İSLAM DÜNYASI SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI BİRLİĞİ (İDSB

advertisement
İSLAM DÜNYASI SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI BİRLİĞİ (İDSB)
ULUSLAR ARASI İSLAMOFOBYA KONFERANSI
SONUÇ BİLDİRGESİ
09.12.2007 – İSTANBUL
Dünyamız, bilinçli ve kasıtlı olarak, korkuların hâkim olduğu, güvenlik bunalımının yaşandığı,
bir arada yaşama kültürünün törpülendiği bir dünya haline getirilmek istenmektedir.
Hegomonik güçlerin, çıkar odaklı, hukuk ve insan haklarını hiçe sayan politikaları, insanlığın
huzur ve barışını tehdit etmektedir. Afganistan, Irak ve Filistin’in işgali, Irak’ta yüz binlerce
masum insanın haksızca katledilmesi, milyonlarca Filistinlinin mülteci hayatına mahkûm
edilmesi, Balkanlar, Keşmir ve Kafkasya halklarının on yıllarca dehşetli zulümlere maruz
bırakılması ve uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarından mahrum edilmesi ve benzeri
hadiseler hep aynı anlayışın ürünüdür. Bu politikalar ve uygulamalar özellikle Doğu Blokunun
çöküşünden sonra İslam karşıtlığından ve İslamofobyadan beslenmektedir. Korku temelli
politikalar ve uygulamalar tarihte pek çok insanlık dramına sebebiyet vermiştir; şayet
geçmişten ders alınmazsa ve bugünden gerekli tedbirler alınmazsa gelecekte de
İslamofobyanın benzer sonuçları olabilir.
Müslümanların maruz kaldıkları ayrımcı uygulamalar; dindar kişi ve gruplara, ibâdet
mekânlarına yönelik sözlü ve fiili saldırılar; Müslümanların temel haklardan mahrum
bırakılmaları; İslami değerler ve mukaddesler hakkında yapılan tahkir edici, incitici, rencide
edici yayınlar ve ifadeler; dini değerlerin yaşanmaması için yapılan siyasi, sosyolojik ve
psikolojik baskı ve uygulamalar; siyaset, eğitim, sağlık, iş sektörlerinde, hizmet alırken veya
hizmet sunarken, Müslümanın dininden dolayı maruz kaldığı her türlü kötü muamele
İslamofobyanın kapsamı içerisinde değerlendirilmelidir. Hiçbir insan, dininin gereklerini
yaşamasından dolayı kınanamaz, hakarete uğrayamaz, rencide edilemez. Hiç kimse dinini
yaşamaktan men edilemez, tercihlerini yaşaması için zorluklar çıkartılamaz, dini
yaşantısından dolayı ayrımcılığa maruz bırakılamaz.
İslamofobya, küresel bir bunalımın karanlık ve kirli bir aletidir. İslamofobya, çok kültürlülüğe,
çoğulculuğa, bir arada yaşama anlayışına en çok ihtiyacımız olduğu günümüzde, dünya
barışına karşı yapılabilecek en büyük ihanettir. İslamofobya, açık bir ayrımcılık ve insan
hakları ihlalidir. Bunun için İslamofobya, antisemitizm gibi suç sayılmalı; islamofobyaya karşı
ulusal ve uluslararası hukuk mekanizmalarında yasalar çıkartılmalı, kararlar alınmalıdır.
Son yüzyılda tüm dünyada dine ve maneviyata karşı büyük bir yöneliş olmuştur. İnsanlık,
ruhundaki açlığı manevi kaynaklarla gidermeye ve dünyevileşmeyi ve sekülerleşmeyi
sorgulamaya başlamıştır.
Özellikle, İslam ülkelerinin Batılı ülkelere nispeten ekonomik olarak gelişmemiş olmasına
rağmen, Batı’da İslam’a karşı ilginin yüksek olması, İslam’ın en hızlı yayılan din olması ve
1
www.islamophobiaconference.org
İslam ülkelerinde de dindarlaşmanın artması, bazı çevreleri ürkütmüştür. İslamofobya,
maneviyata ve dinî her türlü değere karşı İslam üzerinden açılan global bir savaşın adıdır.
Basın-yayın kuruluşları İslamofobyanın oluşmasında ve yayılmasında en etkili araçlar olarak
kullanılmaktadır. İslam ve Müslümanlar hakkında bilgisizlik sebebiyle veya kasıtlı olarak
yapılan şiddetli ve sürekli yayınlar, toplumlarda yanlış anlama ve algılamalara sebep olmakta,
bu yanlış anlama ve algılamalar tüm toplumlarda İslamofobyanın kökleşmesine sebep
olmaktadır. Özellikle, İslam ile ‘terör’ ve ‘şiddet’ gibi kelimelerin ısrarla yanyana zikredilmesi,
islamofaşizm, ‘kökten dincilik’, ‘irtica’ gibi tabirlerin İslamla veya Müslümanlarla birlikte
anılması, dindarlarn eleştirilmesi, inancı sebebiyle kılık kıyaftelerinde dolayı eğitim, öğretim
ve çalışma hayatında engellenmesi ve ayrımcılık yapılması toplum vicdanını derinden
yaralamakta, toplumların ve özellikle Müslümanların ruh dünyasında onarılmaz kırılganlıklara
sebep olmaktadır.
İslamofobyanın oluşmasının ve yayılmasının en önemli sebebi, başta basın-yayın kuruluşları
ve eğitim kurumlarındaki programlar olmak üzere çeşitli vasıtalarla gerçekleştirilen
sistematik dezenformasyon faaliyetleridir.
İslamofobyaya karşı mücadeleler siyasi, hukuki, ekonomik olarak, ulusal ve uluslararası
zeminlerde, medya ve eğitim temelli olarak, profesyonel araçlarla, sistematik ve stratejik
olarak sürdürülmelidir. Sistematik dezenformasyon ve manüplasyon faaliyetlerine karşı,
sistematik enformasyon çalışmaları kuvvetlendirilmelidir. Konferansımız gayr-ı müslim din
adamlarının da islamofobyayla mücadelede katkısını desteklemekte ve önemsemektedir.
İslam dünyası birlik ve dayanışma şuurunu artırmalı, “doğru söylem ve iletişim” v etkili temsil
prensibini hayata geçirmelidir. Gerektiğinde cesaretle özeleştiri yapabilmeli; inandığı ve
güvendiği değerleri değil, bu değerleri uygulamadaki ve kendi insanına ve başkalarına
anlatmaktaki başarısızlığını cesaretle masaya yatırmalıdır.
Müslüman milletler, ne zaman İslam’ın değerlerine uygun yaşamışlarsa ekonomik, siyasi ve
sosyolojik olarak ilerlemişler; İslam’ın değerlerinden uzaklaştıklarında ise gerilemişlerdir.
İslam ülkelerinin dünya standartlarının altındaki hayat standartlarına sahip olmasının en
mühim sebebi, İslamın gerçeklerinden uzak oluşları ve İslam’ın ruhunu, özünü ve gerçek
yüzünü hayatlarına aksettirememeleridir.
İslam ülkelerinin özellikle sosyo-ekonomik azgelişmişliği İslam’ın ve Müslümanların yanlış
anlaşılmasına ve algılanmasına zemin hazırlamaktadır. Bu durum da islamofobik politika,
yayın ve yaklaşımlara fırsat vermektedir. Bu sebeple, İslam ülkelerinin sosyo-ekonomik
gelişme süreçleri ve kalkınma planları hayati öneme sahiptir.
Konferansımız, her türlü İslam karşıtı ve İslamofobik yayın, politika ve olayı kınamakta; İslamı
ve Müslümanları herhangi bir politik veya ekonomik çıkar aleti yapan kişi, kurum ve çevreleri
esefle kınamaktadır.
2
www.islamophobiaconference.org
Konferansımız, İslamofobyanın, ‘medeniyetler savaşı’, ‘medeniyet-içi savaş’, ‘dinler savaşı’
benzeri felaket senaryolarına kuvvet verdiğine inanmakta ve buna karşı sadece
Müslümanların değil, tüm insanlığın güçlü bir duruş sergilemesi için gereken her türlü
tedbirin alınması gerektiğine inanmaktadır.
Bu bağlamda, konferansımız; siyasi çevrelere, hükümetlere sivil toplum temsilcilerine, tüm
dini liderlere, basın-yayın kuruluşlarına, uluslarası kuruluşlara, ve uluslararası kamuoyuna şu
başlıkla çağrıda bulunmak istemektedir:
İSTANBUL DEKLARASYONU
1. İslamofobya ile mücadele etmek dünya barışı için herkesin, her kuruluşun her
hükümetin esas görevlerinden birisi olmalıdır.
2. Ulusal ve uluslararası karar alma mekanizmaları, İslamofobya veya İslam karşıtlığı
üzerine bina ettikleri politik planlarının dünyayı felaketlere sürüklemekten başka
faydalı hiçbir netice vermeyeceğini bilmelidirler.
3. İslamofobik basın-yayın kuruluşları, Müslümanlara karşı ayrımcılık uygulayan veya
İslamofobik davranışlar sergileyen kuruluşlar boykot edilmelidir.
4. Ulusal ve uluslar arası karalama mekanizmalarının ve yasa koyucuların
İslamofobyaya karşı yasa çıkartmaları, karar almaları ve bunların uygulanması için
veya çıkartılmış, karara bağlanmış ve uygulamaya konulmuş İslamofobik yasa, karar
ve politikalara karşı gerekli her türlü lobi faaliyeti ısrarla yapılmalıdır.
5. İslamofobyayı körükleyen, yayılmasına sebep olan multimedya ürünleri ısrarla
boykot edilmelidir.
6. İslamofobya ile mücadele etmek için multimedya ürünleri daha etkin kullanılmalı,
bunun için yeterli fonlar ayrılmalı, en uygun projeler hayata geçirilmelidir.
7. Reaksiyoner değil aksiyoner, pasif değil proaktif eylem ve ifadelerle İslamla ve
Müslümanlarla ilgili yanlış anlama ve algılamaların giderilmesi için içe ve dışa dönük
olmak üzere çift taraflı eğitim faaliyetleri planlanmalı ve faaliyete geçirilmelidir.
Bunun için siyasi, entelektüel ve dini liderlik bilhassa çok önemlidir.
8. İslamofobyanın Müslümanlara karşı zulmün yeni bir aleti, karanlık kapıları açan yeni
ve kirli bir anahtar olmasına müsaade etmemek için konu hakkında uzmanlaşmış
kadrolar yetiştirecek enstitüler kurulmalı veya desteklenmelidir.
9. İslamofobya ile mücadele etmek için siyasi ölçekte İslam Konferansı Teşkilatı
(İKT)’nın çalışmalarını takdirle karşılıyor başta iDSB olmak üzere tüm gönüllü
teşekküllerle daha fazla işbirliği içinde çalışmasını temenni ediyoruz. İslam
3
www.islamophobiaconference.org
Dünyasının özellikle bölgesel lider ve mihver ülkeler, tarihi sorumluluklarının
bilinciyle hareket etmelidirler.
10. Sivil zeminde de bütün sivil toplum kuruluşları ve özellikle İslam Dünyası Sivil
Toplum Kuruluşları Birliği gerekli tedbirleri ısrarla ve kuvvetle almalıdır. İslam
Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (İDSB) bünyesindeki tüm ayrımcılıklara karşı
bir İzleme Komitesi kurulmalı, bu komite periyodik raporlarla ulusal ve uluslar arası
karar alma mekanizmalarını, basın-yayın kuruluşlarını ve dünya kamuoyunu
uyarmalı ve bilgilendirmelidir.
4
www.islamophobiaconference.org
Download