EV SOHBETİ DERSLERİ

advertisement
EV SOHBETİ DERSLERİ
AT
Ders :24
Konu: ASABİYYET, IRKÇILIK ve İSLAM’DAKİ YERSİZLİĞİ
İslam dini insanların aynı kökten geldiğini bildirdikten sonra, birbirinden uzaklaşarak
kabileler, kavimler, ırklar oluşturan insanoğlunun, bu şekilde farklılaşmasının birbirine
karşı üstünlük olamayacağını ilan eder. Nitekim, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in
insanlığa getirdikleri yeniliklerden birisi hiç şüphesiz bu kabilecilik, ırlçılık anlayışının
yıkılarak kardeşlik anlayışını yerleştirmesidir. Daha Mekke’de Allah için kardeşler olan
Müslümanlar, bu kardeşliklerini Medine’ye hicrettle birlikte o zamanın insanlarının
aklının alamayacağı bir şekilde tüm dünyaya ilan etmişlerdir.
Zaten insanoğluna ne oluyor ki, aynı atadan geldiği halde bir diğerini küçümsüyor?
Hâlbuki Allah (c.c.), farklı kabilelere bölünmenin, bir tanışma vesilesi olduğunu,
insanların asıl değeri ve üstünlüğünün ise yalnızca kendi katında olabileceğini bildiriyor:
ُ ‫اس ِإنَّا َخلَ ْقنَا ُكم ِ ِّمن ذَ َك ٍر َوأُنث َ ٰى َو َج َع ْلنَا ُك ْم‬
َّ َ‫ارفُوا ۚ ِإ َّن أ َ ْك َر َم ُك ْم ِعند‬
ِ‫اَّلل‬
ُ َّ‫يَا أَيُّ َها الن‬
َ ‫شعُوبًا َوقَبَائِ َل ِلت َ َع‬
َّ ‫أَتْقَا ُك ْم ۚ ِإ َّن‬
‫ير‬
ٌ ِ‫ع ِلي ٌم َخب‬
َ َ‫اَّلل‬
“Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle
tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en
değerli ve en üstününüz O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her
şeyden haberdar olandır.”1
İşte bu kabilelere, kavimlere ayrılan milletlerin dillerinin, hatta renklerinin dahi farklı
farklı olması da söz konsusdur ki, bu farklılıkların, ayrılıkların hepsi de aslında
insanoğlunun imtihanının bir vesilesidir. Daha da önemlisi, bu farklılıkların hepsi
Allemlerin yaratıcısı olan Allah’ın ayetlerindendir ve biz insanoğluna bu farklılıklardaki
hikmetleri düşünerek tefekkür etmek düşer.
ْ ‫ض َو‬
ٍ ‫الف أ َ ْل ِسنَتِ ُك ْم َوأ َ ْل َوانِ ُك ْم إِ َّن فِي ذَلِكَ آليَا‬
َ‫ت ِل ْلعَا ِل ِمين‬
ِ ‫س َم َوا‬
َّ ‫َو ِم ْن آيَاتِ ِه خ َْل ُق ال‬
ْ ‫ت َو‬
ِ ‫األر‬
ُ ِ‫اخت‬
“Yine, göklerin ve yerin yaratılışı ile dillerinizin ve renklerinizin farklı oluşu da
O'nun âyetlerindendir. Şüphesiz ki bunda bilenler için nice ibretler vardır.”2
buyuran Allah-ü Tealâ hazretleri, bizleri adeta, farklılıklarımızın şuuruna varmamız için
uyarmaktadır.
İnsanlar aynı kaynaktan geliyor ise, ayrı ayrı ırklara mensubiyet Allah’ın bir emri ve
alameti ve arzusu ise o zaman bizlere düşen bu farklılıklarımızdan istifade ederek, diğer
insanlara karşı böbürlenmek, gururlanmak, üstünlük taslamak değildir. Böyle yapmak,
Allah Resûlü (s.a.v.)’in defalarca uyardığı gibi ırkçılık olur. Allah Resûlü (s.a.v.) ise
asabiyet, ırkçılık çağrısında bulunanların Müslüman olamayacağı uyarısını yapmış ve
neredeyse “o kimsleler benden uzak dursun” demek istemiştir:
َّ ‫سو ُل‬
َّ ‫ع ْب ِد‬
‫عو‬
ُ ‫ع ِ ِّميَّ ٍة َي ْد‬
ُ ‫ َم ْن قُ ِت َل تَحْتَ َرا َي ٍة‬:‫اَّللِ صلى هللا عليه وسلم‬
ُ ‫ قَا َل قَا َل َر‬،ِ‫ي‬
ِ َ‫ع ْن ُج ْند‬
َ ‫ب ب ِْن‬
َ
ِّ ‫اَّللِ ْال َب َج ِل‬
ٌ‫صبِيَّةً فَ ِقتْلَةٌ َجا ِه ِليَّة‬
َ
ً
ْ
ُ ‫صبِيَّة أ ْو يَن‬
َ ‫ص ُر‬
َ
َ ‫ع‬
َ ‫ع‬
1
Hucurât suresi, 49:13
2
Rûm suresi, 30:22
Igmg Ev Sohbetleri 23122013 Asabiyet,Irkcılık ve İslam’daki Yersizliği
1
EV SOHBETİ DERSLERİ
AT
“Irkçılık (asabiyyet) adına kör bir şekilde açılan bayrak altında veya ırkçılık için
yapılan çağrıya yardım ederek ölen kimsenin ölümü cahiliyye ölümüdür.3
Hadisin bir başka şeklinde de şöyle buyurulmaktadır:
َّ َ‫َم ْن خ ََر َج ِمن‬
ُ ُ َ
ُ ‫عةَ َف َماتَ َماتَ ِميتَةً َجا ِه ِليَّةً َو َم ْن َقات َ َل تَحْ تَ َرايَ ٍة‬
َ ْْ َ‫ع ِ ِّميَّ ٍة ي‬
َ ‫ارقَ ْال َج َما‬
َ ‫الطا‬
َ ‫ع ِة َو َف‬
‫ب بَ َّرهَا‬
ُ ‫علَى أ ُ َّمتِي يََ ِْر‬
ُ ‫صبَ ٍة أ َ ْو يَ ْد‬
ُ ‫صبَ ٍة أ َ ْو يَ ْن‬
َ ‫صبَةً فَقُتِ َل فَ ِقتْلَةٌ َجا ِه ِليَّةٌ َو َم ْن َخ َر َج‬
َ ‫ص ُر‬
َ ‫عو ِإلَى‬
َ ‫ع‬
َ ‫ع‬
َ ‫ِل َع‬
ُ‫ْس ِم ِنِّي َولَ ْستُ ِم ْنه‬
َ ‫ع ْه ٍد‬
َ ‫اش ِم ْن ُمؤْ ِمنِ َها َوالَ يَ ِفي ِلذِي‬
ِ َ‫َوف‬
َ ‫ع ْهدَهُ فَلَي‬
َ ‫اج َرهَا َوالَ يَت َ َح‬
“Kim itaatten çıkar, cematten ayrılır (ve bu halde ölürse) cahiliye ölümü ile ölmüş
olur. Kim de körü körüne çekilmiş (ümniyye) bir bayrak altında savaşır, asabiyet
(ırkçılık) için gadaplanır veya asabiyete çağırır veya asabiyete yardım eder, bu
esnada da öldürülürse bu ölüm de cahiliye ölümüdür. Kim ümmetimin üzerine gelip
iyi olana da, kötü olana da ayırım yapmadan vurur, mümin olanlarına hürmet
tanımaz, ahid sahibine verdiği sözü de yerine getirmezse o benden değildir, ben de
ondan değilim.”4
Bu hadislerin özeti de şu hadiste anlatılmıştır. Yani kısacası:
ْ ‫ع ْن ُجبَي ِْر ب ِْن ُم‬
َّ ‫سو َل‬
‫ْس ِمنَّا‬
ُ ‫ أ َ َّن َر‬،‫ط ِع ٍم‬
َ ‫عا إِلَى‬
َ َ‫ْس ِمنَّا َم ْن د‬
َ
َ ‫ع‬
َ ‫صبِيَّ ٍة َولَي‬
َ ‫ لَي‬:‫اَّللِ صلى هللا عليه وسلم قَا َل‬
َ
َ
َ
‫صبِيَّ ٍة‬
َ ‫على‬
َ َ‫ْس ِمنَّا َم ْن َمات‬
َ ‫على‬
َ ‫َم ْن قَات َ َل‬
َ ‫ع‬
َ ‫ع‬
َ ‫صبِيَّ ٍة َولي‬
Cubeyr b. Mut’im şöyle rivayet etmiştir: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Irkçılığa çağıran bizden değildir. Irkçılık için savaşan da ırkçılık için ölen de
bizden değildir.”5
Peygamber Efendimiz, maalesef, kendi ümemetinin tüm bu uyarılara rağmen ırkçılığa
düşme tehlikesini sezmiş, bunun için de özellikle cahiliyye vurgusu yaparak, bu
hasletlerden uzak durulmasını istemiştir:
‫ أ َ ْر َب ٌع ِفي أ ُ َّمتِى ِم ْن‬:‫سلَّ َم‬
ُ ‫قَا َل َر‬:َ‫ع ْنهُ قَال‬
َ ُ‫صلَّي هللا‬
َ ُ‫ي هللا‬
ِ ‫ي َر‬
َ
َ ‫علَ ْي ِه َو‬
َ ِ‫سو ُل هللا‬
ِ ‫ع ْن اَبِي َما ِل ِك ْاالَ ْش َع‬
ِِّ ‫ار‬
َ ‫ض‬
ْ
ْ
ْ
َّ
ُ‫ َوالنِِّيَا َحة؛‬،‫وم‬
ْ
ْ
ْ
ْ
ُ
ْ
ْ
ُّ
َ
َ
َ
َ
َ
َّ
ُ
َ
ِ ‫ َو‬،‫ب‬
ِ ‫سا‬
ِ ‫سا‬
ِ ‫اال ْستِ ْسقا ُء بِالن ُج‬
َ ‫ َوالط ْعن فِي االن‬،‫ب‬
َ ْ‫ الفخ ُر بِاالح‬:‫ ال يَت ُركونَ ُهن‬،‫أ َ ْم ِر ال َجا ِه ِليَّ ِة‬
‫ب‬
ٌ ‫ان َو ِد ْر‬
ٍ ‫ٌ ِم ْن َج َر‬
َ ‫ اَلنَّائِ َحةُ إذَا لَ ْم تَتُ ُْ قَ ْب َل َم ْوتِ َها تُقَا ُم يَ ْو َم ْال ِقيَا َم ِة َو‬:َ‫َوقَال‬
ٍ ‫علَ ْي َها ِس ْربَا ٌل ِم ْن قَ ِط َر‬
Ebû Malik el-Eş’ari (radıyallahu anh) anlatıyor: “Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)
buyurdular ki: ‘Ümmetimde dört şey vardır ki, cahiliye işlerindendir, bunları terk
etmeyeceklerdir: Haseble (ırk ve kabile üstünlüğüyle) övünme, Nesebi, soyu
sebebiyle insanları kötüleme, Yıldızlardan yağmur bekleme, (Ölenin ardından)
matem ve ağıt yakma!’
Rasûlullah sözlerine şöyle devam etti: ‘Matemciler, şayet tevbe etmeden ölecek
olursa, kıyamet günü üzerinde katrandan bir elbise, uyuzlu bir gömlek olduğu halde
(kabrinden) kaldırılır.” 6
Ey insanlar! Irkınızın üstünlüğünü ne kadar sayarsanız sayınız, nihayetinde hepimiz
Adem’in çocukları değil miyiz? Eğer onun çocukları isek, aramızdaki bu ırkçı kavga
niye? Üstelik Adem’in asıl maddesi toprak iken. Nitekim bu gerçeğe Peygamber
3
Müslim, İmâre 89, H. No: 1850
4
Müslim, İmâre 83, H. N. 1848
5
Ebû Davûd Edeb, H. No: 349/5121
6
Müslim, Cenâiz 38, H. N. 934
Igmg Ev Sohbetleri 23122013 Asabiyet,Irkcılık ve İslam’daki Yersizliği
2
EV SOHBETİ DERSLERİ
AT
Efendimiz, veda hutbesinde değinmiş, ırk, kabile, aşiret sebebiyle üstünlük taslayanları
bir kez daha uyarmak istemiştir:
ْ ‫س ِم َع ُخ‬
َّ ‫صلَّى‬
َّ ‫سو ِل‬
:‫ق فَقَا َل‬
ُ ‫طبةَ َر‬
َ ُ‫اَّلل‬
َ
َ ‫سلَّ َم فِي َو‬
َ ‫علَ ْي ِه َو‬
َ ‫ َحدَّثَنِي َم ْن‬، َ ‫ع ْن أَبي نََ َْرة‬
َ ِ‫اَّلل‬
ِ ‫س ِط أَي َِّام الت َّ ْش ِري‬
َ
َ
َ
َ
َ
َ
ُ
ُ
ُ
ُ
ْ
َ
َ
َ
َّ
ْ
َ
ُ
َّ
َّ
‫على‬
ْ ‫ب أال ال ف‬
ِ ‫احدٌ َوإِن أباك ْم َو‬
ِ ‫اس أال إِن َربك ْم َو‬
ٍ ‫احدٌ أنت ْم بَنو آدَ َم َوآدَ ُم ِمن ت َرا‬
ُ ‫يَا أيُّ َها الن‬
َ ٍ‫ي‬
ِّ ‫َ َل ِلعَ َرب‬
َّ
َ
َ
َ
َ
َ
َّ
ْ
َ
َ
َ
َّ
ْ
َ
َ
َ
‫على أحْ َم َر إِال بالتق َوى أبلْتُ ؟‬
َ َ‫على أس َْودَ َوال أس َْود‬
َ ‫ي ٍ َوال ِألحْ َم َر‬
َ ‫على‬
َ ٍ‫ي‬
ِّ ‫ع َرب‬
ِّ ‫ي ٍ َوال ِلعَ َج ِم‬
ِّ ‫أ َ ْع َج ِم‬
Abu Nadre dedi ki: Teşrik günlerinin ortasında iken Allah Resûlü (s.a.v.)’in hutbesini
dinleyen birisinin anlattığına göre Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Ey insanlar!
Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem'in çocuklarısınız. Adem ise
topraktandır. Arabın Arap olmayana Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü
olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir
üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadır. İşte bunu size
tebliğ edip bildirdim mi?...”7
Ne var ki insanoğlu hemen unutuvermektedir. Fakat Allah Resûlü sadece ashabını değil,
asıl bizleri bir kez daha uyararak, üstünlüğün ancak Allah tarafından takdir
edilebileceğini bildirmekte ve aynı zamanda da tehdit etmektedir:
َّ ‫ إِ َّن‬:‫اَّللِ صلى هللا عليه وسلم‬
َّ ‫سو ُل‬
‫عبِِّيَّةَ ْال َجا ِه ِليَّ ِة‬
ُ ‫ع ْن ُك ْم‬
ُ ‫ قَا َل َر‬:َ ‫ع ْن أَبِي ُه َري َْرة‬
َ ُ َ
َ ‫ع َّز َو َج َّل قَ ْد أ َ ْذه‬
َ َ‫اَّلل‬
َ
َ
َ
ْ
َ
ْ
ُ
ُ
ْ
ْ
َّ
ْ
َ
َّ
ُ
َ
ٌ
‫عن ِر َجا ٌل فخ َر ُه ْم بِأق َو ٍام إِن َما ُه ْم‬
َ ‫اج ٌر‬
ِ َ‫َوفَخ َرهَا بِاآلب‬
ٍ ‫ي أنت ْم بَنو آدَ َم َوآدَ ُم ِمن ت َرا‬
َ َ‫ب ليَد‬
ِ ‫ي َوف‬
ٌّ ‫ش ِق‬
ٌّ ‫اء ُمؤْ ِمن ت َ ِق‬
َّ ‫علَى‬
َ‫اَّللِ ِمنَ ْال ِج ْعالَ ِن الَّتِي ت َ ْدفَ ُع بِأ َ ْن ِف َها النَّتْن‬
َ َ‫فَحْ ٌم ِم ْن فَحْ ِم َج َهنَّ َم أ َ ْو لَيَ ُكونُ َّن أ َ ْه َون‬
Ebu Hüreyre (r.a.)’dan. Allah Resûlü şöyle buyurmuştur: “Aziz ve Celil olan Allah
sizden câhiliyye devrinin kabalığını ve babalarla övünmeyi gidermiştir. Mümin olan,
takvâ sahibidir. Kâfir olan ise şakîdir/isyankârdır. Siz, Âdem'in çocuklarısınız.
Âdem de topraktan yaratılmıştır. Bazı adamlar, kavimleriyle övünmeyi terketsinler.
Çünkü onlar cehennemin kömüründen bir kömürdürler, yahut onlar, Allah indinde
burnu ile pislik yuvarlayan pislik böceğinden daha aşağıdırlar.”8
İslam ahlakı, sadece kendi kabilesi veya ırkı sebebiyle övünmeyi değil, her hangi bir
sebeble diğer insanlara karşı övünmeyi de yasaklar. Peygamber Efendimiz bu konuda da
yasaklama getirmiş, insanlara karşı tevazulu, alçak gönüllü olmayı emretmiştir.
َّ ‫ إِ َّن‬:َ‫َطيبًا فَقَال‬
َّ ‫سو ُل‬
‫اَّللَ أ َ َم َرنِي أ َ ْن‬
ِ ‫اَّللِ صلى هللا عليه وسلم ذَاتَ يَ ْو ٍم خ‬
ُ ‫ام فِينَا َر‬
ِ َ‫ِعي‬
ٍ ‫اض ب ِْن ِح َم‬
َ َ‫ ق‬:‫ار‬
َ
َ
َ
َ
‫علَى أ َح ٍد‬
َ ٌ‫علَى أ َح ٍد َوالَ يَ ْب ِْي أ َحد‬
َ ٌ‫ضعُوا َحتَّى الَ يَ ْفخ ََر أ َحد‬
َ ‫ت ََوا‬
Iyad b. Hımar’dan: Resûlullah bir gün bize hitab etmek üzere kalktı ve şöyle buyurdu:
“Allah bana, sizin birbirinize tevazu göstermenizi vahyetti. Öyle ki sizden hiç kimse
hiç birinize karşı övünmeyecek ve zulmetmeycektir.” 9
Aziz ve sevgili kardeşlerim!
7
Beyhekî, Şuabu’l İman, H. No: 4774
8
Ebû Dâvud, Edeb 344, H. No: 5116
9
Muslim, Cennet 79, H. No: 2865
Igmg Ev Sohbetleri 23122013 Asabiyet,Irkcılık ve İslam’daki Yersizliği
3
EV SOHBETİ DERSLERİ
AT
Kim ne yaparsa yapsın, kurtuluşun yolu, İslama tabi olup sâlih amel işlemektir. Yoksa bir
kimse, amel-i sâlih ile yollarını ayırmışsa o kimseyi ne kavmi ne de soyu
kurtaramayacaktır. Peygamber Efendimiz bu konuda da şu maifestoyu karşımıza
koymaktadır:
َّ َ‫َم ْن ب‬
ْ ‫ع َملُهُ لَ ْم يُس ِْر‬
ُ‫سبُه‬
َ ‫طأ َ ِب ِه‬
َ َ‫ٌ ِب ِه ن‬
“Bir kimseyi ameli geri bırakmışsa, nesebi, soyu onu kurtaramaz, yükseltemez,
ilerletemez.”10
Şunu da karıştırmamak gerekir ki İslam, akrabalarla ilişkiyi kesmemeye, onlara yardım
etmeye de çok büyük değer vermektedir. Tabiî ki Allah Resûlünün asabiyeti böyle
kötülemesi üzerine çok hassaslaşan ashab, kişinin soyunu, sülâlesini, kavmini, milletini
sevmesinin de asabiyet içine dahil olur mu diye endişeye kapılmış ve durumu
Efendimizden açıklamasını istemiştir. Efendimiz bu soruya “hayır” cevabı vermektedir:
َّ ‫ير ال‬
ْ َ‫س ْيلَةُ قَال‬
:‫ي‬
ِ ‫ش‬
َ ،ِ‫ي‬
َ ‫ع ْن‬
َ
َ ،ُ‫س ِم ْعتُ أ َ ِبي يَقُول‬
َ ‫ت‬
َ ُ‫ ِم ْن ُه ْم يُقَا َل لَ َها ف‬،ٍ‫ع ِن ْام َرأَة‬
ٍ ِ‫عبَّا ِد ب ِْن َكث‬
َّ ‫سأ َ ْلتُ النَّ ِب‬
ِّ ‫ام‬
ْ
ْ
َ
َ
ُ
َ
َّ
ُ‫ت‬
‫ع‬
‫ال‬
‫م‬
‫أ‬
:
‫اَّلل‬
‫ل‬
‫و‬
‫س‬
‫ر‬
‫ا‬
‫ي‬
‫ل‬
‫ق‬
‫ف‬
‫وسلم‬
‫عليه‬
‫هللا‬
‫صلى‬
َ‫ الَ َولَ ِك ْن ِمن‬:َ‫الر ُج ُل قَ ْو َمهُ قَال‬
َ‫ن‬
َ
ِ
ُ
َّ َُّ ‫صبِيَّ ِة أ ْن ي ُِح‬
ِ
َ َ
َ َ
ُّ ‫علَى‬
َ
َ
ْ
ُ
ُ
‫الظ ْل ِم‬
‫ه‬
‫م‬
‫و‬
‫ق‬
‫ل‬
‫ج‬
‫الر‬
‫ع‬
‫ي‬
‫ن‬
‫أ‬
‫ة‬
‫ي‬
‫ب‬
‫ص‬
َ‫ِين‬
َّ
ُ
ِ
ُ
َّ
َ َ ْ
ِ َ ‫ْال َع‬
Ibad b. Kesir eş Şâmî, Fuseyle isimli bir hanımdan rivayet etmiştir ki o hanım babasının
şöyle dediğini işitmiştir: Rasûlullah (s.a.v.)'e sordum: “Kişinin soyunu, sülâlesini
(kavmini, ulusunu) sevmesi asabiyet (kavmiyetçilik, ırkçılık) sayılır mı?” Hz.
Peygamber şöyle cevap verdi: “Hayır. Lâkin kişinin kavmine zulümde yardımcı
olması asabiyettir/kavmiyetçiliktir.”11
Öyle ki, Resûlüllah akraba bağlarını kesmeyi insanlara zulmetmekle birlikte anmış ve
bunların hem bu dünyada hem de ahirette ceyazı mucib olduğuna da dikkat çekmiştir:
َّ ‫ ُ أَحْ َرى أ َ ْن يُ َع ِ ِّج َل‬
‫اح ِب ِه‬
ِ ‫ص‬
ٍ ‫ َما ِم ْن ذَ ْن‬:‫سو ُل هللاِ صلى هللا عليه وسلم‬
ُ ‫ قَا َل َر‬:‫ع ْن أَبِي َب ْك َرة َ قَا َل‬
َ
َ ‫اَّللُ ِل‬
ْ
ْ
ْ
َ
َ
ُ
ْ
ْ
َ
ْ
ُّ
ُ
‫ي‬
ْ
‫ب‬
‫ال‬
‫و‬
‫م‬
‫ح‬
‫الر‬
‫ة‬
‫ع‬
‫ي‬
‫ط‬
‫ق‬
‫ن‬
‫م‬
،
‫ة‬
‫ر‬
‫خ‬
‫اآل‬
‫ي‬
‫ف‬
‫ه‬
‫ل‬
‫ر‬
‫َّخ‬
‫د‬
‫ي‬
‫ا‬
‫م‬
‫ع‬
‫م‬
،‫ا‬
‫ي‬
‫ن‬
‫د‬
‫ال‬
‫ي‬
‫ف‬
‫ة‬
‫ب‬
‫و‬
‫ق‬
‫ع‬
‫ال‬
ِ ِ َ ِ
ِ ُ ِ َ َ َ َ َ
ِ َ ُ
ِ َ َ ِ ِ َّ ِ َ ِ
“Akrabalık bağını kesmek günahı ile insanlara zulmetme günahını işleyenlere,
ahirette ayrıca ceza hazırlanmakla birlikte dünyada da Allah Tealâ tarafından
acilen ceza verilir. Dünyada derhal cezalandırılmaya bu ikisinden daha layık bir suç
yoktur.” 12
İslam öyle bir dindir ki herkesi kardeş yapar. Kardeşlik hukukunun ne olduğu bugünün
insanlığı tarafından unutulmuş gitmiştir. Hatta Müslümanlar dahi bu hukukun ne demek
olduğundan habersizdirler. Mekke’de ilk Müslümanların ve en önemlisi Medine’de Ensar
ve Muhacir’in kardeş olma şartlarını bugün kaç tane Müslüman anlayıp tatbik
etmektedir? İşte o Medine ortamında bile Sa’d bin Ebi Vakkas gibi önde gelen sahabe
neredeyse ırkçılık hastalığına yakalanmış, Selam-ı Farisî hazretlerini üzmüştür. Ama,
10
İbn Mâce, Mukaddime 17, H. No: 225
11
İbn Mâce, Fiten 7, H. No: 3949
Buharî.Edebu’lMufredH.No:67
12
Igmg Ev Sohbetleri 23122013 Asabiyet,Irkcılık ve İslam’daki Yersizliği
4
EV SOHBETİ DERSLERİ
AT
Peygaber efendimizin: “Selman bendendir, ehlimdendir” buyurduğu o kişi kendisini
tanıtırken “Soyumu sopumu bilemem ama, Ben İslamoğlu Selman’ın” diyerek
İslam’ın en güzel kurallarından birisi olan soyla övünmekten vazgeçme ilkesini bir kez
daha diriltmiştir.
Salman-ı Farisî’nin “Ben İslam oğlu İslam’ım” demesi kitaplarda şöyle rivayet edilir:
‫ فَقَا َل‬، ‫َي ٌء‬
ٍ َّ‫س ْع ِد ب ِْن أ َ ِبي َوق‬
َ ‫ي ِ ب ِْن زَ ْي ِد ب ِْن ُج ْد‬
َ ‫ع ْن قَت َادَة َ َو‬
َ
َ ‫اص َو‬
َ َ‫ َكانَ بَيْن‬:‫عانَ َقاال‬
ِ َ‫س ْل َمانَ ْالف‬
ْ ‫يِ ش‬
ِّ ‫ار ِس‬
ِّ ‫ع ِل‬
ُ
ْ
ْ
َ
ُ
ُ
َ
َ
ٌ
‫ ث ُ َّم قَا َل ِلآلخ َِر َحتَّى َبلَ َغ‬، ُْ ِ‫ ا ْنتَس‬: ‫ ث ُ َّم قَا َل ِلآلخ َِر‬، ُ ‫س‬
‫ت‬
‫ن‬
‫ا‬
‫ف‬
،
‫الن‬
‫ف‬
‫ا‬
‫ي‬
‫س‬
‫ت‬
‫ن‬
‫ا‬
:
‫س‬
‫ل‬
‫م‬
‫ي‬
‫ف‬
‫م‬
‫ه‬
‫و‬
‫د‬
‫ع‬
‫س‬
ٍ ِ ْ‫َ ْ َ ْ ِ َ ج‬
َ ُْ ِ
َ َ
ْ
ْ
َ
َ
َ
َ
َّ
ُ
ُ
، ‫ْالم‬
‫س‬
‫اإل‬
‫ْن‬
‫ب‬
‫ا‬
‫م‬
‫ل‬
‫س‬
‫ن‬
‫ك‬
‫ل‬
‫و‬
،
‫ْالم‬
‫س‬
‫اإل‬
‫ي‬
‫ف‬
‫ًا‬
‫ب‬
‫أ‬
‫ي‬
‫ل‬
‫ف‬
‫ْر‬
‫ع‬
‫أ‬
‫ا‬
‫م‬
:
‫ل‬
‫ا‬
‫ق‬
،
‫ان‬
‫م‬
‫ل‬
‫س‬
‫ا‬
‫ي‬
‫س‬
َ‫ِ ِ ِ َ ِ َ َ ان‬
ِ ُ ِ
ِ ِ
َ
َ َ
َ َ َ ُْ ِ َ ‫ ا ْنت‬: ‫ فَقَا َل‬، َ‫س ْل َمان‬
َ
َ
َ
َ
َ
ْ
ْ
ْ
َ
َ
َ
َ
ُ
َ
َّ
َّ
ُ
ُ
ُ
ٍ
ُ
‫ير‬
‫م‬
‫أ‬
‫ا‬
‫ي‬
‫اَّلل‬
‫د‬
‫ش‬
‫ن‬
‫أ‬
:
‫ل‬
‫ا‬
‫ق‬
‫ف‬
،
‫د‬
‫ع‬
‫س‬
‫ا‬
‫ي‬
‫س‬
‫ت‬
‫ن‬
‫ا‬
:
‫ه‬
‫ي‬
‫ق‬
‫ل‬
‫و‬
‫د‬
‫ع‬
‫س‬
‫ل‬
‫ه‬
‫ن‬
‫ع‬
‫اَّلل‬
‫ي‬
‫ض‬
‫ر‬
‫ر‬
‫م‬
‫ع‬
‫ل‬
‫ا‬
‫ق‬
‫ف‬
،
‫ر‬
‫م‬
‫ع‬
‫ى‬
‫ل‬
‫إ‬
‫ل‬
‫ذ‬
‫ى‬
َ
ْ َ َ ُْ ِ
َِ َ ْ َ ِ َ ُ َ ِ َ ُ َُ َ
َ ِ َ َ َ‫ك‬
َ َُ
ِ َ‫فَنَ َم ِك‬
: ‫ فَقَا َل‬، َ‫س ْل َمان‬
َ ‫س‬
َ َ‫ فَأَبَى أ َ ْن يَد‬، ‫ف‬
َ ُ‫ فَ َكأَنَّه‬: ‫ قَا َل‬، َ‫ْال ُمؤْ ِمنِين‬
َ ‫ ث ُ َّم قَا َل ِلآلخ َِر َحتَّى بَلَ َغ‬، ُ َ َ ‫عهُ َحتَّى ا ْنت‬
َ ‫ع َر‬
ْ ‫ع ِل َم‬
ُ ‫س ْل َم‬
ُ ‫س ْل َم‬
َّ ‫ أ َ ْنعَ َم‬: ‫ فَقَا َل‬، ‫ان‬
‫ت‬
ُ ‫ فَقَا َل‬، ‫ْالم‬
َ ‫ قَ ْد‬: ‫ع َم ُر‬
َ ُ‫اَّلل‬
ِ ‫اإلس‬
ِ ‫اإلس‬
َ ‫ فَأَنَا‬، ‫ْالم‬
َ ‫ا ْنتَسِ ُْ يَا‬
ِ ‫ان اب ُْن‬
ِ ِ‫ي ب‬
َّ َ‫عل‬
َّ ‫ْش أ َ َّن ْالخ‬
َّ ‫ أ َ َما َو‬، ‫ْالم‬
ُ ‫ َوإِ َّن‬، ‫ع َّز ُه ْم فِي ْال َجا ِه ِليَّ ِة‬
ٌ ‫قُ َري‬
ِ‫اَّلل‬
َ َ ‫اب َكانَ أ‬
َ ‫َط‬
ِ ‫اإلس‬
ِ ‫اإلس‬
َ ‫ْالم أ َ ٌخ ِل‬
ِ ‫س ْل َمانَ اب ِْن‬
ِ ‫ع َم َر اب ُْن‬
‫س ِمعْتَ أ َ َّن َر ُجال ا ْنت َ َمى إِلَى تِ ْسعَ ِة‬
ُ َ‫ لَ ْوال لَعَاقَ ْبتُك‬،
َ ‫ أ َ َو َما‬، ‫ار‬
َ ‫ع ِل ْمتَ أ َ َو َما‬
َ ‫عقُوبَةً يَ ْس َم ُع بِ َها أ َ ْه ُل األ َ ْم‬
ِ ‫ص‬
، َ‫ْالم َوت ََركَ َما فَ ْوقَ ذَلِك‬
َ َ‫آبَاءٍ فِي ْال َجا ِه ِليَّ ِة فَ َكان‬
ِ ‫اإلس‬
ِ َّ‫عا ِش ُر ُه ْم فِي الن‬
ِ ‫ َوا ْنت َ َمى َر ُج ٌل إِلَى َر ُج ٍل فِي‬، ‫ار‬
‫َو َكانَ َمعَهُ فِي ْال َجنَّ ِة‬
Katade ve Ali b. Zeyd b. Cud’an’dan: Sa’d bin Ebi Vakkas ile Selman-ı Farisî (r.a.)
arasında bir şey olmuştu. Onların da olduğu bir mecliste Sa’d: Hey sen! Soyunu sopunu
bir saysana dedi. Herkes saydı sıra Selman’a geldi. Selman! sıra sende dedi. Selman da
“Benim Müslüman bir babam olmadı. Ama ben İslam’ın oğlu Selman’ım” dedi. Sa’d
durumu Hz. Ömer (r.a.)’a bildirdi. Hz. Ömer de: Söyle bakalım Sa’d şu nesebini, neyin
nesi imiş dedi. Sa’d durumun nereye varacağını anlayınca Allah’a yemin ederim dedi.
Ömer, Sa’d’a soyunu saydırmadi sıra Selman’a geldi ve soyunu say bakalım Selman
dedi. O da “Allah beni İslam’la nimetlendirdi. Bunun için ben İslam’ın oğlu
Selman’ım” dedi. Bunun üzerine Ömer: “Kureyş biliyor ki, Hattab, cahiliyye
döneminde onların en buyüğü idi. Ancak ben, İslam’ın oğlu Ömer, İslam’ın oğlu
Selman’ın kardeşiyim. Allah’a yemin olsun ki, bu yaptığın karşılığında sana bir ceza
verseydim bu cezayı tüm alemler duyardı. Ey Sa’d, bilmiyor musun, veya duymadın
mı ki, bir kişi cahiliyyede olan 9 ceddi ile övünürse kendisi de 10. kişi olarak
cehennemdedir. Ya da her şeyi terkedip İslam’ı kabul edenin de o ceddi ile cennete
gideceğini?”13
Hazret-i Ömer’in bu hiddeti ve kendisini de Selman’a nisbet etmesi gösteriyor ki, soy sop
ile övünmek hakikaten çok çirkin bir övünmedir.
Öte yandan zühdü ile meşhur Hz. Ebu Zerr (r.a.)’ın Bilal-i Habeşî (r.a.)’a “Siyah kadının
oğlu” demesi karşısında Peygamber Efendimizin çok kızdığı ve Ebu Zerr’i bunun için
cahiliyeden kalıntıları taşımakla azarladığı da bilinmektedir. Hatta Ebu Zerr bu olayı hep
anlatmıştır. Gerçi Buharî’de geçen şeklinde Bilal-i Habeşî’ye atıf yoksa da Beyhekî ve
İbn-i Asâkir’de Bilal’in de adı geçmektedir. Olay, Buharî’de şöyle rivayet edilmiştir:
13
İbn Asakir. Tarih-i Medinetu Dimeşk, Hadis No: 20737. Hz. Ömeri’n bu son sözü hadis olarak Abdurrazzak, Musannef, 11/438,
No: 20942’de geçmektedir.
Igmg Ev Sohbetleri 23122013 Asabiyet,Irkcılık ve İslam’daki Yersizliği
5
EV SOHBETİ DERSLERİ
AT
ُ ‫علَى‬
‫ فَقَا َل ِإ ِنِّي‬، َ‫ع ْن ذَلِك‬
َّ ‫ قَا َل َل ِقيتُ أ َ َبا ذَ ٍ ِّر ِب‬،‫ور‬
َ ُ‫سأ َ ْلتُه‬
َ ‫ َو‬،ٌ‫علَ ْي ِه ُحلَّة‬
َ ‫ َو‬،ِ‫الر َبذَة‬
َ
َ َ‫ ف‬،ٌ‫غالَ ِم ِه ُحلَّة‬
ِ ‫ع ِن ْال َم ْع ُر‬
ُ
ُ
ََ ‫ي صلى هللا عليه وسلم َيا أ َ َبا ذَ ٍ ِّر أ‬
ً
ُ
َّ
َ
َ
َ
ُ‫ْت‬
ُ
‫ب‬
‫ن‬
‫ال‬
‫ي‬
‫ل‬
‫ل‬
‫ا‬
‫ق‬
‫ف‬
،
‫ه‬
‫م‬
‫أ‬
‫ب‬
‫ه‬
‫ت‬
‫َّر‬
‫ي‬
‫ع‬
‫ف‬
،
‫ال‬
‫ج‬
‫ر‬
‫ب‬
‫ب‬
‫ا‬
َ‫عي َّْرتَهُ ِبأ ِ ِّم ِه ِإنَّكَ ْام ُرؤٌ فِيك‬
َ
ِ
ِ
ِ
ُ َ
ِّ ِ ْ َ
َ ‫س‬
َ
ُّ ِ َ
ْ
ْ ‫ فَ َم ْن َكانَ أ َ ُخوهُ تَحْ تَ َي ِد ِه فَ ْلي‬،‫اَّللُ تَحْ تَ أ َ ْيدِي ُك ْم‬
َّ ‫ َجعَلَ ُه ُم‬،‫ ِإ ْخ َوانُ ُك ْم خ ََولُ ُك ْم‬،ٌ‫َجا ِه ِليَّة‬
ُ‫ َو ْلي ُْل ِب ْسه‬،ُ‫ُط ِع ْمهُ ِم َّما َيأ ُكل‬
‫ فَإ ِ ْن َكلَّ ْفت ُ ُمو ُه ْم فَأ َ ِعينُو ُه ْم‬،‫ َوالَ ت ُ َك ِلِّفُو ُه ْم َما َي ْْ ِلبُ ُه ْم‬،‫س‬
ُ ‫ِم َّما َي ْل َب‬
Ma’rûr’dan: Dedi ki, Ebu Zerr’le karşılaştım. Kendi üzerinde bir parça elbise, hizmetçisi
üzerinde de bir parça elbise vardı. Bu durum ne diye kendisine sordum. O da bana şöyle
dedi: Ben bir adamı anası sebebiyle ayıpladım. O adam beni Peygamber’e (s.a.v.) şikayet
etti. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Sen onu, annesi ile ayıpladın
mı? Nasıl böyle yaparsın? Muhakkak ki sen kalbinde cahiliyye olan bir adamsın. Bil
ki, kardeşleriniz, sizin yardımcılarınızdır. Allah onları idareniz altına verdi. Kimin
kardeşi, eli altında bulunuyorsa, yediğinden ona yedirsin ve giydiğinden ona
giydirsin. Güç yetiremiyecelderi şeyi onlara yüklemeyiniz. Eğer onları güçlerinin
üstünde görevlendirirseniz, onlara yardım ediniz.” dedi. 14
Görülüyor ki, Ebu Zerr bundan sonra elbisesi yarım da kalsa, elbisesini dahi efendimzin
emirname şeklindeki tavsiyesine uyarak yanındaki hizmetçisi ile paylaşmıştır.
İbn-i Asâkîr ise olayı şu şekilde anlatmaktadır”
َّ ‫سو َل‬
‫صلَّى‬
ِ َ‫س ْود‬
َّ ‫ يَابْنَ ال‬: ‫ فَقَا َل‬، ‫عي ََّر أَبُو ذَ ٍ ِّر بِالال بِأ ُ ِ ِّم ِه‬
ُ ‫ َوأ َ َّن بِالال أَت َى َر‬، ‫اء‬
َ : ‫ قَا َل‬، َ‫ع ْن أَبِي أ ُ َما َمة‬
َ
َ ِ‫اَّلل‬
َّ
َّ
َ
َ
َ
َّ
َ
َ
َ
َ
ْ
ْ
َّ ‫صلى‬
َّ
، ‫سل َم‬
َ ُ‫اَّلل‬
َ ‫ض‬
َ ََ
ِ َْ‫ ف‬، ُ‫سل َم فَأخبَ َره‬
َ ُ‫اَّلل‬
َ ‫عل ْي ِه َو‬
َ ‫عل ْي ِه َو‬
َ ‫ فَأع َْر‬، ‫ فَ َجا َء أبُو ذ ٍ ِّر َول ْم يَ ْشعُ ْر‬، ُ َ ‫ي‬
ُّ ِ‫عنهُ النَّب‬
ُ
َّ
َّ
َ
َ
َ
َّ ‫سو َل‬
‫صلى‬
ُ ‫َي ٌء بَلَْكَ يَا َر‬
َ َ‫ضك‬
َ ‫ َما أع َْر‬:َ‫فَقَال‬
َ ‫ي‬
ْ ‫عنِِّي إِال ش‬
ُّ ِ‫ قَا َل النَّب‬. ‫ أ ْنتَ الذِي تُعَ ِيِّ ُر بِالال بِأ ِ ِّم ِه‬:َ‫اَّللِ ؟ قَال‬
ْ
َ
َ
َ
َّ
َ
َ
َ
َ
َّ
‫ف‬
ْ َ‫على أ َح ٍد ف‬
ِ ِّ ‫ إِ ْن أ ْنت ُ ْم إِال َكط‬،‫َ ٌل إِال بِعَ َم ٍل‬
َ ‫ َما أل َح ٍد‬. ‫على ُم َح َّم ٍد‬
َ ‫َاب‬
َ ‫ َوالذِي أ ْنزَ َل ال ِكت‬: ‫سلَّ َم‬
َ ُ‫اَّلل‬
َ ‫علَ ْي ِه َو‬
َّ ‫ال‬
ٌِ‫صا‬
Ebi Ümameden: Şöyle dedi: Ebu Zerr, Bilal’i annesi ile aşağıladı. “Ey siyah derili
kadının oğlu” dedi. Bilal de Allah Resûlüne geldi ve durumu bildirdi. Bunun üzerine
Allah Resûlü öfkelendi. Ebu Zerr de oraya gelmişti ama, durumu bilmiyordu. Allah
Resûlü Ebu Zerr’den yüz çevirdi. Ebu Zerr: “Seni benden yüz çevirten ve sana haber
verilen nedir ya Resûlellah?” dedi. Allah Resûlü de: “Sen Bilal’i annesi sebebiyle
nasıl ayıplarsın?” Allah Resûlü devam etti: “Muhammed’e kitabı indirene yemin
olsun ki hiç bir kimsenin bir başka kimseye üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak
amelledir. Siz ölçü ve tartınızda ne kadar da kendinize yontuyorsunuz.”15
Allah Resûlün bu uyarısı karşısında Ebu Zerr’in yere yatarak “Yazıklar olsun bana!
Bilal yüzüme basmadıkça yerden kalkmayacağım” diyerek özür dilediği de rivayet
edimiştir.
Peygamber Efendimizin ırkçılığa karşı öfkeli duruşuna bir başka örnek te yine İbn-i
Asâkîr’de şöyle anlatılmaktadır, ki Peygamber Efendimizin en öfkeli zamanlarından
birisine verilen örneklerdendir. Zira Efendimiz başka zaman hem öfkelenmez, hem
hiddetlenmez hem de inşanlara karşı çok çok nazik davranırdı:
َ ‫ْس ب ُْن ُم‬
ُ ‫سلَ ْي َم‬
‫ي‬
ِ ‫الر‬
ِ ‫ط‬
ُ ‫اطيَّةَ إِلَى َح ْلقَ ٍة فِي َها‬
ُّ ٌُ ‫ص َه ْي‬
َّ ‫ع ْب ِد‬
ُ ‫ان َو‬
ُ ‫ َجا َء قَي‬:َ‫ قَال‬،‫الرحْ َم ِن‬
َ ‫سلَ َمةَ ب ِْن‬
َ
َ ‫ع ْن أَبِي‬
ُّ ‫وم‬
ْ
ْ
َ
ُ‫ام إِلَ ْي ِه ُمعَاذ‬
َ
َ
ْ
َ
َ
َ
َ
َ
َ
ُ
َ
َ
ْ ‫س َوالخَز َر ُج ق ْد قا ُموا بِن‬
َّ ‫ص َرةِ َهذا‬
ُ ‫ َهذا األ ْو‬:َ‫ فقال‬،‫ي‬
ُّ ‫َوبِال ٌل ال َحبَ ِش‬
َ ‫ ف َما بَا ُل َهذا؟ فق‬،‫الر ُج ِل‬
ْ
َّ
َ
َّ
َّ
َ
ُ
َ
َ
َ
ْ
َ
َّ
َّ
َّ ‫صلى‬
َّ ‫صلى‬
‫عل ْي ِه‬
َ ُ‫اَّلل‬
َ ُ‫اَّلل‬
َ ‫عل ْي ِه َو‬
َ ‫ي‬
َ ‫ي‬
ُّ ِ‫ام النب‬
َّ ِ‫ ث َّم أت َى النب‬، ‫ب ُْن َجبَ ٍل فَأ َ َخذ بِت َلبِيبِ ِه‬
َ َ‫ فَق‬،‫سل َم فَأخبَ َرهُ بِ َمقَالتِ ِه‬
14
Buharî. İman 23, H. No: 30
15
Beyhekî, Şuabu’l İman, H. No: 4772. İbn Asâkîr’in Tarih-i Medinetu Dimeşk’inden naklen
Igmg Ev Sohbetleri 23122013 Asabiyet,Irkcılık ve İslam’daki Yersizliği
6
EV SOHBETİ DERSLERİ
AT
ٌّ‫الربَّ َرب‬
ِ ‫صالة َ َج‬
َّ ‫ِي أ َ َّن ال‬
َّ ‫اس ِإ َّن‬
ُ َّ‫ أَيُّ َها الن‬:َ‫ َف َقال‬،ٌ‫ام َعة‬
َ ‫َو‬
َ ‫ ث ُ َّم نُود‬،َ‫سلَّ َم قَائِ ًما َي ُج ُّر ِردَا َءهُ َحتَّى دَ َخ َل ْال َمس ِْجد‬
ُ
ٌ ‫س‬
‫ فَ َم ْن ت َ َكلَّ َم بِ ْال َع َر ِبيَّ ِة فَ ُه َو‬،‫ان‬
ِ ‫س‬
ِ ‫ب أَبٌ َو‬
ِ ‫َو‬
ٍ َ ‫ت ْال َع َر ِبيَّةُ ِبأ َ َح ِد ُك ْم ِم ْن أ‬
َ َ ‫احدٌ َواأل‬
َ ‫ِي ِل‬
َ ‫ َولَ ْي‬، ٌ‫احد‬
َ ‫ب َوال أ ٍ ِّم َو ِإنَّ َما ه‬
ْ
َّ ‫سو َل‬
‫ دَ ْعهُ ِإلَى‬:َ‫اَّللِ ؟ قَال‬
ِ ‫ام ُم َعاذُ ب ُْن َج َب ٍل َو ُه َو‬
ُ ‫ق يا َر‬
َ
ِ ِ‫ فَ َما ت َأ ُم ُرنَا ِب َهذَا ْال ُمنَاف‬:َ‫ قَال‬،‫آخذٌ ِبت َْل ِبي ِب ِه‬
ٌّ ‫ع َر ِب‬
َ َ‫ فَق‬. ‫ي‬
َّ
‫ار‬
‫ن‬
‫ال‬
ِ
Ebu Seleme b. Abdurrahaman şöyle dedi: Kays b. Mutâtiyye, Selman (r.a.)’ın, Suheyb-i
Rûmî (r.a.)’ın ve Bilal-i Habeşî (r.a.)’ın bulunduğu bir toplantıya geldi ve şöyle dedi:
“Hadi bu Evs ve Hazrecliler, şu adamın (Peygamber Efendimiz) yardımına
koşuyorlar da, bu adamlara ne oluyor ki?” Bunun üzerine Muaz ibni Cebel (r.a.)
Kays’ın gırtlağına sarılarak Allah Resûlü (s.a.v.)’e götürdü ve neler söylediğini anlattı.
Allah Resûlü (s.a.v.) hemen kalkıp cübbesini giyerek mescide girdi ve insanlar namaz
için cemaate çağrıldı. Allah Resûlü (s.a.v.) buyurdu ki: “Ey insanlar!. Hiç şüphe yoktur
ki Rabb birdir, din birdir, baba (soy) birdir. Sizin Araplığınız ne babanızdan ne de
ananızdan değil konuştuğunuz dilden dolayıdır. Kim Arapça konuşuyorsa o kimse
Araptır.” Sonra Muaz ibn Cebel Kays’ın boğazına sarılı olduğu hâlde: “Ey Allah’ın
Resûlü (s.a.v.) bu münafık adama ne yapmamı emredersin?” dedi. Allah Resûlü
(s.a.v.): “Bırak Cehenneme kadar yolu var dedi.”16
Çok iyi bilinmelidir ki Allah (c.c.) hiç bir zaman insanların soyları, malları, mülkleri ve
makamları ile onlara değer vermeyecektir. O değer yalnızca insanın bizzat kendisinin
yaptığı amellerle meydana çıkacak, ona göre ölçülecektir. Nitekim, Allah Resûlü şöyle
buyurmuştur:
ُ ‫اَّللَ الَ يَ ْن‬
َّ ‫ إِ َّن‬:‫اَّللِ صلى هللا عليه وسلم‬
َّ ‫سو ُل‬
‫ص َو ِر ُك ْم َوأ َ ْم َوا ِل ُك ْم َولَ ِك ْن‬
ُ ‫ قَا َل َر‬.َ‫ع ْن أَبِي ُه َر ْي َرة َ قَال‬
ُ ‫ظ ُر إِلَى‬
َ
ُ ‫يَ ْن‬
ُ‫ظ ُر إِلَى قُلُوبِ ُك ْم َوأ َ ْع َما ِلك ْم‬
Ebu Hureyre (r.a.) Efendimiz (s.a.v.)’in şöyle dediğini söylemiştir: “Allah sizin
mallarınıza ve şekillerinize bakmaz; fakat O sizin kalplerinize ve amellerinize
bakar.”17
Allah-u zu’l Celâl Hazretleri, insanlardan ne soylarını, ne da mallarını saymalarını
istemeyecek onlara bunu emretmeyecektir. O insanlardan, aralarında adaletli davranmayı,
birbirlerine iyilik yapmayı ve yakınlarına bakmayı emreder.
ُ ‫َاء َو ْال ُمن َك ِر َو ْالبَ ْْي ِ ۚ يَ ِع‬
َّ ‫إِ َّن‬
‫ظ ُك ْم لَعَلَّ ُك ْم‬
ِ ‫ع ِن ْالفَحْ ش‬
َ ‫ان َوإِيت َِاء ذِي ْالقُ ْربَ ٰى َويَ ْن َه ٰى‬
َ ْ‫اإلح‬
ِ ‫س‬
ِ ْ ‫اَّللَ يَأ ْ ُم ُر بِ ْالعَ ْد ِل َو‬
َ‫تَذَ َّك ُرون‬
“Şüphesiz ki Allah, size adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara bakmayı emreder;
hayasızlıktan, fenalıktan ve azgınlıktan nehyeder. Öğüt almanız için size böyle öğüt
verir.” 18
Yine bir başka ayette müminler günah ve düşmanlıktan uzak durup iyilik ve takva
üzerinde yardımlaşmakla mükellef kılınmıştır:
َّ ‫اَّللِ َو َال ال‬
َّ ‫ش َعائِ َر‬
‫ام‬
َ ‫َيا أَيُّ َها الَّذِينَ آ َمنُوا َال ت ُ ِحلُّوا‬
ِّ ِ ‫ْي َو َال ْال َق َالئِدَ َو َال‬
َ ‫آمينَ ْال َبيْتَ ْال َح َر‬
َ ‫ش ْه َر ْال َح َر‬
َ ‫ام َو َال ْال َهد‬
َ ‫ص‬
ُ ‫شن‬
‫ع ِن‬
َ ‫طاد ُوا ۚ َو َال َيجْ ِر َمنَّ ُك ْم‬
ْ ‫َي ْبتَُْونَ فََ ًْال ِ ِّمن َّر ِبِّ ِه ْم َو ِرض َْوانًا ۚ َو ِإذَا َحلَ ْلت ُ ْم فَا‬
َ ‫صدُّو ُك ْم‬
َ ‫َآن قَ ْو ٍم أَن‬
16
İbn Asâkîr. Tarih-i Medinetu Dimeşk c. 21, s. 407. Abdurrazzak, Musannef, 11/438, No: 20942, Abdurrahman b. Muhammed
Kumaş. El havî fi Tesfir-i Kur’an-ı Kerim. s. 356.
17
Müslim, Birr 42, H. No: 2564
18
Nahl suresi, 16:90
Igmg Ev Sohbetleri 23122013 Asabiyet,Irkcılık ve İslam’daki Yersizliği
7
EV SOHBETİ DERSLERİ
AT
‫ان ۚ َواتَّقُوا‬
َ ‫علَى ْال ِب ِ ِّر َوالت َّ ْق َو ٰى ۚ َو َال ت َ َع َاونُوا‬
َ ‫ْال َمس ِْج ِد ْال َح َر ِام أَن ت َ ْعتَدُوا ۚ َوت َ َع َاونُوا‬
ِ ‫اإلثْ ِم َو ْالعُد َْو‬
ِ ْ ‫علَى‬
َّ ‫اَّللَ ۚ ِإ َّن‬
َّ
‫ب‬
َ َ‫اَّلل‬
ِ ‫شدِيدُ ْال ِعقَا‬
“Ey iman edenler! Allah'ın alâmetlerine, haram aya, kurbanlık hediyelere,
gerdanlıklarına ve Rablerinden lütûf ve rıza bekleyerek Kabe'ye yönelenlere sakın
saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i
Haram'dan çevirdiklerinden dolayı bir topluma karşı olan kininiz, sizi saldırıya
sevk etmesin. İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde
yardımlaşmayın. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir.”19
Kalplerinde, kafalarında hâlâ kavminden, ırkından dolayı üştünlük taslayanlar varsa şu
ayet-i kerimeye kulak versinler. Zira bu ayet-i kerime yukarıda anlattıklarımızın hepsini
en veciz bir şekilde hülasa etmektedir. İnsanlar tek soydandır, kadın ve erkekten oluşurlar.
İnsanlar her zaman Allah’tan korkup O’nun hududlarını aşmaktan geri durmalı, ama
akrabaları ile de bağlarını koparmamalıdır. Ve Allah her zaman bizim ne yaptığımızı
gözetendir. Kur’an’da şöyle buyurulur:
َّ َ‫احدَةٍ َو َخ َلقَ ِم ْن َها زَ ْو َج َها َوب‬
‫يرا‬
ِ ‫اس اتَّقُوا َربَّ ُك ُم الَّذِي َخلَقَ ُكم ِ ِّمن نَّ ْف ٍس َو‬
ً ِ‫ث ِم ْن ُه َما ِر َج ًاال َكث‬
ُ َّ‫يَا أَيُّ َها الن‬
َّ ‫ام ۚ ِإ َّن‬
َّ ‫سا ًء ۚ َواتَّقُوا‬
‫علَ ْي ُك ْم َرقِيبًا‬
َ َ‫اَّللَ َكان‬
َ َ ‫اَّللَ الَّذِي ت‬
َ ِ‫َون‬
َ ‫سا َءلُونَ بِ ِه َو ْاأل َ ْر َح‬
“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden bir çok
erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun; kendi adına birbirinizden dilekte
bulunduğunuz Allah'dan ve akrabalık (bağlarını kırmak)tan sakının. Şüphesiz
Allah sizin üzerinizde gözeticidir.”20
Bizim yolumuz,
‫عسى أ َ ْن َي ُكونُوا َخيْرا ً ِم ْن ُه ْم‬
َ ،‫يا أَيُّ َها الَّذِينَ آ َمنُوا! ال َي ْسخ َْر قَ ْو ٌم من قَ ْو ٍم‬
“Ey iman edenler! Bir kavim bir kavimle alay etmesin. Umulur ki o kendileri ile
alay edilenler kendilerinden daha hayırlıdır.”21 ayeti ile de emredildiği gibi insanlarla
alay etmekten uzak ama, bir birbirlerini kardeşler edinenlerin yoludur.
Her hâlükârda, Peygamber Efendimiz’in şu buyruğu ırkçılığa, soyla, aşiretle, kavimle
övünmeye karşı tek çözüm olacaktır:
َ ‫الَ تَقَا‬
َّ ‫سد ُوا َو ُكونُوا إِ ْخ َوانًا َك َما أ َ َم َر ُك ُم‬
َ ‫طعُوا َوالَ تَدَابَ ُروا َوالَ تَبَا‬
ُ ‫غ‬
ُ‫اَّلل‬
َ ‫َوا َوالَ ت َ َحا‬
“Akraba ile ilişkilerinizi kesmeyin. Birbirinize düşmanlık da etmeyin. Birbirinizi
kıskanmayın da. Allah’ın size emrettiği gibi kardeşler olunuz.”22
19
Mâide suresi, 5:2
20
Nisa suresi, 4:1
21
Hucurât suresi, 49:11
22
Müslim. Birr 38, H. No: 2563/4
Igmg Ev Sohbetleri 23122013 Asabiyet,Irkcılık ve İslam’daki Yersizliği
8
EV SOHBETİ DERSLERİ
AT
Alınacak Dersler:
1- İslam’da Irkçılık kesinlikle yasaktır.
2- Sadece ırkçılık, soy sopla övünmek değil aynı zamanda birbirine karşı üstünlük
taslamak da yasaktır.
3- İnsanların farklı farklı yaratılmış olmaları bir imtihan vesilesidir ve aynı zamanda
insanların birbirleri ile daha iyi tanışmaları için sebebtir.
4- Bununla birlikte akrabaya, yakınlara yardımcı olmak, onların dertleri ile
dertlenmek, onları ziyaret edip hatırını sormak bir görevdir.
5- Müslümanların asıl görevi, adaleti yaymak, iyilik ve takva üzerinde
yardımlaşmaktır.
6- Bir başka görevimiz, Allah’ın bize emrettiği gibi kardeşler olmaktır.
Ödev:
1. “Babanız birdir. O da topraktandır,” hadis-i şerifi neden toprağa vurgu
yapmaktadır?
2. Hucurat suressinin 13. Ayetinin tefsirini her hangi bir tefsirden okuyarak
birbirinize bir sohbet programı düzenleyiniz.
Igmg Ev Sohbetleri 23122013 Asabiyet,Irkcılık ve İslam’daki Yersizliği
9
Download