Gittikçe artan bir dinamizme kavuşmasına rağmen

advertisement
— 33 —
Gittikçe artan bir dinamizme kavuşmasına rağmen toplumdaki tasarruf yaratıcı müteşebbisler
grupunun henüz yeterli güc ve genişliğe erişememiş olması da tasarrufları kârlı olarak kullanma
imkânlarının kısıtlı olması nedeniyle tasarruflar seviyesinin düşük olmasına yol açmaktadır. Ayrı­
ca, toplumun değer yargıları ve sosyal güvenlik düzeni de tasarruf seviyesini
etkilemektedir.
Aile içi bağıntıların kuvvetli olduğu toplumlarda, (gelecekteki tüketim seviyesini düşürmemek amaciyle yapılan tasarruflar az olmaktadır.
Tasarrufların sınırlı kalması sonucunu doğuran bu faktörler yanında dağınık ellerde toplanan
tasarrufların etkin bir şekilde mobilizasyonunu sağlıyacak bir düzen de yeteri biçimde kurula­
mamıştır. Diğeı bir deyimle, tasarrufları teşvik edecek ve etkin bir şekilde dağılımını sağlıyarak
verimli alanlara yöneltecek kurumsal düzenin gelişmemiş olması da tasarrufların sınırlı kalmasına
yol açan nedenlerdendir. Özellikle sanayileşme temposunun hız kazandığı İkinci Beş Yıllık Plân
dönemi başlangıcında bu kuurmsal yapının düzenlenerek malî aracı kuruluşların güçlendirilmesi
ve yaygın hale getirilmesi temel bir sorun olarak belirmektedir.
Türk ekonomisinin 1967 - 1972 yılları arasında hedef olarak seçilen yüzde 7 gelişme hızına
erişebilmesi, iç tasarrufların yüzde 77,6 artırılmasını ve 1972 yılında gayrisâfi millî hâsıla içindeki
payının yüzde 22,6 ya çıkarılmasını gerekli kılmaktadır. Tasarruflarda beş yılda bu ölçüde bir
artış sağlıyabilmek ancak yukarıda belirtilen yapısal güçlüklerin ortadan kaldırılması, tüke­
timi kısıtlayıcı etkin bir politikanın izlenmesi ve yaratılan tasarrufların çeşitli yatırım alternatif­
leri arasında etkin dağılımını sağlıyacak bir düzenin kurulması ile mümkün olacaktır.
2. TÜRK EKONOMİSİNDE GELİŞMEYİ SINIRLIYAN
TİCARET i
BİR
FAKTÖR
OLARAK
DIŞ
Genellikle hızlı bir kalkınma yatırımların süratle artırılmasını zorunlu kılar. Bu bağıntı özel­
likle sanayileşmenin yoğunlaştığı ölçüde daha belirgin bir hale gelir. Zira yatırımların artırılma­
sı iki temel faktörün bir arada varlığına bağlıdır. Bir yandan tasarruflar, artan yatırımları besliyebilecekf seviyeye süratle yükselebilmeli, öte yandan ithal kapasitesi, yatırımların yükseltil­
mesi ve kurulu üretim kapasitesinin tam olarak kullanılabilmesi için gerekli fakat yurt içinde
yapılamıyan makina teçhizat ve hammadde ithaline imkân verecek bir seviyeye çıkarılmalıdır.
Türk dış ticaretinin geçmiş dönemdeki uzun vadeli eğilimi, birkaç yıl hariç tutulursa, millî
gelirdeki artışlara paralel bir gelişme gösterememiş olması ve böylece ekonomik gelişmeyi sürük­
leyici değil fakat sınırlayıcı bir niteliğe sahibolmasıdır. Diğer bir deyimle, geçmiş yıllarda eko­
nomik gelişmenin sınırlı kalmasına yol açan temel yapısal engellerden 'birisi de, dış ticaret sek­
törünün, ya da daha genel tanımı ile ödemeler dengesi faaliyetlerinin ekonamıik genel gelişme­
sini izliyememesidir.
Gerçekten, 1962 - 1966 yılları arasında dış ticaret hacminin yüzde 20,8 artmasına karşılık
gayrisâfi millî hâsılanın yüzde 29/5 oranında yükselmiş, bunun sonucu olarak ithalât ve ihracat
toplamının gayrisâfi millî hâsıla içindeki payı zamanla düşmüştür. Daha uzun devre ele alın­
dığı takdirde bu durum daha açıklıkla belirmektedir. İhracat, 1953 te eriştiği seviyeyi ancak
1964
te
aşabilmiştir.
1966
ihracatı
ise 1953 seviyesinin ancak yüzde 23,8 üze­
rindedir.
Genel
bir
kaide
olarak
dış ticaret hacminin gelir artışlarından daha hızla
yükselmesi gerektiği göz önünde tutulacak olursa bu dönemde dış ticaret sektörünün ekonomik
gelişmeyi tutucu bir etki yapmış olduğu sonucuna varılabilir. Yine aynı şekilde, 1962 - 1966 dö­
neminde toplam yatırımların sabit fiyatlarla yaklaşık olarak iki misli artış olduğu dikkate alı­
nırsa dış ticaret hacminin ekonomik gelişmeyi smırlıyan niteliği daha açık olarak ortaya çıkar.
Dış ticaret sektörünün hızlı gelişmenin gerektirdiği tempoya erişmemesi nedeniyle dış borç­
lanma zorunlu olmuştur. Ancak, 1962 - 1966 yılları arasında sağlanan 1 372 milyon dolar tuta­
rındaki dış yardımların yüzde 55 i evvelce alman borçların anapara ve faiz ödemeleri için kul­
lanılmıştır. Bu nedenle, sağlanan dış yardımlar da özellikle son yıllarda, ithalât kapasitesini
artırmada karşılaşılan güçlüklerin ortadan kalkmasına yeteri ölçüde yardımcı olamamıştır.
Download