TTB STED Temmuz 2004

advertisement
Birinci Basamak Saðlýk Hizmetlerine Yönelik
Biyokimyasal Laboratuvar Verilerinin Kýsa Yorumu
Dr. Can Duman*, Dr. B. Faruk Erden**
Giriþ
Birinci basamak saðlýk hizmetleri, bireyleri
çoðu kez hastalýktan korumaya çalýþan ya da
hastalýk varsa, henüz komplikasyonlarý
geliþmeden önce, kolay ve ucuz bir biçimde
tedavi etmeye çalýþan stratejileri de içeren
hizmetlerdir. Toplum saðlýklý iken, toplumun
saðlýðýný sürdürmeye yönelik giriþimlerde
bulunduðu için ya da sýk görülen, gecikme
durumunda kiþiye ve topluma büyük bir yük
getirecek hastalýklara erken dönemde, zaman
yitirmeden müdahale saðladýðý için ülkemizde
kritik düzeyde önemlidir.
Tablo 1. Bazý biyokimyasal testlerin referans aralýklarý
Biyokimyasal Testler
Referans Aralýðý
Albümin
3.5-5.0 g/dl
Alanin aminotransferaz (ALT)
4-41 U/L
Aspartat aminotransferaz (AST)
8-38 U/L
Alkalen fosfataz (ALP)
20-130 U/L
Amilaz
30-220 U/L
Total Bilirubin
0.2-1.2 mg/dl
Direkt Bilirubin
0.1-0.5 mg/dl
Ýndirekt Bilirubin
0.1-1.0 mg/dl
BUN
10-20 mg/dl
Demir
60-150µg/dl
Demir baðlama kapasitesi, total
250-400µg/dl
Folik asid
3-15 ng/ml
Gama glutamil transferaz Kadýn
7-30 U/L
Gama glutamil transferaz Erkek
11-40 U/L
Glikoz
70-110 mg/dl
Hb A1C
%3.5-6.5
Kalsiyum
9.2-11.0 mg/dl
Total kolesterol
150-200 mg/dl
HDL-K Kadýn
>40 mg/dl
HDL-K Erkek
>35 mg/dl
LDL-K
<130 mg/dl
Kreatin kinaz Kadýn
30-140 U/L
Kreatin kinaz Erkek
38-175 U/L
Kreatinin
0.6-1.2 mg/dl
Kreatinin klirensi
90-120 ml/dak
Laktat dehidrogenaz
100-190 U/L
Lipaz
14-280 mIU/ml
Serbest T3
260-480 pg/dl
Serbest T4
0.9-2.3 ng/dl
Total T3
80-200 ng/dl
Total T4
5.0-12.0 mg/dl
TSH
1.5-5.0 mU/ml
Total Protein
6.0-8.0 g/dl
Trigliserid
30-190 mg/dl
Vitamin B12
200-1000 pg/ml
* Yrd. Doç.; Kocaeli Ü. Týp Fak. Biyokimya AD, Kocaeli
**Prof.; Kocaeli Ü. Týp Fak. Farmakoloji AD, Kocaeli
2003 yýlýnda Saðlýk Bakanlýðý tarafýndan
hazýrlatýlan ''Birinci Basamaða Yönelik Taný ve
Tedavi Rehberleri'' bazý biyokimyasal testlerin
referans aralýklarýný vermektedir (Tablo 1) (1).
Birinci basamakta saðlýk hizmeti veren
hekimlerin, karþýlaþtýklarý bu laboratuvar
deðerlerini yorumlamakta güçlük çektikleri
bilinmektedir. Bu gözden geçirme yazýsýnýn
amacý, geniþ kaynaklarýn hemen ulaþýlamadýðý
koþullarda, laboratuvar istem ve sonuçlarýnýn
olasý hastalýklarla iliþkilerini biçimlendirmede,
birinci basamakta saðlýk hizmeti veren hekime
bir anýmsatmaktadýr.
Referans Aralýðý Kavramý: Görünürde
saðlýklý olan ya da saðlýklý gönüllülerden
oluþan populasyonun %95'lik orta dilimidir (2).
Bu grubun bir çan eðrisi oluþturduðu kabul
edilirse, saðlýklý popülasyonun %2.5'i referans
aralýðýn altýnda, %2.5'i ise üstünde kalacaktýr.
Kýsaca bu deðerlerin altýnda ve üstünde
laboratuvar sonuçlarýna sahip olmak, mutlak
anlamda patoloji anlamýna gelmemektedir.
Albümin
Serum protein içeriðinin yaklaþýk yarýsýný
oluþturur. Onkotik basýncýn sürdürülmesinde
ve çeþitli moleküllerin taþýnmasýnda önemli rol
oynar. Dehidratasyonda rölatif artýþý söz
konusudur. Damar içi albümin verilmesi de
albümin düzeyindeki artýþýn bir diðer
nedenidir.
Azaldýðý durumlar ise; yetersiz beslenme
(malnütrisyon); baðýrsaktan emilim
bozukluklarý (malabsorbsiyon sendromlarý);
ilerlemiþ karaciðer hastalýklarýna baðlý yetersiz
üretim; hipertiroidizm ve gebelikte olduðu gibi
artmýþ gereksinim durumlarý; neoplazm,
infeksiyon ve travmada olduðu gibi artan
yýkým; ödem, asit, yanýk, hemoraji (kan kaybý),
protein kaybettiren nefropatideki gibi artan
kayýplar; damar içi fazla miktarda sývý
yüklenmesi, uygunsuz antidiüretik hormon
salýnýmý ve su intoksikasyonu gibi dilüsyonel
nedenler (2,3).
Alanin aminotransferaz (ALT)
Karaciðer hücre harabiyetini gösteren
testlerdendir. Artýþlarý viral hepatit, toksik
• 2004 • cilt 13 • sayý 7 • 256
hepatit, Reye sendromu, týkanma sarýlýðý ve
siroz gibi karaciðer parankim hastalýklarýnda;
hepatik konjesyonla birlikte olan kalp
yetmezliði ya da akut myokard enfarktüsünde,
enfeksiyöz mononükleoz ve kas distrofilerinde
gözlenir (2, 3, 4, 5).
Aspartat aminotransferaz (AST)
Bir diðer karaciðer hücre harabiyeti testidir.
Viral hepatit, toksik hepatit, Reye sendromu,
enfeksiyöz mononükleoz, týkanma sarýlýðý ve
siroz gibi karaciðer hastalýklarýnda artar. Kalp
ve iskelet kasýnda da yoðun bulunur. Bu
nedenle akut miyokard enfarktüsü, hepatik
konjesyonla birlikte bulunan kalp yetmezliði,
bazý perikardit ve miyokardit olgularýnda artýþý
gözlenir. Kalp kasý hastalýklarý dýþýnda kas
distrofisi, kas travmasý, intramüsküler
enjeksiyonlarda da AST artýþý söz konusudur.
Hafif karaciðer hücre harabiyetlerinde,
karaciðer hücre sitozolünde yoðun bulunan
ALT enziminin kan düzeyi, AST'ye göre daha
çok yükselir. Aðýr hücresel harabiyet ve nekroz
durumlarýnda ise, karaciðerin hücresinin hem
mitokondri, hem de sitozolünde bulunan AST
kan dolaþýmýna karýþacaðýndan, kandaki AST
düzeyleri ALT'den daha fazla olacaktýr (2, 3, 4,
5).
Alkalen fosfataz (ALP)
Baþlýca ALP kaynaklarý; karaciðerde safra
kanaliküllerini örten hücreler, kemik
dokusunda osteoblastlar ve gebe kadýnlarda
plasentadýr. Hýzlý kemik geliþiminin olduðu
puberte dönemi ve gebeliðin son trimesteri
serum ALP düzeyinin arttýðý fizyolojik
durumlardýr.
Paget hastalýðý, kemik tümörü,
osteomalazi, raþitizm, kemik kýrýklarý ve
hiperparatiroidide; týkanma sarýlýðý, viral
hepatitler, karaciðer maliniteleri, alkole baðlý
sirozda artar. Karaciðer hastalýklarýnda hücre
harabiyetinden ziyade, karaciðer içi ya da
ekstrahepatik bir týkanýklýðýn belirleyicisidir.
Karaciðer hücre harabiyetinin olduðu
hepatitlerde ALP düzeyi orta derecede yükselir
ancak karaciðer içi ve dýþý safra yollarý
týkanýklýklarýnda çok daha yüksek düzeylere
ulaþýr. Böylesi týkanýklýk durumlarýnda, ALP
artýþýna 5' nükleotidaz ve Gama
glutamiltransferaz (GGT) düzeyinde artýþ da
eþlik eder.
Aþýrý D vitamini kullanýmý, doðumsal
hipofosfatazya gibi durumlarda ALP düzeyi
azalýr (2, 3, 5).
Amilaz
Pankreas ve tükrük bezinden kaynaklanýr.
Akut ve kronik pankreatit, pankreas kisti gibi
pankreas hastalýklarýnda; parotit ve kabakulak
gibi tükrük bezini etkileyen hastalýklarda;
ayrýca baðýrsak týkanmasý, perfore peptik ülser,
ektopik gebelik rüptürü, böbrekten atýldýðý için
þiddetli üremi, diyabetik ketoasidoz, safra
kanalý hastalýklarý ve bazý malinitelerde de
amilaz düzeyi artar.
Bazý hepatit olgularý ile bir yaþýna kadar
olan bebeklerde, düþük amilaz düzeyi
gözlenebilir. Ancak bu düþüklüðün tanýsal
deðeri yoktur (3, 5, 6).
Bilirubinler
Dolaþýmda direkt (konjuge) ve indirekt
(ankonjuge) olmak üzere iki formda bulunur.
Bu iki formun toplamýna total bilirubin denir.
Eritrosit yýkýmý ile açýða çýkan hemoglobinden
sentez edilen bilirubin, suda çözünemeyen
indirekt formdadýr. Karaciðere alýnarak burada
glukuronik asidle konjuge ediler, suda
çözünen direkt bilirubin haline geçer. Safra
yolu ile baðýrsaklara atýlýr.
Ýndirekt bilirubin, Gilbert sendromunda
olduðu gibi indirekt bilirubinin karaciðer
hücrelerine alýnmasýnda ya da Crigler-Najjar
sendromu ve yenidoðanýn fizyolojik sarýlýðýnda
olduðu gibi konjügasyonunda defekt
nedeniyle artar. Hemoliz de, eritrositlerden
fazla miktarda bilirubin açýða çýkararak,
indirekt bilirubin düzeyini artýrýr.
Direkt bilirubin, karaciðer ve safra sistemi
hastalýklarýnda artar. Ayrýca, taþ ve tümör gibi
nedenlerle hepatobiliyer obstrüksüyonda,
glukuronik asidle konjüge edilmiþ direkt
bilirubinin karaciðerden safra sistemine atýlým
bozukluðu ile giden Dubin-Johnson ve Rotor
sendromlarýnda artar.
Bilirubin artýþýnda indirekt bilirubinin
aðýrlýklý olmasý (direkt bilirubin, totalin
%20'sinden az ise) artmýþ eritrosit yýkýmýný ya
da bilirubinin karaciðer hücrelerine alým ya da
konjügasyonunda bir bozukluðu düþündürür.
Direkt bilirubin, totalin %20-40'ý ise viral
hepatitler, hepatik nekroz ve sirozda olduðu
gibi hepatik bir hastalýk düþünülmelidir. Bu tip
durumlarda, karaciðerdeki enflamasyonla hem
týkanma, hem de fonksiyon yetmezliði
nedeniyle konjügasyon bozukluðu bir arada
gider. Direkt bilirubin, totalin %60'ýndan fazla
ise karaciðer dýþý safra yollarý týkanýklýðýndan
kuþkulanýlmasý gereklidir (3, 5, 7).
• 2004 • cilt 13 • sayý 7 • 257
Üre
Protein metabolizmasýnýn yýkým ürünü olan
toksik etkili amonyaðýn zehirsizleþtirilmesi
(detoksifikasyonu) amacý ile oluþan üre suda
çözünebilir ve böbrek yolu ile idrarla atýlýr.
Laboratuvar sonuçlarýnda, üreden ziyade BUN
(kan üre azotu) terimi kullanýlýr. Bu terim,
kandaki ürenin azot kýsýmlarýnýn miktarýný
ifade eder. Bu da toplam üre miktarýnýn
28/60'ý, yani yaklaþýk %46'sýdýr.
Plazma düzeyinin artmasý, bozulmuþ
böbrek fonksiyonlarýnýn göstergesidir. Plazma
üre düzeyini artýran, böbreðe baðlý (renal
azotemiler) nedenlerin dýþýnda, prerenal
(böbrek öncesi) ve postrenal (böbrek sonrasý)
azotemi nedenleri de vardýr. Bu durumlarda
böbrek fonksiyonlarý böbreðe ait olmayan
nedenlerle bozulmuþtur. Konjestif kalp
yetmezliði, aþýrý su ve tuz kayýplarý, þok
prerenal azotemi nedenleridir. Obstrüktif
üropatiler postrenal azotemi nedenlerine
örnektir. Bunlarýn dýþýnda gastrointestinal
kanamalar, tirotoksikoz, enfeksiyonlar,
Cushing sendromu, yüksek proteinli diyetle
beslenme, cerrahi giriþimler, yanýklar, akut
açlýk ve kaþeksi, yüksek ateþ ya da doku yýkýmý
ile giden durumlar, plazma üre düzeyinin
yükselmesine neden olur.
Kan üre düzeyini tek baþýna
deðerlendirmek yerine, kreatinin ile birlikte
deðerlendirmek daha doðru olacaktýr.
Düþük protein alýmýnda, amonyaðýn üreye
çevrilmesi karaciðerde gerçekleþtiði için,
ilerlemiþ karaciðer hastalýklarýnda serum üre
düzeyi azalacaktýr (3, 8).
Demir ve Total Demir Baðlama
Kapasitesi: Demir insanda eser miktarda
bulunur. Fakat eritrositlerdeki hem'in yapýsýnda
bulunduðu için, eritrositlerin fonksiyonlarýnda
kilit rol oynar. Eksikliði hipokrom, mikrositer
özellikte anemiye neden olur. Demir, biriktiði
hücrelere hasar vererek toksik etkilere yol
açabilir.
Arttýðý durumlar: Ýdiyopatik
hemokromatoz; yineleyen kan transfüzyonu
ya da demir tedavisi nedeniyle aþýrý miktarda
demir alýmý; talasemi ve piridoksin eksikliði
anemisinde olduðu gibi, eritrosit üretiminde
azalma; hemolitik anemilerdeki gibi artmýþ
eritrosit yýkýmý; akut karaciðer hasarý.
Azaldýðý durumlar: Demir eksikliði anemisi;
neoplazm, kollajen doku hastalýklarý gibi
kronik hastalýklar; enfeksiyon; nefroz.
Total demir baðlama kapasitesi, serum
proteinlerine baðlanabilen maksimum demir
miktarýdýr. Bu nedenle demiri baðlayýp taþýyan,
transferrin adlý taþýyýcý proteinin düzeyi
hakkýnda indirekt bir fikir verir.
Arttýðý durumlar: Demir eksikliði anemisi; akut
ve kronik kan kaybý; akut karaciðer hasarý;
gebeliðin ileri dönemleri.
Azaldýðý durumlar: Hemokromatoz; siroz;
talasemi; üremi, romatoid artrit ya da bazý
neoplazmlar, enfeksiyon; nefroz (1, 3, 8).
Folik Asit
Suda çözünen bir vitamin olan folik asidin
eksikliðinde ya da aktif formlara
dönüþmesindeki bozukluðunda, megaloblastik
anemi, homosisteinemi ve homosistinüri
gözlenir. Metabolizmasýnýn B12 vitamini ile iç
içe geçmesi nedeniyle, B12 eksikliðinde de
folik asitin eksikliðinde gözlenen patolojiler
ortaya çýkar (3, 9).
Gama glutamiltransferaz (GGT)
Karaciðer, böbrek ve pankreasta bulunan
bir enzimdir. Karaciðer ALP'sini yükselten
kolestaz, hepatit, karaciðerde yer kaplayan
lezyonlar ve karaciðer sirozunda bu enzimin
deðerleri de yükselir. En yüksek düzeyine
kolestazda çýkar. ALP artýþýna yol açan kemik
patolojilerinde, büyüme çaðýndaki çocuklarda
ve gebelikte GGT düzeyinde artýþ
olmadýðýndan dolayý, ALP ve GGT analizinin
birlikte deðerlendirilmesi karaciðer hasarýný
saptamada daha yararlýdýr. ALP artýþýna GGT
artýþý da eþlik ediyorsa, lezyonun karaciðer ve
safra yollarý kökenli olma ihtimali yüksektir.
ALP artýþý olmakla birlikte, GGT artýþý yoksa,
kemik ya da plasentadan köken alan bir artýþ
söz konusudur.
GGT özellikle siroz, metastatik kanser ve
hepatik infiltrasyonu göstermede duyarlýdýr.
Kronik alkolizmde serum GGT düzeyi yükselir
ve bu artýþ alkol alýnmasý ile paralellik gösterir.
Bu nedenle, enzim alkolik hastalarýn gizli alkol
kullanýmýnýn izleminde de kullanýlýr.
Antikonvülsan tedavi enzimin düzeyini
yükseltebilir (2, 3, 7).
Glikoz
Ýnsan vücudu için temel enerji kaynaðý
olan glikozun, dolaþýmdaki miktarýnýn sabit bir
aralýkta tutulmasý önemlidir. Bu nedenle kan
glikoz düzeyi sýký bir hormonal kontrol
altýndadýr. Ýnsülin hormonu kan glikoz
düzeyini düþürücü etki gösterir. Öte yandan
glukagon, adrenalin, büyüme hormonu,
adrenokortikotrop hormon (ACTH) ve kortizol
• 2004 • cilt 13 • sayý 7• 258
insüline zýt etki ile kan glikoz düzeyini
yükseltmeye çalýþýrlar.
Kan glikoz düzeyinin yükseldiði durumlar:
Diyabetes mellitus, hemokromatozis, Cushing
sendromu, akromegali ve gigantizm; adrenalin
enjeksiyonu, feokromasitoma ve stres gibi
plazma katekolamin düzeyinin yükselmesine
yol açan durumlar; akut pankreatit;
subaraknoid kanama gibi bazý santral sinir
sistemi hastalýklarý; kortikosteroidler,
östrojenler, alkol, fenitoin, tiyazid diüretikleri,
propranolol gibi bazý ilaçlarýn kullanýmý.
Kan glikoz düzeyinin düþtüðü durumlar:
Pankreas hastalýklarý nedeniyle glukagon
eksikliði; karaciðer hastalýklarý;
hipopituitarizm, Addison hastalýðý, hipotiroidi
gibi bazý endokrin bozukluklar ve diyabetes
mellitusun erken dönemi.
Diyabetes mellitus için taný kriterleri: Açlýk
plazma glikozunun referans deðerleri
laboratuvardan laboratuvara deðiþmekle
birlikte, yaklaþýk 70-110 mg/dl arasýdýr (Tablo
1). Farklý zamanlarda yapýlan en az iki
ölçümde açlýk plazma glikozunun 126 mg/dl
ya da üstünde çýkmasý ya da oral glikoz
yüklemesi sonrasý 2. saatte alýnan kan
örneðinde, glikoz düzeyinin 200 mg/dl ya da
üstünde olmasý diyabetes mellitus tanýsý
koydurur. Tanýya koyarken, plazma glikoz
düzeyini etkileyen diðer durumlar ve
laboratuvar kaynaklý sapmalarýn göz önünde
bulundurulmasý gereklidir. Açlýk plazma
glikozu laboratuvarýn referans deðerinin
üstünde, ancak 126 mg/dl'nin altýnda ise ya
da oral glikoz yüklemesi sonrasý 2. saatte
alýnan kan örneðinde glikoz düzeyinin 140200 mg/dl arasýnda ise (200 mg/dl'nin
altýnda) hasta diyabetes mellitus tanýsý almaz,
ancak bozulmuþ glikoz toleransý söz
konusudur (1, 2, 3, 4, 10).
Glikozile Hemoglobin (Hb A1C)
Hemoglobin, eritrositlerin ortalama 120
günlük yaþamý boyunca dolaþýmdaki glikoz ile
baðlanýr ve normalde dolaþýmda bulunan
hemoglobinin küçük bir yüzdesi glikozillenir.
Dolaþýmdaki glikozile hemoglobin miktarý; son
üç aydaki ortalama plazma glikoz düzeyi ile
orantýlýdýr. Bu nedenle, diyabetes mellitusta,
uzun süreli tedavi izlemi ve kan glikoz düzeyi
kontrolü için açlýk kan glikoz ölçümlerinden
daha iyi bir izleme yoludur. Normalde %3.56.5 arasý olan oranýn artmasý, glisemik
kontrolün bozulduðunu gösterir. Glikozile
hemoglobin eritrosit ortalama yaþam
ömründen de etkilendiðinden, eritrosit yaþam
ömrünü artýran nedenler (splenektomi gibi)
hatalý yüksek, azaltan nedenler (hemolitik
anemi gibi) ise hatalý düþük sonuçlara neden
olacaktýr (2, 3, 4, 10).
Kalsiyum
Serum kalsiyum düzeyi 9.2-11.0 mg/dl
arasýnda olup kullanýlan yönteme göre bir
miktar deðiþir. Bu deðer total kalsiyumu içerir.
Kalsiyum dolaþýmda albumine ve diðer taþýyýcý
proteinlere baðlý olarak taþýnabilir, sitrat gibi
moleküllerle kompleks oluþturabilir ya da
iyonize formda serbest olarak bulunur. Ýyonize
form, totalin %45 kadarýný oluþturur.
Dolaþýmdaki kalsiyum düzeyinin düþmesi, sinir
kas uyarýmýnýn artmasýna ve tetaniye neden
olur. Sinir kas kavþaðýndaki aþýrý uyarýmýn
bloke edilmesinde, asýl etkin olan form iyonize
kalsiyumdur. Ýyonize kalsiyumun serum
seviyesini belirleyen ana etmenin albumin
olmasýndan dolayý; kan kalsiyum analiz
sonucunun albumin testi ile birlikte
deðerlendirilmesi gereklidir. Kan albumin
düzeyini düþüren durumlarda kalsiyumun
baðlý formu azalýp iyonize formunun oraný
totalin %45'inden daha yüksek düzeylere
çýkacaðýndan total kalsiyum düzeyi düþük olsa
da, hastada tetani görülmeyebilir.
Arttýðý durumlar: Ýskelet metastazlarý da içinde
olmak üzere maliniteler, baþta primer
hiperparatiroidi olmak üzere çeþitli endokrin
bozukluklar, aþýrý dozda D vitamini alýmý, tiazid
diüretikleri, böbrek yetmezliði.
Azaldýðý durumlar: Hipoalbuminemi, kronik
böbrek yetmezliði, vitamin D eksikliði,
hipoparatiroidi, psödohipoparatiroidi, kalsiyum
ve vitamin D emilim bozukluðu (3, 5, 7).
Kolesterol
Total kolesterol dolaþýmda bulunan tüm
kolesterolü içerir. 200 mg/dl'nin üzerine
çýkmasý ateroskleroz için risk olarak kabul
edilir. 240 mg/dl'nin üstünde olmasý ise
yüksek risk kabul edilir.
LDL-K (düþük dansiteli lipoprotein
kolesterolü), LDL lipoprotein partikülleri
içerisinde bulunur. Kolesterol bu lipoprotein
aracýlýðý ile dokulara taþýnýp, damar
endotelinde biriktiði için, LDL-K ateroskleroz
için risk etmenidir. 100 mg/dl'nin altýndaki
düzeyi optimal kabul edilir. 100-129 mg/dl
arasýndaki dolaþým düzeyi normal risk
anlamýna gelir. 130-159 arasý sýnýrda yüksek,
• 2004 • cilt 13 • sayý 7 • 259
160-189 arasý yüksek ve 190 mg/dl ve üstü
aterosklerotik hastalýk için çok yüksek risk
oluþturur.
HDL-K (yüksek dansiteli lipoprotein
kolesterolü), HDL lipoprotein partikülleri
içerisindeki kolesteroldür. Kolesterol bu
lipoprotein partikülü yardýmý ile ekstrahepatik
dokulardan karaciðere taþýndýðý için, HDL-K
ateroskleroza karþý koruyucu
(antiaterosklerotik) bir lipoprotein olarak kabul
edilir. Diðer kolesterol partiküllerinin aksine
HDL-K'ün düzeyinin yüksek olmasý istenir.
HDL-K'ün 40 mg/dl'nin altýnda olmasý düþük
kabul edilir ve ateroskleroza karþý
koruyuculuðun azaldýðýný düþündürür.
Genelde menopoz öncesi kadýnlarda, HDL-K
düzeyi ayný yaþlardaki erkeklere oranla 5-10
mg/dl kadar yüksektir (2, 3, 4, 11).
Kreatin kinaz (CK)
Özellikle iskelet kasý, kalp kasý ve beyinde
bulunan bir enzimdir. Üç izoenzimi vardýr. CKBB izoenzimi beyin, gastrointestinal sistem,
prostat, plasenta ve akciðerde bulunur. CKMB izoenzimi kalp ve iskelet kasýnda
bulunurken, CK-MM iskelet ve kalp kasýnda
bulunur. Vücutta CK'nýn en yüksek miktarda
bulunduðu dokular kas ve beyindir. Beyin
içeriðindeki CK, nerdeyse hiçbir zaman kan
beyin bariyerini aþarak dolaþýma geçemez. Bu
nedenle dolaþýmda ölçülen CK düzeyinin
kaynaðý, iskelet ya da kalp kasý aðýrlýklýdýr.
Ýskelet ya da kalp kasý travmasý ya da nekrozu
bu enzimin dolaþým düzeyini yükseltir. Bu
nedenle CK düzeyinde yükselme
durumlarýnda, öncelikle iskelet ya da kalp kasý
harabiyeti aranmalýdýr. Akut miyokard
enfarktüsü, miyokardit, kalp ameliyatlarý,
konjestif kalp yetmezliði; iskelet kasý travmasý
ve kas distrofisi, aþýrý egzersiz, malin
hipotermi; Reye sendromu, hipotiroidi, geniþ
beyin enfarktý, prostat, mesane ve sindirim
sistemi maliniteleri CK düzeyinde
yükselmelere neden olur. Akut miyokard
enfarktüsünde CK-MB, prostat ve akciðerin
küçük hücreli karsinomunda CK-BB aktivitesi
artar.
Hipertiroidi ve kas kütlesinin azaldýðý
durumlarda enzim aktivitesi düþer (2, 3, 10).
Kreatinin
Kreatinin, iskelet kaslarýndaki kreatin'in su
kaybetmesi ile oluþur. Serum kreatinin düzeyi
vücut kas kitlesinden ve kas yýkýmýndan
etkilenmekle birlikte, diyetle alýnan protein
içeriðinden çok az etkilenir. Bu nedenle,
böbrek fonksiyonlarýný deðerlendirmede,
serum üre (ya da BUN) düzeyine göre daha
duyarlýdýr. Ancak bu test de hafif ve orta
derecedeki böbrek hasarýný saptamakta tek
baþýna yetersizdir. Böbrek yetmezliði, aðýr
konjestif kalp yetmezliðinde ve idrar akýmýný
engelleyen obstrüktif üropatilerde düzeyi
artar. Diyetten yalnýzca kýrmýzý et alýmýnda
etkilenen kreatinin düzeyi, doku yýkýmýndan
da üre düzeyinin etkilendiði kadar etkilenmez.
Kas hastalýklarý, gigantizm ve akromegali de
dolaþým düzeyini artýran diðer patolojilerdir.
Renal azotemileri, prerenal ve postrenal
azotemilerden ayýrmada BUN/Kreatinin (üre
deðil) oranýnýn birlikte kullanýlmasý, her iki
testin de tek baþýna kullanýlmasýndan daha
yararlýdýr. Saðlýklý kiþilerde bu oran 12/1-20/1
arasýnda deðiþir.
BUN/Kreatinin oranýnýn arttýðý durumlar:
Kalp yetersizliði, tuz kaybý, dehidratasyon, kan
kaybý, þok gibi prerenal azotemiler; böbrek
taþlarýnda ve benin prostat hipertrofilerinde
olduðu gibi obstrüktif üropatiler, ya da
postrenal azotemiler.
BUN/Kreatinin oranýnýn azaldýðý durumlar:
Kronik böbrek yetmezliði gibi bir renal
azotemi durumu; ekstraselüler sývýdan
kreatininden çok üre uzaklaþtýran uzun süreli
diyaliz uygulamalarý; düþük protein alýmý ya da
aðýr karaciðer yetersizliði nedeniyle yetersiz
üre sentezi; Rabdomiyoliz gibi kas yýkýmýný ve
dolayýsýyla kreatinin sentezini artýran
durumlar; Böbrek tübüllerinden üre
sekresyonunu artýran uygunsuz antidiüretik
hormon salýnýmý sendromu (3,5).
Kreatinin Klirensi
Üre ve kreatininin serumdaki düzeylerinin
artýþý ile böbrek hastalýðý tanýsý koymak, ancak
böbrek fonksiyonlarýnýn belirgin kaybý ile
olanaklýdýr. Bu nedenle, böbrek
fonksiyonlarýnda bozulmadan kuþkulanýlan
hastalara daha duyarlý bir test uygulanmasý
gerekebilir. Kreatinin klirensi, böbrek
fonksiyonlarýný ölçmede kullanýlan en güvenilir
yöntemlerden biridir. Klirens, birim zamanda
belli bir maddeden temizlenen plazma volümü
olarak tanýmlanýr. Kreatinin, dolaþýmdan
özellikle glomerüler filtrasyona uðrayarak
uzaklaþtýrýlýr. Az miktarda böbrek tübüllerinden
idrara (ultrafiltrata) sekrete edilse de, esas
olarak glomerüler filtrasyonu gösterir.
Dolayýsýyla glomerüler filtrasyon ve renal
• 2004 • cilt 13 • sayý 7 • 260
kan akýmý deðiþikliklerinden kolayca etkilenir.
Hafif ve orta düzeydeki glomerüler harabiyeti
göstermede oldukça baþarýlýdýr. Ancak idrar
toplama aþamasýndaki güçlük ve hata payý
nedeniyle, böbrek fonksiyonlarýnýn
deðerlendirilmesinde ilk seçilen test deðildir (2,
3, 5).
Laktat dehidrogenaz (LD)
Dolaþýmda, LD1, 2, 3, 4 ve 5 olarak
adlandýrýlan 5 izoenzimi bulunur.
Ýzoenzimlerinin yaygýn doku daðýlýmý
nedeniyle, birçok doku ve organ hastalýðýnda
total LD aktivitesi yükselir. Bu nedenle ayýrýcý
tanýda ek inceleme gereksinim duyulur. LD-1
özellikle kalp kasý, LD-5 ise karaciðer hasarýný
göstermede etkindir.
Total LD aktivitesinin arttýðý durumlar:
Baþta akut myokard enfarktüsü olmak üzere
kalp kasý hastalýklarý; iskelet kasý hastalýklarý;
akut viral hepatitler, týkanma sarýlýðý,
enfeksiyöz mononükleoz, siroz, kolestaz,
karaciðerin primer ya da metastatik tümörleri;
megaloblastik ve pernisyöz anemi, hemolitik
anemiler; akciðer hastalýklarý; þok ve dolaþým
yetmezliði; böbrek hastalýklarý; akut
pankreatit, baðýrsak obstrüksiyonlarý (3, 4).
Lipaz
Pankreastan salgýlanan ve gastrointestinal
sistemde yað emiliminde görev alan bir
enzimdir. Pankreas hastalýklarýnýn tanýsýnda
kullanýlýr. Akut pankreatitte serum lipaz düzeyi
amilazla beraber artar. 7-10 gün kadar yüksek
kalýr. Akut pankreatitle baþlayan serum lipaz
aktivitesindeki yükseklik, genellikle 14 günü
aþmaz. Daha uzun süre artmýþ lipaz aktivitesi,
kötü prognozu ya da bir kist oluþumunu
düþündürür. Akut pankreatitlerde serum lipaz
aktivitesi belirleme, serum amilaz aktivitesine
göre üstündür. Tükrük bezi hastalýklarýnda
lipazýn serum düzeyi artmadýðýndan, akut
pankreatiti tükrük bezi patolojilerinden
ayýrmada lipaz analizi amilazdan daha
deðerlidir. Ancak serum lipaz aktivitesi kronik
pankreatit, pankreas kanal obstrüksiyonu,
böbrek hastalýklarý, akut kolesistit, intestinal
obstrüksiyon ve enfarktlar, duodenum ülseri,
karaciðer hastalýklarý, diyabetik ketoasidoz ve
ERCP (endoskopik retrograd
kolanjiyopankreatografi) uygulamasý sonrasý
da yükselir (2,3).
Tiroid testleri
T3 (triiyodotironin) ve T4
(tetraiyodotironin-tiroksin) tiroid bezinden
sentezlenip salýnan ve bazal metabolizmayý
hýzlandýran hormonlardýr. Bunlarýn aktif þekli
proteinlere baðlý olmayýp, serbest biçimde
bulunan formlarýdýr. Serbest formlar olan
serbest T3 ve serbest T4, dolaþýmda baðlý
formlarýna oranla çok daha düþük düzeyde
bulunur. Serbest ve baðlý formlarýnýn toplamý
total T3 ve total T4'ü oluþturur. TSH (Tiroidi
stimüle edici hormon) ise tiroidi bu
hormonlarýn yapýmý için uyaran hipofiz bezi
kökenli bir diðer hormondur. Genelde T3 ve
T4'ün total ve serbest formlarýnýn dolaþým
düzeylerinin düþmesi, tiroid bezinin uyarýlmasý
amacý ile TSH düzeyini artýrýr. Artmýþ T3 ve T4
düzeyleri ise TSH'nin sentez ve salýnýmýný
baskýlar. Hipertiroidizmde tiroid hormonlarýnýn
dolaþým düzeyleri artarken, TSH düzeyi (eðer
hipertiroidizmin nedeni hipotalamus ya da
hipofiz kökenli deðilse) negatif geri besleme
ile düþer. Hipotiroidide ise, düþük tiroid
hormon düzeylerine karþýlýk olarak, tiroid
bezini uyarmak amacý ile TSH düzeyi de (eðer
hipotiroidinin nedeni hipotalamus ya da
hipofizin yetersiz fonksiyon görmesi deðilse)
yükselecektir (2,3).
Total Protein
Plazmada bulunan ve çeþitli fonksiyonlarý
olan proteinlerin tümüne total protein denir.
Serum protein düzeyi, hastanýn beslenme
durumunu deðerlendirmede, gammopatilerin
tanýsýnda, protein metabolizmasý
bozukluklarýnda, karaciðer, böbrek ve kemik
iliði ile ilgili ciddi patolojilerin tanýnmasýnda
önemlidir. Serum total protein analizi, gamma
globulinlere baðlý bir total protein deðiþimi
yoksa, genellikle serum albumin düzeyi ile
paralel gider.
Serum total protein konsantrasyonunun
arttýðý durumlar: Dehidrasyon, monoklonal ya
da poliklonal gammopatiler.
Serum total protein konsantrasyonunun
azaldýðý durumlar: Protein kaybýnýn artmasý
(nefrotik sendrom, kan kaybý, gastrointestinal
sistem yoluyla kayýplar), protein yýkýmýnda
artma (enflamasyon, yüksek ateþ, hipertiroidi,
kronik hastalýklar, malinite), protein sentezinin
azalmasý (karaciðer hastalýklarý, diyetle protein
alýmýnýn azalmasý), dilüsyonel deðiþimler
(damar yolu ile sývý verilmesi, uygunsuz
antidiüretik hormon salýným sendromu, su
intoksikasyonu) (3,7).
Trigliserid
Bir molekül gliserolün üç molekül yað asidi
ile birleþmesi ile oluþur. 150 mg/dl'nin aþaðýsý
• 2004 • cilt 13 • sayý 7 • 261
normal kabul edilir. 150-199 arasý sýnýrda
yüksek, 200-500 arasý yüksek ve 500
mg/dl'nin üstü çok yüksek trigliserid düzeyleri
olarak sýnýflanýr. Ailesel hiperlipidemi, karaciðer
hastalýðý, nefrotik sendrom, hipotiroidi,
diyabetes mellitusta yükselir. Malnütrisyon ve
doðumsal abetalipoproteinemilerde ise düzeyi
düþer (2,3).
Vitamin B12
Suda çözünen bir vitamin olan B12
vitamininin eksikliðinde megaloblastik anemi
ve metil malonik asidüri görülür.
Baðýrsaklardan emilimi için mideden salýnan
intrinsik faktörle birleþmiþ olmalýdýr.
Arttýðý durumlar: Lösemi; lökositoz;
polisitemi vera; özellikle karaciðer metastazý
olan karsinom olgularý; hepatit, siroz ve
hepatik koma gibi karaciðer hastalýklarý.
Azaldýðý durumlar: Yetersiz emilim (intrinsik
faktör eksikliði, gastrik mukoza kaybý, primer
hipotiroidizm, malabsorbsiyon sendromlarý,
difilobotrium latum enfestasyonu); gebelik;
antikonvülsan ya da oral kontraseptiflerin
kullanýmý; multipl miyelom (2, 3, 9, 10).
Kaynaklar
1- T.C. Saðlýk Bakanlýðý Birinci Basamaða Yönelik
Taný ve Tedavi Rehberleri. 2. basým, Editör Emin Sami
Arýsoy, Temmuz 2003.
2- Lawrence A. Kaplan, Amadeo J. Pesce. Clinical
Chemistry Theory, Analysis and Correlation Third ed.,
1996.
3- acques Wallach. Interpretation of Diagnostic
Tests. Seventh edition, 2000.
4- John Bernard Henry. Clinical Diagnosis and
Management By Laboratory Methods. W.B. Saunders
Company, 20th ed., 2001.
5- Joan F. Silva, P.R. Pannall. Taný ve Tedavide
Klinik Biyokimya. Çev: Tuncay Özgünen. Ýkinci baský,
1987.
6- A.H. Ýmren, O. Turan. Klinik Tanýda
Laboratuvar. Beta Basým Yayým Daðýtým A.Þ., Ýstanbul,
1985.
7- Ebubekir Bakan. Klinik Biyokimya Laboratuvar
El Kitabý. Erzurum, 2001.
8- Suat Vural, E. Tali Çetin, Uður Tuzlacý, Tahir
Dað. Klinik Teþhiste Laboratuvar. Ýstanbul, 1986.
9- Taner Onat, Kaya Emerk, Eser Y Sözmen. Ýnsan
Biyokimyasý. Palme Yayýncýlýk, Ankara, 2002.
10- Carl A. Burtis, Edward R Ashwood. Tietz
Textbook of Clinical Chemistry. 3rd ed., London,
1999.
11- Yavuz Taga, Diler Aslan, Gül Güner, Fatma Z.
Kutay. Týbbi Laboratuvarlarda Standardizasyon ve
Kalite Yönetimi Kurs Kitapçýðý, 2001.
TTB - STE Kredi Puaný ve Kitap Kazananlar
Nisan 2004 sayýmýzdaki Ödüllü Bulmaca’dan kredi puaný kazananlar
Yýldýz (*)
konulmuþ
olanlar, TTB
Yayýnlarýndan
Dr. Mustafa
Sütlaþ’ýn
“Köþeli
Yazýlar” adlý
kitabý da
kazandýlar.
1- Zelal Üzeyiroðlu* (Adana), 2- Cennet Bayar (Afyon), 3- Sami Terzi, 4- Mesut Yýldýrým,
5- Nuran Sarý, 6- Yüksel Tur (Ankara), 7- Ýlyas Kormaz (Antalya), 8- Aylin Adalý, 9- M. Ali
Gördesli, 10- Zeliha Tahmazoðlu (Balýkesir), 11- Ýsmail Solay* (Çanakkale), 12- Seher Bal
Kocaman (Denizli), 13- Muhammet Özeker (Edirne), 14- Arzu Ulugenç (Eskiþehir), 15- Arzu
Aðca (Gaziantep), 16- Cevat Aþkar, 17- Selim Matkap, 18- Aydýn Halefoðlu*, 19- Serdal
Kanuncu (Hatay), 20- Cahit Küçük (Iðdýr), 21- Kemal Demirkýran, 22- Halil Akyürek (Ýstanbul),
23- Fatih Çolakoðlu, 24 - Sebahattin Kabaoðlu, 25- Hatice Yýlmaz Çolakoðlu 26- K. Atilla
Öngel (Ýzmir), 27- Deniz Devrim Dede Temiz, 28- Sebiha Daylak Daðdeviren, 29- Murat
Daðdeviren (Karabük), 30- Metin Altýparmak, 31- Ülkü Karakaya (Kayseri), 32- Filiz Öztürk,
33- Cengiz Kaplan, 34- Hacer Özkul Oral, 35- Ýzzet Yýlmaz (Kýrklareli), 36- Bülent Arslan
(Kocaeli), 37- Seher Yeþilyurt, 38- Iþýk Kaan Genç, 39- Fulya Genç, 40- Ýsmail Cihat Tuna,
41- Tufan Ergenç*, 42- R. Bilge Sel (Kütahya), 43- Sümeyne Demir (Sakarya), 44- Hami Öner
(Sinop), 45- Cengiz Semercioðlu, 46- Aynur Þahin, 47- Fatma Canki, 48- Emel Konur, 49- Nur
Figen Akdað, 50- Uður Çaðlayan, 51- Mahmut Akdað (Tekirdað), 52- Kezban Tabak*
(Zonguldak).
• 2004 • cilt 13 • sayý 7 • 262
Download