koklear implantlı olgularda düşük doz yüksek çözünürlüklü

advertisement
T.C.
Sağlık Bakanlığı
Taksim Eğitim ve Araştırma
Hastanesi
Radyodiagnostik Bölümü
Şef Rad. Dr.Bülent Öner
KOKLEAR İMPLANTLI OLGULARDA
DÜŞÜK DOZ YÜKSEK ÇÖZÜNÜRLÜKLÜ
BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ UYGULAMALARI
(Uzmanlık Tezi)
Dr. Sunel Serim
İstanbul 2006
Uzmanlık eğitimim boyunca bilgi ve deneyimleri ile en iyi şekilde
yetişmemi sağlayan değerli hocam ve klinik şefimiz Sayın Rad. Dr. Bülent
Öner’e,
Her konuda yakın destek ve katkılarını esirgemeyen şef yardımcılarımız
Sayın Rad. Dr.Mahmut Beşer ve Sayın Rad. Dr. M. Emin Zeybek’e,
İhtisas eğitimim boyunca bilgi ve birkimlerini benimle paylaşan kliniğimiz
başasistan ve uzman doktorlarına,
Beraber çalışmış olmaktan mutluluk duyduğum sevgili asistan
arkadaşlarım,kliniğimiz teknisyen ve personeline,
MRG eğitimim süresince engin bilgilerinden faydalandığım başta
anabilim dalı başkanı Sayın Prof. Dr. Canan Erzen ve tez çalışmamın
oluşmasında desteğini esirgemeyen Sayın Prof.Dr.Nihat Kodallı olmak
üzere tüm Marmara Üniversitesi Radyodiagnostik Anabilim Dalı öğretim
ve araştırma üyelerine,
Meslek hayatım boyunca desteğini yanımda hissettiğim değerli eşim,
oğlum ve sevgili aileme sonsuz teşekkürlerimi sunarım.
Dr. Sunel Serim
İÇİNDEKİLER
Sayfa
1. GİRİŞ................................................................................................ 1
2. GENEL BİLGİLER...........................................................................2
A- Embriyoloji.................................................................................. 2
B- Histoloji........................................................................................6
C- Anatomi......................................................................................10
D- İşitme Fizyolojisi........................................................................23
E- İşitme Kaybı Tipleri ve Nedenleri..............................................25
F- İşitmeye Yardımcı Cihazlar ve Koklear İmplant........................31
G- Koklear İmplantasyonda Radyolojik Görüntüleme................... 34
3. GEREÇ VE YÖNTEM................................................................... 38
4. BULGULAR....................................................................................40
5. TARTIŞMA.....................................................................................47
6. SONUÇ............................................................................................51
7. ÖZET...............................................................................................53
8. KAYNAKLAR............................................................................... 55
GİRİŞ:
Yüksek rezolüsyonlu Bilgisayarlı Tomografi tekniğinin gelişmesi ile
temporal kemik gibi karmaşık, küçük ve önemli anatomik alanlara sahip
bölgelerin incelenmesinde büyük ilerlemeler kaydedilmiştir.
Özellikle son yıllarda ağır işitme kaybı bulunan hastalarda duyma ve
konuşmaya yardım amaçlı Koklear implant uygulamalarında ve bu
operasyonu gerçekleştiren merkez sayısında belirgin bir artış söz konusudur.
En uygun koklear implant adaylarının saptanmasında olduğu gibi,
postoperatif olguların takibinde ve komplikasyonların değerlendirilmesinde
de, radyolojik tetkiklere ve deneyimli bir radyoloğa ihtiyaç duyulmaktadır.
Çalışmamızda çeşitli nedenlerle ağır işitme kaybı gelişmiş ve koklear
implant uygulanmış olgularda tanısal etkinliğini kaybetmeksizin efektif,
düşük doz yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografi tetkiki uygulayarak,
bu grup hastaların postoperatif takibinde yardımcı olmayı amaçladık.
1
GENEL BİLGİLER:
A-EMBRİYOLOJİ:
Kulak fonksiyonel olarak tek bir ünite gibi işlev gören, farklı kökene sahip
üç parçadan oluşur: a)ses dalgalarını sinir uyarılarına çeviren ve denge ile
ilgili bilgileri kaydeden iç kulak, b)sesi dış kulakdan iç kulağa ileten orta
kulak, c)ses toplayıcı organ olarak görev yapan dış kulak
a) İç kulağın gelişimi:
Yaklaşık 22 günlük embriyoda yüzey ektodermi kalınlaşır, yani otik plakları
ve ardından hızla invaje olarak otik vezikülleri meydana getirir. Otik
vezikül, sakkül ve koklear kanalı oluşturan ventral bir komponent ile,
utrikül, semisirküler kanallar ve endolenfatik duktusu meydana getiren
dorsal bir komponente bölünür. Bu şekilde meydana gelen epitelyal
yapıların hepsine birden membranöz labirent denir.
Gelişimin 6. haftasında sakkül kendi alt kutbunda tübüler şekilli bir çıkıntı
oluşturur. Koklear duktus adı verilen bu çıkıntı, 8. haftanın bitiminde 2,5 tur
oluşturacak şekilde çevresindeki mezenşimi deler. Bu çıkıntı, bundan sonra
sakkulün geri kalan kısmı ile bağlantısını, duktus reuniens denilen dar bir
yolla sağlar.
2
Koklear duktusu çevreleyen mezenşim, kısa sürede kıkırdağa farklanır.
Onuncu haftada, bu kıkırdak kabuk vakuolize olur ve skala vestibuli ile
skala timpani adlı iki adet perilenfatik boşluk meydana gelir. Koklear
duktus, daha sonra skala vestibuliden vestibuler membranla, ve skala
timpaniden de baziler membranla ayrılır. Koklear duktusun lateral duvarı,
çevresindeki kıkırdağa spiral ligament ile bağlı kalırken, median açısı ise
uzun bir kıkırdak çıkıntısı halindeki modiolusa tutunur ve bu oluşum
tarafından kısmen desteklenir.Modiolus ileride kemik kokleanın eksenini
oluşturacaktır.
Koklear kanalın epitelial hücreleri başlangıçta birbirinin aynıdır. Gelişimin
daha ileri evrelerinde bu hücreler iki kabarıklık oluştururlar: İç kabarıklık ,
gelecekteki spiral limbus ve dış kabarıklık. Dış çıkıntı, bir sıra iç ve üç veya
dört sıra da işitme sisteminin sensitif hücreleri olan, dış tüy hücrelerini (hair
cells) oluşturur.Bu hücrelerin üstü spiral limbusa bağlı , fibriler jelatinöz bir
madde olan tektorial membran ile örtülür.Duyu hücreleri ve üzerlerindeki
tektorial membranın tümüne birden “Corti organı” adı verilir. Bu organ
tarafından alınan uyarılar spiral gangliona ve buradan da 8.kranial sinirin
işitme lifleri ile sinir sistemine iletilir.
Semisirküler kanallar gelişimin 6.haftasında, otik vezikülün utriküler
kısmından dışarı doğru uzanan yassı çıkıntılar şeklinde belirirler. Bu
çıkıntıların duvarlarının merkezi kısımları zamanla, birbirlerini karşılayacak
bir pozisyona gelirler ve daha sonra kaybolarak üç tane semisirküler kanalın
oluşmasını sağlarlar.
3
Otik vezikülün oluşumu sırasında, küçük bir hücre grubu vezikül duvarından
uzaklaşır ve statoakustik ganglionu oluşturur.Bu ganglionun diğer hücreleri
nöral krestten kaynaklanır.Ganglion daha sonra, sırasıyla korti organının ve
sakkül, utrikül ve semisirküler kanalın duyu hücrelerini inerve eden, koklear
ve vestibuler parçalara ayrılır (1,2).
b) Orta kulağın gelişimi:
Timpanik boşluk ve östaki borusundan meydana gelen orta kulak 1.faringeal
poşdan köken alır ve ve endoderm kaynaklı epitelle döşelidir. Bu poş lateral
istikamette hızla büyüyerek 1. faringeal kleftin tabanıyla temasa geçer.Poşun
proksimal parçası dar olarak kalır ve östaki tüpünü oluştururken distal
parçası, tubotimpanik girinti genişleyerek primitif timpanik boşluğu
meydana getirir.Östaki tüpü orta kulak ve nazofarenksi birleştiren bir
kanaldır.
Malleus ve inkus 1.faringeal, stapes ise 2.faringeal arkus kıkırdağından
gelişir. Kemikçikler, fetal yaşamın ilk yarısında belirse de 8.aya kadar
çevrelerindeki mezenşim içinde gömülü kalırlar, daha sonra bu yapı
kaybolur. Bundan sonra, primitif timpanik boşluğun endodermal epiteli,
giderek gelişmekte olan boşluk boyunca uzanır. Timpanik boşluk öncekine
göre en az iki katı büyüklüğe ulaşır. Kemikçikler, çevrelerindeki mezanşimal
dokudan tümüyle serbestleştikten sonra, endodermal epitel tarafından
mezanter benzeri bir yapı ile boşluk duvarlarına bağlanırlar. Kemikçiklerin
destek bağları, daha sonra bu mezanter içinde oluşur.
Malleus 1.faringeal arkusdan köken aldığı için, bunun kası olan tensor
timpani trigeminal sinirin mandibuler dalı tarafından inerve edilir. Benzer
4
şekilde, stapes kemiğine bağlı olan stapedius kası da, 2.faringeal arkusun
siniri olan fasial sinir tarafından innerve edilir.
Fetal yaşamın geç dönemlerinde, orta kulak boşluğu, çevre dokuların
vakuolizasyonu
ile
dorsale
doğru
genişler
ve
timpanik
antrumu
oluşturur.Doğumdan sonra, gelişmekte olan mastoid proses, orta kulak
boşluğunun epiteli terafından istila edilir ve epitel ile döşeli hava kesecikleri
oluşur (pnömatizasyon). Mastoid hava kesecikleri bir süre sonra, antrum ve
orta kulak boşluğuna temas eder.Orta kulaktaki enflamasyonun antrum ve
mastoid hava hücrelerine yayılması, orta kulak enfeksiyonlarının sık
rastlanan komplikasyonlarındandır (1,2).
c) Dış kulağın gelişimi:
Dış kulak yolu 1. faringeal kleftin dorsal parçasından gelişir. Üçüncü ayın
başında, dış kulak yolunun dibindeki epitelial hücreler çoğalarak meatal
tıkaç adı verilen solid bir epitelial yapı oluşturur. Yedinci ayda bu tıkaç
çözülür ve meatus tabanını örten epitel kalıcı kulak zarının oluşumuna
katılır. Bazen meatal tıkacın doğuma kadar çözülmemesi konjenital
sağırlıkla sonuçlanır.
Kulak zarı, a)dış kulak zarının dibini döşeyen ektodermal epitel, b)orta kulak
endotelial epiteli, c)fibröz striatumu oluşturan intermediate bağ dokusu
tabakası tarafından oluşturulur. Kulak zarının büyük bir bölümü malleus
koluna sıkıca yapışıktır. Geri kalan kısmı ise, dış kulak ile orta kulak
arasında bir bölme görevini görür.
5
Kulak kepçesi, 1. ve 2. faringeal arkusların dorsal uçlarında bulunan ve 1.
faringeal klefti çevreleyen 6 mezanşimal proliferasyon bölgesinden gelişir.
Dış kulak yolunun her iki tarafında üçer adet şeklinde yer alan bu şişlikler,
daha sonra birleşerek kalıcı kulak kepçesini oluştururlar. Kulak kepçesi
çıkıntılarının kaynaşması oldukça komplike bir süreç olduğundan, kulak
kepçesinin gelişimsel bozukluklarına oldukça sık rastlanır.Başlangıçta, dış
kulak boynun alt bölgesinde yer alır ve mandibulanın gelişmesi ile başın yan
taraflarına doğru yüz seviyesine dek yükselir (1).
B-HİSTOLOJİ:
a) Dış kulak: Kulak kepçesi her tarafından sıkıca yapışmış deri ile kaplı,
düzensiz şekilli bir elastik kıkırdak tabakadan oluşur.Çok katlı yassı bir
epitel dış kulak yolunu sarar, kıl folikülleri, sebase bezler ve bir tür modifiye
ter bezi olan kulak kiri bezleri submukozada bulunur. Tüyler ve kulak kiri
olasılıkla koruyucu görevi üstlenir.Dış kulak yolunun üçte bir dış kısmı
elastik kıkırdak tarafından desteklenirken, kanalın iç kısmını temporal kemik
destekler. Oval timpanik zar dış kulak yolunun en sonunda yer alır ve dış
yüzeyi ince bir epidermisle, iç yüzeyi timpanik kavite ile devamlılık
gösteren basit kuboidal epitel ile örtüdüdür. İki epitel örtü arasında kollajen
elastik lifler ve fibroblastlardan oluşmuş sert bir bağ dokusu tabakası
vardır.Timpanik membran ses titreşimlerini orta kulağın kemikçiklerine
iletir (2) (Resim 1).
b) Orta kulak: Timpanik kavite temporal kemiğin içinde, timpanik membran
ve iç kulağın kemik kısmı arasında yer alan düzensiz bir boşluktur. Ön
tarafta östaki borusu aracılığıyla farinksle, ve arkada temporal kemiğin
6
mastoid çıkıntısının hava dolu boşlukları ile ilişkidedir. Orta kulak periosta
sıkıca yapışık ince lamina proprianın üstünde yer alan tek katlı yassı epitel
ile çevrilidir. Östaki borusunun yanında ve iç kısımlarında, orta kulağı
çevreleyen tek katlı epitel yavaşça, titrek tüylü yalancı çok katlı silindirik
epitele dönüşür. Östaki borusu yutkunma işlemi sırasında açılarak orta kulak
taki basıncı atmosfer basıncı ile dengeler. Orta kulağın medial kemikli
duvarında oval ve yuvarlak pencere adı verilen iki adet zarla kaplı kemiksiz
bölge bulunur. Timpanik membran oval pencereye 3 dizi küçük kemikle
bağlanır; işitme kemikleri, malleus, incus ve stapes (Resim 1). Kemikler de
tek katlı yassı epitel ile örtülüdür ve malleus ile stapese yapışık iki küçük
kas bulunur (2).
c) İç kulak: Kemik ve membranöz labirentten oluşmuştur (Resim 1).
Membranöz labirent ektodermal orijinli epitel kaplı devamlı bir dizi
kaviteden oluşur. Embriyolojik gelişim esnasında epitel örtüsünden
farklılaşarak utrikül ve sakkülün makulası, semisirküler duktusların kristası
ve koklear kanalın Corti organı gibi özelleşmiş duysal yapılar gelişir.Kemik
labirent temporal kemikteki boşluklardan oluşur. Sakkül ve utrikülün
bulunduğu düzensiz merkezi bir boşluk vardır, vestibül. Arkada 3
semisirküler kanal semisirküler duktusları sarar, önde ise anterolateral
konumdaki koklea, koklea duktuslarını içerir (Resim 1). Koklea yaklaşık
35mm uzunluğundadır ve modiolus adıyla bilinen kemik kaide etrafında 2.5
sarmal yapar.Modiolus 8. kafa çiftinin akustik dalının, hücre karyonlarını,
çıkıntılarını ve kan damarlarını içeren boşluklara sahiptir.Modiolusdan
lateral olarak ince kemik yüzey- kemiksi spiral lamina- uzanır. Bu yapı
kokleadan bazale doğru uzanır (Resim 2). Koklea kanalı bir ses reseptörü
olarak özelleşmiştir.
Histolojik kesitlerde kokleanın 3 boşluğa ayrıldığı
7
görülür; skala vestibuli(üstte), skala media ve altta skala tympani (Resim 2).
Skala vestibuli ve skala tympani perilenf içerir ve oval pencereden başlayıp
yuvarlak pencerede sonlanan uzun birer borudurlar.Kokleanın tepesinde
helikotrema adı verilen bir açıklık ile birbirleri ile ilişkidedirler (Resim 1).
Skala mediada endolenf bulunur ve skala mediada bulunan korti organı
değişik ses frekanslarına cevap veren iç ve dış tüy hücreleri içermektedir.
Hem iç hem de dış tüy hücreleri motor sinir uçları içerir. Corti organının
bipolar afferent nöronlarının hücre gövdeleri modiolusda yer alır ve spiral
ganglionu oluşturur.
Vestibül ve semisirküler kanalların kemik duvarları, bir model oluşturan çok
sayıda yassı bağ doku hücre tabakaları ile kaplıdır. Bu tabakadan ince bir
trabekül (ince fibriller ve fibroblastları içeren) utrikül, sakkül ve
semisirküler duktuslara uzanırak, membranöz labirentin bu kısımlarını
destekler. Kan damarları da bu bağ dokunun içinde bulunur.
Kemik labirent ekstrasellüler sıvıların bileşimine benzer ama çok düşük
protein içeren perilenfa ile doludur. Membranöz labirentte ise endolenfa
bulunur (2).
8
Resim 1
Resim 2
9
C-ANATOMİ:
I) Temporal Kemiğin Anatomisi:
Temporal kemik kafatası boşluğunu yan ve alttan kapatır. Skuamöz parçası
ile önde sfenoid kemiğin ala majoru ve yukarıda parietal kemikle, mastoid
parçası ile arkada occipital kemik ve bir miktar da parietal kemiğin arka alt
köşesi ile birleşir. Oluşturduğu temporomandibular eklem sayesinde
mandibula ile komşudur (3,7).
Temporal kemik üç parçadan oluşur:
1.Pars mastoidea: Temporal kemiğin bu parçası ,pars mastoidea ve piramis
olmak üzere iki parçaya ayrılır.
Pars mastoideanın iç yüzünde sigmoid sinüsün yerleştiği ,sulkus sinüs
sigmoidei vardır.Mastoid çıkıntının içinde , birbirleriyle ilişkili, bazılarının
hava, bazılarının da kırmızı ilik içerdiği hücreler bulunur. Bu hücrelerden en
büyüğüne antrum mastoideum denir.
Piramisin ön arka ve alt olmak üzere üç yüzü vardır. Ön yüzünde; piramisin
tepesi yakınında, n.trigeminusa ait ganglion semilunare (gasser ganglionu)
‘nin bulunduğu impressia trigemini vardır. Ön yüzünün dış kısmında,
içerisinde süperior semisirküler kanalın bulunduğu eminentia arkuata ve
bunun ön ve biraz dış kısmında kavum timpaninin tavanını yapan tegmen
timpani bulunur. Arka yüzünde; bu yüzün ortasında iç kulak yolu deliği olan
porus akustikus internus ve bu deliğin biraz üst ve arka tarafında akuaduktus
vestibulinin dış ağzı mevcuttur.
10
Alt yüzünde; bu yüzün arka parçasında, aşağıya ve öne doğru uzanan
proc.stiloideus bulunur. Bu çıkıntının arka dış tarafında ise içinde internal
juguler venin bulbus kısmının bulunduğu fossa jugularis mevcuttur. Yine
styloid çıkıntının önünde ve dış tarafında internal karotis aterin geçtiği
kanalis karotikus’un dış deliği ve bu deliğin dış ve ön tarafında içinden
m.tensor tympani ve östaki borusunun geçtiği kanalis muskulotubarius’un
dış deliği vardır (3).
2.Pars timpanika: Piramidin dış tarafında olan bu parçanın ortasında, işitme
yolunun kemik parçasının dış ağızı olan porus akustikus eksternus bulunur.
3.Pars skuamoza: Dış ve iç olmak üzere iki yüzü vardır.İç yüzünde
a.meningea media’nın geçtiği arter sulkusu bulunur.Dış yüzünde ise proc.
Zigomatikus denilen çıkıntı ve bunun altında kapitulum mandibula ile eklem
yapan, fossa mandibula bulunur.
II) Kulağın Anatomisi:
1.Dış kulak: Aurikula ve dış kulak yolundan oluşur. Aurikula deriyle kaplı
olan ince bir elastik kıkırdak ve kas tabakası içerir. Dış kulak yolu 2.5 cm
uzunluğundadır. 1/3 dış kısmı elastik kıkırdaktan, 2/3 iç kısmı kemikten
oluşur. Arterleri ,a. Timpanika anterior ve posterior, a.temporalis’dir. Venöz
dolaşımı ise, pleksus pterigus yoluyla vena jugularis eksternaya dökülerek
sağlanır(3).
2.Orta kulak: Orta kulak iç yüzleri mukoza ile örtülü, hava barındıran
boşluklardan meydana gelmektedir. Üç anatomik yapıdan oluşur: 1-Kavum
timpani 2- Tuba auditiva 3-Antrum mastoideum ve sellüla mastoidea
11
Kavum timpani: Timpan boşluğu, timpan zarı ile iç kulak arasında bulunan
dar ve yüksek bir aralıktır. Boşluğun tavan,dış ,iç, alt,ön ve arka olmak üzere
6 duvarı vardır (Resim 3). Dış duvarın büyük bir bölümünü timpan zarı
oluşturur. Timpan zarı 10x8.5 mm boyularında, hafif oval biçimde ince bir
zardır.Oblik biçimde yerleşmiştir ve sulkus timpanikusa tutunmuştur. Dıştan
bakısında orta parçası içeri çökük olup umbo adını almaktadır. Bu
manibrium mallei’nin ucu tarafından oluşturulur. Malleus’un processus
lateralisi ise prominentia’yı oluşturur. Kulak zarı iki band tarafından üstte
gevşek olan pars fleksida (1/4’ü) ve altta gergin olan pars tensa (3/4’ü)
olmak üzere iki parçaya ayrılır (7).
İç duvar, orta kulağı iç kulaktan ayırır. Timpan zarının en çöküntülü
parçasının karşısındaki iç duvar üzerinde, iç kulakta bulunan koklea’nın
bazal kıvrımının oluşturduğu promontorium bulunur. Promontorium ile
timpan zarı arasındaki aralık takriben 2 mm kadardır ve burası timpan
boşluğunun en dar yeridir. Promontorium’un arka üst tarafında oval pencere
bulunur. Oval pencere vestibuluma açılır ve stapes’in tabanı ile
kapatılmıştır. Promontorium’un arka alt tarafında yuvarlak pencere bulunur
ve membrana timpani sekundaria adı verilen bir zar ile kapatılır. Yuvarlak
pencere iç kulağın kokleasına açılır. Oval pencerenin üstünde fasial sinirin
ikinci parçasının kabartısı ve bunun da üstünde lateral semisirküler kanalın
kabartısı bulunur.
Üst duvarı tegmen timpani yapar. Burada orta kulağın orta kranial fossadan
ayıran kemik çok incedir ve bazen üzerinde delikler de bulunur. Böylece
kronik otit vakalarında bu duvarın erozyonu ile iltihabi proçes beyine
yayılabilmektedir. Kavum timpani’nin üst kısmında bulunan ve tegmen
12
timpani tarafından örtülen boşluğa prosessus epitimpanikus (attik) denir. Bu
boşlukta kaput mallei, korpus inkus ve nervus fasialisin yan dalı olan korda
timpani bulunmaktadır.
Alt duvar, orta kulağı fossa jugularisden ayıran ince kemikten yapılmıştır.
Ön duvarın alt parçası kanalis karotikus’un duvarından, üst parçası östaki
kanalının ağzı ve bunun üstünde tensor timpani kasının semikanalından
yapılmıştır.
Arka duvarın üst parçasında aditus ad antrum, daha aşağıda içerisinde
m.stapedius’un bulunduğu eminentia piramidalis bulunur.Bu eminentianın
dış tarafındaki girintiye resessus fasialis, iç tarafındaki girintiye sinüs
timpani denmektedir.
Bu oluşumlar dışında bir de primer ve akkiz kolestaotomların yaygın
yerleştiği Prussak alanı (ressus timpani superior) ve malleusun başının iç
tarafındaki alana uyan anterior epitimpanik resses vardır. Prussak alanı’nın
sınırları dışta pars fleksida, içte malleusun boynu, üstte lateral malleolar
ligament, altta malleusun lateral prosessusu yapar (5,6,7).
Orta kulağın kemikçikleri; timpan boşluğunun üst parçasında bulunur ve bu
kemikçikler, az oynar eklemler aracılığıyla birbirine bağlanmıştır. Timpan
zarı ve oval pencere arasında uzanan zincir, malleus, inkus ve stapes olmak
üzere birbirlerine bağlı üç kemikçikten oluşur. Malleus (Çekiç)’un, kaput,
kollum ve manibrium olmak üzere üç parçası ve prosessus anterior ve
lateralis adını alan iki çıkıntısı vardır. Kaput mallei aracılığıyla korpus
inkudis ile eklem yapar. İnkus (örs), kaput, krus longum ve krus breve adı
13
verilen parçalardan oluşur. Krus longum aşağıya doğru uzanıp içe bükülerek,
stapesin başçığı ile eklem yapar. Stapes (üzengi) kaput ve bazis denilen iki
parçası ve bunları birbirine bağlayan krus anterior ve posterior adı verilen iki
koldan oluşur (Resim 4). Bazis stapedis oval pencereyi kapatır.
Orta kulakta, timpan zarının ve kemikçiklerinin durumunu ayarlayan iki
çizgili kas bulunur; m.tensor timpani ve m. Stapedius. M.tensor timpani
manibrium malleiye, m. Stapedius, stapesin arka yüzüne tutunur.
Orta kulağın arterleri, çıkan faringeal arter dalı olan inferior timpanik arter,
karotis eksterna dalı olan posterior timpanik arter, internal maksiller arter
dalı olan anterior timpanik arter ve a. Meningea medianın dalı olan süperior
timpanik arterdir. Venleri pleksus pterigoideus, v. Faringeusa , sinüs
petrozus superiora , v. Meningea mediaya ve sinüs transversusa dökülür
(5,7).
Antrum timpanik kavitenin arka üst kısmında bulunan bir boşluktur. Aditus
vasıtasıyla orta kulak ile birleşir. Çevresinde birbiri ile irtibatlı bir çok hava
hücresi bulunur. İç yan duvarda lateral semisirküler kanal, üstte orta kafa
çukuru, arkada sigmoid sinüs ile komşudur.
3-İç kulak anatomisi:İç kulak kemik labirent ve zar labirentten oluşur.
Kemik labirent zar labirent’in her yanını sarar ve aralarında perilenfatik sıvı
mevcuttur. Kemik labirent, önde koklea, ortada vestibül ve arkada
semisirküler kanallardan oluşur. Semisirküler kanallar superior, posterior ve
lateral olmak üzere üç tanedir ve vestibuluma açılırlar. Lateral semisirküler
14
kanal, kavum timpani ile komşu olduğundan orta kulak hastalıklarında
fistülize olabilir.
Koklea ortada modiolus denilen bir kolon ve bunun çevresinde 2.5 tur dönen
içi boşluklu kanalis koklea’dan oluşmuştur. Kanalis koklea lamina spiralis
ossea tarafından üst ve alt olmak üzere ikiye ayrılır. Üst kısmı skala vestibuli
adını alır ve vestibulum ön duvarına açılır, alt kısmı skala timpani adını alır
ve orta kulak boşluğuna yuvarlak pencere ile açılır. Korti organı koklear
kanalda lamina spiralis ossea üzerine oturmaktadır(7).
İnternal akustik kanal, yedinci ve sekizinci sinirleri içeren 1-2 cm
uzunluğunda bir kanaldır. Bu kanal fundus meatus akustikusda bir krista ile
üst ve alt olmak üzere ikiye ayrılır.
Fasial sinir, fasial kanal (fallop kanalı) içerisinde fundus ve meatus
akustikus internusun ön üst bölümünden başlar ve temporal kemik içinde
trasesi üç bölümden oluşur. Bunlar labirentin, timpanik ve mastoid kısımlar
olarak adlandırılır. Meatus akustikus internusdan sonra fasial sinir kanalı
vestibul ve koklea arasından geçerek, öne ve içe doğru devam eder.
Genikulat fossada ganglion genikulat’ı oluşturur ve büyük petrozal sinir
dalını verir. Daha sonra arkaya kıvrılarak anterior genusu yapar. Fasial
kanalın ilk segmenti olan labirintin segment en dar yeridir. Bundan sonra
kanal kavum timpani iç yan duvarında timpanik segment olarak arkaya
doğru devam eder. Timpanik segmentte kanalın yetersiz kemik kılıfı
nedeniyle fasial sinir özellikle oval pencere üstündeki kısmında orta kulak
lezyonlarından kolayca etkilenebilir. Horizontal seyir gösteren timpanik
bölümden sonra fasial sinir kanalı ikinci yani posterior genusu yaparak
15
vertikal uzanım gösterir. Sonra mastoid parça içinde aşağıya doğru devam
eder. Styloid foramenden çıkarak infraforaminal kısım adını alır. Bunlar
fasial sinirin temporal kemik bölümleridir. Ayrıca fasial sinirin ponsdan
kaynaklanıp internal akustik kanala kadar olan intrakranial kesimi de
bulunur (6,7).
Resim 3
Resim 4
16
Resim 5 (A-O): İnferiordan superiora normal aksiyel temporal kemik kesitleri.
17
18
Resim 6 ( A-I): Posteriordan anteriora temporal kemik normal koronal kesit imajları
19
20
RESİM 5 & 6’nın KISALTMALARI (6):
AA
AAr
AE
AGVII
ATVII
BCJn
BET
BTC
C
CA
CC
CF
CJS
CoF
CfP
CP
DN
E
EAC
FA
FELS
FNR
FO
FR
FS
GSPN
H
HC
HICA
IAC
JB
JF
JFPN
JFPV
JS
JV
KS
LER
Aditus ad antrum
Arcuate artery channel
Arcuate eminence
Anterior genu of facial nerve
(geniculate ganglion segment)
Anterior tympanic segment of facial
nerve
Bony-cartilaginous junction of
external auditory canal wall
Bony eustachian tube
Basal turn of cochlea (cochlear first
turn)
Clivus
Cochlear aqueduct
Common crus (crus commonis)
Crista falciformis (horizontal or
falciform crest)
Caroticojugular spine
Condylar fossa
Cochleariform process
Cochlear promontory (lateral
cochlear wall projecting into middle
ear cavity)
Digastric notch (site of skull base
attachment of posterior belly
digastric muscle)
Epitympanum
External auditory canal
Fissula antefenestram
Fovea for endolymphatic sac
Facial nerve recess
Foramen ovale
Foramen rotundum
Foramen spinosum
Greater superficial petrosal nerve
(facial nerve branch; function =
lacrimation)
Hypotympanum
Hypoglossal canal
Horizontal portion of petrous internal
carotid artery
Internal auditory canal
Jugular bulb
Jugular foramen
Jugular foramen, pars nervosa
portion
Jugular foramen, pars vascularis
portion
Jugular spine
Jugular vein
Korner's septum
LSC
LVII
M
MA
MC
MM
Mo
MVII
OMS
OW
PAMs
PAPn
PE
PGVII
Pi
POF
PSC
RWN
S
SM
SMF
SP
SPI
SP1
SS
SSC
SSS
ST
STC
TA
TM
TMa
TTM
TTT
TVII
V
VA
VC
VICA
21
Lateral epitympanic recess
(Prussak's space)
Lateral semicircular canal
(horizontal semicircular canal)
Labyrinthine segment of facial nerve
Mesotympanum
Mastoid antrum (Gr. antron = cave)
Mandibular condyle
Manubrium of malleus
Modiolus of cochlea
Mastoid segment of facial nerve
(descending segment)
Occipitomastoid suture
Oval window
Petrous apex with marrow space
Petrous apex with pneumatization
Pyramidal eminence
Posterior genu of facial nerve
Pinna of external ear
Petro-occipital fissure
Posterior semicircular canal
Round window niche
Scutum (cephalad attachment of
tympanic membrane)
Stapedius muscle
Stylomastoid foramen
Styloid process
Short process of incus
Sigmoid plate
Sigmoid sinus
Superior semicircular canal
Sphenosquamosal suture
Sinus tympani (tympanic sinus)
Second turn cochlea (cochlear
second turn)
Tympanic annulus (caudal
attachment of tympanic membrane)
Tympanic membrane
Tegmen mastoideum
Tensor tympani muscle
Tensor tympani tendon
Tympanic segment of facial nerve
(horizontal segment)
Vestibule
Vestibular aqueduct (bony channel
holding endolymphatic duct and part
of sac)
Vidian canal (contains vidian artery)
Vertical portion of petrous internal
carotid artery
D- İŞİTME FİZYOLOJİSİ:
Ses dalgaları iç kulaktaki Corti (işitme) organına 1.fizyolojik yol, 2. hava
yolu, 3.kemik yolu olmak üzere üç yol ile iletilir.
Fizyolojik yolda meatus akustikus eksternus ile gelen ses dalgaları timpanik
membranı titreştirerek kemikçikleri hareket ettirir. Membrana timpanika iç
yana doğru haraket ettiğinde manibrium mallei de iç yana hareket eder.
Malleusun ve incusun başı ise dış yana hareket eder. Ardından İncus’un
uzun kolu ve stapes birlikte iç yana hareketlenir. Bazis stapedis, fenestra
vestibulide iç yana itilir ve bu hareket skala vestibulideki perilenfaya iletilir.
Sıvılar sıkıştırılamadığı için skala timpani’nin alt parçasındaki fenestra
kokleada bulunan membrana tympani sekundariayı dışarı doğru iterek
kabarıklaştırır. Timpanik membran dış yana hareket ederse bu anlatılan
hareketlerin tersi meydana gelir.
Titreşimlerin kulak kemikleri ile timpanik membrandan perilenfaya geçmesi
ses dalgalarının gücünü 1,3/1 oranında artarırken, timpanik membranın
alanının bazis stapes alanından 17 kat büyük olması nedeniyle perilenfa
üzerindeki basınç 22/1 oranında arttırılmış olur. Ayrıca daha çabuk ve daha
şiddetli uyarılan skala vestibuli ile yuvarlak pencere yoluyla daha zayıf ve
geç uyarılan skala timpani arasında flüktüasyon oluşur. Bu fluktüasyon ile
endolenf içeren duktus koklearis içerisindeki corti organı uyarılır. Uyarılar
membrana tektorinin nöroepitelyal hücrelerle temasını sağlayarak akustik
sinirlerle iletilen impulsları oluşturur (7,8) (Resim 7).
22
Hava yolunda, otoskleroz gibi kemikçikler ile iletilemeyen hallerde kulak
zarı titreşimleri kavum timpanideki havayı titreştirir ve dalgalar yuvarlak
pencere sayesinde iç kulağa iletilir.
Kemik yol, ise kafa kemiklerinin titreşimi ile ses dalgalarının doğrudan iç
kulağa iletildiği yoldur.
Resim 7
23
E-İŞİTME KAYBI TİPLERİ VE NEDENLERİ (8,9):
Sağırlık, derecesine bağlı olmadan işitme kaybı olarak tanımlanır. Etkisi,
işitme kaybının ağırlığına, ilerleme hızına, iki kulağın birden tutulup
tutulmamış olmasına ve hastanın yaşına bağlıdır. Her iki kulağı da sağır
olarak doğan bir bebek, özel yardım olmadan konuşmayı öğrenemez ve ileri
derecede bir işitme kaybı söz konusuysa, normal bir dil gelişimi olanaksızdır
Normal olarak konuşan bir çocuk, ilk yaşlarda ileri derecede işitme kaybına
uğrarsa, konuşma yeteniğini hemen tümü ile yitirir. Sağırlık erişkin yaşlarda
ortaya çıkarsa, hasta sözcük dağarcığını yitirmez, ancak kendi sesini
duymadığından, sesi kulak tırmalayan, tiz ve monoton bir özellik kazanır.
İşitme kaybı iletim tipi ve sinirsel olmak üzere iki tipdir. İletim tipi
sağırlıkta, ses dalgalarının dış kulak kanalından stapesin tabanın kadar olan
iletim yolunda herhangi bir engel mevcuttur. Sensorinöral sağırlıkta ise
fenestra ovale’nin proksimalinde bir bozukluk söz konusudur. Patoloji,
kokleada (duysal), nervus koklearisde (sinirsel), ya da daha ender olarak
merkezi sinir yollarındadır.
İletim tipi sağırlık, beş farklı mekanik nedene bağlıdır; 1-dış kulak yolunda
tıkanıklık, 2-kulak zarının delinmesi, 3-kemikçikler zincirinde kesinti, 4kemikçikler zincirinde yapışıklık, 5-östaki borusunda işlev bozukluğu
Tıkanıklık; en sık dış kulak yolundaki buşona bağlıdır. Meatus eksternus
çevresindeki enfeksiyon ya da otitis eksterna akıntısına bağlı olarak da
ortaya çıkabilir. Daha az karşılaşılan nedenler, konjenital gelişim anomalileri
ve yabancı cisimdir.
24
Kulak zarı delinmesi, ses dalgalarının titreştiği bölgeyi küçülterek ses
iletimini bozar. Ses dalgalarının yaptığı basınç -normalin aksine- zarın iç
yüzeyine çarparak ve yuvarlak pencereyi örten zarı da ses basıncına maruz
bırakarak, ses iletiminin koklea içindeki normal yolunu tersine çevirir.
Perforasyon, bir enfeksiyon sonrası olabileceği gibi, avuç içi ile kulak
üzerine vurulması gibi travmalara bağlı olarak da oluşabilir. Suya dalma
sırasındaki ani basınç değişikliklerine bağlı perforasyon daha ender görülür.
Kemikçikler zincirinde kesinti, genellikle enfeksiyonların orta kulakda
yaptığı hasar sonucu gelişir. İnkus’un uzun çıkıntısı çoğunlukla harab olur.
Baş yada kulak yaralanmaları sırasında, kemikçikler birbirinden koparak
ayrılabilir.
Kemikçikler zicirinde yapışıklık, otosklerozun tipik bulgusudur. Genetik
geçişli bir hastalık olan otosklerozda, stapesin tabanı fenestra ovaleye
yapışmıştır. Kemikçikler zincirinin diğer bölümleri normaldir. Otoskleroz,
timpanoskleroz
ile
karıştırılmamalıdır.
Timpanosklerozda,
yineleyen
iltihaplar sonucu, orta kulak boşluğunu döşeyen mukozanın altında hyalin
birikir. Muayenede bu birinkintiler “tebeşir lekeleri” biçiminde görülürler ve
yerleştikleri bölgeye göre kemikçikler zincirinin herhangi bir yerinde
hareketi engelleyebilirler.
Östaki borusunun işlevlerinde bozukluk çocuklarda sık görülür. Sekretuvar
otitis media’nın da eşlik etttiği bu tabloda orta kulak boşluğunda ileri
derecede visköz bir sıvının biriktiği görülür (“glue ear” =zamklı kulak). Bu
hastalıkta, orta kulak boşluğundaki havanın emilmesi sonucunda kulak zarı
içe çöker ve serbestçe titreşemez. Daha sonra orta kulakta sıvı birikir.
25
Zamklı kulak okul çağındaki çocuklarda ensık görülen akkiz işitme kaybı
nedenidir (8). Östaki borusunun ağzının normal gelişimindeki bir bozukluğa
bağlı olabileceği gibi, nazofaringeal orifisinde bir tıkanıklık da söz konusu
olabilir. Sürekli enfekte olan ve büyümüş adenoidlerin orta kulaktaki
havanın ventilasyonunu önlemedeki rolü tartışmalıdır. Erişikinlerde görülen
orta kulak efüzyonları, çoğunlukla sulu kıvamda ve serözdür. Bunlar,
sıklıkla, üst solunum yolunun viral enfeksiyonları veya uçaklarda oluşan
barotravmaları izleyerek gelişir. Ancak, kendini orta kulak akıntısı ve
arkasından iletim tipi sağırlık ile gösteren nazofarenks karsinomu ekarte
edilmelidir (8).
Sinirsel tip sağırlığın başlıca üç türü vardır; bilateral ve ilerleyici; unilateral
ve ilerleyici; ani gelişen (8).
Bilateral ve ilerleyici sinirsel sağırlığın en sık rastlanılan nedeni, yaşa bağlı
dejenerasyon yani presbiakuzidir. Benzer bir ilerleyici bilateral işitme kaybı,
bazen orta yaşta da görülür ve “presenil” dejeneratif değişiklik olarak kabul
görür. Gürültü ve otoksik ilaçlar da, bilateral ilerleyici işitme kaybına neden
olabilir. Şiddetli gürültü, Corti organının tüylü hücrelerini hasara uğratır.
Hasar, kısa süreli şiddetli sese bağlı olarak ortaya çıkabilirse de, genellikle
siddetli sese uzun süre maruz kalanlarda görülür. Atıcılık gibi hobileri
olanlarda ve motorlu taşıt kullananlarda oluşabilir.
Ototoksik ilaçlar, özellikle aminoglikozid grubu antibiotikler, kokleadaki
tüylü hücreleri harab ederler. Genelde sistemik kullanımda ortaya çıkan bu
yan etki, neomisinin geniş topikal kullanımında ya da bronşların içerisine
püskültülmesinde de görülebilir. Hasar geriye dönüşümsüzdür ve tedavinin
26
kesilmesine rağmen ilerleyebilir. Bunun dışında intravenöz frusemid ve
etakrinik asit gibi yaygın kullanılan diüretikler de ototoksik etki gösterebilir.
Yüksek doz salisilat kullanımında da ototoksik etki ortaya çıkabilir ve bu
genellikle geriye dönüşümlüdür.
Unilateral ve ilerleyici sağırlıkda ya meniere hastalığı veya akustik nörinom
düşünülmelidir.
Aniden ortaya çıkan sinirsel tip sağırlık genellikle tek taraflıdır. Kafa ya da
kulak travması sonrasında gelişebilir. Oval ya da yuvarlak pencereden
endolenf sızıntısı var ise operasyonla düzeltilir. Diğer nedenler viral
enfeksiyonlar (özellikle kabakulak, kızamık ve suçiçeği) ya da koklear kan
akımında aniden gelişen bozukluk sayılabilir. Ani işitme kaybı akustik
nörinomda da görülebilir.
Akkiz sinirsel tip işitme kayıplarının her tipinde sifilis akla gelmelidir.
İşitme kaybını açıklayan neden bulunamadığında, serolojik testlerin
yapılması gerekir (8).
Bakterial menenjit, supüratif labirinthitis ve nöritise yol açarak, tedavi
edilmemiş komplike kronik otitis media ise labirinthite neden olarak
sensorinöral işitme kaybına sebebiyet verebilirler(9). Temporal kemiğin
tüberkülozu miks tip iştime kaybına yol açabilirken, AİDS de izlenen
opurtünistik infeksiyonlar serebellopontin köşe ve temporal kemik
enfeksiyonlarına yol açarak sensorinöral işitme kaybına neden olabilir
(10,11).
27
Usher’s
sendromu
(retinitis
pigmentoza
ve
sensorinöral
sağırlık),
Waanderburg’s sendrom (sensorinöral işitme kaybı, yüz anomalileri,
hetokromia iridis) ve Alport sendromu (sensorinöral sağırlık ve nefrit)
sinirsel tipte sağırlığın eşlik ettiği sendromlardan en sık görülenleridir (9).
Baş ve boyun bölgesine uygulanan radyoterapi, temporal kemik ve komşu
yapılarda ya da nazoferenksde oluşturduğu osteoradyonekroz ile iletim tipi
işitme kaybına veya radyasyon labirintiti ile sensorinöral sağırlığa neden
olabilir (12,13).
Wegener granülomatozu, lupus, Behçet hastalığı, dev hücreli arterit,
poliarteritis nodosa, Cogan’s sendromu (nonsifilitik intertisyel keratit ve
vestibuloauditory semptomlar) gibi bağışıklık sistemi kökenli hastalıklar,
oluşturdukları vaskülit tablosuyla beraber sensorinöral işitme kaybına yol
açarlar (9, 14).
Primer ve metastatik pek çok tümör iletim tipi veya sensorinöral işitme
kayıplarına yol açabilir. Meningeal karsinomatozis , internal akustik kanalda
işitme sinirinin tutulmasına bağlı olarak işitme kaybına sebeb olabilir (15).
Akustik nöroma gibi, kemodektoma, squamöz cell karsinoma, bazal cell
karsinoma ve adenokarsinoma temporal kemikten kaynaklanan ve sağırlığa
yol açan diğer primer tümörlerdir. Ayrıca metastatik tümörlerden meme
kanseri, kadınlarda, prostat kanseri ise erkeklerde, temporal kemiğe ensık
metastaz oluşturarak işitme kaybına neden olurlar (9).
28
Hastalık
İşitme Tipi
Yaklaşık İnsidansı
İletim tipi
0-6yaşgrubu çocuklarda
Efüzyon ve Enfeksiyonlar
Otitis media
tüm sağırlıkların %80’i
Kronik otitis media
İletim, Sensorinöral
18/100000 popülasyon/yl
Sifilis( Konjenital ve akkiz)
Sensorinöral
-
Bakteriyal Menenjit
İletim, sensorinöral
-
Viral enf., maternal rubella,
Sensorinöral
Yaklaşık %25
CMV, vb.
Sensorinöral
-
Sensorinöral
Konjenital sağırlıklı
Tüberküloz
Genetik ve Gelişimsel
Waardenburg’s sendromu
olgularıda %1-2
Usher’s sendromu
Sensorinöral
Konjenital sağırlıklı
olgularıda %3-10
Alport sendromu
Sensorinöral
Genetik sağırlıkların %1’ i
Osteroskreroz
İletim, Sensorinöral
3-8/1000
Ot. Dominant veya resesif
Sensorinöral
-
Aminoglikozidler
Sensorinöral
-
Loop Diüretikler
Sensorinöral
-
Cisplatin
Sensorinöral
-
Salisilat
Sensorinöral
-
Kafa fraktürü
İletim, Sensorinöral
-
Penetran kulak yaralanması
İletim, Sensorinöral
-
Akustik travma
Sensorinöral
-
Radyasyon hasarı
Sensorinöral
-
Wegener Granülomatozu
İletim, Sensorinöral
-
Dev hücreli arterit
Sensorinöral
-
Lupus
Sensorinöral
-
PAN
Sensorinöral
-
Akustik nörinom
Sensorinöral
1,5-850/100000
Squamöz cell Ca
İletim, Sensorinöral
29
-
Kemodektoma
İletim, Sensorinöral
-
Sensorinöral sağırlık
İlaçlara Bağlı Ototoksisite
Travma
Bağ dokusu Hastalıkları
Primer Neoplazmlar
Tablo 1
F-İŞİTMEYE YARDIMCI CİHAZLAR VE KOKLEAR İMPLANT:
Her iki kulağın birden aniden sağır olması, hastanın yaşamını her yönden
etkileyen bir felakettir. Duyu kayıplarının içinde en rahatsız edicisi
sağırlıktır. Körlükten farklı olarak, insanlarda sevecenlik uyandırmak yerine,
alay konusu olur. Söylenenleri duymamak ve ses tonunu kontrol edememek
çevre tarafından aptal biri gibi algılanmaya yol açar. Ailesine ve
arkadaşlarına yakın olamayan ve sevecen olmayan davranışlarla karşılaşan
bu kişilerde psikolojik sorunlar ortaya çıkar.
Günümüzde
işitme
kaybını
düzeltmeye
yönelik
üç
çeşit
cihaz
kullanılmaktadır: 1- İşitme cihazı, 2- Koklear implant, 3- Auditory-brain
stem implant (ABİ) (16).
İşitme cihazları akustik sinyalleri magnifiye ederek normal fizyolojik işitme
yoluyla kulağa verirler. Bu sinyalleri değerlendiricek yeterli sayıda
fonksiyonel tüylü hücre bulunmaz ise cihaz yetersiz kalmaktadır. Koklear
implantlar işitme cihazlarından farklı olarak ses dalgalarını sadece
yükseltmez, aynı zamanda elektrik uyarıları oluşturur (17). Koklear
implantlar ciddi sensorinöral işitme kaybı olan hastalar için tasarlanmıştır.
Kulak arkasında yer alan mikrofon, sesleri yakalayarak analiz eden ve
kodlanmış sinyallere çeviren işlemciye (speech processor) gönderir.
Kodlanan sinyaller kulak akasında cilt altına implante edilen stimulatör
(recevier/stimulatör)
vasıtasıyla
elektrik
sinyallerine
dönüştürülerek
elektrodlara iletilir. Elektrodlar koklear sinirin dejenere olmamış spiral
ganglion aksonlarını uyarır ( Resim 8A ve 8B).
30
ABİ’nin koklear implanttan farkı uyarıları corti organını ve koklear siniri
atlayarak doğrudan beyin sapında koklear sinirin nükleusuna iletmesidir.
Koklear implant yerleştirilmesi ortalama 2 saat süren bir operasyonla,
masteidektomi ardından fasial resses açılarak, koklear promontorium oval
pencerenin yaklaşık 1 mm anteriorundan delinmek süretiyle elektrod skala
timpani içerisine itilerek gerçekleştirilir. Koklear aplazi kontrendikasyon
oluştururken, displazi kesin kontrendikasyon teşkil etmez ancak displazinin
şiddetine bağlı olarak yararlanım azalmaktadır (16).
Komplikasyon oranı %1’den az olarak bildirilmektedir (18). Genelde
komplikasyonlar cilt altına implante stimulatöre bağlı ve infeksiyon ya da
nekroz şeklindedir. Tinnitus ya da vertigo genellikle görülürse de zamanla
ortadan kalkar. Nadiren agresif kohleostomi veya elektrodun inervasyonuna
bağlı fasial sinir uyarımı izlenebilir. Elektrod dizisinin hareket etmesi
sıklıkla görülür ancak nadiren mekanik bozukluğa yol açar. Postoperatif ve
takib eden radyografilerin değerlendirilmesi ile elektrodun yerindeki
değişiklikler ve retraksiyon saptanabilir.
31
Resim 8A
32
Resim 8B:
Mikrofon (1), sesleri analiz eden ve dijitalize kodlanmış sinyallere dönüştüren
speech proceesör(2), sinyaller transmittere gönderilir (3),buradan elektrik sinyallerine çerviren
imlantta gider (4), nondejenere spiral ganglia aksonlarına ulaştırılır (5).
G-KOKLEAR İMPLANTASYONDA RADYOLOJİK GÖRÜNTÜLEME
1- Preoperatif değerlendirme:
Koklear implant adayının değerlendirilmesinde ilk adım, ayrıntılı klinik
hikayedir. Ardından uygulanacak bir sıra işitme testi ile işitme seviyesi
tesbit edilir. Baş boyun muayenesi ve nörootolojik değerlendirme de
uygulanır. Zor farkedilen otolojik malformasyonlar ve sendromik bulgulara
özellikle dikkat edilmelidir. Klinik ve görüntüleme yöntemlerinin amacı
koklear implanttan maksimum yararlanacak adayları saptamaktır. Kognitif
fonksiyonları sağlıklı pek çok işitme kaybı bulunan çocuk hasta 2-3 yaş
civarında yerleştirilen implant ve ardından uygulanan özel işitme ve
konuşma terapileriyle okul çağına geldiklerinde normal eğitime devam
edebilmektedir.
Bilgisayarlı tomografi temporal kemiğin değerlendirilmesinde temel
görüntüleme yöntemidir ve günümüzde halen koklear implant adaylarının
değerlendirilmesinde,
önemini
özellikle
korumaktadır
çocuk
(20,21).
adayların
Ancak
MR’ın
değerlendirilmesinde
temporal
kemiğin
görüntülenmesinde sağladığı yüksek rezolüsyon nedeniyle bilgisayarlı
tomografinin bu konudaki önemi tekrar değerlendirilmektedir (18).
Preoperatif radyolojik değerlendirme özellikle tablo2 de sıralanan
durumların tesbiti için kullanır (17).
33
Tablo2: Koklear implant adaylarında CT ‘de preoperatif değerlendirilmesi
gerekenler durumlar:
1)mastoid process:
Boyut:Normal,
3) cohlear morfoloji:
5) Vestibuler aquadukt
Normal
Normal , Geniş
Hipoplastik
Aplazi, Hipoplazi
Deep Sigmoid
Geniş kavite
Pnömotizasyon
Effüzyon
6) İnternal auditory kanal
çapı
İncomplet bölünme
7) Diğerleri : Otoskleroz ?
4) Cochlear ossifikasyon
2)Orta Kulak: Normal
Travma? Vs.
Yok
Aberran carotid arter
Yuvarlak pencere
Exposed Juguler bulb
Basal turn’deki uzunluk
Persistan stapedial arter
Middle Turn
Aberran fasial nerv
Apikal Turn
2-Postroperatif radyolojik değerlendirme:
a) Direkt grafi : Bazı merekezlerde implantın pozisyonu ve operasyonun
başarısını
değerlendirmek
amacıyla
intraoperatif
radyografi
uygulanmaktadır. Postoperatif hastaların takibinde pasteroanterior veya
oblik Stenver’s grafiler öncelikle tercih edilen görüntülemedir (22).
Stenver’s grafiler ile implantın derinliği, pozisyonu izlenebilir, kaç
elektrodun intrakoklear olduğu tahmin edilebilir (22) (Resim 9).
34
Resim 9: İntraoperatif Stenver’s grafi. Büyük beyaz ok, receiver/stimülatör, çift başlılı
oklar, 22 aktif elektrod, Küçük siyah oklar, 10 stiffening rood (yerleştirme sırasında
mekanik destek sağlar), V; vestibül, küçük beyaz ok, ise koklear promontoriumu
göstermekte.
b)Bilgisayarlı tomografi: Literatürde Bilgisayarlı tomografinin özellikle
postoperatif
komplikasyonların
değerlendirilmesinde
faydalı
olduğu
belirtilmektedir. BT’de metalik artefakt nedeniyle koklea içindeki elektrod
sayısı belirlenemez. Ancak tomografi ile direkt grafide değerlendirilemeyen
bükülme ve kompresyon sonucu oluşan anormal elektrod formları ve diğer
komplikasyonlar yanı sıra fasiyal uyarım durumlarında fasial sinir elektrod
ilişkisinin gösterilmesinde faydalı olabilir (22,25,26).
c)Manyetik Rezonans Görüntüleme: İmplantın ferromanyetik yapısından
dolayı MR kontrendikedir. Ancak günümüzde MR uyumlu implant üretme
35
çalışmaları devam etmektedir. Bu yönde yapılan deneysel çalışmalarda
implantın oluşturduğu artefakt nedeniyle değerlendirmeye uygun sonuçlar
alınamamıştır (16).
36
GEREÇ VE YÖNTEM:
Çalışmamızda 1999-2005 yılları arasında koklear implant uygulanan 30
hastaya düşük doz yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografi incelemesi
yapılmıştır.
Tüm hastaların postoperatif Stenver’s grafileri mevcuttu. Tüm hastalarda
koklea içerisine yerleştirilen elektrod sayıları bu grafiden sayılarak tesbit
edilmiş ve elektrod pozisyonu belirlenmiştir. Ek olarak her hastaya
operasyondan sonra psikofizyolojik test uygulanmıştır.
Diyabetli
bir
hastada koklear
implant
altında
gelişen
enfeksiyon
düşüncesiyle tanı amaçlı Bilgisayarlı Tomografi istenmiştir. Üç hastada
implant yerleştirilmesinden sonra fasial uyarım gelişmiştir. Diğer hastalarda
operasyondan sonra herhangi bir komplikasyon bildirilmemiştir. Tüm
hastalardan BT incelemesi için onay alınmıştır. Tüm hastalarda düşük doz
yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografi ile elektrod yerleşimi, iç kulak
yapıları ve fasial kanalın görüntü kalitesi değerlendirilmiştir.
Yüksek
çözünürlüklü
BT
incelemesi
GE
High-Speed
cihazıyla
gerçekleştirilmiş olup, 120 kV ve 80 m As uygulanmıştır. Kesit kalınlığı
1mm , rotasyon süresi 1 saniye, rekonstrüksiyon algoritmi “standart” idi.
Kemik yapıların değerlendirilmesi için “edge enhanced” filtresi kullanıldı.
Kesit sayısı 40-49 (ortalama 45) idi. Tüm hastalarda koronal reformat
görüntüler yapılarak fasial uyarım izlenen hastalarda fasial kanal-elektrod
ilişkisi ve tüm hastalarda koklea içerisindeki elektrod pozisyonu tam olarak
37
gösterildi. İnceleme planlanması sırasında radyasyon dozunun saptanması
için tüm hastaların ortalama “dose length product” değeri cihaz tarafından
otomatik olarak hesaplandı (23).
Radyasyon dozunun karşılaştırılabilmesi için diğer patolojiler nedeniyle
temporal kemik BT incelemesi istenen 30 hastadan ayrı bir grup oluşturuldu.
Bu hastalarda aynı kesit kalınlığı ve algoritm kullanılarak 120 kV 200mAs
ile rutin doz inceleme yapıldı. Bu grubun ortalama “dose lenght product” ları
belirlendi.
Doz azaltımının tanısal sınırlarını saptamak için koklear implant operasyonu
geçiren beş hastadan üçüncü bir grup oluşturuldu. Bu gruptaki hastalara
120kV 40mAs doz ve aynı kesit kalınlığı ve algoritm ile inceleme yapıldı.
Bu grubun da “dose lenght product” ları belirlendi ve elektrod yerleşimi, iç
kulak yapıları ve görüntü kalitesi değerlendirildi.
38
BULGULAR:
120 kV 80mAs ile incelenen tüm koklear implant olgularında elektrod
yerleşimi gösterilmiştir. Ayrıca komplikasyon gelişen 4 olgu ve herhangi bir
komplikasyon bildirilmeyen 26 olguda da, elektrod dışında, iç kulak yapıları
ve fasial kanal, görüntü kalitesinde bir azalma olmadan izlenebilmektedir.
30 hastanın 26 tanesinde herhangi bir komplikasyon bildirilmemiştir. 3
hastada operasyondan sonra fasial uyarım gelişmiştir. Üç hastada da
otoskleroz mevcut idi. Bu hastalarda operasyon sırasında yapılan test ile
hepsi koklea içerisinde apikal yerleşimli olan 3 ile 5 arasında değişen sayıda
elektrodun fasial uyarıma yol açtığı saptanmış ve bunlar devre dışı
bırakılmıştır. Hastaların bir tanesinde elektrod ile fasial kanalın labirentin
kesimi arasındaki ilişki düşük düzey yüksek çözünürlüklü BT ile tesbit
edilmiştir. Diğer iki hastada düşük düzey yüksek çözünürlüklü BT ile
saptanan kemik rezorpsiyonu mevcut olup elektrod ve fasial kanalın
labirentin kesimi arasında izlenen kemik dokusu kaybına bağlı fasial uyarım
geliştiği saptanmıştır.
İmplant cihazının altında şüpheli enfeksiyon gelişimi nedeniyle BT istenen
bir hastaya düşük doz yüksek çözünürlüklü BT inceleme uygulanmış olup
enflamasyon izlenmiştir. Tıbbi tedaviyi takiben kontrol inceleme yine düşük
doz yüksek çözünürlüklü BT ile yapılmış ve iyileşme saptanmıştır.
120 kv 80 mAs doz kullanılan hasta grubunda ortalama “dose length
product” değeri 53,34 mGy.cm ölçüldü. 120 kV, 200mAs ile rutin yüksek
çözünürlüklü BT inceleme uygulanan hastalarda ortalama “dose length
39
product” değeri 139,18 mGy.cm ölçüldü. Hastaların ortalama “dose length
product” değeri karşılaştırıldığında düşük doz yüksek çözünürlüklü BT ile
yapılan incelemelerin rutin doz yüksek çözünürlüklü BT’ ye göre 2,6 kat
daha az hasta radyasyon dozuna sebep olduğu saptandı.
Üçüncü gruba 120kV 40mAs doz uygulandı ve ortalama “dose length
product” değeri 27,15 mGy.cm olarak saptandı. Böylece, rutin doz yüksek
çözünürlüklü BT incelemeden 5 kere daha az hasta radyasyon düzeyi ortaya
çıkmaktadır.
Bu
hastaların
aksiyel
kesitleri
ve
koronal
reformat
görüntülerinde normal elektrod yerleşimleri izlenebilmekte ancak iç kulak
kemik yapıları ve fasial kanal gibi anatomik yapılar görüntüdeki
bulanıklaşma nedeniyle yeterince değerlendirilememektedir.
Tüm hastalarla ilgili sonuçlar tablo 3 de özetlenmiştir.
40
Tablo 3: Olgular ve Düşük Doz HRCT Bulguları
No
Olgu
Cinsi
Yaş
Hastalık
1
S.K.
E
47
Koklear
otoskleroz
2
3
P.E.
D.K.
K
K
23
4
4
5
6
F.G.
G.T.
M.D.
K
K
E
6
34
34
7
C.P.
K
49
8
A.F.
K
8
9
10
11
12
A.K.
M.S.
B.E.
G.Ş.
E
E
K
K
13
29
8
59
13
14
15
16
T.İ.
K.A.
Ş.K.
Y.S.
E
E
K
E
14
22
31
35
Konjenital
Febril
hastalık
Menenjit
Wegener
Viral
ensefalit
Ani işitme
kaybı
Febril
hastalık
Menenjit
Konjenital
Konjenital
Endolenfatik
hidrops
menenjit
Menenjit
konjenital
Koklear
otoskleroz
17
18
19
20
21
O.G.
H.A.
Z.T.
M.T.
Y.E.
E
K
K
E
K
29
13
22
26
57
22
23
24
25
26
B.N.
T.B.
M.T.
G.Ö.
E.S.
E
K
K
E
K
27
28
Z.K.
F.N.
29
30
S.Y.
H.S.
Koklear
implant
22/sağ
Yerleşim
BT Bulguları
Komplikasyon
Bazal turn
Kemik
rezorpsiyonu
Basal Turn
Basal Turn
Sağ fasial
uyarım
24/sağ
24/sağ
19
elektrod
Tam
Tam
Tam
24/sol
22/sağ
24/sağ
Tam
Tam
Tam
Basal Turn
Basal Turn
11 elektrod
-
22/sağ
Tam
Basal Turn
-
22/sağ
Basal Turn
-
24/sağ
24/sağ
24/sağ
24/sol
21
elektrod
Tam
Tam
Tam
Tam
Basal Turn
Basal Turn
Basal Turn
Vestibül
-
24/sağ
24/sol
24/sağ
24/sağ
Tam
Tam
Tam
Tam
-
Konjenital
Kızamık
Prematüre
Menejit
Koklear
otoskleroz
24/sağ
24/sağ
24/sol
24/sağ
24/sol
Tam
Tam
Tam
Tam
Tam
6
17
6
3
44
Kabakulak
Kabakulak
konjenital
Konjenital
Febril
hastalık
24/sol
24/sol
24/sağ
24/sağ
24/sol
Tam
Tam
Tam
Tam
Tam
K
K
9
48
24/sağ
24/sağ
Tam
Tam
K
K
18
19
Konjenital
Usher
sendromu
Menenjit
Ani işitme
kaybı
Basal Turn
Basal Turn
Basal Turn
Basal Turn
Kemik
resorpsiyonu
Basal Turn
Basal Turn
Basal Turn
Basal Turn
Basal Turn
Fasial kanalelektrod
Basal Turn
Basal Turn
Basal Turn
Basal Turn
Basal Turn
Sol ciltaltı
kolleksiyon
Basal Turn
Basal Turn
24/sağ
247sağ
Tam
Tam
Basal Turn
Basal turn
-
41
-
Sağ fasial
uyarım
Sol fasial
uyarım
Sol implant
altında
enfeksiyon
-
OLGULARIMIZDAN ÖRNEKLER:
A
B
Olgu1:120kV,80mAs ile yapılan incelemede A)aksiyel kesit ile B)koronal
kesitte elektrod koklea içerisinde izlenemekte ve iç kulak yapıları
izlenmekte.
42
A
B
Olgu2: Fasial uyarım gelişen olguda A)aksiyel ve B)koronal kesitte
elektrod-fasial sinir ilişkisi izlenmekte. Siyah ok, elektrodu, beyaz ok fasial
sinirin labirentin segmentini gösteriyor.
43
A
B
Olgu 3: Diabetli hastada implantasyon altında kolleksiyon seçiliyor (A),
tedavi sonrası düzelme dikkati çekmekte (B)
44
A
B
Olgu 4: 120 kV, 40 mAs ile yapılan incelemede aksiyel (A) ve koronal
kesitlerde (B), elektrod (siyah ok)seçilmekle birlikte iç kulak yapıları
seçilememekte.
45
TARTIŞMA:
Çok kanallı koklear implantlar ağır işitme kaybı olan olgularda işitme ve
konuşmaya yardım için kullanılan cihazlardır (25)
Radyoloji, koklear implant adaylarının preoperatif değerlendirilmesinde ve
postoperatif takibinde geniş kullanım alanı bulmuştur. Günümüzde bu
operasyonu gerçekleştiren merkezlerin ve implant olgularının artmasıyla
radyologlar kontraendikasyonların saptanmasında, cerrahi prosedürün
yönlendirilmesinde ve postoperatif takib gibi uygulamalarda deneyim sahibi
olmalıdır (16).
Çok
kanallı
koklear
implantların
postoperatif
radyolojik
değerlendirilmesinde ilk tercih temporal kemik direkt grafileri, öncelikle de
dijital incelemelerdir. Bu yönde radyolojik kriterler literatürde iyi
tanımlanmıştır (22,25,26,27). İntrakoklear elektrod sayısının saptanmasında
BT de oluşan artefaktlar nedeniyle direkt grafi BT’ den üstündür (22).
Yüksek rezolusyonlu BT görüntüleme tekniğindeki gelişmeler sayesinde
temporal
kemik
boşluklarındaki
patolojik
yumuşak
dokular
ve
malformasyonlar rahatlıkla değerlendirilebilmektedir. İşitme kaybı bulunan
koklear implant adayının uygunluğunun belirlenmesinde BT günümüzde
öncelikle tercih edilecek yöntem olma özelliğini korumaktadır (17). Koklear
aplazinin ve displazinin saptanması preoperatif değerlendirmede önem taşır.
Yine koklear osifikasyonun varlığı , operasyonu değiştireceğinden ve daha
kısa elektrot seçimine neden olacağından preoperatif saptanması önemlidir.
Kokleadaki
fibrozisin
BT
yetersiz
46
kalmakta
ve
bazı
durumlarda
saptanmasında MR ile inceleme gerekebilir(16). Atipik fasial sinir trasesi
postoperatif fasial sinir yaralanmalarına veya fasial sinir uyarımına neden
olabilir. Bu gibi komplikasyonları önlemek açısından koklear implant
adaylarında atipik fasial sinir trasesinin tesbiti önem taşır.
Literatürde postoperatif koklear implantlı olgularda, BT’nin özellikle
komplikasyonların değerlendirilmesinde faydalı olduğu belirtilmektedir
(25). BT ile koklear implantların elektrod yerleşiminde ortaya çıkan ve
direkt grafi ile yeterince değerlendirilemeyen bükülme ve kompresyon
sonucu oluşan anormal elektrod formları izlenebilir. Ayrıca BT fasial
uyarımlarda fasial sinir-elektrod ilişkisini gösterilmesinde faydalıdır.
Enfeksiyon gibi komplikasyonların değerlendirilmesinde de yararlanılır.
Tüm hastalarımızda postoperatif Stenver’s grafileri mevcut olup elektrod
yerleşim hatası izlenmedi. Tüm hastalarda 120kV ve 80mAs doz ile
gerçekleştirilen düşük doz yüksek çözünürlüklü BT incelemelerinde
elektrodun normal koklear veya vestibüler lokalizasyonda olduğu izlendi.
Koklea içerisindeki elektrodun dönerek yerleşimini daha iyi gösterdiğinden
koronal reformat görüntüler daha iyi sonuç vermekte idi.
Fasial
uyarım
operasyondan
sonra
%1-14
oranında
gelişen
bir
komplikasyondur (28,29). En sık otosklerozda gelişir. Otoskleroz koklea
çevresinde kompakt kemikten daha yumuşak ve gelişmemiş süngerimsi
kemik oluşumuna yol açan bir hastalıktır. Üç hastamızda implantasyon
sorasında fasial uyarım ortaya çıkmıştır. İmplantın apikal elektrodlarına daha
yakın olan fasial sinirin labirentin segmenti fasial uyarıma en sık uğrar
(28,29,30,31,32). Hastalarımızdan birinde elektrod fasial kanala bitişik
47
olarak izlenmektedir. Diğer iki hastada elektrod fasial kanala çok yakın
izlenmedi; ancak kemikte belirgin rezorpsiyon dikkati çekmekteydi. Düşük
doz yüksek çözünürlüklü BT inceleme ile ve özellikle koronal reformat
görüntülerde elektrod kanal ilişkisi ve özellikle kemik yapılar yeterli
düzeyde değerlendirilebilmektedir.
Diyabetli bir hastamızda operasyon sonrasında kulak arkasına implante
edilen “receiver-stimulator” cihazının altında gelişen enflamasyon bulguları
dikkati çekmiştir. Bu hastada düşük doz yüksek çözünürlüklü BT inceleme
ile cilt altı enflamasyon ve tedaviye verdiği yanıt izlendi.
Rutin doz yüksek çözünürlüklü BT inceleme 120-140 kV ve 200-240mAs
ile gerçekleştirilir. Rutin doz yüksek çözünürlüklü BT ile inceleme direkt
grafiden aşırı düzeyde fazla radyasyon dozu maruziyetine neden olur.
Radyasyon dozu kesit sayısı ile orantılıdır. Literatürde direkt grafiye oranla
230 kat fazla radyasyon dozunun ortaya çıktığı belirtilmiştir (33).
Çalışmamızda rutin doz yüksek çözünürlüklü BT incelemede ortalama “dose
length product” değeri 139,18 mGy.cm ölçülmüştür. Bu değer 120kV
80mAs ile yapılan düşük doz yüksek çözünürlüklü BT incelemede 53,34
mGy.cm olarak ölçülmüştür. Böylece hastanın maruz kaldığı radyasyon
miktarı yaklaşık 2,6 kez azaltılmıştır. 40 mAs kullanılarak inceleme yapılan
üçüncü bir grupta radyasyon düzeyi rutin uygulamaya kıyasla yaklaşık 5
misli azalmaktadır. Bu grupta da, koklea içerisindeki elektrod ayırd
edilmekte, ancak iç kulak kemik yapıları ve fasial kanal, görüntüdeki
bulanıklaşma nedeniyle değerlendirilememektedir. Bu nedenle düşük doz
yüksek çözünürlüklü BT incelemeleri için 120kV 80mAs dozu daha uygun
olmaktadır.
48
SONUÇ:
Değişik nedenlerle işitme kaybı gelişmiş ve koklear implant yerleştirilmiş 30
hastanın postoperatif radyolojik değerlendirilmesine yardımcı olmayı
amaçladık.
Koklear implantlı hastalarda implantın lokalizasyonu elektrodun yerleşimi
ve intrakoklear elektrod sayısının saptanmasında öncelikle postoperatif
postero-anterior veya oblik Stenver’s grafiler ile değerlendirilme tercih
edilmektedir. Ancak özellikle komplikasyon bildirilen olgular başta olmak
üzere ve bazı durumlarda, elektrodun pozisyonunu daha ileri düzeyde
görüntüleyebilen yöntemlere ihtiyaç duyulmaktadır.
120-140 kV 200-240 mAs dozu ile uygulanan rutin doz yüksek çözünürlüklü
BT inceleme koklea içindeki elektrodun pozisyonunu, iç kulak yapıları,
fasial kanal gibi anatomik oluşumlar ve varsa enfeksiyon gibi postoperatif
komplikasyonun değerlendirilmesinde kullanılmaktadır. Ancak bu inceleme
uygulanan hastalar direkt grafiye oranla yaklaşık 260 kat fazla radyasyon
miktarına maruz kalmaktadır.
120kV 80mAs dozu ile yapılan düşük doz yüksek çözünürlüklü BT iceleme
koklear implantlı olgularda elektrodun konfigürasyonu, iç kulak yapılarının
değerlendirilmesi ve fasial uyarım gelişen olgularda fasial kanal elektrod
ilişkisinin değerlendirilmesinde görüntü kalitesinde düşme olmadan yeterli
sonuç vermiştir. Fasial uyarımın ortaya çıktığı diğer vakalarda ise belirgin
49
kemik resorpsiyonu izlenmiştir. Üstelik radyasyon dozu, rutin incelemeye
kıyasla yaklaşık 2,6 kat daha azdır.
Tanısal sınırlarda düşük dozu saptamak amacıyla yapılan 120kV,80 mAs
dozunda incelemelerde radyasyon düzeyi yaklaşık 5 misli azalmakta ve
koklea içerisinde elektrod izlenmekle birlikte komşu kemik yapılar ve iç
kulak yapıları yeterli düzeyde değerlendirilememiştir.
Sonuç olarak koklear implantasyondan sora birden fazla tetkik gereken
olgularda ve başta çocuk hastalarda hastanın maruz kaldığı radyasyon
düzeyini düşüren ancak tanı kalitesini azaltmayan düşük doz yüksek
çözünürlüklü bilgisayarlı tomografi incelemesini öneriyoruz.
50
ÖZET:
Çok kanallı koklear implantlar ağır işitme kaybı bulunan hastalarda duyma
ve konuşma fonksiyonlarının yardımı için kullanılır.
Çalışmamızda 1999-2005 yılları arasında koklear implant uygulanan 30
hastaya düşük doz yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografi ile inceleme
yapılmıştır. Çalışmamızın amacı implantasyondan sonra uygulanan yüksek
çözünürlüklü düşük doz bilgisayarlı tomografi incelemesi için etkin tanı
sağlayan uygun dozun tesbitidir. Bu amaçla 120 kV 80mAs ile inceleme
yapılmıştır. Tüm hastalarda koklea içindeki elektrod uygun konfigürasyonda
izlenmiştir; İç kulak yapıları, fasial kanal gibi anatomik olşumlar da görüntü
kalitesinde
azalma
olmadan
değerlendirilebilmektedir.
26
hastada
postoperatif komplikasyon gelişmezken, 3 hastada fasial sinir uyarımı,
diyabetli 1 hastada “receiver/stimulator” altında enfeksiyon gelişimi
mevcuttu. Düşük doz yüksek çözünürlüklü BT ile yaptığımız incelemelerde
fasial sinir uyarımı izlenen üç hastanın birinde elektrod fasial sinir etkileşimi
görüntülenmiştir. Diğer iki hastada ise belirgin kemik rezorpsiyonu
saptanmıştır.
Ayrıca çeşitli nedenlerle rutin dozda yüksek çözünürlüklü BT ile temporal
kemik incelemesi yapılan 30 hastada “dose length product” değeri
hesaplandı. Bu grup hasta değerleri ile düşük doz ile yapılan
uygulamalardaki hasta değerleri karşılaştırıldığında 2,6 kat daha az hasta
radyasyon dozu saptandı.
51
Tanısal etkinliği olan minimal doz değerinin tesbiti açısından yine koklear
implatlı 5 hastadan 120kV 40mAs değerleri ile BT inceleme yapıldı.
Elektrodlar izlenmekle beraber, komşu kemik yapılar, iç kulak ve fasial
kanal gibi anatomik oluşumlarda bulanıklaşma nedeniyle görüntü kaybı
izlendi.
Sonuç olarak koklear implantasyondan sonra temporal kemik BT
incelemesinde 120kV 80mAs ile yapılan yüksek rezolüsyonlu BT inceleme
tanısal yeterliliktedir ve başta çoçuk hastalar olmak üzere detaylı ve birden
fazla inceleme gerktiren tüm hastalarda önerilebilir.
52
KAYNAKLAR:
1. Sandler T.W.: Langman’s Medikal Embriyoloji Yedinci Baskı, Palme
Yayıncılık, Ekim 1996 331-341
2. Junqueira L.Carlos, Carneiro José, Kelley O.Roberto: Temel Histoloji
Barış kitapevi/ Appleton&Lange 1993 573-580
3. Kuran O.: Sistematik Anatomi Ders Kitabı, İstanbul, Filiz Kitabevi, 1983
759-787
4. Swartz J.D., Harnsberger H.R.: İmaging of The Temporal Bone, Third
Edition, Thieme 1998 308-310 ve 475-480
5. Swartz J.D.:High Resolution Computed Tomography of The Middle Ear
and Mastoid. Part I. Normal Anatomy İncluding Normal Variations.
Radiology 148:449-454, 1983
6. Proctor B.: Surgical Anatomy of The Posterior Tympanium Ann. Otol.
Rhinol. Laryngol. 77:344-349, 1978
7. Snell Richard S. : Tıp Öğrencileri İçin Klinik Anatomi ,Nobel Kitapevi
5. baskı 1995 725-734
8. Ludman H.:Kulak Burun Boğaz İçin Temel Bilgiler. İnterpress Basım ve
Yayıncılık A.Ş. Ağustos 1991 10-22
9. Nadol JB, Jr.:Hearing Loss .N Engl J Med 1993; 329:1092-1102
10. Jeanes A., Friedmann. I.: Tuberculosis of The Middle Ear; Tubercle . J
Br Tuberc Assoc 1960; 41:109
11. Snider WD.,Simpson DM.,Nielsen S.:Neurological Complication of
AİDS ; Analysis of 50 Patients. Ann Neurol 1983; 14:403-418
12. Wurster CF., Krespi YP.,Curtis AW: Osteoradionecrosis of The
Temporal Bone. Otolaryngol Head and Neck Surg 1982;90:126-129
13. Bohne BA, Marks JE, Glaskow GP.: Delayed Effects of İonizing
Radiotion on The Ear Laryngoscope 1985;95:818-828
53
14. Cheson BD., Bluming AZ., Alroy J.:Cogan’s Sendrom : a systemic
vasculitis Am J Med 1976;60:549-555
15. Houck JR, Muphy K.:Sudden Bilateral Hearing Loss Resulting From
Meningeal Carsinomatosis.Otolaryngol Head Neck Surg. 1992;106:92-97
16. Witte Robert J.,Lana John I., Driscoll Colin L.W.:Pediatric and Adult
Cochlear İmplantation RadioGraphics 2003;23:1185
17. Lo W.:İmaging of Cohlear and Auditory Brain Stem İmplantation. AJNR
Am J Neuroradiol 1998;19:1147-1154
18. Roland J.:Complications of İmplant Surgery. İn: Waltsmann SB, Cohen
NL, eds. Cohlear İmplants New York, NY:Thieme, 2000;171-184
19.Ellul S, Shelton C, Davidson H.: Preoperatif Cohlear İmaging; İs
Magnetic Resonance İmage Enough? Am J Otol 2000; 21: 528-533
20. Alexander A, Caldemeyer K, Rigby P: Clinical and Surgical Aplication
of Refomatted of High-Resolution CT of Temporal Bone .İn: Tanenbaum
L. Eds ;CT in neuroimaging revisited Philedelphia Pa:Saunders,
1998;631-650
21. Fishman A,Holliday R.: Principles of Koklear İmplant İmaging İn:
Waltsmann SB, Cohen NL, eds. Cohlear İmplants New York,
NY:Thieme, 2000; 79-115
22. Spizner A,Holliday RA, Roland JT, Cohen NL,Waltzman SB, Shappiro
WH. Postoperative İmaging of The Multichannel Cochlear İmplant.
AJNR Am J Neuroradiol 1995;15:1517-1524
23. Dose İn Computed Tomography: Basics, Challenges and Solutions. GE
Medikal Systems 1098 BE, France (2001):5-7
24.Clark AO.:The University of Melbourne /Cohlear Corporation (Nucleus)
program. Otolaryngol Clin North Am; 19:329-354
54
25. Lawson JT, Carenley K, Toner JG. Digital imaging: a Valuable
Technique for The Postoperative assesment of Cochlear İmplantation.Eur
Radiol 1998;8:951-954
26. Xu J, Xu SA, Cohen LT, Clark GM. Cochlear View: Postoperative
Radiography for Cochlear İmplantation. Am J Otol 2000; 21:49-56
27.Marsh MA, Xu J, Blaney PJ, Whitford LA,Xu SA,Silvermann JM, Clark
GM. Radiologic Evalution of
Multichannel İntracochlear İmplant
İnsertion Depth. Am J Otol 1993;14:386-391
28. Bigelow DC, Kay DJ, Rafter KO, Montes MK, Yousem DM. Facial
Nerve Stimulation from Koklear İmplants.Am J Otol 1998;19:163-169
29.Kelsall DC, Shallop JK, Brammier TG, Prenger EC. Facial Nerve
Stimulation After Nucleus 22-Channel Cochlear İmplantation. Am J otol
1997; 18:336-341
30. Cohen NL, Hoffmann RA. Medical and Surgical Complications Related
to The Nucleus Multi-channel Cochlear İmplant. Ann Otol Rhinol
Laryngol 1988; 97:8-13
31. Cohen NL, Hoffmann RA: Complications of Cochlear Implant Surgery in
Adults and Children Ann Otol Rhinol Laryngol 1991; 100: 708-711
32. Muckle RP, Levine SG,. Facial Nerve Stimulation Produced by Cochlear
Implants in Patients with Cochlear Otosclerosis .Am j Otol 1994;15:394398
33. Czerny C, Gstoettner W, Adunka O, Hamzavi J, Baumgartner WD.
Postoperative Imaging and Evalution of The Electrod Position and Depth
of Insertion of Multi-channel Cochlear Implants by Means of HighResolutions CT and Conventional X-rays. Wien Klin Wochenschr
2000;112:509-511
55
Download