M. Meclisi B : 90 30 . 5 . 1974 O : 2 le, toplumda bir işe

advertisement
M. Meclisi
B : 90
le, toplumda bir işe yaramayan birtakım diplo­
ma yanıllgısryle bırakmayıp, her kademesinde,
topluma gittiği zaman üretime daha fazla kat­
kıda bulunduğu bir sisteme, gitmek çok daha
doğrudur, diye C. H. P. düşünüyor; Koalisyon
Hükümeti bur görüşte ve bunun uygulamasında...
Bu bakımdan, üniversiteler ve fakülteler hak­
kında söylediklerini doğrusu, konuşmanın içine
serpiştirilmiş, belki de o bölge insanlarına «Bakın
sizin üniversitelerinize ben salhip çıkıyorum» davacısıyım.» deme niyetiyle açıklıyorum- Hele
bir teknik adanı olarak, kendisinin, sanayileşmiş
ülkelerin ihtiyaç duyduğu doğru eğitim, politika­
sının bu olmadığını bilebileceği kanısındayım.
«Dünyada yüksek konjonktür var, fiyatlar
ıçok yükseliyor. Buna uyuyorsunuz, tamam; amıa
ya düşük konjonktür gelirse ne olacak? Meselâ;
yakında hammaddelerin üretimi artabilir ve şim­
diden hazırlıklı olun.» diyor.
Aslında saygı duyulacak uyarılar. Yalnız, bu­
gün dünyada konjonktürün gidişi üzerinde bir
başka açıdan durmak gerekli olduğu kanısında­
yız.
Biliyorsunuz, Birleşmiş Milletlerde bu sefer
çok önemli ve dikkat çekici bir toplantı yapıl­
mıştır. Gelişmekte olan ülkeler, Cezayir'in yap­
tığı bir teklif üzerine bir ekonomik karar almak
için toplanmışlar ve gelişmiş ülkeler, ilk defa
çok ciddî bir şekilde bazı temci sorunları getir­
mişlerdir.
Gelişmekte olan ülkeler, bugüne kadar Bir­
leşmiş Milletlerde ya da başka 'milletlerarası
sahnelerde, bu fikri getiriyorlarıdı ve gelişmiş ül­
kelerin düşünürleri diyorlardı ki, «Bu böyle git­
mez. Tıpkı bir toplumda, nasıl sosyal adaletsiz­
lik yürümezse, o toplumda sonuna kadar sürgit
sosyal 'adaletsizlikten yana olursanız, onun po­
litikasını izlerseniz; 'bu nasıl bir yerde patlar­
sa ; bunun gibi, milletlerarası ilişkilerde de bu
sosyal .adaletsizlik, bu sömürü düzeni gitmeyecek.
Dünya değişti, bir başka dünyaya girdik. Ge­
lişmiş ve sanayileşmiş olan ülkeler, m£llî gelir­
lerinden belirli bir oranı, her yıl gelişmekte olan
ülkelere versinler, dağıtsınlar.» Bu fikir bir sü­
reden beri yaşıyordu. Ama bilirsiniz, gelişmişler
bunları dinlerler, güzel nutuklar verirler, avu­
turlar. Az gelişmişlerin güçsüzlüklerini çok ra­
hat kullanırlardı. Ama dünyada, ilk defa ,çok
yeni bir şey dluyor. Bu yeni oluş karşısında, dün­
30 . 5 . 1974
O : 2
yâ kamuoyunun, (Alman Bafbakanı, Batı Av^rupa devlet adamları, Atlantik ötesi devlet
adamları daJhil) aynı iyimserlikleri paylaştıkla­
rı görülmüyor. Hammadde üretenler ve satan­
larla, sınaî mamul üretenler ve satanlar arasın­
da yıllardan beri, hammadde üretenlerin sömjürüldüğü bir düzen vardır. Hammadde kendilerin­
den ucuza alınır, sınaî mamul kendilerine pa­
halı verilir idi. Bir süreden beri Orta Doğuda
başlayan önemli bir hareketle, bu düzende, (Bir­
leşmiş Milletlerdeki hareket de bunun tanijamlayıcısı) yeni bir uyanış başladı.
Biliyorsunuz, Orta Doğuda Arap ülkeleri,
İsrail'le savaşırlarken, bunun sonunda bir çıkar
yol olarak, bütün güçlerini birleştirdiler, olma­
dı; politik kombinezonlara girdiler olmadı; ne­
den sonra, ellerinde dünyanın 'en büyük gücü­
nün olduğunun bilimcine vardılar ve bu gücü
kullanmaya başladılar; petrol silâhını kullanma­
ya başladılar.
Petrol silâhının çok etkili olduğu çok kısa
bir zamanda gürüldü. Petrol silâhının etkisi,
(sadece petrol fiyatlarını yükseltmek suretiy­
le) bu bir kısmı çok küçük olan ülkelerde bü­
yük, bugüne kadar dünya tarihinde görülmemiş
miktarlarda ve çok kısa zamanlarda görüldü.
öyle ki, bu küçücük devletçiklerin bir tanesin­
de, fert başına, yılda (bu yeni durumdan son­
ra) 2İ40 bin dolar düşüyor. Böylesine anormal,
böylesine mantıksız bir şekilde bir servet tera­
kümü başladı, önemli olan; petrol fiyatlarının
yükseltümesi; bunun maliyetlere girmesi; bunun
sınaî memleketlerdeki akisleri; bize kadar ge­
len akisleri... Yalnız bu değil, asıl önemli olan,
bu ülkelerin elinde toplanan ve gittikçe de ar­
tan, görülmemiş büyük servetler. Bu ülkeler bu
servetleri kullanamıyor. «Elimizde para olsun,
yatırım yapacak kaynaklar olsun, bak ne tolurdu. Ülkemiz güllük gülistanlık olurdu.» diyen­
ler gördü ki olmuyor. Ellerinde, insanlık tari­
hinde görülmedik ölçülerde, miktarlarda para­
lar, çok kısa bir zamanda oldu ama ne yapa­
caklarını bilemiyorlar. Aynı sosyal adaletsizlik­
ler sürgit ve nihayet banker arıyorlar... Bu dev­
letlerin kapılarında, İsviçre'li banker; yanında
eğer yer bulursa Fransız banker; fakat Ameri- ,
kalılar bir tarafta bu Avrupa dolarının gizli
yatırımcıları bir başka yerde; çok kârlı bir baş­
ka alışverişler teklif ediyorlar.
— 592 —
Download