büyüme, st hdam ve hracat ç nf yat st krarı

advertisement
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
BÜYÜME, İSTİHDAM VE İHRACAT İÇİN
FİYAT İSTİKRARI
Durmuş Yılmaz, Başkan
8 Kasım 2007, Ankara
BÜYÜME, İSTİHDAM VE İHRACAT İÇİN FİYAT İSTİKRARI
•
Fiyat istikrarı, ekonomik birimlerin yatırım, tüketim ve tasarrufa yönelik
kararlarında dikkate almaya gerek duymadıkları ölçüde düşük bir enflasyon oranını
ifade eder. İstikrarlı fiyatlar iyi işleyen bir piyasa ekonomisinin temel taşıdır.
•
Fiyat istikrarının sağlanamamasının sonuçları, başka bir ifadeyle enflasyonun
ekonomik ve toplumsal alanlarda neden olduğu yıpranma, ülkemizde son derece
net bir şekilde yaşanmıştır. Karar alma süreçlerinde göreli fiyat değişimlerinin ayırt
edilememesi, yurt içi kaynakların verimli olarak yatırıma dönüştürülememesi ve
üretken olmayan alanlara yönelmesi, bireylerin karar alma süreçlerinde geleceğe
bakmaktan çok geçmişe endeksleme alışkanlığının yerleşmesi, ekonominin dış
piyasalarda rekabet gücünün zayıflaması ve yurt dışı sermaye piyasalarına erişimin
kısıtlanması, uzun vadeli yabancı sermaye girişinin azalması,
para ve kredi
piyasalarında vadelerin kısalığı ve mali piyasaların sığ yapısı yüksek ve kronik
enflasyonun birer sonucudur.
1980’li yıllarda gözlemlediğimiz, yüksek enflasyon ile birlikte yakalanan büyüme
hızı sürekli olmamış, bir süre sonra yerini daha yüksek enflasyon oranlarına,
istikrarsız ve düşük oranlı büyümeye bırakmıştır. Ülkemiz için gerekli olan, 2001
yılı sonrası elde ettiğimiz kazanımları kalıcı kılmak ve büyümeyi sürdürülebilir hale
getirmektir.
Türkiye’de Enflasyon ve Büyüme Eğilimleri
(1981-2006, yüzde)
Enflasyon
(sol eksen)
75
9.5
7.5
55
5.5
35
Büyüme
(sağ eksen)
15
3.5
-5
1.5
1981
1982
1983
1984
1985
1986
1987
1988
1989
1990
1991
1992
1993
1994
1995
1996
1997
1998
1999
2000
2001
2002
2003
2004
2005
2006
•
Kaynak: TÜİK
1
•
Yüksek enflasyon oranlarının yaşandığı 1990’lı yıllarla kıyasla fiyat istikrarının
göreli olarak sağlanmaya başlandığı 2002-2007 döneminde ortalama büyüme
hızının ulaştığı yüksek seviye dikkat çekicidir.
Ortalama Enflasyon
(TÜFE)*
Ortalama Büyüme
(GSMH)*
1990-2001
% 74,0
% 3,0
2002-2007
% 13,7
% 7,0
Dönem
Kaynak: TÜİK, DPT
* Enflasyon 2007 yılı için Ekim itibarıyla son 12 ay, büyüme 2007 yılı için ilk iki çeyrek verisi
kullanılmıştır.
•
Benzer bir kıyaslamayı yatırım harcamalarında, sanayi üretiminde ve kapasite
kullanım oranlarında da gözlemlemek mümkündür.
1990-2001
% 74,0
Sabit Sermaye
Oluşumu*
(Yıllık ortalama
artış)
% 3,1
2002-2007
% 13,7
% 14,4
Ortalama
Enflasyon
(TÜFE)*
Dönem
% 3,8
İmalat Sanayi
Kapasite
Kullanım
Oranı*
% 75,8
% 7,4
% 79,7
Sanayi Üretimi*
(Yıllık ortalama
artış)
Kaynak: TÜİK, DPT
* Enflasyon 2007 yılı için Ekim itibarıyla son 12 ay, sabit sermaye oluşumu 2007 yılı için ilk 2
çeyrek, sanayi üretimi 2007 yılı için Ocak-Ağustos, imalat sanayi kapasite kullanım oranı 2007 yılı
için son on iki ay verisi kullanılmıştır.
•
Yüksek enflasyon, işgücü piyasasının etkin çalışmasını da olumsuz etkiler. Nitekim,
düşük enflasyon ortamında tarım dışı istihdam artışı, yüksek enflasyon ortamına
kıyasla daha yüksek olmuştur.
Ortalama Enflasyon
(TÜFE)*
Tarım dışı İstihdam*
(Yıllık ortalama artış)
1990-2001
% 74,0
% 2,6
2002-2007
% 13,7
% 3,8
Dönem
Kaynak: TÜİK, DPT
* Enflasyon 2007 yılı için Ekim itibarıyla son 12 ay, tarım dışı istihdam 2007 yılı için
Ocak-Temmuz verisi kullanılmıştır.
2
•
Enflasyonist ortam, yarattığı belirsizlikle ülkenin diğer ülkelerle rekabet edebilme
gücünü azaltır, dış ticaretin ve ihracatın dengesini bozucu etki yapar. Kronik ve
yüksek enflasyon yaşandığı dönemlerde ihracatın artış hızı düşük gerçekleşmiştir.
1990-2001
% 74,0
İhracat*
(Yıllık ortalama
artış, değer ABD
doları)*
% 8,8
2002-2007
% 13,7
% 22,8
Ortalama
Enflasyon
(TÜFE)*
Dönem
İhracat*
(Yıllık ortalama
artış, miktar
endeksi)*
% 9,4
% 14,0
Kaynak: TÜİK, DPT
* Enflasyon 2007 yılı için Ekim itibarıyla son 12 ay, ihracat 2007 yılı için Ocak-Eylül verisi
kullanılmıştır.
•
2001 sonrası dönemde Türkiye’nin yaptığı ihracatın dünya ihracatı içinde aldığı
pay önemli oranda artmıştır. Benzer bir eğilim Türkiye ihracatının yükselen
ekonomiler ihracatı içindeki payında da gözlemlenmektedir.
Türkiye’nin Toplam Dünya İhracatı İçindeki Yeri
(dünya toplam ihracatının yüzdesi olarak, 1950-2006)
0.8
İthal İkameci dönem
0.7
Serbest piyasa
ekonomisine geçiş
ve ihracatı teşvik
dönemi
0.6
0.5
0.4
Dalgalı Kur
Politikası
0.3
0.2
2005
2000
1995
1990
1985
1980
1975
1970
1965
1960
1955
1950
0.1
Kaynak: WTO, TÜİK
•
Özet olarak, enflasyonla mücadelede önemli bir mesafe sağlandığı son
beş yıllık dönemde, Türkiye ekonomisinin üretim, yatırım, ihracat ve
istihdam artışı performansı da olumlu yönde gelişmiştir.
3
FİYAT İSTİKRARI NASIL SAĞLANIR?
•
Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de Merkez Bankası aldığı para ve kur
politikası kararları ile ekonominin tümünü etkilemektedir. Bu nedenle Merkez
Bankası bu kararlarda ekonomik durumu ülke genelinde bir bütün olarak ele alır.
•
Fiyat istikrarı hiçbir şey pahasına özellikle de büyüme pahasına değildir. Tam
tersine sürdürülebilir bir büyümenin önkoşuludur. Sürdürülebilir büyüme ve
istihdam artışına Merkez Bankasının yaptığı ve yapacağı en büyük katkı
da fiyat istikrarını
sağlamak
ve
sürdürmek amacı çerçevesinde
gerçekleşmektedir.
•
Fiyat istikrarının sağlanmasında para politikasıyla uyumlu bir maliye politikası
izlenmesi de büyük önem taşımaktadır. Mali uyumun kalitesi gerek enflasyonla
mücadele, gerekse yüksek büyüme hızının kalıcılığı açısından son derece
önemlidir.
•
Faiz ve kur politikalarının ön plana çıkarılması, sürdürülebilir ve yüksek büyüme
için ön şart olan yapısal reformların gölgede kalmasına neden olmaktadır.
4
FİYAT İSTİKRARI HEDEFİNİN NERESİNDEYİZ?
TÜRKİYE’DE VE DÜNYADA ENFLASYON GELİŞMELERİ
•
2006 yılı sonu ile kıyaslandığında Türkiye’de enflasyon düşerken, diğer gelişmekte
olan ülkelerde 2007 yılı 2. çeyreğinden itibaren artış eğilimine girmiştir. Artış
eğilimi özellikle Doğu Avrupa ülkelerinde ve Çin’de belirgindir.
•
Dünyada enflasyonun yükselişe geçmesine neden olarak başta gıda olmak üzere
enerji ve emtia fiyatlarında artış ve yüksek büyüme hızına bağlı olarak artan iç
talep sayılabilir.
•
Türkiye’de ise gıda üretiminde yaşanan arz kaynaklı şoklara rağmen, enflasyonda
genel eğilim aşağı yönlüdür ve bu durum gıda dışı fiyat hareketlerinde daha da
belirgindir.
Enflasyon Gelişmeleri
Enflasyon Gelişmeleri
(Aralık 2005 – Ekim 2007, yüzde)
(Aralık 2005 – Ekim 2007, yüzde)
12
12
11
11
10
10
Türkiye
9
Türkiye
9
8
7
8
Doğu Avrupa*
6
5
7
Gelişmekte olan
ülkeler ortalaması*
6
Çin
4
3
2
5
Orta ve Güney Amerika**
1
4
10-07
8-07
6-07
4-07
2-07
12-06
10-06
8-06
6-06
4-06
2-06
12-05
10-07
8-07
6-07
4-07
2-07
12-06
10-06
8-06
6-06
4-06
2-06
12-05
0
* Gelişmekte olan ülkeler: (EMBI Plus: Brezilya, Bulgaristan, Kolombiya,
Ekvador, Filipinler, Güney Afrik a, Mek sik a, Nijerya, Peru, Polonya,
Rusya, Uk rayna), Çek Cumhuriyeti, Çin, Endonezya, Estonya, Hindistan,
İsrail, Letonya, Lit vanya, Macaristan, Romanya, Şili
* Doğu A vrupa: Bulgaristan, Polonya, Rusya, Ukrayna, Çek Cumhuriyeti,
Estonya, Letonya, Litvanya, Macaristan, Romanya, Güney Afrika
Kaynak: IFS, IMF
Kaynak: IFS, IMF
** Orta ve Güney Amerika: Brezilya, Kolombiya, Ekvador, Meksika, Peru,
Şili
5
TÜRKİYE’DE VE DÜNYADA FAİZ GELİŞMELERİ
•
Türkiye ve diğer gelişmekte olan ülkelerin enflasyon dinamiklerinde gözlenen
farklılaşma, para politikası kararlarını da benzer bir şekilde etkilemektedir.
•
Türkiye’de faiz oranları ılımlı bir şekilde indirilirken diğer gelişmekte olan ülkelerde
ya sabit bırakılmakta ya da artırılmaktadır.
Son 3 ayda (Ağustos-Eylül-Ekim) faiz oranlarını artıran gelişmekte olan
ülkeler:
•
Çek Cumhuriyeti
•
Çin
•
G. Kore
•
Güney Afrika
•
İsrail
•
Meksika
•
Polonya
•
Romanya
•
Şili
•
Tayvan
Son 3 ayda (Ağustos-Eylül-Ekim) faiz oranlarını indiren gelişmekte olan
ülkeler:
•
Brezilya (Eylül ayında 0,25 puan indirilmiştir, Ekim ayında sabit tutulmuştur.)
•
Macaristan (Eylül ayında 0,25 puan indirilmiştir, Ekim ayında sabit tutulmuştur.)
•
Türkiye (Eylül ayında 0,25 puan indirilmiştir, Ekim ayında 0,50 puan indirilmiştir.)
6
TÜRKİYE’DE VE DÜNYADA KUR GELİŞMELERİ
•
2005 yılı Aralık ayından bu yana Türk parası ABD Dolarına karşı reel olarak %13,4
değer kazanmıştır.
•
Türk parasının ABD Dolarına karşı değerlenmesi Türkiye’ye has bir olgu değildir.
Aynı dönemde ABD Dolarına karşı bir çok ülkenin para birimi değer kazanmıştır.
•
Yerel para birimlerinin ABD Dolarına karşı reel değer kazanımı sıralamasında
Türkiye, gelişmiş ve gelişmekte olan belli başlı 30 ülke arasında 16. sıradadır.
•
2005 yılı Aralık ayı itibarıyla Türk Lirası Euro’ya karşı reel olarak %0,6 değer
kazanmıştır.
•
Yerel para birimlerini Euro’ya karşı sabitleyen ülkelerde (Bulgaristan, Letonya,
Litvanya, Estonya) gerek ABD dolarına karşı gerekse Euro’ya karşı reel
değerlenme oranı Türkiye’nin üzerindedir.
Yerel para birimlerinin, ABD Dolarına
karşı REEL değer kazanımı
(TÜFE bazlı, Aralık 2005 tarihinden bu yana,
yüzde)
Romanya
Slovakya
Letonya
Bulgaristan
Rusya
Estonya
Litvanya
Macaristan
Hindistan
Çek Cumhuriyeti
Brezilya
İsveç
Polonya
Danimarka
Norveç
Türkiye
Euro Bölgesi
Mısır
İngiltere
Çin
Avustralya
Kanada
Endonezya
Güney Kore
İsviçre
İzlanda
Japonya
Meksika
Yeni Zelenda
Güney Afrika
4.8
2.5
-2.3
-3.4
-4.4
-5.3
-10
-5
0
5
Yerel para birimlerinin, EURO’ya karşı
REEL değer kazanımı
(TÜFE bazlı, Aralık 2005 tarihinden bu yana,
yüzde)
24.0
23.9
23.0
22.0
20.5
18.9
18.5
18.5
17.3
16.7
16.3
14.4
14.1
13.6
13.4
13.4
12.9
12.0
11.7
11.2
10.1
10.0
9.7
8.7
10
15
20
25
Romanya
Slovakya
Letonya
Bulgaristan
Rusya
Estonya
Litvanya
Macaristan
Hindistan
Çek Cumhuriyeti
Brezilya
İsveç
Polonya
Danimarka
Norveç
Türkiye
Mısır
İngiltere
Çin
Avustralya
Kanada
Endonezya
Güney Kore
İsviçre
İzlanda
ABD
Japonya
Meksika
Yeni Zelenda
Güney Afrika
30
-9.2
-11.9
-14.9
-17.3
-18.6
-19.7
-20.8
-30
-20
13.1
12.9
11.9
10.7
8.8
7.2
6.8
6.5
5.1
4.4
4.0
1.7
1.4
0.9
0.6
0.6
-0.8
-1.3
-1.9
-3.2
-3.2
-3.7
-4.7
-10
0
10
20
Sarı renkle işaretlenen ülkelerde sabit kur rejimi uygulanmaktadır
Kaynak: OECD, IFC, Merkez Bankaları
7
•
Beş yıl öncesine kıyasla Türk parasının ABD dolarına karşı nominal olarak
değerinin benzer bir seviyede olduğu gözlenirken, aynı dönemde ABD dolarının
Euro’ya karşı yüzde 40’a varan bir oranda değer kaybetmiştir.
YTL / ABD Dolar kuru ve Euro / ABD Doları kuru Gelişmeleri
(nominal, 1 Ocak 2002 – 8 Kasım 2007)
YTL / ABD Doları
Euro / ABD Doları
2.0
1.2
1.9
1.1
1.8
YTL / ABD Doları
(sol eksen)
1.7
1.0
1.6
0.9
1.5
1.4
0.8
1.3
1.2
0.7
1.1
Euro / ABD Doları
(sağ eksen)
1.0
2002
0.6
2003
2004
2006
2007
Kaynak: TCMB
8
DÖVİZ KURLARINA MÜDAHELE, KURLARDA KALICI BİR ETKİ
YAPABİLİR Mİ?
•
Bir ülkenin para biriminin değeri, uzun dönemde, o ülkenin iç dinamikleri
tarafından belirlenir.
•
Bunlardan en önemlileri makroekonomik istikrar ve verimliliktir.
Reel Döviz Kuru (YTL/$) =
Nominal Döviz Kuru (YTL/$)
Türkiye Fiyat Düzeyi / ABD Fiyat Düzeyi
•
Nominal kur seviyesini kontrol etmek, sabit kur rejimi altında mümkündür.
•
Ancak kurun reel seviyesini kontrol etmek, serbest piyasa koşullarında
mümkün değildir.
•
Nominal döviz kurunun kontrol edildiği ortamda, reel kur seviyesi
uzun dönem denge seviyesine mal ve hizmet fiyatlarının hareketi
yoluyla ulaşacaktır.
•
Kurun nominal seviyesinin aşağı yönlü hareketi engellendiği taktirde, enflasyon
oranının artması, yerel para birimine reel olarak değer kazandırır.
•
Sonuçta reel kur, dalgalı kur rejimi altında piyasa aracılığı ile, sabit kur rejimi
altında enflasyon yoluyla uzun dönem denge değerine yakınsayacaktır.
•
Bu olguyu para birimlerini Euro’ya sabitleyen ülkeler arasında gözlemlemek
mümkündür.
•
Estonya, Letonya, Litvanya ve Bulgaristan para birimlerinin nominal değerini
Euro’ya karşı sabit tuttukları halde, reel olarak değer kazanmasını
engelleyememişlerdir.
•
Kurun nominal seviyesi Euro’ya karşı sabitken, bu ülkelerde enflasyon
oranlarında meydana gelen artış sonucu, kurun reel seviyesi aşağı yönde
hareket etmiştir.
9
Enflasyon Gelişmeleri (Aralık 2005 – Ekim 2007, yüzde)
12
11
Türkiye
10
9
8
Sabit Kur Rejimi Uygulayan Ülkeler*
7
6
5
4
3
2
Dalgalı Kur Rejimi Uygulayan Ülkeler**
1
10-07
9-07
8-07
7-07
6-07
5-07
4-07
3-07
2-07
1-07
12-06
11-06
10-06
9-06
8-06
7-06
6-06
5-06
4-06
3-06
2-06
1-06
12-05
0
* Bulgaristan, Estonya, Letonya, Lit vanya
** Brezilya, Filipinler, Güney Afrika, Meksika, İsrail, Polonya, Şili
Kaynak: IFS, IMF
Sabit Kur Rejimi Uygulayan Ülkelerde Reel Euro Kuru (TÜFE bazlı, Aralık
2005 = 100) ve Enflasyon (yüzde, Ocak 2002 – Eylül 2007)
Estonya
102
100
8
Enflasyon
(sağ eksen)
98
7
Reel Euro Kuru
(sol eksen)
96
94
92
5
94
86
1-06
4-06
7-06
10-06
1-07
4-07
100
98
Reel Euro Kuru
(sol eksen)
96
88
2
86
94
92
1-06
4-06
7-06
10-06
1-07
4-07
7-07
2
4-06
7-06
10-06
1-07
4-07
7-07
Letonya
102
100
12
11
Enflasyon
(sağ eksen)
98
10
96
9
5
94
8
92
7
90
86
4
6
4
88
8
6
1-06
7
10
Reel Euro Kuru
(sol eksen)
90
3
8
Enflasyon
(sağ eksen)
12
92
7-07
Litvanya
102
14
Enflasyon
(sağ eksen)
98
96
4
88
100
6
90
Bulgaristan
102
90
3
88
2
86
6
Reel Euro Kuru
(sol eksen)
5
4
1-06
4-06
7-06
10-06
1-07
4-07
7-07
10
TÜRKİYE’DE FAİZ VE KUR POLİTİKALARI
•
Türkiye’de dalgalı kur rejimi uygulanmaktadır. Dalgalı kur rejimi enflasyon
hedeflemesi rejiminin temel dayanak noktalarından biridir.
•
Bu rejimde döviz kuru içsel bir değişkendir. Kurun değeri, piyasa koşulları
altında belirlenmekte, ekonomik ve siyasi tüm politika uygulamaları ile
beklentilerin sonucunu yansıtmaktadır.
•
Türk parasının değeri amaç değil, sonuçtur. “Yüksek faiz, düşük kur”
şeklinde bir politika uygulaması yoktur.
Uygulanan politika “düşük enflasyon için gereken faiz politikası”dır.
Politika Faizi (yüzde) ve Döviz Kuru (ABD doları satış
kuru, aylık ortalama, Ocak 2002 – Ekim 2007)
60
1.7
55
1.6
ABD doları
(sağ eksen)
50
45
1.5
40
1.4
35
1.3
30
25
Politika Faizi
(sol eksen)
1.2
20
1.1
15
07-07
01-07
07-06
01-06
07-05
01-05
07-04
01-04
07-03
01-03
1.0
07-02
10
01-02
•
Kaynak: TCMB
11
TÜRKİYE’DE FAİZ VE KUR POLİTİKALARI
•
Merkez Bankası faizleri ile döviz kuru arasında çok yönlü ve karmaşık bir ilişki
vardır.
•
Politika faiz oranları düşürüldüğünde birbiriyle çatışan 2 faktör para birimi
üzerinde etkileşimde bulunur:
1. Birinci Etki: Türk parası cinsinden varlıkların getirisi düşer. Döviz talebi
artar. Türk parası üzerinde değer kaybetme baskısı oluşur.
2. İkinci Etki: Gidişatla ilgili olumlu sinyal verilmiş olur. Güven artar. Ters
para ikamesi güçlenir. Türk parası üzerinde değer kazanma baskısı oluşur.
•
Bunlara ek olarak döviz kuru, döviz likiditesi, yatırımcı davranışları, farklı
beklentiler gibi sebeplere bağlı olarak ekonomik temellerden ve politika
faizlerinden kopuk hareket edebilir.
•
Bu üç kanaldan hangisinin ne derecede baskın olacağını o anki konjonktür
belirlemektedir.
•
Politika faiz oranlarının fiyat istikrarı hedefiyle çelişecek şekilde indirildiği
durumlarda enflasyon beklentileri dolayısıyla orta ve uzun vadeli faizler ile kur
genel seviyesi olumsuz etkilenecektir.
12
TÜRKİYE’DE REEL ve NOMİNAL FAİZ
•
Nominal faiz oranları üç değişken tarafından belirlenmektedir:
Nominal Faiz = Reel Faiz + Risk Primi + Enflasyon Beklentisi
•
Reel faiz, sermayenin marjinal verimliliği ve tasarruf eğilimi gibi reel
değişkenler tarafından belirlenir. Enflasyon beklentileri ile enflasyon risk
priminin toplamından oluşan enflasyon telafisinin düzeyi ise fiyat istikrarı ile
doğrudan ilişkilidir.
•
Enflasyon bekleyişlerinin azalması ve risk priminin düşmesi nominal faizlerin
düşmesini sağlar.
•
Politika faiz oranını mevcut ekonomik şartların enflasyonla mücadele için
gerekli kıldığı seviyenin altına yapay olarak indirerek, faizler genel düzeyini
arzu edilen seviyelere düşürmek mümkün değildir.
•
Böyle bir davranış, aksine, gerek enflasyon beklentilerini gerekse geleceğe
yönelik risk algılamasını bozacağından, orta ve uzun vadeli faizlerin
yükselmesine neden olacaktır.
TCM B Kısa Vadeli Faiz Oranları ve
Gösterge DİBS Faiz Oranı
Reel Borçlanma Faiz Oranı
Kaynak: TCMB
09-07
05-07
01-07
09-06
05-06
01-06
09-05
05-05
01-05
09-04
05-04
01-04
09-03
05-03
01-03
05-02
09-07
07-07
05-07
03-07
01-07
5
11-06
12
09-06
10
07-06
14
05-06
15
03-06
16
01-06
20
11-05
18
09-05
25
07-05
20
05-05
30
03-05
22
01-05
35
01-02
(1 Ocak 2005 – 7 Kasım 2007, bileşik, yüzde)
24
09-02
(Ocak 2002 – Ekim 2007, bileşik, yüzde)
* Devlet iç borçlanma ihalelerinde belirlenen borçlanma faizleri ile Beklenti
Anketi’nde tahmin edilen 12 aylık enflasyon oranları baz alınarak hesaplanmıştır.
Kaynak: TCMB
13
POLİTİKA FAİZ KARARLARI
•
Para Politikası Kurulunun faiz indirimine piyasaların beklentisinden daha erken
başlaması, orta ve uzun vadeli faizlerdeki düşüş eğilimini hızlandırmıştır.
•
22 Ekim 2007 tarihinde oluşan getiriler, her vadede 29 Haziran 2007 tarihinde
oluşan getirilerin altında gerçekleşmiştir.
•
Bu durum, faiz indirim kararlarının beklentileri olumlu yönde etkilediğine işaret
etmektedir.
Ayrıca, oluşan getiri eğrilerinin 12 ay vadeden itibaren aşağı yönlü olması,
ekonomik birimlerin orta vadeli enflasyondaki düşüş sürecinin devam
edeceğine ilişkin beklentilerini koruduğunu göstermektedir.
Getiri Eğrisi
(29 Haziran ve 22 Ekim 2007)
18.0
17.5
Faiz Oranları
•
17.0
16.5
16.0
15.5
29 Haziran 2007
22 Ekim 2007
15.0
0.5
1
1.5
2
2.5
3
3.5
4
Vadeye Kalan Süre (Yıl)
Kaynak: TCMB
Kaynak: TCMB
14
SONUÇ VE ÖNERİLER
•
Kalıcı üretim, istihdam ve ihracat artışları için fiyat istikrarı şarttır.
•
Türkiye, son iki yılda yaşanan tüm olumsuz şartlara rağmen,
enflasyonu düşürme konusunda, diğer gelişmekte olan ülkelere göre
önemli bir mesafe kat etmiştir.
•
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası “düşük enflasyon için gereken
faiz politikası” uygulamaktadır.
•
Ekim 2007 Enflasyon Raporu’nda düşük enflasyon için gereken
politika faizinin önümüzdeki aylarda kademeli bir şekilde düşeceği
öngörülmektedir.
•
Düşüşün hızı ve zamanlaması, enflasyonun görünümünü etkileyen
verilere bağlı olacaktır.
•
Kurlar serbest piyasa koşulları altında belirlenmektedir. Kur riski her
iki yöndedir.
•
Üreticilerimizin dünyada değişen şartlara uyum sağlama konusunda
gösterdikleri esneklik, ülkemizin en büyük avantajıdır.
•
Üreticilerimizin yatırım, üretim ve istihdam kararlarını alırken
herhangi bir ülkenin kur düzeyinin gelecekte izleyeceği seyir
konusunda tek yönlü varsayımlarda bulunarak karar almamaları ve
risk yönetim araçlarına başvurmaları şarttır.
•
İstihdamın ve üretimin önündeki engelleri azaltacak yapısal
reformların bir an önce hayata geçirilmesi yararlı olacaktır.
15
Download