Nöro müs kü ler Acil Has ta lık lar

advertisement
İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri
Nörolog Olmayanlar İçin Nöroloji
Sempozyum Dizisi No: 42 • Ocak 2005; s. 147-158
Nöromüsküler Acil Hastalıklar
Uzm. Dr. Nurten Uzun
Sağlıklı bir kişide yaygın güçsüzlüğe sebep olabilecek nöromüsküler acil
hastalıklar, akut inflamatuar demiyelinizan polinöropati, miyastenia gravis ve
polimiyozit gibi oldukça az sayıdadırlar. Ayırıcı tanıya girebilecek diğer nadir
hastalıklar Tablo 1’de görülmektedir.
Tablo 1. Sağlıklı bir kişide gelişebilecek akut güçsüzlük nedenleri
Ön boynuz hücresi
Poliomiyelit (diğer enterovirüsler)
Motor nöron hastalığı (subakut)
Periferik sinir
Akut inflamatuar demiyelinizan polinöropati (Guillain Barre Sendromu)
Kene paralizisi
Difteri
Ağır metal intoksikasyonu
Nöromüsküler bileşke
Miyastenia Gravis
İlaca bağlı miyasteni
Eaton-Lambert miyastenik sendrom
Botulismus
Organofosfat zehirlenmeleri
Kas
Polimiyozit / Dermatomiyozit
Periyodik paraliziler
Toksik miyopati
Miyoglobinüri / Rabdomiyoliz
Nöroleptik malign sendrom
147
• Nurten Uzun
Daha sıklıkla nöromüsküler acil hastalıklar, akut solunum yetmezliği veya
bulber fonksiyon bozukluğu nedeniyle önceden nöromüsküler hastalık tanısı
almış olan hastalarda gelişir (Tablo 2).
Tablo 2. Bilinen nöromüsküler hastalığı olan hastalarda acil durumlar
Solunum yetmezliği / Bulber fonksiyon bozukluğu
Reversibl nöromüsküler hastalıklar
Miyastenia gravis
Akut inflamatuar demiyelinizan polinöropati
Polimiyozit
İrreversibl nöromusküler hastalıklar
Motor nöron hastalığı
Müsküler distrofiler
Asit maltaz eksikliği
Karnitin eksikliği
Kardiak komplikasyonlar
İleti bozuklukları
Miyotonik distrofi
Polimiyozit
Kearns-Sayre sendromu
Progresif eksternal oftalmopleji sendromları
Emery Dreifuss sendromu
Otonom bozukluklar
Akut inflamatuar demiyelinizan polinöropati
Elektrolit bozuklukları
Periyodik paraliziler
Bazen de hastalarda bilinen bir sistemik hastalık, rabdomiyoliz veya nöroleptik malign sendromda olduğu gibi akut nöromüsküler semptomlar ile ortaya çıkabilir.
AKUT GÜÇSÜZLÜĞE NEDEN OLAN PERİFERIK SİNİR HASTALIKLARI
Akut İnflamatuar Demiyelinizan Poliradikülonöropati
‘’Guillain-Barre sendromu’’ (GBS) terimi pratikte inflamatuar demiyelinizan polinöropatilerin bu en sık rastlanan klasik inflamatuar demiyelinizan
formu için kullanılır. Her yaşta kişileri etkileyen ve mevsimsel özellik gös-
148
Nöromüsküler Acil Hastalıklar •
termeyen, kazanılmış immün aracılı radikülopatilerdir. Hastaların 2/3’ünde
nörolojik semptomlardan 1-4 hafta önce bir enfeksiyon öyküsü alınır. Sitomegalovirüs, Epstein -Barr virüsü, viral hepatit, insan immün yetmezlik virüsü,
mycoplasma, Campylobacter jejuni, hepatit A ve B, herpesvirüs enfeksiyonları, influenza, kuduz, difteri ve tetanoz toksoidleri, oral polio aşısı, cerrahi
girişimler, streptokinaz, suramin, gangliosidler ve eroin gibi ilaç ve madde
kullanımları, sistemik lupus eritematosus gibi hastalıklar ve immün yetmezlik
durumları GBS ile ilişkisi gösterilebilmiş nedenler arasındadır.
İlk semptomlar paresteziler ve güçsüzlük ile birlikte duysal semptomlar ya
da sadece güçsüzlük olabilir. Hastalığın en sık yerleşme şekli, bacaklardan başlayıp kollara, daha sonra yüze, orofaringeal kaslara ve solunum kaslarına yükselen kas güçsüzlüğüdür. Güçsüzlük simetriktir, hiporefleksi mutlaka vardır.
İlerleme 1-4 haftada durur. %20’ye yakın hastada mekanik ventilasyon gerektirecek solunum yetmezliği görülür. EKG değişiklikleri, kalp aritmileri, ortostatik hipotansiyon ve hipertansiyon krizleri, geçici idrar retansiyonu, terleme
bozuklukları ve paralitik ileus gibi otonom fonksiyon bozuklukları sıktır.
GBS seyrinde ortaya çıkan kas kuvvetsizliğinin şiddeti değişkendir. Hastaların bir kısmı ekstremite ve yüz kaslarında hafif kuvvetsizlikle ambulatuar
kalırken bir kısmında kuadripleji ve mekanik ventilasyon gerektiren solunum
yetersizliği gelişir. Hastaların %2-12’sinde hastalık, solunum yetmezliğine bağlı sorunlar, pulmoner emboli ya da otonom bozukluklara bağlı kardiovasküler
sorunlar nedeni ile ölümle sonlanır. Diğer hastalar 6-12 ay süren bir iyileşme
dönemi geçirirler. %75’i yeterli iyileşme gösterirken, %5-10’unda motor defisitler kalır, %2-5’inde ise rekürrens gözlenir.
GBS’larının akut inflamatuar demiyelinizan formunda başlıca histopatolojik bulgular endoneuriumda mononükleer inflamatuar infiltrasyon ve sinir
liflerinde segmental demiyelinasyondur. GBS’una yol açan süreçleri periferik
sinirlerin yapısında yer alan antijenlere karşı oluşan otoantikorların başlattığı
kabul edilir. GBS’lu hastaların kanlarında oldukça yüksek oranda antigangliosid antikorlar gösterilmiştir.
GBS’da tanıya en çok yardımcı olan laboratuar yöntemler elektrofizyolojik
incelemeler ve beyin omurilik sıvısı incelemeleridir. 48. saatten sonra kan-BOS
bariyeri bozulmasına bağlı olarak BOS’da protein düzeyi artmaya başlar, hücre artışı görülmez. İlerleyen haftalar içinde multifokal demiyelinizasyonla birlikte seyreden polinöropatiyi gösteren elektrofizyolojik veriler yerleşir.
149
• Nurten Uzun
Destekleyici tedavi: Hastalığın erken dönemlerinde gelişebilecek solunum
yetersizliği açısından dikkatli bir gözlem yapılmalıdır. Kas kuvvetsizliği progresyon gösteren hastalar hastaneye yatırılarak izlenmeli, kuvvetsizliği belirginleşen hastalar ise yoğun bakım ünitelerine alınmalıdır. Zorlu vital kapasite ve
maksimum inspirasyon basıncı sık olarak izlenmelidir. Yeterli oksijenasyon
kan gazları ile izlenmelidir. Vital kapasitenin hızla düşüş göstermesi ya da 15
ml/kg’ın altına inmesi durumunda solunum yardımı uygulanmalıdır.
Otonom sinir sistemi bozuklukları öncelikle kan basıncı, kalp ritmi ve
sıvı dengesi açısından izlenmelidir. Yutamayan hastalarda ilk hafta içinde
nazogastrik tüp veya gastrostomi ile beslemeye başlamalı veya parenteral
beslenme uygulanmalıdır. Pulmoner ve yatak hijyeni korunmalı, gelişebilecek
solunum yolu enfeksiyonları tedavi edilmelidir. Hastaların yatağa bağlı oldukları dönemde derin ven trombozu ve pulmoner embolizme karşı profilaktik
subkutan heparin tedavisi uygulanmalıdır. Hastanın yatırıldığı ilk günlerden
itibaren fizyoterapi egzersizlerine başlanmalı. Sık görülen ekstremite ağrılarına karşı hafif analjezikler tercih edilmelidir (Tablo 3).
Tablo 3. GBS’da klinik, laboratuar bulguları ve tedavi önerileri
Klinik
Arefleksi
İlerleyici simetrik güçsüzlük
Minimal objektif duysal bozukluk
Şuur normal
Öncesinde enfeksiyon veya aşılama
Laboratuar
BOS protein artışı/hücre sayısı düşük
EMG uzamış F yanıtı, ileti hızı yavaşlaması, ileti bloğu
HIV testi
Tedavi
Hospitalizasyon
Solunum fonksiyonu değerlendirmesi
Kardiak aritmi ve hipotansiyonun monitorizasyonu
Hastalık temposunun değerlendirilmesi
Cilt bakımı, solunum temizliği...
Fırsatçı enfeksiyonların tedavisi
150
Nöromüsküler Acil Hastalıklar •
İmmünoterapi: GBS’nun immünolojik tedavisinde plazmaferez ya da intravenöz immünglobulin kullanılır. Çalışmalar, bu tedavilerin hastalık başlangıcından itibaren ilk 3 hafta içinde uygulanması halinde tedavi edilmeyenlere
oranla belirgin derecede hızlı bir iyileşme sağladığını ve bu iki tedavi seçeneğinin etkinlikleri arasında kayda değer bir farklılık olmadığını göstermiştir. Plazmaferez, 7-14 günlük bir süre içinde yapılacak 3-5 seans halinde, her seans için
50 ml/kg plazma değişimi hedeflenerek yapılır. IVIg ise genel olarak 2 g/kg
olan toplam dozun 5 gün içinde 0,4 g/kg’lık günlük dozlar halinde verilmesi
ile uygulanır. GBS’da prognozu ağırlaştıran başlıca faktörler, ileri yaş, başka
bir ciddi hastalık ile birliktelik, ağır ve hızlı seyir, ilk elektrofizyolojik incelemelerde motor kas yanıtının ileri derecede düşük amplitüdlü olması ve hastalığa
öncelik eden camphylobacter jejuni enfeksiyonunun varlığıdır.
Kene Paralizisi
Klinik tablo GBS’ye benzer. Kenenin uzaklaştırılması ile klinik tablo hızla
düzelir.
Porfiri
Hızlı ilerleyen motor güçsüzlük, abdominal kramplar, nöbetler, psikiyatrik
bulgular. İdrarda delta amino levulinik asit ve porfobilinojen artışı saptanır.
Difteri
Üst solunum yolu enfeksiyonu gibi başlar.1-2 hafta sonra simetrik nöropati, bulber tutulum, akomodasyon bozukluğu, dilate pupiller gözlenir. Uygun
antibiyotik tedavisi ile düzelir.
Poliomiyelit
Genellikle bir ekstremiteyi etkileyen hızlı başlayan asimetrik güçsüzlük,
meningeal bulgular ve BOS’da pleositoz saptanır.
Arsenik ve Kurşun İntoksikasyonu
Kronik intoksikasyonunda, yavaş progresyonun olduğu motor nöropati,
akut intoksikasyonda ise ensefalopati ve sistemik bulgular gözlenir.
AKUT GÜÇSÜZLÜĞE NEDEN OLAN NÖROMÜSKÜLER BİLEŞKE HASTALIKLARI
151
• Nurten Uzun
Miyastenia Gravis
Miyastenia Gravis (MG), güçsüzlük ve ekstremite kaslarının anormal
yorulması ile karakterize, iskelet kaslarındaki asetilkolin reseptörlerine karşı
oluşmuş antikorlardan kaynaklanan postsinaptik yerleşimli nikotinik asetilkolin reseptörlerinin (AchR) hedef alındığı otoimmün bir sinir-kas bağlantı
bozukluğu hastalığıdır. Ana özelliği, devam eden aktivite ile kötüleşen, istirahatla geçen ve antikolinesteraz ilaçlar ile düzelen kas güçsüzlüğüdür.
Ana klinik tablo, duysal bulguların olmadığı dalgalanan güçsüzlüktür.
Çift görme, ünilateral veya asimetrik göz kapağında düşme, çiğneme, konuşma, yutma bozukluğu, boyun ve proksimal kas güçsüzlüğü gözlenir. Nadiren
başlangıç bulber fonksiyon bozukluğu ile dispne ve aspirasyon pnömonisi ile
olabilir. Hastalığın en sık ortaya çıkış yaşı kadınlarda 20-30 arası ve 50’nin üzeri olarak bimodal, erkeklerde ise 50’nin üzerindedir. Oküler ve jeneralize olan
iki tipi vardır. Emosyonel bozukluklar, sistemik hastalıklar, hipotiroidizm
veya hipertiroidizm, gebelik, menstrüel siklüs, nöromüsküler iletimi etkileyen ilaçlar ve vücut ısısında artış miyastenik semptomları kötüleştiren faktörlerdir. Graves hastalığı, otoimmün tiroidit, romatoid artrit, sistemik lupus
eritematosus, polimiyozit ve aplastik anemi ile birlikteliği sıktır.
MG’de, iskelet kaslarındaki asetilkolin reseptör proteinine karşı antikor
üretilir. Bu antikorlar, asetilkolin reseptör sayısını azaltırlar. Hastaların
%70’inde timik hiperplazi, %10-20’sinde timik tümör’ün varlığı, timustaki
miyoid hücreler ile AchR ilişkileri ve hastaların önemli bir kısmının timektomiden yararlanması immünolojik olarak dikkatleri timus üzerine çekmiştir.
Tanı: Okülobulber belirtilerle başlayan ve gün içinde dalgalanma gösteren
bir klinik tablo kuvvetle MG’i düşündürür. Öyküde spontan remisyonların
varlığı bu tanıyı destekler, Asetilkolinesteraz ilaçlar ile kas gücünde objektif
düzelme ile tanı konur. Tanıda edrophonium chloride (Tensilon) veya neostigmin bromid (Prostigmin) kullanılır. Tensilon, nöromüsküler bileşkede asetilkolinin yıkılmasını önler ve miyastenik hastada hızla ve kısa süreli olarak kas
güçsüzlüğünü iyileştirir. Ayrıca soğuğun kavşaktaki iletiyi düzeltici etkisine
dayanarak ptotik göz kapağına konan buz etkisi ile klinik tablonun düzelmesi
tanıda yardımcıdır. Elektrofizyolojik incelemelerden ardı sıra sinir uyarımı ve
tek lif EMG incelemeleri defektif nöromüsküler iletiyi gösterir. Yaygın MG
hastalarının %85’inde serumda asetilkolin reseptör antikoru saptanır. Anti çizgili kas antikorunun ise timoma ile güçlü bir ilişkisi vardır. Tiroid fonksiyon
testleri, varsa enfeksiyon odağının aranması, timus hiperplazisi veya timoma
152
Nöromüsküler Acil Hastalıklar •
açısından mediasten/toraks görüntülenmesi gereklidir.
Tedavi: Akut alevlenmede solunum fonksiyonu 4 saatte bir zorlu vital
kapasite ve negatif inspiratuar kuvvetle izlenmelidir. 1 litrenin altındaki zorlu
vital kapasite ve -20’nin altındaki negatif inspiratuar kuvvet elektif intübasyon
endikasyonudur. Kullandığı ilaçlar gözden geçirilmelidir. Yaygın miyastenisi
olan ve 60 yaşının altındaki hastalarda elektif timektomi önerilir. Timektomi
öncesi immünosupresif tedavi, postoperatif morbidite ve mortaliteyi azaltır.
MG’li hastaların çoğu ayaktan izlenebilirse de hızla ilerleyen güçsüzlüğü olan,
veya solunum yetmezliği gelişen hastaların yoğun bakım ünitesinde güçsüzlük semptomları düzelene ve solunum fonksiyonları iyileşene kadar izlenmesi
gereklidir.
Semptomatik tedavide antikolinesteraz ilaçlar kullanılır, timektomi ve
immunosupresifler ise hastalığın immünolojik kökenine yönelik tedavide kullanılırlar. Antikolinesterazlar, asetilkolinin yıkılmasını engelleyerek sinaptik
aralıkta daha uzun süre kalmasını sağlar. Antikolinesteraz dozu hastalığın
ağırlığına, günlük aktivite derecesine, kullanılan diğer ilaçlara bağlı olarak
değiştirilir. Piridostigmin (Mestinon) etki süresinin uzunluğu nedeni ile tercih
edilir. 60 mg tabletleri ile doz, yanıta göre arttırılır.
Kortikosteroidler: En sık metil prednisolon kullanılır, 1,5-2 mg/kg doz
klinik düzelmeden sonra yavaş olarak iyileşmenin idamesi için gereken en
düşük doza düşürülür. Hastaların %25’inde geçici bir kötüleşme yaşanır, bu
tablo, piridostigminin arttırılması veya plazmaferez yapılmasını gerektirebilir.
Steroidlerin kontrendike olduğu veya yan etkilerinin geliştiği durumlarda siklofosfamid veya azathioprin kullanılabilir.
IVIg veya plazmaferez, ani bozulmalarda kısa süreli olarak veya immünosupresiflerle iyi kontrol altına alınamayan durumlarda uzun süreli olarak
kullanılabilir. Plazmaferez: en hızlı terapötik yararı sağlar, şiddetli yaygın
miyastenisi ve solunum sıkıntısı olan hastalarda tedavi seçeneğidir. Tipik bir
protokol, toplam 5-6 değişimle haftada 3 kez 2-3 litre plazmanın uzaklaştırılmasından oluşur. İyileşme ilk değişimden 48 saat sonra başlar. IVIg, hastaların
%50-100’ünde iyileşme sağlar etkisi 1 hafta içinde görülür ve etki süresi birkaç
hafta-ay sürebilir. Doz, 5 gün süre ile 0,4 gr/kg/gündür.
Gelişen solunum güçlüğü mekanik ventilasyon kullanmayı gerektiren
düzeye vardığında miyastenik krizden söz edilir. Bazen antikolinesteraz ilaçlar o kadar yüksek dozda alınır ki miyastenik yerine kolinerjik semptomlar
ortaya çıkar. Bunlar, mide bulantısı,barsak hareketlerinde artma, terleme ve
153
• Nurten Uzun
hipersalivasyondur. Solunum güçlüğü içindeki hastada miyastenik ve kolinerjik krizleri birbirinden ayırmak zor olduğundan yapılacak en doğru davranış,
hastanın solunumunu güvenceye almak ve mekanik ventilasyonun yapılabileceği şartları sağlamaktır.
Nöromüsküler kavşağı etkileyen birçok ilaç miyasteniyi kötüleştirebilir
hatta MG’in ortaya çıkmasına neden olabilir (Tablo 4).
Lambert-Eaton Miyastenik Sendrom
Tablo 4. Miyastenia gravis’i kötüleştiren ilaçlar
Antibiyotikler
Neomisin, streptomisin, kanamisin, gentamisin, tobramisin, polymixin B,
colistin, oxytetrasiklin, linkomisin, klindamisin
Antiromatizmal ilaçlar
D-penisilamin, kloroquin
Kardiovasküler ilaçlar
Lidokain, kinin, kinidin, prokainamid, propranalol, oksiprenolol
Antikonvülsanlar
Fenitoin, trimetadion
Psikiyatrik ilaçlar
Lityum, klorpromazin
Hormonlar
Kortikosteroidler (başlangıçta), ACTH, Tiroid hormonları
Diğer ilaçlar
Magnezyum tuzları, narkotikler, barbituratlar
Ön planda güçsüzlük ile karakterize, özellikle küçük hücreli akciğer
kanseri ile ilişkili, motor ve otonomik sinir terminallerindeki voltaja bağımlı
kalsiyum kanallarının hedef alındığı otoimmün kökenli bir hastalıktır. Klinik
olarak genellikle bacaklarda başlayan subakut gelişen kas zaafı, azalmış derin
tendon refleksleri ve ağız kuruluğu ile impotansın olduğu otonom fonksiyon
bozukluğu görülür. Bulber belirtiler geri plandadır. Voltaja bağımlı kalsiyum
kanallarına karşı gelişen antikorlar ile bu kanalların azalması, asetilkolinin presinaptik membrana salınımını azaltır. Hastaların yarısından fazlasında malinite saptanır, bunların çoğunluğu küçük hücreli akciğer kanseridir.
Tanıda en yararlı laboratuar incelemesi EMG’dir. Presinaptik patolojiyi
154
Nöromüsküler Acil Hastalıklar •
gösteren elektrofizyolojik bulgular klinik ile birleştirilerek tanı konur. Hastaların çoğunda serumda voltaja bağımlı kalsiyum kanallarına karşı gelişen
antikorlar gösterilebilir.
Tümörün tedavisi ile bulgular geriler. Hastalar, bir potasyum kanal inhibitörü olan 3,4 diaminopyridine ile pyridostigmine bromide kombinasyonundan çok faydalanırlar. Birçok hastada steroid / aminopyridine ve kısa
vadede plazmaferez veya IVIg şeklindeki immünolojik tedavinin eklenmesi
gerekmektedir.
Botulizm
Anaerobik bir bakteri olan Clostridium botulinum toksininin ağız yolu ile
alınması, nadiren de yarada toksin üremesi ile oluşan bir hastalıktır. Toksin,
motor ve otonomik sinir terminallerinden asetilkolinin salınımını engelleyerek presinaptik bir patoloji yaratır. Belirtiler, kontamine gıdanın alınmasından
12-36 saat sonra bulanık görme, ptoz, mide bulantısı ve kusma ile başlar. 3-4
gün içinde bulber ve ekstremite kaslarında güçsüzlük, ağız kuruluğu, kabızlık, idrar retansiyonu, midriasis ve pupilla cevapsızlığı yerleşir. Ağır mortalitesi olan bu hastalıkta çok erken verilen antitoksin faydalıdır ancak tedavinin
esası mekanik ventilasyonun sağlanmasıdır. Düzelme çok yavaştır.
AKUT GÜÇSÜZLÜĞE NEDEN OLAN KAS HASTALIKLARI
İdiopatik İnflamatuar Miyopatiler
Bu gurup içinde yer alan polimiyozit ve dermatomiyozitin ortak özellikleri, subakut proksimal kas zaafı ve yüksek serum kreatin kinaz (CK) değeri ile
seyretmeleridir. Dermatomiyozitte ek olarak deri bulguları da vardır. Benzerliklere rağmen iki miyopatinin patogenezleri farklıdır.
Her iki cinste ve her yaşta görülen polimiyozitte 15-44 yaş arası kadın
baskınlığı vardır. Kas zaafı genellikle alt ekstremite proksimal kaslarından
başlar, hastalarda haftalar veya aylar içinde ilerleyen merdiven çıkma, oturduğu yerden kalkma, yürüme ve kollarını kaldırma güçlüğü gözlenir. Boyun ekstensör kaslarının güçsüzlüğü ve yutma güçlüğü olabilir. %20-50 hastada kas
ağrıları mevcuttur. Serum CK değeri normalin 10-20 katına çıkabilir. EMG’de
miyopatik motor ünit potansiyelleri ve patolojik spontan aktivite gözlenir.
Kesin tanı, kas biyopsisinde nekrotik olmayan kas lifleri çevresindeki lenfosit
infiltrasyonunun görülmesi ile konur. Bu inflamasyon giderek kas hücresinin
nekrozuna yol açar. İnflamasyon başlıca kas lifini hedeflemektedir. Malinite
ile ilişki seyrektir.
Hastalığın tedavisini immünosupresyon oluşturur. 1-1,5 mg/kg predniso-
155
• Nurten Uzun
lon ilk seçimdir ve yanıt almak için 2-3 ay beklemek gerekir. Düzelmeye klinik
bulgular ve CK seviyesinde düşme ile karar verilir. İdame dozunun bazen
yıllarca devamı gereklidir. Klinik tabloda düzelme olmazsa veya kortikosteroid dozunun indirilmesi gerekse Azathioprine veya Methotrexate başlanabilir.
IVIg kullanımı da yararlı olabilir.
Dermatomiyozit, çocukluk çağı ve 40 yaş üzeri kadınlarda daha sık görülür. Klinik ve laboratuar özellikleri polimiyozitteki gibidir. En önemli klinik
özelliği deri bulgularının varlığıdır. Çocukluk çağı dermatomiyozitinin en
önemli özelliği, vaskülitin ön planda olması, kontraktürler ve kas içi kalsifikasyonlar ile seyretmesidir. Gastrointestinal sistem tutulumu ve yaşamı tehdit
eden kanamalar görülebilir. Geç dönemdeki dermatomiyozit %30 oranında
malinite ile birliktedir.
Kas biyopsisindeki en karakteristik özellik, perimisial doku inflamasyonudur. Dermatomiyozitte komplemana bağlı hümoral immün yanıtın birinci
hedefi kas ve derideki damar endotelidir. Damarlarda nekrotizan olmayan
bir vaskülite sekonder olarak kas lifi nekrozu gelişmektedir. Tedavi polimiyozitteki prensipleri içerir. Her iki hastalıkta da kardiomiyopati ve interstisyel
akciğer hastalığı gelişebilir.
Periyodik Paraliziler
Periyodik paraliziler, oldukça nadir görülen ataklarla seyreden bir grup
herediter kas hastalığıdır. Günümüzde kanal hastalıkları içinde ele alınmaktadırlar. Özelliği, değişik süre ve şiddette, gevşek tipte kas güçsüzlüğü veya
geçici paralizi ataklarının bulunmasıdır. Bu dönemlerde bilinç duyu veya koordinasyon bozukluğu olmaz. Kaslar ataklar süresinde sinir veya kasın elektriksel uyarımına yanıt vermezler. Bu güçsüzlük dönemlerinde serum potasyum
düzeyinde değişiklikler bulunur. Kas güçsüzlüğü ile birlikte serum potasyum
düzeyindeki bu değişiklikler, hastaların hipokalyemik, hiperkalyemik ve normokalyemik periyodik paralizi olarak sınıflanmasına yol açmıştır. Hiperkalyemik ve normokalyemik periyodik paralizi, paramiyotonia konjenita ve potasyumun agreve ettiği miyotoni, aynı gen bozukluğunun değişik fenotipleridir.
Otozomal dominan geçiş gösterirler, defektif gen17. kromozomun uzun kolu
üzerinde q13,1-q13,3 bölgesindeki lokusta bulunur. Hipokalyemik periyodik
paralizi ise bu grupta miyotonisi olmayan tek hastalıktır ve kalsiyum kanal
hastalıkları içinde yer alır. Otozomal dominan olan gen 1. kromozomun uzun
kolu üzerinde 31-32. lokusta bulunur.
Kas güçsüzlüğü atakları renal hastalıklarda, potasyum eksikliğinde, pri-
156
Nöromüsküler Acil Hastalıklar •
mer ve sekonder hiperaldosteronizm, hipotalamik tümörler ve magnezyum
yüksekliğinde tanımlanmıştır. Bunların familyal periyodik paralizilerden
ayırt edilmesi gereklidir. Familyal periyodik paralizi sendromları içinde en
önemli olanlar, hipokalyemik familyal periyodik paralizi, hipertiroidi ile birlikte hipokalyemik periyodik paralizi, hiperkalyemik periyodik paralizi ve
paramiyotonia konjenitadır.
Hipokalyemik periyodik paralizi, daha çok erkeklerde görülür, ataklar
pubertede başlar. Tipik bir atakta hasta sabah zaaf ile uyanır. En ağır şeklinde hasta hiçbir ekstremitesini hareket ettiremez. Diğer taraftan tek bir ekstremitenin etkilendiği hafif ataklar da olabilir. Çoğu zaman solunum ve yüz
kasları etkilenmez. Ataklar birkaç saatten güne kadar sürebilir. Ataklar ağır
karbonhidratlı yiyecekler ve ağır egzersiz sonrası dinlenme ile provoke olabilir. Ataklar sırasında serum potasyumu genellikle düşük bulunur. Potasyum
kas lifi içine girmektedir. Tanının belirsiz olduğu durumlarda hipokalyeminin
kardiak etkileri göz önüne alınarak ve acil müdahalenin mümkün olduğu şartlarda glukoz ve insülin infüzyonu yapılarak zaaf provoke edilebilir. EMG’de
zaaf derecesine bağlı olarak birleşik kas aksiyon potansiyelinin düşüklüğü,
motor ünit potansiyellerinin kaybı görülür. Kalıcı zaafın olduğu vakalarda kas
biyopsisinde vakuoller görülür.
Paralizi atakları 20-100 mEq oral potasyum ile, düzelme görülmezse intravenöz potasyum ile tedavi edilebilir. Düşük karbonhidrat, yüksek potasyumlu diyet ve günlük oral potasyum alımı ile ataklar önlenebilir. Ataklar
arası koruyucu tedavi, asetozolamide, dichlorphenamide, triamterene veya
spironolacton ile yapılabilir.
Hiperkalyemik periyodik paralizi her iki cinste de görülür. Ataklar bebeklikte fark edilebilir. Gün içinde daha çok egzersiz sonrasındaki istirahat sırasında ortaya çıkar, maksimum defisite hızla ulaşılır, hipokalyemik olana göre
daha hafiftir ve daha sıktır. Ataklar sırasında genellikle potasyum yüksek
bulunur. Tanı belirsizse yoğun bakım şartlarında potasyum verilerek yapılan
provokasyon testiyle atak oluşturmaya çalışılır. Diğer bir provokasyon yöntemi de hastaya bir süre egzersiz yaptırıp ardından dinlendirmektir. EMG’de
ayrıca miyotonik boşalımlar görülebilir. Diğer klinik ve tanı bulguları hipokalyemik tipe benzerdir.
Hiperkalyemik periyodik paralizideki akut ataklarda kas güçsüzlüğünün
tedavisi gereksizdir. Güçsüzlüğün başlangıcında yüksek dozda karbonhidrat
alınması atağı durdurabilir. Şiddetli ataklarda intravenöz glukoz veya 1-2 gr
kalsiyum glukonatın verilmesi veya salbutamol inhalasyonu önerilir. Atak
157
• Nurten Uzun
profilaksisinde klortiazid, asetozolamid veya tiazid grubu diüretikler yararlıdır. Her iki hastalık grubunda da potasyum değişikliklerinin kardiak etkileri
yakından takip edilmelidir.
Normokalyemik periyodik paralizilerde ataklar 10 yaşlarında başlar,
hipokalyemik gruba göre daha uzun sürer. Potasyum vermekle ataklar ağırlaşır, sodyum vermekle düzelir. Asetozolamid, flourokortizon ile birlikte verildiğinde nöbetler önlenir.
Miyoglobinüri-Rabdomiyoliz
Bazı faktörlerin etkisi ile kas liflerinde çok yaygın nekroz (rabdomiyoliz)
ve sonunda açığa çıkan miyoglobinin idrarla atılması (miyoglobinüri) ile
karakterize bir tablodur. Kas güçsüzlüğü, miyalji, kaslarda şişlik, koyu idrar
rengi başlıca klinik bulgulardır. CK ileri derecede yüksektir, idrarda yüksek
oranda miyoglobin saptanır. Miyoglobinüri, böbrek yetmezliğine yol açabilir
ayrıca hiperkalemi, hiperfosfatemi, hipo veya hiperkalsemi, hiperürisemi geliştirebilir, kardiak aritmilere yol açabilir. Tedavide böbrek ve kalp fonksiyonlarının izlenmesi ve düzeltilmesi temeldir.
Miyoglobinüri ve rabdomiyolize neden olan durumlar içinde aşırı fizik
aktivite, travma, infeksiyonlar, iskemi, kokain kullanımı, inflamatuar hastalıklar, hipokalemi, hipertiroidi, hipotiroidi, hiperparatiroidi, toksinler, ilaçlar, nöroleptik malign sendrom, seretonin sendromu, bazı miyopatiler, bazı
herediter metabolik hastalıklar ve malign hipertermi sayılabilir.
KAYNAKLAR
1.
Contemporary Treatments in Neurology. Ed: Neil Scolding. Butterworth - Heinemann. 2001.
2.
American Academy of Neurology. Continuum. Lifelong Learning in Neurology. Peripheral Neuropathy.
Volume 9, Number 6, December 2003.
3.
Nöromusküler Hastalıklar. Prof. Dr. Türe Tunçbay, Prof. Dr. Erdem Tunçbay. MN Medikal & Nobel 2004.
4.
Emnergent and Urgent Neurology. William J Weiner. JB Lippincott Company. 1992.
5.
Nöroloji. İ. Ü İ.T.F Temel ve klinik bilimler ders kitapları. Editör: A Emre Öge. Nobel 2004.
6.
Neurology for the Non Neurologist. William J Weiner. JB Lippincott Company. 1999.
158
Download