`Gezi Parkı`nda Başbakan`ın yanındayım`

advertisement
On5yirmi5.com
'Gezi Parkı'nda Başbakan'ın yanındayım'
İngiliz müzisyen Yusuf İslam (Cat Stevens) yeni dünya görüşünü Kübra Par'a anlattı.
Yayın Tarihi : 5 Ağustos 2013 Pazartesi (oluşturma : 10/21/2017)
Kübra Par’ın röportajı Cuma günü sürpriz bir şekilde Ankara’ya gelerek Cambridge Camii projesi için Başbakan Erdoğan ve
Cumhurbaskanı Gül’le görüşen dünyaca ünlü İngiliz müzisyen Yusuf İslam’ı İstanbul’da kaldığı otelde
yakaladım. Uzun konuşamadık. Yusuf İslam derviş ruhlu bir adam fakat ona bir şeyh muamelesi
yapan oğlu ve damadı etrafımızda terör estirdi ve röportajı yarıda kestiler.
İslamı seçtiği 1977’de hayatını ve görünüşünü tümüyle değiştiren Yusuf İslam, son yıllarda daha
ılımlı bir yaşam sürüyor. Müziğe yeniden başlamış, entarisini çıkarıp pantolon, tişörte geri dönmüş.
“Artık daha modern bir Müslüman’ım” diyor...
Diğer Müslüman ülkeler dururken cami projesi için neden Türkiye’den yardım istediniz? Cambridge İngiltere’nin en entelektüel ve politik şehri. Akademinin kalbi burada atıyor. Bu cami
İngiltere’de İslam’ın sembolü olacak. İngiliz İslam anlayışı ılımlıdır. Türkiye’ninki de öyle. Burası hem
Asya hem de Avrupa... Bu yüzden Başbakan ve Cumhurbaşkanı’ndan alacağımız destek çok anlamlı.
Nasıl bir cami olacak? Camiyi, daha önce İngiltere’nin en yüksek dönme dolabı London Eye’ı da tasarlayan ödüllü mimarlık
ofisi Marks Barfield projelendirdi. Muhteşem ama biraz pahalı bir proje tasarladılar. Tavandan yere
palmiye gibi uzanan ahşap kolonlar bulunuyor. "ÇOK MALI OLANLAR AHİRETTE DAHA UZUN SORGULANACAK"
İstanbul’da akşam yemeği için nereye gittiniz? Sultanahmet’te bir teras restoranında iftar yaptık. Daha önce görmemiştim. Manzaraya karşı
oturdum ve iftarın tadını çıkardım!
Türkiye’de lüks iftarlar etrafında dönen bir tartışma var. Bunun İslam ruhuna uygun olmadığı
söyleniyor. Gittiğimiz yer elit bir mekândı. Fakat bu ev sahibinin cömertliğidir, ne yapması gerektiğini
söyleyemezsiniz. Peki kendi tercihleriniz nasıl? Müslüman kapitalist olabilir mi? Hz. Muhammed'in bir sözü vardır; "İslam'ın en güzel yanı insanları doyurmasıdır" der. Türkiye'nin
kapı eşiğinde yüz binin üzerinde yerinden edilmiş insan bulunuyor. Türkiye'nin onlara el uzatması
Türk cömertliğinin en güzel göstergesi. Türkiye'de bu konuda bir körlük olduğunu zannetmiyorum.
Ama kimi Türkler çok yemek yiyor! Etrafta göbekli insanlar görüyorum. (Gülüyor)
Türkiye'de Anti-Kapitalist Müslümanlar adında yeni bir hareket var. Haberdar mısınız?
Hayır, haberim yok.
Peki ya İslam dünyasındaki eşitsizlikler? Bir yanda Bangladeş gibi son derece fakir ülkeler varken
öte yanda Körfez ülkeleri zenginlik içinde yüzüyor...
Ahirette sorgu gününde çok malı olanlar daha uzun sorgulanacaklar. Hz. Muhammed, fakirlerin
zenginlerden 500 yıl daha önce cennete gideceğini söylüyor. Bu İslam'ın fakirlerin yanında
olduğunun gösteriyor.
Adaleti öteki dünyaya bırakıp, bu dünyada haksızlığa ses çıkarmayalım mı yani?
Hayır. Öteki dünyada yaşayacaklarınız tamamen bu dünyada neler yaptığınıza bağlı; bu dünyada
zamanınızı neye harcadığınız hakkında sorgulanacaksınız. İslam dünyası bu kadar çok kaynağa
sahipken fakirlere göz kulak olmak ve onları doyurmak çok önemli. Fakat bu kaynaklar utanç verici
şekilde kötü yönetiliyor.
Müslüman ülkeler zenginleştikçe bencilleşiyor mu?
Ahlaki bilinciniz yoksa buna yatkınlaşıyorsunuz. İnsanlar kamusal alanda da hayırsever değiller.
Paralarını uçaklar ya da savaş için yeni teknolojiler gibi saçma sapan şeylere harcıyorlar. Allah
aşkına insanlar orada açlıktan ölürken, zenginler mallarına tapıyor! Ölünce yanımızda hiçbir şey
götüremeyeceğiz...
"TWITTER ÇOK TEHLİKELİ"
Neden İslam dünyasında Batı tipi demokrasiler yeşermiyor? Ya da yeşermeli mi?
İnsanların ilişkilerinin nasıl düzenleneceği konusunda reçeteler yazmamalıyız. Bu düzenlemenin bir
ruhani tarafı vardır. İnsanları hayırseverliğe, samimiyete, dürüstlüğe ve kavgaları bitirmeye davet
eder.
Peki ya politik tarafı? Örneğin Mısır'da yaşananlar konusunda ne düşünüyorsunuz?
Liderleri seçmenin farklı yöntemleri var ama asker duruma müdahale ettiğinde maalesef silahlar
konuşuyor. Halbuki "not bullet but ballot" (kurşun değil sandık) demeliyiz. Tabi bu mümkünse...
Darbeyi desteklemiyorsunuz. Peki ya Mursi'yi protesto eden on binlerce insan?
Yargılamak haddim değil ama altında yatan gizli eğilimler vardı. Eğer bir insan protesto için
yürüyorsa, bir şey tarafından yönlendirilmiş olabilir. Örneğin Twitter, insanların etki altına
alınabileceği eşsiz bir ortam. Eskiden konuşan kişiyi direk görürdünüz oysa şimdi kimin tweet
attığını bilmiyorsunuz. Herkesin elinde bir telefon var ve aslında bu biraz tehlikeli çünkü bilginin
nereden geldiğini bilemiyorsunuz.
Ama sosyal medya aynı zamanda demokratik bir alan değil mi?
Sorun bu alanın çok kolayca manipüle edilebilmesi. Jullian Assange ve Bradley Manning'in durumu
insanların nasıl kolayca yönlendirildiğini ortaya koydu.
Twitter'a karşısınız yani...
Çok tehlikeli. Bilginin nereden geldiği konusunda dikkatli olmak lazım.
'Gezi Parkı olaylarında Başbakan'ın tarafındayım'
Gezi Parkı protestoları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bu konuyu fazla tartışmak istemiyorum ama hep yeşili ve parkları savunan biri oldum. Bu konuda
Sayın Başbakan'ın tarafında yer aldığımı söylemeliyim. Yıllar önce buraya geldiğimde İstanbul farklı
bir şehirdi. Bu kadar ağaç ve yeşillik yoktu. Değişmiş. Demek ki pozitif şeyler de yapılabiliyor. Şunu
bir kez daha vurgulamalıyım: En iyi hesaplaşma sandıkta yapılır.
“68 OLAYLARI MUHTEŞEM BİR BAŞKALDIRIYDI”
Türkiye'yi bir kenara bırakacak olursak bu yıl Brezilya gibi dünyanın bir çok yerinde kitlesel
protestolar yaşanıyor. Bunu 1968 ruhuyla benzeştirenler var. O kuşağın bir parçası olarak bugünle
bir benzerlik kuruyor musunuz?
Evet, ama başlangıçta ortaya çıkan ruh süreç içinde kayboluyor ve sonra kurumlar yüksek duvarlar
örmeye başlıyor. Olayları nasıl yönetebilecekleri konusunda daha zekice hareket ediyorlar.
60'lardaki hareket, kontrol altında tutulmaya karşı muhteşem bir başkaldırıydı. Fakat sonunda İslam
sayesinde fark ettim ki en iyi yol kendi kendini kontrol etmektir. Kendini kontrol etmedikçe hiçbir
şeyi kontrol edemezsin.
Ama bu sisteme fazla boyun eğmeyi getirmez mi?
Bu benim tercihim. Özgür irademle böyle olmayı seçtim. Alkolü bıraktım, sağlığımı korumama yardım
eden bir yol seçtim. Bir ailem ve değer yargılarım var. Geçen gün televizyonda evrim hakkında bir
araştırma seyrettim. Aç gözlülüğün evrimle uyum içinde olmadığını açıklıyordu. Yani evrimin temel
konsepti olan "en iyinin ayakta kalması" prensibine göre sadece kendini düşünen, bencil insanlar
hayatta başarılı olamıyorlar. BBC'den o belgeseli seyrederseniz göreceksiniz!
Evrime inanıyorsunuz yani...
Allah'ın yaratışı mucizelerle dolu. Onun yaratış yönteminin en mükemmel yol olduğunu kimse inkar
edemez. Fakat evrim insanın en önemli yönü olan ruhu gözden kaçırıyor.
'İslam çağı yakalamalı'
Başbakan'a 6 çocuğunuz olduğunu söylediniz. Onlarla ilişkiniz nasıl?
Aslında 5 çocuğum var, en küçük oğlum vefat etti. Bir damadım ve 4 tane de torunum var. Birbirine
çok bağlı bir aileyiz.
Kuşak çatışması yaşıyor musunuz?
Her zaman iniş çıkışlar oluyor.
İngiltere'de Müslüman olmak ve çocuk yetiştirmek zor mu?
Evet zor. Bu yüzden sadece eğitim ihtiyaçlarını değil ruhani ihtiyaçları karşılayan okullar kurmaya
çalıştık. Avrupa'da çok sayıda Hıristiyan ve Yahudi okulları vardı, biz ilk Müslüman okullarını
başlattık.
Artık entari giyinmiyorsunuz.
Evet imajımı değiştirdim! Önceleri bir Müslüman gibi görünmeyi çok önemserdim. Sonradan
farkettim ki buna gerek yok. Modernlik bugünle alakalıdır. İslam hep dünle ilgili olmak zorunda değil;
o da çağı yakalamalı. Bu anlamda artık daha modern bir Müslümanım.
Habertürk Bu dökümanı orjinal adreste göster
'Gezi Parkı'nda Başbakan'ın yanındayım'
Download