Sevgi - Kalp Ehli

advertisement
‫الصالة‬
ّ ‫احلمد هلل احلمد هلل احلمد هلل حنمده ونستعينه ونستغفره ونتوب اليه و‬
‫حممد وعلى اله وصحبه امجعني ونعوذ ابهلل من شرور‬
ّ ‫السالم على رسولنا‬
ّ ‫و‬
‫مضل له ومن يضلل فال هادى له‬
ّ ‫انفسنا ومن سيّئات اعمالنا من يهد هللا فال‬
‫نشهد ان ال اله اال هللا وحده ال شريك له ونشهد ان سيّدان حممدا عبده‬
‫ورسوله اللهم صلى على سيدان حممد وعلى ال سيدان حممد ّاما بعد فياعباد‬
‫هللا اوصيكم بتقوي هللا وطاعته ا ّن هللا مع الذين اتقوا والّذين هم حمسنون اعوذ‬
ِ ‫الشيطان الرجيم بسم هللا الرمحن الرحيم ُخ ِذ الْع ْفو وأْمر ِِبلْعر‬
‫ف‬
ّ ‫ابهلل من‬
ُْ ُْ َ َ َ
ّ
ّ
ّ
ِِ
‫ي صدق هللا العظيم وقال رسول هللا (صلى هللا عليه‬
ْ ‫َوأَ ْع ِر‬
َ ‫ض َع ِن ا ْْلَاهل‬
‫ َوال تُ ْؤِمنُوا َح ََّّت ََتَابُّوا صدق رسول‬، ‫وسلم) ال تَ ْد ُخلُوا ا ْْلَنَّةَ َح ََّّت تُ ْؤِمنُوا‬
.‫هللا فيما قال او كما قال‬
SEVGİ
Muhterem Müslümanlar!
İslam dini, insanlara karşı sevgiyle muamele etmeyi
emretmiştir. Huzur ve barış içinde yaşayabilmek,
karşılıklı sevgi ve sevgiye bağlıdır. Tüm insanlığın
dünya ve ahiret mutluluğunu sağlamak amacıyla
gönderilen yüce dinimiz İslam, insanlanların ayıplarını
yüzlerine vurmamayı, gizli hallerini ve kusurlarını
araştırmamayı, onlara karşı kin ve düşmanlık
gütmemeyi, kötülükleri iyilikle gidermeyi, asla intikam
hırsıyla hareket etmemeyi emretmiştir. Tüm insanlığa
örnek ve rehber olarak gönderilen Peygamberimiz
(s.a.v.) de, kin, nefret ve düşmanlıkla toplumsal barışın
sağlanamayacağını belirterek, kendisini öz vatanından
çıkarıp canına kıymak isteyenleri, Taif’te kendisini
taşlayanları, amcası Hz. Hamza’yı ve en yakın
dostlarını şehit ederek, kin ve nefretle hareket edenleri
bile, büyük bir anlayış ile bağışlayarak sevgi ve rahmet
peygamberi olduğunu göstermiştir. Çünkü onun
insanlığa getirip tebliğ ettiği o yüce Kur’an, gerçek
müminleri tanıtırken; “Onlar, bollukta ve darlıkta Allah
yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları
affedenlerdir.
Allah
iyilik
edenleri
sever.”
buyurmaktadır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) de
“Kim bir Müslümanın ayıbını örter, suçunu bağışlarsa
Allah da kıyamette onun suçunu ve kusurunu bağışlar.”
buyurmuştur.
Muhterem Müminler!
Sevgi ve barış dini olan İslam’ı insanlığa tebliğ eden
kutlu nebi, “İman etmedikçe cennete giremessiniz,
birbirinizi sevmedikçe de gerçek manada iman etmiş
olamazsınız.” buyurarak sevgi ve imanı, toplumun
temel taşı yapmıştır. Yüce dinimiz İslam; dil, din, ırk ve
bölge ayırımı yapmadan, farklı düşünceleri bir
zenginlik kabul ederek, asla şahsi menfaatler için basit
hesaplar yüzünden bölünüp parçalanmamayı, Kur’an ve
sünnete sımsıkı sarılarak dünya ve ahiretimizi
güzelleştirmeyi, toplumsal barışı zedeleyecek her türlü
söz ve davranıştan sakınmayı, hayatımızın her alanında
sevgiyi esas almayı emretmiştir. Zira sevginin olmadığı
yerde taassup vardır, ihtiras vardır, düşmanlık vardır,
kin ve nefret vardır ve bunların da asla hiç kimseye bir
faydası yoktur. Öyleyse, fert olarak, toplum olarak
birbirimize karşı anlayışlı olmaya muhtacız. Zira sevgi
olmadan birlik ve beraberlik, birlik ve beraberlik
olmadan da toplumda huzur ve barış olmaz.
Muhtem Müslümanlar!
Sevmek, Allah’ın cemal sıfatının bir tezahürü olarak
O’nun ilahi nefha ve esintisinin tüm yaratılmışlara
dokunuşudur.
Sevgi, türlü hengâmelerle boğuşan
insanın, Rabbinin vahdaniyet ve birliğiyle yeniden
hayat buluşudur. Bu manada Allah’ın sevgiyi var
etmesi, O’nun varlığının ve kudretinin delillerindendir.”
Sevme duygusu, bir taraftan merhamet ve şefkat, diğer
taraftan hürmet ve itidal ile yakından ilgilidir. Ne var ki
sevgi, sadece kalbî bir duygudan ibaret olamaz. O,
kalplerin asıl sahibi olan Allah’ın emri gereği,
iyiliklerle başka insanlara erişmektir... Sevmek “Onlar,
yiyeceği seve seve yoksula, yetime ve esire yedirirler”
mealindeki ayetin bir sonucu olarak bazen bir ihtiyaç
sahibine el uzatmak, bazen gözü yaşlı bir yetimin başını
okşamak, derdine ortak olmaktır. Bir hastayı ziyaret
etmek, ona dua edip şifa dilemektir sevmek. Bazen ise
sevmek, nesnenin meta olmaktan çıkması, insanlığın
emrine amade kılınmasıdır. Bu itibarla dünya metaını,
malı ve parayı sevmek Süleyman Peygamberin
Kur’an’daki ifadesiyle “Gerçekten ben malı, Rabbimi
anmamı sağladığından dolayı çok severim.” şeklindeki
tavrın parçası olmalıdır. Aksi takdirde dünya
nimetlerine duyulan sevginin sonu hüsrandır.
Muhterem Müminler!
Mümin, Allah’ın sevdiğini sever, Allah’ın rızasını ister.
Bilir ki Allah âdil davrananları sever. Sakınanları,
sabredenleri, güzel davrananları, iyilik edenleri,
tevekkül edenleri Allah yolunda, duvarları birbirine
kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak mücadele
edenleri çok tövbe edenleri ve çok temizlenenleri sever
O halde Müslümanlar da bu vasıftakileri sever ve böyle
olmayı ister. Mümin, Allah’ın sevmediğini sevmez.
Kur’an’da ifade edildiğine göre, Allah kibirlenen ve
övünen kimseleri, böbürlenip şımaranları, hainleri,
günahkârları,
inkâr
edenleri,
çirkin
sözün
açıklanmasını, haddi aşanları, israf edenleri sevmez. O
halde Müslümanlar da bu vasıftakileri sevmez ve böyle
olmayı istemez. Bu çerçevede sevgi ahlâki bir temele,
kendi içinde bir bütün oluşturan manevi bir değerler
sistemine dayanmalıdır. Herhangi bir şeye beslenen
sevgide dünya ve ahiret dengesi gözetilmelidir. Aşırı
arzuların etkisiyle kör ve aklî muhakemeden uzak bir
tavırla bir şeye bağlanmak ve Rabbin rızasını göz ardı
etmek, sonuç bakımından insanı, “Hayır! Siz dünyayı
seviyorsunuz ve ahireti bırakıyorsunuz.” diye ifade
edilen bir hayata sürükleyebilir.
Download