1 TC MALİYE BAKANLIĞI 2003 YILI BÜTÇE SUNUŞ

advertisement
T.C.
MALİYE BAKANLIĞI
2003 YILI
BÜTÇE SUNUŞ KONUŞMASI
(TBMM Genel Kurulu)
Kemal UNAKITAN
Maliye Bakanı
23 Mart 2003
1
GİRİŞ
Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri,
Konuşmama başlamadan önce hepinizi saygı ile selamlıyorum.
57’nci Hükümet tarafından sunulan 2003 Mali Yılı Bütçe Kanunu Tasarılarının
kanunlaşması 3 Kasım seçimleri nedeniyle mümkün olamamıştı.
Sayın Abdullah Gül Başbakanlığında kurulan ve 28 Kasım’da da güven oyu
alan Adalet ve Kalkınma Partisinin ilk hükümeti 58’inci Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti,
programına uygun bir bütçe yapabilmek için gerekli olan süreyi elde etmek, bu arada
da Devlet hizmetlerinin sürekliliği nedeniyle harcamaların yapılması ve Devlet
gelirlerinin tahsil edilmesini sağlamak amacıyla 2003 yılının üç aylık döneminde
uygulanacak geçici bütçeyi çıkarttı.
58’inci Hükümet tarafından hazırlanan 2003 Mali Yılı Bütçe Kanun Tasarıları 3
Mart 2003 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunuldu.
Bu tasarılar ve 2002 Temmuz ayında sunulmuş olan 2001 Mali Yılı
Kesinhesap Kanun Tasarıları, Plan ve Bütçe Komisyonunda yaklaşık on gün süreyle
bütün yönleriyle incelendi ve son şeklini aldı.
Komisyondaki çalışmalara 58’inci Hükümet olarak katıldık ve Sayın Genel
Başkanımız Tayyip Erdoğan Başbakanlığında 14 Mart’ta kurulmuş olan 59’uncu
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olarak devam ettik.
Komisyondaki çalışmalar sonuçlandı ve tasarılar Yüce Meclis’in takdir ve
tensiplerine sunuldu.
Bugün de Yüce Meclis’te bu tasarıların görüşmelerine başlanmaktadır.
Bu vesile ile, Plan ve Bütçe Komisyonunun sayın başkan ve üyelerine
yaptıkları yoğun ve yorucu çalışmalar ve değerli katkılar için şahsım ve Hükümetim
adına huzurlarınızda teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri,
Bütçe kanunlarının hazırlanması, görüşülmesi, kabulü ve yayınlanması, “bütçe
hakkı” temelinde, özellik arz eder.
Bütçeler, devletin gelirlerini toplamasına izin ve giderlerini yapmasına yetki
veren kanunlardır. Mali yönleri yanında ekonomik ve sosyal yönleri de vardır. Aynı
zamanda yönetimin izleyeceği ekonomik ve sosyal politikaları ortaya koyarlar.
Geleceğe ilişkin öngörüleri içeren bütçeler, şüphesiz hazırlandıkları ekonomik
ve sosyal şartların, ülkenin içinde bulunduğu konjonktürün ve geleceğe ilişkin
beklentilerin de izlerini taşırlar.
2
Bu bakımdan 2003 Bütçesine geçmeden önce sizlere dünya ve ülkemiz
ekonomisi hakkında bazı bilgiler vermek istiyorum.
DÜNYA EKONOMİSİ
Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri,
2001 yılında dünyayı etkisi altına alan ekonomik yavaşlama 11 Eylül sonrası
daha da belirginleşmiştir. 2002 yılının ilk çeyreğinde bir çok bölgede büyüme hızı
beklentilerin üzerinde gerçekleşmiş ise de dünyanın önde gelen şirketlerinin
yolsuzluklar ve muhasebe skandalları sonucu çökmeleri yatırımcı ve tüketici güvenini
azaltmış, borsalar düşmüş, dolar euro karşısında değer kaybetmiş ve dünya
ekonomisi belirsizlik ortamına sürüklenmiştir. Irak odaklı kriz bu belirsizliği daha da
artırmıştır.
Bu gelişmeler çerçevesinde 2002 yılı için dünya ekonomisi genelinde tahmin
edilen büyüme hızı yüzde 2.8 ve dünya ticaret hacmindeki artış da yüzde 2.1 ile
beklentilerin altında kalmıştır.
ABD ekonomisi 2002 yılının ilk çeyreğinde yüksek bir büyüme kaydettiyse de
daha sonra yavaşlamış, ekonomiyi canlandırmak amacıyla 2003 yılı başında yaklaşık
670 milyar dolarlık ve 10 yıllık bir süreyi kapsayan vergi indirimlerini içeren bir
ekonomik destek paketi açıklanmıştır.
Euro bölgesinde ise alınan önlemlere rağmen ekonomik faaliyetlerdeki
canlanma yetersiz kalmış, tüketici ve yatırımcı güveni azalmıştır. Durgunluk yaşanan
bölgede önce Portekiz sonra Almanya ve Fransa bütçe açığının GSYİH’nın en fazla
yüzde 3’ü olan Maastricht kriterini aşmışlar ve Avrupa Birliği tarafından bütçe
açıklarını azaltmaları yönünde uyarılmışlardır. Diğer taraftan Japon ekonomisinde
durgunluk devam etmektedir. Gelişmiş ekonomilerin 2002 yılı büyüme hızı yüzde
2’nin de altında kalacaktır.
Asya’daki yükselen piyasa ekonomilerinde ise ekonomik faaliyetler nispeten
canlı kalırken Arjantin krizinin komşu ülkeleri de etkilemesi, yüksek borç düzeyi ile
finansman ihtiyacı ve Brezilya’daki koşulların bozulması Latin Amerika
ekonomilerindeki sorunları daha da artırmıştır.
Orta Doğu bölgesinde büyümenin artacağı yönünde tahminler yapılmış ise de,
petrol piyasasındaki gelişmeler, İsrail-Filistin çatışmasına ilaveten Irak krizi bölge
ekonomisinde belirsizlik yaratmıştır.
2002 yılında gelişmekte olan ülkelerin yüzde 4.2 büyümesi beklenmektedir.
Geçiş sürecindeki ülkelerin büyüme hızlarında da 2002 yılında yavaşlamalar
kaydedilmiştir. Beklenen büyüme hızı yüzde 3.9’dur.
Uluslararası kuruluşlarca geçen yıl Ekim ayı itibariyle yapılan tahminlere göre;
2003 yılı büyüme hızı dünya genelinde yüzde 3.7, gelişmiş ekonomilerde yüzde 2.5,
3
gelişmekte olan ülkelerde yüzde 5.2 ve geçiş sürecindeki ülkelerde yüzde 4.5 olup
dünya ticaret hacminde de yüzde 6.1 oranında büyüme beklenmektedir.
Ancak, siyasi belirsizlikler, şirket karları ile ilgili kaygılar, yatırımcı güveninin
kaybolması, dünya borsalarındaki düşüşler ile Irak krizi nedenleriyle dünyada 2003
yılı büyüme beklentileri yüzde 3’lere kadar inmiştir.
Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri,
2002 yılının en önemli olaylarından biri, 1999 yılından beri kaydi para olarak
kullanılan euro’nun 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren kağıt ve madeni para olarak
tedavüle girmesi olmuştur. Avrupa Birliğinin Euro Alanını oluşturan 12 üyesinin dünya
üretimindeki payı yüzde 20, dünya ticaret hacmindeki payı ise yüzde 30’dur. Euro,
ikinci büyük uluslararası rezerv para birimi haline gelmiştir.
Dünya ekonomisinin gündeminde yer alan önemli konulardan biri de petrol
fiyatlarıdır. OPEC ülkelerinin 2002 yılının ilk yarısında uyguladıkları üretim kısıntısı
ikinci yarıda da devam etmiştir. Ancak Irak krizi, Venezuela’da yaşanan sorunlar ve
ABD ile Kuzey Kore arasındaki nükleer silah krizi petrol fiyatlarını yükseltmiş ve
petrolün varil fiyatı 30 doları geçmiştir.
Fiyatları düşürmek amacıyla OPEC 2003 Ocak ve Şubat aylarından geçerli
olmak üzere günlük üretim miktarını artırma kararı almış ve uygulamaya başlamış
ancak derinleşen Irak krizi nedeniyle petrol fiyatlarındaki artış sürmüştür. Buna
rağmen Mart ayı ortalarında yapılan OPEC toplantısında günlük üretim kotasının
arttırılmayacağı yönünde karar alınmıştır.
Petrol fiyatlarındaki istikrarsızlık devam etmektedir. Bu hafta fiyatlar düşmeye
başlamış ve 21 Mart 2003 tarihi itibariyle 25 dolar olmuştur. Biz de petrol fiyatlarında
indirim çalışmalarına başladık. İlk indirimleri de bu hafta yaptık.
Diğer yandan belirsizlikler altın fiyatlarını da yükseltmiş, altının ons fiyatı da bir
ara 380 doları aşarak, son yılların en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Son günlerde
altının fiyatı da gerilemekte olup 1 ons altın 21 Mart 2003 tarihi itibariyle 332 dolardır.
2002 yılında mali piyasalarda yaşanan sarsıntılar nedeniyle ortaya çıkan
dolardaki değer kaybı 2003 yılında da devam etmiştir. Bir ara 1.11’lere çıkan
euro/dolar paritesi de son günlerde gerileme göstermiştir. 21 Mart 2003 tarihi
itibariyle parite 1.0586 olmuştur.
Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri,
Çağımızda teknolojik gelişmeler sayesinde dünya giderek rekabete açık bir
pazara dönüşmekte, ulusal pazarların dünya pazarları ile bütünleşmesi
kolaylaşmakta ve ticaretin serbestleşmesi ülkeleri birbirine daha bağımlı hale
getirmektedir.
4
Küreselleşmenin olumlu etkilerinin yanında olumsuz etkilerinin de olduğu artık
bilinen bir gerçektir. Gelir dağılımında yarattığı adaletsizlik kesinlikle çözülmesi
gereken sorunlardan biridir. Zira dünya nüfusunun yarısı günlük ortalama 2 doların
altında, beşte biri de 1 doların altında bir parayla yaşamaktadır. Zengini daha zengin
yoksulu daha yoksul yapan politikalar yerine ekonomik refahın dünya ölçeğinde
yaygınlaşmasını ve adil paylaşılmasını sağlayan politikalara özel bir önem ve öncelik
verilmesi şarttır.
Küreselleşmenin yanında
kazanmakta ve yayılmaktadır.
bölgesel
entegrasyonlar
da
giderek
önem
Bu çerçevede Avrupa Birliği ile ilişkilerimizde 1999 Helsinki Zirvesinde
ülkemize adaylık statüsünün tanınmasının ardından gerek mevzuat uyumu gerekse
ekonomik kriterlere uyum açısından yapılan reform çalışmalarını 59’uncu Hükümet
de sürdürecektir.
12-13 Aralık 2002 tarihlerinde gerçekleşen Kopenhag zirvesinde Türkiye’nin
diğer ülkelerle aynı koşullar altında bir aday ülke olduğu teyit edilmiştir. Aralık 2004
tarihinde hazırlanacak İlerleme Raporu çerçevesinde Türkiye’nin siyasi kriterleri
yerine getirdiğine karar verilmesi durumunda üyelik müzakerelerine gecikmeksizin
başlanacaktır. Bu süre içerisinde atılacak her adım bizi tam üyeliğe daha fazla
yaklaştıracaktır.
Avrupa Birliği mevzuatına uyum amacıyla yaptığımız reform çalışmaları
Türkiye’yi tam üyeliğe yaklaştırmasının yanı sıra vatandaşlarımıza daha müreffeh ve
demokratik bir yaşam sağlamayı amaçlamaktadır.
Avrupa Birliği üyesi bir Türkiye’nin uluslararası alanda çıkarlarını daha iyi
koruyabileceğinin ve yurt içinde kalıcı bir ekonomik istikrara kavuşacağının
bilincindeyiz. Tam üyelik, Türkiye’nin modern dünyadaki yerini sağlamlaştıracağı gibi
bölgedeki diğer ülkelerle ilişkilerinde de önder rolünü güçlendirecektir.
Biz Türkiye’nin Avrupa Birliğine tam üyeliği için kararlıyız.
TÜRKİYE EKONOMİSİ
Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri,
Şimdi de ülkemiz ekonomisinden bahsetmek istiyorum.
Türkiye, faizin ve döviz kurunun kamu otoritesi tarafından belirlendiği, ithalatın
ve sermaye hareketlerinin kontrol altında tutulduğu uzun bir dönemden sonra 1980’li
yıllardan itibaren ihracata dönük, rekabete ve dışa açık serbest piyasa ekonomisine
geçmiştir. Bu amaçla kambiyo işlemleri ve sermaye hareketleri serbest bırakılmış,
para ve sermaye piyasaları oluşturulmuş, faiz ve döviz kuru piyasalarda belirlenmeye
başlanmış, Türk Lirası konvertibl hale getirilmiş, döviz kullanımı ve uluslararası
5
sermaye hareketleri tamamen serbest bırakılmış, dış ticaret liberalleştirilmiş ve
Avrupa Birliği ile gümrük birliğine girilmiştir.
Son dönemde de, temel amacı üç yıllık bir dönem sonunda enflasyonu tek
haneli rakamlara indirmek, reel faizleri süratle aşağı çekmek, kamu finansman
dengesini sağlıklı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmak, ekonomide sürdürülebilir
bir büyüme ortamı tesis etmek ve yapısal reformları hızla gerçekleştirmek olarak
belirlenen bir ekonomik program 2000 yılı başında uygulamaya konulmuştu.
Ancak başarı sağlanamadı. 2000 Kasım ayı ve ardından 2001 Şubat ayında
ortaya çıkan krizler sonrasında, önceki programın devamı niteliğinde olan ve bu
programın yapısal unsurlarının güçlendirilmesine dayanan dalgalı kur rejiminin geçerli
olduğu yeni bir istikrar programı uygulanmaya başlandı.
2001 yılında, artan belirsizlik, bankacılık krizi ve sabit kur rejiminin terk
edilmesi, faizlerin, enflasyonun ve işsizliğin artmasına; ekonomide tarihi bir
küçülmeye mal oldu.
2002 yılında iç talepteki durgunluğa karşılık büyük ölçüde stok artışı ve
ihracattan kaynaklanan büyüme başlamış; maliye politikasında hedeflerden sapmalar
olmuşsa da para politikası programlandığı şekilde sürdürülmüş, enflasyon
hedeflenenin de altında gerçekleşmiştir. Ancak seçim ekonomisi uygulanması
nedeniyle bütçe ve faiz dışı fazla hedefleri tutturulamamış; işsizlik artmaya devam
etmiştir.
Yıllardır uygulanan yanlış programlar, yönetim hataları ve gerekli reformların
zamanında yapılmaması nedenleriyle ülkemiz, yüksek enflasyon, büyük bir kamu
borç stoku, istikrarsız büyüme, dengesiz gelir dağılımı, yüksek işsizlik gibi ciddi
sorunların içine düşmüştür.
Büyüme
Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri,
Uzun bir süredir ekonomide istikrarlı ve sürdürülebilir bir büyüme hızı
yakalanamamış; hedeflenen büyüme hızının ancak yarısına ulaşılabilmiştir.
Gayri Safi Milli Hasıla büyüme hızı 1988 ve 1989 yıllarında yüzde 1.5’lere
düşmüş, 1990’da yüzde 9.4’e çıkmış, 1991’de binde 3’e inmiştir. 1992 ve 1993’de
yüzde 6.4 ve yüzde 8.1’e yükselmiş iken 1994’de ekonomi yüzde 6.1 oranında
gerilemiştir. 1995-1997 dönemi yüksek büyüme dönemi olmuş ise de 1998’de
büyüme hızı yüzde 3.9’da kalmış ve 1999’da yüzde 6.1 oranında gerileme olmuştur.
2000 yılında yüzde 6.3 oranında büyüme yakalanırken 2001 yılında yüzde
9.5’lik büyük bir gerileme yaşanmıştır.
2001 yılında yaşanan gerileme 2002 yılında yerini büyümeye bırakmıştır.
Yapılan tahminlere göre, 2002 yılının tamamında, iç talepteki durgunluğa
karşılık ihracat ve stok artışlarının katkısıyla GSMH, programlanan yüzde 4’ün
6
üzerinde, yüzde 6.5 oranında büyüyecek ve cari fiyatlarla 271.4 katrilyon liraya
ulaşmış olacaktır.
Kişi başına GSMH ise 1998 yılında 3255 dolara kadar yükseldikten sonra inişe
geçmiş; 2001 yılında 2123 dolarla 1994’deki seviyesinin de altında kalmıştır. 2002
yılında ise 2586 dolara yükseleceği hesaplanmaktadır.
İşsizlik
1988-1994 yıllarında yüzde 8’lerde olan işsizlik oranı 1995-1996 yıllarında
yüzde 6’lara gerilemiştir. 1997-1998 yıllarında yüzde 6.4 civarında iken 1999 yılında
yüzde 7.4’e yükselmiş, 2000 yılında yüzde 6.6 olmuştur. 2001 yılında yüzde 8.5’e ve
2002 yılında da artış eğilimini sürdürerek yüzde 10.6’ya çıkmıştır.
2002 yılında eğitimli gençlerde işsizlik oranı ise yüzde 29.4’tür.
Genç bir nüfusa sahip olan ülkemiz, artan nüfusa yetecek istihdam alanı
açamamaktan, açılmış olanları da koruyamamaktan kaynaklanan yapısal işsizlik
sorunu ile karşı karşıyadır. Bu sorunların çözüme kavuşturulması ve işsizliğin
azaltılması için gerekli tedbirler alınacaktır.
Ödemeler Dengesi
Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri,
Ülkemiz zaman zaman dış ödeme güçlükleri yaşamıştır. Gelişmekte olan bir
ülke olarak Türkiye’nin ekonomik büyümeyi gerçekleştirmesi ve başta hammadde,
ara malı, teknoloji ve enerji kaynakları olmak üzere mecburi ithalatının da
karşılanması için istikrarlı bir döviz girdisi sağlanması gerekmektedir. Döviz girişinin
en önemli kaynağı ise ülkede yatırım, üretim ve istihdam artışı sağlayan ihracattır.
Bilinmelidir ki kamu dengesi kadar ödemeler dengesi de önemlidir. Ülkemizin
70 cent’e muhtaç olduğu günler unutulmamalıdır.
İhracatta sürekli ve kalıcı artış sağlanması Hükümetimizin öncelikli hedefleri
arasındadır.
1980’lerden sonra ihracata dayalı büyüme modelinin benimsenmesi ve bu
doğrultuda alınan kararların etkisiyle ihracatta önemli artışlar sağlanmıştır.
İhracatımız 1980 yılında 3 milyar dolar iken 1990 yılında 13 milyar dolar
olmuş, 2002 yılında 35.1 milyar dolara yükselmiştir.
Gümrük birliğinin, liberalleşme hareketlerinin ve büyümenin de etkisiyle zaman
zaman yüksek oranlı artışlar gösteren ithalat; 2000 yılında 54.5 milyar dolar iken
2001 yılında kurlardaki artış ile iç talepte ve ekonomide yaşanan daralma sonucu
41.4 milyar dolara düşmüştür. 2002 yılında da 50.8 milyar dolara ulaşmıştır.
İhracattaki artışlarda ekonomideki daralmalar, iç talepteki gerilemeler ve
devalüasyonlar etkili olurken ithalattaki artışlar ekonomideki büyüme ile doğru orantılı
olmaktadır.
7
1980 yılında yüzde 36.8’e kadar gerileyen ihracatın ithalatı karşılama oranları
ise sonraki yıllarda yükselmeye başlamış, 2001 yılında yüzde 75.7 olmuş, 2002
yılında yüzde 69’a gerilemiştir.
İhracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 50’lere indiği yılları kriz yılları takip
etmiştir. Bu nedenle ihracat ile ithalat arasında ekonominin taşıyabileceği bir oranın
korunması zaruridir.
1996 yılında 8.8 milyar dolar olarak cari işlemler hesabına dahil edilen bavul
ticareti yoluyla yapılan ihracat sürekli azalarak 1999 yılında 2.3 milyar dolara inmiş,
2000 ve 2001 yıllarında 3 milyar dolar civarında gerçekleşmiştir. 2002 yılında 4.1
milyar dolara yükselmiştir.
İşçi gelirleri ise 1994 yılında 2.7 milyar dolar iken sürekli artarak 1998 yılında
5.4 milyar dolara kadar çıkmıştır. Daha sonra gerilemeye başlamış olup 2002 yılında
2 milyar dolara inmiştir.
Turizmden sağlanan gelirler, 1991 ve 1999 yıllarındaki gerilemeler hariç
sürekli yükselmektedir. 1999 yılında 5.2 milyar dolara inmiş ise de yükselerek 2001
yılında 8 milyar doları aşmış, 2002 yılında 8.5 milyar dolar olmuştur.
Net dış borç faiz ödemeleri ise özellikle 1994 yılından itibaren azalarak 1998
yılında 2.3 milyar dolara kadar inmiş iken tekrar artışa geçerek 1999 yılında 3.1, 2000
yılında 3.5 ve 2001 yılında da 4.4 milyar dolar ve 2002 yılında da 3.9 milyar dolar
olmuştur.
1975-1987 döneminde sürekli açık veren cari işlemler dengesi 1988 ve 1989
yıllarında fazla vermiştir. 1990 yılından 2002 yılına kadar ise 1991, 1994, 1998 ve
2001 yıllarında fazla, diğer yıllarda açık vermiştir.
1999 yılında 1.4 milyar dolar olan cari işlemler açığı 2000 yılında 9.8 milyar
dolara tırmanmıştır. 2002 yılında açık 1.8 milyar dolara gerilemiştir.
1980-1987 döneminde ülkeye sermaye girişi olmuş, 1988’de yaklaşık 1 milyar
dolar, 1991 yılında 2.4 milyar dolar, 1994’de 4.3 milyar dolar, 1998 yılında 840 milyon
dolar ve 2001 yılında da 14.2 milyar dolar olmak üzere sermaye çıkışı olmuş; diğer
yıllarda sermaye girişi gerçekleşmiştir.
2002 yılında ise 2 milyar dolar net giriş gerçekleşmiştir.
1981 yılında 1.7, 1985 yılında 3.3, 1990 yılında 11.4 ve 1994 yılında 16.5
milyar dolar olan net uluslararası rezervler, sürekli artarak 2000 yılında 34.2 milyar
dolara ulaşmış, 2001 yılında 30.2 milyar dolara gerilemiş; 2002 yılı sonunda 38 milyar
dolara yükselmiştir. 14 Mart 2003 itibariyle Merkez Bankasının döviz rezervi 27.5
milyar dolardır.
Fiyatlar
Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri,
8
Enflasyon uzun yıllardır yüksek düzeyde seyretmekte, yıllık fiyat artışları
istikrarlı bir eğilim göstermemektedir.
Toptan eşya fiyatlarındaki yıllık artış 1986’da yüzde 24.5’e kadar gerilemiş ise
de sonra artmaya başlamış 1988’de yüzde 67.9 olmuştur. 1994’de yüzde 150’ye
tırmanmıştır. 1997’de yüzde 91 olmuştur.
2000 yılında yüzde 32.7 iken 2001 yılında yüzde 88.6’ya yükselmiş; 2002
yılında ise iç talepteki durgunluğun da etkisi ile yüzde 30.8’e düşmüş ve öngörülen
hedef ilk defa tutturulmuştur.
Tüketici fiyatlarına göre ise 2000 yılında yüzde 39 olan yıllık artış 2001 yılında
yüzde 68.5’e yükselmiş, 2002 yılında ise yüzde 29.7’ye gerilemiştir.
Toptan eşya fiyatları aylık artışı 2003 yılının Ocak ayında yüzde 5.6 ve Şubat
ayında da yüzde 3.1 oranlarında gerçekleşmiştir. Aynı aylarda tüketici fiyatları aylık
artışları da yüzde 2.6 ve yüzde 2.3 olmuştur. Şubat ayı itibariyle yıllık artış TEFE’de
yüzde 33.4 ve TÜFE’de yüzde 27 olmuştur.
Yüksek düzeyde seyreden fiyat artışları, ileriye yönelik kararları olumsuz
etkiler, kaynakların gerçekçi kullanımını ve dağılımını engeller, gelir dağılımını hem
fertler hem de bölgeler itibariyle bozar, toplumun sağlıklı yapısını aşındırır. Amacımız
enflasyonu tek haneli rakamlara indirmek ve bunu kalıcı kılmaktır.
KAMU KESİMİ AÇIKLARI VE BORÇLARI
Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri,
Şimdi ülke ekonomisinde istikrarsızlığın temel nedeni olan kamu kesimi
açıkları ile borçları hakkında bilgi vermek istiyorum.
Devlet giderlerinin gelirlerden fazla olması yani bütçenin açık vermesi
durumunda bu açığın bir şekilde karşılanması gerekir. Bütçe açığının ekonominin
taşıyamayacağı boyuta gelmesi ülkeyi krize sokar.
İşte bizde de yaşanan bu olmuştur.
Giderlerimizdeki artış hızı gelirlerimizin üzerinde olmuş ve aradaki fark giderek
artmıştır. Giderlerimiz, israflarla, har vurup harman savurma politikasıyla o kadar
artmıştır ki, bir ara, topladığımız vergiler, ödediğimiz faizlere dahi yetmez duruma
gelmiştir.
Avrupa Birliği Maastricht kriterlerine göre kamu kesimi açığı GSYİH’nın yüzde
3’ünü aşmamalıdır.
Oysa ülkemizde kamu kesimi açıklarının GSMH’ya oranı 1975 yılından
bugüne kadar yüzde 3’ün altına hiç inmemiştir.
9
1986’da bu oran yüzde 3.7 iken 1987 yılında yüzde 6.1’e, 1998’de yüzde
9.4’e, 1999 yılında da yüzde 15’e yükselmiştir. 2000 yılında yüzde 12’ye inmiş 2001
yılında yüzde 16.5’e çıkmıştır. 2002 yılında yüzde 12.6 olmuştur.
Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri,
Bu açıklar nedeniyle Devlet borçlanmıştır. Ancak borç stokunun makul
seviyelerde tutulması yönünde bir borçlanma politikası uygulanmamıştır.
İç Borç Stokunun GSMH’ya oranı yükselerek 1994 yılında yüzde 20.6 olmuş,
1996-1998 yıllarında yüzde 21’lerde kalmış ancak 1999 ve 2000 yıllarında yüzde
29’lara çıkmıştır.
2001 yılında kamu ve fon bankalarının mali yapılarını güçlendirmek ve görev
zararlarını tasfiye etmek amacıyla özel tertip borçlanma senetleri verilmesi borç
stokunun yüzde 235.4 oranında artarak GSMH’ya oranının yüzde 69.2’ye
sıçramasına sebep olmuştur. Bu oran 2002 yılı sonunda ancak yüzde 55.2’ye
gerilemiştir.
2003 yılı Şubat ayı itibariyle iç borç stoku 159.4 katrilyon liradır.
Konsolide Bütçenin bir de dış borçları vardır.
1980 yılında 7.4 milyar dolar olan dış borç 1999’da 34.6, 2000’de 40.5 ve 2001
yılında da 38.8 milyar dolardır. 2002 sonunda ise 56.8 milyar dolara yükselmiştir.
2003 Şubat ayı itibariyle ise 57.9 milyar dolar olmuştur.
Böylece 1980 yılında 16.4 milyar dolar olan Konsolide Bütçe iç ve dış borçları
toplamı, 1990 yılında 43.2 milyar dolara, 2000 yılında 94.8 milyar dolara, 2001 yılında
123.6 milyar dolara ve 2002 yılı sonunda da 148.5 milyar dolara kadar tırmanmıştır.
GSMH’ya oranı da 1980’de yüzde 24 iken 2002 yılında yüzde 82.3 olmuştur!
Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri,
Borç demek faiz demektir. Bu faiz de dönüp dolaşıp milletimizin cebinden
çıkıyor. Yani bedelini milletimiz ödüyor. Şimdi faizin durumuna bir bakalım.
Bütçeden yapılan faiz ödemelerinin GSMH’ya oranı, 1980-1987 döneminde
yüzde 3 ve altında iken 1988-1992 döneminde yüzde 4’ü aşmamak üzere yüzde 3’ün
üzerinde olmuştur. 2000 yılında yüzde 16.3’e ve 2001 yılında yüzde 23.3’e
yükselmiş; 2002 yılında ise yüzde 19.1’e gerilemiştir.
Faiz ödemelerinin bütçedeki payı da aynı şekilde büyük bir sıçrama göstermiş;
1983’de yüzde 8.1 iken 1986’da yüzde 16’ya, 1994’te yüzde 33.1’e, 2001 yılında
yüzde 51’e çıkmıştır. 2002’de ise yüzde 44.9 olmuştur. 2001 yılında faiz ödemeleri ilk
defa toplam vergilerle karşılanamayacak seviyede olmuştur.
1980 yılında 400 milyon dolar olan konsolide bütçe faiz ödemeleri 1984 yılında
1.2 milyar dolara, 1993 yılında 10.6 milyar dolara, 1998 yılında 23.7 milyar dolara,
10
2000 yılında da 32.8 milyar dolara yükselmiştir. 2002 sonu itibariyle 34.4 milyar
dolardır.
Faiz harcamalarının bütçe içindeki payı artarken personel, diğer cari ve yatırım
harcamalarının payları önemli ölçüde gerilemiştir. Personel giderlerinin payı 19851988 dönemindeki yüzde 23’lerden 1992’de yüzde 41.7’ye kadar çıktıktan sonra
sürekli azalarak 2002 yılında da yüzde 20.1 olmuştur. Diğer cari giderlerin payı
1985’de yüzde 13.9 iken 2002’de yüzde 6.8; yatırım giderlerinin payı ise 1985’de
yüzde 22.8 iken 2002’de yüzde 6 olmuştur.
Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri,
Türkiye 1990’lı yıllar boyunca tüm kazanımlarını heba etmiş, imkanlarının
üzerinde harcama yaparak borçlanmış; bu borçların faizleri kar topu gibi büyüyerek
bu günlere gelinmiştir.
Kamu kesimi borç stokunun yüksekliği ve borcun borçla kapatılması, bir
taraftan mali piyasalardaki kaynakların kamu tarafından kullanılarak özel kesime,
yatırıma, üretime, ihracata yeterli kaynak bırakmamakta, diğer taraftan faiz oranlarını
yükselterek maliyetleri artırmaktadır. Öte yandan özel sektörün kaynaklarını yatırım
veya üretim yerine yüksek faizlerden faydalanmak amacıyla kamu borçlanma
senetlerine ya da kısa dönemde sonuç verecek yatırımlara ayırmasına zorlamaktadır.
İlaveten, ödenecek faizlerin bütçe içerisindeki payının giderek artması,
bütçenin esnekliğini yok etmektedir.
Türkiye, 2003 yılında 65.5 katrilyon lira, yani 37 milyar dolar faiz ödeyecektir!
Devraldığımız tablo budur.
Bu tablo karşısında yeterli faiz dışı fazla vermek başta olmak üzere iç borç
stokunun makul seviyelere indirilmesi ve faiz ödemelerinin bütçedeki payının
azaltılması büyük önem arz etmektedir. Bu tabloyu kalıcı şekilde değiştirmemiz
gerekmektedir.
Hükümetin en önemli mücadelesi bu yönde olacaktır.
Bu mücadeleyi kamu veya özel, bütün kurum ve kesimlerin sahiplenmesi ve
destek vermesi hayati önemi haizdir.
2001 KESİNHESAP KANUNU
Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri,
Kesinhesap Kanun Tasarısı görüşülecek olan 2001 yılı Bütçesinde, giderler bir
önceki yıla göre yüzde 72.5 oranında artarak 80.6 katrilyon lira, gelirler yüzde 54.1
oranında artarak 51.5 katrilyon lira ve bütçe açığı da yüzde 118.9 artışla 29 katrilyon
lira düzeyinde gerçekleşmiştir.
Giderler içinde yer alan faiz ödemeleri yüzde 100.9 oranında artarken, sosyal
güvenlik kuruluşlarına yapılan transferlerdeki artış yüzde 53.9, faiz hariç bütçe
11
giderlerindeki artış yüzde 50.5 olmuş, konsolide bütçe faiz hariç dengede 12 katrilyon
lira fazla vermiştir.
2001 yılında vergi gelirlerinin bütçe giderlerini karşılama oranı yüzde 49.3,
bütçe gelirlerinin bütçe giderlerini karşılama oranı ise yüzde 64 olmuştur.
2001 yılında bütçe giderlerinin GSMH’ya oranı yüzde 45.7’ye, bütçe gelirlerinin
oranı da yüzde 29.2’ye yükselmiştir. Bütçe açığının GSMH’ya oranı ise yüzde 16.5’e
yükselmiş, faiz hariç denge GSMH’nın yüzde 6.8’i oranında fazla vermiştir.
2002 YILI BÜTÇESİ
Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri,
Şimdi de 2002 yılı konsolide bütçe uygulama sonuçlarına ilişkin bilgi vermek
istiyorum.
2002 yılında bütçe giderlerinin GSMH’ya oranı önceki yıla göre 3.1 puan
azalışla yüzde 42.6 olurken, bütçe gelirlerinin oranı da 1.1 puan azalışla yüzde 28.1’e
gerilemiştir. Bütçe açığının GSMH’ya oranı 2.1 puan azalarak yüzde 14.4, faiz hariç
dengedeki fazlanın oranı ise 2.1 puanlık azalışla yüzde 4.7 olmuştur.
2002 yılında konsolide bütçe giderleri hedeflenenin yüzde 17.7, bütçe gelirleri
ise yüzde 7.3 üzerinde gerçekleşmiştir. Bütçe açığındaki sapma yüzde 45.2 oranında
olurken faiz dışı fazla hedeflenenin yüzde 19.5 gerisinde kalmıştır.
Giderler içinde faiz ödemeleri yüzde 21.2, sosyal güvenlik kuruluşlarına
yapılan transferler yüzde 41.3 ve vergi iadeleri de yüzde 66.6 oranlarında olmak
üzere hedeflenenin üzerinde gerçekleşmiştir.
2002 yılı konsolide bütçe giderlerindeki sapmanın tutarı 17.4 katrilyon liradır.
Mali disiplinin korunamamasının temel nedenlerinden olan bu soruna daha yakından
bakmamız gerekmektedir. Zira, bu bizim bu sene aldığımız tasarruf tedbirlerinin niçin
alındığının ve mali disiplini sağlamaya dönük olarak Bütçe Kanununda yer verdiğimiz
düzenlemelerin niçin yapıldığının anlaşılmasına yardım edecektir.
Bu sapma esas itibariyle;
 Kamu personeline yapılan seyyanen zamdan,
 Sağlık giderlerinde öngörülmeyen artışlardan,
 Özel ödenek ve dış proje kredi kaynaklı yatırımlardan,
 Prim tahsilatında karşılaşılan sıkıntılar ve sağlık giderlerinin tahminlerin
üzerinde artmasına bağlı olarak sosyal güvenlik kurumlarının açıklarının
yükselmesinden,
 3 Kasım seçimleri öncesinde yaşanan siyasi çalkantılar nedeniyle borçlanma
maliyetlerinin yüksek gerçekleşmesinden,
12
 İhracat hedefinin önemli ölçüde aşılmasına bağlı olarak vergi iadelerinin artış
göstermesinden,
kaynaklanmıştır.
Sözkonusu harcama kalemleri içinde en büyük sapma, 9.1 katrilyon lira ile faiz
giderlerinde görülmüştür. Bu durum, ekonomik istikrarın sağlanması ve bu amaçla
kararlı ekonomik politikaların uygulamaya konulması yoluyla reel faiz oranlarının
düşürülmesi gereğinin ne kadar hayati bir unsur olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Bizim yapmaya çalıştığımız da işte bunu sağlamaktır.
2003 YILI HEDEFLERİ
Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri,
Daha öncede ifade ettiğim üzere ülkemiz, uzun bir süredir yüksek enflasyon,
büyük bir kamu borç stoku, istikrarsız büyüme, dengesiz gelir dağılımı, yüksek işsizlik
gibi ciddi sorunlarla karşı karşıyadır. Bunu, kimsenin moralini bozmak için
söylemiyorum. Sadece, ekonomiyi istikrara kavuşturmak, sağlam bir kamu maliyesine
sahip olmak ve borç stokunu eritmek için fazla zamanımız olmadığını, artık mali
disiplinsizliğe, savurganlığa ve ilkel ekonomik yönetim anlayışına prim verilmemesine
dönük çabalarımızın ne kadar mantıklı bir temele oturduğunu vurgulamak için
üzerinde duruyorum.
Hükümet, 2002 yılı sonu itibariyle sadece konsolide bütçe olarak 92 milyar
doları iç borç ve 57 milyar doları da dış borç olmak üzere toplam 149 milyar dolar
tutarında borç stoku devralmıştır. 2003 yılında konsolide bütçeden ödenecek faiz
tutarı ise 37 milyar dolardır.
Bu nedenlerle Hükümetimiz, enflasyonu tek haneli rakamlara indirmek, kamu
borç stokunu düşürmek, yüksek ve istikrarlı bir büyüme performansına ulaşmak için
yürürlükteki ekonomik programın aksayan ve yetersiz bölümlerini de dikkate alarak
toplumumuzun desteğini alacak yeni bir ekonomik program uygulayacaktır.
Bu çerçevede yapılan çalışmalar
makroekonomik büyüklükleri şöyledir;
sonucunda
 Gayri Safi Milli Hasıla
354.6 katrilyon lira
 Büyüme oranı
yüzde 5,
belirlenen
2003
yılı
 Gayri Safi Milli Hasıla deflatörü yüzde 24.4,
 TEFE yıl sonu
yüzde 17.4,
 TÜFE yıl sonu
yüzde 20,
 İhracat
39.4 milyar dolar,
 İthalat
55.6 milyar dolardır.
2003 Bütçesinin büyüklükleri ve dengeleri de bu hedeflere göre belirlenmiştir.
13
2003 YILI BÜTÇESİ
Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri,
Daha önce verdiğim rakamlardan da görüleceği üzere, son yıllarda bütçeler
Devletin temel fonksiyonlarını finanse etmekte dahi zorlanır hale gelmiştir. Bütçeler,
kamu kaynaklarının önemli bir kısmının faiz ödemelerine ayrılması nedeniyle,
enflasyonla mücadele, gelir dağılımını düzeltme ve piyasalarda meydana gelebilecek
olağanüstü gelişmelere karşı bir politika aracı olarak kullanılabilme esnekliğini büyük
ölçüde kaybetmiş bulunmaktadır.
Bu durum, faiz bütçesini yeniden devlet bütçesi haline getirecek tedbirleri
uygulayacak iradeyi gerekli kılmaktadır. Bunun bilincinde olan Hükümetimiz, mali
disiplinin sağlanması amacıyla 2003 yılı Bütçesinde önemli yeniliklere yer vermiş;
harcamaları miktar olarak değil harcamaların kalitesini artırmak suretiyle gerçek bir
bütçe anlayışına geçmeye dönük bir tercih yapmıştır. Bu çerçevede, harcamalarda
tasarrufu ve etkinliği artıran, israfı önleyen bir bütçe hazırladık.
Ancak şu unutulmamalıdır ki, mali disiplinin gerçekleştirilmesi, harcamalarda
tasarrufun ve etkinliğin sağlanması ve savurganlığın önlenmesine yönelik tedbirler
alınması, kamu hizmetleri için gerekli ödeneklerin konulmadığı gibi bir kuşkuya yer
vermemelidir.
Hükümetimiz, Programında da belirtildiği üzere, 2003 Bütçesine reel
ekonomiyi güçlendirecek, sıkıntı içinde olan sosyal sınıfları destekleyecek ve Devletin
temel fonksiyonlarının yerine getirilmesini sağlayacak ölçüde gerekli ödenek tahsis
etmiş bulunmaktadır.
2003 Mali Yılı Bütçe Kanun Tasarısında bütçe giderleri 146.9 katrilyon lira, faiz
dışı giderler 81.5 katrilyon lira, gelirler 100.8 katrilyon lira ve bütçe açığı da 46.1
katrilyon lira olarak öngörmüştü.
Plan ve Bütçe Komisyonu, yaptığı görüşmeler sonucunda bütçe tasarısını çok
az bir değişiklikle kabul etmiştir.
Böylece 2003 Mali Yılı Konsolide Bütçesinde;
 Giderler
145.9 katrilyon lira,
 Faiz dışı giderler
80.5 katrilyon lira,
 Gelirler
100.8 katrilyon lira,
 Bütçe açığı
45.2 katrilyon lira,
olarak belirlenmiştir.
Konsolide bütçe giderleri içinde;

 Personel giderleri
29.5 katrilyon lira,

 Diğer cari giderler
9.3 katrilyon lira,
14

 Yatırım giderleri
 Transferler
8 katrilyon lira,
99.1 katrilyon liradır.
Transfer ödenekleri içinde;
 Borç faizi ödemelerine
65.5 katrilyon lira,
 Kamu iktisadi teşebbüslerine
1.9 katrilyon lira,
 Vergi iadelerine
6.8 katrilyon lira,
 Sosyal güvenlik kurumlarına
14.9 katrilyon lira,
 Tarımsal destekleme ödemelerine 2.5 katrilyon lira,
ayrılmıştır.
Bütçe gelirleri içinde;
 Vergi gelirleri
86
katrilyon lira,
 Vergi dışı normal gelirler 10.3 katrilyon lira,
 Özel gelir ve fonlar
4.1 katrilyon lira,
 Katma bütçe gelirleri
425 trilyon liradır.
Konsolide bütçede giderlerin GSMH’ya oranı yüzde 41.2, faiz dışı giderlerin
oranı yüzde 22.7, faiz ödemelerinin oranı yüzde 18.5, gelirlerin oranı yüzde 28.4 ve
vergi gelirlerinin oranı ise yüzde 24.2’dir. Bütçe açığının GSMH’ya oranı da yüzde
12.7’dir.
145 katrilyon 949 trilyon liralık ödeneğin 145 katrilyon 169 trilyon lirasının
harcamaya dönüşeceği tahmin edilmektedir. Bu bazda bakıldığında bu oranlar bütçe
giderlerinde yüzde 40.9, faiz dışı giderlerde yüzde 22.5 ve bütçe açığında yüzde 12.5
olmaktadır.
2003 yılında ulaşılması öngörülen faiz dışı fazla 20 katrilyon 283 trilyon liradır.
Bu tutar GSMH’nın yüzde 5.7’sine tekabül etmektedir. Harcama bazlı konsolide bütçe
faiz dışı fazla tutarı 21 katrilyon 63 trilyon liraya; GSMH’ya oranı da yüzde 5.9’a
ulaşmaktadır. Konsolide bütçe dışındaki kamu kesimi de dahil edildiğinde, faiz dışı
fazlanın GSMH’ya oranı yüzde 6.5 olmaktadır. Böylece program hedefine ulaşılmıştır.
Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri,
2003 yılında konsolide bütçe harcamalarının ve borç faizi ödemelerinin
GSMH’ya oranlarının düşürülmesi planlanmıştır.
Bu hedefler belirlenirken Devletin asli görevlerini aksatacak herhangi bir
kısıtlamaya gidilmediğini özellikle belirtmek istiyorum. Şu hususu üzerini önemle
çizerek belirtmek istiyorum; alınan tedbirler ve yapılan düzenlemeler sadece kamu
gelir ve harcama politikasında etkinliğin ve verimliliğin sağlanmasına dönüktür.
15
Yoksa, kamu hizmetlerinin gerek boyutu gerekse kalitesinin düşürülmesine yönelik
herhangi bir önlem sözkonusu değildir.
Siyasi istikrarın yanı sıra kamu harcamalarında tasarruf ve etkinliğin artırılması
ve kararlı politikaların uygulamaya konulmasına bağlı olarak reel faizlerde beklenen
düşüş hedeflerimizin gerçekleştirilmesine önemli bir katkı sağlayacaktır.
Ülkemiz oldukça hassas bir bölgede bulunmaktadır ve bu bölge bir savaş
ortamına girmiştir. Bu durum karşısında, kararlılıkla uygulamakta olduğumuz maliye
politikalarını daha da güçlendirerek sürdüreceğiz. 2003 yılında alınması gereken,
giderlerde tasarrufa ve gelir artırmaya yönelik düzenlemeler hızla yerine
getirilmektedir. Nitekim, geçtiğimiz iki ay içerisinde gelirlerin tahsili ve giderlerde
tasarruf konusunda gösterilen kararlılık sonucunda faiz dışı fazla hedefi aşılmıştır.
Maliye politikalarının uygulanmasında bugüne kadar gösterdiğimiz kararlılık bundan
sonra da artırılarak sürdürülecektir.
Yürütmekte olduğumuz program, bölgemizdeki savaş durumunun ekonomi
üzerindeki etkilerini kontrol altında tutacak güçtedir. Ekonomik istikrarın
sürdürülebilirliğini ve dolayısıyla insanımızın refahını artırmak bakımından, içinde
bulunduğumuz olağanüstü durumun en az sorunla atlatılması konusunda gerekli
hassasiyet gösterilecektir. Maliye politikalarını uygulamaktaki kararlılığımız mali
piyasalarda istikrarı sağlamak üzere alınan tedbirleri destekleyecektir. Mali
piyasalardaki istikrarın devamı, programın sağlıklı bir şekilde yürümesi bakımından
çok önemlidir.
2003 BÜTÇESİNİN ÖZELLİKLERİ
Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri,
Bütçe, enflasyonla mücadelede, mali disiplinin sağlanması ve istikrarlı bir
büyümenin gerçekleştirilmesinde kullanılabilecek en önemli kamu maliyesi
araçlarından birisidir. 2003 Bütçesi bu amaçların gerçekleştirilmesine katkıda
bulunacak şekilde hazırlanmıştır.

2003 Bütçesinde, saydamlık, hesap verebilirlik ve bütçede samimiyet
ilkelerini gerçekleştirecek, Hükümetin ekonomik ve mali yapıda dönüşüm kararlılığını
gösterecek, gerçek bir bütçe anlayışına yönelimi ortaya çıkaracak düzenlemelere yer
verilmektedir.
 Kamu haznedarlığını yaygınlaştıran ve geçici bütçede yer alan düzenleme
2003 Bütçesine de taşınmakta ve bu sayede borçlanma maliyetini düşürmeye ve
kamu kaynaklarının kullanımında etkinliği artırmaya dönük önemli bir tedbir
alınmaktadır.

Yatırımları hızlandırma ödeneğinden proje bazında 5 trilyon liraya kadar
aktarma yapılabilecektir. Bu düzenleme ile, kamu idarelerine projelerin uygulanması
16
aşamasında disiplin getirilmesi ve daha sağlıklı proje analizleri yapılmasının teşvik
edilmesi amaçlanmıştır.
 Yedek ödenekten yapılacak aktarmalar, belirli sınırlamalara bağlanmakta ve
bu şekilde konsolide bütçeli kuruluşlara mali disipline uymaları ve ödeneklerini verimli
bir şekilde kullanmaları konusunda önemli bir mesaj verilmektedir.

Tertipler arasında yapılacak ödenek aktarmalarına önemli sınırlamalar
getirilmektedir. Bu şekilde, kamu idarelerinin etkin bir bütçe politikası izlemeleri ve
ödenek taleplerini sağlıklı bir şekilde yapmaları için önemli bir mekanizma
oluşturulmaktadır.
 Muhasebe-i Umumiye Kanununun 48’inci maddesi çerçevesinde ödenek şartı
aranmadan ödeme yapılan kalemler için ödenek konulmakta ve böylece bütçenin
daha samimi bir şekilde hazırlanması ve azami saydamlığın sağlanması açısından
önemli bir adım daha atılmaktadır.
 Kamu taşıt politikasında etkinliğin artırılması amacıyla bütçede gerekli
düzenlemelere yer verilmektedir. Bu amaçla, kamu idarelerine binek taşıt ihtiyaçlarını
hizmet alımı suretiyle karşılamaları imkanı getirilmekte; ekonomik ömrünü
tamamlamış taşıtların tasfiye edilmesi öngörülmektedir.

 Konsolide bütçeli kuruluşlara, diğer cari ve kamulaştırma tertiplerinde yer
alan başlangıç ödeneklerini bir sonraki yıla devretme imkanı getirilmektedir. Böylece,
çağdaş bir bütçe uygulaması yaygınlaştırılmış olacaktır. Daha önce Türk Silahlı
Kuvvetlerinin ödenekleri için geçerli olan bu uygulamanın yaygınlaştırılması suretiyle,
kamu idarelerine harcama politikasının uygulanmasında önemli bir rahatlama
getirilmesi ve bütçe ödeneklerinin mutlaka yıl içinde bitirilmesi gibi yıllardır mali
disiplinsizliği besleyen bir alışkanlığın ortadan kaldırılması sağlanmış olacaktır.
 Kadroların ve personel ödeneklerinin kullanımında disiplini sağlayacak
düzenlemelere yer verilmektedir.
 Memur maaşlarına yapılacak artış oranlarının belirlenmesi amacıyla Bakanlar
Kuruluna yetki verilmiştir. Ekonomideki gelişmeler ve bütçe imkanları çerçevesinde
memurlarımızın ve emeklilerimizin enflasyona ezdirilmemesi için her türlü gayret
gösterilecektir.

Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun
gereğince, borçlanma limiti içinde kalmak kaydıyla dış proje kredilerine ilişkin olarak
bütçeye yeteri kadar ödenek konulmuştur. Bu şekilde, daha önceki yıllarda izlenen ve
yıl içindeki gerçekleşmelere göre ödenek kaydedilmesine dayanan uygulama terk
edilecek ve TBMM’nin bütçe üzerindeki denetim imkanı artırılmış olacaktır.

Hazine garantili ödemelerin karşılanması amacıyla oluşturulan “risk
hesabı”na 1.6 katrilyon lira ödenek tahsis edilmiştir.
17

Kamu idarelerindeki ihtiyaç fazlası demirbaşların bir havuzda
toplanması ve ihtiyacı olan idarelere devredilmesi amacıyla hüküm konulmuştur.
TASARRUF TEDBİRLERİ
Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri,
Artık “Devletin malı deniz” değildir!
Ülkemizin içinde bulunduğu şartlar altında sürdürülebilir bir kamu maliyesi için
dikkate değer bir faiz dışı fazla sağlamak gerekmekte; bunun yolu da tasarruf
tedbirlerinden ve gelirlerin artırılmasından geçmektedir.
Harcama ve gelir politikası belirlenirken, toplumun her kesiminin gelir düzeyine
uygun fedakarlık yapmasına özellikle dikkat edilmiştir.
3 Mart 2003 tarihinde açıklanan 15.8 katrilyon liralık harcamalarda israfı
önlemeye ve gelirleri artırmaya yönelik tedbirlerin 11.6 katrilyon lirası Bütçeye
konulan hükümler ve yapılan idari düzenlemelerle hızla uygulamaya geçirilmektedir.
2003 yılında almakta olduğumuz tedbirlerden kısaca bahsetmek istiyorum.
 Başbakanlığın Anayasada öngörüldüğü şekilde koordinasyon makamı
olması yönünde önemli bir adım atılmış ve bakanlık sayısı azaltılmıştır. 58’inci
Hükümet tarafından bu konuda başlatılan girişim 59’uncu Hükümet tarafından da
sürdürülecektir.

Yatırım projeleri öncelik ve verimlilikleri açısından yeniden gözden
geçirilerek rasyonelleştirilmiştir.

Kamu taşıt politikası yeniden belirlenmiştir. 2003 yılında kaynağı ne
olursa olsun, ambulans, itfaiye aracı gibi sağlık, savunma ve güvenlik açısından özel
nitelikli taşıtlar dışında taşıt alımı yapılmayacaktır. Alınacak taşıtlar da Bakanlar
Kurulu’nun iznine tabi kılınmıştır.
 Çok zorunlu haller dışında mevcut kamu hizmet binalarının büyük bakım ve
onarımları için 2003 yılında harcama yapılmayacak ve yeni sosyal tesis yatırımı
başlatılmayacaktır.
 2003 yılı ile birlikte verimli olmayan gayri iktisadi yatırımlar durdurulmuştur.
Eğitim, sağlık, teknolojik araştırma projeleri ve öncelikli bazı karayolu projeleri ile acil
ve çok zorunlu haller dışında gerçekleştirilmesi bir yıldan fazla sürecek yeni projelerin
yatırım programına alınmaması kararlaştırılmıştır. Ayrıca çok zorunlu haller dışında
yeni dış kredili proje alınmayacaktır.

Hak sahibi olmayanların ilaç almalarının önlenmesi amacıyla yüzde
20’lik ilaç katılım payının personelin maaşlarından kesilmesi uygulamasına 1 Ocak
2003 tarihinden itibaren başlanmıştır.
18
 Antibiyotik kullanımı yeni esaslara bağlanmış, referans fiyat uygulamasına
memur emeklilerinde 1 Mart’tan itibaren başlanmıştır.

Sarf malzemelerinde standart ve fiyat birliği sağlanmasına yönelik
çalışmalar devam etmektedir.
 Gerçekliğinin kontrolünü sağlamak amacıyla Sağlık kurumlarınca düzenlenen
faturaların bir örneğinin hastaya verilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.
İlaç kullanımı konusunda alınan tasarruf tedbirlerinin sağlık hizmetlerinde
kalitenin düşürülmesine ve daha az ilaç kullanımının sağlanmasına yönelik
olmadığını burada özellikle belirtmek istiyorum. Bu konuda alınan tedbirler ve yapılan
düzenlemeler, sadece ilaç kullanımında savurganlığın önlenmesi, hak sahibi
olmayanların ilaç almalarının önlenmesi ve bu sektörde yapılan usulsüzlüklerin
ortadan kaldırılmasını amaçlamaktadır. Yoksa sağlık hizmetlerinin aksatılarak
tasarruf sağlanması gibi bir amaç peşinde değiliz. Bu konuda kimsenin herhangi bir
şüphesi olmamalıdır.
YAPISAL REFORMLAR
Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri,
Hükümetimiz, sadece tasarruf tedbirleri alarak kamu harcama politikasında
etkinlik sağlamak ve geçici olarak gelir artırmaya yönelik girişimlerle yetinecek
değildir. Ülkemizin yıllardır birikmiş sorunlarına göstermelik değil kalıcı çözümler
getirmek amacındayız.
58’inci Hükümet Cumhuriyet tarihinde bir ilk olarak Acil Eylem Planıyla
yapacağı icraatları takvime bağladı ve ilan etti. 59’uncu Hükümet olarak biz de bu
planı uygulayamaya kararlıyız. Böylece vatandaşlarımızla bir tür sözleşme imzalayıp
kendimizi taahhüt altına soktuk.
Acil Eylem Planı kapsamında üzerinde önemle durulması gereken bazı
reformlar şunlardır:

Bakanlıklar, bağlı ve ilgili kuruluşlar ile diğer kamu kuruluşlarının bir
bütün olarak görevleri yeniden tanımlanacak ve buna uygun bir yapılanma
gerçekleştirilecektir.

Devlet yönetiminde şeffaflık, hesap verebilirlik
sağlanması amacıyla İdari Usul Kanunu çıkarılacaktır.
ve
katılımcılığın
 Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi amacıyla gerekli düzenlemeler yapılacak,
gereksiz yere merkezi idarece kullanılan yetkiler yerel idarelere devredilecektir.
 Bürokrasinin hızlı çalışmasını sağlamak için tüm kamu kurum ve
kuruluşlarında alt kademelere yetki devri yapılması çalışmalarına başlanılmıştır.
 Kamu personel rejimi reforma tabi tutulacaktır.
19
 Vatandaşlarımızın iş ve işlemlerini hızlandırmak ve çağdaş Devlet anlayışına
geçmek amacıyla “e-Dönüşüm Türkiye Projesi” hayata geçirilecektir.
 Kamu dernek ve vakıfları ile döner sermayeler konusunda gerekli
düzenlemeler yapılarak bunların disiplin altına alınması sağlanacaktır.
 Vergi, vatandaşlık ve sosyal güvenlik numaraları birleştirilecektir.
 Kamu harcamalarında mali disiplin ve şeffaflık sağlanacaktır.
 Kamu mali yönetim ve mali kontrol sistemimizi Avrupa Birliği ve uluslararası
standartlarla uyumlu hale getirmek amacıyla 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye
Kanununun yerini alacak Kamu Mali Yönetimi ve Mali Kontrol Kanunu kısa sürede
çıkarılacaktır.
 Sayıştay güçlendirilecek, denetim kapsamı genişletilecektir.
 Kamuda performans odaklı denetim sistemine geçilecektir.
 Devlet Yardımları Çerçeve Kanunu çıkartılacak, Devlet Yardımları
Koordinasyon Birimi oluşturulacak, teşvik tedbirleri yeniden düzenlenecektir.
 Doğrudan yabancı yatırımların özendirilmesi için gerekli düzenlemeler süratle
yapılacaktır.
 Ekonomimize önemli bir katma değer ve istihdam imkanı sağlayan Küçük ve
Orta Boy İşletmelerin yatırımlarının desteklenmesine yönelik çalışmalarımız bütün
hızıyla devam etmektedir.
 İhracat kapasitemizin, rekabet gücümüzün artırılması için stratejik planlama
yapılacak, girdi maliyetleri düşürülecek, uluslararası marka oluşturulması
özendirilerek desteklenecek ve Eximbank yeniden yapılandırılacaktır.
 Hükümetimizin özel önem atfettiği eğitim, sağlık, adalet ve sosyal güvenlik
alanlarında hizmet kalitesinin artırılması ve yeterli kaynak temini için kapsamlı
çalışmalar başlatılmıştır.
Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri,
Yeri gelmişken bütçelerin hazırlanması, uygulanması ve sonuçlarının izlenmesi
ile ilgili bazı gelişmeleri sizlerle paylaşmak istiyorum.
 Bakanlığımızca yürütülen say2000i Web Tabanlı Saymanlık Otomasyon
Sistemi Projesi tamamlanmıştır. Bu proje sayesinde, kamu hesapları ve bütçe
uygulama sonuçlarının günlük olarak izlenmesi mümkün hale gelmiştir.
 Bütçenin elektronik ortamda hazırlanmasını ve uygulanmasını sağlamak
üzere geliştirilen Bütçe Yönetim Enformasyon Sistemi Projesi 2003 yılında
tamamlanacaktır.
20
 2003 Bütçesinde, analitik bütçe kod yapısının yaygınlaştırılması amacıyla
gerekli çalışmaların yapılması ve pilot uygulamalara gidilmesi konusunda Maliye
Bakanlığına yetki verilmiştir.
 Nakit esaslı muhasebe sisteminden tahakkuk esaslı muhasebe sistemine
geçme çalışmaları tamamlanma aşamasına gelmiştir. Tahakkuk esaslı muhasebe
sistemine geçişle birlikte, devletin menkul ve gayrimenkul varlıkları, alacak ve
borçları, öz kaynakları ayrıntılı olarak izlenebilecek; genel ve katma bütçeli kuruluşlar
yanında mahalli idareler, sosyal güvenlik kuruluşları, döner sermaye ve fonlar da
devlet muhasebesi sistemine dahil edilerek tüm devleti kavrayan konsolide edilebilir
bilanço ve mali tablolar üretilebilir hale gelecektir.
 Performans esaslı bütçeleme sistemine geçilmesi yönünde Bakanlığımızca
yürütülen çalışmalar hızlandırılmıştır. Bu girişim, yönetim ve bütçe sistemlerinde
sonuçlara odaklanmak suretiyle kamu harcamalarının kalitesini artırma yönündeki
önemli aşamalardan birisi olacaktır.
HAZİNEYE AİT TAŞINMAZLARIN YÖNETİMİ
Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri,
Kamu hizmeti için gerekli olmayan Hazineye ait taşınmazların satılarak
ekonomiye kazandırılmasına ve kalkınmada öncelikli yörelerde istihdam yaratan
teşvik belgeli yatırımlar için gerçek ve tüzel kişilere bedelsiz arsa ve arazi devrine
2003 yılında da devam edilecektir.
Bu kapsamda, hazırlanan kanun tasarısı taslağı ile;
 Mahalli idarelere yeni kaynak yaratılması,
 Tarım arazilerinin kullanıcısı muhtaç çiftçilerimize satışının hızlandırılması ve
satış bedellerinin ödenmesinde kolaylık sağlanması,
 Ülke kalkınmasında önemli yer tutan organize sanayi bölgeleri, ticaret
borsaları, küçük sanayi siteleri, organize hayvancılık ve besi bölgeleri, endüstri
bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri ve serbest bölgelerin kurulmasının teşvik
edilmesi için, bu bölgelerdeki Hazineye ait taşınmazların harca esas değer üzerinden
ve ihalesiz olarak ilgili gerçek veya tüzel kişilere devredilmesi,
 Tarım reformu alanında kaldığı için yatırım yapılamayan Hazineye ait
dördüncü sınıftan yukarı tarım arazilerinin, yatırımların teşviki amacıyla, yatırımcılara
bedelsiz devredilebilmesi,
 Kamu kurumları arasındaki taşınmazlara ilişkin ihtilafların çözüm sürecinin
kısaltılması,
 Karşılıklı olmak ve belli koşullara uyulmak kaydıyla yabancı gerçek kişiler ile
ticaret şirketlerinin, Türkiye’de taşınmaz mal edinebilmelerinin kolaylaştırılması,
amaçlanmaktadır.
21
Diğer taraftan, Zonguldak, Bartın, Karabük ve Kastamonu il sınırlarını
kapsayan Taşkömürü Havzasındaki arazilerin mülkiyet sorunlarının çözümü amacıyla
Bakanlığımızca yeni bir kanun tasarısı daha hazırlan-maktadır.
Ayrıca, Hükümetimizce hazırlanan Acil Eylem Planı çerçevesinde; kamu
kurum ve kuruluşlarına ait sosyal tesislerin tespit çalışmaları tamamlanmış olup
bunlardan bir kısmı turizm yatırımcılarına tahsis edilmek üzere Turizm Bakanlığı’nın
tasarrufuna bırakılacak, diğerlerinin ise satışına hemen başlanılacaktır.
T.B.M.M. lojmanlarının tapu işlemleri de önümüzdeki birkaç gün içinde
sonuçlandırılacaktır. Bu lojmanların Emek İnşaat ve İşletme Anonim Şirketi
aracılığıyla satışının en uygun çözüm olduğu sonucuna varılmış ve Bütçe Kanunu
Tasarısına da bu yönde hüküm konulmuştur.
VERGİ SİSTEMİ
Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri,
Devletin görevlerini yerine getirmek için yapacağı harcamalarının temel
kaynağı vergilerdir. Herkesin mali gücüne göre vergi ödemesi anayasal bir
vatandaşlık görevidir.
Vergi, kamu hizmetleri için gerekli kaynağı sağlama yanında ekonomik
büyümeyi teşvik, gelir dağılımını düzeltmek de dahil olmak üzere ekonomik ve sosyal
amaçlar için de alınmaya ve kullanılmaya başlanmıştır. Dolayısıyla verginin önemi
her dönemde yerini korumuştur.
İyi bir vergi sistemi temelde üç ana unsurdan oluşmaktadır. Bunlar; saydam
bir vergi mevzuatı, öngörülebilir bir vergi yükü ve mükellef odaklı etkin bir vergi
idaresidir.
2003 Vergi Politikasının Ana Hatları
Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri,
2003 yılına ilişkin vergi politikalarının belirlenmesinde, bir yandan
uygulanmakta olan ekonomik program doğrultusunda ihtiyaç duyulan faiz dışı fazla
hedefi dikkate alınmış, diğer yandan iyi bir vergi sistemine ilişkin orta vadeli bir
yaklaşımın hayata geçirilmesi hedeflenmiştir.
Bu çerçevede, öncelikle ekonomik gelişmelerin önünü açmak açısından
önemli olan bazı mevcut sorunların giderilmesi hedeflenmiştir. Bu kapsamda,
hepinizin bildiği gibi, 1998 yılında kanunlaşmasına rağmen bu güne kadar ekonomik
gerekçelerle uygulama imkanı bulamayan “mali milat-nereden buldun” düzenlemeleri
kaldırılmıştır.
Bu düzenlemenin hemen ardından, ekonomik ve sosyal hayatımızı derinden
etkileyen son krizler nedeniyle oluşmuş sorunların giderilmesi ve mükellefler ile vergi
idaresi arasındaki güvenin yeniden tesisi amacıyla Vergi Barışı Kanunu çıkarılmıştır.
22
Vergi Barışı Kanunu ile; kesinleşmiş vergi alacaklarının asıllarının tamamının,
fer’ilerinin de bir kısmının tahsili ve taksitlendirilmesi sağlanarak, ödenebilir bir tutarın,
ödenebilir bir süre ve taksit sayısı ile tahsili amaçlanmıştır. Aynı şekilde,
kesinleşmemiş veya dava safhasında bulunan kamu alacaklarının mükellefle bir ortak
noktada uzlaşılarak tahsil edilmesi de düzenlenmiştir. Vergi Barışı mükelleflerimize
idareyle olan ilişkilerini normalleştirme konusunda sağlanmış önemli bir fırsattır.
Vergi sistemimize ilişkin çalışmalarımız bundan sonra özellikle iki alanda
yoğunlaşacaktır. Bu alanlar dolaysız vergiler ve vergi idaresidir.
Yüce Meclis’e sunulmuş olan ve kapsamlı düzenlemeleri içeren bir tasarıyla,
dolaysız vergilerde; sistemin sadeleştirilmesi sağlanmakta, vergi yükü azaltılmakta ve
yatırım indirimi sistemi rasyonalize edilmektedir.
Bu tasarıyla, temettü ve kurum kazançlarının vergilendirilmesine ilişkin sistem
önemli ölçüde değiştirilmekte, aşırı vergi yüküne yol açan vergi alacağı müessesesi
kaldırılmaktadır. Kurum kazançları üzerindeki vergi yükü yüzde 65’lerden yüzde
45’lere seviyesine indirilmektedir. Böylece, uluslararası uygulamalara paralelinde,
çifte vergileme önlenecektir.
Yatırım indirimi uygulaması yeni bir bakış açısıyla ele alınmaktadır. Yatırım
indirimi oranı düşürülmekte; stopaj ile başta belge uygulaması olmak üzere
yatırımcıların önündeki engeller kaldırılmaktadır.
Vergi idaresinde vergi tipi örgütlenmeden fonksiyonel örgütlenmeye
geçilmekte; vergi denetimi etkinleştirilmekte ve yönetim kapasitesi geliştirilmektedir.
Tüm bunlar daha etkin ve mükellef odaklı bir vergi idaresi yaratmaya dönük
çabalardır. Vergi idaresinin teknolojik altyapısı da çağdaş ülke uygulamalarına paralel
hale getirilecektir. Böylece hem mükelleflerimize daha iyi hizmet sunulması
sağlanacak hem de idarenin yönetim ve denetim kapasitesi güçlendirilecektir.
Kayıt dışı ekonomiyle mücadele açısından, öncelikle kayıt dışılığı teşvik eden
adaletsiz yapı ortadan kaldırılacaktır. Böylece fiktif kazançları vergilendirmeyen daha
adaletli bir sistemde, vergi tabanının genişletilmesi sağlanacaktır. Bununla beraber,
vergi denetimi yeni bir anlayışla ele alınacak ve 2003 yılından başlamak üzere, vergi
kayıp ve kaçağının daha yoğun olduğu, riskli sektörler başta olmak üzere sektörel
bazda incelemeler üzerinde yoğunlaşılacaktır.
Vergi tabanının genişletilmesi ve kayıt dışılıkla mücadele kapsamında, belirli
tutarın üzerindeki işlemlerin bankacılık sistemi aracılığıyla yapılmasının zorunlu
tutulması da dahil her türlü önlem alınacaktır.
Yine bu kapsamda, Vergi Barışı Projesi ile mükelleflerimize sağlanan avantajın
bu konudaki en son düzenleme olduğunu özellikle vurgulamak istiyorum. Vergi affına
ilişkin düzenlemelerin zorlaştırılmasına dönük Anayasa değişikliği çok kısa süre
içerisinde, Yüce Meclise sunulacaktır.
23
Dolaysız vergiler, vergi idaresi ve vergi denetimi alanlarındaki bu tedbirlerle
kayıt dışını kayıt içine alma konusunda önemli bir mesafe kaydedilecektir.
Hedefimiz, işleyen, adaletli, makul oranlı ve mükellef memnuniyetini sağlayan
bir vergi sistemidir.
2003 Vergileri
Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri,
2003 Bütçesinde vergi gelirleri tahmini 85 katrilyon 955 trilyon lira olarak
öngörülmüştür.
2003 yılı Bütçesinde yer alan gelir tahminlerinin yapılması sırasında; 2003
yılında ekonominin makro çerçevesine ilişkin olarak ortaya konulan, büyüme,
enflasyon oranı, dış ticaret büyüklükleri ve diğer göstergeler esas alınmış ve
geleneksel tahmin modelleri kullanılmıştır.
2002 yılında yüzde 22 olan vergi gelirlerinin GSMH’ya oranının 2003 yılında
2.2 puan artışla yüzde 24.2 olması beklenmektedir. Bu artışta;
 Vergi Barışı Kanunu kapsamında 2003 yılında gerçekleşmesi beklenen 2.4
katrilyon tutarındaki tahsilat,
 Özel tüketim vergisi hasılatından çeşitli kurumlara ayrılan payların 2003 yılı
başından itibaren sıfırlanması sonrası vergi gelirlerine dahil edilen tutarlar,
 Sadece 2003 yılına ilişkin olarak alınacak ek motorlu taşıtlar, emlak vergileri
ile kurumların vergilendirilmesinde yapılan değişikliklerin yarattığı ek gelirler,
belirleyici olmuştur.
İçinde bulunduğumuz günlerde özellikle bölgemizde yaşanan sıcak gelişmeler
dikkate alındığında, kamu maliyesinde her zamankinden daha dikkatli ve disiplinli
olmamız zorunlu hale gelmektedir. 2003 Bütçesi bu zorunluluğu dikkate alarak
hazırlanmıştır.
SONUÇ
Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri,
Hükümet, uygulayacağı maliye politikasında temel önceliği, mali disiplini
sağlayarak borç stokunu makul seviyeye indirmek ve makro ekonomik istikrarı
koruyacak faiz dışı fazlayı vermek olarak belirlemiştir.
Bu belirlemede ekonomik verimlilik, büyüme ve sosyal politikalar dikkate
alınmakta olup verimsiz harcamaların kısılması, israfın önlenmesi ve ekonomik
faaliyetlerin canlandırılması için gereken önlemlerin alınması hedeflenmiştir. Reel
sektörün canlanması için gerekli destek verilecek, özelleştirme hızlandırılacak, reel
faiz oranlarının hızla makul düzeylere çekilip, üretim, yatırım, ihracat ve istihdamın
artırılmasıyla birlikte arzulanan büyüme seviyesine ulaşılacaktır.
24
2003 yılı Bütçesi, kamu borcunun sürdürülebilmesi açısından hayati önem
taşıyan ve borçlanma ihtiyacını azaltan bir bütçedir. 2003 yılı tüm kamu sektörü için
tasarruf yılı olacaktır.
Bu bakımdan hem iç hem de dış piyasalarda güveni artıracaktır.
Bu bütçe, disiplin içinde ve kararlılıkla uygulanacaktır.
Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri,
Hükümetimiz;
 Ekonomik istikrarı sağlamış,
 Sürdürülebilir kalkınma ortamını yakalamış,
 Ekonomik refahın nimetlerini adaletle dağıtan,
 Yoksulluk ve yolsuzlukla en etkili şekilde
mücadele eden,
 İnsanlarımızın barış ve refah içinde özgürce yaşadığı,
 Çağdaş dünya ile bütünleşmiş, farklılıkların çatışma unsuru olarak değil
zenginlik kaynağı olarak görüldüğü,
 İtibarlı, demokratik, dinamik, bir millet iradesini hayata geçirecektir.
Hükümetimizin siyasi varoluş sebebi ve vizyonu budur.
Bu amaçları gerçekleştirme yolunda hükümetlerin elinde bulunan en önemli
araçlardan birisi de bütçelerdir. 2003 bütçesi bu vizyonu gerçekleştirme yolunda
atılmış ilk adımdır.
İçinde bulunduğumuz çetin şartların bilincindeyiz. Ülke olarak yılların birikimi
olan, kötü yönetim ve uygulamaların sonucu daha da ağırlaşan bir ekonomik ve mali
tablo ile karşı karşıyayız.
Faiz yükünü azaltamadığımız sürece sağlıklı bir ekonomik ve mali yapıya
kavuşmamız ve geniş kesimlerin refahını artıracak sosyal politikaları uygulamaya
koymamız mümkün değildir.
Türkiye ve Türk Milleti kendi ayakları üzerinde durmasını ve yürümesini
öğrenmek mecburiyetindedir.
Atatürk’ün dediği gibi, ekonomik bağımsızlığı olmayanın siyasi bağımsızlığı
da olamaz.
Ülkemiz, bölgemiz, dünya sıkıntılı günlerden geçmektedir. Ancak kimse
umutsuzluğa kapılmasın.
Türkiye Cumhuriyeti tarihe kök salmış büyük bir devlettir. Bu zorlukları
yenecek birikimi, deneyimi, gücü ve kararlılığı vardır. Kimsenin bundan şüphesi
olmasın.
Biz iktidara gelirken söz verdik. Halkın yüzünü güldüreceğiz.
25
Bize güvenin. Sabır ve kararlılıkla bu sorunlarımızı elbirliği ile aşalım.
Bizim niyetimiz geçici alkışlar değil kalıcı başarılardır.
Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri,
Yapacağınız yoğun ve yorucu çalışmalar ile katkılarınız için şimdiden
Hükümetim ve şahsım adına sizlere teşekkür ediyorum.
2003 Bütçesinin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olması temennisi ile hepinize
sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
26
Download