XVII. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİ XVII.BAŞLARINDA ASYA VE AVRUPA a) Asya • XVII. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin doğudaki sınır komşusu olan İran’da Safevi Türk Devleti hâkim durumdaydı. Kanuni döneminde yapılan Amasya Antlaşması ile doğuda bir süreliğine sükûnet sağlanmışsa da XVII. yüzyılda sınır anlaşmazlıkları yüzünden uzun yıllar sürecek savaşlar yeniden başladı. • XVII. yüzyılda Orta Asya’da yaşayan Türkler arasında ise siyasi birlik yoktu. Altın Orda Devleti’nin yıkılmasından sonra birçok devlet ve hanlık ortaya çıktı.(Hive Hanlığı ,Hokant Hanlığı,Kırgızlar) • Hindistan’da kurulmuş olan Babür Devleti ise Hindistan ve Orta Asya’nın bir kısmına hâkimdi. 1628-1658 Şah Cihan döneminde ise yapılan kültürel çalışmalarla Türk kültürü Hindistan’da gelişme imkânı buldu. Babür Şah, yazmış olduğu “Babürname” adlı kitabında yaşadığı olayları, gezip gördüğü yerleri, bu bölgede yaşayan insanların gelenek ve göreneklerini Türkçe olarak anlatmıştır. Şah Cihan’ın, ölen karısı adına Agra şehrinde yaptırdığı Tac Mahal, günümüzde dünyanın yedi harikasından biri olarak gösterilmektedir. • Karadeniz’in kuzeyinde ise Altın Orda Devleti’nin yıkılmasından sonra güneye doğru inmeye başlayan Rusya, siyasi birliğini tamamlayarak yayılmacı bir politika izlemeye başladı b)Avrupa XVI. yüzyılda skolastik düşüncenin etkisinden kurtulan Avrupa, Rönesans ve Reform hareketleri sonucunda her alanda ilerledi. Bu ilerleme XVII. yüzyılda da devam etti. Coğrafi keşiflerle ekonomik yönden zenginleşen Avrupa ülkeleri arasında sömürgecilik yarışı başladı. Osmanlı denetimindeki İpek ve Baharat yollarına alternatif yeni ticaret yolları arama ve bu yolları kendi denetimi altında tutarak önemli ticari kazançlar elde etme yarışına girdiler. Uzak Doğu, Hindistan ile Atlas Okyanusu’nun kıyı limanları bu dönemde Avrupalıların yeni paylaşım bölgeleri oldu. Ekonomik rekabet, Avrupa devletleri arasında savaşlara yol açtı. Mezhep kavgaları yüzünden başlayan Otuz Yıl Savaşları (1618-1648) birçok devletin zayıflamasına neden oldu. Almanya ve İspanya bu savaşlarda yıpranırken Fransa güçlendi. Hollanda, İspanya’dan ayrılarak bağımsız hâle geldi. Coğrafi keşiflerin etkisiyle zenginleşen İngiltere, Fransa, İspanya, Portekiz gibi ülkeler arasında sömürgecilik rekabeti hız kazandı. Bu rekabette bir süre sonra İngiltere ön plana çıkmaya başladı XVII. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİ’NİN GENEL DURUMU Kanuni döneminde Osmanlı Devleti, sınırlarını oldukça genişleterek dünya gücü hâline gelmişti. Bu durum II. Selim ve III. Murat dönemlerinde de devam etti. Ancak Osmanlı Devleti’nin XVII. yüzyılda batıda Avusturya, doğuda İran ile yapılan savaşlar devleti yıprattı. XVII. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde meydana gelen aksamalar şöyle sıralanabilir. 1. Ekber ve Erşet Sisteminin Merkezî Yönetime Etkileri Ahmet döneminde Osmanlı veraset sisteminde değişikliğe gidildi. Ekber ve erşet sistemine geçilerek en büyük ve akıllı olan şehzadenin tahta çıkması kararlaştırıldı. Böylece taht kavgaları önlenmek istenmiştir. XVII. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİ Ekber ve erşet sistemi ile şehzadelerin sancağa çıkma usulüne son verilerek şehzadelerin merkezde yani sarayda eğitim almaları kararlaştırıldı. (Kafes Usulü ) Sarayda eğitim alan şehzadeler halkı tanımadan ve deneyim kazanmadan tahta geçmişlerdir. Bu yüzden padişah olduklarında otoriteyi tam olarak kuramamışlardır. 2. Yeniçeri Ocağı ve Tımar Sisteminin Bozulmasının Osmanlı Devleti’ne Etkileri XVII. yüzyıl Kapıkulu askerlerinin özellikle de yeniçerilerin sık sık isyan ettikleri bir dönem oldu. XVII. yüzyılda başıboş kimselerin Yeniçeri Ocağına alınması, Kapıkulu teşkilatının bozulmasına neden oldu. Bu durumun sonucu olarak disiplin kalmadı. Askerlik dışında başka işlerle uğraştılar. Cülus bahşişi alabilmek için padişahları tahtan indirmeye, işlerine gelmeyen devlet adamlarını görevden almaya, savaşlara gitmemek için türlü bahaneler ileri sürmeye başladılar. “Ocak devlet içindir “anlayışı yerini “Devlet ocak içindir” anlayışı yaygınlaştı. Tımar dağıtımında yapılan haksızlıklar sonucu eyalet askerleri eski güçlerini kaybettiler. Donanmanın da ihmal edilmesi yüzünden denizcilik alanında gerilemeler başladı. Yeniçeri Ocağı ve tımar sisteminin bozulması Osmanlı Devleti’nde iç isyanların başlamasında en önemli faktör oldu. 3. Osmanlı-Avusturya Savaşları Neden öldürülmesi Avusturya tarafından, Osmanlı Devleti egemenliğindeki Bosna beylerbeyininin Avusturya’nın ödemesi gereken vergiyi ödememesi III. Mehmet döneminde Estergon ve Vişegrad kalelerinin Avusturya’nın eline geçmesi Sonuç Osmanlı kuvvetlerinin başarısız sonuçlar alması üzerine III. Mehmet sefere çıktı. Eğri Kalesi alındı. Haçova Savaşında Avusturya mağlup edildi (1596). Kanije ve Estergon Kaleleri fethedildi. İki taraf arasındaki savaşlar Zitvatorok Antlaşması ile sona erdi (1606). Zitvatorok Antlaşması’na göre : a) Savaşlar sırasında alınan Eğri, Kanije ve Estergon kaleleri Osmanlıda kaldı. b) Avusturya’nın her yıl Osmanlı Devleti’ne ödemek zorunda olduğu yıllık vergi kaldırıldı. Ancak Avusturya savaş tazminatı ödedi. c) Avusturya arşidükü, protokol bakımından Osmanlı padişahına denk sayıldı NOT: Zitvatorok Antlaşması ile Osmanlı Devletini Avusturya üzerindeki üstünlüğü sona erdi. Savaşta elde edilen başarı diplomatik alan taşınamamasının temel sebebi Osmanlının içeride Celali İsyanları ile dışarıda ise İran savaşlarıdır. Osmanlı – İran Savaşları Kanuni döneminde 1555’te İran ile yapılan Amasya Antlaşması 1577 tarihine kadar yürürlükte kaldı. III. Murat döneminde Osmanlı-İran ilişkileri yeniden bozuldu. Bu dönemde yapılan savaşlar şu anlaşmalarla sonuçlandı Neden İran’daki taht kavgalarından Osmanlı Devleti’nin faydalanmak istemesi (1577). Sonuç Ferhat Paşa Antlaşması (1590 ) Azerbaycan, Dağıstan ve Gürcistan Osmanlı Devleti’ne bağlandı. Osmanlı Devleti doğuda en geniş sınırlarına ulaştı Neden XVII. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİ İran’ın Osmanlı-Avusturya savaşları ve Celali isyanlarının oluşturduğu karışıklıktan yararlanarak kaybettiği toprakları geri almak istemesi (1603). Sonuç Nasuh Paşa Antlaşması (1612) Ferhat Paşa Antlaşması ile İran’dan alınan yerler geri verildi. İran Osmanlı Devleti’ne yılda 200 deve yükü ipek vermeyi kabul etti. Neden: İran’ın Nasuh Paşa Antlaşması’nın şartlarını yerine getirmemesi ve Osmanlı topraklarına saldırması (1617). Sonuç: Serav Antlaşması (1618) Nasuh Paşa Antlaşması koşulları geçerli olacak, İran’ın ödemesi gereken 200 deve yükü ipek yarıya düşürülecekti Neden: İran’ın Osmanlı-Avusturya savaşları ve Celali isyanlarını fırsat bilip Bağdat’ı ele geçirmesi (1624 ) Sonuç Kasrışirin Antlaşması (1639) Bağdat ve civarı Osmanlıda, Revan ve Azerbaycan İran’da kaldı. Zağros Dağları sınır kabul edildi. Bugünkü İran sınırı çizilmiş oldu NOT: XVII. yüzyılda Avusturya ve İran ile uzun yıllar süren savaşlar Osmanlı Devleti’nde idarî, mali ve askerî alanda bozulmalara neden oldu. Bu savaşlar yüzünden ; Ekonomi zayıfladı. Bu durum halkın tepkisine ve çeşitli isyanların çıkmasına yol açtı. Tımarlı sipahilerin uzun süre cephelerde kalması, üretimin denetlenememesine, vergilerin toplanamamasına ve otorite boşluğuna neden oldu. 4. İç İsyanlar XVII. yüzyılda çıkan isyanlar Osmanlı Devleti için büyük tehlikeler oluşturdu. Nedenler: Bu dönemdeki padişah ve devlet adamları yeteri kadar bilgi ve tecrübeye sahip olmaması Devletin önemli görevlerine rüşvet ve torpille adam alınması Tımar sistemine bağlı olarak tarımsal üretim düştü, köylü geçim sıkıntısı çekmesi. Avusturya ve İran’la yapılan savaşlar yüzünden güvenlik bozuldu ve çiftçi toprağını terk etmek istemesi Yeniçeri Ocağı’nın bozulması İSTANBUL İSYANLARI Yeniçeriler ve sipahiler tarafından çıkarılan isyanlardır. Bu isyanlara bazen ilmiye sınıfı bazen halk da katılmıştır. İstanbul isyanlarının çıkmasında • Devşirme sisteminin bozulması, Yeniçeri Ocağına asker alımında ocağın kurallarına uyulmaması • Yeniçeri ulufelerinin zamanında ödenmemesi veya maaşların değeri düşük akçe ile ödenmesi • Devlet yönetiminde etkin olmak isteyen bazı devlet adamlarının yeniçerileri kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak istemeleri • Yeniçerilerin, çıkarlarına ters düşen padişah, sadrazam ve devlet adamlarını görevden uzaklaştırmak istemeleri • Bu dönemde çocuk yaşta denebilecek tecrübesiz şehzadelerin tahta çıkması • Merkezî otoritenin bozulması XVII. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİ İlk isyan II. Mehmet’in 12 yaşında tahta çıkmasını fırsat bilen yeniçeriler tarafından çıkarılmıştı. XVII. yüzyılda ise III. Murat, II. Osman(Genç) IV. Murat ve IV. Mehmet dönemlerinde büyük isyanlar çıktı. Bunlarda en önemlisi II. Osman’ın öldürülmesi ile sonuçlanan isyandır (1622). IV. Mehmet döneminde ise sarayı basan yeniçeriler otuz kadar devlet adamını Sultan Ahmet Meydanı’ndaki çınar ağaçlarına astılar. Bu olay Osmanlı tarihine “Vakayıvakvakiye” (Çınar Vakası) olarak tarihe geçti (1656). İstanbul isyanları sonucunda, Devlet otoritesi sarsıldı İstanbul’da asayiş ve güven bozuldu Yeniçerilerin yönetim üzerindeki etkinliği arttı. CELALİ İSYANLARI Yavuz Sultan Selim döneminde Yozgat’ta Bozoklu Celal adında bir sipahi ayaklanma çıkarmıştı. İsyan bastırılmış ancak bundan sonra Anadolu’da çıkan isyanlara genel olarak Celali denmiştir. Celali isyanların çıkmasında; • Tımar sisteminin bozulması ve iltizamın yaygınlaşması, • Avusturya ve İran’la yapılan savaşların uzun sürmesi yüzünden savaştan kaçan askerlerin tımarlarına dönmeyerek Anadolu’da eşkıyalığa başlamaları, • Ekonominin bozulması ve halktan yeni vergilerin alınması, •Tarımsal faaliyetlerin azalması, işsizliğin artması ve halkın geçim sıkıntısı çekmesi, • Merkezî yönetimin bozulması ve eyaletlere gönderilen bazı yöneticilerin baskı ve zulümle halkı yönetmesi Celali isyanlarının en önemlileri XVII. yüzyılda Karayazıcı Deli Hasan, Canbolatoğlu, Tavil Ahmet ve Kalenderoğlu tarafından çıkarıldı. Devlet isyanları baskı ve şiddet yoluyla bastırmaya çalışmıştır. Celali isyanları sonucunda; Anadolu’da can ve mal güvenliği kayboldu, Tarımsal üretim düştü ve işsizlik çoğaldı. Halkın devlete olan güveni sarsıldı, Köyden kente göçler arttı, Vergilerin düzenli toplanmaması yüzünden maliye iyice bozuldu. EYALET İSYANLARI XVII. yüzyılda Eflak - Boğdan, Erdel, Kırım, Yemen, Bağdat gibi eyaletlerde çıkan isyanlardır. Bu isyanları bazı Avrupalı devletlerde destekleyerek Osmanlı Devleti’ni zayıf düşürmek istediler. Bu yüzden Osmanlı Devleti ile Avrupalı devletler zaman zaman karşı karşıya geldi. Eyalet isyanlarının çıkmasında Merkezi otoritenin zayıflaması Bağlı beyliklerin ve yönetimlerin Osmanlı yönetiminden ayrılmak istemeleri İsyanların tamamı bastırıldı. Ancak devlet bazı tavizler vermek zorunda kaldı. Bu yüzden bazı eyaletler yarı bağımsız hâle geldi. 5. Avrupa’da Meydana Gelen Gelişmelerin Osmanlı Devleti’ne Etkileri Rönesans hareketleri sonucunda, Avrupa’da bilim ve teknik alanında önemli gelişmeler sağlandı. Osmanlı Devleti Avrupa’daki bilimsel ve teknik gelişmelere uzak kaldığı için bilim, teknik ve ekonomi alanlarında Avrupa’nın gerisinde kaldı. Avrupalılar keşfettikleri bölgelerden bol miktarda altın ve gümüşü Avrupa’ya taşıdılar. Böylece Avrupa ekonomik yönden güçlendi. XVII. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİ Coğrafi keşifler Avrupalıların yeni yollar bulmalarına ve zenginleşmelerine yol açarken Osmanlı Devleti’nin ekonomisini olumsuz yönde etkiledi. kurdular. Coğrafi keşifler sonucunda İngiltere, Fransa, İspanya ve Portekiz gibi ülkeler denizcilik alanında önemli gelişmeler gösterdiler. Avrupalılar merkantilist ekonomik anlayışla sömürgelerinden elde ettikleri ham madde ve değerli madenleri ülkelerine getirdiler. Merkantilizme göre bir ülke ne kadar çok değerli madene ve paraya sahipse o kadar zengin sayılıyordu. Osmanlı Devleti, her ne kadar deniz ticaretini canlı tutmak ve ekonomik kayba uğramamak için Avrupalı devletlere kapitülasyonlar verdiyse de bu işe yaramadı. Kapitülasyonlar yüzünden Avrupalı devletlerin, Osmanlı Devleti üzerindeki etkinlikleri arttı. Düşük gümrük vergileri yüzünden Avrupa malları Osmanlı pazarlarına hâkim oldu. Osmanlı Devleti Akdeniz limanlarını yeniden canlandırmak amacıyla bazı Avrupaülkelerine ticari imtiyazlar vermek zorunda kaldı. Kanuni döneminde Fransızlara tanınan (her iki hükümdarın sağlığı süresince geçerli olan) kapitülasyonlar, II. Selim, III. Murat ve III. Mehmet dönemlerinde de devam ettirildi. Hatta bu ayrıcalıklar 1740 yılında sürekli hâle getirildi. III. Murat, 1579 tarihinde üç İngiliz tüccarına, Osmanlı topraklarında ticaret yapma hakkı tanıdı. Daha sonra Kraliçe I. Elizabeth, III. Murat’a gönderdiği mektupta diğer İngiliz tüccarlarına da ticaret hakkı verilmesini istedi. 1580’de İngilizlere de kapitülasyonlar verildi. Aynı dönemde bu ayrıcalıklar Hollanda’ya da verildi. Osmanlı Devleti, Avrupalı devletler arasındaki ekonomik rekabetten faydalanamadı.