Uploaded by erzurum123o

EĞİTİME GİRİŞ

advertisement
EĞİTİME GİRİŞ
1. Hafta
 Eğitim bilimi alanını sistemli bir bütünlük içinde ele almayı
amaçlayan “Eğitime Giriş” dersinde ise temel
kavramların açıklığa kavuşturulması bir gerekliliktir.
 Eğitimle ilgili temel kavramların açıklığa kavuşturulması; eğitimin
temellerini, ilişki ve yöntemlerini kavramada, kendi eğitim
sistemimizin yapısını ve süreçlerini yorumlamada kolaylık
sağlayacaktır
Eğitime giriş
 Kimi zaman birlikte, kimi zaman da birbirinin yerine kullanılan eğitim, öğretim,
öğrenme gibi kavramların yüklü olduğu anlamlarıyla tanımlanması ve bu
kavramlara hepimizin aynı anlamları yüklemesi, gerek bu dersin diğer
ünitelerinde gerekse diğer derslerde hangi anlamlarda kullanıldığını
anlamamıza da yardımcı olacaktır. Kuşkusuz sosyal bilimlerde bir kavramı
tam ve eksiksiz tanımlama olanağı yoktur. Ancak önemli olan, eksiksiz bir
tanım yapmak değil kavrama içerdiği anlamı yüklemektir
EĞİTİMİN TANIMI, KAPSAMI, AMAÇ VE
İŞLEVLERİ
 İnsanoğlu var olduğu andan itibaren yaşamını sürdürebilmek için
çevresiyle girdiği etkileşim sonucu birtakım bilgi, beceri, tutum ve
değerler edinmiş; bunları toplumdaki öteki bireylere de aktarmaya
başlamıştır. Böylelikle ilkel toplumlarda bile bireyler, bu etkileşim
sonucunda ailelerinden, çevrelerinden birçok şey öğrenmişlerdir. O
halde öğrenmenin oluştuğu her durumda, bir eğitim sürecinden söz
etmek olanaklıdır (Gürkan, 2006, s.4).
 Bu nedenle eğitim, biyokültürel ve sosyal bir varlık olan insanın
varoluşundan bu yana olagelmiştir ve insanoğlu var olduğu sürece
de var olacaktır.
EĞİTİME GİRİŞ
 Eğitim sözcüğü, toplumun her kesimini ilgilendirdiği için günlük yaşantıda çok kullanılan
sözcüklerden biridir. Çoğu insan, eğitimin ne olduğu ve nasıl olması gerektiği ile ilgili
düşünce üretmektedir; ancak bu insanların çoğu, eğitimin anlamının ne kadar geniş
olduğunun farkında değildir.
 Eğitim, insanın doğumuyla başlayıp yaşamı boyunca devam eden bir süreçtir. Bu süreçte
bireylere birtakım bilgi, beceri, tutum ve değerler kazandırılır. Bunun sonucunda da
bireylerde gözlenebilen birtakım davranış değişiklikleri meydana gelir. Örneğin markete
gittiğinde kasiyerin verdiği para üstünün doğru olup olmadığını bilmeden eve dönen bir
çocuğun, basit aritmetik işlemlerini öğrendikten sonra aldığı para üstünü sayarak doğru
olup olmadığını anlayabilecek düzeye geldiği gözlenebilir. Böylece bireyde davranış
değişikliği kendi yaşantıları yoluyla meydana gelir.(Erden, 1998, s. 13)
Eğitime giriş
 Kültürleme: Toplumun,bireyleri kendi kültürünün istek ve beklentilerine uyum sağlayacak
biçimde yetiştirmesine “kültürleme” denir.
 Kültür: İnsana ilişkin bir kavram olarak kültür, tarih içerisinde yaratılan bir anlam ve önem
sistemidir. Bir grup insanın bireysel ve toplu yaşamlarını anlamada, düzenlemede ve
yapılandırmada kullandıkları inançlar ve adetler sistemidir.
 Kültürlenme: Kültürlenme (enculturation), ya da edilgen
biçimiyle kültürlenme, bireylerin içinde yaşadıkları kültürün gerekliliklerini öğrendikleri,
davranış normları ve değer yargılarını edindikleri süreçtir. Bu süreçte bireyi biçimlendiren,
sınırlandıran ya da yönlendiren etkiler ebeveynler, diğer yetişkinler ve yaşıtlardan oluşur.
Kültürleme başarılı olursa dilde, değer yargılarında ve mantıksal ritüellerinde yeterlikle
sonuçlanır.
EĞİTİM VE KÜLTÜR İLİŞKİSİ
 Kültürleşmenin toplumsallaşma ile ilişkisi vardır. Kimi akademik alanlarda toplumsallaşma,
bireyin kasıtlı biçimlendirilmesi anlamına gelir. Kimi alanlardaysa toplumsallaşma sözcüğü
hem kasıtlı hem resmi olmayan kültürlenmeyi kapsar.
 Kültürleşme: İki ya da daha fazla kültürün etkileşimleri sonucu benzeşme yönünde
değişmeye uğramalarıdır. Kültürel süreçlere örnekler şöyle sıralanabilir:
 Suşi'nin Avrupa'da popüler olması
 Birinin yeni bir dil öğrenmesi
 Birinin bir yere göç ettikten sonra aksanının değişmesi
 Kültürel Yayılma: Bir kültürde ortaya çıkan maddi veya manevi kültür öğesinin dünyadaki
başka kültürlere yayılmasıdır.
 Kültür Şoku: Kendi kültür ortamından başka bir kültür ortamına katılan bireylerin yaşadıkları
bunalım ve uyumsuzluk durumudur.
 Kültürel Asimilasyon: Kültürel asimilasyon, ikincil grubun, anadilini ve kültürünü dominant
kültür grubunun baskısıyla yitirmesi sürecidir. (Devellioğlu, Ferit, OsmanlıcaTürkçe Ansiklopedik Lûgat, Aydın Kitabevi, Ankara, 1996)
EĞİTİM KAVRAMI TANIMLARI
 EĞİTİM: Eğitim, bireyin doğumundan ölümüne süregelen bir olgu olduğundan
ve politik, sosyal, kültürel ve bireysel boyutları aynı anda içinde bulundurduğundan,
tanımının yapılması zor bir kavramdır. Bireylerin toplumun standartlarını, inançlarını ve
yaşama yollarını kazanmasında etkili olan tüm sosyal süreçlerdir. Kişinin yaşadığı toplum
içinde değeri olan, yetenek, tutum ve diğer davranış biçimlerini geliştirdiği süreçlerin
tümüdür. Seçilmiş ve kontrollü bir çevrenin (özellikle okulun) etkisi altında sosyal yeterlilik ve
optimum bireysel gelişmeyi sağlayan sosyal bir süreçtir. Eğitim, önceden saptanmış
esaslara göre insanların davranışlarında belli gelişmeler sağlamaya yarayan planlı etkiler
dizesidir. Eğitim, bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla kasıtlı olarak istedik değişme
meydana getirme sürecidir.
 Eğitim: Çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi,
beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine okul içinde veya dışında,
doğrudan veya dolaylı yardım etme, terbiye (TDK, Güncel Sözlük 2021)
 Eğitim: Her kuşağa, geçmişin bilgi ve deneylerini düzenli bir biçimde aktarma ya da
kazandırma işi. (TDK, Eğitim Terimleri Sözlüğü, 2021)
EĞİTİMİN AMACI
 Eğitim, bireye bilgi, beceri, alışkanlık ve tavırlar kazandırma etkinliğidir. Başka bir deyişle
eğitim, bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla plânlı ve programlı olarak
istenilen değişmeyi meydana getirme sürecidir (Ertürk,1972). Eğitim, bireysel ve sosyokültürel olgulara ilişkin değişkenlerin etkileşimidir. Bu etkileşimin sonunda, kişinin amaçları,
bilgisi, davranışları, dilek düzeyi ve ahlâk ölçüleri gelişir. Eğitim etkileşim yoluyla
gerçekleştiğinden, öğrenci ve grubu, öğretmen-öğrenci, öğrenci-sosyal çevre, öğrencifiziksel çevre vb. arasındaki etkileşimler üzerinde durulması gerekir.
 Eğitim bilimcileri eğitimin davranış değiştirme yönünü vurgulamaktadırlar. Preston, Taba,
Bloom gibi eğitimciler, genellikle eğitimin öğrenci davranışlarında değişiklik oluşturan bir
süreç olduğunda birleşmektedirler.
EĞİTİMİN AMACI
 Varış, eğitimin tarihî gelişimini göz önüne alarak, eğitimi kişilik, zekâ,
ilgi ve yaşantılar gibi kuvvetlerin etkileşmesi olarak açıklamakta, bu etkileşim
sonucunda kişinin amaçları, bilgileri, davranışları, idealleri ve ahlâkî ölçülerinin
değiştiğini ifade etmektedir (Fidan,1984 ).
 Eğitimde amaç, bireyin kendini gerçekleştirmesine imkân hazırlayarak insan
ilişkilerini, ekonomik etkinliğini ve vatandaşlık sorumluluğunu geliştirmektir (Varış
ve arkadaşları, 1991:26).
 Pestalozzi’ye göre eğitim, çocuğun “güç ve yetiler”inin doğal ve ahlâkî bir
şekilde geliştirilmesidir. Pestalozzi’nin çocuğun “yetenek ve yetilerini geliştirme”
amacına karşı Herbart, zihni, yetilere ayıran görüşü reddetti. Rousseau’nun
topluma karşı olan görüşüne de katılmayan Herbart’a göre eğitimin amacı,
çocuğun mevcut sosyal düzene uyumudur. Önemli olan kişinin yalnızca bilgi
edinmesi değil, fakat aynı zamanda karakter ve sosyal ahlâk bakımından da
gelişmesidir. Herbart eğitimin amacını, erdem/fazilet sözcüğü ile açıklamıştır
(Varış ve arkadaşları, 1991:162-163).
EĞİTİMİN AMACI
 ldous Huxley ise “eğitimin,
gençlerin özgürlük, adalet ve barış doğrultusunda insan olmalarını
sağlamak” olduğunu kaydetmiştir. George Kerschensteiner, eğitimin
amacında vatandaşlığı ön plâna çıkararak, “Eğitimin amacı, karakter
formasyonu olduğuna göre, en iyi okul, karakter geliştiren okuldur. Karakter
ise, yalnızca etkinlik yoluyla gelişir.” demiştir (Varış ve arkadaşları,
1991:167).
 Bu durumda eğitimin amacı, bilgi ve beceriyle donatılmış, sağlam ve iyi
karakterli bireyler yetiştirmektir, denilebilir. Bunu sağlayan kurumların
başında da okul gelmektedir.
EĞİTİMİN İŞLEVLERİ
 Eğitimin üç önemli işlevi vardır: 1. Siyasal işlevi, 2. Toplumsal işlevi 3. Ekonomik
işlevi. Eğitimin siyasal işlevi ile ülkenin yönetim sistemine uygun bireyler
yetiştirilir. Eğer bir ülkede yetişen her dört kişiden üçü, devleti var eden siyasal
sistemle kavgalı ise, eğitim sisteminin siyasal işlevini, etkili bir biçimde
öğrencilere veremediği anlamına gelir. Eğitimin toplumsal işlevi ile, bireyler
içerisinde yaşadıkları topluma entegre olurlar. Toplumun kültürünü, değerlerini
ve inançlarını benimserler. Eğer bir ülkede eğitim sisteminden geçmiş, diploma
almış bireyler, toplumun değerlerini reddediyor, toplumla kavgalı ve içinden
çıktığı topluma tepeden bakmaya başlamışsa, okullar eğitimin toplumsal
işlevini öğrencilere kazandırmada sorun yaşıyor anlamına gelir. Eğitimin diğer
işlevi ekonomi üzerinedir. Eğitim kurumlarından mezun olan bireyler, ülkenin
ekonomik sistemine uygun yetişirler. Ülke kapitalist ise, kapitalizmi, kolektivist ise
kolektivizmi bilir ve bu ekonomik modele yatkın hale gelirler. Aynı zamanda iyi
bir üretici ve iyi bir tüketici olmaları gerekir. Eğer bir ülke eğitim sisteminden
geçen bireyler, kripto para borsalarına giriyor, Çiftlikbank’a para yatırıyor ve
sonunda da aldatılıyor ise, eğitim sistemi ekonomik işlevini sorgulaması gerekir.
EĞİTİMİN İŞLEVLERİ
 Milli eğitimin hem genel hem de özel amaçları arasında ekonomik işlevine
vurgu yapılır. Ancak, Türkiye’de her dört kişiden üçü kredi kartı mağdurudur.
Kredi kartı ile gelirini düşünmeden sürekli alışveriş yapan bireyler, ay sonunda
ödeme krizi yaşamaya başlar. Bu süreçte başarısız olduklarında, başka bir
bankadan aldığı kredi kartından nakit çekerek diğer bankanın borcunu
kapatmaya çalışır. Bu süreçte borcuna takla attırır. Daha sonra ödeme
yapamadığında krize girer. Bir kısmı intihara teşebbüs eder, bir kısmının da
aile hayatı ve ilişkileri bozulur. İlkokullarda öğretilen toplama ve çıkarma
işlemi basit yolla hesaplanabilir. Gelir ile gider arasındaki uçurum arttıkça,
ailenin bütçesi denk hale gelmedikçe ekonomik bunalımlar, krizler baş
gösterir. Bireyler, tutumlu olmayı, elindeki kaynağı etkili kullanmayı eğitimin
ekonomik işlevi ile kazanması halinde bu sorunları yaşamaz. Bireylerin sınırsız
ihtiyaçları ile kıt kaynakları dengelemek iyi bir eğitim ve kültür işidir. Çocuk
yaşlarda kazanılması ve davranışa dönüştürülmesi gerekir.
EĞİTİMİN İŞLEVLERİ
 Bankalar mudilerinden tasarruflarını alır. Bu tasarruflar vadeli ya da vadesiz
olarak değerlendirilir. Bankalar mudilerinden aldıkları paraları başka müşterilerine
faizli kredi olarak verir. Aynı zamanda yatırım yapar. Elde ettiği gelirleri mudilerine
dağıtır ve güçlü bir yatırım hacmi yaratır. Arkasında güçlü holdingler, hatta
devlet olmasına rağmen batma aşamasına gelen, zarar eden bankalar vardır.
Bu bankalar eğer devlet bankası ise, devletin bütçesi kullanılarak kurtulur. Özel
banka ise, ya satılır ya da TMSF’ye devredilir. Bankalar bile ekonomik arenada
yaşam mücadelesi verirken, beş parası olmayan, ekonomiden hiç anlamayan,
hayal tüccarları ortaya çıkıp bireylerin alın teriyle ürettikleri paraları ellerinden alır.
1980’li yıllarda yaşanan banker krizi, saadet zinciri, Çiftlikbank olayı ve en
sonunda da Kripto para vurgunu, Türk halkının ekonomiden zerre kadar
anlamadığını, iyi bir üretici ve iyi bir tüketici olmadığı gerçeğini gözler önüne
serdi. Olmayan ineğin sütünü, olmayan tavuğun yumurtasını, olmayan dananın
etini satarak gelir elde edileceğini düşünmek, ancak ve ancak ekonomiden
anlamamanın ve açgözlü olmanın bir sonucudur.
EĞİTİMİN İŞLEVLERİ
 Fareye demişler: “Yuvadan çık, 30 cm ilerde bir kalıp peynir var. Al senin olsun.
Fare düşünmüş, taşınmış ve karar vermiş: “Olmaz.” Fareye neden kabul etmediği
sorulmuş. Fare: “Valla yol kısa, ödül büyük. Burada mutlaka bir bit yeniği var.” Bu
kıssadan çıkarılacak hisse şudur: “Bedava peynir sadece fare kapanında
bulunur. Size her kim, kısa yoldan çok fazla kazanacağınızı söylüyorsa,
muhtemelen sizi aldatmak için alt yapı oluşturuyordur.” Banker, Çiftlikbank,
Saadet Zinciri, Kripto para gibi yapılanmaların özünde fare kıssasındaki durum
söz konusudur. Bu tür yapılanmaların ömrü maksimum üç yılı geçmez. Çünkü
parayı döndürme, katma değer yaratma, sürekli mudi yaratmaya bağlıdır.
Dışarıdan yatırıma dayalı ek gelir yaratılamadığında, paranın iç piyasadaki
dönüşü kısır bir döngüye dönüşür ve firma açık vermeye çalışır. Bu aşamada
kripto para patronları topladıkları parayı alıp yurtdışına kaçar ve binlerce
mağdur yaratır. Benzeri durum daha önce Almanya’daki işçiler için faizsiz banka
ve bazı şirket ortaklıklarında da yaşanmıştı.
EĞİTİMİN İŞLEVLERİ
 Türk halkının büyük bir kısmı, tasarruflarını altın ya da dövize yatırır. Yastık
altında olan fakat ekonomiye katkısı olmayan mevduatlar aslında ulusal
ekonomiye pek fazla katkı sağlamaz. Dövizle çok fazla para kazanmak,
kısmen aldatılmaktır. Çünkü döviz yükseldiğinde, yurtdışından gelen
ürünlerin fiyatı da yükselir. Dövize yapılan yatırım, Türk parasının alım
gücünün zayıflaması halinde, döviz yoluyla denge sağlanır. Bu aşamada
yüklü miktarda parası olanlar, dövizde yükselme olacağını tahmin edip,
döviz alanlar ve döviz kısa vadede yükseldiğinde, dövizlerini bozduranlar,
sürekli döviz piyasasındaki hareketliliğe göre kararlar alıp uygulayanlar
kazanır. Maaşından arttırıp 300 dolar alan şahsın, kazanma ihtimali sıfıra
yakındır. Enflasyonun yüksek olduğu ülkelerde bankaya faize yatırılan
paralar da, enflasyon karşısında eriyip gider. Yolunmuş kuşa döner. 1980’li
yıllarda emekli maaşını bankaya yatıranların yaşadığı durum, buna örnek
olarak verilebilir.
EĞİTİMİN İŞLEVLERİ
 Tasarrufların en iyi değerlendirileceği alanlardan birisi de borsadır. Ancak,
borsada oynamak, doğru firmalara yatırım yapmak için, hem bilgiye hem
de sağlam bir yatırım danışmanına ihtiyaç vardır. Yüksek meblağların
kaybetme riski olduğu kadar, kazanma avantajı da vardır. Ekonomi
bilgisinden mahrum olan halkımız, borsada oynadığında da kazanma
ihtimali bir yana kaybetme ihtimali ile de karşı karşıyadır. Bireylerin asgari
düzeyde ekonomi bilgisine sahip olmadığı ülkemizde borsa da güvenilir bir
alan özelliği taşımamaktadır. Ayrıca Türk borsası yabancı yatırımcılar için çok
caziptir. Çünkü spekülasyonlardan çok fazla etkilendiği için kısa vadede
yüksek paralar kazanma ya da çökme ihtimali çok yüksektir.
EĞİTİMİN İŞLEVLERİ
 Bireylerin diğer alternatif yatırım aracı, menkul ve gayrimenkullerdir. Türk
halkının en gözde yatırım alanları içerisinde yer alır. İyi bir ev ya da arsa
almak, konumu iyi olan bir yere yatırım yapmak, aslında çok kolay bir durum
değildir. Menkul ve gayrimenkulde kazanmanın yolu, siyaset alanında gezip
dolaşmaya ve kur yapmaya ihtiyaç vardır. Nereye havaalanı yapılacağını,
nereden otoban geçeceğini, nereye baraj yapılacağı bilgisini vatandaştan
önce öğrenirseniz kazanırsınız. Örneğin, havaalanı yapılacak yeri
öğrendiğinizde o bölgedeki gariban vatandaşın, köylünün arazisini cüzi
paraya kapatanlar, büyük vurgunu vururlar. Metrekaresini 50 TL’ye aldıkları
araziyi metrekaresi 1500 TL’ye satabilirler. Metrekare başına 1450 TL
kazanırlar. Bu durumda etik bir sorun var mıdır? Bu konuyu okurların
vicdanına bırakıyorum. Türkiye’de arsa iyi bir yatırım alanı iken konut aynı
düzeyde iyi bir yatırım olarak ele alınmaz. Arsa için de imar geçeceğini
biliyor olmanız, size kazanç sağlayabilir.
EĞİTİMİN İŞLEVLERİ
 Sonuç olarak bir Türk atasözünde ifade edildiği gibi: “Çok laf yalansız, çok para
haramsız olmaz.” Bu arada, helal yoldan kazananları tenzih ederim. En iyi yatırım
aracı, geliri sabit de olsa, güvenilir kurumlara ait olan yatırım araçlarıdır. Yatırıma
dönük, ARGE ile desteklenen, inovatif özellikleri taşıyan ve farklı müşteri değer
önerisi yaratan her türlü yatırım alanı, biraz risk taşısa da, kısa ve uzun vadede
yatırımcısına para kazandırır. Memur kimliğine sahip olan bireylerin bu tür
yatırımlara yönelmeleri olanaksızdır. Kıt kanaat geçinen işçilerin, asgari ücretle
çalışan kişilerin yaşam mücadelesi verdiği ülkede, denk bütçeyi oluşturup
gelecek ayın maaşından eksiltmeden yaşamına devam etmesi büyük başarıdır.
Okulların öğrencilerine ekonomik açıdan yeterli düzeyde eğitim veremediği,
ekonomik açıdan sağlıklı bireyler yetiştiremediği açıktır. Eğitim sisteminin aktörleri,
karar vericileri, eğitimin ekonomik işlevini daha işe vuruk hale getirmek için,
eğitim sisteminin müfredatını yeniden gözden geçirip, toplumun ihtiyaçları
doğrultusunda düzenlemesi gerekir. Aksi taktirde sömürülen, alın teri çalınan,
çoluk çocuğunun üç kuruş rızkını kaybedip intihar eden kişilerle daha çok
karşılaşmak zorunda kalabiliriz.(Prof.Dr.Necati Cemaloğlu)
EĞİTİMİN SOSYAL VE EKONOMİK
FAYDALARI
 Çağımızdaki hızlı bilimsel ve teknolojik gelişmelerin beraberinde getirdiği
değişimler eğitim kavramına da yeni boyutlar eklemiştir. Eğitimin toplumsal,
ekonomik, psikolojik, sosyolojik, felsefi, teknolojik v.b gibi yönlerinin
araştırılmasına; milli yapımıza uygun programların geliştirilmesine ve doğru
planlanmasına duyulan ihtiyaç artmıştır. Genç ve dinamik bir yapıya sahip
nüfuzumuz bize hızlı çözümler üretmeye yöneltmiş, geleceğe yönelik
beklentilerini artırmıştır.
 Eğitim, yetiştireceği insan sayısını ve onlara kazandıracağı nitelikleri
belirlerken ekonominin etkisi altında kalır. İnsan gücü yetiştirirken ekonominin
istek ve beklentilerini göz önünde bulundurur. Böylece insanı nitelikli bir
üretici ve tüketici haline getirir. Böyle bir insan meslek hayatında daha
başarılı olur. Nitelikli mal ve hizmet üreterek ekonomiyi etkiler, toplumun
ekonomik kalkınmasına katkıda bulunur.
EĞİTİMİN SOSYAL VE EKONOMİK
FAYDALARI

Ülkemizin gelişmişlik seviyesi, mezunların kültürel yapısı sorun çözme yetkisi ve topluma
hizmet sunma kapasitesi toplam olarak eğitim sistemimizin kalitesinin bir göstergesidir.
Neresinden tutarsanız tutun, bugün ki eğitim sistemimizin baştan sona her yönü ile plansız
programsız, ne aradığını bilmeyen bir yapıda. Bunun doğal sonucu olarak sistemin çıktısı
olan mezunları da aynı şekilde plan ve program yapmamakta toplumda öncü rol
almamakta ve kendi başlarına üretime katkı sunmamaktadırlar.

Her yıl on binleri bulan mezunlarının aldıkları ezberci eğitimin de bir yansıması olarak sağlıklı
düşünme ve üretme yeteneklerini sergileyemedikleri görülmektedir. Bu nedenlerdir ki
toplum nezdinde meslek bilgisi ve sosyal profilleri çok düşük olmaktadır. Çukurova
üniversitesi öğretim üyelerini yapmış oldukları araştırmada, gençlerin üniversitede olaylara
bakış, sorun çözme eğilimlerin değişmediği neredeyse üniversiteye geldikleri bakış açısı ile
mezun olmaktadır. İnsan gücünün en iyi şekilde yetiştirilmesi ve eğitilmesi ilkokuldan
üniversiteye kadar bütün örgün ve yaygın eğitim imkânlarının kullanıldığı bir süreç sonucu
gerçekleşmektedir. Türk eğitim sistemi, iyi vatandaş olma vasıfların destekleyen ve kişiyi
hayata hazırlamayı onun hayatını idam ettirmesine ve toplum içinde üretken ve saygın bir
birey olarak yaşamasını sağlayacak bir meslek kazandırmayı amaçlamıştır.
EĞİTİMİN SOSYAL VE EKONOMİK
FAYDALARI

Dünya ekonomisi ile bütünleşme çabası içinde olan Türkiye’nin gelişmiş ülkeler arasında hak
ettiği yeri alması için gelişen teknolojiyi takip etmesi, bunu mal ve hizmet üretimine
yansıtması teknoloji üreten ve satan bir ülke konumuna yükselmesi gerekmektedir. Bunun
için nitelikli iş gücüne sahip olması gerekmektedir. Bir eğitim-öğretim sisteminin
geliştirilmesine ve bununla tümleşik olarak, özel sektör ve kamu sektörünün AR-GE
kurumlarıyla üniversiteleri içine alacak ve ulusal AR-GE ağının kurulmasına birincil önceliğin
verilmesi, eğitim-öğretim reformunun ana eksenini oluşturacaktır. Eğitimin ekonomik
büyümeye sağladığı etki günümüzde tartışılamayacak konumdadır. Fakat günümüzde
eğitim-ekonomi bağlantısı halen yeterli düzeyde değildir. Eğitime yeterli yatırım
yapılamamaktadır. Öyle ki çağımızda eğitime yapılan yatırım ülkenin geleceği açısından
en değerli yatırım haline gelmiştir.

Eğitimin bu özeliğini kavrayan ülkeler diğerlerine göre büyük gelişmeler kaydetmiştir. Artık;
eğitime yatırım yapmadan uluslararası piyasalarda rekabet üstünlüğü sağlayıp toplumun
refah seviyesini artırmak bir yana, eğitime yatırım yapan ülkelerle bile eşit hale gelmesi
kolay olmayacaktır. Günümüzde gelişmişlik ölçümü fiziki büyüklük gibi ölçü miktarlarından
ziyade bilgiye dayalı değerlerle yapılmaya başlanmıştır.
EĞİTİMİN SOSYAL VE EKONOMİK
FAYDALARI
 Ülkemiz eğitimin insanlarının refah düzeyini artırmak ve yaşam kalitesini
yükseltmek eğitime gereken önemin verilmesiyle sağlanabilir. Bu da ancak
yetişmiş beyinlerle sağlanabilir. En önemli yatırım eğitilmiş insana yapılan
yatırımdır. Ekonomik büyümeyi ve refah seviyemizi ancak teknoloji üreterek
artırabiliriz. Bunu da bilime, teknolojiye, AR-GE’ye ve yetişmiş beyin gücüne
gereken önem verilerek başarabiliriz.
 Sonuç olarak; ülkemizde ve dünyada yaşanan hızlı değişime uyum
sağlayabilmek ve ülke kalkınmasına destek verebilmek için eğitim ve
öğretim sistemi çağdaş seviyeye yükseltilerek çağın gereklerine uygun
olarak yeniden yapılandırılmalıdır. Atatürk’ün bizlere gösterdiği “muasır
medeniyet seviyesine ulaşma” hedefimize “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir,
fendir” ilkesiyle varmamız mümkün olacaktır.(Eğitimci yazar Vural Gündüz)
EĞİTİM KAVRAMI
 ÜNİTE ÖZETİ: Eğitim bireyin doğuşundan itbaren başlayan ve hayatının
sonuna kadar devam eden bir süreçtir.
 Bu süreçte birey, kendine birtakım davranışlar kazandırır ve kendini geliştirir.
Zaten eğitimin temel amaçlarından biri topluma yararlı bireyler yetiştirmektir.
EĞİTİMİN ÇEŞİTLERİ
FORMAL VE İNFORMAL EĞİTİM
 Eğitim, formal ve informal olarak iki gruba ayrılır.
 Formal Eğitim: Önceden hazırlanmış programlar çerçevesinde, amaçlı ve
planlı olarak, bir okul içinde ve öğretim yoluyla yapılan eğitimdir.
 Okulda yapılan formal eğitimin diğer birimlerde yapılan eğitimden ayrılan
yönü: süresinin uzun olması, yaşlara göre gruplandırılmasıdır.
 Ülkemizde formal eğitim, örgün ve yaygın olmak üzere ikiye ayrılır:
EĞİTİM TÜRLERİ
 Örgün Eğitim: Belli bir yaş grubundaki bireylere, Milli Eğitimin amaçlarına
göre hazırlanmış eğitim programlarıyla okul çatısı altında düzenli olarak
yapılan eğitimdir.(Taymaz,1992) Okul öncesi eğitim, ilköğretim, ortaöğretim,
yükseköğretim örgün eğitim sistemlerinin parçasıdır.
 Yaygın Eğitim: Örgün eğitim sistemine hiç girmemiş, bu sistemin herhangi bir
kademesinde bulunan veya bu kademelerden birinden ayrılmış olan kişilere
ve ihtiyaç duydukları alanlarda yapılan eğitimdir. (Taymaz,1992)
 Formal eğitim modern endüstri toplumlarının bir ihtiyacı olarak ortaya
çıkmıştır. Toplumlarda iş bölümü ve uzmanaşmanın artması, farklı iş kollarının
ortaya çıkması, daha planlı ve programlı eğitimi zorunlu kılmıştır.
(Gökçe,2000,s.36)
EĞİTİM TÜRLERİ
 İnformal Eğitim (Formal Olmayan Eğitim): Hayat içinde kendiliğinden oluşan
bir süreçtir. Amaçlı ve planlı değil, gelişigüzeldir. Eğitim etkinliklerinin bir çoğu
farkında olmadan öğrenilebilir. Aile içinde, akran gruplarında, usta-çırak
ilişkişlerinde kazanılan davranışların büyük bir bölümü informal yollarla
kazanılır.
 İnformal eğitimin kontrollü ve planlı olmadığı için, bu eğitim süreci sonunda
insanlar farkında olmadan olumlu, istendik davranışların yanı sıra istenmeyen
davranışlar ya da sonucu götürücü olmayan yanlış davranışlar da
öğrenebilirler.(Erde,1998,s.19)
EĞİTİM TÜRLERİ
 Öğrenme: Değişik biçimlerde tanımlanmakla birlikte pek çok eğitimci öğrenmeyi
“yaşantı ürünü ve nispeten kalıcı izli davranış değişikliği” olarak tanımlamaktadır
(Ertürk, 1994, s. 78; Gürkan, 2006a, s.7; Fidan ve Erden, 1998, s.1).
 Öğrenme sonucunda insanlar; bilgi, beceri, tutum ve değerler kazanırlar.
Öğrenmenin varlığı, genelde şu ölçütlere dayalı olarak incelenmektedir
(Gürkan, 2006a, ss.7-8; Erden, 1998, s.1)
 Öğrenme Nedir: Öğrenme, bireyin yaşantılar sonucu davranışlarda meydana
gelen oldukça uzun süreli değişmelerdir. Bir bilgi ve becerinin, öğrenme sayılması
için davranışta değişiklik yapması ve davranıştaki değişikliğin uzun süreli olması
gerekmektedir. Yeni öğrenmeler ile kişinin kapasitesi gelişir, önceden
yapamadığı bir şeyi yapabilir hale gelir. Daha geniş anlamda, öğrenme sonucu,
birey içinde bulunduğu evrene yeni bir anlam yükler ve evrendeki konumunu
yeniden tanımlar.
EĞİTİM TÜRLERİ
 Öğrenme ile ilgili ortaya atılan davranışsal, duyuşsal, bilişsel, nörofizyolojik
temelli öğrenme kuramları mevcuttur. Davranışcı kuramcılar, öğrenmenin
uyarıcı ile davranış arasında bir bağ kurarak geliştiğini ve pekiştirme yoluyla
davranış değiştirmenin gerektiğini kabul ederler. Bilişsel kurama göre,
öğrenme bireyin çevresinde olup bitenlere bir anlam yüklemesidir. Duyuşsal
kavramlar öğrenmenin doğasın dan çok sorunlarıyla ilgilenirler. Nörofizyolojik
temelli öğretim ilkeleri beynin bir paralel işlemci olduğunu, öğrenmenin
fizyoloji bir olay olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgular. ( Özkalp,
enes. Davranış Bilimlerİne Giriş. Anadolu Üniversitesi. ISBN 975-06-0095-9)
EĞİTİM TÜRLERİ
 Yorgunluk, alışkanlık, ilaç ya da alkol alma gibi nedenlerle davranışlarımızda
meydana gelen değişiklikler de öğrenme sonucu oluşmaz. Bu durumlarda,
davranışlarımızdaki değişiklikler geçici olarak meydana gelmektedir (Fidan,
1985, s.15)
 Öğrenmede iki çeşit destek vardır:
A.
Yönledirilmiş Öğrenme: Belli bir destek tarafından verilen eğitimdir.
B.
Kendiliğiden Öğrenme: Bireyin günlük yaşamındaki eylemlerinin sonucu
oluşan öğrenmedir.
EĞİTİM TÜRLERİ
 ÖĞRETME: Öğretme en geniş anlamıyla öğrenmeyi kılavuzlama ve sağlama
faaliyetleridir. Öğretme etkinliğini yapan öğretmendir veya öğretmen yerine
geçen kişi veya araçlardır. Ancak öğretmenin öğretmesi; planlı,maksatlı
yapılırken, diğer kişilerin öğretmesi gelişigüzeldir.
 Okullarda yapılan planlı, kontrollü ve örgütlenmiş öğretme faaliyetlerine
öğretim denir. (Erden,1998,s.20)
 ÖĞRETMEN: Örgün ve yaygın eğitim kurumlarında Miili Eğitim’in amaçları ve
ilkeleri doğrultusunda öğretimi sağlayan kişidir.
 Eğitim ve öğretimde bireyin dışarıdan yönlendirilmesi, ona davranış
kazandırmak için rehberlik yapılması szö konusudur. Eğitim kavramı, öğretim
kavramına göre daha geniş kapsamlıdır.
EĞİTİM TÜRLERİ
 ÖZET: Eğitim süreci, bireyin doğumundan başlayıp ölümüne kadar devam
eder. En genel anlamıyla/eğitim insanı yetiştime işidir. Eğitimin en önemli
amacı, insanı insan olduğu için yetiştirmektir. Eğitimin belli amaçlar
doğrultusunda planlı ve programlı olarak yapılan şekli formal, gelişigüzel ve
kasıtsız olarak yapılan şekli ise informal eğitim olarak adlandırılmaktadır.
Sokata, toplumda, ailede, usta-çırak ilişkisi içinde yapılan eğitim
informaldir. Öğretim yoluyla gerçekleştirilen, planlı programlı ve okulda
yapılan eğitim ise formaldir. (Varış,1994 s.13; Özden, 2002,s.8)
EĞİTİMİN TEMEL İLKELERİ
3.Hafta
 I – Genellik ve eşitlik
 Eğitim kurumları dil, ırk, cinsiyet, engellilik ve din ayırımı gözetilmeksizin herkese
açıktır. Eğitimde hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
 II – Ferdin ve toplumun ihtiyaçları
 Milli eğitim hizmeti, Türk vatandaşlarının istek ve kabiliyetleri ile Türk toplumunun
ihtiyaçlarına göre düzenlenir.
 III – Yöneltme
 Fertler, eğitimleri süresince, ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde ve
doğrultusunda çeşitli programlara veya okullara yöneltilerek yetiştirilirler. Milli
eğitim sistemi, her bakımdan, bu yöneltmeyi gerçekleştirecek biçimde
düzenlenir. Bu amaçla, ortaöğretim kurumlarına, eğitim programlarının
hedeflerine uygun düşecek şekilde hazırlık sınıfları konulabilir.
EĞİTİMİN TEMEL İLKELERİ
 Yöneltmede ve başarının ölçülmesinde rehberlik hizmetlerinden ve objektif
ölçme ve değerlendirme metotlarında yararlanılır.
 IV – Eğitim hakkı
 İlköğretim görmek her Türk vatandaşının hakkıdır.
 İlköğretim kurumlarından sonraki eğitim kurumlarından vatandaşlar ilgi, istidat ve
kabiliyetleri ölçüsünde yararlanırlar.
 V – Fırsat ve imkan eşitliği
 Eğitimde kadın, erkek herkese fırsat ve imkan eşitliği sağlanır. Maddi imkanlardan
yoksun başarılı öğrencilerin en yüksek eğitim kademelerine kadar öğrenim
görmelerini sağlamak amacıyle parasız yatılılık, burs, kredi ve başka yollarla
gerekli yardımlar yapılır.
 Özel eğitime ve korunmaya muhtaç çocukları yetiştirmek için özel tedbirler alınır.
EĞİTİMİN TEMEL İLKELERİ
 VI – Süreklilik
 Fertlerin genel ve mesleki eğitimlerinin hayat boyunca devam etmesi
esastır.
 VII – Atatürk İnkılap ve İlkeleri ve Atatürk Milliyetçiliği
 Eğitim sistemimizin her derece ve türü ile ilgili ders programlarının hazırlanıp
uygulanmasında ve her türlü eğitim faaliyetlerinde Atatürk inkılap ve ilkeleri
ve Anayasada ifadesini bulmuş olan Atatürk milliyetçiliği temel olarak alınır.
 Milli ahlak ve milli kültürün bozulup yozlaşmadan kendimize has şekli ile
evrensel kültür içinde korunup geliştirilmesine ve öğretilmesine önem verilir.
EĞİTİMİN TEMEL İLKELERİ
 Milli birlik ve bütünlüğün temel unsurlarından biri olarak Türk dilinin, eğitimin her
kademesinde, özellikleri bozulmadan ve aşırılığa kaçılmadan öğretilmesine
önem verilir; çağdaş eğitim ve bilim dili halinde zenginleşmesine çalışılır ve bu
maksatla Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ile işbirliği yapılarak Mili Eğitim
Bakanlığınca gereken
tedbirler alınır.
 VIII – Demokrasi eğitimi
 Güçlü ve istikrarlı, hür ve demokratik bir toplum düzeninin gerçekleşmesi ve
devamı için yurttaşların sahip olmaları gereken demokrasi bilincinin, yurt
yönetimine ait bilgi, anlayış ve davranışlarla sorumluluk duygusunun ve manevi
değerlere saygının, her türlü eğitim çalışmalarında öğrencilere kazandırılıp
geliştirilmesine çalışılır; ancak, eğitim kurumlarında Anayasada ifadesini bulan
Atatürk milliyetçiliğine aykırı siyasi ve ideolojik telkinler yapılmasına ve bu
nitelikteki günlük siyasi olay ve tartışmalara karışılmasına hiçbir şekilde meydan
verilmez.
EĞİTİMİN TEMEL İLKELERİ
 IX – Laiklik
 Türk milli eğitiminde laiklik esastır. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilköğretim
okulları ile lise ve dengi okullarda okutulan zorunlu dersler arasında yer alır.
 X – Bilimsellik
 Her derece ve türdeki ders programları ve eğitim metotlarıyle ders araç ve
gereçleri, bilimsel ve teknolojik esaslara ve yeniliklere, çevre ve ülke
ihtiyaçlarına göre sürekli olarak geliştirilir.
 Eğitimde verimliliğin artırılması ve sürekli olarak gelişme ve yenileşmenin
sağlanması bilimsel araştırma ve değerlendirmelere dayalı olarak yapılır.
Bilgi ve teknoloji üretmek ve kültürümüzü geliştirmekle görevli eğitim
kurumları gereğince donatılıp güçlendirilir; bu yöndeki çalışmalar maddi ve
manevi bakımından teşvik edilir ve desteklenir.
EĞİTİMİN TEMEL İLKELERİ
 XI – Planlılık
 Milli eğitimin gelişmesi iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınma hedeflerine uygun
olarak eğitim -insangücü – istihdam ilişkileri dikkate alınmak suretiyle,
sanayileşme ve tarımda modernleşmede gerekli teknolojik gelişmeyi
sağlayacak mesleki ve teknik eğitime ağırlık verecek biçimde planlanır ve
gerçekleştirilir.
 Mesleklerin kademeleri ve her kademenin unvan, yetki ve sorumlulukları
kanunla tespit edilir ve her derece ve türdeki örgün ve yaygın mesleki
eğitim kurumlarının kuruluş ve programları bu kademelere uygun olarak
düzenlenir.
EĞİTİMİN TEMEL İLKELERİ
 Eğitim kurumlarının yer, personel, bina, tesis ve ekleri, donatım, araç, gereç
ve kapasiteleri ile ilgili standartlar önceden tespit edilir ve kurumların bu
standartlara göre optimal büyüklükte kurulması ve verimli olarak işletilmesi
sağlanır.
 XII – Karma eğitim
 Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır. Ancak eğitimin türüne,
imkan ve zorunluluklara göre bazı okullar yalnızca kız veya yalnızca erkek
öğrencilere ayrılabilir.
“Türk Milli Eğitim Sisteminin temel ilkeleri“, Erişim tarihi: 14.11.2020
EĞİTİMİN TEMEL İLKELERİ
 XIII – Eğitim kampüsleri ve okul ile ailenin işbirliği
 Türk Milli Eğitim sistemimizin temel amaçları doğrultusunda okul ile aile
arasında işbirliği sağlanması önemlidir. Bu doğrultuda okullarda okul aile
birlikleri kurulmalı ve kantinler okul aile birliklerinin bünyesinde çalıştırılmalıdır.
 XIV – Her yerde eğitim
 Milli eğitimin amaçları yalnız resmi ve özel eğitim kurumlarında değil, aynı
zamanda evde, çevrede, işyerlerinde, her yerde ve her fırsatta
gerçekleştirilmeye çalışılır.
EĞİTİMİN TEMEL İLKELERİ
 Resmi, özel ve gönüllü her kuruluşun eğitimle ilgili faaliyetleri, Milli Eğitim
amaçlarına uygunluğu bakımından Milli Eğitim Bakanlığının denetimine
tabidir.
(Türk Milli Eğitim Sisteminin temel ilkeleri, Erişim tarihi: 14.11.2020)
(Türk Milli Eğitim temel kanunu, Erişim tarihi: 14.11.2020)
EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ
4.Hafta
 İnsanlar varoluşlarından beri hep yaşam mücadelesi verdiler. Aç kalmamak için
çalıştılar. Ekin ektiler, diğer işlerle uğraştılar. Ancak doğayla baş etmeleri zaman
zaman zorlaştı. Yağmur yağdı, sel geldi yaptıklarına zarar verdi. Bütün bunları
yapan bir güç vardır diye düşündüler. Buda Tanrıydı. Tanrı hem yerde hem de
gökte olabilirdi. İnsanoğlu sürekli sorgulayan bir varlık olarak bilgi birikimleri
arttıkça daha çok merak etmeye başlamışlardır. Nereden geliyoruz? Yaşamın
anlamı nedir? Niçin bazı insanlar diğerlerini öldürüyor? Erdemli ahlaklı olmak
nedir? Bütün bu sorulara cevap bulmanın sonucu olarak felsefe ortaya çıkmıştır.
 Biriken bilgi birikimini yeni kuşaklara aktarmak gerekiyordu, bu da eğitim
sayesinde olacaktı bunu ise öğretmenler yapacaklardı. Peki bu iş nasıl
yapmalıydı? Kim eğitilmeli? Niçin ve nasıl eğitilmeli? Neler öğretilmeli? Gibi
sorular sürekli olarak sorulagelmiştir. Bu soruların cevabı eğitim amaçlarında
yatar. Bir toplumun eğitim amaçları eğitim felsefesini ortaya koyar. Nasıl bir insan
yetiştirmeliyiz? Sorusunun cevabını ise eğitim felsefesi verir.
EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ
 FELSEFE NEDİR?
 Felsefe nedir? sorusuna bugüne kadar net bir cevap verilememiştir. Bunun
sebebi, bu bilimin çok değişik alanlarla ilgilenmesinden kaynaklanır. Felsefe ,
insanın bilme ihtiyacının bir ürünüdür. Felsefe bilimle çok yakın bir işbirliği
içindedir. Felsefesiz bilim kördür. Sokrates’ göre felsefe “neleri bilmediğimizi
bilmektir.” Felsefe gerçeği bir bütün olarak inceler.
 Felsefe; varlık, bilgi, gerçek, adalet, güzellik, doğruluk, akıl ve dil gibi genel
ve temel sorunlarla ilgili yapılan çalışmalardır. Felsefe "düşünce sanatı"
olarak da bilinir
EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ
 Bir başka tanıma göre Felsefe, İnsanın akıl yürütme yoluyla dünyayı ve
kendini anlamasına yardımcı olan bir bilimdir ( Ertürk, 1993).
 FELSEFİ BİLGİ İLE BİLİMSEL BİLGİ ARASINDAKİ BENZERLİK YA DA FARKLILIKLAR:
 FELSEFİ BİLGİ:
 Varlığı bütün olarak inceler.
 Birleştirici ve bütünleştiricidir.
 Daha çok felsefi düşünce ile ortaya çıkar.
 Subjektiftir.
 Akla ve aklın ilkelerine uygundur.
EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ
 İlerleme özelliğine sahip değildir. Her felsefi bilgi kendi içinde bir bütündür.
 Sonuçları kesin değildir.
 En genel bilgileri kapsar.
 Özneldir.
 Eleştirisel değildir.
 Değişmez.
 Evrenseldir.
 Sistemli, düzenli ve birleştirilmiş bir bilgidir.
EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ
 Kanıta ihtiyacı yoktur.
 Açıklamalarında bitmişlik ya da kesinlik yoktur.
 İnsan ve hayatı anlamak ister.
o BİLİMSEL BİLGİ:
 Varlığı parçalı olarak inceler.
 Birleştirici ve bütünleştiricidir.
 Daha çok deney, gözlem ve diğer araştırma yöntemleriyle ile elde edeilir.
 Objektiftir ( Araştırmacıdan kaynaklanan nedenle aynı zamanda sübjektiftir)
EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ
 Akla ve aklın ilkelerine uygundur.
 Birikimlidir. İlerleme özelliğine sahiptir.
 Sonuçları kesindir.
 Belli bir alana yönelik olmakla birlikte genelleştirilmiş bilgidir.
 Nesneldir.
 Eleştiriseldir (Kanıt gösterildiği zaman bilimsel bilgi geçerliliğini yitirebilir ).
 Değişebilir.
EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ
 Bazı bilgiler yerel bazıları evrenseldir.
 Sistemli ve düzenlidr.
 Kanıtlanmak zorundadır.
 Kesindir (Bilim, elde ettiği bilgileri deneyle kazanmıştır).
 İnsan ve hayatı anlamak ister.
EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ
 FELSEFENİN DOĞUŞU:
 lk çağ felsefesi denilince dar anlamda Yunan felsefesi ve bundan doğmuş
olan diğer felsefeler anlaşılır. İlk felsefeyi ortaya koyan Yunanlılardır. İlk çağ
felsefesine antik çağ felsefesi de denir. Felsefe kelimesi yunanca
philosophia sözcüğünden gelmektedir. Philia sevgi, sophia ise bilgelik ( bilgi)
anlamı taşır. Yunan felsefesinin esas doğduğu yer, Ege’deki İonia kentidir.
Felsefe ise arapça bir kelimedir.
 Felsefe, varolanlar üzerinde bilinçli, planlı bir düşünmeden doğmuştur.
Ötedenberi cevapları yalnız dinden, edinilen bir takım sorunlar, bir zaman
gelipte eleştirel bir düşünmenin ve gözlemenin konusu yapılınca felsefe
tarihide başlamıştır.
EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ
 Eski Yunanlılar , doğrunun ve bilginin kendisi için yönelmiş, bir felsefenin ilk
yaratıcılarıdır. Eski doğu kültürlerinin her birinde din eksenli, düşünce
hakimken, yunanlılarda bu düşünceden sıyrılarak daha çok var olan
gerçekler üzerinde düşüncelerin şekillendiğini görürüz. Eski yunanlılar,
temellendirilmiş, bir birlik içinde derlenip toplanmış bilgilere varmağa
çalışmışlardır.
 İlk çağ felsefecileri genelde ilk ( arkhe) nedir ? sorusu üzerinde durmuşlardır.
Bu soruya ilk çağın önemli felsefecileri farklı açılardan yaklaşmışlardır.
Bunlara aynı zamanda doğacı felsefeciler de denir. Daha sonra eski
yunanda ortaya çıkan sofistler (insancıllar) düşünce ve eğitin dünyasına
farklı bakış açıları getirmişlerdir. Bu bakımdan eski çağ felsefecileri genel
anlamda ikiye ayrılır. Doğacılar ve Sofistler.
EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ
 ANTİK ÇAĞ FELSEFECİLERi:
 a) Thales ; Bilimsel düşünmeyi göreli olarak en arınmış biçimiyle ilkin Miletli
Thales ortaya koymuştur. Thales felsefe tarihinin başında bulunan kişi olarak
kabul edilir. O ilk’i ( Arkhe) su ile açıklamıştır. Ona göre her şey sudan türer
ve yine suya döner. Dünya ise düz bir tepsi şeklindeki suyun içinde
yüzmektedir. Thales’i ilk ilgilendiren konular yeryüzü ile gökyüzü olmuştur. Her
şey canlıdır. Her şey içinde tanrısal bir yaratıcı gücü olan su ile doludur.
 b) Anaximandros; İlk madde sonsuz ve tükenmezdir. Sonsuz olan şeyi Thales
gibi varlık olan birşeyle sınırlayamayız. Çünkü var olan herşeyin birde zıttı
vardır. Yer, tepsi biçiminde değil, bir silindir, bir sütün biçimindedir ve
boşlukta serbest olarak durur. Gökte yerin etrafında döner.
EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ
 c) Anaximenes; İlk madde havadır. Hava, ruhun insanı kuşatması gibi evreni
kuşatır.
 d) Herakleitos; Evrenin temel maddesi ateştir. Ateş, bütün karşıtların birliğidir.
Evrende tanrısal bir akıl egemendir.
 Sokrates; İlkçağın en büyük düşünürlerinden biridir. Sokrates'in kendisinden
sonra gelen filozoflar üzerindeki etkisinin çok büyük olduğu
düşünüldüğünden Sokrates'ten önceki filozofları Sokrates öncesi düşünürler
olarak sınıflandırmak yaygın bir eğilimdir.
EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ
 Sokrates , İnsan hayatının pratik sorunlarıyla ilgilenmiştir. Akla ve düşüncenin
objektif değerine inanırdı. Ona göre, bilimsel çalışmanın amacı, duyularla
edinilen tek tek algılar değil, kavramdır. Tümevarım yöntemini kullanmıştır. Bütün
çalışmaları ahlaka yönelmiştir. Erdemle mutluluk arasında bir bağ kurmuştur.
İçinde varolan Daimonion diye bir sesin ona sürekli yol gösterdiğini söylemiştir.
Çevresine büyüleyici bir etki yapmıştır.
 f) ( Eflatun ) Platon; Eflatun'un felsefesini, beş önemli kuram içerisinde toplamak
mümkündür. Bunlar, “bilgi”, “idealar”, “ruhun ölümsüzlüğü”, “evrendoğum”
Cosmogony - Evren'in oluşumunu inceleyen bilim dalı) ve “devlet” ile ilgili
kuramlarıdır. Eflatun, bütün yaşamı boyunca hocası Sokrates'den edindiği ilham
ile gerçek bir ahlakçı olarak kalmış, tüm bu kuramları, etik ağırlıklı görüşlerle
irdeleyerek geliştirmiştir. Sokrates ve Eflatun'a göre felsefenin ana ereği, insanın
mutluluğu ve yetkin yaşamının sağlanmasıdır. Yetkin bir yaşam, ancak erdemli
bir hayat sürmekle elde edilebilir. Erdemin temeli “bilgi”, özü “idealar kavramı”,
gerekçesi “evrendoğum”, güvencesi “ölümsüzlük”, yaşamsal sığınağı “devlet”tir.
EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ
 g) Aristo : Aristo, diyaloga yer veren karşılıklı konuşma tipi yazılar yazmıştır. Ancak
bu yazılar zamanla kaybolmuş ve geriye yalnızca ders ve araştırma notları
kalmıştır. Aristo, hocası Eflatun’un idealar fikrinden hareket etmiştir. Eflatun
ideaları bir gerçek kabul ederken, Aristo bunu kabul etmemiştir. Ona göre
sadece elimizle tutup, gözümüzle gördüğümüz varlıklar gerçektir. Bütün varlıklar
madde ile şekilden meydana gelmiştir. Şekil, aktif bir ideadır; maddeye
niteliklerini veren odur. Bu sebeple gözle göremediği ideaları inkar yoluna
gitmiştir. Aristo’ya göre dünya ve madde daimidir (kadimdir).
 Aristo, ahlak bilgisinde ilmi kesinliğin yeri olmadığını söylemiştir. Pratik olarak
“faziletin ne olduğunu bilmek yerine, iyi bir insan olmanın önemi” üzerinde
durmuştur.
 Aristo, tabiat bilgilerinin tarifi ve sınıflandırılmasındaki çalışmaları ile bilinir. Bu
konulardaki bilgisi ve metodu dikkati çekmektedir. Tabiattaki türlerin tanınması
ve tarif edilmesi konusunda başarılı olmuştur. Kendisi ve okulu tabiat bilimlerinin
ayrı bir ilim kolu olarak kurulmasını sağlamıştır.
EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ
 SOFİSTLER: Sofistler, M.Ö. 5. yüzyılda para karşılığında felsefe öğreten gezgin
felsefecilerdir. Özellikle Atina’da çağın önde gelen bilgeleri var olan
değerleri (kritias) eleştirmişlerdir. Göreceli ve kuşkucu düşüncenin köklerini
atmışlar ve geliştirici olmuşlardır.
 Etimoloji bakımından ‘sofist’ kelimesi Yunanca sophos (bilge, becerikli, zeki)
sözcüğünden türetilen sophistes’ten gelir, öğrenmeyi ve öğretmeyi meslek
edinen kişileri belirtmek için kullanılır.Dönemin sosyal değişimleri ve siyasal
gelişimleri (5.yy Atina Demokrasisi) sofistlerin etkili olmalarına yol açmıştır.
Çünkü sofizmin doğuş nedenleri arasında Atina demokrasisinin tamamen
yeni türden bir eğitime, pedagojiye duyduğu pratik gereksinim gerçek
belirleyici bir nedendir. Bir anlamda ‘Yunan Aydınlanması’ olarak
adlandırılacak gelişmenin yaratıcılarıdır.
EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ
 İlk sofistlerin toplumda büyük bir saygınlığı olmasına rağmen felsefe tarihinde
‘sofist’ denildiğinde akla olumsuz bir anlam gelir. Bu anlam başta dönemin
en önemli filozofu olan Platon’un, Sokrates’in ve Aristoteles’in sofistlere karşı
yürüttüğü mücadeleden ileri gelmektedir. Sofistler sürekli bu düşünürler
tarafından eleştirilmiş ve küçük görülmüşlerdir. Bir de para karşılığı ders
vermeleri o dönemde yadırganmıştır. Bununla birlikte felsefe tarihi içinde
erdemin öğretilir olup olmadığı gibi çok önemli soruların sorulmasında ya da
yeni yaklaşımlar geliştirilmesinde sofistler her dönem önemli etkilere yol
açmışlardır (http://tr.wikipedia.org/wiki/Sofistler).
 Geliştirdikleri yöntemle ilk pedagoglar olarak bilinirler. Daha çok halkın
eğitimiyle ilgilenmişlerdir. Bazı sofistler şunlardır ; Protagoras, Leontinoi’li
Gorgias, Antiphon, Elis’li Hippias,
EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ
 FELSEFE - EĞİTİM ARASINDAKİ İLİŞKİ:
 · Eğitim sistemi kurulurken, belirlenecek hedefler konusunda felsefeye başvurulur. Hedef
davranışlar hangi ölçütlere dayandırılacaksa felsefe ölçütler takımı olarak işe koşulabilir.
 · Programda belirtilen hedef davranışların iç tutarlılığının sorgulanmasında felsefeye
başvurulur.
 · Eğitimin nesnesi insandır. İnsan aynı zamanda felsefenin de konusudur. Eğitim açısından
hangi felsefe temele alınırsa insana öyle bakılır.
 · Hedeflere yeni hedefler katmada felsefe işe yarayabilir.
 · Sistemin savunduğu felsefeyle eğitim çalışanları ters düşerse sistem entropiye (çürüme,
kendi kendini yok etme)uğrayabilir.
 · Her ekonomik ve politik sistem en azından bir felsefeye dayanır. Eğitimde bu sistemlerin bir
ürünü olduğu için doğrudan etkilenir.
 · Eğitim ortamlarının düzenlenmesinde de felsefe işe koşulabilir.
 · Eğitim isteminin denetlenmesinde de felsefeden yararlanılır.
EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ
 VARLIK FELSEFESİ (ONTOLOJİ):
 İlk felsefe olarak bilinir. Varlık kavramı üzerinde durur. Asıl olan varlık değil
varolandır. Arkhe (ilk olan ) sorusunun cevabını arar. Arkheyi, ilk filozoflar
kendilerince açıklamışlardır. Mesela, Thales’e göre ilk; “su” iken Heraklit’e
göre “ateş” tir. Bu soruya verilen yanıtlar insan anlayışını da etkilemiştir.
 Ontoloji, eğitimin kuramsal ve uygulamalı yanı arasında çok boyutlu ilişkiler
kurar.
EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ
 BİLGİ FELSEFESİ (EPİSTEMEOLOJOİ, GNOSEOLOJİ):
 Bilgi felsefesi, bilginin oluşumu, kaynakları, sınırları gibi problemlerle uğraşan
felsefe disiplinidir. Bu felsefenin ilk konusu, bilginin mümkün olup olmadığıdır. Bu
felsefe anlayışı genel olarak şu soruları cevabını arar;
 · Doğru bilgi nedir?
 · Doğru bilginin kaynağı ve yöntemi nedir?
 · Doğru bilginin temeli nedir?
 · Doğru bilginin kriteri nedir?
 Bazı filozoflara göre kesin bilgiye ulaşılamaz. Bazı filozoflar ise şüpheyi bir araç
olarak kullanarak kesin bilgiye ulaşılacağını savunmuşlardır. Bilgi kesin olduktan
sonra esas olan bilginin kaynağının ne olduğudur. Doğru bilginin kaynağını akıl
olarak gören filozoflara göre, doğuştan bazı yeti ve bilgiler zaten beynimizde
vardı. Bunlar, Platon, Aristo, Farabi, İbn-i Sina gibi düşünürlerdir.
EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ
 DEĞER FELSEFESİ ( AXİOLOGY):
 Aksiyloji değerlerin doğasını araştırır (Gürsel, 2004). Bu alan, etik ve estetik
konularını içerir. İnsanın yapıp etmelerini inceler, dayanılan ilkeleri ve
değerleri araştırır. Bu disiplin, ahlaklı- ahlaksız, iyi- kötü, saygılı- saygısız,
erdem- erdemsizlik gibi değerler nedir? Var mıdır? Yok mudur? Sorularına
cevap arar. Bu anlayışa göre eğer bu değerler varsa ve evrenselse bunları
öğrencilere kazandırmaya çalışır ve hiç ödün vermezsiniz. Bu değerler var
fakat, evrensel değilse, zamanla değişir derseniz, hoşgörülü olur eğitim
ortamında esnek davranırsınız.
 MANTIK ( LOGİC):
 Mantık, akıl yürütme anlamı taşır. Bu anlayış; Akıl nedir? Aklın kuralları var
mıdır? Varsa nelerdir? Bu kurallar doğuştan mıdır? Evrensel midir? gibi
sorulara cevap arar. Bu sorulara ise değişik cevaplar alınmıştır.
EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ
 İDEALİZM (ÜLKÜCÜLÜK:
 İdealizimin temelini Platon atmıştır. Sokrates’de diğer temsilcisidir. Onlara göre
gerçek dış dünyada değil tam olarak içimizdedir. Dış dünyadaki varlıklar,
düşüncenin ürünü veya düşüncenin kendisidir. Dış dünya duygularımızdan
başka bir şey değildir. Algılarımız yok olursa dış dünyada yok olur. Gerçek bilgi,
aklın ürünü olan bilgidir, duyulardan elde edilen bilgi değil.
 Başlıca Eğitim İlkeleri;
 1. Eğitimin amacı önce insana aklını nasıl kullanacağını ve doğruya, iyiye ve
güzele nasıl ulaşacağını öğretmektir.
 2. Öğretim sosyal ortamda yapılmalıdır.
 3. Amaç öğrencide bir kişilik geliştirmek olmalıdır.
 4. Okul da, toplumun bir yansıması olarak geçmişin değerlerini öğrenciye
kazandırmak zorundadır.
EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ

REALİZM (GERÇEKÇİLİK):

Realizmin öncüsü Aristo’dur.

Bu düşünceye göre; Zihnimizin dışında bir gerçek dünya vardır ve zihnimizdeki bilgiler bu
dünyadan aldığımız duyumlara göre oluşmaktadır. Körler görmese de yıldızlar vardır.

Başlıca Eğitim İlkeleri;

1. İnsanın en iyi yetilerle donatılarak mutlu olması sağlanmalıdır.

2. Kişilerin akıllarını geliştirmelerini sağlamalı, kendilerini gerçekleştirmelerine hizmet edilmelidir.
Ancak böyle olursa bireyler mutlu olabilir.

3. Bilgiye deney, gözlem ve araştırma yaparak ulaşabiliriz.

4. Sistemli olarak öğrenciye aktırılacak bilgiler onun gelişimine uygun olmalıdır.

5. Öğretmen öğrencilere ders anlatırken, tartışma, deney ve gözlem gibi yöntemler kullanmalıdır.

6. Eğitimde en son sözü öğretmen söylemelidir. Öğrenci ikinci plandadır.

7. Tümevarım yöntemini savunur
EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ

PRAGMATİZM (YARARCILIK)

Yarar esasına dayanır. Yararlı olan iyidir. İyiyi kötüden ayırmak için yararlı olup olmadığına bakmalıdır. Bu akım J. Dewey’in düşünce
sistemi üzerine kurulmuştur. Bu anlayışa göre değerler ve gerçekler durmadan değişmektedir. Her şey sonsuza kadar aynı kalamaz. Tüm
etkinliklerimizde problem çözme ile eleştirisel düşünmeye yönelik zeka büyük bir yer tutmaktır. Bu felsefe daha çok Amerika’da gelişmiştir

Başlıca Eğitim İlkeleri;

1. Problem çözen bir eğitim anlayışına sahiptir.

2. Eğitimde içerikten çok düşünme yöntemi önemlidir.

3. Eğitim, yeni şartlara ve durumlara karşı araştırmacı ve uygulamacı bir tavır geliştirmeyi hedef almalıdır. Bunun için eğitim gerçek
hayattan hareket etmelidir.

4. Eğitim, kişilerin topluma katılma yollarının en önemlilerinden biridir.

5. Öğretmenin amacı, öğrencileri bağımsız düşünür haline getirmektir.

6. Okul hayata hazırlık değil, hayatın kendisi olmalıdır.

7. Öğretim çocuğa çalışma yollarını , olayları ve deneyimleri değerlendirmeyi öğretmelidir.

8. Eğitim ortamı demokratik olmalıdır.

9. Eğitim- öğretim öğrenci merkezli olmalıdır

10. Uygulamaya daha çok yer verilmelidir.
EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ

VAROLUŞÇULUK ( EGZİSTANSİLALİZM):

Evrende kendi varlığını kendisi yaratan tek varlık insandır. İnsan kendi davranışlarının ürünüdür

İnsan kendi kendisini yarattığı için sorumlu olan odur. Hayta anlam veren insandır.

Başlıca Eğitim İlkeleri;

1. Eğitimin amacı bireyselliği sağlamak ve kişinin özgürlüğünü geliştirmesine katkıda bulunmaktır.

2. Okul öğrencilere hayatın sadece güzel yönlerini değil zor ve çirkin yönlerini de öğretmelidir.

3. Eğitim kopya kişiler yetiştirmemelidir. Öğrencinin kendini gerçekleştirmesine katkı sağlamlıdır.

4. Toplumsal ve doğal olgular öğrencilere geniş biçimde sunulmalıdır. Çünkü bunlar kendini
gerçekleştirme için önemlidir.

5. Kişilerin ne olacağını okul belirleyemez.

6. Eğitimin merkezinde öğrenci vardır ve tercih yapmak ona bırakılmalıdır.

7. Eğitim grup değil bireysel yapılmalı çünkü gruplar öğrencinin özgürlüğünü kısıtlayabilir.
EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ

A.
EĞİTİM FELSEFESİ AKIMLARI:
DAİMİCİLİK:

En eski eğitim akımıdır. Kökü, Platon, Sokrates ve Aristo’ya kadar dayanır. İdealizm ve realizm den
etkilenmiştir. Öncüleri ; Robert Hutchins ve Mortimer Adler ‘dir

} Başlıca ilkeleri;

1. Eğitim, değişmeyen ilke ve değerleri öğretmelidir.

2. İnsanın aklını kullanması ve düşünme yetenekleri geliştirilmelidir.

3. Okul, hayatın aynısı değil, hayata hazırlama yeridir.

4. Eğitim programının temelinde insani ilimler vardır.

5. Program, ayrıca klasik eserlere yer vermeli ve iyi değerleri çocuklara öğretmelidir.

6. Ahlaklı, erdemli , seçkin ve entelektüel bireyler yetiştirlmelidir. Bu yüzden klasik eserlerin
okutulması önemlidir.

7. Eğitim uzman kişiler tarafından yapılmalı, bu uzmanlar öğrenciler adına en iyisini seçmelidir.
EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ
B. ESASCILIK ( ÖZCÜLÜK- TEMELCİLİK):
 İlerici eğitim hareketlerine karşı geliştirilmiş bir eğitim akımıdır. Zaman içinde
entellektüel birikimin gelişen seviyesi eğitime yansıtılmalıdır. Okul toplumun
kültürünü korumak ve onu aktarmakla görevlidir. Başlıca İlkeleri;
 · Öğrenme oldukça önemli olduğu için, öğrenci disiplin altında bulundurulmalı,
gerekirse cezalandırılmalıdır.
 · Öğretmen çok önemli olduğu için iyi yetiştirilmeli ve eğitim öğretmen merkezli
olmalı.
 · Okulun asıl işi bilgi aktarmak olduğu için, öğrenciye kendi kendini kontrol gücü
kazandırılmalıdır.
 · Esas olan değişmemedir.Öğrenciye alıştırma ve ezberleme yöntemleri
öğretilmelidir.
EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ
C. İLERLEMECİLİK/ GELİŞMECİLİK:

Pragmatizmin eğitime uygulanmış şeklidir. En önemli temsilcisi J. Dewey’dir. Geleneksel eğitime
tepki için ortaya çıkmıştır. Eğitim, sürekli değişen hayatı öğretmelidir. Başlıca İlkeleri;

· Dersler öğrenci merkezli işlenmelidir.

· Değişim sürekli olduğu için öğrencilere problem çözme becerileri kazandırılmalıdır.

· Öğrenme yaşantı yoluyla gerçekleştiği için, sınama yanılmaya fırsat verilmelidir.

· Öğrencilere nasıl düşünmesi gerektiği öğretilmeli ve sorular ona sorulmalıdır.

· Öğretim ortamı oldukça demokratik olmalıdır.

· Öğrenciye bilimsel yöntemlerle problemi çözmesi öğretilmelidir.

· Okul ortamında gerektiğinde yeni öğretim yöntem ve stratejileri geliştirilmelidir.

· Öğretmen, bilgiye ulaşma yollarını öğretmelidir.

· Eğitimin amacı, çocuğu yaşama hazırlama değil, yaşamın kendisi olmalıdır.

· Çocuk gerekirse itiraz eden sorgulayan bir kafayla yetiştirilmelidir.
EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ
D. YENİDEN KURMACILIK ( İNŞACILIK ):
 İlericiliğin devamı olarak ortaya çıkmıştır. Her kültürün modern çağda
yeniden kurulması ve içinde yaşanılan sanayi çağına uygun bir kültürün
geliştirilmesinin gerekliliğini kabul eder. İlkeleri;
 · Eğitim sadece bugünün değil geleceğinde belirleyicisidir.
 · Eğitimde hedefler önemlidir.
 · Cezaya yer yoktur.
 · Sorular eleştirici düşünceyi geliştirici nitelikte olmalıdır.
 · Uygulamalı eğitim için ortam yaratılmalıdır.
 · Okul en iyi demokratik ortam olmalıdır.
EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ
 TÜRK MİLLİ EĞİTİMİN FELSEFİ DAYANAKLARI:
A. İSLAMCILIK:Abdülhamit döneminin resmi politikasıydı. Yaşam İslam kurallarına
göre düzenlenmeliydi. İslamcılar kendi aralarında üçe bölünmüşlerdi. Bir grup,
eski saadet günlerine (dört halife dönemi) dönmek gerekir. Batı kesinlikle
reddedilmeliydi. Bir grup, tekniğin batıdan alınmasında sakınca yoktur. Diğer
grup ise, batı ile islamın birlikte yaşıyabileceği görüşündeydi.
 İslamcılar ümmetçiliği ideoloji olarak benimsediler. Onlara göre Müslümanlar
tek bayrak altında toplanmalıydı. Milliyetçiliğe karşı çıktılar.
EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ
B. BATICILIK: Osmanlıların gerilemeye başladığı dönemde ortaya çıktı. İlk olarak batılılaşma
düşüncesine askeri alandan başlandı. Bunlar tümüyle batıyı örnek almak gerektiğini
savunuyorlardı. İslam ise gelişmenin önünde engeldi.
C. TÜRKÇÜLÜK: Esasen milliyetçilik akımları Fransız ihtilaliyle ortaya çıkmaya başladı. Türkçülüğün
en önemli temsilcisi Ziya Gökalp’tır. O Türkçülüğü Türk Milletini yükseltmek olarak tanımlar. Irkçı
Türkçülüğe karşıdır. Batıyı tamamen örnek almak yerine gelişmeler kültürümüze uygunsa
alınmalıdır. Atatürk’le Gökalp’in düşünceleri arasında yakın ilişki vardır.
 Atatürk önderliğindeki Türk devrimi esasen pozitivizme dayandırılmıştır.
 Çağdaş uygarlık kavramının içerdiği ulusal yenilikçi bilinç , tam bağımsızlık, halk egemenliği,
ülke ve ulus bütünlüğü, akılcılık yeni oluşan ulusun temel dayanaklarıydı.
 Cumhuriyet döneminde eğitimin felsefesinin oluşmasında, Atatürk’ün ülkeye çağırdığı batılı
eğitimcilerinde katkısı olmuştur. J.Dewey’in pragmatist görüşü, Alman Kuhne’nin “iş okulu”
görüşü bunda etkili olmuştur. (Öğr. Gör. Osman ALBAYRAK,RİZE,2016)
EĞİTİMİN TOPLUMSAL TEMELLERİ
EĞİTİMİN TOPLUMSAL ( SOSYAL ( SOSYOLOJİK ) TEMELLERİ:

Toplum, sınırları belli bir doğal çevrede ortak amaçlar için bir araya gelen ,bazı kurallara bağlı,
işbirliği ve dayanışma anlayışında olan insanlardan oluşur.

Toplumsal yaşam, bireyler arasında işbirliği, işbölümü ve dayanışma ile sürdürülür. Eğitim, toplum
hayatının düzenli ve kurallara uygun olarak yürütülmesi için toplum tarafından oluşturulan
toplumsal bir kurumdur.

Her toplumun üyelerinden gelişmesini istediği bazı özellikler vardır. Bireylerin, bu özelliklerinin
gelişmesi için yardıma ihtiyacı vardır. Bu yardım talebinin gerçekleşmesi için eğitim kurumları
önemli bir araçtır ve önemli görevler üstlenmiştir.

Eğitim kurumlarının bireyin sosyalleşmesindeki önemi, gerek toplumlarca gerekse bireylerce
tartışılmaya yer olmayacak şekilde kabul görmüştür.

Eğitim kurumlarının temel hedefi toplumsal ihtiyaçların gereklerine uygun nitelikte bireyler
yetiştirmektir.

Bütün ülkeler toplumun ihtiyaçlarına uygun bireyler yetiştirmek için , ilköğretimi zorunlu
görmüşlerdir. Çünkü ilköğretim (temel eğitim) , bireye toplumsal yaşayışın ve kültürün temelini
bilgi ve beceriler kazandırarak , bireyin sosyalleşmesini sağlarlar.
EĞİTİMİN TOPLUMSAL TEMELLERİ
 TOPLUMSAL KURUM OLARAK EĞİTİM:
 Toplumun sürekli yaşama gereksinimini karşılamak, sorunlarını çözmek için ortaya
çıkan; toplumca benimsenen yasa ve kurallara uygun olarak toplumsal ilişkiler
dokusuna kurum denir ( Başaran, 1989).
 Okulda toplumsal bir kurumdur. Toplumsal kurum olarak eğitimin birçok işlevleri
vardır. Bunlar;
 Toplumu bütünleştirmek.
 Toplumun yaşamasını sürdürmesine yardım etmek.
 Toplumun yüksek düzeyde gereksinmelerini karşılamak.
 Toplumun sorunlarına ölçülendirilmiş, denenmiş çözüm yolları geliştirmek.
 Toplumun üyeleri arasında oluşacak ilişkileri yasaya ve kurala bağlamak.
 Yeni kuşakların davranışlarını biçimlendirmek (Celep, 2005).
EĞİTİMİN TOPLUMSAL TEMELLERİ
 Kurumlar yukarıda belirtilen işlevlerini koruyup, sürdüremezse, gereksiz hale
gelir, ve zamanla ortadan kalkari.
 Eğitimin çeşitli boyutlarından birisi de toplumsal niteliğidir. E. Durkheim’e
göre eğitim, fiziki ve toplumsal çevrenin insan üzerinde meydana getirdiği
etkilerdir. Bu tanımdan yola çıkılırsa eğitim sosyolojisi denilen bilim dalına
ulaşılır.
 Sosyal anlamda eğitim, bireyin yaşadığı toplumda yeteneğini, tutumlarını
ve olumlu değerdeki diğer davranış biçimlerini geliştirdiği süreçler
toplamıdır. Diğer bir tanımla, Toplumsal bir süreçtir.
EĞİTİMİN TOPLUMSAL TEMELLERİ
 Sosyoloji (toplumbilimi) ise, toplumsal olayları ele alır. Sosyal olgu ve olayları
inceleme alanına alır. Toplumu sistematik olarak bilimsel yöntemlerle inceler. En
geniş anlamıyla insan davranış ve ilişkilerini konu edinir. Oldukça yeni bir bilim
dalı olarak 18. yüzyılda ortaya çıkan sosyoloji ( sosyoloji Auguste Comte, 1838);
insanlar arasındaki sosyal ilişkileri, bu ilişkilerden doğan sosyal kurumları, sosyal
yapıyı ve bunları etkileyen bir faktör olan kültürü inceleyen bir bilimdir, diyebiliriz.
 Eğitim sosyolojisi ise , toplum ile eğitim arasındaki karşılıklı ilişkileri, bağlantıları ve
etkileşimeleri inceleyen bir bilim dalıdır (Ergün, 1994). Eğitim sosyolojisi, eğitimi bir
sosyal olgu olarak ele alır ve toplum içinde bireyi inceler. Bireyin içinde yaşadığı
ve okulda geçirdiği toplumsallaşma süreci ile ilgilenir (Tezcan, 1994). Eğitim
kurumlarını etkileyen sosyal kurumları, toplumsal yapı ve ilişkileri ele alır (Banks,
1998). Eğitim kurumları ile daha geniş toplumsal yapılar (ideoloji, kültür, ekonomi,
sosyal sınıf, etnik köken, ırk ve cinsiyet) arasındaki ilişkileri araştırır (Arum ve
Beattie, 1999).
EĞİTİMİN TOPLUMSAL TEMELLERİ
 Eğitim sosyolojisi, sosyolojinin bir uzmanlık dalı olarak, sosyoloji ile eğitimin
işbirliği sonucunda ilk kez 19. yy ‘da Amerika ‘da ortaya çıkmıştır. Disiplinin
kurucusu Emile Durkheim dir. Walter Smith tarafından kitaplaştırılmıştır. Bu
bilime katkı sağlayan diğer önemli sosyologlar ise; Emanuel Kant , Herbert
Spencer , Max Weber , Karl Manheim gibi isimlerdir.
EĞİTİMİN TOPLUMSAL TEMELLERİ
 EĞİTİM SOSYOLOJİSİNİN AMACI VE ALANI:
 Eğitim sosyolojisinin amacı, toplumun yapısına ve beklentilerine uygun olarak bir eğitim
sisteminin oluşturulmasına katkıda bulunmaktır.
 Bu bilimin amacını dört gruba ayırmak mümkündür.
 a) Eğitilen kişinin toplumsallaşması için, toplumun eğitimden beklediklerini araştırmak.
 b) Toplumun değişme ihtiyacını karşılamada eğitime düşen görevleri ortaya koymak.
 c) Toplumun benimsediği yaşam biçimine uygun olarak eğitimin biçimlenmesine ve
işlemesine ilişkin ilkeleri benimsemek.
 d) Eğitim amaçlarını gerçekleştirmek için, eğitim sistemi ile toplumun ilişki kuracağını
saptamak.
 Eğitim sosyolojisi, eğitimbilim, sosyoloji, psikoloji, sosyal psikoloji, eğitim antropolojisi
 ve eğitim felsefesi ile yakından ilgilidir.
EĞİTİMİN TOPLUMSAL TEMELLERİ
 EĞİTİM SOSYOLOJİSİNİN KONULARI:
 a) Eğitim ile ilgili sosyal ilişkiler.
 b) Eğitim- kültür- toplum ilişkileri.
 c) Eğitimin diğer toplumsal kurum ile olan ilişkileri.
 d) Okulda- toplumda ve ailede eğitim.
 e) Sosyalleşme süreci.
 f) Sosyal- değişim eğitim ilişkisi.
 g) Eğitimde fırsat eşitliğİ.
EĞİTİMİN TOPLUMSAL TEMELLERİ
 h) Eğitimin sosyal- ekonomik ve politik işlevleri.
 i) Eğitim politikaları ve bunların eğitime etkisi.
 j) Sosyal bütünleşme ve çözülme ile eğitimin karşılıklı etkileşimi.
 k) Eğitim topluluklarının yapısı ve ödevleri.
 l) Öğretmen – öğrenci ilişkileri.
EĞİTİMİN SOSYAL TEMELLERİ
 EĞİTİM KURUMUNUN SOSYAL İŞLEVLERİ:
 Toplumsallaştırma (sosyalizasyon,): Bireyin, toplumun bir üyesi durumuna gelme
sürecine toplumsallaştırma denir. Okuldaki süreçlerden geçen birey yaşam için
gerekli kuralları öğrenir. Böylece birey toplum için ortak kuralları öğrenmiş olur.
 Freud’a göre , toplumsallaştırma süreci , bedensel dürtüleri kültürce onaylanan
uygun davranış kalıplarına yöneltme mücadelesidir. Kültürel ortam ne kadar
sıkıcı ve baskıcı ise bireyin dürtüleri o oranda zararlı hale gelir.
 Ailenin bireyi toplumsallaştırmada önemli bir rolü vardır. Her toplumsal yapının
temelini aile oluşturur. Aile ne kadar sağlam yaşam koşullarına sahip ise toplum o
kadar dinamik bir yapıya kavuşur. Ailenin sahip olduğu ekonomik koşullar, anne
babanın eğitim düzeyi , aile içi şiddet, çocuk sayısı, yaşadığı yer, kültürel
değerleri, sağlık koşulları gibi etmenlerin çocuğun toplumsallaşmasında önemli
etkileri vardır.
EĞİTİMİN SOSYAL TEMELLERİ
 Kültürel Mirasın Aktarılması: Kültürel mirasın aktarılması görevi günümüzde
okullara verilmiştir. Okullar, kültürel özellikler içerisinden öğrencilerin yaşlarına
ve gereksinmelerine uygun olanları seçerek bunları planlı ve amaçlı bir
biçimde öğrencilere kazandırır. Ayrıca okullar kültürün geliştirilmesi görevini
de üstlenmişlerdir.
 Okulların, var olan kültürün aktarılması işlevinin yanı sıra, kültürün geliştirilmesi
yükümlülüğü de vardır. Okullar, toplumdaki yenilikleri başlatacak,
geliştirecek, yenilikçi ve yaratıcı bireyler yetiştirerek; kültürel birikimin
gelişmesine de katkıda bulunurlar.
EĞİTİMİN SOSYAL TEMELLERİ
 Siyasal Düzeni Koruma: Her toplum kendi siyasal rejimini korumak ister. İşte
eğitim
 kurumları, toplumdaki bireyleri milli ideolojiyi, değerleri ve idealleri
kazandırarak onları mevcut siyasal düzene bağlı vatandaşlar olarak
yetiştirirler.
 Okullarda çocuklara küçük yaşlardan başlayarak bayrağı, milli değerleri ve
sembolleri benimsemeleri öğretilir. Devletin dayandığı temel felsefe, ideoloji
ve ilkeler; çeşitli dersler, törenler, özel gün kutlamaları gibi etkinliklerle çocuk
ve gençlere kazandırılır. Böylece eğitim kurumları var olan siyasal düzenin
korunmasına yardımcı olur. Ülkemizde de okulöncesi eğitimden üniversiteye
kadar tüm eğitim aşamalarında, Atatürk ilkelerine bağlı, Türkiye Cumhuriyeti
Devletine karşı görev ve sorumluluklarını bilen, bayrağını, milletini ve vatanını
seven bireyler yetiştirilmesi amaçlanmaktadır.(notoku)
EĞİTİMİN SOSYAL TEMELLERİ
 Seçme ve Yöneltme: Okulun bir başka görevi de öğrencileri ilgi ve
yetenekleri doğrultusunda Yetiştirmek ve yönlendirmektir. Bu görev sağlıklı
ve üretken bir toplumun şekillenmesinde oldukça önemlidir.
 Toplumsal Kalkınma: Okullar, toplumun kalkınmasına yardımcı olurlar. Bunun
için öğrencilere çağdaş teknolojiye uygun eğitim verilerek, teknolojinin her
alanında yeterlilik kazanmış birey olarak yetişmeleri sağlanır. Eğitim
kurumlarının ekonomik kalkınmaya yardımcı olması için okullarda bireylere
çağdaş teknolojiye uygun bilgi ve becerilerin kazandırılması, her düzeyde
ve alanda kalkınmanın gerektirdiği nitelikte ve nicelikte insan gücü
yetiştirmesi gerekmektedir. Bu da eğitimin bir yatırım olarak görülmesine ve
bu yatırımların ülke gereksinimlerine uygun olarak yapılmasına bağlıdır
(notoku).
EĞİTİMİN SOSYAL TEMELLERİ
 Bireyi Geliştirme: Eğitim kurumları, büyük ölçüde toplumun yukarıda
sıralanan gereksinimlerini karşılamak üzere ortaya çıkmıştır. Ancak, eğitim
kurumları bu işlevini yerine getirirken, toplumdaki bireylerin gelişmesine de
katkıda bulunmaktadır. Birey eğitim kurumlarında, doğal ve toplumsal
çevresini tanıyarak bunlardan en iyi biçimde yararlanma ve temel
gereksinimlerini karşılama yollarını öğrenir.
 Özellikle zorunlu olmayan, yüksek düzeydeki eğitim kurumlarına devam
eden bireyler, topluma yararlı olmanın yanı sıra, toplumda kendisine iyi bir
statü ve yüksek gelir elde etmesini sağlayacak bir meslek kazanma, kendini
gerçekleştirme gibi bireysel çıkarları için de eğitim kurumlarına devam
etmektedirler. Bu gereksinimler bireyin okula karşı güdülenmesini sağlar.
EĞİTİMİN SOSYAL TEMELLERİ
 EĞİTİMİN TOPLUMSAL KURUMLARLA İLŞKİSİ:
 1. Din ve Eğitim İlişkisi: Dinin insan davranışlarına etkisi vardır. Dini inançlar
sayesinde, kişide vicdan ve ahlak gelişimi de olur. Bu durum kişinin sosyal
ilişkilerini de etkiler. İlk örgün eğitim dinsel kurumlarda verilmiştir. Dinsel
kurumlardan ayrı laik eğitim kurumların ortaya çıkması, laik devletlerin
kurulması ile gerçekleşti.
 Ülkemizde, din ve devlet işlerinin birlikte yürütüldüğü Osmanlı İmparatorluğu
Döneminde eğitim kurumları uzun yıllar dinin etkisi altında kalmıştır. Orduda
yenileşme hareketleriyle birlikte batıdan örnek alınarak ilk laik okullar
açılmaya başlanmıştır. Eğitimin dinden köklü bir biçimde ayrılması ise, 3 Mart
1924 yılında çıkarılan “Tevhid- i Tedrisat Kanunu (Öğretimi Birleştirme Yasası)
” ile sağlanmıştır.
EĞİTİMİN SOSYAL TEMELLERİ
 2. Serbest Zaman Kurumları ve Eğitim İlişkisi:
 Serbest zaman eğitimi bireyin boş zamanlarını değerlendirme eğitimidir. ( Ör:
Bireylerin bir takım beceri kurslarına katılması ) . Serbest zaman kurumları da
eğitim süreçlerine başvururlar. Ancak serbest zaman eğitiminde gönüllülük
esastır. Serbest zaman eğitimi, eğitimin tamamlayıcısıdır Bu durum
sosyalleşmeye katkı sağlar.
 3. Aile ve Eğitim:
 Aile bir eğitim kurumudur. Sosyalleşme ilk olarak ailede başlar. Çocuğun aile
içerisinde elde ettiği birikimler onun okul başarısını ve toplum içindeki
davranışlarını etkiler. Ayrıca, ailelerin sosyo- ekonomik durumları da okul- aile
ilişkilerini etkiler ve bu durum çocuğun başarısına yansır
EĞİTİMİN SOSYAL TEMELLERİ
 4. Ekonomi ve Eğitim İlişkileri:
 Eğitim- ekonomi ilişkilerinin yoğun oluşu, eğitimin ekonomi işlevi kavramını
ortaya çıkarmıştır. Eğitim, ekonominin ihtiyaç duyduğu donanımlı bireyleri
yetiştiriyor olması bu ilişkiyi daha da artırmıştır.
 Toplumun ekonomik yapısı değiştikçe, eğitimin niteliği de değişmiştir.
Eğitilmiş insan gücü ekonominin gelişmesini sağlamaktadır. Eğitimin katkısı ile
yeni yeni iş alanları yaratılır.
EĞİTİMİN SOSYAL TEMELLERİ
 5. Nüfus ve Eğitim:
 Nüfusun yapısı ile toplumların eğitim düzeyi arasında bir ilişki vardır. Bu ilişki şu
biçimde gözlenir;
 a) Eğitim düzeyi yükseldikçe, birey sağlıklı yaşama kurallarını öğrenir ve ölüm
oranı düşer.
 b) Eğitim düzeyi yükseldikçe, nüfus artış hızı yavaşlar.
 c) Nüfus oranı yükseldikçe, bireylere eğitim sunma zorlaşır.
 d) Eğitimli nüfus sayesinde, nitelikli insan sayısı artar, ekonomi gelişir ve gelir
düzeyi yükselir.
EĞİTİMİN SOSYAL TEMELLERİ
 6. Siyaset ve Eğitim:
 Siyaset ve eğitim iç içe girmiş kurumlardır. Eğitimin siyasetle ilişkisi, onun
devletin bir işlevi oluşundan kaynaklanır. Siyaset ve eğitim ilişkileri iki şekilde
karşımıza çıkar. Birincisi, eğitimin, mevcut siyasal düzene sadık, bağlı
vatandaşlar yetiştirmesi; ikincisi ise, eğitimin siyasal önderler yetiştirmesidir.
 TOPLUMSAL DEĞİŞME VE EĞİTİM:
 Toplumsal değişme; nüfus, teknoloji, kaynakların varlığı, politika, ekonomi
ve benzeri etkenlere olduğu kadar, bunların etkileşimine dayalı oldukça
karmaşık ve dinamik bir olgudur. Bununla birlikte her toplum daima değişim
geçirmektedir. Bu değişim kesintisiz bir süreç olarak aynı anda, farklı
alanlarda ve birbirleriyle ilişkili olarak hızla devam etmektedir.
EĞİTİMİN SOSYAL TEMELLERİ
 Toplumsal hareketlilik, yatay ve dikey olmak üzere iki türlüdür.
 a. Yatay Hareketlilik: Aynı toplumsal grup veya durumdan benzer bir durum
ve gruba doğru yapılan devinimdir ( Öğretmenin tayınının çıkması gibi).
Yatay hareketlilik bireyler için önemlidir. Çünkü ilişkide bulunduğu kişiler
değişmektedir.
 b. Dikey Hareketlilik: Bireylerin bir konumdan daha farklı bir konuma
geçmeleridir. Yukarıya ve aşağıya doğru olabilir. Bireylerin bu şekilde
devinim içinde bulunmaları pek çok karışık durumu da beraberinde
getirebilir.
EĞİTİMİN SOSYAL TEMELLERİ
 Toplumsal hareketliliği başlatan en önemli etmen, ticaretin gelişmesi ve
endüstrileşmeyle birlikte toplumların ekonomik ve politik yapılarının
değişmesi ve eğitimin yaygınlaşmasıdır. Toplumdaki bireylerin eğitim yoluyla
statü kazanmaları, kendilerine sağlanan eğitim olanaklarına bağlıdır.
 Bir toplumda alt tabakada yer alan bir ailenin üyesi olarak dünyaya gelen
bireyin ne ölçüde üst tabakalara geçme imkânı bulduğu çeşitli
sosyoekonomik koşullara bağlıdır. Bu koşulların belki de en önemlileri fırsat
eşitliğinin sağlanması, rekabet etme önündeki engellerin kaldırılması ve
eğitim imkânlarıdır. Tüm gelişmiş çağdaş toplumlar bu bakımlardan her çeşit
toplumsal hareketliliği olanaklı kılan bir yapıya sahiptir
(http://www.felsefe.gen.tr/)
EĞİTİMİN SOSYAL TEMELLERİ
 TOPLUMSAL STATÜ:
 Toplumsal katmanlaşama bir statü sıralamasıdır. Toplumsal statü genellikle alt,
orta ve üst olmak üzere üç toplumsal katmandan oluşur.
 Toplumsal statü, çeşit açısından ele alındığında , kazanılmış ve edinilmiş olmak
üzere iki çeşide ayrılır.
 Edinilmiş statü, cinsiyet gibi doğuştan edinilen statüdür.
 Kazanılmış statü ise sonradan elde edilen statüdür. (Müdürlük gibi)
(Binbaşıoğlu, 1989, Gürsoy, 2002. Küçükahmet, 2. baskı).
(Celep, 2005, ESKİCUMALI, Ahmet. Sakarya Üniversitesi, Eğitim Fakültesi).
(Ergün, Mustafa (1994). Eğitim Sosyolojisine Giriş. Ankara: Ocak Yayınları).
(Tezcan, Mahmut (1 994). Eğitim Sosyolojisi. Ankara: Zirve Ofset).
EĞİTİMİN TARİHSEL TEMELLERİ
TARİHSEL TEMEL:
 EĞİTİM NASIL BAŞLAMIŞTIR?
 OKUL NE ZAMAN ORTAYA ÇIKMIŞTIR?
 EĞİTİM NE ZAMAN KURUMSALLAŞMIŞTIR?
 KURUMSALLAŞMAYA NEDEN İHTİYAÇ DUYULMUŞTUR?
EĞİTİMİN TARİHSEL TEMELLERİ
TARİHİ TEMEL:
 Eğitim sisteminin bir kurum olarak tarihi gelişimi (geçmişten günümüze
insanlar, eğitim kurumlarını hangi amaçlarla nasıl yapılandırdılar? Devlet ile
eğitim kurumu arasında nasıl bir ilişki vardır? Eğitim sisteminin idari
örgütlenmesi nasıl gelişmiştir? Eğitim ile nasıl bir insan tipi yetiştirilmeye
çalışılmıştır?)
 Pedagojik düşüncenin tarihi(eğitimin nasıl olması gerektiği ile ilgili
düşünceler…
EĞİTİMİN TARİHSEL TEMELLERİ

EĞİTİM TARİHİ:
 Tüm toplumsal kurumların karşılıklı etkileşimini, bunların insanlık tarihi
boyunca ulusların ve bireylerin üzerindeki etkilerini ortaya koymalıdır.
 Eğitim tarihi; tüm ulusların, tarihsel süreç içinde çocukların niçin ve nasıl
yetiştirdiklerini, bu amaçla hangi eğitim kurumlarını kurduklarını, bu
kurumlarda nasıl bir insan yetiştirme projesi (öğretim programı) uygulamaya
koyduklarını, eğitimi diğer toplumsal kurumların nasıl etkilediğini,
düşünürlerin düşünceleriyle eğitimi nasıl etkilemeye çalıştıklarını ortaya
koyar.
 Eğitim tarihçileri de genelde tüm insanlığın, özelde de belirli bir toplumun,
tarihsel süreç içinde eğitim kuram, kurum ve uygulamalarını bilimsel
yöntemler kullanarak ortaya koymaya çalışır.
EĞİTİMİN TARİHSEL TEMELLERİ

İLKÇAĞLARDA VE ANTİK DÖNEMDE EĞİTİM:
 Sistemli eğitimin Mezopotamya ve Mısır uygarlıklarında ortaya çıktığı
bilinmektedir.
 Mısırlılarda Eğitim
 Çinlilerde Eğitim
 Hintlilerde Eğitim
 Yunanlılarda Eğitim (Sparta’da eğitim, Atina’da eğitim –Sokrat, Platon,
Aristo-)
EĞİTİMİN TARİHSEL TEMELLERİ

Eski Türklerde Eğitim:

Göçebelik, savaşçı ruh…

Tarım ve hayvancılık.

İslamiyet sonrası eğitim:

Medrese öncesi eğitim kurumları:
-Küttab.
-Cami.
-Saraylar.
-Kitapçı dükkanları.
-Bilgin evleri.
-Edebi salonlar.
-Medrese
EĞİTİMİN TARİHSEL TEMELLERİ
Osmanlı dönemi eğitim:
 Geleneksel Osmanlı eğitim kurumları (sıbyan ve medrese okulları)
 Saray ve orduda eğitim (saray okulu, acemi ve yeniçeri ocakları)
 Batılı tarzda okullar (askeri okullar, genel eğitim kurumları)
EĞİTİMİN TARİHSEL TEMELLERİ
 Osmanlı Eğitiminde Yenileşme Hareketleri:
 Tanzimat Öncesi.
 Tanzimat, Mutlakıyet ve Meşrutiyet Döneminde Osmanlı Eğitiminde
Çağdaşlaşma.
 Cumhuriyet Döneminde Türk Eğitiminde Çağdaşlaşma.
EĞİTİMİN TARİHSEL TEMELLERİ
Eğitim Devrimleri:
Öğretimin Birleştirilmesi Yasasının Çıkarılması.
Yeni Türk Harflerinin Benimsenmesi.
Ulus Okulları.
Üniversite Reformu.
Dil Devrimi.
Halkevlerinin Açılması.
Köy Enstitüleri.
EĞİTİMİN TARİHSEL TEMELLERİ
Kaynak:
 (Ed: Ali Rıza Akdeniz, Mehmet Küçük, Eğitim Bilimine Giriş, 3. Basım, Nobel
Yay. Ankara 2018).
 (Erdoğan Başar, «Türkiye’deki Eğitimin Tarihsel Gelişimi», Ed: Özcan Demirel,
Zeki Kaya, 14. baskı, Pegem A., Ankara 2018, ss.25-57).
EĞİTİMİN HUKUKİ TEMELLERİ
 İnsanların bir arada ve düzen içinde yaşayabilmeleri için bazı kurallara
ihtiyaç vardır. Bu kurallar, din, ahlak, görgü ve hukuk kuralları gibi kurallardır.
Bu kurallardan hukuk kuralları devlet tarafından maddi yaptırıma tabi iken ,
diğer kurallara uyulmaması toplum tarafından manevi yaptırıma tabii
tutulur.
 Hukuk Nedir? Hukuk kelimesi Arapça "hak" kökünden gelir ve hak kelimesinin
çoğulu olarak bilinmektedir. Türk Dil Kurumu'na göre hukuk kelimesi,
"Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların
bütünüdür".
EĞİTİMİN HUKUKİ TEMELLERİ
 İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini hukuk kuralları düzenler. Bir hukuk devletinde
bu kurallar düzenlenirken , insan hakları temel alınır. Bu bağlamda , hukuk devleti,
vatandaşlara temel hak ve özgürlükleri tanıyan, yürütme organlarının ve idare
makamlarının hukuka bağlılığını sağlamak suretiyle vatandaşlara hukuki güvenlik getiren
devlettir.
 Bilimsel bir disiplin olarak hukuk, kendi içinde temel olarak ikiye ayrılır. Genel olarak hukukun
kişiler arası ilişkileri konu alan kısmına Özel Hukuk, kişiler ile devlet veya devleti oluşturan
kurumlar arası ilişkileri düzenleyen kısmına ise Kamu Hukuku adı verilir.
 Bu ayırım roma hukukundan kalma bir ayrımdır. Medeni Hukuk, Ticaret Hukuku, Devletler
Özel Hukuku, Anayasa Hukuku, Ceza Hukuku , Eğitim Hukuku vs. hukukun başlıca alt
dallarıdır.
 Hukuk kuralları; toplumun huzur ve güven içinde yaşamasını ilgilendirir. Kurallara aykırı
hareketler, topluma ve bireye zarar verebilir. Böyle durumlarda devlet harekete geçer.
Kurallar devlet tarafından güvenceye alınmıştır ve zorlanmış yaptırımlara sahiptir.
EĞİTİMİN HUKUKİ TEMELLERİ
Eğitim Hukuku: Eğitim ve hukuk arasındaki ilişkileri eğitim hukuku
düzenler. Eğitim hukuku, aileden başlayarak, okul öncesi eğitim, ilkokul,
ortaokul, lise, yükseköğretim ve yaygın eğitim kurumlarında yapılan eğitim
ve öğretimi düzenleyen kurallardan oluşur. Bir ülkede eğitimde devletin ve
bireylerin uyması, uygulaması gereken kurallara eğitim hukuku denir.
 Her devlet kendisinin meşruluğunu halkına kabul ettirebilmek için eğitim gibi
etkili, planlı ve yöntemli bir araca ihtiyaç duymaktadır . Bunu yaparken de
çıkarttığı değişik yasal düzenlemelerle eğitimi kontrol altında tutar ve
benimsediği felsefe doğrultusunda bireylerin yetişmesini arzu eder. Böylece
toplumun bu felsefe çerçevesinde şekillenmesini sağlar. Türk eğitim
sisteminin uzak amaçlarına (felsefik amaçlarına) baktığımızda ( 1739 sayılı
temel kanun) yetiştireceğimiz insan tipini apaçık görebiliriz.
EĞİTİMİN HUKUKİ TEMELLERİ
 YAZILI HUKUK KURALLARININ HİYERARŞİK YAPISI:
 Anayasamızda hukuk kuralları belirli bir hiyerarşik yapı içerisinde en kapsamlı
olanında dar olana doğru şu şekilde sıralanır.
 1. Anayasa.
 2. Yasa ( Kanun ).
 3. Kanun Hükmünde Kararname.
 4. Tüzük.
 5. Yönetmelik.
 6. Kararname.
 7. Yönerge.
 8. Genelge.
EĞİTİMİN HUKUKİ TEMELLERİ
ANAYASA: Anayasa, bir devletin temel kurumlarının nasıl
işleyeceğini belirleyen yazılı belgelerdir. Anayasa denilen bu belgeyle
ayrıca kişilerin temel hak ve özgürlükleri güvence altına alınmıştır.
 Türkiye'nin de aralarında bulunduğu çoğu ülkede anayasa, yazılı ve
bütünsel bir belgedir. Dünyadaki ilk yazılı anayasa 17 Eylül 1787'da ABD’de
kabul edildi. Bu anayasanın temel ilkeleri bugün de geçerlidir. ABD
Anayasası'nı 1791 Fransız Anayasası izledi. Daha sonra öteki Avrupa ülkeleri
de anayasalı bir düzeni benimsediler.
 Ülkemizde anayasa yapma yetkisi TBMM ‘ne aittir. Meclisin üçte iki
çoğunluğuyla hazırlanır ( 367 Milletvekili ) . Eğer 330 ve 367 arasında kabul
edilirse halkoyuna sunulmak zorundadır. Anayasa mahkemesi iptal edebilir.
EĞİTİMİN HUKUKİ TEMELLERİ
 Türk Tarihinde Anayasal Süreç:
 1808 Senedi İttifak: II. Mahmut döneminde hazırlandı . Sened-i İttifak , Türk
tarihindeki ilk anayasal belge kabul edilmektedir. Bu ittifak , merkezî
otoriteyi taşrada hâkim kılmak için Rumeli ve Anadolu âyanları ile Osmanlı
Devleti arasında da imzalandı.
EĞİTİMİN HUKUKİ TEMELLERİ
 1839 Tanzimat Fermanı: Sultan Abdülmecit döneminde 3 Kasım 1839
tarihinde Mustafa Reşit Paşa tarafından hazırlanarak ilan edildi. Bu ferman
ile padişah, belirtilen ilkelere ve konulacak kanunlara uyacağına yemin
etti. Tanzimat Fermanı'nın tamamlayıcısı ve pekiştiricisi olan Islahat Fermanı,
Abdülmecit tarafından 1856 yılında "ferman" olarak ilan edildi. Tanzimat
döneminde yetişen ve Genç Osmanlılar olarak bilinen aydın ve yazarlar,
Avrupa'dan etkilenerek meşrutiyet yönetimini savunmaya başladılar ve
meşrutiyeti ilan ettirmek için Abdülaziz’i tahttan indirerek, yerine II.
Abdülhamit’i getirdiler(1876).
EĞİTİMİN HUKUKİ TEMELLERİ
 1876 Kanuni Esasi : II. Abdülhamit tarafından çıkartıldı. Kanun-i Esasî
tarihimizdeki ilk anayasa olarak kabul edilmektedir. 12 bölüm ile 119
maddeden oluşuyordu. II. Abdülhamit, 1877-78 yılında Rus savaşlarını (93
Harbi) neden göstererek anayasayı askıya aldı. Daha sonra 1908 yılında
askeri ayaklanma sonucu II. Abdülhamit 1876 Anayasası'nı tekrar yürürlüğe
koydu ve böylece II. Meşrutiyet dönemi başladı. 1909 yılında 31 Mart
Vakası'nın meydana gelmesinden sonra tahttan indirilen II. Abdülhamit'ten
sonra yerine geçen Ağabeyi V. Mehmet Reşat döneminde ( 1909-1918)
anayasada önemli değişiklikler yapıldı. Bu değişikliklerle 1876 Anayasası,
meşruti bir parlamenter monarşi anayasası haline geldİ.
EĞİTİMİN HUKUKİ TEMELLERİ
 20 Ocak 1921'de Teşkilat-ı Esasiye Kanunu : Bu anayasada egemenliğin
kayıtsız şartsız milletin olduğunu belirtiyordu. Yasama yetkisi de Büyük Millet
Meclisi’ne bırakılmıştı. Bu kanunla devletin rejimi, dini, dili, başkenti, başkanı
gibi unsurlar belirlendi. 1921 Teşkilat-ı Esasiye’de eğitimle ilgili bir düzenleme
mevcut değildir.
 1924 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu: Cumhuriyet’in ilanından sonra daha
kapsamlı bir anayasaya gereksinim duyuldu. 20 Nisan 1924'te bu amaçla,
gene Teşkilat-ı Esasiye Kanunu adını taşıyan yeni bir anayasa hazırlandı.
1924 Anayasası’yla yasama ve yürütme yetkileri Türkiye Büyük Millet
Meclisi’ne bırakıldı. 1924 Anayasasında eğitimle ilgili düzenlemeler
mevcuttu.
EĞİTİMİN HUKUKİ TEMELLERİ
KANUN:
 TBMM iç tüzük kurallarına göre çıkarılan ve toplumsal yaşamı birçok yönde
etkileyen yazılı metinlerdir. Kanun yapma yetkisi TBMM’ne aittir.
Cumhurbaşkanı onayladıktan sonra resmi gazete de yayımlanarak
yürürlüğe girer. Cumhurbaşkanı bir kanunu aynen ya da kısmen meclise
iade yapabilir , ya da Anayasa mahkemesine iptal başvurusunda
bulunabilir. Anayasa mahkemesi kanunu iptal edebilir. Eğitimle ilgili
kanunlardan bazıları 1739 ve 222 sayılı Kanunlardır.
EĞİTİMİN HUKUKİ TEMELLERİ
KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME:
 Anayasal olarak kanun hükmündedir. Olağan üstü durumlarda Bakanlar
Kurulu tarafından çıkartılır. Bu hak bakanlar kuruluna TBMM ‘si tarafından
verilmiştir. Kararname hazırlanıp meclisin onayına sunulur. Cumhurbaşkanı
onayladıktan sonra yürürlüğe girer. Kanun hükmünde kararnameyi Anayasa
Mahkemesi başvurulması durumunda iptal edebilir.
EĞİTİMİN HUKUKİ TEMELLERİ
 TÜZÜK:
 Kanunlardan sonraki en güçlü hukuki metinlerdir. Bakanlar kurulu tarafından
çıkartılmaktadır. Cumhurbaşkanının onayı üzerine Resmi Gazete’de
yayımlanarak yürürlüğe girerler. Danıştay iptal edebilir. Örneğin: MEB Teftiş
Kurulu Tüzüğü, Türk Bayrağı Tüzüğü gibi tüzükler bunlar arasındadır.
EĞİTİMİN HUKUKİ TEMELLERİ
YÖNETMELİKLER:
 Yönetmelikler, tüzüklerden sonra gelen hukuk
metinleridir. Başbakanlık, diğer bakanlıklar ve
kamu tüzel kişileri, kanunlara uygun olarak
yönetmelikler hazırlayabilirler. Danıştayın
denetimine tabiidir.
 Okul-Aile Birliği Yönetmeliği, Atama ve Yer
Değiştirme Yönetmeliği, Rize Üniversitesi Öğrenci
Disiplin Yönetmeliği gibi yönetmelikler eğitimle ilgili
olanlardan bazılarıdır.
EĞİTİMİN HUKUKİ TEMELLERİ
KARARNAMELER:
 Bakanlar Kurulu başta olmak üzere müsteşar ve genel müdürlerden oluşan
üst düzeydeki kurullar tarafından bazı konularla ilgili olarak hazırlanan
metinlere kararname denir. Üst düzeydeki bazı memurların atama
metinlerine de kararname denir. Milli eğitimle ilgili çeşitli konuları
düzenleyen birçok kararname vardır. Okul yönetici ve öğretmenlerinin
atama yazılarına aynı ad verilir.
EĞİTİMİN HUKUKİ TEMELLERİ
YÖNERGELER:
 Belirli bir konuyla ilgili yapılacak işlemleri ve işlem basamaklarını düzenleyen
metinlerdir. Eğitimle ilgili çeşitli yönergeler vardır.
 Bunlardan birisi: Toplam Kalite Yönetimi Uyguluma Yönergesi.
EĞİTİMİN HUKUKİ TEMELLERİ
GENELGELER:
 Kanun ve yönetmelik kapsamında yer alan bazı hususlar uygulanmasıyla
ilgili olarak diğer kurumlarda olduğu gibi Milli Eğitim Bakanlığı’nda da bütün
eğitim-öğretim kurumlarını ilgilendiren bazı emir ve duyurular şeklinde,
genelge olarak nitelendirilen yazılı metinlerle ilan edilir ve duyurulur. Milli
eğitimle ilgili yeni çıkarılan ya da değişiklik yapılan, yasa, tüzük,
yönetmelik, yönerge ve genelgeler, her ay yayımlanan Tebliğler
Dergisi’nde yer alır.
EĞİTİMİN HUKUKİ TEMELLERİ
 HUKUK SİSTEMİMİZDE EĞİTİMLE İLGİLİ BAZI TEMEL YASALAR:
 Tevhid-i Tedrisat Kanunu ( 1924 ): Altı maddeden oluşan, Türk milli eğitim
sistemine temel oluşturan Tevhid-i Tedrisat (Öğretimin Birleştirilmesi) Kanunu
ile 1924’e kadar Maarif Vekaleti, Şer’iyye ve Evkaf Vekaleti’ne ( Din işleri ve
vakıflar bakanlığı ) yada özel vakıflara bağlı olarak faaliyet gösteren
eğitim-öğretim kurumlarının tamamı, devletin gözetim ve denetimi altına
alınarak Maarif Vekaleti’ne bağlanmıştır.
EĞİTİMİN HUKUKİ TEMELLERİ
 3797 Sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun:
 Bu Kanunun amacı, milli eğitim hizmetlerini yürütmek üzere, Milli Eğitim
Bakanlığı’nın kurulması, teşkilat ve görevlerine ilişkin esasları düzenlemektir.
Kanunda Milli Eğitim Bakanlığı’nın görevleri sayılmış, Bakanlığın merkez, taşra
ve yurtdışı teşkilatı ile bağlı kuruluşlar birer birer incelenmiştir.
EĞİTİMİN HUKUKİ TEMELLERİ
 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu:
 Bu yasaya göre ilköğretim, kadın erkek bütün vatandaşların milli amaçlara
uygun bedensel, zihinsel ve ahlaki gelişmelerine ve yetişmelerine hizmet
eden temel eğitim ve öğretimdir. 30/3/2012 tarihinde bu kanun
çerçevesinde yapılan değişikliğe göre, İlkokul, ortaokul ve lise eğitimi (
4+4+4 ) zorunlu ve devlet okullarında parasızdır. Mecburi ilköğretim çağı 613 yaş grubundaki çocukları kapsar. Bu çağ çocuğun 5 yaşını bitirdiği yılın
eylül ayı sonunda başlar, 13 yaşını bitirip 14 yaşına girdiği yılın öğretim yılı
sonunda biter.
EĞİTİMİN HUKUKİ TEMELLERİ
 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu:
 Öğretmenlerin de tabii olduğu bu kanun başlıca dokuz kısımdan meydana
gelmiştir.
 Birinci kısım genel hükümlerden oluşur. Kapsam, amaç, temel ilkeler,
istihdam şekilleri, ödev ve sorumluluklar, genel haklar ve yasaklar açıklanır.
 İkinci kısım, sınıflandırma ile ilgilidir.
 Üçüncü kısım, devlet memurluğuna alınmayı açıklar ve usul, şartlar ve
adaylık konuları düzenlenir.
EĞİTİMİN HUKUKİ TEMELLERİ
 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu:
 1973’te hazırlanmış olan bu kanun, mevcut Türkiye milli eğitim sisteminin
düzenlenmesinde esas olan amaçlar, ilkeler, eğitim sisteminin genel yapısı,
öğretmenlik mesleği, okul bina ve tesisleri, eğitim araç ve gereçleri, devletin
eğitim ve öğretim alanındaki görev ve sorumluluğu ile ilgili temel hükümleri
bir sistem bütünlüğü içinde kapsamaktadır. Bu kanunla birlikte Milli Eğitimin
Amaç ve Görevleri belirlenmiştir. Öğretmenlik Mesleğiyle ilgili düzenleme 43.
Maddede yer alır.
EĞİTİMİN HUKUKİ TEMELLERİ

YÜKSEK ÖĞRETİMLE İLGİLİ YASALAR:

Anayasa ve Milli Eğitim Temel Kanunu ışığında Türkiye’de yükseköğretimi düzenleyen ayrı yasalar
ve yönetmelikler vardır. Türkiye’de yükseköğretimle ilgili temel yasalardan biri 2547 sayılı
Yükseköğretim Kanunu’dur. Bu kanun, amaçlar, kapsam, tanımlar, genel, hükümler, üst
kuruluşlar, yükseköğretim kurumları, öğretim elemanları, çalışma ve denetim, öğretim ve
öğrenciler, memurlar ve

diğer görevliler, disiplin ve ceza işleri, mali hükümler başlıklı ceza işleri, mali hükümler başlıklı
bölümlerden oluşur. Bir diğer kanun ise 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu’dur.

2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu ile 1981’de kurulan Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK), yüksek
öğretim sistemini düzenleyen, kendine verilen görev ve yetkileri gerçekleştirmekle yükümlü
kamu tüzel kişiliğine sahip özerk bir kuruluştur. Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Birimi (ÖSYM) de
YÖK’e bağlıdır. YÖK, özerk bir yapıya sahip olup bütçe yönünden Milli Eğitim Bakanlığı’na
bağlıdır. Eğitimle ilgili başta öğretmen yetiştirme konusu olmak üzere bazı konularda MEB ile
koordinasyon sağlar.

Mevcut yasaya göre YÖK kurulu; Cumhurbaşkanı (7 üye), Bakanlar Kurulu (7 üye), Genel Kurmay
Başkanlığı (1 üye), Üniversiteler Arası Kurul tarafından seçilen ( 7 üye) olmak üzere 22 kişiden
oluşur.
EĞİTİMİN HUKUKİ TEMELLERİ
KAYNAKLAR:
 1. Akdeniz,Küçük ( 2012) . Eğitim Bilimine Giriş. Nobel Yayınları. Ankara
 2. Ekiz , Durmuş ( 2006) Eğitim Bilimine Giriş. Lisans Yayıncılık. İst.
 3. Sönmez, Veysel. ( 2006) Eğitim Bilimine Giriş. Anı yayıncılık. Ank.
 4. Davut, OKÇU. Eğitim Hakkı Ve Tarihsel Gelişimi,
 5. Celep, Cevat. Meslek Olarak Öğretmenlik. Anı Yayıncılık.Ankara.2004
 6. Gürsel, Musa. Öğretmenlik Mesleğine Giriş. Eğitim Kitabevi. Konya. 2004
 7. Küçükahmet, Leyla. Öğretmenlik Mesleğine Giriş. Nobel Yayınları. Ankara.
2004.
 8. MEMDUHOĞLU, H. Basri ( 2009) . Eğitim Bilimine Giriş. Pegema Yayıncılık.
Ankara. 2009
EĞİTİMİN PSİKOLJİK TEMELLERİ
 GELİŞİM: İnsan davranışlarını çok yönlü olarak inceleyen psikolojinin, insan
davranışlarıyla ilgilenen ve uygulamalı bir bilim olan eğitimle yok yakın bir
ilgisi vardır. Eğitim ile psikolojiyi bağdaştıran bilim alanı ise eğitim psikolojisidir.
Eğitim psikolojisi, felsefeci, eğitimci ve psikologların öğrenme
sürecini etkileme arayış ve çabaları sonucu 20. yy başında gelişmeye
başlamıştır. ( Erden,2007:66)
Eğitim Psikolojisi; çağdaş psikolojinin çocukların eğitiminde ve
yetiştirilmesinde rol oynayan, öğrenme süreçlerini karşılaşılan ruhsal sorunları
inceleyen kurumsal ve uygulamalı bilim dalıdır.
EĞİTİMİN PSİKOLJİK TEMELLERİ
 Gelişim psikolojisi, insan gelişimi araştırmaları ile çocuğun bedensel, bilişsel,
duyuşsal ve sosyal gelişimi hakkında eğitimcilere bilgi sağlayan bir alandır.
 Gelişim İle İlgili Temel Kavramlar:
 Gelişim ve Gelişme:
 Gelişim, düzenli ve sistemli değişim anlamına gelmektedir. Grlişim
döllenmeden başlayıp hayatın sonuna kadar devam eden bir süreçtir. Bu
süreçte bedensel, cinsel, duygusal, kişilik, ahlak, zihinsel, dil, mizah, oyun ve
sosyal gelişim alanlarında değişmeler meydana gelmektedir. Buna göre
gelişim, hayatın başlangıcından ölümüne kadar süren ve bireyde meydana
gelen nicel ve nitel değişimleri ifade eden bir kavramdır.
EĞİTİMİN PSİKOLJİK TEMELLERİ
 Değişim ve Değişme:
-Değişim, önceki duruma göre meydana gelen farklılaşmayı ifade eden bir
süreçtir. Bilgisayar kullanmayı bilmeyen İkbal'in bilgisayar kullanmayı öğrenmesi
bir değişimdir. Değişim olumsuz da olabilir. Eğer değişim olumlu olmuş ise buna
ilerleme - gelişme denir.
Büyüme (Fiziksel Değişim):
-Büyüme, bireyin fiziksel/bedensel yönüyle ,ilgilidir. Diğer bir deyişle
organizmada meydana gelen gözlenebilir nicel değişmelerdir. Başka bir ifade
ile organizmada (boy, kilo, hacim, biçim) yapısal artış ve fiziksel değişmeleri
ifade eden bir kavramdır.
EĞİTİMİN PSİKOLJİK TEMELLERİ
 Olgunlaşma:
-Olgunlaşma, organizmanın temelindeki potansiyel güçlerin, görev
yapabilecek "düzeye" ulaşmasını ifade etmektedir. Başka bir anlatımla
olgunlaşma, vücut organlarının kendinden beklenen işleri yapabilecek düzeye
ulaşabilmesi için, öğrenme yaşantılarından bağımsız olarak kalıtımla gelen
biyolojik bir değişmedir. (Senemoğlu,1992:12)
 Öğrenme:
 Öğrenme, tekrar ya da yaşantı yoluyla organizmanın davranışlarında
meydana gelen kalıcı izli değişikliklerdir.(Bacanlı,2007:145) Başka bir
tanımına göre öğrenme, "yaşantı ürünü ve nispeten kalıcı izli davranış
değişmesidir."(Ertürk,1998,78) Bilişsel kuramcılara göre öğrenme, bireylerin
zihinsel yapılarında görülen içsel bir süreç
ve değişmelerdir.(Selçuk,1999:98)
EĞİTİMİN PSİKOLJİK TEMELLERİ
 Hazır Olma (Hazırbulunuşluk):
 Hazırbulunuşluk, bireyin olgunlaşma ve öğrenme sonucunda belli
davranışları yapmaya uygun olma durumudur. Hazır olma kavramı
olgunlaşmadan daha geniş kapsamlı bir kavramdır. Hazırbulunuşluk
gelişimin hem niceliksel hem de niteliksel yönlerini kapsayan bir kavramdır.
Buna göre hazırbulunuşluk, bireyin herhangi bir organının, kendisinden
beklenen görevi, işi yerine getirebilecek olgunluk düzeyine gelmesinin yanı
sıra; o iş için gerekli ön bilgi, beceri ve tutuma yani ön öğrenmeye de sahip
olmasıdır.
EĞİTİMİN PSİKOLJİK TEMELLERİ
 Kritik Dönem/Evre:
-Gelişim sürecinde belli davranışların kazanılması gereken, gelişmeye ve
öğrenmeye eğilimli ve avantajlı olduğu nazı zaman dilimleri vardır. Bu
dönemlere kritik dönem adı verilir. Çocuklar bu dönemlerde çevre etkilerine
karşı daha duyarlıdırlar ve çevrede düzenlenen öğrenme yaşantılarını diğer
dönemlerden daha hızlı kazanabilirler. İlgili davranış ilgili kritik zamanda
kazanılmadığı zaman ileriki zamanlarda ya kazanılamaz ya da çok zor bir hal
alır. Bunu en iyi "Ağaç yaş iken eğilir." atasözü açıklar.
EĞİTİMİN PSİKOLJİK TEMELLERİ
 GELİŞİM DÖNEMLERİ ve GELİŞİM GÖREVLERİ:
 Gelişim dönemleri genellikle yaşlara göre sınıflandırılmaktadır. Gelişim
dönemleri ve bu dönemlere ait bazı gelişim görevleri, ilgili kitaplardan
yararlanılarak şöyle özetlenebilir
 1. Bebeklik dönemi gelişim görevleri (0-2 yaş);
 nefes almayı, emmeyi ve yürümeyi öğrenme.
 tuvalet kontrolünü gerçekleştirme.
 sosyal çevredeki bireylerle iletişim kurma.
EĞİTİMİN PSİKOLJİK TEMELLERİ
2. İlk Çocukluk dönemi ve gelişim görevleri (3-6 yaş);
 konuşmayı ve yürümeyi öğrenme.
 anne-babadan bağımsızlaşma.
 okuma yazmaya hazır duruma gelme.
 toplumsal kurallara dair "yanlış" ve "doğru" davranışı ayırt etmeye ve toplumsal rolleri öğrenmeye
başlama.
3. İkikinci çocukluk dönemi ve gelişim görevleri (7-11 yaş);
 okuma, yazma, hesaplama ile ilgili üç temel beceriyi geliştirme, zaman kavramlarını tanıma.
 mantıklı ve somut düşünme becerisi ortaya koyar.
 kişisel bağımsızlığa ulaşmış olma.
 vicdan ve değerler sistemi geliştirme.
 başarma güdüsü artar ve önem kazanır.
 gündelik yaşam için gerekli fiziksel özellikleri kazanma.
EĞİTİMİN PSİKOLOJİK TEMELLERİ
4. Erinlik ve ergenlik dönemi gelişim ve görevleri;
 kimlik kazanma çabaları.
 duygusal bağımsızlığa ulaşma.
 bir mesleğe doğru yönelme.
 cinsel olgunluğa erişme.
 kişisel değerlere göre bir yaşam felsefesi kurma.
5. Gençlik dönemi ve gelişim görevleri (19-25 yaş);
 bir işe başlama ve meslek kariyerini geliştirme.
 eş seçme, aile kurma girişimi.
 sosyal guruplar bulma.
 aile sorumluluklarını yerine getirebilme.
EĞİTİMİN PSİKOLOJİK TEMELLERİ
6. Yetişkinlik dönemi ve gelişim görevleri (26-34 yaş);
 Vatandaşlık görevlerini yerine getirme.
 İş ve kariyerinde ilerleme.
7. Orta yaşlılık dönemi gelişim ve görevleri (35-60 yaş);
 Yeni kuşaklara rehberlik etme.
 Fizyolojik değişiklikleri kabullenme.
 8. Yaşlılık dönemi gelişim ve görevleri (60+...);
 Azlan bilişsel ve fizyolojik güce ayak uydurma.
 Emekliliğe ve azalan gelire ayak uydurma.
Eğitim Biliminin Politik ve Ekonomik
Temelleri
 Politika: İnsan politik bir canlıdır ve yaşamında sürekli politik davranır.
 Tarih boyunca insan güçlü olmak, kontrol altına almak istemiştir. Başlangıçta bu
tabiat iken ardından insan grupları olmuştur. İnsanları ve insanların kurduğu
kurumları hükmü altına alabilme hakkı çağdaş toplumlarda devlete verilmiştir.
 Devlet, kurumları ile kendi sınırları içinde yaşayan insanları toplumun güvenliği,
sağlığı ve geleceğine yönelik kaygılardan dolayı kontrol eder. Devlet için en
önemli olgulardan biri onun devamlılığıdır. Devlet politik sistemin en önemli
kurumudur.
 Devlet ve politik sistem ile eğitim arasında sıkı bir ilişki vardır.
 Devlet yönetimiyle ilgili olarak doğu dillerinde «siyaset» sözcüğü kullanılırken, batı
dillerinde bunun karşılığı «politika» olmuştur.
 Siyaset: yönetmek, eğitmek anlamlarını taşır.
Eğitim Biliminin Politik ve Ekonomik
Temelleri
 Politika- politik sistem: Politika problemli bir kavram olarak kabul
edilir. Kullanıldığı yere ve zamana göre farklı anlamlar
içerebilmesinin yanı sıra kavramın ideolojik ve entelektüel
tartışmalara konu olması da bu karmaşıklığa neden olarak gösterilir.
 Bir ülkenin eğitim sistemi ve eğitim politikaları o ülkenin kendisini nasıl
tanımladığının, kendisine nasıl bir gelecek hazırladığının en önemli
göstergesidir.
 Eğitim sistemleri üst sistem olarak tanımlanabilecek devlet ve politik
sistemden bağımsız olarak kurgulanamaz, işleyemez bir sistemdir.
 POLİTİK SİSTEM: Toplumların ortak amaçlarını belirlemek, bu amaçları
gerçekleştirmek üzere geliştirdikleri bir örgütler dizisidir ve bu örgütler
birbiriyle bağlantı içinde bütünü oluşturmaktadır.
 Politik sistem; toplum üyelerinden gelen istek ve destekler biçiminde
Eğitim Biliminin Politik ve Ekonomik
Temelleri
 Politika- eğitim: Eğitim, sosyal, politik ve ardından mesleksel bir girişimdir.
 Eğitim ve politika arasında karşılıklı bir etkileşim vardır. Eğitimin politikayı etkileme
süreci dolaylı ve uzun sürede gerçekleşirken politikanın eğitimi etkilemesi daha
hızlı, kısa sürede sonuçlarının alınabileceği bir süreci içermektedir. Örn: Eğitim
sistemi yetiştirdiği insan gücü ve kalitesiyle sistemde bulunan kurumları (siyasi
parti, hükümet, parlamento, sivil toplum örgütleri vb.) etkileyebilir.
 Politik sistemin ya da politik iktidarın eğitim sistemi üzerindeki etkisini görebilmek
için eğitim sisteminde okutulan ders kitaplarına göz atmak yapılabilecek en
kolay yoldur. Politik iktidarın eğitim üzerindeki etkisinin en somut hali ders
kitaplarında görülür.
 Politik istemler; politik çatışmaların hem ürünü hem de çerçevesidir. Bu anlamda
politik sistemler «çoğulcu politik sistemler», «tekilci politik sistemler» olarak ayrılır.
Eğitim Biliminin Politik ve Ekonomik
Temelleri
 Politik sistemler: Çoğulcu politik sistemler: Çoğulcu sistemlerde tek doğru
yoktur ve yasal olarak kurgulanmış muhalefet ya da muhalefetler
bulunmaktadır.
 1. Liberal demokrasi: Çoğunluğun yönettiği, azınlıkta olanların ise, yönetimin
keyfiliklerine karşı korunduğu bir rejimdir. Politik iktidarın sınırlandırılması ve
özellikle bağımsız bir yargı denetiminin varlığı liberal demokrasinin en önemli
özelliğidir. «hukuk devleti» kavramı hukuksal adalet kavramından
etkilenilerek oluşturulmuştur.
 2. Sosyal demokrasi: Sanayi devriminin ve onun ortaya çıkardığı güçlü bir işçi
sınıfının etkisiyle oluşmuştur. Toplumsal adalet kavramından etkilenerek
«sosyal devlet» kavramını geliştirmiştir.
EĞİTİMİN POLİTİK VE EKONOMİK
TEMELLERİ
 İdeoloji-eğitim: İdeoloji, dünya görüşü anlamını taşımakta ve bir dünya
görüşünü temsil etmektedir.
 İdeoloji terimi, Yunanca idea (görülen biçim) ve logos (bilgi) sözcüklerinin
birleştirilmesiyle düşünceyi inceleyen ideler bilimidir.
 İdeoloji, idelerin niteliklerini, yasalarını, gösterdikleri anlamlarla bağlantılarını ve
kökenini inceler.
 İdeoloji, toplumun alt yapısınca belirlenen siyasal, felsefi, dinsel, sanatsal vb. gibi
düşünce biçimlerinin tümüdür.
 İdeoloji, politik ya da toplumsal bir öğreti meydana getiren politik ve toplumsal
eylemi yönlendiren düşünce, inanç ve görüşler sistemi; bir topluma, bir döneme
ya da toplumsal bir sınıfa özgü inançlar bütünüdür.
 İdeoloji, insan düşüncesinin ve eyleminin amacını, bu amaçlara nasıl varılacağını
tanımlayan prensipler sistemi olarak tanımlanır.
EĞİTİMİN POLİTİK VE EKONOMİK
TEMELLERİ
 Devlet- eğitim:
 Devlet, insanların bir arada, düzenli ve örgütlü yaşayışını sağlayan bir oluşum
olarak tanımlanır.
 Devlet nasıl kurgulanırsa kurgulansın devletin politik bir sistem olduğu
unutulmamalıdır.
 Devlet, toplumu bir düzen içinde, bu düzeni koruyarak, bir birleştiricilikle üst
belirleyici olan ve bir dünya görüşü ile toplumsal bütünlük sağlayan üst politik
iktidar alanıdır.
 Devlet devamlılığının sağlanmasında, yöneticilerin ve yönetilenlerin devlete karşı
bağlılığın geliştirilmesi, güçlendirilmesi bir zorunluluktur. Bağlılık bilincinin
oluşturulmasında özellikle kültürel ve eğitim politikaları öne çıkar.
 Tarihte devletlerin; şehir devleti, feodal devlet, imparatorluk, kilise devleti, ulus
devlet şeklinde anıldıkları görülür.
EĞİTİMİN POLİTİK VE EKONOMİK
TEMELLERİ
 Örgütlenme biçimine göre devlet:
 Tekçi devlet: Üniter devlet olarak anılır. Tüm insanlar tek bir politik merkezin
otoritesi altındadır. Bu tip devletlerde devletin bir tek anayasası ve tek hükümeti
bulunmaktadır. Türkiye, Fransa, Yunanistan gibi.
 Birleşik devlet: Politik iktidarın tek merkezde toplanmayıp farklı politik merkezler
arasında paylaşıldığı, birden çok politik otorite merkezinin, birden çok
anayasanın ve hükümetin bulunduğu devlet modelidir. ABD, Federal Almanya,
Rusya Federasyonu vb.
 Devletin eğitime ilişkin görüşleri, örgütsel ve kurumsal yapıda yer alan okul ve
öğretim sistemi ile eyleme dönüşmektedir.
 Devlet, yurttaşlarının kendisine bağlılık, itaat, yasalara uyma ve savaş
zamanında fedakarlık gibi erdemleri yerleştirmek üzere eğitimini geliştirmek
durumundadır.
EĞİTİMİN POLİTİK VE EKONOMİK
TEMELLERİ
 Hükümet: Toplumdaki insanların birbiriyle ilişkilerini kurgulayan ve
düzenleyen devlet örgütü tüm faaliyetlerini hükümet ve diğer kurumları
aracılığıyla yerine getirmektedir.
 Hükümet, politik gücü devlet adına kullanan ve uygulayan kurumdur.
 Hükümetler yürütmeden sorumlu kurumlardır.
 Hükümetler güç ve otoriteyi devlet adına ellerinde bulundururlar.
 Hükümetler eğitim sistemiyle yakından ilgilidirler.
EĞİTİMİN POLİTİK VE EKONOMİK
TEMELLERİ
 Bürokrasi: Devlet işlerinin yürütüldüğü ofisler ile iktidar anlamına
gelen kelimelerin birleşmesinden oluşmaktadır.
 Kurallar bütünüdür.
 Sistematik olarak eş güdümlenmiş geniş çaptaki yönetimsel
görevlerden oluşan, çok sayıda bireylerin çalıştığı bir örgütlenme
türüdür.
 Bürokrasi, politik sistem tarafından belirlenen karar ve kuralları
uygulayıcı, kamu hizmetlerini yerine getirici kurumların örgütlenme
biçimi anlamına gelmektedir.
 Kamu hizmetlerinin yürütülmesinde önemli işlevler yüklenen yapıdır.
 Genelde eğitim sistemi özelde okullar bürokratik örgütlerdir.
EĞİTİMİN POLİTİK VE EKONOMİK
TEMELLERİ
 Siyasal partiler: Bir toplumun demokratik toplum olarak nitelendirilebilmesi için
toplumu oluşturan sosyal grupların kendi içlerinde örgütlenebilme olanaklarının
bulunması gerekmektedir.
 Demokratik yaşamda ya da demokrasilerle yönetilen ülkelerde en önemli
kurumlardan birinin siyasal partiler olduğu söylenebilir.
 Siyasal partiler, halk çoğunluğuna dayanarak iktidara gelmeyi amaçlayan
örgütlerdir.
 Siyasal partiler: Halkın desteğini kazanmak suretiyle devlet mekanizmasının
kontrolünü ele geçirmeye veya sürdürmeye çalışan sürekli ve istikrarlı bir örgüte
sahip siyasal topluluklardır.
 Halkın istekleri doğrultusunda topluma hizmet eden bir yapıdır ve seçmenden
iktidar olabilmek için yeterli oy almış ya da muhalefet görevini üstlenmiş
örgütlerdir.
EĞİTİMİN POLİTİK VE EKONOMİK
TEMELLERİ
 Sivil Toplum Örgütleri: Demokratik ve çağdaş toplumlar örgütlenmiş
toplumlardır ve bireyler ifade edilen beklentilerini bu örgütleri sayesinde
daha etkili biçimde sisteme iletebilirler.
 Toplumsal gruplar sendikalar ve sivil toplum örgütlerini de bir güç odağı
olarak kullanabilirler.
 Örgütler, baskı grupları ya da çıkar grupları olarak da adlandırılır. Bunlar
politik iktidar üzerinde çeşitli yöntemler kullanarak grup üyelerinin beklentileri
yönünde karar almaları, alınan kararların uygulamaya geçilmesine ön ayak
olurlar.
 Örgütler:
 1. Hak elde etmeye yönelik
 2. Toplum hizmetlerine yönelik (TED, AÇEV, ÇYDD, MEV)
EĞİTİMİN POLİTİK VE EKONOMİK
TEMELLERİ
 Eğitim politikası ve Türk Milli Eğitiminin politik çerçevesi:
 Eğitim alanları, ideolojinin tüm fonksiyonlarının harmanlanarak toplumsal
alanın siyasal iktidara bağlılığının taşındığı alanlardır.
 Politik iktidarın yarattığı kahramanlar, mitler, andlar, marşlar ve törenler
öğrencilere yoğun bir şekilde aktarılarak politik iktidarın meşruiyeti yeniden
üretilir.
 Eğitim, insanları siyasal iktidarın ideolojik dünyasına entegre etmek, politik
sisteme uymasını sağlamak ve bu duruma süreklilik kazandırmak için
kullanılır.
 Eğitim politikası; eğitim sisteminin çalışanlarına, işlerin yürütülmesinde yol
gösteren genel hareket planı olarak eğitim düzenlemelerine ilişkin genel
yaklaşımı içermektedir.
EĞİTİMİN POLİTİK VE EKONOMİK
TEMELLERİ
 Eğitilmiş olmanın politik sistem ve politik yönelimler üzerinde bazı olumlu etkileri vardır:
 1. Eğitim düzeyi yüksek kişiler, politik yaşamam katılma konusunda daha güçlü görev
duygularına sahiptir
 2. Eğitim düzeyi yüksek yurttaşlar, politik etkinlik duygusuna daha fazla sahiptirler.
 3. Eğitim düzeyi yüksek kişiler, politik sorunlarla daha yakından ilgilidirler.
 4. Eğitim ile bireyin politik açıdan daha aktif davranma olasılığı arasında ilişki güçlüdür.
 Türk eğitim sistemi temel politik kaynağını Atatürk ilke ve devrimlerinden alır.
 Anayasanın 42. maddesi eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi başlığı ile güvence altına
alınmıştır.
 Milli eğitim temel kanunu, Türk milli eğitiminin temel ilkelerini açıklar.
 Milli eğitim şuraları, kalkınma plan ve programları…
EĞİTİMİN POLİTİK VE EKONOMİK
TEMELLERİ
 AB eğitim politikalarının uygulama programları:
 Socrates programı:
 1. Comenius programı
 2. Erasmus programı
 Gençlik Programı:
 Leonardo da Vinci Programı
EĞİTİMİN POLİTİK VE EKONOMİK
TEMELLERİ
 Eğitim ve ekonomi ilişkisi:
 Toplumdaki üretim ve dağıtım etkinliklerini gerçekleştiren kurumların işleyişi
eğitimsel niteliklerle ilişkili hale gelmiştir. Bu çerçevede eğitim kurumları, diğer
işlevleri yanında, ekonominin gereksinim duyduğu niteliklere sahip insan
gücü gereksinimi karşılama işlevini üstlenmişlerdir.
 Ekonomik etkinliklerin giderek daha fazla «bilgiye dayalı» olma eğiliminde
olması eğitimin ekonomik önemini daha da arttırmaktadır.
EĞİTİMİN POLİTİK VE EKONOMİK
TEMELLERİ
 Tüketim ve Yatırım Olarak Eğitim:
 Tüketim doğrudan doğruya fakat kısa süreli yararlar sağlayan mal ve hizmetlerin satın
alınması ya da kullanılması anlamına gelir. Bir başka malın üretiminde kullanılması tüketim
sayılmaz. Yatırım, uzun dönemde yarar sağlayan değerlerin elde edilmesi anlamını taşır.
 Yatırım, üretim kapasitesini artırmak amacıyla sermaye oluşumuna katkıda bulunur.
 Üretimin istenilen nitelik ve nicelikte yapılabilmesi için fiziki sermaye yatırımları tek başına
yeterli olmaz. Diğer üretim faktörlerinin üretime yönelik olarak bir araya getirilip uyumlu
olarak çalıştırılması, üretim biçiminin gerektirdiği özelliklere (bilgi, beceri, anlayış ve değerler)
sahip insan gücüne sahip olmayı gerektirir.
 Eğitime yapılan harcamaların bir tüketim ya da yatırım olarak değerlendirilmesinin farklı
sonuçları olabilecektir. Ne kadarının yatırım ne kadarının tüketim olduğunu belirlemek
zordur.
 Eğitim diğer tüketim mallarından daha uzun ömürlü bir maldır.
EĞİTİMİN POLİTİK VE EKONOMİK
TEMELLERİ
 Eğitimin Bireysel ve Toplumsal Getirileri:
 Getiri, eğitim ve yetiştirme yatırımlarının sonunda, yani bir maliyete
katlanmanın sonucunda elde edilen parasal ve parasal olmayan
kazançlardır.
 Getiri bir yatırımın sonunda elde edilmiş olmayı, kazanç ise bir çabanın ya
da çalışmanın sonucunda elde edilmiş olmayı vurgulamaktadır.
 Eğitimin getirisi kişisel ve toplumsal olabilmektedir. Kişisel getiri, bireyin eğitim
ve yetiştirme yatırımları sonucunda yaşam boyu sağladığı kazançlar,
eğitimin toplumsal getirisi ise, bireylerin eğitimindeki artış nedeniyle tüm
ekonomide ortaya çıkan gelir artışının yol açtığı getiriler biçiminde
tanımlanabilir.
EĞİTİMİN POLİTİK VE EKONOMİK
TEMELLERİ
 Eğitim ve Kalkınma:
 Kalkınma kavramı daha çok az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için kullanılan
bir kavram olup yalnızca ekonomik içerikli değildir. Ekonomik büyüme
kalkınmanın boyutlarından birisidir ve daha çok ekonominin hacimce büyümesi
anlamında kullanılmaktadır.
 Ulusal gelirin, yatırımların, ticaret hacminin vb. artışı ekonomik büyüme
göstergeleridir.
 Kalkınma ise bir toplumun topyekûn değişerek istenmeyen koşullardan istendik
koşullara geçebilecek özellikleri kazanması olarak değerlendirilebilir.
 Eğitim sistemlerinin amaçları incelendiğinde ekonomik gelişmeler yanında
toplumsal, kültürel ve siyasal alanlarda da değişmeler öngörülür.
 Kalkınma toplumsal yapı ve işleyişe çeşitli biçimlerde müdahale edilerek
değişmenin hızlandırılabileceği düşüncesine dayanmaktadır.
EĞİTİMİN POLİTİK VE EKONOMİK
TEMELLERİ
 Eğitimde Harcama Ve Maliyetler:
 Günümüzde eğitim hizmetlerine yönelik talep sürekli artış göstermektedir. Bu
talep hem kamu hem de özel sektör tarafından karşılanmaya çalışılmaktadır.
 Eğitime yönelik talep eğitim sektörünü giderek büyüyen bir sektör haline
getirmektedir.
 Eğitim hizmetlerinin üretiminde kullanılan fiziki kaynakların okul binaları başta
olmak üzere, derslikler, laboratuvarlar, spor salonları, etkinlik alanları, kantinler vb.
ile eğitim etkinliklerinin hazırlanması ve sunulmasında kullanılan ders araçgereçlerinden oluştuğu söylenebilir.
 Eğitim harcamaları genel olarak, eğitimi finanse eden kişi ve kurumların, özellikle
devletin bütçelerinden yaptığı mal ve hizmet alımlarını ve yatırımları ifade etmek
için kullanılmaktadır.
 Harcama yapan iki taraftan söz edilebilir. Eğitim hizmetinden yararlananlar ve
eğitim hizmetini üretenler tarafından.
EĞİTİMİN POLİTİK VE EKONOMİK
TEMELLERİ
 Eğitimin Finansmanı:
 Eğitime yönelik talep arttıkça kullanılması gereken kaynakların miktarı da
artmaktadır. Fakat eğitim hizmetini büyük oranda finanse eden devletin
gelirleri aynı hızda artmamaktadır.
 Geleneksel olarak eğitim hizmetleri büyük oranda kamusal kaynaklardan
finanse edilmektedir.
 Birey eğitim hizmetinden yararlanırsa, sağlanan yarar hem bireye hem de
toplum yönelik olabilmektedir. Edinilen bilgi ve beceriler üretkenlik
kapasitesini arttırarak kazançları arttırmaktadır.
 Eğitim yoluyla kazandırılan davranışlar toplumsal düzenin işleyişini
kolaylaştırmaktadır. Kamusal giderleri azaltmaktadır.
EĞİTİMİN POLİTİK VE EKONOMİK
TEMELLERİ
Kaynak:
Ed. Leyla Küçükahmet, Eğitim Bilimine
Giriş, 11. Basım, Nobel yay., Ankara 2016.
C. Ergin Ekinci, «Eğitimin Ekonomik
Temelleri», ed: Özcan Demirel, Zeki Kaya,
14. baskı, Pegem A,
Ankara 2018, ss. 163-189.
21. YÜZYILDA EĞİTİM BİLİMİNE YÖNELİŞ
 Bilimde ve teknolojide meydana gelen değişmelere paralel olarak toplumu
oluşturan bireylerin amaçları, yaşam ve davranış biçimleri de
değişmektedir. Gelişmiş, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmış ve hızla yoluna
devam etmekte olan ülkelerin önderliğinde geliştirilen bilim ve teknoloji
ürünlerinin bir kısmı daha sağlıklı, daha rahat ve daha mutlu yaşamak için
insanlığa katkı sağlarken bir kısmı da ne yazık ki insanı, doğayı, evreni
harabetmekte ve yok etmekte kullanılmaktadır. 21. yüzyılda bilimde ve
teknolojideki gelişmelere uyum sağlamayı ve katkı vermeyi hedefleyen her
birey, her toplum ve her ülke bu becerilerle donanmak zorundadır.
Yurttaşlarına bu becerileri kazandıramayan ülkeler dünyadan soyutlanırlar,
sahip oldukları doğal kaynakları ve insan kaynaklarını, bu becerilere sahip
ülkelerin sömürüsüne terk etmek durumunda kalırlar. Geleceğin
vazgeçilmez, yararlı insanları olmanın ve zaman içinde ortaya çıkacak yeni
mesleklerde çalışabilmenin, nitelikli bir yaşam sürdürebilmenin yolu, 21.
yüzyılın gerektirdiği üst düzey becerilerle donanmış olmaktan geçer.
21. YÜZYILDA EĞİTİM BİLİMİNE YÖNELİŞ
 “21. yüzyıl becerileri” olarak sıralanan becerilerin kazandırılmasına, çocuğun
dünyaya gelmesiyle başlanmalıdır. Bu süreç, merhum hocamız Prof. Dr. Fatma
Varış’ın “eğitim sıfırdan sıfıra devam eder” dediği gibi yaşam boyu sürdürülür. Bu
beceriler ilk birkaç yıl aile içinde, 3-6 yaşlarında okul öncesi eğitim
kurumlarında, 6 yaşından 18 yaşına kadar da örgün eğitim kurumlarında
kazandırılmalıdır. Tarafı olduğumuz ve koşullarını kabul ettiğimiz “Çocuk Hakları
Sözleşmesi” her bireyi 18 yaşına kadar çocuk olarak kabul eder ve her çocuğun
eğitim süreci içinde olması gerektiğini vurgular. T.C Anayasasında “Eğitim ve
Öğretim Hakkı ve Ödevi” başlığı altında belirlenen maddeler doğrultusunda
Türk milli eğitim sisteminin genel amaçları ve temel ilkeleri 1973’te 1739 sayılı
“Temel Eğitim Yasası” (TEY) ile yeniden düzenlenmiştir. Ülkenin eğitim sistemini
yöneten bakanlık, TEY ile belirlenen genel amaçlara ve ilkelere uygun olarak
eğitim kurumlarında yetiştireceği bireylerin özelliklerini tanımlamalı, her kademe
ve türdeki eğitim kurumlarının genel amaçlarını, ardından bu genel amaçlara
hizmet edecek ve öğrenci özelliklerine dönüştürülecek ders programlarının
amaçlarını, Eğitimde Program Geliştirme bilim alanının ilkelerine uyarak formüle
etmelidir. Bireyin, toplumun, çağın, hızla gelişmekte olan bilim ve teknolojinin
gereklerine uygun olarak belirlenen amaçlara/kazanımlara hizmet edecek
içerik, öğretim ilke ve yöntemleri ve değerlendirme süreçleri birbirleriyle
uyumlu/tutarlı olmalıdır. Eğitim programları ve ülkelerin eğitim politikaları, çağın
gereklerine, bireyin, toplumun, bilimin ve sanatın istemlerine göre sürekli olarak
değerlendirilmeli ve geliştirilmelidir. Bu görevi yapacak “Program Geliştirme ve
Değerlendirme Araştırma ve Uygulama Merkezleri” kurulmalı ve bu merkezlerde
alanında yetkin bilim insanları görevlendirilmelidir. Her değişen eğitim bakanı
“sistemi değiştireceğiz” iddiasıyla eğitim programları ile oynarsa, bir şeyler
ekleyip bir şeyler çıkarırsa, programı liyakatsiz kişilere teslim ederse bilerek ya
da bilmeyerek ülkeye onarılması güç zararlar vermiş olur.
21. YÜZYILDA EĞİTİM BİLİMİNE YÖNELİŞ
 Alanyazında yer alan ve her bireyin sahip olması önerilen 21. yüzyıl becerileri
konusundaki farklı gruplamalardan bazılarını özetleyecek(1) olursak:
1. Yeniliklere ve farklı bakış açılarına açıklık ve yaratıcılık.
2. Donanımlı bir ardalana dayalı eleştirel düşünme becerisi.
3. Problem çözme becerisi.
4. İletişim ve birlikte çalışma becerisi.
5. İletişim teknolojisi ve bilgi okuryazarlığı, bilgiye ulaşma becerisi.
6. Medya okuryazarlığı.
7. Gelişmelere açıklık ve öz-yönetim becerisi.
 Birçoğu birbiriyle bir oranda örtüşen, bazılarının farklı anlamlar taşıdığı
söylenebilecek bir sınıflama da aşağıda özetlenmiştir(2):
1. Temel konular ve 21. yüzyıl temaları.
2. Yaşam ve meslek becerileri.
3. Öğrenme ve yenileme becerileri.
4. Bilgi, medya ve teknoloji becerileri.
21. YÜZYILDA EĞİTİM BİLİMİNE YÖNELİŞ
 Öğrencilerin ihtiyaç duyacağı becerileri Wagner(2) yedi grupta toplamıştır:
A. Eleştirel düşünme ve problem çözme.
B. Ağlar genelinde işbirliği yapma ve etki yaratarak öncülük etme.
C. Hız ve uyum.
D. Girişkenlik ve girişimcilik.
E. Etkili sözlü ve yazılı iletişim.
F. Bilgiye erişme ve bilgiyi analiz etme.
G. Merak ve hayal gücü.
 İlk ve orta öğretimdeki 21. yüzyıl becerilerini belirlemek amacıyla yapılan
bir meta-analiz türü araştırmada(3) bu yeterlikler üç ana başlıkta
toplanmıştır:
1. Sözel ve sayısal beceriler, bilimsel okuryazarlık, bilgi teknolojileri
okuryazarlığı, finansal okuryazarlık, kültürel ve vatandaşlık okur yazarlığını
da içeren “Kurucu Okuryazarlık” 21. yüzyıl becerilerinde uzmanlaşmak için
başlangıç olarak nitelendirilmektedir.
2. Eleştirel düşünme, yaratıcılık, problem çözme, iletişim ve işbirliğini kapsayan
“Yeterlilikler”dir.
21. YÜZYILDA EĞİTİM BİLİMİNE YÖNELİŞ
3. Kararlılık, adapte olabilirlik, meraklı olma, inisiyatif alma, liderlik, toplumsal
ve kültürel farkındalık, başkalarıyla toplumsal, etik ve kültürel uygun
etkileşimler kurabilmeyi de içeren “Karakter Özellikleri”dir.
 Phoenix Üniversitesi’nde 2011’de yapılan bir araştırma(4) sonucunda 21.
yüzyıl öğrenci becerileri eleştirel düşünme, problem çözme, sorgulama,
bilgiye erişim, analiz, sentez, iletişim, yenilik, yaratıcılık, merak, hayal, etik
kurallara uygun davranma, adapte olma, esneklik, evrensel vatandaşlık,
sosyal ve kültürler arası etkileşim, işbirliği, girişimcilik, öz-yönetim, üretkenlik,
sorumluluk ve liderlik olarak belirlenmiştir.
 Çok sayıda kurum, kuruluş ve araştırmacı tarafından farklı gruplamalar farklı
sınıflamalarla belirlenen 21. yüzyıl becerilerinin kişilikle, toplumsal yaşamla ve
üretimle ilgili olanlarının çoğu, insanlığın gelişimiyle birlikte bireylerin nitelikli
bir yaşam sürdürebilmeleri için gerek duyulan yeterlikler olagelmiştir.
Üretkenlik, yaratıcılık, kendini geliştirme, problem çözme, iletişim, işbirliği,
esneklik, uyum, çatışma çözme, girişimcilik, sorumluluk, sağlıklı insan ilişkileri
kurma becerileri, toplumun hemen her bireyine kazandırmayı hedeflediği
geleneksel olarak nitelendirilebilecek özelliklerdir. Teknolojinin günlük
yaşamda yaygınlaşması, vazgeçilmez olması ve hızla yenileşmesi
beraberinde eğitilecek bireylere bilgi teknolojileri konusunda üst düzey
beceriler kazandırmayı gerekli kılmıştır.
21. YÜZYILDA EĞİTİM BİLİMİNE YÖNELİŞ
 Teknolojinin hızlı gelişmesine paralel olarak yaşamı sürdürmek, ev, ulaşım,
iletişim araçlarını kullanmak için ve teknolojinin hemen her meslekî beceride
önemli bir yer tutması bütün bireylerin bu becerilere sahip olmasını zorunlu hale
getirmiştir. Bu durum, dünyadaki gelişmelere ayak uydurmayı hedefleyen her
ülkeye, ayrım yapmadan bütün bireylerine 21. yüzyıl becerilerini kazandırma
sorumluluğunu yüklemektedir.
 21.yüzyıl becerileri geleneksel öğretim programlarıyla, anlayışlarıyla,
yöntemleriyle ve bu becerilere sahip olmayan öğretmenlerle kazandırılamaz.
 21. yüzyıl becerileri öğrencinin etkin olduğu, problem çözdüğü, arkadaşlarıyla
işbirliği yaparak çalıştığı, sorular sorduğu, yanıtlar düşündüğü, eleştirdiği, hayal
ettiği, yaratıcı ve analitik düşündüğü, bilgi ağlarına ve toplum kaynaklarına
ulaştığı, bilgiyi sentezlediği, öğretmenden yalnızca kolaylaştırıcılık hizmeti alıp
kendisinin ürettiği ortamlarda kazandırılabilir.
 Cumhuriyetin ilanıyla birlikte Türk eğitim sistemi kapsamında öğretim
programları hazırlanmış, uygulanmış ve geliştirilmiştir. Bu öğretim programlarının
bazılarında hedeflenen bazı özelliklere 21. yüzyıl becerilerine benzerlikleri
açısından bakmak, gelişimi ya da değişimi görebilmek için önemlidir. 1926
İlkmektep Programı(5) s.4’te “dersler arasında irtibat cetvelleri”… “derslerin
birbiriyle muvazi gitmesi ve birbirlerini takviye etmesi lüzumu”… “derslerin imkân
derecesinde hayat ve muhit ile münasebettar bir tarzda tedrisi”…denmektedir.
Yurt Bilgisi programı s.80’de “talebe daha ziyade muallimin rehberliği altında
kendi tefekkürü ile istihraç eylemelidir” cümlesi ile öğretim süreçlerinde
öğrencinin etkin olması gerektiği vurgulanmaktadır.
21. YÜZYILDA EĞİTİM BİLİMİNE YÖNELİŞ
 1936 İlkokul Programı(6) s.24-25’te okulun çocuklara “muhakeme etme, düşünme,
meseleyi ortaya çıkarma ve meselenin halli için yollar arama, meselenin halline
yarayacak delilleri mukayese etme ve tartma, bir şey inşa etme, bilimsel düşünme
becerileri, birlikte çalışma türünden beceriler kazandırılacağı yer almaktadır.
 1962 İlkokul Program Taslağı (7) s.11-12’de sıralanan amaçlardan bazıları; bilgi, teknik,
güzel sanatlar ve ekonomi bakımından çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı, seçkin bir ortağı
olmayı hedeflemektedir. 20. yüzyılda hazırlanmış bu öğretim programında 21. yüzyıl
becerilerini çağrıştıran “muhakeme yeteneği gelişmiş, kendine güvenir, tenkitleri iyi
karşılar, olayları ve davranışları yapıcı bir tenkitle değerlendirir, teşebbüs kabiliyeti
gelişmiş” türünden ifadeler bulunmaktadır.
 21. yüzyıl becerileri içinde çok da önemsenmeyen “Sanat”, yarım yüzyıl önce hazırlanan
öğretim programında, özellikle de Köy Enstitüsü programında önemle vurgulanmıştır.
 1948, 1968 ve 1998’de (20. yy.) hazırlanan öğretim programlarında da benzer beceri
ifadeleri yer almıştır.
 Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü(OECD)’nün Uluslararası Öğrenci Değerlendirme
Programının uyguladığı PISA sınavına Türkiye ilk kez 2003’te katılmış ve 15 yaş grubundaki
öğrencilerimiz sıralamada sonlarda yer almıştır. MEB bu düşük başarıyı yükseltme
iddiasıyla halen uygulanmakta olan programları bilimsel yöntemlerle değerlendirmeden,
1998’de ve 2000’de uygulamaya konan, henüz değerlendirilmesi yapılmamış Hayat Bilgisi
1-2-3. sınıf, Fen Bilgisi 4-5-6-7-ve 8. sınıf programlarını yok sayarak, ihtiyaç analizleri
yapmadan 1-2-3-4-5. sınıf Türkçe, Hayat Bilgisi, Fen ve Teknoloji, Matematik ve Sosyal
Bilgiler ders programlarını hazırlamış, deneme uygulaması yapılırken kitaplarını yazdırmış,
öğretmenler programla ilgili yeterince bilgilendirilmeden 2005’te beş sınıfı birden
uygulamaya başlamıştır.
21. YÜZYILDA EĞİTİM BİLİMİNE YÖNELİŞ

2005 öğretim programı uygulanacak çocuklarımızın bir kısmı, 2004’te zorunlu eğitime çocuğunu
göndermeyen veliye hapis cezası verilmesinin kaldırılmasıyla örgün eğitimden çocuk işçiliğine, dinî
nikâhlılığa doğru kaydırılmaya başlanmıştır. 2003’te öğrencilerimizin PISA başarısızlığını giderme iddiası
ile, 2005’te 21. yüzyılın ilk öğretim programı(8) hazırlanmış ve bir eğitim reformu yapılıyormuş gibi
sunulmuştur. Bu programda eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme, araştırma, iletişim, problem çözme, bilgi
teknolojilerini kullanma, girişimcilik, Türkçeyi doğru, etkili ve güzel kullanma, karar verme, kaynakları
etkili kullanma, güvenlik ve korunmayı sağlama, öz-yönetim, bilimin temel kavramlarını tanıma,
temalarla ilgili temel kavramları tanıma türünden 14 başlıkta 257 madde “beceri” olarak sıralanmıştır.
Beceri olarak sunulan bu ifadelerin bazıları bilgi, bazıları değer, bazıları eylem, bazıları da “tüketmeme”,
“harcamama”, “uzak durma” gibi eylemsizlik belirtmektedir. Program Geliştirme Bilim alanının ilkeleri
dikkate alınmadan, büyük iddialarla hazırlanan bir programda yapılan bu tür hatalar, öğretmenin
programda ne istendiğini anlayamaması, beş sınıfı birden uygulamaya koyma ve başka hatalar, olasıdır
ki daha sonraki yıllarda yapılan PISA’da çocuklarımızın yine son sıralarda yer almasına neden olmuştur.

2005 Öğretim programı ile ilgili olarak 2008’de Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı olan Prof.Dr. İrfan
Erdoğan(9) bir eğitim bilimleri çalıştayında şu değerlendirmeyi yapmıştır: “Cumhuriyetin ilk yıllarından beri
program geliştirme alanında sağlanan gelişmeleri ve birikimleri iddialı söylemlerle gölgeleyerek
gösterilen cesaret, geçiş esnasında gösterilememiştir(…)Daha önceki müfredatımızın ezberciliğe
dayandığı, yeni müfredatla öğrenci merkezli eğitime geçildiği gibi yapay bir milât yaratılmıştır. Eğitim
tarihini biraz bilenler öğrenci merkezli eğitime geçildiği konusundaki bu ifadeyi ciddiye almazlar”
demiştir.

2012’de 4+4+4 yapılanması ile sözüm ona zorunlu eğitim 12 yıla çıkarılmış fakat ilk dörtten sonra okul
terketme yolu açılmıştır. Açık ortaokula, açık liseye kayıtlı çocukların sayısı bugün iki milyonu geçmiştir.
Çıkarılan okul yönetmelikleri nişanlanmayı ve küçük yaşta evlenmeyi yüreklendirmiştir. Akademik liseler
hızla imam hatipleştirilmiş, üstün başarılarıyla adını duyuran liseler proje okulu ilan edilerek dağıtılmıştır.
Çocuklar beş yaşında zorunlu olarak ilkokula kaydedilmiş, çocuğunu kaydettirmek istemeyen veliden
çocuğu için yetersiz raporu alması istenmiştir. Böylece bireyin gelişiminde, yaşam başarısında çok
önemli rolü olduğu bilimsel araştırmalarla belirlenmiş okul öncesi eğitim kademesi baltalanmıştır. Okul
sırasında oturduğunda ayakları yere değmeyen 60 aylık çocuklara e-l-a-t harfleriyle alfabe, bitişik el
yazısı ile yazma, harflerden başlayarak okuma öğretilmek istenmiştir. Yazı yazamayan, kendi dilinde
okuduğunu anlayamayan bir nesil yetiştirdiğimiz, bu programlardan yetişen çocuklarımızın girdiği PISA
sınavı sonuçlarıyla bir kez daha onaylanmıştır.
21. YÜZYILDA EĞİTİM BİLİMİNE YÖNELİŞ
 2012 4+4+4 yapılanması ile ülkeyi yönetenlerin “dininin, kininin sahibi” bireyler
yetiştirme hedeflenmiştir. Uyum programı adı verilen 60 aylık çocuklarda algı
bozukluğu yaratan, zihin terörü uygulayan ders kitapları(10); ortaokullara zorunlu
Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersine ek olarak seçmeli Hz. Muhammed’in Hayatı,
Kur’an-ı Kerim ve Temel Dinî Bilgiler Dersi uygulamalarına bu dönemde
başlanmıştır. Birçok okulda veliler çocuklarının bu dersleri seçmeleri için
zorlanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi
dersinin “zorunlu ders olmaması gerekir” kararına karşın ortaöğretim giriş
sınavlarında temel bilim derslerinin soru sayısı kadar soru da Din Kültürü ve
Ahlâk Bilgisi Dersinden sorulmuştur. Diğer seçmeli derslerin öğretmenleri sayıca
yetersiz hale getirilirken bolca din dersi öğretmeni atanmıştır. Yatılılık, bursluluk
gibi özendiriciliklere ve zorlamalara karşın imam hatip okullarının
kontenjanlarının doldurulamaması ve bu okullarda öğrenci başarısının düşük
olması, üst düzey yöneticileri amaçları yönünde sınav türünü değiştirme,
çocukları mahalle okullarına kaydolmaya zorlama gibi bilimsel dayanağı
olmayan yeni arayışlara ve kararlara yönlendirmiştir.
 OECD ülkelerinin 15 yaş öğrencilerinin katılımıyla yaptığı 2015 PISA sınavında
Türkiye yine son sıralarda yer almış, çocuklar 21. yüzyıl becerilerini yine
sergileyememiş, yine kendi dilinde okuduğunu anlama sorunu yaşamıştır.
Yapılan bir doktora tezinde PISA’nın ölçtüğü üst düzey dil becerilerinin 2005’ten
sonra hazırlanmış olan Türkçe öğretim programında ve ders kitaplarında yer
almadığı belirlenmiştir.
21. YÜZYILDA EĞİTİM BİLİMİNE YÖNELİŞ
 Türk eğitim sistemi, kurduğu “Heyet-i İlmiye” önderliğinde 20. yüzyılın ilk çeyreğinden
başlayarak o yıllarda dünyada eğitim alanında öncü bilim insanlarının (John Dewey,
Alfred Kühne, Ömer Buyse ve mesleki eğitimin çeşitli alanlarının uzmanları) bilimsel
yöntemlerle yaptığı ihtiyaç analizleri doğrultusunda hazırladığı öğretim programlarıyla,
geliştirdiği kalkınma ve öğretim modelleri olan “Köy Enstitüsü”, “Halk Evleri”. “Köylerde
Halk Okuma Odaları”, “Gezici Köy Kursları (kadınlar ve erkekler için)”, “Millet Mektepleri”,
“Yüksek Öğretmen Okulu”, İlk mektep, Ortaokul ve Lise programlarıyla insanlarına çağ
atlatmıştır. Cumhuriyet yönetimi, 15 yılda aydınlık bir ulus yaratmıştır. 20. yüzyılın ikinci
yarısından başlayarak çeşitli etkenlerle yükselme hızı azaltılmıştır. 1980 askerî darbesi, yeşil
kuşak projesi, Türk İslâm Sentezi projeleri, din istismarı yapan siyasi partilerin uygulamaları
vb. ile 20. yüzyılın ilk çeyreğinde katedilen ilerleme hızı, önceleri yavaş yavaş, daha sonra
hızla geriye çekmiştir. Diğer yandan, hızlı nüfus artışı, köyden kente göç sonucu özellikle
büyük şehirlerin çevresindeki gecekondulaşma, sınıf mevcutlarının bazı yerlerde 100’e
kadar çıkması, devletin aynı hızda okul açamaması, yeterince öğretmen yetiştiremediği
için öğretmenlik eğitimi almayan kişileri öğretmen olarak ataması ve daha birçok nedenle
eğitim programlarında hedeflenen özellikler çocuklara kazandırılamamıştır. Ülkenin,
bireyin ve çağın gereklerine uygun insanı yetiştirmede eğitim programı çok önemlidir fakat
tek etken değildir. Tıpkı yasalar, hukukçu ve hukuk anlayışı ilişkisi gibi. Nasıl en iyi
hazırlanmış yasalar donanımlı olmayan hukuk insanının elinde hiçbir işe yaramaz, adaleti
sağlayamaz ise iyi hazırlanmış öğretim programı da donanımsız öğretmenin, yetersiz
altyapının olduğu durumlarda asla işe yaramaz. Eğitimde reform yapmak isteyenler, resmî
programın yanı sıra, örtük programı, ekstra programı, ihmal edilen programı ve uygulanan
programı dikkate almak zorundadırlar. Bireyin sahip olduğu yetileri en üst düzeyde
geliştirmeyi, ülkesine, dünyaya ve evrene katkı sağlar hale ulaştırmak olarak kısaca
belirtebileceğimiz eğitim, çok ciddi bir iştir ve farklı alt alanları olan bir bilim alanıdır.
Eğitimi planlama, uygulama ve değerlendirme işinin, eğitim bilimleri alanını bilmeyen
kişilerin yönetimine bırakılmasının ülkede yaşayan bireylere de, ülkeye de, dünyaya da
bedeli ağır olur. Farklı alandan kişilerin aldığı kararlarla yapılandırdığınız eğitim sisteminin
yetiştirdiği öğrencilerin puan ortalamaları son sıralarda yer alır ve bu işi iyi yöneten ülkeler
de ülkenizde bu sorunları çözebilecek bilim insanı yokmuş gibi size önerilerde bulunur.
21. YÜZYILDA EĞİTİM BİLİMİNE YÖNELİŞ
 PISA Direktörü Andreas Schleicher PISA sonuçlarına bakarak Türk Eğitim
Sistemine bazı önerilerde bulunmuştur. Kısa kısa yazmak gerekirse:
 Her çocuğun öğrenebileceğine güveniniz.
 Öğretmenlerinize nitelik kazandırınız, yetenekli kişileri öğretmenliğe
yönlendiriniz.
 Programlarınızı dünyadaki değişikliğe göre geliştiriniz.,
 Sistemde lüzumsuz değişiklikler yapmayınız. Değişimler stratejik, tutarlı ve
devamlı olmalı.
 Öğrettiğiniz bilimsel bilgiyi çağın gereksinimlerine göre düzenleyiniz.
 Çocuklara bilgiyi yaratıcı biçimde uygulamayı öğretiniz.
 Bilim alanlarını harmanlayarak uygulamalarını sağlayınız.
 Okullarınızdaki eğitim niteliğini yükseltiniz ve eşitleyiniz.
 Yıllardır eğitim bilimlerinin Eğitim Programları ve Öğretim, Öğretmen Eğitimi,
Psikolojik Danışma ve Rehberlik, Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme uzmanlık
alanlarında akademik çalışmalar yapan öğretim üyeleri, çeşitli sivil toplum
kuruluşlarının eğitim komisyonlarında hizmet veren uzmanlar, alanyazında
okudukları ve yaptıkları araştırmaların sonuçlarına dayalı olarak PISA
direktörünün önerilerinin daha ayrıntılısını, bu önerilerin nasıl hayata
geçirilebileceğini yazmakta, panellerde ve konferanslarda belirtmektedirler.
21. YÜZYILDA EĞİTİM BİLİMİNE YÖNELİŞ
 Bu uyarılar hiç yokmuş gibi, halen uygulanmakta olan öğretim programı
değerlendirilmeden, 21.yüzyıl becerilerinin neler olduğu, yaş grubunun ve çağın
gereksinimleri belirlenmeden, içinde program geliştirme, eğitim psikolojisi, eğitim
sosyolojisi, eğitim felsefesi ve konu alanı üst düzey yetkinliğe sahip uzmanlarının
bulunmadığı, kimlerden oluştuğu açıklanmayan gruplara “2017 öğretim
programı taslağı” hazırlatılmıştır.
 Taslak program görüşlere açılmış ancak verilen akademik ve bilimsel geri
bildirimler programa yansıtılmamıştır. Programın deneme uygulaması bile
yapılmadan, öğretmenlere programın nasıl uygulanacağına ilişkin eğitimler
verilmeden 2017-2018 öğretim yılında 1. 5. ve 9. sınıflarda uygulamaya
konmuştur.
 2017 öğretim programı, program tekniği, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu
Mustafa Kemal Atatürk’ü, Türk Devrim ve İlkelerini neredeyse yok sayma, yanlış
bir tarih yazma gayreti, cihat, ukubat, muamelât vb. şeriat hukukunun bilgilerine
yer verme açılarından eleştiriler almıştır. Öğretim Programı(!) Talim ve Terbiye
Kurulu tarafından onaylanmadan ve daha sonra acele acele kitap yazma
konusunda uzman olmayan kişilere yazdırılan ders kitapları, devlet bütçesinden
bastırılmış ve okutulmak üzere okullara ücretsiz dağıtılmıştır. 2017 yılı, yıllardır
okullarda zorunlu olarak okutulan çok sayıda ders kitabında FETÖ simgelerinin ve
anlayışının var olduğunun fark edilmesiyle devlet bütçesinden yazdırılan ve
bastırılan milyonlarca ders kitabının imha edilmesi, bazı sayfalarının koparılması
gibi bir uygulamanın yapıldığı yıl olarak Türk eğitim tarihinde yerini almıştır.
21. YÜZYILDA EĞİTİM BİLİMİNE YÖNELİŞ
 2017 Öğretim programı, FETÖ’nün Uzakdoğu imamı olan bir imam hatip
öğretmeninin yazdığı “Eğitimde Anadolu Modeli” kitabından önemli esintiler
taşımaktadır. Bu kitapta “Eğitimde Anadolu Modeli’nde her konuda akıl, tek
başına doğru bir iş yapan olarak görülmez…Her problemin çözümü akılla
olmaz. İnsan bütün problemlerini akılla çözecek ve vicdanî sorularına akılla
cevap verebilecek olsaydı Allah’ın peygamberlerini kutsal kitaplarla
göndermelerine ihtiyaç duyulmayacaktı. Akılla elde edilemeyecek gerçekleri
nakil (vahiy) yolu ile elde eder” denmektedir. Cumhuriyet ve cumhuriyetle
gelen kazanımlarla ilgili olarak; “batının ahlâk yoksunu ve dinimize aykırı,
materyalist uygulamaların bir taklididir” görüşü savunulmaktadır. Cumhuriyetle
gelen eğitim sistemini hatalarla dolu gören, bunun bir örneğini de “Evrim bir
ilimmiş, bir hakikatmiş gibi okutuldu” diye veren bilim dışı bir anlayışın özlemi,
2017 programında giderilmiştir. Biyoloji programında öğretilen “Hayatın
Başlangıcı ve Evrim” ünitesi 2017 öğretim programından çıkarılmıştır. Evrim,
çocuğa çevresiyle bilinçli etkileşime başladığı dönemden başlayarak
anlayacağı sözcüklerle ve örneklerle öğretilmelidir. Evrimi anlamak, bilimsel
düşünme demektir. Bu programın kazanım(!)larına ulaşan çocuğa bilimsel
düşünme, sorgulama, problem çözme, eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme gibi
temel düşünme becerileri kazandırılamaz.
 2017 programına MEB’in FETÖ’nün uzantısı olan “Hizmet Vakfı” ile “Toplumsal
Duyarlılık Projeleri” kapsamında imzaladığı protokolde yer alan, adına
 “Değerler” dediği, içerikle, eğitim durumlarıyla nasıl ilişkilendirileceği belli
olmayan, hemen hiçbiri 21. yüzyıl becerileri kapsamına girmeyen özellikler
bütün derslere yerleştirilmiştir.
21. YÜZYILDA EĞİTİM BİLİMİNE YÖNELİŞ

Yeterli öğretim üyesinin ve uygulama koşullarının var olup olmadığına bakılmaksızın açılan Eğitim
Fakültelerinden mezun olan öğretmenler atama beklerken, paralı öğretmenlik sertifikası
verilmesini zorlayan üst yönetim, ücretli öğretmenlik kurumunu da oluşturmuş ve öğreteceği
alanla hiç ilgisi olmayan kişileri öğretmenmiş gibi çalıştırma yolunu seçmiştir. Bütün bu kötü
koşullara karşın sistemde ülkesini, mesleğini ve öğrencilerini çok seven, kendini geliştiren ve
özveriyle çalışan nitelikli öğretmenler, öğretim programında verilen yanlışlardan öğrencilerini
korumaya çalışmaktadırlar. MEB’i yönetenler bu bilim dışı öğretim programının
olumsuzluklarından ülkesini, cumhuriyetini, çocuklarını korumaya çalışan öğretmenlerin olumlu
etkisinden öğrencileri kaçırmak üzere bazı dinî vakıflarla işbirliği protokolleri imzalamıştır. Bu
protokole göre; toplumda çeşitli olaylarla gündeme gelen Ensar Vakfı, Türkiye Gençlik Vakfı
(TÜGVA), İlim Yayma Cemiyeti ve Birlik Vakfı gibi dinî amaçla kurulmuş vakıflar, MEB’in
finansmanıyla okullarda ya da uygun buldukları yerlerde, vakıf merkezlerinde seminer, meslekî
ve teknik kurslar, eğitim programları düzenleyecek, sportif, kültürel ve sosyal etkinlikler
yapacaklardır. Üç yıl süre için imzalanan bu protokollerle MEB, çocukları eğitme görevini çeşitli
dinî vakıflara devretmiş görünümü vermektedir.

Devletin açtığı, altı yaş grubuna bir yıl hazırlık sınıfı hizmeti veren okul öncesi eğitim kurumları çağ
nüfusunun çok az bir kısmını kabul edebilmektedir. 3-5 yaş grubundaki çocuklar, ailelerin
ekonomik durumu iyiyse özel yuva ve kreşlere, ya da uygun ücret uyguladıkları için dinî vakıfların
açtığı yuvalara gönderilmektedir. 6 yaşında ilkokula başlayan çocuk 8-9 yaşında henüz soyut
düşünme düzeyine erişmeden 4. sınıfta zorunlu Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersi almaktadır. Bu
ders kapsamında da din kültürü değil, İslâm kuralları verilmekte ve Arapça dualar
ezberletilmektedir. 5. sınıftan itibaren yani çocuk 10-11 yaşında, yine henüz soyut düşünme
düzeyine erişmeden “seçmeli” adıyla ama okulların çoğunda “zorunlu” hale getirilen Kur’an-ı
Kerim, Temel Dinî Bilgiler ve Hz. Muhammed’in Hayatı dersleri okutulmaktadır. Çok küçük
yaşlardan başlayarak çocuklara üstelik içi yanlışlarla dolu kitaplarla dinî eğitim verildiğinde,
sonraki yıllarda artık sorgulama, araştırma, eleştirel düşünme, yaratıcılık gibi 21. yüzyıl becerileri
kazandırılamaz. Üstelik temel bilimleri öğretecek derslerin öğretim programları ve ders kitapları
da zaten bu becerileri gerçekleştirecek özellikleri taşımıyor. Çocuklarımıza 21. yüzyıl becerilerini
din dersleri ile mi öğreteceğiz? Bu becerileri dinî vakıflar mı geliştirecek? İnsanımız
21. YÜZYILDA EĞİTİM BİLİMİNE YÖNELİŞ
 21. yüzyılda dünyada gelişen bilim ve teknolojiye dinî
bilgiler öğrenerek mi ayak uyduracak?
 Program Geliştirme Bilim alanının temel ilkelerine
uyulmadan hazırlanan bir metne “Öğretim Programı”
demek mümkün değildir. Hazırlanan, adına “2017
müfredatı” denen bu metin öğretmene kılavuzluk
etmediği gibi, kitap yazarlarına da kılavuzluk etmekten
uzaktır. Durum böyle olunca MEB, kitap yazma deneyimi
olmayan öğretmenlere kitap yazdırma, dinî kitaplar
yayınlayan bazı tanıdık şirketlere görsellerini hazırlatıp
çocuklara zarar vereceğini orta düzeyde eğitim alan
birinin bile anlayacağı, bilim dışı, akıl dışı kitaplar üretip,
devlet bütçesinden bastırıp okullara dağıtmaktadır.
21. YÜZYILDA EĞİTİM BİLİMİNE YÖNELİŞ
 2017’de kitap yazma deneyimine sahip olmayan üç öğretmene yazdırılmış 1.Sınıf
İlk Okuma Yazma ve Türkçe kitabından(12-13) bazı örneklerle verilmek istenen ileti
ile 21. yüzyıl becerileri kazandırmaya hizmet etme düzeyine bakalım. Kitap, çok
miktarda dil ve anlatım yanlışları, mantıksal çelişkiler ve yersiz kullanılmış deyimler
içermektedir. Bazı okuma parçaları hile yapmayı ve birilerini kandırmayı
övmektedir. Çocuklarda algı bozukluğu yaratacak çizimler, özensiz görseller,
örtük iletiler veren şekiller, çizimler ve renkler kullanılmıştır. Yazım ve noktalama
yanlışları vardır. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği vurgulanmaktadır. 6-7 yaşındaki
çocuk için yazılmış bu kitaptaki konular yaşamın içinden ve çocuğun
çevresinden seçilmemiştir. Kitaptaki görseller dinî yayınlar yapan, Talim ve
Terbiye Kurulu Başkanına ait EDAM adlı bir şirketin yayınlarından, okuma
parçaları da bu yayınevinin yazarlarından seçilmiştir. Alfabe öğretimine E-A-K
sırasıyla başlanmış, el işareti Rabia simgesiyle verilmiş, Türkiye haritasından Ege
Adaları çıkarılmış, Türk Bayrağı yanlış çizilmiş, uzay konusunda bilim dışı bilgiler
verilmiş, çocuklar hep sol ellerini kaldırarak ve sol elleriyle selâm vererek çizilmiş,
bazı harflerin çizimi teknik olarak yanlış öğretilmiştir. Kitapta ekranza, siberton,
beberobo gibi sözcükler vardır. Siberton sözcüğü internetten arandığında
Siberton Baptist kilisesi ve Allah’a Nasıl Dua Edilir? kitabının tanıtımı, beberobo
sözcüğü arandığında da bir oyuncak firması çıkmaktadır. Kitabın kapağında
bulunan kitap görsellerinin sırtında ve çocuk çiziminin saçlarında Arap harfleri
bulunmaktadır. Bu iki kitap daha çok sayıda yanlış iletiler içermekte ve algı
yanılgılarına yol açacak yapıdadır.
 Oluşturulan uzman grup tarafından kitaplar incelenmiş, bu kitapları yazan,
onaylayan, basımına izin veren ve devlet bütçesindan dağıtanlarla ilgili suç
duyurusu yapılmış, ancak yüce adalet kurumu bunların suç olmadığı anlamına
gelen bir ifade ile görevsizlik kararı vermiştir.
21. YÜZYILDA EĞİTİM BİLİMİNE YÖNELİŞ
 Bu iki kitap, MEB’in çocuklarımıza 21. yüzyıl becerilerini kazandırmayı
hedefleyip hedeflemediği konusunda yalnızca küçük bir örnektir. 2003’ten
beri Türk eğitim sistemini yönetenler bilimsel eğitimden uzaklaşma yolunda
gittikçe büyüyen adımlar atmaktadır. Bakan okullarının yalnızca %10’unun
nitelikli olduğunu itiraf etmiş ve devletin okullarını yaptığı protokollerle dinî
vakıflara teslim etmiştir. Bugün Türk Eğitim sistemi dibe vurmuştur.
Çocuklarını eğitilsin diye okula yollayan veliler, bu öğretim programı
uygulanan çocuklarını birkaç yıl sonra tanıyamayacaklar. Her gün basına
yansıyan yanlış uygulamalar, çocuk istismarı, okulları imam hatipleştirme,
öğretim hizmetini özelleştirme çabası, akıl dışı, bilim dışı hatta din dışı
fetvalar, tecavüzcüsüyle evlendirme yasası, çocukları örgün eğitim dışına
bırakma ve daha birçok olumsuzluk göstergeleri bu ülke yurttaşlarının artık
silkelenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
 Bugün Türkiye Cumhuriyeti, bütün engellere karşın bilimin ve sanatın hemen
her alanında dünyadakilerle yarışacak nitelikte yetişmiş insan gücüne
sahiptir. Emperyalist ülkelerle savaşarak dünyaya örnek olmuş, 1900’lerin ilk
çeyreğinde, yıkık, savaş artığı bir yapıdan cumhuriyeti kuran, devrimleri
yapan bu millet, ülkeyi yine emperyalist ülkelerin projesiyle
uğradığı sarsıntılardan kurtaracaktır. Mustafa Kemal’in askerleri olarak söz
veriyoruz. “Dünyada en hakiki mürşit ilimdir” sözünün gereği olarak, “fikri
hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesilleri yetiştirmek için çocuklarımıza 21.yüzyıl
becerilerini kazandıracağız.
21. YÜZYILDA EĞİTİM BİLİMİNE YÖNELİŞ
 KAYNAKÇA:
1. Wagner,T.(2017)”7 Survival Skills for the 21st Century” Harvard University.
2. Manpower Group.(2014)”The Talent Shortage:How the Ever Changing Role of HR Can
Bridgethe Gap”
3. Phoenix University(2011)Postsecondery Education in the 21st Century: Students and
Institutions
4. 1926 İlk Mektep Müfredat Programı(1930) Devlet Matbaası İstanbul.
5. 1936 İlkokul Programı(1936) Devlet Basımevi İstanbul.
6. 1962 İlkokul Programı Taslağı(1962)Ayyıldız Matbaası Ankara.
7. MEB (2005)İlköğretim Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programı ve Kılavuzu. Ankara.
8. Erdoğan,İ.(2008)Eğitim Bilimleri Bakış Açısıyla Türkiye Cumhuriyetinde Çağdaş Değerlerle
İrdelenmesi Çalıştayı. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi.
9. Gözütok,F.D.,Ulubey,Ö.,Akçatepe,A.G.,Koçer,E.,Rüzgâr,E.(2014)”4+4+4 Yapılanması
Kapsamında Hazırlanan Uyum ve Hazırlık Çalışmaları Kitaplarının Değerlendirilmesi”
İlköğretim Online.
10. İnce,M.,Gözütok,F.D.(2017)”Türkçe 6,7,8. Sınıf Ders Kitaplarının PISA Okuma Becerilerine
Göre İncelenmesi” Turkish Studies/Eğitim Bilimleri. Sayı:12/33 ss.213-225.
11. MEB.(2017)İlkokul 1. Sınıf İlkokuma Yazma Kitabı.
12. MEB.(2017)İlkokul 1. Sınıf Türkçe Kitabı
13. Şirin,S.”Derdimiz Ortak:Çocuklarımız” Hürriyet Gazetesi.26 Kasım 2017
EĞİTİM BİLİMİNDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
A. Bilgi ve Birey:

İnsanın özündeki her zaman öğrenme merakı ve araştırma isteği, onu arayış
içerisine sokmuştur. İnsanlık tarihi sistematik olarak bilinmeye başladığı
günden itibaren bu arayışta, insanlar, fiziksel ve sosyal çevresinde gerçekleşen nesne, olay, olgu ve oluşumları anlayabilmek, yaşamlarını sürdürebilmek için birçok yol denemişlerdir.

Bu yollardan en yaygın olanları şunlardır;
1. Bireysel Deneyim Yolu: Bireyler, günlük yaşamlarının sorunlarını anlamak ve
bunların üstesinden gelmek için günlük gelişigüzel etkileşim yoluyla edindikleri
bireysel deneyimlerine dayalı bilgilerine güvenirler. Gelişigüzel kazanılan bu
genel bilgiler, bireylere gerek sosyal ve gerekse de fiziksel dünyadakileri
anlamlaştırmada ve bunlarla olan ilişkileri düzenlemede yön gösterir.

Örneğin; "ben, bunu daha önce denedim, böyle oldu. Yararını gördüm. Bu,
işe yarıyor. Bundan sonra böyle yapacağım, sen de böyle yap", gibi bireyin
yapması ve tavsiyelerde bulunması.
2. Otoriter Yol: Bu yolla bireyler, edinmek istedikleri bilgiyi alanında
uzmanlaşmış ve tanınmış kişilerden öğrenirler. Örneğin; "ben, bunu TV'de geçen
akşam konuşmasını yapan X' den bu şekilde duydum. Aslında, doğru söylüyor.
Bundan sonra bu şekilde yapacağım", gibi düşünmesi ve buna uygun yaşamını
sürdürecek davranışlarda bulunması.
EĞİTİM BİLİMİNDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
3. Mistik Yol: Bireyler, gerçeği öğrenmek amacıyla doğa dışı konular hakkında gizemli olarak
kişilerden bilgi alma çabası içerisindedirler. Örneğin; "geçen akşam TV'de bir medyum, bunu şu
şekilde söyledi. Aslında, doğru söylüyor. Bundan sonra, şu şekilde düşüneceğim. Şu şekilde
yapacağım", gibi söylemlerde bulunması ve buna Uygun davranışlarda bulunması.
4. Rasyonel Yol ( Mantık ): Bu yolla bireyler, aklın kurallarına bağlı olarak dünyada oluşan olgu
ve olayları anlamlaştırma ve yaşamlarını düzenleme eğilimindedir. Bireysel deneyim ve inanca
dayandırılmadan bireyler akıl yürütme süreçlerini kullanır. Yaygın olarak kullanılan akıl yürütme
süreçleri; tümevarım, tümdengelim, birleşim, bireysel önermelerden hareketle genele
ulaşmadır.
5. Bilim: Bilimin M.Ö. 5. yüzyılda Ege Denizi'nin iki tarafında bulunan İyonya uygarlığında
doğduğu ileri sürülür. Düşünürler, çevrelerinde gerçekleşen doğal olaylarını, mitolojilerde
olduğu gibi tanrı, ruh ve spekülasyonlar aracılığıyla açıklama yerine, yine doğal olaylar ile
açıklama yoluna gitmiş ve ileri sürdürdükleri düşünceleri yine kendilerini eleştirerek geliştirme
yolunu tercih etmişlerdir. Böylece bilim, doğal olayları doğal olaylar ile açıklayarak sistematik
oluşturulan eleştirilerden doğmuştur (Irzık,2004).

Terimsel olarak bilim. Yunanca episteme ve Latince kelime olan scientia' den (bilmek)
gelir (Cevizci,1999). Bilmeye dayalı olarak bilimin birçok tanımı yapılmıştır. Bunlardan
bazıları; "doğru düşünme biçimi ve doğru karar alma sürecidir". "Doğru düşünme ve doğru
karar alma süreci nedir?" Doğru düşünme ve doğru karar alma süreci çoğunlukla,
"sistematik yolları takip ederek bilgi oluşturma, yöntemsel süreçlerden hareket ederek bilgi
oluşturma, oluşturulan bilgileri test etme ve bunları kanıtlanabilir hale dönüştürme" olarak
da tanımlanabilir. "Bilim, bilimsel süreçlerden yararlanılarak oluşturulan bilgiler bütünü"
olduğu gibi, bazen "bilimsel süreçler de bilim" olarak bilinir. Bilim aynı zamanda, "herhangi
bir alanda sistematik olarak düzenlenmiş bilgiler bütünü", "deney ve gözlem aracılığıyla
doğal dünyanın yapı ve davranışlarını sistematik olarak anlamayı teşvik eden bilişsel ve
uygulamalı bir etkinliktir" (Anonynıs 1998).
EĞİTİM BİLİMİNDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
 BİLİMİN İŞLEVLERİ:
 Bilimin genel olarak 4 işlevi vardır. Bunlar;
 1. Tanımlama: Bilim insanı çalışmaya ilk olarak olayları ve olguları
gözlemlemekle başlar. Yaptığı gözlemin amacı ise , incelediği olayı etraflıca
tanımlayabilmektir. Bu sürecin hatasız işletilmesi gerekir . Bir araştırmacının
inceleme yaptığı olayı gözlemlemeye başlayıp notlar tutması o olayı
tanımlamaya başladığını gösterir.
 2. Açıklama: Bilim insanları olayları gözlemleyip tanımladıktan sonra , bu
durumların neden meydana geldiğini ve nasıl oluştuğunu açıklamak ister.
Bu aşamada “ nasıl” sorusu sorulur.
 3. Yordama ( Kestirme, tahminde bulunma): Elde edilen verilerden
hareketle geleceğe yönelik bir takım tahminlerde bulunmak demektir. İyi bir
yordama için olay ve sonuçları hakkında neden sonuç ilişkisini iyi kurmak
gerekir( Küçük, 2011).
 Kontrol: Bilimin en önemli işlevlerindendir. Elde edilen sonuçların
uygulamaya sokulmasıdır. Bu noktada kontrol, olayların meydana gelişini
etkileyen koşulları düzenlemek yoluyla olayların meydana gelmesini ya da
gelmemesini sağlar ( Kaptan, 1995; Küçük, 2011).
EĞİTİM BİLİMİNDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
 BİLİMİN AMAÇ VE ÖZELLİKLERİ:
 Bilimin özellikleri sunlardır:
A. Bilim olgusaldır: Olgusal olmak demek bilimin gözlenebilir olgulara
dayanması demektir.
B. Bilim mantıksaldır: Araştırma sonuçlarının kendi içerisinde tutarlı olması
gerekir.
C. Bilim genelleyicidir: Bilim tek tek olgularla değil olgu türleriyle uğraşır.
D. Bilim nesneldir (Objektif): Bilimsel bilgi, bireyin kişisel görüşünden bağımsızdır.
E. Bilim eleştireldir: Bilimde öne sürülen kuramların kanıtlara ihtiyacı vardır.
Kanıtlarla desteklenmelidir.
F. Bilim deneysel (ampirik) dir: Olguları açıklamak için deneysel çalışmalar
yapılır. Ortaya konan sonuçlar ise kuramsal bir bütünlük içerisinde yorumlanır
 BİLİMSEL ARAŞTIRMALARDA TEMEL KAVRAMLAR:
 Bilimsel araştırmalarda kullanılan ve araştırmalara açıklık getiren temel
kavramlar vardır. Bunlardan bazıları aşağıda açıklanmıştır(Ekiz, 2003;
Karasar, 2000).
EĞİTİM BİLİMİNDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
 Yöntem: Bilimsel araştırmalarda izlenen yola yöntem denir. Yöntemde
bilgi üretimi sırasında yararlanılan kural ve ilkeler bulunur. Yöntem,
araştırmaya yön veren ve bilimsel bilgiye yaklaşımı şekillendiren felsefi ya da
düşünsel ilkeler bütünüdür.
 Evren: Evren, araştırmada elde edilen sonuçların genellenmek istendiği
unsurlar topluluğuna denir. Araştırmalarda evren üzerine genelleme
özelliği arttıkça o araştırmanın önemi ve değeri de artar.
 Örneklem: Araştırmanın evreninden belirli kural ve özelliklere göre, evreni
temsil edici bir şekilde seçilmiş, araştırmanın bizzat yapıldığı küçük bir dilime
ya da gruba örneklem denir. Araştırmalarda örnekleme ihtiyaç
duyulmasının temel nedeni, tüm çalışma evrenine ulaşılmasının zaman,
maliyet ve enerji gibi olanak açısından oldukça güç olmasıdır.
 Geçerlik: Geçerlik, araştırma sonuçlarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı ve
yansıtıyorsa yansıtma derecesini belirtmek üzere kullanılan bir kavramdır İki
çeşit geçerlik vardır; iç ve dış geçerlik. İç geçerlik, araştırma sonuçlarının
istenmeyen değişken ve hatalardan uzak olmasıyla ilişkilidir. Dış geçerlik,
araştırma sonuçlarının, araştırmaya dâhil edilmeyen kişi, durum, olay ya da
olgulara genellenebilme derecesiyle ilgilidir.
EĞİTİM BİLİMİNDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
 Güvenirlik: Güvenirlik
bir araştırmanın farklı zamanlarda farklı kişiler
tarafından yapılsa da aynı sonucu verme derecesidir
 Değişken: Araştırmaya katılan ve farklı değerler alabilen niceliğe değişken
denir. Değişebilen ve en az iki değer alabilen, gözlemden gözleme değişik
değerler alabilen özellik ve durumlardır. Kısacası, değişen şeyi ifade etmek
için kullanılan kavram değişkendir. En az iki tane değişken vardır: bağımlı ve
bağımsız değişken.
 Bağımlı değişken, araştırma tarafından açıklanması beklenen durumdur.
Örneğin; bir araştırmada "öğrencinin etkili Öğrenmesi" bağımlı değişken
olarak incelenebilir. Kısacası bağımlı değişken, bağımsız değişkenler
tarafından etkilenen ya da açıklık getirilmesi beklenen değişkendir.
 Bağımsız değişken ise, bağımlı değişkenleri etkileme amacını güder. "Etkili
öğrenme", bağımsız değişken olarak alınan bir araştırmada, bunu etkileyen
değişkenlerin neler olduğunun bilinmesi gerekir. Öğrencilerin değişik
öğrenme alışkanlıkları (bireysel ve birlikte çalışma, öğretmeni dinleme, müzik
dinlerken çalışma, yaparak-yaşayarak öğrenme, teknoloji aracılığıyla
öğrenme vb) bağımsız değişkendir.
EĞİTİM BİLİMİNDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
 Kontrol grubu: Deneysel yöntemin kullanıldığı araştırmalarda, herhangi bir
işleme tabi tutulmayan, deney grubundaki değişmeyi ortaya çıkarabilmek
amacıyla karşılaştırma yapmaya yarayan ve araştırmaya katılanların
oluşturduğu gruptur.
 Deney grubu: Deneysel yöntemin kullanıldığı araştırmalarda, işleme tabi
tutulan, herhangi bir şeyin etkililiğinin açıklanmaya çalışıldığı, üzerinde
araştırma ya da deneyin yapıldığı katılımcılardan oluşan gruptur.
 Hipotez (Denence): Araştırmalarda sınanmak-test edilmek üzere iyice
düşünülerek oluşturulan ifade ya da yargılara hipotez denir. Araştırma
bütünüyle bu yargıları denemek için yapılır. Elde edilen veriler ışığında
kurulan hipotezler desteklenebilir ya da reddedilebilir.
 Etik (ahlak): Genel anlamda, neyin doğru ve yanlış olmasıyla ilgili olan etik,
bilimsel araştırmalarda; bilim adamının bilimsel etkinlikleri sırasında takip
edeceği ahlaki yükümlülüklerdir.
EĞİTİM BİLİMİNDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
 ARAŞTIRMA ÇEŞİTLERİ:
1. Kuramsal (Temel) Araştırmalar: Kuramsal araştırmalar, kuramsal bilgi üretmek,
var olan bilgiyi test etmek ve yenisini oluşturmak üzere yapılır. Bu tür araştırmalarda
temel amaç herhangi bir sorunu ortadan kaldırmak için pratik değeri yüksek olan
bilgi üretmek yerine, kuram geliştirmeyi ve var olan kurama kuram eklemeyi
amaç edinir.
2. Uygulamalı (Alan) Araştırmalar: Alan ya da saha olarak da adlandırılan
uygulamalı araştırmalar, uygulamada ortaya çıkan özel bir durumu ya da genel
olarak uygulamayı sistematik
olarak anlamayı, uygulamayı geliştirmeyi ve aynı zamanda bu
doğrultuda kuram oluşturma ve geliştirmeyi amaç edinir.
3. Süresine Yönelik Araştırmalar: Veri toplama sürecine yönelik iki grupta
değerlendirilir. Bunlar:
a) Uzun Süreli Araştırmalar: Bir durumun ya da bireyin belirli bir süreç içerisinde
gelişimini ve değişimini izlemek üzere uzun sürede veri toplamayı gerektiren
araştırmalardır. Uzun süreli araştırmalar, veri toplamada sürece dayandığından
dolayı, araştırmacının uzun süre alanda veri toplamasını gerekli kılar. Bir öğrencinin
öğrenmesindeki gelişimi tespit edilmek isteniyorsa uzun süreli araştırmaya ihtiyaç
duyulur.
b) Kısa Süreli Araştırmalar: Herhangi bir durum ya da konuyla ilgili yapılan araştırmalar,
durum tespitine yönelik ve kısa sürede veri toplamayı amaçlanmışsa kısa süreli
araştırmalara ihtiyaç duyulur. Bu tür araştırmalar, anket, kısa süreli gözlem ve görüşme
gibi araştırma araçlarıyla yürütülür.
EĞİTİM BİLİMİNDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
 ARAŞTIRMALARDA YAKLAŞIMLAR:
 Nicel Yaklaşım: Auguste Comte'un (1798-1857) pozitivist düşüncesine
dayanan nicel yaklaşım, bilimsel bilgilerin inanç ya da düşünce ile ortaya
çıkarılması yerine, beş duyudan da yararlanılarak gözlemlere
dayandırılması gerektiğini savunur(Rubin, & Babbie, 1997). Fiziksel dünyanın
önemi, gerçeğin tek ve nesnel olduğunu, gerçek hakkında bilgi elde etmek
için hipotezlerden yararlanılması gerektiğini savunan nicel yöntem,
araştırmaların net olarak sayısal verilerle ortaya konulması ve sonuçların
genellenebilir olması gerektiğini savunur(Ekiz, D.(2005). Ör: Eğitim fakültesini
tercih eden öğrencilerin kardeş sayıları, maddi imkanları gibi ne tür
özelliklere sahip olduklarını ortaya çıkartmak için anketlerden yararlanarak
yapılan bir araştırma da tecih edilen yol nicel yoldur.
 Nitel Yaklaşım: Post - pozitivizme dayanan nitel yaklaşım, bireylerin günlük
yaşamlarının doğal ortamlarda detaylandınlarak incelenmesi ve
yorumlanmasına dayanır . Ör: Eğitim fakültesinde okuyan öğrencilerin okul
ortamındaki davranışlarını gözlemlerle inceleyerek sonuca ulaşma nitel
yöntemdir.
EĞİTİM BİLİMİNDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
 ARAŞTIRMALARDA YÖNTEMLER:
 Deneysel Yöntem: Herhangi bir" durum hakkında değişkenler arasındaki
neden-sonuç ilişkilerini tespit etmek amacıyla ve sonuçları karşılaştırarak
yürütülen bir araştırmadır. Bu yöntemde, araştırmaların yapılabilmesi için
yapay bir ortam oluşturulur. Bu ortam çoğunlukla "laboratuar" ortamı olarak
adlandırılır.
 Sürvey Yöntemi: Tarama yöntemi olarak ta bilinen survey yöntemi sosyal
bilimlerde olduğu gibi eğitim biliminde de en yaygın olarak kullanılan
yöntemlerden biridir. Yönteminin temel amacı, bireylerin herhangi bir konu
üzerinde düşünce, his ve görüşlerini çoğunlukla geniş kitlelerden elde
etmektir. Bu yöntemde kullanılan temel araştırma araçları; anket, bireysel
görüşme, telefon görüşmesi ve gözlemdir.
 Etnografık Yöntem: Etnografık yöntem, kültür bilimi olan ve antropolojide
yararlanılan etnografiden etkilenerek ortaya çıkmıştır. Bu yöntemde
araştırılan kişilerin, günlük yaşamlarına etkide bulunulmadan doğal bir
ortamda incelenmesi gerekir. Her ortamın bir kültürü olduğu varsayımına
dayanan etnografık yöntem, kültürü anlamayı ve ona göre davranış
geliştirmeyi amaçlar.
EĞİTİM BİLİMİNDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
 Tarihsel Yöntem: Eğitim araştırmalarındaki bu yöntem, günümüz eğitim
dünyasını geçmişteki düşünce ve uygulamaların ışığında anlamayı ve
geliştirmeyi amaçlar
 Örneğin; "İbni Sina'nın eğitimle ilgili görüşlerinin günümüz şartlarına
uyarlanması" konulu bir araştırmada, bu konuda yazılmış belgelerin
sistematik olarak analiz edilmesi ve günümüz şartlarına uyarlanması
gerekir.
 Aksiyon Araştırması Yöntemi: Uygulamacıların araştırması olarak bilinen
aksiyon araştırması, her hangi bir durumu sistematik olarak tespit etmek ve
bunu geliştirmek amacını güden bir yöntemdir
 Örneğin; "öğrencilerimin daha etkili öğrenmelerini sağlamak için
ne yapabilirim diyen bir öğretmenin, dersteki etkinliklerini sistematik olarak
kaydetmesi , bunları başkalarıyla paylaşması, verilerini analiz etmesi
ve de gerekiyorsa tekrar veri toplaması veriler neticesinde öğretim
etkinliklerini değiştirmesi gerekir.
EĞİTİM BİLİMİNDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
 ARAŞTIRMALARDA İZLENEN AŞAMALAR:

Eğitim araştırmalarında izlenen sistematik aşamalar, araştırmanın nicel ve
nitel metodolojiye dayalı yöntemin tercih edilmesine göre değişiklik gösterir.
Nicel metodolojiye dayalı yöntemde genel olarak takip edilen aşamalar
aşağıdaki şekildedir:
I.
Bir konunun tespit edilmesi ya da problem durumunun belirlenmesi.
II. Konuyu açıklayıcı hipotez kurulması.
III. Araştırma araçlarıyla (anket, gözlem, görüşme gibi) veri toplanması.
IV. Toplanan verilerin belli bir sistematiğe göre istatistiksel analizinin yapılması.
V. Veriler doğrultusunda kurulan hipotez ya da hipotezlerin test edilmesi.
VI. Genel bir sonuca (senteze) ulaşılması.
VII. Araştırmanın raporlaştırılması.
 Nicel yönteme dayalı araştırmalarda çoğunlukla tümdengelim
yöntemi takip edilirken, nitel araştırmalarda tümevarım yöntemi kullanılır.
EĞİTİM BİLİMİNDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
 ARAŞTIRMANIN RAPORLAŞTIRILMASINDA GENEL OLARAK
AŞAĞIDAKİ İŞLEMLER YAPILIR:
 Başlık: Araştırmanın içeriğini yansıtan, araştırmanın ne konuda olduğunu
ilk ortaya koyan kısmıdır.
 Giriş: Bu bölümde; araştırmanın konusunun ve problem durumunun ne
olduğu. Varsa araştırmanın alt problemlerinin ne olduğu ve araştırmanın
öneminin ne okluğu açıklanır.
 Kaynak Taraması:
Kırıştırılacak konuda daha önceden yapılmış uygulamalı araştır
maların ve kuramsal çalışmaların özetlerinin alıntı yapılarak gösteril
diği kısımdır.
 Yöntem: Araştırmada kullanılan nicel ya da nitel yöntemin ve buna bağlı
olarak seçilen araçların ne olduğu, bunların konuyla bağlantılı olarak
niçin tercih edildiği, araştırmanın katılımcıların sayısı ve kısaca dem
ografı özellikleri , verilerin analız edilirken hangi aşamalardan nasıl
geçirildiği gibi Konuların gösterildiği bölümdür.
 Bulgular ve Yorumlar: Bu bölümde, gerek sözel ifadelere dayalı betimsel
bulgular ve gerekse istatistiksel bulgular detaylı bir şekilde verilir. Hem
bulgulara hem de kaynak taramasına dayalı olarak da yorumlarda
bulunulur.
EĞİTİM BİLİMİNDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
 Sonuç ve öneriler: Araştırmada elde edilen bulguların özeti yapılarak
bulgular ışığında bir sonraki yürütülecek araştırmalar ya da yürütülen
araştırmayla ilgili önerilerde bulunulur.
 Kaynakça: Araştırmacı, alan araştırmasına başlamadan önce yararlanmış
olduğu eserleri, araştırması sırasında araştırmasında bizzat kullandığı eserleri
araştırmasının metninde olduğu gibi belirtmesi gerekir.
 Ekler: Araştırmacı araştırmasında kullandığı, araştırmayı açıklayıcı ve
destekleyici belgeleri, araştırmada kullandığı araştırma aracının bir
örneğini, çeşitli yazışmaları, izin belgelerini vb. gibi belge ve dokümanları
bu bölümün sonuna ilave eder.
 Araştırmalarda Alıntı Yapma ve Kaynakça Yazımı: Eğitimde yapılan
araştırmalarda yararlanılan kaynaklardan metin içerisinde alıntı yapımı ve
metnin sonunda kaynakçaların yazımına yönelik farklılıklar bulunmaktadır.
Ancak son yıllarda yaygın olarak kabul gören alıntı yapımı ve kaynakça
yazımı Amerikan Psikoloji Birliği tarafından kullanılan ve önerilen olanıdır.
Buna göre, alıntı yapımı ve kaynakça yazımı şu şekildedir:
 Kaynakça: Ekiz, D. (2003). Sınıf öğretmeni adaylarının öğretmen
eğitimindeki Hiodcller hakkında düşünceleri. Milli Eğilim, 158, 146-160.
EĞİTİM BİLİMİNDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
 Ekiz, D. (2006). Kendini ve başkalarını izleme: Sınıf öğretmeni »duylarının
yansıtıcı günlükleri. İlköğretim-Online, 5 (1), 45-57. [Online]: lıll|i
//ılkogretim-online.org.tr adresinden 26 Mart 2006 tarihinde alınmıştır.
 Gazete Makalesi
 Ekşi, 0.(2006, 07, 05).Hani bu 'ahlak dersiydi? Hürriyet Gazetesi,1'
 İkiz, Durmuş. (2003). Eğitimde Araştırma Yöntem Ve Metodlarına Giriş. Anı
Yayıncılık. Ankara.
EĞİTİMDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
 Nicel Araştırma Yöntemi:
 Sosyal Bilimlerde bilimsel araştırmaların teknikleri; Nicel ve Nitel biçimde
farklılaşmaktadır.Araştırma yöntemlerinde nicel yöntemlerin temeli
pozitivizm ve realizme dayanmaktadır.Doğa bilimlerinde kullanılan yöntem
ve metotların sosyal bilimlerde de kullanılabileceği görüşü hakimdir.
 Pozitivizm:
 Pozitivizme göre, maddi evrende olan bitenler doğa yasalarınca
yönetilmektedir, bilim; bu yasaları ortaya koyma faaliyetidir.Terimi ilk
kullanan August Comte’dur.Pozitivizm; gerçeği tek olarak
görmektedir.Bunun için bilgi üretmekte ve bu üretilen bilgiler ya doğru ya
da yanlış olduğunu bunların arasında bir seçeneğin olmadığını
savunmaktadır.
 Epistemoloji:
 Epistemoloji ;Bilgi bilme ve bilmenin doğasıyla ilgilenmektedir.
 Pozitivist Epistemoloji:
 “Benim dışımda bir gerçeklik vardır “ sayıltısı;Ben bu gerçekliği duyularımla
bilebilirim.Duyularımla elde ettiğim bu bilgi nesneldir.Sosyal bilimlerin
nesneleri, doğa bilimlerininki gibi ele alınım incelenebilir.
EĞİTİMDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ








Nicel Araştırmalarda Kullanılan Kavramlar ;
Evren.
Örneklem.
Değişken.
Kontrol grubu.
Deney grubu.
Hipotez.
Sayıltılar.
 Evren : Araştırma sonuçlarının genellenmek istenilen bütününe evren denir.
 1.Genel evren
 2.Çalışma evreni ( Ulaşılabilen evren )
 Örneklem : Çalışma evreninden belirli kural ve kriterlere göre seçilmiş olan ve
seçildiği çalışma evrenini temsil ettiği kabul edilen küçük kümeye örneklem
denir.
 Değişken: iki ya da daha fazla değer alır, üçe ayrılır;
 1.Bağımlı Değişken; Araştırmada üzerinde etkide bulunulmaz.
EĞİTİMDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
 2. Bağımsız Değişken; Araştırmacı tarafından değiştirilebilen değişkendir.
 3. Ara Değişken; Bağımsız ve bağımlı değişken arasındadır.
 Kontrol Grubu: Deneysel araştırmalarda işleme tabi tutulmaz.
 Deney Grubu : Deneysel araştırmalarda işleme tabi tutulur.
 Hipotez: Araştırmalarda denenmek üzere geliştirilen ifade veya yargılardır.
 Sayıltılar: Araştırmalarda doğru olarak kabul edilen başlangıç noktalarıdır.
 Nicel Araştırmanın temel amacı; elde edilen bulguları sayısal değerlerle
ifade etmek ve ölçebilmektir. Araştırmalar hipotezlere dayandırılmalı ve bu
hipotezler test edilerek kesin bir sonuca ulaşılmalıdır.
 Pozitivist metodolojide araştırmacılar, teori ortaya koyarlar ve bu teoriden
hipotezler ortaya atılır.Daha sonra bu hipotezler sınanmaya koyulur.Veriler
toplanır(Nicel Teknikler)Veriler analiz edilir.Bulgular ortaya konur.
 DENEY METODU.
 SURVEY ( İNCELEME ) METODU.
EĞİTİMDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
 DENEY METODU Amacı : Herhangi bir şeyin etkililiğini ölçmek ve ölçüm
sonucu olumlu ise bundan istifade edilerek yeni önerilerde bulunmaktır.
Örneğin, farklı bir sınıf düzeninin öğrenme üzerindeki etkisi gibi
 1.Klasik Deneysel Yöntem.
 2.Yarı Deneysel Yöntem.
 Klasik Deneysel Yöntem:
Bu yöntemde deney ve kontrol grupları vardır.Deney grubu işleme tabi
tutulur ve kontrol grubuyla karşılaştırılarak bir sonuca ulaşılmaya
çalışılır.Örneğin; öğretimde yeni tekniklerin etkililiğinin ölçülmesi,sınıftaki
öğrenci sayılarının, öğrenmedeki etkisi gibi.
 Gruplar rasgele oluşturulur.Araştırmada kontrol yüksektir dolayısı ile içsel
geçerlilik yüksektir.Dışsal geçerliliği düşüktür çünkü laboratuar ortamında
elde edilen veriler gerçek yaşamda geçerliliği zayıf olabilmektedir.
 2.Yarı Deneysel Yöntem: Genelde gönüllü katılımcılar araştırma örneklemi
olarak seçilir bu yüzden araştırılan evren temsil edilmeyebilir. Araştırmalar
doğal ortamda yürütüldüğünden dışsal geçerlilik fazladır. İçsel geçerlilik
deneysel yönteme göre zayıftır. Gruplar ölçülerek oluşturulur. Araştırma
uzun zaman dilimi içerisinde sürdürüldüğünden pahalıdır.
EĞİTİMDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
 SURVEY ( TARAMA ) YÖNTEMİ:
Surveyler sosyal dünya hakkında nicel enformasyon üretirler. İnsanların ya
da sosyal dünyanın görünümlerini ortaya koyar. Cevaplayıcılar olarak
adlandırılan insanlara inançları, fikirleri, karakteristikleri, geçmişleri veya
şimdiki davranışları hakkında sorular sorar.
 Surveyde Sorulan Soru Başlıkları:
 Davranış, Tutum, İnançlar, Fikirler, Karakteristikler, Beklentiler, Kişisel
Sınıflandırma, Bilgi.
 Bir seferde birçok şey hakkında sorular sorulur ve birçok değişken
ölçülebilir.Tek bir surveyde bir çok hipotez test edilebilir.Surveylerde evren
ve örneklem bulunur, amaç genelleştirilebilir veriler elde etmektir.Survey bir
problemin ifadesi olan hipotezle başlar, empirik ölçüm yapılır, veri analizi ile
biter.
Aşamalar; Planlama, Veri toplama. Survey araştırmacılarının, nesneler
arasındaki mesafeyi ölçme ve görünümü farklı bakış açısından taramaları
sürecine nirengileme denir. Sosyal araştırmalarda nirengileme farklı türdeki
ölçme veya veri toplama tekniklerinin aynı değişkeni incelemek için
kullanılması anlamına gelmektedir.
EĞİTİMDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
 Survey Çeşitleri:
 1. Anketler.
 2. Görüşme.
 3. Gözlem.
 1.Anketler Sorularda dikkat edilecek hususlar:
 Argo ve kısaltmalar kullanılmamalı, belirsizlik ve anlaşılmayan ifade ve
terimler kullanılmamalı, duygusal dil kullanılmamalı, çift anlamlı sorular
sorulmamalı,yönlendirici sorular sorulmamalı, cevaplayıcıların yeteneklerini
aşan sorular sorulmamalı, çift negatif yüklü sorular sorulmamalı, yanlış
eklentili sorular sorulmamalı.
 Anketler Avantajları;
 Maliyeti düşüktür.( zaman enerji ve parasal olarak)Araştırılan kişi veya
grubun kimliği gizlidir. Önyargı veya kişisel eğilim gibi durumlarda hatalar
aza indirgenir. Yanıtlar düşünülerek verilir, danışman bulunabilir, yeterli
zaman vardır. Kısa sürede daha çok kişiye ulaşır.
 Anketler Dezavantajları; Elde edilen veriler genelde yüzeyseldir.
EĞİTİMDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
 Sorular basit yanıtları gerektirir. Araştırmacı soruların doğru kişiler tarafından
doldurulduğunda emin olamaz. Geri dönme veya doldurulma oranı
düşüktür. Araştırılan şeylerin niçin öyle olduklarını incelemektense bunları
betimlemek yani tanımak için veri toplar.
 Anketler Soru Türleri; Kapalı Uçlu Sorular( çoktan seçmeli )

Açık Uçlu Sorular( yoruma açık ).

Belirli Bir Gruba Yönelik Sorular.
 Anketler Soru Formatı; 1.Derecelendirme Soruları 2.Matriks Soruları
 Kelimelerin Anlamlarıyla İlişkin Sorular.
 Sıralama Soruları.
 Soruların Sıralanması: Temelden başlayarak araştırmanın yoğunlaştığı
konulara doğru sıralanmalıdır. Araştırmanın konusu hakkında daha fazla soru
olması gereklidir.
 Görüşme 2.1.Yapılandırılmış Kişisel Görüşme:
 Yapılandırılmış Telefon Görüşmeleri.
EĞİTİMDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
 Görüşmenin özellikleri:
 Genellikle görüşmeci soru sorar ve katılımcı yanıtlar.
 Sadece katılımcı duygu ve düşüncelerini ifşa eder.
 Görüşmeci yargılayıcı gibi davranmaz.
 Katılımcı hemen hemen tüm enformasyonu sağlar.
 Görüşmeci tutarlı bir sıcaklık sağlamaya çalışır ancak ciddi ve nesnel tonu
korur.
 Görüşmeci konuyu hızı ve yönelimi kontrol eder.
 Görüşmeci katılımcının olgusal hatalarını düzeltmez.
 Görüşmenin kimler tarafından yürütüleceği sorular önceden hazırlanmış
olmalıdır.
 Bu sorular görüşmeciden kaynaklanan olası etkileri azaltmak için standart
bir tarzda düzenlenir ve uygulanır.
 Standardizasyon; soru formatı ve soru sırası görüşmecinin soru formunu nasıl
kullanacağının veya katılımcının bu soruları nasıl yanıtlayacağının veya
yorumlayacağının tanımlanması demektir.
EĞİTİMDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
 Yapılandırılmış Kişisel Görüşme:
 Araştırmacının araştırılan kişi veya kişiler ile yüz yüze gelerek uyguladığı,
araştırma hipotezini test etmek amacı ile daha önceden hazırladığı,
cevaplayıcılara, yanıtlama konusunda esneklik tanımayan görüşme
türüdür.
 Sorular önceden yapılandırılmıştır.
 Katılımcıdan sadece bu sorulara cevap vermesi istenir.
 Yanıtlar başka soruları da gündeme getirse bu sorular sorulmaz.
 Elde edilen veri toplama oranı yüksektir.
 Araştırmacı konu üzerinde yeterli düzeyde kontrol sağlar.
 Zaman ve enerji açısından maliyet yüksektir.
 Araştırmacı katılımcının kimliğini bilmektedir.
 Yapılandırılmış Telefon Görüşmeleri:
 araştırmacının yüz yüze ulaşması olanaksız, farklı coğrafi bölgelerde
bulunan, katılımcılara telefonla yapılandırılmış görüşme sorularına benzer
soruları yönlendirmesi, sorması işlemidir.
EĞİTİMDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
 Hızlı ve kısa bir sürede katılımcılara ulaşabilir.
 Telefon görüşmeleri maddi olarak masraflıdır.
 Telefon görüşmesinin başkaları tarafından dinlenebileceği endişesi
katılımcıyı tedirgin edebilir.
 Görüşmenin tek taraflı kesilebilmesi olanağı vardır.
 Kontrol yüksek bir oranda katılımcının elindedir.
 Gözlem:
 Nicel araştırma metodolojisinde kullanılan yöntem yapılandırılmış
gözlemdir. Bu metot oldukça sistematiktir. Gözlem aracılığı ile elde edilen
veriler rakamsal olarak ortaya konur. Araştırma konusuna göre,
yapılandırılmış gözlem, eğitim ortamında izlenmesi gereken durumlar
hakkında önceden hazırlanmış format doğrultusunda gözlemin
uygulanmasıdır.
 Kaynaklar: Karasar, Niyazi. (2008). Bilimsel araştırma yöntemi. Ankara:
Nobel Yayıncılık. Arıkan, Deniz. (2009) Bilimsel araştırma yöntemleri ders
sunumu (F.Ü. B.Ö.T.E.-4 Y.Turel).
 (SERKAN ÇETİNKAYA).
EĞİTİM SİSTEMİNDE ÖĞRETMENİN ROLÜ
 Eğitim sistemin olmazsa olmaz unsurlarından birisi şüphesiz öğretmenlerdir.
Bir sistemin başarılı olması büyük ölçüde sistemi oluşturan unsurların
niteliğine ve etkileşimine bağlıdır (Yalın, 2004). Öğretmen yetiştirme, diğer
toplumlarda olduğu gibi, ülkemiz içinde gündemini her zaman koruyan bir
konu olmuştur. Sürekli değişen toplumsal yapı, eğitim sistemlerinin yeniden
yapılanmasını zorunlu kılmış, her yeni yapılanma ise yeni tartışmaları
beraberinde getirmiştir (Baykara Pehlivan, 2008). Eğitimin giderek bir
uzmanlık işi olması, öğretmenlik mesleğini geliştirmiş;
 öğretmeni eğitim sürecinde önemli bir konuma getirmiştir. Bu gelişme
öğretmenin, öğretmenlik mesleğinin gerekli kıldığı bilgi, beceri ve
davranışlar ile donanmış olmasını öngörmektedir. Bu standartlar kullanılarak
adaylar arasından eğitim sisteminin amaçlarına katkıda bulunabilecek ve
alanında kendini geliştirme konusunda yüksek düzey elde etmiş olanların
seçilmesi önem taşımaktadır.
 Öğretmenlik mesleğine rastgele ya da zorunlu olarak girmiş, kişisel ve
mesleki nitelikleri uygun olmayan öğretmelerin sistem içerisinde başarılı
olmaları beklenemez (Eraslan, 2006). Bu mesleğin gelecekte de toplum
içerisindeki değerini
 36
 sürdürebilmesinin ancak nitelikli öğretmenlerin topluma kazandırılması ile
mümkün olabileceğine inanılmaktadır (Karamustafaoğlu ve Özmen, 2004).
EĞİTİM SİSTEMİNDE ÖĞRETMENİN ROLÜ
 Günümüzde bilim, teknoloji, sanayi ve ekonomi alanındaki gelişmeler
eğitim sürecini de önemli ölçüde etkilemiş ve bazı sosyal problemlerin
ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Bu sosyal problemlerden birisi de değer
kaybıdır. Değerlerin eğitim ve toplum hayatında kazandırılması çabaları ve
odak noktası haline gelmesi bu bağlamda anlam kazanmaktadır. Eğitim
sürecinde çok stratejik bir rolü bulunan öğretmenler için de değerler ve
değerlerin kazandırılması üzerinde durulan önemli konuların başında
gelmektedir (Ünal, 2011).
 Öğretmen, öğrencilerine önceden belirlenmiş amaçlar doğrultusunda bilgi,
beceriler ve tutumlar kazandıran ve bu anlamda rehberlik eden kişilerdir.
Bunun içindir ki, eğitim sisteminin başarısı temelde onu işletecek olan
öğretmenlerin niteliklerine bağlıdır (Doğanay, 2006). Öğretmenlerin günlük
etkileşimleriyle çocukların içinde yaşadıkları sosyal atmosferin doğasını
belirler, çocukların sosyal ve ahlaki deneyimlerinin, genellikle
öğretmenleriyle etkileşimleri sonucunda gösterdikleri sayısız davranış ve
tepkilerinden oluştuğunu belirtmektedir (Saban, 2010).
EĞİTİM SİSTEMİNDE ÖĞRETMENİN ROLÜ

Toplumun bir ferdi olarak öğretmen; değerleri tutumları, tavırları, duygusal yönleri, hayat felsefesi ve
davranışları ile okulda bulunmaktadır ve taşıdıkları değerler zaman içerisinde toplumun değerleri
olmaktadır (Memiş ve Gedik, 2010).

Değerler, başkalarıyla olan olumlu veya olumsuz yaşantılar sonucunda geliştirilebilir ve dolaylı olarak
değiştirilebilir. Örneğin çocukların beslenme alışkanlıklarının oluşumunda çevrelerindeki model aldıkları
kişilerin beslenme alışkanlıklarının büyük önemi vardır. Çocuklar, değer verdikleri modelin yediği şeyleri
yemek istemekte ve yiyeceklerle ilgili yeni değerler oluşturmaktadırlar (Bandura, 1986). Bireylerin yaşam
biçimini oluşturan değerler, sosyal rolleri öğrenmeyle gerçekleşmektedir.

Değerlerin öğrenilmesinde takdir edilenin tekrar etmesi önemli rol oynamaktadır.

Değerlerin ortaya çıkmasında sosyal onay önemlidir. Sosyal olarak onaylananlar zamanla davranış
ölçütleri haline gelerek değerleri oluşturmaktadır. Değerlerin öğrenilmesinde model alma ve taklit
önemlidir (Sarı, 2005). Değerler ilk olarak ebeveyn ve öğretmen gibi rol modeller ile geliştirilir. Çünkü
değerler, kültür içinde şekil alıp benzerlik göstererek öğrenilir ve ortak değerler kuşaktan kuşağa aktarılır
(Meglino ve Ravlin, 1998). Öğretmen ve idareciler kaçınılmaz vazifeleri birer rol

37

model olmaktır ve bu kadar yoğun ve sürekli iletişim içindeyken sahip oldukları gerçek değerleri
saklama şansları çok azdır (Hill, 2004). Öğrenciler özellikle öğretmeni model alırlar. Öğretmen, akıl
yürütme biçimi, olayları algılayış ve yorumlayışı, kişiliği, edası ve kılık kıyafeti gibi birçok yönden
öğrencilerin öykündüğü kişidir (Çınar, 2008). Çocukların kendi güdüleri kadar hem yetişkin hem de
akranların özellikle öğretmenlerin rolleriyle özdeşlik kurarak tutum ve değer kazanmaktadır (Sünbül,
1996). Bu sebeple Milli Eğitim Bakanlığına bağlı tüm ilköğretim ve ortaöğretim okulları birer kültür ve
değer organizasyonu olarak düşünüldüğünde, okulların benimseyeceği değerlerin belirlenmesinde en
büyük pay öğretmenlere aittir (Aktepe ve Yel, 2009).

Eğitimin amaçlarından birisi de toplumun değer yargılarını bir sonraki nesle aktarmaktır. Bu aktarım,
hazırlanan programlar yoluyla açık veya kapalı şekilde gerçekleştirilmektedir. Bu noktada eğitimciler;
programların hazırlanmasında ve bu değerlerin aktarılmasında önemli bir rol oynamaktadırlar. Çünkü
eğitim işi değerlendirmeyi, yargıyı ve seçimi gerektirdiği için belli değerlerin olduğu, olması gerektiği
açıktır. Değerlerden arındırılmış ve değerleri kapsamayan bir eğitim olamayacağından, “neyin doğru,
neyin yanlış, neyin öğretmede öncelikli ve önemli olduğunu vurgulamada eğitimcilere rehberli edecek
ilkelerin olması gerekmektedir.
EĞİTİM SİSTEMİNDE ÖĞRETMENİN ROLÜ
 Bu sebeple de okul yöneticileri ve öğretmenlerin çalışma değerleri ile ilgili
araştırmaların yapılması gereklidir (Akbaba Altun, 2003).
 Değer eğitiminin hedefi, kendini tanımlama kendini anlama ve kendini
tamamlama gibi pratiksel süreçlerden geçirdiği insanın becerilerini en üst
düzeye ulaştırarak, “İyi hayat yaşamasını” sağlamaktır. Böyle bir eğitim de
süreç merkezli program anlayışı ile aktif, deneysel ve somut problem
çözümlerine dayalı bir müfredat programla ve bu eğitimin tekniğini iyi bilen
öğretmenlerle olur. Program öğrenenin yaşantılarının tümünü içermelidir
(Kale, 2007). Ancak öğretmenin kendisinde öğretim faaliyetlerinde
uygulanması istenilen değerler yok ya da bu değerlerin öğrencilere nasıl
kazandırılacağını bilmiyorsa; öğretmen değerler eğitimi alanında,
öğrencilere iyi bir model değil, aksine öğrencilerde bulunan mevcut
değerlerin bile körelmesine ve ortadan kalkmasına sebep olabilecek kötü
bir model olabilir (Yazıcı, 2006).
 Uluslara arası çalışmalar incelendiğinde değerler eğitiminin, kişilik ya da
karakter eğitimi olarak da ele alındığı görülmektedir. Temel değerler üç
bölümden oluşmaktadır. Bunlar ahlaki bilgi, ahlaki hisler ve ahlaki
davranışlardır. Eğitimcilerin
 38
 ise değerler eğitimi çalışmalarında, ahlaki bir model, ahlaki danışman ve
rehber olma gibi üç önemli görevi vardır (Uyanık Balat, 2006).
EĞİTİM SİSTEMİNDE ÖĞRETMENİN ROLÜ
 Değerlerin öğrenimini kolaylaştırma da öğretmenlerin;
 1. Öğretilmek istenen değerleri benimsemiş bir model olma, 2. Sınıf içinde ortak
bir sosyal doku oluşturma,
 3. Her öğrenciye sorumluluk verme,
 4. İyi ve kötü sonuçlarıyla davranışların taşıdıkları olumlu ve olumsuz değerleri
hissettirme,
 5. Öğrencilere karar verme olanağı tanıma, 6. Paylaşım fırsatı verme,
 7. Ortaklaşa çalışmaya teşvik etme,
 8. Tartışma ve paylaşma ortamları oluşturma,
 9. Kendini bilme ve ilişkili olarak soru sordurmaya yönlendirme (Dilmaç, 2002),
 10. Başkalarına yapılmış kötü bir davranışın kendilerine yapıldığında neler
hissedecekleri düşündürme,
 11. İçinde ahlaki ikilemler içeren hikâyeler üzerinde tartışma ortamı oluşturma,
(Akt: Hökelekli ve Gündüz, 2007) gibi görevleri vardır.
 Değerleri güçlü olan okulların, daha etkili olabileceği söylenebilir. Kolektiflik,
uygulamaya önem verme, yüksek başarı beklentisi, dürüstlük ve güven,
yönetsel destek, sorun çözmeye yönelik karar verme, açık iletişim, saygı ve
onurlu olma gibi değerler, etkili okulların sahip olduğu değerler arasında yer
almaktadır (Çelik, 2009).
EĞİTİM SİSTEMİNDE ÖĞRETMENİN ROLÜ
 Değerler, kişiler arası etkileşimden, aileden ve diğer toplumsal
etkilerden denenerek ve gözlemlenerek öğrenilir. Bu yüzden açık bir
şekilde değerlerin metodolojik ve kasıtlı bir şekilde öğretilmesi gerekir.
Bu gereklilik okullarda sınıf ortamında değer eğitiminin yapılmasını
zorunlu kılmıştır (Yazıcı, 2006).
 Eğitim sisteminin amaçlarına ulaşılmasında en önemli etkenlerden biri
olarak nitelendirebileceğimiz öğretmen davranışlarının anlaşılması ve
açıklanmasında, öğretmenlerin sahip oldukları değerlerin bilinmesi
oldukça önemlidir. Çünkü öğretmenlerin bireysel, ailesel mali vb.
değerleri birbiri ile çatıştığında, değerleri arasında bir seçim yapmak
zorunda kaldıklarında problemler oluşabilmektedir (Greenbank, 2003).
 İlköğretim, bireyin yaşamında, akademik temellerinin atıldığı önemli bir
aşamadır.
 Sınıf öğretmeni de bu aşamada önemli bir rol oynar. İlköğretim sadece
ortaöğretime öğrenci hazırlayan bir öğrenim basamağı değildir. Aynı zamanda
bireyi yaşama hazırlar. Birey ilköğretimden sonra eğitimine devam etmeyebilir.
Öyleyse, ilköğretim bir yurttaşın tek başına yaşamını sürdürebilmesi, mutlu
olabilmesi, hatta toplumsal kalkınmaya katkıda bulunabilmesi için bilmesi
gerekenlerin öğrenildiği/öğretildiği bir öğrenim basamağıdır (Çınar, 2008).
EĞİTİM SİSTEMİNDE ÖĞRETMENİN ROLÜ
 Bilgi toplumuna geçiş ve küreselleşme ile birlikte, öğretmenlik mesleğinde de
bazı değişimler meydana gelmiştir. Öğretmenler, bu süreçte “bilgi aktarma”
görevinden öte, öğrencilere çeşitli bilgi, beceri ve değerleri kazanmaları
konusunda rehberlik görevini üstlenmiştir (Yılmaz ve Merter, 2012). Okulların
görevi sadece bilgi ve beceri kazandırmak değil, bireylere karakter eğitimi
açısında da temel insani değerleri özümsetmektir (Ada, Baysal ve Korucu,
2005).
 Öğretmenler, öğrenci ile en uzun süreli ve yoğun biçimde etkileşimde bulunan
kimseler olarak öğrencilerin gelişimlerini doğrudan izleme ve onları etkileme
olanağına sahiptirler (Sağnak, 2005). Öğretmen değerleri isimlendirip, bunların
yaşanabilir olduğunu ortaya koyduğu zaman kişilik oluşması sürecinde çocuğa
yaşam kadar değerli şeyler öğretmiş olacaktır (Yalmancı, 2009).
 Eğitimin alt basamağını oluşturan ilköğretim okullarında çalışan öğretmenlerin
değer sistemleri, geleceğin yetişkinleri olan çocukları biçimlendirmede
kuşkusuz yaşamsal öneme sahiptir (Şahin Fırat ve Açıkgöz, 2012). Bu rol yarının
büyüklerinin yetişmesinde kiriktik bir öneme sahiptir. Öğretmenlere olumsuz
tepkiler gösterilerek belki söz konusu olumsuz davranışlar anlık olsa da
önlenebilir, ancak değerler eğitimi kapsamında öğrencilere kazandırılması
hedeflenen niteliklerin özümsenmesi güçleşir (Ada, Baysal ve Korucu, 2005).
Sınıf öğretmenleri ve sosyal bilgiler öğretmenleri başta olmak üzere tüm
öğretmenlerin doğrudan ya da dolaylı olarak öğrencilerin değerlerle ilgili
duyarlılıklarını geliştirmede ve onları bilinçlendirmede önemli görevler ve roller
üstlenmektedir (Yalar, 2010).
EĞİTİM SİSTEMİNDE ÖĞRETMENİN ROLÜ
 Yapılan bir araştırmada elde edilen sonuçlarda öğretmenlerin sergilemiş
oldukları değer algıları ve karakter yaklaşımlarının sınıf içinde öğrencilerin
davranış değişikliği boyutunda önemli etkiye sahip olduğu görülmüştür.
Öğrencilerin sınıf içerisinde göstermiş oldukları istenmeyen davranış
boyutunda öğretmenlerden almış oldukları değer ve karakter yaklaşımları
sergilenmektedir (Dilmaç, Kulaksızoğlu ve Ekşi, 2007). İnsanın büyük oranda
şekillendiği ilköğretim kademesinde, değer eğitiminin sağlıklı bir şekilde
verilmesi, çocuğun ileriki yaşamı için dengeli bir kişilik oluşturması
bakımından önemlidir (Aladağ, 2012).
 Üniversitelerin, eğitim fakültelerinin, öğretmen yetiştiren bölümlerinde,
değerler eğitimi ile ilgi bir ders yer almamaktadır. Bu durum ileriki
yaşamlarında geleceğin öğretmenleri olacak öğrencilerin, değer yargıları
ve değerler eğitimi konularında yeterince eğitimsel bilgiye sahip
olmamaları sorununu ortaya çıkarmaktadır.
 Geleceğin yetişkinleri olacak öğrencilere kazandırılmak istenilen değerlerin
ve bu eğitimle verilmek istenilen amaçların, sadece öğretmenlerin, okul
idarecilerin inisiyatiflerine bırakılması, derslerde, değerler eğitiminden
beklenen faydaların etkisini azaltacaktır (Yazıcı, 2006).
ÖĞRETMENLİK MESLEK ETİĞİ VE
ÖĞRETMENLİK MESLEK AHLAKI
 Öğretmenlik: bir meslek olarak kabul edilen ilk alanlardan biridir ve
eğitim-öğretim hizmetlerinin topluma profesyonel olarak sunulması görevini
içerir. Bu büyük görevin, beraberinde getireceği sorumluluklar da elbet
olacaktır, olmalıdır. Her meslek gibi öğretmenliğin de davranışlarının bir
standarda oturtulması ve kurallarının belirtilerek bu mesleği yapan kişilerin
tavrı belirlenmiş olmalıdır. Şimdi de öğretmenlik mesleğini, etiği ve meslek
etiğini yeniden tanımlayarak tüm dünyanın üzerinde durduğu bu konuyu
aydınlatalım…
 Öğretmenlik Mesleği:
 Bir alanın meslek sayılabilmesi için birtakım özelliklere sahip olması
beklenir. Öğretmenlik bir meslektir, çünkü toplum için vazgeçilmez bir
ihtiyaç olan, çocukların, gençlerin, hatta yetişkinlerin eğitimlerinin
sağlanmasındaki en temel etmenlerden biri olarak toplumda yer edinmiştir.
 Öğretmenlik herkesin yapabileceği bir iş olmamasının yanında, bu iş için
uzun süreli bir eğitim alınması, yani sistematik bir yetişme sürecinden
geçmiş olunması gereklidir. Öğretmenlik mesleğinin, kendine özgü yöntem
ve teknikleri bulunmaktadır. Bu yöntem ve teknikler elbette uzun bir süreç
içerisinde, uygulama ve sonrasında da bilimsel araştırmalar ile
geliştirilmiştir.
ÖĞRETMENLİK MESLEK ETİĞİ VE
ÖĞRETMENLİK MESLEK AHLAKI
 Öğretmenler, yaşamlarını bu meslekten kazanırlar fakat öğretmenlik
yalnızca para için yapılan bir iş değildir, olamaz da. Öğretmenin
toplum içerisinde gerçekleştirmeye çalıştığı idealleri de bulunur ve
öğretmenlik mesleğinin bazı etik değerleri vardır. Tüm bu unsurlar
göz önünde bulundurulursa, öğretmenliğin bir meslek olarak
görülmesini gerekliliği de anlaşılacaktır. Öğretmenlik mesleği
geçmişten günümüze gerek kapsamı gerek işlevleri açısından
birtakım değişimler göstermiştir. Fakat genel anlamda meslek, özel
anlamda öğretmenlik etiğinin ilke ve değerleri, önem ve özelliğini
evrensel olarak daima korumayı başarmışlardır.
 Etikten Mesleki Etiğe:
 Doğru ile yanlışın, iyi ile kötünün ayırt edilmesi olarak
tanımlayabileceğimiz etik kavramı, iş hayatı içerisindeki
davranışlarımızın yönlendirilmesinde ve bu davranışları mantık
sınırları içerisine alarak aynı meslek grubundaki kişilerce belli
kurallara uymamızı sağlamasıyla mesleki etik kavramını
oluşturmuştur.
ÖĞRETMENLİK MESLEK ETİĞİ VE
ÖĞRETMENLİK MESLEK AHLAKI
 Öğretmenlik Meslek Etiği:
 Tüm meslekler olduğu gibi eğitimcilerin de hizmet öncesinde iyi bir etik eğitimi
almalarını gerekmektedir. Aday öğretmenlerin aldıkları kararlar ve yaptıkları
eylemlerin temelinde yer alan etik ilkeler çerçevesinde; öğrencilere ve diğer
bireylere karşı nasıl davranmaları gerektiğinin yanında karşısına çıkması
muhtemel etik ikilemlerin çözümlenmesi konusunda da gerek kuramsal bir
altyapı gerekse bir farkındalık geliştirebilir olmaları gereklidir.
 Tüm alanlardaki etik çalışmalarda, yükümlülük-sorumluluk ve hak kavramlarının
birbirinden bağımsız olmayan, ayrılamaz bir özelliğe sahip olduğunu görürüz.
Öğretmenlikte de öğretmenin etik yükümlülüklerinin, öğrencinin haklarını
oluşturduğunu söylemek yanlış olmaz. Örneğin “öğrenciler arasında ayrımcılık
yapılmaması” öğretmenlik mesleğinin temel etik ilkelerindendir, bunun yanında
bu yükümlülük öğrencilerin “okul ortamında eşit davranılması” hakkının da
korunduğunun, garanti edildiğinin göstergesidir.
 Dünyanın her yerinde öğretmenlerin etik ilkelere bağlı yetiştirilmesi sürecinin,
hizmet öncesi eğitimden başladığı görülür. Öğretmen adaylarına bu
yükümlülüklerinin benimsetilmesi ve sürekli hatırlatılması amacıyla da
“öğretmen andları” hazırlanmıştır. Öğretmen antları ile daha mesleğe girmeden
üstlenilecek görevin, yüklenilen etik sorumlulukların ve uyulması beklenilen etik
ilkelerin hatırlatılması amaçlanmıştır. Aşağıda örnek bir öğretmen andı
bulunmaktadır(International Teacher Cercification):

ÖĞRETMENLİK MESLEK ETİĞİ VE
ÖĞRETMENLİK MESLEK AHLAKI
 Öğretmen Andı:
 Hiçbir öğrencime zarar vermeyeceğim.
 İnsanlığın ve insanın yücelmesi için eğitim-öğretim yapacağım.
 Benim gözetimime bırakılmış olan öğrencilerimi koruyacağım.
 Eğitim-öğretim yaparken öğrencilerimin ihtiyaçlarına öncelik vereceğim.
 Öğrencilerin iyi eğitilmesi için gereken yatırımın azaltılması çabalarına
direneceğim.
 Öğrencilerimin eğitimi sürecinde mümkün olan en iyi öğrenme kaynaklarından
yararlanmalarını sağlamaya çalışacağım.
 Öğrencilerimin tümünün güvenli ve sağlıklı bir çevrede bulunması için elimden
geleni yapacağım.
 Bütün öğrencilerime saygılı biçimde, nazik ve içimden gelen bir coşku ile
öğretim yapacağım.
 Bütün öğrencilerimin gereksinmelerinin karşılanması için elimden geleni
yapacağım.
 Çevremdeki iyi insanları öğretmen olmaya teşvik edeceğim.
 Eğer öğretme aşkımı kaybedersem meslekten ayrılacağım.
ÖĞRETMENLİK MESLEK ETİĞİ VE
ÖĞRETMENLİK MESLEK AHLAKI
 Mesleki etik ilkelerinin evrensel değerler üzerine kurulu olmasından
dolayı hangi branşta ve hangi düzeyde öğretim etkinliği veriyor
olursa olsun, bir öğretmenin bazı etik ilkeler çerçevesinde
davranmasını beklemek yanlış bir davranış değildir. Yalnızca bazı
bilgilerin aktarılmasından ibaret olmayan öğretmenlik mesleği,
genç bireylere değerler kazandırılmasını hedefleyen bir meslektir.
Elbette bunu yaparken kendisinin değer sistemlerinin nasıl
şekillenmiş olduğu da önemlidir. Bu yüzden eğitim gibi önemli bir
süreçte kazandırılması hedeflenen değerlerin yönlendirilmesinde
kullanılacak temel kılavuzun da meslek etiği ilkeleri olması
gereklidir.
 Öğretmenlik Meslek Etiği İlkeleri:
 1. Profesyonellik: Öğretmenlik meslek etiğinden bahsedilebilmesi için
öncelikle öğretmenin yaptığı işte profesyonel olması gerekir. Öğretmenliğin
gerektirdiği standart görevleri yapacak yeterliliğe sahip olmayan bir
öğretmen için mesleki etik ilkelerden bahsetmek mümkün değildir.
Profesyonellik kavramı “meslek” anlamı yanında “kişinin işini gerekli
şekliyle ve yapılabilecek en üst nitelikte yapması” anlamına gelmektedir.
ÖĞRETMENLİK MESLEK ETİĞİ VE
ÖĞRETMENLİK MESLEK AHLAKI
 Öğretmenin profesyonel davranışlarına verilebilecek bazı örnekler:
 Göreviyle ilgili bilgi, beceri ve tutumları eksiksiz kazanmış olma.
 Hizmeti zamanında ve kusursuz bir şekilde sunma.
 Mesleğini daha iyi yapabilmek için sürekli özeleştiri ve değerlendirme
yapma.
 Verdiği hizmette kaliteyi sağlama.
 Görevini yerine getirirken kişisel yeteneklerini sonuna kadar kullanma.
 Görevi ile ilgili takdir yetkisini makul ölçüler içinde kullanabilme.
 Mesleğinin yöntem ve tekniklerini sürekli olarak geliştirme.
 Öğrencilere, fiziksel ve psikolojik anlamda öğrenebilecekleri bir sınıf
ortamını sağlama.
 2. Hizmette sorumluluk: Öğretmenin bir kamu hizmeti olarak eğitimde kendi
üzerine düşen sorumluluğun bilince olması ve kendisinden istenen bu büyük
görevi istenilen nitelikte ve nicelikte yerine getirmesidir. Bir öğretmenin,
standart ders programı içerisinde gerçekleştirmiş olduğu etkinlikler “sorumlu
olma” kapsamında yer almaktadır. Öğretmen bunları yapmadığı takdirde,
hesap vermek durumundadır ve bunun bilince olmalıdır.
ÖĞRETMENLİK MESLEK ETİĞİ VE
ÖĞRETMENLİK MESLEK AHLAKI
 3. Adalet: Öğretmen, bulunduğu her türlü eylemde adil olmak ve
öğrencileri arasındaki ilişkilerde de adaleti sağlamak noktasında bir
sorumluluğa sahiptir. Öğrencilere verilen söz hakkının adil
paylaştırılmasından tutun, sınıf içi ve sınıf dışı etkinlik katılımına kadar her
türlü etkinlik içerisinde adaletin sağlanması oldukça önemlidir.
 Adalet kavramının günlük yaşama geçirilmesinde altı belirleyici vardır.
Buna göre adalet;
 Eşit paylaşıma,
 Bireyin gereksinimlerine,
 Bireylerin çabalarına,
 Bireylerin katılımlarına,
 Bireylerin hak ettiklerine,
 Bireysel koşulların serbest rekabet koşulları ile olan ilişkisine göre
paylaştırılması gereken bir kavram olarak ele alınabilir (Aydın, 2001,69).
ÖĞRETMENLİK MESLEK ETİĞİ VE
ÖĞRETMENLİK MESLEK AHLAKI
 Öğretmenin adaletli davranışından bahsettiğimizde, hakların ve
ödevlerin öğrenciler arasında eşit paylaştırılması, öğrencilerin
çabalarına orantılı paylaşımı, öğrencilerin katılımlarına göre orantılı
paylaşım yapılması, öğrencilerin hak etme düzeylerine göre
paylaşım yapılması ve öğrencilerin bireysel koşullarını da dikkate
alarak bir paylaşıma gitmesi önemlidir. Diğer yandan öğretmenin,
adaletin işlemesi için öğrencileri bu konularda teşvik edici bir rol
üstlenebilir olduğu da unutulmamalıdır.
4. Eşitlik: Eşitlik, yararların, sıkıntıların, hizmetlerin dağıtılmasında
uygulanacak sınırların belirlenmesini içerir. Eşitlik kavramı temel
bireysel eşitlik, kısmi eşitlik ve blokların eşitliği açısından ele
alınabilir (Frederickson, 1994,460).
 a) Temel bireysel eşitlik: Bir okulda eğitim gören bütün öğrenciler
eşittir. Buradaki eşitliğin belirleyicisi ise sadece öğrenci olmaktır ve
öğretmen sınıfındaki bütün öğrencilerine eşit davranmak
durumundadır.
ÖĞRETMENLİK MESLEK ETİĞİ VE
ÖĞRETMENLİK MESLEK AHLAKI
 b) Kısmi eşitlik: Farklı gruplara eşitlik sağlanması için farklı davranılması
anlamına gelir. Buna göre bir sınıftaki bütün öğrenciler eşittir fakat sınıfta
engelli bir öğrenci varsa o öğrenciye farklı davranılarak onu diğer
öğrencilerle eşit hale getirilebilir. Örneğin işitme engelli bir öğrencinin sınıfta
ön sıralara oturtulması, görme engelli bir öğrenciye ayrı sınav yapılması gibi
uygulamalar kısmi eşitliğe örnek olarak verilebilir. Bu tür eşitlik yaklaşımına
“sistematik eşitsizlik” de denmektedir.
 c) Blokların Eşitliği: Toplumda doğal olarak oluşmuş bazı bloklar
bulunmaktadır. Örneğin; kadın-erkek, yaşlı-genç vb. Bloklar arası eşitlik
sağlanabilmesi amacıyla dezavantajlı blok için diğerinden eşitlik istenir. Kız
ve erkek öğrenciler arasındaki eşitliği sağlamak amacıyla yapılacak
düzenlemeler buna örnek teşkil etmektedir.
 Günlük uygulamalara baktığımızda öğrencilerin pek çok eşitsizliğe maruz
kaldığını görmekteyiz. Örneğin bazı öğretmenlerin, başarılı olan öğrencilere
daha fazla ilgi göstermesi ve onlara daha çok zaman ayırmaları… Böyle
durumlarda başarısı düşük olan öğrencilerin daha başarısız oldukları
yadsınamaz bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır.
ÖĞRETMENLİK MESLEK ETİĞİ VE
ÖĞRETMENLİK MESLEK AHLAKI
 5. Sağlıklı ve güvenli bir ortamın sağlanması: Bir öğrencinin sahip olduğu en
temel haklardan biri de sağlıklı bir okul/sınıf ortamında eğitimini almasıdır.
Bu sebeple öğretmenlerin de en temel etik sorumluluklarından birisi, eğitim
verdiği sınıf ortamındaki düzeni ve disiplini sağlayıp öğrencilerinin sağlığı ve
güvenliğine karşı tehdit durumunda olan her şeyi ortadan kaldırılmasını
sağlamak olacaktır.
 Öğrencilerin sağlığı ve güvenliğinin sağlanması üç temel açıdan oldukça
önemlidir:
 Yaşam, her insanın en doğal hakkıdır. Öğrencilerin yaralanması veya
hastalanması, öğrencinin kendisini ve ona bakmakla yükümlü olan aile
fertlerinin de yaşamını olumsuz etkileyecektir.
 Kazalar ya da hastalıklar sebebiyle öğrencinin eğitimi kesintiye uğrayabilir,
öğrenci sene kaybedebilir ve bu sebeplere bağlı olarak ekonomik
kayıplara da uğrayabilir.
 Okul ortamında meydana gelebilecek kaza ve hastalıklarla alakalı
önlemleri almayan kişiler, yasalar önünde suçlu duruma düşeceklerdir.
ÖĞRETMENLİK MESLEK ETİĞİ VE
ÖĞRETMENLİK MESLEK AHLAKI
 6. Yolsuzluk yapmamak: Kamu yetkililerinin yasa dışı olarak
yetki kullanmasıdır. Bazen maddi olabilen, bunun yanında özel
amaçlara yönelik de olabilen bir kazanç sağlamaktır.
 7. Dürüstlük-doğruluk ve güven: Dürüstlüğe sahip olmayan
öğretmenler, ilişkilerinde kendilerine zarar verir ve ilişkilerin temel
unsuru olan güven ortamının yok olmasına sebebiyet verirler.
 Dürüstlük, doğruluğu içerir, ama ondan farklı bir kavramdır.
Doğruluk gerçeği söylemek, yani sözlerimizi gerçeğe uydurmaktır.
Dürüstlük ise, gerçeği sözlerimize uydurmak, yani sözümüze bağlı
kalmak ve beklentileri gerçekleştirmektir. Dürüstlüğü kanıtlamanın
en iyi yollarından biri, o sırada yanımızda olmayan kişilere sadakat
göstermektir (Covey, 1996, s.205).
 8. Tarafsızlık: Nesnel davranabilmedir. Nesnellik, birey veya
nesnenin olduğu gibi görünmesi ve bu görüntüyü kişinin kendi istek
ve korkularından bağımsız olarak kavrayabilmesidir.
ÖĞRETMENLİK MESLEK ETİĞİ VE
ÖĞRETMENLİK MESLEK AHLAKI
 9. Mesleki bağlılık ve sürekli gelişme: Örgütsel bağlılık, işgörenlerin
örgüt üyeliklerini sürdürmeleri ve örgütte kalmak istemeleri olarak
tanımlanabilir. Örgüte bağlı işgörenler, örgütten etkilenirler ve
kendileri de ortak amaçların gerçekleştirilmesi için ortaklaşa bir
çaba gösterirler (Aydın, 1993).
 Öğretmenler, bir lider olarak hem kendi mesleki bağlılık ve
gelişmesini hem de öğrencilerin mesleki bağlılık ve gelişmesini
sağlamaya çalışmalıdır. Mesleğe bağlılık, meslekte gelişme ve
ilerlemeye istekli olmayı, bu amaçla alana ilişkin yayınları izlemeyi
ve eğitim programlarına katılmayı gerektirir. Ayrıca örgüt
olanaklarının çevre yararına kullanılmasını sağlamak ve eğitim
sorunlarına gönüllü olarak yeterli zaman ayırmak da bağlılığın
gerekleri arasında sayılabilir (Kaya, 1993, s. 153).
 Liderlik koltuğunda bulunan öğretmenin, kendisinin yanında
öğrencisinin de mesleki bağlılık ve gelişmesini sağlaması gereklidir.
ÖĞRETMENLİK MESLEK ETİĞİ VE
ÖĞRETMENLİK MESLEK AHLAKI
 10. Saygı: İnsanın özünde insan olduğu için saygıya değer bir
varlık olduğu bilinmelidir. Bu sebeple öğretmenin de
öğrencinin varlığına ve bütünlüğüne karşı saygı göstermesi
gereklidir. Öğrencinin öğretmenleri tarafından şiddet, hakaret,
lakap takma ve bazı özelliklerinden dolayı aşağılanma gibi
davranışlara maruz kalması etik anlamda oldukça yanlıştır.
 11. Kaynakların etkili kullanımı: Öğretmenlerden beklenen
etik davranışlardan biri de kurumsal ve kamusal kaynakların
etkili kullanımıdır. En kıt ve değerli kaynağın zaman
olmasından dolayı öğretim zamanının etkili kullanılması
gerekmektedir. Böylelikle öğrencini faydalanması maksimum
seviyeye çıkacaktır. Derse geç girmek, dersten erken
ayrılmak, ders süresini verimli kullanmamak gibi davranışlar
öğretim zamanının etkili bir şekilde kullanılmadığını
göstermektedir.
ÖĞRETMENLİK MESLEK ETİĞİ VE
ÖĞRETMENLİK MESLEK AHLAKI
 Öğretmenlik Mesleki Etik Kodları:

Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan çeşitli öğretmen dernekleri, sendikalar ve eyalet eğitim
bölümleri tarafından ele alınıp yazılı olarak belirlenmiştir ve özünde her birinin aynı temel etik
değerlere dayandığı görülmektedir. Minnesota Öğretmen Hakları Konseyi tarafından 1996 yılında
oluşturulup 1997 yılında Micheal D. Huberty tarafından tekrar gözden geçirilen “Minnesota
Öğretmenlik Mesleki Etik Kodları” şu şekildedir:

Öğretmen, profesyonel eğitim hizmetlerini öğrenciler arasında ayrım yapmaksızın yerine
getirecektir.

Öğretmen, bütün öğrencilerini sağlık ve güvenliklerine gelebilecek zararlardan korumak için
gereken çabayı gösterecektir.

Federal ve eyalet yasalarına göre öğretmen, mesleki açıdan ya da yasalarca gerekmedikçe
başkalarına ait gizli bilgileri açıklayamaz.

Öğretmen, öğrenmeyi gerçekleştirecek bir atmosferin sağlanması için gerekli olan makul bir
otorite kullanarak disiplini sağlayacaktır.

Öğretmen, öğrenciler, aileler ve meslektaşları ile olan mesleki ilişkilerini kullanarak özel çıkarlar
sağlayamaz.

Öğretmen kasıtlı olarak çeşitli konuları çarpıtmayacak ve baskı altına almaya çalışmayacaktır.

Öğretmen, kendisinin ya da başka öğretmenlerin nitelikleri ile ilgili gerçekleri ya da kayıtları
bilerek tahrip edemez ve yanlış yorumlanmasına neden olacak eylemlerde bulunamaz.

Öğretmen, öğrencileri ya da iş arkadaşları hakkında kasıtlı olarak yanlış ve kötü niyetli
açıklamalarda bulunamaz.

Öğretmen, yalnızca gerekli koşulları taşıdığı ve onaylanmış lisanslarına sahip olduğu iş
pozisyonlarına başvuruda bulunacaktır.
ÖĞRETMENLİK MESLEK ETİĞİ VE
ÖĞRETMENLİK MESLEK AHLAKI
 Texas Eğitim Bölümü tarafından da öğretmenlerin etik ilkeleri ayrıntılı olarak
aşağıdaki şekilde belirlenmiştir:
 A. Profesyonel Sorumluluk: Eğitimciler, her öğrencinin potansiyelinin
geliştirmesini sağlayacak bir atmosferin yaratılması için çaba
gösterecektirler. Eğitimciler, öğrencilerine, meslektaşlarına, ailelere ve
topluma karşı davranışlarında çalışma standartlarına ve etik ilkelere uygun
davranacaklardır. Mesleki ilkeler, mesleğin eksiksiz yerine getirilmesini
sağlamayı amaçlamakta ve ilkelere ilişkin yorumlar “Mesleki Uygulama
Komisyonu” tarafından yapılmaktadır.
 Eğitimciler, ilişkilerinde ve davranışlarında mesleki bağlılık ve standartların
korunmasında dikkatli davranacaklardır.
 B. Mesleki Etik Davranışlar: Eğitimciler, dürüstlük konusunda örnek olarak,
kişisel niteliklerini sergileyerek, yasalara uyarak ve saygı göstererek
mesleğin saygınlığını korumaya gayret göstereceklerdir.
 Eğitimciler okul bölgesinin veya eğitim kurumlarının resmi politikalarını
kasıtlı olarak yanlış yorumlayamazlar ve bu politikalara kişisel tutum ve
kanılarını karıştıramazlar.
ÖĞRETMENLİK MESLEK ETİĞİ VE
ÖĞRETMENLİK MESLEK AHLAKI

Eğitimciler, bütün mali kaynakları dürüstlükle kullanacaklar ve finansman işlerinde doğruluk
içinde davranacaklardır.

Eğitimciler, kurumsal ve mesleki imtiyazlarını kişisel ve partizan amaçlarla çıkar sağlamak amacı
ile kullanamazlar.

Eğitimciler, mesleki kararlarını bozacak ya da etkileyecek bahşiş, hediye veya ayrıcalıkları kabul
edemezler.

Eğitimciler, hiç kimseye kendilerine bir avantaj sağlayacak herhangi bir hizmet ya da ayrıcalık
sunamazlar.

Eğitimciler kayıtlar üzerinde değişiklik yapamazlar ya da başkalarını bu tür davranışlara
yöneltemezler.

Mesleki uygulama ve performans: Eğitimciler, yasa veya düzenlemelere göre mesleki anlamda
yeterli bulunduktan sonra, öğretmenlik mesleğinin uygulamalarını ve mesleki performanslarını
yerine getirme sorumluluğunu da üstlenerek, yeterliklerini sürekli geliştirmeye çaba
göstereceklerdir.

Eğitimciler bir görev ya da pozisyona mesleki profesyonellik temeline göre başvuracaklar, kabul
edilecekler ve atanacaklar ayrıca yasal sözleşmeleri ya da atamalarındaki maddelere bağlı
kalacaklardır.

Eğitimciler, atandıkları görevi yerine getirecek toplumsal sağduyu, bedensel dayanıklılık ve
zihinsel sağlığa sahip olmalıdırlar.

Eğitimciler, öğrenme ile ilgili amaçları gerçekleştirebilmek için öğretim yapacaklardır.

Eğitimciler mesleki açıdan sürekli kendilerini geliştireceklerdir.

Eğitimciler yürürlükte olan federal ve eyalet yasalarına, Texas Eğitim Bölümü düzenlemelerine,
yerel okul bölgelerinin yazılı politikalarına uygun davranacaklardır.
ÖĞRETMENLİK MESLEK ETİĞİ VE
ÖĞRETMENLİK MESLEK AHLAKI
 Meslektaşlara karşı etik davranışlar: Eğitimciler, meslektaşları ile olan ilişkilerinde etik
açıdan örnek olacaklar, bütün meslek üyelerine eşit ve adil davranacaklardır.
 Eğitimciler, meslektaşları ile ilgili gizli bilgileri yasal olarak ya da mesleki amaçlarla
gerekli olmadıkça açıklayamazlar.
 Eğitimciler, iş arkadaşları ve okul sistemi hakkında kasıtlı olarak çarpıtılmış
açıklamalar yapamazlar.
 Eğitimciler, yerel okul kurullarının politika ve yasal statülerine uygun olarak
gerçekleşen işten çıkarma, değerlendirme ve işe alma süreçlerini yerine getirmek
zorundadırlar.
 Eğitimciler, iş arkadaşlarının politik ve yurttaşlık hakları ile ilgili uygulamalara ve
sorumluluklarına karışamazlar.
 Eğitimciler iş arkadaşları arasında ırk, renk, ulusal ve etnik köken, yaş, cinsiyet,
engellilik durumu ya da medeni durumuna göre ayrımcılık, taciz ve baskı
yapamazlar.
 Eğitimciler, kasıtlı olarak meslektaşlarının mesleki hak ve ayrıcalıklarını kullanmalarını
engelleyemez ya da reddedemez.
 Eğitimciler, meslektaşlarının mesleki kararlarını etkilemek için özel davranışlarda
bulunamazlar ve zorlayıcı araçlar kullanamazlar.
 Eğitimciler mesleki bir hak olarak öğretimde akademik özgürlüğe sahiptirler ve hiçbir
eğitimci federal veya eyalet yasalarının dışında bu hakkın kullanımına müdahale
edemez.
ÖĞRETMENLİK MESLEK ETİĞİ VE
ÖĞRETMENLİK MESLEK AHLAKI
 Öğrencilere karşı etik davranışlar: Toplumun gözünde güven duyulanlar olarak
eğitimciler, her öğrencinin etkili bir yurttaş olma potansiyelini gerçekleştirmeleri
sürecini ölçebilmelidirler.
 Eğitimciler her öğrenci ile saygılı, düşünceli ve adil bir yaklaşım içinde
ilgilenecekler ve disiplin sorunlarına okul kurulu politikaları ve yasalara uygun
çözümler arayacaklardır.
 Eğitimciler kasıtlı olarak öğrencilerin aleyhine davranışlarda bulunamazlar.
 Yasal ve mesleki gereklilikler nedeniyle açıklama zorunluluğu olmadıkça
eğitimciler, öğrencilere ilişkin gizli bilgileri açıklayamazlar.
 Eğitimciler, öğrencileri bedensel ve zihinsel sağlığına ya da güvenliğine zarar
veren öğrenme koşullarından korunmasına gerekli çabayı göstereceklerdir.
 Eğitimciler gerçekleri çarpıtmadan sunmaya çaba göstereceklerdir.
 Eğitimciler öğrencilerin bir programa katılmasını adaletsiz bir biçimde
engelleyemezler, öğrencinin bazı burs ve diğer kaynaklardan ya da
avantajlardan yararlanmalarını ırk, renk, cinsiyet, engellilik, ulusal köken ya da
medeni durumu yüzünden engelleyemezler.
 Eğitimciler makul bir neden olmadıkça, öğretim sürecinde öğrencinin bağımsız
eylemlerini kısıtlayamaz ve öğrencilerin farklı bakış açılarını reddedemezler.
ÖĞRETMENLİK MESLEK ETİĞİ VE
ÖĞRETMENLİK MESLEK AHLAKI
 Aile ve topluma karşı etik davranışlar: Eğitimciler, toplumdaki
yurttaşlık görevlerini yerine getirirken, aileler ve toplumun okullarını
geliştirmeye katkıda bulunan diğer kişilerle işbirliği yaparlar.
 Eğitimciler, öğrencinin yararına olacak konularda ailelerle işbirliği
yapmak ve bilgi almak için gerekli çabayı gösterirler.
 Eğitimciler, toplum kültürünü ve okuldaki öğrencilerin ev ortamını
tanımak ve anlamak için çaba gösterirler.
 Eğitimcilerin, okul-halk ilişkilerinde olumlu bir rol oynayacakları
açıktır.
ÖĞRETMENLİK MESLEK ETİĞİ VE
ÖĞRETMENLİK MESLEK AHLAKI
 Türkiye’de Durum:
 Türk Milli Eğitim sisteminde 24.06.2015 tarihli ve 7202150/730.06/6531543
sayılı Milli Eğitim Bakanlığı Genelgesi ile (EK.1) Eğitimciler İçin Mesleki Etik
İlkeler belirlenmiş olup ülkemizde eğitimciler için ilk kez etik kodlar bu
genelge ile kabul edilmiştir. (GENELGE 2015/21)
 Manolova (2011) tarafından yapılan “Mesleki Etik İlkelere İlişkin Türkiye ve
Moldova’daki İlköğretim Okulu Öğretmenlerinin Görüşleri” başlıklı
araştırmada aşağıdaki bulguları elde etmiştir.
 Türkiye kamu okullarında görev yapmakta olan ilköğretim öğretmenlerinin
en çok benimsedikleri meslek etiği ilkeleri:
 Öğrencilerin geldikleri sosyoekonomik ve kültürel çevrelerin özelliklerinden
dolayı öğrencilere önyargılı davranmaz.
 Öğrencilere karşı dürüst davranır.
 Öğrencileri arasında ayrımcılık yapmaz.
 Öğrenci değerlendirmesinde adil ve yansız davranır.
ÖĞRETMENLİK MESLEK ETİĞİ VE
ÖĞRETMENLİK MESLEK AHLAKI
 Türkiye kamu okullarında görev yapmakta olan ilköğretim
öğretmenlerinin en az benimsedikleri ilkeler;
 Öğrencilerin motivasyonunu arttırmak için uğraş verir.
 Hem başarılı hem daha az başarılı öğrencilere ilgi gösterir.
 Öğrencilerin bilgi ve etik değerlerinin gelişimine katkıda
bulunur.
 Moldova kamu okullarında görev yapmakta olan ilköğretim
öğretmenlerinin en az benimsedikleri ilkeler ise;
 Öğrencilerin bilgi ve etik değerlerinin gelişimine katkıda
bulunur.
 Öğrencilerin bireysel farklılıklarını göz önünde bulundurur.
 Öğrencilerine hem psikolojik hem fiziksel anlamda güvenli ve
sağlıklı ortam sağlar.
ÖĞRETMENLİK MESLEK ETİĞİ VE
ÖĞRETMENLİK MESLEK AHLAKI
 Sonuç:
 Öncelikle bireyin, dolayısıyla toplumun eğitilmesinde en önemli
değerlerden biri olan öğretmenlik mesleği için toplum değerleri
karşısında çizilen çerçeveyi açıkça göstermiş olduk. Bu bağlamda;
öğretmenin sunduğu eğitimin sağlıklı olmasının yanında
öğrencilerine ve diğer bireylere karşı takındığı tavrın da ne kadar
önemli olduğunu, öğretmenlik mesleğinin evrensel olmasından ötürü
tüm ülkelerce yapılan araştırmalar ve çalışmalarla getirilmek istenen
noktanın ne kadar belirgin olduğunu da gözler önüne sermiş olduk.
 Son olarak unutulmaması gereken nokta şudur ki;“Toplum, kendisini
eğitene dönüşür…” Fatih Demirbaş.
ÖĞRETMENLİK MESLEK ETİĞİ VE
ÖĞRETMENLİK MESLEK AHLAKI
 KAYNAKÇA
 Aydın, İ. ( 2016). Eğitim ve Öğretimde Etik. (8. Baskı). Ankara: PEGEM-A.
 2. Aydın, İnayet. (2011). ÖĞRETMENLİK MESLEK
ETİĞİ, https://inayetaydin.blogspot.com/2011/09/ogretmenlik-meslek-etigi.html,
(Erişim Tarihi: 04.06.2020).
 3. Aydın, Erdem. (2001). Tıp Etiğine Giriş. Ankara: PEGEM-A.
 4. Frederickson, George H. (1994). “Can Public Officials Corrrectly Be Said Have
Obligations to Future Generations?“. Public Administration Review. 54-5,
September.
 5. Covey, Stephen R. (1996). Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı: Kitlesel Değişim İçin
Altın Kurallar. (Çevirenler: Gönül Suveren, Osman Deniztekin). İstanbul: Varlık
Yayınları, No:434.
 6. Aydın, Mustafa.(1993). Çağdaş Eğitim Denetimi. Ankara: PEGEM, Yayınları No:
4.
 7. Kaya, Yahya Kemal. (1993). Eğitim Yönetimi: Kuram ve Türkiye’deki
Uygulama. Ankara: Bilim Kitap Kırtasiye Limited Şirketi.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN ÖZELLİKLERİ

Eğitim sistemlerinin temel amacı o ülkenin nitelikli insan gücünü yetiştirmek ve yurttaşlarına vatandaşlık
eğitimini vermektir. Bunu gerçekleştirebilmek için her eğitim sistemi, yetiştireceği insan modelini, sahip
olduğu eğitim felsefesi ve insan gücü politikası ışığında saptayarak eğitim etkinliklerini bu amaca göre
düzenlemektedir. Temel toplumsal kurumlardan birisi olan eğitim, bütün toplumların temel sorunlarının
başında yer almaktadır. Bu temel sorunun ana öznesi de hiç kuşkusuz öğretmenlerdir.
Öğretmen öğrenme aracıdır, sınav yapan, disiplini sağlayan, orta sınıf ahlakının savunucusu ve vekildir.
Öğretmen güvenilir kişidir, yedek velidir, öğrenci danışmanı, meslektaş ve toplumsal katılımcıdır. Bunlar
öğretmene daha çok mesleği ile ilgili olarak verilen imgelerdir. Öğretmenin değerlendirilmesinde bilgi,
kişilik, çevreye uyum, çevre kalkınmasına katılma, halkla ilişkiler gibi ölçütler de kullanılmaktadır. Bir ülkenin
geleceğinin mimarı, öğretmenlerdir. Mühendisini, doktorunu, avukatını, öğretmenini, askerini, polisini,
şoförünü, kısacası toplumun her kesiminde hizmet veren insan gücünü yetiştirenler hep öğretmenlerdir.
Ülkelerin kaderlerinde öğretmenler çok önemli roller oynamaktadır. Öğretmenler, eğitim sisteminin en
temel öğesidir. Bir ülkenin kalkınmasında, nitelikli insan gücünün yetiştirilmesinde, toplumdaki huzur ve
sosyal barışın sağlanmasında, bireylerin sosyalleşmesi ve toplumsal hayata hazırlanmasında, toplumun
kültür ve değerlerinin genç kuşaklara aktarılmasında öğretmenlerin başrolü oynamaları beklenmektedir.
Yeni nesillerin niteliği de hiç kuşkusuz onu yetiştiren öğretmenlerin niteliği ile özdeş olacaktır. Zaten “ektiğini
en geç biçen çiftçi öğretmendir” özdeyişi de bu gerçeği oldukça güzel bir biçimde ortaya koymaktadır.
Kısaca öğretmen, insan mimarı, insanın kişiliğini biçimlendiren bir sanatkar olmaktadır.
Ancak, bu gerçeğin herkesçe bilinmesine rağmen, çeşitli nedenlerle ülkemizde öğretmenlik mesleği
çeşitli dalgalanmalarla bugünlere gelmiştir. Kimi zaman “bilen öğretir” diyerek öğretmenlik meslek
bilgisinde yetişme aranmaksızın her meslekten kişiler öğretmenliğe atanmış, kimi zaman da “açıkta mı
kalsın” endişesiyle alan bilgisi bile olmayan kişilere yeni nesiller teslim edilmiştir. Günümüz itibariyle de
öğretmenlik mesleği istenilen ya da hak ettiği noktaya gelememiştir.
Eğitimin amacı, kişilerin yaşadığı toplumun ve toplumun bağlı olduğu çağdaş dünyanın uyumlu bir üyesi
haline getirerek onları çağın gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatmaktır. Bireylerin, toplum ve dünyadaki
değişme ve gelişmelere ayak uydurabilecek ve katkıda bulunabilecek bir biçimde yetiştirilmeleri gerekir.
Bu da, iyi bir eğitim sisteminin yanında, nitelikli bir öğretmen kadrosu ile sağlanır. Öğretmenlerin nitelikli
olması ne kadar gerekli ve önemli ise de, yeterli değildir. Zira bu öğretmen kadrosunun ülke düzeyinde
dengeli, etkin ve verimli olarak istihdam edilebilmeleri ile çalışma ve hayat şartlarının iyileşmesi de o
derece önemlidir.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN ÖZELLİKLERİ
 Öğretmenlik Mesleğinin Temel Özellikleri:
 İnsanlarla ilişkiler yönünden öğretmenlik, diğer bazı mesleklerden farklı
olarak geniş bir insan kesimiyle ilişki ve etkileşim içinde yerine getirilen bir
meslektir. Öğretmenlik, sadece okul ve sınıf ortamında öğrencilerle değil,
okul dışında veliler ve toplumla da iç içe olan bir meslektir. Öğretmen
özellikle hizmet verdiği bölge ve toplum yapısı, kültürü de dikkate
alındığında öğretmenden beklentiler de değişebilmektedir. Şöyle ki, küçük
bir köy ya da mezradaki bir öğretmen o belde için “köyün en önde gelen,
en prestijli” kişisidir. O bölge için öğretmen “her şeyi bilendir”. Bununla
birlikte öğretmen mezra, köy, kasaba ve şehir ayrımı yapılmaksızın nerede
çalışırsa çalışsın öğretmenlerin en çok muhatap oldukları insan grubu
kuşkusuz öğrencilerdir. Öğretmenlerin bu kitle ile birliktelikleri ve ilişkileri,
okul yaşamında ve sonrasında yıllarca sürebilmektedir. İlişkilerin niteliği
yönünden her ne kadar öğretmen-öğrenci ilişkileri, ilgili yasa ve
yönetmeliklerce belirlenmiş resmi nitelikte ilişkiler ise de mesleğin doğası
gereği bu ilişkiler, duygusal yönü de ağır basan ilişkilerdir. Örneğin, hemen
hemen hepimizin unutamadığı bir öğretmeni ve özellikle ilk öğretmeni
vardır. İlk öğretmenlerimizi hep adıyla, yaşadığımız anılarıyla ve tatlı acı
hatıralarıyla hatırlayabilmekteyiz.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN ÖZELLİKLERİ
 Öğretmenlik mesleğine hazırlık, genel kültür, özel alan bilgisi ve öğretmenlik
meslek bilgisi ile sağlanır. Bu nitelikleri kazanabilmek için hangi öğretim
kademesinde olursa olsun, öğretmen adaylarının yüksek öğrenim görmesi
temel alınmıştır. Eğitim ve öğretimden istenilen başarı ve verimliliği elde etmek
için bazı şartların yerine getirilmesi gerekir. Bunlar; eğitim sistemini mükemmel
hale getirme, eğitim için gerekli araç ve gereçleri temin etme ve gerekli fiziki
imkanları hazırlama gibi şartlardır. Fakat bu şartların bulunması gerekli olmakla
beraber, eğitimde istenilen başarı ve verimliliğe ulaşmada yeterli değildir.
Çünkü eğitim sistemini çalıştıracak araç ve gereçleri kullanacak ve
kullandıracak insan öğretmendir. Öğretmenin niteliği ve yeterliliği eğitim
öğretim faaliyetinin başarıya ulaşmasında en önemli faktördür. Çünkü eğitimöğretim hizmetlerinde kullanılan teknolojik araç gereçler ne kadar yeni olursa
olsun bunları kullanacak öğretmenleri alanlarında iyi yetişmemişse yapılan
öğretim etkinliklerinden istenilen verim alınamayacaktır. Onun içindir ki
öğretmen kendisini teknolojik araç ve uygulamalar konusunda bir şekilde
kendisini çağın gereklerine uygun olarak yetiştirmek zorundadır.
Öğretmenlik mesleğinin kendine özgü bazı özellikleri vardır. Her ne kadar bu
özellikler öğretmenin görev yaptığı eğitim sisteminin amaçlarına, okulun
misyonuna, okulun bulunduğu çevreye, velilerin beklentilerine, okulunun hedef
yapısına, idareci ve öğretmenlerin vizyonuna göre değişirse de aşağıda bu
özelliklerden bazıları sunulmaktadır:.......>
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN ÖZELLİKLERİ
 A) Kişisel Özellikler
Öğretmende bulunması gereken kişisel özellikler hakkında bir çok araştırmalar
yapılmış ve bu araştırmalar sonucu farklı kişilik özelliklerinin önemi üzerinde
durulmuştur Bugün iyi bir öğretmenin özellikleri konusunda henüz herkesin
uzlaşabileceği standartların oluşturulduğu söylenemez. Ancak aşağıda
genellikle tüm eğitimciler tarafından kabul gören, bir öğretmende bulunması
gereken en önemli kişilik özellikleri özetlenmeye çalışılmıştır:
İyi Bir Öğretmende Bulunması Öngörülen Özellikler:
Öğrencilere karşı açık görüşlü ve objektif olma: Öğretmen her şeyden önce
açık ve ileri görüşlü olmalı, öğrencilerin davranış ve başarılarını değerlendirirken
tarafsız davranmalıdır. Buna ek olarak öğretmen, yapılacak değerlendirmede
mümkün olduğu kadar hissi tavır ve düşünceler altında kalmamalı, sınıftaki
bütün öğrencilere karşı eşit mesafede olmalı ve bunu da sınıfa hissettirmelidir.
 Öğrencilerin beklenti ve gereksinmelerini dikkate alma: Her ne kadar müfredat
programında öğretmenin yapması gerekenler belirtilmiş olsa da öğretmen ders
planlarından pek uzaklaşmadan öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçlarını gözetmelidir.
Örneğin, ilkokulda okuyan ve orta öğretim sınavlarına hazırlanan öğrencileri
için yardımcı ders kitapları, rehberlik çalışmaları, onların ileriyi daha iyi
görmelerini sağlayıcı toplantılar, vb. düzenleyerek ve tertipleyerek öğrencilerin
beklentilerini karşılayabilmelidir.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN ÖZELLİKLERİ
 Eğitimle ilgili sorunları bilimsel yöntemlerle araştırabilme: Öğretmen, eğitim sisteminin ve
buna paralel olarak da sınıf ortamında sürekli problemlerle karşılaşacağını bilir ve
karşılaşılan problemleri bilimsel bir yönteme göre çözüm arar. Örneğin, sınıftaki
öğrencilerden okuma ve anlama bakımından geride olanların fiziksel ya da psikolojik
eksiklikleri olabileceğini düşünerek söz konusu öğrencilerin karşılaştıkları sınıf içi ve sınıf dışı
sorunları tespit eder. Öğrencilerin karşılaştıkları problemleri tespit ettikten sonra bunlar için
olası çözüm önerileri geliştirir ve bu önerileri deneyerek en uygun çözüm yoluna ulaşmaya
çalışır.
 Eğitimde bireysel farklılıkları dikkate alma: Etkili bir öğretmen sınıfında bulunan her
öğrencinin kendine has yetenekleri olduğunu, önemli olanın öğrencilerdeki bu yetenekleri
keşfetmek suretiyle açığa çıkarmak ve öğrencileri yetenekleri doğrultusunda
yönlendirmek olduğunu bilir. Yoksa öğrencinin sınıfta anlatılan her hangi bir dersten çok
ileri ya da geride olmasını öğrenci için olumsuz bir özellik gibi yorumlamamalıyız. Örneğin,
öğrenci matematik derslerinde biraz tutuk olabilir ama beden eğitimi ya da müzik
derslerinde pekala bir deha olabilir. Onun için öğretmen özellikle belli derslerde bir anda
istenilen başarıyı gösteremeyen öğrencilere karşı olumsuz önyargılar beslememelidir.
 Yenilik ve gelişmelere açık, kendini sürekli yenileyebilme: Çevredeki değişmelerden en
fazla ve çabuk etkilenecek kurum hiç kuşkusuz okuldur. Öğretmen meydana gelen bu
değişikliklere karşı hiçbir zaman arkasını dönemez, kayıtsız kalamaz. Örneğin, okul
ortamını da çok yakından etkileyen bilgisayara karşı öğretmen kendisini mutlaka
yenilmeli, kurslara gitmeli ve bir öğretici olarak öğrencilerinden bilgi bakımından daima
önde olmalıdır. Bunun için de öğretmen okumalı, kurslara gitmeli, bilmediği konuları
sormalı ve araştırıcı olmalıdır.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN ÖZELLİKLERİ
 Toplumsal değişmeleri anlayıp yorumlayabilme: İdeal ya da etkili bir
öğretmen çevrede ve içinde yaşadığı topluma karşı sorumludur. Onun
içindir ki, hizmet verdiği çevrede meydana gelecek değişmeleri yakından
takip ederek, bu değişmeleri toplumun anlayacağı şekilde anlatıp
yorumlayabilmeli, toplumun olumlu yönde değişme ve ilerlemesine
yardımcı olmalıdır. Bir başka deyişle öğretmen, toplumunun değişme
karşısında karşılaşacağı sıkıntıları kolayca aşabilmesi için onlara yardımcı
olmalıdır.
 Eğitim teknolojisindeki gelişmeleri yakından izleme: Günümüzde çağdaş
eğitim sistemlerini biçimlendiren sosyal, ekonomik, teknolojik ve eğitsel
koşullar değişmiştir. Eğitim hizmetlerini daha geniş kitlelere daha kaliteli
biçimde götürebilmek için çağdaş eğitim teknolojisinin tüm imkanlarından
etkili bir biçimde yararlanmak gerekmektedir. Bu imkanlardan yararlanmak
suretiyle öğrenmeöğretme ortamını iyileştirmek, eğitimin kalitesini
yükseltmek ve eğitim hizmetlerinin kapsamını genişletmek mümkündür. Bu
nedenle bu doğrultudaki yeniliklerin ve gelişmelerin yöneticiler, eğitimciler
ve öğretmenler tarafından izlenmesi ve uygulamaya konulması
gerekmektedir.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN ÖZELLİKLERİ
 Araştırmacı bir yapıya sahip olma: Araştırıcılık, bir öğretmenin en fazla
yaptığı ya da yapması gerektiği rollerden biridir. Çünkü sınıfta öğretici, rol
modeli ve bilgi dağıtıcısı durumunda olan öğretmen, sınıfta anlatacağı
konuları, kendisine sorulan soruları ya da öğrencilere yararlı olacağını
düşündüğü konuları araştırmak için kendisini hazır hissetmeli ve istekli
olmalıdır.
 Yüksek başarı beklentisi: Öğretmenin öğrencilerden beklentileri ile
öğrencilerin başarıları arasında yüksek ilişki vardır. Bu nedenle öğretmen
öğrencilerinin başarılı olacağına inanmalı ve onları başarılı olmaları için
desteklemelidir. Araştırmalar öğretmenin öğrenciden beklentisi yüksek
olduğu zamanlarda öğrencinin daha çok öğrendiğini göstermiştir. Bloom,
tam öğrenme konusunda yapmış olduğu deneysel araştırmalarda her
öğrencinin ihtiyaç duyduğu zaman ve ek öğrenme imkanları sağlandığında
hedeflenen öğrenme düzeylerine ulaşabileceklerine dikkati çekmiştir. Bu
noktadan hareketle şu sonuca varılabilir. Öğretmen anlatmasını bildikten ve
öğrencisini başarılı olacağına inandırdıktan ve ona yardım ettikten sonra
bütün öğrenciler başarılı olacaktır. Zaten tam öğrenmenin temelinde de bu
ilke yatmaktadır.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN ÖZELLİKLERİ
 Etkili Bir Öğretmende Bulunması Öngörülen Özellikler
 Sabırlı davranır, olaylar karşısında dayanıklıdır ve duygularını kontrol altında
tutar.
 Farklı inanç, görüş ve gruplara saygılı ve uzlaştırıcıdır.
 Kılık kıyafetine, temizlik ve düzene özen gösterir.
 Kendini geliştirmeye ve eleştirmeye açıktır.
 Kişisel sorunlarıyla sınıfı ve okulu meşgul etmez.
 Öğrencileri güdüleyici özelliklere sahiptir.
 Başarıya odaklanmıştır, öğrenciden yüksek başarı beklentisi içinde,
destekleyicidir.
 Düşünce ve davranışlarıyla öğrenciler için modeldir.
 Öğrencilere karşı güler yüzlü, hoşgörülü ve sevecendir.
 Öğrencilere karşı güvenilir, dürüst, objektif, sırdaş ve dosttur.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN ÖZELLİKLERİ
 Etkili Bir Öğretmende Bulunması Öngörülen Özellikler:
 Sınıfta yapıcı ve eğitsel bir disiplin oluşturur.
 Liderlik özelliklerine sahiptir.
 Öğrencileri, velileri, çevresini etkilemede başarılıdır.
 Arabuluculuk, hakemlik, temsilcilik özelliklerine sahiptir.
 Cesaretlendirici ve destekleyicidir.
 Sevecen, anlayışlı ve esprilidir.
 Sorunlardan yakınmak yerine çözüm bulmak için çaba harcar.
 Sınıfta otoriteyi sağlar, sınıfı grup olarak cezalandırmaz, cezaları bireysel
olarak verir.
 Verdiği ödevleri takip ve kontrol eder.
 Eğitim bilimlerinin temel kavramlarını tanır ve öğrenmeyi kolaylaştırır.
 İyi bir gözlemcidir, kendini sürekli yenileme gayreti içindedir.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN ÖZELLİKLERİ
 B) Mesleki Özellikler
Öğretmenin temel görevi öğrenmeyi sağlamaktır. Öğretmenlerin bu görevi
yerine getirebilecek mesleki niteliklere sahip olması gerekmektedir.
Öğretmenin mesleki niteliği genel kültür, konu alanı bilgisi ve öğretmenlik
meslek bilgi ve becerilerine bağlıdır. Bir öğretmenin kişilik özellikleri ne
kadar olumlu olursa olsun bu özelliklere sahip olmadığı taktirde etkili bir
öğretmen olması mümkün değildir.
Buna ek olarak öğretmenlerin öğrencilerin yanında öğrenci velileri ve
topluma karşı da sorumlulukları vardır. Çelikten ve Can tarafından ideal
öğretmenlerin özellikleri konusunda yaptıkları çalışma sonuçlarına göre,
veliler öğretmenin mesleksel özellikleri olarak, öğrenciler arasında ayırım
yapmaması, onları bir üst öğrenime ve hayata hazırlaması, okul-aile
ilişkilerine önem vermesi, öğretim etkinliklerini planlı yürütmesi, zamanı etkili
kullanması, diğer öğretmen ve yöneticilerle işbirliği yapması vb. gibi
beklentiler etkili öğretmen özellikleri olarak saptanmıştır. göre de
öğrencinin sağlıklı bir kişilik gelişiminde ve akademik başarısında okulun ve
öğretmenin kendi çabası yeterli değildir. Bu konuda öğretmenin içinde
bulunduğu çevredeki insanlar ve öğrenci velileriyle iletişime geçmesi ve
onların katkılarını alması eğitim ve öğretimin başarısı için son derece
önemlidir.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN ÖZELLİKLERİ
 Mesleksel Özellikler
 Zamanı etkili kullanır, derslere zamanında başlar ve zamanında bitirir.
 Diğer yönetici ve öğretmenlerle işbirliği yapar.
 Öğrencinin sorunlarını, fizyolojik, duygusal, sosyal özelliklerini bilir ve buna göre davranır.
 Öğrencilerin problem çözme, sistematik ve yaratıcı düşünme becerilerini geliştirmeye
çalışır.
 Öğrendiklerini pratiğe dönüştürebilen bireyler yetiştirir.
 Öğrencileri bir üst öğrenime, topluma ve hayata hazırlamaya çalışır.
 Öğretim ve öğrenmeyle ilgili son gelişmeleri izler ve sınıfta uygulamaya çalışır.
 Sınıf yönetiminin tüm etkinliklerinde öğrencinin katılımını esas alır.
 Kendini sürekli geliştirmenin arayışı içinde olur.
 Güvenilir ve geçerli ölçme tekniklerini kullanarak öğrenci başarısını objektif değerlendirir.
 Öğrencilere, eğitimin, öğrenmenin yaşam boyu devam eden bir süreç olduğu bilincini
kazandırır.
 Özgür bir sınıf ortamı hazırlayarak öğrencilerin girişken, kendini gerçekleştirebilen bireyler
olmasını sağlamaya çalışır.
 Her türlü öğretim yöntem, teknik ve stratejilerinden öğretimde yararlanır.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN ÖZELLİKLERİ
 Öğretmenin mesleksel özellikleri üç başlık altında incelenebilir:
 1-) Alan Bilgisi: Öğretmen yetiştirme programlarında öğretmen adayının
belirli bir alanda uzmanlık bilgisine sahip olması amaçlanmaktadır. Sınıf
öğretmeni, fen bilgisi öğretmeni, Türkçe öğretmeni gibi. Dolayısıyla
programda yer alan derslerin bir kısmı da bunu sağlamaya dönüktür.
Öğretmenin mesleki başarısı için öncelikle kendi uzmanlık alanını iyi bilmesi
gerekir. Her ne kadar “öğretmen olunmaz, doğulur” biçiminde bir söz var
ise de öğretebilme için önce bilmek gerekir. Örgün eğitim kurumları
kültürün daha çok bilim ürünü olan bilgi ve becerilerini kazandırmaya
çalışırlar. Ülkemizde eğitim programları Tarih, Coğrafya, Matematik,
Edebiyat gibi konu alanlarına göre düzenlenmiştir. Bu nedenle öğretmenler
aynı zamanda konu alanı uzmanı olmak zorundadırlar.
2-) Öğretmenlik Meslek Bilgisi: Öğretmenin bir alanı ya da konuyu çok iyi
bilmesi, öğretimin önkoşulu olmasına karşılık başarılı bir öğretim için yeterli
değildir. Öğretmen, bildiğini nasıl öğreteceğini de bilmelidir. Bir öğretmenin
bir alanda uzmanlık bilgisine sahip olması yanında aynı zamanda
öğretmenlik mesleği ile ilgili bazı bilgi ve becerilere de gereksinimi vardır.
Öğretmen konu alanını ne kadar iyi bilirse bilsin, sahip olduğu bilgileri
öğrencilerine aktaramazsa mesleğinde başarılı olamaz. Bu nedenle
öğretmenin, öğretme becerisine sahip olması gerekir.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN ÖZELLİKLERİ
 Öğretim Sürecini Planlama: İyi hazırlanmış bir öğretim planı, öğretmeninin
öğrenciyi öğrenme işine katması ve başarılı olmasında büyük rol oynar. Ancak
öğretmen sınıf ortamında gerekirse öğrenci ihtiyaçlarına uygun olarak planını
değiştirebilmeli ve öğrencilere alternatif etkinlikleri sunabilmelidir. Öğretmenin
bunu gerçekleştirebilmesi için, deneyimli, esnek ve uyarlayıcı niteliklere sahip
olması gerekir. Her ne kadar öğretmen anlatacağı konuları ders planına göre
anlatması gerekli ise de öğrencilerin fiziksel ve psikolojik “hazır bulunuşluk”
düzeylerini de göz önüne alması gerekir. Anlatılacak konulara bir şekilde hazır
olmayan öğrenci grubuna da öğretmen sırf ders planını harfiyen takip etmek ,
konuları yetiştirmek ya da okul idaresiyle ters düşmemek vb. sebeplerle “hazır”
olmayan öğrenci grubuna ne pahasına olursa olsun “konuları yetiştirme” yolunu
seçmemelidir. Çünkü “hazır bulunuşluk” çağdaş bir eğitim-öğretim sürecinde
en önemli faktörlerden biridir.
 Çeşitlilik Getirebilme: Etkili bir öğretmen anlatılacak konuları özellikle öğrenci
grubunun ve anlatılacak konuları da dikkate alarak konunun asıl temasını
kaybetmeden çeşitlilikle anlatabilmelidir. Burada özellikle yardımcı materyaller,
teknolojiden yararlanma ya da anlatılacak konuda “uzaman” olduğu
düşünülen kişilerden de yararlanılabilir. Bu sayede hem öğrencilerin görüş
açıları gelişir, hem de uzman kişilerin özelliğine göre birinci kaynaktan bilgi
edinmiş olurlar. Öğretmenin sınıf ortamına değişiklik getirebilmesi için yeniliklere
açık ve yaratıcı olması, okul yönetiminin de öğretmene bu konularda yardımcı
olması ve dışarıdan uzman davet edilmesi konularına sıcak bakması gerekir.
Mesleki becerileri kuvvetli ve deneyimli, teknolojik materyallere ilgisi olan
öğretmenler için değişiklik sağlamak daha kolay olmaktadır.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN ÖZELLİKLERİ
 Öğretim Süresini Etkili Kullanma: Öğretmenin akademik öğrenme süresini
uzatması için, derslere hazırlıklı ve tam zamanında girmesi, öğretim sürecinde
kullanacağı materyalleri önceden hazırlaması, sınıfın kurallarını önceden
belirleyerek öğrencilerin uymasını sağlaması, süre artarsa kalan zamanı nasıl
değerlendireceğini planlaması gerekir. Çünkü, öğretmen bilmelidir ki,
öğreteceği dersin süresini uzatma imkanı ve lüksü yoktur, ancak derse hazırlıklı
girdiği zaman sınırlı olan süreyi etkili kullanabilecektir. Bunun için de vereceği
örnekleri, öğrenciler tarafından sorulan soruları akıllıca cevaplamalı ki ders
süresi etkili olarak kullanılabilsin. Ayrıca öğretmen öğrenciler tarafından sorulan
soruları ayıklayabilmeli, hangi soruların “öğrenme” amaçlı hangilerinin “dersi
kaynatma amaçlı” vb. olduğunu bilmeli ve öğrenme amaçlı soruları
cevapladıktan sonra dersi kaynatma amaçlı soruları bir şekilde öğrencileri de
küçük düşürmeden konulara devam etmelidir.
* Katılımcı Öğretim Ortamı Düzenleme: Öğrencilerin etkin katılımı sağlamak için
öğretmenin katılımcı öğretim yöntem ve tekniklerini iyi bilmesi, sınıfta
öğrencilere düşünmeye, öğrenmeye teşvik edecek sorular sorabilmesi
gerekmektedir.. Anlatılacak konu özelliği gereği her ne kadar anlatım
yöntemine ya da öğretmenin daha etkin olmasını gerektiren başka yöntemleri
gerektirse de öğretmen bir şekilde öğrencilerin katılımını sağlamalıdır. Çünkü
öğrencilerin katılımının sağlandığı öğretim yöntemlerinde başarının arttığı
eğitimciler tarafından genel olarak kabul edilen bir uygulamadır. Kuşkusuz bazı
öğrenciler bireysel farklılıklardan, yetişme tarzlarından ya da o bölgede hakim
olan kültürleri gereği pek konuşmak, derse katılmak istemeyebilirler. Bu
durumda öğretmen öğrencileri rencide etmeden, arkadaşları arasında küçük
düşürmeden derse katılımını sağlamalıdır. Ayrıca öğretmen, derse katılımı olan
öğrencileri de sözle, notla vb. şekillerde ödüllendirmelidir.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN ÖZELLİKLERİ
 Öğrencilerdeki Gelişimi İzleme: Etkili bir öğretmen sınıftaki bütün
öğrencilerin gelişmelerini izlemeli, kaydetmeli ve sınıf ortalamasının altında
kalan öğrenciler için alternatif yöntemler uygulamalıdır. Bu yöntemlerin
uygulanmasında diğer öğretmenlerin, öğrenci velilerinin ve şüphesiz
öğrencilerin kendilerinin de görüşleri alınmalıdır. Uygulanacak yöntemler
bazı öğrenciler üzerinde olumlu etki gösterebilir, olumlu etki görülmeyen
öğrenciler için hemen olumsuz tavırlar takınmadan program gözden
geçirilmeli ve gerekirse başka yöntemler sabırla denenmelidir.
Unutulmamalıdır ki, burada önemli olan öğrenciyi topluma ve hayata
kazandırmaktır.
 3) Genel Kültür: Hangi dersi okutursa okutsun, öğrencilerin sosyalleşmesini
sağlamak ve onlara kültürü aktarmak bütün öğretmenlerin görevleri
arasında yer almaktadır. Temel görevi öğrencinin sosyalleşmesi ve
toplumsal kültürü öğrenciye aktarmak olan öğretmenin bu görevini
başarıyla yerine getirebilmesi için içinde yaşadığı toplumu, kültürel
özellikleri ile birlikte tanıması gerekir. Öğretmen görev yaptığı yerleşim
biriminin özelliklerini, ailelerin yaşam tarzını, değerlerini ve normlarını
bilmelidir. Aksi taktirde istemedikleri halde kendilerini çevre, aile veya
öğrenci ile çatışma halinde bulabilirler.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN ÖZELLİKLERİ
 Öğretmenlerin Rolleri
Rol, toplumda belirli bir statüde bulunan bir bireyden göstermesi beklenen
davranışlar seti olarak tanımlanmaktadır. Bir öğretmenin okul içinde çeşitli
rolleri söz konusudur Bunlardan bir kısmı psikolojik roller diye adlandırılır.
Psikolojik rollerin oynanması öğretmenin mesleki yeterliği, kişilik özelliği ile
sınıftaki öğrencilerin durumuna göre farklılık gösterebilir. İyi bir öğretmenin
söz konusu bu rolleri etkin bir biçimde yerine getirmesi beklenir. Bir rolün iyi
oynanması, o rolü oynayacak kişinin, o rolü gereklerine uygun olarak
yetiştirilmesiyle olanaklıdır.Öğretmene yüklenen roller, karşılaşılan
sorunlara, kültürlere, toplumlara, zamana, koşullara, yetiştirilecek insan
modeline göre değişebilmesine karşın öğretmenlik mesleği ile ilgili
kaynaklarda öğretmene yüklenen bazı roller aşağıda kısaca açıklanmıştır.
 a) Temsilcilik: Temsil işlevi öğretmenin dışa yansıyan en önemli işlevidir.
Temsil işlevi, öğretmenin dışa açılmasını, okulunu çevrenin şartlarına uygun
biçimde yönetmesini ve dış ilişkilerinin düzenli, etkili ve verimli bir şekilde
gerçekleşmesini sağlar. Öğretmen içinde yer aldığı, üyesi olduğu öğretmen
grubunu ve topluluğunu temsil eden kişidir. Davranışlarıyla, hareketleriyle,
giyim-kuşamıyla hem bireysel olarak kendini hem de öğretmen olarak
mesleği temsil etmektedir. Öğretmen olumlu ve özellikle de olumsuz olarak
yaptıklarından hem kendisine hem de topluma karşı sorumluluk taşır.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN ÖZELLİKLERİ
 b) Liderlik/başkanlık: Yönetme, aynı zamanda, liderlik ve rehberlik etme
demektir. Liderlik, yönetim ve yöneticiliğin sanat yönünü oluşturan ve daha
çok doğuştan geldiğine inanılan bir fonksiyondur. Liderlik, örgütün
amaçlarını gerçekleştirmek için, bireyleri güdüleme, etkileme ve hedefe
yöneltme sanatıdır. Lider, başkalarını etkileme gücü olan kişidir; yoksa,
olağanüstü gücü olan kişi değildir.
Öğretmen, gerek içinde yer aldığı öğretmen grubunda gerekse birlikte
olduğu öğrenci grubu içinde bir liderlik rolü üstlenmek durumundadır. Bu
liderlik bazen geleneksel olabileceği gibi çoğu zaman da demokratik bir
yapıda olabilir. Öğretmen, lider olarak sorumlu olduğu sınıfı, okulu ve
hizmet verdiği çevre ve toplumu yönlendirmek ve aydınlatmakla da
görevlidir.
c) Öğreticilik: Öğretmen, uzmanlık alanıyla ilgili bilgileri aktaran kişidir.
Sınıfındaki öğrencilerin hepsinin aynı seviyede ve düzeyde
öğrenemeyeceğini bildiği için her öğrencinin en etkili biçimde
öğrenebileceği yolu tespit ederek ona göre plan ve program yapar.
Bununla birlikte, iletişim ve etkileşimde bulunduğu öğrenci velisi, diğer
öğretmenler ya da toplumda karşılaştığı diğer kişilerle de ilişkilerinde hep
öğretici, bilgi yayıcı konumunu devam ettirir.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN ÖZELLİKLERİ
 d) Arabuluculuk: En az iki kişinin birlikte çalıştığı örgütlerde anlaşmazlıklar, çıkar
çatışmaları ya da yanlış anlaşılmadan kaynaklanan problemler olacaktır. Hele
bu örgüt okul gibi çok sayıda kişi ve grupların ilgi alanı içinde olursa veli,
öğretmen, öğrenci ve idare arasında çok sayıda ve değişik boyutlarda
anlaşmazlıkların olması kaçınılmazdır. İşte bu gibi durumlarda öğretmen üzerin
arabuluculuk konusunda büyük görevler düşmektedir. Öğretmen, bireyler ve
gruplar arası çatışmalarda bir arabulucu rolü üstlenmek durumundandır.
İlkokul öğrencileri öğretmenlerini çok iyi arabulucu olarak görürler. Grup
çalışmalarında, oyunlarda ya da bir şeyi paylaşamadıklarında öğretmen onları
uzlaştırır. Öğretmen öylesine arabulucudur ki, okul dışında, evde ya da oyun
alanında anne babasıyla, kardeşleriyle, arkadaşlarıyla anlaşmazlığa
düştüğünde yine öğretmeni arabuluculuk yapsın ister.
e) Hakemlik: Öğretmen, okul ve sınıf ortamında eğitimle ilgili bilinen bir takım
kuralların uygulayıcısıdır. Hepimizin çok yakından hatırladığı ve en azından
birkaç sefer tecrübe edinmiş olabildiği gibi arkadaşlarımızla, diğer
öğretmenlerimizle ya da okul idaresiyle bir sıkıntımız olduğu durumlarda bize en
yakın olan sınıf öğretmenimiz olmaktadır. Bir başka deyişle öğretmenimiz bizi
içine düştüğümüz sıkıntılı durumdan kurtarmak için bize rehberlik etmekte,
karşılaştığımız problem konusunda hakemlik yapmaktadır. Sadece okulda değil
duruma göre toplum içerisinde de hakemlik rolünü üstlenebilmektedir.
Öğretmen, çeşitli durumlarda haklıyı haksızı, iyiyi kötüyü, suçluyu suçsuzu ayırt
etmek durumundandır.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN ÖZELLİKLERİ
 f) Rehberlik: Bireye toplumda açık gelişme imkanları ve uyması gereken kurallar
hakkında bilgi verme rehberliğin en önemli işlevidir. Rehberliğin “bilgi verme”
işlevi” olarak adlandırılan bu hizmeti, öğrenciyi, yetenek ve ilgilerine uygun
okullar, programlar ve meslekler hakkında aydınlatma, ona görgü ve disiplin
kuralları hakkında bilgi verme gibi faaliyetleri kapsar. Rehberliğin en önemli
işlevi, bireyin kendisi ve çevresi hakkında edindiği bilgileri özümsemesine ve
doğru, sağlıklı tercihler yapabilen bir kişi olmasına yardımcı olmaktır.
 g) Yargıç, bilgiç ve dedektif öğretmen: Öğrencilerin gözünde öğretmen bir
yargıçtır, hatta yargıç kavramının ne anlama geldiğini bilmeseler bile. Çünkü
öğrencilerin gözünde öğretmen belli bir dersen “geçti” derse öğrenci sınıfını
geçer, öğretmen “kaldı” derse öğrenci sınıfta kalır. Öyle ki, öğretmenin
öğrencinin geleceği ile ilgili kararlar vermesi hemen hemen pek sorgulanmaz.
Öğretmen, öğrencilerine göre çok şey bilir. Hatta her şeyi bilir. Öğrenci
bilmediği her şeyi öğretmenine sorar. Hemen cevap alacağı, en doğru cevabı
alacağı inancıyla sorar. İlkokul öğrencisinin gözünde öğretmen öylesine bilgiçtir
ki, belli bir konuda uzman olan anne ya da babasının söylediklerini “Sen bizim
öğretmen kadar mı bileceksin...” diye reddeder.
Öğrencilerin öğretmenlerinden beklediği rollerden biri de dedektifliktir.
“Öğretmenim kalemim kayboldu”, “silgimi almışlar”, ya da “kitabımı
karalamışlar” gibi şikayetlerde bulunur. Adeta bütün bunları yapanları bul ve
cezalandır gibi istek ve beklentileri vardır.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN ÖZELLİKLERİ
 Öğretmenlik Mesleğinin Güçlendirilmesi
 Öğretmenlerin statüsünü ve gücünü belirleyen temel unsurlardan birinin sosyal
ve ekonomik durumları olduğu, ücretlerin yetersizliğini ve itibarını olumsuz
yönde etkilediği ve mesleğe daha az yetenekli personelin gelmesine sebep
olduğu çeşitli araştırmalarla ve dile getirilmektedir. İyileştirilmeye çalışılan
maaşların artış oranları yüksek olmasına rağmen maaşların 1980-90 yılları
arasında enflasyon karşısında yüzde 47 oranında erdiği dikkate alınırsa,
öğretmenleri istenilen refah düzeyine ulaştırmaya yetmediği görülmektedir.
Sosyal ve ekonomik yönden tatmin edilemeyen öğretmenlerin, doğu ve
güneydoğu bölgelerinde istihdam edilmelerinde sıkıntı çekilmiş, bunun üzerine
de bu bölgede çalışanlar için zaman zaman teşvik tedbirleri getirilmiş, maaş ve
vergilerdeki bazı düzenlemeler ile hayat şartlarının iyileştirilmesine çalışılmıştır.
Özellikle Milli Eğitim Şura’larında mesleğe ilgi ve itibarın yeniden kazandırılması
için ciddi çabalar görülmüş, sosyal ve ekonomik durumların güçlendirilmesi
istenmiştir. Ele geçen maaşın çok yerde ev kirasını bile karşılamaya yetmediği,
büyükşehirlerde ek iş yapanların bulunduğu yapılan araştırıma raporlarında yer
almaktadır. Öğretmenlerin sosyal, kültürel ve moral ihtiyaçlarının karşılanması
amacıyla 1981 yılından itibaren tesis edilmeye başlanan öğretmenevleri ile
eğitim merkezi ve sosyal tesislerin gerek nicelik, gerekse nitelik açısından
iyileştirme çabaları olmuşsa da, Türkiye’deki mevcut öğretmen sayısına göre
yetersiz kalmıştır.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN ÖZELLİKLERİ
 Her toplum için öğretmen ve öğretmenlik mesleği çok önemli bir konuma
sahiptir. Çocuğun toplumsallaşmasında, toplumun kültür ve değerlerinin genç
kuşaklara aktarılmasında, bireylerin ve toplumun bilinçlendirilmesinde, mevcut
siyasi düzenin ve demokratik ideallerin korunmasında ve geliştirilmesinde ve
ülkenin ekonomik kalkınmasında öğretmenin önemi tartışılmaz bir gerçektir. Bu
sebeple, Türkiye’de öğretmenlik mesleğinin hak ettiği statü ve şartlara
kavuşturulması ve mevcut sorunların çözülmesi öncelikli olarak ele alınması
gereken bir konudur. Bu konuda yapılması gerekenleri dört başlık altında
toplayabiliriz:
 a) Öğrenci Seçimi: Öğretmenlik mesleğine nitelikli ve istekli öğrencilerin
alınması, orta öğretimden iyi derecelerle mezun olmuş gençlerin öğretmenlik
programlarını tercih eder duruma getirilmeleri, öğretmenlik mesleğinin statü ve
kalitesinin arttırılmasına büyük katkı sağlayacaktır. Nitekim M.E.B. ve Y.Ö.K.
işbirliği ile 1998’de tamamlanan “Eğitim Fakültelerinin Yeniden Yapılanması”
çalışmaları çerçevesinde öğretmenlik programlarını ilk sıralarda tercih eden
öğrencilere burs verilmesi, eğitime katkı payı ve sağlık giderlerinin karşılanması
gibi öğretmenliği özendirici uygulamalar sonuçlarını vermeye başlamıştır. Bu
gün daha fazla sayıda öğrencinin ilke beş tercihleri arasına öğretmenlik
programlarını seçtikleri ve üniversiteye girişte öğretmenlik taban puanlarının
yükseldiği görülmektedir. Nitekim Erciyes Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nin
öğretmenlikle ilgili bölümlerini tercih eden öğrencilerin ÖSS giriş puanları anılan
üniversitede tüm fakülteler arasında Tıp fakültesinden sonra ikinci en yüksek
puanla öğrenci alan fakülte konumuna yükselmiştir.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN ÖZELLİKLERİ
 Ne yazık ki, üniversitelerin fakülte ve bölümlerine öğrenci alımlarında ülkenin ihtiyaç
duyduğu insan gücü yerine politik kaygılar ön plana çıkarıldığı için ihtiyaçtan çok fazla
kontenjan ayrılmaktadır. Sonuçta da öğretmenlik bölümlerinde okuyan öğrenciler daha
birinci sınıfta iken mezun olduktan sonra KPS Sınavlarında başarılı olup olamayacakları
kaygısını taşımaktadır. Bu kaygı da geleceğin öğretmenlerini daha öğretmenlik mesleğine
adım atmadan yıpratmaktadır.
b) Öğretmen Eğitimi: Öğretmenler artık bilgi ve teknolojinin hızla geliştiği, ulusal sınırların
ortadan kalkmaya başladığı, kültürler arası etkileşim ve iletişimin arttığı, küreselleşen bir
dünyada görev yapmaktadır. Bu özelliklere sahip öğretmenleri yetiştirebilmek içi Eğitim
Fakülteleri’nde ve Öğretmen Yetiştirme Programlarında yapılan son değişiklikler önemlidir.
Ancak, mevcut Eğitim Fakülteleri gerek fiziki imkanlar ve gerekse öğretim elemanı sayısı
ve niteliği bakımından oldukça yetersizidir. Öğretmenlik uygulamaları için ayrılan zaman
yeterli olmakla birlikte öğretmen adayları çeşitli nedenlerle uygulamada kendilerini
geliştirecek yeterli fırsatlar bulamamaktadır. Örneğin, öğretmenlik uygulamaları için
“anlaşmalı okullara” gönderilen öğrenciler gittikleri okullarda adeta bir üvey evlat olarak
görmekte, geleceğin öğretmenleri olarak görülmemektedirler. Diğer dikkati çekilmesi
gerek bir sorun da uygulamalara giden öğrencilerin belli bir okula çok sayıda
gönderilmeleridir. Şöyle ki, öğretmen adaylarından oluşan 50 kişilik bir sınıf uygulama için
ancak bir ya da iki okula gönderilmekte, bu da gidilen okulda ister istemez yapay bir
problem oluşturmaktadır. Öğrencilere uygulamaya gittikleri okullarda belli bir oda ya da
bölüm tahsis edilmemekte, öğretmenler odasından yararlandırılmamakta ve ders
aralarında hem dinlenmek hem de arkadaşlarıyla sağlıklı bir tartışma ortamı
bulamamaktadırlar. Derslerini izlemek için dersine girdiği öğretmenler de öğretmen
adaylarına gereken ilgi ve rehberlik hizmetlerini göstermediklerinden yakınmaktadırlar.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN ÖZELLİKLERİ
 c) Öğretmenlerin İstihdamı: Hiç gözden uzak tutulmaması gereken önemli
bir nokta, iyi ve nitelikli öğretmen için nitelikli ve yetenekli adaylar
gerektiğidir. Üniversite muzunu olan herkes öğretmenlik yapamaz. Herkes
öğretmen olursa, öğretmenlik bir meslek sayılmıyor demektir. Oysa Milli
Eğitim Temel Kanunu, “öğretmenlik özel bir ihtisas mesleğidir” diyor. İyi
öğretmen yetiştirmek için eğitim fakültelerindeki öğretim elemanları
üzerinde de sıkı bir şekilde durmak gerekir. “Öğretmen yetiştiren öğretmen
tipi” büyük önem taşımaktadır .Oysa iyi öğretmen ve iyi öğretim elemanı
konusu ülkemizde çoğu zaman çok ihmal edilmiştir. Ayrıca, öğretmenler
yurt düzeyinde dengesiz olarak istihdam edilmektedir. Batı ilerinden
doğuya, kentlerden köylere doğru gidildikçe öğretmen sayıları
azalmaktadır. Bazı okullarda gereğinden fazla öğretmenin bulunması, Milli
Eğitim Bakanlığı’nın “norm kadro” uygulaması başlatmasına neden olmuş,
ancak bu konuda henüz tam başarılı olunamamıştır.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN ÖZELLİKLERİ
 Öğretmenlik mesleğine yeni başlayacak adaylar, atanmalarında esas alınmak üzere üç il
tercihi yaparken, Türkiye’nin her yerinde görev alabileceklerini belirten adaylar, öğretmen
ihtiyacı nispetinde Türkiye’nin çeşitli bölgelerine öğretmen olarak atanabilmektedir.
Ancak, burada da şöyle bir dengesizlik ortaya çıkmaktadır. KPSS sonuçlarına göre
öğretmen tercihlerini kabul eden Milli Eğitim Bakanlığı öğretmen adaylarının tercihlerine
göre atama yapmaktadır. Doğal olarak sınavda yüksek puan almış öğretmen adayları da
Türkiye’de daha gelişmiş, kısmen barınma ve güvenlik sorunları olamayan bölgelerini
tercih etmektedirler. Yalnız bu durumun gelişmemiş bölgelerdeki öğrenciler üzerindeki
etkilerine dikkat çekmek istiyorum. Özellikle Doğu ve Güney Doğu bölgelerimize daha
düşük puanlarla giden öğretmenler gittikleri okullara vardıklarında bir şekilde yolunu bulup
ataması yapıldığı okuldan “kurtulmaya” çalışmak istemektedirler. Bunun kamu oyu
tarafında bilinen ve en çok başvurulan “yolları” ise evlenme, rapor alma, lisansüstü eğitime
başlama, yakınları için hastalıktan dolayı bakmakla yükümlü raporu alma, vb. şeklinde
olmaktadır. Bu durum ise o bölgedeki öğrencileri olumsuz olarak etkilemektedir.
Herşeyden önce ataması yapılan öğretmen kendisini gittiği okulda kalıcı görmediği için
uzun ya da orta vadeli planlar yapmamaktadır. Öğrencilerin sorunlarını ve kendisine
yöneltilen soruları “geçiştirmekte”, “günübirlik yaşamakta” ve görev yaptığı çevreyle
psikolojik bir bağ kurmamaktadır. Diğer bir sorun alanı da öğrencileri doğrudan
etkilemektedir. Şöyle ki, öğrenciler hep tecrübesiz, çalıştığı bölgeyi ve insanını
benimsememiş öğretmenlerden ders almak zorunda kalmakta, bu da öğrenciler üzerinde
ileride telafisi mümkün olamayan ruhsal ve bedensel problemlere yol açmaktadır. Şu anda
mecburi hizmet ve norm kadro uygulamaları gündemde olmasına rağmen, ne yazık ki
belli bölgelerimize tecrübeli, kaliteli, etkili öğretmen göndermekte sıkıntılarla
karşılaşılmaktadır.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN ÖZELLİKLERİ
 SONUÇ
Toplumun ve Türkiye’nin geleceği için, öğretmen ve öğretmenlik mesleği
üzerinde gereğince durulmalıdır. Bilindiği gibi bir eğitim sisteminin en önemli
öğesi öğretmendir. İyi eğitimi iyi öğretmenler, nitelikli eğitimi de nitelikli
öğretmenler yapar. Ayrıca öğretmenin eğitim-öğretim etkinlikleri ve rolleri
de giderek artmaktadır. Öğretmenlik, özel uzmanlık mesleği olmanın yanı
sıra bir sanattır. Sorun iyi bir öğretmen yetiştirmektir. Çünkü iyi eğitimi iyi
öğretmenler yapar. Şunu çok iyi bilmeliyiz ki, Türkiye Cumhuriyeti’ni
kuranlar, o zamanki yoksulluklar ve yoksunluklar içinde bile öğretmen
niteliği üzerinde ısrarla durmuşlardır.
Öğretmen yetiştirme, kapsamlı ve çok boyutlu bir konudur. Öğretmen
adaylarının seçimi, hizmet öncesi eğitimi, uygulama dönemi ve bu
dönemdeki izleme-değerlendirme çalışmaları, hizmet içi eğitim gibi
konular, tümüyle öğretmen yetiştirme kavramı içine girer. Bir eğitim
sisteminin en önemli öğesi öğretmendir. Çünkü iyi ve nitelikli eğitimi nitelikli
öğretmenler yapar.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN ÖZELLİKLERİ
 Ortaya çıkan bu değişiklikler öğretmen eğitiminin yeniden
yapılandırılmasını ve teknik yeterliklere sahip öğretmen yetiştirme sorununa
dikkati çekmektedir. Öğretmenlerin alan bilgisi, öğretim süreçlerinde geniş
bilgi ve beceri birikimi ile işbirliği, koordinasyon ve değerlendirmeyi içeren
alanlardaki yeterliklere sahip olabilmeleri için, öğretmen yetiştiren ulusal
programların yeni taleplerini karşılayacak şekilde planlanması ve
geliştirilmesi gerekir. Öğretmenin rolünün giderek değişmeye başlaması,
hem beklentilerin hem de uygulanan süreçleri önemli ölçüde
etkilemektedir.
Dünyamızın giderek küçülmesine karşılık eğitim alanındaki sorunların
giderek çoğaldığı bilinen bir gerçektir. Türkiye’de de bir çok toplumsal
sorunun temelinde eğitimin yer aldığı ve ne yazık ki bu sorunların gün
geçtikçe daha karmaşık hale geldiği bilinmektedir. Bu durum eğitimle ilgili
kişi ve kurumların konuya daha büyük bir hassasiyetle eğilmelerini zorunlu
hale getirmiştir.Yukarıda belirtilen sorunların çözümü için, öğretmenlerin yurt
içinde istihdamları konusunda sağlıklı bir insan gücü planlaması yapılmalı,
gelecekte hangi niteliklerde ve sayıda öğretmene ihtiyaç duyulacağı ve
bunların nasıl karşılanacağı önceden belirlenmelidir.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN ÖZELLİKLERİ
 KAYNAKLAR

Akyüz, Y. (1987). Tarihi süreç içinde Türkiye’de öğretmen yetiştirme, Öğretmen Yetiştiren Yüksek Öğretim Kurumlarının DünüBügünü-Geleceği Sempozyumu, Ankara: s.38.

Altınok, İ.H. (1999). Türkiye’de öğretmen yetiştirme politikaları ve öğretmen yeterlikleri, İlk ve Orta Öğretimde Fen-Fizik Eğitimi
Sempozyumu, Akdeniz Üniversitesi, Antalya.

Aytürk, N. (1999). Yönetim Sanatı, Ankara: Yargı Yayınevi.

Balcı, E. (1991). Öğretmenlerin rolleri, Eğitim Sosyolojisi, Ankara.

Balcı, A. (1996). Etkili Okul:Kuram, Uygulama ve Araştırma, Ankara: Yavuz Da-

ğıtım.

Baloğlu, Z. (1990). Türkiye’de Eğitim, TUSİAD, ss. 85-86.

Başaran, İ.E. (1985). Örgütlerde İşgören Hizmetlerinin Yönetimi, Ankara: A.Ü. Eğitim Bilimleri Fak. Yay. No. 139.

Battal, N. (2003). Cumhuriyet Üniversitesi’nin Açılışında Yaptığı Konuşma, Eğitimde Yansımalar: VII Çağdaş Eğitim
Sistemlerinde Öğretmen Yetiştirme Sempozyumu, Cumhuriyet Üniversitesi Kültür Merkezi Sivas, ss.13-14.

Bloom, B. S. (1979). İnsan Nitelikleri ve Okulda Öğrenme, Çev. Durmuş Ali Özçelik, Ankara: Milli Eğitim Basımevi.

Brophy, J. (1981). Teacher praise: A functional Analysis, Review of Educational Reserch, 51 (1), 5-32.

Bursalıoğlu, Z. (1994). Okul Yönetiminde Yeni Yapı ve Davranış, Ankara: Pegem Yayınları.

Büyükkaragöz, S. ve diğ. (1998). Öğretmenlik Mesleğine Giriş (Eğitimin Temelleri), Konya:Mikro Yayınları: No.07.

Çelikten, M. ve Can, N. (2003). Yönetici, Öğretmen ve Veli Gözüyle İdeal Öğretmen, Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi
Dergisi, Aralık, Sayı 15, ss. 253-267.

Demirel, Ö. (1999). Planlamadan Değerlendirmeye Öğretme Sanatı, Ankara: Pegem A.

Devlet Memurları Kanunu, 657 Sayılı Kanun, 1965.

Dilaver, H. (1996). Türkiye’de öğretmen istihdamının dünü, bugünü ve yarını,

Eğitimimize Bakışlar, İstanbul: Kültür Koleji Vakfı Yayınları 1.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN ÖZELLİKLERİ
 DPT, Kalkınmada Öncelikli İllerde Eğitim, (1984-1986), Ankara: Aralık 1987, ss.128-148.
 Erden, M. (1999). Öğretmenlik Mesleğine Giriş, Ankara: Alkım Yayınları. Ergun, M. ve diğ.
(1999). Öğretmenlik Mesleğine Giriş, Ankara: Ocak Yayınları.
 Eskicumalı, A., EditörY.Özden, (2002). Eğitim, öğretim ve öğretmenlik mesleği,
 Öğretmenlik Mesleğine Giriş, Ankara: Pegem A Yayıncılık
 Gökçe, E. (2003). Gelişmiş ülkelerde sınıf öğretmeni yetiştirme uygulamaları, Eğitimde
Yansımalar: VII Çağdaş Eğitim Sistemlerinde Öğretmen Yetiştirme Ulusal Sempozyumu,
Sivas: Cumhuriyet Üniversitesi Kültür Merkezi, 2123 Mayıs.
 Hacıoğlu, F. ve Alkan, C. (1997). Öğretmenlik Uygulamaları, Ankara: Alkım Yayınları.
 Karagözoğlu, G. (2003). Eğitim Sistemimizde öğretmen yetiştirme politikamıza genel bir
bakış, Eğitimde yansımalar: VII Çağdaş Eğitim Sistemlerinde Öğretmen Yetiştirme
Sempozyumu, Cumhuriyet Üniversitesi Kültür Merkezi, ss.10-12.
 Kavcar, C. (2003). Alan Öğretmeni yetiştirme, Eğitimde yansımalar: VII Çağdaş Eğitim
Sistemlerinde Öğretmen Yetiştirme Ulusal Sempozyumu, Cumhuriyet Üniversitesi Kültür
Merkezi Sivas, ss.10-12.
 Koşar, E. ve diğ. (2003). Eğitim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme, Ankara: PEGEM A.
 Kuzgun, Y. (1986). Rehberlik ve Psikolojik Danışma, Ankara: ÖSYM Yayınları. Küçükahmet,
L. (1999). Önsöz, Öğretmenlik Mesleğine Giriş, İstanbul:Alkım Yayınevi.
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN ÖZELLİKLERİ

MEB, Milli Eğitim Bakanı Köksal Toptan’ın TBMM 1993 Yılı Bütçe Konuşması, 22 Aralık 1992, s.83.

MEB, (1994). Yaptıklarımız-Yapacaklarımız, Ankara AYM Matbaası, s.28. MEB. (1995). Hizmet İçi
Eğitim Yönetmeliği, Hizmet İçi Eğitim Merkezleri Yö-

netmeliği, Ankara: MEB Basımevi,

Milli Eğitim Temel Kanunu,(1973). (1739 S.K.), md. 43.

Oğuzkan, F. (1998). Öğretmenliğin Üç Yönü, Ankara: Kadıoğlu Mat.

Özden, Y. (1999). Eğitimde Dönüşüm Eğitimde Yeni Değerler, Ankara: Pegem A Yayınları.

Özsoy, Y. (1987). Türk Eğitim Sistemi ve Yönetimi, Açıköğretim Fakültesi, Yayınları No.91.

Pehlivan, İ. (1992). Emeklilik ve Stres, Öğretmen Dünyası, ss.21-22.

Sümbül, M. (1996). Öğretmen niteliği ve öğretimdeki rolleri, Eğitim Yönetimi, Yıl, 2, sayı 4.

Şişman, M. (1999:1). Öğretmenlik Mesleğine Giriş, Ankara: Pegem A Yayıncılık. Taymaz, H. (1995).
Hizmet İçi Eğitim, Kavramlar, İlkeler ve Yöntemler, Sevinç

Matbaası.

Tortop, N. (1999). Personel Yönetimi, Ankara: Yargı Yayınları.

Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu, Resmi Gazete, 23810: 08 Eylül 1999.

Varış, F.(1989). Milli Eğitimde Birkaç Kritik Sorun, A.Ü.Eğitim Fak. Dergisi, 22, 1, ss.5-6.

Yağcı, E. (2003). Türkiye’de öğretmenlerin hizmet içi eğitimi uygulamaları, sorunları ve öneriler,
Eğitimde yansımalar:VII Çağdaş Eğitim Sistemlerinde Öğretmen Yetiştirme Sempozyumu,
Cumhuriyet Üniversitesi Kültür Merkezi, ss.10-12.
Türk Millî Eğitim Sisteminin Genel Yapısı
Ve Özellikleri
 Türkiye’de eğitim, devletin temel işlevlerinden birisi olup devletin denetimi
ve gözetimi altında yapılmaktadır.
 Millî Eğitim Bakanlığı merkez örgütü, taşra örgütü ve yurtdışı örgütü
biçiminde yapılanmıştır.
Türk Millî Eğitim Sisteminin Genel Yapısı
Ve Özellikleri
Merkez örgütü
 Millî Eğitim Bakanlığı yapısına bugünkü biçimini veren 14 Eylül 2011 tarihinde
28054 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 652 Sayılı “Millî Eğitim Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”dir.
Türk Millî Eğitim Sisteminin Genel Yapısı
Ve Özellikleri
Merkez Örgütü
Türk Millî Eğitim Sisteminin Genel Yapısı
Ve Özellikleri
 Bakan (2. sayfa)
 Müsteşar/ Müsteşar Yardımcıları (2. sayfa)
 Hizmet Birimleri (3. sayfa)
 Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı (14. sayfa)
 Millî Eğitim Şûrası (14. sayfa)
 Taşra Örgütü (15. sayfa)
 Yurtdışı Örgütü (15. sayfa)
 Millî Eğitim Bakanlığının Görev ve Sorumlulukları (1.-2. sayfa)
Öğretimin Basamaklandırılması
Öğretimin Basamaklandırılması
 Türk milli eğitim sistemi, örgün eğitim ve yaygın eğitim olmak üzere, iki ana
bölümden kurulur.
 Örgün eğitim, belirli yaş grubundaki ve aynı seviyedeki bireylere, amaca
göre hazırlanmış programlarla okul çatısı altında yapılan düzenli eğitimdir.
 Örgün eğitim, okul öncesi eğitimi, ilkokul, ortaöğretim ve yükseköğretim
kurumlarını kapsar.
Öğretimin Basamaklandırılması
Örgün Eğitim Kademeleri
1. Okul öncesi eğitim
2. İlk okul ve orta okul
3. Ortaöğretim ve
4. Yükseköğretim kurumlarını
kapsamaktadır.
Öğretimin Basamaklandırılması
Okul Öncesi Eğitim
 Okul öncesi eğitimin amacı, çocukların bedensel, zihinsel ve duygusal
gelişimini destekleyerek olumlu davranışlar kazanmalarını, ilköğretime hazır
hâle gelmelerini, koşulları yetersiz çevrelerden gelen gelen çocuklar için
ortak bir yetişme ortamı yaratılmasını, Türkçe’nin güzel ve doğru
konuşulmasını sağlamaktır.
 Okul öncesi eğitim ülkemizde isteğe bağlıdır.
Öğretimin Basamaklandırılması
Okul Öncesi Eğitim
 Ülkemizde okul öncesi eğitim kurumları, iki resmî kurum yapısından birine
bağlı olarak faaliyet gösterirler:
 Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna (SHÇEK) bağlı olarak
faaliyetleri sürdüren eğitim kurumlarının alabileceği unvanlar kreş, çocuk
yuvası, gündüz bakım evi şeklindedir. 0 aydan 66 aya kadar öğrenci kabul
edebilirler.
Öğretimin Basamaklandırılması
Okul Öncesi Eğitim
 Millî Eğitim Bakanlığına bağlı olan özel ya da resmî eğitim kurumları
anaokulu ya da anasınıfı adı altında faaliyet gösterirler. Bu kurumlar 36 ay
ve üstü çocukları kabul edebilirler. 36-66 ay arası çocukların eğitimi için
açılan resmî ya da özel bağımsız okullara anaokulu adı verilir. 48-66 ay
arasındaki çocukların eğitimi amacıyla açılan sınıflara ise anasınıfı
denilmektedir.
Öğretimin Basamaklandırılması
İlkokul
 İlkokulun temel amacı, her çocuğun iyi birer yurttaş olabilmesi için gerekli
olan temel bilgi, beceri, davranış ve alışkanlık kazanmasını, millî ahlâk ve
anlayışa göre yetişmesini sağlamak; ilgi ve yetenekleri doğrultusunda
hayata ve bir üst öğrenim basamağına hazırlamaktır.
Öğretimin Basamaklandırılması
İlkokul
 İlkokul, 6 ile 10 yaş arasındaki çocukların eğitim ve öğretim sürecini
kapsayan temel eğitim kurumudur. 2012 yılında yapılan düzenlemeyle 66
ayını dolduran çocuklar okula alınmaya başlamıştır. Daha sonra MEB, bir
düzenleme daha yaparak 66-69 ay arasındaki çocukların velilerine bir yıl
kayıt erteleme hakkı tanımıştır.
Öğretimin Basamaklandırılması
İlkokul
 İlkokul kız ve erkek tüm çocuklar için zorunludur ve parasızdır.
 İlkokul kurumları, 4 yıl süreli ilkokullar ile 4 yıl süreli ortaokullarla imam-hatip
ortaokullarından oluşur.
Öğretimin Basamaklandırılması
Ortaöğretim
 Ortaöğretimin amacı, öğrencilere asgari ortak bir genel kültür vermek, birey
ve toplum sorunlarını tanıtmak ve çözüm yolları aramak; ülkenin sosyal,
ekonomik ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunma bilincini kazandırarak
öğrencileri ilgi ve yetenekleri doğrultusunda yükseköğretime ve meslekî
niteliklere hazırlamaktır.
Öğretimin Basamaklandırılması
Ortaöğretim
 Ortaöğretim, ilköğretime dayalı olarak 4 yıl süreli ve zorunludur. 10-14yaş
arası için örgün öğrenim ile bu yaş grubu dışındaki yaş grupları ya da bu yaş
gruplarından gönüllü olarak açık öğretime devam etmek isteyen kişiler için
yaygın öğrenim veren genel, meslekî ve teknik öğretim kurumlardan oluşur.
Öğretimin Basamaklandırılması
Özel Eğitim
 Özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin, toplum içindeki rollerini gerçekleştiren,
diğer insanlarla iyi ilişkiler kurmalarını kolaylaştıran, çevresine uyum
göstererek işbirliği içinde çalışabilen mutlu bir vatandaş olarak kendi
kendilerine yetebilen hâle gelmeleri için temel yaşam becerilerini
geliştirmeye yönelik verilen eğitimdir.
Öğretimin Basamaklandırılması
Özel Eğitim
 Zihinsel öğrenme yetersizliği, klinik bakıma gereksinim nedeniyle öğrenme
yetersizliği, işitme, görme ve ortopedik yetersizlik, dil ve konuşma güçlüğü,
duygusal uyum güçlüğü, otizm ya da sosyal uyum güçlüğü, üstün ya da
özel yetenekli olanlar “özel eğitime muhtaç” bireyler olarak
sınıflandırılmaktadır.
Öğretimin Basamaklandırılması
Özel Öğretim
 5580 sayılı yasa ile Bakanlığın gözetim ve denetiminde olmak kaydıyla özel
öğretim kurumları açılabilir.
 Her kademe ve türdeki özel okullar, özel meslekî ve teknik kurslar, özel
motorlu taşıt sürücü kursları, özel etüt merkezleri özel öğretim kurumları
kapsamındadır.
 Ancak 6528 sayılı yasa ile ortaöğretime ve yükseköğretime giriş sınavlarına
hazırlık niteliğinde kurs ya da dersane açılmasının önü kapatılmıştır.
Öğretimin Basamaklandırılması
Yükseköğretim
 Yükseköğretim, bireyleri, ilgileri, yetenekleri ve toplumun ihtiyaç duyduğu
doğrultuda yüksek nitelikli insan gücü olarak yetiştirmeyi amaçlar. Toplumun
ve bireylerin refahının artmasını sağlayan ya da kamuoyunu aydınlatan
bilimsel araştırmalar yapmak ve bu araştırmaların sonuçlarını yayınlamak da
yine üniversitelerin amaçları arasındadır.
Öğretimin Basamaklandırılması
Yükseköğretim
 Yükseköğretim, ortaöğretime dayalı en az 2 yıllık öğrenim veren, yüksek
nitelikli insan gücünün oluşturulmasını amaç edinmiş, araştırmalar yoluyla
bilim ve teknolojinin üretildiği akademik nitelikli öğretim kurumlarıdır.
 Üniversiteler, fakülteler, enstitüler, yüksek okullar, meslek yüksek okulları,
konservatuarlar, uygulama ve araştırma merkezleri yükseköğretim
kurumlarıdır.
Öğretimin Basamaklandırılması
 Yaygın eğitim, örgün eğitim sistemine hiç girmemiş, herhangi bir
kademesinde bulunan veya bu kademelerden birinden ayrılmış olan
bireylere ilgi ve gereksinme duydukları alanda örgün eğitim yanında veya
dışında düzenlenen eğitim faaliyetlerinin tümünü kapsar.
 Yaygın eğitim; halk eğitimi, çıraklık eğitimi ve uzaktan eğitim yoluyla
gerçekleştirilmektedir.
 Yaygın eğitim, örgün eğitim yanında veya dışında düzenlenen eğitim
faaliyetlerinin tümünü kapsar.
Öğretimin Basamaklandırılması
 Halk eğitimi merkezleri, çıraklık eğitimi merkezleri, pratik kız sanat okulları,
olgunlaşma enstitüleri, endüstri pratik sanat okulları, meslekî eğitim merkezi,
yetişkinler teknik eğitim merkezleri, özel kurslar, özel dershaneler, eğitim ve
uygulama okulları (özel eğitim), meslek okulları (özel eğitim), meslekî eğitim
merkezleri (özel eğitim), bilim ve sanat merkezleri (özel eğitim), açık
ilköğretim okulu, açık öğretim lisesi.
Eğitimin Merkezden ve Yerinden
Yönetimi
 Eğitimin Yerinden Yönetimi: Eğitimi yönetme yetkesinin yasalarla tümüyle
yerel yönetimlere ya da özel kesime devredilmesidir.
 Eğitimin Merkezden Yönetimi: Ülkemizde olduğu gibi, eğitim sistemini
yönetme hakkının Bakanlık merkez örgütünce kullanılmasıdır.
Eğitimin Merkezden ve Yerinden
Yönetimi
Yerinden Yönetim Biçimleri
 Görevlendirme: Yönetsel sorumlulukların merkezî yönetimden taşra
yönetimlerine devri söz konusudur. Burada yerel yönetimlere tam bir
özerklik verilmez; ancak buradaki temsilcilerine kendi başlarına daha fazla
karar verebilme olanağı tanınmış olur.
Eğitimin Merkezden ve Yerinden
Yönetimi
Yerinden Yönetim Biçimleri
 Yetki Devretme: Görevlendirmenin aksine merkezî otoritenin, kontrolü
dışında kalan etkinlikleri ve bunları yerine getirecek alt birimleri parasal ve
yasal yönden desteklemesidir. Bu sistemde yerel yönetimler (bölgeler, il ve
ilçeler), özerk ve bağımsızdırlar; onların yasal statüleri kendilerini merkezî
hükümetten belirgin biçimde ayırır. Bölgeler, kendi otoritelerini özellikle
kendilerine verilmiş ya da belirlenmiş işlevlerini yerine getirmek için kendi
sınırlarını belirleyebilmektedirler.
Eğitimin Merkezden ve Yerinden
Yönetimi
Yerinden Yönetim Biçimleri
 Yetki Aktarma: Özerk ve bağımsız, gelir toplama ve harcama yetkisine sahip
olan ulus-altı yönetim birimlerinin yaratılmasıdır. Karar alma yetkisi merkezî ve
bölgesel yönetimler arasında paylaştırılır. Bu tür örgütler, merkezî hükümet
tarafından kontrol edilmektedir. Hükümet, buradaki bir temsilcisine belirli
işlevleri ve görevleri aktarır; ama son sorumluluğu oranın en üst amirinde
tutar.
Eğitimin Merkezden ve Yerinden
Yönetimi
Yerinden Yönetim Biçimleri
 Özelleştirme: Devlet, belirli işlevlerin yürütülmesini gönüllü örgütlere vakıf,
dernek, sendika vb. kuruluşlara ya da özel bir girişimciye devreder.
Eğitimin Merkezden ve Yerinden
Yönetimi
Osmanlıdan Günümüze Eğitim
Okul Öncesi Eğitim
 1913 yılında yürürlüğe konulan İlköğretim Geçici Yasası'nda (Tedrisatı
İptidaiye Kanunu Muvakkati) anaokulu ve anasınıfları yer aldı.
 1915'te de Anaokulları Yönetmeliği yayımlandı. Yönetmelik, 4. maddesinde
anaokulunu “...çocukların yaşlarına uygun olarak, yararlı oyun, gezi, el işleri,
ilâhi, yurtseverlik şiiri ve doğa bilgisine ilişkin konuşmalar ile ruhsal ve
bedensel gelişmelerine hizmet eden...” okul olarak tanımladı.
Osmanlıdan Günümüze Eğitim
Okul Öncesi Eğitim
 1961’de İlköğretim Genel Müdürlüğü, bir yandan anaokulu açmayı
sürdürürken, bir yandan da ilkokulların içinde anasınıfları açtı.
 1961’de Kız Teknik Öğretim Genel Müdürlüğü, kız enstitülerinde çocuk
gelişimi öğrencilerinin uygulama yapmaları için anaokulları açtı.
 2012’den itibaren 36-66 ay arasındaki çocukların anaokulunda veya
uygulama sınıflarında, 48-66 ay arasındaki çocukların ise anasınıflarında
eğitim almaları sağlanmıştır.
Osmanlıdan Günümüze Eğitim
İlkokul (Sübyan Mektebi)
 Sultanların vakıflarınca açılan sübyan mektepleri, 1846’da Genel Okullar
Bakanlığına (Mekâtib-i Umumiye Nazırlığı) bağlandı ve varlığını Cumhuriyet
Dönemi'ne kadar sürdürdü.
 Sübyan mektebi, halkın dinsel eğitim gereksinmesini karşılamak için,
çoğunlukla mescitlerde, camilerde, camiye bitişik ek binalarda açılmıştı.
Osmanlıdan Günümüze Eğitim
İlkokul (Sübyan Mektebi)
 Sübyan mekteplerinde çoğunlukla camilerin imamları, bazen de kızlar için
açılanlarda da, okuryazar kadınlar öğretim yapardı.
 1847'de sübyan mektepleri için bir yönetmelik yapıldı. Bu yönetmelikte, yedi
yaşına basan çocukların sübyan mektebine alınacağı; çağ çocuklarının
mektebe devamlarının zorunlu ve sübyan mektebinin süresinin dört yıl
olduğu karara bağlanmıştı.
Osmanlıdan Günümüze Eğtim
İlkokul (İptidaî)
 1862 yılında, İstanbul ile sınırlı ve sayısı çok az olan iptidaiye mekteplerinde,
yeni yöntemle (usûli cedîde) öğretim yapılıyordu. İptidaiye mektebinin
öğretim süresi dört yıldı. 1869 Genel Eğitim Tüzüğü, kızların altı-on, erkeklerin
yedi-on bir yaşları arasında iptidaiye mektebine devamını zorunlu kıldı.
Devamsız öğrencilerin ana babalarına ceza verilmesini öngörüyordu. Bu
zorunluluklar 1876 Anayasası'nda da yer aldı.
Osmanlıdan Günümüze Eğitim
İlkokul (İptidaî)
 Ayrıca Tüzük, kızlar için ayrı iptidaiye mekteplerinin açılmasını savunuyordu.
İptidaiye mektebinin giderleri köy ya da mahalle halkınca karşılanıyordu.
1913'te iptidaiye mektebi, rüştiye ile birleştirildi. Altı yıllık genel ilkokul
(Mekâtib-i İptidaiye-i Umumi) oluşturuldu.
Osmanlıdan Günümüze Eğitim
Rüştiye (Ortaokul)
 Rüştiye, sübyan mektebinin üstünde açılan ilk sivil okuldu (1839). 1869 Genel
Eğitim Tüzüğü, rüştiye okulunun öğretim süresini dört yıla çıkardı. İlk kız rüştiye
okulu 1859'da açıldı. 1913'te rüştiye okulu dört yıllık iptidaiye okulu ile
birleştirildi ve altı yıllık iptidaiyenin son iki yıllık devresini oluşturdu.
Osmanlıdan Günümüze Eğitim
Rüştiye (Ortaokul)
 Rüştiye okulunun giderleri ve öğretmenlerin maaşları, sübyan okulunun
tersine köyce ya da mahallece değil, ilin eğitim bütçesinden karşılanacaktı.
Rüştiye okullarına alınacak erkek çocuklar, bu okulu on dört yaş dolayında,
başka bir deyişle erinlik (rüşt) çağında bitireceklerinden okula rüştiye
denilmişti.
Osmanlıdan Günümüze Eğitim
İlk Mektep (İlkokul)
 Cumhuriyet Hükümeti, Osmanlı Devletinden 581'i kapalı 2345 iptidaiye
mektebi devraldı. İlk mekteplerin öğretim süresi beş yıldı. Anayasa'ya göre
çağ çocuklarının kız, erkek ilk mektebe devamı zorunluydu. İlk mektepler
öğrencilere parasızdı. 1930’lu yıllarda ilk mektebin adı ilkokul oldu.
Osmanlıdan Günümüze Eğitim
İlköğretim
 1973'te yasalaşan 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu, ilkokulun süresini sekiz
yıla çıkardı ve adını temel eğitim okuluna dönüştürdü. Beş yıllık kalkınma
planlarında yer almasına ve yayılması için gereken kaynağın ayrılmasına
karşın, 1970’li yılların sık sık hükümet değiştiren karmaşık ortamında, temel
eğitim uygulamaya konamadı. 1997’de sekiz yıllık zorunlu kesintisiz eğitime
(5 yıllık ilkokul + 3 yıllık ortaokul) geçildi.
Osmanlıdan Günümüze Eğitim
Ortaokul
 Ortaokul, kimi kez bağımsız, kimi kez ortaöğretimin ilk kısmı, kimi kez de
ilköğretimin son kısmı olarak yer aldı. Ancak 30 Mart 2012 tarihinde yapılan
değişiklikle ikinci kademe 4 yıl süreli ortaokul (5. 6. 7. ve 8. sınıf) olarak
düzenlenmiştir.
Osmanlıdan Günümüze Eğitim
Medrese
 Medreseler Osmanlı'nın öğretmen, yargıç, meslek adamlarını
(ilmiye sınıfını), memurlarını (kalemiye sınıfını), yöneticilerini
(mülkiye sınıfını) yetiştiren kaynaklardı.
 21 Mayıs 1921'de de Millet Meclisi Hükümeti'nce medreselere
ilişkin bir tüzük yapıldı. Millet Meclisi’nin Tüzüğü, İstanbul
dışındaki taşra medreselerini düzenlemek için çıkartıldı. Bu
tüzük, medreseyi altışar yıllık kısmı evvel, kısmı sani olmak üzere
iki aşamaya ayırmıştı.
 Medreselerin bu durumu Öğretim Birliği Yasası'nın çıkartıldığı
Mart 1924 tarihine kadar sürdü.
Osmanlıdan Günümüze Eğitim
İdadî- Sultanî (Ortaöğretim)
 Başlangıçta medreselerden ve sübyan okullarını bitirenlerden öğrenci aldığı
için ortaöğretim okulu sayılan Deniz Mühendis Okulu (1773), Kara Mühendis
Okulu (1793), Askeri Tıp Okulu (1827), Harbiye Okulu (1834) sonradan rüştiye
okulunu bitiren öğrencileri aldığı ya da kendi içinde rüştiye okulu denginde
hazırlık sınıfları açtığı için yüksekokul sayıldı.
 1869 Genel Eğitim Tüzüğü, ortaöğretim okulları olarak idadi ve sultaniyi
getirmişti. Meslek okulları bu Tüzükte yer almamıştı.
Osmanlıdan Günümüze Eğitim
İdadî- Sultanî (Ortaöğretim)
 Bu dönemde sultanilerin ödeneği Hükümet'in bütçesinden, öteki okullarınki
ise illerin özel idare bütçesinden veriliyordu.
 Cumhuriyet kurulunca, ortaöğretim için bir yönetmelik çıkarıldı. Sultaninin
ikinci devresinin adı lise, birinci devresinin (idadinin) adı da ortaokul oldu.
 Kızların daha az süreli öğrenim görmelerine son verilerek, kız ve erkekler için
açılan lise ve ortaokulun öğrenim yılı eşitlendi (1924).
 Yatısız ortaöğretim okullarında kız erkek ayırımı kaldırılarak karma öğretime
geçildi (1926).
Osmanlıdan Günümüze Eğitim
İdadî (Ortaöğretim)
 Askeri tıp ve Harbiye okulunun hazırlık sınıfı için idadi adı kullanılmıştı.
 1869 Genel Eğitim Tüzüğü, dört yıllık rüştiyenin üzerine üç yıllık idadiyi ayrı bir
okul olarak getirdi.
 1880'den sonra rüştiye ile birlikte bazı il merkezinde yedi yıllık; bazı büyük ilçe
merkezlerinde de beş yıllık idadiler açıldı.
 İlk kız idadisi İstanbul'da İkinci Meşrutiyet'ten sonra açıldı (1911).
 1924'te lisenin birinci devresinin (idadi kısmının) adı ortaokul oldu.
Osmanlıdan Günümüze Eğitim
Sultanî (Ortaöğretim)
 1868'de Fransız örneğine uygun olarak kurulan Galatasaray Lisesi'nin adı
Mektebi Sultani idi.
 1869 Genel Eğitim Tüzüğüne göre, il merkezlerinde üç yıllık sultani açılacaktı.
 İkinci Meşrutiyet'ten sonra illerde bulunan bazı idadilerin adı sultaniyeye
çevrildi. Bunlar, genellikle yedi yıllık idadilerdi.
 Kızlar için açılan inassultanisi ise (İstanbul'da) beş yıllıktı.
 1923'te sultanilerin adı lise oldu.
Osmanlıdan Günümüze Eğitim
***
 Medreselerin ve Tanzimat’tan önce açılan askeri okulların ortaöğretim
düzeyinde olduğu varsayılıyor.
 1869 Genel Eğitim Tüzüğü, idadi ve sultaniyi ortaöğretim okulları olarak
kurmuştu.
 1926 Maarif Teşkilatına Dair Kanun, liseleri, ilköğretim okullarını, köy öğretmen
okullarını ve bunlara denk olan meslekî ve teknik okulları ortaöğretim okulu
olarak saymıştır.
Osmanlıdan Günümüze Eğitim
Köy Enstitüleri
 Köyün canlandırılması için gereken insangücünü yetiştirmek amacıyla
1940'da kurulmaya başlanan köy enstitülerinin ömrü, kız ve erkek sanat
enstitüleri kadar uzun olamadı.
 Köy Enstitüsü uygulaması Hasan Ali Yücel'in 1946'da Milli Eğitim
Bakanlığından ayrılmasına değin devam etmiştir.
 1954'te yaşamına son verilen köy enstitülerinin amacı, nüfusun yüzde
seksenini oluşturan köylüleri, çağdaş endüstri ve tarım teknolojileriyle
donatarak köyün kalkınmasını sağlamaktı.
Osmanlıdan Günümüze Eğitim
Ortaöğretim
 30 Mart 2012 tarihinde eğitim sisteminde 4+4+4 şeklinde yapılan değişiklik ile
üçüncü kademe 4 yıl süreli lise (9. 10. 11. ve 12. sınıf) olarak düzenlenmiştir.
 Ortaokulu bitiren öğrenciler 2012–2013 öğretim yılından itibaren liselere
devam etmek zorundadırlar. Lise eğitimine devam mecburi olup devam
etmeyenlere mevcut idarî tedbirler uygulanacaktır. Ancak yeni düzenleme
ile ortaokulu tamamlayanlar veya liseye devam edenler isterlerse zorunlu
eğitimlerini yaygın lise öğretiminde (açık lise) tamamlayabileceklerdir.
Osmanlıdan Günümüze Eğitim
Yükseköğretim
 1869 Genel Eğitim Tüzüğü, kurulacak olan Osmanlı Üniversitesi (Darülfünûi
Osmani) için ayrıntılı ilke ve kurallar getirdi.
 1870'te Üniversite'nin üç fakültesi vardı. Bunlar 1) Fen ve Yazın (Hikmet ve
Edebiyat), 2) Hukuk Bilimi (İlmi Hukuk), 3) Doğal Bilimler ve Matematik (Ulûmi
Tabiye ve Riyaziye) fakülteleriydi.
 Tanzimat Dönemi'nde açılan Mülkiye Okulu (1859) ve Sivil Tıp Okulu (1867) ilk
yükseköğretim okulları olarak sayılabilir.
Osmanlıdan Günümüze Eğitim
Yükseköğretim
 Osmanlı Üniversitesi, ancak bir yıl yaşadı ve 1871'de kapatıldı; 1874'te
Galatasaray Lisesi'nin içinde yeniden açıldı, ama yaşamını ancak 1882 yılına
kadar sürdürebildi.
 1900 yılında Sultan İkinci Abdulhamid, kendi adına bir üniversite açtı
(Darülfünûı Şahane).
 1912'de, Osmanlı Üniversitesi yönetimi ve öğretimi ile yeniden kuruldu.
Osmanlıdan Günümüze Eğitim
Yükseköğretim
 1923 yılında Cumhuriyet ilan edildiğinde bir darülfünûn ile dokuz fakülte ve
yüksek okulda 2914 öğrenci ve 328 öğretim üyesi vardı.
 Yüksekokul düzeyinde, 1923'te Harp Okulu, 1925'te Ankara Hukuk Okulu,
1927'de de Gazi Orta Öğretmen Okulu ve Eğitim Enstitüsü açıldı.
Osmanlıdan Günümüze Eğitim
Yükseköğretim
 1933'te çıkarılan yasa (2252) ile İstanbul Darülfünûnu kaldırılarak İstanbul
Üniversitesi kuruldu. 1935'te Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, 1943'te Ankara
Fen Fakültesi, 1945'te Ankara Tıp Fakültesi kurularak Ankara Üniversitesi'nin
alt yapısı kuruldu.
Osmanlıdan Günümüze Eğitim
Yükseköğretim
 1973 yılında çıkarılan yeni Üniversiteler Kanunu ile üniversiteler, 1961
Anayasası'nın gereklerine uyduruldu.
 1750 sayılı yasa, üniversitelere mali özerkliğin dışında, geniş sınırlı bilimsel ve
yönetsel özerklik getirmişti.
 Üniversite Senatosu, rektörün başkanlığında, dekanlar ve her fakülteden
seçimle gelen üyelerden oluşmaktaydı. Senato, bilim, yönetim ve
öğretimde karar veren en üst kuruluştu.
Osmanlıdan Günümüze Eğitim
Yükseköğretim
 Her fakültenin seçimle gelen bir yönetim kurulu ve bunun üstünde öğretim
üyelerinin tümünün katıldığı bir fakülte kurulu vardı. Fakültenin yönetim ve
öğretimine ilişkin tüm sorunlar fakülte kurulunda tartışılarak karara bağlanırdı.
 Fakültelerin bölümlerinin (kürsülerin) başkanları da bölümün öğretim üyelerince
seçilirdi.
 6 Kasım 1981'de 1750 sayılı Üniversiteler Kanunu kaldırılarak 2547 sayılı
Yükseköğretim Kanunu yürürlüğe konuldu.
 Yasa, ortaöğretimin üzerine öğretim yapan tüm okulları, yükseköğretim adı
altında toplayıp, yükseköğretime bütünlük getirdi.
 Üyeleri değişik örgütlerden ve üniversiteden gelen, bir Yükseköğretim Kurulu
(YÖK) oluşturuldu.
 Yükseköğretim Kuruluna bağlı bir Yükseköğretim Denetleme Kurulu kuruldu.
Osmanlıdan Günümüze Eğitim
Yükseköğretim
 Rektörlerden ve üniversite senatolarınca seçilen üyelerden oluşan bir
Üniversitelerarası Kurul kuruldu.
 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi, Yükseköğretim Kuruluna bağlandı.
 Üniversitede aşağıdan yukarı doğru bilim başkanı, anabilim başkanı, bölüm
başkanı, dekan, rektör ve Yükseköğretim Kurulu Başkanı olmak üzere bir
yetki sıradizini (hiyerarşi) yaratıldı.
 Fakültelerin kürsülerinin adı bölüme dönüştürülerek sayıları azaltıldı. Kürsülerin
bir kesimi de bilim dalı oldu.
Osmanlıdan Günümüze Eğitim
Yükseköğretim
 Asistanlık unvanı kaldırılarak yerine araştırma görevlisi unvanı getirildi.
Yardımcı doçentlik unvanı getirildi.
 Öğrencilerden harç alınması yasallaştırılarak yükseköğretim paralı oldu.
 Öğretim elemanlarının suçlu sayılabilecekleri davranışlar genişletildi ve
bunlara verilecek cezalar ağırlaştırıldı.
 Üniversitelerin malî özerkliği yoktur; tüzel kişilikleri sınırlandırılmıştır. Bilimsel
özerklik sınırlandırılmıştır.
Osmanlıdan Günümüze Eğitim
Yükseköğretim
 Türkiye öğretim basamaklarının en yükseği olan yükseköğretim basamağı,
kendi içinde de dört basamağa ayrılır:
 Ön lisans öğretim mesleklere ara insangücü yetiştirmeyi amaçlar.
 Lisans öğretimi, üniversitelerde kazandırılan mesleklerin, bilim alanlarının ana
gövdesini oluşturur.
 Yüksek lisans yapan bir kişi, kendi alanında eğitim uzmanı ya da yüksek
mühendis gibi bilimsel unvan alır.
 Doktora öğrenimi, yardımcı doçentlik, doçentlik, profesörlük gibi akademik
unvanları almak için ilk koşuldur.
Osmanlıdan Günümüze Eğitim
Yaygın Eğitim
 1923'te Eğitim Bakanlığınca valiliklere gönderilen ve Eğitim Andı olarak
anılan genelgede eğitim kuruluşlarının ve görevlilerin, halka eğitim etkinlikleri
düzenlemesi istenmişti. Genelgeye dayanılarak bazı yerlerde Halk Mektebi
ve gece kursları açılmıştı.
 1926'da Bakanlık Merkez Örgütü'nde, İlköğretim Genel Müdürlüğü içinde
"Halk Terbiyesi Şubesi" kuruldu.
 1927'de Halk Dersaneleri Yönetmeliği, 1928 yılında da Millet Mektepleri
Yönetmeliği çıkarılarak geniş çapta bir okuma yazma öğretimine girişildi; kız
ve erkekler için akşam sanat okulları, gezici kurslar, pratik sanat okulları
açıldı.
Osmanlıdan Günümüze Eğitim
Yaygın Eğitim
 1932'den sonra kurulmaya başlanan ve yurt düzeyine yayılan halkevleri ve
halkodaları, yaygın eğitim alanında faaliyet gösteren kuruluşlardı.
 1951'de kapatılıncaya dek en önemli ve kapsamlı birer yaygın eğitim
merkezi olarak çalışmışlardı.
 1942 yılında çıkarılan 4274 sayılı Köy Enstitüleri ve Köy İlkokulları Teşkilat
Kanunu, halk eğitimini, köy enstitülerinin ve köy okullarının asıl görevi arasına
sokmuştu.
 1938-1939 yılından başlayarak 1940’lı yılların sonuna kadar köy erkek ve
kadın kursları açılmış; köylülerden gönüllü olanlara, demircilik, marangozluk,
yapıcılık, biçki dikiş gibi konularda bilgi ve beceri kazandırılmıştı.
Osmanlıdan Günümüze Eğitim
Yaygın Eğitim
 1951'de bazı bakanlıkların temsilcilerinden oluşan Bakanlıklar arası Temel
Eğitim ve Halk Eğitimi Komisyonu kurularak bir rapor hazırlanmış, 1956'da da
halka kazandırılacak “Temel Eğitimin Örgütlenmesi”ne ilişkin UNESCO'dan bir
uzmana rapor hazırlatılmıştı. Bu raporlara dayanılarak, 1960'da
Hasanoğlan'da Ulusal Temel Eğitim Merkezi kurulmuştu.
Yararlanılan Kaynaklar
 Akgün, İ. H. ve Şimşek, N. (2011). Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri
eğitim sistemlerinin karşılaştırılması. 2nd International Conference on New
Trends in Education and Their Implications 27-29 April, 2011 Antalya, Turkey.
 Başaran, İ. E. ve Çınkır, Ş. (2013). Türk eğitim sistemi ve okul yönetimi. (4.
Baskı). Ankara: Siyasal Kitabevi.
 Öznalbant, E. (2016). Türk eğitim sisteminin teşkilat yapısı,
kademelendirilmesi ve yasal dayanakları. A. Bakioğlu (Ed.). Türk eğitim
sistemi ve okul yönetimi (193-225). Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık.
 Sağlam, A. Ç. (2010). Yönetimde yerelleşme. H. B. Memduhoğlu ve K.
Yılmaz (Ed.). Yönetimde yeni yaklaşımlar (97-109). Ankara: Pegem
Akademi.
Öğretmen yetiştirme alanındaki
uygulamalar ve gelişmeler
 Türkiye’de Öğretmen Yetiştirme Sistemiyle İlgili Olarak Yapılan Çeşitli
Düzenlemeler:
 Öğretmenlik mesleği ve bu mesleği yürüten profesyonellerin mesleğin
gereklerini yerine getirişleriyle ilgili düzenlemeler Türkiye Cumhuriyeti’nin
kuruluşundan beri üzerinde hep konuşulan bir konu olagelmiştir. Özellikle son 30
yılda gerçekleştirilen ve gerçekleştirilmeye çalışılan düzenlemeler bu konuda çok
uzun yıllar sürebilecek çalışmaların da işaretçileridir. 1998 Yılında öğretmen
yetiştirme alanında YÖK tarafından yapılan yeni düzenlemeler bu halkanın en son
zincirlerinden birisi sayılabilir.
Cumhuriyet dönemi öğretmen yetiştirme uygulamalarına bakıldığında farklı
uygulamaların gerçekleştirildiği gözlenmektedir. Cumhuriyetin kurulmasından önce
uygulamada olan öğretmen okulları varlıklarını sürdürmüşlerdir. 1926 yılında kabul
edilen bir yasa ile “İlk Muallim Mektepleri” ve “Köy Muallim Mektepleri” olmak
üzere iki tip öğretmen okulu açılır. Böylece Türkiye’de biri köy için, bir de şehir için
olmak üzere iki tip öğretmen yetiştirme uygulaması yaşanır.
Köy öğretmen okullarının kapanmasından sonra 1939 yılında toplanan 1. Milli
Eğitim Şurası’ndan hemen sonra 17 Nisan 1940’ta 3803 sayılı Köy Enstitüsü Kanunu
kabul edilmiştir. Bu yasanın gereği olarak 1948 yılına kadar yurdun çeşitli
bölgelerinde 21 Köy Enstitüsü açılmıştır. 1954 yılında öğretmen yetiştiren kurumların
"İlköğretmen Okulu" adı altında birleştirilmesiyle Köy Enstitüsü uygulamasına son
verilmiştir.
Öğretmen yetiştirme alanındaki
uygulamalar ve gelişmeler
 Köy Enstitüsü uygulaması İlköğretimde öğretmen yetiştirme alanında
gerçekleştirilen ilk temel uygulama olarak göze çarpar. Bu deneyim 1950’li yılların
başlarında Köy Enstitülerinin işlevine son verilmesiyle son bulmuştur. Köy Enstitüleri
son mezunlarını verdikten sonra bir süre daha işlevini belli ölçülerde devam
ettirmiştir çünkü isim değişikliğine rağmen felsefesini koruyabilmiştir. İlköğretmen
okullarına dönüştürülen bu kurumlar 1976 yılında son mezunlarını verirken böyle bir
durum söz konusu değildi çünkü bu kurumlardan mezun olanların öğretmen
olabilmeleri için bir yüksek eğitim kurumunu bitirmeleri gerekiyordu.
14 Haziran 1973 tarih ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Yasası, “Hangi öğretim
kademesinde olursa olsun, bütün öğretmen adaylarının yükseköğrenim görmeleri
esastır” (YÖK, 2007) hükmünü getirdiğinden, ilkokullara sınıf öğretmeni yetiştirilmesi
için 1974-1975 öğretim yılından itibaren iki yıllık eğitim enstitüleri açıldı. Milli Eğitim
Bakanlığına (MEB) bağlı olarak açılmış olan bu kuruluşlar 4 yıllık akademilere
dönüştürülmesi planlanan kurumlardı. Ancak o dönemde yaşanan siyasal kargaşa
ortamı bunun gerçekleştirilmesini önledi.
Öğretmen yetiştirme alanındaki
uygulamalar ve gelişmeler
 1981 Yılında çıkarılan 2547 sayılı Yükseköğretim yasasıyla öğretmen yetiştiren
bütün yükseköğretim kurumlarının üniversite çatısı altında toplanması kararlaştırıldı
(MEB, 2006b). Bu uygulamalar sırasında, öğretmen yetiştiren kurumların adları,
öğretim süreleri, bölüm ve program yapıları vb. unsurlarında da değişiklikler oldu
veya yenileri açıldı (YÖK, 2007). Örneğin, orta öğretim kurumlarına öğretmen
yetiştiren ve daha önce öğretim süresi 3 yıldan 4 yıla çıkarılarak Yüksek Öğretmen
Okulu adını alan kurumlar Eğitim Fakültelerine dönüştürüldü. 1982 yılında yürürlüğe
giren 41 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname ile iki yıllık Eğitim Enstitüleri Eğitim
Yüksek Okuluna dönüştürülerek Eğitim Fakültelerine bağlandı. Eğitim Fakülteleri
olmayan yerlerde de Rektörlüklere bağlandı. 1989 yılında ilkokul öğretmenliği de
dahil bütün öğretmenlerin lisans düzeyinde öğrenim görmesi kararı alındığından
1989-1990 öğretim yılından itibaren ilkokul öğretmeni yetiştiren Eğitim Yüksek
Okulları 2 yıldan 4 yıla çıkarıldı. Eğitim Fakülteleri bünyesine alınan bu kurumlar
“Sınıf Öğretmenliği Bölümü” olarak işlevlerini sürdürdüler. Bu okullar Eğitim
Fakültesi bulunmayan üniversitelerde ise Eğitim Fakültelerine dönüştürüldü.
Öğretmen yetiştirme alanındaki
uygulamalar ve gelişmeler
 1980’li yılların ortalarında Türkiye’de öğretmenlik yapanların eğitim
düzeylerine
bakıldığında kısaca şu şekilde bir dağılım oluşmuştu:
İlköğretim düzeyinde:
• Köy Enstitüsü mezunları (ilkokul sonrası 5 yıllık eğitim)
• Öğretmen okulu mezunları (İlkokul sonrası 6, ortaokul sonrası 3 yıllık)
• Öğretmen okulu mezunları (İlkokul sonrası 7, ortaokul sonrası 4 yıllık)
• Eğitim Enstitüsü mezunları (lise sonrası 2 yıllık)
 • Eğitim Yüksek Okulu mezunları (lise sonrası 2-4 yıllık)
• Diğer (dışarıdan fark derslerini verip öğretmenliğe geçmeler vb.)
Ortaöğretim düzeyinde:
• Eğitim Enstitüsü mezunu (3 yıllık)
• Yüksek Öğretmen Okulu mezunu (4 yıllık)
• Üniversitelerin çeşitli fakültelerinden mezunlar (4 yıllık)
• Diğer (Gece öğretimi, mektupla öğretim ve diğer yollarla üst kurum
diploması alıp öğretmenliğe geçenler vb.)
Öğretmen yetiştirme alanındaki
uygulamalar ve gelişmeler
 Çeşitlilik gösteren bu tablo o dönemde var olan öğretmen kitlesinin ne kadar
karmaşık bir yapıya sahip olduğunu da göstermektedir. Bu arada 1970’li yılların
sonlarına doğru yaşanan politik kargaşa döneminde hızlandırılmış öğretim adı
altında 2-3 yıllık bir öğretim sürecinin neredeyse 25 güne sıkıştırıldığını da
unutmamak gerekir. MEB bu dönemde gerekli eğitimi doğru dürüst alamadan eğitim
ordusuna katılan öğretmenleri uzun süreli hizmet içi eğitimlere çağırarak bu konuda
duyulan eksikliği bir ölçüde kapatmaya çalıştı. Ancak bu grubun sayıca çok fazla
olması bu konuda harcanan çabaların yeterliliğini sorgulamayı zorunlu kılmaktadır.
 Aynı durum orta öğretim kurumları için de geçerli olmuştur. Son yıllarda
öğretim dili İngilizce olan üniversitelerin çeşitli fakültelerinden mezun olanların
İngilizce öğretmeni olarak atandıkları da gözlenmektedir. Bütün bu durumlar
öğretmenlik mesleğini yürüten bireyler arasında bulunan farklılıkları göz önüne
çıkarması açısından ilginçtir. Başka bir ifadeyle çok farklı düzeylerde eğitim almış
olan bireyler aynı mesleki ortamda buluşturularak görev yapmaları istenmiştir.
Öğretmen yetiştirme alanındaki
uygulamalar ve gelişmeler
 Öğretmenlik Mesleği ve Öğretmen Yeterlikleri:
 Bir toplum olarak ilerleyebilmek ve gelişmiş ülkelerdeki refah düzeyine
erişebilmek için okullarda iyi bir eğitimin veriliyor olması gerektiği toplumun
neredeyse bütün kesimleri tarafından seslendirilen bir gerçektir. Ancak okullarda iyi
bir eğitimin verilebilmesi, yani öğrencilerin başarılı olabilmeleri için okuldaki
öğretimin niteliğinin yükseltilmesi gereklidir. Okullardaki başarı grafiği de, nitelikli
öğretmenler olmadan önemli düzeyde yükseltilemez. Başka bir ifadeyle, iyi
öğrencilere sahip olunabilmesi için iyi öğretmenlere ihtiyaç vardır (Seferoğlu, 2003).
Öğretmenlerin de öğretmen yetiştiren kurumlarda yetiştirildikleri düşünüldüğünde
bu kurumlara büyük sorumluluklar düşmektedir (Okçabol, 2000; Türkoğlu, 1991).
Ancak öğretmenlerin istenilen nitelikte olabilmeleri de bir takım standartların
olmasına bağlıdır. Bu standardı sağlayacak yollardan birisi öğretmen yeterlikleridir.
Öğretmenler ve öğretmenlik mesleğindeki nitelik konusu sadece Türkiye’de
değil dünyanın pek çok ülkesinde çok sık gündeme gelen bir konudur. Öğretmenlik
mesleği ve bu mesleği yürüten profesyonellerin mesleğin gereklerini yerine
getirişleriyle ilgili düzenlemeler Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan beri üzerinde
hep konuşulan bir konu olagelmiştir. Özellikle son 30 yılda gerçekleştirilen ve
gerçekleştirilmeye çalışılan düzenlemeler bu konuda çok uzun yıllar sürebilecek
çalışmaların da işareti olarak görülebilir. YÖK tarafından 1998 ve 2006 yıllarında
öğretmen yetiştirme alanında gerçekleştirilen düzenlemeler bu halkanın en son
zincirleri sayılabilir.
Öğretmen yetiştirme alanındaki
uygulamalar ve gelişmeler
 1998 Yılındaki düzenleme ile öğretmen yetiştirme modeli, öğretmen yetiştiren
kurumların öğretim süreleri, bölümleri, program adları ve bağlantıları,
programları,
MEB ile işbirliği, eğitim-istihdam uyumu, Fen-Edebiyat Fakültesi/Eğitim Fakültesi
ilişkileri vb. boyutlarda değişiklik ve yenilikler ortaya konulmuştur. 2006 Yılındaki
çalışmalarda ise çağımızın gerektirdiği bilgi ve becerilere sahip öğretmenler
yetiştirmedeki yeterlikleri tartışılan Eğitim Fakültelerinde uygulanan öğretmen
yetiştirme programları güncellenmiştir (YÖK, 2007).
Türk eğitim sisteminde öğretmen yetiştirmede sık sık gündeme gelen değişik
uygulamalar bu alanda standartlaşma konusundaki zorlukları da beraberinde
getirmiştir (Akyüz, 2003). Özellikle 80’li yıllarda yaşanan uygulamalar sisteme
katılan öğretmenlerin yeterlikleri konusunda da Milli Eğitim Bakanlığını uzun
yıllar süren hizmet-içi çalışmalarıyla meşgul etmiştir.
Öğretmen yetiştirme alanındaki
uygulamalar ve gelişmeler
 Öğretmen Yeterlikleri Çalışmaları:
 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun öğretmenlerin nitelikleri ve seçimine
ilişkin 45. maddesinde, “Öğretmen adaylarında genel kültür, özel alan eğitimi ve
pedagojik formasyon bakımından aranacak nitelikler Milli Eğitim Bakanlığınca tespit
olunur.” ifadesi yer almaktadır (MEB, 2002). Milli Eğitim Bakanlığına yüklenen bu
sorumluluğun bir gereği olarak Mart 1999’da MEB ve üniversite temsilcilerinden
oluşan “Öğretmen Yeterlikleri Komisyonunca”, “eğitme-öğretme yeterlikleri”, “genel
kültür bilgi ve becerileri” ve “özel alan bilgi ve becerileri” ana başlıklarından oluşan
yeterlikler belirlenmiştir.
Yeterlik, “bir meslek alanına özgü görevlerin yapılabilmesi için gerekli olan
mesleki bilgi, beceri ve tutumlara sahip olma durumu” şeklinde tanımlanabilir (MEB,
2008). “Öğretmenlik mesleğini etkili ve verimli biçimde yerine getirebilmek için sahip
olunması gereken genel bilgi, beceri ve tutumlar” olarak tanımlanabilecek olan
öğretmen yeterlikleriyle ilgili olarak MEB tarafından yayımlanan “Öğretmen
Yeterlikleri” başlıklı kitapta (MEB, 2002) bu yeterlikler listesinde, çeşitli kurumların
görüşleri doğrultusunda gerekli bulunan bir takım değişikliklerin yapıldığı
belirtilmektedir. Bu yeterlikler Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Eğitimi
Genel Müdürlüğünce öğretmen yetiştiren fakülte ve yüksek okullara gönderilerek,
öğretmenlerin belirtilen yeterliklere sahip olacak şekilde yetiştirilmesi istenmiştir
(Mahiroğlu, 2004). 12 Temmuz 2002 tarihinde yürürlüğe konulan bu yeterliklerin
aşağıdaki amaçlarla kullanılacağı ifade edilmektedir.
Öğretmen yetiştirme alanındaki
uygulamalar ve gelişmeler
 Öğretmen Yeterlikleri Çalışmaları:
 • Öğretme yetiştirme politikalarının belirlenmesi,
• Öğretmenlerin hizmet öncesi eğitimi,
• Öğretmenlerin seçimi,
• Öğretmenlerin denetlenmesi ve performanslarının değerlendirilmesi,
• Öğretmenlerin hizmet-içi eğitimleri,
• Öğretmenlerin kendilerini geliştirmesi. (MEB, 2002, s. 4)
 Milli Eğitim Bakanlığınca saptanan öğretmen yeterlikleri “Eğitme-Öğretme
Yeterlikleri”, “Genel Kültür Bilgi ve Becerileri” ve “Özel Alan Bilgi ve
Becerileri” alt
başlıklarından oluşmaktadır (MEB, 2002). Bu yeterlik gruplarından “Eğitme
ve
Öğretme Yeterlikleri” 14 alt bölüm ve 206 yeterlik maddesinden
oluşmaktadır.
Eğitme ve öğretme yeterliklerinin alt bölümleri şunlardır:
1. Öğrenciyi tanıma
2. Öğretimi planlama
Öğretmen yetiştirme alanındaki
uygulamalar ve gelişmeler
 3. Materyal geliştirme
4. Öğretim yapma
5. Öğretimi yönetme
6. Başarıyı ölçme ve değerlendirme
7. Rehberlik yapma
8. Temel becerileri geliştirme
9. Özel eğitime gereksinim duyan öğrencilere hizmet etme
10. Yetişkinleri eğitme
11. Ders dışı etkinliklerde bulunma
12. Kendini geliştirme
13. Okulu geliştirme
14. Okul–çevre ilişkilerini geliştirme
 Yeterlik Alanları ve Alt Yeterlikler:
 A- Kişisel ve Mesleki Değerler-Mesleki Gelişim
A1- Öğrencilere Değer Verme, Anlama ve Saygı Gösterme
A2- Öğrencilerin Öğrenebileceğine ve Başaracağına İnanma
A3- Ulusal ve Evrensel Değerlere Önem Verme
A4- Öz Değerlendirme Yapma
A5- Kişisel Gelişimi Sağlama
A6- Mesleki Gelişmeleri İzleme ve Katkı Sağlama
A7- Okulun İyileştirilmesine ve Geliştirilmesine Katkı Sağlama
A8- Mesleki Yasaları İzleme, Görev ve Sorumlulukları Yerine Getirme
Öğretmen yetiştirme alanındaki
uygulamalar ve gelişmeler
 B- Öğrenciyi Tanıma
B1- Gelişim Özelliklerini,
B2- İlgi ve İhtiyaçları Dikkate Alma.
B3- Öğrenciye Değer Verme.
B4- Öğrenciye Rehberlik Etmek.
C- Öğrenme ve Öğretme Süreci
C1- Dersi Planlama.
C2- Materyal Hazırlama.
C3- Öğrenme Ortamlarını Düzenleme.
C4- Ders Dışı Etkinlikleri.
C5- Bireysel Farklılıkları Dikkate Alarak Öğretimi Çeşitlendirme.
C6- Zaman Yönetimi.
C7- Davranış Yönetimi.
D- Öğrenmeyi, Gelişimi İzleme ve Değerlendirme
D1- Ölçme ve Değerlendirme Yöntem ve Tekniklerini Belirleme.
D2- Değişik Ölçme Tekniklerini Kullanarak Öğrencinin Öğrenmelerini
Ölçme.
D3- Verileri Analiz Ederek Yorumlama, Geri Bildirim Sağlama.
D4- Sonuçlara Göre Öğretme-Öğrenme Sürecini Gözden Geçirme.
Öğretmen yetiştirme alanındaki
uygulamalar ve gelişmeler
 E- Okul-Aile ve Toplum İlişkileri
E1- Çevreyi Tanıma.
E2- Çevre Olanaklarından Yararlanma.
E3- Okulu Kültür Merkezi Durumuna Getirme.
E4- Aileyi Tanıma ve Ailelerle İlişkilerde Tarafsızlık.
E5- Aile Katılımı ve İşbirliği Sağlama.
F- Program ve İçerik Bilgisi
F1- Türk Milli Eğitimin Amaç ve İlkeleri.
F2- Özel Alan Öğretim Programı Bilgisi ve Uygulama Becerisi.
F3- Özel Alan öğretim Programını İzleme, Değerlendirme ve Geliştirme.
Öğretmen yetiştirme alanındaki
uygulamalar ve gelişmeler
 Eğitme-Öğretme Yeterlikleri ve Öğretmenlerde Bulunması Beklenen
Özellikler:
 Öğretmen yeterlikleriyle ilgili nasıl bir sınıflama yapılırsa yapılsın, bu yeterlikler
bir bütün olarak ele alınmalıdırlar. Çünkü bu yeterlikler birbirlerini tamamlayıcı
özellikler içermektedirler. Milli Eğitim Bakanlığınca 2002 yılında saptanan ve 14 alt
bölümden oluşan “Eğitme-Öğretme Yeterlikleri”nde (MEB, 2002) öğretmenlerde
bulunması beklenen özelliklere bakıldığında bu durum daha iyi anlaşılabilir:
 1- Nitelikli bir öğretmen, sınıfında etkili öğrenmelerin gerçekleşmesi için
öğrencilerinin özelliklerine uygun öğrenme yaşantıları sağlamaya çalışır. Ancak
öğretmenin öğrencilerinin özelliklerini tanıyabilmesi için de onların gelişim
özelliklerini ve bu özelliklerin öğretme-öğrenme süreçlerinde nasıl dikkate alınması
gerektiğini biliyor olması gerekir.
 2- Etkili bir öğretmen, yalnızca gerekli planları yapmakla kalmaz aynı zamanda
planlamanın gerekliliğine de inanır ve bunun gereklerini yerine getirir.
3- Nitelikli bir öğretmen, iyi hazırlanmış bir öğretim materyalinin öğrenmeye etkisini
bilir, farklı düzeylerdeki öğrencilere hitap edebilen, değişik özelliklere sahip
materyalleri geliştirebilir ve bunları amacına uygun bir şekilde kullanabilir.
Öğretmen yetiştirme alanındaki
uygulamalar ve gelişmeler

4- Nitelikli bir öğretmen, öğrenmenin nasıl gerçekleştiği, öğrencilerin bilgiyi nasıl edindikleri,
becerileri nasıl kazandıkları ve etkili öğrenmelerin gerçekleşmesi için hangi yaklaşım,
yöntem ve tekniklerin kullanılması gerektiğini, bu yaklaşım-yöntem ve tekniklerin
üstünlükleri ve sınırlılıklarını bilir.

5- Nitelikli bir öğretmen, öğrencilerin etkin bir şekilde öğrenme sürecine katılmalarını ve
kendi öğrenmelerinde sorumluluk almalarını sağlar. Bunun gerçekleşmesi için de bireysel
ve grup çalışmaları düzenler ve bunun bir gereği olarak öğrencilerin birbirleriyle etkileşim
içinde olmalarını sağlar.

6- İyi bir öğretmen öğrencinin, beklenen davranışları ne derece kazandığını, nasıl
öğrendiğini ve aksamaların olduğu durumlarda ne gibi önlemler alınabileceğini bilir.
Değerlendirmenin öğretim sürecinin vazgeçilmez bir parçası olduğunu ve farklı
değerlendirme stratejilerini kullanmak gerektiğini bilir.

7- Nitelikli bir öğretmen, öğrencileri güdülemede, öğrenme ve çalışma alışkanlıkları
kazandırmada ve meslek seçimine yönelik konularda onlara yardım için gerekli kaynak ve
yöntemlerin neler olduğu bilir.
Öğretmen yetiştirme alanındaki
uygulamalar ve gelişmeler
 8- Bütün öğrencilerin temel becerilerinin geliştirilmiş olması onların birer
birey olarak daha
etkili olmalarına yardımcı olur. Bunun bilincinde olan nitelikli bir öğretmen
de
öğrencilerin temel becerilerini geliştirmek için gerekli önlemleri alır.
 9- Bir öğretmen, hangi alanda öğrenim görmüş olursa olsun mesleğe
atandığında “bedensel, ruhsal ve zihinsel özellikler açısından” değişik
özelliklere sahip öğrencilerle karşılaşabilir. Nitelikli bir öğretmen bu tür özel
eğitime gereksinim duyan öğrencilere, onların özelliklerine uygun özel
eğitim olanakları ve fırsatlarını sunma konusunda gerekli
donanıma sahiptir. Bu bağlamda, öğrenmede özel eğitimi gerektiren
alanları ve öğrenci özelliklerinin öğrenme ve performanslarını nasıl
etkilediğini bilir ve öğretim etkinliklerini buna uygun bir şekilde tasarlar.
Öğretmen yetiştirme alanındaki
uygulamalar ve gelişmeler
 10- Okulun, çevrenin her türlü ihtiyacını karşılayan bir toplumsal kurum olduğu
gerçeğinden hareketle öğretmenlerin görevlerinin yalnızca örgün eğitimle sınırlı olmadığı
söylenebilir. Bu çerçevede, nitelikli bir öğretmen, yetişkinlerin nasıl öğrendiklerini bilir ve
onların kişisel ve mesleki gelişimlerini destekleyecek ortamları yaratma konusunda gerekli
donanıma sahiptir.
 11- Öğretim sürecini daha verimli kılmanın yolunun okul yönetimiyle yakın bir işbirliği
içinde bulunmaktan geçtiği gerçeğini her öğretmenin bilmesi gerekir. Etkili bir öğretmen
de bunun gereklerini yerine getirir ve ders dışı etkinlikleri planlar, yönetir ve değerlendirir.
 12- İyi bir öğretmen, mesleki ve kişisel açılardan kendisini sürekli olarak geliştirir, kendisini
geliştirmeyle ilgili fırsatları ve olanakları araştırır ve değerlendirir.
 13- Öğretmenden okulun işleyişiyle ilgili görüş ve öneriler geliştirmesi, okulun sorunlarına
ilgi duyması beklenir. Bu amaçla nitelikli bir öğretmen eğitim sisteminin ve okul örgütünün
yapı ve işleyişini bilir.
 14- Öğretme süreçlerinde harcanan çabaların boşa gitmemesi için bir öğretmenin
öğrencilerin bireysel gelişimleriyle yakından ilgilenmesi gerekir. Bu amaçla nitelikli bir
öğretmen veli ve diğer ilgili kişilerle işbirliği yapmanın önemini bilir.
Öğretmen yetiştirme alanındaki
uygulamalar ve gelişmeler
 Öğretmen Yeterlikleri ve Mesleki Gelişim
İyi bir öğretmenle ilgili değerlendirmelere bakıldığında iyi bir öğretmenin
“kendisini mesleki ve kişisel açılardan sürekli olarak geliştiren, kendisini geliştirmeyle
ilgili fırsatları ve olanakları araştıran ve değerlendiren öğretmen” şeklinde bir
tanımlama göze çarpar. Rauth ve Bowers (1986 ) da nitelikli insan gücünde aranan
temel özelliklerin, işini iyi yapan, bilgi ile yaşamayı öğrenen, kendisini sürekli
geliştiren insan tipi olduğunu belirtmektedir.
 Bilgi, beceri, yetenek ve meslekte öğrenmek için gerekli koşullar olarak
tanımlanabilen mesleki gelişim kavramı son yıllarda eğitimin geliştirilmesi
çalışmalarında en önemli unsur olmuştur (Seferoğlu, 2001a). Öğretmenlik mesleğini
geliştirme konusunda yapılan araştırmalar da daha iyi öğretime ve daha iyi okullara
sahip olabilmek için mesleki eğitimin bir zorunluluk olduğunu belirtmektedirler
(Seferoğlu, 2003). Mesleki açıdan iyi yetişen öğretmenler öğrencileri için olumlu
öğrenme koşulları sağlayabilir. Ancak öğretmenler sürekli olarak farklı öğrenci
gruplarıyla birlikte olmaktadırlar. Bu farklılıklar; farklı yaş grupları, farklı düzeyler,
farklı konu alanları ve farklı sosyo-ekonomik yapı şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Bu
durumlar, öğretmenlerin farklı yaklaşım, yöntem ve teknikleri kullanmalarını gerekli
kılmaktadır. Ancak öğretmenin birçok farklı soruna çözüm üretecek bir makine
olmadığı da göz önünde tutulmalıdır. Bu yüzden de nitelikli öğretmen ve nitelikli
öğretim için mesleki gelişim konusunda öğretmenlere sağlanmış sürekli bir desteğin
varlığı çok büyük önem taşımaktadır.
Öğretmen yetiştirme alanındaki
uygulamalar ve gelişmeler
 Mesleki Gelişim ve Mesleki Rehberlik:
Öğretmenlerin, iyi öğretmen olabilmek için mesleki rehberlik ve desteğe
ihtiyaçları vardır. Araştırmalar (Lieberman ve Miller, 1992), mesleki gelişimin günlük
öğretimin bir parçası olarak sürekli devam eden bir etkinlik olması gerektiğini
belirtmektedirler. Ancak, öğretmene yardım edilebilmesi için de öğretmenin
sorunlarının biliniyor olması gerekir. Çünkü öğretmenin sorununu daha iyi analiz
etmek ve bunun sonucunda da sorunun yapısını ve içeriğini ortaya çıkarmak demek
öğretmene daha etkili bir yardım verebilmede gerekli bilgilere sahip olmak demektir.
Öğretmenlik karmaşık yapıya sahip bir meslektir. Öğretmenlik mesleğinin
sorunları zamana ve öğrencilerin özelliklerine göre değişebilmektedir. Araştırmalar,
iyi öğretmenlik için tek bir yöntemin olmadığını ancak, içinde bulunulan duruma göre
bir yöntemin veya tekniğin diğerine göre daha etkili olabileceğini söylemektedirler.
(Rauth ve Bowers, 1986).
Öğretmenler bu yöntem veya tekniklerin neler olduğunu
ve hangi durumda hangi yaklaşımın daha etkili veya verimli olabileceğini nedenleriyle
birlikte bilmek durumundadırlar.
Öğretmen yetiştirme alanındaki
uygulamalar ve gelişmeler
 Öğretmen kaygıları ile ilgili yapılan bazı araştırmalarda (Fuller, 1969; Katz, 1972)
öğretmen kaygılarının ve ihtiyaçlarının, öğretmen deneyim kazandıkça değişebildiği
belirlenmiştir. Bu araştırmalara göre öğretmenler deneyim kazandıkça meslek
yaşamlarında bir gelişim aşamasından diğerine geçmektedirler. Bunun yanında
ayrıca, öğretmenlerin yılın değişik dönemlerinde farklı ihtiyaçları ve sorunları
olabilmektedir. Çünkü, bu değişik zaman dilimlerinde öğretmenler farklı öğretim
yöntemleri kullanmak durumunda kalabilmektedirler. Bu durum mesleki gelişim
etkinliklerinin neden sürekli olması gerektiğine de bir yanıttır. Fuller, ayrıca
öğretmenlerin yıllar geçtikçe sorunlarını kabullenmede ve bu sorunları başkalarıyla
paylaşmada daha rahat olabildiklerini belirtmektedir. Böyle bir ortamda sorunlarının
farkında olmayan öğretmenlerin de sorunlarının farkında olmaları şansı olur. Bu
durum özellikle yeni öğretmenlerin başına gelebilir. Fuller bunun nedenini de, yeni
öğretmenlerin yoğun olarak değerlendirilme kaygısı yaşamalarından dolayı özellikle
yeterli olmaları beklenen alanlarla ilgili sorunlarını kabul etmeme eğiliminde
olmalarına bağlamaktadır.
Öğretmen yetiştirme alanındaki
uygulamalar ve gelişmeler
 Öğretmenlerin Teknoloji Yeterlikleri:

Öğretmen yeterlilikleri konusunda özellikle batılı ülkelerdeki alan yazın
incelendiğinde teknoloji yeterliliklerinin öğretmen yeterliliklerinin ayrılmaz bir
parçası olduğu göze çarpmaktadır. Teknolojinin eğitimde kullanılmasıyla ilgili
çalışmalar yapan Uluslararası Eğitim Teknolojileri (Derneği) Birliği’ne (The International Society for
Technology in Education-ISTE) göre öğretmen standartları,
"teknoloji okuryazarı olmayı, derslerinde teknolojiyi kullanabilmeyi, öğrencilerini
teknolojiyi kullanmaya yöneltebilmeyi, öğrenme çevresini öğrencilerin teknolojiyi
kullanabilecekleri biçimde düzenleyebilmeyi, meslektaşları ile İnternet üzerinden iş
birliği yapabilmeyi” (ISTE, 2000; ISTE, 2008a) kapsamaktadır.
 ISTE’nin öğretmen standartları incelendiğinde, öğretmenlerin bir yandan
teknoloji kullanabilen bir yandan da sınıf ortamını öğrencilerinin teknolojiyi
kullanabilecekleri şekilde düzenleyebilen becerilere sahip olmaları gerektiği
anlaşılmaktadır. Sözü edilen bu becerilere sahip öğretmenlerin meslektaşlarıyla daha
fazla etkileşimde bulunmaları da gerekmektedir (Akkoyunlu, 2001). Öte yandan ISTE,
Öğretmenler için ulusal eğitim teknolojileri standartları ve performans göstergeleri
(National Education Technology Standards (NETS•T) and Performance Indicators for
Teachers) başlıklı bir çalışmasında öğretmenler için bir dizi teknoloji okur-yazarlığı
standardı ve performans göstergesi tanımlamıştır. Buna göre bütün öğretmenlerin
aşağıdaki standartları karşılamaları beklenmektedir (ISTE, 2008b)
Öğretmen yetiştirme alanındaki
uygulamalar ve gelişmeler
 1- Öğrencilerin öğrenmelerini kolaylaştırmak ve yaratıcılıklarını teşvik etmek.
Öğretmenler alan bilgilerini, öğrenme-öğretme süreçlerini ve teknolojiyi kullanarak yüz
yüze ve sanal ortamlarda öğrencilerin öğrenmelerini, yaratıcılıklarını ve yenilikçi
özelliklerini geliştirecek etkinlikler düzenlerler.
 2- Bilgi (dijital) çağının gereklerine uygun öğrenme yaşantıları ve değerlendirme etkinlikleri
tasarlamak ve geliştirmek.
Öğretmenler, etkili öğrenmelerin gerçekleşmesi için çağdaş öğrenme araçları ve
kaynaklarıyla bütünleştirilmiş özgün öğrenme etkinlikleri tasarlar, geliştirir ve
değerlendirirler
 3- Bilgi (dijital) çağında çalışma ve öğrenme konusunda model olmak.
Öğretmenler, yenilikçi bir meslek adamı olarak bilgi toplumunun gereklerine uygun bir
şekilde çalışır, buna uygun bilgi ve beceriler sergilerler.
 4- Bireyleri, bilgi (dijital) toplumu üyesi bir bireyin taşıması gereken sorumluluklarla ilgili
olarak teşvik etmek ve onlara model olmak.
Sürekli gelişen ve değişen bilgi toplumunda yerel ve evrensel toplumsal sorunlar ve
sorumluluklar konusunda bilgi sahibi olan öğretmenler meslek yaşamlarında etik ve yasal
kurallara uymaya özen gösterirler.
 5- Mesleki gelişim ve liderlik etkinliklerine katılmak.
Öğretmenler, sürekli bir şekilde mesleki olarak kendilerini geliştirir, yaşamboyu öğrenme
konusunda model olur, çalıştıkları okullarda elektronik (dijital) araç ve kaynakları etkili bir
şekilde kullanarak liderlik davranışları sergilerler
Öğretmen yetiştirme alanındaki
uygulamalar ve gelişmeler

Bir ülkede görev yapan öğretmelerin niteliklerinde öğretmen yetiştiren
kurumların çok önemli rollere sahip olduğu açıktır. YÖK tarafından, çağdaş öğretmen
yetiştirme programlarında bulunması gereken unsurlar göz önünde bulundurularak
gerçekleştirilen yeniden yapılanma çalışmaları kapsamında 1998 yılında bilgisayar
dersi eğitim fakültesi programlarına eklenmiştir (YÖK, 2005). Bilgisayar dersinden
sonra "Bilgisayar 2" dersi de programa eklenerek tüm öğretmen adaylarının en az iki
adet bilgisayar dersi almaları sağlanmıştır.
Son yıllarda toplumun birçok kesiminde bilişim teknolojilerinin kullanımıyla ilgili
ilk hedef bireyleri bilgisayar okur-yazarı yapmak olmuştur. Bilgisayar okuryazarlığında genel olarak amaç bireylerin bir takım temel bilgisayar kullanma
becerilerine sahip olmalarıdır. Örneğin bilgisayarın kullanımı ve dosyaların yönetimi,
bilgisayarda yazı yazma, hesaplama ve sunum işlemlerini yapabilme ve temel bilgi ve iletişim
becerileri bunlardan bazılarıdır.
 Bilgi kaynakları günümüzde büyük ölçüde elektronik ortamda erişilebilir
durumdadır. Bunun yanında ayrıca bu ortamdaki bilgi miktarı her geçen yıl giderek
artan bir oranda çoğalmaktadır. Bu durumun bir takım sonuçları da olmaktadır.
Bunlardan birisi bilgi-okuryazarlığıdır. Bilgi okur-yazarlığı kavramı, bireylerin bilgiye
en etkili şekilde nasıl erişebilecekleri, eriştikleri bilgi yığını arasından nasıl bir seçimeleme yapabilecekleri, kısacası bilgiyi kullanma becerisi olarak tanımlanabilir. Aslında
bir beceri olarak bilgi okur-yazarlığı tanımlanırken genellikle bir grup beceriden söz
edilmektedir. Bunlar “bilgi ihtiyacının farkında olma, bilgiyi bulma, erişilen bilginin
niteliğini değerlendirme ve karşılaşılan ihtiyacı gidermek üzere bilgiyi etkili bir şekilde
kullanma” şeklinde sıralanabilir.
Öğretmen yetiştirme alanındaki
uygulamalar ve gelişmeler
 Günümüz toplumlarında yaşam boyu öğrenme becerilerine sahip, başka bir
deyişle sürekli olarak bilgisini yenileyebilen, değişime ayak uydurabilen, gelişmeleri
takip edebilen ve bilinçli bir bilgi tüketicisi olmanın yanı sıra bilgi üretebilen bireylere
gereksinim duyulmaktadır. Toplumun gereksinim duyduğu insan profiline uygun
bireyler yetiştirme sorumluluğunu üstlenmiş olan eğitim kurumlarından beklenen ise
bilgi okur-yazarlığı becerileriyle donatılmış, teknolojiyi kullanabilen ve kendi
kendisine öğrenebilen bireyler yetiştirmeleridir (Akkoyunlu ve Kurbanoğlu, 2003). Bu
bağlamda bilgi okur-yazarlığı becerisi günümüzde özellikle öğretmen eğitiminde
üzerinde önemle durulması gereken bir beceri olduğu söylenebilir. Öğretmenlerin
bizzat kendileri bilgi okur-yazarlığı becerilerine sahip olmadıkça öğrencilerine bu
becerileri kazandıramazlar. Bilgi okuryazarı öğretmenler öğrencileri için en uygun
kaynakları seçip kullanabilir, öğrencilerin bilgi okur-yazarlığı becerilerini geliştirmek
için eğitim programları hazırlanmasında ve fırsatlar yaratılmasında okul
kütüphanecileri ile işbirliği yapabilirler. Bunların ötesinde, öğrenmeyi yaşam boyu
devam eden bir süreç olarak kabul eder ve eğitim alanındaki gelişmelere ve
değişime kolaylıkla ve hızla uyum sağlayabilirler
Öğretmen yetiştirme alanındaki
uygulamalar ve gelişmeler
 Araştırmalar, bilgisayar kullanımı konusunda öğretmenlere verilen eğitimlerin
onların bilgisayar kullanmaları ve öğretim davranışları üzerinde olumlu etkileri
olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bilişim teknolojilerinin gücü bir araç olarak, bir öğretici
olarak kullanılmadığı sürece öğretmenin kullandığı strateji, yöntem ve teknikler ve
öğrencilerin öğrenme stilleri değişmemektedir. Bunu sağlamanın en etkili yolu
hizmet öncesinde ve hizmet içinde verilecek eğitimlerle bilgisayar ve öğrenme
ilkeleri arasındaki ilişkinin görülmesini ve anlaşılmasını sağlamaktır. Öte yandan
ayrıca, bilgi teknolojileri (özelde bilgisayarlar) konusunda yeterli bilgi ve deneyime
sahip olmayan bireyler bu teknolojilerden gereği gibi yararlanamamaktadırlar. Bu
nedenle kurumların öğretmenlerinin ve öğrencilerinin bilgi teknolojilerini kullanma
becerilerini geliştirmek için eğitim desteği sağlamasının uygulamada bu teknolojilerin
kullanımına önemli katkılar getirebileceği söylenebilir.
 Eğitimin iyileştirilmesi ve geliştirilmesi çabalarında öğretmen önemli bir rol ve
sorumluluğa sahiptir. Bir toplumun kalkınmasındaki önemli etkenlerden birisi olan
yetişmiş insan gücüne kavuşmanın ancak iyi okullarda mümkün olduğu
düşünüldüğünde öğretmenler tarafından verilen eğitimin nitelikli olmasının önemi
de daha iyi anlaşılır. Ancak öğretmenin verdiği eğitimin nitelikli olabilmesi için de
öğretmenin bizzat kendisinin iyi yetiştirilmiş olması gerekir. Bir öğretmenin etkili
olabilmesi de onun hem hizmet öncesinde iyi yetiştirilmesine, hem de hizmet içinde
kendisini geliştirecek olanaklara sahip olmasına bağlıdır. Bu nedenle de öğretmene
her yönden destek olunmalı ki, öğretmen kendisini hem kişisel olarak hem de
mesleki açıdan geliştirebilsin. Çünkü öğretmen işinde etkili ve verimli olduğu zaman
herkes kazançlı çıkar, tabii ki en çok da öğrenciler.
Öğretmen yetiştirme alanındaki
uygulamalar ve gelişmeler
 KAYNAKÇA
 Akkoyunlu, B. (2001). Öğretmenlerin internet kullanımı üzerine bir çalışma.
 Akkoyunlu, B. ve Kurbanoğlu, S. (2003). Öğretmen adaylarının bilgi
okuryazarlığı ve bilgisayar öz-yeterlik
algıları üzerine bir çalışma. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi,
24. 1-10.
 Akyüz, Y. (2003). Eğitim tarihimizde günümüze kadar öğretmen yetiştirilmesi
ve sağlanması ilkeleri,
uygulamaları (sayfa: 48-66). Eğitimde yansımalar: VII Çağdaş eğitim
sistemlerinde öğretmen
yetiştirme sempozyumu. Ankara: Tekışık Yayıncılık.
 Bağcı, N. ve Şimşek S. (2000). Millî eğitim personeline yönelik hizmet içi
eğitim faaliyetlerine genel bir
bakış. Milli Eğitim Dergisi, 146.
Öğretmen yetiştirme alanındaki
uygulamalar ve gelişmeler
 Berman, P., & McLaughlin, M. W. (1978). Federal programs supporting
educational change, Vol. VIII:
Implementing and sustaining innovations. Santa Monica, CA: Rand.
 Bolin, F. S. (1987). Reassessment and renewal in teaching. In F. S. Bolin & J. M.
Falk (Eds.), Teacher
renewal: Professional issues, personal choices (pp. 6-16). New York: Teachers
College Press.
 Fuller, F. F. (1969). Concerns of teachers: A developmental conceptualization.
American Educational
Research Journal, 6, 207-226.
 Günbayı, İ. (1999). İlköğretim okulu öğretmenlerinin iş doyumu: Malatya ili
örneği. Yayımlanmamış
Doktora Tezi. Hacettepe Üniversitesi, Ankara.
 The Holmes Group. (1986). Tomorrow’s teachers: A report of the Holmes Group.
East Lansing, MI:
Author.
International Society for Technology Education (ISTE) (2000). National
educational technology
standards for teachers. Eugene: ISTE Publications.
Öğretmen yetiştirme alanındaki
uygulamalar ve gelişmeler
 Katz, L. G. (1972). Developmental stages of preschool teachers. The
Elementary School Journal, 73(1),
50-54.
 Kaya, S. (1992). A study of the professional development system of the
Turkish Ministry of National
Education. Yayımlanmamış Doktora Tezi, Boston Universitesi, Boston-A.B.D.
 Kurbanoğlu, S. ve Akkoyunlu, B. (2007). Öğretmen eğitiminde bilgi
okuryazarlığının önemi. Uluslararası
Öğretmen Yetiştirme Politikaları ve Sorunları Sempozyumu. Bildiriler Kitabı,
380-384.
Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Ankara.
Download