I. TERMODİNAMİĞİN TEMEL KAVRAMLARI 1.1. Termodinamik ve

advertisement
I. TERMODİNAMİĞİN TEMEL KAVRAMLARI
1.1. Termodinamik ve Enerji
Yoktan enerji üretmek ve ısıyı işe dönüştürmek için yapılan çalışmalar termodinamik bilim
dalının ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Fiziksel ve kimyasal olayların açıklanması yanında
birçok mühendislik hesaplamasının yapılmasında termodinamikten büyük ölçüde yararlanılır.
Termodinamik enerjinin bilimi olarak tanımlanabilir. Enerji, değişikliklere yol açan etken
olarak düşünülür. Termodinamik sözcüğü, Latince therme (ısı) ve dynamics (güç)
sözcüklerinden türemiştir ve ısıyı işe dönüştürme tanımına uymaktadır. Günümüzde
termodinamik, enerji ve enerji dönüşümlerini kapsayan bir anlam taşımaktadır. Güç (elektrik)
üretimi ve soğutma termodinamiğin uygulama alanları arasındadır.
Doğanın en temel yasalarından biri “enerjinin korunumu” ilkesidir. Bu temel yasaya göre,
enerji yok edilemez veya yoktan var edilemez, ancak enerji türleri birbirlerine dönüşebilir.
Örneğin kimyasal veya biyokimyasal bir reaksiyon sırasında bir miktar ısı açığa çıkabilir ve
reaksiyonun gerçekleşmesi için enerji gerekebilir. Farklı yiyeceklerin enerji değerleri farklı
olduğundan, insanın tükettiği gıda maddesine göre aldığı enerji miktarı farklıdır. Aldığından
daha az enerji harcadığı zaman artan enerji vücutta depolanır ve ileriki yıllarda kendini “fazla
kilo” olarak gösterir.
Termodinamiğin değeri, termodinamik yasaların ve bu yasalarla ilgili tanımların birer
matematiksel ifade haline getirilebilmesidir. Bu matematiksel ifadelerden geliştirilmiş olan
denklemler topluluğu geniş alanlarda pratik sonuçlar çıkarmaya, teknikte ve laboratuvarlarda
kullanılacak alet ve ekipmanların en verimli işleyecek biçimde yapılmasına olanak
sağlamaktadır.
Termodinamik yasaları farklı şekillerde ifade edilirler. Sıcaklıkla ilgili tanımlama yapan,
sıfırıncı yasa, enerjinin korunumunu esas alan birinci yasa, entropi kavramını değerlendiren
ikinci yasa ve mutlak sıfır sıcaklığını tanımlayan üçüncü yasa gibi temel yasalar termodinamik
biliminin gelişmesini sağlamıştır.
Termodinamik yasaları evrenin yaradılışından beri yürürlükte olmakla birlikte
termodinamiğin bir bilim dalı olarak ortaya çıkması on altıncı yüzyılın sonları ve on yedinci
yüzyılın başlarında farklı bilim insanlarının çalışmaları ile ortaya çıkmıştır. Bu dönemlerde
İngilter’de atmosferik buhar makinelerinin üretilmiş olması bu konuda öncülük yapmıştır.
Termodinamiğin birinci ve ikinci yasaları 1850’lerde Rankin, Clausius ve Kelvin
tarafından yapılan araştırmalar sonunda ortaya konmuştur. İlk termodinamik kitabı William
Rankine tarafından 1859’da yazılmıştır.
Termodinamik ile ilgili problemlerin çözümlemesinde, maddeyi oluşturan parçacıkların
ayrı ayrı davranışlarından ziyade, bu parçacıkları toplu olarak ele alan makroskopik yaklaşım
olarak bilinen “klasik termodinamik” inceler. Mikroskopik yaklaşım olarak bilinin tek tek
parçacıklardan yola çıkarak termodinamik çözümleme ise “istatistiksel termodinamik”
konularını oluşturur. Bütün mühendislik uygulamaları madde ile enerji arasında bir etkileşim
içerdiğinden, termodinamiğin ilgilenmediği bir çalışma alanı bulmak mantıklı değildir.
Mühendislik uygulamalarında termodinamiğin ve termodinamik kurallarının çok iyi bir şekilde
kavranması gerekir. Termodinamiğin uygulama alanları günlük yaşamda çok sık karşımıza çıkar.
Elektrikli veya gazlı fırın, düdüklü tencere, su ısıtıcısı, ütü, bilgisayar, TV, vs. gibi günlük
hayatta çok sık kullandığımız cihazlar, otomobil motorları, jet motorları, güç santralleri gibi
endüstriyel uygulamalar da termodinamik ilkelerinden esinlenerek ortaya çıkmaktadır.
1
Termodinamikte olayların nereye kadar gidebileceği, dengenin nerede kulacağı
hesaplanabilir, ancak bu denge durumuna ne zaman ulaşılacağı yani süreçlerin hızı
hesaplanamaz. Termodnamik, maddenin ve maddelerden oluşan sistemlerin denge hali ile
ilgilenir, dengeye etki eden koşullara göre dengenin nasıl değiştiğini esas olarak ele alır.
1.2. Boyutlar ve Birimler
Termodinamikte kullanılan büyüklükler, fizikte olduğu gibi bağımsız olarak tanımlanan üç
temel birime – zaman, uzunluk ve kütle birimi- dayandırılır. Herhangi bir fiziksel büyüklük
boyutları ile belirlenir. Boyutlar ise birimlerle ölçülür. Kütle m, uzunluk L, zaman t, ve sıcaklık
T gibi bazı temel boyutlar birincil veya ana boyutlar olarak bilinirler. Hız V, enerji E ve hacim V
gibi bazı boyutlar ise ana boyutlar kullanılarak ifade edilir ve ikincil boyutlar veya türemiş
boyutlar diye adlandırılır. Mühendislik uygulamalarında genellikle büyük miktarlar söz konusu
olduğundan teknikte kullanılan birimler fizikte kullanılan birimlerden biraz farklıdır. Yedi ana
boyut ve Uluslar arası Sistemindeki (SI) birimleri aşağıdaki çizelgede verilmiştir;
Çizelge.1.1. Birimler ve boyut ilişkileri (SI sistemi).
Boyut
Uzunluk
Kütle
Zaman
Sıcaklık
Elektrik akımı
Işık şiddeti,
Madde miktarı,
Birimi
metre, m
kilogram, kg
saniye, s
Kelvin, K
Amper, A
Candela, c
mol
Günümüzde İngiliz Birim Sistemi (FPS) ve Uluslararası Sistem (SI) (Le Systeme De
International d’Unities) çok yaygın olarak kullanılan iki birim sistemidir. Dünya genelinde,
bilim ve mühendislik uygulamalarının çoğunda, basit, mantıklı ve analaşılabilir özelliklerinden
dolayı SI birim sistemi yaygın olarak kullanılmaktadır. SI birim sstemi notasyonuna göre
birimlerin kısaltılmış yazımlarında nokta ve çoğul eki uygulanmamaktadır (Newton, N, metre,
m). SI birim sisteminde, birimler arasında 10’un katları şeklinde bir ilişki vardır.
SI birim sisteminde, kütle, kg, uzunluk, m, zaman, saniye s, ile ifade edilir. Buna karşın
İngiliz birim sisteminde, bu büyüklükler sırasıyla, pound-mass, lbm, foot, ft, ve saniye s ile ifade
edilir. Bu farklı birim sistemlerindeki büyüklükler, belli katsayılarla çarpılarak birbirlerine
dönüştürülebilir. Örneğin,
1 lbm = 0.454 kg = 453.6 g
1 ft = 0.3048 m = 30.48 cm
SI birim sisteminde kuvvet birimi Newton (N) olarak alınır ve aşağıdaki gibi matematiksel
olarak ifade edilir.
2
1 N, 1 kg’lık kütleye 1 m/s2’lik ivme uygulanması için gerekli olan kuvvet olarak tanımlanır.
İngiliz birim sisteminde kuvvet birimi, pound-force, lbf, olup 32.174 lbm’lik kütleye 1 ft/s2’lik
ivme uygulandığında gerekli olan kuvvet, 1 lbf, olarak tanımlanır.
Çizelge.1.2. SI birim sisteminde standart önekler.
10’un katları
1012
109
106
103
10-2
10-3
10-6
10-9
10-12
ön ek
tera, T
giga, G
mega, M
kilo, k
santi, c
mili, m
mikro, 
nano, n
piko, p
Ağırlık ile kütle sıklıkla karıştırılmakla birlikte, ağırlık, W, bir kuvvet olarak tanımlanır ve
m, kütleyi, g (9.807 m/s2 veya 32.174 ft/s2), yerel yerçekimi ivmesini göstermek üzere, aşağıdaki
gibi formüle edilir. Yerel yerçekimi ivmesi bulunulan konuma bağlı olduğunundan farklı
bölgelerde aynı kütle faklı ağırlıklarda olabilir. Yerçekimi ivmesi yükseklikle azaldığından, bir
cismin ağırlığı yükseklere çıktıkça azalır. . SI birim sisteminde deniz seviyesinde 1 kg kütlenin
ağırlığı 9.807 N (1 kg*9.807 m/s2) kadarlık bir kuvvet oluşturur.
Bir maddenin birim hacminin ağırlığı, özgül ağırlık , , olarak tanımlanır ve , yoğunluklu
bir maddenin özgül ağırlığı,
şeklinde tanımlanır.
İş, enerjinin bir biçimidir ve kuvvet ile kuvvetin uygulandığı yolun çarpımı kadar bir büyüklüğe
sahiptir ve birimi N.m (Joule, J) olarak bilinir, 1 J = 1 N m.
SI birim sisteminde J yerine çoğunlukla kilojoule (kJ) kullanılırken, İngiliz birim sisteminde
Btu, “British thermal unit”, kullanılır, 1 Btu = 1.055 kJ. Enerjinin zamana oranı olarak birim
saniye başına Joule (J/s) watt (W) olarak tanımlanır ve iş durumunda bu oran güç olarak bilinir.
Ençok kullanılan güç birimi beygir gücü (BG) olup 1 BG 746 W’a eşdeğerdir (1 BG = 746 W).
Mühendislik hesaplamalarında birim homojenliği büyük önem arzeder. Kullanılan bütün
denklemlerde boyutsal uyuşumu ve birim homojenliği mutlaka sağlanmak zorundadır.
Örnek.1.1. Hacmi 2.84 m3 olan bir depo, yoğunluğu 875 kg/m3 olan bir sıvı ile doldurulduğunda
depodaki yağın ağırlığını hesaplayınız ve bu yağı 10.80 m/s2’lik ivme ile 8 m yükseklikteki bir
seviyeye çıkarmak için uygulanması gereken kuvveti N olarak hesaplayınız (g = 9.81m/s2).
Çözüm.1.1. Yağın ağırlığının hesaplanabimesi için önce kütlesinin bilinmesi gerekir.
3
1.3. Sistemler ve Kontrol Hacimleri (Kapalı ve Açık Sistemler)
Termodinamik sistem terimi, büyüklüğüne bakılmaksızın “belirli bir kütleyi veya
üzerinde inceleme yapmak üzere sınırlanan evren parçası” şeklinde tanımlanır. Sistemi
çevreleyerek saran kütle veya daha büyük evren parçası ortam veya sistemin çevresi olarak
adlandırılır. Sistemi çevresinden ayıran gerçek veya hayali yüzey de sınır diye adlandırılır.
Sınırın, sistem ile çevresinin temas ettiği ortak yüzey olduğu vurgulanmalıdır. Matematiksel
açıdan sınırın kalınlığı sıfırdır, bu denenle de kütlesi ve hacmi yoktur. Termodinamik sistem,
ortamında ısı ve iş depolarından biri ya da ikisi bulunan sistemler olarak tanımlanır.
Belirli bir kütlenin veya belirli bir bölgenin çözümlemeye esas alınmasına göre, sistemler
kapalı veya açık sistem olarak nitelendirilir (Şekil.1.1). Kapalı sistem veya kontrol kütlesi,
sınırlarından kütle geçişi olmayan sabit bir kütleden oluşur. Fakat enerji, iş veya ısı şeklinde
kapalı sistem sınırlarından geçebilir. Kapalı sistemler, sabit veya hareketli sınırlara sahip
olabilirler. İçinde sabit bir sıcaklıkta gaz sıkıştırılmış olan bir hareketli piston-silindir
düzeneğinde, dışarıdan ısı vermek suretiyle gazın sıcaklığı arttırıldığında, hareketli yüzeyi
oluşturan piston yukarı doğru hareket edecektir. İzole (ayrık) sistemlerin sınırlarından hem kütle
hem de enerji geçişi yoktur.
Şekil.1.1. Sistem, kapalı sistem ve açık sistem (kontrol hacmi).
Açık sistem veya yaygın olarak bilinen adıyla kontrol hacminin sınırlarına kontrol yüzeyi
adı verilir ve sınırlarından kütle ve enerji geçişi vardır. Kontrol hacmi genellikle kompresör
(Şekil.1.3), türbin, lüle gibi içinden kütle akışı olan bir makineyi ifade eder. Bu makinelerin
içindeki akışın incelenebilmesi için yapılması gereken makinenin içinde bir bölgenin kontrol
hacmi olarak seçilmesidir. Kontrol hacminin sınırları kontrol yüzeyi” olarak bilinir ve bu yüzey
gerçek veya hayali olabilir. Sürekli terimi, zamana bağlı değişimin olmadığı, üniform terimi ise
bir bölgede konuma bağlı değişimin olmadığı şeklinde fiziksel anlam taşırlar.
4
Çevre
Sistem
sınırı
Şekil. 1.3. Bir kompresörde iş ve ısı.
Şekil. 1.2. Sistem ve çevresi.
İçinden sürekli olarak sıcak su alınması gereken bir su ısıtıcısı, araba radyatörü, türbin,
kompresör gibi “açık sistem” için örnek olarak verilebilir ve “kontrol hacmi” olarak
değerlendirilmelidir. Isıtıcıda sürekli olarak sıcak su çıkıp yerine soğuk su girdiği sürekli bir akış
olduğu için sistem olarak sabit kütlenin alınması doğru olmaz. Bunun yerine ısıtıcının iç
yüzeylerini oluşturan hacim “kontrol hacmi” olarak alınır ve soğuk ve sıcak su akışları kontrol
hacmine giren ve çıkan kütleler olarak düşünülür. Bu makinelerin içindeki akışın termodinamik
çözümlemesinde, makinenin fiziksel sınırları sistem sınırları olarak ele alınır. Açık veya kapalı
sistemlere uygulanan termodinamik bağıntılar farklıdır. Tüm termodinamik çözümlemelerde,
incelenen sistem dikkatle tanımlanmalı ve birçok durumda incelenen sistem “çok basit ve
anlaşılır” olmalıdır. Bu nedenle çözümlemeye başlamadan önce sistemin türünü belirlemek
gerekir.
1.4. Sistemin Özellikleri
Bir sistemi diğerlerinden ayıran her bir niteliği “sistemin özelliği” olarak tanımlanır.
Yaygın bilinen özelliklerden bazıları basınç, P, sıcaklık, T, hacim, V ve küle, m’dir. Özelliklerin
bazıları bağımsız olmayıp diğer özellikler kullanılarak tanımlanır. Örneğin yoğunluk, birim
hacmin kütlesi olarak tanımlanır.
Bazen bir maddenin yoğunluğu, çok bilinen bir maddenin yoğunluğu ile kıyaslanarak
verilir. Bu büyüklüğe özgül yoğunluk (bağıl yoğunluk) adı verilir ve maddenin yoğunluğunun
standart bir maddenin belirli bir sıcaklıktaki yoğunluğuna oranı olarak tanımlanır. Standart
madde genellikle + 4 oC sıcaklıktaki sudur ve suyun bu sıcaklıktaki yoğunluğu 1000 kg/m3’tür.
Genel olarak maddelerin yoğunluğu, sıcaklık (T) ve basınca (P) bağlı olarak değişir. Gazların
yoğunluğu genellikle basınç ile doğru, sıcaklık ile ters orantılı olduğu halde, katı ve sıvılar
sıkıştırılamayan maddeler kabul edildiğinden, yoğunlukları basınç ile fazla değişmez.
Termodinamikte daha sık kullanılan bir özellik özgül hacimdir. Özgül hacim, yoğunluğun tersi
olup, birim kütlenin hacmi olarak tanımlanmıştır.
5
Özellikler kapasite ve şiddet özeliği, olmak üzere ikiye ayrılır. Şiddet özeliği, sistemin
kütlesinden (büyüklüğünden) bağımsızdır. Örnek olarak sıcaklık, basınç, yoğunluk verilebilir.
Kapasite özeliği, sistemin kütlesi (büyüklüğü) veya hacmiyle orantılıdır. Örnek olarak kütle,
hacim ve toplam enerji verilebilir. İki kapasite özelliğinin birbirine oranı bir şiddet özeliği verir.
Birim kütle için kapasite özellikleri “özgül” ön eki ile ifade edilir. Örneğin, özgül hacim,
(v = V/m), özgül toplam enerji, (e = E/m), özgül iç enerji, (u = U/m) şeklinde gösterilebilir. Bir
sistemde şiddet özeliği taşıyan tüm hal değişkenlerinin aynı olduğu bölge “FAZ” olarak
tanımlanır.
1.5. Enerji Çeşitleri
Bir sistemin iş yapabilme kapasitesi enerji, sistem ile ortam arasında sıcaklık farkından
kaynaklanan enerji akışı ısı, sistem ile ortam arasındaki basınç farkından kaynaklanan enerji
akışı ise iş olarak tanımlanır. Enerji; ısıl, mekanik, potansiyel, elektrik, magnetik, kimyasal,
nükleer gibi değişik biçimler alabilir. Bunların tümünün toplamı, sistemin toplam enerjisini (E)
oluştur. Sistemin birim kütlesi esas alınarak tanımlanan özgül enerji e ile gösterilir ve aşağıdaki
gibi tanımlanmıştır.
Termodinamik, bir sistemin toplam enerjisinin mutlak değeri değil, toplam enerjideki
değişimlerle ilgilenir. Böylece sistemin kabul edilen bir referans noktasına göre toplam enerjisi
sıfır (E = 0) olarak düşünülür. Sistemin toplam enerjisindeki değişim, seçilen referans noktadan
bağımsızdır. Örneğin, düşen bir taşın potansiyel enerjisindeki azalma, seçilen referans noktasına
değil, düştüğü yüksekliğe bağlıdır.
Termodinamik çözümlemede, sistemin toplam enerjisini oluşturan değişik enerji
biçimlerini makroskopik ve mikroskopik olarak iki ana grupta ele almak yararlı olur.
Makroskopik enerji, sistemin tümünün bir dış referans noktasına göre sahip olduğu, kinetik ve
potansiyel enerji gibi, enerjidir ve yükseklik ve hız ile değişir. Mikroskopik enerji ise, sistemin
moleküler yapısı ve moleküler hareketliliği ile ilgilidir ve dış referans noktalarından bağımsızdır.
Mikroskopik enerjilerin tümünün toplamı, sistemin iç enerjisi j diye adlandırılır ve U ile
gösterilir. Sistemin toplam enerjisi kinetik, potansiyel ve iç enerjilerden oluşur ve aşağıdaki
bağıntılar yazılabilir.
veya birim kütle için,
6
1.6. İç Enerji Hakkında Bazı Fiziksel Gözlemler
İç enerji moleküler yapıya ve moleküllerin hareketlilik düzeyine bağlı olup, moleküllerin
kinetik ve potansiyel enerjilerinin toplamı olarak düşünülebilir. Bir molekülün yer değiştirme,
titreşim ve dönme enerjilerinin toplamından oluşan bir kinetik enerjisi vardır. Sistemin iç
enerjisinin, moleküllerin kinetik enerjisiyle ilişkili olan bölümüne duyulur enerji adı verilir. Bir
gazın moleküllerinin ortalama hızı ve hareketlilik düzeyi gazın sıcaklığıyla orantılıdır. Böylece
daha yüksek sıcaklıklardaki moleküller daha yüksek bir kinetik enerjiye sahip olurlar, bundan
dolayı sistemin iç enerjisi daha yüksek olur.
İç enerji aynı zamanda sistemin molekülleri arasındaki kuvvetlerle ilişkilidir. Katı veya sıvı
cismin moleküllerine yeterince enerji verilirse, moleküller, aralarındaki kuvvetleri yenip bağları
kopararak sistemi gaza dönüştürebilirler ve bu olay bir faz değişimi olarak tanımlanır. Eklenen
bu enerjiden dolayı gaz fazındaki sistem, katı veya sıvı fazlarına oranla daha yüksek bir iç
enerjiye sahip olur ve sistemin fazıyla ilgili bu iç enerjisine gizli enerji adı verilir. Bir molekülün
atomları arasındaki kuvvetlerle ilgili iç enerjiye kimyasal enerji veya bağ enerjisi denir. Yanma
işleminde olduğu gibi, bir kimyasal reaksiyon sırasında, bazı kimyasal bağlar bozulurken bazı
yeni bağlar oluşur ve bu nedenle iç enerji değişir. Atom çekirdeği içindeki parçacıklar arasında
var olan bağlarla ilişkili çok büyük miktarlardaki iç enerji de nükleer enerji diye adlandırılır.
Sistemin toplam enerjisini oluşturan enerjiler, sistem içinde bulunduğu veya depolandığı için
enerjinin statik durumu diye değerlendirilir. Sistemde depolanmayan enerji ise dinamik enerji
olarak tanımlanır. Bu enerji türü sistem sınırlarını geçerken algılanır ve hal değişimi sırasında
kazanılan veya kaybedilen enerjiyi gösterir. Kapalı sistemlerle ilgili enerji etkileşimleri yalnızca
ısı geçişi ve iş olabilir.
1.7. Hal ve Denge
Verilen bir anda özellikleri değişmeyen bir sistemi düşündüğümüzde, sistemin her
noktasında tüm özellikler ölçülebilir veya hesaplanabilir olsun. Sistemin bu özellikler tarafından
belirlenen durumuna sistemin hali denir. Verilen bir halde sistemin tüm özelliklerinin sabit
değerleri vardır. Sadece bir özelliğin değerinin değişmesi bile sitemin halini değiştirecektir.
Termodinamik, denge halleriyle ilgilenir, denge sözcüğü eşitlik kavramını çağrıştırır. Dengenin
bir çok çeşidi vardır ve ilgili tüm denge çeşitlerinin koşulları sağlanmadıkça,, söz konusu sistem
“termodinamik olarak” dengede değildir. Sistemin termodinamik dengede olması: Örneğin ısıl
denge sistemin her noktasında sıcaklığın aynı olması anlamına gelir. Başka bir deyişle, sistemin
içinde ısı geçişine neden olacak sıcaklık farklılığı yoktur.
Mekanik denge basınçla ilgilidir, sistemin herhangi bir noktasında basıncın zamana göre
değişmediği anlamına gelir. İki fazlı bir sistemde faz dengesinin olması, her fazın kütlesinin bir
denge düzeyine erişip orada kalması anlamına gelir. Kimyasal denge, sistemin kimyasal
bileşiminin zamanla değişmemesi anlamına gelir. Bir sitemin denge halinde olabilmesi için tüm
denge kıstaslarının sağlanmış olması gerekir.
1.8. Hal Değişimleri ve Çevrimler
Sistemin bir denge halinden başka bir denge haline geçişi hal değişimi diye adlandırılır.
Hal değişimi sırasında sistemin geçtiği hallerden oluşan diziye de hal değişiminin yolu denir.
Bir sistem geçirdiği bir dizi hal değişiminin sonunda yeniden ilk haline dönerse bir çevrimden
7
geçmiş olur. Başka bir deyişle çevrimin ilk ve son halleri aynıdır ve bu durumda sistem
çevresiyle iş alış-verişi yapmakla birlikte çevrim sonunda sistemin bütün özellikleri başlangıç
haldeki ile aynıdır. Bir hal değişimini tümüyle tanımlayabilmek için, sistemin ilk ve son halleri
ile hal değişimi sırasında izlediği yolu ve çevre ile etkileşimlerinin bilinmesi gerekir. Aşağıda bir
sistemin çeşitli hal değişimleri ve çevrimleri gösterilmiştir.
Bir hal değişimi sırasında sistem izlediği yolun her noktasında denge haline çok yakın ise
(tam dengede değil) sanki-dengeli diye tanımlanır. Böyle bir hal değişiminin herhangi bir anında
sistemi oluşturan kütlenin her noktasında özelliklerin aynı olması grekir. Sanki-dengeli hal
değişimi soyut bir kavram olup gerçek bir hal değişimini temsil etmez. Mühendislik
uygulamalarında, bu tür hal değişimlerinin kolaylıkla çözümlenmesi ve iş yapan makineler en
çok işi sanki-dengeli hal değişimi sırasında yaptıkları için, bu hal değişimi önem taşır ve sankidengeli hal değişimleri gerçek hal değişimlerinin kıyaslanabilecekleri bir referans oluşturur.
Bir sistem kendiliğinden herhangi bir hal değişimi yapamıyorsa, (sistemin halini
değiştirmek için kesinlikle bir dış etki gerektiriyorsa) bu durumda “termodinamik dengeden”
söz edilir. Denge hali sisteme etki eden kuvvetlerin sıfır olduğunu değil, birbirlerine eşit
olduğunu ifade eder. Termodinamik dengenin gerçekleşmesi için sistemin termal, mekanik ve
kimyasal denge halinde olması gerekir.
Koordinatlarını termodinamik özelliklerin oluşturduğu hal değişimi diyagramları, hal
değişimi uygulamaları için büyük önem taşırlar. Koordinat değerleri, mutlak sıcaklık, T, basınç,
P, hacim, V ve özgül hacim, v, gibi çok sık kullanılan termodinamik büyüklüklerdir. Hal
değişiminin yolu, sistemin hal değişimi sırasında geçtiği bir dizi denge halini belirtir ve bu
durum yalnızca sanki-dengeli bir hal değişimi için geçerlidir.
Şekil.1.4. Bir sıkıştırma işleminde P-V değişimi ve farklı çevrimler.
Sanki dengeli olmayan hal değişimi ilk ve son haller arasında kesikli bir eğri ile gösterilir.
Bazı hal değişimlerinde özelliklerden biri, (T, P, V, v) sabit kalabilir. Sabit kalan özeliğe göre
değişim farklı şekillerde isimlendirilir. Sabit sıcaklık koşulları, izotermal, sabit basınç koşulları,
izobarik, sabit hacim koşulları, izokorik, sabit entropi, izentropik, hal değişimleri olarak
tanımlanır.
8
1.9. Hal Postulası
Bir sistemin halini tanımlamak için belirtilmesi gerekli özelliklerin sayısı hal postulası ile
bulunabilir. Hal postulası, hali tanımlamak için verilmesi gereken iki özelliğin bağımsız
olmasını gerektirir. Elektrik, magnetik, yerçekimi, hareket ve yüzey gerilmesi gibi olguların
etkisi altında olmadığı kabul edilen sisteme basit sıkıştırılabilir sistem adı verilir. Basit
sıkıştırılabilir bir sistemin hali iki bağımsız şiddet özelliğin verilmesiyle tanımlanır. İki
özellikten biri sabit tutulurken diğeri değişiyorsa bu iki özellik birbirinden bağımsızdır denir.
Örneğin sıcaklık, T, özgül hacim v, her zaman iki bağımsız özelliktir ve birlikte basit
sıkıştırılabilir bir sistemi oluştururlar. Ancak, çok fazlı sistemlerde, sıcaklık ve basınç bağımsız
özellik değildir. Deniz seviyesinde 100 oC sıcaklıkta kaynayan su, daha yüksek bir noktada daha
düşük sıcaklıkta kaynar ve T = f(P) şeklinde sıcaklık-basınç ilişkisi gösterilir.
Birbirlerine bağlı olarak yazılabilen yani aralarında bir matematiksel ifade yazılabilen hal
değişkenleri “bağımlı hal değişkenleri”, birbirlerine bağlı olarak yazılamayan değişkenler ise
“bağımsız hal değişkeni” olarak tanımlanır. Örneğin, kütle (m), hacim (V) ve yoğunluk ()
arasında  = m/V şeklinde bir ilişki yazılır. Bağımlı hal değişkenlerinin birbirlerine göre kısmi
türevleri arasındaki bağıntı “diferansiyel bağımlılık koşulu” olarak tanımlanır. Bir maddeninn
hacmi, (V), sıcaklığı (T) ve basıncı (P) arasında aşağıdaki diferansiyel bağımlılık koşulu
yazılır (çevrim bağıntısı);
Hal değişkenlerini birbirine bağlayan eşitliklere “termal hal denklemi” adı verilir. Sabit
olan her nicelik hal değişkeni olmaktan çıkar. İdeal gazların hal değişkenleri arasındaki
bağımlılık koşulu aşağıdaki gibi yazılır;
Bir sistemin bir halinden diğer bir haline gidildiğinde, değişimi sistemin yalnızca ilk ve son
haline bağlı olan, hacim (V), enerji (E), entalpi (H), entropi (s), basınç (P), sıcaklık (T) gibi
nicelikler “hal fonksiyonu” olarak tanımlanırlar. Değişimi izlenen yola bağlı olan, ısı (q)ve iş
(W) gibi nicelikler ise “yol fonksiyonu” olarak bilinir. Hal fonksiyonlarının diferansiyelleri tam
diferansiyel olduğu halde (dx), yol fonksiyonlarının diferansiyelleri tam diferansiyel değildir
(y). Bir niceliğin hal değişkeni olabilmesi için mutlak değerinin ölçülebilir olması gerektiği
halde (v, s), hal fonksiyonu olabilmesi için mutlak değerinin ölçülebilir olması gerekmez.
Mutlak değeri ölçülebilen veya ölçülemeyen ve değişimi izlenen yoldan bağımsız olan her
nicelik bir hal fonksiyonudur. Buna göre, her hal değişkeni bir hal fonksiyonu olabildiği halde
her hal fonksiyonu bir hal değişkeni olamaz.
Hal değişkenleri x, y, z olmak üzere gnel olarak f = f(x, y, z) şeklinde gösterilen bir
fonksiyonun diferansiyeli aşağıdaki gibi yazılabilir;
Buradaki,
kısmi türevleri sırasıyla x, y ve z hal değişkenlerine göre f
fonksiyonundaki değişme hızlarını, dx, dy, dz terimleri ise hal değişkenlerindeki net diferansiyel
9
değişimleri göstermektedir. Değişkenlerin değişim sırası fonksiyondaki değişmeyi etkilemediği
için “tam diferansiyellik koşulu” olarak tanımlanan aşağıdaki eşitlikler yazılabilir;
Hacim (V), hem sıcaklık (T) hem de basınç (P) ile azaldığı ya da arttığı gibi bunlardan biri ile
artarken diğeri ile azalabilir. Artma ve azalma miktarlarının mutlak değerleri eşit olduğunda
hacim değişmeden kalır.
Hacimdeki değişmenin, sıcaklık ve basıncın değişim sırasından bağımsızlığının matematiksel
ifadesi aşağıdaki gibidir.
1 mol ideal gaz için molar hacim V = f(T, p) = RT/P olarak verildiğinden tam diferansiyel olma
koşulunun; –R/p2 = -R/p2 eşitliği ile sağlandığı kolaylıkla gösterilebilir.
Bir tam diferansiyelin integrali ile bulunan f fonksiyonu ise hal fonksiyonudur. Dolayısıyla
diferansiyeli tam olan fonksiyonlar hal fonksiyonu olduğu gibi, hal fonksiyonlarının da
diferansiyelleri tamdır. Verilen bir diferansiyelin tam diferansiyel olabilmesi için tam
diferansiyellilik koşullarının tamamının sağlanması gerekir.
E fonksiyonunun diferansiyeli tam diferansiyel ise;
Örnek.1.2. Yarıçapı r ve yüksekliği h olan bir silindirin hacmi
bağıntısıyla
verilmektedir. Silindirin hacmi olan V’nin hal fonksiyonu olduğunu ve diferansiyel bağımlılık
koşulunun sağlandığını gösteriniz.
Çözüm.1.2.
10
Buna göre, dV tam diferansiyel ve V hal fonksiyonudur.
Alıştırma.1.1. Kapalı bir yüzeyin alanı yarıçap (r) ve yükseklik (h) değişkenlerine bağlı olarak
bağıntısı ile verilmektedir. A’nın hal fonksiyonu olduğunu ve diferansiyel bağımlılık koşulunu
sağladığını gösteriniz.
1.10. Basınç
Basınç, bir akışkanın birim alana uyguladığı normal kuvvettir. Basınç sadece gaz ve sıvı
ortamlarda söz konusudur. Katı cisimlerde basınç olgusunun yerini gerilme alır. Birim alana
uygulanan kuvvet basınç olacağından, birim metrekareye gelen basınç kuvvet birimi Newton
olmak üzere Pascal (Pa) olarak tanımlanır.
1Pa = 1N/m2, 1M Pa = 106 Pa = 103 kPa, 1bar = 105 Pa = 0.1Mpa = 100 kPa,
1 atm = 101325 Pa = 101.325 kPa = 1.01325 bar
Bir noktadaki gerçek basınç, mutlak basınç
olarak adlandırılır. Fakat basınç ölçen
cihazların birçoğu yerel atmosfer basıncında sıfır okunacak şekilde ayarlanmışlardır. Bu nedenle
gösterdikleri basınç, mutlak basınçla yerel atmosfer basıncı arasındaki farktır ve bu fark
gösterge (efektif, etkin, ) basınç
diye adlandırılır. Atmosfer basıncı altındaki basınçlar
vakum basıncı
olarak bilinir ve vakum göstergeleri adı verilen cihazlarla ölçülür.
Termodinamik tablo ve bağıntıların hemen hemen hepsinde mutlak basınç kullanılır.
Şekil.1.5. Basınç diyagramı.
11
Mutlak, gösterge ve vakum basınçları arasındaki ilişki aşağıdaki bağıntılarda
verilmektedir.
Küçük ve orta büyüklükteki basınçlar manometre adı verilen düzeneklerle ölçülür. Yükseklik
farkı “h” kadar olan bir akışkan sütunu için basınç farkı,
, aşağıdaki gibi hesaplanır;
Bir akışkan içerisinde, derinlerdeki tabakaların üzerinde daha fazla miktarda akışkan
bulunduğundan ve derinde bulunan bir tabaka üzerinde ağırlık daha fazla olacağından, bir
akışkan içerisindeki basınç derinlikle artar. Bir konumdaki atmosfer basıncı, h sıvı sütununun
serbest yüzeyden olan yüksekliği olmak üzere, barometre denen düzenek yardımı ile ölçülür ve
barometrik basınç (atmosfer basıncı) olarak adlandırılır.
“Standart atmosfer” çok sık kullanılan bir basınç birimi olarak bilinir. Standarf basınç, 0 oC
sıcaklıkta ( Hg =13.595 kg/m3) ve standart yerçekimi ivmesinde (g = 9.807 m/s2), 760 mmHg
yüksekliğindeki civa sütununun basıncı olarak tanımlanır.
Örnek.1.2. Barometre değerinin 740 mmHg ve yer çekimi ivmesinin 9.7 m/s2 olduğu bir
ortamda atmosfer basıncını hesaplayınız. Civanın sıcaklığı 10 oC ve bu sıcaklıktaki yoğunluğu
13.570 kg/m3 olarak alınacaktır.
Çözüm.1.2. Atmosfer basıncı aşağıdaki bağıntıdan hesaplanabilir.
1.11. Sıcaklık ve Termodinamiğin Sıfırıncı Yasası
Sıcaklık, mekanikte tanımlanamayan, fizyolojik olarak duyduğumuz ve cisimlerin termal
halini belirtmekte gerekli olan bir özelliktir. Bir sistemin fiziksel ve termal haline etki eden
değişkenlerden basınç, temel ve basit miktarlar ile ölçülebildiği halde, sıcaklık mekanikte söz
konusu olmadığı için basit ve temel miktarlar ile ölçülemez. Sıcaklığın ölçülmesinde, maddelerin
sıcaklıkla düzgün olarak değişen çeşitli özelliklerinden, örneğin belli bir miktar sıvı veya gazın
sabit basınçtaki hacminin yada gazların sabit hacimdeki basınçlarının değişmesinden yararlanılır.
Termodinamiğin sıfırıncı yasası, “iki ayrı cismin üçüncü bir cisimle ısıl dengede olmaları
durumunda, kendi aralarında da ısıl dengede olacaklarını” söyler.
12
Termodinamikte, herhangi bir madde veya maddelerin özelliklerinden bağımsız bir sıcaklık
ölçeğine sahip olmak son derece önemlidir. Termodinamiğin ikinci yasası ile ilişkili olarak
geliştirilen sıcaklık ölçeği, “termodinamik sıcaklık ölçeği” olarak adlandırılır ve SI birim
sisteminde termodinamik sıcaklık ölçeği, Kelvin, K, ölçeğidir ve Celcius ölçeğiyle aşağıdaki gibi
ilişkilidir.
İngiliz birim sisteminde (FPS) mutlak sıcaklık ölçeği Rankine ölçeğidir ve Fahrenheit
ölçeğiyle ilişkisi T(R) = T(oF) + 459.67 bağıntısıyla verilir. İki birim sistemindeki sıcaklık
ölçekleri arasında aşağıdaki bağıntılar kullanılarak çevirme yapılabilir:
1K ve 1 oC büyüklükleri eşdeğerdir. Benzer olarak 1 R ve 1 oF büyüklükleri de eşdeğerdir.
Bu nedenle aralarında aşağıdaki gibi ilişkilendirilirler.
1.12. Problem Çözme Tekniği
Mühendislik uygulamarında, özellikle zor ve karmaşık görünen problemlerin çözümünde
sistemli bir yaklaşım büyük kolaylıklar sağlar. Bir mühendislik öğrencisi veya mühendis,
karmaşık ve zor görünen bir problemi, bir dizi basit problemin çözümüne indirgeyerek
problemin çözümünü gerçekleştirebilir. Bu amaçla aşağıdaki sıralama büyük kolaylıklar sağlar.
1. Problemin ifade edilmesi; problem, verilen bilgiler ve istenen büyüklükler şeklinde özetlenir.
2. Şematik çizim; incelenen fiziksel sistem gerçekçi bir şekilde hayali olarak tasarlanır ve
şematik olarak gösterilebilir.
3. Kabuller ve yaklaştırmalar; çözüme ulaşmak için uygun kabuller ve yaklaştırmalar yapılır ve
gerekli olduğu halde verilmeyen büyüklükler için uygun değerler alınır.
4. Fiziksel yasalar; problem ile ilgili tüm fiziksel yasa ve ilkeler uygulanıp yapılan kabuller ile
problem mümkün olan en basit şekle indirgenir.
5. Özellikler; problem çözümünde gerekli olduğu halde bilinmeyen özellikler, bilinen haller için
özellik bağıntıları ve/veya tablolardan bulunmalıdır.
6. Hesaplamalar; bilinmeyen niceliklerin belirlenmesi amacıyla bilinen büyüklükler,
basitleştirilmiş bağıntılarda yerine yazılarak ve uygun birim dönüşümleri uygulanarak
hesaplamalar yapılır.
7. Sorgulama, doğrulama ve irdeleme; elde edilen sonuçların doğru olduğu ve mantıklı değer
olarak alınabileceği muhakeme edilmelidir. Bulunan sonuçların sayısal olarak anlamlı olup
olmadığı ve gerçek fiziksel sistemlere uygulnabilirliği de gözden geçirilmelidir.
Bunun yanında, bulunan sonuçların önemi vurgulanmalı ve taşıdığı fiziksel anlamlar
irdlenmelidir. Bulduğunuz çözümlerin veya herhangi bir mühendislik analizinin üçüncü kişilere
sunulmasının bir iletişim biçimi olduğu dikkate alınarak, etkinliğin üst düzeyde olması için,
düzen, organizasyon, bütünlük ve görünüm son derece önem arz etmektdir.
..................................................................................................
13
ÇÖZÜMLÜ ÖRNEKLER-1
Örnek.1.1. Bir buhar türbini yoğunlaştırıcısı üzerindeki göstergede vakum değeri 66,0 cmHg
olarak okunmuştur. Çevredeki atmosfer basıncı 1.013 bar olduğuna göre yoğuşturucu içindeki
mutlak basıncı bar ve mmHg olarak hesaplayınız.
Çözüm.1.1. Vakum halinde kap içindeki mutlak basınç atmosfer basıncından manometrede
okunan gösterge basıncı çıkarılarak bulunur.
..................................................................................................
Örnek.1.2. Bir buhar kazanı üzerinde bulunan manometrede basınç 6 at (kg/cm2) olarak
okunmuştur. Ortam basıncı 750 mmHg olduğuna göre kazan basıncını kPa, bar ve atm
cinsinden hesaplayınız..
Çözüm.1.2. Birim homojenliğinin sağlaması için öncelikle manometrede okunan basınç kPa
cinsinden ifade edilmelidir. Buna göre,
Çevre basıncı;
Buna göre kazanın mutlak basıncı;
..................................................................................................
14
Örnek.1.3.
hal denklemini kullanarak çevrim bağıntısını ve sabit v değerinde
karşılıklılık bağıntısını doğrulayınız.
Çözüm.1.3. Bu eşitlikle verilen hal denklemi P, v ve T olmak üzere üç değişkenden oluşmaktadır.
Bu değişkenden herhangi ikisi bağımsız değişken olarak alınabilir. Buna göre bu üç değişken
arasındaki çevrim eşitliği aşağıdaki gibi yazılır;
Buradan,
Bu kısmi türevli ifadeler yaukarıda yazılırsa aşağıdaki eşitlik elde edilir,
v = sabit alınarak karşılıklılık koşulu aşağıdaki gibi yazılır;
..................................................................................................
Örnek.1.4. 27 oC sıcaklıktaki 1 m3 hacimli silindirik bir çelik tüpte, 2.8 kg N2 ve 1.8 kg H2
gazları bulunmaktadır. Çevrenin atmosfer basıncı 684 mmHg olduğuna göre tüpün manometre
basıncını ve gaz karışımının hacimsel yüzdesini hesaplayınız.
Çözüm.1.4. Öncelikle herbir gazın mol sayısı hesaplanmalıdır.
15
Bu gaz karışımının yapacağı toplam basınç,
V = 1 m3 = 1000 L
Tüpün manometre basıncı,
Gaz karışımının hacimsel yüzdesi, mol yüzdesi ile orantılı olduğundan,
..................................................................................................
Örnek.1.5. İçinde gaz bulunan aşağıdaki piston-silindir düzeneğinde (Şekil.1.5a) pistonun
kütlesi 60 kg ve kesit alanı 0.04 m2 olarak bilinmektedir. Yer çekimi ivmesi 9.8 m/s2 ve yerel
atmosfer basıncı 0.97 bar olduğuna göre, silindir içindeki gazın basıncını hesaplayınız ve gazın
ısıtılması ile hacminin 2 katına çıkması durumunda basıncının değişip değişmeyeceğini
gösteriniz.
Şekil.1.5a
Şekil.1.5b
Çözüm.1.5. Piston-silindir düzeneğinde bulunan gazın basıncı atmosfer basıncı ile pistonun
ağırlığına bağlıdır. Yukarıda (Şekil.1.5b) gibi çizilen serbest cisim diyagramından kuvvet
denkliği aşağıdaki gibi yazılabilir. Buna göre,
16
İkinci durumdaki ısıtma neticesinde meydana gelen hacim değişikliği, gazın üzerinde etki eden
kuvvetlerde bir değişikliğe neden olmayacağından serbest cisim diyagramında bir değişim
olmayacaktır ve gazın basıncı sabit kalacaktır.
..................................................................................................
Örnek.1.6. Sabit hacimli bir kaptaki gazın basıncı hem bir basınç göstergesi hem de bir
manometre ile ölçülmektedir (Şekil.1.6). Basınç göstergesinde okunan değer 80 kPa olduğuna
göre civa ( = 13600 kg/m3) ve su ( = 1000 kg/m3) sıvıları kullanıldığında manometre kolları
arasındaki yükseklik farkını hesaplayınız.
Şekil.1.6. Örnek.1.6.
Çözüm.1.6. Gösterge basıncı iki sıvı seviyesi arasındaki yükseklik farkı olan h ile ilişkilidir.
Kullanılan sıvının civa olması durumunda,
Kullanılan sıvının Su olmsı durumunda,
..................................................................................................
17
Örnek.1.7. Kütlesi 3.2 kg ve kesit alanı 35 cm2 olan bir pistona sıkıştırılmış bir yay ile 150 N
değerinde bir kuvvet uygulanmaktadır (Şekil.1.7a). Atmosfer basıncı 95 kPa olarak bilindiğine
göre silindir içindeki gazın basıncını (kPa) hesaplayınız.
Çözüm.1.7. Şekil.1.7b de serbest cisim diyagramı verilen sistemde kuvvet denkliği yazılarak
çözüm yapılır. Buna göre,
Şekil.1.7a.
Şekil.1.7b.
..................................................................................................
Örnek.1.8. Aynı koşullarda He gazının ağırlığı havanın
ağırlığının yaklaşık yedide biri kadar olduğu için, balonlar
genellikle He gazı ile doldurulur.
bağıntısı
ile verilen kaldırma kuvveti balonu yukarı doğru iter.
Çapı 12 m olan bir balona 85 kg ağırlığındaki iki kişi bindiğinde
balonun kalkışı sırasındaki ivmesini hesaplayınız. Havanın
yoğunluğu 1.16 kg/m3 ve balonun ipleri ile kabinin ağırlığını
ihmal ediniz.
Çözüm.1.8. Balonun hacmi küresel cisim kabulu yapılarak
yaklaşık olarak hesaplanır,
Balona uygulanan kaldırma kuvveti,
Şekil.1.8.
18
Toplam kütle,
Toplam ağırlık, w;
Balona uygulanan net kuvvet, ağırlık ile kaldırma kuvveti arasındaki farka eşit olacaktır.
Balonun ivmesi için aşağıdaki genel ifadeden faydalanılır;
..................................................................................................
Örnek.1.9. 30 oC sıcaklık ve 750 mmHg basıncında olan bir nemli havanın yoğunluğu 1.14 g/L
olarak bulunduğuna göre hava içindeki su buharının kısmi basıncını hesaplayınız.
Çözüm.1.9. Nemli hava bir gaz karışımı gibi düşünülebilir ve gaz karışımın mol kütlesi ideal gaz
denklemi ile aşağıdaki gibi bulunabilir.
Havanın ortalama molekül ağırlığı ile mol kesirleri araasında aşağıdaki ilişki yazılır.
Hava ve su buharının mol kesirleri toplamı 1 olduğundan;
(1) ve (2) denkleminin ortak çözümünden,
Karışımda bulunan su buharı kısmi basıncı, Dalton yasasından hesaplanır,
19
(2)
..................................................................................................
Örnek.1.10. Kalın gaz tabakasında basıncın yoğunluk ile değişimi, C ve n birer sabit olmak
üzere
bağıntısı ile verilmektedir. Dikey z- yönünde diferansiyel akışkan tabakasının dz
kalınlığındaki basınç değişimi,
şeklinde tanımlandığına göre, basıncın z ile
değişimini veren bir ifade türetiniz (z = 0 ==> P = Po, = o).
Çözüm.1.10.
Bu ifade basınç eşitliğinde yazılırsa,
Faydalanılan Kaynaklar
1.
2.
3.
4.
Termodinamik, Mühendislik Yaklaşımıyla, Yunus Çengel, Boles.
Termodinamik Problemleri, Aksel Öztürk,
Mühendislik Termodinamiği Problem Çözümleri, Metin Gürü,
Mühendislik Termodinamiği, Yüksel Sarıkaya
20
Download