Sifilis belirtileri nelerdir?

advertisement
SİFİLİS
Frengi; Lues;
Sifilis cinsel yolla bulaşan bulaşıcı mikrobik enfeksiyon
hastalığıdır. Tedavi edilmez ise beyin, sinir, göz ve iç
organlarda ciddi hasarlar yaparak ölüme neden olur.
Sifilis Treponema pallidum bakterisi ile meydana gelir.
Hastalık sifilis yaraları ile direk temas sonucu bulaşır. En
sık bulaşma yolu:
Hasta kişi ile cinsel temas,
Gebelerde anneden bebeğe geçiş ( konjenital Sifilis ),
Kan teması ile bulaşır.
Sifilis kimlerde görülür?
Sifilis korunmasız cinsel temasta bulunan herkes de ve her
yaşta görülebilir en sık:
Hasta kişiler il cinsel temasta bulunanlarda,
Birden fazla cinsel partneri olanlarda,
Korunmasız cinsel ilişkide bulunanlarda,
Sifilis lezyonlarına dokunan kişilerde,
Başka cinsel yolla bulaşan hastalığı olan kişilerde
daha sık görülür.
Sifilis belirtileri nelerdir?
Sifilis 4 devrede seyreder:
1- Primer Sifilis,
2- Sekonder Sifilis,
3- Latent Sifilis,
4- Tersiyer sifilis.
Primer Sifilis ( birinci dönem ) :
Hastalık kapıldıktan sonra genellikle genital bölgede tek veya
birden çok lezyon ortaya çıkar. Yaralar hastalık bulaştıktan
10 ila 90 gün içinde ortaya çıkar. Hastalık nerden bulaştıysa
yara da orda çıkar. Genellikle cinsel temasla bulaştığından
genital bölgede çıkar, ancak rektal bölgede, anüste, dilde,
ağızda, dudakta, vücudun her yerinde görülebilir.
İlk çıkan bu yaraya şankr denir, ağrısız, sert, deriden
kabarıktır, zamanla ülserleşir, ortası çukurlaşır, akıntılı
hal alır. Bu ilk lezyon 1 ila 5 hafta içinde kendi kendine
iyileşir. Ülser kaybolur. Hasta bu dönemde tedavi edilmez ise
hastalık 2. Döneme ilerler.
Sekonder Sifilis (ikinci dönem ):
Primer Sifilisden aylar sonra ortaya çıkar.
Vücutta pembe- kırmızı döküntüler görülür, kaşıntı
yoktur, döküntüler birden fazla bölgede görülür, 2–6
hafta sürer.
İsilik tarzında,
Ciltte küçük lekeler tarzında,
Kasık bölgesi ve genital bölgede siğiller
şeklinde,
Ağızda üzeri beyaz plaklar şeklinde,
Bozuk para büyüklüğünde batık plaklar şeklinde,
Avuç içi ve ayak tabanında hafif kabarık
döküntüler şeklinde olabilir.
Bu döküntülerin hepsinde bakteri vardır ve
hastalık bulaşabilir.
Boğaz ağrısı olur,
Lenf bezleri şişer,
Baş ağrısı,
Gripal şikayetler,
Ateş,
Yorgunluk, halsizlik,
Genel vücut ağrıları,
Tüm vücutta şişmiş lenf bezleri görülür.
Hasta bu dönemde tedavi edilmez ise hatalık üçüncü döneme
girer.
Latent Sifilis ( sessiz dönem ):
Bu dönemde hastalık ilerlemeye devam eder ancak hiçbir
şikayete neden olmaz. Bu dönem birkaç yıl sürebilir. Bu
dönemde Sifilis testleri pozitiftir. Bu dönem de kendi içinde
ikiye ayrılır:
a- Erken latent dönem: ilk iki dönemden sonraki bir yılı
kapsar ve hastanın hastalığı en çok bulaştırdığı
dönemdir.
b- Geç latent dönem: bu dönemde hastalar hastalığı çok
bulaştıramazlar, ancak hamile kadınlarda hastalık bebeğe
bulaşabilir.
Bu dönemde yakalanıp tedavi edilemeyen hastalarda hastalık 4.
Ve son döneme girer.
Tersiyer Sifilis ( son dönem ):
Bu dönemde hastalık ilerlemeye devam eder. İlk enfeksiyondan
aylar yıllar sonra ortaya çıkar. Günümüzde gelişmiş ülkelerde
nadir görülmektedir. Bu dönemde sifilis iç organlara zarar
verir en sık:
Beyin ve sinir hastalıkları,
Göz,
Kalp ve damar hastalıkları,
Karaciğer,
Kemik ve eklem hastalıklarına yol açar.
Sifilisin neden olduğu iç organ hasarları ölüme neden olacak
kadar ciddi ve ilerleyicidir. Bu dönemde en sık görülen
şikayetler:
Cilt, kemik ve iç organlarda ortaya çıkan şişlikler (
gumma),
Kalp ve damar problemleri,
Körlük,
Beyin hasarı, nöron hasarı sonucu;
Güçsüzlük,
Yürüme zorluğu,
Dengesizlik,
Hafıza güçlüğü,
Hezeyanlar,
Deliryum,
İdrar kaçırma gibi şikayetler görülür.
Konjenital Sifilis ( doğumsal sifilis) :
Ana karnında bebeğe mikrop bulaşması sonucu ortaya çıkan
tablodur. Sifilis mikrobu anne karnında bebeğe çok zarar
verir. Günümüzde doğum öncesi yapılan testler sayesinde bu
hastalık erken dönemde yakalanmakta ve tedavi edilmektedir.
Yakalanamaz ise konjenital Sifilis tablosu ortaya çıkar,
Sifilis doğmamış bebekte:
Sağırlık,
Diş problemleri,
Burun problemlerine neden olur.
Sifilis teşhisi nasıl konur?
Sifilis kan testleri ile kolayca teşhis edilir. Lezyonlar ve
fizik muayene teşhiste yardımcıdır.
Teşhis için:
Kan testleri:
VDRL, RPR,
TPHA-İ
FTA-ABS
Lezyonlardan alınan örneklerin incelenmesi teşhis
koydurur.
Sifilis tedavisi:
Penisilin halen sifilis tedavisinde kullanılan temel ilaçtır.
Penisiline
dirençli
Sifilis
vakaları
henüz
daha
bildirilmemiştir. Penisilin bakteriyi öldürerek hastalığın
ilerlemesini kesin olarak durdurur.
Sifilis öyküsü 1 yıldan az olan kişilere 1 doz depo
penisilin,
Sifilis öyküsü 1 yıldan uzun ise 2- 3 doz depo
penisilin,
Kongenital Sifilis de bebeğe 10 gün kristalize
penisilin tedavisi yeterlidir.
Penisiline alerjik kişilerde
Doksisiklin,
Ceftriakson,
Tetrasiklin,
Azitromisin tedavi amacıyla verilebilir.
Sifilis teşhis edilen kişilerin tedavileri tamamlanana dek
cinsel temastan kaçınmaları gerekir. Tüm cinsel partnerlerinin
testten geçirilmesi gerekir.
Sifilis den korunma:
Sifilis en sık cinsel temas ile bulaşır. Hastalığın büyük
kısmında hastanın görünür hiçbir lezyonu yoktur ve hastalığı
bulaştırır. Bu nedenle kimin hasta olduğunu anlamak güçtür.
Korunmasız, cinsel temasta bulunmamak,
Şüpheli cinsel temastan kaçınmak,
Çok eşli olmamak,
Şüpheli durumda kondom kullanmak,
Şüpheli her durumda doktora başvurmak gerekir.
Referanslar:
1. American Social Health Association
http://www.ashastd.org/
2. Centers for Disease Control and Prevention, National
Prevention Information Network
http://www.cdc.gov/
3. Canadian Health Network
http://www.canadian-health-network.ca/
4. Sex Information and Education Council of Canada
http://www.sieccan.org/
5. Centers for Disease Control and Prevention. Sexually
Transmitted Diseases Treatment Guidelines, 2010. MMWR
2010;59(No. RR-12):1-110.
6. Ferri. Ferris Clinical Advisor: Instant Diagnosis and
Treatment . 8th ed. Mosby, An Imprint of Elsevier; 2006
SICAK ÇARPMASI
Heat Stroke;
Sıcak çarpması sıcak ortama uzun süre maruz kalmak veya sıcak
ortamda aşırı aktivite sonucu ortaya çıkan bitkinlik ve koma
halidir. Sıcak çarpması çok tehlikeli, ölümcül ve hızlı
ilerleyen bir durumdur.
Sıcak çarpması neden olur?
Sıcak çarpması sıcak ortama maruz kalma veya sıcak ortamda
aşırı aktivite sonucu ortaya çıkar, sıcak çarpmaları için risk
faktörleri şunlardır:
Sıcak ortamlar;
Hamam,
Güneş altında bırakılmış araba,
Güneş altında kalmış çadır ve kapalı ortamlar,
Plaj, kumsal,
Sauna, gibi ortamlarda sıcak çarpması dakikalar
içinde ortaya çıkabilir
Sıcak ortamlarda aşırı aktivite
Plaj oyunları,
Güneş altında veya sıcak ortamda uzun süre
çalışmak,
Güneş altında yapılan yürüyüş, kano, kürek vb
aktiviteler,
Yetersiz sıvı alımı sıcak çarpmaları için önemli
faktörlerdir.
Yaşlı ve küçük çocuklarda sıcak çarpması dakikalar
içinde ortaya çıkar.
Felçli ve hareket edemeyen kişiler sıcaktan kaçamaz,
kendilerini koruyamazlar, bu kişilerin sıcak ortamda
yalnız bırakılmaması gerekir.
Bazı ilaçlar ve maddeler sıcağa karşı vücut savunmasını
bozarak sıcak çarpmasını çok hızlandırırlar özellikle:
Tansiyon ilaçları,
İdrar söktürücüler,
Alerji ilaçları,
Beta bloker ilaçlar,
Anti depresan ilaçlar,
Nöroleptik ilaçlar,
Kokain ve
Alkol kullanımı sıcak
kolaylaştırır ve hızlandır.
çarpmasını
çok
Sıcak çarpması belirtileri nelerdir?
Hasta sıcak ortamda aniden fenalaşır, kendini halsiz ve yorgun
hisseder, fenalaşma ve şuur bulanıklığı dakikalar içinde
ortaya çıkar.
Hastalığın
bu
İLK
dönemine
bitkinliği de denir bu dönemde:
sıcak
Ateş çıkar ( 37,8 C ve üzerine çıkar),
Tansiyon düşer,
Nabız hızlanır,
Terleme olur,
Kas krampları ve kaslarda hassasiyet başlar,
Bulantı kusma olur,
Baş dönmesi ve sersemlik hali vardır,
Baş ağrısı olur.
Bu şikayetler dakikalar içinde gelişir, hasta bu dönemde
kendini koruyamaz ve yeterli su alamaz vücudu soğutulmaz ise
hızla kötüleşir;
Hastalığın İKİNCİ dönemine sıcak koması da denir bu dönemde:
Ateş 40 C derece ve üstüne çıkar,
Aşırı halsizlik ve bitkinlik vardır,
Görme bozulur, bulanık görür,
Uykuya meyillidir,
Şuur bulanıklığı, saçma konuşmalar, delice davranışlar
başlar,
Şuur dışı kasılmalar olur,
Koma halindedir,
Titrer, kasılır, Sara krizi benzeri kasılmalar
görülebilir,
Terleme yoktur, cilt kurudur,
Cilt soluk ve kuru olmasına rağmen ateş 40 derece
civarındadır,
Nefes hızlı ve yüzeyseldir,
Tansiyon yükselir.
Sıcak çarpması bu noktaya dakikalar içinde gelir. Bu tablo
hayati tehlike taşır ve acil bir durumdur. Hastanın hızla acil
servise götürülmesi ve tıbbi yardım alması gerekir. Basit bir
örnek vermek gerekir ise yazın güneş altındaki bir arabada
kalan kişi yaklaşık yarım saatte sıcak çarpmasından hayatını
kaybeder.
Sıcak çarpması teşhisi nasıl konur?
Hastanın şikayetleri ve muayene bulguları teşhis koydurur.
Durumun ciddiyetini ve tedaviyi yönlendirmek için acilen
aşağıdaki testler yapılır:
EKG: kalp ritmi ve kalbin durumunu izlemek amacıyla EKG
takibi yapılır.
Laboratuar testleri:
Kan sayımı,
Elektrolitler,
Üre,
Kreatinin özellikle böbrek hasarını takip için
incelenir.
Sıcak çarpması nasıl tedavi edilir?
Sıcak çarpması çok acil bir durumdur. İlk belirtiler
görüldüğünde yapılması gerekenler şunlardır:
Hastanın derhal serin ve esintili bir alana çekilmesi,
Sıvı takviyesi, sıvı ile birlikte tuz ve şeker
verilmesi toparlanmayı hızlandırır,
Sıvı verilemez ise damar yolundan serum verilmelidir,
Hasta istirahat etmelidir.
Hasta bu dönemde kurtarılamaz ve ikinci döneme girerse ( ateş
yüksek, şuur kapalı veya uykuya meyilli) durum acildir,
yerinde müdahale yetersiz kalır ve mutlaka hastaneye
gidilmelidir. Bu arada hastanın;
Nefes yolu açık tutulmalı,
Ağızdan kesinlikle hiçbir şey verilmemeli verilmeye
çalışılmamalı,
Soyulmalı,
Soğuk bir ortama taşınmalı, soğutulmaya çalışılmalı,
Soğuk su veya vantilatör ile soğutma en iyisidir,
Acil servise götürülmeli;
Solunum yolu açık tutulmalı,
Damar yolu ile sıvı ve tuz takviyesi yapılmalı,
Epileptik kasılmaları var ise ilaçlarla
durdurulabilir,
EKG ile kalp ritmi izlenir,
Kan testleri ile hayati organların durumu takip
edilir.
Sıcak çarpmasından korunma
Sıcak çarpması çok tehlikeli ve dakikalar içinde ölümcül hale
gelebilecek bir durumdur. Sıcak çarpmasından korunmak için :
Sıcağa uzun süre maruz kalmayınız,
Kendini koruyamayacak veya yardım çağıramayacak
kişileri sıcak ortamda uzun süre yalnız bırakmayınız,
Eğer sıcak ortamda çalışmak zorunda iseniz sık sık ara
verin ve bolca su için, su ile birlikte tuz ve şeker de
almak gerekir ( sporcu içecekleri tercih edilebilir),
Eğer sıcak çarpması için risk taşıyor iseniz
aktivitenizi azaltın, sık sık sıcak ortamdan uzaklaşın,
sık sık mola verip dinlenin,
Çocuk ve yaşlıların sıcak ortamlarda yalnız
bırakılmamaları, sık sık klimalı ortamlarda dinlenmeleri
ve bol su içmeleri gerekir.
Referanslar:
1. American Academy of Family Physicians
http://www.aafp.org/
2. American Red Cross
http://www.redcross.org/
3. Canadian Red Cross
http://www.redcross.ca/
4. Health Canada
http://www.hc-sc.gc.ca/index_e.html/
5. Evans M. Family Practice Sourcebook . Toronto, Canada:
Mosby; 2005.
6. Ferri F, ed. 2007 Ferris Clinical Advisor . 9th ed.
Philadelphia, PA: Mosby Elsevier; 2007.
7. Ferri F, ed. Ferri’s Clinical Advisor 2011. Philadelphia,
PA: Mosby Elsevier; 2011.
8. Onion D. The Little Black Book of Primary Care. Sudbury,
MA: Blackwell Science; 2006.
9. Rakel R. Textbook of Family Medicine 2007. 7th ed.
Philadelphia, PA: Saunders Elsevier; 2009.
10. Tierney L, McPhee S, Papadakis M. Current Medical
Diagnosis and Treatment . Philadelphia, PA: Lange Medical
Books; 2002
SERVİKS KANSERİ
Rahim ağzı kanseri; Serviks tümörü;
kanseri; Cerviks tümörü; Cervix Ca;
Cerviks
Serviks kanseri uterusun giriş kısmı olan serviks bölümünün
tümörüdür. Halk arasında Rahim ağzı kanseri denir. Kadınlarda
en sık görülen üçüncü kanser çeşididir.
Serviks kanserinin sebebi nedir?
Serviks kanseri uterusun giriş kısmı olan rahim ağzında
meydana gelen kanserdir ve çok sık görülür. Serviks bölgesinde
iki çeşit hücre bulunur (Skuamöz hücreler ve kolumnar
hücreler) tümör bu hücrelerden kaynaklanır. Serviks
kanserlerinin büyük kısmı Skuamöz hücreli tümörlerdir. Serviks
kanserleri öncesi bu bölgede değişim başlar buna prekanseröz
gelişme yani displazi denir ( Cervical İntraepitelial Neoplazi
=CİN). CİN ler kanser öncesi gelişmelerdir tedavisiz bırakılır
ise kansere dönüşürler. Bu durum muayene ve PAP smear ile
kolayca tespit edilebilir ve tedavi ile tamamen ortadan
kaldırılabilir. Bu nedenle düzenli jinekolojik muayene serviks
kanserinden korunmanın en önemli yoludur. Serviks kanseri
teşhis edilen kadınların birçoğunun düzenli jinekologa
gitmediği görülmüştür.
Prekanseröz bir lezyonun kanserleşip yayılması yıllar alır.
Serviks kanserleri etrafa yayılmaya başlamadan pek şikayete
sebep olmaz. Erken dönemde teşhis edilemeyen serviks kanseri
mesane, üreter çıkışları, bağırsaklar, akciğer, karaciğer ve
diğer organlara yayılır. Serviks kanserlerinin birçoğu HPV
virüsleri nedeniyle olur. HPV ( Human Papilloma Virüs = İnsan
Siğil Virüsü ) sık görülen ve cinsel yolla yayılan bir
virüstür. HPV virüsünsün birçok tipi vardır ve bunlardan
birkaçı serviks kanserine yolaçar.
Serviks kanserine neden olan risk faktörleri:
Erken yaşta cinsel temas,
Birden fazla cinsel partner olması,
Düşük ekonomik durum ( PAP smear ve düzenli jinekolojik
muayene yaptıramamak),
Düşük eğitim düzeyi (PAP smear ve düzenli jinekolojik
muayene yaptırmamak),
Çok eşli biri ile cinsel ilişki,
1960 larda annesi düşük tehdidi nedeniyle DES kullanan
kadınlar,
İmmün sistemi zayıflatan hastalıklar ve ilaç kullanımı
var ise,
Sigara içiyor ise,
serviks kanseri gelişme riski
normalden yüksektir.
Serviks kanseri belirtileri nelerdir?
Serviks kanserleri erken dönemde hiçbir şikayete neden olmaz.
Kanser serviks bölgesinin dışına yayılmaya başlayınca
şikayetler ortaya çıkmaya başlar. En sık görülen şikayetler:
Adet arasında kanama,
Cinsel temas sırasında kanama,
Menopozda kanama,
Sürekli vajinal akıntı,
Açık renkli, sulu, pembe, kötü kokulu akıntı,
Adet sürelerinin normalden uzun sürmesi, kanamanın
fazla olması,
Serviks kanserinde en sık görülen şikayetlerdir? İlerlemiş ve
etrafa yayılmış serviks kanserlerinde ise aşağıdaki şikayetler
görülebilir:
Sırt ağrıları,
Bel ağrıları,
Halsizlik,
Vajinal kanama,
Vajinadan idrar yada dışkı gelmesi,
Bacak ağrıları,
İştahsızlık,
Pelvis ağrıları,
Tek bacakta şişme,
Açıklanamayan kilo kaybı en sık görülen belirtilerdir.
Serviks kanseri nasıl teşhis edilir?
Hastanın şikayetleri teşhise yardımcı olur. Kesin teşhis
muayene ve muayenede alınan örneklerin patolojik incelemesi
ile konur. Kanser öncesi değişimler yani displazi çıplak göz
ile görülemez. Bu nedenle PAP smear yapılır. Bu işlemde özel
bir çubuk ile örnek alınıp incelenir. PAP smear da kanser
başlangıcı görülürse daha detaylı bakmak için kolposkopi
yapılır. Bir lezyon görülür ise cerrahi olarak çıkartılıp
detaylı inceleme yapılır. Ayrıca daha ileri tetkik için
biyopsisi yapılabilir.
Eğer kanseri teşhisi konmuş ise ne derece yayıldığını görmek
için aşağıdaki testler istenir:
Batın tomografisi,
Akciğer tomografisi,
Sistoskopi ( mesane ve üreter lerin ışıklı bir alet ile
incelenmesi,
İVP, İlaçlı böbrek filmi,
Bölgesel MR incelemeleri istenebilir.
Serviks kanserinde erken teşhis hayat kurtarıcıdır. Serviks
kanserleri düzenli jinekolojik muayene ve PAP smear testi ile
kolayca tespit edilebilmektedir.
Özellikle :
Cinsel olarak aktif ancak bir yıl içinde hiç PAP test
yapılmamış ise,
20 yaşın üstünde olup hiç PAP test yapılmamış ise,
Anneniz size gebe iken DES ( dietilstilbesterol )
kullanmış ise, bir jinekologa danışınız.
Serviks kanserinde tedavi:
Serviks kanseri tedavisi aşağıdaki faktörlere bağlıdır:
Kanserin derecesi,
Kanserin büyüklüğü ve yaygınlığı,
Hastanın yaşı ve genel durumu yapılacak olan tedavinin
şeklini belirler.
Erken dönemde yakalanmış serviks kanseri cerrahi olarak
çıkarılır. Etrafa yayılmamış ise uterusa hasar vermeden
serviks kanserini cerrahi olarak almak mümkün olabilir. Bu
amaçla yapılabilen birçok cerrahi teknik mevcuttur.
İleri serviks tümörlerinde ise uterus, overler ve lenf bezleri
tamamen çıkartılır. Etrafa yayılmış ise mesane ve kalın
Barsakların bir kısmı da alınabilir.
Radyo terapi: pelvis dışına yayılmış serviks kanserlerinin
tedavisinde kullanılır.
Kemo terapi: cerrahi olarak alınamayan tümör hücrelerinin
öldürülmesi amacıyla verilen ilaç tedavisidir. Tümörün
küçülmesi ve cerrahi olarak yapılacak işlemin kolaylaşması
amacıyla da verilir.
Erken dönemde yakalanan serviks kanserleri ve prekaseröz
displaziler başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir.
Serviks kanserinde erken teşhis hayat kurtarıcıdır. Kanser
serviks dışına yayılmaya başlayınca tedavi başarısı da düşer.
Serviks kanseri tehlikeli midir?
Bazı serviks kanserleri tedaviye cevap vermezler,
Bazıları tedaviden sonra tekrarlarlar,
Uterusun korunduğu tedavilerde kanserin tekrarlama
şansı yüksektir,
Cinsel yaşam ile ilgili sıkıntılar olabilir,
Yayılmış kanserlerin tedavisinde mesane, barsak
fonksiyonlarında problemler görülür.
Serviks kanserinden korunmak mümkün mü?
2006 yılından itibaren serviks kanserine neden olan HPV
virüsüne karşı bir aşı vardır. HPV virüsü birçok serviks
kanserinin tek sebebidir. Birçok çeşidi olan HPV virüsünün
birkaç çeşidi serviks kanserine neden olur. Kanser yapan
cinslere karşı geliştirilmiş olan HPV aşısı kanserden korunmak
amacı ile uygulanmaya başlanmıştır. Bu nedenle HPV aşısı ilk
kanser aşısı olarak ortaya çıkmıştır.
Korunmalı cinsel temas, kondom kullanımı, HPV ve diğer cinsel
yolla bulaşan hastalıklardan korunma serviks kanserinden
korunmanın ilk adımıdır. Genital siğiller birkaç milimetre
boyunda genital bölgede ortaya çıkan siğil benzeri
oluşumlardır. Bu tür lezyonların olduğu kişi ile cinsel
temastan kaçınmak gerekir. Çok eşli cinsel yaşam olduğu kadar,
çok eşli cinsel yaşamı olan bir kişi ile beraber olmak da
serviks kanseri riskini arttırır.
Düzenli jinekolojik muayene ve PAP testi serviks kanserlerinin
erken dönemde yakalanmasını sağlar. erksen dönemde serviks
kanseri kolayca tedavi edilebilmektedir. 20 yaş üstünde her
kadının yılda bir kez PAP test yaptırması önerilmektedir.
Referanslar:
1. Kahn JA. HPV vaccination for the prevention of cervical
intraepithelial neoplasia. N Engl J Med. 2009 Jul
16;361(3):271-8. [PubMed: 19605832]
2. Noller KL. Intraepithelial neoplasia of the lower genital
tract (cervix, vulva): Etiology, screening, diagnostic
techniques, management. In: Katz VL, Lentz GM, Lobo RA,
Gershenson DM, eds. Comprehensive Gynecology. 5th ed.
Philadelphia, Pa: Mosby Elsevier; 2007:chap 28.
3. National Comprehensive Cancer Network. NCCN Practice
Guidelines in Oncology: Cervical Cancer Screening. v.1.2011.
4. Smith RA, Cokkinides V, Brooks D, Saslow D, Brawley OW.
Cancer screening in the United States, 2010: a review of
current American Cancer Society guidelines and issues in
cancer screening. CA Cancer J Clin. 2010;60:99-119. [PubMed:
18443206]
5. NCCN Clinical Practical Guidelines in Oncology: Cervical
cancer. V.1.2010. National Comprehensive Cancer Network, Inc.
Available at www.nccn.org. December 28, 2009
SALMONELLA
Salmonella enteriti; Salmonelloz.
Salmonella bakterisi sular, toprak, süt ürünleri, yumurta,
hayvan dışkısı, çiğ gıdalar da yaşayabilen bir bakteridir.
Besinler ve gıdalar ile bulaşan enfeksiyon hastalığına sebep
olur. Bakteri yutulduktan 6 – 48 saat sonra barsaklara geçerek
burada iltihaplanmaya neden olur. Bulantı, kusma, kramp
tarzında karın ağrıları, ishal ve yüksek ateşe yol açar. Bu
tabloya Salmonelloz denir. Hastalık 5- 7 gün sürer ve kendi
kendine geçer. Salmonella enfeksiyonu yaşlılar ve çocuklar
için çok ciddi ve tehlikeli olabilir. Salmonella enfeksiyonu
nadiren çok ciddi komplikasyonlara yol açar:
Endokardit; ( bakterinin kalp zarlarına yerleşip kalpte
enfeksiyon yapması),
Bakteremi; (bakterinin barsaklardan kana yayılması),
Osteomyeli; (bakterinin kemiğe sıçrayıp kemik
enfeksiyonu yapması) neden olabilir.
Salmonella ve tifo hastalığı?
Salmonelloz hastalığı Salmonella bakterileri ile meydana
gelir. Bakteri barsaklara geçtikten sonra barsak duvarını
geçerek vücuda girer ve burada iltihaplanmaya neden olur.
Nadiren tüm vücutta sistemik enfeksiyona neden olur buna Tifo
denir. Hastalığa sebep olan salmonella bakterileri şunlardır:
Salmonella enteritidis,
Salmonella typhimurium,
Salmonella typhi dir.
Salmonella kimlerde görülür?
Salmonelloz herkes de ve her yaşta görülebilir. Aşağıdaki
durumlar salmonella görülme riskini arttıran durumlardır:
Et, süt, süt ürünleri, , yumurta, balık ve su
ürünlerinin pişirilmeden kullanılması,
Pastörize edilmemiş süt, yoğurt, dondurma ve süt
ürünleri kullanılması,
Sanitasyon ve hijyene dikkat edilmeden hazırlanmış
gıdaların tüketilmesi,
Kontamine suların ve buzların kullanılması,
İmmün sistemin bozuk olması
Yaşlılar,
Bebekler ve çocuklar,
Kemoterapi gören kanser hastaları,
Kortizon kullanan hastalar,
Mide asidini azaltan ilaçlar kullanan hastalar. (
salmonella mikrobu mide asidinde ölür, mide asidi
azaltan ilaç kullanan ülser, gastrit, reflü
hastalarında mikrop midede ölmeden kolayca barsağa
geçer).
Salmonella belirtileri nelerdir?
Barsak enfeksiyonu bulguları tüm hastalarda aynıdır. Benzeri
şikayetler diğer barsak enfeksiyonlarında da görülür ve
şikayetlere bakarak teşhis koymak imkansızdır. Salmonella
enfeksiyonu sırasında en sık görülen şikayetler:
Yüksek ateş,
Bulantı,
İshal,
Kramp tarında karın ağrıları,
Kusma,
Baş ağrısı dır.
Salmonella Teşhisi Nasıl Konur?
Hastanın şikayetleri ve muayene bulgularsı teşhise yardımcı
olur. Salmonelloz teşhisi laboratuar incelemeleri ve testler
ile konur. Barsak enfeksiyonu sırasında hastadan istenen
testler:
Kan sayımı,
CRP,
Sedimantasyon,
Dışkı muayenesi ve kültürü,
Gruber Widal serolojik incelemesi istenir.
Salmonella tedavisi:
Salmonella tedavisinde ana hedef hastanın şikayetlerini
gidermek ve kaybettiği su ve tuzu yerine koymaktır. Bu nedenle
basit ağrı kesici ve ateş düşürücüler kullanılır. Hastalık 57 gün içinde kendi kendine geçer.
Su ve tuz kaybı çok şiddetli olursa kaybedilen sıvı ve
tuz damardan serum ile verilebilir,
Asetaminofen ve ibuprofen gibi ağrı kesiciler ve ateş
düşürücüler hasta şikayetlerini azaltır,
Salmonelloz tedavisinde antibiyotik verilmez, hastalık
kendi kendine 5 – 7 günde geçer ancak,
Yaşlılar ve çocuklarda,
İmmün sistemi zayıf hastalarda,
Salmonella komplikasyonu gelişen hastalarda
antibiyotik kullanılır.
Salmonella dan korunma:
Salmonella doğada yaygın olarak bulunan, gıdalar ve sular ile
bulaşan
bir
enfeksiyon
hastalığıdır.
Salmonella
enfeksiyonundan korunmak için :
• Sıklıkla elerli yıkamak,
• Yemek hazırlama sırasında sanitasyon ve hijyen koşullarına
dikkat edilmesi,
• Gıdaların uygun ısı ve sürede pişirilmesi,
• Pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleri kullanmamak,
• Gıdaların uygun şekilde buzdolabında saklanması,
• Mide asidini alan antiasit ilaçların gereksiz yere
kullanılmaması önerilir.
Referanslar:
1. Fight BAC!
Partnership for Food Safety Education
http://www.fightbac.org/
2. US Food and Drug Administration Center for Food Safety and
Applied Nutrition
http://vm.cfsan.fda.gov/
3. Canadian Partnership for Consumer Food Safety Education
http://www.canfightbac.org/cpcfse/en/about/
4. Public Health Agency of Canada
http://www.phac-aspc.gc.ca/new_e.html/
5. Benenson A. Salmonellosis . Control of Communicable
Diseases Manual. American Public Health Association . 1996:
410-414.
6. Centers for Disease Control and Prevention (CDC). Use of a
self-assessment questionnaire for food safety education in the
home kitchen—Los Angeles County, California, 2006-2008. MMWR.
2010;59(34):1098-101.
7. Edwards BH. Salmonella and shigella species. Clin Lab Med .
1999; 19(3):469-487.
8. Heymann D. Salmonellosis. In: American Public Health
Association. Control of Communicable Diseases Manual.
2004;469-473.
9. Koningstein M, Simonsen J, Helms M, Molbak K. The
interaction between prior antimicrobial drug exposure and
resistance in human Salmonella infections. J Antimicrob
Chemother. 2010;65(8):1819-1825.
RAŞİTİZM VE OSTEOMALAZİ
Rickets and Osteomalacia;
Vitamin D eksikliğine bağlı kemik hastalıklarıdır. Çocuk yaşta
ortaya çıkarsa Riketsiya, erişkin yaşta ortaya çıkarsa
Osteomalazi denir. Vitamin D eksikliğine bağlı olarak
kemiklerde mineral kaybı olur ve kemikler zayıflar, yumuşar,
şekli bozulur, çabuk kırılır, zor iyileşir.
Riketsiya neden olur?
Riketsiya ve Osteomalazi vitamin D eksikliği sonucu olur.
Vitamin D eksikliği:
Kötü beslenme,
Güneş görmeme,
Anormal Vitamin D metabolizması,
Alınan vitamin D ye karşı vücut direnci var ise ortaya
çıkar.
Vitamin D vücutta kalsiyum ve fosfat metabolizmasını düzenler.
Kemiklerdeki kalsiyum ve fosfat miktarını belirler. Vitamin D
yağda eriyen bir vitamindir hem gıdalar ile alınır hem de
vücutta güneş ışığı ile üretilir. Et, süt, balık, balık yağı
ve mantar vitamin D açısından zengin besinlerdir.
Riketsiya ve Osteomalazi nin en büyük sebebi yeterli D
vitamini alamamaktır. Bununda en büyük sebebi yetersiz
beslenme, yeterli güneş ışığı görmemektir. Laktoz intoleransı
olanlarda D vitamini emilimi bozukluğu ve hastalık görülür.
Nadiren
vitamin
D
emilimi
ve
metabolizmasını
bozan
hastalıkalra bağlı Riketsiya ve Osteomalazi ler görülür:
Böbrek problemlerine bağlı:
Genetik bir böbrek problemi olan vitamin D ye
dirençli raşitizm,
Renal tubüler asidoz, kemik kalsiyumu kaybedilir,
Kronik böbrek yetmezliği ( D vitamin
metabolizması bozulur),
Diyaliz hastaları,
İnce barsak hastalıklarında Vitamin D emilimi bozulur,
Karaciğer ve pankreas hastalarında,
Kanser hastalarında,
Bazı ilaçlara bağlı olarak:
Fenitoin, fenobarbital, dilantin gibi epilepsi
ilaçları,
Asetazolamid,
Amonyum klorür,
Disodyum etidronat,
Fluoride tedavisi,
Bazı zehirlenmelerde:
Kadminyum,
Kurşun,
Aluminyum,
Bayat tetrasiklin zehirlenmelerinde D vitamini
metabolizması bozularak Osteomalazi ve raşitizm
ortaya çıkar.
Raşitizm kimlerde görülür?
Raşitizm ve Osteomalazi daha çok :
Güneş görmeyen insanlarda,
6 ay – 2 yaş arası çocuklarda,
Uzun süreli anne sütü alan çocuklarda ( anne
sütünde D vitamini azdır),
D vitamini takviyesi almayan,
Kötü beslenen çocuklarda,
50 – 80 yaş arası yaşlılarda,
Laktoz intoleransı olup D vit. Takviyesi almayanlarda,
Ailede Riketsiya öyküsü olanlarda hastalık daha fazla
görülür.
Raşitizm belirtileri nelerdir?
Kemik ağrıları,
Kemiklerde hassasiyet,
İskelet deformiteleri, eğrilikleri,
Çarpık bacak, O veya X deformiteleri,
Kuş göğsü deformitesi,
Omurga eğrilikleri,
Büyüme geriliği, kısa boy,
Kolay kemik kırıkları, zor iyileşme,
Diş anormallikleri,
Dişlerde gecikme ve çarpıklık,
Çabuk diş çürümesi,
İştahsızlık, kilo kaybı,
Uyuma zorluğu, uykuya dalma problemi,
Kas gelişiminde gerilik, kaslarda zayıflık,
Geç yürüme.
Raşitizm teşhisi nasıl konur?
Hastanın şikayetleri ve muayene bulguları teşhise yardımcı
olur. Riketsiya ve Osteomalazi düşünülen hastalardan aşağıdaki
testler istenir:
Kanda 25 hidroksi vitamin D,
İdrar tahlili,
Kan ve idrarda Kalsiyum,
Kan ve idrarda Fosfat,
Alkali Fosfataz,
PTH bakılır.
Görüntüleme yöntemleri ile kemik grafileri çekilir.
Raşitizm tedavisi nasıl yapılır?
Raşitizm ve Osteomalazi tedavisi hem altta yatan sebebin
tedavisi hemde bozulmuş olan kemiklerin düzeltilmesi,
şikayetlerin giderilmesi şeklindedir.
Altta yatan sebebin tedavisi:
Diyete ek olarak;
Vitamin D eklenmiş süt ürünleri,
Vitamin D den zengin gıdalar ile beslenme (
balık, yumurta vb.),
Vitamin D ile birlikte kalsiyum ve fosfat
takviyesi,
Biyoaktif vitamin D verilmesi,
Güneş ışığı takviyesi yapılır.
Semptomların tedavisi amacıyla:
Kemik deformitelerini engelleyici gereçler ve korseler,
İleri vakalarda kemik deformitelerinin cerrahi olarak
düzeltilmesi gerekebilir.
Raşitizm den korunma Korunma:
Raşitizm ve osteomalaziden korunmak için;
Vitamin D den zengin süt ve süt ürünleri kullanılması,
Vitamin D ile birlikte kalsiyum, fosfor ve mineral
takviyesi,
Güneş ışığı, günde 15 dakika güneş banyosu yeterlidir,
koyu tenli kişilerin daha uzun süre kalması gerekir,
Uzun süre anne sütü alan bebeklere D vitamini takviyesi
gerekir.
Referanslar:
1. American Academy of Pediatrics
http://www.aap.org/
2. American Dietetic Association
http://www.eatright.org/
3. About Kids Health
http://www.aboutkidshealth.ca/
4. Alberta Children’s Services
http://www.child.alberta.ca/home/
5. Balk SJ; Council on Environmental Health; Section on
Dermatology. Ultraviolet radiation: a hazard to children and
adolescents. Pediatrics. 2011;127(3):e791-817.
6. Berkow R, Beers MH, Fletcher AJ, Bogin RM. The Merck Manual
of Medical Information—Home Edition . New York, NY: Simon and
Schuster, Inc; 2000.
7. Centers for Disease Control and Prevention website.
Available at: http://www.cdc.gov/ . Accessed July 14, 2009.
8. Grant WB, Boucher BJ. Requirements for Vitamin D across the
life span. Biol Res Nurs. 2011;13(2):120-133.
9. Rickets. US National Library of Medicine website. Available
at: http://www.nlm.nih.gov/ . Accessed July 14, 2009.
10. Rickets: what it is and how it’s treated. Family
Doctor.org
website.
Available
at:
http://familydoctor.org/online/famdocen/home/children/parents/
special/bone/902.html . Updated September 2007. Accessed July
14, 2009.
11. Wagner CL, Greer FR, American Academy of Pediatrics
Section on Breastfeeding, American Academy of Pediatrics
Committee on Nutrition. Prevention of rickets and vitamin D
deficiency in infants, children, and adolescents. Pediatrics.
2008;122:1142-11
PROPSTAT KANSERİ
Prostatik kasrisnom; Prostat karsinomu;
Prostat kanseri erkeklerde kansere bağlı ölümlerin en büyük
sebebidir. Erken teşhis prostat kanserinde hayat kurtarır.
Prostat ceviz büyüklüğünde, mesanenin altında yer alan ve
içinden idrar kanalı geçen lastik kıvamında salgı bezidir.
Esas görevi sperm sıvısına salgı üretmektir. Kanser prostat
dokusunun içinden çıkan ve kontrolsüz büyüyen tümör
hücreleridir. Normalde doku hücreleri kontrollü olarak büyür,
çoğalır ve ölürler. Kontrolsüz büyüdüklerinde doku içinde
kitle ( tümör) oluşturur ve etrafa yayılmaya başlar.
Kanser kötü huylu tümörlere verilen genel bir ad dır. Çevre
dokulara yayılır, uzak dokulara atlar, vücudu istila eder. İyi
huylu tümörler genellikle etrafa yayılmazlar. Bütün kanserler
gibi prostat kanserinde de erken teşhis hayat kurtarır.
Prostat kanseri neden olur?
Prostat kanserinin gerçek sebebi bilinmemektedir. Yapılan
çalışmalar aşağıdaki faktörlerin prostat kanseri gelişiminde
önemli olduğunu göstermiştir:
55 yaş üstü,
Ailede prostat kanseri öyküsü olması ( özellikle babada
ve erkek kardeşte ),
Ailede erken yaşta prostat kanseri öyküsü olması,
Yağlı yemek, prostat kanseri gelişme riskini
arttırmaktadır.
Prostat kanseri ne şikayete sebep olur?
Aşağıda yer alan şikayetler sadece prostat kanserine özgü
şikayetler değildir. İyi huylu prostat büyümesi ve idrar yolu
iltihapları da benzer şikayetlere neden olur. Ancak bu
şikayetlerin varlığında doktora başvurmanız tavsiye olunur.
Sık idrara gitme,
Gece idrara kalkma,
İdrara başlamakta güçlük,
İdrar çapında azalma,
Çatallı işeme,
İdrar tutmakta zorluk,
Son anda idrar kaçırma,
İdrarda yanma veya idrar yaparken ağrı,
Ereksiyonda zorluk, impotans,
Sperm çıkışında ağrı,
İdrarda yada spermde kan,
Bel, kalça, bacaklar yada alt karın ağrısı, huzursuzluk
hissi.
Prostat kanseri nasıl teşhis edilir?
Hastanın şikayetleri ve muayene bulguları teşhise yardımcı
olur. Kesin teşhis patolojik inceleme ile konur.
Parmakla muayene prostat hakkında çok değerli bilgiler
sunar.
İdrar tahlili: idrarda kan ve iltihap varlığı
araştırılır,
Kan testleri:
PSA: prostat bezinden salınan bir maddedir ve
prostat kanserinde artar. Çok değerli bir testtir.
Prostat kanserlerinin tanısında ve takipte
önemlidir.
Ultrason: prostat görüntülemesidir. Değerli bilgiler
verir,
İVP ( İv Piyelogream): üriner organların ilaçlı
filmidir,
Sistoskopi: ışıklı bir alet ile idrar yolları ve
mesanenin incelenmesidir,
Biyopsi: kesin teşhis koydurur. Prostat dokusundan,
kanser dokusundan iğne ile alınan parçaların
incelenmesidir.
Prostat kanseri nasıl tedavi edilir?
Prostat kanseri tedavisinde önce kanserin prostat dışına
yayılıp yayılmadığına bakılır. Etrafa yayılmışsa nereye kadar
yayıldığına bakılır. Tedavi şekli yaygınlığa göre değişir.
Prostat kanseri tedavisinde ürolog ve onkolog beraber çalışır.
Cerrahi tedavi:
Cerrahi olarak kanserli dokunun etraf lenf dokusuyla birlikte
çıkarılması hedeflenir.
Cerrahi tedavi 70 yaş altı ve bu tür ameliyatları
kaldırabilecek hastalara yapılır. Bu ameliyat tiplerinden
bazıları:
Pelvik lenfadenektomi: prostat ile birlikte pelviste
bulunan lenf bezleri de çıkartılır,
Radikal retropubik prostatektomi: prostatın tamamı ve
etraf lenf bezleri karınan girilerek çıkarılır.
Radikal perineal prostatektomi: testis ve anüs
arasından girilerek prostat ve etraf lenf bezleri
çıkartılır.
Transuretral prostatektomi ( TURP) penisten girilerek
prostat dokusunun çıkarılmasıdır. TURP bir kanser
ameliyatı değildir. Fakat şikâyetleri azaltmak amacıyla
yapılabilir.
Prostat kanser ameliyatları impotans yapabilir. İdrar
kaçırmaya, dışkı kaçırmaya neden olabilir. Sinirleri koruyan
ameliyatlar büyük ve sinirlere yakın kanserlerin
temizlenmesini zorlaştırır.
Robotik cerrahi ve laparoskopik cerrahi prostat kanseri
ameliyatlarında yeni ve gelişmekte olan yöntemlerdir.
Radyasyon tedavisi:
Kanser hücrelerinin öldürülmesi ve tümör kitlesinin
küçültülmesi amacıyla yapılır. Radyasyon iki şekilde
verilebilir:
External radyasyon tedavisi: dışarıdan tümörlü alana
radyasyon verilir,
İnternal radyasyon tedavisi: tümörlü alana radyoaktif
madde yerleştirilir. Erken dönem tümörlerde daha çok
tercih edilir.
Radyasyon tedavisi impotans, idrar kaçırma ve dışkı kaçırmaya
neden olabilir. Sistite neden olabilir. İmpotans ve idrar –
dışkı kaçırma riski sinir koruyan cerrahide en az,
prostatektomide yüksek, radyasyon tedavisinde daha yüksektir.
Hormon tedavisi:
Kanserin prostat dışına yayıldığı yada tedavi sonrası tekrar
etmiş hastalarda kullanılan bir tedavi yaklaşımıdır. Hormon
tedavisinde amaç erkek hormonlarını düşürmektir. En önemli
erkek hormonu( androjen) testosteron dur. Androjen hormonları
düşürmek prostat kanserinin küçülmesine ve yayılma hızının
yavaşlamasına yol açar, fakat kanseri yok edemez.
Hormon tedavi yöntemleri:
Orşiektomi: testislerin cerrahi olarak alınmasıdır.
Testisler testosteron un ana üreticisidir.
Testislerin alınması ile testosteron seviyesi
düşer, prostat kanserinin küçülmesini ve
ilerlemesinin yavaşlamasını sağlar.
LHRH antagonist ( Luteinizan Hormon Releasing Hormon
Antagonist): testislerden testosteron üretimini bloke
eder.
Anti androjen: ( flutamide, bicalutamide) androjen
etkisini bloke ederek etki eder. Orşiektomi yada LHRH
antagonistleri ile birlikte kullanılır.
Böbrek üstü bezlerinden androjen yapılmasını engelleyen
ilaçlar (ketokonazol, aminoglutetimid):
Östrojen: testislerden testosteron yapılmasını bloke
eder. Ciddi yan etkilerinden dolayı kullanılmamaktadır.
Prostat kanserinde hormon tedavisi yan etkileri :
Sıcak basmalarına,
Seksüel isteğin azalmasına, impotansa,
Kemiklerde zayıflamaya neden olur.
Criyosurgery:
Prostat kanserinin dondurularak yok edilmesidir.
Kemoterapi:
Kanser hücrelerini öldüren ilaç tedavisidir. Kanser dokusuyla
birlikte normal dokuya da zarar verir. Hormon tedavisine
dirençli prostat kanserinde yeni kullanılan docetaxel hayat
kalitesini ve süresini uzatmaktadır. Hormon tedavisine cevap
vermeyen prostat kanserlerinde PSA değeri sürekli artar ve
tedaviye rağmen tümör sürekli büyür ve yayılır.
Biyolojik tedavi:
Vücut direncini arttıran, immün sistemi güçlendiren ilaç ve
biyolojik maddelerdir. Prostat kanserlerinde hastanın
direncini arttırırlar.
Prostat kanserinden korunma:
Aşağıdaki önlemler prostat kanseri riskini azaltır:
50 yaşından itibaren düzenli Doktor kontrolü PSA ve
prostat muayenesi,
Dengeli beslenme,
hayvansal
yağlardan
ve
yağlı
gıdalardan uzak durmak,
Düzenli aspirin almak,
Prostat büyümesi tedavisinde kullanılan 5 alfa redüktaz
inhibitörü ( finasterid, dutasteride) düzenli olarak
kullanılması prostat kanseri gelişimini azaltır.
Referanslar:
1. American Cancer Society
http://www.cancer.org/
2. National Prostate Cancer Coalition
http://www.pcacoalition.org/
3. The Canadian Prostate Cancer Network
http://www.cpcn.org/
4. Prostate Cancer Research Foundation
http://www.prostatecancer.ca/english/home/
5. All about prostate cancer. American Cancer Society website.
Available
at:
http://www.cancer.org/docroot/CRI/CRI_2x.asp?sitearea=LRN&dt=3
6 .
6. Berthold DR, Pond G, DeWit R, et al. Docetaxel plus
prednisone or mitoxantrone for advanced prostate cancer:
updated survival of the TAX 327 study (abstract). J Clin Oncol
. 2007;25:236s.
7. Definition of HRPC. Hormone Refractory Prostate Cancer
website.
Available
http://www.hrpca.org/definitionofhrpc.html .
at:
8. Know your options: a prostate cancer education program.
National Cancer Institute website. Available at:
http://www.cancer.gov/PDF/d00d7731-d7a9-4219-aff1-16d62b8cbe96
/knowyouroptions.pdf .
9. Prostate cancer. EBSCO DynaMed website. Available at:
http://www.ebscohost.com/dynamed/what.php . Updated February
2010.
10. Prostate cancer. National Cancer Institute website.
Available
at:
http://www.cancer.gov/cancertopics/types/prostate .
11. Prostate cancer (PDQ): treatment. National Cancer
Institute
website.
Available
at:
http://www.cancer.gov/cancertopics/pdq/treatment/prostate/pati
ent .
12. Radiation therapy for cancer: questions and answers.
National Cancer Institute website. Available at:
http://www.cancer.gov/cancertopics/factsheet/Therapy/radiation
.
13. Schröder FH, Hugosson J, Roobol MJ, et al. Screening and
prostate-cancer mortality in a randomized European study. N
Engl J Med. 2009;360:1320-1328.
PROSTAT
BPH;BPB; İyi Huylu Prostat Büyümesi;
Prostat Hipertrofisi; Prostatizm;
Benign
İyi huylu prostat büyümesi prostat bezinin iyi huylu büyümesi
sonucu ortaya çıkan şikayetlerdir. Prostat bezi mesane
çıkışında yer alan sadece erkeklerde bulunan ceviz
büyüklüğünde ve lastik top kıvamında olan bir salgı bezidir.
İçinden idrar kanalı geçer. Sperm sıvısına salgı yapmakla
görevlidir. Her prostat büyümesi şikayete neden olmaz. İdrar
kanalını tıkarsa şikayete sebep olur. İyi huylu prostat
büyümesi kansere bağlı büyüme değildir.
İyi huylu prostat büyümesi neden olur?
Sebebi tam olarak bilinmemektedir ancak erkek hormonlarının
düşmesine bağlı olduğu düşünülmektedir. Yaş ilerledikçe
prostat büyür. Büyüyen prostat içinden geçen idrar kanalını
daraltır. Kanal daraldıkça şikayetler ortaya çıkar.
Prostat büyümesi kimlerde olur?
Hastalık 5o yaş üstü erkeklerde görülür. Yaş arttıkça görülme
sıklığı da artar.
30 – 45 yaş gurubunda %8,
45 – 60 yaş gurubunda %40 – 50,
80 yaş üstünde %80 oranına prostat büyümesi görülür
ancak her prostat büyümesi şikayete neden olmaz.
Prostat belirtileri nelerdir?
Prostat büyüdükçe içinden geçen idrar kanalını daraltır.
Darlık arttıkça şikayetler ortaya çıkar, en sık görülen
şikayetler:
İdrara başlamakta güçlük,
İdrar akımında zayıflık,
Çatallı işeme,
İdrar sonunda damlama,
İdrar yapınca rahatlayamama,
İdrar tutmakta zorluk,
Sık idrara gitme,
Gece idrara kalkma,
İdrar kaçırma ( son anda idrar kaçırma ),
Karın alt tarafında huzursuzluk hissi en sık görülen
şikayetlerdir.
Hastalarda mesane tam olarak boşalamadığından idrar yolu
enfeksiyonları da sık görülür.
Prostat büyümesi nasıl teşhis edilir?
Hastanın şikayetleri ve muayene bulguları teşhise yardımcı
olur. Hastanın yaşı, şikayetler, parmakla muayene çok değerli
bilgiler verir.
Benign prostat büyümesinde aşağıdaki testler istenir:
İdrar tahlili,
İdrar kültürü,
PSA ve Serbest PSA : genellikle prostat kanser takibinde
kullanılır. Ancak prostat büyümelerinde de PSA artar.
Değerlendirme için PSA ve Serbest PSA değerlerine
bakılmalıdır.
Üroflowmetri,
Ultrason,
Sistoskopi.
PSA: Prostat Spesifik Antijen ( PSA) prostat bezinden
salgılanan bir proteindir. Kanda PSA değerinin yüksek olması
hem prostat
görülür.
kanseri
hemde
Benign
prostat
büyümelerinde
Prostat büyümesi nasıl tedavi edilir?
Hafif prostat büyümeleri tedavi gerektirmez. Tedavi
tıkanıklığın derecesine ve hasta şikayetlerine bağlı olarak
düzenlenir.
İlaç tedavisi:
5- alfa redüktaz inhibitörleri: idrara başlamada zorluk,
idrar tutmakta zorluk ve sık idrara gitme gibi
şikayetleri azaltır ( finasterid, dutasteride),
Alfa bloker ilaçlar: tıkanıklığı ve şikayetleri azaltır,
idrar akışını arttırır (tamsulosin, alfuzosin,
dokzazosin, terazosin),
Antimuskarinik ilaçlar: mesane kaslarını gevşetir, sık
idrara gitme ve idrara başlamakta zorluk şikayetlerini
azaltır
(oxybutryn,
solifenacin,
tolterodin,
darifenacin, toruspin, fesoterodin ) en sık kullanılan
ilaçlardır.
Her bir ilaç gurubunun değişik etkileri vardır. İlaçlardan bir
kısmı impotans ve erektil disfonksiyona neden olabilir. Alfa
bloker ilaçlar tansiyon düşmesine, baş dönmesine, burun
akıntısına sürekli gribal şikayetlere neden olabilir.
Antimuskarinik ilaçlar ağız kuruluğuna, kabızlığa, sersemlik
haline ve idrar kesesini boşaltmada sıkıntıya sebep
olabilirler.
Eğer benign prostat büyümesi var ise içinde dekonjesan olan
antigribal ilaçlar kullanılmamalıdır. Özellikle içinde
PSÖDOEFEDRİN olan ilaçlar kullanılmamalıdır. Şikayetlerin
artmasına ve ani tıkanmaya neden olur.
Cerrahi tedavi:
ilaçların yetmediği
düzeltilir.
durumlarda
darlık
cerrahi
olarak
Küçük cerrahi girişimler:
Bunlara minimal invaziv girişimler de denir.
Transüretral Mikrodalga Termoterapi (TUMT):
Penis ucundan girilerek fazla prostat dokusu yakılarak darlık
açılır.
Transüretral İğne Ablasyonu ( TUNA) :
Penis ucundan girilerek iğne ile prostat küçültülür ve darlık
açılır. Küçültmede radyofrekans dalgalar kullanılır.
Trasüretral Lazer Tedavisi:
Penis ucundan girilerek lazer ile fazla dokunun alınması ve
darlığın açılmasıdır.
Cerrahi girişimler:
Transüretral cerrahi prostat rezeksiyonu ( TURP) : penisten
girilerek prostatın büyümüş kısmı cerrahi olarak çıkartılır.
Transüretral prostat insizyonu (TUİP):
Penisten girilerek mesane prostat bağlantısı ince kesiler ile
açılır, üretra girişi genişletilir.
Açık cerrahi: karın açılarak prostat çıkarılır.
Prostat stent ‘i: prostat içine çelik boru konarak daralması
önlenir. Uzun dönemde pek faydalı değildir.
Alternatif tedavi yöntemleri: aşağıdaki doğal ilaçlar prostat
büyümelerinde en sık kullanılmış olanlardır ilaç değillerdir,
herkes de aynı etkiyi yapmazlar:
Saw palmetto: sonuçlar farklıdır, kimi hastalar fayda
gördüklerini söyler.
Beta- Sitosterol: bazı şikayetleri azalltığı
bildirilmiştir, herkez de aynı etkiyi yapmaz,
Pygeum: bazı şikayetleri azaltır, herkes de aynı etkiyi
yapmaz.
Prostat büyümesi kanser değildir ve yaş ile birlikte doğal
olarak birçok erkekte ortaya çıkar. Her prostat büyümesi
şikayete neden olmaz.
Referanslar:
1. National Kidney and Urologic Diseases Clearinghouse
http://kidney.niddk.nih.gov/
2. The Prostate Institute
http://www.prostateinstitute.org/
3. Canadian Urological Association
http://www.cua.org/
4. Prostate Centre
http://www.prostatecentre.ca/
5. Berkow R, et al. The Merck Manual of Medical Information .
17th ed. Simon and Schuster, Inc.; 2000.
6. Beta-sitosterol. EBSCO Natural and Alternative Treatments
website.
Available
at:
http://www.ebscohost.com/healthLibrary/. Updated August 2011.
7. Fagelman E, Lowe FC. Saw palmetto berry as a treatment for
BPH. Rev Urol . 2001 Summer;3(3):134-8.
8. Fried NM. New laser treatment approaches for benign
prostatic hyperplasia. Curr Urol Rep . 2007 Jan;8(1):47-52.
9. Guideline on the management of benign prostatic
hyperplasia. American Urological Association. Available at:
http://www.auanet.org/guidelines/bph.cfm . Updated 2006.
10. Greco KA, McVary KT. The role of combination medical
therapy in benign prostatic hyperplasia. Int J Impot Res .
2008 Dec;20 Suppl 3:S33-43.
11. Marberger M. Drug insight: 5-alpha-reductase inhibitors
for the treatment of benign prostatic hyperplasia. Nat Clin
Pract Urol . 2006 Sep;3(9):495-503.
12. Prostate enlargement: Benign prostatic hyperplasia.
National Kidney Urologic Diseases Information Clearinghouse
website.
Available
at:
http://kidney.niddk.nih.gov/kudiseases/pubs/prostateenlargemen
t/ .
13. Pygeum. EBSCO Natural and Alternative Treatments website.
Available at: http://www.ebscohost.com/healthLibrary/. Updated
August 2011.
ROTA VİRÜS
Rota Enteriti;
Rota virüsü ile meydana gelen mide bağırsak enfeksiyonudur,
hastalık ishal bulantı kusma ve ateş ile seyreder ve her yaşta
görülür.
Mide barsak sisteminde enfeksiyona neden olur.
Bebekler ve küçük çocuklarda en sık ishal sebebidir.
Hızla yayılır, salgınlara neden olur.
Birçok çocuk kendi kendine düzelir.
1998 de Rota virüs aşısı kullanılmaya başlandı.
Rota virüs nedir ?
Rota virüs mide ve bağırsaklarda enfeksiyona neden olabilen
bir virüstür. Özellikle bebek ve çocuklarda ishalin en sık
sebebidir. Dünya çapında yaygın olarak görülür. Kış aylarında
ve ilk baharda salgınlar yapar. Yılda bir milyon çocuğun
ölümüne neden olur. 1998 de aşısı kullanılmaya başlandı.
Rota virüs belirtileri nelerdir ?
Rota virüs çok hızlı yayılır. Hastalık kirli ellerin ağza
teması sonucu bulaşır. Hasta kişinin etrafa dokunması,
tokalaşma, kirli oyuncaklar, kirli yüzeyler ile temas sonucu
kolayca bulaşır. Hasta çocuklar şikayetleri süresince ve
iyileştikten sonra bir süre hastalığı yayarlar. Kreşler ve
yuvalarda rota virüs salgınları sık görülür. Hastalık virüs
bulaştıktan 3 gün sonra başlar.
Rota virüs gastro enteriti
Ateş
Bulantı,
Kusma,
Kramp tarzında karın ağrıları,
Bol sulu kansız sümüksüz ishal ile seyreder.
İshal çok ağır değildir ancak 3 ila 9 gün sürer.
Birçok hasta bu sürenin sonunda kendi kendine iyileşse de
aşırı kusma ve ishal nedeniyle ciddi su kaybı olan bebeklerin
ve çocukların hastaneye yatırılmaları gerekir. Hastalık
bağışıklık bırakmaz ancak diğer rota vakaları giderek daha
hafif seyreder. Hastalık nadiren aşırı sıvı kaybına bağlı koma
ve ölümle sonuçlanabilir.
Rota enfeksiyonu nasıl teşhis edilir?
Hastalık dışkıda rota virüs testi ile teşhis edilir.
Rota enfeksiyonu kimlerde görülür?
Her çocuk hayatının ilk 5 yılında rota virüs enfeksiyonu
geçirir. 3 ila 35 ay arası bebeklerde rota enfeksiyonu ağır
seyreder ve şiddetli su kaybına neden olur. Rota virüs
enfeksiyonlarına bağlı hastane yatışlarının birçoğu bu yaş
gurubunda görülür. Çocuklar çok nadiren ardı ardına rota
enfeksiyonları geçirebilir. Büyük çocuklar ve erişkinlerde de
rota virüs ishalleri görülür. Çok çocuklu evlerde bebeklerde
başlayan rota enfeksiyonunun büyük kardeşlere hatta anne
babaya geçtiği görülebilir. Yaşlılarda rota virüs enfeksiyonu
nadirdir ancak tehlikeli su kabına ve koma ve ölüme yol
açabilir.
Rota virüs tedavisi
Viral enfeksiyonların tedavisinde antibiyotik kullanılmaz.
Rota virüs tedavisi bol sıvı takviyesi, destek tedavisi ve
istirahattır. Aşırı su kayıplarında vakit geçirmeden
hospitalizasyon gerekir.
Rota virüs enfeksiyonu nasıl önlenir
Rota virüs aşısı 1998 yılında kullanılmaya başlandı. Aşı
etkili ve kullanımı kolay bir aşıdır. Aşılama dışında
özellikle bebekli ve küçük çocuklu ailelerin el yıkama,
sanitasyon ve hijyen kurallarına dikkat etmesi önerilir.
Referanslar :
1. Reduction in Rotavirus After Vaccine Introduction — United
States, 2000-2009
MMWR. 2009; 58(41):1146-1149
2. Prevention of Rotavirus Gastroenteritis Among Infants and
Children Recommendations of the
Immunization Practices (ACIP)
Advisory
Committee
on
MMWR. 2009; 58(RR02):1-25
3. Tate JE, Cortese MM, Payne DC, Curns AT, Yen C, Esposito
DH, et al. Uptake, Impact, and Effectiveness of Rotavirus
Vaccination in the United States. Pediatr Infect Dis J.
2011;30(1 Suppl):S56-60.
4. Yen C, Tate JE, Wenk JD, II Harris JM, Parashar UD.
Diarrhea-Associated Hospitalizations Among US Children Over 2
Rotavirus Seasons After Vaccine Introduction. Pediatrics.
doi:10.1542/peds.2010-1393.
5. Cortese MM, Tate JE, Simonsen L, Edelman L, Parashar UD.
Reduction in Gastroenteritis in United States Children and
Correlation With Early Rotavirus Vaccine Uptake From National
Medical Claims Databases. Pediatr Infect Dis J.
2010;29(6):489-94
ROMATOİD ARTRİT
RA; Artrit; Romatizma:
Romatoid artrit vücudun kendi eklemlerine saldırması sonucu
(otoimmün) ortaya çıkan bir hastalıktır. Eklemlerde ağrı,
şişlik, tutukluk, fonksiyon kaybı ile seyreder. Romatoid
artrit kronik, ağrılı, eklem fonksiyonunu, yapısını bozan ve
ataklar şeklinde seyreden bir hastalıktır. Vücudun her iki
yanında da aynı eklemleri tutar. En sık:
Parmaklar,
El bileği,
Dirsekler,
Omuz,
Çene,
Kalça,
Diz,
Ayak parmak eklemleri tutulur.
Romatoid artrit neden olur?
Romatoid artrit genetik bir hastalıktır ancak ortaya çıkması
çevresel faktörlere bağlıdır. Uygun ortamlarda tetiklenen
hastalık sonucu vücut kendi eklem ve iç organlarına saldırmaya
başlar. Romatoid artrit in ortaya çıkması birtakım faktörlere
bağlıdır.
Genetik faktörler: immün sistemin oluşmasında gerekli
bazı genler Romatoid artrit için zemin hazırlar ve
çevresel faktörler gerçekleşince hastalık başlar,
İmmün sistemde ortaya çıkan bir defekt Romatoid artrit e
yol açar.
Çevresel faktörler, bazı viral ve bakteriyel hastalıklar
genetik yatkınlığı olan kişilerde Romatoid artrit i
başlatır.
Diğer faktörler: bazı deliller hormonsal faktörlerin de
genetik faktörler kadar hastalığın ortaya çıkışını
tetiklediğini göstermiş dir.
Romatioid artrit kimlerde görülür?
Ailesinde Romatoid artrit olan kişilerde,
Bayanlarda,
Uzun süre sigara içenlerde hastalık daha sık görülür.
Romatoid artrit belirtileri nelerdir?
Romatoid
artrit
kronik
bir
hastalıktır.
Hastalık
eklem
kıkırdaklarının iltihabıdır ve en büyük şikayetler:
Eklem ağrısı ve tutukluk,
Simetriktir her iki tarafta aynı eklemler
simetrik olarak tutulur,
En sık sabahları şikayet olur, şikayetler akşama
doğru azalır,
Şikayetler bir, bir buçuk saat sürer,
Eklemlerde kızarık, şiş ve sıcaktır,
Eklemlerde deformasyon başlar, eklemler yamulmaya
başlar,
Hafif ateş ve yorgunluk şikayeti vardır,
İştahsızlık olur,
Deri altında küçük nodüller görülür.
Romatoid artrit ilerledikçe hastalık iç organlara da zarar
vermeye başlar. Romatoid artrit komplikasyonları en sık:
Kalp,
Akciğerler,
Gözler,
Deri,
Karaciğer,
Böbrekler,
Kan,
Sinir sistemi ve
Kan damarlarında görülmeye başlar.
Romatoid artrit erken dönemde kalp hasarına yol açarak ölüme
neden olabilir.
Romatoid artrit teşhisi nasıl konur?
Hastanın şikayetleri ve muayene bulguları teşhise yardımcı
olur. En az bir eklemde ağrı, şişlik ve ısı artışsı olması,
kaç eklemin tutulduğu, şikayetlerin süresi teşhise yardımcı
olur. Laboratuar testleri teşhis koydurur:
Kan testleri:
RF: Romatoid Faktör,
CCP: Anti- Citrullinated Protein antikoru ( erken
dönemde pozitif olur ),
ESR: sedimantasyon hızı (aktif dönemde yükselir),
CRP: inflamasyonun şiddetini gösterir.
Röntgen incelemeleri ile teşhis konur.
Romatoid artrit tedavisi:
Romatoid artrit hastalığının kesin tedavisi yoktur. Hastalığın
tedavisinde amaç atakları dindirmek ve :
Ağrıyı kesmek,
İnflamasyonu azaltmak,
Eklem hasarını durdurmak,
Eklem fonksiyonunu arttırmak tır.
İlaçlar:
Romatoid artrit tedavisinde kullanılan ve inflamasyonu
azaltmaya şikayetleri durdurmaya yönelik birçok ilaç vardır:
Anti romatizmal ilaçlar: hastalığı yavaşlatırken
dönemde kullanılır ve ileride eklem hasarı gelişmesini
önlemeye çalışırlar:
Metotreksat,
Hidroksiklororkin,
Sulfosalazin,
Leflunomid,
Siklosporin,
Penisilamin,
Altın,
Minosiklin
İmmüno süpressif ilaçlar: ilk guruptaki ilaçlar
başarısız olursa kullanılırlar. İmmün sistemi baskılayan
ve immün sitemi baskılayarak kıkırdaklara karşı
savaşmasını durdurmaya çalışan ilaçlardır.
Azatioprin,
Siklofosfamid,
Klorambusil,
Hafif ağrıkesici ve antiinflamatuar ilaçlar ( NSAİ )
Parasetamol,
İbuprofen,
Naproksen ve diğer NSAİ ilaçlar,
Biyolojik modifikatör ilaçlar: vücudun otoimmün
cevabını bozarak kıkırdaklar ile savaşmasını durduran
ilaçlardır.
Etanercept,
İnfliksimab,
Adalimumab,
Golimumab,
Certolizumab,
Steroidler: küçük doz kortizon ilk etapta kullanılır,
uzun süre kullanılmazlar. İltihaplı eklem içine kortizon
enjeksiyonu uzun süreli rahatlık sağlar.
İstirahat ve egzersiz:
İstirahat eklemdeki inflamasyonu, ağrıyı, şişliği ve fonksiyon
kaybını azaltır. Ataklardan sonra egzersiz kas gücü ve eklem
kabiliyetini arttırmak için gereklidir. İltihaplı eklemin
atele alınması ağrı ve şişliği azaltır, eklem üstündeki yükü
alır ve günlük aktiviteye destek olur.
Cerrahi tedavi:
İleri vakalarda eklem replasmanı ve tendon rekonstrüksiyonu
eklem fonksiyonunu kurtarmaya yarar.
Yaşam değişiklikleri:
Yaşamda yapılacak küçük değişiklikler inflamasyonu ve eklem
hasarını azaltmayı sağlayabilir:
İstirahat ve egzersiz arasında bir denge kurulmalıdır,
Gerici egzersizler yapılmalıdır,
Ağır egzersizler yapılmamalı, yarışmalı mücadeleci
sporlar yapılmamalıdır,
Sigara içiliyor ise bırakılmalıdır,
Kilo kontrolü çok önemlidir fazla kilolar verilmelidir,
Gerekir ise fizik tedavi programına katılmalıdır.
Romatoid artritten korunma:
Romatoid artrit genetik bir hastalıktır. Genetik olarak
hastalığa yatkın olan kişilerde sebebini tam olarak
bilmediğimiz çevresel faktörler hastalığı başlatmaktadır.
Hastalıktan korunmanın bilinen bir yolu yoktur.
Romatoid artrit kronik ağrılı bir eklem hastalığıdır, erken
teşhis ve tedavi eklemlerin korunmasını, uzun süre ağrısız ve
bağımsız yaşamayı sağlayan en önemli faktördür.
Referanslar:
1. American College of Rheumatology
http://www.rheumatology.org/
2. The Arthritis Foundation
http://www.arthritis.org/
3. Canadian Orthopaedic Association
http://www.coa-aco.org/
4. Canadian Rheumatology Association
http://www.rheum.ca/
5. DynaMed Editorial Team. Rheumatoid arthritis (RA). EBSCO
DynaMed website. at: http://www.ebscohost.com/dynamed/what.php
. Updated September 3, 2010. September 10, 2010.
6. Rheumatoid arthritis. National Institute of Arthritis and
Musculoskeletal
and
Skin
Disorders
website.
at:
http://www.niams.nih.gov/Health_Info/Rheumatic_Disease/default
.asp . Published January 1998. Updated May 2004. June 18,
2008.
7. Tanaka E, Saito A, Kamitsuji S, et al. Impact of shoulder,
elbow, and knee joint involvement on assessment of rheumatoid
arthritis using the American College of Rheumatology Core Data
Set. Arthritis Rheum . 2005;53:864-871.
8. Verstappen SM, Bijlsma JW, Verkleij H, et al. Overview of
work disability in rheumatoid arthritis patients as observed
in cross-sectional and longitudinal surveys. Arthritis Rheum .
2004;51:488-497.
9. 4/16/2009 DynaMeds Systematic Literature Surveillance
http://www.ebscohost.com/dynamed/what.php : Zautra AJ, Davis
MC, Reich JW, et al. Comparison of cognitive behavioral and
mindfulness meditation interventions on adaptation to
rheumatoid arthritis for patients with and without history of
recurrent depression. J Consult Clin Psychol. 2008;76:408-421.
10. 11/4/2009 DynaMed Systematic Literature Surveillance
DynaMeds Systematic Literature Surveillance : Tumor necrosis
factor (TNF) blockers (marketed as Remicade, Enbrel, Humira,
Cimzia, and Simponi). US Food and Drug Administration website.
at:
http://www.fda.gov/Safety/MedWatch/SafetyInformation/SafetyAle
rtsforHuman
MedicalProducts/ucm175843.htm . Updated August 31, 2009.
November 4, 2009.
11. 12/31/2009 DynaMeds Systematic Literature Surveillance
http://www.ebscohost.com/dynamed/what.php : Anis A, Zhang W,
Emery P, et al. The effect of etanercept on work productivity
in patients with early active rheumatoid arthritis: results
from
the
COMET
study.
Rheumatology
(Oxford).
2009;48:1283-1289.
12. 9/10/2010 DynaMeds Systematic Literature Surveillance
DynaMeds Systematic Literature Surveillance : Aletaha D, Neogi
T, Silman AJ, Funovits J, et al. 2010 rheumatoid arthritis
classification
criteria:
an
American
College
of
Rheumatology/European League Against Rheumatism collaborative
initiative. Ann Rheum Dis. 2010;69(9):1580-1588
REFLÜ
Reflü özefajit;
Reflü mideden yemek borusuna asit kaçması sonucu göğüste yanma
ve ağrı hissi.
Reflü neden olur?
Yenilen gıdalar yemek borusu ile mideye gider. Yemek borusu
ile mide arasında bir kapak bulunur. Bu kapağın zayıfladığı
durumlarda midenin asitli içeriği yemek borusuna geri kaçar ve
yemek borusunu yakarak şikayetlere neden olur.
Reflü kimlerde görülür?
Reflü herkes de her yaşta olabilir bebekler, çocuklar dahil
her yaşta görülebilir, aşağıdaki durumlar reflü görülme
şansını arttırır:
Genetik yatkınlık; Ailede olması görülme şansını
arttırır,
Aşırı mide asidi varsa,
Helicobacter pylori varlığı,
Bazı ilaçlar,
Antikolinerjik ilaçlar,
Kalsiyum blokeri antihipertansifler,
Teofilin,
Ağrı kesici ilaçlar,
Kinidin,
Tetrasiklin antibiyotik,
Demir içeren ilaçlar,
Osteoporoz ilaçları,
Hormon ilaçları,
Yeme alışkanlığı,
Obezite,
Gebelik,
Mide fıtığı ( Hiatus hernisi ),
Yemekten kısa süre sonra egzersiz yapmak,
Sigara,
Alkol,
Çikolata,
Kahve ve kafeinli içecekler,
Gazlı içecekler,
Aşırı yağlı gıdalar,
Refü için önceden yapılmış cerrahi girişimler;
Gastrik reflü cerrahisi,
Vagotomi
Astım ve astım ilaçları kullanmak,
Peptik ülser,
Bazı Hastalıklar;
Diyabet,
Kanser,
Silikozis,
Kistik fibrozis,
Nörolojik hastalıklar,
Solunum sistemi rahatsızlıkları,
KOAH,
Kronik bronşit,
Astım,
Amfizem,
Sindirim sitemi hastalıkları;
Gastrit
Peptik ülser,
Duodenal ülser,
Gıda alerjilerinin varlığı reflü gelişme şansını
arttırır.
Reflü belirtileri nelerdir?
Reflü şikayetleri özellikler aşırı yemek, yağlı yemek,
yemekten sonra egzersiz yapmak yada yatmak sonucu ortaya
çıkar.
Küçük çocuklarda uykudan öksürükle kalkma, öğürme, kusma
şikayetleri olabilir.
Şikayetler birkaç dakika yada saat sürebilir.
Şikayetlerin şiddeti ve süresi yutak borusundaki asit
yanığının boyuna ve derinliğine bağlıdır.
Mide ile yutak borusu arasındaki kas
gevşekliğinin derecesi,
Mideden yemek borusuna kaçan asit miktarı,
Ağızdan mideye akan ve asidi nötralize eden
tükürüğün miktarı yanığın boyunu ve derinliğini
belirler.
Reflüde en sık görülen şikayetler:
Göğüsten başlayıp boğaza doğru yayılan yanma tarzında
ağrı ( kalp ağrıları ile çok karışır),
Ağrı öne eğilmekle,
Yatmakla,
Egzersizle,
Ağır kaldırmakla artar,
Yemeklerin ağza gelmesi,
Ağızda, boğazda acı, ekşi tat olmasıdır.
Ayrıca bu ana şikayetlere ek olarak bazı hastalarda:
Boğaz ağrısı,
Boğukluk, seste kabalaşma,
Kronik öksürük,
Boğazda düğümlenme hissi,
Astım,
Boğulma hissi ile uyanma şikayetleri görülür.
Reflü kronik şekilde devam ederse yutak borusunda ülserler
oluşur ( özefagus ülserleri ). Özofagus ülserleri var ise
Özefagus kanamaları,
Yutma güçlüğü,
Kanlı kusma,
Dışkıda siyahlaşma,
Yemek borusunda yanık izleri ve Baret Özefagus denilen
kanser başlangıcı,
Dişlerde asit yanıkları görülür.
Reflü teşhisi nasıl konur?
Reflü şikayetleri kalp ağrıları ile karışır. Her atakta bu iki
ağrıyı birbirinden ayırmak gerekir. Reflü teşhisinde:
Baryumlu mide filmi,
24 saatlik yemek borusu asit takibi,
Mide yemek borusu kapak basınç testi,
Endoskopi,
Biyopsi gerekebilir.
Reflü tedavisi :
Tedavinin amacı reflüye bağlı ağrı ataklarını
komplikasyonları önlemektir. Bu nedenle;
ve
Mide asidinin yemek borusuna kaçmasını azaltmak,
Mide asit salgısını azaltmak için tedavi planlanır.
1- Hayat tarzı değişiklikleri:
a. Yemek listesi tutmak
i. Hangi yemeklerin ve gıdaların sizde
şikayete neden olduğunu yazmanız tedaviyi
çok kolaylaştırır.
b. En sık reflü sebebi gıdalardan uzak durmak
i. Aşırı yağlı gıdalar,
ii. Kızartmalar,
iii. Baharatlı gıdalar,
iv. Soğan ve sarımsak,
v. Çikolata,
vi. Mentol,
vii. Turunçgiller,
viii. Domates,
ix. Biberler ( acı ve tatlı tüm biberler
reflu şikayetini arttırırlar),
x. Alkol,
xi. Kahve ve kafeinli içecekler,
xii. Karbonatlı, gazlı içecekler,
c. Küçük porsiyonlarda yemek,
d. Yemek ile yatmak arasında en az 2- 3 saat
olmalıdır,
e. Kilo vermek,
f. Sigarayı bırakmak,
g. Aşırı sıkı giysiler kullanmamak,
h. 2 yastıkta yatmak
Reflü şikayetlerini kontrol altına almak için yapılabilecek
hayat tarzı değişiklikleridir.
2- İlaçlar
a. Asit salgısını azaltan ilaçlar,
b. Fazla asidi nötralize eden ilaçlar,
c. Mide ve yemek borusunu koruyan ilaçlar,
d. Mide yemek borusu arsındaki kas sıkılığını
arttıran ilaçlar, reflü tedavisinde kullanılır.
3- Cerrahi Prosedürler: hayat tarzı değişiklikleri ve
ilaçların yetersiz kaldığı durumlarda cerrahi
prosedürlere baş vurulabilir.
a. Var ise mide fıtığının düzeltilmesi,
b. Funduplikasyon ile midede kapak yapılması
cerrahi
olarak
başvurulabilecek
tedavi
yöntemleridir.
Reflüden korunmak için neler yapmalı?
Basit hayat tarzı değişiklikleri ile reflü nün ortaya çıkışını
durdurmak ve korunmak mümkündür.
Aşırır yemekten kaçınmak,
Yemekten sonra 2- 3 saat oturur pozisyonda kalmak,
Sıkı giysiler kullanmamak,
2 yastıkta yatmak,
Sigara içmemek,
Alkol, kafein ve gazlı içecekler içmemek,
Sizde şikayet yapan gıdalardan uzak durmak,
Yemekten sonra 20 – 30 dakika şekersiz çiklet çiğnemek,
Kilo almamak,
Stresinizi azaltmak reflü gelişimini engeller.
Referanslar:
1-
Alan
R.
Causes
of
gastroesophageal
reflux
disease
(GERD)/heartburn. EBSCO Health Library website. Available at:
http://www.ebscohost.com/thisTopic.php?marketID=15topicID=81.
Updated February 2007. July 1, 2008.
2- Alan R. Gastroesophageal reflux disease (GERD)/heartburn.
EBSCO
Health
Library
website.
Available
at:
http://www.ebscohost.com/thisTopic.php?marketID=15topicID=81.
Updated February 2007. July 1, 2008.
3- American Gastroenterological Association website. Available
at: http://www.gastro.org.
4- Conn HF, Rakel RE. Conns Current Therapy 2001 . 53rd ed.
Philadelphia, PA: WB Saunders Company; 2001.
5- EsophyX receives FDA clearance for performing transoral
incisionless fundoplication surgery. Medical News Today
website.
Available
at:
http://www.medicalnewstoday.com/articles/83410.php. Published
September 24, 2007. August 19, 2009.
6- Gastroesophageal reflux disease (GERD). EBSCO DynaMed
website.
Available
at:
http://www.ebscohost.com/dynamed/what.php . Updated March 04,
2011. March 10, 2011.
7- Heartburn: hints on dealing with the discomfort. American
Academy of Family Physicians website. Available at:
http://www.familydoctor.org . Updated April 2008. July 1,
2008.
8- Heartburn, gastroesophageal reflux (GER), and
gastroesophageal reflux disease (GERD). National Institute of
Diabetes and Digestive and Kidney Diseases website. Available
at: http://digestive.niddk.nih.gov/ddiseases/pubs/gerd/ .
Updated May 2007. July 1, 2008.
9- Transoral incisionless fundoplication with EsophyX.
Endogastric
Solutions
website.
Available
at:
http://www.endogastricsolutions.com/esophyx_for-pt.htm
.
August 19, 2009.
11- Understanding GERD. American College of Gastroenterology
website.
Available
at:
http://www.acg.gi.org/patients/gerd/word.asp . Published 2006.
July 1, 2008.
12- 9/30/2008 DynaMeds Systematic Literature Surveillance
http://www.ebscohost.com/dynamed/what.php : Jacobson BC, Moy
B, Colditz GA, Fuchs CS. Postmenopausal hormone use and
symptoms of gastroesophageal
2008;168:1798-1804.
reflux.
Arch
Intern
Med.
13- 3/1/2010 DynaMeds Systematic Literature Surveillance
DynaMeds Systematic Literature Surveillance : Maalox Total
Relief and Maalox liquid products: medication use errors. US
Food and Drug Administration website. Available at:
http://www.fda.gov/Safety/MedWatch/SafetyInformation/SafetyAle
rtsforHumanMedicalProducts/ucm200672.htm . Published February
17, 2010. March 2, 2010.
Download