A kapak ve gerisi _A - Gazi Üniversitesi Açık Arşiv

advertisement
T.C.
GAZİ ÜNİVERSİTESİ
SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR ANABİLİM DALI
SPOR KULÜP YÖNETİCİLERİNİN
ÇATIŞMAYI YÖNETME STRATEJİLERİNİN MÜKEMMELİYETÇİLİK
ÖZELLİKLERİ ve MOTİVASYON DÜZEYLERİYLE İLİŞKİSİ
DOKTORA TEZİ
Akın ÇELİK
Tez Danışmanı
Prof. Dr. A. Faik İMAMOĞLU
ANKARA
Şubat 2011
T.C.
GAZİ ÜNİVERSİTESİ
SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR ANABİLİM DALI
SPOR KULÜP YÖNETİCİLERİNİN
ÇATIŞMAYI YÖNETME STRATEJİLERİNİN MÜKEMMELİYETÇİLİK
ÖZELLİKLERİ ve MOTİVASYON DÜZEYLERİYLE İLİŞKİSİ
DOKTORA TEZİ
Akın ÇELİK
Tez Danışmanı
Prof. Dr. A. Faik İMAMOĞLU
ANKARA
Şubat 2011
İÇİNDEKİLER
Sayfa No
KABUL VE ONAY
I
İÇİNDEKİLER
II
TABLOLAR
VI
KISALTMALAR
VII
ÖNSÖZ
VIII
1. GİRİŞ
1
2.GENEL BİLGİLER
6
2.1.Çatışma
6
2.1.1.Çatışma Kavramı
6
2.1.2.Çatışma Yaklaşımı
9
2.1.2.1.Geleneksel Yaklaşım
9
2.1.2.2.Davranışçı Yaklaşım
10
2.1.2.3.Modern Yaklaşım
11
2.1.3.Örgütsel Çatışma Türleri
12
2.1.3.1.Çatışmanın Niteliklerine Göre Sınıflandırılması
12
2.1.3.2.Çatışmanın Ortaya Çıkma Şekline Göre
13
2.1.3.3.Çatışmanın Örgüt İçindeki Yerine Göre
14
2.1.3.3.1.Dikey Çatışma
14
2.1.3.3.2.Yatay Çatışma
14
2.1.3.3.3.Emir Konuta Çatışması
15
2.1.3.4.Ortaya Çıktığı Örgütsel Düzene Göre Çatışma
Türleri
15
2.1.3.4.1.Kişiler İçi Çatışma
15
2.1.3.4.2.Kişiler Arası Çatışma
16
2.1.3.4.3.Grup İçi Çatışma
16
2.1.3.4.4. Gruplar Arası Çatışma
16
2.1.3.4.5.Örgütler Arası Çatışma
17
2.1.4.Örgütsel Kuramlar Açısından Çatışma
17
2.1.5.Klasik Örgütsel Çatışmalar
17
II
2.1.6.İnsan İlişkilerine Dayalı Çatışma Yaklaşımı
18
2.1.7.Modern Örgütsel Çatışma Yaklaşımı
18
2.1.8.Çatışmanın Evreleri
19
2.1.9.Çatışmanın sonuçları
21
2.1.10.Çatışma Yönetimi
22
2.1.11.Çatışma Yönetimi Stratejileri
24
2.1.12.Çatışma Yönetimi Eylem Basamakları
26
2.1.12.1.Bütünleşme
27
2.1.12.2.Hükmetme
29
2.1.12.3.Uzlaşma
30
2.1.12.4.Kaçınma
32
2.1.12.5.Uyma-İtaat Etme
32
2.1.12.6.Uygun Stratejilerin Seçimi
33
2.1.13.Çatışma Yönetimi Stratejileri ile İlgili Yapılan
Çalışmalar
34
2.1.13.1. Çatışma Yönetimi Stratejileri ile İlgili Türkiye’de
Yapılan Çalışmalar
34
2.1.13.2. Çatışma Yönetimi Stratejileri ile İlgili Uluslar arası
Alanda Yapılan Çalışmalar
2.2.Motivasyon
40
43
2.2.1.Motivasyonun Tanımlanması
44
2.2.2.Motivasyon Teorileri
46
2.2.2.1.Kapsamına Göre Motivasyon Teorileri
46
2.2.2.1.1.İhtiyaçlar Hiyerarşisi Teorisi
46
2.2.2.1.2.Çift Faktör Teorisi
47
2.2.2.1.3.İhtiyaçlar Teorisi
48
2.2.2.1.4.ERG Teorisi
49
2.2.2.2.Süreç Teoriler
2.2.2.2.1.Davranış-Şartlı Yaklaşım
2.2.2.3.Beklenti Teorileri
2.2.2.3.1.Vroom’un Beklentiler Teorisi
50
50
51
52
III
2.2.2.3.2.Porter ve Cowler Modeli
2.2.2.4.Eşitlik Teorileri
52
53
2.2.3.Yönetim Açısından Motivasyon
53
2.2.4.Örgütsel Motivasyon
56
2.2.5.Örgütsel ve Yönetimsel Motivasyon
57
2.2.6.Motivasyon ve Kişisel Faktörler
58
2.2.6.1.Motivasyon ve İhtiyaçlar
58
2.2.6.2.Motivasyon ve Amaçlar
59
2.2.6.3.Motivasyon ve Uyum
59
2.2.7.Motivsayon ile İlgili Yapılan Çalışmalar
60
2.2.7.1.Uluslararası Alanda Yapılan Çalışmalar
60
2.2.7.2.Türkiye’de Motivasyonla İlgili Yapılan Çalışmalar
62
2.2.7.3.Türkiye’de Motivasyon ve Çatışma Yönetimi
Stratejileri ile İlgili Yapılan Çalışmalar
2.3.Mükemmeliyetçilik
66
66
2.3.1.Literatürde Mükemmeliyetçilik Tanımları
68
2.3.2.Çok Boyutlu Mükemmelliyetçilik
68
2.3.3.Mükemmeliyetçilik ile lgili Yapılan Çalışmalar
73
2.3.3.1.Mükemmeliyetçilik ile İlgili Uluslar arası Alanda
Yapılan Çalışmalar
73
2.3.3.2.Mükemmeliyetçilik ile İlgili Türkiye’de Yapılan
Çalışmalar
76
2.3.3.3.Türkiye’de Mükemmeliyetçilik ve Çatışma Yönetimi
Stratejileri Arasındaki İlişkiye Dönük Araştırmalar
3. GEREÇ VE YÖNTEM
79
80
3.1.Araştırmanın Yöntemi
80
3.2.Çalışma Grubu
81
3.3.Veri Toplama Araçları
81
3.3.1.Kişisel Bilgi Formu
81
3.3.2.Çatışma Yönetimi Stratejileri Ölçeği
82
3.3.3.Motivasyon Kaynakları Envanteri
82
IV
3.3.4. Mükemmeliyetçilik Ölçeği
3.4.Verilerin Analizi
4.BULGULAR
83
84
86
4.1.Tanımlayıcı Bulgular
86
4.2.Araştırma Değişkenlerine İlişkin Bulgular
87
4.3.Çatışma Yönetimi Stratejilerinin Yordanmasına İlişkin
Bulgular
89
4.4.Çatışma Yönetimi Stratejileri ile Demografik Değişkenler
Arasındaki İlişkiye Yönelik Bulgular
90
4.4.1. Çatışma Yönetimi Stratejileri ile Yaş Değişkeni
Arasındaki İlişkiye Yönelik Bulgular
90
4.4.2. Çatışma Yönetimi Stratejileri ile Mesleki Statü Arasındaki
İlişkiye Yönelik Bulgular
92
4.4.3. Çatışma Yönetimi Stratejileri ile Eğitim Düzeyi Arasındaki
İlişkiye Yönelik Bulgular
93
4.4.4. Çatışma Yönetimi Stratejileri ile Yönetim Yılı Arasındaki
İlişkiye Yönelik Bulgular
95
4.4.5. Çatışma Yönetimi Stratejileri ile Lig Türü Arasındaki
İlişkiye Yönelik Bulgular
96
4.4.6.Motivasyon İle Yönetim Yılı Arasındaki İlişkiye Yönelik
Bulgular
98
4.4.7. Motivasyon İle Lig Türü Arasındaki İlişkiye Yönelik
Bulgular
99
5.TARTIŞMA
101
6.SONUÇ
109
7.ÖZET
112
8.ABSTRACT
114
9.KAYNAKLAR
116
10.EKLER
134
11.ÖZGEÇMİŞ
141
V
TABLOLAR
Sayfa No
Tablo 1 Araştırma Grubuna Ait Tanımlayıcı İstatistiksel Bulgular
87
Tablo 2 Araştırmanın Değişkenlerine İlişkin Korelasyonel Bulgular
88
Tablo 3 Çatışma Yönetimi Stratejilerinin Yordanmasına İlişkin
Hiyerarşik Regresyon Analizi
Tablo 4 Yaş Değişkenine Dayalı Farklılıklara İlişkin Bulgular
90
91
Tablo 5 Mesleki Statü Değişkenine Dayalı Farklılıklara İlişkin
Bulgular
93
Tablo 6 Eğitim Düzeyi Değişkenine Dayalı Farklılıklara İlişkin
Bulgular
94
Tablo 7 Yöneticilik Yılı Değişkenine Dayalı Farklılıklara İlişkin
Bulgular
96
Tablo 8 Lig Türü Değişkenine Dayalı Farklılıklara İlişkin
Bulgular
98
Tablo 9 Motivasyon ve Yöneticilik Yılı Arasındaki Farklılıklara
İlişkin Bulgular
99
Tablo 10 Motivasyon ve Lig Türü Değişkenleri Arasındaki
Farklılıklara İlişkin Bulgular
100
VI
KISALTMALAR
CYST
Çatışma Yönetimi Stratejileri Toplam Puan
HUK
Hükmetme
BUT
Bütünleştirme
UY
Uyma
KAC
Kaçınma
UZ
Uzlaşma
MUKT
Mükemmeliyetçilik Toplam Puan
DB
Dış Benlik
İGS
İç Güdüsel Süreç
İB
İç Benlik
AS
Araçsal Süreç
Hİ
Hedef İçselleştirme
Ort
Ortalama
SP
Standart Sapma
MOT
Motivasyon
YY
Yöneticilik Yılı
VII
Ön söz
Eğitim ve öğrenim yaşantımı doktora tezi ile taçlandırma
sürecimde pek çok kişinin emeği üzerimde oldu;
Bu bağlamda tez danışmanlığımı kabul edip, değerli görüş ve
önerilerini aldığım ve çalışmamın her aşamasında bana yardımlarını
esirgemeyen Sn. hocam Prof. Dr. A. Faik İMAMOĞLU’na,
Tanıdığı
akademik
kariyer
imkânı,yardımları,
candan
dostluğu ve teşvikleri için Sn. hocam Prof. Dr. A. Azmi YETİM’e;
Hoşgörüsü, yardımları ve yol göstericiliği için Sn. hocam Yrd.
Doç. Dr. Mustafa ŞAHİN’e,
Doktora öğrenimim sürecinde ders aldığım hocalarım Prof.
Dr. Suat KARAKÜÇÜK, Prof. Dr. Güner EKENCİ ve Yrd. Doç. Dr. İ. Fatih
YENEL’e
Eğitim-öğretimim sürecinde üzerimde emekleri olan tüm
Yüksek Lisans, lisans hocalarıma ve öğretmenlerime,
Bu çalışmama katılarak destek sağlayan TFF Spor Toto
Süper Lig, Bank Asya I. Lig ve I. Ve II. Lig futbol takımlarının değerli
yöneticilerine,
Bu çalışmada beni destekleyen arkadaşım S. Volkan
SARI’ya,
Son olarak; bu uzun ve zorlu süreçte hayatımın her
döneminde her kararımda yanımda olan canım aileme ve sevgili eşime
sonsuz teşekkürlerimi sunarım.
VIII
1 GİRİŞ
İnsan sosyal bir varlıktır. Özellikle aile ve arkadaş çevresi
insanın
sosyal
yaşamı
içerisinde
etkileşimde
bulunduğu
önemli
unsurlardır. Bu etkileşimin düzeyi insan ve çevre arasındaki iletişimle
belirlenir. Bu açıdan iletişim,
insan için yaşamın vazgeçilmez bir
unsurudur. Ancak insan; iletişim kurarken zaman zaman karşı tarafla bazı
sorunlar yaşar,
kendi düşündüğünü ya da hissettiğini karşı tarafa
yeterince ifade edemez. Yaşanan bu sorun bilim insanlarının da dikkatini
çekmiştir. Çatışma adı verilen bu sorun hem küçük insan grupları arasında
hem de örgütler içinde görülebilmektedir. Çatışmanın kesin bir tanımını
yapmak oldukça zordur. Çatışma sadece yönetimin değil ekonomi,
sosyoloji, antropoloji, psikoloji bilimlerinin ve siyasal bilimlerin de üzerinde
durduğu bir kavramdır. Çatışmanın sözlükteki eş anlamları uyuşmazlık,
zıtlaşma ve savaştır. Çatışma kavramının üzerinde genel bir uzlaşma
olamamakla
birlikte,
taraflar
arasındaki
etkinliklerde,
ilişkilerde
ve
davranışlarda uyuşmazlık olarak ifade edildiği görülmektedir. Çatışmanın
kesin bir tanımını yapmak oldukça zordur. Çünkü çatışma kaynak ve türleri
farklıdır.
Çatışma
farklı
bilim
dallarında
değişik
anlamlarda
kullanılmaktadır. Bir yandan şiddet, yok etme, barbarlık, insanlıktan
uzaklaşma, mantıksızlık ve kontrolü kaybetme gibi olumsuz anlamlar
yüklenirken; diğer yandan da macera, yenilik gelişme, yaratıcılık ve
diyalektik düşünme gibi olumlu anlamlar yüklenmektedir.1 Çatışma büyük
ve küçük insan grupları için çoğu zaman sorun olarak algılanmaktadır.
Günümüz
toplumları
ve
örgütleri
açısından
değerlendirildiğinde,
çatışmaların yaşanış biçimi ve sonuçları açısından taraflardan en azından
biri için olumsuz bir anlam taşıdığı görülmektedir. Özellikle çatışan taraflar
arasında bariz bir güç farklılığı olduğu durumlarda, çatışmalar güce dayalı
olarak çözülmeye çalışılmaktadır. Bu şekilde bir yaklaşım ise tarafların
şiddete yönelmesine neden olabilmektedir. Hâlbuki çatışan tarafların kendi
-1-
isteklerini kabul ettirmeye çalışması şiddete başvurmadan da mümkün
olabilmektedir.2
Çatışma yönetimi kavramı ile yönetim olgusu içinde ele
alınabilecek
değişkenlerden
birisinin
motivasyon
kavramı
olduğu
düşünülmektedir. Kurum içinde, personel ve yönetici arasındaki iletişimin
ve verimliliğin en üst düzeyde sağlanması için motivasyon önemli bir unsur
olarak görülmektedir. Dolayısıyla kurum içinde yaşanabilecek çatışmaların
çözümlenmesinde de motivasyon unsurunun önemli etkisi olabileceği
düşünülmektedir. Motivasyon kavramı yeni bir kavram değildir, sanayi
devrimiyle örgüt yaşamına girmeye başlamıştır. Sanayi devriminin ilk
dönemlerinde, işçilerin ve onların ailelerinin iş saatlerinden sonra yemek
yemek, giyinmek ve barınmak gibi fizyolojik ihtiyaçlarının çokluğu, patron
ve yöneticilerin dikkatlerini bu noktalar üzerine çekmiştir. Bu maddi
ihtiyaçların giderilmesine rağmen işinde başarılı olamayan kimse, zorlayıcı
önlemler ve ceza usülleri ile çalıştırılmak istenmiştir3. Motivasyonla ilgili
çalışmalar, 1930’lu yılların başında Elton Mayo’nun önderliğinde açıklanan
Hawthorne araştırmaları sonuçları ile ayrıcalıklı bir araştırma konusu
haline gelmiştir. Neo-klasik yönetsel yaklaşımların, yönetim düşünce ve
uygulamalarına en büyük katkısı motivasyon konusunda yapılan ve insanı
sosyal ve psikolojik özellikleri ve ihtiyaçları ile ön plana çıkaran çalışmalar
olmuştur. Örgütsel motivasyon, örgütün ve bireylerin ihtiyaçlarını tatminle
sonuçlanacak bir iş ortamı oluşturarak, bireyin harekete geçmesi için
etkilenmesi ve isteklendirilmesi süreci olarak tanımlanabilir. Örgütsel
motivasyon, bir iş göreni çalışmaya başlatan ve devamlılığını sağlayan
etkiler bütünü olarak tanımlanabilir. İnsanın kendi amaçları doğrultusunda
güdülenmesi doğaldır ama örgütsel amaçlara göre güdülenmesi yapaydır4.
Motivasyonda temel amaç; çalışanın istekli, verimli ve etkili çalışmasını
sağlamak ve bu sayede işletmenin amaçlarına ulaşmada yapabileceği en
çok katkıyı sağlamaktır. Bunun için yöneticiler tarafından çeşitli özendirici
araçlar kullanılmaktadır. Ancak bu araçlar her yerde ve her zaman aynı
-2-
etkiyi göstermemektedir. Ayrıca bir kişi için özendirici olan araç bir diğeri
için aynı anlamı taşımayabilmekte ve insanlar için öncelikli motivasyonel
araçlar birbirinden farklı olabilmektedir. Örneğin, bir kişi için para çok
önemli iken, bir diğer kişi için para ile birlikte işte kendisine duyulan saygı
ve
insan
olarak
kendisine
verilen
değer
daha
fazla
önem
arz
edebilmektedir.
Örgüt içinde çatışma yönetiminin gerektiği gibi yerine
getirilebilmesi
için
motivasyon
önemli
bir
kavram
olarak
göze
çarpmaktaydı. Bunun yanında çatışma kavramının insanlar arasındaki
uyuşmazlıklardan
kaynaklandığı
düşünüldüğünde,
bireylerin
kişilik
özellikleriyle çatışma biçimleri arasında da ilişki olduğu akla gelmektedir.
Bu sebepten çatışma yönetiminin doğru sağlanabilmesi için bireylerin
kişilik özelliklerinin iyi bilinmesi gerekir. Bahsi geçen kişilik özelliklerinden
biri mükemmeliyetçilik
özelliğidir.
Mükemmeliyetçiliği
konu
alan
ilk
araştırma ve makalelerin büyük bir çoğunluğunun kuramlara dayalı olduğu
ve mükemmeliyetçiliğe ilişkin tanımlamalarda kişilik özeliklerine vurgu
yapıldığı
görülmektedir5,6,7,8.
Mükemmeliyetçi
kişilik
yapısı
ve
mükemmeliyetçilik düşüncesiyle yakından ilişkili olan kuramların başında
Adleryan Teori gelmektedir9. Adler’in Bireysel Psikoloji olarak adlandırdığı
bu kuram; yaşamın özünde saklı yatıp gelişme, çaba harcama, iş görme
eğilimiyle kendini açığa vuran gizemsel yaratıcı gücü kavrama arzusunu
ve belirli bir alandaki yenilgiyi başka bir alanda sağlanacak başarıyla
dengeleme isteğini vurgulamaktadır. Sözü geçen yaratıcı güç, amaca
yöneliktir ve bu özellik kendini belirli bir amacın izlenmesinde gösterirken
bireylerin düşünce ve davranışları böyle bir çabanın hizmetinde bulunur.
Yapılan
literatür
taraması
sonrası
çatışma
yönetimi
kavramının bir çok değişkenle ele alındığı görülmüştür. Ayrıca literatürde
motivasyon ve çatışma yönetimi kavramlarını beraber ele alan çalışmalar
da bulunmaktadır. Ancak yapılan literatür taramasında çatışma yönetimi,
-3-
motivasyon ve mükemmeliyetçilik kavramlarını bir arada ele alan bir
çalışmaya rastlanmamıştır. Çatışma yönetimi kavramı örgüt çalışanlarının
kişilik özellikleriyle doğrudan ilişkili olduğundan, çalışan ve yöneticilerin
mükemmeliyetçilik özelliklerinin bilinmesinin örgüt içindeki çatışmayı
yönetmek
açısından
faydalı
olacağı
düşünülmektedir.
Ayrıca
motivasyonun da çalışanların kurum içinde uyumla çalışmalarında önemli
bir
faktör
olduğu
bilinmektedir.
Bu
sebeple,
çatışma
yönetiminin
motivasyon ve mükemmeliyetçilik kavramlarıyla birlikte ele alınmasının
ilgili literatüre önemli katkısı olacağı düşünülmektedir.
Bu araştırmanın temel amacı, spor kulübü yöneticilerinin
çatışma yönetimi stratejileri ile motivasyon düzeyleri ve mükemmeliyetçilik
özellikleri arasındaki ilişkiyi incelemektir.
Bu temel amacın yanında
spor kulübü
yöneticilerinin
çatışmayı yönetme stratejileri, mükemmeliyetçilik özellikleri ve motivasyon
düzeylerinin
demografik
değişkenlere
göre
(yaş,
meslek
statüsü,
yöneticilik yılı, lig (klasman) türü ) incelenmesi de amaçlanmaktadır. Bu
çalışmada, yukarıda belirtilen amaçlarına ulaşmak için aşağıdaki sorulara
cevap aranacaktır:
1.Spor
mükemmeliyetçilik
kulübü
özellikleri,
yöneticilerinin
çatışma
motivasyon
yönetimi
düzeyleri
stratejilerini
ve
anlamlı
düzeyde yordamakta mıdır?
2.Spor kulübü yöneticilerinin çatışmayı yönetme stratejileri,
mükemmeliyetçilik
özellikleri
ve
motivasyon
düzeyleri
demografik
değişkenlere göre (yaş, meslek statüsü, yöneticilik yılı, lig (klasman) türü )
anlamlı düzeyde farklılaşmakta mıdır?
-4-
3.Spor
kulübü
yöneticilerinin
motivasyon
düzeyleri
ile
yöneticilik yılı, lig (klasman) türü arasında anlamlı farklılıklar var mıdır?
Bu araştırma ile, Yöneticilerin mükemmeliyetçilik özellikleri ve
kullandıkları çatışma yönetim stratejileri arasındaki ilişkilerin belirlenmesi,
motivasyon ve çatışma alanlarında yapılan diğer çalışmalara farklı bir
boyut kazandıracaktır. Ayrıca bu çalışmanın sonuçları, yöneticilere
çatışma yönetim stratejileri konusunda motivasyon ve mükemmeliyetçiliğin
etkisini daha iyi anlamaları açısından yardımcı olabilir. Bu şekilde çatışma
yönetim stratejileri hakkında var olan literatüre katkı sağlayabilir.
-5-
2 GENEL BİLGİLER
2.1.Çatışma
2.1.1.Çatışma Kavramı
İnsan, toplumsal yaşamın en önemli unsurlarından biridir. Bu
bağlamda çevresine önem veren bir varlıktır. Bu önem verme, onun sosyal
olma ve iletişim kurma ihtiyacından kaynaklanmaktadır. İletişim insan için
yaşamın vazgeçilmez bir unsurudur. Ancak insan; iletişim kurarken zaman
zaman karşı tarafla bazı sorunlar yaşar, kendi düşündüğünü ya da
hissettiğini karşı tarafa yeterince ifade edemez. Yaşanan bu sorun bilim
insanlarının da dikkatini çekmiştir. Çatışma adı da verilen bu sorun hem
küçük insan grupları arasında hem de örgütler içinde görülebilmektedir.
Çatışmanın kesin bir tanımını yapmak oldukça zordur. Çatışma sadece
yönetimin değil ekonomi, sosyoloji, antropoloji, psikoloji bilimlerinin ve
siyasal bilimlerin de üzerinde durduğu bir kavramdır.
Çatışmanın
sözlükteki eş anlamları uyuşmazlık, zıtlaşma ve savaştır. Çatışma kavramı
üzerinde genel bir uzlaşma olamamakla birlikte, taraflar arasındaki
etkinliklerde, ilişkilerde ve davranışlarda uyuşmazlık olarak ifade edildiği
görülmektedir. Çatışmanın kesin bir tanımını yapmak oldukça zordur.
Çünkü çatışma kaynak ve türleri farklıdır. Çatışma farklı bilim dallarında
değişik anlamlarda kullanılmaktadır. Bir yandan şiddet, yok etme,
barbarlık, insanlıktan uzaklaşma, mantıksızlık ve kontrolü kaybetme gibi
olumsuz anlamlar yüklenirken; diğer yandan da macera, yenilik gelişme,
yaratıcılık ve diyalektik düşünme gibi olumlu anlamlar yüklenmektedir.
Çatışma, insan var olduğu sürece topluluklar içinde üzerinde
durulan bir konu olmuştur. Bu bağlamda büyük ve küçük insan grupları için
çoğu zaman sorun olarak algılanmaktadır. Günümüz toplumları ve
örgütleri açısından değerlendirildiğinde, çatışmaların yaşanış biçimi ve
-6-
sonuçları açısından taraflardan en azından biri için olumsuz bir anlam
taşıdığı görülmektedir. Özellikle çatışan taraflar arasında bariz bir güç
farklılığı olduğu durumlarda, çatışmalar güce dayalı olarak çözülmeye
çalışılmaktadır. Bu şekilde bir yaklaşım ise tarafların şiddete yönelmesine
neden olabilmektedir. Hâlbuki çatışan tarafların kendi isteklerini kabul
ettirmeye çalışması şiddete başvurmadan da mümkün olabilmektedir.
Çatışma konusunda bilim insanlarının bazı çalışmalar yaptığı
görülmektedir. Araştırmacılar çatışmayı “ iki ya da daha fazla örgüt üyesi
ya da grup arasında fonksiyonel bağımlılığı olan işlerde çalışmalarının
gerekliliğinden ve/veya farklı statüler, amaçlar, değerler ya da algılamalara
sahip
olmalarından
dolayı
ortaya
çıkan
bir
anlaşmazlık”
olarak
tanımlamaktadırlar3.
Bu konuda önemli çalışmalar yapan araştırmacılardan biri
olan Rahim ise çatışmayı; sosyal bir varlık olan insanların (bireyler,
gruplar, örgütler vb.) kendi içinde veya birbirleri arasında uyumsuzluk,
anlaşmazlık ve çekişme yaşamaları durumunda ortaya çıkan etkileşimli bir
süreç, olarak tanımlamaktadır10.
Sözlükler
içinde
de
çatışma
kavramının
geçtiği
görülmektedir. Eğitim Terimleri Sözlüğünde çatışma “Aynı anda çıkan
birbirine karşıt ya da eşit derecede çekici dilek ve isteklerin bireyde
yarattığı ruhsal durum ile birbiriyle uyuşmayan dilek, istek ya da ereklerin
yarışmasından ortaya çıkan üzücü ya da kıvanç vermekten uzak bilinç
durumu” şeklinde tanımlanmaktadır11. Diğer bir araştırmacıya göre
çatışma; farklı geçmişlerden gelen, farklı birikimlere sahip ve farklı
yaşamlar süren bireylerin farklı hedefleri ve beklentileri olması ve olayları
farklı algılamasından kaynaklanır12.
-7-
Çatışma,
iletişimin
en
önemli
sorun
kaynağı
olarak
değerlendirildiğinde çatışmadan kaçınmanın da bazı iletişim sorunlarına
yol açtığı görülmektedir. Bu da aslında olan sorunu çözmek değil yeni
sorunlara yol açmaktır. Örgütlerde çatışma yaşanmaması durumunda
sorumluluktan kaçınma, ilgi zayıflığı ve düşünce zayıflığı gibi sonuçlarla
yüz yüze gelinebileceği belirtilmektedir13.
Başka bir tanımlama şekline göre çatışma; bir çıkar, güç ve
statü çekişmesi olarak da tanımlanabilir. Çatışma bir ya da birden fazla
toplumsal
ya
da
bireysel
tarafın
aşağıdaki
durumlardan
biri
ile
14
karşılaştığında ortaya çıkabilir :
1. Bir birey ya da gruptan kendi ilgi, ihtiyaç ve çıkarlarına ters
düşen bir etkinlikte bulunmasının istenmesi.
2. Başka bir birey ya da grubun tercihlerinin uygulanmasını
engelleyecek, onlara ters düşecek bir davranış tercihinin olması.
3. Tüm tarafların ihtiyacını karşılayamayacak, kısıtlı bir
kaynağı, birden fazla tarafın kullanmak istemesi.
4. Ortak bir toplumsal ya da örgütsel alanı paylasan tarafların
değerlerinin, tutumlarının, becerilerinin ve amaçlarının diğerlerininki ile
uyuşmaması.
5.
Ortak
eylemlerde
diğerlerinden
farklı
davranışlar
göstermesi.
6. Tarafların bir görevi, eylemi veya işlevi gerçekleştirmede
performanslarının diğerlerinin eylem ve işlemlerine bağlı olmasıdır.
-8-
Çatışma, bilinen en eski iletişim sorunlarından biri olarak
göze çarpmaktadır. Çatışma konusundaki ilk katkıların çoğu filozoflar ve
sosyologlar tarafından yapılmıştır. Son yıllarda ise yönetim bilimciler de bu
konuya ilgi duymaya başlamıştır. Yönetim bilimcileri tarihsel süreç içinde
çatışma kavramı, çeşitli yönetim kuramları tarafından farklı bakış açılarıyla
ele alınmıştır15. Çatışma konusunun literatürde çeşitli açılardan ele alındığı
ve bu bağlamda literatürde çatışma konusunda farklı yaklaşımlar olduğu
görülmektedir. Bunlar: Geleneksel, davranışsal ve etkileşimci yaklaşım
olmak üzere üç temel yaklaşımdır 16,17.
2.1.2.Çatışma Yaklaşımları
2.1.2.1.Geleneksel Yaklaşım
Geleneksel yaklaşım, çatışma konusunda oluşturulan ilk
yaklaşımlardan biri olarak bilinmektedir. Örgütlerde çatışmanın önemi, ilk
olarak 1920’li yıllarda Mary Parker Follet tarafından ele alınmıştır.
Geleneksel
yaklaşım
çerçevesinde
klasik
örgüt
kuramının
başlıca
temsilcileri; Foyal, Weber, Gulick, Urwick ve Taylor’dur. Geleneksel
yaklaşımın geçerli olduğu dönemde, Taylor’un öncülüğünü yaptığı Bilimsel
Yönetim Hareketi, Fayol’un öncülüğünde gelişen Yönetim Teorisi ve
Weber’in Bürokrasi Teorisi’nde çatışma istenilmeyen bir durum olarak
kabul edilmiştir18.
Geleneksel yaklaşımın konuya daha kontrollü yaklaştığı
görülmektedir. Geleneksel yaklaşım, örgütlerde ortaya çıkan her türlü
çatışmanın gereksiz ve örgüt bütününe zarar verebilecek nitelikte
olduğunu kabul eder. Çatışma olumsuz bir durum olduğu için bütün
çatışmalardan kaçınılması gerektiğini savunur19.
-9-
Geleneksel yaklaşımı savunanların kabul ettikleri ortak
görüşler de şöyledir20:
1. Çatışma önlenebilecek bir olgudur.
2. Çatışma örgütün yapısını bozar, performansını engeller.
3. Yönetimin asıl görevi çatışmayı yok etmektir.
4. Çatışma konusunda otoritenin yasal ve biçimsel kurallarını
izlemek önemlidir.
5. En uygun başarı, çatışmanın ortadan kaldırılmasıyla elde
edilir.
Geleneksel
yaklaşımı
savunanlar
yukarıdaki
görüşler
ışığında belirli savlar ileri sürmüşlerdir. Bu savlardan hareketle klasik
yönetim yaklaşımı, çatışma yokluğunun ve bunun sonucu olarak da uyum
ve işbirliğindeki artışın örgütsel etkililiği artırabilmek için gerekli olduğu
varsayımı üzerine kurulmuştur4. Günümüz değişen dünyasında insanlar
arasındaki çatışma gibi iletişim problemlerinin etkin uzman yardımına
başvurularak çözülebildiği görülmektedir. Bu sebepten örgüt yönetiminde
1940’lara kadar hâkim olan ve çatışmanın yaratıcılığı ve verimliliği artırıcı
yönünü
dikkate almayan
bu yaklaşım,
günümüzde büyük
ölçüde
geçerliliğini kaybetmiştir21.
2.1.2.2.Davranışçı Yaklaşım
Bilinen en eski çatışma yaklaşımlarından birisi de davranışçı
yaklaşımdır. Neoklasik
yönetim
anlayışını temsil eden davranışsal
yaklaşım, Mary Parker Follet’in “yapıcı” çatışmanın değerini 1920’lerde
fark etmesiyle gelişmiştir
22
. Bu yaklaşımı savunanlar, çatışmayı örgütlerin
doğasında bulunan ve kaçınılamayan bir durum olarak kabul etmiş ve
çatışmadan yararlanmak, onu ussallaştırmak gerektiğini savunmuştur.
- 10 -
Davranışsal Yaklaşım 1940’lardan 1970’lere kadar baskın olarak kabul
görmüştür 23.
Bu yaklaşımın kuramcıları, bütün çatışmaların örgüt için
yıkıcı olmadığını, bazı çatışmaların, örneğin grup çatışmalarının, toplumsal
bir işlevi yerine getirdiğini düşünürler. Çünkü onlara göre örgütsel çatışma,
örgütteki bireyler ya da gruplar arası ayrımlaşmadan kaynaklanır. Örgütte
çatışmanın yok edilmesi demek, birey ya da gruplar arasındaki bu ayrımın
ortadan kaldırılması anlamına gelir.
Bu kapsamda davranışçı yaklaşımın temsilcileri, çatışmayı
örgüt ve gruplar için doğal bir olgu olarak ele almıştır. Çatışma, geleneksel
görüşte ele
alındığı
gibi
olumsuz
değil,
yönetilmesi
gereken
ve
yönetildiğinde de örgüt açısından olumlu işlevleri olacak bir olgu olarak
değerlendirilmiştir.
Fakat
davranışsal
yaklaşımda
da
geleneksel
yaklaşımda olduğu gibi çatışmayı, ortaya çıkar çıkmaz çözümlenmesi
gereken aksi halde ortadan kaldırılması gereken bir olgu olarak görme
eğilimi göstermişlerdir.
2.1.2.3. Modern Yaklaşım (Etkileşimci Yaklaşım)
Bu yaklaşım da çatışma konusunda önemli bulguları ortaya
koymaktadır. Örgütlerde çatışmanın kaçınılmaz olduğunu ve örgütte
yoğunlaşan çatışmanın örgüte zarar verebileceğini kabul eder. Bu nedenle
de bu tür çatışmaların mutlaka çözülmesi gerektiğini vurgular. Etkileşimci
görüş, davranışçı görüşten farklı olarak, sadece çatışmayı kabul etmekle
kalmaz; son derece uyumlu, barışçıl ve işbirliği içindeki bir grubun
değişme ve yeniliklere karşı duyarsız kalacağını öne sürerek, gerektiğinde
çatışmanın bilinçli olarak teşvik edilmesini savunur. Modern örgüt
kuramlarında örgütsel çatışma; meşru, kaçınılmaz ve etkili bir örgüt
yönetimi için pozitif bir gösterge olarak kabul edilmektedir. Hatta belirli
- 11 -
düzeyde
çatışmaların
örgütsel
üretkenlik
için
gerekli
olduğu
belirtilmektedir. Tersi durumlarda ise huzurlu, sakin ve uyumlu olmasına
rağmen örgütün duyarsızlaşacağı ve durağanlaşacağı varsayılmaktadır 24.
2.1.3. Örgütsel Çatışma Türleri
Örgütlerde
ortaya
çıkan
çatışmalar
çeşitli
şekillerde
sınıflanabilmektedir. Literatür incelendiğinde çatışma türlerinin; çatışmanın
niteliği, ortaya çıkış sekli, örgüt içindeki yeri ve çatışmaya taraf olanların
özelliklerine göre yapıldığı görülmektedir.
2.1.3.1. Çatışmanın Niteliğine Göre Sınıflama
Çatışmanın
niteliği
sınıflama
açısından
önemlidir.
Çatışmaların belli kriterler gözetilerek sınıflandırılması, anlaşılmasını daha
kolay kılmaktadır. Niteliğine göre çatışmalar, işlevsel ve işlevsel olmayan
olmak üzere iki şekilde sınıflandırılır. İşlevsel çatışma, örgütün amaçlarının
gerçekleştirilmesinde olumlu katkıları olan çatışmalardır. Bu tür çatışmalar,
örgütsel değişim ve yeniliğin aracı, güdüleme ve istem duyumun
kaynağıdır.
Çalışanların,
sorunların
farkına
varmasını
sağlar
ve
yaratıcılıklarını geliştirir. Örgüt verimi ve etkililiğine olumlu katkılar sağlar.
Örgütlere
dinamizm
kolaylaştırabilir.
İşlevsel
kazandırıcı
olmayan
değişimlerin
çatışma
ise
gerçekleştirilmesini
örgütün
amaçlarına
ulaşmasını engelleyen çatışmalardır. Bu tür çatışmalar örgütte işbirliğinin
azalmasına, bireyler ve gruplar arasındaki ilişkilerin bozulmasına, gerilimin
ve sorunların artmasına neden olur.
- 12 -
2.1.3.2. Çatışmanın Ortaya Çıkış Şekline Göre Sınıflama
Ortaya
çıkış
şekillerine
göre
çatışmalar;
potansiyel,
algılanan, hissedilen ve açık çatışma olmak üzere dört gruba ayrılır
25
.
Çatışma süreci dört safhada gelişmektedir. Bunlar:
1. Potansiyel Muhalefet: Çatışmaya neden olabilecek
potansiyel sebepleri ifade eder. Örneğin; bir örgütte grupların amaç
farklılıkları ve kıt kaynakların olması gibi durumlar çatışmaya neden
olabilecek, çatışma potansiyeli taşıyan durumlardır
26
. Çatışmanın olması
için fırsat yaratan koşulların varlığıdır. Bu koşulların doğrudan çatışmaya
yol açması gerekmez; ancak çatışmanın çıkması için bu koşullardan
birinin olması gerekir. Bu koşullar; iletişim, yapı ve kişisel etmenler gibi
çatışma nedenleri ya da kaynaklarını kapsar.
2.
Kavrama
ve
Kişiselleştirme:
Çatışmayı
algılamak
gereklidir. Bir ya da daha fazla taraf ön koşulların varlığının farkına
varmalıdır. Ancak bir çatışmanın algılanması, onun kişiselleştirildiği
anlamına gelmez. İş arkadaşınızla anlaşmazlık içinde olduğunuzun farkına
varabilirsiniz. Buna rağmen, bu durum sizi gergin ya da sinirli yapmayabilir
ve arkadaşınıza karşı sevginizi etkilemeyebilir.
3. Davranış: Bir üyenin diğerlerinin amaçlarına ulaşmasını
engellemesi
ya
da
diğerlerinin
çıkarlarını
arttırmasını
engelleyen
hareketlerde bulunması aşamasıdır. Bu hareket niyetli bir hareket olmalıdır
4. Sonuçlar: Açık çatışma davranışı ve çatışma yönetimi
davranışının birbirlerini etkilemesi bazı sonuçlara yol açar. Çatışma, grup
performansında bir gelişmeye neden oluyorsa sonuç işlevseldir. Tam tersi
olarak grup performansı önleniyorsa sonuç işlevsel değildir. Çatışmanın
arzulanmayan sonuçları arasında; iletişimi geciktirmesi, grup bağlılığının
- 13 -
azalması ve grup amaçlarının öneminin üyeler arsındaki çatışma
karsısında ikinci dereceye düşmesi sayılabilir.
2.1.2.1.3. Çatışmanın Örgüt İçindeki Yerine Göre Sınıflama
2.1.3.3.1. Dikey Çatışmalar
Ast üst anlaşmazlıkları çatışmalarda önemli bir etkendir. Bu
bağlamda dikey çatışmalara sıklıkla örgütlerde rastlanmaktadır. Örgütlerde
farklı seviyelerdeki bireyler veya ast-üst konumundaki bireyler arasında
meydana gelen anlaşmazlıklardır
27
. Başka bir araştırmada ise, üstlerin
astları kontrol etmek istemesi, astlarında buna direnç göstermeleri ile
ortaya çıkar28. Okul müdürleri ile öğretmenler arasında ve öğretmen ile
öğrenci arasında çıkan çatışmalar örnek verilebilir. Bu tür çatışmalar;
yetersiz iletişim, amaçlarda farklılık, bilgi ve değerlerin algılanmasındaki
eksiklik gibi nedenlere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Genellikle üstlerin,
astları fazla baskı altına almaları, zorlamaları ve azarlamaları sonucunda
rastlanır.28 Okullarda müdür ile öğretmen arasında yaşanan çatışma bu tür
bir çatışmadır.
2.1.3.3.2. Yatay Çatışmalar
Yatay
çatışmalar
da
örgütlerde
sıkça
araştırmacıların
karşısına çıkmaktadır. Bir örgütte aynı seviyede bulunan bireyler
arasındaki
uyuşmazlık
sonucu
ortaya
çıkan çatışmalardır.29 Çıkar
çatışması, amaç farklılıkları, algılamada farklılıklar, örgütlerde bölümler
arası düzenlemenin iyi yapılmaması bu tür çatışmalara yol açmaktadır.
- 14 -
2.1.3.3.3. Emir Komuta- Kurmay Çatışmaları
Bu tür çatışmalar daha çok resmi ilişkilerin üzerine kurulu
örgüt düzenlerinde yaşanmaktadır. Bu bağlamda uzman personel ile
yönetici arasında ortaya çıkan çatışmalar olarak da adlandırılabilirler.
Rehber öğretmen ile yönetici arasında çıkan çatışma örnek verilebilir.
Uzman
ile
yönetici
arasında
çıkan
çatışma,
rollerin
özelliğinden
kaynaklanır. Uzman, alan bilgileri doğrultusunda hareket ederken; yönetici,
uzman önerilerini kendi anlayış ve bilgileri doğrultusunda yapmak ister.
Genel olarak “Yönetici buyurur, uzman yapar.” görüşü yaygındır. Komuta
yöneticilerinin genellikle kurmay yöneticilerin kendi otoritelerini sarsacağını
düşünmeleri, kurmay yöneticilerin de komuta yöneticilerinin gölgesinde
kaldıklarını düşünmeleri çatışmaya neden olmaktadır 27.
2.1.3.4. Ortaya Çıktığı Örgütsel Düzeylere Göre Çatışma Türleri
Örgütsel düzeyde çatışmaların önemli türleri arasındadır.
Ortaya çıktığı örgütsel düzeye göre çatışma türleri; kişi içi çatışmalar,
kişiler arası çatışmalar, grup içi çatışmalar, gruplar arası çatışmalar ve
örgütler arası çatışmalar olarak incelenebilir.
2.1.3.4.1. Kişi İçi Çatışmalar
Kişiler arası ilişkiler kadar kişilerin kendileriyle ilgili özellikleri
de önemli bir unsurdur. Bu bağlamda kişi içi çatışmalar; örgüt üyelerinden
uzmanlıkları, deneyimleri, ilgileri, amaçları ve değerleri ile uyuşmayan
görevlerde bulunmaları istenildiği zaman ortaya çıkmaktadır30.
- 15 -
2.1.3.4.2. Kişiler Arası Çatışmalar
Çatışmaların en önemli kaynaklarından birini de kişiler arası
ilişkiler oluşturmaktadır. Zaman zaman hiyerarşik seviyeler, birimler ya da
aynı seviyedeki örgüt üyeleri arasındaki çatışmalara neden olabildiği ifade
edilmektedir. Bireyler arası çatışmalar; iki ya da daha fazla bireyin
birbirleriyle tutum, davranış, duygu, düşünce veya görüş ayrılıklarına
düşmeleri ya da belirli bir durumu yanlış anlamları sonucunda görülür. Astüst çatışmaları ile kurmay-komuta yöneticileri arasında kişisel uyuşmazlık
ve anlaşmazlıkların ortaya çıkardığı çatışmaların, örgütlerde sıkça
rastlanan kişiler arası çatışma türleri oldukları söylenebilir31.
2.1.3.4.3. Grup İçi Çatışmalar
Kişiler için olduğu kadar gruplar içinde de zaman zaman
çatışmaların olduğu görülmektedir. Bu tür çatışmalar, bölüm içi çatışmalar
olarak da bilinmektedir. Bu tür çatışma türleri; amaçlar, görevler veya
prosedürlerdeki
anlaşmazlıklar
gibi
çatışmalara
neden
olabilecek
durumların, grubun üyeleri veya grup içerisindeki alt gruplar arasında
görülmesi durumunda ortaya çıkmaktadır. Aynı grubun içindeki üyeler
arası çatışmalar ise bireysel çatışmalar olarak değerlendirilebilir. Grup içi
çatışmalarda, çoğu zaman grubun amacını ve normlarını kabul etmeyen
üyeler çatışmayı kaybetmek durumunda kalırlar31.
2.1.3.4.4. Gruplar Arası Çatışmalar
Bu tür çatışmalar, benzer özellikteki bireylerin oluşturduğu
gruplarda farklı niteliklere sahip bireyler arasında görülebilen çatışma
türleridir. Okullarda sınıf öğretmenleri ile branş öğretmenleri arasında
yaşanan çatışmalar gruplar arası çatışmalara örnek olarak gösterilebilir10.
Gruplar arası çatışmalar; dikey çatışma, yatay çatışma, kurmay-yönetici
- 16 -
çatışması ve farklılıklara dayalı çatışmalar olarak kendi içerisinde
ayrıştırılabilir30.
2.1.3.4.5. Örgütler Arası Çatışmalar
Örgütler arası çatışmalarda örgütün kendi dışında bulunan
diğer örgütlerle olan çatışmaları söz konusudur31. İki ayrı okulda derslere
girmesi beklenen bir yabancı dil öğretmeninin derslerinin iki okulda da
çakışmayacak
şekilde
ayarlanması
sürecinde
okulların
aralarında
yaşadıkları planlama anlaşmazlığı bu tür çatışmalara örnek olarak
verilebilir.
2.1.4. Örgüt Kuramları Açısından Çatışma
Çatışmaya ilişkin kuramlar çatışma kavramının daha iyi
açıklanabilmesi için geliştirilmişlerdir. Bu kuramların çatışmaya çeşitli
açılardan
yaklaştıkları
görülmektedir.
Sosyal
çatışma
konusundaki
çalışmalar felsefe, sosyoloji, ekonomi, politika, antropoloji ve psikoloji
alanlarında çalışan bilim adamları tarafından farklı dönemlerde farklı
yönlerden ele alınmış ve bu çalışmalara değişik derecelerde önem
verilmiştir.
Çatışma
konusundaki
ilk
katkıların
çoğu
filozoflar
ve
sosyologlar tarafından yapılmıştır. Son yıllarda ise yönetim bilimciler de bu
konuya ilgi duymaya başlamıştır4.
2.1.5. Klasik Örgüt Kuramlarında Çatışma
Çatışma konusundaki en eski kuramlar klasik örgüt kuramları
olarak kabul edilmektedir. Bu tip bir çatışma görüşü, tüm çatışmaları hem
kötü hem de örgüt ve çalışanları üzerinde olumsuz etkilere sahip olaylar
olarak görmektedir. Çatışmaların her ne pahasına olursa olsun ortadan
kaldırılmasının gerekli olduğu savunulmaktadır. Zira bu görüşe göre, tüm
- 17 -
çatışma türleri yıkıcı etkilere sahiptir32. Anlaşılacağı üzere, klasik örgüt
teorisyenlerinin, çatışmaların örgüt üzerindeki değişik etkilerinin farkında
olmadıkları söylenebilir.4 Örgüt yapısının kurallar, prosedürler, hiyerarşi ve
komuta zinciri gibi yapılarla belirlendiğini düşündükleri için çalışanların
çatışma çıkarabilmelerinin olasılık dışı olduğu kabul edilmiştir. Çünkü
klasik yönetim yaklaşımı, çatışma yokluğunun ve bunun sonucu olarak da
uyum ve işbirliğindeki artışın örgütsel etkililiği artırabilmek için gerekli
olduğu varsayımı üzerine kurulmuştur.4
2.1.6. İnsan İlişkileri (Neo-Klasik) Yaklaşımında Çatışma
Çatışma insan ilişkilerinde önemli yer tutar. İnsan ilişkileri
yaklaşımına göre çatışmalar, örgütler için doğal ve kaçınılmazdır. Bu
yüzden
çatışmaların
zararlı
performansı
artırmada
duyulmaktadır.
32
olmamasına,
pozitif
bir
etki
daha
ziyade
yaratmasına
örgütsel
gereksinim
Özetle; insan ilişkileri yaklaşımının çatışmaya ilişkin
temel inancı, çatışmaların doğal gerçeklerden birisi olduğu ve her sosyal
varlık için kaçınılmaz olduğu düşüncesidir.32
2.1.7. Modern Örgüt Yaklaşımında Çatışma
Modern
örgütler,
bünyelerinde
barındırdıkları
unsurlar
açısından çatışmaya müsait yapılar olarak görülmektedirler17. Modern
örgüt kuramlarında örgütsel çatışma; meşru, kaçınılmaz ve etkili bir örgüt
yönetimi için pozitif bir gösterge olarak kabul edilmektedir. Hatta belirli
düzeyde
çatışmaların
örgütsel
üretkenlik
için
gerekli
olduğu
belirtilmektedir.4 Tersi durumlarda ise huzurlu, sakin ve uyumlu olmasına
rağmen örgütün duyarsızlaşacağı ve durağanlaşacağı varsayılmaktadır.32
Başka bir açıdan, örgütsel çatışmaların kontrolsüz bırakılması işlevsel
olmayan
sonuçları
doğurmaktadır.
Bu
nedenle asıl
önemli
olan,
çatışmaların azlığının durağanlığı, vasatlığı ve sıradanlığı körükleyeceği;
- 18 -
yaratıcılığı ve özgünlüğü azaltacağıdır. Çatışmanın çok fazla olmasının
ise örgütsel parçalanmaya neden olabileceği de göz ardı edilmemelidir.
Bütünsel açıdan değerlendirildiğinde, modern kuramlara göre çok az ve
çok fazla çatışma yaşanmasının örgütsel etkililik için işlevsel olmadığı
söylenebilir. Optimum düzeyde çatışma yaşanmasının ve bu çatışmaların
etkili ve yapıcı şekilde yönetilmelerinin ise örgütsel etkililik için gerekli
olduğu söylenebilir4.
Özetle, klasik örgüt kuramcıları dolaylı olarak çatışmaların
örgütler için zararlı olduğunu varsaymışlar ve bunun sonucunda örgütün
mekanik ve bürokratik yapısını değiştirerek çatışmaları ortadan kaldırmaya
çalışmışlardır.
2.1.8. Çatışma Evreleri
Çatışma,
kavram
itibariyle
belirli
evreler
ihtiva
eder.
Çatışmanın başlamasını ve yönetilmesini belirli kontrol odakları sağlar.
Çatışmanın farklı biçimlerde tanımlanmasının ve anlaşılmasının nedeni,
bu kavramın farklı düzeylerdeki uyuşmazlıklar için bir niteleme yapılmadan
kullanılmasından kaynaklanabilir. Bu kavramın kullanımına baktığımızda
fiziksel şiddet içeren bir kavga çatışma olarak nitelendirilirken, herhangi bir
anlaşmazlığın, uyuşmazlığın ya da sözel olarak karşılıklı atışmanın da
çatışma
olarak
adlandırıldığını
görüyoruz. Çatışmalar
dört evrede
tanımlanmaktadır:
Birinci evre, günlük rutin problemler olarak görülür ve çoğu
zaman bir müdahale gerektirmez2. Günlük sıradan çatışmalar yapıcı bir
biçimde çözülmediğinde ikinci evreye taşınabilir. İkinci evrede taraflar
arasında zıtlaşmalar yoğunlaşır ve problemin çözümü giderek güçleşir.
- 19 -
İkinci evre, davranışsal değişimlerdir. Davranışsal değişimler
çatışma başladıktan sonra oluşur. Birey ya da gruplar hedefe ulaşma
yolunda bir engelle karşılaştığında savunma mekanizmaları geliştirir.
Saldırganlık, geri çekilme, direnme veya uzlaşma seklinde görülebilen bu
davranışlar, tarafların anlayış ya da bakış açısını farklılaştırabilir. Bu
durum bireyler arası çatışmada gelecekteki işbirliğini zorlaştırır. Bu evrede
çatışan taraflar birbirlerini düşman olarak görmeye başlayabilirler33.
Çatışan taraflar ilişkilerinde daha katı hale gelince, tarafların
davranışlarının kurallara dayandığı ve birbirleriyle ilişkilerinde yazılı iletişim
kullanıldığı üçüncü evre olan yapısal düzen meydana gelir. Taraflar
birbirlerine unvanları ile hitap ederler. İlişkiler mümkün olduğu kadar
resmileştirilir. Bu durum çatışmanın doğabileceği koşulların, çatışmanın
derece ve şiddetinin, çatışma çözüm yolarının içinde yer alınan örgüt
tarafından
belirlendiği;
davranacaklarının,
hangi
tarafların
bir
çatışma
yöntemleri
izleyeceklerinin
halinde
nasıl
ayrıntılı
olarak
tanımlanması sonucunu doğurabilir.
Dördüncü evre tarafların çatışmayı çözme yöntemlerini
geliştirdiği karar süreçleridir. Bu aşamada taraflar çatışmayla başa çıkmak
için çeşitli yöntemleri dener. Günümüzde sendika-yönetim çatışmaları,
genellikle fikir birliği ve müzakereler yoluyla çözümlenmesi yerine uzun
tartışmalar hatta üçüncü tarafın hakemliği ile çözülmektedir. Ast-üst
çatışmasında ise genellikle çözüm için emir verme ve kararname
yayınlama yolu seçilir. Eşit statüdeki bireylerin çatışmasında ise ortak bir
amirin yardımına başvurulur.
- 20 -
2.1.9. Çatışmanın Sonuçları
Çatışma kaçınılmaz bir durumdur. Çatışmaları yok etmek
mümkün olmadığına göre, çatışmaların yıkıcı etkilerinden kurtulmak için
çatışmayı yönetmek gerekmektedir. Çatışmanın iyi yönetilebilmesi için
çatışman sonuçlarının olumlu ya da olumsuzluğunu belirleyen etkenlerin
bilinmesine ihtiyaç vardır.
Deutsch, çatışmanın olumlu ya da olumsuzluğunu belirleyen
etkenleri söyle sıralamaktadır34:
1. Çatışmaya taraf olanların özellikleri (değer ve güdüleri,
amaçları, çatışmaları çözmeye ilişkin bilgi, beceri ve tutumları, çatışmalara
ilişkin yöntem ve stratejileri vb.)
2. Tarafların birbirleriyle olan eski yaşantıları (birbirleri
hakkındaki bilgileri, beklenti, inanç ve tutumları vb.)
3. Çatışma konusunun özelliği (çatışma konusun birey
açısından önemi, ifade ediliş biçimi, güdüleyici özelliği, tekrar etme sıklığı,
şiddeti vb.)
4. Çatışmanın oluştuğu toplumsal çevre (toplumsal çevrenin
kültürel özellikleri, olanakları, sınırlılıkları, çatışmaya ilişkin görüşleri,
algıları, çatışma yönetimi strateji ve teknikleriyle ilgili tutumları vb.)
5. Çatışmayı izleyen ilgiler ( çatışmada taraflarla ve diğer
izleyenlerle olan ilişkileri, çatışma esnasında çıkarları ve sonuçları,
bunların özellikleri vb.)
- 21 -
6. Çatışmalarda taraflarca izlenen strateji ve yöntemler
(kullanılan yöntemlerin yasal ve yasal olamama durumu, tarafların çıkar ve
zararlarına ilişkin görüşleri, kullanılan olumlu ya da olumsuz güdüleyiciler,
vaatler, ödüller, cezalar, tarafların açıklık ve dürüstlüğü, paylaşma durumu,
bağlılık, güvenirlik vb.)
7. Katılımcıların ve diğer ilgili tarafların çatışma sonuçları
(elde edilen örneklerler, çatışmanın uzun dönemli etkileri, tarafların diğer
ilgililerin gözünde kazandıkları saygı durumu vb.)
2.1.10. Çatışma Yönetimi
Çatışma yönetimi; uzlaşmazlığı belirli bir yönde sonuca
yöneltebilmek için, çatışmaya taraf olanların ya da üçüncü bir tarafın bir
dizi eylemde ve karşı eylemde bulunmasıdır. Eylemler çatışmanın sona
erdirilmesine ya da çatışma sürecinin etkilenmesine yönelik olabilir.
Çatışma yönetiminin amacı; olumlu, yapıcı, barışçıl ve uzlaşmacı bir
biçimde çatışmayı sonlandırabileceği gibi karşı tarafa üstünlük kurmaya
yönelik de olabilir. Çatışmayı çözme ise çatışma yönetiminden farklı
olarak, çatışmanın taraflar arasında uzlaşma ya da anlaşma ile
sonuçlanmasını içerir.
Çatışmalar, örgütün her yerine yayılmış ve her zaman
hissedilebilen durumdadır. Yöneticilerin doğrudan veya dolaylı olarak
çalışma
enerjilerinin
yaklaşık
%20-30’unu
çatışmaları
çözmeye
harcadıkları belirtilmektedir35. Yöneticilerin zamanlarının önemli bir kısmını
çatışmalara harcadıkları düşünülürse çatışmaların iyi yönetilmemesinin
örgütsel başarı açısından olumsuzluklarla sonuçlanabileceği sonucuna
varılabilir. Nitekim açık sistemlerde yapıcı sonuçlara ulaşabilmede ve
örgütsel başarı sağlayabilmede çatışma yönetiminin oldukça gerekli bir
süreç olduğu vurgulanmaktadır. Bu açıdan, yöneticiler ve diğer personel
- 22 -
dâhil olmak üzere örgüt çalışanlarının çatışma yönetimi konusunda gerekli
becerilere sahip olmaları örgütsel etkililik açısından kaçınılmazdır36.
Bir başka araştırmacı ise çatışma yönetimini, “Örgüt içindeki
bireyler ya da gruplar arasındaki çatışma seviyesini kontrol altına alarak
taraflar arasındaki anlaşmazlık ve huzursuzluğun örgütün yararına olacak
şekilde yönlendirilmesidir” şeklinde tanımlamıştır37. “Çatışma yönetiminde
etkililiğin sağlanabilmesi için yöneticiler ve personel çatışma yönetimi ile
ilgili temel becerilerini geliştirmek zorundadırlar. Murphy’e göre bu temel
beceriler dört grupta toplanabilir:2
• Entelektüel Beceriler: Planlama, problemi tanımlama,
çözümleme, yargılama, sezgi sahibi olma ve objektiflik gibi becerileri içerir.
• Duygusal Beceriler: Kararlılık, kendini kontrol, sonuca
yönelik olma ve girişkenlik gibi becerileri içerir.
• Bireyler Arası Beceriler: Duyarlılık, ikna edebilme, iletişim
ve dinleme gibi becerileri içerir.
• Yönetsel Beceriler: Güdüleme, rehberlik edebilme, iş
bölümü ve görevlendirme yapabilme gibi becerileri içerir.
Çatışmanın meydana gelmesi mümkün olsa dahi bunu
çözecek anlaşmanın mümkün olduğu durumlar da yine aktiften pasife
doğru üç seçenek olarak sıralanmaktadır. Bunlar35:
1. Yöneticinin çatışan tarafları yüz yüze getirerek taraflar açık
bir anlaşmaya varana kadar tartışmaları ve görüşmeleri sürdürmesi olarak
açıklanan sorun çözme yaklaşımı
- 23 -
2. Tarafların orta bir yerde anlaşabilmeleri için karşılıklı
pazarlığa oturmaları ve ödün vermeleri
3. Çatışan tarafların müşterek çıkarları ortaya konarak
çatışmanın her iki tarafa da getireceği işbirliğine çağırma, kader birliğini ve
bir arada yaşama mutluluğunu dile getirme çabaları, kısaca yumuşatma
halidir.
Çatışmalar,
düşünülmelidir.
örgütlerin
Yöneticiler,
örgütte
gelişmesi
ortaya
için
fırsatlar
çıkabilecek
olarak
çatışmaları
yönlendirebileceklerine inanıyor ve bu konuda kendilerine güveniyorlar ise,
yaratıcılık
kıvılcımlarının
yavaş
yavaş
yok
olup
verimin
düştüğü
durumlarda, uygun bir çatışma ortamı yaratmalıdırlar38. Örgütsel çatışmayı
büsbütün ortadan kaldırılabilecek bir örgüt ortamı oluşturmak olanaksızdır.
Çatışmaların oluştuğu noktalarda negatif sonuçlar alındığı gibi birey ve
grupların gelişimi için pozitif sonuçlara da ulaşmak mümkündür; çünkü
örgütsel çatışma örgütün amaçlarını gerçekleştirmek için bir güç olarak
kullanılabilir. Bu açıdan, çatışmayla etkili şekilde başa çıkabilme yeteneği,
yöneticilerin kesin olarak sahip olması gereken önemli bir beceri olarak
değerlendirilmektedir.38
2.1.11 Çatışma Yönetimi Stratejileri
Çatışma yönetimi stratejileri, çatışma durumlarında bireylerin
belirli
davranış
modelleri
doğrultusunda
kendilerini
ifade
etme
eğilimleridir39.
Çatışmayı yöneten kişinin teşhis sürecinde durumlarla ilgili
şu sorulara yanıt vermesi gerekli görülmektedir40:
1. Çatışma hangi seviyede çıkmıştır (kişisel, kişiler arası,
grup içi vb)?
- 24 -
2. Çatışmayı yöneten kişi, çatışmada taraflar arası ilişkilerde
hangi rolü oynamaktadır?
3. Taraflar arası ilişkilerde arzu edilen durum nedir?
Daha ayrıntılı bir ifadeyle, çatışmaların doğru şekilde teşhis
edilerek
tanımlanabilmesi;
çatışma
miktarının,
çatışma
yönetimi
stratejilerinin, çatışma kaynaklarının ve çatışmaların bireysel, grupsal ve
örgütsel
öğrenmeyle
aralarındaki
ilişkilerin
belirlenmesini,
değerlendirilmesini ve analiz edilmesini gerekli kılmaktadır.2,41 Ancak
analiz sonucunda duygusal çatışma veya görevsel çatışma düzeyinin çok
düşük ya da çok yüksek çıkması ve tarafların çatışmalarla etkili şekilde
baş edememeleri, başka bir deyişle tarafların uygun çatışma yönetimi
stratejilerini kullanamayışları çatışmalara müdahaleyi gerektirebilir.2,42
Tarihsel açıdan baktığımız zaman, 1940’larda çatışma
yönetimi ile ilgili ilk yapıcı yaklaşımlarla birlikte, çeşitli çatışma çözüm
yöntemleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Mary Follet ilk olarak üç ana yol
belirlemiştir. Bunlar; hükmetme (domination), uzlaşma (compromise) ve
bütünleştirme (integration) stilleridir. Daha sonra Follett, çatışma stratejileri
arasına kaçınma (avoidance) ve uyma (suppression) stratejilerini de
eklemiştir.
Blake
sınıflandırılması
ve
Mouton
ise
çatışma
yönetimi
stratejilerinin
konusunda ilk olarak bir kavramsal şema ortaya
atmışlardır. Bu şemada yöneticilerin üretime ve insanlara yönelik ilgi
dereceleri temele alınarak kişiler arası çatışma stilleri; hükmetme (forcing),
kaçınma (withdrawal), uyma (smoothing), uzlaşma (compromise) ve
problem çözme (problem solving) olarak sınıflandırmıştır.43 Thomas ise
Blake ve Mouton’un modelini, tarafların amaçlarını da dikkate alarak tekrar
yorumlamıştır.
Thomas;
tarafların
niyetlerini,
karşı
tarafın
ilgilerini
doyurmaya çalışmayı ifade eden işbirliği (cooperativeness) ve kendisinin
ilgisini doyurmaya çalışmayı ifade eden direnmecilik (assertiveness)
şeklinde iki boyuta dayandırmıştır. Pruitt’in çift yönlü ilgi modeli (kendisine
- 25 -
yönelik ilgi-başkalarına yönelik ilgi) ise uyma (yielding), problem çözme
(problem solving), kaçınma (inaction) ve hükmetme (contending) olmak
üzere çatışma yönetimini dört boyutlu olarak öngörmektedir. Ancak Pruitt
uzlaşma boyutunu (compromising) belirgin bir stil olarak görmemiştir.
Çatışma yönetimi sürecinde esas olan her zaman çatışmanın
çözümlenmesi
ve
bir
şekilde
uzlaşma
sağlanarak
çatışmanın
sonuçlandırılması değildir. Bilakis çatışma yönetimi, örgütsel etkililik için
belirli bir düzeyde çatışmanın varlığını ve çatışmanın farklı durumlarda
uygun stratejilerle yönetilmesini gerektirir.2
2.1.12. Çatışma Yönetiminde Eylem Basamakları
Çatışmayı yönetme sürecinde aşamalar, kaynaklarda farklı
biçimlerde sıralanmaktadır. Fakat genel olarak şöyle bir sıralama
yapılabilir2:
1. Kızgınlığı-öfkeyi kontrol altına almak: Taraflar sağlıklı
düşünemeyecek kadar kızgın ise ve duygularını kontrol edemiyorsa
uzlaşma sağlanamaz.
2. Çözüm için eyleme geçmeden önce bir değerlendirme
yapmak: Çözüm için atılacak adımların olumlu biçimde sonuçlanması,
tarafların birbirine yönelik ve çatışma durumuna ilişkin sağlıklı bir
değerlendirme yapmalarına bağlıdır.
3. Olumlu bir hava oluşturmak: Karşı tarafın bencil, kötü
niyetli gibi olumsuz bir yaklaşım içinde olduğunu varsaymak yerine, karşı
taraf uzlaşmaya-konuşmaya davet edilmelidir.
- 26 -
4. Çatışma yönetimi sürecinde temel kurallara dikkat etmek:
Temel kurallar nezaketli, saygılı olmayı, karşı tarafı dikkatle dinlemeyi ve
soğukkanlılığı korumayı içerir.
5. Problemi karşılıklı tartışma ve müzakere süreci içinde
tanımlamak: Bu süreçte taraflar, kendileri için önemli olan hususları
açıklamalı ve probleme ilişkin gerçek duygu ve düşüncelerini paylaşmaya
özen göstermelidir.
6. Olası çözümler için beyin fırtınası yapmak: Tarafların
ihtiyaç ve çıkarlarının tatmin olabilmesi için olası çözümlere ilişkin
düşüncelerin açık ve net olarak ifade edilmesi gerekir.
7. Olası çözümleri değerlendirmek ve uygun çözümleri
belirlemek:
Çözümlerin
değerlendirilmesinde
tarafların
üzerinde
uzlaşacağı objektif ölçütler kullanılmalıdır. Çözümlerin herkes tarafından
kabul görecek, gerçekçi, gerçekleştirilebilir, belirgin ve dengeli olmasına
dikkat edilmelidir.
8.
Çözümlerin
işlerliğini
izlemek:
Özellikle
karmaşık
problemlerin çözümünde, çözümlerin işleyip işlemediğinin belirli aralıklarla
kontrol edilmesi gerekir. Çözümler işlemiyorsa yeniden gözden geçirilmeli
ve gerekli uyarlamalar yapılmalıdır.
2.1.12.1. Bütünleşme (İşbirliği-Problem Çözme)
Birey, kendi ihtiyaçları kadar diğerlerinin ihtiyaçları üzerinde
de yoğunlaşarak, problemleri yeni ve yaratıcı çözümler üreterek çözmeye
çalışır. Bu strateji, her iki taraf açısından kabul edilebilecek bir çözüme
ulaşmak için problemi tanımlamayı, problemin açıklığını ve problemle ilgili
yatıştırıcı fikirleri içerir. İletişim ve gelecekteki karşılıklı etkileşim için, ilişkiyi
- 27 -
nezaket kuralları içerisinde tutan başarılı çözümler üretme üzerinde
yoğunlaşır.42 Bütünleştirme stratejisinde, çatışan tarafların hem kendisine
hem de karşı tarafa yönelik ilgisi yüksektir. Bu strateji problem çözme veya
tümleştirme olarak da bilinir. Çatışan taraflarca kabul edilebilir etkili bir
çözüm üretebilmek için taraflar arası işbirliğini gerekli kılmaktadır. Açık
sözlülük,
bilgi
paylaşımı,
alternatiflerin
üretilmesi
ve
farklılıkların
sorgulanması bu işbirliğinin özelliklerindendir.42
Birey, kendi ihtiyaçları kadar diğerlerinin ihtiyaçları üzerinde
de yoğunlaşarak, problemleri yeni ve yaratıcı çözümler üreterek çözmeye
çalışır. Bu strateji her iki taraf açısından kabul edilebilecek bir çözüme
ulaşmak için problemi tanımlamayı, problemin açıklığını ve problemle ilgili
yatıştırıcı fikirleri içerir42. İşbirliği ve karşılıklı yarar sağlayacak sonuç
arayışı, ancak çatışan tarafların her birinin hem kendisinin hem de karşı
tarafın ilgisini tatmin etmeye çatıştığı durumlarda görülebilir. Tümleştirme
stratejisini diğer stratejilerden farklı kılan nokta burasıdır. Bu stratejide
tarafların amacı farklılıkları aydınlatarak problemi çözmeye çalışmaktır.43
Kısacası, taraflar kabul edilebilir bir çözüm sağlayabilmek amacıyla karşı
karşıya gelirler ve aralarındaki farklılıkları analiz ederler.
Problem
çözme
stratejisi;
kavram
kargaşası,
anlam
bozuklukları, yanlış ve hatalı algılamalar gibi nedenlerden kaynaklanan
çatışmaların çözümlenmesinde en etkin ve başarılı yol olarak görülebilir.
Bununla birlikte, problem çözme stratejisi acilen çözülmesi gereken
çatışmalarda, değer ve inanç sistemlerinin farklılığından kaynaklanan
çatışmaların çözümlenmesinde başarısız kalabilir. Türkiye’de yöneticiler,
kendileriyle yatay konumda olan yöneticilerle çatışmalarda daha çok
bütünleştirme stratejisini tercih ederler. Çünkü astlara karşı böyle bir
strateji izlemeleri çoğunlukla bir zayıflık ve kararsızlık göstergesi olarak
değerlendirilebilir.
- 28 -
2.1.12.2. Hükmetme (Üstünlük Kurma-Rekabet)
Taraflardan birinin hükmetmeyi bir strateji olarak kabul
etmesi durumunda, karşı tarafın istek ve amaçlarını düşünmeksizin kendi
yararına göre sorunu çözmeye çalışmasıdır. Bireyin ilgisi kendisine
yüksek, diğer tarafa karşı düşüktür. Kazanma, rekabet ve baskı yapma
davranışı ile kendini belli eder. Taraflardan biri kazanmak için her yolu
deneyebilir; hatta karsı tarafa kendi çözümünü empoze etmeye çalışabilir.
Hükmedilen taraf çözümden memnun değildir. Zayıf olduğu için veya bir
başka seçeneği olmadığı için çözümü kabul etmiş gözükür. Burada sorun
çözülmüş gibi görünse de aslında çözülmemiştir.
Çatışmaların yöneticinin gücünü ve otoritesini kullanarak
çözümlenmesini ifade eder. Bu stratejiyi izleyen yönetici “Burada amir
benim, bu iş bu şekilde olacaktır” demektedir.
Hükmetme
yaklaşımı
taraflardan
birinin
kendi
ilgi
ve
ihtiyaçlarını doyurmaya, karşı tarafın ilgi ve ihtiyaçları pahasına, önem
vermesi durumunda kullanılır. Bu strateji aynı zamanda rekabet olarak da
bilinir. Taraflardan biri kazanmak için her yola başvurabilir. Çatışmanın
üstle ast arasında olması durumunda, üst astı kendi isteklerine hatta
emirlerine uymaya zorlayabilir. Formal olarak zorlama ya da emretme
yetkisi bulunmayan bir taraf; blöf yapma, yanıltma ya da bir üst aracılığıyla
karşı tarafı zorlama yoluna gidebilir. Hükmetme girişimi sonucunda bunu
başaran taraf, yalnızca üstünlük kurduğu tarafın gözünde değil, kurumda
diğer kişilerin ya da tarafların gözünde de gücünü artıracağını düşünür. Bu
durum hükmetme stratejisinin tercih edilmesinde önemli bir rol oynar.
Daha çok yetkici bir yönetsel anlayışın hâkim olduğu kurumlarda
hükmetme yaklaşımı yaygın olarak kullanılmaktadır.2
- 29 -
Baskı (hükmetme) yönteminde kullanılan çok çeşitli davranış
biçimleri vardır. Bunların en belirginleri: Davada ısrar, tehdit ve cezalardır.
Davada ısrar, kişinin kendi istek ve beklentilerini karşı tarafa kabul ettirme
çabasıdır. Davada ısrarın başarısı karşı tarafın bu ısrara ne kadar
dayanabileceğine bağlıdır. Ayrıca ısrar eden tarafın isteklerini karşı tarafa
kabul ettirebilmesi veya onu buna zorlaması, ondan biçimsel yetki
bakımından daha üstün olmasını gerektirir. Tehdit, örgüt tarafından kabul
edilemeyecek düşünce ve davranışların, yönetici tarafından o kişiye
hatırlatılmasıdır. Bir çeşit uyarı niteliğindedir. Bunun işe yaramadığını
gören yönetici, gücünü fiilen kullanma yolunu da seçebilir. Ceza, gücün
fiilen kullanımıdır. Kişinin işten uzaklaştırılması ya da daha düşük bir
pozisyona atanması yönünde olabilir. Ancak gerek davada ısrar, gerek
tehdit gerekse de cezalandırma çatışmanın temeline inmediği için kısa
süreli çözüm olarak düşünülebilir.
Hükmetme stratejisinde çatışan taraflar kendileri için yüksek
ilgi, karşı taraf için düşük ilgi gösterme eğilimindedirler. Bu strateji, kazankaybet yönelimi ya da çatışmadan kazançlı çıkabilmek için sergilenen
zorlayıcı davranışlar olarak tanımlanabilir4. Çatışan taraflar, karşı tarafın
beklentilerine aldırmadan kendi ilgi ve beklentilerini tatmin etmeye
çalışırlar ve diğer tarafla bu doğrultuda mücadele ederler. Süreçte ortaya
çıkan karşı tarafa yönelik olumsuz duygular artıkça da hükmetme
stratejisinin kullanılmasında artış görülür44.
2.1.13.3. Uzlaşma (Karşılıklı Ödün Verme)
Tarafların karşılıklı ödün vermeyi bir strateji olarak kabul
etmeleri durumunda her iki taraf da uzlaşır ve bir çözüme ulaşmak için
bazı şeylerden vazgeçerler. Bu stratejinin kullanılabilmesi için tarafların
kendi ilgi ve ihtiyaçlarının doyurulmasına önem vermelerinin yanında karşı
tarafın ilgi ve isteklerine değer vermeleri, bu ilgi ve istekleri dikkate
- 30 -
almaları gerekir. Uzlaşma stratejisinde çatışan taraflar hem kendilerine
hem de karşı tarafa orta derecede ilgi gösterme eğilimindedir. Bu strateji,
verme-alma veya paylaşma gibi ifadelerle daha iyi açıklanabilir. Zira her iki
taraf da uzlaşma stratejisinin kullanılması durumunda karşılıklı kabul
edilebilir kararlar elde edebilmek uğruna bazı şeylerden vazgeçmek
durumunda kalmaktadır. Uzlaşma stratejisi; geri kalanları paylaşma,
karşılıklı ödün verme veya hızlı bir şekilde orta bir yolda buluşma
anlamlarına da gelebilmektedir. Uzlaşan taraf, hükmeden taraftan daha
fazla, itaat eden taraftan ise daha az ödünde bulunur. Aynı şekilde
uzlaşmacı taraf, kaçınan tarafa göre olaya daha doğrudan odaklanır; fakat
tümleştirme
stratejisini
kullanan
taraf
kadar
olayları
derinlemesine
incelemez 41,42.
Bu strateji, çatışma taraflarının kendi görüşleri ve fikirleri
dışında karşı tarafın görüş ve düşüncelerine de hak vermeleri durumunda
geçerlidir. Böyle bir durumda tarafların anlaşmanın her iki tarafa da yarar
sağlayacağı bilincinde olmaları ortak noktayı bulmalarını kolaylaştırır.
Uzlaşma neticesinde ne bir galibiyet ne de bir mağlubiyet vardır. Her iki
taraf da anlaşmadan memnundur ve yeterince tatminkâr bir karara
varılmasına imkân sağlanmıştır35.
Uzlaşma stratejisi, ortak bir karara ulaşılamadığı ve geçici
çözümlere ihtiyaç duyulduğu karmaşık durumlarda kullanılabilir. Uzlaşmacı
strateji, bireylerin bazı ihtiyaçlarını karşılayabilir; ama hepsini karşılamaz.
İnsanlar farklı istek ve ihtiyaçlara sahip olduklarından ve bu istek ve
ihtiyaçlarının tamamını giderecek çözümler üretmede uyuşamadıklarından
uzlaşmacı yöntem, genellikle en iyi seçim olarak görülür44.
- 31 -
2.1.12.4. Kaçınma
Tarafların kaçınmayı bir strateji olarak kabul etmeleri
durumunda, taraflar kendilerini çatışma olayından veya durumundan
psikolojik ya da fiziksel olarak uzak tutarlar. Çatışmayı reddetme,
çatışmadan kaçınma davranışlarını içerir. Taraflar hem kendi hem de karşı
tarafın isteklerini dikkate almaz ve bunlara önem vermez. Tarafların hem
kendi hem de karşı tarafın ilgi ve ihtiyaçlarına verdikleri önemin düşük
olduğu durumlarda, taraflar çatışmadan kaçınma ya da çatışmayı göz ardı
etme stratejisini kullanırlar. Genellikle kenara çekilme, ilgilenmeme ya da
“Olumsuz hiçbir şey duymak istemem.” gibi tutumlarla birlikte ortaya
çıkarlar. Bu şekilde taraflar, çatışmayla uğraşmayı erteler; çatışma her iki
tarafa zarar verici duruma geldiğinde ise çatışmaya girmekten kaçınırlar.
Kaçınma stratejisinde çatışan taraflar hem kendileri hem de
karşı
taraf
için
düşük
ilgi
gösterme
eğilimindedir.
Geri
çekilme,
sorumluluğu karşı tarafa bırakma ve kenara çekilme bu stratejinin özünü
oluşturmaktadır. Kaçınmalar, çatışmaları daha uygun bir zamana kadar
erteleme veya tehdit edici bir durumdan geri çekilme şeklinde de
gerçekleşebilmektedir. Kaçınan taraf, kendi beklentilerini tatmin etme
noktasında karşı taraf kadar başarısızlığa uğramış olur. Bu strateji
genellikle, çatışma konularına veya çatışan taraflara ilgisiz kalmak,
şeklinde açıklanır. Çatışmalardan kaçınan kişi, başa çıkılması gereken bir
çatışmanın varlığını kabul etmez45.
2.1.12.5. Uyma - İtaat Etme
Bu
stratejide
taraflardan
birinin,
karşı
tarafın
ilgi
ve
ihtiyaçlarının ön plana çıkması karşılığında kendi ilgi ve ihtiyaçlarının
doyurulmasından vazgeçmesi söz konusudur. Bu durum karşı tarafın
isteklerine boyun eğme ve uyma olarak nitelendirilebilir. Uyma davranışını
- 32 -
gösteren taraf, farklılıkları göz ardı ederek iki taraf arasındaki benzerlikler
üzerinde
yoğunlaşır.
Daha
çok
astlarla
üstler
arasında
oluşan
çatışmalarda astlar “durumu kurtarmak” amacıyla böyle bir strateji izleme
yoluna gidebilirler2.
Spitzberg’e
göre
kendi
isteklerini
elde
etmeksizin
başkalarının beklentilerine uyum sağlayan bir birey, yaşanan çatışmanın
tatmin edici bir şekilde çözüldüğünü düşünür. Bu yöntem, çatışan tarafların
uygun çözüm yolu bulamadığı zamanlarda uygun olabilir. Bununla birlikte
bu yöntemde ödün veren tarafın amaçlarını ve isteklerini elde etme oranı
düşüktür54. Uyma-itaat etme stratejisi bir tarafın ya da kişinin kendisinin
haksız olduğuna inandığı durumda ya da sorunun karşı taraf için daha
önemli olduğunu düşündüğünde etkili olarak uygulanabilir. Kısa vadeli
hesaplar yerine uzun vadeli işbirliğini sağlamayı amaçlayan birey için
uyma-itaat etme stratejisini kullanmak yararlı olur45.
2.1.12.6. Uygun Strateji Seçimi
Stratejilerden hangisinin tercih edileceğini ya da hangisinin
en uygun olduğunu belirmede üç temel ölçüt vardır:
1. Stratejinin örgütsel etkililiğe katkısı
2. Toplumsal ihtiyaçların tatmin edilmesi
3. Örgüt üyelerinin etik ve moral ihtiyaçlarının karşılanması.
Çatışma yönetim stratejilerinin kullanımının uygun olduğu ve
olmadığı durumlar sekil 2. 4’te verilmiştir. Genel olarak bütünleştirme ve
uzlaşma
stratejilerinin
daha
çok
stratejik
sorunların
çözümünde
kullanılabileceği görülmektedir. Uyma, hükmetme ve kaçınma stratejileri
ise daha çok taktik sorunların, günlük isleyiş ve işlemlerle ilgili sorunların
çözümünde kullanılabilir4.
- 33 -
2.1.13. Çatışma Yönetim Stratejileri İle İlgili Yapılan Çalışmalar
2.1.7.1. Çatışma Yönetim Stratejileri İle İlgili Türkiye’de Yapılan
Çalışmalar
Bir araştırmada örgütlerde çatışma ve çatışma yönetimi
sürecinde örgütsel iletişimin etkililiği konulu çalışmasında; örgütsel
çatışmaların
işgörenler
açısından
önemini
ve
etkililiğini,
çatışma
kaynaklarını, çatışmaların ortaya çıkış şekillerini, çatışmalarda kullanılan
iletişim stratejilerini, iletişime dayalı çatışma kaynaklarını, etkin iletişimi
engelleyen faktörleri ve yöneticiler ile astların çatışma ve iletişime ilişkin
algılarını belirlemeye çalışmıştır. Araştırma verileri Adana ve Gaziantep
illerinde bulunan 16 işletmenin toplam 250 üst, orta ve alt düzey
çalışanından elde edilmiştir. Çalışmada, örgütsel çatışmaların büyük bir
bölümünün iletişim engellerinden ve iletişim yetersizliğinden kaynaklandığı
ve üstlerin başarılarının iletişimi etkili şekilde kullanabilmelerine bağlı
olduğu vurgulanmıştır46.
Çatışma yönetimi ile ilgili yurt içinden göz atacağımız
araştırmalara “Orta
aralarındaki
öğretim
çatışmaları
okulları
yönetme
yöneticilerinin
biçimleri”
öğretmenler
konulu
İle
çalışmasıyla
başlayabiliriz. Araştırmacı, elde ettiği bulgularla okul yöneticilerinin
çatışma yönetimi stratejilerinden tümleştirmeyi “her zaman”, uzlaşmayı
“çoğunlukla”, uyma (ödün verme) ve kaçınmayı “ara sıra” ve hükmetme
stilini ise “az” kullandıklarını belirlemiştir. Okul yöneticileri tarafından
tümleştirmenin en fazla, hükmetmenin ise en az tercih edilen strateji
olduğu bu çalışmanın bir diğer önemli sonucu olarak ortaya çıkmıştır46.
Başka
öğretmenlerle
araştırmasında;
bir
araştırmacı
“İlköğretim
okulu
aralarındaki
çatışmaları
yönetme
ilköğretim
okullarında
görev
yöneticilerinin
yöntemleri”
yapan
adlı
yöneticilerin,
- 34 -
öğretmenler ile aralarındaki çatışmaları yönetmede; problem çözme,
kaçınma, ödün verme, uzlaşma ve hükmetme yöntemlerini kullanma
derecelerini ortaya çıkarmayı amaçlamıştır. Araştırma sonunda, ilköğretim
okulu yöneticilerinin öğretmenlerle aralarındaki çatışmaları yönetmede
problem çözme ve uzlaşma yöntemlerini her zaman, kaçınma yöntemini
genellikle ve ara sıra, ödün verme yöntemini ara sıra kullandıklarını,
hükmetme yöntemini ise hiçbir zaman kullanmadıklarını belirtmişlerdir.
İlköğretim okulu yöneticilerinin çatışmaları yönetmede 1. ve 2. kademe
öğretmenlerine göre kaçınma, ödün verme ve hükmetme yöntemlerini
kullanmada anlamlı fark bulunurken, problem çözme ve uzlaşma
yöntemlerin kullanmada ise anlamlı fark bulunamamıştır. İlköğretim okulu
yöneticilerinin; görevli oldukları ilköğretim kademesi, yöneticilik eğitimleri,
yöneticilik kıdemleri, çalışmakta oldukları okuldaki yöneticilik süreleri,
çalışmakta oldukları okuldaki öğretmen sayısı ve çalışmakta oldukları
okulun
bulunduğu
yerleşim
birimi
değişkenlerinin
öğretmenlerle
aralarındaki çatışmaları yönetmede kullandıkları yöntemler üzerinde etkili
olmadığı sonucuna ulaşılmıştır47.
Başka bir araştırmacının “İlkokullarda yönetmenler İle
öğretmenler
arasında
ilişki
bozukluğu
yaratan
konular”
konulu
araştırmasında, ilkokul yönetmenleri ile öğretmenleri arasındaki ilişki
bozukluğu
yaratan
konuların
saptanması
amaçlanmıştır.
Yapılan
araştırmada şu sonuçlar elde edilmiştir: Eğitim programları işlerinde, genel
hizmetler
alanında,
öğrenci
hizmetleri
alanında,
yönetmenler
ile
öğretmenler arasında önemli bir ilişki bozukluğu yoktur. İşgören hizmetleri
alanında yönetmenlerle öğretmenler arasında, öğretmenlerin sicil ve özlük
işlerinin
yapılmasında, hizmet içi eğitime öğretmen seçmede orta
derecede ilişki bozukluğu görülmektedir. Bütçe işlerinde de yönetmenlerle
öğretmenler ararsında önemli ilişki bozukluğu yoktur42.
- 35 -
“Orta dereceli okullarda görevli okul yöneticilerinin örgütsel
çatışmaya ilişkin görüşlerinin değerlendirilmesi” konulu bir araştırmada,
orta dereceli okullarda görevli okul yöneticilerinin, “Okullarda çatışmaya
neden olan faktörler konusundaki görüşleri nelerdir?” sorusuna cevap
aranmıştır. Yapılan araştırmada şu sonuçlar elde edilmiştir: Yöneticiler,
örgütsel çatışmaların okul sistemine getireceği en önemli zararları olarak;
öğretmenin genel ve ders veriminin düşmesi, okulun kalite ve veriminin
düşmesi ve okuldaki birlik ve beraberliğin zedeleneceğini görmektedir.
Yöneticiler, örgütsel çatışmaların okul sistemine getireceği en önemli
faydaları
sağlayarak
olarak;
öğretmenlerin
demokratik
yaşam
birbirine
biçimlerini
tahammül
edebilmelerini
geliştirmesi,
yönetici
ve
öğretmenlerin kendi hatalarını görmeleri, çatışmalara çözüm bulunması
halinde yöneticilere olan güvenin artması ve sorunların yöneticilerle
zamanında tespit edilerek çözüm yollarının aranması, belirtilmektedir. Okul
yöneticileri; iş bölümü, kaynakların sınırlılığı, iletişimin yetersizliği ve
işlerdeki belirsizliğin önemli çatışma kaynakları olduğunu belirtmektedir48.
Okul yöneticileri; bireylerin farklı ödüllendirilmelerini, farklı
kişilikleri, imkânların ortak kullanımını da az çatışma kaynağı olarak
görmektedir. Okul yöneticileri, çatışmaların çözümünde problem çözme ve
yetki kullanma yöntemlerini benimsemektedir. Aynı zamanda, çatışmaların
çözümünde oylama yöntemini az kullandıklarını; kaçınma, yatıştırma,
üçüncü tarafın hakemliği, uzlaşma ve kayıtsız kalma yöntemlerini hiç
kullanmadıklarını belirtmişlerdir.
“Örgütlerde çatışmanın nedenleri” adlı bir araştırmada, orta
öğretim (lise) kurumlarında görev yapan müdür ve müdür yardımcıları ile
öğretmenlerin politik uygulama ve tutumları, bürokratik nitelikleri, mesleki
nitelik
ve kişilik değerleri,
bireysel davranış etkenleri
ve iletişim
bozukluklarının çatışmalara etkisi araştırılmıştır. Araştırma sonucunda;
genel liselerde görev yapan yönetici ve öğretmenler, kendilerinin sahip
- 36 -
olacağı politik uygulama ve tutumların, bürokratik niteliklerin, mesleki
nitelik ve kişilik değerlerinin, bireysel davranış etkenlerinin ve iletişim
bozukluklarının
okullarında
çatışma
yaratan
sebepler
olabileceği
görüşündedirler49. İlköğretim okulu yöneticilerinin empatik eğilimleri ve
empatik becerileri ile çatışma yönetimi stratejileri arasındaki ilişki konulu
başka bir araştırmada ise yöneticilerin ve öğretmenlerin, yöneticilerin
empatik eğilimleri ve empatik becerileri ile çatışma yönetimi stratejilerini
kullanma düzeylerine ilişkin algıları belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmaya
Ankara ili Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisindeki 100 ilköğretim
okulundan 100 okul müdürü ile 931 öğretmen katılmıştır. Çalışmadan elde
edilen bulgulara göre okul yöneticilerinin çatışma yönetimi stratejileri hem
yöneticiler hem de öğretmenler tarafından tümleştirme, uzlaşma, kaçınma,
ödün verme ve hükmetme önem sırasında bulunmuştur. Buna göre,
ilköğretim okulu yöneticilerinin en çok tümleştirme stratejisini kullandıkları
gözlenmiştir. Ödün verme, hükmetme ve kaçınma stratejilerinde yönetici
ve öğretmen görüşleri arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır.
Öğretmenler yöneticilerin daha fazla tümleştirme ve uzlaşma stratejilerini
kullanmalarını beklemektedir. Ayrıca, yöneticilerin empatik becerileri ile
kaçınma stratejisi arasında ve empatik eğilim ile hükmetme ve kaçınma
arasında düşük düzeyde ters bir ilişki bulunmuştur50.
“İlköğretim okullarında yönetmenlerle öğretmenler arasında
örgütsel çatışma kaynakları” konulu bir araştırmada, ilköğretim okullarında
yönetici ve öğretmenlerin hangi nedenlerle çatışmaya düştükleri ve ne
düzeyde uzlaştıkları bulunmaya çalışılmıştır. Ankara il merkezinde yapılan
araştırmanın sonuçlarına göre öğretmenlerle yöneticiler arasında temizlik
işleri konusunda orta düzeyde çatışma bulunmuştur. Eğitim araç-gereç
eksikliği, okul kütüphanesinin yetersizliği, rehberlik hizmetleri, çevrenin
korunması, öğrenme güçlüğü olan öğrenciler, tuvaletlerin yetersizliği,
öğretmenlere soruşturma açılması vb. konular az düzeyde çatışma
yaşanan konular olarak belirlenmiştir. Hizmet içi eğitime öğretmen seçimi,
- 37 -
mazeret izni, öğrenci sağlık işleri, ısıtma, koridorun darlığı, derslik seçimi,
öğrenci
beslenmesi
vb.
konularda
ise
çok
az
düzeyde
çatışma
bulunmuştur51.
“İlköğretim okullarında öğrenci çatışmaları ve öğretmenlerin
bu çatışmalarla başa çıkma stratejileri” konulu bir araştırmada; alt sosyoekonomik çevrelerde bulunan ilköğretim okulları 2. kademe sınıflarında
karşılaşılan
öğrenci
çatışmaları,
bu
çatışmaların
nedenleri
ve
öğretmenlerin çatışma çözüm stratejileri, hem öğretmenlerin hem de
örgencilerin perspektifinden incelenmiştir. Araştırmanın önemli sonuçları
şunlardır: 1.
2. kademe sınıflarında en sık karşılaşılan iki öğrenci
çatışması, küfür ve kavgadır. 2. Öğrenci davranışlarının nedenlerine ilişkin
öğretmen atıfları genellikle kendilerine yer vermeksizin dışa yöneliktir. 3.
Öğrenci çatışmalarını çözmede öğretmenlerin çözüm stratejileri; öğretmen
merkezli, yetkeci ve öğrencilerin öz yönetim ve denetimini geliştirmekten
uzaktır52.
“ Okul müdürlerinin duygusal zekâ düzeyleri ile çatışmaları
çözümleme stratejileri arasındaki ilişki”yi konu eden bir araştırmada,
ilköğretim okulu müdürlerinin duygusal zekâ düzeyleri ile çatışmaları
çözümleme
stratejileri
arasındaki
ilişki
incelenmektedir.
Araştırma
sonuçları şunlardır: 1. Okul müdürlerinin duygusal zekâ düzeylerinin,
beklenenin ve olması gerekenin altında olduğu, duygusal zekâ alt boyutları
yönünden bakıldığında okul yöneticilerinin en yüksek puana öz bilinç, en
düşük puana sempati boyutunda sahip olduklarını otaya koymuştur. 2.
Duygusal zekâ alt boyutları ile çatışmaları çözümleme stratejileri arasında
anlamlı ilişki gözlenmiştir. İlköğretim okulu müdürlerinin öz bilinç puanı
yükseldikçe kaçınma, anlaşma ve destekleme; duyguları yönetme puanı
yükseldikçe anlaşma ve destekleme; motivasyon puanı yükseldikçe
kaçınma, anlaşma ve destekleme; empati puanı yükseldikçe mecbur etme,
- 38 -
anlaşma, taviz verme ve destekleme; sosyal puanı yükseldikçe kaçınma
ve destekleme stratejilerini kullanma eğiliminin artacağı görülmektedir53.
“Kültürel farklılıklardan kaynaklanan çatışmalar”a yönelik bir
araştırmada (Marmaris Turizm Sektörü örneği) kültürel farklılıklardan
kaynaklanan
Örgütsel
çatışma
düzeyde
nedenlerinin
çatışmanın
ortaya
yönetilmesi,
konması
amaçlanmıştır.
performans
sağlamak
açısından önemlidir. Farklı kültürlere mensup kişilerin bir arada çalışmaları
sonucunda çatışmaların meydana gelmesi zaman zaman örgütsel
performansa olumsuz etki edebilmektedir. Ancak farklı kültürlerin yol açtığı
çatışmaların
doğru
yönetilmesi
durumunda
performansın
artması
beklenmektedir54.
“Okul yöneticilerinin güç mesafesi ve kolektif bireysel algı
düzeyleri, çatışma yönetim stratejileri ve seçilen çatışma stillerinin örgüt
kültürünü etkileme düzeyi arasındaki ilişki” adlı bir araştırmada, okul
müdürlerinin kültürel değerlerden güç mesafesiyle kolektif-bireysel algı
düzeyleri ve çatışma yönetim stratejileri ve okul kültürü arasındaki ilişkiyi
belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma sonucunda, okul müdürlerinin sahip
olduğu bireysel kültürel değerleri ve seçtikleri çatışma yönetimi stilleri
arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır55.
“Duygusal zekâ ve çatışma yönetimi stratejileri arasındaki
ilişkilerin incelenmesi: Üniversitede çalışan akademik ve idari personel
üzerine uygulama” adlı bir araştırmada, akademisyenlerin duygusal zekâ
boyutları ve kullandıkları çatışma yönetimi stratejileri arasındaki ilişkiler
saptanmaya ve incelenmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda, çatışma
yönetim stratejilerinde işbirliği ve uzlaşma stratejilerinin daha çok tercih
edildiği ve çatışmaları yönetmede daha etkili olarak algılandıkları
belirlenmiştir. Cinsiyet, yaş ve çalışma süresine göre çatışma yönetimi
stratejisi tercihlerinde anlamlı farklılık bulunamamıştır. Medeni hale göre
- 39 -
uzlaşma stratejisinde farklılık olduğu saptanmıştır. Eğitim durumuna göre
işbirliği ve uzlaşma stratejilerinde anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir.
Duygusal zekâ boyutları ve kullandıkları çatışma yönetimi stratejileri
arasındaki ilişkide; duygusal zekanın kendini motive etme boyutu ile
işbirliği, hakimiyet kurma ve uzlaşma stratejileri arasında, empati boyutu
ile hakimiyet kurma ve uzlaşma stratejileri ve sosyal beceriler boyutu ile
işbirliği ve uzlaşma stratejileri arasında anlamlı ilişki bulunmuştur56.
2.1.13.2. Çatışma Yönetim Stratejileri İle İlgili Uluslararası Alanda
Yapılan Araştırmalar
“Kadın
ve
erkeklerin
kişiler
değerlendirmeleri” adlı bir araştırma soncunda;
arası
çatışmalar
Kanada’da bir tıp
fakültesindeki öğretim üyelerinin çatışmayı çalışma ortamında yaşanan
sıradan bir olay olarak kabul ettikleri, bu düşünceye bağlı olarak
çatışmadan kaçınıldığında çatışmanın kendiliğinden çözüleceği inancını
taşıdıkları saptanmıştır. Bu araştırmanın sonuçlarından birisi de, kadın
öğretim üyelerinin çatışma yönetiminde erkeklere göre temeli kurum içi
yükümlülüklere dayalı, daha birbiriyle ilişkili ölçütlere; erkek öğretim
üyelerinin ise kuralları temel alan, daha bağımsız ölçütlere sahip
olduklarıdır57.
“Kişilerarası çatışma stillerinin ölçülmesi” adlı 1219 yönetici,
295 öğrenci katılımıyla yaş, cinsiyet ve eğitim düzeyi değişkenlerini
kullanarak gerçekleştirilen bir araştırma sonucunda, öğrenci ve yönetici
gruplarındaki her iki cinsin de öncelikle ‘bütünleştirme’ stilini kullandıkları
sonucuna varılmıştır. Kadın ve erkek yöneticiler öncelikle ‘bütünleştirme’
stilini tercih etmektedirler. Yöneticiler tarafından ikinci derecede tercih
edilen stilin ‘ödün verme’ olduğu, ‘ödün verme’ stili ile ‘uzlaşma’ stili
arasındaki puan farkının da çok az olduğu belirlenmiştir. Öğrenciler ise
öncelikle ‘bütünleştirme’ stilini, ikinci olarak ‘ödün verme’ ile ‘uzlaşma’
- 40 -
stilini kullanmaktadırlar. Ayrıca kadınlar erkeklere göre ‘bütünleştirme’,
‘kaçınma’ ve uzlaşma stillerini daha çok, ‘ödün verme’ stilini daha az
kullanmaktadırlar58.
“Uygun ve etkili bir şekilde çatışma yönetimi: Rahim’in
örgütsel çatışma stili yeterlilik modelinin bir uygulaması” adlı bir
araştırmada; çatışma yönetimi stillerinin nasıl algılandığını ortaya koymayı
amaçlamışlardır. Araştırma sonucunda; bütünleştirme stili, hem uygun
hem de etkili bir çatışma stili olarak algılanmaktadır. Hükmetme stili,
özellikle ilişkilerde uygun olmayan bir çatışma stili olarak algılanmaktadır.
Kaçınma stili, özellikle etkisiz bir çatışma stili olarak algılanmaktadır.
Uzlaşmacı stil, bazı durumlarda orta düzeyde uygun ve etkili olarak
algılanmaktadır. Bütünleştirme, hükmetme ve kaçınma stilleri, uyma ve
uzlaşma stillerinden çok daha güçlü bir şekilde yeterlilik algıları ile ilgilidir.
Etkililik, ilişkisel uygunluk ve durumsal uygunluk, iletişim yeterliliğinin farklı
birleşenleridir. İlişkilerde hükmetme stilinin, kaçınma stilinden çok daha
uygunsuz olduğu kabul edilirken; kaçınma stilinin, hükmetme stilinden
daha çok etkisiz bir stil olduğu görülmüştür59.
“Öğretmenlerin akranları ile öğrenci ailelerine gösterdikleri
çatışma stilleri” adlı araştırmada; ilköğretim okulu öğretmenlerinin,
akranları ile öğrenci anne-babalarına gösterdikleri çatışma yönetimi
biçimlerini
incelemeye
çalışmışlardır.
Araştırma
sonucunda,
kentte
yaşayan ilköğretim okulu öğretmenleri ile kentte yasamayan öğretmenlerin
kendi akranları ile öğrencilerinin ailelerine karşı gösterdiği çatışma yönetim
stilleri arasında farklılık bulunamamıştır. Şehir okullarındaki öğretmenler,
kendi
akranlarından
hükmetme
stilini
daha
çok öğrencilerin aileleri
kullandıklarını
bildirmişlerdir.
ile ilişkilerinde
İlköğretim
okulu
öğretmenlerinin yaşadıkları çatışmalarda öğrenci anne babalarına, kendi
akranlarından farkı bir seklide davrandıkları belirlenmiştir60.
- 41 -
“Çatışmadan
azami
derecede
faydalanma:
Çatışma
yönetiminin rolü” adlı bir araştırmada, grubun çatışma yönetiminin grubun
etkililiği üzerindeki etkisini ve grubun çatışma yönetiminin grubun ilişkileri
üzerindeki etkisini incelemek amaçlanmıştır. Araştırma sonuçları şunlardır:
Çatışma aktif bir şekilde yönetildiği zaman grup performansı ile çatışma
arasındaki ilişki pozitiftir. Çatışma pasif bir şekilde yönetildiği zaman grup
performansı ile çatışma arasındaki ilişki negatiftir. Çatışma kabul edilebilir
bir tutumla yönetildiğinde grup hoşnutluğu artmıştır. Çatışma yönetiminde
tarafsız ve kabul edilemez davranışlar gösterildiğinde grup hoşnutluğu
zarar görmüştür61.
“Cinsiyet rolü, örgütsel statü ve çatışma yönetimi stilleri” adlı
makalede; üç benzer örgütte, kadınların ve erkeklerin çatışma yönetimi
davranışları, örgütsel statüleri ile cinsiyet rolleri arasındaki ilişkiyi
incelemişlerdir.
Araştırma
sonuçları
şunlardır:
Erkeksi
bireylerde
hükmetme stili en yüksektir. Kadınsı bireylerde kaçınma stili en yüksektir.
Çift cinsiyetli bireylerde bütünleşme stili en yüksektir. Yüksek statülü
bireylerde bütünleşme stili yüksektir. Düşük statülü bireylerde kaçınma ve
uyma stilleri yüksektir62.
“Örgütsel işleyiş ve çalışanları yetkilendirme arasındaki
ilişkide üstlerle çatışmanın engelleyici etkileri” adlı bir araştırmada; üstlerle
çatışmanın, örgütsel işleyiş ve çalışanları yetkilendirme arasındaki pozitif
ilişkiyi engellediğini ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma sonuçlarına
göre
üstlerle
çatışma,
çalışanların
gelişimi
için
yetkilendirilmesini
(güçlendirme) ya da örgütsel işleyişin yüksek düzeyde sürdürülmesini
engelleyebilir. Yetkilendirmenin düşük olduğu durumlarda, örgütsel işleyiş
(verim düzeyi) düşerken; yetkilendirmenin yüksek olduğu durumda
örgütsel verim yükselmektedir. Örgüt çalışanlarının psikolojik olarak
güçlendirilmeleri iş verimleri üzerinde olumlu etkiye sahiptir63.
- 42 -
2.2. Motivasyon
Sanayi devriminin ilk dönemlerinde, işçilerin ve onların
ailelerinin iş saatlerinden sonra yemek yemek, giyinmek ve barınmak gibi
fizyolojik ihtiyaçlarının çokluğu, patron ve yöneticilerin dikkatlerini bu
noktalar üzerine çekmiştir. Bu maddi ihtiyaçların giderilmesine rağmen,
işinde başarılı olamayan kimse zorlayıcı önlemler ve ceza usülleri ile
çalıştırılmak istenmişti64. Motivasyonla ilgili çalışmalar, 1930’lu yılların
başında Elton Mayo’nun önderliğinde açıklanan Hawthorne araştırmaları
sonuçları ile ayrıcalıklı bir araştırma konusu haline gelmiştir. Neo- klasik
yönetsel yaklaşımların yönetim düşünce ve uygulamalarına en büyük
katkısı, motivasyon konusunda yapılan ve insanı sosyal ve psikolojik
özellik ve ihtiyaçları ile ön plana çıkaran çalışmalar olmuştur.
Personelin motivasyonunun sağlaması, organizasyonların
verimliliğinin arttırılması için en önemli unsurlardan birisidir. Motivasyonun
yüksek olması iş doyumu, üretken olma, başarı gibi yönleriyle bireyler
açısından yarar sağlarken; verimlilik artışı, düşük personel devir hızı,
nitelikli çalışanları çekme gibi yönleriyle de işletmelere büyük katkı sağlar.
Dolayısıyla
motivasyon,
yönetimin
ve
çalışanların
ortak
sorumluluğundadır. Bununla birlikte çalışanların, motivasyonlarını yüksek
tutmalarında kullanabilecekleri imkanları çok sınırlıdır. Bu imkanlar, işe
girerken kişilik özelliklerine ve isteklerine uygun işler arasında bir seçim
yapmaktan ve işe girdikten sonra da mesleki gelişim için çaba
göstermekten ibarettir. Dolayısıyla çalışanların motive edilmesinde asıl
sorumluluk, yönetim yetkisinin ve geniş olanakların da elinde olması
nedeniyle kurumlara düşmektedir.
Çalışanın motivasyon düzeyi, kurumdan sağladığı maddi ve
manevi kazançların bireysel ihtiyaçlarını ne ölçüde giderdiğine bağlıdır.
Eğitimde olduğu gibi, motivasyonun yüksek tutulması için bazı ek
- 43 -
faaliyetlerde bulunulması gerekir. Bununla birlikte, şirkete daha nitelikli iş
görenlerin çekilmesi, mevcut nitelikli iş görenlerin uzun süre şirket
bünyesinde tutulması, iş görenlerin daha verimli olması, motivasyonun
yüksek tutulduğu çalışma ortamları ile olanaklıdır65.
2.2.1. Motivasyon Tanımları
Motivasyon kelimesi, hareket etmek anlamına gelen eski
Latin “Movere” sözcüğünden gelmektedir. Motivasyon, bireyi harekete
geçirmeye yöneltmenin nasıl sağlanacağı sorusuna cevap aramaktır.
Motivasyon (güdülenme), spordan yönetime pek çok alanla
ilişkilendirilen kapsamlı ve karmaşık bir konudur. Genel olarak; davranışı
uyandıran, yönlendiren ve sürdüren içsel bir durum olarak tanımlanır66.
Motivasyon kavramıyla anlatılmak istenen, bireydeki enerjinin belirli
hedeflere yönlendirilmesi için hareketlendirilmesi, aktive edilmesidir. Buna
göre motivasyon, genel olarak iki soruya cevap veren bir süreçtir.
Motivasyon sürecinin davranışsal boyutu olarak ifade edilen birinci soru,
“Nasıl?” dır. Fakat esas süreci başlatan, yani bireydeki güdüleri harekete
geçiren soru “Neden/Niçin?” dir67.
Motivasyon insan yaşantısında ve iş hayatında merkezi bir
önem taşıyan konulardan biridir. Toplumun arzularını tartışan bir politikacı,
çalışma gücünün etkili olması ile ilgilenen iş adamı, çocuklarının göstermiş
olduğu eforu tartışan ebeveyn, sporcuların sorumlulukları ile ilgili şikayette
bulunan antrenör ya da öğrencilerinin çalışma alışkanlıklarından sızlanan
öğretmen vb. durumlarının tümü motivasyon seviyesi ile ilişkilidir68.
Literatüre
bakıldığında
kavram
hakkında
çok
çeşitli
tanımlamaların yapıldığı görülmektedir. Motivasyon bir araştırmacıya göre,
organizmayı hedefe ulaşması için davranım yapmaya iten içsel ve dışsal
- 44 -
olayların tümü olarak tanımlanırken69; bir diğerine göre, kişinin eyleminin
yönünü, gücünü ve öncelik sırasını belirleyen iç ve dış dürtücünün etkisiyle
eyleme geçmesi olarak tanımlamıştır70. En genel anlamıyla motivasyon,
organizmayı belli bir nesne veya duruma ulaşma yönünde davranışa
sürükleyen itici güç; ruhsal ve fiziksel etkinliği başlatan, sürdüren ve
yönlendiren süreç olarak tanımlanır71. Tanımlardaki ortak noktalardan da
anlaşılacağı gibi motivasyonun iki önemli özelliği: Davranışı başlatmak
(yönlendirmek) ve davranışı faal bir şekilde sürdürmektir.
Esasen
kişinin
davranışlarıyla
ilgili
bir
kavram
olan
motivasyon, Latince “Movere” kelimesinden gelmektedir. Teşvik etmek etki
altına almak, harekete geçirmek gibi anlamlar içerir. İnsanların belirli bir
amacı gerçekleştirmek üzere davranmaları biçiminde tanımlanmaktadır 72.
Carron’a
göre
ise
motivasyon,
davranıştaki
seçicilik,
73
yoğunluk ve ısrarcılığı izah etmek için kullanılan bir terimdir .
Motivasyon; istekleri, arzuları, gereksinimleri, dürtüleri ve
ilgileri kapsayan genel bir kavramdır74. Açlık, susuzluk, cinsellik gibi
fizyolojik kökenli güdülere birincil güdü ya da dürtü adı verilirken; insanlara
özgü başarılı olma, para kazanma isteği gibi psikososyal güdülere ikincil
güdü ya da ihtiyaç denir75. İkincil güdülerin birincil güdülerden doğduğu
kabul edilir. Örneğin para kazanma güdüsü beslenme ya da barınma
ihtiyacını karşılamayla yakından ilişkilidir76. Nasıl gelişirse gelişsin, ikincil
güdülerin gelişiminde kalıtımın yanı sıra çevrenin etkisi de önemli rol
oynar. Bu yüzden ikincil güdüler; kişiye, topluma, yere ve zamana göre
farklılıklar gösterebilir75.
Bir diğer tanıma göre de motivasyon, kişilerin belirli bir amacı
gerçekleştirmek üzere kendi arzu ve istekleri ile davranmalarıdır.
Motivasyon konusu kişilerin beklenti ve ihtiyaçları, amaçları, davranışları,
- 45 -
kendilerine performansları hakkında bilgi verilmesi konularıyla ilgilidir.
Dolayısıyla motivasyon sürecini tam olarak kavrayabilmek için kişileri belirli
şekillerde davranmaya zorlayan nedenler, kişinin amaçları, davranışların
sürdürülme olanakları gibi konuların araştırılması gerekmektedir77.
2.2.2. Motivasyon Teorileri
Motivasyon konusunda örgüt yöneticilerinin kullanabileceği
çeşitli teori, model, araç ve yöntemler ile yaklaşımlar geliştirilmiş ve bu
yaklaşımlar çalışanların motive edilmesinde kullanılmıştır. Bazı teoriler,
çalışanların ihtiyaçlarının bir ifadesi olarak kişilerin içinde bulunduğu
duruma ağırlık verirken, bazıları çalışanların çevre faktörlerine yani kişiye
dışarıdan sağlanan imkânlara ve iş yasam kalitesine öncelik vermiştir.
Motivasyonla ilgili birçok teori ve yaklaşımdan söz edilebilir. Ancak
katılımcı yönetim uygulamaları ile doğrudan ilgili olan motivasyon
yaklaşımlarını, kapsamına göre ve uygulanan süreçlere göre motivasyon
teorileri olmak üzere iki temel grupta sınıflandırmak mümkündür.
2.2.2.1. Kapsamına Göre Motivasyon Teorileri
Kapsamına
göre
motivasyon
teorileri;
kişileri
çalışma
ortamında nelerin motive ettiğini belirlemeye, insanların ihtiyaçlarını ve
dürtülerini tanımlamaya, bu ihtiyaç ve dürtülerin önem sırasını tespit
etmeye çalışır. Kişilerin tatmin olmak ve iyi performans gösterebilmek için
sahip olmaları gereken dürtüleri ve hedefleriyle ilgilenir.
2.2.2.1.1. İhtiyaçlar Hiyerarşisi Teorisi
İnsanların
motive
edilmesine
ilişkin
olarak
tanınmış
yaklaşımlardan ve motivasyon ile ilgili en kapsamlı açıklamalardan biri
hümanist yaklaşımın öncülerinden olan Abraham Maslow tarafından 1943
- 46 -
yılında formüle edilmiştir. Rus asıllı bir Amerikalı psikolog olan Maslow’un
yaklaşımına temel teşkil eden unsurlar şunlardır: İnsan ihtiyaçları önem
sırasına
göre
düzenlenmiştir.
İnsanlar
sürekli
olarak
bir
şeyler
istemektedir. Bu nedenle insan ihtiyaçları hiçbir zaman tamamen
karşılanamamaktadır. Tatmin edici düzeyde karşılanan bir ihtiyaç herhangi
bir davranışı motive etme işlevini yitirir. İhtiyaçlar arasında bağımlılık ve
çakışmalar vardır78.
Maslow’a göre ‘temel ihtiyaçlar’ olarak adlandırabileceğimiz,
en az beş grup ihtiyaç vardır. Bunlar: fizyolojik, güvenlik, sevgi, saygınlık
ve kendini gerçekleştirmedir. Bu temel ihtiyaçlar, motivasyon güçlerinin
hiyerarşisine göre düzenlenmiş şekilde birbiriyle bağlantılıdır. Yani en
güçlü
ihtiyaç,
bilinci
kontrolüne
alacak
ve
organizmanın
değişik
bölümlerinin çalıştırılmasını düzenlemeye yönelecektir. Daha az güçlü
ihtiyaçlar önemsenmeyecek, hatta unutulacak ya da ihmal edilecektir. Ama
bir
ihtiyaca
doyum
sağlanınca,
bilinci
yönetmek
ve
davranış
organizasyonunun merkezi olarak hizmet etmek için sonraki yüksek güçlü
ihtiyaç ortaya çıkacaktır. Çünkü doyurulmuş ihtiyaçlar aktif güdüleyici
değildir. Bu ihtiyaçlar bir hiyerarşik sıra dâhilinde önem ve öncelik kazanır.
Yani ilk ihtiyaç yeterli seviyede karşılanmadan ikinci veya daha üst
sıradaki
ihtiyaçların
insanlar
için
önem
ve
öncelik
kazanması
79
beklenmemelidir .
2.2.2.1.2. Çift Faktör Teorisi (Hijyen-Motivasyon Teorisi)
Frederick Herzberg, Maslow’un kuramını geliştirerek Çift
Faktör Teorisi’ni oluşturmuştur. Herzberg, Pittsburg Bölgesi’nde yaklaşık
iki yüz muhasebeci ve mühendisten oluşan bir grup üzerinde araştırma
yapmıştır. Araştırma sonucu, bireylerin organizasyon içinde davranışlarını
etkileyen faktörleri çift faktör grubu olarak nitelendirmiştir80. Deneklerden
işlerinden hoşlandıkları bir zamanı ve kendilerini mutsuz hissettikleri bir
- 47 -
zamanı düşünmeleri istenmiştir. Çalışanlar iyi ve kötü duygular için farklı
koşullardan söz etmiştir. Denekler kendilerini en iyi ve tatmin olmuş
hissettikleri anı anlatırken, işle doğrudan ilgili olan; işin kendisi, başarı,
takdir, sorumluluk, işte yükselme gibi kavramları kullanmışlardır.
Denekler, kendilerini kötü hissettikleri anı anlatırken, işle ilgili
olmakla birlikte iş dışında olan; ücret, çalışma koşulları, ast-üst arasındaki
ve iş arkadaşları ile olan ilişkiler, iş güvenliği, kişisel yaşam gibi etmenlerin
yokluğunda ya da kötü olması halinde kendilerini kötü ve tatminsiz
hissettiklerini ifade etmişlerdir. Hijyen faktörlerin varlığı motivasyona yol
açmaz. Tatminsizliği ortadan kaldırır, durum koruyucu bir role sahiptir. Bu
faktörlerin yokluğu halinde ise tatminsizlik ortaya çıkar. Motive edici
faktörlerin
yokluğu
da
tatminsizliğe
neden
olmaz;
ama
varlığı
motivasyonda artışı sağlar81.
Diğer bir ifade ile hijyen faktörler tek başına motive edici etki
yaratmaz. Sadece tatminsizliği önler. Yani hijyen faktörler olumlu olursa
sadece kötü durumu önleyecek nötr durum yaratır. Olumsuz ise tatmin
düzeyini düşürür; ancak motivasyona pek etki etmez. Asıl davranışa yön
veren ve motivasyonu sağlayan faktörler, motive edici faktörlerdir. Bunların
yokluğu kişinin motive olamamasına neden olur. Bunların olumlu olması
halinde tatmin düzeyi ve aynı zamanda motivasyon düzeyi yüksektir.
Olumsuz olması halinde tatmin düzeyi çok etkilenmez; ancak motivasyon
düzeyi düşer. Yöneticilerin hijyen faktörleri asgari bulundurması gerekir.
Ancak bu, motivasyonu sağlamak için yeterli olmadığından aynı zamanda
motive edici faktörler de bulundurularak çalışanların motivasyonları
sağlanmalıdır82.
- 48 -
2.2.2.1.3. Başarma İhtiyacı Teorisi
Mc Clelland tarafından geliştirilen teoriye göre kişiler üç grup
ihtiyacın etkisi altında davranış göstermektedirler. Bunlar:
1. İlişki kurma ihtiyacı (Kişiler başkaları ile ilişki kurma, gruba
girme, sosyal ilişkiler geliştirme davranışlarını gösterirler.)
2. Güç kazanma ihtiyacı (Kişiler güç ve otorite kaynaklarını
genişletme, başkalarını etki altında tutma, gücünü koruma davranışlarını
gösterir.)
3. Başarma ihtiyacı (Kişi kendisine ulaşılması güç ve çalışma
gerektiren hedefler belirler, bunları gerçekleştirmek için gerekli bilgi ve
davranışları gösterir.)
McClelland, bu ihtiyaçların iş ortamında davranışları nasıl
etkilediğini ortaya koymaya çalışmıştır. Ona göre, her bireyde bu
ihtiyaçlardan biri daha belirgindir; ama koşullara göre diğer iki ihtiyaç da
etkide bulunabilmektedir. İhtiyaçların kaynağında kültür, sosyal normlar ve
kişisel deneyimler bulunmakta ve bu anlamda motivasyon, bağımlı
değişken durumunda olmaktadır83.
2.2.2.1.4. ERG Teorisi
Alfred, Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisini daha basit
hale getirerek ERG teorisini ortaya çıkarmıştır. Bu teoriye göre üç tür
ihtiyaç bulunmaktadır84:
Var olma İhtiyacı: Fiziksel olarak sağlam olma konusundaki
ihtiyaçlar.
Aidiyet İhtiyacı: Başkalarıyla iyi ilişkiler kurma ihtiyacı.
Gelişme İhtiyacı: Kişisel yönden gelişme ve yeteneklerini
artırma ihtiyacı.
- 49 -
ERG modeli ve Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi, hiyerarşik bir
yapıya sahip olmaları yönünden benzerdir. Yine her iki teori, bireylerin bu
hiyerarşik basamakları sırayla geçtiklerini öne sürmektedir. Bununla
birlikte ERG modeli, Maslow'dan farklı olarak hiyerarşik basamaklarda
geriye doğru da ilerlemenin mümkün olabileceğini belirtmektedir. Kişisel
gelişim ihtiyacını karşılayamayan bir işçinin çabalarını daha alt düzeyde bir
ihtiyaç olan çok para kazanma üzerine yoğunlaştırması buna örnek olarak
verilebilir84.
2.2.2.2.Süreç Teorileri
Süreç teorileri, kapsam teorilerinden farklı olarak güdülenme
sürecinin nasıl işlediğini açıklamaya çalışır. "Güdülenme sürecinde ne gibi
değişkenler ortaya çıkar ve bu değişkenler arasında ilişki nasıldır?"
sorularına cevap ararlar.
2.2.2.2.1. Davranış şartlandırma (Sonuçsal şartlandırma) Yaklaşımı
Şartlandırma kavramının biri klasik şartlandırma diğeri
sonuçsal şartlandırma olmak üzere iki şekli bulunmaktadır. Klasik
şartlandırma, I. Pavlov’un köpekler üzerinde yaptığı deneylerle geliştirilen
bir şartlandırma türüdür. Bu tip şartlandırmada davranımlar belirli uyarılar
tarafından harekete geçirilmektedir. Bugünün karmaşık örgüt yapısında iç
davranımlarının oldukça az bir kısmı klasik şartlanma sonucunda oluşur.
Mekanik etki-tepki tipi davranışçılığın örgüt davranımını değiştirmede ya
da analiz etmede fazla bir değeri olmadığı gözlemlenmiş, edimsel
(sonuçsal) şartlanmanın davranımın düzeltilmesinde çok daha iyi bir temel
oluşturduğu kabul edilmiştir85.
- 50 -
Motivasyon teorisi olarak ele alınan şartlandırma türü
sonuçsal şartlandırma türüdür. Bu türün ana fikri; davranımların,
karşılaştığı sonuçlar tarafından şartlandırıldığı varsayımıdır. Sonuçsal
davranımlar, belli uyarıcılara bağımlı olmadan kendiliğinden ortaya çıkan
ve verdiği sonuca göre tekrarlanan veya kesilen davranımlardır. Sonuç
olumluysa davranışın tekrarlanma ihtimali yüksektir ve bu durumda
“sonuçsal şartlanma” dan bahsedilir. Bu Şartlandırma kavramı esas
itibariyle B.F.Skinner tarafından geliştirilmiştir. Bunun organizasyonlara
uygulanması ile de “Örgütsel Davranış Değiştirme” adı verilen yeni bir alan
doğmuştur. Bu teoriye göre; bir durum karşısında kişinin davranışları,
geçmişte yaşanan benzer bir durumdaki ödüller veya cezalardan
etkilenir86.
Sonuçsal şartlandırma kavramı, bir motivasyon aracı olarak
şu şekilde kullanılabilecektir. Öğrenilmiş davranış içinde kilit faktörlerden
biri ödüllendirmedir. Eğer bir kişi doğru bir iş yapar yöneticilerde bu
davranışı ödüllendirirse yönetici, astların yeterli bulduğu ölçüde bir yanıt
vermek zorundadır. Örneğin; o kişiyi tebrik ederek veya maaşına zam
yaparak bunu yapabilir. Bu yanıt olumlu bir ödüllendirmedir, kişinin
gelecekte benzer davranışı tekrar etme şansını arttıracaktır. Eğer
davranışları örgüt tarafından “arzu edilmeyen” davranışlar ise, yönetici bu
tür davranışların tekrarlanmasını istemeyecektir. Dolayısıyla eğer bu tür
davranışlar cezalandırılırsa (etki kanunu), bunların tekrarlanma olasılığı
azaltılmış olacaktır 87.
2.2.2.3. Bekleyiş Teorileri
Motivasyon
konusunda
önemi
gittikçe
artan
teorilerin
başında, bekleyiş (beklenti) teorileri gelmektedir. Bekleyiş teorileri iki ayrı
teoriden oluşmaktadır. Bunlardan birisi V. Vroom tarafından geliştirilen
- 51 -
bekleyiş teorisi, diğeri de bu teorinin E. Lawler ve L. Porter tarafından
daha da geliştirilmesi ile sonuçlanan bekleyiş teorisidir86.
2.2.2.3.1. Vroom'un Beklentiler Teorisi
Vroom'a göre iş tatminini ve performansı sağlayan faktörler
çok çeşitlidir. İş tatmini çalışanın elde ettiği ödüllerden etkilenmekte,
performans düzeyi ise ödüllerin kazanılmasında esas olan faktörlerden
etkilenmektedir. Vroom modeli; bireyin, kazanç beklentisinin yüksek
olacağını
tahmin
edebildiği
88
savunmaktadır .
Vroom'un
durumlarda
teorisi
çalışmayı
motivasyonu
tercih
edeceğini
bilişsel
süreçlerle
açıklamaya çalışır ve insanın akılcı davranarak tercihlerini amaçlarına
uygun şekilde yapacağını savunur. Motivasyon gücü, beklenti ve değerin
çarpımlarının toplamlarına eşittir. Değer, bireyin elde edeceği sonuca
verdiği değer olarak açıklanabilir. Kişinin belli bir sonucu tercih etmesi için
sonucun kişiye göre değerli olması gerekir. Beklenti, belirli bir davranışın
istenen
sonuçlara
götürme
olasılığının
ne
olduğuna
dair
bireyin
algılamasıdır.
Vroom; örgüt içinde genelde bireyleri nelerin motive ettiğine
değil, her bir bireyin nasıl güdülendiğine eğilmiştir; her bireyin sahip olduğu
değer ve beklentiler karışımının farklı olacağını vurgulamıştır89.
2.2.2.3.2. Porter ve Lawler Modeli
Bu
modelde
ödülün
değerine
ve
olasılığına
göre
motivasyonun ve gayretin derecesi dikkate alınmıştır. Bu değerler
incelenecek olursa; bir işi başarmak için bireyin sarf edeceği enerjinin yanı
sıra, becerisi ve bilgisi o ödevi algılamış olmasını da içermektedir. Ödül ise
parasal bir kazanç ve terfi olabileceği gibi tatmin olma ve başarma hissi
gibi tamamen içe dönük bir durum da olabilecektir90. Porter ve Lawler içsel
ve dışsal ödülü birbirinden ayırırlar. İçsel ödüller, bir kimseye yaptığı
- 52 -
performans dolayısıyla kişinin kendisi tarafından verilir. Bu ödüller başarı
duygularının
ve
Maslow
tarafından
tanımlanmış
olan
üst
düzey
gereksinimlerinin karşılanmasını kapsar. Dışsal ödüller ise organizasyon
tarafından verilir ve esas itibariyle aşağı kademe gereksinimleri karşılarlar.
Bu gruptaki ödüller ücret, terfi, statü ve is güvenliği gibi konuları içerirler91.
Dışsal ödüller, kurum tarafından kontrol edilen ödüllerdir ve bu ödüllerin
başarımla ilişkisi daha azdır92.
2.2.2.4. Eşitlik Teorisi
Bu teoriye göre; çalışanların iş ilişkilerinde yöneticilerden eşit
bir davranış görmeleri, onların motivasyon seviyesini etkileyen temel
faktördür. Kişinin çalışma ortamı ile ilgili olarak algılamış olduğu eşitlik
veya eşitsizlik duygusu onun motivasyon seviyesini ve dolayısıyla iş
başarısı ve iş doyumunu etkileyecektir. Kişi; kendisinin sarf ettiği çabalarla
sonuçta elde ettiği kazanımları, aynı örgütte ve özellikle eşit konumda
olduğu iş arkadaşlarının çabaları ve onların elde ettikleri kazanımları ile
sürekli
olarak
mukayese
etmektedir.
Böylece
çalışanların
örgüte
sundukları girdiler ile örgütten sağladıkları çıktılar yani ödüller arasında bir
çeşit oransal karsılaştırma söz konusudur93.
Örgütte çalışanların ücretleri, iş güvenceleri, terfi şansları, iş
ilişikleri, güvenlik ve hoşça vakit geçirmeleri gibi uygulamalarda eşitlik
durumu, onların motivasyonunu etkileyen temel faktörlerdir. Örgüt içinde
yöneticilerden eşit olmadığını değerlendirdiği bir tutum ve davranış
gördüğüne inanan bir personel, çabalarını azaltarak üretimini düşürebilir,
daha yüksek ücret ve ödül isteyebilir, işten ayrılabilir, başkalarını
çabalarını azaltma yönünde etkilemeye çalışabilir; sonuç olarak örgüt için
olumsuz olan bir yaklaşım sergileyebilir.
- 53 -
2.2.3. Yönetici Açısından Motivasyon
Yöneticiler,
personelleri
üzerinde
etkili
olabilmek
için
motivasyon konusunda bilgi sahibi olmak zorundadırlar. Çünkü yöneticiler,
alt kademede çalışanlar aracılığıyla amaçlarına ulaşmaya çalışırlar. Bu
çalışanları örgütün amaçlarına uygun biçimde yönlendirebilen, onlarda
gizli kalmış yeteneklerin farkına varıp bunları açığa çıkaran yöneticiler
başarıya ulaşırlar. Motive olmamış personel, yaptığı işe gereken önemi
vermeyecektir. Bu da kurum açısından hem zaman kaybına hem de maddi
kayıplara neden olacaktır. Birisini motive eden herhangi bir olay, başkasını
motive etmeyebilir. Kimileri para ile motive olurken kimileri de destek ile
motive olurlar. İşte yöneticiler, iş görenler üzerindeki bu farklılığı tespit
ederek çalışanları motive edebilirler.
Yönetici,
motivasyon
ve
insan
ihtiyaçlarını
anlamanın,
organizasyonel hedeflerin ancak çalışanlarla birlikte gerçekleştirilebileceği
gerçeğinin farkında olmalıdır. Yönetici, bireyin davranışlarını izleyerek
onların
ihtiyaçlarının
giderilip
giderilmediğini
ölçmeli
ve
mümkün
olduğunca ihtiyaçlarına cevap vererek motivasyonlarını arttırmalıdır94.
Yönetimde
motivasyon
oldukça
geniş
kapsamlı
bir
kavramdır. Bu konuda yapılacak uygulamalar; yöneticilerin hayal gücü,
eğitim seviyesi ve örgütün bu tür uygulamalara ayırabileceği kaynaklar
çerçevesinde neredeyse sınırsızdır. İnsanın çalışma gücü diğer üretim
faktörleriyle birleşerek örgütün amaçlarına katkıda bulunur. Fakat üretim
faktörleri içinde en önemli ve kuşkusuz en zor kontrol edilen faktör insan
faktörüdür. Kurum içinde çalışanları motive eden faktörler, kişiden kişiye
değişir. Kişiler arasında bireysel farklılıklar bulunduğundan, farklı ihtiyaç
seviyeleri ve psikolojik yapıları nedeniyle onları motive edecek araçlar da
farklı olmaktadır.
- 54 -
Örgütlerde çalışanların motivasyon seviyesi ile iş yaşamı
kalitesinin
iyileştirilmesi,
iş
doyumu
ve
verimliliklerinin
arttırılması
maksadıyla personelin maddi ve manevi ihtiyaç durumlarının sistemli bir
şekilde incelenmesi, onların hedef ve beklentilerini karşılayacak bir
çalışma ortamının sağlanması, örgüt hedefleri ile çalışanların hedeflerinin
koordine edilmesi, seçilecek en uygun motivasyon teorileri ile ortaya
konulan motivasyon esaslarına uygun olarak onların motive edilmesi,
örgütsel hedeflerin gerçekleştirilebilmesinde temel yönetim süreçleridir.
Kurumun
yönetim
felsefesinin,
örgütsel
performansının
artırılmasında, personelin işine motive olmasında ve örgütsel bağlılık
duygusunun geliştirilmesinde motivasyonun önemli bir rol oynadığı
belirtilmektedir95. Motivasyon, oldukça çeşitli insan ihtiyaçlarını gidermeye
yönelik bir süreçtir. Yöneticinin bu ihtiyaçları giderebilmesi, davranışları
analiz edebilmesi ve bütün insanların benzer olmadıklarının bilincinde
olması gerekmektedir. Yöneticilerin akıllarında tutmaları gereken en
önemli şey, her davranışın bir nedeninin olduğudur. Bu nedenle bazı
hareketleri anlamsız görüp gereksizce saymamaları gerekmektedir96.
Motivasyon konusunda en önemli faktörlerden birisinin de
yönetici ile çalışanlar arasındaki iletişim olduğu ifade edilmektedir.
Yönetici, gerek motivasyonu gerektirecek durumların tespit edilmesinde,
gerekse motivasyon sürecinin yürütülmesinde en etkin araç olarak
iletişimden yararlanmak durumundadır. Diğer bir ifade ile iletişim, katılımcı
ve yaratıcı yönetim uygulamasının olmazsa olmaz şartıdır. Motivasyon
kişilerin belirli bir amacı gerçekleştirmek maksadıyla, kendi arzu ve
istekleri ile harekete geçirilmesi, kişilerin bekleyiş ve ihtiyaçlarının
karşılanması, örgütsel amaçlar, davranışlar ve kendi performansları
hakkında bilgi verilmesi yani geri besleme yönüyle de iletişime büyük
ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle motivasyon ile birlikte öncelikle kişileri
belirli şekillerde davranmaya zorlayan nedenlerin analiz edilmesi gerekir97.
- 55 -
2.2.4. Örgütsel Motivasyon
Örgütsel motivasyon, örgütün ve bireylerin ihtiyaçlarını
tatminle sonuçlanacak bir iş ortamı oluşturarak, bireyin harekete geçmesi
için etkilenmesi ve isteklendirilmesi süreci olarak tanımlanabilir. Örgütsel
motivasyon, bir iş göreni çalışmaya başlatan ve devamlılığını sağlayan
etkiler bütünü olarak tanımlanabilir. İnsanın kendi amaçları doğrultusunda
güdülenmesi
doğaldır.
Ama
örgütsel
amaçlara
göre
güdülenmesi
14
yapaydır .
Motivasyonda temel amaç; çalışanın istekli, verimli ve etkili
çalışmasını sağlamak ve bu sayede işletmenin amaçlarına ulaşmada
yapabileceği en çok katkıyı yapabilmesini sağlamaktır. Bunun için
yöneticiler tarafından çeşitli özendirici araçlar kullanılmaktadır. Ancak bu
araçlar her yerde ve her zaman aynı etkiyi göstermemektedir. Ayrıca bir
kişi için özendirici olan araç, bir diğeri için aynı anlamı taşımayabilmekte;
insanlar için öncelikli motivasyonel araçlar birbirinden farklı olabilmektedir.
Örneğin; bir kişi için para çok önemli iken, bir diğer kişi için para ile birlikte
işte kendisine duyulan saygı ve insan olarak kendisine verilen değer çok
önem arz edebilmektedir.
Çalışanların motivasyonlarını ve verimliliklerini etkileyecek
uygulamalar; yurt dışı seyahat yardımları, araç- gereç eğitimi, ulaşım
olanakları, danışmanlık hizmetleri, kreş hizmetleri, yılsonu primleri,
tasarruf yardımları olarak sıralanabilir98.
Örgüt
kaynaklı
motivasyon
etkenleri,
çalışanlardan
kaynaklanan motivasyon etkenlerinden daha değiştirilebilir niteliktedir.
Örgüt
yönetimince
örgütün
koşullarını
değiştirerek
motivasyonun
sağlanabilmesi daha kolay gerçekleşebilecektir.
- 56 -
Örgütsel
motivasyon,
bireylere
fizyolojik
ve
psikolojik
faktörlerin yanında, çevresel faktörler, alışkanlıkları, sosyal çevresi ve
benzeri gibi unsurlarda da motive olması yönünde etki eder. İş görenin
arzu ve ihtiyaçları tatmin edilmediği zaman işgörende dengesizlikler
meydana gelir ve bu dengesizlikler nedeniyle işgören mutsuz olur. Bu
mutsuzluk da onun çalışma performansına etki eder. Birey, arzu ve
ihtiyaçlarını yönetimin kendisine sunmuş olduğu fizyolojik ve psiko-sosyal
araçlar ile hazırlamış olduğu ortam sayesinde tatmin eder ve iş görme
arzusu artar. Böylece kişinin amaçlarına ulaşmasına yardımcı olan ve dış
çevreden gelen bu araçlar, onun içinde çalıştığı örgütün amaçlarını
benimsemesine
ve
bu
uğurda
çabalarını
yoğunlaştırmasına
(güdülenmesine) neden olacaktır99.
2.2.5. Örgütsel ve Yönetsel Motivasyon Araçları
Personel ile örgütün birbirlerinden karşılıklı beklentileri vardır.
Çalışanlar, bir örgütün üyesi olarak üretime katkıda bulundukları sürece
örgütten bu katkılarının karşılığını almayı bekler. Çalışan bireylerin değişik
kişiliklerden kaynaklanan motivasyon yapıları ve ihtiyaçları dolayısıyla
örgütten beklentileri farklıdır. Adil ve yeterli ücret, iş güvenliği, iyi iş yasamı
kalitesi, ilerleme imkanları, saygınlık, yeteneklerini kullanabilme, başarı
gösterebilme, bir değer olduğuna ilişkin inanç ve kendini ispatlama
imkanları personelin örgütten beklediği unsurlar arasındadır100.
Örgütsel ve yönetsel motivasyon araçları arasında; amaçlara
göre yönetim, esnek zaman uygulamaları, personele iş güvencesi ve
manevi ödüller verilmesi, kalite çemberleri oluşturulması, çalışanların
yönetim ve kararlara katılması, toplam kalite yönetimi, etkin bir takım
çalışması, iş tasarımı, is değiştirme, işi basitleştirme, iş genişletme, iş
zenginleştirme, performans değerlendirme, iletişim imkanlarının etkin
- 57 -
kullanımı ve fiziksel çalışma şartlarının geliştirilmesi, sendikalarla işbirliği
gibi
motivasyon
araçları
her
seviyedeki
yöneticiler
tarafından
organizasyonda etkin ve sistemli bir şekilde kullanılabilir. Bu özendiricilerin
çoğu işletmeye hiçbir maddi yük getirmeyen motivasyon araçlarıdır. Örgüt
yöneticileri; bazen biraz mali kaynak ayırarak, bazen de hiçbir ek kaynak
harcamaya gerek kalmadan örgütsel ve yönetsel motivasyon araçlarını
yerinde ve zamanında etkin bir şekilde kullanarak çalışanların moral ve
motivasyon
seviyelerini
yüksek
tutabilir,
personeli
örgüt
amaçları
doğrultusunda çabalarını hızlandırmaya yönlendirebilir, etkin ve verimli
çalışmalarını sağlayabilir101.
2.2.6. Motivasyon ve Kişisel Faktörler
2.2.6.1. Motivasyon ve İhtiyaçlar
İhtiyaç, gerekli olan ya da arzulanan bir şeyin gerçekten
eksik olması ya da eksik olarak algılanması ile ilgili bir kavramdır.
İhtiyaçlar bazen açlık ve susuzluk gibi basit ve açık bazen de düzen ve
anlama ihtiyacı gibi karmaşık ve soyut olabilmektedir102. İhtiyaçların
mükemmel bir şekilde ya da bütünüyle doyurulması nadirdir; fakat
yoksunluk hissi her zaman için mümkündür. Böylece bireyler, ihtiyaçlarını
karşılamak için bir amaca doğru motive olurlar.
Kişinin
potansiyellerini
en
etkin
şekilde
kullanması,
olabileceği her şey olmaya çalışması olarak tanımlanabilir. Maslow’un
ihtiyaçlar
hiyerarşisi,
öğretmenlere
öğrencilerin
motivasyonunu
sağlamaları konusunda son derece yardımcı olmaktadır. Öğrencilerin
hangi ihtiyaçlar içerisinde olduğunu bilen bir öğretmen öğrencisini
öğrenmeye güdülemede daha başarılı olur.
- 58 -
Motivasyonu etkileyen bir diğer ihtiyaç da başarı ihtiyacıdır
ve bir görevi ya da davranışı mükemmel bir şekilde yapma isteği şeklinde
tanımlanabilir. Başarı ihtiyacı yüksek olan bireyler, yaptıkları işe önem
verirler ve herkesten daha iyi yapmaya gayret ederler103. Başarma ihtiyacı,
başarı umudunu ve başarısızlık korkusunu içinde barındırır. Sadece başarı
umuduna sahip olmak başarma davranışlarının gösterilmesine neden
olmaz, başarısızlıktan kaçınma güdüsünün de bu davranış üzerinde etkisi
olabilir104.
2.2.6.2. Motivasyon ve Amaçlar
Amaç belirleme ve bu amaca ulaşma sürecindeki öz
değerlendirme önemli motivasyon kaynaklarındandır. Amaç ve bu amaca
ulaşmak için gösterilen performans arasında algılanan negatif bir çelişki,
değişim için kişide itici bir güç oluşturur. Birey, amacı doğrultusunda
çalıştıkça bu konudaki gelişimini fark eder ve motivasyonunu sürdürür104.
Performansa
dönük
amaç
belirleyen
bireyler,
yüksek
düzeyde beceri sergilemeye ve başarısızlıktan kaçınmaya odaklanırlar.
Burada amaç konuyu öğrenmek değildir birey daha çok elde edeceği
yüksek not, ödül gibi sonuçlarla ilgilenir. Öğrenmeye dönük amaçlara
sahip olan bireyler ise gerçekten o konuyu kapsamlı bir şekilde öğrenmeye
odaklanırlar. Öğrenme odaklı bireyler başarısızlıktan veya başkaları ile
karşılaştırılmaktan rahatsızlık duymazlar çünkü asıl amaçları konuyu en iyi
şekilde öğrenebilmektir. Öğrenme amaçlı bireylerde daha karmaşık
davranışlara yönelme, konu hakkında derinlemesine araştırma yapma gibi
davranışlar
görülür.
Performans
amaçlı
bireylerde
ise
görevlerden kaçınma, kendilerini fazla yormama eğilimi görülür
daha
102
zor
.
- 59 -
2.2.6.3. Motivasyon ve Uyarılma
Motivasyonla
ilişkili
olan
koşullardan
biri
olan
genel
uyarılmışlık durumu, çevreye dönük fiziksel ve psikolojik bir tepkidir.
Fiziksel olarak uyarılmışlık; kalp çarpıntısı, titreme kan basıncında artış
olarak gözlenirken psikolojik olarak kaygı şeklinde gözlenir102. Düşük ya
da yüksek düzeydeki uyarılmışlık (kaygı) öğrenme için sağlıklı bir durum
değildir. Aşırı derecede uyarılmışlık ve heyecan öğrenme motivasyonunu
olumsuz olarak etkilerken düşük düzeydeki uyarılmışlık (kaygı) durumu da
okula gitmek istememe ya da ilgisizlik şeklinde ortaya çıkabilir105.
Kontrol ve özerklik ihtiyacı da davranışların gelişmesine etki
eden bilişsel süreçlerdir. İçsel motivasyona sahip olan bireyler özerktirler
ve kendi davranışlarını kontrol etme yetisine sahiptirler. Özerk olmayanlar
ise dışsal odaklı motive olurlar davranışları dışarıdan kontrol edilir.
Okullarda öğrencilerin kontrol ve özerklik ihtiyaçları göz önüne alınmalı.
Öğrenciler alan seçimleri, ders seçimleri, eğitsel kol seçimleri gibi
durumlarda kendi kararlarını verebilmeleri konusunda desteklenmelidir106.
2.2.7. Motivasyonla İlgili Yapılan Çalışmalar
2.2.7.1. Uluslararası Alanda Yapılan Çalışmalar
Herzberg, Mausner ve Snyerman tarafından 1959 yılında
yayınlanan “The Motivation to Work” adlı kitapta, çeşitli mevkilerde görev
yapmış 1865 çalışan üzerinde yapmış oldukları araştırma sonuçlarına
dayanarak, motive edici faktörler ve hijyen faktörlerin çalışanların işe karşı
tutumları üzerinde olabilecek etkilerini incelemektedirler. Motive edici
faktörlerin varlığı, kişisel başarı hissi verdiği için kişiyi motive edecektir.
Bunların yokluğu ise kişinin motive olmaması ile sonuçlanacaktır88.
- 60 -
McClelland; işadamları, bilim adamları ve meslek sahipleri
üzerinde yaptığı çalışmalar sonunda bu kimselerin başarı güdüsü
konusunda normalin üzerinde etkilendiklerini ve motive olduklarını
saptamıştır. Ona göre başarı ile güdülenen bir iş adamı, sadece kar
peşinde değil, büyük bir başarma isteğine sahiptir. Onun için kâr etmek
kadar başarmak da önemlidir. McClelland’a göre yüksek düzeyde bir
başarma arzusuna sahip bir birey; sonuç için kişisel sorumluluk alabileceği
görevleri
tercih
etmekte,
gerçekleştirilebilecek
nitelikte
hedefler
saptamakta ve hesaplanmış risklere girmekte, başarı ve başarısızlık
konusunda kesin kanıt istemekte, kişisel ilişkilerini dikkate almadan
yetenekli iş arkadaşlarını tercih etmektedir107.
Araştırmacılar; çalışanlara yönelik tutum ölçümlerinin, "içsel
motivasyon" tanımı ile sınırlandırıldığını, içsel motivasyonun çalışanın işini
iyi yapması sonucunda elde etmeyi beklediği subjektif ödülün ya da olumlu
duyguların kişiyi işini yapmak için ne kadar motive ettiğinin ölçüsü olarak
tanımlandığını, başka bir deyişle, kişinin işini iyi yaptığında yaşadığı başarı
duygusu, doyumu ve kendine saygısı ne kadar yüksek olursa, işe yönelik
motivasyonunun da o kadar yüksek olduğunu belirtmişlerdir108,109.
Araştırmacılar; insan kaynakları fonksiyonları arasında belki
en önemlisi olan motivasyonun aynı zamanda uygulamada en fazla ihmal
edilen
olduğunu, personeli
motive
eden
faktörlerin kişiden kişiye
değiştiğini, personellerin psikolojik yapıları dolayısıyla onları motive
edecek
araçların
kullanırken
birinden
bireysel
psikologların çalışan
farklı
olduğunu,
farklılıkların göz
önünde
motivasyon
araçlarını
tutulması gerektiğini,
insanları altı ana psikolojik
gruba ayırdığını
belirlemişlerdir. Bu gruplar: emniyet arayan personel, mükemmellik isteyen
personel, kendisine önem verilmesini isteyen personel, sorumluluk seven
personel, prestij arayan personel, herkes tarafından kabul edilmesini
isteyen personel olarak belirtmiştir110.
- 61 -
2.2.7.2. Türkiye’de Motivasyon ile İlgili Yapılan Çalışmalar
Motivasyon konusu dünyada olduğu kadar ülkemizde de
uzun yıllardır çalışılan bir konu olmuştur. Ulusal literatürde gerek eğitim
alanında gerekse iş dünyasında motivasyon ile ilgili bir çok çalışmanın
yapıldığı görülmektedir. Bu bölümde, yapılan bu çalışmalara değinilecektir.
Bir çalışmada motivasyon araçları, başlıca motivasyon
teorilerinin sentezinden hareketle içsel ve dışsal motivasyon araçları
olarak iki grupta ele alınmıştır. İçsel ve dışsal motivasyon araçlarının iş
görenlerin motivasyonu üzerinde etkili olup olmadığını ve iş görenleri
motive etmesi açısından söz konusu motivasyon araçlarının farklılık
gösterip göstermediğini ortaya koymak
amacıyla Afyonkarahisar
il
merkezinde yerleşik termal otel işletmelerinde bir araştırma yapılmıştır.
Araştırmada veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Araştırma
sonucunda elde edilen bulgular, hem içsel hem de dışsal motivasyon
araçlarının iş görenlerin motivasyonu üzerinde etkili olduğunu ortaya
koymuştur. İçsel motivasyon araçlarının iş görenlerin motivasyonu
üzerindeki etkisinin, dışsal motivasyon araçlarına göre daha yüksek
olduğu saptanmıştır. İçsel ve dışsal motivasyon araçlarının iş görenlerin
motivasyonu üzerindeki etkisinin cinsiyete, çalışılan departmana, yaşa ve
çalışma süresine göre farklılık göstermediği anlaşılmıştır111.
Bir başka çalışmada öğretme-öğrenme sürecinde deneyimli
öğretmenlerin kullandıkları motivasyon stratejileri konusunda öğretmen
adaylarının görüşlerini belirlemek amaçlanmıştır. Buna göre öğretmen
adaylarının,
deneyimli
öğretmenlerin
motivasyon
stratejilerini
“orta”
düzeyde kullandıklarını belirttikleri görülmektedir. Araştırmanın bir diğer
bulgusuna
göre
öğretmen
adaylarının,
deneyimli
öğretmenlerin
öğrencilerini motive etme stratejilerine yönelik görüşleri adayların cinsiyet
- 62 -
değişkenine göre farklılaşmaktadır. Ayrıca öğretmen adaylarının, branşları
ile deneyimli öğretmenlerin öğrencileri motive etme stratejilerine yönelik
görüşleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur112.
Başka bir çalışmada motivasyonun ulusal kültür üzerindeki
etkisi ele alınmıştır. Buna göre ulusal kültür yapımızda güvenlik, saygı ve
kendini gerçekleştirme ihtiyaçlarının bireysellik ve toplumculuk kültür
boyutları ile ilişkili olduğu gösterilmektedir. Çalışan insanı yüksek düzeyde
performansa yönelten
motivasyonel
içeriğin ulusal kültür etkisinde
şekilleneceği öngörüsünü doğrulayan bu ilişki yapısı, özellikle insan
kaynaklarının etkin kullanımı bakımından önem taşımaktadır. Bugün
rekabette öne geçmenin anahtarı insansa, kültürel değerleri dikkate
almayan yönetsel yaklaşımların, örgütün başarısı için hayati öneme sahip
bu kaynağın israfı anlamına geleceği açıktır113.
Bir diğer
çalışmada, dört
ve beş
yıldızlı
konaklama
işletmelerinde bulunan iş görenlerin otelin özelliklerine göre onları motive
eden
faktörleri
amaçlanmıştır.
Herzberg
Buna
göre
Çift
Faktör
konaklama
teorisi
açısından
işletmelerinde
iş
belirlemek
görenlerin
motivasyonu için en önemli faktör, sosyal yaşantı ve kariyer yapma
imkânlarıdır. Ayrıca dışsal motivasyon faktörleri etkili olmakla birlikte içsel
motivasyon faktörlerinin işgören motivasyonunda daha etkili olduğu ortaya
çıkmıştır114.
Örgütsel-yönetsel motivasyon uygulamalarının çalışanların
performans ve verimliliği üzerinde etkisi olup olmadığını belirlemeyi ve
varsa bu etkinin hangi boyutlarda ortaya çıktığını saptamayı amaçlayan bir
diğer
çalışmada
ise,
araştırmanın
yapıldığı
hizmet
ve
endüstri
işletmelerinde örgütsel-yönetsel motivasyon uygulamalarının verimlilik
üzerinde etkisi olduğu; ancak performans üzerinde böyle bir etkisinin
görülmediği sonucuna ulaşılmıştır115.
- 63 -
Başka bir çalışmada, basketbol sporu ile profesyonel olarak
uğraşan sporcuların spora özgü başarı motivasyonu
düzeylerinde
cinsiyetler açısından farklılık olup olmadığını saptamak amaçlanmıştır.
Buna göre; erkekler ve bayanlar arasında güç gösterme güdüsü ve
başarıya yaklaşma güdüsü açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark
bulunmuş, başarısızlıktan kaçınma güdüsü açısından ise istatistiksel
olarak anlamlı bir farka rastlanmamıştır116.
Bir örgütte motivasyonun önemi ve örgüt çalışanlarını motive
eden faktörleri bulmayı amaçlayan başka bir çalışmada mobilya ve gıda
olmak üzere iki farklı sektöre yönelik uygulamalı bir araştırma yapılmıştır.
“Toplam
kalite
motivasyon
yönetimi”
faktörlerinden
nin
sosyo-psikolojik
sağlanan
doyum
ve
örgütsel-yönetsel
üzerinde
etkili
olduğu
bulunmuş; ancak ekonomik motivasyon faktörlerinden sağlanan doyum
üzerinde aynı etkiye rastlanamamıştır117.
Diğer bir çalışmada, çalışanların motivasyonlarını etkileyen
faktörlerden yola çıkılarak kamu sektörü ve özel sektör çalışanlarının
motivasyonları üzerine bir alan araştırması yapılmıştır. Buna göre; çalışma
sonucunda kamu sektörü çalışanlarının büyük bir kısmını 36 yaş üzeri
çalışanların oluşturduğu, özel sektör çalışanlarının büyük bir kısmının ise
oldukça genç bir yaş ortalamasına sahip olduğu saptanmıştır. Araştırma
yapılan örneklemde her iki sektörde de, oranlar birbirine çok yakın olmakla
birlikte, kadınlar biraz daha fazladır. Kamu sektörü çalışanlarının büyük bir
kısmı evli iken özel sektör çalışanlarında oranlar daha dengelidir ve
çalışanların çoğunluğu evli değildir. Kamu sektörü çalışanlarının oldukça
büyük bir kısmı yükseköğrenim görmüştür. Özel sektör çalışanlarının da
yarıdan fazlası yükseköğrenim görmüş olmakla birlikte oran kamu sektörü
çalışanlarınınki kadar yüksek değildir118.
- 64 -
İş görenlerde performans yönetiminin motivasyona etkisinin
nasıl olduğunu belirlemeye çalışan bir araştırmada ise, eğitimden kariyer
gelişimine yön verilmesine ve müşteri memnuniyetine kadar birçok insan
kaynakları uygulamalarına yön veren ve girdi sağlayan performans
yönetim sisteminin, organizasyonların başarısı için çok kritik olduğu kabul
edilen
"çalışan
motivasyonu"
üzerinde
önemli
etkileri
bulunduğu
belirlenmiştir. Performans yönetiminin gereği ve yararlarının başında,
sosyal bir varlık olan insanın çevresiyle olan ilişkilerinde kendisi ile ilgili
bilgi edinmek, başkaları tarafından onaylanmak ve cesaretlendirilmek
ihtiyaçlarının karşılanması yatar. Bu, kişiye hem hatalarını düzeltmesi
açısından bir yol gösterici olur hem de davranışlarında olabilecek
yanlışlara karşı oluşmuş çekingenlik ortadan kalktığı için performansında
artış
sağlanması
kaçınılmaz
olacaktır.
Bunun
sonucu
olarak
da
motivasyon kendiliğinden gelecektir. Kişiler; hayatlarını kazanmak, ihtiyaç
ve beklentilerini karşılamak için çalışırlar. Maddi ve manevi anlamda da
çalışmalarının
karşılığını
almak
isterler.
Çalışanların
bulundukları
organizasyonlardan beklentileri, önem derecesine göre olmamak üzere
övgü, takdir, onaylama, öneride bulunma, parasal ödüller, ücret artışları,
v.b. olarak sıralanabilir119.
Başka
bir
çalışmada,
profesyonel
ve
amatör
erkek
futbolcuların sporda başarı motivasyonu ve başarı gereksinimi düzeylerini
belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, profesyonel ve
amatör erkek futbolcuların güç gösterme güdüsü ve başarı gösterme
güdüsü arasında anlamlı ilişki olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca tecrübeli
futbolcuların güç gösterme güdülerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Evli
futbolcuların güç gösterme güdüsü bekârlara göre, üniversite öğrenimi
görmüş futbolcuların güç gösterme güdüsü öğrenim görmeyenlere göre
yüksek bulunmuştur120.
- 65 -
2.2.7.3. Türkiye’de Motivasyon ve Çatışma Yönetim Stratejileri ile İlgili
Yapılan Çalışmalar
Yapılan literatür taraması sonrası ulusal literatürde doğrudan
motivasyon ve çatışma yönetimi stratejileri arasındaki ilişkiyi inceleyen bir
çalışma olmadığı belirlenmiştir. Bu sebeple araştırmanın bu noktada
literatüre önemli katkısı olacağı düşünülmektedir.
2.3. Mükemmeliyetçilik
Mükemmeliyetçiliği konu alan ilk araştırma ve makalelerin
büyük bir çoğunluğunun kuramlara dayalı olduğu ve mükemmeliyetçiliğe
ilişkin tanımlamalarda kişilik özeliklerine vurgu yapıldığı görülmektedir
5,6,7,8
. Mükemmeliyetçi kişilik yapısı ve mükemmeliyetçilik düşüncesiyle
yakından ilişkili olan kuramların başında Adleryan Teori gelmektedir9.
Adler’in “Bireysel Psikoloji” olarak adlandırdığı kuram; yaşamın özünde
saklı yatıp gelişme, çaba harcama, iş görme eğilimiyle kendini açığa vuran
gizemsel yaratıcı gücü kavrama arzusu; ayrıca belirli bir alandaki yenilgiyi
başka
bir
alanda
sağlanacak
başarıyla
dengeleme
isteğini
vurgulamaktadır. Sözü geçen yaratıcı güç amaca yöneliktir ve bu özellik
kendini belirli bir amacın izlenmesinde gösterir; bireylerin düşünce ve
davranışları böyle bir çabanın hizmetinde bulunur.
Tüm insanlar, çocukluk çağından itibaren belirli bir amaç ve
ideal düşüncesi taşımaktadırlar ve bunlar yardımıyla içinde bulundukları
durumları aşmaya, somut bir amaç saptayarak var olan eksiklikleri
gidermeye,
karşılaştıkları
güçlükleri
yenmeye
çalışırlar.
Mükemmeliyetçiliğin amaçlar için çabalama ve performans için yüksek
standartlara
sahip
olmayla
ilişkisi
olması
nedeniyle
bu
durum
mükemmeliyetçilikle önemli oranda ilişkilidir. Bireyin belirlediği hedefler
sayesinde gerek duygusal gerekse düşünsel açıdan içinde bulunduğu
- 66 -
zorlukları aşarak ve geleceğe dönük kendini bekleyen başarıları göz
önünde tutarak kendine bir üstünlük sağlaması, kendini gerçekleştirmesi
için gereklidir ve normaldir. Ancak mantıklı nedenlerin ötesinde yalnızca
üstünlük kaygısından kaynaklanan bir çaba varsa nevrozlar oluşabilir. Bu
bağlamda Adleryan yaklaşımın mükemmeliyetçiliği olumlu bir kişilik özelliği
olarak ele aldığı bununla beraber ne zaman ve hangi koşullarda olumsuz
bir boyut kazanabileceğini de vurguladığı görülmektedir.
Geleneksel olarak mükemmeliyetçilik, aşırı bir şekilde yüksek
olan standartlara ulaşma ve bu standartları sağlama eğilimi ya da hatasız
standartlara
ulaşma
mükemmeliyetçiler
çabası
kendileri
olarak
için
tanımlanır.
tamamlanması
Bu
uzak,
yüzden
mantıksız
standartlar ve hedefler oluşturan kişiler olarak tanımlanır5. Doyum ve uyum
için gerekli bir kişilik özelliği gibi ele alınsa da aynı zamanda bir çok
fiziksel, psikolojik, ve psikopatolojik problemlerle de bağlı olduğu
bulunmuştur5.
Bir
araştırmacı
normal
ve
nevrotik
mükemmeliyetçiler
arasındaki ayrımı şöyle tanımlamaktadır6. Normal mükemmeliyetçiler
performanstaki küçük hataları kabul etmede geniş serbestliğe sahip ve
performanslarını başarılı kabul ederlerken, nevrotikler ise hataları ile aşırı
derecede
ilişkilidirler;
karşılayamadıklarını
en
algılama
küçük
ile
hatalarını
bile
sonuçlandırırlar.
standartları
Hamacheck
mükemmeliyetçiliğin davranma biçimi ve davranış hakkında düşünme
biçimi olduğunu belirtirken, mükemmeliyetçiliğin bireyin yaşamında pozitif
bir etkisi olduğu görüşünü savunmaktadır.
- 67 -
2.3.1. Literatürde Mükemmeliyetçilik Tanımları
Freud, mükemmeliyetçiliği tek boyutlu olarak ele almış;
opsesiyonel nevrozun genel özelliklerini gösterdiğinden bahsetmiştir.
Cezalandırıcı ve aşırı denetimli bir süper egonun, yüksek başarıya ve
daha etkili davranışlara istek duyması olarak tanımlamıştır121. Adler,
mükemmeliyetçiliği normal olan ve doğuştan gelen bir özellik olarak kabul
etmiş; sağlıklı ve sağlıksız olmak üzere iki boyutlu olarak ele almıştır122.
Horney, mükemmeliyetçiliğin nevrotik yönü üzerinde durmuş, hata
yapmamak
uğruna
tanımlamıştır
123
yapılması
gereken
şeylerin
ertelenmesi
olarak
.
Araştırmacılara göre insanların daha fazla başarı ve keyif
verici
şeyler
için
sağlıklı
bir
şekilde
çabalaması
normal
iken,
ulaşamayacağı yüksek standartlar ve olanaksız amaçlar için zorla ve
sürekli çabalamaları ve değerlerini de bu noktadaki başarılarına göre
belirlemeleri ise normal değildir. Bu durum bireylerin benliklerini olumsuz
etkileyecektir. Bir kimsenin mükemmel olmak istemesinin, o kişinin bir
takım psikolojik problemler yaşamasına neden olacağını kabul etmiştir.
Frost ve arkadaşları mükemmeliyetçiliği şu şekilde tanımlamışlardır:
Kişinin performansının üzerinde standartlar belirlemesi ve bu isteğine
ulaşamamasına ilişkin toleransı olmamasıdır121.
2.3.2. Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik
Mükemmeliyetçiliği ele alan son yıllardaki araştırmalar,
yapının çok boyutlu olarak ele alınması gerektiğini düşünmüşlerdir.
Bununla birlikte bu araştırmaların pek çoğunda önceki literatürle benzer bir
şeklide
mükemmeliyetçiliğin
görülmektedir.
Örneğin,
negatif
farklı
yansımalarına
bakış
açılarıyla
odaklanıldığı
tanımlanan
mükemmeliyetçiliğin çok sayıda psikolojik rahatsızlıkla ilişkili bulunduğu
- 68 -
görülmektedir. Bu açıdan uyumlu “sağlıklı” ve uyumsuz “sağlıksız”
mükemmeliyetçilik arasında bir ayrım yapmak önemlidir; çünkü yapı, kendi
başına birçok kavramsal ve pragmatik sorunlar içermektedir. Bununla
birlikte
deneysel
araştırmalarda
mükemmeliyetçiliğin
uyumsuz
yansımalarına ve psikolojik bağıntılarına dikkat çekilmesinin sebebi,
kısmen yetişkinlerdeki mükemmeliyetçiliği ölçme amacıyla geliştirilmiş
ölçeklerin
kullanılması
olabilir.
Bu
ölçümler
daha
çok
uyumsuz
mükemmeliyetçilik özelliklerini vurgulamayı amaçlamaktadır123.
Mükemmeliyetçiliği
mükemmeliyetçilik
ölçmede
ölçümleri, özelliklede
kullanılan
Burns’ün
önceki
mükemmeliyetçilik
ölçeği, 1980’li yıllar boyunca kullanılmış; ancak kişisel standartlar ve
hatalara yönelik kaygılara aşırı vurgu yapması sınırlı kalmasına neden
olmuştur. Kişisel standartlar ve hatalara odaklanma eğilimindeki bu ve
benzeri tanımlamalar ve ölçümler, yapının boyutluluğunu anlama ve
değerlendirmede yeterli değildir. Mükemmeliyetçiliği konu alan son
zamanlardaki araştırmalar, mükemmeliyetçilik yapısının çok boyutlu
olduğunu gösteren bulgularla ilerlemiştir124.
Mükemmeliyetçilik
açıklanırken
altı
farklı
boyutundan
bahsedilmiştir121. Bunlar:
Kişisel Standartlar Boyutu
Kendilerine, yapmakta zorlanacağı, kapasitesinin üzerinde
amaçlar belirlerler. Bu kişilerin büyük başarılar elde ettiği de görülür, ancak
hedeflerine
ulaşamadığı
durumlarda
stres
yaşarlar.
Uyumlu
mükemmeliyetçilerin belirledikleri kişisel standartlar ise olumlu sonuçlar
doğurur; akademik başarıları yüksek, akademik ertelemeleri ise düşüktür.
“Hatalara karşı aşırı dikkat” boyutu gibi “yüksek kişisel standartlar” boyutu
- 69 -
da “kendine yönelik mükemmeliyetçilik” şeklinde tanımladığı inanca bağlı
bir eğilimdir125.
Düzen Boyutu
Gerek yaptığı işlerin, gerekse bulunduğu ortamların aşırı
derecede düzenli olmasına özen gösterirler. Ancak bu durum normalin
üzerinde olup, düzensizlikten oldukça rahatsız olmalarına neden olur.
“Düzen” boyutu temizlik ve düzen ile ilgili aşırı bir dürtü duyma durumudur
ve bireyin yaşamında tertipliliğe ne kadar iyi eğilimi olduğunun yansıması
olarak tanımlanmaktadır125.
Hatalarla Aşırı İlgilenmek Boyutu
Yaptığı
işlerde
kusursuz
olmaya
çalışırlar
ve
yanlış
yapmamanın başarıya ulaşmada çok önemli bir yeri olduğu görüşüne
sahiptirler. Bu süreçteki küçük hataları dahi büyütürler. Diğer insanların
onayını alamamaktan endişe ederler. Hatalara karşı aşırı ilgi, hatalar
karşısında olumsuz bir tepki sergileme eğilimi, hataları başarısızlıkla
eşdeğer olarak görme şeklindeki yanlı yorumlama ve başarısızlık
sonrasında
diğer
insanların
saygısını
yitireceğine
inanma
olarak
tanımlanmaktadır.
Yaptığı islere şüpheli bakmak Boyutu
Yaptıklarında bir şeylerin eksik kalabileceği ya da daha iyi
olabileceğine ilişkin düşünceler geliştirirler. Dolayısıyla tam anlamıyla
tatmin olamamaktadırlar. Bu durum kişilerin kendilerine ilişkin yoğun
eleştiriler
yapmalarına
neden
olur.
Bu
şekilde
bir
uyumsuz
mükemmeliyetçilik, o kimselerin ruhsal anlamda problemler yaşamalarına
neden olur. Eylemlerinden şüphe duyan bireyler, işlerini yaparken çok
- 70 -
fazla vakit harcayabilir ve işlerini tekrar tekrar kontrol etme ihtiyacı
hissederler.
Ebeveynlerin Beklentileri Boyutu
Yaptıkları işlerde ebeveynlerinin kendilerinden beklentileri
olduğunu düşünürler ve onların onayını almaları için daha fazla çaba
gösterirler. Yaşayacakları başarısızlıkların ise ebeveynleri tarafından kabul
edilmeyeceği görüşü hâkimdir. Bu boyut mükemmeliyetçiliğin kökenini
açıklama konusunda mükemmeliyetçiliğin
diğer
boyutlarından daha
yararlıdır. Hewitt ve Flett’in “sosyal düzene yönelik mükemmeliyetçilik”
boyutuna denk düşmektedir.
Ebeveynlerin Eleştirileri Boyutu
Ebeveynlerinin mükemmeliyetçi bir tutum sergilemesi ve
bunun sonucunda yapılan hataları yoğun bir şekilde eleştirmeleri, bu
kişilerin de mükemmeliyetçi davranışlar sergilemelerinde etkili olmaktadır
131
. Ebeveynsel beklentiler ve ebeveynsel eleştiri boyutlarının her ikisi de
ailelerin değerlendirici tutumlarının algılanması üzerine odaklanır125.
Başka bir araştırmacı, mükemmeliyetçi kişilerin özellikleri
denilebilecek davranış biçimlerini şu şekilde açıklamıştır126:
Aşırıya kaçmak: Bir davranışı hiçbir zarar görmeyeceğinden
ya da hata olmayacağından emin olacak şekilde tekrar etmektir. Doğru
olanı yapmak adına bazen gereğinden fazlasını yapması demektir.
Aşırı kontrol etme ve teminat arayışı: Hata yapılmaması
veya istenen standarda ulaşılmasında işlerin sıklıkla kontrol edilmesidir.
- 71 -
Tekrar etme ve düzeltme: Düzeltilmemesi durumunda çok
ciddi problem olmayacak durumların üzerinde durup yapılan işin tekrar
edilmesidir. Bu süreçte kişi gerekli olmayan bir durum için zaman
kaybetmektedir.
Aşırı düzenleme ve liste yapma: Belirli bir oranda liste
yapmak yararlı iken gereğinden fazla yapılması ise işin bitmemesine
neden olmaktadır. Burada üzerinde durulan bunun aşırı yapılmasıdır.
Karar
verme
güçlüğü:
Hata
yapabileceği
korkusuyla
tercihler yapmaktan korktuğu için kişinin karar vermekte zorlanmasıdır.
Erteleme: Mükemmele ulaşabilmek zor olduğu için kişinin
bunu başaramayacağını düşünmesi, başarısız olmak veya
hatalar
yapmaktan korkarak işe başlamaktan çekinmesi ve sonraya bırakmasıdır.
Ne zaman duracağını bilememek: Belirledikleri hedeflerine
kusursuz
olarak
ulaşmak istedikleri
için işlerini
bitirme
noktasına
getirememeleridir.
Çok çabuk pes etme: Elde etmek istedikleri şeyler
ulaşılması zor olan şeyler olduğu için karsılaştıkları herhangi bir
başarısızlıkta hedeflerinden vazgeçmeleridir.
Yavaşlık: Yapılan işlerin sürekli kontrol edilmesi ve hata
yapmamaya odaklanıldığı için yapılan işin yavaş ilerlemesidir.
Yetki vermeme: Yapılacak iş mükemmel olacağı için karşı
tarafa güvenilmediği durumda, işin başkasına bırakılmamasıdır.
- 72 -
Biriktirmek: Atılması gereken bir eşyanın bir gün işe
yarayabileceği düşüncesi ile atılmaması, saklanmasıdır.
Başkalarının
davranışlarını
değiştirmeye
çalışma:
Yapılacak işte ulaşılması güç standartların belirlendiği durumlarda, aşırı
dikkat edilmesi, karşı tarafın hata yapmasına toleransının olmaması ve
sonuçta davranışlarının değiştirilmeye çalışılmasıdır.
2.3.3. Mükemmeliyetçilikle ile İlgili Yapılan Çalışmalar
2.3.3.1. Mükemmeliyetçilikle ile İlgili Uluslararası Alanda Yapılan
Çalışmalar
Mükemmeliyetçiliğin boyutları, kişileri hangi yönden etkiliyor
olabilecekleri, psikopatoloji ile olan ilişkileri ve cinsiyete göre farklılıkları
incelemek için araştırmacılar oldukça fazla sayıda çalışma yapmışlardır.
Bu çalışmaların en önemli ayağı, mükemmeliyetçiliğin çeşitli boyutları
arasındaki farklılıkları ortaya koymaya çalışan araştırmalardır.
Kendinden
yön
verilen
mükemmeliyetçiliğe
sahip
olan
bireylerin, başarıya ulaşmak için yüksek bir motivasyonlarının olduğu;
ancak kaygı, depresyon ve stres düzeylerinin de yüksek olduğu öne
sürülmektedir127.
Diğer
yandan
sosyal
olarak
belirlenmiş
mükemmeliyetçiliğe sahip olan kişilerin; ergenlik döneminde intihar
düşüncesi ve girişimlerinin olabileceği, depresyon ve stres seviyelerinde
yükselmeler gözlenebileceği ve düşük seviyelerde özdenetime sahip
olacakları
düşünülmektedir128.
Diğerine
dayanarak
yön
verilen
mükemmeliyetçilik özelliğine sahip olan bireylerin ise kaygı ve depresyon
seviyelerinin durumdan etkilenmediği; ancak obsesif-kompulsif bozukluk
ile pozitif korelasyona sahip oldukları öne sürülmektedir.
- 73 -
Başka bir araştırmacı grubu mükemmeliyetçilik ve ailesel
istekler
arasındaki
ilişkiyi
incelemek
için
yaptıkları
çalışmalarında,
üniversite öğrencisi kızlar ve onların ebeveynlerinin mükemmeliyetçilik
puanları arasında olumlu ilişki bulmuşlardır. Anneler ve kızlarının
mükemmeliyetçilik puanları arasındaki anlamlı ilişkiyi gösteren bulgular,
mükemmeliyetçi
annelere
sahip
kızların
kendilerini
daha
çok
mükemmeliyetçi olarak değerlendirdiklerini desteklemiştir. Bununla birlikte
babalar ve kızlarının mükemmeliyetçilik puanları arasında anlamlı ilişki
bulunamamıştır.
(özellikle
Çalışmanın
sonuçları
annelerdeki
ailesel
mükemmeliyetçiliğin
mükemmeliyetçiliğin)
çocuklardaki
mükemmeliyetçilikle (özellikle kızlar) ilişkili olduğunu desteklemiştir124.
Yapılan başka bir araştırmada mükemmeliyetçilik düzeyi
yükseldikçe yaşam doyumu azalmakta, karamsarlık ve kaygı düzeyi
yükselmekte ve yaşanılan stresin arttığı görülmüştür129. Benzer bir
araştırma da mükemmeliyetçilik puanları ile kaygı puanları arasında pozitif
bir ilişkili olduğu bulunmuştur130.
Başka bir araştırmada mükemmeliyetçilik, durumluk ve
sürekli kaygının öğeleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma sonucu,
mükemmeliyetçiliğin hem kadınlar hem de erkekler için durumluk ve
sürekli kaygı ile ilişkili olduğunu göstermiştir. Araştırma sonucunda
mükemmeliyetçilikte cinsiyet ayrımının olmadığını ancak kadınlarda
özellikle fiziksel tehlike ve sosyal değerlendirme durumlarında arttığını
tespit etmişlerdir131.
Yapılan
başka
araştırmaların
sonucunda,
mükemmeliyetçiliğin farklı boyutlarının kişilerin kişilik özellikleri ve hayat
tarzlarını da etkilediği görülmüştür. Bu doğrultuda yapılan çalışmalar, farklı
ortamlarda kişilerin hayatlarının nasıl etkilendiğini araştırmayı hedef
almaktadır. Ortaokula gitmekte olan öğrencileri inceleyen bir çalışmada
- 74 -
mükemmeliyetçiliği
iki
boyutta
mükemmeliyetçiler,
uyumsuz
ele
almış
ve
mükemmeliyetçiler
öğrencileri
ve
uyumlu
mükemmeliyetçi
olmayanlar olarak üç gruba ayırmışlardır. Yapılan bu ayrım sonucunda;
uyumsuz mükemmeliyetçilerin sosyal
uyumlu
mükemmeliyetçilerin
ise
anlamda sorunlar yaşadıkları,
uyumsuz
mükemmeliyetçiler
ve
mükemmeliyetçi olmayan öğrencilere oranla daha olumlu bir akademik
yaşantı
deneyimledikleri
gözlemlenmiştir132.
Başka
bir
çalışmada
mükemmeliyetçiliğin iki boyutu kullanılmıştır. Bu çalışmanın sonuçlarına
göre kendinden yön verilen mükemmeliyetçiliğe sahip olan bireylerin
akademik açıdan daha başarılı oldukları, diğerine dayanarak yön verilen
mükemmeliyetçiliğe sahip olan bireylerin akademik başarıların ise düşük
olduğu ortaya konulmuştur133.
Kişilerarası ilişkiler ve mükemmeliyetçilik arasındaki ilişkiyi
belirlemek amacıyla bir takım araştırmalar yürütülmüştür. Örneğin; bir
çalışmada mükemmeliyetçilik ile sosyal fobi arasındaki ilişki belirlenmeye
çalışılmıştır134. Sonuçta, “sosyal olarak belirlenen mükemmeliyetçilik”
puanları yüksek çıkan bireylerin yüksek standartlar belirledikleri ve sosyal
fobilerinin yüksek olduğu görülmüştür.
Diğer
bir
araştırmada
ise
olumlu
ve
olumsuz
mükemmeliyetçilik boyutları göz önünde bulundurulmuştur. Araştırma,
1231 erkek, 488 kız olmak üzere toplam 1719 Norveçli genç sporcu
üzerinde yapmıştır. Sonuç olarak, uyumlu mükemmeliyetçilerin sosyal
aktivitelerde bulunma düzeyleri yüksek ve arkadaş ilişkileri olumlu
çıkarken; uyumsuz mükemmeliyetçilerin ise sosyal aktivitelerde bulunma
ve olumlu arkadaş ilişkileri düşük bulunmuştur135. Bu araştırmalar
sonucunda mükemmeliyetçiliğin boyutlarından “sosyal olarak belirlenen
mükemmeliyetçilik” ve olumsuz mükemmeliyetçiliğin kişilerarası ilişkilerde
olumsuz bir etkisi olduğu ortaya koyulmuştur.
- 75 -
2.3.3.2. Mükemmeliyetçilikle ile İlgili Türkiye’de Yapılan Çalışmalar
Ülkemizde mükemmeliyetçilik konusunun son dönemde
birçok değişkenle ele alındığı görülmektedir. Yapılan literatür taramasında
mükemmeliyetçilik konusunun ülkemizde çoğunlukla eğitim alanında ele
alındığını ortaya çıkarmıştır. Bu alanda yapılan araştırmalar seyrek de olsa
sporcuların mükemmeliyetçi bir şahısla aynı özellikleri taşıdığı kanıtlanmış
bir gerçektir. Karşılaştırmalar, sporcularla mükemmeliyetçi özelliklere sahip
bireyler arasında yapılmış ve mükemmeliyetçi bireylerde görülen bazı
psikopatolojik rahatsızlıkların sporcularda da görüldüğü belirlenmiştir.
Bununla beraber mükemmeliyetçilik konusunun son dönemde beden
eğitimi alanında veya sporcular üzerinde yapılan bazı çalışmalarda ele
alındığı da görülmektedir.
Bunlardan son dönemde yapılanlara bakılacak olursa; bir
araştırma, bilişsel davranışçı terapiye dayalı mükemmeliyetçilik eğitiminin
sporcuların mükemmeliyetçilik, başarı güdüsü ve başarısızlık korkusuna
etkisi üzerine gerçekleştirmiştir. Araştırmada ortaya çıkan sonuçlara göre,
mükemmeliyetçilik ile başa çıkma eğitiminin sporcuların mükemmeliyetçilik
düzeyleri ve başarısızlık korkularını anlamlı düzeyde azalttığı, sporcuların
başarı motivasyonunda ise bir etkisi olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Ayrıca
yine
mükemmeliyetçilikle
ilgili
yerli
literatür
incelendiğinde araştırmaların daha çok mükemmeliyetçilik kişilik özelliği ile
depresyon136, yeme bozuklukları, sosyal fobi, denetim odağı gibi
değişkenler
arasındaki
ilişkilerinin
incelendiği
dikkati
çekmektedir.
Yukarıda da belirtildiği gibi yerli ve yabancı literatürde mükemmeliyetçiliğin
sınav kaygısı ve ana-baba tutumlarıyla ilişkilerini inceleyen yerli ve
yabancı araştırmaların az sayıda olduğu görülmektedir. Bu nedenlerle bu
araştırmada mükemmeliyetçiliğin lise öğrencilerinin sınav kaygılarının
yordama gücünün belirlenmesi, incelenmeye değer görülmüştür. Aşağıda
- 76 -
mükemmeliyetçiliğin ana-baba tutumları ve çeşitli değişkenlerle ilişkisini
inceleyen
yerli
ve
yabancı
literatürde
ulaşılabilen
araştırmalar
sunulmaktadır.
Bu çalışmanın haricinde mükemmeliyetçiliğin literatürde
eğitim alanında birçok değişkenle ele alındığı görülmektedir. Bir çalışmada
anne-baba tutumları ile 8. sınıf öğrencilerinin benlik saygıları ve
atılganlıkları arasındaki ilişki incelenmiş ve farklı anne-baba tutumu
algısına sahip öğrencilerin benlik saygısı düzeyleri arasında anlamlı
farklılık bulunmuştur. Eşitlikçi demokratik tutumla yetiştirildiklerini düşünen
öğrenciler, baskıcı otoriter ve aşırı koruyucu tutumla yetiştirildiklerini
düşünen öğrencilerden anlamlı düzeyde yüksek benlik algısına sahip
olarak
bulunmuştur.
Aynı
şekilde
eşitlikçi
demokratik
tutumla
yetiştirildiklerini düşünen öğrencilerin, reddedici tutumla yetiştirildiklerini
düşünen
öğrencilerden
bulunmuştur
137
anlamlı
düzeyde
daha
atılgan
oldukları
.
Başka bir araştırmada mükemmeliyetçi kişilik özelliği ve
yaşam olaylarının depresyon belirtileri ile ilişkisi incelenmiştir. Araştırma
bulgularına göre; kişinin kendisi ve başkaları ile ilgili mükemmeliyetçiliği
Beck Depresyon Ölçeği puanları ile olumsuz yönde ilişki gösterirken,
başkalarının kendisinden beklentileri ile ilgili mükemmeliyetçilik puanları ile
olumlu yönde ilişkili olduğu bulunmuştur138.
309
üniversite
öğrencisi
üzerinde
gerçekleştirilen
bir
çalışmada ise üniversitelerde okuyan öğrencilerin, mükemmeliyetçi kişilik
özellikleri ile psikolojik belirtileri arasındaki ilişkiyi inceleme amaçlanmıştır.
Mükemmeliyetçilik bağımsız değişkenlere göre incelenmiştir. Cinsiyet,
mezun oldukları lise türü, kardeş sayısı, doğum sırası, anne-babanın
eğitim durumu, ailenin algılanan gelir düzeyi, resmiyet, eleştiricilik,
destekleyicilik, paylaşımcılık, huzur, gibi algılanan anne-baba-çocuk
- 77 -
ilişkileri, ebeveynlerin algılanan anne-baba tutumu ve mükemmeliyetçilik
düzeyleri ile mükemmeliyetçilik arasında anlamlı bir fark bulunmuştur.
Ruhsal belirti tarama listesi ile algılanan anne-baba çocuk yetiştirme
tutumu, algılanan anne-baba ve çocuk ilişkilerinden ilgililik, karşılıklı
anlayış, sıcaklık, paylaşım, huzur ve çatışma arasında anlamlı fark
bulunmuştur139.
Doğrudan
sosyo-ekonomik düzey ile mükemmeliyetçilik
arasındaki ilişkiyi belirleyen herhangi bir araştırmaya rastlanmamıştır. İlgisi
olabildiği düşünülen şu araştırmalara yer verilmiştir: Hacettepe Üniversitesi
Yabancı Diller Yüksek Okulu’nda okuyan 96 kız 82 erkek öğrenci üzerinde
yapılan araştırmada, kendilerini kasaba kökenli algılayan öğrencilerin
“sosyal olarak belirlenen mükemmeliyetçilik” düzeyleri, kendilerini kent
kökenli algılayanlardan daha yüksek bulunmuştur140.
Bir başka araştırmada mükemmeliyetçilik kavramıyla üstün
yetenekli çocuklar arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma sonucuna göre;
üstün yetenekli çocuklar, sosyal olarak tanımlanan bir mükemmeliyetçilik
anlayışını algılamakta ve mükemmel olmak için uğraşmanın kendi değerini
koruyacağına inanmaktadır. Bu nedenle hem aileler hem de eğitimciler
çocukların yaratıcılık yeteneklerini kullanıp geliştirebilmelerine izin vermeli,
esnek olmalı, çocuklarının araştırıcı davranışlarına açık ve hoşgörülü
olmalıdır141.
Bir diğer çalışmada Bulimiya Nervozada Psikososyokültürel
Etmenler başlığı altında mükemmeliyetçiliğin ve bazı değişkenlerin
nervozaya olan etkisi incelenmiştir. Yapılan bu araştırmada bulimiya
nervoza oluşumunda psikoanalitik yaklaşımlar, ego psikolojisi, nesne
ilişkileri, kendilik psikolojisi, sosyokültürel etmenler, Stice’in yaklaşımı,
feminist ve feminist psikodinamik bakış açıları, ailenin rolü, davranışı ve
bilişsel davranışçı yaklaşımlar gözden geçirilmiştir142.
- 78 -
İlköğretim
öğrencilerinin
mükemmeliyetçilik
özelliklerinin
mantık dışı inançlarla açıklanabilirliği konusunda yapılan bir araştırmada
ise mantık dışı inançlar ile mükemmeliyetçilik alt boyutlarından hatalara
karşı ilgi, davranışlardan şüphe, aile beklentileri ve ebeveynsel eleştiri
arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Ayrıca başarı talebinin
hatalara karşı ilgi, davranışlara karşı ilgi, aile beklentileri, ebeveynsel
eleştiri
ve
kişisel
eleştiri
boyutunu
açıklayabildiği; saygı
talebinin
davranışlara karşı ilgi, aile beklentileri, ebeveynsel eleştiri, kişisel eleştiri
ve düzeni açıklayabildiği ve rahatlık talebinin hatalara karşı ilgi,
ebeveynsel eleştiri, kişisel eleştiri ve düzen boyutunu açıklayabildiği
sonuçlarına ulaşılmıştır143.
2.3.2.3. Türkiye’de Mükemmeliyetçilik ve Çatışma Yönetimi Stratejileri
Arasındaki İlişkiye Dönük Araştırmalar
Yapılan literatür taraması sonrası ulusal literatürde doğrudan
mükemmeliyetçilik ve çatışma yönetimi stratejileri arasındaki ilişkiyi
inceleyen bir çalışma olmadığı belirlenmiştir. Bu sebeple araştırmanın bu
noktada literatüre önemli katkısı olacağı düşünülmektedir.
- 79 -
3 GEREÇ VE YÖNTEM
Bu
bölümde,
araştırmanın
yöntemi
ele
alınmıştır.
Araştırmada kullanılan yöntem, örneklem, verilerin ve veri toplama
aracının özellikleri, geçerlik ve güvenirlik çalışmalarının sonuçları, verilerin
uygulanması ve bulguların elde edilmesinde kullanılan istatistiksel
çözümleme teknikleri üzerinde durulmuştur.
3.1.Araştırmanın Yöntemi
Bu araştırmada ilişkisel (correlational) yöntem ve nedensel
karşılaştırma
(causal
comparative)
yöntemi
kullanılmıştır.
İlişkisel
araştırma; iki ya da daha fazla değişken arasındaki ilişkinin, değişkenleri
etkileme çabası olmadan incelenmesidir. En basit şekliyle, iki değişken
arasındaki ilişkinin incelendiği ilişkisel araştırmalarda daha fazla sayıdaki
değişken
arasındaki
ilişkiler
de
incelenebilmektedir.
Değişkenler
arasındaki ilişkilerin incelenmesinin yanında, ilişkisel araştırmaların bir
diğer amacı da yordama yapmaktır. Eğer iki değişken arasındaki ilişki
yeterli miktardaysa, yordayıcı değişken adı verilen bağımsız değişkenin
bilinen bir değerinden hareketle, kriter değişken adı verilen bağımlı
değişkenin değeri yordanabilir144.
Nedensel
karşılaştırma;
bir
davranış
kalıbının
olası
nedenlerini, bu kalıba sahip olanlarla olmayanları karşılaştırarak bulmayı
amaçlar156. Karşılaştırma yolu ile ilişki belirlemede en az iki değişken
vardır. Bağımsız değişkene göre gruplar oluşturulur, bağımlı değişkene
göre aralarında bir farklılaşma olup olmadığına bakılır145.
Bu araştırmada bağımsız değişkenler olan motivasyon
düzeyleri ve mükemmeliyetçiliğin, bağımlı değişken olan çatışma yönetimi
stratejileri ile olan ilişkilerinin incelenmesi ve bağımsız değişkenlerin
- 80 -
bağımlı değişkeni yordamadaki rollerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.
Bunun yanında tüm değişkenlerin cinsiyet, yaş ve lig türüne (klasman)
göre anlamlı derecede farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesi de bu
araştırmanın amaçlarının arasındadır.
3.2.Çalışma Grubu
Bu araştırmanın örneklemini Türkiye Futbol Federasyonu
Spor Toto Süper Lig, Bank Asya Birinci Lig ve İkinci Lig futbol
takımlarından seçkisiz yolla seçilen 207 yönetici oluşturmaktadır.
Örneklemi oluşturan yöneticiler; Spor Toto Süper Lig
takımlarından Trabzonspor, Kayseri, Bursa, Gaziantep, Kardemir Karabük
ve Sivas spor; Bank Asya Birinci Lig takımlarından; Çaykur Rizespor,
Orduspor, Samsunspor, TKİ Tavşanlı Linyit spor, Gaziantep Belediyespor,
Mersin İdmanyurdu Spor ve İkinci Lig futbol takımlarından; Sariyer Spor,
Akçaabat
Sebat
Spor,
Arsinspor,
Araklıspor,
Çankırıspor
futbol
takımlarında görev yapmaktadırlar.
3.3.Verilerin Toplanması
Bu araştırmada veriler; araştırmacı tarafından geliştirilen
“kişisel bilgi formu”, “motivasyon kaynakları ölçeği”, “mükemmeliyetçilik
ölçeği” ve “çatışma yönetimi stratejileri ölçeği” ile toplanmıştır.
3.3.1.Kişisel Bilgi Formu
Kişisel bilgi formunda uygulama kapsamında yer alan
yöneticilerin bireysel ve mesleki özelliklerini ele alan kapalı uçlu sorulara
yer verilmiştir. Bu bölümde yöneticilerin yaş, mesleki statü, eğitim
düzeyleri ve kaç yıldır yöneticilik yaptığıyla ilgili sorular yer almaktadır.
- 81 -
3.3.2.Çatışma Yönetimi Stratejileri Ölçeği:
Araştırmacı, Gümüşeli’nin Türkçe’ ye uyarladığı Rahim
Örgütsel Çatışma Ölçeğinden faydalanarak popülasyona uygun yeni bir
ölçek geliştirmiştir. Ölçek toplam 41 maddedir. 5 alt ölçekten oluşmaktadır
(Bütünleştirme, Uzlaşma, Uyma, Hükmetme, Kaçınma). Ölçek formundaki
dizilisine göre, davranış biçimlerinden 32., 41., 29., 18., 30,5., 35., 27. ve
37. sırada yer alanlar bütünleştirme; 23., 20., 7., 26., 28., 14., 24., 40., 21.,
19., 6., 33. ve 39. sırada yer alanlar kaçınma; 3., 10., 15., 8., 34., 17., 12.
ve 4. sırada yer alanlar uzlaşma; 16., 9., 31., 2., 36. ve 22. sırada yer
alanlar hükmetme ve 38., 25., 11., 13. ve 1. sırada yer alanlar uyma
stratejilerine ilişkin davranış biçimleridir.
Cronbach Alpha (µ) iç tutarlılık yöntemiyle yapılan güvenirlik
katsayısı .90 olarak tespit edildi. Madde-toplam korelasyon incelemeleri
doğrultusunda
belirlenen
madde
güvenirlik
maddeler silindiğinde testin güvenirlik
düzeylerine
göre
bazı
katsayısı yükseldiğinden bu
maddeler silinme yoluna gidilmiştir. Testin alt ölçekleri için belirlenen
güvenirlik katsayısı .74 ile .90 arasında değişmektedir (Bütünleştirme .90,
kaçınma .84, uzlaşma .82, hükmetme .75 ve uyma .74).
Çatışma yönetimi stratejileri ölçeğinde; “hiçbir zaman”,
“nadiren”, “bazen”, “sık sık” ve “her zaman” ifadelerinden oluşan “Likert
Tipi” belsi derecelendirme ölçeği kullanılmıştır. “Hiçbir zaman” seçeneğine
1, “nadiren” seçeneğine 2, “bazen” seçeneğine, 3, “sık sık” seçeneğine 4
ve “her zaman” seçeneğine 5 puan verilmiştir146.
3.3.3.Motivasyon Kaynakları Envanteri
Motivasyon
kaynakları
envanteri,
7’li
(1
kesinlikle
katılmıyorum, 7 kesinlikle katılıyorum) likert türünde bir ölçektir. Otuz
- 82 -
ifadeden oluşan ölçekte, içgüdüsel, araçsal, dış benlik kavramı, içsel
benlik
kavramı
ve
hedef
içselleştirme
olmak
üzere
5
alt
grup
bulunmaktadır. Ölçekte bulunan 1, 2, 3, 4, 5, 6. ifadeler iç güdüsel süreç
alt grubunun; 7, 8, 9, 10, 11, 12. ifadeler araçsal süreç alt grubunun; 13,
14, 15, 16, 17, 18. ifadeler benlik kavramı alt grubunun; 19, 20, 21, 22, 23,
24. ifadeler içsel benlik kavramı alt grubunun ve 25, 26, 27, 28, 29, 30.
ifadeler hedef içselleştirme alt grubunun değerlendirilmesi amacına
yöneliktir. Motivasyon kaynakları envanterinde puanın artması bireyin
motivasyonunda ilgili alt grubun etkisini ifade etmektedir. Ölçekte toplam
motivasyon
puanı
kullanılmadığından
araştırma
bulgularına
dahil
edilmemiştir. Motivasyon kaynakları envanteri tarafından hemşirelerde
motivasyon durumunun belirlenmesi amacıyla kullanılmış ve Cronbach’s
alpha katsayısı 0.89 bulunmuştur147.
3.3.4.Mükemmeliyetçilik Ölçeği
Ölçeğin
orijinal
formu,
mükemmeliyetçilik
eğilimlerini
belirlemek amacıyla Frost ve arkadaşları (1990) tarafından çok boyutlu
mükemmeliyetçilik
tanımlarına uygun şekilde geliştirilmiştir. Ölçeğin
Türkçe’ye uyarlama çalışması ise Özbay ve Taşdemir (2003) tarafından
yapılmıştır.
ÇBMÖ’nün son yıllarda yurt içi alan yazında pek çok
çalışmada kullanıldığı görülmektedir148.
ÇBMÖ, 5’li derecelemeli likert tipi 35 maddelik bir ölçektir.
Ölçek; düzen, hatalara aşırı ilgi, davranışlardan şüphe, aile beklentileri,
ailesel eleştiri ve kişisel standartlar olmak üzere 6 boyuttan oluşmaktadır.
Katılımcılardan, “(1) Kesinlikle katılmıyorum”, “(2) Katılmıyorum”, “(3)
Kararsızım”, “(4) Katılıyorum”, “(5) Kesinlikle katılıyorum” cevaplarından
kendilerine en uygun olanını işaretlemeleri istenmektedir. Ölçek toplam
(genel) ve faktörlere göre puan vermektedir.
- 83 -
Ölçeğin
Türkçe’ye
uyarlanması
çalışması
Özbay
ve
Taşdemir tarafından gerçekleştirilmiştir. Karşıt tercüme işlemlerinden
sonra testin geçerliliğine ilişkin çalışmalar yapı geçerliliğine dayalı olarak
yapılmıştır. Faktör analizi sonucunda yapı geçerliliği konusunda bulgular
elde edilmiştir. Faktörlenebilirlik incelemesinden sonra, 35 maddelik
mükemmeliyetçilik tutumlarına ilişkin ölçeğin, orijinal çözümlemesine
benzer
olarak
6
faktör
çözümlemesi
içerisinde
açıklanabilirliği
belirlenmiştir. Orijinal ölçekten farklı olarak 4. ve 34. maddeler farklı faktör
yapıları
içerisinde
açıklanmışlardır.
Düzen,
davranışlardan
şüphe,
ebeveynsel eleştiri, hatalara aşırı ilgi, aile beklentileri ve kişisel standartlar
olarak yorumlanan ve adlandırılan faktörlerin toplam varyansın 47.8’ini
açıkladığı belirlenmiştir. Özbay ve Taşdemir ölçeğin güvenirlik çalışmasını
Cronbach Alfa (α) katsayısı ile iç tutarlılık ve testin yarıya bölümü
yöntemleri kullanılarak gerçekleştirmiştir. ÇBMÖ’nün tümü için iç tutarlılık
katsayısı (α) .83 olarak hesaplanırken, α değerleri düzen için .87, hatalara
aşırı ilgi için .77, davranışlardan şüphe için .61, aile beklentileri için .71,
ailesel eleştiri için .65 ve kişisel standartlar için .63 olarak bulunmuştur.
Ölçeğin testi yarıya bölme yöntemiyle hesaplanan güvenirlik katsayısı ise
.80 olarak bulunmuştur. Sonuçta ÇBMÖ’nün bireylerin mükemmeliyetçilik
tutumlarını geçerli ve güvenilir olarak ölçebileceği konusunda psikometrik
sonuçlar elde edilmiştir.
3.4.Verilerin Analizi
Araştırmacı tarafından toplanan ölçekler, kontrol edilerek
eksik veya yanlış doldurulanlar araştırma dışında tutulmuştur. Daha sonra
geçerli ve kabul edilebilir nitelikte olanlar, SPSS paket programında
değerlendirilmek
üzere
bilgisayar
ortamına
aktarılmıştır.
Araştırma
verilerinin değerlendirilmesinde hiyerarşik regresyon analizi, bağımsız t
testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson Korelasyon Katsayısı
istatistik yöntemleri kullanılmıştır. Tek yönlü varyans analizi (ANOVA)
- 84 -
istatistiğinde anlamlı çıkan değişkenler arasındaki farklılığın kaynağını
belirlemek için Tukey HSD testi kullanılmıştır.
- 85 -
4 BULGULAR
Bu bölümde ilk olarak araştırma grubuyla ilgili tanımlayıcı
bulgulara yer verilmektedir.
4.1. Tanımlayıcı Bulgular
Araştırmaya katılan yöneticilerin tanımlayıcı bilgileri Tablo
1‘de gösterilmektedir. Tabloda görüldüğü gibi araştırılmaya katılan
yöneticilerin sayısı 201 erkek (%97.1), 6 bayan (2.9) olarak belirlenmiştir.
Araştırmaya katılan yöneticilerin mesleki statülerine göre dağılımı 160 kişi
(%77,3) serbest meslek sahibi, 47 kişi (%22,7) devlet memuru olarak
belirlenmiştir. Bu yöneticilerin eğitim durumlarına göre dağılımı ise 13 kişi
(%6,3) ilköğretim mezunu, 78 kişi (%38,7) lise mezunu, 97 kişi (46,9)
üniversite mezunu ve 19 kişi (%9,2) lisansüstü eğitim mezunu olarak
belirlenmiştir. Diğer bilgiler Tablo 1’ de detaylıca yer almaktadır.
- 86 -
Tablo 1: Araştırma Grubuna Ait Tanımlayıcı İstatistiksel Bulgular
Faktör
Cinsiyet
Yaş
Değişken
f
%
Bayan
6
2.9
Erkek
201 97.1
20- 30 yas
9
4,3
31- 40 yas
75
36,2
41- 50 yas
86
41,5
51-60 yas
36
17,4
61 ve ustu
1
,5
İlköğretim Mezunu
13
6.3
Lise Mezunu
78
37.7
97
46.9
Lisans Üstü Mezunu
19
9.2
Serbest Meslek
160 77.3
Devlet Memuru
47
1- 5 yıl
119 57.5
6- 10 yıl
71
34.3
11 ve üzeri
17
8.2
Süper Lig
71
34.3
1. lig
73
35.3
2. lig
63
30.4
Eğitim Düzeyi Üniversite Mezunu
Mesleki Statü
Yönetici Yılı
Lig Türü
22.7
4.2.Araştırmanın Değişkenlerine İlişkin Korelasyonel Bulgular
Araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
amacıyla Pearson Momentler Çarpımı korelasyon katsayısı tekniği
uygulanmıştır. Buna ilişkin bulgular Tablo 2’ de gösterilmektedir.
- 87 -
Korelasyon analizinin sonuçlarını gösteren Tablo 2’ ye göre
çatışma
yönetimi
stratejileri
ölçeğinden
alınan
puanlar
ile
mükemmeliyetçilik ve motivasyon ölçeklerinden alınan puanlar arasında
pozitif yönlü anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. ÇYS ölçeğinden alınan
puanlar ile mükemmeliyetçilik ölçeğinden alınan puanlar arasında pozitif
yönlü anlamlı bir korelasyonel ilişki olduğu saptanmıştır (r=39). Ayrıca
ÇYS ölçeğinden alınan puanlar ile motivasyon ölçeğinin alt ölçeklerinden
“iç güdüsel süreç” (r=44), “araçsal süreç” (r=43), “dış benlik” (r=38) ve “iç
benlik” (r=30) arasında pozitif yönde anlamlı korelasyonel ilişki olduğu
tespit edilmiştir. ÇYS ile bağımsız değişkenler ve alt boyutları arasında
tespit edilen diğer ilişkiler; ayrıca değişkenlere ait ortalama ve standart
sapma değerleri de Tablo 2’de belirtilmiştir.
Tablo 2: Araştırmanın Değişkenlerine İlişkin Korelasyonel Bulgular
1.ÇYST
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
1
,66(**)
,78(**)
,73(**)
,71(**)
,81(**)
,39(**)
,44(**)
,43(**)
,38(**)
,30(**)
,29(**)
1
,24(**)
,38(**)
,31(**)
,39(**)
,21(**)
,21(**)
,32(**)
,20(**)
,106
,16(*)
1
,44(**)
,57(**)
,68(**)
,27(**)
,36(**)
,31(**)
,31(**)
,23(**)
,19(**)
1
,362(**)
,52(**)
,26(**)
,29(**)
,30(**)
,23(**)
,16(*)
,16(*)
1
,57(**)
,45(**)
,40(**)
,33(**)
,39(**)
,31(**)
,32(**)
1
,336(**)
,47(**)
,44(**)
,37(**)
,35(**)
,28(**)
1
,35(**)
,34(**)
,34(**)
,21(**)
,24(**)
1
,65(**)
,48(**)
,39(**)
,37(**)
1
,44(**)
,25(**)
,30(**)
1
,56(**)
,87(**)
1
,58(**)
2.BUT
3.KAC
4.UZ
5.HUK
6.UY
7.MUKT
8.İGS
9.AS
10.DB
11.İB
12.Hİ
1
Ort.
148,67
34,85
29,61
30,33
21,86
16,85
110,93
22,66
22,18
26,71
31,10
31,18
SP
17,93
5,18
5,63
4,96
2,97
3,39
15,60
7,83
8,15
8,00
4,64
7,24
- 88 -
CYST: Çatışma Yönetimi Stratejileri Toplam Puan
HUK: Hükmetme
BUT: Bütünleştirme
UY: Uyma
KAC: Kaçınma
UZ: Uzlaşma
MUKT: Mükemmeliyetçilik Toplam Puan
DB: Dış Benlik
İGS: İç Güdüsel Süreç
İB: İç Benlik
AS: Araçsal Süreç
Hİ: Hedef İçselleştirme
Ort: Ortalama
SP: Standart Sapma
4.3. Çatışma Yönetimi Stratejilerinin Yordanmasına İlişkin Bulgular
Araştırmanın bağımlı değişkeni olan ÇYS’nin yordanmasına
ilişkin bulguların elde edilmesinde hiyerarşik regresyon analizi tekniği
kullanılmıştır. Yapılan analize ilişkin veriler Tablo 3’ te gösterilmiştir.
İki adımda gerçekleştirilen hiyerarşik regresyon analizinde;
birinci adımda mükemmeliyetçilik, ikinci adımda motivasyon alt boyutları
olan “iç güdüsel süreç”, “araçsal süreç”, “dış benlik”, “iç benlik” ve “hedef
içselleştirme” boyutları alınmıştır. Birinci adımda girilen değişkenlerin
özgün
katsayısının
model
içerisinde
anlamlı
olduğu
belirlenmiştir
(∆R2=.15, F1/204=37.08, p<0,01). Bunun yanı sıra birinci adımda girilen
değişken olan mükemmeliyetçiliğin modele olan özgün katkılarının
istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmektedir (B=.39, p<0,01).
İkinci adımda modele dahil edilen motivasyon değişkeninin
katkısının bazı alt boyutlarda anlamlı olduğu ortaya çıkarılmıştır. Buna
göre motivasyon ölçeğinin “iç güdüsel süreç” ve “araçsal süreç” alt
boyutlarının modele anlamlı katkısı olduğu belirlenmiştir (∆R2=.29,
F5/199=8.89, p<0,01). Bu boyutların modele olan özgün katkılarına
bakıldığında ise “iç güdüsel süreç” in özgün katkısı (β=.21, p<0.01),
“araçsal süreç”in özgün katkısı (β =.14, p<0.01) olarak saptanmıştır.
- 89 -
Tablo 3 : ÇYS’nin Yordanmasına İlişkin Hiyerarşik Regresyon Analizi
R
R2
∆R2
F
df
B
β
p
.39
.15
.15
37.08
1/204
.45
.39
.00*
MUK
.24
.21
.00*
İGS
.33
.14
.03*
.41
.18
.02*
DB
.39
.17
.19
İB
.46
.11
.11
Hİ
-.23
-.09
.46
Model Yordayan
1
(sabit)
MUKT
2
(sabit)
AS
.55
.31
.29
8.89
5/199
*p<0.05
MUKT: Mükemmeliyetçilik Toplam Puan
DB: Dış Benlik
İGS: İç Güdüsel Süreç
İB: İç Benlik
AS: Araçsal Süreç
4.4.Çatışma
Yönetimi
Hİ: Hedef İçselleştirme
Stratejileri
ile
Demografik
Değişkenler
Arasındaki İlişkiye Yönelik Bulgular
4.4.1. Çatışma Yönetimi Stratejileri ile Yaş Değişkeni Arasındaki
İlişkiye Yönelik Bulgular
Araştırmanın bağımlı değişkeni olan ÇYS ile yöneticilerin
yaşları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla tek yönlü varyans analizi
(ANOVA) istatistiğinden faydalanılmıştır. Bu analize ilişkin bilgiler Tablo 4
’te gösterilmektedir.
- 90 -
Yapılan tek yönlü varyans analizi (ANOVA) sonucunda elde
edilen bulguların özetlendiği Tablo 4’te görüldüğü gibi kulüp yöneticilerinin
ÇYS ve alt boyutlarıyla yaşları arasında anlamlı bir farklılık olmadığı
belirlenmiştir.
Tablo 4: Yaş Değişkenine Dayalı Farklılıklara İlişkin Bulgular
Değişken Faktör
Gruplar içi
CYST
BUT
KAC
UZ
HUK
UY
Gruplar
arası
Toplam
Gruplar içi
Gruplar
arası
Toplam
Gruplar içi
Gruplar
arası
Toplam
Gruplar içi
Gruplar
arası
Toplam
Gruplar içi
Gruplar
arası
Toplam
Gruplar içi
Gruplar
arası
Toplam
KT
222.92
66046.39
Sd
4
202
KO
55.73
326.96
F
.17
p
.95
66269.31
76.05
5467.59
206
4
202
19.01
27.06
.70
.59
5543.65
17.86
6515.21
206
4
202
4.46
32.25
.13
.96
6533.08
30.71
5057.28
206
4
202
7.67
25.03
.30
.87
5088.00
11.91
1811.56
206
4
202
2.97
8.96
.33
.85
1823.47
13.65
2356.00
206
4
202
3.41
11.66
.29
.88
2369.65
206
CYST: Çatışma Yönetimi Stratejileri Toplam Puan
HUK: Hükmetme
BUT: Bütünleştirme
UY: Uyma
KAC: Kaçınma
UZ: Uzlaşma
- 91 -
4.4.2.Çatışma Yönetimi Stratejileri ile Mesleki Statü Değişkeni
Arasındaki İlişkiye Yönelik Bulgular
Araştırmanın bağımlı değişkeni olan ÇYS ile yöneticilerin
mesleki statüleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla bağımsız t testi
istatistiksel analizi gerçekleştirilmiştir. Bu analize ilişkin bilgiler Tablo ’de 5
‘te gösterilmektedir.
Yapılan analiz sonuçlarına ilişkin Tablo 5 incelendiğinde
kulüp yöneticilerinin ÇYS ile mesleki statüleri arasında toplam puan
bazında anlamlı bir ilişkinin olmadığı belirlenmiştir. Ancak ÇYS ölçeğinin
alt ölçekleri arasında yer alan “uyma” boyutunda devlet memuru olanların
puanları ile serbest meslek sahibi olanların puanları arasında anlamlı
farklılık olduğu ortaya çıkarılmıştır (t=-1.91; p<0.05).
Buna göre devlet
memuru olanların “uyma” alt boyutu ortalama puanlarının (ort=17.68)
serbest meslek sahibi olanlardan (ort=16.61)anlamlı derecede yüksek
olduğu belirlenmiştir.
- 92 -
Tablo 5: Mesleki Statü Değişkenine Dayalı Farklılıklara İlişkin
Bulgular
Değişken
ÇYST
BUT
KAC
UZ
HUK
UY
Statü
N
Ort.
Ss.
t
p
Serbest
Devlet
Serbest
Devlet
Serbest
Devlet
Serbest
Devlet
Serbest
Devlet
Serbest
Devlet
160
47
160
47
160
47
160
47
160
47
160
47
147.81
151.59
34.63
35.61
29.59
29.68
30.13
31.00
21.79
22.12
16.61
17.68
18.38
16.16
5.50
3.85
5.68
5.50
5.39
3.04
3.02
2.81
3.42
3.18
-1.27
.20
-1.14
.25
-.09
.92
-1.04
.29
-.67
.50
-1.91
.04*
*p<0.05
CYST: Çatışma Yönetimi Stratejileri Toplam Puan
HUK: Hükmetme
BUT: Bütünleştirme
UY: Uyma
KAC: Kaçınma
UZ: Uzlaşma
4.4.3. Çatışma Yönetimi Stratejileri ile Eğitim Düzeyi Değişkeni
Arasındaki İlişkiye Yönelik Bulgular
Araştırmanın bağımlı değişkeni olan ÇYS ile yöneticilerin
eğitim düzeyine İlişkin bulgular tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile
incelenmiştir. ANOVA sonuçları Tablo 6 ’da özetlenmektedir.
Eğitim düzeyi dikkate alınarak yapılan tek yönlü varyans
analizi (ANOVA) testinde ÇYS ölçeğinin toplam boyutunda ve bazı alt
boyutlarında anlamlı farklılıklar olduğu göze çarpmaktadır. Buna göre
kulüp yöneticilerinin ÇYS ölçeği toplam puan bazında eğitim durumlarına
göre anlamlı farklılığın olduğu belirlenmiştir (F3/203=2.62; p<0.05). Farkın
kaynağını araştırmak için yapılan LSD Post-Hoch testi sonuçlarına göre
üniversite mezunu olan kulüp yöneticilerin ÇYS puanlarının (ort=13.41)
ilköğretim mezunu olan yöneticilerin puanlarından
(ort=8.82) anlamlı
- 93 -
derecede yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca ÇYS alt boyutları olan
“bütünleştirme” ve “hükmetme” alt boyutlarında da anlamlı farklılıkların
olduğu
görülmektedir
(FBUT(3/203)=4.24,
p<0.05;
FHUK=.62,
p<0.05).
Farklılıklarının kaynağını araştırmak için yapılan LSD Post-Hoch testi
sonuçlarına göre yukarıdaki bulguya benzer şekilde “bütünleştirme” ve
“uyum” boyutlarında üniversite mezunu olan kulüp yöneticilerin puanlarının
(ortBUT=
4.28;
ortHUK=
1.32)
ilköğretim
mezunu
olan
yöneticilerin
puanlarından (ortBUT = 1.52; ortHUK= .63) anlamlı derecede yüksek olduğu
belirlenmiştir.
Tablo 6: Eğitim Düzeyi Değişkenine Dayalı Farklılıklara İlişkin
Bulgular
Değişken Faktör
Gruplar içi
CYST
BUT
KAC
UZ
HUK
UY
Gruplar
arası
Toplam
Gruplar içi
Gruplar
arası
Toplam
Gruplar içi
Gruplar
arası
Toplam
Gruplar içi
Gruplar
arası
Toplam
Gruplar içi
Gruplar
arası
Toplam
Gruplar içi
Gruplar
arası
Toplam
KT
2478.43
63790.87
Sd
3
203
KO
826.14
314.24
F
2.62
p
.04*
66269.31
326.98
5216.67
206
3
203
108.99
25.69
4.24
00*
5543.65
93.74
6439.35
206
3
203
31.24
31.72
.98
.40
6533.08
46.52
5041.47
206
3
203
15.50
24.83
.62
.60
5088.00
86.64
1736.83
206
3
203
28.88
8.55
3.37
.02*
1823.47
33.39
2336.25
206
3
203
11.13
11.50
96
.40
2369.65
206
*p<0.05
CYST: Çatışma Yönetimi Stratejileri Toplam Puan
HUK: Hükmetme
- 94 -
BUT: Bütünleştirme
UY: Uyma
KAC: Kaçınma
UZ: Uzlaşma
4.4.4. Çatışma Yönetimi Stratejileri ile Yöneticilik Yılı Değişkeni
Arasındaki İlişkiye Yönelik Bulgular
Araştırmanın bağımlı değişkeni olan ÇYS ile yöneticilik yılı
değişkenine İlişkin bulgular tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile
incelenmiştir. ANOVA sonuçları Tablo 7’de özetlenmektedir.
Yöneticilerin çalışma yılı dikkate alınarak yapılan tek yönlü
varyans analizi (ANOVA) testinde yöneticilerin çalışma süreleri ile ÇYS
ölçeğinden alınan toplam puanlar bazında anlamlı bir farklılığın olmadığı
belirlenmiştir. Bununla beraber ÇYS ölçeğinin alt boyutlarında olan
“bütünleştirme” boyutu ile yöneticilerin çalışma yılları arasında anlamlı
farklılık olduğu saptanmıştır (F2/204=4.529; p<0.05). Farklılığın kaynağını
araştırmak için yapılan LSD Post-Hoch testi sonuçlarına göre yönetici
olarak çalışma 5- 10 yıl olan yöneticilerin ÇYS puanlarının (ort= 3.94)
çalışma yılı 10 ve daha üstü olanlardan (ort=.17) anlamlı düzeyde yüksek
olduğu tespit edilmiştir.
- 95 -
Tablo 7: Yöneticilik Yılı Değişkenine Dayalı Farklılıklara İlişkin
Bulgular
Değişken Faktör
Gruplar içi
CYST
BUT
KAC
UZ
HUK
UY
Gruplar
arası
Toplam
Gruplar içi
Gruplar
arası
Toplam
Gruplar içi
Gruplar
arası
Toplam
Gruplar içi
Gruplar
arası
Toplam
Gruplar içi
Gruplar
arası
Toplam
Gruplar içi
Gruplar
arası
Toplam
KT
17.43
66251.87
Sd
2
204
KO
8.71
324.76
F
.02
p
.97
66269.31
235.69
5307.96
206
2
204
117.84
26.01
4.52
.01*
5543.65
106.85
6426.22
206
2
204
53.42
31.50
1.69
.18
6533.08
31.20
5056.79
206
2
204
15.60
24.78
.63
.53
5088.00
25.06
1798.40
206
2
204
12.53
8.81
1.42
.24
1823.47
19.31
2350.33
206
2
204
9.65
11.52
.83
.43
2369.65
206
*p<0.0
CYST: Çatışma Yönetimi Stratejileri Toplam Puan
HUK: Hükmetme
BUT: Bütünleştirme
UY: Uyma
KAC: Kaçınma
UZ: Uzlaşma
4.4.5. Çatışma Yönetimi Stratejileri ile Lig Türü Değişkeni Arasındaki
İlişkiye Yönelik Bulgular
Araştırmanın bağımlı değişkeni olan ÇYS ile yöneticilerin
çalıştıkları lig türü değişkenine İlişkin bulgular tek yönlü varyans analizi
(ANOVA) ile incelenmiştir. ANOVA sonuçları Tablo 8’de özetlenmektedir.
- 96 -
Yöneticilerin çalıştıkları lig türü dikkate alınarak yapılan tek
yönlü varyans analizi (ANOVA) testinde, yöneticilerin çalıştıkları lig türü ile
ÇYS ve alt boyutları arasında anlamlı farklılıkların olduğu belirlenmiştir. ilk
olarak yöneticilerin çalıştıkları lig türü ile ÇYS ölçeğinden aldıkları toplam
puanlar arasında anlamlı farklılığın olduğu belirlenmiştir (F2/204=7.81,
p<0.05). Farklılığın kaynağını araştırmak için yapılan LSD Post-Hoch testi
sonuçlarına göre süper ligde çalışan yöneticilerin ÇYS ölçeğinden aldıkları
puanların (ort=11.14) 1. ve 2. lig’de görev yapan yöneticilerin puanlarından
(ort1.lig= 9.30, ort2.lig=7.24) anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptanmıştır.
Bunun yanında Yöneticilerin çalıştıkları lig türü ile ÇYS ölçeğinin alt
boyutlarından olan “bütünleştirme”, “hükmetme” ve “uyma” boyutlarından
aldıkları
puanlar
çıkarılmıştır
arasında
(FBUT2/204=11.87,
da
anlamlı
farklılıkların
FHUK2/204=5.71,
olduğu
FUY2/204=7.43,
ortaya
p<0.05).
Farklılığın kaynağını araştırmak için yapılan LSD Post-Hoch testi
sonuçlarına göre yukarıdaki bulguya benzer şekilde, süper ligde çalışan
yöneticilerin adı geçen üç alt ölçekten aldıkları puanların (ortBUT= 4.03,
ortHUK= 1.62, ortUY= 2.06) 1. ligde görev yapan (ortBUT= 2.92, ortHUK= 1.62,
ortUY= 1.72) ve 2. lig’de görev yapan (ortBUT= 1.11, ortHUK= 1.29, ortUY=.34)
yöneticilerin puanlarından anlamlı düzeyde yüksek olduğu belirlenmiştir.
- 97 -
Tablo 8: Lig Türü Değişkenine Dayalı Farklılıklara İlişkin Bulgular
Değişken Faktör
Gruplar içi
CYST
BUT
KAC
UZ
HUK
UY
Gruplar
arası
Toplam
Gruplar içi
Gruplar
arası
Toplam
Gruplar içi
Gruplar
arası
Toplam
Gruplar içi
Gruplar
arası
Toplam
Gruplar içi
Gruplar
arası
Toplam
Gruplar içi
Gruplar
arası
Toplam
KT
4713.79
61555.51
Sd
2
204
KO
2356.89
301.74
F
7.81
p
.00*
66269.31
577.86
4965.79
206
2
204
288.93
24.34
11.87
.00*
5543.65
32.57
6500.51
206
2
204
16.28
31.86
.51
.60
6533.08
89.24
4998.75
206
2
204
44.62
24.50
1.82
.16
5088.00
96.70
1726.77
206
2
204
48.32
8.46
5.71
.00*
1823.47
160.98
2208.66
206
2
204
80.49
10.82
7.43
.00*
2369.65
206
*p<0.05
CYST: Çatışma Yönetimi Stratejileri Toplam Puan
HUK: Hükmetme
BUT: Bütünleştirme
UY: Uyma
KAC: Kaçınma
UZ: Uzlaşma
4.4.6. Motivasyon ve Yönetim Yılı Değişkenleri Arasındaki İlişkiye
Yönelik Bulgular
Araştırmada ele alınan değişkenlerden olan motivasyon ve
yöneticilerin çalışma yılı arasındaki ilişkiye yönelik bulgular tek yönlü
varyans analizi (ANOVA) ile incelenmiştir. ANOVA sonuçları Tablo 9 ’da
özetlenmektedir.
- 98 -
Yöneticilerin çalışma yılı dikkate alınarak yapılan tek yönlü
varyans analizi (ANOVA) testinde yöneticilerin motivasyon ölçeğinden
aldıkları toplam puanlar ile yöneticilerin çalışma yılları arasında anlamlı bir
farklılığın olduğu belirlenmiştir (F2/204=2.78, p<0.05). Farklılığın kaynağını
araştırmak için yapılan LSD Post-Hoch testi sonuçlarına göre 10 yıl ve
üzeri yıldır kulüp yöneticiliği yapan bireylerin motivasyon puanlarının (ort=
9.92) 1- 5 yıldır kulüp yöneticiliği yapanlardan (5.68) anlamlı derecede
yüksek olduğu tespit edilmiştir.
Tablo 9: Motivasyon ve Yöneticilik Yılı Arasındaki Farklılıklara İlişkin
Bulgular
Değişken
Faktör
Gruplar içi
Gruplar
arası
Toplam
MOT-YY
KT
4271.82
156731.05
Sd
2
204
161002.87
206
KO
2135.91
768.28
F
2.78
p
.04*
*p<0.05
MOT: Motivasyon
YY: Yöneticilik Yılı
4.4.7. Motivasyon ve Lig Türü Değişkenleri Arasındaki İlişkiye Yönelik
Bulgular
Araştırmada ele alınan değişkenlerden biri olan motivasyon
ve lig türü arasındaki ilişkiye yönelik bulgular tek yönlü varyans analizi
(ANOVA)
ile
incelenmiştir.
ANOVA
sonuçları
Tablo
10’
da
özetlenmektedir.
Yöneticilerin çalıştıkları lig türü değişkeni dikkate alınarak
yapılan
tek
yönlü
varyans
analizi
(ANOVA)
testinde
yöneticilerin
motivasyon ölçeğinden aldıkları toplam puanlar ile lig türü arasında
anlamlı bir farklılığın olduğu belirlenmiştir (F2/204=6.80, p<0.05). Farklılığın
kaynağını araştırmak için yapılan LSD Post-Hoch testi sonuçlarına göre
süper
lig
yöneticilerinin
motivasyon
puanlarının
(ort= 17.04) 1.lig
- 99 -
yöneticilerinin
motivasyon
düzeylerinden
(ort=
11.42)
ve
2.lig
yöneticilerinin motivasyon düzeylerinden (ort= 5.62) anlamlı düzeyde
yüksek olduğu ortaya çıkarılmıştır.
Tablo
10:
Motivasyon
ve
Lig
Türü
Değişkenleri
KT
10065.60
150937.28
Sd
2
204
KO
5032.80
739.88
161002.87
206
Arasındaki
Farklılıklara İlişkin Bulgular
Değişken
MOT-LT
Faktör
Gruplar içi
Gruplar
arası
Toplam
F
6.80
p
.00*
*p<0.05
MOT: Motivasyon
LT: Lig Türü
- 100 -
5 TARTIŞMA
Bu araştırmada spor kulübü yöneticilerinin çatışma yönetim
stratejilerinin motivasyon ve mükemmeliyetçi kişilik özellikleriyle ilişkisini
belirlemek amaçlanmıştır.
Ayrıca bu yöneticilerin çatışma yönetim
stratejileri ve motivasyon düzeyleri arasındaki ilişki bazı demografik
değişkenler (yaş, eğitim düzeyi, yönetim yılı ve lig türü) açısından
değerlendirilmiştir. Bu bölümde araştırma bulguları literatürde yer alan
diğer araştırmalarla karşılaştırılarak tartışılacaktır.
Araştırmanın ilk bulgusu, kulüp
yöneticilerinin
çatışma
yönetim stratejileri ile motivasyon düzeyleri ve mükemmeliyetçi kişilik
özellikleri arasındaki ilişkiyi belirlemeye yöneliktir. Yapılan hiyerarşik
regresyon analizi sonucunda motivasyon ve mükemmeliyetçi kişilik
özelliklerinin yöneticilerin çatışma yönetim stratejilerini anlamlı olarak
yordadığı belirlenmiştir. Bu konuda literatürde yer alan çalışmalara
bakıldığında motivasyon ve çatışma yönetimi arasındaki ilişkiyi inceleyen
bazı
çalışmaların
görülmektedir149,150,151.
olduğu
Bu
çalışmalarda
yönetimle çalışanların arasında daha iyi ilişkilerin oluşturulması; bireysel
gelişimin, etkililiğin ve verimliliğin sağlanması, ahenkli bir çalışma
ortamının oluşturulması için kurumlarda motivasyonun önemli bir unsur
olduğuna vurgu yapılmıştır.
çözümünde
örgüt
iklimi
Yine bu çalışmalarda çatışmaların
ve
kültürünün
gerektirdiği
çözümlerin
kullanılmasının gerekliliği ve bu noktada çalışanların motivasyonel
dinamiklerinin etkin bir şekilde kullanılması gerektiğinin önemi belirtilmiştir.
Ayrıca motivasyonel unsurların örgüt içinde geliştirilmesinin yöneticinin
sergilediği çatışma yönetimini olumlu yönde etkileyeceğini, sorunlara karşı
ilgiyi artıracağını ve bireylerin sorun çözme yeteneğini geliştireceğini ifade
edilmektedir152.
motivasyonel
Çatışmaların;
farklılıklar,
örgütsel
pozisyona
değişim,
yönelik
kişilik
tehditler
çatışmaları,
ve
algılama
farklılıklarının neden olduğu zıtlaşmalar gibi çok farklı kaynaklardan
- 101 -
çıktığını belirtilmektedir. Başka bir araştırmacı ise motivasyonu, çatışma
yönetiminde öğrenmenin ve örgütsel etkililiğin geliştirilebilmesinde temel
unsurlardan biri olarak gördüğünü ifade etmiştir153. Yapılan araştırmalar
göstermiştir ki; kişi yaşamını daha aktif kılmak ve değerlendirmek için
çalışma ortamlarında kendine özgü ihtiyaçlar yaratır ya da çevre
koşullarının etkisiyle belirli alışkanlıklar sonucu bazı ihtiyaçlara bağımlı
hale gelir. Tersi durumlarda mutsuz, huzursuz ve gerilim içinde olur. Bu
ihtiyaçlarına ulaştığı ölçüde mutludur; ancak ihtiyaçlar bazen kişiler için
sonsuz olmakta ve birinin bittiği yerde diğeri başlamaktadır. Motivasyonun
da kaynağı ihtiyaçlardır. İhtiyaç yoksa motivasyonda yok demektir154. Bu
sebepten
kurum
içindeki
çatışmaların
yönetilmesi
konusunda
motivasyonun rolü büyüktür. Yöneticiler tarafından kurum personelinin
verimliliğinin artırılması, çalışanlar arasındaki hoş görü ve sıcak çalışma
ortamlarının yaratılması ve yaşanabilecek sorunlara karşı önceden tedbir
alınabilmesinde kurum çalışanlarının motivasyon düzeylerinin önemi
ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla araştırma bulguları, literatürdeki araştırma
bulgularını desteklemektedir.
Regresyon analizine ikinci sırada alınan mükemmeliyetçi
kişilik özelliklerinin de yöneticilerin çatışma yönetim stratejileri üzerinde
etkili olduğu bu araştırmayla ortaya konmuştur. Konu ile ilgili literatüre
bakıldığında kişilik özellikleri ve yöneticilerin çatışma yönetim stratejileri
arasında ilişki bulunduğunu ortaya koyan çalışmalara rastlanmaktadır.
Özellikle örgütsel çatışma ile ilgili literatüre bakıldığında, kişilik farklılıkları
çatışmaya yol açan nedenlerden biri olarak görülmektedir155,156. Başka bir
araştırmacı ise yöneticilerin kişilik özellikleri ve çatışma yönetim tarzları
arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik bir araştırma gerçekleştirmiştir.
Araştırmada ortaya çıkan sonuçlara göre açıklık ve geçimlilik kişilik
özelliklerine
sahip
yöneticilerin
çatışma
yönetim
stratejilerinin
alt
boyutlarından olan hükmetme tarzını tercih etmedikleri; yöneticilerin
duygusal dengesizlik ve geçimlilik kişilik özellikleri ile çatışma yönetim
- 102 -
stratejilerinin alt boyutlarından kaçınma tarzı arasında pozitif bir ilişki
olduğu belirlenmiştir157. Literatürde örgüt yöneticilerinin mükemmeliyetçi
kişilik
özelliklerini
ele
alan
çalışmaların
sınırlı
düzeyde
olduğu
görülmektedir. Bununla beraber yöneticilerin kişilik özellikleri üzerinde
yapılan
çalışmalara
bakıldığında, yöneticilerin sürekli örgütleri için
mükemmeli düşünüp buna ulaşmaya çalışmalarının zaman zaman yoğun
stres yaşamalarına ve bunun da örgütle olan ilişkilerine yansımasına
neden olduğu yapılan çalışmalarda ortaya konmuştur158,159,160. Bu durum
da, örgüt içindeki sıkıntıların çözülmesi ve ortaya çıkan çatışma
durumlarının yönetilebilmesi açısından bazı problemler doğurmaktadır.
Dolayısıyla yöneticilerin sahip oldukları kişilik özelliklerinin onların çatışma
yönetim biçimlerine yansıması kaçınılmazdır. Bu noktada araştırma
bulgularının literatürle uyum içinde olduğu görülmektedir.
Araştırma da ulaşılan bir diğer bulgu da kulüp yöneticilerinin
yaşlarıyla çatışma yönetim stratejileri arasındaki ilişkiye yöneliktir. Yapılan
analiz sonucunda yöneticilerin yaşları ile çatışma yönetim stratejileri
arasında anlamlı farkın olmadığı belirlenmiştir. Literatürde bu konuyu ele
alan çalışmalarda da farklı sonuçların bulunduğu görülmektir. Yapılan kimi
çalışmalarda yaş ile çatışma yönetimi stratejileri arasında anlamlı bir farkın
olmadığı belirlenmiştir161,162,163. Kimi çalışmalarda ise yaş ile çatışma
yönetimi stratejileri arasında anlamlı farkların olduğu belirlenmiştir. Başka
bir araştırmacı öğretmenlerin çatışma yönetimi stratejileri üzerinde yaptığı
araştırmasında
yaşları
20-30
arasında
olan
öğretmenlerin
uyma
düzeylerinin, yaşları 41 ve üzeri olan öğretmenlere göre daha düşük
olduğu sonucuna ulaşmıştır164.
Yine öğretmenlerin çatışma yönetim
stratejilerini kullanma durumlarının incelendiği başka bir araştırmada,
kendi okullarını yöneten genç ilköğretim öğretmenlerinin yetişkin ve orta
yaşlı öğretmenlere göre bütünleştirme ve hükmetme-üstünlük kurma
stratejilerini daha fazla kullandığını belirlenirken; kaçınma ve uzlaşmakarşılıklı ödün verme stratejilerini kullanmaları açısından anlamlı bir
- 103 -
farklılık bulunamamıştır. Bu bulgular ışığında çatışma yönetim stratejileri
konusunda yaş değişkeninin eğitim ve iş alanlarında farklı sonuçlar verdiği
belirlenmiştir. Bu noktada literatürle uyum sağlanamamıştır.
Araştırmanın bir diğer bulgusu da kulüp yöneticilerinin
mesleki statülerine ilişkindir. Yapılan analiz sonucunda yöneticilerin
mesleki statüleri ile çatışma yönetim stratejileri arasında anlamlı bir farkın
“uyma” alt boyutunda olduğu belirlenmiştir. Buna göre devlet memuru
statüsünde olan yöneticilerin “uyum” boyutunda serbest meslek sahibi
olanlara göre daha yüksek düzeyde puanlar aldıkları belirlenmiştir. Yine bu
konuda yapılan literatür incelemesinde konuyu doğrudan ele alan
çalışmalar
bulunmamasına
rağmen,
eğitim
alanında
görev
yapan
yöneticilerin (müdür yetkili öğretmen, okul müdürü, akademisyenler)
çatışma yönetim becerilerini farklı değişkenler açısından (cinsiyet, çalışma
yılı, eğitim durumu) anlamlı düzeyde kullanabildikleri ve en fazla problem
çözme stratejisini sonra sırasıyla uzlaşma, hükmetme ve kaçınma
stratejilerini
kullandıklarını
hayatındaki yöneticiler
belirlenmiştir165,166.
üzerinde
yapılan
Benzer
çalışmalarda
şekilde
iş
da, çatışma
konularının başında organizasyonsal sebeplerin geldiği; faaliyetler için
sağlanan finansman ve malzemenin yetersiz olması ya da paylaşımından
kaynaklanan anlaşmazlıkların, faaliyetler sırasında yaşanan aksaklıkların
organizasyon içerisinde yer alan başlıca çatışma konuları olduğu
belirlenmiştir. Ayrıca yapılan çalışmalarda örgütlerde farklı karakter,
anlayış, değer yargısı, dünya görüşü ve amaçları bulunan kişilerin yer
almasının çatışmayı kaçınılmaz kıldığı; özellikle örgütlerin çok uluslu hale
gelmesinin ve farklı milletten kişilerin aynı örgütte yer almalarının da
çatışmaya yeni bir boyut kazandırdığı ifade edilmektedir167,168. Ayrıca iş
yaşamında yer alan yöneticilerin çatışma yönetiminde öncelik sırasına
göre problem çözme, uzlaşma, ödün verme, kaçınma ve hükmetme
sitillerini sıklıkla kullandıkları da yapılan çalışmalarda ortaya konmuştur
- 104 -
169,170
. Bu noktada araştırma bulgularının literatürle paralellik arz ettiği
belirlenmiştir.
Araştırmanın bir diğer bulgusu ise kulüp yöneticilerinin eğitim
seviyesi ile çatışma yönetimi stratejileri arasındaki ilişkiye yöneliktir. Buna
göre araştırmada kulüp yöneticilerinin eğitim seviyeleri ile çatışma
yönetimi stratejileri arasında anlamlı ilişki olduğu; üniversite mezunu
yöneticilerin lise ve ilköğretim mezunlarına göre daha yüksek düzeyde
çatışma yönetimi stratejilerini kullandıkları belirlenmiştir. Eğitim düzeyi
değişkeninin literatürde yer alan çalışmaların birçoğunda yer aldığı
görülmektedir164,165,166,167. Tüm bu çalışmalardaki ortak sonuç; eğitim
düzeyi yüksek olan yöneticilerin kurumlarındaki çatışmalarla daha etkin
mücadele ettikleri, çatışmaların ortaya çıkmadan önlenmesinde ve ortaya
çıktıktan sonra çözümlenmesinde daha etkin rol aldıkları belirlenmiştir. Bu
noktada araştırma bulgularının literatürle uyumlu olduğu görülmektedir.
Araştırmanın bir diğer bulgusu da yöneticilerin meslekte
çalışma yıllarıyla çatışma yönetim stratejileri arasındaki ilişkiye yöneliktir.
Yapılan analiz sonucuna göre toplam puan bazında yöneticilik yılıyla
çatışma yönetimi stratejileri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamasına
rağmen “bütünleştirme” alt boyutunda yöneticilik yılı 5- 10 yıl olan
yöneticilerin puanlarının yöneticilik yılı 10 ve üstü olanlardan anlamlı
derecede yüksek olduğu belirlenmiştir. Konuyla ilgili literatüre bakıldığında
da yöneticilik yılı değişkeninin sıkça incelenen bir unsur olduğu göze
çarpmaktadır. Yapılan kimi araştırmalarda yöneticilik yılının anlamlı sonuç
veren
bir
değişken
olmadığı
belirlenmiştir162,163,166.
Ancak
bazı
çalışmalarda da yöneticilik yılının bu konuda anlamlı sonuç veren bir
değişken olduğu; 10 yıl ve daha az kıdemi olan yöneticilerin 11 ile 20 yıl
arasında kıdemi olanlara göre bütünleştirme, kaçınma, hükmetme ve
uzlaşma stratejilerini daha fazla kullandıkları belirlenmiştir. Bunun sebebi
olarak da 10 yıl ve daha az kıdemi olan yöneticilerin kendilerini deneyimsiz
- 105 -
görmeleri, kendilerini çevrelerine kabul ettirme gayreti içinde olmaları
gerektiği düşünceleri gösterilmiştir166. Literatürdeki bu sonuçlar ışığında
araştırma
bulgularının
literatürle
kısmen
uyum
içinde
olduğu
düşünülmektedir.
Çatışma yönetimi stratejileri ile ilgili son bulgu, kulüp
yöneticilerinin çalıştıkları lig türü ile çatışma yönetimi stratejileri arasındaki
ilişkiye yöneliktir. Buna göre süper ligde çalışan yöneticilerin çatışma
yönetimi stratejileri ölçeğininin alt boyutlarından aldıkları puanların 1. ve 2.
ligde görev yapan yöneticilerin puanlarından anlamlı düzeyde yüksek
olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın bu bulgusu literatürde yer alan
çalışmalar arasında özgün bir nitelik taşımaktadır. 3 klasman türü arasında
yapılan kıyaslamada süper lig takımlarında yöneticilik yapan bireylerin
çatışma
yönetimi
yöneticilerinden
stratejilerini
daha
iyi
kullanma
olduğu
anlamında
belirlenmiştir.
diğer
Burada
klasman
süper
lig
yöneticilerinin daha ciddi bir rekabet içinde olmaları, örgüt içinde çıkması
muhtemel sorunlara hâkim olmaya çalışmaları ve bu şekilde başarı elde
etme çabalarının sürdürülmesi gibi unsurlarda daha fazla mücadele
ettiklerinden çatışma yönetiminde daha iyi olmaları beklenen bir durumdur.
Dolayısıyla araştırmanın bu noktada literatüre önemli katkısının olduğu
düşünülmektedir.
Araştırmada ulaşılan bir diğer bulgu da motivasyon ve kulüp
yöneticilerinin yöneticilik yılı değişkeni arasındaki ilişkiye yöneliktir. Yapılan
analiz sonucuna göre 10 yıl ve üzeri zamandır kulüp yöneticiliği yapan
bireylerin motivasyon puanlarının 1- 5 yıldır kulüp yöneticiliği yapanlardan
anlamlı derecede yüksek olduğu belirlenmiştir. Konuyla ilgili literatürde
çeşitli çalışmaların yapıldığı görülmektedir. Yapılan bir araştırmada
örgütlerde motivasyon ve iş yaşam kalitesi konusu incelenmiş ve
personelin yaşındaki artış; onun ilişkilerini, medeni durumunu, rütbe ve
statüsünü, örgüt içindeki etkinliğini, aile yaşantısını ve ücret düzeyini
- 106 -
olumlu yönde etkilediği için, bu sonuçların onun moral ve motivasyon
seviyesini
de
olumlu
yönde
etkilediği
belirlenmiştir101.
Başka
bir
araştırmacı iş yerinde mobbing uygulamaları ve motivasyon arasındaki
ilişkiyi incelemeye yönelik bir araştırma gerçekleştirmiştir. Buna göre
çalışanlar kurumlarındaki kıdemlerine göre incelendiğinde, motivasyon
kaybının en az 1-3 yıl kıdem arasında, en çok ise 10 yıl ve üstü kıdem
arasında olduğu görülmektedir171. Bu çalışmalar ışığında yöneticilerin
meslekteki yılları ile motivasyon düzeyleri arasında anlamlı ilişkinin olduğu
bir kez daha ortaya konmuştur. Ayrıca konuyla ilgili yapılan çalışmalarda
yöneticilerin de zaman zaman motivasyonel desteğe ihtiyaç duydukları;
onlar için iş motivasyonunu artırmaya yönelik etkinliklerin çok az olduğu ya
da kısmen yapıldığı ifade edilmektedir172. Araştırma bulgularında da ortaya
konulduğu gibi yöneticilerin meslekte tecrübe kazanmaları ve mesleki bilgi
düzeylerinin
artması,
bunun
yanında
mesleki
alanda
ilerleme
beklentilerinin artması da onların motivasyon düzeyleri üzerinde etkili
olmaktadır. Bu noktada bireylerin meslekte kıdem kazanmaları ve
tecrübelerinin artmasının onların motivasyonel anlamda olumlu etkilediği
görülmektedir. Araştırma bulguları bu konuda da literatürle uyumludur.
Bu araştırmanın son bulgusu spor yöneticilerinin çalıştıkları
lig türü değişkeni ile motivasyon düzeyleri arasındaki ilişkiye yöneliktir.
Araştırmada ulaşılan bulgulara göre süper lig yöneticilerinin motivasyon
puanlarının 1. ve 2.lig yöneticilerinin motivasyon düzeylerinden anlamlı
düzeyde yüksek olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın bu bulgusu literatür
anlamında özgünlük taşımaktadır. Bununla beraber literatürde motivasyon
ile bireyler arasındaki başarı gereksinimi ve gösterilen bireysel çaba
arasında
anlamlı
bulunmaktadır
120,173,174
farklılığın
olduğunu
ifade
eden
çalışmalar
. Bireylerin yaptıkları işteki beklenti seviyesinin onun
motivasyonu üzerinde etkisi olduğu, başarı beklentisinin artmasına paralel
olarak motivasyonun da arttığı ve kişiyi hedefine götürmede daha iyi
konsantre olmasını sağladığı literatürde yapılan çalışmalarda ortaya
- 107 -
konmuştur120,175.
Dolayısıyla
süper
lig
kulüp
yöneticilerinin
diğer
klasmanlara göre başarı yakalama isteklerinin fazla olması, taraftarlar gibi
çevresel unsurların kulüplerinden başarı beklentisi içinde olması kulübü
idare eden kişileri motive etmekte ve bu konuda daha iyi olmaya
zorlamaktadır. Bu bağlamda araştırmada ortaya çıkan bulgu anlamlı
görülmektedir.
- 108 -
6 SONUÇ
Bu araştırmada spor kulüp yöneticilerinin çatışma yönetimi
stratejilerinin
arasındaki
mükemmeliyetçilik
ilişkiler
incelenmiştir.
özellikleri
Bunun
ve
motivasyon
yanında
düzeyleri
çatışma
yönetimi
stratejileri ile demografik değişkenler (yaş, mesleki statü, yöneticilik yılı, lig
türü) arasında anlamlı düzeyde farklılık olup olmadığı belirlenmiştir.
Araştırma sonucunda elde edilen bulgular şu şekilde özetlenebilir:
Araştırmanın bağımsız değişkeni olan mükemmelliyetçilik
özellikleri ve motivasyon düzeyleri ile çatışmayı yöneltme stratejileri
arasında anlamlı ve olumlu yönde bir ilişki ortaya çıkmıştır. Araştırmanın
bağımlı değişkeni olan profesyonel futbol kulüp yöneticilerinin çatışma
yönetimi stratejilerinin, bağımsız değişkenler olan mükemmeliyetçilik
özellikleri
ve
motivasyon
düzeylerini
çeşitli
düzeylerde
yordadığı
belirlenmiştir.
Spor kulüp yöneticilerinin mesleki
statüleri
ile
çatışmayı
yöneltme stratejileri arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı tespit edilmiştir.
Ancak çatışmayı yöneltme stratejileri ölçeğinin alt ölçeği olan “uyma”
boyutunda, devlet memuru olanlarla serbest meslek sahibi olanların
arasında anlamlı düzeyde farklılık bulunmuştur. Bu fark devlet memuru
olan yöneticilerin uyma düzeylerinin yüksek olduğu yönündedir.
Kulüp yöneticilerinin çatışmayı yöneltme stratejileri ölçeği
toplam puan bazında eğitim durumlarına göre anlamlı farklılığın olduğu
belirlenmiştir. Üniversite mezunu olan kulüp yöneticilerin çatışmayı
yöneltme stratejileri puanlarının ilköğretim mezunu olan yöneticilerin
puanlarından anlamlı derecede yüksek olduğu bulunmuştur. Ayrıca
çatışmayı yöneltme stratejileri alt boyutları olan “bütünleştirme” ve
“hükmetme” alt boyutlarında da anlamlı farklılıkların olduğu görülmüştür.
- 109 -
Bu farklılıklarının yukarıdaki bulguya benzer şekilde “bütünleştirme” ve
“uyum” boyutlarında üniversite mezunu olan kulüp yöneticilerin puanlarının
ilköğretim mezunu olan yöneticilerin puanlarından anlamlı derecede
yüksek olduğu görülmüştür.
Yöneticilerin, kulüp yönetimlerinde ki çalışma süreleri ile
çatışmayı yöneltme stratejileri ölçeğinden alınan toplam puanlar bazında
anlamlı bir farklılığın olmadığı belirlenmiştir. Bununla beraber çatışmayı
yöneltme stratejileri ölçeğinin alt boyutlarından olan “bütünleştirme” boyutu
ile
yöneticilerin
çalışma
yılları
arasında
anlamlı
farklılık
olduğu
bulgulanmıştır. Yönetici olarak çalışma süresi 5- 10 yıl olan yöneticilerin
çalışma yılı 10 ve daha üstü olanlardan anlamlı düzeyde yüksek puanlar
aldıkları tespit edilmiştir.
Spor kulüp yöneticilerinin çalıştıkları lig türü ile çatışmayı
yöneltme
stratejileri
ve
bulunmuştur. Süper ligde
alt
boyutları
arasında
anlamlı
çalışan yöneticilerin çatışmayı
farklılıklar
yöneltme
stratejileri 1. ve 2. lig’de görev yapan yöneticilerin çatışmayı yöneltme
stratejilerinden anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptanmıştır. Bunun
yanında Yöneticilerin çalıştıkları lig türü ile çatışmayı yöneltme stratejileri
ölçeğinin alt boyutlarından olan “bütünleştirme”, “hükmetme” ve “uyma”
boyutlarından da aldıkları puanlar arasında da anlamlı farklılıkların olduğu
ortaya çıkmıştır. Süper lig takımlarının yöneticilerinin çatışmayı yöneltme
stratejileri 1. ve 2. lig’de görev yapan yöneticilerin çatışmayı yöneltme
stratejilerinden daha yüksek olduğu belirlenmiştir.
Yöneticilerin motivasyon düzeyleri ile çalışma yılları arasında
anlamlı bir farklılığın olduğu belirlenmiştir. 10 ve üzeri yıl kulüp yöneticiliği
yapan bireylerin motivasyon düzeyleri 1-5 yıl kulüp yöneticiliği yapanlardan
anlamlı derecede yüksek puanlar aldıkları tespit edilmiştir. Ayrıca
yöneticilerin motivasyon düzeyleri ile görev yaptıkları lig türü arasında
- 110 -
anlamlı bir farklılığın olduğu belirlenmiştir. Süper lig yöneticilerinin
motivasyon düzeyleri 1. ve 2. lig yöneticilerinin motivasyon düzeylerinden
anlamlı farklılıklar bulunmuştur.
Kulüp
yöneticilerinin
yaşları
ile
çatışmayı
yöneltme
stratejilerine ilişkin farklılık bulunmamıştır.
Araştırmanın belirtilen sonuçlarına dayalı olarak, geleceğe
dönük
çalışmalara
katkı
sağlayacağı
düşüncesiyle
bazı
öneriler
geliştirilmiştir. Bu öneriler aşağıda sıralanmıştır:
1.Spor kulüp yöneticilerinin kişilik özellikleri ile yönetimsel
becerileri arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmalara literatürde yeterince yer
verilmediği görülmektedir.
Bu nedenle çatışma yönetimi stratejileri ile
kişilik özellikleri arasındaki ilişkiyi daha detaylı ele alan çalışmalar
yapılabilir.
2.
Spor
kulübü
yöneticilerinin
motivasyon
etkileyen faktörler hakkında çalışmalara rastlanmamaktadır.
düzeylerini
Bu nedenle
kulüp yöneticilerinin motivasyon düzeylerini hangi unsurların etkilendiğini
belirlemeye yönelik çalışmalar yapılarak alan yazına katkı sağlanabilir.
3. Farklı lig türünde görev yapan yöneticilerin liderlik, etik
ve iletişim becerileri gibi farklı değişkenlere yönelik çalışmalar yapılabilir.
4. Spor yöneticilerinin, yönetimsel becerilerine ilişkin mesleki
donanımları, yöneticilik yılı, lig türü ve eğitim, motivasyon, ahlaki yargı
düzeylerine ilişkin nitel araştırma yöntemleri ile
araştırmalar yapılarak
literatüre katkı sağlanmalıdır.
- 111 -
7 ÖZET
Spor
Stratejilerinin
Kulüp
Yöneticilerinin
Mükemmeliyetçilik
Çatışmayı
Özellikleri
ve
Yönetme
Motivasyon
Düzeyleriyle İlişkisi
Bu araştırmanın amacı, spor kulüp yöneticilerinin çatışmayı
yönetme
stratejilerinin
mükemmeliyetçilik
özellikleri
ve
motivasyon
düzeyleriyle ilişkisini belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubu Türkiye
Futbol Federasyonu Spor Toto Süper Lig, Bank Asya Birinci Lig ve İkinci
Lig futbol takımlarından seçkisiz yolla seçilen 207 yönetici oluşturmaktadır.
Örneklemi oluşturan yöneticiler; Spor Toto Süper Lig takımlarından
Trabzonspor, Kayseri, Bursa, Gaziantep, Kardemir Karabük ve Sivas spor;
Bank Asya Birinci
Lig takımlarından Çaykur
Rizespor,
Orduspor,
Samsunspor, TKİ Tavşanlı Linyitspor, Gaziantep Belediyespor, Mersin
İdmanyurdu Spor ve İkinci Lig futbol takımlarından Sariyer Spor, Akçaabat
Sebat Spor, Arsinspor, Araklıspor, Çankırıspor futbol takımlarında görev
yapmaktadırlar. Bu grubun cinsiyete göre dağılımı 6 bayan (2.9) ve 201
erkek (97.1) olarak belirlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak,
araştırmacı tarafından geliştirilen “Kişisel bilgi formu”, “motivasyon
kaynakları ölçeği”, “mükemmeliyetçilik ölçeği” ve “çatışma yönetimi
stratejileri ölçeği” kullanılmıştır. Araştırmada ulaşılan bulgulara göre;
yapılan
hiyerarşik
mükemmeliyetçi
regresyon
kişilik
analizi
özelliklerinin
sonucunda
yöneticilerin
motivasyon
çatışma
ve
yönetim
stratejilerini anlamlı olarak yordadığı belirlenmiştir. Bunun yanında
yöneticilerin yaşları ile çatışma yönetim stratejileri arasında anlamlı farkın
olmadığı; yöneticilerin mesleki statüleri ile çatışma yönetim stratejileri
arasında
anlamlı
bir
farkın
“uyma”
alt
boyutunda
olduğu;
kulüp
yöneticilerinin eğitim seviyeleri ile çatışma yönetimi stratejileri arasında
anlamlı ilişki olduğu; yöneticilik yılıyla çatışma yönetimi stratejileri arasında
anlamlı bir farklılık bulunmamasına rağmen “bütünleştirme” alt boyutunda
- 112 -
anlamlı bir farklılığın olduğu ve süper ligde çalışan yöneticilerin çatışma
yönetimi stratejileri ölçeğininin alt boyutlarından aldıkları puanların 1. ve 2.
lig’de görev yapan yöneticilerin puanlarından anlamlı düzeyde yüksek
olduğu belirlenmiştir. Son olarak kulüp yöneticilerinin motivasyon düzeyleri
ile yöneticilik yılı ve lig türü değişkenleri arasında anlamlı farklılığın olduğu
belirlenmiştir. Elde edilen bulgular ışığında gelecekte yapılacak çalışmalar
için bazı önerilerde bulunulmuştur.
Anahtar Kelimeler: Çatışma Yönetimi, Spor Yöneticisi, Motivasyon
- 113 -
8 ABSTRACT
The
Relations
Between
The
Conflict
Management
Strategies Employed by The Spots Club Managers and Their
Perfectionist Characters and Their Level of Motivation
This study focused on the
relations between the conflict
management ctrategies employed by the Football Club Managers and
their perfectionist characters and their level of motivation. The participant
group consisted of randomly- selected 207 football club managers (6
women; %2.9 and 201 men; %97.1) of various
clubs from Spor Toto
Super League, Bank Asya Premier and Second Leagues. The study used
as the data gathering tool the
information form designed by the
researcher, Motivation Sources Scale, Perfectionism Scale and Conflict
Management Strategies Scale. In data analysis,hierarchical regression
analysis, independent samples t-test, one way analysis of variance test
(ANOVA) and Pearson Correlation Coefficient were used. To determine
the source of the significant differences found in ANOVA, Tukey's HSD
(Honestly Significant Difference) was used. The study found that
motivation and perfectionist characteristics of the managers were closely
and significantly related to the strategies they used in conflict
management.. The study also found that the relationship between the
managers professional status and their conflict management strategies
was limited to the level of adjustment and that there was a significant
relation between the managers educational status and their conflict
management styles. Although there was no significant difference in terms
of their professional experience, the study found a significant relation in
the “integration” subdimension. There was a significant relation between
the managers’ level of motivation and their work experience and the types
- 114 -
of the leagues. Another finding was that the points the managers from the
Super League took in the conflict management strategies scale were
significantly higher than those taken by the managers from the premier
and second leagues. No significant relationship was found between the
ages of the managers and their conflict management strategies.
Key Words; Conflict Management, Sport Managers, Motivation
- 115 -
9 KAYNAKLAR
1.Aydın M. Örgütlerde Çatışma. Ankara: Bas-Yay Matbaası; 1984.
2.Karip E. Çatışma Yönetimi. Ankara: Pegem A Yayıncılık; 2003.
3.Eren E. Örgütsel Davranış Ve Yönetim Psikolojisi. İstanbul: Beta Basım
Yayım Dağıtım; 2007.
4.Başaran İ.E. Örgütsel Davranış. Ankara: Gül Yayınevi; 1998.
5.Burns D.D. The Perfectionist’s Script for Self-Defeat. Psychology Today
1980; 14: 34-52.
6.Hamacheck
D.E.
Psychodynamics
of
Normal
and
Neurotic
Perfectionism. Journal of Psychology 1987; 15: 27-33.
7.Hollander M.H. Perfectionism. Comprehensive Psychiatry 1965; 6: 94103.
8.Pacth A.R. Reflections On Perfection. American Psychologist 1984; 39
(4): 386-390.
9.Borynack
Z.A.
Contextual
Influences
In
The
Relationship
of
Perfectionism and Anxiety: A Multidimensional Perspective. Doctorate
Thesis.Oklahama: Oklahoma University; 2003.
10.Rahim M.A. Magner, N.R, Shapiro D.L. Do justice perceptions
influence styles of handling conflict with supervisor? What justice
perceptions, precisely? International Journal of Conflict Management.
2000; 11(1): 9-31.
11. Oğuzkan F. Eğitim Terimleri Sözlüğü. 2. Baskı. Ankara: Türk Dil
Kurumu Yayınları; 1981.
12. Baltaş A. Değer Katan Ekip Çalışması. İstanbul: Remzi Kitabevi; 2003.
13. Everard K.B. Morris G. Wilson I. Effective School Management, Fourth
Edition. London: Paul Chapman Publishing; 2004.
- 116 -
14. Sütlü T. Örgütsel Çatışma ve İşgören Üzerine Etkileri. Yüksek Lisans.
İstanbul: Marmara Üniversitesi; 2007.
15. Can H. Organizasyon ve Yönetim. Ankara: Adım Yayıncılık; 2002.
16. Düren Z. 2000’li Yıllarda Yönetim. İstanbul: Alfa Basım Yayım Dağıtım;
2000.
17. Robbins S. Organization Theory Structure, Design and Applications,
A.B.D: Prentice-Hall International; 1990.
18. Öztürk M. İşletmelerde Paradigmatik Yönetimden Enigmatik Yönetime
Geçerken Örnek Olaylar Yönetimi. İstanbul: Beta Yayıncılık; 2002.
19. Erdoğan İ. Örgütsel Davranış. İstanbul: Avcıol Yayınevi; 2006.
20. Akgün EÖ. Örgütlerde Çatışma ve Yabancılaşma Sorunlarının
Yönetiminde Etkili Bir Araç Olarak Yönetime Katılma. Yüksek Lisans.
İstanbul: İ.Ü. İşletme Fakültesi; 1996.
21. Baysal AC, Tekarslan E. Davranış Bilimleri. İstanbul: Avcıol Basım
Yayım; 1996.
22. Henkin A.B., Cistone P.J. ve Dee J.R., “Conflict Management
Strategies of Principals in Site- Based Managed Schools.”, Journal of
Educational Administration; 2000, 38 (2): 142-158.
23. Robbins SP. Organizational Behavior Conceps, Controversies, and
Applications. New Jersey: Prentice Hall; 1993.
24.
DeCenzo
DA.
Human
Relations
Personel
and
Professional
Development. New Jersey: Prentice Hall; 1997.
25. Kılıç M. Yönetim ve Organizasyon. S. Güney, editör. Ankara: Nobel
Yayın Dağıtım; 2001.
26. Koçel T. İşletme Yöneticiliği. İstanbul: Yön Ajans; 1986.
27. Özkalp E. Çiğdem K. Örgütsel Davranış. 6. Baskı. Eskişehir: Anadolu
Üniversitesi Ders Kitapları Yayını; 2001.
- 117 -
28. Keçelioglu T. Örgütlerde Çatışma ve Yönetimi. Mercek Dergisi. 1991;
4: 98–111.
29. Şimşek Ş. Yönetim ve Organizasyon. Konya: Damla Ofset Matbaacılık
ve Ticaret A.Ş; 1998.
30. Hellriegel D. Slocum JW. Woodman RW. Organizational Behavior.
Seventh Edition. Minneapoşis: West Publishing Company; 1995.
31. Sims R.R. Managing Organizational Behavior Quorum Boks.
Connecticut: Westport; 2002.
32. Hodge B.J. Anthony WP. Organization Theory: A Strategic Approach,
Fourth Edition. Boston: Allyn and Bacon; 1991.
33.Öztaş U. Örgütsel Çatışma Yönetiminde Cinsiyet Faktörünün Etkisi.
Yüksek Lisans. Antalya: Akdeniz Üniversitesi; 2005.
34.Elma
C.
İlköğretim
Okul
Yöneticilerinin
Çatışmayı
Yönetme
Yeterlilikleri. Yüksek Lisans. Ankara: Ankara Üniversitesi; 1998.
35. Dubrin A.J. Fundamentals of Organizational Behavior. Third Edition.
Australia: Thomson South- Western; 2005.
36. Henkin A.B, Cistone PJ, Dee JR. Conflict Management Strategies of
Principals in Site- Based Managed Schools. Journal of Educational
Administration. 2000; 38 (2): 142-158.
37. Akkirman A.D. Etkin Çatışma Yönetimi ve Müdahale Stratejileri”,
Dumlupınar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 1998;
13 (2): 1-11.
38. Türkel A.U. Toplam Kalite Bağlamında Grup Dinamiği ve Çatımsa
Yönetimi. İstanbul: Türkmen Kitabevi; 2000.
39. Thomas K.W., “Conflict and Conflict Management: Reflections and
Update”, Journal of Organizational Behavior; 1992, 13(3): 265-274.
40. Gordon J.R. Organizational Behavior A Diagnostic Approach, Sixth
Edition. New Jersey: Prentice Hall, Upper Saddle River; 1998.
- 118 -
41. Rahim M.A. Toward a Theory of Managing Organizational Conflict”,
The International Journal of Conflict Management, 2002; 13 (3), 206235.
42. Rahim M.A. Buntzman GF, White D. An Empirical Study of the Stages
of
Moral
Development
and
Conflict
Management
Styles”,
The
International Journal of Conflict Management, 1999; 10 (2): 154-171.
43. Yalçın A. ve Erçen E. “Yoğun, Kültür ile Şekillenen Çatışma Tepkileri
Üzerine Bir Uygulama” Çukurova Ü. SBE Dergisi; 2004, 13 (2): 74- 88.
44. Desilviya H.S, Yagil D. The Role of Emotions in Conflict Management:
The
Case
of
Work
Teams”,
International
Journal
of
Conflict
Management, 2005; 16 (1): 55- 69.
45. Robbins S.P. Organizational Behavior: Concepts, Controversies, and
Applications. Seventh Edition. NewYork: Englewood Cliffs;1996.
46. Düşükcan M. Örgütlerde Çatışma ve Çatışma Yönetimi Sürecinde
Örgütsel İletişimin Etkililiği: Kuramsal ve Uygulamalı Bir Çalışma.
Doktora. Konya: Selçuk Üniversitesi; 2003.
47. Ural A. İlköğretim Okulu Yöneticilerinin Öğretmenlerle Aralarındaki
Çatışmaları
Yönetme
Yöntemleri.
Doktora.
Bolu:
İzzet
Baysal
Üniversitesi; 1997.
48. Kara Ġ. Orta Dereceli Okullarda Görevli Okul Yöneticilerinin Örgütsel
Çatışmaya
İlişkin
Görüşlerinin
Değerlendirilmesi.
Yüksek
Lisans.
Diyarbakır: Dicle Üniversitesi; 1995.
49. Korkmaz M. Örgütlerde Çatışma ve Nedenleri. Doktora. Ankara: Gazi
Üniversitesi; 1994.
50. Atay K. Okul Müdürlerinin Çatışmaları Çözümleme Stratejilerine İlişkin
Öğretmen, Okul Müdürü ve Denetmen Algıları. Kuram ve uygulamada
Eğitim Yönetimi Dergisi 2001; 7 (25): 21–31.
- 119 -
51. Yiğit A. İlköğretim Okullarında Yönetmenlerle Öğretmenler Arasında
Örgütsel
Çatışma
Kaynakları.
Yüksek
Lisans.
Ankara:
Ankara
Üniversitesi; 1996.
52. Türnüklü A, Sahin B. İlköğretim Okullarında Öğrenci Çatışmaları ve
Öğretmenlerin Bu Çatışmalarla Basa çıkma Stratejileri. Kuram ve
uygulamada Eğitim Yönetimi Dergisi, 2002; 8 (30): 283–302.
53. Yıldırım A. İlköğretim Okulu Yöneticilerinin Empatik Eğilimleri ve
Empatik Becerileri ile Çatışma Yönetimi Stratejileri Arasındaki İlişki:
Ankara İli Örneği. Doktora. Ankara: Ankara Üniversitesi; 2003.
54. Asunakutlu T, Safran B. Kültürel Farklılıklardan Kaynaklanan
Çatışmalara Yönelik Bir Araştırma (Marmaris Turizm Sektörü Örneği).
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2004; 6 (1):
26–49.
55. Yapıcı E, Göktürk SD. Okul Yöneticilerinin Güç Mesafesi ve Kolektif
Bireysel Algı Düzeyleri ve Çatışma Yönetim Stratejileri ve Seçilen
Çatışma Stillerinin Örgüt Kültürünü Etkileme Düzeyi Arasındaki İlişki. 14.
Eğitim Bilimleri Kongresi Bildiriler Kitabı. Denizli; 2005: 7- 14.
56. Özdemir A.Y, Özdemir A. Duygusal Zeka ve Çatışma Yönetimi
Stratejileri
Arasındaki
İlişkilerin İncelenmesi:
Üniversitede Çalışan
Akademik ve İdari Personel Üzerine Uygulama. Selçuk Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 2007; 18: 393-410.
57. Miller J.B. Women’s and Men’s Scripts for Interpersonal Conflict.
Psychology of Women Quarterly, 1991; 15 (1): 15-29.
58. Rahim M.A. A Measure of Styles of Handling Interperonal Conflict.
Academy of Management Journal. 1983; 26, 368-376.
59. Gross M.A, Guerrero LK. Managing Conflict Appropriately and
Effectively: An Application of the Competence Model to Rahim’s
Organizational Conflict Styles. The International Journal of Conflict
Management 2000; 11 (3): 200-226.
- 120 -
60. Cornille T.A, Pestle RE, Vanwy RW. Teachers’ Conflict Management
Styles With Pers and Students’ Parents. International Journal of Conflict
Management. 1999; 10 (1): 69-79.
61. DeChurch L.A, Marks M.A. Maximizing the Benefits of Task Conflict:
The Role of Conflict Management. International Journal of Conflict
Management. 2001; 12(1): 4–22.
62. Brewer N, Mitchell P, Weber N. Gender Role, Organizational Status,
and Conflict Management Styles. The International Journal of Conflict
Management. 2002; 13 (1):78–94.
63. Janssen O. The Barrier Effect of Conflict With Superiors in the
Relationship Between Employee Empowerment and Organizational
Commitment. Work & Stress. 2004; 18(1): 56–65.
64. Sorenson R.L, Morse E.A. ve Savage G.T., “A Test of the Motivations
Underlying Choice of Conflict Strategies in the Dual-Concern Model”,
The International Journal of Conflict Management; 1999, 10 (1): 25-44.
65. Bingöl D. Bürolardaki Estetik ve Dekoratif Düzenlemelerin Personelin
Motivasyonu
Üzerine
Etkileri.
Yüksek
Lisans.
Erzurum:
Atatürk
Üniversitesi; 2003.
66. Woolfolk A.E. Educational Psychology. Seveth Edition. Boston: Allyn
and Bacon; 1998.
67. Euwema M.C., Vliert E.V. Bakker A.B., “Substantive and Relational
Effectiveness of Organizational Conflict Behavior”, The International
Journal of Conflict Management; 2003, 14 (2): 119-139.
68. Roberts G.C. Motivation in Sport and Exercise. Conceptual Constrains
and Converce. Human Kineticks Books. Boston: Allyn and Bacon; 1992.
69. Erkuş A. Psikolojik Terimler Sözlüğü. 1. Baskı, Ankara: Doruk
Yayınları; 1994.
70. Bakırcıoğlu R. Ansiklopedik Psikoloji Sözlüğü. 1.Basım. Ankara: Anı
Yayıncılık; 2006.
- 121 -
71. Budak S. Psikoloji Sözlüğü, Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları; 2003.
72. Bingöl D. İnsan Kaynakları Yönetimi. 4. Baskı. İstanbul: Beta Yayınları;
1998.
73. Tutko T.A, Richards VM. Psychology of Coaching. Brown Publishers.
Boston: Allyn & Bacon; 1971.
74. Lunenburg F.C. & Ornstein A.C. Educational Administration Concepts
and Practices, Wadsworth Publishing Company, Belmont, California;
1991.
75.Öztürk O. Psikanaliz ve Psikoterapi, 3. Baskı, Ankara: Bilimsel Tıp
Yayınevi; 1998.
76.Long M. The Psychology of Education. First Edition. London:
Routledge Falmer; 2000.
77. Ohbuchi K. ve Suzuki M., “Three Dimensions of Conflict Issues and
Their Effects on Resolution Strategies in Organizational Settings”,
International Journal of Organizational Management; 2003, 14 (1): 6173.
78.Boone L.E, Bowen D.D. The Greate Writings in Management and
Organizational Behavior. New York: Irwin McGraw – Hill Company;
1987.
79.Maslow A. Motivasyonel Personelity. Newyork: Harper and Row; 1970.
80.Akıncı Z. Antalya Bölgesindeki Beş Yıldızlı ve Birinci Sınıf Konaklama
İşletmelerinde Çalışan İş görenlerin İş Tatminlerinin Değerlendirilmesi.
Yüksek Lisans. Antalya: Akdeniz Üniversitesi; 2001.
81.Çetinkanat C. Örgütlerde Güdülenme ve İs Doyumu. Ankara: Anı
Yayınları; 2000.
82.Mirzeoğlu, N.Örgütsel Çatışma ve Yönetimi:
Yükseköğretim Kurumlarında Bir Uygulama,
Spor Eğitimi Veren
Spormetre Beden Eğitimi
ve Spor Bilimleri Dergisi; 2005, 3 (2): 51-56.
- 122 -
83.
Ertürk,
M
“Organizasyonlarda
Çatışma:
Çatışma
Nedenleri:
Çatısmanın Yönetimi ve Erciyes Üniversitesinde Bir Anket Uygulaması”,
Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi; 1994, 11:
25-35.
84.Daft R.L. Management New York:
Irwin McGraw – Hill Company;
1987.
85.Tevrüz S. Endüstri Ve Örgüt Psikolojisi. 2. Baskı. İstanbul; 1997.
86. Üngüren, E., Cengiz, F. ve Algür, S. İş Tatmini ve Örgütsel Çatışma
Yönetimi Arasındaki lişkinin Belirlenmesi: Konaklama İşletmeleri zerinde
Bir Araştırma, Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi; 2009, 27 (8): 036-056.
87.Hodge B.J, Anthony W.P. Organization Theory: A Strategic Approach.
Fourth Edition. Boston: Allyn and Bacon; 1991.
88.Uyan G. Öğretmenlerin İş Değerleri, Kişilik Özellikleri ve İş Tatminleri
Arasındaki İlişkilerin İncelenmesi” MEB’na bağlı Resmi ve Özel Eğitim
Kurumlarında Gerçekleştirilen Bir Araştırma. Yüksek Lisans. İstanbul:
İstanbul Üniversitesi; 2002.
89.Baysal A. Lise ve Dengi Okul Öğretmenlerinde Meslekten Tükenmişliğe
Etki Eden Faktörler. Doktora. İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi; 1995.
90.Simsek M.S. Yönetim ve Organizasyon. 5.baskı. Ankara: Nobel
Yayınevi; 1999.
91.Hicks H.G, Ray G. Organizasyonlar: Teori ve Davranış. Baykal B (Çev).
İstanbul: İşletme Bilimleri Enstitüsü Yayınları; 1981.
92.Tarlan D, Tütüncü Ö. Konaklama İşletmelerinde Başarının Değerlemesi
ve İş Doyumu Analizi, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Dergisi 2001; 3 (2): 141-163.
93.Can H, Akgün A, Kavuncubaşı S. Kamu ve Özel Kesimde Personel
Yönetimi. Ankara: Siyasal Kitabevi; 1995
- 123 -
94.Efil E. İşletmelerde Yönetim ve Organizasyon. Bursa: Örnek Kitabevi;
1987.
95.Çelik V. Okul kültürü ve Yönetimi. Ankara: Pegem A Yayınları; 1997.
96. Pondy L. R., “Organizational Conflict: Concepts and Models”,
Administrative Science Quarterly; 1967 12 (2): 304- 331.
97.Okutan M. Öğrenmede Motivasyonun Önemi. Yasadıkça Eğitim
Yayınları; 1999.
98.Hong J.C, Sung-de Y.L, Jung W, .FU C.F, Yin S. Impact of Employee
Benefits On Work Motivation and Productivity. The International of
Career Management 1995; 7 (6): 10-14.
99. Zaretsky L., “Advocacy and Administration: From Conflict to
Collaboration”, Journal of Educational Administration; 2004, 42 (2): 270286.
100.Sabuncuoğlu Z. Örgütlerde Davranıs. Eskişehir: Anadolu Üni.
Yayınları; 1994.
101.Çiçek D. Örgütlerde Motivasyon ve İş Yaşam Kalitesi: Bir Kamu
Kuruluşundaki Yönetici Personelin Motivasyon Seviyelerinin Tespit
Edilerek İş Yaşam Kalitesinin Geliştirilmesi Üzerine Bir Araştırma.
Doktora. Adana: Çukurova Üniversitesi; 2005.
102.Eggen P, Kauchak D. Educational
Psychology Windows
on
Classrooms. Third Edition. New Jersey: Prentice-Hall Inc; 1997.
103.Cüceloğlu D. İnsan ve Davranışı, 3. Basım, İstanbul: Remzi Kitabevi;
1992.
104.Schunk DH. Öğrenme Teorileri: Eğitimsel Bir Bakışla. Şahin M (Çev),
5. Baskı, Ankara: Nobel Yayın Dağıtım; 2009.
105.Oksal A. Güdülenme ve Öğretim. Ersanlı K, Ersin U (Ed), Eğitim
Psikolojisi, 1. Baskı (435-450), İstanbul: Lisans Yayınevi; 2007.
- 124 -
106.Yazıcı H. Motivasyon. Özbay Y, Erkan S (Ed.), Eğitim Psikolojisi, 2.
Baskı (379-405). Ankara: Pegem Akademi; 2009.
107.Craigh F. Coach- athlete Interactions and Team Climate, Journal of
Sport Psychology, 1982; 4: 338.
108.Aslan A. Türkiye Profesyonel 1.2.3. ligi ve Amatör Takımların Başarı
Motivasyonu
Farklılıkları
ve
Sportif
Tecrübe
Dağılımları
Üzerine
Araştırma. Yüksek Lisans. Ankara; Gazi Üniversitesi; 2000.
109.Mcafee R.B, Champagne J.P.
Organizational
Behaviour:
A.A
Manager’s View.West Publishing Company; 1987.
110.Keith D. İşletmede İnsan Davranışı-Örgütsel Davranış. 2.Baskı. Tosun
K (Çev). İstanbul: İ.Ü.İşletme İktisadı Enstitüsü Yayınları; 1987.
111.Dündar S, Özkutlu H, Taşpınar
F. İçsel ve Dışsal Motivasyon
Araçlarının İşgörenlerin Motivasyonu Üzerindeki Etkisi: Amprik Bir
İnceleme. Ticaret ve Turizm Eğt Fak Dergisi 2007; 2: 48-54
112.Çakmak M, Kayabaşı Y. Öğrenme-Öğretme Sürecinde Öğretmenlerin
Kullandıkları Motivasyon Stratejileri Konusunda Öğretmen Adaylarının
Görüşleri. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi. 2008;
41 (1): 325-338.
113.Demir H, Okan T. Motivasyon Üzerine Ulusal Kültür Etkisi. G. Ü İ.İ.B.F
Dergisi, 2009; 11 (1): 121-142.
114.Alkış H, Öztürk Y. Otel İşletmelerinde Motivasyon Faktörleri Üzerine
Bir Araştırma. Elektronik Sos Bil Der 2009; 28 (8): 212-236.
115.Örücü E, Kanbur A. Örgütsel-Yönetsel Motivasyon Faktörlerinin
Çalışanların Performans ve Verimliliğine Etkilerini incelemeye Yönelik
Ampirik Bir Çalışma: Hizmet ve Endüstri işletmesi Örneği. Yönetim ve
Ekonomi 2008; 15 (1): 27-35
- 125 -
116.Aktaş
Z,
Çobanoğlu
G,
Yazıcılar
İ,
Er
N.
Profesyonel
Basketbolcularda Spora Özgü Başarı Motivasyon Düzeyinin Cinsiyetler
Açısından Karşılaştırılması. Spormetre Dergisi 2006; 4 (2): 55-59.
117.Kanbur E. Toplam Kalite Yönetimi Uygulayan İşletmelerde İşgören
Motivasyonunu Etkileyen Faktörler; Mobilya ve Gıda Sektörlerinde
Ampirik Bir Araştırma. Yüksek Lisans. Balıkesir: Balıkesir Üniversitesi;
2005.
118.Göncü G. Kamu Sektörü ve Özel Sektör Çalışanlarının Motivasyonları
Üzerine Karşılaştırmalı Çalışma: Antalya’da Yapılan Bir Araştırma.
Yüksek Lisans. Antalya: Akdeniz Üniversitesi; 2005.
119.Özgür E. Performans Yönetimi ile Motivasyon İlişkisi: Bir Uygulama.
Yüksek Lisans. Erzurum: Atatürk Üniversitesi; 2006.
120.Türkmen M. Profesyonel Erkek Futbolcular ile Amatör erkek
Futbolcuların Başarı Motivasyon Düzeylerinin Karşılaştırılması. Yüksek
Lisans. Manisa: Celal Bayar Üniversitesi; 2005.
121.Frost R.O, Martin P, Lahart C, Rosenblate R. The Dimensions of
Perfectionism, Cognitive Therapy and Research, 1990; 14: 449-468.
122.Whittaker P.D. Perfectionism's Relationship To Anxiety, Depression,
And Attributional Style Within A Stressful Task Paradigm. Phd. Texas:
Tech University; 2002.
123.Rice K.G, Preusser K.J. The Adaptive and Maladaptive Perfectionism
Scale. Measurement and Evaluation in Counseling and Development,
2002; 34 (4): 210-222.
124.Simonet C.T. The Relationship of Self-Oriented And SociallyPrescribed Perfectionism to State Anxiety, Negative Affect, And Task
Performance: Validation Of The Multidimensional Perfectionism Scale.
San Diego: California School Of Professional Psychology; 1997.
- 126 -
125.Frost RO, Trepanier KL, Brown EJ, Heimberg RG. Self- Monitoring of
Mistakes Among Subjects High and Low In Perfectionistic Concern Over
Mistakes. Cognitive Therapy and Research 1997; 21: 209-222.
126.Antony M, Swinson RP. Mükemmeliyetçilik Dost Sandığımız Düşman.
Açıkgöz A (Çev). İstanbul: Kuraldışı Yayınları; 2000.
127.Enns W.M, Cox B.J. Perfectionism, Stressful Life Events, and the 1Year Outcome of Depression. Cognitive Therapy and Research 2005;
29: 541- 553.
128.Hewitt P.L, Flett G.L. Perfectionism in the Self and Social
Contexts:Conceptualization,
Assessment,
and
Association
with
Psychopathology. Journal of Personality and Social Psychology, 1991;
60 (3): 456- 470.
129.Chang E.C. Perfectionism as a Predictor of Positive and Negative
Psycohogical Outcomes: Examining a Mediation Model in Younger and
Older Adults, Journal of Counseling Psychology 2001; 47: 18-26.
130.Gilman R, Ashby J.S. Multidimensional Perfectionism in a Sample of
MiddleSchool Students: An Exploratory Investigation. Psychology in the
Schools 2003; 40: 677-689.
131.Flett G.L, Hewitt P.L, Singer A. Perfectionism and Parental Authority
Styles.InviduaL Pscyhology 1995; 51: 506-60.
132.Robbins S.P. Organizational Behavior: Concepts, Controversies, and
Applications. Seventh edition. NewYork: Englewood Cliffs Prentice Hall;
1996.
133.Mobley M, Slaney R.B, Rice K.G. Cultural Validity of the Almost
PerfectScale-Revised for African American College Students. Journal of
Counseling Psychology 2005; 52: 629-639.
- 127 -
134.Bieling P.J, Alden L.E. The Consequences of Perfectionism for
Patients with Social Phobia. British Journal Of Clinical Psychology 1997;
36 (3): 387-395.
135.Ommundsen Y, Roberts G.C, Lemrye P,
Miller B.W. Peer
Relationships in Adolescent Competitive Soccer: Associations to
Perceived Motivational Climate, Achievement Goals and Perfectionism.
Journal of Sports Sciences 2005; 23 (9): 977-989.
136.Gül E.S, Yılmaz A.B. Mükemmeliyetçili¤in Depresyon, Antidepresana
Yanıt
ve
İntihar
Düşüncesi
ile
ilişkisi.
Bulletin
of
Clinical
Psychopharmacology 2008; 19 (1): 7-15
137.Örgün S. Anne-Baba Tutumları ile 8. Sınıf Öğrencilerinin Benlik
Saygıları ve Atılganlıkları Arasındaki İlişki. Yüksek Lisans. İstanbul:
Marmara Üniversitesi; 2000.
138.Oral M. The Relationship Between Dimensions of Perfectionism
Stresful Events and Depressive Symptoms in University Students.
Master. Ankara: Middle East Technical University; 1999.
139.Benk A. Üniversite Öğrencilerinde Mükemmeliyetçi Kişilik Özelliğinin
Psikolojik
Belirtilerle
İlişkisi.
Yüksek
Lisans.
İstanbul:
Marmara
Üniversitesi; 2006.
140.Tuncer
B.
Kaygı
Düzeyleri
Farklı
Üniversite
Hazırlık
Sınıfı
Örgencilerinin Mükemmeliyetçilik Özelliklerinin İncelenmesi. Yüksek
Lisans. Ankara: Hacettepe Üniversitesi; 2006.
141.Bencik S, Metin N. Mükemmeliyetçilik ve Üstün Yetenekliler. Çocuk
Gelişimi ve Eğitimi Dergisi 2005; 1 (2): 92-105.
142.Maner F, Aydın A. Bulimiya Nervozada Psikososyokültürel Etmenler.
Düşünen Adam 2007; 20 (1): 25-37.
- 128 -
143.Dilmaç B, Aydoğan D, Koruklu N, Deniz M.E. İlköğretim Öğrencilerinin
Mükemmeliyetçilik Özelliklerinin Mantık Dışı İnançlarla Açıklanabilirliği
Elementary Education Online 2009; 8 (3): 720-728.
144. Borg W.R, Gall M.D. Educational Research: An Introduction. Fifth
Edition. New York: Longman; 1985.
145. Ryan, R. M., Deci, E. L. Intrinsic and Extrinsic Motivations: Classic
Definitions and New Directions. Contemporary Educational Psychology;
2000, 25 (1): 54-67.
146. Gümüşeli A. İzmir Ortaöğretim Okulları Yöneticilerinin Öğretmenleri
İle Aralarındaki Çatışmaları Yönetme Biçimleri. Doktora. Ankara: Ankara
Üniversitesi; 1994.
147. Akbaş G. Servis Hemşirelerinin Stres ve Motivasyon Düzeylerinin
Belirlenmesi. Yüksek Lisans, İstanbul: Haliç Üniversitesi; 2007.
148. Özbay Y, Mısırlı Ö. Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği: Geçerlik
ve Güvenirlik Çalışması. VII. Ulusal Psikolojik Danışma ve Rehberlik
Kongresi Bildiri Kitabı. Malatya; 2003: 45- 64.
149. Frıday S.S, Frıday E. Racioethnic perceptions of job characteristics
and job satisfaction. Journal of Management Development 2003; 22 (5):
426-442.
150. Ceylan, A., Ercan, E., Alpkan L. “Çatışmanın Sebepleri Ve Yönetimi”,
Doğuş Üniversitesi Dergisi; 1(2): 39-51.
151. Kurçel MA. Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Hekimlerinin iş Doyumu
Ve Tükenmişlik Düzeyleri, H.Ü. Tıp Fak Der 2005; 2 (3): 10-15.
152. Yazıcı C, Sunay H. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne Bağlı
Amatör
Spor
Federasyonlarında
Görev
Yapan
Yöneticilerin
Personelleriyle Olan Çatışmaları Yönetme Yöntemleri. Spormetre Dergisi
2006; 4 (1): 31-37.
- 129 -
153. Rudawsky D.J., Lundgren D.C. ve Grasha A.F., “Competitive and
Collaborative Responses to Negative Feedback”, The International
Journal of Conflict Management; 1999 10 (2): 172-190.
154. Kaya N. Motivasyon Teorilerinde Ödüllendirme Sistemi ve Bir
Uygulama. Mezuniyet Tezi. Gebze: Gebze İleri Teknoloji Enstitüsü;
1998.
155. Kılınç, T Örgütlerde Çatışma: Mahiyeti ve Nedenleri, İstanbul
Üniversitesi İşletme, İstanbul Üniversitesi İsletme Fakültesi Dergisi; 1985
14 (1): 103-124.
156. Trimmer KJ, Madeline AD, Ellis B.
The Impact Of Personality
Diversity On Conflict In Isd Teams, The Journal Of Computer Information
Systems 2003; 42 (4): 7-14.
157. Yürür S. Yöneticilerin Çatışma Yönetim Tarzları ve Kişilik Özelliklerini
Arasındaki İlişkinin Analizine Yönelik Bir Araştırma. C.Ü. İ.İ.B.F
Dergisi1997; 10 (1): 23-28.
158. Body M, Callagham J. Task and Ego Goal Perspectives in Organized
Yought Sport. Int Journal of Sport Psychology 1994; 22: 411-424.
159. Lochbaum ., Roberts G. Goal Orientations and Perceptionsof the
Sport Experiences. Journal of Sport Exercises Psychology 1993; 15:
160-175.
160. Van PN. Self Enhancement Among Major Leage Soccer Players :
The Role of Importance and Ambiguity on Social Comparision Behavior.
Journal of Applied Social Psychology 1992; 22: 1186- 1198.
161. Dirim C. Kriz Döneminde Motivasyon Teorilerinin Gecerliliği ve Bir
Uygulama. Yüksek lisans. Yıldız teknik üniversitesi; 2004.
162. Güney F. Okul Yöneticilerin Duygusal Zeka ve Çatışma Yönetimi
Stratejileri
Arasındaki
İlişki.
Yüksek
Lisans.
İstanbul:
Maltepe
Üniversitesi; 2009.
- 130 -
163. Şirin EF. Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu Yöneticilerinin Liderlik
Stillerinin ve Çatışma Yönetim Stratejilerinin İncelenmesi. Doktora Tezi.
Ankara: Gazi üniversitesi; 2008.
164. Türker S. Öğretmenlerin Çatışma Yönetim Stratejileri ile Sürekli Öfke
Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi. Yüksek Lisans Tezi. Sakarya :
Sakarya Üniversitesi; 2010.
165. Şahin A. İlköğretim Okulu Yöneticilerinin Kişiler arası İletişim
Becerileri ve Çatışma Yönetimi Stratejileri Arasındaki İlişki. Yüksek
lisans. Antalya: Akdeniz üniversitesi: 2007.
166. Özgan H. İlköğretim Okulu Öğretmenlerinin Çatışma Yönetim
Stratejilerinin
İncelenmesi.
Yüksek
Lisans.
Gaziantep:
Gaziantep
Üniversitesi; 2006.
167. Üngören E, Cengiz F, Algür S. İş Tatmini ve Örgütsel Çatışma
Yönetimi Arasındaki İlişkinin Belirlenmesi: Konaklama İşletmeleri Üzerine
Bir Araştırma, Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, 2009; 27 (8): 45-53
168. Wall, J.P. & Callister, R. R. Conflict and Its Management, Journal of
Management; 1995, 21 (3): 515-558.
169. Seval H. Çatışmanın Yönetimi ve Etkileri, Tic.Tur.Eğt.Fak. Dergisi,
2006; 1; 78-86
170. Somken A, Yazıcıoğlu İ. Thomas Modeli Kapsamında Yöneticilerin
Çatışma Yönetimi Stilleri ve Tekstil İşletmelerinde Bir Alan Araştırması,
Sosyal Bilimler Dergisi Sayı, 2006; 15: 3-9
171. Kocaoğlu M. Mobbing Uygulamaları ve Motivasyon Arasındaki
İlişkinin İncelenmesine Yönelik Bir Araştırma. Yüksek Lisans. İstanbul:
Yıldız teknik üniversitesi; 2007
172. Mirap S. Sanal Organizasyonlar ve Sanal Organizasyonlarda
Çalışanların Motivasyonu ve İletişimi Üzerine Bir Araştırma. Yüksek
Lisans. Erciyes üniversitesi; 2004.
- 131 -
173. Taş M. Eğitimde Toplam Kalite Yönetimi Anlayışına Göre Hizmet içi
Eğitime Katılan Öğretmen ve Yöneticilerin İş Motivasyonuna İlişkin
Görüşlerinin Araştırılması. Yüksek Lisans. Adana: Çukurova Üniversitesi;
2004.
174. Ay F. İşletmelerde Çalışanların Motivasyonlarını Etkileyen Faktörler:
Bir Alan Araştırması. Yüksek Lisans. Sivas: Cumhuriyet Üniversitesi;
2006.
175. Yılmaz MK. Stres ve Motivasyonun Satış Gücünün İş Tatmini
Üzerindeki Etkisi: Erzurum da ki İlaç Satış Mümessilleri Üzerinde Bir
Çalışma. Yüksek Lisans. Erzurum: Atatürk üniversitesi; 2006.
- 132 -
10 EKLER
EK 1
Bilgi Formu
Yaşınız:
Mesleki Statünüz: ( ) Devlet memuru
( ) Serbest Meslek
Yöneticilik Yılınız:
Lig Türünüz: ( ) Süper Lig
( ) 1. Lig
( ) 2. Lig
- 133 -
EK 2
ÇBMÖ
Her bir maddeye “ (1) Kesinlikle katılmıyorum”,
“ (2) Katılmıyorum”, “ (3) Kararsızım”, “ (4) Katılıyorum” ve “
(5) Kesinlikle katılıyorum” tepkilerinde sadece bir tanesini işaretleyiniz.
Lütfen hiçbir maddeyi boş bırakmayınız. Teşekkürler.
Bazı maddeler verilmiştir.
1
5.
Anne-
babam
hatalarımı
asla
2
3
4
5
anlamaya ( ) ( ) ( ) ( ) ( )
çalışmadılar.
6. Yaptığım her şeyde tam anlamıyla yeterli olmak ( ) ( ) ( ) ( ) ( )
benim için çok önemlidir.
7. Düzenli (temiz) bir insanım.
() () () () ()
8. Düzenli (temiz) bir insan olmaya gayret ederim.
() () () () ()
9.
Okulda
başarısız
olursam,
kişi
olarak
da ( ) ( ) ( ) ( ) ( )
başarısızımdır.
10. Hata yaparsam sinirlenirim.
() () () () ()
16. Bir amaca ulaşmada dikkatimi odaklaştırmada ( ) ( ) ( ) ( ) ( )
çok iyiyimdir.
17. Bir şeyi çok dikkatli bir şekilde yapmış olsam bile, ( ) ( ) ( ) ( ) ( )
çoğu zaman yeterince
doğru olmadığı
hissine
kapılırım.
18.
Yaptığım
işlerde
en
iyiden
daha
azını ( ) ( ) ( ) ( ) ( )
gerçekleştirdiğimde öfkelenirim.
19. Çok yüksek hedeflerim vardır.
20.
Anne
babam
benden
() () () () ()
mükemmellik ( ) ( ) ( ) ( ) ( )
beklemektedirler.
- 134 -
26. Anne babam geleceğim konusunda daima ( ) ( ) ( ) ( ) ( )
benden daha çok beklentiye sahiplerdir.
27. Düzenli ve temiz bir kişi olmaya çalışırım.
() () () () ()
28. Daima her gün yaptığım basit şeylere ilişkin ( ) ( ) ( ) ( ) ( )
şüphelerim vardır.
29. Düzenlilik (temizlik) benim için çok önemlidir.
() () () () ()
30. Günlük işlerimde kendimden birçok insanın ( ) ( ) ( ) ( ) ( )
gösterdiğinden daha yüksek bir performans beklerim.
31. Düzenli (temiz) bir insanım.
() () () () ()
- 135 -
EK 3
ÇYSÖ
Aşağıda,
mesleğinizi
yaparken yasadığınız
anlaşmazlık
durumlarında nasıl davrandığınızla ile ilgili ifadeler bulunmaktadır.
Anlaşmazlık durumlarında nasıl davrandığınızı düşünerek soruları (X)
işareti koyarak cevaplayınız.
1. Hiçbir Zaman
2.Nadiren
3.Ara sıra
4.Sık sık
5.Her Zaman
Bazı Maddeler Aşağıda Verilmiştir.
1. Çalışma arkadaşlarımın beklentilerini karşılamaya çaba gösteririm.
1
2
3
4
5
2. Anlaşmazlıklara neden olan konuların tamamına anlamaya çalışırım.
1
2
3
4
5
3. Ortak amaçlar doğrultusunda çalıştığımızı düşünerek karsı tarafla
uzlaşmak isterim.
1
2
3
4
5
6. Gerginlikten kaçınmak için ne gerekiyorsa onu yaparım.
1
2
3
4
5
4
5
7. Prensip olarak, çatışmaktan kaçınırım.
1
2
3
8. Eğer karsı taraf ödün verecekse, ödün vermeye razı olurum.
1
12.
Çalışma
2
arkadaşlarımın
3
istekleri
4
5
için
kendi
4
5
isteklerimden
vazgeçebilirim.
1
2
3
13. Çalışma arkadaşlarımın önerilerine uyarım.
1
2
3
4
5
- 136 -
14. Çatışmamak için ilgi beklentilerimden vazgeçebilirim.
1
2
3
4
5
19. Anlaşmazlıklarda isteklerimin gelmesi için bilgi ve becerilerimi
kullanırım.
1
2
3
4
5
4
5
4
5
20Anlasmazlıkları açığa vurmamaya çalışırım.
1
2
3
21. Rekabet ederek kazanmaktan hoşlanırım.
1
2
3
- 137 -
EK 5
MÖ
Aşağıdaki her soru 1’den 7’ye kadar derecelendirilmiştir. “1”
kesinlikle katılmıyorum ile “7” kesinlikle katılıyorum arasında gösterilmekte
olan rakamlar “2,3,4,5,6” katılım derecesini ifade etmektedir. Her soru için
size uygun gelen puanı işaretleyiniz.
Bazı Maddeler Aşağıda Verilmiştir.
1.İşimde yalnızca hoşuma giden şeyleri yapmaktan hoşlanırım.
1
2
3
4
5
6
7
2.İşimi yaparken, daha çok hoşlandığım başka bir işi yapabilmek için
sık sık elimdeki işimi ertelerim.
1
2
3
4
5
6
7
3.İşi seçerken genellikle bana en hoş görünen işi seçerim.
1
2
3
4
5
6
7
6. Çalıştığım yerde yaptığım işten hoşlanmazsam, işten ayrılırım.
1
2
3
4
5
6
7
7.İşi esnasında ne kadar gayret sarf edeceğimi, işin gereksinimleri (iş
yapılması gerekenler) belirler.
1
2
3
4
5
6
7
8. Bir günlük ücret veriliyorsa, bir günlük iş yaparım.
1
2
3
4
5
6
7
12.İnsanlar daha iyi iş fırsatları yakalamak için, gözlerini ve kulaklarını
daima açık tutmalıdır.
1
2
3
4
5
6
7
13. Benim için, davranışlarımı diğer insanların onaylaması önemlidir.
1
2
3
4
5
6
7
- 138 -
14. Kararlarımı sık sık diğer insanların ne düşüneceğine dayanarak
alırım.
1
2
3
4
5
6
7
18. Çabama kurumdaki en yetkili kişiler tarafından değer verildiğini
bilirsem, var gücümle çalışırım.
1
2
3
4
5
6
7
19. Aldığım kararlar, kendim için koyduğum yüksek hedefleri yansıtır.
1
2
3
4
5
6
7
20. Yetenek ve becerilerimi kullanmama izin verecek bir kurumda
çalışmak benim için önemlidir.
1
2
3
4
5
6
7
6
7
27. Bu nedene inanmıyorsam çok çalışmam.
1
2
3
4
5
28. Çalışacağım Kurumu seçerken, inanç ve değerlerimi savunanı
ararım.
1
2
3
4
5
6
7
29. Çok çalışmam için bir organizasyonun misyonunun benim
değerlerimle uyumlu olması gerekir.
1
2
3
4
5
6
7
30. Eğer bir kurum onayladığım hedefler doğrultusunda çalışıyorsa,
böyle bir kurumun başarıdaki payımın ön plana çıkıp çıkmaması önemli
değildir.
1
2
3
4
5
6
7
- 139 -
11 ÖZGEÇMİŞ
Adı
: Akın
Soyadı
: ÇELİK
Doğum Yeri ve Tarihi :Erzurum.07.10.1976
EĞİTİM BİLGİLERİ
2008-2011
:
G.Ü. Sağlık Bilimleri Enstitüsü
Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı Doktora Programı
2006 -2008 G.Ü. Eğitim Bilimleri Enstitüsü
Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı Yüksek Lisans Programı
1997 – 2001 K.T.Ü. Fatih Eğitim Fakültesi Beden Eğitimi Bölümü
1991 – 1994 Trabzon Lisesi (TRABZON)
1988 – 1991 İbrahim Alemdağ Ortaokulu (TRABZON)
1983 – 1988 Çimenli İlköğretim Okulu (TRABZON)
YABANCI DİLİ
: İngilizce
- 141 -
Download