Bolum 2 Kaynak

advertisement
Uluslararası İşletmecilik
Kısım 1
Bölüm 2 – Uluslararası İşletmeciliğin Tarihsel Gelişimi
ve
Uluslararası Ticaret Teorileri
Evrim Tören
YONT308
Uluslararası ticaretin tarihsel gelişimi
1.
2.
3.
4.
Dönem → 1500 – 1850, ticaret dönemi
Dönem → 1850 – 1914, sömürgecilik
dönemi
Dönem → 1914 – 1945, ayrıcalıklar
(imtiyazlar) dönemi
Dönem → 1950 - 2000, uluslararası dönem
Uluslararası ticaretin tarihsel gelişimi
Dönemler
Dönemlerin özellikleri
İşletme ve politik sistem
arasındaki ilişkiler
Ticaret
(1500-1850)
Sömürgecilik
(1850-1914)
Ayrıcalıklar
(1914-1945)
Uluslararası
(1945-1970)
Kişisel arayışlar
İşletmelerin mutlak egemenliği
(1970-2000)
Sömürge imparatorlukları Sömürgeciliğe ait kurallar
Yüksek gümrük vergileri Politik ayrıcalıklar
Ulusal sanayii güçlendirme
Pazar geliştirme
Çokuluslu işletmelerin orta
çıkışı, uluslararasılaşma ve bunun
getirdiği sınırlamalar
Yüksek rekabet
Hükümetlerin birbiriyle ilişkileri ve
özellikle Avrupa ve 3. Dünya
ülkelerinde işbirliği
Ticaret Dönemi (1500 – 1850)



1500’lü yılların başlarında C. Columbus ve arkadaşlarının
denizlere açılmasıyla başlamış ve 1850’lerde Sanayi Devriminin
ortaya çıkışı ile son bulmuştur.
Bu dönem, çeşitli girişimcilerin ülke dışında şanslarını denemek
ve dış ülkelerden satın aldıkları malları Avrupa’ya göndermek
yoluyla büyük karlar sağladıkları bir dönemdir. Tüccarlar Asya,
Hindistan ve Afrika’dan aldıkları egzotik malları, kıymetli taşları,
baharatları, ipekleri, esirleri ülkelerine götürüp büyük karlarla
satmışlardır. İpek Yolu ve Baharat Yolu ortaya çıkmıştır.
Özellikle İngiliz, Fransız ve Hollanda şirketleri bu ticaretten çok
para kazanmışlardır. İngiliz British India Company, Hollandalı
Dutch East India Company ve Hudson’s Bay Company ilk
küresel şirketler olarak adlandırılırlar.
Sömürgecilik Dönemi (1850-1914)
Sanayi devriminin sonucunda büyük işletmeler
kurulmuştur. Bu işletmelerin ürettiği ucuz ve
standard mallar satılmaya başlamıştır.
Örneğin, tarım ürünleri, tekstil ve
madenlerden yapılan ürünlere talep artmıştır.
Kolonilere seri üretimle üretilen bu mallar
yüksek fiyatlardan satılmış ve bir tür sömürü
düzeni kurulmuştur.
Ayrıcalıklar Dönemi (1914-1945)
Bu dönem 1. ve 2. Dünya Savaşlarını kapsamaktadır.
 Sömürgecilik döneminde dış ülkelerde tarım ve madencilik
alanlarına yatırım yapılırken, bu dönemde otomobil sanayi ön plana
çıkmıştır. General Motors bu yönde kurulmuş ilk işletmedir. Örneğin,
600 Amerikan otomobil üreticisi 1940 yılında İngiltere’de otomobil ve
oto yedek parçası üretmek için yarım milyon dolar yatırım yapmıştır.
 1929 yılında, İngiltere’de bir deterjan üreticisi olan Lever Brothers,
Hollandalı Dutch Margarine Union ile birleşip Unilever şirketini
kurmuştur. Nestle, ICI, Phillips, Shell gibi şirketler de uluslararası
yatırımlar yapmaya başlamışlardır.
 1929 Ekonomik Buhran’ın bir nedeni de Klasik Yönetim Teorisidir.
Buna göre, işletmelerin amacı, etkinliklerini, verimliliklerini ve
karlarını arttırmaktır. Bu amaç doğrultusunda, şirketler üretimlerini
hızla arttırmışlar ve piyasalarda arzın talepten daha fazla olmasına
yol açmışlardır. Üretilen mallar elde kalmış, bu elde kalan stokları
eritmek için küresel şirketler dış pazarlara açılmak zorunda
kalmışlardır.
Uluslararası Dönem (1945-halen)
Uluslararası dönem üç aşamada
incelenmektedir:



1945 – 1970
1970 -1990
1990 – günümüze kadar devam ediyor
1) 1945 - 1970
Bu dönem İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle başlar.
1. ve 2. Dünya Savaşları döneminde uluslararası
şirketler savaşlar nedeniyle çok fazla büyüyememişler,
ancak özellikle Amerika’daki şirketlerin üretim kapasitesi
büyük ölçüde artmıştır. Amerikan şirketleri teknoloji,
pazarlama, yönetim ve finansal avantajlarını kullanarak,
küresel olarak genişlemişlerdir.
Savaşlar sonrası, ekonomilerini yeniden yoluna koymak
isteyen ülkeler, ticarette korumacılık yolunu seçmişlerdir.
Ama ABD GATT gibi uluslararası anlaşmalar sayesinde
korumacılığı engellemiş ve Amerikan uluslararası
şirketlerin yayılmasına zemin hazırlamıştır.
2) 1970 -1990
Amerikan uluslararası şirketlerin küreselleşme
hızı yavaşlamaya başlamış, ve küresel
yatırımlarının %10’unu satmaya başladılar
(1970 – 1975). Özellikle tekstil, deri, giyim,
meşrubat gibi sanayi kollarında küresel
yatırımlar azaldı ve satışlar gerçekleşti.
Evsahibi ülkeler Amerikan uluslararası
şirketlerin ülkelerindeki etkinliğini far edip
bunları denetlemek ve sınırlamak yoluna
gittiler.
Sınırlamalar:














Tarifeler ve vergiler
İthalat kotaları
İhracat taahütleri
İhracat sınırlamaları
Genişleme üzerine sınırlamalar (coğrafya olarak)
Fiyatlarla ilgili sınırlamalar
Yönetim kadrosunda olanların uyruğu ile ilgili sınırlamalar
Evsahibi ülkenin kendi ülkesinin işgücünü kullandırmasıyla ilgili sınırlamalar
Ulusallaşma ve kamusallaşmaile ilgili sınırlamalar
Yerel kaynak kullanımı ile ilgili sınırlamalar
Yerel üretim sınırlamaları
Sermayenin yatırımcı ülkeye dönmesi ile ilgili sınırlamalar
Kar hisseleri ile ilgili sınırlamalar
Telif hakları
Devamı….
1970’li yıllara kadar Amerikan uluslar arası şirketleri seri
üretim, tasarruf, uygunluk ve gelişmiş teknolojiler
nedeniyle dünyada üstünlük sağlamışlardı.
1970’lerde Japon ve Avrupa kökenli uluslar arası şirketler
kaynak tasarrufu ve enerji yeterliliği konusunda daha
başarılı olmuşlar ve Amerikan şirketlerinin dünyadaki
Pazar paylarını ele geçirmeye başladılar.
1980’lerde rekabet artmış ve teknoloji transferleri fazlalaştı.
Asya Kaplanları gibi gelişmekte olan ülke lerden gelen
uluslar arası şirketler de uluslar arası rekabete katıldılar.
1971’lerde Bretton Woods sisteminin
getirdiği ekonomik krizler yaşanmaya
başladı
Ülkelerdeki hükümetlerin borçlanmalarının neden olduğu bu krizlere iki
tür önlem geliştirildi:
Borçların silinmesi – Bazı ülkelerdeki aşırı borçlanma, borçların
tümünün veya bir kısmının silinmesiyle sonuçlandı. Örneğin,
Meksiko, İzlanda, Yunanistan. Bu ülkelerin borçları “geri
ödenemeyecek” kategorisine aktarıldı.
Borçların yeniden yapılandırılması – Borçlarını vaktinde ödeyemeyen
hükümetlerin borçları yeniden takvimlendi ve/veya faiz hadleri
yeniden belirlendi. Örneğin, Yunanistan’ın borcu 10 yıla yayıldı ve
borcun üzerindeki faiz %1’e indirildi.
1990’ların sonları ve 2000’li yıllar
Bu yıllarda bölgesel entegrasyonlar hız kazandı ve ekonomik (ticari)
bloklar ortaya çıktı. (AB, NAFTA, ASEAN, ECOWAS, BDT gibi)
BRIC (Brezilya, Rusya Federasyonu, Hindistan, Çin), Türkiye,
Meksika gibi ülkeler büyümeye ve Gelişmiş ülkelerin önüne
geçmeye başladılar. Bu ülkeler düşük maliyetlerle üretim
yaparak, aynı zamanda teknolojik ilerlemeyi yakalayarak
rekabetliliklerini arttırdılar. Özellikle tekstil, bilgisayar,
telekomünikasyon araçları, mücevherat, otomobil ve çok çeşitli
tüketim malları üreterek dünya pazarlarında söz sahibi oldular.
Bu devrede sadece mal üretimi değil, bir çok hizmetler ve
perakende alanlarında da globalleşme yaşandı. Örneğin,
bankalar (HSBC, Citibank, İş Bankası, vb), sigorta şirketleri ve
diğer finansal kuruluşlar, reklam şirketleri (Saatchi&Saatchi, ,
McCann-Erickson, Young&Rubicam, vb), Pazar araştırma
şirketleri, turizm işletmeleri
Ekonomik Birlikler
Bela Balassa, The Theory of Economic
Integration (1961) kitabında 1950’li yıllarda
ortaya çıkmaya başlayan ekonomik
birliklerin teorisini geliştirdi. Balassa’ya
göre, ekonomik bütünleşmenin beş
kademesi vardı. Her kademede birliğin
üyeleri kendilerine ait egemenliğin bir
kısmını birlik organlarına aktarırlar.
Ekonomik entegrasyonun beş
kademesi





Serbest ticaret alanı – Üyeler birbirine karşı tüm gümrük
kısıtlamalarını kaldırırlar. Mal dolaşımı serbestleşir. Her üye
üçüncü ülkeler ile olan gümrük politikalarına devam eder.
Gümrük birliği – Malalrın serbest dolaşımına ek olarak, üyeler
üçüncü ülkere karşı ortak gümrük politikalarını benimserler.
Örneğin, ortak tarifeler uygulanır.
Ortak Pazar – Üye ülkeler arasında, işgücü, sermaye ve
girişimciler serbestçe dolaşırlar.
Ekonomik birlik – Üye ülkeler ortak bir merkez bankası, ortak bir
para birimi ve ortak para politikaları ve vergi uygulamalarını kabul
ederler.
Ekonomik entegrasyon (politik birlik) – Tüm mal ve hizmet
dolaşımı serbestleşmiştir. Ortak bir para sistemi yürürlüğe
girmiştir. Sosyal ve ekonomik politikalar aynıdır. Üye ülkeler,
devletlerüstü yargı, yürütme ve yasama organlarının bağlayıcı
kararlarına tabiidir.
Avrupa Birliği (AB)
Avrupa’da 1. ve 2. Dünya Savaşlarından sonra yeni bir
savaşı önlemek için bir işbirliği ihtiycı doğdu.
Avrupa’daki ülkeler kömür ve demir-çelik üretiminde
işbirliği yapmak ve bu sektörlerdeki üretimlerini
denetim altına almak üzere anlaştılar.
Roma Anlaşması – 1957 yılında Avrupa Ekonomik
Topluluğu (European Economic Community - EEC)
ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (European
Atomic Energy Community - EURATOM) adında iki
birlik kuruldu.
AB genişlemesi
Roma Anlaşması altı kurucu devlet tarafından imzalandı:
Bu devletler Batı Almanya, Fransa, İtalya, Belçika,
Hollanda ve Lüksemburg’du (Benelux ülkeleri).
1973’te İngiltere, İrlanda ve Danimarka Birliğe katıldı.
Daha sonraki gelişmeler: Yunanistan (1981), İspanya ve
Portekiz (1986), Avusturya, Finlandiya ve İsveç (1995),
Litvanya, Estonya, Latvia, Slovakya, Malta, Kıbrıs Rum
Kesimi, Slovanya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti ve
Polonya (2004), Romanya ve Bulgaristan (2007).
AB Cennet mi, Cehenem mi?
Eğer,
Polisler
Ahçılar
Bira üreticileri
Aşıklar
Organizasyon
Eğer,
Polisler
Ahçılar
Bira üreticileri
Aşıklar
Organizasyon
İngiliz
Fransız
Alman
İtalyan
İsviçreli ise Cennet
Alman
İngiliz
Fransız
İsviçreli
İtalyan ise Cehennem
AB’nin yeni haritası
Son
genişlemeyle
AB 28 ülkeye
ulaştı. Kişi
başına düşen
gelir
açısından ise
dünyanın en
zengin bölgesi
oldu.
AB organizasyonunun yapısı




AB Konseyi – AB’nin karar organıdır. Üye ülkelerin
başbakanlarının biraraya gelmesiyle oluşur. Yılda iki kez
zirve toplantılarında biraraya gelirler ve Birlikle ilgili
kararları alırlar.
AB Parlamentosu – AB’nin seçilmiş organıdır. Üye
ülkelerin vatandaşları AB Parlamenterlerini seçerler. AB
Parlamentosunda temsiliyet üye ülkelerin nüfusuna
göredir. Strasburg’da bulunur.
AB Komisyonu – AB’nin bürokrasisini oluşturur.
Komisyon Brüksel’dedir.
AB Adalet Divanı – AB’nin yasal organıdır. Adalet
Divanı’nın kararları üye ülkedeki yasal organların
kararlarının üstündedir.
Maastricht Anlaşması
1992’de 12 AB üyesi ülke tarafından imzalandı.
Gelecekteki Avrupa Birleşik Devletleri
kurulması amacını içeriyordu. Anlaşma bir
Avrupa Merkez Bankası kurulmasını ve
parasal bir birlik oluşturulmasını öngörüyordu.
Anlaşma 10 yıl içinde ortak bir para birimine
geçilmesi için üye ülkelerin ekonomilerinin
harmonize edecek önlemleri içeriyordu.
Maastricht Anlaşması üye ülkelerin Avrupa Para Birliği’ne
(European Monetary Union – EMU) katılması için yerine
getirmeleri gereken beş kriteri içerir
1)
2)
3)
4)
5)
Enflasyon oranı – En düşük enflasyon oranına sahip üç üye
ülkenin ortalama enflasyon oranının yüzde 1.5’ini geçemez.
Uzun vadeli faiz hadleri – En düşük faiz hadlerine sahip üç üye
ülkenin ortalamasının yüzde 2’sini geçemez.
Ülkelerin kurlarının son iki yılda devalüe edilmemiş olması
gerekir ve diğer üye ülkelerin kurlarına göre yüzde 15
bandından daha fazla dalgalanmamış olması gerekir.
Üye ülkelerin bütçe açıkları kendi ülkelerinin GSMH’ının yüzde
3’ünden fazla olamaz.
Ülkelerin devlet borçları, ülkenin GSMH’ının yüzde 60’ından
fazla olamaz.
Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması (North
American Free Trade Agreement – NAFTA)
NAFTA 1990 yılında ABD ve
Kanada tarafından kuruldu.
Daha sonra Meksika da
Birliğe katıldı. Böylece
NAFTA dünyanın en büyük
ekonomik alanı oldu.
Sadece ABD dünyanın en
büyük ekonomisine sahip
ülkedir. ABD dünya gelirinin
ve üretiminin yüzde 18’ini
elinde tutmaktadır.
Güney Doğu Asya Ülkeleri Birliği (Association
of South East Asian Nations - ASEAN)
ASEAN 1967 yılında Bruney,
Endonesya, Malezya, Filipinler,
Singapur, Tayland, Kamboçya,
Laos, Burma ve Vietnam
tarafından kuruldu.
ASEAN dünyada en hızlı ekonomik
büyüme gösteren bölgedir. Bu
bölgedeki ülkelerin ortalama
yıllık büyüme hızları yüzde
7’lerde seyretmektedir.
ASEAN ve Çin ve Hindistan 2010
yılında serbest ticaret
anlaşması imzalamışlar ve
dünyanın en büyük serbest
ticaret alanını oluşturmuşlardır.
Batı Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu
(Economic Community of West African States ECOWAS)
ECOWAS Benin, Burkina Faso,
Yeşil Burun Adaları,
Gambia, Gana, Gine, GineBissau, Fildişi Sahili,
Liberya, Mali, Nijer, Nijerya,
Senegal, Siera Leone ve
Togo tarafından kuruldu.
ECOWAS ülkeleri başlıca tarım
ürünleri (kahve, kakao,
palmiye yağı) ve petrol dahil
olmak üzere çeşitli
mineraller üretirler ve ihraç
ederler.
Bağımsız Devletler Topluluğu Commonwealth of Independent States (CIS)
Sovyetler Birliği’nin 1991’de
çökmesinden sonra eski SB
ülkeleri Rusya Federasyonu,
Kazakistan, Üzbekistan,
Türkmenistan, Tacikistan,
Kırgızistan, Azerbeycan,
Gürcistan, Ermenistan,
Beyaz Rusya, Ukrayna ve
Moldova’nın biraraya gedi
ve BDT’yi oluşturdu.
BDT’nin en önemli ülkesi Rusya
Federasyonu’dur. Rusya
Federasyonu 6,5 milyon mil
kare yüzölçümüyle dünyanın
en büyük ülkesidir.
BDT doğal kaynaklar açısından çok
zengindir. Petrol, altın, doğal
gaz, mineraller, elmas ve
verimli tarım alanları gibi bir
çok zenginliğe saiptir.
Türkiye’deki gelişmeler
Türkiye’de son dönemlerde dikkat çeken sorunlar,
önemlerine göre, cari açık, işsizlik ve enflasyon
olarak görülmektedir.
Sorunların çözümü olarak ise ihracatı arttırmak ve
yabancı yatırımları ülkeye çekmek gibi politikalar
üretilmektedir. Bu nedenle, 1980 sonrası yabancı
yatırımları teşvik için, mevzuat ve idari yönden etkin
tedbirler alındı. Bu tedbirlerin sonucu olarak
Türkiye’de yabancı yatırımlarda büyük bir artış
kaydedildi.
24 Ocak Kararları
Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu (1986), Yabancı Sermaye
Teşvik Kararları, Yabancı Sermaye Çerçeve Kararları Hakkında
1 no.lu Devlet Planlama Teşkiları (DPT) Tebliği gibi yasal
düzenlemelerden sonra Türkiye’de yapılacak yabancı sermaye
yatırımları;
 Ortak işletme kurulması
 Yabancı kuruluşların Türkiye’de şube ve irtibat bürosu açmaları
 Türkiye’de özel sektör kuruluşlarının yabancı personel istihdamı
 Kamu ve özel kuruluşların lisans ve teknik yardım anlaşmaları
 Yabancı sermayeli kuruluşların uzun ve orta vadeli dış yatırım
kredisi taleplerinin DPÖ tarafından incelenmesi ve
değerlendirilmesi gibi uygulamalar yürürlüğe girmiştir.
24 Ocak Kararları
Bu kararlar doğrultusunda politikalar devam etmiş ve
Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu (2003),
Dooğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu Uygulama
Yönetmeliği ((2003), Doğrudan Yabancı
Yatırımlarda Yabancı Uyruklu Personel İstihdamı
Hakkında Yönetmelik de yürülüğe girdi.
Bu gelişmeler sonucu Türkiye’de yabancı yatırımlar
arttı, yabancı işletmelerle ortak girişimler (joint
ventures), lisans ve know-how sözleşmeleri
sayısında yükselme oldu.
Türkiye’ye doğrudan uluslararası yatırım
girişlerinin ülkelere göre dağılımı (2003-2007)
(milyon $)
Ülke
2003
2004
2005
2006
2007
AB ülkeleri
563
1,027
5,006
14,489
12,929
Almanya
142
773
391
357
1,010
Fransa
120
34
2.107
439
360
İngiltere
141
126
166
628
702
ABD
52
36
88
848
4,213
Asya
60
60
1,756
1,927
1,385
745
1,190
8,535
17,639
19,445
Toplam
Türkiye’de yabancı yatırımların
sektörel dağılımı
Türkiye’de yabancı yatırımlar en yoğun olarak “toptan
ve perakende ticaret” alanına yönelmiştir. Bu
sektörde önem sırasına göre;
İkinci olarak “imalat sanayi” öne çıkar.
 Kimyasal madde ve ürünlerin imalatı
 Gıda ürünleri ve içecek imalatı
 Tekstil ürünleri iğmalatı
 BYS makine ve teçhizat imalatı, motorlu kara taşıtı,
römork ve yan römork imalatı
Üçüncü olarak “gayrimenkul kiralama ve iş faaliyetleri”
görülüyor.
Türkiye’de ithalatın ülkelere göre
dağılımı (%)
2000
2001
2002
2003
2004
2005
2006
2007
AB
65.5 62.8 64
Almanya
13.2 12.9 13.7 13.6 12.8 11.7 10.6 10.3
İKT
13.5 14.6 13.1 11.8 10.9 12.4 13.7 12.7
KEİ
12.3 13.4 12.8 13.4 15.8 17.5 19.4 20.5
BDT
10.4 11.2 10.8 11.2 13.3 14.8 16.7 18.4
Rusya
7.1
8.3
7.5
50.7 49.3 45.1 42.6 40.3
7.9
9.3
11.1 12.8 13.8
Uluslararası ticaret teorileri








Merkantilizm
Mutlak Üstünlükler Teorisi
Mukayeseli Üstünlükler Teorisi
Faktör Donanımı Teorisi
Benzer (Örtüşen) Talep Yapıları Teorisi
Ürün Hayat Eğrisi Teorisi
Ölçek Ekonomileri ve Monopolcü Rekabet
Teorisi
Ulusların Rekabet Edebilme Avantajı
Merkantilizm
15. Ve 18. yüzyıllarda fedolizmin sona ermesi
ve ticari kapitalizmin geliştiği döneme verilen
addır. Kolonializmin dayandığı ticari
sistemdir.
Sistemin odağı Batı Avrupa’dır. Baş oyuncular
İngiltere, Fransa, İspanya ve Hollanda’dır. Bu
ülkeler sermayenin tüccar sınıfın elinde
güçlenmesiyle feodal sistemden ulus devlet
sistemine ilk geçiş yapan ülkeler oldu.
Devamı...
Merkantilist sistemde, bir ulusun zenginliği,
hazinelerinde bulunan altın, gümüş ve değerli
madenlerle ölçülüyordu.
Ülkrelerin zenginliği ticaretle artıyordu. İhracat,
hazineyi zenginleştirdiği için iyi, ithalat ise
zenginliklerin dışa ödenmesine neden olduğu
için kötü idi. İhracat yoluyla sağlanacak dış
ticaret fazlası ülkeleri zengin yapıyordu.
Merkantilism anlayışını ortaya çıkaran
gelişmeler








Kolonializm
Coğrafi olarak yeni yerlerin keşfedilmesi
Avrupa’da nüfusun önemli ölçüde artması
Rönesans’ın kültür üzerine etkisi
Kar ve zenginlik konularında dini anlayışın değişmesi
Tüccar sınıfının ekonomik, sosyal ve politik olarak yükselmesi
Amerika kıtasında altın, gümüş ve diğer değerli madenlerin keşfi
Feodal yapının zayıflaması ve ulus-devletlerin ortaya çıkması
Merkantilizm genel olarak ulus-devlet oluşumunun ekonomi-politik
çerçevesi olarak adlandırılır.
Devamı...
Dolayısıyla;
 Merkantilist anlayışta, bir ülkenin zenginleşmesi için
diğer ülkelerin fakirlaşmesi gerekir.
 Bir ülke diğer bir ülkenin aleyhine çalışırsa, kendisi
için değerli kaynak birikimini sağlayabilir.
 Tüm bunlar ülkeler arası uyumu değil, çatışmayı
öngörür.
 Koloni ticareti devlet koruması altında yapılmalı ve
ticaret malları ve ticaret yolları bu şekilde koruma
altına alınmalıdır.
Örnek
1711’de, Güney Amerika ile ticaret yapmak üzere
İngiltere’de South Sea Company kuruldu. Ticaret
izni almak için şirket İngiltere Hükümeti’ne 10 million
pound sterling ödedi. Şirket çok hızlı büyüyordu. O
kadar zengin oldu ki, Kral George Hükümeti’ne 31
million pound borç verdi. King George 100 000
pound değerinde hisse senedi alınca, şirketin
hisseleri 1000 pounda yükseldi.
Mutlak Üstünlükler Teorisi (The Theory of
Absolute Advantage)
Adam Smith tarafından geliştirildi. Smith ticaretin sadece ihraç eden
ülke değil, ithal eden ülkelere de refah sağlayacağını ileri sürdü.
Uluslararası ticaretin devlet kontrolüyle değil, serbest piyasa
koşullarına göre yapılmasının avantajlarını ortaya koydu.
Smith’e göre her ülkenin bir ürün üretirken mutlak üstünlüğü vardır.
Mutlak üstünlük, bir ülkenin bir malı tüm diğer ülkelerden daha iyi
ve daha ucuz üretmesinde yatan avantajdır. Örneğin, eğer
İngiltere yünü tüm diğer ülkelerden daha kaliteli ve daha ucuza
üretiyorsa, İngiltere yün üretiminde mutlak üstünlüğe sahiptir.
Smith’in teorisi, her ülkenin mutlak üstünlüğe sahip olduğu malı
üretmesini, ve fazla üretimini diğer ülkelere satmasını
öngörüyordu.
Örnek
Ticaret
öncesi
Uzmanlaşma Ticaret
ABD Japonya Toplam
ABD Japonya Toplam
ABD Japonya Toplam
Pirinç (ton)
3
1
4
6
0
6
3
3
6
Otomobil
2
4
6
0
8
8
4
4
8
sonrası
Mukayeseli Üstünlükler Teorisi
(The Theory of Comparative Advantage)
David Ricardo tarafından geliştirildi. Mutlak Avantajlar
Teorisini bir adım daha ileriye götürdü.
Ricardo; “bir ülke hiç bir ürünün üretilmesinde mutlak
üstünlüğe sahip olmasa bile, eğer bir ürünü, başka
bir üründen daha iyi ve ucuza üretiyorsa, yine de
uluslararası ticaret tüm tarafların refahını arttırır”
tezini savunuyordu.
Mukayeseli üstünlükler, bir ülkenin bir ürünü daha iyi
ve ucuza üretmesinden doğan ajantaja verilen addı.
Örneğin, eğer Türkiye tekstili, bilgisayarlara göre
daha iyi ve ucuza üretiyorsa, Türkiye tekstilde,
bilgisayara göre mukayeseli üstünlüğe sahiptir.
Varsayımlar:
Mukayeseli üstünlükler teorisi bazı varsayımlara dayanır:
 Teori iki ülke ve iki mal gibi basitleştirilmiş bir modele dayanır.
 Uluslararasu ticarette nakliye, sigorta gibi masraflar analize dahil
değildir.
 Ticaret takas yoluyla olmaktadır.
 Üretim faktörleri ülke içinde hareketli, ülkelerarası hareketli
değildir.
 Maliyetler, emek maliyeti bakımından üretim miktarına bağlı
değildir, sabittir.
 Teknoloji, faktör arzları ve işgücü yeteneği veri kabul edilmiştir.
 Ekonomi tam kullanımdadır, yani tam-kapasite üreetim
yapmaktadır.
Örnek
İngiltere
Portekiz
Kumaş (metre)
80
10
Şarap (litre)
40
20
İngiltere’nin her iki ürünün üretiminde de mutlak üstünlüğü vardır.
Ancak İngiltere kumaş üretiminde, şarap üretimine göre
mukayeseli avantajı vardır. İngiltere’nin kumaş üretimindeki
üstünlüğü 8 kat, şarap üretimindeki üstünlüğü ise 2 kattır.
İngiltere’de yerel fiyatlar:
Portekiz’de “
“ :
1 birim kumaş; ½ birim şarap
1 birim kumaş; 2 birim şarap
Dolayısıyla, İngiltere’de şarap pahalı, Portekiz’de ise ucuzdur ve
ticaret iki tarafa da refah sağlayacaktır.
Ricardo Modeli’nin eleştirisi:






Model emek-değer teorisine dayanır.
Model ülkelerarası işgücü verimliliğinde ortaya çıkan
farklılığın nedenini açıklamamıştır.
Modele göre işgücü, ülke içinde tam hareketli,
ülkelerarası ise tam hareketsizdir.
Ricardo Teorisi bir arz yönlü açıklamadır.
Ricardo maliyetleri sabit maliyetlere ve tam
uzmanlaşmaya dayanır.
Ricardo modeli statiktir (durağan).
Faktör Donanımı Teorisi
(The Theory of Factor Endowments)
Eli Heckscher ve Bertil Ohlin tarafından geliştirilmiştir. Mukayeseli
Avantajlar Teorisinin eksikliklerini gideren yönleri vardır.
Heckscher-Ohlin ülkeler arasındaki faktör maliyetlerinin farklarının,
o ülkede bir üretim faktörünün çokça bulunmasına veya az
bulunmasına bağlı olduğunu ortaya koydu. Her ülkede üretim
faktörleri değişik olarak bulunur. Eğer bir üretim faktörü fazla ise,
bu faktörün fiyatı düşüktür ve bu faktörle üretilen ürünler de daha
ucuzdur. Bu ürünler uluslararası piyasalarda daha fazla talep
edilir. Ülke bu ürünleri ihraç eder. Benzeri şekilde, bir ülkede bir
üretim faktörü kıt ise, fiyatı da yüksek olacaktır. Bu faktörle
üretilmiş ürünler pahalı olacaktır. Dolayısıyla, bu ülke bu ürünü
ithal ederek daha kazançlı çıkar.
Örnek:






İki ülke; Türkiye ve Almanya
İki ürün; tekstil ve otomobil
İki ülkede üretim faktörlerinin dağılımı; Türkiye’de emek,
Almanya’da sermaye daha bol bulunur. Dolayısıyla, göreceli
olarak Türkiye’de emek, Almanya’da sermaye daha ucuz
olacaktır.
Böylece Türkiye tekstilde, Almanya otomotivde mukayeseli
avantaja sahip olacaktır.
Sermaye yönünden zengin olan Almanya sermaye yoğun, emek
yönünden zengin olan Türkiye emek yoğun mallar ihraç
edeceklerdir.
Bu analiz statiktir, ve değişen koşullara göre yeniden
değerlendirme yapılması gerekir.
Leontief Çelişkisi (Leontief Paradox)
Leontief 1947 yılında ABD’nin faktör donanımı ile
ihracat ve ithalatının teoride öne sürüldüğü gibi
olmadığını ortaya çıkardı.
Leontief 50 sanayi dalında yaptığı araştırmada
ABD’nin emek yoğun ürünler ihraç ettiği ve sermaye
yoğun mallar ithal ettiği sonucuna ulaştı. O
devirlerde ise ABD tartışmasız olarak dünyanın en
fazla sermaye stoğuna sahip ülkesi konumundaydı.
Açıklama olarak, ABD’deki işçinin, bir yabancı işçiye
göre 3 kat daha verimli çalıştığını ileri sürdü. Ayrıca
üretimde teknoloji kullanan ABD şirketleri emek
verimini önemli ölçüde arttırıyordu.
Leontief’in bulguları:
İhraç malları
(Bir milyon $)
Sermaye 2, 550,780
İthalata rakip mallar
(Bir milyon $)
3,091,339
(ABD doları)
Emek
(çalışma yılı)
182,213
170,004
Benzer Talep Yapıları Teorisi
(Linder’s Overlapping Demand Theory)
Linder uluslararası ticaretin talep faktörlerinden
etkilendiğini ileri sürmüştür. Buna göre, ülkelerin
gelir düzeyleri, tercihleri ticareti açıklayan
faktörlerdir.
Linder’e göre, benzer gelir düzeyindeki ülkelerde
yaşayan tüketiciler benzer malları talep ederler.
Örneğin, gelişmiş ülkelerde otomobil, seyahat, giyim
gibi mallara talep vardır. Değişik marka otomobiller
ürün farklılaşmasıdır. Gerçekten de dünya ticaretinin
%65-75’i gelişmiş ülkelerin birbiriyle yaptığı ticarettir.
Gelişmekte olan ülkelerde ise farklı mallara talep
vardır. Örneğin bu ülkelerde, yiyecek, barınma gibi
mallar talep edilir.
Benzer Talep Yapıları Teorisi
(Linder’s Overlapping Demand Theory)
Linder uluslararası ticaretin talep faktörlerinden
etkilendiğini ileri sürmüştür. Buna göre, ülkelerin
gelir düzeyleri, tercihleri ticareti açıklayan
faktörlerdir.
Linder’e göre, benzer gelir düzeyindeki ülkelerde
yaşayan tüketiciler benzer malları talep ederler.
Örneğin, gelişmiş ülkelerde otomobil, seyahat, giyim
gibi mallara talep vardır. Değişik marka otomobiller
ürün farklılaşmasıdır. Gerçekten de dünya ticaretinin
%65-75’i gelişmiş ülkelerin birbiriyle yaptığı ticarettir.
Gelişmekte olan ülkelerde ise farklı mallara talep
vardır. Örneğin bu ülkelerde, yiyecek, barınma gibi
mallar talep edilir.
Ürün Hayat Eğrisi Teorisi
(Product Life Cycle Theory)
Teori Raymond Vernon tarafından
geliştirilmiştir. Teori şu ilkelere
dayanmaktadır:
 Teknik yenilikler yapabilmek ve yeni ürünler
üretmek için büyük ölçekli sermaye ve kalifiye
işçi gerekir. Her ürün aşağıdaki evrelerden
geçer:
Ürün Hayat Eğrisi Teorisi




Yenilik evresi: Ürün araştırma ve geliştirme aşamasıdır. Kalifiye
işgücü gerektirir. Yeni ürün geliştirilir ve alım gücü yüksek
tüketicilerin bulunduğu piyasalara sürülür. Bu devrede ürünün fiyat
esnekliği düşüktür. Dolayısıyla yüksek fiyattan satılır. Satışların,
karların ve ihracatın arttığı devredir.
Gelişme evresi: Ürün ar-ge’den çıkmış, kitle üretimine hazır hale
gelmiştir. Seri üretim başlamış, sermaye yoğun standardlaşmış
üretim başlamıştır. Piyasaya rakip ürünler girmiş, talep esnekliği
artmış, fiyat artışları durmuştur.
Olgunlaşma: Standardlaşma evresi: Ürün ve üretim teknolojileri
standardlaşmıştır. Firmalar arası rekabet artmış, fiyat rekabeti
başlamıştır.
Düşüş: Dışarıdan gelen ucuz ithal ürünlerle rekabet edemeyen
şirketler, üretim alanlarını gelişmekte olan ülkelere taşırlar. Üretim
maliyetlerini düşürürler ve, başta ihraç ettikleri ürünleri, ithal etmeye
başlarlar.
Ölçek Ekonomileri ve Monopolcü Rekabet Teorisi
(Theory of Economies of Scale and Imperfect Competition)
Paul Krugman tarafından geliştirilmiştir. Teori, bazı ürünlerin üretim
maliyetlerinin ölçeğe bağlı olduğu görüşüne dayanır. Yani bazı
ürünlerin üretiminde üretim ölçeği büyürken üretim maliyeti
düşer, birim başına kar artar. Dolayısıyla, küçük ölçekli şirketler,
büyüklere göre dezavantajlıdır.
İçsel ölçek ekonomileri (internal scale economies), firmanın kendi
üretim ölçeği arttıkça, ortalama birim maliyetlerinin düştüğü
durumu tanımlar. (Otomobil sanayi gibi)
Sanayi kolunda üretim hacminin genişlemesi sonucunda maliyetler
düşüyorsa, dışsal ölçek ekonomileri (external scale economies)
oluşuyor demektir. (Bilgisayar sanayinde kullanılan chip üretimi
gibi)
Ölçek ekonomilerinin uluslararası
ticarete etkileri:




Ülkeleri bazı tür sanayilerde uzmanlaşmaya teşvik
eder,
Ülke iç piyasasında çok sayıda küçük üretici yerine,
az miktarda büyğk üretici teşvik edilmiş olur,
Maliyetleri düşürerek, üretim ve tercihler yönünden
benzer ülkeler arasında karlı ticaret yapmak olanağı
sağlar,
Uluslararası ticarette tüketiciye belli bir malın değişik
türlerini sunarak, çeşitliliğin ve refahın artmasına yol
açar.
Monopolcü Rekabet Teorisi
Bir ülkenin aynı malı nasıl hem ihraç, hem de ithal
ettiğini anlatır. Bir ülke uluslararası ticarete açıldığı
zaman, hangi ürünü ihraç edeceğini, yani
endüstriler-arası nitelikli (inter-industry) ticaretini
mukayeseli üstünlüğü belirler. Buna göre ihracat ve
ithalat yapar. Mukayeseli üstünlüğe sahip olduğu
malları ihraç eder, olmadığı malları ithal eder.
Örneğin, Almanya Mercedes otomobilini ihraç eder,
aynı zamanda, Alfa Romeo otomobilini ithal eder.
Ulusların Rekabet Edebilme Avantajı
(Theory of Competitive Advantage of Nations)
Michael Porter tarafından geliştirilmiştir.
Porter, ülkelerin rekabetliliğini, o ülkedeki şirketlerin
küresel rekabetliliğine bağlar. Eğer bir ülkede bir çok
küresel rekabetliliği yüksek şirket varsa, o ülkenin
rekabet edebilirliği yüksek demektir. Bir ülkenin
rekabet edebilme gücü, o ülkedeki endüstrinin
kapasitesine ve yeniliklerine bağlıdır.
Bazı bölgeler bu rekabetliliği arttıracak faktörlere
sahiptir. Porter bu faktörlere sahip bölgelere küresel
platform (ortam) (global platform) adını verdi.
Küresel platform


Üretim faktörleri - İkiye ayrılır:
 1) Temel üretim faktörleri, doğal faktörler (land),
işgücü (labor), sermaye (capital) ve girişimcilik
(entrepreneurship) olarak sıralanır.
 2) Gelişmiş üretim faktörleri, temel üretim faktörlerinin
geliştirilmesinden ortaya çıkar. Örneğin, gelişmiş
limanlar, yollar, altyapı, eğitilmiş işgücü, gibi.
Talep faktörü – Ürün kalitesini en başta tüketiciler
yükseltir. Bir bölgede tüketiciler ne kadar zor ise, o
bölgedeki üreticiler de bu tüketicilere mallarını
beğendirmek ve şikayetleri önlemek için daha kaliteli,
daha iyi ve daha ucuz mal üretmeye çalışırlar. Böylece
rekabetlilik kazanırlar ve küresel rekabette öne çıkarlar.
Küresel platform


Yan sanayiler, destekleyici sanayiler – Her sanayiyi
destekleyen, ona hammadde, ara mal ve bitmiş mal
üreten yan sanayiler vardır. Bu yan sanayilerin
verimli, kaliteli, sürekli ve ucuz üretim yapması o
sanayinin küresel rekabette öne çıkması için çok
önemlidir.
Firma yapısı, stratejisi ve rekabet – Şirketlerin
yönetim stratejisi aynızamanda rekabetliliğini de
etkiler. Porter en başarılı yönetim şeklinin z stili
yönetim veya Asya tipi yönetim tarzı olduğu
sonucuna varmıştır. Ayrıca, aynı bölgede güçlü rakip
şirketlerin bulunması şirketlerin uluslararası
rekabette daha başarılı olacağına yol açmaktadır.
Porter’in elması
Üretim faktörleri
Yan sanayiler
Destekleyici sanayiler
FİRMA
Talep faktörü
Firma yapısı, stratejisi
ve rekabet
Download