amiloidoz - İstanbul Tıp Fakültesi

advertisement
AMİLOİDOZ
Prof. Dr. Nesimi Büyükbabani
İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı
Amiloid, glikoprotein yapısında patolojik, insolübl bir maddedir. Çeşitli dokularda öncelikle intersellüler
(hücreler arası) aralıkta birikir ve parenkim hücrelerinde bası atrofisine neden olur.
Boyanma karakteristikleri ve mikroskopik görünümü aynı olmakla beraber 3 majör ve birçok minör
olmak üzere yaklaşık 25 farklı biyokimyasal şekli vardır. Bu patolojik filamentin meydana gelmesi ve dokuda
birikmesinde birçok patogenetik mekanizmanın rol oynadığı sanılmaktadır. Bu nedenle amiloidoz’un tek bir
hastalık olarak kabul edilemeyeceği, benzer görünüme sahip madde birikimine bağlı bir grup hastalık olarak
düşünülmesinin ve bu nedenle “β-fibrilozlar” olarak adlandırılmasının daha doğru olacağı görüşünü savunanlar
vardır.
AMİLOİD MADDESİNİN FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ
Işık mikroskopik incelemede, H-E (hematoksilen-eozin) boyası ile eozinofilik, amorf (şekilsiz, belli bir
şekli olmayan), hiyalini bir madde olarak gözükür. Benzer biçimde ‘hiyalini’ görülen başka madde
birikimlerinden (kollajen, fibrin) ayrılabilmesi ancak bazı özel boyaların kullanılması sayesinde mümkündür.
Bu özel boyaların başında Kongo kırmızısı (Congo Red) gelir. Bu boya ile amiloid maddesi turuncukırmızı renkli boyanır. Bu boya ile boyanmış kesitler polarize ışık mikroskobunda incelendiğinde, ışık
mikroskobunda pembe-kırmızı renkli madde birikiminin görüldüğü lokalizasyonlarda yeşil-sarı birefrenjans
(apple green birefingence), ışığı çift kırıcılık özelliğinin bulunduğu görülür.
Elektron mikroskopik (EM) incelemede amiloid maddesinin dallantısız, sonsuz uzunlukta (herhangi bir
kesinti göstermeyen), 7.5-10 nm çapında ince fibrillerden oluştuğu görülür. Bu çap, hücre iskeletinin yapısına
giren mikrotübüller ve intermediyer filamentlerin çapından daha küçüktür. EM incelemede fibriller üzerinde
düzenli aralıklar ile küçük, pentagonal şekilli başka bir komponentin bulunduğu saptanmış ve buna, şeklinden
esinlenerek P komponenti adı verilmiştir.
X ışını difraksiyonu ve IR (kızıl ötesi) spektroskopi yöntemleri ile, amiloid maddesinin en önemli özelliği
olan çapraz β kıvrımlı tabaka yapısı ortaya konur. Yukarıda kullanılan β-fibrilozlar teriminin böylece, amiloid
maddesinin bir yandan fibriler, diğer yandan ise β kıvrımlı tabaka yapısı gibi fiziksel özelliklerinden
kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Çapraz β kıvrımlı tabaka yapısı klinik hastalık tablosu veya amiloidin kimyasal
yapısından bağımsız olarak aynıdır. Bu özellik, tüm filamentlerin ortak özelliği olan Kongo kırmızısı pozitifliği
ve birefrenjanstan sorumludur.
AMİLOİD MADDESİNİN KİMYASAL ÖZELLİKLERİ
Amiloidin %95’i fibril proteininden, yaklaşık %5’i ise glikoprotein yapısında olan P komponentinden
oluşur. C reaktif protein ile ileri bir yapısal benzerliği vardır. P komponenti şeker rezidüleri içermesi nedeniyle,
amiloid maddesinin, bu rezidüleri pozitif boyama özelliği olan PAS (periyodik asit-Schiff) boyası ile pozitif
boyanmasından sorumludur. Bu komponent, biriken filamentin tipi ne olursa olsun, tüm amiloidoz formlarında
bulunur. Bu nedenle amiloid fibrillerinin dokuda birikimi için “gerekli” olduğu savı ileri sürülmektedir.
Biyokimyasal olarak farklı yaklaşık 25 amiloid proteini mevcuttur. Bu sayıya yenileri eklenmektedir.
Ancak bunlardan 3 tanesi en sık rastlanan lardır:
AL (amyloid light chain) plazma hücresi kaynaklı Ig hafif zincirleri içerir.
AA (amyloid asociated)
karaciğer tarafından sentezlenen non-Ig bir proteinin türevidir.
Aβ (amyloid beta)
Alzheimer hastalığında serebral lezyonlarda saptanır.
AL (amyloid light chain) proteini: tam bir hafif zincir, hafif zincirlerin amino (-NH2) terminal kısımları
veya her ikisinden oluşabilir. Çoğunlukla λ (lambda) hafif zincirlerinden veya fragmentlerinden oluşur. Bu
filamentin biriktiği amiloidozda, monoklonal B hücreli bir proliferasyon genellikle ortaya konabilir.
AA (amyloid associated) proteini: ma 8500, 76 aa uzunluğunda bir zincirdir. AA amiloidin prekürsörü
(öncüsü), özellikle inflamasyonlara yanıt olarak karaciğerde sentezlenen, ma 12000, serumda HDL-3 alt grubu
lipoproteinler ile birlikte dolanan, SAA (serum amyloid associated) olarak adlandırılan bir proteindir. Bu amiloid
proteinin birikimi tarihsel sınıflamada “sekonder amiloidozlar” olarak adlandırılan durumlarda saptanır.
1
Aβ (amyloid beta): ma 4000. Alzheimer hastalığında beyinde damar duvarlarında ve nöritik plaklarda
saptanan bir amiloid proteindir. Çok daha büyük ve transmembran bir protein olan amiloid prekürsör protein’in
(APP) bir türevidir.
Diğer Biyokimyasal Formlar:
ATTR (amyloid transthyretin): Transtiretin normalde fonksiyonu serumda tiroksin ve retinol bağlayıp
taşımak olan bir proteindir. Familiyal amiloid polinöropatilerde transtiretinin mütant bir formu ve fragmentleri
birikir. Yaşlılarda kalpte görülen (senil kardiyak veya sistemik amiloidoz) amiloidozda biriken amiloid de
transtiretin yapısındadır; ancak burada mütant bir form söz konusu değildir.
Aβ2m (Amyloid β2 mikroglobülin): β2 mikroglobülin, MHC Class I moleküllerinin bir komponenti ve
normal bir serum proteinidir. Uzun süreli hemodiyaliz hastalarında komplikasyon olarak görülen amiloidozda
Aβ2m saptanır. Aβ2m, yapısal olarak normal β2 mikroglobülin’e benzer.
Diğer şekiller: Hormon türevleri (örn. Prokalsitonin türevi olan Acal, AIAPP ...), keratin, AANF, prion
proteinleri, vb.
AMİLOİDOZDA PATOGENEZ
Proteinlerin anormal katlantı (folding) oluşturması bunların agregasyonuna ve fibril oluşturarak
ekstraselüler dokularda birikimine zemin hazırlar. Anormal katlantı oluşumuna eğilimi olan normal proteinlerde
özellikle sentez miktarının arttığı durumlarda veya anormal katlantı oluşumuna eğilimi olan mütant proteinler
söz konusu olduğunda, gruplaşma (agregasyon), bunun sonucunda fibril oluşumu ve dokularda birikimi olasılığı
artar.
Anormal katlantılı defektif yapıdaki proteinler normalde hücre içinde proteazomlarda, hücre dışında ise
makrofajlar tarafından parçalanır. Bu önleyici mekanizmalarda da bir yetersizliğe yol açan durumlarda da bu
proteinlerin gruplaşması (agregasyonu) ve amiloid fibriline dönüşerek birikme şansı artar.
Amiloid maddesinin önemli prekürsörlerinden biri olan SAA’nın karaciğerdeki sentezi IL-6 ve IL-1 etkisi
altındadır. Ancak sadece SAA miktarının artması, amiloidin dokulara çökmesi için yeterli değildir. Bu durum 2
olası mekanizma ile açıklanmaya çalışılmaktadır: Birinci olasılıkta, normalde monosit kökenli enzimler
tarafından solübl son ürünlere indirgenen SAA’nın, amiloidoz gelişen hastalarda mevcut bir enzim defekti
nedeniyle tam olarak yıkılamaması söz konusu olabilir. İkinci olasılıkla ise, SAA molekülünde genetik yapısal
bir anomalinin mevcut olması nedeniyle bu molekülde monosit yıkımına karşı direncin artmış olduğu ileri
sürülmektedir.
İmmünosit diskrazilerinde aşırı miktarda Ig hafif zinciri sentezi vardır. Parçalanmada bir defekt veya bazı
tür hafif zincirlerin parçalanmaya dirençli olması nedeniyle amiloid oluştuğu düşünülmektedir.
Familiyal amiloidozda transtiretinde miktar olarak bir artış yoktur. Genetik olarak belirlenmiş yapısal
bozukluğun anormal gruplaşmaya, bunun sonucu olarak çözünmeyen fibrillerin ortaya çıkmasına veya proteolize
dirençli transtiretinin ortaya çıkmasına neden olduğu düşünülmektedir.
AMİLOİDOZDA SINIFLAMA
Amiloidoz sınıflamasının klinik sendromlara göre yapılmaması, AA, AL, ATTR gibi biriken fibrilin
kimyasal yapısına göre yapılması gerektiği son olarak savunulan görüştür. Ancak, örneğin AA proteini birçok
farklı klinik sendrom çerçevesinde bulunabileceğinden, biyokimyasal-klinik kombine bir sınıflama, anlaşılmayı
en çok kolaylaştıran sınıflama şeklidir:
Amiloidoz:
-Sistemik: birçok organ sistemi bir arada tutulur.
-Lokalize: olay bir organa sınırlıdır (örn. kalp).
Amiloidoz:
-Primer: immünosit diskrazisi ile asosiye olması (geçmişte altta yatan hastalık genellikle
bulunamadığı için “primer” olarak tanımlanmaktaydı.
-Sekonder: Kronik inflamatuvar veya doku hasarına yol açan bir hastalık ile birlikte
olduğunda
İmmünosit Diskrazileri ve Amiloidoz (“Primer” Amiloidoz)
Sistemik tutulum söz konusudur. AL tipi amiloid birikimi görülür. ABD’de amiloidozlar içinde en sık
rastlanan (%75) şekildir. Vakaların birçoğunda bir tür plazma hücre diskrazisi veya monoklonal B hücreli bir
2
proliferasyon bulunur. Plazma hücrelerinden kaynaklanan bir malign tümör olan multipl miyelom hastalarının
%5-15’inde bu tip bir sistemik amiloidoz bulunur. Ancak AL amiloidozu olan hastaların büyük kısmında klasik
multipl miyelom veya diğer bir B hücreli neoplazi saptanamaz. Bu hastalar geçmişte, asosiye bir hastalık
bulunamadığından, “primer” amiloidoz olarak sınıflandırılmaktaydı. Bu vakaların tamama yakınında
monoklonal Ig veya serbest hafif zincirler veya her ikisi serum veya idrarda bulunur. Hastaların çoğunda kemik
ilğinde plazma hücre sayısında hafif artış vardır. Bu hastalarda tümör kitlesi oluşturmayan, buna karşılık anormal
hafif zincir sentezinin ön planda olduğu “plazma hücre diskrazisi” söz konusudur.
Reaktif Sistemik Amiloidoz (“Sekonder” Amiloidoz)
Sistemik tutulum söz konusudur. AA tipi amiloid birikimi görülür. Asosiye bir inflamatuvar veya
infeksiyöz hastalık vardır. Tüberküloz, bronşektazi, kronik osteomiyelit, infeksiyonların kontrol altına
alınmasının zor olduğu geçmiş yıllarda önemli nedenler arasında sayılabilirdi. Antibiyoterapinin gelişmesi ile bu
tür nedenler göreceli olarak azaldı. Günümüzde ise romatoid artrit, ankilozan spondilit, inflamatuvar barsak
hastalığı (Crohn, ülseratif kolit), tümörler (Hodgkin nastalığı, böbrek hücreli Ca), IV uyuşturucu kullanımı gibi
kronik infeksiyonlara yol açan hastalıklar nedenler arasında bulunmaktadır.
Hemodiyaliz Asosiye Amiloidoz
β2 mikroglobülin, kronik hemodiyaliz hastalarında kanda yüksek düzeyde bulunur. Bu protein, diyaliz
membranlarının porlarından geçemediğinden, serumdaki düzeyi yükselir. Bazı hasta serilerinde bu amiloidoz
türüne kronik hemodiyaliz hastalarında %70’e varan oranlarda rastlandığı bildirilmektedir. Bu amiloidoz türünde
özel bir yerleşim söz konusudur. Özellikle sinoviyal membranlar, eklemler ve tendon kılıflarında birikim görülür
ve buna bağlı olarak mediyal sinirin sıkışması sonucunda karpal tünel sendromu ortaya çıkabilir.
Heredofamiliyal Amiloidoz
Ailevi dağılım gösteren bu amiloidoz türünde söz konusu olar hastalıkların bir diğer özelliği, bunların
genellikle sınırlı coğrafik bölgelerde görülmesidir. Bunlar arasında en iyi bilinen ve ülkemiz açısından da önemli
olan Ailevi Akdeniz Ateşi’dir (Familial Mediterranean Fever [FMF]). Otozomal resesif geçişli olan bu hastalıkta
sorumlu gen ürünü olan pyrin, IL-1 başta olmak üzere proinflamatuvar sitokinlerin sentezinin artışına neden
olur. Bunun sonucunda ateş atakları, serozal yüzeylerde (plevra, perikard, periton) ve eklemlerde inflamasyon,
lökositoz, şiddetli karın ve göğüs ağrısı atakları ortaya çıkar. Bu hastalık özellikle Akdeniz havzasında yaşayan
etnik gruplarda görülür. Tekrarlayan atakların kontrol altına alınmaması halinde, yıllar içinde yaygın organ
tutulumu yapan, özellikle böbrekleri ilgilendiren amiloidoz ortaya çıkar. Biriken amiloid protein AA’dır.
Bir diğer heredofamiliyal amiloidoz türü, familiyal amiloidotik polinöropatilerdir. Çoğunlukla otozomal
dominant geçiş söz konusudur. Periferik ve otonom sinir sistemlerinin tutulduğu birçok formu vardır. Portekiz,
Japonya, İsveç, ABD gibi sınırlı coğrafyalarda farklı tipleri görülür. Hastalığın tipine göre biriken amiloid
proteini de farklılık gösterir. Bu fibriller arasında mütant transtiretin, apolipoprotein A I, gelsolin sayılabilir.
Lokalize Amiloidoz
Amiloidozda bazen izole, tek bir organ tutulumu söz konusu olabilir. Bunun sonucu olarak bu organda
kitle oluşumu görülebilir. Bu duruma nodüler amiloidoz veya “tümöral” amiloidoz denir. Bazen ise lokalize
amiloid birikimi makroskopik olarak belirgin değildir ve sadece mikroskopik olarak ortaya konabilir. Tümöral
amiloidoz en sık akciğer, larenks, mesane, dil, göz çevresi gibi organ ve lokalizasyonlarda görülür. Biriken fibril
çoğunlukla AL yapısında olup, bu durum lokalize bir immünosit diskrazisinin söz konusu olma olasılığını
düşündürür.
Endokrin Amiloidoz
C hücrelerinden kaynaklanan medüller tiroid karsinomu, adacık hücreli pankreas endokrin tümörlerinde,
tip II diyabette, feokromositomda, midenin indiferansiye karsinomunda hormon türevleri ile ilişkili amiloidoz
görülebilir.
Yaşlılıkla ilgili Amiloidoz (Senil Amiloidoz)
Senil Sistemik Amiloidoz (eski senil kardiyak amiloidoz): Yaşamın 8.-9. dekadlarında görülür. Kalp
başlıca tutulan organdır. ATTR ventriküllerde birikir. Genellikle asemptomatik olmakla birlikte, bazen kardiyak
disfonksiyon görülebilir. Kalbin yanısıra akciğer, pankreas ve dalakta da birikimler saptanmış olduğundan, bu
durumun sistemik bir hastalık olduğu kabul edilmiş ve buna uygun olarak adlandırılmıştır.
Alzheimer hastalığı: Alzheimer hastalığında serebral kan damarları ve nöritik plaklarda Aβ40 veya Aβ42
(40 veya 42 aa Aβ) birikimi ve bunun sonucu olarak amiloid anjiyopati görülür.
3
Klinikopatolojik Sınıf
Sistemik (Jeneralize) Amiloidoz
•İmmünosit Diskrazisi (primer
amiloidoz)
•Reaktif Sistemik Amiloidoz (sekonder
amiloidoz)
•Hemodiyaliz Asosiye Amiloidoz
Herediter Amiloidozlar
•Ailevi Akdeniz Ateşi
•Ailevi amiloidotik nöropatiler
Sistemik Senil Amiloidoz
Lokalize Amiloidoz
•Senil Serebral
•Endokrin
Tiroid Medüller Ca
Langerhans Adacığı
•İzole Atriyal Amiloidoz
Majör Fibril
Proteini
Prekürsör
Protein
AL
Ig hafif zincir; ör:
λ
AA
SAA
Aβ2m
β2 mikroglobülin
-
AA
ATTR
ATTR
SAA
Transtiretin
Transtiretin
Alzheimer hastalığı
Aβ
APP
-
Acal
Tip II diyabet
AIAPP
Kalsitonin
Islet amyloid
polypeptide
Atriyal natriüretik
faktör
Asosiye Hastalıklar
Multipl miyelom (MM) ve
diğer monoklonal B
hücreli proliferasyonlar
Kronik inflamatuvar
hastalıklar
Kronik böbrek yetmezliği
-
AANF
AMİLOİDOZDA MORFOLOJİ
Amiloidoz için yapılan sınıflamada sayılan sınıflardan hiçbirinde güvenilir bir organ dağılımı yoktur.
Ancak bazı genellemeler yapılabilir. Reaktif sistemik (sekonder) amiloidozda böbrekler, karaciğer, dalak, lenf
gangliyonları, sürrenal ve tiroid en sık tutulan organlardır. Ancak bunlara ek olarak birçok organda birikim
görülebilir. İmmünosit kaynaklı (primer) amiloidozda ise daha sık olarak kalp, GIS, böbrek, periferik sinirler,
deri ve dil tutulumu görülür. Bu tip amiloidozda buna ek olarak, beklenmedik birçok lokalizasyonda birikim
olabilir.
Makroskopik bulgular: Amiloid birikimi olan organ büyük, sert kıvamlı ve kesit yüzeyi mat
görünümlüdür. Kesit yüzeyi iyod ile boyandığında sarı-maun rengi bir renk alır. Bunu izleyerek sülfürik asit
damlatıldığında ise renk mavi-mor renge dönüşür. Bu reaksiyonu orijinal olarak Rudolph Virchow tanımlamış ve
patatesin aynı reaksiyon ile benzer renk göstermesi nedeniyle, biriken maddenin patates nişastası ile benzerliği
olduğunu düşünerek, bu maddeyi “amiloid” olarak adlandırmıştır.
Mikroskopik bulgular: Amiloid maddesi, Kongo kırmızısı boyası ile boyanan kesitler polarize ışık
mikroskobunda incelendiğinde birefrenjans özelliği gösterir. Bunun dışında kristal viyole ve metil viyole gibi
boyaların amiloid maddesini metakromatik boyama özellikleri vardır. Metakromatik boyama, maddenin, boyanın
kendi renginden farklı bir renge boyanması anlamını taşır. Bu boyalar ile amiloid maddesi mor-pembe renkli
boyanma gösterir. Tiyoflavin T ve S gibi boyalar ile boyanıp, flöresan mikroskopta bakıldığında amiloid
maddesinin “flöresans” özelliği gösterdiği saptanır.
Potasyum permanganat (KMnO4) reaksiyonu, amiloid fibrilinin tipini belirlemek amacıyla geçmişte çok
kullanılmış olan, ancak günümüzde önemi giderek azalmış bir yöntemdir. Amiloid birikimi olan dokuya ait
kesitler önce potasyum permanganat içinde bekletilip daha sonra Kongo kırmızısı ile boyanırsa, biriken fibril AA
proteini olduğunda “kongofili”nin (Kongo kırmızısı ile boyanma özelliği) kaybolduğu, maddenin boyanmadığı
görülür. Buna karşılık biriken filamentin AL olması durumunda, permanganat işleminden geçmesine rağmen
amiloid maddesinin Kongo kırmızısı ile boyanma özelliğini kaybetmediği görülür. Ancak günümüzde filamentin
tipini belirlemek amacıyla anti-AA, AL, TTR, lambda veya kappa hafif zincir antikorlarının kullanıldığı
immünhistokimyasal veya immünflöresan boyama yöntemleri daha güvenilir sonuçlar vermektedir. Örneğin
anti-AA proteini antikoru kullanılarak yapılan immünhistokimyasal incelemede, biriken proteinin AA tipi olması
halinde pozitif reaksiyon elde edilir. Amiloid maddesinin özelliklerini belirlemek amacıyla bunun dışında double
immünodifüzyon, western blot, ELISA ve doğrudan sekanslama gibi yöntemler de kullanılmaktadır.
AMİLOİDOZDA ORGAN TUTULUM PATERNLERİ
Böbrek: En sık görülen ve en ciddi organ tutulumudur. Glomerüller, interstisyum ve arteriyollerde birikim
görülür. Glomerüldeki birikim mezangiyal matrikste, bunu izleyerek bazal membrandaki kalınlaşma ile ortaya
çıkar.
4
Dalak: Normal boyuttan, 800 grama kadar büyümüş bir organ görülebilir. Henüz anlaşılamamış
nedenlerle iki birikim paterninden biri görülür. Birikim beyaz pulpa folikülleri ile sınırlı olabilir ve buna “Sago
dalağı” adı verilir. Kırmızı pulpa, sinüzoid duvarları ve interstisyel dokuyu ilgilendiren birikim olduğunda
“lardaceous spleen” isimlendirmesi kullanılır.
Karaciğer: Normal boyutlardan, orta derecede belirgin hepatomegaliye kadar değişen bulgular olabilir.
Birikim Disse aralığında başlar, daha sonra hepatosit ve sinüzoidlere bası ve bunun sonucu olarak hepatositlerde
bası atrofisi gelişir. Kupfer hücreleri ve damar duvarlarında da birikim görülür. Buna karşılık birikimin ileri
dönemlerine kadar karaciğer fonksiyonları iyi düzeyde korunur.
Kalp: Kalpte amiloid birikimi, en sık immünosit diskrazisine bağlı olmakla birlikte, herhangi bir sistemik
amiloidoz tipinde görülebilir. Yaşlılarda başlıca organ amiloidozu şeklinde olabilir. Birikim sonucu kalp
tamamen normal görünebileceği gibi, büyük ve sert olabilir. Birikim fokal subendokardiyal interstisyel
birikimler şeklinde başlar. İleri dönemde miyokard liflerinde bası atrofisi meydana gelir. Bazen ileti sistemi de
birikimden etkilenir ve EKG anomalileri ortaya çıkar.
Diğer organlar: Sistemik amiloidozda GİS, solunum sistemi, sürrenal, tiroid, hipofiz gibi organlarda da
birikim olabilir. GİS’te birikimler oral mukozadan (gingiva, dil, ...) anüse kadar her düzeyde görülebilir. Erken
lezyonlar damar duvarlarında birikimler şeklindedir. Daha sonra submukoza, müskülaris ve subseroza tutulur.
Dilde nodüler bir birikim olduğunda makroglossi ortaya çıkabilir. Solunum sisteminde larenksten küçük
bronşiyollere kadar birikim görülebilir.
AMİLOİDOZDA KLİNİK KORELASYONLAR
Amiloidozda klinik tablo sessiz kalan değişikliklerden ağır klinik belirtilerin ortaya çıkması ve ölüme
giden bir yelpaze üzerinde değişebilir. Belirtiler, birikimin miktarı ve tutulan organlar ile ilişkilidir. Böbrek
tutulumu proteinüri ve nefrotik sendroma yol açar. İleri dönemde kronik böbrek yetmezliği ve üremi görülür.
Kalpte belirtiler sinsi şekilde başlar ve zaman içinde konjestif kalp yetmezliği gelişebilir. İleti anomalileri,
aritmiler, restriktif kardiyomiyopati bulguları ortaya çıkabilir.
Gastrointestinal sistemde birikim tümüyle sessiz kalabildiği gibi, semptomatik de olabilir. Dilde birikim
olduğunda konuşma ve yutma fonksiyonlarında bozulma ortaya çıkabilir. Mide ve barsaklarda birikim ise
malabsorbsiyon, diyare ve hazımsızlık gibi belirtilerin görülmesine neden olabilir.
AMİLOİDOZDA TANI
Amiloidozda tanı doku örneğinde madde birikiminin gösterilmesi ile konur. Bu amaçla, klinik belirtilerin
de ışığında böbrek, rektum, gingiva, karaciğer biyopsileri yapılabilir. Böbrek biyopsisi bunlar arasında riski en
yüksek olmakla birlikte, amiloidozun gösterilme şansının da en yüksek olduğu biyopsidir. Organ biyopsilerine
alternatif olarak, yapılması daha basit olduğundan karın duvarı deri altı yağ dokusu aspiratlarında da amiloid
birikiminin saptanması mümkündür. Bir nükleer tıp yöntemi olarak radyoizotop ile işaretlenmiş P
komponentinin kullanılması, amiloid birikiminin dağılımını tespit etmek amacıyla kullanılan hızlı ve spesifik bir
yöntemdir.
AMİLOİDOZDA PROGNOZ
Amiloidozda prognoz kötüdür. İmmünosit diskrazisi ile asosiye amiloidozda tanının konmasından sonra
ortalama sağkalım 2 yıldır. Bu süre multipl miyelom hastalarında daha da azdır. Bu hastalarda kemoterapi ve
otolog kemik ilği transplantasyonu yapılabilir. Reaktif sistemik amiloidozda prognoz biraz daha iyidir.
Amiloidozda birikim olduktan sonra bunun geri döndürülüp döndürülemeyeceği tartışmalı bir konudur.
Bunun yapılabildiğini söyleyen sporadik vaka bildirimleri olmasına karşın, bunlar pek inandırıcı
bulunmamaktadır. Bu alanda araştırmalar, daha çok amiloid proteinin oluşumunu ve birikimini önlemeye
yönelik ilaçların geliştirilmesi üzerinde yoğunlaşmaktadır.
5
Download