tiroid/paratiroid gonadal adrenal korteks

advertisement
TİROİD/PARATİROİD
GONADAL
ADRENAL
KORTEKS
EŞLİK EDEN
NÖROPSİKİYATRİK
BOZUKLUKLAR
DR. GÜLŞEN TEKSİN ÜNAL
BAKIRKÖY PROF. DR MAZHAR OSMAN RUH SAĞLIĞI VE SİNİR
HASTALIKLARI HASTANESİ
3. PSİKİYATRİ KLİNİĞİ
53. ULUSAL PSİKİYATRİ KONGRESİ
EKİM 2017- BURSA
Sunum Akışı
4
5
6
TİROİD/PARATİROİD HASTALIKLARINDA EŞLİK EDEN
NÖROPSİKİYATRİK BULGULAR
GONADAL İŞLEV BOZUKLUKLARINDA EŞLİK EDEN
NÖROPSİKİYATRİK BULGULAR
ADRENAL KORTEKS HASTALIKLARINDA EŞLİK EDEN
NÖROPSİKİYATRİK BULGULAR
2
TİROİD/PARATİ
ROİD
EŞLİK EDEN
NÖROPSİKİYATRİK
BOZUKLUKLAR
Hipertiroidi
 Hipertiroidizmin genel popülasyondaki prevalansı %0.5 kadardır.
 Graves hastalığı, hipertiroidizmin en sık sebebidir :%80
 Toksik mültinodüler guatr: %10
 Toksik adenom: %5
 Graves hastalığı kadınlarda erkeklere göre daha fazla görülür.
 Olguların çoğu hayatın 3. ve 4. dekadında ortaya çıkar.
4
Hipertiroidi
 Gerginlik, huzursuzluk
 Algılamada aşırı keskinlik
 Sese karşı aşırı tepki
 Engellenmeye tahammülsüzlük
 Aşırı aktif ve sinirli görünüm
5
Hipertiroidi Ve Psikiyatrik Bulgular
 Yaygın anksiyete bozukluğu %80’ inde bildirilmiştir.
 Depresyon belirgin olabilir ve retardasyondan ziyade ajitasyon belirtileri eşlik
eder.
 Uyarılmada artış, dikkatin kolay çelinmesi ve konsantrasyonda bozulma ile birlikte
odaklanmış dikkati sürdürmekte zorlanmaya yol açar.
 Yapılan bir çalışmada hipertiroidide;
 %45 depresyon
 %55 anksiyete
oranlarında gözlenmiştir.
(Woodbury 1918; Brownlie ve ark 2000; Whybrow ve ark 1969; Koçak ve ark 1995)
6
Hipertiroidi Ve Psikiyatrik Bulgular
 Psikotik özellikli duygudurum bozuklukları ve şizofreni ile nadiren de olsa
ilişkilendirilmiştir.
 Tipik şizofrenik olan semptomatolojiye mani eşlik edebilir .
 Hipertrioidizme eşlik eden mental bozulma olan 143 hasta bildirilmiştir;
 %70’inden fazlası organik psikosendromlar
 26 hastada manik depresif psikozlar,
 2’sinde dementia precox
 2’sinde paranoya
bulunmuştur.
 Deliryum görülebilir
 Psikiyatrik semptomların çoğu tirotoksikozun tedavi edilmesi ile geriler; ancak
manik ve depresif sendrom ötiroidizm sağlandıktan sonra, uzun süre devam edebilir.
(Dunlap ve Moersch 1935; Kathol ve ark 1986)
7
Hipertiroidi Ve Nörolojik Bulgular
 Parestezi, halsizlik ve açıklanamayan nörolojik bulgular histeri olarak
yorumlanabilir.
 Hastalarda kas güçsüzlüğü sıktır ve amiyotrofik lateral skleroza benzeyen bir klinik
tablo görülebilir.
 Retroorbital dokularda şişmeye bağlı ekzoftalmus eşlik eder.
 Triotoksikoz bazen jeneralize nöbetleri tetikler.
 EEG değişikliği hastaların %50’ ye varan kısmında vardır ve ötroidizm sağlandığında
genellikle geri dönüşlüdür.
(Abend ve Tyler 1989)
8
Hipotiroidi
HİPOTİROİDİ
PRİMER
HİPORTİROİDİ
SEKONDER
HİPORTİROİDİ
Tiroid bezinde yetersizlik
Hipofiz nedenli
İyot alımı yeterli gelişmiş ülkelerde en sık neden
Hashimoto tiroiditidir (Kronik lenfositik tiroidit).
GUATRLI
HİPOTİROİDİTİ
TERSİYER
HİPORTİROİDİ
Hipotalamus nedenli
HASHIMOTO
TİROİDİTİ
Gelişmemiş ülkelerde en sık guatırlı hipotiroidi
nedeni iyot eksikliğidir.
9
Hipotiroidi
 Kretenizm: Doğuştan tiroid bezi yokluğudur. İnsanda 4000 doğumda 1 görülür. Mental
gerilik ve gelişme bozukluğu ile karakterizedir.
 1. Miksödem tip: Erişkinlerde hipotiroidizm sonucu görülür. Hipotiroidizm, mentalsomatik gelişme geriliği, metabolik hız ve vücut ısısında düşüş, anemi
 2. Nörolojik tip: Mental gerilik, spastik dipleji, sağır-dilsizlik, şaşılık
 Refetoff Sendromu: Tiroid hormonuna direnç olan hipotiroidi. T3, T4 düşük, TSH
normal veya yüksek.
10
Hipotiroidi Ve Psikiyatrik Bulgular
 Apati, yorgunluk, enerji azlığı, yavaşlama, libido azalması, uyku halinde artış genel
klinik belirtilerdendir.
 Depresyona kıyasla, mani hipotiroidizmin daha az yaygın bir tezahürüdür. Mani
belirtileri ile başvuran birkaç hipotiroidizm vakası vardır.
 Yapılan bir çalışmada hipotripidide % 41 depresyon, %59 anksiyete bulunmuştur.
 İlerleyen vakalarda suisidal fikirler, emosyonel labilite ve organik beyin sendromu
görülebilir.
 Konuşma azalır ve perseverasyonlar sıkça görülür.
 İlüzyonlar ve görsel varsanılar olabilir. Bunlar da paranoid fikirler gelişmesine neden
olabilir.
(Koçak 1995)
11
Hipotiroidi Ve Psikiyatrik Bulgular
 Nörobilişsel bozulmalar arasında konsantrasyon güçlüğü, dikkatte bozulma,
bradifreni ve hesaplamada zorluklar, yürütücü/frontal işlevler, dil, algısal ve
görsel-mekansal fonksiyon da bozulmalar yer alır.
 Bellek erken dönemde etkilenmiştir. Yeni ödevleri öğrenme/gerçekleştirme becerisi
azalır.
12
Hipotiroidi Ve Psikiyatrik Bulgular
 Lityum tedavisi alan hastalar hipotirioidi açısından dikkatli takip edilmelidir.
 Tedaviye dirençli depresyonu olan bireylerin yaklaşık %50'sinin subklinik hipotiroidi
olduğunu ve tiroid hastalığı tedavi edilmezse antidepresan tedaviye yanıtın
azaldığını belirten yazınlar vardır.
 Temel hipotiroidi tedavisinin nöropsikiyatrik semptomları tedavi edeceğine yönelik fikirler
olmasına rağmen, Demartini ve ark. (2010) tek başına tiroid replasmanının depresif
belirtilerin remisyonunda etkili olmadığını belirtmişlerdir.
13
Hiperparatiroidizm
 Primer hiperparatiroidizm, bir veya daha fazla paratiroid bezinde adenoma ait PTH'nin
aşırı salınımıyla meydana gelir.
 Ayrıca kronik böbrek yetmezliğine sekonder de gelişebilir.
 Hiperkalsemi, paraneoplastik sendromlar veya tümörlerin kemik metastazı, granülomatöz
hastalık, hipertiroidi ve hipokortizolemi ile de indüklenebilir.
 Hiperparatiroidizm insidansı 60 yaşından sonra büyük oranda artar ve kadınlarda
erkeklerden 2-3 kat daha fazla görülme olasılığı vardır.
(Strewler ve ark 1997)
14
Hiperparatiroidizm
 Birçoğu asemptomatik kalabilir, ancak
 uyuşukluk
 zihinsel yavaşlık
 hafıza zayıflığı
 dikkatin azalması
 depresyon
bozukluğun ilk bulguları olarak ortaya çıkabilir.
 Yapılan çalışmalarda en sık mental değişikliğin depresyon ile birlikte anerji olduğu
görülmüştür.
 Gerginlik ve iritabilite bazen depresyona eşlik etmiştir ve bazen patlayıcı çıkışlar
görülür.
(Numann ve ark 1984)
15
Hiperparatiroidizm
 Klinik görünümünde nöropsikiyatrik belirtiler olmayan hastaların bile postoperatif
dönemde sözel bellek, sözel akıl yürütme ve kognisyon testlerinde anlamlı
iyileşme gösterdiği bulunmuştur.
 Mental konfüzyon nöbetleri ya da akut deliryöz epizodlarla birlikte varsanılar,
paranoya ve agresif davranış görülür.
 Yönelim bozukluğu ya da diğer organik belirtiler olmadan ve paraidektomi
sonrası düzelen paranoid psikoz vakaları ile tek klinik belirtinin mani olduğu bir
vaka bildirilmiştir.
(Alarcon ve Franceschini 1984; Kleinfeld ve ark 1984)
16
Hiperparatiroidizm
Serum Kalsiyum
Düzeyi mg/dl
uyuşukluk
koma
19
deliryum
psikoz
16
12
0
duygudurum belirtileri
yorgunluk
konsantrasyon azalması
 Bazı yazarlar psikiyatrik
semptomların tipini ve ciddiyetini
serum kalsiyum düzeyiyle
ilişkilendirmektedir.
 Hiperkalsemi derecesi ile spesifik
psikiyatrik semptom şiddeti
arasında herhangi bir ilişki
bulunmadığını ileri süren yazınlar
da vardır.
(Alarcon ve Franceschini 1984; Hasket ve ark 1981; Hecht ve ark 1975; Leigh ve ark
1984)
17
Hipoparatiroidizm
• Serum kalsiyum seviyesinin düşük olması, PTH salınımında yetersizlik, D vitamini
eksikliği veya yeterli PTH veya D vitamini seviyelerine yanıt oluşmadığı durumlarda
ortaya çıkar.
• Primer hipoparatiroidizm idiyopatik, ailesel, otoimmün veya en yaygın olarak boyun
cerrahisi sırasında paratiroid bezi hasarlanmasıyla olur.
• Psödohipoparatiroidizm ise yüksek PTH seviyelerine rağmen hipokalsemi ve
hiperfosfatemi ile ortaya çıkan kalıtsal bir hastalıktır.
18
Hipoparatiroidizm
 1800’lü yılların sonlarından ve 1900'lü yıllarının başlarından itibaren tetani
psikozuna atıf yapılmış; ancak son literatürde sadece birkaç vaka bildirimi
yapılmıştır.
 Depresyon, anksiyete, panik ataklar, sık ağlama nöbetleri, belirgin sosyal içe
çekilme ve iritabilite tanımlanmış mental bozuklulardır.
 Daha nadiren, özellikle cerrahiye bağlı olan vakalarda manik depresif ya da
şizofrenik tipte psikotik hastalıklar görülebilir.
 Psödohipoparatiroidizmde entellektüel bozulma en sık psikiyatrik belirtidir ve
bildirilen vakaların yaklaşık yarısında görülür.
(Abrams ve Jay 1998)
19
GONADAL
EŞLİK EDEN
NÖROPSİKİYATRİ
K
BOZUKLUKLAR
Hipogonadizm
 Erkeklerde hipogonadizm
o primer olabilir (doğrudan testisleri içerir)
o sekonder (hipotalamus-pitüiter ekseni içerir) olabilir.
 Hipogonadizmin ergenlik öncesi gelişmesi; normal erkek seks karakterlerinin
gelişememesine neden olur.
 Ergenlik sonrası gonadal hipofonksiyon
o libidoda azalmaya
o kas kütlesi kaybına
o cinsel işlev bozukluğuna
neden olabilir.
 Primer gonadal yetmezliğin en sık görülen nedeni 47, XXY kromozom anormalliği
olan Klinefelter sendromudur.
 Kadın cinsiyet kromozom anomalileri, karyotipi 45,X ve varyantları olan Turner
21
sendromunu içermektedir.
Klinefelter Sendromu
 Antisosyal davranış, pasivite ve sosyal çekilme gibi klinik tablolar görülür.
 Engellenme toleransında bozulma, patlayıcı iritabilite ve agresyon patlamaları
vardır.
 Dürtüsel davranışlarda artış olabilir.
 Puberte öncesi uyum bozukluğu, okula gidememe, çocuklukta davranış
bozukluğu sık bulunmuştur. Bu durum gecikmiş serebral matürasyona androjen
eksikliğinin ötesinde bir katkı yapabilir ve sosyal uyumun kötü olmasına ve kişilikle
ilgili işlev düzeyinin azalmasına neden olabilir.
(Waakeling 1972)
22
Klinefelter Sendromu
 Bilişsel, dille ilgili ve davranışsal anormalliklerle ilgili yazınlar vardır.
 Toplam IQ’de hafif düzeyde azalma mevcuttur.
 Erken puberteden itibaren testesteron replasman tedavisinin virilizan etkilerine
ilave olarak duygudurum ve konsantrasyonu iyileştirdiği bulunmuştur.
(Simpson ve ark 2003; Nielsen ve ark 1988)
23
Klinefelter Sendromu
 Bekleneceği üzere cinsel problemler nadir değildir.( Hipogonadizm)
 Psikotik bozukluk arttığına yönelik literatürler de bulunmaktadır.
 Organik psikiyatrik hastalığın arttığını düşündüren çok az bulgu vardır.
 (Pomery 1980 ve Roy 1981; Jablensky ve ark 1970)
24
Turner Sendromu
 Semptomlar
o İmmatür kişilik yapısı
o Zayıf sosyal ilişkiler, düşük okul performansı ve özgüven
o Başkalarının yüzündeki niyet ve duyguları, özellikle de korkuyu tanımakta
zorlanma
 Bu; sosyal kognisyonun önemli bir bileşenidir ve otistik spektrum bozukluğu
olanlarda bozulmuştur.
 Bütün bu kanıtlar, X kromozomu ekspresyonunun sosyal bilişsel becerilerin
gelişmesiyle ilişkili rolünü ve sosyal davranışta cinsel dismorfizm gelişmesinin
altında yatan X kromozomuna bağlı bir odağın olma olasılığını düşündürmektedir.
(Kihlbom 1969; McCauley ve ark 1995; Lawrence ve ark 2003b)
25
Turner Sendromu
 Görsel-mekansal ve görsel algısal becerilerde, motor fonksiyon, sözel
olmayan bellek, yürütücü işlev ve dikkat becerilerinde kusurlar tanımlanmıştır.
 Lisansla ilgili daha hassas analizlerde
 silik konuşma güçlükleri
 oral akıcılıkta azalma
 anormal öykü üretimi olduğu belirtilmiştir.
 Hesaplama zorlukları ve sosyal kognisyonda kusurlar da dikkat çeken
belirtilerdendir.
 Sendromun erken tanımlanmasıyla hormonal replasman ve hasta eğitimi
sağlanarak psikososyal uyum optimize edilebilir.
(Pennington ve ark 1985; Ross ve ark. 2002; Temple 2002; Bruandent ve ark 2004; Lawrence ve ark 2003a; Mandoki ve ark 1991; McCauley ve ark 1986)
26
Puberte Ve Mensturasyon İle İlişkili Psikiyatrik Durumlar
Şizofreninin;
 Kadınlarda daha geç yaşta başlaması,
 Erkeklerde yaklaşık %40 daha fazla görülmesi,
 Premenopozal dönemde daha iyi seyirli olması ve belirti ve şiddetinin daha az
olması,
 Kadınlarda işlevselliğin ve antipsikotik ilaçlara cevabın daha iyi olması,
 Östrojen düzeylerinde ani azalmanın olduğu postpartum dönemde psikozun ilk
epizod ve relaps riskinin yüksek olması,
 Menstrüel siklus sırasında psikotik belirtilerin dalgalı seyretmesi
 Östrojenin yüksek olduğu luteal fazda psikopatolojide anlamlı iyileşmeler
gözlenmesi gibi bulgulara dayanılarak şizofrenide ‘östrojen koruma hipotezi’
öne sürülmüştür.
 Tedaviye östrojen eklenmesinin tedavi yanıtını olumlu etkilediği
gösterilmiştir.
27
Puberte Ve Mensturasyon İle İlişkili Psikiyatrik Durumlar
 Erken menarş; çeşitli davranış sorunları, psikopatolojik semptomlar, öz kıyım ve
kendini yaralama davranışları ile ilişkili bulunmuştur.
 Erken puberte ve şizofreni başlangıç yaşının incelendiği bir çalışmada ilk psikotik
semptomların görüldüğü ve ilk hastaneye yatış yaşının, erken pubertenin olduğu
grupta daha yüksek olduğu bulunmuştur.
 Bipolar bozukluğun başlangıç yaşı ve menarş ilişkisine bakıldığında:
o Bipolar bozukluk tanılı hastaların %32’sinde hastalığın başlangıcı menarştan
önce iken
o %18’inin ilk ataklarını menarş sonrası 1 yıl içerisinde geçirdikleri gösterilmiştir.
(Lien ve ark 2010; Deng ve ark 2011; Cohen ve ark 1999; Freeman ve ark 2002)
28
Premenstrüel Disforik Bozukluk
 Premenstrüel fazda hipomanik veya manik özelliklerde belirginleşme
görülen vaka serileri vardır.
o Duygudurum belirtileri ( irritabilite, labilite vb),
o Davranışsal belirtiler (yeme tutumunda değişiklik, uykusuzluk vb)
o Fiziksel belirtiler (memede hassasiyet, ödem vb)
içermektedir.
(Teatero ve ark 2013)
29
Premenstrüel Disforik Bozukluk
 Bipolar bozukluk tanısı olan kadınlarda premenstrual sendrom ve premenstrual
disforik bozukluk (PMDB) tanılarının birlikteliği dikkat çekicidir.
 Düzenli menstrüel siklusu olan ve hormonal kontrasepsiyon metodu kullanmayan
PMDB tanısı almamış 63 sağlıklı kadının reprodüktif döngü boyunca duygudurum
değişiklikleri incelenmiş ve nörotisizm ve depresyon ile ilişkilendirilebilecek
psikolojik semptomların geç foliküler fazdan geç luteal faza kadar belirgin
şekilde arttığı ortaya konmuştur.
(Gonda ve ark 2008)
30
Polikistik Over Sendromu
 Bipolar bozukluk insidansının araştırıldığı bir çalışmada PCOS tanısı almış 79
kadından %28’ inin Duygudurum Ölçeği’ne göre bipolar bozukluk tanı kriterlerini
karşıladığı görülmüştür.
 Depresyon, anksiyete bozukluğu, yeme bozukluğu genel populasyona göre
daha sık görüldüğü bilinmektedir.
(Klipstein ve ark 2006; Barnard ve ark 2008; Mansson ve ark 2008)
31
Primer Ovaryan Yetmezlik
 Düşük androjen seviyeleri, duygudurum ve davranış semptomları ile
ilişkilendirilmiştir.
 Standart östrojen/ progesteron tedavisi alan 128 46XX spontan primer ovaryan
yetmezliği olan kadında 150-Xg testesteron eklenmesinin kadınlardaki
o yaşam kalitesine
o öz benlik saygısına
o duyguduruma
olan etkileri güncel bir çalışma ile incelenmiştir.
 Bu durum öz benlik saygısı düzeyinde farklılık yaratmazken duygudurum
üzerine minimal etkileri olduğu görülmüştür.
32
İnfertilite
 Açıklanamayan infertilite olgularının tüm infertilite olgularının %10-30’ unu
oluşturduğu düşünülmektedir.
 ’Psikojenik infertilite modeli’
 Bu grubun; açıklanabilen infertilite vakalarıyla karşılaştırıldıklarında anksiyete ve
çaresizliği daha yoğun yaşantıladıklarına ve sosyal destekten daha az
yararlandıklarına vurgu yapılmıştır.
(Aisenberg Romano ve ark 2012)
33
ADRENAL
KORTEKS
EŞLİK EDEN
NÖROPSİKİYATRİK
BOZUKLUKLAR
Hiperkortizolizm
 Hipotalamo-hipofizer-adrenal eksenin
patolojik aşırı aktivasyonu
 Uzun süreli glikokortikoid fazlalığı
 En sık iyatrojenik nedenlerden
kaynaklanır.
 İyatrojenik olmayan endojen kaynaklı
Cushing Sendromu nadir görülen bir
hastalıktır.
 Yıllık insidansı milyonda 0.7-2.4 olarak
bilinmektedir.
 Kadın / Erkek oranı: 3/1
 %70-80’inde neden hipofizer
mikroadenomdur.
 Psödo-Cushing Sendromu:
o Obezite
o Depresyon
o Alkolizm
35
Cushing Sendromu
 Psikoz
 Bellek bozukluğu
 Uyku bozukluğu
 Depresyon
 Anksiyete
 Hipertansiyon
 Dislipidemi
 Obezite
 Aydede yüz
 Gövdesel obezite
 Glikoz toleransında bozulma
 Diyabet
 Amenore
 Kas zayıflığı
 Stria
 Saç dökülmesi
 Pletore yüz
 Hirsutizm
 Kolay zedelenme
 Osteoporoz
36
Cushing Sendromu – Dekzametazon Supresyon Testi (DST)
 Dekzametazon Supresyon Testi (DST) asıl olarak Cushing hastalığının
tanısında kullanılmak üzere 1960 yılında Liddle adlı araştırmacı tarafından
ortaya çıkarıldı.
 Endojen depresyonu olan psikiyatrik hastalarda kullanan ilk araştırmacılar ise
Stokes ve Carroll oldu.
 Carroll DST ile yaptığı çalışmalarla DST pozitifliğinin nonspesifik olarak strese
özgü bir tepki olmaktan öte depresif hastalara özgü bir bulgu olduğunu
göstermiştir.
37
Cushing Sendromu
Yorgunlukta artma
Enerjide azalma
İritabilite
Bellekte bozulma
Duygudurumda çökme
Libidoda azalma
Orta insomnia
Anksiyete
Konsantrasyonda bozulma
Ağlama
Huzursuzluk
Geç insomnia
Sosyal içe çekilme
Çaresizlik
Suçluluk
İştah artışı
100%
97%
86%
83%
74%
69%
69%
66%
66%
63%
60%
57%
46%
43%
37%
34%
38
Cushing Sendromu Ve Psikiyatrik Bulgular
 Depresyon; en sık görülen psikiyatrik belirtidir.
 Sıklıkla paranoid özelliklerle birliktedir.
 İrritabilite çoğu vakada en erken belirti olmuştur.
 Eşlik eden psikozlar çoğunlukla depresif doğadadır.
 İşitsel varsanılar ve sıklıkla paranoid özellikli sanrılar vardır.
(Cohen 1980; Starkman 1981)
39
Cushing Sendromu ve Psikiyatrik Bulgular
 Major depresyonun varlığı;
 ileri yaş,
 kadın cinsiyet,
 tedavi öncesi yüksek kortizol düzeyleri
 daha şiddetli bir klinik tablo
ile ilişkili bulunmuştur.
 Akut anksiyete de belirgin bir özellik olabilir.
 Yaygın Anksiyete Bozukluğu %79 ve Panik Bozukluk %53
(Cohen 1980, Loosen 1992)
40
Cushing Sendromu ve Psikiyatrik BUlgular
 Mani depresyondan daha az görülür.
 Hastaların yaklaşık %30’u mani veya hipomani semptomları gösterir.
 Subklinik duygudurum dalgalanmalarının daha sık olduğu belirtilmektedir.
 Mani ya da hipomani hastalığın başlangıcındaki ilk semptomlardan olabilir.
 Konsantrasyon ve bellekte bozulmalar olabilir.
 Depresyon şiddeti ve bilişsel perfonmans arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır.
(Starkman 2001)
41
Cushing Sendromu Ve Nöropsikiyatrik Bulgular
 Hastaların 2/3’ünde bilişsel bozukluk gözlemlenmiştir. Bunlar:
 Sözel olmayan,
 Görsel-düşünsel,
 Görsel bellek
 Uzaysal-yapısal yetenek
42
Hipokortizolizm
 Primer adrenokortikal yetmezlik, adrenal korteksin yıkımı veya fonksiyon
bozukluğunun bir sonucudur ve dolaşım sistemindeki azalmış kortikosteroidlere yanıt
olarak artmış ACTH'ye neden olur.
 Çoğu vaka (%70 ila % 80) bir otoimmün bozukluk olan Addison hastalığının bir
sonucu olarak ortaya çıkar.
 İkincil adrenokortikal yetmezlik, hipofiz veya hipotalamik disfonksiyonun bir sonucu
olarak ortaya çıkar, ACTH ve CRH düzeyleri düşer, glukokortikoid üretimi azalır.
 İkincil adrenokortikal yetersizliğin en yaygın nedeni, kronik glukokortikoid tedavinin
ani kesilmesidir.
43
Hipokortizolizm
 Zayıflık
Klinik
 Yorgunluk
Semptomlar  İştahsızlık
 Anhedoni
Psikiyatrik  Düşünce yoksulluğu
Semptomlar  Sosyal çekilme
 Mide bulantısı
 Kusma
 Hipotansiyon ve
hipoglisemi
DELİRYUM
KOMA
 Negatif olma
 Depresyon
 Sinirlilik
44
Addison Hastalığı
• Glikokortikoid, mineralokortikoid ve adrenal üretilen androjenlerin azalmasına sebep
olur.
• Yaygınlığı milyonda 93-140’ tır.
• Kadınlarda daha sıktır.
• Gelişmekte olan ülkelerde en sık sebep tüberküloz infiltrasyonudur.
• Mineralokortikoid kaybına bağlı ortostatik hipotansiyon hastaların %90’ında görülür.
• Dehidroepiandrosteron kaybıyla libido kaybı, kuru cilt, aksiller ve pubik kıllanmada
azalma olur.
(Arlt ve .Allolio 2003; Nilsson ve ark. 2000)
45
Addison Hastalığı
 En sık;
 depresyon
 duygusal içe çekilme
 apati
 istek ve insiyatifte kayıp
görülür.
 Duygudurumda ani dalgalanmalar ya da belirgin anksiyete ve iritabilite
epizodları vardır.
 Vakaların üçte birinde bellekte bozulmalar da görülebilir.
 Hafif demans mental anerji, düşüncede fakirleşme ve genel umursamazlık havası
içinde taklit edilebilir.
 Önemli düzeyde algısal bozulmalar; taktil, işitsel ve olfaktör uyaranlara eşikler
artmıştır.
 Cushing hastalığının aksine psikotik tablolar nadirdir.
 Katatoni ve self mutilasyon nadirdir.
(Michael ve Gibbons 1963; Leigh ve Kramer 1984)
46
Addison Hastalığı
80%
Apati ve negativizm gibi mental belirtiler
Depresif içe çekilme ve irritebilite
50%
Şüphecilik
Paranoya
Sanrı
15%
10%
5%
(Clegron 1965)
47
Addison Hastalığı
 Bazı psikotropik ilaçlar, bu hastalarda hipotansiyonun şiddetlenmesi
riski açısından kontrendikedir.
 Tek başına glukokortikoid replasmanı psikolojik semptomlardan tamamen
kurtulamayabilir
 Reus106, ekzojen steroidin değiştirilmesinin normalde işlev gören bezin
sirkadiyen ve strese duyarlı glukokortikoid salınımı için asla eşdeğer
olamayacağına dikkat çekmektedir.
 Cushing sendromunda olduğu gibi, etkinin düşük glukokortikoid seviyeleri
ile mi yoksa dolaşımdaki ACTH ve CRF'deki artışlarla mı daha fazla ilişkili
olduğu sorgulanmaktadır.
(Stern ve ark 1991; Findling ve ark 1997; Brown ve ark 1975; Engel ve ark 1975; Beckwith ve ark 1982, Kalin ve ark 1983; Reus VI: Disorders of the adrenal cortex and gonads. 1987)
Whitlock FA:A Study of Depression and Mania Associated with Physical Disease and Medication. 1982)
48
DİKKATİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM…
49
50
Download