Özofagus Kanserleri

advertisement
Özofagus Kanserleri
Yrd. Doç Dr Fatih METEROĞLU
1
İNSİDANS
► Dünya genelinde tüm kanserler arasında 6. sırada yer
almaktadır ve sıklığı 6.4/100.000 olarak bildirilmektedir.
► Tüm kanserlerin %1.5-2'sini, GİS kanserlerinin ise %5-7'sini
oluşturmaktadır.
► İnsidansında ülkelere, hatta aynı ülkede yörelere göre coğrafi
farklılıklar sergiler.
► Örneğin ABD"de zencilerde beyazlara göre görülme sıklığı 3-4
kat daha yüksektir.
► Ülkemizde ise en sık Doğu Anadolu bölgesinde görülmekte
insidansı tesbit edilmemekle birlikte İran'da ki oranlarla benzerlik
göstermektedir.
► Genel olarak 5 ve 6. dekadlar en sık görüldüğü yaş gruplarıdır.
2
Ülkemizde orta yaşta görülme sıklığı artmaktadır.
Cins
► Literatürde toplanmış 19532 özofagus kanserli hastada
%71.1 erkek, %28.9 kadın, Duke'nin serisinde %69 erkek, %31
kadın olarak rapor edilmiştir.
Yerleşim yeri
Özofagus kanseri tespit edilen 28.959 hastayı kapsayan
kollektif bir seride %14.7 üst 1/3, %52.3 oranında orta 1/3,
%33 ise alt 1/3 özofagusta lezyon bulunmuştur.
ETYOLOJİ
► Özofagus kanserlerinin özelliği, görülme sıklığının bazı
coğrafi bölgelerde hatta aynı coğrafi bölgelerdeki birbirine
çok yakın yerleşim bölgelerinde çok farklı oranlarda
bulunmasıdır. Yüksek riskli bölgelerle düşük riskli bölgelerde
görülme sıklığı arasında 300 kat farklı olan tek kanserdir.
3
► Özofagus kanserlerinin tek bir etkene bağlı değil,
multifaktoriyel olduğu düşünülmektedir.
Özofagus kanserlerinde risk ve yüksek insidansa eşlik eden
faktörler:
I. Sigara, alkol kullanımı ve madde bağımlılıkları
II. Beslenme ile ilgili faktörler
III. Genetik ve çevresel faktörler
IV. Predispozan
toplanabilir.
hastalıklar
olarak
dört
başlıkta
4
I - ABD ve Batı Avrupa'da özofagus kanserinin en önemli
sebebi sigara ve alkol kullanımıdır.
II- Beslenme ile ilgili faktörler: Beta karoten, A. B, C, E
vitaminleri, folik asit, riboflavin, eser mineral ve metallerden
magnezyum, çinko, selenyum, molibden'in antioksidan
etkileri, hücre rejenerasyonu ve hücre bölünmesi üzerindeki
etkileri bilinmektedir.
► Bu maddelerin yetersiz alımı özellikle buğday, mısır ve
pirinçten zengin, taze meyve ve sebzeden fakir diyet sonucu
önemli risk oluşturmaktadır.
► Sigara, alkol, taze sebze ve meyvenin yetersiz alımı,
Özofagus kanseri için risk oluşturan en önemli 3 etken olarak
kabul edilmiştir. Bu 3 etken özofagus kanserli hastalarda
%83 oranında saptanmıştır.
5
.
► Beslenme alışkanlıkları, özellikle de çok sıcak içeceklerin
fazla miktarda ve sık alınması belirgin risk faktörü olarak
kabul edilmektedir.
► Özofagus epitelinin yüzeyinde sigara ve çevresel
faktörlerle depolanan kimyasal karsinojen maddeler, sıcak
içecek ve alkol gibi irritanlarla epitele penetre olmakta ve
bazal tabakaya kadar ulaşabilmektedir.
► Ülkemizde Doğu Anadolu'da sigara ile birlikte çok sıcak
ve fazla miktarda çay içme alışkanlığının olması ve bu
bölgeye iklim koşulları nedeniyle taze sebze ve meyva
transportundaki
güçlükler
özofagus
kanserinin
sık
görülmesinin nedenleri olarak düşünülebilir.
6
III- Genetik ve Çevresel faktörler:
Özofagus kanseri gelişiminde rol alan genler:
ONKOGENLER
TÜMÖR SUPRESSÖR
GENLER
c-myc
APC
int-2
hst-1
cyclin D
TGF-a
AGRF
AFBB2 (neu)
PDGF
Rb p53 MCC
7
IV- Predispozan hastalıklar: Özofagus
mukozasındaki bazı
lezyonlarda kanser insidansı yükselmektedir, özellikle yüksek riskli
bölgelerinde, toplumun %80'lere kadar varan büyük bir kısmında
özofajit saptanmıştır.
Barret özofagusu ve özofageal kanser
► Hastaların yaklaşık %5-10'unda düşük dereceli (low grade)
displazi gelişir. Bunların birçoğu ileri derece dejenerasyona
değişmez ve hatta çoğu regresyon göstererek normale döner.
► İleri dereceli dejenerasyon ancak %l-2 oranında görülür ve
bunların yarısında kanser gelişimi saptanır.
► Barret’te kanser gelişme riski normal populasyondan 60-100
kez fazladır.
8
Sitogenetik İncelemeler
► Bu teknikler, p53 onkojeninin ve spesifik kromozom
anomalilerinin gösterilmesini amaçlar. Bu amaçla kullanılan "Flow
cytometry" tekniği hücre bölünmesinin değişik fazlarında DNA
analizi yapar.
► Normal sağlıklı hücreler iki kromozom içerir ve bunlar diploid
olurken malign dejenerasyonda kromozom sayısı normal olmayan
anaploid hücreler saptanır.
Akalazya
► Akalazya özofagus kanseri gelişimi için predispozan
hastalıklardan birisi olarak kabul edilmektedir. Bu kişilerde normal
populasyona göre 8-33 kat fazla kanser geliştiği bildirilmektedir.
10
Tylosis
► Tylosis, avuç içleri ve ayak tabanlarının belirgin hiperkeratozu
ile karakterli otozomal dominant geçiş gösteren bir hastalıktır. En
az 28 ayrı formu vardır, özofagus kanseri gelişme riski çok
yüksektir.
► Bu hastaların %50'sinde 45 yaşta, %95'inde ise 65 yaşa
gelindiğinde özofagus kanseri gelişir. Tylosisli hastaların aile
bireylerinde de genetik taramalar endoskopik takipler
gerekmektedir.
Baş boyun bölgesi kanserleri
► Baş boyun bölgesinde özellikle yassı hücreli kanser bulunan
hastalarda genellikle ikinci bir odakta da yassı hücreli kanser
gelişme riski fazladır.
► Bu nedenle baş boyun bölgesinde kanser olan hastalarda
özofagusun belirli aralıklarla endoskopik olarak kontrolü
önerilmektedir
11
Striktürler
► Özofagusun kronik striktürleri yiyeceklerin birikmesine,
özofajite ve epitel hiperplazisine neden olarak kanser
gelişmesine yol açabilir.
► Koroziv maddelere bağlı olarak gelişen darlıklarda
özofagus kanseri gelişme riski fazladır. Ancak bu
striktürlerden sonra kanser gelişmesi için bazı hastalarda
50-60 yıl geçmesi gerekebilir.
Parsiyel gastrektoml
► Gastrektomiden sonra gelişen gastro-özofageal reflü ve
beslenme yetersizlikleri özofagus kanseri gelişiminden
sorumlu olabilir.
12
Plummer-Vinson sendromu
► Plummer-Vinson sendromunda kaşık tırnak, angular
stomatitis ve özofageal web gibi epitelyal lezyonlar sık
görülür.
► Özofagus karsinogenezisinde suçlanan bir diğer ajan
human papilloma virüs (HPV) 'dir.
► Sonuç olarak özofagus kanserlerine çevresel ve
besinsel faktörler sinerjik davranmaktadır.
13
PATOLOJİ
► Özofagus kanserleri makroskopik olarak çeşitli şekillerde
sınıflandırılabilir. Özofagus duvar ve lümenindeki yerleşimine
göre ekzofitik, endofitik veya intramural olabilir.
► Tümörün penetrasyon, infiltrasyon ve orijin noktasına göre
de klasifiye edilmiştir. Bugünde kullanılan bu klasifıkasyona
göre iki ana grup ve bunların varyantları olarak ayrılmıştır.
a- Mantar benzeri (fungating). ülseratif veya ülsero-vejetatif
tip
b- Annular veya skiröz tip
14
Mikroskopi
► Özofagusta gelişen kanserlerin %90-95'i yassı hücreli kanser
olarak görülmekle birlikte bu oran her geçen yıl adenokanser lehine
değişmektedir.
► Son yapılan çalışmalarda yassı hücreli kanser %76,
adenokarsinoma %16, küçük hücreli karsinomayı da içeren diğer
tipler %3, metastazlar %7.7 olarak bildirilmekte ve özellikle
ABD'de Özofagusta gelişen karsinomların %40'ını
adenokarsinomların oluşturduğu kaydedilmektedir.
► Bütün bu yayınlara rağmen Türkiye de halen yassı hücreli
kanserler, bütün özofagus kanserlerinin yaklaşık %95'ini
oluşturmaktadır.
Diğer malign tm’ ler: Leiomyosarkom, rabdomyosarkom,
karsinosarkom, fibrosarkom, psödosarkom, melanom
15
EVRELEME
Evrelemedeki üç önemli faktöre (tümör, lenf nodu metastazı ve uzak
organ metastazı) bağlı olarak yapılan TNM evrelemede;
Tx Primer tümör değerlendirilmemiştir
To Tümör yok
Tis Karsinoma insitu
Tl tümör submukozayı invaze etmiş
T2 tümör muskularis mukozayı invaze etmiş
T3 tümör periözofagial dokuyu invaze etmiş
T4 tümör komşu organları invaze etmiş
Nx bölgesel lenf nodu değerlendirilmemiştir
NO bölgesel lenf nodunda metastaz yok
N l bölgesel lenf nodunda metaztaz var
Mx uzak metastaz değerlendirilmemiş
Mo uzak metastaz yok MI uzak metastaz var olarak belirlenmiştir.
16
Evre I
T1
N0
M0
Evre IIa
T2
T3
N0
N0
M0
M0
Evre IIb
T1
T2
N1
N1
MO
M0
Evre III
T3
T4
T4
N1
N1
N0
M0
M0
M0
Evre IV
T
N
M1
17
18
YAYILMA YOLLARI
► Özofagus kanserinin yayılma yolları direkt invazyon,
lenfatik metastaz ve uzak organ metastazı olmak üzere 3
ayrı ana grup halinde incelenebilir.
Direkt invazyon: Organın tüm uzunluğu boyunca komşu
organlarla olan sıkı ilişkisi ve serozal tabakalardan yoksun
olması direkt invazyonu kolaylaştırılan en önemli
faktörlerdendir.
Lenfatik Yayılım: Özofagus zengin bir lenfatik drenaja
sahiptir. Özofagus duvarı içinde biri mukoza diğeri
submukozal tabakada iki ayrı lenfatik plexsus vardır.
19
► Mukozal lenfatikler yukarıda farinks aşağıda ise midenin
lenfatikleri ile birleşecek şekilde tüm özofagus boyunca
uzanır.
► Submukozada yerleşmiş olan toplayıcı lenf kanallarının bir
kısmı muskuler tabakayı geçerek komşu lenf düğümlerine
drene olurken, diğer kısmı aynı seviyede submukozal olarak
devam ederek daha uzak lenf düğümlerine drene olurlar.
► Genelde 2/3 üst özofagusun lenf drenajı yukarı, 1/3 alt
özofagusun drenajı aşağı doğrudur.
20
► Bu yol ile oluşan özofagus kanserlerinde ki uzak lenf
metastazlarının yanında aynı şekilde mide kanserlerinde de
mediastinal lenf metastazı olasıdır.
► Bu nedenle özofageal malignitelerde sadece bölgesel lenf
nodu diseksiyonu yeterli değildir. Komplet rezeksiyon için
sistematik ve tam diseksiyon gereklidir.
Uzak organ metastazı: Hematojen yolla bilhassa hipofarenks
ve servikal bölge tümörlerinde beyin metastazı, akciğer
parankimi, kemik ve karaciğer metastazları görülebilir.
21
22
KLİNİK TABLO
► İlerleyici disfaji en önemli semptomdur.
► Özofagus kanserleri erken evrede sessiz bir tümördür.
İlk belirtisi takılma hissi olan bu tümörler, bu çok önemli
semptom hasta ya da başvurduğu hekim tarafından genellikle
önemsenmediğinden erken evredeki tümörler
değerlendirilemez.
23
► Disfaji semptomlar arasında en sık görülenidir (%87). Bazı
hastalarda lümenin %30-50'si tıkanıncaya kadar disfaji
farkedilmeyebilir.
► Disfajinin özelliği kronik ve progresif olmasıdır.
► Katı gıdalara karşı yutma güçlüğü ile başlayan disfaji,
birkaç ay içinde yumuşak gıdaların yutulmasında güçlükle
devam eder ve nihayetinde yutulan sıvılar, hatta tükrük bile
regürtitasyon veya boğulma hissini davet edebilir.
24
► Progressif ısrarlı disfaji aksi isbat edilene kadar
özofagus kanserinin bir belirtisi olarak kabul edilmelidir.
► Hastaların çoğu kaşektiktir. Kilo kaybı tümör
mevcudiyetinin açık bir belirtisidir.
► Yutma veya diğer zamanlarda ağrı oluşumu büyük
olasılıkla tümörün çevre dokulara yaptığı bası ve invazyonun
sonucudur.
► Aspirasyon pnömonisi, devamlı öksürük, boğulma hissi
yutma sırasında aspirasyon oluşturan özofagus üst uç ve
hipofarinks kanserleri ile trakeoözofageal fistül sonucunda
oluşabilir.
25
Semptom
Disfaji
Kilo kaybı
Substernal/epigastrik yanma ve ağrı
Regurjitasyon veya kusma
Aspirasyon pnömonisi
Palpable servikal LAP
İştahsızlık
Ses kısıklığı
Hemoptizi
Öksürük ve boğulma hissi
Hematemez
Oran %).
87
70
46
28
14
14
8
7
4
3
3
26
► Hiperkalsemi bulguları özelikle yassı hücreli özofagus
karsinomunda tümörün parathormonu taklit eden aktivitesi
veya kemik metastazlarına bağlı olarak ortaya çıkabilir.
Hiperkalsemi varlığında prognoz kötüdür.
► Özofagus kanserli hastalarda Fe eksikliği anemisi
gelişir. Tümörden kanama genellikle yavaştır, nadiren
belirgin olabilir. Aorta veya diğer büyük bir damarı tutarsa,
hasta ani bir kanama ile ölebilir.
27
TANI YÖNTEMLERİ
► Erken evrede fizik muayene yardımcı olmaz. Mevcut
olduğu zaman kilo kaybı, lenfadenopati ve hepatomegali
genellikle ilerlemiş hastalığın ve kötü prognozun
habercisidir.
► Lenfadenopati eğer mevcutsa servikal ve
supraklavikuler bölgelerde daha az da axiller lenf
gruplarında görülebilir.
28
Radyolojik Değerlendirme
► Özofagusun incelenmesinde günümüzde çeşitli radyolojik
teknikler kulanılmaktadır.
► Bunlar içinde, konvansiyonel boyun ve göğüs grafisi,
Özofagusun full kontrast pasaj grafisi, hava kontrastlı
özofagografî relief grafisi, hareket kaydedici teknikler, suda
çözünen kontrastlarla inceleme, CT, MR ve radyonükleid
görüntüleme teknikleri vardır.
► Tümörlerin tanısında en çok güçlük çekilen bölge servikal
özofagustur. Yine kardiya civarındaki kanserler, diğer
lezyonlarla karıştırılabilmektedir.
29
Özofagus kanserinin karakteristik radyolojik bulguları;
► Duvarda rijidite, lümende darlık ve düzensizliktir.
► Eğer lezyonda belirgin bir daralma yoksa tutulan duvarda
rijidite ve motilite kaybı bulunur.
► Boyunda ve toraksın üst seviyelerinde prevertebral
gölgedeki genişleme önemli bir bulgu olup, aynı zamanda bir
yumuşak doku kitleside görülebilir.
30
31
32
33
► Hipofarinksten gelişen neoplazmaların büyük kısmı
epidermoid karsinomdur. Sıklıkla belli belirsiz şikayetleri
olan hastalarda çekilen baryumlu grafiler ile tanıya gidilir.
► Bununla birlikte hipofaringeal tümörlerin gelişiminde
görüntüleme yöntemlerinin primer rolü tanıdan ziyade
tümörün kesin lokalizasyonu ile yayılımını tayin etmedir. Bu
konuda özellikle BT; MR ve çift kontrastlı faringografı
oldukça faydalıdır.
34
► Klinik gelişmeyi karşılaştırma açısından BT tümörün
submukozal yayılımı, kartilaj invazyonu ve lenf nodu tutulumu
hakkında önemli bilgiler verirler.
► Baryumun yutulması sırasında video kayıt tekniğinin
uygulanması ise hava kontrastlı faringografinin güçlükle
gösterebildiği postkrikoid bölgenin değerlendirilmesinde
oldukça faydalıdır.
► MRI tümörün adele ile olan ilişkisinide göstererek BT ye
üstünlük sağlar.
35
36
37
38
39
40
Endoskopik Değerlendirme
Özofagoskopi: Özofagus kanseri şüphesi olan tüm hastalarda
endoskopik incelemeye gerek vardır.
► Endoskopik tanıda en büyük zorluk kardiada lokalize
kanserlerdir. Eğer konstriksiyon nedeniyle biopsi
yapılamazsa büyük bir buji ile pasajın sağlanması faydalı
olabilir.
► Kromoskopi (%l-2 lik lugol, %l-2 lik toluidin mavisi veya
metilen mavisi) kanseröz lezyonları ve lezyonların yaygınlığının
tespitini kolaylaştırır. Lugol solüsyonu intrasellüler glikojen
muhtevası ile uyumlu olarak nonkeratinize squamöz epiteli
boyar.
41
► Normal mukozada zengin glikojen depoları nedeniyle iyot
tutulur. Mukoza doğal renginden siyah gri renge dönüşür.
Patolojik mukozada iyot tutulmadığı için doğal rengini
muhafaza eder.
► Erken özofagus kanseri negatif boyanma örneği gösterir.
Boyanmamış alanlar displazi vakalarının %50'sinde görülebilir.
Displastik ve neoplastik alanlar lugol solüsyonunun aksine
toluidin mavisi ile pozitif boyanma gösterir. Toluidin mavisi
yöntemi, lugole oranla hem zaman alıcı hem de daha az
sensitiftir.
► Erken Özofagus kanserlerinde konvansiyonel endoskopik
tetkiklerle yakalama şansı %80 iken t lugol solüsyonu
kullanıldığında bu oran %100 çıkmaktadır.
42
Endoskopik Ultrosonografi: Transdüserin mukoza üzerine
direkt uygulanımı ile periözofageal yapılar yeterli oranda
görüntülenebilir.
► Endoskopik USG ile submukozal tümörlerin lokalizasyonu
ve boyutları kesin olarak tespit edilebilmekte ve hatta 5
mm.lik submukozal tümörler bile görüntülenebilmektedir.
► Endoskopik USG'nin yüksek rezolüsyon gücü sayesinde
malign lezyonların penetrasyon derinliği, komşu organ ve
yapılara infiltrasyonları ve regional lenf nodlarına metastatik
yayılımı tespit edilebilir. Böylece tümörün evrelendirilmesi ve
uygun tedavi yöntemi seçilmiş olur.
45
Exfoliativ Sitoloji: Özofagus tümörleri için 4-6 biopsi
alındığı zaman tanı oranı %85'e, biopsiye ilave olarak sitolojik
muayene yapıldığı zaman tanı oranı %100'e çıkar.
► Son yıllarda laser-induced floresan spektroskoplar
endoskopi sırasında normal veya malign dokuların floresans
emisyonunu ölçmek amacıyla kullanılmaya başlanmış ve yapılan
çalışmalarda %100 sensitif, %98 spesifik neticeler alınmıştır.
46
TEDAVİNİN SEÇİMİ
► Çok dikkatli muayene ve araştırmada bazı hastalarda
tümörün invazyonu ve metastatik yayılım hastanın inoperabl
olduğunu gösterebilir.
► Özellikle ülkemizde vakaların çoğunun III ve IV stage de
tedaviye müracaatı inoperabl ve unrezektabl vakaların ilk
planda değerlendirilmesi açısından önemlidir.
► Lezyonun yerleşim lokalizasyonu da tedavinin seçiminde
önemlidir. Genelde özofagusun 1/3 alt bölümündeki tümörler
rezektabl, servikal bölümdeki tümörlerin ise rezektabilite
şansı daha azdır.
47
► Erken lezyonlar cerrahi için uygunken invazyon ve
metastazlar cerrahi dışı yöntemlerin aranmasını gerektiren
sebeplerdir.
► Lezyonun boyu, derinliği ve kitlenin total büyüklüğü
tedavi seçimini yönlendirebilir, çünkü 7-8 cm. den uzun
tümörlerin komşu dokulara invaze olma ihtimali fazladır.
Diğer taraftan semptomların süresi de hastalığın stage'i
açısından önemlidir.
► Genelde tümörün özofagusun 1/3 orta bölümünde
lokalize olduğu vakalarda, belirgin kontrendikasyon yoksa
cerrahi eksplorasyon mutlaka yapılmalıdır, unrezektabl
tümörlerde mide ile torax içinde internal derivasyon da
yapılabilir.
48
► Tanı anında hastaların çoğunda klinik olarak saptanmamış
olsa bile uzak metastazların olduğu düşünülebilir. Cerrahi
tedavi sonrası 5 yıllık yaşam oranları erken evre tümörlerde
%20-25, tüm hastalar dikkate alındığında ise %5-10'lar
düzeyinde kalmaktadır.
► Sağkalım oranlarını artırmak, lokal ilerlemiş hastalarda
evreyi küçülterek (downstaging) rezeksiyonu kolaylaştırmak
amacıyla pre-operatif kemoterapi ve radyoterapide tedavi
seçenekleri arasında olabilir.
49
TÜMÖRÜN REZEKSİYONU
► Özofagus kanserinde cerrahi rezeksiyon endikasyonu
genel durumu iyi olan, tümörün lokal olarak çıkarılma olasılığı
olan ve uzak metastazı olmayan tüm olgularda düşünülebilir.
► Tümörün çevre dokulara direkt invazyonu olan T4
olgularında, invaze organın yaşamsal önemi ve invazyonun
derinliği cerrahi girişimi belirleyen en önemli faktördür.
► Periton, diafragma gibi yapılarda cerrahi rezeksiyon
hiçbir sakıncası olmamasına karşın trakea, aorta, kalp gibi
organların geniş invazyonunda rezeksiyonlar yapılmışsa da bu
tür geniş girişimler morbidite ve mortaliteyi arttırması
nedeni ile sık uygulanmamaktadır.
50
► Tümör perforasyonu, trakea invazyonu ve trakeobronşial fistül,
aorta, kalp invazyonu, intraabdominal yaydım (peritoneal tutulum,
organ metastazı gibi), uzak organ metastazı direkt inoperabilite
kriterleridir.
► Genel durumun ileri derecede bozuk olması, karaciğer, böbrek
ve kardiak fonksiyonlarda ileri derecede bozukluk oluşturan
hastalıklar ise indirekt inoperabilite kriterleridir.
► Diğer tümörlerde olduğu gibi özofagus karsinomu için uygulanan
lenfadenektomi de temel olarak kabul edilmiştir.
► Fakat genişletilmiş lenf nodu diseksiyonunun (3 sahalı) hasta
için yararları ve onkolojik platformdaki değeri hala tartışmalıdır.
Bu tekniğin uzun süre sağkalımı iyileştirici etkisi ile postoperatif
morbidite ve mortalite üzerindeki kötü etkisi çatışan mevcut
bulgulardır.
51
YÖNTEMLER
► Özofagus rezeksiyon ve rekonstrüksiyonu çok değişik
yöntemlerle yapılabilir.
► Özefagus rezeksiyonu yapıldıktan sonra bunun yerine
mide, jejenum veya kolon transpozisyonu uygulanır.
► Faringolaringoözefajektomi
► Trans torasik özefajektomi+laparotomi+boyun insizyonu
ve anostomozu
► Trans hiatal özofajektomi (laparotomi+servikal kesi)
52
53
54
55
56
57
58
59
POSTOPERATİF BAKIM VE KOMPLİKASYONLAR
Mortalitenin en önemli sebebleri arasında başlıca
komplikasyonlar:
► Pulmoner nedenler %(60)
► Teknik %25 (anastomoz kaçağı, intraoperatif veya
postoperatif hemoraji, şilotoraks başlıca teknik
komplikasyonlar)
► Kardiovasküler %8
Sıklıkla birlikte gelişen anastomozda kaçak ve
pulmoner komplikasyonlar en yaygın erken
komplikasyonlardır.
60
► Motilite bozuklukları, gecikmiş gastrointestinal motilite
ve fonksiyon yetersizliği hastaların büyük bir kısmında
postoperatif dönemde karşımıza çıkabilir.
► Bunlar yemek sonrası şişkinlik, dumping sendromu, asit ve
safra regürjitasyonu, aspirasyon ve buna bağlı pnömoni,
distandü gastrik transplant, dispne, gastrik ve mide
ülserlerinden oluşur.
Bu komplikasyonlar etkin medikal ve fiziksel tedavi ile
ortadan kaldırılır. Hastaların çoğu iyi yaşamaya ve
kaybettikleri kiloyu almaya başlarlar
61
PALYATİF TEDAVİ
► Palyatif tedavi gerekçeleri kabaca iki ayrı gruba
ayrılabilir. İlki tümörle ilgili semptomların (disfaji, odinofaji,
trakeoözofageal fistül ve aspirasyon), ikincisi ise sistemik
semptomların (hiperkalsemi, anoreksi, kusma, kaşeksi gibi)
kontrol altına alınmasıdır.
Bunları düzeltmek için uygulamalar 4 alt grupta toplanabilir.
1. Dilatasyon, endoskopik intübasyon gibi yeniden lümen
oluşturma metodları.
2. Cerrahi tedavi
a- Gastrostomi ve özofago-gastrostomi b- Rezeksiyon cBypass
3. Radyoterapi
4. Kemoterapi
62
Lümenln yeniden oluşturulması metodları
a- Ekstrakorporeal intübasyon
b- Dilatasyon
c- Elektrokoagülasyon (BICAP) tümör mili
d- Hipertermi
e- Lazer tedavisi
f- Fotodinamik tedavi
g- Endoprotez yerleştirilmesi
63
64
65
Download