Uykusuzluk (insomnia)

advertisement
Uykusuzluk Bozukluğu
ve
Aşırı Uykululuk bozukluğu
Dr. Sinan Yetkin
Uyku Bozuklukları Sınıflandırması
ICSD-3, 2014
DSM-5, 2013
1.
İnsomnia
1. Uykusuzluk bozukluğu
2.
Uykuyla ilişkili solunum bozuklukları
2. Aşırı uykululuk bozukluğu
3.
Hipersomnolansın merkezi bozuklukları
3. Narkolepsi
4.
Sirkadiyen ritim uyku-uyanıklık bozuklukları
4. Solunumla ilişkili uyku bozukluğu
5.
Parasomniler
5. Sirkadiyen ritim uyku-uyanıklık bozuklukları
6.
Uyku ile ilişkili hareket bozuklukları
6. NREM uykusu uyanma bozuklukları,
7.
Diğer uyku bozuklukları
7. Kabus bozukluğu,
8. REM uykusu davranış bozukluğu,
9. Huzursuz bacaklar sendromu
10. Madde/ilacın yol açtığı uyku bozukluğu.
TANIM
Uykusuzluk, insomnia;
Uyku için yeterli fırsat ve imkan olmasına rağmen, süreğen bir
şekilde uykuya başlamada, sürdürmede, konsolide ve kaliteli
uyumada güçlük ve sonuçta gün içi işlevselliğinde bozulmalarla
karakterizedir. (ICSD-3)
uykusuzluğun üç bileşeni:
Süreğen uyku güçlüğü,
yeterli uyku fırsatı,
gün içi işlevsellikte bozulma
TANI KRİTERLERİ [ICSD-3]
A. Hastanın bildirimleri veya hastanın ebeveyn ya da bakıcısının gözlemlerinde; aşağıdakilerden bir
ya da daha fazlası olmalıdır.
1. Uykuya başlama güçlüğü
2. Uykuyu sürdürme güçlüğü
3. İstenilenden daha erken uyanma
4. Uygun olan yatma zamanında yatmaya direnç gösterme
5. Aile veya bakıcı müdahalesi olmadan uyuma güçlüğü
B. Hastanın bildirimleri veya hastanın ebeveyn ya da bakıcısının gözlemlerinde; gece uyku güçlüğüyle
ilişkili olarak aşağıdakilerden bir ya da daha fazlası olmalıdır.
1. Yorgunluk/halsizlik
2. Dikkat, konsantrasyon, veya bellek bozukluğu
3. Sosyal, ailesel, mesleki veya akademik performansta bozulma
4. Duygudurum bozuklukları/iritabilite
5. Gündüz uykululuğu
6. Davranışsal sorunlar (örn: hiperaktivite, dürtüsellik, agresyon)
7. Motivasyon, enerji ya da insiyatif almada azalma
8. Hata/kaza yapmaya eğilimli olma
9. Uyku ile ilgili kaygılar ya da memnuniyetsizlik
C.
Bildirilen uyku/uyanıklık yakınmaları salt yetersiz imkan (örn: uyku için yeterli zaman ayrılması) ya da
uyku için yetersiz koşullar (örn: ortamın güvenli, karanlık, sessiz ve rahat olması) ile açıklanamaz.
D. Uyku bozukluğu ve ilişkili gün içi bulgular haftada en az üç kez olmalıdır.
E. Uyku bozukluğu ve ilişkili gün içi bulgular en az üç aydır mevcut olmalıdır.
F. Uyku/uyanıklık güçlüğü diğer bir uyku bozukluğu ile daha iyi açıklanamaz
TANI KRİTERLERİ [İnsomni bozukluğu (DSM-V)]
A. Başlıca yakınma, aşağıdaki belirtilerden birinin (ya da daha fazlasının) eşlik ettiği,
uykunun niceliği ya da niteliği ile ilgili memnuniyetsizlik yakınmasıdır:
1.
2.
3.
Uykuya başlamada güçlük (Çocuklarda bakım verenin yardımı olmadan uykuyu başlatmakta güçlük)
Uykuyu sürdürmede güçlük, sık uyanmalarla ya da uyanmalardan sonra yeniden uyumakta sorun
yaşıyor olmakla belirlidir. (Çocuklarda bakım verenin yardımı olmadan yeniden uyumakta güçlük
çekiyor olmak)
Sabah erken uyanma, uyandıktan sonra yeniden uyuyamama
B. Uyku bozukluğu, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, mesleki,
akademik işlevselliğinde ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında düşmeye neden
olur.
C. Uyku bozukluğu haftada en az üç gece ortaya çıkar.
D. Uyku bozukluğu en az üç ay vardır.
E. Uyku bozukluğu uyumak için elverişli bir ortam olmasına karşın ortaya çıkmaktadır.
F. Uyku bozukluğu, başka bir uyku-uyanıklık bozukluğu ile daha iyi açıklanamaz ve
yalnızca başka bir uyku uyanıklık bozukluğunun gidişi sırasında ortaya çıkmamaktadır.
G. Uykusuzluk bir maddenin (kötüye kullanılan bir madde, bir ilaç) fizyolojiyle ilgili
etkilerine bağlanmaz.
H. Eşzamanlı bulunan ruhsal hastalıklar ve sağlık durumları önde gelen uykusuzluk
yakınmasını yeterince açıklamaz.
 Ruhsal bir bozuklukla komorbid (madde kullanım bozuklukları)
 Diğer bir tıbbi bozukluğa komorbid
 Diğer bir uyku bozukluğuna komorbid
 Dönemsel (episodic): bulguların 1-3 ay arasında sürmesi
 Süreğen (persistent): bulguların 3 ay veya daha uzun sürmesi
 Tekrarlayıcı (recurrent): bir yıl içinde 2 veya daha fazla
episodun gerçekleşmesi
Uykusuzluk bozuklukları (ICSD-2)
Uykusuzluk bozuklukları (ICSD-3)
•
Kronik uykusuzluk bozukluğu
•
Kısa süreli uykusuzluk bozukluğu
•
Diğer uykusuzluk bozukluğu
•
İzole semptomlar veya normal
varyantlar:
Yatakta aşırı zaman geçirme
Kısa uykucu
Komorbid bir bozukluk olarak uykusuzluk
1.
2.
3.
4.
5.
Psikofizyolojik İnsomni
Paradoksal İnsomni
İdiyopatik İnsomni
Yetersiz Uyku Hijyeni
Çocukluk dönemi davranışsal İnsomni
(Uyku başlangıcı ile ilişkili tip, Sınırlı
uyku tipi, Karışık tip, adlandırılmamış
tip)
6. Uyum İnsomnisi (Akut İnsomni)
7. Psikiyatrik Bozukluklara Bağlı İnsomni
8. Tıbbi Duruma Bağlı İnsomni
9. İlaç ya da Maddeye Bağlı İnsomni
10. İlaç ya da Maddeye Bağlı Olmayan
İnsomni, Belirlenmemiş (Organik
Olmayan İnsomni)
11. Fizyolojik (Organik) İnsomni
İnsomni klinik ve fizyopatolojik alt tipleri
1.
Psikofizyolojik İnsomni
2.
Paradoksal İnsomni
3.
İdiyopatik İnsomni
4.
Yetersiz Uyku Hijyeni
5.
Çocukluk dönemi davranışsal İnsomni (Uyku başlangıcı ile ilişkili tip,
Sınırlı uyku tipi, Karışık tip, adlandırılmamış tip)
EPİDEMİYOLOJİ
Yaygınlığı
Genel populasyonun % 30 -40 uykusuzluk yakınmaları tanımlamakta
Olguların % 10-13 insomni bozukluğu tanısını
Olguların ≥ %80 komorbid insomni karşılamaktadır.
Türkiye’de
 18–24 yaş; % 9.8,
 25–44 yaş; % 11.7
 45–64 yaş; % 13.8,
 65 yaş ve üzeri; % 13.9
N=4758,
F/M: 2407/2351
TAPES, 2012
Epidemiyoloji - GENETİK
• Uykusuzluk bozukluğunda ailesel bir model tam olarak gösterilememiştir.
• Ancak ayrı yumurta ikizlerine göre, aynı yumurta ikizlerinde yaygınlığı daha
yüksektir.
• Ayrıca genel populasyona göre birinci derecede akrabalarda daha yüksek
yaygınlığa sahiptir.
Bu ailesel yüklülük ortak genetik yatkınlık, ortak çevresel koşullar veya
öğrenilmiş davranışların bir sonucu olabilir.
EPİDEMİYOLOJİ
Ford DE, Kamerow DB: Epidemiologic study of sleep disturbances and psychiatric disorders: An opportunity for
prevention? JAMA 262[11]:1479–1484, 1989
EPİDEMİYOLOJİ
•
•
•
•
•
Risk faktörleri
Kadınlar (iki kat daha fazla)
Yaşlılar (65 yaşın üzerinde sıklığı % 50’lere ulaşır)
Düşük gelir ve eğitim düzeyi
İşsizler
Ayrı yaşayanlar, boşanmış ve dullar
Ohayon MM,Caulet M, Guilleminault C: How a general population perceives its sleep and how this relates to the complaint of insomnia.
Sleep 20[9]:715–723, 1997.
EPİDEMİYOLOJİ Tıbbi bozukluklara komorbid insomni
N=401
N=137
%
p<.001
p<.001
p<.001
p<.01
p<.05
p<.01
p<.001
p<.05
Kalp Kanser
Hst
HT
Nöro
lojik
Solu Üriner Diabet Kronik
Num
ağrı
Bzk
N=772 Kadın ve erkek, (Yaş: 20 -98)
Taylor DJ., et al. Sleep. 2007;30(2):213-218.
GI
Diğer
tıbbi Bzk
EPİDEMİYOLOJİ İlaç veya madde kullanımına komorbid insomni
İlaç ve maddeler
• Antidepresanlar;
SSRI (fluoksetin, sertralin, paroksetin,
essitalopram, fluvoksamin), SNRI (venlafaksin,
duloksetin), MAOI
• Stimulanlar;
kafein, metilfenidat, amfetamin deriveleri,
efedrin ve deriveleri, kokain
• Dekonjestanlar;
psödoefedrin, fenilefrin, fenilpropanolamin
• Kardiyovasküler;
B-blokörler, alfa reseptör agonist ve
antagonistleri, diüretikler, lipid düşürücü ilaçlar
• Solunum
• Alkol
• Nikotin
Teofilin, albuterol
EPİDEMİYOLOJİ Psikiyatrik bozukluklara komorbid insomni
İnsomnide en yaygın komorbiditeyi psikiyatrik bozukluklar oluşturur
İnsomninin diğer DSM-IV tanı
dağılımı (64%)
DSM-IV tanısı almayanlar (24%)
Diğer uyku bozuklukları (5%)
Genel tıbbi duruma bağlı insımni (7%)
Maddeye bağlı insomni (2%)
Insomni ile ilişkili diğer ruhsal bozukluklar(10%)
Primer insomni (16%)
Uyum Bozukluğu (2%)
Anksiyete Bozuklukları
(24%)
Psikiyatrik
bozukluklar (36%)
Bipolar Bozukluk (2%)
Depresif Bozukluk (8%)
N=20,536.
European meta-analysis
Ohayon MM. Sleep Med Rev. 2002;6:97-111.
EPİDEMİYOLOJİ Diğer uyku bozukluklarına komorbid insomni
Uyku Bozuklukları
• Obstruktif uyku apnesi,
santral uyku apnesi,
• Huzursuz bacaklar
sendromu, Periyodik bacak
hareketleri bozukluğu
• Sirkadiyen ritim uyku
bozuklukları
• Parasomniler
UYKUSUZLUĞUN ETKİLERİ
• Sosyal ve aile ilişkilerini sürdürmede, iş yaşantılarındaki başarıda ve baş
etme mekanizmalarında düşme
• Psikomotor işlevsellerde bozulma (konsantrasyon, dikkat, problem çözme,
reaksiyon zamanı)
• Semantik ve kısa süreli bellek bilişsel İşlevlerde azalma
• Üretkenlikte düşme
• Kaza riskinde artma
• Yaşam Kalitesinde düşme
• Tıbbi bozukluklarda kötüleşme
Roth T, Ancoli-Israel S. Sleep. 1999;22:S354-S358.
Katz DA, McHorney CA. J Fam Pract. 2002;51:229-235.
UYKUSUZLUĞUN ETKİLERİ
• Depresyon ya da diğer bir psikiyatrik bozukluk gelişme riski yüksek
İnsomniyaklarda 3.5 yıl içinde (insomni olmayanlara göre)
– Depresyon gelişiminin 4 kat,
– Anksiyete bozukluğu gelişiminin 2 kat fazla
– Madde kötüye kullanımı ya da bağımlığının da 7 kat fazla görüldüğü.
İnsomni olanlar
İnsomni olmayanlar
18
İNSIDANS (%)
16
14
P ≤ 0.05
12
10
N=1200
8
6
4
2
0
Depresyon
Anksiyete
bozuklukları
Alkol kötüye
kullanımı
İlaç kötüye
kullanımı
Breslau N, et al. Sleep disturbance and psychiatric disorders: a longitudinal epidemiological study of young adults.
Biol Psychiatry. 1996;39:411-418.
İnsomni ve psikiyatrik bozukluk arasındaki zamansal ilişki
•
•
•
Duygudurum bozukluklarının
– Öncesinde insomnianın var olduğu %41
– Eş zamanlı oluştuğu %29
Duygudurum bozukluklarının rölaps gösterdiği olgularda ise olguların;
– % 56’da insomnianın önceden var olduğu
– % 22’de eş zamanlı oluştuğu
– % 22’de rahatsızlık başladıktan sonra ortaya çıktığı
İnsomnia ile anksiyete bozuklukları arasındaki göreceli zamansal ilişki ise; (öncesinde bir anksiyete bozukluğu
olmayan hastalarda)
– % 18’da insomnianın önceden var olduğu
– % 29’de eş zamanlı oluştuğu
– % 44’de rahatsızlık başladıktan sonra ortaya çıktığı (Ohayon ve Roth, 2003)
KLİNİK
1991 National Sleep Foundation Survey:
• Uykuya başlamakta güçlük
• Sık uyanıklık
• Sabah erken uyanma
• Dinlendirici olmayan uyku
KLİNİK
Tanı için öznel yakınmalara dayalı klinik değerlendirme yeterlidir
Nesnel değerlendirme;
Erişkin ve yaşlılarda
• Uykuya geçiş süresi; 30 dk ve üzeri
• Uyku başladıktan sonraki uyanıklık süresi; 30 dk ve üzerinde klinik olarak
anlamlıdır.
• Sabah erken uyanmaları olan hastalarda; Olağan veya istenen uyanma
saatinden 30 dakika veya daha uzun süre öncesinde uyanmaları anlamlı kabul
edilir.
Çocuk ve gençlerde:
• uykuya geçiş süresi ve uyku başladıktan sonraki uyanıklıkların süresi 20 dakika
ve üzerinde olduğunda anlamlı kabul edilir.
Laboratuvar- Polisomnografi
• Uykunun devamlılığı:
– Uyku latensinde gecikme
– Toplam uyku süresinde azalma
– Uyku sonrası uyanıklık süresinde artma
– Uyku etkinliği azalma
• Uykunun yapısı:
– Dönem N1 artma,
– Dönem N3 azalma
– Arousal sayısı ve CAP oranında artma
– Beta ve gamma EEG frekansında artma
Laboratuvar- Polisomnografi-MSLT Çalışmaları
• Ortalama uykuya geçiş süreleri genellikle normaldir (10-15 dakika),
• hatta aşırı uyanıklık eğiliminde olduğu görülür.
Uykusuzluk bir uyku yoksunluğu değildir, ama ikisi bir arada olabilir.
UYKUSUZLUĞUN OLUŞ NEDENLERİ
Etiyolojik Modeller
1.
2.
3.
4.
5.
6.
7.
8.
9.
10.
11.
12.
13.
14.
Erken dönem etiyolojik yaklaşımlar
Psikolojik kuramlar
Stimulus kontrol modeli (Bootzin, 1972)
Kales’in İnternalizasyon modeli (Kales, 1984)
Fizyolojik model (hiperarousal)
Spielman’ın üç faktörlü davranışçı modeli
Harvey’in mikroanalitik modeli
Nörobilişsel model (Perlis, 1997)
Uykuyu bozan ve uykunun yorumlandığı psikolojik süreçler arasındaki
etkileşim modeli (Lundh ve Broman, 2000)
Psikobiyolojik İnhibisyon Modeli (Espie, 2002)
Dikkat – Amaç – Çaba Yolağı Modeli (Espie, 2006)
Drosofili modeli
Akut insomnide kafes değişim modeli
Hiperarousal modeli
Spielman’ın üç faktörlü modeli (1987)
Yatkınlık faktörleri
Biyopsikososyal faktörler:
-Biyolojik F: hiperarousal,
HPA’da yüksek aktivite
-Psikolojik F: kaygı ve
ruminasyonlara yatkın kişilik
özellikleri
Tetikleyici faktörler
Sürdürücü
davranışsal faktörler
Biyopsikososyal faktörler:
-Biyolojik F: tıbbi hastalıkla
-Psikolojik F: akut stres
reaksiyonları, ya da
psikiyatrik bozukluklar
-Sosyal F: sosyal mesleki
değişiklikler
Kronik
İnsomnia
Hastanın geliştirdiği adaptif
olmayan davranışsal
stratejilerdir;
-yatakta uzun vakit geçirme
-yatak ve yatak odasında uyku
ile uyumlu olmayan davranışlar
(Bootzin’in stimulus kontrol
Hiperarousal Modeli
 Kronik uykusuzluk fizyolojik, bilişsel aşırı uyarılmış durumu ile karakterizedir.
Serum katekolamin düzeyinde artma
Nokturnal serum ve idrar kortizol
düzeyinde artma
Bazal metabolizmada artma
HRV ‘de düşük frekans aktivitesinde
artma
Vücut ısısında artma
EEG’de Beta frekansında artma
Uykuya başlamada
güçlük
Hiperarousal
HPA’da (CRF) aşırı aktivite
- genetik yatkınlık ?
- erken dönem stresli yaşam olayları ?
Tekrarlayan stresörler anormal stres
cevabında daha fazla artmaya neden olur
İNSOMNİA
Uykuyu devam
ettirmede güçlük
Kortizol ve ACTH infüzyonu, sağlıklı
bireylerde; (Born, 1989; Holsboer 1988)
-REM uykusunda azalma
- GH salınımında düşme ve delta
uykusunda azalma
-Fragmente uyku, düşük uyku etkinliği ile
sonuçlanmıştır
• Bulgular uyanıklığı, emosyonları ve bilişsel işlevleri düzenleyen
bölgelerde genel bir aktivite artışı olduğunu desteklemektedir.
• Sonuç olarak uykusuzluğun uykuyu sağlayan beyin yapılarının
işlevini bozan kortikolimbik aşırı aktivite artışı ile ilişkili bir
bozukluk olabilir.
Hipersomnolansın Merkezi
Bozuklukları
Uyanıklığın istem dışı olarak uyanık kalınması gereken zamanda
sürdürülemediği bozukluklardır.
Gündüz uykululuğu, gündüz aşırı uykululuğu, hipersomnia, hipersomnolans
•
Uykululuk uykuya dalmaya normal bir eğilim ve uyku yoksunluğunun fizyolojik bir
sonucudur.
•
Hipersomni ve artmış gündüz uykuluğu sıklıkla birlikte kullanılmakla beraber, artmış
gündüz uykululuğunun daha geniş anlamı vardır ve gün içindeki artmış uykuluğa
işaret eder.
•
Uykululuk daha yoğun, istemsiz, uygunsuz ve açıklanamayacak ölçüde olduğunda ise
hipersomni, hipersomnolans olarak adlandırılır.
Hipersomnolans bulguları
• Uzamış uyku episodları
• Tekrarlayan uyku atakları
• Gündüz aşırı uykulu olma durumu
• Her yerde uykuya dalma eğilimi
• Kolaylıkla uykuya dalma (yattıktan saniyeler sonra)
Hipersomnolansın Merkezi
Bozuklukları
ICSD-3
1.
2.
3.
4.
5.
6.
7.
8.
DSM-5
Narkolepsi tip 1
1. Hipersomnolans bozukluğu
Narkolepsi tip 2
2. Narkolepsi
İdiyopatik hipersomni
Kleine-Levin sendromu
Tıbbi bir bozukluğa bağlı hipersomni
İlaç veya maddeye bağlı hipersomni
Psikiyatrik bir bozuklukla ilişkili hipersomni
Yetersiz uyku sendromu
İzole semptom veya normal varyantlar
Uzun uykucu
Primer
Uyku
Bozuklukları
Diğer uyku
bozuklukları
Tıbbi ya da Psikiyatrik
Bozukluklar
Davranışsal, çevresel veya
diğer dış nedenler
Gündüz aşırı uykuluğun genel popülasyonda yaygınlığı; % 5-25
(Breslau 1997, Hublin 1996, Melamed 2002, Walsleben 2004)
Türkiye’de % 5.4 bulunmuştur.
(TAPES 2012)
Gündüz Aşırı Uykululuğu Nedenleri
[YÜZDE]
Santral Hipersomniler
Sekonder Hipersomniler
Hipersomnolans Bozukluğu
İdiopatik Hipersomnia
(Aşırı Uykululuk Bozukluğu)
Bilinen bir neden olmaksızın ortaya çıkan aşırı uykululuk
tablosudur.
SSS'i patolojilerinde kaynaklandığı düşünülmektedir.
• Uzun gece uykusu,
• sabah güç uyanma ve
• dinlendirici olmayan gün içi uyuklamaları görülmektedir.
TANI KRİTERLERİ [ICSD-3]
A.
B.
C.
D.
Hastanın en az üç aydır neredeyse her gün olan engel olunamayan uyku
ihtiyacı veya uyku atakları nöbetleri vardır.
Katapleksi yoktur.
Standart yöntemle yapılan MSLT çalışması hiç SOREM veya ikiden az
SOREM dönemi gösterir.
Aşağıdakilerden en az biri mevcuttur:
1.
2.
E.
F.
MSLT 8 dakika veya daha kısa ortalama uyku latensi gösterir.
24 saatlik polisomnografi kaydında (kronik uyku yoksunluğu düzeltildikten sonra
uygulanan) uyku süresi ≥ 660 dakika (12-14 saat) ya da uyku çizelgesi ile beraber
aktigraf değerlendirilmesiyle (en az 7 günlük takiple)
Yetersiz uyku hijyeni dışlanmalıdır
Aşırı uykuluk ve/veya MSLT bulguları diğer bir uyku bozukluğu veya tıbbi
veya psikiyatrik veya ila kullanımı ile açıklanamaz.
TANI KRİTERLERİ (DSM-5)
DSM-5
A. Aşağıdaki belirtilerden en az biri ile giden, ana uyku evresi en az yedi saat
sürmesine karşın, kişinin bildirdiği aşırı uykululuk durumu:
1. Aynı gün içinde yineleyen uyku evreleri ya da birden uykuya dalıvermeler.
2. Günde dokuz saatin üzerinde olan, uzamış ana uyku evresi dinlendirici değildir.
3. Birden uyandıktan sonra, tam uyanık olmakta güçlük çekme.
B. Aşırı uykululuk durumu, en az üç aydır, en az haftada üç kez ortaya çıkmaktadır.
C. Aşırı uykululuğa belirgin bir sıkıntı ya da bilişsel, toplumsal, işle ilgili işlevsellikte ya
da önemli diğer işlevsellik alanlarında işlevsellikte düşme eşlik eder.
D. Aşırı uykululuk, başka bir uyku-uyanıklık bozukluğu (örn. narkolepsi, solunumla
ilişkili uyku bozukluğu, yirmi dört saatlik düzenle ilgili uyku-uyanıklık bozukluğu ya da
bir parasomni) ile daha iyi açıklanamaz ve yalnızca başka bir uyku-uyanıklık
bozukluğunun gidişi sırasında ortaya çıkmamaktadır.
E. Aşırı uykululuk, bir maddenin (örn. kötüye kullanılabilen bir madde, bir ilaç)
fizyolojiyle ilgili etkilerine bağlanamaz.
F. Eşzamanlı bulunan ruhsal hastalıklar ve sağlık durumları önde gelen aşırı uykululuk
yakınmasını yeterince açıklamaz.
TANI KRİTERLERİ (DSM-V)
• Ruhsal bozuklukla birlikte
• Diğer bir uyku bozukluğu ile birlikte
• Tıbbi bir bozuklukla birlikte
• Akut: bir aydan kısa süreli
• Subakut: 1-3 ay arası
• Süreğen: 3 aydan uzun süren
• Hafif: Yakınmaların haftada 1-2 gün olması
• Orta: Yakınmaların haftada 3-4 gün olması
• Şiddetli: Yakınmaların haftada 5-7 gün olması
KLİNİK
• Uzun, kesintisiz ve dinlendirici olmayan bir uykudan sonra (%30 olguda 10
saatten uzun), uykululuğunun devam etmesi,
• gece uzun uyku süreleri olmaksızın (10 saatten kısa),
• güç uyanmak,
• hatta konfüze ve uyku sarhoşluğu (sleep inertia) (%36-66) olabilir.
• Gece uykusu uyku etkinliği % 90 üzerinde olmasına rağmen dinlendirici
olmayan uyku (%46-78)
• Gündüz uykuları uzun (>60 dk) ve dinlendirici olmayan uyku (%46-78)
KLİNİK
• Vasküler baş ağrısı, senkop, bayılma, ortostatik hipotansiyon, el ve
ayaklarda soğuma, Raynaud fenomeni gibi otonom sinir sistemi fonksiyon
bozukluğunu düşündüren belirtiler de görülebilir.
• Uyku paralizisi veya hipnogojik halusinasyon olabilir (% 4-40)
Laboratuvar- Polisomnografi-MSLT Çalışmaları
Session
Time (minutes)
Sleep
Latency*
Latency*
0
6.9
N/A
12.5
0
5.6
N/A
13
13
0
5.6
N/A
10
10
0
10.0
N/A
Start Time
TST*
NREM
Nap #1
09:29
11.5
11.5
Nap #2
11:26
12.5
Nap #3
13:25
Nap #4
15:23
Mean Sleep Latency (min):
7.0
#SOREMPs:
0
EPİDEMİYOLOJİ
• Gerçek yaygınlığı ve sıklığı bilinmemektedir
• Toplumda yaygınlığının 2-5/100 000 olduğu düşünülmektedir.
• Gündüz uykuluğu nedeni ile uyku merkezlerine başvuranların % 1-10’nu
oluşturmaktadır.
• 15-25 yaş arasında başlamakta genellikle zaman içinde ilerlemekte ve
yıllar sonra tanı konabilmektedir.
• Ailesel yüklülük olmakla birlikte, genetik yönü gösterilememiştir.
• Cinsiyet farkı tanımlanmamıştır. (Bazı çalışmalarda kadınlarda ? daha sık)
OLUŞ NEDENLERİ
• Etyopatogenezi bilinmemektedir.
• Etiyolojik açıdan üç grup dikkat çekmektedir:
 Birinci grup, ailesel yüklülüğün ve otonom sinir sistemi fonksiyon
bozukluğunun olduğu gruptur.
 İkinci grup, postviral enfeksiyon hastalarından (örn; Guillain-Barre
sendromu, mononükleoz) oluşur.
 Üçüncü grup ise ailesel ve postviral olmayanlardan oluşmaktadır.
 GABA-A reseptör etkinliğinde artma ?
AYIRICI TANI
•
•
•
•
•
•
•
•
Yetersiz uyku hijyeni
Kronik yorgunluk sendromu
Uzun uykucular
Tıbbi bozukluğa bağlı hipersomni
Psikiyatrik bozukluğa bağlı hipersomni
İlaç ve maddeye bağlı hipersomni
Posttravmatik hipersomni
Uykuda fragmantasyona neden olan bozukluklarla
ilişkili (uyku apne/hipopne sendromları, ağrı
bozuklukları gibi…)
• Narkolepsi tip 2
Narkolepsi
Uyku atakları
Katapleksi,
Uyku paralizisi,
Hipnogojik/hipnopompik halüsinasyonlarla
karakterize, yaşam boyu süren bir bozukluktur.
Diğer bulgular:
Bozulmuş gece uykusu
Otonomik davranışlar
REM uykusu davranış bozukluğu
Narkolepsi
tetradı
TANI KRİTERLERİ (ICSD-3) Narkolepsi tip-1
A.
Hastada en az üç ay süreyle gündüz engel olunamayan uyku ihtiyacı veya
uyku atakları vardır.
B. Aşağıdakilerden biri veya her ikisinin olması:
1. Katapleksi ve MSLT çalışmasında ortalama uyku latensi ≤ 8 dakika ve
kayıtlarda 2 veya daha fazla REM uyku periyodunun (SOREM) olmalı
2. İmmunoreaktivite ölçümüyle BOS hipokretin-1 konsantrasyonu ≤
110 pg/ml ya da aynı standart yöntemle normal olgularda ölçülen
ortalama değerlerin <1/3
TANI KRİTERLERİ (ICSD-3) Narkolepsi tip-2
A.
B.
C.
D.
E.
Hastada en az üç ay süreyle gündüz engel olunamayan uyku ihtiyacı veya
uyku atakları vardır.
Katapleksi ve MSLT çalışmasında ortalama uyku latensi ≤ 8 dakika ve
kayıtlarda 2 veya daha fazla REM uyku periyodunun (SOREM) olmalı.
Gece polisomnografi çalışmasında SOREM (uyku başladıktan sonraki 15
dakika içinde) var ise MSLT çalışmasında bir SOREM dönem kabul
edilebilir.
Katapleksi yok
İmmunoreaktivite ölçümüyle BOS hipokretin-1 konsantrasyonu >110
pg/ml ya da aynı standart yöntemle normal olgularda ölçülen ortalama
değerlerin >1/3 üzerinde elde edilir.
Hipersomnolans ve/veya MSLT bulguları yetersiz uyku sendromu,
obstruktif uyku apne sendromu, gecikmiş uyku fazı bozukluğu veya ilaç
veya maddeye bağlı ya da çekilmesine bağlı bir durumla açıklanamaz.
TANI KRİTERLERİ (DSM-5)
A. Aynı gün içinde ortaya çıkan, yineleyen, baskılanamayan uyku gereksinimi, birden uykuya
dalıverme ya da kestirme (kısa gündüz uykusu) evreleri. Bunlar, son üç ay içinde, en az haftada
üç kez ortaya çıkıyor olmalıdır.
B. Aşağıdakilerden en az birinin varlığı:
1. (a) ya da (b) olarak tanımlanan ve ayda en az birkaç kez ortaya çıkan katapleksi dönemleri:
a. Uzun bir süredir hastalığı olan kişilerde, gülme ya da şaka yapma ile tetiklenen, bilinçlilik
durumunun korunması ile birlikte, birden, kısa süreli olarak (saniyeler ya da dakikalar süren), iki
yanlı olağan kas gerginliğini (tonusunu) yitirme dönemleri.
b. Çocuklarda ya da altı aydan daha kısa bir süredir hastalığı olan kişilerde, açık duygusal
tetikleyiciler olmadan ortaya çıkan, dili yanlış yerleştirme ya da genel kas gerginliği düşüklüğü
(hipotoni) ile birlikte, kendiliğinden ortaya çıkan yüz buruşturmaları ya da çeneyi açma
dönemleri.
2. Beyin-omurilik sıvısı (BOS) hipokretin-1 immünreaktivite değerleri kullanılarak ölçülen hipokretin
eksikliği (aynı incelemeyle sağlıklı kişilerde elde edilen değerlerin üçte birine eşit ya da üçte
birinden daha düşüktür ya da 110 pg/mL’ye eşit ya da bu değerden daha düşüktür). BOS’nda
düşük hipokretin-1 değeri, akut beyin yaralanması, inflamasyon ya da enfeksiyon bağlamında
gözlenmiş olmamalıdır.
3. Gece uykusu polisomnografisi, hızlı göz devinimleri uykusunun (REM) 15 dakika ya da daha kısa
bir süre içinde başladığını; çoğul uykuya dalma ölçümünde ortalama uykuya dalma süresinin 8
dakika ya da daha kısa olduğunu ve iki ya da ikiden çok kez, uykuya dalmakla birlikte ortaya
çıkan REM evresinin olduğunu gösterir.
KLİNİK
•
•
•
•
Uyku atakları (% 100)
Katapleksi (% 60-75)
Uyku paralizisi (% 29-60)
Hipnogojik/hipnopompik halüsinasyonlar (% 39-50)
Diğer bulgular:
• Bozulmuş gece uykusu (% 80-90)
• Otonomik davranışlar (% 50)
Kataplektik yüz
• Davranışsal değişiklikler (irritabilite, saldırgan davranışlar, emosyonel labilite, içe
kapanma..)
• Obesite (%25, düşük kalori diyetine rağmen)
• Püperte prekoks
(Poli et al. Sleep 2013)
(Inocente et al. CNS Neurosci Ther 2014)
Laboratuvar- Polisomnografi-Çalışmaları
• N1 uykusunda artma
• Sık uyanıklık
•Kısa REM latensi (<15 dk, SOREM) (%20-30)
•Periyodik bacak hareketlerinde artma
Laboratuvar- Polisomnografi-MSLT Çalışmaları
Session
Time (minutes)
Sleep
Latency*
Latency*
15.5
0.2
2.0
1
7
10.5
1.0
2.5
1
15.5
6.5
9
3.8
1.5
1
13.7
5
8.7
7.2
4.0
1
Start Time
TST*
NREM
Nap #1
08:42
18
2.5
Nap #2
10:35
17.5
Nap #3
12:40
Nap #4
14:23
Mean Sleep Latency (min):
3.1
#SOREMPs: 4
Normal ve hasta gruplarında
MSLT’de ortalama uyku latans değerleri
Ortalama uyku latensi (dakika)
Ort. ± SS.
Normal
10.4 ± 4.3 (dört kayıt)
11.6 ± 5.2 (beş kayıt)
Narkolepsi
3.1 ± 2.9
İdiopatik hipersomni
6.2 ± 3.0
Uyku apnesi
7.2 ± 6.0
51
Littner MR, Kushida C, Wise M, et al. Practice parameters for clinical use of the multiple sleep latency test and the
maintenance of wakefulness test. Sleep 2005;28(1):113–21
EPİDEMİYOLOJİ
• Nadir görülen bir bozukluk olup, prevalansının 1/2000 olduğu
bildirilmektedir.
• Tablo, genellikle ergenlik döneminde başlamaktadır.
• Cinsiyet arasında belirgin fark olmasa da, erkeklerde biraz daha yaygın
olduğu görülür.
• Etyolojide hipokretin (oreksin) eksikliği rol oynar
• Deneysel çalışmalarda, hipokretin
reseptör-2 mutasyonu ile ilişkili
disfonksiyon saptanmıştır.
• HLADQB1*0602 pozitif narkoleptiklerde,
beyin omurilik sıvısında (BOS) hipokretin
reseptör-1’in düzeyi tespit edilememiştir.
• otoimmün patolojinin hipokretin içeren
hücrelerde yıkıma yol açabileceğini
düşündürmektedir.
 Genetik
 H1N1 grip aşısı
 Enfeksiyonlar
Download