Silivri`den Notlar, İzlenimler

advertisement
Ataol Behramoğlu
Silivri'den Notlar, İzlenimler...
Silivri adı(ne yazık!) Susurluk gibi bir kötülüğün simgesi oldu.
İsmail Yıldız: Ağır psikolojik sorunlar...
Susurluk denince akla “derin devlet” geliyor.
Veli Küçük,Hayrettin Ertekin ve diğerleri...
Silivri ise artık hukuksuzluğun, adaletsizliğin, çoktan cezaya
dönüşmüş tutuklulukların, daha kısa ve özet söylemek gerekirse
“sivil darbe”nin, daha da doğrusu “karşı devrim”in adıdır...
Kendisi de hekim olan Prof.Dr. Fatih Hilmioğlu Hocanın notları
böyle…
Adalet ve Sağlık Bakanı beyefendilere duyulur.
Orada yurtseverlik, aydınlanma düşüncesi, özgürlük, yine kısa
ve özet söylemek gerekirse
Türkiye Cumhuriyeti sanık
sandalyesindedir...
***
***
Mustafa ve Tuncay kardeşlerimin Sanatçılar
kucaklayan ortak mektupları basında yer aldı.
Girişimini
Sanatçılar Girişimi olarak 6 Nisan Cuma günü yaptığımız Silivri
Cezaevi ziyaretimizin notlarını ve izlenimlerini nasıl özetlemeli?
Bizler de her zaman onlarlayız.Kalbimiz onlarla çarpıyor. Ve bu
sadece bir söz değil.
O gün küçük duruşma salonunda
duruşmasından başlayalım:
“Ergenekon”
Bu utanç davası, üzerimizdeki bu lanet sona erene kadar,
başlıca kaygımız, arkadaşlarımızın özgülüğe kavuşmasıdır...
Küçük salon, savcı ve yargıçları daha yakından görme olanağı
sağladı…
İzmir Milletvekili Mustafa Balbay için birkaç gün sonra
başlayacak İzmir Kitap Fuarı kapsamında mutlaka bir eylem
platformu, “Balbay’a Özgürlük Girişimi” gerçekleştirilmedir...
Sanatçılar Girişimi böyle bir etkinliği desteklemeye hazırdır...
yapılan
Bana hakiki gibi değil, balmumundan yapılmış heykeller gibi
göründüler.
***
Bir tercih yap deseler, sırf bu nedenle bile, onların bulunduğu
yerde olmaktansa sanık bölümündeki kıpır kıpır Mustafa’nın,
çok iyi ve moralli gördüğüm Tuncay kardeşimin, değerli dostum
Prof. Hilmioğlu’nun ve Hurşit Paşanın yanında olmayı bin kat
yeğlerdim...
Prof. Hilmioğlu, duruşma arasında bana ulaştırdığı bir notta,
“Silivri Hukuku”nu dört başlık altında özetliyor: İntihar edenler
listesi, Tutuklu iken ölenlerin listesi, Ağır hastalık nedeniyle
tahliye edilenler, Halen ağır hasta olanlar listesi...
Ben, Malatya İnönü Üniversitesi’nin kurucu rektörü, sevgili
Hilmioğlu hocama bu konuda kapsamlı bir araştırma yapma
sözü veriyorum…
Fakat bu arada, ağır hasta olanların adlarını ve durumlarını
Hilmioğlu hocanın notlarından sıralayayım:
Ergenokon salonundan Balyoz adı verilen davanın görüldüğü
büyük salona geçtik... Yargı heyeti ara karar için görüşmeye
çekilmiş olduğundan duruşma yapılmıyordu.
Sanıkların
bulunduğu alandaki seçkin, pırıl pırıl, büyük topluluğu nasıl
betimlemeli...
Onlar orada,
sanık bölümünde; biz izleyiciler arasında,
ordumuzun bu seçkin subaylarıyla sohbet ettik...
Bir sinema başyapıtı olan
“Potemkin Zırhlısı”nda benim
unutamadığım sahnelerden biri, üzerlerine atılan bir brandanın
altında isyancı tayfaların kıpırdanışlarıdır...
Bu kıpırdanışlar, gelmekte olan yeni bir dünyanın habercisidir...
Tuğgeneral Levent Ersöz: Onlarca hastalığı olan yatalak hasta.
Ben, o duruşma salonundaki dalgalanışta, orgeneralinden
albayına o büyük ve seçkin toplulukta, tutuklanmış olan gerçek
Türkiye’yi gördüm...
Mehmet Haberal: Ölümcül ritm bozukluğu var.
Ama o Türkiye’nin asla yok edilemeyeceğini de hissettim...
Fatih Hilmioğlu: Karaciğer sirozu ve karaciğer kanser başlangıcı.
Bunu, o sevgili insanlara, bağıra bağıra söyledim...
Hasan Attila Uğur(Jnd.Kd.Albay):2 kalp damarı yüzde yetmiş
tıkalı.
Bizleri alkışlamalarını unutmamam...
http://www.mgkmedya.com
Ama asıl alkış onlaradır...
Pazar, Nisan 15, 2012 - Sayfa 1 / 2
Ataol Behramoğlu
Silivri'den Notlar, İzlenimler...
Hv. Orgeneral sayın Bilgin Balanlı’nın imzası başta olmak üzere,
orada bize ulaştırılan elli imzalı bir yazıda da belirtildiği gibi,
Balyoz denilen davadaki dijital sahtekârlık kanıtlanmış ve bu
dava çökmüştür. Bu metindeki cümlelerle:
“İçeriği sahte herhangi bir yazının bilgisayarda üretilmesi ve üst
veri bilgilerinin her hangi bir kişi adına tanzimi her zaman
mümkündür. Bu davada art niyetli kişiler veya gruplarca yapılan
sahtekârlık işte budur”
***
Kardeşim, Tuğamiral Turgay Erdağ’ın,
Tuğamiral Ali Sadi
Ünsal’ın, Deniz Kurmay Kıdemli Albay M.Koray Eryaşa’nın
mektuplarına ve bilgilendirici yazılarına da sonraki yazılarımda
değinecek, alıntılar yapacağım...
Bu gün yaşamakta olduklarımız, ilan edilmemiş bir iç savaşa
benziyor...
Amaç ise ülkeyi bölüp parçalamak, aydınlanmacı Cumhuriyeti
karanlık ortaçağ topluluğuna dönüştürmek...
Ordunun
da
gerekiyordu...
bu
yönde
ayrıştırılması,
parçalanması
Silivri’den edindiğim izlenimler bu kanımı daha da somutladı,
güçlendirdi...
http://www.mgkmedya.com
Pazar, Nisan 15, 2012 - Sayfa 2 / 2
Download