i AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRKİYE`DE TÜKETİCİ HAKLARI

advertisement
AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRKİYE’DE
TÜKETİCİ HAKLARI MEVZUATININ
KARŞILAŞTIRMALI ANALİZİ
Hazırlayan: Ö.Yavuz KARAGÖZ
Yüksek Lisans Tezi
Danışman:Doç.Dr. Şuayip ÖZDEMİR
Mayıs, 2009
Afyonkarahisar
i
T.C
AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ
SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
İŞLETME ANBİLİM DALI
YÜKSEK LİSANS TEZİ
AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRKİYE’DE
TÜKETİCİ HAKLARI MEVZUATININ
KARŞILAŞTIRMALI ANALİZİ
Hazırlayan
Ömer Yavuz KARAGÖZ
Danışman:
Doç.Dr.Şuayip ÖZDEMİR
AFYONKARAHİSAR 2009
ii
YEMİN METNİ
Yüksek Lisans tezi olarak sunduğum “Avrupa Birliği ve Türkiye’de Tüketici Hakları
Mevzuatının Karşılaştırmalı Analizi” adlı çalışmamın, tarafımdan bilimsel ahlak ve
geleneklere aykırı düşecek bir yardıma başvurmaksızın yazıldığını ve yararlandığım
eserlerin Kaynakça’da gösterilen eserlerden oluştuğunu, bunlara atıf yapılarak
yararlanmış olduğumu belirtir ve bunu onurumla doğrularım.
10/05/2009
Ö. Yavuz KARAGÖZ
iii
TEZ JÜRİSİ VE ENSTİTÜ MÜDÜRLÜĞÜ ONAYI
iv
YÜKSEK LİSANS TEZ ÖZETİ
AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRKİYEDE TÜKETİCİ HAKLARI MEVZUATININ
KARŞILAŞTIRMALI ANALİZİ
Ömer Yavuz KARAGÖZ
AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ
SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
İŞLETME ANABİLİMDALI
Mayıs 2009
TEZ DANIŞMANI: Doç.Dr.Şuayip ÖZDEMİR
Avrupa Birliği ve Türkiye’de Tüketici Haklarının karşılaştırmalı olarak ele
alındığı bu çalışmada, birinci bölümde tüketici kavramı ve yasal dayanağı üzerinde
durulmuştur. İkinci bölümde, Türkiye’de uygulanmakta olan 4822 Sayılı Kanun ile
Değişik 4077 Sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”la tüketicilere getirilen
haklar incelenmiştir. Üçüncü bölümde Avrupa Birliği Komisyonu’nun bu alanda
yayınlamış olduğu direktifler ile, Türkiye’de uygulanmakta olan tüketici hakları
karşılaştırmalı olarak, belgeler üzerinden analiz edilmiştir.
Anahtar Kelimeler : Tüketici Hakları, Tüketiciyi Koruma, Avrupa Birliği
v
MASTER'S THESIS ABSTRACT
A COMPARATIVE ANALYSIS OF CONSUMER RIGHTS REGULATIONS IN
THE EUROPEAN UNION AND TURKEY
Ömer Yavuz KARAGÖZ
AFYON KOCATEPE UNIVERSITY
INSTITUTE OF SOCIAL SCIENCES
BUSINESS MANAGEMENT DEPARTMENT
May 2009
ADVISOR: Assoc.Prof.Dr. Şuayip ÖZDEMİR
This study focuses on a comparative analysis of consumer rights in Turkey and
the European Union. In the first section, the concept of consumer and its legal
foundation have been studied. In the second section, the rights introduced by “Act No.
4077 on Consumer Protection as Amended by Act No. 4822” have been investigated.
Third section makes a comparative analysis of consumer rights by considering the
directives of the European Union Commission on this subject and the regulations in
force in Turkey.
Key Words: Consumer Rights, Consumer Protection, European Unıon
vi
ÖNSÖZ
Bu çalışmanın ortaya çıkmasında her zaman yakın ilgi ve desteğini gördüğüm
danışmanım Doç.Dr.Şuayip ÖZDEMİR’e, Avrupa Birliği Komisyonu’nun konu ile
ilgili direktiflerini sağlamamda yardımcı olan Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin
ve Rekabetin Korunması Genel Müdürü Özcan PEKTAŞ’a, bu direktifleri Türkçeye
çevirerek çok büyük yardımlarını gördüğüm Okt.Oğuzhan KALKAN’a, yazımında
yardımcı olan İlknur URAZ ile Elif BAĞLAN’a, gerek eğitim yaşamımda gerekse
meslek hayatımda her şeyimi borçlu bulunduğum aileme teşekkürlerimi sunarım.
Ö.Yavuz KARAGÖZ
vii
İÇİNDEKİLER
YEMİN METNİ ............................................................................................................. iii
TEZ JÜRİSİ VE ENSTİTÜ MÜDÜRLÜĞÜ ONAYI ................................................ iv
ÖZET ............................................................................................................................... v
ABSTRACT.................................................................................................................... vi
ÖNSÖZ .......................................................................................................................... vii
İÇİNDEKİLER ............................................................................................................ viii
TABLOLAR DİZİNİ.................................................................................................... xii
GİRİŞ ............................................................................................................................... 1
BİRİNCİ BÖLÜM
TÜKETİCİ KAVRAMI VE TÜRKİYE’DE TÜKETİCİ HUKUKU’NUN
İNCELENMESİ
1.
2.
3.
TÜKETİCİ KAVRAMI VE TÜKETİCİYİ KORUMA...................................... 2
1.1.
TÜKETİCİ KAVRAMI.................................................................................... 2
1.2.
TARİHTE TÜKETİCİYİ KORUMA............................................................... 2
TÜKETİCİ UNSURLARI...................................................................................... 5
2.1.
TİCARİVE MESLEKİ AMAÇLI OLMAMA ................................................. 5
2.2.
GERÇEK VEYA TÜZEL KİŞİ OLMA ........................................................... 5
2.3.
MAL VE HİZMETİ EDİNME YARARLANMA, KULLANMA................... 6
TÜRKİYE’DE TÜKETİCİ HUKUKU’NUN YASAL AÇIDAN
İNCELENMESİ .............................................................................................................. 6
3.1.
ANAYASADA TÜKETİCİNİN KORUNMASI ............................................. 6
3.2.
YASALARDA TÜKETİCİNİN KORUNMASI .............................................. 6
3.3.
YÖNETMELİKLERDE TÜKETİCİNİN KORUNMASI................................ 6
İKİNCİ BÖLÜM
TÜRKİYE’DE TÜKETİCİNİN BİLGİLENDİRİLMESİ VE KORUNMASI,
KANUN İLE KURULAN KURULUŞ VE MAHKEMELER
1.
GENEL OLARAK.................................................................................................. 8
viii
2.
FİYAT ETİKETİ .................................................................................................... 8
3.
GARANTİ BELGESİ ............................................................................................. 9
4.
TANITMA VE KULLANMA KILAVUZU ....................................................... 11
5.
TİCARİ REKLAM VE İLANLAR ..................................................................... 11
5.1.
REKLAM TANIMI ........................................................................................ 12
5.2.
REKLAMIN HUKUKİ MAHİYETİ.............................................................. 13
5.3.
ALDATICI REKLAM.................................................................................... 13
5.4.
TİCARİ REKLAMLARDA UYULMASI GEREKEN TEMEL İLKELER.. 14
6.
5.4.1.
Temel İlkeler ......................................................................................... 14
5.4.2.
Ahlaka Uygunluk .................................................................................. 14
5.4.3.
Dürüstlük ve Doğruluk......................................................................... 14
5.4.4.
Satışı Özendirici Reklamlar................................................................. 15
5.4.5.
Doğrudan Satış Reklamları.................................................................. 15
5.4.6.
Karşılaştırmalı Reklamlar ................................................................... 15
5.4.7.
Çocuklara ve Reşit Olmayanlara Yönelik Reklamlar....................... 15
AYIPLI MAL VE HİZMETLERDEN TÜKETİCİNİN KORUNMASI......... 16
6.1.
AYIPLI MAL ................................................................................................. 16
6.2.
AYIPLI HİZMET ........................................................................................... 17
7.
TÜKETİCİ SÖZLEŞMELERİNDEKİ HAKSIZ ŞARTLAR.......................... 18
8.
TAKSİTLİ SATIŞLAR ........................................................................................ 20
9.
DEVRE TATİL ..................................................................................................... 21
10.
PAKET TUR ..................................................................................................... 22
11.
KAMPANYALI SATIŞLAR ........................................................................... 23
12.
KAPIDAN SATIŞLAR..................................................................................... 25
13.
MESAFELİ SÖZLEŞMELER ........................................................................ 26
14.
TÜKETİCİ KREDİSİ....................................................................................... 27
15.
KREDİ KARTLARI......................................................................................... 29
16.
KONUT FİNANSMANI................................................................................... 30
17.
TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN İLE KURULAN
KURULUŞLAR VE MAHKEMELER....................................................................... 31
17.1.
REKLAM KURULU.................................................................................. 32
ix
17.2.
TÜKETİCİ KONSEYİ ............................................................................... 33
17.3.
TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM HEYETİ ........................................... 35
17.4.
TÜKETİCİ MAHKEMELERİ ................................................................... 36
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
AVRUPA BİRLİĞİNDE TÜKETİCİNİN KORUNMASI, DİREKTİFLER VE
TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI
1.
GENEL BAKIŞ ..................................................................................................... 38
2.
TÜKETİCİNİN KORUNMASI ALANINDAKİ AVRUPA BİRLİĞİ
MEVZUATI .................................................................................................................. 40
3.
AVRUPA BİRLİĞİNİN TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDAKİ
DİREKTİFLERİ, TAVSİYE KARARLARI ve TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI ..
................................................................................................................................ 42
3.1.
TÜKETİCİLERİN SAĞLIK VE GÜVENLİĞİNİ TEHDİT EDEN,
OLDUKLARINDAN FARKLI GÖRÜNEN ÜRÜNLER İLE İLGİLİ DİREKTİF
(87/357/EEC) VE TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI ................................................ 42
3.2.
KUSURLU ÜRÜN SORUMLULUĞU DİREKTİFİ (85/374/EEC) VE
TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI.............................................................................. 44
3.3.
TÜKETİCİ SÖZLEŞMELERİNDE HAKSIZ ŞARTLAR HAKKINDA
DİREKTİF (93/13/EEC) VE TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI............................... 45
3.4.
TÜKETİM MALLARININ SATIŞI VE İLGİLİ GARANTİLER
HAKKINDA DİREKTİF (99/44/EC) VE TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI........... 47
3.5.
TÜKETİCİYE SUNULAN ÜRÜNLERİN FİYATLANDIRILMASINDA
TÜKETİCİNİN KORUNMASI DİREKTİFİ (98/6/EC) VE TÜRKİYE
KARŞILAŞTIRMASI ................................................................................................ 49
3.6.
KAPIDAN SATIŞLAR DİREKTİFİ (85/577/EEC) VE TÜRKİYE
KARŞILAŞTIRMASI ................................................................................................ 50
3.7.
MESAFELİ SÖZLEŞMELER İLE İLGİLİ OLARAK TÜKETİCİNİN
KORUNMASI HAKKINDA DİREKTİF (97/7/EEC) VE TÜRKİYE
KARŞILAŞTIRMASI ................................................................................................ 52
x
3.8.
TÜKETİCİ KREDİLERİ İLE İLGİLİ DİREKTİF (87/102/EEC) VE
TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI.............................................................................. 54
3.9.
KARŞILAŞTIRMALI VE ALDATICI REKLAMLARLA İLGİLİ DİREKTİF
(97/55/EEC) VE TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI .................................................. 56
3.10.
TAŞINMAZ MALLARIN DEVRE MÜLK ESASINA GÖRE
KULLANIM HAKKININ SATIN ALINMASI İLE İLGİLİ DİREKTİF (94/47/EC)
VE TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI (DEVRE TATİL DİREKTİFİ) ..................... 58
3.11.
PAKET SEYAHAT, PAKET TATİL VE PAKET TURLAR HAKKINDA
DİREKTİF (90/314/EEC) VE TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI............................. 60
3.12.
TÜKETİCİ ÇIKARLARININ KORUNMASIYLA İLGİLİ İHTİYATİ
TEDBİR KARARLARI HAKKINDA DİREKTİF (98/27/EC) VE TÜRKİYE
KARŞILAŞTIRMASI ................................................................................................ 62
4.
UYUMLAŞTIRILMAMIŞ DİREKTİFLER...................................................... 65
5.
MEVZUATLARIN KARŞILAŞTIRILMASI.................................................... 65
SONUÇ VE ÖNERİLER.............................................................................................. 70
KAYNAKÇA................................................................................................................. 72
ÖZGEÇMİŞ .................................................................................................................. 75
xi
TABLOLAR LİSTESİ
Tablo 1. Ab Tüketicinin Korunması Mevzuatı-Türk Mevzuatı ............................... 66
xii
GİRİŞ
Tüketicilerin korunması konusunda yapılan yasal düzenlemelerin geçmişine
bakıldığında, Avrupa Birliği’ne üye ülkelerde ve Amerika Birleşik Devletleri’nde
vatandaşlarını ayıplı ürünlere karşı korumak esas alınmış, bu ürünlere karşı tüketicileri
korumak için pek çok düzenlemeler getirilmiştir.
Sanayileşme ve teknolojik gelişmeler, üretimde çeşitliliği ortaya çıkarmış,
beraberinde pek çok kalitesiz mal ve hizmet tüketici beğenisine sunulmuştur. Haksız
girişimlere karşı tüketicilerin haklarını korumanın, ancak yasal düzenlemelerle
olabileceği anlaşılmıştır.
1932 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde J.F.Kennedy’nin açıklamaları bu
konuda bir dönüm noktası olmuş, bu açıklamalar geliştirilerek Birleşmiş Milletler’ce
“Tüketici Hakları Evrensel Beyannamesi” olarak yayınlanmıştır.
Avrupa Birliği Komisyonu da, üye ülkelerde yaşayan vatandaşların haklarını
korumak ve bu ülkeler arasında birliği sağlamak amacıyla muhtelif tarihlerde pek çok
direktif yayınlamıştır. Böylece tüketicilere gösterilecek yaklaşım sadece firma ve
hizmet sağlayıcılarına bırakılmamış, kanun koyucu eliyle tüketici hakları koruma altına
alınmıştır.
Türkiye’de ise, Gümrük Birliği Anlaşması ve Avrupa Birliği’ne üye olma
çabaları ile birlikte bu konunun, çok geç de olsa önemi anlaşılmış, ancak 1995 yılında
ciddi anlamda bir yasa çıkarılabilmiştir. Günün değişen şartlarına ve Avrupa Birliği’ne
uyum süreci içerisinde, Avrupa Birliği Komisyonu’nca yayınlanan direktiflere uyum
sağlamak amacıyla, 2003 yılında 4822 Sayılı Yasa ile Değişik 4077 Sayılı “Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun” yayınlanmıştır.
Bu çalışmada, öncelikle tüketici kavramı ve yasal dayanağı ele alınmış, daha
sonra, Türkiye’de yaşayan tüketicilere söz konusu yasa ile getirilen haklar incelenmiştir.
Son bölümde ise, Avrupa Birliği Komisyonu’nun konu ile ilgili direktifleri dikkate
alınarak Türkiye’deki tüketici hakları ile karşılaştırmalı analizi belgeler üzerinden
yapılmıştır.
1
BİRİNCİ BÖLÜM
TÜKETİCİ KAVRAMI VE TÜRKİYE’DE TÜKETİCİ HUKUKU’NUN
İNCELENMESİ
1.
TÜKETİCİ KAVRAMI VE TÜKETİCİYİ KORUMA
1.1.
TÜKETİCİ KAVRAMI
4822 sayılı Kanun ile değişik, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında
Kanun’un 3. maddesi, tüketiciyi “Bir mal veya hizmeti ticari ve mesleki olmayan
amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek veya tüzel kişi” olarak tanımlamıştır
(San.ve Tic.Bak., 2006: 5). Bu tanımlamadan hareketle tüketici unsurlarını; ticari ve
mesleki amaçlı olmama, tüketicinin mal veya hizmeti edinmesi, yararlanması ve
kullanması, son olarak da bu mal veya hizmeti edinenin gerçek veya tüzel kişi olması
olarak saymak mümkündür.
Kendi kişisel faydası için mal ve hizmetleri tüketen kişilere “nihai tüketiciler”
adı verilirken; mal ve hizmetleri başka bir mal ve hizmetin üretimi sürecinde kullanarak,
ondan kazanç sağlamayı hedefleyen gerçek ve tüzel kişlere ise “endüstriyel tüketici” adı
verilmektedir. Konu ile ilgili çıkartılan kanunlar ve yönetmelikler sonuç itibariyle
tüketiciyi korumaya yöneliktir. Çünkü endüstriyel tüketici basiret sahibi olmak
zorundadır ve kendi menfaatlerini korumakla sorumludur.
Günlük
konuşma
dilinde
“tüketici”
denildiğinde,
nihai
tüketiciler
anlaşılmaktadır. Bu tez kapsamında “tüketici” kavramı “nihai tüketici” anlamında
kullanılmaktadır.
1.2.
TARİHTE TÜKETİCİYİ KORUMA
Takas ekonomilerinin geçerli olduğu tarih dönemlerinden bu yana, tüketicilerin
haklarının korunması hep önemli olmuştur. Çünkü satıcı malın niteliği hakkında derin
bilgiye sahipken, tüketici bu konudaki bilgi eksikliği nedeniyle, korunması gereken
birisi olarak düşünülmüştür.
Bir kamusal otoritenin var olduğu yerlerde otoriteler, bu konuda düzenlemeler
yapmak üzere girişimlerde bulunmuşlardır.
2
Eski dönemlerde tüketiciyi koruma düşüncesinin temel kaynağı olarak din göze
çarpmaktaydı. Dinin toplumsal hayat üzerindeki etkisinin bir yansıması olarak tüketici
hakları ve onların korunması ile bu konu yaygınlık kazanmıştır. İslam dininden önceki
dönemde Hz. Peygamber’in, Mekke şehrine dışardan gelenlerin haklarını korumak
üzere kurulan
derneğin bir üyesi olması,
konunun ne kadar eski olduğunun bir
göstergesidir.
Daha sonraki toplumlarda kamu otoritesi ve sivil toplum örgütleri tüketiciyi
korumak adına değişik etkinlikler yapmaya devam etmişlerdir.
Örneğin Osmanlı Devleti dönemindeki Ahilik Teşkilatı temelde tüketici
haklarını korumaya dönük bir sivil örgütlenmedir. Bu örgütlenmenin temel kaynağı yine
din olmakla birlikte, esnafın ahlaki sorumluluklarını sorgulayan ve denetleyen bu yapı
uzun yıllar tüketici haklarının koruyucusu olmuştur. Sonraki dönemlerde Ahilik
Teşkilatı’nın esnaf odalarına dönüştüğü, ancak otokontrol mekanizmasının zayıfladığı
görülmektedir. Bu günlerde adı geçen teşkilatın yerine tüketiciyi koruma derneklerinin
aktif rol oynadıkları söylenebilir.
Tüketicilerin korunma ihtiyaçları özellikle sanayi devriminden sonra daha çok
artmıştır. Çünkü seri üretim yapma anlayışıyla birlikte tüketici-üretici arasındaki mesafe
açılmıştır. Buna bağlı olarak üreticiler tüketicilerini bizzat tanıyamaz hale gelmişlerdir.
Çok sayıda ve uzak yerlerdeki tüketiciler bunu imkansız hale getirmiştir.
Bu durumun sonuçlarından birisi de, uzak yerlerde bulunan tanımadığı
tüketiciler için daha az hassas davranarak daha çok kazanmak isteyen üreticinin
meteryalist eğiliminin artmasıdır. Tüketicilere karşı hassas olmayan ve meteryalist
eğilimli üreticilerin varlığı, tüketicilerin korunmasını zorunlu hale getirmiştir.
Ayrıca çok sayıda birbirine benzer ürünün varlığı, farklı alanlarda geliştirilen
mal ve hizmetler, tüketicilerin yeni ürünleri takip edememesi sonucunu da getirmiştir.
Böyle olunca satın alacağı mal ve hizmeti yeteri kadar doğru değerlendiremeyen
tüketicilerin sayısı hızla artmıştır.
Bütün bunlara ilave olarak, yaşanan şiddetli rekabetin sonucu olarak, işletmeler
daha fazla pazarlama yapmak zorunda kalmışlardır. Zamanla pazarlama faaliyetlerinin
3
etkili olabilmesi için abartmalara başvurulmaya başlanmıştır. Hatta tüketicilerin
algılamaları ve bilinç altına yönelme yoluyla rekabette üstünlük sağlamaya çalışan
işletmeler gün geçtikçe artmıştır.
Diğer işletmelerden en azından görünürde bir üstünlük sağlamaya çalışan
işletmeler, tüketiciyi ve çevreyi önemsediklerini anlatan kampanyalar düzenlemeye
başlamışlardır. Bu durumun sonucu olarak “sosyal pazarlama”, “yeşil pazarlama” gibi
tüketiciyi ve çevreyi merkeze alan pazarlama anlayışları gelişmiştir.
Sonraki aşamada işletmeler çalışanlarına, müşterilerine, topluma ve devlete karşı
sorumluluklarını vurgulayan bir ahlak anlayışı geliştirmek üzere “pazarlama ahlakı” ve
“sosyal sorumluluk” ilkelerini geliştirmişlerdir. Bunun sonucu olarak tüketici daha fazla
haklara sahip olmuştur.
İşletmelerde tüketiciye daha çok önem verme ve ona daha iyi davranma
anlayışının bir yansıması olarak “consumerism” (tüketicilik) hareketi, Amerika Birleşik
Devletleri’nde başlayarak Avrupa başta olmak üzere dünyanın diğer bölgelerine
yayılmıştır. Bu hareket zamanla etkinliğini artırarak bir baskı grubu haline gelmiş ve
içinde yer aldığı ülkelerde kamu otoritelerini tüketicilerin korunmasına yönelik hukuki
düzenlemeler yapmaya zorlamıştır.
Konu ile ilgili Amerika Birleşik Devletleri’nde ve Avrupa Birliği Ülkeleri’nde
geliştirilmiş mevzuatlar bulunmaktadır. Ülkemizde ise, 1995 yılından sonra hızlı bir
iyileşme süreci yaşanmıştır. Tüketicilerin haklarını savunmak amacıyla kurulan tüketici
derneklerinin yanında mevzuatın da varlığı, tüketicileri daha kurumsal bir korumuşluğa
kavuşturacaktır. Bu iki ayağı destekleyen diğer koruma önlemleriyle birlikte tüketici,
işletme faaliyetlerinin odağı olma yönünde daha fazla ağırlığını hissettirmektedir.
Bu çalışmada ülkemizde yapılan hukuki düzenlemelerle Avrupa Birliği’ne üye
ülkelerdeki
düzenlemeler
karşılaştırılmış,
iyileştirmeler tespit edilmeye çalışılmıştır.
4
ülkemiz
mevzuatında
yapılabilecek
2.
TÜKETİCİ UNSURLARI
2.1.
TİCARİVE MESLEKİ AMAÇLI OLMAMA
İlgili mevzuatta tüketici, bir mal veya hizmeti özel amaçlarla satın alan ve en son
kullanan veya tüketen gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanmıştır. Mal ya da hizmetin
bizzat kendi kullanımı ya da yararlanmasının talep edilmesi “nihai yararlanmak” olarak
anlaşılmalıdır. Özel amaç veya ticari olmayan amaçtan kastedilen ise, kişinin ticari
veya mesleği ile ilgili olmayan amaç olarak yorumlanır (Aslan, 2006: 31). Bu tanımın
hareket noktası, her alıcının tüketici sayılamayacağı esasına dayanmaktadır. Başka bir
ifade ile, alıncının edinmiş olduğu mal veya hizmetin ticari hayata tekrar dönmemesi
ticari bir amaç taşımaması gerekmektedir. Ticari veya mesleki amaç kavramı, satıcının
değil alıcının amacına göre belli olmaktadır (Aslan, 2006: 32).
O halde bu konuda şu şekilde bir sonuç çıkartılabilir: “Tacirin ticari işletmesi ve
bu işletmenin faaliyeti ile ilgili olarak taraf olduğu sözleşmelerde, tüketicinin korunması
mevzuatından yararlanamaz.” (Yavuz, 2007: 33).
Burada ticari veya mesleki amaçtan bahsedilirken zirai amaçtan bahsedilmemiş
olması söz konusu Kanun’un bir eksikliği olarak karşımıza çıkmaktadır.
2.2.
GERÇEK VEYA TÜZEL KİŞİ OLMA
Günlük yaşamda bir alışveriş ticari amaçla yapılıyor ise, bunlara özel ticari
kurallar uygulanır. Ekonominin son halkasını oluşturan tüketim, özel amaçlarla ve nihai
olarak
kullanılmakta
ise
Tüketicinin
Korunması
Hakkında
Kanun
kuralları
uygulanmalıdır. Bunun aksi durumda, tacir niteliğindeki tüzel kişilerin tüketici kabul
edilmemeleri gerekir.
Esasen bazı ülkelerin kanunları ve Avrupa Birliği Konseyi’nin çeşitli yönergeleri
tüketici olarak sadece gerçek kişileri kabul etmiştir. Halbuki bizim Kanun’umuz tüketici
olarak gerçek kişilerin yanında tüzel kişileri de tüketici olarak kabul etmiştir. Bunu tacir
sıfatı taşıyan ve ticari hedef gütmeyen tüzel kişiler olarak algılamak gerekmektedir.
Ürettikleri her mal için hammaddeden yararlanan ve buna maliyetlerini dahil
ederek yapılan harcamanın geri dönüşümünü sağlayan ticari şirketler içinde durum,
5
bunların tüketici sayılmayacakları şeklinde olmalıdır. Burada anlaşılması gereken bir
kural daha ortaya çıkmaktadır. Bu da alınan mal veya hizmetin üretim sürecine
katılımının yapılarak geri dönüşümünün sağlanması veya maliyetin üzerinde kalmasıdır.
Birinci ayırımda tüketici sayılmazken, ikinci ayırımda tüketici sayılabilir.
2.3.
MAL VE HİZMETİ EDİNME YARARLANMA, KULLANMA
Tüketici sadece kendisi için değil, genellikle ailesi ve çevresi içinde mal ve
hizmet alabilmektedir. Bu nedenle tüketici sözleşmelerinde sadece sözleşmenin bir
tarafı değil, sözleşme konusu olan mal ve hizmeti edinen, kullanan ve bundan
yararlanan kişiler tüketici kavramı içinde değerlendirilmiştir. Böylece tüketici kavramı
oldukça geniş bir alana yayılmıştır. Bu geniş kavram sayesinde bir sözleşmenin tarafı
olan kişi yanında, onun ailesi, misafirleri, mal veya hizmeti kullanan veya yararlanan
tüm çevresi tüketici kavramına dahil edilmiştir (Aslan, 2006: 36).
3.
TÜRKİYE’DE TÜKETİCİ HUKUKU’NUN YASAL AÇIDAN
İNCELENMESİ
3.1.
ANAYASADA TÜKETİCİNİN KORUNMASI
1982 Anayasası’nın 172.maddesi “Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı
tedbirleri alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder” diyerek,
günümüzdeki tüketici haklarının genel çerçevesini çizmiştir.
3.2.
YASADA TÜKETİCİNİN KORUNMASI
4822 sayılı Yasa ile değişik 4077 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında
Kanun”, 14.03.2003 tarih ve 25048 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe
girmiştir. Toplam 34 maddeden oluşan bu Kanun, getirmiş olduğu pek çok yenilik ile
Avrupa Birliği Mevzuatı’na uyum sürecinde, tüketici hakları ile ilgili olarak büyük bir
aşama sağlamıştır.
3.3.
YÖNETMELİKLERDE TÜKETİCİNİN KORUNMASI
Konuyla ilgili çıkartılan Yönetmelikler şu şekildedir:
6
• Ayıplı Malın Neden Olduğu Zararlardan Sorumluluk Hakkında
Yönetmelik,
• Devre Tatil Sözleşmelerini Uygulama Usul ve Esasları Hakkında
Yönetmelik,
• Fiyat, Tarife ve Fiyat Listesi Yönetmeliği,
• Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik,
• Kapıdan Satışlara İlişkin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında
Yönetmelik,
• Kampanyalı Satışlara İlişkin Uygulama Usul ve Esasları
Hakkında Yönetmelik,
• Mesafeli Sözleşmeler Uygulama Usul ve Esasları Hakkında
Yönetmelik,
• Paket Tur Sözleşmeleri Uygulama Usul ve Esasları Hakkında
Yönetmelik,
• Reklam Kurulu Yönetmeliği,
• Sanayi
Mallarının
Satış
Sonrası
Hizmetleri
Hakkındaki
Yönetmelik,
• Tanıtma ve Kullanma Kılavuzu Esaslarına Dair Yönetmelik,
• Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına
Dair Yönetmelik,
• Tüketici Konseyi Yönetmeliği,
• Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Yönetmeliği,
• Tüketici Kredisinde Erken Ödeme İndirimi ve Kredinin Maliyet
Oranının Hesaplama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik,
• Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmelik,
olmak üzere, 4822 Sayılı Kanun ile Değişik 4077 sayılı “Tüketicinin Korunması
Hakkındaki Kanun”u destekleyen yönetmelikler, şu anda uygulamada mevcuttur.
(San.ve Tic.Bak.Tük.ve Rek.Korunması Gen.Müd, 2006: 4).
Bu yönetmeliklere, tüketicinin korunması ile ilgili konuların yer aldığı
bölümlerde yeri geldikçe değinilecektir.
7
İKİNCİ BÖLÜM
TÜRKİYE’DE TÜKETİCİNİN KORUNMASI İLE İLGİLİ MEVZUAT
VE KURULUŞLAR
1.
GENEL OLARAK
Tüketicinin korunmasında en önemli temel kriter tüketicinin bilgilendirilmesidir.
Bu tüketicinin en temel hakkıdır. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un
1.maddesinde bu önemli husus açıkça belirtilmiştir. Burada bilginin doğru ve eksiksiz
verilmesi esastır. Bu hem satıcı hem de alıcı açısından önem arz etmektedir. Aksi bir
tutum hem tüketiciye karşı bir haksızlık hem de rakip firmalara karşı haksız rekabet
teşkil eder. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, bu açıdan düzenleyici tedbirler
getirmiştir.
Tüketicinin bilgilendirilmesi için reklamlar, etiketler, kullanma kılavuzları,
garanti belgeleri, kalite uygunluk belgeleri kullanılmaktadır. Tüketicinin Korunması
Hakkında Kanun ile bu bilgilendirme araçlarında uygulanacak esaslar belirlenmiş ve
çıkarılan yönetmelikler ile desteklenmiştir.
2.
FİYAT ETİKETİ
Kanun’un 12. maddesi “Fiyat Etiketi” başlığını taşımaktadır. Buna göre
“Perakende satışa arz edilen malların veya ambalajlarının yahut kaplarının üzerine
kolaylıkla görülebilir, okunabilir şekilde o malla ilgili tüm vergiler dahil fiyat, üretim
yeri ve ayrıca özelliklerini içeren etiket konulması, etiket konulması mümkün olmayan
hallerde aynı bilgileri kapsayan listelerin görülebilecek şekilde uygun yerlere asılması
zorunludur” denilmektedir.
Bunun tüketici açısından çeşitli yararları bulunmaktadır. Mal ve hizmetlerin
gelişigüzel satılmasını engeller. Rekabetin işlemesine imkan veren piyasa şeffaflığını
sağlar. Fiyat etiketlerinin görülür yerlerde asılı olması, iş yeri içersinde satıcının tüketici
üzerinde bir satış baskısı kurmasını engeller (Baykan, 2005: 87).
Yine aynı maddenin devamında, bu hükme aykırı hareket edenlere mülki
amirlerce para cezası verilebilecektir. Bu cezayı uygulama yetkisi daha önce belediye
encümenlerindeyken, yeterli kullanılmadığından mülki amirlere verilmiştir.
8
4822 Sayılı Kanun ile, kasa fiyatı ile etiket arasında bir fiyat farkı oluşmuş ise,
tüketici lehine olan fiyatın uygulanması ve ayıplı bir malın satışa sunulmasında da satıcı
tarafından etiket veya ambalaja görülür bir şekilde “özürlüdür” ibaresinin eklenmesi
tüketici lehine getirilen maddeler olarak karşımıza çıkmaktadır.
Malın üretim yeri, malın ayırıcı özelliği ve tüm vergiler dahil malın satış
fiyatının etiket üzerinde bulunması gerekir. Malın üretim yerinin tüketici açısından
hiçbir anlamı bulunmamaktadır. Yine malın ayırıcı özelliğinden neyin kastedildiği
Kanun’da açıklanmamıştır. Bundan malın ne amaçla üretildiği ve hangi ihtiyaca cevap
verdiğinin anlaşılması gerekir (Baykan, 2005: 89).
İndirimli satışlarda, malın indiriminden önceki fiyatının da etikette yer alması
gerektiği bu Kanun ile getirilen ve tüketici lehine olan maddelerden biri olarak
karşımıza çıkmaktadır.
3.
GARANTİ BELGESİ
Garanti belgesi uygulaması Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 13.
maddesinde ve 14.06.2003 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan bir Yönetmelik ile
düzenlenmiştir.
Garanti belgesinin asıl fonksiyonu malın satıştan sonraki durumunu düzenlemek
olmakla birlikte, tüketiciye bilgide vermektedir.
Garanti belgesi verme sorumluluğu imalatçı üretici veya ithalatçı firmalara aittir.
Çıkarılan son Kanun ve yönetmeliklerle mala ilişkin faturanın tarih ve sayısını içeren
garanti belgesinin tekamül ettirilerek tüketiciye verilmesi sorumluluğu bazı sanayi
malları için yeniden düzenlenmiştir (Yavuz, 2007: 203). Hangi mallar için garanti
belgesi düzenleneceği Türk Standartları Enstitüsü ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
tarafından tespit edilecektir. Garanti belgelerinde bulunması gerekli bilgilerin neler
olduğu Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından yayınlanmıştır. Buna göre;
• İmalatçı-üretici ve ithalatçı firmanın unvanı, merkez adresi ile
yetkilisinin imzası ve kaşesi,
• Satıcının unvanı, adresi ve yetkilisinin imzası ve kaşesi,
9
• Malın cinsi, markası, modeli ile varsa bandrol ve seri numarası,
• Fatura tarih ve sayısı,
• Malın tüketiciye teslim tarihi ve yeri,
• Garanti süresi,
• Azami tamir süresi,
• Malın bütün parçaları dahil olmak üzere tamamının en az iki yıl
veya Bakanlıkça belirlenen ölçü birimi ile tespit edilen değere göre garanti
kapsamında olduğu,
• Malın ücretsiz tamir, değiştirme, bedel iadesi ve bedel indirimi
yükümlülüklerine ilişkin bu yönetmelikle belirlenen şartlar,
• Kullanım hataları,
• Tüketici lehine tanınabilecek haklarla ilgili diğer hususlar,
• Bakanlık izin tarihi ve sayısı.
Garanti süresi; malın tüketiciye teslimi tarihinden başlar ve en az 2 yıllık bir
süreyi kapsar. Malın tamir süresi en fazla 30 iş günüdür. Bu süre mala ilişkin arızanın
servis istasyonuna, servis istasyonu olmaması durumunda, malın satıcısı, bayii, acentesi,
temsilciliği, ithalatçısı veya imalatçısından birine bildirim tarihinden itibaren başlar
(Yavuz, 2007: 207).
Yine tüketici lehine getirilen bir hüküm ile, malın arızasının 15 gün içerisinde
giderilememesi
durumunda,
imalatçı-üretici
veya
ithalatçı;
malın
tamiri
tamamlanıncaya kadar, benzer özellikleri taşıyan başka bir malı tüketiciye sağlamak
zorundadır.
Garanti belgesi düzenleyebilmek için Sanayi ve Ticaret Bakanlığından izin
alınması gerekmektedir. Bu hükümlere uymayanlara Tüketicinin Korunması Hakkında
Kanun’un 25/2 ve 26.maddelerine göre mülki amir tarafından 224 Türk Lirası para
cezası uygulanır. Bu ceza idari niteliktedir. Para cezasına karşı tebliğ tarihinden itibaren
7 gün içersinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz edilmesi idarece
verilen para cezasının ödenmemesini gerektirmez. Cezalar ilgilinin bağlı bulunduğu
meslek grubuna ait birliklere bildirilir.
10
4.
TANITMA VE KULLANMA KILAVUZU
Tanıtma ve kullanma kılavuzu, tüketiciyi bilgilendiren en önemli araçtır. Sanayi
mallarının satışı sırasında tanıtma ve kullanma kılavuzunun birlikte verilmesi kanun
koyucu tarafından zorunlu tutulmuştur. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un
14.maddesine göre “Yurtiçinde üretilen veya ithal edilen sanayi mallarının tanıtım,
kullanım, bakım ve basit onarımına ilişkin Türkçe kılavuzla ve gerektiğinde uluslararası
sembol ve işaretleri kapsayan etiketle satılması zorunludur. Bakanlık, sanayi
mallarından hangilerinin tanıtma ve kullanma kılavuzu ve etiket ile satılmak zorunda
bulunduğuna ve bunlarda bulunması gereken asgari unsurları Türk Standartları
Enstitüsünün görüşünü alarak tespit ve ilan eder”.Yine söz konusu Kanun’un,
“Tehlikeli Mal ve Hizmetler ” başlıklı 18. maddesine göre; “ Bu malların emniyetle
kullanılabilmesi için üzerine veya ekli kullanım kılavuzlarına, bu durumla ilgili
açıklayıcı bilgi ve uyarılar, açıkça görülecek ve okunacak şekilde konulur veya yazılır.”
denilmiş, tüketicinin bilgilendirilmesi gerektiği bir kez daha vurgulanmıştır (Aslan,
2007: 59).
İleri teknoloji ile üretilmiş ithal sanayi mallarının tanıtma ve kullanma
kılavuzlarının Türkçe tercümeleri ile satılması zorunluluğu, bu mallar hakkında
tüketicinin tam bilgiye sahip olma hakkı gereğidir. Tüketicilerin aynı hakları, yurtiçinde
üretilen söz konusu sanayi malları içinde geçerlidir.
Burada kanaatimizce; tanıtma ve kullanma kılavuzunun
bulunmamasından
kaynaklanan, malın tamir edilemeyecek şekilde bozulması durumunda tüketiciye malın
yenisinin verilmesi şartının da konulması tüketici tatmini açısından yerinde olacaktır
(Baykan, 2005: 80).
5.
TİCARİ REKLAM VE İLANLAR
Ticari reklam ve ilanlar Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun’un 16.ve
17.maddelerinde düzenlenmiş, ayrıca bir de yönetmelik çıkarılmıştır.
Tüketiciyi aldatıcı, yanıltıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar
edici, tüketicinin can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç
11
işlemeyi özendirici, kamunun sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve
özürlüleri istismar edici reklam ve ilanlar ile, örtülü reklam yapılamaz.
Reklam veren, ticari reklam veya ilanda yer alan somut iddiaları ispatla
yükümlüdür.
Reklam, ifade özgürlüğünün altında onun bir türevi olarak algılanabilir.Ama
tüketicinin yanlış bilgilendirilmesini önlemek ve korumak adına bazı yasaklamalar ve
sınırlandırmaların olması da kaçınılmazdır.
Reklam verenler, reklamcılar ve benzer kuruluşlar, bu maddede getirilen
hükümlere uymak zorundadır. Kanun, ticari reklam ve ilanlarda uyulması gereken
ilkeleri belirlemek, bu ilkeler çerçevesinde ticari reklam ve ilanları incelemek,
tüketicinin can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç
işlemeyi özendirici, kamunun sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve
özürlüleri istismar edici reklam ve ilanlarla örtülü reklam yapılıp yapılmadığını
incelemek üzere Reklam Kurulunu görevlendirmiştir.
Reklam sektöründe yer alan ajansların otokontrol amacıyla kurdukları Reklam
Özdenetim Kurulu da bu konuda tüketicilerin yanında yer almaktadır. Ayrıca medya
kuruluşlarının bir üst kuruluşu şeklinde düzenleme yetkisine sahip olan Radyo ve
Televizyon Üst Kuruluşu , bu konuda tüketici lehine girişimlerde bulunmaktadır.
5.1. REKLAM TANIMI
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 16. ve 17. maddeleri, reklamlara
ilişkin düzenlemeler getirirken reklamın tanımını vermemiştir. Ancak, Ticari Reklam ve
İlanlara İlişkin Yönetmeliğin 4. maddesinde bir tanım bulunmaktadır. Buna göre: “Mal,
hizmet veya marka tanıtmak, hedef kitleyi oluşturanları bilgilendirmek ve ikna etmek,
satışını veya kiralanmasını sağlamak ya da artırmak amacıyla reklam veren tarafından
herhangi bir mecrada yayımlanan pazarlama iletişimi niteliğindeki duyuruyu ifade eder”
denilerek reklamın tanımı yapılmıştır.
Tanımdan da anlaşılacağı üzere reklam her şeyden önce çeşitli vasıtalarla yapılır.
Reklam bir kişiyi değil üretilen mal ve hizmetle ilgilenen bir kitleyi hedef alır. Amaç
satışı veya kiralamayı artırmak bunun içinde üretilen mal ve hizmeti tanıtmaktır.
12
5.2.
REKLAMIN HUKUKİ MAHİYETİ
Reklam, üretilen mal veya hizmetin tanıtımını, bu mal veya hizmetle ilgilenen
kişilere yapmak amacı güttüğünden, reklamı yapanla, bu reklamla ilgilenenler arasında
bir hukuki işlemin oluşmasına neden olmaktadır. Reklamın verilmesi ve yayınlanması
ile hedef kitleye “icap” yapılmaktadır. Borçlar Kanunu’nun 7. maddesi tarife ve cari
fiyat gönderilmesini “icap” olarak kabul etmemekte, fiyat göstererek bir malın teşhir
edilmesini ise kural olarak “icap” kabul etmektedir (Aslan, 2006: 148).
Genel olarak bakıldığında Reklam, karşı tarafı oluşturacak kişileri sözleşme
yapmaya davet etmek amacını taşıdığı için, hukuki niteliği itibari ile “icaba davet”
olarak kabul etmek daha doğru olacaktır.
5.3.
ALDATICI REKLAM
Hukukumuzda aldatıcı reklamın tanım geniş bir şekilde verilmiş değildir.
Bir reklamın aldatıcı olup olmadığının saptanmasında, esas itibarıyla ortalama
bilgi ve dikkat seviyesindeki tüketicilerin göz önüne alınması ve reklamın bu kişiler
açısından aldatıcı olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Yavuz, 2007: 945).
Avrupa Birliği Konseyi aldatıcı reklamı; “Mizanseni de dahil olmak üzere
herhangi bir şekilde yönetildiği veya ulaştığı kişileri yanıltıcı olan ya da yanıltması
muhtemel olan ve bu yanıltıcı niteliği nedeniyle onların ekonomik davranışlarını
etkilemesi muhtemel olan veya bu nitelikleri nedeniyle bir rakibe zarar veren veya zarar
vermesi muhtemel reklamlar” olarak tanımlamıştır (Aslan, 2006: 149).
Burada reklam nedeniyle fiilen zararın doğmuş olmasını değil, doğma
ihtimalinin varlığını da konsey aldatıcı reklam kabul etmiştir. Tüketicinin ekonomik
çıkarlarının bu reklamdan dolayı etkilenmiş olması gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle
reklam abartılı dahi olsa, tüketicinin ekonomik çıkarları etkilenmemiş ise aldatıcı
reklam sayılmayacaktır.
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, reklamları 16. ve 17. maddeler ile
düzenlemekle birlikte 16. madde tüm ticari reklamlarla ilgili genel ilkeleri ortaya
koymakta ve konuyu genişçe ele almaktadır.
13
5.4.
TİCARİ
REKLAMLARDA
UYULMASI
GEREKEN
TEMEL
İLKELER
5.4.1. Temel İlkeler
Reklam İlkeleri Yönetmeliği’nin 5. maddesi “Temel İlkeler” başlığı altında
çeşitli reklam ve ilanlarda uyulması gereken temel kuralları hüküm altına almıştır
(Aslan, 2006: 154).
Buna göre reklamlar; yasalara ve genel ahlaka uygun olmalıdır. Sosyal
sorumluluk bilinci içerisinde, insan güvenliğini tehlikeye atmayacak, anlaşılır,
okunabilir, görülebilir, dürüstce yapılmalıdır. İnsan onurunu zedelemeyen, kimsenin
izinsiz sosyal yaşantısını ve özel hayatını içermeyen, dil, din, ırk, mezhep, felsefi
düşünce ve cinsiyet ayırımcılığı gözetmeyen, şiddeti özendirmeyen, kanun düzenini
bozmayacak şekilde olmalıdır.
5.4.2. Ahlaka Uygunluk
Reklam, genel ahlak kurallarına aykırı, cinselliği ve pornografiliği ön plana
çıkaran, korku ve batıl inançları istismar edici, toplumun acıma duygularını istismar
edecek şekilde, hasta, bebek, çocuk, yaşlı ve özürlülerle ilgili görüntülerle, hastaların
tedavi öncesi ve sonrası görüntü ve sözlerini içerecek şekilde olamaz.
5.4.3. Dürüstlük ve Doğruluk
Ortalama bir insanın davranış biçimi dürüstlük ve doğrulukta da genel kıstas
olarak kabul edilir. Buna göre reklamlar; tüketicinin güvenini kötüye kullanmamalıdır.
bilgi eksikliğini istismar edici, malın niteliğini izleyicilerin anlayamayacakları bir
şekilde göstererek yanıltıcı olamamalıdır. Mal veya hizmet hakkında eksik, yanlış veya
anlam karışıklığı yaratarak tüketiciyi aldatmamalıdır. Yanıcı, parlayıcı ve zehirli
maddeler hakkında bilgi vermeyerek saklamamalıdır. Laboratuvar analizleri hakkında
yanlış, eksik veya abartılı bilgilerle tüketiciyi yanıltmamalıdır. Sunulan hizmet kredi ile
ilgili ise konu hakkında tüketiciyi yanlış bilgilendirmemelidir.
14
5.4.4. Satışı Özendirici Reklamlar
Satışı özendirici reklamların, mal ve hizmetlere yönelik pazarlama tekniklerini
uygulamak
ve
yarışmalar
düzenlenmek
suretiyle
yapılan
reklamlar
olduğu
anlaşılmaktadır (Aslan, 2006: 157).
Buna göre reklamı yapılan mal veya hizmetlerin satın alınması halinde,
müşteriye ayrıca hediye mal veya hizmetlerle ikramiye verileceği belirtiliyorsa, bunun
piyasa değeri, uygulama süresi belirtilerek bunların dışında reklamda herhangi bir
koşulun ileri sürülmemesi gerekmektedir. Reklamı yapılan mal veya hizmetlere ait belli
sayıda kupon, etiket, kapak veya benzeri unsurların biriktirilip piyango veya ikramiye
çekilişine katılma hakkı veren pazarlama tekniklerinin duyurulması halinde, promosyon
süresi, çekiliş sonuçlarının duyurulma şekli, malın nasıl teslim edileceğinin ve tarihinin
belirtilmesi ve taahhüt edilenle verilen mal ve hizmetlerin farklı olmaması
gerekmektedir.
5.4.5. Doğrudan Satış Reklamları
Reklamı yapılan mal veya hizmetlerin alım satımının, kiralanmasının reklama
cevap veren kişinin adresinde gerçekleştirileceği veya sağlanacağı mesajını veren
reklamlardır. Bu reklamlarda reklama cevap verenin adresine, malın ulaştırılacağının
belirtilmesi gerekir. Mal veya hizmetin tanımının yapılması veya fonksiyonlarının ve
satış fiyatının açıklanması şarttır. Reklama cevap verenin mal veya hizmeti adresine
geldikten sonra isterse geri çevirme hakkı olduğunun bildirilmesi gerekmektedir.
5.4.6. Karşılaştırmalı Reklamlar
Bu reklamlarda karşılaştırılan mal veya hizmetin adının belirtilmemesi,
karşılaştırılan mal veya hizmetin aynı türden olması, dürüst rekabet ilkelerine uygun
olarak yapılarak tüketicinin yanıltılmaması esastır.
5.4.7. Çocuklara ve Reşit Olmayanlara Yönelik Reklamlar
Çocuklara veya reşit olmayan gençlere yönelik olan veya onları etkileme
olasılığı bulanan reklamlar ile içinde çocukların veya reşit olmayanların kullanıldığı
reklamlarda şu hususlara özellikle dikkat etmek gerekir.
15
Bu reklamlar; çocukların veya reşit olmayan gençlerin saflıklarını, bilgi
eksikliklerini ve tecrübesizliklerini istismar edici olmamalıdır. Fiziksel, zihinsel, ahlaki,
psikolojik ve toplumsal gelişim özelliklerini olumsuz etkilememelidir.Reklamlarda bu
mal veya hizmete sahip olduğunda yaşıtlarına göre üstün olacağının veya tersinin
olacağının belirtilmesi, şiddet unsuru içermesi, anne veya babalarına bu mal veya
hizmeti satın almaları için baskı yapmaları gerektiği, fiyat ve biçiminin yanlış verilmesi,
anne baba ve öğretmenlerin otoritesini, sorumluluk duygusunu veya yargılarını istismar
edici şekilde olması yasaklanmıştır (Deryal, 2008: 199).
6.
AYIPLI
MAL
VE
HİZMETLERDEN
TÜKETİCİNİN
KORUNMASI
Türkiye kişi başına düşen milli geliri ile, dar gelirli tüketicilerin oluşturduğu bir
toplum olarak karşımıza çıkmaktadır. Ekonomik çıkarların korunmasında bu noktada
çok büyük bir önem taşımaktadır. Zaten zor şartlarda bir mal ve hizmet alan tüketici,
bunun için ödemiş olduğu bedelin karşılığını almalıdır. Her türlü mal ve hizmet
ediminde gerekli tatmin ve faydanın sağlanamaması durumunda tüketicinin ekonomik
çıkarlarının zarara uğraması kaçınılmazdır.
6.1.
AYIPLI MAL
Ayıp; bir başka deyişle bozuk mal bir bedel ödenerek belirli bir beklenti
içerisinde
alınan
malın
bu
beklentileri
bünyesindeki
bir
arızadan
dolayı
karşılayamamasıdır. Maldaki vasıfların eksik olması malda bir değer kaybına neden
olmalıdır. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3.maddesi “Alışverişe konu olan
taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak
üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve gayri maddi mallar” diyerek malın tanımını
vermeye çalışmıştır. Kanun’un 30. maddesinde “Bu Kanun’da hüküm bulunmayan
hallerde genel hükümler uygulanır” denildiğinden taşınır mal için Medeni
Kanun’umuzdaki mal kavramında hareket etmek gerekir. Medeni Kanun’a göre ise,
“Nitelikleri itibari ile taşınabilen maddi eşya ile edinmeye elverişli olan ve taşınmaz
mülkiyeti kapsamına girmeyen doğal güçler” taşınır mülkiyesi konusunu teşkil
etmektedir. Bu duruma göre, hayvanlar yanında elektrik, buhar, su, doğalgaz gibi doğal
16
güçler taşınır tanımına dahildir. Yargıtayın yerleşmiş ictihadına göre tapusuz
taşınmazlar satışının ve bağlı olduğu taşınmazdan ayrı ve bağımsız surette satışa konu
olan teferruatın girdiğini anlamak mümkündür (Baykan, 2005: 256).
Ancak Borçlar Kanunu’nun 194. maddesinden farklı olarak, Kanun’un 4.
maddesinde malın değerindeki veya kullanımındaki azalmanın “ehemmiyetli” olması
aranmıştır. Ayrıca 4822 sayılı Kanun ile yapılan bir yenilik ile, bir mal ve hizmetin
reklam ve ilanlarda belirtilen hususların malda olmaması da “ayıp” kavramına
sokulmuştur. Satıcı veya üretici tarafından malın ambalajında, etiketinde, tanıtma ve
kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilanlarında yer alan veya satıcı tarafından
bildirilen, malın standardında ve teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya
niceliğe aykırı olan malın ayıplı mal sayılması gerekmektedir (Aslan, 2006: 68).
Buradan anlaşılan ayıplı mala karşı ithalatçı, üretici ve satıcı hep birlikte
sorumlu olarak kabul edilmiştir.
Ayıplı malı; fiziki özelliklerinde meydana gelen eksiklikten duyulan maddi
ayıplar, eşyayı bulundurmayı ve ondan faydalanmayı kısıtlayan hukuki ayıplar, eşyadan
beklenen verimin elde edilememesi, vergiden muaf olması gibi ekonomik ayıplar,
miktar eksiklikliğinden doğan ayıplar gibi sınıflara ayırmak mümkündür.
6.2.
AYIPLI HİZMET
Mal ve hizmet satın almak, ondan faydalanmak tüketicinin bir hakkıdır.
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 5. maddesinde “Hizmet sağlamada da haklı
bir sebep olmaksızın kaçınılamaz” denilmek suretiyle hizmet edimleri içinde bir
sözleşme yapma zorunluluğu getirilmiştir (Yavuz, 2007: 361).
Bir hizmetin yine bir ücret veya menfaat karşılığında sağlanması gerekmektedir.
Burada, hizmet kavramından bir çok kişiye aynı tür hizmetin sunulduğu iş görme
sözleşmelerini anlamak gerekmektedir. İnternet, mobil telefon vb. sözleşmeleride
madde kapsamına almak gerekmektedir.
Kişisel özelliklerin burada bir önem taşımadığı, hizmet sözleşmelerinin ve
içeriğinin önem taşıdığı söylenebilir. Hizmet sözleşmelerinde asıl olan, verilmesi vaat
edilen bir hizmetin yerine getirilmemesidir. Haklı bir sebebin olup olmadığından; 18
17
yaşından küçüklerin giremeyeceği oyun salonları, kafeterya vb. yerlere bu küçüklerin
alınmaması, ticarethanenin geçici bir süre işlemden alıkonulması, bir işyerinde gereken
dolaylı hizmetin yerine getirilmemesi gibi durumları, yani haklı bir sebepten dolayı
hizmetin yerine getirilmemesini anlamak gerekir. Yukarıda verilen örneklerin tersi
durumlarda ise, hizmetin verilememesi haksız bir sebebe dayanmaktadır ki, burada
ayıplı hizmetten bahsetmek yerinde olacaktır.
Tüketici Hukuku’nda “ayıplı hizmet” kavramı, satış sonrası hizmetlerde daha
çok karşımıza çıkmaktadır. Satıcı, ithalatçı veya üretici tarafından beyan edilen satış
sonrası yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya yeterince yerine getirilmemesi
genellikle bu madde içinde değerlendirilmektedir. Bunada para cezası getirilmiş ve
Kanun’un 25. maddesinde düzenlenmiştir.
7.
TÜKETİCİ SÖZLEŞMELERİNDEKİ HAKSIZ ŞARTLAR
4822 Sayılı Kanun ile Değişik 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında
Kanun’a eklenen 6. madde haksız şart tanımını vermektedir:
“Satıcı veya sağlayıcının tüketici ile müzakere etmeden tek taraflı olarak
sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet
kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme
koşulları (koşulu) haksız şarttır”(Baykan, 2005: 226).
Tüketicinin rızası olmadan, tüketici aleyhine sonuçlanan her türlü edim haksız
şart kabul edilecektir. Avrupa Birliği yönergelerinde “açık bir üstünlük” ibaresi yer
aldığı halde Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da buna yer verilmemiş olması,
tüketici açısından olayın daha geniş ve lehine bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yine tanımlamada yer alan “Satıcı veya sağlayıcı” ibaresinden bunların tüzel
veya özel hukuk tüzel kişisi olması hiç bir şey fark ettirmeyecektir.
Bir edimin haksız şart sayılabilmesi için tek yanlı olarak konulması, hak ve
yükümlülüklerde tüketici aleyhine dengesizlik meydana getirmesi, iyi niyet kurallarına
aykırı hareket edilmesi gerekmektedir. Önceden hazırlanan standart sözleşmelerde
tüketici aleyhinde ve iyi niyet kurallarına aykırı hükümlerin bulunması hallerinde, bu tip
standart sözleşmenin tüketici ile müzakere edilmeden yapıldığı kabul edilir.
18
Sözleşmede yer alan tüm şartların tüketici tarafından anlaşılacak bir şekilde yer
alması gerekmektedir. Eğer bu konuda bir anlaşmazlığa düşülür ise, tüketici lehine olan
yorumlar kabul edilecektir.
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 6. maddesinin 2.fıkrasına göre
“Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar,
tüketici için bağlayıcı değildir” Kanun haksız sözleşme şartları içeren sözleşmelerin
”geçersiz” olacağını değil, “tüketici açısından bağlayıcı” olmayacağını düzenlemiştir
(Aslan, 2006: 180).
Kanun koyucu sözleşmenin tamamen geçersiz değil, tek taraflı bağımsızlık
olarak belirttiğine göre, bu sözleşme hükmünün getirdiği düzenlemede bir boşluk
oluştuğu
açık
bir
şekilde
görülmektedir.
Bu
boşluğun
nasıl
doldurulacağı
bilinmemektedir. Doğal olarak bu haksız şartları hakim kendisi dolduracaktır. Bunu
doldururken genel hükümlerden hareket edecek ve Borçlar Kanunu esaslarına göre karar
verecektir.
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da haksız sözleşme şartlarına karşı
hem yargısal hem de idari denetim hakkı getirilmiştir.
Konu ile ilgili yayınlanan Yönetmeliğin 8. maddesi yargısal denetimi şöyle
açıklamıştır:
“Meşru menfaati olan gerçek veya tüzel kişiler, genel olarak kullanılmak üzere
hazırlanmış standart sözleşmelerde yer alan haksız şartların kullanılmasının önlenmesi
için dava açabilirler.Bu hallerde mahkeme, önleme için tedbirlere hükmeder”.
Burada anlaşılan tüketicinin yargı yoluna başvurabilmesi için meşru bir
menfaatinin bulunması gerekmektedir. Sözleşmede ve bu sözleşmenin uygulanmasında
tüketici aleyhine sonuçlar olması gerekmektedir. Bu tip davaları, gerçek kişiler yanında,
tüketici örgütleri ve Bakanlığın kendisinin de açması Kanundan doğan bir haktır.
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da haksız şartların idare tarafından
denetlenmesi öngörülmüştür. Cezalara ilişkin 25. maddede “ 6. maddenin 7. fıkrası
uyarınca, Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara aykırılığı tespit edilen her bir sözleşme
19
için para cezası uygulanması” hükme bağlanmıştır. Yine usul ve esaslara aykırı
sözleşme hükümlerini Bakanlığın sözleşmeden çıkarma yetkisi bulunmaktadır.
8.
TAKSİTLİ SATIŞLAR
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 6/A maddesinin 1. fıkrasında
taksitli satışı şu şekilde tanımlanmıştır: “Taksitle satış, satım bedelinin en az 2 taksitle
ödendiği ve malın veya hizmetin sözleşmenin düzenlendiği anda teslim veya ifa edildiği
satım türüdür” (Yavuz, 2007: 497).
Buna göre bedelin en az 2 defada ödenmesi, malın veya edimin sözleşme anında
yerine getirilmesi gerekir. Her iki tarafta bununla borç altına girmektedir. Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun’ un 6. maddesinin 2. fıkrasına göre bu satışların yazılı
şekilde yapılması zorunludur. Bunda basit bir hukuksal ilişki söz konusudur.
Bu sözleşmede tüketicinin yükümlülüğü mal bedelinin taksitler halinde
ödenmesi, satıcının yükümlülüğü de mal veya hizmetin teslimidir.
Bu teslim esas olarak malın mülkiyetinin devrini ifade eder (Baykan, 2005: 393).
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 6. maddesinin 1. fıkrası ile taksitli
satışlarda tüketiciye vadesinden önce ödeme hakkı getirilmiştir. 1. taksit tutarından az
olmamak kaydıyla tüketici vadesinden önce borcunu ödeyebilecektir. Satıcı bundan
kaçınamaz. Kaçınması halinde “temerrüt” durumuna düşecektir. Satıcı ödenen miktara
göre gerekli faiz indirimini yapmakla yükümlüdür.
Genellikle
satıcı,
kendisini
korumak
için
sözleşmeye
bir
taksitin
ödenmemesinde, diğer taksitlerin muacccellik kazanacağı yönünde bir şart koyar. Satıcı
böylece tehlikeye düşen diğer ödemeleri, ayrı ayrı diğer taksitlerin günü gelmeden,
bütün alacağını tahsil edebilir hale gelir. Borçlar Kanunu’nun 224. ve Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun’un
6/A maddeleri bu konuda hem satıcının hem de
alıcının haklarını düzenlemiştir. Bunun için arka arkaya 2 taksitin ödenmemiş olması
yeterli görülmüştür. Satıcının bu haktan yararlanabilmesi için kendine düşen kısmı
tamamen alıcıya karşı yerine getirmiş olması gerekmektedir. Sözleşmede bu konuda
açık bir hükümde bulunmalıdır.
20
Sözleşmenin bulunmaması durumunda, somut olaylara bakarak olayın nasıl
sonuçlandığına bakmak, yerinde olacaktır. Bunda da tüketici lehine olan kısım
gözetilmeli ve satıcınında buna katlanması gerekir. Yine özellikle uzun vadeli
satışlarda, satış sözleşmesinde belirtilen fiyatın, firma tarafından değiştirilebileceği bu
hükümler çerçevesinde sözleşme konusunda geçerli olmayacak, ancak tüketici lehine
olan fiyat değişimleri geçerli sayılacaktır.
9.
DEVRE TATİL
Devre tatil sözleşmesi: “En az 3 yıl için yapılan ve bu süre zarfından yıl içinde,
belirli aya belirlenebilecek ve 1 haftadan az olmayacak bir dönem için bir veya daha
fazla sayıdaki taşınmazın kullanım hakkının devri ya da devri taahhüdü içeren sözleşme
ya da sözleşmeler grubunu ifade eder” (Yavuz, 2007: 537).
Taşınmazın kullanım hakkının devri veya taahhüdü, belirli bir dönem ile
sözleşme süresi, devre tatil sözleşmesinin unsurlarını oluşturur.
Gerçekten, bu sözleşmelerde taşınmazın devredilmesi gerekmektedir. Burada
devredilen taşınmaz veya bina tatil yapmaya elverişli olmalıdır. Bazı hizmetlerde bu
taşınmazın yanında tüketiciye sunulmuş olmalıdır. Bu hizmetlerin neler olabileceğini
taraflar aralarında serbestçe belirleyebileceklerdir.
Devredilen taşınmazın yılda, 1 haftadan az olmamak üzere tüketiciye sunulması
gerekmektedir. Bundan daha uzun bir süreyi taraflar aralarında kararlaştırabilirler.
Sözleşmenin süresi en az 3 yıldır. Yani daha az süreli sözleşme yapılamazken,
daha uzun süreli sözleşme yapılabilecektir.Bu süre içersinde taraflar sözleşmeden doğan
borç ve alacakları birbirlerine karşı yerine getirmek zorundadırlar.
Tüketicinin, sözleşmenin her iki tarafça imzalanmasından itibaren hiçbir neden
göstermeksizin ve bunun sonucunda hiçbir ceza ödemeksizin cayma hakkı
bulunmaktadır.
Devre tatil hakkının devri yine aynı Yönetmeliğin 5.maddesine göre
“sözleşmede bulunması” kaydıyla mümkün olmaktadır. Hak sahibinin vefat etmesi
halinde ise, mirasçılarına geçmektedir.
21
Esasen söz konusu Yönetmelik incelendiğinde, bu Yönetmelik’in yalnızca devre
tatil sözleşmesine değil, devre mülk sözleşmesine de uygulanabileceği orataya
çıkmaktadır. Burada da karşılıklı edimler söz konusudur. Tüketici bir bedel karşılığında
belirli bir mülkün en az 15 gün kullanım hakkını elde etmektedir. Devre mülk hakkı
mesken nitelikli kat mülkiyetinde veya müstakil yapılarda kurulabilir. Paya bağlı olarak
devredilebilir. Mirasçılara geçebilen, devre mülk konusu, taşınmazdır. Yılın belirli
dönemlerinde yararlanma hakkı verir. Sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça kullanım
hakkı başkalarına bırakılabilen bir sözleşmedir. Devreden de bunlara uymakla
yükümlüdür. Devre mülk sözleşmelerinin
eşit dönemler halinde yapılması
gerekmektedir.
10.
PAKET TUR
Paket tur sözleşmeleri: “Ulaştırma, konaklama ve bunlara yardımcı sayılmayan
diğer turistik hizmetlerin en az 2’sinin birlikte, her şeyin dahil olduğu fiyatla satılan
veya satış taahüdü yapılan ve hizmeti 24 saatten uzun bir süreyi kapsayan veya gecelik
konaklamayı içeren, bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunlu, önceden düzenlenmiş
yazılı sözleşmelerdir” (Yavuz,2007: 553).
İfadeden kastedilen, otellerin günümüzde uyguladığı “her şey dahil” kavramı
olmayıp, paket tur içerisinde verilen hizmetlerin ayrı ayrı fiyatlandırılmayıp, hepsinin
tek bir fiyat içerisinde sunulması gerektiğidir. Hizmeti sunan seyahat acentası,
hizmetten yararlanan ise tüketicidir. Seyahat acentasının, tüketiciye karşı paket tur
sözleşmesinden doğan borçları, seyahatin hazırlanmasında gerekli özenin gösterilmesi
ve aynı şekilde yerine getirilmesidir. Organizasyon içinde verilecek hizmetlerin
birbiriyle uyumlu bir şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Paket turun başlamasından
sonuna kadar tüketicilerin derhal yardımına koşabilecek bir yardımcının bulunması,
tüketiciye seyahati etkileyebilecek her konuda bilgi verilmesi ve nihayet ilgili hizmet
sağlayıcıları özenle seçilmeli, denetim eksiksiz bir şekilde yapılmalıdır. (Aslan, 2006:
314).
Seyahat acentası tüketicilere taahhüt etmiş olduğu hizmetleri, 3. şahıslar eliyle
yerine getirir. Burada dikkat edilmesi gereken bu şahısların özenle seçilmiş olmasıdır.
22
Sözleşmede taahhüt edilen hizmetlerin yerine getirilememesi veya durumun açık
bir şekilde anlaşılması, tüketiciye sözleşmeden dönme hakkı vermektedir. 10 gün
içerisinde daha önce alınan ücret var ise iade edilir. Tüketicinin paket tur içerisinde
gördüğü, sözleşmeye aykırı bir edimi, süresi içersinde yani tur devam ederken
düzeltilmesini isteme hakkı mevcuttur. Seyahat acentası bunu yerine getirmekle
yükümlüdür. Tüketici eksik ifa halinde ancak, indirim talep edebilecektir. Seyahat
acentalarının kanundan doğan broşür verme zorunluluğu, acentayı bağlayıcı bir belge
olup, tüketiciye karşı burada yazılanlarla sorumlu olmaktadır. Bunları yerine getirmez
ise, tüketicinin maddi ve manevi tazmin hakkı doğmaktadır. Kanun koyucu seyahat
acentalarını edimlere karşı bu derece sorumlu tutarken, tüketicinin de bu edimlere karşı
sözleşmede yer alan ücreti ödeme zorunluluğunu hüküm altına almıştır.
Tüketicinin, en az 7 gün önceden haber vermek kaydıyla paket tur sözleşmesini
3. kişilere devretme hakkı vardır. Tüketiciler genellikle verdikleri peşinatı
kaybetmemek için bu yolu tercih edebilmektedir. Katılamaması halinde ise; eğer
sözleşme de imzalanmışsa ödemiş olduğu peşinatı isteme hakkı bulunmamaktadır.
Paket tur başladıktan sonra, program içerisinde değişiklikler olmuş ise ve
broşürde veya sözleşmede açık bir hüküm bulunmuyor ise vermiş olduğu peşinatı
alabilecektir. Bunun dışında alabilmesi için tarafların anlaşmış olması gerekmektedir.
Paket tur sözleşmelerinde yer alan fiyat, değiştirilemez. Ancak döviz
kurlarındaki farklılıklar, liman ve hava alanı iniş vergileri gibi fiyat değişikliklerinde bu
tüketiciye yansıtılabilir. Tüketici, önceden bildirilen bu fiyat değişikliklerini ya kabul
eder ya da sözleşmeden dönebilir. Seyahat acentasında, yeterli sayıda tüketici
oluşmaması veya başka bir mücbir sebebin meydana gelmesi halinde sözleşmeyi
tüketicinin yapmış olduğu tüm harcamaları tanzim etmesi kaydıyla feshetme hakkı
bulunmaktadır.
11.
KAMPANYALI SATIŞLAR
Kampanyalı satışlarla ilgili Yönetmelik 13.06.2003 tarihinde, 25137 sayılı
Resmi Gazete’de yayınlanmıştır (Cengiz, 2007: 313).
23
Kampanyalı satışlarda genellikle semenin tamamı veya bir bölümü malın
tesliminden önce katılanlardan toplanmakta, malın teslimi daha sonra yapılmaktadır
(Aslan, 2006: 261). Tüketicinin zararı malın tamamının veya bir kısmının teslim
edilmemesi ile ortaya çıkmaktadır.Edimin de yine zamanında teslim edilmemesi,
tüketici zararına sonuçlar doğurmaktadır.
Kampanyalı satış ilan yoluyla tüketiciye duyurularak düzenlenen kampanyalara
iştirakçi kabul edilmesi ve malın veya hizmetin daha sonra teslim veya ifa edilmesi ile
yapılan satış türüdür. Kampanyalı satışlar için Bakanlığın izni gerekir. Bakanlık, hangi
tür satışların izne tabi olacağını, son ödeme, taksit miktarı, teslim süresi, üretici firma
garantisi, yatırılacak teminat ile kampanyalı satışlarda uyulacak usul ve esasları tespit
eder (Aslan, 2006: 261). Çıkartılan Yönetmeliğe göre kampanyalı satış ilanlarında,
kampanyanın başlangıç ve bitiş tarihleri ile kampanya konusu mal veya hizmetin peşin
satış fiyatı ile varsa taksitle satış fiyatının ayrı ayrı belirlenmesi zorunludur.
Kampanyalı satışların konusunu hemen hemen her türlü tüketici işlevi
oluşturabilir. Devre tatil, devre mülk, tatil amaçlı paket tur sözleşmeleri, her türlü
taşınır, otomobil v.b. satışlar kampanyalı satışlara örnek olarak gösterilebilir.
Promosyonlu satışlar eğer basın yoluyla ilan edilmek suretiyle yapılacak olursa
kampanyalı satıştır. Ancak promosyonlu satışların kapsamı daha geniştir. Promosyonlu
satış denildiğinde ilk akla gelen gazete yoluyla kupon karşılığı verilen mal ve hizmetler
anlaşılmaktadır. Ancak, Kanun’un 11. maddesi ile promosyonla satışlar kültürel amaçlı
hizmetlerin dışında yasaklanmıştır.
Yasa koyucu, tarafların taahhütlerini yerine getirmesinde tabi olacağı süreyi,
tüketicinin korunması amacıyla gereği gibi bilgilendirilmesini, ifa etmeme halinde
sorumlular çevresinin genişletilmesini, sözleşmenin tüketici tarafından feshinin
şartlarını, sözleşmenin şekli ve içeriğini düzenlemiş ve Bakanlığa da düzenleme yapma
yetkisi vererek, kampanyalı satışları, tipik bir sözleşme haline getirmiş bulunmaktadır
(Aslan, 2006: 261).
Kampanyalı satışlar bu haliyle tamamen bir tüketici işlemidir ve Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.
24
Kampanyalı ve promosyonlu satışlar ve bunların yapılış şekli ile hükümleri
Bakanlığın iznine bağlanmış, bunu yerine getirmeyenler için çeşitli yaptırımlar
getirilmiştir.
12.
KAPIDAN SATIŞLAR
Mal veya hizmeti sunmak için, müşterinin ayağına gitmeye “kapıdan satış”
denilmektedir. Kapıdan satış yönteminde genellikle tüketicinin ikametgahında satış
yapılır (Baykan, 2005:127). Satıcı veya hizmeti sunan fiziki olarak bu satış türünde
tüketicinin karşısında bulunmaktadır.
Bu yöntemin en büyük avantajının tüketiciyi uzun süre kendisine sunulan mal ve
hizmetlerin seçimi için dükkan ve mağaza dolaştırmaktan kurtarmak olduğunu
söylemek mümkündür. Dezavantajı ise, satıcıların gerçek dışı bilgiler sunarak tüketiciyi
mal ve hizmet konusunda aldatarak satış yapmalarıdır.
Kapıdan satışlarda tüketiciye, tüketicinin bilgilendirilmesini sağlamak amacıyla
yazılı sözleşme yapma, cayma, satıcı tarafından mal ve hizmetin geri alınması
mecburiyeti gibi haklar getirilmiştir.
Bir tüketici işlemini, kapıdan tüketici işlemi yapan unsur, işlemin mutat satış
yerleri dışında yapılmış olmasıdır. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 8. ve 9.
maddelerinde “mutat satış yeri” ifadesi yer almamakta, sadece işyeri, fuar, panayır gibi
satış mekanları dışında yapılan satışlardan bahsedilmektedir. Yani fuar ve panayır gibi
yerlerde yapılmayan satışlar kapıdan satış kavramına girmektedir (Aslan, 2006: 233).
“Kapıdan satış” kavramı içerisine beslenme ve destek ürünleri dışında gıda ve
içeceklerin veya halkın gündelik tüketimine haiz olan mallar, sigorta hizmetleri, işyeri
dışında sunulması teamül, örf veya adetten kabul edilen mallar girmemektedir.
Burada “sigorta hizmetleri” dışında “işyeri dışında sunulması teamül, örf veya
adetten kabul edilen mallar”ın neler olduğu kavram karmaşasına neden olacak ve
zamanla Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile kurulan kurumlar tarafından
içtihatla doldurulacaktır.
25
Tüketiciye getirilen en büyük güvence cayma hakkıdır. 7 günlük sürenin sonuna
kadar malı veya hizmeti kabul veya hiçbir gerekçe göstermeksizin reddetmekte tüketici
serbesttir. Cayma hakkını kullanmak hiçbir şekil şartına bağlanmamışken, hukuk
açısından yazılı bildirilmesinde fayda vardır.
13.
MESAFELİ SÖZLEŞMELER
Günümüzde, pazarlama tekniklerinin ulaştığı aşamada, satıcı ve sağlayıcıların
tüketicilere ulaşmak amacıyla kullandığı yöntemlerin çeşitliliği ve etkinliği hiç
tartışmasız insan aklının sınırlarını zorlayacak hale gelmiştir (Aslan, 2006: 243).
Satıcının tüketicilere mektup, katalog gönderme veya reklam yoluyla teklifte
bulunması ve alıcının da genellikle posta yoluyla sipariş vermesi esasına dayalı mektup
veya postayla satış diyebileceğimiz ilk mesafeli satış yöntemi 19. asırdan beri
uygulanmaktadır (Baykan, 2005: 135).
Günümüzde gelişen teknolojiyle beraber satıcı veya hizmet sağlayıcıların
tüketicilere ulaşmak amacıyla kullandığı yöntemlerin çeşitliliği baş döndürücü bir hal
almıştır. Telefon, televizyon, bilgisayar, katalog gibi araçlarla satış bu anlamda ilk akla
gelenlerdir.
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 9/A maddesi ile düzenlenen bu tür
sözleşmelerde, Bakanlıkça hazırlanan ve tebliğlerde yer alan bilgilerin, tüketicilere
verilmesi zorunlu hale getirilmiştir. Bu bilgilerin verildiğini tüketici yazılı ortamda veya
satış elektronik ortamda ise elektronik ortamda teyit etmelidir.
Alıcı veya sağlayıcı sözleşmeden doğan borçlarını 30 gün içinde yerine
getirmekle yükümlüdür. Yazılı olmak kaydıyla bunu 10 gün uzatabilirler. Yükümlülük
mal veya hizmetin ayıpsız olarak yerine getirilmesi ile ortadan kalkar. Edimin ayıpsız
olarak yerine getirildiğini, tüketici yazılı olarak alıcıya iletir.
Cayma hakkı süresince sözleşmeye konu olan mal veya hizmet karşılığında
tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapması veya borç altına sokan herhangi bir
belge vermesi istenemez. Kapıdan satışlara ait uygulanan hükümler mesafeli
sözleşmelere de uygulanır (Aslan, 2006: 244).
26
Eğer cayma hakkı tüketici tarafından kullanılmışsa, satıcı tüketiciden almış
olduğu her türlü edinimi 10 gün içerisinde iade etmek, sunmuş olduğu mal ve hizmeti
20 gün içerisinde geri almak zorundadır.
Kapıdan satışlarda tüketici ani ve kendisinden daha hazırlıklı satıcı karşısında
zayıf kalabilmektedir. Mesafeli satışlarda da ilan edilen mal veya hizmet ile, tüketicinin
adresine teslim edilen mallar veya sunulan hizmetler farklılık arz edebilmektedir.
Mesafeli satış sözleşmeleri, banka ve sigorta ile ilgili, otomatik satış makineleri
vasıtasıyla satılan mallar, halka açık jetonlu telefonlar aracılığı ile akdedilen, açık
artırma yolu ile yapılan gıda, içecek ve günlük tüketim için tüketicinin işyerini veya
emrine düzenli olarak gönderilen mallar ile, barınma, ulaşım, yemek, sportif ve kültürel
faaliyetler ve eğlence hizmetleri gibi satıcının üstlendiği edimlerde uygulanamaz.
14.
TÜKETİCİ KREDİSİ
“İnanmak, güvenmek” anlamına gelen kredi kelimesi genel olarak, belirli bir
satın alma gücünün bir süreliğine 2. bir kişiye devri anlamına gelmektedir. Daha basit
bir ifade ile dar anlamda, banka hukukuna göre kredi ve fonların başka bir kişinin
kullanımına terk edilmesidir (Baykan, 2005: 382).
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 10.maddesine göre; “Tüketici
kredisi, tüketicilerin bir mal veya hizmet edinmek amacıyla, kredi verenden nakit olarak
aldıkları kredilerdir” Buna göre taraflardan birinin tüketici olması durumunda yapılan
kredileme işlemi Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un alanına girmiş
bulunmaktadır. Taraflardan biri tüketici, diğeri ise kredi verendir. Tüketici tanımına
uymayan kişilerle kredi verenlerin yapmış olduğu kredi sözleşmeleri doğal olarak
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un konusundan çıkacak ve genel hükümlere
göre çözümlenecektir.
Satıcıların, taksitli satışlar suretiyle tüketiciye açmış oldukları krediler bu
maddenin dışındadır (Aslan, 2006: 204).
Genel anlamda 10. maddeden çıkan sonuca göre; banka, özel finans kuruluşları
ve finansman şirketleri dışında yapılan kredi sözleşmeleri tüketici kredisi sayılmayacak
ve bu Kanun’un kapsamının dışında kalacaktır (Yavuz, 2007: 666).
27
Tüketici kredisi sözleşmesinin konusu, nakit paradır. Nakit ülke parası
olabileceği gibi başka bir ülkenin parası da olabilir. Tüketicinin kendisine açılan
kredinin toplam miktarının önceden bilmesi Kanun’a göre zorunlu olduğundan dövize
endeksli Türk Lirası üzerinden kredi açmak mümkün değildir. Ancak, döviz üzerinden
kredi açılabilir. Bu halde temerrüt faizi kapital faizinin %30 fazlasını aşmayacak şekilde
olacaktır.
Tüketici aleyhine sözleşme şartları kesinlikle değişmezken tüketici lehine
ekonomik şartların değişmesi halinde, tüketici sözleşmenin yeni şartlara göre
değişmesini isteyebilecektir.
Kredi verenin, nakit olarak sözleşmede belirtilen anaparayı tüketiciye vermek,
bilgilendirmek ve bu sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermek gibi borçları varken
tüketicinin asli borcu almış olduğu krediyi sözleşmede belirtilen şartlar çerçevesinde
geri ödemektir. Gecikme faizi tüketicinin borcunu ödeyemediği durumlarda sözleşme
faizinin %30’u olarak hesaplanır. Getirilmiş olan bu şart bir üst oran olup, taraflar
bunun altında bir oranı da belirleyebileceklerdir.
Kanun’a göre tüketici borçlarını kısmen veya tamamen erken ödeyebileceği gibi,
kredi verende gerekli faiz ve komisyon indirimi yapmak zorundadır. Bu durumda kredi
veren tüketiciden herhangi bir ad altında ek ödeme yapmasını isteyemez.
Kanuna göre, tüketici kredisi sözleşmesinde, ister müteselsil kefalet şeklinde bir
düzenleme yapılsın isterse adi kefalet, her halükarda, asıl borçluya başvurmadan,
kefilden borcun ifası istenemeyecektir.
Verilen kredinin belirli bir şarta bağlanmaması halinde “serbest tüketici kredisi”
söz konusudur. Verilen bir kredinin belirli bir şarta bağlanması halinde ise “bağlı
tüketici kredisi” anlaşılmaktadır. Bağlı kredilerde “belirli bir mal ve hizmetin alımı”
için yapılan tüketici kredisi ve “belirli bir satıcı veya sağlayıcı” bulunmaktadır. Bu
durumda bağlı kredilerde belirli bir mal veya hizmet ile belirli bir sağlayıcı veya
satıcıdan elde edilen edinimlerin ayıplı olmaması gerekmektedir. Bu halde kredi
verende sorumlu tutulmuştur.
28
Kanun, kredi verenin, kredi karşılığında tüketiciden kıymetli evrak almasını
yasaklamıştır. Bu uygulamayla senet v.b. evrak kredi verenler tarafından tüketiciye
imzalattırılamayacaktır.
15.
KREDİ KARTLARI
Kredi kartı, kişinin mal ve hizmet satın alırken, peşin para ödemeleri yerine
geliştirilmiş bir ödeme sistemi olarak ortaya çıkmıştır. En önemli özelliği nakit taşıma
riskini bertaraf etmesidir (Aslan, 2006: 217).
Kredi kartları, kredi veren tarafından kart sahibine (hamiline) belirli bazı satıcı
ve sağlayıcılardan peşin para verme zorunluluğu olmaksızın mal veya hizmet satın alma
olanağı (ödeme kolaylığı) ile dönem kredi kullanma olanağı sağlayan kartlar olarak
tanımlanabilir (Baykan, 2005: 402).
Burada tüketici ile kredi kartı sözleşmesi imzalayan banka tüketici adına bir
hesap açmaktadır. Tüketici kendisine verilen kredi kartı ile dilerse mal ve hizmet satın
alabilmekte, dilerse ATM adı verilen otomatik para makinelerinden verilen nakit avans
kullanabilmektedir.
Kanun’a eklenen 10/A maddesinde, kredi verenle tüketici arasında yazılı bir
sözleşme yapılması öngörülmüştür. Yıllık faiz oranı, dönemsel hesap özetleri ile
belirlenen ödeme tarihi, gecikme halinde ödenecek faiz, asgari ödeme tutarı (genellikle
%10 ), asgari ödeme yapılması halinde ödenen asgari tutar ile kalan borç arasındaki
faizinde tüketici üzerinde kalacağı, ödememe halinde karşılaşılacak hukuki sonuçlar,
nakdi faiz oranının %30 fazlasını geçmemek üzere gecikme faiz oranı gibi hükümler bu
sözleşmede yer alır. Burada da borçludan öncelikle alacağın alınması esastır. Kefile
daha sonra gidilebilir. Yine kıymetli evraklarda kredi verenler tarafından tüketiciden
alınamayacaktır.
Kredi kartı çıkaran bankalar veya finans kuruluşları çeşitli işletmelerle kartların
geçerliliği için sözleşme imzalarlar.
Kredi kartı verenin faiz dışında kalan sözleşme şartının, sözleşme süresi
içerisinde tüketici aleyhine değiştiremeyeceği Kanun ile tüketici lehine getirilmiş bir
hükümdür.
29
Kredi kartını sağlayan kurumlar faiz artırımın 30 gün önceden tüketiciye
bildirmek zorundadır. Bu oran geçmişe yönelik uygulanamaz. Tüketici faiz artırımının
kendisine bildirdiği tarihten itibaren 60 gün içinde tüm borcunu ödeyip kredi
kullanmaya son verirse bu faiz artırımdan etkilenmeyecektir. Tüketici dilerse kartı iade
edip sözleşmeyi feshedebilir. Dilerse bir ödeme aracı olarak kullanmaya devam edebilir.
Burada yine Kanun ile, kredi verenin tüketiciden komisyon veya benzeri bir isim
altında ödemede bulunmasını isteyemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
16.
KONUT FİNANSMANI
21 Şubat 2007 tarih ve 5582 sayılı Kanun ile Tüketicinin Korunması Hakkında
Kanun’a eklenen 10/B maddesi “Konut Finansmanı Sözleşmeleri” kenar başlığını
taşımaktadır (Deryal, 2008: 164).
Taraflardan birinin tüketici olduğu konut finansmanı sözleşmesinde, kredi veren
kuruluş, işlemler ile ilgili genel bilgileri tüketiciye vermek, sözleme ile ilgili koşulları
bilgi formu ile birlikte sunmak zorundadır. Tüketicinin bu konuda serbestliği
bulunmaktadır.
Tüketici kendisine verilen bilgi formunu en az bir gün inceler ve sözleşme bir
gün sonra imza altına alınır. Bilgi formunun tüketiciye verildiği gün yapılan sözleşmeler
geçersiz sayılmıştır. Sözleşmenin şekli yazılı olmalı, bir nüshası tüketiciye verilmelidir.
Sözleşmenin kapsadığı
süre içerisinde tüketici aleyhine maddeler, sözleşmeye
konulamaz.
Tüketici temerrüte düşerse, finansman kuruluşu, ödeme tarihinden itibaren 5 iş
günü içersinde tüketiciye bildirimde bulunmak zorundadır. Finansman kuruluşa borcun
tamamının ifasını isteme hakkını saklı tutmuş ise, bu hak tüketicinin birbirini izleyen 2
ödemede temerrüde düşmesi haline kullanılabilir. Tüketiciye borcun tamamının
ödenmesi için 1 ay süre verilir ve bu iadeli taahhütlü olarak tüketiciye bildirilir. Bunun
sonuncunda borç ödenmez ise finans kuruluşu, sözleşmeyi, borcun tamamının ödenmesi
için fesh etme hakkına sahiptir. Bu durumda konut derhal satışa sunulur. Satış
işlemlerinde ve borcun ifasında 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, 3226 sayılı
30
Finansal Kiralama Kanunu ve 2004 yılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre hareket
edilir.
Kullanılan finansmanın teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, konut
finansman kuruluşu asıl borçluya ve diğer teminatlara başvurmadan, kefilden borcun
ifasını isteyemez. Yine finansman kuruluşunun ödemelerini bir kıymetli evraka
bağlaması ya da kıymetli evrak kabul etmek suretiyle teminat altına alması yasaktır.
Sözleşmede belirtilmek suretiyle konut finansmanına yönelik kredilerde ve
finansal kiralama işleminde faiz oranı sabit, değişken veya aynı kredi için her iki
yöntem esas alınmak suretiyle belirlenebilir. Her iki tarafın rızası olmaksızın
sözleşmede belirtilen oranlar değiştirilemez (Deryal, 2008: 167).
Tüketici dilerse tüm borcu, dilerse birkaç aylık borcunu peşin ödeme hakkına
sahiptir. Bu durumda finans kuruluşu gerekli faiz indirimi yapmak zorundadır. Faiz
miktarının sabit olarak belirlenmesi halinde, erken ödeme durumunda finans kuruluşu
tüketiciden erken ödeme ücreti talep edebilir. Erken ödeme ücreti gerekli faiz indirimi
yapılarak hesaplanan ve tüketici tarafından konut finansmanı kuruluşuna erken ödenen
tutarın % 2’sini geçemez. Değişken olarak faiz oranlarının belirlenmesi halinde erken
ödeme talep edilemez (Deryal, 2008: 168).
Konuta ilişkin bilgiler, faiz oranı, tümü, toplam borç miktarı, erken ödeme planı
v.b. sözleşmede bulunması zorunlu unsurlar Tüketicinin Korunması Hakkında
Kanun’un 10/B-XIII. maddesinde belirlenmiştir.
17.
TÜKETİCİNİN
KORUNMASI
HAKKINDA
KANUN
İLE
KURULAN KURULUŞLAR VE MAHKEMELER
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da tüketici örgütleri; “Tüketicinin
korunması amacıyla kurulan dernek, vakıf veya bunların üst kuruluşları” şeklinde
tanımlanmıştır. Anayasanın 172. maddesine göre; “Devlet tüketicinin kendisini
koruyucu girişimlerini teşvik”edecektir. Bu nedenle çeşitli tüketici örgütleri
kurulmuştur.
Türkiye’de daha önceleri sayıları çok az olan tüketici örgütleri, bugün tüm
Türkiye’ye hızla yayılmaktadır. Yinede yeterli olduğu söylemek pek mümkün değildir.
31
Bundan dolayıdır ki tüketiciyi koruma faaliyetlerinin devlet kurumlarınca üstlenilmesi
gerekmiştir.Tüketiciyi korumaya yönelik devlet kuruluşlarından bazıları şunlardır:
• Sanayi ve Ticaret Bakanlığına bağlı Tüketicinin ve Rekabetin
korunması Genel Müdürlüğü, Ölçüler ve Standartlar Genel Müdürlüğü,
Sanayi Genel Müdürlüğü,
• Sağlık Bakanlığına bağlı Hıfzısıhha Enstitüsü, Temel Sağlık
Hizmetleri Genel Müdürlüğü, İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü,
• Maliye Bakanlığına bağlı bazı birimler,
• Bayındırlık ve İskan Bakanlığına bağlı bazı birimler.
Gerek sivil tüketici örgütleri gerekse tüketiciyi korumaya yönelik kamu
kuruluşlarının tek ve ortak amacı, tüketicinin sesini dinlemek, isteklerini yerine getirip
sorunlarını çözmektir.
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile kurulan kuruluşlar ve mahkemeler
uygulama açısından günümüzde mevzuattaki yerini almıştır. Bunları sırasıyla şöylece
inceleyebiliriz.
17.1. REKLAM KURULU
Reklam Kurulu, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 17. maddesi ile
kurulmuştur. Kurulun görevleri söz konusu Kanun’da şu şekilde sayılmıştır:
• Ticari ilanlarda uyulması gereken ilkeleri belirlemek. Bu ilkeleri
belirlerken ülke koşulları ve reklam alanında evrensel kabul görmüş tanım
ve kuralları dikkate almak,
• Ticari reklam ve ilanları incelemek,
• Reklam Kurulu ticari reklam ve ilanlarda kendi koymuş olduğu
ilkeler ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 16.maddesinde
belirtilen dürüst reklamcılık kuralları açısından incemek,
• Kanun ile yapılan değişikliklerle, Reklam Kurulu tarafından
getirilen ilkelere aykırılık tespit edildiğinde para cezası uygulamak.
32
Kurul, 3. madde ile getirilen cezaları, ihlalin niteliğine göre birlikte veya ayrı
ayrı verebilir.
Kurul, ticari reklam ve ilanlarda uyulması gereken ilkeleri belirlerken; ülke
koşullarının yanı sıra, reklamcılık alanında evrensel kabul görmüş tanım ve kurallar ile
gelişmelerini, uluslararası reklam uygulama esaslarını, reklam yapılacak ürün veya
hizmetlerin özelliğini ve yürürlükteki özel mevzuat hükümlerini de dikkate alır.
Bu inceleme sonucunda ve Kanun’un 16. maddesine aykırılık tespit edilirse
reklam veya ilanı 3 aya kadar tedbiren durdurma kararı verebilir. Bunu bir çeşit ihtiyati
tedbir olarak kabul etmek gerekir (Aslan, 2006: 332).
Reklam Kurulunda Bakanlığın görevlendireceği bir genel müdür ki, bu aynı
zamanda Kurul’un başkanıdır. Bakanlıkça yükseköğrenim görmüş ve 10 yıl tecrübesi
olan bir üye, Adalet Bakanlığınca görevlendirilen hakimler arasından bir üye, Türkiye
Radyo-Televizyon Kurumunca görevlendirilen bir üye, Yükseköğretim Kurulu’nun
reklamcılık alanında uzman öğretim elemanlarından seçeceği bir üye, Türk Tabipler
Birliği
Merkez
Konseyi’nin
seçeceği
bir
üye,
Türkiye
Barolar
Birliği’nin
görevlendireceği bir avukat üye, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin değişik
odalardan görevlendireceği dört üye, Türkiye’deki Gazeteci Cemiyetlerinin kendi
aralarından seçeceği bir üye, Konseye katılan Tüketici Birliği’nin görevlendireceği bir
üye, Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu’nun görevlendireceği bir üye, Türk
Standartları Enstitüsü’nün görevlendireceği bir üye, Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan bir
üye, Mühendis Odaları Birliği’nden bir üye, İşçi Konfederasyonlarından iki üye olmak
üzere on yedi üyeden oluşur. Üyelerin görev süresi 3 yıldır. Süresi biten üye yeniden
seçilebilir. İlgili Kurumlar, Genel Müdürlüğün istemi üzerine 1 ay içerisinde üye seçimi
yapmak, bildirmek zorundadır (Yavuz, 2007: 936).
17.2. TÜKETİCİ KONSEYİ
Tüketici Konseyi tüzel kişiliği olmayan ve yılda bir kez toplanan bir danışma
organıdır. “Tüketici sorunlarının, ihtiyaçlarının ve çıkarlarının korunmasına ilişkin
gerekli tedbirleri araştırmak, sorunların evrensel tüketici hakları doğrultusunda
çözümlenmesi için alınacak tedbirlerle, bu kanunun uygulanmasına yönelik tedbirlere
33
dair görüşleri, ilgili mercilere ….. ele alınmak üzere iletmek amacıyla Bakanlığın
koordinatörlüğünde Tüketici Konseyi kurulmuştur.” Tüketici Konseyi Yönetmeliği’nin
4.maddesi
Tüketici
Konseyinin
kuruluşu
ve
amacını
bu
şekilde
özetlemektedir.Türkiye’deki konfederasyon, federasyon, sendika gibi hemen hemen
tüm kurum ve kuruluşların temsilcilerini bu konseyde üye olarak görmek mümkündür.
Sivil üyelerin, kamu üyelerinden daha fazla olmasına özel önem verilmiştir.
Tüketici Konseyi Yönetmeliği’nin 6. maddesine göre konseye şu görevler
verilmiş durumdadır:
• Tüketici ihtiyaçlarının karşılanması ve çıkarlarının korunmasına
ilişkin alınacak tedbirler konusunda araştırma ve çalışmalarda bulunmak,
• Tüketici sorunlarının “Evrensel Tüketici Hakları” doğrultusunda
çözümlenmesi amacıyla alınacak tedbirler ile Kanun’un uygulanmasına
yönelik tedbirlere dair görüşlerini karara bağlamak ve öncelikle ele
alınmak üzere ilgili mercilere açıklamak,
• Tüketicinin korunmasıyla ilgili kanun teklifleri, yönetmelik ve
tebliğler hakkında görüş oluşturmak ve önerilerde bulunmak,
• Tüketicinin
korunması
alanındaki
gelişmeleri
izlemek
ve
değerlendirmek,
• Tüketicinin eğitilmesi ve aydınlatılması için kitap, mecmua ve
broşür çıkarılmasına ve tüketicinin bilinçlendirilmesi için radyo ve
televizyonlarda programlar düzenlenmesine ilişkin, usül ve esaslar
hakkında önerilerde bulunmak,
• Konseye katılan tüketici örgütleri temsilcileri arasından Reklam
Kuruluna gönderilecek üyeyi seçmek,
• Kuruluş amaçları doğrultusunda diğer görevleri yapmaktır,
Görüldüğü üzere Türkiye’de tüketici hakları’nın temel işlevi Kanun’la Tüketici
Konseyine verilmiştir. Konsey, başkanın çağrısı üzerine yılda en az 1 kez olağan olarak
Ankara’da toplanır. Başkanın gerekli görmesi veya üye tam sayısının dörtte birinin
yazılı müracaatı üzerine de olağanüstü toplanabilir.Toplantı gününden en az 1 ay önce
34
gündemle birlikte üyelere gönderilir.Bu toplantılar, toplantı başvuru tarihinden sonra, en
az 2 ay içinde yapılır (Aslan, 2006: 337).
17.3. TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM HEYETİ
Tükatici Hukuku’nun 22.maddesine göre, Bakanlık, İl ve İlçe Merkezlerinde bu
Kanun’un uygulanmasından doğan uyuşmazlıklara çözüm bulmak amacıyla en az 1
tüketici sorunları hakem heyeti oluşturmakla görevlidir.
Başkanlığını Sanayi ve Ticaret il müdürü veya görevlendireceği bir memuru
yürüttüğü tüketici sorunları hakem heyetleri, belediye başkanının konunun uzmanı
belediye personeli arasından görevlendireceği 1 üye, baronun mensupları arasından
görevlendireceği 1 üye, ticaret ve sanayi odası ile esnaf ve sanatkarlar odalarının
görevlendireceği bir üye ve tüketici örgütlerinin görevlendireceği 1 üye olmak üzere
toplam 5 üyeden oluşur.
Tüketici sorunları hakem heyetinin uygulamadan doğan uyuşmazlıklara aynı
Kanun’un, 22. maddesinin 7. fıkrasında belirtilen esaslar çerçevesinde bakar.Buna göre,
“25. maddede cezai yaptırıma bağlanmış hususlar dışındaki tüm uyuşmazlıklar, tüketci
sorunları hakem heyetinin görev ve yetkileri alanındadır”. Bu parasal sınırlar her yılın
Ekim ayı sonunda
Devlet İstatistik Enstitüsünün toptan eşya fiyatları endeksinde
meydana gelen yıllık fiyat artışı oranında artar ve Bakanlıkça her yıl Aralık ayı içinde
Resmi Gazete’de ilan edilir. Tüketici sorunları hakem heyetine başvurular bir dilekçe ile
yapılır. Bu dilekçeye her türlü delil ve belge eklenmek zorundadır. Başvurular en çok 3
ay içerisinde çözülür. Yurdumuzda turistik amaçlı bulunan tüketicilerin en çok 30 gün
bulunabilecekleri dikkate alındığında bu süreninde uzun olduğu düşünülebilir. Bu
başvurular yine harç ve benzeri giderlerin alınıp alınmayacağı belirtilmemiş olmasına
rağmen aynı Kanun’un 23. maddesinde tüketici mahkemelerinde herhangi bir harç veya
masraf alınamayacağına göre hakem heyetlerinden de alınmaması gerekir. Esasen,
Tüketici Hukuku kapsamında kalan sözleşmelerle ilgili her türlü uyuşmazlık değil,
Tüketici Hukuku’nun uygulamasından doğan uyuşmazlıklar tüketici sorunları hakem
heyetinin görev alanına girecektir (Aslan, 2006: 341). Diğer konularda ise tüketici
35
sorunları hakem heyetinin görev alanı hakkında, 30. madde nedeni ile genel hükümler
uygulanacak ve genel mahkemeler yetkili olacaktır.
Tüketici sorunları hakem heyetlerinde heyetin çalışmalarına ve kararlarına esas
olacak dosyaları hazırlamak ve uyuşmazlığa ilişkin raporu sunmak üzere en az 1
raportör bulunur. Değeri 936.97 Türk Lirası’nın altında olan uyuşmazlıklarda tüketici
sorunları hakem heyetine başvurmak zorunludur. Değeri 936.97 Türk Lirası’nın
üzerinde olan uyuşmazlıklar tüketici mahkemelerinde çözülür ve tüketici sorunları
hakem heyetinin vereceği kararlar delil olarak sunulabilir.
Buradan çıkan sonuç, tüketici sorunları hakem heyetilerinin parasal sınırın
altında kalan kararları “İcra İflas Hukuku”nda olduğu gibi bağlayıcı nitelik arz
etmektedir. 936.97 Türk Lirası’nın üzerindeki kararlarda ise bir delil niteliği taşımakta
ve çözülmektedir.
17.4. TÜKETİCİ MAHKEMELERİ
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 23. maddesi ile, bu Kanun’dan
doğan uyuşmazlıkları çözmek üzere “Tüketici Mahkemeleri” adıyla özel bir mahkeme
kurulmuştur. Yargı sınırları ise Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir. Söz
konusu Kurulun 25.01.2001 tarih ve 60 sayılı kararı ile ilk aşamada; Ankara, İstanbul ve
İzmir illerinde olmak üzere kurulan bu mahkemeler tek hakimlidir.
Tüketici Dernekleri, Bakanlık ve tüketiciler tarafından açılan davalar her türlü
harç ve resimden muaftır. Dava sonunda satıcının veya üreticinin
haksız çıkması
halinde harç alınması gerekmektedir. Bilirkişi ücretleri Bakanlık emrine verilen özel
ödenekten karşılanmaktadır.
Bu mahkemelere değeri 936.97 Türk Lirası’nın üzerinde olan uyuşmazlıklarda
başvurulabilmektedir. Her ne kadar Kanun’da “her türlü uyuşmazlık” kelimesi yer
almakta ise de bundan taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu ve Kanun’da özel
olarak düzenlenmiş konuları anlamak gerekmektedir. Bunun dışındaki uyuşmazlıklarda
Kanun’un 30. maddesine göre genel hükümlerin uygulanması gerekmektedir. Örneğin
36
ödenmesi gereken bir paranın ödenmemesi gibi bir durumda Tüketicinin Korunması
Hakkında Kanun’un uygulanması mümkün bulunmamaktadır.
Bilindiği gibi genel yetkili mahkeme, davalının ikametgahı mahkemesidir.
Ancak 23. maddenin 3. fıkrasına göre, tüketici davaları tüketicinin ikametgahı
mahkemesinde de açılabilir.
Uyuşmazlıklarda verilen para cezaları mülki amir ve Bakanlıkça verildiğinden
idari eylem niteliğinde olup, bunlara karşı itirazlar da ancak idare mahkemelerine
yapılabilmektedir. Mahkeme Bakanlıkça veya tüketici örgütlerinin açacağı dava
sonucunda bir malın seri olarak ayıplı olduğuna karar verirse, bu malların toplatılmasına
karar verebilir ve bunun imha şeklini kararlaştırabilir. Yine satıcının davayı kaybetmesi
halinde, satıcı üzerinde kalan borç ve resim’e de karar verebilir.
37
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
AVRUPA BİRLİĞİNDE TÜKETİCİNİN KORUNMASI, DİREKTİFLER
VE TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI
1.
GENEL BAKIŞ
Avrupa’da Endüstri Devrimi’nin yarattığı dalgalanma, sadece teknoloji veya
sanayi alanlarında değil, toplumun yaşam biçimi üzerinde de etkilere sahip olmuştur.
Kırsal alandan kentsel yaşama dönüşüm, işçi sınıfının ortaya çıkması ve genel olarak
artırılmasına gayret edilen toplumsal refah seviyesi ile beraber tüketicilerin önündeki
seçenek sayısı artmaya başlamış, ancak niceliksel olarak görülen değişimin niteliksel
boyutu aynı derecede olmamıştır. Bu bağlamda, tüketici ne sorarsa sorsun satın alan ya
da satın almak zorunda kalan kişi olarak muamele görmüştür (Cengiz, 2007: 11).
Bu durum, sıkıntıya düşen tüketicileri kooperatifler, örgütler, hukuksal
düzenlemelerle korunma yöntemlerine itmiştir. Tüketici kooperatiflerinin tarihsel
kökleri, 1844’e, İngiltere’de Rochdale’ye bağlı Lancashire tekstil kasabasına
dayanmaktadır. Gıda tacirlerinin, gıda maddelerini oldukça sağlıksız koşullarda
sunmaları 28 Rochdale’li çalışanı başta gıda olmak üzere pek çok üründe bir araya
gelerek ortak tavır ve önlemler almaya yöneltmiş ve tüketim alanında ilk kooperatif
örneğini ortaya koymuşlardır.
Tüketici temsilcileri devlet bürokrasilerinde söz sahibi olmaya başladıkça,
hükümetler, konuya destek verenler ile tüm farklı görüş ve hareketleri de içine alacak
şekilde çalışmalar başlatmıştır. Tüketici ile ilgili yapılan birçok farklı düzenleme
1950’ler de tüketici örgütlenmelerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. (Cengiz, 2007:
12)
Avrupa’da tüketiciyi koruma hareketlerinin 1947 yılında “Danimarka Tüketiciler
Konseyi” adlı özel bir kuruluşun faaliyete geçmesi ile başladığını söylemek
mümkündür. Tüketiciyi koruma hareketi 1950’li yılların sonuna doğru diğer ülkelere de
38
yayılmıştır. Böylece Avrupa Birliği üyesi ülkeler kendi ulusal tüketici politikalarını
oluşturmuşlardır. (Cengiz, 2007: 13)
Topluluk üyesi ülkeler arasında Gümrük Birliği Anlaşması’nın imzalanmasından
sonra ticari ilişkilerin artması, beraberinde pazarlama politikalarının değişmesi
tüketicinin korunması konusunu da, üye ülkeler arasında gündeme getirmiştir.
Bu konu ile ilgili ilk defa, 1972 yılında Paris Zirvesi’nde ortak kararlar
alınmıştır. Bu kararlar tüketicinin korunmasına yönelik topluluk mevzuatının temelini
oluşturmuştur. Üye ülkelerde yaşayanların sağlık ve güvenliğinin korunması, ekonomik
çıkarlarının korunması, alınan kusurlu ürünlerin düzeltilmesi, bilgilendirilmesi ve
eğitimi, temsil edilmesi gibi alınan 5 temel karar üzerine komisyonda 1973 yılında 3
önemli adım atılmıştır.
Komisyon bünyesinde “Çevreyi, Halk Sağlığını ve Tüketiciyi Koruma
Servisi”nin kurulması, “Tüketiciler Danışma Komitesi”nin kurulması, yeni kurulan
“Çevre ve Tüketiciyi Koruma Servisi”ne topluluk tüketiciyi koruma ve bilgilendirme
politikasının oluşturulması için bir program hazırlama görevinin verilmesi atılan önemli
adımlar olarak karşımıza çıkmaktadır.
Birlik içerisinde 1986 yılında “Avrupa Tüketiciyi Koruma Senedi” imza altına
alınmış, 1992 yılında Maastricht Antlaşması’nın 129/a maddesi ile Avrupa Birliği
Tüketici Politikasının yasal temeli oluşturulmuştur. 1997 tarihli Amsterdam Antlaşması
ile konu yeniden değerlendirilmiş ve ek maddeler getirilmiştir. Sonuçta Avrupa
Topluluğu’nu kuran antlaşmanın tüketicinin güvenliğine ilişkin 153. maddesi ile son
halini almıştır.153. madde uyarınca topluluk tüketicinin çıkarlarını desteklemek ve
yüksek seviyeli bir tüketici koruması temin etmek amacındadır. Birlik, tüketicinin bilgi
edinme, eğitim ve çıkarlarını korumak için örgütlenme haklarının yanı sıra
tüketicilerinin sağlık, güvenlik ve ekonomik çıkarlarının korunmasına katkıda
bulunmaktadır (Cengiz, 2007: 15).
39
2.
TÜKETİCİNİN KORUNMASI ALANINDAKİ AVRUPA BİRLİĞİ
MEVZUATI
Avrupa Topluluğu tarafından tüketicinin sağlık ve güvenliğini koruyan,
ekonomik çıkarlarını güvence altına alan, tatmin edilme, bilgilendirme ve eğitim,
örgütlenme ve temsil haklarını esas alan iki ayrı program 1975-1979 ve 1981-1986
yılları arasında uygulanmıştır.
Üye devletlerde artan işsizlik, gelişme hızlarındaki yavaşlama, ortak tavır ve
karar almada karşılaşılan zorluklar ile, üretici ve tüketici kesimlerinin karar alırken
anlaşamaması, alınan bu kararların başarısız olmasına neden olmuştur.
Komisyon, 1986 yılında “yeni atılım” olarak adlandırılan bir ilke kararı
yayınlamıştır. Buna göre 3 hedef saptamıştır. Birincisi, topluluk içinde satılan mamuller
kabul edilebilir güvenilir ve sağlık normlarına cevap vermelidir. Bunun için imalatçılara
ve dağıtıcılara yönelik olarak mamullerin uyması gereken sağlık ve güvenlik
zorunluluklarını açıkça tanımlayan bir hukuki düzenleme yapılması kabul edilmiştir.
Güvenlikle ilgili ulusal makamlar arasında işbirliğinin sağlanması yoluna
gidilmesi, toplulukta bir kontrol mekanizmasının kurulması, tüketicileri bilgilendirmek
için kullanma kılavuzları çıkarma zorunluluğunun getirilmesi için, yasal tedbirlerin
alınması kararlaştırılmıştır. Tüketici haklarının gözetilmesi ve tüketicinin pazarın
faydalarından yararlanması yollarını kapsayan kararlar alınmıştır (Aslan, 2006: 12).
Avrupa Birliği Konseyi başarısız olan iki programdan sonra 1989-1992 yılları
arasında geçerli olmak üzere 3’ncü programı belirlemiştir. Bu programa göre
tüketicilerin temsil edilmesi, tüketicilerin bilgilendirilmesi ve güvenlik esas alınmıştır.
Bu programda, uygulamada karşılaşılan güçlükler, iç pazarda alınan kararların
tamamen oturmaması, garanti ve etiketlemede görülen aksaklıklar, güvenlikte istenilen
hedefe ulaşılamaması, hak arama yollarında güçlüklerin aşılamaması gibi nedenlerle
başarısızlığa uğramıştır.
40
Bu programların başarısızlıkla sonuçlanması, 1993-1995 yılları arasında 4’üncü
programın yürürlüğe konulmasına neden olmuştur. Bu programa göre evdeki ve
işyerlerindeki kazalara karşı enformasyon yapılması, genel ürün güvenliği yönergesi
oluşturmak, çocukların güvenliği, gıda maddelerinin etiketlenmesi, bilgilendirme,
tüketici danışma konseyi kurulması, adli makamlarda anlaşmazlıkların çözümü, mali
refah gibi konuların ele alınması ve çözüme ulaştırılması planlanmış ve ciddi anlamda
çözümler getirilmiştir. Kozmetik ürünlerin güvenliği, etiketleme, yanıltıcı reklamlar,
kapıdan satışlarda tüketici hakları, ayıplı mallarda sorumluluk, krediler, oyuncakların
güvenliği, gaz yakıtı kullanılan aletlerde güvenlik, tasarım, tıbbi malzemeler, sağlık
kontrolü gibi pek çok konuda 1975 yılından 1993 yılına kadar bir dizi düzenlemeler
uygulamaya konulmuştur.
Avrupa Birliği Parlamentosu Konseyi veya Komisyonu tarafından çıkarılmış ve
tüketicinin korunmasıyla ilgili, yönerge (direktif), tüzük, karar, tavsiye ve programların
toplamı 145’tir. Bunların büyük bir çoğunluğunun 1990 sonrasına rastlaması, son
yıllarda konunun toplulukta ne kadar ön planda tutulduğunun basit bir göstergesidir
(Aslan, 2006: 14).
Avrupa Parlamentosu ve Konseyi çeşitli zamanlarda çıkarmış olduğu
direktiflerde, üye devletlerde belirli bir uyum sağlamak için fiyat etiketi, gıda
maddelerinde fiyat etiketi, garanti belgesi, güvenlik, bilgilendirme gibi önemli
konularda düzenleme getirmiştir.
Avrupa Birliği Komisyonu’na üye devletlerin mahkeme dışı yollarla tüketici
sorununun çözümlenmesinde, mevcut veya yeni oluşturulacak olan organların
bağımsızlık, şeffaflık üretici ile tüketici görüşlerine önem verilmesi, uygulamaların
denetlenebilirliği, yasallık, her iki tarafın temsil edilmesi ve tüketici komitelerinin
kurulması gibi önemli konularda somut ilkelere uymalarını istemiştir.
Aday ülkelerinde katılımı ile 500 milyon yurttaşın tüketicilik haklarında yüksek
bir standardı yakalayabilmek için Komisyon, 2002 yılından bu güne kadar, tüketicinin
korunması kurallarının etken bir şekilde uygulanması, tüketici politikalarına, tüketici
örgütlerinin de etkin bir şekilde katılımını sağlayacak, uygulamaları devreye sokmuştur.
41
Avrupa Birliği Parlamentosu ve Konseyi tüketicilerin korunması ile ilgili olarak,
şu konularda düzenlemeler yapmıştır:
• Tüketicilerin sağlık ve güvenliğini tehdit eden, olduklarından
farklı görünen ürünlere karşı tüketicilerin korunması,
• Kusurlu ürünlere karşı tüketicilerin korunması,
• Sözleşmelerdeki haksız şartlara karşı tüketicinin korunması,
• Tüketim mallarının satışı ve garanti belgeleriyle ilgili tüketicinin
korunması,
• Satılan malların fiyatlandırılmasında tüketicinin korunması,
• Kapıdan satışlarda tüketicinin korunması,
• Mesafeli sözleşmelerdeki haksız şartlara karşı tüketicinin
korunması,
• Tüketici
kredilerindeki
haksız
şartlara
karşı
tüketicinin
korunması,
• Karşılaştırmalı ve aldatıcı reklamlara karşı tüketicinin korunması,
• Devre tatil sözleşmelerindeki haksız şartlara karşı tüketicinin
korunması,
• Paket tur, paket tatil sözleşmelerindeki haksız şartlara karşı
tüketicinin korunması,
• İhtiyati tedbir kararlarına karşı tüketicinin korunması.
3.
AVRUPA
BİRLİĞİNİN
TÜKETİCİNİN
KORUNMASI
HAKKINDAKİ DİREKTİFLERİ, TAVSİYE KARARLARI ve TÜRKİYE
KARŞILAŞTIRMASI
3.1.
TÜKETİCİLERİN SAĞLIK VE GÜVENLİĞİNİ TEHDİT EDEN,
OLDUKLARINDAN
FARKLI
GÖRÜNEN
ÜRÜNLER
İLE
İLGİLİ
DİREKTİF (87/357/EEC) VE TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI
Olduklarından farklı görünen ve tüketicilerin sağlık ve güvenliğini tehlikeye atan
bazı mamuller hakkında üye ülkelerin bir çoğunda yasal hükümler ve tüzükler
42
yürürlükte bulunmasına rağmen, içerik, kapsam ve uygulama alanı bakımından ülkeler
arasında farklılıklar bulunduğundan Avrupa Birliği Topluluğu, üye ülkeler arasında
birlikteliği sağlamak ve farklılıkları gidermek için 87/357/EEC sayılı Direktif’i
yayınlamıştır.1
Bu Direktif’e göre; tüketicinin sağlığı ve güvenliği, farklı üye ülkelerde aynı
ölçüde
korunmalıdır.
Gıda
ürünleriyle
karıştırılabilecek
olmaları
dolayısıyla
tüketicilerin sağlığını ve güvenliğini tehlikeye atan mamüllerin pazarlanması, ithalat ve
ihracatı yasaklanmalıdır. Tehlikeli görünen mallar piyasadan çekilmelidir.Gerekli
olabilecek denetimler Danışma Komisyonunun bünyesinde gerçekleştirilebilir.
25 Haziran 1987 tarihinde Lüksemburg’da akdedilen ve toplam 7 maddeden
oluşan bu Direktif’le, sözü edilen bu mamüllerin gıda ürünü olmalarına rağmen, sahip
oldukları şekil, koku, görünüm, ambalaj, etiket, hacim yahut boyutlar dolayısıyla
tüketicilerin, çoğunlukla da çocukların gıda ürünleri ile karıştırabilecekleri ve bunun
sonunda da kendilerine zarar verebileceklerini belirtmiş, üye ülkelerin bu konuda
birliktelik sağlamasını ve denetim yapılması gerektiğini bildirmiştir.
4822 Sayılı Kanun ile Değişik 4077 Sayılı Tüketicinin Koruması Hakkında
Kanun’un 24/A maddesi; “Gıda ürünü olmamalarına rağmen sahip oldukları şekil,
koku, görünüm, ambalaj, etiket, hacim veya boyutları nedeniyle olduklarından farklı
görünen ve bu sebeplede tüketiciler tarafından gıda ürünü ile karıştırılarak tüketicilerin
sağlığını ve güvenliğini tehlikeye atan malların üretilmesi, pazarlanması, ithalatı ve
ihracatı yasaktır. Olduğundan farklı görünen malı satın alan tüketicinin uğradıkları
maddi ve manevi zararlar nedeniyle dava açma hakkı saklıdır.” demektedir.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere Avrupa Birliği Komisyonu’nun
87/357/EEC sayılı Direktifi’nin Tüketici Mevzuatımıza 24/A maddesi ile aktarıldığı
görülmektedir.
1
(http://eurlex.europa.eu/lexUriServ/LexuriServ.do?uri=CELEX:31985L0357:EN:HTML 05.08.2008)
43
3.2.
KUSURLU ÜRÜN SORUMLULUĞU DİREKTİFİ (85/374/EEC) VE
TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI
Bu Direktif’e göre; üreticinin üründeki kusurdan kaynaklanan zarar dolayısıyla
üstleneceği yükümlülük hakkında üye ülke yasalarının birbirine uyumlu hale getirilmesi
gereklidir. Üye ülkeler arasındaki uygulamadaki farklılıklar rekabeti de haksız hale
getirmektedir. Ortak pazarda dolaşan mamüllerde bundan etkilenmektedir. Tüketicilerin
sağlıklarına gelebilecek tehlikelere karşı korunmaları, farklı uygulamalardan dolayı,
değişiklik gösterecektir..
Toplam 22 maddeden oluşan ve 30 Temmuz 1985 tarihinde üye ülkelerce imza
altına alınan bu Direktif’le tüketiciler, ayıplı ve kusurlu mallara karşı koruma altına
alınmıştır.
Kusur olmaksızın üreticinin yükümlü olması, modern teknolojik üretimin
beraberinde getirdiği risklerin adil dağılımı ile söz konusu olacaktır. Suni yollarla
üretilmiş taşınabilir ürünler, taşınmaz ürünlerin inşaatında kullanılan ürünler,
taşınmazların içinde kullanılan taşınabilir ürünler, tedarik edilen nihai ürünler, parçada
ya da hammadde de kusuru bulunan bütün üreticilerin yükümlü tutulması gereklidir. Bu
sorumluluk kendini topluluğa üretici olarak tanıtan veya üreticisi tespit edilememekle
birlikte ürünleri tedarik eden kişileri de kapsamalıdır.
Aynı zarardan birden fazla kişinin yükümlü olduğu durumlarda, tüketicilerin
korunması için zarara uğrayan kişi, bu kişilerin herhangi birinden zararının tamamen
tazmin edilmesini isteyebilmelidir. Kusur, tüketicilerin o üründen bekleme hakkı
bulunan emniyetin eksikliği esas alınarak tespit edilmelidir.
Tüketicilerin korunması için, ölüm veya yaralanma halinde tazminat verilmesi,
ayrıca mal varlıklarına gelen zararın tazmin edilmesi gereklidir. Tazminat için dava
açma süresinin sınırlandırılması, hem zarara uğrayan kişininin hem de üreticinin
yararına olacaktır.
44
Tarım ürünleri ve av hayvanları konusunda sorumluluk, üye ülkelerin yapısal
özelliklerine göre değişiklik arz edebilecektir.
Üye ülkelerin bir çoğunda yasal teamüller dikkate alındığında, üreticinin kusuru
bulunmaksızın yükümlü olduğu durumlarda azami bir miktar tesis etmek, farklı
yaklaşımlar söz konusu olduğunda mümkün olabilecek, ancak bu kısıtlama tüketicinin
yeterli ölçüde korunması ve ortak pazarın düzgün şekilde işlemesini sağlayacak
düzeyde olması şartına bağlanabilecektir.2
4822 Sayılı Kanun ile Değişik 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında
Kanun’un 4. maddesi “Sağlayıcı tarafından bildirilen reklam ve ilanlarda veya teknik
kuralında tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğe aykırı olan ya da
yararlanma amacı bakımından değirini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları
azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren
hizmetler, ayıplı hizmet olarak kabul edilir…”(Deryal, 2008: 271).
Söz konusu maddenin devamı ile, tüketiciye bu ayıbı satıcıya bildirmek için 30
günlük süre getirilmiştir. Ayrıca
hizmetin ifasından sonra ayıbın ortaya çıkması
durumunda, en az iki yıllık zaman aşımı süresi, ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü
zararlardan dolayı yapılacak takipler için ise 3 yıllık zaman aşımı süresi getirilmiştir.
Yukarıda bahsedilen maddeye ek olarak “Ayıplı Malın Neden Olduğu
Zararlardan Sorumluluk Hakkında Yönetmelik” (13.06.2003, R.G. No: 25137).
yayınlanmış ve söz konusu Direktif’e tam uyum sağlanmıştır.
3.3.
TÜKETİCİ SÖZLEŞMELERİNDE HAKSIZ ŞARTLAR HAKKINDA
DİREKTİF (93/13/EEC) VE TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI
Üye ülkelerin bir taraftan mal satıcısı veya hizmet satıcısı ile diğer taraftan mal
veya hizmetin tüketicisi arasındaki sözleşme şartlarına ilişkin yasalarının pek çok
farklılıklar arz etmesi ve bunun sonucunda tüketicilere mal ve hizmet satışı yapılan
ulusal pazarların birbirinden farklılık göstermesi satıcılar ile tüketiciler arasında
2
(http://eurlex.europa.eu/lexUriServ/lexUriServ.do?uri=CELEX:31985L0374:EÜ:HTML 14.09.2008).
45
rekabetin bozulmasına yol açmaktadır. Üye ülkelerin birbirlerinin yasalarını
bilmemeleri, o ülkeye mal satışını engelleyebilmektedir. Tüketici rolündeki vatandaşı
korumak amacıyla, yapılan sözleşmelerden haksız şartların çıkartılması gerekmektedir.
Böylelikle satıcı veya tedarikçinin gücünü kötüye kullanmasının önüne geçilecektir.
Temel haklar ve tek taraflı sözleşmelere karşı tüketici korunmuş olacaktır.
Tüketicilerin, yazılı sözleşmelerde sözleşme şartlarının tek yada birden fazla
belgede yer almasına bakılmaksızın, sözlü ve yazılı olarak akdedilen sözleşmelerde eşit
korunması üye ülkeler arasında sağlanmalıdır.
Mal ve hizmetlerin niteliği, sözleşme şartlarının haksızlığını değerlendirmek
açısından etkin olmakta ve ancak böyle anlam kazanmaktadır. Haksızlık niteliği bu
sözleşme şartları ile uygulama alanı bulmaktadır. Bu nedenle sözleşmenin yalın ve
anlaşılır bir dil ile kaleme alınması gerekmektedir. Haksız şartların bir satıcı veya
tedarikçisi tarafından tüketiciler ile akdedilen sözleşmelerde kullanılmamasını
sağlaması gerektiği halde, şayet söz konusu şartlar yinede kullanılmış ise, tüketiciyi
bağlamamalıdır. Haksız şartlar olmaksızın kurulan sözleşme geçerliliğini devam
ettirebilecekse, o şartlar altında her iki tarafı bağlamaya devam edecektir.3
Toplam 11 maddeden oluşan ve 25.01.1993 tarihinde kabul edilen bu Direktif’e,
4822 Sayılı Kanun ile Değişik 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un
6. maddesi ve “Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmelik”
(13.06.2003, R.G. No: 25137). hükümleri doğrultusunda uyum sağlanmıştır.
Söz konusu maddeye göre; “Satıcı veya sağlayacının tüketici ile müzakere
etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve
yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine
dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır.”(Deryal, 2008: 272)
3
(http://eurlex.europe.eu/lexUriServ/lexuriserv.do?uri=CELEX:31993L0013:EN:HTML 18.10.2008).
46
Bu ve ilgili Yönetmelik’te yer alan hükümlerde tüketici lehine şartlar getirilmiş,
taksitle satış, devre tatil mülkü, paket tur sözleşmelerinin şekil şartları ile, sözleşmede
bulunması gereken hususlar yer almıştır.
3.4.
TÜKETİM MALLARININ SATIŞI VE İLGİLİ GARANTİLER
HAKKINDA DİREKTİF (99/44/EC) VE TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI
Bu Direktif’in amacı, iç pazar bağlamında tüketicilere tek tip ve askeri düzeyde
bir koruma sağlamak için, üye ülkelerdeki, tüketim mallarının alımı, satımı ve bunlarla
ilgili garantilerin belirli yönlerine ilişkin yasa, tüzük ve idari hükümlerin birbirine
yakınlaştırılmasıdır.
İmal
edilecek
veya
üretilecek
tüketim
mallarının
tedarikine
ilişkin
sözleşmelerde, satış kontratı olarak kabul edilebilecektir. Satıcı, malları, satış kontratına
uygun durumda tüketiciye teslim etmelidir.
Sözleşme imzalandığında, tüketici malın sözleşmeye uygun olmadığını biliyorsa,
ya da sözleşmeye uyumsuzluk tüketicinin temin ettiği malzemelerden kaynaklanıyorsa,
sözleşmeye aykırılığın satıcıdan kaynaklandığı kabul edilmeyecektir.
Üreticiler sattıkarı malın montaj edilmesinden sorumlu ise ve bu sözleşmenin bir
parçasını oluşturuyorsa, yanlış montajdan sorumlu olacaklardır. Böyle bir sorumluluk
yapılan sözleşmede yer almıyorsa ve montaj tüketiciden kaynaklanan bir hatadan
kaynaklanıyorsa sorumluluk eşit olarak dağıtılacaktır.
Satıcı, tüketiciye karşı, malların teslim edildiği tarihte var olan her türlü
sözleşmeye uygunluk noksanlığından sorumlu olacaktır. Tüketici sözleşmeye uygun
olmayan bir durumda onarım ya da yenileme yolu ile bedelsiz olarak malları
sözleşmeye uygun hale getirme ya da uygun bir indirim yaptırma veya sözleşmeyi fesh
etme haklarına sahip olacaktır. Bir onarım ya da yenileme, malların karakteri ve
tüketicinin malları satın almadaki amacı hesaba katılarak, makul bir süre içinde ve
tüketiciye önemli bir sıkıntı vermeksizin ikmal edilecektir.
47
Nihai satıcının, üreticinin, aynı nakit zincirinde yer alan önceki bir satıcı veya
başka bir aracının bir fiil ya da ihmalinden kaynaklanan, sözleşmeye uygunluk
noksanlığı nedeniyle tüketiciye karşı sorumlu olduğu durumlarda, nihai satıcı, sözleşme
zincirindeki sorumlu kişi ya da kişilere karşı yasal telafi yollarına başvurma hakkına
sahip olacaktır. Malların teslimat tarihinden itibaren 2 yıllık bir süre içinde, görünür
hale gelen sözleşmeye uygunluk noksanlıklarında da satıcı sorumlu olacaktır.
Üye ülkeler, tüketicinin haklarından faydalanabilmesi için herhangi bir
sözleşmeye uygunluk noksanlığını, söz konusu noksanlığı tespit ettiği tarihi takip eden
2 aylık bir süre içinde satıcıya bildirilmesi gerektiğini hükme bağlayabilir. Aksi ispat
edilmedikçe, malların teslimat tarihini takip eden 6 aylık bir süre içinde görünür hale
gelen sözleşmeye uygunsuzluk, teslimat tarihinde mevcut bir noksanlık olarak kabul
edilir.
Tüketicinin tüketim mallarının alım satımından geçerli ulusal mevzuat
çerçevesinde yasal haklarını beyan eden, teklif sahibini ilgili ilan veya reklamlarda
belirtilen şartlar çerçevesinde bağlayan hukuki belgeye garanti belgesi denir. Garanti
belgesi yazılı olarak ya da tüketicinin yararlanabileceği ve erişebileceği şekilde
verilebilir.
Söz konusu Direktif, garanti belgesinin neden verilmesi gerektiğini açıklayan bu
hükümlerden sonra, garanti belgesinde bulunması gereken hususları açıklamış ve üye
ülkelerin kendi ulusal bünyelerine göre bu içeriği belirleyebilmelerini hüküm altına
almıştır.4
Türkiye’de uygulanan 4822 Sayılı Kanun’un 4, 13, 14 ve 15. maddeleri ile,
“Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik” (14.06.2003, R.G. No:
25138). çıkarılmış, bu Direktif’e uyum sağlanmıştır.
Söz konusu Kanun maddeleri ile Yönetmelik’te , ayıplı mal ve hizmet tarifi
yapılmış, satıcının sorumlulukları ve tüketicilerin hakları belirtilmiştir. Süreler
4
(http://eurlex.europa.eu/LexUriServ/LexUriServ.do?uri=05:L:1999:171:0012:0016:EN:PDF
12.11.2008).
48
gösterilmiş, garanti belgesi açıklanmıştır. Tanıtma ve kullanma klavuzu zorunluluğu ile
satış
sonrası hizmetler belirtilmiş, şekil şartları hükme bağlanmış ve uyum süreci
tamamlanmıştır.
3.5.
TÜKETİCİYE
SUNULAN
ÜRÜNLERİN
FİYATLANDIRILMASINDA TÜKETİCİNİN KORUNMASI DİREKTİFİ
(98/6/EC) VE TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI
Bu
Direktif’in
amacı,
tüketicilerin
bilgisini
artırmak
ve
fiyatların
karşılaştırılmasını kolaylaştırmak amacıyla, satıcılar tarafından tüketicilere sunulan
ürünlerin satış fiyatının ve birim ölçü başına fiyatının belirtilmesini şart koşmaktır.
Buna Katma Değer Vergisi ve tüm diğer vergiler dahildir. Birim fiyat satış fiyatı ile
aynı ise ayrıca belirtilmesine gerek yoktur. Kolayca anlaşılır ve okunur olacaktır.
Üye ülkeler, özelliklerinden dolayı bazı ürünlerde fiyat, birim fiyat uygulamasını
uygulamayabileceklerdir. Uygulanması zorunlu hususlar için ise ceza ve yaptırım
uygulayabileceklerdir.5
Ülkemizde uygulanan Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 12. maddesi
ve “Etiket, Tarife ve Fiyat Listeleri Yönetmeliği” (13.06.2003, RG.No: 25137).
hükümlerine göre söz konusu Direktif’e uyum sağlanmıştır.
Buna göre, satışa arz edilen malların veya ambalajlarının yahut kaplarının
üzerine, fiyat etiketi ve birim fiyatlarının görülebilir ve okunabilir şekilde yapıştırılması
gerektiği belirtilmiştir. Bu etiketle tüm vergiler dahil fiyat yer alacak, üretim yeri de
yazılacaktır. Etiket yapıştırma mümkün değil ise aynı bilgileri kapsayan listeler uygun
yerlere asılacaktır.
Hizmetlerin tarife ve fiyatlarını gösteren listeler de yine görünür yerlere
asılacaktır.
5
(http://eurlex.europa.eu/LexUriServ/LexUriServ.do?uri=CELEX:31998L0006:EN:HTLM 18.11.2008).
49
Fiyat etiketi ile kasa fiyatı arasındaki fark olması durumunda, tüketici lehine
olan fiyat kabul edilecektir.
Fiyat etiketlerinin denetimlerinden bakanlık ve belediyeler ayrı ayrı sorumludur.
3.6.
KAPIDAN SATIŞLAR DİREKTİFİ (85/577/EEC) VE TÜRKİYE
KARŞILAŞTIRMASI
Tüketicinin açık bir talebi olmaksızın, tacir tarafından işyeri dışında, tüketicinin
evinde, işyerinde veya dışarıda sunmuş olduğu mal ve hizmetin şartları bu Direktif ile
düzenlenmiştir. Tüketicinin, tacirin ticari ve mesleki faaliyetlerinin bir parçası olduğunu
bilmemesi koşuluyla veya makul olarak bilmesinin beklenemeyeceği hallerde,
tüketicinin tacirin ziyaretini talep ettiği sözleşmeler dışındaki mal ve hizmet tedariki
sözleşmelerinde de bu direktif hükümleri geçerli olacaktır.
Üye ülkeler kendi yapısal özelliklerine göre, yapılan alışverişin belli bir miktarı
aşması halinde, bu Direktif’in uygulanmasına karar verebilir.
Gayrimenkul, inşaat, satış ve kiralama sözleşmelerinde ve gayrımenkule ilişkin
diğer haklarda bunu uygulayamayacaklardır. Ancak, gayrımenkule ilişkin malların dahil
edilmesiyle
veya
onarımı
ile
ilgili
hususlarda
bu
Direktif
hükümlerini
uygulayabileceklerdir.
Gıda, içecek gibi ev halkının gündelik tüketimine yönelik tacir tarafından her
gün dağıtılan mallar için bu direktif hükümleri uygulanmayacaktır.
Sözleşme, tüketicinin, tacirin temsilcisinin bulunmadığı bir durumda uygun bir
okuma fırsatı bulduğu katalog bazında akdedilmişse, ticari işlemler ile ilgili
görüşmelerin devam edilmesine karar verilmişse, sözleşme ya da katalog da tüketiciye
malı iade etme veya 7 gün içerisinde sözleşmeyi feshetme bilgisi yer alıyorsa ve
50
bunların
hepsi
aynı
anda
gerçekleşiyorsa,
bu
direktif
hükümleri
yine
6
uygulanmayacaktır.
23 Aralık 1985 tarihinde Brüksel’de 10 maddeden oluşan bu Direktif’e, 4822
sayılı Kanun ile Değişik 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 7, 8,
ve 9. maddeleri ile “Kapıdan Satışlara İlişkin Uygulama ve Esasları Hakkında
Yönetmelik”
(13.06.2003,
R.G.No:
25137).
hükümleri
doğrultusunda
uyum
sağlanmıştır.
Söz konusu Kanun maddeleri ile kapıdan satış için; “İşyeri, fuar, panayır gibi
yerlerde yapılmayan satış türüdür.”denilmiştir.
Tüketici malı teslim aldığı tarihten itibaren 7 gün içinde malı kabul etmekte veya
gerekçe göstermeden ve hiçbir yükümlülük altına girmeden reddetmekte serbest
bırakılmıştır. Hizmet satımında bu süre sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren başlar.
Satıcı cayma bildiriminden itibaren 20 gün içerisinde malı geri almakla yükümlüdür.
Kapıdan Satış sözleşmelerinde, en az 16 inç’lik koyu siyah puntolarla, tüketiciye
7 gün içerisinde malı iade edebileceği ve iade edeceği adres yer almak zorundadır.
Gazete, radyo, televizyon gibi basın ve yayın araçları ile tüketiciye duyurularak
iştirakçı kabul edilmesiyle yapılan, daha sonra mal ve hizmetin yerine getirildiği satış
türleri kampanyalı satış adı altında tanımlanmıştır. Ancak, Bakanlıktan izin alınması
zorunludur. Bakanlık tüm şartları düzenler. Taahhüt edilen mal ve hizmetin yerine
getirilmeyişinden; satıcıdan, ithalatçıya kadar herkes müteselsilen sorumludur.
Yine aynı yolla taahüt edilen konutun teslimatının, gereği gibi ya da zamanında
yapılmaması durumunda, kredi veren konut finansmanı kuruluşu, satıcı, sağlayıcı, bayii,
acenta, imalatçı, üretici, ithalatçı hepsi kullandırdığı kredi miktarı kadar sorumludur.
6
(http://eurlex.europa.eu/LexUriServ/LexuriServ.do?uri=CELEX:31985L0577:EN:HTLM 02.12.2008).
51
Tüketici kampanyadan ayrılmaya karar verdiği andan itibaren, mal veya
hizmetin tüketiciye teslim tarihini geçmemek şartıyla tüketicinin o ana kadar ödediği
tüm bedeli ödemekle yükümlüdür.
Sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça, ön ödeme tutarı mal veya hizmetin satış
bedelinin % 40’ından fazla olamaz.
Kampanyalı satışlarda malın teslim ya da hizmetin ifa süresi 12 ayı aşamaz.
Konut ve taşınmaz mallar için bu süre 30 aydır. Şayet, tüketici tüm edimleri yerine
getirirmiş ise, malın veya hizmetin ifası, ödemenin bitimini takiben en geç 1 ay
içerisinde yapılmak zorundadır.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere Avrupa Birliği Konseyi’nin
85/577/EEC sayılı “Kapıdan Satışlar Direktif”ine uyum sağlanmıştır.
3.7.
MESAFELİ SÖZLEŞMELER İLE İLGİLİ OLARAK TÜKETİCİNİN
KORUNMASI
HAKKINDA
DİREKTİF
(97/7/EEC)
VE
TÜRKİYE
KARŞILAŞTIRMASI
Bu Direktifin amacı üye ülkelerin, tüketiciler ile satıcılar arasındaki uzaktan
akdedilen sözleşmelerle ilgili yasa, tüzük ve idari hükümleri birbirine yakınlaştırmak ve
uyum sağlamaktır.
Uzaktan akdedilen sözleşmelerde tüketiciye, satıcı veya sağlayacının kimliği ve
adresi, mal veya hizmetlerin temel özellikleri, fiyatı, bazen teslimat masrafları, ödeme,
teslimat ve ifa düzenlemeleri, cayma hakkının varlığı, teklif veya fiyatın geçerli olduğu
süre, sözleşme süresi gibi bilgiler verilecektir.
Bu tür sözleşmelerde tüketici, ceza ödemeksizin ve herhangi bir sebep
belirtmeksizin sözleşmeden cayabileceği, en az 7 iş gününü içeren cayma süresine sahip
olacaktır. Cayma hakkını kullandığı için tüketiciye yüklenebilecek tek bedel, malların
iadesinin doğrudan maliyeti olabilir.
52
Cayma hakkının tüketici tarafından kullanıldığı durumlarda, satıcı veya
sağlayıcı, ödenmiş olan tutarları kesintisiz olarak geri ödemek zorundadır. Söz konusu
ödeme, hemen veya en geç 30 gün içinde yapılmalıdır.
Üye ülkeler kendi yapılarına göre, kredi sözleşmesinin feshi için ayrıntılı
kuralları belirleyebileceklerdir.
Taraflar aksini kararlaştırmadıkça, tedarikçi siparişi, tüketicinin siparişini, satıcı
veya sağlayıcıya ilettiği günü takib eden en fazla 30 gün içinde yerine getirmek
zorundadır. Satıcı veya sağlayıcı malı veya hizmeti olağan dışı durumlarda ifa
edemeyecekse, bundan tüketiciyi haberdar etmeli ve ödemiş olduğu tutarları en geç 30
gün içersinde iade etmelidir. Bununla birlikte üye ülkeler, tedarikçinin tüketiciye eş
değer kalite ve fiyatlarla mal veya hizmet sunabileceğini sözleşmede yer alması
koşuluyla düzenleyebileceklerdir.7
20 Mayıs 1997 tarihinde Brüksel’de hazırlanan bu Direktif’e “Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun”un 9/A maddesi ve “Mesafeli Sözleşmeler Uygulama Usul
ve Esasları Hakkında Yönetmelik” (13.06.2003, R.G.No: 25137). ile uyum sağlanmıştır.
Buna göre tüketicilerle karşı karşıya gelinmeksizin yazılı, görsel, telefon ve
elektronik ortamda ve diğer iletişim araçları kullanılarak yapılan, malın veya hizmetin
tüketiciye anında veya sonradan teslimi ve ifası için kararlaştırılan sözleşmeler mesafeli
sözleşmeler olarak nitelendirilmiştir.
Bunda yine pek çok bilginin tüketicilere verilmesi zorunludur. Tüketici bu
bilgileri yazılı olarak kendisine verildiğini teyid etmedikçe sözleşme akdedilemez.
Elektronik ortamdaysa, teyid yine elektronik ortamda yapılmalıdır.
Satıcı, siparişi 30 gün içinde yerine getirmek zorundadır. Bu yazılı olarak
tüketiciye bildirilerek 10 gün uzatılabilir. Edim, ayıpsız olarak yerine getirilmelidir.
Kapıdan satışlara ilişkin hükümler burada da geçerlidir.
7
(http://eurlex.europa.eu/LexUriServ/LexuriServ.do?uri=CELEX:31997L0007:EN:HTLM 13.12.2008).
53
Satıcı veya sağlayıcı cayma bildiriminden itibaren 10 gün içerisinde almış
olduğu bedeli, kıymetli evrakı ve tüketiciyi borç altına sokan her türlü belgeyi
tüketiciye vermek ve 20 gün içerisinde de malı geri almakla yükümlüdür.
3.8.
TÜKETİCİ KREDİLERİ İLE İLGİLİ DİREKTİF (87/102/EEC) VE
TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI
Tüketici kredileri alanında üye ülkelerin yasaları arasında büyük farklılıkların
olması dolayısıyla, ortak pazarda kredi veren kişiler arasında çarpıklıklara yol
açmaktadır. Tüketicilere verilen kredi hacminin arttığı göz önüne alındığında, tüketici
kredilerinde bir ortak pazarın kurulması tüketiciler, kredi veren kişiler, imalatçılar, mal
toptancıları ve parekendicilerle hizmet sağlayan kişilerin aynı şekilde yararına olacağı
için bu Direktif kabul edilmiştir.
Süreklilik arz eden bir yapıda tedarik edilen ve tüketicinin, tedarik süresi
zarfında, taksitler halinde ödeme yapma hakkına sahip bulunduğu bir hizmet ya da
yarara ilişkin sözleşmeler, bu Direktif’in amaçları bakımından kredi sözleşmesi olarak
kabul edilmeyecektir.
Mülkiyet haklarını iktisap eden, bir binanın yenilenmesi amacı güden, kira
kontratları bu Direktifin dışında tutulacaktır. Tüketicinin krediyi defaten geri ödemeyi
kabul etmesi şartı ile herhangi bir faiz yükümlülüğü getirmeyen kredi sözleşmeleri, bir
cari hesaba avans biçiminde açılan kredilerde yine bu hükümlere girmeyecektir.
Tüketicinin aldığı krediyi 3 ay ya da 12 ayı geçmeyen sürelerle en fazla 4 taksit halinde
ödeyeceğini taahhüt ettiği kredi sözleşmeleri de bu Direktif’in dışında tutulacaktır.
Kredi sözleşmeleri yazılı olarak akdedilecektir. Yazılı sözleşmenin bir sureti
tüketicide kalacaktır. Yazılı sözleşmenin içerisinde yıllık maliyet oranı yüzde olarak,
bunun hangi şartlarda tahsil edileceği, kredi limiti, geçerli faiz oranı, masraf ve harç
miktarları, sözleşmenin tesliminde istenecek usul, kredinin sabit veya değişken olduğu,
bir mal karşılığı olarak verilen kredilerde, kredinin ödenmemesi durumunda malın nasıl
iktisap edileceği, kredi süresinden önce kredinin ödenmesi durumu dahil özel şartlar ve
yasal şartlar yer alacaktır.
54
Üye ülkeler, kredi teklif eden ya da kredi sözleşmesi düzenleme teklifinde
bulunan kişilerin, bu tür tasarrufta bulunabilmek için, ya özel olarak ya da mal ve
hizmet tedarikçisi sıfatıyla izin almalarını sağlayacaklardır.Kredi veren veya verilecek
krediye dair düzenlemeler yapan kişilerin faaliyetlerinin bir kurum ya da resmi bir
kuruluş tarafından denetlenmesini veya izlenmesini sağlayacak önlemler alacaklardır.
Kredi sözleşmeleri veya kredi şartlarına ilişkin şikayetleri kabul edecek ve bunlar
konusunda tüketicilere gerekli bilgileri verecek veya tavsiyelerde bulunacak uygun
organların kurulmasını sağlayacakladır.
22 Aralık 1986 tarihinde Brüksel’de hazırlanan bu Direktif toplam 18 maddeden
oluşmaktadır.8
4822 Sayılı Kanun ile Değişik 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında
Kanun’un 10. maddesi “Tüketicilerin mal ve hizmet edinmek için kredi verenden nakit
aldıkları kredinin tüketici kredisi” olduğunu belirterek, sözleşmenin yazılı olması
gerektiğinin altını çizmiştir.
Buna göre, taraflar arasında akdedilen sözleşmede ön görülen şartlar sözleşme
süresi içerisinde tüktici aleyhine değiştirilmez. Sözleşmede, tüketici kredisi tutarı, faiz
ve diğer unsurlarla birlikte toplam borç tutarı, fazin hesaplandığı yıllık oran, ödeme
tarihleri, anapara, faiz ve diğer masrafların ayrı ayrı belirtildiği ödeme planı yer
almalıdır. İstenecek teminatlar, akdi faiz oranının yüzde oluşumunu geçmemek üzere
gecikme faiz oranı, temerrüde düşme halinde oluşacak hukuki sonuç, kredinin
vadesinden önce kapatılmasına ilişkin şartlarda sözleşme içersinde bulunmalıdır.
Yabancı para cinsinden kullandırılan kredilerde, hangi tarihteki kurun dikkate
alınacağına ilişkin şartlar belirtilmelidir. Bu sözleşmenin bir nüshası tüketiciye verilir.
Kredi veren, taksitlerden birinin veya bir kaçının ödenmemesi durumunda, kalan
borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuş ise, bu hak; ancak kredi verenin
bütün edimlerini yerine getirmesi ve tüketicinin birbirini izleyen en az 2 taksiti ödemede
temerrüde düşmesi halinde kullanılır. Bunun için tüketiciye 1 hafta süre verilerek
8
(http://eurlex.europa.eu/LexUriServ/LexuriServ.do?uri=CELEX:31985L0102:EN:HTLM 18.12.2008).
55
muacceliyet uyarısında bulunulur. Teminat olarak şahsi teminat verilmesi halinde, asıl
borçluya başvurmadan, kefile başvurulamaz.
Tüketici, kredi verene borçlarını vadesinden önce ödeyebilir. Bu durumda kredi
veren gerekli faiz indirimini yapmak zorundadır. Bu durumun düzenlenmesinde
Bakanlık yetkilidir.
Tüketici kredisi, belirli bir marka, bir mal veya hizmet satın alınması ya da
belirli bir satıcı veya sağlayıcı ile yapılacak satış sözleşmesi şartı ile verilmiş ise, edimin
eksik veya hiç yerine getirilmemesinden satıcı ile birlikte kredi veren de tüketiciye karşı
sorumlu olur.
Tüketici kredilerinin bir kıymetli evraka bağlanması ya da kredinin kıymetli
evrak kabul etmek suretiyle teminat altına alması mümkün değildir.
Aynı kanunun 10/A maddesi ile “Kredi Kartları” düzenlenmiş, 10/B maddesi ile
de “Konut Finansman Sözleşmeleri” hüküm altına alınmıştır.” “Tüketici Kredisinde
Erken Ödeme İndirimi ve Kredinin Yıllık Maliyet Oranını Hesaplama Usul ve Esasları
Hakkında Yönetmelik” (13.06. 2003, R.G.No: 25137). çıkartılarak, söz konusu
Direktif’e uyum süreci tamamlanmıştır.
3.9.
KARŞILAŞTIRMALI VE ALDATICI REKLAMLARLA İLGİLİ
DİREKTİF (97/55/EEC) VE TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI
Topluluk dahilinde nitelikli pazarlar oluştabilmenin en önemli araçlarından biri
reklamdır. Karşılaştırmalı reklam faaliyetlerinin biçim ve içeriğinin tabii tutulacağı
temel hükümler aynı olmalıdır. Üye ülkelerde karşılaştırmalı reklam faaliyetlerinde
bulunma şartları birbiri ile uyumlu hale getirilmelidir. Ürünlerinin özellikleri tarafsız bir
şekilde ortaya çıkarıldığında, mal ve hizmet tedarikçileri arasındaki rekabet tüketici
lehine olacaktır.
Karşılaştırmalı reklam türlerinin tamamını kapsayacak geniş bir karşılaştırmalı
reklam anlayışı belirlemek uygun olacaktır. Bununla ilgili şartlar tespit edilmeli, hangi
uygulamaların
rekabeti
zedeleyebileceği
56
ve
tüketicilerin
tercihlerini
olumsuz
etkileyebileceği belirlenmelidir. Mal ve hizmetlerin özelliklerinin tarafsız biçimde
karşılaştırılması ile ilgili kriterlere yer verilmelidir. Fiyat karşılaştırmaları yanıltıcı
olmamalıdır.
Karşılaştırmalı reklamların şartları kümülatif olmalı ve bu şartlara bir bütün
olarak uyulmalıdır. Bu şartların belirlenmesinde üye ülkeler, kendi bünyelerine uygun
hareket edebileceklerdir.
Üye ülkeler, anlaşma hükümlerine uygun olarak, mesleki hizmetlerin reklamının
karşılaştırılmalı şekilde yapılması ile ilgili yasakları doğrudan doğruya veya ilgili üye
ülkenin yasalarınca mesleki faaliyetlerin yürütülmesini düzenlemekle sorumlu olan
kurum ya da kuruluşlar aracılıyla sürdürebilirler.Buna ilişkin olarak yasak getirebilirler.
Bu Direktif’e göre, ilgili reklam yanıltıcı olmayacak, aynı ihtiyaçları
karşılaştırmaya ya da aynı amaca yönelik mal ve hizmetleri karşılayıcı olacak, mal ve
hizmetlerin fiyatını tarafsız şekilde karşılaştıracak, rakip firmaların ve hizmetlerinin
özelliği
ile
karıştırılmasına
sebep
olmayacak,
onların
itibarını
zedeleyip,
kötülemeyecek, taklit veya aynısı olmayacaktır.
Reklam bir kampanya amaçlı ise, kampanyanın başlayış ve bitiş tarihleri ile, bu
tarihler arasındaki fiyatı ve diğer özellikleri açıkça belirtilecektir.
Üye ülkeler şikayetleri çözüme kavuşturmak ve gerekli yasal işlemleri başlatıp,
sonuçlandıracak, kurumlarla ilgili hukuki düzenlemeleri yapacaktır. Daha geniş,
tüketiciyi korumaya yönelik yasal düzenlemeler de yapabileceklerdir.9
Bu Direktife Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 16. ve 17. maddeleri
ile daha sonra yayınlanan “Reklam Kurulu Yönetmeliği”(1.08.2003, R.G.No: 25136) ve
“Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik”
(14.06.2003, R.G.No: 25138). hükümleri ile uyum sağlanmıştır.
9
(http://eurlex.europa.eu/LexUriServ/LexUriServ.do?uri=CELEX:31997L0055:EN:HTLM 24.12.2008).
57
Ticari reklamlar kanunlara, Reklam Kurulunca belirlenen esaslara, genel ahlaka,
kamu düzenine, kişilik haklarına uygun, dürüst ve doğru olmaldır.
Tüketiciyi aldatıcı, onun bilgi eksikliğinden yararlanıp, kendisini istismar edici,
tüketicinin mal ve can güvenliğini tehlikeye atan, şiddet ve şuç işlemeye özendirici,
hasta, yaşlı ve çocuklar ile özürlüleri istismar edici reklam ve örütülü reklam yapılamaz.
Aynı ihtiyaçları karşılayan veya aynı amaca yönelik rakip mal ve hizmetlerin
karşılaştırmalı reklamları yapılabilir.
Reklam veren, ticari reklamları veya ilanda yer alan somut iddiaları ispat etmeli
ve bu maddede yer alan hükümlere uymalıdır.
Ticari reklam ve ilanlarda uyulması gereken ilkeleri belirlemek, bu ilkelere göre
denetleyip karara bağlamak, 3 aya kadar durdurma, düzeltme ve para cezası vermek
üzere bir Reklam Kurulu oluşturulmuştur.
Reklam Kurulu tarım, sağlık, ilahiyat, sanayi, basın, belediye, Yükseköğretim
Kurulu, hukuk gibi çeşitli meslek odaları, sivil toplum örgütleri ve bunların kamu
alanında bağlı bulundukları resmi kuruluşlardan gelen 25 üyeden oluşur. Kendisine
Kanun ve Yönetmelikle verilen sorumlulukları yerine getirir. Çalışma usül ve esasları
söz konusu yönetmelikle düzenlenen Reklam Kurulu Kararları
tüketicilerin
bilgilendirilmesi, aydınlatılması ve ekonomik çıkarlarının korunması amacıyla açıklanır.
3.10. TAŞINMAZ
MALLARIN
DEVRE
MÜLK
ESASINA
GÖRE
KULLANIM HAKKININ SATIN ALINMASI İLE İLGİLİ DİREKTİF
(94/47/EC)
VE
TÜRKİYE
KARŞILAŞTIRMASI
(DEVRE
TATİL
DİREKTİFİ)
Bu Direktif’in amacı, üye ülkelerin, gayri menkullerinin kullanım hakkının
devre mülk olarak satın alınması ile doğrudan ya da dolaylı olarak ilişkili olan
sözleşmelerin bazı yönleri ile ilgili, alıcıların ulusal mevzuatları arasındaki
farklılıkların, ilgili yasa, tüzük ve idari hükümlerini, iç pazarın düzgün işleyişini
sağlamak amacıyla birbirine yakınlaştırmaktır.
58
En az 3 yıllık bir süre için akdedilmiş olan ve kapsamı altında doğrudan doğruya
veya dolaylı olarak, belli bir toplam tutarın ödenmesi üzerine bir gayri menkul hakkının
ya da veya birkaç gayrimenkulün, yılın 1 haftadan az olmayan belirli veya belirlenebilir
bir bölümünde kullanılmasına ilişkin herhangi bir hakkın tesis edilidiği gayrimenkullere
ilişikin hükümleri düzenlemektedir.Tüketiciye bu devir ile ilgili kısa ve kesin bilgiler
içeren bir belge verilmesi ve bu belgede nelerin yer alması gerektiğine ilişkin
düzenlemeler yapılacaktır.
Sözleşme, her iki tarafça imza altına alındıktan sonra alıcı 10 takvim gününde
cayma hakkına sahip olabilecektir. Bunun son günü tatil gününe rastlarsa, bu hak takip
eden günde kullanabilecektir. Eğer sözleşmede belirtilmesi gereken bilgiler açıkça
belirtilmemiş ise, 3 ay içerisinde sözleşme fesh edilebilir. Bu süre içerisinde eksiklikler
giderilir ve 10 günlük cayma hakkı bu eksikliklerin giderildiği tarihten başlar.
Şayet fiyat tamamen ya da kısmen, satıcının alıcıya sağladığı kredi kapsamında
veya tamamen ya da kısmen bir üçüncü kişi ile satıcının akdedmiş olduğu bir anlaşma
çerçevesinde sağlanan bir kredi kapsamında ise, alıcı sözleşmeyi iptal veya sözleşmeden
çekilme hakkını kullandığı takdirde, kredi anlaşması ceza söz konusu olmaksızın iptal
edilecektir.
Üye ülkeler, kendi mevzuatlarında bu Direktif’e uymamanın sonuçlarını hüküm
altına alacaklardır. Tüketicinin haklarını koruyan, daha geniş kapsamlı hükümler
koyabileceklerdir.10
26 Ekim 1994 yılında Strazburg’da hazırlanan ve toplam 13 maddeden oluşan bu
Direktif’e, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 6/B maddesi ile “Devre Tatil
Sözleşmeleri Uygulama Usül ve Esasları Hakkında Yönetmelik” (13.06.2003, R.G.No:
25137). hükümleri çerçevesinde uyum sağlanmıştır.
Buna göre devre tatil; “Sözleşmeleri, en az 3 yıl süre için yapılan ve bu süre
zarfında yıl içinde belirli veya belirlenebilecek 1 haftadan az olmayacak bir dönem için
10
(http://eurlex.europa.eu/LexUriServ/LexUriServ.do?uri=CELEX:1994L0047:EN:HTLM 29.12.2008).
59
bir veya daha fazla sayıdaki taşınmazın kullanım hakkının devri veya devri taahüdünü
içeren ve bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunlu yazılı sözleşme grubudur.” Daha
sonra çıkartılan Yönetmelik ile şekil şartları ve bu sözleşmede bulunması gereken
zorunlu hususlar yayınlanmıştır.
3.11. PAKET
SEYAHAT,
PAKET
TATİL
VE
PAKET
TURLAR
HAKKINDA DİREKTİF (90/314/EEC) VE TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI
Topluluğun ana hedeflerinden biri, turizm sektörü üye ülkelerin ekonemilerinde
önemli bir paya sahip olduğu için, bu pazarı koruma altına almakdır. “Paket” sistemi
turizmin önemli bir parçasıdır. Bu sektörün en azından asgari ortak kurallar etrafında
toplanması, Topluluk vatandaşlarına yarar sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda
Topluluk dışından da, paketler konusunda garanti edilmiş standartlar arayan turistleri de
cezbedecektir.
Paket ile ilgili olan organizatör veya şirket yetkilileri tarafından tüketiciye
sağlanan her hangi bir tanıtıcı tur, paketin fiyatı ve sözleşmeye uygulanan herhangi bir
şart, yanıltıcı bilgiler içermemelidir.
Broşür tüketiciye sunulduğunda; içerisnide fiyatı, varış yeri ve kullanılan ulaşım
araçları, özellikleri, kategorileri, konaklama türü, konfor derecesi, ana özellikleri,
yemek planı, gezi planı, vize ve pasaportlarla ilgili genel bilgiler, sağlık formaliteleri,
fiyatın peşin ödenecek parasal tutarı veya yüzdesi, turun gerçekleşmesi için azami
katılım oranı ve gerçekleşmeyecek ise tüketicinin nasıl bilgilendirileceği yer almalıdır.
Değişiklikler, sonradan sözleşme tarafları arasındaki mutabakatla yapılmadıkça,
organizatör veya düzenleyiciyi bağlayıcı olacaktır.
Organizatör veya sağlayıcının, yerel temsilcisinin adı, adresi, telefon numarası
tüketicinin başvurabileceği diğer tüm adres ve telefon numaraları, organizatör
tarafından tüketiciye verilecektir.
60
Tüketici tarafından iptal masraflarını, kaza veya hastalık halinde, ülkesine geri
gönderilme de dahil olmak üzere, yardım masraflarını teminat altına alacak, tercihe
bağlı bir sigorta sözleşmesi yapılabilecektir.
Sözleşmenin bütün şartları yazılı olarak ya da tüketici tarafından anlaşılır ve
erişilebilir bir biçimde belirlenmeli, tüketiciye sözleşme akdedilmeden önce
iletilmelidir. Bir nüshası tüketiciye verilmelidir.
Tüketici paket tura devam etmesinin mümkün olmaması durumunda, hareketten
makul bir süre önce organizatör veya sağlayıcıya niyetini bildirerek, rezervasyonunu,
paket tur açısından geçerli tüm koşulları yerine getiren başka bir kişiye devredebilir.
Paket turu devreden ve devralan, müteselsil olarak organizatör veya sağlayıcıya karşı,
bakiye tutarın ve söz konusu devirden doğan tüm ilave masrafların ödenmesinden
sorumlu olacaktır.
Sözleşmeye konulan fiyatlar, sözleşme yukarı veya aşağıya revizyon yapma
olasılığını açıkça hüküm altına almadıkça ve revize edilen fiyatın nasıl hesaplandığını
kesin olarak belirtmedikçe değişikliğe tabi tutulamayacaktır. Öngörülen hareket
tarihinden önceki 20 gün içerisinde, sözleşmede belirtilen ücret artırılamayacaktır.
Şayet organizatör hareketten önce, fiyat gibi esas şartlardan herhangi birini
önemli ölçüde değiştirmek zorunda olduğunu fark ederse, tüketiciye uygun kararları,
cezasız olarak sözleşmeden vazgeçme hakları olduğunu, ya da ek fiyat artırımı veya
sözleşmedeki şartlarda değişikliği kabul etme iradesi olduğunu bildirmek zorundadır.
Tüketici organizatörü en kısa zamanda haberdar etmelidir.
Tüketici sözleşmeden vazgeçti ise ya da organizatör tüketicinin kusuru dışında
herhangi bir nedenle, üzerinde anlaşılan hareket tarihinden önce paketi iptal ederse;
tüketici organizatörün ikame bir paket sunabildiği durumlarda ikame paketi almak, veya
sözleşme kapsamında ödemiş olduğu tutarları geri almak hakkına sahip olacaktır.
Tüketici veya organizatörler tarafından paket turun iptal edilmesi mücbir sebeplere
dayanmalıdır.
61
Hareketten
sonra,
akdedilen
hizmetlerin
önemli
bir
kısmının
yerine
getirilmediği, ya da organizatörün sağlanacak hizmetlerin önemli bir kısmını yerine
getiremeyeceğini anladığı durumlarda, organizatör paketin devam etmesi için,
tüketiciye ilave maliyet getirmeyen uygun alternatif düzenlemeler yapacak ve uygun
durumda tüketiciye teklif edilen hizmetlerle sunulan hizmetler arasındaki farkı temin
edecektir. Tüketicinin bunları kabul etmemesi durumunda ilave maliyet yüklemeksizin,
tüketiciyi hareket yerine veya tüketicinin kabul edebileceği herhangi bir dönüş
noktasına geri dönmesi için ulaşım imkanı sağlayacak ve uygun durumda bunu
tüketiciye tazmin edecektir.11
4822 Sayılı Kanun ile Değişik 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında
Kanun’un 6/C Maddesi “Paket Tur” sözleşmelerini düzenlemektedir.
Buna göre; “Ulaştırma, konaklama ve bunlara yardımcı sayılmayan diğer turistik
hizmetlerin en az ikisinin birlikte, her şeyin dahil olduğu fiyatla satılan veya taahhüdü
yapılan ve hizmeti 24 saatten uzun bir süreyi kapsayan veya gecelik konaklamayı
içeren, bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunlu, önceden düzenlenmiş yazılı
sözleşmeler paket tur olarak nitelendirilir”denilmiştir.
“Paket Tur Sözleşmelerine ilişkin usül ve esasları Bakanlık belirler” hükmü
doğrultusunda “Paket Tur Sözleşmeleri Uygulama Usül ve Esasları Hakkında
Yönetmelik” (13.06.2003.R.G. No: 25137). yayınlanmış, “1618 sayılı Seyahat
Acenteleri ve Seyahat Acenteleri Birliği Kanununda Değişiklik yapan 5571 sayılı
Kanun” değiştirilerek söz konusu Direktif ile tam bir uyum sağlanmıştır.
3.12. TÜKETİCİ ÇIKARLARININ KORUNMASIYLA İLGİLİ İHTİYATİ
TEDBİR KARARLARI HAKKINDA DİREKTİF (98/27/EC) VE TÜRKİYE
KARŞILAŞTIRMASI
Bu Direktif’in amacı, üye ülkelerin, buraya kadar açıklanan direktiflere dahil
edilmiş olan, tüketicilerin toplu çıkarlarının korunmasını hedefleyen, ihtiyati tedbir
11
http://eurlex.europa.eu/LexUriServ/LexuriServ.do?uri=CELEX:1990L0314:EN:HTLM 04.01.2009).
62
kararlarına ilişkin davalarla ilgili yasa, tüzük ve idari hükümleri, iç pazarın düzgün
işleyişini sağlamak ve birbaşka deyişle birbirine yakınlaştırmaktadır.
Üye ülkeler, seri ve basit yargılama usulüyle herhangi bir ihlalin durdurulması
ve yasaklanmasını talep eden kararlar için, kararın tamamının ya da kısmen yeterli
görülen biçimde bir kısmının yayınlanması veya ihlalin devam eden etkilerini ortadan
kaldırmak için, mahkeme tarafından verilen veya idari merci tarafından belirtilen
mühlet içinde kararın uyulmaması durumlarında, kararlara uyulmasını teminen,
kaybeden davalının devlete veya tayin edilecek herhangi bir lehtara, zararın tazmin için
yetkili mahkeme ve idari merciler tayin edeceklerdir.
İhlalin durdurulması, istişare talebi alındıktan sonra, 2 hafta içinde sonuçlanmaz
ise, ilgili taraf daha fazla gecikmeksizin ihtiyati tedbir kararı için dava açabilir.
Bu Direktif, üye ülkelerin, yetkili birimlere ve ilgili diğer kişilere daha kapsamlı
dava açmak için haklar vermek için tasarlanmış hükümleri kabul etmesini ve yürürlükte
tutmasını engellemeyecektir.12
19.05.1998 tarihinde Brüksel’de hazırlanan ve 10 maddeden oluşan bu Direktif’e
ilave
olarak,
Avrupa
Uyuşmazlıklarının
Birliği
Komisyonu
2001/310/EC
sayılı
“Tüketici
Mahkeme Dışı Çözümü İçin Sorumlu Kurumlara Uygulanabilir
Kurallara İlişkin Komisyon Tavsiyesi” yayınlanmıştır.
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 22. ve 23. maddeleri ile “Tüketici
Sorunları Hakem Heyetleri Yönetmeliği” (01.08.2003. R.G. No: 25186).yayınlanmış ve
bu Direktif’e uyum sağlanmıştır. Bakanlık il ve ilçe merkezlerinde, bu Kanun’un
uygulamasından doğan uyuşmazlıklara çözüm bulmak amacıyla en az bir tüketici
sorunları hakem heyeti oluşturmakla görevlidir. Başkanlığını, Sanayi ve Ticaret İl
Müdürü veya görevlendireceği bir memurun yapacağı bu heyet; belediye, baro, ticaret
ve sanayi odası, esnaf ve sanatkarlar odası, tüketici örgütlerinin görevlendireceği birer
üyeden oluşur.
12
(http://eurlex.europa.eu/LexUriServ/LexuriServ.do?uri=CELEX:1998LOO27:EN:HTLM 02.02.2009).
63
Bakanlık, taşra teşkilatının bulunmadığı il ve ilçelerde tüketici hakem heyetinin
başkanlığı en büyük mülki amir ya da görevlendireceği bir memur tarafından yürütülür.
Tüketici örgütü yoksa, bu görev tüketim kooperatifleri tarafından yerine getirilir. Eksik
üyelikler belediye meclislerince re’sen doldurulur. En az bir raportör dosya
hazırlamakla mükelleftir. Değeri 936.97 Türk Lirası’nın altında olan uyuşmazlıklarda
hakem heyetine başvurmak zorunludur. Hakem heyetinin vereceği kararlar tarafları
bağlar. Bu kararlar İcra ve İflas Kanunu’nun ilamlarının yerine getirilmesi hakkındaki
hükümlerine göre yerine getirilir. Karara karşı, 15 gün içerisinde tüketici
mahkemelerine itiraz hakkı bulunmaktadır. Tüketici mahkemesine başvurmak, hakem
heyetinin kararının icrasını durdurmaz. Tüketici mahkemesinin vereceği karar kesin bir
karardır.
Değeri 936.97 Türk Lirası’ndan yukarı olan alışverişlerde tüketici mahkemesine
başvurmak gerekmektedir. Ancak, tüketici sorunları hakem heyetine başvurmaya engel
teşkil etmemekle beraber, tüketici mahkemesinde bir delil niteliği taşımaktan öteye
geçemez.
Bu Kanun’un uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici
mahkemelerinde bakılır. Yargı çerçevesi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca
belirlenir. Bu mahkemelerde açılacak her türlü dava, resim ve harçtan muaftır. Açılacak
davalar tüketicinin ikametgahı mahkemesinde de açılabilir. Bakanlık ve tüketici
örgütleri, münferit tüketici sorunu olmayan ve genel olarak tüketicileri ilgilendiren
hallerde bu Kanunun ihlali nedeniyle kanuna aykırı durumun ortadan kaldırılması
amacıyla tüketici mahkemelerinde dava açılabilir. Gerekli görülen hallerde tüketici
mahkemeleri ihlalin durulmasına karar verebilir.
Tüketici mahkemelerince alınan tedbir kararları, ülke düzeyinde yayınlanan
gazetelerden birinde Basın İlan Kurumunca ve ayrıca varsa davanın açıldığı yerde
yayınlanan mahalli bir gazetede ilan edilir.
Söz konusu madde hükümleri ve yayınlanan yönetmeliklerle, bu Direktife’de
uyum sağlandığı görülmektedir.
64
4.
UYUMLAŞTIRILMAMIŞ DİREKTİFLER
Avrupa Birliği’nin 2002/65/AT sayılı “Finansal Hizmetlerin Mesafeli Satış
Direktifi”, 2005/29/EC sayılı “Haksız Ticari Uygulamalar Direktifi”, 2006/2004 sayılı
“Tüketicinin Korunması Mevzuatını Uygulamaktan Sorumlu Ulusal Otoriteler Arasında
İşbirliğine İlişkin Avrupa Parlementosu ve Avrupa Konseyi Tüzüğü” Direktif ve
uygulamaları henüz Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’umuza dahil edilmemiş
olup, 2009 yılı programına alınmış bulunmaktadır.
5.
MEVZUATLARIN KARŞILAŞTIRILMASI
Avrupa Birliği Direktifleri ile Türkiye’de uygulanmakta olan Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun’un karşılaştırmalı analizi aşağıdaki tabloda ele alınmıştır.
65
Tablo1 AB Tüketicinin Korunması Mevzuatı Türk Mevzuatı
AB MEVZUATI
87/357/EEC sayılı Tüketicilerin Sağlık
ve Güvenliğini Tehdit Eden, Olduklarından
Farklı Görünen Ürünler ile ilgili Üye
Devletler Yasalarının Yaklaştırılmasına
İlişkin Konsey Direktifi
85/374/EEC sayılı Ayıplı Mallardan
Dolayı Sorumluluk İli İlgili Üye Devletler
Yasaları, Yönetmelikleri ve İdari
Hükümlerinin Yaklaştırılmasına İlişkin
Konsey Direktifi
93/13/EEC sayılı Tüketici
Sözleşmelerinde Haksız Şartlar Hakkında
Konsey Direktifi
1999/44/EC sayılı Tüketim Mallarının
Satışı ve Toplu Garantilerinin Bazı Yönleri
Hakkında Avrupa Parlamentosu, Konseyi
Direktifi
98/6/EC sayılı Tüketiciye Sunulan
Ürünlerin Fiyatlandırılmasında Tüketicinin
Korunması Hakkında Avrupa Parlamentosu,
Konseyi Direktifi
85/577/EEC sayılı İşyeri Dışında
Görüşülen Sözleşmeler Konusunda Tüketiciyi
Korumaya Yönelik Konsey Direktifi
66
İLGİLİ TÜRK
MEVZUATI
4822 Sayılı Kanunla
Değişik 4077 Sayılı Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun’un
24/A maddesi
4822 Sayılı Kanunla
Değişik 4077 Sayılı Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun’un
Ayıplı Mala İlişkin 4 üncü
Maddesi
Ayıplı Malın Neden
Olduğu Zararlardan Sorumluluk
Hakkında Yönetmelik (13
Haziran 2003, RG No:25137)
4822 Sayılı Kanunla
Değişik 4077 Sayılı Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun’un
6 ncı maddesi
Tüketici
Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar
Hakkında Yönetmelik (13
Haziran 2003,RG No: 25137)
4822 Sayılı Kanunla
Değişik 4077 Sayılı Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun’un
4,13,14. ve 15 inci Maddeleri
Garanti Belgesi Uygulama
Esaslarına Dair Yönetmelik (14
Haziran 2003,RG No: 25138)
4822 Sayılı Kanunla
Değişik 4077 Sayılı Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun’un
12. üncü maddesi
Etiket, Tarife ve Fiyat
Listeleri Yönetmeliği (13.
Haziran 2003, RG No: 25137)
4822 Sayılı Kanunla
Değişik 4077 Sayılı Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun’un 8
ve 9. Maddeleri
Kapıdan Satışlara İlişkin
97/7/EC sayılı Mesafeli Sözleşmeler İle
İlgili Olarak Tüketicinin Korunması
Hakkında Avrupa Parlamentosu, Konseyi
Direktifi
87/102/EEC sayılı Tüketici Kredileri ile
ilgili Üye Devletler Yasaları, Yönetmelikleri
ve İdari Hükümlerinin Yaklaştırılmasına
İlişkin Konsey Direktifi
97/55/EEC Sayılı Karşılaştırmalı
Reklamları da İçerecek Şekilde Yanlış
Yönlendiren Reklam İle İlgili 84/450/EEC
Sayılı Direktifi Değiştiren Avrupa
Parlamentosu, Konseyi Direktifi
84/450/EEC Sayılı Aldatıcı
Reklamlarla İlgili Üye Devletler
Yasaları,Yönetmelikleri ve İdari
Hükümlerinin Yaklaştırılmasına İlişkin
Konsey Direktifi
94/47/EC sayılı Taşınmaz Malların
Devre Mülk Esasına Göre Kullanım Hakkının
Satın Alınması ile İlgili Sözleşmeler
Konusunda Satın Alanların Korunması
Hakkında Avrupa Parlamentosu Konseyi
Direktifi
90/314EEC Sayılı Paket Seyahat, Paket
Tatil ve Paket Turlar Hakkında Konsey
Direktifi
67
Uygulama Usül ve Esasları
Hakkında Yönetmelik (13
Haziran 2003, RG No:25137)
4822 Sayılı Kanunla
Değişik 4077 Sayılı Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun’un
9/A maddesi
Mesafeli Sözleşmeler
Uygulama Usul ve Esasları
Hakkında Yönetmelik (13
Haziran 2003, RG No:25137
4822 Sayılı Kanunla
Değişik 4077 Sayılı Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun’un
10 uncü maddesi
Tüketici Kredisini Erken
Ödeme İndirimi ve Kredinin
Yıllık Maliyet Oranını
Hesaplama Usul ve Esasları
Hakkında Yönetmelik (13
Haziran 2003, RG No:25137
4822 Sayılı Kanunla
Değişik 4077 Sayılı Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun’un
16. ve 17. Maddeleri
Reklam Kurulu
Yönetmeliği (1 Ağustos 2006,
RG No:25186)
Ticari Reklam ve İlanlara
İlişkin İlkeler ve Uygulama
Esaslarına Dair Yönetmelik (14
Haziran 2006, RG No:25138)
4822 Sayılı Kanunla
Değişik 4077 Sayılı Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun’un
6/B maddesi
Devre Tatil Sözleşmeleri
Uygulama Usül ve Esasları
Hakkında Yönetmelik (13
Haziran 2003, RG No:25137
4822 Sayılı Kanunla
Değişik 4077 Sayılı Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun’un
6/C maddesi
Paket Tur Sözleşmeleri
Uygulama Usul ve Esasları
98/27 EC Sayılı Tüketici Çıkarlarının
Korunmasıyla İlgili İhtiyati Tedbir Kararları
Hakkında Avrupa Parlamentosu , Konsey
Direktifi
30 Mart 1998 tarih ve 98/257EC Sayılı
Tüketici Uyuşmazlıklarının Mahkeme Dışı
Çözümü için Sorumlu Kurumlara
Uygulanabilir Kurallara İlişkin Komisyon
Tavsiyesi
4 Nisan 2001 tarih ve 2001/310EC
Sayılı Tüketici Uyuşmazlıklarının
Uzlaştırılmasından Sorumlu Kurumlara
Uygulanabilir Kurallara İlişkin Komisyon
Tavsiyesi
23.09.2002 Tarihli ve 2002/65/AT sayılı
Tüketici Finansal Hizmetlerinin Uzaktan
Pazarlanmasına ve 97/7/AT Ve 98/27/AT
Sayılı Avrupa Konseyi Yönergelerinin
Değiştirilmesine İlişkin Sayılı Avrupa
Parlamentosu ve Konseyi Yönergesi
11 Mayıs 2005 tarih ve 2005/29 EC
sayılı, 84/450/EEC Sayılı Konsey Direktifi,
97/7/EC, 98/27/EC ve 2002/65 EC Sayılı
Avrupa Parlamentosu ve Konsey Direktifi ve
2006/2004 Sayılı Avrupa Parlamentosu ve
Konsey Tüzüğünü Tadil Eden İç Pazarda
İşletmeden Tüketiciye Yönelik Haksız Ticari
Uygulamalara İlişkin Avrupa Parlamentosu
68
Hakkında Yönetmelik (13
Haziran 2003, RG No:25137)
1618 sayılı Seyahat
Acenteleri ve Seyahat Acenteleri
Birliği Kanununda Değişiklik
yapan 5571 sayılı Kanun (13
Ocak 2007,RG No: 26402)
4822 Sayılı Kanunla
Değişik 4077 Sayılı Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun’un
23 üncü Maddesi
Reklam Kurulu
Yönetmeliği (1 Ağustos 2006,
RG No:25186)
Ticari Reklam ve İlanlara
İlişkin İlkeler ve Uygulama
Esaslarına Dair Yönetmelik (14
Haziran 2006, RG No:25138)
4822 Sayılı Kanunla
Değişik 4077 Sayılı Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun’un
22 inci Maddesi
Reklam Kurulu
Yönetmeliği (1 Ağustos 2006,
RG No:25186)
4822 Sayılı Kanunla
Değişik 4077 Sayılı Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun’un
22 inci Maddesi
Tüketici Sorunları Hakem
Heyetleri Yönetmeliği (1 Ağustos
2003,RG No:25186)
Henüz
uyumlaştırılmamıştır. 2009
yılında Türk mevzuatına
aktarılacaktır.
Henüz
uyumlaştırılmamıştır. 2009
yılında Türk mevzuatına
aktarılacaktır
Ve Konsey Direktifi(Haksız Ticari
Uygulamalar Direktifi
2006/2004 Sayılı Tüketicinin
Korunması Kanunlarını Uygulamaktan
Sorumlu Ulusal Otoriteler Arasında
İşbirliğine İlişkin Avrupa Parlamentosu ve
Avrupa Konseyi Tüzüğü
261/2004 Sayılı Gecikme veya İptal
Durumunda Uçak Yolcularının Tazminat
Haklarını Düzenleyen Konsey ve Avrupa
Parlamentosu Tüzüğü
69
Henüz
uyumlaştırılmamıştır. 2009
yılında Türk mevzuatına
aktarılacaktır
Henüz
uyumlaştırılmamıştır. 2009
yılında Türk mevzuatına
aktarılacaktır
SONUÇ VE ÖNERİLER
20. yüzyılda serbest rekabet anlayışının gelişmesi, piyasada olan mal arzını
artırmış, malların kalitesini yükseltmiş, uygun fiyatın oluşmasına imkan vermiştir.
1950’li yıllardan sonra firmaların çok büyümesi, piyasaya sunulan malların çok
karmaşık hale gelmesine yol açmış, çok çeşitli reklam ve pazarlama hareketleri
gözlemlenmiştir. Tüketici ve satıcı arasındaki denge de bu dönemde tüketici aleyhinde
bozulmuştur. Çok güçlü pazarlama teknikleri ve reklam sihirbazları karşısında, tüketici
çok zayıf kalmış, adeta oyuncak haline gelmiştir.
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı John F. Kennedy, 1962 yılında Amerikan
Kongresi’nde yaptığı bir konuşmada “tüketicilerin toplumda en önemli, fakat en az sözü
geçen ekonomik bir grup olduğunu” belirterek tüketicilerin güvenlik ve sağlıklarının
korunması gerektiğinin altını çizmiştir.
Avrupa Topluluğu, 1975 yılında 5 temel tüketici hakkını kabul etmiş, 1981
yılında yayınladığı “Tüketiciyi Koruma ve Enformasyon Programı”, 1986 yılında
yayınladığı “Tüketiciyi Koruma Politikasını Hızlandırma Programı” ile tüketicilerin
korunmasına yönelik önemli ilke ve tavsiyeler kararlaştırılmıştır.
1985 yılında “Ayıplı Mallar” Direktif’i ve 1990 tarihli “ Haksız Şartlar”
Direktif’i ile devam eden tüketiciyi koruma programları; 2002-2006 yılları arasını
kapsayan 5 yıllık bir strateji ile en üst noktaya ulaşmıştır.
Avrupa Birliği Parlementosu, Konsey veya Komisyonu tarafından, 1990’lı
yıllardan sonra yoğun olarak çıkarılan ve tüketicileri korumayı hedefleyen direktiflerin
145 civarında olduğu düşünülürse, Avrupa Birliği’nin konuya ne kadar çok önem
verdiği ortaya çıkmaktadır.
Her alanda çağdaş dünyayı yakalamayı kendisine hedef edinen ülkemizde,
Avrupa Birliği’ne üye ülkelerden biri olma yolunda, tüketicilerin korunması
politikalarının uyumu sürecinde öncelikle 09 Eylül 1995 tarihinde, 4077 sayılı
70
“Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun” yürürlüğe konulmuştur. Gelişen ve büyüyen
tüketici ihtiyaçları ve Avrupa Birliği’nin yayınlamış olduğu direktiflere uyum sağlama
zorunluluğu nedeniyle 2003 yılında yayınlanan 4822 sayılı Kanun ile köklü bir
değişiklik gerçekleştirilmiştir.
Yaptığımız bu çalışmanın sonunda görülmüştür ki, toplam 32 maddeden oluşan
bu Kanun ile ve aynı Kanun’un vermiş olduğu yetkiyle çıkartılan yönetmeliklerle
Avrupa Birliği Parlementosu, Konsey ve Komisyonu’nca yayınlanan, günümüzde
kullanım alanı bulunan, 15 adet direktiften 12 adetine tam bir uyum sağlanmış, 3 adet
direktif ile uyum süreci ise 2009 ve 2010 yılları yasama programına dahil edilmiştir.
Uyumlaştırılmamış
hükümlerinde
Avrupa
Birliğine
uyum
sürecinde
hızla
uyumlaştırılması, değişen piyasa koşullarına ve tüketici ihtiyaçlarına göre mevcut
yasanın güncellenmesi gerekmektedir.
Tüketici bilincinin artırılması için özellikle eğitim seviyesi düşük bölgelerde
halka ulaşılmalı ve bu Kanun’dan doğan hakları kendilerine anlatılmalıdır.
Özellikle ilkokul düzeyinde, yeni yetişen nesillerde tüketici bilinci oluşturmak
için eğitim çalışmaları yapılmalı, ya ayrı bir ders ya da mevcut ders kitapları içerisinde
önemli bir konu olarak yer alması sağlanmalıdır.
Tüketicilerin zayıf yönlerinden ve bilgisizliğinden yararlanarak, onları sömüren
satıcı ve işletmelere karşı çok daha ağır ve caydırıcı yaptırımlar getirilmelidir.
71
KAYNAKÇA
Aslan, İ. Y. ( 2006). Tüketici Hukuku Dersleri, Ekin Yayınları, Bursa.
Avrupa Birliği Parlementosu,
“Tüketicilerin Sağlık ve Güvenliğini Tehdit Eden,
Olduklarından Farklı Görünen Ürünler ile İlgili Direktif”, (05.08.2008)
http://eurlex.europa.eu/lexUriServ/lexUriServ.do?uri=CELEX:31985L0357:EN:H
TML
Avrupa Birliği Parlementosu, “Kusurlu Ürün Sorumluluğu Direktifi”, (14.10.2008)
http://eurlex.europa.eu/lexUriServ/lexUriServ.do?uri=CELEX:31985L0374:EN:H
TML
Avrupa Birliği Parlementosu, “Tüketici Sözleşmelerinde Haksız Şartlar Hakkında
Direktif”,
(18.10.2008)
http://eurlex.europa.eu/lexUriServ/lexUriServ.do?uri=CELEX:31993:EN:HTML
Avrupa Birliği Parlementosu, “Tüketim Mallarının Satışı ve İlgili Garantiler
Direktifi”,(12.11.2008)
http://eurlex.europa.eu/lexUriServ/lexUriServ.do?uri=05:L:1999:171:0012:0016:E
N:PDF
Avrupa Birliği Parlementosu, “Tüketiciye Sunulan Ürünlerin Fiyatlandırılmasında
Tüketicinin Korunması Direktifi”, (18.11.2008)
http://eurlex.europa.eu/lexUriServ/lexUriServ.do?uri=CELEX:31998L0006:EN:HTML
Avrupa Birliği Parlementosu, “Kapıdan Satışlar Direktifi”, (02.12.2008)
http://eurlex.europa.eu/lexUriServ/lexUriServ.do?uri=CELEX:31985L0577:EN:HTML
Avrupa Birliği Parlementosu, “Mesafeli Sözleşmeler ile İlgili Olarak Tüketicinin
Korunması Hakkında Direktif”, (13.12.2008)
http://eurlex.europa.eu/lexUriServ/lexUriServ.do?uri=CELEX:31997L0007:EN:HTML
72
Avrupa Birliği Parlementosu, “Tüketici Kredileri ile İlgili Direktif”, (18.12.2008)
http://eurlex.europa.eu/lexUriServ/lexUriServ.do?uri=CELEX:31985L0102:EN:HTML
Avrupa Birliği Parlementosu, “Karşılaştırmalı Reklamları da İçerecek Şekilde Aldatıcı
Reklamlarla İlgili Direktif”, (24.12.2008)
http://eurlex.europa.eu/lexUriServ/lexUriServ.do?uri=CELEX:31997L0055:EN:HTML
Avrupa Birliği Parlementosu, “Taşınmaz Malların Devremülk Esasına Göre Kullanım
Hakkının Satın Alınması ile İlgili Direktif”, (29.12.2008)
http://eurlex.europa.eu/lexUriServ/lexUriServ.do?uri=CELEX:1994L0047:EN:HTML
Avrupa Birliği Parlementosu, “Paket Seyahat, Paket Tatil ve Paket Turlar Hakkında
Direktif”, (04.01.2009)
http://eurlex.europa.eu/lexUriServ/lexUriServ.do?uri=CELEX:1990L0314:EN:HTML
Avrupa Birliği Parlementosu, “Tüketici Çıkarlarının Korunmasıyla İlgili İhtiyati Tedbir
Kararları Hakkında Direktif”, (02.02.2009)
http://eurlex.europa.eu/lexUriServ/lexUriServ.do?uri=CELEX:1938L0027:EN:HTML
Baykan, R. (2005). Tüketici Hukuku Mevzuata İlişkin Yorum-Eleştiri-Öneri, İstanbul
Ticaret Odası Yayınları, İstanbul.
Cengiz, E. ( 2007). Tüketicinin Korunması Yargı Kararları, Beta, İstanbul.
Deryal, Y.( 2008). Tüketici Hukuku, Seçkin, Ankara.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü,
(2006). 4822 sayılı Kanun ile Değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması
Hakkında Kanun ve Uygulama Yönetmelikleri, Ankara, s. 24- 117.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, “Ayıplı Malın Neden Olduğu Zararlardan Sorumluluk
Hakkında Yönetmelik”, (13.06.2003). R.G.No: 25137.
73
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, “Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik”,
(14.06.2003). R.G.No: 25138
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, “ Etiket, Tarife ve Fiyat Listeleri Yönetmeliği”,
(13.06.2003). R.G.No: 25137.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, “Kapıdan Satışlara İlişkin Uygulama ve Esasları Hakkında
Yönetmelik”, (13.06.2003). R.G.No: 25137.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, “Mesafeli Sözleşmeler Uygulama Usul ve Esasları
Hakkında Yönetmelik”, (13.06.2003). R.G.No: 25137.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı “Tüketici Kredisinde Erken Ödeme İndirimi ve Kredinin
Yıllık Maliyet Oranını Hesaplama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik”,
(13.06.2003). R.G.No: 25137.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, “Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama
Esaslarına Dair Yönetmelik”, (14.06.2003). R.G.No: 25138.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, “Reklam Kurulu Yönetmeliği”, (01.08.2006). R.G.No:
25186.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, “Devre Tatil Sözleşmeleri Uygulama Usul ve Esasları
Hakkında Yönetmelik”, (13.06.2003). R.G.No: 25137.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, “Paket Tur Sözleşmeleri Uygulama Usul ve Esasları
Hakkında Yönetmelik”, (13.06.2003).R.G.No: 25137
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, “Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri Yönetmeliği”,
(01.08.2003). R.G.No: 25186.
Yavuz, N. (2007).Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun Şerhi, Kartal Yayınları,
Ankara.
74
ÖZGEÇMİŞ
Ömer Yavuz KARAGÖZ
İşletme Anabilim Dalı
Yüksek Lisans
Eğitim Bilgileri
Lisans
1991, Anadolu Üniversitesi Afyon İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi,
Maliye Bölümü
Lise
1984, Afyon Lisesi
İş/İstihdam :
1993/1994
Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü, İstanbul Bölge Müdürlüğü
1994/2000
Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü Afyon Bölge Müdürlüğü, Kurucu
Üye ve Yetkili Memur
2000/…
Afyon Kocatepe Üniversitesi
İdari Görevler
2000/2002
Afyon Kocatepe Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı,
Uzman, Öğrenci Sosyal Hizmetler Saymanlığı (Vekaleten)
2002/2004
Afyon Kocatepe Üniversitesi Personel Daire Başkanlığı, Şube Müdürü
2004/……
Afyon Kocatepe Üniversitesi Personel Daire Başkanığı, Daire Başkanı
Kişisel Bilgiler
Doğum Yeri ve yılı
Afyonkarahisar, 19.05.1967
Cinsiyet :Erkek
Yabancı Dil: İngilizce
75
Download