2008-II

advertisement
2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
İÇİNDEKİLER
1.
2.
GENEL DEĞERLENDİRME
1.1. Enflasyon Gelişmeleri
1
1.2. Enflasyon Görünümü ve Para Politikası
3
1.3. Riskler
6
1.4. Sonuç
7
ULUSLARARASI EKONOMİK GELİŞMELER
2.1. Ekonomik Performans ve Para Politikası
2.2. Uluslararası Piyasalar
3.
4.
5.
6.
7.
9
16
ENFLASYON GELİŞMELERİ
3.1. Enflasyon
29
3.2. Beklentiler
38
ARZ ve TALEP GELİŞMELERİ
43
4.1. Arz-Talep Dengesi
43
4.2. Dış Talep
49
4.3. İş Gücü Maliyetleri
53
FİNANSAL PİYASALAR ve FİNANSAL ARACILIK
59
5.1. Finansal Piyasalar
59
5.2. Finansman Koşulları ve Krediler
64
KAMU MALİYESİ
69
6.1. Bütçe Gelişmeleri
70
6.2. Borç Stokundaki Gelişmeler
74
ORTA VADELİ ÖNGÖRÜLER
7.1. Mevcut Durum, Kısa Vadeli Görünüm ve Varsayımlar
79
79
7.2. Orta Vadeli Görünüm
7.3. Riskler
Enflasyon Raporu 2008-II
85
I
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
II
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
1. Genel Değerlendirme
1.1.Enflasyon Gelişmeleri
2008 yılının ilk çeyreğinde gıda, petrol ve diğer emtia fiyatlarındaki
gelişmeler enflasyonu olumsuz etkilemeye devam etmiştir. Bu dönemde petrol
fiyatları hızlı artışını sürdürerek ortalama 100 ABD doları civarında
gerçekleşmiş, gıda fiyatlarının yıllık artış oranı ise Mart ayı itibarıyla yüzde
13,4 düzeyine ulaşmıştır. Bunun yanında, küresel belirsizliklere paralel olarak
risk iştahının azalmaya devam etmesi finansal piyasalardaki oynaklığı
artırmıştır. Yeni Türk lirasında bu gelişmelere paralel olarak görülen değer
kaybı Mart ayı enflasyonu üzerinde kısmen etkili olmuştur. Böylece enflasyon
yılın ilk çeyreğinin sonunda yüzde 9,15 seviyesine yükselmiş ve yüzde 9,1 olan
belirsizlik aralığının üst sınırını aşmıştır (Grafik 1.1.1).
Grafik 1.1.1. Yıllık TÜFE Enflasyonu ve Hedefle Uyumlu Patika
12
11
10
9
8
7
6
5
4
Yıllık Enflasyon
3
Hedefle Uyumlu Patika
2
Belirsizlik Aralığı
1
1208
1008
0808
0608
0408
0208
1207
1007
0807
0607
0407
0207
1206
1006
0806
0606
0406
0206
1205
0
Kaynak: TÜİK, TCMB.
Mart ayı itibarıyla yıllık enflasyonun 6,13 puanı enerji ve gıda
kalemlerindeki fiyat artışlarından kaynaklanmıştır. Geçtiğimiz iki çeyrek
boyunca, temel mal ve hizmet gruplarının enflasyonunda önemli bir değişim
gözlenmezken enflasyonun seyri gıda, enerji ve tütün fiyatları gibi büyük
ölçüde para politikasının kontrolü dışındaki kalemler tarafından belirlenmiştir
(Grafik 1.1.2). 2008 yılının ilk çeyreğinin sonunda gıda, enerji ve tütün ürünleri
hariç TÜFE’nin yıllık artış oranı yüzde 4,8 olarak gerçekleşmiştir.
Enflasyon Raporu 2008-II
1
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Grafik 1.1.2. Yıllık TÜFE Enflasyonuna Katkı
12
Temel Mallar
Hizmetler
Gıda ve Enerji*
Tütün ve Altın**
10
8
6
4
2
0308
0208
0108
1207
1107
1007
0907
0807
0707
0607
0507
0407
0307
0207
0107
0
*Gıda ve Enerji: Gıda ve alkolsüz içecekler ile enerji.
** Tütün ve Altın: Alkolsüz içecekler ve tütün ürünleri ile altın.
Kaynak: TÜİK, TCMB.
Para Politikası Kurulu (Kurul), 2007 yılının ikinci ve üçüncü çeyreğinde
temel enflasyon göstergelerinde gözlenen iyileşmeye işaret ederek 2007 Eylül
ayında daha önce işaret ettiği ölçülü faiz indirimlerine başlamıştır. Bu
doğrultuda Eylül 2007-Şubat 2008 döneminde kısa vadeli faizler toplam 225
baz puan indirilmiştir. Bununla birlikte, takip eden dönemde gıda ve enerji
fiyatlarındaki artışlar ile küresel ekonomiye ilişkin belirsizliklerin devam
etmesi arz şoklarının ikincil etkilerine ve enflasyon katılığına ilişkin riskleri
artırmıştır. Bu çerçevede Kurul, Mart ayından itibaren faiz indirim sürecine ara
vermiş, Nisan ayı toplantısından sonra ise gerektiği taktirde faiz artırımına
gidebileceğini işaret etmiştir.
Enflasyonun sadece ülkemizde değil diğer ülkelerde de yükselmekte
olduğu görülmektedir. Ham petrol, gıda ve diğer emtia fiyatlarındaki artışlar
küresel enflasyon üzerinde baskı oluşturmaktadır. Gelişmiş ülkelerde
enflasyonun 2007 yılının son çeyreğinden itibaren yükselişe geçtiği, enflasyon
hedeflemesi uygulayan gelişmekte olan ülkelerde ise 2007 yılı Temmuz
ayından itibaren yukarı yönlü bir eğilimin başladığı gözlenmektedir. Türkiye’de
enflasyon, 2008 yılının ilk çeyreğinde yüzde 9,2 düzeyi ile 2006 yılı sonundaki
yüzde 9,7 seviyesinin altında gerçekleşirken, enflasyon hedeflemesi uygulayan
gelişmekte olan ülkelerin ortalama enflasyonu aynı dönemde yüzde 3,4’ten
yüzde 6,1 seviyesine yükselmiştir (Grafik 1.1.3).
2
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Grafik 1.1.3. Uluslararası Enflasyon Gelişmeleri
b. Türkiye ve Diğer Enflasyon Hedeflemesi Uygulayan
Gelişmekte Olan Ülkeler Arasındaki Enflasyon Farkı*
a. Enflasyon Oranları
9
Gelişmiş Ülkeler
Gelişmekte olan Ülkeler
02.08
12.07
10.07
08.07
06.07
04.07
02.07
12.06
10.06
08.06
06.06
01.08
11.07
2
09.07
0
07.07
3
05.07
2
03.07
4
01.07
4
11.06
5
09.06
6
07.06
6
05.06
8
03.06
7
01.06
10
04.06
8
Türkiye
02.06
12
12.05
14
*Enflasyon hedeflemesi uygulayan gelişmekte olan ülkeler örnekleminde Brezilya, Çek Cumhuriyeti, Kolombiya, Filipinler, Güney Afrika, İsrail, Macaristan,
Meksika, Peru, Polonya, Romanya, Şili, Slovakya ve Tayland yer almaktadır.
Kaynak: Merkez Bankaları, IFS, TÜİK, TCMB.
1.2. Enflasyon Görünümü ve Para Politikası
Mevcut arz ve talep koşulları enflasyondaki düşüşü desteklemektedir.
2006 yılının ortasındaki parasal sıkılaştırma, toplam talep koşullarının
enflasyondaki düşüşe verdiği desteği artırmıştır. 2008 yılının başında
güncellenen milli hesaplar, çıktı açığı tahminimizi sınırlı bir miktar yukarı
çekerken enflasyon görünümünü önemli oranda etkilememiştir. Küresel kredi
piyasalarındaki sorunlara ve diğer belirsizlik algılamalarına paralel olarak
zayıflayan harcama eğiliminin, önümüzdeki dönemde iktisadi faaliyet ve
istihdam artışını sınırlayacağı tahmin edilmektedir. Bu çerçevede, önümüzdeki
dönemde talep ve kapasite koşullarının enflasyondaki düşüş sürecine katkıda
bulunmaya devam edeceği tahmin edilmektedir. Dolayısıyla, arz şoklarının
kademeli olarak etkisini kaybettiği bir senaryo altında enflasyonun aşağı doğru
eğilimini sürdürmesi beklenmektedir.
Son dönemde risk primindeki artışa bağlı olarak piyasa faizleri
yükselmiştir. Orta ve uzun vadeli faizlerin mevcut düzeyi enflasyondaki düşüşe
destek vermeye devam etmekle birlikte, risk priminde gözlenen artışın
fiyatlama davranışları üzerindeki etkisi yakından izlenmektedir.
Tahminlerimiz güncellenirken gıda fiyatlarına ilişkin önceki dönemlere
kıyasla daha temkinli bir varsayım yapılmıştır. Ocak Enflasyon Raporu’nda
yapılan tahminlerde, kuraklık etkisinin azalmasıyla gıda fiyatlarında kademeli
bir düzeltme olacağı öngörülmüştü. Ancak geçen süre zarfında işlenmemiş gıda
Enflasyon Raporu 2008-II
3
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
kaleminde beklenen düzeltme gerçekleşmemiştir. İşlenmiş gıda fiyat
enflasyonu ise dünyada artan gıda talebine ve tarımsal emtia fiyatlarındaki
yükselişe paralel olarak daha da hızlanmıştır. Bu çerçevede, 2008 yıl sonu gıda
fiyat enflasyonu varsayımı yüzde 13 gibi oldukça temkinli bir düzeye
yükseltilmiş ve bu değişiklik 2008 yılı enflasyon tahminimizin yaklaşık 1,2
puan yukarı yönde güncellenmesine neden olmuştur. Ayrıca, 2009 yılında gıda
fiyat enflasyonunun yüzde 8 olarak gerçekleşeceği varsayılmış, bu değişikliğin
2009 yılı enflasyon tahmini üzerindeki etkisi 1,1 puan olmuştur.
Ocak ayı Enflasyon Raporu’nda tahminler üretilirken petrol fiyatlarının
85 ABD doları seviyesinde seyrettiği bir çerçeve esas alınmıştı. Ancak, 2008
yılının ilk çeyreği boyunca ham petrol fiyatları yaklaşık 100 ABD doları olarak
gerçekleşmiştir. Son dönemdeki gelişmeler göz önüne alınarak petrol
fiyatlarına ilişkin varsayımımız 105 ABD dolarına yükseltilmiştir. Elektrikte
otomatik fiyatlamaya geçileceği ve elektrik tarifelerinde bu varsayımla uyumlu
ayarlamaların gerçekleşeceği öngörülmüştür. Varsayımlardaki bu değişiklikler
2008 yılı enflasyon tahminimizin 0,9 puan yukarı yönlü güncellenmesine neden
olduğu gibi 2009 yıl sonu enflasyon tahminlerini de 0,4 puan yükseltmiştir.
Yılın ilk çeyreğinde gözlenen döviz kuru hareketlerinin kısa vadede
enflasyon üzerinde yansımaları görülebilecektir. Mevcut talep koşulları dikkate
alındığında döviz kuru gelişmelerinin genel fiyatlama davranışlarına etkilerinin
sınırlı kalması beklenmektedir. Yine de döviz kurlarının mevcut düzeylerde
sabit kalması halinde 2008 yılı sonunda enflasyon üzerindeki doğrudan
etkilerin yaklaşık 1,5-2 puan arasında gerçekleşebileceği, 2009 yılı enflasyonu
üzerindeki etkinin ise 1 puana ulaşabileceği tahmin edilmektedir.
Bu varsayımlar doğrultusunda güncellenen tahminler 2008 yılı sonunda
enflasyonun yaklaşık yüzde 9,3 düzeyinde gerçekleşeceğine işaret etmektedir.
Kısa vadeli faizlerin yıl ortalarına kadar kademeli ve ölçülü bir şekilde
artırıldığı ve sonrasında 2008 yılının kalan dönemi boyunca sabit tutulduğu bir
senaryoya göre, enflasyonun 2009 yılı sonunda, yüzde 70 olasılıkla, yüzde 4,9
ile 8,5 arasında (orta noktası yüzde 6,7) gerçekleşeceği tahmin edilmektedir
(Grafik 1.2.1). Gıda fiyat enflasyonunda kademeli bir düzeltme olacağı
varsayımı altında enflasyonun 2010 yılının sonunda yüzde 4,9 düzeyine, 2011
yılının ortalarında ise yüzde 4 seviyesine düşmesi beklenmektedir. Gıda dışı
enflasyonun ise bu rakamların altında bir seyir izleyeceği tahmin edilmektedir.
4
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Sonuç olarak, arz şoklarının beklenenden daha uzun sürmesi ve ikincil
etkilerin görülmeye başlanması, tahminlerimizin belirgin olarak yukarı yönlü
güncellenmesine neden olmuştur. Bu doğrultuda, para politikası daha temkinli
bir duruş almıştır. Mevcut veriler, enflasyondaki kademeli düşüşü teminen,
para politikasının sıkı duruşunun uzunca bir süre korunmasının söz konusu
olabileceğine işaret etmektedir.
Yukarıda ifade edilen para politikası duruşunun mevcut bilgiler dahilinde
oluşturulduğu ve dolayısıyla Merkez Bankası tarafından verilmiş bir taahhüt
olarak algılanmaması gerektiği tekrar vurgulanmalıdır. Enflasyon görünümüne
ilişkin açıklanacak her türlü yeni veri ve haber bu duruşun değiştirilmesine
neden olabilecektir.
Grafik 1.2.1. Enflasyon ve Çıktı Açığı Tahminleri
Tahmin Aralığı*
Orta Vadeli Hedef
Çıktı Açığı
2008 için Belirsizlik Aralığı
12
Kontrol Ufku
10
8
Yüzde
6
4
2
0
-2
-4
2011-I
2010-IV
2010-III
2010-II
2010-I
2009-IV
2009-III
2009-II
2009-I
2008-IV
2008-III
2008-II
2008-I
2007-IV
-6
*Enflasyonun tahmin aralığı içinde kalma olasılığı yüzde 70’tir.
Merkez Bankası, para politikası stratejisi çerçevesinde, petrol ve gıda
fiyatlarının doğrudan yansımalarına tepki vermeyeceğini ancak ikincil etkilerin
ortaya çıkması (genel fiyatlama davranışlarındaki bozulma görülmesi) halinde
bu duruma karşı kayıtsız kalmayacağını açıklamıştır. Ancak, enflasyonun 2009
yılı sonunda yüzde 4 düzeyine inmesi için sadece ikincil etkileri değil aynı
zamanda 2008 ve 2009 yıllarında devam etmesi beklenen doğrudan etkileri
bertaraf edecek bir politika tepkisi verilmesi gerekmektedir. Böyle bir tepki ise
iktisadi faaliyette ve göreli fiyatlarda arzu edilmeyen dalgalanmalara yol
açabilecektir. Bu nedenle, enflasyonun 2009 yılının sonunda yüzde 4’ün
üzerinde gerçekleştiği bir çerçeve öngörülmektedir.
Enflasyon Raporu 2008-II
5
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
1.3. Riskler
Tahminlerimizin oldukça temkinli varsayımlar altında güncellendiği göz
önüne alındığında, özellikle enerji ve gıda fiyatlarına ilişkin aşağı yönlü
risklerin en az yukarı yönlü riskler kadar belirgin olduğu dikkate alınmalıdır.
İçinde bulunduğumuz konjonktürde arz şoklarının önemi dikkate alınarak,
Rapor’un son kısmında, temel senaryonun yanında gıda ve enerji fiyatlarına
ilişkin alternatif senaryolara göre projeksiyonlar da sunulmaktadır.
Oluşturduğumuz kötümser senaryoda gıda fiyat enflasyonunun 2008, 2009 ve
2010 yıllarında sırasıyla yüzde 17, 11 ve 10 olarak gerçekleşeceği ve petrol
fiyatlarının 2009 yılının sonunda 150 ABD dolarına çıkacağı varsayılmaktadır.
Bu senaryoya göre kısa vadeli faizlerin 2008 yılının sonuna kadar kademeli
olarak artırıldığı varsayımı altında enflasyonun yüzde 4 düzeyine ulaşması dört
yıl sürmektedir. İyimser senaryoda ise gıda fiyat enflasyonun 2008, 2009 ve
2010 yıllarında sırasıyla yüzde 9, 5 ve 4 olarak gerçekleşeceği ve petrol
fiyatlarının 2009 yılının sonunda 85 ABD dolarına ineceği varsayılmaktadır.
Bu senaryoya göre, kısa vadeli faizlerin önümüzdeki aylarda sınırlı bir miktar
artırıldığı ve sonrasında sabit tutularak 2008 yılının son çeyreğinden itibaren
kademeli olarak indirildiği varsayımı altında, 2010 yılının sonunda enflasyon
yüzde 4 düzeyine ulaşmaktadır.1
Petrol ve gıda fiyatlarındaki artışların oldukça uzun bir zaman boyunca
devam etmesi enflasyon hedeflemesi rejimine başlandığından bu yana
hedeflerin belirgin olarak aşılmasına neden olmuş ve enflasyon beklentilerinin
katılaşmasına yol açmıştır. Normal şartlar altında, arz şoklarının göreli fiyatları
geçici olarak etkilemesi, ancak orta vadeli enflasyon eğilimini değiştirmemesi
beklenir. Ancak, birden fazla arz şokunun aynı anda ortaya çıkması ve oldukça
uzun bir süredir devam ediyor olması, gelinen noktada fiyatlama davranışlarına
dair riskleri göz ardı edilemeyecek bir noktaya getirmiştir. Bu nedenle
enflasyon beklentilerindeki bozulma, para politikasının tepki vermesini
gerektirmektedir. Bu çerçevede, fiyatlama davranışlarına ve enflasyonun ana
eğilimine ilişkin gelişmeler dikkatle izlenmektedir. Önümüzdeki dönemde
fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın daha da belirginleşmesi halinde para
politikasının yukarıda sunulan baz senaryoya kıyasla daha sıkı bir duruş
izlemesi gerekebilecektir.
1
Söz konusu projeksiyonlara ilişkin ayrıntılar Rapor’un son bölümünde yer almaktadır.
6
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Enflasyon görünümüne dair diğer bir temel risk küresel ekonomideki
yavaşlamanın beklenenden daha sert gerçekleşmesi ve buna bağlı olarak
finansal piyasalarda gözlenebilecek dalgalanmalardır. ABD ekonomisinde
ipotekli konut kredileri piyasasında başlayan ve ardından para ve sermaye
piyasalarına yayılan sorunların oluşturduğu kayıplar henüz netleşmiş değildir.
Bu nedenle küresel risk iştahı zayıf seyrini korumakta ve gelişmekte olan
ülkelere yönelik sermaye akımlarında yavaşlama gözlenmektedir. Merkez
Bankası, enflasyondaki orta vadeli düşüşü tehdit etmediği sürece piyasalardaki
geçici dalgalanmalara politika faizleri aracılığıyla tepki vermeyecek, ancak
genel fiyatlama davranışlarında bozulma eğilimi belirginleştiği taktirde gerekli
parasal sıkılaştırmayı yapmakta tereddüt etmeyecektir.
Son olarak, orta vadeli tahminlerimizin, otomatik fiyatlama
mekanizmaları dışında, dolaylı vergi artışı veya yönetilen/yönlendirilen
fiyatlardan kaynaklanabilecek önemli bir etki içermediği belirtilmelidir. Diğer
bir ifadeyle, kamu bütçesinde sıkılaştırma gereği doğması halinde, bu ihtiyacın
dolaylı vergi artışlarıyla değil öncelikle harcama kısıcı tedbirlerle karşılanacağı
varsayılmıştır. Bu varsayımların gerçekleşmemesi durumunda enflasyon ve
para politikası görünümü de değişebilecektir.
1.4. Sonuç
Gıda ve enerji fiyatlarına ilişkin yeni risklerin ortaya çıkması, yüzde 4
olarak belirlenmiş olan enflasyon hedefine ulaşmanın öngörülenden daha uzun
bir zaman alabileceğine işaret etmektedir. Bunun yanında, küresel ekonomideki
belirsizliklere paralel olarak gözlenen döviz kuru gelişmeleri de enflasyondaki
düşüşü sınırlama potansiyeli taşımaktadır. Bu doğrultuda, Merkez Bankası
yüzde 4 olan orta vadeli enflasyon hedefine ulaşılmasının iki yılı aşkın bir
zaman aldığı bir çerçeve öngörmektedir.
Bu öngörü Merkez Bankasının daha gevşek bir politika izleyeceği
anlamına gelmemelidir. Aksine, yukarıda sunulan tahminler önümüzdeki
dönemde para politikasının kademeli ve ölçülü bir şekilde sıkılaştırıldığı bir
duruşa göre yapılmıştır. Merkez Bankası önümüzdeki dönemde olumsuz
haberlere karşı olumlu haberlerden daha duyarlı bir duruş sergileyecektir. Bu
yaklaşım fiyat istikrarını sağlama konusundaki kararlılığımızın bir göstergesi
olarak algılanmalıdır.
Enflasyon Raporu 2008-II
7
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Fiyat istikrarına ulaşılabilmesi için basiretli bir para politikası gereklidir,
fakat bu tek başına yeterli değildir. Uygulanan maliye politikaları ve yapısal
reform süreci de en az para politikası kadar önem taşımaktadır. Enflasyonun tek
haneli rakamlara inmesinde maliye politikalarının katkısı büyük olmuştur.
Bundan sonra da fiyat istikrarına giden yolda maliye politikalarının desteği
önemli olacaktır. Özellikle mevcut konjonktürde ekonomimizin dayanıklılığını
koruması için mali disiplin ve yapısal reformların devamlılığı kritik önem
taşımaktadır. Bu çerçevede, Avrupa Birliği’ne uyum ve yakınsama sürecinin
devam etmesi ve programda öngörülen yapısal reformların hayata geçirilmesi
konusundaki çabaların sürekliliği önemini korumaktadır. Özellikle, mali
disiplinin kalitesini artırmaya ve verimlilik artışlarının devamlılığını sağlamaya
yönelik yapısal reformlar konusundaki gelişmeler gerek makroekonomik
istikrar gerekse fiyat istikrarı açısından yakından izlenmektedir.
8
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
2. Uluslararası Ekonomik Gelişmeler
2.1. Ekonomik Performans ve Para Politikası
ABD ekonomisi 2007 yılının son çeyreğinde yüzde 2,5 ve yıl genelinde
yüzde 2,2 oranında büyümüştür. 2008 yılında büyüme hızındaki yavaşlamanın
devam edeceği öngörülmektedir. ABD ekonomisine ilişkin risk unsurları olarak
vurgulanan, kırılgan finansal yapı, sıkı kredi koşulları, artan enerji ve diğer mal
fiyatları ile konut sektöründeki daralma gibi olumsuz etkenlerin halen hüküm
sürüyor olması nedeniyle, çeşitli kuruluşlar tarafından yapılan büyümeye ilişkin
tahminler aşağı yönlü revize edilmiştir. Nitekim, 2008 yılı Ocak ayı Enflasyon
Raporu’nda, ABD ekonomisinin 2008 yılında yüzde 2,0 oranında büyümesinin
öngörüldüğü belirtilirken, Nisan ayı itibarıyla 2008 yılı büyüme oranı tahmini
yüzde 1,3’e gerilemiştir. Buna ek olarak, 2008 yılında çeyrekler itibarıyla,
sırasıyla, yıllık yüzde 2,3, yüzde 1,4, yüzde 0,8 ve yüzde 1,2 oranında büyüme
öngörülmektedir. ABD ekonomisindeki büyümenin ancak 2009 yılının ikinci
çeyreğinden itibaren yüzde 2’yi aşacağı tahmin edilmektedir (Tablo 2.1.1).
Tablo 2.1.1. Büyüme Oranları
Dünya
ABD
İngiltere
Japonya
2007
4,9
2,2
3,0
2,0
2008*
3,7
1,3
1,6
1,3
Çin
11,9
9,3
Almanya
Fransa
İtalya
2,5
1,9
1,6*
1,7
1,5
0,6
(Yıllık Yüzde Değişim)
2007
III
IV
I
2,8
2,5
2,4*
3,3
2,9
2,3*
1,9
1,7
0,9*
11,
11,2
10,6
5
2,5
1,8
1,3*
2,2
2,1
1,8*
1,9
0,8*
0,7*
2008
II*
III*
1,4
0,8
1,4
1,3
1,6
1,6
1,6
1,8
0,9
1,3
1,4
0,7
IV*
1,2
1,1
1,3
1,4
1,4
1,0
2009
I*
1,7
1,3
1,7
-
II*
2,4
1,7
1,8
-
1,6
1,6
1,1
1,7
1,7
1,3
*Tahmin.
Kaynak: Consensus Forecasts, IMF World Eonomic Outlook, Çin Milli İstatistik Bürosu.
Başta konut piyasasında olmak üzere imalat sanayi, inşaat sektörü ve
perakende ticaret sektöründeki işçi talebi azalışı yoluyla kendini gösteren
olumsuz gelişmelerin ekonomi geneline olan etkileri, bozulan enflasyon
bekleyişleri, işsizlik oranındaki hızlı artış ve tüketici güven endeksi ile reel
kesim güven endeksinde süregelen azalış yoluyla hissedilmektedir (Grafik
2.1.1, Grafik 2.1.2).
Enflasyon Raporu 2008-II
9
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Grafik 2.1.1. Amerikan Ekonomisi İşsizlik Oranları ve
Bekleyişler
Grafik 2.1.2. Michigan Tüketici Güven Endeksi ve ISM Endeksi
(Yüzde)
5,2
Tüketici Güven Endeksi
100
80
4,2
75
46
4
70
44
50
48
0106
0108
1007
0707
0407
0107
1006
0706
0406
0106
0
4,4
52
Kaynak: Bloomberg, Institute for Supply Management..
0108
0,5
85
1007
1
4,6
54
0707
2
1,5
90
0407
2,5
4,8
1006
3
56
95
0706
4
3,5
5
0406
4,5
58
ISM Endeksi (sağ eksen)
İşsizlik Oranı (sağ eksen)
0107
12-aylık Enflasyon Bekleyişleri
5
Kaynak: Bureau of Labor Statistics, University of Michigan.
Büyümeye ilişkin endişeler ve başta konut piyasası olmak üzere olumsuz
finansal piyasa koşulları karşısında, enflasyonist baskılara rağmen Amerikan
Merkez Bankası (Fed) Eylül ayından itibaren faiz indirimlerine başlamış ve bu
çerçevede toplamda 225 baz puanlık bir azalışla, politika faiz oranlarını yüzde
2,25 seviyesine indirmiştir (Grafik 2.1.3, Grafik 2.1.4). Buna ek olarak, finansal
piyasalardaki daralmanın olumsuz etkilerini gidermeye yönelik olarak 2007 yılı
Aralık ayından itibaren başlayan Vadeli İhale Kolaylığı (Term Auction
Facility-TAF) programına devam edilmiş, bu kapsamda finansal piyasalara
2008 yılı Ocak ve Şubat aylarında toplam 120 milyar ABD doları likidite
sağlanmıştır. 2008 yılı Mart ayından itibaren ise söz konusu program yoluyla
sağlanan likidite miktarının aylık 100 milyar ABD dolarına çıkarılması
kararlaştırılmıştır. Buna ek olarak, finansal piyasalardaki likidite darlığını aşma
yolunda diğer bir önlem olarak Vadeli Yeniden Satın Alım İşlemleri (Term
Repurchase Transactions) başlatılacağı duyurulmuştur.
Grafik 2.1.3. Para Politikası Faiz Oranları*
Grafik 2.1.4. Enflasyon Oranları
(Yüzde, Aylık Ortalama)
(TÜFE, Yıllık Yüzde Değişim)
5,0
5,5
4,0
4,5
3,0
3,5
2,0
1,0
2,5
0,0
1,5
-1,0
0,5
ABD
Kaynak: Bloomberg.
10
AB
ABD
AB
0308
1007
0507
1206
0706
0206
0905
0405
1104
0604
0104
0308
1007
0507
1206
0706
0206
0905
0405
1104
0604
-2,0
0104
-0,5
Japonya
Japonya
Kaynak: Bloomberg.
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
11 Mart 2008 tarihinde ise Fed, piyasa yapıcılarına gecelik işlemlerde
uygulanmakta olan Menkul Kıymet Borç Verme Programı’nın (Securities
Lending Program) Vadeli Menkul Kıymet Borç Verme Kolaylığı (Term
Securities Lending Facility-TSLF) adı altında 28 gün vadeli işlemleri
kapsayacak şekilde genişletildiğini duyurmuştur. 27 Mart 2008 tarihinden
itibaren haftalık ihaleler yoluyla uygulanmaya başlanan TSLF aracılığıyla Fed
piyasa yapıcılarına her ihalede 200 milyar ABD doları borç vermeyi
öngörmektedir. Buna ek olarak, aynı tarihli duyuruda, Fed ile Avrupa Merkez
Bankası (ECB) ve İsviçre Merkez Bankası (SNB) arasında devam eden Geçici
İki Taraflı Takas Hattı’nın (Temporary Reciprocal Swap Line) limitlerinin
arttırıldığı ve söz konusu takas hattının süresinin 30 Eylül 2008 tarihine kadar
süreceği belirtilmiştir. Son olarak, 16 Mart 2008 tarihli duyuruda Fed, piyasa
yapıcılarının menkul kıymetleştirme piyasaları katılımcılarına finansman
sağlamalarına yönelik olarak Piyasa Yapıcısı Kredi Kolaylığı (Primary Dealer
Credit Facility-PDCF) programının kurulduğunu açıklamıştır.
ABD ekonomisinde ihracat gelişmeleri olumlu görünüm sergilemekte,
gerek ekonomik büyümeye gerekse cari açığın azalmasına katkı sağlamaktadır.
ABD ile ticaret yapan ülkelerde ekonomik büyümenin devam etmesi, küresel
finansal piyasaların olumsuz etkilerinin söz konusu ülkeler üzerinde sınırlı
kalmış olması ve ABD dolarının değer kaybetmeye devam etmesi, ihracat
artışına katkı sağlamaktadır.
Euro bölgesi, yılın son çeyreğinde yaşanan göreli yavaşlamaya rağmen,
2007 yılı genelinde yüzde 2,6 oranında büyümüştür. Böylece, son 10 yılda
ortalama yüzde 2,2 oranında büyüyen Euro bölgesi, 2007 yılında bu düzeyin
üzerinde bir büyüme hızına ulaşmıştır. Büyüme bileşenlerinden özel tüketim
harcamaları artış hızı, yüksek seyreden gıda ve enerji fiyatlarının hanehalkı
alım gücü üzerindeki olumsuz etkisi nedeniyle son çeyrekte yavaşlayarak
ekonomik büyüme üzerinde sınırlı etki yaratmıştır. Buna karşılık, kârlılık
oranlarının yükselmesi, kapasite kullanımının artması ve kredi piyasalarında
daralma görülmemesi neticesinde ivme kazanan yatırımlar büyümenin temel
belirleyicisi olmuştur. Büyümenin diğer bir bileşeni ise Euro para biriminin
ABD dolarına karşı 2007 yılı genelinde reel olarak değer kazanmasına rağmen
artış gösteren net ihracat olmuştur.
Enflasyon Raporu 2008-II
11
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
2008 yılı Euro bölgesi büyümesi üzerinde etkili olabilecek risk unsurları
olarak özellikle bölge içi riskler, bölge dışı riskler ve finansal riskler ön plana
çıkmaktadır. İş gücü piyasalarının güçlü yapısı, işsizlik oranlarının son 25 yılın
en düşük seviyelerinde seyretmesi ve 2006 yılı Mayıs ayında yaşanan finansal
çalkantı sonrasında kredi piyasalarında sıkışıklığın yaşanmaması, Euro bölgesi
büyümesi üzerindeki bölge-içi riskleri azaltmaktadır. Ayrıca, Euro bölgesi 2008
yılı Ocak ve Şubat aylarında sanayi üretiminin özellikle Almanya ve Fransa’nın
katkılarıyla, sırasıyla, yüzde 3,3 ve 3,1 oranında artış göstermesi de bölge içi
risklerin son dönemlerde azaldığını teyit etmektedir. Ancak, ABD
ekonomisinde resesyon yaşanması ihtimalinin son dönemde artış göstermesi,
dünya ham petrol, gıda ve ana metal fiyatlarına ilşkin belirsizlikler gibi
faktörler Euro bölgesi büyümesi üzerinde bölge-dışı riskleri artırmaktadır.
ABD’de açıklanan imalat sanayi güven endeksinin (ISM) 50 eşik değerinin
altına düşerek daralma bölgesine girmesi ve işsizlik oranındaki artış, Euro
bölgesi büyümesinin 2007 yılı seviyesinde gerçekleşmeyeceği yönünde güçlü
sinyaller vermektedir. Ayrıca, Euro bölgesi imalat sanayi güven endeksi (PMI)
de söz konusu görüşü destekler nitelikte bir eğilim izlemektedir (Grafik 2.1.5,
Grafik 2.1.6). Özellikle ABD ekonomisinde yaşanması muhtemel bir
durgunluğun Euro bölgesini gerek dış ticaret gerekse finansal sektör kanalıyla
etkilemesi beklenmektedir. Euro bölgesinin toplam ihracatı artarken, ABD’nin
toplam ihracat içindeki ağırlığının son yıllarda azalma eğilimine girmesi
ABD’deki durgunluğun kısa vadede Euro bölgesini dış ticaret kanalı vasıtasıyla
doğrudan etkileme olasılığını azaltmaktadır (Grafik 2.1.7). Ancak, ABD’deki
yüksek riskli konut kredilerinden kaynaklanan sorunlara ilişkin endişelerin
artması ile beraber bu tür kredilerle ilgili finansal araçları ağırlıklı olarak
portföyünde bulunduran Avrupa bankalarının zararları son dönemde açığa
çıkmaya başlamıştır. Euro bölgesindeki şirketlerin finansman kaynağının
ağırlıklı olarak bankacılık sektörü olduğu göz önüne alındığında, hali hazırda
olumlu seyreden kredi arz koşullarının önümüzdeki dönemlerde bozulması ve
bu durumun yatırım ve tüketim harcamalarını olumsuz etkilemesi gündeme
gelebilecektir. Bu çerçevede, ABD’deki ekonomik yavaşlamanın kısa vadede
dış ticaret kanalından çok finansal sektör kanalı ile Euro bölgesi büyümesi
üzerinde önemli bir risk unsuru oluşturacağı düşünülmektedir.
12
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Grafik 2.1.5. Euro Bölgesi GSYİH ve PMI Endeksi
65
Euro bölgesi GSYİH
(mevsimsellikten arındırılmış,
bir önceki çeyreğe göre yüzde
değişim)
1,2
1
65
60
60
PMI imalat sanayi endeksi
(sağ eksen)
0,8
Grafik 2.1.6. ISM ve PMI Endeksi
55
0,6
55
50
0,4
50
45
0,2
PMI endeksi
ISM endeksi
Kaynak: Bloomberg, Eurostat.
1207
0607
1206
0606
1205
0605
1204
0604
1203
0603
1202
0602
1201
0601
1200
0600
1299
2007-II
40
2007-IV
2006-II
2006-IV
2005-II
2005-IV
2004-II
2004-IV
2003-II
2003-IV
2002-II
2002-IV
45
2001-IV
0
Kaynak: Bloomberg.
Grafik 2.1.7. ABD’nin Euro Bölgesi Toplam İhracatı İçindeki Ağırlığı
18
17
16
15
14
13
2007
2006
2005
2004
2003
2002
2001
2000
12
Kaynak: Eurostat.
2008 yılı Şubat ve Mart ayları Euro bölgesi Uyumlulaştırılmış Tüketici
Fiyat Endeksi (HICP) artış oranı tarihi yüksek seviyelerine ulaşarak fiyat
istikrarı üzerindeki yukarı yönlü baskıyı teyit eder nitelikte gerçekleşmiştir.
Özellikle para ve kredi hacminde tahminlerin ötesinde gerçekleşen genişleme
ile enerji ve gıda fiyatlarındaki artışlar 2008 yılı için enflasyon üzerinde
kademeli olarak artan bir risk unsuru olmaya devam etmektedir. Bu çerçevede
üzerinde durulması gereken diğer önemli bir gelişme, 2007 yılı genelinde yüzde
2’nin altında seyreden enerji ve gıda dışında kalan mal gruplarındaki fiyat
gelişmelerini ölçen Euro bölgesi çekirdek enflasyonunun, yılın ilk çeyreğinde,
ECB tarafından yüzde 2 olarak belirlenen eşik değerin üzerine çıkmasıdır.
Çekirdek enflasyonun Mart ayında ulaştığı yüzde 2,7 oranındaki seviye 2008
yılı fiyat gelişmeleri üzerinde diğer bir risk unsurudur. Diğer taraftan, Euro
bölgesi enflasyon beklentileri için gösterge niteliğinde kabul edilen aynı itfa
tarihli Fransa devlet tahvilleri ile Euro bölgesi enflasyonuna endeksli devlet
Enflasyon Raporu 2008-II
13
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
tahvilleri getirileri arasındaki farkın son dönemde eşik değerin üzerinde
seyretmesi, kısa ve orta dönemde enflasyon beklentilerinin bozulduğuna işaret
etmektedir (Grafik 2.1.8).
Grafik 2.1.8. Euro Bölgesi Beklenen Enflasyon*
(Yüzde)
2012 İtfa Tarihli Tahvil Farkı
2,5
2015 İtfa Tarihli Tahvil Farkı
2,4
2,3
2,2
2,1
01.03.2008
01.02.2008
01.01.2008
01.12.2007
01.11.2007
01.10.2007
01.09.2007
01.08.2007
01.07.2007
01.06.2007
01.05.2007
01.04.2007
01.03.2007
01.02.2007
01.01.2007
2,0
* Fransa devlet tahvilleri ile Euro bölgesi enflasyonuna endeksli devlet tahvilleri getirileri arasındaki fark
alınarak hesaplanmıştır.
Kaynak: Agence France Trésor.
Bütün bu gelişmeler ışığında, ECB Yönetim Konseyi Nisan ayında
yaptığı toplantıda politika faiz oranlarını oy birliği ile sabit tutmaya karar
vermiştir. ECB, fiyat istikrarı üzerindeki risklere önceki aylara göre daha
keskin bir vurgu yapmış ancak, finansal piyasalardaki dalgalanmaların yarattığı
belirsizliklerin büyüme üzerinde daha büyük bir risk unsuru olduğuna işaret
etmiştir. ECB, 2008 yılı boyunca enflasyon oranının yılın ikinci yarısından
itibaren düşüş eğilimine gireceği, ancak hedef seviye olan yüzde 2’nin üzerinde
kalacağı öngörüsünde bulunmuştur. Diğer taraftan, işsizlik oranlarının tarihi
düşük seviyelerde seyretmesi ve özellikle Almanya’da ücret artışı taleplerinin
artması, gıda ve enerji fiyatlarındaki yukarı yönlü eğilimin enflasyon
üzerindeki ikincil etkilerine yönelik endişeleri bir önceki döneme göre
kuvvetlendirmiştir. Bu çerçevede, ECB, fiyat istikrarını bozmaya yönelik bu tür
ikincil etkilere karşı öncelikli hareket edeceğini belirtmiştir.
Enerji ve mal fiyatlarındaki artışlar, diğer ülkelerde olduğu gibi,
Japonya’da da büyüme hızını yavaşlatmıştır. 2006 yılında yüzde 2,4 büyüyen
Japon ekonomisi, 2007 yılında yüzde 2 oranında büyümüştür (Tablo 2.1.1).
2007 yılının son çeyreğinde yüzde 1,7 oranındaki artış, beklentilerin üzerinde
gerçekleşmiştir. Büyüme rakamlarının beklenenin üzerinde gerçekleşmesine
neden olan temel etken ise özel yatırımlarda gerçekleşen yüzde 2 oranındaki
artış olmuştur. Söz konusu artış hem özel tüketim harcamalarında (yüzde 1,5)
14
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
hem de konut yatırımlarında (yüzde 1,1) süregelen yavaşlamayı telafi edecek
ölçüde gerçekleşmiştir. 2008 yılının ilk çeyreğinde, enerji fiyatlarındaki artışa
ve Japon yeninin değer kazanmasına bağlı olarak şirket kârlarının düşüş
eğiliminde olması piyasalarda tedirginliğe neden olurken, özel kesim sabit
sermaye yatırımlarının artış hızı yavaşlamıştır. Söz konusu koşullar altında
2008 yılının ilk çeyreğinde yüzde 0,9 oranında bir büyümenin gerçekleşeceği
beklenmektedir.
2007 yılında Japonya tüketici fiyatları durağan bir seyir izlemiştir.
Ancak, özellikle uluslararası mal fiyatlarındaki artışın etkisiyle 2008 yılı
başından itibaren tüketici fiyatları pozitif bir eğilim izlemektedir. Buna göre
2008 yılının ilk 2 ayında, tüketici fiyatları sırasıyla, yıllık yüzde 0,7 ve yüzde 1
oranında artış göstermiştir. Söz konusu eğilimin, önümüzdeki dönemde petrol
ve gıda fiyatlarında beklenen artışların etkisiyle devam edeceği tahmin
edilmektedir (Grafik 2.1.4). Buna ek olarak, 2008 yılı Mart ayında toptan eşya
fiyatları endeksinde yüzde 3,9 oranında artış gerçekleşmiş ve söz konusu artış
son 27 yılın rekor seviyesi olarak kaydedilmiştir.
Japonya Merkez Bankası (BoJ) özel kesim tüketim harcamaları ile kamu
ve konut yatırımlarının durağan seyrinin iç talepte önemli bir değişikliğe neden
olmayacağına işaret etmektedir. Küresel belirsizliklere rağmen uluslararası
ekonomilerin yavaş da olsa büyümeye devam etmesi nedeniyle dış talepte
beklenmedik düşüşlerin yaşanmayacağını açıklamıştır. Bu gelişmeler ışığında
BoJ, gecelik faiz oranını yüzde 0,5 oranında sabit tutmaya karar vermiştir
(Grafik 2.1.3). Bununla birlikte, BoJ, uluslararası finansal piyasalarda
yaşanmakta olan belirsizliklerin ve halen yükseliş eğiliminde olan petrol ve
emtia fiyatlarının risk unsurları olduğuna dikkat çekmektedir.
Çin ekonomisi yüksek oranlı büyüme performansını 2007 yılında da
devam ettirerek yüzde 11,9 oranında ekonomik büyüme kaydetmiştir.
Görüldüğü üzere, ABD ekonomisinin yavaşlaması Çin ekonomisini beklendiği
kadar olumsuz etkilememiştir. Bunun başlıca nedeni ise Çin dış ticaretinin 2007
yılında Hindistan başta olmak üzere Rusya, Avrupa ve Asya’ya kaymış
olmasıdır. Söz konusu dönemde Çin ihracat rakamları yüzde 25,7 oranında artış
göstermiştir. Öte yandan, Çin’deki ekonomik büyümenin yeteri kadar hız
kesmemiş olması, emtia fiyatları üzerindeki yukarı yönlü baskının
azalmamasına neden olmuştur.
Enflasyon Raporu 2008-II
15
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Yapılan sabit sermaye yatırımlarından beklenenin altında bir getiri elde
edilmesi arz yönlü daralma yaratırken, finansal piyasalarda yaratılmış olan aşırı
likidite talep fazlasına neden olarak Çin tüketici fiyat düzeyinin yüzde 4,8
oranında artışını beraberinde getirmiştir. 2007 yılında yüzde 4,4 artan ara malı,
yakıt ve elektrik fiyatlarının, önümüzdeki dönemlerde de artmaya devam
ederek genel fiyatlar üzerindeki yukarı yönlü baskısını sürdürmesi
beklenmektedir. Nitekim, 2008 yılı Ocak ve Şubat aylarında tüketici fiyatları,
sırasıyla, yüzde 7,1 ve 8,7 oranında artmıştır. Çin tüketici fiyatlarındaki
artışlarla küresel fiyat artışlarının paralellik göstermesi dikkat çekicidir.
Çin Merkez Bankası, tüketici fiyatlarındaki bu hızlı artışa ve uluslararası
konut piyasalarındaki belirsizliklere dikkat çekerek 2008 yılında sıkı para
politikası uygulama kararı almıştır. Bu çerçevede sadece para politikası faiz
oranını artırmakla (yüzde 4,14) kalmamış, 2008 yılının ilk çeyreğinde munzam
karşılıklarını iki kez yukarı yönlü revize etmiştir. Döviz piyasalarında ise
dalgalı döviz kuru rejimine geçiş yönünde adımlar atmıştır.
2.2. Uluslararası Piyasalar
2.2.1. Finansal Piyasalar
Mali piyasalarda 2007 yılının ikinci yarısında beliren kredi krizinin reel
sektöre olan etkileri, geçtiğimiz dönemde daha da belirginleşmiştir. Son
dönemlerde özellikle bankacılık ve yatırım kuruluşlarının ardı ardına
açıkladıkları zararlar ile birlikte, ABD makroekonomik durumuna ilişkin
açıklanan olumsuz veriler ve ABD’de beklenen resesyonun şiddetine dair
endişeler, yatırımcıların ani tepkilerinin belirginleşmesine yol açmıştır. Bu
durum da özellikle risk iştahında yaşanan gerilemelere paralel olarak
gelişmekte olan ülke mali piyasalarında oynaklıkların yükselmesine neden
olmuştur.
16
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Grafik 2.2.1. VIX ve VSTOXX Endeksleri*
Grafik 2.2.2. Credit Suisse Küresel Risk İştahı Endeksi
55
7
vix
vstoxx
45
3
35
25
-1
15
5
04.03.06
10.03.06
04.03.07
10.03.07
04.03.08
*VIX S&P500 hisseleri, VSTOXX ise Dow Jones Euro Stoxx 50 hisseleri
üzerine yazılan opsiyonlardan elde edilen oynaklık endeksleridir.
Kaynak: Bloomberg.
-5
03.04.06
03.10.06
03.04.07
03.10.07
03.04.08
Kaynak: Credit Suisse.
Credit Suisse Küresel Risk İştahı Endeksi (CSRA) risk iştahındaki
belirgin düşüşü yansıtırken, endeks 2002 yılı Ekim ayından sonra ilk kez
yatırımcıların panik içinde olduğunu gösteren bölgeye kadar gerilemiştir.1 Öte
yandan VIX ve VSTOXX endekslerinin 2007 yılı boyunca sergiledikleri artış
eğilimleri son günlerde kısmi gerilemelere dönse de, endekslerin ulaştıkları
mevcut değerler 5 yıllık dönem ortalamalarının üzerinde olup, CSRA kadar sert
olmasa da risk iştahında belirgin azalışa işaret etmektedir (Grafik 2.2.1, Grafik
2.2.2).
Gelişmiş ülkelere ait tahvil piyasaları incelendiğinde, öne çıkan ilk unsur
ABD’de uzun vadeli tahvil getirilerinin düşüş eğilimini korumasıdır. ABD
ekonomisinde beklenen resesyonun yanı sıra yatırımcıların güvenli araçlara
artan ilgisi getirileri düşürmektedir. Ancak, Euro bölgesi tahvil getirileri ABD
tahvillerinin aksine yatay eğilimini korumaktadır. ECB’nin enflasyon ile
mücadele konusunda sıkı para politikası duruşunu sürdürmesi ve Euro bölgesi
enflasyonunun artış eğilimini koruması, söz konusu tahvil getirilerinin
gerilemesini engelleyen en önemli gelişmeler olarak değerlendirilmektedir.
Gelişmekte olan ülkeler incelendiğinde ise EMBI+ endeksinde 2008 yılı ilk
çeyreğinde kısmi artışlar gerçekleşmiştir. EMBI+ endeksinde gerçekleşen söz
konusu artışların önemli ölçüde ABD tahvillerinde gerçekleşen düşüşlerden
kaynaklandığı gözlenmektedir (Grafik 2.2.3). Öte yandan, EMBI+ Türkiye alt
endeksi söz konusu dönemde ana endeksten daha olumsuz bir performans
1
Endeksin “-3” değerinin altına düşmesi yatırımcıların panik içinde olduğunu gösterirken, “5” değerinin üzeri aşırı iyimserlik
bölgesi olarak tanımlanmaktadır.
Enflasyon Raporu 2008-II
17
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
göstermiş ve ana endeksin 40 baz puan üzerinde gerçekleşmiştir (2008 yılı
Ocak ayı sonunda söz konusu fark 1 baz puan olarak gerçekleşmişti).
Grafik 2.2.3. Devlet Tahvili Piyasaları
Grafik 2.2.4. Hisse Senedi Piyasaları
5,5
190
275
5
Yüzde
4,5
225
4
baz puan
170
150
130
175
3,5
110
125
3
03.04.2006
03.01.2007
ABD
03.10.2007
90
03.04.2006 03.10.2006 03.04.2007 03.10.2007 03.04.2008
Euro Bölgesi
MSCI - Dünya
EMBI+ (sağ eksen)
MSCI - G7
MSCI - GOÜ
Kaynak: Bloomberg.
Hisse senedi piyasalarında süregelen artış eğiliminin 2007 yılının
dördüncü çeyreği itibarıyla tersine dönmüş olduğu gözlenmektedir. Morgan
Stanley Sermaye Endeksi (MSCI) G7 ülkeleri alt endeksi, 16 Nisan 2008 tarihi
itibarıyla, 2007 yılı sonuna kıyasla yüzde 6,3, aynı yılın üçüncü çeyreğine
kıyasla da yüzde 9,1 oranında gerilemiştir. Aynı dönemlerde MSCI Gelişmekte
Olan Ülkeler (GOÜ) alt endeksi ise, ABD doları bazında, sırasıyla yüzde 6,5 ve
3,3 oranlarında azalış sergilemiştir (Grafik 2.2.4).
Grafik 2.2.5. ABD Varlığa Dayalı Ticari Senet Piyasası
Gelişmeleri
Grafik 2.2.6. ABD ve Euro Bölgesi Interbank Faizleri ve Hazine
Bonosu Getirileri (3-ay)
6,5
6
5,0
5
4,0
4
3,0
Yüzde
Yüzde
1.100
4,5
milyar ABD doları
1.300
5,5
900
3,5
3
2,5
05.04.06
05.12.06
Getiri
Kaynak: Bloomberg, Fed.
18
05.08.07
700
05.04.08
03.04.2006
Dolaşımdaki Miktar (sağ eksen)
2,0
03.01.2007
03.10.2007
$ Libor
ABD Tahvil
€ Libor (sağ eksen)
Euro Bölgesi Tahvil (sağ eksen)
Kaynak: Bloomberg.
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Yatırım kuruluşlarının önemli likidite kaynaklarından olan Varlığa
Dayalı Ticari Senet (ABCP) Piyasasının, ABD’de emlak piyasası gelişmelerini
takiben oluşan güvensizlik ortamında önemli ölçüde daraldığı gözlenmektedir.
2007 yılı Ağustos ayının ilk haftasında 1,2 trilyon ABD doları seviyesine
yükselen dolaşımdaki senet miktarı, bu tarihten itibaren gerilemeye başlamış ve
9 Nisan 2008 tarihi itibarıyla 780 milyar ABD doları seviyesine kadar
düşmüştür (Grafik 2.2.5). ABCP piyasasındaki daralma ve para piyasalarında
gerçekleşen sıkışıklık, interbank piyasasında önemli faiz yükselişlerini
beraberinde getirmiştir. Nitekim, LIBOR (London Interbank Offered Rate)
faizleri ve hazine bonosu getirileri arasındaki fark, ABD doları için 2007 yılı
Aralık ayı ortalarında 200 baz puanın üzerine çıkmış, bunu takiben merkez
bankalarının eşgüdümlü likidite operasyonları sonucunda yeniden sınırlı da olsa
daralma eğilimine girmiştir. Euro sözleşmelerde de aynı eğilimler gözlenmiş
ancak, hareketler daha ılımlı gerçekleşmiş, iki seri arasındaki fark azami 117
baz puana yükselmiştir. Para piyasasındaki sıkışıklık, fonlama maliyetlerini
artırmasının yanı sıra belirsizlikleri de artırarak mali piyasaların olumsuz
performansına katkıda bulunmuştur (Grafik 2.2.6).
Futures piyasalarda gözlenen faiz oranları hem ABD doları hem de euro
faiz oranlarında 2008 yılı boyunca düşüşler beklendiğini ortaya koymaktadır.
Spot piyasa ile futures piyasa arasındaki getiri farkı incelendiğinde, gerek Euro
bölgesinde gerekse de ABD’de yıl sonuna kadar 50 baz puanlık politika faizi
indiriminin yatırımcılar tarafından fiyatlandığı görülmektedir (Tablo 2.2.1).
Tablo 2.2.1. Sanayileşmiş Ülkeler Faiz Gelişmeleri* (3-ay)
2008
ABD doları
Euro
Spot
Haziran
Eylül
3,00
4,75
2,46
4,63
2,25
4,33
Futures
Aralık
2,33
4,10
Mart
2,33
3,82
* 3-ay vadeli sözleşmelerde 11 Nisan tarihinde oluşan getiriler kullanılmış, ABD için spotta Eurodollar faizleri, ileri vadeler için ise
CME Eurodollar futures sözleşmeleri, Euro bölgesi için spotta Euribor, ileri vadelerde ise LIFFE futures sözleşmeleri kullanılmıştır.
Kaynak: Bloomberg.
Enflasyon Raporu 2008-II
19
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Grafik 2.2.7. Yen ve İsviçre Frangı Net Short Pozisyonlar
(Spekülatif Yatırımcılar, Chicago Ticaret Borsası)
Grafik 2.2.8. Yen, İsviçre Frangı ve Euro ile ABD Doları Arasındaki
Örtük Oynaklıklar
200
CHF
18
150
JPY
16
Euro
14
100
12
50
10
0
8
-50
6
Net Short Japon Yeni
Net Short İsviçre Frangı
4
-100
04.04.06
21.10.06
09.05.07
25.11.07
Kaynak: Bloomberg.
04.03.06
18.09.06
05.03.07
20.08.07
02.04.08
Kaynak: Bloomberg.
Son dönemlerde yatırımcılar tarafından yoğun bir şekilde kullanılan
“carry trade” stratejisinin önümüzdeki dönemde seyrine dair verilere
bakıldığında, spekülatif yatırımcıların mali piyasalardaki gelişmeler ışığında,
Japon yeninde önemli ölçüde long pozisyona geçtikleri, öte yandan İsviçre
frangı sözleşmelerinde de pozisyonlarını nötr seviyeye çektikleri
gözlenmektedir (Grafik 2.2.7). Örtük oynaklıklarda 2007 yılının ikinci
yarısında gözlenen artışların, başta Japon yeni olmak üzere, devam etmesi de
“carry trade” stratejisini daha riskli hale getirmektedir. Söz konusu iki serinin
seyri, “carry trade” stratejisinde geçtiğimiz dönemde gerilemeye işaret
etmektedir. Buna ek olarak, son dönemlerde temel para birimlerinde ABD
doları aleyhine yaşanan artışların da etkisi göz önüne alındığında, “carry trade”
stratejisinin devamlılığının en azından kısa vadede zorlaştığı söylenebilir.
2.2.2. Emtia Piyasaları
2008 yılı ilk çeyreğinde S&P Goldman Sachs Emtia Fiyatları Endeksi
yükseliş eğilimine devam etmiş, 2007 yılının ilk çeyreğine kıyasla yüzde 49,8,
bir önceki çeyreğe kıyasla ise yüzde 10,4 oranında artış sergilemiştir. Nisan
ayının ilk yarısında benzer eğilim devam etmiş, 2007 yılının aynı dönemine
kıyasla artış oranı yüzde 49,3 olarak gerçekleşmiştir. 2008 yılının ilk
çeyreğinde gerçekleşen çeyreklik yüzde 10,4 oranındaki artışa enerji alt
endeksinin yüzde 6,9, tarım alt endeksinin yüzde 3,0, metal alt endeksinin ise
yüzde 0,3 oranında katkı yapmış olduğu dikkat çekmektedir (Grafik 2.2.9).
20
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Grafik 2.2.9. S&P Goldman Sachs Emtia Fiyatları Endeksleri
Emtia Fiyatları
750
550
Metal Fiyatları
Enerji Fiyatları (sağ eksen)
675
Tarım Fiyatları (sağ eksen)
450
600
350
525
450
5
250
375
12.03.2008
14.11.2007
24-07-2007
29-03-2007
01-12-2006
09-08-2006
150
17-04-2006
300
Kaynak: Goldman Sachs.
GSCI endeksi içinde (Endüstriyel) Metaller Alt Endeksi yüzde 7,3
oranında ağırlığa sahipken, bakır ve alüminyum yüzde 5,5 oranında ağırlık ile
alt endeks içinde önemli bir rol oynamaktadır. Londra Metal Borsası
(LME)’nda işlem gören iki ana metalin fiyatları incelendiğinde, iki metalin
fiyatlarında gerçekleşen çeyreklik yükselişlerin yıllık artışları aşmış olduğu
dikkat çekmektedir (Tablo 2.2.2). Diğer temel para birimleri karşısında önemli
ölçüde değer yitiren ABD doları yerine 1 ABD doları ve 1 eurodan oluşan sepet
bazında bakıldığında, alüminyum ve bakırda gerçekleşen çeyreklik yüzde 24,1
ve yüzde 25,7 oranlarındaki artışların, sırasıyla, yüzde 19,3 ve 20,8 oranlarına
gerilediği dikkat çekmektedir. Gelişmekte olan ülkeler kaynaklı talebin canlılığı
metal fiyatlarını yukarıya çekerken, dünyanın en büyük bakır ihracatçısı Şili’de
gerçekleşen üretim kesintileri sonucu stoklarda gözlenen gerilemeler bakır
fiyatlarındaki artışları belirginleştirmektedir. Stok seviyeleri olumlu düzeyde
olmasına rağmen (Tablo 2.2.3) Çin’in 2008 yılında net alüminyum ithalatçısı
haline geleceği haberleri de alüminyum fiyatlarındaki artışta belirleyici faktör
olmuştur. ABD ekonomisinde gerçekleşmesi olası resesyonun gelişmekte olan
ülkeleri ne ölçüde etkileyeceği metal fiyatlarının önümüzdeki dönemde
seyrinde en önemli etken olarak öne çıkmaktadır.
Tablo 2.2.2. Londra Metal Borsası (LME) Gelişmeleri*
ABD Doları / Ton
Alüminyum
Bakır
2007-I
2.780
6.755
Değer
2007-IV 2008-I
2.409
2.990
6.675
8.390
2008-II**
2.999
8.430
2008-I/2007-IV
24,1
25,7
Değişim (Yüzde)
2008-I/2007-I
2008-II**/2008-I
7,6
0,3
22,3
0,5
* Tablo dönem sonu değerlerinden oluşmuştur.
** 15 Nisan 2008 tarihi itibarıyla.
Kaynak: Bloomberg.
Enflasyon Raporu 2008-II
21
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Tablo 2.2.3. Ana Metallerin LME Stok Değerleri*
2006
Alüminyum
Bakır
2007
2008
Ortalama
Eylül
Aralık
Ortalama
Ocak
Şubat
Mart
Nisan**
781.241
106.004
938.625
130.775
930.025
197.450
841.948
158.515
956.625
178.875
947.225
143.650
1.032.100
112.500
1.029.275
117.150
*Ana metaller için LME borsası stok seviyeleri ton olarak alınmıştır.
** 15 Nisan 2008 tarihi itibarıyla.
Kaynak : Bloomberg.
Uluslararası ham petrol fiyatları Ocak ayı sonlarında başlayan yükseliş
eğilimi sonucunda 15 Nisan tarihi itibarıyla 114,5 ABD doları/varil seviyesinde
işlem görerek tarihi zirve değerine ulaşmıştır (Grafik 2.2.10). Söz konusu
seviye 2007 yılının aynı gününe kıyasla yüzde 67,3 oranında artışa işaret
ederken, 1 ABD doları ve 1 eurodan oluşan sepet bazında bakıldığında artış
oranı yüzde 55,4’e gerilemektedir. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verileri
2007 yılında ham petrol talebinde 0,8 milyon varil/gün seviyesinde artış
gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Ancak ülkeler bazında incelendiğinde,
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) üyesi olmayan ülkelerin
talebinin 1,15 milyon varil/gün seviyesinde artarken, OECD üyesi ülkelerin
talebinin 0,25 milyon varil/gün gerilemiş olduğu gözlenmektedir. Ham petrol
fiyatlarında yılın ilk çeyreğinde gözlenen yükselişler talep canlılığının devam
ettiğine işaret ederken, ABD Enerji Bakanlığının yılın ilk çeyreğinde ABD
talebinin yıllık 0,48 milyon varil/gün azalmış olduğunu tahmin etmesi
gelişmekte olan ülkeler kaynaklı talebin önemini ortaya koymaktadır. OPEC’in
5 Mart tarihli olağan toplantısında üretim kotalarını değiştirmemesi ve Eylül
ayındaki olağan toplantısına kadar toplanmaya gerek duymadığını açıklaması
fiyatlar üzerinde baskı oluşturan diğer bir gelişme olmuştur. OPEC piyasalara
yeterli düzeyde ham petrol arz edildiğini, temel göstergelerin olumlu olduğunu
vurgularken, spekülatif sermayenin fiyatlar üzerinde baskı oluşturduğunu
belirtmiştir. Emtia fiyatlamasında en önemli değişkenlerden biri olan stok
rakamları IEA verileri ile incelendiğinde, OECD ülkeleri özel sektör stoklarının
Şubat ayında 53,3 günlük talebi karşılayacak seviyede olduğu dikkat
çekmektedir. Söz konusu değer son üç yıl ortalamasına karşılık gelmektedir.
ABD verileri ise 2008 yılı ve 2007 yılı Mart ayı verilerinin birbirinden çok
farklı olmadığını ortaya koymaktadır. Ham petrol verim eğrisinin
‘backwardation’2 konumunda olduğu, crack spreadlerin3 düşük seyrettiği ve
ham petrol fiyatlarının zirve değerlerine ulaştığı bir ortamda üreticilerin
stoklama davranışlarından kaçmasının olağan olduğu düşünülmektedir (Tablo
2
3
Vade ilerledikçe kontrat fiyatlarının gerilediği durumdur.
Ham petrol ile petrol ürünleri fiyatları arasındaki farka dayanan sözleşme.
22
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
2.2.4). Buna rağmen yatırımcıların ABD’de haftalık olarak açıklanan stok
rakamlarındaki gerilemelere sert tepkiler göstermekte olduğu gözlenmektedir.
Tablo 2.2.4. Petrol Piyasasına İlişkin Göstergeler*
Toplam Stoklar (bin varil)
Ürün
Stratejik Rezerv
Ham Petrol
Crack Spread (ABD doları/varil)
Üretici Olmayan Net Long Poz. (bin söz.)
2006
Aralık
1.712,5
704,2
688,6
319,7
6,8
19,9
2007
Mart
Aralık
1.670,8
1.671,0
649,4
685
688,7
696,4
332,7
289,6
20,6
8,6
40,2
52,9
Ocak
1.669,5
678,4
698,1
293,0
7,3
29,8
Şubat
1.674,8
670,7
698,7
305,5
10,3
91,6
2008
Mart
1.674,5
655,6
699,75
319,2
8,8
53,9
Nisan**
1.667,5
651,0
700,4
316,1
7,2
64,7
*Dönem Sonu Değerleri. Stok rakamları ABD verileridir. Net pozisyonlar NYMEX rakamlarıdır.
** Stok rakamları 4 Nisan itibarıyla iken, crack verileri 15 Nisan, net pozisyon rakamları ise 8 Nisan verileridir.
Kaynak: Bloomberg, www.doe.gov.
Ham petrol talebinin mevsimsel olarak düştüğü yılın ikinci çeyreğinde
fiyatların bir miktar gerilemesi mümkün görünmektedir. Gelişmekte olan
ülkelerin talebi ham petrol fiyatları üzerinde belirleyici olmaya devam ederken,
ABD Enerji Bakanlığının yılın ilk çeyreğinde yıllık bazda gerileyen ABD
talebinin yılın ikinci çeyreğinde 2007 yılı seviyesinde gerçekleşmesini
beklemesi, talep baskısını artıracak diğer bir unsur olarak öne çıkmaktadır.
Diğer bir deyişle, ABD ekonomisine ve diğer ekonomilerin ABD
ekonomisindeki yavaşlamadan ne ölçüde bağımsız hareket edebileceğine ilişkin
belirsizlikler, ham petrol fiyatlarının seyrinde en önemli risk unsuru olmaya
devam etmektedir. Üreticiler açısından cazip görünmemesine rağmen, talebin
yeniden canlandığı yaz ayları öncesinde stoklarda gözlenecek artışlar ham
petrol fiyatlarındaki baskıyı hafifletecek en önemli unsurdur. Mali sektör
yatırımcılarının mevcut fiyat seviyelerinin sürdürülebilirliğini sorgulayarak
yeni yatırım alanlarına yönelmeye başlaması ise petrol fiyatlarındaki baskıyı
hafifletebilecektir.
Grafik 2.2.10. Ham Petrol (Brent) ve Altın Fiyatları
(ABD doları/Varil, ABD doları/Troy ons )
120
Ham Petrol
1100
Altın (sağ eksen)
1000
100
900
800
80
700
600
60
17.04.07
07.08.07
27.11.07
20.03.08
Kaynak: Bloomberg.
Enflasyon Raporu 2008-II
23
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Gelişmiş ülke mali piyasalarında yaşanan dalgalanmaların devam etmesi,
bu ülkelerde enflasyon oranlarında gözlenen artış ve büyüme performanslarına
ilişkin belirsizlikler ile ABD dolarının diğer temel para birimleri karşısında
hızlı değer kaybı, altın fiyatlarının 14 Mart 2008 tarihinde 1.002 ABD
doları/Troy ons ile tarihi zirve değerine ulaşmasına sebep olmuştur (Grafik
2.2.10). Altın fiyatları bu tarihten sonra bir miktar gerilese de 15 Nisan
itibarıyla 2007 yılının aynı gününe kıyasla yüzde 34,4 oranında artış
sergileyerek 928 ABD doları/Troy ons değerinde işlem görmüştür. Üretici
olmayan yatırımcıların ‘net long’ pozisyonlarını 2007 yılı Ağustos ayından
başlayarak önemli ölçüde artırdıkları ve pozisyonların 2008 yılı Şubat ayında
zirve değerine ulaştığı dikkat çekmektedir. Zirve değerlerinden bir miktar
gerilemiş olmasına rağmen spekülatif yatırımcıların ‘net long’ pozisyonları
yüksek değerlerini korumaya devam etmiştir (Grafik 2.2.11).
Son dönemlerde gerek gelişmiş gerekse de gelişmekte olan ülkelerde
enflasyon oranlarının yükselmesinin en önemli nedenlerinden biri küresel
piyasalarda gıda fiyatlarında gözlenen sert yükselişlerdir (Kutu 2.1). S&P
Goldman Sachs endeksi içinde yüzde 12,9 oranında paya sahip olan Tarımsal
Hammadde Fiyatları Alt Endeksi’nin içinde mısır ve buğday yüzde 8,2 ile en
önemli bileşen konumundadır. 15 Nisan itibarıyla S&P Goldman Sachs Buğday
alt endeksi yüzde 87,7 oranında, mısır alt endeksi ise yüzde 64,5 oranında yıllık
artışlar sergilemiştir. Kuraklığın yarattığı rekolte düşüşlerinin yanı sıra mısır ve
buğdayın alternatif yakıt üretiminde kullanılmaya başlanması söz konusu
hammadde fiyatlarının yükselmesine neden olurken, küresel stoklarda gözlenen
gerileme üretici olmayan mali sektör yatırımcılarının ilgisinin sektör araçlarına
yönelmesini beraberinde getirerek fiyatlar üzerindeki baskıyı daha da
artırmıştır. Bu bağlamda Chicago Ticaret Borsası spekülatif yatırımcılarının
buğday ve mısırda yüksek seviyede ‘net long’ pozisyon taşıdıkları dikkat
çekmektedir (Grafik 2.2.12). Buğday fiyatlarında, yılın ikinci yarısında rekolte
artışları gerçekleşeceği beklentisiyle Mart ayının ilk haftasından başlayarak
gözlenen gerileme eğilimi, ABD Tarım Bakanlığının Nisan ayı Dünya Tarımsal
Ürün Arz ve Talep Tahminleri (WASDE) raporunda küresel buğday stoklarında
artış gerçekleştiğini belirtmesiyle daha da belirginleştirmiştir.
24
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Grafik 2.2.11. Chicago Borsası Üretici Olmayan
Yatırımcılar Net-Long Pozisyonları
(Altın, bin sözleşme)
Grafik 2.2.12. Chicago Ticaret Borsası Üretici Olmayan
Yatırımcılar Net-Long Pozisyonları
(Buğday, Mısır, bin sözleşme)
Mısır
450
40
Buğday (sağ eksen)
200
30
350
170
20
10
140
250
0
110
-10
150
80
-20
0108
1007
0707
0407
0107
1006
-30
0706
50
0406
0108
1007
0707
0407
0107
1006
0706
0406
50
Kaynak: Bloomberg.
2008 yılının ilk çeyreğinde öne çıkan diğer bir gelişme ise pirinç fiyatlarında
gözlenen artışlardır. Küresel olarak referans alınan Tayland B-kalite pirinçte 17
Nisan itibarıyla yılbaşına kıyasla gerçekleşen fiyat artışı yüzde 164
seviyesindedir. Çin ve Hindistan kaynaklı talepteki artışın yanı sıra Avustralya
ve Vietnam'da gerçekleşen üretim düşüşleri fiyatlar üzerinde baskı
yaratmaktadır. Gelişmekte olan Asya ülkelerinde temel gıda olan pirinçte bölge
hükümetlerinin yurtiçi fiyatlarda gerçekleşebilecek önemli artışların önüne
geçmek için ihracat kısıtlamalarına başvurması uluslararası fiyatlardaki artışları
belirginleştirmiştir. Bu sebeple, toplam üretimin sadece yüzde 7'sinin dış
ticarete konu olduğu pirinçte fiyat artışlarının olumsuz etkilerinin ithalatçı
ülkelerle sınırlı kalması beklenmektedir.
Enflasyon Raporu 2008-II
25
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
KUTU 2.1. KÜRESEL ENFLASYONDAKİ SON DÖNEM GELİŞMELERİ
Son yıllarda küresel fiyat gelişmeleri incelendiğinde, enflasyon oranının genel bir artış eğilimi içerisinde olduğu
görülmektedir. IMF verilerine göre 2000 yılının başında yüzde 4,4 seviyesinde olan dünya yıllık enflasyon oranı,
bu tarihten itibaren azalmaya başlayarak 2006 yılında yüzde 3,5 düzeyine gerilemiş, ancak 2007 yılının
ortalarından itibaren tekrar artarak, 2008 Ocak ayı itibarıyla, yüzde 5,2 düzeyine ulaşmıştır. Dünya enflasyon
oranındaki yukarı yönlü hareket sadece belli bir ülke grubunda değil, gelişmekte ve gelişmiş ülke gruplarında aynı
anda gözlemlenmektedir (Grafik 1 ve 2). Farklı ekonomik büyüme döngüleri içerisinde olabilen ABD, Euro bölgesi,
Japonya ve gelişmekte olan ülkeler arasında da enflasyonun son dönemde ortak hareket ettiği görülmektedir. Bu
çerçevede, küresel enflasyonun gelecekteki seyrinin yanısıra bölgeler ve ülkeler arası enflasyon gelişmelerinin
bağlantısı önemli tartışma konuları olarak gündeme gelmektedir.
Grafik 1. Seçilmiş Ülke Gruplarına Göre Tüketici Fiyatları Enflasyonu
Grafik 2. Seçilmiş Gelişmekte Olan Ülkelerde Tüketici Fiyatları Enflasyonu
18
8
16
7
14
6
12
5
0108
Dünya
Japonya
Gelişmekte Olan Ü.
ABD
Euro Bölgesi
0108
0907
0507
0107
0906
0506
0106
0905
0505
0105
0904
-2
0504
0
0104
0907
0507
0107
2
-1
0906
4
0
0506
6
1
0106
8
2
0905
3
0505
10
0105
4
Türkiye
Güney Afrika
Brezilya
Kore
Rusya
Çin
Kaynak: IMF
2000’li yılların başında dünya ekonomisinin içinde bulunduğu konjonktür, bugün gözlemlediğimizden oldukça
farklıdır. Bu dönemde küresel ekonomik koşullar, Türkiye dahil birçok ülkede enflasyonun düşüş sürecine destekte
bulunmuştur. Bir yandan küresel likidite bolluğu dünya ekonomisinin enflasyon yaratmadan büyüyebilmesine
olanak vermiş, diğer yandan Çin ve Hindistan gibi büyük gelişmekte olan ülkelerin dünya ekonomisi ile bütünleşme
süreci, ucuz ithal malları yoluyla küresel dezenflasyonist sürece destek olmuştur.1 Bu dönemde enerji fiyatlarının
da bugünkü seviyelere kıyasla düşük olması arz yönlü enflasyonist baskıları sınırlamıştır.
Tablo 1. ABD, Japonya ve Euro Bölgesinde Genel ile Enerji ve Gıda Dışı Tüketici Fiyatları Enflasyonu
Genel
2004
2005
2006
2007 Haziran
2007 Aralık
2008 Ocak
2008 Şubat
3,3
3,6
2,6
2,6
4,1
4,3
4,0
ABD
Enerji ve Gıda
Dışı
2,2
2,2
2,6
2,2
2,4
2,5
2,3
Genel
0,2
-0,1
0,3
-0,2
0,7
0,7
1,0
Japonya
Enerji ve Gıda
Dışı
-0,7
-0,4
-0,3
-0,4
-0,1
-0,1
-0,1
Genel
2,4
2,2
1,9
1,9
3,1
3,2
3,3
Euro Bölgesi
Enerji ve Gıda
Dışı
1,9
1,4
1,5
1,9
1,9
1,7
1,8
Kaynak: Bloomberg
Küresel enflasyon artışları incelendiğinde, enerji ve gıda fiyatlarındaki hızlı yükselişlerin önemli rol oynadığı
görülmektedir. Bu iki mal grubunun etkileri çıkarıldığında, enflasyon oranlarında görülen ivmelenme önemli ölçüde
kaybolmaktadır (Tablo 1). Küresel enflasyonu etkileyen temel faktörlerden biri olan petrol fiyatlarında uzun
süreden beri bir artışın olduğu gözlenmektedir. Söz konusu artış eğilimi 2006 yılı ortalarında aşağı yönlü kırılmış
fakat 2007’nin ortalarından itibaren tekrar yükseliş yönünde güç kazanmıştır (Grafik 3). Söz konusu fiyat
hareketlerinin bir benzeri de dünya enerji ürünleri fiyat endeksinde görülmektedir (Grafik 4). Genel anlamda enerji
fiyatlarında son dönemlerde görülen artışların gerisinde dünya ekonomisinin hızlı büyümesinin yanısıra, ‘hedge
funds’ ve diğer mali yatırımcıların artan oranda emtialar üzerinden ‘futures’ ve ‘forward’ işlemler yaparak pozisyon
almaları belirleyici olmaktadır.2
1
2
OECD (2006), Globalization and Inflation in the OECD Economies, Working Party No:1 on Macroeconomic and Structural Policy Analysis, 26 September 2006.
TCMB (2006), Enflasyon Raporu, Ankara, Ekim 2006.
26
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Enerji fiyatlarına ek olarak gıda fiyatlarında özellikle 2007’nin ortalarından itibaren hızlı artışlar görülmektedir
(Grafik 4). 2007 yılında gıda ürünlerinin dünya enflasyonuna katkısı yüzde 36 oranında gerçekleşmiştir.3 Gıda
fiyatlarındaki artışların özellikle gelişmekte olan ülkelerin enflasyon oranlarına etkileri çok çarpıcı boyutlara
varmaktadır. Tahminler gıda enflasyonunun Brezilya’nın, Şili’nin ve Arjantin’in enflasyonuna katkısını, sırasıyla,
yüzde 70,2, 65,4 ve 49,5 olarak hesaplamaktadır.3 Biyoyakıtlara artan talebin tarımsal ürünlerin fiyatlarını
artırması, yükselen gıda enflasyonunu belirleyen temel sebepler arasındadır. Enerji fiyatlarının aşırı artması,
çevresel ve politik kaygılar, gelişmiş ülkeleri alternatif enerji kaynaklarına yönlendirmiştir. Özellikle 2003 yılında
Avrupa Parlementosu tarafından onaylanan Ortak Tarım Politikası Reformu ve 2005 yılında ABD Senatosunca
kabul edilen Enerji Politikası Kanunu sonucunda biyoyakıtların üretimi ve tüketimi hızla yaygınlaşmıştır.4 Bu ise
biyoyakıt üretiminde yaygın olarak kullanılan mısır, buğday, şeker kamışı ve kanola bitkisi gibi tarım ürünlerinin
fiyatlarını yükseltmeye başlamıştır. 2004/5 döneminde toplam mısır üretiminin yüzde 7,3’ü biyolojik yakıt olarak
kullanılırken, 2007/8 döneminde bu oranın yüzde 17,2’ye ve 2010/11 döneminde yüzde 31,4’e çıkması
beklenmektedir.3 Grafik 3’ten görüleceği üzere, biyoyakıtların bir türü olan etanol fiyatları uzun dönemli bir artış
eğilimi içerisindedir. Bu artış eğilimi 2006 yılında durmuş gibi görünse de, 2007 yılı ortasında tekrar yukarı doğru
ivmelenmiştir. Biyoyakıt üretiminin yanısıra, bazı önemli tarımsal ürün üreticisi ve ihracatçısı ülkelerin kuraklık
nedeniyle üretimlerini kısıtlaması, başta Çin olmak üzere hızla büyüyen gelişmekte olan ekonomilerin artan gıda
ürünleri talebi söz konusu fiyat artışlarını destekleyen diğer unsurlardır.3 Diğer taraftan, bazı tarım ürünlerinde
stokların azalması da bu malların fiyatlarını spekülatif talep nedeniyle yukarı çekmektedir.5
Grafik 3. Petrol ve Etanol Fiyatları (ABD Doları)
120
Grafik 4. Dünya Enerji ve Gıda Fiyatı Enflasyonu
4,5
Petrol Varil Fiyatı*
Enerji
Gıda
4
Etanol Galon Fiyatı** (sağ eksen)
100
80
3,5
80
3
60
40
2,5
60
2
40
20
1,5
0108
0607
1106
0406
0905
0205
0704
1203
0503
1002
-20
*: Batı Teksas Ham Petrol Spot Piyasa Fiyatı
**: ABD Etanol Galon Fiyatı.
Kaynak : Bloomberg.
0108
0807
0307
1006
0506
1205
0705
0205
0904
0404
1103
0603
0
0103
0
0302
0,5
0801
0
0101
1
20
-40
Kaynak : IMF.
Tahminler tarım ürünlerinin yakıt üretiminde kullanımının önümüzdeki dönemde de artmaya devam edeceğine
işaret etmektedir. ABD ekonomisinin 2008 yılında yavaşlamasının enerji ve gıda ürünleri talebini kısıtlayarak
küresel enflasyonun kontrolüne yardımcı olması beklense de, Çin ve Hindistan gibi bazı gelişmekte olan ülkelerin
hızlı büyümeye devam etmeleri, söz konusu talep daralmasının etkilerini ortadan kaldırmaktadır. 2007 yılında
çeşitli baz metallerde görülen talep artışlarının yüzde 85 ila yüzde 170 arasında bir kısmı sadece Çin’den
kaynaklanmıştır.6 Sonuç olarak, gerek enerji gerekse gıda fiyatları küresel enflasyon açısından önemli riskler
içermektedir. Diğer taraftan, gelişmekte olan ülkelerde gıda ürünlerinin toplam tüketim harcamaları içindeki payı
gelişmiş ülkelere kıyasla daha yüksektir. Bu nedenle küresel gıda enflasyonu söz konusu ülkelerin tüketici
enflasyonu üzerinde daha büyük riskler oluşturmaktadır.7
Central Bank of Argentina (2008), Recent Developments of Commodity Prices, BIS spring economists meeting, unpublished manuscript.
TCMB (2007), Enflasyon Raporu, Ankara, Ekim 2007.
Anket sonuçları, 2008 yılında yatırımcıların yüzde 45’inin tarım ürünlerinde, yüzde 18’inin enerji piyasasında en fazla getirinin sağlanacağını tahmin etmektedirler
(Barclays Capital (2007), Global Outlook, December 2007).
6 Barclays Capital (2007), Global Outlook, December 2007.
7 ABD ve Euro bölgesi ülkelerinde gıda ürünlerinin tüketim içindeki payı yüzde 15-18 aralığında iken, Türkiye, Brezilya, Çin ve Arjantin’de bu rakam yüzde 29 ile 35
arasındadır. Aynı rakam bazı Afrika ülkelerinde yüzde 60’a yükselmektedir (Central Bank of Argentina (2008), Recent Developments of Commodity Prices, BIS spring
economists meeting, unpublished manuscript ve TÜİK). Şili Merkez Bankası da benzer sonuçlara varmaktadır (Central Bank of Chile (2008), Inflation Report, January
2008).
3
4
5
Enflasyon Raporu 2008-II
27
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
28
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
3. Enflasyon Gelişmeleri
3.1. Enflasyon
2008 yılının ilk çeyreğinde tüketici fiyatları yüzde 3,09 artmış ve yıllık
enflasyon yüzde 9,15’e yükselmiştir (Grafik 3.1.1). Böylelikle, Mart ayı
itibarıyla yıllık enflasyon hedefle uyumlu patikanın etrafında oluşturulan
belirsizlik aralığının dışında kalmıştır. Yılın ilk çeyreğinde enflasyonda
gözlenen artışta gıda ve enerji fiyatları önemli bir rol oynamıştır. Ayrıca, son
dönemde Yeni Türk lirasındaki değer kaybı da enflasyon üzerinde kısmen etkili
olmuştur.
Grafik 3.1.1. Hedefle Uyumlu Patika ve TÜFE
(Yıllık Yüzde Değişim)
12
11
10
9
8
7
6
5
4
Yıllık Enflasyon
3
Hedefle Uyumlu Patika
2
Belirsizlik Aralığı
1
1208
0908
0608
0308
1207
0907
0607
0307
1206
0906
0606
0306
1205
0
Kaynak: TÜİK, TCMB.
Gıda, enerji, tütün ürünleri ve altın fiyatlarındaki gelişmelerin yıllık
enflasyona yaptıkları katkı 2007 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren önemli
ölçüde artmıştır. Öte yandan, söz konusu gruplar dışındaki malların fiyatları ile
hizmet fiyatlarının yıllık enflasyona yaptıkları katkı son bir yıllık dönemde
gerilemiştir (Grafik 3.1.2).
Enflasyon Raporu 2008-II
29
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Grafik 3.1.2. Yıllık TÜFE Enflasyonuna Katkı
12
Temel Mallar
Hizmetler
Gıda ve Enerji*
Tütün ve Altın**
10
8
6
4
2
0308
0208
0108
1207
1107
1007
0907
0807
0707
0607
0507
0407
0307
0207
0107
0
* Gıda ve Enerji: Gıda ve alkolsüz içecekler ile enerji.
** Tütün ve Altın: Alkolsüz içecekler ve tütün ürünleri ile altın.
Kaynak: TÜİK, TCMB.
Grafik 3.1.3. Gruplar İtibarıyla TÜFE
(İlk Çeyrek Yüzde Değişim)
10
2006
2007
2008
8
6
4
2
0
-2
-4
Gıda
Enerji
Gıda ve Enerji dışı
Mallar
Hizmet
Kaynak: TÜİK, TCMB.
2008 yılı ilk çeyreğinde gıda fiyatlarındaki artış geçmiş yıllara kıyasla
daha yüksek gerçekleşmiştir (Grafik 3.1.3). Yurt içindeki arz kayıpları ile
uluslararası piyasalarda gıda fiyatlarındaki yüksek artışlar, gıda fiyatlarını
olumsuz etkilemeye devam etmektedir. Enerji fiyatları ise yılın ilk
çeyreğinde yüzde 6,11 oranında yükselmiştir. Aynı dönemde, gıda ve enerji
dışı mal fiyatları geçen yıla kıyasla daha olumlu bir görüntü çizerken,
hizmet grubu fiyatları son iki yıla paralel bir seyir izlemiştir. Dolayısıyla,
gıda ve enerji fiyatlarındaki çeyreklik artışın geçen yılın aynı dönemine
kıyasla belirgin olarak yüksek gerçekleşmesi, yıllık tüketici enflasyonunun
ilk çeyrekte yükselmesindeki ana etken olmuştur. Mart ayı itibarıyla, yüzde
9,15 olan yıllık enflasyonun 6,13 puanlık kısmı yalnızca gıda ve enerji
fiyatlarındaki artışlardan kaynaklanmıştır. Özetle, enflasyon gıda ve enerji
30
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
fiyatlarındaki artışlar nedeniyle yükselirken, temel mal ve hizmet fiyatları
olumsuz bir görünüm arz etmemiştir.
İşlenmemiş gıda fiyatları yıllık artış oranı ilk çeyrek sonunda yüzde
10,16 ile 2007 yıl sonuna kıyasla sınırlı bir gerileme göstermiştir (Tablo
3.1.1). İşlenmemiş gıda ürünlerinde yıllık enflasyonun hareketli ortalamaları
son bir yıl içinde fiyat artışlarının genel seyrinde aşağı yönlü bir eğilime
işaret etse de bu grupta yıllık enflasyon halen yüksek seviyelerde
seyretmektedir (Grafik 3.1.4).
Grafik 3.1.4. İşlenmemiş Gıda Fiyatları
(Yıllık Yüzde Değişim ve Merkezi Hareketli Ortalaması)
21
18
15
12
9
6
İşlenmemiş Gıda
İşlenmemiş Gıda (3 Aylık Hareketli Ort.)
İşlenmemiş Gıda (6 Aylık Hareketli Ort.)
3
0
0308
1207
0907
0607
0307
1206
0906
0606
0306
1205
0905
0605
0305
-3
Kaynak: TÜİK, TCMB.
İlk çeyrekte işlenmemiş gıda grubunun alt kalemleri incelendiğinde,
meyve fiyatlarının yıllık artış hızının yavaşladığı, sebze ve diğer işlenmemiş
gıda ürünlerinde ise yıllık enflasyonun yükseliş gösterdiği gözlenmiştir
(Tablo 3.1.1). 2007 yılında meyve ve sebze üretimi bir önceki yıla kıyasla
gerilemiştir (Tablo 3.1.3). Belirtilen dönemde özellikle meyve üretiminde
belirgin bir azalış gerçekleşmiş ve bu gelişmeye bağlı olarak meyve fiyatları
yüzde 34,63 oranında artış göstermiştir. Meyve üretiminde gözlenen bu
düşüş büyük ölçüde başta turunçgiller olmak üzere, üzüm, zeytin (yok yılı)
ve fındık gibi belirli ürünlerden kaynaklanmıştır.
Tablo 3.1.1. İşlenmemiş Gıda Grubu Fiyatları
Çeyreklik Yüzde Değişim
İşlenmemiş Gıda
1. Meyve ve Sebze
Taze Meyve
Sebze
2. Diğer İşlenmemiş
2007-I
11,74
20,61
28,53
15,64
2008-I
10,90
16,81
14,75
18,26
4,78
6,14
Yıllık Yüzde
Değişim
2007-IV
2008-I
10,99
10,16
16,73
13,04
34,63
20,19
5,48
7,88
6,50
7,89
Kaynak: TÜİK, TCMB.
Enflasyon Raporu 2008-II
31
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
2007 yılının son çeyreğinde artış eğilimine giren enerji fiyatları, yılın
başında da bu eğilimini sürdürmüş ve ilk çeyrek itibarıyla grup fiyatları yüzde
6,11 oranında artmıştır (Grafik 3.1.5). Bu gelişmede büyük oranda uluslararası
petrol fiyatlarında gözlenen yükselişlerin yurt içi akaryakıt fiyatlarına
yansımaları ile elektrik tarifelerinde Ocak ayında yapılan yüksek oranlı
ayarlamalar etkili olmuştur.
Grafik 3.1.5. Enerji Grubu Fiyatları
(Üç Aylık Yüzde Değişim, Katkı Puan)
10
Akaryakıt Ürünleri (Katkı Puan)
8
Konut Grubuna Yönelik Enerji (Katkı Puan)
Enerji (3 Aylık Yüzde Değişim)
6
4
2
0
08-I
07-IV
07-III
07-II
07-I
06-IV
06-III
06-II
06-I
-2
Kaynak: TÜİK, TCMB.
2008 yılı ilk çeyreği itibarıyla enerji ve işlenmemiş gıda ürünleri dışında
kalan mal grubu fiyatları yıllık enflasyonu yüzde 6,96 olarak gerçekleşmiştir.
Bu gelişmede işlenmiş gıda ürünlerinde süregelen yüksek fiyat artışları ile altın
fiyatlarında gözlenen yükselişler etkili olmuştur. Altın hariç dayanıklı tüketim
malları fiyatları yıllık enflasyonu yüzde -3,77 seviyesinde gerçekleşmiştir.
Tablo 3.1.2. Mal ve Hizmet Grubu Fiyatları
TÜFE
1. Mallar
Enerji
İşlenmemiş Gıda
Enerji ve İşlenmemiş
Gıda Dışı Mallar
İşlenmiş Gıda
Dayanıklı Mallar
Dayanıklı Mallar
(Altın Fiy. Hariç)
Yarı Dayanıklı Mallar
Dayanıksız Mallar
2. Hizmetler
Kira
Lokanta ve Oteller
Ulaştırma Hizmetleri
Diğer Hizmetler
(Üç Aylık ve Yıllık Yüzde Değişim)
2007
I
II
III
IV
2,36
1,47
0,31
4,02
2,39
1,18
-0,11
4,65
1,58
1,00
0,55
7,85
11,74
-5,93
2,23
3,30
Yıllık
8,39
8,29
11,25
10,99
2008
I
3,09
3,27
6,11
10,90
-0,10
2,28
6,60
12,95
0,23
5,61
3,56
0,58
-1,01
4,26
4,09
5,31
1,23
-1,73
-1,15
-1,71
-3,34
3,45
1,13
-1,36
-1,60
-2,41
-4,21
1,58
-3,37
6,75
7,43
-2,07
-3,50
2,52
7,67
4,21
7,86
11,69
-1,23
6,44
2,29
3,94
2,60
0,10
2,10
2,28
3,33
1,94
1,70
2,19
1,50
4,56
2,27
2,10
-0,36
2,32
3,30
3,64
1,91
1,27
8,64
16,01
10,87
5,93
5,29
2,55
2,79
3,13
4,10
1,68
Kaynak: TÜİK, TCMB.
32
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Gıda fiyatlarının yükselişinde en etkili olan alt grup işlenmiş gıda
fiyatlarıdır. Grup fiyatları ilk çeyrekte yüzde 5,61 oranıyla geçmiş yıllar
ortalamasının belirgin olarak üzerinde yükselmiştir. İşlenmiş gıda fiyatlarının
yükselişinde hem yurt içi hem de küresel konjonktürden kaynaklanan
gelişmeler etkili olmaktadır (Kutu 3.1). Yurt içinde buğday fiyatları son bir
buçuk yıllık dönemde yaklaşık yüzde 45 oranında artmıştır. Bu gelişmede,
belirtilen dönemde yurt içinde kuraklık kaynaklı olarak tahıl ürünleri
üretiminde yaşanan belirgin kayıpların (Tablo 3.1.3) ve yurt dışındaki yüksek
oranlı fiyat artışlarının etkisi bulunmaktadır. 2007 yılında ülkemizde buğday,
arpa ve mısır üretimi bir önceki yıla kıyasla sırasıyla yüzde 13,9, yüzde 23,5 ve
yüzde 7,2 oranında azalmıştır. Dış piyasalarda tarımsal emtia fiyatlarında
yaşanan artışlarda ise gerek arz yönlü unsurların gerekse son yıllarda buğday ve
mısırın alternatif yakıt üretiminde kullanılmaya başlaması ve başta Çin ve
Hindistan olmak üzere gelişmekte olan ülkelerin genel refah düzeyindeki
iyileşmeyle artan gıda ürünleri talebinin etkileri gözlenmektedir1. Özellikle son
dönemde bazı üretici ülkelerin tarım ürünleri ihracatlarına kısıtlama ya da
yasaklar getirmesi, toplam arzı daha da sınırlayarak fiyatlar üzerinde yukarı
yönlü baskıları kuvvetlendirmektedir.
Yurt içi buğday fiyatlarında gözlenen yükselişler etkisini özellikle ekmek
ve tahıl grubu fiyatlarında hissettirmektedir (Grafik 3.1.6). Bu çerçevede,
ekmek ve tahıl grubu fiyatları son bir buçuk yıllık dönemde yüzde 28,39
oranında artmıştır. Ekmek ve tahıl grubu dışında kalan işlenmiş gıda ürünleri
fiyatları da, belirtilen dönemde büyük ölçüde gıda imalatı üretici fiyatlarından
gelen maliyet yönlü unsurların etkisiyle, yüzde 18,19 oranında artmıştır (Grafik
3.1.7). Gıda sektörü üretici fiyatları üzerinde ise başta ara malı olmak üzere
ithalat fiyatları kaynaklı hızlanmaların etkisi görülmekte, bunun yanında Yeni
Türk lirasının yakın dönemde değer kaybetmesi de gıda enflasyonunu olumsuz
yönde etkilemektedir.
1
Söz konusu etkilerle ilgili daha detaylı bilgi için bkz. Kutu 2.1 ve Kutu 3.1
Enflasyon Raporu 2008-II
.
33
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Tablo 3.1.3. Bitkisel Üretim Miktarları
(Ton)
2006 Yılı
59 247 672
34 642 986
20 010 000
3 811 000
9 551 000
5 828 124
1 312 593
14 452 162
2 550 068
25 851 612
2 978 659
21 211 268
1 661 685
15 064 987
3 220 435
Tarla ürünleri
Tahıllar
Buğday
Mısır
Arpa
Patates, kuru baklagiller, yenilebilir kök ve yumrular
Yağlı tohumlar
Şeker pancarı
Tekstilde kullanılan ham bitkiler
Sebzeler
Yumru ve kök sebzeler
Meyvesi için yetiştirilen sebzeler
Başka yerde sınıflandırılmamış diğer sebzeler
Meyveler
Turunçgiller (toplam)
Yüzde
Değişim
-14,2
-15,5
-13,9
-7,2
-23,5
-5,4
-21,4
-14,1
-10,8
-0,7
8,2
-1,7
-3,8
-4,3
-7,2
2007 Yılı
50 821 550
29 256 990
17 234 000
3 535 000
7 306 800
5 511 082
1 031 552
12 414 715
2 275 044
25 675 748
3 222 478
20 854 683
1 598 587
14 409 672
2 988 664
Kaynak: TÜİK.
Grafik 3.1.6. İşlenmiş Gıda ve Alt Grup Fiyatları
(Yıllık Yüzde Değişim)
21
Grafik 3.1.7. Ekmek ve Tahıl Dışı İşlenmiş Gıda ve ÜFE-Gıda
İmalatı Fiyatları
(Yıllık Yüzde Değişim)
İşlenmiş Gıda
18
Ekmek ve Tahıl Dışı İşlenmiş Gıda
15
ÜFE Gıda Ürünleri ve İçecek İmalatı
Ekmek ve Tahıllar
18
Ekmek ve Tahıl Dışı İşlenmiş Gıda
15
12
12
9
9
6
6
3
3
0
0308
1007
0507
1206
0706
0206
0905
0405
1104
0604
-3
0104
0108
1007
0707
0407
0107
1006
0706
0406
0106
1005
0705
0405
0105
0
Kaynak: TÜİK, TCMB.
2007 yılında yüzde 4,08 oranında artan giyim ve ayakkabı grubu fiyatları
yılın ilk çeyreğinde önceki yıllara paralel bir seyir izlemiş ve yıllık enflasyon
yüzde 3,67 olarak gerçekleşmiştir. Yılın ilk çeyreğinde giyim eşyası imalatı
fiyatlarında belirgin bir gerileme (yüzde –5,66) gözlenirken, mevsimsellikten
arındırılmış CNBC-e Giyim Tüketim Endeksi’nde ise bir önceki çeyreğe
kıyasla sınırlı bir artış görülmüştür (Grafik 3.1.8, Grafik 3.1.9). Söz konusu
gelişmeler, maliyet ve talep koşullarının yılın ilk çeyreğinde giyim grubu
fiyatları üzerinde sınırlayıcı bir etki oluşturduğuna işaret etmektedir. Diğer
taraftan, tekstil ürünleri imalatı fiyatlarında yılın ilk üç ayında yüksek oranlı
artışlar gözlenmesi sektör fiyatlarında önümüzdeki dönemde bir maliyet
baskısına işaret etmektedir.
34
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Grafik 3.1.8. Giyim ve Giyim Eşyası İmalatı Fiyatları
Grafik 3.1.9. CNBC-e Giyim Sektörü Tüketim Endeksi
(Yıllık Yüzde Değişim)
(Mevsimsellikten Arındırılmış, Üç Aylık Ortalama ve Yıllık Değişim)
15
Giyim Fiyatları (TÜFE)
115
Giyim Eşyası İmalatı Fiyatları (ÜFE)*
110
10
8
6
4
2
0
-2
-4
-6
-8
-10
-12
13
105
11
9
100
7
95
5
3
90
1
-1
* Giyim eşyası imalatı yıllık enflasyonu, 2 aylık hareketli ortalama.
Kaynak: TÜİK.
08-I
07-I
07-III
06-I
06-III
05-I
05-III
04-I
04-III
03-I
03-III
02-I
0108
0907
0507
0107
0906
0506
0106
0905
0505
0105
0904
-5
02-III
85
-3
CNBC-e Giyim Tüketim Endeksi (Sol Eksen)
CNBC-e Giyim Tüketim Endeksi Yıllık Yüzde Değişim
Kaynak: CNBC-e.
2008 yılı ilk çeyreğinde dayanıklı tüketim malları (altın hariç)
fiyatları, özellikle mobilya fiyatlarında gözlenen yükselişlerin etkisi ile
yüzde 1,58 oranında artmıştır (Grafik 3.1.10, Tablo 3.1.4). 2007 yılı
genelinde gerileyen mobilya fiyatlarında ilk üç aylık dönemde yüzde 4,13
oranında bir artış gözlenmiştir. Benzer şekilde, 2007 yılında gerileyen
mobilya imalatı fiyatlarının 2008 yılında artış eğilimine girmesi, sektör
fiyatlarındaki artışta maliyet unsurlarının etkili olduğuna işaret etmektedir.
Dayanıklı tüketim malları içerisinde önemli bir paya sahip olan otomobil alt
kaleminde ilk çeyrek fiyat artışı (yüzde 1,04) geçmiş yıllara kıyasla daha
düşük oranda gerçekleşmiştir. Dayanıklı tüketim malları fiyatları döviz kuru
gelişmelerine duyarlılık göstermektedir (Grafik 3.1.11). Söz konusu ilişki
özellikle otomobil fiyatları ile elektrikli ve elektriksiz ev aletlerinde belirgin
olarak görülmektedir. Dolayısıyla, Yeni Türk lirasında son dönemde
gözlenen değer kayıplarının kısa vadede dayanıklı tüketim malı fiyatları
üzerinde etkili olacağı tahmin edilmektedir.
Tablo 3.1.4. Dayanıklı Tüketim Malları Grubu Fiyatları
(Üç Aylık ve Yıllık Yüzde Değişim)
Dayanıklı Mallar (Altın Fiyatları Hariç)
Mobilya
Elektrikli ve Elektriksiz Aletler
Otomobil
Diğer Dayanıklı Mallar
I
1,13
-0,60
-0,52
3,22
0,82
II
-1,36
4,50
-3,75
-2,74
1,09
2007
III
-1,60
-6,34
-1,80
0,71
-0,52
IV
-2,41
0,94
-1,80
-4,42
0,32
Yıllık
-4,21
-1,80
-2,35
-3,37
1,71
2008
I
1,58
4,13
1,16
1,04
0,04
Kaynak: TÜİK, TCMB.
Enflasyon Raporu 2008-II
35
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
2007 yılının ikinci yarısından itibaren uluslararası piyasalardaki
gelişmelere paralel olarak yükselen altın fiyatları, yılın ilk üç aylık
döneminde yüzde 25,49 oranında artarak tüketici enflasyonunun
yükselişinde etkili olmuştur.
Grafik 3.1.10. Dayanıklı Tüketim Malları Fiyatları
Grafik 3.1.11. Dayanıklı Tüketim Malları ve Döviz Kuru Sepeti
(Yıllık Yüzde Değişim)
(Yıllık Yüzde Değişim)
20
15
10
5
0
25
10
20
8
15
6
10
4
5
2
0
0
-5
-2
-10
-4
0308
1207
0907
0607
0307
1206
0906
0606
-8
0306
Altın hariç Dayanıklı Mal
1205
-6
-20
0905
Döviz kuru sepeti (0.5E+0.5D) (sol)
0605
-15
0305
0308
1207
0907
0607
0307
0606
0306
-10
1206
-5
0906
Altın hariç Dayanıklı Mal
Mobilya
Otomobil
Elektrikli ve Elektriksiz Aletler
Kaynak: TÜİK, TCMB.
Hizmet grubu fiyatları yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,55 oranında artmış
ve hizmet sektörü enflasyonundaki düşüş 2008 yılının ilk çeyreğinde
duraksama göstermiştir. Gıda fiyatlarındaki artışlar lokanta hizmetlerini,
petrol fiyatlarındaki artışlar ise ulaştırma hizmetlerini olumsuz
etkilemektedir. Diğer taraftan, başta kira olmak üzere diğer hizmet
kalemlerinin fiyatlarındaki yavaşlamanın yılın ilk çeyreğinde de sürdüğü
görülmektedir (Grafik 3.1.12).
Grafik 3.1.12. Hizmet Grubu Fiyatları
(İlk Çeyrek Yüzde Değişim)
5
2006-2007 Ortalama
2008
4
3
2
1
0
Kira
Ulaştırma H.
Lokanta-Oteller
Diğer H.
Kaynak: TÜİK, TCMB.
36
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Petrol fiyatlarına bağlı olarak gözlenen artışlar ve geçen yılın son
çeyreğinde gerçekleştirilen vergi ayarlamaları akaryakıt fiyatlarının son altı
aylık dönemde yüzde 13,9 oranında artmasına neden olmuştur. Akaryakıt
fiyatlarındaki artışlar gecikmeli olarak ulaştırma hizmetleri fiyatlarını
etkilemektedir (Grafik 3.1.13).
Lokanta-oteller hizmetleri fiyatları ise temel olarak yiyecek
hizmetlerindeki fiyat artışları sebebiyle yüksek seyretmektedir. Gıda
fiyatlarındaki artışlar, yiyecek hizmetleri fiyatlarına, maliyet unsuru olması
sebebiyle, olumsuz yansımaktadır. Özellikle, işlenmiş gıda fiyatlarındaki
artışın geçen yılın ikinci yarısında hızlanması ile yemek hizmetlerinin aylık
artış eğilimi belirgin olarak hızlanmıştır (Grafik 3.1.14). Sonuç olarak, gıda
ve enerji fiyatları, dolaylı yoldan hizmet enflasyonundaki düşüş eğilimini de
sınırlamaktadır.
Grafik 3.1.13. Akaryakıt ve Ulaştırma Hizmetleri Fiyatları
Grafik 3.1.14. Yemek Hizmetleri
(Yıllık Yüzde Değişim)
(Mevsimsellik Arındırılmış Aylık Değişim, 6 Aylık Hareketli Ortalama)
1,2
Akaryakıt
40
23
Ulaştırma Hizmetleri
(Sağ eksen)
35
21
30
1,1
19
25
17
20
15
15
1,0
0,9
13
0,8
0,7
0308
1207
0907
0607
0307
1206
0906
0606
0306
1205
0,6
0905
0308
1207
0907
0607
0307
1206
0906
0606
0306
5
1205
-10
0905
7
0605
-5
0305
0
9
0605
11
5
0305
10
Kaynak: TÜİK, TCMB.
Tüketici
enflasyonu
üzerindeki
maliyet
yönlü
etkilerin
değerlendirilmesi açısından üretici fiyatlarındaki gelişmeler önem
taşımaktadır. 2007 yılı genelinde belirgin bir değişim göstermeyerek
enflasyona olumlu katkıda bulunan petrol ve gıda ürünleri hariç imalat
sanayi fiyatlarının 2008 yılı ilk çeyreğinde ivmelenerek yüzde 4,21 oranında
arttığı görülmektedir (Tablo 3.1.5). 2008 yılı ilk çeyreğinde YTL’deki değer
kaybının ve uluslararası emtia fiyatlarındaki artışın etkisiyle özellikle ara ve
sermaye mallarında yüksek oranlı artışlar gözlenmiştir. (Grafik 3.1.15).
Enflasyon Raporu 2008-II
37
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Grafik 3.1.15. Petrol ve Gıda Ürünleri Hariç İmalat Sanayi Fiyatları
(Üç Aylık Yüzde Değişim)
11
Petrol ve gıda ürünleri hariç
imalat sanayi
9,71
Gıda ürünleri
9
7
4,21
5
2,35
3
0,40
1
0,83
1,08
-0,04
0,91
0,31
-1
-0,24
-0,18
-1,12
-0,38
08-I
07-IV
07-III
07-II
07-I
06-IV
06-III
06-II
06-I
05-IV
05-III
05-II
05-I
-3
Kaynak: TÜİK, TCMB.
Tablo 3.1.5. MIGS Sınıflamasına Göre ÜFE Gelişmeleri
(Üç Aylık ve Yıllık Yüzde Değişim)
2007
Petrol ve Gıda Ürünleri Hariç İmalat Sanayi
2008
I
II
III
IV
Yıllık
I
0,91
-0,18
-0,04
-0,38
0,30
4,21
Ara Malları Fiyatları
1,29
0,58
0,15
-1,25
0,75
7,28
Sermaye Malları Fiyatları
0,03
-1,80
-0,06
-0,48
-2,32
4,56
Dayanıklı Tüketim Malları Fiyatları
0,96
-0,51
-0,80
-3,06
-3,41
1,59
Dayanıksız Tüketim Malları Fiyatları
1,54
1,10
2,40
2,88
8,15
1,33
Enerji Fiyatları
2,64
0,19
4,22
2,65
10,02
16,89
Kaynak: TÜİK, TCMB.
3.2. Beklentiler
Enerji ve gıda fiyatlarında süregelen artışlar ile küresel belirsizliklerin
yansımaları enflasyon beklentilerini olumsuz etkilemektedir. Yıl sonu
enflasyon beklentileri Mart ayı birinci anket döneminde belirgin şekilde
yükselmiş ve daha sonraki dönemlerde bu artışını sürdürmüştür. Buna karşılık
orta vadeli enflasyon baklentilerindeki bozulma daha sınırlı olmuştur. Bir
önceki enflasyon raporundan bu yana on iki ve yirmi dört ay sonraki yıllık
enflasyon beklentileri sırasıyla 103 ve 81 baz puan yükselmiştir. Enflasyon
beklentilerinde gözlenen bu yükseliş genel fiyatlama davranışına ilişkin riskleri
belirginleştirmiştir (Tablo 3.2.1).
38
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Grafik 3.2.1. 12 ve 24 Ay Sonrasındaki TÜFE Beklentileri*
(Yıllık Yüzde Değişim)
8,5
12 Ay
8
24 Ay
7,5
7,04
7
6,5
6
5,98
5,5
5
4,5
0408
0208
1207
1007
0807
0607
0407
0207
1206
1006
0806
0606
0406
0206
1205
1005
0805
0605
0405
4
* TCMB Beklenti Anketi ikinci anket dönemi beklentileridir.
Kaynak: TCMB.
Enflasyon beklentilerindeki belirsizliğin bir ölçüsü olarak değerlendirilen
değişim katsayısında son dönemlerde görülen artışlar on iki ve yirmi dört ay
sonrasına ilişkin yıllık enflasyon beklentilerindeki bozulmayı teyid etmektedir
(Tablo 3.2.1).2
Tablo 3.2.1. TÜFE Enflasyon Beklentisi
Cari Dönem
Nisan-07
Mayıs-07
Haziran-07
Temmuz-07
Ağustos-07
Eylül-07
Ekim-07
Kasım-07
Aralık-07
Ocak-08
Şubat-08
Mart-08
Nisan-08
Anket Dönemi
1
2
1
2
1
2
1
2
1
2
1
2
1
2
1
2
1
2
1
2
1
2
1
2
1
2
Yıl Sonu
Ortalama
Beklenti*
7,44
7,48
7,78
7,84
7,66
7,67
7,44
7,49
7,15
7,16
7,13
7,18
6,97
6,94
7,77
7,90
8,66
8,64
6,44
6,47
6,47
6,54
7,02
7,27
8,03
8,44
12 Ay Sonrası
Değişim
Ortalama
Katsayısı
Beklenti*
6,64
0,11
6,63
0,11
6,63
0,14
6,57
0,11
6,47
0,11
6,58
0,13
6,25
0,11
6,38
0,09
6,31
0,12
6,37
0,12
6,27
0,12
6,27
0,10
6,04
0,11
5,96
0,12
5,82
0,11
5,98
0,09
6,09
0,11
6,14
0,13
5,94
0,11
6,01
0,13
6,00
0,09
5,99
0,10
6,03
0,11
6,29
0,15
6,77
0,14
7,04
0,14
24 Ay Sonrası
Ortalama
Değişim
Beklenti*
Katsayısı
5,54
0,15
5,57
0,14
5,52
0,15
5,44
0,12
5,40
0,14
5,39
0,12
5,30
0,13
5,38
0,11
5,35
0,14
5,40
0,12
5,44
0,13
5,40
0,13
5,25
0,13
5,06
0,11
5,05
0,13
5,15
0,09
5,21
0,14
5,24
0,15
5,11
0,14
5,17
0,14
5,17
0,15
5,20
0,13
5,32
0,15
5,52
0,17
5,80
0,16
5,98
0,16
* Tablodaki ortalama beklenti değerleri, aritmetik ortalama, medyan, mod ve alfa kesilmiş ortalamanın uç değerler analizi ile karşılaştırılması sonucunda
seçilen uygun ortalamadır.
Kaynak: TCMB.
2
Katılımcıların beklentileri arasındaki değişimi gösteren değişim katsayısı uygun ortalama seçimi yapılan veri setinde standart
sapmanın ortalamaya oranıdır.
Enflasyon Raporu 2008-II
39
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
KUTU 3.1. SON DÖNEM GIDA FİYAT GELİŞMELERİ
Tüketici enflasyonu 2008 yılının ilk çeyreğinde hedefle uyumlu patika etrafında oluşturulan belirsizlik aralığının
dışında kalmıştır. Bu gelişmede belirleyici olan etkenlerin başında gıda fiyatlarında yaşanan yüksek oranlı artışlar
gelmiştir. Mart ayı itibarıyla yıllık artış oranı yüzde 13,40 olan gıda fiyatlarının tüketici enflasyonuna katkısı
yaklaşık 3,8 puan olarak gerçekleşmiştir. Gıda fiyatlarında son dönemde gözlenen artışlar ülkemize özgü bir olgu
olmayıp, pek çok ülkede gözlenmekte ve küresel olarak enflasyon oranları üzerinde yukarı yönlü bir baskı
oluşturmaktadır (Grafik 1). Öte yandan, gelişmekte olan ülkelerde bu etki, gıda harcamalarının hanehalkı tüketimi
içinde yüksek bir paya sahip olması nedeniyle, gelişmiş ülkelere kıyasla daha şiddetli hissedilmektedir. Türkiye’de
gıda ürünlerinin Tüketici Fiyat Endeksi içindeki ağırlığı yüzde 28,63 düzeyindedir ve sahip olduğu pay itibarıyla
enflasyon sepetinde en önemli kalemi oluşturmaktadır. Ayrıca, gelinen noktada dünya genelinde tarımsal emtia
fiyatlarındaki artışların orta vadede kalıcı olduğuna yönelik algılamaların güçlendiği görülmektedir. Bu gelişmeler
ülkemizde gıda ürünlerinde gözlenen fiyat gelişmelerinin detaylı olarak incelenmesini, gıda fiyatlarını belirleyen
faktörlerin ayrıştırılarak göreli etkilerinin belirlenmesini ve bu çerçevede ileriye dönük değerlendirmelerde
bulunulmasını gerekli kılmaktadır.
Grafik 1. Gıda Fiyatları
Grafik 2. İşlenmiş ve İşlenmemiş Gıda Ürünleri Fiyatları
(Yıllık Yüzde Değişim, 2008 Yılı Mevcut Ay İtibarıyla*)
(Yıllık Yüzde Değişim)
22
Bulgaristan
Çin
Şili
Güney Afrika
Türkiye
Macaristan
Brezilya
Romanya
Çek Cum.
İrlanda
Almanya
Polonya
İspanya
EU27
Meksika
EU15
Hindistan
Yunanistan
Fransa
İngiltere
ABD
G7
Japonya
Kanada
İşlenmiş Gıda
İşlenmemiş Gıda (3 Aylık Hareketli Ort.)
18
14
10
6
2
*Japonya, Hindistan, G7, Güney Afrika için Şubat ayı, diğer ülkeler için Mart ayı
itibarıyla bir önceki yılın aynı dönemine göre yıllık yüzde değişim oranlarıdır.
Kaynak: TÜİK, EuroStat, OECD-Olis, Bloomberg ve ilgili ülke merkez bankaları.
0108
0907
0507
0107
26
0906
23
0506
20
0106
17
0905
14
0505
11
0105
8
0904
5
0504
2
0104
-2
-1
Kaynak: TÜİK, TCMB.
Türkiye’de Gıda Fiyatlarının Belirleyicileri
Fiyatlama dinamiklerindeki olası farklılaşma nedeniyle gıda grubunda yer alan kalemler, işlenmiş ve işlenmemiş
gıda ürünleri olarak iki ayrı grupta incelenmiştir. Son dönemde gıda fiyatlarında yaşanan artışta, işlenmiş gıda
ürünleri fiyatlarındaki yükseliş eğiliminin büyük ölçüde belirleyici olduğu gözlenmektedir (Grafik 2). Merkez
Bankası bünyesinde yapılan çalışmalar sonucunda, işlenmiş gıda grubunda 2007 yılı sonu itibarıyla yüzde 12,95
olarak gerçekleşen yıllık artış oranının yaklaşık üçte ikisinin, Türkiye’de yaşanan şiddetli kuraklık ile uluslararası
gıda fiyatlarında ortaya çıkan yüksek oranlı artışlardan kaynaklandığı tespit edilmiştir (Grafik 3). Bu etkenlerin yıllık
işlenmiş gıda enflasyonuna katkısı, 2006 yılı sonunda 0,6 puan iken 2007 yılı sonunda 8,0 puana yükselmiştir.
Yapılan hesaplamalar, toplam talep koşulları gibi göreli olarak para politikasının kontrolünde olan etkenlerin,
işlenmiş gıda grubu enflasyonuna önemli bir katkıda bulunmadığına işaret etmiştir (Grafik 4). Öte yandan döviz
kuru ve diğer maliyet unsurlarının, 2007 yılı içinde işlenmiş gıda fiyatları üzerinde azaltıcı yönde etkide bulunduğu
görülmüştür. Genel fiyatlama davranışlarındaki alışkanlıklar, geçmişe endeksli beklentiler ile kullanılan modelin
kapsamı dışında kalan faktörlerin toplam etkisi, 2007 yılında bir önceki yıla göre 1,3 puan artarak 6,8 puana
yükselmiştir1. Sonuç olarak, mevcut bulgular, son dönemde işlenmiş gıda fiyatlarında gözlenen yüksek oranlı
artışların temel belirleyicilerinin arz yönlü şoklar ve dışsal faktörler olduğunu göstermektedir.
1Kullanılan ekonometrik model, işlenmiş gıda fiyatlarındaki değişimin yüzde 86’sını açıklama gücüne sahiptir. Açıklanamayan kısmın işlenmiş gıda grubundaki yıllık
enflasyona katkısı, 2006 ve 2007 yılları için sırasıyla 0,1 ve –0,4 puan seviyesindedir.
40
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Grafik 3. İşlenmiş Gıda Grubu Enflasyonuna Katkı
Grafik 4. İşlenmiş Gıda Grubu Enflasyonunun Belirleyicileri
(Çeyrek Sonundaki Yıllık Enflasyona Katkı Puan)
(Yıllık Enflasyona Katkı Puan)
10
8
Yurt İçi Kuraklık
8
6
6
4,2
Uluslararası Fiyatlar
2006
6,8
5,5
2007
4
2,2
1,3 1,4
2
4
0,2
2
3,8
4,2
3,8
0,4
0
-2
0
-4
2007-4
2007-3
2007-2
2007-1
2006-4
2006-3
2006-2
2006-1
-2
Enflasyon
Katılığı*
İthal Fiyat
Sıcaklık
Toplam
Talep
-3,2
Diğer**
* Enflasyon katılığı olarak tanımlanan değişken ekonometrik modelde yer alan ve yıllara göre değişen sabit terim ile artık değerin toplamından oluşmakta ve genel
fiyatlama davranışlarındaki alışkanlıklar, geçmişe endeksli beklentiler ile kullanılan modelin kapsamı dışında kalan faktörlerin toplam etkisini ifade etmektedir.
**Diğer: Döviz kuru, enerji fiyatları ve diğer yurt içi maliyetler.
Kaynak: TCMB.
İşlenmemiş gıda ürünleri fiyatlarının seyrinde ise meyve ve sebze fiyatlarındaki gelişmeler belirleyici olmaktadır.
Merkez Bankası bünyesinde yapılan çalışmalar meyve ve sebze fiyatlarının gelişiminde etkili olan faktörler
arasında üretim, dış talep, gıda imalat sanayi talebi ve akaryakıt fiyatlarının geldiğine işaret etmektedir.
İşlenmemiş gıda ürünlerinde yıllık enflasyon halen yüksek seviyelerde seyretmekle birlikte, 2008 yılının ilk
çeyreğinde meyve fiyatlarının artış hızındaki yavaşlama nedeniyle bir miktar gerileme kaydetmiştir (Grafik 2). Son
dönemde bu gruba yönelik ihracatta gözlenen yavaşlama, dış talep koşullarının işlenmemiş gıda enflasyonundaki
düşüş sürecine 2007 yılına kıyasla verdiği desteği artırmaktadır. İklim koşullarında son altı aylık dönemde
gözlenen göreli iyileşme, meyve ve sebze ürünlerinde yurt içi arz koşullarının 2008 yılında bir önceki yıla kıyasla
daha olumlu seyredebileceğine işaret etmektedir (Grafik 5). Bununla birlikte, mevcut durumda yağış miktarındaki
normalleşmenin henüz ülke geneline yayılmayarak belirli coğrafi bölgelerle sınırlı kalması, üretim koşullarındaki
iyileşmenin boyutunu sınırlamakta ve yaş meyve ve sebze fiyatlarında kısa dönemde yüksek oranlı bir düzeltme
ihtimalini azaltmaktadır. Motorin fiyatındaki artışlar da yukarı yönlü baskıları artırmaktadır. Ayrıca, pirinç, et,
bakliyat gibi diğer işlenmemiş gıda ürünleri fiyatlarında 2008 yılının ilk çeyreğinde gözlenen yüksek oranlı artışların
yakın dönemde devam etmesi durumunda, meyve ve sebze fiyatlarında beklenen düzeltmenin olumlu etkilerinin
sınırlı kalacağı tahmin edilmektedir.
Grafik 5. Normalleştirilmiş Yağış İndeksi Metoduna Göre Kuraklık Durumu
(Son 6 Ay)
Kaynak: Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü.
Enflasyon Raporu 2008-II
41
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Küresel Ölçekte Gıda Fiyatları
Son dönemde uluslararası gıda fiyatlarında gerek arz gerekse talep yönlü baskıların etkisiyle yüksek oranlı artışlar
yaşanmakta ve bu durumun önümüzdeki dönemde de devam edeceği öngörülmektedir. Küresel arz koşullarını
etkileyen önemli faktörler arasında dünyada tarım arazilerinin miktarına ve kullanımına ilişkin son dönem
gelişmeleri gelmektedir. Dünya genelinde tarım sektörüne ilişkin veriler, 1990’lardan itibaren gözlenen verimlilik
artışlarının geçmiş yılların gerisinde kaldığını göstermektedir.2 Diğer taraftan hızlı şehirleşme ve sanayileşme gibi
nedenlerle dünyada arazi kullanımında tarım dışı faaliyetlere doğru bir geçiş meydana gelmektedir. Demografik
yapıdaki değişiklikler, hem gıda talebini artırmış hem de tarımdan tarım dışı sektörlere doğru iş gücü geçişine
neden olmuştur. Söz konusu yapısal faktörlere ek olarak, son dönemde gözlenen ve dünyada pek çok ülkeyi
etkileyen kuraklık nedeniyle tarımsal ürünlerde ortaya çıkan arz sıkıntısı, gıda fiyatlarındaki artış eğilimini daha da
belirginleştirmiştir. Talep yönünden bakıldığında ise, tarım ürünlerinden elde edilen biyoyakıtın, yükselen petrol
fiyatlarına paralel olarak alternatif bir enerji kaynağı olarak ortaya çıktığı görülmekte ve bu eğilimin önümüzdeki
dönemde devam edeceği tahmin edilmektedir (Bkz. Kutu 2.1). Çin ve Hindistan gibi ülkelerde gerçekleşen yüksek
büyüme hızları ve bunun sonucunda hanehalkı gelirlerinin artması da uluslararası piyasalarda gıda fiyatları
üzerinde talep yönlü bir baskı yaratmaktadır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde gözlenen ve temel gıda ürünleri
fiyatlarını olumsuz etkileyen diğer bir faktör ise tüketim alışkanlıklarındaki katılıklardır. Bu tür katılıklar sonucunda,
yüksek fiyat artışları gözlenen gıda ürünlerinden diğer ürün gruplarına doğru ikame imkanlarının kısıtlı olması talep
yönlü bir fiyat düzeltmesi olasılığını sınırlamaktadır.
Dünya Bankası tarafından yapılan açıklamalar, yukarıda özetlenen bu yapısal sorunların giderilmesinin, dünya
genelinde koordineli ve kapsamlı bir ticaret ve tarım reformu gerçekleştirilmesine ve başta tarım sektörü olmak
üzere mevcut üretim teknolojilerinin iyileştirilmesine bağlı olduğu yönündedir. Bu yapısal düzenlemelerin
gerçekleştirilememesi durumunda, son dönemde gözlenen fiyat artışlarının orta vadede kalıcı bir özellik kazanma
ihtimali, başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzere tüm dünyada fiyat istikrarına ilişkin önemli bir risk unsuru
oluşturmaktadır.
Gıda fiyatlarında 2008 yılına ilişkin beklentiler, geçtiğimiz yıl içinde dünya genelinde gözlenen yüksek sıcaklık
artışları ile bu artışların neden olduğu üretim kayıplarının bu yıl tekrarlanma ihtimaline bağlı olarak değişmektedir.
2008 yılı için yapılan ilk tahminler iklim şartlarının 2007 yılına göre daha olumlu olacağı yönündedir. Mevcut
göstergeler özellikle tahıl ürünleri üretiminin geçen yıla kıyasla bir miktar toparlanacağına işaret etmekle birlikte,
arz koşullarındaki iyileşmenin boyutu belirsizliğini korumaktadır.
Türkiye’de olumsuz iklim koşullarından ve buna bağlı olarak üretim kayıplarından kaynaklanan enflasyonist etkinin
yumuşamaya başlaması, işlenmiş gıda ürünleri fiyatları artış hızında yılın ikinci yarısında yavaşlama ihtimalini
gündeme getirmektedir. Öte yandan temel gıda üreticisi ve ihracatçısı olan ülkelerin yurt içi fiyatları kontrol altına
almak amacıyla ihracatlarına sınırlama getirmeleri veya bazı ürünlerde tamamen durdurmaları 2008 yılına ilişkin
riskleri artırmaktadır.
Sonuç olarak, dünya genelinde gıda ürünleri fiyatlarındaki artışların orta vadede kalıcı olduğuna yönelik
algılamaların güçlenmesi, öngörülebilir bir gelecekte başta işlenmiş gıda fiyatları olmak üzere yurt içi gıda fiyatları
üzerinde yukarı yönlü risklerin devam edeceğini göstermektedir.
2
Kaynak: ABD Tarım Bakanlığı (USDA), Uluslararası Tarım Örgütü (FAO).
42
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
4. Arz ve Talep Gelişmeleri
4.1. Arz-Talep Dengesi
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 1998 yılı bazlı
yeni milli gelir serilerine göre 2007 yılı son çeyreğinde Gayri Safi Yurt İçi
Hasıla (GSYİH) yıllık yüzde 3,4 oranında artış göstermiştir. Böylelikle 2007 yıl
genelinde GSYİH büyümesi yüzde 4,5 oranında gerçekleşmiştir (Grafik 4.1.1).
Grafik 4.1.1. Yıllar İtibarıyla GSYİH Büyüme Oranı
(Yüzde)
12
9,4
10
8
6,8
6,2
6
8,4
6,9
5,3
4,5
4
2
0
-2
-4
-6
-5,7
-8
2000
2001
2002
2003
2004
2005
2006
2007
Kaynak: TÜİK, TCMB.
Talep kompozisyonu incelendiğinde, son çeyrek büyümesine en yüksek
katkıyı özel tüketim (1,9 puan) ve özel yatırım harcamalarının (1,8 puan)
yaptığı görülmektedir. Buna karşılık, kamu harcamalarının büyümeye katkısı
sınırlı kalmıştır. Net dış talep ise büyümeye 3,7 puanlık yüksek oranlı negatif
bir katkı yapmıştır. (Grafik 4.1.2, Tablo 4.1.1). Diğer bir deyişle, yurt içi
yerleşiklerin nihai talebi daha çok ithal mallara yönelirken, yurt içinde üretilen
mal ve hizmetlere yönelik talep zayıf seyretmiştir. Nitekim, stok değişiminin
katkısı dışlandığında son çeyrek büyümesi yüzde 0,2 oranına gerilemektedir.
Enflasyon Raporu 2008-II
43
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Grafik 4.1.2. GSYİH Yıllık Büyümesine Katkılar
(Yüzde Puan)
14
Net İhracat
12
Nihai Yurt İçi Talep
10
GSYİH
8
6
4
2
0
-2
-4
-6
06-1
06-2
06-3
06-4
07-1
07-2
07-3
07-4
Kaynak: TÜİK, TCMB.
Mevsimsellikten arındırılmış verilerle 2007 yılının son çeyreğinde
GSYİH dönemlik bazda yüzde 2,1 oranında büyümüştür. Bu artış oranı, yurt içi
talebin güçlü seyrettiği hızlı ekonomik büyüme dönemleriyle benzerlik gösterse
de, gerek biriken stoklar gerekse küresel sorunların belirleyici olduğu mevcut
konjonktür nedeniyle önümüzdeki döneme ilişkin içerdiği bilgi sınırlıdır. 2008
yılının ilk çeyreğine ilişkin veriler, iktisadi faaliyette 2007 yılı son üç aylık
döneminde gözlenen artışın kalıcı olmadığına işaret etmektedir. Nitekim, sanayi
üretimi Ocak-Şubat döneminde mevsimsellikten arındırılmış verilerle bir
önceki çeyrek düzeyinde gerçekleşmiştir. Bu çerçevede yılın ilk çeyreğinde
üretimin dönemlik bazda değişmediği tahmin edilmektedir.
Tablo 4.1.1. Harcamalar Yoluyla GSYİH Gelişmeleri
2006
Yıllık
1-Tüketim Harcamaları
Kamu
Yerleşik Hanehalkı Tüketimi
Yurt İçi Tüketim
Gıda, İçki ve Tütün
Giyim ve Ayakkabı
Mobilya, Ev Aletleri
Ulaştırma-Haberleşme
Lokanta ve Oteller
2-Sabit Sermaye Yatırımları
Kamu
Özel
Makine-Teçhizat
İnşaat
3- Stok Değişimi*
4-Mal ve Hizmet İhracatı
5-Mal ve Hizmet İthalatı
Net İhracat*
6-Toplam Yurtiçi Talep
7-Toplam Nihai Yurtiçi Talep
8-GSYİH
5,1
8,4
4,6
4,6
3,9
-3,9
5,3
7,4
2,5
13,3
2,6
15,0
12,2
20,3
-0,1
6,6
6,9
-0,3
7,0
7,0
6,9
I
2007
III
II
5,5
4,7
5,6
5,6
7,0
-0,7
7,3
3,1
7,3
2,8
4,3
2,6
-3,2
12,9
1,9
12,5
8,6
0,4
6,8
4,8
7,6
1,7
2,1
1,6
1,2
3,7
-10,8
-3,9
-1,8
0,3
1,2
8,4
0,2
-3,7
8,2
1,8
9,3
5,6
0,5
3,2
1,6
4.0
IV
7,6
3,3
8,2
6,3
3,6
-4,3
2,7
12,9
4,3
2,1
15,9
0,0
-1,6
2,8
0,0
4,2
14,4
-2,6
5,9
6,3
3,4
Yıllık
2,7
1,6
2,9
1,9
0,2
0,8
1,0
4,9
-6,6
7,2
2,2
8,1
11,9
2,2
3,2
2,5
15,7
-3,7
7.0
3,8
3,4
4,4
2,8
4,6
3,8
3,5
-3,9
1,5
4,6
1,8
3,3
7,6
2,7
0,7
6,3
1,7
6,7
11,1
-1,5
5,7
4,1
4,5
*GSYİH büyümesine katkı, yüzde puan.
Kaynak: TÜİK.
Yılın ilk çeyreğine ilişkin tüketim talebi göstergeleri sanayi üretimi
verileriyle benzer bilgi içermektedir. Bu dönemde, CNBC-e mevsimsel
44
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
düzeltilmiş tüketim endeksi bir önceki çeyrek düzeyinde gerçekleşirken,
tüketim malları ithalatı miktar olarak dönemlik bazda gerilemiştir (Grafik
4.1.3). CNBC-e ve TCMB-TÜİK tüketici güven endekslerinin küresel risklerin
belirginleşmeye başladığı Eylül ayından bu yana düşüş eğiliminde olması
dikkat çekmektedir (Grafik 4.1.4). Küresel kredi piyasalarındaki sorunlar
tüketici kredilerindeki genişlemeyi sınırlamaya devam etmektedir (Grafik
4.1.5). Yurt içine yapılan otomobil satışları ilk çeyrekte geçen yılın aynı
dönemindeki düşük bazın da etkisiyle yüksek oranlı bir yıllık artış sergilese de,
bir önceki çeyrek düzeyinin oldukça altında seyretmiştir (Grafik 4.1.6). Beyaz
eşya yurt içi satışları aynı dönemde gerek yıllık gerekse dönemlik bazda
gerilerken, mevsimsellikten arındırılmış verilerle 2004 yılı ilk çeyreğinden bu
yana ilk kez 400-450 bin adet bandının altına düşmüştür (Grafik 4.1.6). CNBCe tüketim endeksi alt kalemlerinden ev eşyası harcamalarındaki gelişmeler de
yurt içi talepte yavaşlama sinyali vermektedir.
Grafik 4.1.3. CNBC-e Tüketim Endeksi ve Tüketim Malları İthalat
Miktar Endeksi
Grafik 4.1.4. Tüketici Güven Endeksleri
(Mevsimsellikten Arındırılmış)
180
240
220
160
130
130
120
120
110
110
100
100
90
90
200
180
140
120
70
08-1
07-9
05-1
08-1
07-3
07-1
06-3
06-1
05-3
05-1
04-3
04-1
03-3
Kaynak: CNBC-e, TÜİK, TCMB.
60
07-5
60
60
03-1
60
70
CNBC-e
80
07-1
Tüketim Malları
İthalatı
80
TCMB
06-9
80
80
100
06-5
CNBC-e Tüketim
Endeksi, sol eksen
05-5
100
06-1
160
120
05-9
140
Kaynak: CNBC-e, TÜİK,TCMB.
Grafik 4.1.5. Tüketici Kredileri
Grafik 4.1.6. Yurt İçine Yapılan Otomobil ve Beyaz Eşya Satışları*
(Reel, Çeyreklik Yüzde Değişim)
(Mevsimsellikten Arındırılmış, Üç Aylık Ortalama, Bin Adet)
45
25
Otomobil, sol eksen
Beyaz Eşya
40
20
450
35
400
30
15
25
350
20
10
15
300
10
5
250
5
0
200
0
06-I
06-III
07-I
Kaynak: TCMB.
Enflasyon Raporu 2008-II
07-III
08-I
500
06-1
06-3
07-1
07-3
08-1
* Beyaz eşya satışlarına ilişkin son veri Ocak-Şubat dönemini kapsamaktadır.
Kaynak: OSD, BESD, TCMB.
45
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Toplam yatırımların yaklaşık yarısını oluşturan özel sektör makineteçhizat yatırımları 2007 yılının ilk dokuz aylık döneminde yüzde 2,8 oranında
gerilemiş ve toplam yatırımlar anılan dönemde yıllık yüzde 2 gibi düşük bir
oranda artmıştır. Yılın son çeyreğinde ise özel sektör makine-teçhizat
yatırımlarının yüzde 11,9 gibi yüksek bir oranda büyümesi sonucunda toplam
yatırımların yıllık artış oranı ilk üç çeyreğe kıyasla belirgin biçimde artarak
yüzde 7,2 oranında gerçekleşmiştir. Böylelikle özel yatırımların büyümeye
katkısı yılın ilk dokuz aylık dönemine kıyasla oldukça yükselmiştir.
Mevsimsellikten arındırılmış veriler incelendiğinde, 2006 yılı birinci
çeyreğinden itibaren kademeli bir şekilde gerileyen özel sektör makine-teçhizat
yatırımlarının son çeyrekte hızlı bir şekilde arttığı görülmektedir (Grafik 4.1.7).
Grafik 4.1.7. Özel Sektör Makine-Teçhizat Yatırımları
Grafik 4.1.8. Makine-Teçhizat ve Elektirkli Makine ve Cihazlar İmalatı
(Mevsimsellikten Arındırılmış, 1998 Fiyatlarıyla, Milyon YTL)
(Mevsimsellikten Arındırılmış, Üç Aylık Ortalama,1997=100)
4000
3500
200
160
190
150
180
140
170
130
3000
2500
160
120
2000
150
110
1500
140
100
06-1
Kaynak: TÜİK, TCMB.
07-3
07-1
06-3
06-1
05-3
05-1
04-3
04-1
03-3
03-1
1000
06-3
07-1
07-3
08-1*
Makine-Teçhizat, sol eksen
Elektrikli Makine ve Cihazlar
* Ocak-Şubat dönemini kapsamaktadır.
Kaynak: TÜİK, TCMB.
Yatırım talebi göstergelerinden makine-teçhizat imalatında 2007 yılının
ikinci çeyreğinden itibaren gözlenen yavaşlama eğilimi 2008 yılının ilk iki
aylık döneminde de sürmüştür (Grafik 4.1.8). Böylelikle, 2007 yılı ikinci
yarısında yıllık bazda gerileyen makine-teçhizat üretimi 2008 yılının ilk iki
ayında yıllık yüzde 6,2 oranında daralmıştır. Aynı dönemde elektrikli makine
imalatı ve hafif ticari araç yurt içi satışları yüksek oranlı yıllık artışlar
sergilerken, her iki gösterge de mevsimsellikten arındırılmış verilerle bir önceki
çeyrek düzeylerinin altında seyretmiştir (Grafik 4.1.8 ve 4.1.9). 2006 yılının
ikinci yarısından bu yana yıllık bazda gerileyen ağır ticari araç satışları ise yılın
ilk çeyreğinde pozitif bir yıllık büyüme göstermesine karşın, Mart ayındaki
keskin düşüşün etkisiyle dönemlik bazda sınırlı bir oranda da olsa gerilemiştir
(Grafik 4.1.9). Buraya kadar özetlenen veriler yatırım talebinde bir önceki üç
46
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
aylık döneme kıyasla yavaşlamaya işaret etmektedir. Buna karşılık, Ocak-Şubat
döneminde yıllık yüzde 34,3 gibi yüksek bir oranda artan sermaye malları
ithalat miktarı dönemlik bazda da hızlı bir büyümeye işaret etmektedir (Grafik
4.1.10). Özetle, 2008 yılı ilk çeyreğinde makine-teçhizat yatırımlarının
yavaşlaması, ancak baz etkisi nedeniyle geçtiğimiz yılın üzerinde
gerçekleşmesi beklenmektedir.
Grafik 4.1.9. Yurt İçine Yapılan Hafif ve Ağır Ticari Araç Satışları
(Mevsimsellikten Arındırılmış, Adet)
30000
Ağır Ticari Araç, sağ eksen
Hafif Ticari Araç
25000
5000
260
4500
240
4000
3500
20000
Grafik 4.1.10. Sermaye Malları İthalat Miktar Endeksi
(Mevsimsellikten Arındırılmış)
220
200
3000
180
15000
2500
2000
10000
1500
5000
1000
05-1
05-3
06-1
06-3
Kaynak: OSD, TCMB.
07-1
07-3
08-1
160
140
120
05-1
05-3
06-1
06-3
07-1
07-3
08-1*
* Ocak-Şubat dönemini kapsamaktadır.
Kaynak: TÜİK,TCMB.
Özel sektör makine-teçhizat yatırımlarına benzer şekilde, Mayıs-Haziran
2006 dönemindeki mali çalkantıların ardından inşaat yatırımları kademeli
olarak yavaşlamış ve bu eğilim 2007 yılı son çeyreğinde de devam etmiştir
(Grafik 4.1.11). Bu süreçte konut talebinin düşüş eğilimine girmesi sonucunda
konut ruhsatları 2007 yıl genelinde yüzde 3,9 oranında gerilemiştir (Grafik
4.1.12). Bu gelişmelere paralel olarak, konutla ilişkili sektörlerde üretim
artışları durmuştur. İnşaat faaliyetlerine ara girdi sağlayan metalik olmayan
mineral maddeler üretimi 2007 yılında bir önceki yıla göre değişmezken,
mobilya imalatı da yüzde 13,8 oranında düşüş kaydetmiştir (Grafik 4.1.13).
Uluslararası gelişmeler paralelinde kredi koşullarındaki sıkılaşmanın konut
sektörünü olumsuz etkilemeye devam edeceği düşünülmektedir.
Enflasyon Raporu 2008-II
47
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Grafik 4.1.11. Özel Sektör İnşaat Yatırımları
(Mevsimsellikten Arındırılmış, 1998 Fiyatlarıyla, Milyon YTL)
2200
2000
1800
1600
1400
1200
1000
03-1
03-3
04-1
04-3
05-1
05-3
06-1
06-3
07-1
07-3
Kaynak: TÜİK, TCMB.
Grafik 4.1.12. Gelecek 12 Aylık Dönemde Konut Satın Alma ya da
İnşa Ettirme İhtimali (Yayılma Endeksi) ve Konut Ruhsatları
Grafik 4.1.13. Metalik Olmayan Mineral Maddeler ve Mobilya
İmalatı
(Milyon metrekare) (Yıllıklandırılmış)
(Mevsimsellikten Arındırılmış)
100
10
80
9
146
220
144
200
142
180
140
60
8
160
138
40
136
140
7
20
0
6
05-1
05-7
06-1
06-7
07-1
Konut Alma İhtimali
Konut Ruhsatları, sağ eksen
Kaynak: TÜİK, TCMB.
07-7
08-1
134
120
132
100
130
05-1
05-3
06-1
06-3
07-1
07-3
08-1*
Metalik Olmayan Mineral Maddeler, sağ eksen
Mobilya
* Ocak-Şubat dönemini kapsamaktadır.
Kaynak: TÜİK, TCMB.
Özetle, tüketim ve yatırım talebine ilişkin göstergeler yılın ilk çeyreğinde
iktisadi faaliyetlerin dönemlik bazda yavaşladığı yönünde sinyal vermektedir.
Son dönemde, gerek uluslararası kredi piyasalarındaki sorunların yurt içine
yansımaları gerekse para politikasının temkinli duruşu doğrultusunda
borçlanma koşulları sıkılaşmıştır. İş gücü piyasalarındaki mevcut eğilimler de
yurt içi talepte yavaşlama sinyali vermektedir.
İktisadi faaliyetteki yavaşlamaya paralel olarak, 2007 yılından itibaren
tarım-dışı istihdamın kademeli olarak yavaşlaması dikkat çekmektedir (Grafik
4.1.14). Nitekim, 2001 yılındaki krizin ardından 2006 yıl sonuna kadar
dönemlik bazda ortalama yüzde 1,1 oranında olmak üzere istikrarlı bir artış
48
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
eğilimi sergileyen tarım-dışı istihdam, 2007 yılında ortalama yüzde 0,1
oranında çeyreklik büyüme kaydetmiştir.
Grafik 4.1.14. Tarım-Dışı İstihdam
(Mevsimsellikten Arındırılmış, Bin Kişi)
16000
15500
15000
14500
14000
13500
13000
12500
12000
11500
07-4
07-2
06-4
06-2
05-4
05-2
04-4
04-2
03-4
03-2
02-4
02-2
01-4
01-2
11000
Kaynak: TÜİK, TCMB.
4.2. Dış Talep
2006 yılının ikinci yarısından itibaren pozitif olan net ihracatın GSYİH
büyümesine katkısı, 2007 yılının ikinci yarısında, ihracatın miktar olarak
yüksek performansını sürdürmesine rağmen, negatif olmuştur. Söz konusu
gelişmede ithal malların göreli fiyatlarındaki düşüşle birlikte ithalatta görülen
hızlı toparlanma etkili olmuştur. İhracat artışında kara taşıtları sektörü başta
olmak üzere, ana metal, makine teçhizat, elektrikli makine ve cihazlar gibi
sanayiler etkili olmuştur. Makine-teçhizat sektörü ihracatı yüksek oranda artmış
olmakla birlikte, söz konusu artış 2007 yılı boyunca yavaşlama eğilimi
göstermiştir. Tekstil ve giyim sektörleri ihracatı 2006 yılına göre hızlanmış,
ancak toplam ihracat performansının gerisinde kalmıştır (Grafik 4.2.1). İthalatın
miktar olarak yüksek oranlı artışında esas olarak ana metal sanayi, kimyasal
madde-ürünler ve yılın son çeyreğinden itibaren kara taşıtları ile makineteçhizat sektörleri etkili olmuştur. Nominal ithalat artışında ise toplam ithalat
içinde en büyük paya sahip olan enerji ithalatı etkili olmuştur. Yılın son
çeyreğinde petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki belirgin artış bu gelişmeyi
desteklemiştir.
Enflasyon Raporu 2008-II
49
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Grafik 4.2.1. İhracat Miktar Endeksi Sektörel Büyüme Oranları
(Yıllıklandırılmış, Yıllık Yüzde Artış)
45
2006-I
-II
-III
-IV
2007-I
-II
-III
-IV
40
35
30
25
20
15
10
5
0
-5
Tekstil
Giyim
Makine-teçhizat
Ana metal
Kara taşıtları
Kaynak: TÜİK.
Güncel veriler, ihracat ve ithalattaki yüksek oranlı büyümenin 2008
yılının ilk çeyreğinde de sürdüğüne işaret etmektedir. Ancak, 2007 yılının
ikinci yarısından itibaren reel ihracatın üzerine çıkan reel ithalat büyüme
oranları, 2008 yılı Ocak-Şubat aylarında yeniden reel ihracat artışlarının altında
gerçekleşmiştir. Bu gelişmede, reel ithalatın yavaşlamasından ziyade reel
ihracat artışındaki hızlanma etkili olmuştur. Sektörler itibarıyla bakıldığında,
yılın ilk iki ayında ihracattaki hızlanmanın başlıca kaynağı, altın başta olmak
üzere ana metal sanayi ve kara taşıtları sektörlerindeki yüksek performans
olmuştur. Ayrıca, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) istatistikleri, ihracattaki
söz konusu eğilimin Mart ve Nisan aylarında da sürdüğünü göstermektedir.
TCMB İktisadi Yönelim Anketi (İYA)’nde yer alan “Gelecek üç aydaki ihracat
sipariş miktarı beklentisi” Mart ayında bir miktar gerilemekle birlikte, ihracatın
2008 yılının ikinci çeyreğinde de yüksek oranlı büyümesini sürdürmesi
beklenmektedir (Grafik 4.2.2).
Grafik 4.2.2. İhracat Sipariş Beklentisi ve İhracat Miktar Endeksi
(Miktar endeksi için: yıllıklandırılmış, yıllık yüzde artış)*
48
21
İYA-12: Gelecek üç aydaki ihracat
sipariş miktarı beklentisi (artış azalış)
40
18
İhracat Miktar End. (3-aylık har.
ort., yıllık yüzde artış) (sağ eksen)**
32
15
0308
0208
0108
1207
1107
1007
0907
0807
0707
0607
6
0507
8
0407
9
0307
16
0207
12
0107
24
* İhracat miktar endeksi grafiği bir ay gecikmeli olarak gösterilmiştir.
** Mart ayı miktar endeksi, TİM verileri dikkate alınarak tahmin edilmiştir.
Kaynak: TÜİK, TCMB.
50
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Küresel düzeyde beklenen yavaşlamanın ithalat talebini kısması,
Türkiye’nin ihracat performansı açısından bir risk unsuru olarak görülmektedir.
Son yıllarda ABD’ye yapılan ihracatın toplam ihracat içindeki payı önemli
oranda azalmıştır. Diğer yandan, AB ülkelerine yapılan ihracatın payı yüzde
50’nin üzerinde olup, söz konusu ülkelere yapılan ihracatta henüz bir
yavaşlama gözlenmemiştir. Buna karşın, son aylarda petrol ihracatçısı ülkeler
ile AB ve ABD dışı diğer ülkelere yapılan ihracatın payındaki artış, son yıllarda
durağan seyreden AB ülkelerine yapılan ihracatın payının düşmesine neden
olmuştur (Grafik 4.2.3). AB ve ABD dışındaki ülkelere yapılan ihracatın artış
eğilimini sürdürmesi dış talep açısından olumlu bir gelişmedir.
Reel ithalatta 2008 yılının ilk çeyreğinde önemli bir yavaşlama
gözlenmemiştir. Ancak, son dönemde gerek YTL’nin değer kaybı gerekse iç
talepte beklenen yavaşlama göz önüne alındığında yılın ikinci çeyreğinden
itibaren ithalatın miktar artış hızının gerilemesi ve net ihracatın büyümeye
katkısının artması beklenmektedir. Bu gelişmelere paralel olarak, dış ticaret
açığındaki genişleme hızının da 2008 yılında bir miktar yavaşlayacağı tahmin
edilmektedir. Bununla birlikte, petrol ve diğer emtiaların uluslararası ticaret
fiyatlarının yüksek oranlı artış eğilimini sürdürme ihtimali dış ticaret açığına
ilişkin risk oluşturmaya devam etmektedir.
Grafik 4.2.3. Ülke Grupları İtibarıyla İhracat Gelişmeleri *
(Yüzde)
(3 aylık hareketli ortalamanın yıllık büyümesi)
(Toplam ihracattaki pay, yıllıklandırılmış veriler)
55
AB
60
60
55
50
50
50
45
45
40
40
35
35
20
30
10
30
Petrol İhracatçıları
25
25
20
20
15
15
30
-20
5
5
-30
0
0
0105
0305
0505
0705
0905
1105
0106
0306
0506
0706
0906
1106
0107
0307
0507
0707
0907
1107
0108
AB
0
-10
10
ABD
10
Petrol İhracatçıları
40
ABD
0105
0305
0505
0705
0905
1105
0106
0306
0506
0706
0906
1106
0107
0307
0507
0707
0907
1107
0108
60
*Petrol ihracatçıları olarak OPEC, Rusya ve Meksika toplamı alınmıştır.
Kaynak: TÜİK.
Cari işlemler açığını sınırlayan önemli bir kalem olan hizmetler hesabı
fazlası, özellikle 2006 yılından bu yana kayda değer bir artış göstermemiş,
GSYİH içindeki payı ise gerileme eğiliminde olmuştur. Söz konusu durum,
hizmet gelirlerindeki artışa karşın, yerleşiklerin yurt dışındaki turizm
harcamaları ve sigortacılık başta olmak üzere, hizmet giderlerindeki artıştan
Enflasyon Raporu 2008-II
51
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
kaynaklanmıştır. 2008 yılı Ocak-Şubat dönemi ödemeler dengesi gelişmeleri,
bu görünümün 2008 yılı ilk çeyreğinde de sürdüğüne işaret etmektedir.
Grafik 4.2.4. Ödemeler Dengesinde Hizmetler Hesabı* ve GSYİH
16
14
Hizmetler Dengesi (milyar ABD
doları)
12
10
8
6
Hizmetler Dengesi / GSYİH
(yüzde)
4
2
2008-I
2007-IV
2007-III
2007-I
2007-II
2006-III
2006-IV
2006-I
2006-II
2005-IV
2005-II
2005-III
2005-I
2004-III
2004-IV
2004-I
2004-II
0
* Mart ayı hizmetler dengesi tahmini yapılarak 2008 yılı ilk çeyrek verisi de grafiğe konulmuştur.
Kaynak: TCMB, TÜİK.
Sonuç olarak, 2007 yılının üçüncü ve dördüncü çeyreğinde GSYİH’ye
artan oranda negatif katkı yapan net ihracatın, 2008 yılı ilk çeyreğinde negatif
katkısının bir miktar azalacağı, ikinci çeyrekten itibaren ise katkının pozitife
dönebileceği tahmin edilmektedir.
Özetle, küresel kredi piyasalarındaki sorunlara ve diğer belirsizlik
algılamalarına paralel olarak zayıflayan harcama eğiliminin, iktisadi faaliyet ve
istihdam artışını sınırlamaya devam edeceği tahmin edilmektedir. Bu
çerçevede, 2008 yılında toplam talep koşullarının enflasyona düşüş yönünde
yaptığı katkının artması beklenmektedir (Grafik 4.2.5).
Grafik 4.2.5. Çıktı Açığı
(Yüzde)
8
6
4
2
0
-2
-4
-6
-8
2008-I
2007-I
2007-III
2006-III
2006-I
2005-I
2005-III
2004-III
2004-I
2003-III
2003-I
2002-III
2002-I
2001-III
2001-I
2000-III
2000-I
-10
Kaynak: TCMB.
52
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
4.3. İş Gücü Maliyetleri
Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan “İmalat Sanayi Üretimde
Çalışanlar ve Üretimde Çalışılan Saat Endeksi” sonuçlarına göre 2007 yılının
dördüncü çeyreğinde imalat sanayi istihdamı bir önceki yılın aynı dönemine
göre yüzde 1,8 oranında artmıştır (Tablo 4.3.1). İkinci ve üçüncü çeyrekte
gerileyen imalat sanayinde iş gücü verimliliği artışı, dördüncü çeyrekte
üretimde gerçekleşen görece yüksek oranlı artışla beraber bir miktar
toparlanmıştır. İş gücü verimliliğindeki yükselişin reel ücretlerdeki artıştan
daha fazla olması nedeniyle reel birim ücretler, dördüncü çeyrekte yüzde 2,3 ve
2007 yılının genelinde yüzde 1,9 oranında gerileme kaydetmiştir. (Grafik
4.3.1). Bu çerçevede reel birim ücretlerin enflasyondaki düşüş sürecine verdiği
katkı 2007 yılında azalmakla birlikte devam etmiştir.
Tablo 4.3.1. İmalat Sanayinde İstihdam, Reel Ücret ve Verimlilik Gelişmeleri
(Bir Önceki Yılın Aynı Dönemine Göre Yüzde Değişim)
2005
İstihdam(1)
Kamu
Özel
Ücret(2)
Kamu
Özel
Kazanç(3)
Kamu
Özel
Verimlilik(4)
Yıllık
-0,7
-8,1
0,1
2,0
8,0
1,7
1,8
6,1
1,9
6,0
2006
I
-1,9
-3,3
-1,9
1,0
-3,9
1,9
0,3
-3,3
1,3
5,0
II
-1,4
-3,8
-1,2
0,5
-2,7
1,3
0,4
-2,4
1,2
9,9
III
-0,7
-5,7
-0,2
0,0
-4,0
1,2
0,0
-0,4
0,7
6,5
2007
IV
1,2
-2,9
1,6
2,1
-1,5
3,1
2,8
0,0
4,0
5,2
Yıllık
-0,7
-4,1
-0,4
0,9
-3,0
1,9
0,9
-1,5
1,8
6,7
I
2,4
-3,2
2,7
-2,1
0,4
-2,0
-1,3
1,1
-1,0
5,1
II
2,0
-3,8
2,5
-0,5
-2,1
0,1
-0,1
0,3
0,5
0,5
III
2,2
0,6
2,3
3,5
3,8
3,5
3,7
3,0
3,9
1,1
IV
1,8
0,0
1,9
1,6
-0,1
1,9
0,6
0,8
0,8
3,9
Yıllık
2,1
-1,5
2,3
0,6
0,5
0,9
0,7
1,3
1,0
2,6
(1) İmalat Sanayinde Üretimde Çalışanlar Endeksi, 1997=100.
(2) Dönemler İtibarıyla Üretimde Çalışılan Saat Başına Reel Ücret Endeksi, 1997=100.
(3) Dönemler İtibarıyla Üretimde Çalışan Kişi Başına Reel Kazanç Endeksi, 1997=100.
(4) Dönemler İtibarıyla Üretimde Çalışılan Saat Başına Kısmi Verimlilik Endeksi, 1997=100.
Kaynak: TÜİK, TCMB.
Reel birim ücretlerin enflasyondaki düşüş sürecine katkıda bulunmaya
devam edebilmesi için, daha önceki Enflasyon Raporlarında da vurgulandığı
üzere, orta vadede verimliliği destekleyecek ve yatırım ortamını iyileştirecek
düzenlemelerin hayata geçirilmeye devam edilmesi büyük önem taşımaktadır.
Bunun yanı sıra, gelirler politikasının enflasyon beklentilerini bozmayacak
şekilde uygulanması önemini korumaktadır.
Enflasyon Raporu 2008-II
53
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Grafik 4.3.1. İmalat Sanayiinde Reel Birim Ücret Endeksi
(1997=100)
110
100
Yıllık Yüzde Değişim (Sağ Eksen)
15
İmalat Sanayi Reel Birim Ücret
10
5
0
90
-5
80
-10
-15
70
-20
60
-25
07-IV
07-I
06-II
05-III
04-IV
04-I
03-II
02-III
01-IV
01-I
00-II
99-III
98-IV
-30
98-I
50
Kaynak: TÜİK, TCMB.
54
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
KUTU 4.1. MİLLİ HESAPLAR GÜNCELLEMESİ
Türkiye İstatistik Kurumu Mart ayında, Avrupa Hesaplar Sistemine (ESA-95) uygun olarak 1998 yılı bazlı yeni milli
gelir serisini açıklamıştır. Bu kutuda, eski ve yeni milli gelir serileri arasındaki yöntem farklarından kısaca
bahsedildikten sonra, iktisadi faaliyete ilişkin içerilen bilgiler açısından seriler arasındaki farklılıklar kısaca
irdelenecektir. 1987 bazlı serinin son verisi 2007 yılının üçüncü çeyreğine kadar mevcut olması nedeniyle analize
2007 yılı son çeyreği dahil edilmemiştir.
Yeni milli gelir serisi üretim yönünden incelendiğinde, önceki seriye göre hizmetler sektörünün payında artış, tarım ve
sanayi sektörlerinin paylarında ise azalış gözlenmektedir. Hizmetler sektörünün payındaki artışta en önemli etken,
hesaplama yönteminin değişmesiyle birlikte mali kuruluşlar sektörünün yarattığı katma değer payının belirgin olarak
artması ve dönem içinde söz konusu sektörün yüksek oranda büyümesidir. Eski seride, çalışan sayısındaki değişime
göre tahmin edilen sabit fiyatlarla katma değer, yeni seride mali kuruluşların faaliyetlerinin TÜFE ile indirgenmesi
yoluyla hesaplanmıştır. 2001 yılından itibaren sektörde çalışan sayısı artmadığı için, eski seride sektörün ağırlığı ve
büyüme oranları oldukça düşük hesaplanmıştır. Ayrıca, katılım bankaları, factoring gibi yeni finansal hizmetlerin
yarattığı katma değer yeni seride kapsanmıştır. Yeni seride, sektörün payı yüzde 10 düzeyine yaklaşırken (2007 yılı
ilk dokuz aylık dönemde yüzde 9,4), mali kuruluşlar sektörünün büyüme oranları da son yıllarda yüksek düzeylerde
gerçekleşmiştir (Tablo 1).
Tablo 1. Hizmet Sektörlerinin GSYİH İçindeki Yüzde Payları ve Büyüme Oranları
1987 Bazlı Seri
1998 Bazlı Seri
2004
2005
2006
2007*
2004
2005
2006
2007*
İnşaat
Büyüme
Pay
4,6
3,7
21,5
4,2
19,4
4,7
11,5
5,0
14,1
5,8
9,3
5,8
18,5
6,4
6,4
6,4
Büyüme
Pay
13,2
20,5
8,1
20,6
6,5
20,7
4,5
20,8
13,8
13,1
9,5
13,2
6,3
13,1
5,8
13,3
Büyüme
Pay
10,4
3,4
3,1
3,3
2,3
3,2
-3,3
2,9
6,8
2,2
0.4
2,0
2.5
1,9
1.7
2,0
Büyüme
Pay
6,8
13,3
8,8
13,5
3,1
13,1
4,4
12,8
10,7
13,9
11,7
14,3
6,8
14,3
8,1
14,8
Büyüme
Pay
1,1
1,7
-0,2
1,6
2,2
1,5
7,4
1,6
14,0
8,3
13,6
8,7
14,0
9,3
10,6
9,4
Büyüme
Pay
8,0
2,2
7,4
2,2
5,2
2,2
3,0
2,2
13,2
2,8
10,2
2,8
12,6
3,0
14,8
3,1
Büyüme
Pay
3,1
3,9
-5,0
3,4
0,1
3,2
0,7
3,0
Büyüme
Pay
1,1
2,1
4,3
2,0
5,2
2,0
8,3
2,0
Büyüme
Pay
-1,1
1,1
17,8
1,2
3,9
1,2
0,3
1,2
Büyüme
Pay
4,7
1,6
5,3
1,5
9,1
1,6
6,5
1,6
Ticaret
Otel-Lokanta
Ulaştırma-Haberleşme
Mali Kuruluşlar
Serbest Meslek
Gayrimenkul
Büyüme
Pay
Devlet Hizmetleri
Büyüme
Pay
1,2
3,8
0,8
3,6
2,0
3,4
1,2
3,3
Kamu Yönetimi
Eğitim
Sağlık
Diğer Sosyal
* İlk dokuz ay
Yeni seride inşaat sektörünün GSYİH içindeki payı yaklaşık olarak yüzde 50 oranında artış kaydetmiştir. Eski seride,
inşaat ruhsatları ve yapı kullanım izni verileri kullanılarak ve inşaat bitirme süresi ortalama beş yıl varsayılarak katma
değer hesaplanırken, yeni seride söz konusu verilerin yanında inşaatla ilgili sektörlerin üretimlerinin dikkate alındığı
mal akım yöntemi kullanılmıştır. Bu nedenle, yeni yöntem, metalik olmayan mineral maddeler başta olmak üzere,
imalat sanayinin inşaat sektörüne ara girdi veren sektörlerindeki üretimin inşaat sektörü katma değerine öncü
gösterge olarak kullanılmasına imkan vererek inşaat faaliyetleriyle ilgili güncel gelişmelerin takibini
kolaylaştırmaktadır. Hizmetler sektöründeki diğer değişiklikler, serbest meslek ve hizmetler sektörünün yerine
gayrimenkul, finansal kiralama ve iş faaliyetleri sektörünün gelmesi ile devlet hizmetleri sektörünün kamu yönetimi,
eğitim, sağlık gibi sektörlerde detaylandırılması olarak özetlenebilir.
Enflasyon Raporu 2008-II
55
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Milli gelir güncellemesi harcamalar tarafından incelendiğinde, özel harcamaların (tüketim ve yatırım) payının arttığı,
kamu harcamalarının payının ise düştüğü görülmektedir (Tablo 2). Öte yandan, gerek ihracatın gerekse ithalatın payı
düşmüş, dolayısıyla ekonominin dışa açıklık oranında gerileme meydana gelmiştir.
Tablo 2. Harcamalar Yoluyla 1998 Bazlı Milli Gelir ile 1987 Bazlı Milli Gelir Karşılaştırılması
(Cari Fiyatlarla, Yüzde Paylar)
Devletin
Devlet
Gayri Safi Özel Harcamalar
Nihai
Yerleşik
Harcamaları
(Tüketim+
Tüketim Sabit Sermaye
Hanehalkları
(Tük.+Yat.)
Yatırım)
Oluşumu
Harcamaları
Tüketimi
1987 1998 1987 1998 1987 1998
1987
1998 1987 1998
66 5
68,5
70,5
68,4
68,0
71,2
71,3
71,7
70,5
12 7
15,2
14,1
14,2
14,0
13,6
13,2
13,1
13,1
10 3
12,2
11,7
12,4
12,7
12,2
11,9
11,8
12,3
24 6
21,9
22,4
18,2
16,6
15,5
17,8
19,6
21,0
22 9
18,9
20,4
15,9
16,7
17,0
20,3
21,0
22,3
87 6
88,4
87,9
84,6
77,7
77,9
80,2
82,8
83,1
84 7
83,0
86,2
80,1
80,4
84,9
88,7
89,4
89,4
18 8
20,9
20,1
19,8
19,3
17,8
16,9
17,3
17,4
Mal ve
Hizmet
İhracatı
1987 1998
14 8
16,6
16,4
16,6
17,1
15,6
14,9
15,1
15,7
24 3
23,2
24,0
33,7
29,2
27,4
28,9
27,4
28,2
21 3
19,4
20,1
27,4
25,2
23,0
23,6
21,9
22,7
Mal ve
Hizmet
İthalatı
1987 1998
1998
1999
2000
2001
2002
2003
2004
2005
2006
69 2
72,2
71,5
72,0
66,4
66,6
66,1
67,4
66,4
27 9
26,9
31,5
31,3
30,7
30,7
34,7
34,0
35,9
20 2
19,3
23,1
23,3
23,6
24,0
26,2
25,4
27,6
2007 (9 Aylık)
1998-2006
(Kümülatif)
67,4
70,3
13,1
12,4
21,6
21,4
85,3
88,0
16,8
16,1
28,5
22,1
36,5
26,9
67,5
70,4
13,5
12,1
18,9
19,8
81,8
86,6
18,0
15,7
28,1
23,1
33,1
25,1
Harcamalar tarafından yeni seride dikkat çeken diğer bir husus da stok değişmelerinin GSYİH içindeki payının önemli
oranda düşmesidir (Grafik 1). Eski seride, 2002 yılından itibaren stok değişmeleri ve istatistiki hata toplamı sürekli
pozitif iken yeni seride stok değişmeleri olması gerektiği gibi (yeni seride stok değişmeleri istatistiki hatayı da
içermektedir) pozitif ve negatif değerler almaktadır. İmalat sanayinde sabit yerine değişken katma değer/üretim
oranlarının kullanılmaya başlanmasının stok değişimlerini makul düzeylere düşürdüğü düşünülmektedir.
Grafik 1. Stok Değişmeleri/GSYİH
(Cari Fiyatlarla, Yüzde)
15
10
5
0
-5
-10
-15
1987 Bazlı
1998 Bazlı
-20
2007Q3
2007Q1
2006Q3
2006Q1
2005Q3
2005Q1
2004Q3
2004Q1
2003Q3
2003Q1
2002Q3
2002Q1
2001Q3
2001Q1
2000Q3
2000Q1
1999Q3
1999Q1
1998Q3
1998Q1
-25
Kaynak: TÜİK,
Özel tüketim harcamaları, 1987 yılı bazlı seride yurt içi yerleşik hanehalklarının harcamaları olarak sunulurken, 1998
bazlı seride yerleşik hanehalkının yurt içi ve yurt dışı tüketimi ve yerleşik olmayan hanehalkının yurt içi tüketimi
olarak detaylandırılmıştır. Özel tüketim harcamaları yerleşik ve yerleşik olmayanların yurt içi tüketiminden, yerleşik
olmayanların yurt içi tüketiminin çıkartılıp yerleşik olanların yurt dışı tüketiminin eklenmesiyle hesaplanmıştır. 1987
bazlı seride beş detayda verilen özel tüketim harcamaları, 1998 bazlı seride on alt detayda fonksiyonel harcama
grubu olarak sunulmuştur (Tablo 3).
56
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Tablo 3. Özel Tüketim Harcamaları Alt Detayı
Tüketim İçindeki
1998 Yılı Bazlı Seri
32,9
Gıda, İçki ve Tütün
13,9
Giyim ve Ayakkabı
14,9
Konut, Su, Elektrik, Gaz ve Diğer Yakıtlar
19,5
Mobilya, Ev Aletleri ve Ev Bakım Hizmetleri
11,5
Sağlık
7,1
Ulaştırma ve Haberleşme
Eğlence ve Kültür
Eğitim
Lokanta ve Oteller
Çeşitli Mal ve Hizmetler
100,0
Toplam
1987 Yılı Bazlı Seri
Gıda-Içki
Dayanıklı Tüketim
Yarı Dayanıklı ve
Enerji-Ulaştırma
Hizmetler
Konut Sahipliği
Toplam
Tüketim İçindeki Pay
27,0
8,3
16,4
7,8
3,7
17,8
4,8
1,0
6,0
7,1
100,0
Not: 1987 yılı bazlı seri için özel nihai tüketim harcamaları, 1998 yılı bazlı seri için yerleşik ve yerleşik olmayan hanehalklarının yurtiçi tüketimi kullanılmıştır.
Hesaplamalarda 1998-2006 yılları arası kümülatif verileri kullanılmıştır.
Milli gelir hesaplamalarında yapılan güncellemelerin ekonomik faaliyetlerin genel eğiliminde değişiklik yaratıp
yaratmadığını incelemek amacıyla, GSYİH’nin ve başlıca talep unsurlarının (özel tüketim ve yatırım) mevsimsellikten
arındırılmış verileri aşağıda verilmiştir (Grafik 1-3). Mevsimsellikten arındırılmış özel tüketim harcamalarının genel
eğilimleri iki seride de paralellik arzetmektedir. Buna karşın, özel yatırım harcamaları, 1998 bazlı seride daha dalgalı bir
seyir izlemektedir. Diğer taraftan, her iki talep bileşeninde ve GSYİH’de, 2006 yılı ikinci yarısındaki parasal
sıkılaştırmanın ekonomik faaliyetler üzerindeki yavaşlatıcı etkisi görülmektedir. Eski ve yeni milli gelir serileri arasında
bazı farklılıklar gözlenmekle (örneğin yeni seride son yıllarda yıllık büyüme oranları daha yüksek olması) birlikte genel
eğilimin her iki seride de benzer olduğu görülmektedir.
Grafik 1. Özel Tüketim
Grafik 2. Özel Yatırım
(Mevsimsellikten Arındırılmış, Sabit Fiyatlarla, Bin YTL)
(Mevsimsellikten Arındırılmış, Sabit Fiyatlarla, Bin YTL)
27000
19000000
26000
18000000
25000
10500
6100000
9500
5600000
5100000
8500
4600000
7500
17000000
16000000
2007-III
2007-I
2007-II
2006-III
2006-IV
2600000
2005-I
2007-III
2007-I
2007-II
2006-III
2006-IV
2006-I
2006-II
2005-III
2005-IV
2005-I
3100000
4500
15000000
2005-II
21000
3600000
Özel Yatırım(1998 Bazlı Seri, Sağ Eksen)
5500
2006-I
Özel Tüketim(1998 Bazlı
Seri, Sağ Eksen)
2006-II
22000
4100000
Özel Yatırım(1987 Bazlı Seri)
6500
2005-III
Özel Tüketim (1987 Bazlı
Seri)
2005-II
23000
2005-IV
24000
Kaynak:TÜİK,TCMB.
Kaynak: TÜİK, TCMB.
Grafik 3. GSYİH
(Mevsimsellikten Arındırılmış,Sabit Fiyatlarla, Bin YTL)
41000
26000000
40000
25000000
39000
24000000
38000
23000000
37000
22000000
GSYİH (1987 Bazlı Seri)
36000
GSYİH (1998 Bazlı Seri, Sağ Eksen)
2007-III
2007-II
2007-I
2006-IV
2006-III
2006-II
2006-I
2005-IV
2005-II
2005-III
20000000
2005-I
35000
21000000
Kaynak: TÜİK, TCMB.
Enflasyon Raporu 2008-II
57
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Yenilenen milli gelir serisi dönemlik artış oranları itibarıyla incelendiğinde büyümenin ana eğiliminde önemli bir
değişiklik olmadığı görülmektedir (Grafik 4). Sonuç olarak, milli gelir güncellemesinin, para politikası açısından, talep
koşulları ve iktisadi faaliyete ilişkin görünümde önemli bir değişikliğe neden olmadığı düşünülmektedir.
Grafik 4. GSYİH Dönemlik Değişimi
(Mevsimsellikten Arındırılmış, Yüzde)
8
6
1987 Bazlı
1998 Bazlı
4
2
0
-2
-4
-6
-8
2007-III
2006-
2006-I
2005-II
2004-III
2003-
2003-I
2002-II
2001-III
2000-
2000-I
-10
Kaynak:TÜİK, TCMB.
58
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
5. Finansal Piyasalar ve Finansal Aracılık
5.1. Finansal Piyasalar
2008 yılının ilk çeyreğinde başta ABD olmak üzere gelişmiş ülke
ekonomilerinin büyümelerine ve kredi piyasalarına dair aşağı yönlü risklerin
belirginleşmesiyle küresel risk algılamalarındaki bozulma eğilimi güçlenerek
devam etmiştir.
Bu dönemde, gelişmiş ülke ekonomilerinin performanslarının
beklentilerin altında kalacağına dair endişeler yeni verilerle desteklenirken,
finans piyasalarındaki likidite sıkışıklığı artarak devam etmiş, finans
kuruluşlarının varlığa dayalı menkul kıymetlerden kaynaklanan zararlarının
büyük boyutlarda olduğu ortaya çıkmıştır. Tüm bunlar, gelişmiş ülke merkez
bankalarını, finansal piyasaların likidite imkanlarının genişletilmesini
sağlamaya yönelik yeni önlemler almaya teşvik etmiştir. Ancak, alınan
önlemlerin finansal oynaklığın azaltılmasındaki etkileri kısa süreli ve sınırlı
olmuştur.
Gelişmiş ülke ekonomilerindeki belirsizlikler, küresel risk iştahındaki
düşüş ve uluslararası likidite koşullarındaki bozulma kanalıyla gelişmekte olan
piyasalarda da finansal oynaklığa yol açmıştır. Yılın ilk çeyreğinde, gelişmekte
olan ülkelerin risk primlerinde 2007 yılının ikinci yarısında başlayan bozulma
eğilimi hızlanarak devam etmiştir. Nitekim 5 yıllık Kredi İflas Takası (KİFT)
primi ve JP Morgan EMBI+ Türkiye endeksi gibi Türkiye’nin risk primi
ölçütlerinde bu dönemde artış gözlenmiştir (Grafik 5.1.1). Bunun yanı sıra,
gelişmekte olan ülkelerin risk primlerinin oynaklıklarında ve küresel risk
iştahına duyarlılıklarında 2007 yılında başlayan artış eğilimi devam etmektedir
(Kutu 5.1). Uluslararası piyasaların gelişmiş ülkelerin büyüme ve finansal
sağlamlık göstergelerine hassasiyetinin ve finansal oynaklığın, küresel
ekonomik konjonktüre ilişkin belirsizlikler ortadan kalkana kadar devam etmesi
beklenmektedir.
Enflasyon Raporu 2008-II
59
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Grafik 5.1.1. Risk Primi Göstergeleri
400
Türkiye'nin 5 Yıllık KİFT (CDS) Oranları
EMBI+ Türkiye
800
EMBI+
350
700
600
300
500
250
400
200
300
150
200
100
03.04.08
03.01.08
03.10.07
03.07.07
03.04.07
03.01.07
03.10.06
03.07.06
03.04.06
03.01.06
01.03.08
01.11.07
01.07.07
01.03.07
01.11.06
01.07.06
01.03.06
01.11.05
01.07.05
01.03.05
01.11.04
01.07.04
01.03.04
100
Kaynak: Bloomberg.
Para politikası faizlerindeki indirime rağmen, finansal oynaklığın
artmasıyla yılın ilk çeyreğinde piyasa faizlerinde artış yaşanmıştır. 28 Nisan
2008 tarihinde oluşan getirilerin, 2 Ocak 2008 tarihinde oluşan getirilerin her
vadede üzerinde gerçekleştiği görülmektedir. Bu dönemde piyasa faizlerinde
gözlenen yukarı yönlü hareketler büyük ölçüde küresel risklerin yurt içi
yansımalarından kaynaklanmaktadır. Öte yandan, gıda ve enerji fiyatlarındaki
artışlar ile döviz kuru hareketlerine paralel olarak bozulma eğilimi gösteren
enflasyon beklentilerinin de bu gelişmede etkili olduğu düşünülmektedir
(Grafik 5.1.2).
Grafik 5.1.2. Getiri Eğrileri
(Yüzde)
2 Ocak 2008
19,00
18,75
18,50
18,25
18,00
17,75
17,50
17,25
17,00
16,75
16,50
16,25
16,00
15,75
15,50
28 Nisan 2008
0,5
1
1,5
2
2,5
3
3,5
4
Kaynak: TCMB.
Bu gelişmeler doğrultusunda, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası
(İMKB) Tahvil ve Bono Piyasasında oluşan gösterge niteliğindeki Devlet İç
60
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Borçlanma Senedi (DİBS) faiz oranında 2007 yılı başından itibaren
gözlemlenen düşüş eğilimi, yılın son çeyreğinde duraklamış, 2008 yılının
birinci çeyreğinde ise eğilim tersine dönmüştür. Bu dönemde, gösterge
niteliğindeki faiz oranı TCMB gecelik faiz oranının üzerine çıkmıştır (Grafik
5.1.3).
Grafik 5.1.3. Faiz Oranlarındaki Gelişmeler
(Yüzde)
IMKB Tahvil ve Bono
Piyasası Faiz Oranı
(Gösterge Niteliğinde,
Bileşik)
23
22
21
20
19
18
17
16
15
14
13
04.02.08
07.11.07
10.08.07
18.05.07
22.02.07
27.11.06
29.08.06
06.06.06
13.03.06
13.12.05
16.09.05
23.06.05
30.03.05
03.01.05
TCMB Gecelik Faiz
Oranı (Bileşik)
Kaynak: İMKB, TCMB.
Yılın ilk çeyreğinde orta vadeli reel faizlerde belirgin bir artış
gözlenmiştir (Grafik 5.1.4). Reel faizlerin yüksek seviyesinin önümüzdeki
dönemde talep koşullarını kontrol altında tutmaya devam etmesi
beklenmektedir. Bununla birlikte küresel risk algılamalarına ve enflasyon
beklentilerine ilişkin gelişmeler dikkatle takip edilmektedir.
Grafik 5.1.4. Reel Faiz Gelişmeleri*
(Yüzde)
15,0
İki Yıllık Reel Faiz (Yüzde)
14,0
13,0
12,0
11,0
10,0
9,0
8,0
03.03.08
03.01.08
03.11.07
03.09.07
03.07.07
03.05.07
03.03.07
03.01.07
03.11.06
03.09.06
03.07.06
7,0
* Getiri eğrisinden elde edilen iki yıl vadeli nominal faizler ve TCMB Beklenti Anketi’nden elde edilen enflasyon
bekleyişleri kullanılarak hesaplanan iki yıllık reel faizlerdir.
Kaynak: İMKB, TCMB.
2007 yılının son çeyreğinde reel para tabanı yıllık bazda değişmemiş,
2008 yılının Şubat ve Mart aylarında ise emisyon hacmindeki artışa paralel
Enflasyon Raporu 2008-II
61
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
olarak hızlanma eğilimi göstermiştir. Söz konusu hızlanmanın, anılan dönemde
belirsizlik algılamalarındaki artışa paralel olarak likit olmayan varlıklardan
daha likit olanlara geçme eğiliminden kaynaklandığı ve bu nedenle enflasyonist
bir baskıya işaret etmediği düşünülmektedir (Grafik 5.1.5).
Grafik 5.1.5. Para Tabanı Yıllık Reel Büyümesi
(Yüzde)
Emisyon Net Etki
60
Bankalar Mevduatı
Net Etki
Para Tabanı
Yıllık Reel Yüzde Değişimi
45
30
15
0
0308
1207
0907
0607
0307
1206
0906
0606
0306
1205
0905
-15
Kaynak: TCMB.
Yılın ilk çeyreğinde küresel ekonomiye dair belirsizlikler sonucu oluşan
risk algılamalarındaki bozulma YTL’nin gelişmiş ülke para birimleri karşısında
değer kaybetmesine yol açmıştır. Kur seviyesindeki ve oynaklığındaki artış,
enflasyon beklentilerini olumsuz yönde etkileme potansiyeli taşımaktadır.
(Grafik 5.1.6).
Grafik 5.1.6. Döviz Kuru Gelişmeleri
1,85
200
Reel Efektif Kur Endeksi (TÜFE Bazlı)
190
1,75
180
1,65
170
160
1,55
150
1,45
140
130
1,35
120
15.11.07
01/03/07
13.06.06
23.09.05
10.01.05
26.04.04
05.08.03
13.11.02
01.03.02
1,15
110
100
12.2006
05.2007
10.2007
03.2008
Sepet (0.5 Euro + 0.5 ABD doları)/YTL
05.2002
10.2002
03.2003
08.2003
01.2004
06.2004
11.2004
04.2005
09.2005
02.2006
07.2006
1,25
Kaynak: TCMB.
Uluslararası likidite koşullarındaki ve küresel risk iştahındaki bozulmanın
devam etmesi finansman koşullarını daraltmaktadır. Yurt dışında YTL cinsi
finansal araçlara olan talebin bir göstergesi olan yabancı finansal kuruluşların
YTL cinsinden gerçekleştirdiği global tahvil ihraçları 2008 yılının ilk
62
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre artış göstermiş olsa da, geçtiğimiz yılların
aynı dönemlerine göre önemli ölçüde azalmıştır. Toplam tahvil stoku ise 2007
yılının üçüncü çeyreğine göre bir miktar azalış göstermiştir (Grafik 5.1.7).
4,5
0,5
2008-I
2007-IV
2007-III
2007-I
2007-II
2006-IV
2006-III
2006-I
2006-II
2005-IV
2005-III
2005-I
0
2005-II
0,0
11,0
1,5
9,0
1,0
7,0
0,5
0,0
5,0
Vade Yılı
2022
7
1,0
2,0
2020
1,5
13,0
2,5
2018
2,0
15,0
3,0
2016
14
2,5
3,5
2014
3,0
17,0
4,0
2012
3,5
21
2010
4,0
2008
Yeni İhraç
Miktarı (Milyar
YTL, Sol Eksen)
Toplam İhraçlar
(Milyar YTL)
4,5
Vade Yılına Göre Mevcut Miktar (Milyar YTL)
5,0
Vade Yılına Göre Mevcut Toplam İhraç Miktarı (Milyar
YTL)
Grafik 5.1.7. Yabancı Finansal Kuruluşların YTL Cinsinden İhraç Ettikleri Tahviller
Kaynak: TCMB.
2008 yılının ilk çeyreğinde döviz alım ihalelerinde TCMB tarafından
gerçekleştirilen net döviz alım tutarı yaklaşık 3,3 milyar ABD doları olarak
gerçekleşmiştir. TCMB döviz rezervleri 18 Nisan 2008 itibarıyla 75 milyar
ABD doları seviyesine ulaşmıştır.
2008 yılının ilk çeyreğinde döviz alım ihale miktarının düşürülmesi,
Hazine’nin döviz cinsinden daha az borçlanması ve para talebinde gözlenen
artış gibi gelişmelerle gecelik piyasada çekilen fazla likidite azalış göstermiştir
(Grafik 5.1.8). Söz konusu eğilimin önümüzdeki dönemde de devam etmesi ve
bu çerçevede parasal koşullarda göreceli olarak sıkılaşma gözlenmesi
öngörülmektedir.
Grafik 5.1.8. Fazla YTL Likiditesi
(Milyar YTL)
20
15
10
5
0
01.04.08
01.02.08
01.12.07
01.10.07
01.08.07
01.06.07
01.04.07
01.02.07
01.12.06
01.10.06
01.08.06
01.06.06
01.04.06
01.02.06
01.12.05
01.10.05
01.08.05
01.06.05
-5
Kaynak: TCMB.
Enflasyon Raporu 2008-II
63
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
5.2. Finansman Koşulları ve Krediler
2008 yılının ilk çeyreğinde tüketici kredilerinde göreli bir yavaşlama
gözlenirken reel sektöre açılan krediler artış eğilimini korumuş ve bu
doğrultuda toplam kredilerin milli gelire oranı yükselmeye devam etmiştir
(Grafik 5.2.1).
Grafik 5.2.1. Reel Sektöre Açılan Krediler / GSYİH*
(Yüzde)
30
26
22
18
14
08-I
07-I
07-III
06-III
06-I
05-I
05-III
04-I
04-III
03-I
03-III
02-I
02-III
01-I
01-III
00-I
00-III
10
*Reel sektör kredileri tüketici kredileri ve firmalara verilen kredilerden oluşmaktadır. 2008-I GSYİH verisi için
tahmini rakamlar kullanılmıştır.
Kaynak: TCMB.
Yılın ilk çeyreğinde şirketlere yurt dışı şubeler aracılığıyla arz edilen
yabancı para cinsinden kredilerin toplam krediler içindeki payı artmıştır. Öte
yandan, özel sektörün yurt dışından uzun vadeli kredi kullanımındaki artış
eğilimi devam etmiştir. Şubat ayı itibarıyla son bir yıl içinde özel sektörün uzun
vadeli kredi kullanımı net 29,6 milyar ABD dolarına ulaşmıştır. Tüm bu
gelişmeler birlikte ele alındığında yılın ilk çeyreği itibarıyla reel kesimin kredi
kullanımında önemli bir yavaşlama olmadığı görülmektedir. Bununla birlikte,
küresel kredi piyasalarındaki sorunların henüz giderilmemiş olması, reel
kesimin borçlanma olanaklarına ve dolayısıyla genel iktisadi faaliyete ilişkin
risk oluşturmaktadır.
30000
23000
25000
20000
20000
17000
15000
14000
10000
11000
5000
2008-I
2007-I
2007-III
2006-I
2006-III
2005-I
2005-III
2004-III
2004-I
2003-III
2003-I
2002-I
-5000
2002-III
0
5000
2001-I
8000
(Milyon ABD Doları)
26000
2001-III
(Milyon YTL)
Grafik 5.2.2. Özel Sektörün Dış Kredi Kullanımı ve Yatırımları
Gayri Safi Sabit Sermaye Oluşumu (özel sektör, yıllık)
Özel Sektör Uzun Vadeli Net Dış Kredi Kullanımı (yıllık, sağ eksen)
Kaynak: TÜİK, TCMB.
64
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Tüketici kredilerindeki ılımlı artış 2008 yılının ilk çeyreğinde devam
etmiştir Konut kredileri reel bazda artışını korumuştur. Maliyeti daha yüksek
seyreden ihtiyaç kredileri ve kredi kartlarındaki artış yavaşlayarak da olsa
devam etmiş, taşıt kredilerinde ise reel azalış sürmüştür (Tablo 5.2.1).
Tablo 5.2.1. Tüketici Kredileri ve Kredi Kartlarından Alacaklar
(Reel Üç Aylık Yüzde Değişim)
2006
Tüketici Kredileri
2007
2008
IV
I
II
III
IV
I
3,6
2,6
9,0
10,0
6,6
5,6
Konut Kredileri
2,2
2,7
7,5
10,2
5,4
6,5
Taşıt Kredileri
-5,0
-8,9
-3,4
-2,0
-1,4
-4,5
Diğer Krediler
8,9
6,6
14,5
12,8
9,9
6,7
2,1
-1,6
7,7
2,4
3,2
2,2
Kredi Kartları
Kaynak: TCMB.
Uluslararası finans piyasalarındaki gelişmelere bağlı olarak azalan
finansman olanaklarının tüketici kredilerindeki genişlemeyi sınırladığı
düşünülmektedir. Yabancı finansal kuruluşların ihraç ettiği küresel YTL
tahvillerin yenilenme oranındaki azalış bankaların takas piyasalarından uzun
vadeli YTL fon bulmalarını zorlaştırmaktadır (Grafik 5.1.7). Ayrıca,
sendikasyon ve seküritizasyon kredilerinin son dönemde artış hızının
yavaşlaması yurt dışından borçlanma imkânlarının kısmen azaldığına işaret
etmektedir. Sonuç olarak, küresel piyasalardaki belirsizlikler gerek bankaların
doğrudan kredi olarak sunabilecekleri fonları azaltması gerekse portföylerin
daha likit belirlenmesini teşvik etmesi bakımından kredi arzını sınırlama
potansiyeli taşımaktadır.
Grafik 5.2.3. Tüketici Kredileri Faizleri
(Aylık, Yüzde)
3,0
Konut
2,8
Otomobil
2,6
İhtiyaç
2,4
2,2
2,0
1,8
1,6
1,4
1,2
06.2004
08.2004
10.2004
12.2004
02.2005
04.2005
06.2005
08.2005
10.2005
12.2005
02.2006
04.2006
06.2006
08.2006
10.2006
12.2006
02.2007
04.2007
06.2007
08.2007
10.2007
12.2007
02.2008
04.2008
1,0
Kaynak: Seçilmiş bankaların internet siteleri.
Enflasyon Raporu 2008-II
65
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Tüketici kredileri faizlerinde bir süredir devam eden düşüş 2008 yılının
ilk çeyreğinde yerini artışa bırakmıştır (Grafik 5.2.3). Yılın ilk çeyreğinde
politika faizlerinde gerçekleşen indirimlere rağmen risk primindeki artış
nedeniyle bankalar ihtiyatlı bir duruş sergilemiştir. Buna göre konut, taşıt ve
ihtiyaç kredileri faizlerinde bir önceki çeyreğe kıyasla sırasıyla 20, 11 ve 5 baz
puan artış gözlenmiştir.
Sonuç olarak, belirsizlik algılamasındaki artış ve küresel kredi arzındaki
daralma nedeniyle önümüzdeki dönemde kredi genişlemesinin sınırlı kalacağı
tahmin edilmektedir. TCMB, toplam nihai yurt içi talep ile finansal sistemin
sağlığına ilişkin içerdiği bilgiler nedeniyle, kredi gelişmelerini yakından takip
etmeye devam edecektir.
66
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
KUTU 5.1. GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERİN RİSK PRİMİ OYNAKLIĞI VE RİSK İŞTAHI ESNEKLİĞİ
ÜZERİNE DEĞERLENDİRME
2007 yılının ikinci yarısında başlayan küresel oynaklık süreciyle birlikte gelişmekte olan ülkelerin risk primlerinde
seviye ve oynaklık artışı yaşanmıştır (Grafik 5.1.1). Daha önceki dönemlerde, Türkiye’nin risk primi göstergesi olan
EMBI+ Türkiye endeksinin oynaklığının genel olarak gelişmekte olan ülkelerin risk priminin göstergesi olan EMBI+
endeksinin oynaklığından daha yüksek seviyelerde gerçekleştiği ve farkın küresel belirsizlik dönemlerinde daha da
açıldığı gözlenmekteydi (Grafik 1). Bununla birlikte, halen devam etmekte olan belirsizlik sürecinde iki endeksin
oynaklıkları arasındaki farkın kapandığı ve hatta EMBI+ Türkiye endeksi oynaklığının son döneme kadar EMBI+
endeksi oynaklığından aşağı seviyelerde gerçekleştiği gözlenmiştir.
Grafik 1. EMBI+ ve EMBI+ Türkiye Endekslerinin Değişim Oynaklıkları*
EMBI+ Türkiye endeksi
standart sapması
EMBI+ endeksi standart
sapması
0,045
0,04
0,005
EMBI+ Türkiye endeksi
koşullu oynaklığı
0,0045
EMBI+ endeksi koşullu
oynaklığı
0,004
0,035
0,0035
0,03
0,003
0,025
0,0025
0,002
0,02
0,0015
0,015
0108
0707
0107
0706
0106
0705
0105
0104
0108
0907
0507
0107
0906
0506
0106
0905
0505
0105
0904
0
0504
0,005
0104
0,0005
0704
0,001
0,01
*Soldaki grafik, endekslerin değişim oranlarının 100 günlük örneklemler kullanılarak hesaplanan hareketli standart sapmalarını, sağdaki grafik ise endekslerin
Genelleştirilmiş Otoregresif Koşullu Değişen Varyans modelleriyle tahmin edilen koşullu oynaklıklarını göstermektedir.
EMBI+ ve EMBI+ Türkiye endekslerinin oynaklıklarındaki artışın yanı sıra, bu endekslerin global risk iştahı göstergesi
olan VIX endeksi esnekliklerinde de, 2007 yılının ikinci çeyreğindeki seviye artışını takiben yukarı yönlü bir trend
gözlemlenmektedir (Grafik 2).
Grafik 2. Risk Primlerinin Risk İştahı Esneklikleri*
0,3
EMBI+ endeksinin VIX endeksi esnekliği
EMBI+ Türkiye endeksinin VIX endeksi esnekliği
0,25
0,2
0,15
0,1
0,05
0208
1107
0807
0507
0207
1106
0806
0506
0206
1105
0805
0505
0205
1104
0804
0
*Esneklikler, EMBI+ ve EMBI+ Türkiye endekslerindeki değişim oranlarının risk iştahı göstergesi olan VIX endeksindeki değişim
oranına hareketli regresyonuyla tahmin edilmiştir. Hareketli regresyonlarda 150 günlük örneklemler kullanılmıştır.
Enflasyon Raporu 2008-II
67
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
68
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
6. Kamu Maliyesi
Kamu kesimi borç stokunun seviyesi ve yapısındaki iyileşme dikkate
alınarak, 2008 yılı için faiz dışı fazla hedefinin GSMH’ye oranı önceki yıllara
göre 1 puan düşürülerek yüzde 5,5 olarak belirlenmiştir. Geçmiş yıllarda
başarıyla uygulanan maliye politikası, enflasyon beklentilerinin düşmesinde ve
yüksek büyüme hızlarının yakalanmasında önemli katkılar sağlamıştır. Söz
konusu olumlu etkilerin kalıcı olabilmesi için maliye politikasının sıkı
duruşunu sürdürmesi, başta sosyal güvenlik reformu olmak üzere yatırım
ortamını daha da iyileştirici, verimliliği ve rekabet gücünü artırıcı mikro
düzeydeki reformların etkin olarak hayata geçirilmesi önemini korumaktadır.
Küresel düzeyde mali piyasalarda ortaya çıkan olumsuzluklar ile gıda ve enerji
fiyatlarına bağlı olarak artış gösteren küresel enflasyon bütün dünyada
belirsizlikleri artırmıştır. Bu çerçevede, her ne kadar son dönemlerde kamu borç
stokunun seviyesi ve yapısında iyileşme sağlanmışsa da, küresel düzeyde artan
belirsizlikler maliye politikasının sıkı duruşundan taviz verilmeden
sürdürülmesini zorunlu kılmaktadır.
Borç stoku göstergelerinde sağlanan iyileşmede ve risk priminin geçmişe
göre azaltılmasında uygulanan sıkı maliye politikasının yanı sıra özelleştirme
gelirlerinin de katkısı olmuştur. Ancak, yukarıda da değinildiği üzere, küresel
piyasalarda oluşan belirsizliklerin ve iç dinamiklerde ortaya çıkabilecek
sorunların özelleştirme uygulamalarını olumsuz yönde etkileme potansiyeli
bulunmaktadır. Bu nedenle, bütçe hedeflerine sadık kalınması risk priminin
daha da artmasını engelleyerek enflasyon beklentilerini ve para politikasının
etkinliğini olumlu yönde etkileyecektir. Diğer taraftan, yılın ilk çeyreği
itibarıyla vergi gelirlerinde sağlanan olumlu performansa karşın, ekonomide
gözlenen yavaşlamanın daha da hızlanması durumunda yılın geri kalan
döneminde vergi gelirlerinin beklentilerin altında gerçekleşme riski
bulunmaktadır. Bu nedenle, içinde bulunduğumuz olumsuz küresel
konjonktürde, bütçe harcamalarındaki gelişmeler maliye politikasının
beklentileri yönlendirmedeki gücünü doğrudan etkileyecektir.
Kamu kesiminde kurumsal altyapıda ve yönetişimde son yıllarda
sağlanan iyileştirmelerin önümüzdeki dönemde de devam etmesi, para
politikasının etkinliği ve enflasyon beklentilerinin kontrol altında tutulması
Enflasyon Raporu 2008-II
69
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
açısından hayati öneme sahiptir. Bu çerçevede, AB’ye tam üyelik
çalışmalarının etkin olarak yürütülmesi önemini korumaktadır.
Güncel bütçe gelişmelerine bakıldığında, 2008 yılının ilk çeyreğinde
merkezi yönetim bütçe harcamaları altında yer alan tarımsal amaçlı transferler,
diğer mal ve hizmet giderleri gibi kalemlerde yüksek oranlı artışlar
gözlenmiştir. Buna karşın, son yıllarda öngörülen hedeflerin üzerinde artış
sergileyen sağlık harcamalarının yılın ilk çeyreğinde önceki yılın aynı
dönemine göre düşmesi ile faiz harcamalarının yüzde 13,9 oranında gerilemesi
dikkat çekmektedir. Diğer yandan, 2008 yılının ilk çeyreğinde merkezi yönetim
vergi gelirlerindeki olumlu performansa karşın, vergi dışı gelirlerin geçen yılın
aynı dönemine göre önemli oranda düşmesi sonucunda toplam bütçe gelirleri
toplam harcamalardan daha yavaş büyümüştür. Sözü edilen dönemde yurt içi
talepte yavaşlama beklenmesine karşın vergi gelirleri yüzde 18,6 oranında
artmıştır. Vergi gelirlerindeki söz konusu artışta dolaysız vergi gelirlerinde
yapılan düzenlemelerin ve vergi tahsilatındaki etkinliğin artmasının önemli
olduğu düşünülmektedir. Yukarıda sözü edilen bazı bütçe kalemlerindeki
olumlu gelişmelere karşın, Mart ayı itibarıyla merkezi yönetim bütçe faiz dışı
fazlasının, kamu bütçe hedeflerinden önemli oranda sapmaların olduğu 2007
yılının aynı dönemine göre, yüzde 25,8 oranında düşmesi ve bütçe açığının
yüzde 31,2 oranında artması bütçe gelişmelerinin dikkatle takibini
gerektirmektedir.
6.1. Bütçe Gelişmeleri
2008 yılı ilk çeyreğinde merkezi yönetim faiz dışı dengesi 9,4 milyar
YTL fazla, toplam bütçe dengesi ise 4,4 milyar YTL açık vermiştir (Tablo 6.1).
Söz konusu dönemde gelirler 2007 yılının aynı dönemine göre yüzde 2,3
oranında, giderler ise yüzde 4,3 oranında artmıştır. Faiz giderlerinin yüzde 13,9
oranında düşmüş olması merkezi yönetim bütçe giderlerindeki artışı
sınırlamıştır.
2008 yılı ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre faiz hariç
bütçe giderleri yüzde 13,0 oranında artmıştır. Faiz hariç bütçe giderlerindeki
artışa en fazla katkıyı 2007 yılına göre yüzde 17,9 artan cari transferler
sağlamıştır. Hayvancılık destekleme ve doğrudan gelir desteği ödemelerinde
görülen yüksek oranlı artışlar tarımsal amaçlı transferlerin yüzde 103,4
oranında yükselmesine yol açmıştır. Ayrıca, 2007 yılında yaşanan kuraklık
70
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
nedeniyle çiftçilere sağlanan destekleme ödemelerinin 2008 yılının ilk
çeyreğinde yapıldığı bilinmektedir. Tarımsal destek ödemelerinin bütçe
giderleri içindeki payı 2000 yılından itibaren belirgin bir artış eğilimi içine
girmiştir (Grafik 6.1.1). Söz konusu artış eğiliminin oluşmasında 2001 krizi
sonrasında tarımsal sübvansiyonların bütçe içine alınması rol oynamakla
birlikte, sonraki yıllarda da artış eğiliminin sürmüş olması dikkat çekmektedir.
Bu çerçevede, 2001 krizi sonrasında uygulamaya konulan doğrudan gelir
desteği modelinin yerine ürün bazında destek modelinin uygulanmaya konması
planlanmaktadır. Cari transferler dışındaki diğer faiz dışı harcama kalemleri
genel olarak faiz hariç bütçe giderlerindeki artış paralelinde değişirken,
sermaye transferleri 2007 yılının aynı dönemine göre yüzde 24,6 oranında artış
göstermiş, sermaye giderleri ise yüzde 26,1 oranında azalmıştır.
2008 Bütçe
Hedefi/GSYH*
4,3
-13,9
13,0
11,8
12,8
9,2
17,9
-26,1
24,6
2,3
-0,2
18,6
27,7
18,2
10,9
23,3
-55,8
43,8
2772,1
31,2
-25,8
2008 Bütçe
Hedefi
51,56
13,75
37,81
12,51
1,59
3,78
17,51
0,93
0,55
47,19
45,33
40,26
12,82
1,64
15,78
7,73
5,07
0,93
0,93
-4,37
9,38
Gerçekleşme/
Bütçe Hedefi
(Yüzde)
49,44
15,97
33,48
11,19
1,41
3,46
14,86
1,26
0,44
46,11
45,43
33,94
10,04
1,39
14,22
6,26
11,49
0,64
0,03
-3,33
12,63
Artış
Oranı (Yüzde)
2008 OcakMart
Merkezi Yönetim Bütçe Giderleri
A) Faiz Giderleri
B) Faiz Hariç Bütçe Giderleri
I. Personel Giderleri
II. Sosyal Güvenlik Kurumları Devlet Primi Giderleri
III. Mal ve Hizmet Alım Giderleri
IV. Cari Transferler
V. Sermaye Giderleri
VI. Sermaye Transferleri
Merkezi Yönetim Bütçe Gelirleri
A) Genel Bütçe Gelirleri
I-Vergi Gelirleri
1. Gelir ve Kazanç Üzerinden Alınan Vergiler
2. Mülkiyet Üzerinden Alınan Vergiler
3. Dahilde Alınan Mal ve Hizmet Vergileri
4. Uluslararası Tic.ve Muamelelerden Alınan Vergiler
II-Vergi Dışı Gelirler
B) Özel Bütçeli İdarelerin Gelirleri
C) Düzenleyici ve Denetleyici Kurumların Gelirleri
Bütçe Dengesi
Faiz Dışı Dengesi
2007 OcakMart
Tablo 6.1. Merkezi Yönetim Bütçe Büyüklükleri
(Milyar YTL)
23,2
24,6
22,7
25,7
24,8
16,5
25,3
7,9
26,2
23,1
22,7
23,5
24,4
40,6
22,1
23,1
18,0
27,1
54,0
26,0
26,0
222,6
56,0
166,6
48,7
6,4
22,9
69,2
11,8
2,1
204,6
199,4
171,2
52,6
4,0
71,4
33,5
28,2
3,4
1,7
-18,0
38,0
22,8
5,7
17,1
5,0
0,7
2,3
7,1
1,2
0,2
21,0
20,4
17,5
5,4
0,4
7,3
3,4
2,9
0,4
0,2
-1,8
3,9
*2008
yılı GSYİH’sının nominal olarak yüzde 14 oranında artacağı varsayılmıştır.
Kaynak: Maliye Bakanlığı.
Mal ve hizmet alım giderleri kalemi altında yer alan sağlık giderlerinin
2008 yılının ilk üç ayı itibarıyla bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,5
oranında azalmış olması, sağlık giderlerinin bütçe giderleri içindeki payının son
yıllarda önemli oranda yükseldiği hesaba katıldığında, dikkat çekmektedir
(Grafik 6.1.1). Bu durumun kalıcı olup olmadığını yılın geri kalan dönemindeki
sağlık harcamalarındaki gelişmeler belirleyecektir.
Enflasyon Raporu 2008-II
71
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Grafik 6.1.1. Tarımsal Destekleme Ödemeleri ve Sağlık Giderlerinin Bütçe Giderleri İçindeki Payları
Tarımsal Destekleme Ödemelerinin Bütçe Giderleri İçindeki
Payı (Yüzde)
Sağlık Giderlerinin Bütçe Giderleri İçindeki Payı (Yüzde)
3,5
3,5
3,0
3,0
2,5
2,5
2,0
2,0
*Yıllıklandırılmış veri
Kaynak: Maliye Bakanlığı.
Mart 2008*
2007
2006
2005
2004
2003
2002
2000
Mart 2008*
2007
2006
2005
0,0
2004
0,0
2003
0,5
2002
0,5
2001
1,0
2000
1,0
2001
1,5
1,5
*Yıllıklandırılmış veri
Kaynak: Maliye Bakanlığı.
2008 yılı Ocak–Mart döneminde 2007 yılının aynı dönemine göre vergi
dışı gelirler yüzde 55,9 oranında azalırken, vergi gelirlerindeki artış yüzde 18,6
oranında gerçekleşmiştir. Vergi gelirlerinin ayrıntıları incelendiğinde, gelir ve
kazanç üzerinden alınan vergilerin yüzde 27,7 oranında artarak vergi
gelirlerindeki artışa en fazla katkıyı sağlayan kalem olduğu görülmektedir. Söz
konusu artışta yüzde 41,7 oranında artan kurumlar vergisi tahsilatı kadar gelir
vergisi tahsilatında görülen yüzde 21,6 oranındaki yükseliş de etkili olmuştur.
Kurumlar vergisi tahsilatındaki artışta geçen yılın Ocak ayında 2006 yılında
yapılan kurumlar vergisi oran değişikliğinin mahsuplaşması nedeniyle negatif
gerçekleşen kurumlar vergisi tahsilatının baz etkisi önemli olmaktadır. Bununla
birlikte, 2007 yılında başta bankalar olmak üzere şirketler kesimi kârlarının
yüksek düzeylerde gerçekleşmiş olması ve vergi tahsilatındaki etkinliğin
artmasının bu gelişmede temel faktörler olduğu düşünülmektedir.
2007 yılı yurt içi talebin zayıfladığı ve buna paralel olarak tüketime
dayalı vergilerin düşük performans gösterdiği bir yıl olmuştur. 2008 yılı ilk üç
ayında ise, dahilde alınan katma değer vergisi ve özel tüketim vergileri 2007
yılının aynı dönemine göre yüzde 9,7 oranında artmakla birlikte, söz konusu
artış oranları vergi gelirlerindeki genel artış oranının altında kalmıştır. İthalden
alınan katma değer vergisi ise ithalat hacmindeki genişlemeye koşut olarak
2007 yılına göre 2008 yılının ilk çeyreğinde yüzde 23,7 oranında artış
göstermiştir.
72
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Vergi dışı gelirlerdeki belirgin düşüşün temel belirleyicisi ise 2007 yılı
Mart ayında tahsil edilen 5,8 milyar YTL tutarındaki Telekom satış geliri
nedeniyle ortaya çıkan baz etkisi olmakla birlikte, söz konusu tutar hesaba
katılmadığında dahi vergi dışı gelirlerde yüzde 5,0 oranında bir düşüş göze
çarpmaktadır. Diğer yandan, 2008 yılı ilk üç ayı itibarıyla özel bütçeli
idarelerin gelirleri ile düzenleyici ve denetleyici kurumların gelirlerinde görülen
yüksek oranlı artışlar merkezi yönetim bütçe gelirlerindeki artışa sınırlı da olsa
katkı sağlamıştır.
Vergi gelirleri ile ilgili olarak üzerinde durulması gereken diğer bir husus
da vergi gelirlerinin kompozisyonunun son yıllarda sergilemiş olduğu
eğilimdir. 2001 yılından başlayarak 2007 yılına kadar vergi gelirleri içinde
dolaylı vergilerin payı sürekli olarak artarak 2006 yılında yüzde 68,5 oranında
gerçekleşmiştir (Grafik 6.1.2). 2007 yılında yurt içi talepte görülen yavaşlama
ile canlı dış talep ve yüksek kurumlar vergisi performansı neticesinde dolaylı
vergilerin payı azalmıştır. Dolaylı vergilerin payındaki azalış eğiliminin 2008
yılı Mart ayı itibarıyla da devam ettiği görülmektedir. Diğer yandan, vergi
gelirlerinin bütçe giderlerini karşılama oranı, 2002 yılındaki yüzde 50,3
oranından 2008 yılı Mart ayı itibarıyla yüzde 77,4 oranına çıkmıştır. Bu
yükselişte faiz dışı harcamalarda sağlanan disiplin kadar, faiz harcamalarındaki
keskin düşüş de etkili olmuştur.
Grafik 6.1.2. Vergi Gelirlerinin Kompozisyonu ve Bütçe Giderlerini Karşılama Oranları
Vergi Gelirlerinin Kompozisyonu (Yüzde)
80,0
110
70,0
100
60,0
90
Vergi Gelirlerinin Bütçe Giderlerini Karşılama Oranları
(%)
100,0
88,7
77,4
80
50,0
70
40,0
60
30,0
50,3
50
20,0
Dolaylı Vergiler/Toplam Vergiler
*Yıllıklandırılmış veri
Kaynak: Maliye Bakanlığı.
Enflasyon Raporu 2008-II
2007
2006
Mart 2008*
Dolaysız Vergiler/Toplam Vergiler
2005
2004
2003
2002
2001
2000
0,0
Vergi Gelirleri/Faiz Hariç Bütçe Giderleri (%)
Mart 2008*
2007
2006
2005
2004
2003
2002
2001
2000
40
10,0
Vergi Gelirleri/Bütçe Giderleri (%)
*Yıllıklandırılmış veri
Kaynak: Maliye Bakanlığı.
73
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
2007 yılı sonu itibarıyla, konsolide kamu sektörü faiz dışı fazlası, 40,7
milyar YTL olan hedefin oldukça altında, 29,2 milyar YTL olarak
gerçekleşmiştir (Tablo 6.2). Bu çerçevede, 2007 yıl sonu için toplam kamuda
öngörülen milli gelirin yüzde 6,5’i oranındaki faiz dışı fazla hedefinin önemli
ölçüde saptığı ve yüzde 4 civarında gerçekleştiği tahmin edilmektedir. 2008 yılı
Ocak ayında ise KİT’ler hariç konsolide kamu sektörü faiz dışı dengesi 4,1
milyar YTL fazla vermiştir. Bilindiği üzere, 2008 yılı için kamu sektörü faiz
dışı fazlasının 1987 bazlı GSYH’ye oranı yüzde 5,5 olarak öngörülmüştür. Söz
konusu orana ulaşılması kamu maliyesiyle ilgili olarak son yıllarda elde edilen
kazanımların devamı açısından kritik öneme sahiptir.
Tablo 6.2. Program Tanımlı Konsolide Kamu Sektörü
(Kümülatif, Milyar YTL)*
Gerçekleşmeler
Faiz Dışı Denge
Faiz Dışı Denge (KİT’ler Hariç)
Merkezi Yönetim Bütçesi
Toplam Denge
Merkezi Yönetim Bütçesi
2005
28,3
23,6
24,1
-4,2
-11,5
Ayarlanmış Program**
Faiz Dışı Denge
Faiz Dışı Denge (KİT’ler Hariç)
Toplam Denge
30,4
26,7
-19,7
2006
36,2
34,6
33,5
-1,2
-6,9
Hedefler
34,5
31,8
-6,5
Ağustos-2007
23,1
19,8
16,6
-6,5
-15,1
Aralık-2007
29,2
26,7
21,7
-10,0
-20,7
Ocak-2008
4,1
4,2
-0,5
32,3
31,1
-3,6
40,7
38,2
-5,5
-
* 2008 yılı verileri geçicidir.
** Yıl başında program çerçevesinde belirlenen bütçe hedeflerinde, belirli ayarlama kalemleri kullanılarak değişiklikler yapılmakta olup, yeni hedefler
ayarlanmış program hedefleri olarak adlandırılmaktadır.
Not: Konsolide Kamu Sektörü = Merkezi Yönetim + 23 Adet KİT + Bütçe Dışı Fonlar (Savunma Sanayi Destekleme, Özelleştirme ve Sosyal Yardımlaşma ve
Dayanışmayı Teşvik Fonları) + Sosyal Güvenlik Kurumları + İşsizlik Sigortası Fonu.
Toplam Kamu = Konsolide Kamu Sektörü + Yerel Yönetimler + Döner Sermayeler + KKS Dışındaki KİT’ler
Kaynak: Hazine Müsteşarlığı
6.2. Borç Stokundaki Gelişmeler
2008 yılı Mart ayı itibarıyla, merkezi yönetim borç stoku 2007 yıl sonuna
göre yüzde 5,8 oranında artış göstererek 352,9 milyar YTL düzeyinde
gerçekleşmiştir. Söz konusu dönemde, borç stokunda görülen artışta temel
belirleyiciler, sırasıyla, 10,5 milyar YTL ve
8,2 milyar YTL olarak
gerçekleşen toplam kur etkisi ve net iç borç artışıdır. Aynı dönem itibarıyla,
parite etkisi ise 2,0 milyar YTL borç stokunu artırıcı etkide bulunurken, net dış
borç 1,3 milyar YTL azalmıştır. Diğer yandan, 2007 yılı itibarıyla, toplam
kamu net borç stokunun GSYH’ye oranı son yıllardaki düşüş eğilimini
sürdürerek yüzde 29,1’e gerilemiştir (Grafik 6.2.1).
74
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Grafik 6.2.1. Kamu Borç Stoku Göstergeleri
(Milyar YTL)
Kamu Borç Stoku Göstergeleri
352,9
70
350
60
300
Yüzde
50
Merkezi Yönetim Toplam Borç Stokundaki Değişimin
Analizi
400
40
20
Milyar YTL
80
250
38,9
40
30
0
200
-20
150
29,1
2008/03
2007/12
2006
0
2005
0
2004
50
2003
10
2002
100
2001
20
Merkezi Yönetim Toplam Borç Stoku (Sağ eksen)
Merkezi Yönetim Toplam Borç Stoku/GSYH
Top. Kamu Net Borç Stoku/GSYH
Kaynak: Hazine Müsteşarlığı.
-40
2005
2006
2007
Parite Etkisi**
-4,8
3,2
3,4
2008/03*
2,0
Toplam Kur Etkisi***
-0,8
6,4
-21,2
10,5
Net Dış Borç Artışı
-0,6
-0,5
-2,6
-1,3
Net İç Borç Artışı
21,1
6,7
8,9
8,2
* 2007
yılı sonuna göre değişimi göstermektedir.
** ABD doları/Euro ve ABD doları/SDR paritelerindeki hareketlerden kaynaklanan
değişimleri göstermektedir.
*** Yeni Türk lirasının ABD doları karşısındaki hareketlerinden kaynaklanan
değişimleri içermektedir.
Not: Net borç değişimi, kur ve parite etkisinden arındırılmış değişimi ifade
etmektedir.
Kaynak: Hazine Müsteşarlığı, TCMB.
2008 yılının ilk üç ayı itibarıyla, 2007 yıl sonuna göre merkezi yönetim
borç stoku içinde sabit getirili ve döviz kuruna duyarlı borç senetlerinin payı
artarken, değişken faizli borç senetlerinin payı azalmıştır (Grafik 6.2.2). 2002
yılından itibaren döviz kuruna duyarlı (döviz cinsinden ve dövize endeksli)
olan kısım belirgin bir düşüş eğilimi sergilemişken, son dönemde YTL’de
gözlenen değer kayıbının etkisiyle 2008 yılı Mart ayı itibarıyla 2007 yılına göre
hızlı bir artış sergilemiştir. Bununla birlikte, mevcut döviz cinsi borç stokunun
nispeten uzun vadeli olması ve Hazine’nin yüksek miktarda döviz mevduatına
sahip olması, kurdaki oynaklıktan kaynaklanabilecek riskleri kamu kesimi
açısından sınırlamaktadır.
2008 yılı Hazine finansman programına göre, Hazine’nin 3,9 milyar
YTL’si net iç borçlanma, 3,4 milyar YTL’si net dış borçlanma olmak üzere
toplam 7,3 milyar YTL net borçlanma yapması öngörülmektedir. Ayrıca, 2008
yılında Hazine dövize endeksli senet ihraç etmeyecek olup, döviz cinsinden iç
borç çevirme oranı yüzde 60’ı aşmayacaktır. Diğer yandan, 2008 yılında
Hazine iç borçlanmayı ağırlıklı olarak sabit faizli enstrümanlarla yapacağından,
merkezi yönetim borç stoku içinde sabit getirili senetlerin payının artması
beklenmektedir.
Enflasyon Raporu 2008-II
75
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Grafik 6.2.2. Merkezi Yönetim Borç Stokunun Yapısı
Merkezi Yönetim Toplam Borç Stokunun
Kompozisyonu (Yüzde)
Merkezi Yönetim Borç Stoku Kırılganlık Göstergeleri
(Yüzde)
70
100
90
31,3
32,3
80
404,7
60
60
33,6
50
32,0
40
300
40
250
30
200
150
20
30
20
35,1
35,7
10
100
10
50
Değişken Faizli
YP Cinsi/YP Endeksli
2008/03
2007
2006
2005
2004
2003
2002
2001
2008/03
2007
2006
2005
2004
2003
2002
2001
2000
Sabit Getirili
0
2000
0
0
400
350
50
70
450
Kamu Mevduatı/Aylık Ortalama Borç Servisi (Sağ eksen)
Faize Duyarlı Borç Stoku/ Toplam Borç Stoku*
Döviz Kuruna Duyarlı Borç Stoku/ Toplam Borç Stoku**
*Faize duyarlı borç stoku, vadesi bir yıldan kısa olan iskontolu senetleri ve değişken faizli DİBS’leri kapsamaktadır.
**Döviz kuruna duyarlı borç stoku, dış borç stoku ile döviz cinsi ve dövize endeksli iç borç stokunu kapsamaktadır.
Kaynak: Hazine Müsteşarlığı, TCMB.
Likidite riskinin azaltılması yönünde uygulanan finansman stratejisine
bağlı olarak, kamu mevduatının aylık ortalama borç servisini karşılama oranı
2008 yılı Mart ayında yüzde 404,7 gibi çok yüksek bir oranda gerçekleşmiştir
(Grafik 6.2.2). 2008 yılında da Hazine’nin güçlü rezerv tutma politikasını
sürdüreceği öngörülmektedir. Bu durum, küresel düzeyde kredi piyasalarında
yaşanması muhtemel sorunların da etkisiyle risk algılamalarındaki artışı
sınırlandırması açısından olumlu değerlendirilmektedir.
Nakit iç borçlanmanın ortalama vadesi 2008 yılının ilk üç ayında 23,4 ay
olarak gerçekleşmiştir. Nakit borçlanmanın ortalama vadesinin 2007 yılı
ortalamasına göre kısalmasına paralel olarak toplam iç borç stokunun ortalama
vadesi de 2008 yılı Mart ayı itibarıyla 23,4 aya düşmüştür. Ayrıca, 2008 yılı
Mart ayı itibarıyla, tahvil ihracı yoluyla 2,0 milyar ABD doları tutarında uzun
vadeli dış borçlanma gerçekleştirilmiş ve söz konusu borçlanmanın vadesi 20,1
yıl olmuştur (Grafik 6.2.3).
76
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Grafik 6.2.3. İç ve Dış Piyasalardan Gerçekleştirilen Borçlanmanın Vadesi
Tahvil İhracı Yoluyla Dış Borçlanma (Yıl)
Nakit Borçlanma ve İç Borç Stokunun Vadesi (Ay)
9.000
35,0
45,0
40,0
30,0
35,0
25,0
30,0
23,4
25,0
20,0
15,0
10,0
20,1
2.000
2.000
2008/03
2007
2006
2005
2004
2003
2002
2001
2000
2008/03
2007
2006
2005
2004
2003
2002
2001
3.000
-
0,0
2000
5.000
1.000
5,0
Toplam İç Borç Stokunun Ort. Vadesi
Nakit iç Borçlanmanın Ort. Vadesi
6.000
4.000
5,0
0,0
8.000
7.000
20,0
15,0
10,0
30,0
Dış Borçlanma (Sağ eksen, Milyon ABD Doları)
Dış Borçlanmanın Ort. Vadesi (Yıl)
Dış Borçlanmanın Azami Vadesi (Yıl)
Kaynak: Hazine Müsteşarlığı, TCMB.
Enflasyon Raporu 2008-II
77
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
78
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
7. Orta Vadeli Öngörüler
Bu bölümde, temel makroekonomik değişkenlere ilişkin güncellenmiş
varsayımlar özetlenmekte ve bu varsayımlar kullanılarak üretilen orta vadeli
enflasyon ve çıktı açığı tahminleri sunulmaktadır. Önceki raporlardan farklı
olarak, arz şoklarına ilişkin varsayımların daha iyimser ve daha kötümser
olduğu iki farklı senaryo oluşturulmakta ve bu senaryolara göre elde edilen
enflasyon ve çıktı açığı tahminleri de paylaşılmaktadır. Son kısımda ise temel
senaryo altında üretilen tahminlerin belirgin bir şekilde sapmasına yol
açabilecek olası riskler özetlenmektedir. İçinde bulunduğumuz konjonktür göz
önüne alınarak, tahminler bu Rapor’da önümüzdeki üç yıllık dönemi
kapsayacak şekilde sunulmaktadır.
7.1. Mevcut Durum, Kısa Vadeli Görünüm ve Varsayımlar
Orta vadeli tahminler için temel oluşturan varsayımlar, yurt içi ekonomik
faaliyete ve dışsal unsurlara ilişkin olarak iki grupta ele alınmaktadır. Söz
konusu varsayımlar Ocak 2008 Enflasyon Raporundan bu yana açıklanan
veriler ışığında güncellenmiş ve Rapor’un bütününde ortaya koyulan bilgi,
analiz ve uzman görüşleriyle toplulaştırılmıştır.
2007 yılının son çeyreğine ilişkin açıklanan büyüme rakamları, Ocak
2008 Enflasyon Raporu’nda sunulan tabloyla büyük ölçüde uyumludur. 2007
yılı son çeyreğinde yurt içi özel tüketim ve özel yatırım talebi ithal mallara
yönelirken yurt içinde üretilen mal ve hizmetlere yönelik talep zayıf
seyretmiştir.
Yılın son çeyreğinde iktisadi faaliyette gözlenen hızlanma, stok birikimi,
küresel ekonomideki sorunlar ve belirsizlik algılamasındaki artış nedeniyle
kalıcı bir eğilime işaret etmemektedir. Nitekim, 2008 yılının ilk çeyreğine
ilişkin göstergeler, üretimin dönemlik bazda değişmediğine işaret etmektedir.
Bunun yanında, söz konusu dönemde tüketim ve yatırım talebine ilişkin öncü
göstergeler de iktisadi faaliyetlerin dönemlik bazda yavaşladığı sinyalini
vermektedir. Önümüzdeki dönemde uluslararası kredi piyasalarındaki
sorunların yurt içine yansımasının ekonomik faaliyet ve istihdamı sınırlamaya
devam edeceği tahmin edilmektedir.
Enflasyon Raporu 2008-II
79
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Kamu harcamalarının 2007 yılı son çeyreğinde büyümeye katkısı sınırlı
kalmıştır. Tahminler üretilirken önümüzdeki dönem için kamu kesiminin bütçe
hedefleri veri olarak alınmış ve 2008 yılında kamu harcamalarının toplam
talebe yaptığı katkının azalacağı varsayılmıştır. Enflasyon ve çıktı açığına dair
öngörüler de bu bağlamda oluşturulmuştur.
2008 yılı başında güncellenen milli hesaplar büyümenin ana eğiliminde
önemli bir değişikliğe yol açmamış, çıktı açığı tahminleri bir miktar yukarı
çekilmekle birlikte enflasyon görünümü önemli oranda etkilenmemiştir. Bu
çerçevede, tahminler oluşturulurken talep ve kapasite koşullarının
enflasyondaki düşüş sürecine verdiği desteğin sürdüğü bir çerçeve esas
alınmıştır.
Emtia fiyatlarındaki yükselişin devam etmesi ve küresel ekonomideki
belirsizliğin artması gibi para politikasının kontrolü dışındaki gelişmeler, genel
fiyatlama davranışları üzerinde etkili olmaya başlamış ve enflasyon
bekleyişlerinde bozulma gözlenmiştir. Ayrıca, özellikle son dönemde risk
primindeki artışa bağlı olarak piyasa faizlerinde yükseliş gözlenmiştir.
Tahminlerimiz güncellenirken gıda fiyatlarına ilişkin önceki dönemlere
kıyasla daha temkinli bir varsayım yapılmıştır. Ocak Enflasyon Raporu’nda
yapılan tahminlerde, kuraklık etkisinin azalmasıyla gıda fiyatlarında kademeli
bir düzeltme olacağı öngörülmüştü. Ancak geçen süre zarfında işlenmemiş gıda
kaleminde beklenen düzeltme gerçekleşmemiştir. İşlenmiş gıda fiyat
enflasyonu ise dünyada artan gıda talebine ve tarımsal emtia fiyatlarındaki
yükselişe paralel olarak daha da hızlanmıştır. Bu çerçevede, 2008 yıl sonu gıda
fiyat enflasyonu varsayımı yüzde 13 gibi oldukça temkinli bir düzeye
yükseltilmiş ve bu değişiklik 2008 yılı enflasyon tahminimizin yaklaşık 1,2
puan yukarı yönde güncellenmesine neden olmuştur. Ayrıca, 2009 yılında gıda
fiyat enflasyonunun yüzde 8 olarak gerçekleşeceği varsayılmış, bu değişikliğin
2009 yılı enflasyon tahmini üzerindeki etkisi 1,1 puan olmuştur.
Ocak ayı Enflasyon Raporu’nda tahminler üretilirken petrol fiyatlarının
85 ABD doları seviyesinde seyrettiği bir çerçeve esas alınmıştı. Ancak, 2008
yılının ilk çeyreği boyunca ham petrol fiyatları yaklaşık 100 ABD doları olarak
gerçekleşmiştir. Son dönemdeki gelişmeler göz önüne alınarak petrol
fiyatlarına ilişkin varsayımımız 105 ABD dolarına yükseltilmiştir. Elektrikte
otomatik fiyatlamaya geçileceği ve elektrik tarifelerinde bu varsayımla uyumlu
80
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
ayarlamaların gerçekleşeceği öngörülmüştür. Varsayımlardaki bu değişiklikler
2008 yılı enflasyon tahminimizin 0,9 puan yukarı yönlü güncellenmesine neden
olduğu gibi 2009 yıl sonu enflasyon tahminlerini de 0,4 puan yükseltmiştir.
Mevcut talep koşulları dikkate alındığında döviz kuru gelişmelerinin
genel fiyatlama davranışlarına etkilerinin sınırlı kalması beklenmektedir. Yine
de döviz kurlarının mevcut düzeylerde sabit kalması halinde 2008 yılı sonunda
enflasyon üzerindeki doğrudan etkilerin yaklaşık 1,5-2 puan arasında
gerçekleşebileceği, 2009 yılı enflasyonu üzerindeki etkinin ise 1 puana
ulaşabileceği tahmin edilmektedir.
Yurt dışı ekonomik faaliyetlere ilişkin varsayımlar orta vadeli enflasyon
tahminlerine girdi oluşturan diğer önemli değişkenlerdir. Bu grupta, Euro
bölgesinin faiz, enflasyon ve büyüme gibi temel makroekonomik değişkenleri
ile risk priminin seyrine dair öngörüler içerilmektedir. Euro bölgesine ilişkin
varsayımlar “Consensus Forecast” sonuçlarının Nisan 2008 tarihli bülteninden
derlenmiştir. Bu doğrultuda Euro bölgesinde, bir önceki Enflasyon Raporu’nun
yayımlandığı döneme kıyasla, büyüme tahminleri aşağı yönlü, enflasyon
tahminleri ise yukarı yönlü güncellenmiştir. Buna göre Euro bölgesinde 2008
yılında büyümenin yüzde 1,3, enflasyonun ise yüzde 2,1 seviyesinde
gerçekleşeceği öngörülmektedir. Euro bölgesinin yanında, diğer gelişmiş
ülkelerin ekonomilerine ilişkin öngörüler ve uluslararası likidite koşullarının
seyri de tahmin sürecinde değerlendirilmiştir.
7.2. Orta Vadeli Görünüm
Rapor’un bu bölümünde, öncelikle, yukarıda anlatılan varsayım ve
öngörüler kullanılarak oluşturulan baz senaryoya göre üretilen tahminler yer
almaktadır. Ayrıca, son dönemde artan gıda ve enerji fiyatlarıyla küresel
ekonomiye ilişkin belirsizliklerin devam etmesi nedeniyle, iyimser ve kötümser
varsayımlar kullanılarak iki alternatif senaryo daha oluşturulmakta ve bu
çerçevede üretilen enflasyon ve çıktı açığı tahminleri sunulmaktadır.
7.2.1. Baz Senaryo
Yukarıda özetlenen varsayımlar doğrultusunda güncellenen tahminler
2008 yılı sonunda enflasyonun yaklaşık yüzde 9,3 düzeyinde gerçekleşeceğine
işaret etmektedir. Kısa vadeli faizlerin yıl ortalarına kadar kademeli ve ölçülü
bir şekilde artırıldığı ve sonrasında 2008 yılının kalan dönemi boyunca sabit
Enflasyon Raporu 2008-II
81
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
tutulduğu bir senaryoya göre, enflasyonun 2009 yılı sonunda, yüzde 70
olasılıkla, yüzde 4,9 ile 8,5 arasında (orta noktası yüzde 6,7) gerçekleşeceği
tahmin edilmektedir (Grafik 7.2.1.1). Gıda fiyat enflasyonunda kademeli bir
düzeltme olacağı varsayımı altında enflasyonun 2010 yılının sonunda yüzde 4,9
düzeyine, 2011 yılının ortalarında ise yüzde 4 seviyesine düşmesi
beklenmektedir. Gıda dışı enflasyonun ise bu rakamların altında bir seyir
izleyeceği tahmin edilmektedir.
Yukarıda ifade edilen para politikası duruşunun mevcut bilgiler dahilinde
oluşturulduğu ve dolayısıyla Merkez Bankası tarafından verilmiş bir taahhüt
olarak algılanmaması gerektiği tekrar vurgulanmalıdır. Enflasyon görünümüne
ilişkin açıklanacak her türlü yeni veri ve haber bu duruşun değiştirilmesine
neden olabilecektir.
Grafik 7.2.1.1. Enflasyon ve Çıktı Açığı Tahminleri
T ahmin Aralığı*
Orta Vadeli Hedef
Çıktı Açığı
2008 için Belirsizlik Aralığı
12
Kontrol Ufku
10
8
Yüzde
6
4
2
0
-2
-4
2011-I
2010-IV
2010-III
2010-II
2010-I
2009-IV
2009-III
2009-II
2009-I
2008-IV
2008-III
2008-II
2008-I
2007-IV
-6
*Enflasyonun tahmin aralığı içinde kalma olasılığı yüzde 70’tir.
Küresel yavaşlama beklentilerinin güçlenmesine paralel olarak son bir
buçuk yıllık süreçte iktisadi faaliyetlerde gözlenen yavaşlama eğiliminin
önümüzdeki dönemde de süreceği öngörülmektedir. Bu öngörü doğrultusunda
ve sıkılaştırılmış bir para politikası duruşu altında üretilen çıktı açığı tahminleri,
2008 yılı boyunca toplam talep koşullarının enflasyona düşüş yönünde yaptığı
katkının artacağına işaret etmektedir. (Grafik 7.2.1.1)
Sonuç olarak, arz şoklarının beklenenden daha uzun sürmesi ve ikincil
etkilerin görülmeye başlanması, tahminlerimizin belirgin olarak yukarı yönlü
güncellenmesine neden olmuştur. Mevcut veriler, enflasyondaki kademeli
82
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
düşüşü teminen, para politikasının sıkı duruşunun uzunca bir süre korunmasının
söz konusu olabileceğine işaret etmektedir. Bu durumda dahi enflasyonun orta
vadede yüzde 4 olarak planlanan hedefe doğru yaklaşması iki yıldan daha uzun
bir süre alabilecektir.
7.2.2. Alternatif Senaryolar
Gıda, petrol ve diğer emtia fiyatlarındaki gelişmeler bütün dünyada
olduğu gibi ülkemizde de enflasyon üzerinde baskı oluşturmakta ve enflasyon
tahminlerinin yukarı yönlü güncellenmesine neden olmaktadır. Diğer bir
ifadeyle, tahminlerimizdeki sapmalar büyük ölçüde para politikasının kontrolü
dışındaki öngörülemeyen gelişmelerle açıklanabilmektedir. Örneğin, 2006 yılı
Ekim Enflasyon Raporu’nda Merkez Bankası enflasyonun 2008 yılının ilk
çeyreğinin sonunda yüzde 4 düzeyine yakın gerçekleşeceğini tahmin ettiğini
kamuoyuna duyurmuştu. Söz konusu tahmin üretilirken, o günkü koşullar
dikkate alınarak petrol fiyatlarının 60 ABD doları civarında seyretmeye devam
edeceği, gıda fiyatlarının ise kademeli bir düzeltme yaparak orta vadede genel
enflasyon eğilimine yaklaşacağı varsayılmıştı. Ancak, geçen süre zarfında
petrol fiyatları hızla artmaya devam ederek 2008 yılının ilk çeyreğinde yaklaşık
100 ABD doları civarında gerçekleşmiş, gıda fiyatlarının yıllık artış oranı ise
Mart ayında yüzde 13,4 düzeyine ulaşmıştır.
Petrol ve tarımsal emtia fiyatlarına ilişkin belirsizlikler devam
etmektedir. Tahminlerimizin oldukça temkinli varsayımlar altında
güncellendiği göz önüne alındığında, özellikle enerji ve gıda fiyatlarına ilişkin
aşağı yönlü risklerin en az yukarı yönlü riskler kadar belirgin olduğu dikkate
alınmalıdır. Bu çerçevede, içinde bulunduğumuz dönemde gıda ve petrol
fiyatlarına yönelik farklı senaryolara göre oluşturulan alternatif
projeksiyonların kamuoyuyla paylaşılmasının, enflasyon görünümü ve para
politikasının daha sağlıklı değerlendirilebilmesi açısından faydalı olacağı
düşünülmüştür.
Oluşturduğumuz kötümser senaryoda gıda fiyat enflasyonunun 2008,
2009 ve 2010 yıllarında sırasıyla yüzde 17, 11 ve 10 olarak gerçekleşeceği ve
petrol fiyatlarının 2009 yılının sonunda 150 ABD dolarına çıkacağı
varsayılmaktadır. Bu senaryoya göre yapılan projeksiyonlar, kısa vadeli
faizlerin 2008 yılının sonuna kadar kademeli olarak artırıldığı varsayımı
Enflasyon Raporu 2008-II
83
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
altında, enflasyonun 2009 yılı sonunda yüzde 8,1, 2010 yılı sonunda ise yüzde
5,8 civarında gerçekleşeceğine işaret etmektedir (Grafik 7.2.2.1).
İyimser senaryoda ise gıda fiyat enflasyonunun 2008, 2009 ve 2010
yıllarında sırasıyla yüzde 9, 5 ve 4 olarak gerçekleşeceği ve petrol fiyatlarının
2009 yılının sonunda 85 ABD dolarına ineceği varsayılmaktadır. Bu senaryoya
göre, kısa vadeli faizlerin önümüzdeki aylarda sınırlı bir miktar artırıldığı ve
sonrasında sabit tutularak 2008 yılının son çeyreğinden itibaren kademeli
olarak indirildiği varsayımı altında, enflasyon 2009 yılı sonunda yüzde 5,5
civarında gerçekleşirken 2010 yılının sonunda yüzde 4 düzeyine ulaşmaktadır
(Grafik 7.2.2.1).
Grafik 7.2.2.1. Enflasyon Tahminleri, Baz Senaryo ve Alternatif Senaryolar
Orta Vadeli Hedef
Baz Senaryo
Kötümser Senaryo
İyimser Senaryo
12
10
Yüzde
8
6
4
2
2011-I
2010-IV
2010-III
2010-II
2010-I
2009-IV
2009-III
2009-II
2009-I
2008-IV
2008-III
2008-II
2008-I
2007-IV
0
Sonuç olarak güncellenen projeksiyonlarımız, iyimser bir senaryo altında dahi
enflasyonun önümüzdeki iki yıl boyunca yüzde 4 düzeyinin üzerinde
seyredebileceğine işaret etmektedir.
Her iki senaryoya göre üretilen çıktı açığı tahminleri ise Grafik 7.2.2.2’de
sunulmaktadır.
84
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Grafik 7.2.2.2. Çıktı Açığı Tahminleri, Baz Senaryo ve Alternatif Senaryolar
Çıktı Açığı (Baz)
0
Çıktı Açığı (Kötümser)
Çıktı Açığı (İyimser)
Yüzde
-2
-4
-6
2011-I
2010-IV
2010-III
2010-II
2010-I
2009-IV
2009-III
2009-II
2009-I
2008-IV
2008-III
2008-II
2008-I
2007-IV
-8
7.3. Riskler
Petrol ve gıda fiyatlarındaki artışların oldukça uzun bir zaman boyunca
devam etmesi enflasyon hedeflemesi rejimine başlandığından bu yana
hedeflerin belirgin olarak aşılmasına neden olmuş ve enflasyon beklentilerinin
katılaşmasına yol açmıştır. Normal şartlar altında, arz şoklarının göreli fiyatları
geçici olarak etkilemesi, ancak orta vadeli enflasyon eğilimini değiştirmemesi
beklenir. Ancak, birden fazla arz şokunun aynı anda ortaya çıkması ve oldukça
uzun bir süredir devam ediyor olması, gelinen noktada fiyatlama davranışlarına
dair riskleri göz ardı edilemeyecek bir noktaya getirmiştir. Bu nedenle
enflasyon beklentilerindeki bozulma, para politikasının tepki vermesini
gerektirmektedir. Bu çerçevede, fiyatlama davranışlarına ve enflasyonun ana
eğilimine ilişkin gelişmeler dikkatle izlenmektedir. Önümüzdeki dönemde
fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın daha da belirginleşmesi halinde para
politikasının yukarıda sunulan baz senaryoya kıyasla daha sıkı bir duruş
izlemesi gerekebilecektir.
Enflasyon görünümüne dair diğer bir temel risk küresel ekonomideki
yavaşlamanın beklenenden daha sert gerçekleşmesi ve buna bağlı olarak
finansal piyasalarda gözlenebilecek dalgalanmalardır. ABD ekonomisinde
ipotekli konut kredileri piyasasında başlayan ve ardından para ve sermaye
piyasalarına yayılan sorunların oluşturduğu kayıplar henüz netleşmiş değildir.
Bu nedenle küresel risk iştahı zayıf seyrini korumakta ve gelişmekte olan
ülkelere yönelik sermaye akımlarında yavaşlama gözlenmektedir. Merkez
Bankası, enflasyondaki orta vadeli düşüşü tehdit etmediği sürece piyasalardaki
Enflasyon Raporu 2008-II
85
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
geçici dalgalanmalara politika faizleri aracılığıyla tepki vermeyecek, ancak
genel fiyatlama davranışlarında bozulma eğilimi belirginleştiği taktirde gerekli
parasal sıkılaştırmayı yapmakta tereddüt etmeyecektir.
Son olarak, orta vadeli tahminlerimizin, otomatik fiyatlama
mekanizmaları dışında, dolaylı vergi artışı veya yönetilen/yönlendirilen
fiyatlardan kaynaklanabilecek önemli bir etki içermediği belirtilmelidir. Diğer
bir ifadeyle, kamu bütçesinde sıkılaştırma gereği doğması halinde, bu ihtiyacın
dolaylı vergi artışlarıyla değil öncelikle harcama kısıcı tedbirlerle karşılanacağı
varsayılmıştır. Bu varsayımların gerçekleşmemesi durumunda enflasyon ve
para politikası görünümü de değişebilecektir.
7.4. Sonuç
Gıda ve enerji fiyatlarına ilişkin yeni risklerin ortaya çıkması, yüzde 4
olarak belirlenmiş olan enflasyon hedefine ulaşmanın öngörülenden daha uzun
bir zaman alabileceğine işaret etmektedir. Bunun yanında, küresel ekonomideki
belirsizliklere paralel olarak gözlenen döviz kuru gelişmeleri de enflasyondaki
düşüşü sınırlama potansiyeli taşımaktadır. Bu doğrultuda, yüzde 4 olan orta
vadeli enflasyon hedefine ulaşılmasının iki yılı aşkın bir zaman aldığı bir
çerçeve öngörülmektedir.
Bu öngörü Merkez Bankasının daha gevşek bir politika izleyeceği
anlamına gelmemelidir. Aksine, yukarıda sunulan tahminler önümüzdeki
dönemde para politikasının kademeli ve ölçülü bir şekilde sıkılaştırıldığı bir
duruşa göre yapılmıştır. Merkez Bankası önümüzdeki dönemde olumsuz
haberlere karşı olumlu haberlerden daha duyarlı bir duruş sergileyecektir. Bu
yaklaşım fiyat istikrarını sağlama konusundaki kararlılığımızın bir göstergesi
olarak algılanmalıdır.
Fiyat istikrarına ulaşılabilmesi için basiretli bir para politikası gereklidir,
fakat bu tek başına yeterli değildir. Uygulanan maliye politikaları ve yapısal
reform süreci de en az para politikası kadar önem taşımaktadır. Enflasyonun tek
haneli rakamlara inmesinde maliye politikalarının katkısı büyük olmuştur.
Bundan sonra da fiyat istikrarına giden yolda maliye politikalarının desteği
önemli olacaktır. Özellikle mevcut konjonktürde ekonomimizin dayanıklılığını
koruması için mali disiplin ve yapısal reformların devamlılığı kritik önem
taşımaktadır. Bu çerçevede, Avrupa Birliği’ne uyum ve yakınsama sürecinin
86
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
devam etmesi ve programda öngörülen yapısal reformların hayata geçirilmesi
konusundaki çabaların sürekliliği önemini korumaktadır. Özellikle, mali
disiplinin kalitesini artırmaya ve verimlilik artışlarının devamlılığını sağlamaya
yönelik yapısal reformlar konusundaki gelişmeler gerek makroekonomik
istikrar gerekse fiyat istikrarı açısından yakından izlenmektedir.
Enflasyon Raporu 2008-II
87
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
88
Enflasyon Raporu 2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
GRAFİKLER
1. GENEL DEĞERLENDİRME
2.
Grafik 1.1.1. Yıllık TÜFE Enflasyonu ve Hedefle Uyumlu Patika
1
Grafik 1.1.2. Yıllık TÜFE Enflasyonuna Katkı
2
Grafik 1.1.3. Uluslararası Enflasyon Gelişmeleri
3
Grafik 1.2.1. Enflasyon ve Çıktı Açığı Tahminleri
5
ULUSLARARASI EKONOMİK GELİŞMELER
Grafik 2.1.1. Amerikan Ekonomisi İşsizlik Oranları ve Bekleyişler
Grafik 2.1.2. Michigan Tüketici Güven Endeksi ve ISM Endeksi
Grafik 2.1.3. Para Politikası Faiz Oranları
Grafik 2.1.4. Enflasyon Oranları
Grafik 2.1.5. Euro Bölgesi GSYİH ve PMI Endeksi
Grafik 2.1.6. ISM ve PMI Endeksi
Grafik 2.1.7. ABD’nin Euro Bölgesi Toplam İhracatı İçindeki Ağırlığı
Grafik 2.1.8. Euro Bölgesi Beklenen Enflasyon
Grafik 2.2.1. VIX ve VSTOXX Endeksleri
Grafik 2.2.2. Credit Suisse Küresel Risk İştahı Endeksi
Grafik 2.2.3. Devlet Tahvili Piyasaları
Grafik 2.2.4. Hisse Senedi Piyasaları
Grafik 2.2.5. ABD Varlığa Dayalı Ticari Senet Piyasası Gelişmeleri
Grafik 2.2.6. ABD ve Euro Bölgesi Interbank Faizleri ve Hazine Bonosu Getirileri (3-ay)
Grafik 2.2.7. Yen ve İsviçre Frank’ı Net Short Pozisyonlar
Grafik 2.2.8. Yen, İsviçre Frank’ı ve Euro ile ABD Doları Arasındaki Örtük Oynaklıklar
Grafik 2.2.9. S&P Goldman Sachs Emtia Fiyatları Endeksleri
Grafik 2.2.10. Ham Petrol (Brent) ve Altın Fiyatları
Grafik 2.2.11. Chicago Borsası Üretici Olmayan Yatırımcılar Net-Long Pozisyonları
Grafik 2.2.12. Chicago Ticaret Borsası Üretici Olmayan Yatırımcılar Net-Long Pozisyonları
3.
10
10
10
10
13
13
13
14
17
17
18
18
18
18
20
20
21
23
25
25
ENFLASYON GELİŞMELERİ
29
30
30
31
32
34
34
35
35
36
36
36
37
37
38
39
Grafik 3.1.1. Hedefle Uyumlu Patika ve TÜFE
Grafik 3.1.2. Yıllık TÜFE Enflasyonuna Katkı
Grafik 3.1.3. Gruplar İtibarıyla TÜFE
Grafik 3.1.4. İşlenmemiş Gıda Fiyatları
Grafik 3.1.5. Enerji Grubu Fiyatları
Grafik 3.1.6. İşlenmiş Gıda ve Alt Grup Fiyatları
Grafik 3.1.7. Ekmek ve Tahıl Dışı İşlenmiş Gıda ve ÜFE-Gıda İmalatı Fiyatları
Grafik 3.1.8. Giyim ve Giyim Eşyası İmalatı Fiyatları
Grafik 3.1.9. CNBC-e Giyim Sektörü Tüketim Endeksi
Grafik 3.1.10. Dayanıklı Tüketim Malları Fiyatları
Grafik 3.1.11. Dayanıklı Tüketim Malları ve Döviz Kuru Sepeti
Grafik 3.1.12. Hizmet Grubu Fiyatları
Grafik 3.1.13. Akaryakıt ve Ulaştırma Hizmetleri Fiyatları
Grafik 3.1.14. Yemek Hizmetleri
Grafik 3.1.15. Petrol ve Gıda Ürünleri Hariç İmalat Sanayi Fiyatları
Grafik 3.2.1. 12 ve 24 Ay Sonrasındaki TÜFE Beklentileri
Enflasyon Raporu 2008-II
89
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
4.
ARZ VE TALEP GELİŞMELERİ
43
44
45
45
45
45
46
46
47
47
48
Grafik 4.1.1. Yıllar İtibarıyla GSYİH Büyüme Oranı
Grafik 4.1.2. GSYİH Yıllık Büyümesine Katkılar
Grafik 4.1.3. CNBC-e Tüketim Endeksi ve Tüketim Malları İthalat Miktar Endeksi
Grafik 4.1.4. Tüketici Güven Endeksleri
Grafik 4.1.5. Tüketici Kredileri
Grafik 4.1.6. Yurt İçine Yapılan Otomobil ve Beyaz Eşya Satışları
Grafik 4.1.7. Özel Sektör Makine-Teçhizat Yatırımları
Grafik 4.1.8. Makine-Teçhizat ve Elektirkli Makine ve Cihazlar İmalatı
Grafik 4.1.9. Yurt İçine Yapılan Hafif ve Ağır Ticari Araç Satışları
Grafik 4.1.10. Sermaye Malları İthalat Miktar Endeksi
Grafik 4.1.11. Özel Sektör İnşaat Yatırımları
Grafik 4.1.12. Gelecek 12 Aylık Dönemde Konut Satın Alma ya da İnşa Ettirme İhtimali
(Yayılma Endeksi) ve Konut Ruhsatları
Grafik 4.1.13. Metalik Olmayan Mineral Maddeler ve Mobilya İmalatı
Grafik 4.1.14. Tarım-Dışı İstihdam
Grafik 4.2.1. İhracat Miktar Endeksi Sektörel Büyüme Oranları
Grafik 4.2.2. İhracat Sipariş Beklentisi ve İhracat Miktar Endeksi
Grafik 4.2.3. Ülke Grupları İtibarıyla İhracat Gelişmeleri
Grafik 4.2.4. Ödemeler Dengesinde Hizmetler Hesabı ve GSYİH
Grafik 4.2.5. Çıktı Açığı
Grafik 4.3.1. İmalat Sanayiinde Reel Birim Ücret Endeksi
5.
48
48
49
50
50
51
52
52
54
FİNANSAL PİYASALAR VE FİNANSAL ARACILIK
60
60
61
61
62
62
63
63
64
64
65
Grafik 5.1.1. Risk Primi Göstergeleri
Grafik 5.1.2. Getiri Eğrileri
Grafik 5.1.3. Faiz Oranlarındaki Gelişmeler
Grafik 5.1.4. Reel Faiz Gelişmeleri
Grafik 5.1.5. Para Tabanı Yıllık Reel Büyümesi
Grafik 5.1.6. Döviz Kuru Gelişmeleri
Grafik 5.1.7. Yabancı Finansal Kuruluşların YTL Cinsinden İhraç Ettikleri Tahviller
Grafik 5.1.8. Fazla YTL Likiditesi
Grafik 5.2.1. Reel Sektöre Açılan Krediler / GSYİH
Grafik 5.2.2. Özel Sektörün Dış Kredi Kullanımı ve Yatırımları
Grafik 5.2.3. Tüketici Kredileri Faizleri
6.
KAMU MALİYESİ
Grafik 6.1.1. Tarımsal Destekleme Ödemeleri ve Sağlık Giderlerinin Bütçe Giderleri İçindeki Payları
Grafik 6.1.2. Vergi Gelirlerinin Kompozisyonu ve Bütçe Giderlerini Karşılama Oranları
Grafik 6.2.1. Kamu Borç Stoku Göstergeleri
Grafik 6.2.2. Merkezi Yönetim Borç Stokunun Yapısı
Grafik 6.2.3. İç ve Dış Piyasalardan Gerçekleştirilen Borçlanmanın Vadesi
7.
72
73
75
76
77
ORTA VADELİ ÖNGÖRÜLER
82
84
85
Grafik 7.2.1.1. Enflasyon ve Çıktı Açığı Tahminleri
Grafik 7.2.2.1. Enflasyon Tahminleri, Baz Senaryo ve Alternatif Senaryolar
Grafik 7.2.2.2. Çıktı Açığı Tahminleri, Baz Senaryo ve Alternatif Senaryolar
90
Enflasyon Raporu
2008-II
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
TABLOLAR
2.
ULUSLARARASI EKONOMİK GELİŞMELER
Tablo 2.1.1. Büyüme Oranları
Tablo 2.2.1. Sanayileşmiş Ülkeler Faiz Gelişmeleri
Tablo 2.2.2. Londra Metal Borsası (LME) Gelişmeleri
Tablo 2.2.3. Ana Metallerin LME Stok Değerleri
Tablo 2.2.4. Petrol Piyasasına İlişkin Göstergeler
3.
ENFLASYON GELİŞMELERİ
Tablo 3.1.1. İşlenmemiş Gıda Grubu Fiyatları
Tablo 3.1.2. Mal ve Hizmet Grubu Fiyatları
Tablo 3.1.3. Bitkisel Üretim Miktarları
Tablo 3.1.4. Dayanıklı Tüketim Malları Grubu Fiyatları
Tablo 3.1.5. MIGS Sınıflamasına Göre ÜFE Gelişmeleri
Tablo 3.2.1. TÜFE Enflasyon Beklentisi
4.
44
53
FİNANSAL PİYASALAR VE FİNANSAL ARACILIK
Tablo 5.2.1. Tüketici Kredileri ve Kredi Kartlarından Alacaklar
6.
31
32
34
35
38
39
ARZ VE TALEP GELİŞMELERİ
Tablo 4.1.1. Harcamalar Yoluyla GSYİH Gelişmeleri
Tablo 4.3.1. İmalat Sanayinde İstihdam, Reel Ücret ve Verimlilik Gelişmeleri
5.
9
19
21
22
23
65
KAMU MALİYESİ
Tablo 6.1. Merkezi Yönetim Bütçe Büyüklükleri
Tablo 6.2. Program Tanımlı Konsolide Kamu Sektörü
Enflasyon Raporu 2008-II
71
74
91
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
KISALTMALAR
AB
Avrupa Birliği
ABCP
Varlığa Dayalı Ticari Senet
ABD
Amerika Birleşik Devletleri
BoJ
Japonya Merkez Bankası
BEDS
Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği
CSRA
Credit Suisse Küresel Risk İştahı Endeksi
DİBS
Devlet İç Borçlanma Senedi
ECB
Avrupa Merkez Bankası
EMBI
Yükselen Piyasalar Tahvil Endeksi
EUROSTAT
Avrupa Birliği İstatistik Ofisi
Fed
Amerikan Merkez Bankası
GOÜ
Gelişmekte Olan Ülkeler
GS
Goldman Sachs
GSMH
Gayri Safi Milli Hasıla
GSYİH
Gayri Safi Yurt İçi Hasıla
HICP
Uyumlulaştırılmış Tüketici Fiyat Endeksi
IEA
Uluslararası Enerji Ajansı
IMF
Uluslararası Para Fonu
İMKB
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası
ISM
İmalat Sanayi Güven Endeksi
KİFT
Kredi İflas Takası
KİT
Kamu İktisadi Teşekkülleri
KKS
Konsolide Kamu Sektörü
LIBOR
London Interbank Offered Rate
LME
Londra Metal Borsası
MIGS
Main Industrial Grouping
MSCI
Morgan Stanley Sermaye Endeksi
OECD
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü
OPEC
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü
OSD
Otomotiv Sanayii Derneği
PPK
Para Politikası Kurulu
SNB
İsviçre Merkez Bankası
TCMB
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
TİM
Türkiye İhracatçılar Meclisi
TÜFE
Tüketici Fiyat Endeksi
TÜİK
Türkiye İstatistik Kurumu
WASDE
Dünya Tarımsal Ürün Arz ve Talep Tahminleri
YTL
Yeni Türk lirası
92
Enflasyon Raporu
2008-II
Download