mimarlara mektup 135 - Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi

advertisement
kent, kültür, çevre, mimarlık ve demokrasi için 135
mimarlara mektup
2010•05
MAYIS
TMMOB M‹MARLAR ODASI ‹STANBUL BÜYÜKKENT ŞUBES‹ www.mimarist.org
“Taşınır” ya da “Taşınmaz Kültür
Varlığı”: Emek Sineması
Deniz ‹NCEDAYI
Mimarlar Odası ‹stanbul Büyükkent Şubesi
Yönetim Kurulu Başkanı
Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent
Şubesi, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı, ilgili meslek odaları, kültür ve sanat
sendikaları, sinema dernekleri, sanatseverleri, kentlileri ve gençleriyle İstanbul son günlerde tartışmalı bir yenileme
projesini medyanın gündemine taşımayı
sürdürüyor.
Beyoğlu İlçesi, Hüseyinağa Mahallesi, Sakızağacı Sokak 5 pafta, 29-33 parsellerini kapsayan adaya ilişkin, 5366 sayılı “Yıpranan Tarihî ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması
ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında
Kanun” kapsamındaki Yenileme Kurulu
kararıyla, Cercle d’Orient kompleksindeki tescilli Melek Apartmanı, İskentini Apartmanı, İpek Sineması ile tarihî
Emek Sineması’nın çağdaş yenileme ve
koruma ilkelerine ve ölçütlerine aykırı
da olsa yıkılması öneriliyor.
Beyoğlu kentsel ve tarihî sit alanı
içerisinde bulunan ve önemli tescilli kültür varlıklarını içeren alan, Bakanlar Kurulu’nun 20.06.2006 gün ve
2006/10172 sayılı kararıyla “yenileme
alanı” kararı; İstanbul 1 No.lu Kültür ve
Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun
1991 tarih ve 2917 sayılı kararında belirtilen, “Cercle d’Orient Binası ile Emek
Sinemasında müdahale biçiminin iç ve
dış görünümlerini, karakterini, görünen malzeme ve süslemelerini ve plan
özelliklerini bozmayacak müdahalelerin
yapılabileceği yapılar olduğuna” ilişkin
kararına ve DOCOMOMO Türkiye listesindeki kaydına karşın alınabilmiştir.
İzlendiği gibi, kentin tarihî alanlarında birçok tartışmalı yenileme projesi
(Tarlabaşı, Sulukule, Süleymaniye, Fener Balat vb. gibi) gündeme gelmiş, yasal süreçler işletilmiş, mesleğin bilimsel
alanından açıklamalar ve tepkiler gelmiş,
ulusal ve uluslararası tartışma platform-
larından ciddi uyarılar alınmıştır. Ancak,
her gün yeni bir örneği İstanbulluların
gündemine getirmekten çekinmeyen hızlı, tek taraflı ve anti-demokratik bir kentsel dönüşüm sürecinin içinde yaşıyoruz.
Kuşkusuz önemli olan tartışma,
kentte planlama ve tasarım kültürünün
bütününe ilişkindir. Emek Sineması’nın
gündeme taşıdığı konu da kentin diğer
alanları için sürdürülen ilkeler bütününden ayrılmamalıdır. Tek başına Emek
Sineması projesini değerlendirmek, koruma, kentsel planlama ve tasarım bağlamından kopartmak kuşkusuz birçok
yanlış yönlendirme ve eksiklik içerir.
Kültürel değerleri açısından bakıl-
Emek Sineması’nda !f İstanbul 2009 açılış partisi...
dığında, Emek Sineması’nı yalnızca bir
sinema salonu olarak değerlendirmek ve
tartışmayı fiziksel ve işlevsel yetersizlikleriyle sınırlamak doğru olmaz. Sorun
İstanbul’a kazandırılması planlanan yeni
bir kültür mekânı da değildir kuşkusuz.
Bu nedenle, “salonu yenilenmiş olarak
kentliye sunuyoruz” gibi bir açıklama da
kabul edilemez. Diğer dönüşüm projelerinde de olduğu gibi, bu konuda da itirazlar Emek Sineması’nın çağdaş sağlık
standartlarına uygun hale getirilmesine
değil şüphesiz.
Mekân(lar)ın barındırdığı kültür değerleri; fiziksel özellikleri ve manevi
değerleriyle bütünleşmiştir. Emek Sineması salonu, açıldığı 1924 senesinden bu yana, özellikle de son 20 yılda
İKSV İstanbul Film Festivali mekânı
olarak kentliler için sinemayla buluşmanın mekânı ve simgesi olmuştur. Her
yaştan kentlinin anılarında, sadece sinema etkinliğine değil, yaşamlara ait birçok değeri de taşır. Pek çok uluslararası
koruma sözleşmeleri ve tüzüklerinde
(Venedik Tüzüğü 1964, Deschambault
Bildirgesi: Quebec Kültür Mirasının Ko- 8
2
mimarlara mektup 135
“Taşınır” ya da “Taşınmaz ...
runmasına Yönelik Tüzük - ICOMOS
1982, UNESCO Somut Olmayan Kültür
Mirasının Korunması Sözleşmesi 2003,
Viyana Memorandumu 2005 vb. gibi)
“somut olmayan değerler” ifadesiyle
vurgulanmak istenen de budur. Nasıl ki,
Emek Sineması barok ve rokoko duvar
ve tavan süslemelerinin korunmasıyla
korunmuş olmayacaksa, hiçbir kültür
varlığı da çevresel ve toplumsal bağlamından yalıtılarak korumanın evrensel,
bilimsel kabullerini karşılayamaz. Bu tür
bir anlayış, “koruma” kavramını statikleştirerek dondurulmuş objeler, cepheler,
görünüşler üzerinden tanımlamayı kabul
eder ki, bu indirgeme günümüzde yerini,
tartışmasız olarak somut ve somut olmayan değerlerin güçlü ilişkisini öneren
koruma anlayışına bırakmıştır.
Bu anlayışı, sosyal bilimler açısından
bakarak değerlendirebilmek mimarlık
alanı için, özellikle disiplinler arası ilişkiler çağında önem taşıyor. Toplumsal
bireyin kentle kurduğu çok boyutlu ilişki,
farklı mekânlarda farklı yaşam biçimleri
üretir. Çok katlı bir alışveriş merkezinin
2 ve 18 Nisan 2010 tarihlerinde yapılan protesto gösterileri...
çatısına taşınmış tescilli bir sinema salonu ile kent yaşamında yıllar boyu özel bir
yer edinmiş, topluma mal olmuş bir taşınmaz kültür varlığı, kentli için aynı şeyi
ifade etmez. Başka bir deyişle, her ikisi
farklı insan-mekân ilişkileri, dolayısıyla
farklı yaşam biçimleri üretir. Biri, bireyi
tüketimin öznesi olarak görerek, kültürsanat yaşamını alışveriş merkezleriyle
(ya da bazılarına göre “yaşam” merkezleri) bütünleştirirken, diğeri bireyin yaşamını maddi-manevi kültür değerleriyle
bütünleyerek gündelik yaşamın içindeki
“kent(li) hakkı”na saygı duyar. Kültür ve
Turizm Bakanlığı’nın Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının Denetimine Dair Yönetmeliği’nde de, taşınmaz
kültür varlıkları, “tarih öncesi ve tarihî
devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel
sanatlarla ilgili bulunan veya tarih öncesi ya da tarihî devirlerde sosyal yaşama
konu olmuş bilimsel ve kültürel açıdan
özgün değer taşıyan, yer üstünde, yer
altında veya su altındaki bütün taşınmaz
varlıklar” olarak tanımlanıyor.
Günümüzde bilimsel kriterlere bağlı olarak gelişmiş koruma yaklaşımında
ve uygulamalarında kültürel bellek kavramının önemi büyük. Mekânlar, binalar, doğal ya da yapılı çevreler fiziksel
nitelikleriyle değil, bellek izleriyle ve
manevi dünyada ürettikleriyle de korunuyor ve yaşatılıyor. Toplumsal bellek,
bu nedenle birçok başarılı uygulamada
öncelikli bir belirleyici, bir değer olarak
ele alınabiliyor.
Kentimizde ise sadece Emek Sineması projesi örneğinde değil, birçok yenileme projesinde de görüldüğü gibi, belleğin temizlenmesi ve yeniden yüklenmesi
sürecini yaşıyoruz. Sulukule olsun, Tarlabaşı ya da Fener-Balat mahalleleri olsun, var olan dokunun (somut ve somut
olmayan) belleklerin silinerek yeniden
inşası yöntemi Naomi Klein’ın gündemden düşmeyen Şok Doktrini: Felaket Kapitalizminin Yükselişi başlıklı yapıtında
tartıştığı, felaket ve olumsuzluk söylemi
yaratarak egemen ideolojinin uygulama
alanını rahatlatması yöntemini mimari
ve kentsel alanda karşılıyor. Diğer taraftan, Klein’ın da aktardığı gibi, psikoterapiden ödünç alınan “şok terapisi” yöntemi, bilimsel açıdan olumsuzlukları ve
insan hakları açısından ise hukuksuzluğu
kanıtlanmış bir yöntem.
Demokrasi kültürünü geliştirmede ve farklı meslek alanlarına yayarak
mekânda okunur kılmada öncü olmaya
aday ülkelerde kültür mirası varlıklarının rant aracına dönüştürülmesi ve sivil
toplum tepkileri de yok sayılarak uygulama alanının açılması çok kolay olmasa
gerek. İstanbul hatta Türkiye gibi, dünya kültür mirası niteliğindeki varlıkları
her alanına yayılmış özel coğrafyalarda
ise sorumluluk alanı ve derecesi kat kat
artıyor. Dünya mirası olarak değerlendirilebilecek bir kentin bu konuda örnek
olması, kültür ve turizm, mimarlık politikalarıyla bunu desteklemesi beklenirken, “Avrupa Kültür Başkentliği” unvanını da taşıdığı bugünlerde bu tartışmayı
açması ise talihsiz bir çelişki olarak görülebilir.
Tarihî, eşsiz kentin çekim noktasındaki sit alanında böylesine toplumla
bütünleşmiş; sinemaseverlerin, tiyatro
ve müzikseverlerin, gençliğin kültürel
simge değeri taşıyan bir tarihî varlığının,
Emek Sineması’nın, sermayenin sonu
gelmeyen tüketim ve metalaşma politikalarına yenik düşmesi, insanın ve değerlerinin de kolayca tüketilebilir olduğu
anlayışını sergilemiyor mu?
Daha da önemlisi, tüketim toplumunun, yaşamı alış-veriş olarak tanımlamaya zorlanan bireyi, 7. katta film izlerken,
bir zamanların ünlü ve büyülü Emek
Sineması’nın anlattıklarını duyabilecek,
ruhunu yaşamına katabilecek mi?
Ne yazık ki, çağdaşlaşma; koltukları yenilenmiş parlatılmış salonlarda film
izleyerek olmuyor. Bilimsel kriterlere,
sivil topluma, yaşam ve üretim süreçlerinde yer açmakla, karar süreçlerinde
şeffaflıkla tartışabilmekle ve uygar dünyayı izleyebilmekle başlıyor.
g
8
mimarlara mektup 135 3
TMMOB Mimarlar Odası
42. Olağan Genel Kurulu
Bildirisi, 22 Nisan 2010
Mimarlar Odası
Basın Açıklaması
TMMOB Mimarlar Odası 42. Olağan Genel Kurulu ve seçimleri 1617-18 Nisan tarihlerinde mimar
delegelerin yoğun ilgi ve katılımı
ile Ankara’da gerçekleştirilmiştir.
Ülkemizin köklü demokratik meslek örgütü
olan Mimarlar Odası Genel Kurulunda, 41.
dönem çalışma raporları ve gündemdeki
konular üzerine kapsamlı değerlendirmeler
yapılarak yaşanmakta olan sürecin özgün
koşulları üç başlık altında belirlenmiştir:
1. Demokrasi Sorunu: Genel olarak
ülkemizin, özel olarak meslek alanımızın
ve Meslek Odalarının karşı karşıya bulunduğu anti-demokratik süreçler her alanda demokrasinin savunulmasının önemini
daha da artırmaktadır.
2. Kentsel Kaos: Kentlerimizde bilime, mimarlık ve şehircilik ilkelerine aykırı
uygulamaların; kamu varlıklarının pazarlanmasının ulaştığı düzey yaşanmakta
olan kentsel kaosun katlanarak devam etmesine neden olmuştur. Toplumumuz tarafından “kent yağması” olarak nitelenen
bu süreç karşısında; yaşamın, çağdaş ve
bilimsel bir planlamanın, kamu varlıklarının, tarih ve doğa değerlerinin savunulması için tüm duyarlı kesimlerle birlikte seferber olunmasını zorunlu kılmaktadır.
3. Ekonomik Kriz: Küresel ölçekte
yaşanmakta olan ekonomik kriz, zaten yapısal sorunları olan ve her bakımdan krizler içerisinde çalkalanan ülkemizi derinden
etkilemiştir ve var olan ekonomik kriz daha
büyük boyutlarda yaşanmaktadır. Mimarlık ve meslek alanımız bu süreçlerden en
çok etkilenenlerin başında gelmektedir. Bu
çerçevede mimarlık ve meslek alanımızın
savunulması; meslektaşlarımızın desteklenmesi ve Oda yapısının güçlendirilmesi
önem kazanmaktadır.
Toplantıda yapılan ortak değerlendirmelere bağlı olarak gündemde yer alan
kapsamlı sorunların üye ve örgütsel seferberliğe dayalı bir “Dayanışma Süreci” ile
aşılabileceği özellikle vurgulanmıştır.
Genel Kurul sonrası 961 delegenin
katıldığı seçimlere; “Çağdaş Demokrat
Toplumcu Mimarlar” ve “Demokrasi İçin
Mimarlar Platformu” adlarında iki ayrı liste
katılmıştır.
Yapılan seçimler sonucunda seçimleri
“Çağdaş Demokrat Mimarlar”ın listesi kazanmıştır.
Seçilen Merkez Yönetim Kurulu 22.04.2010
tarihinde yaptığı ilk toplantısında;
Genel Başkan
: Eyüp MUHCU
Genel Başkan Yrd. : Erkan KARAKAYA
Genel Sekreter
: Necip MUTLU
Genel Sayman
: Nurdan TOPOĞRAF
Üye
: Ali EKİNCİ
Üye
: Can DİRİL
Üye
: A. Zafer OKUDUCU
şeklinde görev paylaşımı yapılmıştır.
TMMOB Mimarlar Odası 42. Dönem
Genel Kurulu’nda alınan bir kararla hazırlanan sonuç bildirisi aşağıda sunulmuştur.
Genel Kurul Sonuç Bildirisi
2. Dünya Savaşından bu yana yaşanan en
büyük ekonomik krizin yıkıcı etkileri dünyada ve ülkemizde tüm toplum katmanları
ile birlikte mimarlık ortamında da şiddetle
hissedilmektedir.
Mimarlar Odası 42. Olağan Genel Kurulu böyle bir ortamda, dünya ve ülke
sorunlarını kent ve mimarlık bağlamında
değerlendirirken, ülkemiz mimarlarının örgütlü gücü olan Mimarlar Odası’nın mesleki
alandaki çalışmalarının yanı sıra kamu ve
toplum yararı doğrultusunda çalışmalarını
sürdürmesi 56 yıllık geleneğinin gereğidir.
Yaşanan küresel krizin odağında “mimarlık ve kent mekânı” bulunmaktadır. En
temel haklar arasında yer alan barınma
hakkının doyumsuz bir rant hırsıyla karşılandığı neoliberal ekonomik sistem, dünyanın çeşitli bölgelerinde özellikle yoksulların yerlerinden edilmelerine yol açmıştır.
Bu koşullarda mimarlara düşen görev;
mimarlığı, barınma hakkının çözümünde
toplumsal duyarlılıkları öne çıkarmalarıdır.
Küresel krize çözüm önerilerinden biri
olarak sunulan “kentsel dönüşüm” süreçleri, küresel sermaye ve yerel ortaklarının
baskısı altında “kentsel ve kültürel yıkım”
haline dönüşmüştür. Özellikle kamu kaynaklarının ve alanlarının yağmalanmasına
dayanan bu uygulamaların durdurulması
zorunludur.
Ülkenin yeni bir Anayasa ihtiyacı yıllardır tüm toplum kesimlerince dile getirilen bir gerçektir. Ancak mevcut siyasal
iktidarın diğer siyasi partiler ve toplum
kesimleriyle bir konsensüs arayışına hiç
gerek duymadan sürdürdüğü Anayasa çalışmalarının toplumun ihtiyacını karşılayan
bir Anayasa oluşturması mümkün değildir.
Bu nedenle özgürlükçü, çoğulcu, barışçı,
demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti
anlayışı ortak paydasında, toplumun bütün kesimlerinin siyasal katılımına olanak
tanıyan yeni bir Anayasa’nın katılımcı süreçlerle hazırlanmasına ihtiyaç vardır.
Ülkemiz insanlarının binlerce yıllık ortak geçmişinden süzülen barış içinde bir
arada yaşama iradesini zayıflatacak nefret
duygularını körükleyen gelişmeler endişe
vermektedir. Bu koşullarda insanların uygarca barış ve kardeşlik içerisinde yaşayabileceği demokratik bir toplum hepimizin
özlemidir. Etnik sorunların demokratik,
adil bir barış ve temel insan hakları çerçevesinde çözümü şarttır.
“Kentsel Dönüşüm” adı altında TOKİ’ye
emanet edilen kentlerin hoyratça hırpalanmasına devam edilmektedir. Mimarlar Odası; yerel yönetimlerin ve merkezi
otoritenin, ülkenin her coğrafyasında uygulanan kişiliksiz şablonlarla yeni gelişme alanları açmak yerine, öncelikle yerel
değerleri içeren mevcut yaşam alanlarını,
toplumsal aktörlerin karar süreçlerine katılımı ile sağlıklı ve yaşanır duruma getirmesini savunmaktadır.
İktidarın çeşitli devlet kurumları aracılığı ile altyapısını oluşturduğu kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütlerini işlevsizleştirme girişimleri dikkat çekici hale
gelmiştir. İdarelerin uygulamalarını toplum yararına ve kamu yetkisi kullanarak
denetlemek meslek kuruluşlarının ülkeye
hizmet yolunda asli görevlerinden biridir.
Ne Mimarlar Odası’nın ne de diğer meslek
örgütlerinin bu sorumluluklarından vazgeçmesi düşünülemez. Mimarlar Odası, bu
doğrultudaki girişimlere karşı tüm meslek
kuruluşları ile dayanışma içerisinde ve kamuoyu desteğini de arkasına alarak mücadele etmekte kararlıdır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Saygılarımızla. g
TMMOB Mimarlar Odası
Merkez Yönetim Kurulu
4
mimarlara mektup 135
TMMOB Mimarlar Odası
Basın Bildirisi, 9 Nisan 2010
Koca Sinan
Prof. Orhan ŞAH‹NLER
Mimarlar Odası, 9 Nisan Mimar
Sinan’ın ölüm yıldönümü nedeniyle
düzenlenen anma etkinlikleri çerçevesinde, her yılın bildirisini mimarlık camiasının farklı isimlerine
yazdırmaktadır. Bu yılın Mimar Sinan bildirisini değerli hocamız Prof.
Orhan Şahinler hazırlamıştır.
9 Nisan 2010 tarihi, Osmanlı İmparatorluğu’nun klasik mimarisini temsil
eden eşsiz ustanın, Koca Sinan’ın 422.
ölüm yılı...(1)
Cihan İmparatorluğu Osmanlı’nın
en görkemli dönemini, gücünü yansıtan,
adeta sonsuza kadar direnecek olan soylu yapılarını inşa eden mimarının, Koca
Sinan’ın yaşama veda edişinin dört yüz
yirmi ikinci yılı...
Alçakgönüllülük, sağduyu, mantık, akıl, yaratıcı zekânın birlikteliğinin
örneği olan Koca Sinan’ın, Osmanlı
İmparatorluğu’nda varlıklarını koruyan Grek, Roma, Bizans uygarlıklarını
özümseyerek klasik bir mimari yaratan
bilgenin dünyadan ayrılışının dört yüz
yirmi ikinci yılı...
Duru, yalın, dolgun kitleler üzerinde
dengelenen ana kubbe ve kubbecikler
dizgesini kuran, mühendislik yeteneğiyle
Desen: Prof. Muhlis Türkmen
mimarlık zarafetini bütünleştiren büyük
ustanın alçakgönüllü kabrine çekilişinin
dört yüz yirmi ikinci yılı...
Ulu Süleymaniye Camisi’ne Haliç
sırtlarında en etkili yeri seçerek günün
her anında İstanbul halkına mimarisinin
özgün, etkin kitlesini sunan bir yaratıcının garip dünyadan göçüşünün dört yüz
yirmi ikinci yılı...(2)
Tanrıya yakarışı ifade eden Selimiye
Camisi’nin görkemli, anıtsal kitlesini
bütünüyle yaratan büyük, eşsiz bir yeteneğin, mimarın çileli mesleğinden ayrılışının dört yüz yirmi ikinci yılı...
* * *
Koca Sinan’ın görkemli ve en yalın imparatorluk yapılarının söylemlerine yansıyan, alçakgönüllü kişiliği, kimliği, erdemliliği, soyluluğudur. Edirne Selimiye
Camisi ile Üsküdar Şemsi Paşa Külliyesi, Tophane Kılıç Ali Paşa Camisi ve
Külliyesi, Kadırga Sokollu Mehmet Paşa
Camisi bu tanımı doğrulayan örneklerdir. Her biri birer başyapıttır...
Sinan’ın en yalın, etkili, masif yapısı,
sanırım Ayasofya Hamamı’dır.(3) Ayasofya Hamamı klasik değerleri, nitelikleriyle
olağanüstü, olağandışı bir yapıdır. Çok
çok özel etkin masif mimarisi, kitlesel
farklılıklar, farklılıklar arası kurulu olan
denge, geçişlerle sağlanan bütünlüğüyle
de eşsizdir.
Ayrıca Koca Sinan’ın inşa ettiği külliyelerin vaziyet planlarının kurguları,
kurgulardaki kitleler, kitle lekelerinin
işlevselliklere göre oluşan hiyerarşik
konumları mimarın olgunluğunu, deneyimini, kişiliğini yansıtmaktadır, özeldir,
özelliklidir...
Kadırga Sokollu Mehmet Paşa’nın içdış mekânsal kurguları, avluya giriş, geçişte değişik mekânsal algılamalar, Eyüp
Zal Mahmud Paşa Külliyesi’nin doğal
zeminle olan uyumu, sınırlı alanda akılcı
dış mekân zenginlikleri için kotların ustalıkla kullanımları şaşırtıcı örneklerdir...
Koca Sinan’ın özelliklerindendi; yapısal sistemde tutarlılık, yatay ve düşey
kurguda bütünlük. O bütünlüktü zamanın
etkilerine, doğanın olumsuz koşullarına,
depremlere direnen. Yine o bütünlüktü,
yalın, soylu, güçlü mimari ifadeleri yaratan...
Köprüler, su kanalları, kemerleri, su
terazileri inşa eden Koca Sinan, mimar
olduğu kadar da bilgili, deneyimli üstün
yetenekli bir inşaat mühendisiydi; Osmanlı İmparatorluğu’nun gücünü yansıtan, yapıtlarıyla imparatorluğu yüceltip
taçlandıran üstün niteliklere sahip yaratıcı bir mimar, eşsiz usta, ölümsüz bir
tarihi kişilikti...
* * *
Sanırım 1950 yılı ilkbahar sabahlarından biriydi. O sabah, unutulmayan bir sabahtı benim için.
İlk kez Süleymaniye Camisi’ni günün
ilk ışıklarında görecektim, gergindim.
Karaltılı Cihangir Parkı’nda günün ışımasını beklemiş, fazla sabredemeyip
aceleci, canlı adımlarla çekim alanı, Süleymaniye Camisi’ne yürümüştüm.
Yürüyüşüm zindeydi. Gün doğumuna
doğru Haliç / Altın Boynuz’u seyrederek
Galata Köprüsü’nü geçiş büyük bir keyifti. Ulu Cami’ye bir an evvel ulaşmalı, kuzey terasından günün doğuş anını,
sabahın kızıl ışınları altında İstanbul’u,
Süleymaniye Camisi’ni görmeliydim...
Caminin kuzey terasına vardığımda,
güneşin ilk kızıl ışınlarının aydınlattığı
eşsiz İstanbul’u, İstanbul’un henüz dokunulmamış olan semtleri, Haliç, Beyoğlu,
Boğaziçi’ni doyumsuz bakışlarımla seyretmiş, kucaklamıştım...
Alacakaranlıkta cami avlusu, son cemaat yeri, cami içinin o çok özel mistik
ortamında saygılı, suskun insanlarla birlikteydim... Ana kubbe ve kubbeciklerde
yankılanan sözcüklerin anlamı, sözcüklerin neler içerdiği benim için o an galiba
belirsizdi. Önemli olanlar, önceliklerim
başkaydı.
Sade “insanda bu duyarlılıkları hazırlayan neler olabilir?” diye kendi kendime soruyordum. Söz konusu duyarlıkları hazırlayan, yüzyıllarca nesillerin
vicdanlarıyla ruhlarında o çok özel ürpertiyi yaratan gizemleri, mistik ortamı
kavramaktı isteğim.
“O çok özel ürpertiyi, çekiciliği,
mistik ortamı hazırlayan ya da yaratanın
Mimar Koca Sinan’ın dehası olmalı”
diyordum...
g
Notlar:
1. Doğumu, 1588. 9 Nisan 2010, 422’inci ölüm
yıldönümü.
2. 1550-57 olgunluk dönemi.
3. 1556.
mimarlara mektup 135 5
Mimar Sinan
Araştırma
Merkezi ve
Müzesi Yarışması
Sonuçlandı
Mimar Sinan’ın ve eserlerinin tanıtılması,
korunması için gerekli araştırma ve geliştirmeyi teşvik etmek, “Mimar Sinan Araştırma
Merkezi ve Müzesi” için proje geliştirmek
ve üniversite öğrencileri arasında bu konuda farkındalık yaratmak amacıyla Mimar
Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimar
Sinan Araştırma Merkezi ile TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi tarafından; Süleymaniye Külliyesi’nde Mimar
Sinan Türbesi’nin yer aldığı yapı adasında,
“Mimar Sinan Araştırma Merkezi ve Müzesi
Ulusal Öğrenci Mimari Fikir Yarışması” başlığıyla serbest, ulusal, tek aşamalı bir mimari fikir projesi yarışması düzenlenmiştir.
MSGSÜ Mimar Sinan Araştırma Merkezi ile Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi tarafından düzenlenen ve
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti
Ajansı’nca desteklenen yarışmanın kolokyumu, ödül töreni ve sergisi 9 Nisan 2010
Cuma günü Mimar Sinan Güzel Sanatlar
Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.
Kolokyum öncesinde açılış konuşmasını yapan Mimar Sinan Üniversitesi Rektör
Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Ceylan, Mimar
Sinan Araştırma Merkezi’nin kuruluşundan
ve öneminden bahsederek, bu tür etkinliklerin çoğaltılmasını ve yarışmanın konusu
olan müzenin gerçekleştirilmesini istediklerini belirtti.
Sonrasında sözü alan Mimarlar Odası Genel Başkanı Bülend Tuna, ülkenin
kültürel mirasının korunmasının büyük bir
sorumluluk olduğunun üzerinde durarak,
Türkiye’de ilk ve belki de tek akla gelen
isim olan Mimar Sinan’ın eserleri konusunda daha çok araştırılma yapılması ve
bu bilgilerin derlenmesine katkıda bulunulmasının önemine vurgu yaptı. Kültürel
mirasımız olan yapıların restorasyonu ve
yanlarına yapılacak nitelikli modernizm örneklerinin büyük sorumluluk gerektirdiğini
konuşmasına ekleyen Tuna, yarışma kültürüyle öğrencilerin de tanışmasını sağlayan bu tür öğrenci yarışmalarının desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi.
Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent
Şube Başkanı ve aynı zamanda Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık
Bölüm Başkanı Prof. Dr. Deniz İncedayı,
eğitim kurumlarıyla meslek kuruluşlarının
bütünleşmesinin önemli olduğunu, meslek
kuruluşlarının eğitimi tamamlayıcı bir misyonlarının olduğunu söyledi. Mimar Sinan’ın
çağdaş mimarlar ve mimarlık eğitimine de
yaşamı boyunca izlediği hayat boyu eğitim
anlayışıyla mesajlar ilettiğinden bahseden
İncedayı, kentsel ölçekte mesleğin perspektifini genişleten bakış açısıyla çağdaş
mimarlık anlayışına yakın olduğunun altını
çizdi. Deniz İncedayı, eğitim kurumlarının
bu tür yarışmalar ve benzeri etkinlikleri sürdürmelerinin önemli olduğundan bahsetti.
MSGSÜ Mimar Sinan Araştırma Merkezi
Müdürü Prof. Dr. Demet Binan, 1984 yılında rektörlüğe bağlı olarak kurulan merkezin, Mimar Sinan’ın uluslararası tanınırlığını
artırma, eserlerinin tanınması, korunması
ve araştırılması, sanatsal ve bilimsel bilginin paylaşılması ve disiplinlerarası ilişkinin
sağlanması amaçlarıyla varlığını sürdürdüğünden bahsetti. Binan, Mimar Sinan Araştırma Merkezi Müzesi’nin 2010 Avrupa Kültür Başkenti projesi ile gerçekleştirilmesinin
hedeflendiğini, ancak Mayıs 2008’te yapılan
başvuruya rağmen projeye gerekli maddi
desteğin verilmediğini ekledi.
Açılış konuşmalarının ardından sözü alan
Jüri Başkanı Prof. Dr. İlgi Aşkun, jürinin
toplantı öncesinde belirlediği ana kriterlerin,
alanın kullanımı, manzara, çevre yapılarla
ilişki, büyük kütlelerden kaçınmak ve tescilli
yapılarla kurulan ilişki olduğunu belirtti. Jüri
üyelerinden Sinan Omacan, yarışmaya katılan 26 projeden 25’inin değerlendirmeye
alındığını belirtirken, yarışmanın konusunun
zorlu olduğunu ancak gelen projelerin sayıca az olmasına rağmen nitelik açısından
oldukça iyi olduklarını söyledi.
Katılımcılardan gelen soruların yanıtlanmasının ardından yapılan açılış kokteyli ile de projeler hakkındaki konuşmalar
devam etti. Mimar Sinan Güzel Sanatlar
Üniversitesi’ndeki sergi Nisan ayı sonuna
kadar açık kaldı. g
2. Mimarlık
Öyküleri Yarışması
Ödül Töreni
Gerçekleştirildi
Mimarlık Vakfı ve Mimarlar Odası İstanbul
Büyükkent Şubesi’nin birlikte düzenledikleri
2. Mimarlık Öyküleri Yarışması’nın ödül töreni, 2010 yılı Mimar Sinan Haftası Etkinlikleri
kapsamında, 9 Nisan 2010 Cuma günü saat
19.00’da Şube’nin Karaköy’deki binasında
coşkulu bir katılımla gerçekleştirildi.
Açılış konuşmalarını Mimarlar Odası
İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Deniz İncedayı ve Mimarlık Vakfı Genel Sekreteri Ali Rüzgar’ın
yaptığı ödül töreni, seçici kurul üyelerine
katılım belgelerinin verilmesi ile başladı.
Vakıf ve Şube Yönetim Kurulu üyelerinin de yarışmacılara katılım belgelerini
verdiği törende, önce eserleri yayına değer bulunan yarışmacılara katılım teşekkür
belgeleri verildi. Daha sonra ise, birinci
Özge Kılıçoğlu’na, ikinci Mehmet Çağlayan Özkurt’a ve üçüncü Fuat Sevimay’a,
teşekkür belgeleri Vakıf ve Şube Yönetim
Kurulu üyeleri tarafından takdim edildi. g
6
hukuk
mimarlara mektup 135
Seyrantepe’de
Yürütmenin
Durdurulması
Kararı Verildi
Şişli, Seyrantepe, 4 pafta, 3 ada, eski 29,
yeni 32-33-34-35 sayılı parsellere ilişkin
16.04.2008 tarihli 1/5000 ölçekli Revizyon
Nazım İmar Planının yürütmesi durduruldu.
İstanbul 6. İdare Mahkemesi’nin
15.01.2010 gün ve 2008/1747 Esas sayılı
kararının gerekçesinde;
“(...) Dava konusu planın bu kadar büyük kitlesel kullanımlar ile yapılaşma değerlerinin olduğu bir bölgenin ulaşımına
ilişkin plan notlarında otopark alanları parsel özelinde ve İstanbul Otopark Yönetmeliği doğrultusunda çözümleneceği dışında,
metro istasyonu ile zemin altından bağlantı
dışında hiçbir çözüm getirmediğinin görüldüğü, bugünkü koşullarda trafik yoğunluğu
açısından zaten sorunlar yaşayan niteliği
itibarıyla otoyol olarak inşa edilen ancak giderek tıpkı D-100 Karayolu gibi bir kent içi
yola dönüştüğü gözlemlenen TEM Otoyoluna ulaşım ilke ve kararlarına aykırı şekilde
bağlantısının yapıldığı görünen planlama
yaklaşımının bölgenin başta ulaşım ile ilgili
sorunlara çözüm üretmekten uzak olduğu
görüldüğü, bu nedenle dava konusu edilen revizyon nazım imar planının ulaşıma
yönelik kararlarının yetersizliği ve bölgeye
yaklaşımının bölge için getirilen kullanım
biçimi ve büyüklüğü göz önüne alındığında
ulaşım açısından bölgenin ve TEM otoyolunun var olan sorunlarının daha da artacağı görüldüğü, revizyon nazım imar planı
kararlarının bölgenin İstanbul’un bugün ve
gelecekte çok önemli potansiyel oluşturan
doğal ve coğrafi özellikleri ve bitki örtüsüne
zarar verici ve yok edici bir boyut içerdiği,
bu durumun bölgenin bütününü de olumsuz etkilediğinin görüldüğü, sonuç olarak
değerlendirildiğinde dava konusu planın
öngördüğü yapılaşma ve kullanım kararlarının bölge ulaşımına etkileri konusunda
belirsizlik ve yetersizlik taşıdığı, TEM Otoyoluna bağlantısının trafik akışı ve güvenliği açısından büyük sorun yaratacağı, bölgenin İstanbul için çok önemli olan doğal
özellikleri ve bitki örtüsüne zarar vereceği,
denetimsiz yoğunluğa dayalı denetimsiz
yapılaşma alanları ve buna dayalı kullanımlar oluşturacağı görüldüğü, (...) dava konusu edilen 1/5000 ölçekli Revizyon Nazım
İmar Planının üst ölçekli plan kararlarına
aykırı olması, bir bütün olarak üst ölçekli
TMMOB Mimarlar Odası’ndan
TOKİ Başkanı Bayraktar’a Yanıt
“Müvekkil Oda, Anayasa’nın 135’inci maddesi anlamında faaliyet sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşudur.
Müvekkil Oda, Anayasal yükümlülüğü gereği sürdürdüğü mücadele nedeni ile
haksız, dayanaksız ve hukuka aykırı nitelemelerle pek çok kez karşılaşmıştır.
Ancak; şehircilik ilkelerine ve hukuka aykırı işlemleri, eylemleri nedeni ile “nizalı”
bulunduğu bir kurumun, bizzat Başkanı tarafından kamuoyu önünde küçük düşürülmeye
çalışılması ender rastlanır bir durumdur.
Toplu Konut idaresi Başkanı Erdoğan Bayraktar’ın 11.10.2009 tarihinde gazetenizde yayınlanan beyanları, gerçeklere aykırı olması bir yana akıl ve mantık dışıdır.
Müvekkil Oda’nın, Toplu Konut İdaresi’nin şehircilik ilkelerine, hukuka aykırı işlem ve eylemleri ile ilgili olarak açtığı onlarca davanın önemli çoğunluğu mahkemeler
tarafından kabul edilmiştir.
Diğer bir söyleyişle, kamu kurumu niteliğinde bir meslek örgütü olan Müvekkil Oda,
Toplu Konut İdaresi’nin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun denetimi için üstüne
düşen görevi fazlası ile yerine getirmekte ve bu nedenle rahatsızlık yaratmaktadır.
Toplu Konut İdaresi Başkanı Erdoğan Bayraktar’ın beyanlarının aksine, Müvekkil
Oda’nın hiçbir “görüşme” talebi olmamış, herhangi bir müteahhit ile bu biçimde bir
temas gerçekleşmemiştir.
Müvekkil Oda’nın bugüne kadar verdiği hukuk mücadelesini daha ileri taşıması,
nasıl bir zihnin ürünü olduğu tarafımızdan anlaşılmayan “rüşvet” iddiasına ise en
güzel yanıt olacaktır.
Saygılarımızla
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi
Vekili Av. Ş. Can Atalay
Haber Türk Gazetesi, 14 Nisan 2010
plan kararlarına dayalı olarak üretilmesi
gerekirken, parçacıl olarak üretilmesi, arazi
kullanış kararlarını olumlayan bir bölge için
geliştirilen ulaşım kararları esas alınarak
planlama alanı ile ilgili ulaşım kararlarının
kurgulanması, İstanbul bütününün bugünü ve geleceğinde çok önemli olan doğal
değerleri, bitki örtüsünü dikkate almadan,
bunların varlığını tehlikeye atacak, yok edecek kararlar içermesi, planlama sürecine
aykırı olarak karar üretilmesi, yetersiz bir
araştırma senteze dayalı olarak, yetersiz
planlama raporu oluşturulması, yetersiz bir
planlama sürecine ve sağlıksız plan kararlarına dayalı denetimsiz yoğunluk ile arazi
kullanım kararları getirilmesi (...) planlama
tekniği, şehircilik ilkeleri, ilgili yasa ve yönetmeliklerine ve kamu yararına”
aykırı olduğu belirtilerek dava konusu
idari işlemin yürütmesinin durdurulmasına
karar verilmiştir.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın anılan karara itirazını görüşen İstanbul
Bölge İdare Mahkemesi 18.03.2010 tarihinde
“itirazın reddine” karar vermiştir. g
Meteoroloji Arazisi
(Kadıköy) ile
ilgili Yürütmenin
Durdurulması
Kararı Verildi
16.05.2008 tarih ve 110 sayılı İstanbul
Büyükşehir Belediye Meclisi kararıyla kabul edilen Kadıköy 151 pafta, 421 ada,
161 sayılı (yeni:285-286) parsellere ilişkin
1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı değişikliğinin yürütmesi durduruldu.
İstanbul 8. İdare Mahkemesi 14.10.2009
gün ve 2008/1902 Esas sayılı kararının gerekçesinde “2008 onanlı 1/5000 ölçekli nazım imar planında plan notu ile dava konusu
parsele ilişkin olarak konut alanında yapılaşma koşullarının ve mevcut altyapıya ek
yük getireceği, sadece parsel maliklerinin
özel çıkarlarını koruyan ve kamu yararı açısından zorunluluk arz etmeyen plana ilişkin
kararların planlama tekniği, şehircilik ilkeleri
ve kamu yararına aykırı” olduğu belirtilerek
yürütmenin durdurulması kararı verilmiştir.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın
anılan karara itirazını görüşen İstanbul Bölge
İdare Mahkemesi 18.02.2010 tarihinde “itirazın reddine” karar vermiştir. g
mimarlara mektup 135 7
TMMOB Mimarlar Odası
Merkez Yönetim Kurulu Basın
Açıklaması, 27 Nisan 2010
1 Mayıs’ta da
Emek ve Emekçilerle
Beraberiz!...
Uygarlık tarihi aynı zamanda emeğin tarihidir. Emeğin saygınlık kazandığı oranda insanlık uygarlaşma yolunda önemli adımlar
atabilmeyi başarabilmiştir. Bugün gelinen
aşamayı doğru anlamak ve değerlendirebilmek için emeğin tarihsel süreç içerisindeki
rolünü iyi anlamak gerekiyor.
Her şey “emek”le başladı. Megaron’dan
bugüne uzanan mekânsal değişimin özünde “emek” vardır. Barınaklar, mahalleler,
kentler, metropoller ve nihayet küresel
mekânlar emeğin üzerinde şekillenir. Kölecilik, feodalite ve kapitalizm emek sömürüsüne göre şekillendi. Buna koşut olarak özgürlük, eşitlik, barış, adalet, hukuk, sosyal
kazanımlar ve emeğin insanlığa kazandırdığı tüm “evrensel değerler”, insanlığın övünç
kaynağını oluşturmaktadır.
Nihayet küresel kapitalizm tüm varlığını emek sömürüsüne borçludur. Krizini
aşmak için emeğin ve toplumsallığın var
ettiği kamusallığı talan etmektedir. Bugün
emeğin istismarı, tüm teknolojik ve bilimsel gelişmişliklere karşın daha kapsamlı ve
organize bir nitelik kazanmıştır. Yaratılan
“tüketim toplumu” kapsamında artık emekçi, bir tüketim nesnesi olarak da önemli bir
konuma gelmiştir. Bu durumu meşrulaştırmak ve sürdürebilmek için “emeği yok
sayan” değerlendirmeler üzerinden “emek
istismarı”nın yapılması gündemdedir.
Uygarlaşmaya karşıt bir gelişim gösteren kapitalizm, günümüzde 2. Dünya
Savaşı’ndan sonraki en büyük krizini yaşamaktadır. Her şeyi “meta” olarak gören bir
anlayış doğal olarak kesintiye uğramıştır.
Bu süreçte artık, neoliberal politikalarla kapitalizmin varlığını sürdüremeyeceği anlaşılmıştır. Ve bu nedenle kapitalizmin güçlü
merkezleri kimi kamusal ve sosyal araçlara
başvurma gereğini duymaktadır.
Ülkemiz yönetimleri bu süreci dahi anlamaktan çok uzaktalar. Hala neo-liberal
politikaların kötü bir kopyasının savunuculuğunu görev edinmeye ve bayraktarlığını
yapmaya devam etmektedirler.
Gündemde olan Anayasa değişiklikleri
ise; emekçilerin hak arama ve örgütlenme-
lerinin önündeki engelleri kaldırmadığı gibi,
çalışma koşullarını daha da kötüye götürebilecek ve yetersiz olan iş güvencelerini de
tamamen ortadan kaldırabilecek niteliktedir. Bu çerçevede kamu çalışanlarının sendikalaşması göstermelik bir şekilde gündeme getirilmektedir.
Kamunun tasfiyesi sürecinde hukuka
aykırı olarak uygulanmakta olan 4-C uygulamaları için iktidar yasal güvenceler oluşturma çabasındadır. İşçiler lehine göstermelik ve içi boş kimi söylemlerle bu uygulamalar meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır.
Bin bir emek ve özveriyle yaratılan
“kamu varlıkları”, kapitalizmin krizini ötelemek ve kimi çevrelere rant sağlamak
amacıyla satışa sunulmaktadır. Bu varlıkların satışı; hem yılların birikimi, emeğin yok
edilmesi hem de emekçilerin işsizleşmesi
anlamına gelmektedir.
Bu çerçevede kamu varlıklarımızı ve
kentsel alanı “rant alanı” olarak gören anlayışlar “rant odaklı” kentsel politikaları
uygulamaya çalışmaktadırlar. Bu anlayışa
bağlı olarak “kentsel dönüşüm” kararları
gündeme gelmektedir. Bu kararlar, yılların
toplumsal birikimi olan emeği yok etme ve
emekçileri işsiz bırakmasının yanında yaşam alanlarından da sürgün edilmelerine
neden olmaktadır.
Kentsel mekânda “varsıl-yoksul” ayrışmasını daha da derinleştiren, kültürel
zenginliğimizi ve toplumsal barışı ortadan
kaldıran “rant”a dayalı ve/veya “şoven” nitelikteki uygulamalar emekçiler ve toplumsal süreçler açısından var olan kaosu daha
da derinleştirmektedir.
Gerçekte gereksinimimiz olan, emeğin hak ettiği saygınlığı kazandığı, barış ve
esenliğin egemen olduğu bir geleceğin birlikte inşa edilmesidir.
12 Eylül faşizmi ile yüzleşmeden ve 1977
yılında gerçekleşen “1 Mayıs Katliamı”nın sorumluları açığa çıkarılarak cezalandırılmadan
“demokratik gelişme”den söz edilemeyeceği bir gerçektir. AKP iktidarının “demokratik
açılım” söylemi gerçek bir demokrasi beklentisinden uzaktır. Gerçek bir demokrasi
gereksinimi yerine kendi iktidarını derinleştirme çabasından başka bir şey değildir.
Gündem emek eksenli politikaları zorunlu kılmaktadır. Tekel işçilerinin onurlu
direnişi yeni bir süreci başlatmıştır. 12 Eylül
ölü toprağı toplumsal muhalefetin üzerinden kalkmıştır. Artık toplum kendine daha
fazla güvenmeye ve hak aramaya başlamıştır. Bir avuç emekçi dayanışmanın muştusunu vermiştir…
Mimarlar Odası, 56 yıllık geçmişi ile
emek ve demokrasinin yanında yer almıştır. “Kamu ve toplum yararına” bir mimarlık
çabası ve “Mimarlar Odası toplum hizmetinde” şiarı bu birlikteliğin ve dayanışmanın
kaynağını oluşturmaktadır. Şüphesiz, gelecek, bu dayanışmanın daha da pekişeceği
yıllar olacaktır.
1 Mayıs 2010 İşçi Bayramı ile dayanışmanın daha da yükseleceği inancıyla; tüm
emekçilerin bayramını kutlarız. g
2010 Yılı Yapı
Yaklaşık Birim
Maliyetleri
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı tarafından
“Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak 2010 Yılı Yapı
Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ”
01.04.2010 tarih ve 27539 sayılı Resmî
Gazete’de yayımlanmıştır.
TMMOB Mimarlar Odası Merkez Yönetim
Kurulu’nun 2 Nisan 2010 gün ve 41/33 sayılı toplantısında, Mimarlar Odası Mimarlık
Hizmetleri Şartnamesi ve En Az Bedel Tarifesinde mimara yapılacak ödemelerde esas
alınacak olan 2010 yılı yapı yaklaşık birim
maliyetlerinin 1 Mayıs 2010 tarihi itibarıyla
yürürlüğe girmesi kararı alınmıştır.
Yapının Mimarlık
Hizmetlerine Esas
Olan Sınıfı
Yapının Birim
Maliyeti-BM
(TL/m2)
I. Sınıf Yapılar
A Grubu Yapılar
B Grubu Yapılar
73,00
127,00
II. Sınıf Yapılar
A Grubu Yapılar
B Grubu Yapılar
201,00
276,00
III. Sınıf Yapılar
A Grubu Yapılar
B Grubu Yapılar
448,00
511,00
IV. Sınıf Yapılar
A Grubu Yapılar
B Grubu Yapılar
C Grubu Yapılar
577,00
640,00
761,00
V. Sınıf Yapılar
A Grubu Yapılar
B Grubu Yapılar
C Grubu Yapılar
D Grubu Yapılar
945,00
1.144,00
1.279,00
1.559,00
8
mimarlara mektup 135
TMMOB Mimarlar Odası
XII. / 2010 Ulusal
Mimarlık Ödülleri
Sahiplerini Buldu
Sergi: 3-28 Mayıs 2010,
İstanbul
Büyük Ödül (Sinan Ödülü):
Mehmet Konuralp
Kampusu, Tarsus-Mersin
Kerem Erginoğlu, Hasan Çalışlar
Anma Programı:
Proje Dalı “Seçici Kurul Özel Ödülü”: Zeki Sayar
Mimarlığa Katkı Dalı Başarı Ödülü:
Cevat Erder
Mimarlığa Katkı Dalı “Seçici
Kurul Özel Ödülü”:
İmkan-Mekan Grubu
Mimarlar Odası’nın her iki yılda bir düzenlediği ve bu yıl XII. dönemi gerçekleştirilen Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri’nde
Seçici Kurul bu dönem, 160 eserin 211
pano ile katılımını değerlendirmeye aldı;
belirlediği 37 ödül adayı arasından, 8 eseri
ödüle değer gördü. Doğan Tekeli başkanlığında, Boğaçhan Dündaralp, Namık Erkal,
Hüseyin Kahvecioğlu ve Nevzat İlhan’dan
oluşan Seçici Kurul, “Büyük Ödül (Sinan Ödülü)”, “Mimarlığa Katkı Dalı Başarı
Ödülleri” ve “Anma Programı” için ödüle
değer görülen isimleri ve Yapı, Proje ve
Fikir Sunumu dallarındaki ödül adaylarını
belirledi ve kamuoyuna duyurdu. Ödüller,
16 Nisan akşamı, Ankara’da Çankaya Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde yapılan törenle
sahiplerini buldu.
Sergi, 3-28 Mayıs 2010 tarihlerinde İstanbul Büyükkent Şubesi Karaköy Binası’nda izlenebilir.
Yapı Dalı Başarı Ödülleri:
Turkcell Ar-Ge Binası, Gebze-Kocaeli
Kerem Erginoğlu, Hasan Çalışlar Yapı Kredi Bankası Bankacılık
Akademisi, Gebze-Kocaeli
Mehmet Kütükçüoğlu, Ertuğ Uçar
Yapı Dalı / Koruma-Yaşatma
Başarı Ödülleri:
Kazıklı Kervansaray Restorasyonu
ve Çok Amaçlı Kültür Merkezi İç Ek
Yapısı, Gölcük-Kocaeli
T. Gül Köksal, M. Burak Altınışık
DDB Tuz Ambarı, Kasımpaşa-İstanbul
Kerem Erginoğlu, Hasan Çalışlar
Proje Dalı Başarı Ödülleri:
Toplu Konut Korallusviertel,
Hamburg-Almanya
Ercan Ağırbaş Tarsus SEV İlköğretim Okulu
Zeynel Bey Türbesi Restorasyonu,
Hasankeyf-Batman
Cengiz Kabaoğlu
Fikir Sunumu Dalı Başarı Ödülleri: Eski Liman ve Orfirisey Kentsel
Tasarımı, Reykjavik-İzlanda
Günay Erdem, Sunay Erdem
SERGİ PROGRAMI:
XII. / 2010 Ulusal Mimarlık Sergisi
ve Ödülleri
16-30 Nisan 2010, Çankaya Çağdaş
Sanatlar Merkezi, Ankara
XII. / 2010 Ulusal Mimarlık Sergisi
ve Ödülleri
3-28 Mayıs 2010, MO İstanbul BK Şubesi
Sergi Salonu, Karaköy, İstanbul
I-XII / 1988-2010 Ulusal Mimarlık
Ödülleri Retrospektifi Koruma Ödülleri
Haziran 2010, İstanbul
XII. / 2010 Ulusal Mimarlık Sergisi
ve Ödülleri
4-11 Ekim 2010, İzmir
XII. / 2010 Ulusal Mimarlık Sergisi
ve Ödülleri
1-8 Kasım 2010, Adana
Detaylı bilgi için:
www.mo.org.tr/ulusalsergi g
Cevat Erder
Turkcell Ar-Ge Binası
Zeki Sayar
Toplu Konut Korallusviertel
Mehmet Konuralp
Yapı Kredi Bankası Bankacılık Akademisi
DDB Tuz Ambarı
Tarsus SEV İlköğretim Okulu
Eski Liman ve Orfirisey Kentsel Tasarımı
Zeynel Bey Türbesi
Kazıklı Kervansaray
mimarlara mektup 135 9
Avrupa Kültürel
Miras Zirvesi
Haziran’da
İstanbul’da
Avrupa Kültürel Miras Kuruluşları Federasyonu Europa Nostra, yıllık genel kurulunu
ve uluslararası ödül törenini 8-12 Haziran 2010 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirecek. Avrupa’nın en geniş ağa sahip
kültürel miras kuruluşlarından biri olan
Europa Nostra’nın bu etkinliği sırasında,
Avrupa’da kültürel miras alanında çalışan 300’e yakın kişi ve kurum temsilcisi
İstanbul’da olacak.
Avrupa’daki en iyi kültürel miras
uygulamalarını kutlamak, risk altındaki miras için kampanyalar yapmak,
kültürel miras için lobi çalışmaları olmak üzere üç ana alanda faaliyet gösteren
Europa Nostra, kendini Avrupa’nın kültürel
mirasını korumaya adamış, 250 sivil toplum
kuruluşu, 150 ortak örgütü ve 50 ülkeye yayılan 1500 kişisel üyeyi temsil etmektedir.
Europ Nostra’nın, 1978 yılından beri
verdiği ve Avrupa’daki en iyi kültürel miras
uygulamalarını öne çıkarmayı hedeflediği
ödüller, Avrupa Birliği Komisyonu’nun Kültür Programı kapsamında, 2002 yılından
bu yana Europa Nostra’nın yürütücülüğünde Avrupa Birliği Kültürel Miras Ödülü
- Europa Nostra Ödülü adı altında veriliyor. Toplam dört kategoride verilen ödüllere bu yıl 29 proje layık görüldü. Birinci
kategori olan “koruma” kategorisinde bu
yıl ödüle layık görülen projelerden biri ise
Yeni Camii Hünkâr Kasrı Restorasyon
Projesi oldu. Tüm ödüllerin sahiplerini
bulacağı uluslararası ödül töreni 10 Haziran günü Aya İrini’de gerçekleştirilecek.
Bu yıl İstanbul’da yapılacak Avrupa
Kültürel Miras Zirvesi öncesinde ve sırasında, daha önceki yıllarda yapılmış zirve
toplantılardan farklılık gösteren bazı etkinliklere yer verilecek. Bu etkinliklerin başında “sivil toplum kuruluşları deneyim
aktarım panelleri” geliyor. “Onlar Nasıl
Başarıyor? Avrupa’da Kültürel Miras
ve Sivil Toplum Kuruluşları” başlıklı panel serisinin ilki 8 Nisan günü Hollanda’dan
gelen sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin
katılımı ile yapıldı. 20 Nisan’da Fransa’dan
konukların ağırlanması planlanan toplantı
ise, Avrupa hava sahasındaki sorun sebebiyle, katılımcıların İstanbul’a gelememesinden ötürü iptal edildi. Serinin son iki
toplantısı ise mayıs ayında gerçekleştirilecek. 7 Mayıs’ta Almanya, 22 Mayıs’ta
ise İngiltere’den sivil toplum kuruluşu
temsilcileri İstanbul’da olacak.
Haziran’da yapılacak Avrupa Kültürel
Miras Zirvesi ile mayıs ayında yapılacak
iki panele ait detaylı bilgiye www.europanostraistanbul2010.org sayfasından
ulaşılabilir. Europa Nostra hakkında daha
detaylı bilgi için ise www.europanostra.
org adresi ziyaret edilebilir. g
Sunuş :Afife BATUR - Nadide SEÇKİN
- Aygül AĞIR - Gül KÖKSAL
Saat :10.30
Kredi :4 (her bir gün)
Yer
:Mimarlar Odası İstanbul
Büyükkent Şubesi
Karaköy Binası
İletişim:(212) 251 49 00
[email protected]
www.mimarist.org
İçerik:
14 Mayıs 2010 Cuma: Bir tam gün kuramsal sunum yapılacaktır: Kentsel ve kırsal
kültür envanteri, mimari envanter kavramları, değerlendirme ölçütleri, ICOMOS
ve TÜBA envanter modelleri, alan çalışması örnekleri.
15 Mayıs 2010 Cumartesi: Belirlenen bölgelerde katılımcılar bir tam gün alan çalışması yapacaklardır.
16 Mayıs 2010 Pazar: Bir tam gün alan çalışmaları değerlendirilecektir. g
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul
Büyükkent Şubesi, Mimarlık,
Eğitim ve Kültür Araştırmaları
(EKA) Mesleki Bilimsel Çalışma
Kurulu (MBÇK)
Kültür Mirasını Koruma ve
Restorasyon Programı - 4
Mimari Envanter
14-15-16 Mayıs 2010 CumaCumartesi-Pazar
Planlamanın temel ilkesi, “neyi planlayacağını önceden bilmek”ten geçmektedir.
Bir de bunun esas tamamlayıcı öğesi olan
“nasıl bilmek”ten. Korumanın da özünde,
korunacak olanın belirlenmesi, bütün içinde ve tek başına anlamının ortaya konması yatar.
Ülkemizde kültürel mirasın belgelenmesi amacıyla sınırlı da olsa nitelikli girişimler vardır. Bu girişimler, öncelikle uluslararası ilkeler çerçevesinde envanterin
Türkiye için nasıl bir model olması gerektiğini araştırmıştır. Ardından pilot alanlarda
bu araştırmaları uygulamıştır.
Mimari envanter ile sıradan sayı değerleri, bir anda yorumlanabilir, okunabilir
bir kültürel hazineye dönüşür.
Bu sunumda “korumanın ilk adımı tanımaktır” ilkesinden yola çıkarak, bilginin
sistemli bir şekilde toplanması üzerine tartışılacaktır.
Kültür Mirasını Koruma ve
Restorasyon Programı - 5
Yapı Ölçüm
Teknikleri
29 Mayıs 2010 Cumartesi
Bir yapının veya alanın belgelenme sürecinde önemli adımlardan birisi de ölçmedir.
Geleneksel metotlardan, çağdaş tekniklere uzanan ölçme bilgisi mimarın, korunmaya dair bir eseri anlamada ve projelendirmede ilk olarak ele aldığı bir aşamadır.
Bu sunumda ölçme bilgisinin gelenekselden optik ölçme yöntemlerine uzanan
bilgi birikimi aktarılacak, örneklerle pekiştirilecektir.
Sunuş :Oğuz MÜFTÜOĞLU
Saat :10.30
Kredi :4
Yer
:Mimarlar Odası İstanbul
Büyükkent Şubesi
Karaköy Binası
İletişim:(212) 251 49 00
[email protected]
www.mimarist.org
İçerik : Mimari belgeleme tekniklerinden
oluşacak, bir tam gün uygulamayı kapsayacaktır. g
10
mimarlara mektup 135
Ulusal Mimarlık Öğrencileri
Buluşması
Buluşma “10”
14-18 Haziran 2010
Trakya Üniversitesi Mimarlık
Bölümü, Edirne
BULUŞMA?
Türkiye’nin farklı bölgelerindeki mimarlık
öğrencilerini bir araya getirip onları mimarlık uğraşının önde
gelenleri ve atölye
yürütücüleriyle buluşturup tartıştırmak
ve ürettirmek.
UMÖB?
Mimarlık öğrencilerini çeşitli etkinliklerle
(workshop, atölye, söyleşi, gezi vb.) ortak bir platformda bir araya getirmiş olan
“UMÖB” –Ulusal Mimarlık Öğrencileri Buluşması– her yıl farklı bir üniversitenin ev
sahipliğinde gerçekleştirilmiş ve belirlenen
temayla birlikte, insan, toplum ve mimarlık
eğitimi konularını işlerken, yetişen neslin
bilinçlenmesinde de önemli rol oynamıştır.
İlki 1997 yılında Ankara Gazi
Üniversitesi’nde düzenlenmiş, daha sonra
sırayla İstanbul, Ankara, İzmir, Trabzon ve
Gazimagusa şehirlerinde devam etmiş ve
9.’su Kayseri’de düzenlenmiştir.
Eski yıllarda düzenlenmiş olan buluşmalar:
1997 Şubat: Mimarlık Sorunları
1998 Şubat: Method
1999 Şubat: Mesleki Ahlak
2000 Şubat: Mimarlık Ürünleri Nedir?
2001 Şubat: Sanallık ve Gerçeklik
2002 Temmuz: TMÖB Eskişehir
2003 Şubat: Sen
2003 Temmuz: Kimlik’siz
2004 Şubat: Yeni
2004 Temmuz: Arkitopya
2005 Şubat: Cinnet
NEDEN BİZ?
Kayseri’den sonra devamı için yer olarak önce Çukurova, ardından da Trakya
Üniversiteleri’nin belirlendiği, ancak çeşitli
aksaklıklar nedeniyle Adana’da gerçekleştirilemeyince devamı da gelmeyen buluşmaları kaldığı yerden devam ettirmek istedik.
BULUŞMA “10” ÇALIŞMA KOMİSYONU?
UMÖB’ü 2010’da Edirne’de gerçekleştirmeyi planlayan Trakya Üniversitesi Mimar-
lık Bölümü öğrencileri olarak, çalışmalarımızı yürütebilmek amacıyla kurduğumuz
komisyon
TARİH?
14-18 Haziran 2010 tarihleri arasında
YER?
Ekmekçizade Ahmet Paşa Kervansarayı,
Edirne
Sergiler: Atölyeler tarafından ortaya çıkan ürünlerin ve katılımcı üniversitelerin
sergilemek istedikleri eserler. Ayrıca çeşitli
sanatçıların eserlerinden oluşacak sergiler
(fotoğraf, resim, heykel vb.)
İletişim için:
Trakya Üniversitesi Mimarlık Öğrencileri
“Buluşma 10” Çalışma Komisyonu
[email protected] g
TEMA?
“SON-UÇ”
AMAÇ?
Hayatımızdaki başlangıçlar uç noktalara vardığında bu bir sonuç olabilir. Bazen
son anlarımız bu uç noktalara vardığında
bu bir başlangıç da olabilir. Trakya Üniversitesi Mimarlık Bölümü öğrencileri olarak,
sonu olmayan bu süreçte geçmişle gelecek
arasındaki bağı koparmadan sürdürülebilir
bir strateji izlemek.
Bunu da mimarlık mesleğini sonuç ve
başlangıçlar arasındaki o “UÇ” noktalara
taşıyarak başarmayı hedefliyoruz. Ve bu
bakış açısının bilincinde yetişen mimarlar
olmak amacıyla “Buluşma 10”u “SON-UÇ”
teması altında paylaşımlarımızla daha da
zenginleştirerek gerçekleştirmek istiyoruz.
ÇALIŞMALAR?
Atölyeler: Son-uç kavramından yola çıkarak, başlık ve senaryoları katılımcıların
oluşturduğu ve isimlerinin kendileri tarafından konulacağı 7 atölye. Atölye katılımcıları tarafından, çeşitli malzemelerin kullanılarak ortak ürünlerin ortaya çıkması.
Geziler: İlk gün Edirne Gezisi: Şükrü
Paşa Anıtı (Müze ziyareti ve Şükrü Paşa
tepesinden Edirne’ye genel bakış), Trakya
Üniversitesi Rektörlük Binası, Lozan Anıtı,
Karaağaç, Tunca, Meriç, Kaleiçi, Saraçlar,
Bedesten, Kervansaray, Sağlık Müzesi, Selimiye. Son gün Enez Gezisi
Tartışma Oturumları: Daha önceden belirlenen ve ayrıca katılımcılar tarafından
önerilen diğer konu başlıkları üzerine fikir
paylaşımları ve tartışmalar.
Söyleşiler: Tanınmış mimarlar ve diğer
sanat dallarından deneyimli kişilerin katılımıyla gerçekleşecek sohbet ortamları.
Sunumlar: Katılımcı üniversiteler tarafından hazırlanan sunumlar (yaşadıkları şehir, çevre, proje vb. tanıtımı).
“2010 Mardin Evleri Rölöve
Tespit Çalışması”
Mimarlık Bölümü
Öğrencilerine
Çağrı
2007 yılında başlanan ve 2009 yılına kadar sürdürülen “Mardin Evleri Rölöve Tespit Çalışması”nda rölövesi çıkarılan ev
sayısı toplamda 33 ve 26.160 m2’ye ulaştı. Mardinliler Eğitim ve Dayanışma Vakfı (MAREV), Mardin Belediyesi ve Mardin
Valiliği’nin desteği ile üç senedir sürdürülen çalışmanın bu sene dördüncü etabı haziran ayında başlatılacak.
20 Haziran-29 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek 15’er günlük, beş dönemden oluşan çalışma, benzer yaz atölyesine dayalı rölöve tespit çalışmalarından
farklı olarak, bölgedeki Anıtlar Kurulu’na
sunularak, tescil kararı aldırmak üzere
kültürel mirasın ayrıntılı tespitine yönelik
rölöve projelerinin oluşturulmasına dayanmaktadır.
Ulaşım ve bölgede lojistik olarak her
türlü ihtiyacın karşılanacağı, arzu edilmesi
halinde büro stajı olarak da saydırılabilecek çalışmaya katılım için www.marev.
org.tr adresinden başvuru belgesine ulaşabilirsiniz. Mimarlık bölümü öğrencisi
olmak ve rölöve dersinden geçmiş olmak
çalışma için ön koşuldur.
Çalışma dönemleri:
1. Dönem: 20 Haziran - 4 Temmuz 2010
(Kontenjanı dolmuştur)
2. Dönem: 4 - 18 Temmuz 2010
3. Dönem: 18 Temmuz - 1 Ağustos 2010
4. Dönem: 1 - 15 Ağustos 2010
5. Dönem: 15 - 29 Ağustos 2010 g
mimarlara mektup 135 11
Yeniden Mimar
Olmak ya da
“Barkotlanmak”...
Metin KARADAĞ
Uygulama tarihi “göreceli” olarak yaklaşıyor. 2011 yılı ve sonrasında mezun
olacak mimar (ve tabii diğer tüm meslek
alanlarının) adayları aynı “görecelilik”
nedeniyle farklı uygulamalarla karşı karşıya kalacak. Söz konusu “göreceliliğin
kaynağı” ise Yükseköğretim Kurumu,
yani kısaca “YÖK”ün “Eylül 2005 Kararnamesi” ile diplomalardan “meslek
unvanı”nı kaldırmış olması.
2005-2006 öğrenim yılı içinde henüz
üniversitede eğitim görmekte olanlar, sahip oldukları “saklı haklar” nedeniyle
bu kararnameden etkilenmeksizin mezuniyet sonrasında meslek odalarına kayıtlarını yaptırmaya devam ettiler.
Ancak bu kararname sonrasında,
yani 2006-2007 öğrenim yılında üniversite eğitimine başlayan ve 2011 yılı ve
sonrasında mezun olacakları için yine
“göreceli olarak bağımsız” bir “Mesleğe Kayıt Kabul Kurumu” tarafından
mesleğe kabul edilmeleri süreci, “göreceli olarak” işleyecektir.
YÖK, “Eylül 2005 Kararnamesi”
adıyla bilinen bu uygulama kararını, 2006
yılında yapılan ve “Türkiye-AB Yasaları Tarama Süreci Görüşmeleri”nin
35 başlıktan oluşan gündeminin 27. sırasında yer alan “Bilim-ARGE” yasaları
taramalarına “yakalanmamak için” almak zorunda kalmıştı.
Üniversiteleri de kapsayan “BilimARGE” tarama görüşmeleri, uluslararası
geçişler için de önem taşıması nedeniyle
üçüncü sırada gündeme alınıp öncelikle
değerlendirilmiştir.
Bilindiği gibi “Mesleğe Kayıt Kabul Kurumu” da gittikçe yaygınlaşan
bir uygulama olarak uluslararası eşdeğerlik / akreditasyon koşullarını; “Çok
Taraflı Yatırım Anlaşmaları” (MAI)
genel sürecinin alt başlıkları olan “Mal
Ticareti Genel Anlaşması” (GATT) ve
“Hizmet Ticareti Genel Anlaşması”
(GATS) süreçlerinin getirdiği zorunlu
koşulları gibi ciddi yaptırımlarla uygular
hale gelecek.
Hatırlayın, GATT’ın önemli bir uygulaması olarak eğer “Gümrük Birliği”
anlaşması imzalanmasaydı ülkemizin ne
ihracat ne de ithalat yapma olanağı kalmayacaktı. Bu nedenle 1995 yılında, son
noktada “Gümrük Birliği” imzalanmış
ve istenen tüm koşullar yerine getirilmek
zorunda kalınmıştı. Bugün bu zorunluluğu hissetmiyor oluşumuz sadece “barkotlanmış” alışverişe alışmış olmamızdan kaynaklanmaktadır.
Üniversitesinden mezun olan aday,
“Mesleğe Kayıt Kabul Kurumu”na bir
yandan kendi elleriyle hazırladığı “portfolyosu” ile başvururken diğer yandan
da okulu tarafından doğrudan aktarılan
“Eğitim Süreci Sicil Dosyası” ile birlikte ilk değerlendirmeye alınacaktır.
Mesleğe kabul edilecek adayı tanımlayan verilerin ve süreçlerin dökümünün
değerlendirilmesinin yanı sıra, “Mesleğe
Kayıt Kabul Kurumu”nun kendi “Kayıt Kabul Kriterleri” ile bugün ülkemizde 40’ın üzerinde bulunan “Mimarlık
Okulları”ndan mezun olan mimar adaylarının her biri için ayrı ayrı “akranlık /
eşdeğerlik / akreditasyon” süreci işler
hale gelecektir.
Geçtiğimiz 5-6 yıl içerisinde “Mimarlık Eğitiminde Dersler ve Tarihçeleri” çalışması böylesi dönemler için
akreditasyon süreçlerine hazırlık amacıyla “özdenetim” yeteneğini “kendi
kendine” geliştirmenin yolunu açtığı
için ısrarla paylaşıma sunulmuştur.
Öte yandan “Mimarlık Okulları
Ortak Staj Protokolü” ise yine böylesi
süreçlere hazırlıklı olmak ve okulların
yanı sıra “eğitim ve öğretimin öznesi
olan mimarlık öğrencisi”nin de katkı
ve katılımını artırmak için “tüm eğitim
sürecini kapsayan” bir özelliğe sahip
olan “Mimari Stajda Rotasyon Programı” aynı ısrarla önerilmiştir...
Evet sonuçta her ne kadar “barkotlanmış” bir yaşama tepki duysak da
özünde “ölçek ve ölçüyü” merkeze alan
ve bu nedenle de “akranlık / eşdeğerlik
/ akreditasyon” üzerinden adalet ara-
yan bir hukuksal yapıyı her şeyden önce
“kendi kendimize karşı, kendimiz için
inşa etmeliyiz...”
g
SMGM Eğitimi
Temel
Fotoğraf
Eğitimi
Kurgulayan:Yalçın Savuran
Tarih
:2 Mayıs 2010
8 Mayıs 2010
9 Mayıs 2010
15 Mayıs 2010
Saat
:16.00-20.000
(toplam 16 saat, 15 kredi)
Yer
:Mimarlar Odası İstanbul
Büyükkent Şubesi
Karaköy Binası
Bedel
:160 TL
İletişim ve
kayıt
:(212) 251 49 00
[email protected]
İçerik:
1. Fotoğraf Makinesi ve Sayısal Fotoğrafa
Giriş (fotoğraf makineleri, yardımcı ekipmanlar/objektifler hakkında detaylı bilgi;
sayısal fotoğraf kameraları ve teknolojileri)
2. Işık (ışığın şiddeti, yönü rengi; ışığın
yüzey algısı üzerindeki etkileri)
3. Kompozisyon (altın orandan perspektife, çizgiden lekeye kompozisyon değerleri)
4. Çekim Teknikleri (ayarlar, gece çekimi,
flaşlı çekim ve durağan çekimden hareketli
çekime; yakın plandan genel plana çekim
prensipleri)
5. Çekim Uygulaması (şehir içi fotoğraf
gezisi)
6. Değerlendirme Toplantısı (eğitim ve çekim uygulaması sonrası fotoğraf değerlendirme toplantısı)
7. Fotoğraf Tarihi (1839’dan günümüze fotoğraf tarihi ve fotoğraf sanatçıları)
(Başlangıçtaki iki hafta ilk dört bölüm işlenecek, üçüncü hafta bir tam gün çekim
gezisi yapılacak, dördüncü hafta gezi değerlendirmesi ve fotoğraf tarihinden örnekler, farklı yaklaşımlar konuları işlenecektir.) g
12
mimarlara mektup 135
temsilcilikler
MİMARLAR ODASI İSTANBUL BÜYÜKKENT ŞUBESİ ANADOLU 1. BKBT: KADIKÖY
Yeldeğirmeni
Arif ATILGAN
Yeldeğirmeni, İstanbul’un Kadıköy ilçesinde, kuzeyinde Haydarpaşa Çayırı, güneyinde Halid Ağa Caddesi, doğusunda Ayrılık
Çeşmesi Mezarlığı, batısında ise deniz bulunan tepelik alandaki
yerleşimdir.
Yeldeğirmeni’nin tarihini incelediğimizde jeolojik zamanlara
kadar gidebiliriz. Yeldeğirmeni, Pendik, Yarımburgaz’da deniz
kabuğu kalıntıları bulunmuştur. Bu durum bir zamanlar buraların
deniz suları altında olduğunu göstermektedir.
Ayrıca Kadıköy’ün ilk yerleşimi olan Kalkedon’un kuruluşunun MÖ 675 yıllarında olduğu bilinmektedir. O zamanlarda da
Kalkedon şehrinin korunması için yapılan surların Yeldeğirmeni,
Altıyol, Yoğurtçu’dan geçtiği, kitaplarda yazmaktadır.
Ben Yeldeğirmeni’nin bugünkü yerleşiminin ne zaman ve nasıl oluştuğunu araştırmak istiyorum.
Osmanlı İmparatorluğu zamanında, İstanbul’un Anadolu yakasındaki en ünlü ve büyük çayırı, şimdiki Haydarpaşa Garının
olduğu yerden başlayıp İbrahimağa’yı içine alarak Acıbadem’e
kadar uzanan Haydarpaşa Çayırı idi.
Yeldeğirmeni’nde yerleşim olmadan önce burası da Haydarpaşa Çayırı’nın içinde kalan bir alandı.
Zira Yeldeğirmeni’ndeki eski yapılardan sinagog, kilise ve
okulların hepsinin adı Haydarpaşa kelimesi ile başlamaktadır.
Haydarpaşa Çayırında Osmanlı’nın süvari birlikleri talim
yapardı. Bu alanın süvariler tarafından kullanılmasından sonra Talimhane’de de piyade birlikleri talim yapmaya başlamıştır.
Kadıköy’ün eskilerinin Talimhane adıyla bildikleri yer, şimdiki
Halit Ağa Caddesi ve Gazi Mustafa Kemal Paşa İlkokulu’nun
bulunduğu düzlüktür. Yeldeğirmeni semti bu iki kalabalık alanın
arasında oluşmuştur.
15 ve 16. yüzyıllarda bahçeli köşklerin var olduğu yazılan bu
yerleşim alanında, 1774-1789 yılları arasında, Padişah I. Abdülhamit tarafından dört adet yel değirmeni yaptırılmıştır. Bu yel değirmenleri ordunun, sarayın ve halkın un ihtiyacını karşılamak için
kullanılmaktaydı. Bunlardan biri İbrahimağa’da, diğerleri ise Rasimpaşa Camii’nin, karakolun ve Osmangazi İlkokulu’nun bulun-
duğu yerlerde faaliyet gösteriyordu. Dördünden de bugüne bir iz
kalmamıştır. Ancak yakın zamana kadar Osmangazi İlkokulu bahçesinde bazı kalıntıların görüldüğü söylenmekte ve yazılmaktadır.
Semte adını veren dört yel değirmeninden hiçbirinin bugünlere gelememesi bir yana, izlerinin bile kalmaması gerçekten çok
üzüntü verici bir durumdur.
1789-1807 yılları arasında ise Padişah III. Selim zamanında
Yeldeğirmeni’nde sokakların oluşmaya başladığını görebilmekteyiz.
1845 yılında düzgün sokakların oluştuğu bu semtte
Kadıköy’ün ilk postanesi hizmet vermeye başlamıştır. Kitaplarda,
I. Abdülmecid’in emriyle kurulan bu postane binasının Aziziye
(İzzettin) Sokak No.126’da olduğu yazılmaktadır.
Yeldeğirmeni’nde 1800’lü yılların ikinci yarısında yerleşim hızlanmaktadır. Özellikle 1872 yılında Kuzguncuk Dağhamamı’ndaki
yangından sonra buradaki Yahudilerin Yeldeğirmeni’ne gelmesi
ile semtte apartmanlaşma başlamıştır.
Çoğunlukla Yahudilerin gösterişli apartmanlarının görüldüğü
bu semtte Müslüman Türklerin ve diğer gayrimüslimlerin apartmanları yok denecek kadar azdır. Bilinen iki tanesi Celal Muhtar
Türk Apartmanı ve Demirciyan Ermeni Apartmanı’dır. Yahudilerin birçok apartmanından en ünlü iki tanesi ise İtalyan Apartmanı
ismiyle bilinen Valpreda ve Kehribarcı Apartmanlarıdır.
Denize bakan yamaçlarda apartmanların yoğunlaştığı görülmektedir. Semtin üst düzlüğünde ise daha çok Müslüman Türklere
ait az katlı ahşap evler göze çarpmaktadır.
Yığma taş veya tuğla olup çoğunlukla art nouveau süslemelerle donatılmış apartmanların çoğunun günümüze kadar ayakta
kaldığını görebiliyoruz. Ancak ahşap evlerin neredeyse hepsinin
yıkıldığını, yerlerine yeni betonarme apartmanların yapıldığını
gözlemleyebiliyoruz. Az katlı ahşap evlerin yıkılmasının sebebi,
kat karşılığı müteahhitlere verildiğinde kârlı oluşları idi. Apartmanlar çok katlı olduğundan müteahhitler de ev sahibi de kazanç
sağlayamıyordu.
Yeldeğirmeni’ne İstanbul’un ilk apartman semti de diyebiliriz.
Zira konutların bulunduğu apartman semti olarak kabul edebileceğimiz belirgin tek semt olan Cihangir, Cumhuriyetin ilanından
sonraki yıllarda oluşmuştur.
Çocukluğumun ve delikanlılığımın geçtiği Yeldeğirmeni semtinde
o yıllarda buzcudan buz alınır, balıkçıda çiroz satılır, evlerde tel
dolap kullanılır, esnaf tüm semti tanır, turşu, reçel şimdiki konserve yerine evlerde yapılırdı.
Ayrıca kabadayısı da bulunan semtte her kesim kendi kahvehanesine gider, bahçelerdeki kümeslere sansar, gelincik dadanırdı.
Pişirilen yemeğin kokusu komşuya gitti diye mutlaka bir tabak
komşu hakkı gönderme adeti vardı o zamanlar.
Sokakları, bugün birçok belediye başkanının bile bilemeyeceği gerçek arnavut kaldırımı taşlarla döşenmişti. İnsan ilişkileri
sınırsız olan gerçek bir semt, mahalle idi Yeldeğirmeni.
Üzülerek ifade etmek isterim ki Yeldeğirmeni için projeler hazırlandığını etraftan duymak bizleri üzmektedir. Kentlerde binalara, sokaklara, kaldırımlara can veren o kentin insanlarıdır.
Yeldeğirmeni’nde insanları yok sayarak hiçbir proje yapılmamalıdır. g
mimarlara mektup 135 13
MİMARLAR ODASI İSTANBUL BÜYÜKKENT ŞUBESİ TRAKYA BKBT: BAKIRKÖY
Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi
Bakırköy BKBT Basın Açıklaması, 26 Nisan 2010
“Sahillerimizi Geri İstiyoruz”
“Ataköy Sahilleri Halka
Açılmalıdır”
TOKİ’nin Ataköy sahilindeki tescilli Baruthane binalarının bulunduğu 60 dönümlük alanı yeniden
kiralama ihalesine çıkarmasıyla sahiller bir kez
daha kamuoyunun gündemine geldi. İhaleye karşı, 25 Nisan Pazar günü Ataköy’deki sivil derneklerle birlikte Temsilciliğimizin de katıldığı, sahile
yürüyüş ve oturma eylemi gerçekleştirildi. Temsilciliğimizin Ataköy sahillerine ilişkin görüşlerinin
kamuoyuyla paylaşılması amacıyla da 26 Nisan
Pazartesi günü bir basın toplantısı düzenlendi.
TOKİ; finansal kaynak olarak gördüğünü hemen her fırsatta
açıkladığı ATAKÖY SAHİLLERİNİ bu kez ‘KİRALAMA’ yöntemiyle
sözde ‘değerlendirmek’ (!) istiyor.
Bilindiği gibi, Ataköy sahilleri; TOKİ tarafından bir süredir yoğun ve hummalı çalışmalarla pazarlanmak istenmektedir. Yaklaşık altı ay önce aynı sahil ‘Kıymetli Arsa’ ilanıyla pazarlanmak
istenmiş, ancak ihaleye beklenenin aksine neredeyse hiç katılım
olmamıştı.
Bu kez de, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu
tarafından Eski Eser Tescilli BARUTHANE binalarının bulunduğu
60.000 m2’lik alanı KİRALAMA ilanıyla ihaleye çıkarmıştır. İhale 28 Nisan Çarşamba günü yapılacaktır.
49 yıllığına kiralanmak istenen taşınmazın sözleşme ve
şartnamesinde ‘KİRALAMA/İRTİFAK HAKKI TESİSİ’ şeklindeki ifadeler farklı bir hukuki boyut taşımakla birlikte, bu denli uzun süreli, büyük miktarlardaki kiralamalara ve irtifak hakkı tesislerine ilişkin mali düzenlemeler, esasta mülkiyet devri
anlamına gelmektedir. Bu açıdan bakıldığında yapılmak istenen,
kiralama değil, gerçekte satıştır.
Kaldı ki ilgili alan için 2 emsal imar izni verilmesi ve 72 m.
yüksekliğe kadar yapılaşmaya olanak tanınması adeta eski eser
tescilli Baruthane Binalarının bahçesinde yeni bir ‘kent suçu’
işlenmesi demektir. Sahilin 60 dönümlük kısmına emsal dışı alanlarla birlikte 150.000 m2 büyüklüğünde bir inşaat yapılması
öngörülmektedir. Kiralama adı altında yapılmak istenen ve kamuoyuna açıklanmayan gerçek de budur.
TOKİ’nin, sahilin 125.000 m2’lik kısmını kapsayan Eylül
2008’deki satış ihalesi ile 151 sayılı taşınmazın ifrazıyla elde edilen ve şimdiki kiralama ihalesine konu olan 160 no.lu parselin
de içinde bulunduğu 6 adet parselin ifraz işlemleri duyarlı
kesimlerce dava konusu edilmiş ve halen dava süreci devam
etmektedir. Bu yönüyle de bakıldığında 28 Nisanda yapılacak ihalenin dava konusu olacağı bilinmelidir.
TOKİ’nin, bu ihaleyle kiralamak istediği ve Eski Eser Tescilli BARUTHANE binalarının bulunduğu 60 dönümlük alana ilişkin
gerek KİRALAMA/İRTİFAK HAKKI TESİSİ SÖZLEŞMESİNDE
gerekse KİRALAMA/İRTİFAK HAKKI TESİSİ ŞARTNAMESİNDE özellikle yeni imar haklarına ait bilgilere detaylıca yer verilirken Eski Eser Tescilli yapılara ait tarihsel kimlik, büyüklük, kullanım alanları, fonksiyonları, tarihi önemi vb. bilgilere neredeyse hiç yer verilmemiş olması ve sadece tescilli
olduklarının ifade edilmesi, TOKİ yönetiminin tarihsel, mimari ve
kültürel mirasımıza ne denli uzak olduğunun ve umursamaz bir
yaklaşımla baktığının açık göstergesidir.
Yapılaşmaya açılmak istenen alan, kıyı şeridindedir. Bölgede denizle karanın buluştuğu tek doğal kıyı alanıdır. Üzerinde
tarihsel yapılarla birlikte anıtsal ağaçlar mevcuttur. Bizans ve
Osmanlı dönemine ait kalıntıların olduğu bilinen alan ayrıca arkeolojik önem taşımaktadır.
Bu denli korunması elzem olan bir alanın, spekülatif imar
haklarıyla rant alanlarına dönüştürülerek, salt finansal kaynak
yaratmak amacıyla, kiralama yöntemiyle yapılaşmaya açılması,
tüm duyarlı kişi ve kurumlarla birlikte kamu ve toplum yararına
faaliyet gösteren Odamızca da kabul edilemez bir girişimdir.
Sonuç olarak; TOKİ’nin Ataköy sahilindeki bu kiralama
ihalesinden vazgeçmesini, bu alanın Ataköy plan bütünlüğüne
bağlı kalınarak, tarihsel kimliğine uygun kamusal alan olarak düzenlenmesini ve toplumun genel kullanımına sunulmasını beklemekteyiz. Bu yöndeki beklentilerin gerçekleşmesi
için toplumun demokratik güvencesi olacağımızı bu vesileyle bir
kez daha kamuoyunun bilgisine sunarız.
Saygılarımızla. g
14
mimarlara mektup 135
“Doğumunun 100. Yılında
Geleneksel Mimarinin Şairi
Nail V. Çakırhan”
Nail Çakırhan
Anıldı
11 Ekim 2008’de yitirdiğimiz Uluslararası
Ağa Han Mimarlık Ödülü sahibi, edebiyatçı, gazeteci, yapıcı Nail V. Çakırhan’ı doğumunun 100. yılında Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi olarak bir sergi ve
söyleşi ile andık.
Nail Çakırhan’ın yapı eskizleri, mektupları, özel eşyaları ve Reha Günay’ın çektiği
fotoğrafları, dostlarının onun için yazdığı
şiirler ve notların yer aldığı “Geleneksel Mimarinin Şairi Nail V. Çakırhan” başlıklı serginin 2 Nisan’da eşi Prof. Dr. Halet
Çambel’in katılımıyla gerçekleşen açılışına, Mimarlar Odası yönetici ve üyelerinin
yanı sıra, Yaşar Kemal, Muazzez İlmiye
Çığ, Mehmet Özdoğan, Ara Güler, Gencay
Gürsoy, Afife Batur, Besim Çeçener, Nezih
Başgelen, Reha Günay, Ahmet Boratav,
Eyüp Muhçu, llgın Su, Meral Oğuz, Güven
Arsebük, Arif Keskiner, İbrahim Çenet’in
de aralarında bulunduğu pek çok Çakırhan
dostu katıldı.
Program, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Başkanı Prof. Dr.
Deniz İncedayı’nın yaptığı açış konuşmasıyla başladı. Sergiyi İstanbul Kültür
Forumu (İKF) işbirliğiyle İstanbul 2010
Avrupa Kültür Başkenti programı kapsamında düzenlendiğini belirten İncedayı,
Çakırhan’ı anmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdi.
Yönetmen
Enis
Rıza’nın
Nail
Çakırhan’la Akyaka’da 1997 yılında yapmış
olduğu sözlü tarih söyleşisinden VTR Araştırma Yapım Yönetim tarafından hazırlanan
video sunumunun ardından tiyatro sanatçısı Prof. Zeliha Berksoy, Nail Çakırhan’ın
yazdıklarından bir bölüm seslendirdi.
Serginin küratörlüğünü de üstlenen
mimar Melih Güneş’in yönettiği söyleşide ise; Rasih Nuri İleri, Çakırhan’ın
Türkiye’de sol siyaset içindeki yerini dile
getirirken, onunla ilkgençlik anılarından
Moskova’ya uzanan dostluklarına değindi. İleri’nin ardından söz alan TMMOB Mimarlar Odası eski başkanlarından gazeteci
mimar Oktay Ekinci, fotoğraf sunumu
eşliğinde Çakırhan’ın mimarlığa ve koruma kültürüne katkılarını aktardı. Kendisiyle uzun bir söyleşi gerçekleştirmiş ve bu
söyleşiyi yayına hazırlamakta olan yazar
Nursel Duruel Nail Çakırhan’ın çocukluğundan Akyaka’daki ödüllü evlerine uzanan yaşam öyküsünü özetlerken, 30 yıllık
yakın dostu Hamdi Yücel Gürsoy ise Çakırhan sayesinde kendisinin ve Gökova’nın
neler kazandığını hoş anılarıyla izleyicilere
anlattı.
Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent
Şubesi Karaköy Binasındaki “Geleneksel
Mimarinin Şairi: Nail V. Çakırhan” sergisi 1
Mayıs 2010 tarihinde sona erdi. g
Cumartesi Buluşmaları
“Mimarlar
Deneyimlerini
Paylaşıyor”
22 Mayıs 2010 Cumartesi
Konuşmacı :Mahmut Durmuş
Saat
:16.00-18.00
Yer
:Mimarlar Odası İstanbul
Büyükkent Şubesi
Karaköy Binası
Kredi
:2
İletişim için:(212) 251 49 00
[email protected]
Mahmut Durmuş, 1963 yılında Adıyaman
Besni’de doğdu. Orta öğrenimini Ankara
Kurtuluş Lisesi’nde tamamladıktan sonra
girdiği İTÜ Mimarlık Fakültesi’nden 1986
yılında mezun oldu.
1985-86 yıllarında okul sonrası eğitimi için Cengiz Bektaş Mimarlık İşliği’nde
çalıştı. 1986-88 yılları arasında Yıldız Teknik Üniversitesi’nde mimarlık tarihi ve
restorasyon eğitimi aldı. 1988-91 yılların- 8
mimarlara mektup 135 15
da Nevzat Sayın Mimarlık Hizmetleri’nde
çalıştı. 1991-93 arasında Sevinç/Şandor
Hadi’nin yürüttüğü Milli Reasürans Yapısı
proje ve uygulama çalışmalarında yer aldı.
Halen 1996 yılında kurduğu ‘‘MD Mimarlık
& İç Mimarlık Hizmetleri’’nde çalışmalarını
sürdürmektedir.
İTÜ Mimarlık Fakültesi’nde öğretim
üyeliği, ulusal ve uluslararası yarışma,
sergi ve seçici kurul üyelikleri, çeşitli dergilerde makale ve işleri yer almaktadır.
Birçok ofis, konut, işyeri, rekreasyon
alanı, iç mekân, mobilya, çeşitli ürün tasarımları, proje ve uygulamaları gerçekleştirmiştir.
Çalışmaları arasında Kilyos Solar Beach Club Eğlence ve Sosyal Tesisleri proje ve uygulaması, Rusya Tyumen villaları
kompleksi projesi, Taksim-Simit Sarayları Merkez Ofisi proje ve uygulaması, Polonezköy At Çiftliği projesi, Oruç Patoloji
Laboratuarları ve yönetim katları proje ve
uygulaması, Delta Dış Ticaret Yönetim Binası proje ve uygulaması, Etiler Erbek Evi
projesi, Tüsside Konferans Salonu, EtilerZaimler Evi proje ve uygulaması, Ataköy
Özbaylar Evi proje ve uygulaması, Emirgan Erdem Evi proje ve uygulaması, İstinye Oruçlar Evi proje ve uygulaması yer
almaktadır.
Daha geniş bilgi için:
www.mimarist.org g
Sergi
29. Grafik
Ürünler Sergisi
31 Mayıs – 20 Haziran 2010
Grafikerler Meslek Kuruluşu’nun 28 yıldır
sürdürdüğü en önemli etkinlik olan Grafik
Ürünler Sergisi bu yıl Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşiyor. 23 kategoride 40’a yakın
ödülün sahiplerini bulduğu ve genç tasarımcılar için de özendirici nitelik taşıyan
sergi 31 Mayıs – 20 Haziran 2010 tarihleri
arasında açık kalacak.
Sergi açılışı:31 Mayıs 2010 Pazartesi
Adres
:Mimarlar Odası İstanbul
Büyükkent Şubesi
Kemankeş Cad. 31 Karaköy
Beyoğlu İstanbul
İletişim
:(212) 25149 00
[email protected] g
Yıldız Çocuk
Buluşması
Gerçekleşti
25 Nisan 2010 Pazar günü, Mimarlar Odası
İstanbul Büyükkent Şubesi Çocuk ve Mimarlık Çalışma Grubu, “Yıldız Çocuk Buluşması” adı ile bir etkinlik gerçekleştirdi.
İTÜ Geliştirme Vakfı Ayazağa Natuk Birkan İlköğretim Okulu öğrencilerinin Yalçın
Savuran yönetiminde kent sokaklarını çocuk gözüyle gören fotoğrafları Yıldız Sarayı
Dış Karakol Binası’nda sergilendi. Geleceğin
mimarları olabilecek çocukların sabitledikleri görüntüler sergiyi gezenlerce ilgi ve beğeniyle karşılandı. Okul Yönetimi Çocuk ve
Mimarlık Grubunun diğer atölye çalışmalarına da katılmak istediklerini belirttiler.
Tomurcuk Özel Çocukları’nın perküsyon
gösterisi katılanlara ve Tomurcuk Çocuklarına duygu yüklü özel dakikalar yaşattı.
Yaşar Morpınar yönetiminde çocuklarımızın
engellerin ötesindeki başarıları katılanlarca
uzun uzun alkışlandı. Onların yüzündeki
mutluluk bizlere yapılan en doğal teşekkürdü. Bunu aşağıdaki iletide dile getirdiler:
Sayın Zafer Kutlu Bayhan,
25 Nisan 2010 Pazar günü, TMMOB
Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi
tarafından düzenlenen “Çocuk ve Mimarlık” başlıklı etkinliğinize davet etmiş olduğunuz Tomurcuk Perküsyon Müfrezesi ile
vermiş olduğumuz konser öncesi, esnası
ve sonrasında gerek ulaşım ve ağırlama,
gerekse konser yerleşimi, ses düzeni ve
ailelerimiz de dahil bizlere, o güne kadar
katıldığımız 20’nin üzerinde konser organizasyonunda karşılaşmadığımız özen,
insani ve dost yaklaşım, nezaket, çocuklarımıza en içten sevgi dolu davranışlarınız
için, bu olaya önayak olan başta şahsınız
olmak üzere mümtaz kuruluşunuzun değerli yöneticilerine Tomurcuk ailesi adına
sonsuz teşekkürlerimizi iletir, bize ihtiyaç
duyulan her organizasyonda yanınızda olduğumuzu belirtmek isteriz.
Bu vesile ile size ve Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi yönetici ve
üyelerine Tomurcuk ailesi olarak sevgi ve
saygılarımızı sunarız.
Sernur Karagöz (Tomurcuk Kooperatifi Başkanı) - Yaşar Morpınar (Tomurcuk
Vakfı Y.K. Başkanı)
Etkinliğe katılan tüm çocuklarımıza bizlerde sonsuz teşekkürler ederiz. Bir sonraki
buluşmayı heyecanla bekliyoruz.
Çocuk ve Mimarlık Çalışma Grubu g
16
mimarlara mektup 135
Şener Özler
Mimarlık ve Çocuk
Resim Yarışması
Sonuçlandı
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent
Şubesi olarak düzenlediğimiz Şener Özler
Mimarlık ve Çocuk Resim Yarışması’nın bu
yıl “Kültür ve Mekân” konusuyla düzenlenen dördüncüsü sonuçlandı.
Türkiye çapında 64 ilden 377 okuldan
toplam 2394 öğrenci resimleriyle yarışmamıza katıldı. 1-5 ve 6-8. sınıflar olmak
üzere iki kategoride yapılan değerlendirmede Seçici Kurul üyelerimiz Gökhan Deniz, Ruhsar Kesenli, Güzin Alpaslan, Esin
Hacıalioğlu, Hülya Pekşen Yavuz ve Aysel
Durgun, 2394 eserden 82 ödül 96 sergileme olmak üzere toplam 178 eser seçtiler.
Serginin açılışı ve ödül töreni 22 Nisan
2010 Perşembe günü Yıldız Sarayı Dış Karakol Binası’nda geniş bir katılımla gerçekleşti.
İstanbul, Sakarya ve Kastamonu’dan
ödül alan öğrenciler, aileleri, öğretmenleri,
arkadaşları ve okul yöneticileriyle birlikte
gelmişlerdi. Öğrenciler açılış ve ödül tö-
Çocuk ve Resim
kendi penceresinden bakıyor. Resimlerin
de kendi içlerinde ayrı bir rengi, ayrı bir
yaşam algısını, ayrı duygular dünyasını
anlatmışlar, mekâna ve kültüre dair. Kimi,
fındığı koymuş resmin merkezine onun etrafında şekillendirmiş kentini, kimi kiviyi
koymuş ya da Mevlana’yı. Bir başkası horozu, Sultanahmet’i, Kız Kulesi’ni...
Çok zor oldu benim için onları anlamak, onların yaşına inmek, onların
gözüyle bakmaya çalışmak ve sonunda
içlerinden bir kısmını üzülerek de olsa
elemek... Bir yaprak resim kâğıdını kendi
duygularıyla ve gördükleriyle resmetmişlerdi, kendi iç dünyalarından geldiği şekilde. Onları hissetmek onların dünyasına
bakabilmek demekti, bir nebze de olsa.
Resim yarışmasına katılan, her minik
ama kocaman cesaretli yürekleri bütün
kalbimle kutluyorum.
Hülya Pekşen YAVUZ
Çocukların yaptığı resimlerin seçici jürisinde olmak çok heyecanlandırmıştı
beni. Yüzlerce çocuk, yüzlerce renk,
yüzlerce minik yürek her biri başka tat
veriyor baktıkça. Baharı yakaladığında
çiçekler açan fidanlar gibidir çocuklar.
Her bir resim çocukların hayal dünyasının çiçekleri gibidir. Hayal dünyasını,
duygularını dışarı vuran, her biri birbirinden güzel çiçekler... Bu güzel çiçeklerin içinde olmak, onlar arasında bir seçim yapacak olmak farklı bir duygu.
“Kültür ve mekân” konulu resim yarışmasına her biri kendi yaşadığı yerden,
reninde hem birbirleriyle tanışıp arkadaş
oldular ve eğlendiler, hem sergiyi gezdiler,
hem de resim araç gereçleri, kitap ve katılım belgesinden oluşan ödüllerini şube yöneticilerimiz ve yarışma seçici kurul üyelerimizin ellerinden aldılar.
Sergi, Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nin Yıldız Binası’nda bir ay boyunca gezilebilecek.
Yarışmada ödül alan öğrencilerin listesine
www.mimarist.org adresinden ulaşılabilir. g
mimarlara mektup 135 17
2010 Pritzker
Ödülü SANAA’nın
Oldu
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi
İzmit Sahili
Peyzaj ve Kentsel
Tasarım Proje
Yarışması
Son Teslim Tarihi:
16 Temmuz 2010
Japon mimarlar Kazuyo Sejima ve Ryue
Nishizawa kuruculuğundaki Sanaa Mimarlık Ofisi, Hyatt Vakfı tarafından verilen ve
dünyanın en prestijli mimarlık ödüllerinden
biri sayılan Pritzker Ödülüne layık görüldü.
İkili, Mayıs’ta New York’un Ellis Adasında
düzenlenecek törende bronz madalyanın
yanı sıra 100.000 dolarlık ödülün de sahibi
olacak.
Mimarların, aynı zamanda narin ve
güçlü, keskin ve akışkan olarak tanımlanan
mimari tarzları ve projelerinde aşırıya kaçmadan ustaca ortaya koydukları beceri ve
yaratıcılık seviyesi jürinin takdirini topladı.
Pritzker seçici kurulu başkanı Lord Palumbo tarafından açıklanan jüri değerlendirme raporunda, Sanaa’nın sürekli mekân,
hafiflik, şeffaflık ve malzeme kullanımının
olağanüstü özelliklerini keşfettikleri ve
bunların ince bir sentezini sergiledikleri
belirtildi. Raporda Sanaa mimarisiyle ilgili
ayrıca şunlar söylendi:
“Sejima ve Nishizawa’nın mimarlığı abartılı ve samimiyetsiz olmaktan çok
uzak. Aksine, mimarlığın esas özellikleri
konusunda bir arayışları var ve bu da daha
dürüst, dünya kaynaklarına saygılı ve bu
konuda ekonomik bir dille sonuçlanıyor.”
Sanaa son yıllarda tasarladığı New York
Yeni Modern Sanat Müzesi, İsviçre’deki
Rolex Eğitim Merkezi ve Londra’daki Serpentine Pavillion ile önemli bir başarı elde
etti. Kazuyo Sejima aynı zamanda geçen
yıl, Venedik Mimarlık Bienaline atanan ilk
kadın yürütücü de olmuştu.
Geçtiğimiz yıllar içinde Pritzker Ödülü
kazanan isimler arasında Peter Zumthor,
Rem Koolhaas, Norman Foster, Renzo Piano, Herzog & de Meuron ve Jean Nouvel
bulunuyor. Daha önce Pritzker Ödülü kazanmış Japon mimarlar ise Kenzo Tange,
Fumihiko Maki ve Tadao Ando. g
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı Park Ve
Bahçeler Şube Müdürlüğü, “İzmit Sahili
Peyzaj ve Kentsel Tasarım Proje Yarışması”
düzenlemektedir.
Yarışma;
Sekapark
Rekreasyon
Alanı’nın doğu sınırından başlayıp güneyde
Naila Kafe’ye kadar uzanan; mevcut Marina Sahili (Nazmi Oğuz Parkı), Fuar Alanı,
KBB Yerleşkesi’nin de içerisinde yer aldığı,
İzmit Körfezi, Salim Dervişoğlu Caddesi ve
Eski Gölcük Yolu arasında kalan sahil alanını kapsamaktadır.
Yarışmaya en az bir mimar, bir şehir
plancısı ve bir peyzaj mimarı bulundurmak
koşulu ile TMMOB Mimarlar Odası, Şehir
Plancıları Odası, Peyzaj Mimarları Odası’na
kayıtlı üyelerden oluşan ekipler katılabilir.
Yarışma Takvimi:
05.04.2010 Yarışmanın ilanı
05.04.2010 Şartname satış başlangıcı
16.07.2010
Yer görmek için son tarih
06.05.2010 Son soru sorma tarihi
11.05.2010
Cevapların gönderilmesi
(saat 17.00)
16.07.2010
Proje teslimi (saat 17.00)
21-23.07.2010 Jüri değerlendirmesi
04.08.2010
Yarışma sonucunun ilanı
04-14.08.2010 Sergi (Kocaeli Büyükşehir
Belediyesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi)
10.08.2010
Kolokyum (Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Süleyman
Demirel Kültür Merkezi)
Asıl Jüri Üyeleri:
Prof. Dr. Hüseyin Cengiz (Jüri Başkanı),
Prof. Dr. Kamuran Öztekin, Prof. Dr. Zekai Görgülü, Prof. Dr. Ahmet Eyüce, Prof.
Dr. Ahmet Cengiz Yıldızcı, Yrd. Doç. Dr. Y.
Ayça Ç. Kaptanoğlu, Gökmen Mengüç
Ödüller:
1. Ödül: 90.000 TL
2. Ödül: 70.000 TL
3. Ödül: 50.000 TL
Mansiyon: 20.000 TL (5 adet, her biri)
Ayrıca Satın almalar için jürinin kullanımına 20.000 TL ayrılmıştır.
Ayrıntılı Bilgi ve İletişim İçin:
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Çevre
Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı,
Park ve Bahçeler Şube Müdürlüğü
Karabaş Mahallesi Fuar İçi 6. Sokak No:
60 İzmit, Kocaeli
Tel.: (262) 325 69 22, (262) 325 60 91,
(262) 332 48 20, Faks: (262) 325 61 77
www.kocaeli.bel.tr
[email protected] g
Büyük Usta Mimar Sinan’ın
Anısına
Cami Mimarisi
Fikir Yarışması
Sonuçlandı
Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği “Büyük Usta Mimar Sinan’ın Anısına
Cami Mimarisi Üzerine Fikir Yarışması” sonuçlandı. Altı adet eşdeğer ödülün verildiği
yarışmanın kolokyumu 6 Nisan 2010 Salı
günü saat 14.00’de Kayseri’de Kadir Has
Kongre ve Spor Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Eşdeğer ödül kazanan yarışmacılar şöyle:
• Cem İlhan (İTÜ Mim. Fak., Mimar / Ekip
Temsilcisi) - Tülin Hadi (İTÜ Mim. Fak.,
Mimar) - Türkan Kahveci (YTÜ Mim.
Fak., Mimar) - Yardımcı Ekip: Aydoğan
Özsoy (Bahçeşehir Ü. İç Mim. ve Çevre
Tas. Böl., İç Mimar)
• Emine Didem Durakbaşa Tuwien (Viyana TÜY, Mimar / Ekip Temsilcisi)
• Bahadır Altınkaynak (Erciyes Ü. Mim.
Fak., Mimar / Ekip Temsilcisi) - Tevfik
Mehmet Aydın (Erciyes Ü. Mim. Fak., Mimar) - Yardımcı Ekip: Zeliha Kaya (Erciyes Ü. Mim. Fak., Mimar)
• Kutlu İnanç Bal (Gazi Ü. Müh.-Mim.
Fak. Mim. Böl., Mimar / Ekip Temsilcisi) Hakan Evkaya (Gazi Ü. Müh.-Mim. Fak.
Mim. Böl., Mimar)
• İbrahim Eyüp (YTÜ Mim. Fak., Mimar
/ Ekip Temsilcisi) - Yardımcı Ekip: Olcay
Ovalı Eyüp (YTÜ Mim. Fak., Mimar
• Özgür Karakaş (ODTÜ Mimar / Ekip
Temsilcisi) g
18
mimarlara mektup 135
ARCHIPRIXTürkiye 2010
Yarışmasına
Başvurular
Başladı
Son Teslim Tarihi:
23 Ağustos 2010
Türkiye’de mimarlık alanındaki en iyi diploma projelerini seçmek üzere Yapı-Endüstri
Merkezi ve Şevki Vanlı Mimarlık Vakfı’nca
düzenlenen “ARCHIPRIX-Türkiye 2010”a
başvurular başladı.
Türkiye’deki tüm mimarlık okullarını
ortak bir platformda buluşturarak yapıcı bir rekabet ortamı yaratmak ve mimar
adaylarının ufkunu genişletmek amacıyla
düzenlenen ARCHIPRIX-Türkiye Yarışması, bugüne kadar 32 üniversiteden 868
öğrenciyi bir araya getirdi. ARCHIPRIXTürkiye Yarışması’nın bir diğer özelliği ise
1996’dan bugüne kadar ödül alan 113
genç mimarın, mesleki başarılarına ulaşmaları yolundaki ilk adımı temsil ediyor
olması.
Doğan Hasol, Şevki Vanlı, Hülya Yürekli ve Ferhan Yürekli’nin kuruculuğunda
düzenlenen ARCHIPRIX-Türkiye Yarışması,
bu yıl Türkiye’de 15. kez gerçekleştirilecek.
Türkiye ve KKTC’de eğitim gören mimarlık öğrencilerinin bitirme projeleri ile
başvurabilecekleri
ARCHIPRIX-Türkiye
2010 Yarışması’na, 23 Ağustos 2010 Pazartesi günü, saat 17.00’ye kadar proje teslim süresi devam edecek. 2009–2010
akademik yılı, Şubat ya da Haziran dönemine ait bitirme ödevleri ile katılım sağlanan yarışma için başvuru formları, okulların Mimarlık Bölüm Başkanlıkları’ndan
veya www.archiprixturkiye.com adresinden elde edilebiliyor.
ARCHIPRIX-Türkiye 2010 Seçici Kurulu
Alişan Çırakoğlu, Umut İyigün, Şevki Pekin, Julien De Smedt ve M. Arif
Suyabatmaz’dan oluşuyor. ARCHIPRIXTürkiye 2009 birincisi Onur Akın ise yedek
jüri üyesi olarak yarışmaya katkıda bulunacak. ARCHIPRIX-Türkiye 2010’un bir
araya getirdiği genç yetenekli mimarlar,
bu yıl ödüllerini aralık ayında İstanbul’da
düzenlenecek ödül töreninde alacaklar.
Ayrıca yarışmaya katılan mimarların projeleri bir araya getirilerek oluşturulan yarışma katalogu da YEM Yayın tarafından
hazırlanarak yine aralık ayında ilgililerin
beğenisine sunulacak.
Archiprix 2010 Akademik Yılı
Ödülleri:
1. Ödül: 2500 TL
2. Ödül: 2000 TL
3. Ödül: 1500 TL
Mansiyon: 1250 YTL (3 adet, her biri)
Ayrıntılı Bilgi ve Başvuru İçin:
www.archiprixturkiye.org
[email protected]
ARCHIPRIX-Türkiye
Yarışma Sekreteryası
Yapı-Endüstri Merkezi
Fulya Mah. Yeşilçimen Sok.
No:12/430 (Polat Kulesi Yanı)
34394 Fulya, İstanbul
Tel.: (212) 266 70 70 / 351, 352 g
Mimarlık, Kent ve
Yoksulluk
Kent Arkeolojisi
Seminerleri
Ücretli Çalışan
Mimarlar Kurultayı 1
Yuvarlak Masa Toplantısı,
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul
Büyükkent Şubesi Yayını, İstanbul,
Nisan 2010, 44 sayfa, 16,5 x
23,5 cm.
Metin Gökçay, TMMOB Mimarlar
Odası İstanbul Büyükkent Şubesi
Yayını, İstanbul, Nisan 2010, 109
sayfa, 16,5 x 23,5 cm.
Yay. Haz.: İlker Ertuğrul – Kubilay
Önal, TMMOB Mimarlar Odası
Yayını, Ankara, Nisan 2010, 377
sayfa, 16 x 24 cm.
6 Mayıs, 10 Haziran ve 2 Eylül 2009 tarihlerinde Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent
Şubesi Yıldız Sarayı Dış Karakol Binası’nda
SMGM eğitimleri kapsamında gerçekleştirilen seminerlerin bant çözümü.
“Mimarlığın Dönüşümü, Ücretli Çalışan
Mimar İstihdamı ve İşsizlik” alt başlığı ile
7-8 Mart 2009 tarihlerinde gerçekleştirilen
Kamuda ve Özel Sektörde Ücretli Çalışan
Mimarlar Kurultayı’nın bant çözümü.
14 Aralık 2007 tarihinde Asuman Türkün,
Elif Özdemir ve Metin Yeğin’in katılımıyla
gerçekleştirilen yuvarlak masa toplantısının bant çözümü.
mimarlara mektup 135 19
2. İklime
Uyumlu Temiz
Enerji Bilinçli Ev
Tasarımı Öğrenci
Yarışması
Son Teslim Tarihi: 1 Ekim 2010
Her iki senede bir düzenlenen İklime
Uyumlu Temiz Enerji Bilinçli Ev Tasarımı Öğrenci Yarışması’nın ikincisi bu sene
ekim ayında gerçekleştirilecek. Hacettepe Üniversitesi Yeni ve Temiz Enerji ARUY
Merkezi ve Temiz Enerji Vakfı ortaklığında düzenlenen yarışma, her daldan bütün
üniversite öğrencilerinin katılımına açıktır.
Yarışma, günümüzde her geçen gün önemi artan enerji bilinçliliği ve tüketimi konusunda çalışmaların, düşünce ve projelerin üretilmesini desteklemeyi ve bu alanda
üretilen projelerin hayata geçirilmesinde
ve topluma ulaştırılmasında aracı olmayı
hedefliyor.
Yarışmaya yapılacak gönderimler
e-posta ya da posta ile yapılabilir. Posta
ile yapılacak gönderimlerde postaya veriliş
tarihinin en geç 1 Ekim 2010 olması gerekmektedir.
Takvim:
Mart 2010
1 Ekim 2010
22 Ekim 2010
Kasım 2010
Yarışmanın ilanı
Projelerin teslimi
Sonuçların açıklanması
Projelerin sergilenmesi ve
ödül töreni
Ödüller:
1.Ödül: 1200 TL
2.Ödül: 800 TL
3.Ödül: 500 TL
Ayrıntılı Bilgi ve İletişim için:
Hacettepe Üniversitesi Yeni ve Temiz
Enerji AR-UY Merkezi (YETAM)
Beytepe-Ankara
Tel.: (312) 297 72 45, (312) 297 67 95,
(312) 468 03 09
[email protected]
[email protected]
www.yetam.hacettepe.edu.tr
www.temev.org.tr g
Malzeme Tanıtım Toplantısı
“Kalebodur
Havuz Uygulama
Sistemleri
ve Havuz
Kaplamaları Ürün
Semineri”
Aramızdan
Ayrılanlar
12 Mayıs 2010 Çarşamba
ENGİN YOLCU
1961 yılı Güzel Sanatlar Akademisi mezunu 1699 Oda sicil numaralı meslektaşımız Engin Yolcu, 13 Nisan 2010 günü
vefat etmiştir. Ailesinin, arkadaşlarının
ve mimarlık topluluğunun başı sağ olsun.
Sunuş :İlkay Oskay (Kaleseramik,
Havuz & Klinker Ürünleri
Satış Yöneticisi)
Yer :Mimarlar Odası İstanbul
Büyükkent Şubesi Karaköy Binası
Saat :19.00-20.00 (Kokteyl: 20.00)
Kredi :1
İletişim
ve Kayıt:Tezay Subaşı (212) 251 49 00
[email protected]
Malzeme tanıtım seminerimizin konusu bu
kez, modern yüzme havuzlarının estetik,
temizlik ve işlevsel gereksinimlerini sağlaması bakımından en önemli final ürünleri olan havuz seramikleri. Kalebodur, üç
grupta topladığı havuz kaplamalarını, uygulamalarda akılcı çözümler arayan katılımcıların beğenisine sunacak.
Havuz Uygulamalarında Akılcı Çözümler: Havuz Kenarı Özel Parçalar, Havuz İçi
Zemin ve Duvar Karoları, Havuz Kenarı
Antislip Karolar g
mimarlara mektup
TMMOB Mimarlar Odas› ‹stanbul Büyükkent Şubesi
Ad›na Sahibi: Deniz İNCEDAYI Sorumlu Müdürü: Metin KARADAĞ
Ayda bir yay›mlan›r. Üyelerimize ücretsiz gönderilir.
Kemankeş Caddesi No: 31 Karaköy
Beyoğlu 34425 ‹stanbul
Tel: (212) 251 49 00, Faks: (212) 251 94 14
www.mimarist.org
[email protected]
ÖZER KAYA
1982 yılı Güzel Sanatlar Akademisi mezunu 13350 Oda sicil numaralı meslektaşımız Özer Kaya, 2 Nisan 2010 günü
vefat etmiştir. Ailesinin, arkadaşlarının
ve mimarlık topluluğunun başı sağ olsun.
Yay›n Türü: Yerel, süreli / Yap›m: Mimarl›k Vakf›
‹ktisadi ‹şletmesi / Bask›: Özdil Basımevi
Galip Dede Cad. 77 Beyoğlu 34420 ‹stanbul
Bask› Adedi: 11.500 / Bask› Tarihi: 05.05.2010
Mayıs 2010 / 05
Download