Gözlere kâinat bostanındaki mânevî çiçekleri

advertisement
Sorularlarisale.com
"Gözlere kâinat bostanındaki mânevî çiçekleri toplayan
şuâât-ı ayniye gibi zâhirî ve bâtınî bütün duyguların,
ayrı ayrı âlemlere her biri birer anahtar olmaları..."
sözünü izah eder misiniz?
"Hem nasıl bütün kalblere, insan ise her nevi ulûm ve hakikatleri
bildiren, hayvan ise her nevi hâcetlerinin tedarikini öğreten bütün
ilhâmât-ı gaybiye bir Rabb-i Rahîmin vücudunu ihsas eder ve
rububiyetine işaret eder. Öyle de gözlere kâinat bostanındaki
mânevî çiçekleri toplayan şuâât-ı ayniye gibi zâhirî ve bâtınî bütün
duyguların ayrı ayrı âlemlere her biri birer anahtar olmaları, yine o
Sâni-i Hakîm, o Fâtır-ı Alîm, o Hâlık-ı Rahîm, o Rezzâk-ı Kerîmin
vücub-u vücudunu ve vahdet ve ehadiyetini ve kemâl-i rububiyetini
güneş gibi gösterir."(1)
Şuaat-ı ayniye, gözün görme ışığı anlamına geliyor. Yani bir cihetle şuaat-ı ayniye
gözün eşyayı görmesi ve bu görüntüyü akla nakletmesi ve aklın da bu görüntüyü
ayetin formülü ile tefekküre çevirmesi işleminin ilk merhalesi, ilk aşamasıdır. Nasıl
halk arasında gelinlik çağına gelmiş kızların el işlemesine "göz nuru" denilerek o
meşakkatli işe bir teşbih yapılıyor ise, aynı şekilde gözün kainat bahçesindeki o
muazzam görüntüleri alıp akla ve kalbe götürmesine şuaat-ı ayniye deniliyor.
Sadece göz değil, insanın mahiyetindeki bütün duygu ve cihazlar, alemlere açılan
birer pencere ya da alemlerin kapısını açan birer anahtar hükmündeler. Göz,
görüntü aleminin bir penceresi ya da anahtarı iken, kulak sesler aleminin bir
penceresi ve anahtarıdır.
(1) bk. Sözler, Otuz Üçüncü Söz, Altıncı Pencere.
page 1 / 1
Powered by TCPDF (www.tcpdf.org)
Download