enerji girdilerinin dış ticaretteki rolü

advertisement
BİLGİ NOTU
Balkan Tecrübelerinden Türkiye İçin Dersler
TÜRK AKADEMİSİ
SİYASİ SOSYAL STRATEJİK ARAŞTIRMALAR VAKFI
ENERJİ
GİRDİLERİNİN DIŞ
TİCARETTEKİ
ROLÜ
Serhat GÜRLEK
Enerji Araştırmaları Merkezi
Bilgi Notu No. 1 // Aralık 2013
www.turkakademisi.org.tr
Balkan Tecrübelerinden Türkiye İçin Dersler
TÜRK AKADEMİSİ Siyasi Sosyal Stratejik Araştırmalar Vakfı (TASAV)
Türkiye’de ve dünyada, yaşanmış ve yaşanmakta olan olayları; siyasî,
sosyal, tarihî ve kültürel derinlik içinde ve stratejik bir bakış açısıyla
değerlendiren, yeni tasarımlar ortaya koyarak gelecek vizyonu
oluşturan bir düşünce kuruluşudur.
TASAV, bilimsel kıstasları esas alarak ulusal, bölgesel ve uluslararası
düzeyde araştırma, inceleme ve değerlendirme faaliyetlerinde
bulunmaktadır. Çalışmalarını hiçbir kâr amacı gütmeden ilgililer ile
paylaşan TASAV; tarafsız, doğru, güncel ve güvenilir bilgiler ışığında
kamuoyunu aydınlatmaya çalışmaktadır.
TASAV’ın amacı; ülkemizin ekonomik, sosyal, siyasî, kültür ve eğitim
hayatının geliştirilmesine; millî menfaat, millî güvenlik ve birlik
anlayışının, insan hak ve özgürlüklerinin, demokrasi kültürünün,
jeopolitik ve jeostratejik düşünce biçiminin yaygınlaştırılmasına;
toplumda millî, vicdanî ve ahlâkî değerlerin hâkim kılınmasına ve
Türkiye’nin dünyadaki gelişmelerin belirleyicisi olmasına bilimsel
faaliyetler aracılığıyla katkı sağlamaktır.
ARAŞTIRMA MERKEZLERİ
TASAV, aşağıda belirtilen altı Stratejik Araştırma Merkezi vasıtasıyla
çalışmalarını yürütmektedir:
1.
2.
3.
4.
5.
6.
Dış Politika Araştırmaları Merkezi
Güvenlik Araştırmaları Merkezi
Siyaset, Hukuk ve Yönetim Araştırmaları Merkezi
Sosyal ve Kültürel Araştırmalar Merkezi
Ekonomi Araştırmaları Merkezi
Enerji Araştırmaları Merkezi
Balkan Tecrübelerinden Türkiye İçin Dersler
ENERJİ GİRDİLERİNİN DIŞ
TİCARETTEKİ ROLÜ
Serhat GÜRLEK
Enerji Araştırmaları Merkezi
Bilgi Notu No: 1 // Aralık 2013
www.turkakademisi.org.tr
Bu yazının tüm hakları saklıdır. Yazının telif hakkı TASAV’a ait olup kaynak gösterilerek
yapılacak makul alıntılamalar dışında önceden izin almadan kullanılamaz ve çoğaltılamaz.
Enerji Girdilerinin Dış Ticaretteki Rolü
İÇİNDEKİLER
1) TÜRKİYE’DE DIŞ TİCARET-ENERJİ İLİŞKİSİ......................................................... 1
2) PETROL VE DOĞAL GAZ İTHALAT ZORUNLULUĞU............................................ 1
3) İTHALATIN PARASAL BÜYÜKLÜĞÜNÜ ARTIRAN BİR DİĞER FAKTÖR:
FİYATLAR........................................................................................................................ 4
3.A) PETROL FİYATLARI............................................................................................................... 4
3.B) DOĞAL GAZ FİYATLARI ....................................................................................................... 5
4) ENERJİ İTHALATININ YARATTIĞI BASKIYI HAFİFLETMEK İÇİN
ALINABİLECEK ÖNLEMLER ......................................................................................... 6
Türk Akademisi Enerji Araştırmaları Merkezi
Bilgi Notu No. 1 // Aralık 2013
Enerji Girdilerinin Dış Ticaretteki Rolü
ENERJİ GİRDİLERİNİN DIŞ TİCARETTEKİ ROLÜ
1) Türkiye’de Dış Ticaret-Enerji İlişkisi
105,9 milyar dolar dış ticaret açığının verildiği 2011 yılında, Türkiye’nin enerji
girdileri ithalatı 54,1 milyar dolar, enerji ihracatı ise 6,5 milyar dolar olarak
gerçekleşmiştir. Bir başka deyişle, 2011 yılında 47,6 milyar dolarlık net enerji
ithalatı, Türkiye’nin dış ticaret açığının yaklaşık %45’ini oluşturmuştur.
2012 yılında ülkemizin dış ticaret açığı 84,0 milyar dolara düşmüş, buna karşılık net
enerji ithalatı 52,4 milyar dolara (60,1 milyar dolar ithalat, 7,7 milyar dolar ihracat)
yükselmiş, dolayısıyla ülkemizin dış ticaret açığının %62,4’ü enerji ihtiyacından
kaynaklanmıştır. Aşağıdaki tabloda 2000-2012 yılları arasında dış ticarete konu
enerji rakamları sunulmaktadır:
Tablo-1: Enerji İhracat ve İthalatı, Enerji Dışı İthalat, Toplam İthalat (2000-2012)
Enerji İthalatı
Enerji İhracatı
Net Enerji İthalatı
Enerji Dışı İthalat
Toplam İthalat
Enerji İth./Toplam İth. (%)
2000
9,5
0,3
9,2
45,0
54,5
17,4
2001
8,3
0,4
7,9
33,1
41,4
20,0
2002
9,2
0,7
8,5
42,4
51,6
17,8
2003
11,6
1,0
10,6
57,8
69,4
16,7
2004
14,4
1,4
13,0
83,1
97,5
14,8
Milyar Dolar
2005
2006
21,3
28,9
2,6
3,6
18,7
25,3
95,5
110,7
116,8
139,6
18,2
20,7
Enerji İthalatı
Enerji İhracatı
Net Enerji İthalatı
Enerji Dışı İthalat
Toplam İthalat
Enerji İth./Toplam İth. (%)
2007
33,9
5,1
28,8
136,2
170,1
19,9
2008
48,3
7,5
40,8
153,7
202,0
23,9
2009
29,9
3,9
26,0
111,0
140,9
21,2
2010
38,5
4,5
34,0
147,1
185,6
20,7
2011
54,1
6,5
47,6
186,7
240,8
22,5
2012
60,1
7,7
52,4
176,4
236,5
25,4
2013 yılında net enerji ithalatının 2012 yılına benzer bir seyir izleyeceği tahmin
edilmektedir. Bu yılın ilk 6 ayında net enerji ithalatı yaklaşık 28 milyar dolar
(31,86 milyar dolar ithalat, 3,78 milyar dolar ihracat) olarak gerçekleşmiştir.
2) Petrol ve Doğal Gaz İthalat Zorunluluğu
Net enerji ithalatında en çok rol oynayan faktör, petrol ve doğal gaz ticaretidir.
2012 sektör verilerine göre Türkiye’nin ham petrol, akaryakıt ve ara ürün ihracatı
32,27 milyon ton, ithalatı ise 8,87 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Petrol
ihracatının en büyük kalemini rafineri sonrası işlenmiş ürünler kalemi
oluşturmaktadır.
Türk Akademisi Enerji Araştırmaları Merkezi
Bilgi Notu No. 1 // Aralık 2013
1
Enerji Girdilerinin Dış Ticaretteki Rolü
Ham petrol açısından bakıldığında, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu ham petrolün
%90’dan fazlasını ithal etmek zorunda olduğu görülmektedir. Son on yılda Türkiye
yurtiçi kaynaklı ham petrol arzı %12 oranında düşmüştür. 2012 yılında ham petrol
talebinin ancak %10'u yerli üretimle karşılanmıştır. Petrol arzı ile ilgili 2012 yılına
ait aşağıdaki tablo, durumu özetlemektedir:
Tablo-2: Türkiye Petrol Arzı (2012)
Ham Petrol İthalatı
Ham Petrol Yurtiçi Arzı
Ham Petrol Toplam Arzı
Stok Kullanımı
İşlenen Ham Petrol
19.484.875
2.324.230
21.809.105
309.026
22.118.131
Üretim
Akaryakıt İthalatı
Ara Ürün İthalat
Toplam Petrol Miktarı
İhracat
Yurtiçi Arzı
22.115.614
1.641.029
2.738.238
26.494.881
5.603.283
19.596.235
Türkiye’nin petrol ithalatının bu denli yüksek olmasının sebebi, yurtiçindeki
üretim kapasitesinin ve mevcut sahaların rezerv büyüklüklerinin sınırlı olmasıdır.
2012 yılı yurtiçi üretilebilir petrol rezervi 294,8 milyon varil (43,2 milyon ton)
olup, yeni keşifler yapılmadığı takdirde, bugünkü üretim seviyesi ile yurtiçi toplam
ham petrol rezervinin 18,5 yıllık bir ömrü bulunmaktadır.
Doğal gazda da benzer bir durum söz konusudur. Ancak doğal gazdaki dışa
bağımlılık çok daha yüksek düzeylerdedir. 2012 yılında yaklaşık 46 milyar
metreküplük tüketime karşın üretim ancak 0,69 milyar metreküp olabilmiştir. Yani
üretimin tüketimi karşılama oranı %1,5 seviyesindedir.
2012 yılı sonu itibarıyla yurtiçi üretilebilir doğal gaz rezervi 6,84 milyar
metreküptür. Yeni keşifler yapılmadığı takdirde, bugünkü üretim seviyesi ile
yurtiçi doğal gaz rezervinin yaklaşık 10 yıllık ömrü bulunmaktadır.
Şekil-1: Türkiye Birincil Arzındaki Gelişmeler (MTEP) (2007-2011)
Türk Akademisi Enerji Araştırmaları Merkezi
Bilgi Notu No. 1 // Aralık 2013
2
Enerji Girdilerinin Dış Ticaretteki Rolü
Mevcut rezerv ve üretim kapasitesindeki sınırlılıklara rağmen, doğal gazın Türkiye
birincil enerji arzındaki payı yıllara sâri olarak artışını sürdürmektedir. Enerji
kaynaklarının kullanım miktarlarını (MTEP-milyon ton petrol eşdeğeri) gösteren
yukarıdaki grafik, son yıllarda doğal gaz arzında yaşanan artışa işaret etmektedir.
Ülkemizin doğal gaz tüketim profilinde göze çarpan temel hususlardan birisi,
birincil enerji kaynağı olarak doğal gaz kullanımının elektrik üretimindeki yüksek
payıdır. 2005-2012 arasında doğal gazın elektrik üretimindeki payını sunan
aşağıdaki tablodan da görülebileceği üzere, doğal gazın elektrik üretimindeki
payının %45-50’ler mertebesinde seyrettiğini söylemek mümkündür.
Tablo-3: Türkiye Doğal Gaz Kaynaklı Elektrik Üretimi (2005-2012)
Yıllar
2005
2006
2007
2008
2009
2010
2011
2012
Doğal Gazdan
Toplam Elektrik
Elektrik Üretimi
Üretimi (GWh)
(GWh)
73.445
80.691
95.025
98.685
96.095
98.144
104.048
104.499
Doğal Gazın
Payı (%)
161.956
176.300
191.568
198.418
194.813
211.208
229.395
239.496
45,3
45,8
49,6
49,7
49,3
46,5
45,4
43,6
Türkiye elektrik piyasasında lisans almış, bir kısmı yatırıma başlamış çok sayıda
doğal gaz kaynaklı elektrik üretimi projesinin bulunduğu da gözönüne alındığında,
bu payın önümüzdeki birkaç sene içerisinde radikal biçimde düşmesi
beklenmemektedir. Bu projelerin hayata geçmesi, miktar olarak enerji sektöründe
tüketilecek doğal gazın artması anlamına da gelecektir. 1
Elektrik üretimi amaçlı doğal gaz tüketiminin yanı sıra, sanayi ve mesken amaçlı
doğal gaz tüketiminin de gelecek yıllarda artış eğiliminde olması beklenmektedir.
Özellikle gittikçe daha çok sayıda yerleşim merkezine doğal gazın ulaştırılmış
olması bunun temel sebebidir. Doğal gazın meskenlerde daha fazla konfor
sağlaması, sanayide kullanımının ise daha tercih edilir olması, bu sektörlerde de
artış eğiliminin sürmesi beklentisine yol açmaktadır.
Lisans alan ve yatırımları süren doğal gaza dayalı santraller ile başvuru, inceleme-değerlendirme
ve uygun bulma aşamasındaki santraller dikkate alınarak bir hesap yapıldığında, proje stokunun 45
bin MW’a yaklaştığı görülmektedir. Bu santrallerin hayata geçmesi durumunda ihtiyaç duyulacak
yıllık ilâve gaz ihtiyacı ise 60 milyar metreküpü aşacaktır. Hâlihazırda yıllık toplam 45 milyar
metreküp civarında doğal gaz tüketildiği hatırlandığında, uzun vadede sadece elektrik üretimi
amacıyla ihtiyaç duyulacak gaz miktarının ne kadar büyük olduğu daha iyi anlaşılabilir.
1
Türk Akademisi Enerji Araştırmaları Merkezi
Bilgi Notu No. 1 // Aralık 2013
3
Enerji Girdilerinin Dış Ticaretteki Rolü
3) İthalatın Parasal Büyüklüğünü Artıran Bir Diğer
Faktör: Fiyatlar
Enerji ithalatını parasal açıdan yükselten bir diğer önemli faktör petrol ve doğal
gaz fiyatlarıdır.
3.a) Petrol Fiyatları
Brent petrol fiyatı 2012 yılında ortalama 111,67 $/varil olup, 2011 ortalaması olan
111,26$/varil’e oldukça yakın gerçekleşmiştir. Böylece dünya kıyas petrol fiyatı 2
yıl üst üste 100 $/varil’in üzerinde seyretmiştir. 2012 yılında Brent fiyatının aylara
göre dalgalanması değerlendirildiğinde, sadece Haziran ayında 100 $’ın altına
düştüğü gözlenmektedir.
2012 yılında ortalama WTI petrol fiyatı ise, 2011 yılına göre (94,88 $/varil) hafif
bir düşüşle 94,05 $/varil olarak gerçekleşmiştir. Güney Sudan, Yemen, Suriye ve
Kuzey Denizi civarında yaşanan petrol arzı kesintileri 2012 yılı petrol fiyat
dalgalanmalarının başlıca sebepleri olmuştur.
Şekil-2: Brent Spot Fiyatındaki Değişiklikler (1987-2013)
Brent Spot Fiyatı - [1987 Mayıs -Ağustos 2013] [Haftalık Bazda] ($)
160
4
140
120
100
80
Brent Spot Fiyatı ($)
60
40
20
May 15, 2013
May 15, 2012
May 15, 2011
May 15, 2010
May 15, 2009
May 15, 2008
May 15, 2007
May 15, 2006
May 15, 2005
May 15, 2004
May 15, 2003
May 15, 2002
May 15, 2001
May 15, 2000
May 15, 1999
May 15, 1998
May 15, 1997
May 15, 1996
May 15, 1995
May 15, 1994
May 15, 1993
May 15, 1992
May 15, 1991
May 15, 1990
May 15, 1989
May 15, 1988
May 15, 1987
0
2013 yılında da petrol fiyatları yüksekliğini korumaktadır. Haftalık ortalama
değerler üzerinden oluşturulan yukarıdaki grafikten de görülebileceği üzere, 2009
ortasından itibaren yükselmeye başlayan petrol fiyatları bir daha ciddî bir düşüş
eğilimi içinde olmamıştır.
Bundan sonra petrol fiyatlarının nasıl seyredeceğini tahmin etmek her zamanki
gibi güçtür. Çünkü pek çok piyasada fiyatlar arz-talep miktarları ve dengesine göre
Türk Akademisi Enerji Araştırmaları Merkezi
Bilgi Notu No. 1 // Aralık 2013
Enerji Girdilerinin Dış Ticaretteki Rolü
belirlenirken, özellikle jeopolitik gerilimler (örneğin Kuzey Afrika ve
Ortadoğu’daki gelişmeler), tabiî âfetler (örneğin Japonya’daki tsunami), fizikî ve
finansal piyasaların karşılıklı ilişkileri (belirsizlik, riskten kaçınma, spekülatif
gelecek işlemleri, vb.) de fiyat oluşumlarını derinden etkilemektedir.
2011 yılında Libya’ya yapılan müdahale, bu açıdan son derece dikkat çekici bir
örnektir. Libya dünya petrol üretiminde ancak %2 mertebesinde bir pay sahibi
olmasına rağmen, üstelik tamamen devre dışı kaldığında bile oluşan açık Suudî
Arabistan tarafından kolaylıkla telâfi edilebilecekken, bu ülkeye yapılan askerî
müdahale petrol fiyatlarını önemli ölçüde dalgalandırmıştır. Libya’ya müdahalenin
yapıldığı 19 Mart 2011’den sonra petrol fiyatlarının haftalık olarak nasıl
dalgalandığı aşağıdaki tabloda görülebilmektedir:
Tablo-4: Libya Müdahalesi Esnasında Petrol Fiyatları
Haftalık Cushing- Haftalık Avrupa
Oklahoma Spot
Brent Spot Fiyatı
Tarih
Fiyatı ($/v)
($/v)
Mar 18, 2011
99,8
112,7
Mar 25, 2011
104,4
115,4
Nis 01, 2011
105,1
116,5
Nis 08, 2011
109,3
123,0
Nis 15, 2011
107,8
123,6
Nis 22, 2011
109,1
122,7
Nis 29, 2011
112,3
125,4
May 06, 2011
105,8
119,6
3.b) Doğal Gaz Fiyatları
Doğal gazda ise durum biraz daha karmaşıktır. 2012 yılında ılıman geçen kışın
etkisiyle doğal gaz stokları artmış, Henry Hub (ABD) doğal gaz fiyatları bir önceki
yıl ortalamalarına göre düşük seyretmiştir. 2011 yılında ortalama 143,98 $/m 3
olan doğal gaz fiyatı 2012 yılında %31 düşerek ortalama 99,2 $/m 3 olarak
gerçekleşmiştir.
Son yıllara kadar yüksek üretim maliyeti, yetersiz teknoloji ve rezervlerin verimli
kullanılamaması gibi sebeplerle tercih edilmeyen konvansiyonel olmayan gaz
üretimi, ABD tarafından geliştirilen metotlarla artmaya başlamıştır. ABD’deki fiyat
düşüşlerinin en önemli sebebi budur.
Hâlihazırda ABD’de kaya gazında yaşanan gelişmeler sonucunda, ABD’nin kendi
içindeki gaz üretiminin (2010 yılında 611 milyar m 3) yaklaşık üçte biri kaya
gazından karşılanmaktadır. ABD ve Kanada’nın 2010 yılında 771 milyar m 3 olan
doğal gaz üretimlerini 2020’ye kadar yaklaşık %30 büyüme ile 227 milyar m 3
artırmaları beklenmektedir (bu artış rakamı Türkiye’nin bugünkü tüketiminin
yaklaşık 5 katıdır). Doğal gaz üretiminin maliyeti de ABD’de -Katar hariçTürk Akademisi Enerji Araştırmaları Merkezi
Bilgi Notu No. 1 // Aralık 2013
5
Enerji Girdilerinin Dış Ticaretteki Rolü
dünyadaki en ucuz seviyeye gelmiştir. Öyle ki ABD’de spot doğal gaz fiyatı (Henry
Hub) 2008 yılında 13 $/MBtu iken, bu rakam 2012 yılında 2 $/MBtu düzeylerini
görmüştür. Özellikle kaya gazı teknolojisindeki gelişmelere paralel olarak bu
rakamın daha da düşebileceği öngörülmektedir.
Konvansiyonel olmayan gaz üretimi, şimdiden dünya piyasalarını etkilemeye
başlamıştır. Bazı kuruluşlar enerji projeksiyonlarında ABD dev bir enerji ithalatçısı
konumundan önemli bir gaz ihracatçısı konumuna yükselmektedir. Güneydoğu
Asya’da Çin ve Hindistan artan enerji ihtiyaçlarını karşılamak ve artan doğal gaz
faturalarını düşürmek için konvansiyonel olmayan gaza yönelmektedir. Büyük
tüketicilerden Japonya da en büyük gaz müşterilerinden biri olma yolundadır.
ABD’nin LNG ithalatını azaltması, tedarikçilerin kendisine yeni adresler aramasına
yol açmıştır. Bu çerçevede Avrupa pazarına giren LNG’nin fiyatları düşmeye
başlamıştır. Uzun dönemli sözleşmelerden dolayı Türkiye’nin de içinde bulunduğu
Avrupa’daki gaz fiyatları, ABD’dekinden 4-5 kat fazladır; ama bunun önümüzdeki
dönemde düşmesi ciddî bir ihtimal olarak değerlendirilmektedir. Ülkemiz özelinde
söylenirse, gaz fiyatlarının düşmesi için, Türkiye’nin yeni kontratlar yaparken ve
yaptığı kontratları yenilerken gelecek projeksiyonlarını ve yeni dönem şartlarını
dikkate alarak müzakere yürütmesi gerekmektedir.
Orta dönemde, konvansiyonel olmayan gaz üretiminin etkisiyle, Akdeniz ve Avrupa
gaz fiyatlarında aşağı yönlü değişiklikler olması öngörülmektedir. Ancak bunun
için i) konvansiyonel olmayan doğal gaz üretiminin artması (günümüzde toplam
doğal gaz üretiminin %85’i konvansiyonel doğal gazdan sağlanmaktadır) ve
ticaretinin kıtalar arasında yaygınlaşması, ii) Avrupa ülkelerinin uzun dönemli
alım kontratlarının sona ermesi ve yeni kontratlar için müzakerelerin başlatılması
gerekmektedir.
4) Enerji İthalatının Yarattığı Baskıyı Hafifletmek İçin
Alınabilecek Önlemler
Daha önce ifade edildiği üzere, Türkiye petrol ve doğal gaz üretimi açısından ekonomisinin büyüklüğüne nispetle- oldukça fakir bir ülkedir. Ekonomisinin
büyümesine paralel olarak Türkiye’nin net enerji ithalatının büyümesi de kaçınılmaz
gözükmektedir. Bu ise dış ticaret dengesi üzerinde baskı, cari açık üzerinde olumsuz
etki yaratacaktır. Bu etkiyi tamamen ortadan kaldırmak kısa ve orta dönemde pek
mümkün değildir; bununla birlikte, alınacak önlemlerle bu baskının hafifletilmesi
mümkün olarak değerlendirilmektedir.
Bir diğer üzerinde durulması gereken konu, alınacak önlemlerin ve yürürlüğe
konulacak yeni politikaların sonuçlarının kısa sürede görülemeyecek oluşudur.
Örneğin doğal gaz ithalatını baskılamak için kömüre ağırlık verildiğinde ve yerli
kömür santralleri teşvik edildiğinde (2013 yılında 4288 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararı ile yerli kömürü yakıt olarak kullanan elektrik üretim santrallerinin, yatırım
Türk Akademisi Enerji Araştırmaları Merkezi
Bilgi Notu No. 1 // Aralık 2013
6
Enerji Girdilerinin Dış Ticaretteki Rolü
bölgesine bakılmaksızın 5’inci bölgede uygulanan bölgesel desteklerden
yararlanmaları karara bağlanmıştır) bunun etkisi en iyi ihtimalle 4-5 sene sonra
görülebilecektir. Çünkü yeni kömür santrallerinin projelendirilmesi, izin ve lisans
işlemlerinin bitirilmesi, inşaatlarının tamamlanması, montajlarının yapılması ve
işletmeye alınması asgarî 4-5 yıl sürecektir.
Keza, ulaştırma kaynaklı petrol tüketimlerini düşürmek için geliştirilecek
politikaların da hemen sonuç vermediği bilinmektedir. Getirilecek ilâve vergiler,
yükseltilecek gümrük harçları, tüketici davranışını hemen etkilememektedir.
Yerleşik tüketici kalıplarının değişmesi (örneğin tüketicilerin daha yakıt verimli
araçlara yönelmesi) uzun zaman alabilmekte, bütünleşik politikalar
gerektirmektedir.
Türkiye’nin cari açıkta önemli bir paya sahip olan enerji ithalatını belli bir seviyede
tutabilmesi için, hem arz yönlü hem de talep yönlü tedbirleri arka arkaya hayata
geçirmesi zorunluluk arz etmektedir. Talep tarafında enerji verimliliğinin
yükseltilmesi, bunun için kapsamlı programlar yürütülmesi gerekmektedir. Arz
tarafında ise, yerli kaynakların enerji üretimindeki payının artırılması, ayrıca
yurtiçi ve yurtdışında fosil yakıt arama çalışmalarına ağırlık verilmesi temel
politikalar olmalıdır.
7
Türk Akademisi Enerji Araştırmaları Merkezi
Bilgi Notu No. 1 // Aralık 2013
Download