01-ekim –NKAPAK (Page 1)

advertisement
Serxwebûn
kum edilmesi temelinde ordu yapımızda disiplinli, bilinçli, askeri kültürü kazanmış,
ideolojik ölçü ve ilkeleri esas alan bir askeri yapılanmanın geliştirilmesine dönük eğitsel faaliyetlerin çeşitli akademik devreler biçiminde geliştirilmesi sonucuna ulaşılmıştır.
Halen varlığını sürdüren geri yapılanmaların tümüne karşı etkili bir savaşım ve mücadeleyle orduda gerçek anlamda bir yenilenmeyi, değişim-dönüşümü geliştirmek, yeniden yapılanmanın başarıya ulaşmasının
ana halkasını teşkil etmekte ve yeniden yapılanmanın birinci görevi olarak karşımıza
çıkmaktadır.
Öte yandan örgütümüz KADEK dönemsel açıdan bir örgütsel reform sürecine girmiştir. Bu temelde önümüzdeki süreçte geliştirilecek olan kongreyle hareketimiz dört
yıldan bu yana geliştirdiği yeniden yapılanma ve değişim dönüşüm sürecini zirveleştirerek tamamlamayı hedefleyecektir. Önderliğimizin daha önce geliştirdiği AİHM Savunmalarında teorik çerçevesini çok geniş
bir biçimde ortaya koyduğu değişim-dönüşüm ve en son olarak da Atina savunmasında geliştirdiği somut perspektifler esas
alındığında döneme hamlesel bir girişim
yapılması amacıyla bir örgütsel reform süreci kendisini dayatmaktadır. Önderliğimiz
gelişecek olan örgütsel reformun çerçevesini Atina savunmasında ve çeşitli görüşme
notlarında geniş bir biçimde izah etmiştir.
İşte bugün hareketimiz KADEK yeniden yapılanma sürecini bu çerçevede tamamlamak ve siyasal örgütsel sosyal reform sürecini gerçekleştirmek üzere yeni ve olağanüstü bir kongre sürecini yaşamaktadır.
Öteden beri varolan ve gerek kapitalist, gerek sosyalist ideolojiler tarafından geliştirilen sınıf, parti, devlet hiyerarşisi temelindeki örgütlenmelerin demokratikleşmeyi değil,
ayrımcılığı geliştirdiği, sınıfları ortadan kaldırma adına yeni bir sınıflaşmayı yarattığı
dolayısıyla da demokrasiyi geliştirmediği
görülmüştür. Gerçek demokratik yapılanmayı yeni bir çizgi olarak geliştiren Önderliğimiz, sınıf partisinin iktidarlaşması temelinde devlet olmayı esas alan partileşme
anlayışının demokratikleşmeyi geliştiremediğini, Sümer rahip devletinin bir tekrarını
yaşadığını, teorik tespitleri ve pratik boyutları ile çok açık bir biçimde ortaya koymuştur. Devleti demokratikleştiren ve ona kurumlar arası bir koordinasyon rolü veren
yeni demokratik örgütlenme modeli günümüz insanlığının temel sorunlarına cevap
olabilecek en gerçekçi model olarak önümüze konulmuştur.
Ekim 2003
lumu örgütlenmiş ve kurumlaşmış bir toplumsal gerçeklik olarak çağdaş demokratik
uygarlık çizgisinde, özgür demokratik toplumu inşa ve demokratik kuruluş sürecini
yaşamaktadır. Kürt halkı mücadelesini
çağdaş yöntemlerle yürütecek ve sorunların çözümü noktasında demokratik çözüm
çizgisi temelinde demokratik mücadele ve
diyalogu esas alacaktır. Özgürlük yolunda
yürürken buna karşı yok etme ve imhayı
dayatan şiddet temelindeki saldırılarla karşılaşırsa kendisini örgütsel ve askeri açıdan yetkinleştirmiş araçlarla savunmayı
bilecek ve bu savunmayı yapabilecek mekanizmalara sahip olacaktır. Bugün Kürdistan’ı egemenliği altında tutan devletler
inkar ve imha siyasetlerinden vazgeçmemişlerdir. Bu durum, halkımızın ve mücadeleyle sağladığı kazanımlarının her an
tehlikeyle karşı karşıya gelebileceğini göstermektedir. Dolayısıyla halkımız toplumsal düzeydeki örgütlenmelerini demokratik
espri ve demokratik yöntemlerle geliştirirken, bu türden olası saldırılar karşısında
da çaresiz kalmayacak ve bunlara karşı
kendisini her bakımdan organize etmiş bir
biçimde gereken cevabı vermeyi bilecektir. Bu nedenle Önderliğimiz mücadelemizin temel stratejisini Meşru Savunma Stratejisi olarak belirlemiştir.
HPG II. Konferansımızın ana tartışma
konusu olan Meşru Savunma Stratejisi demokratik açılımı ve çözümü hedeflerken,
her türlü saldırı biçimine karşı gelişmeyi garanti altına alan bir stratejidir. En kapsamlı
ekseninde gelişen yeniden yapılanma çerçevesinde HPG örgütlenmesi, sürecin genel
perspektifine uygun politik, askeri ve örgütsel örgütlenme düzeyiyle savunma görevini
daha aktif bir biçimde yerine getirecektir.
HPG kendi örgütlenmesinin iç tüzüğünü,
düzenini ve taktik hattındaki çalışma ve
planlamasını adeta bağımsız bir yapılanmayı esas alarak geliştirmiştir. Aslında HPG’nin
özerk bir yapılanmaya kavuşturulması doğrultusundaki perspektif geçen yıl da vardı.
Bugün böylesi kapsamlı bir yeniden yapılanma süreci geliştirilirken, ayrışma daha
fazla ilerlemiştir. Bu temelde konferansımız
HPG’nin özerkleşmesi kararını geliştirerek,
özerk bir örgütlenme düzeyini ilan etti.
Bu noktada örgütsel ve toplumsal olarak en geniş demokratikleşmeyi yaşayan
Apocu hareketin askeri örgütlenmesi nasıl
olmalıdır veya nasıl olacak? soruları
önemli ve cevaplanması gereken sorular
olarak gündemde bulunmaktadır. Her şeyden önce şunu vurgulamak gerekir ki,
dünyadaki tüm askeri örgütlenmeler salt
merkeziyetçiliğe dayalı mekanik emir talimat sistemi temelinde örgütlenmektedir.
Fakat bizim askeri örgütlenmemiz tamı tamına böyle olamaz. İdeolojik ve felsefi açıdan insan gerçeğini işlediğimiz ortadadır.
Yükümlülükler temelinde yaklaşıldığında
hareketimizin insan gerçeğini mekanik bir
tarzda ele alması söz konusu değildir. Her
şeyden önce mücadelemizde gelişen ordulaşma ve askeri örgütlenme farklı zemin
ve koşullara dayanmaktadır. Askeri örgüt-
Sayfa 9
sa aynı çizgi doğrultusunda askeri temelde örgütlenmiş HPG’nin askerliğin genel
ve evrensel ilkelerini zedelemeden yeni bir
örgütlenme modeline kavuşmasının ve bu
temelde yeni bir örgütlenme sistemini geliştirilmesinin gerekliliği söz konusu olmuştur. Gerilla ordumuzun bu yeni örgütlenme
modelinde hem demokratik hem de merkeziyetçi yan bir arada varolacaktır.
HPG’de demokratik yaflam ve
iliflki derinlefltirilecektir
O
rdu örgütlenmeleri öncelikli örgütlenme biçimleri olarak tarihteki yerlerini
almışlardır. Bu yönleriyle sıkı sıkıya birbirine geçmiş olan plan ve programa sahip,
genelden detaya, detaydan genele kadar
bunları ele alan önemli ve pratiğin örgütlü
olduğu planlamalardır. Sıkı örgütlenme ve
keskin bir biçimde olduğu inkar edilemez
bir gerçekliktir. Bu anlamda ordular karşıtlarını güç yoluyla alt etmek amacıyla örgütlendirilir. Sonuç olarak ordular savaşa göre
konumlanır ve tüm örgütlenme kriterleri de
bu temelde geliştirilmiştir. Güçlü ve etkili bir
ordu savaş meydanında karşısındaki ordudan daha örgütlü olması halinde zafer kazanabilir ve kendi amaçları doğrultusunda
rolünü oynayan bir ordu haline gelebilir. Aksi durumda ise insan kalabalığı olmaktan
öteye gidemez ve dolayısıyla her zaman
yenilmekten de kurtulamaz. Bu yüzden herhangi bir biçimde üstünü gevşeten ve esneten yaklaşımlara ordularda hiçbir bir şekilde
Ulusal demokratik örgütlenme
daha da yetkinlefltirilecektir
D
emokratik değişim esprisinde bu
gerçekliğe uygun ve onun daha da
yaygınlaştırılarak üstten alta, alttan üste
doğru topluma mal eden örgütlenme modeli ile demokratik toplumsal gelişmenin
derinleştirilmesi esas alınacaktır. Bugün
yürütülen ulusal demokratik çalışmalarımızın özü ulusal, toplumsal çerçevede yürütülen bir örgütlenme düzeyini ifade etmektedir. Hareketimiz siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel, sendikal alanlarda insan
hakları, barış, kadın, gençlik ve çevreyi
koruma hareket ve derneklerine ve hatta
askeri örgütlenmeye kadar ulusal, toplumsal yaşamı kapsayan bütün alanlarda örgütlenmenin geliştirilmesi kararını kapsıyor. Bugüne kadar yürütülen çeşitli ulusal,
toplumsal çalışmalarımız da buna denk
düşmektedir. Önümüzdeki süreçte üçüncü
alan olarak ifadelendirdiğimiz sivil toplum
kuruluşlarının daha da geliştirilerek yaygınlaştırılıp kurumlaştırılması temelinde
ulusal demokratik örgütlenmenin daha da
yetkinleşmesi söz konusu olacak. Kürt
halkı kendisini yeniden yaratan ve kendi
kendisini örgütleyen özgün, bağımsız kurumlaşmalarla demokratik kuruluşunu gerçekleştiren bir mücadeleyi geliştirmek durumundadır. Kürt halkı kültürden barış mücadelesine, barış mücadelesinden askeri
örgütlenmeye kadar bütün alanlarda örgütlenmek zorundadır. ‘Ulusal demokratik
mücadeleyi askeri mi, yoksa siyasi mi yürütelim? sorusu çoktan aşılmıştır. Kürt top-
“Kürt halk› mücadelesini ça¤dafl yöntemlerle yürütecek ve sorunlar›n çözümü noktas›nda
demokratik çözüm çizgisi temelinde demokratik mücadele ve diyalogu esas alacakt›r. Özgürlük
yolunda yürürken buna karfl› yok etme ve imhay› dayatan fliddet temelindeki sald›r›larla
karfl›lafl›rsa kendisini örgütsel ve askeri aç›dan yetkinlefltirmifl araçlarla savunmay› bilecek
ve bu savunmay› yapabilecek mekanizmalara sahip olacakt›r.”
demokratik açılımlarla mücadeleyi yürütürken diğer yandan da kendisini savunmayı
her zaman esas alacaktır. Savunma salt askeri yöntemlerle geliştirilecek bir olay değildir. Toplumun örgütlenmesi ve sivil savunma yöntemleriyle savunmanın güçlendirilmesi de dahil olmak üzere gerektiğinde askeri yöntemlerle de savunmayı geliştirmek
ve böylece imhacı saldırılar karşısında kendisini savunmak meşru ve demokratik bir
haktır. Bu açıdan KADEK hareketi yeniden
yapılanma çerçevesinde sınıf egemenliği ve
devletleşmeyi esas almayan, demokratik bir
yapılanma olarak Halk Kongresi örgütlenmesine giderken gerçekleşen konferansımızda da askeri örgütlenme biçimini tartışarak, bundan böyle askeri örgütlenmenin
kendini daha köklü bir biçimde yeniden yapılandırması kararını almıştır. HPG’nin
özerk bir biçimde örgütlenmesi, askeri bir
örgütlenmeye sahip olması yasal ve meşru
bir haktır. Apocu harekette Kadın kurtuluş
devrimi, Demokratik-ekolojik toplum projesi
lenmemiz ideolojik, felsefi, politik ve kültürel bir muhtevaya sahip, amacı doğrultusunda kararlı, fedaileşmiş, özgür iradeli,
eşitlikçi bir militanlaşmaya dayanmaktadır.
Salt yurtseverliğe dayanmayan, aynı zamanda insanlık ve demokratik kurtuluş için
özlü amaçlara sahip politik, askeri bir örgütlenme düzeneğini taşımaktadır. Dolayısıyla hem amaçları hem de muhtevası bakımından diğer askeri örgütlenmelere benzemeyen daha içerikli ve derinlikli, insanlığın özgürlüğü, kurtuluşu ve eşit özgür temellerde barış içinde bir arada yaşaması
amaçlarına sıkı sıkıya bağlı ideolojik, politik ve örgütsel bir karaktere sahiptir. Temel
karakterini belirleyen etmen Apocu ideolojinin belirlediği özgür, eşit, demokratik toplum gerçeğinde ifadesini bulan çağdaş,
demokratik boyutları, nihai amacı olarak
demokratik sosyalizm doğrultusundaki
mücadelesidir. Dolayısıyla hareketimiz nasıl ki siyasal ve örgütsel olarak yeni bir örgütlenme ekolünü ve modelini geliştiriyor-
yer verilmez. Her şey otoriteyle başlar ve
otoriteyle biter. Emir-talimat düzeni her koşul altında uygulanmak durumundadır. Bir
ordu bir hiyerarşik yapılanmaya sahip olmazsa ne başarılı bir savaş performansı
gösterebilir ne de anlamlı bir ordu gerçeğine ulaşabilir. Günümüzde çağdaş toplumlarda tüm örgütlenme dallarında ve kurumlaşmalarda en geniş düzeyde demokratik
yaklaşım ve sistem esas alınırken aynı toplumların ordularında ise en sıkı disiplin ve
örgütlenme tarzı esas alınmaktadır. Ama
onlarda mekanik emir-talimat esastır ve bu
sistem içerisinde de demokratik yan hemen
hemen hiç yoktur. Merkeziyetçilik örgütsel
yapılanmanın temel halkası durumundadır.
Şimdiye kadar geliştirilen bütün ordu örgütlenmeleri aşağı yukarı bu çerçevede örgütlendirilmiştir. Hem sosyalist anlayış temelinde geliştirilen ordularda hem de kapitalist
anlayış çerçevesinde geliştirilen ordularda
genel olarak durum böyledir. Bizim ordulaşma gerçeğimiz ise mekanik bir sisteme da-
yanmamaktadır. Özgür insan yeteneğini en
kapsamlı bir biçimde açığa çıkarma, öze
dayalı güç, davayı sahiplenme ruhu ve bu
uğurda kendini feda etme, örgütlenmenin
ve güçlü olmanın temelidir. Dolayısıyla gerilla ordumuzun diğer orduların örgütlenmesine benzemeyen kendi ideolojik ve felsefi
gerçeğine göre yeni bir askeri modeli olmaktadır, olacaktır. Bunun en temel nedeni
özgür insan yeteneğini en ileri düzeyde açığa çıkaran, mekanik yeteneği değil insan
tekniğine dayanan, güçlü, iradeli ve yetenekli insanı esas alan bir örgütlenme modeli olmuştur.
Bilindiği gibi mücadelemizde geçmişten
beri geliştirilen ordulaşma örgütlenmesi,
parti-ordu örgütlenmesinin iç içe olduğu bir
örgütlenme düzeyini arz etmekteydi. Bu nedenle ordu gerçeğimizde başından beri demokratik karakterler taşıyan yanlar olmuştur. Konferansımızda önemle ele alınan bir
husus bu olurken bunu daha da derinleştirme ve bir orduda olabilecek özgür demokratik yaşam ve ilişkinin azamisini geliştiren
bir sisteme kavuşma kararlılığı ortaya çıkmıştır. Ordumuzun demokratik yanı, genel
düşünmek ve yaşam ilişkilerinde, eğitim
tartışmalarında, toplantılarda eşit, özgür ve
demokratik bir ortamın hakim kılınmasıyla
ortaya çıkmaktadır ve bu daha da geliştirilmelidir. Haftalık, aylık toplantıların yanı sıra
günlük tekmillerde çalışma ve yönetimi değerlendirerek, eleştiri ve özeleştiriyle yönetimi yönlendirme, dolayısıyla planlamada
pay sahibi olma hakkına sahiptir. Bu yöntemle yönetim yapıyı ve çalışmayı denetlemiş olmaktadır. Ordumuzda bulunan birçok
tüzüksel yönetmelik maddesinde bulunan
bu ve benzeri kişi hakları ordu sistemimizde varolan demokratik yanları içermektedir.
Pratik çalışmalar ve görevin gerçekleştirilmesi esnasında ordu düzeni ve sisteminin
öz disipline ve öz sorumluluk anlayışına dayalı bir biçimde oturtulması gerekmektedir.
Bu temelde sarsılmaz devrimci disiplini en
etkili biçimde yaşama geçiren, çeşitli planlama, emir talimat düzenini, askeri örgütlenme sistemini esas alan ve bu yolla devrimci sorumluluk ve inisiyatifi geliştiren bir
örgütsel yapılanmanın daha etkili bir biçimde geliştirilmesi konferans tartışmalarımızda öne çıkmış ve kararlaşma düzeyine
ulaşmıştır.
Gerilla ordumuzun en üst yönetiminin
demokratik biçimde seçilmesi konferansımızda kararlaşan yeni bir sistem gerçeğimiz olmuştur. iki yılda bir gerçekleştirilecek HPG konferansının delegeleri de tüm
gerilla güçleri içerisinde demokratik seçim
yöntemiyle belirlenecektir. HPG II. Konferansı delegeleri de bu şekilde belirlenmiş
ve bu seçilen delegeler de HPG’yi iki yıl
boyunca yönetecek 41 kişilik HPG meclisini demokratik yöntemle belirleyecektir.
Diğer çeşitli özgün örgüt kademelerinde
Özgür kadın meclisi ve diğer tüm ordu kademelerinde Özgür kadın birliklerinin komuta kademesine en az üçte bir kota verilmiş, mecliste ve diğer ordu kademelerinde bir kota verilmiş ve seçim düzeni ve
düzenlemeleri bu tarzda geliştirilmiştir.
Orduyu pratikte yönetecek, koordine edecek her zaman toplanma ihtimali göz
önünde bulundurularak seçilen bu meclis
kendi içerisinde 11 kişiden oluşan ve
meclisi temsil edebilecek bir komuta konseyi seçmiştir. Ayrıca bu komuta konseyi
kendi içinde genel komutanlığı belirleyecek tarzda bir iş bölümü yaparak bütün ordu faaliyetlerinin koordinesini, sevk ve
idare faaliyetini gerçekleştirmiştir. Meclis
oy çoğunluğuyla karar alabilen ve yılda bir
kez toplanabilen bir sistem dahilinde çalışırken, komuta konseyi gerekli gördükçe
toplanabilen bir çalışma tarzını esas almış ve genel komutanlıkla birlikte bu komuta konseyi ordumuzun sevk ve idaresini üstlenmiştir. HPG II. Konferansı, konferans hazırlıkları sırasında şehit düşen Erdal yoldaşın ve Batman Beşiri’de düşman
güçleriyle girdikleri çatışmada şehit düşen
Mahir yoldaşın şehadetleri sonucu adeta
bir şehitler konferansı olmuş ve bu temelde Şehit Erdal ve Şehit Mahir yeni oluşturulan HPG Meclisinin onur üyeliğine oy
birliğiyle seçilmişlerdir.
Download