SONDANIN MİDEDE OLDUĞUNU ANLAMAK İÇİN YAPILAN

advertisement
MİDE KANSERİ
HAZIRLAYAN
Öğr.Gör. Filiz K. HERGÜL
PAÜ DSYO
MİDE KANSERİ
 Midedeki kötü huylu tümörler genellikle mukoza
zarında gelişir ve % 95 oranında bez epitelinden
(adenokarsinom) yola çıkar.
 Mide kanserlilerin prognozu kötü olup 5 yıllık
yaşam süreleri %25’i geçmez.
 50-70 yaşlarında sık görülmektedir.
 En uygun tedavi cerrahidir.
MİDE KANSERİNDE RİSK FAKTÖRLERİ
► Düşük sosyo-ekonomik düzey
► Çevre şartları
► Diyet (dumanlı yiyecekler, yüksek derecede
tuzlu gıdalar vb)
► Birinci derece akrabalarında mide kanseri
hikayesi olanlar.
► Gastriti olanlar
MİDE KANSERİNDE RİSK
FAKTÖRLERİ
• ► Helicobacterpylori enfeksiyonu olanlar
• ► Billroth-2 ameliyatı olanlar (Mide
ülserlerinde uygulanan bir ameliyattır)
• ► Adenomatöz mide polipi hastalığı olanlar
• ► Pernisyöz anemi
MİDE TÜMÖRLERİ
Benign Tümörler
Polip
Leomiyom
Malign Tümörler
Adenokarsinom
Lenfoma
Leomiyosarkom
PATOLOJİ
Mide karsinomu genel olarak tümörün mide
duvarındaki yayılım derecesine göre:
a- Erken mide kanseri
b- İlerlemiş mide kanser
ERKEN MİDE KANSERLERİ
1-İntramukozal karsinom: mukoza içinde sınırlı kalan
karsinomlar
2-Yüzeyel yayılan karsinom: mukoza içinde sınırlı,
geniş bir alana yayılan karsinomlar
3-Minute karsinom: 5 mm ve daha küçük karsinomlar
4-Küçük karsinom: 6 mm ile 10 mm çapında olan
karsinomlar
ERKEN MİDE KANSERİNİN
MAKROSKOPİK SINIFLAMASI
1-Tip I: Tümör mide mukoza
yüzeyinden belirli bir kabarıklık
oluşturmaktadır.
2-Tip II: Bu tip üç guruba
ayrılır.
a-Tümör lümene doğru hafif
kabarıklık gösterir.
b-Tümör mukoza sınırı ile aynı
hizadadır.
c-Tümör çevre mukozadan hafif
çöküktür.
3-Tip
III:
Tümör
mide
mukozasından belirli bir çöküklük
içerir.
Kronik
peptik
ülserle
karışır.
ERKEN MİDE KANSERİNİN
MAKROSKOPİK SINIFLAMASI
Tip I ve tip IIa iyi diferansiye
Tip IIb ve IIc orta ve değişik
derecede diferansiye
Tip III ise yüksek oranda kötü
diferansiye veya andiferansiye
histolojik tip gösterir.
(Diferansiye: kaynaklandigi
dokuyu iyi taklit eden)
MİDE KANSERİNDE BELİRTİ BULGULAR
•
Karın ağrısı
• Kilo kaybı (%10 genellikle ilk şikayet anoreksiya ya
da kilo kaybıdır.)
• Bulantı-kusma
• İştahsızlık
• Erken doyma
• GİS (Gastro İntestinal Sistem) kanama
• Disfaji
• Dispepsi
• Epigastrik dolgunluk görülmektedir.
TÜMÖRÜN YERLEŞiM YERiNE GÖRE ORTAYA ÇIKAN
BULGULAR
Fundus
Özefagus- Kardiya
Çabuk Doyma Şişkinlik
Yutkunma Güçlüğü, Regürjitasyon
Antrum
Kusma
Pilor
Şişkinlik, Kusma
RADYOLOJİK TANI YÖNTEMLERİ
 Direkt Grafiler
 Baryumlu İncelemeler
 Bilgisayarlı Tomografi
 Magnetik Rezonans Görüntüleme
 Endoskopik Ultrasonografi
MİDE KANSERİ
Vaka Görüntüleri
NORMAL MİDE
ERKEN EVRE MİDE CA
TEDAVİ
* Cerrahi
* Kemoterapi
* Radyoterapi
CERRAHİ TEDAVİ
* Komplikasyonları önlemek
* Özefagus, mide, duedonuma ait temiz bölge bırakmak
* Lenf nodlarının diseksiyonu
GASTREKTOMİ
Subtotal gastrektomi
• Billroth I
• Billroth II
• Total gastrektomi
Billroth I Ameliyatı: Antrum çıkarıldıktan
sonra midenin kalan kısmı
duedonumla anastomoz edilir.
(Gastroduodenal anastomoz)
Billroth II Ameliyatı: Midenin kalan kısmı
jejenumla anastomoz edilir.
Duedonumun uç kısmı kapatılır.
Pankreas ve safra sekresyonu
gastrektomiden sonra da
duedonuma akmaktadır.
(Gastrojejenostomi)
BİLROTH I AMELİYATI
BİLROTH II AMELİYATI
SUBTOTAL GASTREKTOMİ SONRASINDA
•Antrumun çıkarılmasıyla midenin asit salgılayan kısmı
çıkmış olur, gastrin salınımı azalır. Bu nedenle HCI
salınımı azalır.
•(Antrumdan salgılanan gastrin hormonu, kan yoluyla
midedeki gastrik glandların pariyetal hücrelerini
uyararak, hidroklorik asit salınımını arttırır).
TOTAL GASTREKTOMİ
Tüm mide, lenf bezleri, dalak ve
pankreas kuyruğu rezeke edilir.
MİDE AMELİYATLARINDAN SONRASI
GÖRÜLEN KOMPLİKASYONLAR
 Kanama
 Akut Gastrik dilatasyon
 Plorik obstrüksiyon
 Alkalen Gastrit
 Marginal Ülser
 Gastrojejinokolik fistül
 Afferent Loop Sendromu
 Dumping Sendromu (Görülme sıklığı %20’dir) ***
 Beslenme bozuklukları
KANAMA
• Mide ameliyatlarından hemen sonra görülen
kanamalar, periton içine yada GİS içine
olabilirler.
• Omentumdaki damarların yada dalağın
yaralanması ile olabilir.
• Hasta; Kanama ve Hipovolemi yönünden takip
edilmelidir.
AKUT GASTRİK DİLATASYON





Erken ameliyat sonrası dönemde ;
Epigastrik ağrı
Taşikardi
Hipotansiyon
Dolgunluk hissi
Hıçkırık-Öğürme ile ortaya çıkar.
Girişimler:
 NG Tüp uygulanır. Tüp olmasına rağmen bu
şikayetler ortaya çıkarsa tüp tıkanmış olabilir
 Sıvı elektrolit dengesi yönünden takip edilir.
PLORİK OBSTRÜKSİYON
• Plörde ödem, inflamasyon yada skar gelişmesi
nedeniyle ortaya çıkar.
Hastalarda;
• Yemeklerden sonra karında rahatsızlık, retansiyon
• Bulantı-kusma oluşur.
Tedavi;
• NG sonda
• Sıvı elektrolit açığı yerine konur, ve takip edilir.
• Obstrüksiyon ileri düzeyde ise cerrahi girişim
gerekebilir.
ALKALEN GASTRİT
 Pilorun kesilmesi
 Çıkarılması
 Bypass edilmesi Duodenal içeriğin mideye
kontrolsuz reflüsü gastrite neden olmakta ve
hastalarda karın ağrısı ve safralı kusma ile kendini
göstermektedir.
•Görülme sıklığı %5-35 dir.
KİLNİK TABLO:
 epigastrik ağrı(%80 görülür)
 Kusma
 Kilo kaybı
ALKALEN GASTRİT/TEDAVİ
 Safra tuzlarını bağlayan kolestiramin
ve antiastlerin(aliminyum hidroksit
içerenler)
 Mukoza koruyucu ilaçlar(sükrolfat)
 Prokinetik ajanlar
 H2 reseptör antagonisti
MARJİNAL ÜLSER
Vagotomi+piloroplasti veya
Proksismal gastrik vagotomi
%10
Vagotomi+anterektomi
%0,5-3
Subtotal gastrektomi
%5
Gastroenterostomi
%15-20
SEMPTOMLAR:
• Ağrı, epigastriumda orta hattın
solundadır
komplikasyonları ;
Kanama
Perferasyon
Penetrasyon
obstrüksiyondur
TEDAVİ
H2 reseptör antagonisti
Antiasit
Eğer komplikasyon varsa veya tıbbi
tedaviye cevap alınamıyorsa,
 CERRAHİ TEDAVİ endikedir
GASTROJEJUNOKOLİK FİSTÜL
• Rekürren ülsere bağlı gelişir
• Şiddetli diare
• Kilo kaybı
• Malabsorbsiyon ve özellikle Vit.B12 eksikliği anemisi
• Nefesi kötü kokulu
• Fekoloid kusma görülür
• Laboratuar incelemesinde serum proteinlerinde düşme
ve sıvı elektrolit bozukluğu vardır.
TEDAVİ
Sıvı elektrolit açığı tamamlanır
AFFERENT LOOP SENDROMU
Brollt
II
ameliyatlarından
sonra
duodenal
lupun kısmen tıkanması sonucu gelişir.
Pankreas
sekresyonları
ve
safra
lupu
doldurur. lupta biriken sıvıyı atabilmek için
ağrılı kontraksiyonlar olur, (Hastalarda kramp
şeklinde karın ağrısı vardır.)
AFFERENT LOOP SENDROMU
Bu kontraksiyon sonucu sekresyonlar aşırı
basınçla mideye geçer. Bu da fışkırır tarzda
kusmaya neden olur.Ağrı kusma ile geçer
Karında duyarlılık
Karnın üst kısmında kitle vardır
TEDAVİ: CERRAHİDİR.
DUMPİNG SENDROMLARI (MİDENİN BİRDEN BOŞALMASI)
ERKEN DUMPİNG
SENDROMU
Erken postprandial
GEÇ DUMPİNG
SENDROMU
Geç veya hipoglisemik
ERKEN DUMPİNG SENDROMU
BELİRTİLER-I
Genellikle yemek sırasında veya yemekten
hemen sonra sıklıkla hasta halen masada
otururken başlar.
Hastalar ani başlayan halsizlik, baygınlık ve
baş dönmesinden yakınırlar ve yatma
gereksinimi hissederler.
ERKEN DUMPİNG SENDROMU BELİRTİLER-II
•
•
•
•
•
•
•
Kalp çarpıntısı,
Tansiyon düşüşü,
Soğuk terleme,
Epigastrik dolgunluk ve çalkantı hissi
Bulantı, kusma,
Nadiren fışkırır tarzda diare
Yüksek karbonhidratlı yiyecekler
semptomları artırır
 Hızlı ve aşırı kilo kaybı
ERKEN DUMPİNG SENDROMUNDA
TEDAVİ
• Karbonhidrattan fakir diyetlerin az az sık sık yenilmesi
• Yemek sırasında sulu şeylerin alınmaması ve alınacaksa
yemekten yarım saat veya 1 saat sonra alınmasını
içermektedir.
Yemekten sonra istirhat ve antispazmotikler önerilebilir.
GEÇ (HİPOGLİSEMİK) DUMPİNG
SENDROMU
• Birden gelen aşırı karbonhidrat
nedeniyle kan şekeri seviyesi geçici
olarak hızla yükselir ve kısa bir süre
sonra hızla düşer.
• Bu nedenle yemekten 2-3 saat sonra
kan şekeri düşüşü meydana gelebilir.
***HİPOGLİSEMİ GELİŞİR
GEÇ (HİPOGLİSEMİK) DUMPİNG SENDROMU
BULGULARI
***Semptomlar erken dumping ile aynıdır, Ancak GİS
semptomları yoktur
***Hipoglisemi nedeni ile;
• Huzursuzluk,
• Titreme,
• Güçlü iştah ve bilinçte bulanıklık belirtileri görülür.
* Glikoz alımından sonra semptomlar geriler
TEDAVİ
• Düşük karbonhidratlı diyet ve Tıbbi tedavi
BESLENME BOZUKLUKLARI
KİLO KAYBI VE MALABSORBSİYON
• Postprandial semptomların korkusundan gıda
alımındaki azalma kilo kaybının en önemli
nedenlerindendir.
• Kilo kaybı hastaların beslenme durumu yakın
takip edilerek diyet eğitimi ile uygun kalori alımı
sağlanarak önlenebilir.
Cerrahi tedavi uygulanan
hastaların Bakım Planı
• Tanı:Gastrik erozyona ve yapılan ameliyata
bağlı ağrı
• Hedef:Hastanın Post-op dönemde ağrısı,
ağrı skalası ile değerlendirildiğinde(110arası) skor3’den az olacak.
• Tanı:Ağrı, bulantı ve kusma nedeniyle beden
gereksiniminden az beslenme
• Hedef:Hastanın metabolik gereksinimleri ve
beslenmesi sağlanacak.
Cerrahi tedavi uygulanan
hastaların Bakım Planı
• Tanı:Ameliyat öncesi bilgi eksikliğine
bağlı korku
• Hedef: Hastanın hastalığı ve tedavisi
hakkında bilgi vermek ve korkuyu
gidermek.
GASTROSTOMİ
GASTROSTOMİ
Cerrahi yöntemle midenin
dışarıya ağızlaştırılmasıdır.
karın
duvarının
Midenin anterior kısmına sondanın dikişle
sabitlenmesinde perkutan endoskopik
gastrostomi (PEG) yöntemi kullanılır.
PEG DE KULLANILAN SONDALARIN
ÖZELLİKLERİ
 Değişik çap ve büyüklükte olabilir.
 Bu sondaların en önemli özelliği; midede kalan
kısmında bir tampon ya da balon ,dış kısmında
ise deri diskinin bulunmasıdır.
 Bu yapılar sondanın sabitleştirilmesinde
kolaylık sağlar.
 Bunlara rağmen midenin peristaltik
hareketiyle sondanın pilora doğru kayması ve
piloru tıkaması riski gelişebilir
SONDANIN MİDEDE OLDUĞUNU ANLAMAK
İÇİN YAPILAN GİRİŞİMLER-I
• Sondanın ilk yerleştirilmesinden sonra dışarıda
kalan sonda parçasının uzunluğu ölçülmeli ve
deriye en yakın kısımdan işaretlenmelidir.
• Yaklaşık ilk 8 hafta günde 4 saatte bir
uzunluk ölçümü yapılmalı ve işaretin yeri kontrol
edilmelidir.
• Daha sonraları bu işlemin günde bir defa
yapılması yeterlidir.
SONDANIN MİDEDE OLDUĞUNU ANLAMAK
İÇİN YAPILAN GİRİŞİMLER-II
• Sondanın distal ucuna boş enjektör yerleştirilip
10 –20ml kadar mide içeriği aspire edilip tekrar
mideye geri verilir.
• Geri verilmediği durumda sıvı-elektrolit
dengesizliği gelişebilir.
• Enjektöre beyaz ya da sarımsı renkte,berrak
bir sıvının gelmesi mide içeriğini ifade eder. Bu
sondanın midede olduğunun göstergesidir.
SONDANIN MİDEDE OLDUĞUNU ANLAMAK
İÇİN YAPILAN GİRİŞİMLER-III
• Daha da emin olmak için içeriğin pH ölçülebilir.
Normalde asidik değerde olduğu için pH 4 ya
da daha altında olmalıdır.
• Ancak pH ölçümü yapılacak hastanın bir saat
öncesine kadar hiçbir besin ya da ilaç almamış
olması gerekir.Mide içeriği gelmemişse hasta
sol lateral pozisyona getirilir.
• Hala içerik aspire edilemiyorsa sonda mideye
ulaşmamış demektir.
SONDANIN MİDEDE OLDUĞUNU ANLAMAK
İÇİN YAPILAN GİRİŞİMLER-IV
Enjektöre 5-10 ml hava çekilerek sondanın
distal ucuna yerleştirilir.
• Stetoskop sternumun ksifoid çıkıntısı
üzerine yani epigastrik bölgeye yerleştirilir
ve hava mideye verilir.
• Normalde tok bir sesin duyulması sondanın
midede olduğunu ifade eder.
• Ancak bu kontrol tekniği bebeklerde ve
küçük çocuklarda distansiyona neden
olacağından çok fazla önerilmez
STOMA BAKIMI
• Stoma ve çevresindeki derinin
irritasyonunu engellemek amacıyla cerrahi
asepsi kurallarına uygun olarak bakımının
yapılması gerekir.
• Sindirim enzimlerinin sondadan sızıntı
yapmasıyla deride kızarıklık ve çatlaklar
gelişir.
• Dolayısıyla stoma çevresi günde en az bir
kere sabunlu su ve ardından duru su ile
temizlenmelidir. Önerilen uygun pomatla
bakımı yapılmalıdır
GAVAJ BESİNİNİN ÖZELLİKLERİ-I
• Gavaj yöntemiyle beslenen hastanın besinleri
diyetisyen tarafından ayralanmalı ve yoğunluğu uygun
akışı sağlayacak şekilde olmalıdır.
• İdeal bir gavaj besininin 1ml= 1 kalori verir. Belli
oranlarda protein,karbonhidrat,yağ ve vitamin içerir.
• Yatak istirahatinde olan bir hasta için 1500-2000ml
lik gavaj besini yeterlidir.
(Enerji ihtiyacının ; %15’i proteinlerden,%30-40’ı
yağlardan,%45-55’i karbonhidratlardan karşılanacak
şekilde hazırlanır).
GAVAJ BESİNİNİN ÖZELLİKLERİ-II
Gavaj besininin ısısı da 20-23 dererce arasında olmalıdır.
• Hazır gavaj besinleri kullanılıyorsa mutlaka son kullanma tarihine
bakılmalı ve kullanılmayan miktarı atılmalıdır.
• Hastanelerde diyetisyenler tarafından 24 saat yetecek kadar besin
hazırlanır.Bu durumda kalan miktar buzdolabında saklanır.
• Oda ısısında 6 saatten fazla buzdolabında da 24 saatten fazla
kalan besin imha edilmelidir.(bakteriyel kontaminasyon riski artar)
BESİNİN GÖNDERİLMESİ
* Sonda ile ilk beslenmeye başlanıldığında hastaya 24
saat besin yavaş yavaş ve az miktarda verilir.
• Hastanın tolere edebildiği hız ve miktar belirlenir.
Hastaya verilecek besin 2 şekilde verilir
* 24 saat boyunca aynı hızda sürekli olarak verilir.
* 3-4 saatte bir aralıklı olarak 24 saatte alması
gereken miktar verilir.
****Sürekli beslenmede hastanın alması gereken miktar
24 saate bölünür.
****Aralıklı beslenmede ise hasta kaç öğün alacaksa
toplam alması gereken miktar öğün sayısına bölünür.
TEŞEKKÜR EDERİM
Download