İstanbul Sözleşmesi Açıklayıcı Metin TR

advertisement
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
AVRUPA KONSEYİ
Avrupa Konseyi Anlaşma Serisi – No. 210
Açıklayıcı Metin
Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin
Avrupa Konseyi Sözleşmesi
İstanbul, 11.5.2011
I. Giriş
1. Aile içi şiddet de dahil olmak üzere kadına yönelik şiddet hala insan haklarının
cinsiyete dayalı ihlallerinin en ciddi şekillerinden birisi olarak Avrupa’da sessizlikle
örtülü bir biçimde yer almaktadır. Çocuklar, erkekler ve yaşlılar gibi diğer mağdurlara
yönelik de olan aile içi şiddet aynı zamanda göz ardı edilen birçok aileyi etkileyen gizli
bir olgudur.
2. Avrupa için yaygınlık oranları mevcut değildir fakat birçok üye Devlet ulusal olarak
kadına yönelik şiddetin kapsamını ölçmek için artan şekilde incelemeler yapmaktadır.
Metodolojiler değişiklik göstermesine rağmen, bu incelemelerin genel bakışına göre
ülkeler içerisinde tüm kadınların beşte biri ile dörtte biri arasında kısmı yetişkin
yaşamları süresince en az bir kere fiziksel şiddeti yaşamakta ve onda birinden fazlası
güç kullanımı içeren cinsel şiddete maruz kalmaktadır. Tüm şiddet türleri için, ısrarlı
takip de dahil, oranlar %45’i bulmaktadır. Bu şiddet eylemlerinin çoğunluğu yakın
sosyal ortamda erkekler tarafından, çoğunlukla eşler ve ayrılmış eşler tarafından
yapılmaktadır.
3.
İkincil veri analizleri ise tüm kadınların yaklaşık olarak %12-15’inin 16
yaşından sonra aile içi istismara maruz kaldığına ilişkin tutucu bir tahmini
desteklemektedir. Daha fazlası aile içi istismar ortamından uzaklaşsalar dahi önceki
eşlerinden fiziksel ve cinsel şiddet görmeye devam etmekte ve birçok kadın için kötü
ilişkiyi sonlandırmanın fiziksel emniyet anlamına gelmediğini belirtmektedir.
4. Çocuklara yönelik aile içi şiddet yaygındır ve çalışmalar kadına yönelik aile içi
şiddet ve çocuğa yönelik fiziksel istismar arasındaki bağlantıyı ve bunun yanında evde
şiddete şahitliğin çocukta sebep olduğu travmayı ortaya çıkarmıştır. Yaşlılara taciz ve
erkeklere yönelik aile içi şiddet gibi diğer aile içi şiddet biçimleri için güvenilir veriler
nispi olarak nadirdir.
5. Kadına yönelik şiddet dünyaca bilinen bir olgudur. Birleşmiş Miller Kadına Karşı Her
Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (bundan sonra CEDAW) Kadına Karşı
Ayrımcılığın Önlenmesi Komisyonu (CEDAW Komisyonu) 19 Nolu (1992) kadına
1
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
yönelik şiddet hakkındaki genel tavsiyesi kadına yönelik cinsiyete dayalı şiddetin
kadına yönelik bir ayrımcılık şekli olarak tanınmasına yardımcı olmuştur. Birleşmiş
Milletler Genel Kurulu 1993 yılında kadına yönelik şiddet hakkında uluslararası bir
eylem için zemin yaratan Kadına yönelik Şiddetin Önlenmesi hakkındaki Deklarasyonu
benimsemiştir. 1995 yılında, Pekin Eylem Deklarasyonu ve Platformu kadına yönelik
şiddetin yok edilmesini diğer cinsiyet eşitliği gereksinimleri arasında stratejik bir hedef
olarak tanımlamıştır. BM Genel Sekreteri kadına yönelik şiddetin tüm biçimleri
hakkındaki derinlemesine çalışmasını yayınlamış ve kadına yönelik şiddet ile ilgili
tezahürleri ve uluslararası yasal çerçevelerini tanımlamış ve bu meseleyi irdelemede
bazı başarıları göstermiş “ümit verici uygulamaların” detaylarını derlemiştir.
6.
Üye olmayan devletlerin onayı ve erişimi için açık olan bölgesel bir enstrüman
olarak, kadına yönelik ve aile içi şiddete şiddeti önleme ve mücadele hakkındaki
Avrupa Konseyi Sözleşmesi bu sahadaki diğer bölgesel insan hakları örgütleri
tarafından belirlenmiş standartları tamamlamakta ve genişletmektedir. 1994 yılında
Amerikan Devletleri Örgütü tarafından benimsenen kadına yönelik şiddetin önlenmesi,
cezalandırılması ve yok edilmesi hakkındaki Amerika Ülkeleri Sözleşmesi ve Afrika
Birliği tarafından 2003 yılında benimsenen Afrika İnsan ve Halkların Hakları Şartı’nın
Protokolü de kadına yönelik şiddet meselesine atıfta bulunmaktadır. İçerik olarak daha
kapsamlı bir belge olan Avrupa Konseyi Sözleşmesi, dünya ölçeğinde bir olgu olarak
kadına yönelik şiddeti ve aile içi şiddeti önlemekte ve bu olguya karşı mücadeleyi
amaçlayan girişimleri önemli ölçüde pekiştirmektedir.
Avrupa Konseyi Eylemi
7. 47 üye devleti ve onların 800 milyon vatandaşını temsil eden Avrupa Konseyinin
temel sorunlarından birisi insan haklarının korunmasıdır. Aile içi şiddet de dahil olmak
üzere kadına yönelik şiddet Avrupa Konseyinin dayandığı ana değerlere zarar
vermektedir.
8. 1990’lardan bu yana, Avrupa Konseyi, özellikle onun Kadın Erkek Eşitliği İzleme
Komitesi (CDEG) şiddete karşı kadınların korunmasını teşvik etmek için bir takım
inisiyatifleri üstlenmiştir. 1993 yılında, Kadın Erkek Eşitliği konulu 3. Avrupa Bakanlar
Konferansı “Toplumda kadına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin stratejilere: medya
ve diğer araçlar” konusuna adanmıştır.
9. Akabinde geliştirilmiş olan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Eylem Planı ulusal
idareler için ilk kapsamlı politika çerçevesini geliştirmiştir. Bunu 2002 yılında şiddete
karşı kadınların korunması hakkındaki Avrupa Komisyonu Bakanlar Komitesinin üye
devletlere Rec(2002)5 nolu tavsiye kararının benimsenmesi takip etmiştir. Bu tavsiye
kararı Avrupa’da ilk kez tüm Avrupa Konseyi üye devletlerinde mağdurların korunması
ve kadına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin kapsamlı stratejiyi teklif etmesi açısından
bir dönüm noktasını temsil etmektedir. 2002 yılından bu yana, kadına yönelik şiddetle
mücadelede üye devletler için en önemli referans metni olarak sunmuştur. Tavsiye
kararının uygulaması, ilerlemeyi değerlendirmek amacıyla çerçeve izleme yoluyla
düzenli olarak izlenmektedir. Çeşitli izleme çevrimleri tamamlanmış ve sonuçları
değerlendirilip yayınlanmıştır. Sonuçlar, mevzuat alanlarında kadına yönelik şiddette
ceza hukukunun etkisini arttırmak için polis soruşturması ve kovuşturması konusunda
2
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
daha fazla şey yapılması gerektiğini göstermiştir. Bununla beraber, birçok boşluk
kalmaktadır. Diğer alanlarda, başta kurbanlar için hizmetlerin sağlanması olmak üzere
ilerleme belirtileri nadirdir.
10. Kadına yönelik şiddetin yok edilmesine yeni bir güç vermek için ve bu amaca ilişkin
taahhüdü yeniden teyit etmek için, Avrupa Konseyi üye devletlerinin Devlet ve Hükümet
Başkanları Üçüncü Zirvede (Varşova, 16-17 Mayıs 2005) mesele hakkında geniş
kapsamlı bir kampanya yapmaya karar verdi, ve bu kampanya üyeleri Avrupa Konseyi
Genel Sekreteri tarafından atanan Aile İçi Şiddet Dahil Kadına Yönelik Şiddetle
Mücadele Avrupa Konseyi Görev Gücü tarafından planladı ve yakın bir şekilde izlendi.
11. Kampanya üç seviyede yapılmıştır: devletlerarası, parlamenter ve yerel. Üye
devletlerden dört ana alanda önemli ilerleme yapması istenmiştir: yasal ve politika
tedbirleri, mağdurların desteklenmesi ve korunması, veri toplama ve bilinçlendirme.
Üye devletlerin yarısından çoğunun yaptığı şekilde, şiddete karşı kadınların korunması
hakkındaki Rec(2002)5 nolu tavsiye kararının kuvvetli bir şekilde uygulanması için lobi
yapmak için ulusal kampanyalar yapmaya davet edilmişlerdir.
12. 47 ulusal parlamentonun delegelerinden oluşan Avrupa Konseyi Parlamenterler
Meclisinin özgün rolü sayesinde, kampanyanın kuvvetli bir parlamenter boyutu
bulunmaktaydı. Birçok parlamenter, münferiden ve ortaklaşa olarak, kadınları cinsiyete
dayalı şiddetten korumak için mevzuatta değişiklikler talep etmiştir. Kadına yönelik
şiddet hakkında meclis müzakereleri ve oturumlar düzenleyerek ve aynı zamanda
röportajlar ve basın açıklamaları ile, parlamenterler bu konunun farkındalığını yaratmak
için büyük ölçüde katkıda bulunmuşlardır. Birçok üye devletteki parlamenterler
değişiklik için aktif bir şekilde lobi yapmayı sürdürmektedir ve ulusal seviyede kadına
yönelik şiddetle mücadeleye adanmış “İrtibat Parlamenterleri Ağını” oluşturmuşlardır.
13. Kampanya Avrupa’da sorunun büyüklüğünü ortay çıkarmıştır fakat aynı zamanda
birçok farklı üye devlette iyi uygulamanın ve girişimlerin örneklerini ortaya çıkarmıştır.
Ana aktörler arasında farkındalığı arttırmış ve politik gündemde kadına yönelik çeşitli
şiddet biçimlerinin yer almasına yardımcı olmuştur.
14. Ayrıca, Görev Gücü tarafından yapılan kadına yönelik şiddete atıfta bulunan ulusal
tedbirlerinin değerlendirmesi, uyumlu yasal standartlara ilişkin ihtiyacı ve Avrupa’daki
mağdurların aynı seviyedeki koruma ve destekten faydalanmasını sağlamak için ilgili
verilerin toplanmasına olan ihtiyacı göstermiştir. Bu nedenle Görev Gücü Son Faaliyet
Raporunda (EG-TFV (2008) 6) Avrupa Komisyonunun kadına yönelik şiddeti önlemesi
ve mücadele etmesi için bir insan hakları anlaşmasını geliştirmesini tavsiye etmiştir.
15. Ayrıca, bu şiddetin cinsiyet, kökenler ve ekonomik bağımlılıktan kaynaklanan
eşitsizlikler açısından ayrımcı ön yargılara dayanabileceğinin farkında olarak, Avrupa
Adalet Bakanları 27nci Konferansı (Erivan, Ermenistan, 12-13 Ekim 2006) esnasında
eşe yönelik şiddet hakkında yasal bir Avrupa Konseyi belgesine ilişkin ihtiyacı
değerlendirmeye karar vermiştir. “Aile içi şiddete karşı sözleşmeye ilişkin fizibilite
çalışmasının” (CDPC (2007)09 rev.) sonuçlarını müteakip, Avrupa Suç Sorunları
Komitesi (CDPC) tarafından bu belgenin gerekli olacağı sonucuna varılmıştır.
3
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
16. Parlamenterler Meclisi kadına yönelik her türlü şiddet biçimleri için sıkı bir siyasi
duruş göstermiştir. Kadına yönelik çeşitli şiddet biçimleri hakkında bir takım tavsiyeleri
ve kararları benimsemiştir: özellikle, kadın sünneti hakkındaki 1247 (2001) nolu Karar,
aile içi şiddet hakkındaki 1582 (2002) nolu Karar, “namus cinayetleri” hakkındaki 1327
(2003) Karar, zorla evlilikler ve çocuk evlilikleri hakkındaki 1723 (2005) nolu Tavsiye,
“flört tecavüzü hapı” ile bağlantılı cinsel istismar hakkındaki 1777 (2007) nolu Tavsiye
ve en son olarak Kadın Cinayetleri hakkındaki 1654 (2009) nolu Karar ve evlilik
tecavüzleri dahil kadına tecavüz hakkındaki 1691 (2009) nolu Karar.
17. Parlamenterler Meclisi defalarca cinsiyete dayalı şiddetin en şiddetli ve yaygın
biçimlerini önleme, koruma ve kovuşturma açma hakkındaki yasal olarak bağlayıcı
standartları istemiştir ve kadına yönelik şiddeti ve aile içi şiddeti önleme ve mücadele
etme hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesinin taslağını hazırlamaya ilişkin desteğini
belirtmiştir.
Kadına yönelik şiddeti ve aile içi şiddeti önleme ve mücadele etme hakkındaki Avrupa
Konseyi Sözleşmesi
18. Görev Gücü tarafından kadına yönelik şiddet hakkındaki bir sözleşmeyi
geliştirmeye ilişkin tavsiyelere ve eşe yönelik şiddet hakkındaki bir sözleşmeye ilişkin
fizibilite çalışmalarının sonuçlarına yanıt olarak, Bakanlar Komitesi kadına yönelik
şiddet ve aile içi şiddet alanlarını kapsayacak yasal olarak bağlayıcı standartları
geliştirmek için görevlendirilen çok disiplinli bir komite oluşturmaya karar vermiştir.
19. Sonuç olarak, Avrupa Konseyi Bakanları Vekilleri 10 Aralık 2008 tarihindeki
1044üncü toplantısında “kadına yönelik şiddetin özel biçimleri, kadına yönelik diğer
şiddet biçimleri de dahil olmak üzere aile içi şiddeti önlemek ve mücadele etmek ve bu
şiddetin kurbanlarını desteklemek ve korumak ve bunun yanında failleri kovuşturmak
için” bir veya daha fazla yasal olarak bağlayıcı belge[ler] hazırlamak için Kadınlara
yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddeti Önleme ve Mücadele Etme hakkındaki Geçici
Komiteye (CAHVIO) ilişkin görev talimatını benimsemiştir. Vekiller aynı zamanda
CAHVIO’nun “gerektiğinde Bakanlar Komitesinin bu hususlar hakkında karar almasını
sağlamak için 30 Haziran 2009 tarihine kadar teklif edilen belgenin[belgelerin] içerikleri
hakkındaki durumu, çalışma yöntemleri ve çalışmalarının zaman çizelgesi hakkında bir
ara rapor sunmasını” talep etmiştir. Ara rapor Sözleşmenin odağının kadına yönelik
şiddetin önlenmesi olacağına ilişkin Komite görüşünü yansıtmıştır. Ayrıca, Sözleşme
kadınları orantısız olarak etkileyen aile içi şiddete değinirken hükümlerinin aile için
şiddetin tüm mağdurları için uygulanması da sağlanacaktır. 1 Temmuz 2009 tarihli
1062nci toplantısında, Vekiller “(…) ara raporuna dikkat etmiş” ve “CAHVIO’yu ara
raporda belirtilen iş programına ve zaman tablosuna göre işine devam etmeye ve
özellikle raporda teklif edilen belgeleri hazırlamaya davet etmiştir. Buna dayanarak,
Ekim 2009’da, CAHVIO kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önleme ve mücadeleye
dair Sözleşme hakkında görüşmeleri başlatmıştır. CAHVIO Aralık 2009’da ve Şubat,
Haziran/Temmuz, Eylül, Kasım ve Aralık 2010’da metni nihai hale getirmek için 6
toplantı yapmıştır.
20. Taslak sözleşmenin metni Aralık 2010 tarihindeki toplantısında CAHVIO tarafından
onaylandı ve görüş için Parlamenterler Meclisine Sunulması için Bakanlar Komitesine
4
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
iletildi. 11 Mart 2011 tarihinde, Parlamenterler Meclisi taslak sözleşme hakkında
görüşünü vermiştir.
21.
Şiddete karşı kadınların korunması hakkındaki Rec(2002)5 nolu Tavsiyeye
dayanarak, Sözleşme Avrupa’da ilk kez kadına yönelik şiddeti ve aile içi şiddeti
önlemek, mağdurları korumak ve faillerini cezalandırmak için yasal olarak bağlayıcı
standartları belirlemektedir. Kadınların insan haklarının korumasındaki önemli bir
boşluğu doldurmakta ve aile içi şiddetin tüm mağdurlarına ilişkin korumayı genişletmesi
için Tarafları teşvik etmektedir. Bununla beraber, gerçek anlamda kadın erkek eşitliğini
daha geniş kapsamda sağlamak için kadına yönelik şiddetin yok edilmesini ve böylece
ayrımcılık biçimi olarak kadına yönelik şiddetin önemli ölçüde daha fazla tanınmasını
çerçevelemektedir.
II. Sözleşme hükümleri hakkındaki yorum
Önsöz
22. Önsöz imza sahiplerinin insan hakları ve temel özgürlüklere ilişkin taahhüdünü
yeniden teyit etmektedir. Avrupa Konseyi ve Birleşmiş Milletler çerçevesinde bu
Sözleşmenin kapsamı ile doğrudan ilgilenen en önemli uluslararası yasal belgeleri
hatırlamaktadır.
23. Bu Sözleşmenin görüşme süreci esnasında, bu uluslararası yasal belgeler,
özellikle Avrupa Konseyi tarafından hazırlananlar dikkate alınmıştır. İlave olarak, taslak
hazırlayanlar Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin müteakip tavsiyelerini göz
önünde tutmuşlardır: Avrupa'da kadına yönelik şiddet hakkındaki 1450 (2000) nolu
Tavsiye, Aile içi şiddet hakkındaki 1582 (2002) nolu Tavsiye, Zorla evlilikler ve çocuk
evlilikleri hakkındaki 1723 (2005) nolu Tavsiye, “flört tecavüzü hapı” ile bağlantılı cinsel
istismar hakkındaki 1777 (2007) nolu Tavsiye, kadına yönelik aile içi şiddetle
mücadelede birleşen Parlamentolar hakkındaki 1817 (2007) nolu Tavsiye:
Kampanyanın orta vade değerlendirmesi, Avrupa Konseyi Sözleşmesine yönelik olarak
kadına yönelik şiddetler mücadele hakkındaki 1847 (2008) nolu Tavsiye, silahlı
çatışmada kadına yönelik cinsel şiddet hakkındaki 1873 (2009) nolu tavsiye, kadınların
ve kızların kaçırılması dahil cinsiyete bağlı insan hakları ihlalleri ile mücadele etmeye
ilişkin Eylem hakkındaki 1868 (2009) nolu Tavsiye, Kadın cinayetleri hakkındaki 1861
(2009) nolu Tavsiye, sözde “namus cinayetleri” ile mücadele etmeye ilişkin acil ihtiyaç
hakkındaki 1881 (2009) nolu Tavsiye, evlilik içi tecavüzler de dahil olmak üzere
kadınlara tecavüz hakkındaki 1887 (2009) nolu Tavsiye, Göçmen kadınlar: özellikle aile
içi şiddetten kaynaklanan risk hakkındaki 1891 (2009) nolu Tavsiye ve aile içi şiddete
tanıklık eden çocuklar hakkındaki 1905 (2010) nolu Tavsiye. Benzer şekilde, taslağı
hazırlayanlar Kadına yönelik aile içi şiddetle mücadele hakkındaki 260 (2009) nolu
Tavsiye ve Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yetkilileri Kongresinin, Kadına yönelik
aile içi şiddetle mücadele hakkındaki 279 (2009) nolu Kararını da dikkate almıştır.
24. Ayrıca, görüşmelere aşağıdaki politik deklarasyonlardan da ilham almıştır:
5
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
a. Kadın Erkek Eşitliği hakkında 5inci Avrupa Bakanlar Konferansında
benimsenmiş Eylem Programı ve Deklarasyonu (Üsküp, 22-23 Haziran 2003);
b. Avrupa Konseyi Hükümet ve Devlet Başkanları
benimsenen Eylem Planı (Varşova, 16-17 Mayıs 2003);
Üçüncü
Zirvesinde
c. Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu tarafından benimsenen “cinsiyet eşitliğini
hayata geçirmek” konulu deklarasyon (Madrid, 12 Mayıs 2009);
d. 29uncu Avrupa Konseyi Adalet Bakanları Konferansında benimsenen Aile içi
şiddeti önleme ve tepki verme hakkındaki 1 nolu Karar (Tromso, Norveç, 18-19
Haziran 2009);
e. Kadın Erkek Eşitliğinden sorumlu 7nci Avrupa Konseyi Bakanlar
Konferansında benimsenen Eylem Planı ve Kararı (Bakü, 24-25 Mayıs 2010);
f. 1995 yılında Dördüncü Dünya Kadın Konferansında benimsenen Pekin Eylem
Platformu ve Deklarasyonu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 23üncü özel
oturumunun tümünün Geçici Kurul raporu (Pekin + 5 – Politik deklarasyon ve
sonuç dokümanı) ve bunun yanında Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü
Komisyonunun 2005 yılında gerçekleşen 49uncu Oturumunun (Pekin +10) ve
2010 yılında gerçekleşen 54üncü Oturumunun (Pekin +15) politik deklarasyonu
ve Kadınlar 2000: 21inci Yüzyıl için Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Kalkınma ve Barış
konulu oturum.
25. Önsöz Sözleşmenin temel amacını belirtmektedir: kadına yönelik şiddet ve aile içi
şiddetten uzak bir Avrupa’nın oluşturulması. Bu maksatla, toplumsal cinsiyet eşitliğini
sağlama ile kadına yönelik şiddetin ortadan kadlırılması arasındaki bağlantıyı sıkı bir
şekilde oluşturmaktadır. Bu önermeye dayalı olarak, kadına yönelik şiddetin yapısal
doğasını dikkate almakta ve şiddetin kadınlar ile erkekler arasındaki eşit olmayan
tarihsel güç ilişkilerinin tezahürü olduğunu benimsemektedir. Sonuç olarak, Önsöz
kadına yönelik şiddetin yok edilmesini, yasa karşısında ve uygulamada(gerçekte)
toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak ve kadına yönelik ayrımcılıkla mücadele etmek,
gibi daha geniş bir kapsam içerisinde çerçeveleyen Sözleşmede bulunan tedbirlerin
çeşitliliği için bir zemin hazırlamaktadır. Aynı zamanda dikkat edilmesi gerekir ki,
“kadına yönelik ayrımcılık” terimi CEDAW Madde 1’de verildiği gibi “kadınların medeni
durumuna bakılmaksızın, kadın erkek eşitliğine dayalı olarak, politik, ekonomik, sosyal,
kültürel, medeni veya diğer alanlardaki insan hakları ve temel özgürlüklerinin
tanınmasını, kullanılmasını ve bunlardan yararlanılmasını engelleyen, hükümsüz kılan,
bunu amaçlayan veya bu sonucu doğuran ve cinsiyete dayalı olarak yapılan herhangi
bir ayrım, dışlama veya sınırlama” olarak yorumlanmalıdır. Aynı zamanda, taslağı
hazırlayanlar kadına yönelik şiddetin ve aile içi şiddetin yapısal, grup ve bireysel
seviyelerde çeşitli şekillerde açıklanabileceğini ve anlaşılabileceğini bildirmektedirler.
Kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet karmaşık bir olgudur ve onları anlamak için
çeşitli yaklaşımları birbirleriyle kombinasyon halinde kullanmak gerekmektedir.
26. Taslağı hazırlayanlar kadına yönelik şiddetin kadınların kendi insan haklarını,
özellikle kendi temel yaşam haklarını, güvenliğini, özgürlüğünü, haysiyetini, ve fiziksel
6
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
ve duygusal bütünlüğünü kullanmasını ciddi bir şekilde ihlal ettiğini ve bozduğunu veya
etkisiz kıldığını ve bu nedenle hükümetler tarafından görmemezlikten gelinemeyeceğini
vurgulamak istemektedir. Buna ilaveten, kadına yönelik şiddet yalnızca kadınları değil
toplumu bir bütün olarak olumsuz etkilemektedir, bu nedenle acil eyleme geçilmesi
gerekmektedir. Son olarak, engelli kadınlar ve kızlar gibi bazı kadın gruplarının ev
içinde veya dışında sık sık daha fazla şiddet, yaralanma, istismar, ihmal veya ihmalkar
işlem, kötü muamele veya suistimal yaşama riski altında olduğu gerçeğini
vurgulamaktadır.
27. Kadına yönelik aile içi şiddet te dahil olmak üzere kadına yönelik şiddetin farklı bir
şekilde cinsiyetçi olgu olduğunu teyit etmeye ilave olarak, imza sahipleri erkeklerin ve
erkek çocukların aynı zamanda aile içi şiddetin mağdurları olabileceğini ve aynı
zamanda bu şiddetin de ele alınması gerektiğini açık bir şekilde kabul etmektedir.
Çocuklar konu olduğunda, mağdur olarak dikkate alınmanın doğrudan şiddet görmeyi
gerektirmediği fakat aile içi şiddete tanıklık etmenin aynı zamanda travmaya neden
olduğu ve bu durumun onları mağdurlaştırmak için yeterli olduğu bilinmektedir.
28. Taslağı hazırlayanlar bu Sözleşmede bulunan yükümlülüklerin Tarafların basın
özgürlüğü ve diğer medyadaki ifade özgürlüğü ile ilgili anaysal kuarllara ve temel
ilkelere aykırı düşen tedbirler almasını gerektirmeyeceğini vurgulamayı arzu etmiştir.
29. Sözleşmede bulunan tedbirlerin İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin
Korunmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi (ECHR) tarafından da tanınan hakları korumak
için devletlerin pozitif yükümlülüklerine zarar vermediğine dikkat edilmesi önemlidir.
Sözleşmenin Tedbirler aynı zamanda, giderek artan şekilde kadına yönelik şiddet
alanında önemli standartları belirleyen ve bu şekilde şiddeti önlemek için sayısız pozitif
yükümlük ve önlem geliştirmede taslağı hazırlayanlara kılavuzluk sağlayan Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesinin içtihatlarını da dikkate almalıdır.
Bölüm I –
Amaçlar, tanımlar, eşitlik ve ayrımcılık yapmama, genel yükümlülükler
Madde 1 – Sözleşmenin Amaçları
30. Paragraf 1 Sözleşmenin amaçlarını belirtmektedir. Paragraf 1 (a) kadınların tüm
şiddet biçimlerine karşı korunmasını ve bunun yanı sıra kadına yönelik şiddetin ve aile
içi şiddetin önlenmesini, kovuşturulmasını ve yok edilmesini Sözleşmenin spesifik
amacı olarak belirtmektedir.
31.
Giriş bölümünde yer alan tanımaya paralel olarak, kadınlara uygulanan şiddeti
ortadan kaldırmak ve toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak arasında bir bağ vardır ve
paragraf 1 (b) Sözleşmenin kadına karşı ayrımcılığın tüm biçimlerinin yok edilmesine
katkıda bulunacağını ve kadın ile erkek arasında önemli bir eşitliği teşvik edeceğini
belirtmektedir. Taslağı hazırlayanlar Sözleşmenin amaçlarından birisi olarak bunu
açıkça ifade etmenin gerekli olduğunu düşünmektedir.
32.
Paragraf 1 (c) tüm kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet mağdurlarının
korunması ve onlara yardım için kapsamlı bir yaklaşım ihtiyacını dile getirmektedir. Bu
7
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
Sözleşmenin faaliyet alanınca kapsanan şiddet biçimlerinin mağdurlar üzerinde yıkıcı
sonuçları vardır. Mağdurların sadece güvenliğini sağlamak, fiziksel ve psikolojik
sağlıklarını yeniden tesis etmek için değil aynı zamanda yaşamlarını yeniden
yapılandırmak için kapsamlı bir çerçevenin tasarlanması gerekmektedir. Bu çerçeve
insan haklarına dayalı yaklaşıma dayanmalıdır.
33.
Paragraf 1 (d) Bölüm VIII’in içerdiği detaylar hakkında uluslararası işbirliği ile
ilgilenmektedir. Uluslararası işbirliği, cezai ve sivil konularda yasal işbirliği ile
sınırlandırılmamakla birlikte, Sözleşme uyarınca belirlenmiş cezai suçların önlenmesi
ve ani zararlardan koruma sağlamak için bilgi alışverişine kadar uzanmaktadır.
34.
Şiddetin yok edilmesi entegre bir yaklaşımın bir parçası olarak kapsamlı çok
kurumlu işbirliğini gerektirmektedir. Şiddeti önlemeye ve şiddetle mücadele etmeye
ilişkin bu yaklaşımı sağlamak Paragraf 1 (e)’de Sözleşmenin nihai amacı olarak ifade
edilmektedir.
35.
Paragraf 2, Taraflarca hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasını sağlamak
için, Sözleşmenin özel bir izleme mekanizması kurmasının altını çizmektedir. Bu,
Tarafların Sözleşmeye uygunluğunu sağlama aracıdır ve Sözleşmenin uzun vadeli
etkililiğinin bir teminatıdır (Bölüm IX’daki görüşlere bakınız).
Madde 2 – Sözleşmenin Kapsamı
36. Paragraf 1 bu Sözleşmenin odağının kadına yönelik yapılan aile içi şiddeti içeren
kadına yönelik şiddetin tüm biçimleri üzerine olduğu belirtmektedir. Taslağı
hazırlayanlar aile içi şiddetin mağdurlarını çoğunluğunun kadın olduğunu
vurgulamasının önemli olduğunu düşünmektedir.
37.
Sözleşmenin kapsamında paragraf 2’de bulunan hüküm aynı zamanda bu
Sözleşmenin erkek ve çocuklara yapılan aile içi şiddete de uygulanması için Tarafları
teşvik etmektedir. Bunu, belirli ulusal durumları ve toplumundaki gelişmeleri önemli
ölçüde dikkate alarak en uygun olduğunu düşündükleri şekilde yapabilirler. Bununla
birlikte, kadına yönelik yapılan cinsiyete dayalı şiddetin çeşitli biçimleri üzerine
odaklanmak amacıyla, paragraf 2 Tarafların Sözleşmeyi uygularken şiddetin bu şeklinin
mağdurlarına özel bir dikkat göstermesini gerektirmektedir. Bu, bir tanesinin de aile içi
şiddet olduğu, çeşitli tezahürlerdeki cinsiyete dayalı kadına yönelik şiddetin
Sözleşmenin uygulanmasında alınan tüm tedbirlerin kalbinde yatması gerektiği
anlamına gelmektedir.
38. Sözleşmenin Önsözünde atıfta bulunulan uluslararası savaş hukuku ve
Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Yasasının temel ilkeleri, silahlı çatışma esnasında
öncelikle (ancak münhasır olmamak kaydıyla) meydana gelen şiddete ilişkin
uluslararası kanun kapsamındaki münferit cezai sorumluluğu teyit etmektedir. Roma
Yasası Madde 7 (herhangi bir sivil nüfusa yöneltilen yaygın veya sistematik saldırını bir
parçası olarak yapılan insanlığa karşı suçlar) ve Madde 8 (savaş suçları) tecavüz ve
cinsel şiddet gibi kadınlara karşı önemli ölçüde yapılan şiddet suçlarını içermektedir.
Bununla birlikte, mevcut Sözleşmenin kapsadığı şiddet biçimleri silahlı çatışma veya
işgal süreleri esnasında durmamaktadır. Paragraf 3, bu nedenle, uluslararası savaş
8
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
kanunun ve uluslararası ceza hukukunun ilkelerine tamamlayıcı olarak silahlı çatışma
esnasında Sözleşmenin sürekli uygulanabilirliğini sağlamaktadır.
Madde 3 – Tanımlar
39.
Madde 3 Sözleşmede uygulanabilir bazı tanımları vermektedir.
“Kadına yönelik şiddetin” tanımı
40.
“Kadına yönelik şiddetin” tanımı Sözleşmenin amacı bakımından kadına
yönelik şiddetin insan hakları ihlali ve bir ayrımcılık biçimi oluşturması olarak
anlaşılacağını açıklamaktadır. Bu Madde 1(b)’de belirtilen Sözleşmenin amacı
doğrultusundadır ve Sözleşme uygulanırken bunun göz önünde bulundurulması
gerekmektedir. Tanımın ikinci kısmı şiddete karşı kadınların korunması hakkında
Avrupa Komisyonu Bakanlar Kurulunun Rec(2002) 5 No.lu Tavsiyesinde, kadına
yönelik şiddet hakkında CEDAW Komitesinin 19 No.lu Genel Tavsiyesinde ve bunun
yanında Kadına Yönelik Şiddetin Tüm Biçimlerinin Yok Edilmesi hakkındaki Birleşmiş
Devletler Deklarasyonu Madde 1’de bulunan ile aynıdır. Taslağı hazırlayanlar, bununla
birlikte, psikolojik şiddetle ilişkili olabilecek “ekonomik zarar” kavramını içerecek şekilde
genişletmişlerdir.
“Aile içi şiddetin” tanımı
41.
Madde 3 (b) biyolojik veya yasal aile bağlarına bakılmaksızın aile üyeleri veya
aile içi birimler arasında fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik şiddet eylemlerini
kapsayan aile içi şiddetin bir tanımını vermektedir. Paragraf 40’ta bahsedilenin
doğrultusunda, ekonomik şiddet psikolojik şiddet ile ilişkili olabilir. Aile içi şiddet başlıca
iki tip şiddeti içermektedir: mevcut veya önceki eşler veya partnerler arasındaki eş
şiddeti ve genellikle ebeveynler ile çocuklar arasında meydana gelen nesiller arası
şiddet. Her iki cinsiyetten kurbanları ve failleri kapsayan cinsiyet ayrımı gözetmeyen bir
tanımdır.
42. Eş şiddeti olarak aile içi şiddet mevcut veya önceki eşler ve bunun yanında mevcut
veya önceki partnerler arasındaki fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik şiddeti
içermektedir. Kadınları orantısız bir şekilde etkileyen ve dolayısıyla cinsiyete dayalı bir
şiddet şekli oluşturmaktadır. “Aile içi” teriminin şiddetin meydana gelebileceği kapsamı
sınırlandıracağı görülebilirken, taslağı hazırlayanlar şiddetin bir ilişki sona erdikten
sonra genellikle devam ettiğinin farkına varmış ve bu nedenle kurbanın ve failin birlikte
ikamet etmesinin gerekli olmadığına karar vermişlerdir. Nesiller arası aile içi şiddet bir
kişi tarafından çocuğuna veya ailesine (yaşlı istismarı) karşı fiziksel, cinsel, psikolojik
ve ekonomi şiddeti veya farklı nesillerin iki veya daha fazla aile üyesi arasındaki bu
şekildeki şiddeti içermektedir.
“Cinsiyet” tanımı
43. Sözleşme kadın ve erkek arasında eşitliği sağlamaya ilişkin daha geniş bir
çerçeve içerisinde kadına yönelik şiddeti önlemek ve mücadele etmek için yükümlülük
koyduğu için, taslağı hazırlayanlar “cinsiyet” terimini tanımlamanın önemli olduğunu
düşünmüşlerdir. Bu Sözleşmenin bağlamında, cinsiyet terimi iki cinsiyete, erkek ve
9
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
kadına dayalı olarak, bir toplumun kadınlar ve erkekler için uygun olduğunu düşündüğü
sosyal olarak oluşturulmuş roller, davranışlar, faaliyetler ve nitelikler olduğunu
açıklamaktadır. Araştırma belirli rollerin ve kalıp yargıların istenmeyen ve zararlı
uygulamalar oluşturduğunu ve kadınlara karşı kabul edilebilir şiddet uygulamaya
katkıda bulunduğunu göstermiştir. Bu cinsiyet rollerinin üstesinden gelmek için, Madde
12 (1) şiddeti önlemek için kadınların daha aşağıda oluşu fikrine ve genel bir
yükümlülük olarak kalıp yargı cinsiyet rollerine dayalı olan önyargıların, alışkanlıkların,
geleneklerin ve diğer uygulamaların yok edilmesini dile getirmektedir. Başka bir yerde,
Sözleşme kadına yönelik şiddetin ve aile içi şiddetin cinsiyetçi anlayışının mağdurları
korumak ve desteklemek için tüm tedbirlere ilişkin bir esas olmasını ön görmektedir.
Bu, olgunun karmaşıklığına yeterli ölçüde yanıt vermek için kadınlar ve erkekler
arasında hüküm süren eşitsizlik, mevcut kalıp yargılar, cinsiyet rolleri ve kadınlara karşı
ayrımcılık bağlamında bu şiddet biçimlerine atıfta bulunulması gerektiği anlamına
gelmektedir. Bu tanım kapsamındaki “cinsiyet” terimini, Sözleşmede kullanılan “kadın”
ve “erkek” terimlerinin yerine kullanmak amaçlanmamaktadır.
“Kadınlara yönelik cinsiyete dayalı şiddet” tanımı
44.
“Kadınlara yönelik cinsiyete dayalı şiddet” terimi Sözleşmede kullanılmaktadır
ve bir kadın olması nedeniyle ona yöneltilen ve kadını orantısız olarak etkileyen
şiddetten bahsetmektedir. Diğer şiddet türlerinden farklı olarak, mağdurun cinsiyeti
lit.a.'da tanımlanan şiddet eylemlerinin ana sebebidir. Başka bir deyişle, toplumsal
cinsiyete dayalı şiddet, bir kadına karşı işlenen herhangi bir zararı ifade eder ve bu,
kadınların hem özel hem de kamusal alanlarda ikincil statüsüne neden olan, hem kadın
hem de erkekler arasında algılanan farklılıklara dayanan eşitsiz iktidar ilişkilerinin
nedeni ve sonucudur. Bu şiddet türü toplumu yöneten sosyal ve kültürel yapılarda,
normlarda ve değerlerde derin bir şekilde köklenmektedir ve sıklıkla inkar kültürü ve
sessizlikle sürdürülmektedir. Bu Sözleşmede “kadınlara yönelik cinsiyete dayalı şiddet”
teriminin kullanımı kadınlara yönelik şiddet hakkında 19 No.lu CEDAW Komitesi Genel
Tavsiyesinde (1992), Kadınlara Yönelik Şiddetin Yok Edilmesi hakkında Birleşmiş
Milletler Genel Kurulu Deklarasyonunda (1993) ve şiddete karşı kadınların korunması
hakkında Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulunun üye devletlere olan Rec(2002)5 no.lu
Tavsiyesinde (2002) kullanılan “cinsiyete dayalı şiddet” tanımına denk olarak
anlaşılmaktadır. Bu tanımın cinsiyet kalıp yargılarından kaynaklanan şiddetten kadınları
korumayı amaçladığı anlaşılmakta ve özellikle kadınları kapsamaktadır.
“Mağdur” tanımı
45.
Sözleşme mağdurlar için çok sayıda ilgiyi içermektedir. “Mağdur” terimi
sırasıyla Madde 3 (a) ve madde 3 (b)’de tanımlandığı gibi hem şiddet mağduru
kadınlardan hem de aile içi şiddetin mağdurlarından bahsetmektedir. Kız çocukları da
dahil olmak üzere sadece kadınlar kadına yönelik şiddetin mağduru olabilirken, aile içi
şiddetin mağduru kadın, erkek ve bunun yanında çocuklar da olabilir. Uluslararası
insan hakları anlaşmaları doğrultusunda, “çocuk” terimi on sekiz yaş altındaki herhangi
bir kişi anlamına gelecektir. “Mağdur” terimi Sözleşmenin kapsamına uygun olarak
anlaşılmalıdır.
“Kadınlar” terimi
10
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
46. Sözleşme tarafından kapsanan şiddet biçimlerinin çoğu hem kadınlara hem de kız
çocuklarına yönelik olması gerçeğinin bilinci ile, taslağı hazırlayanlar Sözleşmenin
uygulanabilirliğini sadece yetişkin mağdurlarla sınırlamayı amaçlamamaktadır. Lit.f. bu
nedenle “kadınlar” teriminin on sekiz yaş altındaki kızları da içerdiğini açıkça
belirtmektedir.
47. Bu Sözleşme sadece onlar için yükümlülükler oluşturacak olan üye devletler
arasındaki bir anlaşmadır. Madde 3 ve 4’te bulunan hükümler yeni haklar
oluşturmamakta fakat mevcut insan haklarını açıklamaktadır. Bireylere ilişkin herhangi
bir yükümlülük Tarafların Sözleşmeye uygun olarak benimseyeceği yasama ve diğer
tedbirlerden sonuçlanacaktır.
Madde 4 – Temel haklar, eşitlik ve ayrım yapmama
48. Paragraf 1 her kişinin kamusal ve özele alanda şiddetten uzak olarak yaşama
hakkına sahip olduğunu ilkesini belirtmektedir. Sözleşmenin odağı maksadıyla, taslağı
hazırlayanlar büyük çoğunlukla cinsiyete dayalı şiddetin mağduru olan kadınlara ilişkin
bu hakkın desteklemesi ve koruması için özel yükümlülüğü içermesinin önemli
olduğunu düşünmüştür.
49. Kadınlara yönelik ayrımcılık kadına yönelik şiddete tolerans için gelişme alanı
sağlamaktadır. Kadına yönelik şiddeti önlemek ve bununla mücadele etmek için alınan
tedbirler kadın ile erkek arasındaki eşitliği teşvik etmek ihtiyacını duymaktadır çünkü
sadece sağlam bir eşitlik gelecekte bu şiddeti önleyecektir. Opuz v. Türkiye kararında,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kadına yönelik şiddet ile ayrımcılık arasındaki iç
bağlantıyı tartışmış ve cinsiyete dayalı şiddetin bir ayrımcılık şekli oluşturduğunu
savunmuşlardır çünkü esas olarak kadınları etkilemektedir ve kadınlar yasa tarafından
erkekler ile eşit zeminde korunmamıştır.
50. Bu sebeplerden dolayı, paragraf 2 Tarafların kadına yönelik tüm ayrımcılık
biçimlerinin sadece kınanmamasını aynı zamanda yasada eşitlik ilkesinin yüceltmesini,
uygulamada gerçekleştirilmesinin sağlamasını ve bunun yanında yasa ile ayrımcılığın
yasaklamasını ve ayrımcı kanunları ve uygulamaların kaldırmasını gerektirerek kadın
ile erkek arasındaki sağlam eşitlik ilkesini kabul etmektedir. Taraf oldukları Avrupa
Konseyinin insan hakları belgelerinde, özellikle ECHR ve protokollerinde, ve Avrupa
Sosyal Haklar Sözleşmesinde ve diğer uluslararası belgelerde, özellikle CEDAW’da
belirtilen tüm sivil, politik, ekonomik, sosyal ve kültürel hakların uygulanması ve
kullanılması için kadın ile erkek arasındaki eşitliği güvence altına almak için şiddetten
bağımsız olarak hakkın kullanılmasının Tarafların yükümlülüğü ile bağlantılı olduğunu
kabul etmektedir.
51.
Bu paragrafın kadın ile erkek arasındaki eşitlik ilkesini yasada yüceltme
gereksinimini karşılamak için Taraflara iki seçenek verdiğini unutmamak önemlidir:
anayasal değişiklik veya diğer yasama işleminde şekillenmesi. Ayrıca, kadın ile erkek
arasındaki eşitliğin uygulamada gerçekleştirilmesini sağlama yükümlülüğü onu yasada
yüceltmenin genellikle yeterli olduğu ve pratik tedbirlerin anlamlı bir şekilde bu ilkeyi
uygulamak için gerekli olduğu gerçeğine atıfta bulunmaktadır.
11
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
52.
Paragraf 3 Tarafların Sözleşmeyi uygulamasında ayrımcılığı yasaklamaktadır.
Ayrımcılığın anlamı ECHR Madde 14’te verilen ile aynıdır. Ayrımcılık yapmama
zeminlerinin listesi ECHR Madde 14’tekinden ve bunun yanında ECHR 12 No.lu
Protokolde bulunan listedekinden yararlanmaktadır. Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi'nin söz konusu hükmede açıkça belirtilmeyen ayrımcılık gerekçelerini 14.
madde uyguladığına değinmek önemlidir. (örneğin Salgueiro da Silva Mouta v.
Portekiz’, 21 Aralık 1999 tarihli karar).
53.
Bu içtihat ışığında, taslağı hazırlayanlar Sözleşmenin konusu-meselesi ile
büyük ilişkisi olan müteakip ayrımcı olmama zeminlerini eklemeyi arzu etmişlerdir:
cinsiyet, cinsel eğilim, cinsiyet kimlik, sağlı durumu, engellilik, evlilik durumu ve göçmen
ve mülteci olma durumu ve diğer durumlar olup açık uçlu bir liste anlamına gelmektedir.
Kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet mağdurlarının yardım arama davranışının yanı
sıra Avrupa’daki hizmetlerin sağlanmasına ilişkin araştırma belirli grup mağdurlara
karşı ayrımcılığın hala yaygın olduğunu göstermektedir. Cinsiyete dayalı şiddet
eylemini rapor ederken kadınlar hala emniyet teşkilatlarının veya adli sistemin ellerinde
ayrımcılığı yaşayabilmektedir. Benzer şekilde, aile içi şiddetin gay, lezbiyen ve
biseksüel mağdurları cinsel eğilimleri nedeniyle genellikle destek hizmetlerinden hariç
tutulmaktadır. Belirli birey grupları aynı zamanda basit bir terimle özdeşleştirdikleri
cinsiyetin doğumda kendilerine verilen cinsiyet ile uygun olmadığı anlamına gelen
cinsiyet kimliği esasında ayrımcılığı yaşamaktadır. Bu toplumun “dişi” veya “erkek”
kategorilerine ait olarak oluşturduğunda uygun olmayan cinsiyet değiştiren kişi veya
transseksüel kişiler, karşı cinsin kıyafetlerin giymekten hoşlanan kişiler, travestiler veya
diğer kişi grupları gibi birey kategorilerini içermektedir. Ayrıca, göçmen ve mülteci
kadınlar ikamet durumu nedeniyle destek hizmetlerinden hariç tutulabilmektedir.
Birkaçını adlandırmak gerekirse engelli kadınlar ve/veya etnik azınlıkların kadınları,
Romanlar veya HIV/AIDS enfeksiyonlu kadınların durumunda olabildiği gibi kadınlar
birçok ayrımcılık biçimini yaşamaya eğilimli olduğunu belirtmek önemlidir. Cinsiyete
dayalı şiddetin mağdurları olduğunda da fark yoktur.
54.
Paragraf 3’te bulunan ayrımcılıktaki yasağın kapsamı bu maddeni 2.
paragrafında bulunan kadına yönelik ayrımcılık yasağından daha fazla sınırlıdır.
Tarafların bu Sözleşmenin hükümlerinin uygulanmasındaki ayrımcılıktan sakınmasını
gerektirmektedir, oysaki paragraf 2 Tarafların Sözleşmenin görev alanının ötesindeki
alanlardaki ayrımcılığı kınamasını istemektedir.
55.
Paragraf 4 Sözleşmenin bir Tarafının cinsiyete dayalı şiddetten kadınları
korumayı arttırmak için sadece kadınların faydalanabileceği tedbirleri almayı istediği
özel tedbirlerden bahsetmektedir. Bu hüküm ayrımcılığın genel yasağını geçersiz
kılmamaktadır. CEDAW Madde 4’ten yararlanarak, bu paragraf kadınları cinsiyete
dayalı şiddetten korumayı ve şiddeti önlemeyi amaçlayan ve erkeklere hitap etmeyen
özel tedbirlerin bir ayrımcılık biçimi oluşturmamasını şart koşmaktadır. Bu Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi tarafından ECHR Madde 14’ü ilgilendiren içtihadında yorumlandığı
gibi ayrımcılık konsepti doğrultusundadır. Özellikle, bu içtihat her muamele ayrımı ve
farkının ayrımcılık anlamına gelmediğine açıklık getirmiştir. Mahkemenin belirttiği gibi,
örneğin Abdulaziz, Cabales ve Balkandali v. Birleşik Krallık kararında, “muamele farkı
eğer itirazı veya makul gerekçesi yoksa, yani meşru bir amacı izlemezse veya
12
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
kullanılan araçlar ve gerçekleştirilmesi aranan amaç arasında makul bir oransallık
ilişkisi yoksa ayrımdır”. Aile içi şiddet de dahil olmak üzere kadınların erkeklerden daha
fazla ölçüde cinsiyete dayalı şiddet yaşadığı gerçeği sadece kadın mağdurların
yararına kaynakları kullanmak ve özel tedbirler almak için objektif ve makul bir gerekçe
olarak düşünülebilir.
56. Paragraf 47’ye bakınız.
Madde 5 – Devlet yükümlülükleri ve gereken özen
57. Uluslararası kanun kapsamında, bir devlet polis, göçmen görevlileri ve hapishane
görevlileri gibi kurumlarının idaresi ile kendisine atfedilen bir uluslararası kanuni aykırı
davranışın yıkılmasından sorumludur. Bu ilke uluslararası örf ve adet hukuku olarak
yaygın bir şekilde kabul edilmiş Uluslararası Kanuna Aykırı Davranışlar (2001) için
Devletlerin Sorumluluğu hakkındaki Uluslararası Kanun Komisyonunun Maddelerinde
belirtilmektedir. Uluslararası insan hakları kanunu kapsamında, devletin hem negatif
hem de pozitif görevleri vardır: devlet görevlileri hem yasaya saygı göstermeli ve
uluslararası kanuna aykırı fillerden uzak durmalıdır hem de bireyleri diğer devlet dışı
aktörler tarafından onların görevlendirmesinden korumalıdır. Madde 5 paragraf 1
yetkililerinin, görevlilerinin, kurumlarının, kuruluşlarının ve devlet adına görev yapan
diğer aktörlerin kadına yönelik şiddet fillerinden sakınmasını sağlamak için devlet
yükümlülüğüne atıfta bulunmakta ve aynı zamanda paragraf 2 devlet dışı aktörler
tarafından işlenen bu Sözleşmenin kapsamının kapsadığı filler ile ilgili olarak Tarafların
gerekli özeni gösterme yükümlülüğünü belirtmektedir. Her iki durumda o şekilde
yapılmaması devlet sorumluluğundan kaynaklanacaktır.
58. Gerekli özen gereksinimi kadına yönelik şiddet hususunda bir takım uluslararası
insan hakları belgelerinde, yorumlarında ve kararlarında benimsenmiştir. Bunlar
CEDAW Komitesinin kadına yönelik şiddet hakkındaki 19 No.lu Genel Tavsiyesini
(1992), Kadına Yönelik Şiddetin Yok Edilmesi hakkındaki Birleşmiş Milletler Genel
Kurulu Deklarasyonunu (1993), Amerikan Devletleri Örgütü tarafından benimsenen
Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Sözleşmesini (Belem do Para Sözleşmesi, 1994)
ve Avrupa Komisyonu Bakanlar Kurulunun Üye Devletler şiddete karşı kadınların
korunması hakkındaki Rec(2002)5 no.lu Tavsiyesini (2002) içermektedir. Ayrıca,
Madde 5’in kapsamı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihadını yansıtmaktadır. Aile
için şiddet hakkındaki son içtihadında, Mahkeme gerekli özen yükümlülüğünü
benimsemiştir (Opuz v. Türkiye 2009 Kararına bakınız). Yaşama hakkını korumaya
ilişkin pozitif yükümlülüğün (Madde 2 ECHR) devlet yetkililerinin mesela önleyici fiili
tedbirler alarak yaşamı risk altında olan bir bireyi korumada gerekli özeni göstermesi
gerektirdiğini saptamıştır.
59. Uluslararası hukuk ve içtihat bilimindeki bu gelişmeler bağlamında, taslağı
hazırlayanların bu Sözleşmedeki gereken özen ilkesini yüceltmenin önemli olduğunu
düşünmüşlerdir. Bu bir sonuç yükümlüğü değil fakat sorumlulukların yükümlülüğüdür.
Tarafların bu Sözleşme kapsamında kapsanan tüm şiddet biçimlerine olan yanıtlarını
ilgili yetkililerin bu şiddet eylemlerini önlemesini, incelemesini, cezalandırmasını ve
onarılmasını sağlayacak şekilde düzenlemesi gerekmektedir. Bu şekilde yapılmaması
13
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
sadece devlet dışı aktörlere atfedilen bir eylemi devlet sorumluluğuna yükleyecektir. Bu
itibarla, devlet dışı aktörler tarafından işlenen kadına yönelik şiddet Madde 2’de
bahsedilen insan haklarının bir ihlalini oluşturan eşiği geçmektedir ve Taraflar bu
Sözleşme kapsamında kapsanan şiddet fiillerini önlemek, incelemek, cezalandırmak ve
onarım sağlamak ve bunun yanında mağdurlara koruma sağlamak için gereken özeni
uygulamak için yasal ve diğer gerekli tedbirleri alma yükümlülüğüne sahiptir ve bu
şekilde yapılamaması insan haklarının ve temel özgürlüklerini kullanılmasını ihlal
etmekte ve bozmakta veya etkisiz bırakmaktadır.
60. “Onarım” terimi saygınlığın teminatı, iade, telafi, rehabilitasyon ve memnuniyet gibi
uluslararası insan hakları kapsamında farklı onarım biçimlerini kapsamaktadır. Telafi ile
ilgili olarak bu onarım biçiminin sadece bu sözleşmenin 30 (2) nolu Maddesinde
belirtilen koşullar kapsamında bir Tarafça sağlanacağına dikkat çekilmesi önemlidir.
Son olarak, “devlet dışı aktörler” terimi özel kişilerden, şiddete karşı kadınların
korunması hakkındaki Avrupa Konseyinin Rec (2002) 5 nolu Tavsiyesi madde II’de
ifade edilen bir kavramdan bahsetmektedir.
Madde 6 – Cinsiyete duyarlı politikalar
61. Madde 6 aynı zamanda Tarafların genel yükümlülükleri ile ilgilenen Bölüm I’de
bulunduğundan, uygulaması bu Sözleşmenin tüm diğer maddelerine uzanmaktadır. Bu
yükümlülüğün yapısı iki katlıdır. Bir tarafta, Tarafların cinsiyet perspektifinin sadece
Sözleşmenin uygulanmasında tedbirler tasarlarken değil aynı zamanda etkilerini
değerlendirirken de uygulanmasını sağlamasını gerektirmektedir. Bu cinsiyet etki
değerlendirmesinin bu Sözleşmenin uygulanmasında bir Tarafın aldığı herhangi bir
tedbirin planlama safhasında yapılması gerektiği anlamına gelmektedir. Ayrıca
değerlendirme safhası esnasında Tarafların hükümlerin etkisinde bir cinsiyet farklılığın
olup olmadığını değerlendirmesini gerektirmektedir.
62. Diğer taraftan, bu madde Tarafların kadın ile erkek arasındaki eşitliği sağlamayı ve
kadınları güçlendirmeyi hedefleyen politikaları teşvik etmesini ve uygulamasını
istemektedir. Bu yükümlülük Madde 4 paragraf 2’de bulunan ayrımcılığı kınama ve
yasaklama yükümlülüğünü tamamlamaktadır. Bu Sözleşme kapsamı tarafından
kapsanan şiddetin tüm biçimlerine son vermek için kadın ile erkek arasındaki eşitliği
sağlama ve kadınları güçlendirme ihtiyacına aklı yatarak, taslağı hazırlayanlar bu
amacı sağlamak için bu şiddeti önlemek ve mücadele etmek için alınacak özel
tedbirlerin ötesinde olan bir yükümlülüğü Taraflara vermenin gerekli olduğuna
inanmaktadır. Bu Madde 1’de listelenen Sözleşmenin amaçlarına, özellikle Madde 1’de
belirtildiği gibi kadınları güçlendirilmesi dahil kadın ile erkek arasındaki sürekli eşitliğin
teşvikine uymaktadır.
Bölüm II – Bütünleşik politikalar ve veri toplama
63.
Avrupa Komisyonu seviyesinde görüşülen diğer en son sözleşmelere benzer
olarak, bu Sözleşme “Önleme”, “Koruma” ve “Kovuşturmanın” “3 P yapısını” takip
etmektedir. Bununla birlikte, bu Sözleşmenin kapsamı tarafından kapsanan şiddetin
tüm biçimlerine olan etkili bir yanıt bu üç alandaki tedbirlerden daha fazlasını
gerektirdiği için, taslağı hazırlayanlar ilave bir “P”yi (tümleşik Politikalar) dahil etmenin
gerekli olduğunu düşünmüşlerdir.
14
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
Madde 7 – Kapsamlı ve koordineli politikalar
64. Paragraf 1 Tarafların farklı aktörler ve kurumlar tarafından alınacak tedbirlerin
çokluğunu oluşturacak ve bir bütün olarak ele alarak kadına yönelik şiddete bütünsel
bir yanıt veren politikaları geliştirmesini ve uygulamasını gerektirmektedir. Bu
yükümlülük paragraf 2’de daha fazla geliştirilmektedir. Tarafların benimsenen
politikaların efektif çoklu kurum işbirliği yoluyla uygulanmasını sağlamasını
gerektirmektedir. Bazı üye devletlerdeki iyi uygulama örnekleri göstermiştir ki, örneğin
doğru bir risk değerlendirmesi yapmak ve bir emniyet planı geliştirmek için emniyet
teşkilatları, yargı, kadınların sivil toplum kuruluşları, çocuk koruma kurumları ve diğer
ilgili ortaklar özel bir vakada güçlerini birleştirdiğinde sonuçlar iyileştirilmektedir. Bu
işbirliği türü bilgilerin paylaşılmasının faydalarına ikna edilmiş bireylere dayanmamalı
aynı zamanda tüm kurumların takip etmesi için kılavuzları ve protokolleri ve bunun
yanında profesyonellerin kullanımı ve faydaları üzerinde yeterli eğitimini
gerektirmektedir.
65.
İlgili paydaşların, kurumların ve kuruluşların uzmanlığının ve perspektifinin bu
sahada herhangi bir politika geliştirmeye katkı yapmasını sağlamak için, paragraf 3
“devlet kurumları, ulusal, bölgesel ve yerel parlamentolar ve yetkililer, ulusal insan
hakları kurumları ve sivil toplum örgütleri gibi tüm ilgili aktörlerin” dahil olmasını
istemektedir. Bu taslağı hazırlayanların özellikle kadınların sivil toplum örgütlerini ve
göçmen örgütlerini ve aynı zamanda dini kurumları kapsamayı düşündüğü aktörlerin
yüzeysel bir listesidir. Ulusal insan hakları kurumları Birleşmiş Milletler Genel Meclisinin
48/134, 1933 nolu Kararı tarafından benimsenen insan haklarının teşviki ve korunması
için ulusal kuruluşlar için BM ilkelerine uygun olarak oluşturulanlardan bahsetmektedir.
Avrupa Konseyinin birçok üye devletinde insan hakları kurumları mevcut olduğu için,
taslağı hazırlayanlar mevcut olan ilgili aktörler listesine bunları dahil etmenin önemli
olduğunu düşünmüşlerdir. Bu hüküm mevcut olmayan bu şekildeki kuruluşları kurma
yükümlülüğünü içermemektedir. Bu hükme ulusal, bölgesel ve yerel parlamentoları
dahil ederek, taslağı hazırlayanlar bir federal sistemi olan Taraflarda farklı kanun
yapma yetkilerini yansıtmayı istemişlerdir. Bir tarafta kapsamlı ve koordineli politikaların
elemanların sağlamanın bir yolu ve diğer tarafta tüm ilgili kurum ve kuruluşların dahil
olması ulusal eylem planlarını düzenleyerek olacaktır.
Madde 8 – Mali kaynaklar
66. Bu madde kamu yetkilileri ve ilgili devlet dışı ve sivil toplum örgütleri tarafından her
iki faaliyet için uygun mali ve insan kaynaklarının tahsis edilmesini sağlamayı
hedeflemektedir. Avrupa konseyi üye devletler çapında, konu bu Sözleşmenin kapsamı
tarafından kapsanan şiddetin tüm biçimlerini önleme ve mücadele etmeye dahil olan
sivil toplum örgütlerini (bundan sonra STK’lar olarak anılacaktır) hükümet tarafından
finanse edilmesine geldiğinde farklı uygulamalar mevcut olmaktadır. Tarafların üzerine
yüklenen yükümlülük bu nedenle STK’lar ve sivil toplum tarafından yapılan faaliyetler
için mali ve insan kaynakların tahsis edilmesidir.
67. Üye devletlerin farklı ekonomik durumlarından dolayı, taslağı hazırlayanlar bu
yükümlülüğün kapsamını uygun kaynakların tahsisi ile sınırlamayı seçmektedir. Bu
15
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
tahsis edilen kaynakların belirlenen hedefler ve uygulanacak tedbir için uygun olması
gerektiği anlamına gelmektedir.
Madde 9 – Sivil toplum kuruluşları ve sivil toplum
68.
Birçok üye devlette, aile içi şiddet mağdurlarına ilişkin hizmetlerin ezici
çoğunluğu ve aynı zamanda kadına yönelik şiddetin diğer çeşitli biçimlerinin
mağdurlarına ilişkin hizmetler devlet dışı ve sivil toplum örgütleri tarafından
işletilmektedir. Uzun bir koruma, yasal tavsiye, tıbbi ve psikolojik danışmanlık sağlama
ve bunun yanında yardım hattı ve diğer gerekli hizmetleri işletme geleneğine sahiptir.
69.
Bu maddenin amacı bu Sözleşmenin kapsamı tarafından kapsanan şiddetin
tüm biçimlerini önlemek ve mücadele etmek için çeşitli örgütlerin yaptığı önemli katkıyı
vurgulamaktır. Bu nedenle, Sözleşmenin Taraflarının uzmanlığından faydalanarak ve
Madde 7’nin istediği çok kurumlu işbirliğinde veya kapsamlı hükümet politikalarının
uygulanmasında ortakları olarak dahil ederek işlerini tanımasını gerektirmektedir. Bu
tanımanın ötesinde, bu madde Sözleşme Taraflarının bu özel STK’ların ve sivil toplum
örgütlerinin işini aktif olarak teşvik etmesini ve desteklemesini gerektirmektedir. Bu
onların işini mümkün olan en iyi şekilde yapmasını sağlamak anlamına gelmektedir.
Madde 9 sadece STK’ların ve sivil toplumun kadınlara karşı mücadelede aktif
olmasından bahsetmesine rağmen, bu aile içi şiddete daha geniş kapsamda odaklanan
STK’lar ve sivil toplum örgütleri tarafından yapılan işi Tarafların daha fazla
geliştirmesini ve desteklemesini engellememelidir.
Madde 10 – Koordinasyon kurumu
70. Paragraf 1 bir veya daha fazla devlet kurumunu dört özel görev ile donatmak için
yükümlülüğü şarta bağlamaktadır: bu Sözleşmenin kapsamı tarafından kapsanan tüm
şiddet biçimlerini önlemek ve mücadele etmek için Sözleşmenin ilgili Tarafının
geliştirdiği politikaları ve tedbirleri koordine etme, uygulama, izleme ve değerlendirme.
Bu yeni resmi kurumlar kurarak ve hâlihazırda mevcut olan resmi kurumlara bu
görevleri şart koşarak yapılabilir. “Resmi kurum” terimi devlet içindeki herhangi bir
kurum veya kuruluş olarak anlaşılacaktır. Ulusal veya bölgesel seviyede hâlihazırda
mevcut olan veya kurulmuş bir kurum olabilir. Büyüklüğü, istihdamı ve finansmanı
Taraflarca kararlaştırılacak ve bunun yanında cevap verebilir bir kurum olacak ve
raporlama yükümlülüğüne sahip olacaktır. Uygulama, izleme ve değerlendirme
görevleri açısından, bu kurum tedbirleri yerine getirmekten sorumlu olan bir Tarafın
yapısının ilgili seviyesinde mevcut olmalıdır. Bu federal bir devlet yapısında birden fazla
kuruma sahip olmanın gerekli olabileceği anlamına gelmektedir.
71.
Bu kuruma veya kurumlara üstlenmesi için şart koşulan dört görev bu
Sözleşmenin uygulanmasında Tarafça alınan çeşitli tedbirlerin iyi bir şekilde koordine
edilmesini ve devletin tüm kurumlarının ve tüm sektörlerinin düzenli çabasına sebep
olmasını sağlamayı hedeflemektedir. Ayrıca, yeni politikaların ve tedbirlerin fiili olarak
uygulanmasını sağlamayı hedeflemektedir. Bu kurumlara verilen izleme görevi nasıl
izleneceği ve bu Sözleşme kapsamı tarafından kapsanan şiddetin tüm biçimlerini
önleme ve mücadele etme için efektif politikaların ve tedbirlerin ulusal ve/veya bölgesel
ve yerel seviyede nasıl uygulanacağı ile sınırlıdır. Sözleşmenin IX nolu Bölümünde
oluşturulan bağımsız, uluslararası izleme mekanizması tarafından yapılan bir görev
olan, bir bütün olarak Sözleşmeye uygun izlemeye genişletmemektedir (Bölüm IX’daki
16
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
görüşlere bakınız). Son olarak, bu kurumların yapması için şart koşulan politikaların ve
tedbirlerin değerlendirmesi mağdurların ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamadığını ve
amacını yerine getirip getirmediğini değerlendirmek ve bunun yanında istenmeyen
sonuçları kapsamamak için özel bir politika veya tedbirin bilimsel değerlendirmesinden
oluşmaktadır. Bu Madde 11’in Sözleşme Taraflarının toplaması için zorunlu kıldığı
sağlam idari ve nüfusa dayalı verileri gerektirecektir. Bu nedenle, bu madde
kapsamında oluşturulan kurumlara aynı zamanda gerekli verileri toplamayı koordine
etme ve sonuçlarını analiz etme ve neşretme görevi verilmelidir. Bazı üye devletler
kadına yönelik şiddet hakkında hâlihazırda çok büyük veri toplamış ve gözlem evi
kurmuştur. Bunlar örnek teşkil ederken, taslağı hazırlayanlar söz konusu kurumlar
tarafından koordinasyonun, analizin ve neşrinin nasıl sağlanacağı hakkındaki kararı
Taraflara bırakmaya karar vermişlerdir.
72.
Bu maddenin 2 nolu paragrafı ilgili Tarafına Bölüm VIII’e (Bölüm VIII’deki
görüşlere bakınız) uygun olarak aldığı bu Sözleşmenin çerçevesi içerisinde bilgileri
alması için bu kurumları yetkilendirmektedir. Veri koruma amaçları için,
yetkilendirmenin sadece genel yapıdaki bilgileri almaya sınırlı olduğuna dikkat edilmesi
önemlidir (Madde 65’teki görüşlere bakınız). Bu nedenle yükümlülük bu madde
kapsamında kurulan kurumların genel bir şekilde ve münferit durumları hesaba
katmayarak, sivil ve kriminal hususlarda karşılıklı yasal yardım da dahil olmak üzere,
uluslararası işbirliği faaliyetlerinin bilgilendirilmesini sağlamakla sınırlandırılmaktadır.
Amaç onların görevini yerine getirmesini sağlamaktır.
73.
Deneyimlerin ve uygulamanın mübadelesi ile elde edilen bilgiler ve bilgi
birikimleri bu Sözleşmenin kapsamı tarafından kapsanan şiddetin tüm biçimlerini
önleme ve mücadele etmede büyük değere sahiptir. Paragraf 3 bu nedenle bu madde
kapsamında kurulan kurumları temas arama ve Sözleşmenin diğer Taraflarında
oluşturulan karşı taraflar ile çalışma ilişkilerini kurma faaliyetleri ile donatmaktadır. Bu
karşılıklı olarak üretken olan ve uygulamanın daha fazla uyumlu olmasına sebep
olacak önemli çapraz verimlileştirmeyi sağlayacaktır.
Madde 11 – Veri toplama ve araştırma
74.
Sistematik ve yeterli veri toplama uzun süreden beri bu Sözleşmenin kapsamı
tarafından kapsanan şiddetin tüm biçimlerini önleme ve mücadele etme sahasında
efektif politika geliştirmenin önemli bir bileşeni olarak tanınmaktadır. Bu tanımaya
rağmen, Avrupa Konseyi üye devletlerinde sistematik olarak toplanan idari veya nüfusa
dayalı verilerin örnekleri nadirdir. İlave olarak, mevcut veriler ülkelerde sık sık
karşılaştırılabilir olmakta, problemin kapsamının ve tekamülünün sınırlı bir anlayışı ile
sonuçlanmaktadır. Kadına yönelik şiddeti ve aile içi şiddeti önleme ve bunlarla
mücadele etme kanıta dayalı politika geliştirmeyi gerektirmektedir. Bu efektif olarak
problemi adreslemek için tedbirlerin uygulanmasını izlemek ve politikaya kılavuzluk
etmek için sağlam karşılaştırmalı veriler üreterek şiddetin büyüklüğünü belgelemeyi ima
etmektedir. Bu bölüm temsilci ve karşılaştırılabilir verileri düzenli olarak toplamanın
önemini bu Sözleşmenin kapsamı tarafından kapsanan şiddetin tüm biçimlerini
önlemek ve mücadele etmek için politikaların geliştirilmesi ve uygulanmasına
adresleme yükümlülüğünü içermektedir. Madde 10 kapsamında oluşturulan
17
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
Sözleşmenin uygulanmasını izlemekten sorumlu bağımsız uzmanlar grubuna
(GREVIO) sağlanan koordinasyon grubu veya grupları tarafından neşredilmesi için
toplanmasına, analiz edilmesine ve hazırlanmasına ihtiyaç duyulacak verilerin tipini
saptamaktadır. İlave olarak, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet sahasında
araştırmaya destekleme ihtiyacını vurgulamaktadır.
75.
Paragraf 1’de bulunan yükümlülüğün yapısı iki katlıdır. Birincisi şiddete maruz
kalanların ihtiyacını karşılayıp karşılamadığını değerlendirmek ve kanıta dayalı
politikalar tasarlamak ve uygulamak için, lit.a bu Sözleşmenin kapsamı tarafından
kapsanan şiddetin tüm biçimlerinin durumunda Tarafların düzenli aralıklarda bölünmüş
ilgili istatistiki verileri toplamasını gerektirmektedir. Bu şiddetin hedef mağdurları ve
failleri için özellikle tasarlanmış doğru istatistiki bilgiler sadece politika geliştiriciler ve
toplum arasında problemin ciddiliği hakkında bilinçlendirmeye ilişkin çabalar için önemli
olmayıp aynı zamanda mağdurlar veya tanıklar tarafından raporlamayı da teşvik
etmektedir. İlgili istatistiki veriler sağlık bakım hizmetleri ve sosyal refah hizmetleri,
emniyet teşkilatları ve STK’lar tarafından derlenen istatistiklerden toplanan idari verileri
ve bunun yanında savcılar da dahil olmak üzere yargı yetkilileri tarafından kaydedilen
yargı verilerini içerebilir. Uygun bir şekilde toplanan istatistiki idari ve yargı verileri
devlet kurumlarının performansı hakkındaki bilgileri ve bunun yanında yetkililerin ceza
yargılaması içerisinde ilgilendiği suçlar hakkındaki bilgileri arayarak bu Sözleşmenin
kapsamı tarafından kapsanan şiddetin tüm biçimlerine Tarafların ulusal yanıtına
katkıda bulunabilecektir. Hizmete dayalı idari veriler bu şiddetin mağdurlarının
hizmetleri nasıl kullandığı ve devlet kurumlarının bunun yanında kamu (ve özel) sağlık
sektörünün bunun karşılığında adalet, tıbbi bakım, danışmanlık, barındırma ve diğer
destekleri aramak için zor durumlarında onlara nasıl hizmet verdiği hakkındaki verileri
sistematik olarak kaydedilmesini içermektedir. Hizmet kullanımında kuruma dayalı
müvekkil verileri sadece politikaların yerinde efektifliğini değerlendirme ile sınırlı
olmamakta aynı zamanda böyle bir şiddetin idari maliyetini tahmin etmeye ilişkin bir
temel sağlayabilmektedir. Ayrıca, yargı verileri suçlu kişilerin mahkumiyetleri ve
özellikleri ve bunun yanında mahkumiyet oranları hakkında bilgi vermektedir.
76.
Dolayısıyla, yargıçlar, polis ve sosyal refah hizmetleri gibi kamu yetkililerinin
kurumun ihtiyaçlarının dahili olarak kaydetmenin ötesinde olan yerinde veri sistemleri
kurmasına ihtiyaç duyacaktır. Yine, önleme, koruma ve kovuşturma tedbirleri ve
politikalarının verimliliğinde bir ilerleme veya düşüş olup olmadığını göstermek için, ilgili
idari ve hukuki veriler düzenli aralıklarla toplanmalıdır. Bu verilerin faydalılığı ve ilgililiği
yukarıdaki tüm kayıtların kalitesine bağlıdır. Taslağı hazırlayanlar minimum gereksinim
olarak veri kategorilerinin seçimini Taraflara bırakmanın en iyi olduğunu hissetmiş
olmalarına rağmen, mağdur ve fail hakkında kaydedilen veriler cinsiyet, yaş, şiddet tipi
ve bunun yanında failin mağdur ile ilişkisi, coğrafi mevki ve engellilik gibi Taraflarca ilgili
olduğu görülen diğer faktörler ile ayrılmalıdır. Kaydedilen veriler aynı zamanda verilen
koruma kararlarının sayısı da dahil olmak üzere bu Sözleşmenin kapsamı tarafından
kapsanan şiddetin tüm biçimlerinin faillerinin mahkumiyet oranları hakkındaki bilgileri
içermelidir. “Avrupa Konseyi üye devletlerinde aile içi şiddet hakkında idari veri
toplama” hakkında Avrupa Konseyi çalışması (EG-VEW-DC(2008) Çalışması) bunları
ve diğer kategorileri tanımlamakta ve mevcut uygulamaların ötesinde idari verilerin
toplanması hakkındaki tavsiyeleri içeren bir model yaklaşımını tasarlamaktadır.
18
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
77.
İkincisi, lit.b Tarafların bu Sözleşmenin kapsamı tarafından kapsanan şiddetin
tüm biçimlerin sahasında araştırmayı desteklemesi yükümlülüğünü getirmektedir.
Tarafların şiddetin tüm biçimlerini önlemek ve mücadele etmek için politikalarını ve
tedbirlerini bu sahada gelişmiş araştırma ve bilgilere dayandırması gerekmektedir.
Araştırma kanıta dayalı politika geliştirmenin ana elemanıdır ve bu yüzden günden
güne gelişmeye, yargı tarafından kadına yönelik şiddete ve aile içi şiddete olan gerçek
dünya yanıtlarına, destek hizmetlerine ve emniyet teşkilatlarına büyük ölçüde katkıda
bulunabilmektedir. Bu hüküm bu nedenle problemin, olayların ve mahkumiyet
oranlarının temel nedenlerinin ve etkilerine ve bunun yanında Sözleşmenin
uygulanmasında alınan tedbirlerin verimine ilişkin daha fazla bilgiyi takip etmek için
Tarafların araştırma çabalarına desteklemeyi üstlenmesini gerektirmektedir.
78.
Paragraf 2 Tarafların nüfusa dayalı araştırmalarını yapmaya çaba
göstermesine ilişkin yükümlülüklerini detaylandırmaktadır. Bu hedef nüfusun istatistiki
olarak temsilcisi olan verileri toplamayı ima etmektedir bu şekilde daha büyük nüfusa
kolay bir şekilde genelleştirilebilmektedir. Nüfusa dayalı araştırmalar bu Sözleşmenin
kapsamı tarafından kapsanan şiddetin tüm biçimlerinin yaygınlığına, yapısına,
belirleyici faktörlerine ve sonuçlarına daha genel sosyolojik olarak odaklı anlayış
sağlayabilmektedir. Aynı zamanda şiddetin mağdurlarının deneyimleri hakkında, rapor
edilmemeye ilişkin sebepler hakkında, alınan hizmetler hakkında ve bunun yanında bu
şekildeki şiddete yönelik davranışlar için mağdurların görüşleri hakkında güvenilir
veriler sağlayabilmektedir. İlave olarak, gelişmeleri boyuna izleyerek bu Sözleşmenin
kapsamı tarafından kapsanan şiddetin tüm biçimlerindeki eğilimlerin ve yaygınlığının
ilgili ve karşılaştırmalı değerlendirmesini yapmak için Tarafların düzenli aralıklarla bu
araştırmaları yapmak zorundadır. Bu durumda, bu çalışmalarda düzenliliğini ve nüfus
numunesi büyüklüğünün seçimi Taraflara bırakılmıştır. Tarafa bağlı olarak,
araştırmaların kapsamı ulusal, bölgesel veya yerel olabilir. Aynı zamanda yerel veya
bölgesel belirliliği vurgularken bu seviyelerin kombinasyonunun olgunun bir
makroskopik görünümünü sağlayabileceğine dikkati çekmek önemlidir. Taraflar Nüfusa
dayalı araştırmaları tasarlarken, Dünya Sağlık Örgütüne (WHO), Kadına yönelik Aile içi
Şiddet ve Kadınların Sağlığı hakkında Çok ülkeli Çalışma ve bunun yanında
Uluslararası Kadına yönelik Şiddet Araştırmasına (IVAWS) atıfta bulunabilir.
79.
Taslağı hazırlayanlar nüfusa dayalı araştırmalar ile farklı amaçlar için hizmet
sunduğu ve farklı soruları cevaplandırdığı istatistiki idari ve hukuki veriler arasındaki
ayrımı vurgulamanın önemli olduğunu düşünmüşlerdir. Birincisi şiddetinin ve sıklığının
seviyesine ve bunun yanında kadına yönelik şiddete ve aile içi şiddete sebep olan
sosyoekonomik ve kültürel faktörlere ışık tutarken, ikincisi ise devlet kurumlarının
kapasite hususlarını ele almaya ve bu şiddetin mağdurları için sağlanan hizmetlerin
verimliliğini değerlendirmeye katkıda bulunabilmektedir. Veri toplama yöntemlerinin her
ikisini birlikte kullanma problemin derinlemesine resmini kazanmaya yardımcı
olabilmektedir. Kadına yönelik şiddetin ve aile içi şiddetin yaygınlığı ve eğilimlerini
değerlendirmeye ilişkin paylaşılan tanımların ve ortak göstergelerin eksikliği nedeniyle,
nadiren mevcut olan veriler ülke boyunca karşılaştırmaya olanak vermektedir. Sonuç
olarak, verilerin toplanmasının halihazırda mevcut olan veya halen geliştirme altında
olan standartlaşmış göstergeler ve yöntemler ile uyuşması Taraflar için faydalı
19
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
olacaktır. Taraflar Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı kadına yönelik şiddet araştırması
gibi güvenilir ve karşılaştırılabilir veriler sağlamak için mevcut gelişmeleri veya
inisiyatifleri dikkate almalıdır.
80.
Madde 65’te belirtildiği gibi, toplanan verileri toplama depolama ve
dönüştürme işlemi mağdurların, faillerin ve kapsanan diğer kişilerin gizliliğine saygı ve
gizlilik sağlamak için Kişisel Verileri Otomatik İşleme (ETS No. 108) ile ilgili olarak
Bireylerin Korunmasına ilişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinde bulunduğu gibi verileri
korumaya ilişkin standartlara uygun olmalıdır. Madde 65’te belirtilen standartlar sadece
uluslararası veri mübadelesi durumlarında uygulanmamakta aynı zamanda toplanan
verilerin toplanması, depolanması ve dönüştürülmesi işlemlerine de uygulanmaktadır.
81.
Tamamlayıcı Madde 68 (7), bu maddenin üçüncü paragrafı Tarafların
uluslararası işbirliğini şart koşmak ve uluslararası karşılaştırmalı değerlendirmeyi
mümkün kılmak için toplanan bilgileri Bölüm IX’da bahsedilen bağımsız uzmanlar
Grubunu sağlama yükümlüğüne neden olmaktadır. Bu mevcut olan iyi uygulamanın
tanımlanmasına izin vermemekte aynı zamanda Tarafların Sözleşmeye uyumuna katkı
sağlamaktadır.
82.
Son olarak, Paragraf 4 Madde 11’e göre toplanan bilgilerin kamuya
sağlanmasını temin etme yükümlülüğünü içermektedir. Bununla birlikte, sağlanacak
bilgilerin şeklini ve araçlarını ve bunun yanında tipinin belirlenmesi Taraflara
bırakılmıştır. Madde 11’e göre toplanan bilgilerin kamuya sağlanmasında Taraflar
etkilenen kişilerin gizlilik haklarına özel bir dikkat gösterilecektir.
Bölüm III - Önleme
83. Bu bölüm, önleme teriminin geniş anlamda ele alınması ile ortaya çıkan çeşitli
hükümleri içermektedir. Kadınlara yönelik şiddeti ve aile içi şiddeti önleme toplumsal
cinsiyet kalıpyargılarının üstesinden gelerek ve bilinçlendirerek halkın tavrında geniş
kapsamlı değişiklikleri gerektirmektedir. Yerel ve bölgesel yetkililer tedbirleri
uygulamada onları özel gerçekliklere adapte ederek etkili aktörler olabilmektedir.
Madde 12 – Genel yükümlülükler
84. Bu madde bu bölümün müteakip maddelerinde bulunan daha özel yükümlülükler
için zemin yaratmakta ve kapsayıcı ilkeleri yansıtan bir takım genel önleyici
tedbirlerden oluşmaktadır.
85. Paragraf 1’de bulunan yükümlülükler taslağı hazırlayanların, kadınların ve
erkeklerin mevcut davranış modellerinin, , ön yargılardan, toplumsal cinsiyet kalıp
yargılarından ve toplumsal cinsiyet önyargılı gelenek ve göreneklerden etkilendiği
kanaatine dayanmaktadır. Sözleşmenin Taraflarının bu nedenle zihniyet ve
davranışlardaki değişiklikleri teşvik etmek için gerekli olan tedbirleri alması
gerekmektedir. Bu maddenin amacı, davranışları ile bu Sözleşmede ele alınan şiddet
türlerinin uygulanmasına katkı sağlayan bireylerin yüreklerine ve akıllarına erişmektir.
20
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
Genel bir yükümlülük olarak, bu paragraf Tarafın takdiri içerisinde kalarak alınacak özel
tedbirleri teklif etmeye ilişkin olarak detaylara girmemektedir.
86. Paragraf 2 herhangi bir gerçek yada tüzel kişi tarafından bu Sözleşme tarafından
kapsanan şiddetin tüm biçimlerinin önlenmesi için Sözleşmenin Taraflarının gerekli
yasal ve diğer tedbirleri almasını gerektirmektedir. Ulusal yasal sisteme bağlı olarak,
diğerleri gerektirmezken bu tedbirlerin bazıları bir yasanın geçirilmesini gerektirebilir.
87. Madde 4 paragraf 3’te bulunan ayrımcılık yasağına ilave olarak, bu paragraf
önleyici tedbirlerin özellikle korunmasız kişilerin ihtiyaçlarına atıfta bulunmasını ve
dikkate almasını sağlamak için pozitif eylem gerektirmektedir. Failler genellikle böyle
kişileri hedef almayı seçmektedir, çünkü durumları nedeniyle kendilerini
savunabilmeleri veya failin kovuşturmasını ve diğer onarım şekillerini talep etmesi daha
az olasıdır. Bu Sözleşmenin amacı için, özel durumlar ile korunması yapılan kişiler:
hamile kadınları ve küçük çocuklu kadınları, zihinsel veya bilişsel bozuklar da dahil
olmak üzere engelli kişileri, kırsal veya ücra alanlarda yaşayan kişileri, madde
bağımlılarını, seks işçilerini, ulusal veya etnik azınlık geçmişi olan kişileri, kaçak
göçmenler ve mülteciler dahil göçmenleri, gey erkekleri, lezbiyen kadınları, biseksüel
ve cinsiyet değiştiren kişileri ve bunun yanında HIV pozitif kişileri, evsiz kişileri,
çocukları ve yaşlıları içermektedir.
88. Paragraf 4 toplumun tüm üyelerinin şiddetin önlenmesine önemli bir katkı
sağlayabileceğinin ve bunun için teşvik edilmesi gerektiğinin altını çizmektedir. Bu
Sözleşmenin kapsamı içinde olan şiddet biçimlerinin çoğu erkekler ve erkek çocuklar
tarafından işlendiği için, taslağı hazırlayanlar şiddetin önlenmesinde bu kişilerin özel
rolünü vurgulamanın önemli olduğunu düşünmüşlerdir. Erkeklerin ve erkek çocuklarının
çoğunluğunun fail olmadığı gerçeği akılda tutularak, taslağı hazırlayanlar bu kişilerin
katkılarının rol modellik, değişim elçiliği ve kadın erkek eşitliği savunuculuğu ve
karşılıklı saygı gibi çeşitli biçimlerde olabileceğini belirtmek istemişlerdir. Erkekler,
şiddet aleyhine konuşarak, diğer erkekleri toplumsal cinsiyet eşitliğini teşvik etme
faaliyetlerine dahil ederek ve aktif bir şekilde bakım ve aile sorumlulukları alarak örnek
rol model gibi davranarak önemli katkı yapabilir.
89. Paragraf 5 bu Sözleşmenin kapsamı içinde olan herhangi bir şiddet eylemini
meşrulaştırmak için kültür, görenek, din, gelenek ve sözde “namusa”
başvurulmayacağını belirtmektedir. Sözleşmenin Tarafları bu nedenle kendi ulusal
kanunlarının bu kanaatlerden ilham alan yorumlar için yasal boşluklar içermemesini
sağlamak zorundadır. Ayrıca, bu yükümlülük kültür, görenek, din, gelenek ve sözde
“namus” temelinde şiddete göz yuman tebliğlerin, raporların veya bildirilerin
önlenmesine kadar uzanmaktadır. Bu hüküm aynı zamanda Sözleşmede belirtilen
şiddet eylemlerinin herhangi birisinin yasaklanmasının asla failin kültürel ve dini
haklarının ve özgürlüklerinin sınırlanması olarak talep edilemeyeceğine dair bir ana
ilkeyi oluşturmaktadır. Bu ilke farklı etnik veya dini toplulukların birlikte yaşadığı ve
kültürel veya dini geçmişe bağlı olarak cinsiyete dayalı şiddetin kabul edilebilirliğine
yönelik yaygın davranışların farklılık gösterdiği toplumlar için önemlidir.
90. Genel önleyici tedbirlerin listesini tamamlayarak, paragraf 6 kadınların
güçlendirilmesine ilişkin özel programların ve faaliyetlerin teşvik edilmesine çağrı
21
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
yapmaktadır. Bu, politik ve ekonomik güçlendirme de dahil olmak üzere yaşamın tüm
hususlarında güçlendirme anlamına gelmektedir. Bu yükümlülük kadın teşkilatlarını
arttırarak ve onların şiddete karşı savunmasızlığını azaltarak daha büyük toplumsal
cinsiyet eşitliğini sağlama amacının bir yansımasıdır.
Madde 13 - Bilinçlendirme
91. Bu maddenin amacı kadınların aile içi şiddetin farklı tezahürlerinde düzenli olarak
yaşadıkları çeşitli şiddet biçimleri hakkında halkın tam olarak bilgilendirilmesini
sağlamaktır. Bu, toplumun tüm üyelerinin şiddeti tanımasına, aleyhinde konuşmasına
ve uygun ve mümkün olduğu yerlerde komşular, arkadaşlar, akrabalar veya iş
arkadaşları olarak mağdurları desteklemelerine yardımcı olacaktır. Yükümlülük düzenli
olarak toplumsal cinsiyete duyarlı şekilde bu meselelere değinen ve açıklayan halkı
bilinçlendirme kampanyalarını ve programları yürütülmesini sağlayacaktır.
Bilinçlendirme faaliyetleri kadın erkek eşitliği, kalıplaştırılmamış toplumsal cinsiyet
rolleri ve kişiler arası ilişkilerde şiddete dayalı olmayan uyuşmazlık çözümlenmesi
hakkındaki bilgilerin neşredilmesini içermelidir. Ayrıca, taslağı hazırlayanlar herhangi
bir kampanyanın kadınlara yönelik ve aile içi şiddetin doğrudan veya dolaylı bir şekilde
çocuklar için zararlı sonuçlara dikkat çekmesinin önemli olduğunu düşünmüşlerdir.
92. Birçok STK yerel, bölgesel veya ulusal seviyede uzun bir başarılı bilinçlendirme
faaliyetleri yapma geleneğine sahiptir. Bu nedenle, bu hüküm halka ulaşmak için uygun
olan yerlerde ulusal insan hakları kurumları ve eşitlik kurumları, sivil toplum ve STK’lar
ve özellikle kadın örgütleri ile işbirliğini teşvik etmektedir. Bununla birlikte, bu liste
taslağı hazırlayanların kapsamayı niyet ettikleri yüzeysel bir aktörler listedir. Ayrıca,
hükümde “uygun olduğu yerlerde” teriminin dahil edilmesi mevcut olmayan yerlerde
Tarafların bu kurumları veya kuruluşları kurmakla yükümlü olmadıkları anlamına
gelmektedir. Son olarak, kadın örgütleri teriminin kadınlara yönelik şiddetin kadın
mağdurları için destek ve koruma alanında çalışan kadın STK’larına atıfta bulunduğunu
belirtmek gerekir
93. Paragraf 2 yükümlülüğü, devlet tarafından ya da devlet dışında alınan mevcut
önleyici tedbirlerdeki somut bilgilerin neşredilmesine genişletmektedir. Bu, bilgilendirme
kitapçıklarının veya posterlerin veya polis veya yerel halkın sunduğu hizmetlerdeki
çevrim içi bilgi malzemelerinin, yardım hatları veya barınaklar ve daha fazlası gibi yerel,
bölgesel veya ulusal hizmetlerin temas bilgilerinin yaygın bir biçimde neşredilmesi
anlamına gelmektedir.
Madde 14 - Eğitim
94. Davranışlar, kanaatler ve davranış biçimleri yaşamın çok erken dönemlerinde
şekillenmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitliğini, kişiler arası ilişkilerde karşılıklı saygının
ve şiddete karşı olmanın desteklenmesi mümkün olduğunca erken başlatılmalıdır ve
ebeveynlerin birinci derecede sorumluluğudur. Bununla birlikte, eğitim kurumları bu
değerlerin tanıtılmasını arttırmakta önemli role sahiptirler.
95. Bu Madde Paragraf 1’de, Taraflar uygun görürse, bu değerleri destekleyen ve bu
Sözleşmenin kapsamı içinde olan şiddetin çeşitli biçimleri ile ilgili olarak öğrenenleri
22
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
aydınlatan tüm eğitim seviyelerine (ilk, orta ve yüksek öğretim) ilişkin öğretim
materyallerini, tasarlama ihtiyacına atıfta bulunulmaktadır. Taraflar öğretim materyalini
uygun görürse, bu materyallerin öğrenenlerin kapasitesine adapte edilmesini
gerekecektir; mesela ilköğretim öğrencilerinin fikri kapasitesini karşılamak için
ilköğretim öğretim materyalini geliştirecektir. Öğretim materyali müfredatın bir kısmını
oluşturan ve uygun olan yerlerde, belirli bir okuldaki tüm öğretmenlerin erişebildiği ve
sınıfta kullanması gerektiğinde veya talep ettiğinde ulaşabildiği,
resmi olarak
geliştirilmiş ve onaylanmış herhangi türden materyal anlamına gelmektedir. “Uygun
olduğu yerlerde” ifadesi taslağı hazırlayanların Taraflara özel bir modeli empoze etmeyi
istemediklerini belirtmektedir. Daha doğrusu, bu hüküm bu öğretim materyallerinin
hangi okul tipine ve hangi yaş grubuna uygun olduğuna karar vermeyi Taraflara
bırakmaktadır. Taslağı hazırlayanlar bu ifadenin öğretim materyallerini belirlemede
Taraflar arasındaki farklı imkanları dikkate alarak bu hükmün uygulanmasında
maksimum esnekliğe izin vermesine karar vermişlerdir. Mesela bazı devletler
amaçlarına ulaşmak için kullanılacak düzgün çalışma yöntemlerine ve öğretim
materyallerine karar verilmesini okullara bırakırken resmi müfredatta öğretim
amaçlarını belirlemektedir. “Resmi müfredat” terimi uygun olan yerlerde okul tarafından
teklif edilen hedeflerin planlı programlarından, içerikten, öğrenme deneyimlerinden,
kaynaklardan ve değerlendirmeden bahsetmektedir. Belirli okul politikaları nedeniyle
okulda öğrenilen tesadüfi derslerden bahsetmemektedir.
96. Paragraf 2 tüm yaygın eğitim tesislerinde ve bunun yanında spor, kültür ve eğlence
tesislerinde ve medyada kadın erkek eşitliği ilkeleri, kalıplaşmamış cinsiyet rolleri,
karşılıklı saygı, kişiler arası ilişkilerde şiddete başvurmayan çatışma çözümünü teşvik
etmek için yükümlülüğü genişletmektedir. Avrupa Konseyi üye devletlerinde, birçok
farklı yaygın eğitim biçimi mevcuttur ve genellikle birçok farklı yollardan
bahsetmektedir. Genellikle, “yaygın eğitim tesisleri” topluluk veya dini eğitim tesisleri,
faaliyetleri, projeleri ve sosyal pedagojiye dayalı kurumlar ve topluluk grupları ve diğer
kurumlar (erkek izciler veya kız izciler, yaz kampları, okul sonrası faaliyetler vb.)
tarafından sunulan diğer eğitim faaliyeti türleri gibi resmi sistemlerin dışındaki organize
edilmiş eğitim faaliyetinden bahsetmektedir. Spor, kültür ve eğlence faaliyetleri spor,
müzik, sanat veya diğer alanlarda eğlence faaliyetleri sunan ve her günün
deneyiminden yaşam boyu öğrenme sürecine katkıda bulunan tesislerden
bahsetmektedir.
97. Ayrıca, bu paragraf Sözleşme Taraflarının yukarıdaki ilkeleri tanıtması için
tedbirlerinde medyayı dahil etmesini gerektirmektedir. Taslağı hazırlayanların bu
hususta alınan tedbirlerin medya bağımsızlığı ve basın özgürlüğünün temel ilkelerini
hesaba katması gerektiğine açıkça vrugu yaptığına dikkat çekilmesi önemlidir.
Madde 15 – Profesyonellerin eğitimi
98. Bu Sözleşmenin kapsamı içinde olan şiddetin tüm biçimlerinin birçok sebebi,
tezahürleri ve sonuçları ile ilgili olarak profesyonellerin eğitimi ve duyarlılaştırılması
şiddeti önlemenin etkili bir aracını oluşturmaktadır. Eğitim sadece kadına yönelik şiddet
ve aile içi şiddet hakkında bilinçlendirme sağlamamakta aynı zamanda mağdurlar ile
ilgili olarak profesyonellerin bakış açısını ve davranışını değiştirmeye katkı
23
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
sağlamaktadır. Ayrıca, mağdurlara sağlanan desteğin yapısı ve kalitesini de önemli
ölçüde arttırmaktadır.
99. Mağdurlar ve failler ile düzenli irtibat halinde olan profesyonellerin her türlü şiddet
ile ilgili konular hakkında uygun bilgiye sahip olması önemlidir. Bu nedenle, paragraf 1
şiddetin önlenmesi ve ortaya çıkarılması, kadın erkek eşitliği, mağdurların ihtiyaçları ve
hakları ile ikincil mağdurlaşmanın nasıl önlenebileceği gibi hususlar hakkında bu
Sözleşmenin kapsamı içinde olan tüm şiddet biçimlerinin mağdurları ve failleri ile ilgili
profesyoneller için Tarafların uygun bir eğitim sağlaması ve kuvvetlendirmesi
yükümlülüğünü koymaktadır. İlk mesleki eğitim ve hizmet içi eğitim işte uygun ve
yeterli şekilde müdahale etmek için gerekli hassasiyeti ve becerileri geliştirerek, ilgili
profesyonellerin erken safhada şiddetin durumlarını tanımlamaya ve yönetmeye ilişkin
uygun araçları elde etmesini ve buna uygun olarak önleyici tedbirleri almasını mümkün
kılmalıdır. Taslağı hazırlayanlar ilgili profesyonellerin eğitiminin nasıl düzenleneceğini
Taraflara bırakılmasının en iyisi olacağını düşünmüşlerdir. Bununla birlikte, ilgili
eğitimin sürekli ve sürdürülebilir olmasını ve yeni elde edilecek becerilerin yeterli ölçüde
uygulanmasını sağlamak için uygun takip edilmesini sağlamak önemlidir. Son olarak,
ilgili eğitimin ilgili alanlarda personelin uyması beklenen standartları düzenleyen net
protokoller ve kılavuzlar ile desteklenmesi ve takviye edilmesi önemlidir. Gerekli olduğu
yerlerde bu protokollerin etkililiği düzenli olarak izlenmeli, incelenmeli ve gerekirse
geliştirilmelidir.
100. İlgili profesyoneller yargıda, yasal uygulamada, emniyet teşkilatlarında ve sağlık
bakımı, sosyal hizmet ve eğitim alanlarındaki profesyonelleri içerebilmektedir. Adli
kovuşturmalarda bulunan profesyonellere eğitim sağlarken (özellikle yargıçlar, savcılar
ve hakimler), Taraflar hukuka ilişkin mesleklerin bağımsızlığından ve üyelerinin
eğitiminin organizasyonu ile ilgili olarak kullandıkları bağımsızlıktan kaynaklanan
gereksinimleri dikkate almalıdır. Taslağı hazırlayanlar, hukuka ilişkin mesleklerin
bağımsızlığını yöneten kurallara karşı gelmediğini fakat, Tarafların eğitimleri eğitim
almak isteyen profesyonellere vermesi gerektiğinin önemine vurgu yapmak
istemektedir.
101. Paragraf 2’nin içeriği Bu Sözleşmenin kapsamı içinde olan şiddetin tüm
biçimlerini önlemek ve mücadele etmek için çok yönlü bir yaklaşım tesis etmek için
Sözleşmenin daha büyük amacı ile bağlantılıdır. Bu hüküm Tarafların Sözleşmenin
7inci Maddesinde belirtilen yükümlülükleri tamamlayarak paragraf 1’de bahsedilen
eğitimin koordineli çok kurumlu işbirliğini içermesini teşvik etmesini gerektirmektedir.
Dolayısıyla, profesyonellere aynı zamanda çok geniş bir alan yelpazesinde diğer
profesyoneller ile işbirliği içerisinde çalışmak için donatarak çok kurumlu çalışmaya
ilişkin beceriler öğretilmelidir.
Madde 16 – Önleyici müdahale ve tedavi programları
102. Önleyici müdahale ve tedavi programları daha fazla aile içi şiddet ve cinsel şiddet
eylemlerini önlemek için faillerin tutum ve davranışlarını değiştirmesine yardımcı olmak
için geliştirilmiştir.
24
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
103. Paragraf 1 Sözleşme Taraflarının aile içi şiddet failleri için mevcut olmadığı
yerlerde programların tesis edilmesini veya tesis edilmesini desteklemesini veya
mevcut programları desteklemesini gerektirmektedir. Faillerle çalışmaya ilişkin birçok
farklı model mevcuttur ve nasıl işletilmesi gerektiğine ilişkin karar Taraflara veya hizmet
sağlayıcılara kalmaktadır. Bununla birlikte, tüm modellerde aşağıdaki ana unsurlara
riayet edilmelidir.
104. Aile içi şiddete müdahale programları en iyi uygulamaya ve faillerle çalışmanın en
etkili yolları hakkında araştırmaların ortaya çıkardıklarına dayanmalıdır. Programlar
faillerin eylemleri için sorumluluk almalarını ve kadınlara karşı tutumlarını ve inançlarını
incelemelerini teşvik etmelidir. Bu tip müdahale beceri ve eğitim gerektirmektedir.
Psikoloji ve aile içi şiddetin yapısına ilişkin eğitimin ötesinde, bu programlara katılan
geniş çeşitlilikteki erkekler ile çalışabilmelerini mümkün kılacak gerekli kültürel ve sözel
becerilere sahip olmaları gerektirmektedir. Ayrıca, bu programların izole edilmiş bir
anlayışla oluşturulmaması, bunun yerine uygun olduğu yerlerde kadınlara destek
servisleri, emniyet teşkilatları, yargı, şartlı tahliye hizmetleri ve çocuk koruma veya
çocuk sosyal hizmetleri ile yakın işbirliği yapması gerekmektedir. Bu programlara
katılım mahkeme emri veya istekli olarak olabilir. Her iki durumda da, mağdurun
istismarcı ile kalma veya onu terk etme kararını etkileyebilir veya mağdura yanıltıcı
güvenlik hissi verebilir. Sonuç olarak, insan hakları da dahil mağdurların ihtiyaçlarına
ve güvenliğine öncelik verilmelidir.
105. Bu maddenin ikinci paragrafı cinsel saldırı ve tecavüz failleri için tedavi
programlarını oluşturma veya destekleme yükümlülüğünü içermektedir. Bunlar yeniden
suç işlemeyi en aza indirmek için hapishane içinde veya dışında hükümlü cinsel
suçluları tedavi etmek için özellikle tasarlanmış programlardır. Avrupa Konseyi üye
devletlerinde, birçok farklı model ve yaklaşım bulunmaktadır. Yine, taslağı hazırlayanlar
bu programların işletilmesini Taraflara ve/veya hizmet sağlayıcılara bırakmanın en iyisi
olacağını düşünmüşlerdir. Temel ilke yeniden suç işlemeyi önlemek ve failleri başarılı
bir şekilde topluma kazandırmak olmalıdır.
Madde 17 – Özel sektör ve medyanın katılımı
106. Paragraf 1 iki farklı yükümlülük içermektedir. Birincisi, Sözleşme Taraflarının özel
sektörün, bilgi ve iletişim teknolojisi sektörünün (bundan sonra ICT sektörü) ve
medyanın sadece kadınlara yönelik şiddeti önlemek için yerel, bölgesel veya ulusal
politika ve çabaların geliştirilmesine katılmasını değil aynı zamanda onların
uygulamasında da yer almasını teşvik etmesini gerektirmektedir. Yapılan işlem tipi
münferit şirkete bırakılmaktadır. Medya ile ilgili olarak bunun önemi metnin özellikle
Tarafların teşvikinin ifade özgürlüğüne ve medyanın bağımsızlığına saygı göstermek
zorunda olmasını bildirmektedir: ikincisi ise özellikle yayın bağımsızlığı perspektifinden
görülmelidir.
107. İkinci olarak, kadınların itibarına ilişkin saygıyı arttırmak ve böylece onlara yönelik
şiddeti önlemeye katkıda bulunmak için özel sektörün, ICT sektörünün ve medyanın
yönergeleri ve öz denetim standartlarını düzenlemesi için teşvik etmesini
gerektirmektedir. Bununla birlikte, kadınlara yönelik şiddeti önlemek için Madde 17,
paragraf 1’de politikalara, yönergelere ve öz denetim standartlarına verilen ilgi mesela
25
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
işyerinde cinsel taciz vakalarının nasıl ele alınacağı hakkındaki protokolleri veya
yönetmelikleri oluşturmak için özel şirketleri daha fazla teşvik etme olarak
yorumlanmalıdır. Aynı zamanda, zararlı toplumsal cinsiyet rolleri ve kadınları küçük
düşürücü imajlar veya şiddet ve cinsiyeti ilişkilendiren görüntüleri yaymaktan sakınmak
için ICT sektörünün ve medyanın öz denetim standartlarının benimsemesini teşvik
etmeyi amaçlamaktadır. Dahası bu, hak temelli, toplumsal cinsiyete duyarlı ve
sansasyonel olmayacak şekilde kadına yönelik şiddetin medyada yer alması için bu
aktörlerin ahlaki kodlar belirlemesi anlamına da gelir. Tüm bu tedbirler ifade özgürlüğü,
basın özgürlüğü ve sanat özgürlüğü ile ilgili temel ilkelere gereken saygı ile birlikte
alınmalıdır.
108. Avrupa Konseyi, Bakanlar Kurulu ve Parlamenter Meclisi üzerinden, aşağıdaki
tavsiyeleri yayınlayarak kadın ile erkek eşitsizliğine toplumsal cinsiyet kalıpyarılarına
son verilmesini uzun süredir istemektedir:
- Bakanlar Kurulunun medyada kadı erkek eşitliği hakkındaki üye devletlere
R (84) 17 Nolu Tavsiyesi;
- Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinin
hakkındaki 1555 (2002) nolu Tavsiyesi;
medyada
kadınların
imajı
- Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinin reklamcılıkta kadınların imajı
hakkındaki 1799 (2007) nolu Tavsiyesi;
- Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinin medyada cinsiyetçi kalıpyargılarla
mücadele hakkındaki 1751 (2010) nolu Kararı ve 1931 (2010) nolu tavsiyesi.
109. Bu maddenin amacı bu Sözleşmenin kapsamı içinde yer alan şiddetin tüm
biçimlerini önleme ve mücadele etmeye ilişkin uzun vadeli amaca ulaşmak için bu
çabalara yeni bir itici güç vermektedir. Medya ve Yeni İletişim Hizmetleri Yönetim
Kurulunun yukarıda bahsedilen 1931 (2010) nolu Tavsiyesine ilişkin görüşlerinde
belirttiği gibi, “Toplumsal cinsiyet kalıpyargıları ile mücadele en kabul edilemez
ifadelerinden biri olan toplumsal cinsiyete dayalı şiddet de dahil olmak üzere eşitsizliği
azaltmaya katkıda bulunacaktır. Bu konuyu etkili bir şekilde ele alma medyanın
bağımsızlığının temel ilkesini kaçınılmaz şekilde dikkate almak zorunda kalacağını
düşünürsek, düzenleyici tedbirler tatminkar bir yanıt vermeyebilir. Bu nedenle görev
büyük ölçüde eşit sunum ilkesi ile çeşitli kişilere adil muameleyi, profesyonel kodlar ve
öz denetim mekanizmalarındaki özel kimlikleri ile birleştirmek ve her gün kalıpyargılarla
mücadele etmek zorunda olan medyanın kendisine düşmektedir. Hatta yönetim
modelleri ve yaklaşımları üzerinden çözümleri düşünmek daha etkili olabilir. “
Bölüm IV – Koruma ve destek
110. Sözleşmenin temel amacı kapsamı dâhilindeki tüm şiddet türlerinin önlenmesi
iken, mağdurlar bu şiddetin çeşitli sonuçlarının üstesinden gelmek ve yaşamlarını
yeniden kurmak için şiddete karşı yeterli korumaya, desteğe ve yardıma daha fazla
gerek duymaktadır. Bu bölümde, şiddete maruz kalanların ihtiyaçlarını karşılamak için
26
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
uzmanlaşmış ve bunun yanında daha genel destek hizmetlerinin oluşturulması için bir
dizi yükümlülüğe yer verilmektedir.
Madde 18 – Genel Yükümlülükler
111. Bu maddede, koruyucu hizmetler ve destek hizmetlerinin sağlanmasında
uyulması gereken birtakım genel prensipler öngörülmektedir.
112. 1. paragraf, sınırları içindeki tüm mağdurların bu Sözleşme kapsamındaki şiddet
eylemlerine karşı korunmasına ilişkin yasal ve sair tedbirlerin alınması hususundaki
genel yükümlülüğe yer vermektedir.
113. Sözleşme tarafından desteklenen genel çok kurumlu ve kapsamlı yaklaşım
doğrultusunda paragraf 2, Sözleşme Taraflarının Sözleşmeyi hazırlayanların ilgili
olarak tanımladığı müteakip kurumlar arasında etkili işbirliğini sağlayacak uygun
mekanizmaların iç hukuka uygun olarak tesis edilmesini öngörür: Yargı, savcılar, kolluk
makamları, yerel ve bölgesel yetkililer ve STK’lar. Sözleşme taslağını hazırlayanlar
“diğer ilgili kurumları” ekleyerek, bu listenin Taraflardan herhangi birinin ilgili gördüğü
başka bir kurumla işbirliğine imkân sağlamak üzere ucu açık bırakılmıştır. “Mekanizma”
terimi ile, çok sayıda profesyonelin standartlaşmış bir şekilde işbirliği yapmasını
mümkün kılan mutabık kalınmış protokoller, yuvarlak masa toplantıları veya herhangi
bir başka yöntem gibi resmi veya gayri resmi yapı kastedilmektedir. Resmi bir kurum
veya kuruluşun kurulmasını gerektirmemektedir.
114. Bu aktörler arasında işbirliği vurgusu, Sözleşme kapsamındaki şiddet türlerinin
çok sayıda kurumun uyumlu ve koordineli çalışmasıyla en iyi şekilde çözümleneceği
kanaatinden kaynaklanmaktadır. Suç mahalline çağrıldığında mağdurla genellikle ilk
teması kuran kolluk birimleri,
mağduru uzman destek hizmetlerine, sözgelimi
sığınmaevlerine veya sıklıkla STK’lar tarafından işletilen bir tecavüz kriz merkezine
yönlendirebilmelidir. Bu destek hizmetleri; daha sonrasında tıbbi bakım sağlamak,
gerekirse adli delil toplamak, psikolojik ve hukuki danışmanlık sunmak yoluyla
mağdurları destekleyecektir. Sıklıkla yargı işlemlerinin başlatılmasını gerektiren bir
sonraki adımın atılmasında da mağdura yardımcı olacaktır. Bu yükümlülüğün sadece
mağdurlarla sınırlı olmadığını aynı zamanda tanıkları da kapsadığına; çocuk tanıkları
özellikle akılda tutarak dikkat edilmesi önemlidir.
115. Paragraf 3, koruyucu ve destekleyici hizmetlerde gözetilmesi veya esas alınması
gereken birtakım amaçları ve kriterleri listelemektedir. Birincisi, alınan tüm tedbirler
kadınlara yönelik şiddetin ve aile içi şiddetin toplumsal cinsiyet anlayışı temelinde
alınmalıdır. Bu nokta da; sunulan hizmetlerin kullanıcılarına toplumsal cinsiyet
dinamiklerini, bu şiddet biçimlerinin etkisini ve sonuçlarını tanıyan ve cinsiyet eşitliği ve
insan hakları çerçevesi içinde işleyen bir yaklaşım sergilemesi gerektiği anlamına
gelmektedir.
116. İkincisi, bu paragraf, alınacak tedbirlerde ihtiyaçların izole bir algıyla ve toplumun
gerçeklerinin farkına varılmaksızın karşılanması riskinden kaçınmak için mağdurlar,
failler, çocuklar ve daha geniş çevreleri arasındaki ilişkilerin dikkate alınmasını öngörür.
27
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
Taslağı hazırlayanlar, profesyonellerin bilgiye dayanan ve uygun kararlar almasını
sağlamak için mağdurların ihtiyaçlarının tüm ilgili koşullar ışığında değerlendirilmesinin
sağlanmasının önemli olduğunu düşünmüşlerdir. “Bütüncül yaklaşım” ibaresi ile
bütünleşik önleme, koruma ve kovuşturmayı hedefleyen “üç P yaklaşımı” olarak
adlandırılan insan haklarına dayalı bütünleşik yaklaşıma atıfta bulunulmaktadır.
117. Üçüncü olarak, iyi niyet temelinde geliştirilen fakat şiddetin yıkıcı etkilerini ve
iyileşme sürecinin uzunluğunu yeterince dikkate almayan veya mağdurlara
hassasiyetle yaklaşmayan tedbirler ve hizmetler, hizmet faydalanıcılarının yeniden
mağdur edilmesi riski taşımaktadır.
118. Ayrıca, paragraf 3 tüm tedbirlerin bu şiddetin kadın mağdurlarının güçlenmesini
ve ekonomik bağımsızlığını hedeflemesini gerektirmektedir. Bu gereklilik, mağdurların
veya hizmet kullanıcılarının haklarını ve yetkilerini bilmesinin ve kendilerine itibar, saygı
ve hassasiyet ile yaklaşılan destekleyici bir ortamda kararlar alabilmelerinin sağlanması
anlamına gelmektedir. Aynı zamanda, hizmetler birçok durumda finansal güvenliği
sağlamak ve özellikle failden ekonomik bağımsızlığını kazanmak için çalışmayı
kapsayacak şekilde, kendi hayatlarını kontrol etme hissinin mağdurlara yavaş yavaş
aşılanmasını gerektirmektedir.
119. Kolluk şubeleri de dâhil olmak üzere hizmetlerin aynı binada veya birbirine yakın
mesafede konumlandırıldığı ve işbirliği içinde yürütüldüğü bazı örnekler, hizmetlerden
memnuniyet seviyelerinin önemli ölçüde arttığını ve bazı durumlarda mağdurların
şikayette bulunma ve dava açma istekliliğini arttırdığını göstermiştir. Bu örnekler “tek
noktada hizmet anlayışı” olarak bilinmektedir ve aile içi şiddet için denenmiş ve test
edilmiştir fakat şiddetin diğer türlerine de kolaylıkla adapte edilebilmektedir. Bu
nedenle, paragraf 3 hizmetlerin aynı bina içinde toplanması için Tarafların çaba
harcamasını yönünde çağrı yapmaktadır.
120. Son olarak paragraf 3, Sözleşme Taraflarının mevcut destek hizmetlerinden
savunmasız kişilerin de faydalanabilmesini ve bu kişilerin özel ihtiyaçlarına yanıt
vermesini sağlamasını gerektirmektedir. “Savunmasız kişiler” terimi ile, 12. Madde
yorumlarında açıklananlarla aynı kişi listesinden bahsedilmektedir. Taraflar bu
hizmetleri, sosyoekonomik durumlarından bağımsız olarak mağdurlara vermeli ve
gerekirse, ücretsiz olarak sağlamalıdır.
121. Paragraf 4’ün amacı, mağdurların yardım ve destek ararken sıklıkla karşılaştığı
ciddi boyuttaki kindarlığa işaret etmektir. Kamu veya özel olsun birçok hizmet
kapsamında, mağdurun faile karşı dava açma veya tanıklık etme istekliliğine bağlı
olarak destek sağlanmaktadır. Korku veya duygusal çalkantı ve bağlılık nedeniyle dava
açma konusunda isteksiz olması veya mahkemede tanıklık etmeyi reddetmesi halinde,
mağdur danışma veya barınma hizmeti almayacaktır. Bu durum, güçlendirme ilkesine
ve insan hakları yaklaşımına karşı olup sakınılmalıdır. Bu hükmün öncelikle ve en
başta, yasal yardım hizmetlerini istisna tutulmak üzere, Sözleşmenin 20. ve 22.
Maddelerinde bahsedilen genel ve uzman destek hizmetlerine atıfta bulunduğuna
dikkat edilmesi önemlidir.
28
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
122. İşbu Sözleşme kapsamında yer alan bazı şiddet türleri, uluslararası bir boyuta
sahip olabilir. Zorla evlilikler veya aile içi şiddet gibi şiddetin mağdurları ve bunun
yanında kadın sünneti tehdidi ile karşı karşıya kalan ve vatandaşı oldukları ülkenin
dışında olan kadınlar ve kız çocukları elçilik korumasına ve muhtemelen tıbbi ve mali
yardıma ihtiyaç duymaktadır. Paragraf 5, şiddet suçu mağdurlarına yardım, tutukluluk
veya gözaltı durumlarında destek, zor durumdaki yurttaşların kurtarılması ve ülkesine
geri gönderilmesi, yeni kimlik belgelerinin verilmesi ve diğer elçilik desteği dahil olmak
üzere gerekli elçilik yardımını ve uygunsa, başka koruma ve yardım imkanlarını
sağlamak için Tarafların uygun tedbirleri almasını gerektirmektedir.
123. Bu yükümlülük sadece Sözleşmenin bir Tarafının yurttaşlarına sınırlı olmayıp
aynı zamanda ulusal hukuk kapsamında yükümlülüklerine uygun olarak, mesela
Avrupa Birliğinin İşleyişi Hakkında Antlaşmanın 20. Madde (2) lit.c hükümlerinde
öngörüldüğü üzere daimi temsilcilik (elçilik, başkonsolosluk veya konsolosluk)
üzerinden doğrudan koruma sunmayan bir Avrupa Birliği üye devletinin yurttaşları gibi,
o Taraf tarafından ulusal korunmaya hakkı olan tüm diğer mağdurları da
kapsamaktadır.
Madde 19 - Bilgilendirme
124. Şiddetin hemen ardından, mağdurlar tam olarak bilgiye dayalı ve güçlü karar
alma pozisyonunda olmamakta ve birçoğu destekleyici ortamdan yoksun kalmaktadır.
Bu hüküm, onlara verilebilecek destek hizmetlerinin ve yasal tedbirlerin farklı türleri
hakkında mağdurlara bilgi verilmesini sağlama ihtiyacına özel bir vurgu yapmaktadır.
Bunun için, mağdurlar için faydalı olan zamanda, gerekirse ulusal dilinden/dillerinden
ayrı bir dilde ne tür bir yardımı nereden alacağı hakkındaki bilgilerin sağlanması
gerekmektedir. Bununla birlikte bu hüküm, Sözleşme Taraflarını herhangi bir dilde
bilgilendirmede bulunması için yükümlü kılmamakta fakat ülkesinde yaygın bir şekilde
ve erişilebilir bir biçimde konuşulan diller üzerine odaklanmalarını yükümlü kılmaktadır.
“Yeterli bilgilendirme” terimi ile, mağdurun bilgi ihtiyacını yeterli ölçüde karşılayacak
bilgilerin sağlanmasından bahsedilmektedir. Söz konusu bilgiler, örneğin sadece
destek hizmeti kurumunun adını vermektense, aynı zamanda bu kurumun irtibat
detaylarını ve açılış saatlerini içeren bir kitapçık ve hangi hizmetleri sunduğu hakkında
bilgi vermeyi içerir.
Madde 20 – Genel destek hizmetleri
125. Mağdurlar için hizmet sunumunda, genel ve uzman destek hizmetleri arasında bir
ayrım yapılmaktadır. Genel destek hizmetleri ile; uzun süreli yardım sağlayan ve
sadece mağdurların yararı değil aynı zamanda büyük ölçüde kamu yararı gözetilerek
tasarlanan, sosyal hizmetler, sağlık hizmetleri, istihdam hizmetleri gibi kamu yetkilileri
tarafından sunulan yardımlara atıfta bulunulmaktadır. Buna karşın, uzman destek
hizmetleri genellikle kadınlara yönelik şiddetin ve aile içi şiddetin belirli türlerinin
mağdurlarının ihtiyaçlarına göre –sıklıkla doğrudan onlar için- geliştirilmiş destek ve
yardımı sağlamada uzmanlaşmışlardır ve halka açık değildir. Bunlar devlet yetkilileri
tarafından işletilen veya finanse edilen hizmetler olabilirken, uzman hizmetlerin büyük
çoğunluğu STK’lar tarafından sunulmaktadır.
29
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
126. Madde 20 paragraf 1’de belirtilen yükümlülük; konut hizmeti, istihdam veya
işsizlik hizmetleri, halk eğitimi ve öğretimi, kamu psikolojik ve yasal danışmanlık
hizmetleri gibi toplum refahı hizmetlerini ve aynı zamanda gerektiğinde bu Sözleşmenin
kapsamı dâhilindeki şiddet biçimlerinin mağdurlarının özel ihtiyaçlarına atıfta bulunan
mali destek hizmetlerinin sağlanmasını gerektirmektedir. Birçok mağdur hâlihazırda bu
hizmetleri talep edenler arasında bulunabilirken, özellikle onların zor durumları ve
yaşadıkları travmaya yeterli ve sistematik olarak çözümlenmeyebilmekte veya dikkate
alınmayabilmektedir. Sözleşme Taraflarının bu yüzden mağdurların bu hizmetlere
erişimlerini, destekleyici bir şekilde muamele görmelerini ve ihtiyaçlarının düzgün bir
şekilde yanıtlanmasını sağlaması gerekmektedir.
127. Sağlık ve sosyal hizmetler, genellikle mağdurlar ile ilk irtibat noktasıdır. Paragraf
2, mağdurların uzun vadeli ihtiyaçlarının karşılanması için bu hizmetler için yeterli
kaynağın sağlanmasını öngörmektedir. Ayrıca, personelin farklı şiddet türleri,
mağdurların özel ihtiyaçları ve bu ihtiyaçların destekleyici bir tutumla karşılanması
hususunda eğitim almasının önemine vurgu yapmaktadır.
Madde 21 – Bireysel/toplu şikâyetlerde yardım
128. Bu hüküm, Tarafların mağdurların geçerli bölgesel ve uluslararası şikayet
mekanizmaları hakkında bilgilendirilmesi ve bu mekanizmalara erişimlerini sağlama
hususundaki yükümlülüklerini düzenlemektedir. “Geçerli” ibaresi, sadece bu Sözleşme
Taraflarınca onaylanmış bölgesel ve uluslararası şikâyet mekanizmalarına atıfta
bulunmaktadır. Avrupa Konseyi üye devletleri, önemli sayıdaki bölgesel ve uluslararası
insan hakları anlaşmalarına taraf ülkelerdir ve çoğu, ilgili antlaşma kurumlarının ve
şikayet mekanizmalarının yargı yetkisini kabul etmiştir. Dolayısıyla Sözleşme
kapsamındaki tüm şiddet türlerinin mağdurları, iç hukuk yollarını tüketmeleri halinde,
birtakım mevcut bölgesel ve uluslararası şikayet mekanizmasına başvuru hakkını
haizdir. Söz konusu mekanizmalar, daha fazla kanuni tazminat için örneğin Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesine veya CEDAW Komitesine yönelebilecek olan bireylerin
başvurusuna açık olabilir. Aynı zamanda toplu başvuru hakkı tanınmış olup mağdur
grupları için de uygulanabilir; örnek olarak Avrupa Sosyal Şartı kapsamındaki toplu
şikâyet mekanizmaları ele alınabilir.
129. Taslağı hazırlayanlar mağdurların bu mekanizmalar “hakkında bilgiye ve onlara
erişim imkanına” sahip olmalarını sağlayarak, geçerli bölgesel ve uluslararası şikayet
mekanizmaları ile ilgili başvuru kabul kuralları ve usul gerekleriyle ilgili
bilgilendirilmelerini ve iç hukuk yollarının tükenmesi üzerine, Tarafların bu
mekanizmalara erişimini herhangi bir şekilde engellememesini vurgulamak
istemişlerdir.
130. Söz konusu hüküm, mağdurların başvuruda bulunurken devlet, barolar, ilgili
STK’lar veya diğer olası aktörler tarafından sağlanabilecek duyarlı ve bilgili yardım
sağlanmasının desteklenmesini amaçlamaktadır. “Yardım”, bilgi ve hukuki danışma
sağlanması şeklinde olabilir. Sağlanan yardım, mağdurun başvuru mekanizmalarına
erişimini kolaylaştırmak için iyi bilgilendirilmiş ve mağdurun ihtiyaçlarına uygun şekilde
gerçekleşmelidir.
30
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
Madde 22 – Uzman desteği hizmetleri
131. Madde 20’de bulunan yükümlülüğün tamamlayıcısı olarak, bu hüküm ve
müteakip hükümler, Sözleşme Taraflarının iyi kaynaklandırılmış uzman destek
sektörünü kurmasını veya düzenlemesini gerektirmektedir.
132. Bu uzmanlaşmış desteğin amacı, özel ihtiyaçlarını karşılayan optimum destek ve
yardım ile kurbanları güçlendirmeye ilişkin karmaşık bir görevi gerçekleştirmektir.
Bunun çoğu, kadınların örgütleri tarafından ve mesela cinsiyete dayalı şiddet hakkında
derinlemesine bilgisi olan uzmanlaşmış ve deneyimli personeli olan yerel yetkililer
tarafından sağlanan destek hizmetleri ile en iyi şekilde sağlanmaktadır. Bu hizmetlerin
tüm ülkede yeterli ölçüde yayılmasını ve tüm kurbanlar için erişilebilir olmasını
sağlamak önemlidir. Ayrıca, bu hizmetler ve bu hizmetleri yürüten personelin bu
Sözleşmenin kapsamında ye alan farklı şiddet türlerine atıfta bulunması ve ulaşılması
zor olan gruplar da dahil olmak üzere tüm mağdur gruplarına destek sağlaması
gerekmektedir. Bu özel hizmetlerle sağlanması gereken destek türleri arasında barınak
ve güvenli barınma imkanı sağlanması, acil tıbbi destek, tecavüz ve cinsel saldırı
durumlarında adli tıbbi kanıt toplanması, uzun ve kısa süreli psikolojik danışmanlık,
travma bakımı, hukuki danışmanlık, avukatlık ve sosyal yardım hizmetleri, mağdurları
doğru hizmet türüne yönlendirmek için telefon yardım hatları ve mağdur veya tanık
pozisyonundaki çocuklar için özel hizmetler yer alır.
Madde 23 - Sığınmaevleri
133. Bu madde Tarafların, koruma ve destek sağlama yükümlülüğünü yerine
getirmelerinin önemli bir aracı olarak, uygun ve kolaylıkla erişilebilir yeterli sayıda
sığınmaevinin kurulmasını sağlamasını gerektirmektedir. Sığınmaevlerinin amacı, evde
kalmanın artık güvenli olmadığı zamanlarda, mağdurların hemen, tercihen yirmi dört
saat boyunca güvenli barınma imkanına erişmelerini sağlamaktır. Geçici olarak tek
başına konut veya evsizler için olduğu gibi genel amaçlı sığınmaevleri yeterli değildir ve
gerekli desteği ve güçlendirmeyi sağlamayacaktır. Mağdurlar sağlığı, güvenliği, mali
durumu ve çocuklarının refahı ile ilgili iç içe girmiş birçok problemle karşılaşmaktadır.
Özel kadın sığınmaevleri, bu problemlerin çözümü için en iyi şekilde donatılmaktadır;
çünkü işlevleri, kalacak güvenli bir yer sağlamanın ötesindedir. Kadınlara ve
çocuklarına destek sunmakta; travma deneyimleriyle baş edebilmelerini, şiddet içeren
ilişkilerinden kurtulmalarını, öz saygılarını tekrar kazanmalarını ve kendi seçimleri olan
bağımsız bir yaşamın temellerinin atılmasını sağlamaktır. Ayrıca, kadın sığınmaevleri
ağ kurmada, çok kurumlu işbirliğinde ve kendi toplumlarının bilinçlendirilmesinde
merkezi bir rol oynamaktadır.
134. Kadınlar ve çocuklar için emniyet ve güvenliği sağlamaya ilişkin ana görevini
yerine getirmek için, tüm sığınmaevlerinin birtakım standartları uygulaması önemlidir.
Bu maksatla, her mağdurun güvenlik durumu değerlendirilmeli ve bu değerlendirme
esasında bireysel güvenlik planı düzenlenmelidir. Binanın teknik güvenliği
sığınmaevleri için diğer bir ana sorundur; çünkü failler tarafından gerçekleştirilen şiddet
saldırıları sadece kadınlar ve çocuklar için bir tehdit olmamakta aynı zamanda etraftaki
31
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
personel ve diğer kişiler için de tehdit olmaktadır. Ayrıca, güvenlik meselelerinde polis
ile efektif bir işbirliği zaruridir.
135. Bu hüküm, tüm mağdurlar için uygun bir geçici barınma imkânı sağlanması için
yeterli sayıda sığınmaevinin kurulmasını gerektirmektedir. Her bir şiddet türü, farklı bir
destek ve koruma gerektirmektedir ve bunları sağlamak için personelin eğitilmesi
gerekmektedir. “Yeterli sayıda” ibaresi, hem sığınmaevi fiziki koşulları hem de uzman
desteği açısından tüm mağdurların ihtiyaçlarının karşılanmasını ifade eder. Kadınlara
Yönelik Şiddet ve Aile içi Şiddetle Mücadele için Avrupa Konseyi Görev Gücünün Son
Faaliyet Raporu (EG-TFV (2008)6), her bölgede, 10000 kişilik nüfus başına bir aile yeri
oluşturulmuş özel kadın sığınmaevlerinde güvenli barınma imkânının sağlanmasını
tavsiye etmektedir. Bununla birlikte, sığınmaevlerinin sayısı gerçek ihtiyaca bağlı
olmalıdır. Şiddetin diğer biçimleri için tesis edilen sığınmaevleri için, sunulacak yerlerin
sayısı gerçek ihtiyaca bağlı olacaktır.
Madde 24 – Telefon yardım hatları
136. Yardım hatları, mağdurların yardım ve desteğe erişimini sağlamanın en önemli
yollarından biridir. Destek ve kriz danışmanlığı sağlayan ve sığınmaevleri, danışma
merkezleri veya polis karakolları gibi yüz yüze hizmet sağlayıcılara yönlendirmede
bulunan geniş kitlelere duyurulan kamuya açık bir numaradan erişilebilen bir yardım
hattı, bu Sözleşmenin kapsamındaki tüm şiddet türleri ile ilgili yardım ve danışma
hizmetlerinin temel taşını oluşturmaktadır. Bu madde, bu nedenle, yirmi dört saat aktif
çalışan ve ücretsiz erişilebilen ülke çapında telefon yardım hatlarının kurulması
yükümlülüğünü içermektedir. Birçok mağdur kendisini belgesiz ve kaynaksız bulmakta
ve telefon kartı satın almakta veya telefon aramasını ödemek için gerekli parayı
bulmakta zorluk yaşamaktadır. Çok küçük miktarlardaki para ödeme zorunluluğu bile,
yardım arayan birçok kişi için zorluk yaratmakta, yardım hattına ücretsiz erişim
gerekliliği bu noktada doğmaktadır. Ayrıca, birçok telefon sisteminde, ücretsiz
aramaların telefon faturası üzerinden izi sürülebilmekte, böylece mağdurun yardım
aradığı fail tarafından anlaşılarak mağdur daha fazla tehlikeye atabilmektedir. Kadına
Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetle Mücadele için Avrupa Konseyi Görev Gücünün Son
Faaliyet Raporunda (EG-TFV (2008)6), 24 saat ve 7 gün çalışan, kadınlara karşı tüm
şiddet biçimlerini kapsayan ve tüm ilgili dillerde kriz desteği sağlayan en az bir ücretsiz
ulusal yardım hattının tesis edilmesi tavsiye edilmektedir.
137. Birçok mağdur, aktif olarak yardım aramakta zorlanmaktadır ve arama yapma ve
gizli ve şahsi bilgilerini paylaşmaya ilişkin eşiği yüksek bir alt sınır sergilemektedir. Bu
nedenle arayanların isimsiz olarak kalması, bunun gibi durumlarla ilgilenme konusunda
eğitilmiş kişilere danışılması ve arayanlar isterse yardım hatlarının gizli olarak bilgi ve
destek sağlaması önemlidir. Bazı ülkelerde, arayan bazı kişilerin karşı karşıya kaldıkları
dil engelini aşmak için çeşitli dillerde yardım sağlanması önemlidir.
Madde 25 – Cinsel şiddet mağdurları için destek
138. Tecavüz de dahil olmak üzere cinsel şiddetin travmatik yapısı, eğitimli ve
uzmanlaşmış personel tarafından özellikle duyarlı bir müdahaleyi gerektirmektedir. Bu
tür şiddet mağdurları kovuşturma için ihtiyaç duyulan kanıtı toplamak için acil adli
32
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
değerlendirmeye alınmakla birlikte acil tıbbi bakım ve travma desteğine ihtiyaç
duymaktadır. Ayrıca, genellikle olaydan haftalar ve aylar sonra psikolojik danışmanlık
ve terapiye büyük ölçüde ihtiyaç duyulmaktadır.
139. Madde 25 bu nedenle yeterli sayıda erişilebilir tecavüz kriz veya cinsel şiddet
başvuru merkezlerinin kurulmasını sağlaması için Tarafları yükümlülük altına alarak bu
tür uzman desteğini sağlaması hususuna özel bir vurgu yapmaktadır. Taraflara sadece
her iki türden merkezler kurma yükümlülüğünü yüklemekten ziyade, alternatif
sunduğuna dikkat edilmesi gerekir.
140. Tecavüz kriz merkezleri çok farklı biçimlerde olabilir. Genellikle, bu merkezler yüz
yüze danışmanlık, destek grupları ve diğer hizmetlerle irtibat sunarak danışmanlık ve
terapi üzerine odaklanan uzun süreli yardım sunmaktadır. Aynı zamanda kadın kadına
avukatlık ve diğer pratik yardımlar sağlayarak mahkeme işlemlerinde mağdurları
desteklemektedirler.
141. Diğer tarafta cinsel şiddet başvuru merkezleri acil tıbbi bakımda, yüksek kaliteli
adli tıp uygulamalarında ve krize müdahale hususunda uzmanlaşabilir. Sözgelimi bu
merkezler, yeni gerçekleşen cinsel saldırılara tıbbi kontroller yaparak ve mağduru daha
fazla hizmet alabileceği uzmanlaşmış toplum kuruluşlarına sevk ederek müdahale
edebilmeleri için bir hastane ortamında konumlandırılabilir. Aynı zamanda, Madde 25
tarafından belirtilen gerekli bakımı sağlamak üzere, mağdurların uygun uzman
kuruluşlara hızlı ve düzgün bir şekilde yönlendirilmesinin sağlanması üzerinde
yoğunlaşabilirler. Araştırma göstermiştir ki, tecavüz olayının rapor edilip edilmemesi
kararının daha sonra da alınabilmesini teminen; meselenin polise bildirilip
bildirilmeyeceğine bakılmaksızın adli tıp değerlendirmesinin gerçekleştirilmesi ve
numunelerin alınıp saklanması imkanının sağlanması iyi bir uygulamadır.
142. Bu merkezleri kurulmasını sağlamaya ilişkin gereklilik, Sözleşmenin Taraflarına
yeterli sayıda merkezin tesisinin ve aynı zamanda kolaylıkla erişilebilir olmasının
sağlanması ve hizmetlerinin düzgün bir şekilde yürütülmesi hususunda yükümlülükler
getirmektedir. Kadına Yönelik Şiddet ve Aile içi Şiddetle Mücadele için Avrupa Konseyi
Görev Gücünün Son Faaliyet Raporu (EG-TFV (2008)6), her 200.000 mukim başına bir
merkezin kurulmasını ve merkezlerin coğrafi dağılımının şehirlerde olduğu gibi kırsal
alanlarda da mağdurların erişebileceği şekilde planlanmasını tavsiye etmektedir.
“Uygun” ibaresi ile, sunulan hizmetlerin mağdurların ihtiyaçlarına uygunluğu kastedilir.
Madde 26 – Çocuk tanıklar için koruma ve destek
143. Ebeveynler veya diğer aile üyeleri arasında fiziksel, cinsel veya psikolojik şiddete
ve istismara maruz kalmak, çocuklar üzerinde ciddi etki yapmaktadır. Korkuya sebep
olur, travmaya sebep olur ve gelişimini ters yönde etkiler.
144. Bu nedenle, Madde 26, şiddete tanıklık etmiş çocukları olan mağdurlara hizmet
ve yardım sağlarken, çocukların haklarını ve ihtiyaçlarını dikkate almasını sağlama
yükümlülüğünü belirtmektedir. “Çocuk şahitler” ibaresi, sadece şiddet esnasında hazır
bulunan ve fiili olarak ona şahitlik eden çocuklara atıfta bulunmamakta; aynı zamanda
yakınlarda gizlenirken çığlıklara ve diğer şiddet seslerine maruz kalanlara veya bu
33
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
şiddetin uzun süreli sonuçlarına maruz kalanlara da atıfta bulunmaktadır. Bu
Sözleşmenin kapsamında yer alan tüm şiddet biçimlerinin tanıkları olarak çocukların
mağduriyetinin fark edilmesi ve giderilmesi ve yardım alma haklarının tanınması ve ele
alınması önemlidir. Bu nedenle 2. Paragrafta; gerekli görüldüğü hallerde çocukların
travma ile baş edebilmesi hedefine özel olarak geliştirilmiş yaşlarına ve gelişimlerine
uygun, kendini ispat etmiş en iyi psikolojik müdahalelerin uygulanması
öngörülmektedir. Sunulan tüm hizmetler çocuğun üstün yararına uygun olarak
verilmelidir.
Madde 27 - Raporlama
145. Taslağı hazırlayanlar öngördükleri, bu Sözleşmenin kapsamında yer alan bir
şiddet eyleminin gerçekleşebileceğine tanıklık eden veya makul gerekçelerle bundan
şüpheye kapılan kişilerin ihbarda bulunmasını teşvik etme şartı ile ,– arkadaşlar,
komşular, aile üyeleri, iş arkadaşları, öğretmenler veya toplumun diğer üyeleri – gibi
bireylerin genellikle çevredeki şiddeti kapayan sessizliği kırmada oynadığı önemli rolü
vurgulamak istemişlerdir. Bu şüphelerin rapor edilebileceği yetkili mercileri belirlemek,
her bir Tarafın sorumluluğudur. Bunlar emniyet teşkilatları, çocuk koruma hizmetleri
veya başka bir ilgili sosyal hizmet kuruluşu olabilir.
Madde 28 – Profesyoneller tarafından raporlama
146. Bu madde kapsamında Taraflar, normalde gizlilik kurallarına bağlı kalmakla
mükellef olan meslek elemanlarının (doktorlar ve psikiyatristler gibi) iş bu Sözleşme
kapsamında yer alan ciddi bir şiddet eyleminin gerçekleştirildiğine ve bu şiddetin daha
ciddi boyutlara ulaşabileceğine inanmak için makul gerekçelere sahip olmaları halinde,
yetkili kurum ve yetkililere rapor etme imkânına sahip olmalarını sağlamalıdır. Bunlar
raporlamaya ilişkin kümülatif gereksinimlerdir ve mesela mağdurun halihazırda ciddi
şiddet eylemine maruz kaldığı ve daha fazla şiddetin olmasının olası olduğu aile içi
şiddetin tipik durumlarını kapsar.
147. Bu hükmün, anılan profesyoneller için bir raporlama yükümlülüğü getirmediğine
dikkat edilmesi önemlidir. Sadece gizlilik kurallarını ihlal riski olmaksızın ihbarda
bulunma imkânı sağlamaktadır. Gizlilik kuralları yasa tarafından uygulamaya
koyulabilirken, gizlilik hususları ve onların ihlali farklı meslek grupları için mesleki ahlak
kuralları veya mesleki standartlar tarafından düzenlenebilmektedir. Bu hüküm hiçbir
gizlilik kuralının ciddi şiddet eylemlerinin rapor edilmesine engel teşkil etmemesini
sağlamaya yöneliktir. Bu hükmün amacı ceza soruşturmasının başlatılmasından çok
mağdurların can güvenliğini korumaktır. Bu nedenle dikkatli bir değerlendirmeden
sonra şiddet mağdurlarını koruma niyetiyle hareket eden bu meslek elemanlarına
olanak sağlamak önemlidir.
148. “Uygun koşullar altında” terimi, Tarafların bu hükmün uygulandığı durumları veya
vakaları belirlemesi anlamına gelmektedir. Mesela, Taraflar 28. Maddede belirtilen
yükümlülüğü; mağdurun reşit olmaması veya fiziksel veya zihinsel engel durumu
nedeniyle kendisini koruyamadığı bazı özel durumlar istisna tutulmak üzere, önceden
mağdurun rızasının sağlanmasına bağlı kılabilir. Ayrıca, Tarafların her biri bu hükmün
uygulanacağı meslek kategorilerini belirlemekle sorumludur. “Belirli profesyoneller”
34
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
terimi, görevleri bu Sözleşme kapsamındaki herhangi bir şiddet türünün mağduru
olabilecek kadınlar, erkekler ve çocuklar ile irtibata geçmeyi kapsayan birtakım
profesyonellerin kapsanması amaçlanmıştır. İlave olarak, bu madde, Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesinin 6. Maddesine uygun olarak, sivil veya ceza kovuşturmaları
neticesinde, bu Sözleşmenin uygulandığı eylemlerden suçlu bulunanların haklarını
etkilememektedir.
Bölüm V – Maddi hukuk
149. Şiddet, taciz veya kötü muamelenin özel biçimleri ile mücadele hakkındaki diğer
Avrupa Konseyi sözleşmelerindeki durumda olduğu gibi, maddi hukuk hükümleri
belgelerin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet
hakkında halihazırda yürürlükte olan ulusal mevzuatta birçok boşluğun halen olduğu
araştırmalarda açıkça görülmektedir. Bu nedenle, bu şiddet biçimlerini önlemek ve
bunlarla etkili bir şekilde mücadele etmek için tüm üye devletlerin mevzuat
sistemlerinde değişiklikleri uygularken, yasal korumayı ve onarımı kuvvetlendirmek ve
mevcut iyi uygulamaları dikkate almak gerekmektedir. Taslağı hazırlayanlar
Sözleşmenin ilgili şiddet eylemleri ile ilişkili çeşitli durumları da kapsamasını sağlamak
için uygulanacak uygun cezai, sivil ve idari hukuk tedbirlerini incelemişlerdir. Sonuç
olarak, bu bölüm mağdurlar için önleyici, koruyucu ve tazmin edici tedbirler yelpazesini
kapsamakta ve ceza hukuku müdahalesini gerektiren tüm şiddet biçimlerinin faillerine
karşı cezalandırıcı tedbirleri koymaktadır.
150. Bu bölüm öncelikle faillere karşı fakat aynı zamanda özenli bir şekilde önleyici ve
koruyucu tedbirleri alma görevini yapamadıkları zaman devlet yetkilileri ile ilgili olarak,
mağdurların adalet ve tanzim aramasını sağlamak için medeni hukuk yollarının
çeşitliliğini sağlama yükümlülüğünü belirtmektedir.
151. Bölüm V aynı zamanda bir takım ceza gerektiren suçları saptamaktadır. Aile
hukukunun bu tip uyumu birçok sebeplerden dolayı ulusal ve uluslararası seviyede
suça karşı işlemi kolaylaştırmaktadır. Genellikle, kadına yönelik şiddetle ve aile içi
şiddetle mücadele etmeye ilişkin ulusal tedbirler sistematik bir şekilde yapılmamakta ve
mevzuattaki boşluklar nedeniyle eksik kalmaktadır.
152. Ceza hukuku tedbirlerinin birinci amacı, maalesef her ikisi de Avrupa’da ve
ötesinde halen yaygın suçlar olan kadınlara karşı şiddet ve aile için şiddeti dizginlemek
için Tarafların etkili politikalar uygulaması için kılavuzluk yapmaktadır.
153. Taslağı hazırlayanlar prensipte Sözleşmede yer alan tüm ceza hukuku
hükümlerinin cinsiyet ayrımı gözetmeyen şekilde sunulması gerektiğine karar
vermişlerdir; bu yüzden mağdurun veya failin cinsiyeti prensipte suçun asli elemanı
olmamalıdır. Bununla birlikte, bu Tarafların toplumsal cinsiyete özel hükümleri
uygulamasını engellememelidir.
154. Taslağı hazırlayanlar bu Sözleşmenin Diğer Avrupa Konseyi Sözleşmelerinde,
özellikle İnsan Ticaretine Karşı Eylem Sözleşmesi (CETS No. 197) ve Cinsel Sömürü
35
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
ve Cinsel İstismara Karşı Çocukların Korunması Sözleşmesinde (CETS No. 201)
halihazırda ele alınan aynı davranışı kapsamasından sakınmasına karar vermişlerdir.
155. Madde 33-39’da bulunan yükümlülükler Sözleşme Taraflarına kasıtlı davranışın
cezalandırılması yükümlülüğü getirmektedir. Taslağı hazırlayanlar Tarafları söz konusu
davranışın cezalandırılmasını zorunlu kılan bu ifade üzerinde mutabık kalmışlardır.
Bununla birlikte,
Sözleşme
Tarafları Sözleşmenin açıkladığı davranışın
cezalandırılmasına ilişkin özel hükümleri uygulamasını zorunlu kılmamaktadır. Madde
40 (cinsel taciz) ile ilgili olarak ve davranışın özel yapısını dikkate alarak, taslağı
hazırlayanlar hem ceza hukuku yaptırımları hem de diğer yasal yaptırımlar altındaki bir
çözüme tabi olmasını değerlendirmektedirler. Son olarak, bu bölümde belirlenen suçlar
iç hukukta daha yüksek standartları saptamaya ve onlara ek yapmaya engel olmayan
asgari bir fikir birliğini temsil etmektedir.
156. Ceza hukukunun genel prensipleri gereğince, yasal olarak geçerli rıza cezai
sorumluluğu kaldırabilir. Ayrıca, diğer yasal mazur görülebilir hareketler, mesela meşru
müdafaa, mülkün korunması veya gerekli tıbbi işlemlerde yapılan hareketler bu
Sözleşme kapsamında cezai yaptırımlara sebep vermeyecektir.
Madde 29 – Hukuk davaları ve çözümleri
157. Bu hükmün 1 nolu paragrafı bu Sözleşme kapsamında şiddetin herhangi bir
biçiminin mağdurlarının faile karşı yeterli medeni hukuk çözümleri için ulusal yasal
sisteme dönmesini sağlamayı hedeflemektedir. Diğer taraftan bu, bir medeni hukuk
mahkemesinin bir kişiye belirli bir davranışını durdurması emrini vermesini, gelecekte
belirli bir davranıştan sakınmasını veya bir kişiyi belirli bir işlem yapmaya (mahkeme
kararı) zorlamasını sağlayan hukuk çözümlerini içermektedir. Bu tip hukuk çözümü,
mesela, rızaları olmadığı halde evlenme olasılığı ile yüz yüze gelen, herhangi bir kişi
tarafından (ebeveynler, veliler veya herhangi bir aile üyesi) pasaportlarına veya diğer
önemli dokümantasyonlarına rızası dışında el konulan kız ve erkek çocuklara yardım
etmek için kullanılabilmektedir. Bu mahkeme kararları şiddet eylemlerine karşı koruma
sağlamaya yardımcı olmaktadır.
158. Diğer taraftan ve Tarafın ulusal yasal düzenine bağlı olarak, bu hüküm
kapsamında sunulan medeni hukuk çözümleri aynı zamanda Madde 53’te bahsedildiği
gibi engelleme emirleri, kısıtlama emirleri ve tacizi yasaklama emri gibi bu Sözleşme
tarafından kapsanan şiddet eylemleri ile özellikle ilgilenen mahkeme emirlerini
içerebilir. Bunlar özellikle aile içi şiddet davaları ile ilgilidir ve Madde 52’de bahsedilen
acil koruma emirleri tarafından önerilen acil ve kısa süreli korumayı tamamlamaktadır.
159. Ayrıca, medeni hukuk bunun gibi eylemlerin Tarafların ceza mevzuatı tarafından
kapsanmaması durumunda, toplu taciz ve cinsel taciz bağlamında karalama ve
lekelemeye karşı hukuki çözümler sağlamalıdır.
160. Medeni hukuk emirleri bir mağdur tarafından veya- yasal sisteme bağlı olarak –
üçüncü kişiler taraf tarafından başvurulması neticesinde verilmektedir ve resen
verilememektedir.
36
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
161. Paragraf 1 mağdurlar için faile karşı hukuki çözümler sağlamayı hedeflerken,
paragraf 2 ise gerekli önleyici ve koruyucu tedbirleri almada görevini yerine
getiremeyen devlet yetkililerine karşı mağdurlara çözümler verilmesini sağlamaktadır.
162. Bu Sözleşme tarafından kapsanan şiddet eylemlerini, bu Sözleşmenin 5 nolu
Maddesi uyarınca, özenle önleme, araştırma ve cezalandırma yükümlülüğü altında
olan devlet yetkililerinin sorumluluk ilkesini sağlamlaştırmaktadır. Bu yükümlülüğe
uyulmaması yasal sorumluluk ile sonuçlanabilir ve medeni hukuk bunun yerine
getirilememesine atıfta bulunan çözümleri sunmalıdır. Bu çözümler, diğerleri arasında,
ihmal ve ağır kusurlu davranış için mevcut olması gereken zararlar için medeni kanun
eylemini içermektedir. Devlet yetkililerinin hukuki sorumluluğunun kapsamı, ne tür ihmal
davranışının dava edilebilir olduğuna karar verme takdiri Tarafların iç hukukuna
kalmaktadır.
163. Paragraf 2’de bulunan yükümlülük kamu yetkililerinin AİHS Madde 2 (yaşam
hakkı) kapsamında pozitif yükümlülüğüne uyamaması ile ilgili olarak Avrupa İnsan
Hakların Mahkemesinin içtihadı doğrultusundadır. Osman v. Birleşik Krallık kararında
ve yeniden Opuz v. Türkiye kararında, Mahkeme “Yetkililerin kişiye karşı suçları
önlemek ve bastırmak için yukarıda bahsedilen görevi bağlamında yaşama hakkını
korumaya ilişkin pozitif yükümlülüğünü ihlal ettiği iddiasının olduğu yerlerde, üçüncü bir
tarafın cezai eylemlerinden tanımlı birey ya da bireylerin yaşamına olan gerçek ve acil
riskin meydana gelmesi anında bildikleri yada bilmesi gerektiğini ve o riskten kaçınması
beklenen yetkileri kapsamında tedbirleri alamamasını tatmin edecek şekilde
kanıtlamalıdır” şeklinde ifade etmektedir. Mahkeme bunun yerine getirilememesinin
sorumluluğunun yaşamı korumak için görevi istekli olarak ihmal etmesi ile ve büyük
kusur ile sınırlı olmadığını açıkça belirtmiştir.
164. Mağdurun ölmesi durumunda, mevcut çözümlere mağdurun soyu tarafından
erişilecektir.
Madde 30 - Tazminat
165. Bu madde bu Sözleşme tarafından belirlenen suçların herhangi birisinin sonucu
olarak uğranan zararların tazmin hakkını belirtmektedir. Paragraf 1 zararlardan ve
tazminden sorumlu olanın fail olduğu ilkesini belirlemektedir.
166. Tazminat aynı zamanda sigorta şirketlerinden veya devlet tarafından finanslı
sağlık ve sosyal güvenlik sisteminden istenebilir. Paragraf 2 devletin tazmin etmesine
ilişkin tamamlayıcı yükümlülüğünü belirtmektedir. Mağdurun öncelikle ve en başta
tazminatı failden isteme gereksinimi gibi tazminat başvurusuna ilişkin koşullar iç hukuk
tarafından saptanabilir. Taslağı hazırlayanlar mağdurun uzun süreli ciddi bedeni
yaralanma geçirmesi veya sağlığının bozulması durumlarında devlet tazminatının
verilmesi gerektiğini vurgulamışlardır. “Ciddi yaralanma” teriminin mağdurun ölümüne
sebep olmuş yaralanmaları içerdiğine ve “sağlığın bozulması” teriminin Madde 33’te
bahsedildiği gibi psikolojik şiddet eylemlerinin sebep olduğu ciddi psikolojik hasarları
içerdiğine dikkat edilmelidir. Devlet tazminatının kapsamı “ciddi” yaralanma ve sağlığın
bozulması ile sınırlı olmasına rağmen, bu Tarafların daha cömert tazminat
düzenlemesine veya devlet tarafından ödenecek tazminatın herhangi bir veya tüm
37
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
elemanları için daha yüksek ve/veya daha düşük sınırlar koymasına engel
olmamaktadır. Özellikle, bu hüküm Şiddet Suçlarının Mağdurlarının Tazminatı
hakkındaki Avrupa Sözleşmesi (ETS No. 116) taraflarının yükümlülüklerine halel
getirmemektedir.
167. Devletin tazmin etmesine ilişkin tamamlayıcı yükümlülük mağdurların güvenliği
göz önünde bulundurulduğu sürece Tarafların failden verilen tazminatın geri alınmasını
talep etmesini engellememektedir. “Mağdurun güvenliğine” yapılan vurgu, Tarafların
failden tazminat için geri çekilme talebine yönelik alınan tedbirlerin mağdurun
güvenliğine ilişkin bu tedbirlerin sonuçlarına gereken önemi vermeyi sağlamasını
gerektirmektedir. Bu özellikle devlete tazminat ödediği için failin mağdurdan intikam
almak istemesi durumlarını kapsamaktadır.
168. Bu hüküm mağdurun tazminatına ara devlet katkısına engel olmamaktadır. Acil
olarak yardım ihtiyacı duyan bir mağdur karmaşık davaların sonucunu
bekleyemeyebilir. Bazı durumlarda, Taraflar, devlet veya yetkili makamın ödenen
tazminatın miktarı için tazmin edilen kişinin haklarının yerine geçebilmesini veya daha
sonra tazmin edilen kişi herhangi bir başka kaynaktan onarım elde ederse, verilen
paranın miktarının tümüyle veya kısmi olarak iadesini isteyebilmesini sağlayabilir.
169. Failin isteksiz olması veya mahkeme emrinin istediğini yapamaması nedeniyle
devlet tazminatının mağdura ödenmesi durumunda, devlet faile karşı rücu hakkına
sahip olacaktır.
170. Devlet tarafından tazmini sağlamak için, Taraflar Şiddet Suçları Mağdurlarının
Tazmini Hakkındaki Avrupa Sözleşmesi Madde 5 ve 6’da belirtilen devlet tazminat
sistemlerini oluşturabilir.
171. Bu maddenin 2 nolu paragrafının, bu Sözleşme Madde 78 (2)’ye göre,
çekincelere açık olduğuna dikkat etmek gerekir. Bu çekincelerin olasılığı bu alandaki
diğer uluslararası belgelere göre, yukarıda bahsedilen Şiddet Suçları Mağdurlarının
Tazmini Hakkındaki Avrupa Sözleşmesinde olduğu gibi, yükümlülüklere zarar
vermemektedir.
172. Bu Sözleşme tarafından kapsanan şiddet biçimlerinin birçok mağduru suçun
işlendiği topraklarda Tarafın vatandaşlığına sahip olamayacağı için, tamamlayıcı devlet
tazminatı vatandaşları ve vatandaş olmayanları kapsamalıdır.
173. Paragraf 3 tazminatın makul bir zaman içerisinde, yani uygun zaman ölçeğinde
verilmesini sağlamayı amaçlamaktadır.
174. Tazminatın sadece medeni veya idari hukuk kapsamında verilemeyeceğine aynı
zamanda ceza hukuku yaptırımının bir parçası olarak ceza hukuku kapsamında da
verilebileceğine dikkat etmek gerekir.
Madde 31 – Gözaltı, ziyaret hakları ve güvenlik
38
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
175. Bu hüküm yargı yetkililerinin bu Sözleşme tarafından kapsanan şiddet olaylarını
dikkate almadan iletişim emirlerini vermemesini sağlamayı amaçlamaktadır. Çocuklar
ile ebeveynleri ve çocuklarla aile bağları olan diğer kişiler arasındaki ilişkiyi düzenleyen
adli karar ile ilgilenmektedir. Diğer faktörlere ilave olarak, gözaltı ve ziyaret haklarının
veya iletişimin kapsamı hakkında karar alırken kötü muamele yapan bakıcılar ve
çocuğun kendisine karşı şiddet olayları dikkate alınmalıdır.
176. Paragraf 2 failin ebeveyn haklarını dikkate alırken mağdurların ve şahitlerin
haklarını ve güvenliğini teminat altına almaya ilişkin karmaşık meselenin üzerinde
durmaktadır. Özellikle aile içi şiddet durumlarında, müşterek çocuklara ilişkin meseleler
genellikle mağdur ile fail arasında kalan tek bağdır. Birçok mağdur ve çocukları için,
iletişim emirlerine uyma ciddi bir güvenlik riski sunabilir, çünkü sık sık faille yüz yüze
gelmek anlamına gelmektedir. Bu yüzden, bu paragraf mağdurların ve onların
çocuklarının herhangi bir zarara karşı güvende olmasını sağlamak için yükümlülüğü
düzenlemektedir.
Madde 32 – Zorla evliliklerin medeni sonuçları
177. Bu madde zorla evliliğin yasal sonuçlarını ele almakta ve bu evliliklerin “iptal
olunabilir, feshedilebilir veya sona erdirilebilir” olmasını sağlamaktadır. Bu hüküm
amacıyla, “iptal olunabilir” evlilik geçerli olarak dikkate alınan fakat tarafların birisi
tarafından hiçe sayılırsa geçersiz olarak kılınabilecek evliliktir; “feshedilebilir” evlilik
herhangi bir tarafça hiçe sayılsın ya da sayılmasın yasal sonuçlarından yoksundur.
“Sona erdirilebilir”, boşanma durumunda olduğu gibi, sona erme tarihinden itibaren
sadece yasal sonuçlardan yoksundur. Taslağı hazırlayanlar
“iptal olunabilir,
feshedilebilir veya sona erdirilebilir” terimleri ile ilgili olarak bu maddenin sağlam bir
şekilde uygulanmasının Tarafların medeni hukukunda bulunan kavramlara bağlı olarak
değişebileceğini unutmamaktadır.
178. Bu hükümde gerektiği gibi yapılacak yasal işlemin kolaylıkla yararlanılabilir
olması ve mağdur üzerine gereksiz mali ve idari bir yük getirmemesi önemlidir. Bu,
zorla evliliğin feshedilmesi veya sona erdirilmesine ilişkin prosedürlerin aşılamaz
zorluklar sunmayacağı veya dolaylı olarak mağdura mali zorluk yaratmayacağı
anlamına gelmektedir. Ayrıca, evliliği sona erdirme biçimi zorla evlilik mağdurlarının
haklarını etkilemeyecektir.
Madde 33 – Psikolojik şiddet
179. Bu madde psikolojik şiddet suçunu belirtmektedir. Taslağı hazırlayanlar diğer bir
kişinin psikolojik bütünlüğünü tehdit etme veya baskılama yoluyla ciddi bir şekilde
bozan herhangi bir kasti davranışa cezai yaptırım uygulanmasında hem fikirdirler.
“Kasti” kelimesinin yorumu iç hukuka bırakılmaktadır, fakat kasti davranışa ilişkin
gereksinim suçun tüm unsurları ile ilgilidir.
180. Suçun kapsamı çeşitli araçlar ve yöntemler ile yapılabilen bir kişinin psikolojik
bütünlüğünü ciddi bir şekilde bozan ve zarar veren kasti davranış ile sınırlıdır.
Sözleşme “ciddi bir şekilde bozma” yı tanımlamamaktadır. Bu hüküm kapsamına
girmesi için kullanımı davranışa ilişkin baskı veya tehditten oluşmalıdır.
39
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
181. Bu hüküm tek bir olaydan çok davranışın akışına değinmektedir. Aile içinde ya da
dışında zamanla meydana gelen davranışın kötü muamele şeklinin suç oluşturan
yapısını yansıtmak içindir. Psikolojik şiddet genellikle samimi ilişkilerde (aile içi şiddet)
fiziksel ve cinsel şiddetten önce gelmekte veya beraberinde gelmektedir. Bununla
birlikte, mesela işyerinde veya okul ortamında farklı bir şekilde meydana gelebilir. Bu
Sözleşme Madde 78 paragraf 3’e göre vurgulanması önemlidir ki, herhangi bir devlet
veya Avrupa Birliği psikolojik şiddetle ile ilgili olarak cezai yaptırım yerine cezai
olmayan yaptırımlar uygulama hakkını saklı tutmaktadır. Taslağı hazırlayanların niyeti,
bir Tarafın yasal sistemi bu davranışlar ile ilgili olarak sadece cezai olmayan yaptırımlar
uygulamasına ilişkin esneklik sağlarken, Sözleşmenin psikolojik şiddetin suç olduğunu
kabul eden ilkesini korumaktır. Bununla beraber, Tarafların cezai veya cezai olmayan
yaptırım uygulamayı seçmesine bakılmaksızın, yaptırım etkili, orantılı ve caydırıcı
olmalıdır.
Madde 34 – Takipçi tacizcilik
182. Bu madde, bir kişiye yönelik tekrar eden tehdit etme, kişide güvenlik endişesi
yaramaya sebep olan kasti davranış olarak tanımlanan takipçi tacizcilik suçunu
saptamaktadır. Bu, belirli bir kişiye karşı korku duygusunun yavaş yavaş aşılanması ile
sonuçlanan defalarca yapılan korkutma doğasına sahip davranıştan meydana
gelmektedir. Korkutma davranışı başka bir kişiyi defalarca takip etmekten, başka bir
kişiyle rızası dışında iletişimde bulunmaktan veya başka bir kişiye gözlendiğini
bildirmekten oluşabilir. Bu, mağduru fiziksel olarak izlemeyi, iş yerinde, spor ve eğitim
tesislerinde görünmeyi ve bunun yanında mağduru sanal dünyada (sohbet odaları,
sosyal ağ siteleri vb.) takip etmeyi içermektedir. Rıza dışında iletişimde bulunma
modern iletişim araçları ve bilgi iletişim teknolojileri de dahil olmak üzere mevcut
iletişim araçları üzerinden mağdur ile aktif temas ile takip etmeyi teşkil etmektedir.
183. Ayrıca, korkutma davranışı başka bir kişinin mülküne zarar verme, kişinin şahsi
mallarında hemen göze batmayan izler bırakma, bir kişinin evcil hayvanlarını hedef
alma veya sahte kimlikler oluşturma veya doğru olmayan bilgileri çevrim içi yayma gibi
çeşitli davranışları içerebilir.
184. Bu hükmün sorumluluk alanına girmesi için, bu korkutma davranışının herhangi
bir eyleminin kasti olarak yapılması ve mağdura yavaş yavaş korku duygusunu aşılama
niyetinin olması gerektirmektedir.
185. Bu hüküm tekrar eden önemli olaylardan oluşan davranış biçiminden
bahsetmektedir. Tek başına ele alındığında bireysel unsurları her zaman cezai bir
davranış anlamına gelmeyen bir davranış biçiminin cezai yapısını kapsaması içindir.
Doğrudan mağdura hedeflenen davranışı kapsamaktadır. Bununla birlikte, Taraflar aile
üyeleri, arkadaşlar ve iş arkadaşları da dahil olmak üzere mağdurun sosyal çevresi
içerisindeki herhangi bir kişiye yönelik olarak genişletebilir. Takipçi tacizcilik deneyimi
göstermiştir ki, birçok takipçi tacizci takipçi taciz faaliyetlerini gerçek mağdurları ile
sınırlı tutmamakta fakat genellikle mağdura yakın bir takım bireyleri de hedef
almaktadır. Genellikle bu, önemli ölçüde korku duygusunu ve durum üzerindeki kontrol
kaybını arttırmakta ve bu nedenle bu hüküm tarafından kapsanabilmektedir.
40
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
186. Son olarak, psikolojik şiddet durumunda olduğu gibi, Madde 78 paragraf 3
herhangi bir devlete veya Avrupa Birliğine, etkili, orantılı ve caydırıcı olduğu süreç,
cezai olmayan yaptırımları öngörme hakkını saklı tuttuğunu beyan etme olasılığını
sağlamaktadır. Muhalefet varakası sağlama bir çekince ihtimali içerisinde cezai
olmayan bir yaptırım olarak görülebilir. Bir kez daha, taslağı hazırlayanların niyeti
takipçi tacizciliğin suç olarak kabul edilmesi ilkesini koruma ve bu arada bir Tarafın
yasal sisteminin takipçi tacizcilik ile ilgili olarak cezai olmayan yaptırımları öngörmediği
yerlerde esneklik sağlamak içindir.
Madde 35 – Fiziksel şiddet
187. Bu madde meydana geldiği bağlama bakılmaksızın diğer bir kişiye karşı fiziksel
şiddete ilişkin herhangi bir kasti eyleme suç muamelesi yapmaktadır.
188. “Fiziksel şiddet” terimi ani ve yasadışı fiziksel gücün uygulanmasının sonucu
olarak uğranan bedeni yaralanmadan bahsetmektedir. Ayrıca mağdurun ölümü ile
sonuçlanan şiddeti de kapsamaktadır.
Madde 36 – Tecavüz dahil cinsel şiddet
189. Bu madde tecavüz dahil cinsel şiddete ilişkin cezai suçu belirlemektedir. Paragraf
1 kendi özgür rızası olmadan başka bir kişiye yapılan ve kasti olarak yapılan tüm cinsel
hareket biçimlerini kapsamaktadır. “Kasti olarak” kelimesinin yorumu iç hukuka
bırakılmıştır fakat kasti davranışa ilişkin gereksinim tüm suç unsurları ile ilişkilidir.
190. Lit. a. bir kişinin rızası dışında kişinin vücuduna vajinal, anal ve oral yollardan
penetre etmekten bahsetmektedir. Penetre etme bedenin bir kısmı veya bir nesne ile
yapılabilir. Penetre etmenin bir cinsel mahiyette olması gereksinimi ile, taslağı
hazırlayanlar bu hükmün sınırlarını vurgulamak ve yorumlama problemlerinden
sakınmak istemişlerdir. “Cinsel mahiyet” terimi cinsel bir anlama sahip olan bir
davranışı anlatmaktadır. Bu tanım dışında anlam veya eğilim eksikliği olan eylemlere
uygulanmamaktadır. Lit. b. penetre etme dışında kalan, ilgili tarafların özgürce verilmiş
rızası olmayan tüm cinsel mahiyeti olan davranışları kapsamaktadır. Son olarak, lit. c.
fail dışındaki bir kişi ile veya tarafından mağdurun rızası olmadan cinsel mahiyetteki
eylemleri yapmaya ya da boyun eğmeye zorlandığı durumları kapsamaktadır. Cinsel
taciz ilişkilerinde, mağdurlar genellikle failler tarafından seçilen bir kişi ile cinsel ilişkiye
girmeye zorlanmaktadır. Lit. c.nin amacı failin cinsel eylemi gerçekleştiren kişi
olmaması, fakat Sözleşmenin 36 sayılı Maddesine göre bu davranışın suçlu muamelesi
yapılması gereken kasti davranış ile bir ölçüde bağlantısı olması şartıyla, mağdurun
üçüncü bir kişi ile cinsel ilişkiye girmesine sebep olmasına dair senaryoları
kapsamaktadır.
191. Suçları oluşturan unsurları değerlendirirken, Taraflar Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi İçtihadını göz önünde bulundurmalıdır. Bu açıdan, taslağı hazırlayanlar, 4
Aralık 2003 tarihli M.C. v. Bulgaristan kararını hatırlatmak istemişlerdir. Mahkeme
kararda “fiziksel direncin her durumda kanıtlanması gerekliliği, belirli tecavüz türlerini
cezalandırmadan bırakan ve bu yüzden bireyin cinsel özerkliğini etkili bir şekilde
41
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
tehlikeye sokan riskler gibi cinsel suçların kovuşturmasına yönelik herhangi bir kesin
yaklaşıma kanidir. Bu alandaki çağdaş standartlar ve eğilimler uyarınca, üye devletlerin
Sözleşmenin 3 ve 8 nolu Maddeleri kapsamındaki pozitif yükümlülükler, mağdur
tarafından fiziksel direnç olmaması da dahil olmak üzere rızai olmayan bir cinsel
ilişkinin cezalandırılmasının ve etkili bir şekilde kovuşturulmasının gerektiği şeklinde
anlaşılmalıdır” (§166). “Yasama organı tarafından seçilen özel ifadeye bakılmaksızın,
bir takım ülkelerde, her durumda rızai olmayan cinsel ilişkilerin kovuşturulması
uygulamada ilgili yasal terimlerin (“zorlama”, “şiddet”, “baskı”, “tehdit”, “hile”, “şaşkınlık”)
yorumlanması vasıtasıyla ve kanıtın bağlam-duyarlı değerlendirmesi üzerinden
istenmelidir” (§ 161).
192. Bu suçun kovuşturması, mağdurun cinsel ilişkiye özgürce rızasının olup
olmadığına ilişkin olay bazında kanıtın bağlam-duyarlı değerlendirmesini
gerektirmektedir. Böyle bir değerlendirme mağdurların cinsel şiddet ve tecavüze karşı
sergilediği davranışların geniş bir yelpazesini tanımalıdır ve böyle durumlardaki tipik
davranış varsayımlarına dayanmamalıdır. Tecavüz mevzuatının yorumlamalarının ve
tecavüz davalarının kovuşturulmasının erkek ve kadın cinselliği hakkındaki toplumsal
cinsiyet kalıp yargılarından ve efsanelerinden etkilenmemesini sağlamak aynı ölçüde
önemlidir.
193. Bu hükmü uygulamada, Sözleşme Tarafların lit.a – lit.c’de listelenen cinsel
eylemlerin herhangi birisine özgürce rıza verilme eksikliği kavramını kapsayan cezai
mevzuatı öngörmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, mevzuatın özel ifadesi ve özgürce
verilen rızayı önlemek için düşündükleri unsurlar hakkında karar verilmesi Taraflara
bırakılmıştır. Paragraf 2, çevresel koşullar bağlamında değerlendirildiği gibi, kişinin
özgür iradesinin bir sonucu olarak rızanın sadece gönüllü olarak verilmesi gerektiğini
belirtmektedir.
194. Paragraf 3 Bu Sözleşme uyarınca saptanan cinsel şiddet ve tecavüze ilişkin cezai
suçların mağdur ve fail arasındaki ilişkiye bakılmaksızın rızası olmadan yapılan tüm
cinsel ilişkilere uygulanmasının Sözleşme Tarafları tarafından sağlanmasına ilişkin
yükümlülüğü açıklamaktadır. Cinsel şiddet ve tecavüz, taciz ilişkilerinde güç ve kontrol
kullanmanın yaygın bir biçimidir ve ayrılma esnasında ve sonrasında meydana gelmesi
olasıdır. İç hukuk tarafından tanındığı gibi mevcut veya önceki eş veya partnere karşı
yapıldığında bu eylemin suç olarak görülmesi ve kovuşturulmasında istisna olmamasını
sağlamak önemlidir.
Madde 37 – Zorla Evlilik
195. Bu madde zorla evlilik suçunu belirlemektedir. Bazı zorla evlilik mağdurları
yaşadıkları ülkede evlilik yapmaya zorlanırken (paragraf 1), diğerlerinin birçoğu
öncellikle başka bir ülkeye, genellikle atalarınınkine, götürülmekte ve o ülkenin bir
mukimi ile evlenmeye zorlanmaktadır (paragraf 2). Bu nedenle, taslağı hazırlayanlar iki
tür davranışı bu hükme dahil etmenin önemli olduğunu hissetmişlerdir: bir kişiyi
evlenmeye zorlama ve bir kişiyi evlenmeye zorlama amacıyla yurtdışındaki bir kişiyi
cezbetme.
42
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
196. Paragraf 1’de suç olarak görülen davranış türü bir yetişkini veya çocuğu
evlenmeye zorlamadır. “Zorlama” terimi baskı ve zorlamanın kullanıldığı fiziksel ve
psikolojik güç anlamına gelmektedir. En az bir tarafın – yukarıda belirtilen durumlar
nedeniyle – istekli olarak rıza göstermediği bir evlilik ile sonuçlandığında suç
tamamlanmıştır.
197. Paragraf 2 iradesine karşın bir kişiyi evlenmek için zorlama niyetiyle yurtdışındaki
bir kişiyi cezbetme eylemini suç olarak görmektedir. Evliliğin sonuçlandırılması
gerekmemektedir. “Cezbetme” terimi failin mağduru başka bir ülkeye seyahat etmesi
için, mesela hasta bir aile üyesini ziyaret etme gibi bir bahane veya uydurma bir sebep
kullanarak, tatlılıkla kandırdığı herhangi bir davranıştan bahsetmektedir. Niyet
yurtdışındaki bir kişiyi cezbetmeye ve bunun yanında bu kişiyi yurtdışında evlenmeye
zorlama amacına ilişkin eylemi kapsamaktadır. Taslağı hazırlayanlar yasal olarak
bağlayıcı diğer uluslararası belgeler kapsamında belirlenen standartları dikkate alacak
şekilde bu eylemin Tarafların ceza hukuku tarafından kapsanması gerektiğini
hissetmişlerdir.
Madde 38 – Kadın sünneti
198. Kadın sünnetinin (FGM) mahiyeti nedeniyle, bu Sözleşmenin ceza hukuku
kısmının cinsiyet tarafsızlığı ilkesini ortadan kaldıran cezai suçlardan birisidir.
Mağdurlarının kadınlar veya kız çocukları olduğu kadın sünneti cezai suçunu
belirtmektedir. Bazı toplumların kadın üyelerine yaptıkları kadın cinsel organının belirli
bir parçasının kesilmesine ilişkin geleneksel uygulamanın suç olarak görülmesini
amaçlamaktadır. Taslağı hazırlayanlar kadın sünnetini bu Sözleşmede bir cezai suç
olarak belirlemenin önemli olduğunu düşünmüşlerdir, çünkü bu uygulama onarılamaz
ve ömür boyu süren hasara sebep olmaktadır ve genellikle mağdurun rızası olmadan
yapılmaktadır.
199. Kadın sünnetini yok etmeye ilişkin hızlandırıcı tedbirler hakkındaki 61.16 nolu
WHO Dünya Sağlık Asamblesi Kararında yer verildiği gibi, Lit.a tıbbi profesyoneller
tarafından yapılması da dahil olmak üzere iç dudakların, dış dudakların veya klitorisin
tümünü ve bir kısmını herhangi bir şekilde kesip çıkarma, cinsel birleşmenin
engellenmesi için klitorisin çıkartılıp vulva kenarları ile birleştirilmesi veya başka bir
kesme yapma işlemini suç olarak görmektedir. “Kesip çıkarma” terimi klitoris veya dış
dudağın kısmi veya tüm olarak çıkarılmasından bahsetmektedir. Diğer tarafta, “cinsel
birleşmenin engellenmesi için klitorisin çıkartılıp vulva kenarları ile birleştirilmesi” terimi
vajinal açıklığı daraltmak için vulvanın dış dudaklarını kısmi olarak birlikte dikerek dış
dudakların kapatılmasını kapsamaktadır. “Başka bir kesim yapma” terimi kadın cinsel
organının diğer tüm fiziksel değişikliklerinden bahsetmektedir.
200. Lit.b, diğer tarafta, bir kadının iç dudak, dış dudak ve klitorisinin kesilip
çıkarılması, cinsel birleşmenin engellenmesi için klitorisin çıkartılıp vulva kenarları ile
birleştirilmesi ve kesilmesine maruz kalması için bir kadını zorlayarak veya satın alarak
lit.a’daki işlemleri yapması için faile yardım etme eylemini kapsamaktadır. Hükmün bu
kısmı sadece yetişkin mağdurlar ile sınırlıdır.
43
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
201. Lit.c iç dudak, dış dudak ve klitorisinin kesilip çıkarılması, cinsel birleşmenin
engellenmesi için klitorisin çıkartılıp vulva kenarları ile birleştirilmesi ve kesilmesine
maruz kalması için bir kız çocuğunu zorlayarak veya satın alarak lit.a’daki işlemleri
yapması için faile yardım etme eylemini kapsamaktadır. Hükmün bu kısmı sadece
mağdur kız çocuk ile sınırlıdır ve bu işleme maruz kalması için herhangi bir kişinin,
özellikle ebeveynlerin, büyükbaba-büyükanneleri ve diğer akrabaların kendi kızını veya
akrabasını zorladığı durumları içermektedir. Taslağı hazırlayanlar yetişkin ve çocuk
mağdurların arasında ayırım yapmanın önemli olduğunu hissetmişlerdir, çünkü lit.a’da
listelenen eylemlere herhangi birisinin maruz kalması için kadınların teşvik edilmeni suç
olarak görmeyi istememişlerdir.
202. Lit.b ve lit.c’yi uygulamada, bir birey kasti olarak sadece suçu işlemeye
götürülmemektedir, çünkü baskı, satın alma veya kışkırtmadan kaynaklanan suç
öngörülebilirdir. Bireyin eylemleri aynı zamanda lit.a’daki fiilin işlenmesine sebep
olabilmelidir.
Madde 39 – Zorla kürtaj ve zorla kısırlaştırma
203. Bu madde kadınların doğal doğum kabiliyetleri ile ilgili belirli kasti fiilleri bir cezai
suç olarak tanımlamaktadır. Bu Sözleşmenin ceza hukuku kısmının cinsiyet tarafsızlığı
ilkesini kıran diğer bir hükümdür.
204. Lit.a kadın veya kız çocuğunda yapılan zorla kürtaj cezai suçunu belirlemektedir.
Bu, mağdurun önceden ve bilgilendirilmiş rızası olmadan hamileliğin kasti olarak
sonlandırılmasından bahsetmektedir. Hamileliğin sonlandırılması tüm gebelik
ürünlerinin çıkarılmasına sebep olan çeşitli usullerin herhangi birisini kapsamaktadır.
Bu hükmün sorumluluğu kapsamına girmesi için, kürtajın mağdurun önceden ve
bilgilendirilmiş rızası olmadan yapılması gerekmektedir. Bu mağdurun tam olarak
bilgilendirilmemesinin ardından alınan bir karar olmadan yapılan kürtajı kapsamaktadır.
205. Diğer taraftan, lit.b kız çocuklarının ve kadınların zorla kısırlaştırılmasına ilişkin
cezai suçu belirlemektedir. Eğer kadının veya kız çocuğunun doğal olarak doğum
yapma kabiliyetini sona erdirme amacı ve etkisi ile ameliyat yapılırsa ve bu onun
önceden ve bilgilendirilmiş rızası olmadan yapılırsa, bu suç işlenmektedir. Kısırlaştırma
terimi doğal olarak üreme kabiliyetinin kaybı ile sonuçlanan herhangi bir işlemden
bahsetmektedir. Lit.a’da olduğu gibi, kısırlaştırma mağdurun önceden ve bilgilendirilmiş
rızası olmadan yapılmalıdır. Bu Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan
Haysiyetinin ve İnsan Haklarının Korunması Sözleşmesinde (ETS No. 164) belirtilen
standartlar doğrultusunda mağdur tarafından alınan tam olarak bilgilendirilmiş kararı
olmadan yapılan herhangi bir kısırlaştırmayı kapsamaktadır.
206. Mesela bir kadına hayatını kurtarmak için yardım etme amacı ile veya rıza ehliyeti
eksik olan bir kadına yardımcı olmak için yapılan tıbbi müdahaleler veya ameliyat
işlemlerini suç olarak görme bu Sözleşmenin niyeti değildir. Bilakis, bu hükmün amacı
kadınların kendi çocuklarının sayısına ve doğurma aralığına özgürce karar vererek ve
doğal üreme ve aile planlaması hakkındaki uygun bilgilere erişmelerini sağlayarak
kadınların üreme haklarına saygı göstermenin önemini vurgulamaktır.
44
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
Madde 40 – Cinsel taciz.
207. Bu madde cinsel tacizin cezai veya “diğer” yasal yaptırıma tabi olması ilkesini
belirtmektedir ki bu da taslağı hazırlayanların suç işlendiğinde failin karşılaşacağı
sonuçların türünü Taraflara bırakmaya karar verdiği anlamına gelmektedir. Bu madde
kapsamında ele alınan davranışın genellikle ceza hukuku kapsamına alınması tercih
edilirken, taslağı hazırlayanlar birçok ulusal yasal sisteminin cinsel tacizi medeni veya
iş hukuku kapsamında dikkate aldığını bilmektedir. Dolayısıyla, yasanın cinsel tacizi ele
almasından emin olmak suretiyle, Taraflar ceza hukuku veya idari ve diğer yasal
yaptırımlar ile cinsel tacizi ele almayı seçebilirler.
208. Bu hüküm tarafından kapsanan davranış türü çeşitlidir. Üç ana davranış biçimini
içermektedir: sözlü, sözlü olmayan ve mağdur tarafından istenmeyen cinsel mahiyetteki
bir fiziksel davranış. Sözlü davranış fail tarafından ifade edilen veya iletilen şakalar,
sorular veya açıklamalar gibi kelimeler ve seslere atfedilmektedir ve yazılı veya sözlü
olarak ifade edilebilir. Diğer tarafta, sözlü olmayan davranış mesela yüz ifadeleri, el
hareketleri veya semboller gibi kelimeleri ve sesleri içermeyen, failin ifadeleri veya
iletimlerini kapsamaktadır. Fiziksel davranış, failin herhangi bir cinsel davranışına
atfedilmektedir ve mağdurun vücudu ile teması da içerebilir. Madde 36’da olduğu gibi,
bu davranış biçimlerinin herhangi birisinin bu hükmün sorumluluğu içerisine girmesi için
cinsel mahiyette olması gerekmektedir. Ayrıca, fail tarafından zorla yapılan anlamına
gelen, yukarıdaki davranışın herhangi birisi mağdur tarafından istenmemiş olmalıdır.
Üstelik, yukarıdaki eylemler mağdurun haysiyetini ihlal etme etkisi veya amacına sahip
olmalıdır. Eğer söz konusu davranış göz korkutucu, düşmanca, onur kırıcı, utandırıcı
veya saldırgan bir ortam yaratırsa, bu durum gerçekleşir. Tek başına ele alındığında,
bireysel unsurlarının bir yaptırıma sebep olmayacak bir davranış biçimini kapsamak
içindir.
209. Genellikle, yukarıdaki eylemler gücün kötüye kullanımı, ödül sözü veya kısas
tehdidi bağlamında yapılmaktadır. Birçok durumda, mağdur ve fail birbirini tanımaktadır
ve ilişkileri genellikle hiyerarşi ve güçteki farklılıklar ile karakterize edilmektedir. Bu
maddenin uygulamasının kapsamı istihdam alanına sınırlı değildir. Bununla birlikte,
mesuliyete ilişkin gerekliliklerin, davranışın yer aldığı özel duruma bağlı olarak farklılık
gösterebileceğine dikkat edilmelidir.
Madde 41 – Yardım veya yataklık ve teşebbüs
210. Bu maddenin amacı Sözleşmede tanımlanan ve bazılarının işlenmesine teşebbüs
edilen, yardım veya yataklık suçları ile ilişkili ilave suçları belirlemektir.
211. Paragraf 1 Sözleşme Taraflarının Sözleşme uyarınca belirlenen aşağıdaki
suçların herhangi birisinin işlenmesine yardım ve yataklık eden şu fiillerin suç olarak
belirlemesini istemektedir: psikolojik şiddet (Madde 33), takipçi tacizcilik (Madde 34),
fiziksel şiddet (Madde 35), tecavüz dahil cinsel şiddet (Madde 36), zorla evlilik (Madde
37), kadın sünneti (Madde 38 lit.a) ve zorla kürtaj ve zorla kısırlaştırma (Madde 39).
212. Taslağı hazırlayanlar “yardım veya yataklık” teriminin ceza hukuklarında sadece
bir Tarafça belirlenen suçlardan bahsetmediğini aynı zamanda idari ve medeni hukukta
45
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
kapsanan suçlara da atıfta bulunduğunu vurgulamak istemişlerdir. Bu, Madde 78
paragraf 3’e göre, Taraflar psikolojik şiddet (Madde 33) ve takipçi tacizcilik (Madde 34)
ile ilgili olarak cezai olmayan yaptırımlar sağlaması nedeniyle özel bir öneme sahiptir.
213. Paragraf 2 ile ilgili olarak, taslağı hazırlayanlar belirli suçlara teşebbüs muamelesi
yapmanın bazı kavramsal zorluklara sebep olduğunu hissetmişlerdir. Ayrıca, bazı yasal
sistemler teşebbüs etmenin cezalandırıldığı suçları sınırlamaktadır. Bu nedenlerle,
Tarafların sadece müteakip suçları işleme girişimini bir suç olarak belirlemesini
gerektirmektedir: ciddi fiziksel şiddet vakaları (Madde 35), tecavüz dahil cinsel şiddet
(Madde 36), zorla evlilik (Madde 37), kadın sünneti (Madde 38 lit.a) ve zorla kürtaj ve
zorla kısırlaştırma (Madde 39).
214. Fiziksel şiddet (Madde 35) ile ilgili olarak, taslağı hazırlayanlar Sözleşme
tarafından belirlenen suçun çok geniş bir kapsama sahip olduğunun bilincindedirler.
Aynı zamanda teşebbüsün belirlenmesinin zor olduğu basit saldırı olaylarını da
kapsamaktadır. Bu nedenle, Taraflar fiziksel şiddetin ciddi vakaları için fiziksel şiddet
uygulamaya teşebbüsü bir suç olarak belirleme konusunda takdir hakkına sahiptirler.
Sözleşme aynı zamanda Tarafların başka suçlara teşebbüsü kapsam içine almasını
menetmektedir.
215. Sözleşme kapsamında belirlenen tüm suçlarda olduğu gibi, yardım ve yataklık ve
teşebbüs kasti olmalıdır.
Madde 42 – Sözde “namus” olarak işlenen suçlar da dahil olmak üzere, suçlara
ilişkin kabul edilemez gerekçeler
216. Taslağı hazırlayanlar önemli bir genel ilkeyi bu Sözleşmede kutsal olarak kabul
etmektedir: Bu Sözleşme taraflarının hukuk mahkemelerinde hiç kimsenin, mesela
kadınlara karşı şiddet gibi cezai bir suçun, basit bir unsurunu işlemesini meşrulaştırmak
için, kültürünün, dininin veya şahsi bir sebebinin herhangi bir biçiminin unsuru olduğuna
inandığını hatırlatmasına izin verilmeyecektir. Sözde “namus” adıyla işlenen suçları ele
almak için, taslağı hazırlayanlar mağduru bir davranışı için cezalandırmak için işlenen
suçların meşrulaştırılmamasını sağlamaya niyet etmişlerdir. Dolayısıyla, bu madde,
Paragraf 1’de, Tarafların kültür, gelenek, din ve sözde “namusun” bu Sözleşme
kapsamında olan şiddet eylemlerinin herhangi birine ilişkin gerekçe olarak dikkate
alınmamasını sağlamaya ilişkin yükümlülüğü belirtmektedir. Bu demek oluyor ki
Taraflar ceza hukuku ve ceza usulü kanunlarının, zanlının fiillerini meşrulaştırma
iddiası ile mağdurun kültürel, dini, sosyal ve geleneksel normları ve adetlerine ilişkin
belirgin davranışlarının olası, gözlenen ya da mevcut ihlaline izin vermemesini
sağlamalıdır.
217. İlave olarak, bu hüküm Tarafların adli aktörlerin vicdani kanaat ve bireysel
inançlarının yukarıda bahsedilen gerekçelerin herhangi birisini meşrulaştırmasına
sebep olacak şekilde kanunun yorumlanmasını engellemesi gerektirmektedir. Paragraf
1 böylece Sözleşme Madde 12, Paragraf 5’te bulunan yükümlülüğü ceza hukukunun
özel bir alanı için pekiştirmektedir.
46
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
218. Cezai sorumluluktan sakınmak için, bu fiiller genellikle aile veya toplumun yetişkin
bir üyesi tarafından kışkırtılan, cezai sorumluluk yaşı altında olan bir çocuk tarafından
işlenmektedir. Bu nedenle, taslağı hazırlayanlar cezai sorumluluktaki boşluklardan
sakınmak için bu suçların kışkırtıcısının (kışkırtıcılarının) cezai sorumluluğunu paragraf
2’de belirtmenin gerekli olduğunu düşünmüşlerdir. Paragraf 2 çocuğun asıl fail olduğu
yerlerde bu Sözleşmeye göre saptanan fiillere uygulanmaktadır ve Madde 38 (b), 38 (c)
ve 41 uyarınca belirlenen suçlara uygulanmamaktadır.
Madde 43 – Ceza gerektiren suçların uygulanması
219. Bu Sözleşme uyarınca belirlenen çok sayıda suç genellikle aile üyeleri, eşler
veya mağdurun yakın sosyal çevresindeki diğer kişiler tarafından işlenen suçlardır.
Avrupa Konseyi üye devletlerinde geçmişte uygulanmış birçok örnek bulunmaktadır,
göstermektedir ki; mesela mağdur ve fail birbiriyle evlenmişlerse veya ilişkide
olmuşlarsa, bu davaların kovuşturulmasına ilişkin istisnalar oluşturmuştur. En öne
çıkan örnek, mağdur ile fail arasındaki ilişki nedeniyle uzun süre tecavüz olarak
tanınmamış evlilik içindeki tecavüzdür.
220. Bu nedenle, taslağı hazırlayanlar mağdur ile fail arasındaki ilişki türünün bu
Sözleşmede belirlenen suçların uygulanmasına engel olmayacağı ilkesini belirlemenin
gerekli olduğunu düşünmüşlerdir.
Madde 44 - Yargı
221. Bu madde Sözleşmenin ele aldığı suçlar üzerine yargı tesis etmesi gereken
çeşitli gereksinimleri belirtmektedir.
222. Paragraf 1(a) ülkesellik ilkesine dayanmaktadır. Tarafların Sözleşmeye göre
belirlenen suçları işlendikleri ülkeye göre cezalandırması gerekmektedir.
223. Paragraf 1 (b) ve (c) bölgesellik ilkesinin varyantına dayanmaktadır. Bu alt
paragraflar bayrağını taşıyan gemilerde veya yasaları altında kayıtlı uçakta işlenen
suçlar üzerinde Tarafların yargıyı oluşturmasını gerektirmektedir. Bu yükümlülük
hâlihazırda birçok ülkenin kanununda, kayıtlı olduğu ülkenin yargısı altından olan
gemilerde ve uçaklarda yürürlüktedir. Bu yargı türü, Paragraf 1 (a)’nın yargıyı ileri
sürmek için bir temel olarak mevcut olmadığının bir sonucu olarak, suçun işlenmesi
zamanında ülkenin toprağında gemi ve ya uçak bulunmadığı zaman oldukça faydalıdır.
Suçun bir bayrağın ve kayıtlı Tarafın toprağının dışındaki bir gemi veya uçakta işlenmiş
olması durumunda, herhangi bir ülke olmaması kuralı olmadan yargıyı
uygulayabilecektir. İlave olarak, başka bir ülkenin sularından veya hava sahasından
geçen bir gemi ve uçakta suç işlenirse, yargısını uygulayan ikinci devlet için önemli
uygulama engelleri olabilir ve bu nedenle tescil devletinin yargıya sahip olması
faydalıdır.
224. Paragraf 1(d) ulus ilkesine dayanmaktadır. Ulus teorisi en fazla sıklıkla medeni
hukuk geleneği olan ülkeler tarafından uygulanmaktadır. Bu ilke kapsamında, bir
ülkenin vatandaşları kendi topraklarının dışında olsa bile kanununa uymak zorundadır.
47
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
Paragraf 1(d) kapsamında, eğer vatandaşlarının birisi yurt dışında bir suç işlerse, bir
Taraf ona dava açabilecektir. Taslağı hazırlayanlar özellik bunu kadına yönelik şiddetin
belirli biçimleri ile mücadelede önemli bir hüküm olarak düşünmüşlerdir. Nitekim,
kadınların ve kızların tecavüz veya cinsel şiddete, zorla evliliğe, kadın sünnetine, sözde
“namus” adı altında işlenen suçlar ve zorla kürtaj ve zorla kısırlaştırmaya maruz kaldığı
bazı ülkeler başarılı bir şekilde araştırma yapmak için isteğe ya da gerekli kaynaklara
sahip olmamaktadır veya uygun yasal çerçeveden yoksun olmaktadır. Paragraf 2, bu
davaların, suçun işlendiği devletin cezai yaptırımı uygulanmadığı hallerde bile
yargılanmasına olanak tanır.
225. Paragraf 1(e) Tarafın ülkesinde ikametgahı olan kişilere uygulanmaktadır. Ülkede
ikametgahı olan kişiler tarafından yurtdışında işlenen filleri araştırmak için yargı
oluşturmalıdır ve böylece yurtdışında işlenen şiddet fiillerinin cezalandırılmasına katkı
sağlayacaktır. İtirazlar hakkındaki Madde 78 paragraf 2 Tarafların bu yargıyı
uygulamamasına ve sadece özel davalarda veya durumlarda o şekilde yapmasına izin
vermektedir.
226. Paragraf 2 mağdurun milliyeti ve ikamet durumu ile ilgilidir. Vatandaş mağdurların
özel çıkarlarının kendi vatandaşlarına veya mukimlerine karşı işlenen suçlara dava
açmak için devletin genel çıkarı ile örtüşmesi önermesine dayanmaktadır. Dolayısıyla,
bir vatandaş veya ikametgaha sahip bir kişi yurtdışında bir suçun mağduru olursa,
Taraf davaları başlatmak için yargıyı oluşturmaya çaba harcayacaktır. Bununla birlikte,
“çaba harcayacak” teriminin kullanımı ile gösterildiği gibi, Taraflara üzerine getirilen bir
yükümlülük bulunmamaktadır.
227. Paragraf 3 bu Sözleşmeye eklenen değerin önemli bir unsurunu sunmaktadır ve
mağdurların korunmasında bir adım öne çıkmaktadır. Hüküm, Sözleşmenin en ciddi
suçları ile ilgili olarak, fiillerin işlendikleri yerde cezai suçlar olması gereken yerlerde bir
eylemin her iki ülkede de suç olmasına ilişkin genel kuralı elimine etmektedir. Amacı
zorla evlilik, kadın sünneti, zorla kürtaj ve zorla kısırlaştırma gibi bu Sözleşme
uygulama ülkesinin dışında işlenebilen – veya çok sık olarak işlenen – kadına yönelik
şiddetin özellikle belirli biçimleri ile mücadele etmektir. Bu nedenle, bu paragraf
özellikle Madde 36 (tecavüz dahil cinsel şiddet), Madde 37 (zorla evlilik), Madde 38
(kadın sünneti) ve Madde 39’da (zorla kürtaj ve zorla kısırlaştırma) tanımlanan ve ilgili
Tarafın vatandaşları tarafından işlenen suçlara uygulanmaktadır. İtirazlar hakkındaki
Madde 78 paragraf 2 Tarafların bu yargıyı uygulamamasına ve sadece özel davalarda
veya durumlarda o şekilde yapmasına izin vermektedir.
228. Paragraf 4’te, taslağı hazırlayanlar vatandaşın veya ikametgâhın devletindeki en
ciddi suçların davalarının başlamasını genellikle mağdurun bir şikayetinin gerekli
olmasına ilişkin koşullara veya suç işlendiği devletin yetkilileri tarafından bilgilerin
hazırlanmasına ötelemeyi yasaklamak istemişlerdir. Bu hükmün amacı yurtdışında
işlenen suçların davasını kolaylaştırmaktır. Bazı devletler kadınlara karşı şiddetin veya
aile içi şiddetin belirli biçimleri hakkında araştırma yapmak için gerekli istek veya
kaynaklara sahip olmadığı için, mağdurun şikayeti gereksinimi veya ilgili yetkililer
tarafından dava açılması genellikle dava için bir engel oluşturmaktadır. Bu paragraf
özellikle Madde 36 (tecavüz dahil cinsel şiddet), Madde 37 (zorla evlilik), Madde 38
48
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
(kadın sünneti) ve Madde 39’da (zorla kürtaj ve zorla kısırlaştırma) tanımlanan ve ilgili
Tarafın vatandaşları tarafından işlenen suçlara uygulanmaktadır. İtirazlar hakkındaki
Madde 78 paragraf 2 Tarafların bu yargıyı uygulamamasına ve sadece özel davalarda
veya durumlarda o şekilde yapmasına izin vermektedir.
229. Paragraf 5 suçluyu ülkesine iade etmek veya yargılamak ilkesi ile ilgilidir.
Paragraf 5 esasına göre oluşturulan yargı, ilgili uluslararası belgelerin koşulları
kapsamında ülkesine iade etmeyi teklif eden Tarafça o şekilde yapması istenirse, bir
vatandaşı ülkesine iade etmeyi reddeden Tarafların incelemeleri ve davaları üstlenmesi
için yasal kabiliyete sahip olmasını sağlaması için gereklidir. Eğer suç işlendiği ülkede
cezalandırılabilirse veya suç herhangi bir devletin bölgesel yargı yetkisinin dışında
işlenirse, Paragraf 4 Tarafların yargı oluşturmasını engellememektedir.
230. Bu Sözleşmenin kapsamı tarafından kapsanan şiddetin bazı durumlarında birden
daha fazla Tarafın suçtaki katılımcıların bazıları veya tümü üzerinde yargı yetkisine
sahip olduğu durum olabilir. Örneğin, bir kadın diğer bir devletin bölgesine kandırılarak
çekilebilir ve isteğine dışında evlenmeye zorlanabilir. Mağdurlar ve şahitler için usullerin
ve gereksiz sıkıntıların tekrarında sakınmak veya davaların verimini veya adilliğini
kolaylaştırmak için, etkilenen Taraflar paragraf 6 uyarınca uygun dava yerini belirlemek
için danışması gerekmektedir. Bazı durumlarda, dava için tek bir yer seçmek onlar için
en etkilisi olacaktır. Diğerlerinde, bazı faillere dava açmak en iyisi olabilir, bu arada bir
ve daha fazla ülke diğerlerine dava açabilir. Her iki yönteme bu paragraf kapsamında
izin verilmektedir. Danışma yükümlülüğü kati değildir; danışma “uygun olan yerlerde”
yer alacaktır. Bu yüzden, örneğin Taraflardan birisi danışmanın gerekli olmadığını
biliyorsa (yani diğer Tarafın dava açmayı planlamadığı teyidini alırsa) veya bir Taraf
danışmanın incelemeleri veya davaları bozabileceği görüşünde ise, danışmayı
geciktirebilir veya reddedebilir.
231. Bu maddenin 1 no.lu paragrafında belirtilen yargının temelleri özel değildir.
Paragraf 7 Tarafların kendi iç hukukuna göre diğer ceza yargı yetkisi türlerini
oluşturmasına izin vermektedir.
Madde 45 – Yaptırımlar ve tedbirler
232. Bu madde ceza hukuku kapsamında cezalandırılabilir olması gereken çeşitli
suçları tanımlayan Madde 33-41 ile yakinen ilişkilidir. Bununla birlikte, cezai mahiyetinin
olup olmadığına bakılmaksızın tüm yaptırım türlerine uygulanmaktadır. Bu maddelerin
getirdiği yükümlülüklere uygun olarak, Madde 45 Tarafların önlemini suçların ciddiliği ile
eşleştirmesini ve “etkili, orantılı ve caydırıcı” olan yaptırımları koymasını
gerektirmektedir. Bu uygun olan yerlerde ülkesine iade etmesine sebep olabilecek
hapis cezası verilmesini içermektedir. Taslağı hazırlayanlar bir hapis cezasını hak
eden, Sözleşmenin uyarınca belirlenen suçun türüne karar verilmesini Taraflara
bırakmaya karar vermişlerdir. Unutulmamalıdır ki, Ülkesine İade Etme hakkındaki
Avrupa Sözleşmesinin (ETS No. 24) 2 no.lu Maddesi kapsamında, ülkesine iade etme
talep edenin veya talep edilen ülkenin yasaları kapsamında cezalandırılabilir suçlar
açısından kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma ile veya en azından maksimum bir yıllık
süre için tutuklama emri kapsamında veya daha şiddetli yaptırım ile verilebilir.
49
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
233. İlave olarak, paragraf 2 faille ilgili olarak alınabilecek diğer tedbirleri
öngörmektedir. Hüküm iki örneği listelemektedir: hükümlü kişilerin izlenmesi ve
denetimi ve ,mağdurun güvenliğini içerebilecek çocukların yüksek yararı başka bir
şekilde garanti altına alınmazsa, ebeveynlik haklarının çekilmesi. İkinci örnekteki
“çocukların yüksek yararına” yapılan atıf üye devletleri çoğunluğunda “velayetin niteliği
ile ilgili kararların çocuğun yüksek yararına dayalı olacağını” belirtmiş, 3 Aralık 2009
tarihli Zaunegger v. Almanya kararındaki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararı
doğrultusundadır (§60). Özellikle, ebeveyn hakları ile ilgili olarak alınan tedbirler asla
çocuğa zarar vermeye sebep olmamalı veya çocukları tehlikeye sokmamalıdır.
Ebeveyn haklarının verilmesi ve çocuk ile irtibat genellikle ilgili meseleler olmasına
rağmen, taslağı yazanlar bazı Tarafların kendi iç hukuklarında bu meseleleri
ayırabilmeyi ve böylece ona ebeveyn haklarını vermeden ebeveynin çocukla irtibat
kurmasını sağlamayı dikkate almışlardır. Özellikle, bir ebeveyne karşı aile içi şiddet ve
buna çocuğun şahitlik etmesi durumunda, kötü ebeveyn ile irtibatı sürdürmek çocuğun
yüksek yararına olmayabilir. Kötü ebeveyn ile irtibatı sağlama sadece çocuk üzerinde
negatif etki yapmayabilir aynı zamanda suistimal eden kişinin mağdurun güvenliğine
ciddi bir risk teşkil etmektedir, çünkü genellikle faile mağduru görmesi veya irtibat
kurması için bir sebep vermekte ve yerinde emri kısıtlama veya yasaklama
doğrultusunda olmayabilir. Mağdurları korumak için alınan tüm yasal tedbirlerin tutarlı
olmasını ve diğer bağlamlarda alınan yasal tedbirler tarafından engel olunmamasını
sağlamak önemlidir.
Madde 46 – Suçu ağırlaştırıcı sebepler
234. Madde 46 Tarafların alt paragraf a – i’de bahsedilen durumların Sözleşme
kapsamında belirlenen suçlar için cezanın belirlenmesindeki suçu ağırlaştırıcı sebepler
olarak dikkate almayı sağlamasını gerektirmektedir. Bu durumlar halihazırda suçu
oluşturun unsurların parçasını oluşturmamalıdır. Bu ilke suçu ağırlaştırıcı sebeplerin
Tarafın ülke yasasındaki suçu oluşturan sebeplerin parçasını oluşturan durumlar
uygulanmaktadır.
235. “Dikkate alınabilir” ifadesinin kullanımı ile, taslağı hazırlayanlar yargıçlar üzerinde
uygulamak için bir yükümlülük olmamasına rağmen, faillere ceza verirken dikkate
alması için bu suçu ağırlaştırıcı sebeplerin yargıçlar için mevcut olmasını sağlamak için
Sözleşmenin Tarafların üzerine yükümlülük koymasını vurgulamayı istemişlerdir. İlave
olarak, “iç hukukun ilgili hükümlerine uygunluk” ifadesine yapılan atıf Avrupa’daki çeşitli
yasal sistemin suçu ağırlaştırıcı sebepler için farklı yaklaşımlara sahip olduğu ve bu
nedenle Tarafların kendi yasal konseptlerinin bazılarını muhafaza etmeye izin vermesi
gerçeğini yansıtmak içindir. Bu ceza hukuku sistemleri içinde yaptırımların uygulanması
ile ilgili ilkelerini önemli ölüde değiştirme yükümlülüğü koymadan bu hükmü
uygulamada Taraflara esneklik sağlamaktadır.
236. Suçu ağırlaştırıcı sebeplerin birincisi, lit.a, iç hukuk tarafından tanındığı gibi
önceki veya mevcut eşine karşı suçun aile üyesi tarafından, mağdur ile birlikte yaşayan
bir kişi tarafından veya onun yetkisini suistimal etmiş kişi tarafından nerede işlendiğidir.
Bu iç hukukta tanınan önceki veya mevcut evli eşi veya evli olmayan eşi tarafından
suçun işlendiği yerdeki çeşitli durumları kapsayacaktır. Aynı zamanda, ebeveynler ve
büyükanne-büyükbabalar ve çocuklar veya mağdurla aile ilişkisine bağlı ilişkiye sahip
50
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
çocuklar gibi mağdurun ailesinin üyelerini içerecektir. Mağdurla birlikte yaşayan bir kişi
aile üyelerinin dışında aynı ev içerisinde yaşayan kişilerden bahsetmektedir. Yetkiye
sahip bir kişi örneğin öğretmen ve işveren de dahil olmak üzere mağdur üzerinde bir
üstünlüğe sahip olan herhangi birinden bahsetmektedir. Bu vakaların ortak unsuru
böyle bir ilişki ile bağlantılı olan güven durumudur ve böyle bir ilişki içerisinde suçu
işlerken bu güvenin yanlış kullanılmasından meydana gelebilecek özel duygusal
incinmedir. Bu paragrafta, “iç hukuk tarafından tanınan eşlere” yapılan atıf en azından
önceki veya mevcut eşlerin iç hukukta belirtilen uygun olarak kapsanacağı anlamına
gelmektedir ve unutulmamalıdır ki, onu suçu ağırlaştırıcı sebepler yapan ilişki ile
bağlantılı güven ve samimiyet olmaktadır.
237. İkinci suçu ağırlaştırıcı sebep, lit.b, mükerrer suçlar ile ilgilenmektedir. Bu
Sözleşme tarafından belirlenen suçların herhangi birisinden ve bunun yanında belirli bir
süre içinde aynı fail tarafından birden fazla işlenen herhangi bir ilgili suçların herhangi
birisinden bahsetmektedir. Taslağı hazırlayanlar özellikle bu sebeple aynı tip suç fiiline
tekrar tekrar maruz kalan bir mağdur üzerindeki yıkıcı etkisini vurgulamak istemişlerdir.
Bu genellikle artmış mahkeme cezası olasılığını gerektirmesi için taslağı hazırlayanlara
ilham veren aile içi şiddet durumlarındaki davadır. Aynı failin mahkumiyetine sebep
olan benzer mahiyetteki bir suçun gerçeklerinin lit.b kapsamında bahsedilen tekrar
eden fiil olarak dikkate alınamayacağına fakat lit.i kapsamında bir suçu ağırlaştırıcı
sebepleri oluşturduğuna dikkat etmek gerekir.
238. Üçüncü suçu ağırlaştırıcı sebep, lit.c, özel durumlar ile korunmasız olan bir kişiye
karşı işlenen suçlardan bahsetmektedir (olası korunmasız kişilerin listesi için paragraf
87’ye bakınız).
239. Dördüncü suçu ağırlaştırıcı sebep, lit.d, çocuğun kendisinde mağdur olma biçimi
oluşturan, bir çocuğa karşı veya çocuğun huzurunda işlenen suçları kapsamaktadır.
Taslağı hazırlayanlar bu Sözleşmede belirlenen suçların birisi çocuğa karşı işlenmişse
özellikle kusurlu davranışı vurgulamak istemişlerdir.
240. Beşinci suçu ağırlaştırıcı sebep, lit.e, birlikte hareket eden iki veya daha fazla kişi
tarafından işlenen suçtur. Bu iki veya daha fazla kişi tarafından işlenen kolektif fiili
göstermektedir.
241. Altıncı suçu ağırlaştırıcı sebep, lit.f, aşırı şiddet seviyesinde yapılan suçlardan
bahsetmektedir. Bu özellikle şiddeti yüksek olan ve mağdurun yaşamı için ciddi risk
teşkil eden fiziksel şiddet eylemlerinden bahsetmektedir.
242. Yedinci suçu ağırlaştırıcı sebep, lit.g, bir silahın kullanımı ve silahla tehdit ile
ilgilenmektedir. Bunu dahil ederek, taslağı hazırlayanlar mağdurun ölümü de dahil
olmak üzere ciddi şiddete sebep olabileceği için özellikle silah kullanmanın kusurlu
davranış olduğu vurgulamaktadır.
243. Sekizinci suçu ağırlaştırıcı sebep, lit.h, mağdura şiddetli fiziksel veya psikolojik
zarar vermesi ile sonuçlanan suçtur. Bu özellikle ciddi şekilde fiziksel veya psikolojik
acı çekmeye ve özellikle mağdurun uzun süreli sağlık sonuçlarına sebep olan suçları
belirtmektedir.
51
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
244. Son suçu ağırlaştırıcı sebep, lit.i, failin benzer mahiyetteki suçlardan hüküm
giydiği suçlardır. Bunu dahil ederek, taslağı hazırlayanlar Sözleşme tarafından
kapsanan suçların çoğunluğu ve özellikle aile içi şiddet için müzminlik riskine dikkati
çekmektedir.
Madde 47 – Diğer Tarafça geçirilen cezalar
245. Bu Sözleşmeye göre belirlenen suçların bazıları uluslararası bir boyuta sahip
olabilir ve başka bir ülkede veya birden daha fazla ülkede yargılanmış ve suçlu
bulunmuş failler tarafından yapılabilir. Yurtiçi seviyesinde, birisi daha önceden suçlu
bulunmuşsa, birçok yasal sistem farklı bir, genellikle daha ağır, ceza verebilir.
Genellikle, sadece ulusal mahkemeler tarafından mahkumiyetler bir önceki mahkumiyet
olarak görülür. Geleneksel olarak, yabancı mahkemeler tarafından verilen
mahkumiyetler ceza hukukunun ulusal bir mesele olması ve ulusal hukukun farklılıkları
olması ve yabancı mahkemeler tarafından verilen kararların şüphe derecesi nedeniyle
mutlaka dikkate alınmaz.
246. Bu argümanlar günümüzde ceza hukuku standartlarının bu beynelmilelcilikte
daha az güce sahiptir – suçun beynelmilelciliğin bir sonucu olarak – farklı ülkelerin
yasalarını uyumlaştırmaya meyillidir. İlave olarak, birkaç on yıl aralığında, ülkeler
uygulamanın tüm katılımcı ülkelerin adalet sistemlerinde daha büyük güven telkin eden
ortak teminatların sağlam bir temelini kurmaya yardımcı olmuş EHCR gibi belgeleri
benimsemişlerdir.
247. Uluslararası müzminlik ilkesi bir takım uluslararası belgede tesis edilmektedir.
Narkotik maddeler hakkındaki 30 Mart 1961 tarihli New York Sözleşmesi Madde
36(2)(iii) altında, yabancı mahkumiyetler her bir Tarafın anayasala hükümleri, yasal
sistemi ve ulusal yasasına tabi olarak müzminlik oluşturma amacı için dikkate alınmak
zorundadır. Euro’nun girmesi ile bağlantılı olarak parada sahtecilik suçları ve diğer
yaptırımlar ile korumayı arttırma hakkındaki 2000/383/JHA no.lu Çerçeve Kararında
değişiklik yapan 6 Aralık 2001 tarihli Konsey Çerçeve Kararı Madde 1 kapsamında,
Avrupa Birliği üye devletleri para kalpazanlığı için başka bir devlette verilen nihai
kararları mükerrer suçlu oluşturma olarak tanımalıdır.
248. Uluslararası seviyede müzminliğin standart bir kavramı yoktur ve bazı ülkelerin
kanunları kavramı hiç içermemektedir. Yabancı mahkumiyetlerin her zaman ceza
amaçları için mahkemenin dikkatine getirilmediği gerçeği uygulamadaki ilave bir
güçlüktür. Bununla birlikte, yeni cezai takibatlar sırasında Avrupa Birliği üye
devletlerinde mahkumiyetlerin dikkate alınması hakkındaki 2008/675/JHA nolu Konsey
Çerçeve Kararı Madde 3 öncelikle genel bir şekilde – özel suçlara sınırlama olmaksızın
– başka bir (üye) devlette alınan bir önceki mahkumiyeti dikkate alma yükümlülüğünü
belirlemektedir.
249. Bu nedenle, Madde 47 bir cezayı değerlendirmede diğer Tarafça geçirilen nihai
cezaları dikkate alma olasılığını sağlamaktadır. Hükme uymak için, yetkili makamca
bilindiğinde, yabancı mahkeme tarafından yapılan önceki mahkumiyetlerin daha ağır bir
ceza ile sonuçlanması için olduğunu Taraflar kendi iç hukukunda sağlayabilirler. Aynı
52
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
zamanda cezayı ayarlamada bireyin durumlarını değerlendirmeye ilişkin genel yetkiler
kapsamında mahkemelerin bu mahkumiyetleri dikkate almasını sağlayabilir. Bu olasılık
aynı zamanda faile bir önceki mahkumiyetinin ulusal bir mahkumiyet olması
durumunda yapılan muameleden daha az uygun muamele yapılmaması ilkesini de
içermelidir.
250. Bu hüküm dava açılan kişilerin başka bir ülkenin mahkemesinden ceza almış
olup olmadığını belirlemek için girişimlerde bulunması için mahkemeler veya dava
hizmetlerine herhangi bir pozitif yükümlülük yüklememektedir. Cezai Konularda
Karşılıklı Yardım hakkında Avrupa Sözleşmesi (ETS No. 30) Madde 13 kapsamında,
eğer cezai konularda ihtiyaç duyulursa, bir Tarafın yargı yetkilileri adli kayıtlar ile ilgili
bilgileri ve özetleri diğer Taraftan talep edebilir.
Madde 48 – Zorunlu alternatif anlaşmazlık çözümü süreçleri veya cezanın
yasaklanması
251. Birçok Avrupa Konseyi üye devletinin iç hukuku ceza ve medeni hukukta
alternatif anlaşmazlık çözüm süreçleri ve ceza sunmaktadır. Özellikle aile hukukunda,
daha iyi aile ilişkileri sunmak ve daha sağlam anlaşmazlık çözümü ile sonuçlandırmak
için adli kararlara alternatif olarak anlaşmazlıkların çözüm yöntemleri dikkate
alınmaktadır. Bazı yasal sistemlerde, aracılık veya arabuluculuk gibi alternatif
anlaşmazlık çözümü süreçleri veya ceza kanununda kullanılmaktadır.
252. Taslağı hazırlayanlar alternatif yöntemlerini birçok cezai ve medeni kanun
vakalarında sunduğu avantajları sorgulamazken, özellikle bu şekildeki alternatif
anlaşmazlık çözümü yöntemleri zorunlu ise ve çekişmeli mahkeme yargılamanın yerine
geçerse, bu Sözleşme tarafından kapsanan şiddet durumlarında bunların sahip
olabileceği negatif etkileri vurgulamak istemektedirler. Bu şiddetin mağdurları asla
failinkine eşit bir seviyede alternatif anlaşmazlık çözümü süreçlerine giremezler. Failler
güç ve hakimiyet hissini yayarken, bazı mağdurların utanç, çaresizlik veya
korunmasızlık hissi ile bırakılması bu suçların niteliğindedir. Aile içi şiddet ve kadına
yönelik şiddetin yeniden özelleştirilmesinden sakınmak ve mağdurun adalet aramasını
mümkün kılmak için, yürürlükteki ulusal kanunların esasına göre yapılan ve tarafsız
yargıç tarafından başkanlık edilen çekişmeli mahkeme yargılamalarına erişim
sağlamak devletin sorumluluğudur. Dolayısıyla, paragraf 1 Tarafların aile içi ceza ve
medeni hukukta alternatif anlaşmazlık çözüm süreçlerine zorunlu olarak katılımı
yasaklamasını gerektirmektedir.
253. Bu maddenin 2 nolu paragrafı yasal tedbirlerin mağdur üzerinde başka bir
amaçlanmamış sonucu önlemeyi hedeflemektedir. Sözleşme tarafından belirlenen
suçun faillerinin çoğu mağdurun ailesinin üyeleridir. Ayrıca, genellikle ailenin geçimini
sağlayan aile reisidir ve bu nedenle sınırlı/düşük aile gelirinin tek kaynağıdır. Faile bir
para cezası ödeme emrini verme sonuç olarak aile gelirini ve onun nafaka ödeme
kabiliyetini etkileyecek ve mağdur için mali güçlükle sonuçlanacaktır. Böyle bir tedbir
mağdur için dolaylı olarak cezalandırma oluşturabilir. Bu nedenle, bu hüküm Tarafların
faile ödemesi emri verilen bir para cezasının mağdur tarafında dolaylı olarak mali
güçlüğe sebep olmamasını sağlamasını gerektirmektedir. Bunun yargının
53
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
bağımsızlığına ve yaptırımlara bireysel yaklaşımı etkilememesine dikkat edilmesi
önemlidir.
Bölüm VI – Soruşturma, adli takibat, usul hukuku ve koruyucu tedbirler
254.
Bu bölüm Sözleşmenin önceki bölümlerinde belirtilen hakları ve görevleri
pekiştirmek için bu Sözleşmenin kapsamı tarafından kapsanan şiddetin tüm biçimlerine
karşı koruma, soruşturma, adli takibat ve usul hukuku ile ilgili geniş bir yelpazedeki
meseleleri kapsayan çeşitli hükümleri içermektedir.
Madde 49 – Genel Yükümlülükler
255.
Taslağı hazırlayanlar failler arasında cezasız kalma hissine önemli ölçüde
katkıda bulunan ve bu şiddetin yüksek seviyede kabulünü sürdürmeye yardımcı olmuş,
kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet olaylarını soruşturmalarda ve adli takibatlarda
düşük öncelik verilmesini önlemek istemişlerdir. Bu amacı sağlamak için, paragraf 1 bu
Sözleşme kapsamında kapsanan tüm şiddet biçimleri ile ilgili soruşturmaların ve adli
takibatların aşırı gecikme olmadan yapılmasını sağlama yükümlülüğünü belirtmektedir.
Hızlı soruşturma ve adli takibat sağlama gerekli olurken, bu kademelerde mağdurun
haklarına eşit ölçüde saygı gösterilmesinin önemli olduğu göz önünde bulundurulmadır.
Paragraf 1 bu nedenle Tarafların soruşturmalar ve adli takibatlar esnasında mağdurlar
tarafından can sıkıcı zarar yaşanmasını önlemesini ve cezai kovuşturma esnasında
onlara yardım sağlamasını gerektirmektedir.
256.
Paragraf 2 bu Sözleşmenin kapsamı tarafından kapsanan tüm şiddeti biçimleri
davalarının soruşturmasının ve takibatının etkili bir şekilde yapılmasını sağlamak için
yükümlülüğü belirleyerek yükümlülüğü tamamlamaktadır. Bu, örneğin, vakanın
kapsamlı bir analizini sağlamak için çok disiplinli yaklaşıma dayalı ve en son cezai
soruşturma metodolojisini kullanarak ilgili gerçekleri belirleme, tüm mevcut şahitler ile
görüşme ve adli incelemeyi yapma anlamına gelmektedir. Taslağı hazırlayanlar tüm
soruşturmaların ve işlemlerin insan hakları temel ilkelerine uygun olarak ve şiddetin
cinsiyetçi anlayışa göre yapılmasını sağlama ihtiyacını bu yükümlülüğün bir parçası
olarak ayrıntılı bir şekilde açıklanmasının önemli olduğunu düşünmüşlerdir. Bu özellikle
bu hükümlerin uygulanmasında alınan tedbirlerin Madde 6 EHC’ye uygun olarak,
savunma haklarına ve adil ve tarafsız duruşma gereklerine zarar vermemesi anlamına
gelmektedir.
Madde 50 – Acil müdahale, önleme ve koruma
257.
Paragraf 1 emniyet teşkilatlarının mağdurlara yeterli ve acil koruma sunarak
hızlı ve uygun bir şekilde reaksiyon göstermesini gerektirmekte ve bu arada Paragraf 2,
önleyici işlevsel tedbirlerin kullanılması ve delilin toplanması da dahil olmak üzere, bu
Sözleşmenin kapsamı tarafından kapsanan şiddetin tüm biçimlerine karşı önlenmesine
ve korunmasına hızlı ve uygun bir şekilde angaje olmasını istemektedir.
258.
Bu yükümlülüğe uygunluk örneğin aşağıdakileri içermektedir:
54
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
-
Risk altındaki bir kişinin bulunduğu yere sorumlu emniyet teşkilatlarının girme hakkı;
-
Emniyet teşkilatları tarafından mağdurlara uygun bir şekilde muamele yapılması ve
tavsiye verilmesi;
-
Mağdur ile emniyet teşkilatı personeli arasında güven ilişkisini tesis etmek için
tasarlanan tesislerde özel olarak eğitilmiş, mümkün olduğunca kadın personel ile
gecikme olmadan mağdurları dinleme; ve
-
Yüksek sorumluluk seviyelerinde, yeterli sayıda kadın emniyet teşkilatı personeli
sağlama.
259.
Cinayet veya cinayet teşebbüsü olan şiddetin en bariz biçimlerini önlemek için
etkili tedbirler alınmalıdır. Her bir vaka önleyici tedbirleri daha fazla geliştirme göz
önüne alındığında olası koruyamamayı tanımlamak için dikkatli bir şekilde analiz
edilmelidir.
Madde 51 – Risk değerlendirmesi ve risk yönetimi
260.
Mağdurun güvenliğine ilişkin endişeler bu Sözleşmenin kapsamı tarafından
kapsanan şiddetin tüm biçimleri durumunda herhangi bir müdahalenin kalbinde
yatmaktadır. Bu nedenle, bu madde polisle sınırlı olmamak üzere tüm ilgili yetkililerin
standart prosedüre göre ve her bir taraf ile işbirliği ve koordinasyon ile, özel bir
mağdurun vaka bazında karşılaştığı güvenlik risklerini yönetmek için bir planı etkili bir
şekilde değerlendirmesini ve planlamasını sağlaması yükümlülüğünü belirlemektedir.
Birçok fail ölüm de dahil olmak üzere mağdur ettikleri kişileri ciddi şiddet ile tehdit
etmektedir ve geçmişte onları ciddi şiddete maruz bırakmışlardır. Bu nedenle, risk
değerlendirmesinin ve risk yönetiminin tekrar eden şiddet olasılığını, özellikle ölüm
şiddetini dikkate alması ve durumun ciddiliğini yeterli ölçüde değerlendirmesi önemlidir.
261.
Bu hükmün amacı yüksek risk altında olan mağdurları korumak için etkili
birçok kurumlu profesyoneller ağının oluşturulmasını sağlamaktır. Bu nedenle gerekirse
koordineli güvenlik ve destek sağlamak için söz konusu mağdur için bir güvenlik planı
geliştirerek belirlenen riskleri yönetmek amacıyla risk değerlendirmesi yapılmalıdır.
262.
Bununla birlikte, daha fazla şiddet riskini değerlendirmek ve yönetmek için
alınan tedbirlerin her zaman suçlu haklarına saygı duyulmasına imkan vermesini
sağlaması önemlidir. Aynı zamanda, bu tedbirlerin mağdurlar tarafından yaşanan
sıkıntıyı ağırlaştırmaması ve soruşturmaların ve adli takibatların ikincil bir mağdur
olmaya sebep vermemesi üstün önem taşımaktadır.
263.
Paragraf 2 bu maddenin birinci paragrafında bahsedilen risk
değerlendirmesinin faillerin ateşli silahlara sahip olması hakkındaki güvenilir bilgileri
dikkate almasını sağlama yükümlülüğünü genişletmektedir. Faillerin ateşli silahlara
sahip olması sadece mağdurlar üzerinde kontrol uygulamak için güçlü bir araç
oluşturmamakta aynı zamanda cinayet riskini de arttırmaktadır. Bu özellikle faillerin bu
55
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
silahlara kolaylık erişim sağlayabildiği ateşli silahlara sahip olma geleneği olan
ülkelerde veya çatışma sonrası durumlardaki durumdur. Bununla birlikte, tüm diğer
ülkelerde ateşli silahların kullanılması ile çok ciddi kadına yönelik şiddet ve aile içi
şiddet vakaları yapılmaktadır. Bu nedenle, taslağı hazırlayanlar bir mağdur tarafından
karşılaşılan risklerin değerlendirmesinin soruşturmanın ve koruyucu tedbirlerin
uygulanmasının tüm kademelerinde, mağdurların güvenliğini teminat altın almak için
failin ateşli silahlara yasal ya da yasadışı olarak sahip olmasına ve erişmesine
bakılmaksızın, sistematik olarak göz önüne almasını sağlama yükümlülüğünü Taraflara
yüklemenin gerekli olduğunu hissetmişlerdir. Mesela, acil engelleme emirleri, kısıtlama
veya koruma emirleri vermede ve bu Sözleşmenin kapsamı tarafından kapsanan
şiddetin tüm biçimleri için adli takibatı müteakip ceza vermede, Taraflar gerektiğinde,
kendi iç hukuk sistemleri içerisinde, ateşli silahlara ve mühimmata acilen el
konuşmasını mümkün kılmayı benimseyebilir. İlave olarak, ciddi şiddet olaylarında
kullanılabilen tüm silahları, özellikle muharebe tipi bıçakları kapsamak için, Taraflar bu
silahlara sahip olunmasını veya erişilmesine mümkün olduğunca dikkate alması için
teşvik edilmektedir.
Madde 52 – Acil engelleme emirleri
264.
Yakın tehlike durumlarında, aile içi şiddet mağdurlarının güvenliğini garanti
altına almanın en etkili yolu mağdur ile fail arasına fiziksel mesafe sağlamaktır. Birçok
durumda, bu belirli bir süre ikisinden birisinin ortak ikameti terk etmesini veya failin
mağdurun konutunu terk etmesini gerektirmektedir. Bakmak ile yükümlü oldukları
çocukları ile birlikte olan mağdur üzerine sığınakta ve başka bir yerde birkaç kişisel işi
ile ve belirsiz bir süre için güvenlik arama yükünü yüklemek yerine, taslağı
hazırlayanlar mağdurun evde kalmasını sağlamak için failin çıkarılmasını sağlamanın
önemli olduğunu düşünmüşlerdir. Bu nedenle, bu hüküm aile içi şiddet failinin
mağdurun konutunu terk etmesi için ve onun mağdura geri dönmesini veya temas
kurmasını engellemek için yetkili makamların emir verme yetkisi ile donatılma
yükümlülüğünü koymaktadır. Yakın tehlike ilgili yetkililerce değerlendirilmelidir. Taslağı
hazırlayanlar böyle bir emrin süresinin uzunluğuna karar verilmesini Taraflara
bırakmaya karar vermiştir, fakat süre mağdur için etkili bir koruma sağlamak için yeterli
olmalıdır. Avrupa Konseyi üye devletlerindeki bu süreye ilişkin mevcut örnekler
yenileme olasılığı ile ve olmadan 10 gün ile dört hafta arasında değişmektedir. Aynı
ölçüde, taslağı hazırlayanlar kendi ulusal yasal ve anayasal sistemleri uyarınca bu
emirleri ve uygulanabilir prosedürü ermesi için yetkili makamı belirleme ve yetki
vermeyi Taraflara bırakmaya karar vermişlerdir.
265.
“Yakın tehlike” terimi zarar vermenin yakın olduğu veya halihazırda
gerçekleşmiş olan ve yeniden meydana gelmesi olası olan aile içi şiddet durumlarından
bahsetmektedir.
266.
Son olarak bu hüküm Tarafların uygulanmasında alınan tedbirlerin risk altında
olan mağdur veya kişinin güvenliğine gereken özeni göstermeyi sağlamasını
gerektirmektedir. Bu, bu tedbirin koruyucu mahiyetini göstermektedir.
Madde 53 – Sınırlama veya koruma emirleri
56
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
267.
Bu hüküm bu Sözleşme kapsamında kapsanan tüm şiddet biçimlerinin
mağdurları için ulusal mevzuatın sınırlama ve/veya koruma emirleri sağlamasını
sağlamaya ilişkin yükümlülüğü belirtmektedir. Ayrıca, daha fazla şiddet eylemlerinden
koruma sağlama amacını sunmayı sağlayacak emirlere ilişkin bir takım kriterleri
belirlemektedir.
268.
Bu hüküm sınırlama “veya” koruma emirlerinden bahsetmesine rağmen,
taslağı hazırlayanlar belirli bir Tarafın ulusal mevzuatının sınırlama ve koruma
emirlerinin birlikte kullanılmasını sağlayabilmeyi göz önünde tutmuşlardır. Sınırlama ve
koruma emirleri kısa süreli engelleme emrinin tamamlayıcı olarak dikkate alınabilir.
Amacı bu Sözleşme kapsamından kapsanan şiddet biçimlerinin herhangi birisinin riski
altında olan kişileri korumak için failin belirli bir davranışını yasaklayarak, sınırlayarak
veya emrederek hızlı bir yasal çare sunmaktır. Bu emirlerin kapsadığı geniş tedbirler
yelpazesi sınırlama emri, engelleme emri, tahliye emri, koruma emri ve ahlaki görev
gibi çeşitli isimler altına mevcut olması anlamına gelmektedir. Bu farklılıklara rağmen,
aynı amacı sunmaktadır: şiddet işlenmesini önleme ve mağduru koruma. Bu
Sözleşmenin amacı için, taslağı hazırlayanlar bir şemsiye kategorisi olarak sınırlama
veya koruma emirleri terimini kullanmaya karar vermişlerdir.
269.
Taslağı hazırlayanlar bu emirlerin verilebileceği uygun yasal rejimi seçmeyi
Taraflara bırakmaya karar vermişlerdir. Sınırlama veya koruma emirleri medeni hukuka
dayalı olsun ya da olmasın, mağdurların etkili korunmasına ilişkin gereklilik hakkında
ceza usulü kanunu veya idari kanun veya tümü ulusal yasal sisteme ve yukarıdakilerin
tümüne bağlı olacaktır.
270.
Paragraf 2 sınırlama ve koruma emirleri için bir takım özellikler içermektedir.
İlk talep bu emirlerin acil koruma sunmasını ve mağdur üzerine gereksiz mali veya idari
yük koymadan mevcut olmasını gerektirmektedir. Bu herhangi bir emrin verilmesini
müteakip hemen yürürlüğe girmesi ve uzun süren mahkeme işlemleri olmadan mevcut
olması anlamına gelmektedir. Başvuru sahibine, çoğunlukla mağdura, karşı uygulanan
herhangi bir mahkeme ücreti mağdurun başvuruda bulunmasını engelleyecek gereksiz
mali yük oluşturmayacaktır. Aynı zamanda, sınırlama veya koruma emirlerine ilişkin
başvuru yapmak için oluşturulan prosedürler mağdurlar için üstesinden gelinemez
güçlükler sunmayacaktır.
271.
İkinci talep emirlerin belirtilen veya belirlenen bir süre için veya değiştirilinceye
veya bozuluncaya kadar verilmesini istemektedir. Bu yasal tedbir süresinin açıkça
anlatılmasını gerektiren yasal belirlilik ilkesinin sonucu olmaktadır. Ayrıca, yargı veya
başka bir yetkili görevli tarafından değiştirilirse veya bozulursa yürürlükte olmayı
durduracaktır.
272.
Üçüncü talep belirli durumlarda bu emirlerin, gerekli olduğunda, derhal
yürürlüğe girmek üzere tek taraf lehine olması esasında verilebilmesini Tarafların
sağlamasını gerektirmektedir. Bu bir hakim veya başka yetkili bir görevlinin sadece bir
tarafın talebine dayalı geçici bir sınırlama veya koruma emri vermek için yetkiye sahip
olması anlamına gelmektedir. Bu Sözleşmenin 49 (2) nolu Maddesi altında verilen
genel yükümlülükler uyarınca, böyle bir emrin verilmesi Madde 6 EHCR’ye uygun
olarak savunma haklarını ve adil ve tarafsız duruşma gereklerine zarar vermemesi
gerektiği unutulmamalıdır. Bu, böyle bir emrin verildiği kişi yetkili makamlardan önce ve
uygun iç usullere göre temyiz hakkına sahip olması anlamına gelmektedir.
57
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
273.
Dördüncü talep, kanuni takibatı başlatsın ya da başlatmasın, mağdurlar için bir
sınırlama veya koruma alma imkanını sağlamayı istemektedir. Örneğin, böyle emirlerin
mevcut olduğu yerlerde, araştırmalar göstermiştir ki, bir sınırlama veya koruma emri
için başvuru yapmak isteyen birçok mağdurun faile karşı iddianameyi (ceza
soruşturması ve muhtemelen cezai takibata sebep olabilecek) hızlandırmak için
hazırlanamamaktadır. Sınırlama ve koruma emri için başvuru yapma durumu bu
nedenle aynı faile karşı cezai kovuşturma kurumuna bağlı yapılmamalıdır. Benzer
şekilde, boşanma işlemleri kurumuna, vb.ye bağlı yapılmamalıdır. Aynı zamanda, aynı
gerçekler seti ile ilgili cezai veya sivil takibatların aynı faile karşı yapım aşamasında
olması gerçeği verilen bir sınırlama veya koruma emrini engellemeyecektir. Bununla
birlikte, bu ulusal mevzuatta bir sınırlama veya koruma emri vermek için bir hareket
aldıktan sonra, cezai kovuşturmaların başlatılmasını sağlamak için Tarafların hakkını
hariç tutmamaktadır.
274.
Beşinci talep bir sınırlama ve koruma emrinin aynı faile karşı başka bir yasal
takibatın içine sokulmasını sağlamak için Tarafların tedbirler almasını gerektirmektedir.
Bu hükmün amacı aynı kişiye karşı yasal takibatlara başkanlık eden hakim tarafından
bilinmesi için böyle bir emrin faile karşı verilmesi gerçeğine imkan tanımak içindir.
275.
Paragraf 3 bu emirlerin ihlali için “etkili, orantılı ve caydırıcı” yaptırımlara
gerektirerek sınırlama ve koruma emirleri için saygı sağlamayı amaçlamaktadır. Bu
yaptırımlar ceza hukuku veya diğer yasal mahiyette olabilir ve hapis cezalarını, para
cezalarını ve etkili, orantılı ve caydırıcı olan başka bir yasal yaptırımı içerebilir.
276.
Son olarak, aile içi şiddet davalarında gerçeği belirleme güç olabileceği için,
aile içi şiddet durumlarına paragraf 1’de bahsedilen sınırlama ve koruma emirlerinin
karşılıklı olarak mağdura ve faile verilememesini sağlamak için gerekli tedbirleri alarak
hasımın/failin mağdurun koruma isteme girişimlerini engelleme olasılığını Taraflar
düşünebilmektedir. Aynı zamanda, Taraflar sınırlama veya koruma emirleri için
başvurma hakkı ile ilgili olarak provokatif davranışın herhangi bir nosyonunu ulusal
mevzuatından yasaklamayı düşünmelidir. Bu kavramlar mağdurun itibarını sarsmayı
hedefleyen kötüleyici yorumları mümkün kılmaktadır ve aile içi şiddet mevzuatından
çıkarılmalıdır. Son olarak, Taraflar paragraf 1’de bahsedilen sınırlama veya koruma
emirleri için başvurma durumunun mağdurlara sınırlı olmamasını sağlamak için
tedbirler almayı göz önünde bulundurabilir. Bu tedbirler yasal olarak aciz mağdurlar ile
ilgili olarak ve bunun yanında korku veya duygusal çalkantı ve bağlantı nedenleriyle
sınırlama veya koruma emirlerin başvurmaya isteksiz olabilen korunmasız mağdurlar
ile ilgili olarak özel alakalıdır.
Madde 54 – Soruşturmalar ve delil
277.
Adli kovuşturmalarda, bir mağdurun cinsel geçmişi ve cinsel davranışı ile ilgili
delil bazen mağdur tarafından sunulan delili itibarsızlaştırmak için istismar edilmektedir.
Savunma bazen mağdurların saygınlığı, güvenirliği ve rıza yokluğunu hiçe saymak için
önceki cinsel davranış geçmişi kanıtını kullanmaktadır. Bu özellikle tecavüz de dahil
olmak üzere cinsel şiddet davalarını göz önüne almaktadır. Bu tür delili sunma rasgele
cinsel ilişkide bulunma ve ahlak dışı olarak ve medeni ve ceza hukuku tarafından
sağlanan korumaya değmediğini belirterek mağdurların sterotiplerine zarar vermeye
devam etmeyi güçlendirebilir. Bu büyük çoğunlukla kadınlar olan mağdurlara
58
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
saygıdeğer bir yapısı olduğu karar verilirse bu korumanın verilmesi daha olası olduğu
için fiilen eşitsizliğe sebep olabilir.
278.
Taslağı hazırlayanlar mağdurun geçmiş cinsel davranışının faili temize
çıkarmayı veya sorumluluğunu azaltmayı sağlayan, kadına yönelik şiddet ve aile içi
şiddet eylemleri için bir mazeret olarak dikkate alınmasını vurgulamayı gerekli
görmüşlerdir. Bununla birlikte, Sözleşmenin bazı Taraflarında, delilin kabulü ve dikkate
alınmasının hakimin takdirinde olduğu, diğerlerinde ise ceza muhakeme usulü kanunun
kuralları önceden belirlendiği gerçeğinin bilincindedir. Madde 54 mağdurun cinsel
geçmişi, cinsel davranışına ilişkin delilin sadece ilgili ve gerekli olduğunda izin
verilmesini veya göz önünde bulundurulmasını sağlamak için Tarafların gerekli yasal ve
diğer tedbirleri almasına ilişkin yükümlülüğünü zorunlu kılmaktadır. Bu hükmün hem
sivil hem de ceza takibatlarında, özel bir mesele ile ilgili olduğu yerlerde ve önemli ispat
değerine sahipse, davalara kabul edilebilirliğini sınırlaması anlamına gelmektedir. Bu
nedenle, bu şekildeki delilin kabul edilebilirliğini ortadan kaldırmaktadır. Hakimler daha
önceki cinsel geçmiş kanıtını kabul ederse, ikinci bir mağdurlaşmaya sebep olmayacak
şekilde sunulmalıdır. Mağdurlar cinsel geçmişi ve davranışı nedeniyle ilave travmaya
uğramadan yasal rücuya erişebilmelidir.
Madde 55 – Çekişmesiz ve resen yargı
279.
Bu madde tarafından kapsanan suçların travma yapıcı mahiyetinin vicdanlılığı
nedeniyle, taslağı hazırlayanlar uzun süren ceza soruşturmalarının ve takibatların
mağdurların üzerine yüklediği yükü kolaylaştırmak ve aynı zamanda faillerin adalete
getirilmesini istemiştir. Bu hükmün amacı bu nedenle bu takibatları başlatma ve
mağdur hakkındaki kanaatleri sağlamlaştırma külfetini yüklemeden ceza
soruşturmalarının ve takibatlarının yapılmasını sağlamaktır.
280.
Paragraf 1 suçların bir takım kategorisindeki soruşturmaların mağdur
tarafından yapılan şikayete ve rapora “tam olarak bağlı” olmamasını ve davanın
mağdur şikayetini çektikten sonra bile devam etmesini sağlamak için Taraflara
yükümlülük vermektedir. Taslağı hazırlayanlar bu maddede listelenen suçların
soruşturmasını ve takibatını sağlamanın devletin ve yetkililerinin sorumluluğunda
olduğunu göz önünde bulundurarak, her bir yasal sistemdeki usul farklılıklarına atıfta
bulunmak için “tümüyle bağlı” terimini kullanmaya karar vermişlerdir. Özellikle, taslağı
hazırlayanlar ciddi şekilde vücuda zarar verme ve yaşam kaybı ile sonuçlanan fiillerin
üzerine hızlı bir şekilde ve doğrudan yetkili makamlarca eğilinmesi fikrindedir. Bu
Sözleşme tarafından kapsanan suçların çoğu aile üyeleri, eşler ve mağdurun sosyal
çevresindeki kişiler tarafından işlenmekte ve sonucundaki utanç, korku ve yalnızlık
duyguları düşük sayıda rapor etmeye ve müteakiben takibatlara sebep olmaktadır. Bu
nedenle, eğer mağdur ölüm veya yaralanma ile sonuçlanan fiziksel şiddet gibi en
azından ciddi suçlar ile ilgili şikayetini veya beyanını çekse bile takibatlarını yapılmasını
sağlamak için somut kanıt, tanıkların ifadeleri, tıbbi uzmanlık vb. gibi delil toplama için
emniyet yetkilileri proaktif bir şekilde soruşturma yapmalıdır.
281.
Bu maddenin 1 nolu paragrafı bu Sözleşmenin 78 nolu Madde 2 nolu
Paragrafına göre Madde 35 ile ilgili olarak hafif suçlar hususunda itirazlara açıktır.
Taslağı hazırlayanlar ciddi yaralanma veya yaşam kaybına sebep olan ve bu itiraz
olasılığı ile hariç tutulan fiziksel şiddetin ciddi suçları ile bu sonuçlara sebep olmayan
diğer hafif fiziksel şiddet suçları arasında açık bir ayrım yapmak istemişlerdir.
59
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
282.
Cezai takibata gitmesi için mağdurları güçlendirme ve teşvik etme nedeniyle,
paragraf 2 mağdur kurumlarının, özellikle eğitimli aile içi şiddet danışmanları ve başka
destek/avukatlık hizmetlerinin soruşturma ve adli takibat esnasında mağdurlara destek
vermesini ve yardımcı olmayı Tarafların sağlamasını gerektirmektedir. İyi uygulama
örnekleri göstermiştir ki, soruşturmalar ve takibatlar esnasında uzman bir destek
hizmeti tarafından desteklenen ve yardım edilen mağdurların şikayette bulunması ve
tanıklık etmesi daha olasıdır ve takibatların sonucuna aktif olarak katkıda bulunmaya
ilişkin zor görevi üstlenmek için daha donanımlıdır. Bu paragrafın bahsettiği hizmetin
türü yasal değil pratik/psikolojik mahiyete sahiptir. Mağdurlara mahkemeye kadar eşlik
ederek ve/veya onlara daha başka pratik ve duygusal bir şekilde yardımcı olarak,
suçlunun önünde tanıklık etmede mağdurları psikolojik/duygusal olarak dayanıklı
olmaya hazırlamayı içermektedir.
Madde 56 – Koruma tedbirleri
283.
Bu hükme Cinsel İstismara karşı Çocukların Korunması hakkındaki
Sözleşmenin (CETS No. 201) 31 nolu Maddesi, 1 nolu paragrafı tarafından ilham
verilmektedir. Paragraf 1 takibatlar esnasında bu Sözleşmenin kapsamı tarafından
kapsanan tüm şiddet biçimlerinin mağdurlarını korumak için tasarlanmış yüzeysel
işlemler listesini içermektedir. Bu koruma tedbirleri takibatların tüm safhalarında,
emniyet teşkilatları veya yargı yetkilileri tarafından yapılsın ya da yapılmasın, hem
soruşturmalar esnasında hem de duruşmalar esnasında uygulanmaktadır. Bu şekilde
yapılması için yasal bir gereklilik olmamasına rağmen, Sözleşmenin herhangi bir
kısmında verilenden daha uygun olan tedbirleri Tarafların benimsemesi için daima açık
olduğu için, taslağı hazırlayanlar bahsedilen koruma tedbirlerinin indikatif olmasını
açıklamak istemişlerdir. Tedbirlerin iç hukuk uyarınca veya “mümkün olan yerlerde”
alınması gerektiği ifadesinin olduğu yerlerde Madde 56 Paragraf 1’de bunun
vurgulanması önemlidir, Tarafların hükmün amaçlarına ulaşmak için en iyisi olduğunu
düşündüğü araçları kullanmakta özgür olduğunun altını çizmektedir. Bu lit. c, d, g ve
i’deki durumdur.
284.
Her şeyden önce, lit.a mağdurların ve bunun yanında ailelerinin ve şahitlerin
korunmasını sağlamak için gerekli yasal ve diğer tedbirleri almasına ilişkin Taraflarını
yükümlülüğünü içermektedir. Taraflar mağdurların tehditten, öç almadan ve tekrar
mağdurlaşmadan korunmasını sağlamalıdır.
285.
Lit.b ile ilgili olarak, taslağı hazırlayanlar fail geçici veya kesin olarak serbest
bırakıldığında ve kaçtığında, en azından mağdurlarını ve ailenin tehlike altında
olabileceği
durumlarda
mağdurları
bilgilendirme
yükümlülüğünün
önemini
vurgulamışlardır. Bu gerekli görülen durumlarda (mesela öç alma veya tehdit riskinin
olduğu durumlarda veya fail ve mağdurun birbirine yakın yaşaması nedeniyle kazara
birbirleriyle karşılaşmış olarak bulmaları durumunda) Tarafların mağdurları
bilgilendirmesini önlememektedir. Bazı yasal sistemler mağdur tarafından bu bilgilerin
alınması için önceden başvuruyu gerektirmektedir. Bu durumlarda, Taraflar bu olasılığı
mağdura bildirecektir.
286.
Ayrıca, lit.c mağdur olarak yer aldıkları soruşturma ve takibatlardaki
gelişmelerden mağdurları (ve ailelerini ve çocuk mağdurlar olmaları durumunda yasal
temsilcilerini) bilgilendirme hakkını belirtmektedir. Bu açıdan, hüküm mağdurlara
60
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
haklarının ve düzenlenmesindeki hizmetlerden ve şikayetine verilen izlemeden,
suçlamalardan ve soruşturmalar ve takibatların genel ilerlemesinden ve rolünden ve
bunun yanında davaların sonucundan bildirilmesi gerektiğini sağlamaktadır. Hükümde
bulunmamasına rağmen, Taraflar bu bilgilerin anladıkları bir dilde verilmesini
sağlamalıdır (Madde 19’daki açıklamalara bakınız).
287.
Lit.d ile ilgili olarak, bu hüküm mağdurların duyulmasını, delil vermesini ve
sunulan ve göz önüne alınan görüşlerini, ihtiyaçlarını ve endişelerine sahip olma
araçlarını seçebilmesini hedeflemektedir. Taraflar mağdurların görüşlerinin,
ihtiyaçlarının ve endişelerinin sunumunun ve göz önüne alınmasının doğrudan veya
aracı yoluyla güvence altına alınmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almalıdır.
288.
Lit.e haklarının ve çıkarlarının soruşturmaların ve adli takibatların tüm
kademelerinde gerektiği şekilde sunulmasını ve dikkate alınmasını sağlamak için
özellikle mağdurlara verilen genel yardım ile ilgilenmektedir.
289.
Lit.f’de bulunan yükümlülük mağdurların gizliliğinin korunmasını sağlamak için
gerekli tedbirlerin alınmasını gerektirmektedir. Bu, uygun olduğunda ve iç hukuk
gereğince, mağdurların tanınmasına sebep olabilecek herhangi bir bilginin kamuya
neşredilmesini önlemek için gerekli tedbirlerin alınmasını gerektirmektedir. Her iki
tarafın dinlenmesi ilkelerine ve ceza takibatı esnasında savunmanın temel haklarına
saygı göstermek için, taslağı hazırlayanlar mağdurun imajının ve gizliliğinin
korunmasının “kamuya” ifşa riskine uzandığını ve bu gereklerin bu bilgilerin gerçek
takibatlar bağlamında ortaya çıkmasını önlemesi gerektiğini vurgulamak istemişlerdir.
290.
Lit.g özellikle soruşturma hizmetleri tesislerine ve mahkemede suçun faili
olduğu iddia edilen kişi ile temas yoluyla daha fazla travma geçirmesini önleyerek
mağdurları korumak için tasarlanmaktadır. Bu hüküm belirli istisnalar ile adli takibatın
(soruşturma dahil) tüm kademelerinde uygulanmaktadır: örneğin mağdur duruşmaya
katılmak istediğinde veya takibatların tatminkar bir şekilde yapılmasını sağlamak için
mağdur ile fail olduğu öne sürülen kişi arasında iletişim gerekli ve faydalı olduğunda
(mesela yüzleştirme gerekli görüldüğünde), soruşturma hizmetleri ve yargı makamı bu
gereksinimden feragat edebilmelidir.
291.
Lit.h gerektiğinde mağdurlara bağımsız ve yetkin bir tercüman sağlama
yükümlülüğünü belirtmektedir. Bazı yasal sistemler bağımsızlığı sağlamak için yeminli
tercüman gerektirmektedir. Farklı yargı sistemlerindeki mağdurların durumundaki
farklılık nedeniyle, taslağı hazırlayanlar, Sözleşmenin metnin açıklık getirmek için,
bunun mağdurlar takibatların tarafları olduğunda veya delil verdiklerinde
uygulanmasının önemli olduğunu düşünmüşlerdir. Birçok mağdur kadına yönelik şiddet
ve aile içi şiddet fiillerine maruz kaldıkları ülkenin dilini konuşmazlar veya çok az
konuşurlar. Dil eksikliği yalnız bırakılmasına eklenir ve haklarını talep etmesini
engelleyen faktörlerden birisidir. Bunun gibi durumlarda, soruşturmalarda ve adli
takibatlarda onlara yardım etmek için tercümanlara erişime ihtiyaç duyulmaktadır. Bu
adalete erişim için ön koşul olan haklara erişimi garanti etmek için gerekli bir tedbirdir
ve Taraflar mağdurlara ücretsiz olarak tercüman sağlamayı öngörmelidir.
292.
Son olarak, lit.i mağdurların mahkeme odasında hazır bulunmadan veya en
azından fail olduğu iddia olunan kişi hazır bulunmadan tanıklık etmesini mümkün
61
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
kılınmasını sağlama yükümlülüğünü Taraflara yüklemektedir. Bazı ülkelerdeki yasa
mağdurların duruşmalarının sesli-görsel kaydını vermekte ve bu araçlarla duruşmaları
korumaktadır: duruşmaya katılmaya ve kaydı izlemeye izin verilen kişilere sınırlama;
kayıt esnasında herhangi bir zamanda mağdurun ara verme talebine izin verme ve
talep üzerine duruşmanın tam, kelime-kelime çevri yazısını yapma. Bu kayıtlar ve yazılı
kayıtlar mağdurun kişi olarak görünmesi yerine mahkemede kullanılabilir. Bazı yasal
sistemler mağdurun mahkemeden video konferans ile görünmesine izin vermektedir.
Mağdur ayrı bir odada, muhtemelen uzman ve teknisyenlerin huzurunda dinlenir. Fail
ile aynı odada veya video konferans ile onunla birlikte olarak mağdur üzerinde
psikolojik etkiyi mümkün olduğuna sınırlamak için, her ikisinin görüş hattını
sınırlanabilir, böylece mağdur faili göremez ve/veya fail mağduru göremez. Eğer
mağdur duruşmada görünecekse, delili ekranın ardından verebilir veya failin mahkeme
odasında görünmediği yerde delili verebilir. Bu nedenle, Taraflar mümkün olduğunca
uygun iletişim teknolojilerinin kullanılmasıyla bu hükümde belirtilen yükümlülüğü
sağlamalıdır.
293.
Çocuk mağdurlar ve çocuk şahitler olması durumunda, paragraf 2 Tarafların
ihtiyaçlara özel ilgi göstermesini ve özel koruma tedbirlerine ilişkin haklarını
sağlamasını belirtmektedir, çünkü çocuk genellikle bir yetişkinden daha korumasızdır
ve gözdağı vermek daha olasıdır. Sonuç olarak, özel koruma tedbirleri çocuğun yüksek
yararı için gereken saygı verilmeli ve failin huzurunda tanıklık etmesi için bir çocuğu
zorlamama gibi tedbirleri içermelidir. “Çocuk tanık” terimi ile ilgili olarak, Madde 26’daki
açıklamalara bakınız.
Madde 57 – Hukuki yardım
294.
Şiddetin hemen sonrasında, kadına yönelik şiddetin ve aile içi şiddetin birçok
mağduru birdenbire eşyalarını veya işlerini geride bırakmaya zorlanabilir. Adli ve idari
prosedürler genellikle çok karmaşıktır ve mağdurlar haklarının tatminkar bir şekilde
uygulanabilmesi için hukuk müşavirinin yardımına ihtiyaç duymaktadır. Bu durumlarda,
adalet aramadaki yüksek masraflar nedeniyle hukuki çözümlere etkili bir şekilde
erişmesi mağdurlar için güç olabilir. Bu nedenle, taslağı hazırlayanlar iç hukukunda
sağlanan koşullar kapsamında mağdurlar için hukuki yardım ve ücretsiz hukuki yardım
sağlaması için Tarafların üzerine bir yükümlülük yüklemenin gerekli olduğuna
inanmışlardır. Bu hüküm İnsan Kaçakçılığına karşı Eylem hakkındaki Avrupa Konseyi
Sözleşmesi (CETS No. 197), Madde 15, paragraf 2’den ilham almaktadır.
295.
Madde 57 mağdura otomatik ücretsiz hukuki yardım hakkı vermemektedir. Bu
yardımı almak için her bir Tarafın gereksinimlerine karar vermelidir. Bu hükme ilave
olarak, Taraflar Madde 6 ECHR’yi dikkate almalıdır. Madde 6 paragraf 3 (c) ECHR
sadece ceza davalarında resmi olarak atanmış avukattan ücretsiz yardım sağlamasına
rağmen, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadı (Airey v. İrlanda kararı, 9 Ekim
1979) aynı zamanda, belirli durumlarda, sivil hakların ve yükümlülüklerin belirlenmesi
için mahkeme hakkını belirleme olarak yorumlanan, Madde 6 paragraf 1ECHR
esasına göre sivil bir meselede ücretsiz hukuki yardım hakkını tanımaktadır (Golder v.
Birleşik Krallık, 21 Şubat 1975 tarihli karara bakınız). Mahkemenin bakış açısı
mahkemeye efektif bir şekilde erişimin ücretsiz hukuki yardımı gerektirmesidir.
Pozisyonu, mahkemeden önce bir avukat yardımı olmadan görünmesinin ilgili kişinin
62
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
davasını düzgün ve tatminkar bir şekilde sunabilmesi bakımından etkili olup
olmayacağının belirlenmesi olmalıdır. Burada, Mahkeme birisinin kendi davasını efektif
bir şekilde sunma durumunda olup olmadığına karara vermede işlemlerin
karmaşıklığını ve - mahkemede avukat tarafından gerek duyulan objektiflik derecesine
neredeyse uyumlu olabilecek - bir durumun duygusal karakterini dikkate almıştır. Eğer
değilse, ücretsiz hukuki yardım verilmelidir. Böylece, mevzuatın yokluğunda sivil
meselelerde ücretsiz hukuki yardım vermede bile, mali imkanları olmayan bir başvuru
sahibine eğer bir avukat için maddi gücü yetmezse hukuki yardım verilip
verilmemesinin adalet menfaatine değerlendirmelidir.
Madde 58 – Zamanaşımı kanunu
296. Bu hüküm yasal takibatın başlatılmasına ilişkin zaman aşımı süresinin mağdur
reşit olma yaşına ulaştıktan sonra davaların etkin bir şekilde başlatılmasını mümkün
kılmak için yeterli bir süre işlemesi için devam etmesini sağlamaktadır. Bu nedenle,
yükümlülük çeşitli sebeplerden dolayı reşit olma yaşına ulaşmadan önce onlara karşı
işlenen suçları genellikle bildiremeyen çocuk ile ilgili olarak uygulanmaktadır.
“Davaların etkin bir şekilde başlatılmasını mümkün kılmak için yeterli bir süre” terimi
öncelikle, bu çocuklar yetişkin olduklarında, travmasının üstesinden gelmek için yeterli
ölçüde uzun bir süreye sahip olması, bu yüzden şikayette bulunabilmesi ve ikinci
olarak, daha yetkililerinin ilgili suçlar için dava açması gerektiği anlamına gelmektedir.
297. Ceza davalarına uygulanan orantılılık gereklerini karşılamak için, taslağı
hazırlayanlar, zamanaşımı süresini uzatmaya ilişkin bir gerekçenin olması ile ilgili
olarak, Madde 36, 37, 38 ve 39’da verilen suçlara bu ilkenin uygulanmasını
sınırlamışlardır. Bununla beraber, itirazlar hakkındaki Madde 78 paragraf 2 bu ilkeyi
uygulamama veya sadece Madde 37, 38 ve 39 ile ilgili özel davalarda veya durumlarda
uygulama hakkını saklı tutmasını beyan etmesini gelecekteki Taraflara sağlamaktadır.
Bölüm VII – Göç ve iltica
298. Belgesiz göçmen kadınlar da dahil olmak üzere göçmen kadınlar ve kadın
mülteciler toplumsal cinsiyete dayalı şiddete karşı özellikle korumasız olan iki kadın
kategorisini oluşturmaktadır. Yasal durumundaki farklılığına, ülkesini ve yaşam
koşullarını terk etmeye ilişkin sebeplerine rağmen, her iki grup, bir yandan artmış
şekilde kadınlara karşı şiddeti yaşama riski altında; diğer yandan da, şiddetin
üstesinden gelmek için benzer güçlükler ve yapısal engeller ile yüz yüze gelmektedir.
299. Bu bölüm, göçmen ve mülteci kadınlara şiddetle ilgili olrak toplumsal cinsiyete
duyarlı bir anlayışın yerleştirilmesini amaçlayan birtakım yükümlülükleri içermektedir.
Örneğin, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet mağduru göçmen kadınlara bağımsız bir
ikamet statüsü tanınması imkanı getirmektedir. Ayrıca, kadına yönelik toplumsal
cinsiyete dayalı şiddetin bir zulüm biçimi olarak tanınması yükümlülüğünü tesis etmekte
ve mülteci statüsünü belirlenirken toplumsal cinsiyet duyarlılığıyla ile değerlendirme
63
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
yapılması yükümlülüğünü içermektedir. İlave olarak, bu bölüm iltica sürecinde
toplumsal cinsiyete duyarlı prosedürleri, kılavuz ilkeleri ve destek hizmetlerini tanıma
yükümlülüğünü koymaktadır. Son olarak, kadına yönelik şiddet mağdurları ile ilgili
olarak geri göndermeme ilkesine saygı ile ilgili hükümleri içermektedir.
300. Bu Sözleşmenin 60 ve 61 nolu Maddelerinde açıklanan hükümler, Mültecilerin
Durumu ile ilgili 1951 Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 3.Maddesinin
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yorumuna ne uygun olarak okunmalıdır. İlave olarak,
bu hükümler bahse konu belgelerin uygulama kapsamının ötesine geçmemekte; aynı
zamanda onlara pratik bir boyut vermektedir.
Madde 59 – İkamet durumu
301. Araştırma göstermiştir ki; sınır dışı edilme veya oturum iznini kaybetme korkusu,
faillerin kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet mağdurlarının yetkililerden yardım
istemesini veya kendilerinden ayrılmasını önlemek için kullandıkları çok güçlü bir
araçtır. Avrupa Konseyi üyesi birçok devlet, eşlere veya partnerlere özerk ikamet
statüsü tanınabilmesi için bir ila üç yıl kadar evli kalmalarını veya ilişkilerini
sürdürümelerini şart koşmaktadır. Sonuç olarak, ikamet statüsü failinkine bağlı olan
birçok mağdur, istismara veya şiddeteuzun süre katlanmak zorunda kaldıkları ilişkilerini
sürdürmektedir.
302. Taslağı hazırlayanlar, oturum iznini kaybetme riskinin mağdurların, istismarcı
veya şiddet içeren bir evlilikler veya ilişkileri sona erdirmesine engel oluşturmamasının
sağlanmasının gerekli olduğunu düşünmüşlerdir. Paragraf 1’de bulunan yükümlülük,
oturum izni evliliğe veya ilişki içerisinde olma koşuluna bağlı olarak geçerli olan
göçmen mağdurlara evliliğin veya ilişkin sona ermesi durumunda sınırlı süreli özerk
ikamet izni verilmesini sağlamak için Sözleşme Taraflarının gerekli yasal veya diğer
tedbirleri almasını gerektirmektedir.
303. Paragraf 1, özerk ikamet izninin özellikle güç durumlarda verilmesi gerektiğini
belirtmektedir. Taraflar eş veya partner tarafından işlenen veya eş veya partner
tarafından göz yumulan, bu Sözleşme kapsamındaki şiddet biçimlerinin mağduru
olmayı, özellikle güç bir durum olarak dikkate almalıdır. Taslağı hazırlayanlar, iç hukuk
kurallarını gözeterek, mağdur tarafından başvurunun yapılmasını müteakip otonom
ikamet izninin verilmesi ve süresine ilişkin koşulların belirlenmesiyle ilgili kararları
Taraflara bırakmanın en iyisi olacağını hissetmişlerdir. Sözü edilen kararlar, ilişkinin
mağdurun uğradığı şiddet nedeniyle sona erip ermediğini ve mağdurun ne gibi kanıtlar
sunması gerektiğini tespit etmek üzere hangi kamu yetkililerinin görevlendirileceğinin
belirlenmesini de içermektedir. birkaç örnek vermek gerekirse şiddetin delili sözgelimi;
polis tutanakları, mahkeme kararları, sosyal hizmet kayıtları veya kadın STK’larının
raporları olabilir.
304. Ayrıca paragraf 1, bağımsız/özerk izinlerin evliliğin veya ilişkinin süresine
bakılmaksızın verilmesi gerektiğine vurgu yapmaktadır. Bu Sözleşmenin kapsamında
yer alan tüm şiddet türlerinin mağdurlarına, evliliği veya ilişkisi adaylık süresinden önce
bitse bile, özerk ikamet izinlerinin verilmesini sağlama yükümlülüğünü içermektedir. Bu
sayede, mağdurların failin kendi kontrolü altında olan ikamet avantajlarını çekerek veya
64
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
çekme tehdidinde bulunarak misilleme yapmasından korkmadan yetkililerden gerekli
korumayı alması sağlanacaktır. Bu husus, mağdurların boşanmaları halinde sınır dışı
edilmeyi göze almadıkça adaylık süresince evli kalmak zorunda tutulduğu zorla evlilik
durumlarında da özellikle önemlidir.
305. Ayrıca paragraf 1, iç hukuk tarafından tanınan eşlere veya partnerlere
uygulanmaktadır. Söz konusu düzenlemede, evlenmemiş partnerlere birçok Avrupa
Konseyi üye devletinin, iç hukuklarında belirtilen koşullar kapsamında, evliliğe benzer
ilişki yaşadığını veya ilişkinin sürekli bir mahiyette olduğunu gösterebilen partnerlere
ikamet izni vermesi kapsamında yer verilmektedir.
306. İkinci paragraf, aile uzlaşması altında eşleri veya partnerleri ile birleşmiş
mağdurların istismarcı ve şiddete başvuran eş veya partnerine karşı başlattıkları ihraç
işlemleri nedeniyle ülkelerine iade edilme sonucuyla karşı karşıya kaldığı durumlardan
bahsetmektedir. Birçok Avrupa Konseyi üye devletinde, eşlerin veya partnerlerin ikamet
statüsü himaye eden eşin veya partnerinkine bağlıdır. Bu mağdurun kendi
memleketinde, fiili koruma inkarı ile sonuçlanan, istismara maruz kalmaya devam
etmesi anlamına gelmektedir. Bu özellikle memleketinin kadınlara yönelik şiddet ve aile
içi şiddet alanında ev sahibi ülkeden daha az önleme, koruma ve adli takibat
standartlarına sahip olduğu durumlarla ilgilidir. Bu mağdurların ülke dışına çıkarılması
sadece yaşamları için negatif sonuçlara sahip olmakla kalmayıp aynı zamanda
kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddetle mücadele etmek için çaba harcayan emniyet
teşkilatları için bir engel oluşturabilmektedir. Sonuç olarak, paragraf 2 kendilerini böyle
bir durum içinde bulan mağdurlara insani zeminlerde ikamet statüsü başvurusu için
aleyhlerine açılan sınır dışına çıkarılma davalarının askıya alınmasını elde etme
imkanının verilmesini teminen Tarafların uygun tedbirleri almasını gerektirmektedir.
Paragraf 2 himaye eden eş veya partnerin aile içi şiddetin faili olduğu davalara
uygulanmaktadır, bu durumlarda, eşi veya partneri olsun, mağdur fail ile birlikte sınır
dışı edilecektir. Bu paragrafın amacı sınır dışı edilmeye karşı koruma sağlamaktır; bir
ikamet izni oluşturmamaktadır.
307. Paragraf 3, Avrupa Konseyi İnsan Ticareti ile Mücadele Sözleşmesinin (CETS
No. 197) 14. maddesinin 1. Paragrafından esinlenmektedir. Paragraf, iç hukuk
tarafından belirlenen koşullar kapsamında aile içi şiddet mağdurlarına yenilenebilir
ikamet izni verilmesi için Taraflara yükümlülük vermektedir. Bir ikamet izni verilmesi için
iki gereksinimi öne sürmektedir. Birincisi, mağdurun özel durumu nedeniyle, ülke
topraklarını terk etmeye zorlanmasının makul olmadığı durumları kapsamaktadır (lit.a).
Mağdurun şahsi gereksinim durumunu karşılayıp karşılamadığına, mağdurun güvenliği,
sağlık durumu, aile durumu veya kendi memleketinin koşulları gibi faktörler dikkate
alarak karar verilecektir. İkincisi, faile karşı soruşturma veya adli takibatın başlatıldığı
davalarda yetkili makamlarla işbirliği gereksinimini belirlemektedir (lit.b). Bu, eğer
mağdurun işbirliği ve tanıklığı soruşturma ve adli takibat süreçlerinde gerekli ise
mağdura ikamet izninin verilebileceği anlamına gelmektedir. Belirlenen sürenin hükmün
amacına uygun olmasına rağmen, ikamet izninin süresi Taraflarca kararlaştırılacaktır.
Ayrıca, Sözleşme Tarafları yenilenebilir izinleri sağlama yükümlülüğüne sahiptir. İkamet
izninin yenilenmemesi veya geri alınması Tarafın iç hukukunda bulunan koşullara
tabidir.
65
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
308. Paragraf 4, Sözleşme Taraflarının herhangi birinde ikamet iznine sahip olan zorla
evlilik yapmış mağdurun ikamet ettiği ülkede ikamet statüsünü kaybetmesiyle başka bir
ülkeye getirilmesi durumlarını kapsamaktadır. Birçok Avrupa Konseyi üye devletinde
ikamet izni, onu taşıyan kişinin art arda gelen ayların şart koşulan sayısından daha
fazla süre ilkeyi terk etmesi halinde geçersiz olmaktadır. Bununla birlikte, bu durum,
ülkeyi istekli olarak terk eden kişileri göz önünde tutmaktadır. Zorla evlilik kurbanları
isteksiz olarak yurt dışına götürülürse ve bu yüzden ikamet ettiği Taraf Ülke dışında
taahhüt edilen veya sona erme süresinin üzerinde kalırsa, ikamet statüsü geçersiz
olacaktır. Bu amaçla, bu paragraf Sözleşme Taraflarının, özellikle evliliklerinin sona
erdirilmesi veya boşanmaları durumunda, ikamet ettikleri ülkeyi terk etmeye zorlanması
nedeniyle ikamet statüsünü yeniden kazanması için mağdurlara imkan tanımasını
zorunlu kılmaktadır.
309. Son olarak, itirazlar hakkındaki Madde 78, paragraf 2’de, gelecekteki Sözleşme
Taraflarının Madde 59’daki hükümleri uygulamama veya sadece özel durum ve
koşullarda uygulama hakkını saklı tutmaya izin verildiğini unutmamak gerekir.
Madde 60 – Toplumsal cinsiyete dayalı iltica talepleri
310. Mülteci kanununda niçin ve nasıl zulüm yaşadıkları açısından kadınlar ile erkekler
arasındaki farklılıklara uzun süre değinilmemiştir. Mülteci statüsünün ve uluslararası
korumanın tesis edilmesinde toplumsal cinsiyetin yok sayılması, toplumsal cinsiyete
dayalı şiddetten kaçan kadınların taleplerinin tanınmadığı durumlara sebep olmaktadır.
Son on yılda uluslararası insan hakları hukukunda ve standartlarındaki gelişmeler ve
bunun yanında içtihattaki gelişmeler, artan sayıda Avrupa Konseyi üye devletinin
kadınlara karşı şiddetin bazı biçimlerini, Mültecilerin Durumuna ilişkin 1951 Sözleşmesi
Madde 1 A(2) anlamı içerisinde cinsiyetle ilgili zulüm şekli olarak tanımasına sebep
olmuştur. Şüphe yoktur ki, tecavüz ve kadın cinsel organına şiddet, başlık parasına
ilişkin şiddet, ciddi boyutlara ulaşan aile içi şiddet veya insan ticareti gibi cinsiyetle ilgili
diğer şiddet biçimleri, devlet ya da devlet dışı aktörler tarafından işlensin ya da
işlenmesin; zulüm olarak kullanılmış eylemlerdir.
311. Paragraf 1, halihazırda gerçekleştirilen uygulamalara yer verirken, taslağı
hazırlayanlar kadınlara karşı cinsiyete dayalı şiddetin Madde 1 A(2)’nin anlamı
içerisinde bir zulüm biçimi olarak ve ciddi zarar biçimi olarak tanınmasını sağlamak için
Tarafların gerekli yasal ve diğer tedbirleri alması yükümlülüğünü içermesinin önemli
olduğunu düşünmüştür. Başka bir deyişle, Sözleşme Taraflarının toplumsal cinsiyet
temelli şiddetin zulüm anlamına geldiğini ve mülteci statüsünün verilmesine sebep
teşkil edebileceğini tanımasını gerektirmektedir. Cinsiyete dayalı şiddetin Madde 1 A(2)
anlamı içerisinde bir zulüm şekli olarak tanınması, bir kadına cinsiyeti nedeniyle;
mesela kadın olarak statüsü ve kimliği nedeniyle zulüm edilebileceğini tanıma anlamına
gelmektedir. Taraflar aynı zamanda kadınlara yönelik cinsiyete dayalı şiddetin
tamamlayıcı/ikincil korumaya sebep olan ciddi bir zarar biçimi olarak tanınmasını
sağlama yükümlülüğüne sahiptir. Bu ifade, toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin
tamamının otomatik olarak “ciddi zarar” şeklinde düşünülmesianlamına gelmemektedir.
Bu, üçüncü ülke vatandaşı veya devletsiz olan ve mülteci statüsü tanınmamış; fakat
memleketine veya daha önce ikamet ettiği yere geri dönmesi halinde insanlık dışı veya
aşağılayıcı muameleye denk düşen veya ciddi hayati tehlike tehdidi oluşturacak
66
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle karşılaşabilecek olan kadınlara uluslararası
korumanın verilebileceği anlamına gelmektedir. Sonuç olarak, uluslararası koruma
hakkı, sadece 1951 Sözleşmesi kapsamında koruma ile sınırlı olmayıp aynı zamanda
AİHS veya Avrupa Birliği Kalifikasyon Direktifi gibi iyi oluşturulmuş uluslararası ve
bölgesel standartlardan türetilebilmektedir. Aynı zamanda, bu paragrafın amacı, 1951
Sözleşmesinin hükümlerini ve özellikle bu Sözleşmenin 1 nolu Maddesinde öngörülen
mülteci statüsü verme koşulları ile ilgili hükümleri geçersiz kılmak değildir.
312. Paragraf 2, paragraf 1’de düzenlenen yükümlülüğü tamamlamaktadır. Bu
hükümde bulunan yükümlülük iki türdür. Bir tarafta, Tarafların 1951 Sözleşmesinin
dayanaklarının toplumsal cinsiyet duyarlılığıyla yorumlamasını gerekçelerinin her birine
verilmesini sağlamasını gerektirmektedir. Haklı nedenlere dayanan zulüm, 1951
Sözleşmesi dayanaklarının bir veya birkaçı ile ilgili olmalıdır. Zulme ilişkin dayanakların
incelenmesinde, toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin diğer gerekçelerine bakıldığında
genellikle “özel bir sosyal grup üyeliği” gerekçeleri içinde kaldığı görülmektedir.
Toplumsal cinsiyete duyarlı yorumlamayı sağlama, toplumsal cinsiyetin maruz kalınan
zulüm veya zararın türünün altında yatan sebepler üzerinde nasıl bir etkiye sahip
olabileceğini tanımayı veya anlamayı ima etmektedir. Diğer tarafta, eğer korkulan
zulüm bu gerekçelerin birini oluşturuyorsa, paragraf 2 Tarafların mülteci statüsünü
verme imkanını sağlamasını gerektirmektedir. Toplumsal cinsiyete duyarlı nın
benimsenmesinin, tüm kadınların otomatik olarak mülteci statüsü alabileceği anlamına
gelmediğine dikkat edilmesi önemlidir. Haklı nedenlere dayanan zulmün ne anlamına
geldiği her bir bireyin davasının özel koşullarına bağlı olacaktır. Özellikle dikkat
edilmesi gerekir ki; mülteci statüsü “uygulanabilir ilgili belgelere göre” yani, 1951
Sözleşmesi 1 nolu Maddesinde olduğu gibi bu belgeler tarafından açıkça sağlanan
koşullar kapsamında verilmelidir.
313. Irk veya uyrukluk nedeniyle zulüm ile ilgili olarak, kadınlar özellikle kendilerini
etkileyen zulmün belirli türleri ile karşılaşmaktadır. Irkçı ve etnik “arındırma”
durumlarında cinsel şiddet ve üremenin kontrolü bu duruma örnektir. Dini gerekçelere
dayalı zulüm ile ilgili olarak, dini normlara ve kabul edilebilir davranış geleneklerine
uymadıkları için kadınlara zulüm edilebilmektedir. Bu özellikle kadınları orantısız
şekilde etkileyen sözde “namus” adında işlenen suçlar durumunda geçerlidir. Özel bir
sosyal gruba mensup olma gerekçelerine dayalı zulüm, toplumsal cinsiyet ile ilgili
iddialarda giderek daha fazla ileri sürülmüştür ve kademeli olarak uluslararası destek
almıştır. Kadın sünneti, zorla evlilik ve ciddi aile içi şiddet gibi cinsiyetle ilgili zulümden
kaçan kadınların “”özel sosyal grup” oluşturduğu düşünülürse, kadınlara iltica imkanı
sağlanabilmektedir. Bu yüzden bazı kadınlar ortak zulümden kaçma deneyiminin
dışında doğuştan gelen ve değiştirilemez ortak özellikler veya diğer temel özellikleri
paylaşan özel bir grup olarak tanımlanabilir. Son olarak, siyasi görüş gerekçelerine
dayalı zulüm, toplumsal cinsiyet rolleri ile ilgili fikirlerin dayalı zulmü içerebilir. Bazı
kadınlara toplumun kendilerine biçtiği rollere ve kabul edilebilir davranış normlarına
uymadığı için ve geleneksel cinsiyet rollerine karşı çıktıkları için zulüm yapılabilir.
Mülteci tanımının cinsiyete duyarlı yorumunu sağlamak için gerekli tedbirleri alırken,
Taraflar Uluslararası Korumaya İlişkin BMMYK Kılavuz İlkelerine atıfta bulunabilir: 1951
Sözleşmesi Madde 1A(2) bağlamındaki Cinsiyetle ilgili Zulüm ve/veya 2 Mayıs tarihli
Mültecilerin Statüsü ile ilgili 1967 Protokolü. İlave olarak, Sözleşmenin tüm esaslarının
toplumsal cinsiyet duyarlılığıylayorumlanmasını sağlarken, Taraflar, eğer arzu
67
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
ederlerse, yorumu eşcinsel, lezbiyen, biseksüel veya transseksüel olan, cinsiyetle ilişkili
zulüm ve şiddetin özel biçimleri ile karşılaşan bireyleri de kapsayacak şekilde
genişletebilir.
314. Paragraf 3, çeşitli yükümlülükleri içermektedir. Tarafların üzerine yüklenen birinci
yükümlülük, mültecilerin kabul edilmesine ilişkin işlem standartlarını değerlendirirken
güvenlik hakkını sağlamak için kadınların ve erkeklerin deneyimler ve özel koruma
ihtiyaçları açısından farklılıklarını dikkate alan toplumsal cinsiyete duyarlı kabul
prosedürlerini geliştirmektir. Toplumsal cinsiyete duyarlı kabul prosedürlerinin örnekleri
diğerlerinin yanında şunları içermektedir: kadına yönelik şiddet mağdurlarının süreç
içerisinde mümkün olan şekilden kısa sürede belirlenmesi; bekar erkek ve kadınların
konaklama yerlerinin ayrılması; ayrı tuvalet imkanları veya en azından erkekler ve
kadınların kullanımı için ayrı zaman çizelgeleri oluşturulması ve izlenmesi; oturanları
tarafından kilitlenebilen odalar; kabul merkezinde yeterli aydınlatma; mukimlerin
cinsiyete özel ihtiyaçları konusunda eğitimli, kadın korumalar da dahil olmak üzere
koruma; kabul merkezi personelinin eğitimi; özel hizmet sağlayıcılarına uygulanan
davranış kuralları; toplumsal cinsiyete dayalı şiddet durumlarında koruma ve
müdahaleye ilişkin resmi düzenlemeler ve cinsiyete dayalı şiddet ve mevcut yardım
hizmetleri hakkında kadınlara ve kız çocuklarına bilgi verilmesi.
315. Paragraf 3 aynı zamanda, mültecilere yönelik olarak toplumsal cinsiyete duyarlı
şekilde yardım sağlayan ve özel ihtiyaçlarına hitap eden destek hizmetlerinin
geliştirilmesi yükümlülüğünü koymaktadır. Bu yükümlülük, ilave psiko-sosyal
danışmanlık ve kriz danışmanlığı ve bunun yanında, sözgelimi birçok kadın mülteci
cinsel istismara veya diğer istismar biçimlerine maruz kaldığı ve bu nedenle özellikle
savunmasız olduğu için, travma mağdurları için tıbbi bakım gibi tedbirler alınmasını da
içerebilmektedir. Destek hizmetleri kadınları güçlendirmeyi amaçlamakta ve onların
yeniden yaşamlarını kurmalarını sağlamaktadır.
316. Toplumsal cinsiyet kılavuz ilkelerinin geliştirilmesi ve uygulanması, ilgili aktörlerin
toplumsal cinsiyete duyarlı unsurları politikalarına ve uygulamalarına nasıl dahil
edilebileceğini anlaması için gereklidir. Yönetmelikler mağdur olmuş veya cinsiyete
dayalı şiddet riski altında olan kadın mültecilere ilişkin özel koruma ihtiyacı
farkındalığını artırmak için elzem bir referans noktası sağlamaktadır. Taraflar, bununla
birlikte, başarı sağlamak için, bu yönetmeliklerin uygulanmasının sağlamaya yönelik
özel tedbirlerin alınması gerektiğini unutmamalıdır. Kılavuz ilkeler, kültürel ve dini
duyarlılıklara ve kişisel faktörlere ilişkin farkındalığın ve duyarlılığın arttırılmasını ve
bunun yanında travmanın tanınmasını kapsamalıdır.
317. Toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin mağdurları olan kadınlar ve kız çocukları
tarafından yapılan iltica taleplerini düzgün bir şekilde incelenmesi amacıyla paragraf 3,
uluslararası korumanın sağlanması için mülteci statüsü belirleme ve uygulamaya ilişkin
prosedürleri içeren, cinsiyete duyarlı iltica prosedürleri geliştirme yükümlülüğünü
öngörmektedir (aynı zamanda paragraf 312 son kısma bakınız). Diğerlerinin yanında
şunları kapsamaktadır: İltica prosedürleri hakkındaki bilgilerin kadınlara sağlanması;
başkasına tabi kadınlarla ayrı olarak ve aile üyeleri olmadan kişisel görüşme imkanı;
uluslararası koruma için farklı bir uygulamaya sebep olan cinsiyete özel gerekçeler ve
korumaya ilişkin bağımsız ihtiyaçlarını dile getirmes, için kadınlara fırsat verilmesi; iltica
68
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
taleplerinin kararı hakkındaki toplumsal cinsiyet kılavuz ilkelerinin detaylandırılması ve
eğitim. Aynı zamanda görüşmeci tarafından yapılan ve gerektiğinde tercümanın
yardımcı olduğu cinsiyete duyarlı görüşmeleri; Taraflarca görevlendirilecek
görüşmecinin ve tercümanın cinsiyetiyle ilgili tercihini ifade etmesi için gerekli
görüldüğü durumlarda başvuru sahibine imkan tanınmasını ve görüşmelerde toplanan
bilgilerin gizliliğine saygı duyulmasını kapsamaktadır. Daha fazla kılavuzluk için,
Taraflar Parlamenterler Meclisinin bu alandaki çalışması ve özellikle iltica için cinsiyetle
ilişkili talepler hakkındaki 1765 sayılı (2010) Karar ve 1940 sayılı (2010) Tavsiyeye
başvurabilirler.
318. Bu kısmın önceki dört paragrafında, Tarafların paragraf 3’te düzenlenen
hükümleri uygularken alabileceği olası tedbirlerin bir listesi detaylı olarak yer almıştır.
Bunun sebebi, taslağı hazırlayanların birkaç devlette halihazırda geliştirilmiş iyi
uygulamaların bazı örneklerini Açıklama Raporuna dahil etmek istemiş olmalarıdır.
Bunula birlikle, unutmamak gerekir ki, paragraf 3 geliştirilecek olan cinsiyete duyarlı
prosedürlerin, kılavuz ilkelerin ve destek hizmetlerinin seçimini Taraflara bırakmaktadır.
Madde 61 – Sınır dışı etmeme ilkesi
319. Mülteciler Statüsü ile ilgili 1951 Sözleşmesinin 33 nolu Maddesinde yer verildiği
gibi, sınır dışı etmeme ilkesi ilticanın ve uluslararası mülteci korumasının temelini
oluşturmaktadır ve uluslararası teamül hukuku statüsüne sahiptir. Bu ifade, söz konusu
ilkenin 1951 Sözleşmesi altında yükümlü olup olmadığına bakılmaksızın tüm devletlere
uygulanacağı anlamına gelmektedir.
320. Sınır dışı etmeme ilkesi mültecileri özellikle ilgilendirmektedir. Bu ilkeye göre,
1951 Sözleşmesinde düzenlenen belirli istisnalara ve sınırlamalara tabi olarak,
devletler bir mülteciyi yaşamının ve özgürlüğünün tehdit edileceği bir ülkeye geri
göndermeyecek veya sınır dışı etmeyecektir. AİHS Madde 3 aynı zamanda bir kişinin
işkence veya insanlık dışı veya aşağılayıcı muameleye ve cezalandırmaya maruz
kalma riski altında olabileceği bir yere geri gönderilmesini önlemektedir. Bir kişiyi zulme
geri gönderme veya sınır dışı etme, uluslararası toplumun tüm bireylerin insan
haklarından faydalanmasının sağlanması yönündeki taahhüdüne ters düşmektedir.
Sınır dışı etmeme ilkesi, bir ülkenin sınırına ulaşmış veya sınırları geçmesi önlenen
mültecilerin ülke topraklarına girşinin yasaklamamasını da içermektedir.
321. Sınır dışı etmeye karşı koruma, 1951 Sözleşmesinin koşulları kapsamında bir
mülteci sayılan herkese uygulanmaktadır. Aynı zamanda statüsü resmi olarak
belirlenmemiş ve memleketine veya mutat meskenine geri gönderilirse zulme tabi
olabilecek mültecilere de uygulanmaktadır. Paragraf 1, geri gönderildiğinde zulme
uğrayacağı korkusu taşıyan toplumsal cinsiyete dayalı şiddet mağdurları ile ilgili olarak
sınır dışı etmeme ilkesine devletlerin saygı göstermesi için uluslararası hukuktan doğan
yükümlülüğü öngörmektedir.
322. Paragraf 2, sınır dışı etmeme ilkesine saygı gösterme yükümlülüğünün koruma
ihtiyacında olan kadına yönelik şiddet mağdurlarına eşit bir şekilde uygulanmasını teyit
ederek birinci paragrafı tamamlamaktadır . Daha spesifik olarak, paragraf 2 kadına
karşı şiddet mağdurlarının ve korumaya ihtiyaç duyanların, yaşamı yitirme veya
69
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
işkence veya insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele veya cezalandırma sonucu olarak
gerçek bir risk altında olmaları halinde, hiçbir şekilde geri gönderilmemesini sağlamak
için Tarafların gerekli yasal ve diğer tedbirleri alması yükümlülüğünü yinelemektedir.
İlgili kadınların ikamet veya statüsüne bakılmaksızın bu yükümlülüklere, uygun
davranlmasını sağlamak önemlidir. Bu geri döndürmeye karşı koruma, memleketine
veya ikame statüsüne bakılmaksızın 1951 Sözleşmesi kapsamında mülteci olarak
belirlenmiş iltica talebi olan ve eğer sınır dışı edilirse / uzaklaştırılırsa yukarıda
açıklanan kötü muamele anlamına gelen cinsiyete dayalı şiddetle karşılaşacak
kadınlara yönelik tüm şiddet biçimlerine uygulanması anlamına gelmektedir. İltica talebi
reddedilse bile, devletler bu kişilerin işkence veya insanlık dışı veya aşağılayıcı
muamele veya cezalandırmaya maruz kalma riski olan bir ülkeye sınır dışı
edilmemesini / uzaklaştırılmamasını sağlamalıdır. Bu paragraf, 1951 Sözleşmesinin
ilgili hükümleri ile ters düşmemektedir ve özellikle o Sözleşmenin 33.Maddesinin 3.
paragrafının uygulamasını engellememektedir.
Bölüm VIII – Uluslararası işbirliği
323. Bölüm VIII Sözleşmenin Tarafları arasındaki işbirliği hakkındaki hükümleri
belirtmektedir. Hükümler, ceza ve medeni meselelerdeki adli işbirliğine sınırlı
olmamakta aynı zamanda bu Sözleşmenin kapsamı tarafından kapsanan tüm şiddet
biçimlerini önlemede ve bu şiddetin mağdurlarına yardımcı olmada işbirliği ile de
ilgilenmektedir.
324. Genel olarak ve daha özel olarak ceza alanında adli işbirliği ile ilgili olarak,
Avrupa Konseyi halihazırda önemli miktarda standart koyucu belgeye sahiptir. Burada
Suçluların İadesi hakkındaki Avrupa Sözleşmesine /ETS No. 24), Ceza Hususlarındaki
Avrupa Sözleşmesine (ETS No. 30) onların İlave Protokollerine (ETS No. 86, 98, 99 ve
182), Ceza Mahkeme Kararlarının Uluslararası Geçerliliğine Dair Avrupa Sözleşmesi
(ETS No. 70), Suç Gelirlerinin Aklanması, Araştırılması, Zapt Edilmesi ve Müsadere
Edilmesine ilişkin Avrupa Sözleşmesi (ETS No 141) ve Suç Gelirlerinin Aklanması,
Araştırılması, El Konulması ve Müsadere Edilmesine ve Terörizmin Finansmanına
ilişkin Avrupa Sözleşmesinden (CETS No 198) söz etmek gerekir. Bu anlaşmalar çok
sayıda suça uygulanan sektörler arası belgelerdir ve Sözleşme kapsamındaki suçlarla
ilgili prosedürler çerçevesindeki cezai meselelerde adli işbirliğini sağlamak için
uygulanabilmektedir. Avrupa Konseyinin tüm üye devletleri, Suçluların Ülkesine
İadesine ilişkin Avrupa Sözleşmesinin ve Karşılıklı Hukuki Yardıma ilişkin Avrupa
Sözleşmesinin tarafı oldukları için; taslağı hazırlayanlar genellikle özel belgelerde
karşılıklı hukuki yardım ve suçluların ülkesine iadesi hakkındaki hükümleri yeniden
oluşturmaması fakat yukarıda bahsedilen genel hükmü içermesini ve aksi takdirde
taslağı hazırlanan sözleşmenin beraberindeki açıklayıcı notlardaki yatay belgelere
bakmasını tavsiye etmektedir.
325. Bu nedenle, taslağı hazırlayanlar yukarıda bahsedilenlerde olduğu gibi, bu
Sözleşmede, sektörler arası belgelerde bulunanlara benzer hükümleri yeniden
oluşturmamayı tercih etmişlerdir. Mesela, genel bir kural olarak uygulayıcıların daha
aşina olduğu yürürlükteki karşılıklı yardım ve suçluları ülkesine etme anlaşmaları
tarafından dahil edilen düzenlemelere güvenmenin daha etkili olacağı gerekçeleri ile,
uygulanabilir diğer belgeleri ve düzenlemeleri değiştirecek ayrı karşılıklı yardım
70
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
düzenlemelerini dahil etmek istememiştir. Bu bölüm bu nedenle sadece mevcut
sözleşmelerin üzerine bir şeyler ekleyen hükümleri içermektedir.
Madde 62 – Genel ilkeler
326. Madde 62, uluslararası işbirliğini yöneten genel ilkeleri belirtmektedir.
327. Her şeyden önce, Tarafların birbirleriyle geniş ölçüde işbirliği yapmasını ve
özellikle, bilgilerin ve delillerin hızlı bir şekilde dağıtılması için, mümkün olduğu ölçüde,
engelleri azaltmasını zorunlu kılmaktadır.
328. Madde 62, işbirliği yapma yükümlülüğünün kapsam açısından genel olduğuna
açıklık getirmektedir: bu Sözleşmenin kapsamı tarafından kapsanan şiddetin tüm
biçimlerini önlemeyi, bunlarla mücadele etmeyi ve dava açmayı (lit.a), mağdurları
korumayı ve onlara yardım sağlamayı (lit.b), Sözleşme uyarınca belirlenen ceza suçları
ile ilgili soruşturmaları ve prosedürleri (lit.c) ve Taraflarca verilen medeni ve ceza
hukuku kararlarının uygulanmasını kapsamaktadır.
329. Paragraf 2, Avrupa Birliği Konseyinin ceza davalarında mağdurların itibarı
hakkındaki 15 Mart 2001 tarihli Çerçeve Kararının 11 nolu Maddesinin 2 ve 3 nolu
paragrafına dayanmaktadır. Mağdurların ikamet ettikleri devletin yetkili makamlarına
bildirmelerini sağlayarak şikâyette bulunmasını kolaylaştırmak için tasarlanmıştır.
330. Bu yetkililer, yasaları izin verirse takibatları başlatabilecek ya da söz konusu
devletlere uygulanabilir işbirliği belgelerinin ilgili hükümleri uyarınca, şikâyeti suçun
işlendiği devletin yetkililerine gönderecektir.
331. Paragraf 3, ceza hususlarında, suçlunun ülkesinde iade edilmesinde veya
medeni ve ceza kararlarının uygulanmasında karşılıklı yardımı, anlaşmanın var olması
şartına bağlayan Tarafa böyle bir anlaşmayı yapmamış bir Taraf ile yargısal işbirliği için
yasal bir temel olarak Sözleşmeyi dikkate alması için yetki vermektedir. Sırasıyla 1957
ve 1959 tarihli Suçlunun Ülkesine İadesi hakkındaki ve Ceza Meselelerinde Karşılıklı
Yardım hakkındaki Avrupa Sözleşmelerinin ve onların Protokollerinin mevcut olması
nedeniyle, ceza meselelerinde ve suçlunun ülkesine iadesi ile ilgili olarak Avrupa
Konseyi üye devletleri arasında hiçbir amaca hizmet etmeyen bu hüküm, üçüncü
devletlerin Sözleşmeye taraf olmasını sağlama olasılığı nedeniyle ilgi çekmektedir.
332. Son olarak, paragraf 4 kapsamında Taraflar, kadına yönelik şiddet ve aile içi
şiddeti önleme ve bunlarla mücadeleyi üçüncü devletlere fayda sağlayan, kalkınma
yardımı programlarına dahil etmek için çaba göstermelidir. Birçok Avrupa Konseyi üye
devleti, hukukun üstünlüğünün tesisi veya konsolidasyonu, yargı kurumlarının
geliştirilmesi, suçla mücadele ve uluslararası sözleşmelerin uygulanmasında teknik
yardım gibi çeşitli alanları kapsayan bu tür programları uygulamaktadır. Bu
programların bazıları önemli ölçüde kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet ile
karşılaşan ülkelerde yürütülmektedir. Bu bağlamda, eylem programlarının Madde 18
paragraf 5 uyarınca mağdurların korunmasını kolaylaştırmak dahil olmak üzere bu
şiddet biçimlerini önleme ile ilgili meseleleri dikkate alması ve içermesi uygun
görünmektedir.
71
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
Madde 63 – Risk altında olan kişilere ilişkin tedbirler
333. Bu hükmün ana amacı, bilgi alışverişini arttırmak ve ilave olarak bu özel durumda
bu Sözleşme ile belirlen birtakım suçlar ile ilgili belirli kadına yönelik şiddet ve aile içi
şiddet eylemlerinin meydana gelmesini önlemek için Sözleşmenin Taraflarını teşvik
etmektir. Bu Sözleşme kapsamı tarafından kapsanan şiddet biçimlerinin bazıları
uluslararası boyuta sahip olabilir. Bu nedenle, taslağı hazırlayanlar, bu Sözleşmede
belirlenen, zorla evlilik veya kadın sünneti gibi suçların bazılarını tanımlamış ve bir
kişinin bahsedilen şiddet eylemlerinin herhangi birisine maruz kalma riski altında
olduğuna ilişkin makul kanıt sağlayan bilgiye sahip olan bir Tarafın, bu şiddet
eylemlerinin gerçekleşebileceği Taraf Devleti bilgilendirmesi gerektiği ilkesini
belirlemiştir. Bilgilerin birincil bir riskin varlığına dair “makul gerekçelere” dayanması
gerekmektedir. Taslağı hazırlayanlar, nelerin makul gerekçeleri oluşturduğu hakkındaki
kriterlerin Sözleşmede detaylandırılmasının gerekli olduğunu göz önüne almamışlardır.
Bu nedenle, vaka bazında toplanan bilgilerden hareketle, bu tür şiddet olaylarının
önlenmesi için ne zaman bilgi paylaşımında bulunulacağına karar verilmesi Taraflara
bırakılmıştır. Bu bilgi risk altında olan kişilerin lehine alınan koruma emirleri hakkındaki
detayları içermektedir.
Madde 64 - Bilgiler
334. Madde 64 bu Sözleşmeye uygun olarak belirlenen olası suçu önlemek, böyle bir
suç hakkında soruşturmayı başlatmak veya faile dava açmak için devletlerarasında
verimli olarak ve zamanında bilgi alışverişini sağlayan özellikle ceza alanında ve
uluslararası işbirliği alanında hâlihazırda mevcut olan bir ilkeyi doğrulamaktadır.
Özellikle, paragraf 1, talep edilen Tarafın üstlenilen bir eylemin sonucunu talep eden
Tarafa iletmesini gerektirmektedir. Paragraf 2, soruşturmaları ile ilgili bilgileri diğer
Tarafa iletilmesi seçimini (kullanılan ifade bu eylemi açık bir şekilde zorunlu
yapmamaktadır) Taraflara bırakmaktadır. Bu, diğer Tarafın “ön talebi olmadan”
yapılabilir.
335. Benzer şekilde paragraf 3, Taraflardan herhangi birinin bilgi (genelde ceza
meselelerinde uluslararası işbirliği ile ilgilenen merkezi idare makamını ilgilendiren)
aldığında söz konusu bilgileri, iç hukukuna uygun olarak, ilgili yetkililere sunması
ilkesini öngörmektedir. Genellikle, ilgili makamlar polis, savcılık veya hâkimler gibi yetki
makamlarıdır. İlgili makamlar daha sonra, bilgilerin soruşturulması veya adli takibat için
uygun olup olmadığını göz önüne alacaktır. Unutmamak gerekir ki, bu hüküm
kapsamında gerekli bilgi alışverişi adli soruşturmalarla veya takibatla sınırlı olmamakta;
aynı zamanda koruma kararları da dâhil olmak üzere hukuk davalarına kadar
genişlemektedir.
Madde 65 – Veri koruma
336. Bu hüküm, bu Sözleşme kapsamı tarafından kapsanan tüm şiddet biçimleri ile ilgili
şahsi veriler meselesini düzenlemektedir. Bireyleri, özellikle mağdurları hedef alan
olası tehlikeler nedeniyle, onlarla ilgili verilerin herhangi bir koruma veya kontrol
olmadan dağıtımı söz konusuysa, Madde 65 özellikle verilerin saklanması ve
kullanımı ile ilgili olarak Kişisel Bilgilerin Otomatik İşlenmesi hakkında Bireylerin
72
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
Korunması Sözleşmesine (ETS No 108) atıfta bulunmaktadır. Madde, bu hükmün
yukarıda bahsedilen sözleşme kapsamında Taraflarca üstlenilen yükümlülüklere
göre uygulanmasını belirtmektedir. Bununla birlikte bu ifade, Sözleşme No 108’e
imzacı olmayan Tarafların bu Sözleşmeyi onaylamasına engel teşkil
etmemektedir. 108 Nolu Sözleşme, özellikle, kişisel verilerin sadece belirtilen
yasal amaçlar için saklanmasını ve bu amaçlar ile uyumlu olmayacak şekilde
kullanılmamasını sağlamaktadır. Aynı zamanda, bu verilerin, veri sahibinin teşhis
edilmesini mümkün kılacak herhangi bir şekilde veya verilerin kaydedildiği ve
saklandığı amaçlar için gerekli olandan daha uzun süre saklanmamasını
sağlamaktadır. Sözleşme No. 108, verilere yetkisiz erişimi ve verilerin
değiştirilmesini veya ifşasını önleyen uygun güvenlik tedbirlerini almayı zorunlu
kılmaktadır.
Bölüm IX – İzleme mekanizması
337. Sözleşme Bölüm IX Sözleşmenin Taraflarca etkili bir şekilde uygulanmasının
sağlamayı amaçlayan hükümleri içermektedir. Ara raporda, CAHVIO’nun “Komitenin
kuvvetli ve bağımsız izleme mekanizmasının tüm Sözleşme Taraflarında bu soruna
yeterli yanıt verilmesini sağlamak için en büyük öneme sahip olduğu fikrinde olduğunu”
belirtmiştir. Dolayısıyla, taslağı hazırlayanlar Sözleşme tarafından öngörülen izleme
sisteminin güçlerinin birisi olması gerektiğini göz önüne almışlardır. İzleme
mekanizması Sözleşmenin kapsamını kapsaması için tasarlanmaktadır. Sözleşme
kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddete karşı eylem (bundan sonra “GREVIO” olarak
anılacaktır) hakkında, “Taraflarca bu Sözleşmenin uygulanmasının izlenmesi” görevi
ile, insan hakları, cinsiyet eşitliği, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet ve ceza hukuku
alanlarında ve kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddete yardım etmede ve korumada
bağımsız ve oldukça kalifiye uzmanlardan oluşan uzman bir kurum olan uzmanlar
Grubunu oluşturmaktadır. Sözleşme aynı zamanda Sözleşme Taraflarının
temsilcilerinden oluşan Tarafların Komitesini kurmaktadır.
Madde 66 – Kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddete karşı eylem hakkındaki
uzmanlar grubu (GREVIO)
338. Yukarıda belirtildiği gibi, GREVIO Taraflarca Sözleşmenin uygulanmasını
izlemekle görevlidir. En az 10 ve en fazla 15 üyeye sahip olacaktır.
339. Bu Maddenin 2 nolu Paragrafı, Sözleşme Taraflarının vatandaşları olacak
GREVIO üyelerini seçerken, coğrafi denge ve cinsiyet dengesini ve bunun yanında çok
disiplinli uzmanlığı sağlama ihtiyacını vurgulamaktadır. GREVIO adayları Taraflarca
aday gösterilecek ve Taraflar Komitesi tarafından seçilecektir.
340. Paragraf 3 Sözleşmenin onaylarının sayısı ile ilgili olarak GREVIO üyelerinin
seçim kriterlerini belirlemektedir.
341. Paragraf 4 GREVIO’daki uzmanların ana yetkinliklerin ve bunun yanında
“bağımsızlık ve uzmanlık” olarak özetlenebilen, seçimine ilişkin ana kriterlerin altını
çizmektedir. Özellikle, GREVIO üyeleri kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet alanında
73
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
çalışan ilgili aktörleri ve kurumları temsil etmelidir. Taraflarca aday gösterildikleri
takdirde, üyeler örneğin STK temsilcilerini içerebilir.
342. Paragraf 5 GREVIO üyelerinin seçimine ilişkin prosedürün (ancak üyelerinin
kendisinin seçimi değil) Bakanlar Kurulu tarafından belirleneceğini belirtmektedir. Bu
seçim prosedürünün Sözleşmenin uygulanmasının önemli bir kısmı olduğu şeklide
anlaşılabilir. Avrupa Konseyi Sözleşmesi olarak, Taslağı hazırlayanlar böyle bir işlevin
Bakanlar Kurulunda kalması gerektiğini ve Taraflarının kendisinin GREVIO üyelerini
seçme ile görevli olacağını hissetmişlerdir. Seçim prosedürüne karar vermeden önce,
Bakanlar Kurulu tüm Taraflara danışacak ve onların oybirliğiyle onayını alacaktır. Bu
gereksinim Sözleşmenin tüm Taraflarının böyle bir prosedürü belirlemesi gerektiğini ve
eşit koşullarda olduğu tanımaktadır.
343. Paragraf 6 GREVIO’nun kendi prosedür kuralların belirlemesini ifade etmektedir.
344. Paragraf 7’nin amacı Madde 68 Paragraf 9-14’da verilen ilke ziyaret
delegasyonlarının tüm üyelerinin eşit koşullarda olmasını ve aynı imtiyaz ve
muafiyetlerden faydalanmasını sağlamaktadır. Avrupa Konseyinin İmtiyaz ve
Muafiyetlerine ilişkin Genel Anlaşması sadece üye devletlere açıktır. Ülke ziyaretlerini
sağlayan diğer Avrupa Konseyi sözleşmeleri ile ilgili olarak, genel prosedür Bakanlar
Kurulunun bir sözleşmeye taraf olmasını geciktirebilen uzun bir işlemle sonuçlanan,
üye olmayan devletler tarafından imzalanacak ikili anlaşmayı istemesi içindir. Bu
nedenle, ve geleceğe ilişkin ihtiyatlı bir adım olarak, bu hüküm üye olmayan devletlerle
ikili anlaşmaları görüşmek için uzun prosedürlerden sakınmak için Sözleşme kurumuna
doğrudan dahil edilmektedir.
Madde 67 – Taraflar Komitesi
345. Madde 67 yukarıda belirtildiği gibi oluşturulan, siyasi kurum ( “Taraflar
Komitesi”) olan izleme sisteminin diğer ayağını oluşturmaktadır.
346. Taraflar Komitesi GREVIO üyelerini seçmek için, Sözleşmenin yürürlüğe
girmesini müteakip bir yıl içerisinde Avrupa Konseyi Genel Sekreteri tarafından ilk kez
toplanacaktır. Daha sonra Taraflarının üçte birinin, Avrupa Konseyi Genel Sekreterinin
ve GREVIO Başkanının talebi üzerine toplanacaktır.
347. Bu kurumun oluşturulması karar verme sürecinde ve Sözleşmenin izleme
prosedüründe olduğu gibi tüm Tarafların eşit katılımını sağlayacak ve aynı zamanda
Sözleşmenin düzgün ve etkili bir şekilde uygulanmasını sağlamak için Taraflar
arasındaki ve onlar ile GREVIO arasındaki işbirliğini kuvvetlendirecektir.
348. Paragraf 3 Taraflar Komitesinin kendi prosedür kurallarını belirlemesini
belirtmektedir.
Madde 68 – Prosedür
349. Madde 68 izleme prosedürünün işleyişini ve GREVIO ile Taraflar Komitesi
arasındaki etkileşimi detaylandırmaktadır.
74
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
350. Paragraf 1 ve 2 ilgili Tarafın temsilcileri ile bu Sözleşmenin hükümlerini yürürlüğe
koymak için her bir Tarafça üstlenilen genel yasal ve diğer tedbirler hakkında bir raporu
GREVIO’nun göz önüne almasını belirlemektedir. Bu rapor Tarafça sunulmaktadır ve
GREVIO tarafından geliştirilen bir ankete dayanmaktadır. Burada fikir; Sözleşmenin
sağlam ve genel uygulaması ile ilgili olarak, Sözleşmeye taraf olurken, Tarafların sahip
olduğu yasal ve diğer tedbirlerin ana hattına sahip olmaktır.
351. Paragraf 3 paragraf 1 ve 2’de belirtilen ilk rapor ve değerlendirmeyi müteakip
değerlendirme prosedürünün turlara bölünmesini ve GREVIO’nun izlemenin üzerine
yoğunlaşacağı hükümleri seçmesini açıklamaktadır. Düşünce GREVIO’nun, her bir
turun başında, ilgili süre esnasında izleme prosedürlerine ilişkin hükümleri özerk olarak
tanımlamasıdır.
352. Paragraf 4 GREVIO’nun değerlendirmeyi yapmak için en uygun araçları
belirleyeceğini belirtmektedir. Bu bir anketi veya bilgi için başka bir talebi içerebilir.
“Anket” terimi Sözleşmenin uygulanmasında alınan tedbirler hakkında nitel ve nicel
mahiyette bilgi elde etmek için bir takım yazılı sorulardan veya kılavuzlardan
bahsetmektedir. Şiddete karşı kadınların korunması hakkında Rec (2002)5 nolu
Tavsiyenin uygulanmasına ilişkin izleme çerçevesinin temin ettiği istatistiki/sayısal
verilerin toplanmasının ötesine geçmektedir. Ayrıca, bu paragraf ilgili Tarafın
GREVIO’nun taleplerine yanıt vermesi gerektiğini açıklamaktadır. Sözleşme Tarafların
şiddete karşı kadınların korunması hakkında Rec (2002)5 nolu Tavsiyenin
uygulanmasına ilişkin cevap vermesi gerekmemektedir.
353. Paragraf 5 insan haklarının korunması için GREVIO’nun STK’lardan, sivil
toplumdan ve bunun yanında ulusal kuruluşlardan bilgi almasına ilişkin önemli bir ilkeyi
belirlemektedir.
354. Paragraf 6, 7 ve 8 GREVIO’nun mevcut bilgi kaynağının mümkün olan en iyi
şekilde kullanılması ilkesini koymaktadır. Bu aynı zamanda diğer durumlarda
halihazırda yapılmış faaliyetler ve işin gereksiz kopyasından sakınmak içindir.
355. Paragraf 9, yan olarak, GREVIO’nun ülke ziyaretlerini düzenleyebileceğinin altını
çizmektedir. Taslağı hazırlayanlar ülke ziyaretlerinin izlemenin bir yan aracı olması
gerektiğini ve gerektiğinde sadece iki özel durumda yapılması gerektiğini açıklamak
istemiştir: 1) eğer elde edilen bilgi yetersizse ve güvenilir bilgi elde etmenin başka bir
makul yolu yoksa veya 2) Sözleşmenin ciddi ihlallerinin sayısını veya ölçeğini
sınırlamak ve önlemek için problemlerin acil ilgiyi gerektirdiği bir durumu belirten
güvenilir bilgileri alması durumunda. Bu ülke ziyaretleri ilgili Tarafın yetkili makamları ile
işbirliği içerisinde düzenlenmelidir, bu, ziyaretlerin önceden belirlenmesi ve gereken
zamanda bildirilerek ulusal yetkililer ile işbirliği içerisinde tarihin kesinleştirilmesi
anlamına gelmektedir.
356. Paragraf 10 ve 11 GREVIO’nun hem rapor hem de sonuçların taslağı hazırlama
safhasını açıklamaktadır. Bu hükümlerden, GREVIO’nun raporu ve sonuçları
hazırlarken ilgili Taraflar ile diyalog kurmak zorunda olduğu açıkça görülmektedir.
GREVIO ilgili Tarafın görüşleri ile birlikte raporunu ve sonuçlarını yayınlayacaktır. Bu
75
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
ilgili Taraf ve hükümleri ile ilgili olarak GREVIO’nun görevini tamamlamaktadır.
Benimsenmesini müteakip açıklanan GREVIO’nun raporları ve sonuçları Taraflar
Komitesi tarafından değiştirilemez veya tadil edilemez.
357. Paragraf 12 izleme prosedüründe Taraflar Komitesinin rolü ile ilgilenmektedir.
Gerekirse uygulanmaları hakkında bilgiler sunmaya ilişkin bir tarih belirleyerek ve
Sözleşmenin uygun bir şekilde uygulanmasını sağlamak için işbirliğini teşvik ederek,
GREVIO’nun sonuçlarını uygulamak için ilgili Tarafça alınacak tedbirleri belirten
tavsiyeleri Taraflar Komitesinin benimsemesini belirtmektedir. Bu mekanizma Taraflar
arasında diyaloga “siyasi” bir boyut verirken izleme işlevinde GREVIO’nun
bağımsızlığına saygı sağlayacaktır.
358. Paragraf 13, 14 ve 15 Sözleşme tarafından kapsanan şiddet eylemlerinin
herhangi birisinin ciddi, ağır veya sürekli biçimini önlemek için o Tarafça alınan tedbirler
ile ilgili olarak ilgili Tarafça bir raporun sunulmasını talep etmek için GREVIO’nun yetkili
olmasına göre özel bir prosedür sağlamaktadır. Özel bir rapor talep etmeye ilişkin
durum GREVIO’nun Sözleşmenin bir takım ciddi ihlallerinin sayısını veya ölçeğinin
sınırlamak veya önlemek için problemlerin ani bir ilgi gerektirdiği bir durumu belirten
güvenilir bilgi almasıdır. Alınan bilgi temelinde (ilgili Tarafça ve herhangi bir başka bilgi
kaynağı tarafından), GREVIO bir araştırma yapması ve acilen GREVIO’ya rapor etmesi
için bir veya birkaç üyesini atayabilir. Atanan “raportörlerin” ana görevi tüm gerekli
bilgileri toplamak ve özel durumla ilgili gerçekleri belirlemek olmalıdır. GREVIO’nun
prosedür kuralları bu “araştırma prosedürünün” işleyiş detaylarını tespit edecektir.
Bununla birlikte, ana amaç, gerekli güvenilir bilgiye göre, şiddetin aynı eylemlerinin
önemli bir sayısının dahil olduğu yerlerde GREVIO’nun durumları daha iyi bir
açıklamaya ve anlayışa sahip olmasını sağlamaktır. Araştırmanın bulguları ilgili Tarafa
ve uygunsa, görüş ve öneriler ile birlikte Taraflar Komitesine ve Avrupa Konseyi
Bakanlar Kuruluna gönderilecektir.
Madde 69 – Genel tavsiyeler
359. CEDAW Madde 21(1)’den feyz alarak, bu madde uygun olan yerlerde
GREVIO’nun bu Sözleşmenin uygulanması hakkındaki genel tavsiyeleri benimseme
imkanını sağlamaktadır. Genel tavsiyeler tüm Taraflar için ortak bir anlama sahiptir ve
bu Sözleşmede bulunan maddeleri veya konularla ilgilidir. Ülkeye özgü değillerdir. Bu
genel tavsiyeler yasal olarak bağlayıcı olmamasına rağmen, Sözleşmedeki farklı
konular için daha büyük bir anlayış geliştirerek ve Sözleşmede bulunan hükümlerin
etkili bir şekilde uygulanmasına katkıda bulunabilen açık bir kılavuz sunarak Taraflar
için önemli bir referans sunmaktadır. Bu tavsiyeler gelecekteki izleme turlarının bir
parçası olmalıdır.
Madde 70 – Parlamentonun izlemeye dahil olması
360. Bu hüküm bu Sözleşmenin uygulanmasını izlemede ulusal parlamentoların
rolünü belirtmektedir. Paragraf 1 ve 2’de, ulusala parlamentoların izlemeye katılması
için davet etmek (paragraf 1) ve danışma için onlara GREVIO’nun raporlarını sunmak
(paragraf 2) için Tarafların yükümlülüğünü içermektedir. Taslağı hazırlayanlar bir çok
durumda yasal değişiklikleri gerektiren Sözleşmeyi uygulamada ulusal parlamentoların
76
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
üstleneceği önemli rolü vurgulamaktadır. Sonuç olarak, Sözleşmenin uygulanmasında
değerlendirmeye ulusal parlamentoların dahil olmasının gerekli olduğunu
düşünmüşlerdir.
361. Bu hükmün 3 nolu paragrafı bu Sözleşmenin uygulanmasında Taraflarca alınan
tedbirlerin izlenmesine Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin katılımını
belirtmektedir. Bir Avrupa Konseyi Sözleşmesinde bu türün ilk hükmü, Parlamenterler
Meclisinin Sözleşmenin uygulamasının düzenli olarak değerlendirmesini yapması için
davet edileceğini belirtmektedir. Bu hüküm ile, taslağı hazırlayanlar Parlamenterler
Meclisinin kadınlara karşı şiddet meselesini Avrupa Konseyinin ve üye devletlerinin
siyasi gündemine koymak için oynadığı önemli rolü tanımak istemiştir. Meclisin bu
meseleye ilişkin eskiden beri süregelen taahhüdünü ve bu alandan benimsenen yüksek
sayıdaki tavsiyeleri müteakip, Meclisin bu Sözleşmenin izlenmesine katılımı sonuçlarını
önemli ölçüde arttıracaktır.
Bölüm X – Sözleşmenin diğer uluslararası belgeler ile ilişkisi
Madde 71 – Sözleşmenin diğer uluslararası belgeler ile ilişkisi
362. Madde 71, Sözleşme ile diğer uluslararası belgeler arasındaki ilişkiyi ele
almaktadır.
363. Anlaşmalar Kanunu hakkındaki 1969 Viyana Sözleşmesi uyarınca, Madde 71,
Sözleşmenin kapsadığı meseleleri ele alan diğer anlaşmalar – çok taraflı veya iki taraflı
– ile veya belgelerle Sözleşmenin uyumlu bir biçimde bir arada var olmasının
sağlamasını amaçlar. Söz konusu belgeler; İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin
Korunmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi ve Protokolleri, Avrupa Sosyal Şartı (revize,
ETS No. 197), İnsan Ticaretiyle Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi,
Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması
Sözleşmesi ve İhtiyari Protokolü, Çocuk Hakları Sözleşmesi ve çocukların silahlı
çatışmaya katılması, çocukların satılması ve çocuk fuhuşu ve çocuk pornosu
hakkındaki İhtiyari Protokolleri, Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına
İlişkin Uluslararası Sözleşme ve onun İhtiyari Protokolü, Mültecilerin Statüsü
hakkındaki 1951 Sözleşmesi ve onun İhtiyari Protokolleri ve Birleşmiş Milletler Engelli
Hakları Sözleşmesi gibi belgeleri içermektedir.
364. Bu Sözleşme, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet mağdurlarını korumayı
kuvvetlendirmek ve onları desteklemek için tasarlanmıştır. Bu nedenle, madde 71,
paragraf 1, bu Sözleşme Taraflarının aynı zamanda imzacısı olduğu veya olacağı ve
bu Sözleşme tarafından düzenlenen hususlarda hükümler içeren diğer uluslararası
belgelerden doğan yükümlülüklerinin bu Sözleşmeden etkilememesini sağlamayı
amaçlamaktadır. Bu hüküm, bu Sözleşmenin kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet
mağdurlarının haklarını korumak ve onlara en yüksek seviyede koruma sağlamak olan
genel amacını bir kez daha açıkça ortaya koymaktadır.
365. Madde 71, paragraf 2, Sözleşmenin düzenlediği hususlarla ilgili olarak Tarafların
ikili veya çok taraflı anlaşmalar – veya başka bir yasal belge – düzenleyebileceğini açık
77
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
bir şekilde belirtmektedir. Bununla birlikte ifade, Tarafların bu Sözleşmeyi ihlal eden
herhangi bir anlaşmayı yapmasına açıkça izin vermemektedir.
Bölüm XI – Sözleşme hükümlerinde değişiklik
366. Sözleşmenin hükümlerine yapılacak değişiklikler Taraflarca teklif edilebilir. Söz
konusu değişiklik teklifleri; Avrupa Konseyi Genel Sekreteri ve tüm Avrupa Konseyi üye
devletleri, imzacılar, Taraflar, Avrupa Birliği ve Sözleşmeyi imzacı veya taraf olmaya
davet edilen tüm devletlere iletilmelidir.
367. Bir sonraki adım olarak, Bakanlar Komitesi değişikliği inceler ve kabul eder.
Değişikliğe karar vermeden önce, Bakanlar Komitesi Sözleşmenin tüm Taraflarının
görüşüne başvuracak ve oybirliğiyle rızalarını alacaktır. Bu koşul, tüm Sözleşme
Taraflarının değişiklerle ilgili karar verme sürecine katılması gerektiğini ve eşit
koşullarda olduğunu tanımaktadır.
Bölüm XII – Nihai hükümler
368. Bazı istisnalar ile, bu bölümdeki hükümler özünde Şubat 1918 tarihindeki
Milletvekillerin 315. toplantısında Bakanlar Komitesinin onayladığı, Avrupa Konseyi
içerisinde akdedilen Sözleşmeler ve Anlaşmalar için Model Nihai Hükümlerine
dayanmaktadır. 73-78 nolu maddeler, model hükümlerin standart dilini kullanmakta ya
da Avrupa Konseyindeki uzun yıllara dayanan anlaşma uygulamalarına dayanmaktadır.
Madde 73 – Sözleşmenin etkisi
369. Madde 73, iç hukuk hükümlerini ve kadına yönelik şiddete ve aile içi şiddete karşı
kişilere ilave koruma sağlayan bağlayıcı uluslararası belgelerini güvence altına almakta
olup, bu Sözleşme bu korumayı sınırlayacak şekilde yorumlanmayacaktır. “Daha uygun
haklar” ifadesi, bir kişiyi Sözleşme kapsamında sağlanandan daha uygun bir pozisyona
koyma imkanından bahsetmektedir.
Madde 74 – Anlaşmazlıkların çözümü
370. Taslağı hazırlayanlar, Tarafları Sözleşmenin uygulanması veya yorumlanması ile
ilgili herhangi bir anlaşmazlık durumunda öncelikle barışçıl çözüm yolları aramakla
yükümlü kılan bir anlaşmazlık çözümü maddesinin Sözleşme metnine dahil edilmesinin
önemli olduğunu düşünmüşlerdir.
371. Bu maddenin birinci paragrafında bahsedilen barışçı çözümün çeşitli türleri
(görüşme, uzlaşma ve hakem kararıyla çözüm) uluslararası hukuk kapsamında yaygın
bir şekilde tanınmaktadır. Bu çözüm yöntemleri kümülatif değildir, bu nedenle Taraflar,
diğer barışçı çözüm yöntemlerine başvurmadan önce tüm çözüm yollarını tüketmek
zorunda değildir. Anlaşmazlıkları çözmeye ilişkin herhangi bir prosedüre ilgili Taraflarca
karar verilecektir.
372. Paragraf 2, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin eğer Sözleşmenin
uygulanması veya yorumlanması ile ilgili bir anlaşmazlık ortaya çıkarsa Tarafların
78
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
kullanabileceği adli olmayan bir prosedür koymasını sağlamaktadır. Taslağı
hazırlayanlar, Uluslararası Adalet Divanı’nın tabi olduğu adli prosedürlere; işbu
Sözleşmenin hazırlanmasına katkıda bulunan birçok Devletin söz konusu yargı
kurumunun emredici yetkisini kabul etmediği ve de bu Sözleşmenin yetkilerini de kabul
etmek istemediği için atıfta bulunmamayı tercih etmiştir. Bununla birlikte, bu madde
anlaşmazlık içinde olan Tarafların aralarında anlaşmaları halinde meselelerini
Uluslararası Adalet Divanı’na taşımasına engel olmamaktadır.
Madde 75 – Sözleşmenin imzalanması ve yürürlüğe girmesi
373. Paragraf 1, Sözleşmenin sadece Avrupa Konseyi üye devletleri için imzaya açık
olmayıp aynı zamanda Avrupa Birliği ve tanzim edilmesinde yer almış Avrupa Konsey
üyesi olmayan devletler (Kanada, Vatikan, Japonya, Meksika ve Birleşik Devletler) için
de imzaya açıktır. Sözleşme yürürlüğe girdiğinde, paragraf 3 uyarınca, bu hüküm
tarafından kapsanmayan diğer üye olmayan devletler Madde 76, paragraf 1 uyarınca
Sözleşmeye taraf olması için davet edilebilir.
374. Paragraf 3, Avrupa Konseyi Genel Sekreterinin bu Sözleşmenin onama, kabul
veya tasdik araçlarının emanetçisi olduğunu belirtmektedir.
375. Paragraf 3, Sözleşmenin 10’da yürürlüğe girmesi için gerekli olan onama, kabul
veya tasdik sayısını belirtmektedir. Bu sayı, devletlerin önemli bir grubunun kadına
yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önleme ve mücadele meselesinin çözümü için başarılı
girişimlerde bulunmasının gerekli olduğu inancını yansıtmaktadır. Ne var ki bu sayı,
Sözleşmenin yürürlüğe girmesinin gereksiz ölçüde gecikmesini önlemeye yetecek
kadar yüksek değildir. Örgütün anlaşma yapma uygulamasına uygun olarak, ilk on
devletin en az sekizi Avrupa Konseyi üyesi olmalıdır.
Madde 76 – Sözleşmeye taraf olma
376. Taraflara görüşü ve oybirliğiyle onayını aldıktan sonra, Bakanlar Komitesi
Sözleşmenin hazırlanmasına katılmamış Avrupa Konseyi üyesi olmayan bir devleti
Sözleşmeye taraf olmaya davet edebilir. Bu karar, Avrupa Konseyi Tüzüğü Madde
20.d’de öngörüldüğü gibi, üçte iki çoğunluk ve bu Sözleşme Taraflarının oybirliğini
gerektirmektedir.
Madde 77 – Bölgesel uygulama
377. Paragraf 1, Sözleşmenin uygulanacağı bölgeleri belirtmektedir. Burada, belirtmek
gerekir ki, Tarafların geçerli bir sebep olmadan Sözleşmenin uygulamasından
bölgesinin bazı kısımlarını muaf tutması, Sözleşmenin amacı ve hedefine uygun
olmayacaktır (Sözleşmede ele alınan meselelerde uygulanan farklı yasal sistemlerin
mevcut olması gibi).
378. Paragraf 2, Sözleşmenin uygulanmasının uluslararası ilişkilerinin idaresinden
Tarafların sorumlu olduğu bölgeler veya Tarafların onlar namına taahhüt vermeye
yetkili olduğu bölgelere uzatılması ile ilgilidir.
79
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
379. Bu özel Sözleşme ile ilgili olarak ve Madde 44’teki hükümlere halel getirmeksizin,
bu Sözleşme uygulama bölgesini aşan yükümlülükler doğurmaz.
Madde 78 - Çekinceler
380. Madde 78, bu maddenin 2 ve 3 nolu paragraflarda belirtilen istisnai haller dışında,
bu Sözleşmenin herhangi bir hükmüne herhangi bir çekince koyulamayacağını
belirtmektedir. Paragraf 2 ve 3’e göre yapılan çekince bildirimleri, ilgili Tarafın hangi
sebeple çekince koyduğuna açıklama getirmelidir.
381. Bu maddenin 2 nolu paragrafında listelenen başlıklar, uzlaşma sağlamak için sarf
edilen çabalara rağmen, taslağı hazırlayanların oybirliğiyle anlaşmaya varamadığı
hükümlerdir. Söz konusu çekinceler, Tarafların bazı temel yasal kavramları korumasına
izin verirken, Sözleşmenin mümkün olan en geniş ölçüde onay almasını sağlamaya
yöneliktir. İlgili hükümler şunlardır: Madde 30, Paragraf 2 (devlet tazminatı); Madde 44,
paragraf 1 e, 3 ve 4 (yargı yetkisi); Madde 55, paragraf 1 (çekişmesiz ve resen yargı);
Madde 58 (zamanaşımı kanunu); Madde 59 (ikamet statüsü). Unutmamak gerekir ki;
madde 55 paragraf 1’e yapılacak çekincelere ancak hafif suçları düzenleyen Madde 35
kapsamında müsaade edildiği ve keza Madde 58’e konulacak çekincelere sadece
Madde 37, 38 ve 39 kapsamında müsaade edildiği için Madde 55 ve 58’e çekince
koyma imkanı daha kısıtlı tutulmuştur.
382. Paragraf 3, Madde 33 (psikolojik şiddet) ve 34 (Takipçi Taciz) ile ilişkili olarak
özel bir çekince biçimine olanak sağlamaktadır. Taraflar, bu maddelerde bahsedilen
davranışlar için cezai yaptırımlar yerine cezai olmayan yaptırımlar uygulama hakkını
saklı tutabilir. Dolayısıyla, bu itiraz olasılığı bahsedilen maddelere bir bütün olarak
uygulanmaz fakat sadece Taraflarca ulusal seviyede uygulanabileceği şekilde
uygulanabilir.
383. Paragraf 4, herhangi bir zamanda itirazları geri çekmeyi mümkün kılarak,
Sözleşmenin hükümlerini içeren mevzuat hükümleri arasındaki ayrılıkları gelecekte
azaltmayı amaçlamaktadır.
Madde 79 – İtirazların geçerliliği ve incelenmesi
384. İtirazlar, Sözleşme tarafından sağlanan standartların düzenli bir şekilde
uygulanmasına ilişkin istisnalardır. Bu nedenle, taslağı hazırlayanlar, Tarafların
çekincelerini kaldırması veya sürdürmeye ilişkin sebepleri belirtmesini için teşvik etmek
için, itirazların periyodik olarak incelenmesini sağlamanın uygun olacağını
düşünmüşlerdir. Paragrafa 1’e göre, Madde 78, paragraf 2 ve 3’te bahsedilen itirazlar,
5 yıllık geçerlilik süresi ile sınırlıdır. Bu süre, bir yandan mevcut itirazların ihtiyaç
doğdukça kademeli olarak giderilmesi hedefi ile diğer yandan itirazlarını ulusal
seviyede yeniden incelemeleri için Tarafları zaman tanınması hususu arasında bir
denge sağlanması amacıyla belirlenmiştir. Bu sürenin bitiminde, itirazlar açık bir şekilde
yenilenmemişse, düşmüş kabul edilecektir. Her durumda, Tarafların mevcut itirazlar ile
ilgili olarak niyetlerini Avrupa Konseyi Genel Sekreterine bildirmesi gerekmektedir.
385. Paragraf 2, yenilenmeyen itirazların otomatik olarak iptaline ilişkin prosedürü
içermektedir. Son olarak, Madde 79 paragraf 3’e göre, Taraflar yenilenmeden önce
80
Açıklayıcı Metin– CETS 210 – Kadına yönelik ve aile içi şiddete
veya talep üzerine itirazın devamını haklı çıkaran gerekçeler hakkında GREVIO’ya
açıklamada bulunacaktır. Bir çekincenin yenilenmesi durumlarında, GREVIO tarafından
önceden talepte bulunulmasına gerek yoktur. Her durumda, GREVIO itirazlarının
devamını doğrulamak için Tarafça sağlanan açıklamaları inceleme imkânına sahip
olacaktır.
Madde 80 – Kaldırılacağını duyurma
386. Anlaşmalar Kanunu hakkındaki Birleşmiş Milletler Viyana Sözleşmesi uyarınca,
Madde 80 herhangi bir Tarafın Sözleşmenin kaldırılacağını duyurmasına izin
vermektedir.
Madde 81 – Bildirim
387. Madde 81, Sözleşmenin emanetçisi olarak, Avrupa Konseyi Genel Sekreterinin
yapması gereken bildirimleri listelemektedir ve aynı zamanda bu bildirimlerin alıcılarını
tayin etmektedir (devletler ve Avrupa Birliği).
81
Download