V. ÜN*TE SANAT FELSEFES* A. SANAT

advertisement
V. ÜNİTE
SANAT FELSEFESİ
A. SANAT FELSEFESİ VE TEMEL KAVRAMLARI
1. Estetik ve Sanat Felsefesi
2. Sanat ve Felsefe İlişkisi
3. Sanat Felsefesinin Temel Kavramları
B. SANATI AÇIKLAYAN FELSEFİ GÖRÜŞLER
1. Taklit Olarak Sanat
2. Yaratma Olarak Sanat
3. Oyun Olarak Sanat
C. GÜZELLİĞİN KAYNAĞI NEDİR?
1.Güzellik Problemi
2. Güzellik-Hakikat- İyi-Hoş-Faydalı-Yüce İlişkisi
Ç. SANAT ESERİNİN NİTELİKLERİ
1. Güzelliğin Nitelikleri
2. Sanat Eseri ve Özellikleri
D. SANATA ETKİ EDEN UNSURLAR
E. ORTAK ESTETİK YARGILAR
1. Ortak Estetik Yargıların Olduğunu Reddeden Görüş
2. Ortak Estetik Yargıların Var Olduğunu Savunan Görüş
Temel Kavramlar
Estetik, Sanat
,Zanaat ,Sanatçı
,Sanat eseri,
Estetik haz, Güzel
Uyum, Yüce, Taklit
Sanat felsefesi,
Öznellik, Estetik
yargı ,Romantizm
Natüralizm
Sanat felsefesi sanatın, sanat
yaratmalarının ve sanat
beğenilerinin
özü ve anlamını konu alan
sadece
sanattaki güzellikle ilgilenen bir
disiplindir.
Aristoteles’e göre: Güzellik,
matematiksel olarak orantılı ve
ölçülü olandır.
Plotinus’a göre: Güzel “ilahi
aklın”
evrende ışımasıdır
Felsefenin, özellikle sanat alanında güzeli
ve güzelliği konu alan dalına sanat
felsefesi adı verilmektedir. Ancak felsefe ile
ilgili eserlere baktığımızda sanat felsefesi
yerine estetik sözcüğünün kullanıldığını
görürüz. Oysa ikisinin aynı şey olmadıklarını
söylemek, estetik ve sanat felsefesi farkını
anlatmak gerekiyor.
Estetik kavramı: Kant, Hegel gibi birçok
filozof, estetiğin kapsamını genişletip
güzelden başka; yüce, zarif, hoş, alımlı,
trajik ve çirkin gibi kavramları da estetiğin
içine alıp onu güzel sanatların hepsini
inceleyen bir felsefe disiplini hâline
getirmişlerdir.
Sanat felsefesi ise insanın meydana
getirdiği eserleri ele alan, sanata dair
yaratmaların ve zevklerin anlamını
inceleyen bir felsefe dalıdır.
İnsanda hoş duygular uyandıran, güneşin
doğuş ve batışı, harika bir manzara,
estetiğin konusu olabildiği hâlde sanat
felsefesinin konusuna girmez.
Sanat değeri taşıyan bir tablo ise hem sanat
felsefesinin hem de estetiğin konusuna
girer. Sanat felsefesinin temel kavram ve
problemleri, estetiğin de temel kavram ve
problemleridir.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı
gibi sanat felsefesi, sadece sanattaki güzel
ile ilgilenir. Estetik ise sanat-doğa ayrımı
yapmadan bütün alanlardaki “güzel” ile
ilgilenir. Bu yönüyle estetiğin alanı, sanat
felsefesinin alanından daha geniştir.
Felsefe de sanat da; doğayı ve insan varlığını
konu alır ve her ikisinin de zorunlu olarak
uymaları gereken belirli bir yöntemleri
yoktur.
Felsefenin sanatla paylaştığı bir diğer özellik,
her ikisinin de önermelerinin yine
bilimlerden farklı olarak dar anlamda
doğrulanamaz olmasıdır.
Bir sanat eseri, yapısı bakımından doğru
veya yanlış olamaz
Sanat ile felsefe arasındaki en önemli fark;
felsefenin düşünceye hitap eden evrensel
bir bilgi olma iddiasına karşılık
sanatın duygu veya duyarlılığımıza hitap
eden bir faaliyet alanı olmasıdır.
Sanat ile zanaatı birbirinden ayırmak gerekir.
Zanaat, faydaya dayalı ürünler ortaya koymaktır.
Sanatta ise faydadan ziyade sanat kaygısı egemendir;
belli menfaat ve maddi bir gelir sağlamak amacıyla yapılan ürünler genelde zanaat
ürünleridir.
Kavramlar: Hoş, Suje, Obje, Yüce, Taklit, Sanat Eseri, Estetik haz ,Güzellik
……………..: Estetik bir öznenin; estetik bir tavırla, estetik bir nesneye
yaklaşması sonucunda duyduğu estetik heyecan veya duygu.
..................... :Büyük, ulu, ulvi. Hayranlık uyandıran, ulaşılması zor olan şey.
.....................: İnsanın duygularını okşayan güzellik. Zevk veren, beğenilen
.
……................. Varlığın onu algılayan kişi tarafından hoş, iyi olarak
değerlendirilmesidir.
Estetik tavır: Sanatla uğraşan, ondan anlayan kişinin sanat eserine karşı
gösterdiği tavır veya tepki.
........................: Sanatta konu olan nesne, varlık.
...........................: Sanatla ilgilenen,
sanattan anlayan kişi.
Estetik Yargı: Özne (süje), sanat eseri
(nesne) hakkında onun güzel veya hoş
olduğu yönünde bir yargıda bulunmak.
....................................: Sanatçının bir
şeyi benzetme yoluyla eserine aktarması
................................ : Sanatçının
oluşturduğu, yaratıcılık ve ustalık sonucu
ortaya çıkan üstün eser.
Aristoteles: Sanatçı doğayı taklit
eder.
B. Croce : Sanatçı hayal gücünü ve
yaratıcı yanını kullanarak
mükemmel olanı kendisi yaratır.
F. Schiller : İnsan oynadığı sürece
insandır.
SANATI AÇIKLAYAN FELSEFİ GÖRÜŞLER
1. Taklit Olarak Sanat:
Platon'a göre evren, gerçekler ve
gölgeler evreni olarak ikiye ayrılır.
İçinde yaşadığımız gölgeler evreni
gerçek dünyanın bir yansıması, bir
kopyasıdır.
O her şeyin aslının idealar dünyasında
bulunduğunu, bu dünyadakilerin,
ideaların taklitleri olduğunu ileri sürer.
Sanatçı ideaların kopyasını taklit ederek
eserini oluşturur. Sanat Platon'da
aslında taklidin taklididir.
Aristoteles'e göre de, sanatçı doğayı
taklit eder. Ama olanları sadece
oldukları gibi değil, olmaları
gerektiği gibi yansıtabilmelidir.
Ona göre, bu yanıyla sanat, ahlaki
bir amaç da taşımalıdır.
Çünkü insanlar sanat eserleri
karşısında yoğun duygular
yaşayarak ruhlarını arındırırlar.
2. Yaratma Olarak Sanat
Bu yaklaşıma göre sanatçı hiçbir
zaman doğayı taklit etmez, çünkü
doğada mükemmellik yoktur.
Mükemmellik gerçekte var olmayan,
fakat ideal olan bir şeydir.
Sanatın amacı, ideal ve mükemmel
olandır. Mükemmelliği, sanatı, hayal
gücünü, yaratıcı yanını kullanarak
kendisi yaratır.
Bu yaklaşımın önemli bir temsilcisi
Benedetto Croce (Benedetto Kroçe)
. Oyun Olarak Sanat
Bu yaklaşım, sanat ile oyun arasında
bir bağ kurar. Bu yaklaşıma göre
oyun ile sanat arasında bir takım
benzerlikler vardır. Bu benzerlikler
aşağıdaki gibidir:
*Her ikisi de insanı gündelik yaşam
ve onun bağımlılıklarından,
sıkıntılarından, kaygılarından
uzaklaştırır.
*Her iki etkinlikle de pratik olarak
hiçbir fayda beklenmeden yapılır.
Her ikisi de insanı özgür bir dünyaya
götürür .
Sanatı oyun olarak gören yaklaşımın en ünlü
temsilcisi
F. Schiller’dir.İnsan oynadığı sürece insandır.
O oyunla, sanat faaliyetini anlatmak
istemektedir.
Yani, Schiller'e göre insan, gerçek özgürlüğe
ancak sanat yoluyla ulaşabilir. Schiller, bizim
sanatla uğraşırken, kendimizi zamandan
koparılmış gibi hissettiğimizi söyler. Bu ise
oyun oynarken zamanın nasıl geçtiğini fark
etmeyişimize benzer. Biz, insanlığımızın
burada, dış kuvvetlerin darbesine maruz
kalmamış denecek kadar, saf ve tam olarak
ortaya çıktığını anlarız.
Schiller'in anladığı estetik evren, bir oyun
küresidir.
ÖZELLİKLER
Taklit Yaratma Oyun
Sanatçı gerçekte var olanı yansıtır………………..
Sanatçının amacı ideal ve mükemmel olana ulaşmaktır………….
İnsan oyun sırasında günlük kaygılarından sıyrılır……………..
Hayal gücü sanat eserini oluşturur………………..
C. GÜZELLİĞİN KAYNAĞI NEDİR?
GÜZELLİĞİN ON PAR'ETMEZ
Güzelliğin on par'etmez
Bu bendeki aşk olmasa
Eğlenecek yer bulaman
Gönlümdeki köşk olmasa
...
Güzel yüzün görülmezdi
Bu aşk bende dirilmezdi
Güle kıymet verilmezdi
Aşık ve maşuk olmasa
Aşık Veysel Şatıroğlu
Aristoteles: e göre güzellik,
matematiksel olarak orantılı ve ölçülü
olandır.
Schiller:göre de güzelliğin bir duyusal,
bir de akli yanı vardır. Güzellik aklın,
duyuların şekillenmesidir.İnsandaki
oyun içgüdüsü, aklı ve duyuları yaşama
ve güzellik içgüdüsü şeklinde birleştirir.
Hegel’de: güzelliği “idenin duyusal
görünüşü” olarak tanımlar.
Güzellik, hemen her filozofta farklı bir
biçimde tanımlanmıştır.
Platon: için güzel; meydana gelmeyen, yok
olmayan, başka bir şeye dönüşmeyen tek ve
kendinde var olan sonrasız bir ideadır.
Kant:güzelliği bir takım temel ilkelerden
hareketle açıklar. Bunlar:
1. Güzellik, hiçbir karşılık gözetmeksizin
hoşlanmaktır.
2. Güzellik, hoş olandan ve faydalı olandan
ayrılır.
3. Güzellik, objenin amaca uygun olmasıdır.
4. Güzel, yalın bir şekilde genel olarak hoşa
gidendir.
2. Güzellik –Hakikat–İyi–Hoş–Fay
dalı– Yüce İlişkisi:
Güzel ve Hakikat (Doğruluk):
Platon'a göre güzellik ve hakikat
aynıdır, çünkü her ikisi de varlığın
özünü ifade eder.
Kant, bu her iki kavramı kesinlikle
birbirinden ayırır.
Kant'a göre hakikat,
bilgisel-mantıksal bir değerdir,
kavram ve soyutlanma ile ilgilidir.
Güzellik ise nesnelerin salt duygusal
görünüşleri ile ilgilidir
Güzel ve İyi:
Bu iki değer daima birbiri ile aynı olarak
görülmüştür.
Kant, iki kavramın birbirlerinden
kesinlikle farklı olduğunu belirtir.
Güzellik,yalnızca duygusal olanla ilgili
bir kavramdır, buna karşın iyilik akılla
kavranan bir kavramdır.
Güzelde, hiçbir yasa ve bağımlılık
yoktur. Oysa iyi ahlak
bakımından özgür gibi görünebilse de,
bir yasaya bağlıdır
Güzel ve Hoş:
Kant'a göre güzel ile hoş ve yararlı olan
aynı şey değildir. Hoş olanın nesnel bir
ölçüsü yoktur. Hoş olarak değerlendirilen
şeyler kişiden kişiye değişebilir. Oysa
güzel olan, kişisel değerlendirmelerden
bağımsızdır, güzel olduğu için güzeldir
• Güzel ve Faydalı:
Kant’a kadar olan dönemlerde Faydalı olan güzel, güzel olan
iyi ve aynı zamanda faydalıdır görüşü hakimdir.. Oysa Kant,
güzel ve iyiyi birbirinden ayırır.
Örneğin:Su faydalıdır ama suyun güzel ve faydalı olduğu
durumlar aynı değildir. Tıpta kullanılan ilaçlar ve bazı tedavi
yöntemleri faydalıdır, ama güzeldir denemez.
Güzel ve Yüce:
Aristoteles, göre güzel
olanda düzen, oran,
uyum gibi özellikler
bulunur. Yüce
kavramında ise belirli
ölçüleri aşan sınırsızlık
ve sonsuzluk dile
getirilir.
Kant'a göre, “Güzelliğin
sınırlı bir büyüklüğü
vardır, bu büyüklüğü aşan
nesneler yada büyüklük
sınırının altında kalan
nesneler güzel olamazlar.
Sınırsız bir gökyüzü güzel
değil yüce olarak
değerlendirilir.
1. Güzelliğin Nitelikleri:
Güzelliğin objektif ve subjektif
nitelikleri vardır. Subjektif olan
nitelikler; kişiden kişiye, toplumlara ve
yüzyıllara göre değişebileceği için,
burada kısaca objektif nitelikler
üzerinde durulacaktır. Objektif
nitelikleri de içsel ve dışsal olarak ikiye
ayırmak mümkündür.
Güzelliğin dışsal (biçimsel) nitelikleri
de şunlardır:
*Orantı ve simetri
*Uyum (harmoni)
İçsel nitelikler şunlardır:
Bir eserin güzel olması, onun temsil
ettiği düşünceyi yansıttığı oranda
artar.
*Güzel bir şey idesine, özüne,
kavramına uygun olan şeydir.
* Güzel eser, temsil ettiği şeyin tipine
bir bütün olarak uygun olmalıdır. At
hörgüçlü olmaz,
*Yetkin olmayan, tam olmayan şeyler
güzel değildir. Bir şeyin güzel
olabilmesi için canlı ve anlatım gücü
yüksek olmalıdır.
2. Sanat Eseri ve Özellikleri: Sanat eseri, somut ve ögesi ortada olan estetik bir
nesnedir. Örneğin:Bir tiyatro oyunu, bir heykel, bir tablo, bir müzik parçası vb. birer
sanat eseridir.Bir sanat eseri şu üç temel ögeden oluşur:
a) Sanatçı b) Sanat eseri c) Sanat eserini anlayıp takdir eden kişiler (alımlayıcı, suje)
Sanat Eseri'nin Özellikleri:
1. Sanat eseri kişiseldir.
2. Sanat eserleri yaratıcılık gerektirir.
3. Sanat eseri estetik kaygılarla ortaya
çıkar.
4. Sanat eseri özgündür; yani tektir.
5. Sanat eseri kalıcıdır.
6. Sanat eseri evrenseldir.
D. SANATA ETKİ EDEN UNSURLAR
S
E. ORTAK ESTETİK YARGILAR
1. Ortak Estetik Yargıların
Olduğunu Reddeden Görüş:
Bu görüşün en önemli temsilcisi
B.Croce'dir.
Ona göre, her sanatçı kendi
duyumlarını ve izlenimlerini alır ve
bunları kendi ruhunda bir senteze
tutarak onları kendinde yaşar.
2. Ortak Estetik Yargıların Var
Olduğunu Savunan Görüş:
Ortak estetik yargıların varlığını kabul
eden görüşün en önde gelen temsilcisi
Kant’ır.
Duygusal beğeniye dayanan bazı
yargıların tamamen sınırlı ve kısa süreli
kişisel yargılar olduğunu, ama gerçek
estetik yargıların duygusal olmaktan
çıkıp düşünsel düzeye çıktığını,
kişisel olmaktan çıkıp zorunlu ve genel
geçer hale geldiğini söyler.
MİMARKEMALETTİNBEY(1870-1927)
Üsküdar'da doğan Kemalettin Bey, Mühendis Mektebi'ni bitirdi. Bir süre
Almanya'ya gitti. Dönüşünde Mühendis Mektebi'nde öğretim üyeliğine başladı,
Seraskerlik Dairesi baş mimarı oldu. Kemalettin Bey, Osmanlı sanat tarihini çok iyi
inceleyen bir mimardır. Osmanlı İmparatorluğu’nun yetiştirdiği mimarları ve
bunların en büyüğü olan Mimar Sinan’ı, eserlerindeki özellikleriyle etüd etti.
İstanbul'da Çamlıca Kız Lisesi, Bostancı, Bebek Yeşilköy camileri, Reşadiye Mektebi
ve Sultan Reşat Türbesi, Gazi Osman, Mahmul Şevket, Cevat, Ali Rıza ve Hüsnü
Paşaların türbeleri, Ankara' da Gazi Üniversitesi Rektörlük Binası ve Demiryolları
Müdürlüğü binası başlıca eserleri arasındadır.
Kemalettin Bey Klasik Dönem Osmanlı mimarisinden esinlenen ulusal mimarlık
akımının öncülerindendi. Ulusal benliğin biçimsel olarak Osmanlı ve İslam yapı
elemanlarıyla ifade edildiği bu tarzda, simetrik olarak düzenlenen ön cephelerde
kemer, saçak ve çini gibi öğeler kullanılıyor, kulemsi çıkıntılar ve boydan boya
uzanan kornişlerle geleneksel mimariyi vurguluyordu.
Alıştırmalar:
1. Estetik sözcüğünü ilk kez 18. yy.da Alman düşünürü………………kullanmıştır.
2. Sadece sanattaki güzel ile…………, bütün alanlardaki güzel ilede……...ilgilenir.
3.……………….;büyük, ulu, ulvi, hayranlık uyandıran ulaşılması zor olan şeydir.
4. Sanatı yaratma olarak gören yaklaşımın en önemli temsilcisi……………………
5. Platon için güzellik……………………
1. Estetiğin, ”güzel”in ne olduğunu sistemli bir şekilde sorgulayan Baumgarten’dir. ( )
2. Doğal güzel ile sanatsal güzel aynı şeydir. ( )
3. Natüralist (doğalcı) ya da “gerçekçi” diye sınıflayabileceğimiz anlayışlara göre doğa,
bütün güzelliklerin kaynağıdır. ( )
4. Platon'a göre güzel ideadır. ( )
5. Aristoteles'e göre güzel de ölçü ve orantı olmaz. ( )
6. Kant'a göre güzellik, hiçbir karşılık gözetmeksizin hoşlanmaktır. ( )
7. Schiller'e göre güzel, sadece maddeseldir. ( )
8. Hegel güzelliği,Geist ya da İde adını verdiği mutlak bir ilke ile açıklar. ( )
9. Yaşadığımız coğrafya sanatı ve sanatçıyı etkilemez. ( )
10. F. Schiller’e göre sanat oyundur. ( )
11. Sanat eseri özgün, tek ve biriciktir. ( )
12. Estetik tavır; sanatla uğraşan, ondan anlayan kişinin sanat eserine gösterdiği
tavırdır. ( )
13. Kant'a göre ortak estetik yargılar olamaz. ( )
1. Aşağıdakilerden hangisi sanat alanlarından biri değildir?
A) Sinema B) Müzik C) Resim D) Tiyatro E) Spor
2. “İnsan oynadığı sürece insandır ” diyerek sanatın oyun olduğunu savunan düşünür
aşağıdakilerden hangisidir?
A) Platon B) Aristoteles C) B. Croce D) I.Kant E) F.Schiller
3. “Estetik” bütün alanlardaki “güzel” ile ilgilenir. Aşağıdakilerden hangisi estetiğin
temel kavramlarından değildir?
A) Erdem B) Yüce C) Güzel D) Taklit E) Hoş
4. Sanat eserini insanların yaptığı diğer eserlerden ayırmak için, bir takım
ölçütler vardır. Aşağıdakilerden hangisi bu ölçütlerden biri değildir?
A) İnsanın yaratıcı hayal gücüyle oluşur. B) Özgün, tek ve biriciktir.
C) Yarar amacı ya da pratik kulanım değeri taşımaz. D) Bütün insanlar beğenir.
E) Bilinçli bir şekilde insanların ürettiği eserlerdir.
5. “Güzelliğin on para etmez şu bendeki aşk olmasa” diyen Âşık Veysel ile
“Var olmak algılanmış olmaktır.” diyen Berkeley'in görüşlerinin ortak yönü
aşağıdakilerden hangisinin vurgulanmasıdır?
A) Güzelliğin olmadığı B) Varlığın olmadığı C) Asıl olanın nesne olduğu
D) Asıl olanın özne olduğu E) Ortak estetik yargıların olduğu
YUKARIDAN AŞAĞIYA
1.Bütün güzelliklerin doğa olduğunu söyleyen sanat akımı.
3.“Güzelliğin on para etmez, bu bendeki aşk olmasa.” sözünün sahibi, halk ozanımız.
4.“Biz romantik olduktan sonra, dağlar güzelleşti.” sözünün ifade ettiği sanat akımı.
7.“Renkler ve zevkler tartışılmaz.” sözünün anlattığı estetik yargı özelliği.
8.Varlığın onu gören tarafından hoş, iyi olarak değerlendirilmesi.
9.Başta güzellik olmak üzere sanat eserleriyle ilgili kavramların analizi ve problemlerin
çözümü ile uğraşan, felsefenin sanatı konu alan dalı.
11.Faydacılık.
12“İnsan oynadığı sürece insandır.” diyen düşünür.
13.İnsanın duygularını okşayan güzellik. Zevk veren, beğenilen.
17.Sanatçının bir şeyi benzetme yoluyla eserine aktarması.
18.Varlığa verilen estetik değer.
19.Büyük, ulu, ulvi. Hayranlık uyandıran, ulaşılması zor olan şey.
21.Herhangi bir hareketi düzenli aralıklarla parçalara bölerek bunların resimlerini
belirleyen ve sonra bunları gösterici yardımıyla karanlık bir yerde,
bir ekran üzerinde yansıtarak hareketi yeniden oluşturan sanat dalı.
SOLDAN SAĞA
2.Bir öyküyü, sahne olarak ayrılmış bir yerde, oyuncuların söz ve hareketleriyle
canlandırma sanatı.
5. Güzelin ne olduğunu soran, sorgulayan felsefe dalı.
6. Duygu, düşünce ve eylemleri tek sesli veya çok sesli olarak anlatma sanatı(musiki).
10. Sanat eserinin biricik ve tek olma özelliği.
14.Sanatı yaratma olarak gören yaklaşımın en önemli temsilcisi.
15. “Herkes güzele baktığı zaman ortak estetik yargılara ulaşacaktır.” diyerek ortak
estetik yargıların var olduğunu savunan Alman düşünürü.
16.Estetik sözcüğünü ilk kullanan Alman düşünürü.
20.Güzelliği; matematiksel olarak ölçülü ve orantılı olarak ifade eden İlk Yunan
düşünürü.
22.Faydaya dayalı ürünler oluşturma.
23.Sanatçının oluşturduğu, yaratıcılık ve ustalık sonucu ortaya çıkan üstün eser.
24.Güzelliği idenin(manevi ilke) duyusal görünüşü olarak tanımlayan düşünür.
25.Zengin sembollerle, ritimli sözlerle, seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan edebî
anlatım biçimi.
26.Selimiye Camii'nin mimarı.
Download