haftalık bülten 4 Şubat 2013 Geçen haftanın özeti

advertisement
haftalık bülten
haftalık bülten
4 Şubat 2013
Geçen haftanın özeti
TCMB %5.3 olan yıl sonu enflasyon tahminini değiştirmedi. TCMB
yılın ilk enflasyon raporunu yayımladı. Rapora göre, %5.3 olan yıl sonu
enflasyon tahmini; gıda, enerji ve ithal mal fiyatlarının önceki raporda
öngörülen değerlere göre önemli bir değişim göstermesinin
beklenmemesi sebebiyle, aynen korundu. Öte yandan, önümüzdeki yıla
dair enflasyon tahmini, 0.1 yüzde puan düşürülerek %4.9 yapıldı.
TCMB aslında petrol ve ithal mal fiyatı varsayımlarına dair küçük
revizyonlar yaptı. TCMB, 2013 için petrol fiyatı varsayımını 107’den
108’e güncelledi. Ortalama ithal mal fiyatları değişimi ise 0.2 yüzde
puandan, -0.2 yüzde puana güncellendi. Başkan Başçı sunumunda bu
gelişmelerinin etkilerinin birbirini yok ettiğini; ve bu yüzden, mevcut
enflasyon tahmininde değişikliğe yol açmayacaklarını belirtti. Başçı
ayrıca, geçen yıl yıllık enflasyonun düşüşünde temel etmen olan gıda
fiyatlarındaki olumlu seyrin, 2013’te de süreceğinin öngörülmediğini; ve
dolayısıyla, bankanın %7’lik ihtiyatlı gıda enflasyonu varsayımını
koruduğunu ekledi. Son olarak, orta vadeli tahminlerde, yılın geri kalan
bölümünde tütün ve enerji ürünlerinde başka bir vergi ayarlaması
öngörülmediği de belirtildi. Başçı, yıl boyunca enflasyonun seyri
konusunda, Mayıs – Haziran döneminde enerji fiyatlarındaki olumsuz
baz etkisi sebebiyle enflasyonun artmasının muhtemel olduğunu, ama
daha sonra aşağı doğru seyrin süreceğini kaydetti.
Kredi büyümesinin %15 seviyesinde olması bekleniyor. Başçı %5.3’lük
enflasyon projeksiyonunun %15’lik kredi büyümesi ve reel effecktif döviz
kurunda önemli bir değişim olmayacağı varsayımlarına dayandığını
belirtti. Kredi büyümesine ilişkin olarak Aralık ve Ocak PPK
toplantılarında alınan zorunlu karşılık ve rezerv opsiyon katsayıları
artışlarının, “öngörülenden hızlı büyüyen” kredileri yavaşlatmak için
yeterli görüldüğünü belirten Başçı, bununla beraber önümüzdeki
dönemde kredilerdeki ivmelenmenin devam edebileceğinin altını çizdi.
Bu ifadeyi, kredi büyümesinin güçlü olmaya devam etmesi halinde
önümüzdeki aylarda ek makroihtiyati sıkılaştırmaya gidilebileceğine dair
bir sinyal olarak görüyoruz. Benzer şekilde, MB, gerek görülmesi
halinde, faiz koridorunda ve/veya politika faizinde ayarlamaların TL
üzerindeki değerlenme başkılarının önüne geçmek için kullanılmaya
devam edileceğine işaret etti. Son PPK toplantısına ilişkin yorumlarımıza
parallel olarak Başçı para politikası adımlarının ekonomik verilere,
özellikle kredi büyümesi ve TL’deki performansa, bağlı olarak atılacağını
vurguladı.
Rapordan ve Başçı’nın açıklamalarından yaptığımız temel çıkarım para
politikasının esnek ve yıl sonu enflasyonunu hedefe yaklaştırabilmek
adına temkinli olarak sürdürüleceği oldu. Ayrıca MB, finansal risklere
karşı, kredilerde ve döviz kurundaki dalgalanmalara kayıtsız
İnan Demir
+(90) 212 318 5087
[email protected]
Başak Karaaslan
+(90) 212 318 5096
[email protected]
Deniz Çiçek
+(90) 212 318 5096
[email protected]
Gökçe Çelik
+(90) 212 318 5096
[email protected]
haftalık bülten
kalmayacağının altını çizdi. Bu açıdan para politikası duruşunun düşük kısa
vadeli faizler ve sıkı makroihtiyati koşullardan oluşan kombinasyon tarafından
belirlenmeye devam edeceğini düşünüyoruz.
PPK finansal riskler karşısında ihtiyatlı duruşunu koruyor. 22 Ocak’ta
toplanan Para Piyasası Kurulu’nun (PPK) toplantı özetine göre, öncü
göstergeler, enflasyonun son 44 yılın en düşük seviyesine inmesindeki temel
etmen olan, işlenmemiş gıda fiyatlarındaki düşüşün Ocak’ta tersine
döneceğine ve bu gruptaki yıllık enflasyonun yükseliş kaydedeceğine işaret
ediyor. PPK, diğer taraftan, dayanıklı tüketim malları dışında kalan giyim ve
diğer temel mal fiyatlarının olumlu seyretmesinin de etkisiyle, temel mal
enflasyonunun yavaşlama göstereceğini tahmin etmekte. Sonuç olarak, PPK
Ocak’ta, tütün fiyatlarındaki ayarlamanın sonucu olarak, enflasyonda sınırlı bir
hızlanma olabileceğini öngörüyor. Öte yandan, işlenmemiş gıda fiyatlarından
kaynaklanan yukarı doğru risklere rağmen, Kurul Ocak’tan sonra enflasyonun
yavaşlamasını ve çekirdek enflasyon göstergelerinin aşağı doğru seyrini
sürdürmesini bekliyor.
Ekonomik aktivite açısından, PPK 2012 yılının son çeyreğindeki ekonomik
göstergelerin ekonomik aktivitede iyileşme olduğuna işaret ettiğini belirtti.
Ancak, Kurul sanayi üretimindeki volatilitenin altını çizdi. Kasım ayında
kaydedilen iki haneli büyümenin ardından, Kurul Aralık ayında bu göstergede
çok küçük bir iyileşme olacağını tahmin ediyor. Ancak, tutanaklara göre, öncü
göstergeler üretimin ilerleyen dönemlerde daha hızlı artış göstereceğine işaret
ediyor. Dış dengede için ise, Kurul başlıca dengeleyici faktör olarak,
ihracattaki yukarı yönlü trendin devam ettiğinin altını çizdi. Önümüzdeki
aylarda iç talepteki artışla birlikte ithalatın artmasının beklenmesine rağmen,
Kurul 12 aylık birikimli cari dengenin daha düşük bir hızla da olsa iyileşeceğini
öngörüyor.
PPK, enflasyon görünümünü etkileyebilecek koşullarda değişiklik
görmediğinden, yıl sonu enflasyon tahminin %5,3 olarak korudu. Kurul aynı
zamanda, kredi büyümesinin de beklentilerden daha hızlı olduğunun altını
çizdi. Tutanaklarda, sermaye girişlerindeki hızlanma, faiz oranlarındaki düşüş
ve kredi koşullarındaki iyileşme gibi finansal koşullara ilişkin gelişmelerin,
önümüzdeki dönemde kredi büyümesine ve iç talebe daha da hız
kazandıracağının; ve bu durumda, makro finansal risklere karşı temkinli
duruşun korunmasının gerekeceğinin altı çizildi. Sonuç olarak, finansal
istikrara dair riskleri dengelemek amacıyla, Kurul kısa vadeli faizleri düşük ve
makroihtiyati koşulları sıkı tutmaya devam etmenin yerinde olacağını belirtti.
Bu doğrultuda, Kurul faiz koridorunun sınırlı oranda indirilmesini ve zorunlu
karşılıklara ilişkin sıkılaştırıcı yönde ölçülü adımların atılmasını uygun
gördüğünü belirtti.
Ocak’ta tüketici güveni güçlü bir iyileşme gösterdi. Tüketici güven endeksi
Ocak’ta %3 arttı. Bu ay endeks ilk defa yeni formatında yayınlandı. Ocak
2012’den itibaren yeni formata göre güncellenmiş endeks değerleri, tüketici
güveninin Aralık ayında 73.6 olan değerinden Ocak’ta 75.8’e yükselerek,
belirgin bir artış kaydettiğini gösteriyor. Bu güncellemeyle, daha önce durağan
olarak kaydedilen Aralık ayı tüketici güveninin de, önceki aya göre %1.4
oranında artış gösterdiği görülüyor. Böylece, birbirini takip eden üç ay
boyunca, tüketici güveninde iyileşme olduğunu gözlemliyoruz. Bu da
ekonomik aktivitenin 2012’nin son çeyreğinden başlayarak canlandığı
yönündeki görüşümüzle uyumlu.
haftalık bülten
Endeksin alt kategorilerine baktığımızda ise, en dikkate değer gelişmelerin,
gelecek dönem için hanenin maddi durum beklentisi ve genel ekonomik durum
beklentisi kategorilerinde olduğunu görüyoruz. Bu göstergeler, sırasıyla %5.9
ve %3.3 oranlarında gelişim kaydetti. Başka bir dikkate değer gözlem de,
önümüzdeki 3 aylık dönemdeki borçlanma ihtimalinin belirgin biçimde artması
oldu. Bu kategori, ard arda iki ay geriledikten sonra, bu ay %9.7 oranında artış
gösterdi. Bu da son zamanlarda hızlanan kredi büyümesiyle tutarlı bir gelişme.
Buna ek olarak, önümüzdeki 12 ayda tasarruf etme ihtimali de %7.9 gibi ciddi
bir oranda yükseldi.
Sonuçta, geçen hafta yayınlanan kapasite kullanımı ve reel sektör güven
endeksi verilerinin çizdiği olumsuz tablonun ardından; tüketici güveninde
görülen bu belirgin iyileşme, kredi büyümesindeki hızlanmayla birlikte, 2013’ün
başlarında ekonomik aktivitenin canlandığı yönündeki görüşümüze destek
veriyor.
Aralık ayı ticaret verileri hoş bir sürpriz yaptı. Aralık ayında dış ticaret
dengesi, hem bizim beklentimiz hem de piyasanın beklentisi olan 9 milyar
doların altında gerçekleşerek, aylık 7.2 milyar dolar açık verdi. Bu sonuç, yılık
dış ticaret açığını, 2011 sonunda 105.9 milyar dolar ve Kasım sonunda 84.9
milyar dolar olan seviyelerinden, 84 milyar dolara getirdi.
Aralık’ta ihracat büyümesi yıllık bazda yavaşlayarak, Ocak-Kasım dönemindeki
%14.3’lük orandan, %1.4’e geriledi. Bu yavaşlamada, Kasım’da 1.2 milyar
dolardan 786 milyon dolara gerileyen altın ihracatı önemli paya sahip; bu da,
altta yatan ihracat momentumunun zayıflığını gösteriyor. Öte yandan, dış
ticaret açığındaki sürpriz, 19.8 milyar dolarla beklentimizin 2 milyar dolar altında
gerçekleşen, ve böylece yıllık bazda %3.7 düşen ithalattan kaynaklandı.
İhracattan elde edilen KDV gelirlerinin yıllık bazda dolar bazında %18 artarak,
tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştığını dikkate alınca, ithalatın
düşmesi yorumlanması zor bir gelişme.
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırdığımızda, aylık dış ticaret açığının 6.6
milyar dolar olduğunu görüyoruz. Bu rakam Kasım’daki 6.7 milyar dolara
kıyasla gerilemeye işaret etse de 2012’nin ikinci yarı ortalaması olan 6.5 milyar
doların üzerinde bulunuyor. Dolayısıyla, son döneme ait verilerin seyri dış
ticaret açığındaki iyileşmenin 2012 ortalarında sonuna gelindiğine işaret ediyor.
Yukarıda da belittiğimiz gibi, gerek bizim gerekse piyasanın beklentisi aylık dış
ticaret açığının daha yüksek olacağı yönündeydi. Eğer, Aralık ayı rakamı
beklentilere paralel gerçekleşseydi, 12 aylık birikimli dış ticaret açığı bir önceki
aya kıyasla genişleyecek ve dolayısıyla, ekonomideki dengelenmenin sona
erdiğine işaret edecekti. Bu açıdan, bu verinin TL açısından olumlu olduğunu
söyleyebiliriz. Ancak ihracattaki mometumun zayıf seyri ve iç talepteki
canlanma işaretlerinin artması göz önünde bulundurulduğunda, Aralık verisinin
dış dengedeki bozulan görünümü tersine çevirdiğini söylemek mümkün değil.
Bu nedenle, 2013’te dış açığın genişleyeceğine ilşişkin beklentimizi koruyoruz.
Bu çerçevede MB’nin TL’nin reel bazda değerlenmesine izin vermeyeceğini ve
gerekli sıkılaşmayı makroihtiyati önlemlerle sağlayacağıını düşünüyoruz.
Moody’s Türkiye’nin kredi notunu değiştirmedi. Moody’s, şu anda yatırım
yapılabilir seviyenin bir kademe altında, Ba1’de ve olumlu görünümde olan
haftalık bülten
Türkiye’nin kredi notunun değiştirilmediğini duyurdu. Moody’s Türkiye’nin
şimdiki notunun, kamu maliyesindeki ve hükümetin bilançosunun şokları
karşılama kapasitesindeki iyileşmenin bir yansıması olduğunu belirtti. Moody’s,
diğer taraftan, dış açıklarının boyutu sebebiyle, Türkiye’nin dış şoklara karşı
çok korumasız olduğunun da altını çizdi. Moody’s, bu korumasızlığın, yatırım
yapılabilir seviyede bir kredi notu için, Türkiye’nin halletmesi gereken başlıca
sorun olduğunu vurguladı. Buna göre, cari işlemler açığını azaltmak ve dış
şokların etkilerini hafifletecek rezervler biriktirmek, Türkiye’nin Moody’s’ten not
artışı elde etmesi için gerekli koşullar gibi görünüyor. Moody’s ayrıca, dış
risklere karşı atılan adımlar tersine döner ve hükümetin kamu maliyesi kötüye
giderse, Türkiye’nin görünümünün aşağı doğru dönebileceği konusunda da
uyarıda bulundu. Dahası, olası gibi görünmese de, sermaye akımlarında ani ve
kalıcı bir kesilme yaşanırsa, not azaltılması da söz konusu olabilir.
Moody’s’in de kabul ettiği gibi, Türkiye’nin dış açıkları büyük ölçüde yapısal
sebeplerden kaynaklanıyor. Bu yüzden de, kısa zamanda bunları tümüyle
ortadan kaldırmak mümkün değil. Ayrıca, cari işlemler açığının önümüzdeki
aylarda, ekonomik aktivitedeki canlanmanın sebep olduğu konjonktürel
etmenler sonucu, daha da genişlemesi muhtemel. Dolayısıyla, 1. çeyreğin
sonuna kadar bir not artışı gelmezse, Türkiye’nin bu yıl içinde Moody’ten
yatırım yapılabilir seviyede bir not alma ihtimali oldukça düşük.
Önümüzdeki haftaya bakış
Ocak ayı enflasyonu bugün saat 10’da açıklanacak. Ocak’ta tüketici
fiyatlarının, piyasa beklentisiyle aynı oranda, %1.11 artmasını; ve tütün
fiyatlarının manşet enflasyona katkısının 0.7 yüzde puan olmasını bekliyoruz.
Bu sonuç, yıllık enflasyonu Aralık’taki %6.2’lik orandan %6.7’ye getirecek.
TÜİK’in, TÜFE sepetindeki ağırlıklarda yaptığı rutin güncelleme sebebiyle, bu
tahminde aşağı doğru küçük bir risk görüyoruz.
Enflasyonun ardından, TCMB yarın Ocak ayı reel efektif kur endeksini
duyuracak. TL, Ocak’taki PPK toplantısına kadar nominal olarak güçlenmişti;
ancak TL, bu toplantıda gecelik faizlerde indirime gidilmesinin ardından,
özellikle de euro karşısında, zayıfladı. Bu gelişmenin, reel efektif kur seviyesini
Ocak sonunda, Aralık seviyesinin üzerine çıkarsa da, 120 eşiğinin altında
tutmasını bekliyoruz.
Aralık ayı sanayi üretimi büyümesi Cuma günü açıklanacak. Aralık’ta bir
önceki yıla göre daha az çalışma günü olmasının da etkisiyle, sanayi
üretiminin yıllık bazda büyümesinin %0 olmasını bekliyoruz. Bu oranın negatif
olarak gerçekleşmesi ihtimalini de göz ardı etmiyoruz. Yıllık bazdaki
büyümenin Ocak’tan itibaren kayda değer biçimde hızlanmasını bekliyoruz.
İmalat sanayi PMI verisinin 2013’e yaptığı güçlü başlangıç da bununla
örtüşüyor.
Bu haftanın veri takviminde ayrıca, Perşembe yayınlanacak olan Hazine’nin
Ocak ayı nakit dengesi de bulunuyor.
haftalık bülten
Bu rapor, Finansbank Hazine Araştırma ve Satış Grubu tarafından müşterilerini bilgilendirmek
amacıyla düzenlenmiştir. Raporun Finansbank ile ilişkili bir kuruluşun müşterisi tarafından
kullanılabilirliği, alan kişi ve bu kuruluş arasındaki akdi ilişkiye tabi olacaktır. Bu raporda
sunulan bilgi, yorum ve tavsiyeler raporu hazırlayan Finansbank Hazine Bölümü’ne ait
görüşleri yansıtmakta olup yatırım danışmanlığı hizmeti kapsamında değildir. Mali durum ile
risk ve getiri tercihlerinin çeşitliliğini göz önünde bulundurunca sadece bu raporda yer alan
görüşlere dayanarak verilecek yatırım kararları beklentilere uygun sonuçlar doğurmayabilir.
Bu rapordaki bilgilerin derlenmesinde güvenilirliğine inanılan sağlam kaynaklardan
faydalanılmıştır; ancak bilgilerin doğruluğu bağımsız olarak teyit edilmemiştir. Finansbank
bilgilerin doğruluğu ve bütünlüğü konusunda garanti vermemekte ve doğabilecek hatalarda
sorumluluk üstlenmemektedir. Raporda sunulan bilgiler üzerinde önceden belirtilmeksizin
değişiklik yapma hakkı saklıdır. Finansbank ve ilişkili kuruluşlar ile bu kurumlarda çalışan
personel araştırma raporlarında sözü edilen menkul kıymetlere yatırım yapabilir ve zaman
içerisinde pozisyonlarını değiştirebilir. Bu raporda yer alan bilgilerin bir kısmı ya da tamamının
kopyası çıkarılamaz ya da dağıtılamaz.
Download