to view the full-text article in PDF format.

advertisement
OLGU SUNUMU CASE REPORT
Koroner Arter Hastalýðý Olan Ýki
Kardiyak Olguda Antidepresan
Tedavinin Sonuçlarý
Dr. Mutlu Vural1 , Mehmet Acer2
1 Kýrþehir Devlet Hastanesi Kardiyoloji Bölümü / Kýrþehir
2 Kýrþehir Devlet Hastanesi Psikoloji Bölümü / Kýrþehir
ÖZET
ve devam eden semptomlarý neredeyse tamamen
kontrol altýna alýnmýþtýr. Depresyon ve anksiyete
semptomlarý olmasýna raðmen tedaviyi ýsrarla reddeden
ikinci olgu ise bir panik durumu sonrasý akut ST
yükselmeli miyokard infarktüsü geçirmiþtir.
Bu yazýda biri altý ay önce akut anterolateral
miyokard infaktüsü (MÝ) geçirdikten sonra dekompanse
kalp yetersizliðiyle, diðeri ise akut Q dalgasýz MÝ
nedeni ile kliniðimize baþvuran iki kardiyak olgu
tartýþýlmýþtýr. Birinci olguya antidepresan tedavi baþlandýktan sonra, sýk olan hastaneye baþvuru sayýsý
• Anahtar Kelimeler : Koroner arter hastalýðý,
antidepresan tedavi Nobel Med 2006; 2(3): 36-40
MEDICUS
NOBEL
NOBEL MEDICUS 06
36
|
CÝLT: 2, SAYI: 3
ABSTRACT
clinic. After administring antidepressant therapy to the
first case, frequent readmissions to the hospital and
continuing symptoms were nearly completely controlled.
The second patient who has become depressive and
had anxiety symptoms and insistingly refused taking
antidepressant therapy developed an ST elevated
myocardial infarction preceding a panic attack.
RESULTS OF ANTIDEPRESSANT THERAPY IN
TWO CASES WITH CORONARY ARTERY DISEASE
In this article two cardiac cases are discussed. The
first patient was treated because of a decompansated
heart failure developed six months after acute anterolateral
myocardial infarction and the second one was treated
due to acute non-Q wave myocardial infarction in our
• Key Words : Coronary artery disease, antidepressant
therapy. Nobel Med 2006; 2(3): 36-40
GÝRÝÞ
pozitif etkileri açýsýndan önerilmektedir.12-14 Ülkemizde
oranlarý sýk olan depresyon ile koroner arter hastalýðý
arasýndaki iliþkiyi araþtýran sýnýrlý sayýda çalýþma vardýr. Ýki olguyu kapsamasýna raðmen makale özgün
bir çalýþmadýr ve kalp hastalarýna yaklaþýmda psikolojik faktörlerin önemini vurgulamak amacýyla derlenmiþtir.
Kalp ile duygular arasýnda günlük yaþamda, türkü
ve þiirlerde yüzyýllardýr baðlantýlar kurulmuþ olmasýna
raðmen bu baðlantýnýn bilimsel açýdan geçerliliði
yýllar sonra gerçekleþmiþtir. Özellikle son yýllarda
ya-pýlan çalýþmalarla psikolojik faktörlerden depresyonun
miyokard infarktüsü (MÝ) ve kardiyovasküler mortalite
açýsýndan önemli ve baðýmsýz bir risk faktörü olduðu
düþüncesi saðlam bir zemine oturtulmuþtur.1-4 Depresyon yanýnda öfke/düþmanlýk ve süreðen anksiyete
gibi psikolojik faktörlerin de koroner arter hastalýðý
geliþim ve seyri ile ani ölüm riskini artýrdýðý belirtilmektedir.5-7
OLGU SUNUMU
OLGU 1: 51 yaþýnda sigara içen erkek hastaya beþ
yýl önce Behçet hastalýðý tanýsý konulmuþtur. O günden beri kolþisin tablet günde üç defa kullanmakta
iken altý ay önce akut anterolateral MÝ geçirmiþtir.
Kliniðimize nefes darlýðý, düz yatamama, uyuyamama,
bacak ve karnýnda þiþme, terleme ve çarpýntý þikayeti
ile baþvuran hastanýn fizik muayenesinde kan basýncý
110/80 mm Hg, nabýz sayýsý 126/dak, ortopneik ve
taþipneik bulundu. Ayrýca dinlemekle akciðerde altorta zonlarda krepitan raller mevcut olup buna ilave
olarak venöz dolgunluk, hepatomegali, karýnda asit
ve pretibial ödem saptandý.
Ülkemizde psikolojik kökenli rahatsýzlýklarýn oraný
da oldukça yüksek olup bir çalýþmada Türk toplumunda depresif semptom oraný %20, klinik (major)
depresyon prevelansý ise %10 bulunmuþtur.8 Amerikan
toplumu genelinde majör depresyon prevelansý ise
%5’in altýnda kabul edilmektedir.9 Türk toplumu
genelinde %10 olan major depresyon oraný Kýrþehir
ilinde akut koroner sendrom tedavisi gören hastalarda kardiyak olayýn üzerinden en az 8 ay geçmiþ
olmasýna raðmen %35,8 olarak saptanmýþtýr.10 Ýlginç bir þekilde ülkemizde depresyon gibi kardiyovasküler hastalýk prevelansý da ciddi boyutlardadýr.11
Elektrokardiyografide (EKG) sinüs taþikardisi, V15 arasýnda R kaybý ve patolojik Q dalgasý olduðu
saptandý. Ekokardiyografik inceleme sonucunda apeks,
septum ve ön duvarda miyokardda incelme, ekojenite
artýþý ve akinezi, sol kalp boþluklarýnda geniþleme,
orta derecede mitral yetersizliði saptanarak klinik
bulgularla birlikte iskemik kardiyomiyopati (EF %25)
tanýsý konuldu. Fonksiyonel kapasitesi New York
Heart Association (NYHA) evre IV olarak tedavisine
baþlanýlan hastanýn karýn þiþliði azaldý, pretibial
ödemi çözüldü, nabýz hýzý düþtü, ortopnesi düzeldi.
Oldukça rahatlayan hasta iki gün sonra ataklar
halinde terleme, renginde kýzarma, nefes darlýðý ve
çarpýntýdan yakýndý. Alprazolam ile tedaviye yanýt
verdi. Taburcu olduktan hemen sonra tekrar hastaneye
baþvurdu. Hasta þikayetlerinin eskisi gibi devam
Depresyon ve koroner arter hastalýðýnýn birbirini
karþýlýklý etkilediði bilindiðinden ülkemizde bu iki
hastalýðýn prevelansý ile ilgili tespit edilen yüksek
oranlarýn tesadüf olmadýðý düþünülebilir. Baþka
ülkelerde bu düþünceden hareketle koroner arter
hastalýðý olanlarda psikolojik faktörlere davranýþsal
ya da ilaç tedavisi yolu ile müdahale denenmiþtir.
Bu çalýþmalarda saðkalým üzerine etkili bir antidepresan ajan gösterilemese de bu tür yaklaþýmlar en
azýndan hastanýn yaþam kalitesini artýrmasý, çektiði
acýyý dindirmesi ve bazý kardiyak parametrelere olasý
NOBEL MEDICUS 06
|
CÝLT: 2, SAYI: 3
37
Koroner Arter
Hastalýðý Olan Ýki
Kardiyak Olguda
Antidepresan Tedavinin
Sonuçlarý
ettiðini ileri sürse de klinik bulgularý nabýz hýzýnda
yükselme dýþýnda normaldi. Hastaya psikolojik faktörlerin önemi vurgulanmasýna raðmen, hasta buna
inanmadýðýndan psikolojik ilaçlarý almak istemediðini belirtti. Tekrar yatýrýlan ve konjesyon bulgularý
olmadýðý halde aldýðý diüretik dozu artýrýlan hasta
bu tedaviye yanýt verdi ve taburcu edildi. Birkaç
gün sonra hasta þikayetlerinin devam ettiðini yinelerek
tekrar hastaneye geldi. Bu sefer hasta hastalýðýnýn
çok aðýr ya da farklý olduðunu düþünerek baþka
hastaneye sevkini istedi. Üçüncül bir merkeze sevk
edilip tedavisi düzenlendikten ve evine döndükten
sonra benzer þikayetleri devam edince hastanemize
baþvuran hastaya psikolojik faktörlerin önemi yeniden
vurgulandý ve tedaviye sertralin 50 mg eklendi.
Birkaç gün sonra kötü olduðunu yineleyen hasta
baþka bir hastaneye daha sevk istedi. Bu esnada
hastaya kontrol ekokardiyografik inceleme uygulandýðýnda sol kalp boþluklarý geniþliðinin azaldýðý
görüldü (Tablo).
günlük 100 mg’ye çýkarýldý. Doz deðiþiminden bir
ay sonra Hamilton depresyon ölçeði 17 (-4) puan,
Hamilton anksiyete ölçeði 13 (-11) puan ve Hamilton
panik atak ölçeði ise 13 (-6) puan olarak saptandý.
Orta derecede depresyon sürmesine raðmen hasta
rahat ve klinik gözlem de daha iyi olduðundan depresyon yönünden bu doz antidepresan ile tedavisine
devam edildi.
OLGU 2: 47 yaþýnda, sigara içen erkek hasta çeneye ve sol kola yayýlan göðüs aðrýsý ile acil ünitesine
geldi. Muayenesinde arter kan basýncý 200/110
mmHg, nabýz sayýsý 110/dak idi. Baþlangýçta EKG’de
ST-T deðiþikliði saptanmadý. Koroner arter hastalýðý
yönünden aile öyküsü pozitif olan hastanýn özgeçmiþinde kronik terleme dýþýnda özellik saptanmadý.
Hastanýn aðrý yakýnmasý þiddetli olduðundan intravenöz narkotik analjezik verildi. Geliþ EKG’sinde
belirgin bir bulgu saptanmayan hastanýn takip
EKG’lerinde DI, aVL, V5 ve V6’da ST-T deðiþikliði
geliþtiði görüldü. Tekrarlayan göðüs aðrýlarý olan
hastanýn CK-MB deðerleri normal olduðu halde Troponin I deðerlerinde yükselme (15 ng/ml) kaydedildi.
Týbbi tedavinin ardýndan koroner anjiyografi uygulanan hastada sol ön inen arterde yavaþ akým ve diðer
damarlarda belirgin daralma yapmayan plaklar
saptandý. Anksiyöz kiþilik yapýsý olmasýna ve antidepresan tedavi baþlanmasýna raðmen prospektüs
bilgilerini okuduktan sonra hastanýn bu ilacý
kullanmadýðý öðrenildi. Beþ aylýk týbbi tedavi altýnda
anksiyete semptomlarý dýþýnda hiçbir sorunu olmadýðý düþünülürken bir panik durumu sonrasýnda
ortaya çýkan göðüs aðrýsý nedeni ile acil ünitesine
baþvurdu. Hastanýn EKG’sinde DI, aVL, V5 ve V6’da
ST yükselmesi saptanmasý üzerine ST yükselmeli
MÝ tanýsý ile trombolitik tedavi uygulandý. Olguya
beþ günlük týbbi tedavinin ardýndan yeniden koroner
anjiyografi yapýldý. Birinci diagonal arterde %70
darlýk yapan tromboze lezyonunun olduðu görüldü.
MÝ sonrasý ikinci haftada psikolog tarafýndan yapýlan
deðerlendirme sonrasý Hamilton depresyon ölçeðinden
24 puan, Hamilton anksiyete ölçeðinden 18 puan
ve panik agarofobi ölçeðinden 28 puan aldýðý saptandý.
Hastaya citalopram 20 mg günde bir doz þeklinde
baþlandýktan bir ay sonra psikolog eþliðinde yapýlan
ikinci deðerlendirmede Hamilton depresyon ölçeðinden 19 (-5) puan, Hamilton anksiyete ölçeðinden
21 (+3) pu-an ve panik agarofobi ölçeðinden ise 18
(-10) puan aldýðý görüldü. Klinik gözlem sonucu da
çok az iyileþme olduðu görüldüðünden citalopram
dozu 40 mg'a çýkarýldý. Bu tedaviden sonra hasta
klinik olarak rahatladý.
Tablo : Hastanýn Deðerlerinin Karþýlaþtýrýlmasý
ÝLK DEÐERLER
ÝKÝNCÝ DEÐERLER
LVd (cm)
6,7
5,9
LVs (cm)
5,2
4,4
LA (cm)
4,8
4,0
EF
0,25
0,35
MY
+++
+
TPAP (mmHg)
55
30
LVd : Sol ventrikül diyastol sonu çapý, LVs : Sol ventrikül sistol sonu çapý
LA : Sol atrium çapý, EF : Ejeksiyon fraksiyonu, MY : Mitral yetersizliði
TPAP : Tahmini pulmoner arter basýncý
Birinci ekokardiyografik incelemede görülen sað kalp
boþluklarýndaki geniþleme ve renkli dopler incelemede
3(+) olan triküspid yetersizliði de gerilemiþti. Hasta
fizyolojik olarak iyileþtiðine ikna edilerek antidepresan
ilaçlarýn etkisinin geç baþladýðý söylenerek 50 mg
sertralin ile tedavisini sürdürmesi konusunda ikna
edildi ve tedavisine alprazolam tablet ilave edildi.
Birinci ayýn sonunda hasta önemli ölçüde rahatladýðýný
belirtti ve sekiz ay belirgin bir þikayeti olmadýðýndan
hastaneye baþvurmadý. Sekizinci ayýn sonunda hastanýn
nefes darlýðý ve çarpýntý þikayetleri hafif derecede
tekrar baþlamasý üzerine psikolog tarafýndan klinik
görüþme yapýldý ve Hamilton depresyon skorlamasýndan 21 puan, Hamilton anksiyete skorlamasýndan 24 puan ve panik agarafobi atak skorlamasýndan
18 puan aldý. Klinik gözlem ve test sonucu anksiyete
ve paniðin eþlik ettiði major depresyon ile uyumlu
idi. Günlük 50 mg sertralin tedavisi sonrasý hasta
kendini daha iyi hissettiðini belirtmesine raðmen
major depresyonun sürmesi nedeni ile sertralin dozu
TARTIÞMA
Çalýþmaya konu olan ve major depresyon saptanan
MEDICUS
NOBEL
NOBEL MEDICUS 06
38
|
CÝLT: 2, SAYI: 3
iki olgumuzun antidepresan tedaviye raðmen baþlangýçta
depresyonlarýnýn þiddetinde ancak kýsmi bir düzelme
kaydedilmiþtir. Bu nedenle iki olguda da antidepresan
ilaçlarýn dozu artýrýlmýþtýr. Bu alanda yapýlmýþ en
önemli araþtýmalardan biri olan “Sertralin Antidepressant Heart Attack Trial (SADHART)” çalýþmasýnda
da akut koroner sendrom sonrasý ilk ay içinde
tedaviye baþlanýlmýþ ve hastalarda Klinik Global
Ýzlenim-Düzelme Ölçeði ile depresyon skorunda
sertralin ile plaseboya kýyasla anlamlý iyileþme saðlanmýþ olmasýna raðmen Hamilton depresyon ölçeðinde
sertralin plaseboya göre üstün bulunamamýþtýr.14 Bu
sonuçlar bazý otoritelerce hayal kýrýklýðý olarak
deðerlendirilmiþ ve sertralin molekülünün antidepresan
etkinliði sorgulanmýþtýr.15 Ýzlendiðinde MÝ sonrasý
tespit edilen depresyonlarýn yarýsý kendiliðinden
remisyona girdiðinden16 araþtýrmacýlar SADHART
çalýþmasýnda plasebo grubunda depresyonu kendiliðinden düzelen olgularýn sertralin molekülünün
etkinliðine gölge düþürmesinin söz konusu olabileceðini belirtmektedir.
rüptürünü takiben ST yükselmeli miyokard infarktüsü
geliþmiþtir. Birinci olgumuza göre antidepresan ilaç
kullanmaya çok daha zor ikna olduðu halde bu
olgumuz da ilacýn olumlu etkilerini gördükten sonra
kendisinin önceki þikayetlerinde psikolojik faktörlerin
önemli olabileceðine kanaat getirmiþtir.
Yukarýda bahseldiði gibi ikinci olgumuzda MÝ sonrasý yeni bir hadise cereyan etmiþtir. Strik ve ark.
MÝ sonrasý depresyon ve anksiyete bozukluðu tespit
edilen 318 erkek hastayý 3,4 yýl izlediklerinde anksiyetenin kardiyak olaylarýn ve artan saðlýk harcamalarýnýn baðýmsýz bir belirleyicisi olduðunu göstermiþlerdir. Baþka bir deyiþle anksiyete kalp yönünden
tekrar yatýþý ve sýk poliklinik ziyaret sayýsýný öngörmektedir.18
Stres durumunun MÝ geliþiminde rolünü araþtýran
önemli çalýþmalardan biri de INTERHEART çalýþmasýdýr. Bu çalýþma 52 ülkede 11.119 olgu ve
13.648 kontrol grubu arasýnda psikososyal risk
faktörleri ile akut MÝ riski arasýndaki iliþkiyi araþtýrmak için yapýlmýþtýr. Dört olay sorgulanmýþtýr:
Ýþte stres, evde stres, parasal stres ve son bir yýlda
stresli yaþamsal olay varlýðý. Akut MÝ geçiren hastalarda bu dört stres faktörünün tamamýnýn sýklýðý
daha yüksek bulunmuþtur (p<0,0001). MÝ geliþen
hastalarda kontrol grubuna göre son bir yýl içinde
stresli olay geçirme ya da depresyon öyküsünün
daha sýk olduðu tespit edilmiþtir.19 Ýkinci olgumuzda
farklý olarak hasta daha önce MÝ geçirmiþti. Bu
hastada panik ataðý takiben ikinci bir akut Mݒnin
tetiklendiðini düþünüyoruz.
Olgularýmýzdan birincisinde saptanan kalp yetersizliði
durumunda psikolojik faktörlerin önemini vurgulayan
çalýþmalar litaratürde bulunmaktadýr. Bu çalýþmalardan
birinde MacMahon ve ark. kalp yetersizliði hastalarýnýn
psikolojik yönlerinin son yýllarda artan ilgiye raðmen
ihmal edildiðini belirtmektedir. Bunun yanýnda
araþtýrmacýlar kalp yetersizliði hastalarýnda ortalama
bir depresyon düzeyinin olduðunu, aþýrý anksiyete
ile karþýlaþýlmadýðýný, sosyal destek ve hastalýkla
mücadele tarzýnýn hastalýðýn sonuçlarýný olumlu
etkilediðini bildirmiþlerdir. Özetle bu araþtýrmada
depresyonun kalp yetersizliðinin derecesi ile iliþkili
olduðu, hastaneye tekrar baþvurularý öngördüðü ve
mortalite açýsýndan baðýmsýz bir risk faktörü olarak
deðerlendirilebileceði sonucuna varýlmýþtýr.17
Anksiyetenin koroner arter hastalýðýnda önemini
vurgulamak açýsýndan Huffman ve ark.’nýn akut MÝ
sýrasýnda oluþan anksiyetenin farmakolojik yolla
tedavisi ile kan katekolamin düzeyi, kan basýncý ve
sol ventrikül diyastol sonu basýncýnýn düþürüldüðü;
uç ve koroner damarlardaki direncin azaltýlýp koroner
vazodilatasyonun saðlandýðý; ventriküler aritminin
önlendiði ya da tedavi edildiði; anksiyolitik ajanlarýn
antiinflamatuvar özelliðinden faydalanýldýðý ve trombosit
kümeleþmesinin engellendiði yönündeki tespitleri
oldukça önemlidir.20
Birinci olgumuzda kalp hastalýðýnýn (iskemik kardiyomiyopati) fizyolojik anlamda iyileþmesi sonrasý psikolojik
açýdan da ilaç tedavisi uygulanmasýna raðmen depresyon,
anksiyete ve panik seviyesi ileri düzeydeydi. Antidepresan ilacýn dozunun artýrýmý sonrasý ise bu bulgularda
ancak kýsmi bir düzelme saðlanabildi. Buna raðmen
hastanýn þikayetleri ve hastaneye baþvurusunda önemli ölçüde azalma kaydedildi. Ayrýca bu hastamýz antidepresan tedavinin etkisini gördükten sonra (baþta
reddetmesine raðmen) þikayetlerinin psikolojik kökenli
olabileceðine inanmýþtýr.
Bu bilgilere raðmen akut MÝ hastalarýnda anksiyete
tedavisine verilen önem sorgulandýðýnda Frazier ve
ark.’nýn çalýþmasý deðerli bilgiler içermektedir.21 Bu
çalýþmada MÝ sonrasý 101 hastaya 48 saat içerisinde
anksiyete skorlamasý yapýlmýþ ve daha sonra hastalar
izlediklerinde 72 hastanýn anksiyete tedavisi gördüðü
(%25,7 farmakolojik, %45,6 ilaç dýþý) anlaþýlmýþtýr.
Araþtýrmanýn sonucunda hekimlerin anksiyete
deðerlendirmesi ile araþtýrmacýlarýn anksiyete skorlamasý
arasýnda iliþki bulunmamýþtýr. Ancak farmakolojik
Bu makalede tartýþýlan ikinci olgumuzda ise kýsa bir
zaman diliminde iki kez akut MÝ kaydedilmesi anksiyete bozukluðunun MÝ geliþimine katkýda bulunduðunu
düþündürmüþtür. Týbbi tedavi altýnda koroner arter
has-talýðý açýsýndan belirgin þikayeti olmayan hastada
anksiyete-nin alevlenmesi sonrasý muhtemelen plak
NOBEL MEDICUS 06
|
CÝLT: 2, SAYI: 3
39
Koroner Arter
Hastalýðý Olan Ýki
Kardiyak Olguda
Antidepresan Tedavinin
Sonuçlarý
olduðu halde bu durum günlük uygulama içerisinde
ihmal edilmektedir. Kalp hastalarýnda psikolojik
konsültasyon (danýþmanlýk) hizmetinden yararlanma
yoluyla depresyon ve anksiyete tanýsý daha çabuk
ve doðru bir þekilde konulup depresyon ve anksiyetenin erken kontrolü saðlanabilir. Tüm bu
çabalarýn sonunda baþlanan antidepresan ilaçlara
verilen yanýtýn gözlenmesi ve gerektiðinde doz
artýrýmýna gidilmesi de ayrý bir önem taþýmaktadýr.
tedavi uygulanan olgularda anksiyete deðerlendirmesi
ve skorlama arasýnda küçük ama anlamlý bir iliþki
olduðu görülmüþtür. Bu çalýþmada ilginç bir saptama
da yalnýzca iki (%2) hastaya anksiyete yönetimi
açýsýndan sosyal çalýþma danýþmanlýðýnýn istenmiþ
olunmasýdýr.
SONUÇ
Kalp hastalarýnda psikolojik faktörler oldukça önemli
ÝLETÝÞÝM ÝÇÝN: Dr. Mutlu Vural, Kýrþehir Devlet Hastanesi Kardiyoloji Bölümü / Kýrþehir, [email protected]
GÖNDERÝLDÝÐÝ TARÝH: 19 / 07 / 2005
•
KABUL TARÝHÝ: 11 / 11 / 2005
REFERANSLAR
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19 Rosengren A, Hawken S, Ounpuu S, et al. Association of psychosocial
risk factors with risk of acute myocardial infarction in 11119 cases and
13648 controls from 52 countries (the INTERHEART study): case-control
study. Lancet 2004; 364: 953-962.
20 Huffman JC, Stern TA. The use of benzodiazepines in the treatment
of chest pain: a review of the literature. J Emerg Med 2003; 25: 427437.
21 Frazier SK, Moser DK, O’Brien JL, Garvin BJ, An K, Macko M.
Management of anxiety after acute myocardial infarction. Heart Lung
2002; 31: 411-420.
Ferketich AK, Schwartzbaum JA, Frid DJ, Moeschberger ML. Depression
as an antecedent to heart disease among women and men in the
NHANES I study. Arch Intern Med 2000; 160: 1261-1268.
Ariyo AA, Haan M, Tangen CM, et al. Depressive symptoms and risk
of coronary heart disease and mortality at elderly Americans. Circulation
2000; 102: 1773-1779.
Lesperance F, Frasure-Smith N, Talajic M. Major depression before
and after myocardial infarction: its nature and consequences. Psychosom
Med 1996; 58: 99-110.
Rosenman RH, Brand RJ, Jenkins CD, et al. Coronary heart disease
in the Western Collaborative Group Study: Final follow-up experience
of 8½ years. JAMA 1975; 223: 872-877.
Smith TW, Ruiz JM. Psychological influences on the development and
course of coronary heart disease: current status and implications for
research and practice. J Consult Clin Psychol 2002; 70: 548-568.
Kubzansky LD, Kawachi I, Weiss ST, Sparrow D. Anxiety and coronary
heart disease: a synthesis of epidemiological, psychological, and
experimental evidence. Ann Behav Med 1998; 20: 47-58.
Pignalberi C, Ricci R, Santini M. Psychological stress and sudden death.
Ital Heart J Suppl 2002; 3: 1011-1021.
Kuey L, Gulec C. Depression in Turkey in the 1980s: epidemiological
and clinical approaches. Clin Neuropharmaco 1989; 12 Suppl 2: 112.
Robins LN, Reiger DA (eds). Psychiatric disorders in America. New
York: Free press.1991.
Vural M, Acer M. Kýrþehir Ýlinde Akut Koroner Sendrom Tedavisi Görmüþ
Hastalarda Depresyon Prevalansýný Belirleme Çalýþmasýnýn Ön Bulgularý:
Beklenenin Üzerinde Yüksek Prevalans Deðerleri. Anadolu Kardiyol
Derg 2005; 5: 227-228.
Onat A, Keleþ Ý, Çetinkaya A., et al. On yýllýk TEKHARF Çalýþmasý
verilerine göre Türk eriþkinlerinde koroner kökenli ölüm ve olaylarýn
prevelansý yüksek. Türk Kardiyol Dern Arþ 2001; 29: 8-19.
Ornish D, Brown SE, Scherwitz LW, et al. Can lifestyle changes reverse
coronary heart disease? Lancet 1990; 336: 129-133.
Thoresen CE, Bracke P. Reducing coronary recurrences and coronaryprone behavior: A structured group treatment approach, James L
Spira (Ed.) Group Theraphy for medically I’ll patients. New York:
Guilford.1997: 92-129.
Glassman AH, O’Connor CM, Califf RM, et al. Sertralin treatment of
major depression in patients with acute myocardial infarction or unstable
angina. JAMA 2002; 288: 701-709.
Sheps DS, Freedland KE, Golden RN, McMahon RP. ENRICHD and
SADHART: Implications for future biobehavioral intervention efforts.
Psychosom Med 2003; 65:1-2.
Schleifer SJ, Macari-Hinson MM, Coyle DA, et al. The nature and course
of depression following myocardial infarction. Arch Intern Med 1989;
149: 1785-1789.
MacMahon KM, Lip GY. Psychological factors in heart failure: a review
of the literature. Arch Intern Med 2002; 162: 509-516.
Strik JJ, Denollet J, Lousberg R, Honig A. Comparing symptoms of
depression and anxiety as predictors of cardiac events and increased
health care consumption after myocardial infarction. J Am Coll Cardiol
2003; 42: 1801-1807.
MEDICUS
NOBEL
NOBEL MEDICUS 06
40
|
CÝLT: 2, SAYI: 3
Download