kimyanın doğası ve öğretimi

advertisement
KİMYANIN DOĞASI VE ÖĞRETİMİ
Samih BAYRAKÇEKEN
Nurtaç CANPOLAT
Suat ÇELİK
Atatürk Üniversitesi
Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi
Kimya Eğitimi Anabilim Dalı
Sunum İçeriği

Giriş

Kimyanın Tarihsel Gelişimi

Kimya Felsefesi

Kimyanın Kapsamı

Kimya İmajı

Kimyada Açıklama

Sonuç
2
Giriş

“Kimyanın doğası” ile genellikle kimyanın
kökeninde yer alan değer ve inançlar, bilgi
üretim süreçleri, gelişimi ve bu bilgilerin
niteliği kastedilmektedir.

Kimya bilgilerinin üretiminde gözlem
yapma, hipotez kurma ve sonuç çıkarma
gibi etkinliklerin kimyacının sahip olduğu
anlayışlardan etkilenip etkilenmemesi
kimyanın doğası ile ilgilidir.

Kimyanın doğasına yönelik bilgiler önemli
ölçüde kimyanın tarihine ve felsefesine
dayandırılmaktadır.
3
Kimyanın Tarihsel Gelişimi

Kimya sözcüğünün, kimyanın modern bir
bilim haline gelmeden önceki haline
karşılık gelen simya ile aynı kökenli
olduğu düşünülmektedir.

Simya sözcüğünün Arapça “Alkimia”
sözcüğünden türediği sanılmaktadır. “Al”
Arapçada belirli artikel, “Kimia” ise Eski
Mısır dilinde “Chem” (kara toprak) ya da
Yunanca “Chyma” (metal eritme)
sözcüklerinden geldiği yönündeki görüşler
ön plana çıkmaktadır.
Cabir İbni Hayyan 720-813
4
Kimyanın Tarihsel Gelişimi:
Simya Öncesi Dönem

Kimya olarak nitelendirilebilecek uğraşın
köklerinin, metallerin üretilmeye
başlandığı, tunç çağı adı da verilen
yaklaşık M.Ö. 3000 yıllarına kadar
götürülmesi mümkündür.

Bu süreç simyanın başlangıcına kadar olan
dönem olarak da nitelendirilebilir. Bu
dönemde yapılan işlem ve üretimlerin
kuramsal bir alt yapısı bulunmayıp
tamamen deneme-yanılmaya dayalıdır.
5
Kimyanın Tarihsel Gelişimi:
Simya Öncesi Dönem

Ancak M.Ö. 4. yüzyıl civarında düşünürler
doğayı anlama ve açıklama çabasıyla
çeşitli spekülasyonlar ortaya atmışlardır.

Örneğin bu dönem düşünürlerinden
Aristotales (M.Ö. 384-322) tarafından
ortaya atılan bir kurama göre doğada;
toprak, hava, su ve ateş olmak üzere dört
temel element bulunmaktadır.
6
Kimyanın Tarihsel Gelişimi:
Simya Öncesi Dönem

Ayrıca Aristotales’ten de önce Demokritos
( ̴M.Ö. 470–380) maddenin atom adını
verdiği daha küçük parçalara
bölünemeyen taneciklerden oluştuğu
fikrini ortaya attı.

Ancak Aristotales tarafından
desteklenmeyen bu görüş, Dalton’un
(1766–1844) atom kuramına kadar geçen
yaklaşık 2000 yıl süre boyunca kabul
görmemiştir.
7
Kimyanın Tarihsel Gelişimi:
Simya Öncesi Dönem

M.Ö. 4.yüzyıla kadar yapılan çalışmalar daha
çok deneme-yanılma ağırlıklı olduğu daha
sonraki çalışmaların ise daha çok olgusallıktan
yoksun spekülasyonlara dayalı türden olduğu
söylenebilir.

Bir uğraşın bilimsel olarak nitelendirilebilmesi
olgu ve mantık boyutlarını içermesini
gerektirir.
8
Kimyanın Tarihsel Gelişimi

Bilim tarihçisi Hermann Kopp, simyanın başlangıcından modern
kimyanın başlangıcına kadar olan süreci aşağıdaki şekilde
dönemlere ayırmaktadır:

Simya çağı (M.S. 300-1600)

Tıbbi kimya çağı (1600-1700)

Filojiston kimyası çağı (1700-1800)

Nicel kimya çağı (1800 yılı sonrası)
9
Kimyanın Tarihsel Gelişimi:
Simya Çağı

Simya bugünkü anlamda bir bilim
olmaktan ziyade bir sanat olarak
nitelendirilebilir. Simyaya kimyanın
bilim öncesi hali olarak da bakılabilir.

Simya; astronomi, astroloji, mitoloji,
din, sihir vb. birçok alanla ilişkili olup
çeşitli pratik laboratuvar
uygulamalarından gizemciliğe varan
geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.
10
Kimyanın Tarihsel Gelişimi:
Simya Çağı

Simya çağında, simyacıları araştırma
yapmaya motive eden iki önemli
hedefleri bulunmaktaydı:
• Kurşun ve çinko gibi metalleri
değerli bir metal olan altına
dönüştürerek zengin olmak
• Ölümsüzlük sağlayacak hayat
iksirini bulmaktır
11
Kimyanın Tarihsel Gelişimi:
Simya Çağı

Simyacıların çalışmaları sonucunda daha
sonra kimyacıların da kullandıkları;
• fırınlar
• damıtma düzenekleri
• su banyosu
gibi pek çok araç gereç ve
• damıtma
• süzme
• süblimleştirme
• kristallendirme
gibi laboratuvar teknikleri geliştirilmiş ve
bugün element ve bileşik olarak bilinen
çeşitli kimyasal maddeler keşfedilmiştir.
Ünlü Simyacı Panopolisli
Zosimos (Yaklaşık 300)
12
Kimyanın Tarihsel Gelişimi:
Tıbbi Kimya Çağı

Tıbbi kimya çağı olarak nitelendirilen
dönemde simyacılık anlayışının etkileri
devam etmekle birlikte kimyacıların
çalışmaları daha çok hastalıkların
tedavisine yönelik ilaç hazırlama üzerine
yoğunlaşmıştır.
Ebubekir El-Razi
13
Kimyanın Tarihsel Gelişimi:
Filojiston Çağı

Kimya biliminin gelişimi üzerine kimilerine
göre engelleyici kimilerine göre ise katkı
sağlayıcı etkisinin olduğu düşünülen yanma
kuramı yaklaşık yüz yıl boyunca kabul
görmüştür.

Bu kuram ilk olarak alman simyacı Becher
(1635-1682) tarafından ortaya atılmış ve
daha sonra öğrencisi Stahl (1660-1734)
tarafından geliştirilip filojiston (ateş ruhu
veya ateş maddesi) kuramı olarak
adlandırılmıştır.
George Ernst Stahl
1660-1734
14
Kimyanın Tarihsel Gelişimi:
Filojiston Çağı

Stahl hocasının kuramının yaygın kabul görmesini sağlamış
ve zamanında büyük ün kazanarak kimilerine göre bütün
kimyacı ve fizikçilerin en büyüğü unvanını almıştır.

Ünlü filozof Kant bile kuramı çok önemseyerek Galile’nin
düşme kuramı ile eşdeğer görmüştür.
15
Kimyanın Tarihsel Gelişimi:
Filojiston Çağı

Filojiston kuramına göre, her yanıcı madde; biri yanıcı olmayan sabit bir
madde (kül, kireç ya da toprak) öteki yanıcı bir ilke olan filojistondan
oluşmaktadır.

Kurama göre bir cismin yanabilirliği ne kadar fazla ise içerdiği filojistonu
o kadar fazladır.

Madde yandığında filojiston kısmı maddeden ayrılmaktadır. Bu açıklama
akla uygun olup ilk bakışta tüm yanma olaylarına uygulanabiliyordu.
16
Kimyanın Tarihsel Gelişimi:
Filojiston Çağı

Ancak metallerin yanması sonucunda
geriye kalan kalkın (metal oksit)
kütlesinin metalin yanmadan önceki
kütlesinden fazla olması durumu
biliniyordu ve bu durum kükürt ve
kömür gibi maddelerin yanmasından
farklı olup, anlaşılması güçtü.
Yanan metalden filojiston denen bir
madde ayrıldığı halde kütlesinin artmış
olması nasıl açıklanabilirdi?
17
Kimyanın Tarihsel Gelişimi:
Filojiston Çağı

Filojiston kuramını benimseyen
kimyacılara göre; filojiston serbest
kaldığında diğer maddeler gibi yer
merkezine doğru değil gökyüzüne doğru
yükselir.

Bu nedenle göksel bir nitelikte olan
filojiston negatif kütlelidir.

Maddi bir varlığın negatif kütleli olması
fikri insan deneyimine aykırı olup saçma
bir fikirdi.
18
Kimyanın Tarihsel Gelişimi:
Filojiston Çağı

Ayrıca havasız ve/veya kapalı ortamlarda
yanmanın olmadığı gözlendiğinde filojiston
kuramına göre havanın rolü açıklanamamıştır.

Kapalı ortamlarda yanmanın gerçekleşememesi
durumu ise filojistonun kaçmasının engellenmiş
olması ile açıklanmaktadır.

Bu örnekler, kuramın bir kısım olgulara mantıklı
açıklamalar getirmekte yetersiz kaldığını
göstermektedir. Bu nedenle krize giren kuram
sorgulanmaya başlandı ve yeni arayışlara
girişildi.
19
Kimyanın Tarihsel Gelişimi:
Filojiston Çağı

Yanlış da olsa yanma olayını açıklamak üzere ortaya atılan filojiston
kuramının kimyanın gelişmesine birçok yönden katkı yaptığı söylenebilir.

Öncelikle bu kuram olguların açıklanmasına yönelik kuramsal yapıların
geliştirilmesine önemli ilk örneklerden biri olması açısından değerlidir.
20
Kimyanın Tarihsel Gelişimi:
Filojiston Çağı

Bilimsel kuramların birbiriyle ilişkisiz gibi görünen birçok olguyu
ilişkilendirme ve açıklama özelliği filojiston kuramında da belirli ölçüde
görülmektedir.

Örneğin birbirleri ile ilişkisiz gibi görünen yanma, oksidasyon ve solunum
gibi olayların gerçekte ilişkili olup ortak yönlerinin bulunduğu bu teori ile
ortaya konmuştur.
21
Kimyanın Tarihsel Gelişimi:
Nicel Kimya Çağı

Başta Lavoisier (1743-1794) olmak
üzere bir çok bilim insanının hava,
gazlar ve yanma olayı ile ilgili olarak
yaptıkları sistemli deneysel çalışmalar,
dört element ve filojiston teorilerinin
önemli ölçüde sorgulanmasına yol
açmıştır.
22
Kimyanın Tarihsel Gelişimi:
Nicel Kimya Çağı

Özellikle 18. yüz yılın sonlarına doğru;
• Deneylerin sistematik bir şekilde
yapılması
• Terazinin yaygın olarak kullanılması
• Deneylerde kullanılan maddeler
arasında nicel ilişkilerin kurulması
• Teorilerin doğrudan deney
sonuçları ile ilişkilendirilip test
edilmesi
nicel kimya çağının ya da başka bir
ifadeyle modern kimyanın başlangıcı
olarak düşünülebilir.
23
Kimyanın Tarihsel Gelişimi:
Nicel Kimya Çağı

Stahl’ın filojiston teorisinden Lavoisier’in oksijen teorisine geçiş
Thagard tarafından bilim tarihinde en çok bilinen ve evrensel olarak
bilimsel devrim şeklinde nitelendirilen yedi önemli kavramsal
değişim arasında gösterilmektedir.

Sözü edilen yedi değişim arasında; Newton fiziğinden Einstein’in
görelilik teorisine ve Batlamyus’un (Ptolemy) yer merkezli
teorisinden Kopernik’in (Copernicus) güneş merkezli anlayışına
geçişler de sayılmaktadır.
24
Kimyanın Tarihsel Gelişimi:
Nicel Kimya Çağı

Thomas Kuhn, bilimdeki gelişmelerin her zaman
birikimsel olarak ilerlemeyip bazen önemli
devrimsel gelişmelerin olduğu tezini ileri
sürmektedir. Kuhn’a göre bilimsel etkinlikler iki
dönemli bir süreç sergilemektedir.

Bu dönemler normal bilim, olağanüstü bilim
olarak adlandırılmaktadır. Geleneksel anlayışta
bilimdeki değişmelerin devrimsel olmayıp
evrimsel olduğu ve bilim insanlarının
çalışmalarının süreklilik gösterdiği kabul
edilmekteydi.
Thomas Samuel Kuhn
(1922 – 1996)
25
Kimyanın Tarihsel Gelişimi:
Nicel Kimya Çağı

Kuhn’un bilimsel gelişim teorisine göre, normal bilim döneminde
bilim insanları belli bir paradigma çerçevesinde araştırmalarını
yürütürler.

Ancak mevcut paradigma ile açıklanamayan durumlar ortaya çıkınca
kriz dönemine girilir ve yeni bir paradigmaya ihtiyaç duyulur.

Yanma olayı ile ilgili olarak filojiston teorisinden oksijen teorisine
geçiş böyle bir paradigma değişimi sonucu olup olağan üstü bilim
örneği olarak nitelendirilmektedir.
26
Kimya Felsefesi
 Kimya felsefesi olarak
nitelendirilebilecek çalışmalarda
ana temalar olarak;
 İndirgeme (kimyanın fiziğe
indirgenmesi tartışması),
 Kimyada açıklama,
 Kimyanın yasaları,
 Teorileri ve modelleri,
 Asimetrik ilişki,
ele alınmaktadır.
27
Kimya Felsefesi
 Kimya tarihi alanında çok sayıda
çalışma olduğu halde kimya felsefesi
alanında çalışmaların sayısı oldukça
azdır.
 Kimyanın doğasının anlaşılabilmesi için
kimyanın felsefesine yönelik daha fazla
çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır.
28
Kimya Felsefesi

Kimya felsefesine yönelik çalışmaların 1990’lı yıllarda başladığı
söylenebilir. Kimya felsefesine yönelik uluslararası ilk kongre
1994 yılında Londra’da düzenlenmiştir.

Daha sonraki yıllarda konu ile ilgili olarak bazı dergi ve
kitaplara rastlanmaktadır.
29
Kimya Felsefesi

Doğrudan kimya felsefesi ile ilgili olarak iki
adet dergi bulunmaktadır:
 Foundations of Chemistry
HYLE--International Journal for Philosophy
of Chemistry (on-line)
30
Kimya Felsefesi

Ayrıca kimya felsefesi ile ilgili yaygın
bilinen beş adet kitap bulunmaktadır:
 Philosophy of chemistry: between
the manifest and the scientific image
(2000)
 Of minds and molecules: new
philosophical perspectives on
chemistry (2000)
31
Kimya Felsefesi
 Collected papers on philosophy of chemistry (2008)
 Chemistry: the impure science (2008)
 Philosophy of chemistry: synthesis of a new discipline(2006)
32
Kimyanın Kapsamı
 Kimyanın doğasının anlaşılması açısından aşağıdaki
sorular üzerinde düşünülmesini önemli görmekteyiz:
 Kimya nedir?
 Kimya için üzerinde uzlaşılmış bir tanım var
mıdır?
 Kimyayı kimya kılan unsurlar nelerdir?
 Kimya uğraşının tanımlanmış sınırları var
mıdır?
 Hangi konular kimya alanına girer?
 Kimyacıların üzerinde çalıştığı her konu kimya
olarak nitelendirilebilir mi?
 Kimlere kimyacı denir?
33
Kimyanın Kapsamı
 Kimya ile ilgili çeşitli tanımlar yapılabilmektedir. Bunlar arasında en fazla
ilgi gören tanım, Pauling tarafından yapılan kimya tanımıdır.
 Ünlü kimyacı Linus Pauling kimyayı maddelerin bilimi olarak
nitelendirmekte olup “maddelerin yapı, özellik ve birbirlerine
dönüşümlerini sağlayan reaksiyonları inceleyen bir bilim” şeklinde
tanımlamaktadır.
(1901 -1994)
34
Kimyanın Kapsamı
 Pauling yapmış olduğu bu tanımın hem çok dar hem de çok geniş olduğunu ileri
sürmektedir. Tanımın çok dar olması özellikle maddeler arasındaki etkileşmelerde
alınan verilen enerjinin tanımda yer almamasına dayandırılmaktadır.
 Diğer taraftan tanımın çok geniş olması görüşü ise, bu tanımda hemen hemen
bilimin tamamının kapsanmasına dayandırılmaktadır. Çünkü birçok bilim dalı
maddenin incelenmesi ile ilgilidir.
Mühendislik
Tıp
Biyoloji
Kimya
Ekonomi
Üretim
Jeoloji
35
Kimyanın Kapsamı
 Örneğin astrofizikçiler, yıldızlarda ve diğer göksel cisimlerde mevcut olan
maddelerle; nükleer fizikçiler, atomların çekirdeklerini oluşturan
maddelerle; biyologlar canlı organizmalarda mevcut olan maddelerle;
jeologlar ise yerkabuğundaki mineral adı verilen maddelerle
ilgilenmektedirler.
 Pauling (1970), bu nedenle, kimya ve diğer bilimler arasında bir sınır
oluşturmanın çok zor olacağını ifade etmektedir.
36
Kimyanın Kapsamı
 Pauling’in tanımı dışında yapılan birçok tanımda da maddelerin kimyasal
özellikleri ile ilgili değişime vurgu yapılmaktadır.
 Bir maddenin kimyasal özelliği;




maddenin hava veya suyla temas ettiğinde
Isıtıldığında veya soğutulduğunda
Güneş ışığına maruz bırakıldığında
Başka bir madde ile karıştırıldığında
nasıl davranacağını ifade etmektedir.
37
Kimyanın Kapsamı
 Maddelerin kimyasal davranışları son derece önemli olup yaşamımızı
kimyasal reaksiyonları kullanabilme ve kontrol edebilme yeteneğimizle
büyük ölçüde iyileştirilebiliriz.
 Canlı yaşamı büyük ölçüde kimyasal reaksiyonlara dayanmaktadır.
 Sulu çözeltilerle dolu biyolojik hücrelerde her an binlerce kimyasal
reaksiyonun gerçekleştiği bilinmektedir.
38
Kimya İmajı
Halkın kimya/kimyacı imajı nedir?
 Tarihi süreçte modern kimya öncesi ortaya çıkan simya ve daha öncesi
benzeri çalışmalar da dahil edilerek düşünüldüğünde, kimyanın uzunca
bir geçmişinin olduğu söylenebilir.
 Pratikte uygulanan bazı işlemler yönünden aralarında benzerlikler
bulunmasından dolayı birçok kimse tarafından simya ile kimya
ilişkilendirilmekte ve hatta aynı uğraş olarak algılanmaktadır.
39
Kimya İmajı
 Kimya imajının oluşumunda,
çoğunlukla kimyanın tarihsel uzantısı
olarak kabul edilen simya, kimya
endüstrisi, roman ve filmler belirleyici
rol oynamaktadır.
 İmaj oluşumunda simya, simyacı,
kimya, kimyacı, kimya endüstrisi gibi
unsurlar ayrım yapılmaksızın birlikte
algılanmaktadır.
 Kimyanın bilim ve teknolojinin
karışımı hibrit bir yapıya sahip olması
da imaj oluşumunda etkili olmaktadır.
40
Kimya İmajı
 Bu şekilde tarihsel ve kültürel etkilerle
kimya için zehirli maddeler saçarak ;
• Havayı
• Suyu
• Toprağı
kirleten bir etkinlik imajı oluşmuştur.
41
Kimya İmajı
 Son zamanlarda önemli bir aşama
kateden nano teknoloji ve yeşil
kimya gibi çalışmaların olumlu
kimya imajına katkı sağlayacağı
düşünülebilir.
42
Kimya İmajı
Kimyacıların kendileri ile ilgili imajı nedir?
 Halkın kimya imajının aksine,
kimyacılar kimyanın dönüştürme
gücünü kullanarak insanların
yaşamlarını kolaylaştırıcı ve yaşam
kalitesini yükseltici birçok ürün ve
malzeme geliştirilmesine katkı
yaptıklarını düşünmektedirler.
 Bu nedenle kimyacılar genellikle
kendilerini insanlığın hizmetine
adanmış kişiler olarak görmektedirler.
43
Kimya İmajı
 Örneğin, ölümcül hastalıkların tedavisi
için ilaçların geliştirilmesi, tarımda verimi
artırıp gıda sıkıntısını gideren gübrelerin
yapımı, insanların daha iyi görünüme
sahip olması için kozmetiklerin yapımı,
insanların daha temiz su içmesinin
sağlanması için suların arıtılması, vb.
birçok yararlı iş yaptıklarını
düşünmektedirler.
44
Kimya İmajı
 Kimyanın gelişimi açısından
öğrencilerin kimyaya karşı tutumları
oldukça önemli bir role sahiptir.
Öğrencilerde kimyaya karşı olumlu
tutumların gelişmesinde de halkın
kimya imajının etkili olması beklenir.
 Kimyaya karşı olumlu bir tutum daha
çok öğrencinin kimyaya yönelip kimya
alanını tercih etmesinde önemli bir
faktör olacaktır.
45
Kimya İmajı
 Kimya öğretimi ve özellikle ders
kitapları olumlu kimya imajının
oluşmasına katkı sağlayacak şekilde
düzenlenmelidir.
 Bu amaçla kimya öğretimi, kimyanın
tarihine ve felsefesine de yer
verilerek kimyanın sosyal ve tarihsel
kökenleri ile ilişkilendirilmelidir.
Böylece kimyanın bir insan uğraşı
olarak takdir edilmesi mümkün
olacaktır.
46
Kimyada Açıklama
 Bilim evrendeki olguları betimleme ve açıklama olarak da
tanımlanmaktadır. Betimlemede olgular tespit edilir,
sınıflanır ve ifade edilir.
 Bilimde açıklama ise bilim felsefesinde farklı görüşlerin
olduğu sorunlu bir konudur. Bazı düşünürlere göre bilimde
olgu veya olgular arası ilişkileri belirleyip sınıflama ve ifade
etmeden öte bir açıklama yapılamaz.
47
Kimyada Açıklama
 Bu görüşe göre açıklama iyi bir betimlemeden ibarettir. Ancak
günümüzün teorik bilim dallarında olguların sadece toplanıp
sınıflandırılması yeterli görülmemekte niçin veya neden sorusuna
da cevap aranmaktadır.
 Betimlemede bir olgunun oluş biçimi ifade edilirken açıklamada
daha çok oluş nedeni ayrıntılı olarak anlatılır. Bir olguyu
betimlemek için olgunun dışına çıkmaya gerek yoktur. Olguyu
izlemek ve kaydetmek yeterlidir.
48
Kimyada Açıklama
 Bir olgunun açıklanmasında ise olgunun
dışında başka olgulara başvurmak
gerekmektedir.
 Örneğin, çözünme olgusunda;
maddelerin suda çözünen ve
çözünmeyenler şeklinde
sınıflandırılması ve çözünme esnasında
gözlenen durumun ifade edilmesi
betimleme iken çözünme olgusunun
nedeni olarak moleküller arası
etkileşimlerin ifade edilmesi
açıklamadır.
49
Kimyada Açıklama
 Kimyada betimleme ve açıklamalara
yönelik olarak yaygın şekilde yasa,
teori ve modeller kullanılmaktadır.
Açıklamalar daha çok teori ve modeller
kullanılarak yapılır.
 Bilimler arasında belki de kimya,
modellerin en yaygın olarak kullanıldığı
bir alandır. Kimyanın anlaşılmasında ve
anlatılmasında modeller çok önemli bir
işleve sahiptir.
50
Kimyada Açıklama
 Modellerin özellikle kimya alanındaki
yaygın kullanımı kimyadaki kavramların
son derece soyut ve karmaşık yapısına
bağlanmaktadır.
 Kimyanın anlaşılması kimyada
kullanılan modellerin anlaşılmasına
bağlıdır. Kimyanın uğraş alanı olan
atom ve moleküller çok küçük varlıklar
olup nano-ölçek boyutlarındadır.
51
Kimyada Açıklama
 Bu nedenle makro-ölçekteki
kimyasal maddelerin gözlenen
davranışlarının nano-ölçekteki
özelliklerle ilişkilendirilmesi için
uygun modeller/teoriler ortaya
konulması kimyacıların yaratıcı bir
şekilde hayal güçlerini
kullanmalarını gerektirir.
52
Kimyada Açıklama
 Kimya öğretimi en az üç kavramsal düzeyin
öğrenilmesini amaçlar;
• Makro düzey (Laboratuvar ve gerçek
dünya olayları)
• Nano düzey (İyonlar, atomlar ve
moleküller gibi parçacık modelleri)
• Sembolik düzey (Matematiksel ve
kimyasal eşitlikler, formüller)
53
Kimyada Açıklama
54
Kimyada Açıklama: Modeller
 Model, bir düşüncenin, objenin, olayın,
sürecin veya bir sistemin temsil edilmesi
olarak tanımlanabilir.
 Modeller, fiziksel evrende bulunan çok
küçük, çok büyük, çok karmaşık ve
duyularla ulaşılamayan varlıkların
sadeleştirilmiş temsili gösterimi olarak
da nitelendirilebilir.
55
Kimyada Açıklama: Modeller
 Model oluşturma temelde benzetmeye dayanır.
 Modellerin en önemli işlevi açıklamadır.
 Düşünceler, nesneler, olaylar, sistemler veya süreçlerin
modelleri olabilir.
 Modeller; şekil, grafik ve şemalarla ifade edilebileceği gibi,
sözlü ifadeler, matematiksel bağıntılar ve üç boyutlu nesneler
şeklinde de ifade edilebilir.
 Modellerle; soyut, karmaşık ve duyularla ulaşılamayan varlıklar
basitleştirilerek daha anlaşılır hale getirilmektedir.
56
Kimyada Açıklama: Modeller
 Kimya eğitimi ve kimya alanındaki
araştırmalarda modeller yaygın
olarak kullanılmaktadır.
 Moleküllerin yay-top ve top-çubuk
modelleri, atom modelleri, katıların
kristal örgü yapıları modelleri, ideal
gaz modeli, orbital modelleri, bağ
oluşumu modelleri, orbitallerin
melezleşme modelleri vb. kimyada
sıklıkla kullanılan modellerdir.
57
Kimyada Açıklama: Modeller
 Bilimde kullanılan modellerle uçak, bina, gemi
maketleri ve moda alanında kullanılan modeller
birbirinden farklıdır.
 Uçak, gemi ve bina modelleri, gerçeği zaten mevcut
olan bu yapıların hacimleri küçültülerek üzerlerinde
çalışmayı kolaylaştırmak için yapılmakta olup
bilimdeki model anlayışından farklıdır.
58
Kimyada Açıklama: Modeller
 Kimya öğretiminde, bilimde kullanılan
modellerin gerçeğin kopyaları olmadığı
anlayışını da öğrencilerin kazanmaları
önemlidir.
 Model terimi zaman zaman teori terimi ile
eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Ancak,
bunlar arasında ayrım yapan kaynaklar da
bulunmaktadır.
59
Kimyada Açıklama: Modeller
 Teorilerin tümevarım veya icat
yolu ile olguları açıklamak için
oluşturuldukları, modellerin ise
teorilerden tümdengelim yolu
ile oluşturuldukları ifade
edilmektedir.
 Kapsamı oldukça geniş olan
modern atom teorisinden
anlaşılması daha kolay olan
atom modelinin çıkarılması bu
duruma örnek verilebilir.
60
Kimyada Açıklama: Modeller
Modellerin Bazı Özellikleri
 Modeller gerçeğin birebir kopyaları değildir.
 Modellerin oluşturulmasında kabuller vardır. Basit modeller
genellikle sınırlı kabuller içerir ve sadece nitel bilgi elde etmede
kullanılabilir. Basit bir modelden ileri düzeyde bir açıklama
beklenmemelidir. Modellerin amacına uygun olarak
kullanılabilmesi için zayıf ve güçlü yönleri bilinmelidir.
 Modellerin her durumda doğru olması beklenmemelidir.
61
Kimyada Açıklama: Modeller
 Bir modelin yanlış tahminde
bulunması olgunun doğasının
temel özelliklerinin anlaşılmamış
olduğunu gösterir.
 Bu durum söz konusu olgunun
anlaşılması için daha fazla
araştırmaya ihtiyaç olduğu
anlamına gelmektedir (Örneğin
hidrojen bağına yönelik
modeller).
62
Kimyada Açıklama: Modeller
Kimyada Rakip Teoriler/Modeller
 Kimyada aynı olguyu açıklayan rakip teorilerin varlığı da dikkat
çekicidir.
Örneğin: Oksijen molekülünün bağ yapısını açıklamada
moleküler orbital modeli veya valans bağ modeli kullanılabilmekle
birlikte oksijen molekülünün moleküler orbital modeline göre
paramanyetik, valans bağ modeline göre ise diamanyetik
özellikte olduğu tahmin edilmektedir.
 Deneysel gözlemler oksijen molekülünün paramanyetik özellikte
olduğunu ortaya koymaktadır. Valans bağ modeli oksijen
molekülündeki kuvvetli bağı ön görürken manyetik özelliği ön
görmede başarılı olamamıştır.
63
Kimyada Açıklama: Modeller
Kimyada Rakip Teoriler/Modeller
 Kimyacılar problemlerin çözümünde teorileri kullanırken oldukça
esnek bir davranış gösterirler.
 Teorileri ilgilendikleri problemin çözümü için uygun olup
olamamasına göre tercih ederler.
 Probleme daha iyi açıklama getirebilen teori tercih edilir.
Ayrıca kimya kitaplarında zaman zaman farklı modeller arasında
ayırım yapılmaksızın hibrit ifadelere de rastlanmaktadır.
64
Kimyada Açıklama: Modeller
 Kimya bilimi modellerin bir koleksiyonu
olarak düşünülebilir.
Sadece kimyasal bağlar konusu örnek
olarak ele alındığında;
 Moleküler orbital,
 Valans bağ,
 Hibritleşme,
 Valans kabuğu elektron çifti itme,
 Ligand alan modelleri/teorileri
gibi çok sayıda model sayılabilir.
65
Kimyada Açıklama: Modeller
 Ayrıca, bunlar dışında adı model
olarak konulmamış fakat model
işlevi gören açıklamalar da
yaygın olarak kullanılmaktadır.
66
Kimyada Açıklama: Modeller
 İyonik katıların suda çözünmesi olayının, iyonların su molekülleri
ile sarılması şeklinde açıklanması
 Hal değişimi olaylarının tanecikler arası çekim kuvvetleri ile
açıklanması
 Elmasın sertliğinin bağ yapısı ile açıklanması
 Demirin paslanmasının açıklanması
gibi birçok açıklama çoğunlukla model olarak adlandırılmadan
kullanılmaktadır.
67
Kimyada Açıklama: Modellerin Kimya
Eğitimindeki Önemi
 Kimya öğretiminde ve ders kitaplarında çoğunlukla olgu model
ayrımı yapılmamaktadır. Bu durum kimyanın doğasının
anlaşılmasını güçleştirmektedir.
Olgu
İyonik katıların suda çözünmesi
Katıların belirli bir sıcaklıkta erimesi
Model
Çözünmenin nasıl gerçekleştiğinin
açıklanması
Erimenin nasıl gerçekleştiğinin
açıklanması
68
Kimyada Açıklama: Modellerin Kimya
Eğitimindeki Önemi
 Yeni kimya öğretim programlarında öğrenci kazanımları arasında
model oluşturma gibi özelliklerin kazandırılmasına yer
verilmektedir.
 Öğrencilerin model oluşturma gibi üst düzey becerileri
kazanabilmeleri için onların öncelikle modellerin doğası ve olgu
model ayrımı konusunda yeterli bir anlayışa sahip olmaları
gereklidir.
69
Kimyada Açıklama: Modellerin Kimya
Eğitimindeki Önemi
 Model denilince çoğunlukla kimyada ün kazanmış; bağ modelleri,
atom modelleri, asit-baz modelleri gibi ileri düzeyde modeller
anlaşılmaktadır.
 Bu durum öğretmenlerin ve öğrencilerin kimya öğretimi sürecinde
model oluşturmanın zor olduğu ve kendilerinin model
oluşturamayacakları düşüncesine kapılmalarına yol açmaktadır.
70
Kimyada Açıklama: Modellerin Kimya
Eğitimindeki Önemi
 Öğrencilerin kimya okur-yazarı olabilmeleri için kimya
öğretiminde hazır reçeteler izlenerek yapılan deneyler yerine
onların birer kimyacı gibi deneyler tasarlamaları, veriler
toplamaları ve verilerden hareketle modeller oluşturmaları için
uygun etkinlikler yapmaları sağlanmalıdır.
71
Kimyada Açıklama: Yasalar
 Kimya bilgisi arasında yasalar da önemli bir yer tutmaktadır.
 Yasalar olgular arası ilişkilerin özlü ifadeleridir. Kimya alanından;
periyodik yasa, kütlenin korunumu yasası, sabit oranlar yasası
gibi birçok yasa örneği verilebilir.
 Fiziğin yasaları olarak bilinen ideal gaz yasaları ve
termodinamiğin yasaları gibi yasalar, pratik olarak daha çok
kimyacılar tarafından kullanılmaktadır.
72
Kimyada Açıklama: Yasalar
 Kimya öğretiminde yasa ve model
kavramları arasındaki ilişkinin bilinmesi
önemlidir.
 Birçok kaynakta, modellerin yeni
kanıtların toplanmasıyla gelişerek
yasalara dönüşeceği şeklinde yanlış
ifadelere rastlanmaktadır.
73
Kimyada Açıklama: Yasalar
 Hipotezler, içeriklerine göre, bilimsel model veya yasalara
dönüşebilir.
 Ancak modeller/teoriler yasalara dönüşmeyip,
yanlışlanamadıkları sürece, model olarak, yasalar da yasa
olarak kalırlar.
 Gazların kinetik modelinin gaz yasalarından çok sonra ortaya
konmuş olması da bu durumu desteklemektedir.
74
Kimyada Açıklama: Yasalar
 Kimyanın yasaları fiziğin yasalarına göre daha az kesin olma
özelliğine sahiptir.
 Kimyanın yasaları genellikle daha yaklaşık olup daha fazla
istisnalar içerir. Örneğin Dulong-Petit yasası hem yaklaşık hem
de istisnaları fazla olan yasadır.
75
Kimyada Açıklama: Yasalar
 Bu yasa ile katı elementlerin %90’nından fazlasının oda
sıcaklığındaki molar ısı kapasitesi yaklaşık %5 sapma ile
belirlenebilmektedir.
 Ancak, bazı elementler için bu yasaya göre belirlenen
molar ısı kapasitesi değerleri deneysel değerlerinden
%20’ye varan oranlarda sapma göstermekte olup bu
durum yasanın istisnaları olarak nitelendirilmektedir.
76
Kimyada Açıklama: Yasalar
 Kimyanın önemli yasalarından biri de fiziğe indirgenmesi mümkün
olmayan periyodik yasadır.
 Periyodik yasa, “Elementlerin özellikleri atom numaralarının
periyodik fonksiyonlarıdır.” olarak tanımlanabilir.
 Bu yasaya göre, elementler atom numaralarına göre dizildiklerinde
bezer kimyasal ve fiziksel özellikler periyodik olarak tekrarlanır.
 Bu yasa fizikteki Newton’un hareket yasaları gibi kesinliği yüksek
yasalarla karşılaştırıldığında, oldukça yaklaşık bir yasa olarak
değerlendirilebilir.
77
Kimyada Açıklama: Yasalar
 Bu yasadaki periyodikliğin oldukça yaklaşık olması, bu yasanın
doğasını fizikteki yasaların doğasından ayıran en önemli özelliktir.
 Periyodik cetvelin 7 A grubunda bulunan flor, klor, brom ve iyot
elementleri birbirinden oldukça farklı özelliklere sahiptir.
 Farklılıklar hem fiziksel hem de kimyasal açıdan oldukça belirgindir.
Fiziksel özellikler açısından bakıldığında; oda şartlarında flor ve
klor gaz, brom sıvı, iyot ise katı haldedir.
 Kimyasal özellikler yönünden de aynı grupta olmalarına rağmen
florun diğerlerine göre çok daha reaktif olduğu bilinmektedir.
78
Kimyada Açıklama:
Kimya Öğretiminde Yasalar
 Bilim felsefesindeki yasa kavramı ağırlıklı olarak fizik yasaları esas
alınarak oluşturulduğu için, kimya alanındaki ders kitaplarında ve
kimya öğretiminde de yasalar kimya bilgi yapısının farklılığı dikkate
alınmadan genellikle aynı şekilde nitelendirilmektedir.
 Kimya öğretiminde periyodik yasa gibi yasa örnekleri tartışma
konusu yapılıp diğer bilim dallarındaki yasalardan ayırıcı
özelliklerine açıkça vurgu yapılması suretiyle özelde kimya
yasalarının genelde ise kimya bilgisinin doğasının daha iyi
anlaşılması sağlanabilir.
79
Sonuç
 Genel olarak bilimin doğasının anlaşılması konusu üzerine yapılan
araştırmalar; bireylere sadece bilimsel araştırma etkinliklerinin
yaptırılmasının ya da sadece bilimin doğasının anlatılmasının
onların doğru bir bilim anlayışına sahip olmalarını sağlamadığını
göstermektedir.
 Sadece bilimsel araştırma etkinliği yaparak bilimin doğasının
anlaşılacağını beklemek, solunum yapılarak solunum
mekanizmasının ya da bitkilerin büyümesini gözleyerek fotosentez
olayının anlaşılabileceğini beklemek gibidir.
80
Sonuç
 Bilimin doğası konusunda kabul edilebilir anlayışların
geliştirilebilmesi için derslerde planlanan aktivitelerin bilimin doğası
ile açıkça ilişkilendirilerek uygulanması gerektiği belirtilmektedir.
 Bilimin doğasının öğretimine yönelik yapılan araştırmalar
doğrultusunda genel olarak böyle bir öneri bulunmasına rağmen;
kimyanın doğasının öğretimine yönelik dikkate değer araştırma
bulunmadığından aynı öneriyi kimyanın doğasının öğretimi için de
yapmak oldukça güç görünmektedir.
 Bu güçlüğün diğer bir nedeni de kimyanın doğasına yönelik
dikkate değer araştırmaların da bulunmamasıdır.
81
KAYNAKLAR
Asimov, I., A Short History of Chemistry, Published by Anchor Books, Doubleday and
Company, Inc., Garden City, New York, 1965.
Bayrakçeken, S. Doymuş, K, Canpolat, N. and Pınarbaşı, T. (2002). Fen Derslerinin
Öğretiminde "Teori" Kavramı, Çağdaş Eğitim Dergisi, 27(293), 21–26.
Bensaude-Vincent, B., Simon, J. Chemıstry The Impure Science. Imperial College Press:
London, 2008.
Berkem, A. R., Kimya Tarihine Toplu Bir Bakış, Türkiye Kimya Derneği Yayınları: 12, İstanbul,
1996.
Bhushan, N. Rosenfeld S. Eds. Of Minds and Molecules. Oxford University Press: New
YYork, 2000.
Birk, J. P., Chemistry, Houghton Mifflin Company, p. 10, Boston, 1994.
Coll, R. K. The Role of Models, Mental Models And Analogies in Chemistry Teaching, (in
Metaphor and Analogy in Science Education, Eds: Peter J. Aubusson, Allan G.
Harrison and Stephen M. Ritchie), pp. 65-77, Springer: Netherland, 2006.
Collette, A. T. and Chiappetta, E.L. (1989). Science Instruction in the Milde and Secondary
Schools. Columbus: Merrill Publishing Company.
Cotton F. A. & Wilkinson, G. W. Advanced Inorganic Chemistry. İnterscience Publishers: New
York, 1972.
82
KAYNAKLAR
Crosland, M. P., Kimya Dili Üzerine Tarihsel İncelemeler (Çev: Prof. Dr. Zeki Tez), Nobel
Yayın Dağıtım, Ankara, 2000.
Çelik, S. (2009). Projeye dayalı öğrenme yaklaşımının fen bilgisi öğretmen adaylarının bilim
ve teknolojinin doğası anlayışlarına ve bilimsel süreç becerilerine etkisi, Yayınlanmamış
Doktora Tezi, Atatürk Üniversitesi, Erzurum.
Çelik,S., E. Şenoçak., S. Bayrakçeken., Y. Taşkesenligil ve K. Doymuş, (2005). Aktif
Öğrenme Stratejileri Üzerine Bir Derleme Çalışması, Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi
Dergisi, 11,155-185 .
Del Re, G. (2000). Models and Analogies in Science. International Journal for Philosopy of
Chemistry, 6(1), 5-15.
Dewey, F. M., Understanding Chemistry: An Introduction, West Publishing Company, New
York, 1994.
Erduran, S. & Scerri, E. The Nature of Chemical Knowledge and Chemical Education,pp. 727 (in Chemical Edication: Towards Research-based Practice, Gilbert et al., Eds. ),
Kluwer Academic Publishers, Netherland, 2002.
Erduran, S. (2001). Philosophy of Chemistry: An Emerging Field with Implications for
Chemistry Education, Science & Education, 10, 581–593.
Fraser, B. J. and Tobin, K. G. (Eds.). International Handbook of Science Education, Kluwer
Academic Publishers, Boston, 2003.
83
KAYNAKLAR
Gilbert, J. K. and Boulter, C. (1998a). Models in Explanations, Part 1: Horses for Courses?,
International Journal of Science Education,20(1), 83-97.
Gilbert, J. K. and Boulter, C. (1998b). Models in Explanations, Part 2: Whose Voice? Whose
Ears?, International Journal of Science Education, 20(2), 187-203.
Gilbert, J. K., De Jong, O., Justi R., Treagust, D. F. and Van Driel, J. H. (Eds.) Chemical
Education: Towards Research-based Practice, Kluwer Academic Publishers, p. xi, New
York, 2003
Harre, R., 2010, Causal concepts in chemical vernaculars, Foundion Chemistry, 12, pp.
101–115.
Hein, M., Best, L. R., and Arena S., Introduction to General, Organic, and Biochemistry,
Sixth Edition, Brooks/Cole Publishing Company, p. 2, New York, 1997.
Hoyningen-Huene, P., (2008). Thomas Kuhn and the chemical revolution, Foundion
Chemistry, 10, pp.101–115.
Huheey, J. E. Inorganic Chemistry. Harper International Edition: New York, 1978.
Kuhn, T. S., Bilimsel Devrimlerin Yapısı (İkinci Baskıdan Çeviren Nilüfer Kuyaş). Alan
Yayıncılık: İstanbul, 2003.
Lederman, N. G., Abd-El-Khalick, F., Bell, R. L. and Schwartz, R. S. (2002). Views of Nature
of Science Questionnaire: Toward Valid and Meaningful Assessment of Learners’
Conception of Nature of Science. Journal of Research in Science Teaching, 39, 479521.
84
KAYNAKLAR
Lederman, N., and F. Abd-El-Khalick. 1998. Avoiding denatured science: Activities that
promote understanding of the nature of science. In The nature of science in science
education: Rationales and strategies, ed. W. McComas, 83–126. Dordrecht, The
Netherlands: Kluwer Academic Publishers.
Lewis, M. And Waller, G. Thinking Chemistry. Oxford University Press: New York, 2000.
Malone, L. J., Basic Concepts of Chemistry, 5th Ed., John Wiley and Sons, Inc., New York,
1997.
Martin, D. J. (1998). Elementary Science Methods: A Constructivist Approach. New York:
Delmar Publishers.
Moore, J., Stanitski, C., & Jurs, P., Chemistry: The Molecular Science, 4th Ed., Brooks/Cole,
United States, 2011.
Pauling, L., General Chemistry, Dover Publications, Inc., pp 1-2, New York, 1970.
Schummer, J., Bensaude-Vincent, B., Tiggelen, B. V. The Public Image of Chemistry. World
Scientific Publishing Co. Pte. Ltd, Singapore, 2007.
Science and the Teaching of Physics and Chemistry, Science & Education, 12: 703–717.
Solbes, J., & Traver, M. (2003). Against a Negative Image of Science: History of Science and
the Teaching of Physics and Chemistry. Science & Education, 12, 703-717.
Tez, Z., Kimya Tarihi, V Yayınları, Ankara 1986.
Thagard, P., Conceptual Revolutions, Princeton University Press, pp. 6, 39-51, Princeton,
1992.
85
KAYNAKLAR
Treagust, D. F., Chittleborough, G. and Mamiala, T. L. (2002). Students’ Understanding of
the Role of Scientific Models in Learning Science, International Journal of Science
Education, 24(4), 357-368.
van Brakel, J., 1997, Chemistry as The Science of The Transformation of Substances,
Synthese 111: pp. 253–282.
Vihalemm, R., in press, The autonomy of chemistry: old and new problems, Found Chem,
DOI 10.1007/s10698-010-9094-5.
Weisberg, M., Water is Not H2O, Chapter 18, in Philosophy of Chemistry: Synthesis of a
New Discipline (Baird, D., Scerri, E., and McIntyre, L., Eds.), p. 338, Springer,
Dordrecht, 2006.
Yıldırım, C., Bilim Tarihi, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1992.
Zumdahl, S.S. Chemistry (2nd ed.). D.C. Heath, Lexington, 1989.
86
TEŞEKKÜR
Bu sunumun hazırlanmasına değerli katkıları yapan
Yüksek Lisans Öğrencisi
Adem YILMAZ’a teşekkür ederiz.
87
TEŞEKKÜR
88
Download