Anayasa Hukuku

advertisement
ANAYASA
• Anayasalar devletin temel kuruluşunu ve kişilerin temel hak ve
özgürlüklerini belirleyen kurallar bütünü olarak tanımlanabilir.
• Hemen anlaşılabileceği gibi, bu tanımda iki farklı boyut yer
almaktadır. Devletin kuruluşunu belirleyen birinci boyuttaki
kurallar ile devletteki üstün buyurma gücünü, bir başka deyişle
devlet kudretini kullanacak olan yasama, yürütme ve yargı gibi
temel organlar, bu organların oluşumu, yetkileri ve birbirleriyle
olan ilişkileri düzenlenmekte, kısaca devletin kendine özgü kişiliği
oluşturulmaktadır.
• Tanımın ikinci boyutunda ise, devletin üstün buyurma gücüne bir
sınır çizilmekte ve bu üstün buyurma gücünün etkisi altındaki
kişilerin özgürlük alanları belirlenmektedir.
• Farklı bir anlatımla, bu kurallarla, devlet, belirtilen alanlara
müdahale etmeyeceği yönünde kişilere güvence vermektedir.
• Bu durumda, devletin temel kuruluşunu ve kişilerin temel hak ve
özgürlüklerini belirleyen kurallarla, bir yandan devletin yetkilerinin
belirlendiği, öte yandan bu yetkilerin sınırlandırıldığı söylenebilir.
• Normlar Hiyerarşisi.- Bir hukuk düzeninde mevcut olan,
anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik gibi normlar, dağınık
hâlde ve rasgele değil, alt-alta, üst-üste bulunur.
• Bu normların arasında altlık-üstlük ilişkisi vardır. Buna
“normlar hiyerarşisi” veya “hukuk düzeni piramidi” denir
• Bu teori Hans Kelsen’in görüşlerine dayanır. Bu
hiyerarşide alt basamakta yer alan norm geçerliliğini üst
basamakta yer alan normdan alır ve dolayısıyla ona
uygun olmak zorundadır.
YUMUŞAK VE KATI ANAYASA AYRIMI
• Anayasalar, değiştirilmelerinde izlenen yöntemin sıradan
kanunların değiştirilmelerinde izlenen yöntemle aynı veya
onlara göre zorlaştırılmış olmaları açısından, "yumuşak" ve
"katı" anayasa olmak üzere ikiye ayrılır.
• Bu bağlamda, yazılı bir anayasanın değiştirilmesinde sıradan
kanunların değiştirilmelerine göre hiçbir zorlaştırıcı koşul söz
konusu değilse, bu tür anayasalara yumuşak anayasa adı
verilmektedir.
• Buna karşılık, değiştirilmelerinde, sıradan kanunların
değiştirilmesine göre daha zorlaştırılmış bir yöntemin izlenmesi
gereken anayasalara ise katı anayasa denilmektedir. Yazılı
anayasaların neredeyse tümü, değiştirilmeleri açısından
sıradan kanunlara göre çeşitli zorluklar içerirler ve
değiştirilmelerinde söz konusu olan bu zorluk, onları katı
anayasa haline getirir.
• Bir anayasayı katı anayasa haline getirmenin yöntemleri:
• Değişiklik için gerekli teklif ve kabul yeter sayılarının
yükseltilmesi,
• Değişiklik sürecinin uzatılması,
• Bazı durumlarda değişikliğe gidilememesi,
• Değişiklik için ayrı bir kurucu meclis oluşturulması,
• Değişikliğin onay için referanduma sunulması,
• Bazı maddelerin değiştirilmesinin yasaklanması
Çerçeve Anayasa-Düzenleyici Anayasa
• Kısa ve öz hükümlerden oluşan anayasalara çerçeve anayasa
denir (örneğin 1787 tarihli ABD Anayasası).
• Uzun ve ayrıntılı kurallardan oluşan anayasalara düzenleyici
(kazuistik) anayasa denir.
• 1982 Anayasası, kazuistik yöntemle hazırlanmış bir anayasadır.
1961 Anayasası 1982 Anayasasına oranla daha kısa, daha az
kazuistik olsa da, aynı husus 1961 Anayasası için de geçerlidir.
Kurucu İktidar
• Aslî Kurucu İktidar: Yeni bir anayasa yapma
iktidarıdır.
• Aslî kurucu iktidar değişik durumlarda ortaya çıkabilir:
Devrim ve hükümet darbesi, savaş, sömürge olan bir
ülkenin bağımsızlığa kavuşması, birden çok bağımsız
devletin kendi istekleriyle birleşip yeni bir devlet
kurmaları, bir devletin birden çok bağımsız devlete
ayrılması.
• Aslî kurucu iktidar, hukuk-dışı ve sınırsız bir iktidardır.
• Tali kurucu iktidar, anayasayı yine o anayasanın
koyduğu kurallar çerçevesinde değiştirme iktidarıdır.
Tali kurucu iktidar, hukukî ve sınırlı bir iktidardır.
Devlet
• Devlet, belirli bir ülke üzerinde yaşayan,
üstün bir iktidara tâbi olan, teşkilatlanmış
insan topluluğunun meydana getirdiği
devamlı ve hukukun kendisine kişilik
tanıdığı bir varlıktır.
• Devletin üç unsuru vardır: Millet, Ülke ve
Egemenlik.
MİLLET
• Objektif millet anlayışında bir insan
topluluğunun millet haline gelebilmesi için
insanlar arasında ırk, dil veya din birliğinin
bulunması gerektiği kabul edilir.
• Sübjektif millet anlayışında ise, insanların
mazi, hatıra, birlikte yaşama arzusu, ideal,
istikbal, ülkü birliği gibi bağlarla birbirlerine
bağlanmış olması yeterlidir.
ÜLKE
• Her devletin belirli coğrafi sınırlar içinde
kalan bir ülkesi vardır.
• Ülke, devletin yetki alanının sınırlarını
çizer. Bir devletin ülkesi, üzerinde kurulu
olduğu kara parçasından ibaret değildir.
• Ülke, kara sahası, su sahası ve hava
sahası olmak üzere üç kısımdan oluşur.
EGEMENLİK
• Egemenlik, geniş anlamda, üstün emretme
ayrıcalığı olarak ifade edilebilir.
• Dar anlamda ise, devletin sınırları içinde
yaşayan bütün vatandaşları bağlayıcı kararlar
alabilme kudretidir. Bir başka deyişle, devletin
genel ve uyulması zorunlu kamusal kurallar
koyma yetkisidir.
• Devlet örgütlenmiş siyasi iktidardır.
• Devletler toplumun tümü için geçerli olacak
kamusal kararları alıp uygulayacak ve temel
hukuki işlevleri yerine getirecek kurumları
kapsayacak şekilde örgütlenirler.
Devletin Hukuki İşlevleri
• Devletin fonksiyonları hukuki açıdan yasama, yürütme ve
yargı olmak üzere üçe ayrılır.
• Yasama devletin temel hukuki işlevidir. Yasama, genel,
objektif, kişisel olmayan ve sürekli nitelikte kural koyma
işlevidir. Hukuk düzeni büyük ölçüde yasama yoluyla
oluşturulur. Yasama yetkisi kural olarak yasama
organına ait olmakla birlikte, yürütme organına da kural
koyma yetkisinin tanındığı görülmektedir.
• Devletin ikinci hukuki işlevi olan yürütme, yasaların
uygulanmasını sağlar. Yürütme fonksiyonu, bir yandan
özel, somut, bireysel işlemler yapmak, diğer yandan
düzenleyici veya kural koyucu işlemler yapmaktan
oluşur.
• Yargı işlevi ise, kişiler arasında veya kişilerle devlet
arasında ortaya çıkan hukuki uyuşmazlıkların nihai
olarak çözülmesidir.
Yapılarına Göre Devlet Şekilleri
• Devletler yapılarına göre üniter devlet (basit devlet, tek yapılı
devlet) ve bileşik devlet (karma yapılı devlet, mürekkep devlet)
olmak üzere ikiye ayrılır.
• Üniter devlet, devletin, ülke, millet ve egemenlik unsurları ile
yasama, yürütme ve yargı organları bakımından teklik özelliği
gösteren devlet şeklidir.
• Federal Devlet, kendi içlerinde belli bir özerkliği koruyarak iki
veya daha fazla devletin aynı merkezi iktidara tabi olmak
suretiyle oluşturduğu bir devlet topluluğudur.
• Federalizmin özellikleri:
• i) Yazılı ve katı anayasa,
• ii) İki kademeli yönetim,
• iii) Anayasal hakem (Yetki uyuşmazlıklarını çözen Federal Yüksek
Mahkeme),
• iv) İki meclisli parlamento ve ikinci mecliste eşit temsil ilkesi
Egemenliğin Kaynağı
Bakımından Devlet Şekilleri
• Monarşi: Monarşik devlet şeklinde egemenliğin kaynağı
veya sahibi tek kişidir. Egemenlik esas itibariyle
hükümdara aittir.
• Saltanat haklarının sınırlanmasına göre monarşiler,
mutlak monarşiler ve meşruti monarşiler (sınırlı monarşi)
olmak üzere ikiye ayrılır.
• Mutlak monarşi, hükümdarın saltanat haklarını hiçbir
kimse veya organ ile paylaşmaksızın yalnız başına
kullandığı monarşi türüdür.
• Meşruti monarşi ise, hükümdarın saltanat haklarının
kanuni bir sınırlandırmaya tâbi tutulduğu monarşidir.
Hükümdarın yetkilerini sınırlandıran bir anayasa vardır.
Hükümdara ait yetkilerin bir kısmı seçimle oluşturulan
parlamentoya geçmiştir.
CUMHURİYET
• Cumhuriyet: Cumhuriyet kavramı hukuki açıdan dar
anlamda cumhuriyet ve geniş anlamda cumhuriyet olmak
üzere iki anlamda kullanılmaktadır.
• Dar anlamda cumhuriyet, monarşi olmayan devlet
anlamına gelir. Monarşi ve Cumhuriyeti, devlet
başkanının göreve geliş usulüne göre tanımlayan Leon
Duguit’ye göre, devlet başkanı, bu göreve veraset
usulüyle geliyorsa, o devlet monarşidir; başka bir usulle
geliyorsa o devlet cumhuriyettir.
• Geniş anlamda cumhuriyet, sadece monarşinin tersi
değil, aynı zamanda demokrasinin eşanlamlısıdır. Bu
anlamda cumhuriyet, egemenliğin halka ait olduğu ve
yöneticilerin dönemsel olarak seçimle belirlendiği rejimi
ifade eder.
Kuvvetler Ayrılığı
• Kuvvetler ayrılığı anayasacılığın temel gereklerinden
biridir.
• Kuvvetler ayrılığı teorisi ile devlet gücünün tek bir elde
toplanması önlenmek istenmiştir. Böylelikle iktidarın
kötüye kullanılması engellenmekte ve siyasi özgürlükler
güvence altına alınmaktadır.
• Kuvvetler ayrılığı, yasama, yürütme ve yargı iktidarının
devlet içinde dağıtılması, bir başka deyişle bu yetkilerin
farklı organlarca kullanılması demektir.
• Kuvvetler ayrılığı teorisinin kurucusu Montesquieu’dur.
• Kuvvetler ayrılığı ilkesinin başlıca amaçları şunlardır:
Siyasi iktidarı sınırlandırmak, keyfi yönetimi önlemek,
temel hak ve hürriyetleri güvence altına almak, Devlet
organları arasında denge ve kontrolü sağlamak.
Hükümet Sistemleri
• Başkanlık sistemi, sert kuvvetler ayrılığı ilkesine
dayanır. Yasama ve yürütme kuvvetleri birbirinden
kesin olarak ayrılmıştır.
• Başkanlık sisteminde yürütme organı tek kişiliktir.
Yürütme yetkisi halk tarafından seçilen başkana aittir.
Yasama yetkisi ise, parlamentoya aittir. Yasama ve
yürütme birbirinden bağımsız olup, aynı kişiler her iki
organda görev alamazlar.
• Başkan yasama organını feshedemez, yasama organı
da güvensizlik oyuyla başkanın görevine son veremez.
Başkanın sabit bir görev süresi vardır, bu süre
boyunca görevde kalır. Parlamento tarafından
görevden uzaklaştırılması mümkün değildir.
• Başkanlık sisteminin uygulandığı ülkelerin başında
ABD gelmektedir.
Parlamenter Sistem
• Parlamenter sistem, kuvvetlerin yumuşak ayrılığına, bir
başka deyişle kuvvetlerin işbirliğine dayanan bir hükümet
sistemidir. Parlamenter sistemde yasama ve yürütme
organları hukuken birbirinden bağımsız olmakla beraber,
aralarında bir takım işbirliği ve etkileşim mekanizmaları
da vardır.
• Parlamenter sistemin özellikleri:
• Yürütmenin iki-başlı oluşu (Düalist yürütme)
• Başbakanın parlamenter olması
• Devlet başkanının siyasi sorumsuzluğu
• Bakanlar kurulunun parlamentoya karşı sorumluluğu
Yarı-başkanlık Sistemi
• Yarı-başkanlık sistemi, başkanlık sistemiyle parlamenter sistemin
bazı unsurlarını birleştiren bir “ara” ya da “melez” rejim olarak kabul
edilmektedir. Yarı-başkanlık sistemi, cumhurbaşkanının doğrudan
halk tarafından seçilmesi ve önemli anayasal yetkilere sahip olması
bakımından başkanlık sistemine, yasama organına karşı sorumlu bir
başbakan ve bakanlar kurulunun varlığından dolayı da parlamenter
sisteme benzemektedir.
• Yarı-başkanlık sisteminin özellikleri şunlardır:
• (1) Devlet başkanının halk tarafından seçilmesi;
• (2) Cumhurbaşkanının tek başına kullanabileceği önemli anayasal
yetkilerinin bulunması;
• (3) İki-başlı yürütme;
• (4) Yürütme organının bir kanadı olan bakanlar kurulunun yasama
organına karşı sorumlu olması. Yasama organı, bakanlar kurulunu
güvensizlik oyuyla görevden alabilir.
• Yarı-başkanlık sistemine örnek olarak, Fransa, Portekiz ve
Finlandiya gösterilebilir.
Meclis hükümeti
• Meclis hükümet sistemi, kuvvetler birliği
ve meclisin üstünlüğü ilkesine dayanır. Bu
sistemde yasama ve yürütme kuvvetleri
yasama organında birleşmiştir. Yani
yasama organı hem kanun yapmakta hem
de kendi yaptığı kanunları uygulamaktadır.
• Türkiye’de 1921 Anayasası döneminde
meclis hükümeti sistemi uygulanmıştır.
1982 Anayasası
• 1982 Anayasası, Türk Silahlı Kuvvetlerinin 12
Eylül 1980’de “emir ve komuta zinciri içinde ve
emirle” gerçekleştirdiği askerî darbenin ardından
atamayla oluşturulan Danışma Meclisi ile Milli
Güvenlik Konseyinden oluşan Kurucu Meclis
tarafından hazırlanmıştır.
• Hazırlanan Anayasa tasarısı 7 Kasım 1982’de
halkoylamasına sunuldu ve kullanılan oyların %
91.3’ünü alarak kabul edildi.
• 6 Kasım 1983’te milletvekili genel seçimleri
yapılmış
ve
normal
demokratik
rejime
1982 Anayasasının
Başlıca Özellikleri
• 1982 Anayasası, 1961 Anayasasına oranla
daha kazuistik bir yöntemle hazırlanmıştır.
• 1982 Anayasası, 1961 Anayasasından daha
katı niteliktedir.
• 1982 Anayasası, bir “geçiş dönemi”
öngörmüştür.
• 1982 Anayasası, otorite-hürriyet dengesinde
otoritenin ağırlığını arttırmıştır.
1982 Anayasasının
Başlıca Özellikleri
• 1982 Anayasası, devlet yapısı içinde
yürütme organını güçlendirmiştir.
• 1982 Anayasası, siyasal karar alma
mekanizmalarındaki
tıkanıklıkları
giderici hükümler getirmiştir.
• 1982 Anayasası, 1961 Anayasasına
oranla
daha
az
katılmacı
bir
demokrasi modelini benimsemiştir.
DEVLETİN TEMEL
NİTELİKLERİ
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Cumhuriyetçilik ilkesi
Laik devlet ilkesi
Üniter devlet ilkesi
Sosyal devlet ilkesi
İnsan haklarına saygılı devlet ilkesi
Hukuk devleti ilkesi
Atatürk milliyetçiliğine bağlı devlet ilkesi
Eşitlik ilkesi
Demokratik devlet ilkesi
Başlangıçta belirtilen ilkeler
Cumhuriyetçilik İlkesi
• Cumhuriyet
kavramı
iki
anlamda
kullanılabilmektedir: Devlet şekli olarak Cumhuriyet
ve hükümet (devlet yönetimi) şekli olarak
Cumhuriyet.
• Devlet şekli olarak Cumhuriyet, egemenliğin bir
kişiye veya zümreye değil, toplumun tümüne ait
olduğu bir devleti ifade eder.
• Hükümet şekli olarak Cumhuriyet ise, başta devlet
başkanı olmak üzere, devletin başlıca temel
organlarının seçim ilkesine göre kurulmuş olduğu,
özellikle bunların oluşumunda veraset ilkesinin rol
oynamadığı bir hükümet sistemini anlatır.
• Türkiye’de Cumhuriyeti ilan eden 29 Ekim
1923 tarihli “Teşkilatı Esasiye Kanununun
Bazı Mevaddının Tavzihen Tâdiline Dair
Kanun” “Türkiye Devletinin şekl-i hükümeti,
cumhuriyettir” demek suretiyle, cumhuriyeti
bir hükümet şekli olarak tanımlamıştı.
• 1924, 1961 ve 1982 Anayasalarının 1.
maddelerinde,
“Türkiye
Devleti
bir
Cumhuriyettir” denirken, Cumhuriyet bir
devlet şekli olarak kabul ediliyor.
Atatürk Milliyetçiliğine Bağlı Devlet
• Milliyetçilik ilkesi, ilk defa 1924 Anayasasının 1937
yılında
geçirdiği
değişiklikle,
Cumhuriyetin
nitelikleri arasına girmiştir.
• 1961
Anayasası,
1924
Anayasasındaki
“milliyetçilik”
terimini
“ırkçılık”
anlamına
çekilebileceğinden
endişe
duyarak
benimsememiş, onun yerine “millî devlet” terimini
kullanmıştır.
• 1982 Anayasası da, milliyetçilik ilkesinin yanlış
anlama ve yorumlara yol açması tehlikesini
önlemek için “Atatürk milliyetçiliği” deyimini
kullanmıştır.
• Atatürk’ün milliyetçilik anlayışı, “akılcı,
çağdaş, medeni, ileriye dönük, demokratik,
toplayıcı, birleştirici, insani ve barışçıdır”.
• Atatürk milliyetçiliği, milliyetçiliği reddeden
akımlara karşı olduğu gibi, ırkçılığa,
şovenizme ve saldırganlığa da karşıdır.
• Anayasamızın
benimsediği
milliyetçilik
anlayışı, ırk, dil ve din gibi objektif
benzerliklere değil; kader, kıvanç ve tasa
ortaklığına ve birlikte yaşama arzusuna
dayanan sübjektif milliyetçilik anlayışıdır.
Üniter Devlet İlkesi
• Türkiye Cumhuriyeti Devleti, üniter bir devlettir. 1982
Anayasasının 3. maddesine göre, “Türkiye Devleti,
ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür”.
• Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olması
onun “üniter devlet” olması demektir. Anayasamız
federalizme kapalıdır.
• Üniter devlet, devletin ülke, millet ve egemenlik
unsurları bakımından teklik özelliğini gösterdiği devlet
şeklidir. Üniter devlette tek bir anayasa, yasama organı
ve hükümet varken; federal devlette federe devletlerin
de kendi anayasaları, yasama organları ve hükümetleri
bulunmaktadır.
• Üniter devlet, tek bir ülke üzerinde, tek bir milletin, tek
bir egemenliğe tâbi olduğu devlet şeklidir. Bu nedenle,
üniter devlette, devleti oluşturan unsurlar tek ve
bölünmez bir bütündür
Lâik Devlet İlkesi
• Lâikliğin, “din hürriyeti” ve “din ve devlet işlerinin ayrılığı” olarak iki
cephesi vardır.
• Din hürriyeti, inanç ve ibadet hürriyetinden oluşur. Anayasanın 24.
maddesine göre, “herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine
sahiptir”. İbadet hürriyeti ise, kişinin inandığı dinin gerektirdiği
ibadetleri, âyin ve törenleri serbestçe yapabilmesidir. Anayasaya
göre, “14’üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet,
dini âyin ve törenler serbesttir”. Anayasamız inanç hürriyetini
mutlak şekilde tanırken, ibadet hürriyetini 14. maddeyle sınırlı
olarak tanımıştır.
• Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmış sayılabilmesi için, şu
şartlar gereklidir:
• Resmi bir devlet dininin olmaması
• Devletin bütün dinlere karşı tarafsız olması
• Devletin, bütün dinlerin mensuplarına eşit davranması
• Din kurumlarıyla devlet kurumlarının ayrılmış olması
• Devlet yönetiminin din kurallarından etkilenmemesi
Demokratik Devlet İlkesi
• Demokrasi, en basit tanımıyla, yöneticilerin tüm
yönetilenler tarafından serbest ve dürüst seçimler yoluyla
seçildikleri bir rejim olarak tanımlanabilir.
• Anayasamızın benimsediği demokrasi anlayışı, “hürriyetçi
demokrasi”, “liberal demokrasi”, “Batı demokrasisi” gibi
çeşitli adlarla adlandırılan demokrasi türüdür.
• Hürriyetçi demokratik rejimin vazgeçilmez, “olmazsa
olmaz” şartları vardır.
• Bunların en önemlileri, siyasal sistemdeki temel siyasal
karar organlarının düzenli aralıklarla tekrarlanan serbest
seçimlerle oluşması,
• Serbestçe örgütlenen siyasal partiler arasında eşit
şartlarla yürütülen iktidar yarışması (çok partili siyasal
hayat) ve
• Temel hak ve hürriyetlerin tanınmış ve güvence altına
alınmış olmasıdır.
Sosyal Devlet
• Sosyal devlet, devletin sosyal barışı ve sosyal
adaleti sağlamak amacıyla sosyal ve ekonomik
hayata aktif müdahalesini gerekli ve meşru gören
bir anlayışı ifade eder. Sosyal devlet, herkese
insan onuruna yaraşır asgari bir hayat seviyesi
sağlamayı amaçlayan bir devlet anlayışı olarak da
tanımlanabilir.
• Sosyal devlet, “sosyalist devlet” demek değildir.
Sosyal devletin hürriyet anlayışı, klasik liberal
devletin hürriyet anlayışından farklıdır. Klasik
liberal devlette birey hakları “kişi hakları” ve
“siyasal haklar”dan ibarettir. Sosyal devlet ise,
kişilere klasik hakların yanında “sosyal haklar”ı da
tanımıştır.
Sosyal Devlet
• Sosyal devletin tersi Jandarma devlettir. Jandarma
devlet, devletin görevlerini savunma, güvenlik ve
adalet hizmetlerinden ibaret gören devlet anlayışıdır.
• Sosyal devleti gerçekleştirmeye yönelik hukuki
tedbirler iki grupta toplanabilir:
• Herkese insan haysiyetine yakışır asgari bir hayat
düzeyi sağlamaya yönelik temel sosyal hakların
tanınması ve gerçekleştirilmesi
• Gelir ve servet farklılıklarının azaltılmasına yönelik
tedbirler: Bu amacı gerçekleştirmek için şu araçlardan
yararlanılır:
Vergi
adaleti,
kamulaştırma,
devletleştirme, toprak reformu ve planlama.
Hukuk Devleti İlkesi
• Hukuk devleti, devletin bütün eylem ve
işlemlerinin hukuk kurallarına bağlı
olduğu ve vatandaşların da hukuki
güvenlik
içinde
bulunduğu
bir
sistemdir. “Hukuk devleti”, devletin
hukuk kurallarıyla bağlı sayılmadığı
“polis
devleti”
deyiminin
karşıtı
anlamında kullanılmaktadır.
• Polis devleti, idaresi hukuka bağlı
olmayan,
vatandaşlarına
hukuki
güvenlik sağlamayan devlettir.
Hukuk Devletinin Gerekleri
1. Yürütme İşlemlerinin Yargısal Denetimi
• Hukuk devleti denilince, ilk olarak yürütmenin hukuka
bağlılığı ve yürütme işlemlerinin yargı denetimi altında
bulunması akla gelir.
• Anayasamızın 125. maddesinde, “idarenin her türlü
eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır” denilerek
hukuk devletinin bu gereği kabul edilmiştir. Ancak 1982
Anayasası ve Sıkıyönetim Kanunu, birtakım işlemleri
yargı denetimi dışında tutmuştur:
• Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler (m.
105/2, 125/2).
• Yüksek Askeri Şura kararları (m. 125/2).
• Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararları (m. 159/4).
• Uyarma ve kınama disiplin cezaları yargı denetimi
dışında bırakılabilir (m. 129/3).
• Sıkıyönetim
komutanının
işlemleri
(1402
sayılı
Sıkıyönetim Kanunu, Ek m. 3).
2010 Anayasa Değişikliği-Yargı Denetimi
• (Ek cümle: 12/9/2010-5982/11 md.) Ancak,
Yüksek Askerî Şûranın terfi işlemleri ile
kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç
her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı
yolu açıktır.
• (Değişik: 12/9/2010-5982/22 md.) Kurulun
meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar
dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine
başvurulamaz.
• (Değişik: 12/9/2010-5982/13 md.) Disiplin
kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz.
İdarenin mali sorumluluğu ilkesini
• Hukuk devleti ilkesi, idarenin mali
sorumluluğu ilkesini de gerektirir. İdarenin
kişilere verdiği zararlardan dolayı tazminat
sorumluluğu vardır.
• Anayasamız bu ilkeyi açıkça kabul etmiştir.
Anayasanın 125. maddesine göre, “idare
kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı
ödemekle yükümlüdür”.
Hukuk Devletinin Gerekleri
2. Yasama İşlemlerinin Yargısal Denetimi
• Hukuk devletinde yasama organı hukukla bağlı
olmalıdır. Yasama organının hukukla bağlı
olmasından onun Anayasayla bağlı olması anlaşılır.
• Anayasanın 11. maddesine göre, “kanunlar
Anayasaya aykırı olamaz”.
• Anayasamız kanunların Anayasaya uygunluğunun
denetlenebilmesi için Anayasa Mahkemesini
kurmuştur.
• Anayasa Mahkemesi, kanunların şekil ve esas
bakımından Anayasaya uygunluğunu denetler.
Hukuk Devletinin Gerekleri
3. Yargı Bağımsızlığı
• Yargı bağımsızlığı, yargı organlarının, yasama ve yürütme
organları karşısında bağımsız olması ve karar verirken
kimseden emir almaması ve etkilenmemesini ifade eder.
Anayasanın 138. maddesine göre,
• “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve
hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.
• Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin
kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat
veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.
• Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı
yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme
yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.
• Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına
uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını
hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini
geciktiremez”.
Hukuk Devletinin Gerekleri
• Yargı bağımsızlığını sağlamak amacıyla Anayasa,
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunu öngörmüş (m.
159) ve hakimlik teminatına ilişkin hükümler
koymuştur.
Hakimlik
teminatını
düzenleyen
Anayasanın 139. maddesi şöyledir:
• “Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri
istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce
emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun
kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer
özlük haklarından yoksun kılınamaz.
• Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı
hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından
yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya
meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar
verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır”.
Hukuk Devletinin Gerekleri
4. Kanunî Hâkim Güvencesi
• Kanunî hâkim güvencesi, bir kişinin kanunen
yargılanması gereken mahkeme dışında başka bir
mahkemece yargılanamamasını, yani suçun
işlenmesi anında o davaya bakmakla görevli
mahkeme tarafından yargılanmasını ifade eder.
Anayasanın 37. maddesinde kanunî hâkim
güvencesi şu şekilde düzenlenmiştir:
• “Hiç kimse kanunen tâbi olduğu mahkemeden
başka bir merci önüne çıkarılamaz. Bir kimseyi
kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci
önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine
sahip olağanüstü merciler kurulamaz”.
Hukuk Devletinin Gerekleri
5. Ceza Sorumluluğu İlkeleri
• Anayasanın 38. maddesi, hukuk devletinin suç ve cezalara
ilişkin bazı önemli unsurlarını saymaktadır:
• Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç
saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu
işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan
daha ağır bir ceza verilemez.
• Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla
konulur.
• Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu
sayılamaz.
• Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan
bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye
zorlanamaz.
• Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul
edilemez (2001 Anayasa değişikliği ile kabul edildi).
• Ceza sorumluluğu şahsîdir.
Ceza Sorumluluğu İlkeleri
• Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü
yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz
(2001 Anayasa değişikliği ile kabul edildi).
• Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez (Ölüm
cezası verilemez hükmü 2004 Anayasa değişikliği ile eklendi).
• İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir
müeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni
bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.
• Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği
yükümlülükler hariç olmak üzere vatandaş, suç sebebiyle
yabancı bir ülkeye verilemez (Buradaki istisnai hüküm, 2004
Anayasa değişikliği ile getirildi).
• 2001 Anayasa değişikliği ile Anayasanın 38. maddesine
eklenen, “Savaş, çok yakın savaş tehdidi ve terör suçları
halleri dışında ölüm cezası verilemez” şeklindeki ek fıkra
hükmü, 2004 yılının Mayıs ayında yapılan Anayasa değişikliği
ile kaldırılmıştır.
Başlangıçta Belirtilen Temel İlkeler
•
•
Anayasaların başlangıç bölümleri, anayasanın yapılış nedenlerini,
öyküsünü anlatan, anayasanın dayandığı temel değer ve
prensipleri ilan eden, genellikle edebi bir üslupla kaleme alınan
bölümlerdir. Bu bağlamda, başlangıç bölümü, anayasanın diğer
hükümlerinden farklı olarak, anayasanın yorumlanmasında yol
gösterici bir rol oynar.
Anayasa’nın 176. maddesine göre, Başlangıç bölümü Anayasa
metnine dâhildir. Ayrıca Anayasa’nın 2. maddesine göre, Türkiye
Cumhuriyeti Başlangıç’ta belirtilen temel ilkelere dayanan bir
devlettir. Öyleyse, Başlangıç bölümünün bağlayıcılık ve
uygulanabilirlik açısından diğer Anayasa hükümlerinden bir farkı
yoktur. Nitekim Anayasa Mahkemesi, Başlangıç bölümüne
dayanarak bazı yasaların iptaline karar vermiştir.
Başlangıçta yer alan temel ilkeler
şöyle sıralanabilir
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlılık,
Atatürk milliyetçiliği,
Atatürk medeniyetçiliği,
milli egemenlik,
Anayasanın ve hukukun üstünlüğü,
hürriyetçi demokrasi,
kuvvetler ayrılığı,
laiklik,
Türk varlığının devleti ve ülkesiyle bölünmezliği,
çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi,
her Türk vatandaşının onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi
varlığını geliştirme hakkı,
Türk vatandaşlarının milli varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve
külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu.
Eşitlik İlkesi
• Eşitlik ilkesi, 1982 Anayasasının 10. maddesinde şöyle
düzenlenmiştir:
• “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din,
mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun
önünde eşittir.
• (Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara
sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla
yükümlüdür. (Ek cümle: 7/5/2010-5982/1 md.) Bu maksatla
alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.
• (Ek fıkra: 7/5/2010-5982/1 md.) Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp
ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için
alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.
• Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
• Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun
önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar”.
• Eşitlik iki anlamda ele alınmaktadır.
• “Şekli ya da yatay eşitlik”, kanunların genel
ve soyut nitelikte olması ve kapsamında
bulunan
herkese
eşit
olarak
uygulanmasıdır.
• “Dikey eşitlik” ya da “maddi eşitlik” ise,
farklı statü ve durumda olanlara farklı
hükümlerin uygulanmasını ifade eder.
Devletin Temel Organları
• Yasama yetkisi: Yasama yetkisi Türk Milleti
adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki
devredilemez.
• Yürütme yetkisi ve görevi: Yürütme yetkisi ve
görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu
tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun
olarak kullanılır ve yerine getirilir.
• Yargı yetkisi: Yargı yetkisi, Türk Milleti adına
bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
• Türkiye Büyük Millet Meclisi genel oyla seçilen beşyüzelli
milletvekilinden oluşur.
• Türkiye Büyük Millet Meclisinin seçimleri dört yılda bir
yapılır.
• Meclis, bu süre dolmadan seçimin yenilenmesine karar
verebileceği gibi, Anayasada belirtilen şartlar altında
Cumhurbaşkanınca verilecek karara göre de seçimler
yenilenir.
• Süresi biten milletvekili yeniden seçilebilir.
• Yenilenmesine karar verilen Meclisin yetkileri, yeni
Meclisin seçilmesine kadar sürer.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin
görev ve yetkileri
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri,
kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak;
Bakanlar Kurulunu ve bakanları denetlemek;
Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde
kararname çıkarma yetkisi vermek;
bütçe ve kesinhesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul
etmek;
para basılmasına ve savaş ilânına karar vermek;
milletlerarası andlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak,
Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının beşte üç
çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilânına karar vermek
ve
Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak
ve görevleri yerine getirmektir.
Yürütme
Cumhurbaşkanı
• Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş ve yüksek
öğrenim yapmış Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri
veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine
sahip Türk vatandaşları arasından, halk tarafından
seçilir.
• Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır.
• Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.
• Cumhurbaşkanlığına Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri
içinden veya Meclis dışından aday gösterilebilmesi yirmi
milletvekilinin yazılı teklifi ile mümkündür. Ayrıca, en son
yapılan milletvekili genel seçimlerinde geçerli oylar
toplamı birlikte hesaplandığında yüzde onu geçen siyasî
partiler ortak aday gösterebilir.
• Cumhurbaşkanı seçilenin, Türkiye Büyük Millet Meclisi
üyeliği sona erer.
• Cumhurbaşkanı Devletin başıdır.
• Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk
Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın
uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve
uyumlu çalışmasını gözetir.
• Cumhurbaşkanının yasama, yürütme ve yargı ile
ilgili görev ve yetkileri Anayasanın 104.
maddesinde sayılmıştır.
• Cumhurbaşkanı,
ayrıca
Anayasada
ve
kanunlarda verilen seçme ve atama görevleri ile
diğer görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır.
Bakanlar Kurulu
• Bakanlar Kurulu, Başbakan ve bakanlardan
kurulur.
• Başbakan, Cumhurbaşkanınca, Türkiye Büyük
Millet Meclisi üyeleri arasından atanır.
• Bakanlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri
veya milletvekili seçilme yeterliğine sahip olanlar
arasından
Başbakanca
seçilir
ve
Cumhurbaşkanınca
atanır;
gerektiğinde
Başbakanın önerisi üzerine Cumhurbaşkanınca
görevlerine son verilir.
• Bakanlar
Kurulunun
görev
ve
yetkileri
Anayasada tek tek sayılmış değildir. Bakanlar
Kurulu ülkenin iç ve dış politikasını belirler ve
yürütür.
• Anayasaya göre, Bakanlar Kurulunun temel
görevi “genel siyaseti” yürütmektir. Bunun
dışında, Bakanlar Kurulunun Anayasada geçen
diğer görev ve yetkileri şunlardır:
• Kanun tasarısı hazırlamak.
• Kanun hükmünde kararname çıkarmak.
• Tüzük çıkarmak.
• Bütçe ve kesin hesap kanun tasarılarını hazırlamak.
• Olağanüstü hal ve sıkıyönetim ilan etmek.
• Milli güvenliği sağlamak ve Silahlı Kuvvetleri yurt savunmasına
hazırlamak.
• Genelkurmay Başkanını seçmek.
• Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisnalar
ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği
yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak.
• Dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına olmak üzere düzenlenmesi
amacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve
benzeri yükümlülükler dışında ek malî yükümlülükler koymak ve
bunları kaldırmak.
Yargı
• Mahkemelerin bağımsızlığı
• Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar;
• Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî
kanaatlerine göre hüküm verirler.
• Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin
kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat
veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde
bulunamaz.
• Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı
yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme
yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.
• Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına
uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını
hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini
geciktiremez.
Hâkimlik ve savcılık teminatı
• Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri
istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce
emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya
kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık,
ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun
kılınamaz.
• Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan
dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık
bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak
anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun
olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki
istisnalar saklıdır.
Download