001 hpb giri. 10.qxp

advertisement
Türk
HPB
Türk Hepato-Pankreato-Bilier Cerrahi Dergisi
Türk Hepato-Pankreato-Bilier Cerrahi Derneði Yayýn Organýdýr
©Ýstanbul Medikal Yayýncýlýk SÜRELÝ YAYINLAR dizisi
“Türk HPB” Dergisi Editör: Prof. Dr. Ali Emre
Ýstanbul Üniversitesi, Ýstanbul Týp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalý
2006 Cilt 3 Sayý 2
ISSN 1305 - 4708
www.hpb.org.tr
“TÜRK HPB DERGÝSÝ”NÝN YAYIN HAKLARI
TÜRK HEPATO PANKREATO BÝLÝER CERRAHÝ DERNEÐÝ’NE AÝTTÝR.
Yasalar uyarýnca, bu yapýtýn basým haklarý Ýstanbul Medikal Yayýncýlýk Ltd. Þti.'ye aittir. Yazýlý
izin alýnmadan ve kaynak olarak gösterilmeden, elektronik, mekanik ve diðer yöntemlerle kýsmen veya tamamen kopya edilemez; fotokopi, teksir, baský ve diðer yollarla çoðaltýlamaz.
2005 Ýstanbul Medikal Yayýncýlýk Ltd. Þti.
Ereðli Mah., Turgut Özal Cad., Börekçi Veli Sok., No. 4/A, 34104, Çapa - ÝSTANBUL
• Tel: (0212) 584 20 58 (3 hat) •
• Faks: (0212) 584 20 61 •
www.istanbultip.com
[email protected]
Ýstanbul Medikal Yayýncýlýk
Yayýna Hazýrlayan / Ýstanbul Medikal Yayýncýlýk Ltd. Þti.
Redaksiyon ve Düzelti / Prof. Dr. Yaman Tekant, Prof. Dr. Cumhur Yeðen
Sayfa Düzeni / E. Recai Tosun (0212) 584 20 60/18 - 0532 410 77 19
Kapak / Özlem Arabacý (0212) 584 20 60/13
Baský ve Cilt / Elma Matbaacýlýk Ltd. Þti. (0212) 670 05 25
Türk HPB Dergisi’nin basýmýnda asitsiz kaðýt kullanýlmaktadýr
Türk
HPB
Türk Hepato-Pankreato-Bilier Cerrahi Dergisi
TÜRK HEPATO - PANKREATO - BÝLÝER CERRAHÝ DERGÝSÝ YAZIM KURALLARI
“Türk HPB Dergisi” Türk Hepato-PankreatoBilier Cerrahi Derneði yayýn organýdýr. Yazým dili
Türkçe’dir. Derlemeler, özgün makaleler, klinik ve
deneysel notlar, vaka sunumlarý, hýzlý yayýnlar ve
editöre mektuplar yayýnlar. Dergi yýlda dört kez
(Ocak - Nisan - Temmuz - Ekim) yayýnlanýr. Daha
önce herhangi bir dilde özet dýþýnda yayýnlanmadýklarý veya deðerlendirme aþamasýnda olmadýklarý
bildirilen yazýlar yayýn kurulu tarafýndan ele alýnýr
ve hakem deðerlendirmesine sunulur.
Haberleþme
Yazýnýn asýl metni ve üç kopyasý (asýl metni içeren CD
ile beraber) aþaðýdaki adrese gönderilmelidir:
Prof. Dr. Ali Emre
Türk HPB Dergisi Editörü
Ýstanbul Týp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim
Dalý, Karaciðer Safra Yollarý Cerrahisi Birimi,
Monoblok, K:7 Çapa 34390 ÝSTANBUL.
Gönderilen yazýlarla ilgili olarak aþaðýdaki telefon, faks, e-postalara baþvurulabilir:
Telefon: 0212 6312113 / 0212 4142000/31259
Faks: 0212 6353082
[email protected]
[email protected]
[email protected]
[email protected]
[email protected]
Yazým kurallarý
Yazarlar "Biyomedikal Dergilere Gönderilen
Yazýlar Ýçin Tek Tip Kurallar”dan yararlanmalýdýrlar (Ann Intern Med 1997;126:36-47, JAMA
1997;277:927-34). Bu belge www.icmje.org
adresinde de bulunabilir.
Yabancý kökenli sözcüklerin Türk Dil Kurumu
tarafýndan önerilen karþýlýklarý esas alýnmalýdýr.
www.tdk.org.tr
Gönderilen bütün yazýlara, yazarlarýn tümü tarafýndan imzalanan, okunup onaylandýðýný belirten bir
mektup eklenmelidir.
Yazý kabul edildiði takdirde bütün baský haklarý
(copyright) dergiye geçmiþ olur.
Eðer metindeki malzeme, ilaç ve aletlerden
yazarlarýn yarar saðlamasý durumu veya böyle bir
olasýlýk varsa bu durum belirtilmelidir. Dergi bu
bilgiyi yayýnlayýp yayýnlamama hakkýna sahiptir.
Ýnsan denekleri üstündeki çalýþmalar 1975
Helsinki Bildirgesinin 1983’te düzenlenmiþ þekline uygun olmalý, her denekten bilgilendirilmiþ
onam alýnmalýdýr.
Metin kategorisi
Derleme
Yazar ilgili konuda yayýnlanmýþ çalýþmalarý ile
tanýnmýþ olmalýdýr. Bir konu geniþ literatür taramasý ile birlikte detaylý bir biçimde ele alýnmalýdýr. Bir özet verilmelidir.
Özgün makaleler
Metin her biri ayrý sayfalarda baþlayan bölümler
þeklinde gönderilmelidir: Özet (Türkçe ve Ýngilizce, en fazla 200 sözcük)-giriþ-gereç ve yöntemler-bulgular-sonuçlar-kaynaklar-þekil veya resim
alt yazýlarý bulunmalýdýr.
Klinik veya deneysel notlar
Özgün gözlemler, bir yöntemin yararlý varyasyonlarý, sýk rastlanan teknik güçlükler için pratik
çözümler bildirilebilir. Altýyüz kelimeyi aþmamalý, kýsa bir özet verilmelidir.
Vaka sunumu
3. Ýlk yazarýn ismi belirtilmelidir.
4. Fotoðraflar kaliteli olmalýdýr. Renkli basým, masraf yazarlar tarafýndan karþýlandýðý takdirde
mümkündür.
Baþlýk sayfasý
1.
2.
3.
4.
5.
6.
7.
Makalenin baþlýðý (Türkçe ve Ýngilizce)
Yazarlarýn isim ve soyisimleri
Çalýþmanýn yapýldýðý kurum veya kurumlar
Haberleþme adresi (telefon, faks ve e-posta)
Mali destek kaynaklarý
Metin kategorisi
Anahtar sözcük (3-10 kelime)
500 kelimeyi geçmemeli, kýsa bir özet verilmelidir.
Özet
Hýzlý yayýnlar
Her yazýda en fazla 200 sözcük içeren Türkçe ve
Ýngilizce özet olmalýdýr. Özet þu þekilde yapýlandýrýlmalýdýr: amaç, yöntem, bulgular ve sonuçlar.
Araþtýrýcýlar çabuk iletmek istedikleri özgün bulgularý 600-1200 kelimelik ön raporlar halinde bu
bölümde deðerlendirebilirler. Kýsa bir özet verilmeli,
bu kategorinin seçilme nedeni açýklanmalýdýr.
Editöre mektuplar
Yayýnlanan herhangi bir yazý hakkýnda görüþler bu
bölümde iletilebilir. Ayrýca özgün makale boyutlarýnda olmayan yazýlara yer verilebilir. Bu yazýlar
toplam 1200 kelime, 10 kaynak, 2 adet resim, þekil
veya tabloyu aþmamalýdýr.
Tablo, resim ve þekiller
Kullanýlan gereç özgün olmalýdýr. Alýntý yapýldýðýnda ilgili yayýnevinin yazýlý izni gereklidir. Her tablo
veya þekil ayrý sayfada verilmelidir. Resmin arkasýna aþaðýdaki bilgiler kaydedilmelidir:
1. Üst taraf okla gösterilmelidir.
2. Tablo, þekil veya resmin numarasý yazýlmalýdýr.
Kaynaklar
Metinde geçiþ sýralarýna göre numaralandýrýlmalýdýr. Dergi adlarý Index Medicus sistemine
göre kýsaltýlmalýdýr. Kaynaklara atýflar "tek tip
kurallar"a uygun olmalýdýr. Kaynaklarýn doðruluðu yazarýn sorumluluðundadýr.
Örnek
Makale: Hermanek P, Sobin L, Wittekind C. How
to improve the present TNM staging system.
Cancer 1999;86:2189-91.
Kitap: Büchler M, Malfertheiner P, Friess H, Senn
T, Beger H.G. Chronic pancreatitis with inflammatory mass in the head of the pancreas.: a special
entity. Chronic pancreatitis (Beger HG, Büchler
M, Ditschuneit H, Malfertheiner P, eds). 2nd-ed.
Springer-Verlag, Heidelberg 1990:41-7.
Türk
HPB
Türk Hepato-Pankreato-Bilier Cerrahi Dergisi
Editör
Ali Emre, Ýstanbul
Yardýmcý editörler
Yaman Tekant, Ýstanbul
Cumhur Yeðen, Ýstanbul
Bilimsel danýþma kurulu
Osman Abbasoðlu, Ankara
Koray Acarlý, Ýstanbul
Bülent Acunaþ, Ýstanbul
Ulus Akarca, Ýzmir
Alper Akýnoðlu, Adana
Hikmet Akkýz, Adana
Þükrü Aktan, Antalya
Nusret Akyürek, Ankara
Ethem Alhan, Trabzon
Aydýn Alper, Ýstanbul
Nusret Aras, Ankara
Orhan Arýoðul, Ýstanbul
Hüseyin Astarcýoðlu, Ýzmir
Ýbrahim Astarcýoðlu, Ýzmir
Orhan Bilge, Ýstanbul
Hakan Bozkaya, Ankara
Mehmet Çaðlýkülekçi, Mersin
Yýlmaz Çakaloðlu, Ýstanbul
Ahmet Çoker, Ýzmir
Fügen Çullu, Ýstanbul
Aydýn Dalgýç, Ankara
Alper Demirbaþ, Antalya
Haluk Demiryürek, Adana
Abdülkadir Dökmeci, Ankara
Þükrü Emre, New York
Sadýk Ersöz, Ankara
Ertuðrul Göksoy, Ýstanbul
Haldun Gündoðdu, Ankara
Selim Gürel, Bursa
Cem Kalaycý, Ýstanbul
Sedat Karademir, Ýzmir
Kaan Karayalçýn, Ankara
Selim Karayalçýn, Ankara
Zeki Karasu, Ýzmir
Murat Kýlýç, Ýzmir
Sadýk Kýlýçturgay, Bursa
Nezihi Oygür, Antalya
Atilla Ökten, Ýstanbul
Durkaya Ören, Erzurum
Ýlgin Özden, Ýstanbul
Yýlmaz Özen, Bursa
Ömer Özütemiz, Ýzmir
Yalçýn Polat, Erzurum
Ýzzet Rozanes, Ýstanbul
Ýskender Sayek, Ankara
Erdoðan Sözüer, Kayseri
Özlem Süoðlu, Ýstanbul
Hakan Þentürk, Ýstanbul
Ýlkay Þimþek, Ýzmir
Ethem Tankut, Ýzmir
Ertan Tatlýcýoðlu, Ankara
Yaman Tokat, Ýstanbul
Nurdan Tözün, Ýstanbul
Özgür Yaðmur, Adana
Rýfat Yalýn, Ýstanbul
Hasan Yersiz, Los Angeles
Sezai Yýlmaz, Malatya
Zeki Yýlmaz, Kayseri
Cihan Yurdaydýn, Ankara
Yýldýray Yüzer, Ýstanbul
Türk
HPB
Türk Hepato-Pankreato-Bilier Cerrahi Dergisi
Sayýn Okurlar,
Türkiye’de tam olarak belirlememiz mümkün olmasa da her yýl yaklaþýk
35.000 yeni kolorektal kanser olgusu saptanmaktadýr. Kolorektal kanserli
hastalarýn yaklaþýk %30’unda karaciðer metastazý ortaya çýkmaktadýr.
Bunlarýn %25’inde senkron karaciðer metastazý vardýr. Geri kalan %75
olgunun %60’ýnda ilk iki yýlda metakron karaciðer metastazý geliþecektir.
Kaba hesapla her sene oluþan yeni 35.000 yeni kolorektal kanser olgusunda
takip eden 2 yýl içerinde 10.500’ünde karaciðer metastazý geliþecektir. Klasik
bilgilerimize göre bunlarýn %5-10’u (525-1050 olgu) ilk tanýda rezektabýldýr. Ancak kemoterapi, kronokemoterapi, portal embolizasyon ile tümörlü lobun atrofiye, karþýt lobun hipertrofiye edilmesi, iki
zamanlý hepatektomi, çoðul hepatektomiler, hepatektomi ve RF ablasyon kombinasyonu ile rezektabilite
oraný %25-30’lara kadar týrmanabilmektedir. Bu da yýllýk kolorektal kanser karaciðer metastazý
nedeniyle yapýlabilecek potansiyel hepatektomi miktarýný 2625-3150’lere çekebilecektir. Modern
metastaz cerrahisinde inoperabl ekstrahepatik hastalýklarýn ancak formel kontrendikasyon teþkil ettiðini düþünürsek sadece kolorektal kanser karaciðer metastazý için 5000-6000 civarýnda hepatektomi
yapma zorunluluðu ve sorumluluðunda olduðumuz aþikardýr. Bunun hayata geçirilebilmesi için hepatobiliyer cerrahlarýn kolorektal cerrahlarla ve medikal onkologlarla çok yakýndan iliþki içinde olmalarý
gerektiði ve kolorektal kanserli hastalarý CEA düzeyleri ve görüntüleme yöntemleri ile çok yakýndan takip
etmeleri gerekmektedir. Diðer yandan kolorektal kanser karaciðer metastazlarý, karaciðerin tüm metastatik tümörlerinin dörtte üçünü oluþturduðundan metastaz nedeniyle yapýlacak yýllýk potansiyel hepatektominin 6000-7000 civarýnda olduðu görülmektedir. Doðal olarak bu hastalarýn yüzde ne kadarýnýn tanýlarý
konarak hepatektomi yapabilecek yetkin hepatobiliyer cerrahlara ulaþtýrýlabileceði Türkiye koþullarýnda
belirsizdir. Keza bu sayýda potansiyel hepatektomiyi gerçekleþtirebilecek hepatobiliyer cerrah ordusunun
ne kadar zamanda ve kimler tarafýndan yetiþtirileceði de ayrýca belirsizdir. Sekizinci ulusal kongresini
gerçekleþtirmiþ ve ancak 300 üyesi olan Türk HPB Cerrahi Derneði’ne çok iþ düþeceði uzun yýllar boyunca býkmadan ve usanmadan çok çaba göstermesi gerekeceðini söylemek istiyorum.
Saygýlarýmla
Prof.Dr. Ýbrahim ASTARCIOÐLU
DEÜTF Genel Cerrahi Anabilim Dalý
Türk
HPB
Türk Hepato-Pankreato-Bilier Cerrahi Dergisi
Ýçindekiler
53
Karaciðer Metastazlarýnda Radyolojik Görüntüleme
Funda Obuz
59
Kolorektal Kanserlerin Karaciðer Metastazlarýnda Cerrahi Tedavi
Ýbrahim Astarcýoðlu, Tarkan Ünek
68
Non-Kolorektal Karaciðer Metastazlarý
Sedat Karademir
75
Kolorektal ve Non-Kolorektal Kanserlere Baðlý Karaciðer Metastazlarýnda
Kemoterapi
Ýlhan Öztop
86
Nöroendokrin Tümörlerin Karaciðer Metastazlarýnýnda Tedavi Yaklaþýmý
Hüseyin Astarcýoðlu
92
Karaciðerin Metastatik Tümörlerinde Giriþimsel Radyolojik Uygulamalar
Yiðit Göktay
Türk HPB 2007 Cilt 3 Sayý 2
Karaciðerin Metastatik Tümörlerinde Giriþimsel
Radyolojik Uygulamalar
Türk HPB
A. Yiðit Göktay
Dokuz Eylül Üniversitesi, Týp Fakültesi, Radyoloji Anabilim Dalý, ÝZMÝR
Özet
Kemoembolizasyon, perkütan etanol enjeksiyonu ve radyofrekans (RF) ablasyon gibi giriþimsel radyolojik iþlemler ve portal ven embolizasyonu (PVE) gibi ameliyat öncesi uygulamalar metastatik karaciðer tümörlerinin tedavisinde giderek geliþen yararlý yöntemlerdir. Bu giriþimler yapýlabilecek cerrahi iþleme olanak saðlamakta ya da cerrahinin olasý baþarýsýný arttýrmaktadýr. Bu çalýþmada güncel klinik yaklaþýmda metastatik karaciðer tümörlerinde PVE, kemoembolizasyon ve RF ablasyon uygulamalarý üzerinde durulacaktýr. Klinik endikasyonlar, uygulama tekniði ve farklý tedavi uygulamalarýnda komplikasyon ve sýnýrlýlýklar deðerlendirilecektir.
Anahtar kelimeler: karaciðer metastazlarý, radyofrekans ablasyon, kemoembolizasyon, portal ven embolizasyonu
Interventional Procedures for the Treatment of Metastatic Liver
Tumors
Summary
Interventional radiology and image-guided procedures such as chemoembolization, percutaneous ethanol injection and radiofrequency (RF) ablation, as well as preoperative embolization procedures such as portal vein embolization (PVE) are becoming useful options for the treatment of metastatic liver tumors with constant evolution and allow the performance of, or improve the outcome
of, subsequent surgical interventions. In this review, we focus initially on current clinical practice on PVE, chemoembolization and
RF ablation for metastatic liver tumors. The indications, technique, and results of various treatment approaches with complications
and current limitations of therapy will be reviewed.
Key words: liver metastases, radiofrequency ablation, chemoembolization, portal vein embolization
rezeksiyon için uygun adaylar haline gelebilmektedir1-6. Ayrýca giriþimsel radyolojik yöntemler kullanýlarak uygun metastatik karaciðer tümörü hastalarýnda direkt olarak primer saðaltým ya da palyatif
tedavi saðlanabilmektedir1,5,6. Portal ven embolizasyonu temel olarak karaciðer tümörü olan hastalarda majör hepatik rezeksiyon için güvenliði arttýrmak amacýyla kullanýlmaktadýr. PVE sayesinde
rezeksiyon planlanan karaciðer kesiminde atrofi
geliþirken, kontrlateral kesimde kompansatuar
hipertrofi oluþur ve postoperatif karaciðer yetmezliði riski azalýr. Transarteryal kemoembolizasyon
ise karaciðerdeki tümör dokusunu azaltmak
amacýyla geliþtirilmiþtir. TAKE'de selektif olarak
tümör dokusunu besleyen hepatik arter dallarýna
Giriþ
Karaciðerin metastatik tümörleri klinik saðaltýmýnda büyük güçlükler taþýyan onkolojik sorunlar
olarak karþýmýza gelmektedir. Son yýllarda hepatobilier cerrahi tekniklerdeki geliþmelere baðlý olarak
karaciðer tümörlerinde rezeksiyon sonrasý baþarýlý
sonuçlar artmaktadýr1-3. Bunu destekleyici þekilde,
giriþimsel radyoloji alanýndaki ilerlemeler sayesinde metastatik karaciðer tümörü olan hastalarýn yeni
teknikler ile tedavi edilme þansý doðmuþtur. Hepatobilier cerrahi açýsýndan uygun nitelikte olmayan
bir grup metastatik karaciðer tümörü hastasý portal
ven embolizasyonu (PVE), transarteryal kemoembolizasyon (TAKE), radyofrekans (RF) ablasyon
ve bu tedavilerin kombinasyonu sonrasýnda cerrahi
A. Yiðit GÖKTAY, Dokuz Eylül Üniversitesi Týp Fakültesi
Radyoloji Anabilim Dalý Ýnciraltý, 35340 ÝZMÝR
[email protected]
92
A Y Göktay
kemoterapötik ilaç ile birlikte embolizan madde
uygulanýr ve sonrasýnda da besleyici hepatik arterler embolize edilir. Hepatik arter týkanmasý ile birlikte, arteryal beslenen tümör dokusunda selektif
iskemi oluþurken kemoterapötik ilacýn sitotoksik
etkinliði de yüksek seviyede korunur. Özellikle
primer karaciðer tümörlerinde siroz zeminindeki
arterioportal þantlara karþý TAKE uygulamasý PVE
öncesinde yapýlabilir ve ayrýca rezeksiyona dek
geçen sürede oluþabilecek tümör progresyonu
açýsýndan PVE öncesi TAKE uygulanabilir. Radyofrekans ablasyon tedavisinde ise uygun boyutlardaki karaciðer tümörlerine yönelik olarak görüntüleme kýlavuzluðunda bir elektrot aracýlýðýyla
enerji aktarýlýr ve yüksek ýsýda tümör dokusunda
nekroz oluþturulur. RF ablasyon cerrahi seçeneði
olmayan olgularda küratif ya da palyatif olarak
uygulanabileceði gibi, rezeksiyon planlanan olgularda preoperatif ya da intraoperatif olarak remnant
karaciðer dokusundaki küçük tümör odaklarýnýn
ortadan kaldýrýlmasý amacýyla da kullanýlabilir.
Bu çalýþmada PVE, TAKE ve RF ablasyonun
metastatik karaciðer tümörlerinin saðaltýmýndaki
yeri endikasyonlar, uygulama yöntemleri ve sonuçlar eþliðinde gözden geçirilecektir.
siyonlarda postoperatif yetmezlik açýsýndan yüksek risk olduðu bilinmektedir. Bu tip hastalarda
eðer geride kalacak remnant karaciðer dokusu
%40'ýn altýnda ise genellikle PVE endikasyonu
mevcuttur3,7. PVE, orta ya da ileri derecede
karaciðer fonksiyon bozukluðu olan hastalarda
iþleme baðlý yetmezlik riski yaratacaðý ve istenilen hipertrofi gecikeceðinden uygulanmaz. Bu
nedenlerle ve iþlem sonrasý komplikasyonlardan
kaçýnmak için iþlem öncesi hastanýn tedaviye
uygunluðunu deðerlendirilmesi amacýyla tam kan
sayýmý, protrombin zamaný, karaciðer ve böbrek
fonksiyonlarýnýn tam deðerlendirilmesi gereklidir. Perkütan PVE giriþiminde lokal anestezi ile
sol portal venin transvers parçasýna ultrasonografi eþliðinde ulaþýlýr ve daha sonra selektif kateterizasyona olanak verecek bir kýlýf yerleþtirilir1,7.
Kateter-kýlýf portal vene yerleþtirildikten sonra
intrahepatik portal daðýlýmý deðerlendirmek
amacýyla önce venöz portografi çekilir ve ardýndan selektif olarak týkanacak portal dallar kateterize edilerek, gelfoam, metalik sarmallar, N-butilsiyanoakrilat ya da absolü alkol ile embolizasyon
iþlemi yapýlýr (Resim 1)1,7,9-13.
PVE yapýlan lobdaki atrofi ve PVE uygulanmayan lobdaki hipertrofinin mekanizmasý
Portal Ven Embolizasyonu (PVE)
Bildirilen çeþitli çalýþma sonuçlarýna göre, tüm
karaciðer dokusuna oranlandýðýnda gelecekteki
remnant karaciðer dokusunda %19-36 ölçülen
hacim, PVE sonrasý %31-59 seviyesine ulaþýr7,14,15.
Embolize olan lobda hepatositler nekrozdan çok
apopitoz ile sonuçlanan bir sürece girer. Embolize
olmayan lobda ise PVE sonrasýndaki 2 hafta
içerisinde yüksek derecede aktif proliferasyon fazý
ile hepatositlerde ve lobar düzeyde hiperplazi
oluþur16. Birçok deneysel çalýþmalarda PVE deðerlendirilmiþ ve karaciðer rejenerasyonunda fonksiyon gösteren çeþitli sitokinlerin PVE sonrasýndaki
rolleri gösterilmiþtir17-19. DNA sentezi portal veni
týkalý olmayan karaciðer dokusunda ileri derecede
artar. "Hepatosit growth factor-mRNA" embolize
lobda çok az yükselirken, týkalý olmayan karaciðer
dokusunda belirgin olarak artmaktadýr. Ayrýca
hepatosit proliferasyonunun negatif düzenleyicileri
olan "transforming growth factor-beta-1" ve "interlökin-1beta" týkanan ve küçülen lobda artmaktadýr18.
PVE'nun geliþimi
Portal ven embolizasyonu, majör hepatektomi sonrasý güvenliði arttýrmak ve hepatik rezeksiyon cerrahisi sýnýrlarýný geliþtirmek amacýyla geliþtirilmiþtir1,7. PVE rezeksiyon planlanan karaciðer parçasýnýn atrofisini ve kontrlateral saðlam karaciðer
dokusunun kompansatuar hipertrofisini saðlamak
amacýyla yapýlýr. Ýlk uygulamalar kolanjiokarsinom
ve primer karaciðer tümörlerinde yapýlmýþtýr7,8.
PVE, zemindeki saðlam karaciðer dokusunun
rezeksiyon sýnýrlarýný daha da geniþlettiði metastatik
hastalarda da yaygýn kullaným alaný bulmuþtur ve
günümüzde majör hepatik rezeksiyonlar öncesi
yararlý bir uygulama olarak kabul görmektedir3,7,9.
Endikasyonlar ve teknik
Karaciðer fonksiyonlarý normal olan hastalarda
karaciðerin %75-80 hacminin üzerindeki rezek-
93
Karaciðerin Metastatik Tümörlerinde Giriþimsel Radyolojik Uygulamalar
Resim 1. Meme kanseri nedeniyle ameliyat edilmiþ 55 yaþýnda kadýn hastada takipte ultrasonografi ile karaciðer metastazý belirlenmiþ: a) Abdomen MRG incelemesinde karaciðer sað lobda multipl metastatik lezyonlar görülüyor (ok), ayný aþamada rezeksiyon açýsýndan karaciðer sað ve sol lob hacimleri hesaplanýyor. b) Karaciðer sol lob hacminin olasý rezeksiyon açýsýndan risk
yaratacak küçüklükte olmasý nedeniyle portal ven embolizasyonu planlanýyor ve portografide dominant sað lob portal dolumu
izleniyor. c) Siyanoakrilat-lipiodol kombinasyonu ile yapýlan sað portal embolizasyon sonrasý portografide saðda portal dolum
izlenmezken sol lob dolumu belirginlik kazanýyor. d) Portal embolizasyon sonrasý 1. ay kontrol BT incelemesinde, sað portal dallarda embolizasyon materyaline ait yüksek dansiteler izleniyor (ok), ölçümlerde ise yeterli hacim artýþýnýn saðlandýðý saptanýyor.
e) Yapýlan rezeksiyon ameliyatý sonrasýnda ek sorunu olmayan hastanýn 18. ay kontrol BT incelemesinde belirgin hipertrofik
karaciðer sol lobunda yeni lezyon izlenmiyor.
endikasyon sýnýrlarýný geliþtirmektedir ancak bu
tip hastalarda PVE sonrasý bekleme sürecinde
tümör boyutlarýnda da büyüme olabileceði göz
önünde bulundurulmalýdýr1,14.
Karaciðer Metastazlarýnda Preoperatif
Portal Ven Embolizasyonu
PVE'nun hiler kolanjiokarsinomlarda ve hepatosellüler tümörlerdeki etkin kullanýmýnýn yanýnda
karaciðerin metastatik tümörlerinde özellikle
kolorektal karsinomlarda cerrahi rezeksiyon
sýnýrlarýný geliþtiren yararlý bir giriþim olduðu
ortaya konulmuþtur14,20-23. Eðer tümör yayýlýmý sað
hemihepatektomi ile beraber sol lobun da parsiyel rezeksiyonunu gerektiriyorsa ya da olasý
remnant karaciðer dokusu preoperatif hacme
göre %40'ýn altýnda ise PVE endikasyonu mevcuttur. PVE'nun metastatik karaciðer tümörlü
hastalarda sað kalýma olumlu etkisi çeþitli çalýþmalarda gösterilmiþtir3,14,22,23. PVE hepatektomi
Transarteryal Kemoembolizasyon (TAKE)
TAKE'nin geliþimi
TAKE, tümörü besleyen hepatik arter dallarýndan
selektif olarak kemoembolizan ilaç (genellikle
doksorubisin, mitomisin C ya da sisplatin) ve embolizan ajan (lipiodol) uygulamasý ve ana arterlerin (gelfoam ya da polivinilalkol ile) embolizasyonu temeline dayanýr. Karaciðer tümörlerinin
kanlanmalarý genellikle hepatik arteryal olduðu
94
Göktay A Y
Resim 2. a-b) Pankreas nöroendokrin tümörü nedeniyle ameliyat edilmiþ 35 yaþýnda kadýn hastada abdominal MRG
incelemelerinde karaciðer sað ve sol loblarda çok sayýda, farklý boyutlarda ve medikal tedaviye raðmen ilerleme gösteren metastazlar (ok) saptanýyor. c) Karaciðerde kemoembolizasyon iþlemi kararý ardýndan kateter hilus seviyesinde iken çekilen selektif sað
hepatik anjiografide geç fazda karaciðer periferinde heterojen metastatik kontrast tutulumlarý izleniyor. d) Kemoembolizasyon
sýrasýnda koaksiyal teknikle ilerletilmiþ mikro-kateterden süperselektif olarak lipiodol-kemoterapötik enjeksiyonu yapýlýyor, iþlem
sýrasýnda giriþim yapýlmýþ dallar içerisinde embolizan ajana ait dansiteler izlenebiliyor (ok). e-g) Kemoembolizasyon iþleminde etkin
tedavi uygulanamamýþ segment 4 yerleþimli 26 mm boyutundaki metastaza erken evrede radyofrekans ablasyon yapýlýyor; ilk anda
sadece RF probunun iðne ucu (ok) görünen lezyon içinde (e); iþlem sýrasýnda yoðun ekojenik bir görünüm oluþuyor (f); ve iþlem
sonunda hipoekoik heterojen bir alan oluþuyor (g). h) Kontrol 1. ay BT incelemesinde TAKE'ye baðlý periferik yüksek dansiteli tutulumlar (siyah ok) ve RF uygulanmýþ lezyona ait kontrast tutmayan geniþ alan izleniyor (beyaz ok). i) Daha sonra sol loba yönelik
rezeksiyon yapýlan ve medikal tedaviye devam edilen hastanýn kontrol 2. yýl MRG incelemesinde RF sonrasý ablasyon alanýnýn belirgin küçüldüðü izleniyor (ok), bu kesitte baþka lezyon saptanmýyor, ancak segment 7-8 düzeyinde milimetrik ek lezyonlar mevcut.
95
Karaciðerin Metastatik Tümörlerinde Giriþimsel Radyolojik Uygulamalar
halsizlik, kusma gibi komplikasyonlarý mevcuttur31. Arteryal týkanma ardýndan ateþ ortaya çýkabilir
ve buna abdominal aðrý, segmenter ileus tablosu
eþlik edebilir. Tanýmlanan bu postembolizasyon
sendromu belirtileri genellikle sýnýrlýdýr ve hastalarýn
büyük çoðunluðu günler içerisinde normal durumlarýna dönerler32. TAKE giriþiminin kendisine baðlý
olarak özellikle karaciðer rezervi sýnýrlý hastalarda
karaciðer yetmezliði ortaya çýkabilir, ancak bu
durum genellikle normal karaciðer dokusunun da
hasarlý olduðu hepatosellüler kanserli hastalar için
bir risk olasýlýðýdýr. Karaciðer abse oluþumu tam
nekroza baðlý nadiren ortaya çýkan bir komplikasyondur. Akut kolesistit, bilier nekroz, akut
pankreatit ve gastroduodenal ülser oluþumu gibi
komplikasyonlar ise çok nadirdir ve çoðunlukla tam
selektif yapýlamayan TAKE uygulamalarýndan
sonra görülür30-32. Portal ven trombozu, ileri derecede
karaciðer yetmezliði ve hepatorenal sendrom ise
TAKE'nin en sýk kontrendikasyonlarýdýr.
için bu þekilde týkanmasý selektif tümör iskemisine
ve kemoterapötik ilacýn sitotoksik etkinliðinin artmasýna neden olur. Normal karaciðer dokusunda
ikili kanlanma içinde portal venöz akýmýn katkýsý
%60-70 seviyesinde olduðundan TAKE sonrasý
normal dokunun etkilenmesi çok azdýr. TAKE,
Yamada ve ark. tarafýndan cerrahi þansý olmayan
hepatosellüler kanser hastalarý için geliþtirilmiþtir24-25. Ancak günümüzde tümör boyutlarýný küçültme ve transplantasyon öncesi tümör kontrolü
saðlamak için rezeksiyon ve karaciðer nakil adayý
hastalarda da tümör progresyonunu engellemek ve
zaman kazanmak için tedavinin bir parçasý olarak
kullanýlmaktadýr25-27.
Teknik
Ýþlem öncesi hastanýn tedaviye uygunluðunu
deðerlendirilmesi için tam kan sayýmý, protrombin
zamaný, karaciðer ve böbrek fonksiyonlarýnýn
deðerlendirilmesi gereklidir. Karaciðerin %50'den
fazlasýnýn tutulmuþ olmasý, 2 mg/dl'yi aþan bilirubin deðeri, 425 mg/dl üzerinde laktat dehidrogenaz (LDH) ve 100 IU/L'yi aþan aspartat aminotransferaz (AST) deðerlerinin iþlem sonrasý yüksek mortalite riski yarattýðý bildirilmiþtir28,29. Transfemoral yaklaþýmla selektif olarak hepatik arterler
kateterize edilir ve daha sonra süperselektif yaklaþýmla koaksiayal teknik kullanýlarak mikro
kateterler ile tümör besleyici arteryal yapýlara
ulaþýlýr. Daha sonra kemoterapötik ilaç ve yað
bazlý kontrast ajan kombinasyonu uygulanmaya
baþlanýlýr (Resim 2). Lipiodol® yað bazlý bir kontrast ajandýr ve arteryal vaskülarizasyonu yüksek
tümörlerde selektif olarak birikerek haftalar hatta
aylar boyunca kalabilmektedir, lipiodol ve kemoterapötik ilaç (doksorubisin, epirubisin, mitomisin
C ya da sisplatin) karýþýmý ile yapýlan kemoembolizasyon iþleminde kanser hücreleri ile kemoterapötik ilacýn temas süresi artmaktadýr30. Son aþamada embolizan maddeler (spongostan-gelfoam,
polivinilalkol partikülleri (PVA) ya da microsphere) kullanýlarak hepatik arter dallarýna yönelik
gerçekleþtirilen embolizasyonla ise tümör iskemisi arttýrýlýr ve kemoterapötik ilacýn tümör ortamýndan uzaklaþmasý engellenir. Tüm bu uygulamalarýn selektif yapýlmasý sayesinde normal
karaciðer dokusunun aþýrý hasar görmesi engellenir. TAKE uygulamasýnýn da kendine özgü ateþ,
Karaciðer Metastazlarýnda
Transarteryal Kemoembolizasyon
Cerrahi rezeksiyon þansý olmayan hepatosellüler
kanserlerdeki TAKE uygulamalarý konusunda
uzun ve kapsamlý çalýþmalar yapýlmýþtýr33-35.
Cerrahi olasýlýðý bulunan hepatosellüler kanser
hastalarýnda operasyona hazýrlýk olarak TAKE
kullanýmý ise uygun hasta seçimine göre baþarýlý
olabilecek bir yöntemdir ve cerrahi sýnýr açýsýndan tümör kitlesinin küçültülmesinde kullanýlabilir36. Ayrýca cerrahi sonrasý tekrarlayan hepatosellüler kanser hastalarýnda da TAKE saðkalým
oranlarýný yükselttiði gösterilmiþ bir yöntem
olarak karþýmýza çýkmaktadýr37-39.
Hepatik metastazlarda TAKE uygulamalarý
konusundaki deneyim henüz sýnýrlýdýr. Karaciðerin
kolorektal kanser metastazlarýnda, nöroendokrin
tümör ve sarkom metastazlarýnda TAKE'den yarar
görüldüðü bildirilmektedir40-48.
TAKE nöroendokrin tümör metastazlý hastalarda etkinliði kanýtlanmýþ bir palyasyon tedavisi
olarak kabul edilmektedir. Çeþitli çalýþmalarda
karaciðerin nöroendokrin metastazlarýnda TAKE
sonrasý baþarýlý sonuçlar elde etmiþlerdir41,42,46. Bu
çalýþmalarda 2 yýl düzeyinde semptomatik tam
yanýt süreleri ve ortalama 31 aya ulaþan saðkalým
96
Göktay A Y
süreleri bildirilmiþtir41,46. Buna karþýn kolorektal
kanser metastazlarýndaki TAKE uygulamalarýnda
yanýtlar beklenilen düzeyde olmamýþtýr43-45.
Kolorektal metastazý olan hastalarýn önemli bir
grubuna sistemik kemoterapi uygulanmaktadýr.
Ancak verilen farklý kombinasyonlar ve yeni
ilaçlara karþýn hastalýðýn progresyonu engellenememektedir. Bu noktada TAKE gibi palyatif
tedaviler denenmiþtir. Metastatik kolorektal
tümörlere yönelik TAKE uygulamalarýný deðerlendiren faz II çalýþmalarda genellikle daha önceden agresif sistemik tedavilere yanýt alýnamamýþ
hasta gruplarý incelenmiþtir44,45,49. Ekstrahepatik
metastazýn eþlik etmemesi ve hastanýn iyi fiziksel
performans düzeyinde olmasý TAKE sonrasý
saðkalým açýsýndan olumlu prognostik faktörler
olarak belirlenmiþ ve bu tip hastalarda ortalama 15
aya ulaþan saðkalým süreleri bildirilmiþtir50. Termal
ablasyon ve TAKE'nin ortak kullanýmýnda ise
umut verici sonuçlar alýnmýþ ve 26.2 ay ortalama
saðkalým süresi bildirilmiþtir51. Sýnýrlý olgu gruplarýnda da olsa, TAKE'nin karaciðerdeki sarkom metastazlarýnda baþarýlý sonuçlar verdiði ve bazý olgularda TAKE sonrasý tümör nekrozu ile beraber cerrahi þansýnýn doðduðu bildirilmektedir47,48. Karaciðere metastaz yapan melonoma, akciðer, meme,
pankreas, mide, incebarsak, böbrek, mesane, over ve
tiroid kanserleri gibi diðer tümörlerde bildirilmiþ
TAKE uygulamalarý mevcuttur49. Ancak bu tip çalýþmalara farklý tümör tipleri içeren birçok olgu dahil
edildiði için saðlýklý deðerlendirmeler yapmak
mümkün olmamaktadýr. Bu tip metastazlarda TAKE
yanýtý %60-70 düzeyindedir ve ortalama saðkalým
süreleri 8-11 ay civarýnda bildirilmiþtir52-54.
bozu ile tümör besleyicileri ortadan kalkar. Bu
þekilde 3-5 cm çapa kadar olan küçük lezyonlarýn
tedavisinde etkili olunabilir. Bu konudaki deneyim
kolorektal kanser metastazlarýnýn yaklaþýk yarýsýnda etkin bir nekroz saðlandýðýný göstermiþtir56.
Yüksek derecede vasküler nitelikteki nöroendokrin tümör metastazlarýnda ise daha baþarýlý
sonuçlar bildirilmiþtir57. Perkütan alkol enjeksiyonu, uygulama sýrasýnda çok sayýda tekrarlanan giriþimler, iþlem sonrasýnda saptanan yüksek nüks
oranlarý ve büyük lezyonlardaki etkinliðin zayýf
olmasý nedeniyle genellikle 2 cm'nin altýndaki
tümörler için uygun bir yöntem olmuþtur4,58.
Perkütan alkol enjeksiyonu ile elde edilen kontrolsüz daðýlým, buna baðlý olarak da yanýtýn deðiþkenliði ve birden fazla lezyonu olan hastalarda çok
sayýda giriþim gerektirmesi, RF ablasyon ya da
kryoterapi gibi tek seanslý ve daha güvenilir
ablasyon tekniklerinin geliþmesine yol açmýþtýr.
Radyofrekans Ablasyon
Teknik ve uygulama
Radyofrekans termal ablasyon RF dalgalarýnýn ýsý
enerjisine dönüþmesi ile çalýþýr. Genellikle 460
KHz (100-500 KHz arasý) düzeyindeki yüksek
frekanslý deðiþken akým, izolasyon yapýlmamýþ
elektrot ucundan çevre dokuya geçer ve iyon
vibrasyonu-ajitasyonu ile ýsý oluþur60,61. Ýyon vibrasyonu ile oluþan ýsý enerjisi elektrot çevresindeki dokuda 60°C üzerinde sýcaklýklara neden olur
ve koagülasyon nekrozu ile hücre ölümü ortaya
çýkar61. Primer ve metastatik karaciðer tümörlerinin tedavisinde RF ablasyon tek baþýna ya da
cerrahinin tamamlayýcýsý olarak kabul görmüþ
etkin bir yöntemdir. Bu tip tedavi genellikle
lokalize ve iyi sýnýrlanmýþ lezyonlarýn küratif
tedavisinde kullanýlmaktadýr. Özellikle kolorektal
kanserlerin karaciðer metastazlarýna yönelik uygulamalarda RF ablasyon tedavinin önemli bir
parçasý haline gelmiþtir62. Tedavide direkt olarak
RF ablasyon uygulamasý veya cerrahi ile kombinasyon kullanýmý olasýdýr (Resim 2). Genellikle
tümör sayýsý 4 ve altýnda, boyutlarý da 3 cm'yi
aþmayan metastazlarda daha baþarýlý sonuçlar elde
edilmiþtir ve tüm bu bilgilere göre genel klinik
deðerlendirme yapýlarak hasta onayýnýn alýnmasý
Karaciðer Metastazlarýnda Perkütan
Alkol Enjeksiyonu ve Radyofrekans
Ablasyon
Perkütan alkol enjeksiyonu
Ultrasonografi eþliðinde ince iðne ile perkütan
alkol enjeksiyonu ve tümör dokusunun buna baðlý
yýkýmý, hepatosellüler kanserler ve karaciðerin
metastatik tümörlerinde geçmiþte sýk kullanýlan bir
uygulama olmuþtur55,56. Alkol dokuda koagülasyon
nekrozu yapar, ardýndan fibrotik ve granülomatöz
reaksiyonlar oluþur, ayrýca küçük damarlarýn trom97
Karaciðerin Metastatik Tümörlerinde Giriþimsel Radyolojik Uygulamalar
ablasyon uygulanabilir. Tümör dokusunun hacminin direkt semptomlar ile baðlantýsý olan bu tip
hastalarda RF ablasyon ile semptomatik kontrol
saðlanabilir5,57,65.
RF ablasyon, cerrahi, kemoembolizasyon ya da
geçmiþte RF ablasyon tedavisi uygulanmýþ hastalarda da metastatik hastalýðýn tekrarlamasý halinde
kullanýlabilir. Özellikle karaciðer cerrahisi geçirmiþ hastalarda metastatik hastalýk nedeniyle
yeniden cerrahi yapýlmasý birçok güçlük taþýmaktadýr, bu nedenle eðer tümör görüntüleme yöntemleri ile ulaþýlabilecek bir yerde ise RF ablasyon ile
tedavi gerçekleþtirilebilir5,62-65. RF ablasyon, tekrarlanmasýnda zorluk taþýmayan bir yöntem olarak bu
tip hastalar için uygun bir seçenektir.
gereklidir63. Ýþlem öncesi hastanýn tedaviye uygunluðunu deðerlendirilmesi aþamasýnda tam kan
sayýmý, protrombin zamaný, parsiyel tromboplastin zamaný ve karaciðer fonksiyonlarýnýn deðerlendirilmesi gereklidir. RF ablasyon için uygun
hasta deðerlendirmesinde ideal lezyonlar karaciðer parankim dokusu ile çevrelenmiþ olmalý ve
büyük damarlardan en az 1 cm uzakta yer almalýdýr. Lezyon sayýsýnýn 4 ve altýnda olmasý, boyutlarýnýn ise 3 cm'nin altýnda olmasý belirtildiði gibi
baþarýyý arttýrmaktadýr. Bu veriler çoðunlukla
kolorektal kanser metastazlarýndan elde edilen
deðerlendirmelere dayanmaktadýr ve %30'lara
ulaþan 5-yýllýk saðkalým oranlarý ile cerrahi ile
karþýlaþtýrýlabilir sonuçlar elde edilmiþtir. Özellikle 5 cm'yi aþan tümör boyutu mortalite açýsýndan
önemli bir risk faktörü olarak belirlenmiþtir62,63.
RF ablasyon nöroendokrin tümör metastazlarýnda
da son dönemde etkin kullaným alaný bulmuþtur
ve tedavide daha küratif yaklaþýmlara olanak
saðlamýþtýr (Resim 2)5,64-65.
Kaynaklar
1.
2.
3.
Karaciðer metastazlarýnda radyofrekans
ablasyonun klinik endikasyonlarý
4.
Cerrahi rezeksiyon sýrasýnda tamamlayýcý olarak
RF ablasyon kullanýlabilir. Bu ya cerrahi rezeksiyon sýnýrlarý haricindeki derin ya da komþuluklarý nedeniyle riskli ek lezyonlara önceden
yapýlmýþ görüntülemelerle planlanarak gerçekleþtirilebilir, ya da intraoperatif ultrasonografi
incelemesinde önceden saptanmamýþ ek lezyon
görülmesi halinde cerrahi sýrasýnda karar verilerek uygulanýr. Ablasyon sayesinde küçük metastazlarda komþu karaciðer parankimine en az
hasar verilerek tedavi gerçekleþtirilebilir.
Cerrahi þansý olmayan, uygun boyut, sayý ve
lokalizasyonda karaciðer metastazlarý bulunan
hastalarda küratif tedavi amacýyla RF ablasyon
kullanýlabilir. Geliþen cerrahi tekniklere ve birçok
tedavi unsurunun bir arada kullanýlmasýna karþýn
birçok metastatik karaciðer tümörü hastasý aþýrý
tutulum ya dayandaþ faktörler nedeniyle cerrahi
için uygun adaylar deðildir. Bu tip hastalarda RF
ablasyon tümör kitlesini azaltmak ve saðkalýmý
uzatmak için kullanýlabilir4,65.
Özellikle nöroendokrin tümörlü hastalarda
tümöre baðlý semptomlarýn kontrolü amacýyla RF
5.
6.
7.
8.
9.
10.
11.
12.
13.
14.
98
Kokudo N, Makuuchi M. Current role of portal vein embolization/hepatic artery chemoembolization. Surg Clin N Am
2004;84:643-57.
Khatri VP, McGahan J. Non-resection approaches for colorectal liver metastases. Surg Clin N Am 2004;84:587-606.
Adam R, Lucidi V, Bismuth H. Hepatic colorectal metastases:
methods of improving resectability. Surg Clin N Am
2004;84:659-71.
Gannon CJ, Curley SA. The role of focal liver ablation in the
treatment of unresectable primary and secondary malignant
liver tumors. Semin Radiat Oncol 2005;15:265-72.
Weeks SM, Burke C. Local Therapeutic Treatments for Focal
Liver Disease. Radiol Clin N Am 2005;43:899-914.
Madoff DC, Gupta S, Ahrar K, Murthy R, Yao JC. Update on
the management of neuroendocrine hepatic metastases. J Vasc
Interv Radiol 2006;17:1235-50.
Makuuchi M, Thai BL, Takayasu K, et al. Preoperative portal
embolization to increase safety of major hepatectomy for hilar
bile duct carcinoma: a preliminary report. Surgery
1990;107:521-27.
Kinoshita H, Sakai K, Hirohashi K, et al. Preoperative portal
vein embolization for hepatocellular carcinoma. World J Surg
1986;10:803-8.
Kawasaki S, Makuuchi M, Kakazu T, et al. Resection for multiple metastatic liver tumors after portal embolization. Surgery
1994;115:674-7.
Nagino M, Nimura Y, Kamiya J, et al. Selective percutaneous
transhepatic embolization of the portal vein in preparation for
extensive liver resection: the ipsilateral approach. Radiology
1996;200:559-63.
Azoulay D, Raccuia JS, Castaing D, et al. Right portal vein
embolization in preparation for major hepatic resection. J Am
Coll Surg 1995;181:266-9.
Yamakado K, Takeda K, Matsumura K, et al. Regeneration of
the un-embolized liver parenchyma following portal vein
embolization. J Hepatol 1997;27:871-80.
Shimamura T, Nakajima Y, Une Y, et al. Efficacy and safety of
preoperative percutaneous transhepatic portal embolization with
absolute ethanol: a clinical study. Surgery 1997;121:135-41.
Kokudo N, Tada K, Seki M, et al. Proliferative activity of intrahepatic colorectal metastases after preoperative hemihepatic
portal embolization. Hepatology 2001;34:267-72.
Göktay A Y
15. Abdalla EK, Hicks ME, Vauthey JN. Portal vein embolization:
rationale, technique and future prospects. Br J Surg
2001;88:165-75.
16. Harada H, Imamura H, Miyagawa S, et al. Fate of the human
liver after hemihepatic portal vein embolization: cell kinetic
and morphometric study. Hepatology 1997;26:1162-70.
17. Shimizu Y, Suzuki H, Nimura Y, et al. Elevated mitochondrial
gene expression during rat liver regeneration after portal vein
ligation. Hepatology 1995;22:1222-9.
18. Uemura T, Miyazaki M, Hirai R, et al. Different expression of
positive and negative regulators of hepatocyte growth in growing and shrinking hepatic lobes after portal vein branch ligation
in rats. Int J Mol Med 2000;5:173-9.
19. Ueno S, Aikou T, Tanabe G, et al. Exogenous hepatocyte
growth factor markedly stimulates liver regeneration following
portal branch ligation in dogs. Cancer Chemother Pharmacol
1996;38:233-7.
20. Seyama Y, Kubota K, Sano K, et al. Long-term outcome of
extended hemihepatectomy for hilar bile duct cancer with no
mortality and high survival rate. Ann Surg 2003;238:73-83.
21. Tanaka H, Hirohashi K, Kubo S, et al. Preoperative portal vein
embolization improves prognosis after right hepatectomy for
hepatocellular carcinoma in patients with impaired hepatic
function. Br J Surg 2000;87:879-82.
22. Azoulay D, Castaing D, Krissat J, et al. Percutaneous portal
vein embolization increases the feasibility and safety of major
liver resection for hepatocellular carcinoma in injured liver.
Ann Surg 2000;232:665-72.
23. Elias D, Debaere T, Roche A, et al. Preoperative selective portal vein embolizations are an effective means of extending the
indications of major hepatectomy in the normal and injured
liver. Hepatogastroenterology 1998;45:170-7.
24. Yamada R, Nakatsuka H, Nakamura K, et al. Hepatic artery
embolization in 32 patients with unresectable hepatoma. Osaka
City Med J 1980;26:81-96.
25. Yamada K, Sato M, Kawabata M, et al. Hepatic artery
embolization in 120 patients with unresectable hepatoma.
Radiology 1983;148:397-401.
26. Harada T, Matsuo K, Inoue T. Is preoperative hepatic arterial
chemoembolization safe and effective for hepatocellular carcinoma? Ann Surg 1996;224:4-9.
27. Majno PE, Adam R, Bismuth H, et al. Influence of preoperative
transarterial Lipiodol chemoembolization in resection and
transplantation for hepatocellular carcinoma in patients with
cirrhosis. Ann Surg 1997;226:688-703.
28. Brown DB, Cardella JF, Sacks D, et al. Quality ýmprovement
guidelines for transhepatic arterial chemoembolization,
embolization, and chemotherapeutic ýnfusion for hepatic malignancy. J Vasc Interv Radiol 2006;17:225-32.
29. Berger DH, Carrasco CH, Hohn DC, et al. Hepatic artery
chemoembolization or embolization for primary and metastatic
liver tumors: post-treatment management and complications. J
Surg Oncol 1995;60:116-21.
30. Trinchet J-C, Beaugrand M. Treatment of hepatocellular carcinoma in patients with cirrhosis. J Hepatol 1997;27:756-65.
31. Chan AO, Yuen M-F, Hui C-K, et al. A prospective study
regarding the complications of transcatheter intraarterial
Lipiodol chemoembolization in patients with hepatocellular
carcinoma. Cancer 2002;94:1747-52.
32. Bruix J. Treatment of hepatocellular carcinoma. Hepatology
1997;25:259-262.
33. Bruix J, Llovet JM, Castells A, et al. Transarterial embolization
versus symptomatic treatment in patients with advanced hepatocellular carcinoma; results of a randomized, controlled trial in
a single institution. Hepatology 1998;27:1578-83.
34. Pelletier G, Roche A, Ink O, et al. A randomized trial of hepatic
35.
36.
37.
38.
39.
40.
41.
42.
43.
44.
45.
46.
47.
48.
49.
50.
51.
52.
99
arterial chemoembolization in patients with unresectable hepatocellular carcinoma. J Hepatol 1990;11:181-4.
Groupe d'Etude et de Traitement du Carcinome Hepatocellulaire. Comparison of Lipiodol chemoembolization and conservative treatment for unresectable hepatocellular carcinoma. N
Engl J Med 1995;332:1256-61.
Zhang Z, Liu Q, He J, et al. The effect of preoperative transcatheter hepatic arterial chemoembolization on disease-free
survival after hepatectomy for hepatocellular carcinoma.
Cancer 2000;89:2606-12.
Llovet JM, Real MI, Montana X, et al. Arterial embolization or
chemoembolization versus symptomatic treatment in patients
with unresectable hepatocellular carcinoma: a randomized controlled trial. Lancet 2002;359:1734-9.
Lo C-M, Ngan H, Tso W-K, et al. Randomized controlled trial
of transarterial Lipiodol chemoembolization for unresectable
hepatocellular carcinoma. Hepatology 2002;35:1164-1171.
Geshwind J-FH. Chemoembolization for hepatocellular carcinoma: where does the truth lie? J Vasc Interv Radiol
2002;13:991-4.
Leichman CG, Jacobson JR, Modiano M, et al. Hepatic
chemoembolization combined with systemic infusion of 5-fluorouracil and bolus leucovorin for patients with metastatic colorectal carcinoma. A Southwest Oncology Group pilot trial.
Cancer 1999;86:775-81.
Therasse E, Breittmayer F, Roche A, et al. Transcatheter
chemoembolization of progressive carcinoid liver metastasis.
Radiology 1993;189:541-7.
Mavligit GM, Pollock RE, Evans HL, et al. Durable hepatic
tumor regression after arterial chemoembolization-infusion in
patients with islet cell carcinoma of the pancreas metastatic to
the liver. Cancer 1993;72:375-80.
Lang EK, Brown CL. Colorectal metastases to the liver: selective chemoembolization. Radiology 1993;189:417-22.
Sanz-Altamira PM, Spence LD, Huberman MS, et al. Selective
chemoembolization in the management of hepatic metastases in
refractory colorectal carcinoma: a phase II trial. Dis Colon
Rectum 1997;40:770-75.
Tellez C, Benson AB, Lyster MT, et al. Phase II trial of chemoembolization for the treatment of metastatic colorectal carcinoma to
the liver and review of the literature. Cancer 1998;82:1250-9.
Gupta S, Yao JC, Ahrar K, et al. Hepatic artery embolization
and chemoembolization for treatment of patients with metastatic carcinoid tumors: the M.D. Anderson experience. Cancer J
2003;9:261-7.
Mavligit GM, Zukwiski AA, Ellis LM, et al. Gastrointestinal
leiomyosarcoma metastatic to the liver. Durable tumor regression by hepatic chemoembolization infusion with cisplatin and
vinblastine. Cancer 1995;75:2083-8.
Rajan DK, Soulen MC, Clark TWI, et al. Sarcomas metastatic
to the liver: response and survival after cisplatin, doxorubicin,
mitomycin-c, Ethiodol, and polyvinyl alcohol chemoembolization. J Vasc Interv Radiol 2001;12:187-93.
Brown DB, Geschwind JFH, Soulen MC, et al. Society of ýnterventional radiology position statement on chemoembolization
of hepatic malignancies. J Vasc Interv Radiol 2006;17:217-23.
Salman HS, Cynamon J, Jagust M, et al. Randomized phase II
trial of embolization therapy versus chemoembolization therapy in previously treated patients with colorectal carcinoma
metastatic to the liver. Clin Colorectal Cancer 2002;2:173-9.
Vogl TJ, Mack MG, Balzer JO, et al. Liver metastases: neoadjuvant downsizing with transarterial chemoembolization before
laser-induced thermotherapy. Radiology 2003;229:457-64.
Giroux MF, Baum RA, Soulen MC. Chemoembolization of
liver metastasis from breast carcinoma. J Vasc Interv Radiol
2004;15:289-91.
Karaciðerin Metastatik Tümörlerinde Giriþimsel Radyolojik Uygulamalar
Cancer 1999;86:1682-90.
59. Liu LX, Jiang HC, Piao DX. Radiofrequency ablation in liver
cancer. World J Gastroenterol 2002;8:393-9.
60. Wood BJ, Ramkaransingh JR, Fojo T, Walther MM, Libutti SK.
Percutaneous tumor ablation with radiofrequency. Cancer
2002;94:443-51.
61. Liu LX, Zhang WH & Jiang HC. Current treatment for liver
metastases from colorectal cancer. World J Gastroenterol
2003;9:193-200.
62. Gillams AR, Lees WR. Radio-frequency ablation of colorectal
liver metastases in 167 patients. Eur Radiol 2004;14:2261-7.
63. Berber E, Pelley R, Siperstein AE. Predictors of survival after
radiofrequency thermal ablation of colorectal cancer metastases
to the liver: a prospective study. J Clin Oncol 2005;31:1358-64.
64. Atwell TD, Charboneau JW, Que FG, et al. Treatment of neuroendocrine cancer metastatic to the liver: the role of ablative
techniques. Cardiovasc Intervent Radiol 2005; 28:409-21.
65. Hellman P, Ladjevardi S, Skogseid B et al. Radiofrequency tissue ablation using cooled tip for liver metastases of endocrine
tumors. World J Surg 2002; 26:1052-6.
53. Mavligit GM, Estrov Z, Ayala A. Carcinoma of the stomach
metastatic to the liver that progressed after hepatic arterial infusion of cisplatin plus 5-floxuridine, and then dramatically
regressed after chemoembolization based on positive chromogranin staining. Am J Clin Oncol 1999;22:320-2.
54. Andras C, Szucs Farkas Z, Csiki Z, et al. Clinical evaluation of
local lipiodol chemoembolization therapy in primary and secondary hepatic tumors. Orv Hetil 2000;141:1773-7.
55. Livraghi T, Benedini V, Lazzaroni S, et al: Long term results of
single session percutaneous ethanol injection in patients with
large hepatocellular carcinoma. Cancer 1999;83:48-57.
56. Giovannini M, Seitz JF. Ultrasound-guided percutaneous alcohol injection of small liver metastases. Results in 40 patients.
Cancer 1994;73:294-7.
57. O'Toole D, Ruszniewski R. Chemoembolization and other ablative therapies for liver metastases of gastrointestinal endocrine
tumours. Best Practice & Research Clinical Gastroenterology
2005;19:585-94.
58. Hasegawa S, Yamasaki N, Hiwaki T, et al. Factors that predict
intrahepatic recurrence of hepatocellular carcinoma in 81
patients initially treated by percutaneous ethanol injection.
100
Türk HPB 2007 Cilt 3 Sayý 2
Nöroendokrin Tümörlerin Karaciðer Metastazlarýnda
Tedavi Yaklaþýmý
Türk HPB
Hüseyin Astarcýoðlu
Dokuz Eylül Üniversitesi, Týp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalý,
Hepato-pankreato-biliyer Cerrahi ve Karaciðer Transplantasyonu Birimi, ÝZMÝR
Özet
Nöroendokrin tümörlerin karaciðer metastazlarýnda optimal tedavi stratejisinin belirlenmesi için öncelikle hastalarýn BT/MFG ve SRS ile
deðerlendirilerek evrelenmesi gereklidir. Ýzole ve çýkarýlabilir karaciðer metastazlarýnda radikal onkolojik cerrahi giriþimler esastýr. Baþlangýçta çýkarýlabilir olmayan olgularda kemoembolizasyon ile rezeksiyon koþullarý oluþturulabilir. Semptomatik ve rezeksiyona uygun olmayan karaciðere lokalize metastazlarda sistemik hormonal tedaviler (somatostatin ve MIBG vs) uygun tedavi seçenekleridir. Karaciðer nakli ise optimal medikal tedavi ile iyileþme saðlanamayan, biyolojik davranýþý selim, karaciðerde lokalize çýkarýlamaz karsinoid olgularýnda
endikasyon bulabilir. Sistemik yayýlýmý olan olgular ilerleyici ve kötü prognozludur.
Anahtar kelimeler: nöroendokrin tümör, karaciðer metastazý
Treatment of Neuroendocrine Tumors Liver Metastases
Summary
Treatment strategy of the neuroendocrine tumors livers metastasis usually depends upon a careful grading by computer tomography
and somatostatine sintigraphy. Isolated and resectable liver disease should be treated by hepatectomy. Unresectable disease can
become resectable by neoadjuvant chemoembolisation. Hormonal therapy should be administered in symptomatic, unresectable
and systemic disease. Liver transplantation is indicated only if the unresectable, symptomatic but localized disease. Systematic metastasis is associated with poor prognosis.
Key words: neuroendocrine tumor, liver metastasis
(sýcak basmasý, diyare, karýn aðrýsý, solunum zorluðu vs) ve tümör büyümesine baðlý basý bulgularý oluþturmasý sað kalým sürecinin hasta yaþam kalitesini olumsuz etkilemektedir3. Kemoterapi, radyoterapi, cerrahi (hepatektomi, transplantasyon),
hormonoterapi veya bu yaklaþýmlarýn çeþitli kombinasyonlarý ile sað kalým avantajlarý saðlanabilse
de son yýllarda tümör biyolojisinin daha iyi anlaþýlmasý ve tedavi seçeneklerinin artmasý ile tedavi
algoritminin tekrar tartýþýlmasý ve en uygun yaklaþýmýn ortaya konmasý ihtiyacý doðmuþtur.
Giriþ
Nöroendokrin tümörler, (NET) karaciðer metastatik lezyonlarýnýn yaklaþýk %10 kadarýný oluþturmaktadýr1. Metastatik lezyonlar %70-90 oranýnda
çoðul ve bilateral olduðu için tedavide klasik parsiyel hepatektomi uygulamasý her zaman mümkün olamamaktadýr2. Hastalýðýn nispeten selim
tavrý nedeniyle tedavi uygulanamayan karaciðer
metastazlý hastalarda 5 yýl sað kalým oranlarýnýn
%30'lar civarýnda olduðu bildirilse de hastalýðýn
hormon sekresyonuna geliþen klinik sendromlar
Hüseyin ASTARCIOÐLU, Dokuz Eylül Üniversitesi,
Týp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalý,
Ýnciraltý ÝZMÝR [email protected]
86
Astarcýoðlu H
NET görülme sýklýðý yýlda 1-2/100.000 kiþi
olarak bildirilmektedir1. Çoðunlukla sporadik olgular olarak karþýmýza çýkar ancak nadiren kalýtýmsal multipl endokrin neoplazi sendromu tip 1'in
(MEN-1) bir klinik alt grubu olarak da klinik bulgu verebilir. MEN-1 olgularýnýn yaklaþýk üçte birinde NET ile karþýlaþýlmaktadýr4. NET genellikle
asemptomatik olsalar da, bazýlarý hormon aktif
olup (gastrin, insulin, vazoaktif intestinal peptidVÝP, 5 hidroksi triptamin vs) semptom verebilirler.
Öte yandan, bu tümörlerin onkogenezi araþtýrýldýðýnda MEN-1 gen defekti ürünü olan meninin patogenezde herhangi bir iliþkisi olduðu kanýtlanamamýþtýr. Retinoblastoma ve p53 gibi tümor süpressor gen mutasyonlarý üzerinde durulmuþ ancak
sadece ras onkogeni ekspresyonunun insandaki
NET'lerde belirgin olarak arttýðý gösterilmiþtir5.
taný yöntemlerinin hiçbirinin duyarlýlýðý %40 geçmemektedir. Bununla beraber, fonksiyonel tümörlerde portal ven örneklemesi ile %65'e varan tanýsal duyarlýlýk oranlarý bildirilse de (arteriel kalsiyum stimülasyonu ile pankreatik insülinomada bu
oran %92'dir), günümüzde, SRS ve endoskopik
US kombinasyonu ile primer tümörlerin lokalizasyonu %80'e varan oranlarda saptanabilmekte, endoskopik US ile 5 mm'lik primer pankreatik lezyonlar dahi görüntülenebilmektedir1,2,4.
SRS ve BT/MR kombinasyonu karaciðer metastazlarýnýn tanýsýnda %96'lýk bir duyarlýlýða sahiptir. Günümüzde, tüm NET karaciðer metastazý
olan tüm hastalara BT/MR ve SRS tetkikleri (düzlemsel ve tek-foton emisyon BT imajlarýyla) yapýlmalýdýr. SRS, ayný zamanda tüm vücut taramasý
yaparak özellikle akciðer ve kemik lezyonlarýný
saptar ve ekstrahepatik yayýlýmýn olup olmadýðýný
ortaya koymakta oldukça yararlýdýr. Bununla beraber, somatostatin reseptör subtip 2'nin düþük eksprese edildiði insülinomalý hastalarda endoskopik
US'nin tanýsal duyarlýlýðý SRS'den fazladýr8,9.
NET'lerin preoperatif tanýsýnda ince iðne aspirasyon biyopsisinin (ÝÝAB) tanýsal deðeri oldukça
sýnýrlýdýr. Bir çalýþmada, NET'ler ile adenokarsinomlarýn sitolojik özelliklerin oldukça benzeþmesi
nedeniyle tanýsal doðruluðun ancak 1/3 olguda elde edilebildiði bildirilmektedir10. Operasyon kararý
hastalýðýn paterni ve rezekabiliteye baðlý olduðu
için ÝÝAB, sadece küratif rezeksiyonun mümkün olmadýðý ve diðer tedavi modalitelerinin hangisinin
en uygun yaklaþým olabileceðini belirlemek için
histolojik tanýya gereksinimin duyulduðu durumlarda endikedir. ÝÝAB'si hangi olgularýn karaciðer
nakli (KN) için iyi bir aday olabileceði konusunda
yol gösterebilir. Çalýþmalardan, iyi histolojik karaktere sahip çýkarýlamayan NET'lere uygulanan
KN'den en iyi sonuçlarýn elde edilebildiði sonucu
ortaya çýkmaktadýr. KN sonrasý erken nükslerin
olasýlýkla immunsüpresyon yaný sýra, anöploid hücre dizgisine sahip, kötü diferansiye primer tümörlerin varlýðýnda geliþtiðine iþaret edilmektedir. Çoðu
karsinoid tümör diploid DNA profiline sahiptir. Bu,
KN sonrasý nonkarsinoid tümörlere oranla sað kalým avantajý saðlayan bir durumdur. Biyopsi ile elde edilen materyalde DNA'nýn "flow" sitometrik
incelemesi yapýlarak KN için hastanýn iyi bir aday
olup olmadýðý kanýsýna önceden varýlabilir11,12.
Taný
NET tanýsýnda sitoplazma içerisinde ajirofilik granüllerin bulunmasý karakteristiktir. Tümörler insuler, glandüler, trabeküler, mikst ve andiferansiye
olarak yapýsal dizilim gösterebilirler. Hormon aktif tümörlerde serum (gastrin, insulin, VÝP vs) ve
idrar (5-hidroksiindol asetik asit) ölçümleriyle tanýya daha kolayca gidilebilir6. Bazen provokasyon
testlerine de tanýda gereksinim duyulabilir (gastrinomalarda sekretin stimülasyon testi ve insulinomalý olgularda 72 saat açlýk sonrasý semptomlar sýrasýnda serum insülin ve glikoz ölçümleri gibi).
Ayný zamanda, nöroendokrin hücrelerde bulunan
bir matriks proteini olan kromogranin A hormon
aktif olan ve olmayan NET hücrelerinden salgýlanmakta ve bu proteinin ölçümleri de tanýsal ve prognostik anlam taþýmaktadýr7.
NET karaciðer metastazlarý senkron veya metakron olabildiði gibi primer tümörün saptanamadýðý metastatik olgularda mevcuttur. Klasik ultrasonografi (US), endokopik US, bilgisayarlý tomografi (BT), manyetik rezonans görüntüleme
(MR), somatostatin reseptör sintigrafisi (SRS),
portal ven örneklemesi ve anjiografi gibi yöntemler kullanýlarak bu tümörlerin tanýsý konabilir, lokalizasyonlarý saptanarak cerrahi rezeksiyon imkaný veya diðer tedavi yaklaþýmlarýn hangisinin
en uygun olabileceði araþtýrýlýr2.
Primer tümörlerin saptanmasýnda yukarýdaki
87
Nöroendokrin Tümörlerin Karaciðer Metastazlarýnda Tedavi Yaklaþýmý
idlerde nonkarsinoidlere göre daha iyi prognoz) ve
histolojik evre (iyi ve kötü diferansiye tümörlerde 5
yýl sað kalým sýrasýyla %70 ve 17), ki 67 ekspresyonu, tümörün evresi ve rezeksiyon sýnýrýnýn pozitifliði anlam taþýmaktadýr13-15.
Evreleme ve Prognoz
Boyut büyüklüðü, anjio ve perinöral invazyon
varlýðý, azalmýþ nükleo-sitoplazmik oranla birlikte
olan hücresel atipi, nekroz, artmýþ mitoz, artmýþ
nükleer ki-67 ve p53 akümülasyonu ve hücresel
dediferansiasyon (kromogranin A kaybý) malignite kriterlerini tanýmlayan patolojik bulgulardýr1,3.
Ancak, bu olgularda çeþitli hücre tipleri bir arada
bulunduðu için hastalýðý prognozu histolojik parametrelerden ziyade, mevcut klinik sendrom ile daha yakýn korelasyon gösterir. Bu nedenle klinikle
uyumlu bir evreleme sistemi oluþturmak için, bu
tümörler hem histopatolojik özelliklerine hem de
hiperfonksiyone sendromlarýna göre deðerlendirilmelidir. Þu ana kadar bilinen ve kullanýlan evreleme sistemi NET'leri anatomik lokalizasyonlarýna, hormon aktivitelerine ve histolojik özelliklerine göre sýnýflayan sistemdir.
Buna göre;
Nöroendokrin Tümörlerde Evreleme
Tedavi
NET'li ve karaciðer metastazý olan hastalar klinikte çeþitli evrelerde karþýmýza gelebilirler. Bunlar: 1- Primer tümörü saptanmýþ veya saptanmamýþ, çýkarýlabilir karaciðer hastalýðý olan ekstrahepatik yayýlýmý olmayan hastalar; 2- Primer tümörü dýþýnda ekstrahepatik hastalýðý olmayan, çýkarýlamayan karaciðer metastazlý veya rezeksiyon sonrasý karaciðerinde nüks geliþmiþ hastalar;
3- Senkron sistemik ve çýkarýlamaz karaciðer
hastalýðý olan olgulardýr1.
Doðru tedavi algoritminin geliþtirilmesi, bu hastalarýn doðru kategorize edilerek uygun yaklaþým
prensiplerinin hayata geçirilmesini içerir. (Tablo 1)
Çýkarýlabilir karaciðer hastalýðý olan olgularda
cerrahi için yandaþ bir hastalýða baðlý medikal bir
kontrendikasyon olmamasý ve yapýlan radyolojik
incelemeler sonucunda ekstrahepatik hastalýðýn tespit edilememesi koþullarýnda karaciðer rezeksiyonu en uygun tedavi yaklaþýmý olacaktýr. Bilateral
hastalýðýn olduðu durumlarda bile karaciðer rezervinin iyi korunmuþ olmasý koþulu ile geniþletilmiþ
rezeksiyonlar, uzmanlaþmýþ merkezlerde kabul edilebilir mortalite oranlarýyla uygulanabilmektedir.
Radikal onkolojik cerrahi sonrasýnda %90 oranýnda
semptomatik iyileþme elde edilebilmektedir. Cerrahi uygulanan ve uygulanmayan olgulardaki 5 yýllýk
sað kalým oranlarý ise sýrasýyla %50-79'a %1829'dur16,17. Hormon aktif tümörlerde primer tümör
lokalize edilebiliyorsa veya daha önce rezeke edilmediyse mutlaka metastazektomi iþlemi sýrasýnda
çýkarýlmalýdýr. Bunun için bazý olgularda preoperatif bir ay süresinde farmakolojik hazýrlýk tedavisi
gerekebilmektedir. Büyük tümörü olan olgularda
tümör çapýný daraltmak, çýkarýlabilirliði arttýrmak,
parenkim koruyabilmek ve salim rezeksiyon sýnýrý
elde edebilmek için preoperatif hepatik arteryel
embolizasyon uygulamasý akýlcý bir yardýmcý tedavi yöntemi olabilir. Burada amaç hepatik arterden
beslenen kitle lezyonlarýnýn iskemik býrakýlarak küçülmesinin temin edilmesidir.
EVRE I: Organ ve mukozada sýnýrlý iyi diferan
siye NET.
Benign davranýþ* (hormon aktif veya
deðil)
EVRE II: Organ ve mukozada sýnýrlý iyi diferan
siye NET
Belirsiz davranýþ• (hormon aktif veya
deðil)
EVRE III: Ýyi diferansiye endokrin karsinoma
Beraberinde lokal invazyonu olan
düþük dereceli malignite +/- metastaz
(hormon aktif veya deðil)
EVRE IV: Kötü diferansiye endokrin karsinoma.
Yüksek derecede malign potansiyel
• Benign davranýþ*: <1cm (mide veya ince barsak) veya <2 cm (pankreas, apendiks, kolon,
rektum)
• Belirsiz davranýþ•: >1 cm (mide veya ince barsak)
veya >2 cm (pankreas, apendiks, kolon, rektum)
Bu tümörlerin selim tavrýna raðmen taný sonrasý
hastalarýn önemli bir kýsmý 5 yýl içerisinde kaybedilmekte ve %75 olgu metastatik halde iken taný almaktadýr. Prognostik faktörlere bakýldýðýnda anatomik lokalizasyon (5 yýl sað kalým X apendiks %86,
akciðer/bronþ %76, rektum %72, ince barsak %56,
kolon %42, pankreas %34), histolojik tip (karsino88
Astarcýoðlu H
Tablo 1: Nöroendokrin Tümörlerin Karaciðer Metastazlarýnda Tedavi Algoritmi
NET Karaciðer Metastazý
BT/MRG + SRS
Ekstrahepatik hastalýk (Ø)
Rezekabl karaciðer hastalýðý
Ekstrahepatik hastalýk (+)
Non-rezekabl karaciðer hastalýðý
Karsinoid tümör
Tümör kütlesi sýnýrlý
Biyolojik parametreler iyi
Karaciðer rezeksiyonu
Tümör büyükse preoperatif KE
Nonkarsinoid tümör
Büyük tümör
Biyolojik parametreler kötü
Karaciðer nakli
Büyük tümörlerde KE
3 cm > lezyonlara RF
Somatostati analoglarýyla sistemik
tedavi +/- MIBG
KE: kemoembolizasyon, RF: radyofrekans ablasyonu, MIBG: Metaiyodobenzil guanidin
Metaiyodobenzidil guanidine (MIBG) ile alýnan erken dönem sonuçlar oldukça cesaret vericidir. Ne yazýk ki olgularýn sadece yarýsýnda MIBG
reseptörleri pozitif olsa da, uygun hastalarda
%85'e varan 5 yýllýk sað kalým ve oldukça iyi
semptomatik düzelme elde edilebilmektedir. Bununla beraber tam yanýt elde etmek oldukça zor
olup, MIBG'nin uzun dönem yan etkileri henüz bilinmemektedir. Tek baþýna veya kombine olarak sistematik uygulanan streptozosin gibi ajanlarýn yararlýlýklarý ve yanýt oranlarý %35-65 arasýnda deðiþmekte olup, yanýt süresinin kýsa olmasý, sistemik yan etkileri ve kemoembolizasyon, immunoterapi ve RF
ablasyonunun tedaviye katýlýmý bu ajanlarýn kullanýmýný sýnýrlamaktadýr1,14,15.
Kemoembolizasyon (KE) uygulamasýnda kemoterapi bir hepatik arter kanülü aracýlýðý ile karaciðere direk olarak verilir. Amaç, daha fazla dozu sistemik toksisiteden kaçýnarak hastaya verebilmektir. Oluþan iskemik hasar tümör hücrelerini kemoterapotik ajanlara daha hassas kýlar ve
Çýkarýlamaz izole karaciðer metastazlarýnda
veya izole karaciðer metastatik nükslerde kemoterapi birincil tedavi yaklaþýmý olarak gözükse de
radyofrekans ablasyon immunoterapi gibi çeþitli
alternatif stratejiler günümüzde tartýþýlmaktadýr.
Karaciðer nakli ise optimal medikal tedaviye raðmen semptomatik kalan çýkarýlamaz olgular için
endikasyon alaný bulabilir.
Gastrinomalý olgularda, uzun dönem H-2 reseptör blokörleri veya proton pompa inhibitörleri
ile karsinoid sendromlu olgularda ise somatostatin analoglarý ile %70'lere varan semptomatik iyileþme ve %60 biyokimyasal düzelme elde edilebilir. Uzun etkili somatostatin analoglarý kullaným kolaylýðý (her 2-4 haftada bir IM enjeksiyon)
ve hasta uyumu açýsýndan avantajlýdýr. Bunun yaný sýra günümüzde çok yüksek dozajlarýn (subkutan 5 mg/gün lanreotide vs 1.5 mg/gün octreotide) uygulamaya geçmesi ile daha yüksek oranlarda semptomatik ve biyokimyasal iyileþmelerin
elde edilmesine çalýþýlmaktadýr15,18.
89
Nöroendokrin Tümörlerin Karaciðer Metastazlarýnda Tedavi Yaklaþýmý
Kriterlerine uygun hasta seçimi ile 5 yýllýk hasta
sað kalýmý ve hastalýksýz sað kalým oranlarý sýrasýyla %70 ve %53 olarak bildirilmektedir1-3. Buna göre metastatik NET'ler için karaciðer naklinde Milan kriterleri:
1- Karsinoid tümörlü olgular
2- Primer tümörün portal sistem tarafýndan drene edilmesi
3- Tümör metastazlarýnýn karaciðer hacminin
%50'sinden azýný kapsamasý
4- Pretransplant dönemde stabil ve iyi yanýtlý
hastalýk
5- Ekstrahepatik hastalýðýn olmamasý þeklindedir.
Fransa kaynaklý bir çalýþmada, erken yapýlan nakiller sonrasý karsinoid tümörlü olgularýn nonkar-sinoidlere oranla %69'a %8'lik bir 5 yýllýk sað kalým
avantajý olduðu bildirilmektedir. Transplantasyon
sonrasý dönemde hastalýk nüksü genellikle kemik
ve karaciðerde olmakla beraber lenf nodlarý, akciðer ve periton sýklýkla nüks gösteren bölgelerdir.
Rekürrens patterni özellikle sistemik olgularda
pretransplant dönemde mikroskobik sistemik hastalýðýn varlýðýný telkin etmektedir. Bu nedenle karaciðer nakli sonrasý adjuvan sistemik tedavi (somatostatin reseptör analoglarý ile) önerenlerin sayýsý az
deðildir. Karaciðer nakli sonuçlarýný diðer adjuvan
tedavilerle karþýlaþtýrmak pek akýlcý olmayacaktýr.
Çünkü karaciðer nakli genellikle diðer yöntemlerin
iþe yaramadýðý durumlarda uygulanmaktadýr ve zaten yalnýz baþýna mortalite %11-28 civarýndadýr.
Teorik olarak karaciðer nakli sonuçla-rýnýn iyileþmesi ancak daha uygun hasta seçimi ile doðru orantýlýdýr. Tümörün preoperatif histopatolojik ve sitolojik özellikleri dikkatle incelenmeli hasta seçimi kriterlerinin dýþýna çýkmamaya özen gösterilmelidir.
Ayný zamanda, primer tümörün çýkarýlmasý noktasýnda rezeksiyonun transplantasyon sýrasýnda gerçekleþtirilmesi þeklinde deðil, aþamalý rezeksiyon
þeklinde bir strateji izlenerek primer tümörün üstesinden gelinmeli ve yüksek olan KN ameliyat baðýmlý mortalitesi düþürülmelidir. Bu tarz yaklaþýmla transplantasyonun mortalitesinin düþürülmesi yaný sýra, primer tümörün ekstansiyonu daha detaylý
olarak incelenebilir, histopatolojik incelemeleri daha saðlýklý bir þekilde yapýlabilir ve metastatik hastalýðýn zaman sürecindeki biyolojik davranýþý gözlemlenebilmiþ olur20,21.
Sistemik hastalýðý olan ve uzun dönem sað ka-
bunun sonucunda hormon aktif metastatik olgularda %90'lara varan semptomatik iyileþme elde
edilebilmektedir. Buna ek olarak, özellikle metastatik adacýk hücreli tümörlerde %79 oranýnda
tümör hacminde ve hormonal belirteçlerde bu tedavi ile iyileþme saðlanabilmektedir. Ancak halen KE'nun sað kalýmý arttýrdýðýna dair veriler yetersiz olup, daha fazla sayýda çalýþmaya gereksinim vardýr8,14,15.
Ýmmunoterapi tek baþýna veya diðer ajanlarla
birlikte bu hasta grubundaki tedavi seçeneklerinden biridir. Alfa-interferonun tümör hücreleri üzerine çoðalmayý önleyici etkisiyle uzun etkili biyokimyasal ve semptomatik yanýt elde edildiðine dair çalýþmalar vardýr. 383 olguyu içeren 13 çalýþmadan çýkan sonuç NET'lerde tümöral ve biyolojik
yanýtlar sýrasýyla %44 ve %11 olarak bildirilmektedir. Bunun yaný sýra yan etkilere baðlý olarak tedaviye ara verilmesi sýklýkla karþýlaþýlan bir sorundur.
Alfa-interferonun rezeke edilemeyen NET'lerde
birincil tedavi yöntemi olarak seçilmesi uygun olmasa da diðer ajanlarla kombinasyon tedavisinde
yeri olduðu kanýsýndayýz18,19.
RF ablasyonu NET'lerin karaciðer metastazlarýnda günümüzde uygulanmaya baþlanan yeni
bir yöntemdir. Yüksek ýsý uygulanarak tümör
hücrelerinin denatürasyonunu saðlamayý amaçlayan bu yöntemde özellikle 3 cm'nin altýndaki tümörlerin imha edilmesinde hem cerrahiye, hem
KE'a yardýmcý ve düþük morbiditeye sahip akýlcý
bir tedavi yöntemidir16,17.
Karaciðer nakli, rezeke edilemeyen, medikal
tedaviye dirençli hormon aktif NET karaciðer
metastazlarýnda endikasyon alaný bulabilmektedir. NET'ler karaciðer nakli için tek metastatik
endikasyon alanýný oluþturmaktadýrlar. 5 yýllýk
hasta sað kalýmý ve hastalýksýz sað kalým oranlarý
sýrasýyla %36-73 ve %24-52 olarak bildirilmektedir1,9,10. Karaciðer nakli sonrasý olgularýn %90100'ünde semptomatik iyileþme gözlenmektedir.
Karaciðer nakli olgularýnda hasta seçimi iyi bir
sað kalým elde etme açýsýndan oldukça önemlidir.
103 olguluk bir seride ileri incelemede karaciðer
nakli uygulanan olgularýn %40'ýnda ekstrahepatik hastalýk olduðu anlaþýlmýþ ve elde edilen kötü
sonuçlarýn kötü hasta seçimi sonucu olduðu anlaþýlmýþtýr. Ekstrahepatik hastalýðý ve nonkarsinoid
olgulara nakil yapýlmamasýný ön gören Milan
90
Astarcýoðlu H
lýmý bildirilen anekdotal olgular olmasýna raðmen, çýkarýlamaz metastatik hastalýkta ve sistemik yayýlýmý olan olgularda prognoz oldukça kötüdür. Bu olgularda hedef semptomatik tedavidir.
Tek baþýna veya giriþimsel radyoloji ile kombine
hormoterapi (somatostatin veya MIBG) bu aþamada tercih edilecek tedavi þekli olmalýdýr. Bununla beraber hastalýðýn ilerleyici olduðu ve amacýn etkin palyasyondan ibaret olduðu akýldan çýkarýlmamalýdýr. Bu aþamada sistemik kemoterapinin faydasý tartýþmalýdýr1-3.
Sonuç olarak, NET'lerin karaciðer metastazlarý
nadir olgular olarak klinikte karþýmýza çýkmaktadýr
ve eldeki veriler sýnýrlý sayýdaki olgularýn retrospektif incelemelerinden ibarettir. Tedavi yaklaþýmýnda, öncelikle tüm hastalar BT/MR ve SRS ile
görüntülenerek evrelenmelidir. Ýzole karaciðer metastazlarý küratif radikal onkolojik cerrahi yaklaþýmla rezeke edilmelidir. Metastazlarýn kemoembolizasyonu büyük kitleli tümörlerin çýkarýlabilir
hale getirilmesi ve çýkarýlamaz tümörlerin palyasyonunda iþe yarayabilir. 3 cm'nin altýndaki lezyonlarda RF ablasyonu uygulanabilir. Somatostatin
analoglarý ve MIBG ile sistemik tedavi semptomlarýn azaltýlmasýnda, hastalýk progresyonunu geciktirmede faydalý olabilir ancak kesin etkilerin ortaya konmasý için daha fazla prospektif bilgiye gereksinim vardýr. Mevcut organ bulma güçlüðü ve
yüksek mortalite nedeniyle karaciðer naklinin hastalýðýn palyatif tedavisinde yeri yoktur. Karsinoid
tümörlü olgulardan, biyolojik davranýþý selim, tümör yükünün aðýr olmadýðý ve hastalýðýn sistemik
olmadýðý durumlarda küratif amaçlý karaciðer nakli bu hastalar için gündeme gelebilir.
3.
4.
5.
6.
7.
8.
9.
10.
11.
12.
13.
14.
15.
16.
17.
18.
19.
20.
Kaynaklar
1.
2.
Norton JA, Warren RS, Kelly MG, et al. Aggressesive surgery for
metastaic liver neuroendocrine tumors. Surgery 2003;134:1057-63.
Sarmiento JM, Heywood G, Rubin J, et al. Surgical treatment
of neuroendocrine metastases tol iver: A plea for resection to in-
21.
91
crease for survival. J Am Coll Surg 2003;197:29-37.
Sutcliffe R, Maguire D, Ramage J, et al. Management of neuroendocrine liver metastases. Am J Surg 2004;187:39-46.
Chamberlein RS, Canes D, Brown KT, et al. Hepatik neuroendocrine metastases: does intervention alter outcomes? J Am
Coll Surg 2000;190:432-45.
Grazi GL, Cescon M, Pierangeli F, et al. Highly aggressive policy of hepatic resections for neuroendocrine liver metastases.
Hepatogastroenterology 2000;47:481-6.
Nave H, Mossinger E, Feist H, et al. Surgery as primary treatment in patients with liver metastases from carcinoid tumors: a
retrospective, unicentric study over 13 years. Surgery
2001;129:170-5.
Jaeck D, Oussoultzoglou E, Bachellier P, et al. Hepatic metastases of gastroenteropancreatic neuroendocrine tumors: safe hepatic surgery. World J Surg 2001;25:689-92.
Siperstein AE, Berber E. Cryoablation, percutaneous alcohol
injection, and radiofrequency ablation for treatment of neuroendocrine liver metastases. World J Surg 2001;25:693-6.
Lehnert T. Liver transplantation for metastatic neuroendocrine
carcinoma: an analysis of 103 patients. Transplantation
1998;66:1307-12.
Blonski WC, Reddy KR, Shaked A, et al. Liver transplantation
for metastatic neuroendocrine tumor: A case report and review
of the literature. World J Gastrenterol 2005;11:7676-83.
Miller CA, Ellison EC. Therapeutic alternativesin metastatic
neuroendocrine tumors. Surg Oncol Clin N Am 1998;7:863-79.
Sarmiento JM, Que FG. Hepatic surgery for metastases from neuroendocrine tumors. Surg Oncol Clin N Am 2003;12:231-42.
El Rassi ZS, Ferdinand L, Mohsine RM, et al. Primary and secondary liver endocrine tumors: clinical presentation, surgical approach and outcome. Hepato-Gastroenterology 2002,49:1340-6.
Coppa J, Pulvirenti A, Schiavo M, et al. Resection versus transplantation for liver metastases fron neuroendocrine tumors.
Transplant Proc 2001;33:1537-9.
Chatal JF, Le Bodic MF, Kraeber-Bodere F, et al. Nuclear medicine applications for neuroendocrine tumors. World J Surg
2000;24:1285-89.
De Jong M, Breeman WA, Bernard HF, et al. Therapy of neuroendocrine tumors with radiolabeled somatostatin-analogues. Q
J Nucl Med 1999;43:356-66.
Dotzenrath C, Goretzki PE, Cupisti K, et al. Malignant endocrine
tumors in patients with MEN 1 disease. Surgery 2001;129:91-5.
Le Treut YP, Delpero JR, Dousset B et al. Results of liver transplantation in the treatment of metastatic neuroendocrine tumors. A
31-case French multicentric report. Ann Surg 1997;225:355-64.
Imtiaz KE, Monteith P, Khaleeli A. Complete histological regression of metastatic carcinoid tumor after treatment with octreotid. Clin Endocrinology 2000;53:755-8.
Norton JA, Kivlen M, Li M, et al. Morbidity and mortality of
aggressive resectionin patients with advanced neuroendocrine
tumors. Arch Surg 2003;138:859-66.
Arnold R, Simon B, Wied M. Treatment of neuroendocrine
GEP tumors with somotostatine analogues: a review. Digestion
2000;53:755-8.
Türk HPB 2007 Cilt 3 Sayý 2
Kolorektal ve Non-Kolorektal Kanserlere Baðlý Karaciðer
Metastazlarýnda Kemoterapi
Türk HPB
Ýlhan Öztop
Dokuz Eylül Üniversitesi, Onkoloji Enstitüsü, ÝZMÝR
Özet
Karaciðere hematojen yolla metastaz pek çok kanserde gözlenmektedir. Karaciðere en sýk metastaz yapan kanser türü kolorektal kanserler olup, bunu azalan sýklýkla nöroendokrin tümör metastazlarý, melanoma ve meme kanseri metastazlarý izlemektedir. Karaciðer metastazlarý kanserli hastalarda en sýk ölüm nedenleri arasýnda yer almaktadýr. Geçmiþte karaciðer metastazlý olgular inoperabl olarak kabul edilir ve sýnýrlý saðkalým avantajý saðlayan medikal tedavilere yönlendirilirdi. Ancak, son iki dekadda gerek cerrahi alanda gerekse kemoterapi ve hedefe yönelik ajanlardaki geliþmeler seçilmiþ olgularda etkili tedavilerin uygulanmasýna olanak saðlamýþtýr. Kolorektal kanserlere baðlý karaciðer metastazlarýnda cerrahi rezeksiyon %40 dolayýnda 5-yýllýk saðkalým oranlarý saðlamaktadýr. Oksaliplatin ve irinotekan gibi yeni kemoterapötik ajanlarý içeren rejimlerin kullanýlmasý suretiyle uygulanan multimodal tedavilerle bu sonuçlarýn daha da iyi
olmasý beklenmektedir. Nöroendokrin tümör ve genitoüriner sistem tümörleri gibi diðer organ tümörlerinde de hepatik rezeksiyon baþarýyla uygulanmaktadýr. Bunlarýn dýþýnda parsiyel hepatik rezeksiyon, lokal ablatif tedaviler, hepatik arter infüzyonu ile kemoterapi uygulamasý ve izole hepatik perfüzyon gibi lökoregional tedavi seçenekleri de uygulanabilmektedir. Lökoregional tedaviye uygun olmayan olgularda sistemik kemoterapi en uygun tedavi seçeneðini oluþturmaktadýr. Özellikle hedefe yönelik tedavi alanýndaki geliþmelerle birlikte karaciðer metastazlarýna cerrahi yaklaþým endikasyonlarýnýn da artmasý beklenmektedir.
Anahtar kelimeler: karaciðer metastazý, kolorektal kanser, non-kolorektal kanser, kemoterapi
Chemotherapy for Liver Metastases of Colorectal and Non-Colorectal Cancer
Summary
Hematogenous metastasis to the liver is widely observed for many type of cancer. Colorectal cancer is the most common tumor metastases to the liver that followed by neuroendocrine tumors and other tumors such as melanoma and breast cancer with a decreasing incidence. Metastasis to the liver is the leading cause of death in patients with cancer. In the past, patients with liver metastases were often deemed inoperable, and were referred to medical therapy that provides minor survival benefit. However, advances
in surgical techniques and chemotherapeutic agents as well as targeted treatments during the past two decades have led to effective treatments for selected patients. Surgical resection of colorectal cancer metastatic to the liver results in a 5-year survival rate of
40%. These results are expected to improve with multimodality approaches that incorporating newer chemotherapy regimens including such as oxaliplatin and irinotecan. Liver metastases from other primary tumors, such as neuroendocrine carcinoma and genitourinary tumors, are also treated effectively with liver resection. There are several locoregional treatment options, including partial
hepatic resection, local ablative therapy, administration of chemotherapy by hepatic artery infusion, and isolated hepatic perfusion
with high-dose chemotherapy. If patients are ineligible for locoregional treatment, systemic chemotherapy is the only treatment option for metastatic cancer. The indications for surgical treatment of liver metastases are broadening as a variety of novel therapies
are also being developed.
Key words: liver metastasis, colorectal cancer, non-colorectal cancer, chemotherapy
Ýlhan ÖZTOP
Dokuz Eylül Üniversitesi, Onkoloji Enstitüsü, ÝZMÝR
[email protected]
75
Kolorektal ve Non-Kolorektal Kanserlere Baðlý Karaciðer Metastazlarýnda Kemoterapi
Giriþ
Metastatik kolorektal kanserde sistemik
kemoterapi
Kanserli olgularda karaciðer metastazýnýn varlýðý
saðkalým süresini etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Portal venöz sistem ile drenaj nedeniyle gastrointestinal sistem kaynaklý kanserlerde, özellikle kolorektal kanserlerde karaciðere
metastaz sýklýkla izlenmekte, bunu daha az sýklýkla nöroendokrin tümör ve diðer tümörlere baðlý
metastazlar izlemektedir. Genel olarak karaciðer
metastazý saptandýktan sonra prognoz kötü olup,
kolorektal kanserli olgularda median saðkalým 59 ay arasýnda, melanomada ise 2-7 ay arasýnda
bildirilmektedir1. Karaciðere metastaz yapmýþ
olan kanserlerde sistemik tedavi temel yaklaþým
olup, metastazektomi þeklinde cerrahi yaklaþýmlar ve lokorejyonel tedaviler de baþarýyla uygulanmaktadýr. Bu derlemede kolorektal kanser metastazlarý baþta olmak üzere karaciðere metastaz
yapan kanserlerin tedavisinde lokorejyonel tedavilere ilaveten uygulanan sistemik tedavilerin yeri özetlenmeye çalýþýlmýþtýr.
Metastatik kolorektal kanserli olgularýn çoðunda
sistemik kemoterapi temel tedavi seçeneðidir. Yakýn zamana kadar standard ilk sýra kemoterapi rejimi 5-fluorourasil (5-FU) temelli rejimler idi. Bu
rejimlerin çoðunda etkinliði artýrmak amacýyla 5FU lökoverin (LV) ile kombine edilmiþ ve %20
dolayýnda yanýt oraný ve 12 aylýk median saðkalým süreleri elde edilmiþtir10,11. 5-fluorourasilin
uygulama þekli oldukça deðiþken olup, uzun süreli infüzyondan kýsa süreli bolus uygulamaya
kadar pek çok þekilde kullanýlmýþtýr. Kullaným
açýsýndan Amerika ve Avrupa arasýnda da farklýlýk mevcut olup, düþük doz leukovorin ile birlikte 5-FU'in bolus olarak verildiði Mayo rejimi
benzeri rejimler, sigorta kurumlarý için maliyetin
düþük olmasý ve uygulamalarýn kolay olmasý gibi
pratik nedenlerle Amerika'da tercih edilmiþtir.
Avrupa'da ise daha çok yüksek doz leukovorin ile
birlikte 5-FU'in uzun süreli infüzyon þeklinde uygulandýðý rejimler ön plana çýkmýþtýr. Bu rejimler
arasýndaki karþýlaþtýrmalarda infüzyonel 5-FU
uygulamalarý ile daha iyi yanýt oranlarý elde edilmiþ olsa da anlamlý bir saðkalým artýþý olmamýþtýr. En önemli fark toksisitede olup, infüzyonel
uygulamayla özellikle hematolojik ve gastrointestinal toksisitede önemli azalmalar olmaktadýr.
Metastatik kolorektal kanserli hastalarda palyatif
amaçlý bir tedavi için bu önemli bir kazançtýr12.
Kapesitabin, oral olarak kullanýlan bir fluorinlenmiþ primidin olup alýmýndan sonra 5-FU'e dönüþmektedir. Ýleri evre kolon kanserinde parenteral 5FU ile karþýlaþtýrýldýðýnda en az infüzyonel 5-FU kadar etkilidir. Yaygýn kullaným þemalarý dikkate alýndýðýnda farmakokinetik olarak daha çok 5-FU'in
uzun süreli infüzyonuyla benzerlik göstermektedir13.
Kolorektal kanser tedavisinde son yýllarda irinotekan ve oksaliplatin gibi yeni ajanlar kullanýma girmiþ ve deðiþik basamaklarda kullanýlmýþtýr. Irinotekanýn 5-FU/LV ile kombine kullanýmý hem ilk sýra
hem de ikinci sýra tedavide yalnýz 5-FU/LV rejimine
göre progresyonsuz saðkalým (PSK), genel saðkalým
(GSK) ve yaþam kalitesi parametreleri bakýmýndan
üstün bulunmuþtur14-17. Benzer þekilde oksaliplatinin
5-FU/LV ile kombinasyonu da yalnýz 5-FU/LV rejimine göre yanýt oraný, PSK ve GSK parametreleri
bakýmýndan üstün bulunmuþtur18-20. Her iki ajan ile
Kolorektal Kanser Karaciðer Metastazlarýnda Kemoterapi
Kolorektal kanserler her iki cinste üçüncü sýklýkta
izlenen bir kanser türü olup, kanser nedenli ölümler arasýnda da dördüncü sýrada yer almaktadýr2.
Metastaz geliþimi ana ölüm nedeni olup, olgularýn
%25'inde taný anýnda metastaz var iken, %25-35'inde ilaveten hastalýðýn seyri sýrasýnda metastaz geliþmektedir3. En sýk metastaz yeri karaciðer olup, ileri evre kolorektal kanserli olgularýn %20-30'unda
yalnýz karaciðerde metastaz bulunmaktadýr4. Primer tümörün rezeksiyonundan sonra ortaya çýkan
nükslerin de %50'sinin karaciðerde sýnýrlý olduðu
bildirilmektedir5. Tedavisiz býrakýldýðýnda metastatik olgularýn prognozu kötü olup, median saðkalým
5-9 ay kadardýr6-8.
Metastatik kolorektal kanserlerin temel tedavisi
sistemik tedavi olup, metastazýn yalnýz karaciðerde sýnýrlý olduðu durumlarda ilaveten parsiyel hepatik rezeksiyon, lokal ablatif tedaviler, hepatik arter infüzyonu, sistemik kemoterapi ile birlikte izole hepatik perfüzyon gibi lokorejyonel tedavi yaklaþýmlarý uygulanmaktadýr. Bunlar arasýnda parsiyel hepatik rezeksiyon ayrý bir öneme sahip olup, %25-40 oranýnda 5yýllýk saðkalým oranlarý saðlamaktadýr9.
76
Öztop Ý
maruz kalmalarýnýn önlenmiþ olacaðý belirtilmektedir23. Baþlangýçta çýkarýlamaz olan kolorektal kanser karaciðer metastazlarýnda ameliyat öncesi kemoterapinin yerine iliþkin ilk deðerlendirme bir retrospektif çalýþmada Fransýzlar tarafýndan gerçekleþtirilmiþtir. Bu deðerlendirmede rezeksiyon oraný
%16 ve 5-yýllýk saðkalým oraný da %40 olarak bildirilmiþtir24. Eski nesil tedavilerle elde edilen sýnýrlý sonuçlar, irinotekan25 ve oksaliplatin26 gibi yeni
nesil kemoterapötik ajanlarla, bevasizumab22 ve setuksimab27 gibi hedefe yönelik ajanlarýn eklenmesinden sonra belirgin iyileþme göstermiþtir. Seksen
iki metastatik kolorektal kanserli olgunun retrospektif olarak deðerlendirildiði bir çalýþmada olgulardan 39'unda izole karaciðer metastazý olduðu ve
sistemik 3 haftalýk 5-FU/LV/oksaliplatin kemoterapisi sonrasý 11'inin çýkarýlabilir hale geldiði bildirilmiþtir. Karaciðer rezeksiyonu sonrasý bu olgularýn
PSK ve median SK sürelerinin rezeksiyon uygulanmayan olgulara göre anlamlý olarak daha iyi olduðu rapor edilmiþtir (sýrasýyla 14’ya karþý 6 ay ve
60’ya karþý 18.5 ay)28.
Ameliyat öncesi kemoterapiye iliþkin çalýþmalarýn çoðunluðu retrospektif olmasýna karþýn, son
dönemde yapýlan prosepektif bir çalýþmada izole
karaciðer metastazý olan 150 olgunun 116'sýna
doðrudan hepatik rezeksiyon uygulanýrken, 34'üne
oksaliplatin-temelli neoadjuvan kemoterapiyi takiben hepatik rezeksiyon uygulanmýþtýr. Üç yýllýk
hastalýksýz saðkalým oraný neoadjuvan kemoterapi
kolunda daha iyi bulunmuþtur (%21 vs %50.5).
Benzer þekilde nüks oraný da birinci grupta daha
yüksek bulunmuþtur (%94 vs %66.4)29. Yakýn dönemde gerçekleþtirilen ve tüm çalýþmalarýn deðerlendirildiði bir analizde objektif yanýt oraný ile rezeksiyon oraný arasýnda güçlü bir iliþki olduðu bildirilmiþtir. Dolayýsýyla en aktif kemoterapi rejiminin baþlangýçta kullanýlmasýnýn önemi vurgulanmýþtýr30. Ancak bu çalýþmalar arasýnda rezektabilite
tanýmlamalarý ve rezeksiyon kalitesi (R0 veya R1
yapýlan çalýþmalarda da median saðkalým 20 ayýn
üzerine çýkmýþtýr (21.5 ay). Bu sonuçlardan sonra 5FU/LV'nin irinotekan veya oksaliplatin ile kombinasyonu standart tedavi haline gelmiþtir. Yakýn dönemde ise epidermal büyüme faktörü reseptörü
(EGFR)'ne karþý geliþtirilmiþ bir monoklonal antikor
olan setuksimab ve vasküler endotelyal büyüme faktörü (VEGF)'ne karþý geliþtirilmiþ monoklonal antikor olan bevasizumabýn eklenmesi suretiyle çalýþmalar yapýlmýþtýr. Bunlardan setuksimab ile yapýlan
çalýþmada irinotena dirençli metastatik kolorektal
kanserli olgularda özellikle irinotekan ile birlikte uygulandýðýnda hastalýk kontrolü ve PSK bakýmýndan
avantaj saðlamýþtýr21. Benzer þekilde bevasizumab ile
yapýlan çalýþmada da metastatik kolorektal kanserli
olgularda ilk sýra tedavi olarak bevasizumabýn bolus
5-FU/LV ve irinotekan (IFL) kombinasyonuna eklenmesi tek baþýna IFL rejimine göre yanýt oraný,
PSK, GSK ve yanýt devamlýlýk süresi bakýmýndan
üstün bulunmuþtur22. Bu sonuçlardan sonra bevasizumab metastatik hastalýkta ilk sýra tedavide 5FU/LV ve/veya irinotekan tedavisine, setuksimab ise
irinotekan temelli tedaviye eklenmek suretiyle yaygýn olarak kullanýma girmiþtir.
Perioperatif kemoterapi
Yalnýz karaciðer metastazý olan kolorektal kanserli olgularda kemoterapi iki þekilde uygulanmaktadýr. Bunlardan ilki ameliyat öncesi (neoadjuvan)
kemoterapi olup baþlangýçta çýkarýlamaz olan olgularda uygulanmaktadýr. Ýkincisi ise ameliyat
sonrasý (adjuvan) kemoterapi olup çýkarýlabilir olgularda hepatik rezeksiyonu takiben nüks riskini
azaltmak için kullanýlmaktadýr.
Hepatik rezeksiyon öncesi (preoperatif) kemoterapi
Karaciðer metastazlý olgularda metastazektomi
sonrasý uzun süreli saðkalým sonuçlarýnýn elde edilmesi, son dönemlerde özellikle karaciðer metastazlarýnýn rezektabilitesini artýrmaya yönelik neoadjuvan yaklaþýmlara ilgiyi artýrmýþtýr. Bu yaklaþým ayný zamanda hastalýðýn biyolojisinin de daha iyi anlaþýlmasýna olanak saðlayarak sonraki tedavi yaklaþýmlarýna (ameliyat sonrasý adjuvan kemoterapi gibi) yol gösterici olabilmektedir. Ayrýca neoadjuvan
kemoterapiye raðmen progresyon gösteren olgularda hepatik rezeksiyon sonrasý nüks riskinin yüksek
olduðu, bu nedenle bu olgularýn gereksiz cerrahiye
gibi) bakýmýndan farklýlýklar bulunmaktadýr. Anrezektabilite kriterleri iyi tanýmlanmýþ, tek merkezli
bir neoadjuvan çalýþmada irinotekan/5-FU/LV
(FOLFIRI) rejimi ile %48 yanýt oraný ve %33 rezeksiyon oraný elde edilmiþtir35. Bir diðer çalýþmada baþlangýçta çýkarýlamaz karaciðer metastazý
olan 151 olgunun 5-FU/LV/oksaliplatin rejimi ile
tedavisi sonrasýnda 77 (%51) olguda evre gerile77
Kolorektal ve Non-Kolorektal Kanserlere Baðlý Karaciðer Metastazlarýnda Kemoterapi
randomize çalýþmasýnda çýkarýlabilir karaciðer
metastazlý olgulara ameliyat öncesi ve sonrasý
FOLFOX4 uygulamasý ile yalnýz cerrahi tedavi
karþýlaþtýrýlmýþtýr. R0 tam rezeksiyon oraný kemo-
mesi elde edilerek hepatik rezeksiyon uygulandýðý
bildirilmiþtir. Bu 77 olgunun 58 (%38)'inde tam rezeksiyon uygulanmýþ olup en iyi saðkalým süresi
elde edilmiþtir (5-yýllýk SK %50). Ayrýca operatif
morbidite ve mortalitenin de baþlangýçta çýkarýlabilir olan olgularýnkine benzer olduðu rapor edilmiþtir31. Benzer bir çalýþmada da Adam ve ark32.
baþlangýçta çýkarýlamaz karaciðer metastazý olan
701 olguda neoadjuvan kemoterapi ile %13.5 oranýnda olgunun çýkarýlabilir hale geldiðini ve bu olgularda 5-yýllýk saðkalýmýn %39 oranýnda olduðunu bildirmiþlerdir.
Prospektif, çok merkezli bir çalýþmada ise yalnýz karaciðer metastazý olan kolorektal kanserli olgularda oxaliplatin/5-FU/LV (FOLFOX) kemoterapisi ile (median 10 siklus) %40 oranýnda rezeksiyon elde edilmiþ ve R0 rezeksiyon oraný da %33
olarak bildirilmiþtir. 3-yýllýk saðkalým oraný %71
olarak bildirilmesine karþýn, nüks oraný da yüksek
olup, R0 rezeksiyon uygulananlarda %71 oranýnda
nüks bildirilmiþtir33. Bir diðer prospektif çalýþmada
irinotekan/oksaliplatin/5-FU/LV (FOLFOXIRI)
rejimi ile %73 yanýt oraný ve %54 rezeksiyon oraný (R0 rezeksiyon oraný %34.6) elde edilmiþtir34.
Halen bir faz II çalýþma olan North Central Cancer
Treatment Group (NCCTG) N014A çalýþmasýnda
çýkarýlamaz karaciðer metastazý olan ogularda
FOLFOX/setuksimab rejiminin etkinliði araþtýrýlmaktadýr. Bu çalýþmalardan çýkan sonuç, ameliyat
öncesi kemoterapi baþlangýçta çýkarýlamaz olan
metastazlarýn çýkarýlabilir hale gelmesinde, R0 rezeksiyon oranýnýn artýrýlmasýnda ve muhtemelen
mikrometastatik hastalýðýn minimale indirilmesinde etkin görünmektedir. Ayrýca tümörün yanýtýnýn
deðerlendirilmesi suretiyle ameliyat sonrasý, adjuvan olarak uygulanacak kemoterapi için de yol
gösterici olabilmektedir. Ýzole, çýkarýlamaz karaciðer metastazý olan seçilmiþ olgularda kemoterapi
ile elde edilen yanýt ve rezeksiyon oranlarý tablo
1'de gösterilmiþtir.
Çýkarýlabilir karaciðer metastazý olan kolorektal kanserli olgularda ameliyat öncesi kemoterapinin rolü tam olarak bilinmemektedir. Bu grup
olgulardaki ana sorunlarýn baþýnda ameliyat öncesi kemoterapi sonrasýnda hastalýkta progresyon
geliþme riski gelmektedir. Ancak yalnýz 5-FU/LV
uygulamalarýnda bu risk %20-30'larda iken, oksaliplatin ve irinotekan gibi yeni jenerasyon ajanlarla %10-20'lere düþmüþtür13. EORTC 40983
terapi ve yalnýz cerrahi kollarýnda sýrasýyla %96.7
ve %88.5 olarak bildirilmiþtir. Ayrýca kemoterapi
kolunda cerrahi morbidite ve mortalite oranlarýnýn düþük olduðu belirtilmiþtir38.
Potansiyel olarak çýkarýlabilir karaciðer metastazlarýnýn tedavisi ile ilgili önemli sorulardan
biri de optimal kemoterapi rejiminin hangisi olduðu ve hangi yolla uygulanmasý gerektiðidir. Irinotekan ve oksaliplatinin infüzyonel 5-FU/LV ile
kombinasyonu benzer ve yüksek yanýt oranlarý
saðlamakta ve rezeksiyonu kolaylaþtýrmaktadýr30,35. Üçlü kombinasyon rejimleriyle daha yüksek yanýt oranlarý bildirilmesine karþýn toksisitesi
de yüksek olmaktadýr9,39. Ancak yakýn dönemde
üçlü rejim (FOLFOXIRI) ile ikili rejimi (FOLFIRI) karþýlaþtýran randomize bir çalýþmada yanýt
oraný (%66’ya karþý %41, p=0.0002) ve R0 rezeksiyon oraný (%15’ya karþý %6) üçlü rejim lehine
daha yüksek bulunmuþ ve üçlü rejim kolunda
gözlenen daha yüksek toksisite profilinin tolere
edilebilir olduðu bildirilmiþtir26.
Çýkarýlamaz karaciðer metastazý olan olgularda sistemik kemoterapiyle birlikte intrahepatik
kemoterapi uygulamalarý da araþtýrýlmýþtýr. Birkaç çalýþmada saðkalým avantajý gösterilmiþ olsa
da sistemik kemoterapiye rejyonel kemoterapinin
eklenmesinin saðkalýma anlamlý bir katkýsýnýn olmadýðý belirtilmektedir9. Rejyonel kemoterapi ve
izole hepatik perfüzyon ile ilgili çalýþmalar aþaðýda sunulmuþtur.
Gelecekte hangi olgunun hangi ameliyat öncesi tedaviden yararlanacaðýný, hangi olguda toksisitenin fazla olacaðýný belirleyen yöntemler önem
kazanacaktýr. Bu anlamda farmakogenomik çalýþmalar 5-FU, irinotekan ve oksaliplatine yanýt ve
toksisite bakýmýndan yol gösterici olabilecektir.
Timidilat sentetaz düzeyinin düþüklüðü 5-FU'e
yanýt için prediktif faktör iken40, dihidropirimidin
dehidrogenaz enzim düzeyinin düþüklüðü þiddetli
5-FU toksisitesi ile paralellik göstermektedir41.
CDKN1A (p21), bcl-2 ve ICE gen ekspresyon düzeyleri irinotekana yanýt bakýmýndan bir gösterge
olduðu belirtilmektedir42. Oksaliplatin için XPD751, GSTP1-105, ve ERCC1-118 gen polimor78
Öztop Ý
Tablo 1. Ýzole, anrezektabl karaciðer metastazý olan kolorektal kanserli olgularda kemoterapi ile elde edilen yanýt ve rezeksiyon oranlarý
Kemoterapi
Rejimi
n
Yanýt
Oraný
Rezeksiyon
Oraný (R0 ve R1)
(%)
(%)
Kaynak
FOLFIRI
40
48
33
Pozzo et al (35)
FOLFOX
43
51
40
Alberts et al (33)
FOLFIRI (+HAI)
31
48
35
Zelek et al (36)
FOLFOXIRI
21
64
43
de la Camara et al (37)
FOLFOXIRI
26
73
54
Quenet et al (34)
fizmleri saðkalým bakýmýndan birer gösterge iken,
azalmýþ Fas/Fas ligand oranýnýn intrensek ve kazanýlmýþ oksaliplatin direnci ile birliktelik gösterdiði ifade edilmektedir43,44.
Rejyonel kemoterapi
Karaciðer tümörlerinde hepatik arter infüzyonu
yoluyla kemoterapi uygulamasý, kolorektal kanser metastazlarýnýn normal karaciðer parankiminden farklý olarak çoðunlukla hepatik arter yoluyla
kanlanmasý esasýna dayanmaktadýr48. Böylece karaciðer parankimi korunarak yüksek konsantrasyonda kemoterapötik ilacýn tümöre ulaþmasý saðlanmaktadýr. Ayrýca karaciðer pek çok kemoterapötik ilacý metabolize etmekte böylece ilaca sistemik maruziyet ve toksisite az olmaktadýr. HAI
için en yaygýn kullanýlan kemoterapötik ajanlar
fluorodeoksiuridin (FUDR) ve 5-FU olup, randomize çalýþmalarda sistemik uygulamaya göre daha yüksek yanýt oranlarý saðlamýþtýr (sýrasýyla
%41’ya karþý %14, p<0.0001) (49-52). Ancak yedi çalýþmanýn meta-analizinde HAI'nun saðkalým
avantajý saðlamadýðý, hepatatoksisitesinin de bir
handikap olduðu belirtilmiþtir53. Yakýn dönemde
gerçekleþtirilen bir randomize çalýþmada da 5FU/LV'nin sistemik uygulamasýyla HAI þeklinde
uygulamasý arasýnda yanýt oraný, PSK ve GSK bakýmýndan fark olmadýðý, HAI uygulanan grupta
yaþam kalitesinin daha kötü olduðu bildirilmiþtir54. Bu sonuçlarýn ýþýðý altýnda HAI'nun kolorektal kanser metastazlarýnýn tedavisinde standart tedavide yeri bulunmayýp, klinik çalýþmalar kapsamýnda kullanýlmasý önerilmektedir9.
Ameliyat sonrasý adjuvan 5-FU/LV kemoterapinin HAI þeklinde uygulamasýnýn yalnýz cerrahiye oranla anlamlý bir üstünlüðünün olmadýðý
bildirilmiþtir55. Küçük bir olgu grubunda gerçekleþtirilen Intergroup çalýþmasýnda ise hepatik re-
Hepatik rezeksiyon sonrasý (postoperatif) kemoterapi
Ameliyat sonrasý adjuvan tedavide amaç nüks riskini
azaltmak olup, hepatik rezeksiyon öncesi neoadjuvan kemoterapi almýþ olan olgularda cerrahi sonrasý
tedavinin temel parçasýdýr. Bu yaklaþýmýn mantýðý
yalnýz cerrahi uygulanan olgularda yüksek nükslerin
gözlenmesine dayanmaktadýr45. Hepatik rezeksiyon
uygulanan olgularda 5-yýllýk saðkalým oranlarý %2544 arasýnda deðiþmesine karþýn bu olgularýn %50'sinde yine karaciðerde nüksler meydana gelmektedir23.
Adjuvan tedavi sistemik, intra-arteriyel veya her iki
yoldan birlikte uygulanabilmektedir. Ancak hepatik
arter infüzyonu (HAI)'nun sistemik uygulamaya üstün olduðuna dair bir kanýt bulunmamaktadýr. FFCD
adjuvan çalýþmasýnda 167 olgu cerrahiyi takiben adjuvan 5-FU/LV ya da gözlem koluna randomize edilmiþtir. Hem 5-yýllýk hastalýksýz saðkalým hem de 5yýllýk genel saðkalým bakýmýndan adjuvan kemoterapi uygulanan kol daha iyi bulunmuþtur (sýrasýyla
%33’ya karþý %24 ve %51’ya karþý %44)46. Hepatik
rezeksiyon uygulanan kolorektal kanserli olgularýn
büyük bir kýsmýnda subklinik mikroskopik hastalýk
olmasý ve çýkarýlamaz olgularda yeni jenerasyon kemoterapötik ajanlarýn saðkalýmý uzattýðýnýn bilinmesi
nedeniyle bugün için hepatik rezeksiyon sonrasý yeni jenerasyon kemoterapötik ajanalarý içeren 5-FU
temelli kombinasyon rejimlerinden 4-6 ay kadar kullanýlmasý önerilmektedir47.
79
Kolorektal ve Non-Kolorektal Kanserlere Baðlý Karaciðer Metastazlarýnda Kemoterapi
yüksek doz melfelan tek baþýna ve yüksek doz melfelan ve TNF-alfa kombinasyonu IHP yoluyla uygulanmýþ, ikinci çalýþmada tedavi aylýk intra-arteriyel FUDR ve LV infüzyonu ile devam etmiþtir. Bu
çalýþmalarda %74'e varan yanýt oranlarý, 14.5 aylýk
progresyonsuz median saðkalým ve 27 aylýk median saðkalým sonuçlarý elde edilmiþtir60,63. TNF-alfa
olmaksýzýn yalnýz melfelan uygulanan bir diðer çalýþmada da benzer sonuçlar elde edilmiþtir64. Bu sonuçlar çýkarýlabilir olmayan kolorektal kanser karaciðer metastazlarýnýn tedavisinde IHP'nun etkin ve
saðkalým avantajý saðlayan bir yaklaþým olduðunu
ortaya koymaktadýr.
zeksiyonu takiben HAI olarak FUDR ve sistemik
olarak 5-FU uygulamasý yalnýz cerrahiye oranla
4-yýllýk saðkalým bakýmýndan üstün bulunmuþtur
(%46’ya karþý %25, p=0.04)56. Ancak Memorial
Sloan-Kettering Kanser Merkezinden yapýlan çalýþmada HAI-FUDR ile sistemik kemoterapinin
kombine kullanýmý yalnýz sistemik kemoterapiye
göre 2-yýllýk saðkalým (%86’ya karþý %72), median saðkalým (72 ay’ya karþý 60 ay) ve karaciðere spesifik nükssüz saðkalým (%90’ya karþý %60)
bakýmýndan üstün bulunsa da, bu avantajýn 5. yýlda kaybolduðu bildirilmiþtir57. Bu sonuçlarýn ýþýðý
altýnda bugün için hepatik rezeksiyon sonrasý adjuvan kemoterapi uygulamasý standard iken, adjuvan sistemik tedaviye HAI gibi relyonel uygulamalarýn eklenmesinin yararý net deðildir. Halen
devam etmekte olan NSABP-C09 çalýþmasýnda
hepatik rezeksiyon uygulanmýþ olgularda kapesitabin ve oksaliplatin kombinasyonu ile bu kombinasyona HAI olarak FUDR eklenmesinin etkinliði araþtýrýlmaktadýr. Bu çalýþmanýn sonuçlarý modern sistemik kemoterapi ile birlikte HAI uygulamasýnýn rolünü daha iyi ortaya koyacaktýr.
Nöroendokrin Tümör Karaciðer Metastazlarýnda Kemoterapi
Ýzole hepatik perfüzyon
Ýzole hepatik perfüzyon (IHP)'nun temeli karaciðerin kan dolaþýmýnýn sistemik dolaþýmdan ayrýlarak yalnýz karaciðere sýnýrlý kemoterapi uygulanmasý esasýna dayanmaktadýr. Böylece sistemik
olarak uygulandýðýnda toksik olan ilaç düzeyleri
IHP yoluyla doðrudan karaciðere uygulanabilmektedir58,59. Ayrýca toksik özellikleri nedeniyle
sistemik olarak uygulanmasý mümkün olmayan
bazý ilaçlar da (TNF-alfa) IHP'da kullanýlabilmektedir60,61. Ýlaveten anti-tümör etkinliði artýrmak amacýyla perfüzyon solüsyonu ýsýtýlarak hipertermik uygulamalar da yapýlabilmektedir62.
IHP için seçim kriterleri hepatik rezeksiyon
kriterlerine benzemekle birlikte karaciðer metastazlarýnýn lokal ablatif tedaviye uygun olmamasý
ek kriterdir. IHP'da en sýk kullanýlan ajanlar 5FU, mitomisin, melfelan ve TNF-alfa olup, çalýþmalarýn bir kýsmýnda hipertermi ile birlikte uygulanmýþtýr9. Son yýllarda özellikle melfelan ile yapýlan çalýþmalar aðýrlýk kazanmýþtýr. Melfelan bir alkilleyici ajan olup kýsa süreli uygulamada kolorektal kanser metastazlarýna karþý doz-yanýt iliþkisi
göstermektedir. IHP'nun uygulandýðý iki çalýþmada
80
Nöroendokrin tümörler (NET) hormonal aktivitiye
sahip polipeptidler sentezleme ve salgýlama kapasitesine sahip tümörler olup, gastrointestinal sistem
ve solunum sistemi olmak üzere pek çok sistemde
meydana gelebilmektedir65,66. Maalesef taný konulduðunda NET'in büyük bir kýsmýnda (%75-80) karaciðer metastazý sözkonusudur67,68. Karaciðere metastaz yapmýþ olgularda da ýlýmlý bir seyir izlenebilmesine karþýn, tedavisiz býrakýldýðýnda büyük bir
kýsmý 5 yýl içinde kaybedilmektedir69. Karaciðer
metastazlarýnýn çoðunlukla multipl ve bilateral olmasý nedeniyle konvansiyonel parsiyel hepatektomi olgularýn çok az bir kýsmýnda mümkün olabilmektedir70. Bu nedenle metastatik olgularda tedavinin amacý semptom palyasyonu, tümörün küçültülmesi ya da stabilizasyonun saðlanmasý olmaktadýr.
Bu amaçlara yönelik olarak antihormonal tedavi,
sistemik kemoterapi, hepatik rezeksiyon, hepatik
arteriyel embolizasyon, kemoembolizasyon ve radiofrequency ablasyon tek baþýna veya kombine
olarak kullanýlmaktadýr.
Nöroendokrin tümöre baðlý çýkarýlabilir karaciðer metastazý olan olgularda, radyolojik olarak
saptanan herhangi bir ekstrahepatik metastaz olmadýðý takdirde cerrahi tedavi en uygun seçenek
olmaktadýr71. Ancak olgularýn büyük çoðunluðunu oluþturan çýkarýlamaz hepatik metastazlý olgularda farmakolojik tedaviler ilk sýrayý almaktadýr.
Gastroenteropankreatik NET'lerin sistemik tedavisinde kemoterapi önemli ölçüde yer almasýna
karþýn, objektif tümör yanýtý saðlama baþarýsý dü-
Öztop Ý
mektedir. Vasküler endotelyal büyüme faktörü inhibitörü bevasizumab ile yapýlan bir faz II çalýþma77 da ümit veren sonuçlar elde edilmiþ olup, daha kapsamlý çalýþmalar bevasizumabýn etkinliðini
daha iyi ortaya koyacaktýr.
Düþük dereceli adacýk hücreli tümörlerin seyri karsinoid tümörlere göre daha kötü olmasýna
karþýn streptozosin temelli tedavilere daha iyi yanýt vermektedir. Streptozosin/5-FU ve Doksorubisin/5-FU kombinasyonlarýyla %27-69 arasýnda
yanýt oranlarý elde edildiði bildirilmektedir69. Bu
üç kemoterapötik ajanýn birlikte kombine kullanýmýnda ise yanýt oranýnýn %40-55 oranlarýna
ulaþtýðý belirtilmektedir78,79. Dakarbazin de bir faz
II çalýþmada araþtýrýlmýþ olup, %33 oranýnda yanýt
elde edilmiþ80, bir oral imidazol tetrazinon türevi
olan temozolamide ile de dakarbazine benzer sonuçlar elde edildiði bildirilmiþtir81. Bir vasküler endotelyal büyüme faktörü tirozin kinaz inhibitörü
olan sunitinib ile de ümit vadeden sonuçlar (%13
yanýt oraný) elde edildiði bildirilmektedir69.
Karsinoid tümörler ve diðer NET'in salgýladýðý aktif hormonlar ve büyüme faktörlerinin hücre
içi sinyal ileti yollarýnýn modülasyonu yoluyla tümör büyümesini stimüle etmeleri nedeniyle son
yýllarda hücre içi sinyal ileti yollarýný bloke etmeye yönelik çalýþmalar özellikle araþtýrmacýlarýn
ilgi odaðý haline gelmiþtir82-85. Bunlardan Raf-1,
Insulin-like büyüme faktörü-1, Notch-1 ve Hairyenhancer of split-1en yoðun araþtýrýlan yollardýr68.
Bu yollarý hedefleyen çalýþmalarýn büyük çoðunluðu halen in-vitro düzeyde çalýþmalar olup, klinik çalýþmalardaki sonuçlar daha fazla yol gösterici olacaktýr.
þüktür. Özellikle yüksek proliferatif indekse sahip (Ki-67>%15) kötü diferansiye tümörlerde kemoterapi daha etkili olmaktadýr. En yaygýn kullanýlan kemoterapötik ajanlar stretozosin, 5-FU,
doksorubisin, dakarbazin, sisplatin ve etoposid
olup, bu ajanlarla %40-70 dolayýnda yanýt oraný
elde edildiði bildirilmektedir. Yüksek dereceli tümörlerde sisplatin/etoposid kombinasyonu daha
etkili olmakta ve %42 ila 67 arasýnda yanýt oraný
saðlamaktadýr. Bugün için yüksek dereceli gastroenteropankreatik NET'in tedavisinde sisplatin/etoposid kombinasyonu ilk sýra tedavi olarak
standard olup, streptozosinin 5-FU ya da doksorubisin ile kombinasyonu ikinci sýra tedavi olarak
önerilmektedir72.
Düþük dereceli karsinoid tümörlerin sistemik
tedavisi tartýþmalý olup önemli oranda toksisiteyi
de beraberinde taþýmaktadýr. Yakýn dönemde yayýnlanan bir faz III Eastern Cooperative Oncology Group (ECOG1281) çalýþmasýnda streptozosin/doksorubisin kombinasyonu yalnýz 5-FU
kemoterapisi ile benzer yanýt oraný ve PSK sonuçlarý saðladýðý bildirilmiþtir (sýrasýyla yanýt
oraný %16’ya karþý %16 ve PSK 4.5 ay’ya karþý
5.3 ay)73. Bu grup olgularýn tedavisinde immunoterapi yaklaþýmý olarak interferon (IFN)'da yoðun
bir þekilde araþtýrýlmýþtýr. Bu çalýþmalarýn sonuçlarýna genel olarak bakýldýðýnda %12 dolayýnda
yanýt oraný elde edildiði dikkati çekmektedir74.
Ayrýca toksisite nedeniyle tedavinin býrakýlmasý
da önemli bir handikap olmaktadýr. Uzun etkili
bir oktreotid olan lanreotide'in yalnýz IFN ve
IFN/lanreotide kombinasyonu ile karþýlaþtýrýldýðý
bir randomize çalýþmada sýrasýyla %4, %4 ve %7
yanýt oranlarý elde edildiði rapor edilmiþtir75. Lanreotide semptom palyasyonu bakýmýndan anlamlý
yararlar saðlamakla birlikte, metastaz geliþmesini
engellememektedir68. Bu nedenlerle interferon ilk
sýra tedavi olarak önerilmemektedir. Son dönemlerde iþaretlenmiþ somatostatin analoglarýna ilgide bir artýþ olmuþtur. Bu düþünce sintigrafik olarak somatostatin reseptörlerinin görüntülenmesi
esasýna dayanmaktadýr. Bununla ilgili olarak tedavi amaçlý çalýþýlan potansiyel ajanlar 90Yttriumlabelled somatostatin analoglarý ve lutetiumlabelled somatostatin analoglarýdýr76. Sistemik tedavilerin etkinliðinin düþük olmasý nedeniyle, düþük dereceli NET'lerde sistemik tedavi önerilme-
Diðer Kanserlere Baðlý Karaciðer Metastazlarýnda Kemoterapi
Karaciðer metastazlarýna cerrahi yaklaþým bakýmýndan en fazla bilgi birikimi ve deneyim kolorektal kanser metastazlarýnda daha az olarak da
nöroendokrin tümörlere baðlý metastazlarda mevcut olup, bu olgularýn sistemik tedavileri perioperatif tedavi prensipleri çerçevesinde uygulanmaktadýr. Karaciðere metastaz yapan diðer tümörlerin
(baþta meme, melanoma, jinekolojik sistem, akciðer, mide kanserleri olmak üzere) sistemik tedavileri ise her tümörün kendi bireysel özelliklerine
81
Kolorektal ve Non-Kolorektal Kanserlere Baðlý Karaciðer Metastazlarýnda Kemoterapi
tabin ile birlikte kullanýmý önerilmektedir. Genel
olarak yüksek riskli metastatik meme kanserli olgulardan hýzlý palyasyon gerektirenlerde kombinasyon kemoterapisi (HER-2/neu pozitif ise ilaveten trastuzumab), daha ýlýmlý seyredenlerde ise ardýþýk tek ajan kemoterapisi (HER-2/neu pozitif ise
ilaveten trastuzumab) önerilmektedir86.
Metastatik melanomada prognoz genel olarak
kötü olup, tedaviler tatminkar bir sonuç saðlamamakta ve olgular çoðunlukla median 6-9 ay içerisinde kaybedilmektedir. Ciltaltý, akciðer, uzak lenf
nodu metastazý olan ve serum LDH düzeyi normal
olan olgularda seyir daha iyi olup, median saðkalým
süresi 12 aya çýkmakta, karaciðer, beyin ve kemik
metastazý olan, performans durumu kötü ve serum
LDH düzeyi yüksek olanlarda ise 4-6 ay kadar olduðu bildirilmektedir88. Metastatic melanomanýn
tedavisinde genel olarak kabul görmüþ, etkin tedavi yaklaþýmý bulunmamaktadýr. Sistemik tek ajan
ya da kombine kemoterapi, immunoterapi ve biyokemoterapi en sýk tercih edilen tedavi seçeneklerini oluþturmaktadýr. Tek ajan dakarbazin kemoterapisi ile %10-20 arasýnda yanýt oraný ve 6 ay dolayýnda median saðkalým elde edilmekte89, bir imidotetrazin türevi olan temozolamid ile de benzer yanýt
oranlarý ve saðkalým sonuçlarý elde edilmesine karþýn, PSK ve yaþam kalitesi bakýmýndan avantaj saðladýðý bildirilmektedir90. Kombinasyon kemoterapisi ile yanýt oranýnda artýþ elde edilmesine karþýn,
anlamlý bir saðkalým avantajý saðlamamaktadýr91.
Interferon-α (IFN-α) ve Interleukin-2 (IL-2) gibi
ajanlarla yapýlan immunoterapi uygulamalarýndan
IFN-α ile %15 dolayýnda yanýt oraný elde edilmekte ancak yaygýn metastatik olgularda etkinliði düþük olmaktadýr. Yüksek doz IL-2 ile seçilmiþ metastatik olgularda %8'e varan tam yanýt oranlarý bildirilmiþ olmakla birlikte bu rejimin oldukça toksik
olduðu unutulmamalýdýr. Kemoterapi ve immunoterapinin kombine uygulandýðý biokemoterapi yaklaþýmlarýnýn ise kýsmen yanýt oraný ve PSK bakýmýndan avantaj saðladýðý, ancak bu avantajýn genel
saðkalýma yansýmadýðý belirtilmektedir91. Genel
olarak performans durumu iyi olan, yandaþ týbbi
sorunlarý olmayan olgularda agresif tedavi yaklaþýmlarý önerilirken, düþkün, multipl týbbi sorunlarý
olan olgularda tek ajan kemoterapi, düþük doz immunoterapi ya da destek tedavi önerilmektedir.
Sonuç olarak, karaciðerin metastatik tümörle-
göre yapýlmaktadýr. Bu grup olgularda hepatik rezeksiyon sonrasý uzun süreli nükssüz saðkalým
için prognostik faktörlerin primer hastalýðýn tipi,
karaciðer metastazý ortaya çýkýncaya kadar geçen
süre ve tam rezeksiyon yapýlabilirliði olduðu belirtilmektedir. Bu nedenle muhtemel hepatik rezeksiyon adayý olgularýn agresif kombine rejimlerle tedavi edilmesi baþarý þansýný artýran önemli
unsurlardan biri olacaktýr.
Metastatik meme kanseri kür saðlanamayan
bir hastalýk olup, median saðkalým 18-24 ay olarak bildirilmektedir. Tedavi yaklaþýmýnýn belirlenmesinde metastazlarýn lokalizasyonu ve yaygýnlýðý, hormon reseptör durumu, HER-2/neu aþýrý ekspresyonu ve ko-morbid týbbi sorunlar önemli rol
oynamaktadýr. Metastatik meme kanserli olgular
genel olarak iki gruba ayrýlmaktadýr: düþük riskli
ve yüksek riskli olgular. Düþük riskli olgular hormon reseptörleri pozitif, kemik veya yumuþak
doku metastazý olan ya da sýnýrlý viseral organ metastazý olan olgulardan oluþmakta iken, yüksek
riskli olgular ise yaygýn visseral organ tutulumu
olan, hýzlý progresyon gösteren ya da hormonal tedaviye direnç geliþen olgulardan oluþmaktadýr.
Düþük riskli ve hormon reseptörü pozitif olgularda baþlangýç tedavi olarak hormonoterapi önerilmekte ve bu tedavi ile %60-70 yanýt oraný elde
edildiði bildirilmektedir. Yüksek riskli olgularda
ise sistemik kemoterapi önerilmekte ve bu yaklaþým içinde antrasiklinler, taksanlar ve anti-metabolitler (kapesitabin, gemsitabin) tek ajan ya da
kombinasyon halinde uygulanmaktadýr. Tek ajan
tedavilerde %30-50 arasýnda yanýt oraný elde edilirken, kombine tedavilerde yanýt oraný ve PSK'da
artýþ gözlense de anlamlý bir saðkalým avantajý
saðlanamamaktadýr86. Metastatik meme kanserli
olgularýn %25-30'unda gözlenen HER-2/neu aþýrý
ekspresyonu özellikle antrasiklinli rejimlere karþý
rölatif bir dirence neden olmaktadýr. Bu olgularda
HER-2/neu'ya karþý geliþtirilmiþ bir monoklonal
antikor olan trastuzumab (Herceptin) yaygýn olarak kullanýlmakta ve tek ajan uygulamada %35
dolayýnda yanýt oraný elde edilirken, kemoterapi
ile birlikte kullanýldýðýnda bu oran %65'lere çýkmaktadýr87. Antrasiklinlerle birlikte kullanýldýðýnda kardiyotoksisite riskinde artýþ gözlendiðinden,
trastuzumabýn daha çok taksanlar, vinka alkaloidleri ve anti-metabolitlerden gemsitabin ve kapesi82
Öztop Ý
rinin tedavisi multidisipliner yaklaþým gerektiren
bir durumdur. Özellikle kolorektal kanser ve nöroendokrin tümör metastazlarýna cerrahi yaklaþým önemli saðkalým avantajlarý saðlamaktadýr.
Ayrýca özellikle metastatik kolorektal kanserli olgularda tekrarlayan hepatik rezeksiyonlarýn da
uzun süreli saðkalýmý artýrdýðý unutulmamalýdýr.
Bu kapsamda gerek ameliyat öncesi gerekse ameliyat sonrasý dönemde uygulanacak kemoterapiler yüksek etkinlik profilleriyle bu avantajýn artýrýlmasýnda anlamlý katký saðlamaktadýr.
16. Rougier P, Van Cutsem E, Bajetta E, et al. Randomised trial of
irinotecan versus fluorouracil by continuous infusion after fluorouracil failure in patients with metastatic colorectal cancer.
Lancet 1998;352: 1407-12.
17. Douillard JY, Cunningham D, Roth AD, et al. Irinotecan combined with fluorouracil compared with fluorouracil alone as
first-line treatment for metastatic colorectal cancer: a multicentre randomised trial. Lancet 2000;355:1041-7.
18. Becouarn Y, Ychou M, Ducreux M, et al. Phase II trial of oxaliplatin as first-line chemotherapy in metastatic colorectal cancer patients. Digestive Group of French Federation of Cancer
Centers. J Clin Oncol 1998;16:2739-44.
19. de Gramont A, Figer A, Seymour M, et al. Leucovorin and fluorouracil with or without oxaliplatin as first-line treatment in
advanced colorectal cancer. J Clin Oncol 2000;18:2938-47.
20. Giacchetti S, Perpoint B, Zidani R, et al. Phase III multicenter
randomized trial of oxaliplatin added to chronomodulated fluorouracil-leucovorin as first-line treatment of metastatic colorectal cancer. J Clin Oncol 2000;18:136-47.
21. Cunningham D, Humblet Y, Siena S, et al. Cetuximab (C225)
alone or in combination with irinotecan (CPT-11) in patients
with epidermal growth factor receptor (EGRF)-positive, irinotecan-refractory metastatic colorectal cancer (MCRC). Proc
Am Soc Clin Oncol 2003;22 (abstr1012).
22. Hurwitz H, Fehrenbacher L, Cartwright T, et al. Bevacizumab
(a monoclonal antibody to vascular endothelial growth factor)
prolongs survival in first-line colorectal cancer (CRC): Results
of a phase III trial of bevacizumab in combination with bolus
IFL (irinotecan, 5-fluorouracil, leucovorin) as first-line therapy
in subjects with metastatic CRC. Proc Am Soc Clin Oncol
2003;22:(abstr 3646).
23. Monga DK, O'Connell MJ. Surgical adjuvant therapy for colorectal cancer: current approaches and future directions. Ann
Surg Oncol 2006;13:1021-34.
24. Bismuth H, Adam R, Levi F, et al. Resection of nonresectable
liver metastases from colorectal cancer after neoadjuvant chemotherapy. Ann Surg 1996;224:509-20.
25. Souglakos J, Ziras N, Polyzos A, et al. Oxaliplatin combined with
irinotecan, leucovorin and fluorouracilas first-line treatment for
metastatic colorectal cancer: preliminary results of a randomized
phase III trial. Proc Am Soc Clin Oncol 2004;23:3532.
26. Falcone A, Masi G, Murr R, et al. Biweekly irinotecan, oxaliplatin and infusional 5-FU/LV (FOLFIRI) versus FOLFIRI as
first-line treatment of metastatic CRC (MCRC). ASCO Gastrointestinal Symposium. Avaliable from: www.asco.org; 2006
(abtsr. 227).
27. Folprecht G, Lutz MP, Schoffski P, et al. Cetuximab and irinotecan(5-fluorouracil/folinic acid is a safe combination for the
first-line treatment of patients with epidermal growth factor receptor expressing metastatic colorectal carcinoma. Ann Oncol
2006;17:450-6.
28. Baize N, Gerard B, Bleiberg H, et al. Long-term survival of patients downstaged by oxaliplatin and 5-fluorouracil combination followed by rescue surgery for unresectable colorectal liver
metastases. Gastroenterol Clin Biol 2006;30:1349-53.
29. Capussoti L, Muratore A, Mulas MM, Massucco P, Aglietta M.
Neoadjuvant chemotherapy and resection for initially irresectable colorectal liver metastases. Br J Surg 2006;93:1001-6.
30. Folprecht G, Grothey A, Alberts S, et al. Neoadjuvant treatment
of unresectable colorectal liver metastases: correlation between
tumour response and resection rates. Ann Oncol 2005;16:1311-9.
31. Giacchetti S, Itzhaki M, Gruia G, et al: Longterm survival of
patients with unresectable colorectal cancer liver metastases
following infusional chemotherapy with 5-fl uorouracil, leucovorin, oxaliplatin and surgery. Ann Oncol 1999;10:663-9.
32. Adam R, Avisar E, Ariche A, et al. Five-year survival following
Kaynaklar
1.
2.
3.
4.
5.
6.
7.
8.
9.
10.
11.
12.
13.
14.
15.
Alexander HR, Kemeny NE, Lawrence TS. Metastatic cancer
to the liver. In: Cancer Principles and Practice of Oncology.
Eds: DeVita VT, Hellman S, Rosenberg SA. (7th edition). Philadelphia, Lippincott Williams&Wilkins, 2005.
Ferlay J, Bray F, Pisani P, Parkin DM. GLOBOCAN 2000:
Cancer Incidence, Mortality and Prevalence Worldwide, Version 1.0. IARC CancerBase No. 5. Lyon: IARC 2001.
Kemeny N, Fata F. Arterial, portal, or systemic chemotherapy
for patients with hepatic metastasis of colorectal carcinoma. J
Hepatobiliary Pancreat Surg 1999;6:39-49.
Borner MM. Neoadjuvant chemotherapy for unresectable liver
metastases of colorectal cancer-too good to be true? Ann Oncol
1999;10:623-6.
Fong Y, Cohen AM, Fortner JG, et al. Liver resection for colorectal metastases. J Clin Oncol 1997;15:938-46.
Jaffe BM, Donegan WL, Watson F, Spratt JS Jr. Factors influencing survival in patients with untreated hepatic metastases.
Surg Gynecol Obstet 1968;127:1-11.
Bengmark S, Hafstrom L. The natural history of primary and
secondary malignant tumors of the liver. I. The prognosis for
patients with hepatic metastases from colonic and rectal carcinoma by laparotomy. Cancer 1969;23:198-202.
Stangl R, Altendorf-Hofmann A, Charnley RM, Scheele J. Factors influencing the natural history of colorectal liver metastases. Lancet 1994;343:1405-10.
van Cutsem E, Nordlinger B, Adam R, et al. Towards a pan-European consensus on the treatment of patients with colorectal liver metastases. Eur J Cancer 2006;42:2212-21.
Advanced Colorectal Cancer Meta-Analysis Project. Modulation of fluorouracil by leucovorin in patients with advanced colorectal cancer: evidence in terms of response rate. J Clin Oncol 1992;10:896-903.
Meta-Analysis Group In Cancer. Efficacy of intravenous continuous infusion of fluorouracil compared with bolus administration in
advanced colorectal cancer. J Clin Oncol 1998;16:301-8.
Öztop Ý, Yýlmaz U. Ýleri evre kolon kanserinde sistemik tedavi, Türkiye Klinikleri, Kolorektal Kanserler Özel Sayýsý 2004;9:160-2.
Arnold D, Siewczynzki R, Schmoll HJ. The integration of targeted agents into systemic therapy of metastatic colorectal cancer. Ann Oncol 2006;17:122-8.
Saltz LB, Cox JV, Blanke C, et al. Irinotecan plus fluorouracil
and leucovorin for metastatic colorectal cancer. Irinotecan
Study Group. N Engl J Med 2000;343:905-14.
Cunningham D, Pyrhonen S, James RD, et al. Randomised trial of irinotecan plus supportive care versus supportive care alone after fluorouracil failure for patients with metastatic colorectal cancer. Lancet 1998;352:1413-8.
83
Kolorektal ve Non-Kolorektal Kanserlere Baðlý Karaciðer Metastazlarýnda Kemoterapi
33.
34.
35.
36.
37.
38.
39.
40.
41.
42.
43.
44.
45.
46.
47.
48.
49.
ment of colorectal cancer metastases confined to the liver. Eur
J Cancer 1995;31:1238-42.
50. Kemeny N, Daly J, Reichman B, et al. Intrahepatic or systemic
infusion of fluorodeoxyuridine in patients with liver metastases
from colorectal carcinoma. A randomized trial. Ann Intern Med
1987;107:459-65.
51. Lorenz M, Muller HH. Randomized, multicenter trial of fluorouracil plus leucovorin administered either via hepatic arterial or
intravenous infusion versus fluorodeoxyuridine administered
via hepatic arterial infusion in patients with nonresectable liver
metastases from colorectal carcinoma. J Clin Oncol
2000;18:243-54.
52. Rougier P, Laplanche A, Huguier M, et al. Hepatic arterial infusion of floxuridine in patients with liver metastases from colorectal carcinoma: long-term results of a prospective randomized trial. J Clin Oncol 1992;10:1112-8.
53. Meta-Analysis Group in Cancer. Reappraisal of hepatic arterial
infusion in the treatment of nonresectable liver metastases from
colorectal cancer. J Natl Cancer Inst 1996;88:252-8.
54. Kerr DJ, McArdle CS, Ledermann J, et al. Intrahepatic arterial
versus intravenous fluorouracil and folinic acid for colorectal
cancer liver metastases: a multicentre randomised trial. Lancet
2003;361:368-73.
55. Lorenz M, Muller HH, Schramm H, et al. Randomized trial of
surgery versus surgery followed by adjuvant hepatic arterial infusion with 5-fluorouracil and folinic acid for liver metastases
of colorectal cancer. German Cooperative on Liver Metastases
(Arbeitsgruppe Lebermetastaten) Ann Surg 1998;228:756-62.
56. Kemeny M. Hepatic artery infusion of chemotherapy as a treatment for hepatic metastases from colorectal cancer. J cancer
2002;8:82-8.
57. Kemeny N, Huang Y, Cohen AM, et al. Hepatic arterial infusion of chemotherapy after resection of hepatic metastases from
colorectal cancer. N Engl J Med 1999;341:2039-48.
58. Vahrmeijer AL, van Dierendonck JH, Keizer HJ et al. Increased
local cytostatic drug exposure by isolated hepatic perfusion: a
phase I clinical and pharmacologic evaluation of treatment with
high dose melphalan in patients with colorectal cancer confined
to the liver. Br J Cancer 2000;82:1539-46.
59. Marinelli A, de Brauw LM, Beerman H, et al. Isolated liver perfusion with mitomycin C in the treatment of colorectal cancer metastases confined to the liver. Jpn J Clin Oncol 1996;26:341-50.
60. Alexander HR, Libutti SK, Bartlett DL, et al. A phase I-II study
of isolated hepatic perfusion using melphalan with or without
tumor necrosis factor for patients with ocular melanoma metastatic to liver. Clin Cancer Res 2000;6:3062-70.
61. Alexander HR Jr, Bartlett DL, Libutti SK, et al. Isolated hepatic perfusion with tumor necrosis factor and melphalan for unresectable cancers confined to the liver. J Clin Oncol
1998;16:1479-89.
62. Dahl O. Mechanisms of thermal enhancement of hemotherapeutic cytotoxicity. In: Urano M, Douple E (eds): Hyperthermia
and Oncology. Utrecht The Netherlands: VSP 1994;9-28.
63. Bartlett DL, Libutti SK, Figg WD, et al. Isolated hepatic perfusion for unresectable hepatic metastases from colorectal cancer.
Surgery 2001;129:176-87.
64.Rothbarth J, Pijl ME, Vahrmeijer AL, et al. Isolated hepatic perfusion with high-dose melphalan for the treatment of colorectal
metastasis confined to the liver. Br J Surg 2003;90:1391-7.
65. Moertel CG. Karnofsky Memorial Lecture: an odyssey in the
land of small tumors. J Clin Oncol 1987;5:1503-22.
66. Shebani KO, Souba WW, Finkelstein DM, et al. Prognosis and
survival in patients with gastrointestinal tract carcinoid tumors.
Ann Surg 1999;229:815-23.
67. Chamberlain RS, Canes D, Brown KT, et al. Hepatic neuroendocrine metastases: does intervention alter outcomes? J Am
hepatic resection after neoadjuvant therapy for nonresectable
colorectal. Ann Surg Oncol 2001;8:347-53.
Alberts SR, Horvath WL, Sternfeld WC, et al. Oxaliplatin, fluorouracil, and leucovorin for patients with unresectable liveronly metastases from colorectal cancer: a North Central Cancer
Treatment Group Phase II study. J Clin Oncol 2005;23:1-7.
Quenet F, Nordlinger B, Rivoire M, et al. Resection of previously unresectable liver metastases from colorectal cancer after
chemotherapy with CPT-11/L-OHP/LV5FU2 (Folfirinox): a
prospective phase II trial. Proc Am Soc Clin Oncol
2004;23:(abstr. 3613).
Pozzo C, Basso M, Cassano A, et al. Neoadjuvant treatment of
unresectable liver disease with irinotecan and 5-fluorouracil
plus folinic acid in colorectal cancer patients. Ann Oncol
2004;15:933-9.
Zelek L, Bugat R, Cherqui D, et al. Multimodal therapy with intravenous biweekly leucovorin, 5-fluorouracil and irinotecan
combined with hepatic arterial infusion pirarubicin in non-resectable hepatic metastases from colorectal cancer (a European
Association for Research in Oncology Trial). Ann Oncol
2003;14:1537-42.
De la Camara J, Rodriguez J, Rotellar F, et al. Triplet therapy
with oxaliplatin, irinotecan, 5-fluorouracil and folinic acid within
a combined modality approach in patients with liver metastases
from colorectal cancer. J Clin Oncol 2004;14:(abstr. 3593).
Nordlinger B, Sorbye H, Debois M, et al. Feasibility and risks
of preoperative chemotherapy (CT) with FOLFOX4 and surgery for resectable colorectal liver metastases (LM). Interim results of the EORTC Intergroup randomized phase III study
40983. J Clin Oncol 2005;23:(abstr. 3528).
Van de Velde CHJ. Treatment of liver metastases of colorectal
cancer. Ann Oncol 2005;16:44-9.
Etienne MC, Chazal M, Laurent-Puig P, et al. Prognostic value
of tumoral thymidylate synthase and p53 in metastatic colorectal cancer patients receiving fluorouracil-based chemotherapy:
phenotypic and genotypic analyses. J Clin Oncol
2002;20:2832-43.
Lecomte T, Ferraz JM, Zinzindohoue F, et al. Thymidylate
synthase gene polymorphism predicts toxicity in colorectal cancer patients receiving 5-fluorouracil-based chemotherapy. Clin
Cancer Res 2004;10:5880-8.
Iqbal S, Lenz HJ. Molecular predictors of treatment and outcome
in colorectal cancer. Curr Gastroenterol Rep 2003;5:399-405.
Stoehlmacher J, Park DJ, Zhang W, et al. A multivariate analysis of genomic polymorphisms: prediction of clinical outcome
to 5-FU/oksaliplatin combination chemotherapy in refractory
colorectal cancer. Br J Cancer 2004;91:344-54.
Nadal C, Maurel J, Gallego R, et al. Fas/fas ligand ratio: a marker of oxaliplatin-based intrinsic and acquired resistance in advanced colorectal cancer. Clin cancer Res 2005;11: 4770-4.
Lopez-Landron A, Salvador J, Bernabe R, et al. Observation
versus postoperative chemotherapy after resection of liver metastases in patients with advanced colorectal cancer. Proc Am
Soc Clin Oncol 2003;22:(abstr. 373).
Portier G, Rougier P, Milan C, et al. Adjuvant systemic chemotherapy using 5-fluorouracil and folinic acid after resection of liver metastases from colorectal origin. Results of an intergroup
phase III study (trial FFCD-ACHBTH-AURC 9002) Proc Am
Soc Clin Oncol 2002;21:(abstr. 528).
Chari RS, Helton WS, Marsh RD. Chemotherapy and regional
therapy of hepatic colorectal metastases: Expert Consensus Statement by Bartlett et al. Ann Surg Oncol 2006;13:1293-5.
Sigurdson ER, Ridge JA, Kemeny N, Daly JM. Tumor and liver drug uptake following hepatic artery and portal vein infusion. J Clin Oncol 1987;5:1836-40.
Vahrmeijer AL, van Dierendonck JH, van de Velde CJ. Treat-
84
Öztop Ý
Coll Surg 2000;190:432-45.
68. Lal A, Chen H. Treatment of advanced carcinoid tumors. Curr
Opin Oncol 2006;18:9-15.
69. Madoff DC, Gupta S, Ahrar K, Murthy R, Yao JC. Update on
the management of neuroendocrine hepatic metastases. J Vasc
Interv Radiol 2006;17:1235-50.
70. Ihse I, Persson B, Tibblin S. Neuroendocrine metastases of the
liver. World J Surg 1995;19:76-82.
71. Sutcliffe R, Maguire D, Ramage J, Rela M, Heaton N. Management of neuroendocrine liver metastases. Am J Surg
2004;187:39-46.
72. Yalçýn Þ. Systemic chemotherapy for neuroendocrine tumors of
gastroenteropancreatic system. In: Yalçýn Þ (Ed): Neuroendocrine tumors of gastroenteropancreatic system. Form Reklam
Hizmetleri, Ankara 2006;291-301.
73. Sun W, Lipsitz S, Catalano P, et al. Phase II/III study of doxorubicin with fluorouracil compared with streptozocin with fluorouracil or dacarbazine in the treatment of advanced carcinoid
tumors: Eastern Cooperative Oncology Group Study E1281. J
Clin Oncol 2005;23:4897-904.
74. Schnirer II, Yao JC, Ajani JA. Carcinoid: a comprehensive review. Acta Oncol 2003;42:672-92.
75. Kolby L, Persson G, Franzen S, et al. Randomized clinical trial
of the effect of interferon alpha on survival in patients with disseminated midgut carcinoid tumours. Br J Surg 2003;90:687-93.
76. Oberg K, Eriksson B. Nuclear medicine in the detection, staging and treatment of gastrointestinal carcinoid tumours. Best
Pract Res Clin Endocrinol Metab 2005;19:265-76.
77. Yao JC, Ng C, Hoff PM, et al. Improved progression free survival (PFS), and rapid, sustained decrease in tumor perfusion
among patients with advanced carcinoid treated with bevacizumab [abstract]. J Clin Oncol 2005;23:309.
78. von Schrenck T, Howard JM, Doppman JL, et al. Prospective
study of chemotherapy in patients with metastatic gastrinoma.
Gastroenterology 1988;94:1326-34.
79. Rivera E, Ajani JA. Doxorubicin, streptozocin, and 5-fluorouracil chemotherapy for patients with metastatic islet-cell carcinoma. Am J Clin Oncol 1998;21:36-8.
80. Ramanathan RK, Cnaan A, Hahn RG, et al. Phase II trial of da-
81.
82.
83.
84.
85.
86.
87.
88.
89.
90.
91.
85
carbazine (DTIC) in advanced pancreatic islet cell carcinoma.
Study of the Eastern Cooperative Oncology Group-E6282. Ann
Oncol 2001;12:1139-43.
Fine R, Fogelman D, Schreibman S. Effective treatment of neuroendocrine tumors with temozolomide and capecitabine [abstract]. J Clin Oncol 2005;23:361.
Jensen RT. Carcinoid and pancreatic endocrine tumors: recent
advances in molecular pathogenesis, localization, and treatment
[review]. Curr Opin Oncol 2000;12:368-77.
Sippel RS, Chen H. An update on carcinoid tumors. Problems
in General Surgery 2004;20:125-33.
Van Gompel JJ, Sippel RS, Warner TF, Chen H. Gastrointestinal carcinoid tumors: factors that predict outcome. World J Surg
2004;28:387-92.
Wulbrand U, Remmert G, Zofel P, et al. mRNA expression patterns of insulinlike growth factor system components in human
neuroendocrine tumours. Eur J Clin Invest 2000;30:729-39.
Wood WC, Muss HB, Solin LJ, Olopade OI. Malignant tumors
of the breast. In: Cancer Principles and Practice of Oncology.
Eds: DeVita VT, Hellman S, Rosenberg SA. (7th edition). Philadelphia, Lippincott Williams&Wilkins, 2005.
Sato N, Sato M, Tabie T, et al. Combination docetaxel and trastuzumab treatment for patients with HER-2-overexpressing
metastatic breast cancer: a multicenter, phase-II study. Breast
Cancer 2006;13:166-71.
Manola J, Atkins M, Ibrahim J, Kirkwood J. Prognostic factors
in metastatic melanoma: a pooled analysis of Eastern Cooperative Oncology Group trials. J Clin Oncol 2000;18:3782-93.
Anderson CM, Buzaid AC, Legha SS. Systemic treatments for
advanced cutaneous melanoma. Oncology (Huntingt)
1995;9:1149-58.
Middleton MR, Grobb JJ, Aaronson N, et al. Randomized phase III study of temozolamide versus dacarbazine in the treatment of patients with advanced metastatic malignant melanoma. J Clin Oncol 2000;18:158-66.
Balch CM, Atkins MB, Sober ARJ. Cutaneous melanoma. In:
Cancer Principles and Practice of Oncology. Eds: DeVita VT,
Hellman S, Rosenberg SA. (7th edition). Philadelphia, Lippincott Williams&Wilkins, 2005.
Türk HPB 2007 Cilt 3 Sayý 2
Non-Kolorektal Karaciðer Metastazlarý
Türk HPB
Sedat Karademir
Dokuz Eylül Üniversitesi, Týp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalý, Hepatopankreatobiliyer Cerrahi
Birimi, ÝZMÝR
Özet
Kolorektal ve nöroendokrin kanserlerin karaciðer metastazlarýnda cerrahi ve cerrahi dýþý tedavi seçeneklerinin birlikte ve tamamlayýcý þekilde kullanýlmasý ile özellikle son 20 yýlda hasta saðkalýmýnda ciddi artýþ saðlanmýþtýr. Son yýllarda, non-kolorektal ve non-nöroendokrin
karaciðer metastazlarýnýn tedavisinde de benzer bir eðilim gözlenmektedir. Bugün kimi yazarlar, ekstrahepatik tutuluþ varlýðýnda bile, R0
rezeksiyon mümkünse cerrahi tedavi önerebilmektedir. Bu bölümde, non-kolorektal primerlerden geliþen karaciðer metastazlarýnda uygulanan tedavi yaklaþýmlarý literatür ýþýðýnda irdelenmiþtir.
Anahtar kelimeler: cerrahi tedavi, karaciðer metastazlarý, saðkalým
Non-Colorectal Liver Metastases
Summary
The complementary roles of surgical resection and other treatment modalities in colorectal and neuroendocrine liver metastasis have made a major improvement in patients survival especially within the past two decades. Recently, a similar trend has been observed after resections for noncolorectal and nonneuroendocrine liver secondaries. Today, if R0 resection is possible, some authors
may suggest surgical resection even in presence of extrahepatic involvement. Here, the literature on therapeutic approaches for
noncolorectal liver metastasis was reviewed.
Key words: surgical therapy, hepatic metastasis, survival
yaklaþýmla, çýkarýlabilir olmasýna karþýn tedavi
uygulanmamýþ KRK metastazlarýnda %20 olan 3
yýllýk saðkalým oraný, hepatik rezeksiyon uygulananlarda %30-60'a yükseldi1-3. Ancak, bu baþarýnýn elde edilmesinde olumlu katkýsý olan bazý süreçler vardýr. Bunlardan biri, cerrahi tekniðin ve
yoðun bakým þartlarýnýn iyileþmesidir. Bu sayede,
major hepatektomiler minimal kan transfüzyonu
ve düþük morbidite ile yapýlabilir hale gelmiþtir4,5.
Bir diðeri, karaciðer içi segmenter anatominin
dahi iyi bilinmesidir. Böylece, tümörsüz cerrahi
sýnýr elde etme þansý yükselmiþ, lokal nüks riski
azaltýlarak hasta saðkalýmýna olumlu katký saðlanmýþtýr6. Bir baþka geliþme, karaciðerin yüksek
Giriþ
Karaciðer tümörlerinin büyük bölümünü karaciðer dýþý organlardan hematojen yolla gelen metastazlar oluþturur. Karaciðerin portal kan akýmý
önünde yerleþen ilk organ olmasý onun gastrointestinal sistem kaynaklý tümörlerden sýk metastaz
almasýna neden olmaktadýr. Geçmiþte, karaciðer
metastazlarý inoperabl olarak deðerlendirilir, hastalar da saðkalým yararý çok sýnýrlý olan kemoterapötik ajanlarla tedaviye çalýþýlýrdý. Ancak son
yýllarda, metastazlara yönelik uygulanan hepatektomilerin özellikle kolon ve rektum kanserlerinin (KRK) karaciðer metastazlarýnda hasta saðkalýmýný anlamlý ölçüde uzattýðý gösterildi. Bu
Sedat KARADEMÝR, Dokuz Eylül Üniversitesi Týp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalý Hepato-pankreatobiliyer
Cerrahi Birimi, Balçova, ÝZMÝR
68
S Karademir
den daha iyidir. Üreme organlarýndan kaynaklananlarda hepatektomi sonrasý saðkalým ortalama 115 ay
iken, diðerleri için 36 ay'dýr11,14,15.
Primer tümör tipi dýþýnda karaciðer metastazlý
hastalardaki saðkalýmý etkileyen diðer bir faktör
de cerrahi sýnýrýn durumudur. Genel onkolojik
prensipler içinde karaciðerde 1 cm'lik tümörsüz
cerrahi sýnýrýn elde edilmesi güvenli olarak kabul
edilse de, kolorektal veya nöroendokrin tümör
metastazlarýnda tümör yükünü azaltacak inkomplet (sitoredüksiyon) rezeksiyonlar uygulanabilmektedir. Parankim koruyucu yaklaþým, atrofi-hipertrofi, ve multipl re-rezeksiyonlar bu düþüncenin pratiðe olan yansýmalarý ve tedavi arayýþlarýdýr. Ancak, pozitif bir cerrahi sýnýr anlamýna gelen
inkomplet (palyatif) rezeksiyon, NKNN karaciðer
metastazlarýnda saðkalýmý belirgin olarak düþürmektedir11,15. R0 rezeksiyonla %40 olan 5 yýllýk
hasta saðkalýmý, inkomplet rezeksiyon uygulandýðýnda 3 yýl için bile %0'dýr. NKNN tümörler içinde R0 karaciðer rezeksiyonundan en fazla yarar
gören tümör tipi yine üreme organlarýndan kaynaklananlardýr. Bu hastalarda R0 rezeksiyonla, 3
yýllýk kanser spesifik saðkalým oraný 78% gibi
yüksek bir orana eriþmiþtir.
Karaciðere metastaz yapan kanserlerin biyolojik davranýþ biçimini yansýtan ve tedavi sonrasý
saðkalým için önemli etkiye sahip olduðu gösterilen diðer bir parametre primer tümörün rezeksiyonu ile nüks geliþmesi arasýndaki geçen süreyi tanýmlayan 'hastalýksýz interval'dir. Bu süre uzadýkça
tümörün daha az saldýrgan olduðuna inanýlmaktadýr3,15-17. Örneðin, NKNN karaciðer metastazlarýna
R0 rezeksiyon sonrasý 3 yýllýk saðkalým oranlarý 24
aydan daha uzun intervale sahip hastalarda %72,
24 aydan kýsa intervale sahip olanlarda %36'dýr11.
Bu fark kendini nüks geliþiminde de göstermektedir. Üç yýl içinde, ilk gruptakilerin %95'inde, ikinci gruptakilerin ise %70'inde nüks saptanmýþtýr.
Karaciðer metastazlarýnýn rezeksiyonu konusunda cerrahlar her geçen gün daha agresif davranma eðilimi göstermektedirler. Bunda, karaciðer rezeksiyonlarýndaki mortalite ve morbidite oranlarýnýn giderek azalmasý, düþük komplikasyon ve kan
kaybý ile metastaz cerrahisi yapacak teknik deneyimin birikmesi ve kimi hastalarda rezeksiyon sonrasý yeni ve etkin adjuvan kemoterapilerin bulunmasý gibi faktörler etkili olmaktadýr. Bazý durumlarda ise karaciðer rezeksiyonu hastaya sunulabilecek tek kür þansý olmakta ve rezeksiyondan daha
etkin tedavi seçeneði bulunmamaktadýr.
rejenerasyon kabiliyeti ve geniþ metabolik rezervinin farkýna varýlmasý ve kullanýlmasýdýr. Bu sayede, atrofi-hipertrofi teknikleri geliþtirilmiþ, parankim yetmezliði sorunu kýsmen aþýlarak, sirotik
karaciðerlerde bile major hepatektomiler güvenle
yapýlabilir hale gelmiþtir7-9. Saydýðýmýz bu geliþmelerin de yardýmý ile, karaciðer metastazlarýnýn
cerrahi tedavi seçenekleri artmýþ, özellikle de metastatik KRK hastalýðý tedavi edilemeyen sistemik bir hastalýk olmaktan çýkarak kür þansý olan
bir hastalýk durumuna gelmiþtir. Ancak, bu sonuçlarýn alýnmasýnda kombine tedavilerin, yani
kemoterapinin saðladýðý destek unutulmamalýdýr.
KRK dýþýndaki kanserlerin karaciðer metastazlarýna gelindiðinde, hepatektominin bu grupta da
yararlý olduðu iddia edilmiþ ancak hasta serilerindeki bu iyileþmenin nöroendokrin tümörlerden
(NET) ve bu tümörlerin olumlu biyolojik davranýþýndan kaynaklandýðý anlaþýlmýþtýr. Artýk
NET'ler ayrý bir grup olarak deðerlendirilmeye
baþlanmýþtýr. Geride kalan non-kolorektal, nonnöroendokrin (NKNN) tümör metastazalarýnýn
sayýca az, primer tümör tipi olarak da heterojen
olmasý nedeni ile hepatektomilerin bu gruptaki
saðkalým yararý henüz net deðildir.
KRK metastazlarýnýn tedavisinde elde edilen baþarýnýn, kolorektal kanserlerin hem biyolojik davranýþýna10-12 hem de karaciðerin tümör yayýlým alaný
üzerinde bir filtre gibi görev yapmasýna baðlý olduðu düþünülmektedir10. Metastatik potansiyeli düþük
olan ve karaciðere karþý seçici bir davranýþ gösteren
KRK tümörlerin bu özelliklerinden dolayý karaciðerde sýnýrlý kalarak hepatik rezeksiyonlardan yarar
gördüðüne inanýlmaktadýr. Ancak, KRK dýþýndaki
solid tümörlerin karaciðer metastazlarý için ayný
þartlar geçerli deðildir. Özellikle de gastrointestinal
sistemin dýþýndaki bir organdan karaciðere metastaz
saptandýðýnda hastalýðýn sistemik yayýlým gösterdiðine inanýlýr. Karaciðerde sýnýrlý kalma avantajýnýn
kaybedildiði bu ortamda hepatektomiden saðlanacak yarar doðal olarak tümörün biyolojik davranýþý
ile iliþkili olacaktýr. Örneðin, yavaþ bir ilerleme
özelliði gösteren nöroendokrin tümörlerin karaciðer
metastazlarýna uygulanan rezeksiyonlar saðkalýma
olumlu katký saðlar (5 yýllýk saðkalým %76)13. Ayný
þekilde, NKNN tümör grubu içinde sayýlan üreme
organlarýna (testisler, overler gibi..) ait kanserlerin
de biyolojik davranýþý diðer NKNN tümörlerinkin69
Non-Kolorektal Karaciðer Metastazlarý
metastatik NKNN tümör serisidir ki, bu çalýþmada R0 rezeksiyon saðlanabilmesi durumda ekstrahepatik hastalýðýn baðýmsýz bir prognostik rol taþýmadýðý görülmüþtür11.
Rezeksiyon ve kemoterapinin yanýsýra modern
tedavide deðiþik seçenekler ortaya çýkmýþtýr. Hepatik arter embolizasyonu, hepatik arter infüzyon
kemoterapisi ve 'radiofrequency ablation' (RF)
bunlardan bazýlarýdýr. Ayrýca, karaciðerdeki lezyonlarýn kriyoterapi ile ablasyonu önerilmiþ ancak
morbiditesi yüksek (%20), pratik uygulamasý da
teknik olarak zor olduðundan bu yöntem rutin kullanýma girememiþ, laparoskopik ve perkütan olarak uygulanabilen RF, cerrahýn ihtiyacýna daha iyi
cevap vermiþtir. Metastatik hastalýklar için uç bir
tedavi seçeneði olan karaciðer nakli ise ancak yavaþ ilerleyen bir tümör olarak nöroendokrin tümör
metastazlarýnda uygulanmaktadýr. Bu hastalardaki
çok merkezli nakil sonuçlarýna göre 5 yýllýk saðkalým %36 olarak bildirilmiþtir18.
Nöroendokrin Tümör (NET) Karaciðer
Metastazlarýnda Cerrahi
Gastrointestinal nöroendokrin tümörler (NET)
karaciðere metastaz yapma eðilimi gösterirler.
Bunlarýn 2/3'ünde primer tümör tipi karsinoidlerdir. Geri kalan 1/3'ü ise adacýk hücreli neoplaziler, daha ender olmak üzere de gastrinoma ve glukogonoma oluþturur. NET'ler yavaþ ilerleyen tümörlerdir ve etkin bir kemoterapi tedavisi de yoktur. Buna raðmen, tedavi uygulanmamýþ metastazlý hastalarda bile 5 yýllýk saðkalým %40'dýr23.
Yavaþ ilerlemelerine karþýlýk bu tümörlerin karaciðer metastazlarý karsinoid sendrom geliþmine
neden olur. Hastalardaki klinik gidiþ karaciðer
disfonksiyonu, kalp yetmezliði ve ölümle noktalanýr. Karaciðer metastazlarýna uygulanan cerrahi
rezeksiyonlar ise hasta saðkalýmýný uzatmaktan
çok, hastalarýn hemen hemen yarýsýnda gözlenen
hormonal semptomlarýn azaltýlmasýna ve buna
baðlý olarak da yaþam kalitesinin yükseltilmesine
yöneliktir. Bu yöntemle, semptomatik hastalarýn
%90'nýnda ortalama 19.3 ay süre ile iyileþme
gözlenmiþtir23. Primer amaç deðilmiþ gibi görünse de rezeksiyon ile 5 yýllýk saðkalým oraný da iyileþmekte, %61'e yükselmektedir24. NET metastazlarýnýn büyük bölümü düzgün sýnýrlý ve büyük
lezyonlardýr. Ýntrahepatik damarlarý ve safra yollarýný invaze etmek yerine onlarý iterek etki gösterirler. Bu tip soliter lezyonlarda geride yeterli
fonksiyonel karaciðer hacmi kalýyorsa segmentektomiden geniþletilmiþ hepatektomilere kadar
farklý rezeksiyon tipleri planlanabilir. Ancak,
NET metastazlarý karaciðer içinde çok sayýda ve
yaygýn olarak da bulunabilir. Bu durumda, rezeksiyon sýrasýnda geride okült metastaz býrakma riski mevcuttur 23. Soliter lezyonlar için bile böylesi
bir riskin bulunduðu düþünülmektedir. Nitekim,
nüksler için tekrarlanan cerrahi veya cerrahi dýþý
ablasyon teknikleri gerekmektedir. Re-rezeksiyon
ve iþlemlerin tekrarlanabilmesi için karaciðer parankimini koruyan cerrahi ya da giriþimsel tedavi
anlayýþý önemli hale gelmiþtir. Bu yaklaþýmla,
multipl ve bilobar yerleþimli NET metastazlarýnda
Preoperatif Deðerlendirme
Karaciðerdeki metastazlara yönelik hepatektomi
planlanmadan önce fizik muayene, laboratuar verileri, akciðer grafisi, toraks ve abdominal BT, kemik sintigrafisi ve gerekirse PET sintigrafisi gibi
görüntüleme yöntemleri kullanýlarak karaciðer dýþý hastalýk bulunup bulunmadýðý dikkatle araþtýrýlmalýdýr. Manyetik rezonans (MR), özellikle de gadolinium ile uygulandýðýnda karaciðer lezyonlarýnýn tespit edilmesi, damarsal yapýlar ve safra yollarý ile olan iliþkinin ortaya konmasý açýsýnda doðruluk oraný yüksek bir yöntemdir19. Karýn içinde
ilerlemiþ hastalýðý saptamada kullanýlan tanýsal laparoskopi kavramý gereksiz laparotomileri önlemeyi amaçlamaktadýr. Karýn içinde yaygýn hastalýk ile karþýlaþma olasýlýðý yüksek kiþilere uygulanan tanýsal laparoskopi ile bu hastalarýn %78'inde
gereksiz laparotomiden kaçýnýlabilmiþtir20. Ayrýca,
peroperatif ultrason kullanýmý sayesinde karaciðer
içi anatomi ve patolojiyi hakkýnda daha net bilgi
almak, tedavi planýný buna göre yeniden deðerlendirmek mümkün olmaktadýr21.
Karaciðer dýþýnda (batýn, akciðer ve kemik gibi) metastaz saptanmasý, cerrahýn hepatik rezeksiyona soðuk bakmasýna neden olsa da bu düþüncesini tamamen engelleyememektedir. Karaciðer
ve dýþýndaki metastazlarýn R0 rezeksiyonla çýkarýlabildiði olgularda 5 yýllýk saðkalým oranýnýn %24
bulunmasý bu konunun uygulamaya açýk uçlarýnýn
olduðunu göstermektedir22. Bunu destekleyen bir
diðer çalýþma da Weitz ve ark.'nýn 173 hastalýk
70
Karademir S
bile sitoredüktif rezeksiyon sayesinde uzun süreli
ve semptomsuz saðkalým saðlanabilmektedir25.
Ancak, hormonal semptomlarýn ortadan kaldýrýlabilmesi %90 sitoredüksiyonun baþarýlmasý ile
mümkündür13.
Diðer bir seçenek olan 131 I-MIBG ile de uzun
süreli semptomatik iyileþme saðlanabilmiþtir38.
IFN-α uygulamasý ise, ilacýn anti-tümör etkisinin
yetersiz olmasý ve yan etkilerinin çokluðu nedeni
ile sýnýrlý kalmýþtýr39.
NET'de lokal ablasyon yöntemleri
Metastatik NET'de karaciðer nakli
Konvansiyonel cerrahi tedavilerin sýnýrlý olmasý nedeni ile birçok nakil merkezi metastatik nöroendokrin tümörler için karaciðer nakline sýcak bakmýþtýr. Ýrrezekabl ve diðer tedavilere yanýt vermeyen semptomatik NET'li gençler uygun hasta profilini oluþturmaktadýr40. Ancak, metastatik hastalýklar için karaciðer nakli hep tartýþmalý olmuþtur. Karaciðerin primer
ve diðer sekonder tümörleri ile karþýlaþtýrýldýðýnda çýkarýlamaz NET metastazlarýndaki karaciðer nakil sonuçlarý daha iyidir. Buna raðmen, nakil sonrasý 5 yýllýk saðkalým %36, hastalýksýz saðkalým ise %16 olarak bulunmuþtur17. Diðer bir çalýþmada ise bu oranlar
sýrasý ile %47 ve %24'tür41. Sonuçlardan da anlaþýlacaðý gibi, nakil sonrasý ciddi semptomatik palyasyon
saðlanmasýna raðmen yýllar içinde nükslerin geliþmekte, uzun süreli kür þansý yakalanamamaktadýr.
Bunun nedeni olarak, hastalýðýn geç döneminde, ekstrahepatik yayýlým ortaya çýktýktan sonra nakil uygulanmasýnýn rolü olduðu düþünülmektedir42-45
RF'nin NET metastazlarýnda baþarý ile uygulanabildiði gösterilmiþtir26-28. Ancak, RF ile ablasyonu
saðlanan parankim hacminin 4 cm çap ile sýnýrlý
kalmasý RF'nin dezavantajýdýr. Buna karþýlýk, perkütan, intaroperatif veya laparoskopik olmak üzere farklý þekillerde ve multipl uygulanabilme
avantajlarý vardýr. Yeni teknik geliþmeler sayesinde bugün için tek uygulamada 7 cm çaplý tümörlerin de ablasyonu saðlanabilmektedir29. RF ile
NET metastazlý hastalarýn %95'inde semptomlar
gerilemiþ, %80'nin de ise ortalama 10 ay süre ile
tam kontrol saðlanmýþtýr26. Ekstrahepatik hastalýðýn bulunduðu durumlarda bile RF ablasyonu ile
semptomatik rahatlama elde edildiði bildirilmektedir26. RF'nin komplikasyon oraný %5-10, mortalite oraný ise yaklaþýk %0.5'dir30-31. Teknik avantajlarý nedeni ile özellikle takip sýrasýnda geliþen lokal nüks veya yeni metastazlar için uygun bir palyasyon seçeneði olabilir. RF'de de tüm diðer ablasyon yöntemlerinde olduðu gibi karsinoid krizi
tetiklenebilir32. Krizin önlenmesi veya tedavisinde
oktreotid enjeksiyonu veya uzun etkili somatostatin analoglarý etkilidir33.
NET karaciðer metastazlarýnda diðer bir palyatif
tedavi seçeneði hepatik arter embolizasyonudur. Bu
iþlemle birlikte kemoterapötik ajan da kullanýlabilir.
Ýþlemin etkinliði açýsýndan kitlelerin büyük bölümünün iskemik býrakýlacak lobda toplanmýþ olmasý
önemlidir. Embolizasyon yöntemi ile hastalarýn %6490'nýnda semptomatik iyileþme saðlanabilmektedir34,35. Ýþleme baðlý mortalite oraný %5 gibi yüksek
bir rakam olup iþlem sonrasý farklý þiddetlerde de olsa KCFT ve ateþ yüksekliði görülmektedir36.
Non-Kolorektal Non-Nöroendokrin
(NKNN) Karaciðer Metastazlarýnda
Cerrahi
Meme
GIS dýþý kanserler içinde en sýk meme kanserlerine karaciðer metastazlarý nedeni ile hepatektomi
uygulanmaktadýr. Hepatektomi ile elde edilen 1 ve
2 yýllýk saðkalým oranlarý %60 ve %40'dýr (ortalama 23±7 ay)46. Bunlar, NET ve KRK metastazlarýnda elde edilen hepatektomi sonuçlarýna yakýndýr. Ancak, geç döneme bakýldýðýnda nüks geliþme
insidansý KRK'dan daha yüksektir47.
Cerrahi sonuçlardaki bu iyileþme, tek baþýna
kemoterapi ve endokrin tedavinin 6 ile 14 aylýk
saðkalým sonuçlarý ile karþýlaþtýrýldýðýnda daha net
görülmektedir48-51. Schneebaum ve ark. tarafýndan
sunulan seride 3 farklý tedavi þekli karþýlaþtýrýlmýþ,
ortanca saðkalým süreleri sistemik, lokal kemoterapi ve cerrahi için sýrasý ile 5, 25 ve 42 ay bulun-
Metastatik NET'de medikal tedavi seçenekleri
Lokal tedaviye uygun olmayan yaygýn metastazlý
hastalarda sistemik ilaç tedavisi uygulanýr. Bir
somatostatin analoðu olan oktreotid, hastalarýn
%70'inde semptomatik iyileþme saðlamaktadýr37.
71
Non-Kolorektal Karaciðer Metastazlarý
rindeki adezyon moleküllerini indükleyen ve tümör hücrelerindeki proteaz ekspresyonunu artýran IL-1'in bu etki ile tümörün hematojen yayýlýmýna yardýmcý olduðu düþünülmektedir60
Mide kanseri metastazlarýnýn rezeksiyonu 5
yýlda %17'lik bir saðkalým oraný saðlamaktadýr.
Bu sonuç, KRK karaciðer metastazlarýnda elde
edilen saðkalým sonucunun hemen hemen yarýsýdýr. Bunun, mide tümörlerinin sahip olduðu agresif tümör biyolojisine ve diffüz olarak nüks etme
özelliðine baðlý olduðu düþünülmektedir.
KRK'dan oldukça düþük kalsa da, ekstrahepatik
hastalýðýn bulunmadýðý çýkarýlabilir metastatik
mide kanserlerinde hepatektomi ile saðkalýmýn
anlamlý düzeyde uzayabildiði iddia edilmektedir61. Daha da ileri gidilerek, senkron ve metakron metastazlar arasýnda anlamlý bir saðkalým
farký görülmediðinden, senkron metastaz saptanmasý durumunda da primer tümörün ve karaciðerdeki metastazýnýn ayný anda rezeke edilebileceðini savunan yazarlar mevcuttur61,62. Az sayýda
da olsa, bu yaklaþýmla 5 yýldan daha uzun saðkalýmýn saðlanabildiði vakalar bildirilmektedir63.
Diðer yandan, bunun tersini savunan, metakron
metastazlarýn senkronlara oranla 5 kat daha iyi 5
yýlýk saðkalým (%29) avantajý saðladýðýný bildiren yazarlar da vardýr64-66.
Primer tümörün mide serozasýna, çevre lenf
nodlarýna ve venöz damarlara invazyonunun hepatektomi sonrasý saðkalýmý anlamlý derece düþürdüðünü bildiren yayýnlara karþýlýk, bazý yazarlar bunu desteklememektedir58,63-65. Diðer bir
prognostik parametre de karaciðerdeki metastazlarýn sayý, boyut ve daðýlým durumudur. Metastatik kitlenin tek ve 5 cm'den küçük olmasýnýn rezeksiyon sonrasý saðkalýmda belirgin uzama saðladýðý gösterilmiþtir58,64-67.
Özetle, mide kanserinin karaciðer metastazlarýna uygulanacak tedavi þekli halen tartýþmalýdýr.
Ekstrahepatik yayýlýmýn bulunduðu vakalarda en
uygun tedavi seçeneði kemoterapidir. Cerrahi rezeksiyonun yerine palyatif kemoterapi veya gastrektomi + hepatik arter infüzyon kemoterapisi ile
hepatektomiye yakýn veya hepatektomiden daha
iyi saðkalým elde edildiði gösterilmiþtir68,69. Metastaz cerrahisi ile beraber hepatik arter infüzyon kemoterapisinin yararýna da deðinilmiþtir70.
muþtur52. Ancak, hepatektominin arkasýndan kemoterapinin saðlayacaðý destek unutulmamalýdýr.
Çünkü, hepatektomi ile saðlanan sitoredüksiyonun kemoterapinin etkinliðini artýrdýðý düþünülmektedir. Elias ve ark. hepatektomi öncesi ve sonrasý uyguladýklarý kemoterapi ile ortanca saðkalým
süresini 38.2 ay, 2 ve 5 yýllýk saðkalým oranlarýný
ise %78 ve %24 olarak bildirmiþlerdir53.
Meme kanseri metastazlarýna inkomplet hepatik rezeksiyonlar da uygulanmýþ ve alýnan sonuçlar beklendiði gibi kötü olmamýþtýr. Saðlanan
sitoredüksiyon sayesinde baþka yerlerdeki mikrometastazlarýn adjuvant kemoterapiye tam yanýt
verebildiðine inanýlmaktadýr. Bu nedenle, çýkarýlabilir olduðu sürece meme kanserinin karaciðer
metastazlarýnda adjuvan cerrahi rezeksiyon önerilmektedir54. Karaciðer içinde veya dýþýnda hastalýk býrakýlacak olmasýnýn hepatektomiyi engellemeyeceðini savunanlar vardýr ki bu yazarlar
kendi pratiklerinde, radyoterapi ile kontrol altýna
alýnan kemik metastazlý hastalarda bile karaciðer
rezeksiyonu uygulamýþlardýr54,55.
Birçok çalýþmada prognostik parametreler deðerlendirilmiþtir. Hastalýksýz intervalin önemi konusunda net bir veri yoktur. Metastazlarýn sayý ve
boyutlarýnýn prognostik olmadýðý görüþü mevcuttur.48,54. Lenf nodu invazyonu konusunda da tam
bir görüþ birliði yoktur. Prognostik bir parametre
olarak görenlerin yanýnda55,56 lenf yolu pozitifliðinin saðkalým sonuçlarýný etkilemediðini iddia
edenler de vardýr54. Primer hastalýðýn evresinin
saðkalýma etkili olmadýðý düþünülmektedir54. Cerrahi sýnýr konusu da net deðildir. Negatif olmasýnýn anlamlý katký saðladýðýný savunanlarýn yanýnda fark yaratmadýðýný bildirenler de vardýr54,57.
Mide
Küratif gastrektomiden sonraki 2 yýl içinde hastalarýn %13'ünde karaciðer metastazý ile karþýlaþýlmaktadýr. Ancak, bu vakalarýn çoðunda metastazlar multifokal yerleþmiþ ve peritona yayýlým yapmýþ durumdadýr. Bu nedenle de, ancak %10'nunda küratif rezeksiyon uygulanabilmektedir58.
Primer tümörün mide subserozasý ve lenf nodlarýný tutmasý metastaz geliþmesi açýsýndan
önemlidir59. Ayrýca, tümöral IL-1 ekspresyonunun da karaciðere metastaz geliþme riskini artýrdýðý öne sürülmektedir. Damar endotel hücrele72
Karademir S
Sarkomlar
8.
Gastrointestinal stromal tümör (GIST) ya da intestinal leyomyosarkom kaynaklý metastazlar karaciðer parankimi içinde çok sayýda ve diffüz yayýlým
özelliðine sahiptir. Bu nedenle çoðu vaka inoperabl olarak deðerlendirilmekte ve ancak %26'sýnda
komplet bir rezeksiyon uygulanabilmektedir17.
Komplet rezeksiyon uygulanabilen vakalardaki 5
yýllýk saðkalým oraný ise deðiþik serilerin sonuçlarýna göre ortalama %25 civarýndadýr17,71-73. Bu serilerde aranan prognostik faktörlerden ikisi ön plana
çýkmýþtýr. Bunlardan biri hastalýksýz intervalin 24
aydan daha uzun olmasý, diðeri ise komplet (R0)
rezeksiyon uygulanabilmesidir17. Buna raðmen,
hepatik rezeksiyon sonrasý bu tümörlerin nüksetme riski oldukça yüksektir71-73. Nükselerin büyük
bölümü de yine karaciðerde görülmektedir. Bu da
hastalarýn yaþam konforunu ciddi olarak bozan rerezeksiyon uygulamalarýný gündeme getirmektedir. Cerrahinin uygulanamadýðý durumlarda semptomatik tümörlere ya da tümör yükünü azaltmak
üzere hepatik arter embolizasyonu (HAE) uygulanmaktadýr. HAE, hipervaküler olma özelliði taþýyan sarkomlarda palyasyon saðlayabilir ancak saðkalýma etkisi yoktur. Bugün, yeni ve etkin kemoterapötik ajanlar sayesinde GIST'lerin tedavisinde
dramatik bir noktaya gelinmiþtir. Özellikle c-kit tirozin kinaz aktivitesini inhibe eden imatinib ile bu
tümörlerin ilk aþamada medikal tedavisi mümkün
olmakta, metastazlarýnda ise rezeksiyon sonrasý
nüks riski anlamlý ölçüde azalmaktadýr74.
9.
10.
11.
12.
13.
14.
15.
16.
17.
18.
19.
20.
21.
22.
23.
Kaynaklar
1.
2.
3.
4.
5.
6.
7.
Fong Y, Cohen AM, Fortner JG, et al. Liver resection for colorectal metastases. J Clin Oncol 1997;15:938-46.
Scheele J, Stang R, Altendorf-Hofmann A, et al. Resection of
colorectal liver metastases. World J Surg 1995;19:59-71.
Schlag P, Hohenberger P, Herfarth C. Resection of liver metastases in colorectal cancer-competitive analysis of treatment results in synchronous versus metachronous metastases. Eur J
Surg Oncol 1990;16:360-5.
DeMatteo RP, Fong Y, Jarnagin WR, et al. Recent advances in
hepatic resection. Semin Surg Oncol 2000;19:200-74.
Melendez JA, Arslan V, Fischer ME, et al. Perioperative outcomes
of major hepatic resections under low central venous pressure
anesthesia: blood loss, blood transfusion, and the risk of postoperative renal dysfunction. J Am Coll Surg 1998;187:620-25.
DeMatteo RP, Palese C, Jarnagin WR, et al. Anatomic segmental hepatic resection is superior to wedge resection as an oncologic operation for colorectal liver metastases. J Gastrointest
Surg 2000;4:178-84
Jarnagin WR, Gonen M, Fong Y, et al. Improvement in operative outcome after hepatic resection: analysis of 1,803 consecutive cases over the past decade. Ann Surg 2002;236:397-406.
24.
25.
26.
27.
28.
29.
30.
73
Choti MA, Bowman HM, Pitt HA, et al. Should hepatic resections be performed at high-volume referral centers? J Gastrointest Surg 1998;2:11-20.
Fong Y, Blumgart LH. Hepatic colorectal metastasis: current
status of surgical therapy. Oncology 1998;12:1489-98.
Sugarbaker PH. Metastatic inefficiency: the scientific basis for
resection of liver metastases from colorectal cancer. J Surg Oncol Suppl 1993;3:158-60.
Weitz J, Blumgart LH, Fong Y, et al. Partial hepatectomy for
metastases from noncolorectal, nonneuroendocrine carcinoma.
Ann Surg 2005;241:269-76.
Mizuno N, Kato Y, Izumi Y, et al. Importance of hepatic firstpass removal in metastasis of colon carcinoma cells. J Hepatol
1998;28:865-77.
Chamberlain RS, Canes D, Brown KT, et al. Hepatic neuroendocrine metastases: does intervention alter outcomes? J Am
Coll Surg 2000;190:432-45.
Elias D, Cavalcanti de Albuquerque A, Eggenspieler P, et al.
Resection of liver metastases from a noncolorectal primary: indications and results based on 147 monocentric patients. J Am
Coll Surg 1998;187:487-93.
Harrison LE, Brennan MF, Newman E, et al. Hepatic resection
for noncolorectal, nonneuroendocrine metastases: a fifteen-year
experience with ninety-six patients. Surgery 1997;121:625-32.
Laurent C, Rullier E, Feyler A, et al. Resection of noncolorectal and nonneuroendocrine liver metastases: late metastases are
the only chance of cure. World J Surg 2001;25:1532-6.
DeMatteo RP, Shah A, Fong Y, et al. Results of hepatic resection
for sarcoma metastatic to the liver. Ann Surg 2001;234:540-8.
Le Treut YP, Delpero JR, Dousset B, et al. Results of liver
transplantation in the treatment of metastatic neuroendocrine
tumors. Ann Surg 1997;225:355-64.
Vassiliades VG, Foley WD, Alarcon J, et al. Hepatic metastases: CT
versus MRimaging at 1.5T. Gastrointest Radiol 1991;16:159-63.
Potter MW, Shah SA, McEnaney P, et al. A critical appraisal of
laparoscopic staging in hepatobiliary and pancreatic malignancy. Surg Oncol 2000;9:103-10.
Castaing D, Kunstlinger F, Habib N, et al. Intraoperative ultrasonographic study of the liver. Methods and anatomic results.
Am J Surg 1985;149:676-82.
Lang H, Nussbaum KT, Weimann A, Raab R. Liver resection
for non-colorectal, non-neuroendocrine hepatic metastases.
Chirurg 1999;70:439-46.
Que FG, Sarmiento JM, Nagorney DM. Hepatic surgery for
metastatic gastrointestinal neuroendocrine tumors. Cancer Control 2002;9:67-79.
Sarmiento JM, Heywood G, Rubin J, et al. Surgical treatment
of neuroendocrine metastases to the liver: a plea for resection to
increase survival. J Am Coll Surg 2003;197:29-37.
McEntee GP, Nagorney DM, Kvols LK, et al. Cytoreductive
hepatic surgery for neuroendocrine tumors. Surgery
1990;108:1091-6.
Berber E, Flesher N, Siperstein AE. Laparoscopic radiofrequency ablation of neuroendocrine liver metastases. World J Surg
2002;26:985-90
Wessels FJ, Schell SR. Radiofrequency ablation treatment of refractory carcinoid hepatic metastases. J Surg Res 2001;95:8-12.
Meij V, Zuetenhorst JM, van Hillegersberg R, et al. Local treatment in unresectable hepatic metastases of carcinoid tumors:
Experiences with hepatic artery embolization and radiofrequency ablation. World J Surg Oncol 2005;3:75
Veenendaal LM, de Jager A, Stapper G, et al. Multiple fiber laser-induced thermotherapy for ablation of largeintrahepatic tumors. Photomed Laser Surg 2006;24:3-9.
Henn AR, Levine EA, McNulty W, et al. Percutaneous radiofrequency ablation of hepatic metastases for symptomatic relief
Non-Kolorektal Karaciðer Metastazlarý
31.
32.
33.
34.
35.
36.
37.
38.
39.
40.
41.
42.
43.
44.
45.
46.
47.
48.
49.
50.
51.
52.
of neuroendocrine syndromes. AJR Am J Roentgenol
2003;181:1005-10.
Curley SA, Marra P, Beaty K, et al. Early and late complications after radiofrequency ablation of malignant liver tumors in
608 patients. Ann Surg 2004;239:450-8.
Wettstein M, Vogt C, Cohnen M, et al. Serotonin release during
percutaneous radiofrequency ablation in a patient with symptomatic liver metastases of a neuroendocrine tumor. Hepatogastroenterology 2004;51:830-2.
Warner RR, Mani S, Profeta J, et al. Octreotide treatment of
carcinoid hypertensive crisis. Mt Sinai J Med 1994;61:349-55
Schell SR, Camp ER, Caridi JG, et al. Hepatic artery embolization for control of symptoms, octreotide requirements, and tumor progression in metastatic carcinoid tumors. J Gastrointest
Surg 2002;6:664-70.
Carrasco CH, Charnsangavej C, Ajani J, et al. The carcinoid
syndrome: palliation by hepatic artery embolization. AJR Am
JRoentgenol 1986;147:149-54.
Kress O, Wagner HJ, Wied M, et al. Transarterial chemoembolization of advanced liver metastases of neuroendocrine tumors-a retrospective single-center analysis. Digestion 2003;68:94-101.
Jacobsen MB, Hanssen LE. Clinical effects of octreotide compared to placebo in patients with gastrointestinal neuroendocrine tumours. Report on a double-blind, randomized trial. J Intern
Med 1995;237:269-75.
Safford SD, Coleman RE, Gockerman JP, et al. Iodine-131 metaiodobenzylguanidine treatment for metastatic carcinoid. Cancer 2004;101:1987-93.
Faiss S, Pape UF, Bohmig M, et al. Prospective, randomized, multicenter trial on the antiproliferative effect of lanreotide, interferon
alfa, and their combination for therapy of metastatic neuroendocrine gastroenteropancreatic tumors the International Lanreotide and
Interferon Alfa Study Group. J Clin Oncol 2003;21:2689-96.
Florman S, Toure B, Kim L, et al. Liver transplantation for neuroendocrine tumors. J Gastrointest Surg 2004;8:208-12.
Lehnert T. Liver transplantation for metastatic neuroendocrine
carcinoma. Transplantation 1998;66:1307-12
Makowka L, Tzakis AG, Mazzaferro V, et al. Transplantation of
the liver for metastatic endocrine tumors of the intestine and
pancreas. Surg Gynecol Obstet 1989;168:107-11.
Arnold JC, O'Grady JG, Bird GL, et al. Liver transplantation
for primary and secondary hepatic apudomas. Br J Surg
1989;76:248-9.
Dousset B, Saint-Marc O, Pitre J, et al. Metastatic endocrine tumors: medical treatment, surgical resection, or liver transplantation. World J Surg 1996;20:908-14.
Lang H, Oldhafer KJ, Weimann A, et al. Liver transplantation for
metastatic neuroendocrine tumors. Ann Surg 1997;225:347-54.
Benevento A, Boni L, Frediani L, et al. Result of liver resection as treatment for metastases from noncolorectal cancer. J
Surg Oncol 2000;74:24-9.
Fong Y, Fortner J, Sun RL, et al. Clinical score for predicting recurrence after hepatic resection for metastatic colorectal cancer:
analysis of 1001 consecutive cases. Ann Surg 1999;230:309-18.
Yoshimoto M, Tada T, Saito M, et al. Surgical treatment of hepatic metastases from breast cancer. Breast Cancer Res Treat
2000;59: 177-84.
Kiang DT, Kennedy BJ, Younger J, et al. Alternating chemotherapy regimens for patients with metastatic breast cancer. A pilot
study based on tumor marker kinetics. Cancer and Leukemia
Group B. Cancer 1995;75:826-30.
Pouillart P, Jouvert M, Palangie T, et al. Hepatic metastases in
cancer of the breast. Analysis of parameters acting in response
to chemotherapy. Ann Gastroenterol Hepatol 1985;21:87-90.
Piccart M. Docetaxel: a new defence in the management of breast cancer. Anticancer Drugs 1995;6:7-11.
Schneebaum S, Walker M, Young D, et al. The regional treat-
53.
54.
55.
56.
57.
58.
59.
60.
61.
62.
63.
64.
65.
66.
67.
68.
69.
70.
71.
72.
73.
74.
74
ment of liver metastases from breast cancer. J Surg Oncol
1994;55:26-32.
Elias D, Lasser PH, Montruccoli D, et al. Hepatectomy for liver
metastases from breast cancer. Eur J Surg Oncol 1995; 21:510-3.
Elias D, Maisonnette F, Druet-Cabanac M et al. An attempt to
clarify indications for hepatectomy for liver metastases from
breast cancer. Am J Surg 2003;185:158-64.
Pocard M, Pouillart P, Asselain B, et al. Hepatic resection for
breast cancer metastases: results and prognosis (65 cases). Ann
Chir 2001;126:413-20.
Maksan SM, Lehnert T, Bastert G, et al. Curative liver resection
for metastatic breast cancer. Eur J Surg Oncol 2000; 26: 209-12.
Raab R, Nussbaum KT, Werner U, et al. Liver metastases in
breast carcinoma. Results of partial liver resection. Chirurg
1996;67:234-37.
Sakamoto Y, Ohyama S, Yamamoto J, et al. Surgical resection
of liver metastases of gastric cancer: An analysis of a 17-year
experience with 22 patients. Surgery 2003;133:507-11.
Marrelli D, Rovello F, De Stefano A, et al. Risk Factors for Liver Metastases After CurativeSurgical Procedures for Gastric
Cancer: A Prospective Study of 208 Patients Treated with Surgical Resection. J Am Coll Surg 2004;198:51-58.
Tomimatsu S, Ichikura T, Mochizuki H. Significant correlation
between expression of interleukin-1 alpha and liver metastases
in gastric cancer. Cancer 2001; 91: 1272-76.
Kunieda K, Saji S, Sugiyama Y, et al. Evaluation of treatment for
synchronous hepatic metastases from gastric cancer with special
reference to long-term survivors. Surg Today 2002; 32: 587-93.
Saito A, Korenaga D, Sakaguchi Y, et al. Surgical treatment for
gastric carcinomas with concomitant hepatic metastasis. Hepatogastroenterology 1996; 43: 560-4.
Ochiai T, Sasako M, Mizuno S, et al. Hepatic resection for metastatic tumours from gastric cancer : analysis of prognostic
factors. Br J Surg 1994;81:1175-8.
Ambiru S, Miyazaki M, Ito H, et al. Benefits and limits of hepatic resection for gastric metastases. Am J Surg 2001;18:279-83.
Okano K, Maeba T, Ishimura K, et al. Hepatic resection for metastatic tumors from gastric cancer. Ann Surg 2002; 235:86-91.
Imamura H, Matsuyama Y, Shimada R, et al. A study of factors influencing prognosis after resection of hepatic metastases from colorectal and gastric carcinoma. Am J Gastroenterology 2001;96:3178-84.
Shirabe K, Shimada M, Matsumata T, et al. Analysis of the
prognostic factors for liver metastasis of gastric cancer after hepatic resection: a multi-institutional study of the indications for
resection. Hepatogastroenterology 2003;50:1560-3.
Taniguchi H, Takahashi T, Sawai K, et al. Comparison in survival between hepatic metastases of gastric and colorectal cancers. Hepatogastroenterology 1997;44:897-900.
Rafique M, Adachi W, Kajikawa S, et al. Management of gastric cancer patients with synchronous hepatic metastasis: a retrospective study. Hepatogastroenterology 1995;42:666-71.
Kunieda K, Saji S, Sugiyama Y, et al. Evaluation of Treatment for
Synchronous Hepatic Metastases from Gastric Cancer with Special
Reference to Long-Term Survivors. Surg Today 2002;32:587-93.
Nunobe S, Sano T, Shimada K, et al. Surgery including liver resection for metastatic gastrointestinal stromal tumors or gastrointestinal leiomyosarcomas. Jpn J Clin Oncol 2005; 35: 338-41.
Shima Y, Horimi T, Ishikawa T, et al. Aggressive surgery for liver metastases from gastrointestinal stromal tumors. J Hepatobiliary Pancreat Surg 2003;10:77-80.
Lang H, Nussbaum KT, Kaudel P, et al. Hepatic metastases
from leiomyosarcoma: a single-center experience with 34 liver
resections during a 15-year period. Ann Surg 2000;231:500-5.
Sanborn RE, Blanke CD. Gastrointestinal stromal tumors and
the evolution of targeted therapy. Clin Adv Hematol Oncol
2005;3:647-57.
Türk HPB 2007 Cilt 3 Sayý 2
Derleme
Kolorektal Kanserlerin Karaciðer Metastazlarýnda
Cerrahi Tedavi
Türk HPB
Ýbrahim Astarcýoðlu, Tarkan Ünek
Dokuz Eylül Üniversitesi, Týp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalý, Hepatopankreatobiliyer Cerrahi
Birimi, ÝZMÝR
Özet
Kolorektal kanser (KRK), insanlarda en sýk görülen solid tümörlerden biridir ve Batý ülkelerinde kanser nedeniyle oluþan ölümlerin
yaklaþýk olarak %10'undan sorumlu tutulmaktadýr. Karaciðer kolorektal kanserin en sýk uzak metastaz yaptýðý organdýr. Kolorektal
kanserli hastalarýn yaklaþýk yarýsýnda hastalýðýn gidiþatý sýrasýnda karaciðere metastaz olmaktadýr. Cerrahi tedavi, kolorektal kanserin karaciðer metastazlarý için kür olasýlýðý olan tek tedavi þeklidir. Saptanabilen tüm karaciðer metastazlarý için karaciðer rezeksiyonu sonrasý 5 yýllýk saðkalým % 26-51 olarak saptanmýþtýr. Ancak kolorektal kanserin karaciðer metastazý olan hastalarýn sadece %
25'i karaciðer rezeksiyonu için aday olabilmektedir.
Anahtar kelimeler: karaciðer metastazlarý, karaciðer rezeksiyonu
Surgical Treatment of Colorectal Liver Metastases
Summary
Colorectal cancer is one of the commonest solid tumors in humans and is responsible for approximately 10 % of cancer deaths in the
Western world. The liver is the commomest site of distant metastasis of colorectal cancer and nearly half of the patients with colorectal cancer ultimately develop liver involved during the course of disease. Surgery is the only therapy that offers the possibility of cure
for patients with hepatic metastasis of colorectal cancer. Five-year survival rates after liver resection of all detectable liver metastases
can be up to 26-51 %. Unfortunately, only 25 % of patients with colorectal liver metastases are candidates for liver resection.
Key words: liver metastases, liver resection
karaciðer metastazý ortaya çýkmaktadýr. Bu hastalarýn yaklaþýk %25'inde karaciðer tutulumu, hastalýðýn saptandýðý anda ortaya çýkmaktayken (senkron metastaz), yaklaþýk %75 hastada ise karaciðer tutulumu, primer KRK'nýn rezeksiyonundan
sonraki 5 yýllýk bir dönemde görülmektedir (metakron metastaz)3,4. Tedavi uygulanmayan KRK
karaciðer metastazlarýnda median yaþam beklentisi 5-10 aydýr3,4. Bu hastalarda 3 yýllýk saðkalým
Giriþ
Kolorektal kanser (KRK), insanlarda en sýk
görülen solid tümörlerden biridir ve Batý ülkelerinde kanser nedeniyle oluþan ölümlerin yaklaþýk
olarak %10'undan sorumlu tutulmaktadýr1,2. Karaciðerin metastatik tümörlerinin %75-80'i KRK
kökenlidir. Karaciðer, KRK'nýn hematojen yolla
oluþan metastazlarýnýn en sýk görüldüðü organdýr3.
Kolorektal kanserli olgularýn yaklaþýk %50'sinde
Ýbrahim ASTARCIOÐLU, Dokuz Eylül Üniversitesi Týp
Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalý Hepato-pankreatobiliyer Cerrahi Birimi, Balçova, ÝZMÝR
[email protected]
59
Kolorektal Kanserlerin Karaciðer Metastazlarýnda Cerrahi Tedavi
Tablo 1. Fong ve arkadaþlarý tarafýndan KRK karaciðer metastazlarý için önerilen prognostik faktörler
-
Karaciðer dýþý metastaz varlýðý
Rezeksiyon sýnýrýnda tümör olmasý
Primer tümörde lenf nodu tutulumu olmasý
Primer tümörün çýkarýlmasý ile karaciðer metastazýnýn oluþmasý arasýnda geçen sürenin <12 ay olmasý
Karaciðerdeki en büyük metastatik kitlenin >5 cm olmasý
Birden çok karaciðer metastazýnýn varlýðý
CEA >200 ng/dL
tiplerinde prognoz ayný olmamaktadýr. Bu nedenle hastalarýn prognozlarýný gösterebilecek skorlama sistemlerinin geliþtirilebilmesi amacýyla çeþitli araþtýrmalar yapýlmýþtýr. Bu konudaki ilk çalýþma, 1996'da Nordlinger ve ark. tarafýndan
KRK'nýn karaciðer metastazý nedeniyle potansiyel
küratif karaciðer rezeksiyonu yapýlan 1568 hastanýn verilerinin çok merkezli olarak toplandýðý çalýþmadýr. Bu çalýþmada hastalar yedi risk faktörüne (yaþ >60, en büyük metastazýn boyutu >5 cm,
karsinoembriyonik antijen (CEA) düzeyi >30
ng/mL, primer tümörün evresi, primer tümörle karaciðer metastazýnýn oluþmasý arasýnda geçen süre
<2 yýl, karaciðer metastazlarýnýn sayýsý >4, rezeksiyon sýnýrý <1 cm) göre düþük, orta ve yüksek
riskli gruplara ayrýlmýþlardýr. Her bir risk faktörünün pozitifliði 1 puanla deðerlendirilmiþ ve 0-2
puan düþük risk grubunu, 3-4 puan orta risk grubunu ve 5-7 puan da yüksek risk grubunu oluþturmuþtur. Bu risk gruplarýnda 2 yýllýk yaþam beklentisi sýrasýyla %79, %60 ve %43 olarak bulunmuþtur9. Daha sonra Fong ve ark. tarafýndan 19851998 yýllarý arasýnda Memorial Sloan-Kettering
Kanser Merkezi'nde ameliyat edilen 1001 KRK
karaciðer metastazlý hastanýn sonuçlarýndan yola
çýkýlarak yeni prognostik kriterler ortaya atýlmýþtýr3,5. Bu çalýþma tek merkezli en büyük kapsamlý
çalýþma olmasý açýsýndan dikkat çekicidir. Buna
çalýþmaya göre yedi prognostik faktör saptanmýþtýr (Tablo 1). Bu prognostik faktörlerden ilk ikisi
karaciðer metastazýnýn ameliyatý sonrasýnda saptanabilirken, son beþ prognostik faktör ise karaciðer metastazýnýn ameliyatý öncesinde belirlenebilmektedir. Bu çalýþmada her bir prognostik faktörün varlýðý bir puanla deðerlendirilmiþ, sýfýr puan
varlýðýnda 5 yýllýk saðkalým %60 olurken, beþ puan varlýðýnda ise bu oran %14 olarak saptanmýþtýr.
%20 ve 5 yýllýk saðkalým ise %1-2'dir3,4. Jaffe ve
ark. tarafýndan 1968'de yapýlan bir çalýþmada median yaþam beklentisi 5 ay olarak saptanýrken, 5
yýl yaþayan hiç hasta olmadýðý bildirilmiþtir3. Kolorektal kanserli hastalarýn yaklaþýk %50'sinde
ölüm nedeni karaciðer metastazlarýdýr2.
Karaciðer rezeksiyonu, günümüzde KRK'nýn
karaciðer metastazlarýnda tek potansiyel küratif tedavi seçeneði olma özelliðini korumaktadýr1-5. Tek
ya da çoðul karaciðer metastazlarýnýn rezeksiyonu
sonrasý 5 yýllýk yaþam beklentisi %26-51 olarak bildirilmektedir1-5. Cerrahi teknik ve ek tedavi yöntemlerindeki (neoadjuvan kemoterapi, portal ven
embolizasyonu, planlý iki evreli hepatektomi, vb.)
ilerlemeler sayesinde karaciðer rezeksiyonunun
potansiyel adaylarý da giderek artmaktadýr4. Ancak
tüm bu ilerlemelere karþýn günümüzde KRK'nýn
karaciðer metastazlarýnda hastalarýn sadece %2030'u potansiyel küratif karaciðer rezeksiyonu için
aday olmaktadýrlar1,2,4. Çoðu hastada metastazlarýn
sayýsý, büyüklüðü, yerleþimi ve hastanýn karaciðer
rezervlerindeki yetersizlik karaciðer rezeksiyonunu
olanaksýz hale getirmektedir5. Son yýllarda KRK
karaciðer metastazlarý için yapýlan karaciðer rezeksiyonlarý birçok merkezde oldukça güvenli bir þekilde uygulanmaktadýr. Birçok seride mortalite
%5'in altýnda (%0-6.6) bildirilmektedir4,5. Radikal
karaciðer rezeksiyonu sonrasý median yaþam beklentisi 33-46 ay ve 5 yýllýk yaþam beklentisi ise
%25-44 olmaktadýr4-8.
Prognostik Deðerlendirme
Kolorektal kanser metastazý olan hastalarýn tümü
TNM evrelemesine göre Evre IV olarak deðerlendirilmektedir. Ancak karaciðer metastazý olan hastalarýn hepsini ayný grupta deðerlendirmek uygun
bir yaklaþým deðildir3. Farklý karaciðer metastaz
60
Astarcýoðlu Ý ve ark.
Jaeck ve ark. tarafýndan yapýlan bir çalýþmada
karaciðer rezeksiyonu sonrasý karaciðer pedikül
lenf tutulumu olan hastalarda tutulum olmayan
hastalara oranla 3 yýllýk saðkalým oldukça düþük
bulunmuþtur (%19'a karþý %62). Bu çalýþmada
KRK karaciðer metastazýnýn R0 rezeksiyonundan
sonra hepatoduodenal ve retropenkreatik lenf nodu tutulumunda prognozun hepatik arter ve çöliak trunk çevresi lenf tutulumuna oranla daha iyi
bir 3 yýllýk saðkalým saðladýðý saptanmýþtýr (%
38'e karþý %0)14-15.
Cerrahi rezeksiyon sýnýrýnda tümör varlýðý birçok çalýþmada olumsuz prognostik kriterlerin baþýnda gelmektedir. Ancak karaciðer rezeksiyonu
öncesinde bunun saptanmasý olasý olmamaktadýr.
Elias ve ark. tarafýndan yapýlan bir çalýþmada rezeksiyon sýnýrý 1 cm'den büyük hastalarda 5 yýllýk
saðkalým oraný %42, rezeksiyon sýnýrý 1 cm'den
küçük olgularda %25 olarak belirtilirken, cerrahi
sýnýrý pozitif olan hastalarda bu oran %0 olmuþtur16. Buna karþýt olarak Pawlik ve ark. tarafýndan
yayýnlanan, 557 hastayý kapsayan çok merkezli
bir çalýþmada rezeksiyon sýnýrý 1 cm ve daha fazla olan hastalarda 5 yýllýk saðkalým %63.8 olarak
bulunmuþ, ancak rezeksiyon sýnýrýnýn geniþliði 1
cm altýnda olan ya da rezeksiyon sýnýrý pozitif
olan hastalarla 1 cm'den fazla olan hastalar arasýnda istatistiksel olarak anlamlý bir fark saptanmamýþtýr. Cerrahi sýnýr pozitif olan hastalarda bile 5 yýllýk saðkalým %17.1 olarak bulunmuþtur17.
Seifert ve ark. tarafýndan yapýlan bir çalýþmada
ise negatif cerrahi sýnýrlara ulaþabilmek için pozitif rezeksiyon sýnýrý beklenen hastalarda rezeksiyon sýnýrýna kriyoterapi önerilmektedir18. Ancak
bu konuda yeterli çalýþma bulunmamaktadýr.
Wanebo ve ark. tarafýndan yapýlan bir çalýþmada
ise üç ve daha çok metastaz varlýðýnda hastalýksýz
yaþam beklentisinin tek ya da iki metastaza oranla daha kötü olduðu gösterilmiþtir10. Bu nedenle
teknik olarak uygun olsa bile dört ve daha fazla
metastaz varlýðýnda karaciðer rezeksiyonu önerilmemiþtir. Buna karþý görüþ olarak Minagawa ve
ark. tarafýndan yapýlan bir çalýþmada 235 karaciðer metastazý olan hasta ameliyat edilmiþ, bunlardan 53 (%22.6) tanesinin dört ve daha fazla metastazý olduðu ve bunlarýn 10 yýllýk saðkalým %29
olarak saptandýðý belirtilerek neredeyse tek metastazý olan hastalarla eþit bir oran saptandýðý rapor
edilmiþtir11. Bu nedenle günümüzde kabul edilen
genel görüþ, teknik ve anatomik olarak uygun
olan olgularda yeterli bir karaciðer rezeksiyonu
yapýlabiliyorsa metastaz sayý ve boyutunun prognozu kötüleþtirmediði yönündedir. Son yýllarda
neoadjuvan kemoterapiye yanýt verme oraný karaciðer rezeksiyonu sonrasý KRK karaciðer metastazlý hastalarýn deðerlendirilmesinde yeni bir
prognostik faktör olarak ele alýnmaktadýr12.
Karaciðer Rezeksiyonunun Kontrendikasyonlarý
Kolorektal kanserin karaciðer metastazlarýnda prognostik faktörler iki açýdan önem taþýmaktadýr. Bunlardan ilki hastanýn prognozunun saptanmasý, diðeri de karaciðer rezeksiyonu için en uygun hastalarýn
seçimidir. Birçok çalýþmada üç bulgunun varlýðý karaciðer rezeksiyonu için mutlak ya da görece faktör
olarak görülmektedir. Bunlar: Karaciðer dýþýnda
metastatik hastalýðýn bulunmasý, karaciðer pedikülünde lenf nodu tutulumu ve rezeksiyon sýnýrýnýn 1
cm'in altýnda olmasýdýr5.
Elias ve ark. tarafýndan yapýlan bir çalýþmada
84 karaciðer dýþý (akciðer, over ve karaciðer pedikül lenf nodu) metastazý olan hastaya eþ zamanlý
olarak hem karaciðer dýþý metastazýn rezeksiyonu
hem de karaciðer rezeksiyonu uygulanmýþ ve 5
yýllýk saðkalým oraný %28 olarak saptanmýþtýr.
Ayný çalýþmada karaciðer dýþý hastalýðý olmayan
224 hastaya uygulanan karaciðer rezeksiyonu
sonrasý ayný oran %34 olarak bulunmuþtur. Bu
çalýþmada metastazlarýn yeri ile karþýlaþtýrýldýðýnda toplam metastaz sayýsýnýn daha güçlü bir negatif prognostik önem taþýdýðý da gösterilmiþtir13.
Karaciðer Rezeksiyonu Öncesi Deðerlendirme
Kolorektal kanserin karaciðer metastazlarýnda
karaciðer rezeksiyonu açýsýndan hastalar genel
týbbi durumlarý, karaciðer dýþý metastazlarýn yaygýnlýðý ve karaciðer metastazlarýnýn çýkarýlabilirliði açýsýndan deðerlendirilmelidir3-5.
A. Hastalarýn deðerlendirilmesi
Ameliyat ile ilgili riskler, diðer büyük karýn ameliyatlarýndaki riskler ile benzerdir. Karaciðer re61
Kolorektal Kanserlerin Karaciðer Metastazlarýnda Cerrahi Tedavi
zeksiyonu yapýlacak olan hastalar kalp ve dolaþým
sistemi ile akciðerler komplikasyonlarý açýsýndan
oldukça risk altýndadýrlar . Özellikle üst karýn kesileri nedeniyle oluþan ameliyat sonrasý aðrý sonucu hastanýn yetersiz solunumu nedeniyle akciðerlerde atelektazi, plevral sývý birikimi ve pnömoni
oluþabilir. Bu durum sað subkostal kesilerden kaçýnýlarak ve üst orta hat kesileri kullanýlarak azaltýlabilir3. Ancak bu durum ameliyat sýrasýnda karaciðerin yeterli ekspojuruna izin vermeyebilir. Bu
hastalarda ameliyat sýrasýnda oluþan büyük damar
içi sývý kaymalarý ve elektrolit dengesizlikleri
kalpte iskemi ve aritmilere zemin hazýrlayabilir3.
Hastalarda altta yatan bir karaciðer hastalýðý
yoksa karaciðerin parankimal iþlevlerini ölçen tetkiklere gerek yoktur4-5. Hepatomegali, asit ve sarýlýk varlýðýnda karaciðerin altta yatan karaciðer hastalýðý ya da tümör tarafýndan büyük ölçüde parankimal doku kaybýna uðramýþ olduðu düþünülmeli
ve uygun tetkikler kullanýlarak karaciðer parankim
iþlevleri deðerlendirilmelidir3.
ne oranla oldukça ucuz bir taný aracý olmasýna raðmen karaciðerdeki tümörler hakkýnda sayý, boyut
yayýlým ve çevre anatomik yapýlarla kitleler arasýndaki iliþkiyi göstermesi bakýmýndan oldukça kullanýþlýdýr. Ancak US, yapan kiþiye baðýmlý bir tetkiktir. Deneyimli ellerde karaciðer içindeki küçük kitleler bile yüksek duyarlýlýkla saptanabilir3-5.
Doppler ultrasonografi, tümörlerin hiler damarsal yapýlar, hepatik venler, inferior vena kava
(IVK)'yla iliþkisini göstermesi bakýmýndan birçok
hastada anjiografiye olan gereksinimi azaltmýþtýr3.
2. Bilgisayarlý tomografi
Bilgisayarlý tomografi (BT), KRK karaciðer metastazlarýnda evreleme açýsýndan büyük bir öneme sahiptir. Bilgisayarlý tomografi toraksý, abdomeni ve
pelvisi kapsamalýdýr. Karaciðerin deðerlendirilmesinde en uygun görüntüler portal fazda saðlanmaktadýr3. Metastatik karaciðer kitleleri, damarsal açýdan zengin olmadýklarý için arteriyel fazda görülmeleri oldukça zordur. Arteriyel fazda benign kitleler
(hemanjiom) daha belirgin hale gelmektedir. Arteriyel fazda karaciðerin arteriyel anatomisi görülmekte ve bu da hepatik arteriyel infüzyon pompasýnýn
yerleþtirilmesi için rehber olmaktadýr.
Kolorektal kanserin karaciðer metastazlarýnda
BT incelemesi üç fazda uygulanmalý ve kesit kalýnlýðý 5-7 mm arasýnda olmalýdýr3.
B. Karaciðer rezeksiyonu öncesi biyopsi
Ýnce iðne aspirasyon biyopsisi (ÝÝAB) sonrasý elde
edilen sitolojik materyal karaciðer tümörlerinin
tanýsýnda en iyi tanýmlanmýþ yaklaþým olarak kabul edilmektedir. Tümörün iðne hattý boyunca yayýlmasý son derece nadir olarak görülmektedir
(%0.003-0.07)5. Ancak buna karþýt olarak %10-19
gibi yüksek oranlar veren yayýnlar da bulunmaktadýr19-20. Bunun dýþýnda karaciðer rezeksiyonu öncesi ÝÝAB yapýlan hastalarda yapýlmayanlara oranla daha kötü bir uzun dönem saðkalým bildirilmektedir19. Rezeksiyon öncesi ÝÝAB yapýlmasýnýn
potansiyel yararý metastaz açýsýndan kuþkulu kitlelerin deðerlendirmesidir. Ancak benign karaciðer kitleleri ile metastazlarýn karýþmasý günümüzde uygulanan görüntüle yöntemleri ile son derece
nadirdir5. Bugün için kabul edilen görüþ KRK karaciðer metastazlarýnda karaciðer rezeksiyonu öncesinde ÝÝAB yapýlmamasý yönündedir5.
3. Manyetik rezonans görüntüleme
Manyetik rezonans görüntüleme (MR), karaciðer
kitlelerinin tanýnmasýnda ve karaciðerin damarsal
yapýlarý ve biliyer kanallar (MR kolanjiopankreatografi) ile olan iliþkilerinin saptanmasýnda büyük öneme sahiptir. Manyetik rezonans görüntüleme, özellikle hemanjioma, adenoma ve fibronodüler hiperplazi gibi benign kitlelerin tanýsýnda ve
yaðlý karaciðer içinde metastatik kitlelerin tanýmlanmasýnda önem taþýr. Bu nedenle diðer görüntüleme yöntemleri ile ayrýmý yapýlamayan; obesite,
diabetes mellitus, metabolik nedenler ve kemoterapi sonrasý yaðlý karaciðer olan hastalarda mutlaka yapýlmalýdýr 3. Özellikle yaðlý karaciðeri, CEA
yüksekliði olan ve BT ile metastaz ayrýmý yapýlamayan KRK karaciðer metastazý þüphesi olan hastalarda MR yapýlmalýdýr3.
C. Karaciðer rezeksiyonu öncesinde görüntüleme yöntemlerinin rolü
1. Ultrasonografi
Ultrasonografi (US), diðer görüntüleme yöntemleri62
Astarcýoðlu Ý ve ark
4. Karaciðer anjiografisi ve bilgisayarlý tomografi portografi
Bilgisayarlý tomografi ve MR ile yapýlan anjiografi incelemelerinden sonra konvansiyonel anjiografi daha az kullanýlan bir taný yöntemi haline
gelmiþtir. Günümüzde anjiografi için ana endikasyon BT portografi sýrasýndaki uygulamadýr3.
Bilgisayarlý tomografi portografide kontrast madde superior mezenterik artere doðrudan anjiografi
yoluyla verilmektedir. Daha sonra portal fazda
BT kesitleri ile alýnmakta ve bu durumda küçük
metastatik kitleler daha duyarlý bir þekilde görülebilmektedir. Ancak invazif bir taný aracý olmasý
yanýnda karaciðerdeki perfüzyon defektlerinin
varlýðýnda yararý sýnýrlý hale gelmektedir. Bununla birlikte çok sayýda küçük metastazdan þüphe
edilen ya da CEA düzeyi yüksek olup diðer görüntüleme yöntemleri ile tanýmlanamayan olgularda kullanýmý yararlý olmaktadýr.
Karaciðer Rezeksiyon Tekniði
Kolorektal kanserli hastalarda karaciðer metastazý varlýðýnda cerrahi teknik diðer karaciðer cerrahisi tekniklerinden farklý deðildir. Normal karaciðer iþlevlerine sahip kiþilerde karaciðerin yaklaþýk %75'i güvenli bir þekilde rezeke edilebilir1-5.
Normal insanlarda karaciðer, vücut aðýrlýðýnýn
%2'sini oluþturmaktadýr. Karaciðer rezeksiyonu
sonrasý kalacak olan karaciðer hacminin vücut
aðýrlýðýna oraný %0.6'dan düþük olmamalýdýr.
Ameliyat öncesinde hastalarýn hepsine anestezi indüksiyonu sýrasýnda tek doz antibiyotik uygulanmalý ve derin ven trombozundan kaçýnmak
amacýyla her iki alt ekstremiteye eðer olanaklýysa
pnömotik kompresyon çoraplarý ya da bu olanaklý
deðilse elastik bandaj uygulamasý yapýlmalýdýr.
Uygun deri antisepsisi saðlandýktan sonra cerrahýn
tercihine göre sað subkostal ya da orta hat kesisi
uygulanýr. Sað subkostal kesi, karaciðer yaklaþýmýný daha iyi saðlamasý bakýmýndan daha yararlýdýr. Ancak birçok merkezde ameliyat sonrasý akciðer komplikasyonlarýný ve aðrýyý azaltabilmek için
orta hat kesileri de tercih edilmektedir. Ameliyat
süresince santral venöz basýnç (CVP)'ýn düþük tutulmasý (<5mmHg) ameliyat sýrasýndaki ve hepatik venlerin disseksiyonu sýrasýndaki kan kaybýný
azaltmasý bakýmýndan önerilmektedir3. Ameliyat
sýrasýnda hastanýn 150 Trandelenburg pozisyonunda tutulmasý kalbe venöz dönüþü arttýrarak kalp
atým hacmini düzeltebilmektedir3.
Karaciðer rezeksiyonundan önce karýn karaciðer dýþý metastazlar açýsýndan bütünüyle araþtýrýlmalý; çöliyak, portokaval ve karaciðerin hiler
lenf nodlarý görülmeli ve kuþkulu kitlelerden biyopsi alýnarak frozen incelemeye gönderilmelidir2,3. Daha sonra karaciðer, baðlarý kesilerek tamamen mobilize edilmeli ve karaciðerdeki kitleler iki elle palpe edilmelidir2. Palpe edilemeyen
kitleleri görebilmek ve metastatik yapýlarýn damarsal yapýlarla olan iliþkisini saptayabilmek
için intraoperatuar US kullanýlmalýdýr2,3. Karaciðer rezeksiyonu sýrasýnda amaç en az 1 cm'lik
saðlam cerrahi sýnýr saðlayarak tüm metastazlarýn
uygun þekilde çýkarýlmasý olmalýdýr. Karaciðerin
deðerlendirilmesi bittikten sonra kan kaybýný
azaltabilmek için vasküler oklüzyon teknikleri
(Pringle manevrasý) uygulanmalýdýr2. Sýnýrlý karaciðer iþlevlerine sahip hastalarda segmental re-
5. Pozitron Emisyon Tomografi
Pozitron emisyon tomografi (PET)'de, en sýk kullanýlan madde F-fluorodeoksiglukoz (FDG)'dur.
Bu madde kanser hücreleri içinde birikmekte ve
bu þekilde metastazlarýn saptanmasýnda yararlý olmaktadýr. Strasberg ve ark. tarafýndan yapýlan bir
çalýþmada daha öncesinde BT ile çýkarýlabilir olarak kabul edilen hastalarda FDG-PET kullanýlmýþ
ve hastalarýn %14'ünün çýkarýlamaz olduðu saptanmýþtýr. Bu çalýþmada FDG-PET kullanýmýnýn
karaciðer rezeksiyonu yapýlacak olan hastalarýn
seçiminde ve bu seçim yapýldýktan sonra da hastalarýn uzun dönemli saðkalýmlarýnda önemli bir
yere sahip olduðu belirtilmektedir21.
C. Laparoskopi
Laparoskopinin karaciðer metastazý olan hastalarýn
evrelemesinde yararlý bir taný aracý olduðu gösterilmiþtir3-4. Özellikle görüntüleme yöntemleri ile tanýmlanamayan peritoneal karsinomatoz ve periportal lenf nodu tutulumunu göstermesi açýsýndan yararlýdýr. Potter ve ark. yaptýðý bir çalýþmada çýkarýlamaz karaciðer metastazý olan hastalarýn %78'inde
laparotomiden kaçýnýlmýþ, bu hastalarda ameliyata
baðlý morbidite azalmýþ, hastanede kalma süresi kýsalmýþ, maliyet azalmýþ ve sistemik tedavi yapýlmasýna kadar geçen süre azaltýlmýþtýr3.
63
Kolorektal Kanserlerin Karaciðer Metastazlarýnda Cerrahi Tedavi
zeksiyonlarda selektif vasküler izolasyon tekniklerinin kullanýmý oldukça kabul gören bir yaklaþým þeklidir. Günümüzde rutin olarak çok az merkezde total vasküler eksklüzyon kullanýlmakla
birlikte IVK'yý tutan ya da IVK veya hepatik venlerin yakýnýndaki kitlelerde kan kaybýný azaltmak
için oldukça yararlý bir teknik olarak kabul edilmektedir. Karaciðer kan akýmý kontrol edildikten
sonra karaciðer parankimi deðiþik yöntemlerle
bölünebilmektedir. Bunun için iki parmak arasýnda karaciðer parankiminin sýkýþtýrýlarak bölünmesi, Kelly klempi, ultrasonografik aspiratör (Cavitron Ultrasonografik Aspiratör-CUSA) kullanýlabilir. Parankim bölünmesi sýrasýnda açýða çýkan 3
mm'den büyük damarlar baðlanmalý ya da hemokliplerle kontrol edilmelidir. Daha küçük çaptaki damarlar elektrokoterle koterize edilebilir.
Cerrahi rezeksiyon sýnýrlarýnda kanama kontrolünü saðlayabilmek amacýyla “argon beam” koagülatör de kullanýlabilir2.
Günümüzde daha önceden rezeke edilemez
olduðu düþünülen bazý metastatik kitleler karaciðer insitu hipotermik perfüzyonla birlikte kullanýlan venövenöz by-pass ve ex-situ rezeksiyon ve
ototransplantasyon teknikleri ile rezeke edilebilir
hale getirilmektedir2.
Karaciðer Rezeksiyonundan Sonra Erken Ameliyat Sonrasý Bakým
Erken ameliyat sonrasý dönemde metabolik bir
dengesizlik durumu oldukça sýk rastlanan bir durumdur. Hipoproteinemi ve hipoglisemi erken karaciðer yetmezliðini gösteren parametrelerdir ve
çoðu zaman geçicidir3. Ameliyat sonrasý 2. günden itibaren karaciðer rejenerasyonu sýrasýnda
potasyum ve fosfatýn kullanýmlarýnýn artmasýndan dolayý hippotasemi ve hipofosfatemi görülebilir3. Bu durumda %5 dekstroz, %0.45 NaCl solüsyonlarý ile birlikte 15-30 mEq/L potasyum fosfat verilmelidir.
Erken ameliyat sonrasý dönemde alkalen fosfataz (ALP), aspartat aminotransferaz (AST) ve
alanin aminotransferaz (ALT) düzeylerinde artma
beklenen bulgulardýr. International Normalized
Ratio (INR) düzeyi 1.5 üzerinde ve trombosit düzeyi 50000/mm3 altýnda ise düzeltilmelidirler.
Karaciðer rezeksiyonu sonrasý 10-12. günlerde hepatositlerde DNA sentezi baþlamakta ve olgularýn birçoðunda 6 haftada karaciðer rejenerasyonu tamamlanmaktadýr3.
Kolorektal Kanserin Karaciðer Metastazlarýnýn Rezeksiyonu Sonrasý Mortalite ve Morbidite
Günümüzde karaciðer anatomisinin daha iyi anlaþýlmasý, karaciðer rezeksiyon tekniklerindeki
ilerlemeler, anestezi ve yoðun bakým olanaklarýndaki düzelmeler sayesinde KRK karaciðer metastazý sonrasýnda yapýlan karaciðer rezeksiyonu
sonrasý mortalite oranlarý %3-5 arasýndadýr2,3,5. En
sýk ölüm nedenleri kanama (%1-3) ve karaciðer
yetmezliðidir2,3,5.
Karaciðer rezeksiyonu sonrasý birçok seride
morbidite oranlarý yaklaþýk olarak %20 oranýnda
verilmektedir. Spesifik olmayan komplikasyonlar
kalp, akciðer ve infeksiyöz komplikasyonlarý içermektedir. Kalp ile ilgili komplikasyonlar olgularýn yaklaþýk %1'inde görülmektedir. Akciðer
komplikasyonlarý büyük karýn kesileri ve plevral
sývý birikimi sonrasý ortaya çýkmaktadýr. Olgularýn
%5-10'una semptomatik plevral sývý birikimi nedeniyle tüp torakostomi uygulanmasý gerekli ol-
Ýntraoperatif Ultrasonografi
Ýntraoperatif ultrasonografi (IUS), metastatik karaciðer kitlelerinin deðerlendirilmesinde vazgeçilmez
bir öneme sahiptir. Deneyimli ellerde US, BT ve
MR ile ameliyat öncesi dönemde saptanamayan
metastatik karaciðer kitlelerinin %5-10'u IUS ile
saptanabilmektedir3,5. Buna ek olarak IUS ile karaciðerin iç anatomisi görülebilmekte, bu yolla metastatik kitlelerin damarsal yapýlarla olan iliþkisi ortaya konulabilmekte ve karaciðerin segmental rezeksiyonu daha güvenli bir þekilde yapýlabilmektedir. Ameliyat sýrasýnda IUS yapýlmasýna devam
edilerek rezeksiyon hattý daha iyi bir þekilde saptanabilmektedir2,3,5. Yapýlan çalýþmalarda IUS kullanýmý sonrasý hastalarýn %30-50'sinde karaciðer tümörlerinin cerrahi stratejisinde deðiþiklik olduðu
bildirilmektedir2,3 (Resim 1, 2, 3).
64
Astarcýoðlu Ý ve ark
týrdýðý yönünde herhangi bir bilgi bulunmamaktadýr. Buna raðmen hastalar nükslerin erken saptanabilmesi ve tekrar rezeke edilebilmesi açýsýndan düzenli olarak izlenmelidir. Bugün için kabul edilen
izlem protokolünde hastalarýn ilk 2 yýl her 3-4 ayda bir fizik muayene, serum CEA düzeyi, akciðer
grafisi ve abdomen ve pelvis BT'si; daha sonraki 5
yýlda da her altý ayda bir ayný taný yöntemleri ile izlenmesi önerilmektedir3.
Nüks Nedeniyle Yapýlan Rerezeksiyonlar
Resim 1. Ýntraoperatif ultrasonografide hepatik venler ve inferior vena kava (RHV-Sað hepatik ven, MHV-Orta hepatik ven,
LHV-Sol hepatik ven, IVC-Ýnferior vena kava)
Kolorektal kanserin karaciðer metastazlarýnýn rezeksiyonu sonrasý nüks en sýk karaciðerde görülmekte ve olgularýn %15-40'ýnda tek nüks yeri karaciðer olmaktadýr3,5. Bu durumda karaciðer dýþý metastazýn olmamasý, hastanýn uygun saðlýk durumda
bulunmasý ve yeterli karaciðer rezervi varlýðýnda
tekrarlayan karaciðer rezeksiyonlarý yapýlabilir. Bu
durumdaki hastalar nüks geliþen hastalarýn yaklaþýk
üçte birini oluþturmaktadýr3,5. Tekrarlayan rezeksiyonlarda karaciðerin daha önceki rezeksiyonu sonrasý deðiþen anatomisi, karaciðerin kan damarlarý
ve safra yollarýnýn deðiþen pozisyonlarý ve karýn içi
yapýþýklýklar anatomik olarak rezeksiyonu sýnýrlandýran faktörler olarak karþýmýza çýkmaktadýr3. Deðiþik serilerde ameliyat mortalitesi %3'ten az ve
morbiditesi de ilk ameliyatla benzer olarak verilmektedir. Tekrarlayan rezeksiyonlar sonrasý 5 yýllýk
genel saðkalým %31-41 ve median saðkalým da 3046 ay olarak verilmektedir3.
maktadýr. %5-22 oranýnda pnömoni ve %1'inde
pulmoner emboli görülmektedir.
Karaciðere özgü komplikasyonlar arasýnda en
kaygý verici olaný, olgularýn %3-8'inde ortaya çýkan
karaciðer yetmezliðidir3. Safra kaçaðý ve safra fistülü birçok seride yaklaþýk %4 oranýnda geliþmekte, olgularýn %2-10'unda perihepatik apse ortaya
çýkmaktadýr3. Hastanede kalýþ süresi birçok deneyimli merkezde 2 haftanýn altýnda saptanmýþtýr.
Kolorektal Kanserin Karaciðer Metastazlarýnýn Rezeksiyonu Sonrasý Ýzlem
Kolorektal kanserin karaciðer metastazlarýnýn rezeksiyonundan sonra yakýn izlemin saðkalýmý ar-
Resim 2. Ýntraoperatif ultrasonografide sað hepatik ven içinde kolorektal kanser metastazý (RHV-Sað hepatik ven)
Resim 3. Kolorektal kanser metastazý nedeniyle yapýlan segment 8'e geniþletilmiþ sol hepatektomi
65
Kolorektal Kanserlerin Karaciðer Metastazlarýnda Cerrahi Tedavi
Kolorektal Kanserin Senkron Karaciðer Metastazlarýnda Yaklaþým
Neoadjuvan kemoterapi
Günümüzdeki veriler, tüm KRK'nýn karaciðer
metastazlarýnda neoadjuvan tedavinin verilmesini desteklemese de kemoterapi sonrasýnda hastalarýn aralýklý olarak karaciðer rezeksiyonu için
deðerlendirilmesi gerektiðini savunmaktadýr.
Bismuth ve ark. tarafýndan yapýlan bir çalýþmada
rezeksiyon þansý olmayan ve 5-fluorourasil, folinik asit ve oksaliplatin kemotarapisi verilen 330
hastanýn %16'sýnýn çýkarýlabilir hale geldiði gösterilmiþtir24. Bu hastalarda 5 yýllýk yaþam süresi
%40 olarak bulunmuþtur.
Yeni taný alan KRK'lý hastalarýn %20-30'unda karaciðer metastazý mevcuttur5. Evre IV KRK'lý hastalarýn %10-25'inde ise karaciðer metastazlarý rezeksiyona uygun olmaktadýr5. Bu yüksek orana raðmen
bu hastalarda karaciðer metastazlarýnýn rezeksiyonunun ne zaman yapýlacaðý konusunda bir görüþ birliði bulunmamaktadýr. Bazý yazarlar senkron metastazlarda ayný seansta yapýlan primer tümör ve karaciðer metastazý rezeksiyonlarýnda mortalite oranlarýnýn daha yüksek olduðunu belirtmektedirler. Bu konuda Nordlinger ve ark. ayný seansta olan rezeksiyonlarda mortalite oranýný %7 olarak verirken aþamalý rezeksiyonlarda bu oraný %2 olarak bildirmektedirler9. Son zamanlarda buna karþýt olarak benzer
saðkalým, mortalite morbidite oranlarý veren çalýþmalar da bulunmaktadýr22-23.
Günümüzde birçok çalýþmada eþ zamanlý rezeksiyonlar primer tümörü sað kolonda olan ve
karaciðerde tek metastatik kitlesi olan hastalarda
önerilirken, aþamalý rezeksiyonlar ise primer tümörün rektumda yer aldýðý ya da çok sayýda karaciðer metastazý olan olgularda önerilmektedir5.
Ancak artan sayýda çalýþmada eþ zamanlý rezeksiyonlarý savunmakta ve bunun güvenli bir þekilde,
hastayý ikinci bir laparotomi riskine atmadan, daha az maliyetle ve yüksek bir etkinlikle yapýlabileceðini bildirmektedir5.
Portal ven embolizasyonu ve iki zamanlý
hepatektomi
Karaciðer cerrahisindeki ilerlemelere raðmen, rezeksiyon sonrasýnda kalacak karaciðer hacminin yetersiz
olmasý rezeksiyonu kýsýtlayan etmenlerin en önemlilerinden biridir5. Kalan karaciðer parankim miktarýnýn total karaciðer hacminin %30'undan az olmasý
durumunda karaciðer yetmezliði riskinde ve ameliyat
sonrasý mortalitede artýþ olmaktadýr. Bu durumu ortadan kaldýrmak ve kalan karaciðer parankim miktarýný arttýrabilmek için ilk kez 1980'li yýllarýn baþýnda
Makuuchi ve ark. tarafýndan portal ven embolizasyonu (PVE) fikri ortaya atýlmýþtýr5. Bu yolla tümör tarafýndaki portal ven embolize edilerek tümör tarafýndaki karaciðer parankiminde atrofi ve portal veni embolize edilmemiþ karaciðer tarafýnda da 4-6 hafta içinde
kompensatuar hipertrofi saðlanmasý ve bu yolla rezektabilitede artýþ olmasý beklenmektedir5. Yapýlan
bir çalýþmada rezeksiyon þansý bulunmayan hastalara
PVE uygulanmasýndan sonra %63 hastada rezeksiyon olanaklý hale gelmiþ ve 5 yýllýk saðkalým %40
olarak saptanmýþtýr5. Yapýlan diðer bir çalýþmada tek
taraflý KRK karaciðer metastazlarýnda ameliyat öncesi yapýlan PVE'nin karaciðer rezeksiyonu sonrasýnda
intrahepatik nüksü azalttýðý gösterilmiþtir5.
Portal ven embolizasyonunun bazý komplikasyonlarý da bulunmaktadýr. Bunlar: Oluþan embolinin açýk kalmasý gereken portal vene geçmesi, hemoperitoneum, hemobilia ve geçici karaciðer yetmezliðidir5.
Ýki aþamalý hepatektomi, baþlangýçta çýkarýlabilir olarak kabul edilmeyen, bilober ve çoðul
metastazý olan olgularda ortaya atýlmýþ bir tedavi
yöntemidir. Ýlk aþamada tek taraflý olarak gerek
karaciðer rezeksiyonu, gerekse radiofrekans ab-
Rezektabilitenin Artýrýlmasý
Kolorektal kanserin karaciðer metastazlarýnýn tedavisinde amaç; minimal operatif riskle, en azýndan
makroskopik olarak temiz cerrahi sýnýr saðlayarak
tümörü tam olarak çýkarmaktýr. Ancak taný sýrasýnda
karaciðer metastazý saptanan olgularýn %80-90'ýnda
küratif olarak karaciðer rezeksiyonu yapmak olanaklý deðildir5. Rezeksiyonu olanaklý kýlmayan üç ana
faktör bulunmaktadýr. Ýlki tümörün sayý, boyut, yerleþim yeri ve metastazlarýn daðýlýmý nedeniyle çýkarýlamamasý; ikincisi bazý hastalarýn sahip olduklarý
negatif prognostik faktörler ve üçüncüsü de rezeksiyon sonrasý kalacak karaciðer hacminin hasta için
yeterli olmamasýdýr. Bu üç olumsuz nedeni ortadan
kaldýrabilmek amacýyla ek tedavi yöntemlerinin
devreye girmesiyle KRK'nýn karaciðer metastazlarýnda rezekabilite oraný artýrýlabilmektedir.
66
Astarcýoðlu Ý ve ark
lasyonu (RF) ile metastazlar temizlenmekte, daha
sonraki aþamada ise PVE uygulanarak giriþim
uygulanmayan karaciðer tarafýnda hipertrofi saðlanmakta ve son olarak da ikinci laparotomi ile
karaciðerin geri kalan bölümündeki tümörler rezeke edilmektedir. Yayýnlarda 5 yýllýk saðkalým
oranlarý baþlangýçta çýkarýlabilir olan karaciðer
metastazlarýndan sonra yapýlan karaciðer rezeksiyonlarý ile eþit olarak bildirilmektedir5.
Sonuç olarak; KRK karaciðer metastazlarýnda
karaciðer rezeksiyonlarý kabul edilebilir morbidite ve mortaliteyle uygulanan ve potansiyel küratif etkisi kanýtlanmýþ en baþarýlý tedavi yöntemidir. Cerrahýn metastatik tümörlü karaciðere nerede tümör var diye deðil, nerede tümör yok gözüyle bakmasý gerekir.
1996;131:322-9.
11. Minagawa M, Makuuchi M, Torzilli G, et al. Extension of the
fronteries of surgical indications in the treatment of liver metastases from colorectal cancer: long-term results. Ann Surg
2000;231:487-99.
12. Adam R, Pascal G, Castaing D, et al. Tumor porgression while
on chemotherapy: a contraindication tol iver resection for multiple colorectal metastases? Ann Surg 2004;240:1052-61.
13. Elias D, Liberale G, Vernerey D, et al. Hepatic and extrahepatic colorectal metastases: when resectable, tehir localization does not matter, but their total number has a prognostic effect.
Ann Surg Oncol 2005;12:900-9.
14. Jaeck D, Nakano H, Bachellier P, et al. Significance of hepatic pedicle lymph node involvement in patients with colorectal cancer
metastases: a prospective study. Ann surg Oncol 2002;9:430-8.
15. Jaeck D. The significance hepatic pedicle lymph nodes metastases in surgical management of colorectal liver metastases and
of other liver malignancies. Ann Surg Oncol 2005;12:900-9.
16. Elias D, Cavalcanti A, Sabourin JC, et al Resection of liver metastases from colorectal cancer: the real impact of surgical magrin. Eur J Surg Oncol 1998;24:174-9.
17. Pawlik L, Scoggins CR, Zorzi D, et al. Effect of surgical magrin
status on survival and site of recurrence after hepatic resection
for colorectal cancer metastases. Ann Surg 2005;241:715-22.
18. Taylor M, Forster J, Langer B, et al. A strudy of prognostic factors for hepatic resection for colorectal metastases. Am J Surg
1997;173:467-71.
19. Jones OM, Rees M, John TG, Bygrave S, Plant G. Biopsy of resectable colorectal metastases causes tumour dissemination and
adversely affect survival after liver resection.Br J Surg
2005;92:1165-8.
20. Ohlson B, Nisson J, Stenram U, Akerman M, Tranberg KG.
Percutaneous fine-needle cytology in the diagnosis and management of liver tumours. Br J Surg 2002;89:757-62.
21. Strasberg SM, Dehdashti F, Siegel BA, Drebin JA, Linehan D.
Survival of patients evaluated by FDG-PET before hepatic resection for metastatic colorectal carcinoma: a prospective database study. Ann Surg 2001;233:293-9.
22. Tanaka K, Shimada H, Matsuo K, et al. Outcome after simultaneous colorectal and hepatic resection for colorectal cancer
with synchronous metastases. Surgery 2004;138:650-9.
23. Weber JC, Baclellier P, Oussoultzoglou E, Jaeck D. Simultaneous resection of colorectal primary tumour and synchronous liver metastases. Br J Surg 2003;90:956-62.
24. Bismuth H, Adam R, Levi F, et al. Resection of nonesectable kiver metastases from colorectal cancer after neoadjuvant chemotherapy. Ann Surg 1996;224:509-22.
25. Kokudo N, Makuuchi M. Current role of portal vein embolization/-hepatic artery chemoembolization. Surg Clin North Am
2004:84:643-57.
Kaynaklar
1.
Geoghegan JG, Scheele J. Treatment of colorectal liver metastases. Br J Surg 1999;86:158-69.
2. Liu LX, Zhang WH, Jiang HC. Current teratment for liver metastases from colorectal cancer. World J Gastroenterol 2003;9:193-200.
3. Taylor R, Fong Y. Metastatic tumors: Surgical treatment of hepatic
metastases from colorectal cancer. In: Blumgart LH, Belgiti J, Jarnagin WR, DeMatteo RP, Chapman WC, Büchler MW, Hann LE,
D'Angelica M, editors. Surgery of the liver, biliary tract, and pancreas. 4th ed. Philadelphia: Saunders-Elsevier; 2007.p.1178-94.
4. Garden OJ, Rees M, Poston GJ, et al. Guidelines for resection
of colorectal cancer liver metastases. Gut 2006;55:1-8.
5. Hao CY, Ji JF. Surgical treatment of liver metastases of colorectal
cancer: startegies and controversies in 2006. EJSO 2006;32:473-83.
6. de Brauw LM, van der Velde CJ, Bouwhuis-Hoogerwerf ML,
Zwaveling A. Diagnostic evaluation and survival analysis of
colorectal cancer patients with liver metastases. J Surg Oncol
1987;34:81-6.
7. Biasco G, Battista M, Derenzini E. Slow evaluation of liver metastasis fom colorectal cancer. Dig Liver Dis 2005;34:81-6.
8. Scheele J, Stangl R, Altendorf-Hofmann A. Hepatic metastases
from colorectal carcinoma: impact of surgical resection on the
natural history. Br J Surg 1990;77:1241-6.
9. Nordlinger B, Guiguet M, Vailant JC, et al. Surgical resection
of colorectal carcinoma metastases to liver. A prognostic scoring system to improve case selection, based on 1568 patients.
Association Francaise de Chirurgie. Cancer 1996;77:1254-62.
10. Wanebo HJ, Chu QD, Vezeridis MP, Soderberg C. Patient selection for hepatic resection of colorectal metastases. Arch Surg
67
Türk HPB 2007 Cilt 3 Sayý 2
Karaciðer Metastazlarýnda Radyolojik Görüntüleme
Türk HPB
Funda Obuz
Dokuz Eylül Üniversitesi, Týp Fakültesi, Radyoloji AD, ÝZMÝR
Özet
Karaciðerin en sýk görülen malign lezyonu metastazdýr. Bunlarýn büyük kýsmýný kolorektal kanser metastazlarý oluþturur. Benin fokal
karaciðer lezyonlarý genel popülasyonun %20'sinde bulunabilmektedir. Karaciðer görüntülemesinin temel amacý benign lezyonlarý metastatik ve primer malign lezyonlardan ayýrt etmektir. Bu çalýþma, karaciðer metastazlarýnýn US, BT, MR ve PET'deki görünüm özelliklerini ve
bu yöntemlerin tanýdaki rolünü incelemektedir.
Anahtar kelimeler: karaciðer; karaciðer metastazlarý, US, BT, MR
Radiologic Modalities in Liver Metastases
Summary
The most common malignant liver lesions are metastases. Most of these originate from colorectal malignancies. Benign focal liver
lesions may be found in more than 20% of the general population. A primary objective in imaging the liver is to distinguish benign
from metastatic and primary malignant lesions. This article describes the imaging finding of liver metastases in ultrasound (US), CT,
MR imaging and PET; and the comparative role of these imaging modalities in the patient management.
Key words: liver; liver metastases, US, CT, MR imaging
her biri masif, nodüler veya diffüz daðýlým gösterebilir. Miliyer tipte metastazlar en çok meme,
prostat ve mide kanserlerinde, infiltratif metastazlar lenfomada görülmektedir. Fibröz reaksiyon
meme ve pankreas kanseri metastazlarýnda sýktýr2.
Karaciðerde görüntüleme yöntemlerinin amacý
lezyonlarýn sayý, boyut ve segmental lokalizasyonlarýný doðru olarak tanýmlamak, benign-malign
ayrýmýný yapabilmek, primer veya sekonder oluþunu deðerlendirmek, lezyonlarý çevreleyen parankim hakkýnda bilgi vermektir.
Karaciðer metastazlarýnýn tanýsýnda günümüzde
ultrasonografi (US), BT ve Manyetik rezonans
Giriþ
Metastazlar nonsirotik karaciðerde en sýk görülen
malign lezyonlardýr. Otopsi serilerinde primer
tümörü olan hastalarýn yaklaþýk %25-50'sinde
karaciðer metastazý gösterilmiþtir. Bununla birlikte son zamanlarda yapýlan çalýþmalar, bilgisayarlý tomografi (BT)'de saptanan <15 mm
karaciðer lezyonlarýnýn bilinen malignitesi olan
hastalarýn %80'inde benign nedenlere baðlý
olduðunu ortaya koymaktadýr1-4.
Karaciðer metastazlarý primer tümörün kökenine baðlý olarak ekspansiv, infiltratif, miliyer veya yüzeyel þekilde olabilir. Ayrýca bu formlarýn
Funda OBUZ,
Dokuz Eylül Üniversitesi Týp Fakültesi
Radyoloji AD Ýnciraltý-35340 ÝZMÝR
[email protected]
53
Karaciðer Metastazlarýnda Radyolojik Görüntüleme
(MR) gibi kesitsel görüntüleme yöntemleri kullanýlmaktadýr. Karaciðer görüntülemesinde genel kabul
görmüþ bir algoritm bulunmamaktadýr. Kullanýlacak görüntüleme yöntemleri hastaneye gönderen
klinisyene, eldeki teknik donaným ve radyologlarýn
deneyimine göre belirlenmektedir. Çoðu merkez
US ve ya BT eþliðinde biyopsiyi kullanmaktadýr.
MR genellikle içinden çýkýlamayan durumlarda yol
gösterici olmaktadýr. BT arteriyal portografi, BT
hepatik anjiografi, pozitron emisyon tomografi
(PET), laparoskopi ile birlikte intraoperatif US gibi
daha ileri incelemeler klinisyen ve radyologlarýn
deneyimine göre uygulanabilmektedir3.
“power” Doppler US metastaz çevresindeki
damarlanmayý göstermesine karþýn, tümör içindeki mikrodamarlanma nadiren saptanabilir2.
Ancak sýnýrlý merkezlerde kullanýmý olan ve
ülkemizde bulunmayan US kontrast maddeleri ile
karaciðer metastazlarýnýn saptanma oraný artmýþ,
diðer lezyonlardan ayrýmý kolaylaþmýþtýr. Arteriyel ve portal venöz fazlarda elde edilen görüntülerde <3 cm karaciðer metastazlarýnýn %50'sinde periferik halkasal kontrast tutulumu izlenmektedir. Hemen tüm metastazlar portal venöz ve geç
fazda karaciðer parankimine göre hipoekoiktir6,7.
Bilgisayarlý Tomografi
Ultrasonografi
Bilgisayarlý tomografi karaciðer metastazlarýnýn
tanýsý ve izleminde yaygýn olarak kullanýlmaktadýr.
Son yýllardaki teknolojik geliþmeler sayesinde kýsa
sürede yüksek uzaysal çözünürlükte görüntüler
elde etmek mümkün olmaktadýr. BT ile karaciðerin
vasküler anatomisi ve lezyonlarýn vasküler yapýlarla iliþkisi, normal parankimin durumu preoperatif
olarak deðerlendirilerek hastanýn operasyona
uygun olup olmadýðýna karar verilmektedir8,9.
Kontrastsýz BT, metastazlardaki kalsifikasyon, kanama ve nekrozu tanýmlamak için yararlýdýr (Resim 1). Metastazlarýn çoðu kontrastsýz
BT'de parankime göre hipodenstir. IV kontrastlý
incelemeler genellikle arteriyel, portal venöz ve
geç fazý içerecek þekilde üç fazda uygulanmaktadýr. Hipovasküler karaciðer metastazlarý en iyi
portal venöz fazda izlenir. Küçük hipovasküler
metastazlar arteriyel fazda periferik halkasal kon-
Karaciðer metastazlarý US'de hipoekoik, hiperekoik, miks ekojenitede, hedef veya diffüz þekilde
görülebilir. Çoðu metastatik lezyonda hipoekoik
halo görülür. Bunun nedeni komprese normal parankim, tümörün oluþturduðu ödem ve lezyon periferindeki hipervaskülaritedir. US'de karaciðer
metastazlarýnýn oluþturduðu diðer bir patern de
"hedef görünümü" (veya öküz gözü) dür. Bu tipte
en iç kýsým hipoekoik olup bunun dýþýnda hiperekoik, en dýþta ise hipoekoik halka vardýr. Hipoekoik
metastazlar çoðunlukla hipovasküler ve yüksek sellülaritede tümörlerde görülür. Bu grupta lenfoma,
pankreas, serviks, nazofarinks ve akciðer kanseri
metastazlarý sayýlabilir. Hiperekoik metastazlar
daha çok kolon, böbrek, meme ve pankreas
endokrin tümörü metastazlarýnda ortaya çýkmaktadýr. Kistik metastazlar nadir olmakla birlikte
sarkomlarda, over ve pankreasýn kistadenokarsinomlarýnda, müsinöz kolon karsinomu ve skuamöz
hücreli karsinomlarda geliþebilmektedir. Kalsifiye
metastazlar ise kolon ve pankreasýn müsinöz tümörlerinin metastazlarýnda görülebilir. Diffüz karaciðer
metastazlarý radyolojik tanýsý en güç olanlardýr.
Bunlarda karaciðer parankiminde diffüz heterojenite olmasýna karþýn fokal bir lezyon gözlenmez.
Karaciðer yaðlanmasý veya sirozla karýþtýrýlabilir5.
Karaciðer metastazlarý büyük oranda hepatik
arterden beslenmektedir. Tümör içinde mikrodamar yoðunluðu yüksek olmasýna karþýn, büyük
damarlar genellikle metastazýn periferinde bulunur. Küçük ve nonnekrotik tümörlerde vaskülarizasyon daha belirgindir. Renkli Doppler US ve
Resim 1. Kolorektal kanser metastazý. Kontrastsýz BT'de segment 8'de kalsifik metastaz izleniyor.
54
Obuz F
a
b
Resim 2. a, b Kolorektal kanser metastazý. a) Arteriyal fazda elde edilmiþ BT görüntüsünde, segment 5'de, periferik halkasal kontrast tutan, b) portal fazda parankime göre hipodens olan iki adet metastaz görülüyor.
arasýndadýr17-19. Yalancý pozitifliði yüksek, invaziv
ve zaman alýcý bir inceleme olmasý nedeniyle
günümüzde pek kullanýlmamaktadýr.
trast tutmalarý ile ayýrt edilebilir (Resim 2). Bu
grupta kolon, mide, pankreas, akciðer, meme ve
serviks kanserlerinin metastazlarý bulunur.
Hipervasküler metastazlar en iyi arteriyal fazda
gözlenir. Bu lezyonlar portal ve geç fazda
parankime göre izodens veya hipodens olurlar
(Resim 3). Batýna yönelik nonspesifik bir BT
incelemesinde kolaylýkla atlanmalarýnýn nedeni
karaciðer ile izodens olmalarýdýr. Böbrek, meme
ve tiroid kanserleri, pankreasýn endokrin tümörleri, melanom, karsinoid, feokromasitoma ve
sarkomlar hipervasküler karaciðer metastazý
yapan tümörlerdir10-12.
Son yýllarda yapýlan meta-analizler, kolorektal
kanserlerin karaciðer metastazlarýnýn saptanmasýnda konvansiyonel BT (nonspiral) nin %52 olan duyarlýlýðýnýn, spiral BT ile %64'e çýktýðýný göstermektedir13,14. Multidedektör BT ile yapýlan çalýþmalarda
duyarlýlýk %70-95 olarak bildirilmektedir. Küçük
(<1 cm) lezyonlarda yalancý negatiflik yükselirken,
lezyonlarýn karakterize edilmesi de güçleþir. Ýnce
kesitlerin (<5 mm) kullanýlmasýnýn duyarlýlýðý
artýracaðýný gösteren yeterli kanýt bulunmamaktadýr.
BT'nin önemli bir sýnýrlýlýðý yumuþak doku
çözünürlüðünün düþük olmasýdýr. Bu nedenle küçük
benign lezyonlarýn metastazlardan ayrýmý güçtür15,16.
BT arteriyel portografi süperior mezenterik
arterden selektif olarak kontrast verilerek portal
fazda görüntü alýnmasý temeline dayanýr. Karaciðer
parankimi belirgin olarak kontrast tutarken, hepatik
arterden beslenen metastatik lezyonlar kolaylýkla
belirlenebilir. Bu yöntemin duyarlýlýðý %81-94
Manyetik Rezonans Görüntüleme
Manyetik rezonans görüntüleme yumuþak doku
çözünürlüðü en yüksek radyolojik yöntemdir.
Günümüzde MR teknolojisindeki geliþmelerle
yüksek kalitede ve artefaktsýz görüntüleri kýsa
sürede elde etmek mümkündür. Ekstrasellüler
kontrast maddeler yanýsýra karaciðer spesifik
kontrast maddeler de MR'ýn lezyon saptama
duyarlýlýðýný artýrmaktadýr20.
Metastazlarýn MR'daki görünümü lezyonlarýn
vaskülaritesine, nekroz veya kanama varlýðýna
göre deðiþir. Genellikle kontrastsýz T1 aðýrlýklý
görüntülerde parankime göre hipointenstirler.
Lezyon içine kanama veya melanin varlýðýnda
hiperintensite görülür. T2 aðýrlýklý görüntülerde
metastazlar çoðunlukla orta derecede hiperintens
olup kist ve hemanjiomlardan kolaylýkla ayýrt
edilebilirler. Koagülasyon nekrozu, fibrozis ve
kalsifikasyon T2 aðýrlýklý görüntülerde hipointens izlenirken, likefaksiyon nekrozu veya ödem
hiperintenstir. Dinamik incelemenin arteriyel
fazýnda hipovasküler lezyonlarda zayýf periferik
halkasal veya heterojen kontrast tutulumu
görülür. Portal ve geç faz görüntülerde, parankimal ödeme baðlý en dýþta ince bir hipointens
halka olabilir (Resim 4)2.
MR'da karaciðer spesifik kontrast maddelerin
kullanýma girmesi lezyonlarýn saptanma ve
55
Karaciðer Metastazlarýnda Radyolojik Görüntüleme
b
a
Resim 3 a, b. Nöroendokrin tümör metastazý. a) Arteriyal fazda elde edilmiþ BT görüntüsünde, segment 4b, 5 ve 6'da beþ adet
hipervasküler metastaz izleniyor. b) Portal fazdaki görüntüde lezyonlarýn tümü karaciðerle izodens. Segment 5'deki büyük lezyon
güçlükle seçiliyor.
trastlar lezyonlarýn saptanmasý yaný sýra, hepatosit içeren ve içermeyen tümörlerin birbirinden
ayýrt edilmesini de saðlamaktadýr. Gd-BOPTA ve
Gd-EOB-DTPA'nýn hem ekstrasellüler hem de
hepatobiliyer özelliði olduðundan ayný zamanda
dinamik incelemeler de yapýlabilmektedir2,3,20.
Meta-analizler karaciðer metastazlarýnýn saptanmasýnda kontrastsýz MR'ýn duyarlýlýðýnýn
%60, SPDO MR'ýn duyarlýlýðýnýn %73, gadolinyum bazlý kontrast maddelerin duyarlýlýðýnýn
%78 olduðunu göstermektedir13,14. SPDO MR'ýn
duyarlýlýðýnýn %97'ye çýktýðý çalýþmalar da bulunmaktadýr24. Bizim bu konuda yaptýðýmýz bir çalýþmada, malign karaciðer lezyonlarýnýn tanýsýnda
kontrastsýz MR ile SPDO MR arasýnda anlamlý
fark saptanmamýþtýr25.
karakterize edilme oranýný artýrmýþtýr. Bunlardan
birisi retiküloendotelyal sistemde tutulan süperparamanyetik demir oksit (SPDO) içeren kontrast
maddedir. Normal karaciðer parankimindeki
Kupffer hücreleri bu kontrastý tutarken, Kupffer
hücresi içermeyen lezyonlar, örneðin metastazlar,
T2 aðýrlýklý sekansta parankime göre hiperintens
kalýr. Parankimin intensitesi kontrastsýz T2 aðýrlýklý görüntülere göre belirgin olarak azaldýðýndan lezyonlar daha iyi ayýrt edilebilmektedir21-23.
Karaciðer spesifik kontrast maddelerin diðer
grubu hepatobiliyer atýlýmý olan kontrastlardýr.
Mn-DPDP ve Gd-BOPTA, Gd-EOB-DTPA bu
grupta yer alýr. T1 aðýrlýklý görüntülerde kontrastý
tutan normal parankim hiperintens, hepatosit
içermeyen lezyonlar hipointens izlenir. Bu kon-
a
c
b
Resim 4. a, b, c Primeri bilinmeyen adenokarsinom metastazý. a) Yað baskýlý T2 aðýrlýklý görüntüde multipl, hedef þeklinde metastatik lezyonlar izleniyor. b) Portal fazdaki aksiyal ve c) koronal düzlemdeki görüntülerde, lezyonlardaki periferik halkasal kontrast
tutulumu dikkati çekiyor.
56
Obuz F
PET
Karaciðer Metastazlarýnda Görüntüleme
Yöntemlerinin Seçimi
Onkolojik görüntülemede en çok kullanýlan 18floro-2-deoksi-glikoz (FDG)-PET'dir. FDG,
glikoz gibi kanser hücreleri tarafýndan alýnýr.
Normal hücrelerde glukoz -6-fosfat ve FDG-6 fosfat defosforile edilip, hücreyi terk ederken,
kanser hücrelerinde glikoz-6-fosfataz enziminin
eksikliði nedeniyle FDG-6 -fosfat metabolize
edilip, hücreden çýkamaz. Bu nedenle PET'de
kanser hücreleri iþaretlenmiþ olur3.
FDG-PET'in kolon, pankreas, özofagus,
sarkom ve parotis tümörlerinin karaciðer metastazlarýnýn tanýsýnda yüksek duyarlýlýða sahip
olduðu gösterilmiþtir. Üç ayrý meta-analize göre,
kolorektal kanserlerin karaciðer metastazlarýnýn
saptanmasýnda, FDG-PET kesitsel görüntüleme
yöntemleri (US, BT ve MR) arasýnda en duyarlý
olandýr13,14,26. Tek baþýna PET'in uzaysal çözünürlüðünün düþük olmasý nedeniyle son zamanlarda,
BT ile PET'i kombine eden cihazlar geliþtirilmiþtir. PET-BT ile kolorektal kanserlerin karaciðer
metastazlarýnýn saptanma duyarlýlýðý %75'den
(tek baþýna PET) %89'a çýkmýþtýr (27). PETBT'nin karaciðer dýþý metastazlarý göstermede de
önemli bir üstünlüðü bulunmaktadýr.
FDG-PET'in sýnýrlýlýklarý <1cm lezyonlarda,
müsinöz tümör ve melanom metastazlarýndaki
yalancý negatiflik, enfeksiyon, erken dönem
granülasyon dokusu gibi nontümöral lezyonlardaki yalancý pozitifliktir3,16.
US veya rutin abdominal BT'de karaciðerde
yaygýn metastatik lezyonlarýn görülmesi durumunda daha baþka bir görüntüleme yöntemine
gerek yoktur. Ancak biyopsi ile taný kesinleþtirilip, tümör tipi belirlenebilir.
US veya BT'de benign-malign ayrýmý yapýlamýyorsa, <1 cm lezyonlar varsa bundan sonra MR
ile devam etmek uygun olabilir. MR'da küçük kistler ve hemanjiomlar metastatik lezyonlardan
kolayca ayrýlabilmektedir. Ayrýca fokal nodüler
hiperplazi ve adenomu hipervasküler metastazlardan ayýrt etmek için karaciðer spesifik MR kontrastlarýndan yararlanýlabilir. MR ayrýca siroz,
yaðlanma, hemakromatoz gibi diffüz karaciðer
hastalýklarýnda da US ve BT'ye üstündür3.
US ve BT'de sýnýrlý sayýda karaciðer metastazý
var ve operasyon planlanýyorsa, lezyonlarýn
kesin sayý ve lokalizasyonunu belirlemek için
daha duyarlý yöntemlere ihtiyaç duyulmaktadýr.
Bunlar kontrastlý MR veya MDBT ile yapýlmýþ
dinamik çalýþmalar olabilir. Son zamanlardaki
karþýlaþtýrmalý çalýþmalar BTAP ile SPDO MR
arasýnda karaciðer lezyonlarýnýn saptanmasýnda
anlamlý fark olmadýðýný göstermektedir28-30. Bu
nedenle BTAP veya BTHA gibi invaziv yöntemler günümüzde tercih edilmemektedir. MDBT ile
yapýlan BT anjiografik çalýþmalar hem karaciðer
lezyonlarýnýn saptanmasýnda, hem de arteriyel ve
Resim 5. Kolorektal kanser metastazý. BT'de lezyonlarýn
sayýsý ve segmental lokalizasyonu preoperatif olarak tanýmlanabilmektedir. Segment 8 ve 7'de iki adet hipovasküler
metastaz izleniyor.
Resim 6. BT anjiografide arteriyal anatomi ile birlikte, tümörün
vasküler yapýlarla olan iliþkisi görülüyor.
57
Karaciðer Metastazlarýnda Radyolojik Görüntüleme
venöz anatominin belirlenmesinde preoperatif
olarak önemli katký saðlamaktadýr (Resim 5 ve 6).
BT ekstrahepatik metastazlarýn belirlenmesinde
MR'a üstündür3.
FDG-PET özelikle ekstrahepatik metastazlarýn saptanmasýnda önemli bir role sahiptir.
Kolorektal kanserli hastalarda tedavi planýný %29
oranýnda deðiþtirdiði gösterilmiþtir26.
Sonuç olarak karaciðer metastazlarýnýn tanýsý,
evrelendirmesi ve tedavisi kanýta dayalý týp yaný
sýra, multidisipliner kurullarýn kararýna ve deneyimine göre þekillenmektedir.
16-
17-
18-
19-
2021-
Kaynaklar
1- Parker SL, Tong T, Bolden S, et al. Cancer statistics. CA Cancer
J Clin 1997;47:5-27.
2- Schneider G, Grazioli L, Saini S. Imaging of malignant focal
liver lesions: In: MRI of Liver. Milan. Springer, 2006:187-235.
3- Hussain SM, Semelka RC. Hepatic imaging: comparison of
modalities. Radiol Clin N Am 2005;43:929-47.
4- Schwartz LH, Gandras EJ, Colangelo Sm, et al. Prevalance and
importance of small hepatic lesions found at CT in patients
with cancer. Radiology 1999;210:71-4.
5- Paulson EK. Evaluation of liver for metastatic diesease. Semin
Liver Dis 2001;21:225-36.
6- Basilico R, Blomley MJ, Harvey CJ, et al. Which continuous
US scanning mode is optimal for the detection of vascularity in
liver lesions when enhanced with a second generation contrast
agent? Eur J Radiol 2002;41:184-91.
7- Kono Y, Mattrey RF. Ultrasound of the liver. Radiol Clin N Am
2005;43:815-26.
8- Sahani D, Saini S, Pena C, et al. Using multidetector CT for
preoperative vascular evaluation of liver neoplasms: technique
and results. AJR 2002;179:53-9.
9- Schroeder T, Nadalin S, Stattaus J, et al. Potential living liver
donors:evaluation with an all-in-one protocol with multidetector row CT. Radiology 2002;224:586-91.
10- Bluemke DA, Soyer P, Fishman EK. Helical (spiral) CT of the
liver. Radiol Clin N Am 1995;33:863-86.
11- Sica GT, Ji H, Ros PR. CT and MR imaging of hepatic metastases. AJR 2000;174:691-8.
12- Oto A, Tamm EP, Szklaruk J. Multidetector row CT of the liver.
Radiol Clin N Am 2005;43:827-48.
13- Kinkel K, Lu Y, Both M, Warren RS, Thoeni RF. Detection of
hepatic metastases from cancers of the gastrointestinal trackt by
using noninvasive imaging methods (US, CT, MR imaging,
PET): a meta-analysis. Radiology 2002;224:748-56.
14- Bipat S, van Leeuwen MS, Comens EF, et al. Colorectal liver
metastases: CT, MR imaging, and PET for diagnosis-metaanalysis. Radiology 2005;237:123-31.
15- Kamel IR, Choti MA, Horton KM, et al. Surgically staged focal
22-
23-
24-
25-
26-
27-
28-
29-
30-
58
liver lesions: accuracy and reproducibility of dual-phase helical CT
for detection and characterization. Radiology 2003;227:752-7.
Charnsangavej C, Clary B, Fong Y, et al. Selection of patients
for resection of hepatic colorectal metastases: expert consensus
statement. Ann Surg Oncol 2006;13:1261-8.
Soyer P, Bluemke DA, Fishman EK. CT during arterial portography for the preoperative evaluation of hepatic tumors: how,
when, and why? AJR 1994;163:1325-31.
Heiken JP, Weyman PJ, Lee JK, et al. Detection of focal hepatic
masses: prospective evaluation with CT, delayed CT, CT during
arterial portography, and MR imaging. Radiology 1989;171:47-51.
Soyer P, Bluemke DA, Hruban RH, Sitzmann JV, Fishman EK.
Hepatic metastases from colorectal cancer: detection and falsepositive findings with helical CT during arterial portography.
Radiology 1994;193:71-4.
Martin DR, Danrad R, Hussain SM. MR imaging of the liver.
Radiol Clin N Am 2005;43:861-86.
Van Beers BE, Lacrosse M, Jamart J, et al. Detection and segmental location of malignant hepatic tumors: comparison of
ferumoxide-enhanced gradient-echo and T2-weighted spinecho MR imaging. AJR 1997;168:713-7.
Kanematsu M, Itoh K, Matsuo M, et al. Malignant hepatic
tumors detection with ferumoxides-enhanced MR imaging with
a 1.5-T system: comparison of four imaging pulse sequences. J
Magn Reson Imaging 2001;13:249-57.
Bluemke DA, Paulson EK, Choti MA, DeSena S, Clavien PA.
Detection of hepatic lesions in candidates for surgery: comparison of ferumoxides-enhanced MR imaging and dual-phase helical CT. AJR 2000;175:1653-8.
Del Frate C, Bazzocchi M, Mortele KJ, et al. Detection of liver
metastases: comparison of gadobenatedimeglimune-enhanced
and ferumoxides-enhanced MR imaging examinations.
Radiology 2002;225:766-72.
Savranoglu P, Obuz F, Karasu S, et al. The role of SPIOenhanced MRI in the detection of malignant liver lesions. Clin
Imaging 2006;30:377-81.
Huebner RH, Park KC, Shepherd JE, et al. A meta-analysis of
the literature for whole body FDG PET detection of recurrent
colorectal cancer. J Nuc Med 2000;41.1177-89.
Selzner M, Hary TF, Wildberett P, et al. Does the novel PET/CT
imaging modality impact on the teratment of pattients with
metastatic colorectal cancer of the liver? Ann Surg
2004;240:1027-34.
Lencioni R, Donati F, Cioni D. Detection of colorectal liver
metastases: prospective comparison of unenhanced and ferumoxides-enhanced magnetic resonance imaging at 1.5 T, dual
phase spiral CT, and spiral CT during arterial portography.
MAGMA 1998;7:76-87.
Ba-Ssalamah A, Heinz-Peer G, Schima W, et al. Detection of
focal hepatic lesions: comparison of unenhanced and SHU 555
A-enhanced MR imaging versus biphasic helical CTAP. J Magn
Reson Imaging 2000;11:665-72.
Vogl TJ, Schwartz W, Blume S, et al. Preoperative evaluation of
malignant liver tumors: comparison of unenhanced and SPIO
(Resovist)-enhanced MR imaging with biphasic CTAP and
intraoperative US. Eur Radiol 2003;13:262-72.
Download