işitme kaybı yapan nedenler

advertisement
İŞİTME KAYBI
YAPAN NEDENLER
SALİH BAKIR | KBB NOTLARI
29
İŞİTME KAYBI TİPLERİ
1. İLETİM TİPİ İŞİTME KAYIPLARI
2. SENSÖRİNÖRAL TİP İŞİTME KAYIPLARI
3. MİKST TİP İŞİTME KAYIPLARI
4. FONKSİYONEL İŞİTME KAYIPLARI
İşitme kaybı yapan nedenler 4 grubta incelenebilir: İletim tipi işitme kaybı, sensörinöral tip
işitme kaybı, mikst tip işitme kaybı ve fonksiyonel işitme kaybı. Aşağıda bu işitme kayıplarına
yol açan patolojilerin belli başlıları grublandırılmıştır. Sonraki bölümlerde işitme kaybına yol
açan bu patolojilerden ayrıntılı bahsedilecektir.
İLETİM TİPİ İŞİTME KAYIPLARI YAPAN NEDENLER
İletim tipi işitme kaybı (İTİK) iç kulağın normal olduğu ancak ses dalgalarının iç kulağa iletildiği
mekanizmada bozukluk olduğu durumlarda ortaya çıkan işitme kaybıdır. Yani patoloji dış kulak
(aurikula, dış kulak yolu) ve/veya orta kulaktadır (OK). İTİK yapan başlıca patolojiler aşağıdaki
tabloda gösterilmiştir.
TABLO: İLETİM TİPİ İŞİTME KAYIPLARI YAPAN NEDENLER
I. DIŞ KULAK (AURİKULA VE DKY)
II. ORTA KULAK PATOLOJİLERİ
PATOLOJİLERİ






Aurikula konjenital anomalileri


DKY konjenital anomalileri
Buşon
DKY enfeksiyöz hastalıkları
Yabancı cisim
Tümörler
Otitis media (OM)






Akut OM
Efüzyonlu OM
Kronik OM
Hemotimpanum
Travmatik zar perforasyonu
Otoskleroz
Glomus tümörleri ve diğer nadir tümörler
SALİH BAKIR | KBB NOTLARI
30
I. DIŞ KULAK (AURİKULA VE DIŞ KULAK YOLU) PATOLOJİLERİ
Bu patolojiler dış kulak hastalıkları bölümünde ayrıntılı olarak anlatılmıştır.
II. ORTA KULAK (OK) PATOLOJİLERİ
Otitis media (OM): Akut OM, efüzyonlu OM ve kronik OM, iletim tipi işitme kaybına neden
olurlar. Otitis media, ayrı bir bölüm olarak ayrıntılı anlatılmıştır.
Hemotimpanum: OK içine kanama olması nedeniyle oluşur. Barotravma veya direkt kulak
travmalarını takiben görülebileceği gibi epistaksis sonrası kanın östaki borusu yoluyla OK’a
geçmesi sonucu da görülebilir. Temporal kemik fraktürlerinde, transvers fraktürlerde daha sık
olmak üzere görülebilir. Muayenede kulak zarı mor-siyah görünümdedir. Tedavide spontan
rezolusyon beklenir. Üç hafta içinde tam rezolüsyon olmayan vakalarda parasentez yapılır.
Travmatik timpanik membran perforasyonu: Travmatik zar perforasyonları darp, kulak
temizleme amacıyla pamuklu çubukların kullanımı, penetran travmalar, temporal kemik
fraktürleri ve blast travmalar nedeniyle gelişebilir. Blast travmalara sık rastlanır, tokat atma
yada ani patlamalar nedeniyle görülür. Akut blast travmaların genellikle en sık bulgusu zarda
perforasyondur. Perforasyon pars tensadadır, pars flaksidada pek görülmez.
Travmatik timpanik membran travmalarında perforasyon kenarları düzensiz ve hemorajik
görünümde olur. Perforasyon kenarlarının düzgün olması bu perforasyonun travmadan önce
olduğunu düşündürür.
Hastalar kulakta dolgunluk hissi, işitme kaybı ve çınlama şikayetleri ile başvururlar. Travma
neticesi sadece timpanik membran yırtılmışsa 30 dB, kemikçik dislokasyonu olmuşsa 40-60 dB
işitme kaybı oluşur. Ancak çok şiddetli blast travmalarda dahi kolay kolay kemikçik hasarı
gelişmez fakat oval veya yuvarlak pencere rüptürleri (perilenf fistülü) gelişebilir. Bu durum ani
işitme kaybı ve vertigoya yol açar. Perilenf fistülünde cerrahi tedavi gerekebilir. Şiddetli akut
blast travmalarda perilenf fistülü olmadanda iç kulak etkilenebilir, genellikle düzelmekle
beraber kalıcı hasar (işitme kaybı) da görülebilir.
Travmatik perforasyonların kendiliğinden iyileşme şansı yüksektir, %90’ı bir ayda spontan
iyileşir ancak ilk birkaç gün içinde perforasyon kenarlarının düzeltilip (içeriye dönük ise
dışarıya döndürülmesi) üzerine perforasyonu örtecek şekilde sigara kağıdı konması iyileşme
şansını arttırır. Hastalara kulağını sudan koruması önerilir. Bunun için vazelin emdirilmiş
pamuk ya da silikon kulak tıkaçları kullanılabilir. 2 haftada iyileşme belirtisi göstermeyen
perforasyonların kenarları %20 triklor asetik asit veya %10 gümüş nitrat ile koterize edilebilir.
Perforasyon 2 ay içinde iyileşmezse miringoplasti/timpanoplasti yapılır.
Otoskleroz: Ayrı bir bölüm olarak ayrıntılı anlatılmıştır.
Glomus tümörleri ve diğer nadir orta kulak tümörleri: Otolojik tümörler bölümünde
ayrıntılı olarak anlatılmıştır.
SALİH BAKIR | KBB NOTLARI
31
SENSÖRİNÖRAL İŞİTME KAYIPLARI YAPAN NEDENLER
Sensörinöral işitme kaybı (SNİK), koklea veya sonraki işitme yollarının patolojileri sonucunda
ortaya çıkar. Oldukça sık görülmelerine rağmen çoğu kez sebeb net olarak ortaya konamaz. SNİK
yapan nedenler konjenital ve edinsel (akkiz) olarak 2’ye ayırmak uygun olacaktır.
I. KONJENİTAL NEDENLER
1. Genetik nedenli işitme kayıpları (sadece işitme kaybı olanlar)
Michel aplazisi, Mondini aplazisi, Scheibe aplazisi, Alexander aplazisi
2. Genetik nedenli işitme kayıpları (diğer anomalilerle birlikte olanlar)







Göz hastalıkları ile beraber: Usher sendromu, Refsum sendromu
Böbrek hastalıkları ile beraber: Alport sendromu
Tiroid hastalıkları ile beraber: Pendred sendromu
Deri hastalıkları ile beraber: Waardenburg sendromu
İskelet hastalıkları ile beraber: Crouzon sendromu, Marfan sendromu, Paget sendromu
Mukopolisakkaridozlarla beraber: Hunter sendromu
Kromozom aberasyonları ile beraber: Cri-du-chat, Trizomi 13, Trizomi 18, Down sendromu
(Trizomi 21)
3. Prenatal kazanılmış işitme kayıpları






Kızamıkçık (Rubella): Körlük, kalp anomalileri, mikrosefali, mental retardasyon. Aşılama ile
çok azalmıştır.
Konjenital sifiliz: Vestibüler hipoeksitabilite, Hutchinson dişleri, interstisyel keratit
Toksoplazmoz: SSS bulguları
CMV: mental retardasyon
Ototoksik ilaçlara maruziyet
Radyasyona maruziyet
4. Perinatal kazanılmış işitme kayıpları





Perinatal asfiksi: Koklea ve beyindeki ilgili çekirdek bölgelerinin hasarı
Prematurite: Erken doğumların %10’unda görülür. Hiperbilirübinemi sebeb olabilir
Dogum Travması: Kokleada hemorajiler
Eritroblastosis Fetalis
Kernikterus: MSS’de olasılıkla kokleada da bilirübin birikimi sonucu olur
SALİH BAKIR | KBB NOTLARI
32
YENİDOĞANLARDA SNİK YAPABİLEN RİSK FAKTÖRLERİ: Aile hikayesi, intrauterin
enfeksiyon (TORCH= toksoplazma, rubella, CMV, sifilis, herpes) öyküsü, kulağıda içeren
kraniofasial anomaliler, 1500 gramdan düşük doğum ağırlığı, kan değişimini gerektirecek
hiperbilirubinemi, hamilelikte ototoksik ilaç alınması, bakteriyel menenjit, APGAR indeksinin
düşük olması (1 dakikada 0-4, 5 dakikada 0-6), Beş gün veya daha uzun süreli mekanik
ventilasyon, kafa travması, SNİK nedeni sendromları düşündürecek farklı organlarda
patolojilerin olması durumunda olası SNİK düşünülerek araştırılmalıdır.
II. AKKİZ NEDENLER
İşitme kayıplarının büyük kısmını edinsel (akkiz) sensörinöral işitme kayıpları oluşturur. Farklı
sınıflandırmalar mevcuttur. Bir kısmından burda kısaca bahsedilecek, bir kısmı ise ayrıntılı
olarak ilgili bölümlerde anlatılacaktır.
TABLO: SENSÖRİNÖRAL TİP İŞİTME KAYIPLARI YAPAN AKKİZ NEDENLER
1. DEJENERATİF NEDENLER
5. TRAVMATİK NEDENLER


Presbiakuzi

2. TOKSİK NEDENLER



Ototoksisite

3. ENFEKSİYÖZ NEDENLER





Commotio/contusio labirintitis
Temporal kemik fraktürleri
Perilenf fistülü
6. İDİOPATİK NEDENLER
Otitis media (AOM, KOM)

Sifiliz
7. TÜMÖRAL NEDENLER
Menenjit/menengoensefalit
Kogan sendromu






Travma
Labirentit
4. METABOLİK NEDENLER

Akustik travma (akut/kronik)
DM
Renal hastalıklar
Hipotiroidi

İdiopatik ani işitme kaybı
Meniere hastalığı
Vestibüler schwannom
Hemanjiom
Menenjiom
Fasial nörinom
SALİH BAKIR | KBB NOTLARI
33
1.
DEJENERATİF NEDENLER (PRESBİAKUZİ)
Presbiakuzi; ileri yaşlarda iç kulakta yaşlanmaya (dejenerasyon) bağlı görülen, daha çok yüksek
frekansları tutan bilateral simetrik sensörinöral işitme kaybıdır. Schukneckt; dejenerasyon
yerine göre presbiakuziyi 4 tipe ayırmıştır:
1. Sensorial presbiakuzi: Korti organında dejenerasyon (epitelyal atrofi=saçlı hücre ve destek
hücrelerde kayıp ve atrofiye bağlı düzleşme) vardır. Özellikle dış saçlı hücre ve stereosilyalarda
kayıp olur. Yüksek frekanslarda (kokleanın bazal kısmının ilk birkaç milimetresinde başlar) orta
yaşlarda başlayan, yavaş seyreden, progresyon gösteren simetrik SNİK vardır. Genellikle 2000
Hz'de kayıp başlar (diğer tiplerde tüm frekanslarda düşme görülür). Sensorial presbiakuzide
düşük frekanslar başlangıçta normaldir, yaş ilerledikçe düşer. SD (Speech Diskriminasyon)
skorları fazla etkilenmemiştir, başlangıçta normaldir ancak yaş ilerledikçe sinir lifleride
dejenerasyondan etkilendiği için düşer. Tinnitus sıktır. Rekruitman (+)’dir.
2. Nöral presbiakuzi: Korti organı normaldir. Spiral ganglion hücreleri ve sinir liflerinde akson
kaybı vardır (nöron sayısı azalmıştır). Korti sağlam olduğu için rekruitman (-)’dir. İşitme kaybı
tüm frekanslardadır, SD düşüktür. İşitme kaybı ve söyleneni zor
anlama vardır.
Amplifikasyondan en az fayda gören tiptir, çünkü dejenere olan yer akustik sinir lifleridir.
3. Strial presbiakuzi: Metabolik presbiakuzide denir çünkü dejenerasyon, iç kulakta harcanan
enerjinin büyük kısmını sağlayan stria vaskülaristedir. Korti organı ve spiral ganglion normaldir
(rekruitman yoktur). Düz çizgi halinde SNİK ( tüm frekanslar tutulur) vardır. SD skorları oldukça
iyidir, yani amplifikasyondan (işitme cihazından) fayda görürler. Bu tipte ailevi geçiş olabilir.
4. Koklear-konduktif presbiakuzi: Mekanik presbiakuzide denir çünkü baziller membranda
dejenerasyon (sertleşme, kalınlaşma) ile mobilite azalır. Korti organı, spiral ganglionu ve stria
vaskularis normaldir. Tüm frekansları tutan SNİK vardır. SD skorları normaldir.
cihazından fayda görürler.
İşitme
KLİNİK: İç kulakta dejenerasyon genellikle 40 yaşından itibaren başlasa da genellikle konuşma
frekansları (500, 1000, 2000 Hz) başlangıçta sağlam kaldığından, daha geç düşüş olduğundan
farkedilişi çok daha geçtir. Ancak gürültüye maruz kalan, vasküler, metabolik hastalığı olanlarda
daha erken yaşta çıkabilir. İşitme kaybı oldukça yavaş geliştiğinden hastaların çoğu bu duruma
adapte olmuştur. İşitme kaybının konuşma frakanslarını da tuttuğu veya ileri derecede olduğu
hallerde hastalar duyamama ve konuşulanı anlamama şikayetleriyle gelirler. Beraberinde
sıklıkla bulunan kulak çınlaması rahatsızlık verebilir.
TEDAVİ: Medikal ve cerrahi tedavisi olmayan presbiakuzili hastaların işitme cihazı ile rehabilite
edilmesi gerekir (amplifikasyon). Cihaz kullanımına geçmeden önce saf ses odiogramı ve
konuşmayı ayırdetme yeteneği tespit edilmelidir. Konuşmayı ayırdetme yeteneğini kaybeden
SALİH BAKIR | KBB NOTLARI
34
hastaların rehabilitasyonu zordur. Hasta işitir ancak anlayamaz. Kalabalık ortamlarda şikayet
belirginleşir. Bu hastaların işitme cihazından faydalanması zordur.
2. TOKSİK NEDENLER (OTOTOKSİSİTE)
En sık ototoksik ilaçlar sorumludur. Aminoglikozidler (sistemik, topikal), diüretikler, aspirin,
cisplatin, vankomisin, polimiksin B, eritromisin
bilinen ototoksik ajanlardır. Bunlar dışında
endüstriyel toksinler, civa, altın gibi ağır metaller
ve alkol, nikotin bağımlılığında da ototoksisite
olabilmektedir.
Aminoglikozid antibiyotikler: Pratik hayatta en
sık karşılaşılan ototoksisite aminoglikozidlere
bağlı olanlardır. Oral alınınca GİS'ten %3
oranında emilir ve bu nedenle paranteral
alınırlar. BOS bariyerini geçerler. Yarılanma
ömürlerinin uzun olması nedeni ile iç kulak
sıvılarında yüksek konsantrasyonlarda uzun süre
kalırlar. İç kulaktaki toksik konsantrasyonun
artması sonucu vestibüler ve koklear duyu
organlarında
olabilir.
irreversibl
lezyonlara
neden
İlk önce korti organında bazal kısımdaki dış tüylü
hücreler dejenere olur, devam edilirse apikal
bölge ve iç tüylü hücreler de dejenere olur.
Vestibülde tüylü hücreler ve makula etkilenir.
Hemen hemen tamamı renal atılır bu nedenle
Normal tüylü hücreler (üstte).
Streptomisine maruz kalmış rat
kokleasındaki dejenere olmuş
tüylü hücreler (ortada) ve bu
dejenere
tüylü
hücrelerde
caspase 3 boyasıyla apoptozun
gösterilmesi (altta).
renal bozuklukta toksisite artar.
Streptomisin ve gentamisin daha çok vestibülotoksik etki gösterirken neomisin, kanamisin daha
çok kokleotoksik etki gösterirler.
Aminoglikozid ototoksisitesi doza bağlıdır. Genellikle ilk semptom tinnitustur. Daha sonra
işitme kaybı yerleşir. İşitme kaybı bilateral, yüksek frekanslarda daha fazla olan bir kayıptır.
İşitme kaybı genellikle irreversibildir.
Streptomisin ve gentamisinde vestibülotoksik etki kokleotoksik etkiden genellikle daha önce
çıkar. Bu nedenle Meniere tedavisinde kullanılmaktadırlar.
Toksisitesinde öncelikle vestibüler sistemde hareketle olan (pozisyonel) vertigo ve bulantı olur.
İlerlerse denge bozuklukları ve vestibülooküler refleks bozukluğuna bağlı ossilopsi (yürürken
SALİH BAKIR | KBB NOTLARI
35
cisimlerin vertikal planda zıplar gibi olması, nesneleri fikse etmede zorluk) gelişir. Tedavide
ilacın derhal kesilmesi gerekir, steroid verilebilir. Ancak kokleotoksik etkiler ilaç kesildikten
sonrada ilerleyebilir. İç kulak hasarı genellikle irreversibldir.
Topikal preparatlar: Deneysel hayvan çalışmalarında aşikar ototoksisite gösterilmiş olan
birçok preparat günlük kullanımdadır ancak insanlarda çok az olgu bildirilmiştir. Bu çelişki
muhtemelen insan yuvarlak penceresi bölgesi anatomisinin farklılığından kaynaklanmaktadır.
Aminoglikozid preparatları genellikle sistemik kullanımla etkilerini göstermelerine rağmen
neomisin, tobramisin ve gentamisin gibi kulak damla formlarıda vardır. Bunlar lokal
kullanılmalarına rağmen ototoksik olabilirler.
Steroidli damlaların ototoksik etkisi yoktur. Alkol ve povidon-iodin içeren uygulamalarda
ototoksisite olabileceği hayvan çalışmalarında gösterilmiştir, klinikte ise olgu sayısı çok azdır.
Neomisinin yanık nedeniyle cilde sürülen formunda da ototoksisite bildirilmiştir.
Diğer antibiyotikler: Eritromisinin lejyonella hastalığı için IV kullanımında bildirilmiştir.
Vankomisin, polimiksin grubunda da bildirilmiştir.
Antineoplastik ilaçlar: Sisplatin kokleada dış saçlı hücrelerin kaybına neden olur. İşitme kaybı
yapar. Dozla ilişkilidir. Genellikle reversibldir.
Diüretikler: Etakrinik asit, furosemid ototoksik etkisi vardır. İşitme kaybı yapar. Dış tüylü
hücreler ve stria vaskülariste etkilidir. Genellikle reversibldir.
Salisilatlar: Aspirinin (asetil salisilik asit) etkileri doza bağlıdır ve günde 6-8 gr alınması halinde
ototoksik etkisini gösterir. Yüksek doz kullanım romatolojik hastalıkların tedavisinde
sözkonusudur. Önce tinnitus sonra işitme kaybı yapar. İlaç kesilmesinden hemen sonra (24-72
saatte) düzelir.
Diğer ilaçlar: Antiprotozoal ajanlar (kinin, klorokin), oral kontraseptifler… gibi yüzlerce ilaçta
bildirilmiştir. Bunlar genelde reversibldir.
3. ENFEKSİYÖZ NEDENLER
Labirentit: Labirentit denildiğinde iç kulağın enflamatuar bütün hastalıkları akla gelir. Bu
inflamasyon, koklear kısmı, vestibüler kısmı ya da her ikisini birden tutabilir. Böylece hastalarda
SNİK ve şiddetli vertigo (bulantı-kusma) şikayetlerine yol açarlar. Sıklıkla bakteriler ve virüsler
neden olur. Bakteriler, genellikle otitis media komplikasyonu (unilateral SNİK) yada menenjit
(bilateral SNİK) yoluyla labirenti tutar. Aşağıda bahsedilenetkenlerde labirentite yol açarlar.

Viral Labirentit: Bir kısmı konjenital, bir kısmıda akkiz olarak ortaya çıkar. CMV ve rubella
konjenital sağırlığın en sık etkenleri iken, kabakulak ve kızamık en sık akkiz etkenlerdir.
Kabakulak çocuklarda görülen unilateral akkiz işitme kayıplarının en sık (10.000/5)
nedenidir. Parotitli veya parotitsiz olabilir. Unilateral olduğu için çocukluk çağında
SALİH BAKIR | KBB NOTLARI
36
farkedilmeyebilir. Kızamık (rubeola) ise genelde bilateral ve derin SNİK yapar. Erişkinlerde

VZV’de SNİK yapabilir (Herpes Zoster Oticus, Ramsey-Hunt sendromu).
Bakteriyel Labirentit: Otitis media (AOM, KOM) yada menenjit/menengoensefalite yol
açan etkenler labirenti tutabilirler. Genellikle otitis media komplikasyonu (timpanojenik
labirentit, unilateral SNİK yapar) yada menenjit (menengojenik labirentit, bilateral SNİK
yapar) yoluyla labirenti tutar. Nadiren hematojen yolla ortaya çıkar. İç kulağın direk
mikroorganizma (süpüratif labirentit) yada daha sıklıkla enfeksiyöz proçesin toksik

metabolitleri (seröz labirentit) ile hasarı sonucu semptomlar oluşur.
Sifilitik Labirentit: Treponema Pallidumun yol açtığı sifilizin hem konjenital hem de akkiz
formu labirent tutulumu gösterebilir. Sifilitik labirentitde vestibüler semptomlarda vardır
ancak işitme kaybı daha ön plandadır. SNİK bilateral ve derindir. Klinik bazen meniere
benzeri olabilir. Sifiliz tanısı laboratuvar (serolojik testler) ile konur. VDRL veya daha hassas
olan FTA-abs, MHA-TP testleri yapılır. Tedavi penisilindir. Primer hastalık düzelirse

şikayetlerde düzelme görülebilir.
Protozoal Labirentit: Bir protozoon olan Toxoplazma Gondi'nin yol açtığı infeksiyon, iç
kulak tutulumu gösterebilir. Özellikle konjenital toxoplazma sensörinöral işitme kaybı
yapabilir. Konjenital toxoplazmanın klasik triadı, korioretinit, serebral kalsifikasyon ve
mikrosefalidir. Kızamıkçığın (rubella ilk trimesterde bulaşırsa hastalığa yol açar) aksine

daha çok hamileliğin üçüncü trimesterinde bulaşma olursa ortaya çıkar.
Fungal Labirentit: Klinikte geniş spektrumlu antibiyotikler, steroidler ve kemoterapotik
ajanların kullanılmasının artması nedeniyle mantar infeksiyonlarının insidansında artış
görülmektedir. Diabetik, lösemili ve organ transplantasyonu olan hastalarda görülme şansı
daha yüksektir. İç kulağı tuttuğu bildirilen mantartar arasında Candida, Mucor, Cryptococcus
ve Blastomyces türleri vardır. Mantarların iç kulağa yayılımı, timpanojenik, meningojenik ve
hematojenik yolla olabilir. Tedavi antifungal ilaçların sistemik uygulanmasıyla başlar. En sık

olarak Amfoterisin B kullanlır.
Otoimmün Labirentit: İdiopatik olarak kabul edilen bazı hastalıkların etyolojisinde
otoimmünitenin rol oynadığına dair bilgiler elde edilmiştir. Bu hastalıklara Cogan Sendromu,
Poliarteritis nodosa, Meniere Hastalığı ve Otoskleroz dahildir. Otoimmün labirentit
genellikle birkaç hafta veya birkaç ay içinde gelişir. İşitme kaybı progressif veya fluktuan
olabilir. Ancak ani başlangıçlı değildir. Spontan olarak veya steroid tedavisi ile düzelebilir.
İşitme kaybı genellikle bilateral olmasına rağmen asimetrik ya da unilateral olabilir.
Vestibüler sistemde tutulabilir. Vücudun diğer kısımlarında başka otoimmün hastalıklarla
beraber olabilir. Tedavisinde steroidler, siklofosfamid ve diğer antiinflamatuar ilaçlar
kullanılabilir.
SALİH BAKIR | KBB NOTLARI
37

Labirentitis Ossifikans: Labirentitis ossifikans pürülan labirentitin iyileşme döneminin
son aşamasıdır. Bu dönemde labirent steril hale gelmiştir. Bakteriyel inflamasyon
iyileşirken, membranöz labirentte fibroblast proliferasyonu başlar ve bunu yeni kemik
oluşumu takip eder. Önce perilenfatik boşluk fibroosseöz doku ile dolar, daha sonra ise
endolenfatik boşlukta patolojik değişiklikler başlar. Koklear implant adayı hastalarda bu
süreç başlamadan implantasyon gerçekleştirilmelidir.
Menenjit/meningoensefalit: Viral, bakteriyel nedenlerle olabilir. Labirenti tutarak SNİK
yaparlar.
Otitis media (AOM, KOM): İç kulağın direk mikroorganizma yada daha sıklıkla enfeksiyöz
proçesin toksik metabolitleri ile hasarı sonucu SNİK olabilir.
Sifiliz: Multiorgan tutulumu olan bu hastalıkta iç kulak tutulumu ile SNİK gelişebilir.
Kogan sendromu: Korneanın nonsifilitik interstisyel keratiti, işitme kaybı ve vertigo ile
karakterizedir.
4. METABOLİK NEDENLER
Diabetes mellitus (DM): Mikroanjiopati nedeniyle erken yaşlarda gelişir.
Renal hastalıklar: Yetmezlik, dializ ve transplantasyon hastalarında risk vardır.
Hipotiroidi: %25 olguda görülür, tiroid replasmanına cevap
verir.
5. TRAVMATİK NEDENLER
Travmatik nedenler: Kulağa gelen darbeler (tokat gibi)
neticesinde işitme kaybı meydana gelebilir. Kulak zarında
delinme varsa genellikle cerrahi tedavi gerektirmemektedir,
acil timpanoplastiye gerek yoktur. Çünkü travmaya bağlı
Travmatik
perforasyon
oluşan zar delinmeleri %90 kendiliğinden kapanabilmektedir. Erken dönemde perforasyon
alanındaki flep pik yardımı ile içe veya dışa dönmüş kısımları düzeltilerek anatomik pozisyona
getirilir, delinen yer sigara ya da karbon kağıdı ile kapatılır. Bu tedavi ile bir ayda kapanmayan
perforasyonların büyük çoğunluğu 3 ay sonunda tamamen kapanmaktadır. Ancak 3 ay sonunda
kapanmayan perforasyonlarda miringoplasti yapılmalıdır. Tam kapanmamış küçük bir
perforasyon %50 triklorasetikasit veya %10 gümüş nitrat ile kimyasal koterizasyonla
kapatılabilir. Gerekli olgularda enfeksiyon gelişimini önlemek için antibiyotikli kulak damlaları
kullanılmalıdır.
Akustik travma: Akustik travmaya bağlı işitme kaybı iki şekilde (akut travma, kronik travma)
meydana gelir:
SALİH BAKIR | KBB NOTLARI
38
a. Akut (blast) travma: Akustik travma tek-kısa süreli yüksek ses dalgası (130-160 dB) ile
meydana gelebilir (silah atışları, patlamalar). Stapes kasının refleks kasılması için gerekli olan
sürede (1-3 msn süreli) travma gerçekleşmektedir, bu nedenle orta yada iç kulakta hasar pek
olmaz. Ani ve ağrılı işitme kaybı oluşur. Prognozu iyidir, işitme kaybı geçicicidir. Saatler, günler
içerisinde düzelir. Ancak bu travma dakikalarca sürerse iç kulak hasarı olabilir. Bunlarda da
prognoz iyidir. Tedavide, gürültüden izole edilir ve iç kulak infüzyon tedavisi (dekstran 40,
pentoksifilin, B kompleks vitamin) uygulanır.
Daha şiddetli akustik travmalarda (süre>3 msn veya şiddet=160-190 dB) kulak zarı, kemikçikler
ve tüylü hücre hasarı gibi periferal odituar sistemde hasarlar meydana gelebilir. Batıcı kulak
ağrısı ile birlikte akut işitme kaybı, kanlı otore ve bilateral tinnitus, bazen vertigo (membranların
yırtılmasına bağlı olarak endolenf ve perilenfin karışması sebebiyle) eşlik edebilir. Sesin geldiği
taraf timpan membranı perforedir. Kemikçikler de etkilenmişse (dislokasyon) mikst tip işitme
kaybı odyogramı elde edilir. Yüksek frekanslar sık etkilenir. Hastaya iç kulak infüzyon tedavisi
verilir fakat prognozu kötüdür, hasar genellikle irreversibldir. Timpan membran (spontan
kapanmazsa 2 ay sonra), kemikçik dislokasyonu tamir edilir.
Commotio/contusio labirintitis: Künt kafa travması nedeni ile kulak bölgesinde fraktür
olmaksızın ortaya çıkan iç kulak hasarıdır. Patolojik mekanizma patlama ve yüksek ses basıncı
travmasında olduğu gibidir, hasar veren dalgalar özellikle kemik ileti yolu ile iç kulağa ulaşır.
Unilateral veya bilateral işitme kaybı, tinnitus, vertigo, baş ağrısı bulunur. Timpan membran
normaldir. Odyogramda genellikle yüksek frekansta tutulma tespit edilir. Eğer diğer kaza
sonuçları hastalık tablosunun tanınmasını geciktirmezse iç kulak infüzyon tedavisine başlanır.
Pencere rüptürü düşünülüyorsa eksploratif timpanotomi yapılır. İlk haftalarda iyileşme sıktır,
ancak genellikle tam iyileşme görülmez.
b. Kronik travma: Akustik travma uzun süreli yüksek şiddetteki gürültüye veya kronik
patlamalara bağlı olarak meydana gelebilir (gürültülü çalışma ortamları). Kulak normal olarak
90 dB’lik sese 8 saat süreyle dayanabilir. Daha yüksek şiddetteki seslerde dakika yada saatlerce
kalmayla geçici eşik düşmeleri meydana gelir, ancak çabuk (24 saat içinde) düzelir. Gürültüye
maruz kalma süresi veya sıklığı artarsa geçici eşik yükselmelerini kalıcı hale getirir. Eşik
düşmeleri öncelikle 3000-6000 Hz arasındaki frekansları etkiler, en belirgin düşüş 4000
Hz’dedir. Daha sonra 2000 ve 1000’e doğru iner.
Kronik gürültüde, iç kulak yapılarında (korti organındaki iç ve dış saçlı hücreler) hasar meydana
gelir. Gürültü en fazla korti organındaki iç saçlı hücrelere göre daha hassas olan dış saçlı
hücreleri etkiler. Dış saçlı hücrelerin önce stereosilyaları sertleşir ve fonksiyonlan bozulur.
Gürültü kesilirse stereosilyalar kendini yeniler, devam ederse stereosilyalarda yapışıklıklar ve
SALİH BAKIR | KBB NOTLARI
39
kayıplar olur. Daha ileri safhalarda iç saçlı hücrelerde hasar ve sekonder nöral dejenerasyon
gelişir. Başlangıçta kokleanın bazal kısımlarında olan bu durum (yüksek frekanslarda kayıp)
zamanla apikal kısımlara (düşük frekanslarda kayıp) ilerler.
Hastalarda işitme kaybı, kulakta dolgunluk hissi, tinnitus şikayetleri vardır. İşitme kaybı yıllara
yayılan bir süreç gösterdiği için, kayıba adaptasyon sözkonusudur. Kişi kaybın farkına geç varır.
Konuşmayı ayırtetme skorları da düşer. Gürültüye bağlı işitme kaybının medikal veya cerrahi
tedavisi yoktur. Tedavi önlemektir.
Temporal kemik fraktürleri: Ayrıntılı olarak ilgili bölümde anlatılacaktır.
Perilenf fistülü: Ayrıntılı olarak ilgili bölümde anlatılacaktır.
6. İDİOPATİK NEDENLER
İdiopatik ani işitme kaybı: Ayrıntılı olarak ilgili bölümde anlatılacaktır.
Meniere hastalığı: Ayrıntılı olarak ilgili bölümde anlatılacaktır.
7. TÜMÖRAL NEDENLER
Başta vestibüler schwannom olmak üzere hemanjiom, menenjiom, fasial nörinom..gibi tümörler
sensörinöral tipte işitme kaybı nedeni olabilirler. Ayrıntılı olarak ilgili bölümde (otolojik
tümörler) anlatılacaktır.
MİKST TİP İŞİTME KAYIPLARI YAPAN NEDENLER
Sorun hem iç kulak veya işitme sinirinde, hem de sesin hava yolu ile taşınan kısımlarında, yani
DKY’da, timpanik membranda veya orta kulak yapılarındadır. Odyometride kemik yolu işitme
eşikleri normal değerlerin dışına çıkmış ve hava yolu işitme eşikleri ile arasında 5 dB’i aşan
aralık vardır. Kronik otitis media’da sık görülür.
FONKSİYONEL İŞİTME KAYIPLARI YAPAN NEDENLER
Organik bir patoloji olmaksızın hastaların işitme kaybı tariflediği durumlardır. Hasta bunu bilinç
dışı ya da bilinçli (temaruz) olarak yapıyor olabilir. Bu duruma psödohipakuzi adı da verilir.
Bu hastaların değerlendirilmesi ilk mülakat ile başlar. Mülakat sırasında hastanın rahat iletişim
kurarken işitme testinde çok ileri derecede kayıp göstermesi ve konuşurken hastanın kısık sesle
konuşması simülasyonu düşündürür. Hastanın geliş nedeni de göz önüne alınmalıdır. Eğer hasta
SALİH BAKIR | KBB NOTLARI
40
işitme kaybı nedeniyle bir kazanç elde edecek ise (tazminat, askerlikten muafiyet) dikkatli
olunmalıdır.
Odyolojik testlerde simülasyonu düşündürecek bulgular şunlardır:
1. Odyogram:
• Tekrarlanan saf ses odyogramlarında farklı eşiklerin elde edilmesi
• Saf ses odyogramı ile konuşmayı alma eşiği arasındaki uygunsuzluk
• Kemik iletim eşiklerinin hava iletimine göre düşük olması
2. Akustik refleks:
• Hava kemik aralığı veren veya 60 dB den fazla sensörinöral işitme kaybı veren hastalarda
akustik refleks alınması
3. BERA
• Saf ses eşikleri ile uyumsuz BERA bulguları
İŞİTME KAYIPLARINDA KULLANILAN
CERRAHİ YÖNTEMLER
Her bölümde otolojik patolojiler ve uygulanan cerrahiler anlatıldı. Burda işitme kayıplarında
uygulanan ve diğer bölümlerde bahsedilmeyen cerrahiler anlatıldı.
KOKLEAR İMPLANTASYON
Koklear implant (Kİ), mekanik ses enerjisini, elektrik sinyallerine dönüştüren ve bunu doğrudan
kokleaya aktararak, seslerin algılanmasını sağlayan elektronik bir cihazdır. Defektif saçlı
hücrelerin yerine geçerek seslerin kodlanmasını sağlar. Bu cihazlar bilateral, çok ileri derecede
SNİK olan ve konvansiyonel işitme cihazlarından çok az veya hiç yararlanamayan hastalara
uygulanmaktadır. Hastaların sağlıklı, mental yönden stabil olmaları ve ameliyat sonrası
rehabilitasyon programına devam edip bitirecek motivasyona sahip olmaları gerekir. Koklear
implantasyon postlingual iştme kayıplarına da uygulanabilmesine rağmen en önemli
endikasyonu konjenital/prelingual işitme kayıplarıdır.
İdeal olan tüm yeni doğanlara otoakustik emisyon ile işitme taraması yapılması ve işitme kaybı
saptanan kişilerde en kısa zamanda işitme cihazı ile rehabilitasyona başlanmasıdır. Böylece
cihazdan fayda görmeyen hastalar en erken yaşta tespit edilip Kİ uygulaması için en ideal yaş
olan ilk iki yaş içerisinde ameliyat gerçekleştirilmiş olacaktır.
SALİH BAKIR | KBB NOTLARI
41
Dilin
karakteristik
özelliklerini
öğrenmeden
oluşan
işitme
kayıpları prelingual olarak
adlandırılır. İşitme kaybı doğuştan mevcut olabileceği gibi ilk iki-üç yaş içinde de meydana
gelebilir. Bu hasta grubun da en iyi sonuçlar dört-beş yaşa kadar yapılacak implantasyonla elde
edilebilir. Dil öğrenilirken oluşan kayıplar perilingual olarak isimlendirilir. Bu grupta iki-altı yaş
arasındakiler yeralır. Koklear implantasyon, prelingual gruba göre genellikle daha iyi sonuç
verir.
Altı
yaşından
büyük
çocuklarda
ve
erişkinlerde
meydana
gelen
işitme
kayıpları postlingual olarak adlandırılır. Dil öğrenildikten sonra kayıp oluştuğundan en iyi
koklear implantasyon sonuçları bu grupta alınmaktadır.
İşitme kaybından sonra geçen süre koklear implantasyonun başarısındaki en önemli
faktörlerden birisidir. Prelingual hastalarda en iyi sonuçların, tanı konulduktan sonra ilk 4-5 yaş
içerisinde yapılacak ameliyatla alınacağı
ÇOCUK ADAYLAR İÇİN KOKLEAR
kabul edilmektedir. Bu süreden sonra
hiç cihaz kullanmamış bir prelingual
hastaya
implantasyon
İMPLANTASYON KRİTERLERİ
yapıldığında,

işitsel uyarıları almasına rağmen, beyin

bilgiden

olasılıkla postlingual bir hastayla aynı
plastisitesi tam olarak gelişmediği için
aynı
derecede
yararlanamayacaktır. Bu da hastanın
cihazı kullanmamasına neden olabilir
sonucu,
bağlı
iletilen
kullanılmaması söz konusudur.
Özellikle
çocuk
hastaların
koklear
implantasyon öncesinde en az altı aylık
bir işitme cihazı deneyiminin olması
gerekmektedir. Bu süre içinde hastanın
hem
implanta
hazırlama,
hem
de
Hastanın
işitme
cihazıyla
ses
İşitme cihazından çok az veya hiç
Ailenin
motivasyonunun
ve
beklentilerinin uygun olması
Ailenin ameliyat öncesi ve sonrası
dönemde gerçekleştirilecek eğitim
deprivasyon
bilgilerin
ileri
izlenmelidir)

işitmemeye
çok
yararlanamaması (hasta en az 6 ay
şansı azalmaktadır. Burada olasılıkla
süre
veya
deneyiminin olması

santral sinir sistemin de oluşan uzun
ileri
derecede sensörinöral işitme kaybı
(non-user). Postlingual hastalarda da
aradan çok uzun süre geçtiğinde başarı
Bilateral
programlarını izleyebilecek yapıda
olması

Fizyolojik yaş (12 ay veya üzerinde
olması (Çoğu hastada)

Genel
anestezi
engelleyecek
medikal
almasını
problemin
olmaması
çocuğun işitme cihazından yeterince
yararlanıp yararlanamadığını görme açısından şarttır. Altı aylık işitme cihazı kullanımı ve izleme
dönemi sonrasında, koklear implant için uygun bir aday olup olmadığına karar verilir. Ancak
SALİH BAKIR | KBB NOTLARI
42
menenjit geçiren hastalarda iç kulakta ossifikasyon başlarsa bu 6 aylık süre beklenmeden
cerrahi yapılmalıdır.
Hem erişkin hemde çocuklarda bilateral çok ileri derecede SNİK (500, 1000, 2000 Hz işitme eşik
ortalaması 90 dB HL ve daha fazla, SD=%0) olan hastalar implant için aday olarak kabul
edilmektedirler. 90 dB HL düzeyinin daha aşağıya çekilmesini önerenler vardır. İşitme cihazı ile
minimal SD, koklear implantasyon için kontrendikedir. Ayrıca aktif kulak enfeksiyon varlığı
(AOM, EOM, KOM), zarın perfore olması, koklear ossifikasyon, kokleanın olmaması, patolojinin
koklear değil retrokoklear olması kontrendikedir. Ancak menenjit geçiren çocuklarda koklear
ossifikasyon sıklıkla geliştiği için, bu hastalarda yukardaki kriterlerin bir kısmı ihmal edilerek
acil koklear implantasyon yapılabilir.
Hastanın koklear implantasyon adayı olduğu saptandıktan sonra, implantın hangi kulağa
yerleştirileceği kararlaştırılmalıdır. Önceleri kötü kulak tercih edilmiş, ancak sonuçların
değerlendirilmesi, işitme açısından iyi olan kulağın tercih edilmesi gerektiğini göstermiş ve bu
günümüzde kabul edilen görüş olmuştur. İki tarafta da tamamen eşit özellikler varsa ve işitme
kaybı farklı zamanlarda oluşmuşsa, daha kısa süreli kayıp olan kulak tercih edilmelidir. İşitme
kaybı etiyolojileri ve süreleri eşit olan bir hastada hastayla birlikte karar verilerek biri seçilir.
Kİ dış ve iç parçalar olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır:
Dış parçalar: 1. Mikrofon: Akustik bilgileri alarak elektriksel sinyallere dönüştürür ve işlemciye
aktarır, 2. Konuşma işlemcisi: Sinyali kodlayıp amplifiye ederek, iç kulak stimulasyonu için
uygun hale getirir, elektriksel uyarı daha sonra dış antene iletilir, 3. Dış anten: Gelen elektriksel
uyarıyı deriden iç antene aktarır.
İç parçalar: 1. İç anten: Elektrik akımını alıcı-uyarıcıya (receiver-stimulator) iletir, 2. Alıcıuyarıcı: Gelen sinyale göre ilgili elektrotların uyarılmasını sağlar, 3. Elektrot demeti: Elektriksel
uyarıyı iç kulağa aktarır ve koklea içinde ilgili lokalizasyonların uyarılmasını sağlar.
Hem erişkin hemde çocuklarda ilk Kİ uygulaması W. House tarafından gerçekleştirilmiştir.
Kokleaya girmek için iki yol vardır. Yuvarlak pencereden veya yuvarlak pencerenin hemen
önünden promontoryuma yapılacak kokleostomiyle olabilir. Çok ince elmas uçlu turla delik
açıldıktan sonra, skala timpaniye hyaluronate (Hylon R) enjekte edip implantı kayganlaştırarak,
daha az travmatik bir şekilde içeriye girmesi sağlanır. Daha sonra elektrot skala timpaniye itilir.
Elektrot yerleştirildikten sonra, kokleostomi düzeyinde implant etrafındaki açıklık temporal
kastan alınan dokuyla tamamen kapatılır. Daha sonra implant yatağına, elektrot da mastoid
kavite içine tespit edilir. Ameliyat sırasında monitörizasyonda koklear implant bilgisayar
sistemine bağlanarak tek tek her elektrot için impedans, stapes refleksi ve “neural response
telemetry” (NRT) değerlendirilebilir. İmpedans telemetre aktif elektrotlardaki voltajın
ölçülmesiyle elektrot anormalliklerini göstermektedir.
SALİH BAKIR | KBB NOTLARI
43
BAHA
BAHA (Bone Anchored Hearing Aid=Kemiğe implante işitme cihazı), kulağa yakın kemik üzerine
titanyum vidalarla yerleştirilen ve doğrudan temporal kemiği uyararak işitme sağlayan işitme
cihazlarıdır. Çeşitli nedenlerle (aurikula, dış kulak yolu atrezileri, tedaviye dirençli akıntılı
kavite, kronik orta kulak enfeksiyonu sekelleri, operasyonlar) klasik işitme cihazı kullanamayan
hastalar için uygun bir yöntemdir. Kemik yoluyla işitmenin 45 dB ve daha iyi, konuşmayı anlama
ve ayırt etmenin %60 ve daha iyi olması gerekir.
VİBRANT (ORTA KULAK İMPLANTI)
Orta ve şiddetli düzeyde SNİK olan hastalarda klasik işitme cihazlarına alternatif olarak
uygulanan bir yöntem ise vibrant sound bridge yöntemidir. Bir elektromanyetik transducer
prensibi ile çalışır. Biri dıştan sesi iletecek dış parça diğeri ise ucu ameliyatla inkus kemikçiğinin
uzun koluna takılan ve aslı temporal kemik üzerine yerleştirilen iç parça olmak üzere 2
parçadan oluşur. Bu ameliyatta transducer inkus uzun koluna takılacağından hastanın daha önce
ciddi orta kulak problemi yaşamamış veya orta kulak cerrahisi geçirmemiş olması arzu edilir.
BEYİN SAPI İMPLANTI
Fonksiyon görmesi için sağlam bir koklear sinire gereksinim duyan koklear implantların aksine,
beyin sapı implantları koklear sinir fonksiyonunu yitirmiş kişilerde kullanılmaktadır. Ameliyat
ilk kez 1979 yılında House ve Hitselberger tarafından gerçekleştirilmiştir. Günümüzdeki en sık
endikasyonu nörofibromatozis-2 hastaları oluşturmaktadır. Bunun yanında bilateral temporal
kemik kırığı sonrasında her iki koklear sinirin zedelendiği durumlarda da kullanılabilir.
Nörofibromatozis-2 hastalarında bilateral akustik nörinom nedeniyle iki koklear sinir de tümöre
veya cerrahi girişime bağlı olarak ileri derecede zedelenmiş olabilir. Bu hastalarda beyin sapı
implantı, translabirentin veya suboksipital yaklaşım yoluyla dördüncü ventrikülün lateral
resesine yerleştirilmektedir. Beyin sapı implantının esas olarak koklear nükleus kompleksini
uyarması planlanmıştır. Burada esas hedef uyarıları sekizinci sinir den daha fazla alan ve
asendan yolların daha büyük bir kısmını oluşturan ventral koklear nükleuslardır. Uygun
lokalizasyonun tespit edilmesinde ABR (elektrikle uyarılmış işitsel beyinsapı yanıtları) önemli
yer tutmaktadır.
KAYNAKLAR
1. Akyıldız N. Kulak hastalıkları ve mikrocerrahisi I. Bilimsel tıp yayınevi, Ankara,1998.
2. Koç C. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları ve Baş Boyun Cerrahisi. Güneş Kitabevleri, 2. Baskı,
2013.
SALİH BAKIR | KBB NOTLARI
44
3. Cingi C. Kulak Burun Boğazda semptomlar. EA yayıncılık. İstanbul, 2009.
4. Önerci M. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Tanı ve Tedavide İlk Adım. Matsa Matbaacılık,
Ankara 2002.
5. Çelik O. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları ve Baş Boyun Cerrahisi. Asya tıp Kitabevi, 2. Baskı,
2007.
SALİH BAKIR | KBB NOTLARI
45
Download