iLAHiYAT FAKÜLTESi ..

advertisement
CUMHURİYET ÜNiVERSiTESi
.
\
iLAHiYAT FAKÜLTESi ..
DERGiSi
2.
Sayı
SİVAS - 1998
....
FELSEFE'NİN MENŞEİ
ÜZERİNE .BAZI DÜŞÜNCELER.·
Öğr.Gör.Necati DEMİR*
I- FELSEFEYE GİRİŞ
A- FELSEFE TERİMİNİN
ETİMOLOJİK YAPlSI
Yazarların okuyucu ile kuracağı zihinsel iletişimi anlaşılabilir hale; getiren
etken; kullanılan kavramlar üzerinde farklı algılama ve yorumları en aza
. indirebilmeleridir. Bu nedenle bizim de felsefenin kaynağı sorununa girmezden önce
. felsefenin etimolojisinden ne anladığımızı belirtınemlzde bu bağlaında bazı yararlar
vardır. Yalnız, felsefenin etimolojisinden önce salt etiınoloji kavramından ne
anladığımızı ortaya koymalıyız. Etiınoloji, bir terimin ilk kullanılmaya başlamasından
günümüze kadar geçirmiş olduğu farklılaşmaları kendine konu olarak seçen bilimsel bir
disiplinin adıdır. Felsefebin etimolojisi ise; "felsefe, Yunanca philosophia kelimesinin
Arapça'da aldığı şekildir, oradan Türkçe'ye geçmiştir. Eski Yunanca'da kelime hikmeti
seven (philosophos)* anlamına geliyordu. Bu demektir ki, hikmet, sophos) onu
1
sevenlerden önce :vardı ve b~nlar hakimler bilgeler) idi ."
.
·
•
Nihat Keklik de felsefe terimini ''Felsefe kelimesinin aslı philo-sofia şeklinde
yazılan bir deyiındir. Bu söz, ilk çağ düşüncesinden alınmıştır. Oradan Arapça'ya ve
sonra da Türkçe'ye geçmiştir. Dikkat edilirse filo-sofia deyiminde iki kelime var:
Bidnci.si olah 'filo' sözü sevgi anlamındadır. 'Sofia'· kelimesi de hikmet anlamına
2
geliyor. Şu halde filo-sotla~nın lügat manası'hikmet sevgisidir," diyerek, açıklıyor. · ·
Alınan Heiınsoeth ise, "felsefe (philosophie) tabiri, Grekçe aslından Türkçe'ye
tercüme edilirse şu ınanalara gelir: felsefe, hikmet sevgisi, hikmet cehti, hikmet iradesi
3
demektir," diye, tanımlar. Yine ona göre, felsefenin böyle anlaşılınası ilk çağda~
modern zamanlara, hatta çağdaş,felsefeye değin.sürmektedir.
Bu konuda daha fazla ayrıntıya girmeyerele felsefe teriminin etiınolojik yapısını
belirleyebilmek mümkün: Yunanca sevgi anlamına gelen filo .ile hikmet,
(bilgelik)_ anlamına gelen sophia sözcüklerinin birleştirilmesiyle oluşturulan filosofi
tedıniniı'ı felasife olarak Arapça'ya oradan da felsefe olarak Türkçe'ye geçen ve bilgelik
sevgisi anlamına gelen bir terimdir.
şöyle
B- FELSEFENİN . T ANIMLARI
Felsefenin tanımlarını belirlemek etimolojisi kadar kolay değildir. Çünkif,
felsefenin yapılmış olan herhangi bir tanıınına alternatif olarak değil bir, bir çok
tanımları yapılabilir. "Ünlü Fransız felsefecisi Jules Lachelier (Jul Laşölye: 1832-'- 1938)
*-Cumhuriyet Üniversitesi, Ilahiyat Fakültesi, Felsefe Tarihi Öğr. Gör.
*I sophia ..yazılması
gerekir.·
·
.
.. .
-H. Z. Ulken, Felsefeye Giriş I, A. U. Basımevi, Ankara, 1963, S. I
2
-Pr. Dr, Nihat Keklik, ~elsefe, Çağrı Yayınları, Isı. 1978, s. 3
3-0rd. Pr. Dr. Heinz Heiınsoeıh, Felsefenin Temel Disiplinleri, 1. ü. E. F. Yay.
Isı. 1952, s. 17
Nec~ti Demir
384
-derslerind-en birinde Felsefe nedir? diye sorınuş
arkasından -dı.ı herkeşi hayr~tte.
bırakacak' .şekilde -Bilmiyorum, cevabını vermişti. Tanınıi11ş birf('!lsefeeinin böyle bir.
4
cevap v~rmesi pek ta bil olarak öğrenc;ilerini şaşırtm;ş olmalıydı" . !~i, öği;enciJer
gülmeye başlayınca' Lachelier, felsefenin mahiyetiyle ilgiU esprisini yapıveı;iı;, Ne·
gülüyorsunuz ? Çünkü, ben felsefenin ne olduğu il~ ilgili hangi tnnımı yaparsam,
mutlaka içinizden bunun aksini söyleyecek, biri' çıkaca:ktır.
:ve
·.·.1
.
Bundan da anlıyort12; ki, felsefe~ hakkında ne söylense, ~ri un hemen kaı:şitı bir' ,
fikrin ortaya atılabileceği ve zıtları~n bannabilecegi bir alan olma özelliğiiı'i düşünce :
tarihinin başlangıcından beri sürdürdüğü gibi günümüzde de sürdürıneğe adaybir rilaridir. ·
Bu durumda felsefenin tımıminasıl yapılacaktır ya da itiraz edÜeıneye~ bir·
felsefe tanımı yapılabilecek midir ? işte bu-soruların cevabı,· düŞünen insanları.
asırlardan beri meşgul ettiği gibi günümüzde de etmekte, ve dahada edeceğe benziyor.
Aslında meşgul etıT)emes.i daha kötü. Çünkü; Düşünceıiin yozlaştığı, düşünenierin
horlandığı bir topfumda gerı_elde herşey seyfyesizleşir.. SorUnsuz bir toplum hayatı. ·
. düşünülemez .ancak burda ön.einıl olan, sorunlarm çözüıiı yednih sağlıklı düŞürıc~ ·
ortamlarında ynpılacak tartışma ve kritiklerde aranmasıdır; Ötokritik yapılamayari '
duru-mlarda insanlar, inanç ve kanaatierin sağlaın ve dogruhırına değil y~nliş ?Irinlanııa.· ·
yönelip hoşgörüsüz ve bağnaz tutumlara başvurur hale geliı'leı:. "Felsefe, özü araŞtırır,. ·.
metodik şüphe ,ve eleştiri bu araştırmanın kipliğini .(ınodalite~ ınüveccehiyit). teşkil .
eder. .. Felsefe karŞıt görüşlerin yer alcjığı birbilgi· dalıdır. 'Felsefe tarihi birbidnin .
nakzeden bilgilerle doludur, ve. felsefe aynı mi.nval üzere sürüp gider. Fel~efenin bü
çoğulcu niteliği, insanın mutlak bilgiyi elde eden1ey'eceğiı1in qir.delilidir. Bu da in'sanu1,
dogmatik ve fanatik olmaması gerekliliğini telkin ~dei·.. BÖyle· bir teikin, insanda ·.
5
. hoşgörü duygusunun doğmasının en önemli amilidir." HoŞgörüsüzlüğün ne deiıli acıl
ve ızdıraplar yaşattığını . günümüz insanı tüm çıplaklığı ile. gÖrınekte il}en: felse.te ' ,
okumanın sağlayabileceği hôşgörü ortarriqıa _bir an önce. kavuŞmanın özleırii içinde ·. ·
olmalıdeğil miyiz?
..
· ··
.
·
.. '
- .. · ._.·.,_ · ·.. · ,.· ·
.'.1
at.:· ..
. .
.
.
~
'
C- FELSEFE'NİN MAHİYETİ:
..
· En ...genel ve yalın anlatımla.sevmek, 'ı,ırdından koŞmak ve ı.ı;·~ll1ak ariıa~ırıa·
gelen phileo ve bilgi, .bilgelik anlamın.a gelen sophia sözcükleri nden. türetil en birteı;im. •
· olan: Felsefeyi etellektüel faliyet ve disiplinln adı olar.ak tanıyoruz; diyor, Ahmet·
Cevizci. Yine on.a göre, Grek felsefesi geleneği _çevre~ inden kurtul~mayaıl uyg~rllklarda:
felsefe ile bilim'in ayrışmasdmkansızgibi bir ~ey di. Asırlarca felsefe yani hi)<ırıe~j.Ie
ilim aynı içeriğin farklı anlatım ifadeleri- olarak zihint·eı:de yaşadı. Bu· durum.·Galileo.
Galilei (1564- 1632)' ye ka~ar devam etti, ancak onunla birlikte felsefe v~ ·biliiirkencli
,_ ,,,:...
alanlarına çekilip kertdiledrie özgÜ yöntemleri be.lliınsediler: Bilirri,.ad?mlariiiipati; ..• ··
.i
filozoflar da ikna yöntemini kuiianmayı yeğlediler. Bilimin yöntemle.ıTgözlem de~ey ve , ·
araştırma, felsefenin yöntemi her tür akli ve sezgisel speklilasyonlar (yprumlamai~r) dır .•.·
Speki.llasyoiı terimi ekonomi alanında. fiatlarınyapay Maı'ak yi.ikseltilip.aşağı' Çekilın'isi . · · ·
.:ı
anlamırta da gelir. Biliın,olan'ı olduğu -gibi ~abiıllenip b ri ul·ealite olarak·görtir, felsefe .· .·'. . •.• !
olan'ı değil olması gerekeni tavsif etmeğe çalışır .. Bilitrı· varhğı·bir yönÜyle
diı: belli··. ··. ·. ·
.,
1
ya
•
bir··a:çıaarı· eıe· atlıYen Teisefe''vaı:ıiğıiitr-iJüTil-n-üıarat:W:CiTğf,c"Yafi'lgı:·varfll< qtlncaıc····:· """' ··;"".~.c:j
.
4
.
'
.
'
'
'
·.
•
.
'. '
. . : '.
. ''
' . .
.. (
·,
.: :: .;', ::. . ~ : ~ !' : ;• ' \ '
'
.
- a. g. e. s. ·Keklık 96
5
'
-Prof. Dr. Necati Öner, Felsefe
Yol~nila Düşünceler, M. E. s:.Yayıııevi;Aıık.J99S; ,s. 22•23
,\'
·.
~~
.. ,,
.
'.
,.
.. ·
......... ·
· Felsefe'nin Menşef Üzerine Bazı Düşünceler
1
•
385
'
bakımı.ndan inceiediği; olanı betimleyen bilimlerden farklı olaı:ak olması gerekene ·
yöneldiği için konularına uygun düşen yöntem ya da yöntemleri kullanır."
6
Felsefe'yi hikmet, bilgelik ve hakikat sevgisi anlamıılda kullanan Yunaıilı. ·
tarihçi Thucydidı;:s olınuştur..P.Iaton (427-347)ve Aristotelesteles_(385-322) de varlığın
(etre) bilimi anlamında kullanır. Gününilizde bil1m ve felsefe iki ayrı alan olarak tavsif
edilir. Aristoteles, ilk· felsefeye (metafizik) felsefe-i ula,· diyerek· varlığın ilk
, başlangıçlarını (ınebdelerini) ilk nedenlerini (illetlerini) araştırmak olduğunu belirtir.
Stoalılar ve Epikürcülerde felsefe, akla uygun, ebedi mutluluğa ulaşmak için ceht
anlamıyla aynileşerek bilgelik sevgisi artık yaşama sanatı anlamına kullanılır oluyor.
İlkç:ağin ·sonlarına doğru felsefe ile dini düşünÜş arasında sıkı bir irtibat kurulınağ.a
çalışıldı. Felsefeye, Rönesans'tan itibaren skolastik düşünceye, bir reaksiyon fikir
aiılamı yüklenip insani unsurları,. aklı önemseıne)ti ve evrenselliği gündeme getirme
fonksiyonu verildi. Galilei ile· felsefe ve bilim niçin ve nasıl ·sorularına verilen
cevaplarin birbirinden ayrıldı. 17. ve 18. yüzyıllarda felsefe aydınlanma felsefesiyle
özde.şleşıniş hale geidi, 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başlarından itibaren felsefe
scientizm (biliıncilik)'in etkisinden kurtutarak bilimin yedeği konumundan uzaklaşti.
Bu kez Rönesanstayaşanan felsefi çözülme bilimsel paradigmalarda başlamış oldu.
Mübahat Küyel, ilk çağlardan beri felsefenin bir çok tanıınının yapiidığını
belirterek , "genel bir ele alışla; onun,· insan, evren ve değerleri anlamak amacıyla sürdürülen en genjş bir araştırma, birleştirici ve bi.itünleştirici bir açıklama gayreti
7
olduğu ,söylenebilir," der. Yine Küyel, "Bilgelik (sotlıos) beşeri ve ilahi olanların, ..
bi,itün o hip bitenlerin esasını bilmektir. Bu yüzden böyle bir bilgiyi, insanların değil
ancak, Tanrıların elde bulundurabilecekleri, insanların ise, sevebilecekleri, böyle bir
bilgiye imrenip paylaşabilecekleri gerekçesiyle, Filosofia kelimesini ilkin,
Pithagorasçılarkullanınışlardır." 8 demektedir.
·
·
H. Ragıp Atade~ir, felsefi ekolleri~ billur gibi kayiıa~an çokluğuna; birbi;iıie
benzer, aykırı ve ilgisiz yanlarına rağmen bunları üç temel gruba ayırarak ortak yanlarİnı
· veriyor. " İlki n, felsefeyi ilmeli ve nazari bütün bilgileri içine alan bir bilgi, konusu
~~r9eğin bi.it~n,~ olan tojl~ bir açıklama; bir iliınierin ilmi, . bütüncül (universel) bir
· · ılı m olarak goruyoruz," dıyor.
·
.
'
. .
.· Şahin Yenişehirlioğlu_feJsefenin taiııınına,. geleneksel yaklaştından .uzaklaşan
bir boyuttan bakıyor, uzaklaŞma nedı;:nlerini açıklayarak. Şehirlioğlu ·ilkin; felsefenin
etimoloj~k tanımınııı· sorıiut tarih verilerine uygun düşmediğini belirterek felsefenin
'bilginin sevgisi' olarak bdirlenmesinin Eski Yunan Uygarlığı'nın Batı Üygarlı~ı'nda
yeniden yaşatılmak özleminin bir yansıması .olduğunu belirtiyor. Gerçek durum, her tür .
saptırmacanın dışında; Felsefenin 'bilginin· sevgisi' olmadığı ve olaınayacağıdır. Çüıikü,
felsefe doğrudan doğruya gerçeği aramak, Gerçeği bulmak, Gerçeği anlamak -ve
Gerç.eği yorumlayarak somut bir sonuca ulaşarak İnsan-Dünya-Evreri bileşimini
iıy'dınlatarak İnsan' ı, Dünya'yı ve Evren'i değişiirmektiı'," 10 diyor.
6 -Ahmet Cevizci, Felsefe Sözlüğü,'E.kin Yay.Ank. 1996, s. 202-203
7 -Prof. ,Dr. Mübahat Kilycl, Felsefeye Giriş, T.T.Kuruıııu Basııııevi, Aıık. 1985 s. 14 ·
8
-Prof. Dr .. Mübahat Küyel, Felsefeye Başlangıç, M.E.B. Yay. Ayyıldız Maılımısı, 1978, s. 7
-Haıııdi Ragıp Atadcıııir, Filozoflam Göre Felsefe, Alademir Yayınevi, Konya. 1947 s. 21
10
-Prof. Dr. Şahin Yenişchirlioğlu., Felsefe veSanat, Dayanışına Yayııılal·ı, An k. 1982, s: 17
Y
Necati Demir
II- FELSEFE HANGi UYGARLIKTA DÖGDU ?
Felsefenin ilk olarak nerede doğduğu konusı.iıida kesin bir sonı,ıca ~)aşı lamayan
hayli tartışmalar yaşanmış ve günümüzde de soru ri çözi1lmüş değildir. Felsefenin E.
Yunanistan' da doğduğu yaygın bir ·kanıdır, hatta. bir· kısım Batılı k.ültür tarihçileri.
felsefenin Yunanisfan'da doğmasını bir 'Grek Mucizesi' olarak tavsif ederler. Anca(<
kesitileşmiş olan bir olgu vardır ki; o da' felsefenin artık bfr "Grek mucizesi"
olmadığının kanıtlanabilmiş olmasıdır.
Felsefenin menşei sorunu, yalnızca felsefi literatürü takip edenleı'i değil; zihni
aydınlanmış, uygarlıklar arası bağ ve ilişkiyi yakalayabilmiŞ ve bu, objektiflikten
uzak, yanlı empozeler yumağının düğümlerinden biri olarak ortaya .konulan "Yunan
Mucizesi" belirlemesini, idraklerini. zorlayarak da olsa bir türlü kabullenemeyen .
aydınlarımızı da yakından ilgilendirdiğini sanıyoruz.
Felsefenin menşei'nin ilk çıfğlardan beri tartışıldığını belirten.Emile Brehier'e.
göre, (1876-1952), fel'sefenin ilk kaynakları -konusunöa kesin bir çözüme
ulaşılamadığını, ve "Yunanistan~ôa, daha
zaman felsefe'nin kaynaklarını, Hellen
aleminin ötesinde B.arbarlar'a kadar götüren tarihçiler de vardır; ''FUozoflarıiı ·
Hayatları' adlı.eserindeki önsözünde Diyojen Laers (MS: 2. y,y) bize Parslar'da ve
Mısırlılar'da felsefenin pek eski oluşundan bahse&r. Böylece daha ilkçağdan beri iki tez··
· · karşı karşıya bulunmaktadır: felsefe Greklerin bir buluşu mudur; yoksa onlar felsefeyi
12
.
.
Barbar! ar' dan ll mı almışlardır?"·
o
Felsefenin menşei problemi üzerinde gerek filozoflar gerek felsefe tarihçileri. ·
hatta felsefi çabayla bir vesileytle temasa·geleiı düşünürlerin bir takım görüşler ortaya
koyduklarına tanık oluyoruz. Bize. hayli il:ginç bir yaklaşım olarak gelen. Wilhelm
Weischedel O905-1 975) 'iri bu konudaki görüşlerine değinmede'n--c;:demeyeceğii.
Weischedel'e göre, felsefenin hayata ne zaman girdiğini kimse bilememek,tedir. Onıin
başlaı:ıgıcı Eski çağların karanlığında izini .kaybetfirmektedir. Ona göre, kimileri·
felsefe'yi Milet'te, kimilerinin de Greklerin daha. eski atalarına, Hesiodos ve
Homeros'a, kimileri ise daha da eskiye giderek Doğu kavimlerinde, daha Grekler
tarihin ışığında ortaya çıkmadan çok öncelerinde baş!atır. .
·
·
·
'
.
1
.
•
.
.
Weischedel, 18. yüz yılın başinda yaşayan Berlin Akademisi Bilimler Derneği
üyesi olari jacop Brucker'in 'Felsefenin Eleştirel 'I;arihi' isınirii taŞıyan hacımlı eseriilde
bu konuda hayli ilginÇ görüşlerin olduğuna değinerek; b\1 kitabi n I. cildinin kapağındaki . .
sol pençesini kemiren bir ~.yı resminiri altında lp~e · alimenta sici yani, 'o kendi
ll Barbarlık: Barbar kavramı, ilk pnce Yıiiıanlılar, daha sonra da Roın.alılarca kendilerinden olmayan .
toplum ve. gruplara verilen bir isim iken, daha sonrahirı, Hıristiyan Batı uygarlığının dışında kala!) tüin .
uygarlıklam bu isim, sıfat olarak kullanılmaya.başladı. Çünkü, Yunanlıların hem parlakbir medeniyeti
olan milletiere (Mısırlılar, Persler) hem de cenkçi halk topluluklarına (lskitler, Sarmatlar, Cermenler,
. .
.
vb!) barbar demeleri bundandı ... Hıristiyanlığın Romanın resmi dini olmasından sonra da barbarlık,
Hıristiyan olmayan putperest, Mecusi, Budist, Şintoist ve Müslüman ... hepsinin sıfatı oldu. Büyü_k Lügat
· .
.'
ve Aiısiklopedi. Ci lt: ll Mçydan Yayınevi; lsH 985;s: 149·--"c.:_·-·'·'-,'--"-''''-'-'·'..~--""-'-"""''""';~."-~'=·'""~=
Brehier'nin Felsefenin barbar kavim lerden. E. Yunanlılam geçtiğini belirttiği ifadeyi şerh yaptı'ından'
·
··
.kulfanabilmek düşüneri ·insanları rencide ettiği, kanaatindeyiz. ·Felsefe,.· bar~arların düşüncesi· ise,
barbar kavramına tarihi süreç içinele kazandığı anlam ·moa.ı'iyle.ıiıilsbet yıikl:iŞiıbilıfiemiz de ·ıııümkün ·
olmadığına göre, bu durumda vahşilerden kültür alınakla onlard:in daha ilkel ve geri bir kültür ..
çerçevesi içinde bulunulduğıı kabul edilmiş olmuyor mu ? Ilkel ve vahşileriri keı.ıdilerinde bir ü~t-kültür ·
derecesinde olanlara barbar demeleri, deyim yerindeyse; körijıı ş·aşıya - görmüyorsun, demesine
benziyor.
·
. ·
.'
. · ·
' . · ,
' ·
12 -Brehier,Felsefe Tarihi, Çev. Miraç Katırcıoğlu, M.E: Basıııı.evi, ·Ist 1969, s. 2 ·
..
·•:"
.. ,,
.
'.
,,
,... ·
· Felseffnin Menşei Üzerine Bazı Düşünceler
387
kendini yemektedir' ifadesine dikkat çekiyor. Weischedel'e göre bunun
anlamı;
Felsefenin~ yabancı bir besi ne, kendinden daha önceki bir bilime ya da sanata ihtiyacı.
yol\tur, tersine o kendi kendine yeterlidir. Kısacası felsefe ketidi kendinden ortaya
daha kuıidağında sarılı iken olmuştur.
çıkmıştır ·ve doğumu insanlık
Bu abartı.fı ve extrem yaklaşımları belgeden yoksunlukları ve ispattan
nedeniyle dışlamak, gerçeği bize yaklaştırmaz, belki de uzaklaştırabilir. Her
şeyden önce insanlık tarihi, elimize belgeleri ulaşan uygarlıklarla ını başlatılınalı gibi
haklı bir soruya muhatap olunabilir. Sonra, İnsanlık tarihinin Darwin ( 1809-1888) ci
Evrim anlayışına uyarlanan zihni melekeınize, .biraz farklı görüşlel'e hoş gÖrüyle
bakabilecek özgürlükler tanımalı değilmiyiz ?
uzaklıkları
·
Batı
kültür tarihçileri genelde felsefenin E.Yunanistan'da ortaya
çıktığı
gÖrüşüne katılır, bunların başında gelen Nietzsche ( 1844-1900) Yunanlıları yalnız zevk
··
ve estetik alanında· değil, bilim ve felsefe alanlarında da Yeni Çağ insanından çok daha ·
üstün görmektedir. Hatttı g~rınekle de kalmaz, "Felsefenin başlangıcı nedir? sorusu hiç
önemli değildir. Başta her yerde kaba sabiı olan, şekil alinamış, boş ve çirkin olan
bulunur; ve her şey de yüksek basamaklar önem taşır. 'Kim, Mısır yahut Pers
felsefeleri daha orijinaldir .ve herhalde daha eskidir, diye Yunan felsefesi yerine onlarla
meşgul ol.ursa ... düşüncesiz davranmış olur," 13 diyerek, Antik Yunan .felsefesi
dışındaki görüşler üzerinde yapılan çaba ve gayretleri küçümser.
III-
FELSEFE'NİN MENŞEİ, TARTIŞMALARI
Felsefe tarihçil~ı:ini hayli meşgul eden ve bu konuda farklı sonuçlara
ulaşınalarma neden olan felsefenin menşei problemine girmeden önce, şu ana kadar
etimolojisi tanımları ve mahiyeti üzerinde durduğumuz Felsefenin ınenşei konusunda
gllndeme gelen tartışmalarüzerinde duralıın: Felsefenin menşei ve Doğu tefekkürünün
Yunan felsefesine etki edip etmediği konusunda ortaya atılan iddiaları Mübahat Küyel,
genel olarak üç grupta inceliyor. Bunlardan ilki, Burnet'e ait olan Yunan felsefesinin
oriji'nal olduğu ve dış etkiyle izahınin hiç bir zaman mümkün olamayacağı görüşUdür.
ki, Küyel, onun bu konudaki iddialarını· dört grupta ~oplar.
A- Bornet'in
Görüşleri: 1 4
1- Burnet (1863-1928), gerçi Heredı;ıt, Dyonisios (şarap içerek kendinden
/geçme inancı). ve Tenasuh ( ruh göçü ) aHdesinin Mısır ın·enşeli olduğunu bilse de
felsefenin çiçeklenme döneminde Mısır'dan etkilenıneyi gösteren bir delil yoktur, der.
Yine, Pinton'un .Hellen tipini teorik, Mısır ve Fenikelileri ise pratik tipler olarak
sınıflamasını öne sürerek felsefi etkilenrrieden söz edilerneyeceği ni belirtir ..
2- Burnet, Yunan sanatında Mısıı: etkisinin görülebildiğini ama sanattaki
etkinin maddi olduğunu, bunun da manevi bir etkiye dönüşeıneyeceğini belirtir. Yine
Mısır'dan sanatın yanııida dini etkinin, yani dini imaj ve kavraıniarın da geçebileceğini
ama dindeki bir kısım somutlukların var olmasına rağmen felsefenin tümüyle soylit
olduğuna dikkFtt çekerek felsefi alanda bir etkinin olamayacağını belirtiyor.
3- Yine Buı·net, Hindistan'da da felsefi bir faliyetin
'
da bil' etkilenmenin olamayacağını savunur.
bulunduğunu
ama bundan
-Friedıich Nietzs~he, Yunanlıların Trajik ÇağındaFelsefe, Çev. Nusrel Hızır, Elif Yay. Isı. 1963, s.
14 j. B'urnet: Ingiliz asıllı, Yunanca ve Yunan kültürü uzınanı (1863-1928) Pinton ve Aristoteles 'nun
· eleştirıneli eserlerini yayııııladı.
·
'?
7-S
· Necati Demir
388
.;
4- Burnet, Mısır'da en·yüksek zihni faliyetin rahiplerin,eÜtıde oluşu yehalka ·
öğretilmemesi yüzünden yaygınlaşamayatı bu fikirterin Yu'nanistan'a ulaşmasının zorolduğunu, üstel;k rahiplerin yazısından anlayan bir ,Yunanlı'nın bulunamayacaği
varsayimından hareketle yi he felsefi yönde bir etkinin olamayacağı hi belirtiyor.
B• Numenius'un Görüşİeri: 1 5
Küyel'e göre, felsefenin menşei konusundaki ikinci goruş; ilk felsefenin ·
Yunanlı'larda hiç görülınediği iddiasıdır. Bu görüşün temsilcisi, {MS: 2. asırda yaşamıŞ
olan İskenderiye'li Numenius'tur. Ona göre, Platon,;Yunimca konuşan bir Musa d~ğil de ·
nedir? Yirie Ni.ımeiıius, Platon'un Kanunlar isimli eserinin IO.suna işaret ederek,
bunun Evamir-i Aşere'den alındığını iddia eder. Küyel'e göre, HırisÜyan ?rta Çağının
ünlü filozofu Saint Augustinus (354-430) da Yunan· kültürünün diğer kültürlere
dayandığını st;iylemiŞtir. Numenilis'u destekleyen bir düşüni.ir olan Lamplicus (yak: 150-:
215) "Aslında Yunan filozofları 'en iyi düŞüncelerini Hz. Musa~ nın kitaplarından
16
çalmıŞlardır. Felsefe, şeytanların bir armağanı olmayıp, Tanrının bir armağanıdı.r,"
· demektedir. Bu fikir Rönesans'ta da belirir. Rönesans döneminde yaşayalı bazı
düşünUrle? de Yunan felsefe'sinin İbrani felsefesinden etki aldıgını söylerler: Yeni
.zamanlarda da aynİ ·iddianın varlığını görüyoi·uz. Bi.ı iddiaları Rot ve'Ghıdish. ileri
sürmüştür. Rot Yunan felsefesindeki Mısır 'etkisini., Gladish ise, Doğu dinleriniri
etkilerini göstermeğe çalışı1uştır. Bunların eserlerinin adları dazaten_bu iddialaniina
eder. Bunların eserleri: Pytagorasçılar- Çinlileı', Elealı lar- -Hiı'ıtlil!'!r, Herakleitqs (540480)- Zerdüşt, Anaksagoras (460' da Atina'ya hicret etıniş-42~' da ölmüş)- Yahudiler' dir.
Ki.iyel'e göre, bu eserler daha sonra Nietzsche ve Sdıeller ( 1874-1928) tarafinda:
eleştirilmiştir..
·
· .· ·
·
··
·
Prof .Dr. Mehmet Dağ ise, Yunan felsefesinin dinsel kökenli olup ()hpadığı
konusundaki değerlendirmeler için, Kir k ve Raven'' in The Presocratic
Philosophers, CUP 1966 eseri ile Walter Kranz'ın Antik ·Felsefe'sirii referans
göstermektedir. Yurian' da mitolojik dön~rhin. akabinde gelen Kozrİıt;:ılçıjik dönemde~
filozoflar ~'mitolojik döneıtı,in tanrılarınİ .tabii gi.içlefle açıklan1ağa çalişinıŞlar; onları
duyutarla kavranan nesneler dur1.ıınuna indirgemişler; bunu ri da ötesinde ilahi o lam .·.·.
tabiatta aramışlardır, Bu neden.Ie kozmaJojik dönemin açıklamaları, çogu.kez tabii elin __ ·
· ya da ilahiyat biçiminde açıkİanıtııştır.'' l} Dağ'~ göre, Thales (640~5S7) her şeyini
ilk;esini su olarak kabul ederken .onu. mitolojiden ayı rm ış ania her şeyin ·tanrıliirliı i:kılıi
ılduğunu belirterek de gizli güçled dinsel i,t'adeyleortaya kciynı,uş. Anaxinianqroı; (61 0547)'un ilk ilkesi olan Apeiron, sınırsız olan şeyiri kepdisinden çıkip yin'e kendisine
dönecek_ olan Ta,nrısal şeydir. Ksenophanes (MÖ: ·569-477) ise,· mitolojik döremiiı
.'
1
1'
15 Nuıneni~s: Suriye asıllı v'unan Filozofudur. MS: 2. asırda Efaiiıi~e'dedoğdu: Hayati .hakkıiıdii ke~in bk
şey bilmiyoruz. Opicanua Ve Osabius eserlerinden bir kısmını nakletmişlei·dir. Eıierin isıiıi; 'Eflatun ye
.
, Akadeıııialılar' 'Eflatunculuğun.Sırları- Sayılar ve Iyilik' Eserleri, lskeiıileriye okulunda yaygin olariık
.· ·..• ·, :. :
· · 'öğreti lmekteyd i.···· Pytagorasçı ;Yeni · ·Efl at uncu -gör;üş ün-önc.ü leri nden di ~':""Pl oti nos!.un"".talebesL~0.c=io~"""';,,c~
oldu: .. Nuınenius, hocasının yaratma konusundaki görüşlerine önemli katkılarda bulundu; Hrıstiyan .. .
· 1
ilahiyatındaki üç ilah'ı birbirinden ayırdığı ortayaçıkıyo~; En b(lylik iyilik ki; varhğızatındanolan:'
Monad'dır.. Ikincisi, düşüncesiyle ,evreni yaratan· yaratıcı. UçünclisU; evreiı'dir'. Efliıtiııfuıi ·görüşlerini ··· ... ______ .....,.... ,.,
yoruınlrim\\Sına gelince; ilk batı metafiziğinin temelin.deki şark dtışüncesinin etkilerini. derirıleınesinı.ı·
nraştırdı. üzeilikle Musa Peygamberin öğretisini araştırdı. (Georges Tarabisi,. Mucem'ül Felasife,
Beynıt,-1987, s. 624)
·
·
'
· ·
· ·
· ···
·
·· ·
16
-.. Prof: Dr. Mehmet Dağ, Islam Felsefesinin' Bazı Temı;! Sorunlar; Üzerincte Düşun?eler, ı 9 1'1ayıs,
· Universitesi, Ilahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: XVI s. 7
17
.
.' .
.
.·
-.Dağ. a. g. mak. s. 5
· -·
··
.
...
,.
:
Felsefe'nin Menşei Üzerine Bazı Diişünceler
.
.
389
.
antri:ıpomorfik tanrı anlayışına şiddetle karşı ç;kıp b.eşeri özellikleri bulunmayan bir
Yüce Tanrıanlayışını savunur. Yine Parmenides (540-450) 'iıi oluşma)'an, bozulmayan,
tek, sarsılmayan, öncesiz ve yetkin nitelikleı:e·sahip olaiı Varlık'ı dinsel bir içerik
taşımaktadı i". Anasır-ı Erba)ı ilk kez or.taya atan Empodokles (MÖ:492-432).ise bunları
hem doğal unsurlar hem de Zeus, Hera, Aidone.us (Hades) ve Nestis şeklindeki tanrılar
oliıı·ak görür. Ancak bu unsurların tek başlarına evrendeki şeyleri ve oluşumları
nieydana getirmede yeterli olmadıkları için 'sevgi ve nefret isimli iki ilke gereklidir.
'Şey'lerin sonsuz sayıdaki parçacıklardan oluştuğunu söyleyen Anaksagoras (500428)'ııi ise., iç düzeni sağlayan ilkenin, ,ilahi olarak nitelendirdiği Nous (Akıl)
olduğunu görürüz,
·
"Daha sonraki dönemlerde de devam eden bu yakın din ·Ve felsefe ilişkisi
felsefenin dinsel efsanelerin (mitolojilerin) felsefi terimlerleifade edilmesinden doğduğu
anlayışınlll yerleşinesine yol açtı. Stoalılar felsefeyi, dinsel efsanelerin bir yorumu ·
olai·ak gördüler. Bu anlayış din ve felsefenin aynı hakikatların farklı ifadeleri olduğu
sonucuna iletti. Sözgel.imi, Plutarchos (M.S. 50-125) 'a göre, çeşitli dinlerdeki tanrılar,
benz.eri işlevleri yerine getiren, ancak farklı adlarla adlandırılan tanrılardır ... Yeni
EJlatuncu Porphyrius (233-304), efsanelerin, felsefi hakikatierin simgesel ifadeleri
olduğunu söyler;" ona göre, tanrıların ve kutsal hayvanların suretleri, duyulur-üstünün
8
simgeleridir.". ı Dağ' a göre, dinle felsefenin aynı hakikati savunduğu görüşünün
yaygınlık kazanması, sonraki dönemlerde felsefenin Hıristiyanlar. ve Müslüınanlar
ara.sında yayılmasını kolaylaştırmıştır.
C-
Charles Werner'in
Görüşleri:
Küyel;e göre, üçüncü görüşün temsilcisi Charles Werner'dir. Küyel O'nun,
Yunan felsefesinin orijinal olduğunu ancak Ooğu'dan da etki aldığını belirten
· görüşlerine dikkat çekerek, iddialarıni şöyle sıralar.
.
. .
1- Yunanlılar bir doğu hikmetinin farkındadır, ve ona karşı· saygı duymuşlardır.
Mesela Heredot bunu açıkça izah etmektedir. Yine Platon da doğuya karşı hayranlığını.
Tiınaios isimli eserinde Yunan'lı ile Mısır'lıyı karşılaştirıp Mısır'lıyı üstün bulduğunu
, . aÇıklar.
·
2~ Werner'e göre, Aristoteles de Mısır etkisinden söz eder~k, Aritmetik'in
.
M ıs ir' da i:loğdı.ığuna işaret etmiştir.
3- Yine, Thales ve Pytagoras (M.Ö. VI. asır)'ın Aritınetiği Mısırdan
söylenebilir, Werner' e göre.
··
öğrendikleri
4- Demokritos (M.Ö. 460-.3.70) 'un ansiklopedik bilgisin"i ancak doğuya ·
bir çok seyahatlerden sonra kazandığını, hatta bu bilgiler için, değil Mısır,
Hint' e kadar gittiği bile söylent:billr der, Werner.·.
·
·
yaptığı
Yunan fels.efesinin Mısırdan etkilendiği kanısıyla ilgili görüşlerini belirten
Alfred 'Weber ise, "Onun gelişınesi üzerinde. Ş arkın yaptığı tesirden şüphe etmek kabil
deği.ldir: Mısır' la teniasa girmeden önce; yani onlara ·memieketini açan. Psaınmetik
9
. devrindeil önce, Yunanlılarda tam manasıyla felsefenin izine rast gelinmez,''ı
demektedir.
ı
ı
8 . "
-Dag; a. g.
9
ıııak.
s. 6
-Alfred Weber, Felsefe Tarihi,_çev. H. VehbiEralp,
ReınziKitalıevi,'lsı. 'ı964 s. 3
390
Necati Demir
Burnet, Werner ve Numenius'un felsefenin ıilenşei konu~undaki görüşleri için
Mübahat Küyel'in 1973 yılında AÜ. D. T. C. Fakültesi Felsefe Tarihi Kürsüsünde
okuttuğu ' İlkçaq Felsef~si Tarihi' ders notlarından yararlandık~ Bu bilgilere ek olarak
Yard. Doç. Dr. Kürşat Demirci, W alter Kranz, Dr. W. Ruben'in ve Bınile Brehier ve
Henry DUmery'nin konuyla ilgili görüŞlerine de temas ·edeceğiz.
Hint Tefekkörünün Yunan Felsefesi'ne Etkileri.
Yunan felsefesi ve bilimine, Mısır, -Mezopotamya ye Fenike'nin etkileri
konusunda fazla ayrıntıya girmek istemiyoruz. Yalnız, Sanskritçe ve Eski Hint dini
metinleri olan Vedalar üzerine 20 asrın başlarından itibaren Batıda başlayan tetkiklerden
çok. önce, M.Ö. VI. asırda Greklerin bizzat Hint tefekküründen haberdar o,ldukları
bilinmektedir, diyen Demiı·ci "Hint kültürüne ait en erken ciddi referanslar, Miletos'lu
Hevataeuş (M.Ö. 6. Yüzyıl) ve Ctesias'dan (M.ö: 6. Yüzyıl) gelir. Bu en erken
referanslar arasında bazen ilginç bilgilere de rastlıyorui. Bunlardan birine göre, Hintli bir
filozof Atina'ya gelmiş ve burada Sokrates ile görüşmüştür. Bu gelenek bize Eusebius
. ·
.
.
.·· ·
(M.S. 31 5) kanalıyla geldiğini," ?O söylüyor.
D- Dr. W. Ruben'in
'
Görüşleri:
Şimdi de Hiht tefekkürünün Grek düşüncesine yaptığı etkiler üzerine verilmiş
üç konfereahs ·metninden ibaret olan 'Felsefe'nin ·Başlangıcı' isimli Dr. Ruben' in
eserindeki yı:t'klaşıınlarına bakalım;
/
W. Ruben, felsefenin doğduğu devrin MÖ: 700-550 arasında olduğunu ve
Hindistan'da bu dönem arasında yaşayan 110 filozofun tanındığından söiederek, bundan.
takriben I 00 yıl sonra Ege· kıyılarında Thal es; .Anaxiınandros ve Anaximenes (550~
480)'teh başka bir filÖzofun görülmemesi ve bunİar hakkında ilk elden kaynak
bulunmamasına karşın, Hint felsefesinin kaynaklarını tespit edilmesine yarayan yeterli
malzemenin bulunduğunu belirterek, Hint felsefesinin 5 Nesil üzerinden 150 yıl devam
ettiğini söylüyor..
,
,
Hint
Filozoflan:
I. Nesfl Filozofhırı: Bimlar, hava, nefes. yada rüzgara önem
veriyorlar. Ve Eski Yunan'da her şey'in as'h, arklıesi lıava'dır, diyen
Anaximenes 'e kay na khk ediyorlardı, .diyen Ruben, "Mesela,· .bu·
mü tefekkirlerden birisi. .. bir fırtına esnasında sis' in, ilk evvel kesitleşerek bulut haline,
bulut'.un kesifleşerek şimşek haline ve şimşekten sonra yağınur ve yağınur'un da
21
nihayet fırtına so~rası sükunete inİ<ılap· etmesi gi~i,," tabiat hadiseleriıJin .sonra
gelenin · önce cereyan edenin qeğişmesiyle oluştuğunu belirt~iğinden
söz ediyor. Yani,· bir kısım tabia.~ olayalarİ diğer bir kısım tabiat
olaylarımil sebebini teşkil ederler. Natüralistterin temel yaklaşımı olan, 'bir
tabiat olayının sebebi olarak tabiatın dışında herhangi bir şeydedeğil yine.tabiatıİı
-- -kendisirtde..aranmaİıdır,ilkesinin
orijinalini, . Hint ft!lseff!s.inc:lf!J:Julfl1_~~
111qı:r!~!i~~ür. ""=-C-..~-'''-··c:,"", .
.
.
'
.
. . II. NesiiFilozofları'na göre, "evren'' içinde büyük birateş yanınakla olan bir .
dev'dit. Hint filozoflarından Aruna, 'gürie§'i büyük birbal damlasıolarak hbul etmişti; ·
Guneş'teki bu balı, O'na göre, dört ktJtsal sema bölgesinde bulunan veda l;ıilgileri ve ··
,-
20
21
-Kürşat Demirci, Hinduizınin Kutsal Metinleri Vedalar,
.
-Dr. Ruben, Felsefenin Başlangıcı, lst. ·1947, s. 31:32
Işaret. Yay.
lst. 1991, s. 18
·
·'ı,
Felsefe'nin Meiışei Üzerine Bazı Düşüncel~r
391
diğer kutsal metinler gibi çiçekler meydana getiriyordu. Dört sema bölgesinin ayri ayrı ·
renklerde olmaları dola:rısıyla gü~eşte de birbirinden farklı dört ayrır~nk vardı ... "
22
·.
III.. Nesil Filozofları'ndan Aruna'nın oğlu Uddaİaka babasından intikal eden
fikirlerden "tam ıminasıyla bir tabiat felsefesi sistemi kurma dehasını
gösterebiliyo~du," 2 J diyen Rub~n'e göre, nefes' e önem veren yalnızca Uddalakadeğildi,
'.'III. Nesil filozoflarının bir · Çoğiı nefes'i evrenin temeli, kazrğl,
. örgüsü, .hayat tekerleğinin merkezi olduğunu ·iddia etmişlerdir. Geçen·
' nes lin güneş' e tapan fil_ozoflarından Uddalaka bir defasında şöyle demişti. 'Avda
kulhimlan şahin 'kuşlarının, · oturdukları sopaya ~ağlı bulundukları
gibi, demişti, düşünmek de nefes'e bağhdır ... Uddalaka'nın
bu
formülleşUrmesiyle
Yunanlı
Anaximenes'inld arasında sıkı bir
24
yakıniık seziliyor'"
Anaximenes, Hava'dan ibaret olan ruhumuz, bizi nasıl toplu
halde tutuyorsa aynı şeldlde bütün kozmik alemi de nefes ve hava bir
arada tutuyor, diyordu. Bu durumda Ruben'in şu ifadelerini göz ardı etmek pek
güçtür.' ''Onun 'için denilebilir ki, Yunanlılar, felsefenin· başlangıç
kısımlarında
Hintli'lerin talebesi olmuşlardır. Zira Upanişat
filozoflarının III. Neslinden. olan Uddalaka, MÖ: takriben 640-610
arasında yaşamıştı. Halbuki,
Anaximenes bu tarihten 100 sene kadar
sonra ... yaşıyor'd'u. " . .25
.
Yine Ruben, Yunan felsefesinin
drljirial olabilmesi ıçın, Thales,
Anaximandros ve Anaximenes'den. önce Yunanistan'da Hint'teki ··gibi
bir grup filozofun yaşaması g~rekirdi, diyerek etldlenmeiıin olmadığını
ve. Yunan felsefesinin
orijinal olduğunu savunanlara belgelerle kaı·şi
çıkıyor. Aslında Yunan felsefesinin orijinalliği makul temeller-üzerine oturtulabilmiş
Olsaydı bu tezin savunucuları "Yunan Mucizesi" ;gibi irrasyonel bir kavnima başvurmak
zorunda kalmayacaklardı. Ruben, Uddalaka'nın Yunan felsefesine açık bir etkisini
gösteren şu ifadesini de kaydediyor. "vakıa, bazıları var. olan şey'in de var .·
. olmayan diğ.er bir şey'den meydana geldiğini ileri sürmektedirler.
Fakat· bu nasıl ~üm~jin olur, var o~.mayan bir şey' den .va~· olan bir şey
·nasıl meydana gelır?
E.Yunan'da MO: 500 yıllarında Parmenıdes bu konuyu
şöyle ifade ediyordu. ·."Doğruyu· yalnız akıl verir, ve biı akıl meyd.ana
gelmeyi, değişmeyi, hareketi yani var olan bir şey'in var-olmayan bir
şey haline. geçmesini v~ bunun tersini kavrayamaz, var-olmayan· diye
27
bir şey'in olduğunu düpedüz yadsımak zorundadır."
·
· Bu düşünce,. fizikte Lavosier prensibi diye geçen 'maddenin korunuriıu'nun
temelil)i oluştuı;ur. 18 . .yüzyıldan beri ~.Evrendehiç bir şey var'dan yok, yok'tan var
edilemez, evrendeki değişim ve dönüşümlerde belli bir madde kaybı olmayıp eneıjiye
dönüştüğü ilerisürüliirken, 19.yyılın sonlarında Raclium'ı.in keşfiyle bu teori de yaı:a
??
.
--- Ruben ü. g. e., s. 35
2:1·
.: - Rlıben, a. g. e. s. 36
24 - Ruben, iı. g. e. s. 41
25.- Ruben, a. g. e. s. 42
?6
- - Ruben a. g. e., s.49
27
-Walther Krnıiz, Antik Felsefe, Çev: Suad Y. Baydur. E. F. Yay. lsL 1978, s .. 57
392 .
1.
• Necati Demir
· alıyor.·" ... radiuın'un keşfi ile bu anlayış sona erıniştir. Çünkü, Radioaktivite'nin bir .
28
madde kaybı olduğu anlaşılınıştır." Lavosier pre~sibini ate düşünceler için bilimselbir ·
dtıiyanak gibi görmek isteyenler için Radiuın'un keşfi bir yıkım oldu. ·ıo. yüzyılın
başiarinda dogmatik ınateryalizın çeşitli nedenlerden dolqyı büyük sarsıntılar geçirdiği
için materyalist felsefeler kendi içinde ve ınateryalizın karşıtı felsefi.çiğırlarda yeni·
şekillenınelere kapı_aralaridı.
·
'Felsefenin Başlangıcı' isimli konferanslar dizisinde Ruben, FJ:int ve
Yunanfelsefe ekallerini ayrıntılarıyla inceledikten sonra, Yunan felsefe okullarınıı:ı her
birinin Doğu'dan etkileridiğini gösteren pek çok bulgular çıkarmıştır. O'na göre,
İdeaİizm'in kaynaklarını, ins~nların fildr. ve düşünce problemleriyle
ilgilendikleri dönemlerde aramak gerekir. Bu konuyu bir· problem
olarak ilk ele alan Brahmanlar devri brahmanları olmuŞtur. Ruben'e göre,
brahmanhır düşünceyi söz'den daha önemli görürler. Bu konu üzerindeki ·
bir tartışınanın ·sonucunda hakemliğine başvurulan yaratıcı tanrı, " .. ,düşüncenin
daha üstün ve !)nemli olduğunu ilan etti. Çünkü, dedi söz düŞünceyi.
daima itaatle takip etmeye mecburdur, tıpkı küçükterin büyükleri
29
takibe mecbur ol~uiÜarı gibi." Ruben, düşüncenin niteliklerini ; _ışıkların ıŞığı,
insan vücudunun .içinde sönmeyen bir parıltısı olai·ak tavsif ettikten solira düşünce; en
hızlı hareket eden şey'den daha hızlı hareket eden şey' dir, diye belirtmektedir.. ·
Yine, Ruben', Anaxi;~ndros (MÖ: SSO)'u~ evrenin aslını apeiron'
(sonsuzluk) a indirgeyen düşünce sisteminin de temeliöde Hint
felsefesinin yattığını "İ~san için en büy.ük eheınıniyete haiz olan düşünce
hassasını, varlık içerisin~ en büyük yerişgal eden boşluk'la mukayese edişini biz. ancak
dahiyane ·bir buluş diye va_.sıflandiracağız. Ve boşluk metlmmunu bütün azametiyle .
kavrayabilıniş olan ilk mütefekkirin de Hint'li idealist filozof olduğunu. tahınin
ediyorum:.:MÖ: 600. yıllarında yaşadığını tahmin ettiğimiz 4. Nesil filozoflarından
Pravah;ına, kainatta boşluğun en üstün şey olduğunu ve her şey'in esasını buboşluğUri
30
teşkil ettiğini iddia etmişti." diyerek kanıtlamağa çalışır.
.
.
.·
.
·
Ruben' e göre, mistik felsefenin de ilk olarak Hint düşüncesinde
. tJpanishat filozoflarının 2. 'Nesli içerisinde · yetişen ŞandHya'da
görülmektedir. ''Şandilya .. .idealizmin en kuvvetli ınümessillerinden biri oldÜ.
Şandilya kendisiriden evvelki neslin idealizmini adamakıllı bazınetmiş tipik bir mistik .
'idL O da insanla kozmik alem arasındaki ilgiyi kabul ediyor ve boşluğun en üstün şey
olduğunu ileri sürüyordu .• :Mistik düşünce sahibi diğer mütefekkirler. gibi, O da bütün·
varlığın tek bir şey'den ibaret olduğunu ve varlığın yaşadığını kabul ehnekteydi. Ve ... ö
birici~ ~üiLoian varlığa her şey' in üstünde bir kuvvet manasma gelen ... atınan ismiıii:
vermıştı.". .
.,
.
. ·
.
.
)
.'
~
. Ruben, Şandilya'nın mistisizminin temelinin irraş'yonel oluşunu ·
o'nun şu ifadelerinde görmek gerektiğine işaret' ediyor ." ... atman'ı. tam
manasıyla anlamak milmküri olmuyordu. Çünkü, bu keliım! kainatın hikmet-i vücudunu
mistik bir zihniyetle izah iÇ'in ortaya atılmıştı. İnsanlar büti.invarlıği.tek-bi'~..cşey_oJarak~-= :_ J
28 -H. Tuğrul Sargın, KUÇUk Felse~ Tarihi, Bozüyük Yayınevi, 19.61, s. 49-50
29 - Ruben, a. g. e. s. 52
30
.
- Ruben, a. g. e. s. 56
31 - Ruben a.g. e., s. 57
·
.
·
Felsefe'nİn Menşei Üzerine Ba.zı Düşünceler.
393
düşünmek istedikleri için tecrübi usullerle ispatına imkan olmayan böyle bir ınetlıumu
kabul ediyorlardı. Bu günkü modern fizikçiler.maddeler alemini meydana getirmiş olan
ibaret olduğunu söylerler. Şandilya daha o zamaniarda atman' ın
ibaret olduğunu ve kainat'taki boşluk tarafından. temsil edildiğini
32
söyle~işti." Yine Şandilya'nın insanla kozmik alem arasındaki ilişkiyi kabul ettiğini
belirten Ruben, o' nun.atman' ın bir darı tanesinden, bir pirinç tanesinden
bunların
iç kısımlarından bile küçük olmqsına rağmen göklerdEm ve boşluktan daha büyük
olduğunu belirten ifadelerine dikkat ·çe~enik insanların kalbi iÇinde bulunan ve
düşünceden ibaret bulunan küçücükatmanla uzaydan daha büyük olan k<iinat atman'ını
aynı. şey olarak gördüğünü belirtiyor. ·
rerilitenfn
eneı~jiden
düşürıce~en
hatta
Hint düşüncesinde Upanishat felsefesinin en parlak dönemini temsil eden
filozofun Yacnavalkiya olduğunu belirten Ruben; onun, filozoflar içerisinde cennbt
. kavramına ilk inananlardan olduğuna dikkat çekiyor. Sadece o'nuiı, insanların günün
birinde ruhlarının bedenlerinden ve. bütün madde dünyasından ayrılacağına, saf ve lekesiz
bir düşünceden ibaret kalacağına, tek kelime ile 'kurtuluşa inandığını görüyoruz, diyor:
Ruben'e göre, Yacnavalkiya'ri1n kozmogonisi de hayli ilginç tasarımlaİ·Ja
doludur. Kozmbgonisiıiin- insanların yaratılışı bÖlümünde "Erkekle kadın
başlangıçta tek' bir yaratık olarak yaşamakta idi. Sonrad.an bu yaratık kadıı, ve erkek diye iki .kısma ayrıldı. · Erl{eklerin kadınİarı, kadınların
da erkekleri- arayıp durmalarına sebep te . biıdur.~Hz. Havva'nın Hz.
Ad em 'in kaburga kemiklerinden yaratıldığı hakimıda Id efsanenin esası
33
da bufikirden alınmadıı:,''
demektedir. Burda Ruben'in yorumunun irdelenmesi
gerektiği inancındayız. Acaba o'nun dediği gibi Havva'mn yaratılış hikayesi,
Yacnavalkiya'nın kozmogonisinden · mi alınmış yol{sa Yacnavalkiya
kozmogonisiniıi ·'insanların yaratılış ' kısmım Havva'nın yaratılış
hikayesinden mi almış ? Bu problemi ilmi açıdan belirleyecek ne' bir ayraç ne de
elimizde tarihsel ve sosyolojik bir belge olmadan nasıl böyle kesin bir yargıya
varabiliyor, Ruben. Hz. Musa Yacnavalkiya'dah önce yaşadığı bilinmektedir. Onun
ilmi dikkat ve titizlikten uzak olan bu yaklaşımını Ademle Havva' nın yaratilışına efsane
' demek suretiyie tevhit düşüncesine getirdiği pejoratif yaklaşımda da aramak gerekir,
·
diye düşünüyoruz.
, . · Yacnavalkiya'nın döneminin yenilmez bir tartışmacı filozofu olması~arriğmen
sonunda işi dervişliğe vurup terk-i dünya düşüncesine kapılan bir mistik olduğunu ve
ülkesini terkederek hırpani bir kılıkla·vatansız bir dilenci gibi dolaşmağa başladığından
söz eden· Ruben, o'nun bu düşünce ve tutumoyla E. Yunan'daki. Kynique
(köpeksiler) fiJozoflara da etki etmelerinin mümkün olabileceğini
vurguluyor.
·
·
,,
Ruoen. E. Yunan'da Parmenides ve Zenon'da görülen varlık ve oluşla .iligili
Paradoksların 150 yıl önce Yacnavalkiya'da görüldüğünü belirterek" daima mevcut.
olanla sonradan meydana gelen arasında bir zıtlık görüldüğünün hemen
farkına. varırız.: insan ruhu veya düşüncesiyle dünya karşı l{arşıya
muteala edilince düşüncenin I;ıaşlangıçsız ve sonsuz olduğuna mukabil
dünyanın sonradan meydana gelmiş old~ğu ve günün birinde de yokluğa.
32
. '
-Ruben a. g. e;, s. 57-58
33 ~Ruben iı. g. e., s. 62
· ·' Necati Demir.·
.394
karışabiieceği açıkça anlaşılmıştı,
34
biçimindeki ·ifadeleri ni' yorünılayaır
Ruben, dini terıninoloji ile ifade edilecek olursa-'kadiın (e,zeli) ve hadis (s6n_l·adan olma)
·zıtlığı' nın Tek Tanrı' lı dinlerde ·ve Yunanlı'larda da gi:izüktüğüıiü :anıa ilk d kabileler
arasında görülmediğinden söz e<;lerek " Anlaşılan bu fanilik ·ve ebf:dilik ınethuınları <
arasındaki zıtlık ilk olarak insanlık tarihinin ilk büyük ınistik filozofu diyebileceğimiz·.:· ·
35
Yacnavalkiya tarafından keşfediliyordu." d~ınektedir. Y~ıı1anii Parmenides ı.ı,ncak !SÖ
yıl sonra bu zıtlığa değinebil miştir. Panilik ve ebediliğin ilkel kahileler. arasında .
göı:ülmediği görüşü Dur.kheiıne ( 1858-1917)'ın sosyolöji etütleri nde· geçeri "..• bü
tanrıl[\rın nitelikleri hemen. hemen her kabilede birdir: Ölürnsüz, önsüz, sonsuzdur,
.
hiçbir şeyden çıkmamıştır;·36 ifadeleriyle örtüşınez. . .
Ruben'in. bu · kanısı da aklın ve . tarihsel g~rçeklerin. ölçütleriyle
Kendisinin de değindiği gibi 'Allah ebedidir,.dünyafanidir. Çünkü
sonradan· oluşmuştur. 'Tanrı'nın başlangıcı ve s6nu yoktur' düşüncesi ilk defa.
Yahudilikte çıkıp sonradan Hiristiyanlık ve İslaın'a mı geçti ? Yoksa bu te'vhidl
düşüneeye Hz. Adeın de sahip miydi ? Bu konuda" dini. belgeler dışta tutulur.sa ~böyle'
· bir kanıyı is patlayacak güvenilir bir kaynağa ulaşınanı n zorlu ğu hatta imkansızlığı
ortada iken, Ruben'in hiç bir ciddi delil ve kaynak gösterıneden' ortaya attığı ön yargı li
yaklaşımı,_. bilini tarihçileri nezdinde ve düşüryen kafalarda aıılamlı yarykılar uyaJ1d,ırriıaz·:·
B ili'nd iği gibi filozoflar ya da beşeri dinlerin kuramcılaı'ı,birbirinin .iddialarını çürü,tmeğe.
Çalışidar ama ilahi dinlerde temel prensipler ü;zerinde peygambeder birbirini ıiakzetıi'ıek ·.·
şöyle dursun bilakis son gelen kendinden öncekileri övgtiyle' anıp teskiye ediyor: İlk
insan, ilk peygamber oiunca, Hz, Adeın'in. tevhid anlayışı, temel itibai-iyl~ en son din,.
olan İslam itikadının nüvesini teşkil ediyor. Bu yüzden Ruben'in zihnimizi tatmin ediCi ·
bir düşünce.mtaya koyduğunakani değiliz.
·
·
değer)endirilınelidir.
Ruben, E.Yunan'cjaki .materyalist filozotların da Hint felsefesindeki mateı:y11İist
yaklaşımlardan etkilendiğini ihsas ettirici 'Şu. ifade! ere yer vererek; .ÖlJür düriy~i.Ia, ..
. yapmış olduğu iyi · işlerden dolayı taltif ed~l'ecek_, ·.yahut ··da ·
· · fenalıklardan ö,türü ceza görecek ebedi ruh diye insanlarda. ayrı bir .şey
· . yoktur, ya:Inızca beden vardır, diyen Payasi'nin düştinceferinin İlk' Çag Yunan
materyal~stlerini etkileyebileceklerini belirtiyor. : .
·
·
'
.. -,
'1
.
,\.
- .: ~ . : •;
Ruben; Budha ile çağdaş olan, despot .kral filozof Payasi'nin; nıhurı vaı;
olmadığını kanıtlaınak için mahkuriılan deliksiz kaplarda havasız bırakarak öldürdügünü _.
ve dışarı çıkma iıiıkanı bulanıayan n,.ıhun insanda kalması gerekeceğini ve bi.ı düiumdri da . .
·ölü İn olayının g(!rçekleŞemiyeceğini, halbuki insanların ,yine de öldtiği.inü, dÔlayı;ıyla
insanlarda ruh diye bir varliğın olamayacağını· belirttiğini- söyltiyor. Materyalist
yaklaşımın, maddi olmayan konu ve kaVramiara emprist nazarla bakma yaniışından · · . ·.·
kurtulma.gibi biı: duyarlılığı hesaba katabilmesi zôrdurOÇünkü,' bu dar ~e sığ alanda · .·· ·
i
kendileöni konuınlandı~an maddecilerin evren telakkiled (ko;iınogoni) dünya götüŞİeri ·
''
ve_ hayat tarz! arı, ruhu 've insan bilincini maddi Çerçeveye hapsedici birtutum sergiler.· ·
1
. , ...•..· .... Ruben'e göı:~, __dlJ~Uş_tJ~!ş.if~!ljn ~-f!X_rı[lğıııdıtclaJ:Iirıtt~fek~~r~nü gÖrürüz. ___ .. . . .
"Madem ki, deniyordu, ruhla beden ayrı ayii-§eyterO:fr,~--v-~lih~el1ecl'iilii;;·.~"'"": -- .;
o halde adam öldürmüş. olan .bir kimsenin cani· vasfıııı ~a§ııriası ve
.. cezaya çarptırılması hiç te doğru
değildir; çünkÜ·
burada öldifrülniuŞ.
.. . . . .
.
' . .
'
' 34 ~ Rubeıı,.a: g. e. s.65
35
..
- · - Ruben, a. g. e. s. 65
.
·
.
.
, ·
.
.
36 -N. Şazi kösemUial, Durkheime'ın Sosyoiojisi: Reınzi Kitabevi·, Isı: 1971, s. _149
·.
,•
. ı:·· ... ·
.. ,,
.
,.
Felsefe'nin Menşei Üzerine
:n azı
:Düşünceler
395
olan şey, esasen f'ani olari bedendir. Ondan .l<iyın~tçe daha. Üstün olan
ve asla ölıneyen _ruh~ bir şey olmamıştır."']?·
.
.
'
.
. Ruben, Yu.naı11ı'ların pek çok konuda Doğu'nun bilgi ve hikmetine muhtaç
olduklarını
belirterek "Thales, gü·neş'in tutulacağını. daha önceden
verebildiği gibi Anal<siınandros da tüccar tabaka için .bir dünya haritası
hazırl~mış ve ortaya · koymuştur.
şekilde ilmi. çalışma başlangı.çlıirı
gösterineleri bakımından· da Yunanlı'lar doğu'ya borçlu ·vaziyette
idiler ... '-' 38 diyor.
·
·
·
·
·
·'
Bu·
Ruben'in butün bu iddfalaı;ına topluca biı· göz atılacak olursa; E. Yunan.
tefekkürü, bilim, felsefe ve kozınogoni tasarimlarının orijincılini M.ısır ve Hint
· ·uygarlığı ile Anadolu'nun çok çeşitle kaynaşabilen yerli kültürlerinden alaqık
gelişmişıir. A. W eber ( 1864-1920) de "O kadarfevkalade çok zengin ve doktrinlerinde
Yuıian felsefesine o kadarbenzeyen Hint felsefesine gelince, bu Yunan felsefesine-sadece
vrisıtalı bir şekilde tesir edebiimiş ve Avrupa ancak XIX. ASIRDA Colebi·ooke ve onu
39
takibedenler sayesinde, onun riüfuzun~ hissetın iştir," diyei·ek Hint etkisinin önceden
ortaya çıkanlamadığım belirtiyor.
V- EMİLE BREHİER'NİN
GÖRÜŞLERİ 40
.
Fransız felsefe tarihçisi Bınile Brehieı:'nin Felsefenin Menşei ve Felsefenin E.
Yunanistan'da doğuşunun bir "Grek Mucizesi" oldugu iddiasına nasıl yaklaştığıİla
bakalıiıı. Brehier bu iddiayı abartılı bularak, Yunanistan'da daha o zaman felsefenin ·
kaynaklarını Hellen aleminin ötesinde Barbariara .kadar götüren taı:ihçiler de vardır.
'Filozofların Hayatları' adlı eserindeki önsözünde,Diyojen Laers bize Pariiiarda ve
Mısırlılarda felsefenin pek eski oluşundan bahseder, diyor. Yine Brehier, daha.o çağlarc!a
bu konuda birbirine ~arşıt iki tezin ortaya çıktığını belirtiyor. "Felsefe Grekleriri bir
buluşu mudur yoksa onlar felsefeyi Barbarl~rdiın.lliı alınışlardır?
Grek felsefesinin beşiği olan İyonya şehirlerinin teh1ns halinde· bulunmuŞ
. olduğu Mezopotaınya· ve Mısır medeniyetleri gibi Helfen öncesi medeniyetleri de bulup.
ortaya çıkardıkça ınüsteşriklerden bu tezlerden . iİdıicisine hak verdikleri
41
cınlaŞılmaktadır," der. Bu ifadelerden. anbşılıyor ki, felsefi ç~ba~ın ilk defaE.
. Yunanistim'da başladığı iddiasınİn, kültÜr ve felsefetarihi araştırmalarinın sonucunda
es.ki görkemli 've.efsunlu anlamİnı 'yitirerek uygarlığın ınimnrı, ımıcidi sayılına onuru,
Grek toplumundan artık tedrici olarak uzaklaşınağ~ başlıyor.
·
.· "GerÇekten .de Grek felsefesinde yalnız geri ve ·gelişmemiş bir düşünüşte
benzerleri olan akıl özellikleri bulunur; ilk fifozatların kullandıkları kavramlar,
alınyrizısı, adalet, ruh, tanrı kavramları kendilerinin ne yaratmış ne de geliştirı.niş
oldukları· kavramlardır. Bu ka:vramlar, kendilerinin rastradıklaı:ı halk tikideri, toplum
42
tasarımlarıdır," diyen Brehier, ilkGrek tilozofu olan Thales'in 'her. şey'in aslını sUya
37
'.
.
. -Ruben a .. g. e., s. 69
38
:
- Ruben, a. g. e., s. 27
39
.
· -W eber, a. g. e. s. 3
.
.
40 Eınile Brehier ( 1876-1952) 1919 'dan 1946'ya değin Sorbtıııne'da ·felsefe pr~fes.örlüğü. yapan .ünlü
Fransız Felsefe tarihçi si'.
,
·
, ·.
.
·
4
.l·_J3ıııile Bi·clıier. Felsefe Tarih Cil ll, Çev. Miraç Katırcı~ğlu, M. E. Basııııevi, Isı. 1969, s. 2
42 - Bı'ehier a. g. e., s. 3
·
,
·
·
·Necati Demir·
396
indirgeyen' ınonist anlayışını asırlarca önce Iyiezopotamya'da yaz~l.an Yaratıhş ·
Manzumesi'nde sezmerr\ek mümküp değildir, der. ''Yukarİda göğebir ad trikılmışken ve
aşağıda yerin hiç adı yokken bunların babası olan ,ilkel Apsu'dan v.~ anası olan'
4
karınakarışık Tiiıınat'tan çıkan sular bir tek olarak karmakarışık durumdaydı .. " ~ Hiç
değUse bu gibi metinler Thales'in orijinal bir kozmogoninin· mucidi olmad_ığliu bize
anlatmaga yeter diyor, Brehier.
·
·· ·
·
·
Yine ona göre, matematik tarihi üzerindeki' yeni araştırmala~ da benzer
sonuçlara varılmasına. neden oldu. "Daha 19IO'da G. Milhalid şöyle yiızmaktaydi:
Doğulular ve Mısırlıların matematikte biriktirdikleı;i malz~me henüz on yıl öncesine
kadar genel olarak şüphe edildiğinden elbette ki çok daha önerrıli ve çok daha zengindi."·
44
Brehier'ye göre, Antropolojinin ilkel toplumlar üzerindeki araştırmalari feJsefenin
kaymiğında
.tek bir sanı' nın doğrulanabilirliğini
imkansız'lıale getirmektedir.
' ·•
.
.
. .
.
'
'
Brehier, "Felsefe, alemin başlangıc,ından beri işe girişir, .kendilerinin ilk
filozoflar olduklarını söylemekle Grekler yalan söylemişlfirdir; gerçekte onl~r
doktrinlerini-Musa'dan ve Babilanya'dan almışlardı. Öyleyse felsefenin ilkçağı Grek
olmayıp Barbar çağıdır. Brucker' e g~linceye kadar; tarihçilt~rin, hemen hepsi barbar~ .
felsefesi üz~ri.nde uzun· bir süre önsÖzlerle işe başlarlar. Tanrı) bir kaynağı bitiiinan
felsefe Yahudi yal_vaçlarına, sonra da onlardan Babilonyalılara, Kaldeli büyücülere,
Mısırlılara Etopyalılara Hintlilere hatta Cermenlere geÇmiştir;•45 demektedir. 1 · · ·' ·• ·.
·i
Brehier' nin bu . yorumundan ilk felsefenin tanrısal bir hikmetten
'-ay li.tklandığını savunan Pithagorasçılara katıldığını iınlayabiliriz. Brehier, Grekleri h i,lk ·
!eisefi doktrinlerinin hiç de iptidai ve orijinal olmayıp yalnızca daha önceki bir ..
dC :üncenin geliştirilmiş bir varyaıitıdır, der.
·
·
Brehier, başka .bir iddiasında A: Co rtı te ·( 1798- i 857)'un zihhi~ gelişim
.ısrnnıını fetişizmle başlatmasını haklı gösteren bir örnek olara_k g()rdüğüGreklerin.
"1nö!erinde, bu ilkel din anlayışının .etkilerini sezebilmek gerektiğini "Demek
··ınanistan'ın ilk' filozoftari gerçekten bir şey icat etmek. zqrlında,
.al· amı~ı,ı. • ·)nlar çapraşıklık ve zenginiikiei-in tasarımları üzerinde çalıştılar. Fakat;
ı
·ıüphemliklerinden dolayı bunlar hakkında g~çlükle bir fikir. edinebilmekteyiz.
O. · .>r, işin çıkarını bulmakta ve seçmekten daha az icat etmek zorunda, idiler, yahut kat.
46
bu ayırt edişin kendisindeydi," söı;leriyle
ortaya· koyuyor. . . • ·
·. ·. , · .,,· ·
. .
;dyo.
,_.j
Brehier, "Şu halde eğer, bu jhtar)ara rağmen tarihi ın izi Thales'e. başlattıms;k, ·, ·
bu. içinde. felsefenin gelişip .serpil'!liş. bulunduğu onun uzun ·tafihÇesiMn asi! nı
anlamıyoruz demektir. Bu sadece Mezopotamya medeniyetlerine ait kİtabelerin pek az \ie., - ·
zor anlaşılır olmasından dolayısıyla da vahşi kabilelere ait belgeterin bize .ilkYunaıiistıin .
h~kkında bilgiler v~rmeleri gibi pratik bir sebepten gelinektedir,"47 diyerek bu konuya
son olarak şöyle yaklaşıyor; Antropolojinin.ilkel toplumlar üzerindeki araştırmaları;. .
felsefenin icaynağır>:.ıa.tek bir sanı'nın dogrulanabilirliğini imkansiz hale getirmektedir. ·
'
4
•
..
>
:
'
'
~.- fl·~h-.·~-.
_
3
-:;.e. s.•.
. - g. e. s. 3 .
· •.:'-er, a. g. e. s. fl-12
i
44
· \.""' .. . .
~
5
6
!
· .. g. e. s. 4. ·
·. ·.. ıc ... a.·g. e.$. 4
··,'
... ,
.,.
·•ı,
.
-.
,.
r: .. :
·' 1
Felse(e'nin Menşei Üzerine Bazı Düşünceler
397
M. Blondel.'in Aksiyon felsefesi üzerinde Çalışan Fransız Henri Dumery ( 1920.... ) dini n felsefeden daha eski olduğunu, din felsefesinili de felsefe ile yaŞıt olduğundan.
söz ederek, "İnsan, kendi kaderinin problemi ni, dünyanın, sudan, havadan, topraktan·
ateşten türeyiptüremediğini bildiği anda mı ancak ortaya çıkıyor? Gerçekten insanın,
insan hakkındaki endişesi dairria, kendi öz açıklamasından daha eskidir. Dolayısıyla
eriştiğimiz, form halinde konulmuş ilkelerden haydi haydi daha eskidir. Eğer batılı tarih.
M.Ö. :yı. asır Gr~kleri lehine bir değerlendirme yapıyorsa bu, M.Ö. ~V. Asir ..
Gr~klerinin, anİarın eserlerini (en azından )mme,iı) koruduklan i_çindir." 48 Yani,iıisanın mahiyeti üzerine ortaya konulan düŞünceler insanın kendinden önce mümkün '
olmayacağından, Greklerden önce yaŞayan toplumların da kendi ınalıi•yetleri ve kaderleri
hakkında ortaya konulmuş düşünceleri elbette olacaktır. Dolayısıyla Felsefeyi Greklerde
başlatmak, ıniıkul bir yaklaşım gibi gelmiyor, Dumery'ye göre. "Hellenik dünya,
felsefi fikriıi (idee) biricik 'seçilmiş toplumu' mu olacak ? Felsefi düşünceyi yalnızca
batının fark ettiğini, doğ"iırduğunu, devam ettirdiğini iddia ederek, kabul edilmez bir
kendini beğenınişliği ilan etmiyor. muyuz ? ... Doğu, yalnız bizimikilerle
karşılaştırılabilir 'bilgileri' (sagesses) ortaya çıkarmış değil, aynı zamanda devir
bakımından da önceliğe sahiptir. .. Felsefi fikirlerin oluşmasının yalnızca Grek
49
dünyasına ınal edilmesi, sadece bir taraf tutma veya bircahilliktir."
·
H. Z. Ülkene göre ise; "İsidore .Levi' nin tarihi-filolojik tetkikleri Thales'in
Karya'lı olduğunu meydana çıkardı. Mösyö Radet'in tetkikleri' Anadolu'dan İyonya'ya
doğru olan ağır, fakat ınuntazam ilmi intikalleri gösterdi. Heraklidesler devrinde İyon ya
50
im!deniyetinde hakim olan Şark ve bilhassa Orta A~adolu tesirleri idi."
Yani, kültür ..
tarihi incelemeleri Grek düşüncesinin bir, kült.ürel altyapısının olduğunu ortaya
koyuyor.
·
IV· YUNAN 1FELSEFESi'NİN KAYNAKLARI
Yunan felsefesini~ kaynaklarından harici olanlarına, 'Felsefenin Menşei
felsefe
Tartışmaları'nda problem üzerine araştırma yapan ve farklı görüş belirten
tarihçilerinin görüşlerini veı:memiz esnasında değinmiştik;
İç Kaynaklar için de, önce Mübahat Küyel'in İlkçağ Felsefesi Tarihi Der.s
Notlarına, sonra da Eski Yunan Mitolojileriyle, ünlü Yedi Bilge'nin görüşlerine
başvuracağız.
·
İç Kaynaklar:
a) Mitolojiler: !Çüyel, Eski Yunanlıların gerek doğudan gere,kse kuzeyden
gelen bil· çok ırkın istila ve işgallerine maruz kaldıklarından dolayı çok karmaşık ve
hareketli bir kültür alış verişi içinde geçen bir yaşam tarzlarının olduğunu belirterek,
aslında her toplumun kültür kırıntılarını kültürel kimliklerinde bulmanın mümkün
olduğunu söyler. Yine Küyel, Grek kültüründeki bu çeşitliliği Yunan destanlarında da
görüldüğünden bahisle, Homeros'un destanında barışçı olmayan tanrıların görüldüğijnü,
sihir ve Iceramete o'nun destanlarında yer verilmediğini, hatta tanrılar için saygısız· bir
.
48
-Henry Dumery, Çev. Doç. Dr. Murtaza Korlaelçi,
s.361,
49
-Dumery a. g. ın. s. 362
50 ..
- Ulkcıı, a. g. e. s. 25
Di~: felsefesi
v,c
Geçmişi
.JI
1, E.Ü.S."B .E.Dergisi,
,
··,;
· Necati · Peiılir· ·
398
dil kullanılıp varlıklarından Şüphe edildiğini ve ·Nonıos' (kanun)· fikri.· t(!şe~kü:l
etmediğinden mucizeden söz edilmediğini belirtiyor.
Küyel'e göre, gerek Horrieros'un gerekse Hesiodos'un eserinde felsefitefekküre
'rastlaınıyoruz, fakat olup bitenler hakkında insa11 aklına i.ıygun kavraTı:ıÜır kullanılir:
Hesiodos, evrenin başlangıcında ne tam inana~ı ile şahıs, ne de mefhi.ım olan .fakat
bunların arasında mutavassıt bir yer 'olan va'rlıklankabi.ıl etmekle, artık tanrıların sırf
şahıs olarak anlaşıhnasından uzaklaşmıştır. Kranz'a göre ise, "Platona vaı:ıncaY.Ü kadar'·
51
Hellenlerin Tanrısı doğanın ya~atıcısı değildir, ~adece doğri içinde hükrr\ederidir.'' .
.
E. Yunaı1 mitolojileri onların evren ye insan anlayışlarını, tanrılarla i~sanlari11 ,
mücadelesini ve Çeşitli dinlerdeki ibadet şekilleri, öte dilnya ( hades) ıiriİayışları, rüh~n (
reenkarnation) bedenden bedene geçmesi hı.ıkkın<:laki katiılardan oluşur. Yunari
mitolojileririin anlatıldığı destanlardan İl yada ve Oc)isa'nın taı:ihini belirlemek için İlk
. ·çağ Yunan tarihçisi H:eroclot'un " Hoıneros b.enden 'anç:ak .dört yüz yıl Önce
ya~amaktaydı; diyor. Herodot'un eserleri için kabul olumın. tarih İsa'dan önce .450 yil
olduğuna g~{e, Homeros destanlarının en aşağı 27 asırlık bir eskilikte _ol?uğu '
·" ·· · ·
,.
, anlaşılıyor," ifadesine başvurduk.
b ) Yedi Bilge'nin Görüşleri
·,
Yunan felsefesinin dahili kaynakları arasında sayılan 7'Bilgenin gör(.işlerlne .
kısmen,rdeğinelim; "Felsefi düşüncenin batıda ilk mümessilleri sayılan 7. hakiniiri .
(MÖ:Vfİ'-Vl. yy) kimi bilgi ve hikmeti,. adalet ve fazileti, 1<imi'tedbir ve tecrübeleri;.
kimi görgü ve hazır cevaplılığı. lle ün salan, ilim. ilei:,ameli birkştiren:. 7 )'u~an
düşünürüdür.'' 53
.
·
. · ·· ·. '
.· . . ·' · . · ·. ·.· · :. ·.
·,:;
'.!
Antik Yunan çağı,nda tümüyl~· bir d!3ğerler anarşisininyaşandığİ kanun; nizaıh,'
yani rie kadar .toplumsal değer varsa, tUmünün bu yaşanan. kaos
ortaınından nasibini ald.ığı içi ri, tipkı-yatağından fırlayan bilyayı yuvasina döndürme·
gayreti gibi toplun'ısal kaymayı yeniden mectasına getlrnie görevini üstienen bu? Bilge
ıslah ediCi düŞünceleri nereden almışlardır? insa.nlann yaşantılarından seÇilen deneyimleri · ·
mi ifade, ediyor yoksa, dinlerin' halkı ri hafıziısıııdıı . i/e kainununvicdanmda kırımı
kabilinde kalan hikmetlerini hatırlatarak yeniden ,tevhidi tjii'şiİncı;;yi ~hnlandirıfia ' .... · ·
· hareketle-ri .midir? sorusunun cevabı ne yazık ki, ·aydıı)lanabilmiş .değilçlir. ,W alter
Kranz'ın şı.İ ifadeleri ikinci seçeneği destekler mahiyettedir. !'fl~k Y~.adıilıitin' insanlardan
.
.·.
. . ·.· '·'·
' '·.:· .
.... . ·,: :·.. 54" ····:··· ........;...
değil tanrılard.angelmiş olduğıı eski Helenierin sarsılmaz bir gör.üşüdür." . Yine'ayiu :
görüşlin bir kez de ortaçağ Hıristiyan fılozofu İskenderiye'li Cleınent (yak.> 150-2,15) ··
tarafından teY,it edildiği görÜiilt. ''Asiında Yunan filoioflıü'i eri iyi'dij'Şüıfcelerini··fız.~;::,:,
~usa' nı~ kitaplaıiRd\ln ç:~l~ışlar~ır.. Felsefe Ş~y~anfapn.bir~rmağ~~ı olı:rrayıp; _T.~~~ın~.n
bır armaganıdır." . Bu duşunceyı destekleyen p~r :Y.aklaşıın da.O.uf!lery' den. gelır. -~Oi..dm '
Greklerde bile gerçekten her düşüncenin anası olarak görülüyoL D.in ilriıe; düriyariın .ilk
~ ta~arımını kurmak iÇin hayaller seÇimin(.sağlıyor~ Din felsefeye, so~suzu!l·alılaniıni; .\ .· . ,
(bu hususta
Anaximı:ıric!m~JıııurlRnır.iı.ıh) haklı V.e l:ıııksız;ı11; .f:Jaşit p·ozitifgözlem planı hı ·' ·:.
,'
,
· .
•
. · , , .. -- ~---·---····~·~:-·-7·~·--:----:·,;··-c-···"'-~---..:.;.._;--::_·-·7:....:.:..i:~:_.:~-~-~~~~·,·::~~~-. --~---.-~:~~--·--:'····::_;;:::!
din ve
ahiakın
i
•
:!
,·,•:."
51 .
'
- Kraıız, a. g. e. s· 9
. .
.
. ..
52 -Hoıııeros, Odysscia, Çev. Ahmet Cevat Erhre,Varhk Yay,ınevi<l'sı. 1971, S. 13
53 .
.
..
' .
'
.
. :
-Atadeıııir, a.. g.·c., s.
· · '
· .
.. ·
54 -Kraııı;, - a.' g. e. s. 19
55 -Da~, a.g. ın., s. 7 .
.
.
,.
·•ı,
,.,.,,'
,_.
-~•. ı'.
.
·•
Felsefe'nin ·ıvıenşei Üzerine Bazı Düşünceler
399
aşan ölümlü ve ölümsüzün (Anaximenes .ilk cevlıeri ilalıileştirnıekte tereddtit etmiyor)
anlaminıleriıin ediyor.'' 56
·
.
.
.
.
·
7 Bilgenin özlü sözlerinden seçmeler;
.
"Lindos'lu Kl.eobulos diyor ki: ölçü en iyi şey ... Bedence ve ruhça iyi olmağa
· öz~nelim ... Bilmemek değil çok bilmek uygun olı.ir ... Haksızlıktan iğrenmek faziletin
özelliğj, kötlilüğün zıddıdır. .. Dilini tut...Kinlerine bir son ver. .. Kim halka hıyanet
ederse onu bir kamu düşmanı sa'y: .. Küfvün olan bir kadınla evJı:!n, daha bir zenginini
57
alırsan elde edeceği n akraba değil efendiierdir. "
"Execertinde.s
oğlu Atina'lı
S01on dedi: Keder veren zevkten kaç ... Hareket
linttında namuskarlığa titizce riayet et...Yalan söyleme doğruyu söyle ... Ancak iyi olan·
şey' e kendini ver. ..İtaati öğrendiğin zaman emrepebileceksin ... Kötülerle düşüp kalkma,
ananı babanı sev ... Aklı klav.uz al..."58
·
"Damegetes'in oğlu Lacedemç:ıine'lı Clıilon dedi: Kendini kendin bii...Başkaları
kötü söyleme yoksa sen de hoşa gitmeyecek sözler işiteceksin ... Dilinden önce
aklını kullan .. Ötkeni hafitlet...Bir kayıp, yüz kızartıcı bir ~azrinçtan daha iyidir, birinci
59
halde aı;ıcak bir defa üzüleceksin; ikinCisinde her zaman .. .''
.
.
·
hakkında
.
"Mitylene'li Pittagos dedi:
Yapınayı tasariadığın şeyi
söyleme, çünkü,
başaram·azsan sana giiletler. .. Başkalarında bulduğun suçu kendin işleme ... Sana emanet
edileni geri ver... Kazanç doyma bilmez ... Bilgiyi, itidali, tedbiri, hakikati, iyi niyeti,
tecru'"b eyı,. f"ırasetı. ... sev. ,60
"Milet'li Thales dedi: ... Pış (g!)riiniişünii) güzelleştirnıe, netürlii yaşıyorsan
onunla güzelleşmel isi n ... Haksızlıkla zenginleme ... İy.i ol ıııayan şey' i . reddet ..
Ebeveynleride .yapacağı,n i'yi hizmetleri, ihtiyarlığıiıda çocuklarından ·görmeyi
uın ... Aşırılık bir kötülüktür, cahillik ağır bir:yüktür. .. Kıskançlığı celbetniemek için
61
. saadetini gizle .. Fark gözetmeksizin herkese güvenmekten çekin ... " . ·
.
"T~utamides.oğlu Priene'li Bias dedi:' Bir aynaya bak, kendini güzel bulursan
namu.sluca hareket et, . çirkin bulursan tabiatın yetkinsizliğini hareket hattİnın
dürüstlüğü ile düzelt..Bir işe girişınek için ağır ol, fakat işe başlayınca enerji ile devam
et..•.İyi bir iş yaptığın zaman bunun sebebini Tanrı'da ara,. kendinde değii...Kendini.
62
·gençken işe, ihÜyarken hikme'te ~er... ;'
·
·
.
"Cypselos'un oğlu Co.rinthe'li Periandre dedi: Tahsil her şey'i
kucaklar ... Utandırıcı bir kazanç, tabiattınız için bir suçlanaırma teşkil eder ... Demokrasi .
i.stipdada müreccalıtır... Zevkler gelip geçici, faziletle,r ebedidir .. :Saadette ölçülü ol,
56.
-Duınery, a.
57'
.
- Atadeınır,
58 - At'ad eınır,
. .
59 -· Atadeıııir,
60
..
- Atadeınır,
61 - A la deınır,
.
.
62 ·.
~ Aıadeıııır,
.
g. ın. s. 363
• .
a. g. e. s. 34
a. g. e. s. 1~.
_,_,
a. g. e. s. 36
.
a. g. e. s. 36-37
.
a. g. e. s. 37-38
a. _g. e. s. 38-39·
· Necati· Demir
400
hasımlıkta tedbirli.:Kanunların eskisi ni, jiyeceklerin tazesini kullan .. :Suçluları sadece
6
cezalandırma~ suç.işlemekten ahkoy ..." ,
.
.· ·.
7 Bilge' nin düşüncelerinden seçilen bu ifade!ere baktığımızda· "Hikmet,··
64
müminin yitiğidir: nerde bulursa onu ahr" hadisinin anlamı biraz daha ~etleşmiş
oluyor. Bu ifadeler te)< tanrı itikadının E. Yunan uygarlığında da bulunduğuna tanıklık
ec\iyor. Gerçi Antropoloji ve Etnoloji araştırinalarının çoğu; orijinai bir politeizmden
söz etseler de çoktanncılığın Tanrı'yı birden Çok varlık olarak görıne anlayışı, farklı
tektanrılı bir çok dini kültürün içiçe geçmesiyle de oluşabilir. Yani Durkheime'ın '
dinlerin evrimi' konusunda ileri sürdüğü 'dinlerin Politeizm'den Monoteizm'e doğru bir
evrim geçirdiği iddiası bazı etnologların - Per Shmith-. eleştirisine uğradı'. Shmith, ·
Güney Amerika' nın bir kısım ilkel kabile kültürlerinde 'tektanrı' Inancının motiflerini
taşıdığını açıkladı.
· · ·
'
·
·
·
İSLAMpÜNYASINDA FELSEFE'NİN MENŞEİ TARTIŞMALAR!:
İslaın dünyasında 'felsefenin me~şei' konusunda, düşünürlerin yaklaşımiarına
· girmeiden önce, genel anlamda Bilim Tarihleri'nin özel ınanada Felsefe Tarihleri'nin.
hangi dünya görüşü perspektifinden yaklaşılarak teşkil edildiği yh da telif edildikleri .
konusundaki görüşlere bakalım;
İngiliz
Tarlh fiı~zofu Arnold 'Toynbee (1 889-.... ), medeniyet. tarihi·
usUl ve yaklaşım tarzlarını 'Medeniyet Yargılanıyor' 'isimJi.
eserinde değerlendirerek, medfmiyet tarihine tek yanlı, ve belli bir a~ıdan ma~dut bir
alanı derinliğine iıkelemenin sakıncaları hakkında " Hayatın doğasını resmeden l;ıi.ı
cansız, mecazi uygulamalar belki de l{u gi.i,nlerde tehlikeli; çünkü moda halini aldılar.
Oys,i çok kısa bir zaman önce tehlike tam a,ksi yönden gelmekteydi. Bu' ölü doğayı
antropomorfizm (insan biçinicilik) açısından görüyoı'duk ve fiziksel çevreinize bu
mitolojik, antrapomorfolojik bakma alışkanlığı yenilene kadartabii bilimleringelişimi'
yavaşladı. Tabii bilimlerde 'pahatic fallacy'(*) den kÜrtulalım derken, bilineden
onun kadar yanıltıc:ı olan 'apathetic fallacy'ye yakalı,ındık. Bu yöne meylediyoruz,
·bu bize daha bilimsel geliyor. Çünkü,bilini insanları taşlar ve sapalar gibi, proton ve
elektron kümeleri gibi görmekten zevk alıyor: Şimdi bu yoldan ayrılalım ve insan.
65
medeniyetlerini insani terimlerle inceleyelim." demektedir. . ·., . . , · . · .·
araştırmalarındaki
Toynbee, dünyadaki, batı da dahil 19 medeni)Wti ins.anfterin1lerle anlatll1ahın
y()lunun bunların her birinin insanlığın en büyük ortak arzusu yolunda belirli adımlar
atmaktan geçeceğine inanmakhıdır. ·
· ·
. Son dönem İslamDüşünce tarihçilerinden M. M. Şe~if ise b~ lwnuda "Feıs'er~
Tarihleri, dairria yazarları tanifından önceden varsayılmış olan tarih felsefeleri ışığında
yazılmıştır. Sonuçta onların bağli oldukları tq.i:ih ·felsefelerinin 'yazılışları bu eseriefe
püfuz .etmiş ve yazılan felsefe tarihlerini bozmuştur. Bu çalışmada çabamız, bu
ya'nlışlardan sakınmak olmuştur," 66 ' diyerek çoğu t;elsefe tarihlerinin bitaraf
'yazılmadıkları gerçeğine parmak
63 64
Atadeınir, a. g. e. s. 39~40
-Tirmizi;
İlın,
19 ; lbn .Mace, Zühd, 15; Aduni,
Keşfül Hasa,
.* Insanlar~ has duyguların doğal belirtilere ın~l edil.ınesl (çev.)
1/363
ı ·
·
65 -Arnold Toynbee, Medeniyet Ya~gılanıyo~, Çe•· :.;;·uk·l'~ı~n: ApaçYayııı'cıiık,'!st 1996,50
66
..
. Tan"h"ı I , İ nrr.ıı Y'". ·ı·. ~ı. 1.990
'" · :
·.
-M. M. Ş ert"f, ll
s anı . ..,...
ı:..uşuncesı
. .. :....
· .
. . .. ·. .
\
·•ı,
..
..·
Felsefe'nin · Menş~i Üzerine Bazı Düşünçeler
,....;.
401
Felsefenin ınenşei konusunda yapılan araştırınalar dikkatle incelendiğinde
·birbirinden farklı görüşlerin ve ihtilaf noktalarının olduğu ortaya çıkıyor. Burnet'in önde
geldiği bir kısım felsefe tarihçileri, felsefenin ıiıenşei ·olarak E. Yunan'ı gösterirken,
· Ruben'in başını çektiği diğer bir grup felsefe tarihçileri de E. Hint' i, Nuınenlus da
felsefenin menşei olarak YahJJdi düşüncesini gösterınektedi~· .. Bu ihtilafların nedeni, ilk
felsefe fragınantlarının ortaya net ofaraf( konulaınayışından ınıdır yoksa, M. M.
Şerifinde değindiği gibi felsefe tarihi ınetirleriniın ratası belirlenmiş bir tarih felsefesi
·perspektifinden bakılarak değerlendirilmesinden mi kaynaklanmaktadır, bunu anlamak .
zor. Tarih felsefelerinin'felsefe tarihlerinin yazınıında Ilmi tarafsızlığı değil de ideolojik
ve dinler arası bagnazlığı öne çıkarirsa, felsefe tarihi ilmi bir disiplin olmaktan çıkar.
Bu istenmeyen durum, diğer bilim ve kültür aHınlarının tarihlerinin ortaya·
konulmasında da etkili olduğu görüşünü tedai ettirir.
·
.
.
.
Felsefenin ırı,enşei konusunda İslam dünyasında yetişen Şehabeddin Sühreverdi
(1155-1191)'nin67 görüşleri, bu konudaki görüş ve yaklaşımlardan farklı olması
hasebiyle dikkat çekicidir. "Felsefe tarihi kavramı, Sühi·everdi ve ekolünün büyük
ilgisini çekmiştir. ·Bu ekol, felsefeyi rasyonel sisteınleştirmeden ziyade hikmet ile bir
tutar. Felsefe Platon ve Aristatefes ile başlamaz aksine onlarla, biter. Aristatefes ·
hikmet' i rasyonel bir kalıp içerisine sokarak, perspektifini sınırlmnış ve onu ilk dönem
68
bilge!erinin birleştirici hikmetinden ayırmış oldu."
·
Felsefe tarihleri'nin yaygın olan' 'Piaton ve Aristatefes ile klasik Yunan
felsefesinin zirveye ulaştığı 'düşüncesiyle taban tabana zıt bir yak! aşı m sergileyen·
Sühreverdi, bizde geleneksel anlayışa karşı bazı. tereddütlere neden olması ve hikmet
(bilgelik) kavramının yeniden yorumlanması istikametinde yeni bir kanaat oluşturması.
bakımından, incelenmesi ve üzerinde durulmağa değer bir düşünürolduğu izlenimini
veriyor.
Sühreverdi, ~'İşriiki görüşüne göre, Hem~es veya İdris Peygamber, felsefeni'n
ve onu vahiy olarak almıştır. idris'i Yunanistan ve İran'daki bilgeler ve daha·
69
önceki uygarlıkların hikmetini kendinde birleştiren İslam bilgeleri izler," diye~ek,
İşraki .ekol'üıi hikmet anlayışının da "İşraki hikmet; İstidiali olmaktan çok istidlalidüşüiıce -öncesi kadim düşünce şekli olan aydınlanmaya (işı:ak) züht ve arınma yoluyla
ulaşnıaya çalıŞan sezgisel (zevki) düşünce anlamına gelir,';70 sözüyle açıkfar.
Stlhreverdi'nin söz konusu1 ettiği işrak (aydınlaQına) in, Batı'daki 17. y.yıl
aydınlanmasıyla pek yakınlığı yoktur,' aksine dünyevi ve sekuler yaklaşıınlı bir
aydınlanmaya karşı manevi bir aydınlanma gibi geliyor. Çünkü, Sühreverdi'nin işrakı,
.· kadim düşünce biçimi diye tavsif ettiği, insanın züht ve arinma yoluyla ulaşabileceği bir
aydınlaiımadır, oysa 17. yüzyıl aydınlanınasına, özellikle hümanizm, akılcılık ve
evrenselcilik eğiliminden yola çıkılarak iliaşılabilir ki, bu görüşler özellikle maverayı
(öte dünya) değil de ınasivayı (dünya) amaç edinınişlerdir.
··
·
.babasıdır,
6 7 Şehabettin Sühreve;·di (1155-1191) Islam Meşşai felsefesine reaksiyon olarak doğan llluıninisıne
(işrakilik) ekolünün kurucusudur. Meşşailikle tasavvuf arasında kendini konuıniandıran Sühreverdi
' devlet otoritesini yıprallığı suçlamasıyla Halep'te idam edilmiŞtir.
· ·
@
.
.
.
.- Şe~f, a. g, e. s ..414
69
- Şerıf, a. g. e. s. 414
70 . .
- Şerıf, a.g. e. s.418
·. >:'
;•
402
i'
Necati
.· .Sühi·everdi'n:in kurucusu olduğu.İşraki'liğin, ıne:tddu, . ı~antık:·ve akıl yü,rütı~e •.
olan Meşşailiğe bir rea~siyon cilaı-akdöğdıiğunu belirtenH.,Z .. Uikeıi (1901~1974}', bu . ,·
ekolün keşf, ilhaı1ı ve sezgi prensibinden hareket ettiğiıii ·.,de savunur.. Ş~hreveı:Cİi'ye •'
göre, "insan keşf y.oluyla zulınetten .nura yükselir. İH.iti.iıi mırlapn nüru Cri.ıı;u;'l envar)
sonsuz varlık veyaAIIah'tır. İnsan nefsi terbiye suretiyle bidFtkıınmertebeleri aşili: ve·
sonunda yüksek ruhi ki.ıvveth!r kazanır~; Kalbinde şeffaflık tınsıl oluı:, .inana aleıiıiyle · ·.
temasa geçer. Oradaki hakikatleri göril'r ve. oradan sesler..işitir.~.Madent~fin; .ateşten . ·
ısınarak yakına özelliği kazandığı gibi,· kawil insanda, nurların nuru. (AIIahf na.
yaklaşınasıyla bii· takım kuvvetler hasıl olur "
1
·Sühreverdi'nin işrak düşüncesin~ Hiiıt ıtiisti~h:nıi ya da St.Augustinus'u.n.
teolojisinden etki alıp alınachğına dair kesin bi ı~ kanı ya üllışabilmlş değiliz.·.· ' . '
• '
•
j
.
~
'
..
i
•
'
•
'
)
•
Sühreverdi, hikmet'in yurdunun Do~u olduğu kaınsındadır. ERoiü'iıün ismi.·
olan İşrakilik kavramı bu· düşünoesine temel teşkil eder. "i§rak teriıiıiiıin aydınlanmri
(illumination) ve Doğu (orient) anlainlarinın ikisini de. keıidisiıide birleŞtirı11esi, güneŞin
. doğudan doğarak her şey'i aydınlatması ve bu yüzelerı de ışığın yurdun~iı (Doğu)irfaiı ve
aydınlık (işrak) ile aynı olinası sembolizmine dayanır. Batı, güneşinbatıp, karanlığıJ1
hükmettiği yer olduğu kadar, mat;lde cehalet ve/a istidlali düşünce (discüi·sive thought).
yuı'du ve kendi ınantıksal yapılarırıın 'araşında şaşırmış bil· yerdir, Öte yandan istidlali ·
düşünce ve rasyonalizm i aşan Doğu ise, ışığıh;' varliğın dlinyası; bilginin ve a:ydinlıgin .
yurdudur. O; insanın nefsinden ve dünyadan kurtulinasi.ıı'i sağlayan, arinma ve ,
72
kutsaJ.Jıkla bi;leşmiŞ olan bitginin y~rdudur,'; 'diyerek bati .ve· d~ ğu (;!Üşürycesinin·.
· ayrışma çizgisini metaforik (teşbih) bir tarzda ortaya koymağa çahşniakta~ır. ·
·
.
islam dünyasirida' ıne§şai filozcit1prın dinle f~dsef~ amsında varoldoğu n~·
'savı:ındukları ilişki,, şu iki sorunun. Çözümünü gündeme getii·miştir: "l).Felsefe.'i!e'
elinden. hangisi ötekine kaynaklık etmiştir? 2) Fdsefe ile din a,rasmda bir nitelik farkı
73
var mıdır ?" . M. Dağ'~ gör~, İslaıp dünyası!ld~l birii1ci soi·uyiı\iei:ileiı. de.Vı:ip Clenıent İ
'in cevabına daha yakİndır. Yaygın kaıııyagöre, bu kayıuik dinqir. '" Şehris~iıni;· ~~~ •.
Milel. ve'n-Nihal.'inde Sokrates Öncesi Yunan filozotlaı'ını ele a:tırken bu ~oııuya
' değinnıektedir. O, Tales'in görüşlerini anlatttğı:kesiıpd~, J[!J.t:s., hefcş~yin'asliniı:ı 'sü,·
olduğunu açı!<.ladıkt~n sonra şöyle der: '~Eski Ahid'ir,ilk kit.abıı1da yaratılıŞınTlkesilliı1
bir tözolduğunu; daha sonra.bu tözün paı:çalarının çöı;üieı'et( suyun meydana geldiği;•
suda:n dumanalıenzer bi.ıharın, buhardan göklerin.. ()iuşturuldı.iğ'u; suyun yij~eyinCie'tıp~ı
· deniz köpüğü gibi bir köp.üğün belirdiği;· bundan yeryüzünün yaratıldıği; nipayet
yeryüzlin ün
dağlada sağlaınlaştırıfdığı beÜrtili'r."
·•··. !
.
, ·
,
. . . , .
. ·i
· 1
·· · i
' i
.:
.
i
~.-~lj
. ·:··.i·'_..:: .•·.·•.• ; .• .
Dağ; Anaksimene~'teiı s?z ··etfen •Şehrfstani;nl~ ··~.·.:.'ô~:~~~;~.~6y.~b~-b~-~Jir~;
kaynağından. yararlan m ış, Th.ebe~ J;ıalkınıp aÇiklam.alriı:'ın~ ·b~niın~ei~iştir,';75 sÖzi.jn~.
dikkat çekiyor. Dağ yine,
·görüşlerine yer veri yol·.
..
ŞehdstanF.iı.in Eınppdokles' in gör~iŞlediı~ i:leğinJrken onun'şu
'-···!
,.i
..
74
· ·:
..·
.
il
..
1
"o Hz. Oavqt'ıin çağdaşıdıL Hz. Davut'a. gidipondan Him ·'
ı
öğrenın,\ş; .S.~~ S ~~.~?~lll~~ tJ~~l~~~c:Z.:~Y3~~ct:.~~~~~~'-~~,ıı,~ı_~~~ı~.~"~~~}~~~i.~!: ~~~~~ ~~ı~~E.••.. c~: ... :!
,,
71.
72
73
•
.. '
. ' ,.. '
-1)~. NecıpTaylan, lslaııı Felsefesı,
-Şerif,'
.~
a. g. e. s·417
.
-Dng. a. g. mak .. s. ll
-Dağ, a. g; ıııak. s. ll
75. -·oag,
" ·a: g. muk. . s.· 1.1 ·
74
' . .......
.
, .
'· .. ·, .. c.· ..... ·
:.: ..... . :.:.''·
.
Ensar Neşrıyat, lst· 1985, s. 226 ·
: .. · .··· ··· ..... '• ..,. :;. .
.,
·"
.·•'
',"
'·
·•ı,
. ,.
-..
r:.,:
-.
Felsefe'nin Menşei Üz.erine Bazı Düş~nceler
d.ahü ,sonra da Yunanistan~a dön~~üŞtür."
Dağ'a göre,
dalının bir peygambere dayaı1dırılması gelenektir.
76
403
İslam düıiyasııida her bilgi
İkinci sorunun cevabına gelince, hem H.ıristiyan hem de İsl~m dünyasınd<1
Meşşailer'in arasında yaygın olduğunu
belirten Dağ, Şehristani'nin söz konusu
·felsefe ile elinin aynı haki.kfitleri paylaştığı tezine bir destek
oluşti.ırmaktadi'r, der. Cleım:nt'in ''Hiç kuşkusuz eski dünyanın uygarlığı puta tapıcılığa
yol açmıştli'; bu uygarlık puta tapıcılığı dolayısıyla utanç ve nefret duyguları uyandıran
bir uygarlık alınakla gerçekte hakikati içeren asii kayıiağından uzaklaşmış ve
bozulmuştllr," 77 görüşü ile, Doç. Dr. Ahmet Davutoğlu'nun "Klasik döneln İslam
filozotları için; İslamröncesi birikim biı' hikmet arayışıdır ve hikmetin aslı olan Kur'an i ..·
bilgi ile çalışinaması esastır; eğer çatışan uı1surlar var ise, bu ya aktarııi1 yan.lışlığından
· ya da· hiknıetin yanlış yorunıundanclır. Dolayısıyla bu hikmet ar.ayışlarını Kur' ani varlık
telakkisi ni izrihta kullanmak mümkün olduğu gibi aslında onların ayıklanarak İslfimi
78
çerçeve içine ·çekilmes·i·, gerçekte asİllarına ircadır," d.üşüncesi' paralellik
göstermektedir.
·
görüşlerinin
VI-BAZI AYDINLARIMIZIN YUNAN MUCİZESİ .
KAVRAMINA YAKLAŞlMlLARI
Genel kültürden habersiz olmayan ve ihtiyar yerküreele nelerin olup bittiğini ve
hangi görüş ve düşüncelerin ne zaman revaç bulup kimlerin itibar ettiğini kavrayan her
aydın gibi bizim aydınlarımız da bu konuyla .temas kurııiuşlardır ancak Yunan
Muciz€si · kavrarriını yeterince tetkik imkanı bulabi Imişler midir ? Yunanlılarla
üsırlardaıi beri yakın temasın getirdiği, farklı uygarlıklai·a mensubiyetin beslediği bir
sorunlar yumağını onceki kuşaklardan devralmanııza, aramızdaki sonıniarın bu günde
bile çözümlenemeyişi eklenince, Yunan felsefesine .hir kısım batılı düşünürlerin
·"Yunan Mucizesi" nitelemesine sempatik bakabilmek aydınlarımız açısından hayli zor
bir olgu ama. "Kültürün aydınlık yüzü" "Uygarlığın beşiği" "Bilim man.talitesi" gibi
çağdaş uygarlığın 'temel .dinamikleri hatırına bazı Osmanlı ve çoğu Cumhuriyet
aydınlarının Yunanlıları "tadhteki .asil Greklerin son asırda v.e günümüzdeki aykırı
'ki.ışağı ." gibi değei"lendidp milli kültürle '.'Yunan felsefesini" · kaynaştırma imkanı
aradık,ları göi·ülüyoı'.
·
Bu abartılı niteleım!ye objektif bakahlar da yok değildir~ ''Taı:ih telkikieri
· ilerledikçe, şimdiye kadar kendi kendine yetişmiş sanılan medeniyetlerin· birbirlerine
79
·bağlı oldukları, yani aynı· kökten geldikleri anlaşilır," diyen H. Z. Ülken felsefi
faliyetİn daha ileri tarihler içinde aranmakta olduğuıiu şu ifadeleriyle beİirtiyor. "Artık
fel~efe tarihçi leri, bir "Miracle grec" den söz etmiyorlar.. Yunan düşürcesinin.
kaynaklai"ını Orta Asya'dan gelmiş bir kaviin olan Sumerlercle arıyorlaı:." 80 Yine, aynı
eserinde "Medeni açılııia yolunda bilinen en eski uyanış hareketi eski Yunan\ uyanişıdıı<
Garp'te bilhassa bu devri n hayranları arasında bu uyanış o kadar' kuvvetli ki.• o kadar
kendiliğinden döğımış gibi görünüyordu ki, ona "Yuiıan Mucizesi" demek adet
oln~uştu. Avrupalılar uzun zaman Homeros ve İyonya felsefeleriyle başlayan bu
76
-Dağ. a. g.mak. s. ll
77 . -Dag. a. g. ıııak. s. 7
78 -Doç. Di·. Alııııet Dt;vutoğlu, ·islam Düşünce Geleneğinin Teıiıelleı{ Oluşuı1ı Süreci ve Yeniden
Yorunılmınıası. Divan Der. 1196/ 1
·
.
· .
79
-H: Z. Ülken, Isianı Medeniyetinde Tercümeler ve .Tesirler, Vakit Basınıevi, Isı. ı948, s. 15
80 .
. .
.
- Ulken, tı. g. e. s. 15
·
. '
'
'\,
Necati
404
.
.
.
'.. '•!
Demir
ı
medeniyet devrine yerden fışkıran bir kaynak göz~Ie baktılar. ... Fakatson zamanlarda bu
1
fikir esaslı bir surette sarsılmağa başlamıştır," -diyor, Ülken. H, Ziya bir yandan
Yunanlıların Ön Asya ülkelerine yaptıkları seyahat ve· orada uzun ·süre. k~ lmalarını ve
diğer taraftari.tibat kurdukları daha eski uygarlıklardan elde ettikleri bilgiler bir bir·
. ortaya. konuldukça eski iddianın abartılı olduğu ortaya çıktı; diyor. K,eza H. Li ya' nın
Yunan b,iliminin Sumerler, Mısırlılar ve Fenikelilerden geldiğini belirttiğinden söz
edilmişti.
Mübahat Küyel'e göre, "ilmin ve felsefenin Yunanistan'dabirden bire doğmuŞ
inanmak ve buna bir "Yımdn Mucizesi" gözüyle bakmak, kültür. ve
· medeniyet tarihinde dayanılabilecek yeterli deliilere ulaşamam·aktari ,ileri gelmiştir. Oysa
felsefenin-doğuşu, bilimset metotlarla incelenebilecek biı' olaydır, Öiaylari: olaylarla'
açıklayacak yerde 'mucize' ye bağlamağa kalkışmak ilme değil, duyguyil göre ·
.
82
.
davranmaktır."
·
olduğuna
•
ı
•••
Atademir'e göre, "Öteden beri felsefi düşünüşii Yunanltiara mal etmek ve
felsefi düşiinceyi Yunanlıların bireseri olarak görmek bir adet olmuştur., Medeniyet,
felsefe ve ilim tarihçilerinin o bir milletlerle yetecek kad.ar uğraşamamış veya bu güne ·
değin yetecek kadar vesika bulamamış olacaklarından şüphe etmemekle beraber Yunan·
mitik düşiincesindeki değişikliğin ve felsefi, . ilmi düşüncenin gelişmesinin ~oğu·
düşüncesiyle, doğu ilmi ve tekniği ile temastan'sonra başladığı da artık umumi olarak .
/
.
83
.
.\.
. ,.
,.
kabul edilen bir gerçektir."
·
.
··
. · ..
_... ·
Aydın Sayılı ise, Yunanlıların ilimde, felsefede edebiyaÜa ve güzel sanatlard.a ·
kaydettikleri büyük başarıyı ifade etmek için 'Yunan Mqcizesi' tabiri kullanılmıştır. · ·
Bu söz, bu Yunan başarılarının izahını :imkansız old~ğunu ifad_e etm~ktedir:
·
.:
Yine o; "Yunan muı:;izesi', sözü gerek ilirnde bu başarıları' hazırlamış ve
mümkün kılmış olan Yunan zihniyet ·ve entellek~üel ortamını ri bu önymli başarıyı
anlaşılabilir durum<~ sokması ve gerekse Yunanlıların kendilerinden daha·.eski·
'medeııiyetlere çok şeyler borçlu olmaları gerektiği bakııiıından mübalağalı vı;hatalı bir.
zihniyeti temsil eder,84 demektedir.
.
.
.
' .
Nihat Keklik ise, felsef~nin Greklerde başlatılınasının'ilmi ~erilere llymadığım.
Alınan asıllı Felsefe Tarihçis(Karl Vorlaender'in Ro'th (Rot) .·ve Gladisch (GladiŞ)
isimli araştırmacılarm -Numenius bölümünde değinildi- kült(.ir tarihi araştirrriacılarına
dayanarak" ilk çağ filozoflarıy la onlardan daha eski· geç tn işe sahip· görünen Doğulu ·
düşüntirler arasında _bir kültür bağlantısı kurmağa," 85 Çalıştığınd~n çıkarıyor.·· . . .. .
Azra .Erhat da ."So.n yıllara dek 'Yunan ·Mucizesi' diye bir balorr uçup
durdu ... Bu dar göriişlü açıdan bakılınca Yuna,ıi Mucizesini yaratan asıl. kaynak ve
etkenierin ne olduğu araştırılrtıaz, görmezlikten gc;:linir, bu inancı sarsacak pir.bulüt ·
ortaya çıktı mı bile bile bilimselliğe aykİrı bir tek yönliili.i'kle Üırtışmaya giderek,
86
kavgaya girişilirdi, demektedir. Onun 'Yı.ınan Mucizesi' niteleniesine yaklaşımı bizim'
81 - ,;-
... :
- Ulken, a. g. e. s. 23
.
.
82
83 "Prof. Dr. Mübalıat Kilyel, Felsefeye Başi~ngıç, M. E. BasıınevUst. 1977, s. .i
- Atadeınır, · a.· g. e. s. 16
·
·
,
. .
.
.
84 -Ord.Pr. Dr. Aydın Sayılı, Mısırlılarda ve Mezopotaıl)yalılarda Maieın:.it.ik, AströnoınfveTıp,'T.T.
Kiıruı~u Yay. An k. 1966, s. 447.
, · , .
·
. ...·
85· - Keklık, a. g. e. s. 154-155 .
86 -Azra Erlıat, Mitoloji Sözlüğ~, Reınzi Kitabevi, Ist ı
s. 8
o
•
•
•
•
.
••
•
• ••
.. •
•
•
•
.....
~
..,
im,
,/
.. ,,
..
•
ı· ..
·
. Felsefe'nin Menşei Üzerine· Bazı Düşünceler
405
ortaya koymak istediğiınizden farklıdır. Biz sosyal olayların mucize· kavramıyla
açıklanmak istenmesine, Eihat ise, mucize kavramının yalnızca Ytinanlılara
yakıştırılmasına bozulınaktadır. O' na göre bu nitelemeyi abartarak destekleyenler de
karşı çıkanlar da bu ınudzev.i kültürün nasıl ve nerede çıktığını bilimsel olarak ortaya
koymayıp kavgalara kadar" varan tartışınalar yaparlar. Yani, felsefenin mucizevi çıkışı
sadece Yunanlıların başarısı değil, Eski Anadolu uygarlıklarının da bunda payı vardır,
demeye getirmektedir.
·
·
·
SONUÇ
1
Grek Felsefesinin orijinalliği konusundaki farklı yaklaşımları elverdiğince
ortaya koytTıağa çalıştığımız bu araştırınaınızda, kesin karari okuyucuya bırakınanın
yanında kendi kanaatiınizi de belirtıneden edeıneyeceğiz.
Felsefe tarihinden haberdar olan, kültür tarihi :çalışmalarını izleyen, insanlık
tarihinde nelerin olup bittiği konusunda aydınlanmış olanların, E. Yunan felsefe •
okullt~rının görüşlerini okuyup da o' dönemin filozof ya da bilgelerinden bir veya bir '
k}ıçına -hayranlık demiyorum- imkansız gibi görüneni elde etmiş olınf[ları 'bakımından
hayret etmeyip olağan gören pek az kimse çıkar. Bu görüşü destekleyen veriler de
.mevcuttur. İlk etapta Batı Uygarlığı'nın kültürel unsurlarından hangi taşı kaldırsanız
. Grek mantalitesiniri izleri çıkar. Yine uygarlık ıneşalesi Batılıların eline geçtiğinden beri
Yunan ve Roma menşeli olmayan tüm uygarlık verilerinin ilkel ve barbar dönemlere ait
yaŞam biçilnleri olduğunu dayatan Westernize (batılılaştırma) ilkesinin dünya
ansiklopedilerince makul gösterilmeğe başlanmasıyla E. Yunan felsefesine duyulan
takdir ve hayranlık hislerinin biraz daha itibarlı bir konuma geldiği kanısındayı;z.
i
•
•
:
•
'
Batı Uygadı ğı üçlü bir saç ayağı üze'rinde gelişın iştir. Rasyonel cephesi; Grek
düşüncesi, yayılınacı dünya görüşü, Roma pragınacılığı ve fanatik cephesi de Hıristiyan·.
·.
haçlı ideolojisi ile donatıldığından, altılı bir karizmatik yapıya dönüşür. Yayılınacı
siyasetinin sivtiliği, teknolojik iistünlük, salt rasyonalizminin sevimsizliği Hıristiyan
ruhaniyeti ve Hıristiyan haçlı taassubu da hümanist aınbalajıyla giderilıneğe çalışılır.
Batının bu altıgen tavır kabiliyeti her konum ve zamanda popülaritesini korumasında
hayati bir öneme sahiptir. Bu nedenle Batı Uygadığı' nın temel dinamiklerinden biri olan
Grek felsefesi, ilmi veriler onun sanıldığı kadar orijinal olınadıgını ortaya koymuş olsa
da onurlu itibarı korunınaya alınınalıydı. Ancak, Antropolojik ve Etnoloj,ik çalışınalar
sonueli Mısır ve. :rviezapotamya' da ilmi, Hint'teki felsefi verilerin ortaya çıkarılması
'Yunan mucizesi'. niteleınesinin, değil bilimsel, rasyonel yanını da bınıkıriadı.
Çünkü, her alanın niteleme ve yargılarını 'o alanın kavram v~ deyimleriyle açıklamak
gerekir. Mucize kavramı dinle ilgilidir, felsefi çabanın ortaya çıkışı ise sosyal bi.r
olaydır; İl mi bağlaıüdri sosyal olayların kaynağı nasıl olur da. dini bir kavrama
indirgennıeye çalışılır ı imkansız olduğuna kesinlikle inanılan bir sosyal olgunun örtaya
çıkmasıyla hayretlerin gizleneinemesi sonucunda bu tür bir hataya düşüldüğü savı da
inandırıcı gelmiyor, insana. Ancak, Ort.a Doğu, Anadolu ve Hint uygcırlıklanyla Ilgili
antropolojik ve etnolojik araştırmalar ortaya konulmazdan önceki .dönemlerde itibar
gören bir değerlendirme olabilir bu tür niteleıııeler.
Yı.ıkarıda belirtildiği gibi batılı sosyal kuranıcılar 'Yunan mucizesi'
nitelemesinin yaygınlaştırılınasını batı uygarlığının geleceği açısından zorunlu görmüş
olabilirler, .ancak temeli rasyonellik üzerine kurulan Batı düşüncesinin, bu irrasyonel
deyiıne nasıl oluyor da iyi tutumlar besliyor diye bir sôru gelir düşünen insanların
aklına. Bu ·sorunun şimdilik verilebiliniş makul bir cevabı var mı bilmiyoruz. Çoğu
batıh kültür tarihçilerinin bilnca karşıt belge ye bulgulara karşın yine de 'Yunan
.•
406
. Necati
mucizesi' nite.lemesi üze'ri.ndeki ısrarlı tu tu iniarı antiışıtır gibi degil:" .... gerçekHint
ti~lsefesine gelince, Yunan felsefesinden önce ortaya çıkmış d~ğildL ~·87 Coplestöı:ı'un ·.
Praechter'den aldığı bu ifadeyi değerlendinneyi. okuyucunun.takdirine bırakalım.·.
~ey,
formalizıMn ~~u~idi ol~ala~ıdı~:
"Ge;·çek olan
Greklerin belli bir
Düşüneeye düzeııi; eyleme devamlılıgi getirmek için, benierlerine sahip olmayan akıl
88
yürütme nietotlarıı1ı derleyip topladılar, u
diyen Henry PumerY, bu kon~da ·en .ı.nakul
ve gerçekçi belirlemeyi yapıyor. Greklerin her tür (din, felsefe, bil ini~ sanat, ahlak ve
hukuk) bilgi ve hikmetin mucidi olduğunusavunan göl'i.işler, ne denli hatalı; yanlı ve
tutarsız ise, Onların uygarlığa kattığ\ kültürel birikimin sadece' bir Yunan safsatası . ·
olduğu düşUıicesi u e o kadar yanlış ve tarafgir bir. tutumUn son.ucudur: · ,· .
'
.
!
Yu~an felsefe~i için, ister övgünün övgl.isÜ ;~ıisali '' gr~klnu~iz;si'' isteı;
yerginin yergisi misali "Yunan snfsatast" nitelenieleri hei· türlü öiÇtilütükten üzak;
yanlı, öznel ve gayrı ciddidiL Grek ı<ültürü, biliınde, Mısır ve Mezopotıı.nw'a, ~irlde;· ·
Anadolu kültleri, Felsefede de Hint d~şi.incesinden etkilenıııiştir. Aımibunları malzeme
olarak kullanıp çiıneiıtosunu kendi katarak, Yunaiı uygarlığının.· ku'ruluŞunda' ·
yararlanabilme becerisi E. Yunanlılara· ait biı: Ônllrdur. Batı uygadıği Yuna.n
düşüncesinin nıiğferi etrafında şekillenıniştir; Hintdüşünce çerçevesinde değiL Apcak . ·.
batılı sosyal kuramcıJarın ilmi namuskarlığa riayet edemeyişJeri, SÇ>ti.ınıin üzücüyanı~t ·
teşkil ediyor. Yok.sa, ilim; kendisini talep eden her kesim'in malıdır. İl mi· çahşmalara ve.
uygarlığa yapıliın ·katkılar ne ö.lçüd'e onurlu bir' şeyse,'on~"kendimi:zden başka~ına l~y*,··"
görmemek ya da hakikati saklainağa ve gizlemeğe çalışmak da ıı.ksine denli iti'c! .bir ··
tavırdır.
·
' ·
·
·
···
· ·
·..·· ·· ·
o
KAYNAKLAR
·.. ·.
Atademir, Haıııui Riıgip. Filozo.flara Göre Felsefe, Atadei1)ir Yayıiıevi; Konya,, 194? ·
Brehier; Eniil'e Felsefe Tadh
1969
Ci ltı,
Çev. Mlraç Kntırcıoğlü, ,M. E. Basırrtevi,İst:.
. . ·.
.
. ' .....
Cevizci, Ahmet Felsefe Sözlüğü, Ekin Yay.Ank.l996
,._,
Copleston, Fylsefe T~rihi; Yu~an-: ve, Roma
. .
Yardımlı, .idea Yay.· İsL J990:
~eisefesi,
...... ,.......
--·······
...
,..:,,,_, ____ _
.A.~fi.:. ~. ·
· '· .··
:.< ..
.·
Dağ, Mehmet)slam Felsefesinin Bazı Temel. Sorunlar~ üierinde DüŞünceJ~r;, 19'
Mayıs U niversitesi, İlahiyat Fa~ültesi Pergisi, Cilt:.XVIs~.7~
~
1
•
'
'
•
'
'
•
'
••
·
•
·'
• •• " •• ··;--,- -
Davutoğlu; Ahıll~t İsinın Düşünce Gelen'~ğinin.Teıneileri; Oluşuı~.Süreci
Yorunılanmnsı. Divan Der. 1196/1
··
· ';
·7·· .. -~--~ .: .. ;
ve Yynlden .. ··.
· · ' ·· ·
neı'nirci, Ki.irşat 'Hiiı.d~izınin~utshl Metinled ·vedalaı', tŞar~t Y:riy..İ~t:
Duıııeı:yt li.~rıry .. Çey. Doç. Dr. MtırtazaK()rl~elç(Dirı· Felset·~si. ve Geç'mişi(
E.U.S.B..E.
Er hat, Azra.
.• i
. :.
Dergisr···~:··········-~·:.. ··--~~:-~=··,o~'~'"''"':':''·'""""~~':';'·'"~=··.···.·:,·~::-·"'·=:c;~;2.C.~.o:.~.... -~":""'
Mit~loji Sö~İUğU; Reınzi:Kitab~Yi, İst
1972 .
•.
.. . "·~ .•••_
1
.•. , ,,,,:i .. ·..
>:
ı
''1
8 7.coplesıon: Felsefe Tarihi: Yunan ve Roma Felsefesi, Çe~.: Aziz Y~i:d;ııılı; lde~ Yay: lst>ı9·9o;'s: B.
88
. . . ·. . . .
.. . . ·, .
" .' i ' ' ••. ,,.
Duıııery, ::ı. g. nı. s.
·
·
·
· · · · ·
·
·
· '
··ı,
...
. ..
ı-
.. ·
Felsefe'nin MenŞei Üzerine Bazı· Düşünceler
Homeros, Odysseia, Çev. AhmetCevqt Emre,
.407
Varlık Yayı,nevi, İst.
1971
·Keklil{, Nihat Felsefe, Çağrı Yayınları, İst. 1978
Heimsoeth, Heinz Heinz. Felsefenin Temel Disiplinleri,
· Kösemihal., N. Şazi.
Durkheinie'ın
t.ü'.
E.'F.'Yay.
İst:
1952
Sosyolojisi, Remzi Kitabtwi, ·
İst. 1971
Kraiız,_Walther Antik Felsefe, Çev. Suad Y. :Baydu~; E. F. Yay. İst. 1978
Küyel, Mübahat.·.Felsefeye Giriş, T.T.Kurumu Bas'iınevi, An k. I 985
Küyel, Mübahat. Felsefeye Başlangıç, M.E.B.Yay. Ayy1-ldız Matbaası, 1978_
Nietzsche, Friedrich.
Yay. İst. 1963
Yunanlıların
Trajik
Çağında
Felsefe, Çev.
HızırNusret
, Elif'
Öner, Necati Felsefe Yolunda Düşünceler, M: E: B: Yayınevi, An.k. 1995
Ruben;Felsefenin Başlangıcı, İst. 1947
Sargın,
H.
Tuğrul.
Küçük Felsefe Tarihi, Bozüyük
Yayınevi,
1961
Sayılı, Aydın Mısırlılarda
ve Mezopotamyalılarda Matematik, Astronomi
T.T.Kurumu Yay.,Ank. 1~66
veTıp,
Şerif, M. M. İslam. Düşüncesi Tarihi I, İnsanYay.lst. 1990
Taylan, Necip: İslam Felsefesi, Ensar Neşriyat, İst. I 985,
Tirmizi, İlın, 19 ; İbn Mace, Zühd, 15; Acluni, Keşfül Basa, 1/363
•
1
•
•
••
Toynbee, Arnold Medeniyet Yargılanıyor, Çev. Ufuk Uyan; Ağaç Yayıncılık, İst.
1996 .
.· Üll{en, H. Z. Felsefeye Giriş I, A. Ü. Basımevi, Ankara, 1963
t)lken,.H. Z. İslam Medeniyetinde Tercümeler ve Tesirler,Vakit Basımevi, İst. 1948
.
. .
i
..
.
Weber, Alfred Felsefe Tarihi, Çev. H. Vehbi Eralp, Remzi Kitabevi, Ist. 1964
Yenişehirlioğlu, Şahin Felsefe ve Sanat, .Dayanışma Yayınları, An k. 1982
Download