75 — Türkiye`nin çeşitli yerlerinde yaşayanlar için kesin radyasyon

advertisement
— 75 —
Türkiye'nin çeşitli yerlerinde yaşayanlar için kesin radyasyon haritası olmamakla beraber,
uzaydan gelen ışınlar, yapı malzemeleri, toprak ve benzerlerinden doğal olarak alınan radyas­
yon dozu 66-175 milirem'dir.
Radyolojik tetkiklerde alınan dozlarda, tetkiki yapılan organa bağlı olarak değişir. Kolon
tetkiklerinde alınan batın dozu 5 000 milirem'e kadar çıkabilir. Akciğer filmi çekilirken akci­
ğerler 30-40 milirem ve tüm vücut 323 milirem civarında doz alır. tyot-131 ile yapılan tüm vü­
cut taramasında (5 milicurie iyot - 131 oral verilince) tüm vücut 13 200 milirem doz alır. ("S"
Absorbed Dose Per Unit Cumulated Actıvıty for Selected Radıonuclıdes and Organs. 1975).
Hamile olup radyasyon bölgesinde çalışanlara hamilelik süresince 1 000 milirem'den fazla
doz almaması önerilmektedir,
Yukarıda belirtilen hususlardan sonra, uluslararası raporlarda Türkiye için belirtilen yıl­
lık 60 milirem'Iik ilave dozun insanlarda lösemi ve malignite oluşturacak kadar yüksek'dozlar
olmadığını ve fakültemize bu tür yakınmalardan dolayı başvurularda artış olmadığını bildiririz.
EGE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ RADYASYON ONKOLOJİSİ ANA BİLİM DA­
LININ RAPORU :
Çernobil Nükleer Reaktör kazası çevresindeki birçok ülke gibi bizi de etkilemiştir, özel­
likle Trakya ve Doğu Karadeniz Bölgeleri yağışlar ve arazi özelliği nedeniyle diğer bölgeleri­
mizden daha fazla radyasyon almıştır. Ayrıca kaza yerine kuzeyden ve batıdan komşu olan ül­
kelere göre daha güneyde olmamız, ziraî siklüsün daha ileri dönemine rastlamış, kontaminasyonun artmasına neden olmuştur. Çernobil kazasını izleyen ilk yıl içinde ışınlama veya kontaminasyon yoluyla Türk Halkının maruz kaldığı kişisel etkin doz eşdeğeri TAEK'e göre 0İ5OO
milisievert eski birimle 50 miliremdir. En fazla radyasyon alan bölgede yaşayan kritik grup ise
0.594 milisievert (59.4 milirem) almıştır.
ICRP-60 tavsiyesine göre toplum bireyleri için kabullenecek radyasyon doz limiti 1 milisi­
evert = 100 miliremdir. Bu doz eskiden 500 milirem olarak kabul edilirken Çernobil kazasın­
dan sonra limit 100 milireme düşürülmüştür. Bu limit doz herhangi bir kanser, herediter bo­
zukluk, mental gerilik vb. gibi stokastik etkilerin toplumda istatistik olarak saptanmasının bek­
lenmediği, toplumun bu dozu almasının bir zararı olmadığının kabulü anlamındadır. Türki­
ye'de kritik bölgede alınan doz bile tCRP-60'ın müsaade ettiği dozun yarısına yakın küçük
bir dozdur.
Çernobil felaketinden sonra kazanın 30 kilometrelik çevresi dışında istatistiksel olarak sap­
tanabilecek önemli bir risk sözkonusu değildir. En fazla radyasyon alan Rusya dışında Bulga­
ristan, Avusturya gibi ülkeler bile 0.700 - 0.800 milisievert (70-80 milirem) dozlar almışlardır.
Bunlar dahi limitin altındadır. Doğu Avrupa ülkelerinde ortalama alınan kişisel dozlar 0.800
ile 0.300 milisievert (80-30 milirem) arasında değişmektedir. TAEK'in bulduğu 0.594 milisievertlik kritik dozu beklenen, makul, güvenilir bir doz olarak değerlendirilmiştir.
Çernobil kazası Türkiye'nin radyasyon almasına neden olmuştur. Ancak tehlike yarata­
cak boyutta bir doz değildir. Bu kazadan alınan radyasyon dozuna bağlı kanser, genetik deği­
şiklikler vb. gibi riskler de istatistiksel bir artma beklenmemektedir.
,
EGE ÜNİVERSİTESİ NÜKLEER BİLİMLER ENSTİTÜSÜ'NÜN RAPORU :
26 Nisan 1986'da Çernobil Nükleer Santralında meydana gelen kaza nedeniyle açığa çı­
kan ve buradan Avrupa ve bütün dünyaya yayılan radyoaktif, bulut 30 Nisan 1986'dan itiba­
ren ülkemizi de etkisi altına almıştır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
(S. Sayısı : 455)
Download