşe
dikkat edilmesini ister (n = 5), zamanlamayı önemsemez (n = 4), giyim ve görünüşe dikkat
etmez (n = 4), jest ve mimikler (n = 2) ve giyim tarzı tavrımı etkilemez (n = 2) şeklinde
görüş bildirmişlerdir.
Ö1 “(...)sinirli olduğu bakışı ve sesinden anlaşılıyor. Mutlu olduğunda daha hareketli, elleri
yanlarda kollarını sallaya sallaya yürüyor. Sinirli olduğunda eller cepte, bazen yumruk
şeklinde olabiliyor. Duruşu herzaman kendinden emin, kendine çok aşırı güveniyor.
Bacaklarını iki yana açıp koridorun ortasında ben otoriteyim eller arkada bağlı olarak duruyor.
(...) müdür bey zamanlamaya dikkat ediyor. Hani herşeyin zamanında olmasını istiyor.
Bekletmiyor. Bekletilmekten de hiç hoşlanmıyor.(...) giyimi bana ruh halini anlatır. Kravatının
kayık olması veya saçının dağınık olması bana ruh hali hakkında bilgi verir. (...)Müdür bey sen
yaparsın anlamında dokunma hareketi yapmıyor. Erkeklerde olduğunu görüyorum.”
Ö3 “(...) müdür beyle sözlü iletişimimiz hatta selamlaşma olmadığı için herhangi bir dokunma
elini omzuna koyma falan olmadı. Tokalaşma dahil olmuyor. (...) Toplantılara zamanında
geldiğini düşünüyorum bizden de aynı titizliği bekliyor.(...) kılık kıyafetine dikkat eder. Tabi
bizimde dikkat etmemizi ister.(...) okul müdürümüz rahat kıyafetler giyse bu ona karşı
tutumumu etkilemez. Benim için önemli olan düşünce yapısı. Karşısındaki insanla iletişim
şekli. Karşıdaki insana göstermiş olduğu saygı, verdiği değer önemli. Buna göre değerlendirme
yaparım.”
Ö4 “(...) okul müdürümüzle mesafemiz genel.(...) hiç elini sıkmadığım için dokunma hareketi
de yok. Hep onaylayıcı baş hareketi ile.(...) yürüyüşü genel olarak kendinden emin, kafası dik,
ellerini arkada bağlamaz. Koridorda durduğunda ağırlığını koyarak etkisini gösterir. Bütün
öğrenciler sınıflarına girer.(...) zamanlamaya dikat eder. Beklemekten ve bekletilmekten hiç
hoşlanmaz. Kılık kıyafete dikkat eder. Bakımlı saçı, sakalı traşlı. Kılık kıyafetine dikkat etmesi
benim gözümde artı bir durum. Okulumuzun çevresine ragmen giyimine kuşamına dikkat
ediyor. En azından buna sagyı duyuyorum. Eşofman falan giyseydi daha lakayıt hissederdim.
Daha disiplinsiz düşünürdüm.”
86
Tablo 10
Okul Müdürlerinin Kullandığı Sözel Olmayan İletişim Unsurlarına İlişkin Bulgular
Kodlar
n
Dokunma el ve kol jestleri
16
Giyim tarzı tavrımı etkiler
13
Zamanlamaya dikkat eder
13
Giyim görünüşe dikkat eder
11
Duruş ve yürüyüş şekli
11
Tokalaşma
9
Mesafe
8
Giyim ve görünüşe dikkat edilmesini ister
5
Zamanlamayı önemsemez
4
Giyim ve görünüşe dikkat etmez
4
Giyim tarzı tavrımı etkilemez
2
Jest ve mimikler
2
Ö5 “Okul müdürünüz giyinişine dikkat eder. Yönetmelik ne grektiriyorsa ona uymaya çalışır.
Otoritesine dikkat eder. İköğretimde pek lakayıt müdür göremezsiniz. Eğer müdür bey daha
rahat kıyafetler giyse kalıplarının olmadığını düşünürüm. Yani herkese açık olduğunu
düşünürüm. (...) samimiyet belirtisi olarak elini omza koymak falan kesinlikle olmaz. Erkek
hocalarla da görmedim. Şakalar yapmaya çalışıyor ama el teması yok.(...) Zamanlamaya dikkat
eder. Beklemekten ve bekletilmekten hiç hoşlanmaz. (...)samimiyetini hissettirerek el sıkışır.”
Ö6 “ Müdürümüz ne çok dik ne çok kambur normal durur. Ellerini arkada bağlamış şekilde hiç
görmedim. Yanda genelde. Bacak bacak üstüne de çok nadir atar. Genelde normal iki yanda
açık şekilde. (...) toplantılarda kasıtlı bir bizi beklettiği izlenimine hiç rastlamadım. Bazı
öğretmenler geç kaldığında da bunu sorun etmiyor. Kılık kıyafetine, saçına dikkat eder çok
olmasa da yönetmelik gereği dikkat ediyor. Yapması gerektiği gibi giyiniyor. Bir süre sonra
kılık kıyafet dikkat alanından çıkıyor. Ama ilk izlenim olarak daha rahat kıyafetler giyse kot
falan daha iyi bir iletişim kurulabileceğini düşünüyorum.”
Ö7 “Okul müdürümüzün yürüyüşü teftişteki belediye başkanı gibi. Bazen elleri arkada. Arada
bişey söylemeden öğretmenler odasına gelir gideri bir daha gelir gider. Öyle.(...) dokunma
hareketi eli omza falan atma olmaz.”
87
Ö12 “(...)müdür beyle elle şakalaşmak şeklinde bir samimiyetimiz yok ama konuşma
tarzımızda bir samimiyetimiz var. Tokalşamasından beni önemsediğini hissederim. Tabi bayan
arkadaşlarla biraz daha parmak ucuyla tokalaşıyor. Çok yakın ve samimi olduğu arkadaşlarla
dokunma ve el hareketlerini resmi kurum dışında gözlemledim. Okul müdürümüz
zamanlamaya dikkat eder, çalıştığı personelin, öğrencinin ve çalışan hizmetliler dahil bütün
kurumun bu dikkati göstermesini ister. (...) Giyimine görüntüsüne tabi önem verir.
Profosyonel çalışma kriterleri kıyafetin dışına çıkar bence. Aynı tarz aynı mesafe davranmaya
devam ederim. Bazı arkadaşalarımıza kıyafet ile bazı uyarılarda bulunduğu oldu. Bana olmadı.
Yönetmelik açık ortada.”
Ö13 “Zamanlamaya dikkat eder. Dakiktir. Gecikmez. (...) giyimi kuşamına çok dikkat eder.
Sürekli takım elbise giyer. Saçı sakalı düzgün. Örnektir. Töreni her gün gelir öğrenci önünde
durur. Müdürümüz rahat kıyafetlerle gelse bir lider gibi değilde kendimmişim gibi görürdüm.
Arada bir statü farkı yokmuş gibi davranırdım. Kendimmiş gibi. İletişimde saygıda daha rahat
olurdum.”
Ö14 “(...) müdür beyle aramızdaki mesafe geneldir. Samimiyet belirtisi siz yaparsınız hocam
tarzında dokunma hareketi olmadı. Bayanlarla pek bu beden dili olarak hoş olmayabilir. Ama
erkek öğretmenlerle olabiliyor. (...) El sıkışması beni önemser şekilde.Yürüyüşü de ağı ağır
yavaş yavaş. Eller arkada olabiliyor. Bu bana şunu hissetiriyor. Ben buranın hakimiyim.
Otoriteyim. Giyinişine dikkat eder. Bende herhangi bir sorun yaşamadım. Rahat kıyafetler
giyinse daha rahat konuşuruz. Odasına rahat girerim. Odasına girdiğimde uzun sürecekse ben
daha rahat otururm. (...) Zamanlamaya dikkat eder.”
Ö16 “(...) Özenli giyindiğini düşünüyor. Saçı sakalı traşlı yönetmeliğie göre giyiniyor ama çok
özenli değil yine de. Aslında sevgi kişiye, saygı makama derler ya ben o makama gelmiş kişiyi
kot pantolon ile görmek istemem şahsen. Düzgün giyinmesini isterim. O önem verirse bende
onun verdiği öneme yaraşır şekilde davranırım. (...) omza dokunma el atma hareketi var.
Samimi olduğunu düşünüyorum. Sevgi göstergesi olarak görüyorum. El şıkması beni
önemsediğini belirtir şekilde. Parmak ucunda değil.(...) zamanlama ile ilgili bekletme veya
bekletilme ile ilgili bir durum olmadı.”
İletişimde bakış, duruş, hareket, sesin kullanımı ve kıyafetler yoluyla mesaj gönderme,
sözcükleri kullanım tarzı kadar önemlidir. Bu bağlamda çalışma grubundaki öğretmenler
okul müdürlerinin sergilediği
sözel olmayan iletişimleri unsurları, okul müdürünün
yürüyüşü, okul içindeki duruşu, zamanlamaya dikkat edip etmemesi, kılık kıyafet ve
görünüşüne dikkat edip etmemesi, tokalaşma tarzı, öğretmenlere karşı kullandığı
samimiyet belirtisi el ve kol dokunma hareketleri ile ilgili görüş belirtmişlerdir.
İletişimde etkileyici ve belirleyici bir boyutta dokunmadır. Dokunma sözsüz biçimde
duyguları ileten bir iletişim biçimidir (Tayfun, 2007, s. 164). Katılımcılarımızın büyük
çoğunluğu özellikle bayan öğretmenlerin tamamına yakını okul müdürünün sen yaparsın
şeklinde eli omza atma veya samimiyet belirten el ve kol jestlerini kendilerine
kullanmadığı, erkek öğretmenlerin bazılarında müdürle bu tarz davranışları sergilendiği, bu
şekilde dokunma davranışının okul içerisinde uygun görülmediği ve bayanlarda hoş
karşılanmadığı yönünde görüş bildirmişlerdir. Ö1 “Müdür bey sen yaparsın anlamında
dokunma hareketi yapmıyor. Erkeklerde olduğunu görüyorum.” Ö3 “(...)müdür beyle sözlü
88
iletişimimiz hatta selamlaşma olmadığı için herhangi bir dokunma elini omzuna koyma
falan olmadı. Tokalaşma dahil olmuyor.” Ö4 “(...)hiç elini sıkmadığım için dokunma
hareketi de yok.” Ö5 “(...)samimiyet belirtisi olarak elini omza koymak falan kesinlikle
olmaz. Erkek hocalarla da görmedim. Şakalar yapmaya çalışıyor ama el teması yok.” Ö14
“(...)Samimiyet belirtisi siz yaparsınız hocam tarzında dokunma hareketi olmadı.
Bayanlarla pek bu beden dili olarak hoş olmayabilir. Ama erkek öğretmenlerle
olabiliyor.” Öğretmenlerimizin görüşü Öztekin (1997)’in okul müdürlerinin beden dili
davranışlarının sıklığı ile öğretmenlerin etkilenme derecesi adlı çalışmasında “okul
müdürleri erkek öğretmenlerle daha çok bedensel temaslarda bulunduğu, bayan
öğretmenlerle ise bedensel temas, oturma biçimleri, el-kol hareketleri ve oturma biçimleri
davranış boyutunda daha dikkatli davrandıkları gözlemlenmiştir.” ifadesiyle de
örtüşmektedir. Tokalalaşma da bir dokunma hareketidir. Katılımcılarımız okul müdürünün
kendisini önemser şekilde tokalaştığını belirtmiştir. Ö12 “Tokalaşmasından beni
önemsediğini hissederim. Tabi bayan arkadaşlarla biraz daha parmak ucuyla
tokalaşıyor.” Ö16 “El şıkması beni önemsediğini belirtir şekilde. Parmak ucunda değil.”
İletişimde ilk izlenim çok önemlidir. Mısırlı (2004,s.59), bir insanın başkalarının karşısına
mümkün olduğunca temiz, düzenli ve bakımlı olarak çıkması kendi itibarı içinde önemli
olduğu, dış görüntüsüne ve kıyafetlerine özen göstermeyen birey, başkalarından da saygı
beklemiyordur şeklinde görüş bildirmiştir. Çalışma grubundaki öğretmenlerde bu görüşü
destekler nitelikte cevaplar vermiştir. Katılımcılarımızın büyük çoğunluğu okul
müdürünün giyim ve kıyafine dikkat ettiği, temiz, traşlı, yönetmeliğe uygun şekilde
giyindiğini belirtmişlerdir. Okul müdürünün öğretmenlerin de kıyafetlerine dikkat etmesini
istediği hususunda bu konuya önem verdiğini ifade etmişlerdir. Çalışma grubundakilerin
büyük bir kısmı okul müdürünün daha rahat kıyafetler giymesi halinde kendisine olan
tavırlarının değişebileceği yönünde görüş bildirmişlerdir. Bazıları daha rahat iletişim
kuracaklarını, odasına daha rahat girebileceğini söylerken; bazıları kıyafetin onlar için
önemli olduğunu, takım elbisenin bir ağırlığı olduğu, saygı gerektirdiği, öbür tarafta
müdürün eşofman giymesi halinde kendisininde lakayıt olacağının, pek saygı
göstermeyeceğinin altını çizmiştir. Ö3 “(...)kılık kıyafetine dikkat eder. Tabi bizimde dikkat
etmemizi ister.” Ö4 “Kılık kıyafete dikkat eder. Bakımlı saçı, sakalı traşlı. Kılık kıyafetine
dikkat etmesi benim gözümde artı bir durum. Okulumuzun çevresine ragmen giyimine
kuşamına dikkat ediyor. En azından buna sagyı duyuyorum. Eşofman falan giyseydi daha
89
lakayıt hissederdim. Daha disiplinsiz düşünürdüm.” Ö6 “Kılık kıyafetine, saçına dikkat
eder çok olmasa da yönetmelik gereği dikkat ediyor. Yapması gerektiği gibi giyiniyor. Bir
süre sonra kılık kıyafet dikkat alanından çıkıyor. Ama ilk izlenim olarak daha rahat
kıyafetler giyse kot falan daha iyi bir iletişim kurulabileceğini düşünüyorum.” Ö13
“(...)giyimi kuşamına çok dikkat eder. Sürekli takım elbise giyer. Saçı sakalı düzgün.
Örnektir. Töreni her gün gelir öğrenci önünde durur. Müdürümüz rahat kıyafetlerle gelse
bir lider gibi değilde kendimmişim gibi görürdüm. Arada bir statü farkı yokmuş gibi
davranırdım. Kendimmiş gibi. İletişimde saygıda daha rahat olurdum.” Ö14 “Giyinişine
dikkat eder. Bende herhangi bir sorun yaşamadım. Rahat kıyafetler giyinse daha rahat
konuşuruz.” Ö16 “(...)Özenli giyindiğini düşünüyor. Saçı sakalı traşlı yönetmeliğie göre
giyiniyor ama çok özenli değil yine de. Aslında sevgi kişiye, saygı makama derler ya ben o
makama gelmiş kişiyi kot pantolon ile görmek istemem şahsen. Düzgün giyinmesini
isterim. O önem verirse bende onun verdiği öneme yaraşır şekilde davranırım.”
Sözsüz iletişimde önemli unsurlardan birisi de zamandır. Zamanında yapılması gereken
işleri yapmak ya da yapmamak, bir yerde zamanında bulunmak veya bulunmamak, kişileri
beklemek veya bekletmek, kişilerarası iletişim bazında, karşısındaki kişi veya kişilere
verilen değerin bir göstergesi olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda katılımcılarımızın
büyük çoğunluğu okul müdüdrünün zamanlamaya dikkat ettiği, toplantılara zamanında
geldiği, beklemekten ve bekletilmekten hoşlanmadıkları yönünde görüş bildirmişlerdir. Ö3
“Toplantılara zamanında geldiğini düşünüyorum bizden de aynı titizliği bekliyor.” Ö5
“Zamanlamaya dikkat eder. Beklemekten ve bekletilmekten hiç hoşlanmaz.” Ö12 “Okul
müdürümüz zamanlamaya dikkat eder, çalıştığı personelin, öğrencinin ve çalışan
hizmetliler dahil bütün kurumun bu dikkati göstermesini ister.” Ö13 “Zamanlamaya dikkat
eder. Dakiktir. Gecikmez.”
Duruş, beden dilinin temel parçalarından biridir. Bakıldığında kişinin genel ruh haline
ilişkin bilgiler verir. Gerek yüz yüze görüşme esnasında gerekse uzaktan izlenildiğinde
vücudun duruş özelliklerine göre; saldırgan, kaygılı, kendini beğenmiş, düşünceli,
heyecanlı, sakin bir görüntü tanımlaması yapılabilmektedir (Tayfun, 2007, s. 158). Vücut
konumu, ile ilgili önemli ayrıntılardan biri de yürüyüş biçimidir. Kişinin yürüyüşüne
bakılarak insanların ruh hali ve çevresindekilerle ilişkisi hakkında değerlendirme yapmak
mümkündür. Bu bağlamda Ö1 kodlu öğretmen okul müdürünün mutlu olduğunda
90
güleryüzle, elleri yanda, kollarını sallayarak yürüdüğünü, sinirli olduğunda ise ellerini
cebine sokarak hızlı hızlı yürüdüğünü belirtmiştir. Bunu yanında yürüyüşün gücün bir
göstergesi olabileceğine de dikkat etmek gerekir. Etkili ve özgüvenli bir yürüyüş, sırtın ve
başın dik tutulduğu, ellerini rahat bir biçimde hareket ettirildiği bir yürüyüş biçimidir
(Dincer, 2000, s. 182). Katılımcılarımızın büyük çoğunluğu okul müdürünün kendinden
emin, vücudu dik, eller arkada bağlı şekilde, yavaş ve ağır şekilde yürüdüğü yönünde
görüş bildirmişlerdir. Bunun yanında koridorda bacaklar hafif açık paralel şekilde, vücut,
dik, eller arkada, bakış ileri ve dik ,ben buradayım, ben otoriteyim şeklinde duruduğun da
altını çizmişleridir. Ö1 “Bacaklarını iki yana açıp koridorun ortasında ben otoriteyim eller
arkada bağlı olarak duruyor.” Ö4 “(...)yürüyüşü genel olarak kendinden emin, kafası dik,
ellerini arkada bağlamaz. Koridorda durduğunda ağırlığını koyarak etkisini gösterir.
Bütün öğrenciler sınıflarına girer.” Ö7 “(...)okul müdürümüzün yürüyüşü teftişteki belediye
başkanı gibi. Bazen elleri arkada.” Ö10 “Ortam karışıksa koridorun başında durur.
Bacaklar hafif açık. Eller arkada. Öğrencileri gözlemler. Ben otoriteyim der.” Ö14
“Yürüyüşü de ağı ağır yavaş yavaş. Eller arkada olabiliyor. Bu bana şunu hissetiriyor.
Ben buranın hakimiyim. Otoriteyim.”
Tayfun (2007, s. 161)’nunda belirttiği üzere insanların günlük yaşamda, çevresindeki
insanlarla arasındaki mesafenin sınırı, ilişkileri hem belirlemekte hem etkilemektedir. Bu
bağlamda çalışma grubundaki öğretmenlerin hemen hemen hepsi öğretmen müdür çizgisi
içerisinde müdürle genel mesafede iletişim kurduklarını belirtmişlerdir. Bu görüş, Gürses
(2006)’in eğitim örgütlerinde yöneticilerin etkin iletişim kurma becerilerine ilişkin
çalışmasında öğretmenler iletişim anında iletişime girdiği kişi ile fiziksel mesafeyi
ayarladığı ifadesiyle ve Özaslan (2009, s. 100)’ın Çanakkale’deki konaklama işletmeleri
üzerine yaptığı yüksek lisans tezindeki kişisel alan kullanımına dikkat edildiği ve bedensel
temas davranışlarının dikkate alındığı yönündeki görüşlerle örtüşmektedir.
Katılımcılar okul müdürünün, kılık kıyafetine önem verdiği, zamanında toplantılara
başladığı, bekletilmekten ve beklemekten hoşlanmadığı, bayan öğretmenlere karşı özellikle
samimiyet belirtisi el ve kol jestlerini kullanmaktan çekindiği, kişisel kullanım alanına
özen gösterdiği, karşı tarafı önemser şekilde tokalaştığı, kendinden emin, ben otoriteyim
şeklinde yürüdüğü yönünde görüş bildirmişlerdir.
91
4.5.Öğretmenlerin ve Okulda Süreçlerin Okul Müdürlerinin Kullandıkları Sözel
Olmayan İletişim Unsurlarından Nasıl Etkilendiklerine İlişkin Bulgular
Çalışma grubunda bulunanlara “Okul müdürünüzün göstermiş olduğu sözel olmayan
iletişim unsurları sizi ve okulda süreçleri nasıl etkiliyor?” sorusu yöneltilmiştir. Verilen
cevaplara ilişkin özel ve önemli görülen kısımlar çalışma grubunda yer alan kişilerin kendi
ifadeleri ile aşağıda özetlenmektedir.
Öğretmenlerin ve okulda süreçlerin okul müdürünün kullandığı sözel olmayan iletişim
unsurlarından nasıl etkilendiklerine ilişkin bulgular yoklandığında, takdir etmenin (n = 9),
gülümsemenin (n = 3), selam vermenin (n = 3), göz teması kurmanın (n = 1) motivasyonu
arttırdığı ve mutlu ettiği; olumsuz jest ve mimiklerin (n = 10), dinlemeden yargılamanın (n
= 3), otoriter davranışın (n = 2) motivasyonu azalttığı ve sinirlendirdiği; olumlu okul
ortamının (n = 6) okula bağlılığı arttırdığı; baskıcı davranışın (n = 1) bağlılığı azalttığı;
olumlu beden dili davranışları (n = 11), açıklık, empati ve farklı görüşlere saygı (n = 5),
öğretmenlerin desteklenmesi (n = 2) çalışma ortamını olumlu etkilediği ve aşırı kontrolcu
davranışın (n = 4), ayrımcılığın (n = 2) ise çalışma ortamını olumsuz etkilediği yönünde
görüş belirtilmiştir.
Ö1 “(...)müdürün göz teması çok önemli. Onun sinirli mi değil mi, sizi anlayıp anlamadığının
göstergesi. Göz teması kurmadığında ben bişey anlatırken başka şeylerle ilgilenmesine
sinirleniyorum. Beni dinlemiyor, ilgilenmiyor gibi geliyor. Bunu yanında bazen dinlemeden
direk yargılaması. Hani ben tamamen otoriteyim, siz benim dediklerimi yapmak zorundasınız
tavırlarına kırılıyorum. Bakışlarını kaçırması, kaşını çatması.(...) olumlu durumlar olduğunda
övgü gördüğünüz zaman motivasyonum artıyor. Daha bir çalışmak istiyorsunuz. Okuldaki
olumlu ortam bağlılığımı arttırıyor. Okul arkadaşlarım arasındaki olumlu ilişki beni etkiliyor.
Müdürün sürekli yapılması gerekenleri hatırlatması ise beni rahatsız ediyor. Bunun dışında
müdür bey güzel iletişim kuruyor. İkna kabiliyeti yüksek. Bunu bakışları, beden dili ile beli
ediyor. Hitabeti önemli. Ses tonu yüksekliği . ses tonunu ayarlayabiliyor. Kızdığında da çok
aşırı bağırmak çağırmak şeklinde değilde. Sert ses tonunu kullanarak değiştirerek belli ediyor.”
Ö2 “Bazı durumlarda birkaç dk derse geç girmiş oluyorsun. Müdür bey hemen bakışıyla niye
böyle oldu der gibi mimik yapıyor. Veya sözlü şekilde nerdesin demesi, saati göstermesi bu
motivasyonumu bozuyor.(...) Karşıdaki insan konuşurken onun belirli cümle bitişlerinde
kafasını sallaması, onaylaması yani ben se ni anlıyorum mesajını vermek veya arada bir
cümlesinde demekki böyle düşünüyorsunuz demek iletişimde etkilidir. Vücut dili de önemlidir.
Göz kırpmak, gülümsemek, haklısın demek böyle yumuşak usluplar çalışma ortamını
rahatlatacaktır. Bunu yanında insanların farklı gruplara saygı duyması gerekir. Önce bu önemli.
Birbirine saygılı davranması gerekir. İnsanlar farklı gruplara ve birbirlerine saygı duymaya
başladıklarında birbirlerini de dinlemeye başlarlar. Karşıyı dinledikten sonrada bir etkileşim
başlamış oluyor. İletişimin kurulacağı ortamların ayarlanmış olması gerekir. İletişimin
gelişmesi için seminerlerin verilmesi, yayınlarında okunması gerektiğine inanıyorum.”
92
Tablo 11
Öğretmenlerin ve Okulda Süreçlrin Okul Müdürlerinin Kullandıkları Sözel Olmayan
İletişim Unsurlarından Nasıl Etkilendiklerine İlişkin Bulgular
Katagoriler
Kodlar
n
Motivasyonum artar, mutlu olurum
Takdir etmesi
9
Gülümsemesi
3
Selam vermesi
3
Göz teması kurması
1
Olumsuz jest ve mimikler
10
Dinlemeden yargılaması
3
Otoriter davranması
2
Bağlılığım artar
Olumlu okul ortamı
6
Bağlılığım azalır
Baskıcı tavır
1
Çalışma ortamımı olumlu etkiler
Olumlu beden dili davranışları
11
Açıklık, empati, farklı görüşlere saygı
5
Öğretmenin desteklenmesi
2
Aşırı kontrolcu davranış
4
Ayrımcılık
2
Motivasyonum azalır,sinirlenirim
Çalışma ortamımı olumsuz etkiler
Ö3 “(...)haklı olduğum bir konuda sadece bir noktayı görüp, o noktadan genelleme yapması,
ona göre çalışıyorsun çalışmıyorsun ön yargılarda bulunması beni sinirlendiriyor. Çünkü o an
onu görmüştür. Olayın başı var sonu var. Öğretmeni teşvik etmesi tabi her öğretmeni olduğu
gibi beni de mutlu eder. Gururlandırır.(...) müdür bey beni camdan izliyor mu her an sınıfa
girer mi diye tedirgin oluyorum. Daha önce yaşanmış bir olay var. İki öğrenci birbirleri ile
sorun yaşamış. Ben onlarla konuşuyorum ne oldu nasıl oldu. O sırada arka sıradaki bir öğrenci
bunlara gülmeye başlamış ben dikkat etmedim. O anda kapı dırank diye açıkdı. Kapı duvara
çarptı. Müdür bey geldi o arka sıradaki gülen öğrenciyi azarlamaya başladı. Ben neye
uğradığımı şaşırdım. Yani niye o öğrenciyi azarladı niye sınıfa öyle girdi anlayamadım.
93
Çıkarken bişeyde sormadı ben de bişey soramadım. Şaşırdım kaldım. Yani iletişim sorunu var
biraz. Düşünüyorum öğretmen olarak bizi önemsemiyor mu acaba. Yani bizi çok mu gözünde
küçültüyor. Müdürün saç tarana şekli, kaşlarının ifadesi, gülümsemesi bizim ona karşı
tutumumuzu etkilemektedir. (...)bence beden dilin ifade daha olumlu olması gerekir.karşı
tarafın yüzü asıksa onunla iletişm bile kuramıyorsunuz. Yaklaşmıyorsunuz. İnsanın yüz
ifadesinin olumlu olması gerekmektedir. Saygı olması gerekir. Karşıdaki insana değer
verdiğini hissettirmek gerekiyor. Bunu yanında göz teması benim için çok önemli. Bir
arkadaşım gözlük bile taksa onunla iletişim kuramadığımı hissediyorum. Gözlüğünü
çıkarmasını istiyorum. Göz teması benim için çok önemli.(...)”
Ö4 “(...)önemsenmediğim, selamımı almadığı, odasına gittiğim zaman kafasını kaldırmadığı
zaman moralim bozuluyor. Rahatsızım diye bile aramak istemiyorum. Ama bazı günler keyfi
yerindeyse kendiliğinden gelip selamımı hiç almayan insan bir anda merhaba Dilek hanım,
nasılsınız dediği zaman seviniyorum seviniyorum. Allahım hep böyle keyfi yerinde olsun
diyorum. (...)Biraz saygı gösterse , gülümsese daha iyi hissedeceğim. Kendimi kışlada gibi
hissediyorum. Ben erim kendisi komutan. Gülümsemek benim için önemli. Müdürümüz
genelde tebessüm etmez, çok nadir alakasız zamanlarda gülümser genelde sert. Samimi ,
karşısındaki önemser görünmesi beni mutlu eder. Odasına girdiğimde benimle ilgilense, baksa,
hoşgeldiniz Dilek hanım dese odasına daha rahat gireceğim. İşlerimi daha çabuk
halledeceğim.(...)müdürün bazı davranışları öğretmen arkadaşlarla aramama mesafe girmesine
sebep oluyor. Toplum içinde bazı öğretmenleri örnek gösterince, arkadaşlar ister istemez o
neden beni örnek gösterdi, beni niye göstermedi şeklinde sürtüşmeler olabiliyor. Yani
öğretmenleri toplum içinde kıyaslıyor.(...)Müdür bey biraz daha önemsese yaptıklarımı bende
daha çok çabalayacağım derste. Yeri geliyor şöyle bile düşünüyorum nasıl olsa takdir
edilmiyorum, görülmüyo yaptıklarım, boşa mı yapıyorum diyorum. Tabiki işlerimi yapmaktan
vazgeçmiyorum ama isterim ki takdiredilsin. Yani okul müdürümü görmek istemiyorum. Onu
görmesem daha mutlu daha şevkli olacağım. Üzerimde bir baskı hissediyorum onu görünce.
Mesela kapıyı çalmadan direk sınıfa dalması, sizi sürekli pencereden gözetlemesi.”
Ö5 “(...)konuşmaya başlarkende bitirirken de teşekkür ederek, özür diliyerek konuşur. Ama iş
ciddiye bindiğinde aynı hoşgörüyü gösteremiyor. Yani sözleri ve uygulaması bir olmadığı için
insanlar konuşmak istemiyor. Ben işlerimi diğer idareci arkadaşlarla halletmeye çalışıyorum.
Kendimi anlatamadığımı düşünüyorum. Veya o beni anlamıyor. (...)okula ilk geldiğim zaman
bir gruplaşma vardı. Kimse kimseye selam vermiyordu.iyi öğretmen kötü öğretmen ayrımı
vardı.Bir kast sistemi vardı. Hala bazı öğretmen arkadaşlarım okula adapte olamadılar. Ben
inatçıyım buna karşı çıktım. Sert çıktım. Bunlar olurken tabi hevesim gitti. Savaşırken
yoruldum. Yorgun savaşçı oluyorsunuz. Bunu idareye, öğrenciye, veliye yansıtmamaya
çalışıyorsun ama bu sizi çok yıpratıyor.(...) Okula istekle gelmek, sevildiğini hissetmek, değer
verildiğini hissetmek öğretmen için çok önemli. Bağlılığını arttırıyor. Buraya aidim. Onlarda
benim yanımda. Bunu tam tersi müdürlerin ben buranın hakimiyim demesi öğretmenlerin ben
buraya ait değilim duygusunu yayıyor ama istekli çalışmıyoruz. Ben 20 yıldır şunu istiyorum
çalışan öğretmen ile çalışmayanın, çalışan idareci ile çalışmayanın farkının görülmesini
istiyorum. Yan gelip yatan bir insanla bir olmak istemiyorum. Kıymetin bilinmseini istiyorum.
Bir farkın olmasını istıyorum. Müdürlerin göz teması kurması, bu okulun sahibi sizsiniz
demesi çok önemli. Bir göz teması bile yeter bir hal hatırı sorması bile yeter. Güler yüz. Yani
alına bir kararın öğrenciden duyulması kadar kötü birşey olamaz. Öğretmen desteğinin
olmadığı hiçbir şey uygulanamaz. Öğretmeni atlayarak hiçbirşey yapılamaz.”
Ö6 “(...)mesela derse beş dk geç kaldığımızda sürekli olamamak konuşuluyla hemen
uyarılmamak beni hem mutlu ediyor. Hem dikkatli olmamı sağlıyor. Çok disiplinli ortamlarda,
çok kişi uyarıldığı zaman kişide bir isteksizlik başlıyor. Rahat bırakıldığında zaten öğretmenin
bir işi yoksa dersine girecektir. Aksi halde ters tepebiliyor. Müdür bey güleryüzlü, mutlu
olduğu zaman hem verim artıyor, daha rahat çalışıyorum.(...) bu okula ait olduğumu
hissediyorum ve ilk başlarken ufak tefek aksilikleri görmezden geldiğiniz zaman, önyargısız
davrandığınız zaman sevecan bir ortam oluşabiliyor. İlk izlenim ve devamında bakış açısı çok
önemli. Bazı ufak tefek şeyleri sorun ederseniz soğursunuz o ortamdan. Nasıl yaklaşırsanız
öyle tepki alırsınız. (...)okul içi aktivitelerin öğretmenleri bir araya getirildiğini düşünüyorum.
Bunun koordinasyonunun sağlandığını. Öğretmenlere eşit derecede yaklaşılması,
94
gülümsemenin , tatlı dille yaklaşılması, öğretmeni anlamak, rencide etmemek çalışma ortamını
olumlu etkileyeceğini düşünüyorum.”
Ö7 “Müdürün bir şeyi söyleme şekli ses tonu değilde sözü beni sinirlendiriyor. Aynı zamanda
sözü söylerken yüzümüze bakmaması.(...) müdür bey bazi öğretmen arkadaşlar geç geldiğinde
bişey demiyor, bazısı geldiğinde diyor. Burada ayrımcılık var gibi hissediyorum. Olumsuz
etkileniyorum.(...) empatinin olması gerektiğine inanıyorum.”
Ö8 “(...)bazen toplantı sırasında yeri olmadığı halde bir şaka yapıyor. Alınıyor insanlar.
Soğuyor insanlar, kızabiliyor. Sonradan farkına varıyor ama iş işten geçmiş oluyor. Bu
olumsuz bir hava yaratıyor. Hırslandırmak için konuşuyor. Takdir ediyor ama bazende kırıcı
olabiliyor. Eleştirdiği de oluyo. Yüz ifadesi biraz kötü olabiliyor. Yanlış gördüğü bir şeyi
defalarca tekrar ediyor. Bu da rahatsız edici olabiliyor.(...) müdür bey biraz kontolcu bir tavrı
var. Herkez kendi branşının uzmanı olduğu için o kadar kontrolcu olmak iyi değil. Biraz
herşeyi ben bilirim havasında. Mesela ayda yılda bir geç kaldığım olmuştur. Her zaman mı geç
kalıyorsunuz demesi beni üzdü. Okulda genel bir takım çalışması yok. İletişimsizlik söz
konusu. Herkez işimi bitireyim gideyim derdinde.(...) insanları olduğu gibi kabul etmek.
İnsanların artılarını öne çıkararak onları motive etmek. Hepimiz burada birlikteyiz. Eleştirmek
yerine iyi yönlerini ön plana çıkarmak. Bunlar sağlıklı bir çalışma ortamı için gerekli. İnsanlar
arasında iletişim kopuksa etkili değilse hiçbir şey elde edilemez. Önce iletişim sonra başarı.
Derste daha etkili olabilmem için burada olmaktan mutlu olmalıyım. Motivasyonumu ise
kendim sağlıyorum. Bırakırsam gidecek gibi. Kendi gayretimle.”
Ö10 “Müdür yaptığımız işten dolayı bize iltifat ediyorsa, kendimi ödüllendirmiş gibi
hissediyorum çok mutlu oluyorum. Yaptığım işten gurur duyuyorum. Ya da en ufak bir işte
veya olayda da benim o olumsuzluğumu görüp yüzüme vuruyorsa, o zaman çok rencide
oluyorum. (...)okula ilk geldiğimde müdür beyin yüzü asıksa geriliyorum, eğer güler bir ifade
varsa çok mutlu oluyorum. Yüzü asık olduğunda ona yaklaşamıyorsunuz. Öyle bir beden dili
var ki. Lanet olsun gelme yanıma der gibi. O da benim çalışmamı, performansımı, müdürün
yanına yaklaşmamı kesinlikle etkiliyor. Aynı zamanda takım çalışmamızı ve performansımızı
da etkiliyor. Sadece beni değil diğer öğretmenleri de etkiliyor. Tek bir bakış, tek bir ifade
yeterli. (...)öğretmenlerin performansını etkileyen birinci etken olarak gülümsemeyi
görüyorum. Müdürün güler yüzlü olması, iletişiminin çok iyi olması, beden dilini çok iyi
kullanması, göz teması yaparak konuşması veya dokunma hareketi ile samimiyetini belirtmesi
çalışma ortamını olumlu etkiler. Okul müdürleri yazılı sınavla geliyorlar. Beden dli ile ilgili
bilgileri yok. Öğretmenlerde direk müdürle iletişm içindeler. Herhangi bir bakısı bir gülüşü
bütün günümü etkiliyor. Moralim bozulabiliyor. O koltuğa oturduklarında ben herşeyim
sahibiyim havasına bürünüyorlar. Onun için aslında müdürler 2 ay iletişim dersi görmeliler.”
Ö12 “(...)sözsüz iletişim için beden dili çok önemli. Güne bir gülümsemeyle selamlaşmayla
başlamak önemli. Genelde böyle de başlıyoruz. Tabiki güne iyi başlamak moral ve motivasyon
açısından önemlidir.(...) Mesela okul takımlarımı ziyaret ettiğinde moral, bakışıyla, endamıyla
bişeyler yapabileceğini hissetirir, takımın antremanını izlerken oturuşuyla, evet çocuklar siz
bişeyler başarmak üzeresiniz başarıyorsunuz o güveni hissettirir. Gururlandırıp,
cesaretlendirdiği yanı sıra başarı durumunda takımı aynı zamanda ödüllendirir.
Ödüllendirmenin eğitimde ne kadar önemli bir pekiştireç olduğunun farkında biri.” (...) ben
okulumu, mesleğimi seviyorum. Okuldaki arkadaşlarımın yüzde yüzü oranında iyi iletişim
kurduğuma inanıyorum. Ya allah kahretsin bu lanet okula geldim gibi birdüşüncede olmadım.
Takım çalışmamızda var tabiki. Çalışma ortamımızın daha iyi olması için açıklık, empati
,farklı görüşlere saygı, dürüstlük, kendin, rahat hissetme, idare ile paylaşımcı olmak gibi
unsurlarının önemli olduğunu düşünüyorum. Her şeyin konuşularak halledilebileceğine
inanıyorum. Beden dili olarak bakışların, gözlerin, ağız mimiklerinin, ellerle desteklenen
hareketlerin iletişim kurmada etkili olduğunu düşünüyorum.”
Ö13 “(...)bir bakış bir tatlı söz bile insanı motive etmeye yeter. Ben bunu öğrencilerime de
uyguluyorum. Diyorum ay ne kadar güzel olmuşşsun, saçın ne kadar güzel dediğim zaman
çocuk zaten motive oluyor. Bütün insanlar için geçerli, bir bakış, sıcak bir tebessüm. Bazı
insanlar bir tebessümün insanı aşağı çekebileceğine inanıyorlar ama ben tebessümün
kazandıracak birçok şeyi var diyorum. Bin söz yerine bir tebessüm yeter diyorum.
(...)Yöneticimiz bizim okuldaki bu durumumuzdan çok memnun. Okulumuzda pizza günleri
95
yapılıyor, kahvaltılar yapılılıyor yani hepberaber paylaşımımızın çok iyi. Birbirimize bağlıyız.
Öğretmenler arasındaki diyalog, öğretmenler ararsındaki iş birliği çok mükemmel.(...) kişi
motive edildiğinde daha çok şevklenecektir, daha çok bağlanacaktır okula, burası benim
diyecektir. Ben mesleğimi zaten çok seviyorum. Tabi birde olumlu bir çalışma atmosferi
olunca katmerli pasta gibi oluyor.(...) Empati, karşıyı düşündüğünüz zaman herşey daha iyiy
olacak diye düşünüyorum. Sen karşıyı düşündüğünde o da seni düşünecek zaten sorunlar
ortadan kalkacak.”
Ö17 “(...)okulda en genç ve ona göre en hareketli öğretmeni benim. Öğretmenler odasında beni
gördüğünde geldi bizim askerimiz diyor. Siz ounu böyle durduğuna bakmayın asker gibi falan
diyor. Ne bileyim bu sözler beni güdülüyor. Daha enerjik oluyorum. İşte sizin gibi birkaç
arkadaş daha olsa bu okul coşar gibi şeyler söylediğinde güdüleniyorum. (...) bazı
idarecilerimizin çok kontrolcu olması beni rahatsız ediyor. Bunun dışında selamalaşırız,
gülümseriz. Öğretmen öğretmen iletişimimiz iyi.”
Ö18 “Bir idareci yanımdan selam vermeden geçerse buna çok bozulurum. Nedenini kendimde
aramaya başlarım. Aldığım övgüler, takdir edilmek mutlu eder, gururlandırır. Teşekkür
etmeleri bile çok mutlu eder.(...) idarecilerin ,iletişim, beden dili, liderlik gibi konuları
kendilerine işlemesi gerekir. Özel derslerle mi olur seminerlerle mi olur bu konuların işlenmesi
gerkiyor. Doğuştan bazı şeyler gelebilir ama eğitimle de bazı şeylerin değişmesi gerektiğine
inanıyorum.”
Okul ortamında müdürler ve öğretmenler sürekli etkileşim içinde bulunmaktadırlar. Bu
etkileşimde
müdürler;
örgütsel
amaçları
gerçekleştirmede,
öğretmenlerin
okula
bağlılıklarını artırmada, onların beklentilerini karşılamada öğretmenler üzerinde etkili
olmak durumundadırlar. Bu bağlamda
çalışma grubundaki öğretmenlerin büyük
çoğunluğu, olumlu beden dili davranışlarının gülümsemenin, selam vermenin, hal hatır
sormanın, göz teması kurmanın çalışma ortamlarını olumlu etkilediği; müdürün takdir
etmesi,övgüde bulunmasının motivasyonlarını arttırdığı ve mutlu etttiği, olumlu okul
ortamının ise okula bağlılığını arttırdığı yönünde görüş bildirmişlerdir. Ö1 “(...)olumlu
durumlar olduğunda övgü gördüğünüz zaman motivasyonum artıyor. Daha bir çalışmak
istiyorsunuz. Okuldaki olumlu ortam bağlılığımı arttırıyor. Okul arkadaşlarım arasındaki
olumlu ilişki beni etkiliyor.” Ö4 “(...)müdürün samimi , karşısındaki önemser görünmesi
beni mutlu eder.” Ö5 “(...)Okula istekle gelmek, sevildiğini hissetmek, değer verildiğini
hissetmek öğretmen için çok önemli. Bağlılığını arttırıyor. Buraya aidim. Onlarda benim
yanımda. Bir göz teması bile yeter bir hal hatırı sorması bile yeter. Güler yüz.” Ö6 “
Müdür bey güleryüzlü, mutlu olduğu zaman hem verim artıyor, daha rahat çalışıyorum.(...)
Öğretmenlere eşit derecede yaklaşılması, gülümsemenin , tatlı dille yaklaşılması,
öğretmeni
anlamak,
rencide
etmemek
çalışma
ortamını
olumlu
etkileyeceğini
düşünüyorum.” Ö10 “Müdür yaptığımız işten dolayı bize iltifat ediyorsa, kendimi
ödüllendirmiş gibi hissediyorum çok mutlu oluyorum. Yaptığım işten gurur duyuyorum.(...)
96
öğretmenlerin performansını etkileyen birinci etken olarak gülümsemeyi görüyorum.
Müdürün güler yüzlü olması, iletişiminin çok iyi olması, beden dilini çok iyi kullanması,
göz teması yaparak konuşması veya dokunma hareketi ile samimiyetini belirtmesi çalışma
ortamını olumlu etkiler.” Ö12 “(...)sözsüz iletişim için beden dili çok önemli. Güne bir
gülümsemeyle selamlaşmayla başlamak önemli. Genelde böyle de başlıyoruz. Tabiki güne
iyi başlamak moral ve motivasyon açısından önemlidir.” Ö13 “(...)bir bakış bir tatlı söz
bile insanı motive etmeye yeter.”
Öğretmenlerimizin görüşlerine baktığımızda iletişime yapıcı hareketlerle başlamak,
selamlaşmak, gülümsemek okul müdürlerinin iletişim engellerini kaldırmalarına olanak
sağlayarak olumlu bir okul atmosferinin oluşmasını sağladığı görülmektedir. Aynı
zamanda
bu durum çalışanların moral ve motivasyonlarının yüksek olmasına olanak
sağlarak, öğretmenin okul içindeki görevlerini doyum alarak ve verimli olarak
gerçekleştirmesinde, kendini güvende hissetmesinde, okul örgütünün bir parçası olduğunu
düşünmesinde, görüş ve düşüncelerine önem verildiğini bilmesinde ve kendisine saygı
duyulduğunun bilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Öztekin (1997), okul
müdürlerinin beden dili davranışlarının sıklığı ile öğretmenlerin etkilenme derecesi adlı
çalışmasında okul müdürlerinin gösterdikleri bir beden dili davranışı varsa öğretmenlerin
bundan mutlaka etkilendikleri, sık gösterdikleri davranışlardan yüksek, seyrek gösterdikleri
davranışlardan ise düşük etkilendikleri görülmüştür şeklinde görüş bildirmiştir.
Öğretmenlerimizin ifadeleri de Öztekin’i destekler niteliktedir. Aynı şekilde Aksoy (2005,
s. 134-137)’un lise yöneticilerinin beden dili davranışlarının sıklığı ile öğretmenlerin
etkilenme biçimleri adlı çalışmasında yöneticilerin gösterdikleri olumlu davranışlara
öğretmenlerin olumlu; olumsuz, sert, kaba, saldırgan davranışlar sergilediklerinde ise
öğretmenlerin olumsuz etkilendikleri, öğretmenlerin yöneticilerin bazı beden dili
davranışlarına karşı beni cesaretlendirir, mutlu olurum, güvenimi yitiririm, huzursuz
olurum, hırslanırım, güvenim kırılır, sıkılırım şeklinde hissettikleri araştırma sonucuyla da
örtüşmektedir.
Okulda yönetici ve öğretmenler arasındaki iletişimin kalitesi öğretmenlerin motivasyonunu
ve iş performansını arttırarak, yönetici ile öğretmen arasındaki çatışmaları önleyerek
sağlıklı bir okul atmosferinin oluşmasını sağlamaktır. Bu gerçekleşmediği zaman
öğretmenin motivasyonu ve okula bağlılığı azalmakta, çalışma ortamı olumsuz
97
etkilenmektedir. Bu doğrultuda öğretmenlerimiz okul müdürünün sergilediği olumsuz jest
ve mimiklerin, otoriter davranışın, dinlemeden yargılamanın motivasyonlarını azalttığı ve
sinirlendirdiği, baskıcı davranışı okula bağlılığını azalttığı, aşırı kontrolcu davranışı ve
öğretmenlerarası yapılan ayrımcılığın çalışma ortamını olumsuz etkilediğini dile
getirmişlerdir. Ö1 “Göz teması kurmadığında ben bişey anlatırken başka şeylerle
ilgilenmesine sinirleniyorum. Beni dinlemiyor, ilgilenmiyor gibi geliyor. Bunu yanında
bazen dinlemeden direk yargılaması. Hani ben tamamen otoriteyim, siz benim dediklerimi
yapmak zorundasınız tavırlarına kırılıyorum.” Ö2 “Bazı durumlarda birkaç dk derse geç
girmiş oluyorsun. Müdür bey hemen bakışıyla niye böyle oldu der gibi mimik yapıyor.
Veya sözlü şekilde nerdesin demesi, saati göstermesi bu motivasyonumu bozuyor.” Ö3 “
(...)haklı olduğum bir konuda sadece bir noktayı görüp, o noktadan genelleme yapması,
ona göre çalışıyorsun çalışmıyorsun ön yargılarda bulunması beni sinirlendiriyor. Çünkü
o an onu görmüştür. Olayın başı var sonu var.” Ö4 “(...)önemsenmediğim, selamımı
almadığı, odasına gittiğim zaman kafasını kaldırmadığı zaman moralim bozuluyor.
(...)Toplum içinde bazı öğretmenleri örnek gösterince, arkadaşlar ister istemez o neden
beni örnek gösterdi, beni niye göstermedi şeklinde sürtüşmeler olabiliyor. Yani
öğretmenleri toplum içinde kıyaslıyor. Üzerimde bir baskı hissediyorum onu görünce.
Mesela kapıyı çalmadan direk sınıfa dalması, sizi sürekli pencereden gözetlemesi.” Ö7
“(...)müdürün bir şeyi söyleme şekli ses tonu değilde sözü beni sinirlendiriyor. Aynı
zamanda sözü söylerken yüzümüze bakmaması.(...) müdür bey bazı öğretmen arkadaşlar
geç geldiğinde bir şey demiyor, bazısı geldiğinde diyor. Burada ayrımcılık var gibi
hissediyorum.” Ö8 “(...)müdür bey biraz kontolcu bir tavrı var. Herkez kendi branşının
uzmanı olduğu için o kadar kontrolcu olmak iyi değil. Biraz herşeyi ben bilirim havasında.
Mesela ayda yılda bir geç kaldığım olmuştur. Her zaman mı geç kalıyorsunuz demesi beni
üzdü.” Ö17 “(...)bazı idarecilerimizin çok kontrolcu olması beni rahatsız ediyor.” Ö18
“Bir idareci yanımdan selam vermeden geçerse buna çok bozulurum.”
Davis (1984, s. 599) iletişimin başlıca amacını; bilgi ve anlayış geliştirmek, güdülemek,
işbirliği ve iş doyumu sağlamak şeklinde ifade etmiştir. Katılımcılarımız, okul müdürünün
sergilediği olumlu ve olumsuz davranışlardan motivasyon, okula bağlılık, moral ve çalışma
ortamı açısından yüksek derecede etkilendiklerini belirtmişlerdir.
98
BÖLÜM 5
SONUÇ VE ÖNERİLER
Araştırmanın bu bölümünde, araştırma bulgularına dayalı sonuç ve öneriler verilmiştir.
5.1.Sonuç
Araştırmada varılan sonuçlar aşağıda sunulmuştur:
1. Katılımcıların büyük bir çoğunluğunun iletişim ya da herhangi bir konuda hizmet
içi eğitim veya seminere katılmadıkları bulunmuştur. Öğretmenlerin, öğrencilerin
dönem özellikleri, sınıf yönetimi ve veli
iletişimi ile bilgileri lisans dönemi
derslerinden, televizyon, dergi ve kitaplardan edindikleri sonucuna varılmıştır..
Seminere katılan öğretmenlerimiz ise seminerin kendisine çok şey kattığı, veli ve
öğrenci iletişimde faydalı olduğu, zevkli geçtiği, günlük hayatta uygulanabilir
olduğu yönünde sonuca ulaşılmıştır.
2. Öğretmenlerimizin çalıştıkları okulda farklı görüşlere saygı, iletişimde açıklık ve
empatinin olduğu, öğretmenlerin birbirleri ile olan iletişimlerinin iyi, karşılıklı
anlayış, işbirliği ve saygı çerçevesinde, olumlu beden dili davranışları ile
desteklendiği; öğretmenlerin öğrencilerle iyi iletişim kurdukları; bunun yanında ise
velilerin öğretmenlere karşı gösterdikleri olumsuz tavırdan dolayı iletişimlerinin
istenilen düzeyde olmadığı, velilerin ilgisiz ve eleştiriye kapalı oldukları şeklinde
sonuca ulaşılmıştır.
3. Katılımcıların okul müdürleri ile rahat ve iyi iletişim kurdukları, herhangi bir
sorunları
olduğunda
çekinmeden
okul
99
müdürlerine
ulaşabildikleri,
okul
müdürlerinin anlayışlı davrandığı; aksi halde okul müdürleri, sert bir tavır, olumsuz
bir beden dili davranışı sergilediğinde,
okulun sahibi gibi davrandığında,
öğretmenin görüşlerine, fikirlerine yer vermediğinde öğretmenlerin rahat iletişim
kuramadıkları ve okul müdürlerine gerektiğinde ulaşamadıkları bulunmuştur.
4. Çalışma grubundaki öğretmenlerin, okul müdürlerinin odasına herhangi bir durum
için girdiklerinde, okul müdürlerinin öğretmenlere karşı büyük bir çoğunlukla
olumlu beden dili davranışları sergilediği, göz teması kurduğu, gülümsediği, oturuş,
duruşlarını düzenlediği, kendilerine yönelerek buyur ettiği, tokalaştığı; müdürlerin
konuşurken öğretmenlere saygı duyduğunu belirtir şekilde masada öne doğru
eğildiği ve öğretmenleri dinlediği sonucu ortaya çıkmıştır. Bu davranışlar
öğretmenlerin kendilerini değerli ve önemli hissetmelerine neden olmuştur. Aksi
davranışların
okul
müdürlerinin
öğretmenleri
görmezlikten
gelmesi,
gülümsememesi, göz teması kurmaması, duruş ve oturuş şeklini düzenlememesi
gibi olumsuz beden dili davranışları ise öğretmenler üzerinde olumsuz etkiler
bırakmıştır. Öğretmenlerin, kendi kendilerine konuşuyormuş pozisyona düştükleri,
müdürün odasına girmek ve iletişime geçmek istemedikleri sonucuna ulaşılmıştır.
5. Öğretmenlerin okul müdürlerinin verdiği görevi en iyi şekilde ve istekle yapmaları
için, okul müdürlerinin olumlu beden dili davranışı sergilemesi, rica ederek
konuşması, güler yüzlü bir şekilde, uygun ses tonu ile iletişime geçmesi; aksi halde
okul müdürlerinin emir şeklinde, yüksek ses tonu, dik ve sert bakışla, duruşla
öğretmenlere davranması durumunda, öğretmenlerin verilen görevi yapmak
zorunda oldukları için yapacakları yönünde sonuca ulaşılmıştır.
6. Katılımcılar okul müdürleri ile herhangi bir anlaşmazlığa düştüğünde veya farklı
fikirlere sahip olduklarında, okul müdürlerinin sorunları sert yolla halletme taraftarı
olmadığı, güleryüzle, iyilikle halletme taraftarı olduğu, sinirli olduğunu belirten jest
ve mimikler sergilese bile ses tonu düzeyine dikkat ettiği, karşılıklı sorunları
birbirlerine anlatarak, birbirlerini dinleyerek orta yolu bulmaya çalıştıkları
bulunmuştur.
7. Okul müdürlerinin genelde okul içinde ve dışında öğretmenlere selam verdiği,
gülümsediği, göz teması kurduğu, tokalaştığı, hal hatır sorduğu, sahip çıktığı yani
olumlu beden dili davranışları sergilediği sonucuna varılmıştır. Görmezden gelme,
göz teması kurmama ve selamlaşmama gibi olumsuz beden dili davranışlarında
100
öğretmenlerin kendilerini kötü
hissettikleri,
kendileri de
müdüre
selam
vermedikleri sonucuna ulaşılmıştır.
8. Okul müdürlerinin toplantı sırasında hakimiyeti sağlamak ve herkezi görebilmek
amacıyla masanın ortasında ve yanında iki idarecinin oturduğu, katılımcılardan
bazıları okul müdürlerinin merkezde oturarak, buranın hakimi benim, ben
otoriteyim, herkez beni görsün hissetsin, ben müdürüm şeklinde otorite kurmaya
çalışan davranışları göstermeye çalıştığını, toplantı sırasında okul müdürünün
bacakları hafif açık paralel şekilde, ellerinin masada, ben kendime güveniyorum,
ben otoriteyim hissini verecek şekilde vücunun dik, ses tonun ortama uygun şekilde
ayarlı olduğu sonucu ortaya çıkmıştır.
9. Genel beden dili davranışları açısından
okul müdürleri incelendiğinde, okul
müdürlerinin kılık kıyafetine önem verdiği, zamanında toplantılara başladığı,
bekletilmekten ve beklemekten hoşlanmadığı, özellikle bayan öğretmenlere karşı
samimiyet belirtisi el ve kol jestlerini kullanmaktan çekindiği, kişisel kullanım
alanına özen gösterdiği, karşı tarafı önemser şekilde tokalaştığı, kendinden emin,
bacaklar hafif açık paralel şekilde, vücut dik, eller arkada, bakış ileri ve dik ,ben
buradayım, ben otoriteyim şeklinde durduğu ve yürüdüğü sonucuna ulaşılmıştır.
Bunun yanında okul müdürünün daha rahat kıyafetler giymesi durumunda
öğretmenlerin müdürle iletişimlerinin daha rahat, samimi ve müdüre daha rahat
ulaşabilecekleri yönünde olmuştur.
10. Okul ortamında müdürler ve öğretmenler sürekli etkileşim içinde bulunmaktadırlar.
Bu etkileşimde müdürler; örgütsel amaçları gerçekleştirmede, öğretmenlerin okula
bağlılıklarını artırmada, onların beklentilerini karşılamada öğretmenler üzerinde
etkili olmak durumundadırlar. Okul müdürlerinin sergilediği gülümseme, selam
verme, hal hatır sorma, göz teması kurma gibi olumlu beden dili davranışları
öğretmenlerin çalışma ortamını olumlu etkilediği, müdürün öğretmenleri takdir
etmesi, onlara övgüde bulunması motivasyonlarını arttırdığı ve mutlu etttiği,
olumlu okul atmosferinin, öğretmelerarası iletişim ve işbirliğinin ise okula bağlılığı
arttırdığı; aksi davranışların olumsuz jest ve mimiklerin, otoriter davranışın,
dinlemeden
yargılamanın
öğretmenlerin
motivasyonlarını
azalttığı
ve
sinirlenmelerine neden olduğu, müdürlerin baskıcı ve aşırı kontrolcu davranışı,
101
öğretmenlerarası yapılan ayrımcılığın öğretmenlerin okula bağlılığını azalttığı,
çalışma ortamlarını olumsuz etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.
5.2.Öneriler
Araştırmada varılan sonuçlara dayalı olarak uygulamacılar ve diğer araştırmacılar için
şu önerilerde bulunulabilir:
1. Öğretmenlerin iletişim ile ilgili herhangi bir kişisel gelişim programına ve seminere
katılmadıkları sonucu doğrultusunda, öğretmenlerin kişisel gelişim programlarına,
iletişim ile ilgili toplantı veya seminerlere katılmaları kendilerini geliştirmeleri
açısından önerilebilir.
2. Eğitimde
veli, öğrenci ve öğretmen arasındaki ilişkide sorunlar yaşandığında
eğitimde aksaklıklar ve sorunlar baş göstermeye başlamaktadır. Bu bağlamda
öğretmenlerimizin velilerin gösterdiği olumsuz tavırdan dolayı eğitimde aksaklıklar
meydana gelmiştir. Bu doğrultuda eğitim öğretim süresi içerisinde öğretmen veli
iletişimi seminerleri veya toplantıları yapılabilir.
3. Öğretmenlerin okul müdürlerine daha rahat ulaşabilmeleri, iletişim kurabilmelri
açısndan okul müdürlerinin olumlu beden dili davranışlarını tercih etmeleri daha
doğru bir davranış biçimi olacaktır.
4. Okul müdürlerinin gösterdikleri olumlu beden dili davranışlarının öğretmenleri
olumlu, olumsuz beden dili davranışları ise olumsuz etkilediği sonucu göz önüne
alınarak idarecilere iletişim ve beden dili eğitimi semineri verilebilir.
5. Katılımcıların okul müdürlerinin verdikleri görevleri sadece yapmak zorunda
oldukları için yapmak yerine daha istekle ve yaratıcılıkla yapmaları için, okul
müdürlerinin öğretmenlerle güleryüzle, uygun ses tonu ve uslupla konuşarak, emir
şeklinde değilde rica ederek konuşmalarının daha yapıcı bir davranış biçimi
olacaktır.
6. Okul ortamı içerisinde okul müdürleri ile öğretmenler arasında anlaşmazlığın
yaşanması kaçınılmazdır. Okul müdürlerinin bu anlaşmazlık ve tartışma ortamını
iyi yönetmesi çok önemlidir. Okul müdürlerine ve öğretmenlere çatışma yönetimi
eğitiminin verilmesi okulun sürdürebilirliği ve sağlığı açısından önerilebilir.
102
7. Okul dışında okul müdürleri ile öğretmenler arasında iletişim daha samimi ve
rahattır.
Okul
müdürleri
ve
öğretmenler
arasındaki
iletişimi
daha
da
kuvvetlendirmek adına okul dışı etkinliklerin, gezilerin sayısı arttırılabilir.
8. Yönetmelik doğrultusunda okul içinde giyilen kıyafetlerin müdür ve öğretmen
arasında duvar örmemesi gerekir. Öğretmenler müdürün giyim tarzının müdürle
olan iletişimlerini etkilediğini, rahat kıyafetler giymesi durumunda daha rahat
iletişim kurabileceklerini belitrmişlerdir. Bu doğrultuda idarecilerin giydikleri
kıyafetleri kalkan olarak kullanmamaları, olumlu beden dili davranışlarını
kullanarak öğretmenle daha rahat iletişim kurmanın yollarını aramaları önemli
görülmüştür.
9. Yapılan çalışmada, okul müdürünün öğretmenleri yaptıkları herhangi bir işten veya
davranıştan dolayı
takdir
etmesi ve övgüde bulunması öğretmenlerin
motivasyonunu ve okula bağlılığını arttırdığı, mutlu ettiği ve çalışma ortamını
olumlu etkilediği göz önünde bulundurularak okul müdürlerinin öğretmenleri
güdülemek adına ödüllendirme yöntemini daha sık kullanmaları önerilebilir.
10. Devlet ilköğretim okulunda gerçekleştirilmiş bu çalışmayı, ortaokul ve ilkokul
müdürlerinin öğretmenlere karşı kullandıkları sözel olmayan iletişim unsurları
şeklinde geliştirebilir, devlet okulları ile özel okullar arasındaki ilişkiye bakılabilir.
11. Okul müdürlerinin ve öğretmenlerin kullandıkları sözel olmayan iletişim
unsurlarının öğrenciler üzerindeki etkisi nitel ve nicel olarak araştırılabilir.
12. Çalışma grubundaki katılımcı sayısı arttırılarak daha kapsamlı veriler elde
edilebilir.
103
104
KAYNAKÇA
Açıkalın, A. (1998). Toplumsal, kurumsal ve teknik yönleriyle okul yöneticiliği. (4.
Basım). Ankara: Pegem.
Açıl, M. (2005). Ögretmenin beden dili. İstanbul: Armoni.
Adair, J. (2003). Etkili iletişim, yönetim silahlarının en önemlisi. (Ö. Çolakoğlu, Çev.).
İstanbul: Babıali Kültür.
Ailes, R. (1996). Mesaj sizsiniz. (A. Önder, Çev.). İstanbul: Sistem.
Akat, İ., & Budak, G. (1994). İşletme yönetimi. İstanbul: Beta.
Akbaş, B. (2008). Örgütsel iletişimin örgütsel bağlılığa etkisi üzerine bir araştırma.
Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Afyon Kocatepe Üniversitesi, Sosyal
Bilimler Enstitüsü, Afyon. 20 Şubat 2013 tarihinde http://tez2.yok.gov.tr/
adresinden erişilmiştir.
Akpınar, R. V. (2004). Duygusal yüz ifadeleri anlama becerisini geliştirmeye yönelik
örnek bir öğretim programı. Uluslararası Insan Bilimleri Dergisi ISSN: 1303-5134.
27 Şubat 2015 tarihinde
http://www.arastirmax.com/system/files/dergiler/161047/makaleler/1/1/arastrx_161
047_1_pp_1-10_8. pdf sayfasından erişilmiştir.
Aksoy, Ş. (2005). Lise yöneticilerinin beden dili davranışlarının sıklığı ile öğretmenlerin
etkilenme biçimleri (Ankara ili örneği). Yayımlanmış Yüksek Lisans Tezi, Gazi
Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ankara. 20 Şubat 2013 tarihinde
http://tez2.yok.gov.tr/ sayfasından erişilmiştir.
Altıntaş, E., & Çamur, D. (2005). Sözsüz iletişim beden dili. (3. Baskı). İstanbul: Aktüel.
105
Ateş, Ö. (2005). İlköğretim okullarında görev yapan yöneticilerin öğretmenlerle iletişim
tarzları (Kırıkkale ili örneği). Yayımlanmış Yüksek Lisans Tezi, Kırıkkale
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kırıkkale. 20 Şubat 2013 tarihinde
http://tez2.yok.gov.tr/ sayfasından erişilmiştir.
Aydın, M. (2005). Eğitim yönetimi. (7. Baskı). Ankara: Hatiboğlu.
Bağcı, M. (2008). Öğretmenin beden dilinin öğrenciler tarafından algılanması (Esenler
ilçesi örneği) [Özet], Yayımlanmış Yüksek Lisans Tezi, Beykent Üniversitesi
sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul. 20 Şubat 2013 tarihinde http://tez2.yok.gov.tr/
sayfasından erişilmiştir.
Baltaş, Z., & Baltaş, A. (2003). Beden dili. (33. Basım). İstanbul: Remzi.
Baş, Ö. (2010). Öğretmenlerin sınıf içinde sözel ifadeler ve sözel olmayan davranışların
analizi üzerine nitel bir çalışma. Yayımlanmamış Doktora Tezi, Gazi
Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ankara. 20 Şubat 2013 tarihinde
http//acikarsiv.gazi.edu.tr/File.php?Doc_ID=5249 sayfasından erişilmiştir.
Berko, R. M., Wolvin, A. D., & Wolvin, D. R. (2001). Communicating-a social and career
focus . Boston: Houghton Mifflin Company.
Bıçakçı, İ. (1998). İletişim ve halkla ilişkiler. Ankara: Media Cat.
Bolat, S. (1996). Eğitim örgütlerinde iletişim: Hacettepe Üniversitesi eğitim fakültesi
uygulaması. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 12, 75-80. 1 Mart
2013 tarihinde
http://www.efdergi.hacettepe.edu.tr/199612SAL%C4%B0H%20BOLAT.pdf
sayfasından erişilmiştir.
Burbules, N. (2010). Okullarda iletişim. Selahattin Turan (Çev. Ed.). Eğitim Yönetimi
Teori, Araştırma ve Uygulama içinde (s. 340-374). Ankara: Nobel.
Burgoon, J.K., Buller D. B., & Woodall, G. N. (1996). Nonverbal communication the
unspoken dialogue. (2. Ed.). ABD : The Mc Graw Hill Companies.
Büyüköztürk, Ş., Kılıç-Çakmak, E., Akgün, Ö. E., Karadeniz, Ş., & Demirel, F. (2010).
Bilimsel araştırma yöntemleri ( 5. Baskı). Ankara: Pegem Akademi.
106
Chaney L.H., & Green G. C. (2006). Presenter behaviors: actions often speak louder than
words. The American Salesman, 51(4), 22.
Çalışkan, N. (2003). Sınıf öğretmenlerinin sözel olmayan iletişim davranışlarının
değerlendirilmesi. Yayımlanmış Doktora Tezi, Atatürk Üniversitesi, Sosyal
Bilimler Enstitüsü Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı, Erzurum. 20 Şubat 2013
tarihinde http://tez2.yok.gov.tr/ sayfasından erişilmiştir.
Caputo, J.S., & Hazel, H.C. ( 1994). Interpersonal communication (competency through
critical thinking). Boston: Allan Bacon.
Celep, C. (1992). İlkokullarda yönetici-öğretmen iletişimi. Hacettepe Üniversitesi Dergisi,
8, 301-316. 1 Mart 2013 tarihinde
http://www.efdergi.hacettepe.edu.tr/19928CEVAT%20CELEP.pdf
sayfasından
erişilmiştir.
Coleman, R., & Wu, H.D. (2006). More than words alone: İncorporating broadcaster’s
nonverbal communicationinto the stage of crisis cvorage theory- evidence from
september 11th. Journal of Broadcasting & Electronic Media, 50(1), 1-17. DOI:
10.1207/s15506878jobem5001_1.
Cüceloğlu, D. (1998). Yeniden insan insana. İstanbul: Remzi.
Cüceloğlu, D. (1996). İnsan ve davranışı. (6. Basım). İstanbul: Remzi.
Davis, K. (1984). İşletmelerde insan davranışı; örgütsel davranış. (K. Tosun, Çev.). (5.
Basım). İstanbul: İstanbul Üniversitesi.
Dincer, M. K. (2000). İş dünyasında kişisel imajın yeri ve önemi. Yayınlanmamış Doktora
Tezi, Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir. 20 Şubat 2013 tarihinde
http://tez2.yok.gov.tr/ sayfasından erişilmiştir.
Demiray, U. (2006). Genel iletişim. Ankara: Pegem A.
Dökmen, Ü. (2002). İletişim çatışmaları ve empati. (20. Baskı). İstanbul: Sistem.
Ergin, A., & Birol, C. (2000). Eğitimde iletişim. Ankara : Anı.
Eroğlu, F. (1996). Davranış bilimleri. İstanbul: Beta.
107
Erkuş, A., & Günlü, E. (2009). İletişim tarzının ve sözsüz iletişim düzeyinin çalışanların iş
performansına etkisi: Beş yıldızlı otel işletmelerinde bir araştırma. Anatolia
Turizm Araştırmaları Dergisi, 20(1), 7-24. ISSN:1300-4220(1990-2009). 20
Aralık 2012 tarihinde
www.anatoliajournal.com/.../Cilt20_Sayi1_Yil2009_1305116469.pd. sayfasından
erişilmiştir.
Evcimen, H. (1998). Lise müdürlerinin iletişim düzeyi ile öğretmenlerin iş doyumu ve
öğrencilerle sınıf içi iletişim düzeyi arasındaki ilişkiler. Doktora Tezi, Hacettepe
Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.
Frymier, A. B. (1993). The ımpact of teacher ımmediacy on students motivation over the
course of a semester. Paper Presented at the Annual Meeting of the Speech
Communication Association. 79(11), 18-21. Eric No: ED367020.
Gabbot, M., & Hogg, G. (2001). The role of non-verbal communication in service
encounter: A conceptual framework. Journal of Marketing Management, 7, 5-26.
27 Şubat 2015 tarihinde http://ksi.fp.uns.ac.id sayfasından erişilmiştir.
Greenberg, J., & Baron, R. (2000). Behavior in organizations. New Jersey: Prentice Hall.
Gökçe, O. ( 2006). İletişimi bilimine giriş. Ankara: Siyasal.
Gürses, Y. (2006). Eğitim örgütlerinde yöneticilerin etkin iletişim kurma becerilerinin
belirlenmesine
yönelik
bir
araştırma
(Kütahya
merkez
ilçe
örneği).
Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Dumlupınar Üniversitesi, Sosyal Bilimler
Enstitüsü, Kütahya. 20 Şubat 2013 tarihinde
http://www.belgeler.com/blg/s80/eitim-rgtlerinde-yneticilerin-etkili-iletiimkurma-becerilerinin-belirlenmesine-ynelik-bir-aratirma-ktahya-merkez-ile-rnei-aresearch-on-determining-the-managers-efficient-communication-skill-ineducational-organizations-ktahya-town-sample sayfasından erişilmiştir.
Gürüz, D., & Yaylacı, G. (2004). İletişimci gözüyle insan kaynakları yönetimi. İstanbul:
Medıcat Yayınları.
108
Hartman, N. A. (2007). Nonverbal communication. Teaching Note. 27 Şubat 2015
tarihinde http://ocw.mit.edu.tr sayfasından erişilmiştir.
Huelsman, S. B. (1988). An exploratory study of the relationship of teacher nonverbal
cues of warmth to student anxiety level and verbal responsiveness during an oral
proficiency examination of french. Doktora Tezi, The Ohio State University,
Ohio, ABD. 10 Ocak 2013 tarihinde
http://search.proquest.com/docview/303711506?accountid=11054.(303711506)
sayfasından erişilmiştir.
Hürmeriç, E. H. (2008). Beden eğitimi öğretmenlerinin sözel olmayan iletişim
davranışlarının öğrenci algılarına göre değerlendirilmesi. Yayımlanmış Yüksek
Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ankara. 20 Şubat 2013
tarihinde http://tez2.yok.gov.tr/ sayfasından erişilmiştir.
Ilgar, L. (1996). Eğitim yönetimi okul yönetimi sınıf yönetimi. İstanbul: Beta.
Kaloç, İ. (2005). Sınıf içi çatışma yönetimi. Çağdaş Eğitim Dergisi, 320, 38-43.
Kaşıkçı, E. (2001). İmaj, iletişim ve beden dili. Ankara: Hayat.
Kaya, İ. (2012). Sosyal bilgiler öğretmenlerinin beden dili hareketlerinin öğrencilerin
sosyal bilgiler dersine ilişkin tutumlarına etkisi.[Özet] Yayımlanmamış Yüksek
Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, İstanbul. 20 Şubat
2013 tarihinde http://tez2.yok.gov.tr/ sayfasından erişilmiştir.
Koç, S. (2004). İletişimde ustalaşmak, bize nasıl davranacaklarını başkalarına biz
öğretiriz. İstanbul: Kuraldışı.
Kurt, T. (2009). Okul yönetiminde insan ilişkileri. Servet Özdemir (Ed.), Türk Eğitim
Sistemi ve Okul Yönetimi içinde (s. 109-145). Ankara: Nobel.
Kılınç, U. (2011). Şikayet yönetimi: Müşteri-işgören etkileşiminde sözsüz iletişim.
Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Adnan Menderes Üniversitesi, Sosyal
Bilimler Enstitüsü, Aydın. 20 Şubat 2013 tarihinde http://tez2.yok.gov.tr/
sayfasından erişilmiştir.
Lazar, J. (2001). İletişim bilimi. Ankara: Vadi.
109
Mc Dowell, E. E. (1993). An explatory study of gta’s attitudes toward aspects of teaching
and teaching style. Paper Presented at the Annual Meeting of the Speech
Communication Association, 79(11), 18-21. Eric No: ED370147.
Mısırlı, İ. (2004). Genel ve teknik iletişim. ( 2. Baskı). Ankara: Detay.
Molcho, S. (2000). Beden dili sessiz diliniz. (T. Batır, Çev.). İstanbul: Gün.
Molinsky, A. L. (2005). Cracking The Nonverbal Code Intercultural Competence and
Gesture Recognition Across Cultures. Journal of Cross - Cultural Psychology,
36(3).
O’Hair, D., & Fredrich, G. W. (2005). Strategic communication in business and
professions. Boston: Houghtan Mifflin Company.
Onay, M., Süslü, Z. H., & Kılcı, S. (2011). İletişim tarzının ve sözsüz iletişimin
çalışanların iş performansına etkisi: Posta dağıtıcıları ve hemşireler üzerine bir
araştırma. Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi, Selçuk Üniversitesi, 15(21),
139-175. 17 Ocak 2013 tarihinde
sayfasından
www.iibf.selcuk.edu.tr/iibf_dergi/dosyalar/01348089916.pdf
erişilmiştir.
Özaslan, S. (2009). Sözsüz iletişimin örgütsel iletişim tatminine etkileri: Çanakkale’deki
konaklama işletmelerine yönelik araştırma. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi,
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Turizm
İşletmeciliği
Anabilim
Dalı,
Çanakkale.
20
Şubat
2013
tarihinde
http://tez2.yok.gov.tr/ sayfasından erişilmiştir.
Özer, A. K. (1995). İletişimsizlik Becerisi. İstanbul: Varlık.
Öztekin, M. A. (1997). Okul müdürlerinin beden dili davranışlarının sıklığı ile
öğretmenlerin etkilenme derecesi.[Özet]Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi,
Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara. 20 Şubat 2013
tarihinde http://tez2.yok.gov.tr/ sayfasından erişilmiştir.
Pehlivan, İ. (1992). Eğitim yönetiminde stres kaynakları. Yayınlanmamış Doktora Tezi,
Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.
110
Pektaş, S. (1988). Sözel olmayan öğretmen davranışlarının öğretime etkileri. Ankara
Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 22(1), 225-240. 15 Ocak 2013 tarihinde
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/40/511/6293.pdf sayfasından erişilmiştir.
Sabuncuoğlu, Z., & Tüz, M. (1998). Örgütsel psikoloji. Bursa: Alfa.
Sayers, F. (1993). Yöneticilikte iletişim. İstanbul: Rota.
Samovar, L. A., & Mills, J. (1995). Oral Communication Speaking Across Cultures.
Boston: Wm. C. Brown Communications Ink.
Sampson, E. ( 1995). The image factor, imaj faktörü. İstanbul: Rota.
Scohober, O. (2003). Beden dili davranış anahtarı. (6. Basım). İstanbul: Arıon.
Solmuş, T. (2004). İş Yaşamında Duygular ve Kişiler Arası İlişkiler. İstanbul: Beta.
Sundaram, D.S., & Webster, C. (2000). The role of nonverbal communication in service
encounters. Journal of Services Marketing, 14(5), 378-391. 25 Mart 2013
tarihinde
http://www.emeraldinsight.com/journals.htm?articleid=855881&show=abstract
sayfasından erişilmiştir.
Şimşek, A. (2000). Eğitim iletişimi. Eskisehir: Anadolu Üniversitesi.
Şimşek, Y., & Altınkurt, Y. (2009). Endüstri meslek lisesinde görev yapan öğretmenlerin
okul müdürlerinin iletişim becerilerine ilişkin görüşleri. Akademik Bakış, 19, 1-16.
20
Aralık
2012
tarihinde
http://www.akademikbakis.org/17/9meslek.htm
sayfasından erişilmiştir.
Tayfun, N. (2007). Etkili iletişim ve beden dili. Ankara: Nobel.
Tutar, H. (2009). Örgütsel iletişim. Ankara: Seçkin.
Tutar, H., & Yılmaz, M. K. (2003). Genel iletişim. Ankara: Nobel.
Usluata, A. (1994). İletişim. İstanbul: İletişim.
Uz, O. (2006). T.C. kamu sektöründe yönetici-yönetilen ilişkilerinde iletişim ve güven.
Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü İşletme Yönetimi Anabilim Dalı, Ankara. 20 Ocak 2013 tarihinde
acikarsiv.atilim.edu.tr/browse/176/189.pdf sayfasından erişilmiştir.
111
Yıldırım, A., & Şimşek, H. (2011). Sosyal bilimlerde nitel araştırma yöntemleri (8.Baskı).
Ankara: Seçkin.
Yüce, G., & Yavuz, C. (2009). Öğretim elemanlarının yönetim davranışlarına yönelik
öğrenci algı ve beklentileri (Ordu Üniversitesi Ünye İ.İ.B.İF’de bir araştırma).
Türk Eğitim Bilimleri Dergisi, 7(2), 225-240. 15 Ocak 2013 tarihinde
ilet.gazi.edu.tr/posts/download?id=13459 sayfasından erişilmiştir.
Zıllıoğlu, M. (1996). İletişim nedir?. İstanbul: Cem.
112
EKLER
Ek 1. Görüşme Formu
Görüşme;
Tarihi: ……/……/2013
Kişisel Bilgiler;
Yaşınız
Kıdeminiz
Eğitim Düzeyiniz
Branşınız
Saati: …… : ……
Yeri: ……………………
: …….
: …….
: ………………………………………
: ………………………………………
Sorular
1. Ne kadar süredir bu okulda öğretmenlik yapıyorsunuz?
2. İletişim ya da benzeri bir konuda herhangi bir hizmetiçi eğitim ya da kişisel gelişim programına
katıldınız mı? Evet ise bu eğitimler hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?
3. Okulunuz genel olarak iletişim kültürü ile ilgili neler düşünüyorsunuz?
a. Açıklık
b. Empati
c. Farklı görüşlere saygı
d. Öğretmen-öğretmen
e. Öğretmen-öğrenci
f. Öğretmen-yönetici
g. Öğretmen-veli
4. Okul müdürünüzle olan iletişiminizi genel olarak nasıl değerlendirirsiniz?
a. Rahat iletişim kurma
b. Gerektiğinde ulaşılabilir olma
c. Anlayış
5. Okul müdürünüzün size karşı kullandığı sözsüz (beden dili) iletişim unsurlarını göz önüne alarak
örneklerle açıklar mısınız?
a. Jest ve mimikler
o Etkili göz teması kurma
o El ve kolların hareketi
o Bedenin duruşu
o Oturma biçimi
o Yürüyüş şekli
b. Zaman
c. Giyim ve görünüş
6. Okul müdürünüzün göstermiş olduğu sözsüz iletişim unsurlarından nasıl etkileniyorsunuz? Örnek
vererek açıklar mısınız?
a. İletişime başlamadan önce
b. İletişim sırasında
c. İletişim sonrasında
113
d. Geri bildirim
7. Okul müdürünüzün sizinle iletişim kuracağı zaman nasıl davranmaktadır?
a. Odasına herhangi bir durum için gittiğinizde
b. Sizden herhangi bir şey istediğinde
c. Onunla herhangi bir konuda farklı bir düşünceye sahip olduğunuzda veya anlaşmazlığa
düştüğünüzde
d. Onunla okul içinde ve dışında karşılaştığınızda
e. Toplantı sırasında
8. Okul müdürünüzün göstermiş olduğu sözsüz iletişim unsurları okulda süreçleri nasıl etkilemektedir?
a. Çalışma ortamı
b. Öğretmenler arasında işbirliği
c. Koordinasyon
d. Moral
e. Bağlılık
f. Takım çalışması
9. Bir okulda sağlıklı bir iletişimin olabilmesi için nelerin yapılması için neler önerebilirsiniz? Açıklar
mısınız?
Ek 2. Görüşme Sözleşme Formu
Merhabalar,
Öncelikle, bana ayırmış olduğunuz zaman ve araştırmama gösterdiğiniz ilgi için teşekkür
ediyorum.
Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eğitim Yönetimi ve Denetimi Bilim Dalında
yüksek lisans yapıyorum. Yüksek lisans tez konum “İlköğretim Okulu Müdürlerinin
Öğretmenlere Karşı Kullandıkları Sözel Olmayan İletişim Unsurlarının Analizi.”
Araştırma sonuçlarına bağlı olarak okul müdürlerinin kullandıkları sözel olmayan iletişim
unsurlarının
ve
bu
unsurların
öğretmenleri
nasıl
etkilediklerinin
belirlenmesi
amaçlanmaktadır. Bu araştırma kapsamında sizinle bir görüşme yapmak istiyorum.
Gönüllü olarak katıldığınız bu görüşmede söyleyeceklerinizin araştırmama ışık tutacağını
umuyorum. Araştırma verilerimin geçerlik ve güvenilirliğini sağlamak, görüşme
sırasındaki olası kesintileri önleyebilmek amacıyla görüşmemizin ses kaydını almayı
planlıyorum. Kayda alınacak bu görüşme, yalnızca bilimsel veri olarak kullanılacaktır.
İsteğiniz doğrultusunda ses kayıtları, veriler yazıldıktan sonra silinebilecektir.
Sonuç olarak bu sözleşmeyi okuduğunuz ve araştırmama gönüllü olarak katıldığınız için
tekrar teşekkür ediyorum.
114
Araştırmama gönüllü olarak katıldığınıza ve benim de size verdiğim sözleri tutacağıma
ilişkin bu sözleşmeyi imzalamamızı uygun görüyorum.
Tarihi: ……/……/2012 Saati: …… : …… Yeri: ……………………
Görüşülen
Görüşmeci
Ek 3. Araştırma İzin Belgesi
115
116
117
118
Download