2 Türkiye`de bu Hükümet bir yurttaşın bir yurttaş tan

advertisement
M, Meclisi
B : 57
Türkiye'de bu Hükümet bir yurttaşın bir yurttaş­
tan korkmasını önleyecek, sağlıklı bir durum yarat­
mak şöyle dursun, ulusunu; vatan hainleri, yurtse­
verler diye ikiye ayırmış, Hükümet içinde ve hima­
yesinde siyasî cinayet çeteleri örgütlemiş, bir yurt­
taşa, kendi gibi düşünmeyen bir başka yurttaşa, onun
öldürülmesi için beylik tabancasını veren resmî Dev­
let görevlilerinin bu korkunç davranışına arka çık­
mıştır.
Şimdi değerli arkadaşlarım, bütün Türkiye'de
esas çelişki burada toplanıyor.
Sayın milletvekilleri, 229 yıl önce demokrasiye
ve siyasî özgürlüklere bakış açısı çağımızda çoktan
aşıldı. Ama bu Hükümet 229 yıl önceki görüş çizgi­
sine dahi hâlâ gelemedi.
Şimdi değerli arkadaşlarım, Türk politika hayatına
bir kuyruklu yıldızın kuyruğunda gelen Sayın Süley­
man Demirel, tüm iktidarları boyunca âdeta, Batı'da
çok ülkede insan - toplum yaşamına girmiş bu somut
demokrasi ve özgürlüklerin, biz daha akıllı olduğumuz
için, bizde uygulanamayacağını sanmaktadır, yaşam
hayatına sokulmaması gerektiğini sanmaktadır. (Yük­
sek sesle söylüyorum.) Bu bir siyaî cehalettir. Ülke­
miz için çok talihsiz olan bir siyasî cehalet örneği­
dir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bu görüşü
reddediyoruz. Türk halkı gerçek, somut demokrasi­
ye Batıda bütün kurallanyle işleyen demokrasiye, öz­
gürlüklere onları kullanabilecek kadar akıllık ve lâyik
bir toplumdur. (C. H. P. sıralarından «Bravo» ses­
leri, alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, geçen aylarda Fransız Cum­
hurbaşkanı Valery Giscard D'Estaingln bir kitabı ya­
yınlandı. Fransız Demokrasisi adlı kitap. Bu kitapta
Giscard DIKstalng - biliyorsunuz Fransa'da sağcılığı
temsil eder, sağcı bir düşünceye sahip bir kişidir bakın özgürlük kavramını, demokrasi kavramını na­
sıl görüyor ve nasıl somutlanması için sağlam görüş­
ler ortaya koyuyor. Diyorki :
«Günümüzde demokrasi kavramı, özgürlük kav­
ramı gibi değişmiştir; kişi özgürlüğü, düşünce, vic­
dan, seçme, seçilme, basın, dernekleşme ve örgüîleşme özgürlükleri, artık tartışma ve sınırlandırma konu­
su olamaz. Bunların tartışılması bir yana, artık bun­
lar soyut olmaktan çıkarılarak, kişinin günlük yaşa­
mında somut hale gelmek için gerekli tedbirler alma
yoluna girilmiştir. Özgürlük belli bir güvenliği içe­
rir. İşsiz güçsüz bir insanın sokaklarda dolaşabil­
mesini, seyahat hakkına sahip olmasını, - Adalet Par­
tisi sözcüleri ve sayın Başbakan, sürekli olarak «Tür­
27 . 2 , 1977
O :2
kiye'de seyahat özgürlüğü vardır» dediği için burayı
ona ithaf ediyorum - işsiz güçsüz bir insanın sokak­
larda dolaşabilmesini, seyahat hakkına sahip olması­
nı özgürlük diye nitelendirebilirsiniz; ama bunlar öz­
gürlük değildir. Bu bir kuruntudur. Kişi bunu bir
elem olarak içinde duyar.»
Aya gitmek özgürlüğü vardır; ama aya gitmek
için birtakım koşulların yerine getirilmesi lâzım­
dır. Haymana'ya gitmek özgürlüğü vardır; ama ada­
mın ceıbinde - Devletin sosyal devlet anlayışıyle - ona
hem katığını, hem azığını bulduracak ve verecek pa­
rası olması lâzımdır. O halde seyahat özgürlüğünün,
diğer özgürlüklerin soyut anlamdan çıkarılarak top­
lumun yaşamına, onu yaşar bir duruma getirilmedik­
çe, o ülkede gerçek anlamda özgürlük, o ülkede de­
mokrasi vardır denilemez.
Şimdi değerli arkadaşlarım, o halde Türkiye'de en
büyük sorun özgürlük ve demokrasi sorunudur. Bu so­
run çüzümıed'lkçe bilelim ki, insanlar birbirini öldür­
meye, sokaklarda kan akmaya ve birtakım insanla­
rın kendi kafalarından doğan görüşlerle, çağ dışı gö­
rüşlerle demokrasiye, gerçek demokrasiye yön ver­
meleri mümkün değildir. Demokrasilerde sağcı da ola­
cak, solcu da olacak. Her türlü fikir ve düşünce bulunacaktır. Yalnız, «zor» olmayacaktır. Demokrasinin
genel kalın çizgilerle çağımızda ifadelendirilen un­
suru bu. Batıda Valery Giscard D'Estaing'in belirtti­
ği sağ bu. Batıda sağ, demokrasiyi böyle görüyor.
Türktiye'de demokrasiyi, özgürlük kavramları içe­
risinde, soyut değil, bir yaşam kavramında görmek
lâzım. Türkiye^de demokrasi bu anlattıklarım tar­
zında yaşanır ve somut bir hale gelmemiştir.
Bizde ise sağ ne yapıyor? Kan dökme savaşı içe­
risinde, bir TÖB - DER'e, bir DİSK'e, bir TÜM DER'e, bir TÜTED'e, bir Mimar Mühendis Odala­
rına tahammül edemiyor, üniversiteleri, gençliği bir
düşman gibi görüyor. (A. P. sıralarından gürültüler)
BAŞKAN — Efendim rica ederim, rica ederim.
HAYRETTİN UYSAL (Devamla) — Böyle sağ­
cılık olmaz.
MURAT BAYRAK (Çanakkale) — Öyle solcu­
luk da olmaz.
HAYRETTİN UYSAL (Devamla) — Buna sağcı­
lık denilmez; kendisini sağcı diye sayan... (A. P. sıra­
larından gürültüler)
BAŞKAN — Efendim rica ederim, sükûnetle din­
leyelim efendim.
HAYRETTİN UYSAL (Devamla) — ...Demire!
ve A. P.'ye, ancak kalp sağcı denir, kalp sağcı.
— 706 —
Download