I. DIN ŞU - İSAM Kütüphanesi

advertisement
,'' \
......
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIGI YAYINLARI
•
J\
I. DIN
ŞU
.
.
""
I.
TEBLIG VE MUZAKERELERI
(1-5 Kasım 1993)
(ll)
Türkiye Oiyanet
Islam
Vakfı
Araştırmaları Merkezi
Kütüphanesi
Demirbaş No:
1-JSJb§-2.,
Tasnif No
. 29.:,\Jo~
1 i:)ıl'--1.-Ş
ANKARA -·1995
Diyanet İşleri Başkan.I.ıgı Yayınlan .................................................. 338
İlıni Eserler . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 63
Musahbjhler : Ahmet GÜNAY
Yılmaz
TARTAN
Adil YILDIRIM
AhmetTORUN
Abdi! AKTAŞ
Abdullah ŞAHİN
H. İbrahim KARAPINAR
Mehmet GÖKTEPE
95-06-y -0003-338
ISBN: 975-19-1244-x
. 975-19-1249-0
© Diyanet İşleri Başkanlığı
:Mustafa YEŞİLYURT
ArifYEÖİN- Yusuf GÖRGÜNOÖLU
Dizayn: Recep KAYA
Dini Yayınlar Dairesi Başkanlıgı
Derleme ve Yayın Şubesi Müdürlügü
Tel: (0312) 435 52 73 -ANKARA
Baskı : Semih Ofset Matbaacılık ve Ambalaj Sanayi Ticaret Ltd.Şti.
Büyük Sanayi 1. Cad. No: 74- İskitler 1 ANKARA.
Tel: (0312) 341 40 75 (4 Hat)- Fax: (03121 341 98 98
Dizgi
L DİN ŞÜRASI TEBLİÖ VE MÜZAKERELERİ
52
BİLGİ VE DÜŞÜNCELERiN GELİŞİMİ
Dr. Lütfi DOGAN
Diyanet İşleri Eski Başkanı
islamı tanıtına, o'na çağnda, İslfunı öteki dinlerden ayıran en önemli özellik,
inançta, ibadetde ve insan ilişkilerinde olsun bilgiye, bilime, akla ve düşünmeye yüce
bir yer ayırmasıdır. Allah'ın bildirdikleri ayetleri, buyruk ve yasakları insanın aklı
anlayacaktır. Allah'ın ·yüce varlığım, bilgisinin genişliğini, insan düşünerek, gözleyerek,
aniayarak inanacaktır. Mü'min, bilgisi arttıkça bilgi düzeyi yükseldikçe, Allah'ın
yüceliği özüne girecek, yakınlığa erecektir. Kur'an-ı Kerim'de insanın inancında,
ibadette ve hayatta her davranışında aklını kullanması, çerçeveli düşünmesi, sürekli
bilgisini artırma çabası içinde olınası, bilimi özlemesi birer öğüt değil, mü'minin,
müslümanın zorunluluğudur. Kur'an-ı Kerim akledilerek, onun buyruğu ve öğütü
düşünülerek kavramlacaktır. "And olsun ki size öğüt veren bir kitap indirdik,
akletmiyor musunuz?" (Enbiya-lO) "Göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile
gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, insanlara yararlı şeylerle, denize süzülen
gemilerde, Allah'ın gökten indirip yeri ölümünden sonra dirilttiği, suda her türlü
caniıyı orada yaymasında, rüzgarları ve yerle gök arasında emre arnade duran
bulutları göndermesinde düşünen kimseler için deliller vardır." Bakara, 164
4 _N 1~ ı.>.rf. ~ 1c.dW 1_, .; 4-:J 1_,
J.:U 1J')l.;.l_, J:t.; 'J ı_, u I_,.......J 1ı.:;!> ~ ı:, 1
J5 ı:,..o 4-:-9 . :. .,__, 4-J_,.o J.A.ı J:'.; "jl J...ı
~lj,. Lo ı:ı..o,. L-JI ı:ı..o illi J_;;l Lo_, '-""L:JI ~
ı:,~
i_,iJ u\.:"j J:'.;"jl_, "Wl W::! ~1 yG.......II_,
clı.JI ı...lı~_, ~l.:ı
Aklını
kullanan, düşünen gözü önündeki bilgi ve belgeleri gözleyen insan, ancak
Kerim'i, Allah'ın yüceliğini anlar. Böyle davranmayanlara, Allah soruyor:
"Bunlar Kur'an-ı düşünmezler mi, yoksa kalpleri kilitli midir." Muhammed, 24
Kur'an-ı
4J wı yp J.&. i ı ı:,T....V ı ı:,_,.r.~ )U ı
Aklını kullanmak ve düşünmek, sürekli bilgisini artırmak ve geliştirmek İslfun'ca
yaşayışın
temel ilkesidir. Bizi bu mecburiyete ileten ayetleri teker teker alıp,
yorumlamaya burada zamanımız yeterli değildir. Hud 51, Enbiya 10, 67, Mü' minlin
68,80, Nur 61, Kasas 60, Bakara 164,171, Maide 58, Nisa 82, Sad 29, Muhammed 24,
Ali İmran 65, 118, Enam 32, 151, A•raf 169, Yunus 16, Maide 103, Yunus 42, 100,
Bakara 219,266, Ali İmran 191, Enam 50, Araf 176, 184, 185, Ra'd 3, Yunus 24, Nahl
ll, Nuh 69, Sebe 46, Casiye 13, Haşr 21, Rum 8,21 ayetleri de aklı kullanmaya işaret
1. DİN ŞÜRASI TEBLİG VE MÜZAKERELERİ
53
etmektedir. Ayrıca insanın düşünerek ve gözlem yaparak bazı gerçekiere varması
konusunda nice ayetler bulunmaktadır. Müslümanın aklını kullanması, düşünmesi,
ond~n hi~ ayrılmayarak. onu Allah'a iman~ götüren. İsl5.nıı y~ş~t~n. sürekli gelişmesini
sağlayan, kapsamı zamanı
rızaya
ve rnekilm aşan, buyrulan ibadetleri özüne katan, onu ilahi
sevgiye alan, ruhunu yücelten, nefsini arıtan bir ibadettir.
Hz. Peygamberin, gönderilişinde de görevi, ayetleri belgeleri düşündürinek, bilgi
ve hikmeti öğretmektir. Cuma Suresinde bu anlam şöyle bildirilir. "Kitabsız kimseler
arasından, kendilerine ayetlerini okuyan, onları arıtan, onlara kitabı ve hikmeti
öğreten bir peygamber gönderen O'dur. Onlar dinden önce, şüphesiz apacık bir
sapıklık içinde idiler."
y~ı ~..J ~:r..J .ı.ı4T ~ı~~':/.)*") ı:ı;:.o':lı ~ ~ ı.S.lJı .,A
~ ~ u-Ü ~
'-""
ı.,;lS' ~)b ~ı.J
Ali İnıran (164)'de aynı anlam mü'minlere bağışlanan bir nimet olarak
belirtilmektedir .
. Hz. Peygamberin bu
öğretici niteliği
hadislerde de geçmektedir. "Ben muallim-
öğretmen olarak gönderildim." (İbn Mace-Mukaddime s. 17) Bizler de irşadda, dini
aydınlatmada,
ilk ve öncelikli yapacağımız, Kur'an-ı dinlemek, anlamak, onun
yolu izlemektir. Allah'ın ayetlerini, bildirdiği ve evrende sergilediği
belgelerini, yerde, gökte, sakladığı sırlarını araştıracağız, düşüneceğiz. Bilgimizi ve
hikmetimizi sözleri dinleyeceğiz, geliştireceğiz. En iyisini, en doğrusunu, en yararlısım,
en güzelini, en uygununu seçeceğiz. Mü'minin bu niteliği şöyle açıklanmış: "Ey
Muhammed! Dinleyip de, en güzel size uyan kullarımı müjdele. İşte Allah'ın doğru
yola eriştirdiği onlardır. İşte onlar akıl sahipleridir."
öğütlediği
!"" .A:J.Jı.J ~ı ('+-.a ıJ-!.lJı .A:J.Jı......_ıl)~ J_,A.Jıl)~ ıJ-!.lJı
,~ ~
y~':Jıı).Jı
(Zümer 17-18), Hep haseneyi, yararlıyı, iyiyi, yapmaya, güzel ahlakı, rahmeti,
merhameti yaymaya yükümlüyüz. Kendimizi, toplumumuzu iyiye, doğruya, barışa,
esenliğe değiştireceğiz. Fitneyi, bozgunu, cehaleti, hurafeyi, batılı, hak gerçek olmayanı
kaldıracağız. Kötüyü, iyiye dönüştüreceğiz, değiştireceğiz. Bunu biz isteyeceğiz. Biz bu
yolu seçeceğiz. Kur'an-ı Kerim bu konuda da şöyle buyuruyor: "Bir millet kendini
bozroadıkça Allah onların durumlarını değiştirmez."
~~ Lo ı.J~ c.? i_,.i.ı Lo~ ':J .JJıl)l
(Rad ll) buyrulur. Yani insanlar kendi durum ve tutumlarında bir değişme
yapmadıkça, Allah o topluluğu değiştirmez. Önce değişim sistemi, iradesi insandan
geliyor. İnsanın iradesi var. İnsan ister, durumunu iyiye veya kötüye yönlendirir. İnsan
bunu yapmadıkça, iradesini kullanmadıkça, ayet-i kerimede belirtildiği üzere Allah da o
insanı değiştirmez.
Kur'an-ı Kerim'de, insanın hayatta, kendi yetenekleri ve nitelikleri içinde, iradesini
kullanma sorumluluğunu görüyoruz. İnsan yaptıklarından sorumludur. İnsan bir işi
I. DİN ŞÜRASI TEBLİÖ VE MÜZAKERELERİ
54
yapmadan önce, düşünür, nedenleri araştınr, o işten yarar ve zararını tartar, ölçer. Bunda
özgürlük iradesini kullanırda yaptığının sorumluluğunu yüklenir. "Dinde zorlama
yoktur; urtık hak ilc hatıl iyice ayrılmı~tır."
~1 ~ ~)1 ~ J.i ~..1.11
e,) oi)"I'J
(Bakara 256) buyrulur. Gerçek ile gerçek olmayan ortaya konmuştur. İnsan
tartacak, zorlanmadan birini özgür iradesiyle seçecek, kendisi
isteyecektir.
düşüncesiyle bunları
İslfun Dini, Kur'an-ı Kerim'de, insana her seslenişinde, onun aklına hitap eder: dini
ve dünyevi yükümlülüklerde insanın aklı sorumlu olur. İslfun Dini'nin, insana bildirdiği
aklına ters düşmez. İslfun bilimle sürtüşmez. Din ve bilim, kendi özel mantıkları içinde
birbirini destekler.
İslfun'a göre, bilim ve din, mutlu olmak isteyen insanın hayatına katılırlar.
olur, güç _sağlarlar. Bilimsiz din karanlıktır, dinsiz bilim merhametsizdir,
sevgisizdir, hastalıktır. İsiilm'da din ile bilim arasında uzlaşma vardır. Zıtlaşma yoktur.
Aydınlık
İslfun Dini, evrenseldir, insanı ayırmadan alır, hayata yönehir ve onu özel
yaşantısında
ve toplumda ruh, madde, yaratılışında ve aklında en yüksek düzeye
yücelmesini amaçlar. Rabbı ile olan ilgisini, hayatın her alanında diğer insanlarla olan
ilişkisini düzenler. Çünkü insanın tüm hayat yönlerini bir bütünlük ve birlik içinde görür
ve onlara genel ilkeler getirir. Bu ilkeler doğrultusunda her hali, hayatta, Allah ve insan
için giriştiği her çaba alimin düşüncesi, ilmi araştırması, çalışması ibadettir. Meşru
çalışması, ne durumda olursa olsun, Allahı yüceltmedir. Bu nedenle, Peygamberimizin
şu hadişlerinde bu anlam belirtiliyor: "Alimlerin kullandığı mürekkep, Allah'ın
katında şehidlerin kanından hayırlıdır."
. . 1~1 i~~ .ı.Lll ~ ~ . . L.LJI ~ı.~.o_,
"Hikmet, mü'minin yitik
hakkı vardır. "
malıdır, bulduğu
yerde onu
·
almağa kullanınağa
Lf.l~IJ-4-i ~~-'~~jllı.!L..;:,~I
"İlim öğrenmek, yapmak için yola giren, ondan dönünceye dek, Allah
yolundadır."
c::'J! ~ .ı.Lll ~ e,) J-4-i rLJI ~ e,) ~}- ~
"İlim öğrenmek her mümin erkek ve kadın için farzdır, zorunluluktur."
w..- -' rl-o JS' ıP ~_) rLJI ~
Burada ilim, bilim deyimi mutlaktır, bilgi ve bilimin tüm çeşitlerini kapsar.
Bilgi, İslfun'da, insanın, inancının şartı kılınmıştır. Neye inandığını anlamadan ve
bilgisizce inanmak doğru değildir. Gerçek inanç, belgeye, bilgiye dayanır. İman, zorla
taklid ederek olmaz. Bu anlamda İslfun, kendinden önce egemen olan, aklı dışlayan,
kilise, mabed,. din adamlarından geçen körü körüne taklidi, bir inanca karşı bir
I. DİN ŞÜRASI TEBLİÖ VE MÜZAKERELERİ
55
harekettir. Çünkü müslüman inancıyla hayra, iyiye doğruya yönelecektir. Bunu kendi
ruhu ve özüyle yapacaktır. Anlamadığı, özünü ruhunu katmadığı bir iman, yapıcı
Plmaz. Akıl. düşünür. anlar kavrar: kişi akıl giicünii kullanır. helge ve hilgileri ölçer: Rtı
nedenle. müslümanın iradesi hürdür, düşüncesi özgürdür.
aklı,
Bilimsel araştırma, düşüncede gelişme İslam Dini'nin desteği, dostudur. İnsan
maddesi ve ruh, hayatı ve ötesini bütünü ile alan, her ikisinde de yüce erdemler
düzeyine katar. İnsanın bilimsel çalışmalarını, akıl ürünlerinin sonuçlarını
değerlendirmekle yetinmez, onu yüceltir. Düşünmeyi bilimsel araştırınayı ibadet sayar,
Hz. Peygamberin, müslümanları ilme çağrısının sınırı, bölgesi, zamanı da yoktur.
Doğuşundan ölüme kadar her mü'minin ilim isteği, öğrenmesi sürecek, araştırması
bütün dünyayı; doğu ve batısını kapsayacaktır. "Beşikten mezara kadar ilim isteyin,
Çin'de de olsa ilmi isteyin." İnsan, bunu nasıl yapacak, bilimsel araştırma, akıl ve
düşüncesini geliştirmede müslümanın özgün iradesiyle mümkündür.
Kur'an-ı Kerim'i okuyan bazı kişiler insan iradesini yok saymışlar; çankü Kur'an-ı
Kerim'de belirtilen Allah'ın iradesi her şeye galipdir, öteki bütün iradeleri yok kılar.
Kimileri de insan iradesinin sorumluluğu nedeniyle onu var saymışlardır. Kuşku yok ki,
insan iradesi özgürlüğü çok tartışılmıştır. İslamın özüne uygun düşmeyen cebri, totalİst
görüş İsHlm'a bağlanmıştır. Allah'ın ilmi ve iradesinin sonsuzluğu ve her şeye kapsamlı
etkisini yorumlari:ıada, insan iradesinin özgürlüğünü yok sayar, İslam'ın öteki ilkeler ile
bağdaşmayan bir görüş belirmiştir. Kur'an-ı Kerim'de Allah'ın irade ve ilmini tanıtan,
insanın durumunu yansıtan bazı ayetterin ilk okunuşlarında değişik yorumlar ortaya
konmuşsa da, bu iddia edilen ters anlayışlar görünüştedir. İslam'da insanın özgür iradesi
temel kuraldır. İnsan kendi isteyerek yaptığı işlerden sorumludur. Yukarıda anlamını
verdiğimiz bu görüşü ortaya koyan iyi bir örnektir. Bir millet bazı durumları
oluşturroadıkça Allah onları değiştirmez. İnsanın işi, daha öncedir. Aynı ayetin
devamında, "Allah bir milletin fenalığını dileyin ce artık onnn önüne geçilmez.
Onlar için Allah'tan başka hami de bulunmaz."
.JI_, ,;,.o -.;_,:ı ,;,.o~ Lo_, ..J :ı~
)U
',;._.i~ .ıJJI :ıl) 1~1_,
önceden buyrulanı tanımlamaktır. Mesela bir millet durumunu
muhakkak kötülüğe ereceklerdir. Hiç kimse bu sonucu
engelleyemez. Evreni yaratan Allah, yasalarını da ortaya koymuştur. Bu kanunlar, belli
sonuçlar doğurur. İnsanın kendi iradesiyle ortaya koyduğu değişiklik, bu genel yasa
uyarınca ard arda insan hayatında diğer değişiklikleri oluşturur.
(Rad 1 1)
anlamı,
kötülüğe doğru değiştirse,
İnsanın kendi özel yetenek ve yetkileri daire içinde işlerine egem~ndir. İnsan
kendisine bağışlanan güçlerini kullanılmasından sorumludur. Bunları en yüksek
dereceye yüceitmekle yükümlüdür. Düşürücü istekleri, yönelişleri ve işleri ile aşağıların
aşağısına düşer. İnsanın bu yücelişi veya düşüşü, yaratılışındaki kahtım veya iyi ve
kötü, iyi doğası sonucu erişmez. Kendi ister, özgür iradesi ile iyi veya kötüyü seçer, iyi
ve kötü işi işler, sonucuna erer.
İslam Dini, ilk günahın mirasını ve buna benzer hatalarını soydan soya geçişini
reddetmektedir. İslam'a göre, çocuk anasından iyi ve kötü olma niteliği içinde masum,
günahsız, tertemiz doğar. Çocuğun anne ve babası çevresi, eğitimin ve toplumdan
1. DİN ŞÜRASI TEBLİÖ VE MÜZAKERELERİ
56
kazandığı onu iyi veya kötü insan yapmaktır. İnsan davranışları ya onu hayatta başarılı
kılar
ya da geri
bırakır. Kişiyi
Ku~kusu1..
Cennetlik veya Cehennemlik kılacak da bunlardır.
insan yaptığı
i~ !erin
sonu<; larından sorumludur.
"İnsan
ancak
çalıştığına erişir. Onun çalışması şüphesiz görülecektir. Sonra ona karşılığı eksiksiz
olarak verilecektir." En-necm 139-41
ı..>J.. ı.J_,.., ~ ı:,IJ ~ Lo ~1 ı:,W')U ~ ı:,IJ
"Herkes kazancına bağlıdır."
.
~
~.v--ı.JW
.....i; 1<'
_:; ı::-.-5
•
(Müddessir 38) ayetleri; bu anlamı belirtmektedir.
Allah'ın
kaderi, Allah'ın bilmesi, ilmidir. Allah'ın ilmi her şeyi kuşatmış, her yeri
O'nun ilmi zamana ve mekana bağlı değildir. O daima hazırdır, vardır.
Bütün tabiat olaylarını, evrende mevcut doğal kanunları ve meydana gelecek olayları
ezelden biliyor.
kapsamıştır.
Yüce Allah, ezeli ilmiyle bütün tabiat olaylarını bildiği gibi her ferdin kendi
nereye yöneldiğini de bilmektedir. Allah kişinin kendi hayatında hidayet ve
delalet yoluna gireceğini ve son verecek yerini ezeli ilmiyle bilir.
yaşarnında
Allah, insanın gelecekte yapacağı fiilierini biliyor fakat
fiilieri yapıp yapmamakta serbesttir.
insanı
icbar etmiyor.
Kişi
Ay ve güneşin tutulması konusunda astronomi bilgini ve uzmanları tesbitlerinde
çok az yanılma payı alır. Ay ve güneşin tutulması, kuşkusuz gezegenlerin kendi
çevresinde ve birbirinin çevresinde dönmesi sonucu meydana gelmektedir. Bu,
astronomların bilgisinden ötürü ay ve güneş tutulması olmuyor. Açıkça bilim, ilmidir
ancak bilginierin bilgisi, ay ve güneşin hareketini sınırlamamıştır.
Allah'ın ilmini de bu olaya benzetebiliriz. İnsanın ilmi ile Allah'ın ilmi arasında bir
nitelik farkı vardır. Allah'ın ilminde yaratma gücü, insanınki idrak, kavrama, anlama
gücü bulunur. İnsanın ilmi eksiktir, hata ve yanılma payı olabilir. Allah'ın ilmi ezeli ve
ebedidir, eksiklik, hata ve yanılma yoktur. O'nun ilmi herşeyi, her yönü ve yeri
kuşatmıştır.
İNSAN, duyu organlarıyla donatılmıştır. Bunları ANLAMA, KAVRAMA
duyumu, isteme, görme, bilgilenmesi, aklıyla düşünmesi sağlanmış, iyi ile kötü yol
açıklanmıştır. Allah Teala: "Biz onun için iki göz, dil, iki dudak var etmedik mi? Biz
ona doğru ve eğri yolu göstermedik mi?" Beled 18-10
·
buyuruyor.
Allah, insanı özgür iradesi_ve aklı ile seçmede yetkili kılmıştır. Böylece insan
kendi belirlemiş olacaktır. Allah'ın yardımı ve gözetimi her an sürmektedir.
Samirniyetle çalışan ve Allah'ın yardımını isteyen her insana Allah yardım eder.
geleceğini
i.
I. DİN ŞÜRASI TEBLİG VE MÜZAKERELERİ
Sayın
57
dinleyenler!
Özgür irade ve seçme yetkisi. İslam'da temel kuraldır. Bunda mantığa ters düşen
durum yoklur. İnsanın k~ndini, bilgisini, aklını v~ düşünc~sini ilcrl~lip
geliştirmesinde bir engel yoktur. İnsan için yararlı ve gerçek olan, onun hayatını
kolaylaştırıp, daha iyi _insan olma gücünü artıran her ilim, İslaml'dir. Özünde temelde
yoksa da, bu yönü ile her çeşidi İslfunl bilim arasına alınmıştır.
bir
İslam'ın başlangıç döneminde, ilk müslümanlar bu sorumluluğu derinden
duydular. Kendilerine verilen nitelikleri geliştirdiler. Karşılıştıkları her yeni ve hikmeti
edinmekten çekinmediler. Hz. Peygamber aralarında iken onlara aynı tavsiyede
bulunmuş, sürekli gelişmelerinin, kendilerini yenilemelerinin yolunu açmıştır. Muaz b.
Cebel' i, Yemen'e dini anlatmak irşad için görevlendirdiği zaman, ona karşılaşacağı yeni
sorun ve konular hakkında izleyeceği yolu sormuş, "Kur'an ve Hadis'ten sonra re)' ve
aklına danışacağı" cevabını uygun görmüştür. Bu yöntemle müslümanlar bilgi ve
düşüncelerini
geliştirmişler;
Kur'an'la bildirilen, Hz. Peygamberin sözleriyle
açıklananlar doğrultusunda akıl ve düşüncelerinin, ictihatlarımn yeni ürünleri İslam'ı
güçlendirmişlerdir. Aldıkları kendilerinden önce gelen kültür ve uygarlıkları İslam'ın
ruhu içinde yenilemişler ve Hicri beşinci asırdaaltın çağına kavuşmuşlardır. Bu düzeye
gelmelerini, İslam'ın onlara telkin ettiği bilimsel araştırma özgür düşünme sağlamıştır.
Hikmet ve bilim, her çeşidi, her yönde, doğu ve batıda, hayatlarını geliştirmenin aracı
olmuştur. Çin'in hikmeti, Hin'din riyazesi, İran'ın çeşitli bilgileri, Mezopotamya, Harran,
İskenderiye, Mısır~ Yunan, şimdi Afrika, Roma, bilgi, hikmet, felsefe ve kültürü hep
İslam düşünür ve araştırmacılarının malzemesi olmuştur. Asırlar boyu süren araştırma,
tercüme, düşünme ürünleri orijinal sayısız eserlerin, serbest tartışmaların bilimsel
faaliyetin alanı olmuş; tüm hikmet, bilim ve uygarlıklara açık bir İslam kültür ve
uygarlığı olmuştur.
İslam'ın bu yükseliş döneminde genel çizgi, bilimin her çeşidini, aklın ve
düşüncenin ürünlerinin ve çeşitli ictihadların ortaya konması olmuştur. İster metinlere
çok sıkı bağlı kalan nasscılar olsun, ister eshab-ı rey olsun hepsi bu yolu izliyordu.
Başlangıçta Keli'imın meseleleri ve tartışmalar, bazı kesimlerce tepkiyle karşılanırken,
özgür düşünceleri, kullanan Yunan felsefesinin etkisinde kalan Mutezile'ye ait olduğu
söylenen kelfun ilmi, mantık ve diğerleri de benimsendi. O dönemde bu çok çeşitli
düşünce ürünü, bilimsel eserlerin, görüşlerin ortaya konuşu, İslam'daki hür düşünce ve
iradenin bir kanıtı değil de nedir? Özgür düşünce ve irade, İslam'ın temel öz ruhunu
yansıtır. Emeviler zamanında, Şam'da bir topluluk tarafından ortaya konulan cebri,
totalist goruş, kendilerine mutlak teslimiyeti yolunu açan hükümdarlarca
desteklenmiştir. Uzun tartışmalar ve çalışmalar sonucu, bilindiği üzere oluşan
"Mutezile" ve "Eş'ari" ekolu ayrı görüşleri temsil etseler de, insan özgürlüğü ve
iradesi konusunda aynı şeyi söylediler, insanın özgürce seçme iriidesini kabul ettiler.
Nass'ın dışında oluşan yeni sorun ve konuları akılları ve düşünceleri çözmeye çaba
gösterdikleri gibi, nass'lara da ald! yorumlar getirdiler. Akli belgeler ve bilgiler ürettiler.
Kuşkusuz Mutezile daha geniş biçimde aklı ve düşünceyi temel aldılar; yalnız hayati
konular da uhrevi sorunları da aklın kurallarına bağlamaya çalıştılar. Nevbahti, Mesud!,
İbn Hazm, Biriini gibi İslam düşünürleri, bilimsel araştırınayı öne alan, çalışma ürünleri
ortaya koydular.
I. DİN ŞÜRASI TEBLİÖ VE MÜZAKERELERİ
58
Din bilginleri, fakihler, kanun kişileri de aynı yöntemi izleyerek genel akli kurallar
vazettiler. Bunlar bize açıkça, İslam fakibierinin din kuramcılann dar ufuk ve düşünceli,
iizdlikk hayat
konularında
katı
dcği~mcz
olmadıklarını
gö~tcrınckıcdir.
"zaman
değişmesiyle, ona ilişkinhükümlerinde değişmesi
l)l..o_;JI
~i~~~~ ;
"Meşakkat kolaylaştırmayı gerektirir."
~
LA....!....ll ;
'bJ_,_,....aJI j,J;..:...o ~
zamrete tahammül" iWI J_,..a.JI
düzeyindedir."
(sakıncaları) mubah kılar"
J
.. !
-ll
"İhtiyaç zamret
J;..:.ı ~U.I
; "Genel zamret gidermek için özel
ı.r'U.I .)_;.11 ~ ; "Zaruretler, mahzurat
~G.,b.ll ~ ~IJ_,.r=::JI ; Delil bulunmadığ zaman, halin
eJJ
zahiriyle yetinilir" J.:j.ı.JI il.ı...;l ~ JU.I._;:.~ ~
gibi kuralların temeli İslfun ...
Fakihlerin, hayatın gelişmesiyle, yeni ·durum ve koşullara göre davrandıklarını
görüyoruz. Büyük fakihler, müçtehidler, İmaını Şafii, gibi toplumdaki yeni gelişen hal
ve şartlara göre yeni hükümler çıkarmasım hilmişlerdir, eski mezhebin yanısıra, bir de
yeni mezhebi oluşturıiıuştur. Zamanla oluşan yeni olaylar karşısında hükmü insan aklı
ve kavrayışına bırakmaktadır. Bu nedenle, yeni bir sorun karşısında İslam alimi kendine
sorar: Böyle bir olay Hz.Peygambere sorulsa ne yapardı. Kuşkusuz, adil olduğu ve
İslam'ın getirdiği eşitlik ve adalet ilkelerine ters düşmediği takdirde kabul ederdi.
Fakihler bu yöntemle rey ve ictihadda bulundular. Mesela, Ebu Hanife kıyas yaptı,
istihsana başvurdu. İmam Malik de el-Mesalihi Mürseleye uydu. Ancak bu fakibierin ve
düşünürlerin ·yorumları, getirdikleri hükümler, bilgiler kendi ·düşüncelerini yansıtan,
yani kendi ictihadlan ve reyleri idi. Kimi bazı yörelerde, başkası da başka yerlerde
uygulamyordu. Mesela Ebu Cafer el-Mansur, İmaını Malik'den el-Muvattayı bütün
Müslümanlara uymaya zorunlu kılmak, ilzam, eden bir eser olmasını istemişti. İmaını
Malik, eserinin bütün müslümanları ilzfun, uymaya zorunlu kılan bir eser olmasını kabul
etmedi ve müslümanların bütününü ilzfun eden ancak Kur'an ve sünnet olduğunu
belirtti. Bir bilginin düşüncesi ötekilerini kabule zorlamadığı gibi aralarındaki düşünce
çeşitleri, aynlıklan ve ilmi araştırma ürünleri itibar görüyordu. Bu toplumdaki
düşüncedeki olgunluğun ve gelişimin göstergesidir.
İnsan aklını aydınlatan, İslfun düşüncesini geliştiren düşünce hareketi beşyüz yılda
irnrenilecek bir düzeye geldi. Müteakip beşyüz yılda, siyasal bölünmeler ve şiddetli
çekişmeler sürdü. Grublaşmalar oluştu. Bundan sonra, bu bütünlüğün aynlması, siyasi,
ekonomik, kültürel zaaf ve gerileme dönemi geldi. Daha önceki bilirnde düşüncede
gelişim, çeşitlilik, tanınmaz oldu. Bu döneme ait bazı kitaplan okuduğumuzda bazı akll
ilimleri yasaklayan hükümler ve Kur'an-ı Kerim'in sunduğu insanı yücelten değerler
yerine cehalet ve taassubu körükleyen Kur'an'la ve İslfun'la ilişkisi olmayan hurafe ve
batı! inançlar, akıl dışı geleneklerin egemen olduğunu görüyoruz. Bu duraklama ve
gerileme, kuşkusuz, İslam düşüncesini ve bilime bakış açısını daraltmıştır. Cüz'i fer'i
özellikler, İslam'ın kü111 kurallann önüne geçmiştir.
Sayın
Dinleyenler!
Niyetim size, burda, İslam düşünce tarihi yapmak değil. Ancak, biraz İslam bilimi
geliştirip, hayatlarını yükseltme ve o bütün dünyanın gurur duyduğu İslam uygarlığının
1.
I. DİN ŞÜRASI TEBLİÖ VE MÜZAKERELERİ
tarihi
59
bir nebze düşündürerek, çağımızdaki İslam'i sorumluluğumuz için, ne
etmek ve yeni bir plan ve program yapmaktır.
yapacağımızıtesbit
İ~lüm. insanlığa. hayatta hidfıyel. mutluluk. ylikscli~ n: yücel i~ i~·in sunduğu. bilgi.
bilim, düşünce ilerletip geliştirilmiştir. Çağımız, bu konuda gözle izlenmesi imkansız bir
hızla gelişmiş, hayatta her konuda sorunlar arıcak bilim ve teknikle çözülür duruma
gelmiştir.
Bunu belirtmek üzere zamanımıza "Bilgi Çağı" diyoruz. 14 asır ötesinden,
ufkunun ilk doğuşunda, okuma, öğrenme, akıl, düşünme ve bilimin yollarını
açan İsliin1 güneşinin ışıklarının, bu çağda geliştirmernek O'nun insan düşünce ve
bilgisinin verdiği hızı hareket ettirmemek yalnız İslam'a değil, bütün insanlığa haksızlık
olmaz mı? Böyle bir dine mensub müslümanların hayatlarında gönüllerinde iman
gücüne bilim ışığını tutmamak, özgür düşüncelerini ve iradelerini bu konuda
çalıştırmamak büyük bir zulüm, kötülük olmaz mı?
insanlığın
Sebepler ne olursa olsun, müslümanı Kur'an'dan ve İslam'dan ayıran hurafe.
cehalet, taassub hem kendi hayatlarını geriletmiş, hem de Kur'an-ı Kerim'in ilahi
rahmetinden alem uzak kalmıştır.
Kur'an ve onun
tamttığı
ve uzun
çağlar boyu
müslümanlara telkin ettiği ruhla, altın
çağını içirak eden, akıl düşünce ve bilmin uygarlığını geliştiren İslam'a, yeniden aynı
zindeliği sağlamak, bilgi çağında İslam'ı geliştirici İrfanını konuşturmak, Kur'an'ı, asrın
idrakine söyletillekle
olacaktır.
Bunun için seferber
olmalıyız.
Bilimsel
araştırınayı
yaygınlaştırarak cehaleti yenmek, özgür ve özgün İslam'i düşünceyi çeşitlendirecek onu
sağlayacak İslam'i düşünceyi çeşitlendirerek, onu sağlayacak hoşgörii, birbirimize
tahammülü, birbirimize sevgi, göriişlerimize saygıyı güçlendirerek, İslam' ı düşüncelerde
ve gönüllerde açtırmak dönemine gelmiş durumdayız. İslam bilginlerinin
araştırmalarına, Kur'an'dan ve Hz. Peygamberin hadislerinden yeni çıkaracağımız nurla,
aydınlıkla cehalet karanlığını, bağnazlık körlüğünü kaldıracak; insanı bir çıkınaza
süriikleyen maddi, acımasız bilimi ve tekniği, bu yolla insamn yükselişine, yücelişine eş
kılabiliriz. Kur'an'la, İslam'la ancak, bilim ve teknik de insanın yararına çalışacaktır.
İslam alemi ve Türk müslümanlan biz, bu konudaki açığımiZI muhakkak kapamalıyız.
Dini aydınlanmız irşadımızda açıklamalarımız bu doğrultuda olmalıdır. Cehalet,
taassub, hurafe, akıldışı, bilgi ve belgeye dayanmayan, Kur'an'dan ve Hz. Peygamberin
hadislerinden kaynaklanmayan gelenek ve davranışlar bizim değildir.
Sayın
Dinleyenler!
Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı'nca toplanan Din Şôrası, beklenen bu atılımın,
ilk açılışı olacaktır. Bundan başanlı olacağımıza kuşku duymuyorum. Çünkü
Devletimiz, dini siyasetten ayıran ilkesi ve düşünce çeşitliliğine saygı gösteren yasaları
ile teminat altına alınan demokratik yapısı, hangi tür olursa olsun, göriiş ve
düşüncelerimizi, siyasal ve endişe olmadan veya devletin izlediği dini bir göriişü dikkate
almadan ele alacak, özgürce tartışmamıza olanak sağlayacaktır. Yukanda açıklamağa
çahştığım gibi Kur'anı ve İslam'ı, asrın idrakine sunmak için, en önemli konu, kanımca
bilimsel araştırma ve özgür düşüncemizi geliştirmek, kara bulut gibi her alanımıza bizi
engelleyen cehalet, taassup ve onlardan kaynaklanan sorunları çözmektir. Din Şurası,
I. DİN ŞÜRASI TEBLİG VE MÜZAKERELERİ
60
bizim için ülkemiz
dönemi açılacaktır.
Müslümaniarına
din
hayatımıza
rönesans ve yeni bir
aydınlanma
Diyanct İ~lcri Ba~kanı iken, bu Şürayı toplamaya büyük çaba gösterdim.
Tüzüğünü açıkladık,
ne yazıkki
gerçekleştiremedim.
Bu vesile ile çok
değerli toplantıyı
sağlayan Diyanet İşleri Başkanı Sayın Mehmet Nuri YILMAZ'a ve Din İşleri Yüksek
Kurulu üyelerine ve Şurayı bilimsel görüş ve önerileriyle onurlandıran bilim adamlarına
teşekkür eder, bizim ve tüm Müslümanlann, İslam'ın aydınlık yolunda, bilimsel
çalişmalarında, yeni düşünce ürünlerini ortaya koymadayüce Allah başanlı kılsın.
Bizleri
rızasına,
sevgisine alsın.
Hepinizi sevgilerirole selamlanm, saygılarımı
:i
sunarım.
Download