türkiye cumhuriyeti ankara üniversitesi sağlık bilimleri enstitüsü

advertisement
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANKARA ÜNİVERSİTESİ
SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
FRESENİUS-COMTEC CİHAZI İLE YAPILAN ÇİFT DOZ
TROMBOSİT TOPLAMA İŞLEMİNİN ETKİNLİĞİ
Dr. Koray BİLKAY
İÇ HASTALIKLARI ANABİLİM DALI
HEMAFEREZ
YÜKSEK LİSANS TEZİ
DANIŞMAN
Prof. Dr. Önder ARSLAN
2006-ANKARA
1
GİRİŞ
Donör ya da hastadan tam kanın alınarak komponentlerine ayrılması ve istenen
komponentin alındıktan sonra kalan kısmının geri verilmesi işlemine hemaferezis
(aferez) denir. Aferezin kelime anlamı ayırmak, uzaklaştırmaktır. Hemaferez bu
ayırma işleminin kana uygulandığını ifade eder. Ayrılan kısım hücre ise sitaferez de
kullanılır. Çoğu kez bu kelimeler eş anlamlı kullanılmaktadır.
Aferez yapılış amacına göre ya da toplanan komponente göre sınıflandırılabilir.
Yapılış amacına göre terapötik aferez ya da donör aferezi; toplanan komponente
göre de sitaferez, lökoferez, plazmaferez gibi isimler alabilir. Terapötik aferez;
hastaya tedavi amaçlı yapılan aferez işlemidir. Hastadan istenmeyen kan
komponentinin veya kanda bulunan istenmeyen maddelerin uzaklaştırılması
işlemidir. Donör aferezinde ise amaç sağlıklı kişilerden, hastalara verilmek üzere,
kan komponentlerinin toplanmasıdır. Bu amaçla trombosit, lökosit, plazma, eritrosit
ve hematopoetik kök hücre aferezi yapılabilir.
En sık kullanılanı trombosit aferezidir ve neredeyse aferez denince akla gelen
trombositaferezdir. Kandan trombositlerin ayrılıp toplanması anlamına gelir. Şişe
yerine plastik torbaların kullanıma girmesi, ardından torbanın plastik yapısının gaz
geçirgen hale getirilmesi ve trombositlerin oda ısısında ajitasyon yapılarak 5 gün
saklanabilmesi sayesinde torbaya alınan tam kandan çeşitli yöntemler kullanılarak
trombositler ayrılabilmiştir. Bu şekilde hazırlanan komponente rastgele donör
trombosit süspansiyonu (RDTS) denir. Bu komponentler hastaların trombosit
eksikliklerinin tedavisinde kullanılmaktadır, fakat RDTS bir ünite (yaklaşık 500 ml)
tam kandan hazırlandığı için hastaların trombosit sayılarında istenen yükselmeyi
sağlayamamaktadır. Gereken trombosit sayısına ulaşabilmek için birden fazla
donörden alınıp hazırlanan RDTS ler steril şartlarda birleştirilerek kullanılır. Bu
işleme havuzlama denilmektedir. Modern tıpta kanser tedavisi için yüksek dozda ilaç
uygulamalarına başlanması, bu gruptaki hasta sayısının giderek artması ve bu tür
hastaların trombosit gereksiniminin karşılanmasındaki güçlükler aferez
makinelerinin en yoğun kullanım alanı olan trombositaferezi doğurmuştur.
Trombositaferez ile elde edilen trombosit süspansiyonlarındaki trombosit sayısı
yaklaşık olarak 6 - 8 ünite RDTS deki trombosit sayısına eşittir. RDTS 30 - 70 ml
2
plazma içinde süspanse edilmiş olarak 5-10 x 10¹º trombosit içerirken
trombositaferez ile elde edilen trombosit süspansiyonu 200-400 ml plazma içerisinde
3-5 x 10¹¹ trombosit içerir.
Tek bir donörden aferezle trombosit elde edilmesinin avantajları vardır; hastanın
daha az sayıda donöre ait ürünle karşılaşması, daha yoğun ve saf ürün elde edilmesi,
ürün kalitesinin ve donör güvenliğinin otomatik olarak kontrol edilmesi, düzenli ve
sürekli donörle çalışabilme olanağının olması, gerektiğinde hastaya antijenik yönden
en uygun donörün sürekli kullanılabilme imkanı, lökositten arındırılmış ürün elde
edilebilmesidir.
Tarihçe
W.W. Duke 1910’da kanama eğilimi ile trombositler arasındaki ilişkiyi gösterip
transfüzyonla trombositopeniye bağlı kanamanın azaltılabileceğini ortaya koymuş;
ancak trombosit süspansiyonu hazırlamak için güvenilir yöntemlerin geliştirilmesi
bundan 40 yıl sonra mümkün olabilmiştir.1970 yılında bile trombosit süspansiyonu
ancak az sayıdaki araştırma merkezinde hazırlanabilmekteydi. Altmışlardan önce
akut lösemili hastaların üçte ikisi kanama nedeniyle kaybediliyordu( Kickler, 2000).
Son 15-20 yılda, maligniteler için yoğun kemoterapi ve kemik iliği transplantasyonu,
komplike kardiyovasküler cerrahi işlemler ve travmalı hastaların tedavisinde yoğun
bakım olanaklarının artmasına paralel olarak trombosit süspansiyonlarının
kullanılması belirgin olarak artmıştır. Bu süre içerisindeki ikinci önemli değişim de
trombosit süspansiyonları içerisinde aferez ürünlerinin payının giderek artmasıdır.
ABD ‘de 1987 ile 1992 yılları arasında tam kan/eritrosit kullanımı değişmezken
aferez trombositi kullanımı 3 kat artmıştır. Bunun başlıca nedeni kronik trombosit
transfüzyonuna gereksinimi olan hastaların artması ve hekimlerin transfüzyonla
hastalık geçişi ve alloimmunizasyon konularındaki kaygılarıdır. Bununla birlikte
Seattle’daki Puget Sound Blood Center’da aferez trombositi kullanımı bir tepe
oluşturduktan sonra nispeten azalmaya başlamıştır. Bu gelişmenin kısmen maliyet
sorunundan kaynaklandığı sanılmaktadır(Price, 1997). Donör aferezi günümüzde tüm
dünyada olduğu gibi ülkemizde de en sık kullanılan aferez işlemidir. Türkiye’de
3
1998 yılı içerisinde 30’dan fazla merkezde toplam 28016 donör trombositaferez
işlemi yapılmıştır (İlhan, O. Ve ark, 2000).
Aferezin Prensibi
Donörden alınan tam kan pıhtılaşmaması için hızla makinenin donör bilgilerine göre
belirlediği oranda antikoagülanla karşılaştırılarak santrifügasyon sistemi içerisine
alınır. Santrifüj işlemi ile tam kandaki komponentler özgül ağırlılarına göre
katmanlara ayrılmaya başlarlar. En altta eritrositler sonra sırasıyla granülositler
(bazofil, eozinofil ve nötrofiller), mononükleer hücreler, trombositler ve plazma
olarak ayrılır. Makinenin dedektörü ile ya da komponentin en yoğun bulunduğu
katmana yerleştirilen bir düzenekle toplanacak komponent saptanır. İşleme
başlamadan önce makinenin mevcut bilgisayar programında hangi kan
komponentinin ayrıştırılması planlanmışsa makine bu komponenti , ayrıştırılan
plazmayla ayrı bir torbaya biriktirir. Tam kanın geri kalan kısmı donöre geri
verilir(Ulusal Kan Merk.,2004).
Şekil I. Fresenius Comtec Aferez Cihazı Seperatör Çemberi
4
Seperasyonun temeli
Plazma
Sedimentasyon
Etken faktörler
•Santrifüj hızı
•Uygulanan G kuvveti
•Özgül Ağırlık
•Viskozite
Eritrosit
Şekil II. Santrifugasyonun Temeli
Teknik
Aferez makineleri kanın alınıp verilme işlemine göre sürekli ya da sikluslar şeklinde
yapılmasına göre (alıp biriktirme-ürün ayırma ve geri verme) aralıklı akım
(İntermittent Flow Centrifugation IFC) ve devamlı akım (Continuous Flow
Centrifugation CFC) şeklinde iki grupta incelenir.
İlk geliştirilen IFC makinelerde (Haemonetics, ABD) tek koldan alınan kan
makineye girdikten sonra çanak şeklindeki bir düzenek içerisinde biriktirilir. Tam
kanın alınması sırasında santrifüj işlemi devam ettiğinden komponentler tabakalara
ayrılır. Çanak hacmi dolduktan sonra en üstteki katmandan başlayarak komponentler
farklı torbalarda toplanır. Böylece önce plazma ayrı bir torbaya gider. Ardından
trombositler bir dedektör yardımıyla ayırt edilerek plazma torbasının girişi kapatılıp
trombosit torbasına akım başlar. Trombositleri toplama işi bitince santrifüj durur.
Santrifügasyondaki bu kesinti nedeniyle makine aralıklı akımla santrifügasyon
5
grubuna girmektedir. Toplanan plazma, çanak içerisindeki kalan komponentlere
eklenir ve yine aynı damar yoluyla donöre verilir. Bu işlemler hedeflenen trombosit
konsantresinin hacim ve miktarına ulaşıncaya kadar ( 6-8 siklus ) devam eder.
Daha sonra geliştirilen CFC tekniğinde (Cobe-Spectra ABD., Baxter Fenwall ABD.,
Fresenius Almanya) donörün bir koluna geliş diğer koluna dönüş hattı bağlanır.
Makineye alınan tam kan küçük bir alanda (kemer-çember-torba şeklinde)
komponentlerine ayrılır ayrılmaz istenen komponent ayrı bir torbada biriktirilmeye
başlanır. Buradaki ayrılma işlemi trombositlerin trombositten zengin plazma haline
getirilerek tekrar ayrımına benzer. Ancak işlem sırasında santrifüj aralıksız olarak
çalışır; eş zamanlı komponent ayrılırken kalan kısım hatlarda birleşerek donöre diğer
koldan geri verilir.
Günümüzde her iki prensiple de çalışan makineler kullanılmaktadır. Sistemlerin
kendilerine göre avantaj ve dezavantajları vardır. Aralıklı akım prensibiyle çalışan
otomatik aferez cihazları küçük olmaları nedeniyle taşımada büyük kolaylık
sağlamaktadırlar. Tek damar yolu olması donörler açısından daha az travmatik
olmaktadır. Buna karşılık ekstrakorporeal (vücut dışında bulunan) volümden dolayı
donörlerde hipovolemiye yol açabilmekte ve bununla ilgili komplikasyonlar
gelişebilmektedir. Devamlı akım prensibiyle çalışan otomatik aferez cihazlarında
donörlere iki kez müdahale edilmesine (İki damar kullanılması) karşılık fazla volüm
alınmaması ve işlem süresinin kısa olması yönüyle aralıklı akım tekniğinden daha
avantajlıdır.
Kan komponentlerini ayırmada kullanılan bir diğer yöntem de filtrasyon tekniğidir.
Filtrasyon tekniğinde kan komponentleri birbirinden büyüklüklerine göre ayrılır.
Uygulamada delikli bir membrandan geçirilen kan membrandaki porların çaplarına
göre hücrelerine ayrılmaktadır. Filtrasyon tekniğinin santrifüj tekniğine karşı
avantajları vardır. Por büyüklüğüne göre selektif olarak plazma komponentleri
seçilebilir ve hücre kontaminasyonu olmayan plazma ürünleri toplanabilir. Diğer
yönden filtrasyon tekniğiyle sadece plazma ürünleri toplanırken, sürekli akım
sağlayan cihazlarla birçok aferez işlemi gerçekleştirilebilir.
Bütün aferez cihazları, kanın pıhtılaşmasını engellemek amacıyla makinaya girdiği
andan itibaren antikoagülan kullanırlar. En çok kullanılan antikoagülan Asit Sitrat
Dextroz (ACD) dir. Nadiren heparin de kullanılır. Sistemin hazırlanması, damar
6
yollarının açık tutulması ve vücut volümünün tamamlanabilmesi amacıyla da 0.9 %
NaCl kullanılmaktadır. Terapötik plazma değişimlerinde ise hastanın ihtiyacı ve
hekimin kararı doğrultusunda taze donmuş plazma, HES, ringer laktat ve albumin
kullanılmaktadır.
Donör Seçimi
Trombositaferez donörleri, kan donörlerinde aranan tüm şartları sağlamış olmalıdır
(Ulusal Kan Merk, 2004).
1. Sorgulama formları doldurulmalıdır. Tam kan alınması için risk kabul edilen;
geçici veya kalıcı donör ret nedenleri için de geçerlidir.
2. Donöre yapılacak işlemlerin niteliği anlatılmalı ve onayı alınmalıdır.
3. Aspirin geçici olarak trombosit fonksiyonlarını bozduğundan trombosit
donörlerinin son üç gün içinde aspirin kullanmamış olması gerekir.
4. Donörlerin fizik muayeneleri (ateş, nabız, kan basıncı, genel görünüm) ve tam
kan sayımları yapılmalıdır. Gelişmiş makineler toplanacak trombosit sayısını ve
işlem detaylarını donör kan sayımına göre başlangıçta hesaplamaktadır. Bu
nedenle kan sayımı ( en az dört parametre ) belirlenmelidir. Donör seçimi
sırasında ret nedeni olmamakla beraber aşırı yüksek değerlerle ürün toplanması
(yüksek hematokrit, yüksek WBC gibi) ürün kalitesini bozabilmektedir.
Trombosit alınacak donörler için iyi bir verim elde edilebilmesi ve donör
güvenliği açısından trombosit sayısı en az 150.000/µl olmalıdır.
5. Transfüzyonla bulaşan hastalıklar için yapılan serolojik tarama testleri, sık
aralıklarla bağış yapan donörlerde 10 gün (Amerikan Kan Bankaları Birliği:
AABB, 1994) veya 30 gün (Food and Drug Administration: FDA) aralıklarla
tekrarlanmalıdır. Her donasyonda testleri tekrarlayan merkezler de vardır.
6. Aferez makinelerinin çalışmaları sırasında donörün vücudu dışındaki
(ekstrakorporeal) kan miktarı işlemin her aşamasında izlenmelidir. Bir aferez
işlemi sırasında ekstrakorporeal kan hacmi, donörün total kan hacminin % 15’ ini
geçmemelidir. Donörün total kan hacmi direkt vücut ağırlığından veya boy veya
kilosundan Nadler formülüyle hesaplanır. Aşırı kilosu ve kas yapısı gelişmiş
7
olanlar dışında kabaca erişkin bir kişinin vücut ağırlığının 70 ile çarpımı total kan
volümü (TBV) hakkında bilgi verir.
7. Tromboferezde donasyon aralığı en az 48 saat olmalıdır. Donasyon sayısı haftada
2 veya yılda 24’ü geçmemelidir. Aferez sırasında donör eritrositleri de alınmış
(multikomponent aferez) ya da herhangi bir nedenle geri verilmemişse donasyon
aralığı 8 haftaya çıkarılmalıdır.
8. Üründeki eritrosit miktarı 2 ml (FDA) veya 5 ml (AABB) üzerinde değilse
trombosit transfüzyonundan önce uygunluk testi gerekli değildir. Yeni
doğanlarda donör plazmasının ( doğal antikorlar nedeniyle: anti-A, anti-B ) hasta
eritrositleri ile ABO uyumlu olması önemlidir.
Ürünün Kalite Kontrolü
Üründeki trombosit sayısı, donörün trombosit sayısı, hematokrit miktarı ve ağırlığına
göre değişir. Trombosit sayısı yüksek ve vücut ağırlığı fazla olan donörlerden 6.0
veya 7.0 x 10¹¹ trombosit elde etmek ve bunu iki torbaya ayırarak kullanmak
mümkündür. AABB standartlarına göre tromboferezle elde edilen ürünlerin en az %
75’inde trombosit sayısı 3.0 x 10¹¹ olmalıdır. Avrupa konseyi kriterlerinde ise 2.0 x
10¹¹ olarak kabul edilmiştir. Trombosit süspansiyonlarında eritrosit ve lökosit
bulunması, alloimmunizasyon, enfeksiyon bulaşı, nonspesifik immun supresyon,
nonhemolitik febril reaksiyon gibi durumlara yol açabilir. Trombosit
süspansiyonlarına karışmış lökositleri arındırma işlemi makinenin kendi özellikleri
arasında bulunabilir. Ayrıca aferez işleminden hemen sonra kan bankasında lökosit
filtreleri kullanılabilir veya hasta başında lökosit filtrasyonu yapılabilir. Bu
metotlarla beraber % 4-18 oranında trombosit kaybı da oluşur. Avrupa topluluğu
lökodepresyon kriterlerine göre elde edilen ürünlerin % 90’ından her 2 x 10¹¹
trombosit miktarı için lökosit karışması en fazla 1 x 106 olmalıdır (Tablo-1).
8
Donör Raksiyonu
Trombofereze ait donör reaksiyonları tam kan donasyonundan fazla değildir. Ancak
bazı özel durumlar vardır.
1 Damar giriş yeri ile ilgili reaksiyonlar: Bir veya iki vende bir saatten uzun süreyle
büyük bir iğnenin durması, venöz spazm, kollaps ve hematom riskini arttırır. Cilt
temizliğinin iyi yapılmadığı hallerde ve birden fazla giriş yerinin olması
durumunda ürüne bakteri bulaşı olabilir. Vücut sıvılarının yer değiştirmesine
bağlı olarak yorgunluk, halsizlik, kilo değişikliği olabilir.
2
Sitrat eksikliğine bağlı reaksiyonlar: Donöre geri verilen eritrosit ve plazmanın
içerisinde belli bir miktarda bulunan sitrat, karaciğerde hızla metabolize edilir.
Ancak verilen sitrat vücuttan uzaklaştırılan sitratı geçerse kandaki iyonize
kalsiyum konsantrasyonunu % 25- 35 oranında azaltabilir. Bu durumda sitrat
reaksiyonu – toksisitesi ile karşılaşılır. Donörde nöromüsküler hiperaktiviteye yol
açar. Daha çok zayıf donörlerde görülür. Sitrat toksisitesi ile önce ağız çevresinde
uyuşma – karıncalanma olur. Daha sonra kas tonusunda artma , göğüste basınç
hissi , titreme ve nadiren tetani olur. EKG de Q-T aralığı 0.08 saniye uzayabilir.
Aferez teknisyeni ağız çevresindeki uyuşma-karıncalanma hislerinde dikkatli
olmalıdır. Reaksiyonun tüm vücutta kasılmaya gitmesi nadirdir. Tedavide ,
donöre dönen kan miktarının dolayısıyla içerisindeki sitratın azaltılması
(reinfüzyon hızı) temeldir. Reaksiyonun ciddiyetine göre donöre, ACD yerine
bir miktar serum fizyolojik verilir, donör ısıtılır. İşlem öncesi donöre kalsiyum
verilmesi ya da reaksiyon sonrasında kalsiyum uygulanmasının yararı
tartışmalıdır.
3 Donör kan sayımındaki değişiklikler: Tek bir tromboferez işlemi dolaşımdaki
trombositlerin % 25 - 50 sini alır. Ancak işlemden hemen sonra dalak trombosit
salınımı ile bu sayının bu kadar düşmesini engeller; ortalama azalma % 19 – 37
olur. Trombosit sayısı 4 günde normal düzeyine gelip 1 – 2 hafta içinde de bu
düzeyi geçer. Haftada iki kez donasyon yapılması halinde 6 – 8 donasyon
işleminden sonra trombosit sayısı % 70, üründeki trombosit sayısı da % 64
oranında azalır. Bu şekilde devam edilirse 10. donasyondan sonra sayı artarak ilk
9
başlardaki seviyeye gelir. Dalağın desteği ile trombosit sayısının düzenlenmesi
kısa sürelidir. Donörde trombosit sayısında belirgin azalma (trombositopeni)
nadirdir; altta yatan bir hastalığın belirtisi olabilir. Sık uygulanan tromboferezin
lökosit kaybı, lenfosit baskılanması ve immün yetmezliğe neden olduğuna dair
yayınlar varsa da bu konu tartışmalıdır.
4 Bayılma (senkop): Aralıklı akımla çalışan cihazlarda ekstra-korporeal kan
hacminin fazlalığına bağlı olarak olabilir. Daha çok zayıf donörlerde görülür.
Nadirdir.
5 Mortalite: Çok nadirdir. FDA’ya 1976 – 1985 yılları arasında 9 aferez işlemi
sırasında ölüm olayı bildirilmişse de hiçbiri tromboferez sırasında oluşmamıştır.
10
Tablo I. Avrupa Konseyi Kriterleri (Aferez trombositlerinde)
Kontrol
Kalite Koşulu
Kontrol Sıklığı
Kontrolü Yürüten
60x109
Tüm Üniteler
Ürün Hazırlama Lab.
Tüm Ünitelerin
Kalite Kontrol Lab
Edilecek
Parametre
Hacim
Trombosit/40ml
Trombosit
>200x109/ünite
sayısı*
%1’i ile
minimum ayda
10 ünite
Rezidüel lökosit
<1.0x106/ünite
Tüm Ünitelerin
Lökosit
%1’i ile
azaltıldıktan
minimum ayda
sonra
10 ünite
HLA veya HPA
Kalite Kontrol Lab
Tiplendirme
Gerektiği Şekilde
HLA Lab.
6.8-7.4
Tüm Ünitelerin
Kalite Kontrol Lab
(gerektiğinde)
Önerilen raf
ömrünün
%1’i ile
sonucunda
minimum ayda 4
ölçülen pH**
ünite
(22ºC)
*Test edilen ünitelerin %90’ı bu kriterleri karşılamalıdır. Bazı aferez makineleriyle bu değerlerin çok
daha altında rezidüel lökosit değerleri elde edilebilinir.
**CO2 kaçışını önlemek için pH ölçümünün kapalı sistemde yapılması önerilir. Ölçümler başka bir
ısıda yapılıp +22ºC’deki pH, rapor edilirken hesapla çevrilebilir. Uygun in vivo iyileşmeyi sağladığı
gösterilebilirse trombositlerin hazırlanması ve depolanması için kullanılan yöntem diğer pH limitlerini
kullanabilir.
11
Bu çalışma uygun predonasyon kriterlerine sahip donörlerden Fresenius-Comtec
cihazı kullanılarak çift koldan çift doz trombosit toplama etkinliğini değerlendirmek
ve bu cihaza yönlendirilebilen donör oranları hakkında bilgi elde etmek amacıyla
yapılmıştır.
12
GEREÇ VE YÖNTEMLER
Kan merkezimizde 3 Ocak 2006 ile 9 Haziran 2006 tarihleri arasında doktor
muayenesinden geçmiş 1664 donöre trombositaferez işlemi uygulanmıştır. Bu
donörlerin içerisinde 63 kg ve üzerinde olan, ve tam kan sayımlarında trombosit
değerleri 225x103µl ve üzeri olan 300 kişi Fresenius Comtec devamlı akım aferez
cihazına çift doz trombosit (>6.0x1011) toplama işlemi için yönlendirilmiştir. Donör
reaksiyonu nedeniyle 5 kişinin işlemi tamamlanamamış ve değerlendirmeye
alınmamıştır. Değerlendirme 295 donör üzerinden yapılmıştır.
Bu işlem için donörlerin uygun kriterlere sahip olması gerekmektedir. Ülkemizde
kan verme yaş sınırı 18 (bazı ülkelerde 21) dir. Hematokrit düzeyleri %38, trombosit
sayıları 150.000/µl üzerinde olan, nabzı ritmik 50-100 vuru/dakika arasında, ateşi
37,5ºC’nin altında olan ve kardiyak, pulmoner ve serebrovasküler hastalığı olmayan
kişiler donör olabilir. Ayrıca donörlerin son 3 gün içerisinde aspirin almamış olması,
akut hastalık bulguları olmaması, komplike olmayan lokalize cilt kanseri dışında
herhangi bir kanser tanısının olmaması, HBsAg, Anti HCV, Anti HIV açısından
negatif olmaları ve iğne, hemşire ve doktor korkuları olmamaları gerekmektedir.
Kan merkezine gelen donörler donör sorgulama formunu doldurduktan sonra
kayıtları yapılarak kan alma birimine yönlendirilirler. Tam kan ve ELİSA testleri için
örnek kanları alındıktan sonra kan merkezi doktoru tarafından muayene edilirler.
Donasyona uygun olan ve fizik muayeneden geçen donörler trombositaferez işlemi
için aferez bölümüne yönlendirilir. Muayeneden geçen donörler için toplam 7 adet
barkod basılır (örnek kanları, formlar ve aferez torbaları için). Flebotomi bölümünde
kayıtları girilen (Hemosoft Kan Bankası Bilgi İşletim Sistemi) donörler aferez
bölümüne alınırlar. Donörler Fresenius-Comtec aferez cihazına bağlanmadan önce
cihaza tek kullanımlık setler yerleştirilerek prime yıkaması yapılıp sistem hazırlanır.
Prime sırasında boy, kilo, hematokrit oranı ve trombosit sayımı ile elde edilmek
istenen trombosit miktarı (6x1011) girilir. Prime işlemi tamamlandıktan sonra iki
koldan iyi periferik venlerden damar yolu açılarak donör aferez cihazına bağlanır.
Fresenius-Comtec cihazında santrifüj tekniğiyle seperasyon gerçekleşir. Bu işlem
sırasında trombositler konsantre şekilde kasnaktaki bölümde toplanırken plazma ayrı
bir torbada biriktirilir. İşlem sonunda konsantre trombosit plazmayla birleştirilerek
13
trombosit süspansiyonu elde edilir. Ürün setten bir termal tüp kapatıcı yardımıyla
steril bir şekilde ayrılır. İşlem sonunda; ACD miktarı, toplam ürün hacmi, işlenen
kan hacmi ve işlem süresi kaydedilir.
Bir saat bekletilen ürün 5 kez çalkalanarak homojen bir karışım elde edilir ve bir
miktarı örnek alma torbasına aktarılır. 10 ml’lik şırınga ile iki tüpe bölünür.
Tüplerden birisi trombosit sayımı için diğeri ise akım sitometride lökosit sayımı için
kullanılır. Trombosit sayımı için alınan örnek, serum fizyolojik ile 1:10 dilue
edilerek Beckman Coulter ACT 10 cihazı ile sayılır. Sayım sonuçlarının
hesaplanması; Microsoft Excel programı ile yapılır.
Lökosit sayımı
Lökosit sayımı için Becton Dickinson firmasının LeucoCOUNT kiti ve bu kitlerin
uygulamasında Becton Dickinson Facscalibur akım sitometri cihazı kullanılmıştır.
Bu cihaz lökositten arındırılmış kan ürünlerindeki lökosit sayısını tespit etmek için
geliştirilmiştir.
LeucoCOUNT solusyonu propidium iodide (PI) içermekte olup bir nükleik asit
boyasıdır. RNAse ile kullanıldığında sadece hücresel DNAyı boyar. Beyaz kan
hücreleri DNA bulunduran nükleuslu hücrelerdir. PI boyası ile boyanırlar. Trombosit
ve eritrosit gibi nükleusu bulunmayan hücreler LeucoCOUNT ile boyanmazlar.
TruCOUNT tüpleri mutlak beyaz kan hücreleri sayısının belirlenmesinde iç referans
olarak kabul edilen bilyeler içerirler. Uygun örnekler boyama işleminden önce
TruCOUNT tüplerinde liyofilize pellet ile birleşir. Örnekler LeucoCOUNT ile
boyanma işleminden sonra akım sitometri cihazına tabi tutulur. Mutlak WBC sayısı
bilye sayısı ve örnek hacmine dayandırılan basit bir hesaplamayla belirlenir.
14
Şekil III. Fresenius-Comtec Devamlı Akım Aferez Cihazı
15
Şekil IV. Plazma Resirkulasyon Pompası
16
TARTIŞMA
Kan merkezimizde 3 Ocak 2006 – 9 Haziran 2006 tarihleri arasında 1664
tromboferez işlemi yapıldı. Trombosit ön sayımları ≥225x109/L ve ağırlığı ≥63 kg
olan 300 donör Fresenius-Comtec devamlı akım aferez cihazına çift doz trombosit
(>6.0x1011) toplama işlemi için yönlendirildi. Donör reaksiyonu nedeniyle 5 donörde
işlem tamamlanamadı ve değerlendirmeye alınmadı. 295 işlem değerlendirilmeye
alındı. 295 donörün 209’u minimum >6.0x1011 trombosit seviyesine ulaştı ve % 72,3
başarı elde edildi. Daha önce yine Fresenius-Comtec cihazı ile yapılan 25 vericiden
oluşan bir çalışmada donör ağırlığı ≥75 kg ve trombosit ön sayımı ≥250x109/L olarak
tespit edilerek çift doz trombosit toplanmış ve çalışmanın verimi %64 bulunmuştur
(Çetin, C.C.Tez 2004). Fenwal- Amicus ile 2005 yılında ibn-i Sina hastanesinde
yapılan bir çalışmada başarı oranı %60,3 bulunmuştur(Gurak, S.S. Tez 2005).
Amicus version 2.13 ile yapılan bir başka çalışmada trombosit toplama etkinliği çift
iğneli işlem için %70, tek iğneli işlem için %67 bulunmuştur (Yockey, ve ark.,
1998). Amicus aferez cihazıyla Spectra LRS aferez cihazı karşılaştırıldığında
Amicus aferez cihazının trombosit toplama etkinliğinin %20 daha iyi olduğu
görülmüştür (Benjamin, ve ark., 1999). Çalışmamızda çift doz trombosit toplama
işleminde (çift iğneli) ortalama 73 dakika gibi bir değer elde edilmiştir. Ankara
Üniversitesinde 2004 yılında Fresenius-Comtec aferez cihazıyla (çift iğneli) yapılmış
çalışmada işlem süresinin ortalama 73,5 dakika olduğu belirtilmiştir (Çetin, C.C.
Tez, 2004).Yine Ankara Üniversitesinde Fenwal- Amicus cihazı ile yapılan bir
çalışmada ortalama işlem süresi 78 dakika olarak bulunmuştur(Gurak, S.S. Tez
2005). Amicus version 2.13 cihazı (çift iğneli) ile Spectra LRS version 5 (çift iğneli)
cihazının işlem süreleri karşılaştırıldığında Amicus cihazının işlem süresinin
ortalama 70 dakika, Spectra LRS cihazının işlem süresinin ortalama 93 dakika
olduğu görülmektedir. Amicus cihazı, Spectra LRS cihazına göre 20 ile 23 dakika
daha hızlı işlem gerçekleştirmektedir (Yockey, ve ark., 1998). Trima V4 (tek iğneli)
ve Cobe Spectra (tek iğneli) ile yapılan bir başka çalışmada da Trima V4’ün işlem
süresinin ortalama 75 dakika Cobe Spectra’nın ortalama 108 dakika olduğu
saptanmıştır (Strasser ve ark., 2005).
17
Avrupa kalite kontrol standartlarına göre lökosit deplesyonu önemli bir kriter olup
elde edilen ürünlerin % 90’nında her 2x1011 trombosit miktarı için <1x106 olmalıdır
ve bu kalite kontrolü ayda en az 10 ünite veya tüm ürünlerin %1’inde uygulanmalıdır
(Avrupa Konseyi Kriterleri, 2004). Bizim çalışmamızda rastgele seçilen 38 üründe
akım sitometri tekniği ile lökosit sayımı yapılmış olup minimum 0.01x106,
maksimum 0.9x106ve ortalama 0.224x106 lökosit kontaminasyonu hesaplanmıştır.
Ankara üniversitesinde 2004 yılında yapılan çalışmada 25 donörden toplanan çift doz
trombosit ürünlerinin rastgele 3 tanesinde akım sitometri tekniği kullanılarak lökosit
miktarına bakılmıştır. Üründeki WBC sayısı ortalama 0.44x106 olarak hesaplanmıştır
(Çetin, C.C. Tez, 2004). Anakara üniversitesinde 2005 yılında yapılan başka bir
çalışmada Fenwal- Amicus cihazı ile ortalama lökosit kontaminasyonu 0,31x106
olarak bulunmuştur(Gurak, S.S. Tez 2005). Spectra LRS version 5.1 ve LRS Turbo
version 7.0 ile yapılan bir başka çalışmada WBC sayısı incelenmiştir. Version 5.1 ile
gerçekleştirilen 163 aferez işleminin (%99.4) 162’sinin lökosit sayımıyla, version 7.0
ile gerçekleştirilen 69 aferez işleminin (%97.2) 67’sinin lökosit sayımı 1x106 ‘nın
altında çıkmştır (Perseghin ve ark.. 2000).
Çalışmamızda yapılan 1664 aferez işleminin % 12.56’sından çift doz trombosit elde
edilmiştir. Spectra LRS version 5.1 ile gerçekleştirilen 163 işlemin (%9.2) 15’inde
>6.5x1011 trombosit ürünü elde edilirken LRS Turbo version 7.0 ile gerçekleştirilen
69 işlemin (%28.9) 20’sinde aynı şekilde ürün elde edilmiştir (Perseghin ve ark..
2000).
Bu araştırma ile Fresenius-Comtec aferez cihazlarının çift doz trombosit toplama
etkinliği Avrupa kalite kontrol standartlarına göre değerlendirilmiş olup standartlara
uygun ürün elde edilebildiği tespit edilmiştir.
18
SONUÇ VE ÖNERİLER
Fresenius-Comtec devamlı akım aferez cihazı kullanılarak yapılan 295 işlemde
donörlerin cinsiyet açısından dağılımına bakıldığında 294’ünün erkek sadece 1’inin
kadın olduğu görülmektedir. Bu oranın böyle olmasının nedeni kadınların damar
yapılarının işlem için yeterli olmaması, kilolarının az olması ve kadınlarda aneminin
daha sık görülmesidir.
Ortalama donör yaşı 31 olup yaş aralıklarına göre dağılım Tablo II ‘de
gösterilmektedir. 18-25 yaş arasında 82 kişi, 26-35 yaş arası 137 kişi, 36-45 yaş arası
65 kişi, 46-55 yaş arası 9 kişi, 55 yaş ve üzerinde ise 2 kişi donör olmuşlardır. En çok
donörün 26-35 yaş arasında 137 kişi olduğu görülmekteyken en az donörün ise 55
yaş üzerinde 2 kişi olduğu görülmektedir. Donör özellikleri Tablo III’de
özetlenmiştir.
Tablo II. Yaş aralıklarına göre donör dağılımı
140
120
100
80
60
40
20
0
18-25
26-35
36-45
46-55
56-
19
Donörlerin işlem öncesi ortalama hemoglobin değerleri 15 gr/dl, ortalama hematokrit
seviyeleri % 45 ve ortalama trombosit değerlerinin 277x109/L olduğu görülmektedir.
Trombosit ön sayımı ≥225x109/L ve ağırlığı ≥63 kg olan 295 donörün 209’u aferez
ünitesinin belirlemiş olduğu >6x1011 trombosit sayısına ulaşarak %72.3 başarı
sağlanmıştır. Avrupa kalite kontrol standartlarına göre üründe lökosit sayısı <1x106
olmalıdır. Çalışmamızda rastgele seçilen 38 (%12.8) üründe yapılan lökosit
sayımında minimum 0.01x106, maksimum 0.9x106, ortalama 0.224x106 lökosit
kontaminasyonu belirlenmiştir. Hiçbir donörde ciddi bir reaksiyon meydana
gelmemiştir.
Tablo III. Fresenius-Comtec cihazı ile çift doz trombosit toplama işlemi
donör özellikleri
Minimum
Maksimum
Ortalama
Yaş
18
69
31
Kilo (kg)
63
115
81
Boy (cm)
160
200
176
Hb (gr/dl)
13
17
15
Hct (%)
39
52
45
Wbc (103 /µl)
3
15
6.6
Plt (109 /L)
225
426
277
Freseniıs-Comtec cihazında yapılan işlemlerin ortalama değerlerine bakıldığında
işlem süresinin 73 dakika, işlenen kan hacminin 4965 ml, üründeki trombosit
20
sayısının 6.2x1011, toplanan ünite sayısının 12.4 (bir ünite 0.5x1011), ürün hacminin
497 ml olduğu görülmektedir. İşlem ve ürün özellikleri Tablo IV’de görülmektedir.
Kan merkezimizde 3-Ocak-2006 ile 9-Haziran-2006 tarihleri arasında 8435
donasyon işlemi yapılmıştır. Bu 8435 donasyonun 1664 tanesini trombositaferez
oluşturmaktadır (% 19.7). Uygun kriterlere sahip 295 (%17.72) donör çift doz
trombosit işlemi için Fresenius-Comtec aferez cihazına yönlendirilmiştir. Yapılan
295 aferez işleminin 209 ‘undan çift doz trombosit toplanabilmiş olup %72.3 başarı
sağlanmıştır. Bu veriler ışığında, yapılan 1664 aferez işleminden 209 tanesinden
(%12.56) çift doz trombosit toplanmıştır.
Tablo IV. İşlem ve ürün özellikleri
Minimum
Maksimum
Ortalama
İşlenen total kan hacmi (ml)
1909
6005
4826
İşlem süresi (dk)
42
120
73
Ürün hacmi (ml)
292
550
497
Üründeki trombosit sayısı (1011)
3.6
10.04
6.2
Üründeki lökosit bulaşı (106)
0.01
0.9
0.224
21
ÖZET
Fresenius-Comtec Cihazı ile Yapılan Çift Doz Trombosit Toplama İşleminin
Etkinliği
Günümüz tedavi protokollerinde kan komponentleri kullanımının oranının artmasıyla
birlikte aferez cihazlarının teknolojileri de her geçen gün artmaktadır. Aferez
cihazlarıyla hem düşük lökosit kontaminasyonlu hem de tek donörden fazla miktarda
trombosit toplamak mümkündür. Aferez cihazlarıyla toplanan trombosit miktarını
daha da arttırmak amacıyla uygun bulunan donörlerden çift doz trombosit toplama
uygulaması başlamıştır. Bu uygulama ile hem toplanan trombosit miktarının artması
hem de maliyetin azalması söz konusudur. Bu çalışmanın amacı; Fresenius-Comtec
devamlı akım aferez cihazı kullanılarak çift doz trombosit toplama deneyimimizi
aktarmaktır.
3-Ocak-2006 ile 9-Haziran-2006 tarihleri arasında doktor muayenesinden geçen ve
uygun bulunan 295 (294 erkek, 1 bayan) donöre çift doz trombosit toplama işlemi
uygulandı. İşlem öncesi trombosit sayısı ≥225x109/L ve ≥63 kg olan donörler
Fresenius-Comtec cihazına yönlendirildi.
Fresenius-Comtec cihazı ile 300 donöre işlem yapıldı. 5 donör reaksiyon nedeniyle
işlemi tamamlayamadı. Değerlendirilmeye alınan 295 donörden 209’u aferez
ünitesinin belirlemiş olduğu minimum 6.0x1011 trombosit seviyesine ulaşmıştır. Elde
edilen başarı %72.3 olmuştur. Avrupa kalite kontrol standardına göre üründeki
lökosit kontaminasyonunun <1x106 olması gerekmektedir. Çalışmamızda akım
sitometri kullanılarak rastgele seçilen 38 üründe ortalama 0.224x106 lökosit
kontaminasyonu belirlendi.
Kan merkezlerinde uygun donörlerden çift doz trombosit toplanarak hem donör
ihtiyacını azaltmak hem de maliyeti düşürmek mümkün olabilir.
Anahtar sözcükler: Hemaferez, çift doz trombosit, Fresenius-Comtec aferez cihazı
22
SUMMARY
Efficacy of Fresenius-Comtec Blood Cell Seperator in Double Dose Platelet
Collection
With the raise of using blood components in recent treatment procedures the
technology of apheresis devices are also developing. Due to increase the number of
platelet collecting by apheresis devices, blood banks began to collect double dose
platelets from suitable donors. By this application we can increase the collected
platelets while decreasing the costs. The aim of this study was to document our
double dose platelet collection experience by using Fresenius-Comtec continious
flow apheresis device.
Between 3-January-2006 and 9-June-2006 double dose platelet collection was
performed on 295 suitable donörs (294 men, 1 woman) after medical examination.
Donors with a platelet precount of ≥225x109/L and ≥63 kg were directed to
Fresenius-Comtec apheresis device for double dose collection.
300 procedures were performed with Fresenius-Comtec apheresis device. Because of
donor reaction 5 of them can not complete the procedure. 209 of 295 donors that
taken into evaluation have reached to the minimum platelet level of 6.0x1011. We
obtained 72.3% success. According to the European Quality Control Criteria,
leucocyte count in the product should be <1x106. In our study, average 0.224x106
leucocyte contamination was determined in randomly selected 38 products by using
flow cytometry.
In our opinion; It can be possible to decrease both the cost and donor requirement for
plateletpheresis by collecting double dose platelet collection from suitable donors in
blood banks.
Keywords: Hemapheresis, double dose platelet, Fresenius-Comtec apheresis device
23
KAYNAKLAR
BENJAMIN, R.J., ROJAS, P., CHRISTMAS, S., NEAL, J., BROUGHTON, S.,
BURGIO, C., BARRETT, B., CHURCHILL, W.H.(1999). Plateletpheresis
efficiency: a comparison of the Spectra LRS and Amicus seperators. Transfusion
39:895-899
CETIN, C.C. (2004). Fresenius-Comtec aferez cihazları ile uygun donörlerden çift
doz trombosit süspansiyonu elde edilmesinin değerlendirilmesi. A.Ü. İç
Hastalıkları Anabilim Dalı Hemaferez Yüksek Lisans Tezi.
GURAK, S. S. (2005). Fenwall-Amicus cihazı ile yapılan çift doz trombosit toplama
işleminin etkinliği. A.Ü. İç Hastalıkları Anabilim Dalı Hemaferez Yüksek Lisans
Tezi.
ILHAN, O., USKENT, N., ARSLAN, O., ARAT, M., OZKALEMKAS, F.,
OZTURK, G., KALAYOGLU, S., OZET, A., TOMBULOGLU, M., ARPACI, F.,
OVALI, E., ANAK, S. (2000). National survey of hemapheresis practice in Turkey
(1998). Transfusion Science 22: 195-201
KICKLER, T. S. (2000). Principles of platelet transfusion therapy. In: Hematology
Basic Principles and Practice 3rd Edition, Ed,: R. Hoffman. E. J. Benz, S. J. Shattil,
B. Furie, H. J. Cohen, L. E. Silberstein, P. McGlave, Churchill Livingstone New
York, p.: 2248-2257.
KILIC, B. N., ULUHAN, R., MASATLI, R., BAYIK, M. (2004). Trombositaferez,
Avrupa Konsey Yayınları. Kan Komponentlerinin hazırlanma ve kullanımı kalite
güvencesi rehberi, 9. baskı s: 121-126
KILIC, B. N., ULUHAN, R., MASATLI, R., BAYIK, M., OZTURK, G.,
KARADOĞAN, I., CANATAN, D. (2004). Aferez, Donör Seçimi, Prensipleri ve
Komplikasyonları. Ulusal Kan Merkezi ve Transfüzyon Tıbbı Kursu (VII) Kurs
Kitabı. S: 171-176
PERSEGHIN, P., MASCARETTI. M., RIVA, M., SCIORELLI, G. (2000).
Comparison of plateletpheresis concentrates produced with Spectra LRS version
5.1and LRS Turbo version 7.0 cell seperators. Transfusion 40: 789-792.
PRICE, H. T. (1997). Provision of single-donor platelet transfusions: Patient and
producer perspectives. In: Apheresis Principles and Practice of Apheresis, Ed.:
McLeod B. C., AABB pres Bethesda, p.:161-170.
24
STRASSER, E. F., SCHUSTER, M., EGLER, K., BAUER, J., WEISBACH, V.,
RINGWALD, J., ZIMMERMANN, R., ZINGSEM, J., ECKSTEIN, R. (2005).
Frequently used plateletpheresis techniques result in variable target yields and
platelet recruitment of donor. Transfusion 45: 788-797.
YOCKEY, C., MURPHY, S., EGGERS, L., GARRATTY, G., DINGLE, A.,
HELMS, C., MOROFF, G. (1998). Evaluation of the Amicus seperator in the
collection of apheresis platelets. Transfusion 38: 848-853.
25
ÖZGEÇMİŞ
Bireysel Bilgiler
Adı
Koray
Soyadı
Bilkay
Doğum yeri
Berlin
Doğum tarihi
22.12.1971
Uyruğu
TC
Medeni Hali
Evli
Adres ve telefon
Yalı mah. hopa cad. yücekent sit. kat:10
daire:44
Çayeli/RİZE
Tel: 0 464 5326261
0 505 3892815
0 532 5445649
Eğitim
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
1990-1998
İçel Anadolu Lisesi
1982-1990
Atatürk İlkokulu (Tarsus)
1977-1982
Sertifikalar
İşyeri hekimliği sertifikası
Acil hekimliği sertifikası
Neonatal resisutasyon sertifikası
Mesleki deneyim
Çayeli Devlet Hastanesi Acil Servis Hekimliği
2004-
İbn-i Sina Hastanesi Kan Merkezi Hekimliği
1998-2004
26
Bilimsel ilgi alanları
Kongre Bildirileri
XXVII. Ulusal Hematoloji Kongresi 11-13 Kasım 1999 Conrad Otel, İstanbul
Ö. Arslan, K. Bilkay, S. Bahadır, M. Beksaç
Yatan hastalarda kazanılmış alloantikor oranı ve profili
Ö. Arslan, O. İlhan, M. Beksaç, K. Bilkay, S. Bahadır, H. Koç
Random donör trombosit süspansiyonu üretimi: İbn-i Sina hastanesi deneyimi
I.Ulusal Kan Merkezleri ve Transfüzyon Tıbbı Kongresi 24-29 Eylül 2000
Ürgüp, Nevşehir
Ö. Arslan, M. Arat, K. Bilkay, Ş. Yıldırıcı, O. İlhan
İbn-i Sina hastanesinde trombosit süspansiyonu tüketimi
Türk Hematoloji Derneği XXIX. Ulusal Kongresi 25-28 Ekim 2002 Kemer,
Antalya
Ö. Arslan, E. Gürlevik, Ş. Yıldırıcı, K. Bilkay, G. Koç
İbn-i Sina hastanesi kan merkezi donörlerinde kesin ve geçici ret oranları
Ö. Arslan, E. Gürlevik, Ş. Yıldırıcı, K. Bilkay
İbn-i Sina hastanesi kan merkezi crossmatch/transfüzyon oranı
XXX. Ulusal Hematoloji Kongresi 10-14 Ekim 2003 İstanbul
Ş. Yıldırıcı, E. Gürlevik, K. Bilkay, H. Ersoy, A. Dumanoğlu, Ö. Arslan
İbn-i Sina hastanesi trombosit donörlerinde ret nedenleri
27
Download